Yazarlığınızı geliştirecek üç "anti-sosyal" beceri - Nadia Kalman: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
484 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Bu ders, inandırıcı kurmaca diyalog yazmayı açıklar: fikir edinmek için konuşmalara kulak misafiri olmak, karakterleri gerçek kişiler gibi hayal etmek, replikleri seslendirmek, kısa ve gündelik dili tercih etmek ve gereksiz niteleyicileri çıkarmak. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. goes into — Öbek Fiiller: Buradaki ifadenin bir yere girmeyi değil, bir işin hangi unsurları, çabaları veya süreçleri içerdiğini sorduğunu kavrayın. Böylece etkili yazım için nelerin gerektiğini araştırırken bu yapıyı kullanabilirsiniz. 2. "Do not attempt to lie to me" / "Don't try to lie to me." — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Resmî ve yazı dili havasındaki sürümü, daha basit ve kısaltmalı konuşma sürümüyle karşılaştırın. Bu ayrım, dil düzeyini duruma göre ayarlamanıza ve doğal konuşmaya benzeyen replikler yazmanıza yardımcı olur. 3. first / Next, / Finally, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu sıralama işaretlerini üç aşamayı düzenlemek için kullanın: kulak misafiri olmak, hayalî karakterleri gerçek saymak ve sözlerini mırıldanmak. Böylece okur ya da dinleyici yöntemi kolayca izleyebilir.

Bu derste

Dialogue gives a story color, Deyimler

0:17

Diyalog bir hikayeye renk katar,

Deyimler

gives a story color: canlılık katmak

gives a story color ifadesinde color mecaz anlamdadır. Görülebilen gerçek bir renk değil; canlılık, ayırt edici ayrıntılar ve atmosfer anlamına gelir. Diyalog, kişiliği ve duyguları göstererek bu tür bir color katabilir. Yapı give + something + color şeklindedir: hikâye ek bir canlılık kazanır. Aynı düşünce konuşmalar, sahneler ve yazılı betimlemeler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede color, canlılık ve ayırt edici ayrıntılar anlamında kullanılmıştır?

  1. A few local stories give the travel article more color.
  2. The designer changed the logo's color to green.
  3. Please sort the pencils by color.
Cevabı göster

A few local stories give the travel article more color.

makes it exciting and moves it forward. Kalıp ifadeler

0:18

onu heyecanlı kılar ve ilerletir.

Kalıp ifadeler

moves it forward: ilerleme sağlamak

moves it forward ifadesinde it, hikâyeyi belirtir. Forward, fiziksel alanda ileri doğru hareketi değil, olay örgüsündeki ilerlemeyi anlatır. Diyalog, hikâyenin gelişmeye devam etmesini sağlar. Kullanışlı move + object + forward yapısı; bir planın, projenin, tartışmanın, soruşturmanın veya başka bir sürecin sonraki aşamaya ilerlemesine yardımcı olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi move it forward ile tamamlayın: The project has a clear plan, and this funding will ____.

Cevabı göster

move it forward

Romeo:

0:22

Romeo:

"Oh, wilt thou leave me so unsatisfied?" Kelime

0:23

"Ah, beni böyle tatminsiz mi bırakacaksın?"

Kelime

wilt thou: will you yapısının eski biçimi

“Wilt thou”, Erken Modern İngilizcede günümüzün “will you” yapısına karşılık gelen bir soru dizilimidir. “Thou” tekil özne zamiri, “wilt” ise onunla kullanılan “will” biçimidir. Bu soruda “wilt thou leave ...?”, karşıdaki kişinin “gidip gitmeyeceğini” veya birini “bırakıp bırakmayacağını” sorar. Fiil, modern “will you leave ...?” yapısında olduğu gibi özneden önce gelir.

Alıştırma

Özgün cümlenin en uygun modern İngilizce biçimini seçin.

  1. Will you leave me so unsatisfied?
  2. Did you leave me so unsatisfied?
  3. Can they leave me so unsatisfied?
Cevabı göster

Will you leave me so unsatisfied?

Juliet:

0:26

Juliet:

"What satisfaction canst thou have tonight?"

0:27

"Bu gece nasıl bir tatmin bekleyebilirsin ki?"

Romeo:

0:30

Romeo:

"The exchange of thy love's faithful vows for mine." Kelime

0:32

"Senin sadık aşk yeminini benimkiyle takas etmeyi."

Kelime

thy love's faithful vows: eski your ve ciddi yeminler

“Thy”, “your” anlamına gelen eski bir iyelik sözcüğüdür. “Thy love's faithful vows” ifadesinde “thy love's”, “your love's” anlamına gelir; “faithful vows” ise sadık bir aşka dair ciddi ve törensel yeminlerdir. İfade resmî, şiirsel ve eski tarzda duyulur. Sondaki “mine”, “my vows” yerine geçerek dengeli bir değiş tokuş kurar: senin yeminlerin benim yeminlerime karşılık.

Alıştırma

Hangi modern İngilizce ifade “thy love's faithful vows” ile en iyi eşleşir?

  1. their casual ideas about love
  2. your faithful vows of love
  3. my questions about your promise
Cevabı göster

your faithful vows of love

Without dialogue

0:36

Diyalog olmadan

So, what goes into writing effective dialogue? Öbek fiiller

0:40

Peki, etkili bir diyalog yazmanın sırrı nedir?

Öbek fiiller

goes into: bir şeyin neler gerektirdiğini sormak

What goes into X? kalıbında goes into, X'e nelerin dahil olduğunu, X için nelerin gerektiğini veya X'i hangi unsurların oluşturduğunu anlatır. Buradaki soru, etkili diyalog yazmanın arkasındaki unsurları, emeği veya süreci sorar; fiziksel olarak bir yere girmekten söz etmez. Burada what, goes fiilinin öznesidir; writing effective dialogue ise into sözcüğünden sonra gelen etkinliktir. Bir şeyin neler gerektirdiğini sormak için What goes into + isim veya -ing biçimindeki etkinlik? kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümlede goes into, bir şeyin unsurlar, emek veya hazırlık gerektirdiğini belirtir?

  1. The dog goes into its house when it rains.
  2. A lot of planning goes into a school play.
  3. Lena goes into the classroom at nine.
Cevabı göster

A lot of planning goes into a school play.

Well, there are social skills,

0:44

Bildiğiniz gibi sosyal beceriler vardır,

making friends,

0:47

arkadaş edinmek,

solving conflicts,

0:48

çatışmaları çözmek,

being pleasant and polite.

0:49

hoş ve kibar olmak gibi.

We won't be using any of those today. Anlatım akışı

0:51

Bugün bunların hiçbirini kullanmayacağız.

Anlatım akışı

We won't be using any of those today: beklenen listeyi reddetmek

Bu cümle, hemen önce sıralanan olumlu sosyal becerilere geri gönderme yapar. any of those listedeki her öğeyi kapsar; won't be using ise mevcut derste bunların hiçbirinin kullanılmayacağını belirtir. Bu olumsuzluk konuşmayı düzenler: dinleyicinin beklentisini bozar, küçük ve komik bir sürpriz yaratır ve dikkati ardından gelen karşıt konuya yöneltir. Bir sunumda basit bir olumsuz cümle, dinleyicilerin sırada ne olduğunu düşündüklerini tersine çevirebilir.

Alıştırma

We won't be using any of those today. cümlesinin söylemdeki temel görevi nedir?

  1. Beklenen yöntemleri reddeder ve şaşırtıcı bir karşıtlığa zemin hazırlar.
  2. Sıralanan bütün yöntemlerin kullanılacağını doğrular.
  3. Dersin takvimdeki tarihini bildirir.
Cevabı göster

Beklenen yöntemleri reddeder ve şaşırtıcı bir karşıtlığa zemin hazırlar.

Instead,

0:54

Bunun yerine,

we'll be working on let's call them anti-social skills. Notlar

0:55

bunlara anti-sosyal beceriler diyelim, bunların üzerinde çalışacağız.

Öbek fiiller

working on: çaba göstererek çalışmak veya geliştirmek

work on + isim yapısında work on, belirtilen beceriyi, görevi ya da sorunu geliştirmek, çalışmak veya ele almak için zaman ayırmak demektir. Burada working on, grubun neyi çalışacağını tanıtır. on sözcüğünün nesnesi, araya giren let's call them ifadesinden sonra gelen anti-social skills bölümüdür. On, çabanın yöneldiği şeyi gösterir; fiziksel bir konum bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi “pratik yapıp geliştirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: I want clearer speech, so I need to ____ my pronunciation.

Cevabı göster

work on

Anlatım akışı

let's call them: geçici bir etiket tanıtmak

Call, call + nesne + ad veya etiket kalıbıyla kullanılabilir. let's call them anti-social skills ifadesinde them nesnedir, anti-social skills ise etikettir: anlamı “onlar için bu adı kullanalım”dır, “onlara telefon edelim” değildir. Araya giren bir yorum olarak let's call them, konuşanın seçtiği etiketi tanıtmak ve bilgiyi düzenlemek için cümleye kısa bir ara verir. Let's, dinleyiciyi bu çerçeveyi kabul etmeye davet eder. Bu ad çoğunlukla resmî bir terimden ziyade kolaylık veya mizah amacıyla kullanılır.

Alıştırma

Toplantılara geçici bir etiket vermek için cümleyi call + nesne ile tamamlayın: These short meetings need a simple name. Let's ____ check-ins.

Cevabı göster

call them

Deyimler

anti-social skills: ironik bir etiket

anti-social skills ifadesi, birbiriyle uyuşmaz görünen iki fikri bilinçli olarak birleştirir. Skills genellikle yararlı yetenekleri anlatırken anti-social olumsuz duyulur ve normal sosyal etkileşimden kaçınan ya da onu bozan davranışları düşündürür. Bu karşıtlık, hafif ironik ve komik bir etiket oluşturur. Burada konuşmacı gözlem yapmak, hayal kurmak veya kendi kendine konuşmak gibi yöntemleri yazarlar için yararlı araçlar olarak eğlenceli bir başlık altında topluyor. İfade, düşmanlığı ya da zarar vermeyi gerçekten önermiyor. Olumlu bir ismin beklenmedik biçimde olumsuz bir niteleyiciyle kullanılması, konuşmacının şaka yaptığını gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümledeki anti-social skills ifadesini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Konuşmacı zararlı davranışları ciddi biçimde teşvik ediyor.
  2. Konuşmacı resmî bir okul dersinin adını söylüyor.
  3. Konuşmacı, yararlı yöntemler hakkında şaka yapmak için beklenmedik derecede olumsuz bir etiket kullanıyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, yararlı yöntemler hakkında şaka yapmak için beklenmedik derecede olumsuz bir etiket kullanıyor.

If you're a writer,

0:59

Eğer bir yazarsanız,

you may already have a few of these.

1:00

bunlardan birkaçına zaten sahip olabilirsiniz.

The first is eavesdropping. Kelime

1:02

Birincisi kulak misafiri olmaktır.

Kelime

eavesdropping: başkalarının konuşmasını gizlice dinlemek

Eavesdropping, size yönelik olmayan bir konuşmayı bilinçli ve gizli biçimde dinlemek demektir. Listening sözcüğünden daha özeldir ve genellikle özel hayata müdahale ya da kabalık gibi olumsuz bir anlam taşır. Bu cümlede yazmayla ilgili ilk yöntem olarak sunulduğu için anlatım şakacıdır. Yine de sözcük, dinleyen kişinin davet edilmiş bir katılımcı değil, konuşmanın dışında biri olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Nina özel bir konuşmayı duymak için bilinçli olarak kapalı bir kapının dışında duruyor. En doğru cümle hangisidir?

  1. Nina is listening to instructions meant for her.
  2. Nina is eavesdropping on the private conversation.
  3. Nina accidentally overhears her name.
Cevabı göster

Nina is eavesdropping on the private conversation.

If you're riding a bus and hear an interesting conversation, Dilbilgisi

1:05

Otobüsteyken ilginç bir konuşma duyarsanız,

you could write it all down. Öbek fiiller

1:08

hepsini yazabilirsiniz.

Dilbilgisi

If you're riding a bus and hear an interesting conversation, you could ...: belirli bir durumda nazikçe öneride bulunma

If'li yan cümle önce belirli ve mümkün bir durum kurar: otobüse biniyorsun ve ilginç bir konuşma duyuyorsun. Ana cümledeki you could..., bu durumda yapılabilecek bir eylem önerir. Buradaki could geçmişteki yeteneği anlatmaz. Öneriyi yumuşatır ve dinleyene seçim hakkı bırakır. Kullanılabilir kalıp şudur: If + şimdiki zamanda veya sürmekte olan bir durum, you could + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Mümkün olan şimdiki bir durum hakkında yumuşak ve isteğe bağlı bir öneri veren cümleyi seçin.

  1. If you waited for a train yesterday, you could read a book.
  2. If you're waiting for a train, you must read a book.
  3. If you're waiting for a train, you could read a book.
Cevabı göster

If you're waiting for a train, you could read a book.

Öbek fiiller

write it all down: zamiri ayrılabilen öbek fiilin arasına yerleştirme

Write down, kelimeleri veya bilgileri kaydetmek anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. write it all down ifadesinde it nesnedir ve bu yüzden write ile down arasına gelir. Burada it, daha önce sözü edilen ilginç konuşmayı ifade eder; all ise içeriğin tamamının kaydedildiğini vurgular. Down burada yön değil, kaydetme sonucunu gösteren bir parçacıktır. it ve them gibi zamir nesneler normalde fiil ile parçacık arasında kalmalıdır: write it down ve write them down. İsimden oluşan nesnelerde ise iki konum da mümkündür: write the details down ve write down the details.

Alıştırma

Them zamirini ve all kelimesini kullanarak write down ifadesini tamamlayın: The instructions are important, so ____.

Cevabı göster

write them all down

Of course, when you write fiction,

1:10

Elbette kurgu yazarken,

you're not describing real people.

1:12

gerçek insanları anlatmazsınız.

You're making up characters. Öbek fiiller

1:14

Karakterler uydurursunuz.

Öbek fiiller

making up characters: kurgusal karakterler uydurmak

Burada making up characters, kurgusal insanlar veya yaratıklar uydurmak demektir. Konuşan kişi, bu karakterlerin gerçek olmadığını ve birinin hayal gücünden çıktığını söylüyor. make up + içerik kalıbında make up, 'uydurmak' anlamına gelen iki sözcüklü bir öbek fiildir. Yaygın nesneler arasında a character, a story, a name ve an excuse bulunur.

Alıştırma

Hangi cümlede make up, örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The friends made up after the argument.
  2. The author made up a detective for her new mystery.
  3. The actor put makeup on before the show.
Cevabı göster

The author made up a detective for her new mystery.

But sometimes the words you overhear can give you ideas. Kalıp ifadeler

1:16

Ancak bazen kulak misafiri olduğunuz kelimeler size fikir verebilir.

Kalıp ifadeler

give you ideas: fikir veya ilham vermek

Burada give you ideas, olasılıklar düşünmeni sağlamak veya sana ilham vermek demektir. Kulak misafiri olduğun sözler fikirlerin kaynağıdır, you ise bu fikirleri edinen kişidir; give fiziksel bir nesneyi teslim etmeyi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp something gives someone ideas şeklindedir. Fikirlerin ne için olduğunu belirtmek üzere Music gives me ideas for stories. örneğindeki gibi for + isim ekleyin.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Looking at old maps can ____ for an adventure story.

Cevabı göster

give you ideas

"I did not," says one person.

1:19

"Ben yapmadım," der biri.

"I saw you," the other replies.

1:22

"Seni gördüm," diye cevap verir diğeri.

Who might be saying those words? Dilbilgisi

1:25

Bu kelimeleri kim söylüyor olabilir?

Dilbilgisi

might be saying: devam eden bir eylemi tahmin etmek

might be saying ifadesinde might, yetenek değil olasılık bildirir. Soru, bu sözleri söyleyen kişinin kim olabileceğini sorar. might + be + fiil-ing kalıbı, eylemi mevcut ya da hayal edilen sahnede devam ediyormuş gibi gösterir. Birinin ne yaptığı hakkında temkinli bir tahminde bulunurken kullanılır.

Alıştırma

might ve say fiilinin devam eden biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Someone is talking in the hallway. Who ____ my name?

Cevabı göster

might be saying

Maybe it's two kids in a class Anlatım akışı

1:28

Belki sınıftaki iki çocuktur

Anlatım akışı

Maybe it's ...: olası bir senaryo ortaya koymak

Cümlenin başındaki Maybe, tüm cümleyi bir olasılık olarak çerçeveler. Maybe it's ... yapısında it's özneyi ve fiili sağlar; ardından gelen sözler olası bir kişiyi, nesneyi, nedeni ya da sahneyi belirtir. Hikâye anlatırken veya fikir üretirken bu kalıp bir aday fikir ortaya koyar ve diğer seçeneklere de yer bırakır. Kesinleşmiş bir gerçeği bildirmek yerine olasılıkları düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle durumu kesin olarak sunmak yerine olası bir senaryo ortaya koyar?

  1. Everyone knows it's a note from the new coach.
  2. It's definitely a note from the new coach.
  3. Maybe it's a note from the new coach.
Cevabı göster

Maybe it's a note from the new coach.

and the boy thinks the girl pushed him.

1:30

ve oğlan, kızın onu ittiğini düşünüyordur.

Maybe it's a couple, but one of them is a vampire

1:33

Belki de bir çifttir ama içlerinden biri vampirdir

and the woman vampire saw the man flirting with a zombie. Kalıp ifadeler

1:37

ve kadın vampir adamı bir zombiyle flört ederken görmüştür.

Kalıp ifadeler

flirting with: biriyle flört etmek

Flirt with someone, romantik ilgi veya çekim gösteren şakacı bir biçimde konuşmak ya da davranmak demektir. Burada flirting with a zombie, adamın davranışının sıradan bir arkadaşlıktan fazlası gibi göründüğünü anlatır. Kalıp flirt with + kişi şeklindedir. Bu anlamda kullanılan normal edat with'tir.

Alıştırma

Cümleyi flirt ile kurulan sabit ifadeyle tamamlayın: At the party, Ben tried to ____ someone he had just met.

Cevabı göster

flirt with

Or maybe not.

1:41

Ya da belki de değildir.

Maybe the characters are a teenager and his mother

1:43

Belki de karakterler bir genç ve annesidir

and they're supposed to be vegetarians, Dilbilgisi

1:45

ve vejetaryen olmaları gerekiyordur,

Dilbilgisi

they're supposed to be: beklenen veya belirlenmiş bir durum

Be supposed to be + isim veya sıfat, bir kuralın, planın, beklentinin ya da hikâye kurgusunun doğru olmasını öngördüğü durumu anlatır. Burada they're supposed to be vegetarians, vejetaryen olmanın karakterlerin beklenen kurgusunun bir parçası olduğu anlamına gelir. Bu yapı, gerçeğin beklentiyle mutlaka uyuştuğunu göstermez. Genellikle doğru olması beklenen durumla birinin gerçekte yaptığı şey arasındaki karşıtlığa zemin hazırlar.

Alıştırma

Bir müze rehberi, kurallara göre odanın sessiz olması gerektiğini söylüyor; ancak insanlar konuşuyor. Bu karşıtlığı en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The room might be quiet after everyone leaves.
  2. The room is supposed to be quiet, but people are talking.
  3. The room is quiet, so people are following the rule.
Cevabı göster

The room is supposed to be quiet, but people are talking.

but the mother saw him eating a burger. Dilbilgisi

1:47

ancak anne onu hamburger yerken görmüştür.

Dilbilgisi

saw him eating: see + nesne + -ing

see + nesne + fiil-ing kalıbı, birinin devam etmekte olan bir eylemi gözlemlediğini anlatır. saw him eating ifadesinde him nesnedir, yani görülen kişidir; eating ise o anda ne yaptığını açıklar. Bu kalıpta devam eden eylem için see fiilinden sonra -ing biçimini kullanın, to alan mastarı kullanmayın: saw him eating doğrudur, saw him to eat değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın devam etmekte olan bir eylemi gördüğü anlamına gelir?

  1. I asked Noah to paint the fence.
  2. I saw Noah painting the fence.
  3. I saw Noah paint the fence.
Cevabı göster

I saw Noah painting the fence.

So, let's say you've decided on some characters. Notlar

1:50

Diyelim ki bazı karakterlere karar verdiniz.

Anlatım akışı

let's say: varsayımsal bir durum sunmak

Burada let's say, “konuşalım” değil, “varsayalım” anlamına gelir. Dinleyiciden sonraki yan cümledeki düşünceyi, yani bazı karakterlere karar vermiş olduğunuzu geçici olarak kabul etmesini ister. Bu ifade ortak bir başlangıç noktası kurarak açıklamayı düzenler. Bu hayalî koşul kabul edildikten sonra konuşan kişi bundan sonra ne olacağını açıklayabilir ya da koşulla ilgili bir soru sorabilir.

Alıştırma

Hangi cümle let's say ifadesini varsayımsal bir durum kurmak için kullanır?

  1. Let's say the library is closed. Where else can we study?
  2. Let's say hello to the librarian.
  3. Let's say the word slowly.
Cevabı göster

Let's say the library is closed. Where else can we study?

Öbek fiiller

decided on: mevcut seçenekler arasından seçim yapmak

Decide on + isim öbeği, seçenekleri değerlendirdikten sonra bir kişiyi, şeyi ya da planı seçmek demektir. Burada you've decided on some characters, karakterlerin zaten seçilmiş olduğunu anlatır. On edatı kalıbın bir parçasıdır; konum bildirmez. Seçilen seçenek decide on ifadesinden sonra gelir.

Alıştırma

Üç afiş tasarımını karşılaştırıp mavi olanı seçtiniz. Bunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. We decided to the blue design.
  2. We decided the blue design.
  3. We decided on the blue design.
Cevabı göster

We decided on the blue design.

This is anti-social skill number two.

1:53

Bu da iki numaralı anti-sosyal beceridir.

Start pretending they're real. Dilbilgisi

1:55

Onların gerçekmiş gibi davranmaya başlayın.

Dilbilgisi

Start pretending: start + fiil-ing

Start + fiil-ing bir etkinliğe başlamak anlamına gelir. Start pretending they're real cümlesinde pretending başlanacak etkinliktir; they're real ise neyin gerçekmiş gibi kabul edileceğini belirtir. Start'tan sonra to + fiilin yalın hâli de gelebilir; bu nedenle start to pretend dil bilgisi açısından doğrudur. Burada start pretending, etkinliğin başlamasını doğal biçimde anlatır.

Alıştırma

Yönergeyi write fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: When the bell rings, start ____ your answer.

Cevabı göster

writing

What are they like? Dilbilgisi

1:58

Nasıl biriler?

Dilbilgisi

What are they like? ile karakter ve özellik sormak

What are they like? insanların karakterini, özelliklerini veya bıraktıkları genel izlenimi sorar. Doğal cevaplar arasında “They're friendly and funny” ya da “They're quiet but helpful.” bulunur. Burada like, What + be + person + like? kalıbında be fiilinden sonra gelir. “Hoşlanmak” anlamına gelmez. Tercihlerin listesini değil, bir kişi hakkında betimleme istediğinizde bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Yeni bir öğretmenin kişiliğini ve genel özelliklerini sormak istiyorsunuz. Hangi soruyu kullanmalısınız?

  1. What does the new teacher look like?
  2. What does the new teacher like?
  3. What is the new teacher like?
Cevabı göster

What is the new teacher like?

Where are they from?

1:59

Nereden geliyorlar?

What music do they listen to? Kalıp ifadeler

1:59

Ne tür müzik dinlerler?

Kalıp ifadeler

What music do they listen to? sorusundaki listen to

Listen, dikkat verilerek dinlenen kişi veya şeyden önce to alır: listen to music, listen to a teacher. Bu nedenle listen music standart İngilizce değildir. Bu soruda what music, to edatının nesnesidir ancak cümlenin başına taşınır. Edat sonda kalır: What music do they listen to?

Alıştırma

Birinin genellikle dinlediği müziği sorarken listen sonrasında gereken edatla soruyu tamamlayın: What kind of music do you listen ____ after school?

Cevabı göster

to

Spend some time with them. Kalıp ifadeler

2:01

Onlarla biraz zaman geçirin.

Kalıp ifadeler

Spend some time with them: spend time with someone kullanımı

Spend some time with someone, zamanının bir bölümünü biriyle birlikte olmaya veya ona ilgi göstermeye ayırmak demektir; çoğunlukla onunla vakit geçirmek ya da onu daha iyi tanımak amacı taşır. Kalıp spend + bir süre + with + kişi veya grup şeklindedir. Buradaki them, kurgusal karakterleri ifade eder. Öneri mecazidir: karakterleri farklı durumlarda hayal etmeye devam ederek onları tanıdık hâle getir. With, zamanın kiminle geçirildiğini veya ilginin kime yöneltildiğini gösterir; spend burada parayla değil, zamanla ilgilidir.

Alıştırma

Yeni takım arkadaşlarını daha iyi tanımayı önermek için spend + time + with + kişiler kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Spend some time with your new teammates after practice.
  2. Spend some time on your team project after practice.
  3. Spend some time practicing passes after practice.
Cevabı göster

Spend some time with your new teammates after practice.

If you're on a bus, think about what they might be doing if they were there too. Dilbilgisi

2:03

Otobüsteyken, eğer onlar da orada olsaydı ne yapıyor olurlardı diye düşünün.

Dilbilgisi

might be doing if they were there too: şimdiki zamana ait varsayımsal bir durum hayal etmek

Might be doing, devam ediyor olabilecek bir eylemi hayal etmek için might + be + fiil-ing yapısını kullanır. Might belirsizliği korur; be doing ise eylemi hayal edilen sahnede sürerken gösterir. If they were there too varsayımsal koşulu kurar: karakterler gerçekte otobüste değildir, ama onları seninle birlikte oradaymış gibi düşünürsün. There otobüse gönderme yapar, too ise ayrıca anlamındadır. Were bu sahneyi geçmiş zamana yerleştirmez. They çoğul olduğu için were normal bir geçmiş zaman biçimi de olabilir; bu nedenle şimdiki zamana ait varsayımsal anlam, if içeren bağlamın tamamından ve hayal edilen durumdan anlaşılır.

Alıştırma

Maya parkta değil. Orada olsaydı devam ediyor olabilecek bir eylemi hayal ediyorsun. Hangi cümle uygundur?

  1. When Maya was at the park yesterday, she took photos.
  2. If Maya were at the park, she might be taking photos.
  3. If Maya is at the park, she may be taking photos.
Cevabı göster

If Maya were at the park, she might be taking photos.

Would they talk on the phone,

2:06

Telefonda mı konuşurlardı,

listen to music,

2:07

müzik mi dinlerlerdi,

draw pictures, sleep?

2:08

resim mi çizerlerdi, uyurlar mıydı?

What we say depends on who we are. Anlatım akışı

2:10

Ne söylediğimiz kim olduğumuza bağlıdır.

Anlatım akışı

What we say depends on who we are: depends on ile genel bir düşünceyi özetlemek

What we say özne olarak kullanılır ve söylediğimiz şeyin içeriğini ya da konuşma biçimini ifade eder. Who we are, depends on ifadesinden sonra gelen ve etkileyen faktörü gösteren bir isim cümleciğidir. A depends on B kalıbı, A’nın B’ye göre değiştiğini ve sabit olmadığını anlatır. Bu cümle genel bir düşünce sunar: kimliğimiz ve geçmişimiz dili etkileyebilir. Önce genel ilişkiyi verir, sonra örneklerin bu düşünceyi somutlaştırmasına olanak tanır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sonuç ile onu etkileyen faktör arasındaki genel ilişkiyi anlatmak için A depends on B kalıbını kullanır?

  1. The final design was blue.
  2. I drew the final design yesterday.
  3. The final design depends on the available space.
Cevabı göster

The final design depends on the available space.

An older person might speak differently than a younger person. Dilbilgisi

2:13

Daha yaşlı bir kişi genç bir kişiden farklı konuşabilir.

Dilbilgisi

might speak differently than a younger person: farkı temkinli biçimde karşılaştırmak

might speak differently than, konuşma biçiminin farklı olabileceğini anlatır. might'tan sonra fiilin yalın hâli olan speak gelir; bu nedenle ifade kesinlik değil, olasılık bildirir. Differently konuşma biçimini açıklar, than ise karşılaştırılan kişiyi gösterir. Cümle, her yaşlı ya da genç kişi için geçerli bir kural değil, olası bir eğilim sunar. Bu temkinli anlatım, bir örneği kesin bir yargıya dönüştürmeden gruplar arasındaki farklardan söz etmeyi sağlar.

Alıştırma

Anlamı değerlendirin: An older person might speak differently than a younger person. Bu cümle her yaşlı kişinin her genç kişiden her zaman farklı konuştuğunu söylüyor.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Someone from the South might speak differently than someone from the North. Kültür

2:16

Güneyli biri Kuzeyli birinden farklı konuşabilir.

Kültür

from the South ... someone from the North: bölge adları

Burada the South ve the North bölge adları olarak kullanılır. Yalnızca yönleri değil, daha büyük bir coğrafi alan içinde bilinen güney ve kuzey bölgelerini ifade eder. Cümle, insanların geldikleri yerin konuşma biçimlerini etkileyebileceğini göstermek için bu adları kullanır. Tam olarak hangi coğrafi alanın kastedildiği ortak bağlama bağlıdır. Bu cümle bir ülke belirtmez ve her bölgedeki herkesin aynı şekilde konuştuğunu öne sürmez.

Alıştırma

Özgün cümlede the South ve the North büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. İki kişinin baktığı yönler
  2. Tam konumları bağlama göre belirlenen, bilinen güney ve kuzey bölgeleri
  3. Mutlaka Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan iki yer
Cevabı göster

Tam konumları bağlama göre belirlenen, bilinen güney ve kuzey bölgeleri

Once you know your characters, Dilbilgisi

2:20

Karakterlerinizi tanıdıktan sonra,

you can figure out how they talk. Öbek fiiller

2:21

nasıl konuştuklarını çözebilirsiniz.

Dilbilgisi

Once you know your characters: once ile ön koşul belirtmek

Burada once, “-er -mez” veya “-dikten sonra” anlamına gelen bir bağlaçtır; “bir kez” anlamındaki zarf değildir. Once you know your characters önce gerçekleşmesi gereken adımı belirtir. Kalıp Once + yan cümle, ana cümle şeklindedir. İlk koşul karşılandıktan sonra ana cümledeki sonuç veya sonraki eylem mümkün hâle gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede once, bir ön koşul sunan bağlaç olarak kullanılmıştır?

  1. Once, the game started without me.
  2. I played the game once last week.
  3. Once you learn the controls, you can start the game.
Cevabı göster

Once you learn the controls, you can start the game.

Öbek fiiller

can figure out: düşünerek veya deneyerek cevaba ulaşmak

Can figure out, “düşünerek, gözlemleyerek veya deneyerek bir şeyi anlayabilmek ya da cevabı bulabilmek” anlamına gelir. Bu cümlede how they talk, anlaşılacak olan şeydir. Figure out tek bir öbek fiil olarak çalışır; bu nedenle figure burada “sayı” veya “vücut şekli” gibi ayrı anlamlarını taşımaz. figure out + how/why/what... yapısı, o soru sözcüğünün başlattığı sorunun cevabını bulmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin düşünerek ve deneyerek cevaba ulaştığını en açık biçimde gösterir?

  1. Lena found out the museum's hours from its website.
  2. Lena drew a figure on the box.
  3. After testing every button, Lena figured out how to open the puzzle box.
Cevabı göster

After testing every button, Lena figured out how to open the puzzle box.

At this stage, it's helpful to use anti-social skill number three, Anlatım akışı

2:25

Bu aşamada üç numaralı anti-sosyal beceriyi kullanmak faydalıdır,

Anlatım akışı

At this stage: sürecin mevcut aşamasını belirtmek

At this stage, cümlenin başında kullanılan bir süreç belirtecidir. Ardından gelen ifadeyi gelişmekte olan bir durumun mevcut noktasına yerleştirir. Bu cümlede önerinin önceki adımlardan sonra ve sonraki adımlardan önce, yani şu anda yararlı olduğunu gösterir. İfadenin başa konması dinleyicinin sırayı izlemesine yardımcı olur; daha önce olanları sırada yapılması gerekenlerle bağlar. Buradaki stage, tiyatro sahnesini değil, bir sürecin aşamasını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede At this stage, bir sürecin mevcut noktasını belirtmek için kullanılmıştır?

  1. At this stage, the team should test the first version.
  2. At this age, children often enjoy team games.
  3. On the stage, the actors waited for the lights.
Cevabı göster

At this stage, the team should test the first version.

muttering. to yourself. Kalıp ifadeler

2:28

kendi kendine mırıldanmak.

Kalıp ifadeler

muttering ... to yourself: alçak sesle kendi kendine konuşmak

Burada muttering ... to yourself, kişinin kendisini dinleyici kabul ederek alçak ve çoğu zaman anlaşılması güç bir sesle konuşması demektir. Muttering eylemi adlandırır; to yourself ise sözlerin başka birine yönelik olmadığını gösterir. Bu ifade hem konuşma biçimini hem de hedeflenen dinleyiciyi anlatır. Replikleri alçak sesle denemek, düşünürken kendi kendine konuşmak veya özel bir yorum mırıldanmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir kişi yalnızken bir repliği, sözler zor duyulacak kadar alçak sesle prova ediyor. Hangi cümle duruma en iyi uyar?

  1. She muttered the line to herself.
  2. She talked to herself in a clear, normal voice.
  3. She whispered the line to her coach.
Cevabı göster

She muttered the line to herself.

When you speak your character's words,

2:29

Karakterinizin sözlerini söylediğinizde,

you can hear whether they sound natural Dilbilgisi

2:30

kulağa doğal gelip gelmediklerini duyabilir

and fix them if necessary. Kalıp ifadeler

2:33

ve gerekirse düzeltebilirsiniz.

Dilbilgisi

whether they sound natural: gömülü bir evet-hayır sorusu

Bu cümlede whether they sound natural, daha büyük bir yapının içine yerleştirilmiş bir evet-hayır sorusudur ve duyulup belirlenebilen içeriği gösterir. Whether, “durumun böyle olup olmadığı” anlamına gelir: karakterin sözlerinin doğal gelmesi ve gelmemesi olmak üzere iki olasılık vardır. Soru daha büyük bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için they sound natural biçimindeki düz cümle sırasını kullanır; do they sound natural denmez. Burada sound bir bağ fiilidir ve ardından natural sıfatı gelir.

Alıştırma

Gömülü whether yan cümlesinde doğru sözcük sırasını ve sözcük biçimlerini kullanan cümle hangisidir?

  1. Read the sentence aloud to hear whether does it sound natural.
  2. Read the sentence aloud to hear whether it sound naturally.
  3. Read the sentence aloud to hear whether it sounds natural.
Cevabı göster

Read the sentence aloud to hear whether it sounds natural.

Kalıp ifadeler

if necessary: kısaltılmış bir if yan cümlesi

if necessary ifadesindeki necessary, “gerekli” demektir. Bu ifade önceki eyleme bir koşul ekler: onları yalnızca ihtiyaç olduğunda düzeltmek gerekir. Bu, if it is necessary ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Eksik sözcükler bağlamdan kolayca anlaşıldığında İngilizcede bu tür if yan cümlelerinde it is sık sık atılır.

Alıştırma

“Yalnızca gerektiğinde” anlamındaki kısaltılmış ifadeyi doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Check the settings again if necessary.
  2. Check the settings again if it necessary.
  3. Check the settings again if necessarily.
Cevabı göster

Check the settings again if necessary.

Remember,

2:35

Unutmayın,

most people are usually pretty informal when they speak. Kelime

2:35

çoğu insan konuşurken genellikle oldukça rahattır.

Kelime

pretty informal: derece zarfı olarak pretty

pretty informal ifadesinde pretty, “oldukça” veya “epey” anlamında bir derece zarfıdır. Konuşma biçiminin ne kadar gayriresmî olduğunu gösterir. Burada pretty, “güzel” anlamına gelmez. Pretty, informal, busy veya cold gibi bir sıfatın önüne geldiğinde günlük İngilizcede çoğu zaman derece bildirir.

Alıştırma

“The office is pretty informal,” cümlesindeki pretty informal ne anlama gelir?

  1. güzel ama gayriresmî
  2. tamamen resmî
  3. oldukça gayriresmî
Cevabı göster

oldukça gayriresmî

They use simple language and contractions. Kelime

2:39

Basit bir dil ve kısaltmalar kullanırlar.

Kelime

contractions: don't ve I'm gibi kısa biçimler

Burada contractions, do not ifadesinden oluşan don't ve I am ifadesinden oluşan I'm gibi kısa biçimleri anlatan bir dil bilgisi terimidir. Apostrof genellikle atılan harfleri gösterir. Bu cümlede kasların kasılması anlamına gelmez. Bu biçimler ifadeyi kısaltıp günlük konuşmaya yaklaştırdığı için konuşmada ve diyaloglarda sık görülür.

Alıştırma

Hangi seçenekte yalnızca dil bilgisel contractions vardır?

  1. I'm, don't, we've
  2. happy, quickly, table
  3. Dr., kg, etc.
Cevabı göster

I'm, don't, we've

So, "Do not attempt to lie to me" Kelime

2:41

Yani, "Bana yalan söylemeye teşebbüs etmeyiniz"

sounds more natural as "Don't try to lie to me." Kalıp ifadeler

2:44

yerine "Bana yalan söylemeye kalkma" kulağa daha doğal gelir.

Kelime

Do not attempt to ... ve Don't try to ...: resmî ve konuşma dili üslubu

Vurgulanan iki biçim de temelde aynı uyarıyı verir. İkinci biçimde iki değişiklik yapılır: Do not, kısa biçim olan Don't olur; daha resmî attempt to ise yaygın try to ifadesine dönüşür. Sıradan bir diyalogda Don't try to lie to me daha kısa ve daha konuşma diline yakın gelir. Do not attempt to lie to me dil bilgisi açısından doğrudur; ancak resmî, ciddi veya bilerek katı bir hava verebilir. Seçim doğrulukla değil, dil düzeyiyle ilgilidir.

Alıştırma

Arkadaşlar arasındaki bir tartışmada hangi cümle sıradan konuşma diline en yakın gelir?

  1. Please refrain from concealing it from me.
  2. Don't try to hide it from me.
  3. Do not attempt to conceal it from me.
Cevabı göster

Don't try to hide it from me.

Kalıp ifadeler

sounds more natural as: tam bir yeniden yazımı sunmak

X sounds more natural as Y kalıbında sounds, “duyulduğunda veya okunduğunda belli bir izlenim vermek” anlamındadır. Burada bağlayıcı fiil olarak kullanıldığı için ardından more naturally zarfı değil, more natural sıfat öbeği gelir. As, önerilen tam ifade olan Y’yi sunar. Bu kalıp Y’nin daha deyimsel veya akıcı olduğunu söyler; önceki ifadenin mutlaka dil bilgisi açısından yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Önerilen yeniden yazımı sunan hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: For a friendly message, the opening ____ "Hi, Leo."

Cevabı göster

sounds more natural as

Also, keep it short. Kalıp ifadeler

2:48

Ayrıca kısa tutun.

Kalıp ifadeler

keep it short: keep + nesne + sıfat

Keep it short, “kısa kalmasını sağla” veya “uzamasına izin verme” anlamında bir emir cümlesidir. Burada it, konuşulan içeriği belirtir; short ise bir kişinin boyunu değil, içeriğin uzunluğunu veya süresini anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı keep + nesne + sıfat şeklindedir: keep it simple, keep the message clear veya keep the door closed. Sıfat, nesnenin hangi durumda kalmasını istediğinizi belirtir.

Alıştırma

“Proje güncellemesini kısa tut” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: You have only thirty seconds, so ____.

Cevabı göster

keep it short

People tend to speak in short bursts, Notlar

2:50

İnsanlar uzun uzadıya konuşmak yerine,

Dilbilgisi

tend to: İstisnaları olan yaygın bir örüntüyü anlatmak

tend to + fiilin yalın biçimi, bir şeyin genellikle gerçekleştiğini veya genel olarak doğru olduğunu, ancak istisnaların bulunabileceğini anlatır. Bu cümledeki People tend to speak, insanların yaygın davranışlarıyla ilgili genel bir gözlemdir; her zaman geçerli olan bir kural değildir. Bir örüntü görülüyor ancak istisnalar da mümkünse tend to kullanılır. Bu yapıda tend sözcüğünden sonra mastar işaretleyicisi to ve fiilin yalın biçimi speak gelir; tend burada “bakımını üstlenmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “genellikle, ama her zaman değil” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: On school nights, my friends ____ go to bed early, though they sometimes stay up late.

Cevabı göster

tend to

not lengthy speeches.

2:52

kısa patlamalar halinde konuşma eğilimindedir.

Kalıp ifadeler

in short bursts: Kısa ve ayrı dönemler hâlinde etkinlik

in short bursts, bir etkinliğin kesintisiz sürmek yerine kısa ve birbirinden ayrı birkaç dönem hâlinde gerçekleştiğini anlatır. Burada günlük konuşmanın uzun ve kesintisiz tek bir konuşma değil, küçük bölümler hâlinde olduğu belirtiliyor. Bu kullanımda burst, “kısa bir etkinlik dönemi” anlamındadır; patlama anlamına gelmez. in + sıfat + bursts kalıbı, başlayıp duran çalışma, egzersiz, yağmur veya başka etkinlikleri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “kesintisiz olarak değil, birkaç kısa dönem hâlinde” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Nina practiced the dance ____, resting for a minute between sessions.

Cevabı göster

in short bursts

And let the dialogue do the work. Deyimler

2:54

Ve bırakın işi diyalog yapsın.

Deyimler

let the dialogue do the work: etkiyi bir unsurun kendisine bırakmak

Burada let + isim öbeği + fiilin yalın hâli, “bir şeyin harekete geçmesine izin vermek” anlamına gelir: let the dialogue do. Buradaki öneri, ek açıklamalar yapmak yerine bilgi ve duyguyu diyaloğun kendisinin aktarmasına izin vermektir. do the work burada mecazidir. Gerçek anlamda bir işi tamamlamak değil, “gereken işlevi yerine getirmek” ya da “etkiyi yaratmak” anlamına gelir. Aktarılabilir let X do the work kalıbı, X'i sonucu kendi başına üreten unsur olarak sunar.

Alıştırma

“Gereken işlevi yerine getirmek” anlamındaki bu dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The facts are clear, so let the evidence ____.

Cevabı göster

do the work

Ask yourself, "Do I really need that adverb?" Anlatım akışı

2:56

Kendinize sorun, "Bu zarfa gerçekten ihtiyacım var mı?"

Anlatım akışı

Ask yourself: kişisel değerlendirme sorusu sunmak

Ask yourself, dinleyicinin kendi içinde düşünmesi gereken bir soruyu tanıtır. Bu cümlede “Do I really need that adverb?” sorusunu başka birine soru sorma isteği olarak değil, kişinin kendini denetlemesi için bir soru olarak çerçeveler. Yönergelerde Ask yourself, “...” bilgiyi bir adım hâlinde düzenler: dur, seçimini incele, sonra karar ver. Buradaki gibi tırnak içindeki doğrudan bir soruyu ya da ask yourself whether it is necessary gibi dolaylı bir soruyu başlatabilir.

Alıştırma

Bu yönergede Ask yourself ne işe yarar? Ask yourself, “Is this detail necessary?”

  1. Dinleyiciye başka biriyle röportaj yapmasını söyler.
  2. Dinleyiciye nihai cevabı verir.
  3. Dinleyicinin kendini değerlendirmesi için bir soru sunar.
Cevabı göster

Dinleyicinin kendini değerlendirmesi için bir soru sunar.

For instance, "Your money or your life," Notlar

3:00

Örneğin, "Paran ya da canın,"

Anlatım akışı

For instance: belirli bir örnek sunmak

For instance, daha genel bir düşünceyi açıklayan veya destekleyen belirli bir örneği sunar. Burada dinleyiciye alıntılanan sözün bir örnek olduğunu bildirir ve önceki açıklamayla bağlantısını açık hâle getirir. İşlevi for example ile hemen hemen aynıdır. İfade, sözcüğü sözcüğüne “bir örnek amacıyla” şeklinde değil, örnek sunan bir işaret olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Genel bir düşünceyi destekleyen belirli bir örneği sunmak için en uygun bağlayıcı hangisidir?

  1. As a result,
  2. For instance,
  3. In contrast,
Cevabı göster

For instance,

she said threateningly.

3:02

dedi tehditkâr bir şekilde.

Deyimler

Your money or your life: soygun sahnesinde zorlayıcı bir tehdit

Your money or your life, soygun sahnelerinde kullanılan yaygın ve kalıplaşmış bir tehdittir. “Paranı ver, yoksa sana zarar verir veya seni öldürürüm” anlamına gelir. Dinleyiciye hangisini tercih ettiğini dostça soran bir soru değildir. Burada or zorlayıcı bir koşul kurar: parayı teslim et, yoksa tehdit edilen sonuçla karşılaş. threateningly sözcüğü tehditkâr tonu doğrular, ancak alıntılanan sözler bu anlamı zaten taşır.

Alıştırma

Tipik bir soygun sahnesinde Your money or your life ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi para ister ve reddederse dinleyicinin hayatını tehdit eder.
  2. Konuşan kişi dinleyiciye iki hediye arasında seçim sunar.
  3. Konuşan kişi para mı yoksa sağlık mı daha önemli diye kibarca sorar.
Cevabı göster

Konuşan kişi para ister ve reddederse dinleyicinin hayatını tehdit eder.

Here, threateningly is redundant, Kelime

3:04

Burada tehditkâr bir şekilde ifadesi gereksizdir,

Kelime

threateningly is redundant: tekrarlanan bilgi

Bu cümlede değerlendirilen öğe threateningly sözcüğüdür. is redundant, bu zarfın söylenen sözlerden zaten açık olan tehditkâr tonu tekrarladığını belirtir; bu yüzden sözcük çıkarıldığında temel anlam kaybolmaz. Düzenleme bağlamında X is redundant, bir içeriğin gerekli yeni bilgi eklemediğini gösterir. Bu, X'in mutlaka dil bilgisine aykırı veya anlamsız olduğu demek değildir.

Alıştırma

Bir düzenleme yorumunda This adverb is redundant ne anlama gelir?

  1. Gerekli yeni bir ayrıntı ekler.
  2. Cümlenin en önemli bölümüdür.
  3. Zaten açık olan bilgiyi tekrar eder.
Cevabı göster

Zaten açık olan bilgiyi tekrar eder.

so you can get rid of it. Öbek fiiller

3:07

bu yüzden ondan kurtulabilirsiniz.

Öbek fiiller

can get rid of it: istenmeyen bir şeyi kaldırmak

Burada can get rid of it, onu kaldırmanın mümkün olduğu anlamına gelir. it zamiri gereksiz bulunan zarfa gönderme yapar; yani konuşan kişi bu zarfın silinebileceğini söyler. Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya ondan kurtulmak anlamına gelen sabit bir çok sözcüklü fiildir. Yapı get rid of + isim/zamir şeklindedir; of korunur ve it, of sözcüğünden sonra gelir. Can, kaldırma işlemini bir emir değil, mümkün bir seçenek olarak sunar.

Alıştırma

get rid of ve doğru zamiri kullanarak cümleyi tamamlayın: This sentence repeats the same idea, so we can ____.

Cevabı göster

get rid of it

But if the words and the actions don't match, Dilbilgisi

3:08

Ancak sözler ve eylemler eşleşmiyorsa,

an adverb can be helpful.

3:11

bir zarf işe yarayabilir.

Dilbilgisi

if the words and the actions don't match: istisna koşulu belirlemek

if yan cümlesi, ana düşüncenin hangi koşulda geçerli olduğunu belirler: Bir karakterin sözleri ve davranışları farklı şeyler iletiyorsa bir zarf yararlı olabilir. Böylece genel kuraldan farklı ele alınabilecek bir durum gösterilir. Burada match, “uyuşmak” veya “birbiriyle örtüşmek” anlamındadır; “maç yapmak” anlamında değildir. if A and B don't match, ... kalıbı, iki bilgi kaynağı uyuşmadığında ne yapılacağını ya da hangi sonuca varılacağını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir eylemi iki şeyin uyuşmaması koşuluna bağlamak için if yan cümlesi kullanır?

  1. The label and the contents match, so open the box.
  2. If the label and the contents don't match, ask the seller before opening the box.
  3. The label and the contents are printed on the box.
Cevabı göster

If the label and the contents don't match, ask the seller before opening the box.

"Your money or your life,"

3:13

"Paran ya da canın,"

she said lovingly. Anlatım akışı

3:14

dedi sevgiyle.

Anlatım akışı

she said lovingly: zarfla karşıtlık yaratmak

she said lovingly ifadesinde lovingly, said fiilini niteler ve konuşanın söyleyiş biçimini ya da tavrını sevgi dolu olarak sunar. Bu sevgi dolu söyleyiş, geleneksel bir tehdit olan Your money or your life ile çatışır. Zarf, bilgiyi tekrarlamak yerine okuyucunun sahneyi bir rol yapma, şaka veya bilinçli ironi olarak yeniden yorumlamasını sağlar. Temel etki bu karşıtlıktır; yalnızca bu cümle hangi açıklamanın doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

lovingly bu cümleye ne katar?

  1. Aslında hiç kimsenin konuşmadığını gösterir.
  2. Okuyucunun sahneyi yeniden yorumlamasını sağlayan bir karşıtlık oluşturur.
  3. Sözlerin zaten ifade ettiği tehdit anlamını yalnızca tekrarlar.
Cevabı göster

Okuyucunun sahneyi yeniden yorumlamasını sağlayan bir karşıtlık oluşturur.

So, to recap, Anlatım akışı

3:17

Yani özetlemek gerekirse,

Anlatım akışı

to recap: kısa bir özeti haber vermek

To recap, konuşmacının daha önce ele alınan noktaları kısaca özetlemek üzere olduğunu belirtir. Yeni bir konu açmak yerine dinleyicinin dikkatini ayrıntılardan kısa bir genel tekrara yöneltir. Burada recap, to sözcüğünden sonra gelen bir fiildir ve “özetlemek” ya da “ana noktaları gözden geçirmek” anlamına gelir. İfadenin tamamı özetten önce kullanılan bir yönlendirme işlevi görür.

Alıştırma

Bir toplantı sona eriyor. Daha önce görüşülen kararların kısaca özetleneceğini doğru biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. To begin, we have not discussed the deadline yet.
  2. To recap, we agreed to move the deadline and shorten the meeting.
  3. For example, we could choose a new meeting time.
Cevabı göster

To recap, we agreed to move the deadline and shorten the meeting.

first eavesdrop. Anlatım akışı

3:19

önce kulak misafiri olun.

Next, pretend imaginary people are real.

3:20

Sonra, hayali insanların gerçekmiş gibi davranın.

Finally, mutter to yourself

3:23

Son olarak, kendi kendinize mırıldanın

and write it all down.

3:25

ve hepsini yazın.

Anlatım akışı

first ... Next ... Finally: adımları sıralamak

First, Next ve Finally bir sıralama çerçevesi oluşturur. First ilk adımı başlatır, Next sonraki adıma geçer ve Finally son adımı bildirir. Bu işaretleyiciler birlikte özeti sıralı üç bölüme ayırır ve dinleyicilerin bilginin nasıl düzenlendiğini takip etmesine yardımcı olur. Yalnızca ayrı ayrı zaman anlamı vermezler.

Alıştırma

Hangi talimat grubu First, Next ve Finally ifadelerini doğru başlangıç-orta-son sırasıyla kullanıyor?

  1. Finally, turn off the power. Next, remove the old battery. First, install the new one.
  2. First, turn off the power. Next, remove the old battery. Finally, install the new one.
  3. Next, turn off the power. Finally, remove the old battery. First, install the new one.
Cevabı göster

First, turn off the power. Next, remove the old battery. Finally, install the new one.

You already have everything you need. Ton ve niyet

3:27

İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz.

Ton ve niyet

You already have everything you need: başlamaya hazır olduğuna dair güven vermek

Bu cümlede You already have everything you need, dinleyene görev için gereken temel beceri, fikir veya kaynaklara zaten sahip olduğu konusunda güven verir. Başlamadan önce başka bir şey edinmesi gerektiği hissini azaltır. everything, you need ilgi cümleciğiyle sınırlandırılır; bu yüzden dünyadaki her nesne değil, “bu amaç için gerekenlerin tümü” demektir. already ise “beklemene gerek yok” şeklindeki cesaretlendirici mesajı güçlendirir.

Alıştırma

Bu bağlamda You already have everything you need cümlesinin temel amacı nedir?

  1. Temel gerekliliklerin hazır olduğu ve başlayabileceği konusunda kişiye güven verir.
  2. Dinleyicinin isteyebileceği dünyadaki her nesneye sahip olduğunu söyler.
  3. Kişiyi başlamadan önce daha fazla malzeme toplamaya karşı uyarır.
Cevabı göster

Temel gerekliliklerin hazır olduğu ve başlayabileceği konusunda kişiye güven verir.

This is fictional dialogue or how to hear voices in your head. Deyimler

3:30

İşte bu kurgusal diyalogdur ya da kafanızdaki sesleri nasıl duyacağınızdır.

Deyimler

how to hear voices in your head: diyalog yazmayı anlatan mizahi bir benzetme

Burada how to hear voices in your head, kurgusal karakterlerin nasıl konuşacağını; kullanacakları sözcükleri, tonlarını ve kendilerine özgü seslerini hayal etmeyi mizahi ve abartılı biçimde anlatır. İfade, kurgusal diyalogla ilgili bir dersin alternatif başlığı gibi işlev görür. Bu yaratıcı çerçevenin dışında hear voices in your head, dışarıda mevcut olmayan sesleri duymayı ifade edebilir ve bu nedenle ruh sağlığıyla ilgili ciddi bir açıklama olarak anlaşılabilir. Yakındaki fictional dialogue ifadesi, burada amaçlanan anlamın tıbbi olmadığını açıkça gösterir.

Alıştırma

fictional dialogue or how to hear voices in your head ifadesinde vurgulanan bölüm ne anlama gelir?

  1. Gizli kulaklıklarla gerçek insanları dinlemek.
  2. Kesinleşmiş bir tıbbi teşhisi bildirmek.
  3. Kurgusal karakterlerin nasıl konuşup nasıl bir sese sahip olacağını hayal etmek.
Cevabı göster

Kurgusal karakterlerin nasıl konuşup nasıl bir sese sahip olacağını hayal etmek.