Kafein bizi nasıl uyanık tutar? - Hanan Qasim: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video, kafeinin beyni uyanık tutmak için adenozin reseptörlerini nasıl engellediğini, dopamin ile vücudu nasıl etkilediğini ve düzenli tüketimin neden zamanla tolerans ve yoksunluk yaratabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. caffeine acts as a stimulant — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: act as ifadesinin bir şeyin yerine getirdiği işlevi veya üstlendiği rolü anlattığını kavrayın. Buradaki stimulant yalnızca enerji anlamına gelen genel bir kelime değil, bilimsel bir kategoridir. Böylece bir maddenin, cihazın ya da kişinin ne işlev gördüğünü bilimsel ve mesleki bağlamlarda doğru biçimde anlatabilirsiniz. 2. There's evidence that — Söylem, anlatı ve retorik: Araştırmayla desteklenen bir iddiayı kesin bir gerçekmiş gibi sunmadan aktaran yaygın bir çerçeveyi tanıyın. Bu yapıyı akademik yazılarda, bilimsel açıklamalarda ve tartışmalarda, sonraki sonucun kanıta dayandığını belirtirken gereken ihtiyatı korumak için kullanabilirsiniz. 3. an unpleasant withdrawal. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: withdrawal kelimesinin sağlık veya bağımlılık bağlamında yalnızca bir şeyi geri çekmek değil, düzenli tüketilen bir madde bırakıldığında ortaya çıkabilecek fiziksel ve duygusal etkiler anlamına geldiğini öğrenin. Bu anlam, kafein toleransını kavramanıza ve yoksunluk belirtilerini doğru biçimde anlatmanıza yardımcı olur.
Bu derste
metric tons of caffeine: ölçülmüş toplam kütle
Sayı + metric tons of + madde kalıbında metric tons resmî bir kütle birimini belirtir; of ise bu ölçümü caffeine ile ilişkilendirir. Bir metrik ton 1.000 kilogramdır. Burada caffeine, ayrı ayrı sayılabilen parçalar olarak değil, toplam ağırlığı ölçülen bir madde olarak ele alınır. Kesin bir sayı ile metric birlikte kullanıldığı için tons, yalnızca “çok” anlamındaki günlük bir abartı değil, gerçek bir ölçüdür.
Alıştırma
Bu cümlede “metric tons of caffeine” neyi anlatıyor?
- Kafeinin ölçülmüş toplam kütlesi.
- Yalnızca kafeinin popüler olduğunu söylemenin günlük bir yolu.
- Ayrı kafein parçalarının sayısı.
Cevabı göster
Kafeinin ölçülmüş toplam kütlesi.
are consumed around the world every year. Dilbilgisi
0:10dünyanın dört bir yanında tüketilmektedir.
are consumed around the world: küresel bir istatistikte edilgen yapı
Are consumed, geniş zamanın edilgen biçimidir: are + geçmiş ortaç consumed. Tam özne Over 100,000 metric tons of caffeine ifadesidir; öznenin baş sözcüğü çoğul tons olduğu için is değil are kullanılır. Edilgen yapı, kafeini ve toplam miktarını cümlenin konusu yapar. Küresel bir istatistikte miktar, eylemi kimin yaptığından daha önemli olduğu için tüketiciler belirtilmez. Around the world kapsamı gösterir: tüketim dünya genelinde gerçekleşir.
Alıştırma
Cümleyi consume fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Millions of cups of tea ____ around the world every day.
Cevabı göster
are consumed
That's equivalent to the weight of 14 Eiffel Towers. Notlar
0:13Bu, 14 Eyfel Kulesi'nin ağırlığına eşdeğerdir.
That's equivalent to: Bir sayıyı tanıdık bir karşılaştırmaya dönüştürmek
Burada “That's equivalent to ...”, az önce sözü edilen miktarın belirtilen ölçüte göre başka bir miktarla aynı ya da ona yakın olduğunu anlatır. “That's” önceki miktara gönderme yapar, equivalent to ise miktarı gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir karşılaştırma başlatır. Eşdeğerlik yalnızca adı verilen özellik için geçerlidir. Bu cümlede söz konusu özellik ağırlıktır; iki şeyin her bakımdan aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Karşılaştırmayı başlatan tam ifadeyle açıklamayı tamamlayın: The tank holds 30,000 liters of water. ____ the amount used by 200 people in one day.
Cevabı göster
That's equivalent to
14 Eiffel Towers: Ölçek için bir simge yapı kullanmak
Eyfel Kulesi, Paris’te bulunan ünlü ve çok büyük bir simge yapıdır. “14 Eiffel Towers”, on dört kuleyi bir arada hayal etmenizi ve bunların toplam ağırlığını ölçek için bir referans olarak kullanmanızı ister. Bu, büyüklüğü anlatan bir karşılaştırmadır; gerçek bir bağlantı değildir. İngilizce bilim ve haber açıklamalarında, çok büyük sayıları gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için tanınmış simge yapılar sık sık bu şekilde kullanılır.
Alıştırma
Cümledeki “the weight of 14 Eiffel Towers” ifadesinin amacı nedir?
- Çok büyük bir ağırlığı gözde canlandırmak için tanıdık bir ölçek sunar.
- Ölçülen nesnenin nerede üretildiğini belirtir.
- Deneyde on dört Eyfel Kulesi'nin tartıldığını söyler.
Cevabı göster
Çok büyük bir ağırlığı gözde canlandırmak için tanıdık bir ölçek sunar.
Most of this caffeine is consumed in coffee and tea,
0:17Bu kafeinin çoğu kahve ve çayda tüketilir,
ingested: yiyerek veya içerek vücuda alma için resmî ifade
Bu cümlede ingested, yutularak vücuda alınan anlamına gelir. Edilgen is ingested yapısı odağı kafeine verir: kafein bazı gazlı içeceklerle birlikte vücuda girer. ingest fiili katı yiyeceklerde, içeceklerde veya ilaçlarda bulunan maddelerin alınmasını kapsayabilir. eat veya drink fiillerinden daha resmîdir ve yalnızca katı yiyecek yemeyi ifade etmez.
Alıştırma
Bir uyarı, ürünün yutulmaması gerektiğini söylüyor. En uygun resmî ifade hangisidir?
- Do not sip this product slowly.
- Do not ingest this product.
- Do not eat this product with dinner.
Cevabı göster
Do not ingest this product.
and even beverages labeled decaf. Kelime
0:25ve hatta kafeinsiz olarak etiketlenen içeceklerde bile alınır.
beverages labeled decaf: decaf olarak etiketlenmiş içecekler
beverages labeled decaf, üzerinde decaf etiketi bulunan içecekler demektir. labeled decaf sözleri kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği oluşturur: beverages that are labeled decaf. beverages sözcüğünden sonraki ifade, içeceklere konulan etiketi açıklar. Decaf, decaffeinated sözcüğünün kısaltmasıdır. Normalde ürünün kafeini gidermek için bir işlemden geçtiğini belirtir; ancak decaf etiketi tek başına içecekte kesinlikle hiç kafein bulunmadığını garanti etmez.
Alıştırma
beverages labeled decaf ifadesi en doğru biçimde neyi anlatır?
- İçecekler decaf olarak etiketlenmiştir, ancak bu ifade tek başına kafeinin sıfır olduğunu garanti etmez.
- İçecekler normal kafeinli içecekler olarak etiketlenmiştir.
- İçeceklerin hiç kafein içermediği garanti edilmektedir.
Cevabı göster
İçecekler decaf olarak etiketlenmiştir, ancak bu ifade tek başına kafeinin sıfır olduğunu garanti etmez.
helps us feel: help + nesne + fiilin yalın hâli
helps us feel yapısında help fiilinden sonra yardımı alan kişiyi gösteren us ve fiilin yalın hâli olan feel gelir: help + nesne + fiilin yalın hâli. Burada kafeinin, feel sonrasında belirtilen durumlara girmemizi kolaylaştırdığı anlatılır. feel sonrasındaki alert ve focused gibi sıfatlar bu durumları tanımlar. Amerikan İngilizcesinde help sonrasında to kullanmadan doğrudan feel gibi yalın bir fiil getirmek çok yaygındır. helps us to feel de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to zorunlu değildir.
Alıştırma
help, us ve feel sözcüklerini birer kez kullanın. Yapıyı tamamlamak için help fiilini geniş zamanda çekimleyin: A short break ____ refreshed.
Cevabı göster
helps us feel
even if we haven't had enough sleep: sonuç yine de geçerlidir
Even if, ana sonucu değiştirmeyen bir koşul bildirir. Burada yeterince uyumamış olmak olumsuz bir olasılıktır, ancak cümle belirtilen etkinin yine de ortaya çıkabileceğini söyler. we haven't had enough sleep yan cümlesi, şimdiye kadarki uyku durumunu anlatmak için present perfect kullanır. Even if tek başına koşulun kesinlikle doğru olduğunu iddia etmez; koşul doğru olsa da olmasa da ana sonucun geçerli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Yarın yağmur yağıp yağmayacağı belirsiz, ancak kapalı alandaki oyun devam edecek. En doğal cümle hangisidir?
- Even though it rains tomorrow, the indoor game will continue.
- Even if it rains tomorrow, the indoor game will continue.
- The indoor game will continue only if it rains tomorrow.
Cevabı göster
Even if it rains tomorrow, the indoor game will continue.
raise our blood pressure: bir sağlık ölçümünü yükseltmek
raise our blood pressure ifadesinde raise, bir düzeyin veya ölçüm değerinin yükselmesine neden olmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Değişime neden olan şey öznedir; yükselen blood pressure ise nesnedir. Burada raise, elle kaldırmak anlamında değildir. Aynı kalıp başka ölçülerle de kullanılabilir: raise the temperature, raise the price veya raise the risk.
Alıştırma
Cümleyi raise veya rise ile tamamlayın: Too much salt may ____ your blood pressure.
Cevabı göster
raise
make us feel anxious: make + nesne + fiilin yalın hâli
Make us feel anxious, make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Us etkilenen kişiyi gösterir ve feel, make fiilinden sonra yalın hâlde kalır. Anxious, feel fiilinden sonra gelen ve ortaya çıkan duyguyu belirten bir sıfattır. Etken cümlede to eklemeyin: make us feel denir, make us to feel denmez.
Alıştırma
Cümleyi feel fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Loud noises can make some people ____ anxious.
Cevabı göster
feel
It's the world's most widely used drug. Kelime
0:40O, dünyanın en yaygın olarak kullanılan uyuşturucusudur.
world's most widely used drug ifadesindeki drug
Burada drug, bilimsel anlamda geniş kullanılır: bedenin veya beynin çalışma biçimini değiştiren bir madde. Kafein, merkezî sinir sistemini etkilediği için bu anlama girer. Bu ifade kafeini yasa dışı bir madde olarak etiketlemez. drug sözcüğünü otomatik olarak yasa dışı uyuşturucu anlamında okumak yerine bilimsel bağlama göre yorumlayın.
Alıştırma
Bu cümlede drug ne anlama geliyor?
- Yalnızca yasa dışı bir madde anlamına gelir.
- Doktor tarafından yazılan bir reçete anlamına gelir.
- Bedeni veya beyni etkileyen herhangi bir madde anlamına gelir.
Cevabı göster
Bedeni veya beyni etkileyen herhangi bir madde anlamına gelir.
So how does it keep us awake?: mekanizma açıklamasına geçiş
So, bu soruyu kafeinle ilgili önceki açıklamalara bağlar. Ardından How does it keep us awake? sorusu bir sonraki konuyu, yani etkinin arkasındaki mekanizmayı duyurur. Bilimsel anlatımlar, geçiş yapmak için sıklıkla So how does...? gibi bir soru kullanır. Bu yapı, belirtilmiş bir sonucu sonraki bölümün yanıtlayacağı soruya dönüştürür ve bilgilerin düzenini takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Bir bilimsel anlatımda “This coating keeps glass from fogging up.” deniyor. Ardından hangi cümle mekanizma açıklamasını en iyi şekilde başlatır?
- So how does the coating stop fog from forming?
- The glass looks clear today.
- How much does the glass cost?
Cevabı göster
So how does the coating stop fog from forming?
Caffeine evolved in plants: nesiller boyunca biyolojik evrim
Burada evolved biyolojik anlamdadır: bitkilerin kafein üretmesini sağlayan özellik, birçok nesil boyunca bitki soylarında ortaya çıkmıştır. Dil bilgisi bakımından özne Caffeine olsa da cümle, bu bitkisel özelliğin kökenini kısa yoldan anlatır. Bu, tek bir bitkinin kendi ömrü içinde değiştiği ya da kafeini bilinçli olarak icat ettiği anlamına gelmez. Bilimsel bağlamlarda evolve, niyeti değil, nesiller boyunca aktarılan kalıtsal değişimi ifade eder.
Alıştırma
Cümledeki evolved sözcüğüne en uygun yorum hangisidir?
- Kafein üretme özelliği, birçok nesil boyunca bitki soylarında ortaya çıktı.
- Bir bitki belirli bir amaç için kafeini icat etmeye karar verdi.
- Her bitki kendi ömrü içinde kafein üretmeyi öğrenir.
Cevabı göster
Kafein üretme özelliği, birçok nesil boyunca bitki soylarında ortaya çıktı.
serves a few purposes: birkaç işlev görmek
it serves a few purposes ifadesinde serve, “bir işlev görmek” veya “belirli bir şekilde yararlı olmak” anlamına gelir. Özne olan it, caffeine sözcüğüne gönderme yapar; purposes ise kafeinin bitkilerdeki işlevleridir. Burada kafeinin bir kişiye hizmet etmesi anlatılmaz. A few, birden fazla anlamına gelir ve olumlu bir ifade taşır: birkaç işlev vardır. X serves a purpose veya X serves two purposes kalıbı, bir özelliğin, kuralın ya da eylemin ne işe yaradığını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi iki işleve uygun serve a purpose biçimiyle tamamlayın: The backup battery ____: it keeps the clock running and saves the settings.
Cevabı göster
serves two purposes
In high doses: yüksek doz koşulunu anlatma
In high doses, bir koşul belirleyen edat öbeğidir: Bir maddenin miktarı yüksek olduğunda ardından belirtilen etkinin geçerli olduğunu anlatır. A dose, bir seferde ya da belirlenmiş bir süre içinde alınan, verilen veya vücuda geçen miktardır. Buradaki çoğul doses, farklı yüksek doz durumlarını genel olarak ifade eder; yalnızca “çok kez” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi yüksek doz koşulunu ifade eden öbekle tamamlayın: This vitamin may be harmful ____.
Cevabı göster
in high doses
as it's found in the leaves and seeds of certain species,
0:51belirli türlerin yapraklarında ve tohumlarında bulunduğu gibi,
be toxic to + etkilenen hedef
It's toxic to insects, maddenin böcekleri zehirleyebileceği veya onlara ciddi zarar verebileceği anlamına gelir. be toxic to + etkilenen hedef kalıbında to, zehirli etkiye maruz kalan canlıyı belirtir. Toxic özellikle zehirleyici etkileri anlatır; bu nedenle genel anlamlı harmful sözcüğünden genellikle daha güçlü ve daha kesindir.
Alıştırma
Cümleyi be toxic to + etkilenen hedef kalıbındaki edatla tamamlayın: Some lilies are toxic ____ cats.
Cevabı göster
to
But when they consume it in lower doses, Kalıp ifadeler
0:57Ancak daha düşük dozlarda tükettiklerinde,
in lower doses: doz miktarını karşılaştırma
Burada in lower doses, “daha küçük miktarlarda tüketildiğinde” anlamına gelir. Lower, fiziksel olarak daha aşağı bir konumu değil, dozun büyüklüğünü anlatır. Bu ifade high doses ile karşıtlık kurar. Miktar değiştiğinde aynı maddenin etkisinin de değişebileceğini gösterir. Lower karşılaştırma biçimidir; bu yüzden daha önce sözü edilen dozlardan daha düşük anlamına gelir, mutlaka mümkün olan en düşük doz demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve in ile başlayan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The medication can still work ____.
Cevabı göster
in lower doses
help them remember and revisit: bir nesne ve yalın hâlde iki fiil
help them remember and revisit flowers yapısında help'ten sonra nesne olan them ve ardından yalın hâldeki iki fiil, remember ile revisit, gelir. Them, help'in nesnesidir ve aynı zamanda iki eylemi yapanları gösterir; flowers her iki fiille de kullanılır. And iki eylemi birbirine bağlar, bu yüzden ikinci fiilden önce help them ifadesini yinelemek gerekmez. Burada eylemler bağlantılı bir sonuç oluşturur: çiçekleri hatırlamak onları yeniden ziyaret etmeyi destekler.
Alıştırma
Hangi cümle help + nesne + birbirine bağlanmış iki yalın fiil yapısını doğru kullanır?
- The guide helps readers understood and applied the main ideas.
- The guide helps readers understanding and apply the main ideas.
- The guide helps readers understand and apply the main ideas.
Cevabı göster
The guide helps readers understand and apply the main ideas.
act as a stimulant: gerçek bir işlevi yerine getirmek
caffeine acts as a stimulant ifadesinde act as + isim öbeği, bir şeyin işlevini gerçekten yerine getirmek anlamına gelir. Cümle, kafeinin vücutta gerçekten uyarıcı etkisi olduğunu söyler; uyarıcıymış gibi davrandığını veya yalnızca ona benzediğini değil. Stimulant, vücudun veya sinir sisteminin etkinliğini artıran bir maddedir. Yeniden kullanılabilen X acts as Y kalıbı, X'in gerçekten Y'nin rolünü veya işlevini üstlendiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede act as, bir şeyin gerçekten bir işlev gördüğünü belirtir?
- A thick curtain hangs beside the sound barrier.
- A thick curtain looks like a sound barrier.
- A thick curtain can act as a sound barrier.
Cevabı göster
A thick curtain can act as a sound barrier.
the central nervous system: yerleşik bir tıbbi terim
The central nervous system, sinir sisteminin beyin ve omurilikten oluşan bölümü için kullanılan yerleşik tıbbi terimdir. Bu cümlede kafeinin bu sistemi uyardığı söylenir. Burada central, anatomik bir sınıflandırmanın parçasıdır. Peripheral ile karşıtlık oluşturur; bu nedenle genel anlamdaki ana veya çok önemli sıfatı olarak anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
The central nervous system terimini hangi ifade doğru açıklar?
- Özellikle önemli olan herhangi bir sinir anlamına gelir.
- Beyin ve omurilikten oluşan sistemdir.
- Vücudun merkezine yakın tüm kasların adıdır.
Cevabı göster
Beyin ve omurilikten oluşan sistemdir.
by blocking: yöntemi anlatan by + -ing
By + fiilin -ing biçimi, bir sonucu elde etmek için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by blocking, “Bizi nasıl uyanık tutuyor?” sorusunu yanıtlar: molekülü engellemek kullanılan yöntemdir. Bir şeyin nasıl yapıldığını açıklarken sonuç veya ana eylem + by + fiil-ing kalıbını kullanabilirsiniz. Bu cümlede by bir yeri veya zamanı belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi by ve reduce fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We lowered costs ____ waste.
Cevabı göster
by reducing
sleep-inducing molecules: -inducing ile kurulan bileşik niteleyici
sleep-inducing molecules ifadesinde sleep-inducing, molecules sözcüğünden önce gelen bileşik bir sıfattır. “Uykuya neden olan veya uykuyu destekleyen” demektir: bu moleküller uykululuğun oluşmasına yardımcı olur. key sözcüğü ise ayrı olarak “çok önemli” anlamına gelir. -inducing kalıbı, “X'e neden olan” düşüncesini anxiety-inducing örneğindeki gibi bir niteleyiciye sıkıştırır. Burada inducing cümlenin ana eylemini anlatmaz; moleküllerin ne yaptığını belirten niteleyicinin bir parçasıdır.
Alıştırma
Hangi seçenek sleep-inducing molecules ifadesini en iyi şekilde açıklar?
- kendilerini uykulu hisseden moleküller
- uykuya neden olan veya uykuyu destekleyen moleküller
- yalnızca uyku sırasında bulunan moleküller
Cevabı göster
uykuya neden olan veya uykuyu destekleyen moleküller
a substance called adenosine: called ile bir adı tanıtmak
a substance called adenosine ifadesinde called adenosine, tür bildiren substance adından sonra gelir ve maddenin adını verir. Buradaki called, that is called yapısının kısaltılmış biçimi olarak düşünülebilir; ayrı bir çağırma eylemini vurgulamaz. Yeniden kullanılabilen kalıp a/an + tür adı + called + isim şeklindedir.
Alıştırma
Sensörün adını tanıtmak için cümleyi called ile tamamlayın: The lab uses a sensor ____ Nova.
Cevabı göster
called
Your body needs a constant supply of energy, Kalıp ifadeler
1:19Vücudunuzun sürekli bir enerji kaynağına ihtiyacı vardır,
a constant supply of energy: sürekli kullanılabilirlik
a constant supply of energy ifadesinde supply, kullanıma hazır tutulan veya sunulan bir miktarı belirtir; of energy ise sağlanan şeyin enerji olduğunu gösterir. Constant, tedarikin kesintisiz sürmesi ya da her zaman mevcut olması demektir; yalnızca sık sık gerçekleşmesi anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen a constant supply of + kaynak kalıbı, bir kaynağın zaman içinde kullanılabilir durumda kalması gerektiğinde kullanılır.
Alıştırma
Temiz suyun sürekli mevcut kalması gerektiğini göstermek için cümleyi a constant supply of ile tamamlayın: The clinic needs ____ clean water.
Cevabı göster
a constant supply of
which it gets by breaking down: gönderme ve yöntem
which ile başlayan yan cümle energy hakkında ek bilgi verir. Bu, açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir: which, energy sözcüğüne gönderme yapar ve gets fiilinin nesnesidir; it ise your body ifadesine gönderme yapar. Virgül, bu cümlenin belirli bir enerji türünü seçmek için değil, ek bilgi vermek için kullanıldığını gösterir. by + -ing yapısı yöntemi belirtir. Burada by breaking down, vücudun enerjiyi bir şeyi parçalayarak elde ettiğini anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: isim, which + özne + fiil + by + -ing.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The sensor needs a steady supply of power, which it gets by converting sunlight. which it gets by converting sunlight ne anlama gelir?
- which, power sözcüğüne gönderme yapar; by converting sunlight sensörün onu nasıl elde ettiğini açıklar.
- which, sunlight sözcüğüne gönderme yapar ve cümle sensörün güneş ışığını parçaladığını söyler.
- which, sensor sözcüğüne gönderme yapar; by converting sunlight sensörün nerede olduğunu belirtir.
Cevabı göster
which, power sözcüğüne gönderme yapar; by converting sunlight sensörün onu nasıl elde ettiğini açıklar.
breaking down: bir maddeyi parçalamak
Break down bir öbek fiildir. breaking down a high-energy molecule ifadesinde geçişli olarak kullanılır ve molekülü daha küçük ya da basit parçalara ayırmak anlamına gelir. İki sözcüğü ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla değil, tek bir ifade olarak okuyun. Breaking, by edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir. a high-energy molecule called ATP nesnesi, neyin parçalandığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi break down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Enzymes ____ food into smaller parts.
Cevabı göster
break down
high-energy molecule called ATP: önce tanım, sonra ad
Burada high-energy, molecule sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Bu bilimsel bağlamda molekülün görece yüksek miktarda kullanılabilir enerji sağlayabildiğini belirtir; bir insanın hareketli olduğunu anlatmaz. Geçmiş zaman sıfat-fiil öbeği called ATP, molecule sözcüğünden sonra gelir ve molekülün adını verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp a/an + adjective + noun + called + name biçimindedir: önce şeyi tanımlayın, sonra adını söyleyin.
Alıştırma
high-energy neyi niteler ve called ATP ne işe yarar?
- high-energy, ATP adını niteler; called ise onun enerjisini açıklar.
- high-energy, molecule sözcüğünü niteler; called ATP ise onun adını verir.
- high-energy, ATP'nin hareketli bir insan olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
high-energy, molecule sözcüğünü niteler; called ATP ise onun adını verir.
In the process: önceki eyleme bağlanma
In the process, daha önce sözü edilen bir eyleme veya sürece gönderme yapar. Burada the process, ATP'nin parçalanmasıdır; dolayısıyla ifade “bu gerçekleşirken” anlamına gelir ve ayrı bir süreç başlatmaz. Sonraki cümlenin başında kullanıldığında yeni bilgiyi önceki eyleme bağlar ve o eylem sırasında meydana gelen bir değişiklik, sonuç veya eşlik eden olayın geleceğini bildirir.
Alıştırma
En uygun bağlayıcıyı seçin: Lena repaired old bicycles every weekend. ____, she learned how each part worked.
- For example
- In the process
- On the contrary
Cevabı göster
In the process
liberates adenosine: bilimsel dilde “serbest bırakmak”
it liberates adenosine ifadesinde liberates, “serbest bırakır” anlamına gelir: süreç, adenozinin bir kimyasal yapıdan veya bağlı durumdan ayrılmasını sağlar. Kalıp liberate + madde şeklindedir. Bu, liberate fiilinin teknik anlamıdır; bir kişiyi veya ülkeyi özgürleştirme şeklindeki yaygın anlam değildir. Bilimsel bir ad olan adenosine, burada bir maddenin serbest kalmasının anlatıldığını gösterir.
Alıştırma
“The reaction liberates oxygen from the compound.” bilimsel cümlesinde liberates ne anlama gelir?
- Tepkime, bileşikten oksijen açığa çıkarır.
- Tepkime, oksijene siyasi özgürlük verir.
- Tepkime, oksijeni bileşiğin içinde depolar.
Cevabı göster
Tepkime, bileşikten oksijen açığa çıkarır.
ATP's chemical backbone: molekülün ana yapısal çerçevesi
ATP's chemical backbone ifadesinde backbone, molekülün ana yapısal çerçevesi anlamına gelir. Vücuttaki omurgayı belirten backbone sözcüğünün bilimsel bir uzantısıdır: diğer parçalar bu merkezî yapıya bağlanır veya onun çevresinde düzenlenir. ATP's bir iyelik biçimidir ve “ATP'nin” anlamına gelir. Tam cümlede bu ifade, adenosine maddesinin ATP içindeki yapısal rolünü açıklar; gerçek bir omurgadan söz etmez.
Alıştırma
“the molecule's chemical backbone” ifadesinde backbone ne anlama gelir?
- molekülün içinde kemikten oluşan bir omurga
- molekülün ana yapısal çerçevesi
- molekülün dışındaki önemsiz bir etiket
Cevabı göster
molekülün ana yapısal çerçevesi
perfectly tailored to this molecule. Kalıp ifadeler
1:34bu moleküle mükemmel bir şekilde uyarlanmış.
perfectly tailored to this molecule: hassas bir uyum
Bu cümlede tailored to, bir şeye özel olarak uygun veya uyumlu olmak anlamındadır. Reseptörlerin bu moleküle, yani adenozine uyan özellikleri vardır. Perfectly bu anlamı güçlendirir: eşleşme çok yakındır. Tailor fiili aslında giysileri bedene uygun hâle getirmeyi anlatır, ancak burada mecaz olarak kullanılır. tailored to + hedef kalıbı, bir kişi, ihtiyaç, düzey ya da amaç için tasarlanmış veya uyarlanmış bir şeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi tailored to ile tamamlayın: The safety guide is ____ first-time users.
Cevabı göster
tailored to
adenosine docks to these receptors: moleküler kenetlenme benzetmesi
Burada docks bilimsel bir benzetmedir. Adenozin, bu reseptörlerdeki uyumlu bir bağlanma bölgesine yerleşip onlarla etkileşime giriyormuş gibi anlatılır; tıpkı bir nesnenin doğru kenetlenme noktasına oturması gibi. Adenosine özne, docks fiil, to these receptors ise hedefi belirtir. Cümle gerçek bir limanı ya da taşıtı değil, moleküler bir etkileşimi anlatır.
Alıştırma
The molecule docks to a receptor cümlesinde docks to ne anlama gelir?
- Uyumlu bir bölgeye yerleşir ve reseptörle etkileşime girer.
- Reseptörün yanında bir platform inşa eder.
- Reseptörü bir limana taşır.
Cevabı göster
Uyumlu bir bölgeye yerleşir ve reseptörle etkileşime girer.
activates a cascade of biochemical reactions: bağlantılı bir biyokimyasal tepkime zincirini başlatmak
activates a cascade of biochemical reactions ifadesinde activate bir süreci başlatmak, cascade ise bir tepkimenin sonraki tepkimeyi tetiklemeye yardımcı olduğu zincir anlamına gelir. Yalnızca çok sayıda tepkimenin gerçekleştiğini ifade etmez. activate a cascade of + çoğul isim kalıbı, bir olayın bağlantılı bir süreci harekete geçirdiğini anlatır. Buradaki bağlantılı olaylar biyokimyasal tepkimelerdir.
Alıştırma
a cascade of biochemical reactions neyi anlatır?
- Bir tepkime başka bir tepkimeye neden olmadan tek başına sürer.
- Bir tepkime, bağlantılı bir zincirde başka bir tepkimeyi tetikler.
- Birbiriyle ilgisiz birkaç tepkime aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster
Bir tepkime, bağlantılı bir zincirde başka bir tepkimeyi tetikler.
that cause neurons to fire more sluggishly Dilbilgisi
1:43nöronların daha yavaş ateşlenmesine neden olan
cause neurons to fire more sluggishly: cause + nesne + to-infinitive
cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin bir eylemin veya sonucun gerçekleşmesine yol açtığını anlatır. cause neurons to fire ifadesinde neurons nesnedir ve to fire ortaya çıkan eylemi belirtir. Nörobilimde fire, bir nöronun elektriksel sinyal üretmesi anlamına gelir; yanmak veya ateş etmek anlamına gelmez. More sluggishly, fire fiilini niteler ve bu sinyal etkinliğinin öncekinden daha yavaş gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
cause sonrasında freeze fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The cold weather caused the pipes ____.
Cevabı göster
to freeze
slow the release of ...: fiil olarak slow
Burada slow, “bir şeyin daha yavaş gerçekleşmesini sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Doğrudan nesnesi süreç bildiren the release adıdır; of important brain-signaling molecules ise neyin salındığını açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp slow + süreç adı + of + şey biçimindedir. Örneğin slow the spread of a fire veya slow the growth of a plant denebilir. Bu yapı hızın azalmasını anlatır; sürecin tamamen durması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi slow + süreç adı release + of yapısıyla tamamlayın: The new valve will ____ water from the tank.
Cevabı göster
slow the release of
In other words: yeniden ifade etme işareti
In other words, yeniden ifade etmeyi gösteren bir söylem belirtecidir. Ardından gelen kısmın aynı ana düşünceyi daha basit, açık veya doğrudan bir dille vereceğini bildirir. Burada karmaşık bir açıklama, pratik sonuç olan you get sleepy ifadesine indirgenir. Okurken veya dinlerken bu belirteçten sonrasını genellikle ayrı bir kanıt olarak değil, önceki kısmın açıklaması ya da özeti olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bu cümlede In other words neyi gösterir: The machine is out of power. In other words, it needs to be charged?
- Ana düşünceyi yalnızca açıklayan bir örnek
- Ana düşünceyle ilgisi olmayan yeni bir bilgi
- Aynı ana düşüncenin daha açık biçimde yeniden ifade edilmesi
Cevabı göster
Aynı ana düşüncenin daha açık biçimde yeniden ifade edilmesi
Bir ad veya sınıf tanıtmak için is what's called
X is what's called Y bildirme cümlesinde what's, what is ifadesinin kısaltmasıdır ve yapının tamamı Y adını, sınıfını veya teknik terimini tanıtır. Burada kafein adenosine receptor antagonist olarak sınıflandırılır; bir soru sorulmaz. Bu yapı, bilinmeyen bir terimden önce kısa bir giriş sağlar. Bu yüzden daha kısa olan X is Y yapısına göre daha konuşma diline yakın ve açıklayıcı duyulur.
Alıştırma
Dersi anlatan üç sözcüklük yapıyı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: In economics, a general rise in prices ____ inflation.
Cevabı göster
is what's called
Farmakolojide adenosine receptor antagonist
Adenosine receptor antagonist, farmakolojiye ait bir isim öbeğidir. Temel sözcük antagonist iken adenosine receptor ne üzerinde etkili olduğunu belirtir. Bu bilimsel bağlamda antagonist, bir reseptöre bağlanarak agonistin reseptörü etkinleştirmesini engelleyen veya azaltan bir maddedir. Dolayısıyla tüm ifade, adenozin reseptörleri üzerinden gerçekleşen sinyalleşmeyi engelleyen ya da azaltan bir maddeyi anlatır; antagonist burada kurgusal bir kötü karakter anlamına gelmez.
Alıştırma
Farmakolojide bir adenosine receptor antagonist ne yapar?
- Adenozin reseptörlerinin etkinleşmesini engeller veya azaltır.
- Hemen yeni adenozin reseptörleri oluşturur.
- Adenozin hakkındaki bir hikâyede kötü karakteri oynar.
Cevabı göster
Adenozin reseptörlerinin etkinleşmesini engeller veya azaltır.
That means: açıklama veya sonuç bildirmek
That means ifadesindeki that, önceki cümleye ya da terime bir bütün olarak gönderme yapar; yeni bir somut nesneyi göstermez. Means, ardından gelen sözlerin bu bilginin pratik anlamını veya sonucunu açıklayacağını bildirir. Burada ifade, önceki adenosine receptor antagonist açıklamasına gönderme yapar ve bu soyut etiketi daha açık bir sonuca bağlar. Bu bağlantı ifadesini duyduğunuzda, sırada “bundan ne sonuç çıkar?” sorusunun yanıtını bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Pratik bir sonucu en iyi biçimde tanıtan bağlantı ifadesini seçin: The last bus leaves in five minutes. ... we need to go now.
- That means
- For example
- In other words
Cevabı göster
That means
it derails this process: normal akışı bozmak
Derail sözcüğü gerçek anlamıyla bir treni raydan çıkarmak demektir. Buradaki derails ise mecazidir: kafein, normalde olağan akışını izleyecek bir sürece müdahale eder. Bu görüntü belirgin bir aksama veya yön değişikliği anlatır, bir demiryolu kazasını değil; ayrıca tek başına sürecin sonsuza kadar tamamen durduğunu söylemez. Zamirler cümleyi önceki açıklamaya bağlar: it kafeine, this process ise adenozinin sinirsel etkinliği yavaşlatmasına gönderme yapar. Daha genel olarak derail a plan, discussion, or process, bir şeyin planlandığı gibi ilerlemesini engellemek demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede derail doğal biçimde mecazi anlamıyla kullanılmıştır?
- A sudden argument put the meeting on railway tracks.
- A sudden argument made the meeting travel by train.
- A sudden argument derailed the meeting.
Cevabı göster
A sudden argument derailed the meeting.
slow your neurons down: slow down fiilini ayırmak
slowing your neurons down ifadesinde slow ve down, “nöronların çalışma veya sinyal gönderme hızını azaltmak” anlamındaki slow down öbek fiilini oluşturur. your neurons isim öbeği iki parçanın arasına girse de down, slow ile birlikte tek bir anlam taşımaya devam eder. Nesne bir isimse hem slow your neurons down hem de slow down your neurons kullanılabilir. Nesne bir zamirse araya konur: slow them down doğrudur; slow down them kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi slow down ifadesinin iki parçasıyla tamamlayın: The new safety check may ____ the approval process ____.
Cevabı göster
slow · down
Caffeine and adenosine have a similar molecular structure, Kelime
2:05Kafein ve adenozin benzer bir moleküler yapıya sahiptir,
a similar molecular structure: benzer, fakat özdeş değil
a similar molecular structure ifadesi, kafein ve adenozinin atomlarının bağlanma ve dizilme biçimindeki önemli özellikler bakımından birbirine benzediğini anlatır. Burada structure, bir binanın yapısını değil, bir molekülün yapısını ifade eder. Similar, benzer demektir; özdeş demek değildir. Bu ifade iki molekülü karşılaştırır ancak her ayrıntılarının aynı olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Burada a similar molecular structure ne anlama geliyor?
- İkisi tamamen aynı moleküldür.
- Bu ifade iki binanın tasarımını anlatır.
- Moleküler yapıları önemli yönlerden benzerdir ancak mutlaka özdeş değildir.
Cevabı göster
Moleküler yapıları önemli yönlerden benzerdir ancak mutlaka özdeş değildir.
close enough that: sonuca yol açan yeterli derece
Burada close enough that, “ardından gelen sonucun gerçekleşmesine yetecek kadar benzer” demektir. Close, iki moleküler şeklin uzayda birbirine ne kadar yakın olduğunu değil, ne kadar benzediğini anlatır. adjective + enough + that + clause yapısı, yeterli bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada that ile başlayan yan cümle gereklidir: caffeine can wedge into the adenosine receptors, kendi öznesi ve fiili bulunan tam sonuç cümlesidir.
Alıştırma
Cümleyi close enough that ile tamamlayın: The two designs are ____ most people cannot spot the difference.
Cevabı göster
close enough that
wedge into the adenosine receptors: dar bir alana sıkıca oturmak
Wedge burada bir fiildir. Wedge into, özellikle dar bir alana sıkışarak girmek veya tam oturmak anlamına gelir. Burada wedge, nesneleri ayırmak ya da ayrı tutmak için kullanılan üçgen biçimli “kama” adlı değildir. Cümle, moleküler bir süreci fiziksel bir görüntüyle anlatır: kafein yalnızca adenozin reseptörlerine doğru hareket eden değil, onların içine sıkıca oturan bir şey gibi gösterilir.
Alıştırma
Bu cümlede wedge into the receptors ne anlama geliyor?
- Reseptörlerin dışında yavaşça hareket etmek
- Reseptörleri kama biçimli nesnelere dönüştürmek
- Reseptörlerin içine sıkışarak girmek veya sıkıca oturmak
Cevabı göster
Reseptörlerin içine sıkışarak girmek veya sıkıca oturmak
not close enough to activate: yetersiz bir koşul
not + sıfat + enough + to + fiil kalıbı, gerekli bir koşulun gereken düzeye ulaşmadığını ve bu nedenle eylemin gerçekleşemediğini anlatır. Burada not close enough to activate, yakınlık veya benzerlik derecesinin etkinleştirme için yetersiz olduğu anlamına gelir. Them, daha önce sözü edilen adenosine receptors, yani adenozin reseptörlerini belirtir. not sözcüğü korunmalıdır; bu sözcük çıkarılırsa close enough to activate, etkinleştirmenin mümkün olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
strong ve reach sözcüklerini kullanarak cümleyi not + sıfat + enough + to + fiil kalıbıyla tamamlayın: The signal is ____ the basement.
Cevabı göster
not strong enough to reach
To summarize: temel sonucu belirtmek
To summarize, dinleyiciye sıradaki ifadenin önceki açıklamadaki ana fikirleri kısaltarak sunacağını bildirir. Bir söylem belirteci olarak bilgiyi ayrıntılardan temel sonuca doğru düzenler. Bu cümlede konuşmacı mekanizmayı kısa bir zincire indirger: adenozin nöronları engeller, kafein bu engelleyiciyi durdurur ve sonuçta uyarılma oluşur. Bu ifade bir özeti belirtir; mekanizmada yeni bir adımı değil.
Alıştırma
To summarize bu İngilizce cümlede neyi belirtir? "To summarize, our new schedule saves time and reduces confusion."
- Konuşmacı bir ayrıntılı örnek daha ekliyor.
- Konuşmacı önceki bilgilerin temel sonucunu veriyor.
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı önceki bilgilerin temel sonucunu veriyor.
caffeine inhibits the inhibitor: baskılayanı baskılamak
caffeine inhibits the inhibitor ifadesinde caffeine ikinci inhibe etme eylemini gerçekleştiren şeydir. the inhibitor, önce nöronlarını inhibe eden adenosini ifade eder. Aynı kelime ailesinin tekrarlanması, iki aşamalı ilişkiyi kısa ve akılda kalıcı biçimde özetler. Eylemleri sırayla düşün: adenosin nöronları inhibe eder, kafein de adenosini inhibe eder; böylece nöronların üzerindeki inhibisyon azalır.
Alıştırma
Bu cümlede the inhibitor neyi ifade ediyor?
- your neurons
- adenosine
- caffeine
Cevabı göster
adenosine
Caffeine can also boost positive feelings. Kalıp ifadeler
2:24Kafein aynı zamanda olumlu hisleri de artırabilir.
can also boost positive feelings: olumlu duyguları da artırabilir
Burada boost, soyut bir duyguyu daha güçlü veya daha yoğun hâle getirmek demektir. Positive feelings mutluluk ya da özgüven gibi hoş duyguları ifade eder; cümlede kafeinin bunları artırabileceği söylenir, duyguları fiziksel olarak yukarı kaldırabileceği değil. Can also ifadeye iki sınır ekler: can olasılık veya yetenek gösterir, garanti vermez; also ise bunun önceki etkilere ek bir etki olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede boost positive feelings ne anlama geliyor?
- duyguları ortadan kaldırmak
- duyguları daha güçlü hâle getirmek
- duyguları fiziksel olarak yukarı taşımak
Cevabı göster
duyguları daha güçlü hâle getirmek
to receptors for another molecule called dopamine.
2:30dopamin adı verilen başka bir molekülün reseptörlerine.
be linked to: bir bağlantı veya ilişkiyi anlatmak
Be linked to + isim, bir şeye bağlı veya onunla ilişkili olmak anlamına gelir. Burada adenozin reseptörleri ile dopamin reseptörleri arasında bir bağlantı olduğunu belirtir. Bu bilimsel bağlamda bağlantı fiziksel veya işlevsel olabilir; gerçek anlamda bir zincir olmak zorunda değildir. Daha genel olarak araştırmacılar, gözlemlenen bir ilişkiyi belirtmek için be linked to kullanır. Bu ifade tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Şu iddiayı değerlendirin: "The study found that poor sleep is linked to stress" cümlesi, yetersiz uykunun strese neden olduğunu kanıtlar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
One of dopamine's roles ... is to: birçok işlevden biri
One of X's roles is to + fiilin yalın hâli, daha geniş bir işlev kümesindeki tek bir işlevi tanıtır. Cümlede haz duygularını artırmak, dopaminin beyindeki rollerinden biri olarak sunulur; tek rolü olduğu söylenmez. Bu yapıda one of sonrasında roles çoğuldur, ancak asıl özne One olduğu için fiil tekil biçim olan is olur. to promote mastarı bu rolün ne yaptığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi One of X's roles is to kalıbıyla tamamlayın: The library has several roles. ____ provide free access to information.
Cevabı göster
One of the library's roles is to
When adenosine docks in one of these paired receptors,
2:38Adenozin bu eşleştirilmiş reseptörlerden birine kenetlendiğinde,
make it harder for dopamine to fit: biçimsel nesne kalıbı
make it harder for dopamine to fit ifadesinde it biçimsel bir nesnedir; belirli bir şeyi göstermez. Asıl zorlaşan, for dopamine to fit bölümünde ifade edilen eylemdir. Kullanılabilir kalıp make it + sıfat + for + isim veya zamir + to ile mastar şeklindedir. Buradaki harder karşılaştırma derecesindedir; yani eylem öncesine veya başka koşullara göre daha zor hâle gelir.
Alıştırma
Cümleyi make it harder for ... to ... kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The loud music ____ Nora to hear the announcement.
Cevabı göster
made it harder for
mood-lifting work: kısa çizgili birleşik sıfat
mood-lifting, mood ile fiilin -ing biçimi olan lifting sözcüklerinden oluşan, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Ruh hâlini yükseltebilen veya iyileştirebilen anlamına gelir ve birleşik ifadenin tamamı work sözcüğünü niteler. Bu cümlede work bir işi veya mesleği değil, gerçekleşen bir işlevi ya da etkiyi anlatır. Bu nedenle mood-lifting work, ruh hâlini iyileştirme işlevi anlamına gelir.
Alıştırma
İnsanların ruh hâlini iyileştiren bir şarkıyı hangi ifade doğal biçimde anlatır?
- a mood-lifting song
- a mood-lifted song
- a lifting-mood song
Cevabı göster
a mood-lifting song
But when caffeine takes adenosine's place, Kalıp ifadeler
2:48Ancak kafein adenozinin yerini aldığında,
take adenosine's place: onun yerini veya işlevini almak
Burada caffeine takes adenosine's place, kafeinin normalde adenozinin bulunacağı konumu doldurduğu veya onun işlevini üstlendiği anlamına gelir. take + iyelik biçimi + place yapısı, o kişi ya da şeyin konumunu veya rolünü üstlenmek demektir. İyelik bölümü bir kişiyi ya da şeyi belirtebilir: take Mia's place, take her place veya take the old system's place. Bu ifade adenozini bir yere götürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi take ... place ve her kullanarak tamamlayın: Mia is sick, so Leo will ____ in the school play.
Cevabı göster
take her place
doesn't have the same effect: farklı bir sonuç doğurmak
Bu cümlede it doesn't have the same effect, kafeinin aynı yeri doldurmasına rağmen adenozinden farklı bir sonuç doğurduğu anlamına gelir. have the same effect kalıbı, iki şeyin doğurduğu sonuçları karşılaştırır. Olumsuz biçim hiçbir etkisi olmadığı anlamına gelmez; yalnızca etkinin aynı olmadığını söyler. effect burada sonuç veya tesir anlamında bir isimdir, görsel özel efekt anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi have the same effect ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The first treatment helped, but the second one didn't ____.
Cevabı göster
have the same effect
can slide in: uygun bir boşluğa rahatça girmek
Bu cümlede can slide in, “uygun boş bir alana rahatça girebilmek” anlamına gelir. Konuşmacı, dopaminin bir reseptöre girişini, bir nesnenin kendisine uyan bir açıklığa kayarak girmesi gibi canlandırır. Can, bunun mümkün olduğunu ifade eder; in ise bağlamdan zaten anlaşılan hedefi gösterir. Hedef açıkça söylenirse slide into the slot örneğindeki gibi slide into + isim kullanılır.
Alıştırma
Bir tepsi boş bir yuvayla hizalanmıştır. Hangi cümle tepsinin uygun alana rahatça girebildiğini belirtir?
- The tray can slide in.
- The tray can stay outside.
- The tray can get stuck in the slot.
Cevabı göster
The tray can slide in.
There's evidence that caffeine's effects Anlatım akışı
2:56Kafeinin etkilerinin olduğuna dair kanıtlar var
There's evidence that: kanıtla desteklenen bir iddiayı sunmak
There's evidence that, önce destekleyici kanıt bulunduğunu belirterek bir iddiayı sunar. İddianın kendisi that ile başlayan yan cümlede yer alır: burada iddia, kafeinin etkilerinin uzun vadeli faydaları olabileceğidir. Bu kalıp, desteğin varlığını açıkça gösterir ve iddiayı tartışılmaz bir gerçek olarak söylemekten daha temkinlidir. Araştırmaların veya gözlemlerin iddiayı desteklediği anlamına gelir; kanıtın fiziksel olarak konuşmacının önünde olduğu ya da iddianın şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: "There's evidence that this method works", yöntemin işe yaradığının şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlandığı anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
have long-term benefits: uzun vadeli olumlu etkiler sağlamak
have long-term benefits ifadesi, “uzun süre devam eden veya daha sonra belirginleşen olumlu etkiler sağlamak” demektir. Buradaki can have, iddiayı temkinli kılar: etkiler mümkündür, kesin değildir. Bu eşdizimde doğal fiil have'dir. Long-term, benefits isminden önce gelen birleşik bir sıfat olduğu için normalde kısa çizgiyle yazılır.
Alıştırma
Düzenli egzersizin zaman içinde kalp sağlığına yarar sağlayabileceğini en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?
- Regular exercise can have long-term benefits for heart health.
- Regular exercise can make long-term benefits for heart health.
- Regular exercise can do long-term benefits for heart health.
Cevabı göster
Regular exercise can have long-term benefits for heart health.
reducing the risk of: bir şeyi daha az olası hâle getirmek
Reducing the risk of, zararlı bir olayın veya durumun gerçekleşme olasılığını düşürmek demektir. Bu olasılığı tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Kalıp reduce the risk of + isim veya -ing biçimidir: risk of disease, risk of falling. Bu cümlede reducing, hemen önce belirtilen etkilerin bir sonucunu veya yararını ekleyen -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyi daha az olası hâle getirmek” anlamındaki hedef -ing ifadesiyle tamamlayın: The new safety checks are helping by ____ equipment failure.
Cevabı göster
reducing the risk of
Kısaltılmış hastalık adları olarak Parkinson's ve Alzheimer's
Parkinson's ve Alzheimer's, Parkinson's disease ve Alzheimer's disease adlarının yaygın kısaltılmış biçimleridir. İkisi de nörodejeneratif hastalık adıdır ve tıbbi anlam açık olduğunda İngilizcede disease sıkça atılır. Bu adlar insanların soyadlarından gelir; kesme işareti ve s bunun sonucudur. Ancak bu cümlede her tam biçim bir hastalığın adıdır; birinin bir şeye sahip olduğunu gösteren sıradan bir iyelik yapısı değildir.
Alıştırma
Bir sağlık yazısında disease atıldığında Parkinson's ve Alzheimer's ne anlama gelir?
- Bunlar disease sözcüğünün atıldığı hastalık adlarıdır.
- İki kişinin bir şeye sahip olduğunu gösterirler.
- Bunlar ilaç adlarıdır.
Cevabı göster
Bunlar disease sözcüğünün atıldığı hastalık adlarıdır.
also ramp up: başka bir etki ekleyip düzeyi artırmak
Ramp up, bir şeyin miktarını, düzeyini, hızını veya gücünü artırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada ramp up the body's ability, bu kapasiteyi güçlendirmek demektir; ramp eğimli bir yüzey anlamına gelmez. Also, bu etkinin daha önce belirtilen bir etkiye eklenen başka bir etki olduğunu gösterir. Temel yapı ramp up + isim şeklindedir. Fiil ayrılabilir; bu nedenle ramp production up mümkündür. Ancak nesne zamir olduğunda ramp it up denir, ramp up it denmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve başka bir etki ekleyerek “artırmak” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The new machines reduce waste. They can ____ production.
Cevabı göster
also ramp up
the body's ability to burn fat: ability to + fiilin yalın hâli
the body's ability to burn fat ifadesi, iyelik hâlindeki isim + ability to + fiilin yalın hâli yapısını izler. İyelik, yeteneğin kime ya da neye ait olduğunu; to'lu mastar ise bu yeteneğin kapsadığı eylemi belirtir. Burada burn fat, yağı ateşe vermek değil, depolanmış yağı metabolizma yoluyla enerji için kullanmak demektir. Bu yapı bir kişinin, bedenin, makinenin veya kuruluşun ne yapabildiğini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle iyelik hâlindeki isim + ability to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?
- Regular exercise can improve the body ability for using oxygen.
- Regular exercise can improve the body's able to use oxygen.
- Regular exercise can improve the body's ability to use oxygen.
Cevabı göster
Regular exercise can improve the body's ability to use oxygen.
that caffeine gives athletes an unfair advantage Kalıp ifadeler
3:17kafeinin sporculara haksız bir avantaj sağladığını
and have placed limits on its consumption. Kalıp ifadeler
3:20ve tüketimine sınırlamalar getirdiler.
give athletes an unfair advantage: birine haksız avantaj sağlamak
caffeine gives athletes an unfair advantage ifadesinde give, give + kişi + şey biçimindeki çift nesneli yapıda kullanılır. Athletes avantajı alan kişileri, caffeine ise bu avantajın nedeni olarak sunulan şeyi belirtir. An unfair advantage, genellikle eşit olmayan erişim, özel muamele veya kurallarla sınırlandırılmış bir şey nedeniyle rekabeti daha az adil hâle getiren üstünlüktür. Sıradan bir faydadan daha fazlasını ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle gizli bilginin bir yarışmayı adaletsiz hâle getirdiğini doğal biçimde ifade eder?
- Secret information made one contestant an advantage.
- Secret information gave an unfair advantage to win.
- Secret information gave one contestant an unfair advantage.
Cevabı göster
Secret information gave one contestant an unfair advantage.
have placed limits on its ...: place limits on + isim
Place limits on something, bir şeye kısıtlamalar getirmek anlamına gelir. Burada place, “yer” değil, “belirlemek” veya “koymak” anlamındaki bir fiildir; on ise kontrol edilen etkinliği ya da şeyi tanıtır. Bu cümlede have placed present perfect yapıdadır ve kuruluşların sınırları zaten uygulamaya koyduğunu gösterir. Its, caffeine sözcüğüne gönderme yapar; bu nedenle its consumption, kafein tüketimi demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı place limits on + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi place limits on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: To save water during the drought, the city has ____ outdoor water use.
Cevabı göster
placed limits on
a certain blood caffeine concentration to compete. Kelime
3:29yarışmak için belirli bir kan kafein konsantrasyonunun.
From 1972 until 2004: zaman aralığı için from ... until ...
From + başlangıç zamanı + until + bitiş zamanı, bir durumun, kuralın veya etkinliğin sürdüğü zaman aralığını belirtir. Burada kural 1972'de başlamış ve 2004'teki bitiş noktasına kadar yürürlükte kalmıştır. Until, birbirinden ayrı iki olaya değil, bir bitiş noktasına kadar devam etmeye odaklanır. Yalnızca yıllar verildiğinde ifade, kesin bitiş tarihini veya son yılın tamamının dâhil olup olmadığını göstermez.
Alıştırma
Cümleyi from ... until ile tamamlayın: The clinic will be closed ____ Monday ____ Thursday morning.
Cevabı göster
from · until
had to stay below: geçmişteki bir üst sınır zorunluluğu
Had to burada geçmişte geçerli bir kuralı ya da zorunluluğu anlatır. Stay below + üst sınır, ölçülen bir değeri ilgili süre boyunca o sınırın altında tutmak demektir. Bu nedenle sporcular yarışmak istiyorsa kanlarındaki kafein konsantrasyonu izin verilen düzeye ulaşamaz veya onu aşamazdı. Burada below fiziksel bir konumu değil, sayısal bir ilişkiyi anlatır. had to stay below + eşik kalıbı hız, sıcaklık, maliyet, konsantrasyon ve başka ölçümlerin üst sınırları için kullanılabilir.
Alıştırma
Geçmişteki bir kuralın sürücülerin alkol düzeyini yasal üst sınırın altında tutmasını gerektirdiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Under the old rule, drivers had to stay above the maximum legal alcohol limit.
- Under the old rule, drivers had to stayed below the legal alcohol limit.
- Under the old rule, drivers had to stay below the legal alcohol limit.
Cevabı göster
Under the old rule, drivers had to stay below the legal alcohol limit.
a certain blood caffeine concentration: değeri belirtilmemiş belirli bir kan kafein konsantrasyonu
Öbeğin ana adı concentration'dır; bu sözcük test ve tıp bağlamlarında belirli miktardaki sıvı veya başka bir malzeme içinde bulunan bir maddenin miktarını ifade eder. Bu nedenle blood caffeine concentration, kanda ölçülen kafein düzeyi demektir. A certain burada cümlede değeri verilmeyen ama bağlam açısından ilgili olan belirli bir düzeyi anlatır. Burada kesinlikle doğru anlamına gelmez. İfade bütünüyle, sınır olarak kullanılan belirli bir kafein düzeyini belirtir.
Alıştırma
Örnekteki a certain blood caffeine concentration ifadesinin anlamına en uygun seçenek hangisidir?
- kafeinin kanda kesinlikle bulunduğunun kanıtı
- kanda ölçülen belirli bir kafein düzeyi
- kafeinin vücutta toplandığı bir yer
Cevabı göster
kanda ölçülen belirli bir kafein düzeyi
not all of caffeine's effects are so helpful. Dilbilgisi
3:34kafeinin tüm etkileri bu kadar yararlı değildir.
not all of caffeine's effects are so helpful: kısmi olumsuzluk
not all of caffeine's effects are so helpful ifadesinde not, all sözcüğünü olumsuzlar. Bu nedenle cümle, kafeinin bazı etkilerinin o kadar yararlı olmadığını anlatır. Diğer etkilerin yararlı olabileceği ihtimalini açık bırakır. Bu, kısmi olumsuzluktur: not all, none anlamına gelmez. Benzer cümlelerde not all + çoğul grup + betimleme yapısını, betimlemenin grubun her üyesi için geçerli olmadığı şeklinde anlayın.
Alıştırma
Bazı sonuçların doğru olabileceğini, ancak bütün sonuçların doğru olmadığını belirten cümle hangisidir?
- Not all of the results were accurate.
- All of the results were inaccurate.
- None of the results were accurate.
Cevabı göster
Not all of the results were accurate.
It might make you feel better and more alert, Anlatım akışı
3:37Sizi daha iyi ve daha uyanık hissettirebilir,
but it can also raise your heart rate and blood pressure,
3:40ama aynı zamanda kalp atış hızınızı ve kan basıncınızı yükseltebilir,
might ... but it can also ...: yararları ve riskleri dengelemek
İlk yan cümle, olası bir yararı sunmak için might kullanır: daha iyi ve daha uyanık hissetmek. Ardından but mesajın yönünü değiştirir ve can also başka bir olası etkiyi sunar: kalp atış hızını ve kan basıncını artırmak. Bu kalıp dengeli bir değerlendirme sunar. Önce bir yönü kabul eder, sonra genel tabloyu değiştiren karşıt bir yön ekler. Bu nedenle but sonrasındaki bilgi önemlidir.
Alıştırma
Cümleyi might ... but it can also ... kalıbını oluşturan dört sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The medicine might reduce pain, ____ cause drowsiness.
Cevabı göster
but it can also
and contribute to insomnia and anxiety. Kalıp ifadeler
3:46ve uykusuzluk ve anksiyeteye katkıda bulunabilir.
contribute to insomnia and anxiety: birden fazla etkenden biri
contribute to + isim veya -ing biçiminde, contribute bir sonucun oluşmasına yardım etmek ya da o sonuca yol açan etkenlerden biri olmak anlamına gelir. Burada, söz konusu etkenin uykusuzluk ve kaygıda rol oynayabileceği anlatılır. Bu ifade genellikle söz konusu şeyi birden fazla etkenden biri olarak sunar. to bir edattır; bu nedenle ardından bu cümledeki gibi bir isim veya contribute to feeling anxious örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi, bir sonucun oluşmasına yardım eden etkenlerden biri olmak anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın. Poor ventilation can ____ headaches.
Cevabı göster
contribute to
the foods and beverages caffeine is found in Dilbilgisi
3:50kafeinin bulunduğu yiyecek ve içeceklerin
caffeine is found in: that'in düşürüldüğü bir ilgi cümleciği
caffeine is found in sözleri foods and beverages ifadesinden sonra gelir ve bu isimleri niteler. Açık biçimi the foods and beverages that caffeine is found in şeklindedir. İlgi cümleciğinde that, sondaki in edatının nesnesidir ve bu nedenle düşürülebilir. the foods and beverages caffeine is found in ifadesinin tamamı ana cümlenin öznesidir; have ise ana fiildir. Caffeine yalnızca iç içe geçmiş ilgi cümleciğinin öznesidir, tüm cümlenin öznesi değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede aynı yapı kullanılmıştır: Bir isimden sonra that'in düşürüldüğü edilgen bir niteleme cümleciği gelir ve edat sonda kalır?
- The paintings are displayed in the rooms upstairs.
- The rooms the paintings are displayed in are upstairs.
- The rooms display the paintings upstairs.
Cevabı göster
The rooms the paintings are displayed in are upstairs.
have to be taken into account: hesaba katılması gerekmesi
Take something into account, düşünürken, değerlendirirken veya karar verirken bir şeyi ilgili faktörlerden biri olarak hesaba katmak demektir. Edilgen have to be taken into account biçimi, bu etkilerin dikkate alınması gerektiğini ve kolayca göz ardı edilemeyeceğini belirtir. Burada that bir ilgi cümleciği başlatır ve impacts sözcüğüne gönderme yapar. Impacts çoğul olduğu için have kullanılır; tekil bir isimle one risk that has to be taken into account örneğindeki gibi has kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi have to ve take into account ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Before we choose a contractor, all safety risks ____.
Cevabı göster
have to be taken into account
can adapt to regular consumption of...: düzenli tüketime uyum sağlayabilmek
Adapt to, bir durumun veya tekrarlanan deneyimin üstesinden gelmek kolaylaşacak biçimde zamanla değişip uyum sağlamak demektir. Bu cümlede can, beynin bu yeteneğe sahip olduğunu; regular consumption of caffeine ise kafeinin tekrarlanan ve devamlı alımını belirtir. Adapt to yapısındaki to bir edattır. Ardından bu cümledeki gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir: adapt to a new routine; adapt to waking up early.
Alıştırma
Hangi cümle ekibin uzaktan çalışmaya zamanla alıştığı anlamına gelir?
- The team adopted working remotely.
- The team adapted working remotely.
- The team adapted to working remotely.
Cevabı göster
The team adapted to working remotely.
If ... are ..., ... will manufacture ...: koşul ve sonuç
if + geniş zaman, will + fiilin yalın hâli kalıbı, gerçekleşmesi mümkün bir koşulu beklenen sonucuna bağlar. if yan cümlesi koşulu belirler, ana cümle ise bu koşul gerçekleşirse ne olacağını söyler. Burada are perpetually clogged, devam etmesi mümkün olan durumu; will manufacture ise vücudun tepkisini anlatır. Cümle bilimsel bir açıklama sunsa da geçmişe ait veya gerçek dışı bir varsayım değildir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı kalıpla gerçekleşmesi mümkün bir koşulu ve onun beklenen sonucunu anlatır?
- If the sensor detected smoke, it would sound an alarm.
- When the sensor detected smoke, it sounded an alarm.
- If the sensor detects smoke, it will sound an alarm.
Cevabı göster
If the sensor detects smoke, it will sound an alarm.
are perpetually clogged: sürekli işgal için kullanılan bir mecaz
Clogged genellikle içinden bir şeylerin geçemeyeceği kadar tıkanmış bir boruyu veya geçidi anlatır. Burada canlı bir mecazdır: kafein, adenozin reseptörlerini sürekli işgal ettiği için adenozin bu reseptörlere normal biçimde bağlanamaz. Perpetually, çok uzun bir süre boyunca sürekli veya tekrar tekrar anlamına gelir. İfade, reseptörlerin içinde gerçekten kir veya döküntü olduğunu değil, uzun süren bir işgali vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede clogged, bir şeyin normal çalışamayacak kadar işgal edilmesi veya aşırı yüklenmesi için mecaz olarak kullanılmıştır?
- Snow clogged the narrow mountain road.
- Too many requests clogged the system, so it stopped responding normally.
- Hair clogged the shower drain.
Cevabı göster
Too many requests clogged the system, so it stopped responding normally.
That way: bir yöntemi sonucuna bağlamak
That way, az önce sözü edilen bir eyleme, plana veya mekanizmaya gönderme yapar ve “bunu yaparak” ya da “bu yöntemle” anlamına gelir. Açıklamayı önce yöntemi, ardından sonucu verecek şekilde düzenler. Burada that, vücudun ek reseptörler üretmesini ifade eder. Way gerçek bir yol veya yön değil, “yöntem” anlamındadır.
Alıştırma
“Bunu yaparak” anlamındaki iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: Back up your photos. ____, you can restore them if your phone is lost.
Cevabı göster
That way
even with caffeine around: even with + isim öbeğiyle ödünleme
Even with + isim öbeği, ana sonucu engellemesi beklenebilecek bir durumu sunar; ancak sonuç yine de gerçekleşir. Bu cümlede kafein hâlâ mevcuttur, fakat adenozin beyne faaliyetini azaltması için yine de sinyal gönderebilir. caffeine around ifadesindeki around, “mevcut” veya “hâlâ orada” anlamına gelir; burada vücutta bulunmayı ifade eder. Kafeinin fiziksel olarak beynin çevresinde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersimizdeki iki kelimelik ödünleme yapısıyla tamamlayın: ____ a detailed map, we still got lost.
Cevabı göster
Even with
do its job of signaling: bir işlevi belirtme
do its job of signaling ifadesinde its, adenosine sözcüğüne gönderme yapar; job ise ücretli bir meslek değil, adenozinin yerine getirmesi gereken işlev demektir. Kalıp do its job of + -ing şeklindedir; signaling bu işlevin ne olduğunu belirtir. Can still, engelleyici bir durum olsa bile işlevin devam ettiğini gösterir. Bu kalıp; maddelerin, vücut bölümlerinin, sistemlerin veya araçların amaçlandığı gibi çalışmayı sürdürdüğünü anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi do its job of + -ing kullanarak tamamlayın: The filter can still ____ removing dust from the air.
Cevabı göster
do its job of
to power down: dinlenmeden önce etkinliği azaltmak
Power down bir öbek fiildir. Bir makine için gerçek anlamda kullanıldığında enerji tüketimini azaltmak veya cihazı kapatmak anlamına gelebilir. Burada ise bir benzetmedir: beyin etkinliğini azaltır ve dinlenmeye geçer. signal the brain to power down yapısında to'lu mastar, sinyalin teşvik ettiği eylemi belirtir. Bu ifade, beynin kalıcı olarak çalışmayı durdurduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede power down, beynin daha az etkin hâle gelmesi ve dinlenmeye hazırlanması anlamında bir benzetme olarak kullanılmıştır?
- After the noisy party, I needed a quiet hour for my brain to power down.
- The technician needed ten minutes to power down the server safely.
- The new battery gives the device enough power to run all day.
Cevabı göster
After the noisy party, I needed a quiet hour for my brain to power down.
you need to consume more and more caffeine Dilbilgisi
4:16giderek daha fazla kafein tüketmeniz gerektiğini
That's why: bilinen bir nedeni sonucuna bağlamak
That's why, daha önce açıklanmış bir nedene veya işleyişe gönderme yapar ve bunun sonucunu sunar: “Bunun nedeni budur...”. Bu cümlede, giderek daha fazla kafeine ihtiyaç duymanın daha önce anlatılan işleyişin bir sonucu olduğunu gösterir. Bilginin olağan sırası önce neden, ardından That's why + sonuç biçimindedir. Bu ifade, konuşanın yeni bir neden açıklamaya başlamadığını, önceki bilgiden bir sonuç çıkardığını gösterir.
Alıştırma
Buzlu yolun okulun kapanmasına neden olduğunu That's why ile doğru açıklayan cümle hangisidir?
- School is closed. That's because the road is icy.
- The road is icy. That's why school is closed.
- School is closed. That's why the road is icy.
Cevabı göster
The road is icy. That's why school is closed.
consume more and more caffeine: sürekli artan bir miktar
more and more + isim kalıbı, bir miktarın zamanla veya koşullar değiştikçe artmaya devam ettiğini gösterir. Caffeine sayılamayan bir isimdir; bu nedenle consume more and more caffeine, giderek daha büyük miktarda kafein almak anlamına gelir. İki more birlikte tek bir tekrarlı karşılaştırma kalıbı oluşturur; iki ayrı miktarı anlatmaz. Aynı kalıp, more and more time örneğindeki gibi başka sayılamayan isimlerle ve more and more people örneğindeki gibi çoğul sayılabilen isimlerle kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi sürekli artışı gösteren tekrarlı karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As our photo collection grows, we need ____ storage space each month.
Cevabı göster
more and more
There are more and more adenosine receptors to block. Dilbilgisi
4:20Bloke edilecek daha fazla adenozin reseptörü vardır.
There are ... adenosine receptors to block: isim + mastar
Cümlede, sayısı giderek artan adenozin reseptörlerini tanıtmak için varlık bildiren there are yapısı kullanılır. to block mastar grubu receptors sözcüğünden sonra gelir ve bu reseptörlere ne yapılması gerektiğini gösterir. Burada receptors, block fiilinin nesnesi olarak anlaşılır: kafeinin engellemesi gereken reseptörlerin sayısı artmıştır. Mastar, there are yan cümlesinin tamamının amacını belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede adenosine receptors to block ifadesindeki gibi, ismin eylemden etkilenen öğe olduğu isim + mastar yapısı kullanılmıştır?
- She went to the office to finish a report.
- The wall began to block the signal.
- There are three reports to finish today.
Cevabı göster
There are three reports to finish today.
you may experience an unpleasant withdrawal. Kelime
4:27hoş olmayan bir yoksunluk yaşayabilirsiniz.
It's also why: aynı nedeni başka bir sonuca bağlamak
It's also why, az önce açıklanan neden veya mekanizmaya gönderme yapar ve aynı nedenin açıkladığı başka bir sonucu tanıtır. Bu nedenle also, ilgisiz yeni bir bilgi değil, ikinci bir neden-sonuç bağlantısı ekler. if yan cümlesi sonuçtan önce araya girer: if you suddenly quit caffeine koşulu belirler, you may experience an unpleasant withdrawal ise why ile tanıtılan sonuçtur. Bilgi akışını, önceki nedenin bu sonucu da açıklaması şeklinde izleyin.
Alıştırma
Hangi seçenekte aynı neden It's also why ile ek bir sonuca bağlanmıştır?
- Regular practice improves coordination, but the routine still feels difficult.
- The routine feels easier because the steps are familiar. It's also because regular practice improves coordination.
- Regular practice improves coordination. It's also why the routine feels easier over time.
Cevabı göster
Regular practice improves coordination. It's also why the routine feels easier over time.
if you suddenly quit caffeine: bir koşul belirtmek
if you suddenly quit caffeine, if ile kurulan bir koşul yan cümlesidir. Ana cümledeki sonucun hangi koşulda gerçekleşebileceğini belirtir: kafein tüketimini aniden bırakmak. Gerçek veya olası bir koşul anlatılırken İngilizcede if cümlesinde genellikle simple present biçimindeki quit kullanılır; will quit kullanılmaz. Ana cümledeki may, sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir. Burada quit caffeine, kafein tüketmeyi bırakmak demektir.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir koşulu ve olası bir sonucu doğru biçimde ifade eder?
- If you will suddenly change your sleep schedule, you may feel tired during the day.
- If you suddenly change your sleep schedule, you may feel tired during the day.
- Because you suddenly change your sleep schedule, you may feel tired during the day.
Cevabı göster
If you suddenly change your sleep schedule, you may feel tired during the day.
an unpleasant withdrawal: kafeini bıraktıktan sonraki rahatsız edici etkiler
Sağlık ve madde kullanımı bağlamlarında withdrawal, vücudun alıştığı bir madde bırakıldığında veya azaltıldığında ortaya çıkabilen fiziksel ya da zihinsel etkilerin bütünüdür. an unpleasant withdrawal ifadesi bunu belirli ve rahatsız edici bir yoksunluk deneyimi olarak sunar. Yakındaki quit caffeine ve experience ifadeleri burada sağlıkla ilgili anlamın kullanıldığını gösterir; para çekme, bir şeyi geri çekme veya askerlerin geri çekilmesi anlamı değildir.
Alıştırma
"She had headaches during caffeine withdrawal," cümlesinde withdrawal ne anlama gelir?
- bir banka hesabından çekilen para
- askerlerin bir bölgeden uzaklaşması
- vücudun alıştığı bir maddeyi bırakmanın etkileri
Cevabı göster
vücudun alıştığı bir maddeyi bırakmanın etkileri
With plenty of receptors and no competition, Dilbilgisi
4:30Bol miktarda reseptör ve hiç rekabet olmadan,
With plenty of receptors and no competition: arka plan koşullarını belirtme
Cümle başındaki with + isim öbeği yapısı, ardından gelen ana cümle için arka planı belirler. Burada bağlantılı iki bilgi verir: bol miktarda reseptör vardır ve rekabet yoktur. Bu bağlamda no competition, kafeinin bu reseptörler için adenozinle rekabet etmemesi demektir. Baştaki ifade, sonraki sonucun neden gerçekleşebildiğini açıklamaya yardımcı olur; with burada eşlik etmeyi değil, durumu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki with öbeği, ana sonucu açıklamaya yardımcı olan koşulları verir?
- Nina went to the library with her brother.
- Leo drew the map with a pencil.
- With enough light and no wind, we took a clear photo.
Cevabı göster
With enough light and no wind, we took a clear photo.
work overtime: normal kapasitenin ötesinde çalışma
Work overtime ifadesi düz anlamıyla bir kişinin planlanan çalışma saatlerinin ötesinde çalışmasıdır. Burada özne adenosine olduğu için ifade adenozini insan gibi gösterir; adenozinin gerçek bir işi veya çalışma programı yoktur. Bu popüler bilim açıklamasında can work overtime, adenozinin normalden daha güçlü ya da daha uzun süre etkili olabilmesi demektir. İş benzetmesi mekanizmayı canlı anlatır; kesin bir bilimsel ölçüm vermez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için work overtime ifadesini doğru zamanda kullanın: During last week's heat wave, the air conditioner ____ to keep the room cool.
Cevabı göster
worked overtime
causing symptoms like ...: sonuç ve örnekler eklemek
causing symptoms ... biçimindeki -ing yan cümleciği, hemen önce anlatılan durumun sonucunu ekler. Önceki cümleciğe bağlı olduğu için bu bölüm tek başına tam bir cümle değildir. symptoms like A, B, and C yapısında like, “örneğin” veya “gibi” anlamındadır. Tam bir liste değil, bazı örnekler verir; burada “sevmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi causing symptoms like kullanarak tamamlayın: The allergy irritated her eyes, ____ redness and itching.
Cevabı göster
causing symptoms like
and you'll feel just as alert as ever, Dilbilgisi
4:46ve kendinizi her zamanki gibi uyanık hissedeceksiniz,
just as alert as ever: önceki düzeye dönmek
just as + sıfat + as ever yapısı, şimdiki durumu kişinin alışılmış veya önceki düzeyiyle karşılaştırır. Just, iki düzeyin aynı olduğu fikrini güçlendirir; as ever ise “geçmişte olduğu gibi” veya “her zamanki gibi” anlamına gelir. Buradaki just as alert as ever, vücut yeniden uyum sağladıktan sonra kişinin önceki uyanıklık düzeyine döneceğini anlatır. Geçmişteki her zamandan daha uyanık olacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Lena'nın önceki odaklanma düzeyine döndüğünü, ancak onu aşmadığını anlatır?
- After the break, Lena was less focused than before.
- After the break, Lena felt more focused than ever.
- After the break, Lena felt just as focused as ever.
Cevabı göster
After the break, Lena felt just as focused as ever.
even without an infusion: bir koşul yokken de sonucun geçerli olması
Even without + isim öbeği, bir koşul eksik olsa da temel sonucun hâlâ geçerli olduğunu anlatır. Even şaşkınlık vurgusu ekler: Bu koşul yararlı veya gerekli görünebilir, fakat sonuç ona bağlı değildir. Burada an infusion, yeni bir kafein takviyesi veya dozu anlamına gelir. Canlı ve biraz esprili bir seçimdir; kafeinin mutlaka tıbbi olarak damar yoluyla verildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Sahip olmamasına rağmen” anlamına gelen ve şaşkınlık vurgusu ekleyen iki sözcüklük ifadeyi kullanın: Because it has a hand crank, this flashlight works ____ batteries.
Cevabı göster
even without
the world's most popular stimulant: kafein için betimleyici bir ad
Stimulant, vücudun veya sinir sisteminin etkinliğini artıran ve kişinin kendini daha uyanık ya da dikkatli hissetmesini sağlayabilen bir maddedir. Bu bağlamda the world's most popular stimulant, yeni bir madde değil, caffeine için kullanılan betimleyici bir addır. Yazar caffeine sözcüğünü tekrarlamak yerine düşünceyi geniş bir özetle bitirir. Burada popular, dünya çapında yaygın olarak kullanılan anlamındadır; herkesin onu sevdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte the world's most popular stimulant ifadesi ne anlama gelir ve neye gönderme yapar?
- Herkesin kafeini sevdiğini ve kafeinin herkes için güvenli olduğunu söyler.
- Kafeinin kategorisini ve yaygın kullanımını betimleyerek tekrar kafeine gönderme yapar.
- Daha önce söz edilmeyen farklı bir tıbbi tedaviyi tanıtır.
Cevabı göster
Kafeinin kategorisini ve yaygın kullanımını betimleyerek tekrar kafeine gönderme yapar.