Peppa Pig | Trambolinler | Peppa Pig Resmi Kanalı | Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ve arkadaşları trambolin parkına gider ve güvenli zıplama kurallarını öğrenir. Ancak Mummy Pig fazla yükseğe zıplayıp bir ağaca düşünce Miss Rabbit sıra dışı bir kurtarma gerçekleştirir; herkes de çok sert zıplamamak gerektiğini anlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. When you bounce, you must bounce safely. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: When you..., you must... yapısının bir durumu zorunlulukla nasıl ilişkilendirdiğini anlayın. Bu kalıpla park, havuz, sınıf veya etkinlik merkezi gibi yerlerde güvenlik kurallarını ve genel gereklilikleri açıkça ifade edebilirsiniz. 2. Are you sure that's a good idea, — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Doğrudan hayır demeden kuşku veya kaygı bildiren nazik bir soruyu tanıyın. Bir kişi riskli bir şey yapmayı düşünürken, sert ya da çatışmacı görünmeden onu uyarmak için bu ifadeyi kullanabilirsiniz. 3. We'll have you down — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: have + kişi + sonuç yapısının, birinin yeni bir duruma gelmesini sağlamak veya bunu düzenlemek anlamına gelebileceğini öğrenin. Burada sahiplik değil, Mummy Pig’i güvenli biçimde aşağı indirme sözü anlatılır.
Bu derste
little brother: yaşça daha küçük erkek kardeş
Bu cümlede little brother, “yaşça daha küçük erkek kardeş” anlamına gelir. Little, George'un aile içindeki yaş ilişkisini gösterir ve sevgi dolu bir ton da katabilir; George'un fiziksel olarak küçük olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya on, erkek kardeşi Leo ise yedi yaşında. Hangi cümle little brother ifadesini amaçlanan aile ilişkisi anlamında doğru kullanır?
- Leo is Maya's older brother.
- Leo is Maya's little brother.
- Leo is Maya's little friend.
Cevabı göster
Leo is Maya's little brother.
Peppa and her friends have come to the trampoline park. Dilbilgisi
0:19Peppa ve arkadaşları trambolin parkına geldiler.
have come to: varışın mevcut sonucu
Have come, present perfect yapısıdır: have + come fiilinin past participle biçimi. Ardından to + yer geldiğinde, Peppa ve arkadaşlarının trambolin parkına vardığını ve şu anki sonuca, yani hâlâ orada olmalarına odaklanıldığını anlatır. Sahneyi kuran bu cümle, onların parkı geçmişte bir zaman ziyaret etmiş oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir grup kütüphaneye henüz varmış ve hâlâ orada. Hangi cümle bu mevcut sonucu en iyi vurgular?
- We have come to the library for today's workshop.
- We came to the library last Tuesday.
- We have been to this library several times.
Cevabı göster
We have come to the library for today's workshop.
bounced on a trampoline: trambolin yüzeyi için on kullanımı
bounced on a trampoline ifadesinde bounced, bounce fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve trambolinin esnek yüzeyinden güç alarak yukarı aşağı hareket etmeyi anlatır. Kişi bu yüzey tarafından desteklendiği ve yüzeyin üzerinde hareket ettiği için on kullanılır. In a trampoline, trambolinin içinde bulunma anlamı vereceğinden bu etkinlik için kullanılan normal ifade değildir.
Alıştırma
Trambolin yüzeyinde zıplamayı anlatan yerleşik ifadeyi tamamlayın: At the activity centre, Leo bounced ____ a trampoline.
Cevabı göster
on
lots: a lot anlamına gelen gündelik bir zarf
Burada lots, bounce fiilinden sonra gelir ve zarf görevi görür. Temel anlamı a lot ile aynıdır: zıplama birçok kez olur ya da yüksek derecede gerçekleşir. Bu cümlede lots, isim görevinde bir nesne değildir. I bounce lots rahat ve gündelik bir İngilizce ifadedir. Lots genellikle fiilden veya fiil grubundan sonra gelir: I laugh lots denir, I lots laugh denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede lots, rahat bir konuşmada zarf olarak doğal biçimde kullanılmıştır?
- I lots laugh when I watch that show.
- I laugh a lots when I watch that show.
- I laugh lots when I watch that show.
Cevabı göster
I laugh lots when I watch that show.
the best thing ever: üstünlük ifadesini güçlendiren ever
The best thing ever, “şimdiye kadarki en iyi şey” veya “yaşadığım deneyimler içindeki en iyi şey” anlamına gelir. Burada ever, üstünlük bildiren best ile birlikte çalışarak övgüyü güçlendirir; tek başına “bir zamanlar” anlamına gelmez. Günlük konuşmada bu ifade, dikkatli ve nesnel bir karşılaştırmadan çok heyecanı anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp the best + isim + ever şeklindedir.
Alıştırma
Coşkulu üstünlük ifadesini hedef sözcükle tamamlayın: That was the best school trip ____.
Cevabı göster
ever
Welcome to + bir yer veya etkinlik
Welcome to ..., insanları karşılarken girdikleri yerin, kuruluşun, etkinliğin, faaliyetin veya programın adını belirtmek için kullanılan kalıplaşmış bir selamlamadır. Welcome to the trampoline park cümlesinde to, yeri tanıtır. Welcome to ..., I veya we eklenmeden tek başına tam bir açılış ifadesi olarak kullanılabilir. Hem dinleyiciyi karşılar hem de nereye geldiğini veya neye katıldığını belirtir.
Alıştırma
Bir sunucu sanat sergisindeki ziyaretçileri karşılıyor. Açılışı tamamlayın: ____ our art show.
Cevabı göster
Welcome to
is in charge: sorumlu olmak
Be in charge, bir etkinlik, yer veya durumla ilgili sorumluluğa ve yetkiye sahip olmak demektir. Bu cümlede Miss Rabbit, olup bitenlerden sorumlu kişidir. Sorumluluk alanı bağlamdan zaten anlaşılıyorsa be in charge tek başına kullanılabilir. Buradaki charge sabit ifadenin bir parçasıdır; ücret, suçlama veya elektrik gücü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Sam'in bugün sorumlu kişi olduğunu doğal biçimde anlatır?
- Sam is in charge today.
- Sam is in charging today.
- Sam is on charge today.
Cevabı göster
Sam is in charge today.
When you bounce, you must bounce safely. Dilbilgisi
0:34Zıplarken, güvenli bir şekilde zıplamalısınız.
When you..., you must...: genel kuralları belirtmek
When you..., you must... bir kuralı iki bölüm hâlinde düzenler. When yan cümlesi kuralın geçerli olduğu durumu belirtir, ana cümledeki must ise yapılması zorunlu eylemi ifade eder. Buradaki when, whenever ifadesine yakın genel bir anlam taşır: biri her zıpladığında güvenlik kuralı geçerlidir. Yalnızca belirli bir anı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle When you..., you must... yapısıyla genel bir güvenlik kuralı belirtir?
- When you enter the workshop, you must wear safety glasses.
- When you enter the workshop, you can wear safety glasses.
- When you entered the workshop, you wore safety glasses.
Cevabı göster
When you enter the workshop, you must wear safety glasses.
take your shoes off: take off ile nesnenin yeri
Bu cümlede take off, “üzerinde giyili olan bir şeyi çıkarmak” anlamına gelir. Ayrılabilen bir öbek eylemdir; bu nedenle isim nesnesi your shoes, take ile off arasına gelir: take your shoes off. Nesne ortada olsa bile take ve off birlikte tek bir eylem olarak çalışır. Off, isteğe bağlı bir edat değil, ifadenin gerekli bir parçasıdır.
Alıştırma
Yönergeyi take ... off ile tamamlayın: Your boots are wet. Please ____ them ____ before coming inside.
Cevabı göster
take · off
Only one person on each trampoline at a time. Kalıp ifadeler
0:45Her trambolinde aynı anda sadece bir kişi.
Only one ... at a time: kullanımı bir kişiyle sınırlamak
Only one person ... at a time bir sayı sınırı koyar: her trambolini aynı turda veya aynı anda yalnızca bir kişi kullanabilir. At a time, birlikte kaç kişiye izin verildiğini belirtir; genel anlamda zamandan söz etmez. Cümle, kural ve levhalarda yaygın olan kısa biçimi kullanır. Is allowed gibi sözcükler atılmıştır, ancak tam anlamı “Only one person is allowed on each trampoline at a time” şeklindedir. Each, sınırın her tramboline ayrı ayrı uygulanmasını sağlar.
Alıştırma
Güvenlik levhasını “bir turda veya bir anda bir kişi” anlamındaki kalıp ifadeyle tamamlayın: Only one swimmer ____.
Cevabı göster
at a time
no clever tricks, just bouncing: no X, just Y kalıbı
Kısa no X, just Y kalıbı önce neye izin verilmediğini söyler, ardından kişiyi Y ile sınırlar. Burada clever tricks gösterişli veya zor hareketler anlamına gelir; izin verilen tek etkinlik ise bouncing'dir. Kısa kurallarda ek sözcükler sık sık atılır. Tam anlam Don't do clever tricks; just bounce. ifadesine yakındır. Bu bağlamda clever, birinin zekâsını öven bir söz değildir.
Alıştırma
Müze kuralını no X, just Y kalıbıyla tamamlayın: ____ touching, ____ looking.
Cevabı göster
No · just
Happy trampolining: Happy + etkinlik ile iyi dilekte bulunma
Happy + etkinlik bildiren bir sözcük, ‘Etkinliğin tadını çıkar’ anlamında sıcak ve samimi bir dilek oluşturabilir. Happy trampolining, everyone grubun trambolinlerde iyi vakit geçirmesini diler; herkesin zaten mutlu hissettiğini söylemez. Bu kalıp Happy reading, Happy camping ve Happy shopping gibi bilinen etkinlik sözcükleriyle en doğal şekilde kullanılır.
Alıştırma
Bir kütüphaneci gruba keyifli bir okuma süresi dilemek istiyor. Cümleyi tamamlayın: ____ reading, everyone!
Cevabı göster
Happy
brilliant: Britanya İngilizcesinde “harika”
Burada brilliant, “mükemmel” veya “çok keyifli” anlamına gelen coşkulu ve olumlu bir değerlendirmedir. Trambolinde oynama deneyimini över; bu cümlede ışığı veya zekâyı anlatmaz. Bu değerlendirme anlamı özellikle günlük Britanya İngilizcesinde yaygındır. Brilliant bir fikir, deneyim, sonuç, gösteri veya haber hakkında kullanıldığında, çevresindeki bağlam genellikle sözcüğün “harika” anlamına geldiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede brilliant “mükemmel veya çok keyifli” anlamında kullanılmıştır?
- A brilliant light filled the room.
- The scientist was brilliant.
- The concert was brilliant.
Cevabı göster
The concert was brilliant.
Yes, but these mini trampolines are for little children.
1:14Evet, ama bu mini trambolinler küçük çocuklar için.
These are the trampolines for big children like us.
1:19Bunlar bizim gibi büyük çocuklar için olan trambolinler.
Now we can do really big bounces. Kalıp ifadeler
1:23Şimdi gerçekten büyük zıplayışlar yapabiliriz.
do really big bounces: do + sayılabilir eylem adı
Do really big bounces ifadesinde bounce sayılabilir bir eylem adıdır. One bounce bir kez yukarı ve aşağı hareket etmeyi, big bounces ise yüksek veya güçlü sıçrayışları anlatır. Do, bu isim öbeğiyle birleşerek bu sıçrayışları yapma anlamı verir; really ise big sözcüğünü güçlendirir. Hareketi isim olarak ele almak, ayrı eylemleri kolayca tanımlamayı veya saymayı sağlar: a bounce, three bounces ya da big bounces.
Alıştırma
Yönergeyi do, three, big ve bounce sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: On the trampoline, let's ____.
Cevabı göster
do three big bounces
higher than the stars: eğlenceli bir abartı
higher than karşılaştırma yapısı, “...den daha yüksekte” anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi zıplama yüksekliğini yıldızlarla karşılaştırır. Bir insan gerçekten yıldızların üzerine zıplayamayacağı için bu karşılaştırma bir abartıdır: kişinin çok yükseğe zıpladığını ve heyecanlı olduğunu vurgular. Eğlenceli hikâyelerde, şarkılarda ve canlı konuşmalarda imkânsız bir karşılaştırma genellikle ölçülebilir bir gerçeği değil, yoğun bir duyguyu veya hayal gücünü ifade eder.
Alıştırma
Bu eğlenceli bağlamda I am bouncing higher than the stars ne anlama gelir?
- Çok yükseğe zıpladığını söylemek için eğlenceli bir abartı kullanıyor.
- Gerçekten yıldızların üzerine çıkmış.
- Kendi parlaklığını yıldızların parlaklığıyla karşılaştırıyor.
Cevabı göster
Çok yükseğe zıpladığını söylemek için eğlenceli bir abartı kullanıyor.
Bounce, bounce, bounce, bounce, bouncing up so high.
1:41Zıpla, zıpla, zıpla, zıpla, çok yükseğe zıpla.
Bounce, bounce, bounce, bounce, bouncing in the sky.
1:45Zıpla, zıpla, zıpla, zıpla, gökyüzüne zıpla.
have a go: “denemek” anlamında gündelik bir Britanya İngilizcesi ifadesi
Have a go, “denemek” veya “bir şeyi bizzat bir kez yapmayı denemek” anlamına gelir. Buradaki go, hareket etmek ya da bir yere gitmek anlamındaki fiil değil, “bir deneme” anlamındaki sayılabilen bir isimdir. Yapılacak etkinlik zaten belli olduğu için ifadenin arkasından başka bir şey gelmesi gerekmez. Etkinliği belirtmek için have a go at + isim ya da -ing biçimi kullanılır: have a go at the puzzle; have a go at fixing it.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “denemek” anlamına gelen üç sözcüklü Britanya İngilizcesi konuşma kalıbıyla tamamlayın: I've never played darts, but I'll ____.
Cevabı göster
have a go
Are you sure that's a good idea, Daddy Pig? Ton ve niyet
2:02Bunun iyi bir fikir olduğundan emin misin, Baba Domuz?
Are you sure that's a good idea?: kibarca kuşku belirtmek
Are you sure that's a good idea? onay isteyen bir soru gibi görünür, ancak burada kuşku veya kaygıyı dolaylı biçimde ifade eder. Konuşan kişi planın pek akıllıca olmayabileceğini düşünür ve karşısındakini yeniden düşünmeye çağırır. Soru, Don't do that gibi doğrudan bir emir vermeyerek karşı çıkışı yumuşatır. Yine de tarafsız bir bilgi sorusu değil, bir uyarı işlevi görür.
Alıştırma
Bir arkadaşınız öfkeyle yazdığı bir e-postayı hemen göndermek istiyor. Hangi cümle kibarca kuşku belirtip ondan yeniden düşünmesini ister?
- What is your email address?
- Are you sure that's a good idea?
- That's definitely a good idea.
Cevabı göster
Are you sure that's a good idea?
I know what I'm doing.: kendi becerisini savunmak
I know what I'm doing. yalnızca konuşanın o anki işi anladığını söylemez. Birisi onu sorguladıktan veya uyardıktan sonra söylendiğinde, konuşanın becerisini savunur ve aslında “Kontrol bende, bu yüzden bana yol göstermen gerekmiyor” anlamına gelir. Sakin bir söyleyiş güven verici ve kendinden emin duyulabilir. Sert bir söyleyiş ya da konuşanın akılsızca risk aldığı bir durum ise cümleyi savunmacı veya aşırı özgüvenli gösterebilir.
Alıştırma
Birisi, birçok kez kullandığınız bir makineyi çalıştırabileceğinizden kuşkulanıyor. Hangi cevap görevi yapabileceğinize inandığınızı en doğrudan biçimde gösterir?
- I have no idea what I'm doing.
- I know what I'm doing.
- Could you show me what to do?
Cevabı göster
I know what I'm doing.
Grown-ups: “yetişkinler” anlamında gündelik çoğul isim
Grown-ups, sayılabilen grown-up isminin çoğul biçimidir ve “yetişkinler” anlamına gelir. Cümlede are bouncing yapısının çoğul öznesidir. Bu sözcük yetişkinleri çoğu zaman bir çocuğun bakış açısından anlatır. Bu nedenle adults sözcüğünden daha gündelik ve aile konuşmasına özgü gelir. Burada isimdir; grown up fiil öbeği değildir.
Alıştırma
Cümleyi grown-up sözcüğünün çoğul isim biçimiyle tamamlayın: The ____ are waiting outside.
Cevabı göster
grown-ups
Bounce, bounce, bounce, bounce, bouncing up so high.
2:19Zıpla, zıpla, zıpla, zıpla, çok yükseğe zıpla.
Bounce, bounce, bounce, bounce, bouncing in the sky.
2:23Zıpla, zıpla, zıpla, zıpla, gökyüzüne zıpla.
Not too high: too ile kısa bir uyarı
Not too high konuşma dilindeki kısaltılmış bir uyarıdır. O anda yapılan hareket belli olduğu için konuşan kişi Don’t jump veya Don’t bounce gibi sözleri söylemez ve yalnızca sınırı belirtir. Burada too, “güvenli veya uygun olandan daha fazla” anlamına gelir. Uyarı belli bir yüksekliğe izin verir, ancak dinleyenden bu sınırı aşmamasını ister. Buradaki too, “ayrıca” anlamına gelmez.
Alıştırma
Kısa uyarıyı “güvenli bir derecenin ötesinde” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: Not ____ high!
Cevabı göster
too
has landed on top of a tree: şimdiki sonuç ve konum
Has landed, has + past participle yapısındaki present perfect biçimidir. İnişin tamamlandığını ve sonucunun şu anki durum açısından önemli olduğunu anlatır; karakter oraya inmiş ve hâlâ ağacın üzerindedir. On top of a tree, hareketin nerede sona erdiğini gösterir. İfade bütünüyle tamamlanmış bir eylemi şimdiki sonucuna bağlar ve ortaya çıkan konumu belirtir.
Alıştırma
Topun kulübenin üstüne düştüğünü ve şimdi hâlâ orada olduğunu en iyi hangi cümle anlatır?
- The ball landed near the shed yesterday.
- The ball is rolling away from the shed.
- The ball has landed on top of the shed.
Cevabı göster
The ball has landed on top of the shed.
get down: yüksek bir yerden aşağı inmek
Burada get down, yüksek bir yerden daha alçak bir yere inmek demektir. How do I get down? cümlesinde how yöntemi sorar; yani konuşan kişi ağaçtan ayrılıp yere nasıl ulaşacağını bilmek ister. Get, yön bildiren bir sözcükle birleşerek yeni bir anlam oluşturabilir. Get sözcüğünü elde etmek anlamında tek başına yorumlamak yerine get down ifadesini bir bütün olarak okuyun.
Alıştırma
Bir tırmanma düzeneğinin tepesindesiniz ve yere güvenli biçimde ulaşmanın yolunu bulamıyorsunuz. Ne sorarsınız?
- How do I get ready?
- How do I get down?
- How do I get there?
Cevabı göster
How do I get down?
Don't worry: birini rahatlatmak
Don't worry, kaygılı veya ne yapacağından emin olmayan birini rahatlatmanın yaygın bir yoludur. Burada “Biraz rahatlayabilirsin; yardım edeceğiz” anlamına gelir; kişiye endişelenmeyi bırakmasını söyleyen sert bir emir değildir. Bu ifadenin ardından Don't worry, I'll help. örneğindeki gibi bir söz, yararlı bilgi veya çözüm gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan güven verme ifadesiyle tamamlayın: ____, I'll help you find your keys.
Cevabı göster
Don't worry
Uh, we'll call Miss Rabbit's Rescue Service.
2:53Şey, Bayan Tavşan'ın Kurtarma Servisini arayacağız.
is stuck in a tree: ağaçta mahsur kalıp aşağı inememek
Be stuck, yardım olmadan hareket edememek, devam edememek veya bir yerden ayrılamamak anlamına gelir. Bu cümlede is stuck, Anne Domuz'un mevcut durumunu anlatır: mahsur kalmıştır ve aşağı inemez; yalnızca yapışkan bir şeyin onu tuttuğu anlamına gelmez. Bir kişi veya hayvan dalların arasındaysa İngilizcede normalde in a tree denir. Birçok dil bu konumu ağacın “üstünde” olarak anlatsa da İngilizcede in kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The cat climbed too high and cannot get down. It ____.
Cevabı göster
is stuck in a tree
I'll be right there: çok yakında varacağına söz vermek
“I'll be right there”, biri sizden ikinizin de bildiği bir yere gelmenizi istediğinde verilen doğal bir yanıttır. Çok kısa süre içinde varacağınızı belirtir ve yardımın ya da eşlik edecek kişinin yolda olduğunu göstererek karşı tarafı rahatlatır. Burada right, zaman anlamını güçlendirerek ‘çok yakında’ veya ‘hemen’ demektir. ‘Sağ’ yönünü belirtmez; there ise zaten bilinen varış yerini gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız arayıp şimdi ön kapıya gelmenizi istiyor. Hangi yanıt çok kısa süre içinde varacağınızın sözünü verir?
- I'll go there next week.
- I'll be right there.
- I'm right here.
Cevabı göster
I'll be right there.
to the rescue: yardıma gelişi dramatik biçimde duyurmak
To the rescue, birinin veya bir şeyin bir soruna yardım etmek için zamanında yetiştiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Miss Rabbit to the rescue örneğinde X to the rescue! kalıbı kısa bir slogan veya başlık gibi işler. comes gibi bir fiili düşürür ve gelişi kahramanca ya da dramatik gösterir. İfadenin tamamını tek bir kalıp olarak anlayın. To, rescue adlı bir yere doğru yönelmeyi göstermez; burada rescue, birini kurtarma veya zor bir durumu çözme eylemidir.
Alıştırma
Oda karanlık ve Lina bir el feneri getiriyor. Hangi cümle el fenerinin sorunu çözdüğünü eğlenceli biçimde duyurur?
- Lina needs to rescue the torch.
- Lina's torch is on the table.
- Lina's torch to the rescue!
Cevabı göster
Lina's torch to the rescue!
My goodness: yumuşak bir ünlem
My goodness, şaşkınlığa veya aniden hissedilen başka bir duyguya tepki vermek için kullanılan kalıplaşmış ve yumuşak bir ünlemdir. Burada konuşanın tuhaf bir durum karşısındaki şaşkınlığını ve mahcubiyetini gösterir. Bu ifadede goodness, “ahlaki erdem” ya da “iyilik” anlamına gelmez. My goodness ifadesini kelime kelime değil, tek bir ünlem olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi cümlede My goodness hafif bir şaşkınlık ünlemi olarak kullanılmıştır?
- The story celebrates goodness and courage.
- My goodness, I nearly missed the train!
- She was admired for her goodness.
Cevabı göster
My goodness, I nearly missed the train!
Yes, it's the sort of thing that normally happens to me. Kalıp ifadeler
3:29Evet, bu normalde benim başıma gelen türden bir şey.
the sort of thing that...: bir durumu bir türe yerleştirmek
the sort of thing that + yan cümle kalıbı, “yan cümlenin anlattığı türden olay veya durum” demektir. Burada sort, “tür” anlamında bir isimdir; that ile başlayan yan cümle de türü belirler. Konuşan normally happens to me diyerek utandırıcı olayı sık yaşadığı kişisel bir örüntüye yerleştirir. Böylece yalnızca tek bir olayı bildirmek yerine hafifçe kendisiyle dalga geçen ya da kabullenmiş bir ton yaratabilir.
Alıştırma
Hangi cümle the sort of thing that... yapısını kullanarak bir olayı alışıldık bir durum türü olarak sınıflandırır?
- I was sort of tired after the walk.
- I sort the mail before breakfast.
- Losing my keys is the sort of thing that normally happens to me.
Cevabı göster
Losing my keys is the sort of thing that normally happens to me.
We'll have you down: have + nesne + sonuç
Burada have, “sahip olmak” değil, “birinin belli bir duruma gelmesini sağlamak veya bunu ayarlamak” anlamındadır. We'll have you down ifadesinde you eylemden etkilenen kişidir, down ise ulaşılacak konumdur; konuşan kişi karşısındakini aşağı indireceğine söz verir. Yapı have + nesne + sonuç tümleci biçimindedir. have the room ready örneğinde olduğu gibi, nesnenin bir duruma veya konuma ulaşmasını sağlamaya odaklanır.
Alıştırma
“We'll have you down” kurtarma vaadinde vurgulanan bölüm ne anlama gelir?
- Sana ait bir şeye sahip olacağız.
- Seni daha aşağıdaki güvenli bir konuma indireceğiz.
- Seninle daha sonra alt katta buluşacağız.
Cevabı göster
Seni daha aşağıdaki güvenli bir konuma indireceğiz.
in no time: çok kısa sürede
In no time, “çok yakında” veya “çok kısa bir süre sonra” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Bu cümlede, aşağı indirme işinin hızlı gerçekleşeceğini söyleyerek dinleyeni rahatlatır. İfadenin tamamını tek bir birim olarak anlayın. Kullanılabilir hiç zaman olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede in no time “çok hızlı” anlamında kullanılmıştır?
- The mechanic repaired the bike on time.
- The mechanic had no time to repair the bike.
- The mechanic repaired the bike in no time.
Cevabı göster
The mechanic repaired the bike in no time.
I've got a really good idea: sahip olmak anlamındaki have got
I've got a really good idea cümlesinde I've got, I have ile aynı anlama gelir: konuşan kişinin şu anda bir fikri vardır. Have got, bir fikre sahip olmak da dâhil olmak üzere, şimdiki zamanda sahipliği anlatmanın yaygın bir yoludur. Burada fikir edinme eylemi tamamlanmış bir olay olarak sunulmaz. Önemli olan konuşanın şimdiki durumudur: paylaşmaya hazır bir fikri vardır.
Alıştırma
Cümleyi ‘şu anda sahip olmak’ anlamındaki have got biçimiyle tamamlayın: I know how we can fix it—I've ____ a really good idea.
Cevabı göster
got
back into the sky: bir alana yeniden girme
Back into the sky, sıçramanın izlediği yolu anlatır. Back daha önceki bir yere veya yöne dönüşü, into ise bir alanın dışından içine doğru hareketi belirtir. İfade bir bütün olarak onun yeniden gökyüzüne girdiğini anlatır. Burada back, yeniden veya geri anlamında bir zarftır; vücudun arka bölümünü belirten isim değildir.
Alıştırma
Hangi cümle topun bir alandan çıkıp sonra yeniden içine girdiğini anlatıyor?
- The ball rolled back past the kitchen.
- The ball rolled out of the kitchen, then bounced back into it.
- The ball rolled back toward the kitchen but stopped outside.
Cevabı göster
The ball rolled out of the kitchen, then bounced back into it.
Here I come: yaklaşırken harekete geçtiğini duyurmak
Here I come, konuşan kişi birine doğru ilerlerken, bir etkinliğe katılırken veya harekete geçerken kullanılan kalıplaşmış bir ünlemdir. Bu cümlede “Geliyorum!” anlamına gelir ve eylemi enerjik biçimde duyurur; yalnızca konuşanın bu yere geldiğini bildirmez. Aynı ifade bir eyleme atılırken de kullanılabilir. Özne I zamiri olduğunda doğal söz dizimi Here I come şeklindedir; Here comes I denmez.
Alıştırma
Arkadaşlarınızın oyununa katılmak için koşuyorsunuz. Enerjik duyuruyu kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____!
Cevabı göster
Here I come
Yes, it is one of my more amazing rescues. Dilbilgisi
4:07Evet, bu benim daha şaşırtıcı kurtarmalarımdan biri.
one of my more amazing rescues: daha yumuşak bir karşılaştırmalı sıralama
one of my more amazing rescues ifadesi, bu kurtarma çalışmasını konuşanın yaptığı kurtarmalar arasında görece daha etkileyici olan gruba yerleştirir. Kalıp one of + my/your vb. + karşılaştırma sıfatı + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Bir grup içinden tek bir kurtarma seçildiği için rescues çoğuldur. Buradaki more amazing yalnızca iki kurtarmayı karşılaştırmaz ve bu kurtarmanın en üst gruba ait olduğunu açıkça iddia etmez. Bu ölçülü sıralama, konuşanın kendini övmesini mizahi gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir görevi görece zor gruba yerleştirirken onun en zor görevlerden biri olduğunu iddia etmez?
- It was one of her most difficult assignments.
- It was her only difficult assignment.
- It was one of her more difficult assignments.
Cevabı göster
It was one of her more difficult assignments.
What happens next? ile hikâyeyi ilerletmek
Bir hikâyede What happens next? sorusu, dikkati az önce anlatılan olaydan sonraki bölüme taşır. Next, olayların sırasını belirtir; bu nedenle soru hikâyeyi düzenlemeye yardımcı olur. Anlatıcı gerçekten bir yanıt beklemiyor olabilir. Bu soru, sonucu bir süre açıklamayarak merak ve gerilim yaratabilir ve dinleyiciyi hikâyeyi takip etmeye teşvik edebilir.
Alıştırma
Bir anlatıcı az önce “A key turns in the lock.” dedi. Hangi soru dinleyicinin dikkatini bir sonraki olaya en iyi şekilde yöneltir ve gerilim yaratır?
- What happened before the door was locked?
- What does the word key mean?
- What happens next?
Cevabı göster
What happens next?
Yanıt belirsizken Who knows? kullanmak
Who knows? çoğu zaman retorik bir sorudur. Burada kimsenin kesin olarak söyleyemeyeceği anlamına gelir; konuşan kişi gerçekten cevabı hangi kişinin bildiğini sormaz. Belirsizliği açıkça ifade edebilir veya yanıtı bilerek saklı tutabilir. Bir hikâyede bu duraklama, sonucu bilinmez hâlde tutarak merak veya gerilim yaratır.
Alıştırma
Gelecekteki bir sonucun belirsiz olduğunu göstermek için Who knows? ifadesini doğal biçimde kullanan yanıt hangisidir?
- Who knows? Maybe the team will win tomorrow.
- Who knows the answer? Please raise your hand.
- I know the team won because the match is over.
Cevabı göster
Who knows? Maybe the team will win tomorrow.
Thank you for rescuing me, Miss Rabbit. Kalıp ifadeler
4:22Beni kurtardığın için teşekkürler, Bayan Tavşan.
Thank you for rescuing me: Thank you for + fiil-ing yapısı
Thank you for + fiil-ing yapısı, teşekkür ettiğiniz eylemi açıkça belirtir. Thank you for rescuing me cümlesinde rescuing me, teşekkürün nedenini açıklar. Buradaki for bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: for rescuing denir, for rescue veya for to rescue denmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için wait fiilinin doğru biçimini kullanın: You stayed until I arrived. Thank you for ____ for me.
Cevabı göster
waiting
Just doing my job: teşekküre verilen alçakgönüllü bir yanıt
Just doing my job, teşekkür veya övgüye verilen alçakgönüllü bir yanıttır. Konuşan kişi yaptığı yardımı özel bir övgüyü hak eden bir başarı olarak değil, sıradan bir görev olarak sunar; just kişinin kendi başarısını küçümseyerek anlatmasını sağlar. Bu ifade, I'm just doing my job cümlesinin konuşma dilinde kısaltılmış biçimidir. Kısa bir sözlü yanıtta I'm kısmını atmak doğaldır ve dil bilgisi hatası değildir.
Alıştırma
Bir sağlık görevlisine yaralı bir koşucuya yardım ettiği için teşekkür ediliyor. Hangi yanıt, bu yardımı görevlerinin bir parçası olarak alçakgönüllü biçimde sunar?
- You owe me for that.
- Just doing my job.
- I wasn't doing my job.
Cevabı göster
Just doing my job.
don't bounce quite so hard: daha az kuvvet istemek
Don't + fiilin yalın hâli olumsuz bir yönerge verir. Burada bounce eylemdir; hard ise “çok kuvvet uygulayarak” demektir, “çaba göstererek” değil. Quite so hard, az önce görülen yüksek şiddet derecesini belirtir. don't ile birlikte kullanıldığında mesaj, bir dahaki sefere kuvveti azaltmaktır: zıplama devam edebilir, ancak o kadar sert olmamalıdır.
Alıştırma
Uyarıyı quite so hard ile tamamlayın: Çocuk tüpü sıkmaya devam edebilir, ancak daha az kuvvet kullanmalıdır. Next time, don't squeeze it ____.
Cevabı göster
quite so hard
If you bounce on trampolines, you must bounce safely.
4:30Trambolinlerde zıplarsan, güvenli bir şekilde zıplamalısın.
in future: Britanya İngilizcesinde ‘bundan sonra’
Britanya İngilizcesinde in future genellikle “bundan sonra” veya “ilerideki ilgili durumlarda” anlamına gelir. Cümlede konuşan kişi uyarıyı kabul eder ve bundan sonra bunu hatırlayacağını söyler. Bu ifade genellikle şimdi başlayan bir davranış değişikliğini veya kuralı belirtir. Normalde belirli bir gelecek tarihini göstermez.
Alıştırma
Hangi cümlede in future, Britanya İngilizcesindeki yaygın “bundan sonra” anlamıyla kullanılmıştır?
- Last week, we labeled every box.
- In future, please label every box before storage.
- In the future, scientists may discover new forms of life.
Cevabı göster
In future, please label every box before storage.
Bounce, bounce, bounce, bounce, bouncing up so high.
4:46Zıpla, zıpla, zıpla, zıpla, çok yükseğe zıpla.
Bounce, bounce, bounce, bounce, bouncing in the sky.
4:50Zıpla, zıpla, zıpla, zıpla, gökyüzüne zıpla.
Bounce, bounce, bounce, bounce, bouncing in the sky.
4:54Zıpla, zıpla, zıpla, zıpla, gökyüzüne zıpla.