Vektörler | Bölüm 1, Doğrusal cebirin özü: İngilizce çalışma notları
3Blue1Brown
Video özeti: Ders, ok olarak vektörlerle sayı listelerini ilişkilendiriyor, iki işlemi açıklıyor ve gösterimler arasında geçiş yapmanın yararını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “on the same page” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek bir sayfayı değil ortak anlayışı anlatır; derslerde veya toplantılarda kullanılır. 2. “two times as long as” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: times as + sıfat + as ile uzunluk, hız, fiyat veya miktar oranını doğru belirtin. 3. “crunched and run through a computer.” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: sayıların ezilmesini ya da makineden geçmesini değil, bilgisayarda hesaplanmasını anlatan gündelik teknik dili anlayın.
Bu derste
The fundamental root of it all building block for linear algebra is the vector.
0:11Lineer cebirin temeli ve tüm yapı taşlarının kaynağı vektördür.
It's worth making sure: worth + -ing biçimi
“It's worth making sure”, bir şeyi kontrol etmek veya doğrulamak için zaman ayırmanın çabaya değdiğini anlatır. Burada making sure, herkesin vector sözcüğünü aynı şekilde anladığını doğrulama eylemini belirtir. it's worth + isim/-ing biçimi yapısında it biçimsel öznedir; worth ise ardından gelen eylemin değerini belirtir. worth sonrasındaki eylem, it's worth checking örneğinde olduğu gibi -ing biçimini alır.
Alıştırma
Cümleyi it's worth ve check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Before you send the email, ____ every address.
Cevabı göster
it's worth checking
On the same page: ortak anlayış
On the same page, insanların aynı anlayışı, beklentileri veya planı paylaştığını anlatan bir deyimdir. İnsanların gerçekten aynı sayfaya baktığı anlamına gelmez. Bu cümlede amaç, herkesin vector tanımını aynı şekilde anladığından emin olmaktır. İfade, bir tartışma veya ortak görev öncesinde grubun anlayışını hizalamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Aynı anlayışı paylaşmak anlamındaki deyimi tamamlayın: Before the group starts, the leader checks that everyone is ____ about the plan.
Cevabı göster
on the same page
there are three distinct but related ideas about vectors,
0:21vektörler hakkında üç farklı ama birbiriyle ilişkili fikir vardır,
Genel bir bakış sunan “broadly speaking”
“Broadly speaking”, tüm cümleyi etkileyen bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, konuşmacının her ayrıntıyı veya istisnayı kapsayan kesin bir iddia değil, genel bir bakış sunduğunu bildirir. Burada dinleyiciyi üç fikre dayalı genel bir sınıflandırmaya hazırlar. Girişten genel çerçeveye geçişi belirterek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “Broadly speaking, electric cars cost less to run.” “Broadly speaking” neyi belirtir?
- İfade, ayrıntıları veya istisnaları dışarıda bırakabilecek bir genellemedir.
- Konuşmacı yüksek sesle konuşmaktadır.
- İfadenin her durumda doğru olduğu garanti edilmektedir.
Cevabı göster
İfade, ayrıntıları veya istisnaları dışarıda bırakabilecek bir genellemedir.
The physics student perspective is that vectors are arrows pointing in space.
0:30Fizik öğrencisi bakış açısına göre vektörler, uzayda işaret eden oklardır.
What defines a given vector is its length and the direction it's pointing.
0:34Belirli bir vektörü tanımlayan şey, onun uzunluğu ve işaret ettiği yöndür.
But as long as those two facts are the same, Dilbilgisi
0:39Ancak bu iki özellik aynı kaldığı sürece,
you can move it all around and it's still the same vector.
0:40onu her yere taşıyabilirsiniz ve hala aynı vektör olarak kalır.
“Yeter ki” anlamındaki “as long as”
Bu cümlede “as long as”, “yeter ki” veya “şu koşulla” anlamına gelen bir bağlaçtır. Vektörün uzunluğunun ve yönünün aynı kalması koşulunu belirtir. Ana cümle, bu koşul yerine getirildiğinde geçerli olan sonucu verir. Bu kullanım süre veya fiziksel uzunlukla değil, mantıksal bir koşulla ilgilidir.
Alıştırma
Cümleyi “as long as” ile tamamlayın: You can borrow the tablet ____ you return it before dinner.
Cevabı göster
as long as
Vectors that live in the flat plane are two-dimensional,
0:43Düz bir düzlemde yer alan vektörler iki boyutludur,
and those sitting in broader space that you and I live in are three-dimensional.
0:46sizin ve benim içinde yaşadığımız daha geniş uzayda bulunanlar ise üç boyutludur.
The computer science perspective is that vectors are ordered lists of numbers.
0:51Bilgisayar bilimleri bakış açısına göre vektörler, sıralı sayı listeleridir.
For example, let's say you were doing some analytics about house prices,
0:56Örneğin, ev fiyatları hakkında bazı analizler yaptığınızı düşünün,
and the only features you cared about were square footage and price.
0:59ve ilgilendiğiniz tek özellik metrekare ve fiyattı.
You might model each house with a pair of numbers,
1:03Her bir evi bir sayı çiftiyle modelleyebilirsiniz,
the first indicating square footage and the second indicating price.
1:05ilki metrekareyi ve ikincisi fiyatı gösterecek şekilde.
In the lingo, you'd be modeling houses as two-dimensional vectors,
1:12Jargonda, evleri iki boyutlu vektörler olarak modelliyor olursunuz,
where in this context vector is pretty much just a fancy word for list,
1:16bu bağlamda vektör, aslında sadece liste kelimesinin havalı bir karşılığıdır,
and what makes it two-dimensional is the fact that the length of that list is two.
1:20ve onu iki boyutlu yapan şey, bu listenin uzunluğunun iki olmasıdır.
The mathematician, on the other hand, seeks to generalize both these views, Anlatım akışı
1:25Matematikçi ise bu her iki görüşü de genelleştirmeyi amaçlar,
on the other hand: karşıt bir bakış açısına geçiş
on the other hand ifadesi, dinleyiciye bir karşılaştırmanın bir tarafından diğerine geçildiğini gösterir. Burada, vektörleri belirli disiplinler açısından ele alan iki görüşten matematikçinin daha geniş ve genel görüşüne geçilir. Öncesinde on the one hand ifadesinin kullanılması şart değildir. İlk bakış açısı bağlamdan zaten anlaşılıyorsa on the other hand karşıt bakış açısını tek başına sunabilir.
Alıştırma
Bu cümlede karşılaştırmanın diğer tarafını sunan bağlayıcıyı seçin: The city apartment is convenient. _____, the country house is quieter.
- In the interim
- On the other hand
- On the contrary
Cevabı göster
On the other hand
basically saying that a vector can be anything where there's a sensible notion
1:29temelde bir vektörün mantıklı bir kavram olduğu sürece her şey olabileceğini söyler:
of adding two vectors and multiplying a vector by a number,
1:33iki vektörü toplamak ve bir vektörü bir sayıyla çarpmak,
operations that I'll talk about later on in this video.
1:36bu videonun ilerleyen kısımlarında bahsedeceğim işlemler.
and I actually think it's healthy to ignore it until the last video of this series,
1:41ve açıkçası bu serinin son videosuna kadar bunu görmezden gelmenin,
favoring a more concrete setting in the interim. Kelime
1:45bu arada daha somut bir ortamı tercih etmenin sağlıklı olduğunu düşünüyorum.
in the interim: iki aşama arasındaki dönem
In the interim, bir aşama ile daha sonra gerçekleşmesi beklenen başka bir aşama arasındaki geçici dönem anlamına gelir. Burada, seri soyut matematiksel bakış açısına ulaşmadan önce daha somut bir ortamın kullanıldığı zamanı belirtir. Bu ifade zaman zarfı işlevi görür. Bir eylemi bu ara döneme yerleştirmek için cümlenin başında veya sonunda kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi interim sözcüğünü içeren resmî üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The new library opens in September. ____, books can be picked up at the temporary desk.
Cevabı göster
In the interim
and multiplication by numbers will play an important role
1:53ve sayılarla çarpmanın önemli bir rol oynayacağına işaret etmesidir;
bring it up: bir konuyu gündeme getirmek
Bring something up, insanların üzerinde düşünmesi veya konuşması için bir konuyu gündeme getirmek demektir. Buradaki it, daha önce sözü edilen daha soyut bakış açısını gösterir; konuşmacı bu bakış açısından neden şimdi bahsettiğini açıklamaktadır. Nesne bir zamirse zamri bring ile up arasına koyun: bring it up denir, bring up it denmez. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir; bir şeyi gerçekten yukarı taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
bring up ve it zamrini kullanarak cümleyi tamamlayın: The budget is important, so I'll ____ at the meeting.
Cevabı göster
bring it up
Given the geometric focus that I'm shooting for here, Öbek fiiller
2:04Burada hedeflediğim geometrik odak göz önüne alındığında,
shooting for: bir hedefe ulaşmayı amaçlamak
Shoot for something, bir şeye ulaşmaya veya onu başarmaya çalışmak anlamındaki günlük bir deyimdir. Buradaki hedef, geometriye güçlü biçimde odaklanan bir öğretim yaklaşımıdır; gerçek anlamda ateş etmekten söz edilmez. Bu ifade çabanın hedefini belirtir, kesin sonucu değil. Bir hedefi shoot for edebilir ama yine de ona ulaşamayabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede shooting for, bir hedefe ulaşmaya çalışmak anlamında kullanılmıştır?
- We're bringing up a score above ninety.
- We're shooting for a score above ninety.
- We're shooting at the paper target.
Cevabı göster
We're shooting for a score above ninety.
whenever I introduce a new topic involving vectors,
2:06vektörleri içeren yeni bir konu sunduğum her seferde,
and specifically, think about that arrow inside a coordinate system,
2:11ve özel olarak, o oku bir koordinat sistemi içinde,
This is a little bit different from the physics student perspective,
2:19Bu, fizik öğrencisi bakış açısından biraz farklıdır,
where vectors can freely sit anywhere they want in space.
2:22çünkü orada vektörler uzayda istedikleri her yere serbestçe yerleşebilirler.
it's almost always the case that your vector will be rooted at the origin.
2:26neredeyse her zaman vektörünüzün kökü orijinde olacaktır.
we'll translate it over to the list of numbers point of view,
2:35bunu sayı listeleri bakış açısına çevireceğiz,
in the context of: belirli bir çerçeve içinde
“In the context of”, bir şeyin sağladığı ortam, çerçeve veya düşünme biçimi içinde anlamına gelir. Burada uzaydaki oklar, yeni kavramı anlamak için kullanılan ilk çerçeveyi sağlar. Context yalnızca bir cümlenin çevresindeki sözcükler anlamına gelmez. Bir fikrin nasıl anlaşıldığını şekillendiren konu, model veya bakış açısı anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “... çerçevesi içinde” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: This result makes sense ____ the new model.
Cevabı göster
in the context of
which we can do by considering the coordinates of the vector.
2:38bunu da vektörün koordinatlarını ele alarak yapabiliriz.
Now, while I'm sure that many of you are already familiar with this coordinate system,
2:41Şimdi, eminim ki birçoğunuz bu koordinat sistemine zaten aşinasınızdır,
since this is where all of the important back and forth happens
2:46çünkü lineer cebirin iki bakış açısı arasındaki
Focusing our attention on two dimensions for the moment,
2:52Dikkatimizi şimdilik iki boyuta odaklayacak olursak,
After choosing an arbitrary length to represent one,
3:06Biri temsil etmesi için rastgele bir uzunluk seçtikten sonra,
you make tick marks on each axis to represent this distance.
3:08bu mesafeyi temsil etmek için her eksene çentik işaretleri koyarsınız.
When I want to convey the idea of 2D space as a whole,
3:12Tüm 2B uzay fikrini bir bütün olarak aktarmak istediğimde,
which you'll see comes up a lot in these videos, Öbek fiiller
3:14ki bunu bu videolarda sıkça göreceksiniz,
I'll extend these tick marks to make grid lines.
3:16bu çentik işaretlerini ızgara çizgileri oluşturmak için uzatacağım.
comes up a lot: sık sık ortaya çıkmak
“Comes up a lot”, bir konu, soru, ihtiyaç veya durumun sık sık ortaya çıktığı ya da önemli hâle geldiği anlamına gelir. Burada 2B uzayı bir bütün olarak ele alma fikri videolarda tekrar tekrar ortaya çıkar. Bu cümlede come up yukarı doğru hareket etmek anlamına gelmez. İfade, fikri tekrarlanan bir şey olarak sunar; birinin onu özellikle gündeme getirdiğini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin özellikle gündeme getirdiğini söylemeden bir sorunun tekrar tekrar ortaya çıktığı anlamına gelir?
- The same issue is brought up a lot by the manager.
- The same issue goes up a lot in team meetings.
- The same issue comes up a lot in team meetings.
Cevabı göster
The same issue comes up a lot in team meetings.
get a little bit in the way: hafif bir engel
Get in the way ifadesinde get, “bir duruma gelmek”; in the way ise “engellemek veya işi zorlaştırmak” anlamındadır, gerçek bir yolda bulunmayı anlatmaz. Bu cümlede ızgara çizgileri mevcut işi biraz zorlaştıracaktır. A little bit ifadenin gücünü azaltır. Çizgilerin işi tamamen engellediğini değil, müdahalenin küçük olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyin görevi hafifçe zorlaştırdığını anlatır?
- The replacement screen is on the way and should arrive tomorrow.
- These pop-up windows may get a little bit in the way while I am reading.
- We made our way through the crowded station.
Cevabı göster
These pop-up windows may get a little bit in the way while I am reading.
The coordinates of a vector is a pair of numbers
3:21Bir vektörün koordinatları, temelde bir sayı çiftidir
that basically gives instructions for how to get
3:24bu sayı çifti, orijindeki o vektörün kuyruğundan ucuna
from the tail of that vector at the origin to its tip.
3:26nasıl gidileceğine dair talimatlar verir.
The first number tells you how far to walk along the x-axis,
3:30İlk sayı, x ekseni boyunca ne kadar yürüyeceğinizi söyler,
and the second number tells you how far to walk
3:38ve ikinci sayı, bundan sonra y eksenine paralel olarak
and negative numbers indicating downward motion.
3:45ve negatif sayılar aşağı doğru hareketi gösterir.
the convention is to write this pair of numbers vertically
3:49bu sayı çiftini köşeli parantezler içinde
Every pair of numbers gives you one and only one vector,
3:56Her sayı çifti size yalnızca bir vektör verir,
and every vector is associated with one and only one pair of numbers.
3:59ve her vektör yalnızca bir sayı çiftiyle ilişkilidir.
Well, you add a third axis, called the z-axis,
4:05Eh, z ekseni adı verilen üçüncü bir eksen eklersiniz,
each vector is associated with an ordered triplet of numbers.
4:13her vektör sıralı bir üçlü sayıyla ilişkilidir.
The first tells you how far to move along the x-axis,
4:16İlki size x ekseni boyunca ne kadar hareket edeceğinizi söyler,
the second tells you how far to move parallel to the y-axis,
4:19ikincisi y eksenine paralel olarak ne kadar hareket edeceğinizi söyler,
and the third one tells you how far to then move
4:23ve üçüncüsü ise bu yeni z eksenine paralel olarak
Every triplet of numbers gives you one unique vector in space,
4:28Her üçlü sayı uzayda benzersiz bir vektör verir,
and every vector in space gives you exactly one triplet of numbers.
4:31ve uzaydaki her vektör tam olarak bir üçlü sayı verir.
so back to vector addition and multiplication by numbers.
4:37vektör toplama ve sayılarla çarpmaya geri dönelim.
every topic in linear algebra is going to center around these two operations.
4:40lineer cebirdeki her konu bu iki işlem etrafında şekillenecektir.
Destekleyici gerekçe belirteci olarak After all
After all, konuşmacının zaten bilindiğini, açık olduğunu veya önceki noktayı destekleyecek kadar güçlü olduğunu düşündüğü bir gerekçeyi sunar. Bu kullanımda bir söylem belirtecidir; zamanda daha sonra olan bir şeyi anlatmaz. Burada konunun neden vektör toplamaya ve sayılarla çarpmaya döndüğünü açıklar: Doğrusal cebirdeki her konunun merkezinde bu iki işlem vardır.
Alıştırma
Hangi cümlede After all, önceki fikri destekleyen bir gerekçe sunar?
- Let's charge the phone. After all, we'll need it for directions.
- She read the note after all the noise had stopped.
- After all the guests left, we locked the door.
Cevabı göster
Let's charge the phone. After all, we'll need it for directions.
Luckily, each one's pretty straightforward to define.
4:45Neyse ki, her birini tanımlamak oldukça basit.
move the second one so that its tail sits at the tip of the first one.
4:55ikincisini, kuyruğu birincinin ucuna oturacak şekilde hareket ettirin.
from the tail of the first one to where the tip of the second one now sits,
5:02ikincinin ucunun şimdi oturduğu yere yeni bir vektör çizerseniz,
is pretty much the only time in linear algebra
5:13lineer cebirde vektörlerin orijinden uzaklaşmasına izin verdiğimiz
Ara bilgi ekleyen by the way
By the way, konuşanın açıklamanın ana çizgisini ilerletmek yerine kısa süreliğine ilgili ama ikincil bir yorum eklediğini gösterir. Burada bu tanımla ilgili iddiayı ek bilgi olarak sunar. Ara bilgi bittikten sonra dinleyici ana açıklamaya geri dönmelidir. “Bu yöntemle” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede by the way bir ara bilgi eklemek için kullanılmıştır?
- We opened the box by the way shown in the picture.
- By the way, the museum is free on Sundays.
- The game was canceled by the rain.
Cevabı göster
By the way, the museum is free on Sundays.
Why this definition of addition and not some other one?
5:21Neden başka bir toplama tanımı değil de bu?
the way I like to think about it is that each vector represents a certain movement,
5:25benim bunu düşünme şeklim, her vektörün belirli bir hareketi temsil etmesidir,
a step with a certain distance and direction in space.
5:29uzayda belirli bir mesafe ve yöne sahip bir adım.
the overall effect is just the same as if you moved
5:39genel etki, başlarken sadece bu iki vektörün toplamı boyunca
along the sum of those two vectors to start with. Kalıp ifadeler
5:42hareket etmiş olmanızla tamamen aynıdır.
“En başından itibaren” anlamındaki to start with
Burada to start with, “en başından itibaren” veya “en başta” anlamına gelir. Toplam vektörü boyunca doğrudan ilerlemenin, iki ayrı hareketten sonra gerçekleşmek yerine ilk hareket olabileceğini belirtir. Bu ifade bir listedeki ilk nedeni veya maddeyi tanıtmak için de kullanılabilir, ancak bu cümledeki görevi bu değildir. Önceki hareket dizisiyle yapılan karşılaştırma, ifadeye burada zaman anlamı verir.
Alıştırma
Hangi cümlede to start with “en başından itibaren” anlamına gelir?
- To start with, let me explain the first rule.
- We should have booked the larger room to start with.
- At first, the room seemed too large.
Cevabı göster
We should have booked the larger room to start with.
You could think about this as an extension
5:45Bunu, bir sayı doğrusunda sayıları toplamayı nasıl düşündüğümüzün
followed by another five steps to the right.
5:55ardından sağa doğru beş adım daha attığınızı düşünmektir.
let's see how vector addition looks numerically.
6:02vektör toplamasının sayısal olarak nasıl göründüğüne bakalım.
When you take the vector sum using this tip-to-tail method, Kelime
6:14Uçtan kuyruğa yöntemini kullanarak vektör toplamını aldığınızda,
tip-to-tail method: vektörleri toplamak için yerleştirme
Bu cümlede tip-to-tail method, vektörleri toplamadan önce yerleştirme biçimidir: sonraki vektörün kuyruğunu önceki vektörün ucuna yerleştirirsin. Oklar birbirine bağlı bir zincir oluşturur; böylece bileşke, ilk kuyruktan son uca kadar belirlenir. Bu, kısa ve teknik bir terimdir. Burada tip ve tail, bir vektör okunun bölümlerini adlandırır; hayvanın vücut bölümlerini anlatmaz. Tireler sözcükleri tek bir yöntem adında birleştirir.
Alıştırma
İki vektörü toplarken tip-to-tail method ne yapılmasını gerektirir?
- İki vektörün uçlarını aynı noktaya koymak
- İki kuyruğu aynı noktaya koyup bir paralelkenar çizmek
- İkinci vektörün kuyruğunu birinci vektörün ucuna koymak
Cevabı göster
İkinci vektörün kuyruğunu birinci vektörün ucuna koymak
Reorganizing these steps so that you first do all of the rightward motion,
6:26Tüm sağa doğru hareketleri önce yapacağınız şekilde bu adımları yeniden düzenlerseniz,
the new vector has coordinates 1 + 3 and 2 + -1.
6:40yeni vektörün koordinatları 1 + 3 ve 2 + -1 olur.
vector addition in this list of numbers conception
6:45sayı listesi anlayışındaki bu vektör toplaması,
looks like matching up their terms and adding each one together.
6:48terimlerinin eşleştirilmesi ve her birinin birbiriyle toplanmasına benzer.
this is best understood just by looking at a few examples. Dilbilgisi
6:58bu, sadece birkaç örneğe bakarak en iyi şekilde anlaşılabilir.
best understood just by looking at: fikirleri örneklerle açıklamak
Bu yapıda özne, açıklanan düşünce veya konudur; bakma eylemini yapan kişi değildir. be best understood by + -ing, düşünceyi anlamanın en etkili yolunun by'dan sonra gelen eylemi yapmak olduğunu belirtir. Bu nedenle looking at a few examples, onu anlamanın en açık yolu olarak sunulur. just öneriyi daha doğrudan duyurur: önce ayrıntılı bir açıklama yapmak gerekmez. Bu, örneklerin düşünceyi anlamanın tek yolu olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Eksik kelimeyi ekleyerek cümleyi tamamla: The pattern is best understood by ____ at three examples.
Cevabı göster
looking
If you take the number two and multiply it by a given vector,
7:01İki sayısını alıp belirli bir vektörle çarparsanız,
so that it's two times as long as when you started. Dilbilgisi
7:06iki kat daha uzun olacak şekilde uzattığınız anlamına gelir.
stretch out: bir şeyi daha uzun hâle getirmek
Bu cümlede stretch out, “bir şeyi çekerek veya genişleterek daha uzun hâle getirmek” anlamına gelir. Vektörü 2 ile çarpmak, yönünü değiştirmeden okunu ilk uzunluğunun iki katına çıkarır. Out, bu öbek fiilin bir parçasıdır; vektörü dışarıdaki bir yere taşımak anlamına gelmez. İfade, bir şeyi mekânda veya zamanda daha fazla uzatmayı da anlatabilir.
Alıştırma
“Daha uzun hâle getirmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Pull both ends gently to ____ the elastic band.
Cevabı göster
stretch out
two times as long as: çarpanlı karşılaştırma
number + times as + adjective + as kalıbı, bir ölçümü bir referans değerle karşılaştırır. Two times as long as, “uzunluğu iki kat olmak” demektir; dolayısıyla vektörün yeni uzunluğu başlangıç uzunluğunun 2 katıdır. Burada when you started önceki durumu temsil eder: as long as it was when you started. Times, bir şeyin kaç kez gerçekleştiğini değil, çarpma oranını anlatır.
Alıştırma
number + times as + adjective + as kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new rope is three ____ the old rope.
Cevabı göster
times as long as
it means you squish it down so that it's 1/3 the original length. Öbek fiiller
7:12bu onu orijinal uzunluğunun 1/3'ü olacak şekilde küçülttüğünüz anlamına gelir.
“Squish it down” ile bir şeyi küçültmek
“Squish it down”, “bir şeyi bastırarak ya da boyutunu küçülterek daha kısa veya daha küçük hâle getirmek” anlamına gelen gündelik ve canlı bir ifadedir. Bu cümlede, bir nesneyi fiziksel olarak sıkıştırmayı değil, vektörün uzunluğunu özgün uzunluğunun üçte birine indirmeyi anlatır. Kalıp squish + nesne + down şeklindedir. Nesne zamiri ortada yer alır: squish it down. “Down”, boyutun, kalınlığın ya da yüksekliğin azalması anlamını katar.
Alıştırma
“Squish the clay down so it fits under the lid.” cümlesinde “squish ... down” ne anlama gelir?
- Kili diğer yöne bakacak şekilde çevirmek.
- Kili çekerek daha uzun hâle getirmek.
- Kili bastırarak daha kısa veya daha küçük hâle getirmek.
Cevabı göster
Kili bastırarak daha kısa veya daha küçük hâle getirmek.
Ters yönü göstermek için “gets flipped around”
“Gets flipped around”, “yönü tersine çevrilir” demektir. Burada negatif sayı vektörün ters yöne bakmasını sağlar; around, vektörün tam bir çember çizdiği anlamına gelmez. get + geçmiş zaman ortacı, durum değişikliğini anlatan gündelik bir edilgen yapı oluşturur: gets flipped, vektöre ne olduğuna odaklanır. Daha resmî bir anlatımda is flipped veya is reversed denebilir.
Alıştırma
“The arrow gets flipped around” cümlesine en uygun açıklama hangisidir?
- Ok yönünü korur ancak uzar.
- Ok dairesel bir yolun çevresini bir kez dolaşır.
- Ok değişerek ters yönü göstermeye başlar.
Cevabı göster
Ok değişerek ters yönü göstermeye başlar.
by that factor of 1.8: bir çarpanı belirtmek
by that factor of 1.8 ifadesinde factor bir çarpan anlamına gelir. Vektörün uzunluğu 1,8 ile çarpılır ve böylece başlangıç uzunluğunun 1,8 katına çıkar. Bu, uzunlukta %180 değil, %80 artış demektir. Buradaki that, daha önce belirtilen 1,8 değerine gönderme yapar. Eksi işareti yönün tersine dönmesini, 1,8 ise uzamayı açıklar. Yeniden kullanılabilen by a factor of + number kalıbı, başlangıçtaki miktara uygulanan çarpanı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi by a factor of + number kalıbıyla tamamlayın: The map was enlarged ____, so every distance on the page became twice as long.
Cevabı göster
by a factor of two
or sometimes reversing the direction of a vector is called scaling.
7:28ya da bazen yönünü tersine çevirme sürecine ölçeklendirme denir.
And whenever you catch a number, like two or 1/3 or -1.8,
7:33Ve ne zaman iki veya 1/3 veya -1.8 gibi bir sayının,
acting like this, scaling some vector,
7:37böyle davranarak bir vektörü ölçeklendirdiğini görürseniz,
one of the main things that numbers do is scale vectors.
7:43sayıların yaptığı temel şeylerden biri vektörleri ölçeklendirmektir.
pretty much interchangeably with the word number. Kalıp ifadeler
7:48neredeyse birbirinin yerine kullanmak yaygındır.
pretty much interchangeably with: neredeyse birbirinin yerine kullanılabildiğini anlatmak
use A pretty much interchangeably with B yapısında interchangeably, mevcut bağlamda amaçlanan anlamı değiştirmeden A ile B’nin genellikle birbirinin yerine kullanılabileceğini belirtir. Pretty much iddiayı yumuşatır; «neredeyse» veya «pratik amaçlarla» anlamına gelir, mümkün olan her durumda demek değildir. Burada scalar ve number, bu açıklama kapsamında neredeyse eş değer terimler olarak ele alınır. Yeniden kullanılabilen kalıp use A interchangeably with B’dir; pretty much eklemek, bu eş değerliğin sınırları olduğunu gösterir.
Alıştırma
Notu pretty much interchangeably with kalıbıyla tamamlayın: In this beginner's guide, we use picture ____ image, though specialists may distinguish the two terms.
Cevabı göster
pretty much interchangeably with
Numerically, stretching out a vector by a factor of, say, two
7:51Sayısal olarak, bir vektörü örneğin iki katı uzatmak,
corresponds with multiplying each of its components by that factor,
7:55onun her bir bileşenini bu katsayı ile, yani iki ile
in the conception of vectors as lists of numbers,
7:59vektörlerin sayı listeleri olduğu kavramında,
means multiplying each one of those components by that scalar.
8:04bu bileşenlerin her birini o skalerle çarpmak anlamına gelir.
when I say that linear algebra topics tend to revolve Kalıp ifadeler
8:11bu iki işlem etrafında, yani vektör toplama ve skaler çarpma
tend to revolve around: ana odak hakkında temkinli bir genelleme
Burada tend to, ifadeyi temkinli bir genelleme hâline getirir: bu örüntünün yaygın olduğunu söyler, istisnasız biçimde her zaman doğru olduğunu değil. Revolve around mecaz anlamda kullanılır ve bir şeyi ana odak olarak almak demektir. Tend to revolve around birlikte kullanıldığında, istisnalara yer bırakırken olağan düzenleyici merkezi belirtir. Bu cümlede söz konusu merkez, videoda tanıtılan iki işlemdir: vektör toplama ve skaler çarpma.
Alıştırma
Müşteri toplantılarının genellikle bütçe ve zamanlamaya odaklandığını temkinli biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- Customer meetings revolve around budget and timing without exception.
- Customer meetings might mention budget and timing once.
- Customer meetings tend to revolve around budget and timing.
Cevabı göster
Customer meetings tend to revolve around budget and timing.
vector addition and scalar multiplication.
8:16bununla ne demek istediğimi sonraki videolarda göreceksiniz.
about how and why the mathematician thinks only about these operations,
8:20vektörleri nasıl temsil etmeyi seçerseniz seçin, bundan bağımsız ve soyutlanmış olarak
independent and abstracted away from however you choose to represent vectors. Öbek fiiller
8:24matematikçinin neden ve nasıl sadece bu işlemleri düşündüğünden daha fazla bahsedeceğim.
abstracted away from: gösterim ayrıntılarını dışarıda bırakmak
Bu cümlede abstracted away from, vektörlerin belirli gösterim biçiminden bilinçli olarak ayrılmış anlamına gelir. Matematiksel düşünce işlemleri ve ortak yapıyı korur; bir vektörün ok olarak çizilmesiyle sayı listesi olarak yazılması arasındaki ayrıntıları dışarıda bırakır. Dil bilgisi açısından abstracted bir geçmiş zaman ortaç biçimidir. Yeniden kullanılabilen yapılar abstract X away from Y ve X is abstracted away from Y şeklindedir. Her ikisi de alt düzey ayrıntılara bağlı olmayan bir açıklama, model veya sistem kurmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “bir soyutlamanın arkasında bilinçli olarak gizlenmiş” anlamındaki iki sözcüklü teknik ifadeyle tamamlayın: The hardware differences are ____ from the app developer.
Cevabı göster
abstracted away
it doesn't matter whether you think about vectors as fundamentally being arrows in space, Dilbilgisi
8:29vektörleri temelde uzaydaki oklar olarak düşünmeniz,
that happen to have a nice numerical representation, Dilbilgisi
8:35ve bu okların güzel bir sayısal temsile sahip olması,
happen to have: Ek bir özellik
doesn't matter whether A or B yapısında whether iki seçeneği tanıtır, or da bu ikili yapıyı tamamlar. Yapı, A'yı veya B'yi seçmenin sonucu değiştirmediğini söyler; burada whether, if gibi bir koşul bildirmez. Bu cümlede seçenekler, vektörleri uzaydaki oklar veya sayı listeleri olarak düşünmektir. Konuşmacı, anlatılan nokta açısından her iki zihinsel modelin de kabul edilebilir olduğunu söylüyor.
Alıştırma
Hangi cümle, ek bir özelliği ana nokta yerine ikincil bir bilgi olarak sunmak için happen to have kullanır?
- The jacket happens to has an inside pocket.
- The jacket happens having an inside pocket.
- The jacket is happening to have an inside pocket.
- The jacket happens to have an inside pocket.
Cevabı göster
The jacket happens to have an inside pocket.
that happen to have a nice geometric interpretation.
8:39ve bu listelerin güzel bir geometrik yoruma sahip olması fark etmez.
doesn't matter whether ... or: İki seçenek, aynı sonuç
doesn't matter whether A or B yapısında whether iki seçeneği tanıtır, or da bu ikili yapıyı tamamlar. Yapı, A'yı veya B'yi seçmenin sonucu değiştirmediğini söyler; burada whether, if gibi bir koşul bildirmez. Bu cümlede seçenekler, vektörleri uzaydaki oklar veya sayı listeleri olarak düşünmektir. Konuşmacı, anlatılan nokta açısından her iki zihinsel modelin de kabul edilebilir olduğunu söylüyor.
Alıştırma
Açık whether ... or iki seçenek yapısını doğru tamamlayan ifadeyi seçin: ___ you bring a pencil or a pen; you can complete the form.
- It doesn't matter whether
- It doesn't matter what
- It doesn't matter why
- It matters whether
Cevabı göster
It doesn't matter whether
The usefulness of linear algebra has less to do with either one of these views Dilbilgisi
8:42Lineer cebirin yararlılığı, bu görüşlerin herhangi birinden ziyade,
than it does with the ability to translate back and forth between them. Kalıp ifadeler
8:45bunlar arasında ileri geri çeviri yapabilme yeteneğiyle ilgilidir.
less to do with A than it does with B: B, A’dan daha güçlü bir etkendir
X has less to do with A than it does with B kalıbı, B’nin X ile A’dan daha güçlü bir bağlantısı olduğunu veya X’i A’dan daha iyi açıkladığını belirtir. Burada iki bakış açısından yalnızca birini kullanmaktan çok, ikisi arasında geçiş yapabilme becerisi önemlidir. Less, “hiç ilgisi yok” anlamına gelmez. A hâlâ etkili olabilir; cümle yalnızca açıklamadaki ana ağırlığı A’dan B’ye kaydırır. Bu kalıp nedenleri, değer kaynaklarını veya temel etkenleri karşılaştırmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak ve takımın başarısında günlük çalışmanın doğal yetenekten daha önemli olduğunu göstermek için less to do with A than it does with B kalıbını kullanın. The team's success has ____ natural talent ____ daily practice.
Cevabı göster
less to do with · than it does with
translate back and forth between A and B: A ile B arasında çift yönlü dönüşüm yapmak
Bu cümlede translate, yalnızca sözcükleri bir dilden başka bir dile çevirmek değil, bir gösterim biçimini başka bir gösterim biçimine dönüştürmek anlamındadır. Bu iki gösterim, aynı matematiksel fikri ifade etmenin farklı yollarıdır. Back and forth, hareketi çift yönlü yapar: A’dan B’ye ve B’den A’ya. translate back and forth between A and B kalıbı diller, veri biçimleri, diyagramlar ile formüller veya diğer ikili sistemler arasındaki dönüşümleri de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle Elena’nın bir grafik ile formül arasında bilgiyi iki yönde dönüştürdüğünü açıkça belirtir?
- Elena translates back and forth between the chart and the formula.
- Elena translates the chart into the formula.
- Elena compares the chart with the formula.
Cevabı göster
Elena translates back and forth between the chart and the formula.
many lists of numbers in a visual way,
8:52birçok sayı listesini kavramsallaştırmak için harika bir yol sunar,
which can seriously clarify patterns in data
8:55bu da verilerdeki modelleri ciddi şekilde netleştirebilir
and give a global view of what certain operations do.
8:57ve belirli işlemlerin ne yaptığına dair küresel bir bakış açısı sağlayabilir.
it gives people like physicists and computer graphics programmers
9:01fizikçiler ve bilgisayar grafikleri programcıları gibi insanlara
a language to describe space
9:04bir bilgisayarda işlenebilecek ve çalıştırılabilecek sayıları kullanarak
using numbers that can be crunched and run through a computer. Kelime
9:08uzayın manipülasyonunu tanımlamak için bir dil verir.
Karşıt bir geçiş ifadesi olarak on the flip side
on the flip side, konuşanın aynı konunun başka bir yönüne geçtiğini gösterir. Burada açıklamayı sayılarla uzayın ilişkilendirilebildiği bir yönden, bunu tamamlayan ters yöne geçirir. Bu ifade açıklamayı düzenler; bir nesneyi fiziksel olarak çevirmeyi anlatmaz. Yeni nokta öncekinin karşıtı olabilir, ama ilk noktayı dengeleyebilir ya da tamamlayabilir de.
Alıştırma
Örnekte on the flip side ne işe yarıyor?
- Aynı konunun karşıt ya da tamamlayıcı başka bir yönünü tanıtır.
- Tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
- Birine fiziksel bir nesneyi çevirmesini söyler.
Cevabı göster
Aynı konunun karşıt ya da tamamlayıcı başka bir yönünü tanıtır.
Veri işlemeyi anlatan crunched and run through a computer
Bu teknik bağlamda numbers can be crunched, sayılar üzerinde çoğu zaman büyük miktarda hesaplama yapılabileceği anlamına gelir. Run through a computer, sayıların işlenmek üzere bilgisayara verilmesi ya da bilgisayar tarafından işlenmesi demektir; run through burada fiziksel olarak bilgisayarın içinden geçmek anlamına gelmez. İki geçmiş zaman ortacı crunched ve run, can be ifadesinden sonra birbirine bağlanır. Birlikte, sayıların hesaplanmaya ve bilgisayar tarafından işlenmeye uygun olduğunu anlatırlar.
Alıştırma
Cümleyi nottaki iki teknik fiille tamamlayın: The survey numbers can be ____ and ____ through a computer before the report is written.
Cevabı göster
crunched · run
math-y: -y ile oluşturulan gündelik bir sıfat
Math-y, o anda oluşturulmuş gündelik bir sıfattır: math ismine -y eklenerek “matematiksel bir niteliği olan” veya “matematikle biraz ilgili” anlamı verilir. Kısa çizgi, bu geçici sözcük yapımını kolayca fark edilir hâle getirir. Burada math-y animations, belirgin bir matematik havası veya yöntemi taşıyan animasyonlar demektir. İfade özellikle genel bırakılmıştır; kesin bir teknik kategori tanımlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede gündelik ve bilerek yaklaşık bırakılmış tanımı en iyi koruyan seçenek hangisidir? “I enjoy making _____ for my channel.”
- math-y animations
- math-related animations
- mathematical animations
Cevabı göster
math-y animations
and then get the computer to represent things numerically,
9:17ve sonra bilgisayarın bunları sayısal olarak temsil etmesini sağlarım,
thereby figuring out where to place the pixels on the screen. Dilbilgisi
9:19böylece ekrandaki piksellerin nereye yerleştirileceğini bulurum.
what's actually going on: işleyen gerçek süreç
Bu cümlede what's actually going on, “gerçek durum veya işleyen asıl süreç” anlamına gelir. Konuşan kişi tamamlanmış görüntünün ötesine bakıp onu oluşturan uzaydaki hareketi düşünür. Actually, altta yatan gerçeklikle yüzeysel bir açıklama arasındaki farkı vurgular. What's actually going on soru yan cümlesinin tamamı thinking about ifadesinin nesnesidir. Bu, iç içe geçmiş bir sorudur: cümle dinleyiciye doğrudan “What's going on?” diye sormak yerine düşünülen konunun ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “gerçek süreç veya durum” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Before we change the software, we need to understand ____.
Cevabı göster
what's actually going on
thereby figuring out: bir süreci sonucuna bağlamak
Thereby, “bu eylem yoluyla” veya “bunun sonucunda” anlamına gelir. Burada bilgisayarın şeyleri sayısal olarak temsil etmesini sağlamak, konuşanın piksellerin nereye yerleştirileceğini belirlemesine olanak verir. Bu bağlayıcı, sonucu yalnızca bir sonraki olay olarak değil, önceki sürecin mümkün kıldığı bir sonuç olarak sunar. Burada kullanılan yapı ana cümle + thereby + -ing biçimidir. -ing öbeği, ana cümledeki eylem yoluyla elde edilen sonucu belirtir; yeni ve bağımsız bir cümle başlatmaz.
Alıştırma
İlk eylemin doğrudan sonucunu kısa ve resmî biçimde gösteren tamamlamayı seçin: The program converts each address into coordinates, [gap] the correct point on the map.
- thereby locating
- instead of locating
- while locating
Cevabı göster
thereby locating
And doing that usually relies on a lot of linear algebra understanding.
9:22Ve bunu yapmak genellikle çok fazla lineer cebir anlayışına dayanır.
I'll start getting into some pretty neat concepts surrounding vectors,
9:29vektörleri çevreleyen oldukça ilginç bazı kavramlara girmeye başlayacağım,
like span, bases, and linear dependence.
9:32germe (span), tabanlar (bases) ve doğrusal bağımlılık gibi.