Bu hayvanlar aynı zamanda bitki... bi' saniye, ne? - Luka Seamus Wright: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
659 kelime 137 kel/dk

Video Özeti: Yaprağa benzeyen deniz sümüklüböceği Elysia chlorotica’nın alglerden kloroplastları nasıl aldığı, bunları aylarca çalışır durumda tuttuğu ve hayatta kalmak için fotosentezden nasıl yararlandığı anlatılıyor. Video, bu uyarlanmayı diğer miksotroflar, denizlerdeki ortak yaşam ve bitki kloroplastlarının evrimsel kökeniyle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. may not look like much. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Bu ifadenin, sıradan görünen bir canlının şaşırtıcı yetenekleri açıklanmadan önce ilk izlenimi nasıl küçümsediğini anlayın. Öneminin ya da değerinin dışarıdan hemen fark edilmediği kişileri, nesneleri ve fikirleri tanıtırken kullanmayı öğrenin. 2. Without the aid of these algae, / would not gain enough nutrition / simply would not exist. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Simbiyotik alglerin yokluğunu yetersiz beslenmeye ve mercan resiflerinin var olamamasına bağlayan gerçek dışı koşul anlatımını takip edin. Without, would not ve simply yapılarını birleştirerek varsayımsal bir koşulu, sonuçlarını ve güçlü bir vurguyu ifade etmeyi öğrenin. 3. chloroplast heist — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Normalde cüretkâr bir soygunu anlatan heist sözcüğünün, evrim boyunca kloroplastların tekrar tekrar ele geçirilmesini nasıl canlı bir mecaza dönüştürdüğünü fark edin. İfadeyi gerçek bir suç sanmadan, karmaşık bilimsel süreçleri anlaşılır kılan benzer mecazları yorumlayabilir ve kullanabilirsiniz.

Bu derste

Take a good look at this slug. Kalıp ifadeler

0:07

Bu deniz tavşanına iyi bakın.

Kalıp ifadeler

Take a good look at + nesne: dikkatlice incelemek

Take a good look, “dikkatli ve bilinçli bir şekilde bakmak” anlamına gelir. Bu emir cümlesinde good, look sözcüğünü güçlendirir; kişinin iyi mi kötü mü baktığını değerlendirmez. Bakılan nesne belirtiliyorsa take a good look at + nesne yapısı kullanılır. Burada at, this slug ifadesini yapıya bağlar. Bu, dikkati yönlendiren bir talimattır; bir şeyin nasıl göründüğünü anlatmaz.

Alıştırma

“Dikkatlice incelemek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before signing the form, ____ the final page.

Cevabı göster

take a good look at

No, not that.

0:09

Hayır, ona değil.

That's a leaf.

0:10

O bir yaprak.

This slug.

0:12

Bu deniz tavşanına.

There we go. Ton ve niyet

0:13

İşte bu kadar.

Ton ve niyet

There we go.: bir işin tamamlandığını belirten ifade

There we go. küçük bir iş başarıyla tamamlandığında veya bir şey doğru duruma geldiğinde kullanılan konuşma diline ait bir tepkidir. Burada konuşanın doğru görüntüyü bulduğunu gösterir. Bir yere gitmekle ilgili gerçek anlamlı bir ifade değildir. Yapılan işe göre doğal olarak “Tamam”, “İşte bu” veya “Oldu” anlamlarına gelebilir.

Alıştırma

Bir kamerayı ayarlamayı bitirdiniz ve görüntü sonunda netleşti. En doğal tepki hangisidir?

  1. Here we go.
  2. There you go.
  3. There we go.
Cevabı göster

There we go.

Elysia chlorotica may not look like much. Kalıp ifadeler

0:15

Elysia chlorotica göze o kadar da çarpıcı gelmeyebilir.

Kalıp ifadeler

may not look like much: ilk bakışta pek etkileyici görünmemek

may not look like much, “ilk bakışta sıradan, etkileyici olmayan ya da dikkat çekmeye değmez görünebilir” anlamına gelir. Buradaki much miktar belirtmez; bu ifadede etkileyici veya önemli bir şeyi anlatır. Bu ifade, dış görünüşe dayalı beklentiyi önce düşürür. Ardından çoğunlukla but ile bir karşıtlık kurarak şaşırtıcı bir yeteneği, özelliği veya değeri ortaya çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi “ilk bakışta pek etkileyici görünmemek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The little shop ____, but it sells amazing bread.

Cevabı göster

may not look like much

Okay, it looks like a bright green leaf,

0:19

Tamam, parlak yeşil bir yaprak gibi görünüyor,

but it's one of the most extraordinary creatures around. Dilbilgisi

0:21

ancak çevredeki en olağanüstü canlılardan biridir.

Dilbilgisi

one of the most ... around: ilgili alandaki en ... olanlardan biri

One of the most extraordinary creatures, bu canlının en sıra dışı canlılardan oluşan üst gruba ait olduğunu anlatır; onu tek ve en sıra dışı canlı olarak sunmaz. Kalıp one of + the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim şeklindedir, bu yüzden creatures çoğuldur. Around karşılaştırma alanını gündelik bir biçimde belirler. Burada “ilgili dünyada veya alanda var olan ya da bulunabilen” anlamındadır; “onun çevresinde” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, aleti tek ve en iyi alet olarak göstermek yerine kullanışlılık bakımından üst gruba ait bir alet olarak doğru biçimde anlatır?

  1. This is the most useful tools around.
  2. This is one of the most useful tool around.
  3. This is one of the most useful tools around.
Cevabı göster

This is one of the most useful tools around.

Living in salt marshes along the east coast of North America, Dilbilgisi

0:24

Kuzey Amerika'nın doğu kıyısı boyunca tuzlu bataklıklarda yaşayan bu canlı,

it can go about a year without eating. Kalıp ifadeler

0:28

hiçbir şey yemeden yaklaşık bir yıl geçirebilir.

Dilbilgisi

Living in ...: cümle başındaki şimdiki zaman ortaç öbeği

Living in salt marshes ... cümlenin başında yer alan bir -ing öbeğidir. Önce canlının nerede yaşadığına dair arka plan verir, ardından ana cümle it can go about a year without eating temel bilgiyi aktarır. Baştaki bu öbek tek başına tam bir cümle değildir. Öbekte açıkça belirtilmiş bir özne olmadığı için, anlamca öznesi ana cümlenin öznesi olan it sözcüğüdür. Genel olarak cümle başındaki -ing öbeği, ana cümlenin öznesi olarak verilen kişi, hayvan veya şeyi açıkça anlatmalıdır.

Alıştırma

Cümle başındaki -ing öbeğini ana cümlenin öznesini anlatmak için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Living near the river, there is a quiet forest.
  2. Living near the river, the night feels peaceful.
  3. Living near the river, the otters hunt at night.
Cevabı göster

Living near the river, the otters hunt at night.

Kalıp ifadeler

go about a year without eating: bir eylem olmadan geçen süre

go about a year without eating ifadesinde go, bir yerden başka bir yere gitmek değil, belli bir süre devam etmek veya dayanmak anlamındadır. go + süre + without + isim ya da -ing biçimi, bir şey olmadan veya bir eylem gerçekleşmeden o sürenin geçmesini anlatır. About, a year süresinin yaklaşık olduğunu gösterir. Burada without sözcüğünden sonra eat fiilinin -ing biçimi olan eating gelir.

Alıştırma

Cümleyi go + a week + without needing kullanarak tamamlayın: This watch can ____ a charge.

Cevabı göster

go a week without needing

During that time,

0:31

Bu süre zarfında,

it lives like a plant.

0:33

tıpkı bir bitki gibi yaşar.

Generally speaking, Anlatım akışı

0:36

Genel olarak konuşmak gerekirse,

animals are what are called heterotrophs, Dilbilgisi

0:37

hayvanlara heterotrof denir,

meaning they can't produce their own food. Anlatım akışı

0:40

yani kendi yiyeceklerini üretemezler.

Anlatım akışı

Generally speaking: geniş bir genellemenin kapsamını belirlemek

Generally speaking, geniş kapsamlı bir ifadeden önce kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sonraki ifadenin istisnasız bir kuralı değil, genellikle doğru olan bir durumu anlattığını bildirir. Burada konuşmacı hayvanlar hakkında genel bilgi vermeden önce ifadenin kapsamını belirler. Açıklamayı tek tek örneklerden kategori düzeyine taşır ve iddiayı daha az kesin hâle getirir.

Alıştırma

Generally speaking ifadesini geniş bir eğilimi tanıtmak için en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Generally speaking, neighborhood parks are quieter early in the morning.
  2. Generally speaking, the train arrived at exactly 8:03 this morning.
  3. Generally speaking, please close this window right now.
Cevabı göster

Generally speaking, neighborhood parks are quieter early in the morning.

Dilbilgisi

what are called heterotrophs: bir kategori adını tanıtmak

what are called heterotrophs ifadesinde what bir soru oluşturmaz. What are called heterotrophs, “heterotrophs adıyla bilinen organizmalar” anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi yapısıdır. İfadenin tamamı animals are bölümünden sonra gelir ve hayvanların ait olduğu kategorinin adını verir. Are called edilgen yapıdadır çünkü ad organizmalara verilir. Örtük gönderge tekil olduğunda what is called, örtük göndergeler çoğul olduğunda what are called kullanılır.

Alıştırma

Çoğul bir kategori adını tanıtmak için what are called yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. These ocean animals are what are called filter feeders.
  2. These ocean animals what are called filter feeders.
  3. These ocean animals are which are called filter feeders.
Cevabı göster

These ocean animals are what are called filter feeders.

Anlatım akışı

meaning + yan cümle: önceki ifadeyi açıklama

Bir ifadeden sonra gelen meaning + yan cümle, o ifadenin ne anlama geldiğini veya neyi gösterdiğini hemen açıklar. Burada önceki heterotrophs terimini açıklar: kendi besinlerini üretemezler. Dil bilgisi bakımından meaning, önceki ifadenin tamamına gönderme yapar. can't produce bölümünün öznesi they'dir; they, meaning'in öznesi değildir. Bu yapı çoğu zaman which means that + yan cümle biçiminde yeniden söylenebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede önceki ifadede bulunan bir terim meaning + yan cümle ile açıklanmıştır?

  1. The material is biodegradable, but I do not know the meaning of the label.
  2. The material is biodegradable, meaning it can break down naturally.
  3. The meaning of biodegradable is listed in the glossary.
Cevabı göster

The material is biodegradable, meaning it can break down naturally.

They're consumers of other life.

0:42

Başka yaşamların tüketicileridirler.

Plants, meanwhile,

0:45

Diğer yandan bitkiler,

are autotrophs or producers. Kelime

0:46

ototrof veya üreticidirler.

Kelime

autotrophs or producers: aynı grup için iki ad

Autotrophs, yani ototroflar, ihtiyaç duydukları organik besinleri ışık veya kimyasal enerji kullanarak karbondioksit ve diğer basit maddelerden üreten canlılardır. Ekolojide producers, yani üreticiler, besin zincirini destekleyen organik maddeyi üretme rollerini vurgulayan başka bir addır. Burada or, aynı grup için başka bir ad sunar: autotrophs, producers olarak da adlandırılır. Bitkilerin iki grup arasında seçim yapması gerektiğini anlatmaz.

Alıştırma

Plants are autotrophs or producers cümlesinde or neyi gösterir?

  1. Producers film yapan kişilerdir.
  2. Bitkiler iki farklı rol arasında seçim yapmalıdır.
  3. Autotrophs ve producers aynı grup için kullanılan iki addır.
Cevabı göster

Autotrophs ve producers aynı grup için kullanılan iki addır.

They can synthesize their own fuel from sunlight, Kelime

0:49

Kendi yakıtlarını güneş ışığından,

CO2, and other inorganic compounds.

0:52

karbondioksitten ve diğer inorganik bileşiklerden sentezleyebilirler.

Kelime

synthesize A from B: B'yi kullanarak A'yı üretmek

synthesize A from B, genellikle kimyasal veya biyolojik bir süreçle B'yi kaynak girdi olarak kullanıp A'yı üretmek demektir. Genel anlamlı make ve produce fiillerine göre daha kesin bir bilimsel ifadedir. Bu cümlede their own, canlıların bu maddeyi kendilerinin ürettiğini vurgular. Buradaki fuel benzin anlamına gelmez. Canlıların kullanabileceği besini veya enerji açısından zengin bir maddeyi genel olarak ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi synthesize A from B yapısını kullanarak tamamlayın: Cells can ____ useful chemicals ____ simple nutrients.

Cevabı göster

synthesize · from

Plants do this by using organelles called chloroplasts, Kelime

0:56

Bitkiler bunu, kloroplast adı verilen organelleri kullanarak yaparlar,

which give them their bright colors and convert sunlight into food through photosynthesis. Kalıp ifadeler

1:00

bu da onlara o parlak renklerini verir ve fotosentez yoluyla güneş ışığını yiyeceğe dönüştürür.

Kelime

organelles called chloroplasts: isim + called + ad

Organelles, hücrelerin içinde belirli görevleri olan özelleşmiş yapılardır. Chloroplasts ise bitki ve alg hücrelerinde bulunan ve fotosentez için ışık enerjisini yakalayan kloroplastlardır. İsim + called + ad yapısı bir terimi tanıtır: organelles called chloroplasts, kloroplast adı verilen organeller demektir. Burada called, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır; telefon etmek anlamındaki called değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede called bilimsel bir adı tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. The scientist called the lab after lunch.
  2. The bird called from the top of the tree.
  3. The brain contains cells called neurons.
Cevabı göster

The brain contains cells called neurons.

Kalıp ifadeler

convert A into B through C: C süreciyle A’yı B’ye dönüştürmek

convert A into B kalıbı, “A’yı değiştirip B hâline getirmek” demektir. Bu cümlede sunlight girdiyi, food ise sonucu belirtir. Bu, bilim dilinde yaygın bir kısaltmadır; daha kesin olarak ışık enerjisi, besinde depolanan kimyasal enerjiye dönüştürülür. Through C, dönüşümü gerçekleştiren süreci ya da aracı belirtir. Burada through photosynthesis, “fotosentez yoluyla” demektir; through bir yerin bir yanından öbür yanına hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi convert A into B kalıbıyla tamamlayın. Makine suyu elektroliz yoluyla hidrojene dönüştürür: The machine can ____ through electrolysis.

Cevabı göster

convert water into hydrogen

Elysia is what's called a mixotroph. Kelime

1:05

Elysia bir miksotrof olarak adlandırılır.

Kelime

mixotroph: karma beslenebilen bir organizma

Bir mixotroph, hem ototrof hem de heterotrof beslenmeyi kullanabilen bir organizmadır. Basitçe söylemek gerekirse fotosentez yapan bir miksotrof, ışığı kullanarak organik besin üretebilir; ayrıca organik maddeyi yiyerek veya emerek de alabilir. Bu bağlamda Elysia hem beslenir hem de fotosentez yoluyla besin elde eder. Sözcüğün parçaları anlamaya yardımcı olur: mixo- “karışık” demektir, -troph ise beslenme ile ilgilidir. Terim, bir organizmayı biyolojik beslenme stratejisine göre sınıflandırır; yalnızca karışık olan herhangi bir şeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bir organizma ışık olduğunda fotosentez yapabiliyor, ama başka organizmaları da yiyebiliyor. Onu en iyi hangi etiket tanımlar?

  1. A mixotroph
  2. An autotroph
  3. A heterotroph
Cevabı göster

A mixotroph

It can both consume food like animals and produce its own through photosynthesis, Dilbilgisi

1:09

Hem hayvanlar gibi yiyecek tüketebilir hem de fotosentez yoluyla kendi yiyeceğini üretebilir,

like plants.

1:14

tıpkı bitkiler gibi.

Dilbilgisi

can both ... and ...: İki yeteneği paralel bağlama

can both A and B kalıbı, aynı öznenin A ve B yeteneklerinin ikisine de sahip olduğunu anlatır. can yardımcı fiili, consume food ve produce its own through photosynthesis fiil gruplarının ikisini de yönetir. Bu nedenle and'den sonra can'i tekrarlamak gerekmez. Bağlanan iki bölüm paralel yapıda olmalıdır. Burada consume ve produce fiilleri yalın hâldedir. produce its own ifadesinde food sözcüğü önceki bölümden anlaşılır; tam anlamı produce its own food şeklindedir. both, iki yeteneğin de tanımda eşit derecede önemli olduğunu vurgular.

Alıştırma

İki eylem de can'e bağlı olacak şekilde cümleyi both ... and ile tamamlayın: This tool can ____ measure temperature ____ record humidity.

Cevabı göster

both · and

In fact, Anlatım akışı

1:15

Aslında,

Elysia steals its ability to photosynthesize from the algae it eats Deyimler

1:16

Elysia fotosentez yapma yeteneğini yediği alglerden çalar;

Anlatım akışı

In fact: Daha güçlü ve somut bir gerçeği sunma

In fact, dinleyiciye sıradaki bilginin önceki ifadeyi güçlendireceğini, somutlaştıracağını veya düzelteceğini bildirir. Bilgiyi bu şekilde düzenleyen ifadelere söylem belirteci denir. Yalnızca sıradaki ifadenin doğru olduğunu söylemekten daha fazlasını yapar. Burada açıklama, Elysia'nın fotosentez yapabildiğine ilişkin genel düşünceden şaşırtıcı mekanizmaya geçer: Bu yeteneği yediği alglerden alır. Böylece In fact, bilgiyi genel bir iddiadan temel açıklamaya taşır.

Alıştırma

Hangi metin In fact ifadesini daha güçlü ve somut bir gerçeği sunmak için doğal biçimde kullanıyor?

  1. Leo watered the plants. In fact, his sister washed the dishes.
  2. The meeting starts at nine. In fact, please bring a notebook.
  3. The cave looks empty. In fact, hundreds of bats sleep inside it.
Cevabı göster

The cave looks empty. In fact, hundreds of bats sleep inside it.

by piercing the algal cells with specialized pointy teeth called radula. Dilbilgisi

1:21

bunu, alg hücrelerini radula adı verilen özel sivri dişleriyle delerek yapar.

Deyimler

steals its ability to photosynthesize from the algae it eats: kişileştirme metaforu

steals its ability to photosynthesize from the algae it eats ifadesinde kişileştirme kullanılır. Biyolojik bir süreç, Elysia alglere ait bir yeteneği alıyormuş gibi sunulur. Burada bilinçli bir hırsızlık kastedilmez. Elysia algleri yiyip onların kloroplastlarını koruyarak bu yeteneği edinir. Bu nedenle metafor, kasıtlı bir eylemi anlatmak yerine mekanizmayı canlı hâle getirir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bu cümlede steals, Elysia'nın bilerek hırsızlık yaptığı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

by piercing ... with ... called ...: yöntem, araç ve ad

by + -ing yapısı, temel sonucun nasıl elde edildiğini açıklar. Burada by piercing the algal cells, “Elysia bu yeteneği nasıl elde ediyor?” sorusunu yanıtlar; piercing yöntemdir, ikinci bir ana eylem değildir. Bu yöntemin içinde with specialized pointy teeth kullanılan aracı belirtir. Called radula, teeth sözcüğünü niteler ve aracın adını verir; that are called radula anlamındaki kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Bilgiler yöntem → nesne → araç → ad sırasıyla açılır.

Alıştırma

Hangi cümlede yöntem için by + -ing, araç için with + isim ve bu aracı adlandırmak için called + ad doğru kullanılmıştır?

  1. The technician opened the case by loosen the screws with a tool calling a hex key.
  2. The technician opened the case by loosening the screws with a tool called a hex key.
  3. The technician opened the case with loosening the screws by a tool called a hex key.
Cevabı göster

The technician opened the case by loosening the screws with a tool called a hex key.

It sucks the cell empty and digests most of its contents, Kalıp ifadeler

1:27

Hücreyi boşalana kadar emer ve içeriğinin büyük bir kısmını sindirir,

Kalıp ifadeler

sucks the cell empty: nesne + sonuç sıfatı

Burada sucks the cell empty, fiil + nesne + sonuç sıfatı kalıbını izler. The cell, sucks fiilinin nesnesidir; empty ise eylemin oluşturduğu durumu belirtir. Yani emme eylemi hücrenin boş hâle gelmesine neden olur. Bu ifade, hücrenin eylemden önce zaten boş olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede sıfat, eylemin yol açtığı durumu gösteriyor?

  1. The children painted the blue wall.
  2. The blue children painted the wall.
  3. The children painted the wall blue.
Cevabı göster

The children painted the wall blue.

but the chloroplasts remain intact. Kalıp ifadeler

1:30

ancak kloroplastlar sağlam kalır.

Kalıp ifadeler

the chloroplasts remain intact: remain + sıfat

Remain intact ifadesinde remain bağlayıcı bir fiildir; intact ise devam eden bir durumu tanımlayan sıfattır. Bu yan cümle, kloroplastların hâlâ bütün olduğunu ve zarar görmediğini ya da parçalanmadığını belirtir. Intact fiziksel bütünlükle ilgilidir. Tek başına aktif, canlı veya normal biçimde çalışıyor anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için remain intact ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: After the box fell, the glass jar inside ____.

Cevabı göster

remained intact

They're incorporated into the epithelial cells lining Elysia's digestive system Kelime

1:33

Bunlar Elysia'nın sindirim sistemini kaplayan epitel hücrelerine dahil olur,

Kelime

incorporated into the epithelial cells: epitel hücrelerine bütünleştirilmiş

Burada incorporated into the epithelial cells, kloroplastların bu hücrelere bütünleştirilip onların bir parçası hâline gelmesi demektir. Edilgen yapı be incorporated into, odağı bütünleştirilen öğelerin üzerinde tutar. Incorporate X into Y, X'i daha büyük bir bütün olan Y ile birleştirerek Y'nin bir parçası olarak işlev görmesini sağlamak demektir. Bu bilimsel cümlede incorporated, 'şirket olarak tescil edilmiş' anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte incorporated into the epithelial cells ne anlama geliyor?

  1. Kloroplastlar epitel hücrelerinin bir parçası hâline gelir.
  2. Kloroplastlar şirket olarak tescil edilir.
  3. Kloroplastlar yalnızca epitel hücrelerinin yanında kalır.
Cevabı göster

Kloroplastlar epitel hücrelerinin bir parçası hâline gelir.

that branches throughout its flat body.

1:38

bu da onun yassı vücuduna dallanıp yayılır.

This makes the slug look even more leaf-like, Dilbilgisi

1:41

Bu durum, deniz tavşanının daha da yaprağa benzemesini sağlayarak

Dilbilgisi

makes the slug look even more leaf-like: make + nesne + look + sıfat

Cümlede make + nesne + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır: makes + the slug + look. Bu etken ettirgen yapıda look yalın hâlde kalır; bu nedenle looks veya to look kullanılmaz. Burada look, 'gözlerini yöneltmek' değil, 'görünmek' anlamında bir bağ fiilidir. leaf-like sıfatı deniz salyangozunun görünüşünü anlatır; even more ise yaprağa benzerliğinin arttığını gösterir.

Alıştırma

make ve look fiillerinin doğru biçimleriyle cümleyi tamamlayın: The soft lighting ____ the room ____ warmer.

Cevabı göster

makes · look

providing camouflage as well as food. Kalıp ifadeler

1:44

ona yiyeceğin yanı sıra kamuflaj da sağlar.

Kalıp ifadeler

providing camouflage as well as food: ikinci bir yarar eklemek

Bu cümlede as well as, camouflage ile food sözcüklerini birbirine bağlar. İkisinin de sağlandığını belirtir: Önce camouflage sunulur, ardından food başka bir yarar olarak eklenir. providing... biçimindeki -ing öbeğinin tamamı, daha önce belirtilen özelliğin sonucunu veya işlevini açıklar. Buradaki as well as, ekleme yapan bir bağlayıcıdır; as + sıfat + as karşılaştırma kalıbı değildir.

Alıştırma

Cümleyi “-e ek olarak” anlamına gelen bağlayıcıyla tamamlayın: The emergency kit provides clean water ____ basic medical supplies.

Cevabı göster

as well as

As incredible as this adaptation is, Dilbilgisi

1:47

Bu adaptasyon ne kadar inanılmaz olsa da,

Dilbilgisi

As incredible as this adaptation is: ödünleme bildiren bir giriş

Cümlenin başında As + sıfat + as + özne + be yapısı bir ödünleme anlatabilir. As incredible as this adaptation is, “Although this adaptation is incredible”, yani “Bu adaptasyon inanılmaz olsa da” anlamına gelir. Konuşan kişi önce adaptasyonun şaşırtıcı olduğunu kabul eder, ardından dinleyiciyi karşıtlık, sınırlama veya beklenmedik bir nokta içeren ana cümleye hazırlar. Virgül, ardından bir ana cümle gelmesi gerektiğini gösterir; bu altyazı parçası yalnızca giriş bölümüdür.

Alıştırma

“As difficult as the hike is, the view makes it worthwhile” cümlesini en iyi biçimde yeniden ifade eden cümle hangisidir?

  1. Although the hike is difficult, the view makes it worthwhile.
  2. Because the hike is difficult, there is no worthwhile view.
  3. The hike and the view are equally difficult.
Cevabı göster

Although the hike is difficult, the view makes it worthwhile.

there are more than 70 species of slug

1:50

70'ten fazla deniz tavşanı türü

that steal chloroplasts from their food.

1:53

yiyeceklerinden kloroplast çalar.

What makes Elysia and a few closely related species in the Mediterranean and Pacific unique Dilbilgisi

1:56

Elysia'yı ve Akdeniz ile Pasifik'teki birbiriyle yakın akraba birkaç türü eşsiz kılan şey,

is how long they can hold onto chloroplasts. Öbek fiiller

2:02

kloroplastlara ne kadar uzun süre tutunabildikleridir.

Dilbilgisi

What makes ... unique is ...: ayırt edici özelliği belirtmek

What makes Elysia ... unique, özne görevinde kullanılan bir what yan cümlesidir. Burada what, “the thing that”, yani “... yapan şey” anlamına gelir; dolayısıyla bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Tam kalıp What makes X + adjective + is Y şeklindedir. Önce açıklanacak özellik belirtilir, ardından Y ile asıl neden veya ayırt edici nitelik söylenir. Bu cümlede Y, how long the species can hold onto chloroplasts bölümüdür.

Alıştırma

What makes X + adjective + is Y kalıbını tamamlayın: What ____ this club unique ____ how warmly it welcomes new members.

Cevabı göster

makes · is

Öbek fiiller

hold onto chloroplasts: kloroplastları zaman içinde korumak

Hold onto birden fazla sözcükten oluşan bir fiildir. Burada bir şeyi kaybetmeden veya ondan vazgeçmeden tutmak anlamına gelir. Hold onto chloroplasts, türlerin kloroplastları zaman içinde vücutlarında tutması demektir; onları fiziksel olarak kavramak anlamına gelmez. Nesne rail gibi fiziksel bir şeyse hold onto sıkıca tutunmak anlamına gelebilir. Makbuz gibi eşyalarla ya da umut, anı veya avantaj gibi soyut şeylerle kullanıldığında ise çoğunlukla saklamak veya korumak anlamındadır. Bu anlamda onto, hold ile birlikte kullanılır ve nesne ifadenin tamamından sonra gelir: hold onto the chloroplasts.

Alıştırma

Cümleyi hold onto ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The museum ____ the letters for more than a century.

Cevabı göster

held onto

Most other slugs keep them for a few weeks at most. Kalıp ifadeler

2:05

Diğer deniz tavşanlarının çoğu onları en fazla birkaç hafta tutabilir.

Kalıp ifadeler

for a few weeks at most: en fazla birkaç haftalık süre

for a few weeks at most, bir sürenin üst sınırını belirtir: süre birkaç hafta veya daha kısa olabilir, ama daha uzun olamaz. for a few weeks süreyi belirtir; at most ise bu süreye üst sınır koyar. Bu ifade “yaklaşık birkaç hafta” anlamına gelmez. Gerçek süre daha kısa olabilir, ancak bu sınırı aşamaz.

Alıştırma

Hangi cümle sırt çantasının en fazla on kitap alabileceğini belirtir?

  1. The backpack can hold about ten books.
  2. The backpack can hold ten books at most.
  3. The backpack can hold at least ten books.
Cevabı göster

The backpack can hold ten books at most.

This longevity seems to be due to the survival abilities of both plastids and slugs. Kalıp ifadeler

2:08

Bu uzun ömürlülük hem plastitlerin hem de deniz tavşanlarının hayatta kalma yeteneklerine bağlı gibi görünmektedir.

Kalıp ifadeler

seems to be due to: temkinli bir neden belirtme

seems to be due to, “...den kaynaklanıyor gibi görünüyor” anlamına gelir ve nedeni temkinli biçimde sunar. be due to nedeni belirtir; seems to ise konuşanın bunu mevcut kanıtlara dayanarak çıkardığını, kesinleşmiş bir gerçek olarak ileri sürmediğini gösterir. Bu cümlede konuşan kişi bu uzun ömürlülüğü hem plastitlerin hem de sümüklü böceklerin hayatta kalma yetenekleriyle ilişkilendiriyor, ancak sonucu değiştirmeye açık bir pay bırakıyor.

Alıştırma

Hangi cümle nedeni kesinmiş gibi sunmadan temkinli biçimde öne sürüyor?

  1. The plant's slow growth seems to be due to a lack of sunlight.
  2. The plant's slow growth is definitely due to a lack of sunlight.
  3. The plant's slow growth has nothing to do with sunlight.
Cevabı göster

The plant's slow growth seems to be due to a lack of sunlight.

Specifically,

2:15

Özellikle de,

the chloroplasts of certain algae

2:16

belirli alglerin kloroplastları

can repair their own light-harvesting systems, Kelime

2:18

kendi ışık hasat sistemlerini onarabilirken,

Kelime

light-harvesting systems: ışık enerjisini yakalayan sistemler

Bilimsel bir bileşik olan light-harvesting systems, fotosentez için ışık enerjisini yakalayan biyolojik düzeneği ifade eder. Burada harvesting mecazidir: ekin biçmek veya toplamak değil, kullanılabilir enerjiyi toplamak anlamına gelir. Light-harvesting, systems sözcüğünün önünde kısa çizgiyle bağlanmış tek bir niteleyici gibi çalışır. Her sözcüğün günlük anlamını ayrı ayrı birleştirmek yerine bütün ifadeyi tek bir teknik kavram olarak okuyun.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda light-harvesting systems nedir?

  1. Özellikle hafif malzemelerden yapılmış sistemler
  2. Fotosentez için ışık enerjisini yakalayan biyolojik sistemler
  3. Güneş ışığında ekin toplayan tarım makineleri
Cevabı göster

Fotosentez için ışık enerjisini yakalayan biyolojik sistemler

while most chloroplasts are thought to rely on their host cell and its genes for repairs. Dilbilgisi

2:21

çoğu kloroplastın onarım için konak hücresine ve onun genlerine güvendiği düşünülmektedir.

Dilbilgisi

are thought to rely on ...: bir çıkarımı temkinli biçimde aktarmak

are thought to rely on ... ifadesi, edilgen aktarım kalıbı be thought to + fiilin yalın hâli ile rely on yapısını birleştirir. Bu ifade, bu görüşü kimin savunduğunu belirtmeden insanların veya araştırmacıların genel olarak öznenin bir şeye bağımlı olduğuna inandığını anlatır. Bu kullanım bağımlılığı tamamen kesin bir gerçek olarak değil, kanıtlara dayalı bir çıkarım veya kabul gören bir görüş olarak sunar. İlgili rely on A for B kalıbı, B'yi elde etmek veya gerçekleştirmek için A'ya bağımlı olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi be thought to rely on yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: During droughts, this species ____ underground water.

Cevabı göster

is thought to rely on

This makes the chloroplasts able to sustain themselves for longer inside the slug. Dilbilgisi

2:27

Bu durum kloroplastların deniz tavşanının içinde daha uzun süre hayatta kalabilmesini sağlar.

Dilbilgisi

makes the chloroplasts able to sustain themselves: kloroplastların kendi varlıklarını sürdürebilmesini sağlar

make + object + able to + base verb, bir şeyin nesneye eylemi yapabilme yetisi kazandırdığı anlamına gelir. Burada This ile belirtilen onarım yetisi the chloroplasts üzerinde etkilidir; able to sustain themselves ise ortaya çıkan yetiyi belirtir. themselves çoğul chloroplasts adına geri döner. sustain themselves zaman içinde kendi kendilerine çalışmayı sürdürmek demektir; yani kloroplastlar başka bir nesnenin değil, kendi durumlarını korur.

Alıştırma

make + object + able to + base verb yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The repair makes the machine able sustaining itself during short outages.
  2. The repair makes the machine able to sustain itself during short outages.
  3. The repair makes able the machine to sustain itself during short outages.
Cevabı göster

The repair makes the machine able to sustain itself during short outages.

Meanwhile,

2:33

Aynı zamanda,

the slug adjusts its gene expression to improve its relationship with the chloroplasts Kelime

2:33

deniz tavşanı kloroplastlarla olan ilişkisini geliştirmek için kendi gen ifadesini ayarlar

Kelime

adjusts its gene expression: gen ifadesini düzenler

Gen ifadesi, genlerdeki bilginin RNA veya proteinler gibi işlevsel ürünler üretmek için kullanıldığı biyolojik süreçtir. Bu nedenle adjusts its gene expression, sümüklü böceğin hücrelerinin bu genetik bilgiyi ne ölçüde veya hangi düzende kullandığını değiştirmesi demektir. its, the slug sözüne gönderme yapar; yani ayarlamayı yapan canlı sümüklü böcektir. Burada expression teknik bir biyoloji anlamı taşır; yüz ifadesi veya bir görüş belirtme eylemi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu biyolojik bağlamda adjusts its gene expression ne anlama gelir?

  1. Hücrelerinin genetik bilgiyi kullanma biçimini değiştirir
  2. Yüzündeki ifadeyi değiştirir
  3. Genlerinin görüş belirtmesine izin verir
Cevabı göster

Hücrelerinin genetik bilgiyi kullanma biçimini değiştirir

and removes damaged plastids to avoid accumulation of potentially damaging chemicals. Kalıp ifadeler

2:39

ve potansiyel olarak zarar verici kimyasalların birikmesini önlemek için hasar görmüş plastitleri atar.

Kalıp ifadeler

remove ... to avoid accumulation: birikimi önleyen eylem

Bu cümle remove X to avoid Y kalıbını izler. removes damaged plastids eylemdir; to avoid ... ise plastitlerin neden uzaklaştırıldığını açıklayan amaç bildiren mastar yapısıdır. Buradaki Y accumulation'dır; of potentially damaging chemicals ise neyin birikebileceğini belirtir. Plastitler, kloroplastları da içeren hücre organelleridir. potentially damaging, kimyasalların zarar verebileceğini söyler; kesinlikle zarar vereceklerini söylemez. Burada kimyasallar dışarıdan gelen kirleticiler olarak değil, hasarlı plastitlerin yol açabileceği birikimin parçası olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıptaki iki sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: The museum removes dust from the display cases ____ damage to the artifacts.

Cevabı göster

to avoid

Though few species can steal organelles from another species' cell, Dilbilgisi

2:44

Başka bir türün hücresinden organel çalabilen az sayıda tür olsa da,

these slugs are far from alone in getting an assist from plants. Notlar

2:49

bu deniz tavşanları bitkilerden yardım alan tek canlı olmaktan çok uzaktır.

Dilbilgisi

Though few species can ...: ana düşünceden önce karşıt bir gerçeği kabul etmek

Though few species can ... sınırlayıcı bir gerçeği kabul eden karşıtlık bildiren yan cümledir. Önce, başka bir türün hücresinden organel alabilen türlerin çok az olduğunu kabul eder. Virgülden sonra daha önemli düşünceyi taşıyan bağımsız ana cümle gelir. Burada few, 'az sayıda' demektir; 'hiçbiri' demek değildir. Mantık şudur: organel çalmak nadir olsa da bitkilerden yardım alan canlılar yalnızca bu sümüklü böcekler değildir. Though cümlesini sonuç olarak değil, ana düşünceye hazırlık olarak okuyun.

Alıştırma

Hangi cümle, ana sonucu vermeden önce bir gerçeği kabul etmek için Though sözcüğünü doğru kullanır?

  1. Though the road was icy, the bus arrived safely.
  2. Though the icy road, the bus arrived safely.
  3. Despite the road was icy, the bus arrived safely.
Cevabı göster

Though the road was icy, the bus arrived safely.

Kalıp ifadeler

are far from alone: kesinlikle tek örnek değiller

Burada far from fiziksel bir mesafeyi anlatmaz. Far from alone, bu deniz sümüklüböceklerinin tek örnek olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder: Bitkilerden yardım alan başka birçok canlı da vardır. Yalnızca not alone demeye kıyasla far from alone daha güçlü bir vurgu taşır. Bir örnekten daha geniş bir olguya geçerek anlatımı genişletmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “kesinlikle tek olmamak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The town is ____ in facing rising costs.

Cevabı göster

far from alone

Deyimler

getting an assist from plants: mecazi bir yardım almak

Burada getting an assist from plants, bitkilerin sağladığı bir şeyden yararlanmak anlamına gelir; bu bağlamda yarar fotosentezle bağlantılıdır. Assist adı spor dilindeki asist çağrışımını taşır ve bilimsel ilişkiyi canlı, gözde canlandırılması kolay bir şekilde sunar. Bu ifade bitkileri hafifçe kişileştirir. Bitkilerin bilinçli olarak yardım etmeye karar verdiği anlamına gelmez; yararlı bir biyolojik katkıyı asistmiş gibi anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede “getting an assist from plants” ne anlama gelir?

  1. Bitkilerin bilinçli olarak planladığı bir iyiliği almak
  2. Bitkilere fotosentez konusunda yardım etmek
  3. Bitkilerin sağladığı bir şeyden yararlanmak
Cevabı göster

Bitkilerin sağladığı bir şeyden yararlanmak

Organisms as diverse as corals, giant clams, and sponges Kalıp ifadeler

2:53

Mercanlar, dev istiridyeler ve süngerler gibi çok çeşitli organizmalar

Kalıp ifadeler

Organisms as diverse as ...: örneklerle geniş bir çeşitlilik göstermek

Organisms as diverse as corals, giant clams, and sponges, grubun mercanlar, dev deniz tarakları ve süngerler gibi birbirinden çok farklı örnekleri içerdiği anlamına gelir. Örnekler birbirlerine göre çeşitlidir; ifade, her organizmanın kendi başına eşit derecede çeşitli olduğunu söylemez. İsim + as diverse as + örnekler kalıbı, daha büyük bir kümenin birbirinden belirgin biçimde farklı üyelerini tanıtır. Cümle bu üyelerin ortak yönünü açıklamadan önce kümenin genişliğini vurgular.

Alıştırma

“Organisms as diverse as corals, giant clams, and sponges” ifadesi esas olarak neyi vurgular?

  1. Birbirinden çok farklı organizmaların hepsi söz konusu gruba aittir.
  2. Her organizma bir mercan kadar çeşitlidir.
  3. Organizmalar boyutlarına göre sıralanmaktadır.
Cevabı göster

Birbirinden çok farklı organizmaların hepsi söz konusu gruba aittir.

have symbiotic algae living inside their cells, Kelime

2:58

hücrelerinin içinde yaşayan simbiyotik alglere sahiptir

supplying them with organic compounds through photosynthesis. Kalıp ifadeler

3:02

ve bunlar fotosentez yoluyla onlara organik bileşikler sağlarlar.

Kelime

symbiotic algae living inside their cells: biyolojik ilişki ve bulunduğu yer

symbiotic algae ifadesindeki symbiotic, bir konakla yakın biyolojik ilişki içinde yaşayan algleri tanımlar. Yalnızca dostça anlamına gelmez. Sonraki yan cümle alglerin konağa organik bileşikler sağladığını, daha geniş bağlam ise konağın barınak ve inorganik maddeler sunduğunu belirtir; dolayısıyla bu ilişkide iki taraf da yarar görür. living inside their cells, algae sözcüğünü niteleyen bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Alglerin nerede yaşadığını belirtir. Their, alglerin kendi hücrelerine değil, daha önce anılan konak organizmalara gönderme yapar.

Alıştırma

Bu parçada “symbiotic algae living inside their cells” neyi gösterir?

  1. Algler yalnızca dost canlısı görünen organizmalardır.
  2. Algler kendilerine ait hücrelerin içinde yaşar.
  3. Algler konakla yakın ilişki içinde yaşar ve bağlam iki tarafın da yarar gördüğünü gösterir.
Cevabı göster

Algler konakla yakın ilişki içinde yaşar ve bağlam iki tarafın da yarar gördüğünü gösterir.

Kalıp ifadeler

supply A with B: A'ya B sağlamak

supply A with B yapısı “A'ya B sağlamak” anlamına gelir. A alan tarafı, B ise sağlanan şeyi gösterir. Burada them, A konumundadır ve mercanları, deniz taraklarını ve süngerleri ifade eder; organic compounds ise B konumundadır. Through photosynthesis, bileşiklerin nasıl üretildiğini veya sağlandığını açıklar. Bu yapıda with bir aracı değil, sağlanan şeyi gösterir.

In turn, they supply their little helpers with shelter and inorganic compounds. Anlatım akışı

3:06

Buna karşılık, onlara küçük yardımcılarına barınak ve inorganik bileşikler sağlarlar.

Anlatım akışı

In turn: karşılıklı bir ilişkinin diğer tarafına geçmek

In turn, açıklamayı bir ilişkinin bir tarafından diğer tarafın buna karşılık gelen eylemine geçirerek fikirleri birbirine bağlar. Önceki fikir, alglerin organik bileşikler sağladığıdır; bu cümle ise konak canlıların karşılığında ne sağladığına geçer. Burada “buna karşılık” veya “sonraki uygun adım olarak” anlamına gelir. Karşılıklı bir alışverişi ya da neden-sonuç zincirinin sonraki halkasını düzenleyebilir; turn burada fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Karşılıklı bir ilişkinin ikinci yarısını en iyi gösteren söylem bağlacını seçin: The community funds the garden. ___, the garden provides fresh food.

  1. On the contrary
  2. In turn
  3. For example
Cevabı göster

In turn

Some of these mixotrophs even transmit the algae to their offspring. Kalıp ifadeler

3:12

Bu miksotrofların bazıları algleri yavrularına bile aktarır.

Kalıp ifadeler

transmit the algae to their offspring: algleri yavrularına aktarmak

Burada transmit A to B, A'yı bir kaynaktan B'ye aktarmak demektir. Miksotroflar algleri yavrularına aktarır; transmit yalnızca sinyal ya da mesaj göndermek anlamına gelmez. Bu kalıp kaynağa odaklanır: kaynak + transmit + aktarılan şey + to + alıcı. Biyoloji ve tıpta aktarılan şey bir mikroorganizma, bir özellik ya da hastalık olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir ebeveyn canlının yararlı bakterileri sonraki nesle aktarmasını doğru biçimde anlatır?

  1. The parent organism transmits its offspring from helpful bacteria.
  2. The parent organism inherits helpful bacteria to its offspring.
  3. The parent organism transmits helpful bacteria to its offspring.
Cevabı göster

The parent organism transmits helpful bacteria to its offspring.

Without the aid of these algae, Dilbilgisi

3:16

Bu alglerin yardımı olmadan,

filter-feeding corals, clams, and sponges Kelime

3:18

filtreleyerek beslenen mercanlar, istiridyeler ve süngerler

would not gain enough nutrition in the nutrient-poor tropical ocean, Kelime

3:21

besin açısından fakir olan tropikal okyanusta yeterince besin kazanamazlardı

Kelime

filter-feeding: suyu süzerek besin elde etme

filter-feeding, bir canlının nasıl beslendiğini anlatan birleşik bir sıfattır: canlı suyu süzer ve küçük canlıları ya da besin parçacıklarını alır. Bu cümlede corals, clams ve sponges sözcüklerini niteler. Buradaki feeding, etkin biçimde besin elde etmek anlamına gelir; birinin bu hayvanları beslemesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan birleşik sıfatla tanımı tamamlayın: An animal that gets food by filtering tiny particles from water is a ____ animal.

Cevabı göster

filter-feeding

Kelime

nutrient-poor tropical ocean: besin maddesi az olan tropikal okyanus

nutrient-poor, besin maddesi az veya besin maddesi içeriği düşük anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Buradaki poor, belirli bir maddenin eksikliğini anlatır; parasız olmak anlamına gelmez. nutrient-poor ve tropical sözcüklerinin ikisi de ocean sözcüğünü niteler: okyanus tropikaldir ve suyunda canlıların kullanabileceği besin maddeleri görece azdır. X-poor kalıbı, oxygen-poor water örneğinde olduğu gibi X miktarı düşük olan bir şeyi anlatabilir.

Alıştırma

Vurgulanan birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: Some plants can survive in ____ soil where nutrients are scarce.

Cevabı göster

nutrient-poor

and the dazzling coral reefs they build

3:25

ve onların inşa ettiği göz kamaştırıcı mercan resifleri

simply would not exist.

3:28

basitçe var olmazdı.

Dilbilgisi

Without ... would not ... ile varsayımsal sonuç belirtmek

Without + isim öbeği, eğer ... olmasaydı veya eğer ... sahip olmasaydı anlamında varsayımsal bir koşul kurabilir. İki would not yan cümlesi bu koşul altındaki sonuçları belirtir. Bu nedenle would not burada koşullu bir sonucu anlatır; sıradan bir gelecek zaman olumsuzu değildir. Cümle iki sonucu birbirine bağlar: hayvanlar yeterli besin elde edemez ve resifler var olmazdı. simply would not exist ifadesinde simply sonucu güçlendirir; resiflerin hiçbir şekilde var olmayacağını belirtir. Var olmanın kolay olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Without ... would not ... varsayım kalıbını tamamlayın: ____ a working battery, the emergency radio ____ turn on.

Cevabı göster

Without · would not

Mixotrophy even cuts both ways. Deyimler

3:30

Miksotrofi iki taraflı bile işler.

Deyimler

cuts both ways: ters yönde de geçerli olmak

Bu cümlede cuts both ways bir deyimdir: aynı ilişki ters yönde de geçerlidir. Miksotrofinin gerçekten bir şeyi kestiği anlamına gelmez. Burada açıklamanın yönü, hayvanların alglerden yararlanmasından alglerin hayvanları tüketmesine döner. Daha genel olarak cut both ways, aynı kuralın, savın, ilişkinin veya etkinin iki taraf için de geçerli olduğunu ya da iki yönde sonuç doğurduğunu anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede cuts both ways ne anlama geliyor?

  1. Miksotrofi iki şeyi fiziksel olarak keser.
  2. Miksotrofi yalnızca tek yönde işler.
  3. İlişki ters yönde de geçerlidir.
Cevabı göster

İlişki ters yönde de geçerlidir.

An alga called Tripos furca

3:33

Tripos furca adlı bir alg

can consume several microscopic animals a day,

3:36

günde birkaç mikroskobik hayvanı tüketebilir

allowing it to survive in darkness for weeks. Dilbilgisi

3:39

ve bu da karanlıkta haftalarca hayatta kalmasını sağlar.

Dilbilgisi

allowing it to survive: ana cümlenin sonucunu gösterme

Virgülden sonra allowing ile başlayan öbek, önceki cümlenin sonucunu verir: mikroskobik hayvanları tüketmek, bu alg türünün karanlıkta haftalarca hayatta kalmasını sağlar. Bu, ayrı bir ana cümle değildir; ana yüklem can consume ifadesidir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: cümle, allowing + nesne + to-infinitive. allowing it to survive ifadesindeki it, cümlenin öznesi olan Tripos furca'ya gönderme yapar; survive ise to'dan sonra gelen yalın fiil biçimidir.

Alıştırma

Sonuç öbeğini allow fiilinin present participle biçimiyle tamamlayın: The new battery stores more energy, ____ the phone to run all day.

Cevabı göster

allowing

Tripos is in turn eaten by other mixotrophic algae, Anlatım akışı

3:43

Tripos da sırayla diğer miksotrofik algler tarafından yenir

providing frequent opportunity for exchange of organelles such as chloroplasts. Kalıp ifadeler

3:46

ve kloroplast gibi organellerin sık sık değiş tokuşu için fırsat sağlar.

Anlatım akışı

in turn: zincirin bir sonraki halkasına geçmek

Burada in turn, açıklamayı besin zincirinin bir sonraki halkasına taşır. Önceki fikir Tripos’un küçük hayvanları yediğidir; şimdi ise Tripos’un kendisi başka algler tarafından yenmektedir. is eaten edilgen yapısı, Tripos’u konu olarak tutarken onun rolünü yiyen canlıdan besine dönüştürür. In turn, okuyucuya bu olayı bağımsız bir bilgi olarak değil, önceki adımla bağlantılı olarak görmesini söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede in turn, besin zincirinin bir halkasından sonrakine geçmek için kullanılmıştır?

  1. The two fish take turns searching for plankton.
  2. Cleaner fish remove parasites from larger fish in return for food.
  3. Small fish eat plankton and are, in turn, eaten by larger fish.
Cevabı göster

Small fish eat plankton and are, in turn, eaten by larger fish.

Kalıp ifadeler

provide opportunity for + isim veya -ing biçimi

provide an opportunity for + isim veya -ing biçimi kalıbı, bir şeyi mümkün kılan koşulları oluşturmak demektir. Burada frequent opportunity for exchange, yenilme olayının organellerin aktarılmasını sık sık mümkün kıldığı anlamına gelir; exchange, bilinçli bir alışverişi değil biyolojik bir süreci adlandırır. providing ile başlayan -ing yan cümlesi, önceki olayın sonucunu verir. Ardından such as chloroplasts, chloroplasts sözcüğünü organelles için bir örnek olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi provide opportunities for + -ing biçimiyle tamamlayın: The weekly workshops ____ practicing spoken English.

Cevabı göster

provide opportunities for

This seems to allow some algae to survive

3:52

Bu, bazı alglerin hayatta kalmasını sağlıyor gibi görünüyor,

in parts of the dark ocean

3:54

okyanusun karanlık kısımlarında,

such as the Mariana Trench, Kültür

3:56

Mariana Çukuru gibi,

which plants otherwise wouldn't be able to inhabit. Dilbilgisi

3:58

ki bitkiler normalde buralarda yaşayamazlar.

Kültür

such as the Mariana Trench: karanlık okyanusun gerçek bir örneği

Mariana Çukuru, Batı Pasifik’te bulunan son derece derin bir okyanus çukurudur. Burada kastedilen derinliklerde güneş ışığı ya hiç yoktur ya da normal fotosentez için çok zayıftır. Bu cümlede such as, Mariana Çukuru’nu karanlık okyanusun gerçek bir örneği olarak sunar. Bu örnek sonraki düşünceyi destekler: bitkilerin böyle yerlerde yaşaması normalde zordur.

Alıştırma

such as the Mariana Trench ifadesi bu cümlede hangi görevi görür?

  1. Bol güneş ışığı alan sığ bir okyanus bölgesini anlatır.
  2. Kendi güneş ışığını üretebilen bir alg türünün adını verir.
  3. Son derece derin ve karanlık gerçek bir okyanus yaşam alanı örneği verir.
Cevabı göster

Son derece derin ve karanlık gerçek bir okyanus yaşam alanı örneği verir.

Dilbilgisi

otherwise wouldn't be able to inhabit: örtük bir “aksi durumda” koşulu

Burada otherwise, “önceki koşul doğru olmasaydı” anlamına gelir. Açıkça söylenmeyen bir koşulu kısaltır: az önce belirtilen ve hayatta kalmayı mümkün kılan süreç olmasaydı bitkiler o karanlık okyanus bölgesinde yaşayamazdı. wouldn't be able to biçimindeki modal yapı, basit bir gelecek tahmini değil, varsayılan sonucu verir. İlgi cümleciğinde plants öznedir; which ise okyanustaki yeri belirtir ve inhabit fiilinin nesnesidir.

Alıştırma

Cümleyi “köprü var olmasaydı bunu yapamazlardı” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The bridge connects the island to the mainland, which island residents ____ reach by car.

Cevabı göster

otherwise wouldn't be able to

The processes by which Elysia becomes photosynthetic Dilbilgisi

4:02

Elysia'nın fotosentetik hale geldiği süreçler

and Tripos switches between feeding modes

4:05

ve Tripos'un beslenme modları arasında geçiş yapması

Dilbilgisi

processes by which ...: bir olayın mekanizmasını açıklamak

by which ile başlayan ilgi cümleciği processes sözcüğünü niteler. Which, processes sözcüğüne geri gönderimde bulunur; by ise araç ya da mekanizmayı gösterir. Burada which bir soru sözcüğü değildir: processes by which X happens, “X'in gerçekleşmesini sağlayan süreçler” demektir. Bu ilgi cümleciğinde and, Elysia becomes photosynthetic ve Tripos switches between feeding modes şeklindeki iki sonucu birbirine bağlar. İkisi de mekanizmaları ele alınan olaylar olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümlede bir mekanizmayı açıklamak için by which doğru kullanılmıştır?

  1. Scientists identified the mechanism by which do bacteria resist the drug.
  2. Scientists identified by which the mechanism bacteria resist the drug.
  3. Scientists identified the mechanism by which bacteria resist the drug.
Cevabı göster

Scientists identified the mechanism by which bacteria resist the drug.

are reminiscent of what scientists believe led to the origin of all plants. Anlatım akışı

4:08

bilim insanlarının tüm bitkilerin kökenine yol açtığına inandığı şeyleri anımsatıyor.

Anlatım akışı

are reminiscent of what ...: belirli örneklerden daha geniş bir benzetmeye geçmek

Are reminiscent of, “bir şeye benzemek ve onu akla getirmek” anlamına gelir. Burada daha önce anlatılan süreçleri, bilim insanlarının bitkilerin kökenine yol açtığına inandığı süreç veya olayla ilişkilendirir. Bir benzetme kurar; süreçlerin tamamen aynı olduğunu söylemez ve kökenle ilgili iddiayı kanıtlamaz. Bu ifade, söylemin akışında açıklamayı belirli canlılardan daha geniş bir evrim fikrine taşır. What yan cümlesi, “bilim insanlarının tüm bitkilerin kökenine yol açtığına inandığı şey veya süreç” ifadesini of sonrasında tek bir birim hâline getirir.

Alıştırma

“The new pattern is reminiscent of one seen in early fossils.” cümlesinde reminiscent of ne anlama gelir?

  1. Yeni desenin doğrudan fosillerden geldiğini kanıtlar.
  2. Yeni desen fosillerdeki desene benzer ve onu akla getirir.
  3. Desenin kendisi fosilleri hatırlamaktadır.
Cevabı göster

Yeni desen fosillerdeki desene benzer ve onu akla getirir.

Single-celled animals preyed on cyanobacteria. Kalıp ifadeler

4:13

Tek hücreli hayvanlar siyanobakterilerle beslendi.

Kalıp ifadeler

preyed on cyanobacteria: prey on + hedef

Prey on, “avlamak, yakalamak ve yemek” anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil öbeğidir. Özne avcıdır; on'dan sonraki ad ise avdır. Burada tek hücreli hayvanlar avcı, siyanobakteriler de onların yediği canlılardır. Biyoloji dışında prey on, “savunmasız birinden yararlanmak” anlamına da gelebilir. Anlamın gerçek mi mecaz mı olduğunu çevredeki konu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi prey ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: Owls often ____ mice at night.

Cevabı göster

prey on

Some of these tiny plants were not digested Dilbilgisi

4:17

Bu minik bitkilerin bazıları sindirilmedi

Dilbilgisi

were not digested: geçmiş zamanda olumsuz edilgen yapı

Were not digested, geçmiş zamandaki olumsuz edilgen yapıdır: were + not + geçmiş zaman ortacı. Çoğul özne some of these tiny plants eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır; bu nedenle ifade bitkilerin sindirilmediğini anlatır. Edilgen yapı dikkati bitkilere ne olduğuna yöneltir. Eylemi yapan zaten biliniyorsa veya daha az önemliyse bilimsel süreç açıklamalarında bu yapı yaygındır.

Alıştırma

Digest fiilinin geçmiş zamandaki olumsuz edilgen biçimini kullanın: The tough seeds ____ by the birds.

Cevabı göster

were not digested

and lived on in the animal cells, Öbek fiiller

4:20

ve hayvan hücrelerinde yaşamaya devam etti,

eventually giving rise to chloroplasts. Kalıp ifadeler

4:22

sonunda kloroplastları meydana getirdi.

Öbek fiiller

lived on: yaşamaya veya var olmaya devam etti

Burada lived on, “yaşamaya devam etti” veya “varlığını sürdürdü” anlamına gelir. on parçacığı, sindirilme tehlikesine rağmen yaşamın devam ettiği anlamını katar. lived on in the animal cells ifadesinde on, lived on öbek fiilinin bir parçasıdır. Ayrı bir ifade olan in the animal cells, nerede hayatta kaldıklarını belirtir; on bir yüzeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “varlığını sürdürdü” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Even after the kingdom disappeared, its songs ____ for centuries.

Cevabı göster

lived on

Kalıp ifadeler

eventually giving rise to chloroplasts: nihai sonucu göstermek

Give rise to, “neden olmak”, “üretmek” veya “oluşmasını sağlamak” anlamına gelen resmî bir ifadedir. Burada uzun süreç sonunda kloroplastları üretmiştir; rise fiziksel olarak yukarı hareket etmek anlamına gelmez. Eventually, sonucun bir süre sonra ortaya çıktığını gösterir. Giving, önceki sürecin sonucunu ekleyen bir -ing ortaçtır; to ise ardından sonuç bildiren chloroplasts isim öbeğinin geldiği bir edattır.

Alıştırma

Cümleyi “sonunda neden olarak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The repeated leaks continued for months, ____ a serious mold problem.

Cevabı göster

eventually giving rise to

But these first eukaryotic plants were soon consumed by other animals, Kelime

4:26

Ancak bu ilk ökaryotik bitkiler çok geçmeden diğer hayvanlar tarafından tüketildi

Kelime

first eukaryotic plants: hücrelerinde zarla çevrili çekirdek bulunan en eski bitkiler

Eukaryotic, hücrelerinde zarla çevrili bir çekirdek bulunan canlıları tanımlar. Burada plants sözcüğünü niteler; dolayısıyla eukaryotic plants, bu hücre türünden oluşan bitkiler demektir. First, onları evrim tarihinde erken bir döneme yerleştirir. Bir listedeki ya da sıradan bir dizideki “ilk” anlamında değildir; ifade, bitki evrimi anlatısındaki en erken ökaryotik bitkileri belirtir.

Alıştırma

Bu cümledeki first eukaryotic plants ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Evrim tarihinde en erken ortaya çıkan ve hücrelerinde zarla çevrili çekirdek bulunan bitkiler.
  2. Gösterilen sıraya göre ilk yenen bitkiler.
  3. Hücrelerinde çekirdek olmadığı için listenin başına yazılan bitkiler.
Cevabı göster

Evrim tarihinde en erken ortaya çıkan ve hücrelerinde zarla çevrili çekirdek bulunan bitkiler.

which hijacked the precious chloroplast just like Elysia. Deyimler

4:31

ve tıpkı Elysia gibi değerli kloroplastları çaldılar.

Deyimler

hijacked the precious chloroplast just like Elysia: kontrolü ele geçirme metaforu

Burada hijacked bir mecazdır. Hayvanlar bir taşıtı kaçırmadı; tükettikleri canlılardan kloroplastları alıp bu hücresel parçaları kullanmaya devam etti. Fiil, süreci değerli bir donanımın kontrolünü kendi amaçları için ele geçirmek gibi sunar. Precious kloroplastın değerini vurgularken just like Elysia bir karşılaştırma kurar. Bu hayvanların kloroplastları Elysia'ya benzer bir şekilde elde edip kullandığını anlatır.

Alıştırma

Örnekte hijacked ne anlama geliyor?

  1. Hayvanlar kloroplastları çalıntı bir araçla götürdü.
  2. Hayvanlar kloroplastları izinle ödünç alıp sonra geri verdi.
  3. Hayvanlar kloroplastların kontrolünü ele geçirip onları kendi amaçları için kullandı.
Cevabı göster

Hayvanlar kloroplastların kontrolünü ele geçirip onları kendi amaçları için kullandı.

And following the example of eating and being eaten Anlatım akışı

4:35

Ve yeme ve yenilme örneğini takiben

we've seen in the case of Tripos,

4:38

Tripos örneğinde gördüğümüz gibi,

Anlatım akışı

following the example ... we've seen in the case of ...: önceki kanıta dönerek çıkarım yapma

Burada following the example of ... ifadesi, “zamanca ardından gelmek” değil, “önceki bir örneği veya örüntüyü kılavuz almak” demektir. Dinleyiciye, Tripos için daha önce anlatılan yeme ve yenme örüntüsünü bir sonraki iddianın temeli olarak kullanmasını söyler. we've seen in the case of Tripos yan cümlesi, hangi örneğin yeniden hatırlatıldığını belirtir. Bu söylem bağlama yapısı, eski bilgiyi yeniden odağa getirerek konuşmacının ondan yeni bir çıkarım kurmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede following, önceki bir örüntüyü hatırlatıp yeni bir çıkarımın temeli yapmak için kullanılmıştır?

  1. Following the forecasters down the hall, the reporter took notes.
  2. Following the pattern seen in earlier storms, forecasters expect this one to strengthen overnight.
  3. After the earlier storm ended, the team went home.
Cevabı göster

Following the pattern seen in earlier storms, forecasters expect this one to strengthen overnight.

this chloroplast heist happened up to three times, Notlar

4:40

bu kloroplast hırsızlığı üç kez yaşandı,

Deyimler

chloroplast heist: canlı bir bilim mecazı

Heist, büyük ve genellikle dikkatle planlanmış bir hırsızlık ya da soygundur. chloroplast heist ifadesinde heist mecazidir: konuşmacı, bir canlının başka bir canlıdan kloroplast edinmesini dramatik bir soygunmuş gibi sunar. Bu ifade, karmaşık bir biyolojik olayı canlı ve akılda kalıcı hâle getirir. Gerçek bir suçu anlatmaz, canlıların olayı planladığını iddia etmez ve resmî bir biyoloji terimi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede heist, gerçek bir suç veya resmî bilimsel terim olarak değil, canlı bir mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. The article calls the transfer a genetic heist to make the process sound dramatic.
  2. Genetic heist is the official scientific name for every transfer of DNA.
  3. Police arrested the cells after they carried out a genetic heist.
Cevabı göster

The article calls the transfer a genetic heist to make the process sound dramatic.

Kalıp ifadeler

up to three times: en fazla üç kez anlamı

Up to three times, “üçten fazla değil” veya “en fazla üç kez” anlamına gelir. Üçü mümkün olan en yüksek sayı olarak belirler; olayın kesinlikle tam üç kez gerçekleştiğini söylemez. Burada ifade, olayın gerçekleşme sayısını sınırlayarak happened fiilini niteler. Up to ifadesini tek bir miktar kalıbı olarak anlayın; yukarı doğru hareket anlamıyla veya It’s up to you cümlesindeki “karar sana bağlı” anlamıyla karıştırmayın.

Alıştırma

Cümleyi up ile başlayan ve “en fazla üç kez” anlamına gelen İngilizce ifadeyle tamamlayın: You may retry the quiz ____.

Cevabı göster

up to three times

giving rise to plastids with four membranes Kelime

4:44

dört zara sahip plastitlere

Kelime

plastids with four membranes: yapı ve anlam

Plastids, plastid sözcüğünün çoğuludur ve bitkilerde ve alglerde bulunan organelleri ifade eder; kloroplastlar bir plastit türüdür. Burada plastids, açıklanan hücresel yapıların adıdır. With four membranes, plastids sözcüğünden sonra gelen ve bu yapıları açıklayan bir edat öbeğidir. Her plastitin dört biyolojik zar katmanıyla çevrili olduğu anlamına gelir. Buradaki membranes, hücre duvarlarını veya sıradan ince filmleri değil, hücre yapısındaki zarları belirtir; olağan dışı katman sayısı tekrarlanan endosimbiyozun bir ipucudur.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda plastids with four membranes neyi açıklar?

  1. İfade dört parça plastik filmi anlatır.
  2. Plastitler dört biyolojik zar katmanıyla çevrilidir.
  3. Plastitler birbirinden ayrı dört hücre duvarı içerir.
Cevabı göster

Plastitler dört biyolojik zar katmanıyla çevrilidir.

and the ocean's most productive plants and forests.

4:47

ve okyanusun en üretken bitkilerine ve ormanlarına yol açtı.

This slug/plant is just one of millions of species Kalıp ifadeler

4:52

Bu deniz tavşanı/bitki sadece milyonlarca türden biri

that uses crafty evolutionary adaptations to survive.

4:56

hayatta kalmak için zekice evrimsel adaptasyonlar kullanan.

Kalıp ifadeler

is just one of millions of species: çok daha büyük bir grubun tek bir üyesi

One of + çoğul isim öbeği, bir kişiyi veya şeyi daha büyük bir grubun içine yerleştirir. Burada one of millions of species, bu canlının milyonlarca tür içeren bir grubun tek bir üyesi olduğu anlamına gelir. Species sözcüğünün tekil ve çoğul biçimi aynıdır; millions of ise çoğul anlamı açıkça gösterir. Just, “birçok şeyden yalnızca biri” vurgusunu ekler. Bu, canlının önemsiz olduğunu söylemez. Sıra dışı bir örneği anlattıktan sonra ifade bakış açısını genişletir ve başka birçok türün de hayatta kalmaya yönelik uyumları olduğunu hatırlatır.

Alıştırma

Cümleyi “çok daha büyük bir grubun yalnızca bir üyesi” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: This painting is ____ thousands of works in the museum's collection.

Cevabı göster

just one of

Take the orchid.

5:01

Orkideyi ele alalım.

Just a pretty flowering plant, right? Ton ve niyet

5:02

Sadece güzel, çiçek açan bir bitki, değil mi?

Wrong.

5:05

Yanlış.

Ton ve niyet

Just ..., right? Wrong.: kurgulanmış soru ve ani ters köşe

Just a pretty flowering plant, It's just a pretty flowering plant şeklinde anlaşılan konuşma diline ait bir cümle parçasıdır. Just, yüzeydeki izlenimi basit veya sıradan olarak sunar. Right? dinleyiciyi onaylamaya çağırıyor gibi görünür, ancak konuşmacı burada gerçekten doğrulama istemek yerine birazdan çürüteceği bir varsayım kurar. Wrong. bu varsayımı hemen reddeder. Just ..., right? Wrong. dizisi hızlı bir ters köşe yaratır ve ardından şaşırtıcı bir bilginin geleceğini bildirir. Bu nedenle sözlü anlatımlarda ve videolarda ilgi çekici bir giriş olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi metin, makul bir ilk izlenimi tersine çevirip şaşırtıcı bir gerçeği sunmak için right? Wrong. dizisini kullanıyor?

  1. This is an ordinary rock, right? Yes, it is.
  2. Is this an ordinary rock? Please check.
  3. Just an ordinary rock, right? Wrong. It's a meteorite.
Cevabı göster

Just an ordinary rock, right? Wrong. It's a meteorite.

Find out about their sneaky tactics of deception

5:06

Sinsi aldatmaca taktikleri hakkında bilgi edinin

with this video.

5:09

bu videoyla.