Strafor ve Polistireni Geri Dönüştürmek Neden Bu Kadar Zor? | World Wide Waste | Business Insider: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
860 kelime 195 kel/dk

Video özeti: Mexico City'deki bir şirket, sağlık, taşıma, politika ve maliyet engellerine rağmen genleştirilmiş polistireni geri dönüştürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “Styrofoam is actually a brand” | Gerçek yaşam bağlamı: ticari markayı bardak köpüğünden ayırarak etiketleri ve geri dönüşüm iddialarını okuyun. 2. “The company says that” ... “but we were unable to independently verify that fact.” | Söylem: gazetecinin iddiayı kaynağa bağlayıp bağımsız kanıtın sınırını nasıl belirttiğini görün. 3. “make economic sense” | Eşdizim: planın maliyet ve fayda açısından uygulanabilir olması gerektiğini anlayıp çevresel çözümün büyük ölçekte işleyip işleyemeyeceğini değerlendirin.

Bu derste

What people refer to as Styrofoam is usually expanded polystyrene foam. Dilbilgisi

0:01

İnsanların Styrofoam dediği şey genellikle genleştirilmiş polistiren köpüktür.

Dilbilgisi

What people refer to as Styrofoam: özne olan kaynaşık ilgi yan tümcesi

Burada What people refer to as Styrofoam, “insanların Styrofoam dediği malzeme” anlamına gelir. What bir soru sormaz. “…… olan şey” fikrini kendi içinde taşıdığı için yan tümcenin tamamı bir ad öbeği gibi çalışır ve ana tümcenin öznesi olur. Yan tümcede what, refer to A as B yapısındaki A yerini doldurur: insanlar malzemeden Styrofoam diye söz eder. Bu kalıp “A'yı B diye adlandırmak veya tanımlamak” anlamına gelir ve bilinen bir adı daha kesin bir açıklamayla ilişkilendirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede What people refer to as X, bir bildirme cümlesinin öznesi olan ad öbeği olarak kullanılmıştır?

  1. People refer to what as a shooting star?
  2. What do people refer to as a shooting star?
  3. What people refer to as a shooting star is actually a meteor.
Cevabı göster

What people refer to as a shooting star is actually a meteor.

Many think it can't be recycled, but it can. Dilbilgisi

0:06

Birçok kişi bunun geri dönüştürülemeyeceğini düşünüyor, ama aslında dönüştürülebilir.

Dilbilgisi

can't be recycled, but it can: can, can be recycled yerine geçiyor

can't be recycled ifadesinde can't, edilgen fiil öbeği be recycled ile devam eder. But'tan sonraki can, tekrarlanan can be recycled öbeğinin yerine geçer. Tam düşünce “Many think it can't be recycled, but it can be recycled.” şeklindedir. İngilizcede fiil öbeğinin geri kalanı açıksa çoğu zaman yalnızca can, will veya should gibi bir kiplik yardımcı fiili bırakılır. Burada can't yerine can kullanılması kısa ve doğrudan bir düzeltme yapar: geri dönüşüm mümkündür.

Alıştırma

can be reused yerine geçen kiplik yardımcı fiiliyle düzeltmeyi tamamlayın: Some people say this container can't be reused, but it ____.

Cevabı göster

can

That's likely because less than 1% of it gets recycled

0:08

Bunun nedeni muhtemelen %1'inden bile azının geri dönüştürülmesi,

even though we make enough to fill more than 700 Empire State Buildings every year. Notlar

0:11

oysa her yıl 700'den fazla Empire State Binası'nı dolduracak kadar üretiyoruz.

Dilbilgisi

even though: İki gerçek olgu arasında karşıtlık kurma

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ana cümleyi şaşırtıcı kılan gerçek veya kabul edilmiş bir olguyu sunar. Burada üretilen miktarın çok büyük olması, çok daha fazla geri dönüşüm beklenmesine yol açabilir; ancak %1'inden azı geri dönüştürülür. İki gerçeği güçlü biçimde karşılaştırmak için even though + cümlecik yapısını kullanın. even though sonrasındaki cümlecik bir olasılık değil, gerçek olarak sunulur.

Alıştırma

Konuşan kişi yolların buzlu olduğunu biliyor, ancak okul açık. Hedef bağlacı kullanarak ikisini de gerçek olarak sunan cümle hangisidir?

  1. School is open even though the roads are icy.
  2. School is open even if the roads are icy.
  3. School is open because the roads are icy.
Cevabı göster

School is open even though the roads are icy.

Anlatım akışı

enough to fill...: Miktarı ölçek karşılaştırmasına dönüştürme

Enough to fill more than 700 Empire State Buildings ifadesinde enough, miktarın to-infinitive ile belirtilen sonucu gerçekleştirmek için gereken düzeye ulaştığını gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı enough to + fiilin yalın hâlidir. Haber, soyut bir yıllık miktarı tanınmış gökdelenlerin kapasitesiyle karşılaştırarak gözde canlanabilen bir ölçeğe dönüştürür. Bu, varsayımsal bir kapasite karşılaştırmasıdır; herhangi bir binanın gerçekten doldurulduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Enerjinin gereken düzeye ulaştığını göstermek için cümleyi dersteki iki sözcüklük yapıyla tamamlayın: This solar panel produces ____ power the radio all day.

Cevabı göster

enough to

And now one company has found a way to turn all this trash into treasure Deyimler

0:17

Şimdiyse bir şirket tüm bu çöpü hazineye dönüştürmenin bir yolunu buldu,

or rather photo frames. Anlatım akışı

0:20

daha doğrusu fotoğraf çerçevelerine.

Deyimler

turn all this trash into treasure: atıktan değer yaratmak

Bu cümlede turn all this trash into treasure, atıkları yararlı veya değerli bir şeye dönüştürmek anlamına gelir. Treasure mecazidir; şirket mücevher ya da gömülü servet bulmuyor. turn A into B kalıbı bir durum veya işlev değişikliğini gösterir. Burada trash ile treasure arasındaki akılda kalıcı karşıtlık, yeniden kullanım yoluyla değer yaratılmasını vurgular; ardından photo frames gerçek ürünün adını verir.

Alıştırma

“Atığı yararlı bir şeye dönüştürmek” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The repair class teaches students to ____ by making wallets from old packaging.

Cevabı göster

turn trash into treasure

Anlatım akışı

or rather: az önce söyleneni düzeltmek ve netleştirmek

Or rather bir öz düzeltme işaretidir. Dinleyiciye, ardından gelen ifadenin az önce söylenen açıklamanın yerini aldığını veya onu daha kesin hâle getirdiğini bildirir; iki bölüm eşit seçenekler değildir. Burada treasure canlı ve genel bir adlandırmadır; photo frames ise somut ve doğru sonucu verir. Böylece konuşan kişi akılda kalıcı ifadeyi korur, sonra da hafif eğlenceli bir etkiyle onu netleştirir.

Alıştırma

Cümleyi iki kelimelik öz düzeltme işaretiyle tamamlayın: The train leaves late Thursday, ____, just after midnight on Friday.

Cevabı göster

or rather

But why aren't more companies doing this? Anlatım akışı

0:24

Peki neden daha fazla şirket bunu yapmıyor?

Anlatım akışı

But why aren't more companies doing this?:haberin yönünü belirleyen soru

Anlatıcı bu sorunun tamamını, orada bulunan birinden hemen yanıt almak için değil, haberin akışını yönlendirmek için kullanıyor. Önceki başarı örneğini haberin temel sorusuna dönüştürüyor: Bu geri dönüşüm yöntemi işe yarıyorsa daha yaygın şekilde benimsenmesini engelleyen nedir? But, olumlu örnekle bir karşıtlık kurar. Soru merak uyandırır, haberi engellere yöneltir ve sonraki bölümde daha fazla şirketin bu yöntemi neden benimsemediğinin açıklanacağını gösterir.

Alıştırma

"But why aren't more companies doing this?" sorusu haberde hangi görevi görüyor?

  1. Bir şirket temsilcisinden hemen yanıt vermesini ister.
  2. Haberin temel sorusunu ortaya koyar ve engellerin açıklanacağını gösterir.
  3. Çoğu şirketin yöntemi zaten benimsediğini belirtir.
Cevabı göster

Haberin temel sorusunu ortaya koyar ve engellerin açıklanacağını gösterir.

We went to Mexico City to find out.

0:26

Öğrenmek için Meksiko'ya gittik.

New materials countless in their numbers and varieties,

0:30

Sayıları ve çeşitleri saymakla bitmeyen yeni malzemeler

have been created.

0:34

üretildi.

Styrofoam is actually a brand developed by the Dow Chemical Company Kültür

0:36

Styrofoam aslında Dow Chemical Company tarafından geliştirilmiş bir markadır

Kültür

Styrofoam is actually a brand: marka adı ile malzeme teriminin farkı

Burada actually, yaygın bir düşüncenin düzeltildiğini gösterir. Styrofoam her tür köpüğün teknik adı değil, tescilli bir marka adıdır. Marka Dow Chemical Company tarafından geliştirilmiştir ve belirli polistiren yapı ve yalıtım ürünleriyle ilişkilidir. Gündelik Amerikan İngilizcesinde insanlar Styrofoam adını beyaz köpük bardaklar veya ambalaj malzemeleri için genel anlamda sıkça kullanır. Terimi doğru anlamak için marka adını daha geniş malzeme adlarından ayırın: Bir köpük ürün polistirenden yapılmış olabilir, ancak gerçek bir Styrofoam ürünü olmayabilir.

Alıştırma

Teknik bir malzeme tartışmasında Styrofoam adını en doğru kullanan ifade hangisidir?

  1. Styrofoam her tür plastik köpüğün bilimsel adıdır.
  2. Styrofoam bir marka adıdır; bu nedenle her polistiren köpük ürün mutlaka Styrofoam değildir.
  3. Her köpük bardak gerçek bir Styrofoam ürünüdür.
Cevabı göster

Styrofoam bir marka adıdır; bu nedenle her polistiren köpük ürün mutlaka Styrofoam değildir.

and now owned by DuPont.

0:39

ve şu anda DuPont'a aittir.

It only refers to a kind of plastic used in construction and insulation.

0:41

Bu ad yalnızca inşaat ve yalıtımda kullanılan bir plastik türünü ifade eder.

There's actually no such thing as a Styrofoam cup. Kalıp ifadeler

0:45

Aslında Styrofoam bardak diye bir şey yoktur.

Kalıp ifadeler

no such thing as + isim öbeği

There's no such thing as X, X'in gerçek veya geçerli bir şey, kategori, düşünce ya da ad olarak var olmadığını kesin bir dille söylemenin yoludur. as sonrasındaki isim öbeği neyin reddedildiğini belirtir. Burada konuşmacı, a Styrofoam cup ifadesini teknik açıdan doğru bir ad olarak reddediyor; köpük bardakların bulunamayacağını söylemiyor. Yapının bir nesneyi, kavramı veya adı mı reddettiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Sabit ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: In standard geometry, there's ____ a four-sided triangle.

Cevabı göster

no such thing as

Instead, it's expanded polystyrene foam

0:48

Söz konusu bardaklar aslında genleştirilmiş polistiren köpükten yapılır;

that is a kind of plastic scientists first created in the 1940s.

0:50

bu, bilim insanlarının ilk kez 1940'larda ürettiği bir plastik türüdür.

Today, it's estimated that this kind of foam takes up about 30% of the world's landfills. Notlar

0:54

Günümüzde bu tür köpüğün dünya genelindeki çöp depolama alanlarında yerin yaklaşık %30'unu kapladığı tahmin ediliyor.

Dilbilgisi

kişisiz aktarım kalıbı olarak it's estimated that

It's estimated that + yan cümle, kişisiz edilgen bir aktarım kalıbıdır. Bir sayıyı veya sonucu, tahmini kimin yaptığını belirtmeden mevcut bilgilere dayalı bir tahmin olarak sunar. It biçimsel öznedir; asıl içerik that ile başlayan yan cümlede yer alır. Estimated, iddianın kesin ölçüm değil yaklaşık bir tahmin olduğunu gösterir. Bu cümlede it, foam sözcüğüne gönderme yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi kısaltılmış kişisiz aktarım kalıbıyla tamamlayın: ____ the new bridge will cost around twenty million dollars.

Cevabı göster

It's estimated that

Öbek fiiller

takes up: yer veya kapasite kaplamak

Bu cümlede takes up, kullanılabilir alanın veya kapasitenin bir bölümünü “kaplamak” ya da “kullanmak” anlamına gelir. Tahmine göre bu köpük, dünyadaki çöp depolama sahalarındaki alanın yaklaşık %30'unu kaplıyor; burada fiziksel olarak bir şeyi alma eylemi yoktur. take up bu anlamıyla bir şeyin ne kadar alan, zaman, depolama alanı veya kapasite kullandığını anlatırken yaygındır. Miktar genellikle yüzde veya başka bir ölçüyle belirtilir.

Alıştırma

Cümleyi take up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new sofa is huge, so it ____ most of the living room.

Cevabı göster

takes up

A company called Rennueva has found a way to make money recycling this cheap product.

1:01

Rennueva adlı bir şirket, bu ucuz ürünü geri dönüştürerek para kazanmanın yolunu buldu.

Corporations pay Rennueva to handle their polystyrene waste

1:06

Şirketler polistiren atıklarını işlemesi için Rennueva'ya ödeme yapıyor,

and regular people can drop off their own at the company's facility. Öbek fiiller

1:09

bireyler de kendi atıklarını şirketin tesisine bırakabiliyor.

Öbek fiiller

drop off: bir şeyi götürüp bırakmak

Burada drop off, bir şeyi belirli bir yere götürüp orada bırakmak anlamına gelir. Sıradan insanlar kendi polistiren atıklarını şirketin tesisine götürerek toplama veya geri dönüşüm için orada bırakabilir. Bu kullanımda kişi bir nesneyi hedef yere götürüp bırakır. İfade, nesneyi yanlışlıkla düşürmeyi değil, teslim etmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi drop off ve it zamirini kullanarak tamamlayın: I have the package, and I'll ____ at the front desk.

Cevabı göster

drop it off

It also hosts collection efforts like this one at a local university.

1:13

Şirket ayrıca yerel bir üniversitedeki bu etkinlik gibi toplama çalışmaları da düzenliyor.

All told, Héctor and his team handle 16 metric tons of plastic per week. Anlatım akışı

1:16

Héctor ve ekibi toplamda haftada 16 metrik ton plastik işliyor.

Anlatım akışı

Birleşik toplamı sunan All told

All told, her şey birlikte sayıldığında, yani toplamda anlamına gelen bir özetleme işaretidir. Burada 16 metrik tonun ekibin haftalık birleşik miktarı olduğunu gösterir. Ayrı parçaları geriye dönük olarak bir araya getirip genel sonucu sunar. Yeni bir aşamayı başlatmaz; bu kalıpta told, tell fiilinin geçmiş zaman biçimi olarak kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle All told ifadesini birleşik bir toplamı sunmak için kullanıyor?

  1. All told, the three classes collected 240 cans.
  2. First, the three classes sorted the cans.
  3. Maria told all three classes about the collection.
Cevabı göster

All told, the three classes collected 240 cans.

Workers first grind the material to make it easier to manage.

1:42

İşçiler önce malzemeyi daha kolay işlemek için öğütüyor.

Then they apply heat and pressure in a process called densification,

1:47

Ardından yoğunlaştırma adı verilen bir süreçte ısı ve basınç uygulayarak

which squeezes out excess air,

1:50

fazla havayı dışarı çıkarıyor

leaving reusable plastic behind. Dilbilgisi

1:52

ve geriye yeniden kullanılabilir plastik bırakıyorlar.

Dilbilgisi

Sonuç gösteren virgül + leaving ... behind

Virgülden sonraki leaving yan cümlesi, önceki sürecin tamamının sonucunu gösterir: ısı ve basınç fazla havayı dışarı çıkarır ve sonuçta yeniden kullanılabilir plastik kalır. Leaving eyleminin örtük nedeni önceki süreçtir; ayrıca belirtilmiş bir kişi değildir. Burada leave something behind, başka bir şey çıkarıldıktan sonra malzemenin kalması demektir; birinin plastiği bilerek terk etmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Sonuç yan cümlesini leave fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The filter removed the dirt, ____ clean water behind.

Cevabı göster

leaving

In terms of size,

1:55

Boyut açısından,

the ratio of pre-densified foam to post-densified foam Dilbilgisi

1:56

yoğunlaştırma öncesi köpüğün yoğunlaştırma sonrası köpüğe oranı

is about 90 to 1.

1:59

yaklaşık 90'a 1'dir.

Dilbilgisi

the ratio of A to B is X to Y oran kalıbı

the ratio of A to B is X to Y kalıbı, sıralı bir karşılaştırma belirtir. İlk to karşılaştırılan iki şeyi, ikinci to ise bunlara karşılık gelen sayıları birbirine bağlar. Sıra önemlidir: A:B = X:Y. Burada yoğunlaştırma öncesi köpük A, yoğunlaştırma sonrası köpük B'dir. Bu nedenle 90 to 1, ilkinin boyutunun ikincinin yaklaşık doksan katı olduğu anlamına gelir. In terms of size karşılaştırmayı ağırlıkla değil, boyutla sınırlar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlarken the ratio of A to B is X to Y kalıbını aynen kullanın: The ____ red marbles ____ blue marbles ____ 3 ____ 2.

Cevabı göster

ratio of · to · is · to

A machine heats the material and molds it into these spaghetti-looking strips.

2:02

Bir makine malzemeyi ısıtıp spagettiyi andıran şeritler hâlinde şekillendiriyor.

The company uses a chemical that's a bit like antifreeze Kalıp ifadeler

2:08

Şirket, antifrize biraz benzeyen bir kimyasal kullanarak

Kalıp ifadeler

a bit like: temkinli bir karşılaştırma

Be a bit like + isim, o kişiye veya şeye bir ölçüde benzemek anlamına gelir. Like karşılaştırmayı başlatır, a bit ise karşılaştırmanın gücünü azaltır. Burada kimyasal, antifrizle ilgili bazı özellikleri paylaşır; ancak konuşan kişi bunun antifriz olduğunu veya antifrizle tamamen eşdeğer olduğunu söylemez. Benzerlik yalnızca kısmi olduğunda dikkatli bir karşılaştırma yapmak için bu ifadeyi kullanın.

Alıştırma

Bir makine bisikletle birkaç özelliği paylaşıyor, ancak farklı çalışıyor. Hangi cümle temkinli bir karşılaştırma yapar?

  1. It is a bicycle.
  2. It's the same as a bicycle.
  3. It's a bit like a bicycle.
Cevabı göster

It's a bit like a bicycle.

to cool the strips

2:11

şeritleri soğutuyor

and finally a machine dices them into rice-sized pellets. Kelime

2:12

ve son olarak bir makine bunları pirinç tanesi büyüklüğünde peletlere doğruyor.

Kelime

rice-sized pellets: yaklaşık boyut için isim + -sized

rice-sized pellets ifadesinde rice-sized, “yaklaşık bir pirinç tanesi büyüklüğünde” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Peletlerin boyutunu anlatır; pirinçten yapıldıklarını veya yenilebilir olduklarını belirtmez. İsim + -sized kalıbı, boyut karşılaştırması için tanıdık bir nesne kullanır: pea-sized, coin-sized veya pocket-sized. Bu karşılaştırma genellikle yaklaşık bir boyut verir, kesin bir ölçü değil.

Alıştırma

Cümleyi “yaklaşık bir bezelye büyüklüğünde” anlamına gelen birleşik sıfatla tamamlayın: The chef cut the vegetables into ____ pieces.

Cevabı göster

pea-sized

Rennueva sells these pellets to companies like Marcos y Marcos,

2:16

Rennueva bu peletleri Marcos y Marcos gibi şirketlere satıyor;

which turns them into frames.

2:20

bu şirket de onları çerçeveye dönüştürüyor.

The process is actually pretty similar to Rennueva's.

2:22

Süreç aslında Rennueva'nınkine oldukça benziyor.

You heat the pellets,

2:25

Peletler ısıtılıyor,

mold them,

2:26

kalıplanıyor,

and then assemble and decorate the frames accordingly.

2:27

ardından çerçeveler gerektiği şekilde birleştirilip süsleniyor.

This factory can process 6 tons of raw material per day

2:40

Bu fabrika günde 6 ton hammadde işleyebiliyor

and has actually recycled some of its own old frames.

2:43

ve hatta kendi eski çerçevelerinden bazılarını geri dönüştürdü.

Different companies use Rennueva's pellets to make heels for shoes

2:46

Farklı şirketler Rennueva'nın peletlerini ayakkabı topukları yapmak

and to make more foam.

2:50

ve daha fazla köpük üretmek için kullanıyor.

Rennueva is working on making plates and cutlery, Dilbilgisi

2:52

Rennueva tabak ve çatal bıçak takımı üretmeye çalışıyor,

but first it needs to make sure the recycled plastic is safe for food.

2:55

ancak önce geri dönüştürülmüş plastiğin gıdayla temasa uygun olduğundan emin olması gerekiyor.

Dilbilgisi

working on making: devam eden bir görev için work on + -ing

is working on making ifadesinde work on, hâlâ devam eden bir görev veya projeye zaman ve emek ayırmak anlamına gelir. Burada ürünleri üretmek aktif olarak yürütülen bir projedir; ifade, üretimin tamamlandığını veya yerleşik hâle geldiğini söylemez. On bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: work on making denir, work on make denmez. Fiil grubunun tamamında working süren çabayı, making ise bu çabanın yöneldiği görevi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi work on ifadesinden sonra make fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We are working on ____ the website easier to use.

Cevabı göster

making

That's because polystyrene foam could pose some health risks. Kalıp ifadeler

3:01

Çünkü polistiren köpük bazı sağlık riskleri taşıyabilir.

Kalıp ifadeler

pose some health risks: bazı sağlık riskleri oluşturmak

Burada pose, “ortaya çıkarmak veya oluşturmak” anlamındadır. Pose some health risks ifadesi, bir şeyin insanların sağlığı için olası riskler oluşturabileceğini belirtir. Buradaki pose, “fotoğraf için poz vermek” anlamında değildir. Could ve some ifadeyi temkinli hâle getirir: zarar mümkündür ama kesin değildir ve belirli risklerin hepsi açıklanmaz. Bu kullanım, bir şeyin sadece tehlikeli olduğunu söylemekten daha kesindir.

Alıştırma

Cümleyi pose sözcüğünün doğru biçimi ve health risks sözleriyle tamamlayın: Breathing smoke for a long time could ____.

Cevabı göster

pose health risks

Scientists have found that foam containers are generally safe to eat off of, Kelime

3:05

Bilim insanları köpük kaplardan yemek yemenin genel olarak güvenli olduğunu tespit etti,

Kelime

safe to eat off of: üzerinden yemek güvenli

Safe to eat off of ifadesinde eat off of something, yemek yerken o tabağı, tepsiyi, kabı veya yüzeyi kullanmak demektir. Köpük kaplar insanların üzerinden yemek yediği nesnelerdir; yiyeceğin kendisi değildir. Something is safe to + fiil kalıbı, o nesneyi içeren bir eylemin güvenli olup olmadığını belirtir. Burada off of sonrasında anlamca bulunan nesne foam containers ifadesidir: bu kapları kullanarak yemek güvenlidir.

Alıştırma

Hangi cümle, tabağın kendisinin yiyecek olduğunu değil, yemek için güvenle kullanılabileceğini belirtir?

  1. The meal on the plate is safe to eat.
  2. The plate is safe to eat off of.
  3. The plate is safe to eat.
Cevabı göster

The plate is safe to eat off of.

but some chemicals can transfer into your food or drink

3:09

ancak bazı kimyasallar yiyecek veya içeceğinize geçebilir

and they could be harmful over a long period of time.

3:12

ve uzun vadede zararlı olabilir.

And breathing in foam particulates is dangerous. Dilbilgisi

3:15

Köpük parçacıklarını solumak da tehlikelidir.

Dilbilgisi

özne olarak breathing in foam particulates

Breathing in foam particulates, is fiilinin öznesi olarak görev yapan bir -ing öbeğidir. Öbeğin tamamı tek bir eylemi, yani küçük köpük parçacıklarını solumayı adlandırır. Bir eylem genel bir gerçek, risk veya kural olarak anlatılırken -ing öbeği özne olabilir. Burada breathing, düşürülmüş bir ismi niteleyen sıfat-fiil değildir.

Alıştırma

Bu genel güvenlik açıklamasını tamamlamak için breathe in ifadesinin -ing biçimini kullanın: ____ toxic fumes can damage your lungs.

Cevabı göster

Breathing in

The International Agency for Research on Cancer says one of the main components of polystyrene is a probable carcinogen,

3:18

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, polistirenin ana bileşenlerinden birinin muhtemel kanserojen olduğunu söylüyor,

though the EPA hasn't classified it as such. Kelime

3:26

ancak EPA onu bu şekilde sınıflandırmadı.

Kelime

as such: daha önce belirtilen kategoriye gönderme

Classify it as such yapısında such, daha önce belirtilen a probable carcinogen kategorisine gönderme yapar. Yani EPA bu bileşeni muhtemel bir kanserojen olarak sınıflandırmamıştır. Classify, treat, describe veya recognize gibi fiillerden sonra as such, “az önce belirtilen tür, rol veya statü olarak” anlamına gelebilir. Böylece tekrar önlenir. Bu yapıda therefore anlamında sonuç bildiren bir bağlayıcı değildir.

Alıştırma

“The report calls the substance a probable carcinogen, but the agency has not classified it as such,” cümlesinde “as such” ne anlama gelir?

  1. zararsız bir madde olarak
  2. bu nedenle
  3. muhtemel bir kanserojen olarak
Cevabı göster

muhtemel bir kanserojen olarak

Héctor and his team are realistic.

3:29

Héctor ve ekibi gerçekçi davranıyor.

They know this kind of plastic isn't going anywhere soon. Deyimler

3:31

Bu tür plastiğin yakın zamanda ortadan kalkmayacağını biliyorlar.

Deyimler

isn't going anywhere soon: yakın zamanda ortadan kalkmamak

Bu cümlede isn't going anywhere soon, “yakın gelecekte ortadan kalkması veya kullanımının sona ermesi beklenmiyor” anlamına gelir. Özne bir plastik türüdür; bu nedenle going anywhere mecazidir ve plastiğin kendi isteğiyle hareket etmesini anlatmaz. X isn't going anywhere soon kalıbı, X'in bir süre daha önemli, yaygın, erişilebilir veya mevcut kalacağını öngörür. Soon bu iddiayı sonsuzluğa değil, öngörülebilir yakın geleceğe sınırlar.

Alıştırma

“Remote work isn't going anywhere soon.” cümlesindeki ifade ne anlama gelir?

  1. Kısa süre içinde başka bir yere taşınacak.
  2. Yakın gelecekte büyük olasılıkla devam edecek.
  3. Zaten tamamen ortadan kalktı.
Cevabı göster

Yakın gelecekte büyük olasılıkla devam edecek.

So their solution to waste relies on a circular economy, Kültür

3:36

Bu nedenle atık sorununa getirdikleri çözüm döngüsel ekonomiye dayanıyor:

reduce trash by reusing it.

3:39

çöpü yeniden kullanarak atık miktarını azaltmak.

Kültür

circular economy: malzemeleri kullanımda tutmak

Burada circular economy, yeniden kullanım, onarım, yeniden üretim ve geri dönüşüm yoluyla ürün ve malzemeleri mümkün olduğunca uzun süre kullanımda tutan bir sistemdir. Amaç, atığı ve yeni ham madde ihtiyacını azaltmaktır. Circular geometrik bir şekli anlatmaz. Kaynakların üretimden çöpe uzanan tek yönlü bir yol izlemesi yerine tekrar tekrar döngülere girmesini anlatır.

Alıştırma

Hangi plan circular economy için en açık örnektir?

  1. Bir şirket daha fazla telefon üretir ve iade edilen bütün telefonları çöp depolama alanına gönderir.
  2. Bir şirket iade edilen telefonları onarır, yeniden satar ve kullanılamayan parçaları geri dönüştürür.
  3. Bir şirket ambalajının rengini değiştirir ama bütün malzemeleri çöpe atmaya devam eder.
Cevabı göster

Bir şirket iade edilen telefonları onarır, yeniden satar ve kullanılamayan parçaları geri dönüştürür.

distribuidores, usuarios y recicladores.

3:51

dağıtıcılar, kullanıcılar ve geri dönüşümcüler.

Most recycling facilities don't handle polystyrene foam

3:55

Çoğu geri dönüşüm tesisi polistiren köpüğü işlemiyor

and as a result many people simply throw the product away. Notlar

3:58

ve bunun sonucunda birçok kişi ürünü doğrudan çöpe atıyor.

Anlatım akışı

as a result: sonucu belirtme

As a result, neden-sonuç ilişkisi kuran bir bağlayıcıdır. Çoğu tesisin bu köpüğü işlememesi bilgisini geriye dönük olarak işaret eder ve sonucu tanıtır: birçok kişi ürünü çöpe atar. Mantığın yönünü açık etmek için neden + as a result + sonuç düzenini kullan. Burada result, belirli bir test ya da araştırma bulgusu değil, “sonuç” anlamındadır.

Alıştırma

Sonucu doğru biçimde tanıtan bağlayıcı hangisidir? Mia missed the train. ____, she arrived late.

  1. As a result
  2. For example
  3. Because
Cevabı göster

As a result

Öbek fiiller

throw ... away: ayrılabilen bir phrasal verb

Throw away, “atmak” veya “çöpe atmak” anlamına gelen ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır. Bu cümlede tam isim nesnesi fiil ile parçacığı ayırır: throw + the product + away. İfade, bir şeyi havaya fırlatmayı anlatmaz. Nesne tam bir isim olduğunda hem throw the product away hem de throw away the product mümkündür. Nesne bir zamir olduğunda zamiri ortaya koy: throw it away doğrudur, throw away it değildir.

Alıştırma

Cümleyi throw away ve it zamiriyle tamamla: This broken toy cannot be repaired, so please ____.

Cevabı göster

throw it away

Rennueva has outreach programs to let people know the product can be recycled.

4:01

Rennueva, insanlara ürünün geri dönüştürülebileceğini anlatan bilinçlendirme programları yürütüyor.

The company says that it now recycles 5% of the polystyrene foam used in Mexico City, Anlatım akışı

4:14

Şirket artık Meksiko'da kullanılan polistiren köpüğün %5'ini geri dönüştürdüğünü söylüyor,

but we were unable to independently verify that fact.

4:19

ancak bu bilgiyi bağımsız olarak doğrulayamadık.

Anlatım akışı

Şirket ... diyor, ancak bu bilgiyi bağımsız olarak doğrulayamadık

The company says that, %5 oranındaki bilginin şirkete ait bir iddia olduğunu gösterir. Okura bunun muhabirlerin kendi başlarına kanıtladığı bir gerçek değil, şirketin beyanı olduğunu bildirir. but we were unable to independently verify that fact ise iddia aktarıldıktan sonra bilginin kanıt durumunu açıklar: muhabirler bunu ayrı bir kaynak ya da bağımsız kanıtla doğrulayamamıştır. İki bölüm birlikte bilginin kaynağını ve haberin doğrulama sınırını gösterir; doğrulayamamak tek başına iddianın yanlış olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir şirketin iddiasını bağımsız olarak doğrulanmış gibi göstermeden açıkça aktarır?

  1. The company says that its filter removes 99% of dust, but we were unable to independently verify that claim.
  2. We were unable to verify the claim, which proves that the company lied.
  3. The company's filter removes 99% of dust, so the result is independently confirmed.
Cevabı göster

The company says that its filter removes 99% of dust, but we were unable to independently verify that claim.

para que todos sepan que el material se recicla

4:25

herkes bu malzemenin geri dönüştürülebildiğini bilsin diye

Rennueva has recycled 1,200 metric tons of foam since its founding in 2014, Dilbilgisi

4:35

Rennueva, 2014'te kurulduğundan bu yana 1.200 metrik ton köpüğü geri dönüştürdü;

Dilbilgisi

has recycled... since its founding in 2014

Has recycled, present perfect yapısıdır: has + geçmiş zaman ortacı recycled. 1.200 metrik tonu geçmişteki bir başlangıç noktasından haberin yapıldığı zamana kadar biriken toplam olarak sunar; dolayısıyla bu miktar yalnızca 2014 yılına ait değildir. Since its founding in 2014 başlangıç noktasını verir. since ifadesinden sonra dönemin ne zaman başladığını gösteren bir zaman, tarih veya olay kullanılır. Devam eden bir zaman aralığında present perfect, geçmişteki faaliyeti güncel toplamla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi collect fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The museum ____ more than 5,000 artifacts since it opened.

Cevabı göster

has collected

a small fraction of the amount produced worldwide every year. Kalıp ifadeler

4:41

bu, dünya genelinde her yıl üretilen miktarın çok küçük bir bölümü.

Kalıp ifadeler

a small fraction of: daha büyük bir bütünün küçük bir payı

Bu cümlede a small fraction of, “daha büyük bir toplamın çok küçük bir bölümü” anlamına gelir. 1.200 metrik ton tek başına büyük görünebilir; ancak bu ifade, miktarı dünya çapında üretilen tüm köpükle karşılaştırarak payının hâlâ küçük olduğunu gösterir. Burada fraction, “pay” veya “oran” anlamındadır. 1/4 gibi yazılmış bir matematik kesri olması gerekmez. Bu kalıp, mutlak bir sayıyı karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi sağlar: a small fraction of + daha büyük grup veya toplam.

Alıştırma

Cümleyi, daha büyük bir toplamın küçük bir payını gösteren hedef ifadeyle tamamlayın: “The survey reached 800 people, but that is ____ the city's adult population.”

Cevabı göster

a small fraction of

That helps explain why everyone isn't copying the Rennueva model.

4:45

Bu da neden herkesin Rennueva modelini kopyalamadığını açıklamaya yardımcı oluyor.

Most polystyrene products are cheap in part Kalıp ifadeler

4:49

Polistiren ürünlerin çoğunun ucuz olmasının nedenlerinden biri,

because more than 90% of them is just air.

4:51

%90'dan fazlasının yalnızca havadan oluşmasıdır.

Kalıp ifadeler

in part because: katkıda bulunan bir nedeni belirtmek

in part because bir nedeni açıklar ve aynı zamanda bunun açıklamanın yalnızca bir parçası olduğunu belirtir. Burada büyük miktardaki hava, düşük fiyatı açıklamaya yardımcı olur; ancak ifade başka nedenlere de yer bırakır. Yapı sonuç + in part because + tümce şeklindedir. Yalnızca because kullanımına göre in part, iddiayı daha dikkatli ve daha az kesin hâle getirir; belirtilen nedenin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Verilen nedenin birkaç nedenden yalnızca biri olduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: “The team finished early ____ everyone prepared in advance, but the simpler schedule also helped.”

Cevabı göster

in part because

That makes them very light,

4:55

Bu onları çok hafif yapıyor,

but also means you need a lot to make recycling profitable. Dilbilgisi

4:56

ama geri dönüşümün kârlı olması için çok büyük miktarlara ihtiyaç duyulduğu anlamına da geliyor.

Dilbilgisi

make recycling profitable: make + nesne + sıfat

make recycling profitable ifadesinde make, “üretmek” değil, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamındadır. Recycling nesnedir; profitable ise ortaya çıkan durumu anlatan bir sıfattır. make + nesne + sıfat kalıbı, “nesnenin o duruma gelmesini sağlamak” demektir: make a task easier, make a room brighter. Burada geri dönüşümün maliyetinden daha fazla para getirmesi için büyük miktarda malzeme gerekir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir politikanın toplu taşımayı daha ucuz hâle getirdiğini anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını kullanır?

  1. The policy makes a profit from public transport.
  2. The policy makes cheaper public transport.
  3. The policy makes public transport cheaper.
Cevabı göster

The policy makes public transport cheaper.

They're also often covered in food waste and can break apart really easily, Öbek fiiller

4:59

Ayrıca üzerleri çoğu zaman yemek atıklarıyla kaplı ve çok kolay parçalanabiliyorlar;

Öbek fiiller

break apart: daha küçük parçalara ayrılmak

Break apart, daha küçük parçalara veya bölümlere ayrılmak demektir. Bu cümlede köpük malzemenin çok kolay parçalanabildiği anlatılır. Buradaki kullanım geçişsizdir: malzeme kendiliğinden parçalanır ve buna neden olan bir kişi belirtilmez. Dışarıdan bir nedeni belirtmek için İngilizcede The machine breaks the foam apart. örneğindeki gibi break + nesne + apart kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle eski bir nesnenin kendi kendine parçalara ayrıldığını en iyi şekilde anlatır?

  1. I broke the old toy apart to repair it.
  2. The old toy broke down when I switched it on.
  3. The old toy broke apart when I picked it up.
Cevabı göster

The old toy broke apart when I picked it up.

which makes them tough to process. Dilbilgisi

5:02

bu da işlenmelerini zorlaştırıyor.

Dilbilgisi

“tough to process”: etken biçimle edilgen anlam

tough to process ifadesinde tough, işleme eyleminin ne kadar zor olduğunu belirtir. them zamiri, birinin işlemesi gereken şeyleri gösterir; bu şeyler eylemi kendileri yapmaz. İngilizcede easy, hard, difficult veya tough + to’lu mastar yapısı sıkça bu şekilde kullanılır: This material is tough to recycle. Yapı etken görünür, ancak özne anlam bakımından mastarın nesnesidir.

Alıştırma

Çalışanların formları işlemekte zorlandığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. These forms are processing a tough request.
  2. Processing these forms makes the staff tougher.
  3. These forms are tough to process.
Cevabı göster

These forms are tough to process.

There are a few similar facilities that run on the Rennueva model,

5:05

Rennueva modeliyle çalışan birkaç benzer tesis daha var,

like this one in China,

5:08

örneğin Çin'deki bu tesis

or the Canadian company Styro-Go,

5:10

ya da Kanadalı Styro-Go şirketi;

which uses mobile trucks to densify polystyrene foam on site. Kelime

5:12

bu şirket, polistiren köpüğü yerinde yoğunlaştırmak için mobil kamyonlar kullanıyor.

Kelime

“on site”: çalışma yerinde

On site, işin, hizmetin veya faaliyetin gerçekleştiği yerde demektir. Burada kamyonlar köpüğü başka bir tesise götürmek yerine toplandığı yerde sıkıştırır. Bu zarf öbeğinde site, fiziksel bir çalışma alanını ifade eder. İfade, insanların ya da ekipmanın işi orada yapmak üzere ilgili konuma gitmesini sıkça vurgular.

Alıştırma

Cümleyi on-site ifadesine karşılık gelen iki sözcüklü zarf biçimiyle tamamlayın: The technician repaired the printer ____.

Cevabı göster

on site

But many people around the world are pushing to simply end the use of foam

5:18

Ancak dünya genelinde birçok kişi köpük kullanımına tamamen son verilmesini savunuyor,

rather than figure out how to recycle it. Notlar

5:21

onu geri dönüştürmenin yolunu bulmaktansa.

Dilbilgisi

rather than: bir seçeneği diğerine tercih etmek

Bu cümlede rather than, iki olası eylemi karşı karşıya getirir. Köpük kullanımına son vermek birçok kişinin desteklediği eylemdir; nasıl geri dönüştürüleceğini çözmeye çalışmak ise izlemek istemedikleri diğer seçenektir. Bu yapı yalnızca genel bir karşıtlık değil, bir seçim veya tercih sunar. Ortak to, iki paralel yalın fiil grubuna uygulanır: to end ... rather than figure out ....

Alıştırma

Hangi cümle grubun çatıyı değiştirmeyi reddedip onarmayı tercih ettiğini anlatır?

  1. The group wants to repair the roof and then replace it.
  2. The group wants to repair the roof rather than replace it.
  3. The group wants to replace the roof rather than repair it.
Cevabı göster

The group wants to repair the roof rather than replace it.

Öbek fiiller

figure out: düşünerek bir yanıta ulaşmak

Figure out, düşünerek veya araştırarak bir yanıta, anlayışa ya da çözüme ulaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada köpüğün nasıl geri dönüştürülebileceği sorusuna uygulanabilir bir yanıt bulmayı anlatır; figure sözcüğü sayı veya şekil gibi ayrı anlamlarını taşımaz. Figure ve out tek bir birim olarak çalışır. Nesne, figure out how to recycle it örneğindeki gibi soru sözcüklü bir yan cümle olabilir. Nesne zamirse figure it out denir, figure out it denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede figure out, düşünerek bir yanıta ulaşmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo checked the notice to find out the meeting time.
  2. Leo drew a figure on the board.
  3. Leo used the clues to figure out the password.
Cevabı göster

Leo used the clues to figure out the password.

The European Union,

5:24

Avrupa Birliği,

China,

5:25

Çin,

Costa Rica,

5:26

Kosta Rika

and US states like New York and Colorado

5:27

ve New York ile Colorado gibi ABD eyaletlerinin tümü,

have all announced or implemented bans on single-use plastics like polystyrene foam. Kalıp ifadeler

5:29

polistiren köpük gibi tek kullanımlık plastiklere yönelik yasakları duyurdu ya da yürürlüğe koydu.

Kalıp ifadeler

announced or implemented bans on: bir şeye yönelik yasakları duyurmak veya uygulamak

Announce a ban, yasak kararını veya politikasını kamuya duyurmak demektir. Implement a ban ise yasağı uygulamaya koymak demektir. Cümle, announced or implemented diyerek farklı politika aşamalarında olabilecek yerleri birlikte gruplandırır; listelenen bütün yasakların zaten yürürlükte olduğunu söylemez. İsim kalıbı a ban on + şey veya faaliyet biçimindedir. Burada bans on single-use plastics, kuralların neyi yasakladığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, kuralın yalnızca duyurulmadığını, uygulamaya da konduğunu belirtir?

  1. The city considered a ban on disposable cups.
  2. The city implemented a ban on disposable cups.
  3. The city announced a ban on disposable cups.
Cevabı göster

The city implemented a ban on disposable cups.

Mexico City banned single-use plastic starting in 2021,

5:35

Meksiko, 2021'den itibaren tek kullanımlık plastiği yasakladı,

but that doesn't include polystyrene foam.

5:38

ancak polistiren köpük bu yasağın kapsamında değil.

So the product is everywhere and it fuels the Central de Abasto, Deyimler

5:41

Bu yüzden ürün her yerde ve Central de Abasto'yu ayakta tutuyor;

one of Mexico City's largest wholesale food markets.

5:45

burası Meksiko'nun en büyük toptan gıda pazarlarından biri.

Deyimler

“harekete geçirir veya sürdürür” anlamında fuels

Burada fuels mecaz anlamdadır. Polistiren köpük yakıt olarak yakılmaz; düşük maliyeti ve kullanışlılığı, toptancı pazarının çalışmaya devam etmesine yardımcı olur. Daha genel olarak X fuels Y, X'in Y'nin sürmesini veya büyümesini sağlayan enerji, kaynak, talep ya da ivme sağladığı anlamına gelir. Fiil, X'i yalnızca mevcut olan bir şey değil, etkin bir itici güç olarak gösterir.

Alıştırma

'Affordable childcare fuels local employment,' cümlesinde fuels ne anlama gelir?

  1. fiziksel olarak onun içinde saklanır
  2. onu harekete geçirmeye veya sürdürmeye yardımcı olur
  3. onu ısıtmak için yakılır
Cevabı göster

onu harekete geçirmeye veya sürdürmeye yardımcı olur

Food vendors like Irene depend on that product's low price.

5:54

Irene gibi gıda satıcıları bu ürünün düşük fiyatına bel bağlıyor.

todo todo es mucho más económico.

5:57

Her şey, gerçekten her şey çok daha ucuz.

El biodegradable se disparan los precios.

6:00

Biyobozunur ürünlerdeyse fiyatlar fırlıyor.

That's why plastic bans don't always have the intended effects. Dilbilgisi

6:04

Plastik yasaklarının her zaman amaçlanan sonucu vermemesinin nedeni de bu.

Dilbilgisi

her zaman amaçlanan etkileri yaratmaz

Buradaki don't always kısmi bir olumsuzluktur: yasaklar bazı durumlarda istenen sonucu vermez, ancak her durumda başarısız oldukları anlamına gelmez. have the intended effects, politika yapıcıların ulaşmayı umduğu sonuçları elde etmek demektir. Birlikte kullanıldığında bu ifade, plastik yasaklarının sınırları hakkında temkinli bir değerlendirme yapar; yasakların hiçbir zaman işe yaramadığını söylemez.

Alıştırma

The new bus routes don't always have the intended effects on traffic cümlesi ne anlama gelir?

  1. Yeni otobüs güzergâhları bazen trafiği planlandığı gibi iyileştirmez.
  2. Yeni otobüs güzergâhları trafiği her seferinde iyileştirir.
  3. Yeni otobüs güzergâhları trafiği hiçbir zaman etkilemez.
Cevabı göster

Yeni otobüs güzergâhları bazen trafiği planlandığı gibi iyileştirmez.

hay un impacto ambiental un poco eh grave

6:08

Biraz, ee, ciddi bir çevresel etki var,

porque este impacto lo que hace es que la ley no va enfocada al consumo,

6:12

çünkü bu etki, yasanın tüketime odaklanmamasına,

va enfocada a la sustitución de la mercancía.

6:16

ürünün başka bir ürünle değiştirilmesine odaklanmasına yol açıyor.

Cuando tú sustituyes una mercancía es ya no consumo plástico,

6:18

Bir ürünü değiştirdiğinizde, “Artık plastik tüketmiyorum,” diyorsunuz,

pero ahora consumo papel.

6:21

ama bu kez kâğıt tüketiyorsunuz.

This supports Rennueva's main idea, Anlatım akışı

6:24

Bu, Rennueva'nın temel fikrini destekliyor:

that single-use plastic should be recycled.

6:26

tek kullanımlık plastik geri dönüştürülmeli.

Anlatım akışı

Bu, Rennueva'nın ana fikrini destekler

Cümlenin başındaki This, hemen önceki tartışmaya gönderme yapar ve onu kanıt olarak sunar. supports fiili, bu kanıtın Rennueva'nın ana fikrini güçlendirdiğini gösterir; fikrin tartışmasız biçimde kanıtlandığını söylemez. idea kelimesinden sonraki virgül ve that yan cümlesi, desteklenen fikrin ne olduğunu açıklar: tek kullanımlık plastik geri dönüştürülmelidir. Bu kanıtı iddiaya bağlayan yapı, bir açıklamayı veya analizi düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir açıklamada This supports Rennueva's main idea ne işe yarar?

  1. Ana iddiayı bir soruya dönüştürür.
  2. Önceki bilgileri ana iddianın kanıtı olarak sunar.
  3. Ana iddianın kesinlikle doğru olduğunu ve başka kanıta gerek olmadığını söyler.
Cevabı göster

Önceki bilgileri ana iddianın kanıtı olarak sunar.

According to Héctor,

6:30

Héctor'a göre,

the solution to all the plastic sitting in our landfills Anlatım akışı

6:30

çöp sahalarımızda duran tüm plastik sorununun çözümü,

is to use the plastic sitting in our landfills.

6:32

çöp sahalarımızda duran plastiği kullanmak.

Anlatım akışı

The solution to ... is to use ...: tekrarla yeniden çerçeveleme

Cümle, “the plastic sitting in our landfills” ifadesinin tamamını bilinçli olarak tekrarlar. İlk kullanım bu plastiği sorun olarak sunarken ikinci kullanım aynı plastiği kullanılabilecek bir malzeme olarak sunar. Bu paralel yapı şaşırtıcı bir dönüş oluşturur: çözüm, yeni bir şey üretmekle değil, mevcut atıkların nasıl görüldiğini ve kullanıldığını değiştirmekle başlar. Konuşmalarda aynı sözleri iki ayrı rolde tekrarlamak, bir fikrin yeniden çerçevelenmesini vurgulayabilir ve onu akılda kalıcı hâle getirebilir.

Alıştırma

Bu cümlede “the plastic sitting in our landfills” ifadesinin tekrarlanmasının temel işlevi nedir?

  1. Çöp depolama alanlarındaki plastikle yeni üretilmiş plastiği karşılaştırır.
  2. Farklı çöp depolama alanlarındaki iki ayrı plastik grubuna gönderme yapar.
  3. Hiçbir anlam katmaz ve yalnızca zaman doldurur.
  4. Aynı plastiği hem sorun hem de çözümde kullanılacak bir kaynak olarak yeniden çerçeveler.
Cevabı göster

Aynı plastiği hem sorun hem de çözümde kullanılacak bir kaynak olarak yeniden çerçeveler.

Any environmental action that doesn't make economic sense isn't realistic. Kalıp ifadeler

6:36

Ekonomik açıdan mantıklı olmayan hiçbir çevreci eylem gerçekçi değildir.

Kalıp ifadeler

Make economic sense: mali açıdan uygulanabilir olmak

make economic sense ifadesindeki make sense, “bir his yaratmak” değil, “mantıklı veya uygulanabilir olmak” anlamına gelir. Economic, değerlendirmeyi maliyetler, faydalar, finansman ve mevcut kaynaklarla sınırlar. Bu cümlede, bu koşullar altında uygulanamayan bir çevresel eylemin gerçekçi olmadığı söyleniyor. Tekrar kullanılabilen kalıp make + sıfat + sense biçimindedir. Sıfat, değerlendirmenin hangi açıdan yapıldığını belirtir; make practical sense, make financial sense ve make environmental sense buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi make economic sense ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The company chose the cheaper design because it ____ over the long term.

Cevabı göster

made economic sense