Yeşil Kakule Neden Bu Kadar Pahalı | So Expensive: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
932 kelime 197 kel/dk

Video özeti: Belgesel, yeşil kakulenin yüksek fiyatını elle hasat, kurutma, sınıflandırma ve iklim kaynaklı kıtlık üzerinden açıklarken küçük çiftçilerin üzerindeki baskıyı da gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. one of the most expensive spices: Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bu yapı, bir şeyi tek başına birinci ilan etmeden en seçkin gruptakilerden biri olarak anlatır. 2. graded based on: Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Bu edilgen yapı boyut, ağırlık ve renk gibi ölçütlerin sınıfı belirlediğini anlatır. 3. took a hit: Deyimler ve mecazlı ifadeler. Fiziksel darbe değil, “gerileme veya kayıp yaşadı” demektir; arz, satış, mali durum ya da performans için kullanılır.

Bu derste

Green cardamom is one of the most expensive spices in the world. Dilbilgisi

0:00

Yeşil kakule, dünyanın en pahalı baharatlarından biridir.

Dilbilgisi

one of the most expensive spices: one of the + üstünlük derecesi + çoğul isim

Burada one of the most expensive spices, yeşil kakuleyi fiyat ölçeğinin en üstündeki baharat grubuna yerleştirir. Kakulenin bu grubun bir üyesi olduğunu söyler; onun dünyadaki tek ve en pahalı baharat olduğunu söylemez. Kalıp one of the + superlative + plural noun şeklindedir. Üstünlük derecesinden sonraki isim grubu adlandırdığı için çoğul olur: one of the tallest buildings, one of the best players. Anlatılan kişi veya şey yine de bu grubun yalnızca bir üyesidir.

Alıştırma

one of the + superlative + plural noun kalıbını ve fast ile runner kelimelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia is ____ at her school.

Cevabı göster

one of the fastest runners

Just 1 kg of it can sell for $90. Kalıp ifadeler

0:05

Sadece 1 kilosu 90 dolara satılabilir.

Kalıp ifadeler

sell for $90: sell for + fiyat

sell for $90 ifadesindeki sell for + price kalıbı, bir ürün satıldığında birinin ödeyebileceği tutarı gösterir. Ürünün kendisi özne olabilir; bu nedenle 1 kg can sell, 1 kg can be sold anlamına gelir. Kakule satıcı gibi davranmıyordur. Burada for fiyatı tanıtır, can ise piyasa koşullarında $90 tutarının olası bir satış fiyatı olduğunu gösterir.

Alıştırma

sell for + price kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: At the weekend market, this handmade bowl can ____ $45.

Cevabı göster

sell for

But getting that little bit of green cardamom requires a lot of work.

0:09

Ancak bu kadar az miktarda yeşil kakule elde etmek bile çok emek ister.

Harvesters need to collect 6 kg of these small raw pods by hand Kalıp ifadeler

0:13

Hasat işçileri bu küçük ham kapsüllerden 6 kiloyu elle toplamak zorundadır

Kalıp ifadeler

by hand: bir işi elle yapmak

Bu cümlede by hand, baklaların nasıl toplandığını anlatır: otomatik bir makine yerine insanlar tarafından elle toplanırlar. Bu, yöntemi belirten bir zarf ifadesidir. İnsan emeğini veya makineleşmemiş bir süreci vurgulamak için by hand ifadesini fiilden sonra kullan. Bu ifade hangi elin kullanıldığını değil, işin yapılma yöntemini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “elle” anlamına gelen ifadeyle tamamla: The artist painted every sign ____, without using a machine.

Cevabı göster

by hand

to produce just 1 kg of the spice.

0:18

ki sadece 1 kilo baharat üretebilsinler.

So why is it so hard to grow green cardamom?

0:22

Peki yeşil kakule yetiştirmek neden bu kadar zor?

And is that what makes it so expensive? Dilbilgisi

0:25

Onu bu kadar pahalı yapan da bu mu?

Dilbilgisi

what makes it so expensive?: nedeni sormak

Tam soruda what makes it so expensive, “onu bu kadar pahalı yapan etken” anlamına gelir. Konuşan kişi, az önce belirtilen durumun bu neden olup olmadığını kontrol eder. Bu yan cümlede what özne, makes ettirgen anlamlı fiil, it nesnedir; so expensive ise ortaya çıkan durumu anlatır. Başka durumlara uygulanabilen kalıp What makes + object + adjective? şeklindedir. Tek başına soru olarak kullanıldığında, bir kişi veya şeyin belirli bir niteliğe sahip olmasına hangi etkenin yol açtığını doğrudan sorar: What makes this game difficult? Burada make “üretmek” değil, “bir duruma getirmek” anlamındadır.

Alıştırma

Soruyu What makes + object + adjective? kalıbıyla tamamla: This puzzle is unusually difficult. ____ so difficult?

Cevabı göster

What makes it

Known as the queen of spices, Notlar

0:31

Baharatların kraliçesi olarak bilinen

cardamom comes from small oval-shaped fruits called pods,

0:33

kakule, kapsül denen küçük, oval meyvelerden elde edilir.

Dilbilgisi

Known as ...: kısaltılmış edilgen giriş yapısı

Known as ... edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman sıfat-fiil grubudur. Virgülden hemen sonra gelen cardamom ismini niteler: cardamom bu unvanla bilinir. Bu yapı, Cardamom, which is known as the queen of spices, comes ... biçimindeki daha uzun yan cümleyi kısaltır ve tanıtıcı arka plan bilgisini ana ifadeden önce verir. Known cümlenin ana fiili değildir ve geçmiş zamanı göstermez; ana fiil comes sözcüğüdür.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the Red Planet, Mars has fascinated observers for centuries.

Cevabı göster

Known as

Deyimler

the queen of spices: mecazi bir unvan

the queen of spices ifadesindeki queen sözcüğü mecazidir. the king/queen of + kategori kalıbı, bir üyeyi o kategori içinde özellikle saygın, değerli, etkili veya üstün gösterir. Burada bu unvan kakuleyi över ve değerini vurgulayan bir tanıtımı destekler. Medya diline özgü bir övgü unvanıdır; kraliyet makamı, resmî rütbe veya botanik sınıflandırma değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the queen of spices ne anlatıyor?

  1. Kakule, queen adlı resmî bir botanik kategoriye aittir.
  2. Kakule, baharatlar arasında özellikle önemli veya değerli olduğu için övülüyor.
  3. Kakule, baharat ticareti yapan bir kraliçeye aittir.
Cevabı göster

Kakule, baharatlar arasında özellikle önemli veya değerli olduğu için övülüyor.

which contain several black seeds inside.

0:37

Bu kapsüllerin içinde birkaç siyah tohum bulunur.

Those seeds are what give green cardamom its uniquely citrusy,

0:40

Yeşil kakuleye kendine özgü narenciyemsi ve

sweet flavor and aroma.

0:43

tatlı lezzetini ve aromasını veren de bu tohumlardır.

The green cardamom plant grows in select regions around the world, Kelime

0:46

Yeşil kakule bitkisi dünyanın yalnızca belirli bölgelerinde yetişir,

Kelime

select regions: “sınırlı sayıdaki belirli bölgeler” anlamında sıfat

select regions ifadesinde select, regions sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. “Belirli ve sayıca sınırlı” anlamına gelir; yani ilgili koşulları yalnızca az sayıda yerin karşıladığını belirtir. Bu ifade, insanların bölgeleri fiilen seçtiği anlamına gelmez. Resmî açıklama dilinde genel bir ifadenin kapsamını sınırlı bir gruba indirir.

Alıştırma

‘This service is available in select cities.’ cümlesinde select cities en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Şu anda hizmeti seçmekte olan şehirler
  2. Sayıca sınırlı belirli şehirler
  3. Bölgedeki bütün şehirler
  4. Rastgele seçilmiş şehirler
Cevabı göster

Sayıca sınırlı belirli şehirler

but it especially thrives in India's Idukki district,

0:50

ama özellikle Hindistan'ın Idukki bölgesinde çok iyi gelişir.

where Raja's family has grown the spice for 30 years. Dilbilgisi

0:53

Raja'nın ailesi de burada 30 yıldır bu baharatı yetiştiriyor.

Dilbilgisi

has grown ... for 30 years: present perfect ile süre anlatımı

Present perfect yapıdaki has grown, geçmişteki bir başlangıç noktasını bugüne bağlar. for 30 years ile kullanıldığında ailenin 30 yıl önce kakule yetiştirmeye başladığını ve bu faaliyetin bugün hâlâ geçerli olduğunu veya devam ettiğini anlatır. Kalıp özne + has/have + fiilin üçüncü hâli + for + süre şeklindedir. Raja’s family gibi üçüncü tekil şahıs öznelerle has kullanılır; grow fiilinin üçüncü hâli grown'dır.

Alıştırma

İş altı yıl önce başladı ve bugün de devam ediyor. Cümleyi work fiilinin present perfect simple biçimiyle tamamlayın: Mina ____ at the library for six years.

Cevabı göster

has worked

After cardamom is planted,

0:58

Kakule ekildikten sonra

farmers must wait 3 years for the plants to mature.

0:59

çiftçiler bitkinin olgunlaşması için 3 yıl beklemek zorundadır.

When that waiting period is finally over,

1:03

Bu bekleme süresi nihayet bittiğinde,

workers have most of the year,

1:05

işçiler yılın büyük bir bölümünde,

from July to next February,

1:07

temmuzdan bir sonraki şubat ayına kadar

to harvest.

1:08

hasat yapabilir.

While that's a long harvesting period, Dilbilgisi

1:10

Hasat dönemi uzun olsa da

not all of the pods can be harvested at the same time. Dilbilgisi

1:12

tüm kapsüller aynı anda toplanamaz.

Dilbilgisi

While that's a long harvesting period: ödünleme bildiren while

“While that's a long harvesting period,” ifadesindeki while, konuşmacının kabul ettiği bir gerçeği, ardından bir sınırlama sunmadan önce verir. Burada although anlamındadır: hasat dönemi uzundur, ancak bu her baklanın tek seferde hasat edilebileceği anlamına gelmez. Bu kalıp, kabul edilen bir noktayı ve onunla karşıtlık oluşturan ana noktayı düzenler: While + kabul edilen gerçek, ana sınırlama veya karşıtlık. Bu cümlede aynı anda gerçekleşen iki eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Örnekte “While” bize ne anlatıyor?

  1. Hasat döneminin uzunluğu her baklanın aynı anda hazır olmasına neden olur.
  2. Bütün baklalar tek bir uzun hasat etkinliği sırasında toplanır.
  3. Hasat döneminin uzun olduğu kabul edilir, ancak sonraki cümlecik bir sınırlama ekler.
Cevabı göster

Hasat döneminin uzun olduğu kabul edilir, ancak sonraki cümlecik bir sınırlama ekler.

Dilbilgisi

not all of the pods: kısmi olumsuzluk

“not all of the pods” ifadesinde not, all sözcüğünü olumsuzlar. İfade, baklaların tamamından daha azının aynı anda hasat edilebileceği anlamına gelir: bazıları o sırada hasat edilebilirken bazıları edilemeyebilir. Bu anlamı “none of the pods” olacak şekilde güçlendirmeyin. Aktarılabilir not all + çoğul isim veya grup ifadesi kalıbı, bütün grup hakkındaki bir iddiayı reddeder ancak bunu her bir üye için reddetmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi all içeren kısmi olumsuzluk ifadesiyle tamamlayın: Some reports are still unfinished. ____ reports are finished.

Cevabı göster

Not all of the

And knowing precisely when to harvest is a job for highly skilled workers. Dilbilgisi

1:16

Hasat zamanını tam olarak bilmekse yüksek beceriye sahip işçilerin yapabileceği bir iştir.

Dilbilgisi

Knowing precisely when to harvest: when + mastar içeren gerund özne

Knowing precisely when to harvest, is fiilinin öznesi olarak kullanılan bir gerund öbeğidir. Bu bilgiye sahip olma etkinliğinin tamamını tek bir şey olarak ele aldığı için tekil fiil kullanımı doğaldır. Bu öznenin içindeki when to harvest, “soru sözcüğü + mastar” yapısındadır. Doğrudan bir soru değil, hasadın yapılması gereken kesin zamanı ifade eder. Aynı kalıp how to proceed veya where to meet ile de kullanılabilir.

Alıştırma

knowing, exactly ve when to leave kullanarak cümleyi bir gerund öbeğiyle tamamlayın: "____ can help you avoid traffic."

Cevabı göster

Knowing exactly when to leave

And then we have to look at the garden all the time

1:21

Sonra bahçeyi sürekli kontrol etmemiz

and pick the fruits when they are ripe.

1:23

ve meyveler olgunlaştığında toplamamız gerekiyor.

If we don't pick them when they are ripe,

1:24

Olgunlaştıklarında toplamazsak

they will go waste.

1:25

ziyan olurlar.

And picking them before they are ripe

1:27

Olgunlaşmadan önce toplamaksa

will pinch them and they won't be sold in the market.

1:28

büzüşmelerine yol açar ve pazarda satılamazlar.

It won't

1:31

O zaman

have a good smell.

1:32

güzel de kokmazlar.

And you can't pick all of them at the same time.

1:34

Ayrıca hepsini aynı anda toplayamazsınız.

And the women who know how to pick the fruits

1:36

Meyveleri nasıl toplayacağını bilen kadınlar

pick the fruits that are ripe

1:38

olgun olanları toplar,

and leave the raw ones.

1:41

ham olanlarıysa bırakır.

There will be five fruits

1:43

Dalda beş meyve olur

and they will pick two of them.

1:44

ve bunların ikisini toplarlar.

One is the ripe one Dilbilgisi

1:45

Biri olgun olandır,

and the other is the raw one.

1:45

diğeri de ham olandır.

Dilbilgisi

One ... the other ... ile bilinen iki öğeyi karşılaştırma

One ... the other ... kapalı bir ikili grubu düzenler: one, bilinen tam iki öğeden ilkini tanıtır; the other ise geriye kalan öğeye gönderme yapar. One, the ripe one ve the raw one içindeki üç one kullanımı, bağlamdan anlaşılan tekil ve sayılabilir bir ismin yerini tutar. Böylece konuşan kişi o ismi tekrarlamadan ikiliyi karşılaştırabilir.

Alıştırma

Tam olarak iki dizüstü bilgisayarı anlatan cümleyi tamamlayın: "One is lightweight, and ____ is more powerful." İkinci ve son öğeyi belirten ifadeyi kullanın.

Cevabı göster

the other

The ripe one is the one that is picked as soon as it is touched. Dilbilgisi

1:47

Olgun olan, dokunur dokunmaz kopar.

Dilbilgisi

Ani bir tetikleyiciyi anlatan as soon as

“As soon as” iki olayı birbirine bağlar ve “olur olmaz” anlamına gelir. Bu cümlede olgun olana dokunmak tetikleyici olaydır ve hemen ardından o toplanır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı ana olay + as soon as + özne + fiildir. As soon as yan cümlesi, diğer olayın gerçekleşebileceği en erken zamanı belirtir.

Alıştırma

Hemen ardından gerçekleşen bir eylemi göstermek için cümleyi as soon as ile tamamlayın: I'll open the door ____ I hear the bell.

Cevabı göster

as soon as

And the raw one is a little bit harder to pick. Dilbilgisi

1:49

Ham olanı toplamaksa biraz daha zordur.

Dilbilgisi

a little bit harder to pick: toplaması biraz daha zor

“A little bit”, karşılaştırma biçimi olan “harder” sözcüğünü niteler; dolayısıyla zorluk farkının küçük olduğunu gösterir. Ham olanın toplanması çok daha zor değil, yalnızca biraz daha zordur. “To pick” mastarı, hangi eylemin daha zor olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı a little bit + karşılaştırma sıfatı + to + fiildir; a little bit easier to carry buna bir örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle çantayı taşımanın yalnızca biraz daha zor olduğunu söylüyor?

  1. This bag is a little bit harder to carry.
  2. This bag is a little bit hard to carry.
  3. This bag is much harder to carry.
Cevabı göster

This bag is a little bit harder to carry.

To do the job right,

1:52

İşi doğru yapabilmek için

harvesters train for 6 months alongside experienced farmers.

1:54

hasat işçileri deneyimli çiftçilerin yanında 6 ay eğitim alır.

This is when they learn to decipher a ripe fruit that can be picked

1:58

Bu sürede, toplanabilecek olgun bir meyveyle

versus a raw pod that is not yet ready to harvest.

2:02

henüz hasada hazır olmayan ham bir kapsülü ayırt etmeyi öğrenirler.

And the fruit will not be ripe

2:06

Meyve henüz olgunlaşmamıştır

and it won't be ready to pick.

2:08

ve toplanmaya hazır değildir.

In the end,

2:10

Sonuçta

the plant doesn't yield much. Kelime

2:10

bitkinin verimi pek yüksek değildir.

Kelime

yield: belirli bir miktar üretmek

Burada yield, belirli miktarda mahsul veya başka bir çıktı üretmek anlamına gelir. the plant doesn’t yield much yapısında much, bitkinin ürettiği miktarı belirtir. Bu kullanım, ölçülebilir çıktıya odaklanır. Tarımla ilgili bu cümlede teslim olmak veya yol vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

“This variety yields twice as much grain,” cümlesinde yields ne anlama gelir?

  1. toplar
  2. teslim olur
  3. üretir
  4. trafikte başkasına öncelik verir
Cevabı göster

üretir

Farmers harvest a maximum of 10 pods

2:13

Çiftçiler her bitkiden ortalama en fazla 10 kapsül

on average from each plant. That number of pods produces

2:15

toplar. Bu sayıdaki kapsülden

only about 1 and 1/2 tsp of ground cardamom.

2:19

yalnızca yaklaşık 1,5 çay kaşığı öğütülmüş kakule çıkar.

But harvesting is just the beginning. Deyimler

2:24

Ancak hasat sadece başlangıçtır.

Deyimler

just the beginning: daha fazlası gelecek

just the beginning ifadesinde just yalnızca anlamına gelir. Tamamlanan eylem, daha uzun bir sürecin ilk aşaması olarak sunulur; bu nedenle ifade, ileride daha fazla iş, olay veya değişiklik bulunduğunu belirtir. İlerlemeyle ilgili bir açıklamanın ardından, çoğu zaman but ile kullanıldığında, dikkati tamamlanan şeyden sırada olana çevirir. Eylemin kısa süre önce gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ekip, birçok adımdan ilkini bitirdi. Hangi cümle daha fazla iş kaldığını en iyi şekilde belirtir?

  1. We've completed every test, so the work is over.
  2. We've completed the first test just now.
  3. We began the first test yesterday.
  4. We've completed the first test, but that's just the beginning.
Cevabı göster

We've completed the first test, but that's just the beginning.

Only after the pods are dried Dilbilgisi

2:26

Kapsüller ancak kurutulduktan sonra

will they look like the green cardamom sold in stores.

2:28

mağazalarda satılan yeşil kakule görünümünü alır.

Dilbilgisi

Only after ... will they ...: öne alınmış sınırlamadan sonra devriklik

Only after + yan cümle başa getirildiğinde, o olay sonraki sonucun gerçekleşmesi için zorunlu bir ön koşul olarak sunulur. Burada kabukların mağazalarda satılan yeşil kakulenin bilinen görünümünü kazanabilmesi için önce kurutulması gerekir. Sınırlayıcı ifade öne alındığı için ana cümlede özne ile yardımcı fiilin yeri değişir: they will look değil, will they look kullanılır. after yan cümlesi ise normal dizilişini korur: the pods are dried. Bu yapı can, do, have ve diğer yardımcı fiillerle de kullanılır: Only after X + yardımcı fiil + özne + ana fiil.

Alıştırma

Sondaki Only after ifadesini başa alarak cümleyi yeniden yazın: The machines can leave the factory only after the final inspection. Only after the final inspection ____ leave the factory.

Cevabı göster

can the machines

You can buy cardamom pods,

2:32

Kakuleyi kapsül hâlinde,

just the black seeds,

2:33

yalnızca siyah tohum olarak

or ground cardamom, Kelime

2:35

ya da öğütülmüş şekilde satın alabilirsiniz.

Kelime

ground cardamom: grind fiilinin geçmiş zaman ortacı ground

ground cardamom ifadesinde ground, grind fiilinin sıfat olarak kullanılan düzensiz geçmiş zaman ortacıdır. Kakulenin ezilerek veya öğütülerek toz hâline getirildiğini belirtir; zemin ya da toprak anlamına gelmez. Bu sıfat malzemenin fiziksel biçimini tanımlar. Aynı kalıp ground coffee ve ground pepper ifadelerinde de görülür; bu nedenle tariflerde veya ürün etiketlerinde ground + yiyecek adı genellikle öğütülmüş biçimi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için grind fiilinin geçmiş zaman ortacından oluşan sıfatı kullanın: Add one teaspoon of ____ cardamom to the sauce.

Cevabı göster

ground

which are the seeds in powdered form.

2:36

Öğütülmüş kakule, tohumların toz hâline getirilmiş şeklidir.

All of the pods head to a separate location

2:40

Tüm kapsüller ayrı bir yere götürülür

to dry for about 18 hours

2:42

ve yaklaşık 18 saat kurutulur.

within a day or so after harvesting.

2:44

Bu işlem hasattan sonraki yaklaşık bir gün içinde yapılır.

Any delay will cause the pods to decay and lose flavor. Dilbilgisi

2:47

Her türlü gecikme kapsüllerin çürümesine ve lezzetini kaybetmesine yol açar.

Dilbilgisi

cause the pods to decay and lose flavor: cause + nesne + to + fiil

cause + nesne + to + fiil yapısı, öznenin bir nesnenin eylem gerçekleştirmesine veya yeni bir duruma geçmesine yol açtığını gösterir. Bu cümlede any delay neden, the pods nesne, to decay and lose flavor ise sonuçlardır. decay ve lose, tek bir to sözcüğünden sonra bağlanmıştır. Bu to hem decay hem de lose flavor için geçerlidir; bu yüzden lose önünde tekrar edilmesi gerekmez. Bu yapı, sonuçları kesin biçimde açıklarken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi cause + nesne + to + fiil yapısıyla tamamlayın: A long delay can ____ the fruit ____ spoil and lose its freshness.

Cevabı göster

cause · to

Drying also preserves the spice's green color,

2:52

Kurutma işlemi baharatın yeşil rengini de korur.

a factor that directly impacts how valuable a pod will be

2:55

Bu renk, kapsülün değerini

and what it will be used for.

2:59

ve ne için kullanılacağını doğrudan etkileyen bir unsurdur.

And the air and the steam must go out

3:01

Hava ve buharın dışarı çıkması gerekir

in order to get a good color.

3:05

ki iyi bir renk elde edilsin.

From here, Anlatım akışı

3:10

Bu aşamadan sonra

the pods are cleaned and sorted.

3:11

kapsüller temizlenip ayrılır.

Anlatım akışı

Sonraki süreç aşamasına geçiş ifadesi olarak From here

From here, mevcut aşamayı referans noktası olarak belirler ve dikkati bundan sonra olacaklara yöneltir. Bu cümlede yeni açıklanan aşamayı temizleme ve sınıflandırma aşamasına bağlar; mutlaka fiziksel bir yeri belirtmek yerine süreci düzenler. Dinleyici bir rotanın, planın, işlemin veya açıklamanın mevcut noktasını zaten biliyorsa ifade yan cümlenin başında kullanılabilir.

Alıştırma

Fabrika turu anlatıcısı denetim aşamasını açıklamayı yeni bitirmiş ve paketleme aşamasını tanıtmak istiyor. Hangi cümlede From here süreç geçişi olarak kullanılmıştır?

  1. Over here, the products move to the packaging line.
  2. From here, the products move to the packaging line.
  3. From now on, the products move to the packaging line.
Cevabı göster

From here, the products move to the packaging line.

Workers use their hands to push and separate the smaller,

3:14

İşçiler elleriyle daha küçük,

lower quality pods through the holes.

3:17

düşük kaliteli kapsülleri deliklerden iterek ayırır.

Each pod is then graded based on its size, Kalıp ifadeler

3:22

Ardından her kapsül büyüklüğüne,

weight, and color.

3:24

ağırlığına ve rengine göre sınıflandırılır.

Kalıp ifadeler

“graded based on”: ölçütlere göre derecelendirme

Buradaki “is graded based on”, edilgen bir sınıflandırma yapısıdır. Her kapsül bir dereceye veya kalite seviyesine yerleştirilir; bu seviyeyi belirlemek için kullanılan ölçütler de boyut, ağırlık ve renktir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp “be graded based on + ölçüt/ölçütler”dir. Bu kullanımda grade, kaliteye göre sınıflandırmak veya sıralamak anlamına gelir; yalnızca bir öğrenciye okul notu vermek demek değildir.

Alıştırma

Burada “graded based on its size, weight, and color” ne anlama geliyor?

  1. Her kapsül üç ayrı ders için okul notu alır.
  2. Her kapsül herhangi bir renge sahipse otomatik olarak kabul edilir.
  3. Her kapsüle, bu özellikler ölçüt alınarak bir kalite seviyesi verilir.
Cevabı göster

Her kapsüle, bu özellikler ölçüt alınarak bir kalite seviyesi verilir.

Highly valued pods are bigger,

3:26

Çok değerli kapsüller daha büyük,

greener, and full of seeds.

3:28

daha yeşil ve tohumla doludur.

Out of all the cardamom Raja harvests,

3:30

Raja'nın topladığı tüm kakulenin

the majority won't be worth very much.

3:33

büyük çoğunluğu pek değerli olmayacaktır.

In fact,

3:36

Hatta

only a sixth will qualify as good quality marketable cardamom. Kalıp ifadeler

3:37

yalnızca altıda biri satılabilecek iyi kalite kakule sınıfına girer.

Kalıp ifadeler

“qualify as”: bir kategorinin standardını karşılamak

“Qualify as + isim öbeği”, ilgili kategorinin bir üyesi veya örneği sayılmak için gereken standardı karşılamak anlamına gelir. Burada kakulenin yalnızca altıda biri “pazarlanabilir iyi kaliteli kakule” standardını karşılamaktadır. Özne bir kişi, ürün, eylem veya kanıt olabilir. İfade bir sınıflandırma eşiğini aşmaya odaklanır; bu yüzden kuralların veya kalite ölçütlerinin bir şeyin ne sayılacağını belirlediği durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Under the award rules, only original works ____ valid entries.

Cevabı göster

qualify as

This cardamom is the first quality, 8 mm.

3:42

Bu kakule birinci kalite, 8 mm.

This is the XO quality.

3:46

Bu, XO kalitesidir.

It will be good.

3:47

İyi olacak.

It will have a lot of seeds.

3:49

Çok tohumu olacak.

This one is 1,600 rupees.

3:51

Bunun fiyatı 1.600 rupi.

Some exported whole green cardamom pods from other producers can be even costlier,

3:56

Diğer üreticilerin ihraç ettiği bazı bütün yeşil kakule kapsülleri daha da pahalı olabilir;

retailing for over four times the price at $90 per kilogram. Kalıp ifadeler

4:01

perakendede dört katından yüksek bir fiyata, kilosu 90 dolara satılabilir.

Kalıp ifadeler

Fiyatın dört katından fazlasına perakende satılmak

Burada retailing for, tüketiciden alınan perakende fiyatını belirtir. -ing yan cümlesi kapsüller hakkında bir fiyat bilgisi ekler; for ise bir amaç değil, tutar bildirir. over four times the price ifadesindeki the price, bağlamda daha önce belirlenmiş olan karşılaştırma fiyatına gönderme yapar. İfade, bu referans tutarın dört katından fazlası anlamına gelir.

Alıştırma

Ticari rapor cümlesini özneye uygun retail for biçimiyle tamamlayın: The standard lamp costs $40, while the designer version ____ more than three times the price.

Cevabı göster

retails for

The company's lowest grade costs 900 Indian rupees,

4:06

Şirketin en düşük sınıfı 900 Hindistan rupisi,

or about $12 per kilogram,

4:09

yani kilogram başına yaklaşık 12 dolar tutar

and can be sold as ground cardamom.

4:12

ve öğütülmüş kakule olarak satılabilir.

Pods with any sign of discoloration or rot aren't marketable Kalıp ifadeler

4:15

Renk değişimi ya da çürüme belirtisi taşıyan kapsüller satılamaz

and will therefore be rejected.

4:19

ve bu nedenle reddedilir.

Kalıp ifadeler

Tanda perubahan warna atau pembusukan sekecil apa pun

Any sign of + isim öbeği, söz konusu durumun en küçük belirtisi bile anlamına gelir. Burada any, kalite kuralını kesin hâle getirir: hafif bir renk değişikliği veya küçük bir çürüme belirtisi, kapsülün kabul edilmemesi için yeterlidir. of sonrasında A or B kullanıldığında iki sorundan herhangi biri yeterlidir; ikisinin birden görülmesi gerekmez. Buradaki rot, bir durumu ifade eden sayılamayan bir isimdir.

Alıştırma

Katı bir denetim kuralında any sign of discoloration or rot ne anlama gelir?

  1. Yalnızca çürümeyle birlikte görülen ciddi renk değişikliği reddedilmeye yol açar.
  2. Reddetmeden önce birkaç hasarlı kapsül bulunması gerekir.
  3. Hafif bir renk değişikliği veya çürüme belirtisi bile reddetmek için yeterlidir.
Cevabı göster

Hafif bir renk değişikliği veya çürüme belirtisi bile reddetmek için yeterlidir.

This is called vaavudhal.

4:22

Buna vaavudhal denir.

This is over ripened and burst

4:25

Bu fazla olgunlaşıp patlamış,

and that's why it is like this. This is the rejected one.

4:27

bu yüzden böyle görünüyor. Bu, reddedilenlerden.

This is the rotten cardamom.

4:31

Bu çürümüş kakule.

It rotted on the plant

4:32

Bitkinin üzerinde çürümüş,

and that's why it is like this.

4:33

bu yüzden böyle görünüyor.

There will be no good ones inside.

4:35

İçinde iyi olan hiç yoktur.

But this whole process could be totally disrupted by changes in weather.

4:39

Ancak hava koşullarındaki değişiklikler tüm bu süreci tamamen aksatabilir.

If there's too much rain, Dilbilgisi

4:44

Çok fazla yağmur yağarsa

the pods will rot.

4:45

kapsüller çürür.

If there's not enough,

4:47

Yeterince yağmazsa

they'll burn out from the sun.

4:48

güneşte yanıp kururlar.

Dilbilgisi

If there's too much rain, ... If there's not enough, ...: zıt koşullar ve sözcük düşürme

İki if cümleciği birbirine zıt, gerçekçi koşullar kurar: too much rain aşırı miktarda yağmur, not enough ise gerekli miktardan daha azı demektir. İkinci cümlecikte rain sözcüğü ilk cümlecikten anlaşılır ve tekrarı önlemek için kullanılmaz. Olası bir koşulu belirtmek için if + geniş zaman, sonuç cümleciğinde ise will gibi bir gelecek zaman biçimi kullanılır. Bu, gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir sonucu anlatan birinci koşul cümlesi yapısıdır.

Alıştırma

İki koşulu dersteki miktar ifadeleriyle tamamlayın: If there's ____ rain, the roots may rot. If there's ____, the soil may dry out.

Cevabı göster

too much · not enough

More recently,

4:51

Son dönemde

the world's climate crisis and unpredictable weather in India's Idukki district specifically

4:52

dünyadaki iklim krizi ve özellikle Hindistan'ın Idukki bölgesindeki öngörülemez hava koşulları

have hurt supplies of green cardamom.

4:57

yeşil kakule arzını olumsuz etkiledi.

The district makes up at least a sixth of global production Öbek fiiller

5:01

Bu bölge, dünya üretiminin en az altıda birini

and roughly three quarters of India's green cardamom production.

5:04

ve Hindistan'ın yeşil kakule üretiminin yaklaşık dörtte üçünü karşılıyor.

Öbek fiiller

makes up: bir bütün içindeki payı ifade etmek

Burada makes up, “oluşturur” veya “payına sahiptir” anlamındadır. Özne olan the district ölçülen parçadır; kesir ifadeleri ise bu parçanın daha büyük toplamlar içindeki payını belirtir. Üretim, nüfus, bütçe ve benzeri toplamlar içindeki payları anlatmak için X makes up Y percent or fraction of Z yapısını kullanın. Fiil X ile uyum gösterir: tekil özneyle makes up, çoğul özneyle make up kullanılır.

Alıştırma

Bir bütün içindeki payı anlatan cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? Online sales ___ 40 percent of the company's revenue.

  1. make up
  2. make up for
  3. are made up of
Cevabı göster

make up

But its supply took a hit in recent years Deyimler

5:08

Ancak bölgenin arzı son yıllarda darbe aldı;

as harsh weather and rains ruined farmers' crops.

5:10

sert hava koşulları ve yağmurlar çiftçilerin mahsullerini mahvetti.

Deyimler

Took a hit: belirgin bir darbe veya gerileme yaşamak

Bu cümlede took a hit, “belirgin biçimde zarar gördü veya azaldı” anlamına gelir. Kötü hava koşulları ekinlere zarar verdiği için arz azaldı; fiziksel olarak vurulan bir şey yoktur. Kalıp özne + take a hit biçimindedir ve take zamana göre takes, took veya has taken a hit olur. Olumsuz bir olayı arz, satışlar, mali durum, itibar veya performans gibi bir şeye vurulan darbe olarak sunar.

Alıştırma

“Belirgin bir gerileme yaşadı” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After several customers canceled their orders, the store's sales ____.

Cevabı göster

took a hit

This drove up the prices of cardamom in 2019, Öbek fiiller

5:14

Bu durum 2019'da kakule fiyatlarını yükseltti,

but didn't necessarily benefit small farmers. Dilbilgisi

5:18

ancak küçük çiftçilere mutlaka fayda sağlamadı.

Öbek fiiller

Drove up: bir fiyatın veya düzeyin yükselmesine neden olmak

Bu cümlede drove up, “yükselmesine neden oldu” anlamına gelir. Arzın azalması kakule fiyatlarının yükselmesine yol açtı. Burada drive up ettirgen ve geçişli bir yapıdır: bir neden bir fiyatı, maliyeti, oranı, talebi veya ölçülebilen başka bir düzeyi yükseltir. Drove prices up örneğinde olduğu gibi up, nesneden sonra da gelebilir. Özne artışa neden olan gücü, nesne ise artan şeyi belirtir.

Alıştırma

Bir etkenin artışa neden olduğunu göstermek için drove up ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Delivery costs drove up after the fuel shortage.
  2. The fuel shortage drove up delivery costs.
  3. The fuel shortage drove delivery costs.
Cevabı göster

The fuel shortage drove up delivery costs.

Dilbilgisi

didn't necessarily benefit: sonucun kesin olduğu çıkarımını reddetmek

Burada didn't necessarily benefit, yüksek fiyatların küçük çiftçilere fayda sağlayacağını garanti etmediğini anlatır. Bazıları fayda görmüş olabilir; ancak cümle ne hepsinin ne de hiçbirinin fayda gördüğünü söyler. Not necessarily bir sonucu zayıflatır: sonucun otomatik olmadığını belirtir, fakat tersinin kesinlikle doğru olduğunu söylemez. Kanıtlar tek ve açık bir sonucu göstermediğinde dikkatli bir çıkarım yapmak için kullanılır.

Alıştırma

Şu cümlenin en doğru yorumunu seçin: “The new schedule didn't necessarily save us time.”

  1. Kesinlikle zaman kazandırdı.
  2. Zaman kazandırmış olabilir, ancak zaman kazandırması garanti değildi.
  3. Kesinlikle zaman kazandırmadı.
Cevabı göster

Zaman kazandırmış olabilir, ancak zaman kazandırması garanti değildi.

In order to make a huge profit,

5:21

Yüksek kâr elde etmek için

farmers need a large inventory.

5:23

çiftçilerin ellerinde büyük miktarda ürün olması gerekir.

And when cardamom is sold in small amounts by small farmers,

5:26

Küçük çiftçiler kakuleyi az miktarlarda sattığında

most of the payment is used to cover the cost of production only. Kalıp ifadeler

5:29

ödemelerin çoğu yalnızca üretim maliyetini karşılamaya gider.

Kalıp ifadeler

cover the cost of production: üretim masrafını ödemek

Cover the cost of production ifadesindeki cover, masrafı ödemeye yetecek kadar para sağlamak anlamına gelir. Burada çiftçilerin aldığı ödemenin büyük bölümü kakuleyi üretme maliyeti için harcanır. Bir maliyeti karşılamak tek başına kâr etmek anlamına gelmez. Yalnızca masrafın ödenebildiğini söyler; sonrasında para kalıp kalmadığını ya da ne kadar kaldığını belirtmez.

Alıştırma

Bir kulüp 800 dolar topladı ve bir etkinlik için 800 dolar harcadı. Hangi cümle paranın masrafı ödemeye yeterli olduğuna odaklanır?

  1. The club still owed the full cost of the event.
  2. The club made a profit on the event.
  3. The money covered the cost of the event.
Cevabı göster

The money covered the cost of the event.

Raja spends about 15,000 Indian rupees,

5:34

Raja yaklaşık 15.000 Hindistan rupisini,

or about $200 per acre,

5:37

yani akre başına yaklaşık 200 doları

just on fertilizer.

5:40

sadece gübreye harcıyor.

That's between 10 and 15% of the total profits he'll make off that acre.

5:42

Bu, o akreden elde edeceği toplam kârın %10 ila %15'ine denk geliyor.

And those profits often don't cover the total Raja must spend on production.

5:48

Üstelik bu kâr çoğu zaman Raja'nın toplam üretim giderlerini karşılamıyor.

All this considered, Anlatım akışı

6:23

Tüm bunlar göz önüne alındığında,

the global cardamom market is expected to grow by about $169 million Kalıp ifadeler

6:24

küresel kakule pazarının yaklaşık 169 milyon dolar büyümesi bekleniyor.

between 2021 and 2025.

6:29

2021 ile 2025 yılları arasında.

Anlatım akışı

Sonuç çerçevesi olarak All this considered

All this considered, cümle başında kullanılan bir özetleme çerçevesidir. All this daha önce ele alınan etkenlere gönderme yaparken considered bu etkenlerin hesaba katıldığını belirtir. İfade tek başına işlev görür; değerlendiren bir kişi ya da eylemi yapan bir özne eklemek gerekmez. Ana cümleden önce kullanıldığında bu etkenlerin gözden geçirilmesini sonlandırır ve ardından gelen ifadenin onlara dayanan genel bir değerlendirme olduğunu gösterir. Anlamı, “bütün bunlar hesaba katıldığında” ifadesine yakındır.

Alıştırma

Örnek cümlede All this considered ne işlev görür?

  1. Önceki etkenleri bir araya getirip genel bir sonuç sunar.
  2. Listeye ilgisiz yeni bir gerçek daha ekler.
  3. Birinin hâlâ pazarı etkin biçimde değerlendirdiğini gösterir.
Cevabı göster

Önceki etkenleri bir araya getirip genel bir sonuç sunar.

Kalıp ifadeler

is expected to grow by + artış miktarı

Is expected to, büyümeyi kesin bir gerçek olarak değil, bir tahmin veya aktarılan öngörü olarak sunar. Edilgen yapı odağı pazarda tutar; tahmini yapan kişi veya kuruluş belirtilmeyebilir. Grow by değişimin miktarını verir. Burada about $169 million, pazarın ulaşacağı tahmini son değer değil, tahmini artış miktarıdır. Son değer için grow to, başlangıç ve bitiş noktalarının ikisi de önemliyse from ... to ... kullanılır.

Alıştırma

$2 million nihai geliri değil artış miktarını göstersin diye cümleyi by veya to ile tamamlayın: Revenue is expected to grow ____ $2 million next year.

Cevabı göster

by

This is good for the industry,

6:33

Bu, sektör için iyi bir gelişme,

but could present a challenge for farmers unable to meet demand Kalıp ifadeler

6:35

ancak talebi karşılayamayan çiftçiler için sorun yaratabilir.

as the climate crisis continues to threaten the supply of this coveted spice.

6:38

Çünkü iklim krizi bu gözde baharatın arzını tehdit etmeyi sürdürüyor.

Kalıp ifadeler

present a challenge for: biri için zorluk yaratmak

Bu cümlede present a challenge for farmers, “çiftçiler için bir zorluk yaratmak veya ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Could kip belirteci, bu zorluğun kesin değil, olası olduğunu gösterir. present a challenge for + kişi veya grup kalıbı, zorlukla kimin karşılaşacağını belirtir. Buradaki present, “bir şeyin ortaya çıkmasına yol açmak” anlamındaki bir fiildir; “hediye etmek” veya “göstermek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “... için bir zorluk yaratmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The new reporting rules could ____ small clinics with limited staff.

Cevabı göster

present a challenge for

Kalıp ifadeler

meet demand: talebi karşılamak

Burada meet demand, “insanların istediği veya ihtiyaç duyduğu miktara yetecek kadar mal ya da hizmet sağlamak” anlamına gelir. Meet, taleple fiziksel olarak karşılaşmak anlamına gelmez; gereken düzeye ulaşmak veya onu karşılamak demektir. Bir üretici, tedarikçi, hizmet veya sistem, arzı ya da kapasitesi yeterliyse meet demand edebilir. Unable to meet demand, yeterli miktarı sağlayamamak anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi “ihtiyaç duyulan miktara yetecek kadar sağlamak” anlamındaki hedef eşdizimle tamamlayın: The bakery added a night shift to ____ for holiday orders.

Cevabı göster

meet demand