Aşık olmanın bilimi - Shannon Odell: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
671 kelime 162 kel/dk

Video özeti: Video, romantik aşkı yoğun tutulmadan bağlanmaya ve ayrılık acısına kadar izleyerek ödül devrelerinin, hormonların, ağrı işlemenin, stresin ve dürtü denetiminin çekim, bağ, kayıp ve iyileşmeyi nasıl biçimlendirdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. find yourself excessively daydreaming — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir davranışın ya da durumun bilinçli bir karar olmadan geliştiğini anlatmak için find yourself + fiil-ing yapısını kullanmayı öğrenin. Burada yapı, yoğun tutulma döneminde yeni partnerle ilgili düşüncelerin dikkati giderek ele geçirmesini ifade eder. 2. thanks in large part to — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Bir etkeni tek neden ilan etmeden önemli bir neden olarak göstermek için bu ifadeyi kullanın. Artan rahatlık ve bağlılığın büyük ölçüde, fakat yalnızca, oksitosin ile vazopressinden kaynaklanmadığını hassas biçimde anlatmanızı sağlar. 3. can pump the brakes on — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Sürüşten gelen bu benzetmeyi süren bir süreci yavaşlatmak, dizginlemek veya azaltmak anlamında tanıyın. Akıl yürütme ve dürtü denetimi bölgelerinin sıkıntıyı ve eski partnere ulaşma isteğini zamanla nasıl azalttığını somutlaştırır.

Bu derste

Love is often described as heartwarming, Notlar

0:06

Aşk genellikle yürek ısıtan,

heart-wrenching,

0:08

yürek burkan,

and even heartbreaking.

0:09

ve hatta kalp kırıcı olarak tanımlanır.

Kalıp ifadeler

be described as: bir nitelemeyi tanıtmak

Be described as, özneyi niteleyen, sınıflandıran veya değerlendiren sözleri tanıtır. Bu cümlede as, insanların aşkı nitelemek için kullandığı üç ifadeyi getirir. Edilgen kalıp subject + be + described as + description şeklindedir. As, özneyi onun niteliğine bağladığı için atılmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi describe fiilinin edilgen biçimi ve nitelemeyi tanıtan edatla tamamlayın: The neighborhood is often ____ quiet and family-friendly.

Cevabı göster

described as

Kelime

heartwarming ... heart-wrenching ... heartbreaking: duygusal bir ölçek

Bu heart- birleşik sıfatları, heart sözcüğünü bir vücut organı olarak değil, duygular için bir mecaz olarak kullanır. Heartwarming olumludur; sıcaklık, mutluluk veya duygulanma hissi verir. Heart-wrenching ve heartbreaking olumsuzdur; ikisi de yoğun duygusal acı veya üzüntü anlatır. Liste, huzur veren sıcaklıktan acıya doğru ilerler. Even burada heartbreaking ifadesini son ve en güçlü ya da en dikkat çekici nokta yapar; ancak heart-wrenching ile heartbreaking arasında her bağlamda geçerli sabit bir derece sırası oluşturmaz.

Alıştırma

En uygun sözcüğü seçin: The video of the rescued dog seeing its family again was ____.

  1. heartwarming
  2. heartbreaking
  3. heart-wrenching
Cevabı göster

heartwarming

So, what does the brain have to do with it? Kalıp ifadeler

0:11

Peki, beynin bununla ne alakası var?

Kalıp ifadeler

have to do with it?: bir bağlantıyı sormak

Have to do with, “bağlantılı olmak” veya “ilgili olmak” anlamına gelir. What does X have to do with Y? kalıbı, X ile Y arasında nasıl bir bağlantı olduğunu sorar. Buradaki it, daha önce konuşulan konuya gönderme yapar. Buradaki have to ifadesini “zorunda olmak”, do sözcüğünü de ayrı olarak “yapmak” diye yorumlamayın. Bu soruda does soru yapısını kurar, have yalın hâlde kalır ve have to do with bütünü ilişkiyi anlatır.

Alıştırma

Soruyu “ilgili olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: What does sleep ____ memory?

Cevabı göster

have to do with

Everything.

0:14

Her şey.

The journey from first spark to last tear is guided by a symphony of neurochemicals and brain systems. Deyimler

0:16

İlk kıvılcımdan son gözyaşına kadar olan yolculuk, nörokimyasalların ve beyin sistemlerinin bir senfonisi tarafından yönlendirilir.

Deyimler

from first spark to last tear: duygusal yolculuğun tamamını kapsamak

From A to B, iki uç noktayı kullanarak bütün bir süreci kapsayabilir. Burada first spark ilk çekimi mecazi olarak anlatırken last tear bir ilişkinin sona ermesindeki üzüntüyü düşündürür. Bu ifade, iki gerçek olayı sıralamaz. First ile last, spark ile tear eşleştirilerek bütün duygusal yolculuk kısa bir görüntüye sığdırılır ve heyecan verici başlangıç ile acı veren son arasında karşıtlık kurulur.

Alıştırma

Bu cümlede from first spark to last tear esas olarak neyi ifade ediyor?

  1. Gerçek bir yangını ve ardından gelen bir yaralanmayı anlatır.
  2. Bir ilişkinin çekimden üzücü bir sona uzanan duygusal yolculuğunu özetler.
  3. Her ilişkide mutlaka bulunması gereken iki olayı belirtir.
Cevabı göster

Bir ilişkinin çekimden üzücü bir sona uzanan duygusal yolculuğunu özetler.

Deyimler

is guided by a symphony of: koordineli etkiler tarafından yönlendirilmek

Edilgen “is guided by” ifadesi, yolculuğun by sözcüğünden sonra belirtilen etkenler tarafından şekillendirildiğini veya yönlendirildiğini anlatır. Burada bilinçli bir rehberin varlığını ima etmez. “A symphony of”, birbirinden farklı birçok parçanın düzenli biçimde birlikte çalışmasını anlatan bir benzetmedir. Cümle, nörokimyasalları ve beyin sistemlerini gerçek bir müzik ya da tek bir neden olarak değil, koordineli etkiler olarak sunar.

Alıştırma

Cümledeki “a symphony of neurochemicals and brain systems” neyi vurguluyor?

  1. Birçok biyolojik etken koordineli biçimde birlikte çalışarak süreci etkiler.
  2. Tek bir kimyasal bütün süreci tek başına kontrol eder.
  3. Gerçek müzik beyin etkinliğini yönlendirir.
Cevabı göster

Birçok biyolojik etken koordineli biçimde birlikte çalışarak süreci etkiler.

As you begin to fall for someone, Öbek fiiller

1:06

Birine aşık olmaya başladığınızda,

you may find yourself excessively daydreaming about them and wanting to spend more and more time together. Notlar

1:08

kendinizi aşırı derecede onun hakkında hayal kurarken ve onunla giderek daha fazla zaman geçirmek isterken bulabilirsiniz.

Öbek fiiller

fall for someone: birine karşı romantik duygular geliştirmek

“Fall for someone”, o kişiye karşı romantik duygular geliştirmeye başlamak demektir. “Begin to fall for” ifadesinde odak, duyguların başlayıp gelişmesi üzerindedir; fiziksel olarak düşmek kastedilmez. “Fall for” ifadesinin anlamını nesnesi belirlemeye yardımcı olur. Romantik bir bağlamda nesne bir kişiyse genellikle o kişiden etkilenmeye başlamak anlamına gelir; nesne a lie, a trick veya a scam ise aldanmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi “romantik duygular geliştirmeye başlamak” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After months of talking, Maya began to ____ Jordan.

Cevabı göster

fall for

Dilbilgisi

find yourself excessively daydreaming: istemeden gelişen bir davranışı fark etmek

find yourself doing something yapısında find, bulmak değil, fark etmek veya anlamak anlamına gelir. Dönüşlü zamir özneye gönderme yapar; ardından gelen -ing biçimi de kişinin fark ettiği davranışı veya durumu belirtir. Burada excessively, daydreaming sözcüğünü niteler: kişi bunu bilinçli olarak seçmemiş olsa da gereğinden fazla hayal kurduğunu fark eder. Bu yapı, yavaş yavaş veya beklenmedik biçimde gelişen bir davranışı ya da durumu anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi find oneself doing yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a month in the new job, I ____ checking my email before breakfast.

Cevabı göster

found myself

Kalıp ifadeler

more and more time: sürekli artan bir miktar

More and more + isim, bir miktarın veya sayının zamanla artmaya devam ettiğini gösterir. Burada time bir miktarı belirtir ve sayılamazdır; bu nedenle more and more time kullanılır. Bu yapı devam eden bir eğilimi vurgular. More time yalnızca bir miktarı başka bir miktarla karşılaştırır; miktarın sürekli arttığını tek başına belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle test için harcanan toplam zaman miktarının artmaya devam ettiğini belirtir?

  1. We tested the app many more times.
  2. We spent more and more time testing the app.
  3. Each test took longer and longer.
Cevabı göster

We spent more and more time testing the app.

This first stage of love is what psychologists call infatuation or passionate love. Notlar

1:14

Aşkın bu ilk aşaması, psikologların tutkunluk veya tutkulu aşk dedikleri şeydir.

Kalıp ifadeler

is what psychologists call: uzmanlık adını tanıtma

A is what experts call B kalıbı, uzmanların A'ya B adını verdiği anlamına gelir. Burada A aşkın bu ilk aşaması, psychologists uzman grubu, B ise infatuation or passionate love ifadesidir. Bu yapıda what soru sözcüğü değildir. is'ten sonra gelen ve uzmanlık adını veren what psychologists call infatuation or passionate love isim yan cümlesini başlatır. Uzman grubunu ve terimi değiştirerek kalıbı A is what scientists/economists/doctors call B biçiminde yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi is what psychologists call adlandırma kalıbıyla tamamlayın: This tendency ____ confirmation bias.

Cevabı göster

is what psychologists call

Kelime

infatuation veya passionate love: ilişkili ama farklı etiketler

Bu psikoloji açıklamasında infatuation ve passionate love, romantik aşkın erken ve son derece yoğun bir biçimini ya da aşamasını adlandırır. Infatuation genellikle güçlü çekime ek olarak idealleştirmeyi de düşündürür ve çoğu zaman kişiler birbirini derinden tanımadan önce ortaya çıkar. Passionate love ise güçlü çekim, özlem ve duygusal ya da fiziksel uyarılma için kullanılan daha tarafsız psikoloji etiketidir. Burada or, terimleri ilk aşamayla ilgili adlar olarak sunar; ancak onları her bağlamda aynı yapmaz. İki terim de tek başına olgun, güvenli ve uzun süreli aşk anlamına gelmez.

Alıştırma

Diğer kişiyi çok az tanımaya dayanan yoğun ve idealleştirilmiş çekimi en güçlü biçimde hangi terim anlatır?

  1. infatuation
  2. passionate love
  3. attachment
Cevabı göster

infatuation

Your new relationship can feel almost intoxicating. Deyimler

1:20

Yeni ilişkiniz neredeyse sarhoş edici hissettirebilir.

Deyimler

feel almost intoxicating: neredeyse sarhoş edici bir hissi anlatan mecaz

feel + sıfat yapısı, bir deneyimin onu yaşayan kişiye nasıl geldiğini anlatır. Burada intoxicating mecaz anlamdadır: yeni bir ilişkinin verdiği heyecan, haz ve kendini kaptırma duygusu, sarhoşluğa benzeyen güçlü bir hisle karşılaştırılır. Gerçekten alkol almayı veya zehirlenmeyi anlatmaz. almost, anlamı neredeyse diyerek ifadeyi yumuşatır. Böylece canlı bir benzetme yapılır, ancak kişinin kelimenin tam anlamıyla sarhoş olduğu söylenmez.

Alıştırma

Bu cümlede feel almost intoxicating ne anlama geliyor?

  1. Bu heyecan o kadar güçlü hissedilebilir ki neredeyse sarhoş olmak gibidir.
  2. Her yeni ilişkide alkol içmek gerekir.
  3. İlişki tıbben zehirlidir.
Cevabı göster

Bu heyecan o kadar güçlü hissedilebilir ki neredeyse sarhoş olmak gibidir.

And when it comes to the brain, Kalıp ifadeler

1:24

Ve konu beyne geldiğinde,

that's not far from the truth. Kalıp ifadeler

1:25

bu gerçeğe hiç de uzak değildir.

Kalıp ifadeler

when it comes to the brain: konuyu daraltmak

when it comes to + isim, zamir veya gerund yapı, konuşmayı tek bir konuya ya da açıya sınırlar. Bu cümlede ifade, yeni bir ilişkinin genel olarak tarif edilmesinden beyin düzeyindeki bir açıklamaya geçiş sağlar. Bu, konu belirleyen bir ifadedir; zaman bildiren bir yan cümle değildir. Buradaki when bir şeyin gelmesi anlamına gelmez ve it de beyne doğru hareket eden bir nesneyi göstermez.

Alıştırma

Konuyu belirleyen ifadeyi tamamlayın: When it ____ planning a trip, flexibility matters.

Cevabı göster

comes to

Kalıp ifadeler

not far from the truth: gerçeğe oldukça yakın

Bu cümlede not far from the truth, “gerçeğe oldukça yakın” demektir. Burada uzaklık, doğruluk derecesini anlatan bir benzetmedir; far fiziksel mesafeyi anlatmaz. Bu ifade temkinli bir onay verir. Bir iddiayı, karşılaştırmayı veya mecazı destekler ancak her ayrıntının tamamen doğru olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede not far from the truth ne anlama geliyor?

  1. İddia kısa bir fiziksel mesafeyi anlatır.
  2. İddia tamamen yanlıştır.
  3. İddia doğru olmaya oldukça yakındır.
Cevabı göster

İddia doğru olmaya oldukça yakındır.

Infatuated individuals show increased activation in the ventral tegmental area. Kelime

1:27

Kara sevdalı bireyler, ventral tegmental alanda artan bir aktivasyon gösterirler.

Kelime

bilimsel raporlamada show increased activation

show increased activation yapısında show, “bir bulgu sergilemek” veya “gözlem sonucunda sahip olduğu görülmek” anlamına gelir; bir şeyi izleyiciye sunmak anlamında değildir. Dil bilgisel özne, anlatılan kişi, grup, tarama veya veri olabilir; increased activation ise gözlemlenen ölçüm örüntüsüdür. Nörobilim raporlarında increased, activation adını niteler ve bir başlangıç düzeyi, başka bir koşul veya başka bir grupla karşılaştırma yapıldığını gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı show + increased/decreased + activity veya activation biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi show increased activation yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Compared with rest, the scans ____ in regions linked to attention.

Cevabı göster

showed increased activation

The VTA is the reward processing and motivation hub of the brain, Kelime

1:33

VTA, beynin ödül işleme ve motivasyon merkezidir,

Kelime

reward processing and motivation hub: işlevsel merkez anlamındaki hub

Bu isim öbeğinde hub, ilgili faaliyetlerin yoğunlaştığı önemli bir merkez anlamına gelir; bir ulaşım istasyonu değildir. reward processing and motivation sözleri, bu merkezle ilişkili işlevleri açıklar. Cümle, VTA'nın önemli bir rolünü özetlemek için bu ifadeyi kullanır. VTA'yı bu işlevler açısından önemli gösterir, ancak bunlara katılan tek beyin bölgesi olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede reward processing and motivation hub ne anlama gelir?

  1. Ödül işleme ve motivasyonda rol alan önemli bir merkezdir.
  2. Ödüllerin fiziksel olarak dağıtıldığı bir istasyondur.
  3. Her tür motivasyonu üreten tek beyin bölgesidir.
Cevabı göster

Ödül işleme ve motivasyonda rol alan önemli bir merkezdir.

firing when you do things like eat a sweet treat, Anlatım akışı

1:37

tatlı bir şeyler yediğinizde,

quench your thirst, Kalıp ifadeler

1:40

susuzluğunuzu giderdiğinizde,

Kalıp ifadeler

quench your thirst: susuzluğu gidermek için doğal eşdizim

Quench your thirst, bir şey içerek susuzluğu gidermek anlamına gelen yerleşik bir eşdizimdir. Quench fiildir, your thirst ise onun nesnesidir. Quench ayrıca bir yangını “söndürmek” anlamına gelebilir, ancak hangi anlamın geçerli olduğunu nesne gösterir. İngilizcede normalde stop your thirst denmez; burada doğal ve kısa ifade quench your thirst olur.

Alıştırma

Cümleyi “susuzluğunu gidermek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: After the long run, drink some water to ____.

Cevabı göster

quench your thirst

or in more extreme cases, Anlatım akışı

1:41

veya daha aşırı durumlarda,

take drugs of abuse. Kelime

1:42

uyuşturucu kullandığınızda ateşlenir.

Anlatım akışı

do things like: temsilî örnekler sunmak

Do things like önce geniş bir eylem kategorisi belirtir, ardından like belirli örnekleri sunar. Buradaki like, «örneğin» anlamına gelir; «hoşlanmak» anlamındaki fiil değildir. eat, quench ve take fiilleri, insanların yapabileceği eylemlere ait paralel örneklerdir. Bu kalıp, listenin eksiksiz değil örnekleyici olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz örnek sunma kalıbıyla tamamlayın: You can reduce waste when you ____ reusing bags and repairing old items.

Cevabı göster

do things like

Anlatım akışı

in more extreme cases: daha güçlü veya ciddi bir örneğe geçiş

In more extreme cases, dinleyiciye sıradaki örneğin aynı ölçeğin daha güçlü, ciddi veya sıra dışı ucuna yaklaştığını bildiren bir geçiş ifadesidir. More, sıradaki durumu daha önce belirtilen daha hafif durumlarla karşılaştırır. Buradaki cases, hukuki davalar değil “durumlar” veya “örnekler” anlamındadır. İfade bu cümlede sıradan örneklerden daha yüksek riskli bir örneğe geçişi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, yaygın bir durumdan daha ciddi bir duruma geçmek için in more extreme cases ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Most headaches improve with rest; in more extreme cases, some people prefer blue pillows.
  2. Most headaches improve with rest; in more extreme cases, the pain is always milder.
  3. Most headaches improve with rest; in more extreme cases, medical treatment may be needed.
Cevabı göster

Most headaches improve with rest; in more extreme cases, medical treatment may be needed.

Kelime

take drugs of abuse: kötüye kullanım veya bağımlılık riski taşıyan maddeleri kullanmak

Drugs of abuse terimi, sıkça amacı dışında kullanılan ve bağımlılık ya da ciddi zarar riski taşıyabilen maddeler için kullanılan resmî bir etikettir. Of abuse, maddeleri kötüye kullanım potansiyellerine veya bilinen kötüye kullanım örüntülerine göre sınıflandırır; “daha önce kötüye kullanılmış ilaçlar” anlamına gelmez. Take drugs of abuse ifadesindeki take, bu maddeleri tüketmek veya kullanmak anlamındadır. Maddeleri fiziksel olarak eline almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî sağlık metinlerinde drugs of abuse genellikle ne anlama gelir?

  1. Daha önce kötüye kullanılmış ilaçlar
  2. Kötüye kullanım veya bağımlılık riski olduğu bilinen maddeler
  3. Doktorun reçete ettiği her ilaç
Cevabı göster

Kötüye kullanım veya bağımlılık riski olduğu bilinen maddeler

Activation releases the feel-good neurotransmitter dopamine, Kelime

1:44

Aktivasyon, iyi hissettiren nörotransmitter olan dopamini salgılar,

Kelime

feel-good neurotransmitter dopamine: bilim iletişiminde kullanılan gayriresmî bir etiket

The feel-good neurotransmitter dopamine isim öbeğinde dopamine maddenin adıdır; feel-good neurotransmitter ise önüne getirilen, anlaşılması kolay bir açıklamadır. Birleşik sıfat feel-good, “hoş duygular üreten” anlamına gelir ve isimden önce kullanıldığında tireyle yazılır. Burada genel okur için dopamin ile ödül ve haz arasında hızlı bir bağlantı kurar. Bu, bilim iletişiminde kullanılan bir kısaltmadır; eksiksiz bir tıbbi tanım değildir. Dopamin motivasyon, öğrenme, hareket ve başka süreçlerde de rol oynar.

Alıştırma

"Activation releases the feel-good neurotransmitter dopamine" cümlesindeki feel-good neurotransmitter ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Dopaminin mutluluk yaratmak dışında hiçbir işlevi olmadığını belirten kesin bir iddiadır.
  2. Dopamini ödül veya haz duygularıyla ilişkilendiren anlaşılır bir etikettir; eksiksiz bir bilimsel tanım değildir.
  3. Dopaminin tadı güzel bir yiyecek olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Dopamini ödül veya haz duygularıyla ilişkilendiren anlaşılır bir etikettir; eksiksiz bir bilimsel tanım değildir.

teaching your brain to repeat behaviors in anticipation of receiving the same initial reward. Notlar

1:48

aynı ilk ödülü almayı umarak beyninize davranışları tekrarlamayı öğretir.

Dilbilgisi

teaching your brain to repeat behaviors: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Virgülden sonra gelen -ing yan cümlesi teaching your brain to repeat behaviors, önceki olayın tamamının sonucunu ekler: dopaminin salgılanması, beynin davranışı tekrarlama örüntüsünü öğrenmesine yol açar. Yapı, thereby teaching your brain veya which teaches your brain kullanılarak yeniden ifade edilebilir. Buradaki teaching mecazidir. Kimse beyne gerçek anlamda ders vermemektedir; bu sözcük, bir ödül mekanizmasının sonraki davranışları zamanla nasıl şekillendirdiğini anlatır.

Alıştırma

Cümledeki -ing yan cümlesi teaching your brain to repeat behaviors hangi işlevi görür?

  1. Dopamin salgılanmasının sonucunu verir.
  2. Dopamini etkinleştirmenin amacını belirtir.
  3. İlk yan cümleyle ilgisiz, ayrı bir eylemi belirtir.
Cevabı göster

Dopamin salgılanmasının sonucunu verir.

Kalıp ifadeler

in anticipation of receiving: beklenen bir sonuç nedeniyle harekete geçmek

In anticipation of receiving, “almayı beklediği için” anlamına gelir. Burada aynı ödülü alma beklentisi, beynin davranışı tekrarlamasını sağlar; ifade yalnızca tekrarın ödülden önce gerçekleştiğini belirtmez. Of bir edattır; bu nedenle receiving bir isim-fiildir. Yeniden kullanılabilen yapı in anticipation of + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi “ekip almayı beklediği için” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The support team opened another phone line ____ more calls after the product launch.

Cevabı göster

in anticipation of receiving

This increased VTA activity is the reason love's not only euphoric, Dilbilgisi

1:54

VTA aktivitesindeki bu artış, aşkın sadece coşku vermesinin değil,

but also draws you towards your new partner. Kalıp ifadeler

1:58

aynı zamanda sizi yeni partnerinize çekmesinin de nedenidir.

Dilbilgisi

not only euphoric, but also draws: ikinci bir sonuç eklemek

Burada not only...but also... aşk hakkında iki yargıyı bağlar: aşk coşku verir ve seni yeni bir partnere doğru çeker. İki yargı da doğrudur; ikincisi ek bir sonuç olarak sunulur. love's içindeki 's, is anlamına gelir. Yapıyı görmek için cümleyi love not only is euphoric but also draws you toward your new partner şeklinde düşünebilirsin. Bu ikilide but also bilgi ekler; zıt bir sonuç sunmaz.

Alıştırma

not only...but also yapısını tamamla: The app not only tracks your workouts ____ offers coaching tips.

Cevabı göster

but also

Kalıp ifadeler

draws you towards: birini bir kişiye veya hedefe doğru çekmek

Burada draws you towards, birine karşı çekim hissetmeni ve o kişiye yaklaşmaya ya da dikkatini ona yöneltmeye daha yatkın olmanı sağlamak anlamına gelir. Draw bu kullanımda resim çizmek demek değildir. Kalıp draw + kişi + toward(s) + kişi, yer, fikir veya hedef şeklindedir. Çekim, gerçek bir fiziksel çekişten çok duygusal, sosyal ya da ilgiye dayalı olabilir.

Alıştırma

"The welcoming atmosphere drew Nina toward the community center," cümlesinde drew Nina toward ne anlama gelir?

  1. Nina'yı toplum merkezinden uzaklaşmaya zorladı.
  2. Nina'nın toplum merkezinin resmini çizmesini sağladı.
  3. Nina'nın toplum merkezine gitmekle ilgilenmesini sağladı.
Cevabı göster

Nina'nın toplum merkezine gitmekle ilgilenmesini sağladı.

At this first stage,

2:01

Bu ilk aşamada,

it may be hard to see any faults in your new perfect partner. Kalıp ifadeler

2:02

yeni ve mükemmel partnerinizde herhangi bir hata görmek zor olabilir.

Kalıp ifadeler

hard to see any faults: kusurları fark etmenin zorluğu

Hard to see any faults, kusurları fark etmenin zor olduğu anlamına gelir. Burada see “fark etmek veya algılamak”, faults ise bir kişinin karakterindeki ya da davranışlarındaki kusurlar demektir; bir kazadaki sorumluluğu ifade etmez. be hard to + fiil yapısı, yapılması zor olan bir eylemi anlatır. Any, hard sözcüğündeki olumsuz düşünceyle uyumludur ve tek bir kusurun bile fark edilmesinin zor olabileceğini düşündürür; partnerin hiç kusuru olmadığını kanıtlamaz.

Alıştırma

“It was hard to see any faults in the proposal at first” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Belirli bir hatayı kimin yaptığını görmek zordu.
  2. Başlangıçta teklifin zayıf yönlerini fark etmek zordu.
  3. Başlangıçta tekliften hiç kimse sorumlu değildi.
Cevabı göster

Başlangıçta teklifin zayıf yönlerini fark etmek zordu.

This haze is thanks to love's influence on higher cortical brain regions. Notlar

2:06

Bu sis perdesi, aşkın daha yüksek kortikal beyin bölgeleri üzerindeki etkisi sayesindedir.

Deyimler

This haze: belirsiz yargı için bir benzetme

Burada This haze, net olmayan düşünce veya yargı için kullanılan bir benzetmedir. Haze normalde fiziksel görüşü bulanıklaştırır; bu nedenle bu imge, aşkın kişinin partnerindeki kusurları fark etmesini zorlaştırdığını anlatır. This, bu cümleden hemen önce açıklanan belirsiz yargıya gönderme yapar. Açıklayıcı metinlerde this + özetleyen isim yapısı, önceki bir düşünceyi kısa bir ad altında toplayıp ardından nedenini açıklamayı sağlar.

Alıştırma

Örnekte “This haze” neyi ifade eder?

  1. Partnerin evinin yakınındaki hava kirliliği
  2. Partnerin kusurlarını fark etmeyi zorlaştıran belirsiz yargı
  3. Beynin çevresindeki gerçek sis
Cevabı göster

Partnerin kusurlarını fark etmeyi zorlaştıran belirsiz yargı

Kalıp ifadeler

thanks to: neden belirtmek

Burada thanks to, This haze durumunun nedenini belirtir. because of, yani “nedeniyle” anlamına gelir ve to sonrasındaki love's influence on higher cortical brain regions ad öbeği nedeni gösterir. Bu ifade bir neden-sonuç ilişkisi kurar; teşekkür bildirmez. Bu yapı, bir sonucu o sonucu ortaya çıkaran kişi, şey veya olayla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi thanks ile başlayan iki sözcüklü neden ifadesiyle tamamlayın: The project finished early ____ everyone's careful planning.

Cevabı göster

thanks to

Some newly infatuated individuals show decreased activity in the brain's cognitive center, Kültür

2:11

Yeni aşık olan bazı bireyler, beynin bilişsel merkezi olan

the prefrontal cortex.

2:16

prefrontal kortekste azalmış aktivite gösterirler.

Kültür

brain's cognitive center, the prefrontal cortex: işlev tanımı ve teknik ad

brain's cognitive center, kolay anlaşılır bir işlev tanımıdır. Virgülden sonra gelen the prefrontal cortex aynı bölgenin teknik adını verir. İkinci ad öbeği bir appozitiftir: başka bir konum eklemek yerine ilk öbeği yeniden adlandırır ve tanımlar. Prefrontal korteks planlama, yargılama ve eleştirel düşünmeyle ilişkilidir. Onu cognitive center diye adlandırmak genel izleyicinin bilimsel açıklamayı takip etmesini kolaylaştırır; ancak bu, basitleştirilmiş bir işlev etiketidir ve tek resmî anatomik ad değildir.

Alıştırma

Bu cümlede virgülden sonra gelen the prefrontal cortex ne işe yarar?

  1. Etkinliği azalan ayrı bir beyin bölgesi daha ekler.
  2. brain's cognitive center olarak tanımlanan aynı bölgenin teknik adını verir.
  3. Etkinliğin neden azaldığını açıklar.
Cevabı göster

brain's cognitive center olarak tanımlanan aynı bölgenin teknik adını verir.

As activation of this region allows us to engage in critical thought and pass judgment, Notlar

2:18

Bu bölgenin aktivasyonu eleştirel düşünme ve yargıda bulunmamızı sağladığından,

Kalıp ifadeler

engage in critical thought and pass judgment: düşünmek ve değerlendirmek

Engage in critical thought, dikkatli ve analitik düşünme sürecine katılmak anlamına gelir. Buradaki critical, yalnızca olumsuz olmak değil, fikirleri ve kanıtları değerlendirmek demektir. Pass judgment, bir değerlendirme oluşturmak veya ifade etmek anlamına gelir. Burada pass «göndermek» anlamında değildir. İki fiil öbeği and ile bağlanır ve birbiriyle ilişkili iki bilişsel yeteneği belirtir.

Alıştırma

Vurgulanan iki parçalı ifadeyle cümleyi tamamlayın. Her boşluğa bir sözcük yazın: To make a fair decision, first ____ in critical thought, then ____ judgment.

Cevabı göster

engage · pass

it's not surprising we tend to see new relationships through rose-colored glasses. Deyimler

2:22

yeni ilişkilere pembe gözlüklerle bakma eğiliminde olmamız şaşırtıcı değildir.

Dilbilgisi

As activation of this region allows us to...: neden bildiren As

Burada As, "because" veya "since" gibi neden bildirir. Baştaki yan cümle, "it's not surprising" ifadesiyle verilen sonucun nedenini açıklar; yalnızca eylemin zamanını belirtmez. allows us to engage... içinde allow + object + to-infinitive kalıbı, «birinin bir şeyi yapmasını mümkün kılmak» anlamına gelir. Buradaki this region, hemen önce sözü edilen prefrontal korteksi ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede As nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Bölgenin başka bir şey rolünde olduğunu belirtir.
  2. Bölgenin etkinleştiği kesin zamanı gösterir.
  3. Sonucun nedenini bildirir.
Cevabı göster

Sonucun nedenini bildirir.

Deyimler

through rose-colored glasses: gerçekçi olmayacak kadar olumlu bakmak

To see veya view someone or something through rose-colored glasses, bir kişiyi ya da şeyi gerçekçi olmayacak kadar olumlu veya ideal hâliyle görmek demektir. Bu bakış açısı kusurları, riskleri veya uyarı işaretlerini gizleyebilir. Bu cümlede ifade, insanların yeni ilişkileri idealize edebileceğini anlatır. Buradaki gözlükler gerçekte var olan gözlükler değil, bir benzetmedir.

Alıştırma

Bir şeye gerçekçi olmayacak kadar olumlu bakmayı anlatan deyimi tamamlayın: Even after the warnings, Mia still viewed the proposal through ____.

Cevabı göster

rose-colored glasses

While this first stage of love can be an intense rollercoaster of emotions and brain activity, Deyimler

2:27

Aşkın bu ilk aşaması yoğun bir duygu ve beyin aktivitesi lunapark treni olabilse de,

Deyimler

intense rollercoaster of emotions: güçlü duygusal iniş çıkışlar

A rollercoaster of emotions, duyguların yüksek ve düşük noktalar arasında hızlı ve tekrar tekrar değişmesini anlatan bir benzetmedir. Yalnızca çok sayıda duygu hissetmeyi değil, değişimi ve istikrarsızlığı vurgular. Burada intense benzetmeyi güçlendirir: aşkın ilk aşaması özellikle güçlü ve ani duygu değişimleri içerebilir. Gerçek bir lunapark aracı kastedilmez.

Alıştırma

an intense rollercoaster of emotions öncelikle neyi anlatır?

  1. Değişmeden kalan tek bir güçlü duygu
  2. Lunaparkta gerçek bir hız treni yolculuğu
  3. Yüksek ve düşük noktalar arasında hızla değişen güçlü duygular
Cevabı göster

Yüksek ve düşük noktalar arasında hızla değişen güçlü duygular

it typically only lasts a few months,

2:32

genellikle sadece birkaç ay sürer,

making way for the more long-lasting stage of love Kalıp ifadeler

2:34

yerini aşkın daha uzun süren aşaması olan

known as attachment or compassionate love. Kalıp ifadeler

2:37

bağlanma veya şefkatli aşka bırakır.

Kalıp ifadeler

making way for: yerini bir sonraki aşamaya bırakmak

Burada making way for mecaz anlamdadır: kısa süren aşama zayıflar veya sona erer ve daha uzun süren bir aşama onun yerini alır. Gerçek anlamda yol açmayı değil, bir geçişi anlatır. -ing yan tümcesi, önceki aşamanın yalnızca birkaç ay sürmesinin ardından ne olduğunu ekler: bu aşama yerini bir sonraki aşamaya bırakır.

Alıştırma

Cümleyi make way for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Temporary signs are gradually ____ permanent displays as the renovation nears completion.

Cevabı göster

making way for

Kalıp ifadeler

known as attachment or compassionate love: bir kavramı adlandırmak

known as attachment or compassionate love, önceki isim öbeği the more long-lasting stage of love ifadesini niteler ve bu aşamaya bir ad verir. Yapı, which is known as attachment or compassionate love biçiminde genişletilebilir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi tümcesidir: known geçmiş zaman ortacıdır ve as sonrasında ad veya etiket gelir. Burada or, iki ayrı aşama değil, aynı genel aşama için kullanılan iki adı tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi known ve doğru edatla tamamlayın: This learning method is ____ spaced repetition.

Cevabı göster

known as

As your relationship develops, Dilbilgisi

3:04

İlişkiniz geliştikçe,

you may feel more relaxed and committed to your partner, Kalıp ifadeler

3:06

büyük ölçüde iki hormon sayesinde,

Dilbilgisi

As your relationship develops: paralel değişimleri as ile bağlamak

As your relationship develops ifadesindeki as, “bir süreç ilerledikçe” veya “bir değişimle birlikte” anlamına gelir. Bu yan cümle, sonrasında söylenenler için değişen bir zaman çerçevesi oluşturur: ilişki gelişirken kişinin duyguları da bu süreçte yavaş yavaş değişebilir. Kalıp As + özne + değişim bildiren fiil şeklindedir ve ardından değişen başka bir durum gelir. Genellikle iki değişimin birlikte ilerlediğini gösterir; ilk değişimin ikincisinin tek ve doğrudan nedeni olduğunu kendi başına ileri sürmez.

Alıştırma

Maya zamanla deneyim kazandı ve aynı dönemde özgüveni arttı. Hangi cümle, birinin diğerine neden olduğunu açıkça söylemeden iki değişimi paralel süreçler olarak sunar?

  1. Because Maya gained experience, she became more confident.
  2. As Maya gained experience, she became more confident.
  3. Maya worked as an experienced manager.
Cevabı göster

As Maya gained experience, she became more confident.

Kalıp ifadeler

committed to your partner: bir ilişkide ciddi bağlılık

committed to your partner ifadesinde committed, bir ilişkide ciddi ve sürekli bağlılık ile sadakati anlatan bir sıfattır. Feel fiilinden sonra relaxed ile aynı yapıda kullanılır: you may feel relaxed and feel committed. Yalnızca birinden hoşlanmaktan veya ona ilgi duymaktan daha güçlü bir anlam taşır. Kalıp be ya da feel committed to + kişi, isim veya -ing biçimi şeklindedir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle sonrasında bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: committed to supporting each other.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki kalıpla tamamlayın: Jordan and his partner want to build a future together. Jordan feels ____ his partner.

Cevabı göster

committed to

thanks in large part to two hormones, Kalıp ifadeler

3:08

partnerinize daha rahat ve bağlı hissedebilirsiniz:

oxytocin and vasopressin. Kültür

3:11

oksitosin ve vazopressin.

Kalıp ifadeler

thanks in large part to: başlıca ama tek olmayan bir neden

Thanks in large part to, bir sonucun büyük bölümünü açıklayan bir nedeni belirtirken başka nedenlere de pay bırakır. Bu cümlede iki hormon, açıklamanın tamamı olarak değil, başlıca etkenler olarak sunulur. Yeniden kullanılabilir kalıp sonuç + thanks in large part to + başlıca neden şeklindedir. Buradaki thanks to kişisel minnettarlık değil, neden-sonuç ilişkisi bildirir.

Alıştırma

Daha iyi planlamanın başlıca nedenlerden biri olduğunu, ancak tek neden olmadığını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The recovery was ____ better planning.

Cevabı göster

thanks in large part to

Kültür

oxytocin and vasopressin: iki hormonun adı

Oxytocin ve vasopressin iki hormonun adıdır. Dil bilgisel olarak bu ifade bir appozisyondur: hemen önce geçen two hormones ifadesinin hangi hormonları anlattığını belirtir. Çevredeki açıklamada bu hormonlar eş bağı kurma, güven ve destek duyguları ve bağlanmayla ilişkilendirilir. Bunlar bağ kurmanın biyolojik açıklamasının bir parçasıdır; insan adı değildir ve yalnızca iki kimyasalın ilişkileri belirlediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede oxytocin ve vasopressin neyin adıdır?

  1. Bağlanmayı inceleyen iki bilim insanı
  2. Karar vermede rol oynayan iki beyin bölgesi
  3. Eş bağıyla bağlantılı olarak ele alınan iki hormon
Cevabı göster

Eş bağıyla bağlantılı olarak ele alınan iki hormon

Known as pair-bonding hormones, Kelime

3:13

Çift bağlama hormonları olarak bilinirler,

they signal trust, Kelime

3:15

güven,

feelings of social support,

3:16

sosyal destek hissi,

and attachment.

3:18

ve bağlanma sinyali verirler.

Kelime

Known as pair-bonding hormones: kısaltılmış edilgen yapıyla etiketleme

Known as pair-bonding hormones, edilgen bir yan cümlenin kısaltılmış hâlidir. Anlamca öznesi they olduğu için They are known as pair-bonding hormones biçiminde açılabilir. Ana cümleden önce kullanıldığında önce etiketi verir, ardından ana cümle hormonların ne yaptığını açıklar. Pair-bonding, partnerler arasında istikrarlı bir bağ kurmak veya bu bağı sürdürmek demektir. Burada hormones sözcüğünü niteler; sıradan bir eşleştirme oyununu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “adı verilen” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ the Morning Star, Venus is often visible shortly before sunrise.

Cevabı göster

Known as

Kelime

signal trust, feelings of social support, and attachment: fiil olarak signal

Burada signal, işaret veya mesaj anlamındaki isim değil, geçişli bir fiildir. Hormonlar; güven, sosyal destek ve bağlılıkla ilişkili durumları gösteren veya bu durumların başlamasına yardımcı olan biyolojik haberciler olarak sunulur. Fiilin üç sıralı nesnesi vardır: trust, feelings of social support ve attachment. Signal tek başına hormonların tek neden olduğunu veya herkesin aynı şekilde tepki vereceğini ileri sürmez.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada They signal trust and attachment ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Her insanın mutlaka güven ve bağlılık hissedeceğini garanti ederler.
  2. Güven ve bağlılıkla ilişkili biyolojik mesajları gösterir veya iletirler.
  3. Trust ve Attachment adlı iki elektronik aygıttırlar.
Cevabı göster

Güven ve bağlılıkla ilişkili biyolojik mesajları gösterir veya iletirler.

In this way, Anlatım akışı

3:20

Bu şekilde,

romantic love is not unlike other forms of love, Dilbilgisi

3:20

romantik aşk, aşkın diğer biçimlerinden farklı değildir,

Anlatım akışı

Yöntemden sonuca geçiş sağlayan In this way

In this way bir bağlantı ifadesidir. This, hemen önce açıklanan yöntem veya mekanizmaya gönderme yapar; burada güveni, desteği ve bağlılığı güçlendiren süreci anlatır. Fiziksel bir yolu ifade etmez. Bu ifade önceki bilgileri toparlar ve bunları ardından gelen sonuca dayanak yapar. Açıklayıcı metinlerde çoğu zaman “bu böyle işler” düşüncesinden “bundan şu sonucu çıkarabilir veya şunu elde edebiliriz” düşüncesine geçişi gösterir.

Alıştırma

İlk cümle bir yöntemi açıklıyor. Bu yöntemi sonucuna en iyi bağlayan ifade hangisidir? The library labels each shelf by topic. ____, visitors can find books more quickly.

  1. On the way
  2. By the way
  3. In this way
Cevabı göster

In this way

Dilbilgisi

is not unlike: benzerliği temkinli biçimde ifade etme

Not unlike, çift olumsuzluğa benzeyen bir ifadedir: not, unlike sözcüğünü olumsuzlar. Bu nedenle X is not unlike Y, X'in ilgili bir açıdan Y'ye benzediği anlamına gelir. Bu ifade is similar to kadar doğrudan değildir. İki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemeden benzerliğe temkinli biçimde işaret eder.

Alıştırma

“The new schedule is not unlike the old one” cümlesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?

  1. The two schedules are very different.
  2. The two schedules are completely identical.
  3. The two schedules have some similarities.
Cevabı göster

The two schedules have some similarities.

as these hormones also help bond families and friendships. Kalıp ifadeler

3:23

çünkü bu hormonlar aynı zamanda aileleri ve arkadaşlıkları bağlamaya da yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

also help bond families and friendships: aile ve arkadaşlık bağlarını güçlendirmeye de yardımcı olmak

Burada bond, duygusal bir bağ kurarak veya mevcut bağı güçlendirerek insanları birbirine yakınlaştırmak anlamında kullanılan bir fiildir. Bu yoğunlaştırılmış anlatımda bond families and friendships, aile içindeki ve arkadaşlar arasındaki yakınlığı desteklemek demektir; finansal tahvil veya fiziksel yapıştırıcı anlamına gelmez. Yapı help + fiilin yalın hâlidir: help bond. Also, bunun tek etki değil, ek bir etki olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bond fiilini bir grubu daha sıkı biçimde birleştirmek anlamında doğru kullanır ve help + fiilin yalın hâli yapısına uyar?

  1. Working toward one goal can help bond with a new team.
  2. Working toward one goal can help bond a new team.
  3. Working toward one goal can help bonded a new team.
Cevabı göster

Working toward one goal can help bond a new team.

Further,

3:27

Ayrıca,

oxytocin can inhibit the release of stress hormones, Kelime

3:28

oksitosin stres hormonlarının salınımını engelleyebilir,

Kelime

inhibit the release of stress hormones: stres hormonlarının salınmasını baskılamak

Inhibit the release of stress hormones, stres hormonlarının salındığı süreci sınırlamak veya baskılamak anlamına gelen resmî bir bilimsel ifadedir. Inhibit genellikle bir sürece müdahaleyi anlatır; tek başına salınımın sıfıra düştüğünü söylemez. Dil bilgisi açısından release, inhibit the release of + madde yapısında bir isimdir. Bu isim öbeği biyoloji ve tıpta yaygındır.

Alıştırma

Bir araştırma, bir bileşiğin hormon salınımını baskıladığını ancak salınımın tamamen durduğunu göstermediğini belirtiyor. En doğru cümle hangisidir?

  1. The compound may inhibit the release of the hormone.
  2. The compound may cause the hormone to be released.
  3. The compound may prevent any release of the hormone.
Cevabı göster

The compound may inhibit the release of the hormone.

which is why spending time with a loved one can feel so relaxing. Notlar

3:31

bu nedenle sevilen biriyle vakit geçirmek çok rahatlatıcı hissettirebilir.

Dilbilgisi

which is why: bir nedeni sonucuna bağlamak

Bu cümlede which, önceki düşüncenin tamamına, yani oksitosinin stres hormonlarının salgılanmasını engelleyebileceği bilgisine gönderme yapar. Burada soru sözcüğü değildir. which is why, sevilen biriyle zaman geçirmenin rahatlatıcı gelebilmesi sonucunu açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp “neden veya açıklama, which is why + sonuç” biçimindedir. Nedeni ve onun sonucunu aynı cümlede birleştirir.

Alıştırma

Cümleyi, nedene gönderme yapıp sonucu açıklayan üç sözcüklü ilgi cümleciği bağlantısıyla tamamlayın: The road was flooded, ____ the buses were delayed.

Cevabı göster

which is why

Kelime

a loved one: sevdiğiniz yakın bir kişi

A loved one, sevdiğiniz ve önemsediğiniz kişidir. Eş veya sevgili, bir aile üyesi ya da size çok yakın başka biri olabilir; yalnızca romantik bir partner anlamına gelmez. Bu isim öbeğinde loved, one sözcüğünü niteler; one ise person yerine kullanılır. Böylece kişinin tam rolünü belirtmeden ilişkiden sıcak bir biçimde söz edilebilir.

Alıştırma

Bir hastane, kişinin eş veya sevgili mi yoksa akraba mı olduğunu belirtmeden yakınınızdaki biriyle iletişim kurmanızı istiyor. Hangi ifade en uygundur?

  1. a loved one
  2. a lover
  3. a business partner
Cevabı göster

a loved one

As early love's suspension of judgment fades, Kelime

3:35

İlk aşkın yargıyı askıya alması azaldıkça,

Kelime

suspension of judgment: yargıyı geçici olarak askıya alma

Bu cümlede suspension of judgment, eleştirel değerlendirme yetisinin geçici olarak zayıflamasını veya bir kenara bırakılmasını anlatan bir isim öbeğidir. Aşkın ilk döneminin, kişinin eşini ya da partnerini açık biçimde değerlendirme eğilimini azalttığı ifade edilir. Bu durum azaldıkça daha net değerlendirme yetisi geri gelir. Buradaki judgment, hukuki bir karar değil, değerlendirme yetisidir.

Alıştırma

Bu cümlede suspension of judgment ne anlama geliyor?

  1. Kişi düşünme yetisini kalıcı olarak kaybeder.
  2. Mahkeme hemen hukuki bir karar verir.
  3. Eleştirel değerlendirme geçici olarak zayıflar veya askıya alınır.
Cevabı göster

Eleştirel değerlendirme geçici olarak zayıflar veya askıya alınır.

it can be replaced by a more honest understanding and deeper connection. Kalıp ifadeler

3:38

yerini daha dürüst bir anlayış ve daha derin bir bağ alabilir.

Kalıp ifadeler

can be replaced by: yeni unsuru belirleme

Yapı can + be + replaced + by şeklindedir. X can be replaced by Y kalıbında X önceki şey veya durumdur; by sonrasındaki Y ise onun yerini alan yeni unsurdur. Buradaki it, suspension of judgment ifadesine gönderme yapar. Can, değişimin kesin değil, mümkün olduğunu gösterir: daha dürüst bir anlayış ve daha derin bir bağ bu durumun yerini alabilir.

Alıştırma

Hangi cümle "The old system can be replaced by a newer system" ile aynı anlama gelir?

  1. The old system can replace a newer system.
  2. A newer system can replace the old system.
  3. A newer system can be replaced by the old system.
Cevabı göster

A newer system can replace the old system.

Kalıp ifadeler

more honest understanding and deeper connection: ilişki değişimini anlatan sıralı karşılaştırmalar

more honest understanding ifadesinde more honest, soyut isim olan understanding'i niteler; deeper connection ifadesinde ise deeper, connection'ı niteler. İki karşılaştırma sıfatı ve isim öbeği and ile bağlanır. Bu nedenle cümle, tek ve daha büyük bir değişimi değil, birbiriyle ilişkili iki değişimi anlatır. Buradaki honest yalnızca yalan içermemek anlamına gelmez; gerçek duruma daha sadık ve daha az idealize edilmiş olmayı anlatır. Deeper ise daha güçlü ve daha anlamlı bir duygusal bağı belirtir. Her iki karşılaştırma da önceki, daha az açık veya daha zayıf bağlı bir durumla karşılaştırma kurar.

Alıştırma

Bu cümlede more honest understanding and deeper connection neyi anlatıyor?

  1. Daha az dikkatli bir bakış ve daha zayıf bir bağ
  2. Daha gerçekçi bir bakış ve daha güçlü bir bağ
  3. Daha az yalan içeren bir ifade ve daha hızlı bir internet bağlantısı
Cevabı göster

Daha gerçekçi bir bakış ve daha güçlü bir bağ

Alternatively,

3:42

Alternatif olarak,

as your rose-colored glasses begin to lose their tint, Deyimler

3:43

pembe gözlükleriniz rengini kaybetmeye başladıkça,

problems in your relationship may become more evident. Kalıp ifadeler

3:46

ilişkinizdeki sorunlar daha belirgin hale gelebilir.

Deyimler

rose-colored glasses begin to lose their tint: genişletilmiş bir mecaz

Rose-colored glasses, bir kişiyi veya durumu gerçekçi olmayan biçimde ve fazlasıyla olumlu görme şeklini anlatan bir deyimdir. Olumlu duyguların, kusurları veya uyarı işaretlerini gizleyen bir filtre gibi çalıştığını düşündürür. Burada lose their tint, bu görüntünün yaratıcı biçimde genişletilmesidir. İdealize edilmiş filtre zayıflamaya başladığında kişi ilişkiyi daha net görebilir ve ilişkinin sorunları daha belirgin hâle gelebilir. Cümle gerçek merceklerin renginin değiştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede rose-colored glasses begin to lose their tint ne anlama geliyor?

  1. Gerçek gözlükler güneşte soluyor.
  2. Kişinin görme yetisi kötüleşiyor.
  3. Kişinin aşırı idealize edilmiş bakışı daha gerçekçi hâle geliyor.
Cevabı göster

Kişinin aşırı idealize edilmiş bakışı daha gerçekçi hâle geliyor.

Kalıp ifadeler

may become more evident: olasılık ve değişim

May kesinlik değil, olasılık bildirir. Become bir durum değişikliğini gösterir; more evident ise “öncesine göre fark edilmesi veya anlaşılması daha kolay” demektir. Cümle, sorunların zaten var olabileceğini ve sonradan daha belirginleşebileceğini anlatır; sorunların kesinlikle ortaya çıkacağını veya yeni oluştuğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi may, become ve evident sözcüğünün karşılaştırmalı biçimiyle tamamlayın: As the investigation continues, the pattern ____.

Cevabı göster

may become more evident

No matter the reason a relationship ends, Dilbilgisi

4:12

Bir ilişkinin bitme nedeni ne olursa olsun,

we can blame the ache and pain that accompanies heartbreak on the brain. Kalıp ifadeler

4:15

kalp kırıklığına eşlik eden sızı ve acı için beyni suçlayabiliriz.

Dilbilgisi

No matter the reason: tek bir ortak sonuç bildiren ödünleme

No matter the reason bir ödünleme anlatır: Belirli neden değişebilir, ancak ana cümledeki sonucu değiştirmez. “Nedeni ne olursa olsun” şeklinde anlaşılabilir. Bu cümlede ifade, bir ilişkinin sona ermesinin tüm olası nedenlerini bir araya getirir ve dikkati kalp kırıklığıyla ilgili ortak sonuca yöneltir. Buradaki matter, kalıplaşmış no matter yapısının parçasıdır; “madde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ for the delay, every passenger will receive an update.

Cevabı göster

No matter the reason

Kalıp ifadeler

blame X on Y: bir sonucu bir nedene bağlamak

blame X on Y yapısında X sorun ya da olumsuz sonuç, Y ise bundan sorumlu tutulan kişi, şey veya nedendir. Bu cümlede X'in tamamı the ache and pain that accompanies heartbreak, Y ise the brain ifadesidir. Uzun isim öbeği ache sözcüğünden sonra bitmez. Yapının tamamını görmek için on the brain bölümüne kadar okumak gerekir. Bu bağlamda blame ahlaki bir suçlama yapmak yerine bir nedeni veya mekanizmayı açıklar.

Alıştırma

Cümleyi blame X on Y yapısındaki doğru edatla tamamlayın: The team blamed the mistake ____ poor communication.

Cevabı göster

on

Kalıp ifadeler

ache and pain that accompanies heartbreak: accompany ile “birlikte ortaya çıkmak”

ache and pain ifadesi duygusal sıkıntıyı fiziksel bir sızı gibi somut hâle getirir. that accompanies heartbreak ilgi cümleciği hangi acıdan söz edildiğini belirtir. Burada ache and pain tek bir birleşik deneyim olarak anlaşıldığı için cümlecikte tekil fiil biçimi accompanies kullanılır. Burada accompany, bir kişiyle birlikte bir yere gitmek anlamına gelmez. Başka bir durumla birlikte ortaya çıkmak ya da o durumun bir özelliği olmak anlamındadır; acı, kalp kırıklığı deneyiminin bir parçası olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi accompany fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A feeling of uncertainty often ____ major life changes.

Cevabı göster

accompanies

The distress of a breakup activates the insular cortex, Kelime

4:18

Bir ayrılığın verdiği ızdırap, insular korteksi aktive eder,

Kelime

The distress of a breakup: ayrılığın yol açtığı ciddi duygusal acı

Bu cümlede the distress of a breakup, romantik bir ilişkinin bitmesinin yol açtığı ciddi duygusal acı ve kaygı anlamına gelir. Distress, sıradan sadness durumundan daha güçlü ve kapsamlı bir hâli anlatır; bunalmış veya başa çıkamaz hissetmeyi de içerebilir. of ile kurulan bölüm, sıkıntıya neden olan ya da onunla ilişkili deneyimi belirtir. Aynı yapı the distress of losing a job gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Bu cümlede The distress of a breakup ne anlama geliyor?

  1. Ayrılık sırasında gönderilen bir acil durum sinyali
  2. Bir ayrılığın yol açtığı ciddi duygusal acı
  3. Ayrılıkla ilgisi olmayan kısa ve hafif bir hayal kırıklığı
Cevabı göster

Bir ayrılığın yol açtığı ciddi duygusal acı

a region that processes pain,

4:22

burası, ayak bileğinizi burkmak gibi fiziksel,

both physical like spraining your ankle, Dilbilgisi

4:24

aynı zamanda reddedilme duyguları gibi sosyal

as well as social like the feelings of rejection. Kelime

4:26

acıyı işleyen bir bölgedir.

Dilbilgisi

both physical ... as well as social: iki acı türünü bağlamak

Bu ifade pain kavramını birbirine paralel iki kategoriye ayırır. Physical, ayak bileğini burkma örneğiyle bedensel acıyı; social ise reddedilme örneğiyle ilişkilerle bağlantılı acıyı belirtir. Both, iki kategorinin geleceğini haber verir ve her sıfattan sonra pain sözcüğü varmış gibi anlaşılır. Anlamı takip ederken yapıyı both physical pain and social pain şeklinde okuyun. like ile başlayan ifadeler iki kategorinin örneklerini verir; yeni kategoriler eklemez.

Alıştırma

Yargılayın: düzenlenmiş resmî yazıda 'Pain can be both physical and social' genellikle 'Pain can be both physical as well as social.' ifadesine tercih edilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Kelime

Sosyal durumlarda the feelings of rejection

the feelings of rejection, bir kişi istenmediğini, dışlandığını veya kabul edilmediğini hissettiğinde ortaya çıkan duygular anlamına gelir. Burada rejection sosyal ve duygusaldır; yalnızca bir başvurunun ya da teklifin reddedilmesiyle sınırlı değildir. feelings sözcüğünün çoğul olması; incinme, üzüntü, utanç veya yalnızlık gibi farklı tepkileri kapsayabileceğini gösterir. Bu ifade tek bir duygudan çok, bu duyguların kaynağı olan reddedilme deneyimini adlandırır.

Alıştırma

Hangi durum feelings of rejection ifadesinin sosyal anlamını en iyi gösterir?

  1. Bir paketin yarın ulaşacağını öğrenmek
  2. Arkadaşları tarafından dışlandıktan sonra incinmiş ve istenmiyormuş gibi hissetmek
  3. Bir yarışı kazandıktan sonra gurur duymak
Cevabı göster

Arkadaşları tarafından dışlandıktan sonra incinmiş ve istenmiyormuş gibi hissetmek

As days pass, Anlatım akışı

4:29

Günler geçtikçe,

you may find yourself once again daydreaming about or craving contact with your lost partner. Notlar

4:30

kendinizi bir kez daha kaybettiğiniz partneriniz hakkında hayal kurarken veya onunla iletişim kurmayı şiddetle arzularken bulabilirsiniz.

Anlatım akışı

Zaman çizgisini ilerleten As days pass,

As days pass, 'günler geçtikçe' veya 'zaman ilerledikçe' anlamına gelir. As bir zaman yan cümlesi başlatır; pass ise 'sınavı geçmek' değil, 'zamanın geçmesi' anlamındadır. Bu yan cümle, açıklamayı içinde bulunulan andan daha sonra ortaya çıkabilecek tepkilere taşır. Genel olarak As + zaman ifadesi + pass(es) kalıbı, zaman ilerlerken bir şeyin yavaş yavaş geliştiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle As days pass ile aynı zaman ilerletme kalıbını kullanır?

  1. She passed the exam, so she celebrated.
  2. Please pass the calendar to me.
  3. As weeks pass, the new routine becomes easier.
Cevabı göster

As weeks pass, the new routine becomes easier.

Dilbilgisi

find yourself once again daydreaming: kendini istemeden yeniden hayal kurarken bulmak

Find yourself doing something, çoğu zaman önceden planlamadan veya istemeden bir şeyi yaptığınızı fark etmek demektir. Bu cümlede find yourself, “kendini aramak” anlamına gelmez. Once again, daydreaming eylemini tekrarlanan bir düzenin parçası yapar: bu daha önce olmuş ve şimdi geri dönmüştür. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı find yourself + zarf ifadesi + -ing şeklindedir; find yourself once again daydreaming bunun bir örneğidir.

Alıştırma

Cümleyi find yourself once again ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A week after deleting the app, Maya ____ checking the website.

Cevabı göster

found herself once again

Kalıp ifadeler

craving contact with: güçlü bir iletişim ihtiyacı

Craving contact with someone, o kişiyle iletişim kurmak veya etkileşimde bulunmak için güçlü ve kalıcı bir istek duymak demektir. Crave doğrudan bir isim alabilir; bu nedenle yapı crave contact with + kişi şeklindedir. Burada craving, find yourself ifadesinden sonra daydreaming ile eş görevli olarak kullanılır. Bu anlamda contact, iletişimi veya insanlar arası etkileşimi anlatan sayılamayan bir isimdir; telefona veya adres defterine kaydedilmiş bir kişiyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi contact ismi ve doğru edatla tamamlayın: After three weeks alone, he was craving ____ other people.

Cevabı göster

contact with

The drive to reach out may feel overwhelming, Öbek fiiller

4:35

Ulaşma dürtüsü karşı konulamaz hissedilebilir,

Öbek fiiller

drive to reach out: iletişime geçmeye yönelik güçlü bir dürtü

Burada drive, güçlü bir iç güç veya dürtü anlamında kullanılan bir isimdir. to reach out biçimindeki to'lu mastar, bu dürtünün kişiyi hangi eyleme yönelttiğini belirtir. Bu bağlamda reach out, eli uzatmak değil, biriyle iletişimi başlatmak veya temasa geçmek anlamına gelir. Bu nedenle drive to reach out, karşı koyması zor olabilen güçlü bir iletişime geçme dürtüsüdür.

Alıştırma

Örnekte drive to reach out ne anlama geliyor?

  1. bir yere arabayla gidip biriyle buluşma planı
  2. eli fiziksel olarak uzatma hareketi
  3. biriyle iletişime geçmeye yönelik güçlü bir içsel dürtü
Cevabı göster

biriyle iletişime geçmeye yönelik güçlü bir içsel dürtü

like an extreme hunger or thirst. Deyimler

4:38

tıpkı aşırı bir açlık veya susuzluk gibi.

Deyimler

like an extreme hunger or thirst: acil bir isteği anlatan benzetme

Like burada bir benzetme başlatır: daha önce sözü edilen dürtü, aşırı açlık veya susuzlukla karşılaştırılır. Bu karşılaştırma mecazidir; kişinin gerçekten yiyeceğe ya da suya ihtiyacı olduğu söylenmez. Soyut bir duygusal dürtüyü fiziksel, acil ve görmezden gelmesi zor bir ihtiyaç gibi hissettirir.

Alıştırma

Burada like an extreme hunger or thirst neyi gösteriyor?

  1. Konuşan kişi yiyecek ile su arasında seçim yapmaktadır.
  2. Kişinin hemen yiyip içmesi gerekir.
  3. Dürtü, temel bir fiziksel ihtiyaç kadar yoğun ve görmezden gelmesi zor hissedilir.
Cevabı göster

Dürtü, temel bir fiziksel ihtiyaç kadar yoğun ve görmezden gelmesi zor hissedilir.

When looking at photos of a former partner, Kelime

4:40

Eski bir partnerin fotoğraflarına bakarken,

Kelime

a former partner: geçmişteki romantik partner

Burada former, partner sözcüğünden önce gelen bir sıfattır. Bu kişinin geçmişte birinin partneri olduğunu ancak artık olmadığını belirtir. Bu bağlamda partner, romantik partner veya hayat arkadaşı anlamındadır. Bu kullanım, daha önce sözü edilen iki kişi ya da şeyden ilkini belirten the former isim öbeği değildir. Former sözcüğünden sonra partner isminin gelmesi, burada geçmişteki bir durumu anlattığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede former, “geçmişte bir rolü üstlenmiş kişi” anlamında sıfat olarak kullanılmıştır?

  1. Maya chose the blue bag over the red one; the former was cheaper.
  2. Maya asked a former coach for advice.
  3. Maya and Leo formed a study group.
Cevabı göster

Maya asked a former coach for advice.

heartbroken individuals again show increased activity in the VTA, Anlatım akışı

4:42

kalbi kırık bireyler, VTA'da tekrar artan aktivite gösterirler,

the motivation and reward center that drove feelings of longing during the initial stages of the relationship. Kelime

4:47

burası ilişkinin ilk aşamalarında özlem duygularını yönlendiren motivasyon ve ödül merkezidir.

Anlatım akışı

again show increased activity: önceki bir örüntüye dönmek

Again önceki bilgiye gönderme yapar: VTA’daki etkinlik artışı, ilişkinin daha erken bir aşamasıyla bağlantılı olarak zaten ele alınmıştır. Show sözcüğünden önce gelmesi, benzer bir örüntünün kalbi kırık kişilerde de ortaya çıktığını gösterir. Açıklayıcı metinlerde again yalnızca tekrarlanan bir eylemi anlatmaz; bilgiyi düzenleyip bölümler arasında bağlantı da kurabilir. Burada ilişkinin ilk aşamasını kalp kırıklığıyla bağlar ve ortak ödül tepkisinin fark edilmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede again okuyucuya ne anlatıyor?

  1. VTA etkinliğiyle ilgili önceki açıklamanın bu sonuçla ilgisi yoktur.
  2. VTA başka bir aşamada da benzer bir etkinlik artışı gösterir.
  3. VTA ilk kez yalnızca kalp kırıklığından sonra etkinleşir.
Cevabı göster

VTA başka bir aşamada da benzer bir etkinlik artışı gösterir.

Kelime

feelings of longing: derin ve sürekli duygusal özlem

Feelings of longing ifadesinde longing, derin ve sürekli bir duygusal arzuyu ya da birini veya bir şeyi yoğun biçimde özleme hissini anlatan bir isimdir. Genellikle özlenen kişi veya şeyin uzakta, yok ya da ulaşılması zor olduğunu düşündürür. Bu ifade, sıradan bir wanting durumundan daha güçlü ve daha duygusaldır. Feelings of, longing duygusunu kişinin tepkilerini etkileyebilecek bir duygusal durum olarak sunar.

Alıştırma

Hangi durum feelings of longing ifadesine en uygun örnektir?

  1. Toplantıdan önce saate bakmak
  2. Kısa süreli susuzluk nedeniyle bir içecek seçmek
  3. Yıllarca yurt dışında yaşadıktan sonra memleketi derinden özlemek
Cevabı göster

Yıllarca yurt dışında yaşadıktan sonra memleketi derinden özlemek

This emotional whirlwind also likely activates your body's alarm system, Notlar

4:52

Bu duygusal kasırga muhtemelen vücudunuzun alarm sistemini de aktive eder,

Deyimler

emotional whirlwind: yoğun ve karmaşık duyguların benzetmesi

Whirlwind sözcüğü gerçek anlamıyla hızla dönen bir hava sütununu ifade eder. Emotional whirlwind ifadesinde ise hızla ortaya çıkan veya değişen birkaç güçlü duygunun yarattığı karmaşayı ve kişinin sakin ya da kontrollü kalmakta zorlanmasını anlatan bir benzetmedir. Emotional sözcüğü burada gerçek bir hava olayından söz edilmediğini gösterir. Bu imge belirli tek bir duygudan çok yoğunluğu, hızlı hareketi ve düzensizliği vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede emotional whirlwind, güçlü duyguların kafa karıştırıcı biçimde hücum etmesini anlatan bir benzetme olarak kullanılmıştır?

  1. The fan created a steady flow of cool air.
  2. After the sudden move, she was caught in an emotional whirlwind.
  3. A whirlwind tore branches from the trees during the storm.
Cevabı göster

After the sudden move, she was caught in an emotional whirlwind.

the stress axis,

4:57

stres eksenini,

Kültür

your body's alarm system, the stress axis: aynı sistemin iki adı

your body's alarm system, vücudun stres tepki sistemini gündelik dille adlandırır. Buradaki alarm system mecazdır; ev alarmını değil, tehdit veya baskı karşısındaki fizyolojik tepkileri ifade eder. the stress axis açıklayıcı bir ara söz olarak kullanılır. Virgüllerle ayrılan bu ifade, ikinci bir sistemi adlandırmak yerine aynı sisteme daha teknik bir ad verir. Burada stress axis, stres tepkisini düzenleyen nöroendokrin yolları genel olarak ifade eder.

Alıştırma

Örnekte virgüller arasındaki the stress axis ifadesi ne yapar?

  1. İlk sistemin etkinleştirdiği ikinci bir sistemi adlandırır.
  2. Aynı sisteme teknik bir ad verir.
  3. Evde kullanılan bir alarmı anlatır.
Cevabı göster

Aynı sisteme teknik bir ad verir.

leaving you feeling shaken and restless. Dilbilgisi

4:59

sizi sarsılmış ve huzursuz hissettirir.

Dilbilgisi

leaving you feeling...: sonucu belirtme

Leaving, önceki olayın sonucunu belirtir: o olay, sizi ardından anlatılan duruma sokmuştur. Burada leave, birinin belirli bir durumda kalmasına yol açmak anlamındadır; bir yerden ayrılmak anlamına gelmez. Kalıp main clause + leaving + person + feeling + adjectives şeklindedir. Shaken, bir şoktan sonra duygusal olarak sarsılmış olmayı; restless ise rahatlayamamayı veya sakin kalamamayı ifade eder.

Alıştırma

Sonucu göstermek için leave fiilinin -ing biçimini kullanın: The sudden cancellation ruined our plans, ____ everyone feeling disappointed and restless.

Cevabı göster

leaving

As time goes on, Anlatım akışı

5:01

Zaman geçtikçe,

Anlatım akışı

As time goes on: zamanla gelişen bir değişimi belirtmek

As time goes on, zaman geçtikçe yavaş yavaş gelişen bir değişimi anlatmaya başlar. Buradaki goes on, “akmaya devam eder” anlamındadır; “bir etkinliği yapmaya devam eder” anlamında değildir. İfade cümlenin başına geldiğinde geçiş görevi görür: açıklamayı önceki bir durumdan daha sonra olanlara taşır. Dinleyiciyi ani bir olaydan çok bir sürece, eğilime veya aşamalı bir sonuca hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle As time goes on ifadesini zamanla gelişen bir değişimi belirtmek için kullanıyor?

  1. As time goes on, the puppy becomes calmer around strangers.
  2. By noon yesterday, the meeting had already ended.
  3. At that exact instant, the glass shattered.
Cevabı göster

As time goes on, the puppy becomes calmer around strangers.

higher cortical regions,

5:03

akıl yürütmeyi ve dürtü kontrolünü denetleyen

which oversee reasoning and impulse control, Kelime

5:04

daha yüksek kortikal bölgeler,

can pump the brakes on this distress and craving signaling. Deyimler

5:07

bu ızdırap ve arzu sinyallerini frenleyebilir.

Kelime

oversee reasoning and impulse control: bir işlevi düzenlemek

Burada oversee, “yönlendirme, denetleme veya düzenleme sorumluluğuna sahip olmak” anlamına gelir. Cümle, üst kortikal bölgeleri akıl yürütme ve dürtü kontrolü işlevlerinin yönetilmesine yardımcı olan yapılar olarak sunar; bu işlevleri kelimenin gerçek anlamıyla yukarıdan gördüklerini söylemez. overse e + isim kalıbında isim, bir kişi, kuruluş veya sistemin denetimi altındaki süreci, işi ya da işlevi belirtir. Bu nedenle oversee, kuruluşlardaki sorumlulukları ve daha resmî bir kullanımla vücut sistemlerinin rollerini anlatmak için uygundur.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The committee oversees safety inspections. Oversees ne anlama geliyor?

  1. Komite, denetimleri gözetmekten ve koordine etmekten sorumludur.
  2. Komite, denetimleri fiziksel olarak daha yüksek bir konumdan görür.
  3. Komite, süreci denetlemeden her denetimi bizzat gerçekleştirir.
Cevabı göster

Komite, denetimleri gözetmekten ve koordine etmekten sorumludur.

Deyimler

pump the brakes on: bir şeyi yavaşlatmak veya dizginlemek

Pump the brakes on something, bir şeyi yavaşlatmak, yoğunluğunu azaltmak veya daha fazla kontrol altına almak anlamına gelen mecazi bir ifadedir. İmge, bir aracın frenlerini kullanmaktan gelir; ancak nesne soyut bir süreç, plan veya tepki de olabilir. Burada can pump the brakes on, beyin bölgelerinin sıkıntı ve yoğun istek sinyallerini dizginleyebildiğini anlatır. İfade, hemen veya tamamen durdurmayı değil, kontrol etmeyi ya da azaltmayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bu süreci bitirmeden yavaşlatmak” anlamına gelen deyimle tamamlayın: The team should ____ the rollout until the safety tests are finished.

Cevabı göster

pump the brakes on

Given that these regions are still maturing and making connections through adolescence, Notlar

5:10

Ergenlik boyunca bu bölgelerin hala olgunlaştığı ve bağlantılar kurduğu göz önüne alındığında,

Kelime

through adolescence: ergenlik dönemi boyunca devam etme

Burada through zamanı gösteren bir edattır. through adolescence, olgunlaşma ve bağlantı kurma sürecinin ergenlik dönemi boyunca devam ettiğini anlatır; bir şeyin fiziksel bir alanın içinden geçmesi söz konusu değildir. Süren bir süreçle kullanıldığında through + zaman dilimi, süreci o döneme yayılan ve çoğu zaman dönemin ilerleyen kısmına kadar uzanan bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede through, bir sürecin bir zaman dilimi boyunca sürdüğünü gösterir?

  1. The trees keep growing through the summer.
  2. I heard the news through a friend.
  3. We walked through the tunnel.
Cevabı göster

The trees keep growing through the summer.

it's no wonder that first heartbreak can feel particularly agonizing. Kelime

5:15

ilk kalp kırıklığının özellikle ıstırap verici hissedilmesi şaşırtıcı değildir.

Dilbilgisi

Given that ..., it's no wonder that ...: bir nedeni beklenen sonuca bağlamak

Given that + yan cümle, neden olarak ele alınacak bir gerçeği veya durumu sunar. Burada given, “birine verilmiş” anlamına gelmez; Given that these regions ... ifadesi, “bu bölgelerin…… olduğu gerçeği göz önüne alındığında” anlamındadır. It's no wonder that + yan cümle, sonucu anlaşılır veya şaşırtıcı olmayan bir şey olarak değerlendirir. Given that A, it's no wonder that B yapısı, önce A nedenini, ardından konuşanın B sonucu hakkındaki değerlendirmesini verir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki parçalı yapıyla tamamlayın: ____ the roads are icy, ____ buses are running late.

Cevabı göster

Given that · it's no wonder that

Kelime

feel particularly agonizing: özellikle ıstırap verici gelmek

Burada feel, ardından agonizing sıfatı gelen bir bağlayıcı fiildir. İfade, deneyimin son derece acı verici veya sıkıntılı algılandığını söyler; particularly ise bu tanımı güçlendirerek özellikle ya da alışılmadık ölçüde anlamını katar. Agonizing, yalnızca rahatsız edici veya can sıkıcı demekten çok daha güçlüdür. Bu cümlede yoğun duygusal acıyı anlatır, ancak fiziksel ağrı için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi durum en doğal biçimde feel particularly agonizing diye anlatılabilir?

  1. Sevilen biri acil ameliyattayken haber beklemek.
  2. İki dondurma çeşidi arasında seçim yapmak.
  3. Bir web sayfasının iki saniye daha geç yüklenmesi.
Cevabı göster

Sevilen biri acil ameliyattayken haber beklemek.

Activities like exercise, spending time with friends,

5:41

Egzersiz yapmak, arkadaşlarla vakit geçirmek,

or even listening to your favorite song can tame this heartbreak stress response Kelime

5:44

veya en sevdiğiniz şarkıyı dinlemek gibi aktiviteler bu kalp kırıklığı stres tepkisini yatıştırabilir

Kelime

tame this heartbreak stress response: bir tepkiyi kontrol edilebilir hâle getirmek

Burada tame, this heartbreak stress response soyut nesnesiyle mecaz anlamda kullanılmıştır. Tepkinin şiddetini azaltıp onu kontrol etmeyi kolaylaştırmak anlamına gelir. Tame, stres tepkisinin tamamen ortadan kalkması demek değildir. Aynı fiil, güçlü bir duyguyu veya süreci kontrol altına almayı da anlatabilir.

Alıştırma

"Good routines can tame a strong stress response," cümlesinde tame ne anlama gelir?

  1. Tepkiyi bir hayvanmış gibi eğitmek.
  2. Tepkinin şiddetini azaltıp onu daha kontrol edilebilir hâle getirmek.
  3. Tepkinin sonsuza dek kaybolacağını garanti etmek.
Cevabı göster

Tepkinin şiddetini azaltıp onu daha kontrol edilebilir hâle getirmek.

while also triggering the release of feel-good neurotransmitter dopamine. Kalıp ifadeler

5:49

ve aynı zamanda iyi hissettiren nörotransmitter dopaminin salınımını tetikleyebilir.

Kalıp ifadeler

triggering the release of: bir salınımın tetiklendiğini anlatmak

trigger the release of + madde kalıbı, “bir maddenin salınmasına neden olmak” demektir. Bir olayın biyolojik veya kimyasal bir süreci başlattığını göstermek için bilimsel ve sağlıkla ilgili açıklamalarda sık kullanılır. Burada while also triggering, örtük öznesi önceki cümleciğin öznesiyle aynı olan kısaltılmış bir cümleciktir. Aynı anda gerçekleşen ikinci bir etki ekler; salınan madde dopamine'dir.

Alıştırma

Cümleyi trigger the release of kalıbıyla tamamlayın: A sudden threat can ____ stress hormones.

Cevabı göster

trigger the release of

And given time and the support, Kalıp ifadeler

5:53

Ve zaman ve destek verildiğinde,

most can heal and learn from even the most devastating heartbreak. Kalıp ifadeler

5:55

çoğu insan en yıkıcı kalp kırıklığından bile iyileşebilir ve ondan bir şeyler öğrenebilir.

Kalıp ifadeler

Given time and the support: kısa bir koşul ifadesi

Burada given bir koşul getirir: İnsanların zamanı ve bağlamda sözü edilen desteği varsa iyileşmeleri mümkündür. time was given örneğindeki gibi edilgen bir eylemde kullanılan geçmiş zaman ortacı değildir. The support, başka insanların ya da çevrenin yardımı gibi bağlamdan hangi destek olduğu anlaşılabilen bir desteği belirtir. Belirli bir destek önceden anlaşılmıyorsa daha genel biçim given time and support olur.

Alıştırma

given ile enough time and support sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: “____, a new employee can learn the system.”

Cevabı göster

Given enough time and support

Kalıp ifadeler

Most can heal and learn from: iyileşme ve ders çıkarma

Most burada tek başına kullanılır ve most people anlamına gelir. can yardımcı fiili, birbirine bağlanan iki fiil öbeğinin ikisine de uygulanır: can heal ve can learn from something. Heal duygusal olarak iyileşmek, learn from an experience ise o deneyim sayesinde yararlı bir anlayış veya ders kazanmak anlamına gelir. from sözcüğünün nesnesi bir deneyim, hata veya başarısızlık olabilir; mutlaka bir insan olması gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle birçok insanın iyileşebileceğini ve zorlu deneyimlerden ders çıkarabileceğini doğal biçimde ifade eder?

  1. With time and support, most people can heal painful experiences and learn them.
  2. With time and support, most people can heal and learn from painful experiences.
  3. With time and support, painful experiences can heal and learn from most people.
Cevabı göster

With time and support, most people can heal and learn from painful experiences.

Did you know that you spend a third to half of your day daydreaming? Notlar

6:20

Gününüzün üçte birini ila yarısını hayal kurarak geçirdiğinizi biliyor muydunuz?

Anlatım akışı

Did you know that...?: ilgi çeken bir bilgi girişi

Did you know that...? bir gerçeği soru biçimindeki bir girişle sunar. Burada retorik bir dikkat çekme aracı olarak kullanılır: konuşan kişi öncelikle dinleyicinin bunu bilip bilmediğini kontrol etmez; merak uyandırır ve dikkati that sonrasındaki ifadeye yöneltir. Soru dizilişi yalnızca Did you know bölümünde kullanılır. that sonrasındaki yan cümle, that + özne + fiil biçimindeki düz cümle dizilişini korur. Bu kalıp, açıklamaya geçmeden önce yeni bir konuya yönelmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Did you know that...? hangi durumda dikkat çeken bir gerçek girişi olarak kullanılır?

  1. Bir bilim videosuna şaşırtıcı bir gerçekle başlamak
  2. Bir tanığın evet ya da hayır cevabı vermesini beklemek
  3. Yeni bir çalışanın güvenlik kuralını anlayıp anlamadığını kontrol etmek
Cevabı göster

Bir bilim videosuna şaşırtıcı bir gerçekle başlamak

Kelime

a third to half of: bir oran aralığı

a third to half of tahmini bir oran aralığını anlatır. A third yaklaşık %33, half ise %50’dir; to, miktarın bu iki sınır arasındaki herhangi bir değerde olabileceğini belirtir. Birbirini dışlayan iki seçenek sunmaz. of sonrasındaki isim grubu, ölçülen bütünün ne olduğunu gösterir; of your day ifadesinde bütün, your day bölümüdür. Yeniden kullanılabilen kalıp şudur: alt kesir + to + üst kesir + of + bütün.

Alıştırma

a third to half of the budget ne anlama gelir?

  1. Arada hiçbir değer olmadan bütçenin tam %33’ü veya tam %50’si
  2. Bütçenin üçte biri ile yarısının toplamı
  3. Bütçenin yaklaşık %33’ü ile %50’si arası
Cevabı göster

Bütçenin yaklaşık %33’ü ile %50’si arası

And according to scientists, Anlatım akışı

6:24

Ve bilim insanlarına göre,

that may be a good thing. Ton ve niyet

6:25

bu iyi bir şey olabilir.

Anlatım akışı

according to scientists: bir iddianın kaynağını belirtmek

According to scientists, ana cümleden önce kullanılan bir kaynak belirtecidir. Ardından gelen iddianın yalnızca konuşanın kendi sonucu olmadığını, bilim insanlarına dayandırıldığını gösterir. Kullanılabilir kalıp according to + isim öbeğidir. Burada scientists kaynağı belirtir ve virgül kaynak çerçevesini ana cümleden ayırır. According to sonrasında scientists say gibi özne ve yüklemi olan tam bir cümlecik değil, kaynağın kendisi kullanılır.

Alıştırma

Kaynak belirteci according to ifadesini kaynağın önüne yerleştirin: ____ the safety report, the bridge will reopen on Friday.

Cevabı göster

According to

Ton ve niyet

that may be a good thing: temkinli bir değerlendirme yapmak

That, daha önce sözü edilen durumun tamamına gönderme yapar. May olasılık bildiren bir kiplik fiilidir; bu nedenle may be, bir şeyin belirli bir durumda olabileceğini anlatır. Burada İngilizcede mayıs ayının adı olan May değildir ve izin anlamı da taşımaz. Konuşan, that may be a good thing diyerek olumlu bir değerlendirme yaparken belirsizliğe de yer bırakır. Bu tür bir yumuşatma, kanıtlar henüz başlangıç düzeyindeyken yararlıdır; that is a good thing çok daha kesin duyulur.

Alıştırma

İlk sonuçlar olumlu görünüyor, ancak kanıtlar kesin değil. Hangi cümle uygun derecede temkinli bir değerlendirme sunar?

  1. The new treatment may be helpful, but more testing is needed.
  2. The new treatment must be helpful simply because it is new.
  3. The new treatment is definitely helpful, so more testing is unnecessary.
Cevabı göster

The new treatment may be helpful, but more testing is needed.

Learn how boredom impacts your brain with this video.

6:26

Sıkıntının beyninizi nasıl etkilediğini bu video ile öğrenin.

Or watch this video to learn about what happens to your brain,

6:29

Veya yaşlandıkça vücudunuza değil,

not your body,

6:32

beyninize neler olduğunu öğrenmek için

as you get older.

6:33

bu videoyu izleyin.