Bankacılık Açıklandı – Para ve Kredi: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Orta Çağ'daki para değişiminden modern kredilere uzanan video, 2008 krizini açıklıyor; düzenlemeleri, kredi birliklerini, kitlesel fonlamayı ve mikrokrediyi karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "account for" ifadesini toplam içindeki payı bildiren bir Öbek Fiil olarak kullanıp oranları ve finansal rakamları doğru anlatın. 2. "nothing short of gambling" ifadesini Deyim ve Mecazlı İfade olarak tanıyın; anlatıcının riskli banka işlemlerini güçlü biçimde kınadığını anlayın. 3. "credit unions," ifadesini Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamında üyelere ait kooperatif kuruluşlar olarak anlayıp kâr odaklı bankalarla farkını izleyin.
Bu derste
There are more than 30,000 different banks worldwide
0:04Dünya çapında 30.000'den fazla farklı banka bulunmaktadır
account for roughly 25 trillion US dollars. Öbek fiiller
0:12yaklaşık 25 trilyon ABD dolarını elinde tutmaktadır.
“bir toplamın parçasını oluşturmak” anlamında account for
Burada account for, bir toplamın bir bölümünü “oluşturmak” veya “temsil etmek” anlamına gelir. Özne the top 10 banks ifadesidir ve account for sonrasındaki miktar bu bankalara düşen büyüklüğü belirtir. Alone vurgu katar: yalnızca bu on banka bile söz konusu miktara ulaşır. Burada account for ifadesini tek bir çok sözcüklü fiil olarak düşünün; account kelimesini banka hesabı anlamında yorumlamayın. Verilerde pay, yüzde, miktar veya kategori anlatırken X accounts for Y kalıbı sık kullanılır.
Alıştırma
Bir satış raporunda, toplam içindeki payı anlatmak için account for ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Online orders are account for 60% of all sales.
- Online orders account 60% of all sales.
- Online orders account for 60% of all sales.
Cevabı göster
Online orders account for 60% of all sales.
11th century Italy was the center of European trading.
0:2811. yüzyıl İtalya'sı Avrupa ticaretinin merkeziydi.
currencies in circulation: şu anda kullanılan para
In circulation, bir şeyin şu anda halkın kullanımına açık ve kullanımda olduğu anlamına gelir. Currencies ile kullanıldığında, daire çizerek hareket eden bir şeyi değil, ticarette veya ekonomide etkin biçimde bulunan para türlerini anlatır. İfade, durumunu belirtmek için bir ismin ardından gelir: currencies in circulation, currencies that are circulating demektir. Bu parçada too many, kullanımda olan çok sayıdaki para biriminin sorun olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir müze rehberi, “Some coins from the 1990s are still in circulation.” diyor. Bunun anlamı nedir?
- Yalnızca müzelerin içinde sergileniyorlar.
- Hâlâ para olarak kullanılıyorlar.
- Dairesel bir yol boyunca hareket ediyorlar.
Cevabı göster
Hâlâ para olarak kullanılıyorlar.
and had to exchange their money constantly.
0:43ve paralarını sürekli olarak bozdurmak zorundaydılar.
deal with: bir sorunu veya görevi ele almak
Burada deal with, pratik bir güçlüğü yönetmek veya onunla başa çıkmak anlamına gelir. Tüccarlar birkaç farklı madeni para sistemiyle uğraşıp sürekli para bozdurmak zorundaydı; ifade, madeni paraları ticari mal olarak alıp sattıkları anlamına gelmez. Aktarılabilir yapı deal with + sorun, görev, durum ya da başa çıkılması zor nesne veya kişidir. Nesne, ilgilenilmesi gereken şeyi gösterir: deal with a complaint, deal with paperwork veya deal with a difficult customer.
Alıştırma
Cümleyi deal ile kurulan ve “ele almak” anlamına gelen iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The support team must ____ hundreds of requests every day.
Cevabı göster
deal with
which commonly took place outdoors on benches,
0:47genellikle dışarıda bankların üzerinde yapılırdı,
İtalyancada “oturak” anlamına gelen banco’dan gelen bank
Cümle bir köken açıklaması sunar: Finans anlamındaki İngilizce bank sözcüğü, “oturak” veya “uzun sıra” anlamına gelen İtalyanca banco ile ilişkilendirilir. Eskiden sarraflar döviz işlerini bu tür sıraların üzerinde yapardı; böylece işle bağlantılı nesne kurumun adının oluşmasına katkıda bulundu. Bu, sözcüğün tarihine ilişkin bir açıklamadır; bank sözcüğünün modern ve gerçek anlamı “oturak” değildir. Cümlede bank finansla ilgilidir ve nehir kıyısı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümle bank ile banco arasında nasıl bir bağlantı kuruyor?
- Buradaki bank sözcüğü bir nehrin yanındaki kara parçası anlamına gelir.
- Finans anlamındaki bank sözcüğü, “oturak” anlamına gelen İtalyanca banco sözcüğüyle ilişkilidir.
- Banco, İtalyancada “madeni para” anlamına gelen sözcük olarak sunulur.
Cevabı göster
Finans anlamındaki bank sözcüğü, “oturak” anlamına gelen İtalyanca banco sözcüğüyle ilişkilidir.
got people thinking: get + kişi + -ing
Bu cümlede got people thinking, “insanların düşünmeye başlamasına neden oldu” demektir. Önceki üç sorun nedendir; people etkilenen gruptur, thinking ise başlayan eylemdir. Bir şey bir kişinin veya grubun bir etkinliğe başlamasını ya da o etkinliği sürdürmesini sağladığında get + kişi + -ing kullanılır: get people talking, get everyone moving. Burada thinking sıfat değil, fiilin -ing biçimidir.
Alıştırma
get, the whole team ve talk ifadelerini doğru biçimlerde kullanarak cümleyi get + kişi + -ing yapısıyla tamamlayın: Yesterday, the surprising result ____.
Cevabı göster
got the whole team talking
It was time for + isim
It was time for a new business model, durumun yeni bir modelin ortaya çıkması veya kullanılmaya başlanması için uygun noktaya ulaştığını anlatır. Saatin belirli bir zamanı gösterdiğini değil, değişimin artık gerekli olduğunu belirtir. It was time for + isim yapısında it biçimsel öznedir ve for, zamanı gelmiş olan şeyi tanıtır. Bu yapı çoğu zaman bir anlatıyı veya savı eski durumdan gerekli bir sonraki adıma taşır.
Alıştırma
It was time for ve a fresh start isim öbeğini kullanarak cümleyi tamamlayın: After months of failed repairs, ____.
Cevabı göster
it was time for a fresh start
Pawnbrokers started to give credit to businessmen, Kalıp ifadeler
1:04Tefeciler iş adamlarına kredi vermeye başladı,
while Genoese merchants developed cashless payments.
1:07Cenevizli tüccarlar ise nakitsiz ödemeleri geliştirdi.
Finansal bağlamda give credit to
Burada give credit to, birinin borç para almasına ya da mal veya hizmetleri şimdi alıp daha sonra ödemesine izin vermek anlamına gelir. Rehinciler iş insanlarını övmüyor, onlara finansman sağlıyor. Kalıp give credit to + kişi veya kuruluş şeklindedir. Kredi verenler, tedarikçiler, borç alma veya geri ödeme ile ilgili bir bağlam genellikle bu finansal anlamı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede give credit to, örnektekiyle aynı finansal anlamda kullanılmıştır?
- We should give credit to Lena for finding the error.
- The bank decided to give credit to farmers after reviewing their applications.
- The article gives credit to three earlier researchers.
Cevabı göster
The bank decided to give credit to farmers after reviewing their applications.
Geniş çaplı dağıtım anlamında handing out credit
Handing out credit ifadesinde hand out, bir şeyi birden fazla alıcıya dağıtmak veya sağlamak anlamına gelir. Burada bankalar finansal krediyi geniş çapta erişilebilir hâle getirir ve even, kiliselerin ve kralların da buna dâhil olduğunu vurgular. -ing biçimindeki handing, ağlar yayılırken gerçekleşen bir eylem ekler. Nötr give fiiliyle karşılaştırıldığında hand out, geniş çaplı dağıtıma daha fazla vurgu yapar. Hand out ayrılabilen bir fiildir: hand out the forms ve hand the forms out yapılarının ikisi de kullanılabilir. Nesne bir zamirse hand them out denir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ve bir gruba dağıtımı vurgulayan öbek fiili seçin: At the workshop, volunteers will ___ information packs to every visitor.
- hand over
- hold out
- hand out
Cevabı göster
hand out
In a nutshell: Kısa bir özeti sunmak
In a nutshell, dinleyiciye hemen ardından çok kısa bir özet geleceğini bildiren bir söylem belirleyicisidir. Burada konuyu günümüz bankalarıyla ilgili sorudan ana fikre taşır: Bankalar riski yönetir. Özellikle karmaşık bir konu tanıtıldıktan sonra, insanların hatırlamasını istediğiniz temel noktadan önce kullanın. Bu kalıplaşmış bir ifadedir; gerçek bir kabuktan söz etmez.
Alıştırma
In a nutshell ifadesinin hangi kullanımı kısa bir özeti doğru şekilde sunar?
- Lena küçük bir kaba ad vermek için In a nutshell ifadesini kullanır.
- Lena "In a nutshell," der ve ardından bütün fiyatları, tarihleri ve teknik ayrıntıları sıralar.
- Seçenekleri inceledikten sonra Lena şöyle der: "In a nutshell, the cheaper plan is slower."
Cevabı göster
Seçenekleri inceledikten sonra Lena şöyle der: "In a nutshell, the cheaper plan is slower."
and lends it out at much higher interest rates. Öbek fiiller
1:31ve çok daha yüksek faiz oranlarıyla borç verir.
lends it out: Ayrılabilen öbek fiilde zamirin yeri
Lend out, para veya bir eşyayı geri ödenmesi ya da iade edilmesi beklentisiyle sınırlı bir süre için birine vermek demektir. Bu cümlede it, bankanın borç alanların kullanımına sunduğu yatırılmış parayı ifade eder. Lend out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir, fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: lend it out denir, lend out it denmez. Bu sözcük sırası lends it out ve lent it out gibi biçimlerde de korunur.
Alıştırma
Zamiri de kullanarak cümleyi lend out fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The library owns one rare projector, and it ____ to teachers for one week at a time.
Cevabı göster
lends it out
because some of the lenders will default on their credit. Kelime
1:35çünkü bazı borçlular kredilerini geri ödeyemeyecektir.
a calculated risk: dikkatli değerlendirmeden sonra göze alınan risk
Bu cümlede a calculated risk, bir kişinin olası maliyet ve faydaları tarttıktan sonra bilerek kabul ettiği bir tehlike veya kayıp ihtimalidir. Buradaki calculated, yalnızca “sayısal olarak hesaplanmış” değil, “dikkatle değerlendirilmiş” anlamına gelir. Bu ifade, seçimin kötü sonuçlanabileceğini kabul ederken bunun düşüncesizce bir kumar değil, muhakemeye dayalı bir karar olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Expanding into a new market is ____, but the research supports the decision.
Cevabı göster
a calculated risk
default on their credit: kredi yükümlülüğünü yerine getirmemek
Burada default on, gerekli ödemeleri yapmamak veya bir borç ya da kredi sözleşmesinin şartlarını yerine getirmemek anlamına gelir. Kalıp default on + yükümlülük şeklindedir: default on a loan, a debt, a mortgage veya a payment gibi. Normal bir kredi ilişkisinde krediyi ödemeyerek temerrüde düşen taraf borç alandır; kredi veren parayı sağlamıştır. Bu nedenle cümlede bu eylemin lenders sözcüğüne bağlanması alışılmadık bir rol dağılımıdır; ancak default on yine de bilgisayardaki “varsayılan” anlamında değil, finansal anlamdadır.
Alıştırma
Bu dersteki finansal öbek fiili kullanın: If the company cannot make the required payments, it may ____ its bonds.
Cevabı göster
default on
This process is essential for our economic system
1:38Bu süreç ekonomik sistemimiz için çok önemlidir
because it provides resources for people to buy things like houses Dilbilgisi
1:41çünkü insanların ev gibi şeyler satın alması için
or for industries to expand their businesses and grow.
1:45veya endüstrilerin işlerini genişletip büyütmesi için kaynak sağlar.
for people to ... for industries to: eylemi yapanı belirtme
for people to buy ve for industries to expand yapılarında, for’dan sonraki isim mastardaki eylemi kimin yaptığını gösterir. Buy eylemini people, expand eylemini ise industries gerçekleştirir. Buradaki for yalnızca genel bir amaç belirtmez; to buy veya to expand yapısının mantıksal öznesini de tanıtır. Aynı biçimde kurulan iki for + isim + to-mastar öbeği provides resources ifadesine bağlıdır ve bu kaynakların iki kullanımını paralel biçimde düzenler. Aynı kalıbın tekrarlanması, iki yararlanıcıyı ve onların eylemlerini karşılaştırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
residents ismini kullanarak cümleyi for + isim + to kalıbıyla tamamlayın: The city added more buses ____ reach the hospital.
Cevabı göster
for residents to
So, banks take funds that are unused by savers
1:49Böylece bankalar, tasarruf sahipleri tarafından kullanılmayan fonları alır
and turn them into funds society can use to do stuff. Öbek fiiller
1:52ve bunları toplumun iş yapmak için kullanabileceği fonlara dönüştürür.
turn them into funds: turn A into B kalıbı
turn A into B, A’yı B’ye dönüştürmek veya A’ya yeni bir biçim ya da işlev kazandıracak şekilde değiştirmek anlamına gelir. turn them into funds ifadesinde them, tasarruf sahiplerinin kullanmadığı fonlara gönderme yapar; funds ise toplumun kullanabileceği sonucu belirtir. Kalıp turn + nesne + into + sonuç şeklindedir. Değiştirilen şeyi turn ile into arasına yerleştirin.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B kalıbının eksik iki parçasıyla tamamlayın: The software can ____ spoken words ____ written text.
Cevabı göster
turn · into
is that a lot of them have abandoned their traditional role
2:08birçoğunun geleneksel rollerini terk etmiş olmalarıdır
as providers of long-term financial products
2:11yani uzun vadeli finansal ürünlerin sağlayıcıları olarak,
in favor of short-term gains that carry much higher risks. Kalıp ifadeler
2:14bunun yerine çok daha yüksek riskler taşıyan kısa vadeli kazançları tercih etmeleridir.
abandon A in favor of B: A’dan vazgeçip B’yi seçmek
Bu cümlede in favor of, bir seçeneğin yerine diğerinin seçildiğini gösterir. Bankalar uzun vadeli ürünlere odaklanmayı bırakıp kısa vadeli kazançları seçmiştir; burada yalnızca görüş olarak kısa vadeli kazançları destekledikleri anlatılmaz. Yaygın kalıp reject, abandon veya drop A in favor of B şeklindedir. B tercih edilen alternatif, A ise vazgeçilen seçenektir.
Alıştırma
Bu cümlede in favor of ne anlama geliyor: The company abandoned paper records in favor of a secure digital system?
- Şirket iki sistemi de kamuoyu önünde eşit biçimde övdü.
- Şirket daha güvenli olduğu için kâğıt kayıtları kullanmaya devam etti.
- Şirket kâğıt kayıtlar yerine dijital sistemi seçti.
Cevabı göster
Şirket kâğıt kayıtlar yerine dijital sistemi seçti.
and did their own trading in a bid to make fast money Kalıp ifadeler
2:24ve hızlı para kazanmak amacıyla kendi işlemlerini yaptılar
and earn their executives and traders millions in bonuses.
2:27ve yöneticilerine ve tüccarlarına milyonlarca prim kazandırdılar.
in a bid to + fiilin yalın hâli: bir hedefe ulaşmaya çalışmak
In a bid to, bir eylemin amacını belirtir ve bu eylemi bir hedefe ulaşma girişimi olarak sunar. Burada bankalar hızlı para kazanıp büyük ikramiyeler oluşturmayı denedikleri için kendi hesaplarına işlem yapmıştır. Kalıp in a bid to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Kesinlikle gerçekleşmiş bir sonucu değil, amaçlanan sonucu açıklar; buradaki bid, açık artırma teklifi değil girişim anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi bid ismini kullanan resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The museum extended its opening hours ____ attract more visitors.
Cevabı göster
in a bid to
nothing short of gambling: düpedüz kumar
Bu cümlede nothing short of gambling, faaliyetin “tam anlamıyla kumar olarak adlandırılmayı hak ettiği” anlamına gelir. Konuşan kişi bunun kumar olmaya yaklaştığını değil, güçlü bir yargıyla doğrudan kumar olduğunu söylüyor. Güçlü bir değerlendirme yapmak için nothing short of ifadesini bir isimden veya sıfattan önce kullanabilirsiniz. Bu yapı, bir şeyin sonraki tanıma tamamen uyduğunu ve çoğu zaman şaşırtıcı, etkileyici ya da sarsıcı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, örnekte geçen ve “tam anlamıyla böyle adlandırılmayı hak etmek” anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: The emergency landing was ____ a miracle.
Cevabı göster
nothing short of
and thereby put the bank in an extremely dangerous risk position.
2:42ve böylece bankayı son derece tehlikeli bir risk pozisyonuna soktuğu gibi.
Lehman Brothers: iki kardeş değil, bir banka
Lehman Brothers, büyük bir ABD yatırım bankasıydı. Konut kredisi piyasasıyla bağlantılı ağır kayıplar yaşadıktan sonra Eylül 2008'de iflas başvurusunda bulundu ve çöküşü küresel finans krizinin yaygın biçimde bilinen bir simgesi hâline geldi. Buradaki ad, sıradan iki kardeşi değil, tek bir kurumu belirtir. Bu kurumdan söz edilmesi, kolay konut kredileri ile bankaların tehlikeli risklere maruz kalmasını 2008'deki banka çöküşleriyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Bu cümlede Lehman Brothers neyi ifade ediyor?
- Ev almak isteyenlere kişisel olarak borç veren iki kardeş.
- Bütün konut kredilerini garanti eden bir devlet programı.
- 2008'deki çöküşü finans krizinin simgesi olan bir ABD yatırım bankası.
Cevabı göster
2008'deki çöküşü finans krizinin simgesi olan bir ABD yatırım bankası.
This led to the collapse of the housing market Kalıp ifadeler
2:45Bu, konut piyasasının çökmesine yol açtı
and one of the largest financial crises in history.
2:54ve tarihteki en büyük finansal krizlerden birine yol açtı.
led to the collapse: neden ve sonuç ifade etmek
Bu cümlede led to, “neden oldu” veya “sonuç olarak ortaya çıkardı” anlamına gelir. This daha önce anlatılan koşullara gönderme yapar; the collapse isim öbeği ise bu koşulların sonucunu belirtir. Kalıp lead to + isim veya isim öbeği şeklindedir: X led to Y. Buradaki collapse, fiziksel bir nesnenin düşmesini değil, konut piyasasının ciddi biçimde çökmesini ifade eder. Bu kalıp, raporlarda ve tarihsel açıklamalarda açık bir neden-sonuç zinciri kurmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede led to, bir olayın bir sonuca neden olduğunu belirtir?
- Poor maintenance led to a serious engine failure.
- Poor maintenance led a serious engine failure.
- The guide led the visitors to the museum.
Cevabı göster
Poor maintenance led to a serious engine failure.
causing stock prices to plummet: sonuç eklemek
Virgülden sonraki causing ifadesi, hemen önce anlatılan olayın tamamının sonucunu ekler: konut piyasasının çökmesi hisse senedi fiyatlarının hızla düşmesine neden olmuştur. Causing yeni bir cümlenin temel fiili değildir; önceki yan cümleye bağlanan bir şimdiki zaman ortaç yapısıdır. Bu ifadenin içinde cause + nesne + to-infinitive yapısı cause stock prices to plummet biçiminde kullanılır. Plummet, çok hızlı ve büyük miktarda düşmek demektir; bu yüzden küçük bir düşüşü değil, çarpıcı bir sonucu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede önceki olayın tamamının sonucunu eklemek için şimdiki zaman ortaç yapısı doğru kullanılmıştır?
- The storm damaged several power lines because thousands of homes lost electricity.
- The storm damaged several power lines, caused thousands of homes to lose electricity.
- The storm damaged several power lines, causing thousands of homes to lose electricity.
Cevabı göster
The storm damaged several power lines, causing thousands of homes to lose electricity.
Hundreds of billions of dollars just evaporated. Deyimler
2:57Yüz milyarlarca dolar adeta buharlaştı.
dollars just evaporated: finansal kayıp mecazı
Bu cümlede evaporated mecazi anlamdadır: yüz milyarlarca dolarlık varlık değeri çok hızlı bir şekilde yok olmuştur; herhangi bir sıvı ya da fiziksel para gerçekten buhara dönüşmemiştir. Özne olan dollars, finansal değeri temsil eder. Just, kaybın ani ve şaşırtıcı ölçüde tam olduğu hissini güçlendirir. Burada “öylece” ya da “bir anda” anlamındadır; “adil” anlamında değildir. Bu kalıp para, değer, birikim veya güvenin hızla yok olmasını anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede evaporated, örnektekiyle aynı finansal mecazla kullanılmıştır?
- The company's market value depreciated slowly over ten years.
- Steam evaporated from the hot pavement.
- The company's market value evaporated in a single afternoon.
Cevabı göster
The company's market value evaporated in a single afternoon.
Most of the world's major banks had to pay billions in fines
3:05Dünyanın büyük bankalarının çoğu milyarlarca dolar para cezası ödemek zorunda kaldı
and bankers became some of the least trusted professionals.
3:08ve bankacılar en az güvenilen profesyonellerden bazıları haline geldi.
and stop the banks from going bankrupt. Dilbilgisi
3:17ve bankaların iflas etmesini durdurmak için.
put together: eksiksiz bir bütün oluşturmak
Burada put together, para, politikalar ve diğer önlemleri birleştirerek eksiksiz bir kurtarma paketi oluşturmak veya düzenlemek anlamına gelir. Fiziksel nesneleri yan yana koymak anlamında değildir. Plan, ekip, rapor veya etkinlik gibi çeşitli çalışma parçaları eksiksiz bir bütün hâline getirildiğinde bu ifadeyi kullanın.
Alıştırma
Cümleyi “birkaç parçayı düzenleyerek oluşturmak” anlamındaki hedef öbeksi fiille tamamlayın: By Friday, we need to ____ a complete proposal.
Cevabı göster
put together
bailout packages: acil kurtarma planları
Bu cümlede bailout packages, zor durumdaki bankaların batmasını önlemek amacıyla düzenlenen büyük çaplı acil mali önlemler bütünüdür. Bu önlemler finansman, garantiler veya sorunlu varlıkların satın alınmasını içerebilir. Burada package fiziksel bir paket değil, birbiriyle bağlantılı önlemler bütünüdür. Bailout ise krizden kurtarma ve çoğunlukla bir hükümetin ya da büyük bir kurumun gerçekleştirdiği dış müdahale anlamını ekler.
Alıştırma
Bir haber metninde “a bailout package for a failing bank” ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Acil mali kurtarma önlemleri bütünü
- Müşterilere sunulan sıradan bir banka kredisi
- Mali belgeler içeren fiziksel bir paket
Cevabı göster
Acil mali kurtarma önlemleri bütünü
stop the banks from going bankrupt: stop + nesne + from + -ing
stop + nesne + from + -ing kalıbı, nesnenin bir şeyi yapmasını veya bir duruma girmesini önlemek anlamına gelir. Burada nesne the banks, önlenen sonuç ise going bankrupt ifadesidir. from sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: from going doğrudur, from to go kullanılmaz. Aynı kalıp insanlar, nesneler ve olaylarla kullanılabilir.
Alıştırma
stop + nesne + from + -ing kalıbındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The safety rail stops visitors ____ getting too close to the edge.
Cevabı göster
from
put into force: kuralları resmen yürürlüğe koymak
Put into force, bir yasa, kural veya sistemi resmen yürürlüğe sokmak ve uygulamaya ya da denetlemeye başlamak anlamına gelir. Buradaki were put into force edilgen yapıdadır: regulations eylemden etkilenir ve uygulamadan sorumlu makam belirtilmez. Bu kalıplaşmış ifadede force, fiziksel güç veya bir kişiye baskı değil, yasal etki ya da yetki anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle, düzenleyici kurumun kuralları 1 Temmuz'da resmen yürürlüğe koyduğu anlamına gelir?
- The new rules came into force on July 1.
- The regulator adopted the new rules for discussion on July 1.
- The regulator put the new rules into force on July 1.
Cevabı göster
The regulator put the new rules into force on July 1.
to absorb shocks in the event of another financial crisis. Notlar
3:25olası başka bir finansal krizde şokları absorbe etmek için.
absorb shocks: aksaklıkların etkisini azaltmak
Absorb shocks, ani bir sorunun etkisini karşılamak ve yol açtığı zararı azaltmak anlamına gelen bir mecazdır. Burada acil durum fonları kriz sırasında finansal bir tampon görevi görür; fiziksel bir darbeyi gerçekten soğurmaz. X absorbs shocks kalıbı, X unsurunu dayanıklılık kaynağı olarak gösterir. Shocks; ekonomi, operasyon, tedarik zinciri veya sistemdeki ani aksaklıklar olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede absorb shocks, ani aksaklıkların verdiği zararı azaltmak anlamında kullanılmıştır?
- Keeping extra inventory helps the factory recover before any disruption happens.
- Keeping extra inventory helps the factory absorb shocks in the supply chain.
- Keeping extra inventory guarantees that supply shocks never occur.
Cevabı göster
Keeping extra inventory helps the factory absorb shocks in the supply chain.
in the event of + isim öbeği veya -ing biçimi
In the event of, “bir şey olursa” anlamına gelir. Burada başka bir mali krizin meydana gelmesi olasılığını koşul olarak sunar; acil durum fonlarının amacı bu koşulda şokları absorbe etmektir. Yapı in the event of + isim öbeği veya -ing biçimidir: in the event of a crisis; in the event of losing power. of sonrasında özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle kullanılmaz.
Alıştırma
“Yangın çıkarsa” anlamına gelen resmî ifadeyle acil durum talimatını tamamlayın: ____ a fire, leave the building by the nearest exit.
Cevabı göster
In the event of
were successfully blocked by the banking lobby.
3:31bankacılık lobisi tarafından başarıyla engellendi.
gaining ground fast: hızla daha çok kabul görmek
Gain ground; ilerlemek, daha çok kabul görmek veya alternatiflere kıyasla etkisini artırmak anlamına gelen bir deyimdir. Fast, bu değişimin hızını belirtir. Burada diğer finansman modelleri hızla daha geniş kullanım veya destek kazanıyor. İfade, ileriye doğru hareket edip daha fazla alan kazanma imgesine dayanır; ancak fikirler, eğilimler, teknolojiler, piyasalar veya rakip taraflar hakkında konuşurken genellikle mecaz anlamda kullanılır.
Alıştırma
“Community-owned energy projects are gaining ground fast,” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Çok hızlı biçimde daha geniş kabul görüyorlar.
- Çok hızlı biçimde daha fazla arazi satın alıyorlar.
- Belirli bir işi bitirmeye doğru çok hızlı ilerliyorlar.
Cevabı göster
Çok hızlı biçimde daha geniş kabul görüyorlar.
like new investment banks that charge a yearly fee
3:38yıllık ücret talep eden yeni yatırım bankaları gibi
commissions on sales: satışa bağlı komisyonlar
Bu cümlede commissions, bir satış veya finansal işlem gerçekleştiğinde kazanılan ödemeleri ifade eder. on sales edat grubu, ödemenin neye dayandığını gösterir: ödeme sabit bir tutar olmak yerine satış sonuçlarına bağlıdır. Burada commission, ücret veya kazanç anlamındadır; kurul ya da resmî görev anlamına gelmez. yearly fee ile kurulan karşıtlık kurumun teşvikini açıklar: satışa bağlı bir ödeme olmadığında belirli bir işlemi yaptırmaya yönelik maddi neden azalır.
Alıştırma
Bu cümlede commissions on sales ne anlama gelir?
- Satışları denetleyen bir kurul
- Satışlara veya işlemlere göre kazanılan ödemeler
- Yılda bir kez ödenen sabit ücret
Cevabı göster
Satışlara veya işlemlere göre kazanılan ödemeler
in the best interests of: birinin esenliğini ölçüt almak
Act in the best interests of someone, o kişiye en çok neyin yarar sağlayacağını ve onu en iyi neyin koruyacağını düşünerek karar vermek demektir. Burada interests, hobileri değil kişinin esenliğini, haklarını ve ihtiyaçlarını ifade eder. Yapı act + in the best interests of + kişi veya grup şeklindedir. Kişinin yararını eyleme yön veren ölçüt olarak sunar. Bu cümlede müşterilerin esenliği, yatırım bankalarının uyması beklenen ölçüttür.
Alıştırma
Cümleyi, “hastanın esenliğini yönlendirici ölçüt olarak kullanarak” anlamındaki resmî ders ifadesiyle tamamlayın: The doctor must act ____ the patient.
Cevabı göster
in the best interests of
cooperative initiatives that were established in the 19th century
3:4919. yüzyılda kurulan kooperatif girişimleri
credit unions: üyelerin sahip olduğu finans kooperatifleri
Kredi birliği, üyelerinin sahip olduğu ve onlar tarafından yönetilen kooperatif yapılı bir finans kuruluşudur. Üyeler genellikle tasarruf, kredi ve ödeme gibi finansal hizmetler için bu kuruluşu kullanır. Bu cümlede terim, kârı en üst düzeye çıkarmaya öncelik veren bankalarla yapılacak karşıtlığı hazırlar: kuruluş, dışarıdaki sahiplerin getirisini artırmaktan çok üyeler için ortak değer yaratan bir yapı olarak sunulur.
Alıştırma
Credit union ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- İş yeri görüşmelerinde çalışanları temsil eden bir kuruluş.
- Üyelerinin sahip olduğu ve üyelerine finansal hizmet sunan bir kooperatif.
- Birkaç ticari bankanın oluşturduğu bir ortaklık.
Cevabı göster
Üyelerinin sahip olduğu ve üyelerine finansal hizmet sunan bir kooperatif.
they provide the same financial services as banks,
3:55bankalarla aynı finansal hizmetleri sunarlar,
rather than: bir alternatifi diğerinden öncelikli tutmak
Rather than, ilk seçeneğin tercih edildiği, vurgulandığı veya önceliklendirildiği; ikinci seçeneğin ise reddedildiği ya da daha az önemli görüldüğü bir karşıtlık kurar. Burada odak shared value üzerindedir, profit maximization üzerinde değil. İki taraftaki ögeler normalde dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Bu cümlede shared value ve profit maximization adlı iki isim öbeği birbiriyle eşleşir.
Alıştırma
They focus on shared value rather than profit maximization cümlesinde rather than neyi gösterir?
- Ortak değere, kârı en üst düzeye çıkarmaktan daha fazla öncelik verilir.
- Ortak değer, kârı en üst düzeye çıkarmadan önce gerçekleşir.
- Ortak değer, kârın en üst düzeye çıkarılmasına neden olur.
Cevabı göster
Ortak değere, kârı en üst düzeye çıkarmaktan daha fazla öncelik verilir.
The self-proclaimed goal is to help members create opportunities Kelime
4:02Kendilerine koydukları hedef, üyelerin fırsatlar yaratmasına yardımcı olmaktır
self-proclaimed: öznenin kendisi tarafından ortaya atılan iddia
Self-proclaimed, anlatılan kişi ya da kuruluşun bir ifadeyi veya iddiayı kendisinin ortaya koyduğunu, bunun dışarıdan bir kaynak tarafından doğrulanmadığını belirtir. Burada amaç, kredi birliğinin kendi açıkladığı amaçtır. Bu sözcük, yazar ile iddia arasında bir miktar mesafe oluşturur: yazar iddiayı aktarır ama onu kendiliğinden onaylamaz. Sözcük tek başına iddianın yanlış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
The organization has a self-proclaimed mission to protect local jobs? cümlesinde self-proclaimed neyi ima eder?
- Amacın yanlış olduğu kanıtlanmış durumda.
- Kuruluş bu amacı kendisi hakkında ileri sürüyor ve yazar iddiayı tam olarak doğrulamıyor.
- Bağımsız uzmanlar amacı resmen doğrulamış durumda.
Cevabı göster
Kuruluş bu amacı kendisi hakkında ileri sürüyor ve yazar iddiayı tam olarak doğrulamıyor.
while investing back into communities. Kalıp ifadeler
4:11bir yandan da topluluklara geri yatırım yaparken.
invest back into communities: değeri geldiği yere geri aktarmak
Invest back into communities; para, kâr, beceri veya başka kaynakları, bu değerin oluşmasına ya da desteklenmesine yardımcı olan yerel topluluklara aktarmak demektir. Back geri dönüş fikrini ekler; into ise yatırımın hedefini belirtir. Bu cümlede, kredi birliğinin faaliyetleriyle üretilen kaynakların yerel olarak dolaşmaya devam etmesi amaçlanır. İfade fiziksel olarak geriye hareket etmeyi değil, ekonomik veya toplumsal yeniden yatırımı anlatır.
Alıştırma
Invest, back, into, the ve community sözcüklerini birer kez kullanarak cümleyi tamamlayın: The cooperative uses part of its earnings to ____.
Cevabı göster
invest back into the community
who also elect the board of directors democratically.
4:15bu üyeler yönetim kurulunu da demokratik olarak seçerler.
Worldwide, credit union systems vary significantly,
4:19Dünya çapında kredi birliği sistemleri önemli ölçüde değişiklik gösterir,
to organizations worth several billion US dollars
4:24birkaç milyar ABD doları değerindeki kuruluşlara
İki uç noktayı belirten ranging from ... to
Bu cümlede ranging from A to B, kredi kooperatifi kuruluşlarının büyüklük bakımından tüm çeşitliliğini iki uç noktayla gösterir. İlk uç nokta yalnızca birkaç üyesi olan küçük bir kuruluştur; ikinci uç nokta ise milyarlarca dolar değerinde olan ve yüz binlerce üyeye hizmet veren çok büyük bir kuruluştur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı range veya ranging from A to B şeklindedir. From ve to, aynı aralığın iki uç noktasını birlikte belirtir; burada fiziksel bir hareket anlatmazlar. Uç noktalar sayı, büyüklük, tür veya karşılaştırılabilir başka kategoriler olabilir.
Alıştırma
Aralığın iki uç noktasını belirten edat çiftiyle cümleyi tamamlayın: The class sizes range ____ 12 students ____ 30 students.
Cevabı göster
from · to
impacts the risk credit unions are willing to take,
4:31kredi birliklerinin almaya istekli oldukları riskleri etkiler,
way better than traditional banks. Dilbilgisi
4:39geleneksel bankalara göre çok daha iyi bir şekilde nasıl kurtulduklarını açıklar.
way better than: güçlü ve gündelik karşılaştırma
Burada way, çok veya büyük bir farkla anlamına gelir. Karşılaştırma biçimi olan better sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla way better than, kredi kooperatiflerinin krizi geleneksel bankalara göre açıkça daha başarılı atlattığını ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp way + sıfatın veya zarfın karşılaştırma biçimi + than şeklindedir. Way faster than ve way more carefully than buna örnektir. Bu kullanımda way, yol veya yöntem anlamına gelmez.
Alıştırma
Way kullanarak güçlü vurgu yapan üç sözcüklü gündelik karşılaştırmayla cümleyi tamamlayın: The new battery lasts ____ the old one.
Cevabı göster
way longer than
crowdfunding: kitle fonlaması
Crowdfunding, yani kitle fonlaması, genellikle çevrim içi bir platform aracılığıyla çok sayıda kişiden para toplamak demektir. Nispeten küçük birçok katkı veya yatırım bir araya gelerek bir projeyi, işletmeyi ya da bazı platformlarda bir krediyi finanse eder. Bu sözcük, tek bir kredi verenin sağladığı sıradan banka kredisini değil, bir finansman mekanizmasını adlandırır. Bu bağlamda borç almak isteyenlerin veya proje sahiplerinin bankayı aracı olarak kullanmadan çok sayıda küçük yatırımcıya nasıl ulaşabildiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi durum crowdfunding kavramının en açık örneğidir?
- Bir işletme bankadan standart bir ticari kredi alır.
- Bir şirket internet kullanıcılarından logo fikri ister ancak para toplamaz.
- Çevrim içi bir kampanya, yeni bir ürün çıkarmak için yüzlerce kişiden küçük katkılar toplar.
Cevabı göster
Çevrim içi bir kampanya, yeni bir ürün çıkarmak için yüzlerce kişiden küçük katkılar toplar.
Aside from making awesome video games possible, Anlatım akışı
4:45Harika video oyunlarını mümkün kılmanın yanı sıra,
platforms arose that enabled people to get loans Dilbilgisi
4:48insanların kredi almalarını sağlayan platformlar ortaya çıktı
“... yanı sıra” anlamındaki Aside from
Aside from + bir isim veya -ing biçimi, bir noktayı başka bir noktanın yanına ekler. Burada Aside from making awesome video games possible, “harika video oyunlarını mümkün kılmanın yanı sıra” anlamına gelir ve ikinci bir kullanım alanını, insanların kredi almasına yardımcı olmayı, tanıtır. Cümlenin başında bu ifade geçiş görevi görür: önce daha önceki bir noktaya kısaca gönderme yapar, ardından dikkati ek bilgiye yöneltir. Aside from bazen “... hariç” anlamına da gelebilir; ancak ardından gelen olumlu ifade burada ekleme anlamının kullanıldığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “... yanı sıra” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: ____ being quiet, the library has comfortable seats.
Cevabı göster
Aside from
enabled people to get loans ifadesinde enable + nesne + to'lu mastar
enabled people to get loans ifadesinde platformlar, insanların kredi alabilmesi için gerçek bir olanak sağladı. Enable, insanları harekete zorlayan bir şeyden çok, eylemi mümkün kılan koşul ya da araç olarak platformu gösterir. Kalıp enable + nesne + to'lu mastardır: enabled + people + to get. Nesne, yeteneği veya fırsatı kimin kazandığını; mastar ise yapılacak eylemi belirtir.
Alıştırma
enable fiilini doğru biçimde kullanarak kalıbı tamamlayın: The new accessibility feature ____ users with visual impairments ____ navigate the website.
Cevabı göster
enables · to
The bank as a middleman: aracı rolü
the bank as a middleman ifadesinde middleman, bir işlemin iki tarafı arasında yer alan kişi veya kuruluş demektir. Burada banka normalde borç alanlarla yatırımcıları buluşturur ve paranın aralarında aktarılmasına yardımcı olur. as a middleman ifadesi bankanın rolünü belirtir. Circumventing the bank as a middleman, kredileri bankayı bu aracı rolünde kullanmadan düzenlemek demektir.
Alıştırma
"An online marketplace connects farmers directly with restaurants, removing the middleman," cümlesinde middleman ne anlama gelir?
- Ödemeleri almak için kullanılan bir banka hesabı
- Her iki taraftan da ürün alan bir müşteri
- Doğrudan ticareti engelleyen bir yasa
- Bir işlemin iki tarafı arasındaki kişi veya kuruluş
Cevabı göster
Bir işlemin iki tarafı arasındaki kişi veya kuruluş
Lots of new technology companies started out Öbek fiiller
4:57Birçok yeni teknoloji şirketi işe başladı
started out: gelişimin ilk aşamasını anlatmak
Started out, başlangıcı daha uzun bir gelişimin ilk aşaması olarak gösterir. Bu cümlede şirketler ilk olarak Kickstarter veya Indiegogo'yu başlangıç platformu olarak kullanmıştır ve ifade, sonraki yollarının bu aşamanın ötesine geçtiğini düşündürür. Yapı genellikle start out + yer veya yöntem ya da start out as + ilk rol biçiminde kullanılır: She started out as an intern. Bir kişinin, şirketin veya projenin zamanla nasıl geliştiğini anlatırken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, daha uzun bir gelişimin ilk aşamasını gösteren iki sözcüklü fiille tamamlayın: The neighborhood bakery ____ as a market stall before opening three stores.
Cevabı göster
started out
The funding individual gets the satisfaction
5:01Finansman sağlayan birey, daha büyük bir şeyin parçası olmanın
and can invest in ideas they believe in, Öbek fiiller
5:05ve inandıkları fikirlere yatırım yapabilirler,
believe in: bir fikrin değerine güvenmek
ideas they believe in ifadesinde believe in, fikirlerin değerine veya potansiyeline güvenmek demektir. Bu fikirlere finansman sağlamak, söz konusu güveni desteğe dönüştürür; ifade yalnızca fikirlerin var olduğuna inanıldığını söylemez. Believe in sonrasında isim, zamir veya -ing biçimi gelir: believe in a plan, believe in them ya da believe in helping others.
Alıştırma
Hangi cümlede believe in bir fikre duyulan güveni ve o fikre verilen desteği anlatır?
- We believe the accountant because her figures are documented.
- We believe in the new mentoring program, so we have offered to fund it.
- We believe that the museum closes at five.
Cevabı göster
We believe in the new mentoring program, so we have offered to fund it.
so widely that: sonuca yol açan derece
so widely that içinde so, widely zarfının derecesini güçlendirir: risk çok geniş bir ölçüde dağıtılır. Ardından that, bu derecenin sonucunu, yani zararın sınırlı kalmasını getirir. Yeniden kullanılabilen kalıp so + adjective/adverb + that + result şeklindedir. Burada if the project fails, sonuç yan cümlesinin içindeki bir koşuldur; that ile getirilen sonucun yerini almaz.
Alıştırma
Hangi cümle dereceyi sonucuna bağlamak için so + adverb + that yapısını doğru kullanıyor?
- The files were copied so quickly that the backup finished before noon.
- The files were copied such quickly that the backup finished before noon.
- The files were so a quick copy that the backup finished before noon.
Cevabı göster
The files were copied so quickly that the backup finished before noon.
last but not least: son ve önemli öğeyi tanıtmak
Last but not least, bir listenin son öğesini tanıtırken son sırada bulunmasının onu daha az önemli yapmadığını açıkça belirtir. Burada mikro krediye önceki finansman modelleriyle eşit ağırlık verir. İfadenin tamamını son kişi, nokta veya öğeden önce bir söylem belirteci olarak kullanın. Last konumu belirtir; not least ise öğenin önemini korur.
Alıştırma
Son öğeyi önemini koruyarak tanıtan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____, our final award goes to the community volunteers.
Cevabı göster
Last but not least
microcredit: çok küçük tutarlı krediler
Microcredit, çoğu zaman normal bankacılık hizmetlerini kullanamayan kişilere verilen çok küçük tutarlı krediler anlamına gelir. Para genellikle geçimi desteklemek veya çok küçük bir iş kurmak için kullanılır. Burada microcredit, insanların yoksulluktan kurtulmasına yardımcı olabilecek bir finansal aracı adlandırır. micro- öneki, borç alan kişinin önemini veya olası etkinin büyüklüğünü değil, kredi tutarını belirtir.
Alıştırma
Microcredit kavramını en iyi hangi açıklama karşılar?
- Kısa geri ödeme süreli herhangi bir büyük işletme kredisi
- Geleneksel bankacılığa erişimi olmayabilecek kişiler için çok küçük tutarlı bir kredi sistemi
- Hiçbir zaman geri ödenmesi gerekmeyen bir yardım bağışı
Cevabı göster
Geleneksel bankacılığa erişimi olmayabilecek kişiler için çok küçük tutarlı bir kredi sistemi
because they weren't deemed worth the time. Dilbilgisi
5:24çünkü zamana değmeyecekleri düşünülüyordu.
weren't deemed worth the time: edilgen yargı
Deem, resmi biçimde yargılamak veya değerlendirmek anlamına gelir. Edilgen özne + be deemed + tamamlayıcı yapısında özne, yargının hedefidir. They weren't deemed worth the time, kurumların bu insanlara hizmet vermek için zaman ayırmayı buna değmez bulduğu anlamına gelir. Worth the time, kurumun harcadığı çaba karşılığında beklediği getiriyi değerlendirir; insanların insani değeri olmadığını söylemez. Edilgen yapı ayrıca kararı verenleri arka planda bırakır.
Alıştırma
Cümleyi deem fiilinin basit geçmiş edilgen biçimiyle tamamlayın: After the safety review, the building ____ unsafe.
Cevabı göster
was deemed
Britanya İngilizcesindeki up your street deyimi
“might not be up your street” ifadesindeki “be up your street” deyimi, “ilgi alanlarına, zevklere veya yeteneklere uygun olmak” demektir. Konuşmacı, bankacılığın size çekici gelmeyebileceğini söylüyor; bankacılığın sizin sokağınızda bulunduğunu değil. Yeniden kullanılabilen kalıp “bir şey + be + up + iyelik belirleyicisi + street” şeklindedir: “This job is up her street.” İyelik belirleyicisi, kimin tercihleri anlatılıyorsa ona göre değişir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “ilgi alanlarına uygun” anlamına gelen Britanya İngilizcesi deyimiyle tamamlayın: “If you enjoy analyzing how companies work, this business podcast may be ____.”
Cevabı göster
up your street