Mendeleyev'in periyodik tablosunun dehası - Lou Serico: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
576 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Bu video, Dmitri Mendeleyev’in periyodik tablosunun neden yalnızca bir element listesi olmadığını açıklıyor. Tablodaki boşluklar, galyum gibi henüz keşfedilmemiş elementlerin özelliklerini öngörmesini sağladı. Ardından bu tahminlerin doğrulanmasını ve onuruna mendelevyuma adının verilmesini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. isn't just another trendy icon. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: “isn’t just another…” kalıbıyla yüzeysel bir tanımı reddedip konuyu bir şeyin daha derin önemine yöneltmeyi öğrenin. Böylece açıklama veya savlarda belirgin ve etkili bir karşıtlık kurabilirsiniz. 2. Not only did — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Cümle başındaki “Not only” ifadesinin devrik yapıyı tetiklediğini ve “did” yardımcı fiilini özneden önce getirdiğini fark edin. Bu kalıpla ilk başarıya daha etkileyici ikinci bir başarı ekleyerek güçlü bir vurgu oluşturabilirsiniz. 3. wound up receiving — Phrasal verb’ler: “wind up doing” yapısının, olayların ardından nihai ve bazen beklenmedik bir sonuca ulaşmayı anlattığını kavrayın. “wound” sözcüğünü düz anlamıyla yorumlamadan, birinin sonunda takdir veya onur kazandığını anlatabilirsiniz.

Bu derste

The periodic table is instantly recognizable. Kalıp ifadeler

0:13

Periyodik tablo anında fark edilebilir bir şeydir.

Kalıp ifadeler

instantly recognizable: hemen tanınabilen

Instantly recognizable, insanların bir şeyi dikkatle incelemeye gerek kalmadan hemen tanıyabilmesi demektir. Instantly, recognizable sıfatını niteleyen bir zarftır ve tanımanın ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır. Bu ifade; logo, simgesel yapı, ses veya karakter gibi görünüşü, sesi ya da tarzı çok ayırt edici olan şeyler için kullanılır.

Alıştırma

Bir logonun hemen tanınabildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The red-and-white logo is instantly recognizable.
  2. The red-and-white logo instantly recognizes.
  3. The red-and-white logo is instantly recognizing.
Cevabı göster

The red-and-white logo is instantly recognizable.

It's not just in every chemistry lab worldwide. Anlatım akışı

0:16

Sadece dünyadaki tüm kimya laboratuvarlarında bulunmaz.

It's found on T-shirts, coffee mugs, and shower curtains.

0:19

Tişörtlerde, kahve kupalarında ve duş perdelerinde de görebilirsiniz.

Anlatım akışı

not just ...: dar bir kapsamın ötesine geçmek

Not just, doğru olan bir noktayı ortaya koyar ve bu noktanın tüm durumu anlatmak için fazla dar olduğunu gösterir. Burada periyodik tablonun kimya laboratuvarlarında bulunduğu doğrudur, ancak sonraki cümle kapsamı günlük eşyalara kadar genişletir. Bu yapı bilgiyi ‘X doğrudur, fakat X'in ötesinde daha fazlası vardır’ şeklinde düzenler. Ek bilgi aynı cümlede veya sonraki cümlede gelebilir.

Alıştırma

Hangi seçenek, ilk grubu kapsamda tutarken alanı genişletmek için not just yapısını kullanır?

  1. This museum isn't just for tourists. Local families come here for workshops too.
  2. This museum isn't for tourists. Only local families may enter.
  3. This museum is just for tourists. Local families cannot enter.
Cevabı göster

This museum isn't just for tourists. Local families come here for workshops too.

But the periodic table isn't just another trendy icon. Anlatım akışı

0:23

Ancak periyodik tablo sıradan, trend bir ikon değildir.

Anlatım akışı

isn't just another X: sıradan bir etiketin ötesine geçmek

X isn't just another Y kalıbı, X'e ilişkin sınırlı bir bakış açısını reddeder. Just another, Y'yi bir grubun sıradan ve yerine başkası konabilecek bir üyesi gibi gösterir; olumsuz yapı da bu etiketin X'in bütün değerini yansıtmadığını belirtir. Burada But bir dönüşe işaret eder: konuşmacı periyodik tabloyu trendy icon olarak ele aldıktan sonra konuyu onun daha derin bilimsel önemine taşır. Bu kalıpta trendy icon hafif küçümseyici bir ton taşır; yalnızca popüler olduğu için övgü değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, sıradan bir etiketten daha derin bir değere geçmek için isn't just another... yapısını kullanıyor?

  1. This isn't a game, so nobody can play it.
  2. This isn't just another game; it helps players practice real-world problem-solving.
  3. This is just another game, and it offers nothing unusual.
Cevabı göster

This isn't just another game; it helps players practice real-world problem-solving.

It's a massive slab of human genius, Deyimler

0:26

O, insan dehasının devasa bir anıtıdır;

Deyimler

a massive slab of human genius: başarıyı somutlaştıran bir benzetme

Slab normalde kalın ve katı bir malzeme parçası anlamına gelir. Bu sözcüğü soyut human genius ifadesiyle birleştirmek, zekâyı fiziksel olarak büyük, katı ve ağırmış gibi gösterir. Bu benzetme bilinçli bir abartıdır: periyodik tabloyu insan düşüncesinin oluşturduğu devasa bir başarı olarak över. Malzemesini veya ağırlığını gerçek anlamda anlatmaz; mizahi ve coşkulu bir ifadedir.

Alıştırma

a massive slab of human genius ifadesi burada nasıl bir etki oluşturuyor?

  1. Ortak insan zekâsını mizahi biçimde devasa ve sağlam bir başarı gibi hissettirir.
  2. Periyodik tablonun kullanılamayacak kadar büyük olduğundan şikâyet eder.
  3. Periyodik tablonun fiziksel olarak ağır bir bloktan yapıldığını söyler.
Cevabı göster

Ortak insan zekâsını mizahi biçimde devasa ve sağlam bir başarı gibi hissettirir.

up there with the Taj Mahal, Deyimler

0:29

Tac Mahal,

the Mona Lisa,

0:31

Mona Lisa

and the ice cream sandwich.

0:32

ve dondurmalı sandviçle aynı seviyededir.

Deyimler

up there with: en iyilerle aynı seviyede

Burada up there with, kalite, önem veya başarı bakımından “aynı yüksek seviyede” demektir. Fiziksel bir konumu değil, dereceyi veya itibarı anlatır. Tac Mahal ve Mona Lisa önce görkemli bir ölçüt oluşturur. Ardından ice cream sandwich eklenerek sıradan bir tatlı da dünya çapında bir başarıymış gibi gösterilir ve mizah yaratılır.

Alıştırma

“Kalite bakımından en iyiler arasında” anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This small restaurant is ____ the finest places in the city.

Cevabı göster

up there with

And the table's creator, Dmitri Mendeleev,

0:34

Ve tablonun yaratıcısı Dmitri Mendeleyev,

is a bonafide science Hall of Famer. Kültür

0:36

bilim dünyasının onur listesinde yer almayı fazlasıyla hak eder.

Kültür

science Hall of Famer: bilim tarihinin büyüklerinden biri için esprili övgü

Hall of Famer, kelime anlamıyla bir şöhretler salonunda onurlandırılan kişidir; bu fikir özellikle ABD spor kültüründe yaygındır. Burada science alanı değiştirir: science Hall of Famer, bilim dünyasının en önemli ve en çok takdir edilen kişilerinden biri demektir. Bu ifade esprili bir övgüdür; Mendeleyev’in resmî unvanı değildir ve onun bir spor şöhretler salonuna girdiği anlamına gelmez. Bilimdeki büyüklüğünü kolayca anlatmak için tanıdık bir kültürel sıralama fikrini kullanır.

Alıştırma

Bu tür bir anlatımda birine science Hall of Famer denmesi genellikle ne anlama gelir?

  1. Kişi, profesyonel sporcu olarak yarışarak ünlü olmuştur.
  2. Kişi, bilimsel kupaların sergilendiği bir binada çalışmaktadır.
  3. Kişi, bilim tarihinin en büyük isimlerinden biri olarak esprili biçimde övülmektedir.
Cevabı göster

Kişi, bilim tarihinin en büyük isimlerinden biri olarak esprili biçimde övülmektedir.

But why?

0:39

Peki ama neden?

What's so great about him and his table? Anlatım akışı

0:40

Onu ve tablosunu bu kadar harika yapan şey nedir?

Anlatım akışı

What's so great about...? ifadesinin yönlendirici soru olarak kullanımı

What's so great about X? yapısında so, great sözcüğünü güçlendirir. Soru, X'i özellikle önemli, değerli veya etkileyici yapan şeyin ne olduğunu sorar. Bu cümlede him and his table, X'in yerini doldurur. Bir açıklamada bu yapı, yalnızca bilgi isteyen sıradan bir soru değil, konuyu yönlendiren bir soru olabilir. Konuşmacının birazdan kanıtlarla yanıtlayacağı temel meseleyi, yani bunların neden önemli olduğunu ortaya koyar.

Alıştırma

Bu açıklamada What's so great about...? ne işe yarıyor?

  1. Kişinin ve tablonun neden önemli olduğu sorusunu ortaya koyar.
  2. Kişinin ve tablonun hiçbir değeri olmadığını söyler.
  3. Tablonun fiziksel olarak ne kadar büyük olduğunu sorar.
Cevabı göster

Kişinin ve tablonun neden önemli olduğu sorusunu ortaya koyar.

Is it because he made a comprehensive list of the known elements?

0:42

Bilinen elementlerin kapsamlı bir listesini yaptığı için mi?

Nah,

0:46

Hayır,

you don't earn a spot in science Valhalla just for making a list. Deyimler

0:46

sadece bir liste yaparak bilimin Valhalla'sında bir yer edinemezsiniz.

Deyimler

earn a spot in science Valhalla: bilim efsaneleri arasında yer edinmek

Earn a spot in, yetenek veya başarı sayesinde bir yer, üyelik ya da kabul görmüş bir konum kazanmak demektir. Earn fiili, bu konumun yalnızca verilmediğini, hak edildiğini gösterir. Valhalla, İskandinav mitolojisinde savaşta ölen kahramanların salonudur. Science Valhalla, bilimin efsanevi kişiliklerinden oluşan hayalî topluluk için kullanılan eğlenceli bir mecazdır; gerçek bir kurum değildir. Bu nedenle ifade, bilim tarihinde saygın ve neredeyse kahramanca bir konuma ulaşmak anlamına gelir.

Alıştırma

Earn a spot in science Valhalla ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Bir bilim binasında koltuk ayırtmak.
  2. Bilimsel çalışmalarla efsanevi bir konuma ulaşmak.
  3. Sıradan bir fen dersine kaydolmak.
Cevabı göster

Bilimsel çalışmalarla efsanevi bir konuma ulaşmak.

Besides, Mendeleev was far from the first person to do that. Kalıp ifadeler

0:50

Üstelik Mendeleyev, bunu yapan ilk kişi olmaktan çok uzaktı.

Kalıp ifadeler

far from the first person: ilk kişi olma iddiasını güçlü biçimde reddetmek

Burada far from the first person, “kesinlikle ilk kişi değildi” anlamına gelir. far from, iddia ile gerçek arasındaki farkın büyük olduğunu gösterir; fiziksel uzaklığı değil, dereceyi anlatır. to do that ile birlikte kullanıldığında, Mendeleyev’in öncü olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder. Bu iddianın açıkça yanlış olduğunu düşündürebilir, ancak daha önce davranan kişilerin kesin sayısını belirtmez.

Alıştırma

Nora’nın bu endişeyi dile getiren ilk kişi olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddetmek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Nora was ____ to raise the concern.

Cevabı göster

far from the first person

Is it because Mendeleev arranged elements with similar properties together?

0:54

Mendeleyev benzer özelliklere sahip elementleri bir araya getirdiği için mi?

Not really.

0:58

Pek sayılmaz.

That had already been done too. Dilbilgisi

0:59

Bu da daha önce yapılmıştı zaten.

Dilbilgisi

had already been done: geçmişteki başka bir noktadan önce tamamlanmış edilgen yapı

had already been done, past perfect edilgen yapıdır: had + already + been + geçmiş zaman ortacı. Edilgen yapı, eylemi kimin yaptığına değil, eylemin tamamlanmış olmasına odaklanır. Bu yapı, eylemi geçmişteki başka bir referans noktasından önceye yerleştirir. Bu cümlede referans noktası şimdi değil, Mendeleyev’in daha sonraki çalışmasıdır; already, eylemin o zamana kadar tamamlanmış olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için check fiilinin already içeren past perfect edilgen biçimini kullanın: By the time the train left, every ticket ____.

Cevabı göster

had already been checked

So what was Mendeleev's genius? Anlatım akışı

1:01

Peki o halde Mendeleyev'in dehası neydi?

Anlatım akışı

So what was Mendeleev's genius? ile temel soruya yeniden odaklanma

Baştaki So, soruyu az önce ortaya konan bilgilerle ilişkilendirir. Daha basit açıklamalar elendikten sonra So what was Mendeleev's genius? sorusu aslında “Bu cevaplar geçerli değilse onun başarısını gerçekten ne açıklıyor?” anlamına gelir. Bu soru, savın akışını düzenler: eleme aşamasını kapatır ve konuşmacının gerçek açıklamayı sunabilmesi için temel soruyu yeniden gündeme getirir. Açıklayıcı konuşmalarda So what was...? genellikle rastgele bir konu değişikliğini değil, önceki akıl yürütmenin doğurduğu bir soruyu gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan soru bu açıklamada nasıl bir işlev görüyor?

  1. Dinleyiciye temel sorunun zaten tamamen cevaplandığını söyler.
  2. Önceki akıl yürütmeyle ilgisi olmayan yeni bir konu başlatır.
  3. Daha zayıf açıklamalar elendikten sonra temel soruya geri döner.
Cevabı göster

Daha zayıf açıklamalar elendikten sonra temel soruya geri döner.

Let's look at one of the first versions of the periodic table from around 1870. Anlatım akışı

1:03

Periyodik tablonun 1870'lerden kalma ilk versiyonlarından birine bakalım.

Anlatım akışı

Let's look at ... ile dikkati kanıta yönlendirme

Let's look at..., dikkati yönlendiren ve dinleyiciyi de sürece katan bir ifadedir. Burada anlatıcı, Mendeleyev'in dehasını sormaktan kanıt olarak eski bir periyodik tabloyu incelemeye geçerken bu ifadeyi kullanır. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; ancak derslerde ve sunumlarda bu ifade genellikle herkesin gerçekten bir eylem yapmasını isteyen kelimesi kelimesine bir talep değildir. Dinleyicinin bakışını veya düşüncesini bir grafiğe, örneğe ya da öğeye yöneltir ve analizin sonraki adımını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen dikkat yönlendirme ifadesiyle tamamlayın: ____ the evidence before we choose an answer.

Cevabı göster

Let's look at

Here we see elements designated by their two letter symbols arranged in a table. Kelime

1:07

Burada, bir tabloda iki harfli sembolleriyle düzenlenmiş elementleri görüyoruz.

Kelime

designated by their two letter symbols: bir işaretle tanımlama

designated by their two letter symbols ifadesinde designated by, “bir şey kullanılarak tanımlanmış veya gösterilmiş” anlamına gelir. Semboller, hangi elementlerin kastedildiğini gösteren işaretlerdir. Dil bilgisi açısından designated, kısaltılmış bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman sıfat-fiilidir: elements [that are] designated by their symbols. İsimlerin, harflerin, sayıların veya renklerin nesneleri nasıl tanımladığını açıklarken bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir şey kullanılarak tanımlanmış” anlamına gelen iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: In this transit map, each route is ____ a different color.

Cevabı göster

designated by

Check out the entry at the third column, fifth row. Öbek fiiller

1:12

Üçüncü sütun, beşinci satırdaki girdiye bir bakın.

Öbek fiiller

Check out: dikkati rahat bir şekilde yöneltme

Check out burada “bir bakın” veya “dikkat edin” anlamına gelir. Emir cümlesi olarak izleyicinin dikkatini doğrudan ardından belirtilen tablo girdisine yöneltir. Bu anlamda kalıp, check out + dikkat edilecek şey biçimindedir. Check out başka bağlamlarda farklı anlamlara da geldiği için nesne ve durum önemlidir.

Alıştırma

Bir video sunucusu, izleyicilerin dikkatini sonraki slayttaki haritaya rahat bir şekilde yöneltmek istiyor. Bunu en iyi hangi cümle yapar?

  1. Check out of the hotel before eleven.
  2. Check the map for spelling errors before the show.
  3. Check out the map on the next slide.
Cevabı göster

Check out the map on the next slide.

There's a dash there.

1:15

Orada bir tire işareti var.

From that unassuming placeholder springs the raw brilliance of Mendeleev. Anlatım akışı

1:17

O gösterişsiz yer tutucudan Mendeleyev'in saf dehası fışkırıyor.

Anlatım akışı

From... springs...: dramatik bir keşif için kaynağı öne alan devrik yapı

From that unassuming placeholder başa yerleştirilir ve springs fiili, the raw brilliance of Mendeleev öznesinden önce gelir. Nötr sıralama şöyle olurdu: The raw brilliance of Mendeleev springs from that unassuming placeholder. Burada springs from, “-den doğar” veya “-nin aracılığıyla görünür hâle gelir” anlamındadır; “zıplar” demek değildir. Kaynağı öne alan bu devrik yapı, sıradan yer tutucuyu başlangıç noktası yapar ve ardından Mendeleyev'in dehasını şaşırtıcı sonuç olarak ortaya çıkarır.

Alıştırma

Vurgulanan sözcük sırasının bilgiyi sunmadaki temel etkisi nedir?

  1. Önce yer tutucuyu öne çıkarır, ardından ondan doğan dehayı ortaya koyar.
  2. Placeholder sözcüğüne nötr bir tanım verir.
  3. Mendeleyev'in yer tutucudan fiziksel olarak uzağa zıpladığını söyler.
Cevabı göster

Önce yer tutucuyu öne çıkarır, ardından ondan doğan dehayı ortaya koyar.

That dash is science. Anlatım akışı

1:22

O tire işareti, bilimin ta kendisidir.

Anlatım akışı

That dash is science: kısa ve vurgulu bir yeniden tanımlama

That dash is science, anlamı yoğunlaştırılmış mecazlı bir ifadedir. Çizginin kendisi kelimenin gerçek anlamıyla bir bilim dalı değildir. Henüz keşfedilmemiş bir element için bilinçli olarak açık bırakılan yeri işaretler; bu yüzden düzenlerden yararlanarak bilinmeyeni tahmin etme eylemini temsil eder. Cümle çok kısa olduğu için güçlü bir sonuç gibi işlev görür. Küçük bir işareti bilimsel düşüncenin kanıtına dönüştürür ve dikkati simgeden bilim insanının yaptığı işe kaydırır.

Alıştırma

Bu bağlamda That dash is science ne anlama gelir?

  1. Çizgi, henüz keşfedilmemiş bir elementi tahmin etme şeklindeki bilimsel eylemi temsil eder.
  2. Çizgi, bilimin her alanının resmî yazılı simgesidir.
  3. Her kısa yatay işaret bilimsel bir nesnedir.
Cevabı göster

Çizgi, henüz keşfedilmemiş bir elementi tahmin etme şeklindeki bilimsel eylemi temsil eder.

By putting that dash there, Dilbilgisi

1:25

Dmitri, oraya o tireyi koyarak

Dmitri was making a bold statement. Kalıp ifadeler

1:26

cesur bir iddiada bulunuyordu.

Dilbilgisi

By putting that dash there: yöntemi by + ulaç ile belirtmek

By + ulaç (-ing biçimi), bir şeyi yaparak anlamına gelir ve ana cümledeki sonuca götüren yöntem ya da aracı belirtir. Burada By putting that dash there, Dmitri'nin cesur mesajı nasıl verdiğini açıklar; by edilgen bir fiilin eyleyicisini göstermemektedir. Putting eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Dmitri'dir. Bu yapı cümlenin başında kullanıldığında, virgülden sonraki kişi ya da şey -ing eylemini mantıken yapabilmelidir.

Alıştırma

Cümleyi by ve ask fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: ____ one clear question, Nina found the source of the problem.

Cevabı göster

By asking

Kalıp ifadeler

making a bold statement: güçlü ve cesur bir duruş iletmek

To make a bold statement, özgüven gerektiren veya karşı çıkılmasına yol açabilecek açık ve dikkat çekici bir duruşu iletmek demektir. Burada bold, yazının kalın olmasını değil, mesajın gücünü ve cesurluğunu anlatır. Bir statement mutlaka birinin söylediği veya yazdığı bir cümle olmak zorunda değildir. Bir eylem, tasarım tercihi ya da simge bir tutumu veya inancı açıkça iletiyorsa make a statement olabilir; bu cümlede mesajı Dmitri'nin eylemi taşır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The silent protest made a bold statement about fairness. made a bold statement ne anlama gelir?

  1. Güçlü ve cesur bir duruşu açıkça iletti.
  2. Fairness sözcüğünü kalın harflerle bastı.
  3. Etkinlikle ilgili yalnızca sıradan bir güncelleme verdi.
Cevabı göster

Güçlü ve cesur bir duruşu açıkça iletti.

He said, and I'm paraphrasing here, Anlatım akışı

1:28

Diyordu ki (kendi sözlerimle özetliyorum):

Anlatım akışı

I'm paraphrasing here: yeniden anlatımı belirtmek

“I'm paraphrasing here” araya eklenen bir açıklamadır: Konuşmacı aktarımı kısa süreliğine durdurup sıradaki ifadelerin kendisine ait olduğunu, ancak ana düşüncenin başka birinden geldiğini belirtir. Here, “söylediklerimin bu bölümünde” anlamındadır. Bu ifade, birebir alıntıyla yeniden anlatım arasındaki sınırı gösterir. Paraphrase, aynı temel anlamı farklı sözcüklerle ifade etmektir; diller arasında çeviri yapmak değildir.

Alıştırma

Konuşmacı I'm paraphrasing here diyerek neyi belirtir?

  1. Sıradaki sözler konuşmacının kendi ifadesidir, ancak başka birinin ana düşüncesini korur.
  2. Sıradaki sözler başka bir dile çevrilmektedir.
  3. Sıradaki sözler birebir alıntıdır.
Cevabı göster

Sıradaki sözler konuşmacının kendi ifadesidir, ancak başka birinin ana düşüncesini korur.

"You all haven't discovered this element yet. Dilbilgisi

1:31

"Sizler bu elementi henüz keşfetmediniz.

Dilbilgisi

haven't discovered ... yet: şimdiye kadar sonuç yok

“Haven't discovered ... yet” olumsuz present perfect yapısını kullanır: have not + geçmiş zaman ortacı + yet. Keşfin mevcut referans noktasına kadar gerçekleşmediğini belirtir. Yet genellikle olumsuz cümlenin sonunda yer alır ve “şimdiye kadar” anlamını ekler. Buradaki referans noktası anlatıcının konuştuğu an olmak zorunda değildir; anlatılan zamandır. Yapı, keşfin daha sonra gerçekleşme ihtimalini açık bırakır ve çoğu zaman bu ihtimali sezdirir.

Alıştırma

Cümleyi discover fiilinin olumsuz present perfect biçimi ve yet ile tamamlayın: Scientists ____ the new particle ____.

Cevabı göster

haven't discovered · yet

In the meantime, I'm going to give it a name. Kalıp ifadeler

1:33

O zamana kadar ben ona bir isim vereceğim.

Kalıp ifadeler

In the meantime: beklerken başka bir şey yapmak

In the meantime, “başka bir olay gerçekleşmeden önceki süre içinde” anlamına gelir. Bu cümlede element henüz keşfedilmemiştir, ancak konuşan kişi beklerken ona bir ad verebilir. Cümlenin başında bu ifade, bekleme süresini dolduran başka bir eylemi tanıtır. Ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Örnekte In the meantime nasıl bir zaman ilişkisi ifade ediyor?

  1. Başka bir şey beklenirken başka bir eylem gerçekleşir.
  2. Konuşan kişi son eylemi duyurur.
  3. Konuşan kişi ortalama olarak ne olduğunu anlatır.
  4. Eylem çok uzun zaman önce gerçekleşmiştir.
Cevabı göster

Başka bir şey beklenirken başka bir eylem gerçekleşir.

It's one step away from aluminum, so we'll call it eka aluminum. Kalıp ifadeler

1:35

Alüminyumdan bir adım uzakta olduğu için ona eka-alüminyum diyeceğiz.

Kalıp ifadeler

one step away from aluminum: bir sistemde bir konum ötede

Burada one step away from aluminum, periyodik tabloda alüminyumdan bir konum uzakta olmayı anlatır. Step, tablo içinde bir birimlik hareketi anlatan bir benzetmedir; gerçek bir yürüme adımı değildir. Daha genel olarak be one step away from, bir şeyin bir yere veya sonuca ulaşmasına yalnızca bir konum, aşama ya da eylem kaldığını anlatabilir. Neyin bir step sayıldığını bağlam belirler.

Alıştırma

one step away from aluminum ifadesinin hangi yorumu örneğe uygundur?

  1. Bir alüminyum parçasından fiziksel olarak bir yürüme adımı uzaktadır.
  2. Periyodik tabloda alüminyumdan bir konum uzakta bulunur.
  3. Alüminyumdan bir yıl sonra keşfedilmiştir.
  4. Bir fazla alüminyum atomu içerir.
Cevabı göster

Periyodik tabloda alüminyumdan bir konum uzakta bulunur.

Eka being Sanskrit for one." Kültür

1:39

Eka, Sanskritçede 'bir' demektir."

Kültür

being Sanskrit for one: köken ve anlam ekleyen açıklama

Burada being Sanskrit for one, Eka adı hakkında kısa bir ek açıklamadır. eka sözcüğünün Sanskritçede one anlamına geldiğini belirtir; being devam eden bir eylemi anlatmaz. İsim + being + açıklama yapısı, daha büyük bir ifadeye arka plan bilgisi ekler. Bu düşünce “eka, which is Sanskrit for ‘one’” şeklinde açılabilir veya “with eka being Sanskrit for one” kullanılarak tam bir cümleye yerleştirilebilir. Bu adlandırma sisteminde eka-, alüminyum gibi bilinen bir elementin bir sıra altında bulunduğu tahmin edilen elementi gösteriyordu.

Alıştırma

“We named the project Lux, lux being Latin for light,” cümlesinde being öbeğinin görevi nedir?

  1. Projenin şu anda çevrildiğini bildirir.
  2. Lux adının dil kökenini ve anlamını açıklar.
  3. Lux’ın yavaş yavaş ışığa dönüştüğünü söyler.
Cevabı göster

Lux adının dil kökenini ve anlamını açıklar.

Nobody's found eka aluminum yet,

1:42

Henüz kimse eka-alüminyumu bulamadı,

so we don't know anything about it, right? Anlatım akışı

1:44

dolayısıyla onun hakkında hiçbir şey bilmiyoruz, değil mi?

Wrong.

1:46

Yanlış.

Anlatım akışı

right? Wrong.: bir varsayım kurup hemen çürütmek

right? önceki iddiayı dinleyiciyi onaylamaya çağıran bir soruya dönüştürür. Burada anlatıcı gerçekten yanıt beklemez; soru, apaçık görünen bir sonucu hazırlamak için kullanılır. Wrong. bu sonucu hemen reddeder. Kısa right? Wrong. kalıbı açıklamayı önce beklenti, sonra düzeltme şeklinde düzenler ve dikkati ardından gelecek bilgiye çeker.

Alıştırma

“This shortcut always saves time, right? Wrong. It can create extra work.” ifadesinde right? Wrong. ne yapar?

  1. Beklenen bir inanışı sunar ve hemen reddeder.
  2. Kısayolun her zaman işe yaradığını doğrular.
  3. Dinleyiciden ayrıntılı bir yanıt ister ve bekler.
Cevabı göster

Beklenen bir inanışı sunar ve hemen reddeder.

Based on where it's located, Dilbilgisi

1:47

Bulunduğu yere dayanarak,

I can tell you all about it.

1:48

size onun hakkında her şeyi anlatabilirim.

Dilbilgisi

Based on where it's located: çıkarımın dayanağını belirtme

Bu cümlede Based on, “bir şeyi kanıt ya da dayanak olarak kullanarak” anlamına gelir; “bir şeyin üstünde bulunmak” anlamına gelmez. Bu ifade, konuşanın sonucunu neye dayandırdığını gösterir. where it's located, on’dan sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesidir ve “onun bulunduğu yer” anlamına gelir. Soru dizilişi değil, düz cümle dizilişi kullanılır: where it's located; where is it located değil. Kullanılabilir kalıp Based on + isim veya gömülü wh yan cümlesidir.

Alıştırma

Konum bilgisinin kanıt olduğunu göstermek için vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the footprints lead, the dog probably ran into the woods.

Cevabı göster

Based on where

First of all, an atom of eka aluminum has an atomic weight of 68, Anlatım akışı

1:51

Her şeyden önce, bir eka-alüminyum atomunun atom ağırlığı 68'dir,

Anlatım akışı

First of all: ilk noktayı belirtme

First of all, dinleyiciye bunun bir liste veya açıklamadaki ilk nokta olduğunu bildiren bir düzenleme ifadesidir. Burada element hakkındaki bir dizi bilgiyi başlatır ve anlatılanların izlenmesini kolaylaştırır. Bu ifade, mutlaka zaman bakımından en erken olayı değil, bilgilerin sırasını gösterir. Sonraki noktalar second, next, also veya benzer işaretlerle sunulabilir, ancak bunların numaralandırılması şart değildir.

Alıştırma

First of all şu cümlede hangi işlevi görür: First of all, check that the door is locked.

  1. Bir yönerge dizisinin ilk noktasını belirtir.
  2. İlgisiz bir konuya geçer.
  3. Bu eylemin diğer tüm eylemlerden önce gerçekleştiğini söyler.
  4. Daha önce verilen tüm yönergeleri özetler.
Cevabı göster

Bir yönerge dizisinin ilk noktasını belirtir.

about 68 times heavier than a hydrogen atom. Dilbilgisi

1:55

yani bir hidrojen atomundan yaklaşık 68 kat daha ağırdır.

Dilbilgisi

68 times heavier than: katlı karşılaştırma

Sayı + times + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, bir derecenin bir ölçütle kaç katlık ilişki içinde olduğunu belirtir. Burada ölçüt bir hidrojen atomudur. Videonun bilimsel bağlamında 68 times heavier than, diğer atomun onun yaklaşık 68 katı ağırlığında olduğunu anlatmak için kullanılmıştır. Times, ayrı olayların sayısını değil bir çarpanı gösterir. Bu kalıp faster, larger veya longer gibi karşılaştırma biçimleriyle de kullanılabilir. Kesin niceliklerin gerektiği yazılarda toplam oranı belirtmek için X times as heavy as daha açıktır; çünkü X times heavier than matematiksel olarak farklı şekillerde yorumlanabilir.

Alıştırma

four ve fast sözcüklerini sayı + times + karşılaştırma biçimi + than kalıbında kullanın: This processor is ____ the old one.

Cevabı göster

four times faster than

When eka aluminum is isolated, Kelime

1:58

Eka-alüminyum izole edildiğinde,

Kelime

is isolated: bilimsel bağlamdaki edilgen anlam

Kimyada is isolated, “tek başına elde edilebilmesi veya incelenebilmesi için diğer maddelerden ayrılır” anlamına gelir. Madde eyleme maruz kaldığı için is isolated, is + geçmiş zaman ortacı isolated biçimindeki edilgen yapıdır. Bu ifade yalnızlık veya toplumsal dışlanma anlatmaz. Bilimsel bağlam, isolate fiilinin laboratuvardaki “ayrıştırmak” anlamını seçer.

Alıştırma

Bir kimya raporunda “The compound is isolated” ne anlama gelir?

  1. Bileşik, ısı geçişini engelleyen bir malzemeyle kaplanmıştır.
  2. Bileşik laboratuvarda kendini yalnız hissediyordur.
  3. Bileşik, incelenmek üzere karışımdan ayrılmıştır.
Cevabı göster

Bileşik, incelenmek üzere karışımdan ayrılmıştır.

you'll see it's a solid metal at room temperature. Kalıp ifadeler

2:00

onun oda sıcaklığında katı bir metal olduğunu göreceksiniz.

Kalıp ifadeler

at room temperature: sıcaklık koşulu belirtme

At room temperature, “normal iç ortam sıcaklığı koşullarında” anlamına gelir. Bu cümlede maddenin katı olduğu sıcaklık koşulunu belirtir; bir yeri adlandırmaz. İngilizcede bir sıcaklık noktası veya koşulu için genellikle at kullanılır: at room temperature, at 20 degrees Celsius. Bu kalıpla bir maddenin hâli, bir tepkime veya saklama için gereken koşul belirtilebilir.

Alıştırma

“Normal iç ortam sıcaklığı koşullarında” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Keep the unopened bottle ____.

Cevabı göster

at room temperature

It's shiny, it conducts heat really well, Kalıp ifadeler

2:02

Parlaktır, ısıyı çok iyi iletir,

Kalıp ifadeler

conducts heat really well: iyi ısı iletimini anlatma

Conduct heat, “ısı enerjisinin bir malzemenin içinden geçmesini sağlamak”, yani ısıyı iletmek anlamına gelir. Burada conducts, tekil özne it ile uyumludur ve heat fiilin doğrudan nesnesidir. Really well, malzemenin ısıyı ne kadar etkili ilettiğini belirtir. Bu anlamda conduct, insanları yönetmek veya bir etkinliği düzenlemek değil, enerjiyi iletmektir; aynı fiil electricity ile de doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

“Isı enerjisini çok etkili bir şekilde iletir” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Copper ____, which makes it useful for cookware.

Cevabı göster

conducts heat really well

it can be flattened into a sheet, stretched into a wire, Kalıp ifadeler

2:04

düzleştirilip levha haline getirilebilir veya uzatılıp tel yapılabilir,

Kalıp ifadeler

flattened into a sheet ... stretched into a wire: into ile sonuç biçimleri

flattened into a sheet ve stretched into a wire ifadelerinde into, her işlemin sonucunu, yani a sheet veya a wire biçimini gösterir. Bir yeri belirtmez. İki geçmiş zaman ortacı öbeği paraleldir ve can be yapısını ortak kullanır. Bu, bir malzemenin nasıl şekillendirilebildiğini anlatırken yaygın olan be + past participle + into + result form edilgen kalıbıdır.

Alıştırma

Dersin işlem ve sonuç bildiren iki ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The metal can be ____ a sheet and ____ a wire.

Cevabı göster

flattened into · stretched into

but its melting point is low,

2:07

ama erime noktası düşüktür,

like freakishly low. Kelime

2:09

tuhaf derecede düşüktür.

Kelime

freakishly low: şaşkınlık içeren gündelik bir değerlendirme

Freakishly low, yalnızca çok düşük değil, şaşırtıcı veya anormal görünecek kadar olağan dışı düşük demektir. Freakishly, konuşanın güçlü tepkisini ekleyen gündelik bir derece zarfıdır. Burada konuşanın düşük seviyeye verdiği tepkiyi göstererek bilimsel bir gerçeği canlı ve şaşırtıcı hâle getirir.

Alıştırma

freakishly low neyi anlatır?

  1. Hiçbir tutum katmadan belirtilen kesin bir düşük ölçüm
  2. Olağan dışı derecede aşırı veya şaşırtıcı görünen bir düşüklük
  3. Düşük ama tamamen sıradan ve beklenen bir seviye
Cevabı göster

Olağan dışı derecede aşırı veya şaşırtıcı görünen bir düşüklük

Oh, and a cubic centimeter of it will weigh 6 g. Kelime

2:11

Ha bir de, bir santimetreküpü 6 gram ağırlığında olacaktır.

Kelime

a cubic centimeter of it will weigh 6 g: hacim ile kütleyi ilişkilendirme

a cubic centimeter of it öznesi, malzemenin bir santimetreküplük miktarı anlamına gelir ve hacmi belirtir. will weigh 6 g bu miktarın kütlesini tahmin eder; weigh fiilinden hemen sonra bir kütle değeri gelebilir. Sabit bir hacim ile o hacmin kütlesini eşleştiren cümle, yoğunluk hakkında bilgi verir. cubic centimeter bir hacim, gram ise bir kütle birimidir; cümle malzemenin tamamının 6 g olduğunu söylemez.

Alıştırma

Kütlesi şu kadardır anlamındaki fiille ölçüm cümlesini tamamlayın: One cubic centimeter of this metal will ____ 8 g.

Cevabı göster

weigh

Mendeleev could predict all of these things simply from where the blank spot was Dilbilgisi

2:15

Mendeleyev tüm bunları, sadece o boş noktanın nerede olduğuna

and his understanding of how the elements surrounding it behaved.

2:20

ve etrafındaki elementlerin nasıl davrandığına dair anlayışına dayanarak tahmin edebilmişti.

Dilbilgisi

simply from where the blank spot was: from + wh yan cümlesiyle kanıt belirtme

Bu cümlede from, tahmin için kullanılan kanıtı tanıtır. where the blank spot was, boş yerin konumunu ifade eden gömülü bir wh yan cümlesidir. Bu nedenle vurgulanan bölüm, boş yerin konumunun tahminin dayanaklarından biri olduğunu gösterir; simply ise belirtilen kanıtların yeterli olduğunu vurgular. Bir edattan sonra yalnızca isim değil, wh yan cümlesi de gelebilir: from what we know, from how she reacted, from where it appeared. Bu yapı doğrudan soru değil gömülü bir yan cümle olduğu için where the blank spot was şeklindeki düz cümle sırasını kullanır; where was the blank spot denmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir çıkarımın dayanağını göstermek için from + where yan cümlesini doğru kullanır?

  1. We inferred the animal's route where from its tracks appeared.
  2. We inferred the animal's route from where did its tracks appear.
  3. We inferred the animal's route from where its tracks appeared.
Cevabı göster

We inferred the animal's route from where its tracks appeared.

A few years after this prediction, Anlatım akışı

2:23

Bu tahminden birkaç yıl sonra,

Anlatım akışı

Anlatıda zaman atlaması olarak A few years after this prediction

A few years after this prediction cümle başında kullanılan bir zaman ifadesidir. Anlatıyı tahminin yapıldığı noktadan birkaç yıl sonra gerçekleşen ana olaya taşır; asıl olay virgülden sonra gelir. Kalıp, süre + after + referans olay şeklindedir. Burada this prediction zamanın referans noktasıdır; bu nedenle after, tahminden daha sonra demektir, videonun ilerleyen bir anı demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, anlatıyı bir tahminden birkaç yıl sonra gerçekleşen olaya taşımak için cümle başında bir zaman ifadesi kullanır?

  1. A few years after the prediction, researchers found the missing element.
  2. While making the prediction, researchers found the missing element.
  3. A few years before the prediction, researchers found the missing element.
Cevabı göster

A few years after the prediction, researchers found the missing element.

a French guy named Paul Emile Lecoq de Boisbaudran

2:25

Paul Emile Lecoq de Boisbaudran adında Fransız bir adam

discovered a new element in ore samples and named it gallium Kalıp ifadeler

2:29

cevher örneklerinde yeni bir element keşfetti ve ona Fransa'nın tarihi adı olan Galya'dan (Gaul) esinlenerek

after Gaul, the historical name for France. Kültür

2:32

galyum adını verdi.

Kalıp ifadeler

named it gallium after Gaul: ad ve adın kaynağı

named it gallium after Gaul ifadesinde named it gallium, yeni elemente verilen gerçek adı belirtir. it elementi, gallium ise adın kendisini gösterir. after Gaul bu adın kaynağını açıklar. X nesnesini, N adını ve bu ada ilham veren kişi ya da yer Y'yi birlikte belirtmek için name X N after Y yapısını kullanın. Burada after zaman bildirmez.

Alıştırma

name X N after Y kalıbını tek kelimeyle tamamlayın: They named the rescue dog Lucky ____ a character in their favorite book.

Cevabı göster

after

Kültür

the historical name for France: Gaul için açıklama

the historical name for France ifadesi, Gaul'un hemen ardından açıklayıcı bir ara söz olarak gelir: Dinleyiciye, yabancı gelebilecek bu özel adın neyi belirttiğini söyler. Burada historical name, günümüz Fransa'sıyla ağırlıklı olarak bağlantılı eski bir coğrafi ad anlamındadır. Bu arka plan bilgisi, adın Fransa'yla bağlantısını açıklar. Galyumun kimyasal bir özelliğini anlatmaz.

Alıştırma

the historical name for France cümleye hangi bilgiyi ekler?

  1. Galyumun kimyasal bir özelliğini sıralar.
  2. Gaul'un Fransa'yla bağlantılı eski bir ad olduğunu açıklar.
  3. France'ın galyumu keşfeden bilim insanı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Gaul'un Fransa'yla bağlantılı eski bir ad olduğunu açıklar.

Gallium is one step away from aluminum on the periodic table.

2:35

Galyum, periyodik tabloda alüminyumdan bir adım uzaklıktadır.

It's eka aluminum.

2:38

O eka-alüminyumdur.

So were Mendeleev's predictions right? Anlatım akışı

2:40

Peki, Mendeleyev'in tahminleri doğru muydu?

Anlatım akışı

So were Mendeleev's predictions right?: kanıttan doğrulamaya geçiş

Cümle başındaki So, bu soruyu hemen önce sunulan kanıta bağlar. Yaklaşık olarak «Buna göre şimdi tahminin doğru olup olmadığını kontrol edelim» anlamına gelir; anlamsız bir dolgu sözü değildir. Bu, be ile kurulan bir evet-hayır sorusu olduğu için were, Mendeleev's predictions öznesinden önce gelir. Bağlayıcı sözcük ve soru birlikte açıklamada bir kontrol noktası oluşturur ve dinleyiciyi sonraki karşılaştırmaya hazırlar.

Alıştırma

Kanıt sunulduktan sonra So, So were Mendeleev's predictions right? cümlesinde ne yapar?

  1. Tamamen ilgisiz yeni bir konu açar.
  2. Tahminin kesinlikle doğru olduğunu söyler.
  3. Kanıtı, önceki bir tahmini sınayan soruya bağlar.
Cevabı göster

Kanıtı, önceki bir tahmini sınayan soruya bağlar.

Gallium's atomic weight is 69.72.

2:43

Galyum'un atom ağırlığı 69.72'dir.

A cubic centimeter of it weighs 5.9 g.

2:47

Bir santimetreküpü 5.9 gram gelir.

It's a solid metal at room temperature,

2:50

Oda sıcaklığında katı bir metaldir,

but it melts at a paltry 30° C, 85° F. Kelime

2:52

ancak sadece 30° C'de (85° F) erir.

Kelime

a paltry 30° C: şaşırtıcı derecede düşük bir değer

Paltry bir sayının önünde kullanıldığında miktarın hayal kırıklığı yaratacak kadar az veya düşük olduğunu belirtir. a paltry 30° C ifadesinde 30 °C, tarafsız bir ölçüm olarak değil, şaşırtıcı derecede düşük bir erime noktası olarak sunulur. Bu sıfat konuşanın değerlendirmesini ekler. About veya approximately anlamına gelmez; sayı kesin olsa bile paltry diye nitelenebilir.

Alıştırma

a paltry 30° C ifadesi cümlede nasıl bir tutum aktarıyor?

  1. 30 °C'nin mümkün olan en yüksek ölçüm olduğunu söyler.
  2. 30 °C'yi alışılmadık derecede düşük bir erime noktası olarak sunar.
  3. Erime noktasının yaklaşık 30 °C olduğunu tarafsızca tahmin eder.
  4. 30 °C'yi alışılmadık derecede yüksek bir erime noktası olarak sunar.
Cevabı göster

30 °C'yi alışılmadık derecede düşük bir erime noktası olarak sunar.

It melts in your mouth Anlatım akışı

2:58

Ağzınızda

and in your hand.

2:59

ve elinizde eriyebilir.

Anlatım akışı

melts in your mouth and in your hand: paralel somut görüntüler

Birbirine paralel in your mouth ve in your hand ifadeleri, erime noktasıyla ilgili sayısal bilgiyi dinleyicinin gözünde canlandırabileceği deneyimlere dönüştürür. in your ... yapısının tekrarı cümleye belirgin bir ritim verir ve düşük erime noktasını daha doğrudan ve şaşırtıcı hissettirir. Bu, vücut sıcaklığının maddeyi eritmeye yettiğini canlı ve biraz esprili biçimde açıklayan bir cümledir. Maddeyi ağza koyma talimatı değildir.

Alıştırma

in your mouth and in your hand şeklindeki paralel anlatım burada ne yapıyor?

  1. Laboratuvar testi için gerekli iki adımı verir.
  2. Düşük erime noktasını iki somut görüntüye dönüştürür.
  3. İki farklı maddenin tadını karşılaştırır.
  4. Daha önce belirtilen erime sıcaklığını düzeltir.
Cevabı göster

Düşük erime noktasını iki somut görüntüye dönüştürür.

Not only did Mendeleev completely nail gallium, Notlar

3:00

Mendeleyev galyumu tam anlamıyla tutturmakla kalmadı,

Kelime

completely nail gallium: galyum tahmininde tam isabet sağlamak

Burada nail, bir şeyi tamamen doğru yapmak veya tahmin etmek anlamına gelen günlük ve mecazlı bir fiildir. Completely nail gallium, Mendeleyev'in galyumla ilgili tahminlerinin daha sonra keşfedilen özelliklerle son derece iyi uyuştuğu anlamına gelir. Gallium burada doğru tahmin edilen konudur; çiviyle tutturulan fiziksel bir nesne değildir. İngilizcede çok doğru veya başarılı bir sonucu övmek için benzer şekilde nail the answer, nail a prediction ya da nail a performance denebilir.

Alıştırma

Bu bağlamda nail the forecast ne anlama gelir? The analyst nailed the forecast, and the actual sales were almost identical.

  1. Analist tahmin yapmayı reddetti.
  2. Tahmin son derece doğruydu.
  3. Analist tahmini metal bir çiviyle tutturdu.
Cevabı göster

Tahmin son derece doğruydu.

he predicted other elements that were unknown at the time, Kalıp ifadeler

3:03

o dönemde bilinmeyen başka elementleri de öngördü:

Dilbilgisi

Not only did: başa alınan not only sonrasında devrik yapı

Not only bir yan tümcenin başına geldiğinde İngilizcede özne ile yardımcı fiilin yeri değişir. Bu cümle geçmiş zamanda olduğu için did, Mendeleev'den önce gelir ve ana fiil yalın biçimi olan nail olarak kalır: did Mendeleev ... nail; did ... nailed olmaz. Bu başlangıç ilk başarıyı vurgular ve başka bir başarının ekleneceğini bildirir. Bu konuşma cümlesinde sonraki yan tümce, açıkça but also kullanılmasa bile ek bilgiyi verir.

Alıştırma

Başa alınmış Not only yapısının gerektirdiği yardımcı fiille basit geçmiş zaman cümlesini tamamlayın: Not only ____ Maya finish the report last Friday, but she also presented it.

Cevabı göster

did

Kalıp ifadeler

unknown at the time: geçmişteki bilgi durumu

Unknown at the time, söz konusu geçmiş dönemde bilinmiyordu anlamına gelir. Burada at the time, unknown ifadesini onun tahmini yaptığı dönemle sınırlar. Elementlerin bugün de bilinmediğini söylemez. Bu ifade, tarihî anlatılarda insanların o zaman bildikleriyle daha sonra öğrendiklerini birbirinden ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

“The danger was unknown at the time.” İngilizce cümlesi ne anlama gelir?

  1. O geçmiş dönemde tehlike bilinmiyordu, ancak insanlar şimdi onu biliyor olabilir.
  2. Tehlike bugün hâlâ bilinmiyor.
  3. İnsanlar o geçmiş dönem boyunca tehlikeyi biliyordu.
Cevabı göster

O geçmiş dönemde tehlike bilinmiyordu, ancak insanlar şimdi onu biliyor olabilir.

scandium, germanium, rhenium.

3:06

skandiyum, germanyum, renyum.

The element he called eka-manganese is now called technetium.

3:09

Eka-manganez adını verdiği elemente ise bugün teknesyum diyoruz.

Technetium is so rare, it couldn't be isolated until it was synthesized Notlar

3:13

Teknesyum o kadar nadirdir ki, sentezlenene kadar izole edilemedi,

in a cyclotron in 1937,

3:18

ta ki 1937'de bir siklotronda sentezlenene kadar;

Dilbilgisi

so rare ... couldn't ... until: derece, sonuç ve dönüm noktası

Konuşma dilindeki bu cümlede so rare, bir sonuca yol açan yüksek dereceyi belirtir: Teknesyum son derece nadirdi, bu nedenle izole edilemiyordu. Bu bağlantı so rare that it couldn't be isolated şeklinde daha açık yazılabilir. Couldn't be isolated until X, izolasyonun X'ten önce gerçekleşmediği veya mümkün olmadığı anlamına gelir. Until, önceki durumu sona erdiren olayı gösterir; burada değişim, teknesyumun 1937'de sentezlenmesiyle gerçekleşmiştir.

Alıştırma

Hangi cümle, kapının onarımdan önce açılamadığını ve onarımdan sonra açılabilir hâle geldiğini anlatır?

  1. The mechanic opened the gate every day before repairing it.
  2. The gate was so badly damaged that it couldn't be opened after the mechanic repaired it.
  3. The gate was so badly damaged that it couldn't be opened until the mechanic repaired it.
Cevabı göster

The gate was so badly damaged that it couldn't be opened until the mechanic repaired it.

Kültür

synthesized in a cyclotron in 1937: bir siklotronda yapay olarak sentezlenmiş

Bu cümlede was synthesized edilgen yapıdadır ve bilim insanlarının elementi bir nükleer tepkimeyle yapay olarak ürettiği anlamına gelir. Elementi yalnızca buldukları, adlandırdıkları veya madenden çıkardıkları anlamına gelmez. Cyclotron, yüklü parçacıkları hedef malzemeye yönelten bir parçacık hızlandırıcısıdır. in a cyclotron kullanılan cihazı, in 1937 ise bu başarının zamanını belirtir.

Alıştırma

“It was synthesized in a cyclotron in 1937” bize ne anlatır?

  1. Bilim insanları onu 1937'de bir parçacık hızlandırıcısıyla yapay olarak üretti.
  2. Bilim insanları 1937'de zaten bilinen bir elemente yalnızca yeni bir ad verdi.
  3. Madenciler 1937'de ona ait büyük bir doğal yatak buldu.
Cevabı göster

Bilim insanları onu 1937'de bir parçacık hızlandırıcısıyla yapay olarak üretti.

almost 70 years after Dmitri predicted its existence, Anlatım akışı

3:21

yani Dmitri'nin varlığını tahmin etmesinden neredeyse 70 yıl,

30 years after he died.

3:26

ölümünden ise 30 yıl sonra.

Anlatım akışı

almost 70 years after ... 30 years after ...: iki zaman referansı

İki after ifadesi de daha sonra gerçekleşen aynı olayı, yani 1937'deki sentezi zaman çizelgesine yerleştirir. Birincisi bu olaya kadar geçen süreyi Dmitri Mendeleyev'in öngörüsünden, ikincisi ise onun ölümünden itibaren ölçer. İfadelerin yan yana kullanılması, ilkini düzeltmek veya onun yerine geçmek yerine ikinci bir zaman referansı ekler. İlki doğrulamanın ne kadar uzun sürdüğünü vurgular; ikincisi ise öngörüsü doğrulandığında Mendeleyev'in 30 yıldır ölü olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

İki after ifadesi zaman çizelgesini nasıl düzenliyor?

  1. Aralarında 30 yıl bulunan, birbiriyle ilgisiz iki olayı anlatırlar.
  2. İlk tarih yanlış olduğu için ikinci ifade birincinin yerini alır.
  3. Aynı sonraki olayı, daha önceki iki farklı olaya göre ölçerler.
Cevabı göster

Aynı sonraki olayı, daha önceki iki farklı olaya göre ölçerler.

Dmitri died without a Nobel Prize in 1907,

3:28

Dmitri, 1907'de bir Nobel Ödülü alamadan öldü,

but he wound up receiving a much more exclusive honor. Notlar

3:31

ama çok daha seçkin bir onur elde etmeyi başardı.

Öbek fiiller

wound up receiving: sonunda bir sonuca ulaşmak

Wind up doing something, olaylar geliştikten sonra sonunda bir şeyi yapmak veya o sonuca ulaşmak anlamına gelir; sonuç çoğu zaman başlangıçtaki plan değildir. Cümle geçmiş zamanı anlattığı için wind, wound biçimine dönüşür ve ardından -ing biçimindeki receiving gelir. Burada wound up receiving, Dmitri Nobel Ödülü alamamış olsa da sonunda başka ve daha nadir bir onur elde ettiğini anlatır. Wound, wind up öbek fiilinin bir parçasıdır; burada yaralanma anlamı taşımaz.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Wound kelimesindeki ünlüye ve ardından gelen kelimeye dikkat edin.

  1. They wound the clock before taking the last train home.
  2. They wound up taking the last train home.
  3. They were wounded while taking the last train home.
Cevabı göster

They wound up taking the last train home.

Kelime

a much more exclusive honor: çok daha az kişiyle sınırlı bir onur

Burada exclusive, yalnızca çok küçük ve seçilmiş bir gruba açık olan veya verilen anlamındadır. Exclusive honor ifadesindeki onurun nadir olmasının nedeni, gizli olması değil, çok az kişinin onu alabilmesidir. Much, more exclusive içindeki karşılaştırmayı güçlendirir. İfade, bu onurun Nobel Ödülü'ne göre çok daha az kişiyle sınırlı olduğunu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede exclusive honor en doğal olarak neyi ifade eder?

  1. Herkes onu otomatik olarak alır.
  2. Yalnızca çok az sayıda kişi onu alabilir.
  3. Halktan gizli tutulmalıdır.
Cevabı göster

Yalnızca çok az sayıda kişi onu alabilir.

In 1955, scientists at UC Berkeley successfully created 17 atoms

3:34

1955'te UC Berkeley'deki bilim insanları

of a previously undiscovered element.

3:40

daha önce keşfedilmemiş bir elementin 17 atomunu başarıyla ürettiler.

This element filled an empty spot in the periodic table at number 101 Kalıp ifadeler

3:43

Bu element, periyodik tabloda 101 numaradaki boş yeri doldurdu

Kalıp ifadeler

filled an empty spot in the periodic table: boş bir konumu doldurmak

Bu cümlede filled an empty spot, periyodik tabloyu düzenli konumlardan oluşan bir sistem gibi ele alır. 101 numaralı konum boştu ve element orayı işgal ederek boşluğu doldurdu. Buradaki spot, leke değil yer veya konum anlamındadır. Daha genel olarak fill a spot, uygun bir kişi ya da şeyin bir ekipte, programda, listede veya sistemdeki boş yeri alması demektir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir oyuncunun takımdaki boş bir yeri aldığını doğal biçimde anlatır?

  1. The new goalkeeper spotted an empty seat near the team.
  2. The new goalkeeper filled an empty spot on the team.
  3. The new goalkeeper filled out a form for the team.
Cevabı göster

The new goalkeeper filled an empty spot on the team.

and was officially named mendelevium in 1963. Kelime

3:48

ve 1963'te resmi olarak mendelevyum adını aldı.

Kelime

officially named mendelevium: bir adın resmî olarak onaylanması

Tam yapı was officially named mendelevium şeklindedir. Bu edilgen bir yapıdır: ad verme yetkisine sahip bir grup elemente mendelevium adını vermiştir ve officially, adın resmî olarak onaylandığını veya tanındığını gösterir. Bu ifade, bazı kişilerin rastlantısal olarak kullandığı bir etiketi değil, onaylanmış adı belirtir. Bir kurum, komite veya başka bir yetkili makam bir adı kesinleştirdiğinde bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir adın resmî olarak onaylandığını açıkça belirtir?

  1. The committee officially named the new research center Horizon Hall.
  2. Some students called the new research center Horizon Hall.
  3. A visitor nicknamed the new research center Horizon Hall.
Cevabı göster

The committee officially named the new research center Horizon Hall.

There have been well over 800 Nobel Prize winners, Kalıp ifadeler

3:52

Nobel Ödülü'nü kazanan 800'den fazla kişi oldu,

but only 15 scientists have an element named after them. Dilbilgisi

3:55

ancak sadece 15 bilim insanının adı bir elemente verilmiştir.

Kalıp ifadeler

well over 800: bir sayının çok üzerinde

well over 800 ifadesinde well, over sözcüğünü güçlendiren bir derece zarfıdır. İfade, sayının 800'den kayda değer ölçüde yüksek olduğunu anlatır; well burada “iyi” anlamına gelmez. İfade, kesin toplamı vermeden güçlü bir sayısal karşılaştırma yapar. Bu cümlede çok sayıdaki Nobel Ödülü sahibini yalnızca 15 bilim insanıyla karşılaştırarak öne çıkarır.

Alıştırma

Son sayı 4,800'dü. 3,000'in belirgin ölçüde üzerinde bir miktarı vurgulayan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Attendance was ____ 3,000.

Cevabı göster

well over

Dilbilgisi

have an element named after them: bir yere adının verilmesi onurunu yaşamak

Have an element named after them, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: an element nesnedir ve named after them bu nesneyi etkileyen sonucu anlatır. Name something after someone, bir şeye bir kişinin adını vermek anlamına gelir; bu genellikle o kişiyi onurlandırmak veya hatırlamak için yapılır. Burada have, bilim insanlarını bu sonucu veya onuru alan kişiler olarak gösterir. Bir elementi fiziksel olarak sahiplendikleri ya da elementin adını bizzat seçtikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: Last year, in recognition of her service, Ms. Chen ____ a community hall ____ after her.

Cevabı göster

had · named

So the next time you stare at a periodic table, Anlatım akışı

3:59

Öyleyse bir periyodik tabloya bir daha baktığınızda,

whether it's on the wall of a university classroom Dilbilgisi

4:02

ister bir üniversite sınıfının duvarında olsun

or on a $5 coffee mug,

4:04

ister 5 dolarlık bir kahve kupasının üzerinde,

Dilbilgisi

whether ... or ...: İki olasılığı tek bir sonuçla kapsamak

Whether A or B iki olası durumu tanıtır ve ana ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu gösterir. Burada tablo bir sınıf duvarında da ucuz bir kahve kupasında da olabilir; bulunduğu yer sonucu değiştirmez. Buradaki whether bir soru sormaz. Bu yan cümle kapsamı resmî bir akademik ortamdan gündelik bir nesneye genişleterek bilgiyi düzenler. Tam bir cümlede whether yan cümlesi, ortak sonucu belirten ana cümleye bağlıdır.

Alıştırma

Aynı kuralın iki durumda da geçerli olduğunu göstermek için cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: ____ you travel by bus ____ by train, keep your ticket.

Cevabı göster

Whether · or

Dmitri Mendeleev, the architect of the periodic table, Deyimler

4:06

periyodik tablonun mimarı olan Dmitri Mendeleyev,

Deyimler

the architect of the periodic table ifadesinin mecaz anlamı

Açıklayıcı bir ara söz olan the architect of the periodic table ifadesinde architect, sistemin temel tasarımını veya yapısını oluşturan kişi için kullanılan bir mecazdır. Mendeleyev’in bina tasarladığı anlamına gelmez. Dmitri Mendeleev adından sonra gelen bu ifade onu başka bir şekilde tanımlar ve periyodik tablonun düzenini şekillendirmedeki merkezi rolünü vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede architect sözcüğü örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The architect checked the building plans.
  2. She hired an architect to design her house.
  3. She was the architect of the new school policy.
Cevabı göster

She was the architect of the new school policy.

will be staring back. Deyimler

4:10

size geri bakıyor olacaktır.

Anlatım akışı

So the next time you stare: Bir sonucu gelecekteki karşılaşmaya bağlamak

So, bu cümlenin daha önce anlatılanlardan çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. the next time you stare at ... gelecekte yeniden bakılacak bir an oluşturur; ana cümle de önceki bilgilerin o andaki bakışı nasıl şekillendirmesi gerektiğini söyler. the next time, planlanmış bir tarihi değil, ne zaman gerçekleşirse gerçekleşsin bir sonraki fırsatı anlatır. Bu, kapanışta kullanılan bir geri dönüştür: konuşmacı tanıdık bir nesneye yeniden döner ve yeni bilgiyi dinleyicinin gelecekteki belleğine yerleştirir. Bu kalıp, bir açıklamayı bir şeye kalıcı olarak farklı bakma biçimine dönüştürmeye yardım eder.

Alıştırma

Bir konuşmanın sonunda "So the next time you see this map..." ne yapar?

  1. Dinleyicinin haritayı görmesi gereken kesin tarihi verir.
  2. Önceki konuyu bırakıp ilgisiz bir hikâyeye başlar.
  3. Önceki bilgileri, haritayla gelecekteki bir karşılaşmaya bağlar.
Cevabı göster

Önceki bilgileri, haritayla gelecekteki bir karşılaşmaya bağlar.

Deyimler

will be staring back ifadesinde kişileştirme

Stare back sözcük anlamıyla birinin sabit bakışına doğrudan karşılık vermek demektir. Burada Mendeleyev gerçekten izleyiciye bakamaz; cümle onu, sanki periyodik tablo aracılığıyla görülebiliyormuş gibi kişileştirir. Will be staring back izleyicinin geleceğine canlı bir sahne taşır: çalışmalarını öğrendikten sonra periyodik tabloyu görmek, Mendeleyev’i ve katkısını akla getirecektir. Bu görüntü, You will remember him gibi düz bir ifadeden daha akılda kalıcıdır.

Alıştırma

Örnekte will be staring back ne anlama geliyor?

  1. İzleyici arkasını dönüp periyodik tablonun arkasına bakacak.
  2. Periyodik tabloyu görmek, izleyiciye Mendeleyev’i ve çalışmalarını canlı biçimde hatırlatacak.
  3. Mendeleyev fiziksel olarak ortaya çıkıp izleyiciye bakacak.
Cevabı göster

Periyodik tabloyu görmek, izleyiciye Mendeleyev’i ve çalışmalarını canlı biçimde hatırlatacak.