Bankacılık Açıklandı – Para ve Kredi: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
911 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Orta Çağ'daki para değişiminden modern kredilere uzanan video, 2008 krizini açıklıyor; düzenlemeleri, kredi birliklerini, kitlesel fonlamayı ve mikrokrediyi karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "account for" ifadesini toplam içindeki payı bildiren bir Öbek Fiil olarak kullanıp oranları ve finansal rakamları doğru anlatın. 2. "nothing short of gambling" ifadesini Deyim ve Mecazlı İfade olarak tanıyın; anlatıcının riskli banka işlemlerini güçlü biçimde kınadığını anlayın. 3. "credit unions," ifadesini Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamında üyelere ait kooperatif kuruluşlar olarak anlayıp kâr odaklı bankalarla farkını izleyin.

Bu derste

The international banking system is an enigma.

0:00

Uluslararası bankacılık sistemi bir muammadır.

There are more than 30,000 different banks worldwide

0:04

Dünya çapında 30.000'den fazla farklı banka bulunmaktadır

and they hold unbelievable amounts of assets.

0:07

ve inanılmaz miktarlarda varlığa sahiptirler.

The top 10 banks alone

0:10

Sadece en büyük 10 banka

account for roughly 25 trillion US dollars. Öbek fiiller

0:12

yaklaşık 25 trilyon ABD dolarını elinde tutmaktadır.

Öbek fiiller

“bir toplamın parçasını oluşturmak” anlamında account for

Burada account for, bir toplamın bir bölümünü “oluşturmak” veya “temsil etmek” anlamına gelir. Özne the top 10 banks ifadesidir ve account for sonrasındaki miktar bu bankalara düşen büyüklüğü belirtir. Alone vurgu katar: yalnızca bu on banka bile söz konusu miktara ulaşır. Burada account for ifadesini tek bir çok sözcüklü fiil olarak düşünün; account kelimesini banka hesabı anlamında yorumlamayın. Verilerde pay, yüzde, miktar veya kategori anlatırken X accounts for Y kalıbı sık kullanılır.

Alıştırma

Bir satış raporunda, toplam içindeki payı anlatmak için account for ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Online orders are account for 60% of all sales.
  2. Online orders account 60% of all sales.
  3. Online orders account for 60% of all sales.
Cevabı göster

Online orders account for 60% of all sales.

Today, banking can seem very complex,

0:15

Günümüzde bankacılık çok karmaşık görünebilir,

but originally the idea was to make life simpler.

0:18

ancak asıl fikir hayatı kolaylaştırmaktı.

11th century Italy was the center of European trading.

0:28

11. yüzyıl İtalya'sı Avrupa ticaretinin merkeziydi.

Merchants from all over the continent

0:31

Kıtanın dört bir yanından tüccarlar

met to trade their goods,

0:33

mallarını takas etmek için buluşurlardı,

but there was one problem.

0:35

ancak bir sorun vardı.

Too many currencies in circulation. Kelime

0:36

Dolaşımda çok fazla para birimi vardı.

Kelime

currencies in circulation: şu anda kullanılan para

In circulation, bir şeyin şu anda halkın kullanımına açık ve kullanımda olduğu anlamına gelir. Currencies ile kullanıldığında, daire çizerek hareket eden bir şeyi değil, ticarette veya ekonomide etkin biçimde bulunan para türlerini anlatır. İfade, durumunu belirtmek için bir ismin ardından gelir: currencies in circulation, currencies that are circulating demektir. Bu parçada too many, kullanımda olan çok sayıdaki para biriminin sorun olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir müze rehberi, “Some coins from the 1990s are still in circulation.” diyor. Bunun anlamı nedir?

  1. Yalnızca müzelerin içinde sergileniyorlar.
  2. Hâlâ para olarak kullanılıyorlar.
  3. Dairesel bir yol boyunca hareket ediyorlar.
Cevabı göster

Hâlâ para olarak kullanılıyorlar.

In Pisa, merchants had to deal Öbek fiiller

0:39

Pisa'da tüccarlar uğraşmak zorundaydı

with seven different types of coins

0:41

yedi farklı türde madeni parayla

and had to exchange their money constantly.

0:43

ve paralarını sürekli olarak bozdurmak zorundaydılar.

Öbek fiiller

deal with: bir sorunu veya görevi ele almak

Burada deal with, pratik bir güçlüğü yönetmek veya onunla başa çıkmak anlamına gelir. Tüccarlar birkaç farklı madeni para sistemiyle uğraşıp sürekli para bozdurmak zorundaydı; ifade, madeni paraları ticari mal olarak alıp sattıkları anlamına gelmez. Aktarılabilir yapı deal with + sorun, görev, durum ya da başa çıkılması zor nesne veya kişidir. Nesne, ilgilenilmesi gereken şeyi gösterir: deal with a complaint, deal with paperwork veya deal with a difficult customer.

Alıştırma

Cümleyi deal ile kurulan ve “ele almak” anlamına gelen iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The support team must ____ hundreds of requests every day.

Cevabı göster

deal with

This exchange business,

0:46

Bu para bozdurma işi,

which commonly took place outdoors on benches,

0:47

genellikle dışarıda bankların üzerinde yapılırdı,

is where we get the word bank from. Kültür

0:50

"banka" kelimesi de buradan gelmektedir.

From the word banco,

0:52

İtalyanca "bank" anlamına gelen

Italian for bench.

0:54

banco kelimesinden türemiştir.

Kültür

İtalyancada “oturak” anlamına gelen banco’dan gelen bank

Cümle bir köken açıklaması sunar: Finans anlamındaki İngilizce bank sözcüğü, “oturak” veya “uzun sıra” anlamına gelen İtalyanca banco ile ilişkilendirilir. Eskiden sarraflar döviz işlerini bu tür sıraların üzerinde yapardı; böylece işle bağlantılı nesne kurumun adının oluşmasına katkıda bulundu. Bu, sözcüğün tarihine ilişkin bir açıklamadır; bank sözcüğünün modern ve gerçek anlamı “oturak” değildir. Cümlede bank finansla ilgilidir ve nehir kıyısı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümle bank ile banco arasında nasıl bir bağlantı kuruyor?

  1. Buradaki bank sözcüğü bir nehrin yanındaki kara parçası anlamına gelir.
  2. Finans anlamındaki bank sözcüğü, “oturak” anlamına gelen İtalyanca banco sözcüğüyle ilişkilidir.
  3. Banco, İtalyancada “madeni para” anlamına gelen sözcük olarak sunulur.
Cevabı göster

Finans anlamındaki bank sözcüğü, “oturak” anlamına gelen İtalyanca banco sözcüğüyle ilişkilidir.

The dangers of traveling,

0:55

Seyahat etmenin tehlikeleri,

counterfeit money,

0:57

sahte para

and the difficulty of getting a loan

0:58

ve kredi almanın zorluğu

got people thinking. Dilbilgisi

1:00

insanları düşünmeye sevk etti.

Dilbilgisi

got people thinking: get + kişi + -ing

Bu cümlede got people thinking, “insanların düşünmeye başlamasına neden oldu” demektir. Önceki üç sorun nedendir; people etkilenen gruptur, thinking ise başlayan eylemdir. Bir şey bir kişinin veya grubun bir etkinliğe başlamasını ya da o etkinliği sürdürmesini sağladığında get + kişi + -ing kullanılır: get people talking, get everyone moving. Burada thinking sıfat değil, fiilin -ing biçimidir.

Alıştırma

get, the whole team ve talk ifadelerini doğru biçimlerde kullanarak cümleyi get + kişi + -ing yapısıyla tamamlayın: Yesterday, the surprising result ____.

Cevabı göster

got the whole team talking

It was time for a new business model. Dilbilgisi

1:01

Yeni bir iş modelinin zamanı gelmişti.

Dilbilgisi

It was time for + isim

It was time for a new business model, durumun yeni bir modelin ortaya çıkması veya kullanılmaya başlanması için uygun noktaya ulaştığını anlatır. Saatin belirli bir zamanı gösterdiğini değil, değişimin artık gerekli olduğunu belirtir. It was time for + isim yapısında it biçimsel öznedir ve for, zamanı gelmiş olan şeyi tanıtır. Bu yapı çoğu zaman bir anlatıyı veya savı eski durumdan gerekli bir sonraki adıma taşır.

Alıştırma

It was time for ve a fresh start isim öbeğini kullanarak cümleyi tamamlayın: After months of failed repairs, ____.

Cevabı göster

it was time for a fresh start

Pawnbrokers started to give credit to businessmen, Kalıp ifadeler

1:04

Tefeciler iş adamlarına kredi vermeye başladı,

while Genoese merchants developed cashless payments.

1:07

Cenevizli tüccarlar ise nakitsiz ödemeleri geliştirdi.

Kalıp ifadeler

Finansal bağlamda give credit to

Burada give credit to, birinin borç para almasına ya da mal veya hizmetleri şimdi alıp daha sonra ödemesine izin vermek anlamına gelir. Rehinciler iş insanlarını övmüyor, onlara finansman sağlıyor. Kalıp give credit to + kişi veya kuruluş şeklindedir. Kredi verenler, tedarikçiler, borç alma veya geri ödeme ile ilgili bir bağlam genellikle bu finansal anlamı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede give credit to, örnektekiyle aynı finansal anlamda kullanılmıştır?

  1. We should give credit to Lena for finding the error.
  2. The bank decided to give credit to farmers after reviewing their applications.
  3. The article gives credit to three earlier researchers.
Cevabı göster

The bank decided to give credit to farmers after reviewing their applications.

Networks of banks spread all over Europe,

1:10

Banka ağları tüm Avrupa'ya yayılarak,

handing out credit even to the church Öbek fiiller

1:13

kiliseye

or European kings.

1:15

ya da Avrupa krallarına bile kredi dağıttı.

Öbek fiiller

Geniş çaplı dağıtım anlamında handing out credit

Handing out credit ifadesinde hand out, bir şeyi birden fazla alıcıya dağıtmak veya sağlamak anlamına gelir. Burada bankalar finansal krediyi geniş çapta erişilebilir hâle getirir ve even, kiliselerin ve kralların da buna dâhil olduğunu vurgular. -ing biçimindeki handing, ağlar yayılırken gerçekleşen bir eylem ekler. Nötr give fiiliyle karşılaştırıldığında hand out, geniş çaplı dağıtıma daha fazla vurgu yapar. Hand out ayrılabilen bir fiildir: hand out the forms ve hand the forms out yapılarının ikisi de kullanılabilir. Nesne bir zamirse hand them out denir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ve bir gruba dağıtımı vurgulayan öbek fiili seçin: At the workshop, volunteers will ___ information packs to every visitor.

  1. hand over
  2. hold out
  3. hand out
Cevabı göster

hand out

What about today?

1:17

Peki ya bugün?

In a nutshell, Anlatım akışı

1:18

Kısacası,

banks are in the risk management business.

1:19

bankalar risk yönetimi işindedir.

Anlatım akışı

In a nutshell: Kısa bir özeti sunmak

In a nutshell, dinleyiciye hemen ardından çok kısa bir özet geleceğini bildiren bir söylem belirleyicisidir. Burada konuyu günümüz bankalarıyla ilgili sorudan ana fikre taşır: Bankalar riski yönetir. Özellikle karmaşık bir konu tanıtıldıktan sonra, insanların hatırlamasını istediğiniz temel noktadan önce kullanın. Bu kalıplaşmış bir ifadedir; gerçek bir kabuktan söz etmez.

Alıştırma

In a nutshell ifadesinin hangi kullanımı kısa bir özeti doğru şekilde sunar?

  1. Lena küçük bir kaba ad vermek için In a nutshell ifadesini kullanır.
  2. Lena "In a nutshell," der ve ardından bütün fiyatları, tarihleri ve teknik ayrıntıları sıralar.
  3. Seçenekleri inceledikten sonra Lena şöyle der: "In a nutshell, the cheaper plan is slower."
Cevabı göster

Seçenekleri inceledikten sonra Lena şöyle der: "In a nutshell, the cheaper plan is slower."

This is a simplified version

1:22

Bu, nasıl çalıştığının

of the way it works.

1:23

basitleştirilmiş bir versiyonudur.

People keep their money in banks

1:25

İnsanlar paralarını bankalarda tutarlar

and receive a small amount of interest.

1:27

ve küçük bir miktar faiz alırlar.

The bank takes this money

1:29

Banka bu parayı alır

and lends it out at much higher interest rates. Öbek fiiller

1:31

ve çok daha yüksek faiz oranlarıyla borç verir.

Öbek fiiller

lends it out: Ayrılabilen öbek fiilde zamirin yeri

Lend out, para veya bir eşyayı geri ödenmesi ya da iade edilmesi beklentisiyle sınırlı bir süre için birine vermek demektir. Bu cümlede it, bankanın borç alanların kullanımına sunduğu yatırılmış parayı ifade eder. Lend out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir, fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: lend it out denir, lend out it denmez. Bu sözcük sırası lends it out ve lent it out gibi biçimlerde de korunur.

Alıştırma

Zamiri de kullanarak cümleyi lend out fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The library owns one rare projector, and it ____ to teachers for one week at a time.

Cevabı göster

lends it out

It's a calculated risk Kalıp ifadeler

1:34

Bu hesaplanmış bir risktir

because some of the lenders will default on their credit. Kelime

1:35

çünkü bazı borçlular kredilerini geri ödeyemeyecektir.

Kalıp ifadeler

a calculated risk: dikkatli değerlendirmeden sonra göze alınan risk

Bu cümlede a calculated risk, bir kişinin olası maliyet ve faydaları tarttıktan sonra bilerek kabul ettiği bir tehlike veya kayıp ihtimalidir. Buradaki calculated, yalnızca “sayısal olarak hesaplanmış” değil, “dikkatle değerlendirilmiş” anlamına gelir. Bu ifade, seçimin kötü sonuçlanabileceğini kabul ederken bunun düşüncesizce bir kumar değil, muhakemeye dayalı bir karar olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Expanding into a new market is ____, but the research supports the decision.

Cevabı göster

a calculated risk

Kelime

default on their credit: kredi yükümlülüğünü yerine getirmemek

Burada default on, gerekli ödemeleri yapmamak veya bir borç ya da kredi sözleşmesinin şartlarını yerine getirmemek anlamına gelir. Kalıp default on + yükümlülük şeklindedir: default on a loan, a debt, a mortgage veya a payment gibi. Normal bir kredi ilişkisinde krediyi ödemeyerek temerrüde düşen taraf borç alandır; kredi veren parayı sağlamıştır. Bu nedenle cümlede bu eylemin lenders sözcüğüne bağlanması alışılmadık bir rol dağılımıdır; ancak default on yine de bilgisayardaki “varsayılan” anlamında değil, finansal anlamdadır.

Alıştırma

Bu dersteki finansal öbek fiili kullanın: If the company cannot make the required payments, it may ____ its bonds.

Cevabı göster

default on

This process is essential for our economic system

1:38

Bu süreç ekonomik sistemimiz için çok önemlidir

because it provides resources for people to buy things like houses Dilbilgisi

1:41

çünkü insanların ev gibi şeyler satın alması için

or for industries to expand their businesses and grow.

1:45

veya endüstrilerin işlerini genişletip büyütmesi için kaynak sağlar.

Dilbilgisi

for people to ... for industries to: eylemi yapanı belirtme

for people to buy ve for industries to expand yapılarında, for’dan sonraki isim mastardaki eylemi kimin yaptığını gösterir. Buy eylemini people, expand eylemini ise industries gerçekleştirir. Buradaki for yalnızca genel bir amaç belirtmez; to buy veya to expand yapısının mantıksal öznesini de tanıtır. Aynı biçimde kurulan iki for + isim + to-mastar öbeği provides resources ifadesine bağlıdır ve bu kaynakların iki kullanımını paralel biçimde düzenler. Aynı kalıbın tekrarlanması, iki yararlanıcıyı ve onların eylemlerini karşılaştırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

residents ismini kullanarak cümleyi for + isim + to kalıbıyla tamamlayın: The city added more buses ____ reach the hospital.

Cevabı göster

for residents to

So, banks take funds that are unused by savers

1:49

Böylece bankalar, tasarruf sahipleri tarafından kullanılmayan fonları alır

and turn them into funds society can use to do stuff. Öbek fiiller

1:52

ve bunları toplumun iş yapmak için kullanabileceği fonlara dönüştürür.

Öbek fiiller

turn them into funds: turn A into B kalıbı

turn A into B, A’yı B’ye dönüştürmek veya A’ya yeni bir biçim ya da işlev kazandıracak şekilde değiştirmek anlamına gelir. turn them into funds ifadesinde them, tasarruf sahiplerinin kullanmadığı fonlara gönderme yapar; funds ise toplumun kullanabileceği sonucu belirtir. Kalıp turn + nesne + into + sonuç şeklindedir. Değiştirilen şeyi turn ile into arasına yerleştirin.

Alıştırma

Cümleyi turn A into B kalıbının eksik iki parçasıyla tamamlayın: The software can ____ spoken words ____ written text.

Cevabı göster

turn · into

Other sources of income for banks

1:55

Bankalar için diğer gelir kaynakları arasında

include accepting savings deposits,

1:57

tasarruf mevduatlarını kabul etmek,

the credit card business,

1:59

kredi kartı işi,

buying and selling currencies,

2:01

döviz alım satımı,

custodian business,

2:02

emanet işleri

and cash management services.

2:03

ve nakit yönetimi hizmetleri yer alır.

The main problem with banks nowadays

2:06

Günümüzde bankaların asıl sorunu,

is that a lot of them have abandoned their traditional role

2:08

birçoğunun geleneksel rollerini terk etmiş olmalarıdır

as providers of long-term financial products

2:11

yani uzun vadeli finansal ürünlerin sağlayıcıları olarak,

in favor of short-term gains that carry much higher risks. Kalıp ifadeler

2:14

bunun yerine çok daha yüksek riskler taşıyan kısa vadeli kazançları tercih etmeleridir.

Kalıp ifadeler

abandon A in favor of B: A’dan vazgeçip B’yi seçmek

Bu cümlede in favor of, bir seçeneğin yerine diğerinin seçildiğini gösterir. Bankalar uzun vadeli ürünlere odaklanmayı bırakıp kısa vadeli kazançları seçmiştir; burada yalnızca görüş olarak kısa vadeli kazançları destekledikleri anlatılmaz. Yaygın kalıp reject, abandon veya drop A in favor of B şeklindedir. B tercih edilen alternatif, A ise vazgeçilen seçenektir.

Alıştırma

Bu cümlede in favor of ne anlama geliyor: The company abandoned paper records in favor of a secure digital system?

  1. Şirket iki sistemi de kamuoyu önünde eşit biçimde övdü.
  2. Şirket daha güvenli olduğu için kâğıt kayıtları kullanmaya devam etti.
  3. Şirket kâğıt kayıtlar yerine dijital sistemi seçti.
Cevabı göster

Şirket kâğıt kayıtlar yerine dijital sistemi seçti.

During the financial boom,

2:17

Finansal patlama sırasında,

most major banks adopted financial constructs

2:19

çoğu büyük banka finansal yapılar benimsedi

that were barely comprehensible

2:22

neredeyse hiç anlaşılamayan,

and did their own trading in a bid to make fast money Kalıp ifadeler

2:24

ve hızlı para kazanmak amacıyla kendi işlemlerini yaptılar

and earn their executives and traders millions in bonuses.

2:27

ve yöneticilerine ve tüccarlarına milyonlarca prim kazandırdılar.

Kalıp ifadeler

in a bid to + fiilin yalın hâli: bir hedefe ulaşmaya çalışmak

In a bid to, bir eylemin amacını belirtir ve bu eylemi bir hedefe ulaşma girişimi olarak sunar. Burada bankalar hızlı para kazanıp büyük ikramiyeler oluşturmayı denedikleri için kendi hesaplarına işlem yapmıştır. Kalıp in a bid to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Kesinlikle gerçekleşmiş bir sonucu değil, amaçlanan sonucu açıklar; buradaki bid, açık artırma teklifi değil girişim anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi bid ismini kullanan resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The museum extended its opening hours ____ attract more visitors.

Cevabı göster

in a bid to

This was nothing short of gambling Deyimler

2:30

Bu tam anlamıyla kumardı

and damaged whole economies and societies,

2:32

ve tüm ekonomilere ve toplumlara zarar verdi,

Deyimler

nothing short of gambling: düpedüz kumar

Bu cümlede nothing short of gambling, faaliyetin “tam anlamıyla kumar olarak adlandırılmayı hak ettiği” anlamına gelir. Konuşan kişi bunun kumar olmaya yaklaştığını değil, güçlü bir yargıyla doğrudan kumar olduğunu söylüyor. Güçlü bir değerlendirme yapmak için nothing short of ifadesini bir isimden veya sıfattan önce kullanabilirsiniz. Bu yapı, bir şeyin sonraki tanıma tamamen uyduğunu ve çoğu zaman şaşırtıcı, etkileyici ya da sarsıcı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, örnekte geçen ve “tam anlamıyla böyle adlandırılmayı hak etmek” anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: The emergency landing was ____ a miracle.

Cevabı göster

nothing short of

like back in 2008,

2:35

tıpkı 2008'de olduğu gibi,

when banks like Lehman Brothers gave credit Kültür

2:37

Lehman Brothers gibi bankaların temelde ev almak isteyen

to basically anyone who wanted to buy a house

2:39

herkese kredi verdiği zaman

and thereby put the bank in an extremely dangerous risk position.

2:42

ve böylece bankayı son derece tehlikeli bir risk pozisyonuna soktuğu gibi.

Kültür

Lehman Brothers: iki kardeş değil, bir banka

Lehman Brothers, büyük bir ABD yatırım bankasıydı. Konut kredisi piyasasıyla bağlantılı ağır kayıplar yaşadıktan sonra Eylül 2008'de iflas başvurusunda bulundu ve çöküşü küresel finans krizinin yaygın biçimde bilinen bir simgesi hâline geldi. Buradaki ad, sıradan iki kardeşi değil, tek bir kurumu belirtir. Bu kurumdan söz edilmesi, kolay konut kredileri ile bankaların tehlikeli risklere maruz kalmasını 2008'deki banka çöküşleriyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede Lehman Brothers neyi ifade ediyor?

  1. Ev almak isteyenlere kişisel olarak borç veren iki kardeş.
  2. Bütün konut kredilerini garanti eden bir devlet programı.
  3. 2008'deki çöküşü finans krizinin simgesi olan bir ABD yatırım bankası.
Cevabı göster

2008'deki çöküşü finans krizinin simgesi olan bir ABD yatırım bankası.

This led to the collapse of the housing market Kalıp ifadeler

2:45

Bu, konut piyasasının çökmesine yol açtı

in the US and parts of Europe,

2:47

ABD ve Avrupa'nın bazı bölgelerinde,

causing stock prices to plummet, Dilbilgisi

2:49

hisse senedi fiyatlarının düşmesine neden oldu,

which eventually led to a global banking crisis

2:51

bu da sonunda küresel bir bankacılık krizine

and one of the largest financial crises in history.

2:54

ve tarihteki en büyük finansal krizlerden birine yol açtı.

Kalıp ifadeler

led to the collapse: neden ve sonuç ifade etmek

Bu cümlede led to, “neden oldu” veya “sonuç olarak ortaya çıkardı” anlamına gelir. This daha önce anlatılan koşullara gönderme yapar; the collapse isim öbeği ise bu koşulların sonucunu belirtir. Kalıp lead to + isim veya isim öbeği şeklindedir: X led to Y. Buradaki collapse, fiziksel bir nesnenin düşmesini değil, konut piyasasının ciddi biçimde çökmesini ifade eder. Bu kalıp, raporlarda ve tarihsel açıklamalarda açık bir neden-sonuç zinciri kurmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede led to, bir olayın bir sonuca neden olduğunu belirtir?

  1. Poor maintenance led to a serious engine failure.
  2. Poor maintenance led a serious engine failure.
  3. The guide led the visitors to the museum.
Cevabı göster

Poor maintenance led to a serious engine failure.

Dilbilgisi

causing stock prices to plummet: sonuç eklemek

Virgülden sonraki causing ifadesi, hemen önce anlatılan olayın tamamının sonucunu ekler: konut piyasasının çökmesi hisse senedi fiyatlarının hızla düşmesine neden olmuştur. Causing yeni bir cümlenin temel fiili değildir; önceki yan cümleye bağlanan bir şimdiki zaman ortaç yapısıdır. Bu ifadenin içinde cause + nesne + to-infinitive yapısı cause stock prices to plummet biçiminde kullanılır. Plummet, çok hızlı ve büyük miktarda düşmek demektir; bu yüzden küçük bir düşüşü değil, çarpıcı bir sonucu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede önceki olayın tamamının sonucunu eklemek için şimdiki zaman ortaç yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The storm damaged several power lines because thousands of homes lost electricity.
  2. The storm damaged several power lines, caused thousands of homes to lose electricity.
  3. The storm damaged several power lines, causing thousands of homes to lose electricity.
Cevabı göster

The storm damaged several power lines, causing thousands of homes to lose electricity.

Hundreds of billions of dollars just evaporated. Deyimler

2:57

Yüz milyarlarca dolar adeta buharlaştı.

Deyimler

dollars just evaporated: finansal kayıp mecazı

Bu cümlede evaporated mecazi anlamdadır: yüz milyarlarca dolarlık varlık değeri çok hızlı bir şekilde yok olmuştur; herhangi bir sıvı ya da fiziksel para gerçekten buhara dönüşmemiştir. Özne olan dollars, finansal değeri temsil eder. Just, kaybın ani ve şaşırtıcı ölçüde tam olduğu hissini güçlendirir. Burada “öylece” ya da “bir anda” anlamındadır; “adil” anlamında değildir. Bu kalıp para, değer, birikim veya güvenin hızla yok olmasını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede evaporated, örnektekiyle aynı finansal mecazla kullanılmıştır?

  1. The company's market value depreciated slowly over ten years.
  2. Steam evaporated from the hot pavement.
  3. The company's market value evaporated in a single afternoon.
Cevabı göster

The company's market value evaporated in a single afternoon.

Millions of people lost their jobs

3:01

Milyonlarca insan işini kaybetti

and lots of money.

3:03

ve çok para kaybetti.

Most of the world's major banks had to pay billions in fines

3:05

Dünyanın büyük bankalarının çoğu milyarlarca dolar para cezası ödemek zorunda kaldı

and bankers became some of the least trusted professionals.

3:08

ve bankacılar en az güvenilen profesyonellerden bazıları haline geldi.

The US government and the European Union

3:11

ABD hükümeti ve Avrupa Birliği

had to put together huge bailout packages Notlar

3:13

büyük kurtarma paketleri hazırlamak zorunda kaldı

to purchase bad assets

3:15

batık varlıkları satın almak

and stop the banks from going bankrupt. Dilbilgisi

3:17

ve bankaların iflas etmesini durdurmak için.

Öbek fiiller

put together: eksiksiz bir bütün oluşturmak

Burada put together, para, politikalar ve diğer önlemleri birleştirerek eksiksiz bir kurtarma paketi oluşturmak veya düzenlemek anlamına gelir. Fiziksel nesneleri yan yana koymak anlamında değildir. Plan, ekip, rapor veya etkinlik gibi çeşitli çalışma parçaları eksiksiz bir bütün hâline getirildiğinde bu ifadeyi kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “birkaç parçayı düzenleyerek oluşturmak” anlamındaki hedef öbeksi fiille tamamlayın: By Friday, we need to ____ a complete proposal.

Cevabı göster

put together

Kelime

bailout packages: acil kurtarma planları

Bu cümlede bailout packages, zor durumdaki bankaların batmasını önlemek amacıyla düzenlenen büyük çaplı acil mali önlemler bütünüdür. Bu önlemler finansman, garantiler veya sorunlu varlıkların satın alınmasını içerebilir. Burada package fiziksel bir paket değil, birbiriyle bağlantılı önlemler bütünüdür. Bailout ise krizden kurtarma ve çoğunlukla bir hükümetin ya da büyük bir kurumun gerçekleştirdiği dış müdahale anlamını ekler.

Alıştırma

Bir haber metninde “a bailout package for a failing bank” ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Acil mali kurtarma önlemleri bütünü
  2. Müşterilere sunulan sıradan bir banka kredisi
  3. Mali belgeler içeren fiziksel bir paket
Cevabı göster

Acil mali kurtarma önlemleri bütünü

Dilbilgisi

stop the banks from going bankrupt: stop + nesne + from + -ing

stop + nesne + from + -ing kalıbı, nesnenin bir şeyi yapmasını veya bir duruma girmesini önlemek anlamına gelir. Burada nesne the banks, önlenen sonuç ise going bankrupt ifadesidir. from sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: from going doğrudur, from to go kullanılmaz. Aynı kalıp insanlar, nesneler ve olaylarla kullanılabilir.

Alıştırma

stop + nesne + from + -ing kalıbındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The safety rail stops visitors ____ getting too close to the edge.

Cevabı göster

from

New regulations were put into force Kalıp ifadeler

3:19

Yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi

to govern the banking business.

3:21

bankacılık işini yönetmek için.

Kalıp ifadeler

put into force: kuralları resmen yürürlüğe koymak

Put into force, bir yasa, kural veya sistemi resmen yürürlüğe sokmak ve uygulamaya ya da denetlemeye başlamak anlamına gelir. Buradaki were put into force edilgen yapıdadır: regulations eylemden etkilenir ve uygulamadan sorumlu makam belirtilmez. Bu kalıplaşmış ifadede force, fiziksel güç veya bir kişiye baskı değil, yasal etki ya da yetki anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, düzenleyici kurumun kuralları 1 Temmuz'da resmen yürürlüğe koyduğu anlamına gelir?

  1. The new rules came into force on July 1.
  2. The regulator adopted the new rules for discussion on July 1.
  3. The regulator put the new rules into force on July 1.
Cevabı göster

The regulator put the new rules into force on July 1.

Compulsory bank emergency funds were enforced

3:23

Zorunlu banka acil durum fonları uygulandı

to absorb shocks in the event of another financial crisis. Notlar

3:25

olası başka bir finansal krizde şokları absorbe etmek için.

Deyimler

absorb shocks: aksaklıkların etkisini azaltmak

Absorb shocks, ani bir sorunun etkisini karşılamak ve yol açtığı zararı azaltmak anlamına gelen bir mecazdır. Burada acil durum fonları kriz sırasında finansal bir tampon görevi görür; fiziksel bir darbeyi gerçekten soğurmaz. X absorbs shocks kalıbı, X unsurunu dayanıklılık kaynağı olarak gösterir. Shocks; ekonomi, operasyon, tedarik zinciri veya sistemdeki ani aksaklıklar olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede absorb shocks, ani aksaklıkların verdiği zararı azaltmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Keeping extra inventory helps the factory recover before any disruption happens.
  2. Keeping extra inventory helps the factory absorb shocks in the supply chain.
  3. Keeping extra inventory guarantees that supply shocks never occur.
Cevabı göster

Keeping extra inventory helps the factory absorb shocks in the supply chain.

Kalıp ifadeler

in the event of + isim öbeği veya -ing biçimi

In the event of, “bir şey olursa” anlamına gelir. Burada başka bir mali krizin meydana gelmesi olasılığını koşul olarak sunar; acil durum fonlarının amacı bu koşulda şokları absorbe etmektir. Yapı in the event of + isim öbeği veya -ing biçimidir: in the event of a crisis; in the event of losing power. of sonrasında özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle kullanılmaz.

Alıştırma

“Yangın çıkarsa” anlamına gelen resmî ifadeyle acil durum talimatını tamamlayın: ____ a fire, leave the building by the nearest exit.

Cevabı göster

In the event of

But other pieces of tough new legislation

3:29

Ancak diğer sert yeni mevzuat parçaları

were successfully blocked by the banking lobby.

3:31

bankacılık lobisi tarafından başarıyla engellendi.

Today, other models of providing financing

3:34

Bugün, finansman sağlamanın diğer modelleri

are gaining ground fast, Deyimler

3:36

hızla zemin kazanıyor,

Deyimler

gaining ground fast: hızla daha çok kabul görmek

Gain ground; ilerlemek, daha çok kabul görmek veya alternatiflere kıyasla etkisini artırmak anlamına gelen bir deyimdir. Fast, bu değişimin hızını belirtir. Burada diğer finansman modelleri hızla daha geniş kullanım veya destek kazanıyor. İfade, ileriye doğru hareket edip daha fazla alan kazanma imgesine dayanır; ancak fikirler, eğilimler, teknolojiler, piyasalar veya rakip taraflar hakkında konuşurken genellikle mecaz anlamda kullanılır.

Alıştırma

“Community-owned energy projects are gaining ground fast,” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Çok hızlı biçimde daha geniş kabul görüyorlar.
  2. Çok hızlı biçimde daha fazla arazi satın alıyorlar.
  3. Belirli bir işi bitirmeye doğru çok hızlı ilerliyorlar.
Cevabı göster

Çok hızlı biçimde daha geniş kabul görüyorlar.

like new investment banks that charge a yearly fee

3:38

yıllık ücret talep eden yeni yatırım bankaları gibi

and do not get commissions on sales, Kelime

3:41

ve satışlardan komisyon almayan,

thus providing the motivation to act

3:44

böylece müşterilerinin en iyi çıkarları doğrultusunda

in the best interests of their clients. Kalıp ifadeler

3:46

hareket etme motivasyonu sağlayan.

Kelime

commissions on sales: satışa bağlı komisyonlar

Bu cümlede commissions, bir satış veya finansal işlem gerçekleştiğinde kazanılan ödemeleri ifade eder. on sales edat grubu, ödemenin neye dayandığını gösterir: ödeme sabit bir tutar olmak yerine satış sonuçlarına bağlıdır. Burada commission, ücret veya kazanç anlamındadır; kurul ya da resmî görev anlamına gelmez. yearly fee ile kurulan karşıtlık kurumun teşvikini açıklar: satışa bağlı bir ödeme olmadığında belirli bir işlemi yaptırmaya yönelik maddi neden azalır.

Alıştırma

Bu cümlede commissions on sales ne anlama gelir?

  1. Satışları denetleyen bir kurul
  2. Satışlara veya işlemlere göre kazanılan ödemeler
  3. Yılda bir kez ödenen sabit ücret
Cevabı göster

Satışlara veya işlemlere göre kazanılan ödemeler

Kalıp ifadeler

in the best interests of: birinin esenliğini ölçüt almak

Act in the best interests of someone, o kişiye en çok neyin yarar sağlayacağını ve onu en iyi neyin koruyacağını düşünerek karar vermek demektir. Burada interests, hobileri değil kişinin esenliğini, haklarını ve ihtiyaçlarını ifade eder. Yapı act + in the best interests of + kişi veya grup şeklindedir. Kişinin yararını eyleme yön veren ölçüt olarak sunar. Bu cümlede müşterilerin esenliği, yatırım bankalarının uyması beklenen ölçüttür.

Alıştırma

Cümleyi, “hastanın esenliğini yönlendirici ölçüt olarak kullanarak” anlamındaki resmî ders ifadesiyle tamamlayın: The doctor must act ____ the patient.

Cevabı göster

in the best interests of

Or credit unions, Kültür

3:48

Veya kredi birlikleri,

cooperative initiatives that were established in the 19th century

3:49

19. yüzyılda kurulan kooperatif girişimleri

Kültür

credit unions: üyelerin sahip olduğu finans kooperatifleri

Kredi birliği, üyelerinin sahip olduğu ve onlar tarafından yönetilen kooperatif yapılı bir finans kuruluşudur. Üyeler genellikle tasarruf, kredi ve ödeme gibi finansal hizmetler için bu kuruluşu kullanır. Bu cümlede terim, kârı en üst düzeye çıkarmaya öncelik veren bankalarla yapılacak karşıtlığı hazırlar: kuruluş, dışarıdaki sahiplerin getirisini artırmaktan çok üyeler için ortak değer yaratan bir yapı olarak sunulur.

Alıştırma

Credit union ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. İş yeri görüşmelerinde çalışanları temsil eden bir kuruluş.
  2. Üyelerinin sahip olduğu ve üyelerine finansal hizmet sunan bir kooperatif.
  3. Birkaç ticari bankanın oluşturduğu bir ortaklık.
Cevabı göster

Üyelerinin sahip olduğu ve üyelerine finansal hizmet sunan bir kooperatif.

to circumvent credit sharks.

3:52

tefecileri atlatmak için.

In a nutshell,

3:54

Kısacası,

they provide the same financial services as banks,

3:55

bankalarla aynı finansal hizmetleri sunarlar,

but focus on shared value

3:58

ancak kâr maksimizasyonundan ziyade

rather than profit maximization. Dilbilgisi

4:00

paylaşılan değere odaklanırlar.

Dilbilgisi

rather than: bir alternatifi diğerinden öncelikli tutmak

Rather than, ilk seçeneğin tercih edildiği, vurgulandığı veya önceliklendirildiği; ikinci seçeneğin ise reddedildiği ya da daha az önemli görüldüğü bir karşıtlık kurar. Burada odak shared value üzerindedir, profit maximization üzerinde değil. İki taraftaki ögeler normalde dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Bu cümlede shared value ve profit maximization adlı iki isim öbeği birbiriyle eşleşir.

Alıştırma

They focus on shared value rather than profit maximization cümlesinde rather than neyi gösterir?

  1. Ortak değere, kârı en üst düzeye çıkarmaktan daha fazla öncelik verilir.
  2. Ortak değer, kârı en üst düzeye çıkarmadan önce gerçekleşir.
  3. Ortak değer, kârın en üst düzeye çıkarılmasına neden olur.
Cevabı göster

Ortak değere, kârı en üst düzeye çıkarmaktan daha fazla öncelik verilir.

The self-proclaimed goal is to help members create opportunities Kelime

4:02

Kendilerine koydukları hedef, üyelerin fırsatlar yaratmasına yardımcı olmaktır

Kelime

self-proclaimed: öznenin kendisi tarafından ortaya atılan iddia

Self-proclaimed, anlatılan kişi ya da kuruluşun bir ifadeyi veya iddiayı kendisinin ortaya koyduğunu, bunun dışarıdan bir kaynak tarafından doğrulanmadığını belirtir. Burada amaç, kredi birliğinin kendi açıkladığı amaçtır. Bu sözcük, yazar ile iddia arasında bir miktar mesafe oluşturur: yazar iddiayı aktarır ama onu kendiliğinden onaylamaz. Sözcük tek başına iddianın yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

The organization has a self-proclaimed mission to protect local jobs? cümlesinde self-proclaimed neyi ima eder?

  1. Amacın yanlış olduğu kanıtlanmış durumda.
  2. Kuruluş bu amacı kendisi hakkında ileri sürüyor ve yazar iddiayı tam olarak doğrulamıyor.
  3. Bağımsız uzmanlar amacı resmen doğrulamış durumda.
Cevabı göster

Kuruluş bu amacı kendisi hakkında ileri sürüyor ve yazar iddiayı tam olarak doğrulamıyor.

like starting small businesses,

4:06

küçük işletmeler kurmak,

expanding farms,

4:08

çiftlikleri genişletmek

or building family homes

4:09

veya aile evleri inşa etmek gibi

while investing back into communities. Kalıp ifadeler

4:11

bir yandan da topluluklara geri yatırım yaparken.

Kalıp ifadeler

invest back into communities: değeri geldiği yere geri aktarmak

Invest back into communities; para, kâr, beceri veya başka kaynakları, bu değerin oluşmasına ya da desteklenmesine yardımcı olan yerel topluluklara aktarmak demektir. Back geri dönüş fikrini ekler; into ise yatırımın hedefini belirtir. Bu cümlede, kredi birliğinin faaliyetleriyle üretilen kaynakların yerel olarak dolaşmaya devam etmesi amaçlanır. İfade fiziksel olarak geriye hareket etmeyi değil, ekonomik veya toplumsal yeniden yatırımı anlatır.

Alıştırma

Invest, back, into, the ve community sözcüklerini birer kez kullanarak cümleyi tamamlayın: The cooperative uses part of its earnings to ____.

Cevabı göster

invest back into the community

They are controlled by their members,

4:13

Üyeleri tarafından kontrol edilirler,

who also elect the board of directors democratically.

4:15

bu üyeler yönetim kurulunu da demokratik olarak seçerler.

Worldwide, credit union systems vary significantly,

4:19

Dünya çapında kredi birliği sistemleri önemli ölçüde değişiklik gösterir,

ranging from a handful of members Dilbilgisi

4:22

bir avuç üyeden

to organizations worth several billion US dollars

4:24

birkaç milyar ABD doları değerindeki kuruluşlara

and hundreds of thousands of members.

4:27

ve yüz binlerce üyeye kadar.

Dilbilgisi

İki uç noktayı belirten ranging from ... to

Bu cümlede ranging from A to B, kredi kooperatifi kuruluşlarının büyüklük bakımından tüm çeşitliliğini iki uç noktayla gösterir. İlk uç nokta yalnızca birkaç üyesi olan küçük bir kuruluştur; ikinci uç nokta ise milyarlarca dolar değerinde olan ve yüz binlerce üyeye hizmet veren çok büyük bir kuruluştur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı range veya ranging from A to B şeklindedir. From ve to, aynı aralığın iki uç noktasını birlikte belirtir; burada fiziksel bir hareket anlatmazlar. Uç noktalar sayı, büyüklük, tür veya karşılaştırılabilir başka kategoriler olabilir.

Alıştırma

Aralığın iki uç noktasını belirten edat çiftiyle cümleyi tamamlayın: The class sizes range ____ 12 students ____ 30 students.

Cevabı göster

from · to

The focus on benefits for their members

4:29

Üyeleri için faydalara odaklanmak

impacts the risk credit unions are willing to take,

4:31

kredi birliklerinin almaya istekli oldukları riskleri etkiler,

which explains why credit unions,

4:34

bu da kredi birliklerinin,

although also hurting,

4:36

her ne kadar zarar görseler de,

survived the last financial crisis

4:37

son finansal krizden

way better than traditional banks. Dilbilgisi

4:39

geleneksel bankalara göre çok daha iyi bir şekilde nasıl kurtulduklarını açıklar.

Dilbilgisi

way better than: güçlü ve gündelik karşılaştırma

Burada way, çok veya büyük bir farkla anlamına gelir. Karşılaştırma biçimi olan better sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla way better than, kredi kooperatiflerinin krizi geleneksel bankalara göre açıkça daha başarılı atlattığını ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp way + sıfatın veya zarfın karşılaştırma biçimi + than şeklindedir. Way faster than ve way more carefully than buna örnektir. Bu kullanımda way, yol veya yöntem anlamına gelmez.

Alıştırma

Way kullanarak güçlü vurgu yapan üç sözcüklü gündelik karşılaştırmayla cümleyi tamamlayın: The new battery lasts ____ the old one.

Cevabı göster

way longer than

Not to forget the explosion of crowdfunding Kültür

4:42

Kitle fonlamasının patlamasını da unutmamak gerek

in recent years.

4:44

son yıllardaki.

Kültür

crowdfunding: kitle fonlaması

Crowdfunding, yani kitle fonlaması, genellikle çevrim içi bir platform aracılığıyla çok sayıda kişiden para toplamak demektir. Nispeten küçük birçok katkı veya yatırım bir araya gelerek bir projeyi, işletmeyi ya da bazı platformlarda bir krediyi finanse eder. Bu sözcük, tek bir kredi verenin sağladığı sıradan banka kredisini değil, bir finansman mekanizmasını adlandırır. Bu bağlamda borç almak isteyenlerin veya proje sahiplerinin bankayı aracı olarak kullanmadan çok sayıda küçük yatırımcıya nasıl ulaşabildiğini açıklar.

Alıştırma

Hangi durum crowdfunding kavramının en açık örneğidir?

  1. Bir işletme bankadan standart bir ticari kredi alır.
  2. Bir şirket internet kullanıcılarından logo fikri ister ancak para toplamaz.
  3. Çevrim içi bir kampanya, yeni bir ürün çıkarmak için yüzlerce kişiden küçük katkılar toplar.
Cevabı göster

Çevrim içi bir kampanya, yeni bir ürün çıkarmak için yüzlerce kişiden küçük katkılar toplar.

Aside from making awesome video games possible, Anlatım akışı

4:45

Harika video oyunlarını mümkün kılmanın yanı sıra,

platforms arose that enabled people to get loans Dilbilgisi

4:48

insanların kredi almalarını sağlayan platformlar ortaya çıktı

from large groups of small investors,

4:51

büyük küçük yatırımcı gruplarından,

circumventing the bank as a middleman. Kelime

4:53

aracı olarak bankayı atlatarak.

Anlatım akışı

“... yanı sıra” anlamındaki Aside from

Aside from + bir isim veya -ing biçimi, bir noktayı başka bir noktanın yanına ekler. Burada Aside from making awesome video games possible, “harika video oyunlarını mümkün kılmanın yanı sıra” anlamına gelir ve ikinci bir kullanım alanını, insanların kredi almasına yardımcı olmayı, tanıtır. Cümlenin başında bu ifade geçiş görevi görür: önce daha önceki bir noktaya kısaca gönderme yapar, ardından dikkati ek bilgiye yöneltir. Aside from bazen “... hariç” anlamına da gelebilir; ancak ardından gelen olumlu ifade burada ekleme anlamının kullanıldığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “... yanı sıra” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: ____ being quiet, the library has comfortable seats.

Cevabı göster

Aside from

Dilbilgisi

enabled people to get loans ifadesinde enable + nesne + to'lu mastar

enabled people to get loans ifadesinde platformlar, insanların kredi alabilmesi için gerçek bir olanak sağladı. Enable, insanları harekete zorlayan bir şeyden çok, eylemi mümkün kılan koşul ya da araç olarak platformu gösterir. Kalıp enable + nesne + to'lu mastardır: enabled + people + to get. Nesne, yeteneği veya fırsatı kimin kazandığını; mastar ise yapılacak eylemi belirtir.

Alıştırma

enable fiilini doğru biçimde kullanarak kalıbı tamamlayın: The new accessibility feature ____ users with visual impairments ____ navigate the website.

Cevabı göster

enables · to

Kelime

The bank as a middleman: aracı rolü

the bank as a middleman ifadesinde middleman, bir işlemin iki tarafı arasında yer alan kişi veya kuruluş demektir. Burada banka normalde borç alanlarla yatırımcıları buluşturur ve paranın aralarında aktarılmasına yardımcı olur. as a middleman ifadesi bankanın rolünü belirtir. Circumventing the bank as a middleman, kredileri bankayı bu aracı rolünde kullanmadan düzenlemek demektir.

Alıştırma

"An online marketplace connects farmers directly with restaurants, removing the middleman," cümlesinde middleman ne anlama gelir?

  1. Ödemeleri almak için kullanılan bir banka hesabı
  2. Her iki taraftan da ürün alan bir müşteri
  3. Doğrudan ticareti engelleyen bir yasa
  4. Bir işlemin iki tarafı arasındaki kişi veya kuruluş
Cevabı göster

Bir işlemin iki tarafı arasındaki kişi veya kuruluş

But it also works for industry.

4:55

Ancak bu, endüstri için de işe yarıyor.

Lots of new technology companies started out Öbek fiiller

4:57

Birçok yeni teknoloji şirketi işe başladı

on Kickstarter or Indiegogo.

4:59

Kickstarter veya Indiegogo'da.

Öbek fiiller

started out: gelişimin ilk aşamasını anlatmak

Started out, başlangıcı daha uzun bir gelişimin ilk aşaması olarak gösterir. Bu cümlede şirketler ilk olarak Kickstarter veya Indiegogo'yu başlangıç platformu olarak kullanmıştır ve ifade, sonraki yollarının bu aşamanın ötesine geçtiğini düşündürür. Yapı genellikle start out + yer veya yöntem ya da start out as + ilk rol biçiminde kullanılır: She started out as an intern. Bir kişinin, şirketin veya projenin zamanla nasıl geliştiğini anlatırken özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, daha uzun bir gelişimin ilk aşamasını gösteren iki sözcüklü fiille tamamlayın: The neighborhood bakery ____ as a market stall before opening three stores.

Cevabı göster

started out

The funding individual gets the satisfaction

5:01

Finansman sağlayan birey, daha büyük bir şeyin parçası olmanın

of being part of a bigger thing

5:03

tatminini yaşar

and can invest in ideas they believe in, Öbek fiiller

5:05

ve inandıkları fikirlere yatırım yapabilirler,

Öbek fiiller

believe in: bir fikrin değerine güvenmek

ideas they believe in ifadesinde believe in, fikirlerin değerine veya potansiyeline güvenmek demektir. Bu fikirlere finansman sağlamak, söz konusu güveni desteğe dönüştürür; ifade yalnızca fikirlerin var olduğuna inanıldığını söylemez. Believe in sonrasında isim, zamir veya -ing biçimi gelir: believe in a plan, believe in them ya da believe in helping others.

Alıştırma

Hangi cümlede believe in bir fikre duyulan güveni ve o fikre verilen desteği anlatır?

  1. We believe the accountant because her figures are documented.
  2. We believe in the new mentoring program, so we have offered to fund it.
  3. We believe that the museum closes at five.
Cevabı göster

We believe in the new mentoring program, so we have offered to fund it.

while spreading the risk so widely Dilbilgisi

5:07

riski o kadar geniş bir şekilde yayarken ki

that if the project fails,

5:09

proje başarısız olursa,

the damage is limited.

5:11

hasar sınırlı kalır.

Dilbilgisi

so widely that: sonuca yol açan derece

so widely that içinde so, widely zarfının derecesini güçlendirir: risk çok geniş bir ölçüde dağıtılır. Ardından that, bu derecenin sonucunu, yani zararın sınırlı kalmasını getirir. Yeniden kullanılabilen kalıp so + adjective/adverb + that + result şeklindedir. Burada if the project fails, sonuç yan cümlesinin içindeki bir koşuldur; that ile getirilen sonucun yerini almaz.

Alıştırma

Hangi cümle dereceyi sonucuna bağlamak için so + adverb + that yapısını doğru kullanıyor?

  1. The files were copied so quickly that the backup finished before noon.
  2. The files were copied such quickly that the backup finished before noon.
  3. The files were so a quick copy that the backup finished before noon.
Cevabı göster

The files were copied so quickly that the backup finished before noon.

And last but not least, Anlatım akışı

5:12

Ve son olarak,

microcredit. Kültür

5:13

mikro kredi.

Anlatım akışı

last but not least: son ve önemli öğeyi tanıtmak

Last but not least, bir listenin son öğesini tanıtırken son sırada bulunmasının onu daha az önemli yapmadığını açıkça belirtir. Burada mikro krediye önceki finansman modelleriyle eşit ağırlık verir. İfadenin tamamını son kişi, nokta veya öğeden önce bir söylem belirteci olarak kullanın. Last konumu belirtir; not least ise öğenin önemini korur.

Alıştırma

Son öğeyi önemini koruyarak tanıtan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____, our final award goes to the community volunteers.

Cevabı göster

Last but not least

Lots of very small loans,

5:15

Çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerde dağıtılan

mostly handed out in developing countries,

5:16

çok sayıda çok küçük kredi,

that help people escape poverty.

5:18

insanların yoksulluktan kurtulmasına yardımcı olur.

Kültür

microcredit: çok küçük tutarlı krediler

Microcredit, çoğu zaman normal bankacılık hizmetlerini kullanamayan kişilere verilen çok küçük tutarlı krediler anlamına gelir. Para genellikle geçimi desteklemek veya çok küçük bir iş kurmak için kullanılır. Burada microcredit, insanların yoksulluktan kurtulmasına yardımcı olabilecek bir finansal aracı adlandırır. micro- öneki, borç alan kişinin önemini veya olası etkinin büyüklüğünü değil, kredi tutarını belirtir.

Alıştırma

Microcredit kavramını en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Kısa geri ödeme süreli herhangi bir büyük işletme kredisi
  2. Geleneksel bankacılığa erişimi olmayabilecek kişiler için çok küçük tutarlı bir kredi sistemi
  3. Hiçbir zaman geri ödenmesi gerekmeyen bir yardım bağışı
Cevabı göster

Geleneksel bankacılığa erişimi olmayabilecek kişiler için çok küçük tutarlı bir kredi sistemi

People who were previously unable to get access

5:20

Önceden erişemeyen insanlar

to the money they needed to start a business

5:22

bir iş kurmak için ihtiyaç duydukları paraya

because they weren't deemed worth the time. Dilbilgisi

5:24

çünkü zamana değmeyecekleri düşünülüyordu.

Dilbilgisi

weren't deemed worth the time: edilgen yargı

Deem, resmi biçimde yargılamak veya değerlendirmek anlamına gelir. Edilgen özne + be deemed + tamamlayıcı yapısında özne, yargının hedefidir. They weren't deemed worth the time, kurumların bu insanlara hizmet vermek için zaman ayırmayı buna değmez bulduğu anlamına gelir. Worth the time, kurumun harcadığı çaba karşılığında beklediği getiriyi değerlendirir; insanların insani değeri olmadığını söylemez. Edilgen yapı ayrıca kararı verenleri arka planda bırakır.

Alıştırma

Cümleyi deem fiilinin basit geçmiş edilgen biçimiyle tamamlayın: After the safety review, the building ____ unsafe.

Cevabı göster

was deemed

Nowadays, the granting of microcredits

5:27

Günümüzde, mikro kredi verilmesi

has evolved into a multi-billion-dollar business.

5:29

milyarlarca dolarlık bir işe dönüşmüştür.

So, banking might not be up your street, Deyimler

5:32

Yani, bankacılık sizin tarzınız olmayabilir,

but the bank's role of providing funds

5:35

ancak bankanın insanlara ve işletmelere

to people and businesses

5:36

fon sağlama rolü

is crucial for our society

5:38

toplumumuz için çok önemlidir

and has to be done.

5:40

ve yapılmalıdır.

Deyimler

Britanya İngilizcesindeki up your street deyimi

“might not be up your street” ifadesindeki “be up your street” deyimi, “ilgi alanlarına, zevklere veya yeteneklere uygun olmak” demektir. Konuşmacı, bankacılığın size çekici gelmeyebileceğini söylüyor; bankacılığın sizin sokağınızda bulunduğunu değil. Yeniden kullanılabilen kalıp “bir şey + be + up + iyelik belirleyicisi + street” şeklindedir: “This job is up her street.” İyelik belirleyicisi, kimin tercihleri anlatılıyorsa ona göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “ilgi alanlarına uygun” anlamına gelen Britanya İngilizcesi deyimiyle tamamlayın: “If you enjoy analyzing how companies work, this business podcast may be ____.”

Cevabı göster

up your street

Who will do

5:41

Bunu kimin yapacağı

it and how it will be done in the future

5:42

ve gelecekte nasıl yapılacağı ise

is up for us to decide, though.

5:44

bize kalmış bir karardır.