Mantarlar: İlaç mı yoksa efsane mi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, tıbbi mantarların yeniden popülerleşmesini inceliyor; geleneksel inanışlar ve pazarlama iddialarıyla insanlar üzerindeki sınırlı bilimsel kanıtları karşılaştırıyor ve meraklı tüketicilerin neden yine de bunları denemek istediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. supposed health benefits — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: supposed sözcüğünün olumlu görünen bir ifadeye nasıl şüphe ve mesafe kattığını öğrenin. Bir sunucunun, reklamı yapılan veya geniş ölçüde inanılan ancak henüz yeterince kanıtlanmamış faydalardan söz ettiğini anlayabilirsiniz. 2. having a moment — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Şu anda moda olan ya da alışılmadık ölçüde ilgi gören bir şeyi anlatmak için medyada sık kullanılan bu ifadeyi kavrayın. Bir eğilimin kalıcı olacağını ileri sürmeden geçici ilgi artışını anlatabilirsiniz. 3. may be just as compelling, if not more so, than — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: “En az onun kadar, hatta belki daha da ikna edici” anlamındaki temkinli fakat güçlü karşılaştırmayı öğrenin. Geleneksel bilgeliği bilimsel kanıtlarla karşılaştırırken daha güçlü olasılığa yer verebilir, ancak bunu kesin bir gerçek gibi sunmaktan kaçınabilirsiniz.
Bu derste
this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08BBC Learning English'ten Six Minute English'e hoş geldiniz.
Do the names Lion's Mane or Turkey Tail
0:13"Lion's Mane" (Aslan Yelesi) veya "Turkey Tail" (Hindi Kuyruğu) isimleri
mean anything to you?: bir şeyin tanıdık olup olmadığını sormak
Bu soruda mean anything to you, isimlerin tanıdık gelip gelmediğini veya dinleyene bir şey çağrıştırıp çağrıştırmadığını sorar. İsimlerin derin bir kişisel anlamı olup olmadığını sormaz. Bir konuyu tanıtmadan önce dinleyenin ne bildiğini kontrol etmek için Do/Does + name, term, or idea + mean anything to you? kalıbını kullanabilirsin. Dinleyen ismi yalnızca belli belirsiz hatırlasa bile yes diyebilir.
Alıştırma
River Watch isminin Sam'e tanıdık gelip gelmediğini doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- Does the name River Watch understand anything to Sam?
- Does the name River Watch mean anything to Sam?
- Does the name River Watch matter anything to Sam?
Cevabı göster
Does the name River Watch mean anything to Sam?
sounds like things you might find in the zoo. Kalıp ifadeler
0:21hayvanat bahçesinde bulabileceğiniz şeylere benziyor.
sounds like: bir isimden izlenim oluşturmak
Burada sounds like, Lion's Mane ve Turkey Tail isimlerinin belli bir izlenim oluşturduğunu anlatır. Hayvanlarla ilgili kelimeler konuşana hayvanat bahçesindeki şeyleri düşündürür; gerçek bir sesten söz edilmez. Bir isim, ifade veya duyulan bilgi bir karşılaştırma ya da sonuç düşündürdüğünde sound like + isim öbeği veya yan cümle yapısını kullanabilirsin. Bu yapı doğrulanmış bir gerçeği değil, bir izlenimi anlatır.
Alıştırma
Bir kitabın yalnızca The Secret Island başlığını biliyorsun. İlk izlenimini en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The title hears like a children's adventure.
- The title looks like a children's adventure.
- The title sounds like a children's adventure.
Cevabı göster
The title sounds like a children's adventure.
Good guess: tahmini kabul edip nazikçe düzeltmeye geçmek
Good guess, diğer kişinin fikrinin mantıklı olduğunu kabul eder; tahminin mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede but, gerçek cevabın tahminden farklı olduğunu gösterir. Bu kalıp düzeltmeyi yumuşatır: önce gösterilen çabayı veya düşünceyi kabul eder, ardından doğru bilgiyi verirsiniz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız Avustralya'nın başkentinin Sydney olduğunu tahmin ediyor. Hangi cevap onu nazikçe düzeltir?
- Exactly. Sydney is the capital.
- Good guess, but the capital is Canberra.
- Wrong. Sydney is not the capital.
Cevabı göster
Good guess, but the capital is Canberra.
Lion's Mane is a white hairy mushroom found across Asia, Dilbilgisi
0:29Aslan Yelesi, Asya'nın dört bir yanında bulunan beyaz ve tüylü bir mantardır,
found across Asia: kısaltılmış edilgen yapıyla dağılım anlatımı
found across Asia, türün nerelerde bulunduğunu anlatmak için mushroom sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: a mushroom which is found across Asia. Burada found, bir kişinin mantarı tek seferde keşfettiği anlamına gelmez; türe o yerlerde rastlanabildiğini veya türün oralarda yaşadığını anlatır. across Asia, Asya'nın birçok bölgesine yayılmış olmayı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir türün nerelerde yaşadığını kısaltılmış edilgen bir yapıyla anlatır?
- The red fox is an animal was found across much of the Northern Hemisphere.
- The red fox is an animal found across much of the Northern Hemisphere.
- The red fox is an animal finding across much of the Northern Hemisphere.
Cevabı göster
The red fox is an animal found across much of the Northern Hemisphere.
and Turkey Tail is a brown fan-shaped fungus
0:34ve Hindi Kuyruğu ise kahverengi, yelpaze şeklinde bir mantardır
which looks a bit like, well, a turkey's tail. Kalıp ifadeler
0:37ki bu da tıpkı, şey, bir hindinin kuyruğuna benzer.
looks a bit like: görsel bir benzetmeyi yumuşatmak
Looks like görünüşe dayalı bir karşılaştırma başlatır. Looks a bit like ifadesinde a bit karşılaştırmayı yumuşatır: mantarın görülebilen bazı özellikleri hindi kuyruğuna benzer, ancak ikisinin aynı olduğu söylenmez. Benzerlik fark edilebilir olduğu hâlde birebir olmadığında şekilleri, renkleri veya genel görünüşü karşılaştırmak için bu yapıyı kullanın. Duraksama sözcüğü well, konuşana karşılaştırılan şeyi söylemeden önce kısa bir an kazandırır; a bit like ifadesinin anlamını değiştirmez.
Alıştırma
Görsel karşılaştırmayı yumuşatan üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: From above, the lake ____ a heart.
Cevabı göster
looks a bit like
But if you haven't already heard these names, Dilbilgisi
0:40Ancak bu isimleri daha önce duymadıysanız,
if you haven't already... you probably will soon: yakın gelecekteki bir eğilimi öngörmek
If yan cümlesi, şimdiye kadar hiçbir zaman yaşanmamış olabilecek bir deneyimi anlatmak için present perfect olan haven't already heard yapısını kullanır. Already, bu isimleri şimdiye kadar duymuş olmanın mümkün veya beklenen bir durum olduğunu düşündürür. Ana cümlede will, tekrarlanacak hear these names fiil öbeğinin yerine geçer: tam biçim you probably will hear these names soon olurdu. Probably tahmini kesin değil, olası hâle getirir; soon ise yakın geleceği gösterir. İki cümle birlikte, şimdi yabancı olan bir şeyin kısa süre içinde tanıdık hâle gelmesinin beklendiğini anlatır.
Alıştırma
Bir şehir hızla elektrikli otobüsleri kullanıma sunuyor. Hangi cümle, şimdiye kadar bu deneyimin yaşanmamış olmasını yakın gelecekte yaşanmasının olası olmasıyla bağlar?
- If you don't already see the new electric buses, you probably have soon.
- If you haven't already seen the new electric buses, you probably soon.
- If you haven't already seen the new electric buses, you probably will soon.
Cevabı göster
If you haven't already seen the new electric buses, you probably will soon.
because these mushrooms are becoming popular as medicine. Kalıp ifadeler
0:44çünkü bu mantarlar ilaç olarak giderek popülerleşiyor.
popular as medicine: rol veya kullanım belirten as
Popular as medicine ifadesinde as, bir şeyin hangi rol veya kullanım alanında popüler olduğunu belirtir. Burada mantarlar, insanların tıbbi amaçlarla kullandığı veya bu amaçla pazarladığı ürünler olarak ilgi görmektedir; as burada 'benzer' anlamına gelmez. Bu ifade, mantarların kelimenin tam anlamıyla ilaca dönüştüğünü söylemez. Ayrıca tek başına onların resmî ilaç statüsüne sahip, onaylanmış veya etkisi kanıtlanmış olduğunu da göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle bitkinin doğal ilaç rolünde veya bu kullanım amacıyla popülerlik kazandığını söyler?
- The plant is becoming popular with people who prefer natural remedies.
- The plant is becoming popular for its bright flowers.
- The plant is becoming popular as a natural medicine.
Cevabı göster
The plant is becoming popular as a natural medicine.
our ancestors used mushrooms as food, Dilbilgisi
0:49atalarımız mantarları sadece yiyecek olarak değil,
as food, but also as medicine: iki paralel kullanım
as food ve as medicine, aynı şeyin nasıl kullanıldığını anlatan paralel iki as öbeğidir. as ifadesinin tekrarlanması iki işlevi açıkça gösterir. Burada but also ikinci kullanımı ekler ve vurgular. Güçlü bir karşıtlık bildirmez; başka durumlara aktarılabilen kalıp use something as A, but also as B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi but also kullanıp as edatını tekrarlayarak tamamlayın: The app can be used as a calendar, ____ a study planner.
Cevabı göster
but also as
and mental illnesses like depression.
0:55ve depresyon gibi ruhsal hastalıklar için ilaç olarak kullandılar.
Throughout history: geniş bir tarihsel arka plan oluşturmak
Throughout history, bütün ifadeyi tek bir tarih veya çağın değil, birçok dönemi kapsayan geniş bir zaman çerçevesinin içine yerleştirir. Cümlenin başında ayrıca bilgiyi düzenler: Önce mantar kullanımını uzun süredir var olan bir uygulama olarak sunar, ardından okuyucuyu veya dinleyiciyi modern durumun ele alınmasına hazırlar. Bu tür başlangıçlar açıklamalarda, konuşmalarda ve bilgilendirici yazılarda yaygındır.
Alıştırma
'Tarihin birçok dönemi boyunca' anlamına gelen tam başlangıç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, people have built homes from local materials.
Cevabı göster
Throughout history
this medicine is being rediscovered and marketed. Dilbilgisi
0:59bu ilaç yeniden keşfediliyor ve pazarlanıyor.
is being rediscovered and marketed: devam eden edilgen süreç
is being rediscovered and marketed, şimdiki zamanın devam eden edilgen yapısıdır: is being + geçmiş zaman ortacı. İki eylemi de içinde bulunulan dönemde devam eden süreçler olarak sunar; bunları yapan kişiler veya şirketler arka planda kalır. İki ortaç is being yapısını ortak kullanır. rediscovered, daha önce bilinen bir şeyin yeniden fark edilmesi veya değer görmesi demektir; ilk kez keşfedilmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir müzenin yenileme çalışmaları hâlâ devam ediyor. Durumu en iyi anlatan cümle hangisidir?
- The museum is repaired and redesigned.
- The museum is being repaired and redesigned.
- The museum has been repaired and redesigned.
Cevabı göster
The museum is being repaired and redesigned.
big business: büyük ve kârlı bir sektör
Burada big business, büyük bir pazara ve yüksek kâr potansiyeline sahip bir sektör ya da faaliyet demektir. Business, tek bir şirketi değil mantar ticaretinin tamamını anlatır. X is big business kalıbında business sayılamayan bir kavram olarak kullanılır, bu yüzden önüne a gelmez. Bu kalıp, bir faaliyetin ticari açıdan önemli olduğunu söylemek için başka bağlamlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle çevrim içi oyunları tek bir şirket değil, ticari açıdan önemli bir sektör olarak sunar?
- Online gaming is big business worldwide.
- Online gaming is big businesses worldwide.
- Online gaming is a big company worldwide.
Cevabı göster
Online gaming is big business worldwide.
was valued at $26 billion and growing. Kalıp ifadeler
1:0926 milyar dolar olarak belirlenmişti ve büyümeye devam ediyor.
was valued at ... and growing: değer ve büyüme eğilimi
Edilgen be valued at + tutar kalıbı, tahminî bir mali değeri bildirir. Burada was valued at $26 billion, küresel tıbbi mantar pazarının tahminî büyüklüğünü verir; at tutarı belirtir ve bir yeri anlatmaz. And growing, haber diline özgü kısa bir ektir ve pazarın o sırada hâlâ büyüdüğü anlamına gelir. Değer rakamına büyüme eğilimini de ekler.
Alıştırma
Raporu was valued at ve büyümenin sürdüğünü anlatan kısa ifadeyle tamamlayın: In 2023, the regional market ____ £4 billion ____.
Cevabı göster
was valued at · and growing
But how real are the supposed health benefits of mushrooms? Kelime
1:13Peki, mantarların varsayılan sağlık yararları ne kadar gerçek?
supposed health benefits: şüphe belirten bir ifade
supposed health benefits ifadesindeki supposed, bazı kişilerin bu faydaların var olduğunu iddia ettiğini veya buna inandığını, ancak bunların kesin kabul edilmediğini belirtir. Bu kelime, konuşanı iddiadan uzak tutar. Dolayısıyla soru, reklamı yapılan faydaları kanıtlanmış gerçekler olarak görmek yerine bunların gerçekten var olup olmadığını sorgular. Bu kullanım, haberlerde ve röportajlarda şüpheci tutumu fark etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
supposed health benefits ifadesi burada hangi tutumu gösteriyor?
- Konuşan kişi iddia edilen faydaların gerçek olduğuna tam olarak ikna olmamış.
- Konuşan kişi faydaların nasıl elde edileceğini açıklıyor.
- Konuşan kişi faydaların tamamen kanıtlandığını kabul ediyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi iddia edilen faydaların gerçek olduğuna tam olarak ikna olmamış.
we'll be finding out: programdaki araştırmayı önceden haber vermek
We'll be finding out, will be + fiil-ing yapısını, yani gelecekte devam eden zamanı kullanır. Find out, daha sonra gelen bilgi, araştırma veya tartışma yoluyla bir şeyi keşfetmek ya da öğrenmek anlamına gelir. Bir programın başında sunucu, program boyunca ilerleyecek araştırma sürecini önceden haber vermek için bu yapıyı kullanır. Dinleyiciyi sırada ne olduğuna yönlendirir; cevabın zaten verildiğini söylemez.
Alıştırma
Sunucunun tanıtımını burada öğretilen yapının aynısıyla tamamlayın: In today's episode, ____ how bees navigate.
Cevabı göster
we'll be finding out
Neither plant nor animal: iki kategoriyi de dışlamak
Neither A nor B, “A da değil B de değil” anlamına gelir; iki olasılık da dışlanır. Burada hem plant hem de animal kategori olarak reddedilir. nor, olumsuz anlamı ikinci kategoriye de taşır. Virgülden önceki Neither plant nor animal, mushrooms sözcüğünü anlatan kısaltılmış ve öne alınmış bir betimlemedir. Tam fikir Mushrooms are neither plants nor animals şeklindedir. Bu kısa giriş, ana betimlemeden önce sınıflandırmayı netleştirir.
Alıştırma
İki olasılığı da dışlamak için eşli olumsuz yapıyı tamamlayın: The object is ____ a toy ____ a tool.
Cevabı göster
neither · nor
but which of the following statements Kalıp ifadeler
1:32peki mantarlar hakkındaki aşağıdaki ifadelerden
which of the following statements: listelenen ifadeler arasından seçmek
Which of the following statements, ardından gösterilen sınırlı bir listeden bir ifade seçmeyi isteyen standart bir soru kalıbıdır. Which belirli bir kümeyi gösterir; of the following statements ise bu kümenin ne olduğunu belirtir. Burada following, “aşağıda listelenen” veya “sırada gelen” anlamında bir sıfattır; “takip etmek” eylemi değildir. Bu ifade bilgiyi de düzenler: birazdan bir seçenek grubunun geleceğini bildirir.
Alıştırma
Soruyu standart bilgi yarışması kalıbıyla tamamlayın: ____ about sleep is correct?
Cevabı göster
Which of the following statements
glow in the dark: karanlıkta sürekli ışık yaymak
Glow in the dark, ortam karanlık olduğunda görünür ışık yaymak demektir. Glow genellikle ani ve güçlü bir parlamadan çok sürekli ve yumuşak bir ışığı anlatır. Burada bu ifade, bazı mantarların ürettiği ışığı anlatır. Aynı ifade karanlıkta parlayan oyuncaklar, çıkartmalar, boyalar ve güvenlik işaretleri için de kullanılabilir.
Alıştırma
Odanın ışıkları kapatıldıktan sonra sürekli ve yumuşak bir ışık yayan güvenlik yıldızlarını en iyi hangi cümle anlatır?
- The safety stars sparkle briefly when a torch hits them.
- The safety stars flash in the dark every second.
- The safety stars glow in the dark.
Cevabı göster
The safety stars glow in the dark.
find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek
Find out; kontrol ederek, sorarak, araştırarak veya bir yanıt bekleyerek bir bilgiyi öğrenmek ya da keşfetmek anlamına gelir. Bu cümlede, bir şeyin doğru olup olmadığı programın sonunda öğrenilecektir. Find out tek bir öbek fiil olarak çalışır; buradaki out, dışarı anlamına gelmez. Find out if that's true örneğindeki gibi ardından if veya whether gelebilir. Find out why it happened örneğindeki gibi bir soru sözcüğü de gelebilir.
Alıştırma
Cevabı keşfetmek anlamına gelen hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ why the alarm went off.
Cevabı göster
find out
medicinal properties: olası tedavi edici özellikler
Medicinal properties, bir maddenin hastalığı önlemeye, hafifletmeye veya tedavi etmeye yardımcı olabilecek özellikleridir. Burada properties, bina veya gayrimenkul değil, nitelikler anlamına gelir. Bilimsel bir cümlede studying medicinal properties, olası tedavi edici etkilerin araştırıldığını belirtir. Bu etkilerin daha önce kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Bir laboratuvar, bir bitkinin hastalıkların tedavisine yardımcı olabilecek maddeler içerip içermediğini araştırıyor. Araştırmanın odağını en iyi hangi ifade açıklar?
- the plant's medical care
- the plant's health benefits
- the plant's medicinal properties
Cevabı göster
the plant's medicinal properties
shared her discoveries with: share + içerik + with + alıcı
Shared her discoveries with, share + içerik + with + alıcı yapısını izler. Araştırma bulgularını Sheila Dillon'a ilettiği anlamına gelir; buradaki share, bir nesneyi bölmek değil, birine bilgi vermektir. Aynı yapı discoveries, findings, results, ideas, news ve experiences ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Standart share + içerik + with + alıcı yapısını tamamlayın: The doctor shared the test results ____ the patient.
Cevabı göster
with
are very much having a moment right now. Deyimler
2:08şu anda gerçekten "having a moment" (popüler bir dönemden geçiyor).
having a moment: şu anda özellikle popüler olmak
Bu cümlede having a moment, bir kişinin veya şeyin sınırlı bir süre boyunca özellikle popüler olması ya da çok ilgi görmesi anlamına gelir. Kelimesi kelimesine “bir ana sahip olmak” demek değildir. Yaygın kalıp someone/something is having a moment şeklindedir. Very much anlamı güçlendirir; right now ise eğilimin güncel ve muhtemelen geçici olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “şu anda özellikle popüler” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: A once-forgotten board game is ____ right now.
Cevabı göster
having a moment
kind of labelled: etiketi yumuşatmak ve mesafe koymak
Kind of labelled ifadesinde kind of, sözü yumuşatır ve labelled ifadesini daha az kesin hâle getirir. Konuşan kişi, insanların bu etiketi yaklaşık veya gayriresmî biçimde kullandığını söylüyor; bunu kesin ve tamamen kabul edilmiş bir sınıflandırma olarak sunmuyor. Labelled burada edilgen yapıdadır, yani etiketi başkaları vermiştir. Kind of ifadesini korumak, konuşanın bu adlandırmaya mesafesini de korur.
Alıştırma
They're kind of labelled ifadesindeki konuşmacı tutumunu en iyi hangi yorum korur?
- Konuşan kişi bu etiketi hiç kimsenin kullanmadığını söylemektedir.
- Etiket, konuşan kişinin tamamen kabul ettiği resmî bir bilimsel sınıflandırmadır.
- Etiket yaklaşık veya gayriresmîdir ve konuşan kişi onu tamamen desteklememektedir.
Cevabı göster
Etiket yaklaşık veya gayriresmîdir ve konuşan kişi onu tamamen desteklememektedir.
So things are going to potentially help Kalıp ifadeler
2:14Yani bu şeyler potansiyel olarak yardımcı olacak
help with + isim veya -ing biçimi
Help with ifadesinden sonra bir sorunu belirten isim veya bir eylemi belirten -ing biçimi gelebilir: help with anxiety; help with reducing anxiety. Bu cümlede lessening ve improving, help with sonrasında paralel kullanılan iki -ing biçimidir. Help with, destek veya olası bir yararlı etki anlatır; kesin bir tedavi sözü vermez. Potentially de etkilerin kesin değil, yalnızca mümkün olduğunu gösterir.
Alıştırma
Help with + -ing biçimini doğal kullanan ve sonucu garanti etmeyen cümleyi seçin.
- This breathing routine may help with reducing stress.
- This breathing routine is guaranteed to eliminate stress.
- This breathing routine may help with reduce stress.
Cevabı göster
This breathing routine may help with reducing stress.
very much about: ana odağı vurgulamak
Be very much about X yapısında be about, X'in ana konu, amaç veya ilgi noktası olduğu anlamına gelir. Very much bu fikri güçlendirir; böylece konuşan kişi zihinsel faydaları temel nokta olarak sunar. Yapı be + very much + about + isim öbeği veya -ing biçimidir. Burada these mind benefits ifadesi isim öbeği konumundadır. About, odaklanmak veya ilgili olmak anlamındadır; yaklaşık anlamında değildir.
Alıştırma
Özgüven geliştirmeyi atölyenin ana odağı olarak doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- For this workshop, it's very about building confidence.
- For this workshop, it's very much about building confidence.
- For this workshop, it's about very much building confidence.
Cevabı göster
For this workshop, it's very much about building confidence.
getting put out there: kamuya açıklanıp yayılmak
Put something out there, bir fikri, iddiayı veya etiketi başkalarının duyup tekrar edebilmesi için kamuya açıklamak demektir. Burada getting put out there, etiketlerin kamuya açık tartışmaya sokulup yayıldığını anlatır; fiziksel olarak dışarıya konulduklarını anlatmaz. Getting put biçimindeki get’li edilgen yapı konuşma diline özgü bir hava verir ve etiketleri kimin yaydığına değil, etiketlere ne olduğuna odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümlede put out there, “bir iddiayı kamuya açıklamak” anlamında kullanılmıştır?
- The company is carrying a box out there.
- The company is keeping the claim secret.
- The company is putting an unproven claim out there.
Cevabı göster
The company is putting an unproven claim out there.
What do you think of ...?: değerlendirme istemek
What do you think of + isim veya isim öbeği? doğrudan bir görüş ya da değerlendirme sorar. Burada those claims değerlendirilen unsurdur; yani konuşan kişi, dinleyenin bu iddiaları nasıl değerlendirdiğini öğrenmek ister. Bu soru kalıbında think of, “hatırlamak” veya “akla getirmek” değil, “hakkında bir görüşe sahip olmak” anlamına gelir.
Alıştırma
Görüş sorusunu hedef ifadeyle tamamlayın: “____ the new school menu?”
Cevabı göster
What do you think of
seem to be quite overblown: abartıyı temkinli biçimde eleştirme
Bu cümlede overblown, mevcut kanıtların haklı gösterebileceğinden daha fazla abartılmış demektir. Tartışılan iddia veya beklentileri niteler; kelimenin gerçek anlamıyla havayla şişirilmiş bir şeyi anlatmaz. Seem to be, bunu kesin bir gerçek yerine temkinli bir değerlendirme olarak sunar; quite ise eleştiriyi oldukça güçlü kılar. Birlikte kullanıldıklarında konuşmacı, temelindeki her fikrin yanlış olduğunu iddia etmeden mevcut tanıtımın aşırı göründüğünü söyler.
Alıştırma
Hangi cümle, iddiaların kanıtların desteklediğinden daha fazla abartıldığını temkinli biçimde söyler?
- The claims seem to be modest and limited.
- The claims seem to be quite overblown.
- The claims seem to be carefully supported by strong evidence.
Cevabı göster
The claims seem to be quite overblown.
evidence on humans: insanlarla yapılan araştırmalardan elde edilen kanıt
Burada evidence on humans, yalnızca hücrelerde, deney tüplerinde veya hayvanlarda görülen sonuçları değil, insanlarda ne olduğuna dair araştırma kanıtlarını ifade eder. on edatı konuyu ya da araştırılan grubu belirtir; kanıtın fiziksel olarak bir insan bedeninin üzerinde bulunduğu anlamına gelmez. Sağlık araştırmalarında laboratuvar veya hayvan çalışması sonucu bir fikri destekleyebilir, ancak aynı etkinin insanlarda da ortaya çıktığını otomatik olarak göstermez. Kaynaktaki ifade geniş ve konuşma diline özgüdür; resmî yazılarda kanıtın kaynağı genellikle daha kesin biçimde belirtilir.
Alıştırma
Sağlık araştırmalarıyla ilgili bir tartışmada evidence on humans burada ne anlama gelir?
- Herhangi bir laboratuvar veya hayvan çalışması sonucu
- İnsanların bedenleri üzerine fiziksel olarak yerleştirilmiş kanıt
- İnsanlardaki etkiler hakkında araştırma kanıtı
Cevabı göster
İnsanlardaki etkiler hakkında araştırma kanıtı
medicinal mushrooms are having a moment.
2:38tıbbi mantarlar "having a moment" (altın çağını yaşıyor/popüler bir dönemden geçiyor) diyor.
due to the claims about what they can do. Kalıp ifadeler
2:48yapabilecekleri hakkındaki "claims" (iddialar) nedeniyle.
due to the claims: bir nedeni isim öbeğiyle belirtmek
Due to bir şeyin nedenini belirtir. Burada due to the claims, mantarların neden popüler olduğunu açıklar ve due to edatından sonra gelen the claims bir isim öbeğidir. Claim, doğru olarak sunulan ancak kanıtlanmamış olabilecek bir iddiadır. Cümle, bu iddiaların popülerlik oluşmasına katkıda bulunduğunu söyler; iddia edilen etkilerin gerçek olduğunu doğrulamaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir nedeni belirtmek için due to ifadesini doğru kullanıyor?
- The launch was delayed due to thick fog.
- The launch was delayed due to the fog was thick.
- The launch was delayed due to it was foggy.
Cevabı göster
The launch was delayed due to thick fog.
A claim is a statement that something is true,
2:53Bir "claim" (iddia), bir şeyin doğru olduğuna dair bir ifadedir,
although it cannot be proved: karşıtlık bildiren bir sınırlama eklemek
Although bir karşıtlığa rağmen geçerli olan bilgiyi belirtir: önceki fikri iptal etmeden ona zıt bir gerçek ekler. Burada ifade, kanıtlanamasa bile bir şeyi doğru olarak sunar. Vurgulanan yan cümle tanımı sınırlar. Bir claim ile kanıtlanmış bir gerçeği birbirinden ayırır: kanıt eksikliği, bir ifadenin claim olmasını engellemez.
Alıştırma
Hangi cümle karşıtlığa rağmen geçerli olan bir durumu belirtmek için although sözcüğünü doğru kullanıyor?
- Although the plan sounds simple, so it may be difficult to carry out.
- Although the plan sounds simple, it may be difficult to carry out.
- Although the plan sounds simple, because it may be difficult to carry out.
Cevabı göster
Although the plan sounds simple, it may be difficult to carry out.
Dr. Leeming thinks some of the claims made about mushrooms Dilbilgisi
2:59Dr. Leeming, mantarlar hakkında ortaya atılan bazı iddiaların
claims made about mushrooms: kısaltılmış edilgen ilgi tümceciği
claims made about mushrooms ifadesinde claims, açıklanan isimdir. Made about mushrooms, claims that were made about mushrooms ifadesinin kısaltılmış edilgen ilgi tümcecik hâlidir ve mantarlar hakkında ortaya atılan iddialar anlamına gelir. Tam cümlede thinks'ten sonra gelen yan cümlenin yüklemi are overblown'dur. Made yalnızca claims'i niteler; bu yüzden ikinci bir ana fiil olarak okunmamalıdır.
Alıştırma
Cümledeki claims made about mushrooms ifadesine karşılık gelen tam ilgi tümceciğini seçin.
- claims that were made about mushrooms
- claims that mushrooms made
- claims that made mushrooms grow
Cevabı göster
claims that were made about mushrooms
The problem is that to sell something as medicine, Dilbilgisi
3:07Sorun şu ki, bir şeyi ilaç olarak satmak için
to sell something as medicine: koşul belirten cümle başı mastar
Cümlenin başındaki To sell something as medicine, daha sonra gelen gerekliliğin hangi eylemle ilgili olduğunu belirtir. Buradaki anlam, yalnızca satış yapmak amacıyla değil, bir şeyi ilaç olarak satmak istiyorsanız koşuluna yakındır. sell something as medicine, bir şeyi ilaç kategorisine veya statüsüne aitmiş gibi sunarak satmak demektir. Bu satış biçimi ürünün işe yaradığını ya da yasal olarak onaylandığını kanıtlamaz; cümle hâlâ bilimsel kanıt gerektiğini söyler.
Alıştırma
sell A as B yapısını doğru kullanan ve satıştaki sınıflandırmanın hâlâ kanıt gerektirdiğini gösteren cümleyi seçin.
- To sell the supplement as medicine proves that it works.
- To sell the supplement as medicine, the company does not need evidence.
- To sell the supplement as medicine, the company needs scientific evidence of its benefits.
Cevabı göster
To sell the supplement as medicine, the company needs scientific evidence of its benefits.
that doesn't mean you can ...: dayanaksız bir sonucu reddetme
That, olası sakinleştirici etkiye gönderme yapar. Doesn't mean, önceki deneyimi değil, o deneyimden çıkarılan sonucu reddeder. X may be true, but that doesn't mean you can Y kalıbı X'in doğru olabileceğini kabul eder; ancak X'in Y konusunda izin vermek veya sonuç çıkarmak için yeterli olmadığını söyler. Burada daha sakin hissetmek, papatyayı yasal olarak ilaç diye adlandırmayı haklı çıkarmaya yetmez.
Alıştırma
Örnekte that doesn't mean you can ifadesinin işlevi nedir?
- Uzun süreli geleneksel kullanımın çayı yasal olarak ilaç yaptığını kanıtlar.
- Olası sakinleşme hissini kabul eder, ancak bundan çıkarılan hukuki sonucu reddeder.
- Çayı içtikten sonra hiç kimsenin daha sakin hissedemeyeceğini söyler.
Cevabı göster
Olası sakinleşme hissini kabul eder, ancak bundan çıkarılan hukuki sonucu reddeder.
even though it's been used for centuries: gerçeği kabul edip sonucu kabul etmemek
Even though bir ödünleme bildirir: konuşan kişi yüzyıllardır süren geleneksel kullanımı gerçek kabul eder, ancak bu gerçek papatyayı ilaç diye adlandırma konusundaki önceki sonucu değiştirmez. It's been used, it has been used ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Has been used edilgen present perfect yapısıdır: insanlar onu geçmişte kullanmaya başlamıştır ve bu kullanım günümüze kadar önemini korur. For centuries bu sürenin yüzyıllar olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle gerçek ve devam eden bir kullanım geçmişini kabul ederken bunu kanıt saymaz?
- Even though the treatment has been used for centuries, researchers still need to test it.
- Because the treatment has been used for centuries, researchers no longer need to test it.
- Even if the treatment remains in use for centuries, researchers will still need to test it.
Cevabı göster
Even though the treatment has been used for centuries, researchers still need to test it.
hasn't discouraged many from experimenting: discourage ... from doing yapısı
discourage someone from doing something yapısı, birinin bir şeyi yapma isteğini veya güvenini azaltmak anlamına gelir. from kelimesinden sonra -ing biçimi kullanılır: discourage + kişi + from + fiil-ing. Buradaki many, many people anlamındadır. hasn't fiili olumsuz yaptığı için hasn't discouraged many from experimenting, daha önce belirtilen sınırlamanın birçok kişinin deneme isteğini kırmadığını gösterir; insanlar hâlâ denemeye istekliydi.
Alıştırma
discourage + kişi + from + -ing yapısını tamamlayın: The bad review didn't discourage Nina ____ trying the game.
Cevabı göster
from
attitude towards mushrooms: attitude towards something yapısı
Attitude towards something, bir şey hakkında düşünme veya hissetme biçimini ifade eder. young people's attitude towards mushrooms ifadesinde young people's tutumun kime ait olduğunu, towards mushrooms ise tutumun neye yönelik olduğunu gösterir. Buradaki towards fiziksel yön bildirmez. attitude ile onun nesnesini birbirine bağlar; bu tutum olumlu, olumsuz veya karışık olabilir.
Alıştırma
İfadeyi tamamlamak için dersteki tam Britanya İngilizcesi biçimini kullanın: The survey explores teenagers' attitude ____ online privacy.
Cevabı göster
towards
want there to be: bir şeyin var olmasını istemek
want there to be + isim, bir kişinin, şeyin veya durumun var olmasının ya da kullanılabilir durumda bulunmasının istendiğini anlatır. Bu cümlede insanların var olmasını istediği şey scientific proof ifadesidir. There, varlık bildiren there be yapısının parçasıdır; bir yeri göstermez. Kalıp want + there + to be + isim şeklindedir. İstenen sonuç bir şeyin var olması, gerçekleşmesi veya kullanılabilir durumda bulunmasıysa bu yapı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi there be yapısının mastar biçimiyle tamamlayın: We want ____ enough time for everyone to ask questions.
Cevabı göster
there to be
health claims on food and drink: yiyecek ve içecekler üzerindeki sağlık iddiaları
Gıda ve tüketici bağlamında health claims on food and drink, etiket, ambalaj veya reklamlarda bir ürünün ya da bileşenin sağlık yararı olduğunu söyleyen ifadelerdir. Örneğin normal bağışıklık işlevini desteklediğini söylemek bir sağlık iddiasıdır. Burada claim, kanıt gerektirebilecek bir iddia anlamındadır. Talep, tazminat isteği veya ifadenin doğru olduğuna dair kanıt anlamına gelmez. On food and drink, bu iddiaların ürünlerin üzerinde bulunduğunu veya o ürünler hakkında ortaya atıldığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir yiyecek veya içecek ürünündeki health claim örneğini anlatır?
- The label says the bottle contains 500 millilitres.
- The customer asks for a receipt for the drink.
- The label says the drink supports normal immune function.
Cevabı göster
The label says the drink supports normal immune function.
and general confusion around functionality.
3:51ve işlevsellik etrafında genel bir kafa karışıklığı var.
a fair amount of skepticism: sayılamayan kavramlarla miktar belirtme
Burada a fair amount of, kayda değer miktarda veya oldukça fazla anlamına gelir. Fair miktarı ya da dereceyi belirtir; adalet veya eşit muamele anlamına gelmez. Amount sayılamayan isimlerle kullanılır. Skepticism, distrust ve confusion sıralanmış soyut sayılamayan isimlerdir; bu nedenle tek bir a fair amount of ifadesi bunların genel derecesini ölçer.
Alıştırma
Hangi cümlede soyut ve sayılamayan bir isim için doğru miktar ifadesi kullanılmıştır?
- There is a fair number of confusion about the new rule.
- There is a fair amount of confusion about the new rule.
- There are a fair amount of questions about the new rule.
Cevabı göster
There is a fair amount of confusion about the new rule.
the medicinal properties of assessing ingredients
3:57malzemeleri değerlendirmenin tıbbi özelliklerinin
may be just as compelling, if not more so, than: setidaknya setara, mungkin lebih kuat
A may be just as compelling, if not more so, than B kalıbında konuşan kişi, A'yı en az B kadar ikna edici veya çekici olarak sunar ve A'nın bundan daha da güçlü olabileceği ihtimalini açık bırakır. Burada compelling, güçlü biçimde ikna edici veya çekici demektir. If not more so ilk karşılaştırmayı geçersiz kılmaz. Bu deyimsel ara ifadede if not, «hatta belki» anlamı katar; so ise tekrarı önlemek için compelling sözcüğünün yerini tutar. May tüm iddiayı temkinli hâle getirir.
Alıştırma
Şu ifadedeki karşılaştırmayı en iyi koruyan cümle hangisidir: The new proposal may be just as compelling, if not more so, than the old one?
- The new proposal may be at least as compelling as the old one, and perhaps even more compelling.
- The new proposal is compelling only if the old one is not.
- The new proposal is definitely less compelling than the old one.
Cevabı göster
The new proposal may be at least as compelling as the old one, and perhaps even more compelling.
based on natural and holistic ancient wisdom: geleneksel bilgiyi dayanak olarak sunmak
Burada ancient wisdom, sıradan bir zekâyı değil, uzun süreli gelenekler aracılığıyla aktarılan bilgi, inanç ve uygulamaları ifade eder. Bu bağlamda Hristiyanlık öncesi veya pagan geleneklerin yanı sıra eski felsefeleri ve şifa uygulamalarını da içerebilir. Based on, bileşenler değerlendirilirken bu geleneğin kaynak veya dayanak olarak kullanıldığını gösterir. Natural onu doğaya odaklı bir çerçevede sunarken holistic, ayrı parçalar yerine kişinin ya da sistemin bütününe bakmayı anlatır. Bu ifade geleneksel bilgiye kültürel bir otorite ve çekicilik kazandırır; ancak bir sağlık iddiasının bilimsel desteğe sahip olduğunu tek başına göstermez.
Alıştırma
based on natural and holistic ancient wisdom ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- İfade, bilgeliğin doğal bileşenlerde bulunan bir ilaç olduğu anlamına gelir.
- İfade, bütün eski tedavilerin modern klinik deneyleri geçtiğini söyler.
- İfade, geleneksel ve doğaya odaklı bilgiyi bileşenleri değerlendirmek için bir dayanak olarak sunar; bunu kendiliğinden bilimsel kanıt olarak sunmaz.
Cevabı göster
İfade, geleneksel ve doğaya odaklı bilgiyi bileşenleri değerlendirmek için bir dayanak olarak sunar; bunu kendiliğinden bilimsel kanıt olarak sunmaz.
to give these ingredients a go. Kalıp ifadeler
4:14bu malzemelere "give these ingredients a go" (bir şans vermeye).
intrigued to: merakın bir eyleme yöneltmesi
Burada be intrigued, genellikle bir şey yeni, alışılmadık veya gizemli göründüğü için merak ve ilgi duymak anlamına gelir. to ile kurulan mastar sonraki eylemi gösterir: intrigued to give these ingredients a go, bu merakın insanlarda bileşenleri deneme isteği uyandırdığı anlamına gelir. Intrigued, confused anlamına gelmez. Confused olan kişi bir şeyi anlayamaz; intrigued olan kişi ise daha fazlasını bilmek veya deneyimlemek ister.
Alıştırma
Tuhaf ve yeni bir sergi Leo'yu meraklandırıyor ve Leo bunun nasıl çalıştığını öğrenmek istiyor. Bu tepkiyi en iyi hangi cümle anlatır?
- Leo is intrigued to find out how the exhibit works.
- Leo is interested in museums, but this exhibit does not catch his attention.
- Leo is confused because the exhibit has no instructions.
Cevabı göster
Leo is intrigued to find out how the exhibit works.
give these ingredients a go: bu bileşenleri rahat bir şekilde denemek
Give something a go, “bir şeyi denemek” demenin samimi ve günlük bir yoludur. Kalıp give + nesne + a go şeklindedir; dolayısıyla these ingredients denenen şeyi belirtir. Bu cümlede gençler, merak ettikleri için bu bileşenleri bizzat denemek istiyor. İfade, uzun süreli bir karar değil, ilk kez deneyip görme fikrini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi give ... a go kullanarak tamamlayın: The workshop is new to me, but it sounds fun, so I'll ____.
Cevabı göster
give it a go
But many are also convinced by ancient wisdom,
4:21Ancak birçoğu da "ancient wisdom" (kadim bilgelik) tarafından ikna ediliyor,
has been kept alive: bilginin zaman içinde korunması
Keep something alive gerçek anlamda bir canlının yaşamaya devam etmesini sağlayabilir. Ancak nesne knowledge gibi soyut bir şey olduğunda mecazdır: insanlar bilgiyi korur, aktarır ve kaybolmasını önler. Has been kept alive, present perfect passive yapısıdır. Koruma işinin geçmişte başladığını ve bugün hâlâ önemli olduğunu gösterirken bilgiyi koruyan kişileri belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapının tamamıyla tamamlayın: Through songs and stories, the local language ____ for centuries.
Cevabı göster
has been kept alive
given some of the amazing things: dikkate alma anlamındaki given
Burada given, “göz önüne alındığında” veya “dikkate alındığında” anlamına gelir. not surprising yargısını makul kılan bilgiyi sunar. give fiilinin edilgen biçiminin bir parçası değildir. Kalıp, yargı + given + isim öbeği şeklindedir. Örnekte some of the amazing things mushrooms can do, sonucun şaşırtıcı olmadığını söylemenin dayanağıdır. Tam bir cümlecikten önce given that kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede given, bir şeyi “göz önüne alarak” veya “dikkate alarak” anlamında kullanılmıştır?
- He has given me useful advice.
- She was given a key at reception.
- Given the icy roads, we decided to stay home.
Cevabı göster
Given the icy roads, we decided to stay home.
it's time to reveal: cevabı açıklama aşamasına geçmek
Burada it's time to reveal bir geçiş ifadesidir. Dinleyicilere soru veya hazırlık aşamasının sona erdiğini ve cevabın açıklanmak üzere olduğunu bildirir. Yalnızca saati belirtmez; programın akışını düzenler. It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, dinleyiciyi bir sonraki aşamaya taşır. Daha önce saklanan veya bilinmeyen bilgi artık açıklanacağı için reveal uygundur. I think geçişi biraz daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Jürinin puanlamayı bitirmesinden sonra sunucunun geçiş cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: The scores are final. Now ____ the winner.
Cevabı göster
it's time to reveal
meaning they really do glow in the dark. Dilbilgisi
5:11bu da gerçekten karanlıkta parladıkları anlamına gelir.
bioluminescent: biyolojik bir süreçle ışık üretmek
Bioluminescent, bir canlının veya onun bir parçasının biyolojik bir kimyasal süreçle görünür ışık üretmesini anlatan bir sıfattır. Bio- yaşamı ifade eder; luminescent ise ışık yayan anlamına gelir. Bu cümlede glow in the dark ifadesi, bilimsel terimi gündelik dille yeniden açıklar. Mantarlar ışığı kendileri üretir; yalnızca bir lambayla aydınlatılmış veya dışarıdan gelen ışığı yansıtıyor değildir.
Alıştırma
Hangi durum doğru biçimde bioluminescent olarak tanımlanabilir?
- Canlı bir denizanası kimyasal tepkimeyle kendi ışığını üretiyor.
- Karanlık bir odada bir lamba mantarın üzerine ışık tutuyor.
- Bir yol levhası arabanın farlarını yansıtıyor.
Cevabı göster
Canlı bir denizanası kimyasal tepkimeyle kendi ışığını üretiyor.
really do glow: olumlu cümlede vurgulu do
Olumlu bir cümlede do, vurgu eklemek için fiilin yalın biçiminden önce gelebilir: do/does/did + fiilin yalın biçimi. Bu yapı, çoğunlukla bir şüpheye cevap verirken, yanlış bir düşünceyi düzeltirken veya şaşırtıcı bir bilgiyi doğrularken ifadenin kesinlikle doğru olduğunu belirtir. Buradaki really do glow, mantarların gerçekten parladığını güçlü biçimde doğrular. Yardımcı fiil özneye ve zamana göre değişir, ancak ana fiil yalın biçimde kalır: they do glow, it does glow ve it did glow.
Alıştırma
Cümleyi really ve vurgulu yardımcı fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: Many people doubt the method, but it ____ work.
Cevabı göster
really does
Let's recap the vocabulary: kelime tekrar bölümüne geçiş
Let's recap the vocabulary, konuşmacının ana anlatımdan kısa bir gözden geçirmeye geçtiğini gösterir. Recap, daha önce sunulan temel noktalara geri dönmek demektir; dolayısıyla dinleyici yeni bir ana konu yerine daha önce ele alınan kelimeleri bekleyebilir. Let's + fiilin yalın hâli yapısı, sıradaki adımı ortak bir etkinlik olarak sunar. Burada dinleyiciyi gözden geçirmeye katılmaya çağırır ve programın kelime tekrar bölümünün başladığını işaretler.
Alıştırma
Bir öğretmen bugünkü dersi anlatmayı bitirdi ve kısa bir gözden geçirmeye geçeceğini belirtmek istiyor. Bu geçişi en iyi hangi cümle gösterir?
- Let's introduce a completely new topic.
- Let's skip what we learned and start the test.
- Let's recap the vocabulary we covered today.
Cevabı göster
Let's recap the vocabulary we covered today.
they're very interested and want to know more.
5:56çok ilgilenirler ve daha fazlasını bilmek isterler.