Kafein bizi nasıl uyanık tutar? - Hanan Qasim: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
643 kelime 148 kel/dk

Video açıklaması: Video, kafeinin beyni uyanık tutmak için adenozin reseptörlerini nasıl engellediğini, dopamin ile vücudu nasıl etkilediğini ve düzenli tüketimin neden zamanla tolerans ve yoksunluk yaratabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. caffeine acts as a stimulant — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: act as ifadesinin bir şeyin yerine getirdiği işlevi veya üstlendiği rolü anlattığını kavrayın. Buradaki stimulant yalnızca enerji anlamına gelen genel bir kelime değil, bilimsel bir kategoridir. Böylece bir maddenin, cihazın ya da kişinin ne işlev gördüğünü bilimsel ve mesleki bağlamlarda doğru biçimde anlatabilirsiniz. 2. There's evidence that — Söylem, anlatı ve retorik: Araştırmayla desteklenen bir iddiayı kesin bir gerçekmiş gibi sunmadan aktaran yaygın bir çerçeveyi tanıyın. Bu yapıyı akademik yazılarda, bilimsel açıklamalarda ve tartışmalarda, sonraki sonucun kanıta dayandığını belirtirken gereken ihtiyatı korumak için kullanabilirsiniz. 3. an unpleasant withdrawal. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: withdrawal kelimesinin sağlık veya bağımlılık bağlamında yalnızca bir şeyi geri çekmek değil, düzenli tüketilen bir madde bırakıldığında ortaya çıkabilecek fiziksel ve duygusal etkiler anlamına geldiğini öğrenin. Bu anlam, kafein toleransını kavramanıza ve yoksunluk belirtilerini doğru biçimde anlatmanıza yardımcı olur.

Bu derste

Over 100,000 metric tons of caffeine Kelime

0:07

Yılda 100.000 metrik tondan fazla kafein

Kelime

metric tons of caffeine: ölçülmüş toplam kütle

Sayı + metric tons of + madde kalıbında metric tons resmî bir kütle birimini belirtir; of ise bu ölçümü caffeine ile ilişkilendirir. Bir metrik ton 1.000 kilogramdır. Burada caffeine, ayrı ayrı sayılabilen parçalar olarak değil, toplam ağırlığı ölçülen bir madde olarak ele alınır. Kesin bir sayı ile metric birlikte kullanıldığı için tons, yalnızca “çok” anlamındaki günlük bir abartı değil, gerçek bir ölçüdür.

Alıştırma

Bu cümlede “metric tons of caffeine” neyi anlatıyor?

  1. Kafeinin ölçülmüş toplam kütlesi.
  2. Yalnızca kafeinin popüler olduğunu söylemenin günlük bir yolu.
  3. Ayrı kafein parçalarının sayısı.
Cevabı göster

Kafeinin ölçülmüş toplam kütlesi.

are consumed around the world every year. Dilbilgisi

0:10

dünyanın dört bir yanında tüketilmektedir.

Dilbilgisi

are consumed around the world: küresel bir istatistikte edilgen yapı

Are consumed, geniş zamanın edilgen biçimidir: are + geçmiş ortaç consumed. Tam özne Over 100,000 metric tons of caffeine ifadesidir; öznenin baş sözcüğü çoğul tons olduğu için is değil are kullanılır. Edilgen yapı, kafeini ve toplam miktarını cümlenin konusu yapar. Küresel bir istatistikte miktar, eylemi kimin yaptığından daha önemli olduğu için tüketiciler belirtilmez. Around the world kapsamı gösterir: tüketim dünya genelinde gerçekleşir.

Alıştırma

Cümleyi consume fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Millions of cups of tea ____ around the world every day.

Cevabı göster

are consumed

That's equivalent to the weight of 14 Eiffel Towers. Notlar

0:13

Bu, 14 Eyfel Kulesi'nin ağırlığına eşdeğerdir.

Kalıp ifadeler

That's equivalent to: Bir sayıyı tanıdık bir karşılaştırmaya dönüştürmek

Burada “That's equivalent to ...”, az önce sözü edilen miktarın belirtilen ölçüte göre başka bir miktarla aynı ya da ona yakın olduğunu anlatır. “That's” önceki miktara gönderme yapar, equivalent to ise miktarı gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir karşılaştırma başlatır. Eşdeğerlik yalnızca adı verilen özellik için geçerlidir. Bu cümlede söz konusu özellik ağırlıktır; iki şeyin her bakımdan aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Karşılaştırmayı başlatan tam ifadeyle açıklamayı tamamlayın: The tank holds 30,000 liters of water. ____ the amount used by 200 people in one day.

Cevabı göster

That's equivalent to

Kültür

14 Eiffel Towers: Ölçek için bir simge yapı kullanmak

Eyfel Kulesi, Paris’te bulunan ünlü ve çok büyük bir simge yapıdır. “14 Eiffel Towers”, on dört kuleyi bir arada hayal etmenizi ve bunların toplam ağırlığını ölçek için bir referans olarak kullanmanızı ister. Bu, büyüklüğü anlatan bir karşılaştırmadır; gerçek bir bağlantı değildir. İngilizce bilim ve haber açıklamalarında, çok büyük sayıları gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için tanınmış simge yapılar sık sık bu şekilde kullanılır.

Alıştırma

Cümledeki “the weight of 14 Eiffel Towers” ifadesinin amacı nedir?

  1. Çok büyük bir ağırlığı gözde canlandırmak için tanıdık bir ölçek sunar.
  2. Ölçülen nesnenin nerede üretildiğini belirtir.
  3. Deneyde on dört Eyfel Kulesi'nin tartıldığını söyler.
Cevabı göster

Çok büyük bir ağırlığı gözde canlandırmak için tanıdık bir ölçek sunar.

Most of this caffeine is consumed in coffee and tea,

0:17

Bu kafeinin çoğu kahve ve çayda tüketilir,

but it's also ingested in some sodas, Kelime

0:21

ancak bazı gazlı içeceklerde,

Kelime

ingested: yiyerek veya içerek vücuda alma için resmî ifade

Bu cümlede ingested, yutularak vücuda alınan anlamına gelir. Edilgen is ingested yapısı odağı kafeine verir: kafein bazı gazlı içeceklerle birlikte vücuda girer. ingest fiili katı yiyeceklerde, içeceklerde veya ilaçlarda bulunan maddelerin alınmasını kapsayabilir. eat veya drink fiillerinden daha resmîdir ve yalnızca katı yiyecek yemeyi ifade etmez.

Alıştırma

Bir uyarı, ürünün yutulmaması gerektiğini söylüyor. En uygun resmî ifade hangisidir?

  1. Do not sip this product slowly.
  2. Do not ingest this product.
  3. Do not eat this product with dinner.
Cevabı göster

Do not ingest this product.

chocolate, caffeine pills,

0:23

çikolatada, kafein haplarında

and even beverages labeled decaf. Kelime

0:25

ve hatta kafeinsiz olarak etiketlenen içeceklerde bile alınır.

Kelime

beverages labeled decaf: decaf olarak etiketlenmiş içecekler

beverages labeled decaf, üzerinde decaf etiketi bulunan içecekler demektir. labeled decaf sözleri kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği oluşturur: beverages that are labeled decaf. beverages sözcüğünden sonraki ifade, içeceklere konulan etiketi açıklar. Decaf, decaffeinated sözcüğünün kısaltmasıdır. Normalde ürünün kafeini gidermek için bir işlemden geçtiğini belirtir; ancak decaf etiketi tek başına içecekte kesinlikle hiç kafein bulunmadığını garanti etmez.

Alıştırma

beverages labeled decaf ifadesi en doğru biçimde neyi anlatır?

  1. İçecekler decaf olarak etiketlenmiştir, ancak bu ifade tek başına kafeinin sıfır olduğunu garanti etmez.
  2. İçecekler normal kafeinli içecekler olarak etiketlenmiştir.
  3. İçeceklerin hiç kafein içermediği garanti edilmektedir.
Cevabı göster

İçecekler decaf olarak etiketlenmiştir, ancak bu ifade tek başına kafeinin sıfır olduğunu garanti etmez.

Caffeine helps us feel alert, Dilbilgisi

0:29

Kafein kendimizi uyanık,

focused, happy, and energetic,

0:31

odaklanmış, mutlu ve enerjik hissetmemize yardımcı olur,

even if we haven't had enough sleep. Dilbilgisi

0:33

yeterince uyumamış olsak bile.

Dilbilgisi

helps us feel: help + nesne + fiilin yalın hâli

helps us feel yapısında help fiilinden sonra yardımı alan kişiyi gösteren us ve fiilin yalın hâli olan feel gelir: help + nesne + fiilin yalın hâli. Burada kafeinin, feel sonrasında belirtilen durumlara girmemizi kolaylaştırdığı anlatılır. feel sonrasındaki alert ve focused gibi sıfatlar bu durumları tanımlar. Amerikan İngilizcesinde help sonrasında to kullanmadan doğrudan feel gibi yalın bir fiil getirmek çok yaygındır. helps us to feel de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to zorunlu değildir.

Alıştırma

help, us ve feel sözcüklerini birer kez kullanın. Yapıyı tamamlamak için help fiilini geniş zamanda çekimleyin: A short break ____ refreshed.

Cevabı göster

helps us feel

Dilbilgisi

even if we haven't had enough sleep: sonuç yine de geçerlidir

Even if, ana sonucu değiştirmeyen bir koşul bildirir. Burada yeterince uyumamış olmak olumsuz bir olasılıktır, ancak cümle belirtilen etkinin yine de ortaya çıkabileceğini söyler. we haven't had enough sleep yan cümlesi, şimdiye kadarki uyku durumunu anlatmak için present perfect kullanır. Even if tek başına koşulun kesinlikle doğru olduğunu iddia etmez; koşul doğru olsa da olmasa da ana sonucun geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Yarın yağmur yağıp yağmayacağı belirsiz, ancak kapalı alandaki oyun devam edecek. En doğal cümle hangisidir?

  1. Even though it rains tomorrow, the indoor game will continue.
  2. Even if it rains tomorrow, the indoor game will continue.
  3. The indoor game will continue only if it rains tomorrow.
Cevabı göster

Even if it rains tomorrow, the indoor game will continue.

But it can also raise our blood pressure Kalıp ifadeler

0:35

Ancak kan basıncımızı da yükseltebilir

Kalıp ifadeler

raise our blood pressure: bir sağlık ölçümünü yükseltmek

raise our blood pressure ifadesinde raise, bir düzeyin veya ölçüm değerinin yükselmesine neden olmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Değişime neden olan şey öznedir; yükselen blood pressure ise nesnedir. Burada raise, elle kaldırmak anlamında değildir. Aynı kalıp başka ölçülerle de kullanılabilir: raise the temperature, raise the price veya raise the risk.

Alıştırma

Cümleyi raise veya rise ile tamamlayın: Too much salt may ____ your blood pressure.

Cevabı göster

raise

and make us feel anxious. Dilbilgisi

0:38

ve kendimizi endişeli hissetmemize neden olabilir.

Dilbilgisi

make us feel anxious: make + nesne + fiilin yalın hâli

Make us feel anxious, make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Us etkilenen kişiyi gösterir ve feel, make fiilinden sonra yalın hâlde kalır. Anxious, feel fiilinden sonra gelen ve ortaya çıkan duyguyu belirten bir sıfattır. Etken cümlede to eklemeyin: make us feel denir, make us to feel denmez.

Alıştırma

Cümleyi feel fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Loud noises can make some people ____ anxious.

Cevabı göster

feel

It's the world's most widely used drug. Kelime

0:40

O, dünyanın en yaygın olarak kullanılan uyuşturucusudur.

Kelime

world's most widely used drug ifadesindeki drug

Burada drug, bilimsel anlamda geniş kullanılır: bedenin veya beynin çalışma biçimini değiştiren bir madde. Kafein, merkezî sinir sistemini etkilediği için bu anlama girer. Bu ifade kafeini yasa dışı bir madde olarak etiketlemez. drug sözcüğünü otomatik olarak yasa dışı uyuşturucu anlamında okumak yerine bilimsel bağlama göre yorumlayın.

Alıştırma

Bu cümlede drug ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca yasa dışı bir madde anlamına gelir.
  2. Doktor tarafından yazılan bir reçete anlamına gelir.
  3. Bedeni veya beyni etkileyen herhangi bir madde anlamına gelir.
Cevabı göster

Bedeni veya beyni etkileyen herhangi bir madde anlamına gelir.

So how does it keep us awake? Anlatım akışı

0:43

Peki bizi nasıl uyanık tutuyor?

Anlatım akışı

So how does it keep us awake?: mekanizma açıklamasına geçiş

So, bu soruyu kafeinle ilgili önceki açıklamalara bağlar. Ardından How does it keep us awake? sorusu bir sonraki konuyu, yani etkinin arkasındaki mekanizmayı duyurur. Bilimsel anlatımlar, geçiş yapmak için sıklıkla So how does...? gibi bir soru kullanır. Bu yapı, belirtilmiş bir sonucu sonraki bölümün yanıtlayacağı soruya dönüştürür ve bilgilerin düzenini takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Bir bilimsel anlatımda “This coating keeps glass from fogging up.” deniyor. Ardından hangi cümle mekanizma açıklamasını en iyi şekilde başlatır?

  1. So how does the coating stop fog from forming?
  2. The glass looks clear today.
  3. How much does the glass cost?
Cevabı göster

So how does the coating stop fog from forming?

Caffeine evolved in plants, Kelime

0:46

Kafein, bitkilerde evrimleşmiştir,

where it serves a few purposes. Kalıp ifadeler

0:48

ve orada birkaç amaca hizmet eder.

Kelime

Caffeine evolved in plants: nesiller boyunca biyolojik evrim

Burada evolved biyolojik anlamdadır: bitkilerin kafein üretmesini sağlayan özellik, birçok nesil boyunca bitki soylarında ortaya çıkmıştır. Dil bilgisi bakımından özne Caffeine olsa da cümle, bu bitkisel özelliğin kökenini kısa yoldan anlatır. Bu, tek bir bitkinin kendi ömrü içinde değiştiği ya da kafeini bilinçli olarak icat ettiği anlamına gelmez. Bilimsel bağlamlarda evolve, niyeti değil, nesiller boyunca aktarılan kalıtsal değişimi ifade eder.

Alıştırma

Cümledeki evolved sözcüğüne en uygun yorum hangisidir?

  1. Kafein üretme özelliği, birçok nesil boyunca bitki soylarında ortaya çıktı.
  2. Bir bitki belirli bir amaç için kafeini icat etmeye karar verdi.
  3. Her bitki kendi ömrü içinde kafein üretmeyi öğrenir.
Cevabı göster

Kafein üretme özelliği, birçok nesil boyunca bitki soylarında ortaya çıktı.

Kalıp ifadeler

serves a few purposes: birkaç işlev görmek

it serves a few purposes ifadesinde serve, “bir işlev görmek” veya “belirli bir şekilde yararlı olmak” anlamına gelir. Özne olan it, caffeine sözcüğüne gönderme yapar; purposes ise kafeinin bitkilerdeki işlevleridir. Burada kafeinin bir kişiye hizmet etmesi anlatılmaz. A few, birden fazla anlamına gelir ve olumlu bir ifade taşır: birkaç işlev vardır. X serves a purpose veya X serves two purposes kalıbı, bir özelliğin, kuralın ya da eylemin ne işe yaradığını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi iki işleve uygun serve a purpose biçimiyle tamamlayın: The backup battery ____: it keeps the clock running and saves the settings.

Cevabı göster

serves two purposes

In high doses, Kalıp ifadeler

0:50

Yüksek dozlarda,

Kalıp ifadeler

In high doses: yüksek doz koşulunu anlatma

In high doses, bir koşul belirleyen edat öbeğidir: Bir maddenin miktarı yüksek olduğunda ardından belirtilen etkinin geçerli olduğunu anlatır. A dose, bir seferde ya da belirlenmiş bir süre içinde alınan, verilen veya vücuda geçen miktardır. Buradaki çoğul doses, farklı yüksek doz durumlarını genel olarak ifade eder; yalnızca “çok kez” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi yüksek doz koşulunu ifade eden öbekle tamamlayın: This vitamin may be harmful ____.

Cevabı göster

in high doses

as it's found in the leaves and seeds of certain species,

0:51

belirli türlerin yapraklarında ve tohumlarında bulunduğu gibi,

it's toxic to insects. Kalıp ifadeler

0:55

böcekler için toksiktir.

Kalıp ifadeler

be toxic to + etkilenen hedef

It's toxic to insects, maddenin böcekleri zehirleyebileceği veya onlara ciddi zarar verebileceği anlamına gelir. be toxic to + etkilenen hedef kalıbında to, zehirli etkiye maruz kalan canlıyı belirtir. Toxic özellikle zehirleyici etkileri anlatır; bu nedenle genel anlamlı harmful sözcüğünden genellikle daha güçlü ve daha kesindir.

Alıştırma

Cümleyi be toxic to + etkilenen hedef kalıbındaki edatla tamamlayın: Some lilies are toxic ____ cats.

Cevabı göster

to

But when they consume it in lower doses, Kalıp ifadeler

0:57

Ancak daha düşük dozlarda tükettiklerinde,

Kalıp ifadeler

in lower doses: doz miktarını karşılaştırma

Burada in lower doses, “daha küçük miktarlarda tüketildiğinde” anlamına gelir. Lower, fiziksel olarak daha aşağı bir konumu değil, dozun büyüklüğünü anlatır. Bu ifade high doses ile karşıtlık kurar. Miktar değiştiğinde aynı maddenin etkisinin de değişebileceğini gösterir. Lower karşılaştırma biçimidir; bu yüzden daha önce sözü edilen dozlardan daha düşük anlamına gelir, mutlaka mümkün olan en düşük doz demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve in ile başlayan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The medication can still work ____.

Cevabı göster

in lower doses

as it's found in nectar,

0:59

nektarda bulunduğu gibi,

it can actually help them remember Dilbilgisi

1:01

aslında hatırlamalarına

and revisit flowers.

1:03

ve çiçekleri yeniden ziyaret etmelerine yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

help them remember and revisit: bir nesne ve yalın hâlde iki fiil

help them remember and revisit flowers yapısında help'ten sonra nesne olan them ve ardından yalın hâldeki iki fiil, remember ile revisit, gelir. Them, help'in nesnesidir ve aynı zamanda iki eylemi yapanları gösterir; flowers her iki fiille de kullanılır. And iki eylemi birbirine bağlar, bu yüzden ikinci fiilden önce help them ifadesini yinelemek gerekmez. Burada eylemler bağlantılı bir sonuç oluşturur: çiçekleri hatırlamak onları yeniden ziyaret etmeyi destekler.

Alıştırma

Hangi cümle help + nesne + birbirine bağlanmış iki yalın fiil yapısını doğru kullanır?

  1. The guide helps readers understood and applied the main ideas.
  2. The guide helps readers understanding and apply the main ideas.
  3. The guide helps readers understand and apply the main ideas.
Cevabı göster

The guide helps readers understand and apply the main ideas.

In the human body,

1:06

İnsan vücudunda,

caffeine acts as a stimulant Kelime

1:07

kafein bir uyarıcı görevi görür

for the central nervous system. Kelime

1:09

merkezi sinir sistemi için.

Kelime

act as a stimulant: gerçek bir işlevi yerine getirmek

caffeine acts as a stimulant ifadesinde act as + isim öbeği, bir şeyin işlevini gerçekten yerine getirmek anlamına gelir. Cümle, kafeinin vücutta gerçekten uyarıcı etkisi olduğunu söyler; uyarıcıymış gibi davrandığını veya yalnızca ona benzediğini değil. Stimulant, vücudun veya sinir sisteminin etkinliğini artıran bir maddedir. Yeniden kullanılabilen X acts as Y kalıbı, X'in gerçekten Y'nin rolünü veya işlevini üstlendiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede act as, bir şeyin gerçekten bir işlev gördüğünü belirtir?

  1. A thick curtain hangs beside the sound barrier.
  2. A thick curtain looks like a sound barrier.
  3. A thick curtain can act as a sound barrier.
Cevabı göster

A thick curtain can act as a sound barrier.

Kelime

the central nervous system: yerleşik bir tıbbi terim

The central nervous system, sinir sisteminin beyin ve omurilikten oluşan bölümü için kullanılan yerleşik tıbbi terimdir. Bu cümlede kafeinin bu sistemi uyardığı söylenir. Burada central, anatomik bir sınıflandırmanın parçasıdır. Peripheral ile karşıtlık oluşturur; bu nedenle genel anlamdaki ana veya çok önemli sıfatı olarak anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

The central nervous system terimini hangi ifade doğru açıklar?

  1. Özellikle önemli olan herhangi bir sinir anlamına gelir.
  2. Beyin ve omurilikten oluşan sistemdir.
  3. Vücudun merkezine yakın tüm kasların adıdır.
Cevabı göster

Beyin ve omurilikten oluşan sistemdir.

It keeps us awake

1:11

Bizi uyanık tutar

by blocking one of the body's key sleep-inducing molecules, Notlar

1:12

vücudun uyku getiren kilit moleküllerinden birini bloke ederek,

a substance called adenosine. Kalıp ifadeler

1:15

adenozin adı verilen bir maddeyi.

Dilbilgisi

by blocking: yöntemi anlatan by + -ing

By + fiilin -ing biçimi, bir sonucu elde etmek için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by blocking, “Bizi nasıl uyanık tutuyor?” sorusunu yanıtlar: molekülü engellemek kullanılan yöntemdir. Bir şeyin nasıl yapıldığını açıklarken sonuç veya ana eylem + by + fiil-ing kalıbını kullanabilirsiniz. Bu cümlede by bir yeri veya zamanı belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi by ve reduce fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We lowered costs ____ waste.

Cevabı göster

by reducing

Kelime

sleep-inducing molecules: -inducing ile kurulan bileşik niteleyici

sleep-inducing molecules ifadesinde sleep-inducing, molecules sözcüğünden önce gelen bileşik bir sıfattır. “Uykuya neden olan veya uykuyu destekleyen” demektir: bu moleküller uykululuğun oluşmasına yardımcı olur. key sözcüğü ise ayrı olarak “çok önemli” anlamına gelir. -inducing kalıbı, “X'e neden olan” düşüncesini anxiety-inducing örneğindeki gibi bir niteleyiciye sıkıştırır. Burada inducing cümlenin ana eylemini anlatmaz; moleküllerin ne yaptığını belirten niteleyicinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Hangi seçenek sleep-inducing molecules ifadesini en iyi şekilde açıklar?

  1. kendilerini uykulu hisseden moleküller
  2. uykuya neden olan veya uykuyu destekleyen moleküller
  3. yalnızca uyku sırasında bulunan moleküller
Cevabı göster

uykuya neden olan veya uykuyu destekleyen moleküller

Kalıp ifadeler

a substance called adenosine: called ile bir adı tanıtmak

a substance called adenosine ifadesinde called adenosine, tür bildiren substance adından sonra gelir ve maddenin adını verir. Buradaki called, that is called yapısının kısaltılmış biçimi olarak düşünülebilir; ayrı bir çağırma eylemini vurgulamaz. Yeniden kullanılabilen kalıp a/an + tür adı + called + isim şeklindedir.

Alıştırma

Sensörün adını tanıtmak için cümleyi called ile tamamlayın: The lab uses a sensor ____ Nova.

Cevabı göster

called

Your body needs a constant supply of energy, Kalıp ifadeler

1:19

Vücudunuzun sürekli bir enerji kaynağına ihtiyacı vardır,

Kalıp ifadeler

a constant supply of energy: sürekli kullanılabilirlik

a constant supply of energy ifadesinde supply, kullanıma hazır tutulan veya sunulan bir miktarı belirtir; of energy ise sağlanan şeyin enerji olduğunu gösterir. Constant, tedarikin kesintisiz sürmesi ya da her zaman mevcut olması demektir; yalnızca sık sık gerçekleşmesi anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen a constant supply of + kaynak kalıbı, bir kaynağın zaman içinde kullanılabilir durumda kalması gerektiğinde kullanılır.

Alıştırma

Temiz suyun sürekli mevcut kalması gerektiğini göstermek için cümleyi a constant supply of ile tamamlayın: The clinic needs ____ clean water.

Cevabı göster

a constant supply of

which it gets by breaking down Notlar

1:22

bunu parçalayarak elde eder

Dilbilgisi

which it gets by breaking down: gönderme ve yöntem

which ile başlayan yan cümle energy hakkında ek bilgi verir. Bu, açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir: which, energy sözcüğüne gönderme yapar ve gets fiilinin nesnesidir; it ise your body ifadesine gönderme yapar. Virgül, bu cümlenin belirli bir enerji türünü seçmek için değil, ek bilgi vermek için kullanıldığını gösterir. by + -ing yapısı yöntemi belirtir. Burada by breaking down, vücudun enerjiyi bir şeyi parçalayarak elde ettiğini anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: isim, which + özne + fiil + by + -ing.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The sensor needs a steady supply of power, which it gets by converting sunlight. which it gets by converting sunlight ne anlama gelir?

  1. which, power sözcüğüne gönderme yapar; by converting sunlight sensörün onu nasıl elde ettiğini açıklar.
  2. which, sunlight sözcüğüne gönderme yapar ve cümle sensörün güneş ışığını parçaladığını söyler.
  3. which, sensor sözcüğüne gönderme yapar; by converting sunlight sensörün nerede olduğunu belirtir.
Cevabı göster

which, power sözcüğüne gönderme yapar; by converting sunlight sensörün onu nasıl elde ettiğini açıklar.

a high-energy molecule called ATP. Kelime

1:23

ATP adı verilen yüksek enerjili bir molekülü.

Öbek fiiller

breaking down: bir maddeyi parçalamak

Break down bir öbek fiildir. breaking down a high-energy molecule ifadesinde geçişli olarak kullanılır ve molekülü daha küçük ya da basit parçalara ayırmak anlamına gelir. İki sözcüğü ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla değil, tek bir ifade olarak okuyun. Breaking, by edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir. a high-energy molecule called ATP nesnesi, neyin parçalandığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi break down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Enzymes ____ food into smaller parts.

Cevabı göster

break down

Kelime

high-energy molecule called ATP: önce tanım, sonra ad

Burada high-energy, molecule sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Bu bilimsel bağlamda molekülün görece yüksek miktarda kullanılabilir enerji sağlayabildiğini belirtir; bir insanın hareketli olduğunu anlatmaz. Geçmiş zaman sıfat-fiil öbeği called ATP, molecule sözcüğünden sonra gelir ve molekülün adını verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp a/an + adjective + noun + called + name biçimindedir: önce şeyi tanımlayın, sonra adını söyleyin.

Alıştırma

high-energy neyi niteler ve called ATP ne işe yarar?

  1. high-energy, ATP adını niteler; called ise onun enerjisini açıklar.
  2. high-energy, molecule sözcüğünü niteler; called ATP ise onun adını verir.
  3. high-energy, ATP'nin hareketli bir insan olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

high-energy, molecule sözcüğünü niteler; called ATP ise onun adını verir.

In the process, Anlatım akışı

1:27

Bu süreçte,

Anlatım akışı

In the process: önceki eyleme bağlanma

In the process, daha önce sözü edilen bir eyleme veya sürece gönderme yapar. Burada the process, ATP'nin parçalanmasıdır; dolayısıyla ifade “bu gerçekleşirken” anlamına gelir ve ayrı bir süreç başlatmaz. Sonraki cümlenin başında kullanıldığında yeni bilgiyi önceki eyleme bağlar ve o eylem sırasında meydana gelen bir değişiklik, sonuç veya eşlik eden olayın geleceğini bildirir.

Alıştırma

En uygun bağlayıcıyı seçin: Lena repaired old bicycles every weekend. ____, she learned how each part worked.

  1. For example
  2. In the process
  3. On the contrary
Cevabı göster

In the process

it liberates adenosine, Kelime

1:28

adenozini serbest bırakır,

ATP's chemical backbone. Kelime

1:29

yani ATP'nin kimyasal omurgasını.

Kelime

liberates adenosine: bilimsel dilde “serbest bırakmak”

it liberates adenosine ifadesinde liberates, “serbest bırakır” anlamına gelir: süreç, adenozinin bir kimyasal yapıdan veya bağlı durumdan ayrılmasını sağlar. Kalıp liberate + madde şeklindedir. Bu, liberate fiilinin teknik anlamıdır; bir kişiyi veya ülkeyi özgürleştirme şeklindeki yaygın anlam değildir. Bilimsel bir ad olan adenosine, burada bir maddenin serbest kalmasının anlatıldığını gösterir.

Alıştırma

“The reaction liberates oxygen from the compound.” bilimsel cümlesinde liberates ne anlama gelir?

  1. Tepkime, bileşikten oksijen açığa çıkarır.
  2. Tepkime, oksijene siyasi özgürlük verir.
  3. Tepkime, oksijeni bileşiğin içinde depolar.
Cevabı göster

Tepkime, bileşikten oksijen açığa çıkarır.

Kelime

ATP's chemical backbone: molekülün ana yapısal çerçevesi

ATP's chemical backbone ifadesinde backbone, molekülün ana yapısal çerçevesi anlamına gelir. Vücuttaki omurgayı belirten backbone sözcüğünün bilimsel bir uzantısıdır: diğer parçalar bu merkezî yapıya bağlanır veya onun çevresinde düzenlenir. ATP's bir iyelik biçimidir ve “ATP'nin” anlamına gelir. Tam cümlede bu ifade, adenosine maddesinin ATP içindeki yapısal rolünü açıklar; gerçek bir omurgadan söz etmez.

Alıştırma

“the molecule's chemical backbone” ifadesinde backbone ne anlama gelir?

  1. molekülün içinde kemikten oluşan bir omurga
  2. molekülün ana yapısal çerçevesi
  3. molekülün dışındaki önemsiz bir etiket
Cevabı göster

molekülün ana yapısal çerçevesi

Neurons in your brain have receptors

1:32

Beyninizdeki nöronların reseptörleri vardır

perfectly tailored to this molecule. Kalıp ifadeler

1:34

bu moleküle mükemmel bir şekilde uyarlanmış.

Kalıp ifadeler

perfectly tailored to this molecule: hassas bir uyum

Bu cümlede tailored to, bir şeye özel olarak uygun veya uyumlu olmak anlamındadır. Reseptörlerin bu moleküle, yani adenozine uyan özellikleri vardır. Perfectly bu anlamı güçlendirir: eşleşme çok yakındır. Tailor fiili aslında giysileri bedene uygun hâle getirmeyi anlatır, ancak burada mecaz olarak kullanılır. tailored to + hedef kalıbı, bir kişi, ihtiyaç, düzey ya da amaç için tasarlanmış veya uyarlanmış bir şeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi tailored to ile tamamlayın: The safety guide is ____ first-time users.

Cevabı göster

tailored to

When adenosine docks to these receptors, Kelime

1:37

Adenozin bu reseptörlere kenetlendiğinde,

Kelime

adenosine docks to these receptors: moleküler kenetlenme benzetmesi

Burada docks bilimsel bir benzetmedir. Adenozin, bu reseptörlerdeki uyumlu bir bağlanma bölgesine yerleşip onlarla etkileşime giriyormuş gibi anlatılır; tıpkı bir nesnenin doğru kenetlenme noktasına oturması gibi. Adenosine özne, docks fiil, to these receptors ise hedefi belirtir. Cümle gerçek bir limanı ya da taşıtı değil, moleküler bir etkileşimi anlatır.

Alıştırma

The molecule docks to a receptor cümlesinde docks to ne anlama gelir?

  1. Uyumlu bir bölgeye yerleşir ve reseptörle etkileşime girer.
  2. Reseptörün yanında bir platform inşa eder.
  3. Reseptörü bir limana taşır.
Cevabı göster

Uyumlu bir bölgeye yerleşir ve reseptörle etkileşime girer.

it activates a cascade Kelime

1:39

bir kaskadı tetikler

of biochemical reactions

1:41

biyokimyasal reaksiyonların

Kelime

activates a cascade of biochemical reactions: bağlantılı bir biyokimyasal tepkime zincirini başlatmak

activates a cascade of biochemical reactions ifadesinde activate bir süreci başlatmak, cascade ise bir tepkimenin sonraki tepkimeyi tetiklemeye yardımcı olduğu zincir anlamına gelir. Yalnızca çok sayıda tepkimenin gerçekleştiğini ifade etmez. activate a cascade of + çoğul isim kalıbı, bir olayın bağlantılı bir süreci harekete geçirdiğini anlatır. Buradaki bağlantılı olaylar biyokimyasal tepkimelerdir.

Alıştırma

a cascade of biochemical reactions neyi anlatır?

  1. Bir tepkime başka bir tepkimeye neden olmadan tek başına sürer.
  2. Bir tepkime, bağlantılı bir zincirde başka bir tepkimeyi tetikler.
  3. Birbiriyle ilgisiz birkaç tepkime aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster

Bir tepkime, bağlantılı bir zincirde başka bir tepkimeyi tetikler.

that cause neurons to fire more sluggishly Dilbilgisi

1:43

nöronların daha yavaş ateşlenmesine neden olan

Dilbilgisi

cause neurons to fire more sluggishly: cause + nesne + to-infinitive

cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin bir eylemin veya sonucun gerçekleşmesine yol açtığını anlatır. cause neurons to fire ifadesinde neurons nesnedir ve to fire ortaya çıkan eylemi belirtir. Nörobilimde fire, bir nöronun elektriksel sinyal üretmesi anlamına gelir; yanmak veya ateş etmek anlamına gelmez. More sluggishly, fire fiilini niteler ve bu sinyal etkinliğinin öncekinden daha yavaş gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

cause sonrasında freeze fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The cold weather caused the pipes ____.

Cevabı göster

to freeze

and slow the release Kalıp ifadeler

1:46

ve salınımını yavaşlatan

of important brain-signaling molecules.

1:47

beynin önemli sinyal moleküllerinin.

Kalıp ifadeler

slow the release of ...: fiil olarak slow

Burada slow, “bir şeyin daha yavaş gerçekleşmesini sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Doğrudan nesnesi süreç bildiren the release adıdır; of important brain-signaling molecules ise neyin salındığını açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp slow + süreç adı + of + şey biçimindedir. Örneğin slow the spread of a fire veya slow the growth of a plant denebilir. Bu yapı hızın azalmasını anlatır; sürecin tamamen durması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi slow + süreç adı release + of yapısıyla tamamlayın: The new valve will ____ water from the tank.

Cevabı göster

slow the release of

In other words, Anlatım akışı

1:50

Başka bir deyişle,

you get sleepy.

1:51

uykunuz gelir.

Anlatım akışı

In other words: yeniden ifade etme işareti

In other words, yeniden ifade etmeyi gösteren bir söylem belirtecidir. Ardından gelen kısmın aynı ana düşünceyi daha basit, açık veya doğrudan bir dille vereceğini bildirir. Burada karmaşık bir açıklama, pratik sonuç olan you get sleepy ifadesine indirgenir. Okurken veya dinlerken bu belirteçten sonrasını genellikle ayrı bir kanıt olarak değil, önceki kısmın açıklaması ya da özeti olarak değerlendirin.

Alıştırma

Bu cümlede In other words neyi gösterir: The machine is out of power. In other words, it needs to be charged?

  1. Ana düşünceyi yalnızca açıklayan bir örnek
  2. Ana düşünceyle ilgisi olmayan yeni bir bilgi
  3. Aynı ana düşüncenin daha açık biçimde yeniden ifade edilmesi
Cevabı göster

Aynı ana düşüncenin daha açık biçimde yeniden ifade edilmesi

Caffeine is what's called Kalıp ifadeler

1:53

Kafein, adı verilen şeydir

an adenosine receptor antagonist. Kelime

1:54

bir adenozin reseptör antagonisti.

Kalıp ifadeler

Bir ad veya sınıf tanıtmak için is what's called

X is what's called Y bildirme cümlesinde what's, what is ifadesinin kısaltmasıdır ve yapının tamamı Y adını, sınıfını veya teknik terimini tanıtır. Burada kafein adenosine receptor antagonist olarak sınıflandırılır; bir soru sorulmaz. Bu yapı, bilinmeyen bir terimden önce kısa bir giriş sağlar. Bu yüzden daha kısa olan X is Y yapısına göre daha konuşma diline yakın ve açıklayıcı duyulur.

Alıştırma

Dersi anlatan üç sözcüklük yapıyı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: In economics, a general rise in prices ____ inflation.

Cevabı göster

is what's called

Kelime

Farmakolojide adenosine receptor antagonist

Adenosine receptor antagonist, farmakolojiye ait bir isim öbeğidir. Temel sözcük antagonist iken adenosine receptor ne üzerinde etkili olduğunu belirtir. Bu bilimsel bağlamda antagonist, bir reseptöre bağlanarak agonistin reseptörü etkinleştirmesini engelleyen veya azaltan bir maddedir. Dolayısıyla tüm ifade, adenozin reseptörleri üzerinden gerçekleşen sinyalleşmeyi engelleyen ya da azaltan bir maddeyi anlatır; antagonist burada kurgusal bir kötü karakter anlamına gelmez.

Alıştırma

Farmakolojide bir adenosine receptor antagonist ne yapar?

  1. Adenozin reseptörlerinin etkinleşmesini engeller veya azaltır.
  2. Hemen yeni adenozin reseptörleri oluşturur.
  3. Adenozin hakkındaki bir hikâyede kötü karakteri oynar.
Cevabı göster

Adenozin reseptörlerinin etkinleşmesini engeller veya azaltır.

That means it derails this process Notlar

1:58

Bu, bu süreci raydan çıkardığı anlamına gelir

Anlatım akışı

That means: açıklama veya sonuç bildirmek

That means ifadesindeki that, önceki cümleye ya da terime bir bütün olarak gönderme yapar; yeni bir somut nesneyi göstermez. Means, ardından gelen sözlerin bu bilginin pratik anlamını veya sonucunu açıklayacağını bildirir. Burada ifade, önceki adenosine receptor antagonist açıklamasına gönderme yapar ve bu soyut etiketi daha açık bir sonuca bağlar. Bu bağlantı ifadesini duyduğunuzda, sırada “bundan ne sonuç çıkar?” sorusunun yanıtını bekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Pratik bir sonucu en iyi biçimde tanıtan bağlantı ifadesini seçin: The last bus leaves in five minutes. ... we need to go now.

  1. That means
  2. For example
  3. In other words
Cevabı göster

That means

Deyimler

it derails this process: normal akışı bozmak

Derail sözcüğü gerçek anlamıyla bir treni raydan çıkarmak demektir. Buradaki derails ise mecazidir: kafein, normalde olağan akışını izleyecek bir sürece müdahale eder. Bu görüntü belirgin bir aksama veya yön değişikliği anlatır, bir demiryolu kazasını değil; ayrıca tek başına sürecin sonsuza kadar tamamen durduğunu söylemez. Zamirler cümleyi önceki açıklamaya bağlar: it kafeine, this process ise adenozinin sinirsel etkinliği yavaşlatmasına gönderme yapar. Daha genel olarak derail a plan, discussion, or process, bir şeyin planlandığı gibi ilerlemesini engellemek demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede derail doğal biçimde mecazi anlamıyla kullanılmıştır?

  1. A sudden argument put the meeting on railway tracks.
  2. A sudden argument made the meeting travel by train.
  3. A sudden argument derailed the meeting.
Cevabı göster

A sudden argument derailed the meeting.

of slowing your neurons down Öbek fiiller

2:00

nöronlarınızı yavaşlatma sürecini

Öbek fiiller

slow your neurons down: slow down fiilini ayırmak

slowing your neurons down ifadesinde slow ve down, “nöronların çalışma veya sinyal gönderme hızını azaltmak” anlamındaki slow down öbek fiilini oluşturur. your neurons isim öbeği iki parçanın arasına girse de down, slow ile birlikte tek bir anlam taşımaya devam eder. Nesne bir isimse hem slow your neurons down hem de slow down your neurons kullanılabilir. Nesne bir zamirse araya konur: slow them down doğrudur; slow down them kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi slow down ifadesinin iki parçasıyla tamamlayın: The new safety check may ____ the approval process ____.

Cevabı göster

slow · down

by blocking adenosine receptors.

2:01

adenozin reseptörlerini bloke ederek.

Caffeine and adenosine have a similar molecular structure, Kelime

2:05

Kafein ve adenozin benzer bir moleküler yapıya sahiptir,

Kelime

a similar molecular structure: benzer, fakat özdeş değil

a similar molecular structure ifadesi, kafein ve adenozinin atomlarının bağlanma ve dizilme biçimindeki önemli özellikler bakımından birbirine benzediğini anlatır. Burada structure, bir binanın yapısını değil, bir molekülün yapısını ifade eder. Similar, benzer demektir; özdeş demek değildir. Bu ifade iki molekülü karşılaştırır ancak her ayrıntılarının aynı olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Burada a similar molecular structure ne anlama geliyor?

  1. İkisi tamamen aynı moleküldür.
  2. Bu ifade iki binanın tasarımını anlatır.
  3. Moleküler yapıları önemli yönlerden benzerdir ancak mutlaka özdeş değildir.
Cevabı göster

Moleküler yapıları önemli yönlerden benzerdir ancak mutlaka özdeş değildir.

close enough that caffeine can wedge Notlar

2:08

kafeinin sıkışabileceği kadar yakın

into the adenosine receptors,

2:10

adenozin reseptörlerinin içine,

Dilbilgisi

close enough that: sonuca yol açan yeterli derece

Burada close enough that, “ardından gelen sonucun gerçekleşmesine yetecek kadar benzer” demektir. Close, iki moleküler şeklin uzayda birbirine ne kadar yakın olduğunu değil, ne kadar benzediğini anlatır. adjective + enough + that + clause yapısı, yeterli bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada that ile başlayan yan cümle gereklidir: caffeine can wedge into the adenosine receptors, kendi öznesi ve fiili bulunan tam sonuç cümlesidir.

Alıştırma

Cümleyi close enough that ile tamamlayın: The two designs are ____ most people cannot spot the difference.

Cevabı göster

close enough that

Kelime

wedge into the adenosine receptors: dar bir alana sıkıca oturmak

Wedge burada bir fiildir. Wedge into, özellikle dar bir alana sıkışarak girmek veya tam oturmak anlamına gelir. Burada wedge, nesneleri ayırmak ya da ayrı tutmak için kullanılan üçgen biçimli “kama” adlı değildir. Cümle, moleküler bir süreci fiziksel bir görüntüyle anlatır: kafein yalnızca adenozin reseptörlerine doğru hareket eden değil, onların içine sıkıca oturan bir şey gibi gösterilir.

Alıştırma

Bu cümlede wedge into the receptors ne anlama geliyor?

  1. Reseptörlerin dışında yavaşça hareket etmek
  2. Reseptörleri kama biçimli nesnelere dönüştürmek
  3. Reseptörlerin içine sıkışarak girmek veya sıkıca oturmak
Cevabı göster

Reseptörlerin içine sıkışarak girmek veya sıkıca oturmak

but not close enough to activate them. Dilbilgisi

2:12

ama onları aktive edecek kadar yakın değil.

Dilbilgisi

not close enough to activate: yetersiz bir koşul

not + sıfat + enough + to + fiil kalıbı, gerekli bir koşulun gereken düzeye ulaşmadığını ve bu nedenle eylemin gerçekleşemediğini anlatır. Burada not close enough to activate, yakınlık veya benzerlik derecesinin etkinleştirme için yetersiz olduğu anlamına gelir. Them, daha önce sözü edilen adenosine receptors, yani adenozin reseptörlerini belirtir. not sözcüğü korunmalıdır; bu sözcük çıkarılırsa close enough to activate, etkinleştirmenin mümkün olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

strong ve reach sözcüklerini kullanarak cümleyi not + sıfat + enough + to + fiil kalıbıyla tamamlayın: The signal is ____ the basement.

Cevabı göster

not strong enough to reach

To summarize, Anlatım akışı

2:15

Özetlemek gerekirse,

adenosine inhibits your neurons,

2:16

adenozin nöronlarınızı inhibe eder,

caffeine inhibits the inhibitor, Deyimler

2:19

kafein ise inhibitörü inhibe eder,

so it stimulates you.

2:21

bu yüzden sizi uyarır.

Anlatım akışı

To summarize: temel sonucu belirtmek

To summarize, dinleyiciye sıradaki ifadenin önceki açıklamadaki ana fikirleri kısaltarak sunacağını bildirir. Bir söylem belirteci olarak bilgiyi ayrıntılardan temel sonuca doğru düzenler. Bu cümlede konuşmacı mekanizmayı kısa bir zincire indirger: adenozin nöronları engeller, kafein bu engelleyiciyi durdurur ve sonuçta uyarılma oluşur. Bu ifade bir özeti belirtir; mekanizmada yeni bir adımı değil.

Alıştırma

To summarize bu İngilizce cümlede neyi belirtir? "To summarize, our new schedule saves time and reduces confusion."

  1. Konuşmacı bir ayrıntılı örnek daha ekliyor.
  2. Konuşmacı önceki bilgilerin temel sonucunu veriyor.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı önceki bilgilerin temel sonucunu veriyor.

Deyimler

caffeine inhibits the inhibitor: baskılayanı baskılamak

caffeine inhibits the inhibitor ifadesinde caffeine ikinci inhibe etme eylemini gerçekleştiren şeydir. the inhibitor, önce nöronlarını inhibe eden adenosini ifade eder. Aynı kelime ailesinin tekrarlanması, iki aşamalı ilişkiyi kısa ve akılda kalıcı biçimde özetler. Eylemleri sırayla düşün: adenosin nöronları inhibe eder, kafein de adenosini inhibe eder; böylece nöronların üzerindeki inhibisyon azalır.

Alıştırma

Bu cümlede the inhibitor neyi ifade ediyor?

  1. your neurons
  2. adenosine
  3. caffeine
Cevabı göster

adenosine

Caffeine can also boost positive feelings. Kalıp ifadeler

2:24

Kafein aynı zamanda olumlu hisleri de artırabilir.

Kalıp ifadeler

can also boost positive feelings: olumlu duyguları da artırabilir

Burada boost, soyut bir duyguyu daha güçlü veya daha yoğun hâle getirmek demektir. Positive feelings mutluluk ya da özgüven gibi hoş duyguları ifade eder; cümlede kafeinin bunları artırabileceği söylenir, duyguları fiziksel olarak yukarı kaldırabileceği değil. Can also ifadeye iki sınır ekler: can olasılık veya yetenek gösterir, garanti vermez; also ise bunun önceki etkilere ek bir etki olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede boost positive feelings ne anlama geliyor?

  1. duyguları ortadan kaldırmak
  2. duyguları daha güçlü hâle getirmek
  3. duyguları fiziksel olarak yukarı taşımak
Cevabı göster

duyguları daha güçlü hâle getirmek

In some neurons,

2:27

Bazı nöronlarda,

the adenosine receptors are linked Kalıp ifadeler

2:28

adenozin reseptörleri bağlantılıdır

to receptors for another molecule called dopamine.

2:30

dopamin adı verilen başka bir molekülün reseptörlerine.

Kalıp ifadeler

be linked to: bir bağlantı veya ilişkiyi anlatmak

Be linked to + isim, bir şeye bağlı veya onunla ilişkili olmak anlamına gelir. Burada adenozin reseptörleri ile dopamin reseptörleri arasında bir bağlantı olduğunu belirtir. Bu bilimsel bağlamda bağlantı fiziksel veya işlevsel olabilir; gerçek anlamda bir zincir olmak zorunda değildir. Daha genel olarak araştırmacılar, gözlemlenen bir ilişkiyi belirtmek için be linked to kullanır. Bu ifade tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Şu iddiayı değerlendirin: "The study found that poor sleep is linked to stress" cümlesi, yetersiz uykunun strese neden olduğunu kanıtlar.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

One of dopamine's roles in the brain Dilbilgisi

2:34

Dopaminin beyindeki rollerinden biri

is to promote feelings of pleasure.

2:36

zevk duygularını teşvik etmektir.

Dilbilgisi

One of dopamine's roles ... is to: birçok işlevden biri

One of X's roles is to + fiilin yalın hâli, daha geniş bir işlev kümesindeki tek bir işlevi tanıtır. Cümlede haz duygularını artırmak, dopaminin beyindeki rollerinden biri olarak sunulur; tek rolü olduğu söylenmez. Bu yapıda one of sonrasında roles çoğuldur, ancak asıl özne One olduğu için fiil tekil biçim olan is olur. to promote mastarı bu rolün ne yaptığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi One of X's roles is to kalıbıyla tamamlayın: The library has several roles. ____ provide free access to information.

Cevabı göster

One of the library's roles is to

When adenosine docks in one of these paired receptors,

2:38

Adenozin bu eşleştirilmiş reseptörlerden birine kenetlendiğinde,

that can make it harder Dilbilgisi

2:41

bu zorlaştırabilir

for dopamine to fit in its own spot,

2:42

dopaminin kendi yerine oturmasını,

Dilbilgisi

make it harder for dopamine to fit: biçimsel nesne kalıbı

make it harder for dopamine to fit ifadesinde it biçimsel bir nesnedir; belirli bir şeyi göstermez. Asıl zorlaşan, for dopamine to fit bölümünde ifade edilen eylemdir. Kullanılabilir kalıp make it + sıfat + for + isim veya zamir + to ile mastar şeklindedir. Buradaki harder karşılaştırma derecesindedir; yani eylem öncesine veya başka koşullara göre daha zor hâle gelir.

Alıştırma

Cümleyi make it harder for ... to ... kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The loud music ____ Nora to hear the announcement.

Cevabı göster

made it harder for

interrupting its mood-lifting work. Kelime

2:45

ruh halini yükseltici işini kesintiye uğratarak.

Kelime

mood-lifting work: kısa çizgili birleşik sıfat

mood-lifting, mood ile fiilin -ing biçimi olan lifting sözcüklerinden oluşan, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Ruh hâlini yükseltebilen veya iyileştirebilen anlamına gelir ve birleşik ifadenin tamamı work sözcüğünü niteler. Bu cümlede work bir işi veya mesleği değil, gerçekleşen bir işlevi ya da etkiyi anlatır. Bu nedenle mood-lifting work, ruh hâlini iyileştirme işlevi anlamına gelir.

Alıştırma

İnsanların ruh hâlini iyileştiren bir şarkıyı hangi ifade doğal biçimde anlatır?

  1. a mood-lifting song
  2. a mood-lifted song
  3. a lifting-mood song
Cevabı göster

a mood-lifting song

But when caffeine takes adenosine's place, Kalıp ifadeler

2:48

Ancak kafein adenozinin yerini aldığında,

Kalıp ifadeler

take adenosine's place: onun yerini veya işlevini almak

Burada caffeine takes adenosine's place, kafeinin normalde adenozinin bulunacağı konumu doldurduğu veya onun işlevini üstlendiği anlamına gelir. take + iyelik biçimi + place yapısı, o kişi ya da şeyin konumunu veya rolünü üstlenmek demektir. İyelik bölümü bir kişiyi ya da şeyi belirtebilir: take Mia's place, take her place veya take the old system's place. Bu ifade adenozini bir yere götürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi take ... place ve her kullanarak tamamlayın: Mia is sick, so Leo will ____ in the school play.

Cevabı göster

take her place

it doesn't have the same effect, Kalıp ifadeler

2:51

aynı etkiyi yapmaz,

Kalıp ifadeler

doesn't have the same effect: farklı bir sonuç doğurmak

Bu cümlede it doesn't have the same effect, kafeinin aynı yeri doldurmasına rağmen adenozinden farklı bir sonuç doğurduğu anlamına gelir. have the same effect kalıbı, iki şeyin doğurduğu sonuçları karşılaştırır. Olumsuz biçim hiçbir etkisi olmadığı anlamına gelmez; yalnızca etkinin aynı olmadığını söyler. effect burada sonuç veya tesir anlamında bir isimdir, görsel özel efekt anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi have the same effect ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The first treatment helped, but the second one didn't ____.

Cevabı göster

have the same effect

and dopamine can slide in. Öbek fiiller

2:53

ve dopamin içeri kayabilir.

Öbek fiiller

can slide in: uygun bir boşluğa rahatça girmek

Bu cümlede can slide in, “uygun boş bir alana rahatça girebilmek” anlamına gelir. Konuşmacı, dopaminin bir reseptöre girişini, bir nesnenin kendisine uyan bir açıklığa kayarak girmesi gibi canlandırır. Can, bunun mümkün olduğunu ifade eder; in ise bağlamdan zaten anlaşılan hedefi gösterir. Hedef açıkça söylenirse slide into the slot örneğindeki gibi slide into + isim kullanılır.

Alıştırma

Bir tepsi boş bir yuvayla hizalanmıştır. Hangi cümle tepsinin uygun alana rahatça girebildiğini belirtir?

  1. The tray can slide in.
  2. The tray can stay outside.
  3. The tray can get stuck in the slot.
Cevabı göster

The tray can slide in.

There's evidence that caffeine's effects Anlatım akışı

2:56

Kafeinin etkilerinin olduğuna dair kanıtlar var

on adenosine and dopamine receptors

2:58

adenozin ve dopamin reseptörleri üzerinde

can have long-term benefits, too, Kalıp ifadeler

3:01

uzun vadeli faydaları da olabileceğine,

Anlatım akışı

There's evidence that: kanıtla desteklenen bir iddiayı sunmak

There's evidence that, önce destekleyici kanıt bulunduğunu belirterek bir iddiayı sunar. İddianın kendisi that ile başlayan yan cümlede yer alır: burada iddia, kafeinin etkilerinin uzun vadeli faydaları olabileceğidir. Bu kalıp, desteğin varlığını açıkça gösterir ve iddiayı tartışılmaz bir gerçek olarak söylemekten daha temkinlidir. Araştırmaların veya gözlemlerin iddiayı desteklediği anlamına gelir; kanıtın fiziksel olarak konuşmacının önünde olduğu ya da iddianın şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: "There's evidence that this method works", yöntemin işe yaradığının şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlandığı anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

have long-term benefits: uzun vadeli olumlu etkiler sağlamak

have long-term benefits ifadesi, “uzun süre devam eden veya daha sonra belirginleşen olumlu etkiler sağlamak” demektir. Buradaki can have, iddiayı temkinli kılar: etkiler mümkündür, kesin değildir. Bu eşdizimde doğal fiil have'dir. Long-term, benefits isminden önce gelen birleşik bir sıfat olduğu için normalde kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Düzenli egzersizin zaman içinde kalp sağlığına yarar sağlayabileceğini en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. Regular exercise can have long-term benefits for heart health.
  2. Regular exercise can make long-term benefits for heart health.
  3. Regular exercise can do long-term benefits for heart health.
Cevabı göster

Regular exercise can have long-term benefits for heart health.

reducing the risk of diseases like Parkinson's, Notlar

3:03

Parkinson gibi hastalıkların riskini azaltarak,

Alzheimer's, and some types of cancer.

3:06

Alzheimer ve bazı kanser türleri.

Kalıp ifadeler

reducing the risk of: bir şeyi daha az olası hâle getirmek

Reducing the risk of, zararlı bir olayın veya durumun gerçekleşme olasılığını düşürmek demektir. Bu olasılığı tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Kalıp reduce the risk of + isim veya -ing biçimidir: risk of disease, risk of falling. Bu cümlede reducing, hemen önce belirtilen etkilerin bir sonucunu veya yararını ekleyen -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyi daha az olası hâle getirmek” anlamındaki hedef -ing ifadesiyle tamamlayın: The new safety checks are helping by ____ equipment failure.

Cevabı göster

reducing the risk of

Kültür

Kısaltılmış hastalık adları olarak Parkinson's ve Alzheimer's

Parkinson's ve Alzheimer's, Parkinson's disease ve Alzheimer's disease adlarının yaygın kısaltılmış biçimleridir. İkisi de nörodejeneratif hastalık adıdır ve tıbbi anlam açık olduğunda İngilizcede disease sıkça atılır. Bu adlar insanların soyadlarından gelir; kesme işareti ve s bunun sonucudur. Ancak bu cümlede her tam biçim bir hastalığın adıdır; birinin bir şeye sahip olduğunu gösteren sıradan bir iyelik yapısı değildir.

Alıştırma

Bir sağlık yazısında disease atıldığında Parkinson's ve Alzheimer's ne anlama gelir?

  1. Bunlar disease sözcüğünün atıldığı hastalık adlarıdır.
  2. İki kişinin bir şeye sahip olduğunu gösterirler.
  3. Bunlar ilaç adlarıdır.
Cevabı göster

Bunlar disease sözcüğünün atıldığı hastalık adlarıdır.

Caffeine can also ramp up the body's ability Notlar

3:10

Kafein ayrıca vücudun yeteneğini de artırabilir

to burn fat.

3:12

yağ yakma.

Öbek fiiller

also ramp up: başka bir etki ekleyip düzeyi artırmak

Ramp up, bir şeyin miktarını, düzeyini, hızını veya gücünü artırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada ramp up the body's ability, bu kapasiteyi güçlendirmek demektir; ramp eğimli bir yüzey anlamına gelmez. Also, bu etkinin daha önce belirtilen bir etkiye eklenen başka bir etki olduğunu gösterir. Temel yapı ramp up + isim şeklindedir. Fiil ayrılabilir; bu nedenle ramp production up mümkündür. Ancak nesne zamir olduğunda ramp it up denir, ramp up it denmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve başka bir etki ekleyerek “artırmak” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The new machines reduce waste. They can ____ production.

Cevabı göster

also ramp up

Kalıp ifadeler

the body's ability to burn fat: ability to + fiilin yalın hâli

the body's ability to burn fat ifadesi, iyelik hâlindeki isim + ability to + fiilin yalın hâli yapısını izler. İyelik, yeteneğin kime ya da neye ait olduğunu; to'lu mastar ise bu yeteneğin kapsadığı eylemi belirtir. Burada burn fat, yağı ateşe vermek değil, depolanmış yağı metabolizma yoluyla enerji için kullanmak demektir. Bu yapı bir kişinin, bedenin, makinenin veya kuruluşun ne yapabildiğini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle iyelik hâlindeki isim + ability to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?

  1. Regular exercise can improve the body ability for using oxygen.
  2. Regular exercise can improve the body's able to use oxygen.
  3. Regular exercise can improve the body's ability to use oxygen.
Cevabı göster

Regular exercise can improve the body's ability to use oxygen.

In fact,

3:14

Aslında,

some sports organizations think

3:15

bazı spor organizasyonları düşünüyor

that caffeine gives athletes an unfair advantage Kalıp ifadeler

3:17

kafeinin sporculara haksız bir avantaj sağladığını

and have placed limits on its consumption. Kalıp ifadeler

3:20

ve tüketimine sınırlamalar getirdiler.

Kalıp ifadeler

give athletes an unfair advantage: birine haksız avantaj sağlamak

caffeine gives athletes an unfair advantage ifadesinde give, give + kişi + şey biçimindeki çift nesneli yapıda kullanılır. Athletes avantajı alan kişileri, caffeine ise bu avantajın nedeni olarak sunulan şeyi belirtir. An unfair advantage, genellikle eşit olmayan erişim, özel muamele veya kurallarla sınırlandırılmış bir şey nedeniyle rekabeti daha az adil hâle getiren üstünlüktür. Sıradan bir faydadan daha fazlasını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle gizli bilginin bir yarışmayı adaletsiz hâle getirdiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. Secret information made one contestant an advantage.
  2. Secret information gave an unfair advantage to win.
  3. Secret information gave one contestant an unfair advantage.
Cevabı göster

Secret information gave one contestant an unfair advantage.

Kalıp ifadeler

have placed limits on its ...: place limits on + isim

Place limits on something, bir şeye kısıtlamalar getirmek anlamına gelir. Burada place, “yer” değil, “belirlemek” veya “koymak” anlamındaki bir fiildir; on ise kontrol edilen etkinliği ya da şeyi tanıtır. Bu cümlede have placed present perfect yapıdadır ve kuruluşların sınırları zaten uygulamaya koyduğunu gösterir. Its, caffeine sözcüğüne gönderme yapar; bu nedenle its consumption, kafein tüketimi demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı place limits on + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi place limits on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: To save water during the drought, the city has ____ outdoor water use.

Cevabı göster

placed limits on

From 1972 until 2004, Dilbilgisi

3:24

1972'den 2004'e kadar,

Olympic athletes had to stay below Dilbilgisi

3:27

Olimpiyat sporcuları altında kalmak zorundaydı

a certain blood caffeine concentration to compete. Kelime

3:29

yarışmak için belirli bir kan kafein konsantrasyonunun.

Dilbilgisi

From 1972 until 2004: zaman aralığı için from ... until ...

From + başlangıç zamanı + until + bitiş zamanı, bir durumun, kuralın veya etkinliğin sürdüğü zaman aralığını belirtir. Burada kural 1972'de başlamış ve 2004'teki bitiş noktasına kadar yürürlükte kalmıştır. Until, birbirinden ayrı iki olaya değil, bir bitiş noktasına kadar devam etmeye odaklanır. Yalnızca yıllar verildiğinde ifade, kesin bitiş tarihini veya son yılın tamamının dâhil olup olmadığını göstermez.

Alıştırma

Cümleyi from ... until ile tamamlayın: The clinic will be closed ____ Monday ____ Thursday morning.

Cevabı göster

from · until

Dilbilgisi

had to stay below: geçmişteki bir üst sınır zorunluluğu

Had to burada geçmişte geçerli bir kuralı ya da zorunluluğu anlatır. Stay below + üst sınır, ölçülen bir değeri ilgili süre boyunca o sınırın altında tutmak demektir. Bu nedenle sporcular yarışmak istiyorsa kanlarındaki kafein konsantrasyonu izin verilen düzeye ulaşamaz veya onu aşamazdı. Burada below fiziksel bir konumu değil, sayısal bir ilişkiyi anlatır. had to stay below + eşik kalıbı hız, sıcaklık, maliyet, konsantrasyon ve başka ölçümlerin üst sınırları için kullanılabilir.

Alıştırma

Geçmişteki bir kuralın sürücülerin alkol düzeyini yasal üst sınırın altında tutmasını gerektirdiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Under the old rule, drivers had to stay above the maximum legal alcohol limit.
  2. Under the old rule, drivers had to stayed below the legal alcohol limit.
  3. Under the old rule, drivers had to stay below the legal alcohol limit.
Cevabı göster

Under the old rule, drivers had to stay below the legal alcohol limit.

Kelime

a certain blood caffeine concentration: değeri belirtilmemiş belirli bir kan kafein konsantrasyonu

Öbeğin ana adı concentration'dır; bu sözcük test ve tıp bağlamlarında belirli miktardaki sıvı veya başka bir malzeme içinde bulunan bir maddenin miktarını ifade eder. Bu nedenle blood caffeine concentration, kanda ölçülen kafein düzeyi demektir. A certain burada cümlede değeri verilmeyen ama bağlam açısından ilgili olan belirli bir düzeyi anlatır. Burada kesinlikle doğru anlamına gelmez. İfade bütünüyle, sınır olarak kullanılan belirli bir kafein düzeyini belirtir.

Alıştırma

Örnekteki a certain blood caffeine concentration ifadesinin anlamına en uygun seçenek hangisidir?

  1. kafeinin kanda kesinlikle bulunduğunun kanıtı
  2. kanda ölçülen belirli bir kafein düzeyi
  3. kafeinin vücutta toplandığı bir yer
Cevabı göster

kanda ölçülen belirli bir kafein düzeyi

Of course,

3:33

Tabii ki,

not all of caffeine's effects are so helpful. Dilbilgisi

3:34

kafeinin tüm etkileri bu kadar yararlı değildir.

Dilbilgisi

not all of caffeine's effects are so helpful: kısmi olumsuzluk

not all of caffeine's effects are so helpful ifadesinde not, all sözcüğünü olumsuzlar. Bu nedenle cümle, kafeinin bazı etkilerinin o kadar yararlı olmadığını anlatır. Diğer etkilerin yararlı olabileceği ihtimalini açık bırakır. Bu, kısmi olumsuzluktur: not all, none anlamına gelmez. Benzer cümlelerde not all + çoğul grup + betimleme yapısını, betimlemenin grubun her üyesi için geçerli olmadığı şeklinde anlayın.

Alıştırma

Bazı sonuçların doğru olabileceğini, ancak bütün sonuçların doğru olmadığını belirten cümle hangisidir?

  1. Not all of the results were accurate.
  2. All of the results were inaccurate.
  3. None of the results were accurate.
Cevabı göster

Not all of the results were accurate.

It might make you feel better and more alert, Anlatım akışı

3:37

Sizi daha iyi ve daha uyanık hissettirebilir,

but it can also raise your heart rate and blood pressure,

3:40

ama aynı zamanda kalp atış hızınızı ve kan basıncınızı yükseltebilir,

Anlatım akışı

might ... but it can also ...: yararları ve riskleri dengelemek

İlk yan cümle, olası bir yararı sunmak için might kullanır: daha iyi ve daha uyanık hissetmek. Ardından but mesajın yönünü değiştirir ve can also başka bir olası etkiyi sunar: kalp atış hızını ve kan basıncını artırmak. Bu kalıp dengeli bir değerlendirme sunar. Önce bir yönü kabul eder, sonra genel tabloyu değiştiren karşıt bir yön ekler. Bu nedenle but sonrasındaki bilgi önemlidir.

Alıştırma

Cümleyi might ... but it can also ... kalıbını oluşturan dört sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The medicine might reduce pain, ____ cause drowsiness.

Cevabı göster

but it can also

cause increased urination or diarrhea,

3:43

idrara çıkmada artışa veya ishale neden olabilir,

and contribute to insomnia and anxiety. Kalıp ifadeler

3:46

ve uykusuzluk ve anksiyeteye katkıda bulunabilir.

Kalıp ifadeler

contribute to insomnia and anxiety: birden fazla etkenden biri

contribute to + isim veya -ing biçiminde, contribute bir sonucun oluşmasına yardım etmek ya da o sonuca yol açan etkenlerden biri olmak anlamına gelir. Burada, söz konusu etkenin uykusuzluk ve kaygıda rol oynayabileceği anlatılır. Bu ifade genellikle söz konusu şeyi birden fazla etkenden biri olarak sunar. to bir edattır; bu nedenle ardından bu cümledeki gibi bir isim veya contribute to feeling anxious örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi, bir sonucun oluşmasına yardım eden etkenlerden biri olmak anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın. Poor ventilation can ____ headaches.

Cevabı göster

contribute to

Plus,

3:49

Ayrıca,

the foods and beverages caffeine is found in Dilbilgisi

3:50

kafeinin bulunduğu yiyecek ve içeceklerin

have their own impacts on your body

3:52

vücudunuz üzerinde kendi etkileri vardır

that have to be taken into account. Kalıp ifadeler

3:55

bu da hesaba katılmalıdır.

Dilbilgisi

caffeine is found in: that'in düşürüldüğü bir ilgi cümleciği

caffeine is found in sözleri foods and beverages ifadesinden sonra gelir ve bu isimleri niteler. Açık biçimi the foods and beverages that caffeine is found in şeklindedir. İlgi cümleciğinde that, sondaki in edatının nesnesidir ve bu nedenle düşürülebilir. the foods and beverages caffeine is found in ifadesinin tamamı ana cümlenin öznesidir; have ise ana fiildir. Caffeine yalnızca iç içe geçmiş ilgi cümleciğinin öznesidir, tüm cümlenin öznesi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı yapı kullanılmıştır: Bir isimden sonra that'in düşürüldüğü edilgen bir niteleme cümleciği gelir ve edat sonda kalır?

  1. The paintings are displayed in the rooms upstairs.
  2. The rooms the paintings are displayed in are upstairs.
  3. The rooms display the paintings upstairs.
Cevabı göster

The rooms the paintings are displayed in are upstairs.

Kalıp ifadeler

have to be taken into account: hesaba katılması gerekmesi

Take something into account, düşünürken, değerlendirirken veya karar verirken bir şeyi ilgili faktörlerden biri olarak hesaba katmak demektir. Edilgen have to be taken into account biçimi, bu etkilerin dikkate alınması gerektiğini ve kolayca göz ardı edilemeyeceğini belirtir. Burada that bir ilgi cümleciği başlatır ve impacts sözcüğüne gönderme yapar. Impacts çoğul olduğu için have kullanılır; tekil bir isimle one risk that has to be taken into account örneğindeki gibi has kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi have to ve take into account ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Before we choose a contractor, all safety risks ____.

Cevabı göster

have to be taken into account

Your brain can adapt Kalıp ifadeler

3:58

Beyniniz uyum sağlayabilir

to regular consumption of caffeine.

3:59

düzenli kafein tüketimine.

Kalıp ifadeler

can adapt to regular consumption of...: düzenli tüketime uyum sağlayabilmek

Adapt to, bir durumun veya tekrarlanan deneyimin üstesinden gelmek kolaylaşacak biçimde zamanla değişip uyum sağlamak demektir. Bu cümlede can, beynin bu yeteneğe sahip olduğunu; regular consumption of caffeine ise kafeinin tekrarlanan ve devamlı alımını belirtir. Adapt to yapısındaki to bir edattır. Ardından bu cümledeki gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir: adapt to a new routine; adapt to waking up early.

Alıştırma

Hangi cümle ekibin uzaktan çalışmaya zamanla alıştığı anlamına gelir?

  1. The team adopted working remotely.
  2. The team adapted working remotely.
  3. The team adapted to working remotely.
Cevabı göster

The team adapted to working remotely.

If your adenosine receptors are perpetually clogged, Notlar

4:01

Adenozin reseptörleriniz sürekli tıkalıysa,

your body will manufacture extra ones.

4:04

vücudunuz ekstra olanları üretecektir.

Dilbilgisi

If ... are ..., ... will manufacture ...: koşul ve sonuç

if + geniş zaman, will + fiilin yalın hâli kalıbı, gerçekleşmesi mümkün bir koşulu beklenen sonucuna bağlar. if yan cümlesi koşulu belirler, ana cümle ise bu koşul gerçekleşirse ne olacağını söyler. Burada are perpetually clogged, devam etmesi mümkün olan durumu; will manufacture ise vücudun tepkisini anlatır. Cümle bilimsel bir açıklama sunsa da geçmişe ait veya gerçek dışı bir varsayım değildir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı kalıpla gerçekleşmesi mümkün bir koşulu ve onun beklenen sonucunu anlatır?

  1. If the sensor detected smoke, it would sound an alarm.
  2. When the sensor detected smoke, it sounded an alarm.
  3. If the sensor detects smoke, it will sound an alarm.
Cevabı göster

If the sensor detects smoke, it will sound an alarm.

Kelime

are perpetually clogged: sürekli işgal için kullanılan bir mecaz

Clogged genellikle içinden bir şeylerin geçemeyeceği kadar tıkanmış bir boruyu veya geçidi anlatır. Burada canlı bir mecazdır: kafein, adenozin reseptörlerini sürekli işgal ettiği için adenozin bu reseptörlere normal biçimde bağlanamaz. Perpetually, çok uzun bir süre boyunca sürekli veya tekrar tekrar anlamına gelir. İfade, reseptörlerin içinde gerçekten kir veya döküntü olduğunu değil, uzun süren bir işgali vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede clogged, bir şeyin normal çalışamayacak kadar işgal edilmesi veya aşırı yüklenmesi için mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. Snow clogged the narrow mountain road.
  2. Too many requests clogged the system, so it stopped responding normally.
  3. Hair clogged the shower drain.
Cevabı göster

Too many requests clogged the system, so it stopped responding normally.

That way, Anlatım akışı

4:07

Bu şekilde,

Anlatım akışı

That way: bir yöntemi sonucuna bağlamak

That way, az önce sözü edilen bir eyleme, plana veya mekanizmaya gönderme yapar ve “bunu yaparak” ya da “bu yöntemle” anlamına gelir. Açıklamayı önce yöntemi, ardından sonucu verecek şekilde düzenler. Burada that, vücudun ek reseptörler üretmesini ifade eder. Way gerçek bir yol veya yön değil, “yöntem” anlamındadır.

Alıştırma

“Bunu yaparak” anlamındaki iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: Back up your photos. ____, you can restore them if your phone is lost.

Cevabı göster

That way

even with caffeine around, Dilbilgisi

4:08

etrafta kafein olsa bile,

adenosine can still do its job Kalıp ifadeler

4:09

adenozin hala işini yapabilir

of signaling the brain to power down. Öbek fiiller

4:11

beyni kapanması için sinyal verme işini.

Dilbilgisi

even with caffeine around: even with + isim öbeğiyle ödünleme

Even with + isim öbeği, ana sonucu engellemesi beklenebilecek bir durumu sunar; ancak sonuç yine de gerçekleşir. Bu cümlede kafein hâlâ mevcuttur, fakat adenozin beyne faaliyetini azaltması için yine de sinyal gönderebilir. caffeine around ifadesindeki around, “mevcut” veya “hâlâ orada” anlamına gelir; burada vücutta bulunmayı ifade eder. Kafeinin fiziksel olarak beynin çevresinde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Dersimizdeki iki kelimelik ödünleme yapısıyla tamamlayın: ____ a detailed map, we still got lost.

Cevabı göster

Even with

Kalıp ifadeler

do its job of signaling: bir işlevi belirtme

do its job of signaling ifadesinde its, adenosine sözcüğüne gönderme yapar; job ise ücretli bir meslek değil, adenozinin yerine getirmesi gereken işlev demektir. Kalıp do its job of + -ing şeklindedir; signaling bu işlevin ne olduğunu belirtir. Can still, engelleyici bir durum olsa bile işlevin devam ettiğini gösterir. Bu kalıp; maddelerin, vücut bölümlerinin, sistemlerin veya araçların amaçlandığı gibi çalışmayı sürdürdüğünü anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi do its job of + -ing kullanarak tamamlayın: The filter can still ____ removing dust from the air.

Cevabı göster

do its job of

Öbek fiiller

to power down: dinlenmeden önce etkinliği azaltmak

Power down bir öbek fiildir. Bir makine için gerçek anlamda kullanıldığında enerji tüketimini azaltmak veya cihazı kapatmak anlamına gelebilir. Burada ise bir benzetmedir: beyin etkinliğini azaltır ve dinlenmeye geçer. signal the brain to power down yapısında to'lu mastar, sinyalin teşvik ettiği eylemi belirtir. Bu ifade, beynin kalıcı olarak çalışmayı durdurduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede power down, beynin daha az etkin hâle gelmesi ve dinlenmeye hazırlanması anlamında bir benzetme olarak kullanılmıştır?

  1. After the noisy party, I needed a quiet hour for my brain to power down.
  2. The technician needed ten minutes to power down the server safely.
  3. The new battery gives the device enough power to run all day.
Cevabı göster

After the noisy party, I needed a quiet hour for my brain to power down.

That's why you may find Anlatım akışı

4:15

Bu yüzden fark edebilirsiniz ki

you need to consume more and more caffeine Dilbilgisi

4:16

giderek daha fazla kafein tüketmeniz gerektiğini

to feel as alert.

4:18

aynı derecede uyanık hissetmek için.

Anlatım akışı

That's why: bilinen bir nedeni sonucuna bağlamak

That's why, daha önce açıklanmış bir nedene veya işleyişe gönderme yapar ve bunun sonucunu sunar: “Bunun nedeni budur...”. Bu cümlede, giderek daha fazla kafeine ihtiyaç duymanın daha önce anlatılan işleyişin bir sonucu olduğunu gösterir. Bilginin olağan sırası önce neden, ardından That's why + sonuç biçimindedir. Bu ifade, konuşanın yeni bir neden açıklamaya başlamadığını, önceki bilgiden bir sonuç çıkardığını gösterir.

Alıştırma

Buzlu yolun okulun kapanmasına neden olduğunu That's why ile doğru açıklayan cümle hangisidir?

  1. School is closed. That's because the road is icy.
  2. The road is icy. That's why school is closed.
  3. School is closed. That's why the road is icy.
Cevabı göster

The road is icy. That's why school is closed.

Dilbilgisi

consume more and more caffeine: sürekli artan bir miktar

more and more + isim kalıbı, bir miktarın zamanla veya koşullar değiştikçe artmaya devam ettiğini gösterir. Caffeine sayılamayan bir isimdir; bu nedenle consume more and more caffeine, giderek daha büyük miktarda kafein almak anlamına gelir. İki more birlikte tek bir tekrarlı karşılaştırma kalıbı oluşturur; iki ayrı miktarı anlatmaz. Aynı kalıp, more and more time örneğindeki gibi başka sayılamayan isimlerle ve more and more people örneğindeki gibi çoğul sayılabilen isimlerle kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi sürekli artışı gösteren tekrarlı karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As our photo collection grows, we need ____ storage space each month.

Cevabı göster

more and more

There are more and more adenosine receptors to block. Dilbilgisi

4:20

Bloke edilecek daha fazla adenozin reseptörü vardır.

Dilbilgisi

There are ... adenosine receptors to block: isim + mastar

Cümlede, sayısı giderek artan adenozin reseptörlerini tanıtmak için varlık bildiren there are yapısı kullanılır. to block mastar grubu receptors sözcüğünden sonra gelir ve bu reseptörlere ne yapılması gerektiğini gösterir. Burada receptors, block fiilinin nesnesi olarak anlaşılır: kafeinin engellemesi gereken reseptörlerin sayısı artmıştır. Mastar, there are yan cümlesinin tamamının amacını belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede adenosine receptors to block ifadesindeki gibi, ismin eylemden etkilenen öğe olduğu isim + mastar yapısı kullanılmıştır?

  1. She went to the office to finish a report.
  2. The wall began to block the signal.
  3. There are three reports to finish today.
Cevabı göster

There are three reports to finish today.

It's also why, Anlatım akışı

4:24

Bu da nedenidir,

if you suddenly quit caffeine, Dilbilgisi

4:25

eğer aniden kafeini bırakırsanız,

you may experience an unpleasant withdrawal. Kelime

4:27

hoş olmayan bir yoksunluk yaşayabilirsiniz.

Anlatım akışı

It's also why: aynı nedeni başka bir sonuca bağlamak

It's also why, az önce açıklanan neden veya mekanizmaya gönderme yapar ve aynı nedenin açıkladığı başka bir sonucu tanıtır. Bu nedenle also, ilgisiz yeni bir bilgi değil, ikinci bir neden-sonuç bağlantısı ekler. if yan cümlesi sonuçtan önce araya girer: if you suddenly quit caffeine koşulu belirler, you may experience an unpleasant withdrawal ise why ile tanıtılan sonuçtur. Bilgi akışını, önceki nedenin bu sonucu da açıklaması şeklinde izleyin.

Alıştırma

Hangi seçenekte aynı neden It's also why ile ek bir sonuca bağlanmıştır?

  1. Regular practice improves coordination, but the routine still feels difficult.
  2. The routine feels easier because the steps are familiar. It's also because regular practice improves coordination.
  3. Regular practice improves coordination. It's also why the routine feels easier over time.
Cevabı göster

Regular practice improves coordination. It's also why the routine feels easier over time.

Dilbilgisi

if you suddenly quit caffeine: bir koşul belirtmek

if you suddenly quit caffeine, if ile kurulan bir koşul yan cümlesidir. Ana cümledeki sonucun hangi koşulda gerçekleşebileceğini belirtir: kafein tüketimini aniden bırakmak. Gerçek veya olası bir koşul anlatılırken İngilizcede if cümlesinde genellikle simple present biçimindeki quit kullanılır; will quit kullanılmaz. Ana cümledeki may, sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir. Burada quit caffeine, kafein tüketmeyi bırakmak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir koşulu ve olası bir sonucu doğru biçimde ifade eder?

  1. If you will suddenly change your sleep schedule, you may feel tired during the day.
  2. If you suddenly change your sleep schedule, you may feel tired during the day.
  3. Because you suddenly change your sleep schedule, you may feel tired during the day.
Cevabı göster

If you suddenly change your sleep schedule, you may feel tired during the day.

Kelime

an unpleasant withdrawal: kafeini bıraktıktan sonraki rahatsız edici etkiler

Sağlık ve madde kullanımı bağlamlarında withdrawal, vücudun alıştığı bir madde bırakıldığında veya azaltıldığında ortaya çıkabilen fiziksel ya da zihinsel etkilerin bütünüdür. an unpleasant withdrawal ifadesi bunu belirli ve rahatsız edici bir yoksunluk deneyimi olarak sunar. Yakındaki quit caffeine ve experience ifadeleri burada sağlıkla ilgili anlamın kullanıldığını gösterir; para çekme, bir şeyi geri çekme veya askerlerin geri çekilmesi anlamı değildir.

Alıştırma

"She had headaches during caffeine withdrawal," cümlesinde withdrawal ne anlama gelir?

  1. bir banka hesabından çekilen para
  2. askerlerin bir bölgeden uzaklaşması
  3. vücudun alıştığı bir maddeyi bırakmanın etkileri
Cevabı göster

vücudun alıştığı bir maddeyi bırakmanın etkileri

With plenty of receptors and no competition, Dilbilgisi

4:30

Bol miktarda reseptör ve hiç rekabet olmadan,

Dilbilgisi

With plenty of receptors and no competition: arka plan koşullarını belirtme

Cümle başındaki with + isim öbeği yapısı, ardından gelen ana cümle için arka planı belirler. Burada bağlantılı iki bilgi verir: bol miktarda reseptör vardır ve rekabet yoktur. Bu bağlamda no competition, kafeinin bu reseptörler için adenozinle rekabet etmemesi demektir. Baştaki ifade, sonraki sonucun neden gerçekleşebildiğini açıklamaya yardımcı olur; with burada eşlik etmeyi değil, durumu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki with öbeği, ana sonucu açıklamaya yardımcı olan koşulları verir?

  1. Nina went to the library with her brother.
  2. Leo drew the map with a pencil.
  3. With enough light and no wind, we took a clear photo.
Cevabı göster

With enough light and no wind, we took a clear photo.

adenosine can work overtime, Deyimler

4:32

adenozin fazla mesai yapabilir,

Deyimler

work overtime: normal kapasitenin ötesinde çalışma

Work overtime ifadesi düz anlamıyla bir kişinin planlanan çalışma saatlerinin ötesinde çalışmasıdır. Burada özne adenosine olduğu için ifade adenozini insan gibi gösterir; adenozinin gerçek bir işi veya çalışma programı yoktur. Bu popüler bilim açıklamasında can work overtime, adenozinin normalden daha güçlü ya da daha uzun süre etkili olabilmesi demektir. İş benzetmesi mekanizmayı canlı anlatır; kesin bir bilimsel ölçüm vermez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için work overtime ifadesini doğru zamanda kullanın: During last week's heat wave, the air conditioner ____ to keep the room cool.

Cevabı göster

worked overtime

causing symptoms like headaches, Kalıp ifadeler

4:34

baş ağrısı gibi semptomlara neden olarak,

tiredness,

4:36

yorgunluk,

and depressed moods.

4:37

ve depresif ruh halleri.

Kalıp ifadeler

causing symptoms like ...: sonuç ve örnekler eklemek

causing symptoms ... biçimindeki -ing yan cümleciği, hemen önce anlatılan durumun sonucunu ekler. Önceki cümleciğe bağlı olduğu için bu bölüm tek başına tam bir cümle değildir. symptoms like A, B, and C yapısında like, “örneğin” veya “gibi” anlamındadır. Tam bir liste değil, bazı örnekler verir; burada “sevmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi causing symptoms like kullanarak tamamlayın: The allergy irritated her eyes, ____ redness and itching.

Cevabı göster

causing symptoms like

But in a few days,

4:40

Ancak birkaç gün içinde,

the extra adenosine receptors will disappear.

4:41

ekstra adenozin reseptörleri kaybolacaktır.

Your body will readjust,

4:45

Vücudunuz yeniden ayarlayacaktır,

and you'll feel just as alert as ever, Dilbilgisi

4:46

ve kendinizi her zamanki gibi uyanık hissedeceksiniz,

even without an infusion Dilbilgisi

4:49

bir infüzyon olmadan bile

of the world's most popular stimulant. Kelime

4:51

dünyanın en popüler uyarıcısının.

Dilbilgisi

just as alert as ever: önceki düzeye dönmek

just as + sıfat + as ever yapısı, şimdiki durumu kişinin alışılmış veya önceki düzeyiyle karşılaştırır. Just, iki düzeyin aynı olduğu fikrini güçlendirir; as ever ise “geçmişte olduğu gibi” veya “her zamanki gibi” anlamına gelir. Buradaki just as alert as ever, vücut yeniden uyum sağladıktan sonra kişinin önceki uyanıklık düzeyine döneceğini anlatır. Geçmişteki her zamandan daha uyanık olacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle Lena'nın önceki odaklanma düzeyine döndüğünü, ancak onu aşmadığını anlatır?

  1. After the break, Lena was less focused than before.
  2. After the break, Lena felt more focused than ever.
  3. After the break, Lena felt just as focused as ever.
Cevabı göster

After the break, Lena felt just as focused as ever.

Dilbilgisi

even without an infusion: bir koşul yokken de sonucun geçerli olması

Even without + isim öbeği, bir koşul eksik olsa da temel sonucun hâlâ geçerli olduğunu anlatır. Even şaşkınlık vurgusu ekler: Bu koşul yararlı veya gerekli görünebilir, fakat sonuç ona bağlı değildir. Burada an infusion, yeni bir kafein takviyesi veya dozu anlamına gelir. Canlı ve biraz esprili bir seçimdir; kafeinin mutlaka tıbbi olarak damar yoluyla verildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Sahip olmamasına rağmen” anlamına gelen ve şaşkınlık vurgusu ekleyen iki sözcüklük ifadeyi kullanın: Because it has a hand crank, this flashlight works ____ batteries.

Cevabı göster

even without

Kelime

the world's most popular stimulant: kafein için betimleyici bir ad

Stimulant, vücudun veya sinir sisteminin etkinliğini artıran ve kişinin kendini daha uyanık ya da dikkatli hissetmesini sağlayabilen bir maddedir. Bu bağlamda the world's most popular stimulant, yeni bir madde değil, caffeine için kullanılan betimleyici bir addır. Yazar caffeine sözcüğünü tekrarlamak yerine düşünceyi geniş bir özetle bitirir. Burada popular, dünya çapında yaygın olarak kullanılan anlamındadır; herkesin onu sevdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte the world's most popular stimulant ifadesi ne anlama gelir ve neye gönderme yapar?

  1. Herkesin kafeini sevdiğini ve kafeinin herkes için güvenli olduğunu söyler.
  2. Kafeinin kategorisini ve yaygın kullanımını betimleyerek tekrar kafeine gönderme yapar.
  3. Daha önce söz edilmeyen farklı bir tıbbi tedaviyi tanıtır.
Cevabı göster

Kafeinin kategorisini ve yaygın kullanımını betimleyerek tekrar kafeine gönderme yapar.