Ağaç Kabuğu Gemiler Oynayalım | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: İki çocuk, kendilerinden büyük arkadaşlarının onları geride bıraktığından endişelenir. Ağaç kabuğundan teknelerle anlatılan bir hikâye ve birlikte oynadıkları oyun sayesinde sabretmeyi öğrenir, büyük çocuklar liseye geçişin huzursuzluğunu yaşarken bile arkadaşlığın sürebileceğini anlarlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Don't they like us? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Olumsuz bir sorunun yalnızca bilgi istemediğini, reddedilme korkusunu gösterirken karşı taraftan güven verici bir doğrulama da beklediğini anlayabilirsiniz. Olumlu yanıt beklediğiniz hâlde diğer kişinin duygularından emin olmadığınız durumlarda bu kalıbı tanıyıp kullanabilirsiniz. 2. lived happily ever after. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: İngilizce masalların geleneksel kapanış ifadesini tanır ve bunun mutlu, tamamlanmış bir sona işaret ettiğini anlarsınız. Böylece çocuk hikâyelerini daha rahat takip edebilir; konuşanın gerçek duyguları veya olayları bir öykü çerçevesine yerleştirmek için tanıdık masal kalıbını eğlenceli biçimde ödünç aldığı anları fark edebilirsiniz. 3. At least we'll be there together. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: at least ifadesinin, hâlâ zor olan bir durumda teselli sağlayan tek bir olumlu yanı nasıl öne çıkardığını öğrenirsiniz. İlk kaygıyı yok saymadan kendinizi ya da başka birini rahatlatmak için bu yapıyı kullanabilirsiniz; örneğin yeni bir okul dönemine birlikte başlama düşüncesi, duyulan gerginliği hafifletebilir.
Bu derste
your buddies: samimi bir ifadeyle arkadaşlar veya oyun arkadaşları
“Your buddies”, “arkadaşların” ya da bu çocuk bağlamında “birlikte oynadığın çocuklar” demektir. Buddy tekil, buddies çoğuldur. Buddy samimi ve gündelik bir sözcüktür. İlişkiyi resmî bir tanım yerine yakın ve rahat bir ilişki olarak gösterir.
Alıştırma
“Maya invited her buddies to play,” cümlesinde buddies en doğal olarak ne anlama gelir?
- Ticari müşterileri
- Yakın arkadaşları veya oyun arkadaşları
- Onu gözeten yetişkinler
Cevabı göster
Yakın arkadaşları veya oyun arkadaşları
ran away from us: run away from + kişi veya şey
“Ran away from”, “run away from” ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin ayrılmak, kaçmak veya uzak durmak için genellikle hızlıca bir kişiden ya da şeyden uzaklaştığını anlatır. Burada arkadaşlar konuşanın grubundan ayrılmıştır; yalnızca egzersiz için koşmamışlardır. Yapı run away from + kişi veya şey şeklindedir. From, geride bırakılan veya kaçınılan şeyi belirtir; bu cümlede us bu görevi görür.
Alıştırma
run away from ifadesini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The cat ____ the barking dog.
Cevabı göster
ran away from
Oh, goodness me: hafif bir ünlem
“Oh, goodness me” kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada şaşkınlık ya da endişeye verilen ani ama hafif bir tepkiyi gösterir. İfadeyi bir bütün olarak anlamak gerekir. Goodness ve me sözcükleri bu ifadede normal, gerçek anlamlarını korumaz.
Alıştırma
“Oh, goodness me” burada hangi işlevi görüyor?
- Şaşkınlığı veya endişeyi hafif biçimde ifade eder.
- Konuşan kişinin iyi biri olduğunu söyler.
- Birinden sessiz olmasını ister.
Cevabı göster
Şaşkınlığı veya endişeyi hafif biçimde ifade eder.
Don't they like us?: endişeli bir olumsuz soru
“Don't they like us?” olumsuz bir sorudur. Bu bağlamda konuşan kişi onların bizi sevmiyor olabileceğinden korkar ve içini rahatlatacak bir onay arar; bu, tarafsız bir bilgi isteme sorusu değildir. Olumsuz sorular çoğu zaman önceki bir beklentiyi, şaşkınlığı ya da endişeyi gösterir. Hangi duygunun bulunduğunu bağlam ve ton belirler.
Alıştırma
Sam'in partiye gelmesini bekliyordunuz, ancak şimdi şaşırdınız ve onay almak istiyorsunuz. Hangi soru en uygundur?
- Is Sam coming to the party?
- Sam isn't coming to the party.
- Isn't Sam coming to the party?
Cevabı göster
Isn't Sam coming to the party?
Of course they do: tekrarı önlemek için do kullanımı
Burada do, önceki soruda geçen like us fiil öbeğinin yerini tutar. Cümle "Of course they like us" anlamına gelir; ancak do kullanımı bütün fiil öbeğini tekrarlamayı önler. Bu tür kısa bir cevapta yardımcı fiil, önceki özne ve fiil biçimiyle eşleşmelidir. They ve geniş zamandaki bir ana fiille do, he veya she ile does, geçmiş zamandaki bir ana fiille did kullanılır.
Alıştırma
like this song ifadesini tekrarlamadan cevabı tamamlayın: Do your friends like this song? Of course they ____.
Cevabı göster
do
But it can be hard being 12 years old sometimes. Dilbilgisi
0:11Ama bazen 12 yaşında olmak zor olabilir.
it can be hard being...: bir kimliği veya durumu değerlendirmek
it can be hard being 12 years old sometimes yapısında it, herhangi bir kişiye veya nesneye gönderme yapmayan yer tutucu öznedir. -ing yan cümlesi being 12 years old, zor olarak değerlendirilen durumu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp It can be hard being + kimlik veya durum şeklindedir. Can ve sometimes ifadeyi daha az kesin yapar: deneyim her zaman değil, zaman zaman zor olabilir.
Alıştırma
Yeni bir rolün bazen zor olabileceğini bu kalıpla anlatan cümle hangisidir?
- The new team captain can work hard.
- Being the new team captain can be exciting.
- It can be hard being the new team captain.
Cevabı göster
It can be hard being the new team captain.
What do you mean?: açıklama istemek
What do you mean? başka bir kişiden az önce söylediği şeyi açıklamasını veya netleştirmesini istemek için kullanılır. Buradaki mean, mean kelimesinin sözlük tanımını değil, kişinin iletmek istediği mesajı anlatır. Kalıp what + do + you + mean şeklindedir. Tam olarak hangi kısmın açıklanmasını istediğinizi belirtmek için by + bir kelime veya ifade ekleyin: What do you mean by “flexible”?
Alıştırma
Biri “The plan is flexible” diyor, ancak iletmek istediği anlamı kavrayamıyorsunuz. Hangi soru ondan açıklama yapmasını ister?
- What do you mean?
- What does this word mean?
- Where do you mean?
Cevabı göster
What do you mean?
barky boats: ağaç kabuğu tekneleri için oyunlu bir ad
Burada barky boats, ağaç kabuğu parçalarından yapılan küçük oyuncak tekneler anlamına gelir. Bark, bir isim olarak “ağacın dış kaplaması” demektir; köpeğin çıkardığı sesi anlatan fiil değildir. Çocuk, bark sözcüğüne oyunlu bir biçimde -y ekleyerek o anda uydurulmuş bir niteleyici olan barky sözcüğünü oluşturur. İngilizce konuşanlar eğlenceli konuşmalarda bazen böyle biçimler uydurur, ancak barky boats standart ve kalıplaşmış bir ad değildir.
Alıştırma
Bir oyunda çocuklar ağaç kabuğu parçalarını suyun üzerinde yüzdürüyor. Burada barky boats ne anlama gelir?
- Köpek taşıyan tekneler
- Köpek havlamasına benzer sesler çıkaran tekneler
- Ağaç kabuğundan yapılmış küçük tekneler
Cevabı göster
Ağaç kabuğundan yapılmış küçük tekneler
I'll show you something: bir gösterimi başlatmak
“I'll show you something” cümlesi, konuşanın birazdan bir şey göstereceğini veya bir şeyi uygulamalı olarak açıklayacağını dinleyiciye bildirir. Dinleyici onu hemen ardından göreceği için something ile neyin kastedildiğini önceden belirtmek gerekmez. show + kişi + şey kalıbı show you something ifadesinde görülür. Cümlenin tamamı, konuşmayı sözlü açıklamadan gerçek bir gösterime doğal biçimde geçirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza birazdan bir nesne göstereceksiniz. Hangi cümle doğaldır?
- I'll say you something.
- I'll show you something.
- I'll show something you.
Cevabı göster
I'll show you something.
Go on: birini harekete geçmeye teşvik etmek
Burada Go on, dinleyiciyi bir eylemi sürdürmesi için cesaretlendirir veya nazikçe teşvik eder. Ardından gelen emir cümlesi hold the water back, hangi eylemin kastedildiğini belirtir. Bu kullanımda Go on fiziksel bir hareketi anlatmaz. Eylemi, konuşma sırasını veya ardından gelen yönergeyi bağlam belirleyebilir; burada işlevi eylemin devam etmesini sağlamaktır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni bir oyunu denemeden önce tereddüt ediyor. Hangi cümle onu doğal biçimde denemeye teşvik eder?
- Go on, give it a try.
- Don't try it; it may be too hard.
- The game is over, so stop now.
Cevabı göster
Go on, give it a try.
hold ... back: bir şeyin ilerlemesini engellemek
hold the water back ifadesinde hold ... back, suyun ilerlemeye devam etmesini engellemek demektir. Buradaki back bir yeri değil, engelleme sonucunu bildiren bir parçacıktır. hold ... back ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem hold the water back hem de hold back the water kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: hold it back denir, hold back it denmez.
Alıştırma
Geçici bir setin arkasında su yükseliyor. water yerine bir zamir kullanıldığında hold ... back yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The gate may hold back it for an hour.
- The gate may it hold back for an hour.
- The gate may hold it back for an hour.
Cevabı göster
The gate may hold it back for an hour.
There once were two 6-year-old buddies floating around, Notlar
0:21Bir zamanlar ortalıkta dolanan 6 yaşında iki arkadaş varmış,
There once were: geçmişte geçen bir hikâyeye çoğul karakterler katmak
Bir hikâyenin başında There once were, yeni çoğul karakterleri tanıtır. there were varlık yapısı onları ortama dahil eder; once ise hikâyeyi zamanı belirtilmeyen bir geçmişe yerleştirip uzun zaman önce hissi verir. Bu başlangıç bilgiyi iki aşamada düzenler: önce kimlerin var olduğu belirlenir, sonra hikâye onların ne yaptığını anlatabilir. Tek bir kişi ya da şey için There once was, birden fazlası için There once were kullanılır.
Alıştırma
İki kız kardeş hakkındaki bir hikâyeyi doğal biçimde başlatan ve doğru fiili kullanan cümle hangisidir?
- There once are two sisters who lived by the sea.
- There once was two sisters who lived by the sea.
- There once were two sisters who lived by the sea.
Cevabı göster
There once were two sisters who lived by the sea.
6-year-old: isimden önce kullanılan yaş niteleyicisi
6-year-old buddies ifadesinde 6-year-old, buddies isminden önce bileşik sıfat olarak kullanılır. İki arkadaşın altı yaşında olduğunu belirtir. number-year-old + noun kalıbını kullanırken parçaları kısa çizgilerle birleştir ve year sözcüğünü tekil bırak. Yaş, bir isimden önce değil de be fiilinden sonra geliyorsa kısa çizgisiz 6 years old kullanılır: The buddies are 6 years old.
Alıştırma
Rakamı koruyarak 10 years old ifadesini musician önünde kullanılan bir niteleyiciye dönüştür: Mia is a ____ musician.
Cevabı göster
10-year-old
floating around: belirli bir yön olmadan su üstünde hareket etmek
Burada floating around, suyun üzerinde kalıp belirli bir rota ya da hedef olmadan farklı yönlere doğru yavaşça hareket etmek demektir. Around yalnızca yakınlarda anlamına gelmez; belirli bir alan içinde amaçsızca hareket etme anlamı katar. Fiil + around kalıbı, wander around örneğindeki gibi, çoğu zaman belirgin bir yolu olmayan hareketi anlatır. Float ile kullanıldığında oradan oraya rahatça süzülme görüntüsü oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle balonların o alanı terk etmeden tavana yakın bir yerde farklı yönlere doğru yavaşça hareket ettiğini anlatır?
- The balloons were floating around near the ceiling.
- The balloons were floating away through the open window.
- The balloons were hanging still from the ceiling.
Cevabı göster
The balloons were floating around near the ceiling.
not a care in the world: hiçbir kaygısı olmamak
Not a care in the world, tamamen rahat ve kaygısız olmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki a care, “bir kaygı veya sorun” demektir; birine bakmak anlamına gelmez. not a... yapısı, kaygılanılacak tek bir şey bile olmadığını vurgular. Genellikle birinin belirli bir anda ne kadar rahat göründüğünü veya hissettiğini anlatır.
Alıştırma
Maya'nın tamamen rahat ve kaygısız olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Maya rested by the lake, not caring the world.
- Maya rested by the lake, no care of the world.
- Maya rested by the lake, not a care in the world.
Cevabı göster
Maya rested by the lake, not a care in the world.
turned 7 years old: turn ile belli bir yaşa gelmeyi anlatmak
turned 7 years old ifadesinde turn, belirli bir yaşa ulaşmak anlamına gelir. Turned geçmiş zamandadır; bu yüzden yedi yaşına girdikleri anı belirtir. Burada dönmek veya bir nesneye dönüşmek anlamına gelmez. Yapı turn + yaş şeklindedir. Turned seven ve turned seven years old ifadelerinin ikisi de dilbilgisi açısından doğrudur, ancak turned seven genellikle daha kısa ve doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi turn + yaş yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: On her ninth birthday last Monday, Ava ____.
Cevabı göster
turned nine
then 8 ... then 9 ...: zamanı hızla ilerletmek için then sözcüğünü tekrarlamak
Then sözcüğünün tekrarlanması yaşları art arda gelen aşamalar olarak sıralar ve hikâyedeki zamanı hızla ilerletir. Daha ayrıntılı ilk öge then 8 years old kalıbı kurduktan sonra, daha kısa olan then 9, then 10 ve then 11 ögelerinde years old ve tekrarlanan cümle yapısı atılır; dinleyen kişi bu bilgiyi kalıptan tamamlar. Tamamlanmadan bırakılan son then... dizinin hâlâ devam ettiğini gösterir ve bir sonraki değişim için beklenti yaratır. Bu, önce bir kalıp kurup sonra yalnızca değişen ayrıntıları tekrarlayan kısa ve etkili bir anlatım tekniğidir.
Alıştırma
Bu cümlede then sözcüğünün tekrarlanmasının temel işlevi nedir?
- Bütün yaşların aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Her yıl neler olduğunu açıklar.
- Bir yaş dizisi boyunca hızla ilerler.
Cevabı göster
Bir yaş dizisi boyunca hızla ilerler.
can't hold it any longer: sınıra ulaşmak
can't hold it any longer, konuşan kişinin sınırına ulaştığı ve bir şeyi kontrol etmeye, desteklemeye veya engellemeye devam edemediği anlamına gelir. Bu cümlede hold, bir şeyi yalnızca elde taşımak değil, suyu geri tutmak anlamındadır. Olumsuz bir cümlede any longer, daha fazla süre boyunca anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen can't + fiil + nesne veya durum + any longer kalıbı, bir eylemin ya da durumun devam edemeyeceğini anlatır.
Alıştırma
Kollarınız yoruldu ve ağır bir kutuyu düşürmek üzeresiniz. Hangi cümle sınırınıza ulaştığınızı söyler?
- I can't hold it any longer.
- I haven't held it for very long.
- I can hold it a little longer.
Cevabı göster
I can't hold it any longer.
Look out!: acil tehlike uyarısı
Look out! birinin tehlikeyi fark etmesi veya hemen kenara çekilmesi gerektiğinde kullanılan acil bir uyarıdır. Genellikle “Dikkat!” ya da “Sakın!” anlamına gelir ve tek bir bütün ifade olarak anlaşılmalıdır. Genellikle yalnızca “dışarı bak” anlamına gelmez. Konuşanın asıl amacı, karşısındaki kişinin olası bir tehlikeye hemen tepki vermesini sağlamaktır.
Alıştırma
Ağır bir kutu arkadaşına doğru düşüyor. En doğal uyarıyı seç.
- Look out! A heavy box is falling toward you.
- Look at the sky! The meeting starts at noon.
- Look outside! The stars are bright tonight.
Cevabı göster
Look out! A heavy box is falling toward you.
Off they went: Hikâyeyi ilerletmek için cümle başındaki off
Off they went ifadesinde uzaklaşmayı veya hareketin başlamasını gösteren off, they öznesinden ve geçmiş zamanlı went fiilinden önce cümlenin başına gelir. Burada off, “uzaklaşarak” veya “yola çıkarak” anlamındadır; vurgulanan ifade bütünüyle onların yola çıktığını anlatır. Bu anlatım kalıbı ayrılma hareketini öne çıkarır, eylemi daha canlı gösterir ve hikâyeyi bir sonraki aşamaya taşır. Soru cümlesi devrikliği değildir; they yine went fiilinden önce gelir.
Alıştırma
Kapı az önce açıldı ve çocukların hareket etmeye başladığını canlı bir hikâye anlatımıyla söylemek istiyorsunuz. En iyi cümleyi seçin.
- The gate opened, and they off went into the garden.
- The gate opened, and they went off into the garden.
- The gate opened, and off they went into the garden.
Cevabı göster
The gate opened, and off they went into the garden.
Hang on: tehlikeli bir durumda “sıkı tutunun”
Bu sahnede Hang on, “sıkı tutunun” ya da “tutunmaya devam edin” anlamında acil bir yönergedir. Arkadaşlar sürüklendiği için konuşan kişi onların beklemesini değil, güvende kalmak için tutunmasını ister. hang on ifadesinin anlamını bağlam belirler. Birisi hareket ederken, çekilirken veya tehlikedeyken ona bir şeyi sıkıca tutmasını ya da dayanmaya devam etmesini söyler; konuşmada ise “biraz bekle” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Küçük bir tekne şiddetle sallanıyor. Birisi “Hang on!” diye bağırıyor. Ne demek istiyor?
- Bir şeyi kancaya asmak.
- Daha sonraki talimatları sessizce beklemek.
- Sıkı tutunup güvende kalmak.
Cevabı göster
Sıkı tutunup güvende kalmak.
this way and that way: yönü sürekli değişen hareket
They went this way and that way cümlesindeki this way and that way, önce bir tarafa, sonra başka bir tarafa yönelmek gibi sürekli yön değiştiren bir hareketi canlandırır. İki way ifadesi, belirli iki varış noktasını adlandırmaz. Birlikte, tek ve düz bir rota yerine yönün tekrar tekrar değiştiği düzensiz bir güzergâhı anlatır.
Alıştırma
Hareket ederken tekrar tekrar yön değiştiren bir şeyi en doğal şekilde hangi cümle anlatır?
- The kite darted this way and that way in the gusty wind.
- The kite flew straight north without turning.
- The kite stayed perfectly still above one spot.
Cevabı göster
The kite darted this way and that way in the gusty wind.
make it: başarmak veya zorluğu aşmak
Bu soruda make it, bir zorluğu aşmayı veya hedefe ulaşmayı başarmak anlamına gelir. Konuşan kişi, onların güvenli bir şekilde geçip geçemeyeceğini soruyor. Buradaki it belirli bir nesneyi göstermez. Temel fikir başarıdır: make it bağlama göre zamanında varmak, zor bir durumu atlatmak veya bir hedefe ulaşmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bu cümlede make it ne anlama geliyor: The road is flooded, but the rescue team may still make it.?
- Zorluğu başarıyla aşmak veya güvenli bir yere ulaşmak
- Hedefe ulaşmadan önce denemeyi bırakmak
- Sel suyundan bir şey yapmak
Cevabı göster
Zorluğu başarıyla aşmak veya güvenli bir yere ulaşmak
lived happily ever after: masallardaki mutlu son
Lived happily ever after, İngilizce masallarda kullanılan geleneksel bir bitiş ifadesidir. Karakterlerin o andan sonra mutlu yaşamaya devam ettiğini anlatır ve hikâyenin mutlu sona ulaştığını gösterir. Ever after, bilinen bu hikâye kalıbının bir parçasıdır; zaman bildiren sözcüklerin gelişigüzel sıralanması değildir. Dinleyici ifadenin tamamını duyduğunda masalın sona yaklaştığını anlar.
Alıştırma
Bu geleneksel masal sonunu tamamlayın: And they ____.
Cevabı göster
lived happily ever after
Be patient: birinden sakince beklemesini istemek
Be patient, be + patient sıfatıyla kurulan bir emir cümlesidir. Dinleyenlere üzülmeden veya acele etmeden sakin biçimde beklemelerini söyler. Burada patient, “sakince bekleyebilen, sabırlı” anlamındaki sıfattır; “tıbbi bakım alan kişi, hasta” anlamındaki isim değildir. Vurgulanan ifadeden önceki Just, talimatı biraz yumuşatır; böylece cümle sert bir emirden çok yatıştırıcı bir söz gibi duyulur.
Alıştırma
Cümleyi be + patient ile tamamlayın: The cookies need ten more minutes, so ____.
Cevabı göster
be patient
haven't forgotten you: şimdi de hatırlıyorlar
haven't forgotten, olumsuz present perfect yapısıdır: have not + geçmiş zaman ortacı forgotten. Çoğul özne Your buddies ile have, haven't şeklinde kısalır. Bu yapı, unutmanın şu ana kadar gerçekleşmediğini ve dolayısıyla arkadaşların kişiyi hâlâ hatırladığını anlatır. Şimdiki durumla olan bu bağlantı, cümleye güven verici bir etki katar.
Alıştırma
Grubun onu şimdi de hatırladığını söyleyerek bir arkadaşa en iyi güven veren cümle hangisidir?
- They didn't forget to call you yesterday.
- They haven't forgotten you.
- They won't forget the meeting tomorrow.
Cevabı göster
They haven't forgotten you.
there's some bark here: bir şeyin bulunduğunu söylemek
there's some bark here ifadesindeki there's, there is yapısının kısaltmasıdır. there is + şey + yer kalıbı, bir yerde bulunan bir şeyi tanıtır: some bark bulunan şeyi, here ise yerini gösterir. Baştaki there belirli bir yeri göstermez. Varlık bildiren yapının kurulmasına yardımcı olur; asıl yeri gösteren sözcük here'dır. Bark bu anlamda sayılamayan bir addır, bu yüzden are değil is kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle buzdolabında biraz süt olduğunu doğru biçimde söyler?
- There is any milk in the fridge.
- There is some milk in the fridge.
- There are some milk in the fridge.
Cevabı göster
There is some milk in the fridge.
there usually is: tekrarsız kısa bir yanıt
Burada there usually is, daha önce söylenen “burada biraz ağaç kabuğu olabilir” düşüncesine verilen kısa bir yanıttır. some bark here sözleri zaten açık olduğu için söylenmez. Yanıt, varlık bildiren kalıptaki there ve is sözcüklerini korur. Usually, is sözcüğünden önce gelir ve bunun çoğu zaman doğru olduğunu belirtir. Neyin kastedildiği açıksa aynı kısa kalıp, Is there ...? sorusundan veya there is içeren bir ifadeden sonra kullanılabilir.
Alıştırma
Is there any milk in the fridge? sorusundan sonra yanıt çoğunlukla evetse en doğal kısa yanıt hangisidir?
- Yes, there usually is.
- Yes, it usually is.
- Yes, there usually are.
Cevabı göster
Yes, there usually is.
lilly pillies: Avustralya'ya özgü bir bitki ve meyvesi
lilly pillies, lilly pilly ifadesinin çoğuludur. lilly pilly, Avustralya'daki çeşitli yerli ağaç ve çalılar ile bunların küçük, yemişe benzeyen meyveleri için kullanılan yaygın bir addır. Burada toplanabilen meyveleri ifade eder. Bu bölgesel ad, lily yani zambakla ilişkili değildir ve bir kişinin adı da değildir.
Alıştırma
Bu cümlede lilly pillies neyi ifade ediyor?
- Bir zambak türü
- Bir kişinin adı
- Avustralya'ya özgü bir bitkinin meyvesi
Cevabı göster
Avustralya'ya özgü bir bitkinin meyvesi
Let's pick some for our buddies: birlikte hareket etme önerisi
Let's + fiilin yalın hâli, konuşanın ve diğer kişilerin bir şeyi birlikte yapmasını önermek için kullanılır. Let's pick, “birlikte toplamayı öneriyorum” anlamına gelir; yani konuşan kişi de eyleme katılacaktır. some, daha önce sözü edilen lilly pillies yerine geçer. for our buddies, toplanan meyvenin kim için olduğunu gösterir. Let's + eylem + şey + for + kişi kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Ortak bir öneriyi tamamlamak için Let's ve make fiilini kullanın: ____ a card for our teacher.
Cevabı göster
Let's make
What's yours?: tekrarlanan ad öbeği yerine yours kullanmak
What's yours? cümlesindeki yours, önceki sorudan zaten anlaşılan your favorite fruit ad öbeğinin yerini tutar. Açık biçimi aynı düşünceyi tekrar eder: What's your favorite fruit? Yours bir iyelik zamiridir ve tek başına kullanılabilir. What's yours? ile ad öbeğini tekrarlamadan aynı tür soruyu karşınızdaki kişiye yöneltebilirsiniz. What's your? demeyin ve yours'ten sonra yerine geçtiği adı eklemeyin.
Alıştırma
Karşınızdaki kişiye yöneltilen soruyu doğru iyelik zamiriyle tamamlayın: My favorite color is green. What's ____?
Cevabı göster
yours
go back to: bir yere veya etkinliğe dönmek
Go back to, birinin daha önce bulunduğu bir yere dönmesi anlamına gelir. Bu cümlede to, varış yeri olan your fairy garden ifadesini getirir; back ise vücuttaki “sırt” değil, geri dönme anlamındadır. Aynı kalıp bir etkinliğe veya konuya dönmek anlamında da kullanılabilir: go back to work; go back to the first question. Yapı go back to + ad öbeği şeklindedir. home, here veya there gibi yön bildiren zarflarla to genellikle kullanılmaz: go back home.
Alıştırma
Hangi cümle “Akşam yemeğinden sonra otele döndük” anlamını doğal biçimde ifade eder?
- We went back to the hotel after dinner.
- We backed to the hotel after dinner.
- We went the hotel back to after dinner.
Cevabı göster
We went back to the hotel after dinner.
It's not as much fun without my buddy. Dilbilgisi
1:26Büyük arkadaşım olmadan o kadar eğlenceli değil.
not as much fun without ...: biri ya da bir şey olmayınca o kadar eğlenceli olmamak
not as much fun without ... kalıbı, bir kişi ya da şey olmadığında bir etkinlik veya deneyimin daha az keyifli olduğunu anlatır. O kişi ya da şey varken aynı durumun nasıl olduğu ile yapılan karşılaştırma genellikle açıkça söylenmez. Burada without my buddy, eğlence düzeyinin neden azaldığını gösterir. Fun bu kullanımda sayılamayan bir isimdir; bu yüzden not as much fun içinde much kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi as much fun içeren hedef kalıpla tamamlayın: The class trip is ____ our guide.
Cevabı göster
not as much fun without
Tek başına yanıt olarak Same.
Samimi konuşmalarda Same. tek başına eksiksiz bir yanıt olabilir ve I feel the same ya da That is true for me too anlamına gelir. Önceki konuşmacının duygu, görüş veya deneyimine gönderme yaptığı için eksik bırakılan sözler bağlamdan anlaşılır. Burada konuşmacı, bir arkadaş olmadan her şeyin daha az eğlenceli olduğu konusunda diğer kişinin duygusuna katılır. Same tek başına kullanılmıştır; ardından gelen bir ismi nitelemez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız 'I get nervous before presentations.' diyor. Siz de aynı şeyi hissediyorsunuz. Gündelik bir konuşmada hangi kısa yanıt en doğaldır?
- Lucky you.
- Not really.
- Same.
Cevabı göster
Same.
Do you want to play barky boats with me? Ton ve niyet
1:31Benimle ağaç kabuğu kayıklarıyla oynamak ister misin?
Do you want to ... with me?: davet ifadesi olarak kullanımı
Do you want to play ... with me? karşıdaki kişiyi bir etkinliğe katılmaya davet eden samimi bir ifadedir. Burada yalnızca karşıdaki kişinin neyi sevdiği sorulmuyor; birlikte oynaması teklif ediliyor. Kalıp Do you want to + fiilin yalın hâli ... + with me? şeklindedir. Fiil etkinliği belirtir, with me ise konuşanın bu etkinliği karşıdaki kişiyle birlikte yapmak istediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir arkadaşı birlikte satranç oynamaya doğal biçimde davet eder?
- Do you want to play chess with me?
- Do you want to play chess for me?
- Do you want me to play chess?
Cevabı göster
Do you want to play chess with me?
race our buddies: geçişli fiil olarak race
race our buddies ifadesinde race geçişli bir fiildir ve our buddies onun doğrudan nesnesidir. Bu oyun bağlamında buddies, çocukların küçük teknelerini veya bu teknelerin temsil ettiği karakterleri anlatır; dolayısıyla ifade onları birbiriyle yarıştırmak anlamına gelir. Race yalnızca a race ifadesindeki isim değildir. Fiil olarak race someone, o kişiyle yarışmak anlamına gelebilir. Nesne bir araba, tekne veya hayvansa race, onu bir yarışa sokmak, yarışta kullanmak ya da yarıştırmak anlamına gelebilir. can sonrasında fiilin yalın hâli race kullanılır: We can race ... denir, We can racing ... denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede race, “oyuncak arabaları yarıştırmak” anlamında geçişli fiil olarak kullanılmıştır?
- We can watch a race on the track.
- We can race our toy cars on the track.
- We can race against our friends on the track.
Cevabı göster
We can race our toy cars on the track.
1 2 3, go!: başlangıç işareti
1 2 3, go! bir oyunu, yarışı veya birlikte yapılacak bir hareketi başlatmak için kullanılan kısa bir sayma komutudur. Sayılar herkesi hazırlar; tam başlama işareti go kelimesidir. Burada go, “başka bir yere git” değil, “şimdi başla” anlamına gelir. Bu ifade herkesin aynı anda harekete geçmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi ifade arkadaşça bir yarışı doğal biçimde başlatır?
- One, two, three, go!
- One, two, three, stop!
- One, two, three, wait!
Cevabı göster
One, two, three, go!
nervous about starting...: nervous about + fiilin -ing biçimi
Nervous about ... bir şey veya yaklaşan bir etkinlik nedeniyle gergin ya da huzursuz hissetmek anlamına gelir. Bu soruda bu duyguyu oluşturan etkinlik starting high school ifadesidir. About bir edattır. Ardından fiil gelirse fiilin -ing biçimi kullanılır: nervous about starting denir, nervous about start denmez. Nervous about the exam örneğinde olduğu gibi ardından isim de gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için start fiilinin doğru biçimini kullanın: Leo is nervous about ____ his new job.
Cevabı göster
starting
Dereceyi kısa yanıtla belirten A little.
Bu yanıtta A little., “I am a little nervous.” anlamına gelir. Konuşanın ne kadar gergin olduğuyla ilgili bir soruyu yanıtlar; küçük bir nesneden söz etmez. Duygu veya durum bağlamdan zaten belliyse konuşmada özne, fiil ve tekrarlanan sıfat atılabilir. Derece ifadesi tek başına kullanılarak bu durumun hafif düzeyde var olduğu anlatılır.
Alıştırma
Biri “Are you nervous?” diye soruyor ve biraz gergin olduğunuzu söylemek istiyorsunuz. En doğal yanıt hangisidir?
- A little.
- A few.
- A small one.
Cevabı göster
A little.
Olumlu bir ifadeden sonra Me too.
Me too., “aynı şey benim için de geçerli” anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma yanıtıdır. Burada konuşanın da biraz gergin olduğunu gösterir. Bir duygu, tercih, deneyim veya durumla ilgili olumlu bir ifadeden sonra kullanılır. Bu kısa yanıtta nesne biçimi olan me kullanılması doğaldır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I'm excited about the trip.” diyor ve siz de aynı şeyi hissediyorsunuz. Hangi yanıt doğaldır?
- I too.
- Me neither.
- Me too.
Cevabı göster
Me too.
At least we'll be there together. — teselli veren bir nokta olarak at least
Bu cümlede at least, hâlâ kaygı verici veya kusurlu olan bir durumda insanı rahatlatan bir gerçeği öne çıkarır. En düşük miktarı belirtmez; verilmek istenen mesaj, “Başka ne kadar zorluk olursa olsun, birlikte olacağız”dır. Yaygın kalıp At least + cümlecik biçimindedir. Bütün sorunun çözüldüğünü iddia etmeden dikkati olumlu veya kabul edilebilir bir noktaya çevirir.
Alıştırma
Hangi cümlede at least en düşük miktarı değil, teselli veren bir noktayı belirtir?
- At last, the train arrived.
- The journey may be tiring, but at least we'll have seats.
- The repair will cost at least fifty pounds.
Cevabı göster
The journey may be tiring, but at least we'll have seats.
No, she didn't. ... Yes, he did. — did ve didn't ile kısa yanıtlar
No, she didn't. ve Yes, he did. geçmişteki won eylemi hakkında verilen kısa yanıtlardır. Did ve didn't önceki fiilin anlamını taşır; bu nedenle konuşanların win fiilini tekrar etmesi gerekmez. Buradaki did tek başına “bir şey yaptı” anlamına gelmez. Kalıplar Yes, + özne + did ve No, + özne + didn't biçimindedir. Bu konuşmada she didn't, she didn't win anlamına; he did ise he won anlamına gelir.
Alıştırma
Geçmiş zamandaki kısa yanıtlarla anlaşmazlığı tamamlayın. Ava: Tom won the race. Ben: No, he ____. Ava: Yes, he ____.
Cevabı göster
didn't · did