İnsanlar neden pudralı peruk takardı? - Stephanie Honchell Smith: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, perukların antik çağdaki aksesuarlardan statü ve siyasi güç simgelerine dönüşmesini, Fransız kraliyet politikalarının onları nasıl Avrupa çapında bir endüstri hâline getirdiğini ve devrim, vergiler ile aristokratik aşırılıklara tepkinin bu modayı neden sona erdirdiğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it wasn't until Louis XIII unveiled his magnificent mane a couple of decades later that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Tarihsel bir anlatıda gecikmiş dönüm noktasını öne çıkarmak için bu vurgu yapısını kullanmayı öğrenin. Yapı, önceki arka planı büyük perukların gerçekten moda olduğu andan ayırır ve bir sonucun ancak belirli bir olaydan sonra gerçekleştiğini açıkça ifade etmenizi sağlar. 2. is thought to have originated. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Tarihsel bir kökenin olası görüldüğü, ancak kesin biçimde kanıtlanmadığı durumlarda kullanılan edilgen aktarım yapısını tanıyın. Böylece powder room ifadesinin öne sürülen kökeni gibi bir iddiayı, varsayımı yerleşik bir gerçek gibi sunmadan temkinli biçimde aktarabilirsiniz. 3. Although some fashion is to die for, other trends kill. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kapanış cümlesinin deyimsel bir övgü olan is to die for ile kill sözcüğünün gerçek anlamdaki tehlikesini nasıl karşı karşıya getirdiğini anlayın. Bu, beklentiyi tersine çeviren kelime oyununu fark etmenize ve peruk tarihinin tehlikeli moda temasına nasıl bağlandığını görmenize yardımcı olur.
Bu derste
23-year-old King Louis XIII of France was in crisis. Kalıp ifadeler
0:08Fransa'nın 23 yaşındaki Kralı XIII. Louis krizdeydi.
was in crisis: ciddi bir kriz içinde olmak
Be in crisis, ilgilenilmesi gereken ciddi ve istikrarsız bir durumda olmak demektir. Bu cümlede was, be fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla was in crisis kralın içinde bulunduğu durumu anlatır. Buradaki sorun onun toplum önündeki imajını ve otoritesini tehdit eder; bu ifade yalnızca he was worried demekten daha güçlüdür. Bir crisis mutlaka savaş veya felaket olmak zorunda değildir. Bir kişi, hükûmet, kuruluş ya da hayatın önemli bir alanı be in crisis ifadesiyle anlatılabilir.
Alıştırma
Cümleyi burada öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After its only bridge collapsed, the island community was ____.
Cevabı göster
in crisis
What would people say?: başkalarının yargısından kaygılanmak
What would people say? gerçek bir soru olabilir; ancak burada insanların tam olarak ne söyleyeceğini sormak yerine başkalarının yargısından duyulan kaygıyı ifade eder. Would, tepkiyi hayal edilen bir duruma yerleştirir; people ise toplumu veya konuşanın çevresindeki kişileri anlatır. Konuşan kişi aslında “Başkaları beni nasıl yargılardı?” diye düşünmektedir. Bu soru itibar, utanma veya dedikodu baskısını gösterebilir.
Alıştırma
Bu bağlamda konuşan kişi esas olarak ne demek istiyor? "I want to wear this unusual suit to the ceremony, but what would people say?"
- İnsanların ne söylediğini duyamıyorum.
- Herkesin söylediği sözlerin tam bir listesini istiyorum.
- Başkalarının beni olumsuz yargılamasından kaygılanıyorum.
Cevabı göster
Başkalarının beni olumsuz yargılamasından kaygılanıyorum.
had come to symbolize his power and nobility, Dilbilgisi
0:18onun gücünü ve asaletini simgelediği bir zamanda,
had come to symbolize: geçmişteki bir noktadan önce zamanla simge hâline gelmek
Come to + fiil, bir durumun veya anlamın zaman içinde gelişmesini anlatabilir. had come to symbolize ifadesindeki come hareket bildirmez; ifade, hükümdarın saçının zamanla güç ve soyluluk anlamını kazandığını belirtir. Had come, past perfect yapısındadır. Gelişmiş olan bu simgesel anlamı başka bir geçmiş durumdan, yani Louis'nin bu meseleyle karşılaştığı zamandan önceye yerleştirir. Böylece ifade, kademeli gelişimi ve geçmişteki bir referans noktasında zaten oluşmuş sonucu birleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle, simgesel bir anlamın zamanla geliştiğini ve başka bir geçmiş olaydan önce zaten oluştuğunu gösterir?
- The damaged statue had stood in the square before the city rebuilt it.
- The damaged statue came to symbolize the community's resilience after the city rebuilt the square.
- By the time the city rebuilt the square, the damaged statue had come to symbolize the community's resilience.
Cevabı göster
By the time the city rebuilt the square, the damaged statue had come to symbolize the community's resilience.
Louis was not interested in finding out. Kalıp ifadeler
0:21Louis insanların ne diyeceğini öğrenmekle ilgilenmiyordu.
At a time when...: ana cümleyi önemli bir arka planla çerçevelemek
At a time when, o dönemde önemli olan bir koşulu belirterek bir zaman dilimini tanıtır. Buradaki when yan cümlesi, hükümdarın saçının zaten toplumsal bir anlam taşıdığını ortaya koyar. Böylece ana cümle yalnızca bir tarih bilgisi olarak değil, önemli sonuçları olan bir arka plan içinde anlaşılır. Yapı At a time when + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Bir olayın, seçimin veya iddianın neden önemli olduğunu açıklayan tarihsel ya da toplumsal koşulu önce vermek için kullanılabilir.
Alıştırma
At a time when bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Daha kesin bir tarih vererek daha önceki bir tarihi düzeltir.
- Birbiriyle ilgisiz birkaç tarihsel olayı sunar.
- Durumun neden önemli olduğunu açıklayan toplumsal bir koşulla ana cümleye arka plan sağlar.
Cevabı göster
Durumun neden önemli olduğunu açıklayan toplumsal bir koşulla ana cümleye arka plan sağlar.
not interested in finding out: sonucu öğrenmemeyi seçmek
Be interested in yapısından sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Buradaki in bir edattır; bu nedenle find, finding olur. Find out bir gerçeği, cevabı veya sonucu öğrenmek anlamına gelir. Not eklendiğinde tüm ifade, Louis'nin ne olacağını öğrenmek istemediğini anlatır. Bu bağlamda kaçınma anlamı da taşır: hoş olmayan bir cevap öğrenme riskini almak istemez. Bu ek anlam find out ifadesinin kendisinden değil, durumdan gelir.
Alıştırma
Cümleyi find out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya did not open the message because she was not interested in ____ the result.
Cevabı göster
finding out
kicked off: bir olayı başlatmak veya harekete geçirmek
Kick off bir şeyi başlatmak veya başlamasına neden olmak demektir. Bu cümlede karar, 150 yıllık bir moda çılgınlığının başlangıç noktası olmuştur; gerçek anlamda tekme atmak söz konusu değildir. Bu ifade çoğu zaman bir etkinliği, süreci veya eğilimi harekete geçirme duygusu verir. Burada kicked off geçişlidir: karar nedendir, başlayan şey ise moda çılgınlığıdır.
Alıştırma
Konserin festivali başlattığını göstermek için cümleyi kick off ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The opening concert ____ the summer festival.
Cevabı göster
kicked off
150-year fashion craze: süre ve yoğun popülerlik
Tam isim öbeği olan a 150-year fashion craze içinde ana isim craze'dir. Fashion ilginin alanını, 150-year ise bu akımın ne kadar sürdüğünü belirtir. Burada craze, bir akıma yönelik yoğun ve yaygın ilginin görüldüğü bir dönemi anlatır. Tıbbi bir ruhsal durumu ifade etmez. Craze çoğu zaman kısa süreli bir modayı düşündürse de açıkça kullanılan 150-year nitelemesi bunun olağan dışı derecede uzun sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
a 150-year fashion craze ifadesinin tamamı neyi anlatır?
- 150 yıl devam eden tıbbi bir hastalık
- 150 yaşındaki biri için üretilmiş bir moda ürünü
- 150 yıl boyunca yoğun ve yaygın ilgi gören bir moda akımı
Cevabı göster
150 yıl boyunca yoğun ve yaygın ilgi gören bir moda akımı
people adopted wigs for various reasons, Dilbilgisi
0:34insanlar çeşitli nedenlerle peruk benimsediler,
Long before Louis: zaman çizgisini geriye taşımak
Long before + bir kişi, olay veya dönem, o referans noktasından çok daha önce anlamına gelir. Burada Louis, yalnızca bir kişinin sıralamadaki yerini değil, Louis'nin yaşadığı zamanı veya dönemi temsil eder. Cümlenin başındaki Long before Louis, ana cümleden önce yeni bir zaman çerçevesi kurar. Dinleyiciye anlatının Louis'nin döneminden çok daha eski bir geçmişe döndüğünü bildirir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki Long before Louis ne işe yarar?
- Anlatıyı Louis'den çok daha önceki tarihsel bir döneme taşır.
- Anlatıyı Louis'den çok daha sonraki tarihsel bir döneme taşır.
- Louis'nin bir şey yapmadan önce uzun süre beklediğini söyler.
Cevabı göster
Anlatıyı Louis'den çok daha önceki tarihsel bir döneme taşır.
including hygiene, theater, and anti-aging endeavors.
0:36bunların arasında hijyen, tiyatro ve yaşlanma karşıtı çabalar vardı.
for various reasons, including: nedenleri özetleyip ardından örnek vermek
for various reasons önce birden fazla neden olduğunu belirtir. Ardından including, bu daha geniş neden grubundan örnekler sunar; hijyen, tiyatro ve yaşlanma karşıtı çabalar birer örnektir ve listenin tamamı olmak zorunda değildir. Önce genel bir özet verip ardından seçilmiş nedenleri sıralamak istediğinizde for various reasons, including + isim veya isim grubu kalıbını kullanın. Listedeki ögeleri mümkün olduğunca aynı dil bilgisel biçimde tutun.
Alıştırma
Hangi cümle, bir neden grubunu özetleyip ardından örnek vermek için for various reasons, including yapısını doğru kullanır?
- People choose this library, including its quiet rooms and free workshops, for various reasons.
- People choose this library for various reasons, including its quiet rooms and free workshops.
- People choose this library because various reasons, including its quiet rooms and free workshops.
Cevabı göster
People choose this library for various reasons, including its quiet rooms and free workshops.
Wigs date at least as far back as ancient Egypt, Kalıp ifadeler
0:40Perukların tarihi en azından Antik Mısır'a kadar uzanır,
date at least as far back as: geçmişin doğrulanmış bir döneme kadar uzanması
date at least as far back as yapısındaki date, bir şeyin tarihinin geçmişteki bir döneme kadar uzandığını belirten bir fiildir. Burada kanıtlar, perukların Antik Mısır'da var olduğunu gösterir. at least ifadeyi daha temkinli hâle getirir: Antik Mısır doğrulanmış bir tarihsel referans noktasıdır, ancak kesin başlangıç olmak zorunda değildir. Peruklar daha da önce var olmuş olabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın. Kanıtlar doğrulanmış bir tarihsel referans sunuyor, ancak gelenek daha eski olabilir: This custom ____ the 1700s.
Cevabı göster
dates at least as far back as
where well-regarded hairdressers crafted them into intricate styles. Kalıp ifadeler
0:43orada saygıdeğer kuaförler onları karmaşık stillere dönüştürürdü.
craft A into B: crafted them into intricate styles yapısı ve anlamı
craft A into B yapısında A, üzerinde çalışılan malzeme ya da nesnedir; B ise ortaya çıkan son biçim veya tasarımdır. Burada them perukları, intricate styles ise elde edilen sonucu ifade eder. Craft beceri, özen ve tasarım gerektiren bir üretimi anlatır. Into bir yere doğru hareketi değil, bir sonuca dönüşmeyi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi craft A into B yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The jeweler ____ the silver ____ a tiny bird.
Cevabı göster
crafted · into
under certain ancient Roman dynasties: under sözcüğünün yönetimi sırasında anlamı
Burada under, “fiziksel olarak altında” değil, “yönetimi sırasında” anlamına gelir. Baştaki ifade, kadın peruklarındaki değişimi bazı antik Roma hanedanlarının yönetim dönemine yerleştirir. Dynasty, aynı aileden veya yönetici soydan gelen bir dizi hükümdarı ifade eder. Certain, anlatılan durumu bütün antik Roma yerine yalnızca bazı hanedanlarla sınırlar.
Alıştırma
“Art flourished under that dynasty,” cümlesinde under ne anlama gelir?
- fiziksel olarak o hanedanın altında
- o hanedanın yönetimi sırasında
- o hanedan sona erdikten sonra
Cevabı göster
o hanedanın yönetimi sırasında
particularly ornate: özellikle ayrıntılı biçimde süslü
Ornate, çok sayıda ayrıntılı süslemesi ya da gösterişli ve karmaşık bir tasarımı olan bir şeyi anlatır. Yalnızca beautiful demekten daha özeldir: vurgu süsleme karmaşıklığındadır ve sözcük mutlaka beğeni bildirmez. Particularly, sıfatın derecesini güçlendirerek “özellikle” veya “alışılmadık ölçüde” anlamını katar. became particularly ornate ifadesinde became, daha ayrıntılı biçimde süslenmiş bir duruma geçişi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede ornate, zengin ve karmaşık süslemeyi vurgulamak için kullanılmıştır?
- The box was plain, with no decoration at all.
- The box was useful because it was easy to carry.
- The box had ornate silver patterns carved across every side.
Cevabı göster
The box had ornate silver patterns carved across every side.
One poet mocking their numerous tiers.
0:53Hatta bir şair, onların sayısız katmanıyla alay etmişti.
the Catholic Church discouraged wig-wearing, Kalıp ifadeler
0:58Katolik Kilisesi peruk takmayı hoş karşılamadı,
emphasizing instead humility and austerity. Anlatım akışı
1:01bunun yerine alçakgönüllülüğü ve sadeliği vurguladı.
discouraged wig-wearing: discourage + eylem adı
Discourage + bir eylem adı veya -ing biçimi, bir eylemi onaylamadığını belirtmek ya da o eylemin daha az yapılmasını sağlamaya çalışmak anlamına gelir. Burada wig-wearing, peruk takma eylemini belirten bir addır. Discouraged, Kilisenin bu uygulamaya karşı çıktığını veya yapılmamasını öğütlediğini gösterir. Genellikle banned sözcüğünden daha zayıftır: bu ifade tek başına peruk takmanın resmen yasaklandığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle bir eylemin teşvik edilmediğini ancak resmen yasaklanmadığını söyler?
- The school bans all phones on campus.
- The school discourages phone use during lunch but does not ban it.
- The school requires students to use phones during lunch.
Cevabı göster
The school discourages phone use during lunch but does not ban it.
emphasizing instead humility and austerity: odağı alternatif değerlere kaydırmak
emphasizing instead humility and austerity ortaç yapısı, Kilise peruk takılmasını caydırırken neyi ön plana çıkardığını ekler. Yapının örtük öznesi yine the Catholic Church ifadesidir. Burada instead, vurgunun yer değiştirdiğini gösterir: dikkat gösterişli görünümden alçakgönüllülük ve sadeliğe yönelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp ana eylem, emphasizing instead + alternatif öncelik biçimindedir; ikinci fikri zaman içinde bir sonraki olay olarak değil, tercih edilen odak olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle emphasizing instead yapısını kullanarak dikkati bir öncelikten diğerine kaydırır?
- The coach emphasized teamwork before the game started.
- The coach did not focus on the final score, emphasizing instead teamwork and improvement.
- The coach reported the final score and the team names.
Cevabı göster
The coach did not focus on the final score, emphasizing instead teamwork and improvement.
So those who did wig in medieval Western Europe
1:05Bu nedenle Orta Çağ Batı Avrupası'nda peruk takanlar
generally wore more natural-looking styles.
1:08genellikle daha doğal görünen stilleri tercih ettiler.
wigs became more acceptable accessories. Kalıp ifadeler
1:15peruklar daha kabul edilebilir aksesuarlar haline geldi.
as rules relaxed: birlikte gelişen değişimler
as rules relaxed ifadesindeki as, “bir değişim geliştikçe” veya “aynı zamanda” anlamına gelir. İki kademeli değişimi birbirine bağlar: kurallar daha az katı hâle gelirken peruklar da daha kabul edilebilir olmuştur. rules özne olduğunda relaxed, “daha az katı hâle geldi” demektir; “dinlendi” veya “rahat hissetti” anlamına gelmez. as yan cümlesi değişimleri birlikte gelişen süreçler olarak sunar ve aralarında bağlantı olduğunu düşündürebilir, ancak nedeni because kadar doğrudan belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle birlikte gelişen iki değişimi göstermek için as sözcüğünü en iyi şekilde kullanır?
- When the bell rang, everyone stood up.
- Because the lake was frozen, the road closed.
- As the evenings grew colder, the lake began to freeze.
Cevabı göster
As the evenings grew colder, the lake began to freeze.
more acceptable accessories: toplum tarafından daha kabul gören aksesuarlar
Acceptable, bir şeyin izin verilecek veya kabul edilecek kadar toplumsal ya da pratik açıdan onaylanabilir olduğunu belirtir. Bu cümlede more acceptable, peruklara eskisinden daha az toplumsal tepki gösterildiğini anlatır; perukların güzel, modaya uygun veya kusursuz olduğu anlamına gelmez. Accessories, kıyafeti veya görünüşü tamamlamak için takılan ya da kullanılan eşyaları ifade eder. Bu nedenle ifade, insanların perukları görünüşün bir parçası olarak değerlendirme biçiminin değiştiğini anlatır.
Alıştırma
Cümledeki more acceptable accessories ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- The wigs became more socially accepted as accessories.
- The wigs became more fashionable because everyone had to wear them.
- The wigs became more expensive and better made as accessories.
Cevabı göster
The wigs became more socially accepted as accessories.
and conceal it as it thinned and grayed. Dilbilgisi
1:25ve incelip grileştikçe onu gizlemek için kullanıyordu.
used to augment her hair and conceal it: bir şeyi iki amaçla kullanmak
Burada used, use fiilinin geçmiş zamanıdır. İlgi zamiri which, fiilin nesnesidir: she used the wigs to do something. Ardından gelen to ve yalın fiil amacı gösterir; iki amaç and ile bağlanır: augment her hair ve conceal it. Augment her hair, saçın daha dolgun görünmesini sağlamak; conceal it ise seyrelip ağaran saçı gizlemek demektir. Buradaki yapı use something to do something yapısıdır; geçmiş alışkanlığı anlatan used to do yapısı değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve tam olarak duyduğunuz cümleyi seçin. Used kelimesinin to kelimesinden önce doğrudan bir nesnesi olup olmadığına ve used, used to ve is used to arasındaki farka dikkat edin.
- She is used to covering her hair.
- She used a scarf to cover her hair.
- She used to cover her hair.
Cevabı göster
She used a scarf to cover her hair.
as it thinned and grayed: zaman içinde gelişen değişim
as it thinned and grayed ifadesindeki as, “süreç devam ederken” ya da “zaman geçtikçe” anlamına gelir; burada asıl anlamı “çünkü” değildir. Saçın yavaş yavaş değişmesini, onu gizleme eyleminin zaman içindeki arka planı olarak sunar. It, Elizabeth’in saçını ifade eder. Thin ve gray burada geçişsiz fiillerdir: saç seyrekleşmiş ve ağarmıştır. as + özne + değişim fiili kalıbı, gelişen bir sürecin başka bir eylem veya değişimle aynı dönemde gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki değişimin birlikte geliştiğini gösterir?
- She works as a guide at the museum.
- As the leaves turned yellow, the days grew colder.
- Do it as I showed you.
Cevabı göster
As the leaves turned yellow, the days grew colder.
One of these wigs even adorned her funeral effigy. Kültür
1:28Bu peruklardan biri cenazesindeki büstünü bile süsledi.
funeral effigy: ölen kişiyi temsil eden cenaze figürü
Funeral effigy, cenaze, mezar ya da anma ortamında ölen kişiyi temsil eden yontulmuş veya modellenmiş bir figürdür. Kişinin gerçek bedeni ya da sıradan bir fotoğraf değildir. Bu cümlede peruk, Elizabeth’i temsil eden bir figürü süslüyordu. Sözcüğün bu tarihsel anlamı, peruğun fiziksel olarak neyi süslediğini açıklar.
Alıştırma
Örnekte funeral effigy ne anlama geliyor?
- Cenazede çekilmiş sıradan bir fotoğraf
- Cenaze veya mezar ortamında ölen kişiyi temsil eden bir figür
- Ölen kişinin gerçek bedeni
Cevabı göster
Cenaze veya mezar ortamında ölen kişiyi temsil eden bir figür
unveiled his magnificent ...: görkemli ve dramatik bir sunuş
Unveiled, bir şeyi çoğu zaman ilk kez olmak üzere halka açık biçimde sunmak veya göstermek anlamına gelir. Magnificent güçlü bir övgü ekler ve görkemli ya da çok etkileyici demektir. Birlikte kullanıldığında unveiled his magnificent ... ifadesi, sıradan bir gösterme eyleminden çok törensel bir ortaya çıkarma izlenimi verir. Ardından gelen mane ismi, kelime anlamıyla atın veya aslanın başının çevresindeki uzun kılları, yani yeleyi anlatır. Bunu bir insanın saçı için kullanmak abartılı, canlı ve hafif mizahi bir görüntü yaratır; nötr bir saç modeli terimi değildir.
Alıştırma
unveiled his magnificent mane burada nasıl bir etki yaratıyor?
- Görünüşü görkemli ve dramatik biçimde sunar.
- Saçın hiçbir zaman gösterilmediğini söyler.
- Saçın nötr ve teknik bir ölçümünü verir.
Cevabı göster
Görünüşü görkemli ve dramatik biçimde sunar.
It wasn't until ... that ...: geç gelen bir dönüm noktasını vurgulamak
It wasn't until X that Y yapısı, Y'nin X'ten önce gerçekleşmediğini; X'in, Y'nin sonunda gerçekleştiği geç zamanı veya olayı belirttiğini anlatır. Bu cümlede XIII. Louis'nin saçını sergilemesi X, big wigs truly began booming ise Y'dir. Bu yapı, dönüm noktası X'e özel vurgu yapar; ancak asıl sonuç yine that'ten sonra gelir. Sonunda ne olduğunu bulmak için okurken veya dinlerken until bölümünden sonra devam edin.
Alıştırma
Ekibin gerçeği ancak son rapor geldikten sonra öğrendiğini doğru biçimde vurgulayan cümle hangisidir?
- It wasn't that the final report arrived until the team learned the truth.
- It wasn't until the final report arrived that the team learned the truth.
- The team learned the truth until the final report didn't arrive.
Cevabı göster
It wasn't until the final report arrived that the team learned the truth.
perhaps eager to gain favor: belki de göze girmeye hevesli
Perhaps, anlatıcının olası bir güdüyü öne sürdüğünü, bunu kesin bir gerçek olarak sunmadığını gösterir. Eager to + fiil, bir şeyi yapmayı çok istemek veya yapmaya çok istekli olmak anlamına gelir. Burada devamındaki favor, gain fiilinin nesnesidir. Gain someone's favor, o kişinin onayını veya iyi niyetini kazanmak demektir. Bir hükümdar ya da başka güçlü biri söz konusuysa favor, küçük bir iyilik değil, değerli destek veya özel ilgi anlamına gelebilir.
Alıştırma
Perhaps eager to gain favor ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Hükümdarın dikkatini çekmek istemedikleri kesinlikle belliydi.
- Belki de hükümdarın onayını kazanmayı çok istiyorlardı.
- Hükümdara yardım etmek için zaten bir iş yapmışlardı.
Cevabı göster
Belki de hükümdarın onayını kazanmayı çok istiyorlardı.
and aristocrats elsewhere soon followed suit. Deyimler
1:46ve başka yerlerdeki aristokratlar da kısa süre sonra onları izledi.
soon followed suit: çok geçmeden aynısını yaptı
Follow suit, başka bir kişi ya da grup bir şeyi yaptıktan sonra aynı şeyi yapmak anlamına gelen bir deyimdir. Neyin tekrarlandığını önceki eylem gösterir; bu cümlede diğer aristokratlar hemen önce anlatılan davranışı taklit etmiştir. Followed eylemi geçmiş zamana yerleştirir, soon ise bunun kısa bir süre sonra gerçekleştiğini belirtir. Bu deyimde suit giysi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki deyimle tamamlayın: One family started recycling, and the neighbors soon ____.
Cevabı göster
followed suit
might have been accentuated by concerns: geçmişteki bir etki hakkında temkinli tahmin
might have been accentuated, kiplik, bitmişlik ve edilgenliği birleştiren bir yapıdır: might açıklamanın kesin değil olası olduğunu gösterir, have been bu olasılığı geçmişe yerleştirir ve accentuated “daha güçlü ya da daha belirgin hâle getirilmiş” demektir. by ile başlayan bölüm olası etkiyi belirtir: kaygılar eğilimi güçlendirmiş olabilir. Bu yapı, kanıtların kesin olarak doğrulamadığı geçmiş bir neden hakkında temkinli konuşmak için kullanılır.
Alıştırma
might ve accentuate fiilinin perfect passive biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The housing shortage ____ slow construction.
Cevabı göster
might have been accentuated by
which doctors then prescribed: cıva hakkında ek bilgi verme
which, önceki mercury sözcüğüne gönderme yapar ve prescribed fiilinin nesnesidir; doctors ise yan cümlenin öznesidir. Bu yan cümle, doktorların o dönemde cıva reçete ettiğini anlatır. Virgülle ayrılan which yan cümlesi, hangi şeyin kastedildiğini belirlemek yerine zaten belirlenmiş bir şey hakkında ek bilgi verir. Buradaki then “o dönemde” anlamındadır; uygulamayı tarihsel döneme yerleştirir ve bir olay dizisindeki sonraki adımı göstermez.
Alıştırma
"In the 1700s, sailors relied on a brass telescope, which they then used to spot distant ships," cümlesinde which neye gönderme yapar ve yan cümlesi ne işe yarar?
- Pirinç bir teleskoba gönderme yapar ve onun hakkında ek bilgi verir.
- 1700'lü yıllara gönderme yapar ve olay dizisindeki bir sonraki olayı belirtir.
- Denizcilere gönderme yapar ve nesneyi hangi denizcilerin kullandığını belirler.
Cevabı göster
Pirinç bir teleskoba gönderme yapar ve onun hakkında ek bilgi verir.
to treat syphilis and other ailments: frengi ve diğer rahatsızlıkları tedavi etmek
Tıp İngilizcesinde treat + hastalık veya sağlık sorunu, bu sorunla ilgilenmek için ilaç ya da başka bir tıbbi bakım uygulamak anlamına gelir. Burada doktorlar frengi ve diğer rahatsızlıklar için bir şey reçete etmiştir. to treat mastarı, prescribed eyleminin amacını belirtir. Ailment, hastalık veya sağlık sorunu için kullanılan geniş anlamlı bir sözcüktür. Treat tedavi girişimini ya da sürecini anlatır; hastalığın iyileştiğini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle tedavi görmenin her zaman iyileşmek anlamına gelmediğini doğru biçimde gösterir?
- The doctors treated the infection, but it did not completely go away.
- To treat an infection always means to cure it completely.
- The doctors cured the infection, but it remained unchanged.
Cevabı göster
The doctors treated the infection, but it did not completely go away.
since they eliminated the need for daily hair cleaning and styling. Kalıp ifadeler
2:04çünkü günlük saç temizliği ve şekillendirme ihtiyacını ortadan kaldırıyorlardı.
heralded wigs as convenient: perukları kullanışlı olarak övmek
Herald A as B, A’yı B’nin belirttiği nitelik, rol veya öneme sahip olarak kamu önünde güçlü biçimde övmek ya da karşılamak anlamına gelir. Burada insanlar perukları kullanışlı bir seçenek olarak sunup övüyordu. Kalıp herald + nesne + as + tamamlayıcı şeklindedir: wigs nesnedir, convenient ise perukların nasıl olumlu değerlendirildiğini gösteren tamamlayıcıdır. Herald burada fiildir ve yalnızca describe demekten daha güçlü bir onay bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle herald A as B kalıbını resmî bir kamu övgüsünde doğal biçimde kullanır?
- The newspaper heralded the discovery as a major breakthrough.
- The newspaper heralded the discovery for a major breakthrough.
- The newspaper heralded as the discovery a major breakthrough.
Cevabı göster
The newspaper heralded the discovery as a major breakthrough.
eliminated the need for + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede eliminated the need for, “bir şeyi artık gerekli olmaktan çıkardı” anlamına gelir. eliminated fiili, günlük saç yıkama ve şekillendirme işlerinin yalnızca azalmadığını, gerekli olmaktan tamamen çıktığını anlatır. Yapı eliminate the need for + isim veya -ing biçimidir. Burada daily hair cleaning and styling, for edatından sonra gelen isim öbeğidir. Bu yapı, bir aracın, politikanın veya değişikliğin hangi işi gereksiz hâle getirdiğini açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “işi gereksiz hâle getirdi” anlamındaki geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: The barcode scanner ____ typing every price by hand.
Cevabı göster
eliminated the need for
Europe took its couture cues from Madrid, Kalıp ifadeler
2:16Avrupa, yüksek moda ipuçlarını Madrid'den alıyordu,
took its couture cues from Madrid: take one's cues from kullanımı
take one's cues from ifadesinde cues, nasıl davranılacağına veya hangi tarzın izleneceğine karar vermeyi sağlayan işaretler ya da yönlendirmelerdir. Took, take fiilinin geçmiş zamanıdır; its, Europe sözcüğüne döner ve from Madrid bu yönlendirmenin kaynağını belirtir. Couture, yüksek moda demektir. Bu nedenle yan cümle, Avrupa'daki yüksek moda tarzlarının Madrid'in öncülüğünü izlediğini anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı take + iyelik + cues from + kaynak biçimindedir ve iyelik sözcüğü özneye göre değişir.
Alıştırma
Cümleyi take one's cues from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The app ____ popular puzzle games.
Cevabı göster
takes its cues from
by investing heavily in France's luxury industry. Dilbilgisi
2:23Fransa'nın lüks endüstrisine yoğun yatırımlar yaptılar.
by investing heavily in: bir sonuca nasıl ulaşıldığını gösterme
By + fiilin -ing biçimi, bir kişinin sonuca hangi yöntemle ulaştığını gösterir. Bu cümlede by investing heavily in France's luxury industry, XIV. Louis'nin hükümetinin durumu değiştirmek için kullandığı yöntemi belirtir. Invest heavily in, bir şeye büyük miktarda para veya başka kaynaklar yatırmak demektir. Buradaki by bir yöntem bildirir; son tarih bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi hem yöntemi hem de büyük yatırımı gösteren hedef ifadeyle tamamlayın: The town improved bus service ____ public transportation.
Cevabı göster
by investing heavily in
specialized guilds: tarihî meslek örgütleri
Guild, aynı zanaat veya ticaret alanında çalışan kişilerin oluşturduğu tarihî bir örgüttü. Loncalar eğitim koşullarını, kalite standartlarını, mesleğe giriş kurallarını ve o ticaret alanına ilişkin başka kuralları belirleyebilirdi. Specialized guilds, belirli iş türleri için ayrı loncalar bulunması demektir. Bu bağlamda lüks ürünlerin üretimini düzenlemeye ve denetlemeye yardımcı oluyorlardı; yalnızca modern şirketler veya sıradan sosyal kulüpler değillerdi.
Alıştırma
Bu tarihî bağlamda specialized guilds neydi?
- Yalnızca eğlence amacıyla kurulmuş özel kulüpler
- Tek bir yöneticiye ait modern şirketler
- Belirli zanaatlarda çalışan kişilerin meslek örgütleri
Cevabı göster
Belirli zanaatlarda çalışan kişilerin meslek örgütleri
formalized seasonal releases: ürün çıkış döngüsünü resmîleştirmek
Formalized, bir şeyin resmî ve düzenli bir sisteme dönüştürüldüğünü anlatır. Seasonal releases, ürünlerin veya koleksiyonların yılın farklı mevsimlerinde planlı olarak piyasaya çıkarılmasıdır. Formalized seasonal releases bir bütün olarak, yalnızca tek bir ürünün piyasaya çıkarıldığını değil, bu çıkışların düzenli ve kabul görmüş bir sürece dönüştüğünü belirtir. Buradaki releases yalnızca film, müzik veya yazılımı değil, yeni ürünleri ve koleksiyonları da ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şirketin tekrarlanan mevsimsel ürün çıkışlarını resmî bir takvime bağladığı anlamına gelir?
- The company finalized the details of one winter release.
- The company formalized its schedule for seasonal releases.
- The company released one product without creating a schedule.
Cevabı göster
The company formalized its schedule for seasonal releases.
enforced a dress code at court: kraliyet sarayındaki kıyafet kuralları
Enforce a dress code, insanların ne giyip giyemeyecekleriyle ilgili kurallara uymalarını sağlamak demektir. Enforced, suggested sözcüğünden daha güçlüdür; kuralın uygulanmasının denetlendiğini ve uymamanın sonuçları olabileceğini belirtir. Bu tarihî kraliyet bağlamında at court, mahkeme değil, hükümdarın ve kraliyet hanesinin bulunduğu saray çevresi demektir. İfade, kıyafetlerin kraliyet otoritesi tarafından denetlendiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sarayın kraliyet törenlerinde insanların kıyafet kurallarına uymasını sağladığını doğru şekilde anlatır?
- The palace introduced a dress code but did not make anyone follow it.
- The palace enforced a dress code for royal ceremonies.
- The palace held a legal hearing about formal clothes.
Cevabı göster
The palace enforced a dress code for royal ceremonies.
and banned imports that could have been made Dilbilgisi
2:33ve Fransa'da ya da kolonilerinde yapılabilecek olan malların
banned imports that could have been made: edilgen yapıda geçmiş olasılık
banned imports that could have been made in France or its colonies ifadesinde that could have been made in France or its colonies ilgi cümleciği, hangi ithal ürünlerin yasaklandığını belirtir: Fransa'da veya sömürgelerinde üretim yapılması mümkün bir alternatif olan ürünler. could have been made, could + have + been + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Geçmişteki bir olasılığa bakar ve ürünleri edilgen konumda tutar: birileri onları üretebilirdi. Ürünlerin gerçekten orada üretildiğini söylemez.
Alıştırma
Bir rapor, parçaların geçmişte yerel olarak üretilebileceğini ancak şirketin onları ithal ettiğini söylüyor. Bu düşünceyi hangi cümle ifade eder?
- The parts could be made locally next year.
- The parts could have been made locally.
- The parts had been made locally.
Cevabı göster
The parts could have been made locally.
yet another Louis: hafif mizah içeren tekrar
Yet another, “aynı türden bir tane daha” anlamına gelir. Burada yet another Louis, parantez içi bir yorum gibidir: anlatıcı ana cümleye kısa bir ara vererek Louis adının kraliyet ailesinde yine karşımıza çıktığını belirtir. Yet, another sözcüğüne konuşanın tutumunu ekler. Bu bağlamda adın tekrarlanması hafifçe komik gelir; sanki Louis adlı uzun insan dizisi şaka yapmaya değer bir durumdur. Burada yet, “henüz değil” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümledeki “yet another Louis” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Louis adının yeniden ortaya çıktığını belirterek hafif bir mizah katar.
- Louis adlı tek kişinin bu olduğunu söyler.
- Oğluna henüz Louis adının verilmediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Louis adının yeniden ortaya çıktığını belirterek hafif bir mizah katar.
Buoyed by its growing colonial empire, Dilbilgisi
2:45Büyüyen sömürge imparatorluğunun da desteğiyle,
Buoyed by ...: desteği gösteren başlangıçtaki geçmiş zaman ortacı öbeği
Buoyed by its growing colonial empire, ana cümleden önce gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Ana cümlenin öznesi olan France'ı niteler ve Fransa'nın eylemini destekleyen nedeni veya gücü belirtir. Açık biçimiyle düşünce France was buoyed by its growing colonial empire şeklindedir. Burada buoyed by gerçek anlamda su üstünde kalmayı değil, mecazi olarak bir şeyden destek, cesaret veya güç almayı anlatır. Bu kısa yapı tarih ve haber metinlerinde yaygındır: Buoyed by + olumlu etken, özne + sonuç.
Alıştırma
Hangi cümle, ana cümlenin öznesini neyin desteklediğini göstermek için başlangıçta bir geçmiş zaman ortacı öbeği kullanır?
- Buoyed by strong reviews, the author began a second novel.
- Buoying the author, strong reviews increased her confidence.
- Buoyed by strong reviews, the weather changed suddenly.
Cevabı göster
Buoyed by strong reviews, the author began a second novel.
amassed wealth and influence: zaman içinde büyük miktarda biriktirmek
Amassed, zaman içinde büyük miktarda bir şeyi toplamak veya biriktirmek anlamına gelir. Bu cümlede Fransa hem servet hem de nüfuzu yavaş yavaş elde etmiştir; fiil bunları birlikte artan değerli kaynaklar olarak sunar. Amass, get fiilinden daha resmî ve daha güçlüdür. Özellikle miktar büyüdüğünde wealth, power, evidence, data veya a collection gibi isimlerle sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede amassed doğal biçimde kullanılmıştır?
- Over several years, the researchers amassed a large body of evidence.
- At lunch, Maya amassed one napkin from the table.
- Yesterday, the team amassed a single quick reply.
Cevabı göster
Over several years, the researchers amassed a large body of evidence.
perched atop many European heads: pek çok Avrupalının başının tepesine tünemek
Perched atop, “bir şeyin en üstünde, yüksek bir yerde duruyordu” anlamına gelir. Perch çoğunlukla bir kuşun yüksek bir yere konmasını anlatır; ancak İngilizcede yüksek veya dikkat çekici bir konumdaki nesneler için de mecazlı biçimde kullanılır. Burada özne peruklardır. Bu ifade, perukları insanların başlarına konmuş gibi gösterir ve yalnızca başlarında olduklarını söylemeye göre perukların büyüklüğünü ve dikkat çekici konumunu daha canlı biçimde anlatır.
Alıştırma
“perched atop many European heads” burada nasıl bir görüntü oluşturuyor?
- İnsanlar doğal saçlarını çok kısa kestiler.
- Büyük peruklar pek çok kişinin başında yüksek ve görünür biçimde duruyordu.
- Peruklar insanların yataklarının altındaki kutularda saklıydı.
Cevabı göster
Büyük peruklar pek çok kişinin başında yüksek ve görünür biçimde duruyordu.
full-bottom men's hairpieces: büyük tarihî erkek perukları
full-bottom men's hairpieces ifadesi burada erkeklerin taktığı büyük tarihî perukları anlatır. Bu perukların uzun ve gür saçları omuzların çevresine ve sırta doğru uzanırdı; modern küçük bir saç parçasından farklıydılar. Full-bottom biçimi tanımlayan ifadenin bir parçasıdır, men's ise hairpieces sözcüğünü niteler. Bottom bir vücut bölgesini belirtmez; ifadenin tamamı tarihî bir peruk türünü tanımlar.
Alıştırma
Bu tarihî bağlamda “full-bottom men's hairpieces” nedir?
- Belden aşağı giyilen giysiler
- Uzun ve gür saçları omuzların çevresine ve sırta uzanan büyük tarihî erkek perukları
- Saçın seyreldiği küçük bir bölgeyi kapatmak için kullanılan modern saç parçaları
Cevabı göster
Uzun ve gür saçları omuzların çevresine ve sırta uzanan büyük tarihî erkek perukları
that 10 heads of hair could go into just one. Kelime
3:01sadece bir peruğa 10 kişinin saçı girebiliyordu.
such thick long locks that: such ... that sonuç yapısı
such ... that kalıbı çok güçlü bir nitelik veya dereceyi onun sonucuna bağlar. such thick long locks that ... ifadesinde such, thick long locks isim öbeğini başlatırken that bu aşırı miktardaki saçın mümkün kıldığı sonucu başlatır. Tekrar kullanılabilen yapı such + sıfat(lar) + isim + that + sonuç cümleciğidir. such bir isim öbeğini nitelediği için locks ismi yapının içinde kalır.
Alıştırma
Cümleyi such ... that sonuç yapısını oluşturan sözcükle tamamlayın: The bakery made ____ delicious cookies that customers bought every one by noon.
Cevabı göster
such
could go into just one: bir şeyin yapımında kullanılan malzemeler
Burada could go into, fiziksel olarak bir yerin içine hareket etmek değil, «yapımında kullanılabilmek» anlamına gelir. Özne olan 10 heads of hair malzemeyi belirtir; just one ise tek bir peruğu ifade eder. Tekrar kullanılabilen yapı malzeme, zaman, para veya emek + go into + ürün, görev veya sonuç biçimindedir. Bir şeyi oluşturmak veya tamamlamak için gereken yatırımı vurgular.
Alıştırma
“Years of research went into this medical guide.” cümlesinde went into ne anlama gelir?
- fiziksel olarak onun içine girdi
- ondan çıkarıldı
- onu oluşturmak için harcandı
Cevabı göster
onu oluşturmak için harcandı
the number of Parisian wigmakers quadrupled.
3:06Parisli peruk yapımcılarının sayısı dört katına çıktı.
Within a century: değişim için zamanın üst sınırını belirlemek
Within + bir zaman dilimi, sürenin üst sınırını belirler. Burada Within a century, sayının yüz yıllık süre sona ermeden dört katına çıktığını ve bunun daha erken de gerçekleşmiş olabileceğini anlatır; değişimin tam yüzüncü yılda gerçekleştiğini söylemez. İfadenin cümle başında yer alması, sonuçtan önce zaman çerçevesini verir. Böylece okuyucu sonraki değişimi hız açısından değerlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle onarımın iki haftalık sürenin en geç sonunda tamamlandığını anlatır?
- The repairs were completed over two weeks.
- The repairs were completed within two weeks.
- The repairs were completed two weeks later.
Cevabı göster
The repairs were completed within two weeks.
Even small villages often boasted at least one wigmaker. Kelime
3:09Küçük köylerde bile genellikle en az bir perukçu bulunuyordu.
boasted at least one wigmaker: dikkate değer bir özelliği anlatmak
Burada boasted, “dikkate değer bir özellik olarak sahipti” anlamındadır. Özne small villages olduğu için cümle, bu köylerde bir veya daha fazla peruk ustası bulunduğunu söyler; kimsenin övündüğünü anlatmaz. Yeniden kullanılabilen yer, kurum veya ürün + boast + özellik kalıbı, bu özelliği etkileyici veya bahsetmeye değer olarak sunar. Basit have fiiline göre daha canlı ve değerlendirme içeren bir ifadedir.
Alıştırma
Hangi cümlede boast, “dikkate değer bir özelliğe sahip olmak” anlamında kullanılmıştır?
- The science museum boasts a large planetarium.
- The players boasted about their victory.
- Maya boasts that she can solve any puzzle.
Cevabı göster
The science museum boasts a large planetarium.
fabricate A from B: bir malzemeden bitmiş ürün üretmek
fabricate A from B kalıbı, “B malzemesini kullanarak bitmiş A ürününü yapmak” demektir. Burada A, their merchandise yani üreticilerin sattığı peruklar; B ise human hair ifadesidir. Bu cümlede fabricated, fiziksel ürünler üretmeyi anlatır. from ile başlayan bölüm ham maddeyi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi fabricate fiilinin doğru geçmiş zaman biçimi ve eksik edatla tamamlayın: The workshop ____ the frame ____ aluminum.
Cevabı göster
fabricated · from
source A from B: malzemelerin nereden temin edildiğini belirtmek
Burada source, bir malzemeyi belirli bir tedarikçiden veya kaynaktan elde etmek ya da satın almak anlamında kullanılan bir fiildir. Edilgen A is sourced from B yapısı önce A malzemesini verir, ardından from ile B kaynağını belirtir; burada söylenmeyen A, hemen önce geçen insan saçıdır. Probably, bu kaynağın kesin değil yalnızca muhtemel olduğunu gösterir. Doğrulanmış bir gerçek değil, bir çıkarım sunar.
Alıştırma
Cümleyi source fiilinin doğru biçimi ve eksik edatla tamamlayın: The bakery ____ its cocoa ____ small family farms.
Cevabı göster
sources · from
or from cheaper materials like wool or horsehair.
3:19veya yün veya at kılı gibi daha ucuz malzemelerden ürettiler.
To clean ..., eliminate ..., and absorb ...: amaç bildiren paralel mastarlar
Cümlenin başındaki To ile kurulan mastar grubu, ardından gelen eylemin amacını belirtir. Üç amacı sıralar: perukları temizlemek, kokuları gidermek ve teri emmek. Tek bir To, paralel durumdaki üç yalın fiili de kapsar: clean, eliminate ve absorb. Fiilleri aynı biçimde kullanmak listeyi dil bilgisi bakımından dengeli hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle üç amacı paralel bir To-mastar grubuyla doğru biçimde ifade ediyor?
- To saving time, reduce waste, and lower costs, we changed the process.
- To save time, reducing waste, and lowered costs, we changed the process.
- To save time, reduce waste, and lower costs, we changed the process.
Cevabı göster
To save time, reduce waste, and lower costs, we changed the process.
showered them in perfumed powders: bolca kaplamak veya vermek için Shower A in/with B
Burada showered them in perfumed powders, perukların çok miktarda kokulu tozla kaplandığı anlamına gelir. Them, perukları ifade eder. Shower, nesnelerin yağmur gibi yoğun biçimde düşmesi görüntüsünü korur; bu nedenle miktarın çokluğunu ve kaplanmayı vurgular. Perukların banyo yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
The winners were showered with confetti cümlesinde showered with ne anlama gelir?
- Çok miktarda konfetiyle kaplanmak
- Yalnızca küçük bir parça konfeti almak
- Banyoda konfeti kullanarak yıkanmak
Cevabı göster
Çok miktarda konfetiyle kaplanmak
with entire rooms designated for the task. Kalıp ifadeler
3:38bunun için koca odalar tahsis edilmişti.
It was a messy business: zahmetli bir faaliyet anlamındaki business
a messy business ifadesinde business, ticaret veya şirket değil, ele alınan bir faaliyet ya da iş anlamına gelir. Messy, bu faaliyetin ortalığı dağıttığını ve yapılmasının zahmetli olduğunu belirtir. It was a/an + sıfat + business kalıbı, daha önce sözü edilen faaliyet hakkında genel bir değerlendirme yapar. Burada görev, kirli ve elverişsiz bir iş olarak özetlenir.
Alıştırma
Hangi cümlede business, ticaret değil, bir faaliyet veya iş anlamına gelir?
- Cleaning mud out of the basement was a messy business.
- My aunt owns a small catering business.
- The company expanded its business overseas.
Cevabı göster
Cleaning mud out of the basement was a messy business.
designated for the task: bir amaç için ayrılmış
Designated for the task, bir şeyin özellikle o iş için atanmış veya ayrılmış olması demektir. Designate, bir amaç için seçmek ya da atamak anlamına gelir; tasarlamak anlamına gelmez. with entire rooms designated for the task ifadesinde rooms eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle designated geçmiş zaman ortacıdır. with + isim + geçmiş zaman ortacı kalıbı ek bir durumu belirtir: tüm odalar bu göreve ayrılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The front row is ____ guests with limited mobility.
Cevabı göster
designated for
powder room: perukların pudralandığı odalardan gelmiş olabilecek bir ad
Bu cümlede powder room, insanların peruklara veya saça pudra sürdüğü bir odayla bağlantılı olabilecek tarihî bir ad olarak ele alınıyor. Bu nedenle ifade, günümüzdeki bir tuvaletten söz etmekten çok terimin kökenini açıklamanın bir parçasıdır. Günümüz Amerikan İngilizcesinde powder room genellikle restroom için kullanılan nazik ve dolaylı bir ifadedir. Bir evdeki küçük misafir tuvaleti anlamına da gelebilir. Günümüzdeki anlamı, pudra kullanmaya ilişkin eski gerçek anlamlı görüntünün ötesine geçmiştir.
Alıştırma
Bu tarihî açıklamada powder room neyi ifade ediyor?
- Peruklara veya saça pudra sürülmesiyle ilgili bir oda
- Barut depolanan bir oda
- Yalnızca günümüzdeki umumi bir tuvalet
Cevabı göster
Peruklara veya saça pudra sürülmesiyle ilgili bir oda
is thought to have originated: daha önceki bir olayı temkinli biçimde aktarmak
Be thought to + mastar, edilgen bir aktarım yapısıdır. Bir şeyin doğru olduğunun genel olarak düşünüldüğünü, bu görüşü kimin taşıdığını belirtmeden anlatır; bu yüzden doğrudan bir iddiadan daha temkinli duyulur. To have originated, tamamlanmış mastar yapısıdır. Kökenin ortaya çıkışını günümüzdeki düşünme veya aktarma eyleminden daha önceye yerleştirir. Dolayısıyla bütün ifade, geçmişteki olası bir kökeni kanıtlanmış gerçek gibi sunmadan temkinli biçimde aktarır.
Alıştırma
Cümleyi be thought to have done yapısının doğru biçimiyle tamamlayın. create fiilini edilgen kullanın: The cave paintings ____ more than 10,000 years ago.
Cevabı göster
are thought to have been created
By the mid-1700s: zaman sınırı
By + bir zaman noktası, “o noktaya gelindiğinde” anlamına gelir ve çoğu zaman ardından gelen durumun veya sonucun o sırada zaten geçerli olduğunu belirtir. Burada By the mid-1700s tarihsel bir sınır koyar: o noktada erkek perukları hâlâ popülerdi ve daha sade hâle gelmişti. By sözcüğünün bu kullanımı zaman çizelgesini düzenler. “Aracılığıyla” veya “yanında” anlamına gelmez. Tarih ve eğilim anlatımlarında, belirli bir aşamaya gelindiğinde neyin zaten geçerli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cuma gününü en geç bitirme zamanı yapan edatı yazın: The class must finish the project ____ Friday.
Cevabı göster
by
remained popular, but became simpler: süreklilik ve değişim
Remain + sıfat, bir durumun devam ettiğini; become + sıfat ise yeni bir durumun geliştiğini belirtir. Cümlede remained popular popülerliğin sürdüğünü, became simpler ise tasarımda bir değişiklik olduğunu gösterir. Geçmiş zamandaki iki fiil de aynı özneyi, men's wigs ifadesini paylaşır. But ilk ifadeyi geçersiz kılmaz; aynı şeyin iki yönünü karşılaştırır: biri devam ederken diğeri değişmiştir.
Alıştırma
Boşlukları sırasıyla remain ve become fiillerinin geçmiş zaman biçimleriyle doldurun: The game ____ popular, but it ____ easier after the update.
Cevabı göster
remained · became
literally towering up to a meter. Anlatım akışı
4:00kelimenin tam anlamıyla bir metreye kadar yükseldi.
soared to new heights: çarpıcı yükseliş ve yükseklik kelime oyunu
Burada soared to new heights önce mecaz olarak kullanılır: kadın peruklarının tarzı daha uç hâle gelmiş ve daha önce görülmemiş bir düzeye ulaşmıştır. Soared güçlü ve çarpıcı bir yükseliş anlatır; perukların uçtuğu anlamına gelmez. Sonraki sözler perukların fiziksel olarak da gerçekten çok yüksek olduğunu belirtir. Böylece heights hem alışılmış mecazi anlamıyla “yeni bir zirveyi” hem de gerçek yüksekliği ifade ederek bir kelime oyunu oluşturur.
Alıştırma
Soar to new heights ifadesini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After the championship, demand for the team's jerseys ____.
Cevabı göster
soared to new heights
literally towering up to a meter: mecaz değil, gerçek yükseklik
Literally, dikkati önceki mecazi new heights ifadesinden gerçek bir fiziksel ölçüye yöneltir: peruklar gerçekten de çok yüksekte duruyordu. Towering, ne kadar sıra dışı derecede yüksek ve etkileyici göründüklerini vurgular. Up to a meter sabit bir ölçüyü değil, üst sınırı belirtir. Bazı peruklar daha kısa olabilirken en uzunları bir metreye ulaşabiliyordu.
Alıştırma
Cümleyi okuyup ikinci bölümünün anlamını seçin: The decorations reached new heights—literally towering up to three meters.
- Daha başarılı oldular, fakat fiziksel yükseklikleri değişmedi.
- Gerçekte üç metreye kadar yükseliyorlardı, ancak bazıları daha kısa olabilirdi.
- Her süs tam olarak üç metre yüksekliğindeydi.
Cevabı göster
Gerçekte üç metreye kadar yükseliyorlardı, ancak bazıları daha kısa olabilirdi.
using rods, ribbons, and wool stuffing.
4:04çubuklar, kurdeleler ve yün dolgu kullanarak inşa ettiler.
once covered with hair: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi
Burada once, “bu gerçekleşir gerçekleşmez” veya “bu aşama tamamlandığında” anlamına gelir; “bir kez” anlamında değildir. Once covered with hair, once the wig was covered with hair biçiminde anlaşılabilen kısaltılmış edilgen bir zaman yan cümlesidir. Kısaltılmış yan cümle ile ardından gelen ana cümle aynı özneyi, yani the wig ifadesini paylaşır. Tam yan cümlede edilgen be bulunduğundan özne ile be atılabilir ve geriye geçmiş zaman ortacı covered kalır. Yeniden kullanılabilen once + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir sonraki eylem veya durumdan önce tamamlanmış edilgen bir aşamayı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle once + geçmiş zaman ortacı yapısını aynı özneyi doğru biçimde koruyarak kullanır?
- Once sealed, the courier can ship the package.
- Once sealed, the package can be shipped.
- Once sealing the package, it can be shipped.
Cevabı göster
Once sealed, the package can be shipped.
all manner of accoutrement: çeşitli ve gösterişli aksesuarlar
All manner of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Accoutrement; giyim, görünüş veya belirli bir etkinlikle bağlantılı aksesuar ya da ekipman için kullanılan resmî bir isimdir. Bu cümlede peruk bağlamı, anlamı dekoratif aksesuarlarla sınırlar. Bu kelimeler birlikte, many kinds of accessories ifadesinin tarafsız ve gündelik tonundan farklı olarak daha yüksek, biraz eski moda veya teatral bir ton yaratır. Burada tekil accoutrement topluluk anlamında kullanılmıştır; modern genel kullanımda bir eşya grubundan söz ederken çoğul accoutrements da yaygındır.
Alıştırma
Perukla ilgili cümlede all manner of accoutrement ne anlama gelir?
- saçı düzenlemenin doğru yöntemi
- her peruğu yapmak için kullanılan tek bir standart araç
- birçok farklı türde dekoratif aksesuar
Cevabı göster
birçok farklı türde dekoratif aksesuar
not everyone bought into the trend: buy into ve kısmi olumsuzluk
Burada buy into the trend, gerçek anlamda bir şey satın almak değil, akımın çekiciliğini kabul edip ona katılmak anlamına gelir. Buy into genellikle bir fikir, plan, sistem veya akımın kişi tarafından inandırıcı bulunup kabul edildiğini ya da desteklendiğini anlatır. Not everyone kısmi olumsuzluktur: en az bir kişinin akımı benimsemediğini belirtir. No one ile aynı değildir; başka kişilerin akımı benimsemiş olma ihtimalini açık bırakır.
Alıştırma
“Not everyone bought into the proposal” ne anlama gelir?
- Herkes teklifin basılı bir kopyasını satın aldı.
- En az bir kişi teklifi kabul etmedi veya desteklemedi.
- Hiç kimse teklifi kabul etmedi veya desteklemedi.
Cevabı göster
En az bir kişi teklifi kabul etmedi veya desteklemedi.
framing them as frivolously flamboyant. Anlatım akışı
4:25onları anlamsızca gösterişçi olarak resmettiler.
framing them as frivolously flamboyant: frame A as B yapısı
framing them as frivolously flamboyant şeklindeki -ing yan cümleciği, karikatüristlerin alayı nasıl yaptığını açıklayan ek bilgi verir. Yeni bir cümle başlatmadan bu sunumu doğrudan mocked fiiline bağlar; böylece ana eylem ön planda kalır, yöntem veya etki ise ardından gelir. frame A as B yapısında frame, izleyicinin A’yı B olarak görmesini sağlamak için A’yı seçilmiş bir açıdan sunmak demektir. Them, büyük peruk takanları belirtir; frivolously flamboyant ise onların gösterişli görünüşünü hafif veya ciddiyetsiz olarak değerlendirir.
Alıştırma
Cümleyi frame fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The article criticized the redesign, ____ it as a costly mistake.
Cevabı göster
framing
And the hotter temperatures in some of Europe's colonies
4:28Ve bazı Avrupa kolonilerindeki daha sıcak hava koşulları
might have made heavy-powdered wigs a nuisance. Dilbilgisi
4:31ağır pudralı perukları bir sıkıntı haline getirmiş olabilir.
made heavy-powdered wigs a nuisance: make + nesne + isim tamamlayıcısı
Burada made, “üretti” değil, “... hâline getirdi” anlamındadır. make + nesne + isim tamamlayıcısı kalıbında heavy-powdered wigs ifadesi nesnedir; a nuisance ise ortaya çıkan durumu adlandıran tamamlayıcıdır. Bu kalıp, bir nedenin bir kişiye ya da şeye yeni bir rol, tanım veya durum kazandırdığını göstermek için kullanılır: make something a problem, make safety a priority veya make someone the leader. Tam cümledeki might have made, geçmişteki bu sonucu bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede made, aynı make + nesne + isim tamamlayıcısı kalıbıyla kullanılmıştır?
- She made coffee before school.
- They made a wooden shelf.
- The storm made the playground a muddy mess.
Cevabı göster
The storm made the playground a muddy mess.
you would imagine ...: bir gözlemcinin olası izlenimi
Burada you would imagine, “bunu gözlemleyen bir kişi muhtemelen ... diye düşünürdü” anlamındadır. Zihinde bilinçli olarak bir görüntü oluşturmayı değil, görünüşe dayalı bir izlenimi anlatır. You geneldir ve o durumdaki herhangi bir kişiyi ifade eder. Would, sonucu kesin değil varsayımsal hâle getirir. Herkesin hasta olduğu ya da yatmaya gittiği yönündeki aşırı fikir, mizahi bir abartı katar.
Alıştırma
Bu cümlede you would imagine ne anlama gelir?
- Gördüklerinize bakarak muhtemelen böyle düşünürdünüz.
- Herkesin hasta olduğunu kesin olarak biliyordunuz.
- Zihninizde bir görüntü oluşturmanız istendi.
Cevabı göster
Gördüklerinize bakarak muhtemelen böyle düşünürdünüz.
popular backlash against aristocratic decadence: aristokratik yozlaşmaya karşı halkın güçlü tepkisi
Bu ifadede popular, “çok sevilen” değil, “sıradan insanlardan veya halktan gelen” anlamındadır. Backlash against something, bir şeye karşı gösterilen güçlü ve olumsuz tepkiyi anlatır. Aristocratic decadence, üst sınıfın lüksünü ve kendini aşırı şımartmasını ölçüsüz ya da ahlaken yozlaşmış olarak eleştirir. İfadenin tamamı, bu yaşam biçimine karşı halkın gösterdiği güçlü tepkiyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Yaygın biçimde sevilen bir üst sınıf modası
- Aristokratlar arasında para konusunda yaşanan küçük bir anlaşmazlık
- Üst sınıfın aşırı ve zevk düşkünü yaşam biçimine karşı halkın güçlü tepkisi
Cevabı göster
Üst sınıfın aşırı ve zevk düşkünü yaşam biçimine karşı halkın güçlü tepkisi
gained steam: ivme kazandı
Gain steam, “ivme kazanmak” anlamına gelen bir deyimdir: bir etkinlik, hareket, fikir veya eğilim güçlenir, hızlanır ya da daha geniş destek görür. Geçmiş zaman biçimi gained steam, bu büyümenin geçmişte gerçekleştiğini gösterir. Cümlede halkın tepkisinin daha güçlü hâle geldiğini anlatır; gerçek anlamda buharla ilgisi yoktur.
Alıştırma
Kampanyanın ivme kazandığını göstermek için dersteki deyimin geçmiş zaman biçimini kullanın: After local news covered it, the campaign ____.
Cevabı göster
gained steam
As France faced a bread shortage: as ile arka plan ve neden belirtme
Cümlenin başındaki as yan cümlesi, ana ifadeyi daha geniş bir durumun içine yerleştirir: Fransa ekmek kıtlığı yaşıyordu. Ardından ana cümle, unla pudralanmış perukların nasıl değerlendirildiğine ilişkin daha önemli yeni bilgiyi verir. Burada as hem zaman hem de neden anlamı taşır: kıtlık aynı dönemde yaşanıyordu ve peruklarda un kullanmanın neden özellikle sorunlu göründüğünü açıklamaya yardımcı olur. Bu tür bir as yan cümlesi, bir durumu diğerinin arka planı yapar ve onu açıklamaya destek olur.
Alıştırma
Cümlenin başındaki as yan cümlesi bu cümlede ne yapıyor?
- Kıtlığı hem çevredeki durum hem de bu değerlendirmenin bir nedeni olarak sunar.
- Yalnızca kıtlığın ne zaman yaşandığını söyler ve değerlendirmeyle bağlantı kurmaz.
- Fransa'daki kıtlığı başka bir ülkedeki kıtlıkla karşılaştırır.
Cevabı göster
Kıtlığı hem çevredeki durum hem de bu değerlendirmenin bir nedeni olarak sunar.
were viewed as particularly problematic: view A as B yapısının edilgen biçimi
Be viewed as + tümleç, bir kişinin ya da grubun özneyi belirli bir şekilde değerlendirdiği anlamına gelir. Örnekte flour-powdered wigs değerlendirilen ögedir; particularly problematic ise değerlendirmenin ne olduğunu belirten tümleçtir. Burada view, gözle görmek değil, değerlendirmek veya kabul etmek anlamındadır. Edilgen were viewed as yapısı, değerlendirmeyi yapan kişileri belirtmeden peruklara ve onlar hakkındaki yargıya odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi view A as B yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The plan ____ too risky by the committee.
Cevabı göster
was viewed as
that led many to abandon their big wigs. Dilbilgisi
5:06bu da birçok kişinin büyük peruklarını terk etmesine yol açtı.
passed a powder tax: yasama organının vergiyi resmen kabul etmesi
Yasama bağlamında passed a powder tax, Parlamentonun saç pudrasına yönelik bir vergi düzenlemesini resmen kabul ettiği anlamına gelir. Buradaki passed, “yanından geçti” demek değildir; yasama süreciyle alınan resmî bir kararı anlatır. Saç pudrası vergisi 1795 yılında İngiltere'de yürürlüğe kondu. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp pass + a tax/law/bill/measure şeklindedir ve özne genellikle bir parlamento ya da oy kullanan başka bir organdır.
Alıştırma
Bir yasama organının yeni bir vergiyi resmen kabul ettiği cümleyi seçin.
- After months of debate, local cafes paid a tax on sugary drinks.
- After months of debate, the city council passed a tax on sugary drinks.
- After months of debate, the tax office collected the new tax from local businesses.
Cevabı göster
After months of debate, the city council passed a tax on sugary drinks.
that led many to abandon: bir nedenin insanları harekete yöneltmesi
That led many to abandon, a powder tax ifadesini niteleyen ve bu verginin sonucunu belirten bir ilgi yan cümlesidir. That, led fiilinin öznesidir ve önceki vergiye gönderme yapar; many burada many people anlamındadır. Burada lead + someone + to + fiilin yalın hâli, “birinin bir şey yapmasına neden olmak veya onu buna yöneltmek” demektir. Led many to abandon, verginin birçok kişinin büyük peruklarını kullanmayı bırakmasına neden olduğunu anlatır; led onları bir yere götürmek anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede, bir olayın insanları harekete geçirdiğini göstermek için lead + kişi + to + fiil yapısı kullanılmıştır?
- The guide led many hikers along the trail.
- The warning led to the abandonment of the trail.
- The warning led many hikers to abandon the trail.
Cevabı göster
The warning led many hikers to abandon the trail.
fell out of fashion: modası geçmek
Fall out of fashion, bir şeyin artık popüler olmaması veya yaygın biçimde giyilmemesi, kullanılmaması ya da takip edilmemesi demektir. Burada fell, fall fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla ifade büyük perukların moda olma niteliğini kaybettiğini anlatır. Bu ifade gerçek anlamda bir düşüşü değil, bir eğilimin değişmesini anlatır. Bir zamanlar beğenilen ancak sonradan gözden düşen giysiler, tarzlar, ürünler, gelenekler ve fikirler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi fall out of fashion ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: By 2015, the once-popular design had ____.
Cevabı göster
fallen out of fashion
like mere relics of a hair-brained past craze. Deyimler
5:14geçmişteki akılsızca bir çılgınlığın sadece birer kalıntısı gibi.
left high and powder dry: high and dry üzerine bir kelime oyunu
High and powder dry, kalıplaşmış high and dry deyiminin bilinçli olarak değiştirilmiş hâlidir. Leave someone high and dry, birini zor bir durumda yardımsız bırakmak demektir. Bu cümlede left, perukları moda akımı sona erdikten sonra terk edilmiş eşyalar gibi gösterir. Eklenen powder sözcüğü, peruklarda kullanılan kuru pudraya gönderme yapar. Değiştirilmiş ifade, standart deyimin anlamını tanınabilir durumda tutarken peruklarla ilgili bir şaka oluşturur; high and powder dry ayrı ve yerleşik bir deyim değildir.
Alıştırma
Left high and powder dry ifadesini kelime oyunu yapan nedir?
- Kelimenin tam anlamıyla perukların yüksek ve kuru bir yerde saklandığını anlatır.
- Eski bir saç stilinin standart resmî adıdır.
- High and dry ifadesini peruk pudrasına gönderme ekleyerek değiştirir.
Cevabı göster
High and dry ifadesini peruk pudrasına gönderme ekleyerek değiştirir.
mere relics of a hair-brained past craze: hair/hare kelime oyunu
mere relics of a ... past craze ifadesinde relics önceki bir dönemden kalan şeyleri, past craze sona ermiş bir moda akımını anlatır; mere ise bunları yalnızca geride kalmış önemsiz parçalar gibi gösterir. Hair-brained, 'aptalca' veya 'iyi düşünülmemiş' anlamına gelen standart harebrained sıfatının bilinçli olarak değiştirilmiş hâlidir. Hare yerine hair kullanılması sesi korurken eleştiriyi saç ve peruk temasına bağlar. Bu nedenle şaka, yeni bir standart sözcük yaratılmasından değil, yazım ile bağlamın birleşmesinden doğar.
Alıştırma
Yazar 'aptalca ve kötü planlanmış' demek istiyor ve saçla ilgili bir şaka yapmıyor. En iyi cümle hangisidir?
- It was a harebrained plan.
- It was a hair-brained plan.
- It was a hair-related plan.
Cevabı göster
It was a harebrained plan.
is to die ... for: to die for ifadesini tamamlama
Bu cümlede is to die, sonraki bölümdeki for ile devam ederek be to die for deyimini oluşturur. Tam deyim, bir şeyin son derece güzel, çekici veya arzulanır olduğunu anlatır. Bu, coşkulu bir abartıdır; gerçekten ölmek istemek anlamına gelmez. Burada die sözcüğü, konunun şık şeylerden gerçekten öldürebilecek şeylere geçmesiyle oluşan karanlık dönüşe zemin hazırlar. Başka bağlamlarda be + to die for kalıbının tamamını güçlü bir övgü olarak tanıyın.
Alıştırma
“Son derece güzel” anlamındaki tam ve samimi deyimle cümleyi tamamlayın: The chocolate cake is ____.
Cevabı göster
to die for
Although ... to die for, other trends kill: mecazdan gerçek tehlikeye dönüş
Although bir ödünleme sunar: ilk yan cümle bazı moda ürünlerinin son derece çekici olabileceğini kısaca kabul eder. Ardından ana cümle olan other trends kill, bazı akımların gerçek zarara yol açabileceğine ilişkin daha önemli mesajı taşır. Cümle, ölüm fikrini iki farklı şekilde tekrarlar. To die for, 'son derece arzu edilir' anlamına gelen bir deyim ve abartılı bir övgüdür; kill ise bu fikri gerçek tehlikeye yöneltir. Bu kısa dönüş, moda konusunu kapatır ve tehlikeli kimyasalların tartışılmasına geçiş sağlar.
Alıştırma
Cümle, to die for ifadesini other trends kill ifadesinden önce kullanarak nasıl bir etki yaratıyor?
- Fashion sözcüğünün birbiriyle ilgisiz iki anlamını verir.
- Abartılı bir övgüden gerçek tehlike hakkında bir uyarıya geçer.
- Her moda akımının aynı derecede ölümcül olduğunu söyler.
Cevabı göster
Abartılı bir övgüden gerçek tehlike hakkında bir uyarıya geçer.
people used to put: used to + fiilin yalın hâli
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte var olan ve genellikle artık geçerli olmayan bir alışkanlığı veya durumu anlatır. people used to put ifadesinde put fiilin yalın hâlidir; ifade, bu maddeleri ürünlere koymanın geçmişte yaygın bir uygulama olduğunu söyler. Özne used to ifadesinden önce gelir ve sonraki fiil yalın hâlde kalır: people used to put denir, people used to putting denmez. Bu yapı geçmişteki bir alışkanlığı anlatır; bir şeye alışkın olmayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, fotoğrafları albümlerde saklamanın geçmişte kalan ve artık sürmeyen bir alışkanlık olduğunu anlatır?
- We used to store photos in albums.
- We used a scanner to store the photos.
- We are used to storing photos online.
Cevabı göster
We used to store photos in albums.
from beauty products to jewelry: geniş bir aralığı belirtmek
from X to Y yapısında X ve Y, bir aralığın birbirinden farklı iki ucunu gösterebilir. Burada beauty products ve jewelry, söz konusu ürünlerin çeşitliliğini gösteren örneklerdir; ifade, anlamı yalnızca bu iki kategoriyle sınırlamaz. from ve to'dan sonra gelen ögeler dil bilgisel olarak paralel olmalıdır. Kategori adlarıyla, özellikle everything, items veya topics gibi sözcüklerden sonra kullanıldığında bu yapı, bir yerden başka bir yere hareketi değil, geniş bir kapsamı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi from ... to ... aralık yapısıyla tamamlayın: The library has everything ____ funny comics ____ space encyclopedias.
Cevabı göster
from · to