Aşık olmanın bilimi - Shannon Odell: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, romantik aşkı yoğun tutulmadan bağlanmaya ve ayrılık acısına kadar izleyerek ödül devrelerinin, hormonların, ağrı işlemenin, stresin ve dürtü denetiminin çekim, bağ, kayıp ve iyileşmeyi nasıl biçimlendirdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. find yourself excessively daydreaming — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir davranışın ya da durumun bilinçli bir karar olmadan geliştiğini anlatmak için find yourself + fiil-ing yapısını kullanmayı öğrenin. Burada yapı, yoğun tutulma döneminde yeni partnerle ilgili düşüncelerin dikkati giderek ele geçirmesini ifade eder. 2. thanks in large part to — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Bir etkeni tek neden ilan etmeden önemli bir neden olarak göstermek için bu ifadeyi kullanın. Artan rahatlık ve bağlılığın büyük ölçüde, fakat yalnızca, oksitosin ile vazopressinden kaynaklanmadığını hassas biçimde anlatmanızı sağlar. 3. can pump the brakes on — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Sürüşten gelen bu benzetmeyi süren bir süreci yavaşlatmak, dizginlemek veya azaltmak anlamında tanıyın. Akıl yürütme ve dürtü denetimi bölgelerinin sıkıntıyı ve eski partnere ulaşma isteğini zamanla nasıl azalttığını somutlaştırır.
Bu derste
be described as: bir nitelemeyi tanıtmak
Be described as, özneyi niteleyen, sınıflandıran veya değerlendiren sözleri tanıtır. Bu cümlede as, insanların aşkı nitelemek için kullandığı üç ifadeyi getirir. Edilgen kalıp subject + be + described as + description şeklindedir. As, özneyi onun niteliğine bağladığı için atılmamalıdır.
Alıştırma
Cümleyi describe fiilinin edilgen biçimi ve nitelemeyi tanıtan edatla tamamlayın: The neighborhood is often ____ quiet and family-friendly.
Cevabı göster
described as
heartwarming ... heart-wrenching ... heartbreaking: duygusal bir ölçek
Bu heart- birleşik sıfatları, heart sözcüğünü bir vücut organı olarak değil, duygular için bir mecaz olarak kullanır. Heartwarming olumludur; sıcaklık, mutluluk veya duygulanma hissi verir. Heart-wrenching ve heartbreaking olumsuzdur; ikisi de yoğun duygusal acı veya üzüntü anlatır. Liste, huzur veren sıcaklıktan acıya doğru ilerler. Even burada heartbreaking ifadesini son ve en güçlü ya da en dikkat çekici nokta yapar; ancak heart-wrenching ile heartbreaking arasında her bağlamda geçerli sabit bir derece sırası oluşturmaz.
Alıştırma
En uygun sözcüğü seçin: The video of the rescued dog seeing its family again was ____.
- heartwarming
- heartbreaking
- heart-wrenching
Cevabı göster
heartwarming
So, what does the brain have to do with it? Kalıp ifadeler
0:11Peki, beynin bununla ne alakası var?
have to do with it?: bir bağlantıyı sormak
Have to do with, “bağlantılı olmak” veya “ilgili olmak” anlamına gelir. What does X have to do with Y? kalıbı, X ile Y arasında nasıl bir bağlantı olduğunu sorar. Buradaki it, daha önce konuşulan konuya gönderme yapar. Buradaki have to ifadesini “zorunda olmak”, do sözcüğünü de ayrı olarak “yapmak” diye yorumlamayın. Bu soruda does soru yapısını kurar, have yalın hâlde kalır ve have to do with bütünü ilişkiyi anlatır.
Alıştırma
Soruyu “ilgili olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: What does sleep ____ memory?
Cevabı göster
have to do with
The journey from first spark to last tear is guided by a symphony of neurochemicals and brain systems. Deyimler
0:16İlk kıvılcımdan son gözyaşına kadar olan yolculuk, nörokimyasalların ve beyin sistemlerinin bir senfonisi tarafından yönlendirilir.
from first spark to last tear: duygusal yolculuğun tamamını kapsamak
From A to B, iki uç noktayı kullanarak bütün bir süreci kapsayabilir. Burada first spark ilk çekimi mecazi olarak anlatırken last tear bir ilişkinin sona ermesindeki üzüntüyü düşündürür. Bu ifade, iki gerçek olayı sıralamaz. First ile last, spark ile tear eşleştirilerek bütün duygusal yolculuk kısa bir görüntüye sığdırılır ve heyecan verici başlangıç ile acı veren son arasında karşıtlık kurulur.
Alıştırma
Bu cümlede from first spark to last tear esas olarak neyi ifade ediyor?
- Gerçek bir yangını ve ardından gelen bir yaralanmayı anlatır.
- Bir ilişkinin çekimden üzücü bir sona uzanan duygusal yolculuğunu özetler.
- Her ilişkide mutlaka bulunması gereken iki olayı belirtir.
Cevabı göster
Bir ilişkinin çekimden üzücü bir sona uzanan duygusal yolculuğunu özetler.
is guided by a symphony of: koordineli etkiler tarafından yönlendirilmek
Edilgen “is guided by” ifadesi, yolculuğun by sözcüğünden sonra belirtilen etkenler tarafından şekillendirildiğini veya yönlendirildiğini anlatır. Burada bilinçli bir rehberin varlığını ima etmez. “A symphony of”, birbirinden farklı birçok parçanın düzenli biçimde birlikte çalışmasını anlatan bir benzetmedir. Cümle, nörokimyasalları ve beyin sistemlerini gerçek bir müzik ya da tek bir neden olarak değil, koordineli etkiler olarak sunar.
Alıştırma
Cümledeki “a symphony of neurochemicals and brain systems” neyi vurguluyor?
- Birçok biyolojik etken koordineli biçimde birlikte çalışarak süreci etkiler.
- Tek bir kimyasal bütün süreci tek başına kontrol eder.
- Gerçek müzik beyin etkinliğini yönlendirir.
Cevabı göster
Birçok biyolojik etken koordineli biçimde birlikte çalışarak süreci etkiler.
you may find yourself excessively daydreaming about them and wanting to spend more and more time together. Notlar
1:08kendinizi aşırı derecede onun hakkında hayal kurarken ve onunla giderek daha fazla zaman geçirmek isterken bulabilirsiniz.
fall for someone: birine karşı romantik duygular geliştirmek
“Fall for someone”, o kişiye karşı romantik duygular geliştirmeye başlamak demektir. “Begin to fall for” ifadesinde odak, duyguların başlayıp gelişmesi üzerindedir; fiziksel olarak düşmek kastedilmez. “Fall for” ifadesinin anlamını nesnesi belirlemeye yardımcı olur. Romantik bir bağlamda nesne bir kişiyse genellikle o kişiden etkilenmeye başlamak anlamına gelir; nesne a lie, a trick veya a scam ise aldanmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi “romantik duygular geliştirmeye başlamak” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After months of talking, Maya began to ____ Jordan.
Cevabı göster
fall for
find yourself excessively daydreaming: istemeden gelişen bir davranışı fark etmek
find yourself doing something yapısında find, bulmak değil, fark etmek veya anlamak anlamına gelir. Dönüşlü zamir özneye gönderme yapar; ardından gelen -ing biçimi de kişinin fark ettiği davranışı veya durumu belirtir. Burada excessively, daydreaming sözcüğünü niteler: kişi bunu bilinçli olarak seçmemiş olsa da gereğinden fazla hayal kurduğunu fark eder. Bu yapı, yavaş yavaş veya beklenmedik biçimde gelişen bir davranışı ya da durumu anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi find oneself doing yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a month in the new job, I ____ checking my email before breakfast.
Cevabı göster
found myself
more and more time: sürekli artan bir miktar
More and more + isim, bir miktarın veya sayının zamanla artmaya devam ettiğini gösterir. Burada time bir miktarı belirtir ve sayılamazdır; bu nedenle more and more time kullanılır. Bu yapı devam eden bir eğilimi vurgular. More time yalnızca bir miktarı başka bir miktarla karşılaştırır; miktarın sürekli arttığını tek başına belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle test için harcanan toplam zaman miktarının artmaya devam ettiğini belirtir?
- We tested the app many more times.
- We spent more and more time testing the app.
- Each test took longer and longer.
Cevabı göster
We spent more and more time testing the app.
This first stage of love is what psychologists call infatuation or passionate love. Notlar
1:14Aşkın bu ilk aşaması, psikologların tutkunluk veya tutkulu aşk dedikleri şeydir.
is what psychologists call: uzmanlık adını tanıtma
A is what experts call B kalıbı, uzmanların A'ya B adını verdiği anlamına gelir. Burada A aşkın bu ilk aşaması, psychologists uzman grubu, B ise infatuation or passionate love ifadesidir. Bu yapıda what soru sözcüğü değildir. is'ten sonra gelen ve uzmanlık adını veren what psychologists call infatuation or passionate love isim yan cümlesini başlatır. Uzman grubunu ve terimi değiştirerek kalıbı A is what scientists/economists/doctors call B biçiminde yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi is what psychologists call adlandırma kalıbıyla tamamlayın: This tendency ____ confirmation bias.
Cevabı göster
is what psychologists call
infatuation veya passionate love: ilişkili ama farklı etiketler
Bu psikoloji açıklamasında infatuation ve passionate love, romantik aşkın erken ve son derece yoğun bir biçimini ya da aşamasını adlandırır. Infatuation genellikle güçlü çekime ek olarak idealleştirmeyi de düşündürür ve çoğu zaman kişiler birbirini derinden tanımadan önce ortaya çıkar. Passionate love ise güçlü çekim, özlem ve duygusal ya da fiziksel uyarılma için kullanılan daha tarafsız psikoloji etiketidir. Burada or, terimleri ilk aşamayla ilgili adlar olarak sunar; ancak onları her bağlamda aynı yapmaz. İki terim de tek başına olgun, güvenli ve uzun süreli aşk anlamına gelmez.
Alıştırma
Diğer kişiyi çok az tanımaya dayanan yoğun ve idealleştirilmiş çekimi en güçlü biçimde hangi terim anlatır?
- infatuation
- passionate love
- attachment
Cevabı göster
infatuation
Your new relationship can feel almost intoxicating. Deyimler
1:20Yeni ilişkiniz neredeyse sarhoş edici hissettirebilir.
feel almost intoxicating: neredeyse sarhoş edici bir hissi anlatan mecaz
feel + sıfat yapısı, bir deneyimin onu yaşayan kişiye nasıl geldiğini anlatır. Burada intoxicating mecaz anlamdadır: yeni bir ilişkinin verdiği heyecan, haz ve kendini kaptırma duygusu, sarhoşluğa benzeyen güçlü bir hisle karşılaştırılır. Gerçekten alkol almayı veya zehirlenmeyi anlatmaz. almost, anlamı neredeyse diyerek ifadeyi yumuşatır. Böylece canlı bir benzetme yapılır, ancak kişinin kelimenin tam anlamıyla sarhoş olduğu söylenmez.
Alıştırma
Bu cümlede feel almost intoxicating ne anlama geliyor?
- Bu heyecan o kadar güçlü hissedilebilir ki neredeyse sarhoş olmak gibidir.
- Her yeni ilişkide alkol içmek gerekir.
- İlişki tıbben zehirlidir.
Cevabı göster
Bu heyecan o kadar güçlü hissedilebilir ki neredeyse sarhoş olmak gibidir.
when it comes to the brain: konuyu daraltmak
when it comes to + isim, zamir veya gerund yapı, konuşmayı tek bir konuya ya da açıya sınırlar. Bu cümlede ifade, yeni bir ilişkinin genel olarak tarif edilmesinden beyin düzeyindeki bir açıklamaya geçiş sağlar. Bu, konu belirleyen bir ifadedir; zaman bildiren bir yan cümle değildir. Buradaki when bir şeyin gelmesi anlamına gelmez ve it de beyne doğru hareket eden bir nesneyi göstermez.
Alıştırma
Konuyu belirleyen ifadeyi tamamlayın: When it ____ planning a trip, flexibility matters.
Cevabı göster
comes to
not far from the truth: gerçeğe oldukça yakın
Bu cümlede not far from the truth, “gerçeğe oldukça yakın” demektir. Burada uzaklık, doğruluk derecesini anlatan bir benzetmedir; far fiziksel mesafeyi anlatmaz. Bu ifade temkinli bir onay verir. Bir iddiayı, karşılaştırmayı veya mecazı destekler ancak her ayrıntının tamamen doğru olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede not far from the truth ne anlama geliyor?
- İddia kısa bir fiziksel mesafeyi anlatır.
- İddia tamamen yanlıştır.
- İddia doğru olmaya oldukça yakındır.
Cevabı göster
İddia doğru olmaya oldukça yakındır.
Infatuated individuals show increased activation in the ventral tegmental area. Kelime
1:27Kara sevdalı bireyler, ventral tegmental alanda artan bir aktivasyon gösterirler.
bilimsel raporlamada show increased activation
show increased activation yapısında show, “bir bulgu sergilemek” veya “gözlem sonucunda sahip olduğu görülmek” anlamına gelir; bir şeyi izleyiciye sunmak anlamında değildir. Dil bilgisel özne, anlatılan kişi, grup, tarama veya veri olabilir; increased activation ise gözlemlenen ölçüm örüntüsüdür. Nörobilim raporlarında increased, activation adını niteler ve bir başlangıç düzeyi, başka bir koşul veya başka bir grupla karşılaştırma yapıldığını gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı show + increased/decreased + activity veya activation biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi show increased activation yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Compared with rest, the scans ____ in regions linked to attention.
Cevabı göster
showed increased activation
The VTA is the reward processing and motivation hub of the brain, Kelime
1:33VTA, beynin ödül işleme ve motivasyon merkezidir,
reward processing and motivation hub: işlevsel merkez anlamındaki hub
Bu isim öbeğinde hub, ilgili faaliyetlerin yoğunlaştığı önemli bir merkez anlamına gelir; bir ulaşım istasyonu değildir. reward processing and motivation sözleri, bu merkezle ilişkili işlevleri açıklar. Cümle, VTA'nın önemli bir rolünü özetlemek için bu ifadeyi kullanır. VTA'yı bu işlevler açısından önemli gösterir, ancak bunlara katılan tek beyin bölgesi olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede reward processing and motivation hub ne anlama gelir?
- Ödül işleme ve motivasyonda rol alan önemli bir merkezdir.
- Ödüllerin fiziksel olarak dağıtıldığı bir istasyondur.
- Her tür motivasyonu üreten tek beyin bölgesidir.
Cevabı göster
Ödül işleme ve motivasyonda rol alan önemli bir merkezdir.
quench your thirst: susuzluğu gidermek için doğal eşdizim
Quench your thirst, bir şey içerek susuzluğu gidermek anlamına gelen yerleşik bir eşdizimdir. Quench fiildir, your thirst ise onun nesnesidir. Quench ayrıca bir yangını “söndürmek” anlamına gelebilir, ancak hangi anlamın geçerli olduğunu nesne gösterir. İngilizcede normalde stop your thirst denmez; burada doğal ve kısa ifade quench your thirst olur.
Alıştırma
Cümleyi “susuzluğunu gidermek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: After the long run, drink some water to ____.
Cevabı göster
quench your thirst
do things like: temsilî örnekler sunmak
Do things like önce geniş bir eylem kategorisi belirtir, ardından like belirli örnekleri sunar. Buradaki like, «örneğin» anlamına gelir; «hoşlanmak» anlamındaki fiil değildir. eat, quench ve take fiilleri, insanların yapabileceği eylemlere ait paralel örneklerdir. Bu kalıp, listenin eksiksiz değil örnekleyici olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz örnek sunma kalıbıyla tamamlayın: You can reduce waste when you ____ reusing bags and repairing old items.
Cevabı göster
do things like
in more extreme cases: daha güçlü veya ciddi bir örneğe geçiş
In more extreme cases, dinleyiciye sıradaki örneğin aynı ölçeğin daha güçlü, ciddi veya sıra dışı ucuna yaklaştığını bildiren bir geçiş ifadesidir. More, sıradaki durumu daha önce belirtilen daha hafif durumlarla karşılaştırır. Buradaki cases, hukuki davalar değil “durumlar” veya “örnekler” anlamındadır. İfade bu cümlede sıradan örneklerden daha yüksek riskli bir örneğe geçişi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, yaygın bir durumdan daha ciddi bir duruma geçmek için in more extreme cases ifadesini doğru kullanıyor?
- Most headaches improve with rest; in more extreme cases, some people prefer blue pillows.
- Most headaches improve with rest; in more extreme cases, the pain is always milder.
- Most headaches improve with rest; in more extreme cases, medical treatment may be needed.
Cevabı göster
Most headaches improve with rest; in more extreme cases, medical treatment may be needed.
take drugs of abuse: kötüye kullanım veya bağımlılık riski taşıyan maddeleri kullanmak
Drugs of abuse terimi, sıkça amacı dışında kullanılan ve bağımlılık ya da ciddi zarar riski taşıyabilen maddeler için kullanılan resmî bir etikettir. Of abuse, maddeleri kötüye kullanım potansiyellerine veya bilinen kötüye kullanım örüntülerine göre sınıflandırır; “daha önce kötüye kullanılmış ilaçlar” anlamına gelmez. Take drugs of abuse ifadesindeki take, bu maddeleri tüketmek veya kullanmak anlamındadır. Maddeleri fiziksel olarak eline almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî sağlık metinlerinde drugs of abuse genellikle ne anlama gelir?
- Daha önce kötüye kullanılmış ilaçlar
- Kötüye kullanım veya bağımlılık riski olduğu bilinen maddeler
- Doktorun reçete ettiği her ilaç
Cevabı göster
Kötüye kullanım veya bağımlılık riski olduğu bilinen maddeler
Activation releases the feel-good neurotransmitter dopamine, Kelime
1:44Aktivasyon, iyi hissettiren nörotransmitter olan dopamini salgılar,
feel-good neurotransmitter dopamine: bilim iletişiminde kullanılan gayriresmî bir etiket
The feel-good neurotransmitter dopamine isim öbeğinde dopamine maddenin adıdır; feel-good neurotransmitter ise önüne getirilen, anlaşılması kolay bir açıklamadır. Birleşik sıfat feel-good, “hoş duygular üreten” anlamına gelir ve isimden önce kullanıldığında tireyle yazılır. Burada genel okur için dopamin ile ödül ve haz arasında hızlı bir bağlantı kurar. Bu, bilim iletişiminde kullanılan bir kısaltmadır; eksiksiz bir tıbbi tanım değildir. Dopamin motivasyon, öğrenme, hareket ve başka süreçlerde de rol oynar.
Alıştırma
"Activation releases the feel-good neurotransmitter dopamine" cümlesindeki feel-good neurotransmitter ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Dopaminin mutluluk yaratmak dışında hiçbir işlevi olmadığını belirten kesin bir iddiadır.
- Dopamini ödül veya haz duygularıyla ilişkilendiren anlaşılır bir etikettir; eksiksiz bir bilimsel tanım değildir.
- Dopaminin tadı güzel bir yiyecek olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Dopamini ödül veya haz duygularıyla ilişkilendiren anlaşılır bir etikettir; eksiksiz bir bilimsel tanım değildir.
teaching your brain to repeat behaviors in anticipation of receiving the same initial reward. Notlar
1:48aynı ilk ödülü almayı umarak beyninize davranışları tekrarlamayı öğretir.
teaching your brain to repeat behaviors: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonra gelen -ing yan cümlesi teaching your brain to repeat behaviors, önceki olayın tamamının sonucunu ekler: dopaminin salgılanması, beynin davranışı tekrarlama örüntüsünü öğrenmesine yol açar. Yapı, thereby teaching your brain veya which teaches your brain kullanılarak yeniden ifade edilebilir. Buradaki teaching mecazidir. Kimse beyne gerçek anlamda ders vermemektedir; bu sözcük, bir ödül mekanizmasının sonraki davranışları zamanla nasıl şekillendirdiğini anlatır.
Alıştırma
Cümledeki -ing yan cümlesi teaching your brain to repeat behaviors hangi işlevi görür?
- Dopamin salgılanmasının sonucunu verir.
- Dopamini etkinleştirmenin amacını belirtir.
- İlk yan cümleyle ilgisiz, ayrı bir eylemi belirtir.
Cevabı göster
Dopamin salgılanmasının sonucunu verir.
in anticipation of receiving: beklenen bir sonuç nedeniyle harekete geçmek
In anticipation of receiving, “almayı beklediği için” anlamına gelir. Burada aynı ödülü alma beklentisi, beynin davranışı tekrarlamasını sağlar; ifade yalnızca tekrarın ödülden önce gerçekleştiğini belirtmez. Of bir edattır; bu nedenle receiving bir isim-fiildir. Yeniden kullanılabilen yapı in anticipation of + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi “ekip almayı beklediği için” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The support team opened another phone line ____ more calls after the product launch.
Cevabı göster
in anticipation of receiving
This increased VTA activity is the reason love's not only euphoric, Dilbilgisi
1:54VTA aktivitesindeki bu artış, aşkın sadece coşku vermesinin değil,
but also draws you towards your new partner. Kalıp ifadeler
1:58aynı zamanda sizi yeni partnerinize çekmesinin de nedenidir.
not only euphoric, but also draws: ikinci bir sonuç eklemek
Burada not only...but also... aşk hakkında iki yargıyı bağlar: aşk coşku verir ve seni yeni bir partnere doğru çeker. İki yargı da doğrudur; ikincisi ek bir sonuç olarak sunulur. love's içindeki 's, is anlamına gelir. Yapıyı görmek için cümleyi love not only is euphoric but also draws you toward your new partner şeklinde düşünebilirsin. Bu ikilide but also bilgi ekler; zıt bir sonuç sunmaz.
Alıştırma
not only...but also yapısını tamamla: The app not only tracks your workouts ____ offers coaching tips.
Cevabı göster
but also
draws you towards: birini bir kişiye veya hedefe doğru çekmek
Burada draws you towards, birine karşı çekim hissetmeni ve o kişiye yaklaşmaya ya da dikkatini ona yöneltmeye daha yatkın olmanı sağlamak anlamına gelir. Draw bu kullanımda resim çizmek demek değildir. Kalıp draw + kişi + toward(s) + kişi, yer, fikir veya hedef şeklindedir. Çekim, gerçek bir fiziksel çekişten çok duygusal, sosyal ya da ilgiye dayalı olabilir.
Alıştırma
"The welcoming atmosphere drew Nina toward the community center," cümlesinde drew Nina toward ne anlama gelir?
- Nina'yı toplum merkezinden uzaklaşmaya zorladı.
- Nina'nın toplum merkezinin resmini çizmesini sağladı.
- Nina'nın toplum merkezine gitmekle ilgilenmesini sağladı.
Cevabı göster
Nina'nın toplum merkezine gitmekle ilgilenmesini sağladı.
it may be hard to see any faults in your new perfect partner. Kalıp ifadeler
2:02yeni ve mükemmel partnerinizde herhangi bir hata görmek zor olabilir.
hard to see any faults: kusurları fark etmenin zorluğu
Hard to see any faults, kusurları fark etmenin zor olduğu anlamına gelir. Burada see “fark etmek veya algılamak”, faults ise bir kişinin karakterindeki ya da davranışlarındaki kusurlar demektir; bir kazadaki sorumluluğu ifade etmez. be hard to + fiil yapısı, yapılması zor olan bir eylemi anlatır. Any, hard sözcüğündeki olumsuz düşünceyle uyumludur ve tek bir kusurun bile fark edilmesinin zor olabileceğini düşündürür; partnerin hiç kusuru olmadığını kanıtlamaz.
Alıştırma
“It was hard to see any faults in the proposal at first” cümlesi ne anlama gelir?
- Belirli bir hatayı kimin yaptığını görmek zordu.
- Başlangıçta teklifin zayıf yönlerini fark etmek zordu.
- Başlangıçta tekliften hiç kimse sorumlu değildi.
Cevabı göster
Başlangıçta teklifin zayıf yönlerini fark etmek zordu.
This haze is thanks to love's influence on higher cortical brain regions. Notlar
2:06Bu sis perdesi, aşkın daha yüksek kortikal beyin bölgeleri üzerindeki etkisi sayesindedir.
This haze: belirsiz yargı için bir benzetme
Burada This haze, net olmayan düşünce veya yargı için kullanılan bir benzetmedir. Haze normalde fiziksel görüşü bulanıklaştırır; bu nedenle bu imge, aşkın kişinin partnerindeki kusurları fark etmesini zorlaştırdığını anlatır. This, bu cümleden hemen önce açıklanan belirsiz yargıya gönderme yapar. Açıklayıcı metinlerde this + özetleyen isim yapısı, önceki bir düşünceyi kısa bir ad altında toplayıp ardından nedenini açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Örnekte “This haze” neyi ifade eder?
- Partnerin evinin yakınındaki hava kirliliği
- Partnerin kusurlarını fark etmeyi zorlaştıran belirsiz yargı
- Beynin çevresindeki gerçek sis
Cevabı göster
Partnerin kusurlarını fark etmeyi zorlaştıran belirsiz yargı
thanks to: neden belirtmek
Burada thanks to, This haze durumunun nedenini belirtir. because of, yani “nedeniyle” anlamına gelir ve to sonrasındaki love's influence on higher cortical brain regions ad öbeği nedeni gösterir. Bu ifade bir neden-sonuç ilişkisi kurar; teşekkür bildirmez. Bu yapı, bir sonucu o sonucu ortaya çıkaran kişi, şey veya olayla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi thanks ile başlayan iki sözcüklü neden ifadesiyle tamamlayın: The project finished early ____ everyone's careful planning.
Cevabı göster
thanks to
brain's cognitive center, the prefrontal cortex: işlev tanımı ve teknik ad
brain's cognitive center, kolay anlaşılır bir işlev tanımıdır. Virgülden sonra gelen the prefrontal cortex aynı bölgenin teknik adını verir. İkinci ad öbeği bir appozitiftir: başka bir konum eklemek yerine ilk öbeği yeniden adlandırır ve tanımlar. Prefrontal korteks planlama, yargılama ve eleştirel düşünmeyle ilişkilidir. Onu cognitive center diye adlandırmak genel izleyicinin bilimsel açıklamayı takip etmesini kolaylaştırır; ancak bu, basitleştirilmiş bir işlev etiketidir ve tek resmî anatomik ad değildir.
Alıştırma
Bu cümlede virgülden sonra gelen the prefrontal cortex ne işe yarar?
- Etkinliği azalan ayrı bir beyin bölgesi daha ekler.
- brain's cognitive center olarak tanımlanan aynı bölgenin teknik adını verir.
- Etkinliğin neden azaldığını açıklar.
Cevabı göster
brain's cognitive center olarak tanımlanan aynı bölgenin teknik adını verir.
As activation of this region allows us to engage in critical thought and pass judgment, Notlar
2:18Bu bölgenin aktivasyonu eleştirel düşünme ve yargıda bulunmamızı sağladığından,
engage in critical thought and pass judgment: düşünmek ve değerlendirmek
Engage in critical thought, dikkatli ve analitik düşünme sürecine katılmak anlamına gelir. Buradaki critical, yalnızca olumsuz olmak değil, fikirleri ve kanıtları değerlendirmek demektir. Pass judgment, bir değerlendirme oluşturmak veya ifade etmek anlamına gelir. Burada pass «göndermek» anlamında değildir. İki fiil öbeği and ile bağlanır ve birbiriyle ilişkili iki bilişsel yeteneği belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan iki parçalı ifadeyle cümleyi tamamlayın. Her boşluğa bir sözcük yazın: To make a fair decision, first ____ in critical thought, then ____ judgment.
Cevabı göster
engage · pass
it's not surprising we tend to see new relationships through rose-colored glasses. Deyimler
2:22yeni ilişkilere pembe gözlüklerle bakma eğiliminde olmamız şaşırtıcı değildir.
As activation of this region allows us to...: neden bildiren As
Burada As, "because" veya "since" gibi neden bildirir. Baştaki yan cümle, "it's not surprising" ifadesiyle verilen sonucun nedenini açıklar; yalnızca eylemin zamanını belirtmez. allows us to engage... içinde allow + object + to-infinitive kalıbı, «birinin bir şeyi yapmasını mümkün kılmak» anlamına gelir. Buradaki this region, hemen önce sözü edilen prefrontal korteksi ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede As nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- Bölgenin başka bir şey rolünde olduğunu belirtir.
- Bölgenin etkinleştiği kesin zamanı gösterir.
- Sonucun nedenini bildirir.
Cevabı göster
Sonucun nedenini bildirir.
through rose-colored glasses: gerçekçi olmayacak kadar olumlu bakmak
To see veya view someone or something through rose-colored glasses, bir kişiyi ya da şeyi gerçekçi olmayacak kadar olumlu veya ideal hâliyle görmek demektir. Bu bakış açısı kusurları, riskleri veya uyarı işaretlerini gizleyebilir. Bu cümlede ifade, insanların yeni ilişkileri idealize edebileceğini anlatır. Buradaki gözlükler gerçekte var olan gözlükler değil, bir benzetmedir.
Alıştırma
Bir şeye gerçekçi olmayacak kadar olumlu bakmayı anlatan deyimi tamamlayın: Even after the warnings, Mia still viewed the proposal through ____.
Cevabı göster
rose-colored glasses
While this first stage of love can be an intense rollercoaster of emotions and brain activity, Deyimler
2:27Aşkın bu ilk aşaması yoğun bir duygu ve beyin aktivitesi lunapark treni olabilse de,
intense rollercoaster of emotions: güçlü duygusal iniş çıkışlar
A rollercoaster of emotions, duyguların yüksek ve düşük noktalar arasında hızlı ve tekrar tekrar değişmesini anlatan bir benzetmedir. Yalnızca çok sayıda duygu hissetmeyi değil, değişimi ve istikrarsızlığı vurgular. Burada intense benzetmeyi güçlendirir: aşkın ilk aşaması özellikle güçlü ve ani duygu değişimleri içerebilir. Gerçek bir lunapark aracı kastedilmez.
Alıştırma
an intense rollercoaster of emotions öncelikle neyi anlatır?
- Değişmeden kalan tek bir güçlü duygu
- Lunaparkta gerçek bir hız treni yolculuğu
- Yüksek ve düşük noktalar arasında hızla değişen güçlü duygular
Cevabı göster
Yüksek ve düşük noktalar arasında hızla değişen güçlü duygular
making way for the more long-lasting stage of love Kalıp ifadeler
2:34yerini aşkın daha uzun süren aşaması olan
making way for: yerini bir sonraki aşamaya bırakmak
Burada making way for mecaz anlamdadır: kısa süren aşama zayıflar veya sona erer ve daha uzun süren bir aşama onun yerini alır. Gerçek anlamda yol açmayı değil, bir geçişi anlatır. -ing yan tümcesi, önceki aşamanın yalnızca birkaç ay sürmesinin ardından ne olduğunu ekler: bu aşama yerini bir sonraki aşamaya bırakır.
Alıştırma
Cümleyi make way for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Temporary signs are gradually ____ permanent displays as the renovation nears completion.
Cevabı göster
making way for
known as attachment or compassionate love: bir kavramı adlandırmak
known as attachment or compassionate love, önceki isim öbeği the more long-lasting stage of love ifadesini niteler ve bu aşamaya bir ad verir. Yapı, which is known as attachment or compassionate love biçiminde genişletilebilir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi tümcesidir: known geçmiş zaman ortacıdır ve as sonrasında ad veya etiket gelir. Burada or, iki ayrı aşama değil, aynı genel aşama için kullanılan iki adı tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi known ve doğru edatla tamamlayın: This learning method is ____ spaced repetition.
Cevabı göster
known as
you may feel more relaxed and committed to your partner, Kalıp ifadeler
3:06büyük ölçüde iki hormon sayesinde,
As your relationship develops: paralel değişimleri as ile bağlamak
As your relationship develops ifadesindeki as, “bir süreç ilerledikçe” veya “bir değişimle birlikte” anlamına gelir. Bu yan cümle, sonrasında söylenenler için değişen bir zaman çerçevesi oluşturur: ilişki gelişirken kişinin duyguları da bu süreçte yavaş yavaş değişebilir. Kalıp As + özne + değişim bildiren fiil şeklindedir ve ardından değişen başka bir durum gelir. Genellikle iki değişimin birlikte ilerlediğini gösterir; ilk değişimin ikincisinin tek ve doğrudan nedeni olduğunu kendi başına ileri sürmez.
Alıştırma
Maya zamanla deneyim kazandı ve aynı dönemde özgüveni arttı. Hangi cümle, birinin diğerine neden olduğunu açıkça söylemeden iki değişimi paralel süreçler olarak sunar?
- Because Maya gained experience, she became more confident.
- As Maya gained experience, she became more confident.
- Maya worked as an experienced manager.
Cevabı göster
As Maya gained experience, she became more confident.
committed to your partner: bir ilişkide ciddi bağlılık
committed to your partner ifadesinde committed, bir ilişkide ciddi ve sürekli bağlılık ile sadakati anlatan bir sıfattır. Feel fiilinden sonra relaxed ile aynı yapıda kullanılır: you may feel relaxed and feel committed. Yalnızca birinden hoşlanmaktan veya ona ilgi duymaktan daha güçlü bir anlam taşır. Kalıp be ya da feel committed to + kişi, isim veya -ing biçimi şeklindedir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle sonrasında bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: committed to supporting each other.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki kalıpla tamamlayın: Jordan and his partner want to build a future together. Jordan feels ____ his partner.
Cevabı göster
committed to
thanks in large part to two hormones, Kalıp ifadeler
3:08partnerinize daha rahat ve bağlı hissedebilirsiniz:
thanks in large part to: başlıca ama tek olmayan bir neden
Thanks in large part to, bir sonucun büyük bölümünü açıklayan bir nedeni belirtirken başka nedenlere de pay bırakır. Bu cümlede iki hormon, açıklamanın tamamı olarak değil, başlıca etkenler olarak sunulur. Yeniden kullanılabilir kalıp sonuç + thanks in large part to + başlıca neden şeklindedir. Buradaki thanks to kişisel minnettarlık değil, neden-sonuç ilişkisi bildirir.
Alıştırma
Daha iyi planlamanın başlıca nedenlerden biri olduğunu, ancak tek neden olmadığını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The recovery was ____ better planning.
Cevabı göster
thanks in large part to
oxytocin and vasopressin: iki hormonun adı
Oxytocin ve vasopressin iki hormonun adıdır. Dil bilgisel olarak bu ifade bir appozisyondur: hemen önce geçen two hormones ifadesinin hangi hormonları anlattığını belirtir. Çevredeki açıklamada bu hormonlar eş bağı kurma, güven ve destek duyguları ve bağlanmayla ilişkilendirilir. Bunlar bağ kurmanın biyolojik açıklamasının bir parçasıdır; insan adı değildir ve yalnızca iki kimyasalın ilişkileri belirlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede oxytocin ve vasopressin neyin adıdır?
- Bağlanmayı inceleyen iki bilim insanı
- Karar vermede rol oynayan iki beyin bölgesi
- Eş bağıyla bağlantılı olarak ele alınan iki hormon
Cevabı göster
Eş bağıyla bağlantılı olarak ele alınan iki hormon
Known as pair-bonding hormones: kısaltılmış edilgen yapıyla etiketleme
Known as pair-bonding hormones, edilgen bir yan cümlenin kısaltılmış hâlidir. Anlamca öznesi they olduğu için They are known as pair-bonding hormones biçiminde açılabilir. Ana cümleden önce kullanıldığında önce etiketi verir, ardından ana cümle hormonların ne yaptığını açıklar. Pair-bonding, partnerler arasında istikrarlı bir bağ kurmak veya bu bağı sürdürmek demektir. Burada hormones sözcüğünü niteler; sıradan bir eşleştirme oyununu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “adı verilen” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ the Morning Star, Venus is often visible shortly before sunrise.
Cevabı göster
Known as
signal trust, feelings of social support, and attachment: fiil olarak signal
Burada signal, işaret veya mesaj anlamındaki isim değil, geçişli bir fiildir. Hormonlar; güven, sosyal destek ve bağlılıkla ilişkili durumları gösteren veya bu durumların başlamasına yardımcı olan biyolojik haberciler olarak sunulur. Fiilin üç sıralı nesnesi vardır: trust, feelings of social support ve attachment. Signal tek başına hormonların tek neden olduğunu veya herkesin aynı şekilde tepki vereceğini ileri sürmez.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada They signal trust and attachment ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- Her insanın mutlaka güven ve bağlılık hissedeceğini garanti ederler.
- Güven ve bağlılıkla ilişkili biyolojik mesajları gösterir veya iletirler.
- Trust ve Attachment adlı iki elektronik aygıttırlar.
Cevabı göster
Güven ve bağlılıkla ilişkili biyolojik mesajları gösterir veya iletirler.
romantic love is not unlike other forms of love, Dilbilgisi
3:20romantik aşk, aşkın diğer biçimlerinden farklı değildir,
Yöntemden sonuca geçiş sağlayan In this way
In this way bir bağlantı ifadesidir. This, hemen önce açıklanan yöntem veya mekanizmaya gönderme yapar; burada güveni, desteği ve bağlılığı güçlendiren süreci anlatır. Fiziksel bir yolu ifade etmez. Bu ifade önceki bilgileri toparlar ve bunları ardından gelen sonuca dayanak yapar. Açıklayıcı metinlerde çoğu zaman “bu böyle işler” düşüncesinden “bundan şu sonucu çıkarabilir veya şunu elde edebiliriz” düşüncesine geçişi gösterir.
Alıştırma
İlk cümle bir yöntemi açıklıyor. Bu yöntemi sonucuna en iyi bağlayan ifade hangisidir? The library labels each shelf by topic. ____, visitors can find books more quickly.
- On the way
- By the way
- In this way
Cevabı göster
In this way
is not unlike: benzerliği temkinli biçimde ifade etme
Not unlike, çift olumsuzluğa benzeyen bir ifadedir: not, unlike sözcüğünü olumsuzlar. Bu nedenle X is not unlike Y, X'in ilgili bir açıdan Y'ye benzediği anlamına gelir. Bu ifade is similar to kadar doğrudan değildir. İki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemeden benzerliğe temkinli biçimde işaret eder.
Alıştırma
“The new schedule is not unlike the old one” cümlesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?
- The two schedules are very different.
- The two schedules are completely identical.
- The two schedules have some similarities.
Cevabı göster
The two schedules have some similarities.
as these hormones also help bond families and friendships. Kalıp ifadeler
3:23çünkü bu hormonlar aynı zamanda aileleri ve arkadaşlıkları bağlamaya da yardımcı olur.
also help bond families and friendships: aile ve arkadaşlık bağlarını güçlendirmeye de yardımcı olmak
Burada bond, duygusal bir bağ kurarak veya mevcut bağı güçlendirerek insanları birbirine yakınlaştırmak anlamında kullanılan bir fiildir. Bu yoğunlaştırılmış anlatımda bond families and friendships, aile içindeki ve arkadaşlar arasındaki yakınlığı desteklemek demektir; finansal tahvil veya fiziksel yapıştırıcı anlamına gelmez. Yapı help + fiilin yalın hâlidir: help bond. Also, bunun tek etki değil, ek bir etki olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bond fiilini bir grubu daha sıkı biçimde birleştirmek anlamında doğru kullanır ve help + fiilin yalın hâli yapısına uyar?
- Working toward one goal can help bond with a new team.
- Working toward one goal can help bond a new team.
- Working toward one goal can help bonded a new team.
Cevabı göster
Working toward one goal can help bond a new team.
oxytocin can inhibit the release of stress hormones, Kelime
3:28oksitosin stres hormonlarının salınımını engelleyebilir,
inhibit the release of stress hormones: stres hormonlarının salınmasını baskılamak
Inhibit the release of stress hormones, stres hormonlarının salındığı süreci sınırlamak veya baskılamak anlamına gelen resmî bir bilimsel ifadedir. Inhibit genellikle bir sürece müdahaleyi anlatır; tek başına salınımın sıfıra düştüğünü söylemez. Dil bilgisi açısından release, inhibit the release of + madde yapısında bir isimdir. Bu isim öbeği biyoloji ve tıpta yaygındır.
Alıştırma
Bir araştırma, bir bileşiğin hormon salınımını baskıladığını ancak salınımın tamamen durduğunu göstermediğini belirtiyor. En doğru cümle hangisidir?
- The compound may inhibit the release of the hormone.
- The compound may cause the hormone to be released.
- The compound may prevent any release of the hormone.
Cevabı göster
The compound may inhibit the release of the hormone.
which is why spending time with a loved one can feel so relaxing. Notlar
3:31bu nedenle sevilen biriyle vakit geçirmek çok rahatlatıcı hissettirebilir.
which is why: bir nedeni sonucuna bağlamak
Bu cümlede which, önceki düşüncenin tamamına, yani oksitosinin stres hormonlarının salgılanmasını engelleyebileceği bilgisine gönderme yapar. Burada soru sözcüğü değildir. which is why, sevilen biriyle zaman geçirmenin rahatlatıcı gelebilmesi sonucunu açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp “neden veya açıklama, which is why + sonuç” biçimindedir. Nedeni ve onun sonucunu aynı cümlede birleştirir.
Alıştırma
Cümleyi, nedene gönderme yapıp sonucu açıklayan üç sözcüklü ilgi cümleciği bağlantısıyla tamamlayın: The road was flooded, ____ the buses were delayed.
Cevabı göster
which is why
a loved one: sevdiğiniz yakın bir kişi
A loved one, sevdiğiniz ve önemsediğiniz kişidir. Eş veya sevgili, bir aile üyesi ya da size çok yakın başka biri olabilir; yalnızca romantik bir partner anlamına gelmez. Bu isim öbeğinde loved, one sözcüğünü niteler; one ise person yerine kullanılır. Böylece kişinin tam rolünü belirtmeden ilişkiden sıcak bir biçimde söz edilebilir.
Alıştırma
Bir hastane, kişinin eş veya sevgili mi yoksa akraba mı olduğunu belirtmeden yakınınızdaki biriyle iletişim kurmanızı istiyor. Hangi ifade en uygundur?
- a loved one
- a lover
- a business partner
Cevabı göster
a loved one
As early love's suspension of judgment fades, Kelime
3:35İlk aşkın yargıyı askıya alması azaldıkça,
suspension of judgment: yargıyı geçici olarak askıya alma
Bu cümlede suspension of judgment, eleştirel değerlendirme yetisinin geçici olarak zayıflamasını veya bir kenara bırakılmasını anlatan bir isim öbeğidir. Aşkın ilk döneminin, kişinin eşini ya da partnerini açık biçimde değerlendirme eğilimini azalttığı ifade edilir. Bu durum azaldıkça daha net değerlendirme yetisi geri gelir. Buradaki judgment, hukuki bir karar değil, değerlendirme yetisidir.
Alıştırma
Bu cümlede suspension of judgment ne anlama geliyor?
- Kişi düşünme yetisini kalıcı olarak kaybeder.
- Mahkeme hemen hukuki bir karar verir.
- Eleştirel değerlendirme geçici olarak zayıflar veya askıya alınır.
Cevabı göster
Eleştirel değerlendirme geçici olarak zayıflar veya askıya alınır.
it can be replaced by a more honest understanding and deeper connection. Kalıp ifadeler
3:38yerini daha dürüst bir anlayış ve daha derin bir bağ alabilir.
can be replaced by: yeni unsuru belirleme
Yapı can + be + replaced + by şeklindedir. X can be replaced by Y kalıbında X önceki şey veya durumdur; by sonrasındaki Y ise onun yerini alan yeni unsurdur. Buradaki it, suspension of judgment ifadesine gönderme yapar. Can, değişimin kesin değil, mümkün olduğunu gösterir: daha dürüst bir anlayış ve daha derin bir bağ bu durumun yerini alabilir.
Alıştırma
Hangi cümle "The old system can be replaced by a newer system" ile aynı anlama gelir?
- The old system can replace a newer system.
- A newer system can replace the old system.
- A newer system can be replaced by the old system.
Cevabı göster
A newer system can replace the old system.
more honest understanding and deeper connection: ilişki değişimini anlatan sıralı karşılaştırmalar
more honest understanding ifadesinde more honest, soyut isim olan understanding'i niteler; deeper connection ifadesinde ise deeper, connection'ı niteler. İki karşılaştırma sıfatı ve isim öbeği and ile bağlanır. Bu nedenle cümle, tek ve daha büyük bir değişimi değil, birbiriyle ilişkili iki değişimi anlatır. Buradaki honest yalnızca yalan içermemek anlamına gelmez; gerçek duruma daha sadık ve daha az idealize edilmiş olmayı anlatır. Deeper ise daha güçlü ve daha anlamlı bir duygusal bağı belirtir. Her iki karşılaştırma da önceki, daha az açık veya daha zayıf bağlı bir durumla karşılaştırma kurar.
Alıştırma
Bu cümlede more honest understanding and deeper connection neyi anlatıyor?
- Daha az dikkatli bir bakış ve daha zayıf bir bağ
- Daha gerçekçi bir bakış ve daha güçlü bir bağ
- Daha az yalan içeren bir ifade ve daha hızlı bir internet bağlantısı
Cevabı göster
Daha gerçekçi bir bakış ve daha güçlü bir bağ
problems in your relationship may become more evident. Kalıp ifadeler
3:46ilişkinizdeki sorunlar daha belirgin hale gelebilir.
rose-colored glasses begin to lose their tint: genişletilmiş bir mecaz
Rose-colored glasses, bir kişiyi veya durumu gerçekçi olmayan biçimde ve fazlasıyla olumlu görme şeklini anlatan bir deyimdir. Olumlu duyguların, kusurları veya uyarı işaretlerini gizleyen bir filtre gibi çalıştığını düşündürür. Burada lose their tint, bu görüntünün yaratıcı biçimde genişletilmesidir. İdealize edilmiş filtre zayıflamaya başladığında kişi ilişkiyi daha net görebilir ve ilişkinin sorunları daha belirgin hâle gelebilir. Cümle gerçek merceklerin renginin değiştiğini anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede rose-colored glasses begin to lose their tint ne anlama geliyor?
- Gerçek gözlükler güneşte soluyor.
- Kişinin görme yetisi kötüleşiyor.
- Kişinin aşırı idealize edilmiş bakışı daha gerçekçi hâle geliyor.
Cevabı göster
Kişinin aşırı idealize edilmiş bakışı daha gerçekçi hâle geliyor.
may become more evident: olasılık ve değişim
May kesinlik değil, olasılık bildirir. Become bir durum değişikliğini gösterir; more evident ise “öncesine göre fark edilmesi veya anlaşılması daha kolay” demektir. Cümle, sorunların zaten var olabileceğini ve sonradan daha belirginleşebileceğini anlatır; sorunların kesinlikle ortaya çıkacağını veya yeni oluştuğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi may, become ve evident sözcüğünün karşılaştırmalı biçimiyle tamamlayın: As the investigation continues, the pattern ____.
Cevabı göster
may become more evident
No matter the reason a relationship ends, Dilbilgisi
4:12Bir ilişkinin bitme nedeni ne olursa olsun,
we can blame the ache and pain that accompanies heartbreak on the brain. Kalıp ifadeler
4:15kalp kırıklığına eşlik eden sızı ve acı için beyni suçlayabiliriz.
No matter the reason: tek bir ortak sonuç bildiren ödünleme
No matter the reason bir ödünleme anlatır: Belirli neden değişebilir, ancak ana cümledeki sonucu değiştirmez. “Nedeni ne olursa olsun” şeklinde anlaşılabilir. Bu cümlede ifade, bir ilişkinin sona ermesinin tüm olası nedenlerini bir araya getirir ve dikkati kalp kırıklığıyla ilgili ortak sonuca yöneltir. Buradaki matter, kalıplaşmış no matter yapısının parçasıdır; “madde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ for the delay, every passenger will receive an update.
Cevabı göster
No matter the reason
blame X on Y: bir sonucu bir nedene bağlamak
blame X on Y yapısında X sorun ya da olumsuz sonuç, Y ise bundan sorumlu tutulan kişi, şey veya nedendir. Bu cümlede X'in tamamı the ache and pain that accompanies heartbreak, Y ise the brain ifadesidir. Uzun isim öbeği ache sözcüğünden sonra bitmez. Yapının tamamını görmek için on the brain bölümüne kadar okumak gerekir. Bu bağlamda blame ahlaki bir suçlama yapmak yerine bir nedeni veya mekanizmayı açıklar.
Alıştırma
Cümleyi blame X on Y yapısındaki doğru edatla tamamlayın: The team blamed the mistake ____ poor communication.
Cevabı göster
on
ache and pain that accompanies heartbreak: accompany ile “birlikte ortaya çıkmak”
ache and pain ifadesi duygusal sıkıntıyı fiziksel bir sızı gibi somut hâle getirir. that accompanies heartbreak ilgi cümleciği hangi acıdan söz edildiğini belirtir. Burada ache and pain tek bir birleşik deneyim olarak anlaşıldığı için cümlecikte tekil fiil biçimi accompanies kullanılır. Burada accompany, bir kişiyle birlikte bir yere gitmek anlamına gelmez. Başka bir durumla birlikte ortaya çıkmak ya da o durumun bir özelliği olmak anlamındadır; acı, kalp kırıklığı deneyiminin bir parçası olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi accompany fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A feeling of uncertainty often ____ major life changes.
Cevabı göster
accompanies
The distress of a breakup activates the insular cortex, Kelime
4:18Bir ayrılığın verdiği ızdırap, insular korteksi aktive eder,
The distress of a breakup: ayrılığın yol açtığı ciddi duygusal acı
Bu cümlede the distress of a breakup, romantik bir ilişkinin bitmesinin yol açtığı ciddi duygusal acı ve kaygı anlamına gelir. Distress, sıradan sadness durumundan daha güçlü ve kapsamlı bir hâli anlatır; bunalmış veya başa çıkamaz hissetmeyi de içerebilir. of ile kurulan bölüm, sıkıntıya neden olan ya da onunla ilişkili deneyimi belirtir. Aynı yapı the distress of losing a job gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Bu cümlede The distress of a breakup ne anlama geliyor?
- Ayrılık sırasında gönderilen bir acil durum sinyali
- Bir ayrılığın yol açtığı ciddi duygusal acı
- Ayrılıkla ilgisi olmayan kısa ve hafif bir hayal kırıklığı
Cevabı göster
Bir ayrılığın yol açtığı ciddi duygusal acı
both physical like spraining your ankle, Dilbilgisi
4:24aynı zamanda reddedilme duyguları gibi sosyal
both physical ... as well as social: iki acı türünü bağlamak
Bu ifade pain kavramını birbirine paralel iki kategoriye ayırır. Physical, ayak bileğini burkma örneğiyle bedensel acıyı; social ise reddedilme örneğiyle ilişkilerle bağlantılı acıyı belirtir. Both, iki kategorinin geleceğini haber verir ve her sıfattan sonra pain sözcüğü varmış gibi anlaşılır. Anlamı takip ederken yapıyı both physical pain and social pain şeklinde okuyun. like ile başlayan ifadeler iki kategorinin örneklerini verir; yeni kategoriler eklemez.
Alıştırma
Yargılayın: düzenlenmiş resmî yazıda 'Pain can be both physical and social' genellikle 'Pain can be both physical as well as social.' ifadesine tercih edilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
Sosyal durumlarda the feelings of rejection
the feelings of rejection, bir kişi istenmediğini, dışlandığını veya kabul edilmediğini hissettiğinde ortaya çıkan duygular anlamına gelir. Burada rejection sosyal ve duygusaldır; yalnızca bir başvurunun ya da teklifin reddedilmesiyle sınırlı değildir. feelings sözcüğünün çoğul olması; incinme, üzüntü, utanç veya yalnızlık gibi farklı tepkileri kapsayabileceğini gösterir. Bu ifade tek bir duygudan çok, bu duyguların kaynağı olan reddedilme deneyimini adlandırır.
Alıştırma
Hangi durum feelings of rejection ifadesinin sosyal anlamını en iyi gösterir?
- Bir paketin yarın ulaşacağını öğrenmek
- Arkadaşları tarafından dışlandıktan sonra incinmiş ve istenmiyormuş gibi hissetmek
- Bir yarışı kazandıktan sonra gurur duymak
Cevabı göster
Arkadaşları tarafından dışlandıktan sonra incinmiş ve istenmiyormuş gibi hissetmek
you may find yourself once again daydreaming about or craving contact with your lost partner. Notlar
4:30kendinizi bir kez daha kaybettiğiniz partneriniz hakkında hayal kurarken veya onunla iletişim kurmayı şiddetle arzularken bulabilirsiniz.
Zaman çizgisini ilerleten As days pass,
As days pass, 'günler geçtikçe' veya 'zaman ilerledikçe' anlamına gelir. As bir zaman yan cümlesi başlatır; pass ise 'sınavı geçmek' değil, 'zamanın geçmesi' anlamındadır. Bu yan cümle, açıklamayı içinde bulunulan andan daha sonra ortaya çıkabilecek tepkilere taşır. Genel olarak As + zaman ifadesi + pass(es) kalıbı, zaman ilerlerken bir şeyin yavaş yavaş geliştiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle As days pass ile aynı zaman ilerletme kalıbını kullanır?
- She passed the exam, so she celebrated.
- Please pass the calendar to me.
- As weeks pass, the new routine becomes easier.
Cevabı göster
As weeks pass, the new routine becomes easier.
find yourself once again daydreaming: kendini istemeden yeniden hayal kurarken bulmak
Find yourself doing something, çoğu zaman önceden planlamadan veya istemeden bir şeyi yaptığınızı fark etmek demektir. Bu cümlede find yourself, “kendini aramak” anlamına gelmez. Once again, daydreaming eylemini tekrarlanan bir düzenin parçası yapar: bu daha önce olmuş ve şimdi geri dönmüştür. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı find yourself + zarf ifadesi + -ing şeklindedir; find yourself once again daydreaming bunun bir örneğidir.
Alıştırma
Cümleyi find yourself once again ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A week after deleting the app, Maya ____ checking the website.
Cevabı göster
found herself once again
craving contact with: güçlü bir iletişim ihtiyacı
Craving contact with someone, o kişiyle iletişim kurmak veya etkileşimde bulunmak için güçlü ve kalıcı bir istek duymak demektir. Crave doğrudan bir isim alabilir; bu nedenle yapı crave contact with + kişi şeklindedir. Burada craving, find yourself ifadesinden sonra daydreaming ile eş görevli olarak kullanılır. Bu anlamda contact, iletişimi veya insanlar arası etkileşimi anlatan sayılamayan bir isimdir; telefona veya adres defterine kaydedilmiş bir kişiyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi contact ismi ve doğru edatla tamamlayın: After three weeks alone, he was craving ____ other people.
Cevabı göster
contact with
The drive to reach out may feel overwhelming, Öbek fiiller
4:35Ulaşma dürtüsü karşı konulamaz hissedilebilir,
drive to reach out: iletişime geçmeye yönelik güçlü bir dürtü
Burada drive, güçlü bir iç güç veya dürtü anlamında kullanılan bir isimdir. to reach out biçimindeki to'lu mastar, bu dürtünün kişiyi hangi eyleme yönelttiğini belirtir. Bu bağlamda reach out, eli uzatmak değil, biriyle iletişimi başlatmak veya temasa geçmek anlamına gelir. Bu nedenle drive to reach out, karşı koyması zor olabilen güçlü bir iletişime geçme dürtüsüdür.
Alıştırma
Örnekte drive to reach out ne anlama geliyor?
- bir yere arabayla gidip biriyle buluşma planı
- eli fiziksel olarak uzatma hareketi
- biriyle iletişime geçmeye yönelik güçlü bir içsel dürtü
Cevabı göster
biriyle iletişime geçmeye yönelik güçlü bir içsel dürtü
like an extreme hunger or thirst: acil bir isteği anlatan benzetme
Like burada bir benzetme başlatır: daha önce sözü edilen dürtü, aşırı açlık veya susuzlukla karşılaştırılır. Bu karşılaştırma mecazidir; kişinin gerçekten yiyeceğe ya da suya ihtiyacı olduğu söylenmez. Soyut bir duygusal dürtüyü fiziksel, acil ve görmezden gelmesi zor bir ihtiyaç gibi hissettirir.
Alıştırma
Burada like an extreme hunger or thirst neyi gösteriyor?
- Konuşan kişi yiyecek ile su arasında seçim yapmaktadır.
- Kişinin hemen yiyip içmesi gerekir.
- Dürtü, temel bir fiziksel ihtiyaç kadar yoğun ve görmezden gelmesi zor hissedilir.
Cevabı göster
Dürtü, temel bir fiziksel ihtiyaç kadar yoğun ve görmezden gelmesi zor hissedilir.
a former partner: geçmişteki romantik partner
Burada former, partner sözcüğünden önce gelen bir sıfattır. Bu kişinin geçmişte birinin partneri olduğunu ancak artık olmadığını belirtir. Bu bağlamda partner, romantik partner veya hayat arkadaşı anlamındadır. Bu kullanım, daha önce sözü edilen iki kişi ya da şeyden ilkini belirten the former isim öbeği değildir. Former sözcüğünden sonra partner isminin gelmesi, burada geçmişteki bir durumu anlattığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede former, “geçmişte bir rolü üstlenmiş kişi” anlamında sıfat olarak kullanılmıştır?
- Maya chose the blue bag over the red one; the former was cheaper.
- Maya asked a former coach for advice.
- Maya and Leo formed a study group.
Cevabı göster
Maya asked a former coach for advice.
heartbroken individuals again show increased activity in the VTA, Anlatım akışı
4:42kalbi kırık bireyler, VTA'da tekrar artan aktivite gösterirler,
the motivation and reward center that drove feelings of longing during the initial stages of the relationship. Kelime
4:47burası ilişkinin ilk aşamalarında özlem duygularını yönlendiren motivasyon ve ödül merkezidir.
again show increased activity: önceki bir örüntüye dönmek
Again önceki bilgiye gönderme yapar: VTA’daki etkinlik artışı, ilişkinin daha erken bir aşamasıyla bağlantılı olarak zaten ele alınmıştır. Show sözcüğünden önce gelmesi, benzer bir örüntünün kalbi kırık kişilerde de ortaya çıktığını gösterir. Açıklayıcı metinlerde again yalnızca tekrarlanan bir eylemi anlatmaz; bilgiyi düzenleyip bölümler arasında bağlantı da kurabilir. Burada ilişkinin ilk aşamasını kalp kırıklığıyla bağlar ve ortak ödül tepkisinin fark edilmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede again okuyucuya ne anlatıyor?
- VTA etkinliğiyle ilgili önceki açıklamanın bu sonuçla ilgisi yoktur.
- VTA başka bir aşamada da benzer bir etkinlik artışı gösterir.
- VTA ilk kez yalnızca kalp kırıklığından sonra etkinleşir.
Cevabı göster
VTA başka bir aşamada da benzer bir etkinlik artışı gösterir.
feelings of longing: derin ve sürekli duygusal özlem
Feelings of longing ifadesinde longing, derin ve sürekli bir duygusal arzuyu ya da birini veya bir şeyi yoğun biçimde özleme hissini anlatan bir isimdir. Genellikle özlenen kişi veya şeyin uzakta, yok ya da ulaşılması zor olduğunu düşündürür. Bu ifade, sıradan bir wanting durumundan daha güçlü ve daha duygusaldır. Feelings of, longing duygusunu kişinin tepkilerini etkileyebilecek bir duygusal durum olarak sunar.
Alıştırma
Hangi durum feelings of longing ifadesine en uygun örnektir?
- Toplantıdan önce saate bakmak
- Kısa süreli susuzluk nedeniyle bir içecek seçmek
- Yıllarca yurt dışında yaşadıktan sonra memleketi derinden özlemek
Cevabı göster
Yıllarca yurt dışında yaşadıktan sonra memleketi derinden özlemek
This emotional whirlwind also likely activates your body's alarm system, Notlar
4:52Bu duygusal kasırga muhtemelen vücudunuzun alarm sistemini de aktive eder,
emotional whirlwind: yoğun ve karmaşık duyguların benzetmesi
Whirlwind sözcüğü gerçek anlamıyla hızla dönen bir hava sütununu ifade eder. Emotional whirlwind ifadesinde ise hızla ortaya çıkan veya değişen birkaç güçlü duygunun yarattığı karmaşayı ve kişinin sakin ya da kontrollü kalmakta zorlanmasını anlatan bir benzetmedir. Emotional sözcüğü burada gerçek bir hava olayından söz edilmediğini gösterir. Bu imge belirli tek bir duygudan çok yoğunluğu, hızlı hareketi ve düzensizliği vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede emotional whirlwind, güçlü duyguların kafa karıştırıcı biçimde hücum etmesini anlatan bir benzetme olarak kullanılmıştır?
- The fan created a steady flow of cool air.
- After the sudden move, she was caught in an emotional whirlwind.
- A whirlwind tore branches from the trees during the storm.
Cevabı göster
After the sudden move, she was caught in an emotional whirlwind.
your body's alarm system, the stress axis: aynı sistemin iki adı
your body's alarm system, vücudun stres tepki sistemini gündelik dille adlandırır. Buradaki alarm system mecazdır; ev alarmını değil, tehdit veya baskı karşısındaki fizyolojik tepkileri ifade eder. the stress axis açıklayıcı bir ara söz olarak kullanılır. Virgüllerle ayrılan bu ifade, ikinci bir sistemi adlandırmak yerine aynı sisteme daha teknik bir ad verir. Burada stress axis, stres tepkisini düzenleyen nöroendokrin yolları genel olarak ifade eder.
Alıştırma
Örnekte virgüller arasındaki the stress axis ifadesi ne yapar?
- İlk sistemin etkinleştirdiği ikinci bir sistemi adlandırır.
- Aynı sisteme teknik bir ad verir.
- Evde kullanılan bir alarmı anlatır.
Cevabı göster
Aynı sisteme teknik bir ad verir.
leaving you feeling...: sonucu belirtme
Leaving, önceki olayın sonucunu belirtir: o olay, sizi ardından anlatılan duruma sokmuştur. Burada leave, birinin belirli bir durumda kalmasına yol açmak anlamındadır; bir yerden ayrılmak anlamına gelmez. Kalıp main clause + leaving + person + feeling + adjectives şeklindedir. Shaken, bir şoktan sonra duygusal olarak sarsılmış olmayı; restless ise rahatlayamamayı veya sakin kalamamayı ifade eder.
Alıştırma
Sonucu göstermek için leave fiilinin -ing biçimini kullanın: The sudden cancellation ruined our plans, ____ everyone feeling disappointed and restless.
Cevabı göster
leaving
As time goes on: zamanla gelişen bir değişimi belirtmek
As time goes on, zaman geçtikçe yavaş yavaş gelişen bir değişimi anlatmaya başlar. Buradaki goes on, “akmaya devam eder” anlamındadır; “bir etkinliği yapmaya devam eder” anlamında değildir. İfade cümlenin başına geldiğinde geçiş görevi görür: açıklamayı önceki bir durumdan daha sonra olanlara taşır. Dinleyiciyi ani bir olaydan çok bir sürece, eğilime veya aşamalı bir sonuca hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle As time goes on ifadesini zamanla gelişen bir değişimi belirtmek için kullanıyor?
- As time goes on, the puppy becomes calmer around strangers.
- By noon yesterday, the meeting had already ended.
- At that exact instant, the glass shattered.
Cevabı göster
As time goes on, the puppy becomes calmer around strangers.
can pump the brakes on this distress and craving signaling. Deyimler
5:07bu ızdırap ve arzu sinyallerini frenleyebilir.
oversee reasoning and impulse control: bir işlevi düzenlemek
Burada oversee, “yönlendirme, denetleme veya düzenleme sorumluluğuna sahip olmak” anlamına gelir. Cümle, üst kortikal bölgeleri akıl yürütme ve dürtü kontrolü işlevlerinin yönetilmesine yardımcı olan yapılar olarak sunar; bu işlevleri kelimenin gerçek anlamıyla yukarıdan gördüklerini söylemez. overse e + isim kalıbında isim, bir kişi, kuruluş veya sistemin denetimi altındaki süreci, işi ya da işlevi belirtir. Bu nedenle oversee, kuruluşlardaki sorumlulukları ve daha resmî bir kullanımla vücut sistemlerinin rollerini anlatmak için uygundur.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The committee oversees safety inspections. Oversees ne anlama geliyor?
- Komite, denetimleri gözetmekten ve koordine etmekten sorumludur.
- Komite, denetimleri fiziksel olarak daha yüksek bir konumdan görür.
- Komite, süreci denetlemeden her denetimi bizzat gerçekleştirir.
Cevabı göster
Komite, denetimleri gözetmekten ve koordine etmekten sorumludur.
pump the brakes on: bir şeyi yavaşlatmak veya dizginlemek
Pump the brakes on something, bir şeyi yavaşlatmak, yoğunluğunu azaltmak veya daha fazla kontrol altına almak anlamına gelen mecazi bir ifadedir. İmge, bir aracın frenlerini kullanmaktan gelir; ancak nesne soyut bir süreç, plan veya tepki de olabilir. Burada can pump the brakes on, beyin bölgelerinin sıkıntı ve yoğun istek sinyallerini dizginleyebildiğini anlatır. İfade, hemen veya tamamen durdurmayı değil, kontrol etmeyi ya da azaltmayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bu süreci bitirmeden yavaşlatmak” anlamına gelen deyimle tamamlayın: The team should ____ the rollout until the safety tests are finished.
Cevabı göster
pump the brakes on
Given that these regions are still maturing and making connections through adolescence, Notlar
5:10Ergenlik boyunca bu bölgelerin hala olgunlaştığı ve bağlantılar kurduğu göz önüne alındığında,
through adolescence: ergenlik dönemi boyunca devam etme
Burada through zamanı gösteren bir edattır. through adolescence, olgunlaşma ve bağlantı kurma sürecinin ergenlik dönemi boyunca devam ettiğini anlatır; bir şeyin fiziksel bir alanın içinden geçmesi söz konusu değildir. Süren bir süreçle kullanıldığında through + zaman dilimi, süreci o döneme yayılan ve çoğu zaman dönemin ilerleyen kısmına kadar uzanan bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede through, bir sürecin bir zaman dilimi boyunca sürdüğünü gösterir?
- The trees keep growing through the summer.
- I heard the news through a friend.
- We walked through the tunnel.
Cevabı göster
The trees keep growing through the summer.
it's no wonder that first heartbreak can feel particularly agonizing. Kelime
5:15ilk kalp kırıklığının özellikle ıstırap verici hissedilmesi şaşırtıcı değildir.
Given that ..., it's no wonder that ...: bir nedeni beklenen sonuca bağlamak
Given that + yan cümle, neden olarak ele alınacak bir gerçeği veya durumu sunar. Burada given, “birine verilmiş” anlamına gelmez; Given that these regions ... ifadesi, “bu bölgelerin…… olduğu gerçeği göz önüne alındığında” anlamındadır. It's no wonder that + yan cümle, sonucu anlaşılır veya şaşırtıcı olmayan bir şey olarak değerlendirir. Given that A, it's no wonder that B yapısı, önce A nedenini, ardından konuşanın B sonucu hakkındaki değerlendirmesini verir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki parçalı yapıyla tamamlayın: ____ the roads are icy, ____ buses are running late.
Cevabı göster
Given that · it's no wonder that
feel particularly agonizing: özellikle ıstırap verici gelmek
Burada feel, ardından agonizing sıfatı gelen bir bağlayıcı fiildir. İfade, deneyimin son derece acı verici veya sıkıntılı algılandığını söyler; particularly ise bu tanımı güçlendirerek özellikle ya da alışılmadık ölçüde anlamını katar. Agonizing, yalnızca rahatsız edici veya can sıkıcı demekten çok daha güçlüdür. Bu cümlede yoğun duygusal acıyı anlatır, ancak fiziksel ağrı için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi durum en doğal biçimde feel particularly agonizing diye anlatılabilir?
- Sevilen biri acil ameliyattayken haber beklemek.
- İki dondurma çeşidi arasında seçim yapmak.
- Bir web sayfasının iki saniye daha geç yüklenmesi.
Cevabı göster
Sevilen biri acil ameliyattayken haber beklemek.
Activities like exercise, spending time with friends,
5:41Egzersiz yapmak, arkadaşlarla vakit geçirmek,
or even listening to your favorite song can tame this heartbreak stress response Kelime
5:44veya en sevdiğiniz şarkıyı dinlemek gibi aktiviteler bu kalp kırıklığı stres tepkisini yatıştırabilir
tame this heartbreak stress response: bir tepkiyi kontrol edilebilir hâle getirmek
Burada tame, this heartbreak stress response soyut nesnesiyle mecaz anlamda kullanılmıştır. Tepkinin şiddetini azaltıp onu kontrol etmeyi kolaylaştırmak anlamına gelir. Tame, stres tepkisinin tamamen ortadan kalkması demek değildir. Aynı fiil, güçlü bir duyguyu veya süreci kontrol altına almayı da anlatabilir.
Alıştırma
"Good routines can tame a strong stress response," cümlesinde tame ne anlama gelir?
- Tepkiyi bir hayvanmış gibi eğitmek.
- Tepkinin şiddetini azaltıp onu daha kontrol edilebilir hâle getirmek.
- Tepkinin sonsuza dek kaybolacağını garanti etmek.
Cevabı göster
Tepkinin şiddetini azaltıp onu daha kontrol edilebilir hâle getirmek.
while also triggering the release of feel-good neurotransmitter dopamine. Kalıp ifadeler
5:49ve aynı zamanda iyi hissettiren nörotransmitter dopaminin salınımını tetikleyebilir.
triggering the release of: bir salınımın tetiklendiğini anlatmak
trigger the release of + madde kalıbı, “bir maddenin salınmasına neden olmak” demektir. Bir olayın biyolojik veya kimyasal bir süreci başlattığını göstermek için bilimsel ve sağlıkla ilgili açıklamalarda sık kullanılır. Burada while also triggering, örtük öznesi önceki cümleciğin öznesiyle aynı olan kısaltılmış bir cümleciktir. Aynı anda gerçekleşen ikinci bir etki ekler; salınan madde dopamine'dir.
Alıştırma
Cümleyi trigger the release of kalıbıyla tamamlayın: A sudden threat can ____ stress hormones.
Cevabı göster
trigger the release of
most can heal and learn from even the most devastating heartbreak. Kalıp ifadeler
5:55çoğu insan en yıkıcı kalp kırıklığından bile iyileşebilir ve ondan bir şeyler öğrenebilir.
Given time and the support: kısa bir koşul ifadesi
Burada given bir koşul getirir: İnsanların zamanı ve bağlamda sözü edilen desteği varsa iyileşmeleri mümkündür. time was given örneğindeki gibi edilgen bir eylemde kullanılan geçmiş zaman ortacı değildir. The support, başka insanların ya da çevrenin yardımı gibi bağlamdan hangi destek olduğu anlaşılabilen bir desteği belirtir. Belirli bir destek önceden anlaşılmıyorsa daha genel biçim given time and support olur.
Alıştırma
given ile enough time and support sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: “____, a new employee can learn the system.”
Cevabı göster
Given enough time and support
Most can heal and learn from: iyileşme ve ders çıkarma
Most burada tek başına kullanılır ve most people anlamına gelir. can yardımcı fiili, birbirine bağlanan iki fiil öbeğinin ikisine de uygulanır: can heal ve can learn from something. Heal duygusal olarak iyileşmek, learn from an experience ise o deneyim sayesinde yararlı bir anlayış veya ders kazanmak anlamına gelir. from sözcüğünün nesnesi bir deneyim, hata veya başarısızlık olabilir; mutlaka bir insan olması gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle birçok insanın iyileşebileceğini ve zorlu deneyimlerden ders çıkarabileceğini doğal biçimde ifade eder?
- With time and support, most people can heal painful experiences and learn them.
- With time and support, most people can heal and learn from painful experiences.
- With time and support, painful experiences can heal and learn from most people.
Cevabı göster
With time and support, most people can heal and learn from painful experiences.
Did you know that you spend a third to half of your day daydreaming? Notlar
6:20Gününüzün üçte birini ila yarısını hayal kurarak geçirdiğinizi biliyor muydunuz?
Did you know that...?: ilgi çeken bir bilgi girişi
Did you know that...? bir gerçeği soru biçimindeki bir girişle sunar. Burada retorik bir dikkat çekme aracı olarak kullanılır: konuşan kişi öncelikle dinleyicinin bunu bilip bilmediğini kontrol etmez; merak uyandırır ve dikkati that sonrasındaki ifadeye yöneltir. Soru dizilişi yalnızca Did you know bölümünde kullanılır. that sonrasındaki yan cümle, that + özne + fiil biçimindeki düz cümle dizilişini korur. Bu kalıp, açıklamaya geçmeden önce yeni bir konuya yönelmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Did you know that...? hangi durumda dikkat çeken bir gerçek girişi olarak kullanılır?
- Bir bilim videosuna şaşırtıcı bir gerçekle başlamak
- Bir tanığın evet ya da hayır cevabı vermesini beklemek
- Yeni bir çalışanın güvenlik kuralını anlayıp anlamadığını kontrol etmek
Cevabı göster
Bir bilim videosuna şaşırtıcı bir gerçekle başlamak
a third to half of: bir oran aralığı
a third to half of tahmini bir oran aralığını anlatır. A third yaklaşık %33, half ise %50’dir; to, miktarın bu iki sınır arasındaki herhangi bir değerde olabileceğini belirtir. Birbirini dışlayan iki seçenek sunmaz. of sonrasındaki isim grubu, ölçülen bütünün ne olduğunu gösterir; of your day ifadesinde bütün, your day bölümüdür. Yeniden kullanılabilen kalıp şudur: alt kesir + to + üst kesir + of + bütün.
Alıştırma
a third to half of the budget ne anlama gelir?
- Arada hiçbir değer olmadan bütçenin tam %33’ü veya tam %50’si
- Bütçenin üçte biri ile yarısının toplamı
- Bütçenin yaklaşık %33’ü ile %50’si arası
Cevabı göster
Bütçenin yaklaşık %33’ü ile %50’si arası
according to scientists: bir iddianın kaynağını belirtmek
According to scientists, ana cümleden önce kullanılan bir kaynak belirtecidir. Ardından gelen iddianın yalnızca konuşanın kendi sonucu olmadığını, bilim insanlarına dayandırıldığını gösterir. Kullanılabilir kalıp according to + isim öbeğidir. Burada scientists kaynağı belirtir ve virgül kaynak çerçevesini ana cümleden ayırır. According to sonrasında scientists say gibi özne ve yüklemi olan tam bir cümlecik değil, kaynağın kendisi kullanılır.
Alıştırma
Kaynak belirteci according to ifadesini kaynağın önüne yerleştirin: ____ the safety report, the bridge will reopen on Friday.
Cevabı göster
According to
that may be a good thing: temkinli bir değerlendirme yapmak
That, daha önce sözü edilen durumun tamamına gönderme yapar. May olasılık bildiren bir kiplik fiilidir; bu nedenle may be, bir şeyin belirli bir durumda olabileceğini anlatır. Burada İngilizcede mayıs ayının adı olan May değildir ve izin anlamı da taşımaz. Konuşan, that may be a good thing diyerek olumlu bir değerlendirme yaparken belirsizliğe de yer bırakır. Bu tür bir yumuşatma, kanıtlar henüz başlangıç düzeyindeyken yararlıdır; that is a good thing çok daha kesin duyulur.
Alıştırma
İlk sonuçlar olumlu görünüyor, ancak kanıtlar kesin değil. Hangi cümle uygun derecede temkinli bir değerlendirme sunar?
- The new treatment may be helpful, but more testing is needed.
- The new treatment must be helpful simply because it is new.
- The new treatment is definitely helpful, so more testing is unnecessary.
Cevabı göster
The new treatment may be helpful, but more testing is needed.
Learn how boredom impacts your brain with this video.
6:26Sıkıntının beyninizi nasıl etkilediğini bu video ile öğrenin.
Or watch this video to learn about what happens to your brain,
6:29Veya yaşlandıkça vücudunuza değil,