Déjà vu nedir? Déjà vu nedir? - Michael Molina: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
648 kelime 190 kel/dk

Video özeti: Video, déjà vu deneyiminin neden zor incelendiğini açıklıyor; ardından aynı restoran sahnesi üzerinden ikili işlemleme, hologram ve bölünmüş dikkat kuramlarını karşılaştırıyor. Hiçbiri kesin cevap olarak sunulmadığından izleyici, kendi kısa süreli deneyimi sırasında neler olduğunu gözlemlemeye yöneltiliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. making it nearly impossible for scientists to — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: -ing yan tümcesinin önceki durumun ortaya çıkardığı sonucu nasıl anlattığını kavrayın. Bu özlü yapıyı resmî açıklamalarda bir koşul ile onun yarattığı güçlük veya sonuç arasında bağlantı kurmak için, ayrı bir tam cümle yazmadan kullanabilirsiniz. 2. a distant memory swims up from deep within your brain. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Eski bir anının gizli bir derinlikten yavaşça ve belli belirsiz yüzeye çıkışını betimleyen kişileştirmeyi tanıyın. Böylece bilim iletişimindeki canlı imgeleri, sinirsel hareket hakkında gerçek anlamlı bir iddia sanmadan yorumlayabilirsiniz. 3. pull yourself away from — Öbek Fiiller: Bir kişi dikkatini sürükleyici bir nesne, etkinlik ya da zihinsel durumdan bilinçli biçimde uzaklaştırdığında bu ifadeyi kullanın. Yalnızca başka yere baktığını veya durduğunu söylemeye kıyasla, dikkati koparmak için gereken çabayı daha açık aktarır.

Bu derste

Have you experienced déjà vu? Kalıp ifadeler

0:06

Hiç dejavu yaşadınız mı?

Kalıp ifadeler

experienced déjà vu: fiil olarak experience

Have you experienced déjà vu? sorusunda have experienced, experience fiilinin present perfect biçimidir. Burada experience, “bir duygu veya olayı yaşamak” anlamına gelir ve déjà vu bu fiilin doğrudan nesnesidir. Experienced ayrıca “pratik sayesinde deneyim kazanmış” anlamında bir sıfat olabilir, ancak bu cümlede öyle kullanılmamıştır. experience + duygu, olay veya deneyim kalıbı experience pain ve experience difficulties örneklerinde olduğu gibi başka durumlara da aktarılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede experience, “bir duygu veya olay yaşamak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. Many people experience déjà vu at least once.
  2. She is an experienced researcher.
  3. His work experience is valuable.
Cevabı göster

Many people experience déjà vu at least once.

It's that shadowy feeling you get when a situation seems familiar. Anlatım akışı

0:08

Bir durum tanıdık geldiğinde hissettiğiniz o belirsiz histir.

Anlatım akışı

that shadowy feeling you get when: günlük bir duyguyla tanımlama

That, daha önce sözü edilen déjà vuya gönderme yapar. Shadowy, duyguyu gerçek anlamda gölgeyle kaplı olarak değil, belirsiz ve kavranması zor olarak tanımlar. Ana isim feeling sözcüğüdür; you get bunu niteler, when ise bu duyguyu ortaya çıkaran durumu başlatır. Bu ifade, önce tanıdık bir hissi adlandırıp ardından ne zaman ortaya çıktığını söyleyerek soyut bir düşünceyi açıklar. Aktarılabilir kalıp that + tanımlayıcı duygu + you get when + durum şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle soyut bir kavramı günlük bir duygu aracılığıyla açıklar?

  1. Anxiety always creates a visible shadow on the wall.
  2. Anxiety is a word with seven letters.
  3. Anxiety is that uneasy feeling you get when something seems wrong.
Cevabı göster

Anxiety is that uneasy feeling you get when something seems wrong.

A scene in a restaurant plays out exactly as you remember. Notlar

0:12

Bir restorandaki sahne tam olarak hatırladığınız gibi oynanır.

Öbek fiiller

plays out: bir sahnenin gelişmesi

Burada plays out, “bir dizi eylem hâlinde gelişmek” veya “meydana gelmek” anlamına gelir. Özne a scene olduğu için ifade, olay gözünüzün önünde gelişen bir sahneymiş gibi bir etki yaratır. happens ile karşılaştırıldığında plays out, olayın başından sonuna kadar nasıl geliştiğine daha çok dikkat çeker. Birinin bir şeyi oynatması veya yayımlaması anlamına gelmez.

Alıştırma

“Gelişmek” anlamındaki hedef öbek fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: The final scene ____ in a quiet train station.

Cevabı göster

plays out

Dilbilgisi

exactly as you remember: bir anıyla tamamen örtüşmek

Exactly as you remember, “hatırladığınız şeyle tamamen aynı biçimde” demektir. Exactly, eşleşmenin tam olduğunu vurgular; as ise karşılaştırma ölçütünü veren you remember yan cümlesini başlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp exactly as + özne + fiil şeklindedir: exactly as she predicted veya exactly as we planned. Buradaki as bir yan cümleyi bağlar; “rolünde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef iki sözcüklü yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: The trip went ____ we had planned.

Cevabı göster

exactly as

The world moves like a ballet you've choreographed. Deyimler

0:15

Dünya, koreografisini sizin yaptığınız bir bale gibi hareket eder.

Deyimler

moves like a ballet you've choreographed: planlanmış hareketlere dayanan bir benzetme

Bu ifade, dünyanın hareketini “senin” koreografisini yaptığın bir baleye benzetir. you've choreographed, ballet sözcüğünü niteleyen ve that sözcüğünün atıldığı bir ilgi cümleciğidir; tam biçimi a ballet that you've choreographed şeklindedir. Burada gerçek bir baleden söz edilmez. Bir koreograf her hareketi planladığı için bu görüntü, olayların tanıdık, öngörülebilir ve neredeyse senin kontrolündeymiş gibi hissedildiğini anlatır.

Alıştırma

Bu cümledeki benzetme neyi düşündürüyor?

  1. Dünya, konuşana dans etmeyi öğretmektedir.
  2. Olaylar tanıdık ve önceden düzenlenmiş bir biçimde gelişiyor gibi görünür.
  3. Konuşanın çevresinde gerçek bir bale gösterisi yapılmaktadır.
Cevabı göster

Olaylar tanıdık ve önceden düzenlenmiş bir biçimde gelişiyor gibi görünür.

But the sequence can't be based on a past experience because you've never eaten here before. Dilbilgisi

0:18

Ancak bu olay dizisi geçmiş bir deneyime dayanamaz çünkü burada daha önce hiç yemek yemediniz.

Dilbilgisi

can't be based on: olası bir temeli elemek

Can't be based on, modal + be + past participle + on kalıbını izler. base something on something yapısının olumsuz edilgen biçimidir ve bir sonucun, planın ya da açıklamanın bir şeyi temel veya kanıt olarak kullanamayacağını belirtir. Burada can't bir kuralı veya yasağı değil, mantıksal imkânsızlığı ifade eder. Konuşan kişi, geçmiş deneyimi bu sıralamanın olası temeli olmaktan çıkarır; because yan cümlesi de nedeni verir: kişi daha önce orada hiç yemek yememiştir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: A fair decision ____ a single rumor.

Cevabı göster

can't be based on

This is the first time you've had clams. Dilbilgisi

0:23

Bu, kum midyesi yediğiniz ilk seferdir.

Dilbilgisi

This is the first time you've had ...: present perfect kalıbı

This is the first time + özne + present perfect kalıbı, bir deneyimin şu ana kadar ilk kez yaşandığını anlatır. Burada you've had, you have had ifadesinin kısaltmasıdır; had ise yardımcı fiil have'den sonra kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. have clams ifadesindeki have, “sahip olmak” değil, “yemek” anlamına gelir. Cümle, dinleyenin ilk kez kum midyesi yediğini anlatır.

Alıştırma

ride ile standart present perfect kalıbını kullanın: This is the first time I ____ a horse.

Cevabı göster

have ridden

So, what's going on? Anlatım akışı

0:25

Peki, neler oluyor?

Anlatım akışı

What's going on?: açıklamaya geçiş sorusu

Burada What's going on? esas olarak konuşanın önünde hangi etkinliğin gerçekleştiğini sormaz. Az önce belirtilen şaşırtıcı gözlemi, konuşanın açıklayacağı bir soruya dönüştürür. So ile birlikte bir geçişe işaret eder. Aslında “Bu bilmeceyi nasıl açıklayabiliriz?” diye sorar. Açıklamalarda ve videolarda bu soru, izleyiciyi bir olguyu fark etme aşamasından nedenini inceleme aşamasına taşır.

Alıştırma

Bir anlatıcı şaşırtıcı bir sonucu anlattıktan sonra “So, what's going on?” diye soruyor. Bu soru söylemde hangi görevi görür?

  1. Şaşırtıcı gözlemi açıklanacak bir soruya dönüştürür.
  2. Planlanmış bir etkinliğin başlayıp başlamadığını kontrol eder.
  3. Nedenini sormadan konuyu kapatır.
Cevabı göster

Şaşırtıcı gözlemi açıklanacak bir soruya dönüştürür.

Unfortunately, there isn't one single explanation for déjà vu. Anlatım akışı

0:26

Maalesef dejavu için tek bir açıklama yoktur.

Anlatım akışı

one single explanation: tek bir cevabı reddetmek

one single explanation ifadesinde single, one sözcüğünü güçlendirir: ifade, her şeyi açıklayabilecek tek bir açıklama anlamına gelir. Olumsuz there isn't one single... yapısında konuşan kişi, her şeyi kapsayan tek bir cevabın varlığını reddeder. Bu söyleyiş sonucu sınırlar ve birden fazla teori ya da nedenin tartışılmasına zemin hazırlar. Burada single, “tek ve biricik” anlamındadır; “bekâr” anlamında değildir.

Alıştırma

there isn't one single explanation ifadesi açıklayıcı bir metinde neye işaret eder?

  1. Birden fazla teori veya nedenin değerlendirilmesi gerekebilir.
  2. Tam olarak bir açıklamanın bulunduğu zaten kanıtlanmıştır.
  3. Bütün açıklamalar aynı anlama gelir.
Cevabı göster

Birden fazla teori veya nedenin değerlendirilmesi gerekebilir.

The experience is brief and occurs without notice, Kalıp ifadeler

0:30

Bu deneyim kısadır ve aniden gerçekleşir,

making it nearly impossible for scientists to record and study it. Dilbilgisi

0:33

bu da bilim insanlarının onu kaydedip incelemesini neredeyse imkansız hale getirir.

Kalıp ifadeler

occurs without notice: önceden uyarı olmadan gerçekleşmek

Occurs without notice, “önceden hiçbir uyarı olmadan gerçekleşir” anlamına gelir. Occur, happen yerine kullanılan nispeten resmî bir fiildir; without notice ise önceden hiçbir işaret, uyarı veya bildirim bulunmadığını anlatır. Bu cümlede ifade, deneyimin neden kaydedilmesinin zor olduğunu açıklar: araştırmacılar ne zaman gerçekleşeceğini önceden bilemez. Buradaki notice, fiziksel bir yazılı bildirim anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “önceden hiçbir uyarı olmadan gerçekleşmek” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The symptoms may ____.

Cevabı göster

occur without notice

Dilbilgisi

making it nearly impossible for scientists to: -ing yapısıyla sonuç belirtme

Bu cümlede virgülden sonra gelen making it nearly impossible for scientists to... ifadesi, önceki durumun tamamının doğurduğu sonucu ekler: deneyim çok kısa ve öngörülemez olduğu için onu kaydetmek ve incelemek neredeyse imkânsız hâle gelir. Yapı make it + sıfat + for someone + to do something şeklindedir. Buradaki it biçimsel nesnedir; “neredeyse imkânsız” olarak değerlendirilen eylem for scientists to record and study it kısmıdır. -ing ifadesi önceki cümleciğe bağlıdır; yeni bir ana cümle eylemi değildir.

Alıştırma

Virgül + -ing sonuç yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The fog grew thicker, ____ nearly impossible for the hikers to see the trail.

Cevabı göster

making it

Scientists can't simply sit around and wait for it to happen to them. Kalıp ifadeler

0:36

Bilim insanları sadece oturup bunun kendi başlarına gelmesini bekleyemezler.

Kalıp ifadeler

sit around and wait for: hiçbir şey yapmadan beklemek

Sit around and wait for, bir şeyin olmasını veya gelmesini beklerken aktif olarak hiçbir şey yapmamak anlamına gelir. Bu cümlede bilim insanları, ani bir deneyimin kendi başlarına gelmesini araştırma yöntemi olarak bekleyemezler. Around burada bir yer belirtmez. Sit around ifadesine boş boş durma veya zaman geçirme anlamı katar; wait for ise odağı eylemden çok pasif bekleyişte tutar.

Alıştırma

Eylemsiz bekleyişi vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The deadline is tomorrow, so we can't ____ a reply.

Cevabı göster

sit around and wait for

This could take years.

0:40

Bu yıllar sürebilir.

It has no physical manifestations, Kelime

0:41

Hiçbir fiziksel belirtisi yoktur,

Kelime

no physical manifestations: gözlemlenebilir bedensel belirti olmaması

Bu cümlede no physical manifestations, deneyimin doğrudan gözlemlenebilen bedensel belirtileri olmadığı anlamına gelir. Physical, belirtilerin nerede ortaya çıkacağını; manifestations ise altta yatan bir durumun dışarıdan görülme biçimlerini belirtir. Bu ifade, deneyimi nesnel olarak incelemenin neden zor olduğunu açıklar: araştırmacının elinde görünür bedensel bir etki yerine esas olarak kişinin bildirdiği his vardır. Burada manifestation, “dışa vurulan belirti veya ifade” demektir; “duyuru” ya da “bildiri” değildir.

Alıştırma

Bu cümlede no physical manifestations ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Kanıt olmadan resmen duyurulmuştur.
  2. Fiziksel olarak hiç var değildir.
  3. Doğrudan gözlemlenebilen bedensel belirtileri yoktur.
Cevabı göster

Doğrudan gözlemlenebilen bedensel belirtileri yoktur.

and in studies, it's described by the subject as a sensation or feeling. Kalıp ifadeler

0:43

ve çalışmalarda, kişi tarafından bir his veya duygu olarak tanımlanır.

Kalıp ifadeler

described by the subject as: araştırma deneğinin söylediğini aktarmak

X is described by A as B edilgen yapısında X tanımlanan şey, A tanımı yapan kişi, B ise kullanılan adlandırma veya niteliktir. Burada deneyimin araştırma deneğinin kendi anlatımında a sensation or feeling olarak tanımlandığı aktarılır. Araştırma dilinde subject, incelenen kişi demektir; okul dersi ya da bir cümlenin konusu değildir. Bu ifade tanımın kime ait olduğunu gösterir; araştırmacıların tanımı nesnel olarak doğruladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Araştırma deneğinin görseli rahatsız edici olarak nitelendirdiğini hangi cümle doğru biçimde aktarır?

  1. The image described the subject as unsettling.
  2. The image was described by the subject as unsettling.
  3. The subject was described by the image as unsettling.
Cevabı göster

The image was described by the subject as unsettling.

Because of this lack of hard evidence, Kalıp ifadeler

0:47

Bu somut kanıt eksikliği nedeniyle,

Kalıp ifadeler

lack of hard evidence: sağlam kanıtın olmaması

lack of hard evidence ifadesinde hard, “zor” değil; “sağlam, güvenilir ve doğrulanabilir” anlamına gelir. İfadenin tamamı, kesin bir sonucu destekleyecek kadar güvenilir kanıt bulunmadığını belirtir. lack of + isim yapısı, önemli bir şeyin eksik veya yetersiz olduğunu anlatır. Daha geniş olan Because of this... yapısında bu eksiklik, ardından gelen durumun nedeni olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümlede hard evidence amaçlanan anlamıyla doğru kullanılmıştır?

  1. The claim is supported by hard evidence that independent researchers can check.
  2. The papers are hard evidence because the folder containing them is heavy.
  3. The rumor counts as hard evidence because many people repeated it.
Cevabı göster

The claim is supported by hard evidence that independent researchers can check.

there's been a surplus of speculation over the years. Kelime

0:49

yıllar boyunca çok fazla spekülasyon yapılmıştır.

Kelime

surplus of speculation: kanıttan fazla tahmin

a surplus of speculation ifadesinde surplus, yararlı ya da gerekçelendirilebilir olanı aşan miktar demektir. Speculation, eksik bilgilere dayanan tahmin anlamına gelir; dolayısıyla ifade çok fazla tahmin bulunduğunu söyler. Bu kullanım olumlu değil, değerlendirme ve eleştiri içerir: Açıklamaların sayısı, onları destekleyen kanıtlardan daha hızlı artmıştır.

Alıştırma

Hangi cümle a surplus of speculation ifadesini doğru açıklar?

  1. A surplus of speculation means there are more guesses than the evidence can support.
  2. A surplus of speculation means every explanation has been proved.
  3. A surplus of speculation means there have been no guesses at all.
Cevabı göster

A surplus of speculation means there are more guesses than the evidence can support.

Since Émile Boirac introduced déjà vu as a French term meaning already seen, Kültür

0:52

Émile Boirac, dejavuyu "zaten görülmüş" anlamına gelen Fransızca bir terim olarak tanıttığından beri,

Kültür

as a French term meaning already seen: dil kökeni ve gerçek anlam

introduced déjà vu as a French term yapısında as, déjà vu için verilen tanımı başlatır: ifade, Fransızca bir terim olarak sunulur. meaning already seen ise terimin “daha önce görülmüş” şeklindeki gerçek anlamını verir. Burada meaning already seen, a French term ifadesini niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Tam yapı a French term that means “already seen” olur. already seen, cümlede gerçekleşen ayrı bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

as a French term meaning already seen, déjà vu hakkında okuyucuya ne anlatır?

  1. Bütün Fransızca terimlerin aynı anlama geldiğini söyler.
  2. Émile Boirac’ın bu terimi daha önce gördüğünü söyler.
  3. İfadenin Fransızca olduğunu belirtir ve gerçek anlamını verir.
Cevabı göster

İfadenin Fransızca olduğunu belirtir ve gerçek anlamını verir.

more than 40 theories attempt to explain this phenomenon. Kalıp ifadeler

0:57

40'tan fazla teori bu fenomeni açıklamaya çalışmaktadır.

Kalıp ifadeler

more than 40 theories attempt to explain: resmî attempt to + fiil yapısı

more than 40 theories attempt to explain ifadesinde çoğul ad öbeği more than 40 theories öznedir; attempt ise temel fiildir. attempt to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmak için çaba göstermek” anlamına gelir; dolayısıyla teoriler olası açıklamalar sunar. Attempt bir çabayı anlatır, başarılı bir sonucu değil. Cümle, birçok teorinin olguyu ele aldığını söyler; ancak herhangi bir teorinin onu tamamen açıkladığını söylemez.

Alıştırma

Bu resmî cümleyi tamamlamak için explain fiilinin doğru biçimini kullanın: Several theories attempt ____ why the pattern appears.

Cevabı göster

to explain

Still, recent advancements in neuroimaging and cognitive psychology Kelime

1:00

Yine de, nörogörüntüleme ve bilişsel psikolojideki son gelişmeler

narrow down the field of prospects. Öbek fiiller

1:04

olasılıklar alanını daraltmaktadır.

Kelime

recent advancements in neuroimaging and cognitive psychology: baş ismi bulmak

Bu resmî isim öbeğinin baş sözcüğü çoğul advancements ismidir. Burada fiziksel olarak ileri hareket etmek değil, araştırmadaki yeni gelişmeler veya ilerlemeler kastedilir. Recent, advancements sözcüğünü niteler; in neuroimaging and cognitive psychology ise bu ilerlemelerin gerçekleştiği iki alanı belirtir. Benzer uzun bir isim öbeğini çözümlerken önce baş ismi bulun, sonra niteleyicileri ona bağlayın. Öbeğin tamamı narrow down fiilinin çoğul öznesidir; bu nedenle fiil narrows değil narrow biçimindedir.

Alıştırma

recent advancements in neuroimaging and cognitive psychology öbeğinde diğer sözcüklerin nitelediği baş isim hangisidir?

  1. advancements
  2. psychology
  3. recent
Cevabı göster

advancements

Öbek fiiller

narrow down: olasılıkların kapsamını daraltmak

Narrow down, bilgi, karşılaştırma veya eleme kullanarak olasılıkların sayısını ya da kapsamını azaltmak demektir. Burada araştırmalar, makul görünen teorilerin kümesini küçültmektedir. Bu öbek fiil ayrılabilir: narrow down the options veya narrow the options down denebilir. Nesne bir zamirse ortada yer alır: narrow them down. narrow something down to... kalıbı, ulaşılan daha küçük son kümeyi veya sonucu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede narrow down bir olasılıklar kümesini azaltmak anlamında kullanılmıştır?

  1. We ruled out one hotel because it was too far away.
  2. We cut down on hotel stays to save money.
  3. We compared the reviews to narrow down our hotel choices.
Cevabı göster

We compared the reviews to narrow down our hotel choices.

Let's walk through three of today's more prevalent theories Öbek fiiller

1:06

Gelin günümüzün daha yaygın üç teorisini,

Öbek fiiller

Let's walk through: dinleyicileri adım adım yönlendirmek

Burada Let's walk through, bir şeyi adım adım incelemeyi ya da açıklamayı önerir. Gerçek anlamda yürümekten söz etmez. Konuşmacı, dinleyicileri üç teorinin sıralı açıklamasını takip etmeye davet eder. Kalıp Let's walk through + konu, süreç veya örnek şeklindedir. Bir şeyin bölümlerini açık bir sırayla ele alacağınız zaman kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyicileri başvuru sürecini adım adım incelemeye doğal biçimde davet eder?

  1. Let's walk through the application process step by step.
  2. Let's skip the application process and discuss the result.
  3. Let's walk to the office before we start the application.
Cevabı göster

Let's walk through the application process step by step.

using the same restaurant setting for each. Anlatım akışı

1:09

her biri için aynı restoran ortamını kullanarak inceleyelim.

Anlatım akışı

using the same restaurant setting for each: karşılaştırma ortamını sabit tutmak

using the same restaurant setting for each şeklindeki -ing'li ifade, üç teorinin nasıl sunulacağını açıklar: her teori aynı restoran senaryosuna uygulanacaktır. Burada each, üç teorinin her biri anlamına gelir; setting ise cihaz ayarı değil, örneğin gerçekleştiği durum veya ortamdır. Ortam aynı tutulduğunda değişen unsur teoriler olur. Bu bilgi düzeni dinleyicinin zihinsel yükünü azaltır ve teoriler arasındaki farkları karşılaştırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle her filtrenin aynı sabit koşul altında test edildiğini söyler?

  1. We tested all three filters using the same machine for each.
  2. We tested each filter using a different machine.
  3. We tested only the first filter in the machine.
Cevabı göster

We tested all three filters using the same machine for each.

First up is dual processing. Anlatım akışı

1:12

İlk sırada çift süreç (dual processing) var.

Anlatım akışı

İlk öğeyi tanıtmak için First up is ...

First up is + öğenin adı yapısı, bir listenin, sunumun veya sıralamanın ilk öğesini tanıtır. Bu cümlede ikili işlemlemenin açıklanacak ilk teori olduğunu belirtir. Burada up, yukarı doğru hareket anlamına gelmez. First up konuşma dilinde bir sıra belirteci olarak kullanılır; is'ten sonraki sözcükler de ilk öğenin adını verir.

Alıştırma

İlk adımı tanıtmak için dersteki konuşma diline özgü sıra ifadesini kullanın: ____ the safety check.

Cevabı göster

First up is

We'll need an action.

1:13

Bir eyleme ihtiyacımız olacak.

Let's go with a waiter dropping a tray of dishes. Kalıp ifadeler

1:14

Bir garsonun bulaşık tepsisini düşürmesini ele alalım.

Kalıp ifadeler

Bir seçenek belirlemek için Let's go with ...

Let's go with + bir seçenek yapısı, “bu seçeneği seçelim veya kullanalım” demektir. Bu cümlede konuşan kişi, tepsi dolusu tabağı düşüren bir garsonu örnek olarak seçer. Bu ifade genellikle bir tartışma sırasında alınan kararı belirtir. Herkesin garsonla birlikte bir yere gitmesi gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Grupça seçim yapmak için dersteki konuşma ifadesini kullanın: ____ the simpler plan after comparing both options.

Cevabı göster

Let's go with

As the scene unfolds, your brain's hemispheres process a flurry of information. Notlar

1:17

Sahne gelişirken, beyninizin yarımküreleri bir dizi bilgiyi işler.

Anlatım akışı

As the scene unfolds: eş zamanlı gelişmeleri birbirine bağlamak

As the scene unfolds, sahne yavaş yavaş gelişirken ana cümledeki eylemin de gerçekleştiğini belirten bir zaman yan cümlesidir. As, sahnenin gelişimini ana cümleye bağlar; bu nedenle bilgi işleme süreci sahne gelişirken gerçekleşir. Burada unfolds mecazidir: bir olay adım adım gerçekleşir veya ortaya çıkar; fiziksel bir nesne açılmaz. Bu giriş, sahneyi betimlemekten aynı anda gerçekleşen bir süreci açıklamaya doğal bir geçiş sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede As the scene unfolds nasıl bir ilişki kuruyor?

  1. Beyin ancak sahne bittikten sonra bilgi işlemeye başlar.
  2. Sahne, beynin açtığı fiziksel bir nesnedir.
  3. Sahne gelişirken beyin bilgiyi işler.
Cevabı göster

Sahne gelişirken beyin bilgiyi işler.

Deyimler

a flurry of information: yalnızca miktar değil, hız ve yoğunluk

a flurry of information, kısa ve yoğun bir anda ortaya çıkan ya da işlenen büyük miktarda bilgi anlamına gelir. Flurry yalnızca miktarı değil, hız, yoğunluk ve hareketlilik duygusunu da ekler. Bu görüntü mecazidir. Flurry kısa süreli bir kar sağanağını da anlatabilir; ancak burada birçok bilginin neredeyse aynı anda ortaya çıkmasını betimler.

Alıştırma

Cümleyi a flurry of ve questions adıyla tamamlayın: After the announcement, ____ from reporters arrived within minutes.

Cevabı göster

a flurry of questions

The waiter's flailing arms,

1:22

Garsonun çırpınan kolları,

his cry for help, the smell of pasta.

1:23

yardım çığlığı, makarnanın kokusu.

Within milliseconds, this information zips through pathways and is processed into a single moment. Notlar

1:26

Milisaniyeler içinde bu bilgi, yollardan geçer ve tek bir an olarak işlenir.

Deyimler

zips through pathways: bir sistem içinde hızla ilerlemek

zips through pathways ifadesindeki zip, “çok hızlı hareket etmek” anlamına gelen canlı bir fiildir. Bilgi, beynin işleme yolları boyunca hızla ilerliyormuş gibi betimlenir; burada bir şeyi fermuarla kapatmak anlamına gelmez. Through, bu yolların bilginin geçtiği güzergâh olduğunu gösterir. Bu hareketli anlatım, görünmeyen bir süreci zihinde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Örnekteki zips through pathways ne anlama geliyor?

  1. Bilgi, yolların girişinde hareketsiz kalır.
  2. Bilgi, yolları fermuar gibi kapatır.
  3. Bilgi, yollar boyunca çok hızlı hareket eder.
Cevabı göster

Bilgi, yollar boyunca çok hızlı hareket eder.

Kalıp ifadeler

is processed into a single moment: bir şeyi işleyerek sonuca dönüştürmek

Edilgen be processed into + sonuç yapısı, bir şeyin işleme tabi tutulduğunu ve into sözcüğünden sonra belirtilen sonuca dönüştüğünü anlatır. Burada farklı yollardan gelen bilgiler, tek ve bütünleşmiş bir an deneyiminde birleştirilir. A single moment, bu bütünleştirmenin sonucudur; yalnızca işlemenin kısa sürdüğünü söylemez. Yeniden kullanılabilecek etken yapı process A into B, edilgen biçimi ise A is processed into B şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi process fiilinin geniş zaman edilgen biçimi ve into ile tamamlayın: The raw data ____ a clear chart.

Cevabı göster

is processed into

Most of the time, everything is recorded in sync. Kalıp ifadeler

1:31

Çoğu zaman her şey senkronize bir şekilde kaydedilir.

Kalıp ifadeler

Most of the time: genel durumu belirtmek

Most of the time, “genellikle” veya “çoğu durumda” anlamına gelir. Bir şeyin ne sıklıkla doğru olduğunu belirtirken istisnalara da yer bırakır. Bu cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen her şeyi normal durum olarak çerçeveler. Buradaki time, tek bir zaman diliminin uzunluğunu değil, genel olarak farklı durumları ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “genellikle, ama her zaman değil” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, the school bus arrives before eight, but it is occasionally late.

Cevabı göster

Most of the time

Kalıp ifadeler

in sync: zaman veya işleyiş bakımından uyuşmak

In sync, iki veya daha fazla sesin, hareketin, sinyalin ya da sistemin zamanlama bakımından uyuşması veya koordineli biçimde birlikte çalışması anlamına gelir. Burada bilgilerin normalde birbirine karşılık gelen anlarda kaydedildiğini belirtir. Bu ifade genellikle be fiilinden sonra gelir: be in sync. Uyumun hangi ögeyle olduğunu belirtirken with + isim ekleyin: be in sync with + isim. Sync, synchronization kelimesinin yaygın kısa biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi “eş zamanlı” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The audio matches the video exactly, so they are ____.

Cevabı göster

in sync

However, this theory asserts that déjà vu occurs when there is a slight delay in information from one of these pathways. Notlar

1:34

Ancak bu teori, dejavunun bu yollardan birinden gelen bilgide ufak bir gecikme olduğunda meydana geldiğini ileri sürer.

Anlatım akışı

this theory asserts that: güçlü bir iddiayı teoriye bağlamak

This theory asserts that, bir kaynağın iddiasını aktaran resmî bir kalıptır. that'ten sonraki yan cümlenin, anlatıcının bağımsız olarak doğruladığı bir olgu değil, teorinin ileri sürdüğü bir iddia olduğunu gösterir. Bu kalıp, önce kaynağı adlandırıp sonra iddiayı vererek açıklamayı düzenler. Asserts, says'e göre daha güçlü ve resmîdir; ancak doğru olarak ileri sürmek anlamına gelir, kanıtlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtlandığını söylemeden güçlü bir iddiayı resmî biçimde bir teoriye bağlar?

  1. This theory asks whether repeated practice improves recall.
  2. The evidence proves that repeated practice improves recall.
  3. This theory asserts that repeated practice improves recall.
Cevabı göster

This theory asserts that repeated practice improves recall.

Kalıp ifadeler

slight delay in information from ...: geciken içeriği ve kaynağı belirtmek

Öbeğin ana ismi delay sözcüğüdür; slight ise gecikmenin küçük olduğunu belirtir. a delay in information from one of these pathways içinde in, gelişi veya işlenmesi geciken şeyi, yani information sözcüğünü getirir. from one of these pathways bölümü information öbeğinin içindedir ve bilginin kaynağını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp a delay in + content + from + source biçimindedir; örneğin a delay in the signal from a sensor. From bir hedefi değil, kaynağı gösterir. one of these ifadesinden sonra çoğul pathways ismi gelir, çünkü bir grup yol içinden bir tanesi seçilir.

Alıştırma

a delay in + content + from + source kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: There was a slight ____ the signal ____ one of the sensors.

Cevabı göster

delay in · from

The difference in arrival times causes the brain to interpret the late information as a separate event. Notlar

1:40

Varış zamanlarındaki fark, beynin geç gelen bilgiyi ayrı bir olay olarak yorumlamasına neden olur.

Dilbilgisi

causes the brain to ifadesinde cause + nesne + to-infinitive

causes the brain to interpret ifadesinde causes, “bir şeyin gerçekleşmesine yol açmak” anlamındaki bir fiildir. Kalıp cause + nesne + to-infinitive şeklindedir: the brain etkilenen nesnedir, to interpret ise ortaya çıkan eylemi belirtir. A causes B to do C kalıbı, A'nın B'nin C eylemini yapmasına neden olduğunu gösterir. Bu kalıp yalnızca bir olayın diğerinden önce olduğunu değil, aralarında neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu anlatır.

Alıştırma

caused sonrasında leave fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The smoke caused everyone ____ the room.

Cevabı göster

to leave

Kalıp ifadeler

interpret the late information as a separate event ifadesinde interpret X as Y

interpret X as Y kalıbı, X'i Y olarak anlamak, açıklamak veya sınıflandırmak demektir. X yorumlanan şeydir; as sonrasındaki bölüm ise X'e verilen anlamı, kimliği veya kategoriyi gösterir. Burada the late information X, a separate event ise Y'dir. Cümle beynin yorumunu anlatır; bilginin gerçekten ayrı bir olaydan geldiğini iddia etmez.

Alıştırma

interpret X as Y kalıbının geçmiş zamanını kullanın ve Maya's silence ifadesini X kabul ederek cümleyi tamamlayın: The teacher ____ uncertainty.

Cevabı göster

interpreted Maya's silence as

When it plays over the already recorded moment, Deyimler

1:46

Zaten kaydedilmiş anın üzerine oynadığında,

Deyimler

plays over the already recorded moment: medya katmanlarının üst üste oynatılması benzetmesi

Bu cümlede plays over the already recorded moment, medya temelli bir benzetmedir. Daha geç ulaşan bilgi, zihnin önceden kaydettiği bir anın üzerine oynatılan ikinci bir kayıt gibi düşünülür. Burada play, 'oyun oynamak' değil, 'bir kaydı oynatmak' anlamındadır; over ise bir katmanın başka bir katmanı kapladığı görüntüyü oluşturur. İfade, algıdaki soyut bir örtüşmeyi iki deneyim katmanının üst üste gelmesi şeklinde somutlaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede plays over the already recorded moment nasıl bir görüntü oluşturuyor?

  1. Zihnin önceki deneyimi silip yeniden başlaması.
  2. Geç gelen bilginin önceden kaydedilmiş bir deneyimin üzerine katman olarak eklenmesi.
  3. Bilginin kaydedilmiş bir anın içinde oyun oynaması.
Cevabı göster

Geç gelen bilginin önceden kaydedilmiş bir deneyimin üzerine katman olarak eklenmesi.

it feels as if it's happened before because, Dilbilgisi

1:48

daha önce olmuş gibi hissettirir çünkü,

in a sense, it has. Kalıp ifadeler

1:50

bir bakıma, olmuştur.

Dilbilgisi

as if it's happened before ile bir izlenim ifade etmek

as if, konuşanın hissiyle olası bir durum arasında karşılaştırma kurar: olay daha önce olmuş gibi gelir. Yan cümle deneyimin nasıl göründüğünü ya da hissedildiğini anlatır; as if tek başına bu durumu gerçek olarak sunmaz. it's happened before içindeki it's, it has anlamındadır ve has happened present perfect yapısındadır. Olası bir geçmiş olayı şu anki tanıdıklık hissine bağlar. Sonraki because yan cümlesi bir neden ekler, ancak as if yapısının görevini değiştirmez.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki olayın gerçek olduğunu ileri sürmeden doğal biçimde bir izlenim ifade eder?

  1. It feels familiar because I have seen this room before.
  2. I remember that I have seen this room before.
  3. It feels as if I have seen this room before.
Cevabı göster

It feels as if I have seen this room before.

Kalıp ifadeler

in a sense: bir iddiayı tek bir bakış açısıyla sınırlamak

In a sense, “bir bakış açısından” ya da “belirli bir yoruma göre” anlamına gelir. Ardından gelen iddianın kapsamını daraltır; böylece konuşan kişi iddianın her açıdan doğru olduğunu ileri sürmez. Burada it has içindeki iddiayı teorinin açıklaması çerçevesinde doğru olarak sunar: ilgili süreç bir bakımdan gerçekleşmiştir, ancak bu mutlaka olağan anlamda gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede in a sense, iddiayı tek bir bakış açısıyla sınırlar?

  1. In every respect, both plans are identical.
  2. I used my sense of smell to choose the fruit.
  3. In a sense, both plans could work.
Cevabı göster

In a sense, both plans could work.

Our next theory deals with a confusion of the past rather than a mistake in the present. Notlar

1:52

Bir sonraki teorimiz, şimdiki zamandaki bir hatadan çok geçmişin karmaşasıyla ilgilidir.

Kalıp ifadeler

deals with a confusion of the past: bir teorinin konusunu belirtmek

Burada deals with, “inceler, ele alır veya konusu budur” anlamına gelir. Özne Our next theory olduğu için ifade, teorinin açıklamaya çalıştığı konuyu tanıtır; toplumsal bir etkileşimi anlatmaz. A confusion of the past, geçmişteki olaylar veya anılarla ilgili bir karışıklık anlamına gelir. İfade bir bütün olarak teorinin odağını, şu anda oluşan bir karışıklığa değil, geçmişin nasıl hatırlandığına yerleştirir.

Alıştırma

Hangi cümlede deals with bir metnin konusunu tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. This chapter makes a deal with the city.
  2. This chapter delivers water to the city.
  3. This chapter deals with how cities save water.
Cevabı göster

This chapter deals with how cities save water.

Dilbilgisi

rather than: A'yı seçip B'yi elemek

Rather than iki seçeneği bağlar ve ikinci değil, ilk açıklamanın doğru olduğunu belirtir. Burada a confusion of the past ile a mistake in the present ifadelerini karşılaştırır. Karşılaştırılan öğeler paralel olmalıdır. Özgün cümlede iki taraf da isim öbeğidir; aynı yapı fiilleri, sıfatları veya cümlede aynı görevi üstlenen daha uzun öbekleri de bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi «ve diğeri değil» anlamındaki hedef bağlayıcıyla tamamlayın: We decided to walk ____ wait for the bus.

Cevabı göster

rather than

This is the hologram theory, Kelime

1:57

Bu hologram teorisidir,

Kelime

the hologram theory: bir açıklama modelinin adı

The hologram theory, belirli bir açıklama modeline ad veren bir isim öbeğidir. This is the ... theory yapısında konuşmacı, ardından gelecek fikre bir etiket verir. Hologram, benzetmenin kaynağını gösterir: Bir hologramın bir parçası, daha büyük görüntüyle ilgili bilgileri hâlâ taşıyabilir. Theory bunun öne sürülen bir açıklama olduğunu belirtir; yalnızca bu ad, açıklamanın kanıtlandığını veya evrensel olarak kabul edildiğini göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede the hologram theory ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Hologram benzetmesine dayanan bir açıklama modeline ad verir.
  2. Açıklamanın evrensel olarak kabul edildiğini kanıtlar.
  3. Yalnızca hologramları gösteren bir cihazı ifade eder.
Cevabı göster

Hologram benzetmesine dayanan bir açıklama modeline ad verir.

and we'll use that tablecloth to examine it. Anlatım akışı

1:59

ve onu incelemek için o masa örtüsünü kullanacağız.

Anlatım akışı

we'll use that tablecloth to examine it: somut bir nesneyle teoriyi incelemek

Burada we'll use that tablecloth to examine it, açıklamanın bir sonraki adımını bildirir: konuşmacı, soyut bir teoriyi araştırmak veya sınamak için görünür ve somut bir nesne kullanacaktır. Başka durumlara da uygulanabilen use A to examine B kalıbı; kanıtı, aracı ya da örneği (A), incelenen düşünceyle (B) ilişkilendirir. Bu cümlede it, the hologram theory ifadesine gönderme yapar. Masa örtüsü kullanılacak nesnedir; zamirin gösterdiği şey değildir.

Alıştırma

Bu cümle, konuşmacının bir sonraki adımı hakkında ne bildiriyor?

  1. Teoriyi incelemek için somut bir nesne kullanacaklar.
  2. Teorinin yerine bir masa örtüsü koyacaklar.
  3. Masa örtüsünde hasar olup olmadığını inceleyecekler.
Cevabı göster

Teoriyi incelemek için somut bir nesne kullanacaklar.

As you scan its squares, a distant memory swims up from deep within your brain. Deyimler

2:02

Karelerini tararken, beyninizin derinliklerinden uzak bir anı yüzeye çıkar.

Deyimler

a distant memory swims up: hatırlamayı anlatan bir mecaz

Bu yan cümle, bir anıyı gizli bir derinlikten yukarı doğru yüzen bir şey gibi tasvir eder. Eski ve belirsiz bir anının yavaş yavaş bilinçli düşünceye geri dönmesi anlamına gelir; gerçek bir yüzme hareketi yoktur. Distant, anının zamanda ne kadar geride hissedildiğini anlatırken deep within your brain, onun derine gömülmüş ve ulaşılması zor olduğu duygusunu ekler. Yalnızca you remember demekle karşılaştırıldığında bu imge, anının dönüşünü yavaş ve puslu hissettirir.

Alıştırma

Vurgulanan imge burada ne anlama geliyor?

  1. Eski bir anı yavaş yavaş bilince geri döner.
  2. Bir anı beynin içinde fiziksel olarak hareket eder.
  3. Kişi eski bir anıyı kalıcı olarak kaybeder.
Cevabı göster

Eski bir anı yavaş yavaş bilince geri döner.

According to the theory, this is because memories are stored in the form of holograms, Notlar

2:06

Teoriye göre bunun nedeni, anıların hologramlar şeklinde depolanmasıdır,

Anlatım akışı

According to the theory: bir iddianın kaynağını belirtmek

According to the theory, ardından gelen açıklamayı söz konusu teorinin görüşü çerçevesine yerleştirir. İddianın kaynağını gösterir; bu nedenle cümle, onu bağımsız olarak kanıtlanmış bir gerçek gibi sunmaz. According to ifadesinden sonra teori, rapor, kural veya kişi gibi bir kaynak gelir. Buradaki kaynak the theory ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümle bilgiyi konuşanın kendi iddiası olarak değil, bir rapordan gelen bilgi olarak sunar?

  1. According to the safety report, the bridge is ready to open.
  2. The safety report was delivered on Tuesday.
  3. In my opinion, the safety report should be shorter.
Cevabı göster

According to the safety report, the bridge is ready to open.

Kalıp ifadeler

in the form of holograms: bir biçimi veya formatı anlatmak

In the form of, bir şeyin var olurken, sunulurken veya saklanırken hangi biçime, formata ya da şekle sahip olduğunu belirtir. Bu cümlede teori, anıların hologram biçiminde depolandığını açıklar. Yapı in the form of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Buradaki form, bir şeyin görünme ya da var olma biçimidir; doldurulan bir form değildir.

Alıştırma

Cümleyi «format olarak numaralı bir liste kullanarak» anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The guide presents the steps ____ a numbered list.

Cevabı göster

in the form of

and in holograms, you only need one fragment to see the whole picture. Deyimler

2:10

ve hologramlarda, resmin tamamını görmek için sadece bir parçaya ihtiyacınız vardır.

Deyimler

one fragment ... the whole picture: bir parçadan bütünü görmek

Bu ifade one fragment ile the whole picture arasında karşıtlık kurar. Bir hologramda tek bir parça bile bütün görüntüyü görmenize yetecek bilgiyi taşıyabilir; bu nedenle picture burada gerçek anlamıyla “görüntü” demektir. Parça-bütün ilişkisi aynı zamanda bir benzetme oluşturur: küçük bir ipucu, onunla bağlantılı çok daha geniş bir anıyı ortaya çıkarabilir. Bu genişletilmiş anlamda the whole picture yalnızca fiziksel bir görüntüyü değil, daha eksiksiz bir deneyimi veya genel örüntüyü de düşündürür.

Alıştırma

Hologram benzetmesi parça ile bütün arasında nasıl bir ilişki anlatıyor?

  1. Herhangi bir şey görülebilmeden önce bütün parçalar birleştirilmelidir.
  2. Küçük bir parça, daha büyük bir bütünü ortaya çıkarabilir.
  3. Her parça yalnızca diğerleriyle ilgisiz bir görüntü gösterir.
Cevabı göster

Küçük bir parça, daha büyük bir bütünü ortaya çıkarabilir.

Your brain has identified the tablecloth with one from the past, maybe from your grandmother's house. Kalıp ifadeler

2:14

Beyniniz bu masa örtüsünü geçmişten biriyle, belki de büyükannenizin evindekiyle eşleştirdi.

Kalıp ifadeler

identify X with Y: bir şeyi başka bir şeyle eşleştirmek

identify X with Y yapısında beyin, X'i Y ile aynı ya da Y'ye çok yakın bir eşleşme olarak değerlendirir. Burada X şu anki tablecloth, Y ise one from the past ifadesidir; yani beyin şimdiki deseni geçmişteki bir masa örtüsüyle ilişkilendirir. One, daha önce geçen tekil ve sayılabilir tablecloth adının yerini tutar. Bu ifade, beynin yalnızca masa örtüsünün adını öğrendiği anlamına gelmez; mevcut algıyı depolanmış bir anıyla eşleştirdiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle küratörün günümüzdeki deseni daha eski bir döneme ait desenle ilişkilendirdiği anlamına gelir?

  1. The curator identified the design as a warning sign.
  2. The curator identified the design with one used a century ago.
  3. The curator identified with the nervous artist.
Cevabı göster

The curator identified the design with one used a century ago.

However, instead of remembering that you've seen this pattern at your grandmother's, Dilbilgisi

2:19

Ancak beyniniz, bu deseni büyükannenizin evinde gördüğünüzü hatırlamak yerine,

Dilbilgisi

However, instead of remembering that: değiştirilen bir eylem için instead of + -ing

However, normalde beklenen durumla bir karşıtlık olduğunu gösterir. Instead of, gerçekleşmeyen veya başka bir eylemle değiştirilen eylemi getirir; of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: instead of remembering, instead of remember değil. Burada remembering fiilinden sonraki that yan cümleciği, hatırlanan şeyin içeriğini verir: beyin, bu deseni daha önce gördüğünüzü bilinçli olarak hatırlamaz. Yeniden kullanılabilir kalıp instead of doing A, someone does B şeklindedir.

Alıştırma

Remember fiilinin doğru biçimini kullanın: Instead of ____ the address, he remembered only the color of the door.

Cevabı göster

remembering

your brain has summoned up the old memory without identifying it. Notlar

2:23

onu tanımlamadan eski anıyı çağırdı.

Öbek fiiller

summoned up: bir anıyı yeniden akla getirmek

Summon up, zihinde ya da kişinin içinde saklı olan bir şeyi bilince getirmek veya kullanıma hazır hâle getirmek demektir. Bu cümlede summoned up the old memory, beynin kaynağını bilinçli olarak tanımadan eski anıyı yeniden ortaya çıkarması anlamına gelir. has summoned up present perfect yapıdadır: has + geçmiş zaman ortacı summoned. Up, phrasal verb'ün bir parçasıdır; the old memory nesnesi neyin geri getirildiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede summon up, bir anıyı yeniden akla getirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The principal summoned the players to the office.
  2. That old song summoned up memories of summer camp.
  3. Mia looked up the camp schedule online.
Cevabı göster

That old song summoned up memories of summer camp.

Dilbilgisi

without identifying it: without + fiil-ing

without + fiil-ing yapısı, ana eylemin gerçekleştiğini ancak başka bir eylemin gerçekleşmediğini anlatır. Burada beyin eski anıyı geri çağırır, fakat onun ne olduğunu belirlemez. without bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: without identifying doğrudur, without identify değildir. identifying eylemini yaptığı anlaşılan özne your brain'dir ve it, the old memory ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

check fiilinin doğru biçimini kullanın: He sent the email without ____ the address.

Cevabı göster

checking

This leaves you stuck with familiarity, but no recollection. Notlar

2:26

Bu sizi hiçbir hatırlama olmadan sadece bir aşinalık hissine hapseder.

Kalıp ifadeler

This leaves you stuck with: kişiyi istenmeyen bir sonuçla baş başa bırakmak

leave + kişi + durum kalıbı, bir durumun yol açtığı sonucu anlatır. Burada This önceki sürece işaret eder ve leaves you stuck with bunun sonucunda ortaya çıkan durumu belirtir. Stuck with mecazi anlamdadır: kolayca kurtulamadığınız veya değiştiremediğiniz bir şeyle baş başa kalırsınız. Bu cümlede sonuç, net bir anı olmadan yalnızca aşinalık hissinin kalmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir durumun insanları kolayca değiştiremeyecekleri istenmeyen bir sonuçla karşı karşıya bıraktığını doğal biçimde anlatır?

  1. The cancellation left us with several good alternatives.
  2. The cancellation left us stuck with an unused ticket.
  3. The cancellation stuck the ticket inside the machine.
Cevabı göster

The cancellation left us stuck with an unused ticket.

Kelime

familiarity, but no recollection: belirli bir anı olmadan tanıma hissi

Familiarity, bir kişi, yer veya şeyi tanıyormuşsunuz gibi hissetmektir. Recollection ise belirli bir kaynağı, olayı veya ayrıntıyı bilinçli biçimde hatırlamaktır. Burada but no recollection temel karşıtlığı kurar: bir şey tanıdık gelir, ancak bu hissin nereden geldiğini belirleyemezsiniz. Bu kullanımda recollection, en geniş anlamıyla hafızayı değil, geri getirilebilen belirli bir anıyı ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle recollection olmadan familiarity durumunu en iyi anlatır?

  1. I am certain that I have never seen the face before.
  2. I remember exactly when and where I saw the face.
  3. The face seems familiar, but I cannot remember where I saw it.
Cevabı göster

The face seems familiar, but I cannot remember where I saw it.

Although you've never been in this restaurant, Dilbilgisi

2:30

Bu restorana daha önce hiç gitmemiş olsanız da,

Dilbilgisi

Although you've never been...: ödünleme ilişkisi kurmak

Although bir ödünleme ilişkisi kurar: önce bir gerçeği kabul eder, ardından ana cümle yine de gerçekleşen veya şaşırtıcı görünen bir sonucu verir. Yapı Although + tam cümlecik, ana cümle şeklindedir. Although you've never been in this restaurant ifadesinde vurgulanan cümlecik ana sonucu değil, arka planı sağlar. Although ile başlayan cümlecik önce geldiğinde, onu izleyen ana cümleden genellikle virgülle ayrılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir ödünleme ilişkisi kurmak için although ifadesini doğru kullanır?

  1. Although the noisy room, I finished the book.
  2. Despite the room was noisy, I finished the book.
  3. Although the room was noisy, I finished the book.
Cevabı göster

Although the room was noisy, I finished the book.

you've seen that tablecloth but are just failing to identify it. Kalıp ifadeler

2:32

o masa örtüsünü gördünüz ancak onu tanımlayamıyorsunuz.

Kalıp ifadeler

failing to identify: tanımlamayı başaramamak

Fail to + fiilin yalın hâli, bir eylemin başarılı bir sonuca ulaşmadığını belirtir. Burada failing to identify, masa örtüsü tanıdık görünse de onun neyle bağlantılı olduğunu tanıyamamak veya söyleyememek anlamına gelir. Are failing biçimi, o anda süren başarısız tanıma durumunu anlatır. Buradaki fail yalnızca sonucu bildirir; ahlaki ya da kişisel bir başarısızlık anlamına gelmez.

Alıştırma

Tarayıcının hasarlı olduğu için etiketi tanımlayamadığını en doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The scanner forgot to identify the damaged label.
  2. The scanner failed to identify the damaged label.
  3. The scanner refused to identify the damaged label.
Cevabı göster

The scanner failed to identify the damaged label.

Now look at this fork.

2:35

Şimdi şu çatala bakın.

Are you paying attention? Ton ve niyet

2:36

Dikkat ediyor musunuz?

Ton ve niyet

Are you paying attention? ile dikkati kontrol etme

Are you paying attention? dinleyicinin olup bitenlere veya söylenenlere odaklanıp odaklanmadığını sorar. Bu bölümde ayrıca izleyiciyi doğrudan açıklamanın içine çeker ve sonraki noktadan önce dikkatini yeniden yönlendirir. Gerçek bir dikkat kontrolü de öğretimde kullanılan retorik bir soru da olabilir; bu nedenle etkisi bağlama ve ses tonuna bağlıdır. Burada izleyiciyi yalnızca azarlamak yerine sunumun akışını düzenler.

Alıştırma

Değerlendirin: Bir iş arkadaşına sert bir tonla Are you paying attention? demek her zaman tarafsız ve naziktir.

  1. Hayır
  2. Evet
Cevabı göster

Hayır

Our last theory is divided attention, Kelime

2:38

Son teorimiz bölünmüş dikkattir,

Kelime

divided attention: dikkatin birden çok hedef arasında paylaşılması

Bu cümlede divided attention teorinin adıdır: dikkat birden fazla nesne, görev veya bilgi kaynağı arasında paylaşılır. Bu ifade, sınırlı dikkatin nasıl bölündüğünü anlatır; matematiksel bir işlemi anlatmaz. Bu teoriye göre kişi bir nesneye odaklanırken beyin çevredeki bilgilerin bir kısmını almaya devam edebilir. Buradaki temel fikir dikkatin birden fazla odağa dağılmasıdır; dikkatin tamamen ortadan kalkması değildir.

Alıştırma

divided attention kavramını doğru gösteren cümleyi seçin.

  1. Listening to a coach while watching a game requires divided attention.
  2. Looking at one picture by itself is always an example of divided attention.
  3. Divided attention means dividing one number by another.
Cevabı göster

Listening to a coach while watching a game requires divided attention.

and it states that déjà vu occurs when our brain subliminally takes in an environment while we're distracted by one particular object. Notlar

2:40

ve beynimizin, belirli bir nesne tarafından dikkatimiz dağılmışken etrafı bilinçaltında algıladığında dejavunun meydana geldiğini belirtir.

Öbek fiiller

subliminally takes in: bilincin altında bilgi almak

Burada takes in, bilgiyi almak ve kaydetmek anlamına gelir. Bunun nesnesi olan an environment, çevreyi ve çevrenin ayrıntılarını ifade eder; beynin bir şeyi fiziksel olarak içeri taşıması anlamına gelmez. subliminally, takes in fiilini niteler ve bu sürecin açık bilinçli farkındalığın altında gerçekleştiğini gösterir. Bilinçli dikkat tek bir nesneye sabitlenmiş olsa bile beyin çevredeki bilgilerin bir kısmını alabilir. Bu ifade kasıtlı bir incelemeyi değil, farkına varılmayan bir algıyı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede subliminally takes in ne anlama gelir?

  1. The brain receives information without conscious awareness.
  2. The brain carries the environment into a building.
  3. The brain deliberately studies every detail of the environment.
Cevabı göster

The brain receives information without conscious awareness.

Kalıp ifadeler

be distracted by one particular object: dikkat dağınıklığının kaynağını belirtmek

Be distracted by + isim, kişinin dikkatini neyin başka yöne çektiğini gösterir. Bu cümlede one particular object dikkat dağınıklığının kaynağıdır: belirli bir nesne kişinin dikkatini çekmektedir. Burada particular, “belirli” veya “belli bir” anlamındadır. Bir kişinin seçici olduğunu anlatmaz; dikkati dağıtan nesneyi kesin olarak belirtir.

Alıştırma

Dikkat dağınıklığının kaynağını belirten edatla cümleyi tamamlayın: Ava was distracted ____ the loud conversation behind her.

Cevabı göster

by

When our attention returns, we feel as if we've been here before.

2:47

Dikkatimiz geri döndüğünde, daha önce buradaymışız gibi hissederiz.

For example, just now you focused on the fork and didn't observe the tablecloth or the falling waiter. Notlar

2:50

Örneğin, az önce çatala odaklandınız ve masa örtüsünü veya düşen garsonu gözlemlemediniz.

Anlatım akışı

For example, just now: yakın zamandaki bir deneyimi örneğe dönüştürmek

For example, ardından gelen kısmın önceki fikri örneklediğini veya desteklediğini gösterir. Just now bu örneği çok yakın geçmişe yerleştirir; dolayısıyla burada “az önce” anlamındadır. For example, just now... birlikte kullanıldığında, dinleyicinin kısa süre önce yaşadığı bir deneyim açıklamayı destekleyen bir örneğe dönüşür. Bu yapı gösterimlerde kullanışlıdır: önce bir deneyim oluşturulur, ardından bu deneyim örnek olarak hatırlatılır.

Alıştırma

Hangi cümle çok yakın zamanda gerçekleşen bir olayı açıklama için örneğe dönüştürüyor?

  1. For example, just now, you tapped the screen before reading the message.
  2. For example, next week, you will receive a new message.
  3. For example, right now, you are reading the message on the screen.
Cevabı göster

For example, just now, you tapped the screen before reading the message.

Kalıp ifadeler

focused on: dikkati bir nesneye yöneltmek

focus on + bir isim veya -ing biçimi, dikkati, çabayı ya da düşünceyi belirli bir hedefe yöneltmek anlamına gelir. Burada on the fork, izleyicinin dikkatini verdiği şeyin çatal olduğunu gösterir; on, eylemin gerçekleştiği yeri belirtmez. focused, just now ile uyumlu olan simple past biçimindedir. didn't observe ile kurulan karşıtlık, bir şeye dikkat vermenin başka şeyleri kaçırmaya yol açabileceğini gösterir.

Alıştırma

Kalıp ifadeyi doğru edatla tamamlayın: During the quiz, Lena focused ____ the final question.

Cevabı göster

on

Although your brain has been recording everything in your peripheral vision, Kelime

2:55

Beyniniz çevresel görüşünüzdeki her şeyi kaydediyor olsa da,

Kelime

peripheral vision: görüş alanının kenarlarında görmek

Peripheral vision, bakışınızın merkezinin dışında, görme alanınızın kenarlarında görebildiğiniz şeyleri ifade eder. Bir nesneye doğrudan bakmıyor olsanız bile hareketleri veya yakındaki nesneleri fark etmenize yardımcı olur. Bu cümlede everything in your peripheral vision, izleyicinin görüş alanının kenarlarına giren bilgileri anlatır. Burada peripheral, önemsiz değil, dış kenara doğru bulunan anlamındadır.

Alıştırma

Hangi durum peripheral vision kullanımına en iyi örnektir?

  1. Bir bisikletçi önüne bakarken görüşünün kenarındaki bir köpeği peripheral vision ile fark eder.
  2. Bir bisikletçi duvarın arkasında havlayan bir köpeği peripheral vision ile duyar.
  3. Bir bisikletçi bir köpeğin tasmasına doğrudan bakıp künyesini okumak için peripheral vision kullanır.
Cevabı göster

Bir bisikletçi önüne bakarken görüşünün kenarındaki bir köpeği peripheral vision ile fark eder.

it's been doing so below conscious awareness. Notlar

2:58

bunu bilinçli farkındalığın altında yapıyordu.

Kalıp ifadeler

been doing so: daha önce belirtilen eyleme gönderme yapmak

it's been doing so ifadesinde it's, it has anlamına gelir; has been doing ise bir eylemin söz konusu zamana kadar belli bir süre devam ettiğini gösterir. Doing so, daha önce belirtilen eylemin—çevresel görüşten bilgi kaydetmenin—yerine geçer ve tekrarını önler. Burada so, do so yapısının parçasıdır; therefore, yani “bu yüzden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada been doing so ne anlama geliyor?

  1. Daha önce belirtilmeyen yeni bir eyleme başlamıştır.
  2. Önceki eylemin neden gerçekleştiğini açıklar.
  3. Daha önce sözü edilen eylemi yapmayı sürdürmüştür.
Cevabı göster

Daha önce sözü edilen eylemi yapmayı sürdürmüştür.

Kelime

below conscious awareness: bilinçli farkındalık eşiğinin altında

Below conscious awareness, bir sürecin kişinin etkin ve öznel farkındalığına girmeden gerçekleşmesi anlamına gelir. Kişi fark etmese bile bilgi alınabilir veya işlenebilir. Buradaki below, bir şeyin fiziksel olarak altında olmayı değil, soyut bir farkındalık eşiğini veya düzeyini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede below conscious awareness ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İşlem, beynin fiziksel olarak altındaki bir alanda gerçekleşir.
  2. İşlem, kişi bunu bilinçli olarak fark etmeden gerçekleşir.
  3. Kişi bilgiyi fark eder ve bilerek görmezden gelir.
Cevabı göster

İşlem, kişi bunu bilinçli olarak fark etmeden gerçekleşir.

When you finally pull yourself away from the fork, you think you've been here before because you have. Notlar

3:01

Sonunda kendinizi çatala bakmaktan alıkoyduğunuzda, daha önce burada bulunduğunuzu düşünürsünüz çünkü gerçekten bulundunuz.

Öbek fiiller

pull yourself away from: kendini sürükleyici bir şeyden ayırmak

Pull yourself away from something, bir şey dikkatinizi güçlü biçimde çektiği için ona bakmayı, onu yapmayı ya da onun yanında kalmayı kendi çabanızla bırakmak demektir. Burada anlatılan, birinin sizi fiziksel olarak çekmesi değil, dikkatinizi çataldan uzaklaştırmanızdır. Yapı pull + dönüşlülük zamiri + away from + nesne şeklindedir. Dönüşlülük zamiri çabayı öznenin kendisinin gösterdiğini belirtir: I pull myself, she pulls herself ve they pull themselves.

Alıştırma

Cümleyi pull yourself away from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The game was so exciting that I couldn't ____ the screen.

Cevabı göster

pull myself away from

Dilbilgisi

because you have: present perfect sonrasında eksilti

because you have ifadesinde have bir yardımcı fiildir. Daha önce geçen present perfect yapısındaki have been here before söz grubunun yerini tutar; bu nedenle tam anlam because you have been here before şeklindedir. Buradaki have, sahip olmak anlamına gelmez. Bu tür eksiltide yardımcı fiil korunur, ancak anlamı zaten açık olan sözcükler çıkarılır. Cümlenin have ile bitmesi güçlü bir doğrulama da sağlar: bu yalnızca bir his değil, gerçektir.

Alıştırma

Cümleyi çıkarılmış present perfect söz grubunun yerini tutan yardımcı fiille tamamlayın: You think you've seen this painting before because you ____.

Cevabı göster

have

You just weren't paying attention. Ton ve niyet

3:05

Sadece dikkat etmiyordunuz.

Ton ve niyet

just weren't paying attention: “sadece” anlamındaki just

Burada just, “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Açıklamayı sıradan tek bir nedenle sınırlar: kişi dikkat etmiyordu. “Az önce” anlamına gelmez. weren't paying attention ifadesi, ilgili zaman boyunca devam eden dikkatsizlik durumunu anlatır. Just ile konuşmacı bunu eksiksiz ve karmaşık olmayan açıklama olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede just ne işe yarıyor?

  1. Kişinin çok dikkatli olduğunu vurgular.
  2. Açıklamayı basit tek bir nedenle sınırlar.
  3. Kişinin az önce dikkat etmeyi bıraktığını söyler.
Cevabı göster

Açıklamayı basit tek bir nedenle sınırlar.

While all three of these theories share the common features of déjà vu, Kalıp ifadeler

3:07

Bu üç teori dejavunun ortak özelliklerini paylaşsa da,

Kalıp ifadeler

share the common features of: “ortak olarak sahip olmak” anlamındaki share

Burada share, “ortak olarak sahip olmak” anlamına gelir. Üç teorinin de déjà vu ile ilişkili aynı özellikler bütününe sahip olduğu anlatılır; bu özellikleri birine vermeleri söz konusu değildir. Nesnenin features olması, share sözcüğünün karşılaştırma anlamını açıkça gösterir. Bu kullanım teorileri, tasarımları, ürünleri veya vakaları karşılaştırırken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede share, farklı şeylerin aynı özelliklere sahip olduğunu anlatır?

  1. Please share the photos with your family.
  2. Leo and Mia share a desk.
  3. The two cameras share several useful features.
Cevabı göster

The two cameras share several useful features.

none of them propose to be the conclusive source of the phenomenon. Notlar

3:10

hiçbiri fenomenin kesin kaynağı olduğunu iddia etmez.

Dilbilgisi

“none of them propose to be”: bütün adayları dışlamak

None of them, “onların hiçbiri” anlamına gelir ve them sözcüğünün gönderme yaptığı üç teorinin tamamını dışlar. Bu ifade, bir veya iki teorinin koşulu karşılamasına hâlâ izin veren not all of them ifadesinden daha güçlüdür. Burada propose to be, “kendisini ... olarak sunmak” veya “... olduğunu iddia etmek” anlamında kullanılmak istenmiştir. Dolayısıyla cümle, hiçbir teorinin kendisini kesinleşmiş kaynak olarak sunmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi yorum none of them ifadesinin kapsamını doğru açıklar?

  1. Gruptaki hiçbir teori kendisini nihai cevap olarak sunmaz.
  2. Her teori başka bir teoriyi nihai cevap olarak sunar.
  3. En az bir teori kendisini nihai cevap olarak sunar.
Cevabı göster

Gruptaki hiçbir teori kendisini nihai cevap olarak sunmaz.

Kelime

“conclusive source of the phenomenon”: sorunu kesin sonuca bağlayacak neden

Bu resmî ifadede source, olgunun kökeni veya nedeni anlamındadır. Conclusive, sorunu sonuca bağlayacak kadar kesin veya belirleyici demektir; “sonda bulunan” anlamına gelmez. Önceki none, bu yüksek kesinlik niteliğini olumsuzlar: hiçbir teori yerleşik neden olarak sunulmaz. Bu nedenle ifade, çok yüksek bir kanıt standardına işaret eder.

Alıştırma

Bu cümlede conclusive source of the phenomenon ne anlama gelir?

  1. olgunun kaydedildiği yer
  2. sorunu kesin sonuca bağlayacak kadar belirli kabul edilen neden
  3. olguyu anlatan son paragraf
Cevabı göster

sorunu kesin sonuca bağlayacak kadar belirli kabul edilen neden

Still, while we wait for researchers and inventors to come up with new ways to capture this fleeting moment, Notlar

3:14

Yine de araştırmacıların ve mucitlerin bu kısacık anı yakalamak için yeni yollar bulmasını beklerken,

Öbek fiiller

come up with: bir fikir veya çözüm bulmak

Come up with, düşünerek bir fikir, plan, çözüm veya yöntem bulmak ya da üretmek anlamına gelir. Burada araştırmacıların ve mucitlerin kısa bir deneyimi yakalamak için yeni yollar üretmeleri bekleniyor. Bu, ardından nesne gelen üç sözcüklü bir öbek fiildir: come up with + bir şey. Come, up ve with sözcüklerinin belirttiği gerçek bir hareket gibi değil, tek bir bütün olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi ‘düşünüp önermek’ anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Can you ____ a name for the new club?

Cevabı göster

come up with

Kalıp ifadeler

capture this fleeting moment: kısa süren bir anı kaydetmek

Capture this fleeting moment, an kaybolmadan önce onu kaydetmek, gözlemlemek veya korumak anlamına gelir. Burada capture mecazidir: Bir nesneyi fiziksel olarak yakalamayı değil, bir deneyime ait bilgiyi veya görüntüyü başarıyla kaydetmeyi anlatır. Fleeting, yalnızca çok kısa bir süre devam eden demektir. Capture + a fleeting moment birlikte kullanıldığında, kısa bir olayı zamanında kaydetmenin ne kadar zor olabileceğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede capture a fleeting moment doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The photographer made the fleeting moment last for three hours.
  2. The photographer captured the fleeting moment when the bird took flight.
  3. The photographer carried the fleeting moment in a box.
Cevabı göster

The photographer captured the fleeting moment when the bird took flight.

we can study the moment ourselves.

3:19

anı kendimiz de inceleyebiliriz.

After all, most studies of déjà vu are based on firsthand accounts, Notlar

3:21

Sonuçta, dejavu araştırmalarının çoğu ilk elden anlatımlara dayanır,

Anlatım akışı

After all, ile önceki ifadeyi destekleyen neden sunmak

After all cümlenin başında kullanıldığında önceki ifadeyi destekleyen veya haklı çıkaran bir neden sunar. Konuşan kişi bu nedeni, dinleyenin de kabul edebileceği bir gerçek olarak gösterir; işlevi “unutma ki...” veya “bildiğin gibi, çünkü...” ifadelerine benzer. Bu cümlede, araştırmaların kanıtları nasıl elde ettiğiyle ilgili gerçeğin önceki düşünceyi desteklediğini gösterir. Tartışmanın mantığını düzenler; “her şeyden sonra” şeklinde bir zaman anlamı taşımaz.

Alıştırma

“We should take a flashlight. After all, the path gets dark early,” cümlesinde After all ne yapar?

  1. Öneriyi destekleyen bir neden sunar.
  2. El fenerinin diğer her şeyden sonra kullanıldığını söyler.
  3. Bir sıralamadaki son adımı belirtir.
Cevabı göster

Öneriyi destekleyen bir neden sunar.

Kalıp ifadeler

based on firsthand accounts: doğrudan anlatımları kanıt olarak kullanmak

Be based on, “bir şeyi temel veya kanıt olarak kullanmak” anlamına gelir. Firsthand accounts, bir olayı yaşayan veya gören kişilerin doğrudan verdiği anlatımlardır. based on firsthand accounts bir bütün olarak araştırma kanıtının kaynağını gösterir: Dışarıdan kişilerin aktardığı bilgiler değil, katılımcıların kendi anlatımlarıdır. Burada account banka hesabı değil, “anlatım, ifade veya rapor” anlamındadır.

Alıştırma

Raporun tanıkların doğrudan anlatımlarını kullandığı anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The report is ____ from people who saw the flood.

Cevabı göster

based on firsthand accounts

so why can't one be yours? Anlatım akışı

3:25

öyleyse neden bunlardan biri sizin olmasın?

Anlatım akışı

why can't one be yours? katılıma davet eden retorik bir soru olarak

Bu cümlede why can't one be yours? retorik bir sorudur. Dinleyicinin bunlardan birine sahip olmasını neyin engellediğini gerçekten sormaz; dinleyicinin kendi deneyiminin birinci elden anlatımlardan biri olamaması için geçerli bir neden olmadığını ima eder. one, önceki bağlamdaki tekil ve sayılabilen account isminin yerini alır; yours ise your account anlamına gelir. Bu seçim konuyu dinleyiciye yöneltir ve onu kişisel olarak katılmaya davet eder.

Alıştırma

Bu bağlamda why can't one be yours? sorusunun temel etkisi nedir?

  1. Dinleyicinin bir şeye sahip olabilecek durumda olup olmadığını sorar.
  2. Dinleyiciyi kendi deneyimini olası bir birinci elden anlatım olarak görmeye davet eder.
  3. Dinleyicinin deneyiminin bilimsel kanıt olarak zaten kabul edildiğini kanıtlar.
Cevabı göster

Dinleyiciyi kendi deneyimini olası bir birinci elden anlatım olarak görmeye davet eder.

The next time you get déjà vu, take a moment to think about it. Notlar

3:27

Bir dahaki sefere dejavu yaşadığınızda, üzerine düşünmek için bir an ayırın.

Dilbilgisi

The next time you get... ile gelecekteki bir durumu zaman yan cümlesinde anlatmak

The next time + özne + simple present biçimindeki fiil, “bu olayın bir sonraki gerçekleştiği zamanda” anlamında bir zaman yan cümlesi oluşturur. Burada The next time you get déjà vu, ardından gelen tavsiye için gelecekteki bir durumu kurar. Durum gelecekle ilgili olsa da İngilizcede bu zaman yan cümlesinde normal olarak will get değil, simple present biçimindeki get kullanılır. The next time yan cümleyi zaten başlattığı için when eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümle gelecekteki bir durumu anlatmak için The next time ifadesini doğru kullanır?

  1. When the next time you see Maya, give her this note.
  2. The next time you see Maya, give her this note.
  3. The next time you will see Maya, give her this note.
Cevabı göster

The next time you see Maya, give her this note.

Kalıp ifadeler

take a moment to + fiilin yalın hâli

Take a moment to + fiilin yalın hâli, “kısaca durup bir eyleme biraz zaman ya da dikkat ayırmak” demektir. Buradaki take, fiziksel olarak bir şeyi almak değil, zamanı “kullanmak ya da ayırmak” anlamındadır. Bu cümlede dinleyiciye durup düşünmesi nazikçe önerilir. Bu kalıp, öğüt ya da yönlendirmeyi Think about it. gibi doğrudan bir emirden daha yumuşak ve yol gösterici hâle getirir.

Alıştırma

“Sonraki eylemi yapmadan önce kısa süre durmak” anlamındaki bu dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Before you submit the form, ____ check your email address.

Cevabı göster

take a moment to

Have you been distracted?

3:30

Dikkatiniz mi dağılmıştı?

Is there a familiar object somewhere?

3:32

Bir yerlerde tanıdık bir nesne mi var?

Is your brain just acting slow? Kelime

3:34

Beyniniz yavaş mı çalışıyor?

Kelime

acting slow: act + sıfat

Act + sıfat, bir kişi ya da şeyin belirli bir anda nasıl davrandığını veya göründüğünü anlatabilir. Burada acting slow, “tepki verirken ya da bilgiyi işlerken yavaş görünmek” demektir; bir eylemi düşük hızda yapmak anlamına gelmez. Beyne insana özgü “davranma” yeteneği vermek, gündelik bir kişileştirmedir. Soru, sorunun yalnızca geçici olup olmadığını hafif ve biraz şakacı bir biçimde kontrol ediyor gibi duyulur.

Alıştırma

“My laptop is acting slow today,” cümlesinde acting slow ne anlama gelir?

  1. Geçici olarak yavaş tepki veriyor veya çalışıyor.
  2. Yavaş tempolu bir oyunda rol yapıyor.
  3. Kalıcı olarak çalışmayı durdurdu.
Cevabı göster

Geçici olarak yavaş tepki veriyor veya çalışıyor.

Or is it something else?

3:36

Yoksa başka bir şey mi?