Mantarlar: İlaç mı yoksa efsane mi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
879 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Program, tıbbi mantarların yeniden popülerleşmesini inceliyor; geleneksel inanışlar ve pazarlama iddialarıyla insanlar üzerindeki sınırlı bilimsel kanıtları karşılaştırıyor ve meraklı tüketicilerin neden yine de bunları denemek istediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. supposed health benefits — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: supposed sözcüğünün olumlu görünen bir ifadeye nasıl şüphe ve mesafe kattığını öğrenin. Bir sunucunun, reklamı yapılan veya geniş ölçüde inanılan ancak henüz yeterince kanıtlanmamış faydalardan söz ettiğini anlayabilirsiniz. 2. having a moment — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Şu anda moda olan ya da alışılmadık ölçüde ilgi gören bir şeyi anlatmak için medyada sık kullanılan bu ifadeyi kavrayın. Bir eğilimin kalıcı olacağını ileri sürmeden geçici ilgi artışını anlatabilirsiniz. 3. may be just as compelling, if not more so, than — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: “En az onun kadar, hatta belki daha da ikna edici” anlamındaki temkinli fakat güçlü karşılaştırmayı öğrenin. Geleneksel bilgeliği bilimsel kanıtlarla karşılaştırırken daha güçlü olasılığa yer verebilir, ancak bunu kesin bir gerçek gibi sunmaktan kaçınabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello,

0:07

Merhaba,

this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

BBC Learning English'ten Six Minute English'e hoş geldiniz.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:11

Ben de Beth.

Do the names Lion's Mane or Turkey Tail

0:13

"Lion's Mane" (Aslan Yelesi) veya "Turkey Tail" (Hindi Kuyruğu) isimleri

mean anything to you, Neil? Ton ve niyet

0:16

sana bir şey ifade ediyor mu, Neil?

Ton ve niyet

mean anything to you?: bir şeyin tanıdık olup olmadığını sormak

Bu soruda mean anything to you, isimlerin tanıdık gelip gelmediğini veya dinleyene bir şey çağrıştırıp çağrıştırmadığını sorar. İsimlerin derin bir kişisel anlamı olup olmadığını sormaz. Bir konuyu tanıtmadan önce dinleyenin ne bildiğini kontrol etmek için Do/Does + name, term, or idea + mean anything to you? kalıbını kullanabilirsin. Dinleyen ismi yalnızca belli belirsiz hatırlasa bile yes diyebilir.

Alıştırma

River Watch isminin Sam'e tanıdık gelip gelmediğini doğal biçimde soran cümle hangisidir?

  1. Does the name River Watch understand anything to Sam?
  2. Does the name River Watch mean anything to Sam?
  3. Does the name River Watch matter anything to Sam?
Cevabı göster

Does the name River Watch mean anything to Sam?

Lion's Mane and Turkey Tail

0:18

"Aslan Yelesi" ve "Hindi Kuyruğu"

sounds like things you might find in the zoo. Kalıp ifadeler

0:21

hayvanat bahçesinde bulabileceğiniz şeylere benziyor.

Kalıp ifadeler

sounds like: bir isimden izlenim oluşturmak

Burada sounds like, Lion's Mane ve Turkey Tail isimlerinin belli bir izlenim oluşturduğunu anlatır. Hayvanlarla ilgili kelimeler konuşana hayvanat bahçesindeki şeyleri düşündürür; gerçek bir sesten söz edilmez. Bir isim, ifade veya duyulan bilgi bir karşılaştırma ya da sonuç düşündürdüğünde sound like + isim öbeği veya yan cümle yapısını kullanabilirsin. Bu yapı doğrulanmış bir gerçeği değil, bir izlenimi anlatır.

Alıştırma

Bir kitabın yalnızca The Secret Island başlığını biliyorsun. İlk izlenimini en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The title hears like a children's adventure.
  2. The title looks like a children's adventure.
  3. The title sounds like a children's adventure.
Cevabı göster

The title sounds like a children's adventure.

Good guess, Ton ve niyet

0:25

İyi tahmin,

but they are actually the names of mushrooms.

0:26

ama bunlar aslında mantar isimleri.

Ton ve niyet

Good guess: tahmini kabul edip nazikçe düzeltmeye geçmek

Good guess, diğer kişinin fikrinin mantıklı olduğunu kabul eder; tahminin mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede but, gerçek cevabın tahminden farklı olduğunu gösterir. Bu kalıp düzeltmeyi yumuşatır: önce gösterilen çabayı veya düşünceyi kabul eder, ardından doğru bilgiyi verirsiniz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız Avustralya'nın başkentinin Sydney olduğunu tahmin ediyor. Hangi cevap onu nazikçe düzeltir?

  1. Exactly. Sydney is the capital.
  2. Good guess, but the capital is Canberra.
  3. Wrong. Sydney is not the capital.
Cevabı göster

Good guess, but the capital is Canberra.

Lion's Mane is a white hairy mushroom found across Asia, Dilbilgisi

0:29

Aslan Yelesi, Asya'nın dört bir yanında bulunan beyaz ve tüylü bir mantardır,

Dilbilgisi

found across Asia: kısaltılmış edilgen yapıyla dağılım anlatımı

found across Asia, türün nerelerde bulunduğunu anlatmak için mushroom sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: a mushroom which is found across Asia. Burada found, bir kişinin mantarı tek seferde keşfettiği anlamına gelmez; türe o yerlerde rastlanabildiğini veya türün oralarda yaşadığını anlatır. across Asia, Asya'nın birçok bölgesine yayılmış olmayı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir türün nerelerde yaşadığını kısaltılmış edilgen bir yapıyla anlatır?

  1. The red fox is an animal was found across much of the Northern Hemisphere.
  2. The red fox is an animal found across much of the Northern Hemisphere.
  3. The red fox is an animal finding across much of the Northern Hemisphere.
Cevabı göster

The red fox is an animal found across much of the Northern Hemisphere.

and Turkey Tail is a brown fan-shaped fungus

0:34

ve Hindi Kuyruğu ise kahverengi, yelpaze şeklinde bir mantardır

which looks a bit like, well, a turkey's tail. Kalıp ifadeler

0:37

ki bu da tıpkı, şey, bir hindinin kuyruğuna benzer.

Kalıp ifadeler

looks a bit like: görsel bir benzetmeyi yumuşatmak

Looks like görünüşe dayalı bir karşılaştırma başlatır. Looks a bit like ifadesinde a bit karşılaştırmayı yumuşatır: mantarın görülebilen bazı özellikleri hindi kuyruğuna benzer, ancak ikisinin aynı olduğu söylenmez. Benzerlik fark edilebilir olduğu hâlde birebir olmadığında şekilleri, renkleri veya genel görünüşü karşılaştırmak için bu yapıyı kullanın. Duraksama sözcüğü well, konuşana karşılaştırılan şeyi söylemeden önce kısa bir an kazandırır; a bit like ifadesinin anlamını değiştirmez.

Alıştırma

Görsel karşılaştırmayı yumuşatan üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: From above, the lake ____ a heart.

Cevabı göster

looks a bit like

But if you haven't already heard these names, Dilbilgisi

0:40

Ancak bu isimleri daha önce duymadıysanız,

you probably will soon

0:43

muhtemelen yakında duyacaksınız

Dilbilgisi

if you haven't already... you probably will soon: yakın gelecekteki bir eğilimi öngörmek

If yan cümlesi, şimdiye kadar hiçbir zaman yaşanmamış olabilecek bir deneyimi anlatmak için present perfect olan haven't already heard yapısını kullanır. Already, bu isimleri şimdiye kadar duymuş olmanın mümkün veya beklenen bir durum olduğunu düşündürür. Ana cümlede will, tekrarlanacak hear these names fiil öbeğinin yerine geçer: tam biçim you probably will hear these names soon olurdu. Probably tahmini kesin değil, olası hâle getirir; soon ise yakın geleceği gösterir. İki cümle birlikte, şimdi yabancı olan bir şeyin kısa süre içinde tanıdık hâle gelmesinin beklendiğini anlatır.

Alıştırma

Bir şehir hızla elektrikli otobüsleri kullanıma sunuyor. Hangi cümle, şimdiye kadar bu deneyimin yaşanmamış olmasını yakın gelecekte yaşanmasının olası olmasıyla bağlar?

  1. If you don't already see the new electric buses, you probably have soon.
  2. If you haven't already seen the new electric buses, you probably soon.
  3. If you haven't already seen the new electric buses, you probably will soon.
Cevabı göster

If you haven't already seen the new electric buses, you probably will soon.

because these mushrooms are becoming popular as medicine. Kalıp ifadeler

0:44

çünkü bu mantarlar ilaç olarak giderek popülerleşiyor.

Kalıp ifadeler

popular as medicine: rol veya kullanım belirten as

Popular as medicine ifadesinde as, bir şeyin hangi rol veya kullanım alanında popüler olduğunu belirtir. Burada mantarlar, insanların tıbbi amaçlarla kullandığı veya bu amaçla pazarladığı ürünler olarak ilgi görmektedir; as burada 'benzer' anlamına gelmez. Bu ifade, mantarların kelimenin tam anlamıyla ilaca dönüştüğünü söylemez. Ayrıca tek başına onların resmî ilaç statüsüne sahip, onaylanmış veya etkisi kanıtlanmış olduğunu da göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle bitkinin doğal ilaç rolünde veya bu kullanım amacıyla popülerlik kazandığını söyler?

  1. The plant is becoming popular with people who prefer natural remedies.
  2. The plant is becoming popular for its bright flowers.
  3. The plant is becoming popular as a natural medicine.
Cevabı göster

The plant is becoming popular as a natural medicine.

Throughout history, Anlatım akışı

0:48

Tarih boyunca,

our ancestors used mushrooms as food, Dilbilgisi

0:49

atalarımız mantarları sadece yiyecek olarak değil,

but also as medicine for physical problems

0:52

aynı zamanda fiziksel sorunlar

Dilbilgisi

as food, but also as medicine: iki paralel kullanım

as food ve as medicine, aynı şeyin nasıl kullanıldığını anlatan paralel iki as öbeğidir. as ifadesinin tekrarlanması iki işlevi açıkça gösterir. Burada but also ikinci kullanımı ekler ve vurgular. Güçlü bir karşıtlık bildirmez; başka durumlara aktarılabilen kalıp use something as A, but also as B şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi but also kullanıp as edatını tekrarlayarak tamamlayın: The app can be used as a calendar, ____ a study planner.

Cevabı göster

but also as

and mental illnesses like depression.

0:55

ve depresyon gibi ruhsal hastalıklar için ilaç olarak kullandılar.

Anlatım akışı

Throughout history: geniş bir tarihsel arka plan oluşturmak

Throughout history, bütün ifadeyi tek bir tarih veya çağın değil, birçok dönemi kapsayan geniş bir zaman çerçevesinin içine yerleştirir. Cümlenin başında ayrıca bilgiyi düzenler: Önce mantar kullanımını uzun süredir var olan bir uygulama olarak sunar, ardından okuyucuyu veya dinleyiciyi modern durumun ele alınmasına hazırlar. Bu tür başlangıçlar açıklamalarda, konuşmalarda ve bilgilendirici yazılarda yaygındır.

Alıştırma

'Tarihin birçok dönemi boyunca' anlamına gelen tam başlangıç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, people have built homes from local materials.

Cevabı göster

Throughout history

In the 21st century,

0:58

21. yüzyılda,

this medicine is being rediscovered and marketed. Dilbilgisi

0:59

bu ilaç yeniden keşfediliyor ve pazarlanıyor.

Dilbilgisi

is being rediscovered and marketed: devam eden edilgen süreç

is being rediscovered and marketed, şimdiki zamanın devam eden edilgen yapısıdır: is being + geçmiş zaman ortacı. İki eylemi de içinde bulunulan dönemde devam eden süreçler olarak sunar; bunları yapan kişiler veya şirketler arka planda kalır. İki ortaç is being yapısını ortak kullanır. rediscovered, daha önce bilinen bir şeyin yeniden fark edilmesi veya değer görmesi demektir; ilk kez keşfedilmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir müzenin yenileme çalışmaları hâlâ devam ediyor. Durumu en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. The museum is repaired and redesigned.
  2. The museum is being repaired and redesigned.
  3. The museum has been repaired and redesigned.
Cevabı göster

The museum is being repaired and redesigned.

Today,

1:03

Bugünlerde,

mushrooms are big business. Deyimler

1:03

mantarlar büyük bir iş alanı.

Deyimler

big business: büyük ve kârlı bir sektör

Burada big business, büyük bir pazara ve yüksek kâr potansiyeline sahip bir sektör ya da faaliyet demektir. Business, tek bir şirketi değil mantar ticaretinin tamamını anlatır. X is big business kalıbında business sayılamayan bir kavram olarak kullanılır, bu yüzden önüne a gelmez. Bu kalıp, bir faaliyetin ticari açıdan önemli olduğunu söylemek için başka bağlamlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle çevrim içi oyunları tek bir şirket değil, ticari açıdan önemli bir sektör olarak sunar?

  1. Online gaming is big business worldwide.
  2. Online gaming is big businesses worldwide.
  3. Online gaming is a big company worldwide.
Cevabı göster

Online gaming is big business worldwide.

In 2021,

1:05

2021 yılında,

the global medicinal mushroom market

1:07

küresel tıbbi mantar pazarının değeri

was valued at $26 billion and growing. Kalıp ifadeler

1:09

26 milyar dolar olarak belirlenmişti ve büyümeye devam ediyor.

Kalıp ifadeler

was valued at ... and growing: değer ve büyüme eğilimi

Edilgen be valued at + tutar kalıbı, tahminî bir mali değeri bildirir. Burada was valued at $26 billion, küresel tıbbi mantar pazarının tahminî büyüklüğünü verir; at tutarı belirtir ve bir yeri anlatmaz. And growing, haber diline özgü kısa bir ektir ve pazarın o sırada hâlâ büyüdüğü anlamına gelir. Değer rakamına büyüme eğilimini de ekler.

Alıştırma

Raporu was valued at ve büyümenin sürdüğünü anlatan kısa ifadeyle tamamlayın: In 2023, the regional market ____ £4 billion ____.

Cevabı göster

was valued at · and growing

But how real are the supposed health benefits of mushrooms? Kelime

1:13

Peki, mantarların varsayılan sağlık yararları ne kadar gerçek?

Kelime

supposed health benefits: şüphe belirten bir ifade

supposed health benefits ifadesindeki supposed, bazı kişilerin bu faydaların var olduğunu iddia ettiğini veya buna inandığını, ancak bunların kesin kabul edilmediğini belirtir. Bu kelime, konuşanı iddiadan uzak tutar. Dolayısıyla soru, reklamı yapılan faydaları kanıtlanmış gerçekler olarak görmek yerine bunların gerçekten var olup olmadığını sorgular. Bu kullanım, haberlerde ve röportajlarda şüpheci tutumu fark etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

supposed health benefits ifadesi burada hangi tutumu gösteriyor?

  1. Konuşan kişi iddia edilen faydaların gerçek olduğuna tam olarak ikna olmamış.
  2. Konuşan kişi faydaların nasıl elde edileceğini açıklıyor.
  3. Konuşan kişi faydaların tamamen kanıtlandığını kabul ediyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi iddia edilen faydaların gerçek olduğuna tam olarak ikna olmamış.

In this program,

1:18

Bu programda,

we'll be finding out Anlatım akışı

1:18

bunu öğreneceğiz

along with some useful new vocabulary.

1:20

ve yanında bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.

Anlatım akışı

we'll be finding out: programdaki araştırmayı önceden haber vermek

We'll be finding out, will be + fiil-ing yapısını, yani gelecekte devam eden zamanı kullanır. Find out, daha sonra gelen bilgi, araştırma veya tartışma yoluyla bir şeyi keşfetmek ya da öğrenmek anlamına gelir. Bir programın başında sunucu, program boyunca ilerleyecek araştırma sürecini önceden haber vermek için bu yapıyı kullanır. Dinleyiciyi sırada ne olduğuna yönlendirir; cevabın zaten verildiğini söylemez.

Alıştırma

Sunucunun tanıtımını burada öğretilen yapının aynısıyla tamamlayın: In today's episode, ____ how bees navigate.

Cevabı göster

we'll be finding out

But first,

1:23

Ama önce,

I have a question for you, Beth.

1:23

sana bir sorum var, Beth.

Neither plant nor animal, Dilbilgisi

1:26

Ne bitki ne de hayvan olan,

mushrooms are mysterious and amazing things,

1:28

mantarlar gizemli ve şaşırtıcı şeylerdir,

Dilbilgisi

Neither plant nor animal: iki kategoriyi de dışlamak

Neither A nor B, “A da değil B de değil” anlamına gelir; iki olasılık da dışlanır. Burada hem plant hem de animal kategori olarak reddedilir. nor, olumsuz anlamı ikinci kategoriye de taşır. Virgülden önceki Neither plant nor animal, mushrooms sözcüğünü anlatan kısaltılmış ve öne alınmış bir betimlemedir. Tam fikir Mushrooms are neither plants nor animals şeklindedir. Bu kısa giriş, ana betimlemeden önce sınıflandırmayı netleştirir.

Alıştırma

İki olasılığı da dışlamak için eşli olumsuz yapıyı tamamlayın: The object is ____ a toy ____ a tool.

Cevabı göster

neither · nor

but which of the following statements Kalıp ifadeler

1:32

peki mantarlar hakkındaki aşağıdaki ifadelerden

about mushrooms is actually true?

1:34

hangisi aslında doğrudur?

Kalıp ifadeler

which of the following statements: listelenen ifadeler arasından seçmek

Which of the following statements, ardından gösterilen sınırlı bir listeden bir ifade seçmeyi isteyen standart bir soru kalıbıdır. Which belirli bir kümeyi gösterir; of the following statements ise bu kümenin ne olduğunu belirtir. Burada following, “aşağıda listelenen” veya “sırada gelen” anlamında bir sıfattır; “takip etmek” eylemi değildir. Bu ifade bilgiyi de düzenler: birazdan bir seçenek grubunun geleceğini bildirir.

Alıştırma

Soruyu standart bilgi yarışması kalıbıyla tamamlayın: ____ about sleep is correct?

Cevabı göster

Which of the following statements

A,

1:37

A,

most mushrooms are poisonous.

1:38

mantarların çoğu zehirlidir.

B,

1:40

B,

some mushrooms can fly.

1:41

bazı mantarlar uçabilir.

Or C,

1:43

Veya C,

some mushrooms glow in the dark. Kalıp ifadeler

1:44

bazı mantarlar karanlıkta parlar.

Kalıp ifadeler

glow in the dark: karanlıkta sürekli ışık yaymak

Glow in the dark, ortam karanlık olduğunda görünür ışık yaymak demektir. Glow genellikle ani ve güçlü bir parlamadan çok sürekli ve yumuşak bir ışığı anlatır. Burada bu ifade, bazı mantarların ürettiği ışığı anlatır. Aynı ifade karanlıkta parlayan oyuncaklar, çıkartmalar, boyalar ve güvenlik işaretleri için de kullanılabilir.

Alıştırma

Odanın ışıkları kapatıldıktan sonra sürekli ve yumuşak bir ışık yayan güvenlik yıldızlarını en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The safety stars sparkle briefly when a torch hits them.
  2. The safety stars flash in the dark every second.
  3. The safety stars glow in the dark.
Cevabı göster

The safety stars glow in the dark.

I think some mushrooms glow in the dark.

1:46

Bence bazı mantarlar karanlıkta parlar.

Okay, Beth.

1:49

Tamam, Beth.

We'll find out if that's true Öbek fiiller

1:50

Bunun doğru olup olmadığını öğreneceğiz

at the end of the program.

1:51

programın sonunda.

Öbek fiiller

find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out; kontrol ederek, sorarak, araştırarak veya bir yanıt bekleyerek bir bilgiyi öğrenmek ya da keşfetmek anlamına gelir. Bu cümlede, bir şeyin doğru olup olmadığı programın sonunda öğrenilecektir. Find out tek bir öbek fiil olarak çalışır; buradaki out, dışarı anlamına gelmez. Find out if that's true örneğindeki gibi ardından if veya whether gelebilir. Find out why it happened örneğindeki gibi bir soru sözcüğü de gelebilir.

Alıştırma

Cevabı keşfetmek anlamına gelen hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ why the alarm went off.

Cevabı göster

find out

Scientific researcher Dr. Emily Leeming

1:53

Bilimsel araştırmacı Dr. Emily Leeming

has been studying the medicinal properties Kelime

1:56

tıbbi özelliklerini araştırıyor

of mushrooms for King's College, London.

1:58

Londra'daki King's College için mantarların.

Kelime

medicinal properties: olası tedavi edici özellikler

Medicinal properties, bir maddenin hastalığı önlemeye, hafifletmeye veya tedavi etmeye yardımcı olabilecek özellikleridir. Burada properties, bina veya gayrimenkul değil, nitelikler anlamına gelir. Bilimsel bir cümlede studying medicinal properties, olası tedavi edici etkilerin araştırıldığını belirtir. Bu etkilerin daha önce kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Bir laboratuvar, bir bitkinin hastalıkların tedavisine yardımcı olabilecek maddeler içerip içermediğini araştırıyor. Araştırmanın odağını en iyi hangi ifade açıklar?

  1. the plant's medical care
  2. the plant's health benefits
  3. the plant's medicinal properties
Cevabı göster

the plant's medicinal properties

She shared her discoveries Kalıp ifadeler

2:00

Keşiflerini paylaştı

with Sheila Dillon,

2:02

Sheila Dillon ile,

Kalıp ifadeler

shared her discoveries with: share + içerik + with + alıcı

Shared her discoveries with, share + içerik + with + alıcı yapısını izler. Araştırma bulgularını Sheila Dillon'a ilettiği anlamına gelir; buradaki share, bir nesneyi bölmek değil, birine bilgi vermektir. Aynı yapı discoveries, findings, results, ideas, news ve experiences ile de kullanılabilir.

Alıştırma

Standart share + içerik + with + alıcı yapısını tamamlayın: The doctor shared the test results ____ the patient.

Cevabı göster

with

presenter of the BBC Radio 4 programme,

2:03

BBC Radio 4 programı sunucusu,

The Food Chain.

2:06

The Food Chain.

So I think these mushrooms

2:07

Yani bence bu mantarlar

are very much having a moment right now. Deyimler

2:08

şu anda gerçekten "having a moment" (popüler bir dönemden geçiyor).

Deyimler

having a moment: şu anda özellikle popüler olmak

Bu cümlede having a moment, bir kişinin veya şeyin sınırlı bir süre boyunca özellikle popüler olması ya da çok ilgi görmesi anlamına gelir. Kelimesi kelimesine “bir ana sahip olmak” demek değildir. Yaygın kalıp someone/something is having a moment şeklindedir. Very much anlamı güçlendirir; right now ise eğilimin güncel ve muhtemelen geçici olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “şu anda özellikle popüler” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: A once-forgotten board game is ____ right now.

Cevabı göster

having a moment

They're kind of labelled Ton ve niyet

2:10

Bir nevi etiketleniyorlar

as of super brain drugs.

2:12

süper beyin ilaçları olarak.

Ton ve niyet

kind of labelled: etiketi yumuşatmak ve mesafe koymak

Kind of labelled ifadesinde kind of, sözü yumuşatır ve labelled ifadesini daha az kesin hâle getirir. Konuşan kişi, insanların bu etiketi yaklaşık veya gayriresmî biçimde kullandığını söylüyor; bunu kesin ve tamamen kabul edilmiş bir sınıflandırma olarak sunmuyor. Labelled burada edilgen yapıdadır, yani etiketi başkaları vermiştir. Kind of ifadesini korumak, konuşanın bu adlandırmaya mesafesini de korur.

Alıştırma

They're kind of labelled ifadesindeki konuşmacı tutumunu en iyi hangi yorum korur?

  1. Konuşan kişi bu etiketi hiç kimsenin kullanmadığını söylemektedir.
  2. Etiket, konuşan kişinin tamamen kabul ettiği resmî bir bilimsel sınıflandırmadır.
  3. Etiket yaklaşık veya gayriresmîdir ve konuşan kişi onu tamamen desteklememektedir.
Cevabı göster

Etiket yaklaşık veya gayriresmîdir ve konuşan kişi onu tamamen desteklememektedir.

So things are going to potentially help Kalıp ifadeler

2:14

Yani bu şeyler potansiyel olarak yardımcı olacak

with lessening anxiety,

2:15

anksiyeteyi azaltmada,

improving potentially depression.

2:17

potansiyel olarak depresyonu iyileştirmede.

Kalıp ifadeler

help with + isim veya -ing biçimi

Help with ifadesinden sonra bir sorunu belirten isim veya bir eylemi belirten -ing biçimi gelebilir: help with anxiety; help with reducing anxiety. Bu cümlede lessening ve improving, help with sonrasında paralel kullanılan iki -ing biçimidir. Help with, destek veya olası bir yararlı etki anlatır; kesin bir tedavi sözü vermez. Potentially de etkilerin kesin değil, yalnızca mümkün olduğunu gösterir.

Alıştırma

Help with + -ing biçimini doğal kullanan ve sonucu garanti etmeyen cümleyi seçin.

  1. This breathing routine may help with reducing stress.
  2. This breathing routine is guaranteed to eliminate stress.
  3. This breathing routine may help with reduce stress.
Cevabı göster

This breathing routine may help with reducing stress.

It's very much about these mind benefits Kalıp ifadeler

2:20

Bu daha çok zihinsel faydalarla ilgili

that we're seeing.

2:22

gözlemlediğimiz şey.

Kalıp ifadeler

very much about: ana odağı vurgulamak

Be very much about X yapısında be about, X'in ana konu, amaç veya ilgi noktası olduğu anlamına gelir. Very much bu fikri güçlendirir; böylece konuşan kişi zihinsel faydaları temel nokta olarak sunar. Yapı be + very much + about + isim öbeği veya -ing biçimidir. Burada these mind benefits ifadesi isim öbeği konumundadır. About, odaklanmak veya ilgili olmak anlamındadır; yaklaşık anlamında değildir.

Alıştırma

Özgüven geliştirmeyi atölyenin ana odağı olarak doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. For this workshop, it's very about building confidence.
  2. For this workshop, it's very much about building confidence.
  3. For this workshop, it's about very much building confidence.
Cevabı göster

For this workshop, it's very much about building confidence.

The labels on the claims

2:23

Bu "claims" (iddialar) üzerindeki etiketler

are getting put out there. Öbek fiiller

2:24

ortalıkta dolaşmaya başladı.

Öbek fiiller

getting put out there: kamuya açıklanıp yayılmak

Put something out there, bir fikri, iddiayı veya etiketi başkalarının duyup tekrar edebilmesi için kamuya açıklamak demektir. Burada getting put out there, etiketlerin kamuya açık tartışmaya sokulup yayıldığını anlatır; fiziksel olarak dışarıya konulduklarını anlatmaz. Getting put biçimindeki get’li edilgen yapı konuşma diline özgü bir hava verir ve etiketleri kimin yaydığına değil, etiketlere ne olduğuna odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede put out there, “bir iddiayı kamuya açıklamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The company is carrying a box out there.
  2. The company is keeping the claim secret.
  3. The company is putting an unproven claim out there.
Cevabı göster

The company is putting an unproven claim out there.

What do you think of those claims? Ton ve niyet

2:26

Bu iddialar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ton ve niyet

What do you think of ...?: değerlendirme istemek

What do you think of + isim veya isim öbeği? doğrudan bir görüş ya da değerlendirme sorar. Burada those claims değerlendirilen unsurdur; yani konuşan kişi, dinleyenin bu iddiaları nasıl değerlendirdiğini öğrenmek ister. Bu soru kalıbında think of, “hatırlamak” veya “akla getirmek” değil, “hakkında bir görüşe sahip olmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Görüş sorusunu hedef ifadeyle tamamlayın: “____ the new school menu?”

Cevabı göster

What do you think of

I think that at the moment

2:27

Bence şu anda

they seem to be quite overblown. Kelime

2:29

oldukça "overblown" (abartılı) görünüyorlar.

Kelime

seem to be quite overblown: abartıyı temkinli biçimde eleştirme

Bu cümlede overblown, mevcut kanıtların haklı gösterebileceğinden daha fazla abartılmış demektir. Tartışılan iddia veya beklentileri niteler; kelimenin gerçek anlamıyla havayla şişirilmiş bir şeyi anlatmaz. Seem to be, bunu kesin bir gerçek yerine temkinli bir değerlendirme olarak sunar; quite ise eleştiriyi oldukça güçlü kılar. Birlikte kullanıldıklarında konuşmacı, temelindeki her fikrin yanlış olduğunu iddia etmeden mevcut tanıtımın aşırı göründüğünü söyler.

Alıştırma

Hangi cümle, iddiaların kanıtların desteklediğinden daha fazla abartıldığını temkinli biçimde söyler?

  1. The claims seem to be modest and limited.
  2. The claims seem to be quite overblown.
  3. The claims seem to be carefully supported by strong evidence.
Cevabı göster

The claims seem to be quite overblown.

We don't have as much evidence Kelime

2:31

Elimizde o kadar da fazla kanıt yok

on humans at all.

2:33

insanlar üzerinde.

Kelime

evidence on humans: insanlarla yapılan araştırmalardan elde edilen kanıt

Burada evidence on humans, yalnızca hücrelerde, deney tüplerinde veya hayvanlarda görülen sonuçları değil, insanlarda ne olduğuna dair araştırma kanıtlarını ifade eder. on edatı konuyu ya da araştırılan grubu belirtir; kanıtın fiziksel olarak bir insan bedeninin üzerinde bulunduğu anlamına gelmez. Sağlık araştırmalarında laboratuvar veya hayvan çalışması sonucu bir fikri destekleyebilir, ancak aynı etkinin insanlarda da ortaya çıktığını otomatik olarak göstermez. Kaynaktaki ifade geniş ve konuşma diline özgüdür; resmî yazılarda kanıtın kaynağı genellikle daha kesin biçimde belirtilir.

Alıştırma

Sağlık araştırmalarıyla ilgili bir tartışmada evidence on humans burada ne anlama gelir?

  1. Herhangi bir laboratuvar veya hayvan çalışması sonucu
  2. İnsanların bedenleri üzerine fiziksel olarak yerleştirilmiş kanıt
  3. İnsanlardaki etkiler hakkında araştırma kanıtı
Cevabı göster

İnsanlardaki etkiler hakkında araştırma kanıtı

It's very limited.

2:34

Oldukça sınırlı.

Dr. Leeming says that right now

2:35

Dr. Leeming, şu anda

medicinal mushrooms are having a moment.

2:38

tıbbi mantarlar "having a moment" (altın çağını yaşıyor/popüler bir dönemden geçiyor) diyor.

If something is having a moment,

2:40

Bir şey "having a moment" ise,

it's very popular or fashionable

2:42

çok popüler veya modadır

at a particular time.

2:45

belirli bir zamanda.

Mushrooms are popular

2:46

Mantarlar popüler

due to the claims about what they can do. Kalıp ifadeler

2:48

yapabilecekleri hakkındaki "claims" (iddialar) nedeniyle.

Kalıp ifadeler

due to the claims: bir nedeni isim öbeğiyle belirtmek

Due to bir şeyin nedenini belirtir. Burada due to the claims, mantarların neden popüler olduğunu açıklar ve due to edatından sonra gelen the claims bir isim öbeğidir. Claim, doğru olarak sunulan ancak kanıtlanmamış olabilecek bir iddiadır. Cümle, bu iddiaların popülerlik oluşmasına katkıda bulunduğunu söyler; iddia edilen etkilerin gerçek olduğunu doğrulamaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir nedeni belirtmek için due to ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The launch was delayed due to thick fog.
  2. The launch was delayed due to the fog was thick.
  3. The launch was delayed due to it was foggy.
Cevabı göster

The launch was delayed due to thick fog.

For example,

2:50

Örneğin,

reduce depression.

2:51

depresyonu azaltmak.

A claim is a statement that something is true,

2:53

Bir "claim" (iddia), bir şeyin doğru olduğuna dair bir ifadedir,

although it cannot be proved Dilbilgisi

2:55

kanıtlanamasa da

and others might not believe it.

2:57

ve başkaları inanmasa bile.

Dilbilgisi

although it cannot be proved: karşıtlık bildiren bir sınırlama eklemek

Although bir karşıtlığa rağmen geçerli olan bilgiyi belirtir: önceki fikri iptal etmeden ona zıt bir gerçek ekler. Burada ifade, kanıtlanamasa bile bir şeyi doğru olarak sunar. Vurgulanan yan cümle tanımı sınırlar. Bir claim ile kanıtlanmış bir gerçeği birbirinden ayırır: kanıt eksikliği, bir ifadenin claim olmasını engellemez.

Alıştırma

Hangi cümle karşıtlığa rağmen geçerli olan bir durumu belirtmek için although sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Although the plan sounds simple, so it may be difficult to carry out.
  2. Although the plan sounds simple, it may be difficult to carry out.
  3. Although the plan sounds simple, because it may be difficult to carry out.
Cevabı göster

Although the plan sounds simple, it may be difficult to carry out.

Dr. Leeming thinks some of the claims made about mushrooms Dilbilgisi

2:59

Dr. Leeming, mantarlar hakkında ortaya atılan bazı iddiaların

are overblown,

3:02

"overblown" (abartılı) olduğunu,

Dilbilgisi

claims made about mushrooms: kısaltılmış edilgen ilgi tümceciği

claims made about mushrooms ifadesinde claims, açıklanan isimdir. Made about mushrooms, claims that were made about mushrooms ifadesinin kısaltılmış edilgen ilgi tümcecik hâlidir ve mantarlar hakkında ortaya atılan iddialar anlamına gelir. Tam cümlede thinks'ten sonra gelen yan cümlenin yüklemi are overblown'dur. Made yalnızca claims'i niteler; bu yüzden ikinci bir ana fiil olarak okunmamalıdır.

Alıştırma

Cümledeki claims made about mushrooms ifadesine karşılık gelen tam ilgi tümceciğini seçin.

  1. claims that were made about mushrooms
  2. claims that mushrooms made
  3. claims that made mushrooms grow
Cevabı göster

claims that were made about mushrooms

exaggerated to seem more significant

3:03

olduğundan daha önemli görünmek için

than they really are.

3:05

abartıldığını düşünüyor.

The problem is that to sell something as medicine, Dilbilgisi

3:07

Sorun şu ki, bir şeyi ilaç olarak satmak için

you need scientific proof

3:10

bilimsel kanıta ihtiyacınız var

of its benefits.

3:11

faydaları hakkında.

Dilbilgisi

to sell something as medicine: koşul belirten cümle başı mastar

Cümlenin başındaki To sell something as medicine, daha sonra gelen gerekliliğin hangi eylemle ilgili olduğunu belirtir. Buradaki anlam, yalnızca satış yapmak amacıyla değil, bir şeyi ilaç olarak satmak istiyorsanız koşuluna yakındır. sell something as medicine, bir şeyi ilaç kategorisine veya statüsüne aitmiş gibi sunarak satmak demektir. Bu satış biçimi ürünün işe yaradığını ya da yasal olarak onaylandığını kanıtlamaz; cümle hâlâ bilimsel kanıt gerektiğini söyler.

Alıştırma

sell A as B yapısını doğru kullanan ve satıştaki sınıflandırmanın hâlâ kanıt gerektirdiğini gösteren cümleyi seçin.

  1. To sell the supplement as medicine proves that it works.
  2. To sell the supplement as medicine, the company does not need evidence.
  3. To sell the supplement as medicine, the company needs scientific evidence of its benefits.
Cevabı göster

To sell the supplement as medicine, the company needs scientific evidence of its benefits.

You might feel less stressed

3:13

Daha az stresli hissedebilirsiniz

after drinking chamomile tea,

3:15

papatya çayı içtikten sonra,

but that doesn't mean you can legally Dilbilgisi

3:17

ama bu sizin yasal olarak

call camomile a medicine,

3:19

papatyayı bir ilaç olarak adlandırabileceğiniz anlamına gelmez,

Dilbilgisi

that doesn't mean you can ...: dayanaksız bir sonucu reddetme

That, olası sakinleştirici etkiye gönderme yapar. Doesn't mean, önceki deneyimi değil, o deneyimden çıkarılan sonucu reddeder. X may be true, but that doesn't mean you can Y kalıbı X'in doğru olabileceğini kabul eder; ancak X'in Y konusunda izin vermek veya sonuç çıkarmak için yeterli olmadığını söyler. Burada daha sakin hissetmek, papatyayı yasal olarak ilaç diye adlandırmayı haklı çıkarmaya yetmez.

Alıştırma

Örnekte that doesn't mean you can ifadesinin işlevi nedir?

  1. Uzun süreli geleneksel kullanımın çayı yasal olarak ilaç yaptığını kanıtlar.
  2. Olası sakinleşme hissini kabul eder, ancak bundan çıkarılan hukuki sonucu reddeder.
  3. Çayı içtikten sonra hiç kimsenin daha sakin hissedemeyeceğini söyler.
Cevabı göster

Olası sakinleşme hissini kabul eder, ancak bundan çıkarılan hukuki sonucu reddeder.

even though it's been used for centuries Dilbilgisi

3:21

yüzyıllardır kullanılmış olsa bile

to help people relax.

3:23

insanların rahatlamasına yardımcı olmak için.

Dilbilgisi

even though it's been used for centuries: gerçeği kabul edip sonucu kabul etmemek

Even though bir ödünleme bildirir: konuşan kişi yüzyıllardır süren geleneksel kullanımı gerçek kabul eder, ancak bu gerçek papatyayı ilaç diye adlandırma konusundaki önceki sonucu değiştirmez. It's been used, it has been used ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Has been used edilgen present perfect yapısıdır: insanlar onu geçmişte kullanmaya başlamıştır ve bu kullanım günümüze kadar önemini korur. For centuries bu sürenin yüzyıllar olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle gerçek ve devam eden bir kullanım geçmişini kabul ederken bunu kanıt saymaz?

  1. Even though the treatment has been used for centuries, researchers still need to test it.
  2. Because the treatment has been used for centuries, researchers no longer need to test it.
  3. Even if the treatment remains in use for centuries, researchers will still need to test it.
Cevabı göster

Even though the treatment has been used for centuries, researchers still need to test it.

However, that hasn't discouraged many Kalıp ifadeler

3:25

Ancak, bu birçok insanı yıldırmadı

from experimenting,

3:27

deneme yapmaktan,

Kalıp ifadeler

hasn't discouraged many from experimenting: discourage ... from doing yapısı

discourage someone from doing something yapısı, birinin bir şeyi yapma isteğini veya güvenini azaltmak anlamına gelir. from kelimesinden sonra -ing biçimi kullanılır: discourage + kişi + from + fiil-ing. Buradaki many, many people anlamındadır. hasn't fiili olumsuz yaptığı için hasn't discouraged many from experimenting, daha önce belirtilen sınırlamanın birçok kişinin deneme isteğini kırmadığını gösterir; insanlar hâlâ denemeye istekliydi.

Alıştırma

discourage + kişi + from + -ing yapısını tamamlayın: The bad review didn't discourage Nina ____ trying the game.

Cevabı göster

from

especially young people.

3:28

özellikle de gençleri.

Emma Clifford works

3:30

Emma Clifford çalışıyor

for food research organization Mintel.

3:31

gıda araştırma organizasyonu Mintel için.

Here, she discusses

3:34

Burada, tartışıyor

young people's attitude towards mushrooms Kalıp ifadeler

3:35

gençlerin mantarlara yönelik tutumunu

Kalıp ifadeler

attitude towards mushrooms: attitude towards something yapısı

Attitude towards something, bir şey hakkında düşünme veya hissetme biçimini ifade eder. young people's attitude towards mushrooms ifadesinde young people's tutumun kime ait olduğunu, towards mushrooms ise tutumun neye yönelik olduğunu gösterir. Buradaki towards fiziksel yön bildirmez. attitude ile onun nesnesini birbirine bağlar; bu tutum olumlu, olumsuz veya karışık olabilir.

Alıştırma

İfadeyi tamamlamak için dersteki tam Britanya İngilizcesi biçimini kullanın: The survey explores teenagers' attitude ____ online privacy.

Cevabı göster

towards

for BBC Radio 4 programme,

3:37

BBC Radio 4 programı,

The Food Chain.

3:39

The Food Chain için.

Lots of people absolutely want Dilbilgisi

3:41

Pek çok insan kesinlikle istiyor

there to be scientific proof

3:43

bilimsel kanıt olmasını

for health claims on food and drink Kelime

3:44

yiyecek ve içeceklerdeki sağlık iddiaları için

Dilbilgisi

want there to be: bir şeyin var olmasını istemek

want there to be + isim, bir kişinin, şeyin veya durumun var olmasının ya da kullanılabilir durumda bulunmasının istendiğini anlatır. Bu cümlede insanların var olmasını istediği şey scientific proof ifadesidir. There, varlık bildiren there be yapısının parçasıdır; bir yeri göstermez. Kalıp want + there + to be + isim şeklindedir. İstenen sonuç bir şeyin var olması, gerçekleşmesi veya kullanılabilir durumda bulunmasıysa bu yapı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi there be yapısının mastar biçimiyle tamamlayın: We want ____ enough time for everyone to ask questions.

Cevabı göster

there to be

Kelime

health claims on food and drink: yiyecek ve içecekler üzerindeki sağlık iddiaları

Gıda ve tüketici bağlamında health claims on food and drink, etiket, ambalaj veya reklamlarda bir ürünün ya da bileşenin sağlık yararı olduğunu söyleyen ifadelerdir. Örneğin normal bağışıklık işlevini desteklediğini söylemek bir sağlık iddiasıdır. Burada claim, kanıt gerektirebilecek bir iddia anlamındadır. Talep, tazminat isteği veya ifadenin doğru olduğuna dair kanıt anlamına gelmez. On food and drink, bu iddiaların ürünlerin üzerinde bulunduğunu veya o ürünler hakkında ortaya atıldığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yiyecek veya içecek ürünündeki health claim örneğini anlatır?

  1. The label says the bottle contains 500 millilitres.
  2. The customer asks for a receipt for the drink.
  3. The label says the drink supports normal immune function.
Cevabı göster

The label says the drink supports normal immune function.

because there still is a fair amount Kalıp ifadeler

3:46

çünkü hala oldukça fazla miktarda

of skepticism, distrust,

3:49

şüphecilik, güvensizlik,

and general confusion around functionality.

3:51

ve işlevsellik etrafında genel bir kafa karışıklığı var.

Kalıp ifadeler

a fair amount of skepticism: sayılamayan kavramlarla miktar belirtme

Burada a fair amount of, kayda değer miktarda veya oldukça fazla anlamına gelir. Fair miktarı ya da dereceyi belirtir; adalet veya eşit muamele anlamına gelmez. Amount sayılamayan isimlerle kullanılır. Skepticism, distrust ve confusion sıralanmış soyut sayılamayan isimlerdir; bu nedenle tek bir a fair amount of ifadesi bunların genel derecesini ölçer.

Alıştırma

Hangi cümlede soyut ve sayılamayan bir isim için doğru miktar ifadesi kullanılmıştır?

  1. There is a fair number of confusion about the new rule.
  2. There is a fair amount of confusion about the new rule.
  3. There are a fair amount of questions about the new rule.
Cevabı göster

There is a fair amount of confusion about the new rule.

However, I also think that for many consumers,

3:54

Ancak, aynı zamanda birçok tüketici için,

the medicinal properties of assessing ingredients

3:57

malzemeleri değerlendirmenin tıbbi özelliklerinin

based on natural and holistic ancient wisdom Kültür

4:00

doğal ve bütünsel "ancient wisdom" (kadim bilgelik) temelinde

may be just as compelling, Dilbilgisi

4:03

aynı derecede ikna edici olabileceğini düşünüyorum,

if not more so,

4:05

hatta belki daha fazla,

than knowledge based on

4:06

bilgiye kıyasla

modern science and clinical trials.

4:08

modern bilim ve klinik çalışmalara dayanan.

Dilbilgisi

may be just as compelling, if not more so, than: setidaknya setara, mungkin lebih kuat

A may be just as compelling, if not more so, than B kalıbında konuşan kişi, A'yı en az B kadar ikna edici veya çekici olarak sunar ve A'nın bundan daha da güçlü olabileceği ihtimalini açık bırakır. Burada compelling, güçlü biçimde ikna edici veya çekici demektir. If not more so ilk karşılaştırmayı geçersiz kılmaz. Bu deyimsel ara ifadede if not, «hatta belki» anlamı katar; so ise tekrarı önlemek için compelling sözcüğünün yerini tutar. May tüm iddiayı temkinli hâle getirir.

Alıştırma

Şu ifadedeki karşılaştırmayı en iyi koruyan cümle hangisidir: The new proposal may be just as compelling, if not more so, than the old one?

  1. The new proposal may be at least as compelling as the old one, and perhaps even more compelling.
  2. The new proposal is compelling only if the old one is not.
  3. The new proposal is definitely less compelling than the old one.
Cevabı göster

The new proposal may be at least as compelling as the old one, and perhaps even more compelling.

Kültür

based on natural and holistic ancient wisdom: geleneksel bilgiyi dayanak olarak sunmak

Burada ancient wisdom, sıradan bir zekâyı değil, uzun süreli gelenekler aracılığıyla aktarılan bilgi, inanç ve uygulamaları ifade eder. Bu bağlamda Hristiyanlık öncesi veya pagan geleneklerin yanı sıra eski felsefeleri ve şifa uygulamalarını da içerebilir. Based on, bileşenler değerlendirilirken bu geleneğin kaynak veya dayanak olarak kullanıldığını gösterir. Natural onu doğaya odaklı bir çerçevede sunarken holistic, ayrı parçalar yerine kişinin ya da sistemin bütününe bakmayı anlatır. Bu ifade geleneksel bilgiye kültürel bir otorite ve çekicilik kazandırır; ancak bir sağlık iddiasının bilimsel desteğe sahip olduğunu tek başına göstermez.

Alıştırma

based on natural and holistic ancient wisdom ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. İfade, bilgeliğin doğal bileşenlerde bulunan bir ilaç olduğu anlamına gelir.
  2. İfade, bütün eski tedavilerin modern klinik deneyleri geçtiğini söyler.
  3. İfade, geleneksel ve doğaya odaklı bilgiyi bileşenleri değerlendirmek için bir dayanak olarak sunar; bunu kendiliğinden bilimsel kanıt olarak sunmaz.
Cevabı göster

İfade, geleneksel ve doğaya odaklı bilgiyi bileşenleri değerlendirmek için bir dayanak olarak sunar; bunu kendiliğinden bilimsel kanıt olarak sunmaz.

And I think many people,

4:10

Ve bence birçok insan,

young people in particular,

4:12

özellikle de gençler,

they're just really intrigued Kelime

4:13

gerçekten "intrigued" (meraklı)

to give these ingredients a go. Kalıp ifadeler

4:14

bu malzemelere "give these ingredients a go" (bir şans vermeye).

Kelime

intrigued to: merakın bir eyleme yöneltmesi

Burada be intrigued, genellikle bir şey yeni, alışılmadık veya gizemli göründüğü için merak ve ilgi duymak anlamına gelir. to ile kurulan mastar sonraki eylemi gösterir: intrigued to give these ingredients a go, bu merakın insanlarda bileşenleri deneme isteği uyandırdığı anlamına gelir. Intrigued, confused anlamına gelmez. Confused olan kişi bir şeyi anlayamaz; intrigued olan kişi ise daha fazlasını bilmek veya deneyimlemek ister.

Alıştırma

Tuhaf ve yeni bir sergi Leo'yu meraklandırıyor ve Leo bunun nasıl çalıştığını öğrenmek istiyor. Bu tepkiyi en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Leo is intrigued to find out how the exhibit works.
  2. Leo is interested in museums, but this exhibit does not catch his attention.
  3. Leo is confused because the exhibit has no instructions.
Cevabı göster

Leo is intrigued to find out how the exhibit works.

Kalıp ifadeler

give these ingredients a go: bu bileşenleri rahat bir şekilde denemek

Give something a go, “bir şeyi denemek” demenin samimi ve günlük bir yoludur. Kalıp give + nesne + a go şeklindedir; dolayısıyla these ingredients denenen şeyi belirtir. Bu cümlede gençler, merak ettikleri için bu bileşenleri bizzat denemek istiyor. İfade, uzun süreli bir karar değil, ilk kez deneyip görme fikrini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi give ... a go kullanarak tamamlayın: The workshop is new to me, but it sounds fun, so I'll ____.

Cevabı göster

give it a go

People want scientific evidence

4:17

İnsanlar bilimsel kanıt istiyor

that what they are taking is good for them.

4:19

aldıkları şeyin kendileri için iyi olduğuna dair.

But many are also convinced by ancient wisdom,

4:21

Ancak birçoğu da "ancient wisdom" (kadim bilgelik) tarafından ikna ediliyor,

a phrase referring to knowledge,

4:25

bilgiye atıfta bulunan bir ifade,

philosophy, and beliefs

4:27

felsefeye ve inançlara

that existed before the arrival

4:29

gelişinden önce var olan

of Christianity in Europe.

4:31

Avrupa'ya Hristiyanlığın.

Ancient knowledge about medicinal plants

4:33

Tıbbi bitkiler hakkındaki kadim bilgi

has been kept alive, Deyimler

4:35

canlı tutuldu,

Deyimler

has been kept alive: bilginin zaman içinde korunması

Keep something alive gerçek anlamda bir canlının yaşamaya devam etmesini sağlayabilir. Ancak nesne knowledge gibi soyut bir şey olduğunda mecazdır: insanlar bilgiyi korur, aktarır ve kaybolmasını önler. Has been kept alive, present perfect passive yapısıdır. Koruma işinin geçmişte başladığını ve bugün hâlâ önemli olduğunu gösterirken bilgiyi koruyan kişileri belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapının tamamıyla tamamlayın: Through songs and stories, the local language ____ for centuries.

Cevabı göster

has been kept alive

and some trust this wisdom

4:36

ve bazıları bu bilgeliğe güveniyor

more than modern medicine.

4:38

modern tıptan daha fazla.

Young people are especially prepared

4:39

Gençler özellikle daha hazırlıklı

to give mushrooms a go.

4:41

mantarlara "give mushrooms a go" (bir şans vermeye).

If you give something a go,

4:43

Eğer bir şeye "give something a go" yaparsanız,

you try doing something

4:45

bir şeyi yapmayı denersiniz

to see if you like it.

4:46

sevip sevmeyeceğinizi görmek için.

They are intrigued about mushrooms.

4:47

Mantarlar hakkında "intrigued" (meraklılar).

They find them interesting

4:50

Onları ilginç buluyorlar

and want to know more,

4:51

ve daha fazlasını bilmek istiyorlar,

which is not surprising

4:52

ki bu da şaşırtıcı değil

given some of the amazing things Kelime

4:53

bazı şaşırtıcı şeyler göz önüne alındığında

mushrooms can do.

4:55

mantarların yapabildiği.

Kelime

given some of the amazing things: dikkate alma anlamındaki given

Burada given, “göz önüne alındığında” veya “dikkate alındığında” anlamına gelir. not surprising yargısını makul kılan bilgiyi sunar. give fiilinin edilgen biçiminin bir parçası değildir. Kalıp, yargı + given + isim öbeği şeklindedir. Örnekte some of the amazing things mushrooms can do, sonucun şaşırtıcı olmadığını söylemenin dayanağıdır. Tam bir cümlecikten önce given that kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede given, bir şeyi “göz önüne alarak” veya “dikkate alarak” anlamında kullanılmıştır?

  1. He has given me useful advice.
  2. She was given a key at reception.
  3. Given the icy roads, we decided to stay home.
Cevabı göster

Given the icy roads, we decided to stay home.

I think it's time to reveal Anlatım akışı

4:57

Sanırım açıklamanın zamanı geldi

the answer to your question,

4:58

sorunun cevabını,

Anlatım akışı

it's time to reveal: cevabı açıklama aşamasına geçmek

Burada it's time to reveal bir geçiş ifadesidir. Dinleyicilere soru veya hazırlık aşamasının sona erdiğini ve cevabın açıklanmak üzere olduğunu bildirir. Yalnızca saati belirtmez; programın akışını düzenler. It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, dinleyiciyi bir sonraki aşamaya taşır. Daha önce saklanan veya bilinmeyen bilgi artık açıklanacağı için reveal uygundur. I think geçişi biraz daha yumuşak hâle getirir.

Alıştırma

Jürinin puanlamayı bitirmesinden sonra sunucunun geçiş cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: The scores are final. Now ____ the winner.

Cevabı göster

it's time to reveal

Neil.

4:59

Neil.

I guessed one of the amazing things

5:00

Şaşırtıcı şeylerden biri olduğunu tahmin etmiştim

some mushrooms can do

5:02

bazı mantarların yapabildiği şeylerden birinin

is glow in the dark.

5:03

karanlıkta parlamak olduğunu.

That was, Beth,

5:05

Bu, Beth,

the correct answer.

5:06

doğru cevaptı.

About 80 species of fungi

5:08

Yaklaşık 80 mantar türü

are bioluminescent, Kelime

5:10

biyolüminesandır,

meaning they really do glow in the dark. Dilbilgisi

5:11

bu da gerçekten karanlıkta parladıkları anlamına gelir.

Kelime

bioluminescent: biyolojik bir süreçle ışık üretmek

Bioluminescent, bir canlının veya onun bir parçasının biyolojik bir kimyasal süreçle görünür ışık üretmesini anlatan bir sıfattır. Bio- yaşamı ifade eder; luminescent ise ışık yayan anlamına gelir. Bu cümlede glow in the dark ifadesi, bilimsel terimi gündelik dille yeniden açıklar. Mantarlar ışığı kendileri üretir; yalnızca bir lambayla aydınlatılmış veya dışarıdan gelen ışığı yansıtıyor değildir.

Alıştırma

Hangi durum doğru biçimde bioluminescent olarak tanımlanabilir?

  1. Canlı bir denizanası kimyasal tepkimeyle kendi ışığını üretiyor.
  2. Karanlık bir odada bir lamba mantarın üzerine ışık tutuyor.
  3. Bir yol levhası arabanın farlarını yansıtıyor.
Cevabı göster

Canlı bir denizanası kimyasal tepkimeyle kendi ışığını üretiyor.

Dilbilgisi

really do glow: olumlu cümlede vurgulu do

Olumlu bir cümlede do, vurgu eklemek için fiilin yalın biçiminden önce gelebilir: do/does/did + fiilin yalın biçimi. Bu yapı, çoğunlukla bir şüpheye cevap verirken, yanlış bir düşünceyi düzeltirken veya şaşırtıcı bir bilgiyi doğrularken ifadenin kesinlikle doğru olduğunu belirtir. Buradaki really do glow, mantarların gerçekten parladığını güçlü biçimde doğrular. Yardımcı fiil özneye ve zamana göre değişir, ancak ana fiil yalın biçimde kalır: they do glow, it does glow ve it did glow.

Alıştırma

Cümleyi really ve vurgulu yardımcı fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: Many people doubt the method, but it ____ work.

Cevabı göster

really does

Okay, let's recap the vocabulary Anlatım akışı

5:14

Tamam, kelimeleri tekrarlayalım

we've learned in this program,

5:16

bu programda öğrendiğimiz,

starting with having a moment,

5:18

"having a moment" ile başlayarak,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary: kelime tekrar bölümüne geçiş

Let's recap the vocabulary, konuşmacının ana anlatımdan kısa bir gözden geçirmeye geçtiğini gösterir. Recap, daha önce sunulan temel noktalara geri dönmek demektir; dolayısıyla dinleyici yeni bir ana konu yerine daha önce ele alınan kelimeleri bekleyebilir. Let's + fiilin yalın hâli yapısı, sıradaki adımı ortak bir etkinlik olarak sunar. Burada dinleyiciyi gözden geçirmeye katılmaya çağırır ve programın kelime tekrar bölümünün başladığını işaretler.

Alıştırma

Bir öğretmen bugünkü dersi anlatmayı bitirdi ve kısa bir gözden geçirmeye geçeceğini belirtmek istiyor. Bu geçişi en iyi hangi cümle gösterir?

  1. Let's introduce a completely new topic.
  2. Let's skip what we learned and start the test.
  3. Let's recap the vocabulary we covered today.
Cevabı göster

Let's recap the vocabulary we covered today.

a phrase meaning

5:20

anlamına gelen bir ifade

to be popular or fashionable

5:21

popüler veya moda olmak

at a particular time.

5:23

belirli bir zamanda.

A claim is a statement

5:25

Bir "claim" bir ifadedir

that something is true or a fact,

5:26

bir şeyin doğru veya gerçek olduğuna dair,

although it cannot be proved

5:29

kanıtlanamasa da

and others might not believe it.

5:30

ve başkaları inanmasa da.

The adjective overblown

5:32

Sıfat olan "overblown"

means exaggerated

5:33

abartılı anlamına gelir

to seem bigger or more important

5:35

daha büyük veya daha önemli görünmek için

than it really is.

5:37

olduğundan.

In Britain,

5:38

İngiltere'de,

the phrase ancient wisdom describes

5:39

"ancient wisdom" ifadesi tanımlar

pagan knowledge, philosophy,

5:42

pagan bilgisi, felsefesi

and beliefs that existed before Christianity.

5:44

ve Hristiyanlıktan önce var olan inançları.

If you give something a go,

5:46

Eğer bir şeye "give something a go" derseniz,

you try doing something

5:48

bir şeyi yapmayı denersiniz

to see if you like it.

5:50

sevip sevmeyeceğinizi görmek için.

And finally,

5:51

Ve son olarak,

when someone is intrigued

5:52

biri "intrigued" (meraklanmış) olduğunda

by something strange or mysterious,

5:54

tuhaf veya gizemli bir şeye karşı,

they're very interested and want to know more.

5:56

çok ilgilenirler ve daha fazlasını bilmek isterler.

Join us next time

5:59

Bir dahaki sefere bize katılın

for more new useful vocabulary

6:00

daha fazla yeni yararlı kelime için

here at Six Minute English.

6:02

burada, Six Minute English'te.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Görüşürüz.

Six Minute English

6:06

Six Minute English

from BBCLearningEnglish.com.

6:08

BBCLearningEnglish.com'dan.