Çorbayla yalnızlığa karşı mücadele ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, yalnızlık hissiyle tek başına olmanın aynı şey olmadığını açıklıyor, uzun süreli yalnızlığın ciddi sağlık riskleriyle bağlantısını ele alıyor ve Bep de Bruin’in yıllarca fark edilmeyen ölümünün, yaşlılarla öğrencileri yemek yaparken buluşturan Hollanda’daki Oma’s Soup projesine nasıl ilham verdiğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It might help to know that — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Rahatlatıcı bir bilgiyi empatiyle sunmayı öğrenin. Kesinlikten kaçınan bu ifade, söylenecek şeyi yumuşatır ve karşıdaki kişinin sıkıntısını dikkate alır; böylece gerçeği doğrudan söylemekten daha anlayışlı ve destekleyici bir ton oluşturur. 2. no one to turn to. — Deyimsel Fiiller: turn to someone ifadesinin fiziksel olarak birine dönmek değil, o kişiden yardım veya destek istemek anlamına geldiğini kavrayın. Bu ifadeyi, yalnızlığı ya da yardım alınabilecek güvenilir hiç kimsenin bulunmadığı bir durumu anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. found the perfect way to help / by bringing — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir hedefe ulaşmanın yolunu bulmayı ve ardından by ile somut yöntemi belirtmeyi sağlayan kalıbı tanıyıp kullanın. Bu yapı, yalnız yaşlılara öğrencilerle bir araya getirerek yardım etme örneğinde olduğu gibi, amaçlanan sonucu uygulanan yöntemle açıkça ilişkilendirir.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
What's up?: samimi bir hâl hatır ve durum sorusu
What's up? konuşmayı başlatmak için kullanılan gündelik ve samimi bir ifadedir. Genel olarak “Nasıl gidiyor?” anlamına gelebilir; biri sıkıntılı görünüyorsa “Ne oldu?” anlamında da kullanılabilir. Bu cümlede Beth üzgün göründüğü için konuşan kişi onu önemsediğini göstererek durumunu soruyor. İfadeyi, birinin üzerinde ne bulunduğunu soran gerçek anlamlı bir soru olarak değil, sosyal bir soru olarak düşün. Bunun genel bir selamlaşma mı yoksa bir sorunla ilgili soru mu olduğunu içinde bulunulan durum gösterir.
Alıştırma
Yakın bir arkadaşın endişeli görünüyor. Durumunu samimi bir şekilde sormanın en doğal yolu hangisidir?
- What is above you, Mia? You seem worried.
- What's up, Mia? You seem worried.
- How do you do, Mia? You seem worried.
Cevabı göster
What's up, Mia? You seem worried.
look a little sad: look + sıfat yapısıyla yargıyı yumuşatma
Burada look bağlayıcı fiildir ve ardından sad sıfatı gelir. look + sıfat yapısı, görülen veya fark edilen şeylere dayanarak birinin belirli bir durumda göründüğünü anlatır. A little, sad sıfatını niteler ve yargıyı zayıflatır. Bu nedenle You look a little sad temkinli bir gözlemdir; You are sad ise daha kesin ve doğrudan duyulur.
Alıştırma
Hangi cümle, nazik bir gözlem yapmak için look + sıfat yapısını ve a little ifadesini kullanıyor?
- You look a little tiredly after the long walk.
- You are definitely tired after the long walk.
- You look a little tired after the long walk.
Cevabı göster
You look a little tired after the long walk.
Well, recently I've been spending lots of time with my cat and houseplants, Dilbilgisi
0:16Şey, son zamanlarda kedimle ve ev bitkilerimle çok fazla zaman geçiriyorum,
I've been spending lots of time: yakın zamanda sürmekte olan bir etkinlik
'I've been spending', have/has been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous zamanını kullanır. Eylemi yakın bir dönemde sürmüş veya tekrarlanmış olarak gösterir ve bu dönemi şimdiyle ilişkilendirir. Burada recently zaman aralığını belirler, lots of time ise süreyi vurgular. Odak, bir kez olup bitmiş geçmiş bir olayda değil, son zamanlarda devam eden etkinlik düzenindedir.
Alıştırma
Cümleyi work fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: I ____ on this project all week, and I am still working on it.
Cevabı göster
have been working
if you know what I mean: dinleyiciyi söylenmeyen anlamı çıkarmaya davet etmek
'If you know what I mean', konuşanın doğrudan söylenmemiş bir şeyi dinleyicinin çıkarmasını beklediğini belirtir. Asıl amaç, dinleyicinin sözcüklerin sözlük anlamını bilip bilmediğini sormak değildir. Burada bir kedi ve ev bitkileriyle çok zaman geçirmek, insanlarla az sosyal temas kurulduğunu ima eder. Bu ifade, kişinin kendisiyle ilgili bu açıklamayı dolaylı ve hafifçe öz eleştirel hâle getirir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: He only volunteers when the manager is watching, if you know what I mean. Konuşan kişi son ifadeyle ne yapıyor?
- Dinleyicinin volunteers sözcüğünün anlamını bilip bilmediğini soruyor.
- Kişinin amacı hakkında kanıtlanmış bir gerçeği bildiriyor.
- Kişinin yardım etme isteğinin gösteriş amaçlı olabileceğini ima ediyor.
Cevabı göster
Kişinin yardım etme isteğinin gösteriş amaçlı olabileceğini ima ediyor.
a bit lonely: bir duygunun derecesini yumuşatmak
a bit lonely ifadesinde a bit, lonely sıfatını niteler ve “biraz” ya da “az da olsa” anlamına gelir. Duygunun derecesini sınırlı gösterir ve cümlenin daha az yoğun duyulmasını sağlar. Bu tür bir yumuşatma, hissedileni olduğundan daha hafif söylemenin bir yolu da olabilir. Duygunun önemsiz olduğunu göstermez; konuşan kişi yalnızca bu konuda daha yumuşak konuşmayı seçiyor olabilir.
Alıştırma
Dersteki iki sözcüklü yumuşatma ifadesini kullanın: The water is ____ cold for swimming.
Cevabı göster
a bit
It might help to know that you're not the only one feeling lonely. Notlar
0:24Yalnız hisseden tek kişinin sen olmadığını bilmek işe yarayabilir.
It might help to know that: nazikçe güven vermek
It might help to know that ... bilgiyi, dinleyeni rahatlatabilecek veya ona güven verebilecek bir şey olarak sunar. Bu yapıda It, hazırlayıcı öznedir; know that ise dinleyenin yararlı bulabileceği asıl bilgiyi getirir. might kip belirteci bir sonucu garanti etmekten veya dinleyene nasıl hissetmesi gerektiğini söylemekten kaçınır. Bilgiyi nazik bir olasılık olarak çerçevelediği için destek, gerçeği doğrudan ve sert biçimde söylemekten daha düşünceli duyulur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki destekleyici yapıyla tamamlayın: It ____ that you can reschedule the appointment.
Cevabı göster
might help to know
not the only one: paylaşılan bir deneyim
Burada not the only one, başka insanların da kendini yalnız hissettiği anlamına gelir. one, person sözcüğünün yerini tutar; feeling lonely ise paylaşılan deneyimi belirtir. be not the only one + -ing öbeği veya who yan cümlesi kalıbı, bir deneyimin tek kişiye özgü olmadığını gösterir. Bu cümlede yalnızlığın gerçekliğini inkâr etmeden kişinin kendini daha az yalıtılmış hissetmesini sağlayarak teselli sunar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I get nervous before every presentation.” diyor. Hedef ifadeyi kullanarak başkalarının da aynı deneyimi paylaştığını söyleyen ve onu rahatlatan cevap hangisidir?
- You're not alone in the room.
- You're not the only one who feels that way.
- You're the only one who feels that way.
Cevabı göster
You're not the only one who feels that way.
Loneliness has been called the modern epidemic. Notlar
0:28Yalnızlık modern çağın salgını olarak adlandırılıyor.
has been called: present perfect edilgen yapı
has been called, present perfect edilgen yapıdır: has + been + fiilin üçüncü hâli. Loneliness bu adlandırmayı alan öznedir; odak adlandırmanın kendisinde olduğu için bu adı kullanan kişiler belirtilmez. Present perfect, bu adlandırmanın şimdiden önce kullanıldığını ve mevcut tartışmayla hâlâ ilgili olduğunu gösterir. Herkesin bu adlandırmayı kabul ettiği anlamına gelmez; yalnızca bu adın kullanılmış olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için call fiilini present perfect edilgen biçimde kullanın: This novel ____ a modern classic by several critics.
Cevabı göster
has been called
Bir metafor olarak the modern epidemic
the modern epidemic ifadesi bir metafordur. Epidemic, kelime anlamıyla bir hastalığın toplumda geniş ölçüde yayılmasıdır; ancak burada yalnızlığı çok sayıda insanı etkileyen bir sorun olarak anlatır. Yalnızlığın modern ve epidemic olarak adlandırılması, sorunun yaygın, ciddi ve acil görünmesini sağlar. Bu, yalnızlığın bulaşıcı bir hastalık olduğu iddiası değildir.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: Bu cümlede the modern epidemic, yalnızlığın kelime anlamıyla bulaşıcı bir hastalık olduğu anlamına gelir.
- Yanlış: yalnızlık, ölçeğini ve ciddiyetini vurgulamak için bir salgına benzetiliyor.
- Doğru: yalnızlık kelime anlamıyla bulaşıcı bir hastalık olarak tanımlanıyor.
Cevabı göster
Yanlış: yalnızlık, ölçeğini ve ciddiyetini vurgulamak için bir salgına benzetiliyor.
Although millions of us live together in towns and cities, Dilbilgisi
0:31Milyonlarca insanımız kasaba ve şehirlerde bir arada yaşasa da,
more and more people report feeling lonely and unconnected to those they live close to. Notlar
0:34giderek daha fazla insan yalnız hissettiğini ve yakınında yaşayanlara kopuk olduğunu bildiriyor.
Although: zıt ana fikirden önce ödünleme
Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce belirli bir sonucu bekletebilecek bir gerçeği sunar, ardından ana cümle bu beklentiyle çelişen sonucu verir. Burada milyonlarca insanın yakınında yaşamak bağlantı hissini düşündürebilir; ancak ana fikir, daha fazla insanın kendini yalnız ve kopuk hissetmesidir. Although sonrasında öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir. Bu yan cümle başta olduğunda ana cümleden önce virgül konur. Standart İngilizcede Although X, Y kullanılır; Although X, but Y kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle ödünleme ilişkisi kurmak için although sözcüğünü doğru kullanıyor?
- Although the road was icy, but the bus arrived on time.
- Although the icy road, the bus arrived on time.
- Although the road was icy, the bus arrived on time.
Cevabı göster
Although the road was icy, the bus arrived on time.
more and more: giderek artan sayı veya miktar
More and more bir isimden önce kullanıldığında, o ismin belirttiği sayının veya miktarın zamanla arttığını gösterir. Burada more and more people, bunu bildiren kişilerin sayısının arttığı anlamına gelir. Yalnızca toplamın büyük olduğunu değil, artan bir eğilimi anlatır. more and more people örneğindeki gibi çoğul sayılabilen isimlerle veya more and more time örneğindeki gibi sayılamayan isimlerle kullanılabilir. Bir sıfatın önünde ise more and more difficult örneğindeki gibi derecenin giderek arttığını gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi “sayısı giderek artan” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: ____ families are choosing solar power.
Cevabı göster
More and more
unconnected to those they live close to: yakında yaşayıp sosyal bağ kurmamak
Unconnected to those they live close to, yakınlarda yaşayan kişilerle sosyal veya duygusal bağların bulunmaması demektir. Buradaki unconnected, internet ya da cihaz bağlantısını değil, insanlar arasındaki ilişkileri anlatır. Those, “o kişiler” anlamındadır ve they live close to onu niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Nesne görevindeki ilgi sözcüğü düşürülmüştür: those (whom or that) they live close to. Günlük İngilizcede yan cümleyi to ile bitirmek doğaldır. İfade, fiziksel yakınlık ile sosyal uzaklığı karşı karşıya getirir.
Alıştırma
Hangi cümle kişilerin fiziksel olarak yakın, ancak sosyal açıdan bağlantısız olduğunu en iyi gösterir?
- Birbirlerinden çok uzakta yaşamalarına rağmen her gün telefonlaşıyorlar.
- Fırtına sırasında internet bağlantıları kesildi.
- Aynı duvarı paylaşıyorlar, ama hiç ilişki kurmamışlar.
Cevabı göster
Aynı duvarı paylaşıyorlar, ama hiç ilişki kurmamışlar.
And while everyone's experience of loneliness is different, Dilbilgisi
0:43Ve herkesin yalnızlık deneyimi farklı olsa da,
although anlamındaki ödünleyici while
Burada while, konuşmacının kabul ettiği bir gerçeği sunar: insanların yalnızlık deneyimleri birbirinden farklıdır. Ana cümle daha sonra bu farklılığa rağmen geçerliliğini koruyan noktayı belirtir: etkiler ciddi olabilir. Bu ödünleme kullanımı although anlamına yakındır. Aynı anda gerçekleşen iki durumu anlatmak yerine önce bir noktayı kabul eder, ardından onunla karşıtlık oluşturan veya yine de geçerli olan ana düşünceyi verir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, aynı anda gerçekleşen durumları değil, although anlamında bir ödünlemeyi ifade ediyor?
- Please stay seated while the train is moving.
- While the route is longer, it is much safer.
- I listened to a podcast while I made dinner.
Cevabı göster
While the route is longer, it is much safer.
Research has shown that loneliness puts people at greater risk of many health issues, Notlar
0:49Araştırmalar yalnızlığın insanları birçok sağlık sorunu için daha büyük bir risk altına soktuğunu göstermiştir,
Research has shown that ile araştırma kanıtı sunma
Research has shown that, iddiayı sunmadan önce kanıtın kaynağını belirtir. Research kanıt temelinin araştırmalar olduğunu gösterirken that yan cümlesi konuşmacının dinleyicilerin odaklanmasını istediği bulguyu taşır. Present perfect biçimindeki has shown, önceki araştırmalarda biriken bulguları mevcut tartışmaya bağlar. Bu kalıp ifadeye otorite katar; ancak tek başına belirli bir çalışmayı tanımlamaz veya bütün araştırmaların aynı görüşte olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki araştırma kanıtı sunan kalıpla tamamlayın: ____ regular physical activity can improve sleep.
Cevabı göster
Research has shown that
puts people at greater risk of: put someone at risk of yapısı
Put someone at risk of something, bir kişinin veya grubun zararlı bir sonuçla karşılaşma olasılığına maruz kalmasına neden olmak demektir. Bu cümlede loneliness riski oluşturan etken, people etkilenen kişiler ve health issues olası sonuçlardır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı put + kişi veya grup + at (greater) risk of + isim ya da -ing biçimidir. Greater, riskin bir karşılaştırma noktasından daha yüksek olduğunu belirtir; sonucun kesin olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “daha yüksek bir olasılıkla karşı karşıya olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Poor lighting puts cyclists ____ accidents.
Cevabı göster
at greater risk of
can loneliness be fixed?: modal edilgen soru
Can loneliness be fixed? sorusu can + özne + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki modal edilgen yapıyı kullanır. Loneliness eylemden etkilenen ögedir; odak sorun ve olası çözümler olduğu için çözümü gerçekleştiren kişi veya grup belirtilmez. Tam soruda how, yalnızca evet ya da hayır yanıtını değil, yöntemi sorar: How can + özne + be + geçmiş zaman ortacı? Burada fix, fiziksel bir nesneyi tamir etmek değil, bir sorunu çözmek veya iyileştirmek anlamındadır.
Alıştırma
Soruyu fix fiilinin modal edilgen biçimiyle tamamlayın: How can this scheduling problem ____?
Cevabı göster
be fixed
we'll be hearing about one project in the Netherlands aiming to do just that. Anlatım akışı
0:59Hollanda'da tam olarak bunu yapmayı amaçlayan bir proje hakkında duyumlar alacağız.
aiming to do just that: az önce belirtilen hedefe gönderme yapmak
aiming to do just that ifadesinde aiming to..., projenin hedefini belirtir. -ing öbeği one project ifadesini niteler ve which aims to... ile benzer bir anlam taşır. do just that, az önce sözü edilen bir eyleme veya çözüme gönderme yapar; burada yalnızlık sorununu çözmek anlamındadır. just, hedefin tam olarak bu olduğunu vurgular. Böylece tekrar önlenir ve konudan, sorunu çözmeye çalışan projeye doğal bir geçiş yapılır.
Alıştırma
Okuyun: We need to reduce food waste. This project is aiming to do just that. just that neye gönderme yapıyor?
- Gıda israfını azaltmak
- Projeye bir ad seçmek
- Yeni bir havaalanı inşa etmek
Cevabı göster
Gıda israfını azaltmak
we'll be learning some useful new vocabulary as well. Kalıp ifadeler
1:05bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
as well: cümle sonunda bilgi eklemek
as well, ayrıca veya de anlamına gelir ve daha önce verilen bilgiye başka bir unsur ekler. Bu cümlede yararlı yeni kelimeler öğrenmek, programın içereceği başka bir konudur. as well normalde olumlu bir yan cümlenin sonunda yer alır. Burada yalnızca vocabulary sözcüğünü değil, we'll be learning some useful new vocabulary olayının tamamını kapsar.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve ayrıca anlamına gelen cümle sonu ifadesiyle tamamlayın: I'll email you the notes ____.
Cevabı göster
as well
an organisation called The Campaign to End Loneliness
1:12The Campaign to End Loneliness adlı bir kuruluş
has been offering advice and support since 2011. Dilbilgisi
1:152011 yılından beri tavsiye ve destek sunuyor.
has been offering ... since 2011: geçmişten bugüne devam eden bir etkinlik
Şimdiki zamanın hikâyesi değil, present perfect continuous yapısı olan has been offering, kuruluşun bu etkinliğe geçmişte başladığını ve şimdiye kadar sürdürdüğünü ya da tekrarladığını anlatır. An organisation tekil olduğu için has kullanılır. Yapı has/have been + fiil-ing biçimindedir ve burada ardından since + başlangıç noktası gelir. Since 2011, “Ne zamandan beri?” sorusunu yanıtlar ve bitmiş tek seferlik bir eylemden çok devam eden bir hizmete odaklanır.
Alıştırma
Offer fiilinin present perfect continuous biçimini kullanın: The helpline ____ free support since 2020, and it is still doing so today.
Cevabı göster
has been offering
So, according to ...: bilgiyi bağlamak ve kaynağı belirtmek
According to + kaynak, dinleyiciye sıradaki bilginin nereden geldiğini söyler. Burada kaynak The Campaign olduğundan, ifade sonraki iddiayı konuşanın kendi iddiası olarak değil, bu kuruluşa ait bir iddia olarak sunar. So, bu cümleyi önceki konuşmaya bağlar ve konuyu ilerletir. İki bölümün görevleri farklıdır: So bilgi akışını düzenlerken according to kaynağı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bilgiyi doğal biçimde dış bir kaynağa dayandırır?
- According to the report, bus use increased last year.
- According the report, bus use increased last year.
- According to me, bus use should increase next year.
Cevabı göster
According to the report, bus use increased last year.
what proportion of British adults report feeling lonely at least some of the time? Notlar
1:21İngiliz yetişkinlerin ne kadarı en azından zaman zaman yalnız hissettiğini bildiriyor?
what proportion of ... British adults: bir grubun oranını sormak
what proportion of + bir grup, o grubun belirli bir koşulu karşılayan bölümünün oranını sormak için kullanılır. Bu cümlede British adults ölçülen gruptur; soru, bu yetişkinlerin ne kadarının en azından zaman zaman kendini yalnız hissettiğini bildirdiğini sorar. Bu kalıp anketlerde, istatistiklerde, raporlarda ve haber dilinde kullanılır. Sorulan şey tek tek yetişkinlerin sayısı değil, grubun içindeki paydır.
Alıştırma
Evden çalışan yetişkinlerin oranını soran doğal İngilizce soruyu seçin.
- What proportion adults work from home?
- What proportion of adults work from home?
- How proportion of adults work from home?
Cevabı göster
What proportion of adults work from home?
at least some of the time: asgari sıklık belirtmek
at least some of the time, bir şeyin zamanın bir bölümünde veya daha sık gerçekleştiğini belirtir. Bu ifade bir alt sınır koyar: ara sıra gerçekleşen bir durum da, daha sık gerçekleşen bir durum da bu kapsama girebilir. Bu cümledeki araştırmaya, bazen, sık sık veya sürekli yalnız hissettiğini bildiren kişiler dahil olabilir. İfade, bu kişilerin her zaman yalnız hissettiğini söylemez.
Alıştırma
I feel tired at least some of the time cümlesinde at least some of the time ne anlama gelir?
- Her an gerçekleşir
- Tam olarak bir kez gerçekleşir ve bir daha gerçekleşmez
- Ara sıra veya daha sık gerçekleşir, ancak mutlaka her zaman gerçekleşmez
Cevabı göster
Ara sıra veya daha sık gerçekleşir, ancak mutlaka her zaman gerçekleşmez
I would guess: temkinli bir tahminde bulunmak
I would guess, konuşanın kesin olarak görmediği bir tahmini belirtir. Burada would, iddianın kesinliğini azaltır: konuşan %39'u bilinen bir gerçek olarak değil, geçici bir cevap olarak sunar. Yanılma payı bırakarak en iyi tahminini paylaşmak istediğinde I would guess + cümle kalıbını kullanabilirsin. Bu kullanımda would geçmiş zamanı anlatmaz.
Alıştırma
Elinde kesin veri yok ve temkinli bir tahmin vermek istiyorsun. En doğal cevap hangisidir?
- I would guess it will take about an hour.
- It will definitely take exactly an hour.
- I have confirmed that it will take exactly an hour.
Cevabı göster
I would guess it will take about an hour.
I'll reveal the answer later in the program. Kalıp ifadeler
1:37Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
I'll reveal the answer: saklı tutulan cevabı açıklamak
Reveal the answer, gizlenmiş, henüz bilinmeyen veya bilerek açıklanmamış bir cevabı duyurmak anlamına gelir. Reveal, the answer ifadesini doğrudan nesne olarak alır. I'll reveal the answer ifadesindeki I'll, konuşanın daha sonra yapmayı planladığı şeyi önceden bildirir. Bir bilgi yarışmasında, programda veya sunumda cevabı hemen vermeden daha sonra açıklanacağını söylemek beklenti oluşturabilir.
Alıştırma
Sunucunun bir aradan sonra saklı tutulan cevabı açıklayacağını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The host will reveal the answer after the break.
- The host will reveal about the answer after the break.
- The host will reveal us the answer after the break.
Cevabı göster
The host will reveal the answer after the break.
Feeling lonely is not necessarily the same as being alone. Kalıp ifadeler
1:41Yalnız hissetmek illa ki tek başına olmakla aynı şey değildir.
not necessarily the same as: karşılaştırmayı sınırlamak
A is not necessarily the same as B kalıbı, A ile B'nin otomatik olarak aynı kabul edilmemesi gerektiğini anlatır. Bu cümlede yalnız hissetmek ile tek başına olmak bazen örtüşebilir, ancak biri her zaman diğeri anlamına gelmez. Necessarily, olumsuz ifadenin kapsamını sınırlar: konuşan kişi olası bütün benzerlikleri değil, iki şeyin “her zaman aynı” olduğu düşüncesini reddeder. Böylece A ile B'nin hiçbir zaman benzemediğini iddia etmeden dikkatli bir ayrım yapabilirsiniz.
Alıştırma
“Working from home is not necessarily the same as having a day off” ne anlama gelir?
- Evden çalışmak ile izinli olmak otomatik olarak aynı şey değildir, ancak bazı durumlarda örtüşebilirler.
- Evden çalışmak ile izinli olmanın hiçbir ortak yönü olamaz.
- Evden çalışmak ile izinli olmak her zaman tamamen aynı şeydir.
Cevabı göster
Evden çalışmak ile izinli olmak otomatik olarak aynı şey değildir, ancak bazı durumlarda örtüşebilirler.
Some people can happily spend lots of time on their own, Kalıp ifadeler
1:46Bazı insanlar kendi başlarına mutlu bir şekilde çok zaman geçirebilirken,
on their own: yalnız olmak veya bağımsız hareket etmek
Bu cümlede on their own, “yalnız, yanında başka biri olmadan” anlamına gelir. İpucu spend lots of time ifadesidir; dolayısıyla burada bir işi yardım almadan tamamlamak değil, tek başına vakit geçirmek anlatılır. İyelik biçimi kişiye göre değişir: on my own, on your own, on her own, on our own ve on their own. Bir eylem bağlamında aynı kalıp “yardım almadan” anlamına da gelebilir. Örneğin: She fixed it on her own.
Alıştırma
Cümleyi doğru on ... own biçimiyle tamamlayın: Maya finished the project ____, without any help.
Cevabı göster
on her own
while ... but still: iki katmanlı karşıtlık
Burada while iki grubu karşılaştırır: daha önce sözü edilen grup ile çevresi insanlarla dolu olabilecek diğer kişiler. Ardından but still, ikinci grubun kendi durumu içinde ikinci bir karşıtlık kurar: insanların arasında olmanın yalnızlığı önlemesi beklenebilir, ancak kopukluk hissi sürer. Bu ifadeler farklı düzeylerde çalışır. While geniş karşılaştırmayı kurar; but still ise ikinci tarafın içindeki beklenmedik sonucu gösterir. Bu yapı hem dış hem de iç karşıtlığı takip etmenizi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede hem iki grup arasında karşılaştırma hem de ikinci grubun içinde beklenmedik bir sonuç vardır?
- Some students prefer to study alone, while others enjoy studying with friends.
- Some students join every study group but still feel left out.
- Some students prefer to study alone, while others join every study group but still feel left out.
Cevabı göster
Some students prefer to study alone, while others join every study group but still feel left out.
So, what do we mean when we say we feel lonely? Anlatım akışı
1:53Yani, yalnız hissettiğimizi söylerken ne kastediyoruz?
Bir tanımı başlatmak için what do we mean when we say ...? kullanmak
What do we mean when we say ...? bir ifadenin veya fikrin hangi anlamda kullanıldığını sorar. Bu cümlede konuşan kişi, yalnız hissetmenin gerçekte ne anlama geldiğini sorar; bunu kimin veya ne zaman söylediğini değil. Bu soru açıklamayı da düzenler: tartışmaya kısa bir ara verir, açıklığa kavuşturulması gereken kavramı belirtir ve ardından bir tanım, açıklama veya örneklerin geleceğini gösterir. We, yalnızca orada bulunan belirli bir grubu değil, ifadeyi kullanan insanları genel olarak anlatır.
Alıştırma
fairness kavramının tanımını başlatmak için soruyu hedef kalıpla tamamlayın: ____ "fairness"?
Cevabı göster
What do we mean when we say
It's a feeling when you crave people's company and you find it hard to connect, Notlar
2:06Bu, insanların arkadaşlığını çok istediğin ve bağ kurmayı zor bulduğun bir histir,
It's a feeling when ...: bir duyguyu durum üzerinden tanımlamak
It's a feeling when + yan cümle yapısında It's a feeling, anlatılan kavramı bir duygu veya içsel durum olarak sınıflandırır. Ardından when ile başlayan yan cümle, bu duygunun ortaya çıktığı durumun türünü gösterir. Buradaki when kesin bir saati belirtmez. Tipik bir deneyimi tanıtarak dinleyenin duyguyu ortaya çıkış koşulları veya belirtileri üzerinden anlamasını sağlar.
Alıştırma
'It's a feeling when ...' yapısındaki when yan cümlesinin temel görevi nedir?
- Duygunun ortaya çıktığı tipik durumu anlatır.
- Saat üzerindeki kesin zamanı verir.
- Duygunun kime ait olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Duygunun ortaya çıktığı tipik durumu anlatır.
crave people's company: insanların eşliğini güçlü biçimde istemek
Crave people's company, başka insanlarla birlikte olmayı güçlü biçimde istemek demektir. Crave, want fiilinden daha yoğundur ve göz ardı edilmesi zor bir ihtiyacı anlatır. Buradaki company bir şirket değil, başkalarının eşliği veya insanların yanında bulunması anlamındadır. People's company, insanlarla vakit geçirme deneyimini ifade eder.
Alıştırma
Bu cümledeki 'crave people's company' ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Herkesle iletişimden kaçınmak demektir.
- Başka insanlarla birlikte olmayı güçlü biçimde istemek demektir.
- Başka insanlara ait bir şirket aramak demektir.
Cevabı göster
Başka insanlarla birlikte olmayı güçlü biçimde istemek demektir.
find it hard to connect: bağ kurmayı zor bulmak
Find it hard to do something, bir eylemi yapmayı zor bulmak anlamına gelir. find + it + adjective + to-infinitive kalıbında it biçimsel nesnedir; to-infinitive ise zor olarak değerlendirilen eylemi belirtir. Burada connect, cihazları birbirine bağlamak değil, başka insanlarla sosyal veya duygusal bir bağ kurmak anlamındadır. Kişi başkalarıyla birlikte olmak ister, ancak bu bağı kurmakta zorlanır.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: At a new school, some teenagers ____ with their classmates.
Cevabı göster
find it hard to connect
or maybe you just feel left out with no one to turn to. Notlar
2:10ya da belki sadece başvuracak kimsen olmadan dışlanmış hissedersin.
feel left out: bir grubun dışında bırakılmış hissetmek
Feel left out, başkalarının paylaştığı bir şeye dâhil edilmemiş, göz ardı edilmiş veya dışlanmış hissetmek anlamına gelir. Left out, leave someone out ifadesinin geçmiş zaman ortacıdır ve kişinin durumunu anlatmak için feel fiilinden sonra kullanılır. Bu ifade kişisel bir duyguyu bildirir. Dışlama kasıtlı olmasa bile biri feel left out hissedebilir; dolayısıyla ifade tek başına diğer insanların onu reddetmek istediğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi feel left out ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: When everyone else received an invitation, Maya ____.
Cevabı göster
felt left out
no one to turn to: yardım istenecek kimsenin olmaması
Turn to someone, bir kişiden yardım, tavsiye veya duygusal destek istemek demektir. Bu cümlede no one to turn to, böyle bir desteği sağlayabilecek kimsenin olmadığı anlamına gelir ve yalnızlık hissini güçlendirir. to turn to mastar öbeği no one ifadesini niteler; eksik olan kişinin nasıl biri olduğunu açıklar. Sondaki to, turn to someone kalıbının bir parçasıdır ve atılamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede turn to, birinden yardım veya tavsiye istemek anlamına gelir?
- After the introduction, I turn to the next topic.
- When I hear my name, I turn toward the speaker.
- When I need advice, I turn to my older sister.
Cevabı göster
When I need advice, I turn to my older sister.
Now, feeling lonely isn't just uncomfortable. Anlatım akışı
2:14Şimdi, yalnız hissetmek sadece rahatsız edici değildir.
isn't just uncomfortable: daha ciddi etkilerin habercisi
Isn't just uncomfortable, yalnızlığın rahatsız edici olduğunu kabul eder ancak meselenin bundan ibaret olmadığını belirtir. just açıklamayı sınırlar, not ise bu sınırı reddeder; yalnızlığın rahat olduğu anlamına gelmez. Bilgiyi düzenleyen bir anlatım hamlesi olarak not just X, dinleyiciyi genellikle daha önemli veya daha ciddi olan ek bir noktaya hazırlar. Bu nokta but also ile, noktalı virgülden sonra veya bir sonraki cümlede gelebilir.
Alıştırma
"The delay isn't just inconvenient." bir tartışmada neyin işaretini verir?
- Gecikmenin rahatsızlık verdiğini kabul eder ve daha ciddi başka bir etkiye hazırlanır.
- Gecikmenin hiç rahatsızlık vermediğini söyler.
- Rahatsızlığın konuşulmaya değer tek etki olduğunu söyler.
Cevabı göster
Gecikmenin rahatsızlık verdiğini kabul eder ve daha ciddi başka bir etkiye hazırlanır.
When it's experienced over ...: kalıcı bir durumu anlatmak için over time kullanımı
Vurgulanan bölüm, edilgen yapıdaki When it's experienced over time yan cümlesini başlatır. Burada it's, it is anlamına gelir ve daha önce sözü edilen bir duyguya ya da duruma gönderme yapar; experienced, bu durumu kimin yaşadığını belirtmeden birinin deneyimlediği bir şey olarak sunar. İfade, hemen ardından gelen time sözcüğüyle tamamlanır: experienced over time, bir şeyi bir dönem boyunca deneyimlemek ve etkilerin zamanla birikmesi ya da belirginleşmesi anlamına gelir. Tek ve kısa bir olayı anlatmaz.
Alıştırma
Bir etkinin zaman içinde geliştiğini anlatmak için over time ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- When a change is experienced over time, its effects may become clearer.
- When a change is experienced over time, it means the change ended immediately.
- When a change is experienced over time, it means the change happened only once.
Cevabı göster
When a change is experienced over time, its effects may become clearer.
it's been associated with health issues like a higher risk of having depression, Kalıp ifadeler
2:18depresyon geçirme riskinin daha yüksek olması gibi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiştir,
it's been associated with: gözlemlenen bir bağlantıyı temkinli ifade etmek
Buradaki it's, it is değil it has anlamına gelir; çünkü ardından been ve past participle biçimindeki associated gelir. Tam present perfect edilgen yapı, şimdiye kadar gözlemlenmiş bir bağlantıyı bildirir; it öznesi daha önce sözü edilen bir şeye gönderme yapar. Associated with, verilere veya gözlemlere göre bağlantılı olmak anlamındadır. Bu ifade tek başına ilk şeyin ikinci şeye neden olduğunu söylemez; bu yüzden iddiayı temkinli tutar.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: 'Long-term screen use has been associated with shorter sleep.' Bu cümle ekran kullanımının herkes için daha kısa uykuya doğrudan neden olduğunu kanıtlar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
a higher risk of having + bir sağlık sorunu
Bu cümlede a higher risk of having depression, depresyondan etkilenme olasılığının daha fazla olması demektir. Higher karşılaştırma bildirir: olasılık, açıkça belirtilen veya bağlamdan anlaşılan bir ölçütten daha yüksektir; ancak mutlak olarak yüksek olmak zorunda değildir. Kalıp a higher risk of + isim veya -ing biçimidir. Burada having, of'tan sonra gelen -ing biçimidir. Having depression, bir şeye kelimenin gerçek anlamıyla sahip olmak değil, bu rahatsızlıktan etkilenmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede a higher risk of having kalıbı doğru kullanılmıştır?
- People under long-term stress may face a higher risk to have sleep problems.
- People under long-term stress may face a higher risk of having sleep problems.
- People under long-term stress may face a higher risk of have sleep problems.
Cevabı göster
People under long-term stress may face a higher risk of having sleep problems.
unhappy because we're not included in what others are doing.
2:33başkalarının yaptıklarına dahil edilmediğimiz için mutsuz hissederiz.
No one we can go to and ask for support and help.
2:39Gidip destek ve yardım isteyebileceğimiz kimse yoktur.
Someone who suffered all these feelings was Bep de Bruin. Kalıp ifadeler
2:42Tüm bu duygulardan muzdarip olanlardan biri de Bep de Bruin'di.
suffered all these feelings: sıkıntılı duygular yaşamak
Bu cümlede suffered all these feelings, daha önce sözü edilen bütün duyguları acı verici veya sıkıntılı bir deneyim olarak yaşamak demektir. Suffer duygusal sıkıntı anlamı ekler; yalnızca bu duygulara sahip olmak veya onları fark etmekten daha güçlüdür. Burada suffer geçişli bir fiildir ve all these feelings onun doğrudan nesnesidir. Bu kullanım anlaşılır, ancak biraz edebî veya vurguludur. Günlük İngilizcede bu duyguları tarafsız biçimde anlatmak için experience these feelings genellikle daha doğal bir seçimdir.
Alıştırma
Cümledeki suffered all these feelings ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Kişi hiçbir duygusu yokmuş gibi davrandı.
- Kişi daha önce sözü edilen bütün duyguları acı içinde yaşadı.
- Kişi başkalarının duygularını kendisi paylaşmadan inceledi.
Cevabı göster
Kişi daha önce sözü edilen bütün duyguları acı içinde yaşadı.
aged 74: resmî haber dilinde kısa yaş ifadesi
Bep, aged 74, ifadesinde aged 74, Bep'in o sırada 74 yaşında olduğunu belirten kısaltılmış bir ek bilgi öbeğidir. İsimden sonra gelir ve cümlenin geri kalanından virgüllerle ayrılır. aged + sayı kalıbı, yaşı cümlenin ana yargısı olarak değil, arka plan bilgisi olarak sunar. Kısa yazılı kişi tanıtımlarında ve haberlerde yaygındır.
Alıştırma
Resmî haber cümlesini kısa yaş ifadesiyle tamamlayın: The witness, ____, spoke to reporters.
Cevabı göster
aged 74
was found dead at her home in Rotterdam in the Netherlands. Kalıp ifadeler
2:50Hollanda'nın Rotterdam kentindeki evinde ölü bulundu.
was found dead: bulunma anındaki durum
was found dead ifadesinde dead, birinin o kişiyi bulduğu andaki durumunu anlatır. İfade, etken find someone dead kalıbından gelir; edilgen biçimde bulunan kişi özne olur ve bulan kişi belirtilmeyebilir. Bu anlatım, keşfi yapan kişiyi değil, bulunma olayını ve sonucunu öne çıkarır. Ölüm nedenini belirtmez veya kişinin tam olarak ne zaman öldüğünü kesinleştirmez.
Alıştırma
Bu cümlede was found dead ne anlama gelir?
- Ancak biri onu bulduktan sonra öldü.
- Biri onu bulduğunda hayattaydı fakat ölmek üzereydi.
- Biri onu bulduğunda zaten ölüydü.
Cevabı göster
Biri onu bulduğunda zaten ölüydü.
but it shocked the whole country because it turned out she'd been dead for 10 years. Notlar
2:55ama tüm ülkeyi şoke etti çünkü 10 yıldır ölü olduğu ortaya çıktı.
turned out: sonradan ortaya çıkan bir gerçeği açıklamak
Burada turned out, bir şeyin sonradan keşfedildiği veya doğru olduğunun anlaşıldığı anlamına gelir. Daha önce bilinmeyen ve çoğu zaman şaşırtıcı olan bir bilgiyi sunar. Yapı it turned out (that) + yan cümledir. Altyazıda that atılmıştır; bu nedenle she'd been dead for 10 years sonradan ortaya çıkan gerçektir. Turn out ifadesini fiziksel olarak dönmek şeklinde kelimesi kelimesine yorumlamayın.
Alıştırma
Cümleyi turn out ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: After we checked the records, it ____ that the date was wrong.
Cevabı göster
turned out
she'd been dead for 10 years: geçmişteki bir noktadan önce süren durum
she'd been ifadesindeki 'd, ardından geçmiş ortaç been geldiği için had sözcüğünün kısaltmasıdır. Had been dead past perfect yapısındadır: ölü olma durumunu, gerçeğin ortaya çıktığı daha sonraki geçmiş andan önceye yerleştirir. For 10 years, bu durumun geçmişteki referans noktasına kadar ne kadar sürdüğünü belirtir. Dead bir durumu anlatan sıfattır; on yıl boyunca devam eden bir eylem değildir.
Alıştırma
Hangi cümle müzenin yeniden açılmadan önce iki yıl boyunca kapalı kaldığını doğrudan ifade eder?
- The museum was closed two years after it reopened.
- By the time the museum reopened, it had been closed for two years.
- By the time the museum reopened, it had closed two years earlier.
Cevabı göster
By the time the museum reopened, it had been closed for two years.
Bep had lost contact with her only child and kept to herself in her apartment. Notlar
3:01Bep tek çocuğuyla iletişimini koparmış ve dairesinde kendi kabuğuna çekilmişti.
had lost contact with: iletişim daha önce sona ermişti
Lose contact with someone, biriyle artık iletişim kurmamak veya görüşmemek anlamına gelir. Bu durum yavaş yavaş ya da koşullar insanları birbirinden ayırdığı için gerçekleşebilir; ifade tek başına kişilerin tartıştığını göstermez. Burada had lost, past perfect yapısındadır. İletişimin kesilmesini anlatılan geçmiş durumdan daha önceye yerleştirir. Yeniden kullanılabilecek yapı had lost contact with + kişi şeklindedir.
Alıştırma
İletişimin Nina dönmeden önce kesildiğini göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: By the time Nina returned home, she ____ her childhood friend.
Cevabı göster
had lost contact with
kept to herself: başkalarından uzak durmak
Keep to oneself, zamanın çoğunu yalnız geçirmek ve fazla sosyal etkileşimden kaçınmak anlamına gelir. Bu cümlede kept to herself, Bep'i kendi içine kapanmış ve sosyal açıdan yalnız biri olarak betimler; keep burada bir şeyi saklamak veya muhafaza etmek şeklindeki gerçek anlamında kullanılmaz. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I keep to myself, he keeps to himself ve they keep to themselves.
Alıştırma
Bu yeni cümlede kept to herself ne anlama geliyor? After moving to a new city, Lena kept to herself for several weeks.
- Çoğunlukla yalnız kaldı ve fazla sosyalleşmedi.
- Tüm eşyalarını güvenli bir şekilde sakladı.
- Komşularına özel bir sır anlattı.
Cevabı göster
Çoğunlukla yalnız kaldı ve fazla sosyalleşmedi.
sometime in 2003: belirtilmemiş bir zaman noktası
Bu cümlede sometime in 2003, 2003 yılı içinde kesin olarak belirtilmemiş bir zamanda demektir. Ölüm o yıl içinde gerçekleşmiştir, ancak kesin tarih bilinmiyor ya da önemli değildir. Burada sometime, died fiilini niteleyen tek sözcüklü bir zarftır. Zamandaki tek bir noktayı gösterir; süreyi veya bir şeyin ne sıklıkla olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi belirtilmemiş bir zaman noktasını anlatan tek sözcüklü zarfla tamamlayın: The museum opened ____ in 1998, but the exact date is unknown.
Cevabı göster
sometime
Bep's tragic story inspired a national campaign to combat loneliness, Kelime
3:11Bep'in trajik hikayesi yalnızlıkla savaşmak için ulusal bir kampanyaya ilham verdi,
to combat loneliness: bir kampanyanın amacını belirtmek
to combat loneliness ifadesindeki to'lu mastar, ulusal kampanyanın amacını belirtir: yalnızlığı azaltmak veya yenmek için etkin adımlar atmak. Combat güçlü ve resmî bir geçişli fiildir. Loneliness sözcüğünü yalnızca bir duyguyu anlatmak yerine, örgütlü eylem gerektiren ciddi bir toplumsal sorun olarak çerçeveler.
Alıştırma
Hangi cümle resmî bir toplum programının amacını doğal biçimde belirtir?
- The programme was created to combat with loneliness among older adults.
- The programme was created to combat loneliness among older adults.
- The programme was created for combat loneliness among older adults.
Cevabı göster
The programme was created to combat loneliness among older adults.
a kitchen bringing lonely elderly people together
3:19yalnız yaşlıları çorba yapmak üzere okul çocukları ve üniversite öğrencileriyle
Oma Felemenkçede “büyükanne” demektir
Bu cümlede Oma'nın Felemenkçede “büyükanne” anlamına geldiği açıklanır. Bu kısa dil açıklaması, Oma adını büyükanneler, yaşlı insanlar ve kuşaklar arası ilişkilerle bağlantılı hâle getirir.
Alıştırma
Cümleye göre Oma Felemenkçede ne anlama gelir?
- büyükanne
- genç kişi
- toplum projesi
Cevabı göster
büyükanne
And the project encourages young people to spend time with their grandparents' generation. Kelime
3:30Ve bu proje gençleri büyükanne ve büyükbabalarının nesliyle vakit geçirmeye teşvik ediyor.
grandparents' generation: daha geniş bir yaş grubu
Grandparents' generation, bir kişinin büyükanne ve büyükbabasının ait olduğu yaş grubunu veya kuşağı ifade eder. Yalnızca kişinin kendi büyükanne ve büyükbabasını değil, onlarla benzer yaştaki diğer yaşlı insanları da kapsar. Burada generation, yaklaşık aynı dönemde doğup büyüyen insan grubunu ifade eder. Grandparents' çoğul iyelik biçimidir: s'den sonraki kesme işareti kuşağı büyükanne ve büyükbabalarla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümlede their grandparents' generation kimleri kapsar?
- Büyükanne ve büyükbabalarıyla genel olarak aynı yaş grubundaki insanlar
- Yalnızca gençlerin kendi büyükanne ve büyükbabaları
- Büyükanne ve büyükbabaların ürettiği şeyler
Cevabı göster
Büyükanne ve büyükbabalarıyla genel olarak aynı yaş grubundaki insanlar
got started: bir projenin nasıl başladığını anlatmak
how the project got started ifadesinde got started, get started yapısının geçmiş zamanıdır. Özne the project olduğundan, projenin başladığını veya oluşmaya başladığını anlatır. How ise bu başlangıca yol açan olayları ya da koşulları gösterir. Bu kullanım, tek bir kurucuyu veya resmî bir kuruluş anını belirtmek yerine başlangıç hikâyesine odaklanır. Bir projenin, kulübün ya da etkinliğin ilk olarak nasıl şekillendiğini anlatmanın doğal bir yoludur.
Alıştırma
Bu samimi köken anlatımını “başladı veya ortaya çıktı” anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: No one knows exactly how the book club ____.
Cevabı göster
got started
Well, it's run by two young guys called Max Kranendijk and Martijn Canters. Notlar
3:43Eh, bu projeyi Max Kranendijk ve Martijn Canters adında iki genç adam yürütüyor.
it's run by: bir şeyi kimin yönettiğini belirtmek
it's run by, it is run by ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Bu edilgen bir yapıdır: it projeye gönderme yapar, run fiilin üçüncü hâlidir ve by projeyi işleten veya yöneten kişileri tanıtır. Burada run “koşmak” değil, “yönetmek veya organize etmek” anlamındadır. be run by + kişi veya kuruluş yapısı önce projeyi, ardından onu yönetenleri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “tarafından yönetiliyor” anlamındaki run fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The community center ____ local volunteers.
Cevabı göster
is run by
young guys: “genç erkekler” demenin gündelik bir yolu
Bu cümlede young guys, “genç erkekler” anlamına gelir. Ardından gelen isimler, guys sözcüğünün burada özellikle iki erkeği belirttiğini gösterir. Guys, anlatımı rahat ve konuşma diline özgü hâle getirir. Founders veya organisers gibi bir görev belirtmek yerine kişilerden gayriresmî biçimde söz eder.
Alıştırma
Yargılayın: Resmî bir yıllık raporda iki proje sorumlusunu tanıtmanın en iyi yolu two young guys demektir.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
And now, they were concerned their grandparents' generation were becoming isolated and lonely. Dilbilgisi
3:48Ve o zamanlar, büyükanne ve büyükbabalarının neslinin soyutlandığından ve yalnızlaştığından endişe duyuyorlardı.
concerned (that) ... were becoming: gelişmekte olan bir değişimden endişe etmek
Be concerned (that) + yan cümle, bir şeyin doğru olmasından veya gerçekleşebilmesinden endişe etmek anlamına gelir. Burada that atılmıştır; bu nedenle their grandparents' generation were becoming ... endişenin içeriğini belirten yan cümledir. Were becoming, devam eden bir değişimi anlatır: Bu kuşak yalnızca sabit bir durumda değildi, giderek daha fazla toplumdan kopuyor ve yalnızlaşıyordu.
Alıştırma
Cümleyi be concerned yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın ve that kullanmadan yan cümleyi doğrudan bağlayın: We ____ the river was becoming unsafe.
Cevabı göster
were concerned
And meanwhile, they had lots of student friends who had free time. Notlar
3:53Bu arada, bolca boş vakti olan birçok öğrenci arkadaşları vardı.
meanwhile: paralel bir bilgi akışına geçiş
Meanwhile, dinleyicinin dikkatini bir bilgi akışından aynı zaman diliminde geçerli olan başka bir bilgi akışına taşıyan bir bağlantı zarfıdır. Burada, yaşlı insanların giderek yalnızlaşmasıyla ilgili önceki sorunun yanı sıra öğrenci arkadaşlarının boş vakti olduğu gerçeğini sunar. Bu, iki paralel koşulu düzenleyerek dinleyicinin bunların nasıl birbirini tamamlayabileceğini görmesini sağlar. Cümle başında meanwhile'dan sonra genellikle virgül gelir; And meanwhile sözlü anlatımın bağlantılı akışını korur.
Alıştırma
Hangi cümle çifti, aynı zaman diliminde var olan iki gerçeği meanwhile ile bağlıyor?
- Older residents needed company. Therefore, many students had spare time.
- Older residents needed company. Meanwhile, many students had spare time.
- Older residents needed company. However, many students had spare time.
Cevabı göster
Older residents needed company. Meanwhile, many students had spare time.
free time: iş veya dersle dolu olmayan zaman
Free time, iş, ders ya da yapılması gereken başka işler tarafından doldurulmamış ve nasıl kullanılacağına kişinin karar verebildiği zamandır. Bu ifadede free, 'müsait' veya 'dolu olmayan' anlamına gelir; 'ücretsiz' anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede free, zamanın dolu olmadığını ifade ediyor?
- The museum offers free entry on Sundays.
- Please free the bird from the cage.
- I read graphic novels in my free time.
Cevabı göster
I read graphic novels in my free time.
why not try to bring these two generations together through making soup? Notlar
3:57bu iki nesli çorba yaparak bir araya getirmeyi neden denemiyoruz?
Hafif bir öneri sunmak için why not try to
Why not try to + fiilin yalın hâli? soru biçiminde sunulan bir öneridir. Bu cümlede konuşan kişi gerçekten bir neden sormuyor; iki nesli bir araya getirme fikrini öneriyor. try to, eylemi denemeye değer bir şey gibi sunar. Bu nedenle öneri, doğrudan bir emirden daha az baskıcı gelir.
Alıştırma
Hafif öneriyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ hold the meeting outdoors?
Cevabı göster
Why not try to
through making soup: Aracı belirtmek için through + -ing
through + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan aracı veya süreci belirtir. Burada iki nesli bir araya getirmek amaçtır; making soup ise bu amaca ulaşmak için önerilen yoldur. Buradaki through bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: through making denir; through make veya through to make denmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonuca ulaşma aracını göstermek için through + -ing yapısını doğru kullanıyor?
- The team built trust through to work together.
- The team built trust through working together.
- The team built trust through work together.
Cevabı göster
The team built trust through working together.
They wanted to involve their student friends Kalıp ifadeler
4:06Öğrenci arkadaşlarını da dahil etmek istediler
wanted to involve someone in something: birini bir şeye dahil etmek istemek
wanted to involve their student friends ifadesinde wanted to geçmişteki bir isteği veya niyeti belirtir; involve ise their student friends ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Bütün ifade, bu arkadaşların etkinliğin dışında kalmasını değil, etkinliğe katılmasını istediklerini anlatır. Katılınan etkinliği belirtmek için involve someone in + isim veya -ing biçimi kullanılır: involve students in the project ya da involve students in planning the event.
Alıştırma
Organizatörlerin yerel gençleri etkinliğin planlanmasına katmak istediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The organizers wanted to involve local teenagers on planning the event.
- The organizers wanted to involve local teenagers in planning the event.
- The organizers wanted local teenagers involve in planning the event.
Cevabı göster
The organizers wanted to involve local teenagers in planning the event.
Time when they do not have to work or study Dilbilgisi
4:10Çalışmak ya da ders çalışmak zorunda olmadıkları
do not have to work or study: çalışmak veya ders çalışmak zorunda olmamak
do not have to work or study ifadesinde olumsuzluk, gereklilik veya zorunluluğu ortadan kaldırır. Çalışmak ya da ders çalışmak gerekli değildir; kişi yine de isterse bunlardan birini yapabilir. Burada yapı, zorunlu çalışma veya eğitimden serbest olunan zamanı anlatır. Yasak ya da yetersizlik anlamına gelmez.
Alıştırma
Okul öğle yemeği sağlıyor, ancak öğrenciler kendi yemeklerini getirebilir. Hangi cümle bu kurala uygundur?
- You mustn't bring lunch under any circumstances.
- You can't bring lunch into the building.
- You don't have to bring lunch, but you can if you want.
Cevabı göster
You don't have to bring lunch, but you can if you want.
Max and Martijn found the perfect way to help elderly people who felt lonely Dilbilgisi
4:14Max ve Martijn yalnız hisseden yaşlı insanlara yardım etmek için mükemmel yolu
found the perfect way to help ... by bringing: hedef ve yöntem
found the perfect way to help ifadesinde way to + fiilin yalın hâli hedefi belirtir: yöntemin amacı yardım etmektir. Found, bu yöntemin geçmişte bulunduğunu gösterir; perfect ise yöntemi her durumda kusursuz ilan etmekten çok, bu durum için özellikle uygun olduğunu anlatır. Ardından by + -ing, hedefe ulaşmak için kullanılan eylemi belirtir. Buradaki by bringing, “Bu yöntem nasıl yardım sağladı?” sorusunu yanıtlar. Yeniden kullanılabilecek kalıp find a way to + fiil by + -ing şeklindedir: mastar hedefi, by öbeği ise yöntemi verir.
Alıştırma
save ve turn sözcüklerini way to + fiil ve by + -ing yapısında kullanın. Cümleyi tamamlayın: We found a simple way ____ energy ____ off unused lights.
Cevabı göster
to save · by turning
you help people or groups to become friendly or to do something together,
4:24insanların ya da grupların dostça davranmalarına ya da birlikte bir şeyler yapmalarına yardımcı olursun,
especially something they wouldn't usually do, Anlatım akışı
4:28özellikle de normalde yapmayacakları şeyleri,
especially ... like make soup: odağı daraltma ve örnek verme
especially, daha geniş bir düşüncenin en ilgili bölümünü seçer: something they wouldn't usually do. Yeni bir konu başlatmak yerine bu kategoriye fazladan vurgu yapar. Ardından like make soup, bu kategorinin somut bir örneğini verir. Bilgi genelden özele doğru ilerler: genel düşünce, vurgulanan alt grup ve örnek. Burada like, “hoşlanmak” değil, “örneğin” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle önce daha dar bir kategoriyi vurgulayıp ardından somut bir örnek veriyor?
- Bring something useful, especially a warm layer, like a fleece jacket.
- Bring something useful, but leave your warm layers at home.
- Bring something useful because a fleece jacket is warm.
Cevabı göster
Bring something useful, especially a warm layer, like a fleece jacket.
has been a big success: bugüne kadarki sonuçlar
Has been, be fiilinin present perfect biçimidir. Geçmişteki bir dönemi şimdiyle ilişkilendirir; bu nedenle has been a big success, başarıyı yalnızca bitmiş bir geçmiş döneme yerleştirmek yerine bir şeyin bugüne kadar çok başarılı olduğunu değerlendirir. a big success ifadesinde success, çok iyi sonuç veren bir şeyi veya çabayı belirten sayılabilen bir isimdir. a project, product, or event has been a big success kalıbı, etkisi bugün de süren sonuçları özetlemenin doğal bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle projenin bugüne kadar çok iyi sonuçlar elde ettiğini doğal biçimde ifade eder?
- The project was a big success at last year's fair.
- The project has been a big success so far.
- The project will be a big success next year.
Cevabı göster
The project has been a big success so far.
and has spread to other cities across the Netherlands, Kalıp ifadeler
4:35ve Hollanda'nın dört bir yanındaki diğer şehirlere yayıldı,
has spread to ... across ...: hedefler ve geniş alan
Has spread, present perfect kullanır: yayılma şu andan önce gerçekleşmiştir ve sonucu bugün hâlâ önemlidir. Spread to, ulaşılan yeni hedefi belirtir; burada bu hedef other cities ifadesidir. Across the Netherlands, bu şehirlerin ülkenin farklı bölgelerine dağıldığını anlatır. Bu, mutlaka her şehir anlamına gelmez. to + hedefler ile across + alan birlikte kullanıldığında hem nereye ulaşıldığı hem de kapsanan daha geniş bölge gösterilir.
Alıştırma
Hangi cümle programın ülkenin farklı bölgelerindeki başka kasabalara ulaştığı anlamına gelir?
- The program has remained in one town since it began.
- The program has spread from other towns to the capital.
- The program has spread to other towns across the country.
Cevabı göster
The program has spread to other towns across the country.
the hometown of Bep de Bruin: bir kişiyi bir yerle ilişkilendirmek
the hometown of Bep de Bruin ifadesi, Rotterdam'ın Bep de Bruin'in evi olarak gördüğü veya büyüdüğü yer olduğunu belirtir. the hometown of + person kalıbı, bir kişiyle bir yer arasında bağlantı kurmanın yaygın bir yoludur. Burada ifade, Rotterdam'dan sonra açıklayıcı bir eşleme olarak gelir; Rotterdam'ı başka sözlerle tanımlar. Bir kişinin hometown olarak gördüğü yer, doğum yeri veya şu anda yaşadığı yer olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Maya was born in London but grew up in Bristol and calls Bristol home. Hangi cümlede hometown doğru kullanılmıştır?
- Bristol is Maya's hometown.
- Maya's hometown means the house where she lives now.
- London must be Maya's hometown because she was born there.
Cevabı göster
Bristol is Maya's hometown.
Making her tragic death the spark for something much more hopeful. Deyimler
4:41onun trajik ölümünü çok daha umut verici bir şey için kıvılcıma dönüştürdü.
the spark for something much more hopeful: mecazi bir tetikleyici
Bu cümlede spark, daha sonraki bir eylemi başlatan veya teşvik eden olay için kullanılan bir benzetmedir. Onun trajik ölümü the spark for something much more hopeful olur; yani daha olumlu bir gelişmeye yol açar. Umut verici değerlendirmesi ölümün kendisine değil, sonrasında yaşananlara yöneliktir. Bu anlatım, dikkati trajediden onun teşvik ettiği yapıcı tepkiye çevirir.
Alıştırma
“Her letter became the spark for a community campaign,” cümlesinde the spark for ne anlama gelir?
- daha sonraki bir eylemi başlatan etken
- kampanya bittikten sonraki nihai sonuç
- mektubu yakan gerçek bir alev
Cevabı göster
daha sonraki bir eylemi başlatan etken
I think it's time to reveal the answer to your question, Kalıp ifadeler
4:46Sanırım sorunun cevabını açıklama zamanı geldi,
it's time to reveal: cevabı açıklama aşamasına geçmek
It's time to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmak için uygun zamanın geldiğini belirtir. Buradaki reveal, daha önce bilinmeyen veya saklı tutulan bir bilgiyi açıklamak demektir; bu nedenle it's time to reveal, cevabın artık açıklanacağını bildirir. Bu ifade konuşmanın akışını da düzenler: tartışma bölümünü kapatıp dinleyicileri cevap bölümüne geçirir. Ders, sunum, bilgi yarışması veya etkinliklerde planlanan bir sonraki adımı tanıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Sunucunun cümlesini bu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The votes are counted, so ____ the winner.
Cevabı göster
it's time to reveal
report feeling lonely at least some of the time.
4:52en azından zaman zaman yalnız hissettiğini bildirdiğini sormuştum.
Which was the wrong answer, I'm afraid: düzeltmeyi yumuşatmak
Which bu yan cümleyi az önce sözü edilen cevaba veya seçeneğe bağlar ve önceki cevabın yanlış olduğunu belirtir. Önceki bilgiye yorum ekleyen açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir; which ile kurulmuş bir soru değildir. Buradaki I'm afraid gerçek bir korkuyu değil, nezaketi gösteren bir ifadeyi temsil eder. Düzeltmeden sonra kullanıldığında üzüntü gösterir ve kötü haberi yumuşatır; ancak cevabın yanlış olduğu mesajı yine de açıktır.
Alıştırma
Bir sınıf arkadaşı yanlış dosyayı gönderdi. Hangi cümle açık ama kibar bir düzeltme yapar?
- I'm frightened because your file is wrong.
- That file is wrong, obviously.
- I'm afraid that's the wrong file.
Cevabı göster
I'm afraid that's the wrong file.
Sadly, the correct answer is even higher. Kalıp ifadeler
5:01Ne yazık ki doğru cevap daha da yüksek.
even higher: beklenmedik biçimde daha yüksek bir miktar
Even, karşılaştırma sıfatı higher'ın önüne gelerek karşılaştırmayı güçlendirir. Burada even higher, doğru değerin daha önce belirtilen veya beklenen değerden yüksek olduğunu ve sonucun dinleyicinin düşündüğünden daha ileri gittiğini anlatır. Karşılaştırma için bağlamın sağladığı önceki bir tahmin, fiyat veya ölçüm gibi bir referans noktası gerekir. Even, sonucun bu noktayı beklenmedik biçimde aştığını vurgular; farkın tam olarak ne kadar büyük olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi even ve high sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The forecast was 30 degrees Celsius, but the actual temperature was ____.
Cevabı göster
even higher
that's around 26 million people in the UK, Anlatım akışı
5:06bu da İngiltere'de yaklaşık 26 milyon insan demek,
that's around 26 million people: yüzdeyi somut bir kişi sayısına dönüştürmek
That is anlamına gelen that's içindeki that, az önce belirtilen yüzdeye veya istatistiksel sonuca gönderme yapar. Konuşmacı daha sonra aynı sonucu around 26 million people şeklinde yeniden ifade ederek soyut bir oranı gözde canlandırması daha kolay olan somut bir kişi sayısına dönüştürür. Around, sayının kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. Bu yapı bilgiyi iki adımda düzenler: önce istatistik verilir, ardından günlük ölçekte yeniden ifade edilir. Önceki konuyla ilgisiz yeni bir bilgi sunmaz.
Alıştırma
Bu cümlenin ikinci bölümü ne yapıyor? Forty percent of the town's residents work remotely—that's around 8,000 people.
- Farklı bir insan grubunu tanıtır.
- Yüzdenin yanlış olduğunu söyleyerek onu düzeltir.
- Yüzdeyi yaklaşık bir kişi sayısına dönüştürür.
Cevabı göster
Yüzdeyi yaklaşık bir kişi sayısına dönüştürür.
making it even more important to reach out and connect with others. Notlar
5:09bu da başkalarına ulaşıp bağlantı kurmayı daha da önemli hale getiriyor.
making it even more important to: sonuç ve değerlendirme eklemek
Burada making, önceki yan cümlede anlatılan durumun yol açtığı bir sonuç ve değerlendirme ekler. -ing yan cümlesi tek başına tam bir cümle değildir; önceki ifadeye bağlanır ve o durumun bir sonuca yol açtığını anlatır. make it + adjective + to do something yapısında it biçimsel nesnedir. Asıl değerlendirilen eylem to sözcüğünden sonra gelir. Even more important, önceki durumun bu eylemin önemini artırdığını belirtir.
Alıştırma
Sonuç ve değerlendirme eklemek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Some trails are flooded, ____ check the map before hiking.
Cevabı göster
making it even more important to
reach out and connect with others: iletişim başlatmak ve bağ kurmak
Burada reach out, biriyle iletişim kurmak için ilk adımı atmak anlamına gelir. Genellikle yardım istemek, ilgi göstermek veya konuşma başlatmak için kullanılır. Kolu uzatma hareketini gerçek anlamıyla anlatmaz. Connect with others yalnızca iletişim kurmanın ötesine geçer; gerçek bir etkileşim, destek veya ilişki hissi oluşturmayı anlatır. and ile bağlanan ifade, hem ilk adımı atmayı hem de bir bağ kurmayı teşvik eder.
Alıştırma
Tavsiyeyi hedef ifadenin tamamıyla tamamlayın: When you feel isolated, ____ instead of staying silent.
Cevabı göster
reach out and connect with others
Okay, it's time to recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı
5:14Pekala, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleme zamanı,
time to recap the vocabulary we've learned: öğrenilen kelimeleri gözden geçirme zamanı
it's time to + fiil yapısı, sıradaki etkinliğe başlama zamanının geldiğini bildirir. Burada it's time to recap, programı öğretim bölümünden kısa bir tekrar bölümüne geçirir. Recap, en önemli içeriği kısaca yeniden anlatmak demektir; the vocabulary we've learned ise neyin gözden geçirileceğini belirtir. İfadenin tamamı bir sonraki aşamayı duyurarak programın akışını düzenler.
Alıştırma
recap fiilini it's time to + fiil yapısında kullanın: We have finished the lesson, so it's ____ what we've learned.
Cevabı göster
time to recap
to have a strong wish or desire for something.
5:20bir şeye karşı güçlü bir istek veya arzu duymak.
you're unhappy because you've been excluded from something.
5:25bir şeyden dışlandığın için mutsuzsun demektir.
means to go to someone and ask them for help or support.
5:29birine gidip ondan yardım ya da destek istemek anlamına gelir.
A guy is an informal way of saying a man. Kelime
5:33Guy bir erkek demenin gayri resmi bir yoludur.
an informal way of saying a man: man demenin gayriresmî bir yolu
Bu tanımda an informal way of saying a man ifadesi, guy sözcüğünün kullanım düzeyini açıklar. Bu bağlamda guy ve man yetişkin bir erkeği ifade edebilir; ancak guy daha gündelik ve konuşma diline özgü duyulur. X is an informal way of saying Y kalıbı anlam ve üslup bilgisini birlikte verir: X, Y ile ilişkili bir anlama sahiptir fakat daha az resmîdir. Informal, sözcüğün doğru olup olmadığını değil, resmiyet düzeyini anlatır.
Alıştırma
Bu resmî cümlede guy doğal bir seçim midir? The official report states that the guy entered the building at noon.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
also called leisure time: başka bir ad sunmak
Also called leisure time bölümü, free time için başka bir ad verir. Buradaki called, telefonla arandı değil, adlandırıldı demektir. Dinleyen kişi iki ifadeyi aynı genel kavramla ilişkilendirmelidir. Virgüller arasındaki bölüm, Free time, which is also called leisure time, ... edilgen yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Bu kalıp, yeni bir cümle başlatmadan alternatif bir terim sunmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi also called ifadesinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: Free time ____ leisure time.
Cevabı göster
is also called
the phrasal verb to bring someone together Öbek fiiller
5:45to bring someone together deyimsel fiili,
means to help people or groups become friendly
5:48insanların veya grupların dost olmalarına yardımcı olmak
to bring someone together: bağ veya iş birliği oluşturmak
To bring someone together, insanların buluşmasını, iş birliği yapmasını veya daha yakın bir bağ kurmasını sağlamak demektir. Buradaki bring yalnızca fiziksel hareket anlamına gelmez; özne, bu bağı oluşturan bir kişi, etkinlik, olay veya ortak amaç olabilir. Kalıp bring + kişi ya da grup + together şeklindedir. Nesne bir zamirse onu fiil ile parçacık arasına getirin: bring them together denir, bring together them denmez.
Alıştırma
bring ... together kalıbını ve students sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: A team project can ____.
Cevabı göster
bring students together
Tekrarlanan bir durumu belirten Once again
Once again, ardından gelen durumu daha önce olmuş bir şeyin tekrarı olarak sunar. Burada programın düzenli kapanışını çerçeveler: ayrılan süre bir kez daha dolmuştur. Cümlenin başında bir söylem belirteci olarak çalışır. Dinleyicinin sonraki mesajı önceki bir örnekle veya tekrar eden bir düzenle ilişkilendirmesini sağlar; önceki sözlerin tekrarlanmasını istemez.
Alıştırma
“Once again, our 6 minutes are up,” cümlesinde Once again ne işe yarar?
- Sürenin ilk kez dolmakta olduğunu söyler.
- Sürenin dolmasını tanıdık ve tekrar eden bir durum olarak sunar.
- Dinleyiciden önceki sözleri tekrarlamasını ister.
Cevabı göster
Sürenin dolmasını tanıdık ve tekrar eden bir durum olarak sunar.
our 6 minutes are up: ayrılan sürenin sona ermesi
Süre sınırı bulunan bir bağlamda be up, ayrılan bir zaman diliminin sona erdiğini belirtir. Our 6 minutes are up, programa ayrılan altı dakikanın dolduğunu ve programın bitmesi gerektiğini duyurur. Özne, süreyi belirten 6 minutes ifadesidir; bu nedenle çoğul fiil are kullanılır. Buradaki up, fiziksel bir yönü anlatmaz.
Alıştırma
Bir moderatör süreli konuşma sırasını bitiriyor. Cümleyi hedef be up ifadesiyle tamamlayın: Your two minutes ____, so please stop speaking.
Cevabı göster
are up
remember you're not alone: teselli ve güven verme
Burada remember, hafızayı sınayan bir söz değil, yumuşak bir emir kipidir. Kendini yalnız hisseden kişiden rahatlatıcı bir mesajı aklında tutmasını ister. You're not alone çoğu zaman yalnızca birinin fiziksel olarak yakında olduğunu değil, başka insanların kişiyi anladığını veya desteklemeye hazır olduğunu anlatır. Bu ifade, yalnızlık duygusunu reddetmeden duygusal güven verir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız okul değiştirdikten sonra kendini yalnız hissettiğini söylüyor. Hangi yanıt, duygularını küçümsemeden en doğal biçimde destek verir?
- Remember you're not alone; I'm here if you want to talk.
- You're not alone, so you shouldn't feel upset.
- Just forget about it and stop talking about it.
Cevabı göster
Remember you're not alone; I'm here if you want to talk.
reach out by joining us again next time here at 6 Minute English. Kalıp ifadeler
6:00bir dahaki sefere burada 6 Minute English'te bize tekrar katılarak dışa açılın.
joining us again next time: dinleyicileri yeniden davet etme
Joining us again next time, bir sunucunun kapanışta dinleyicilerden gelecekteki bir bölüm veya etkinlik için geri gelmelerini istediği bir davettir. Join us, “bizimle birlikte katılmak” veya bir program için “bizimle birlikte izlemek ya da dinlemek” anlamına gelir; otomatik olarak üye olmak anlamına gelmez. Tam cümlede joining, by sözcüğünden sonra geldiği için -ing biçimindedir. By joining us ... ifadesi “bize katılarak” demektir. Again next time, başka bir bölüm için geri dönme fikrini vurgular.
Alıştırma
Ders ifadesini kullanarak sunucunun kapanış davetini tamamlayın: You can stay connected by ____.
Cevabı göster
joining us again next time