Her Gece 2 Saat Daha Az Uyursanız Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Tepki testleri, mikro uykular ve sağlık riskleri, kişi iyi hissetse bile her gece iki saat az uykunun dikkat ve muhakemeye zarar verdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "do away with." | Öbek fiiller: Uyku ihtiyacını ortadan kaldırmak olarak anlayın ve bir kural, ücret, sistem ya da eski uygulama kaldırılırken ifadeyi tanıyın. 2. "In other words," | Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bilinç kesintisini beynin kısa süre kapanması olarak yeniden ifade edişi, yani açıklama işaretini izleyin. 3. "more than you may have bargained for." | Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir seçimin beklenenden fazla maliyet, sorun veya risk getirdiğini anlayın.
Bu derste
sleep is a burden which they would love to do away with. Öbek fiiller
0:01uyku, ortadan kaldırmayı çok istedikleri bir yüktür.
do away with: bir şeyi tamamen ortadan kaldırmak
Bu cümlede do away with, bir şeyi ortadan kaldırmak, yürürlükten kaldırmak veya ondan kurtulmak anlamına gelir. Cümle uykuyu insanların yaşamlarından çıkarmak istediği gereksiz bir yük olarak gösterir; ifade bir yere gitmekten ya da bir şeyi fiziksel olarak taşımaktan söz etmez. Nesne, ilgi cümleciğinde daha önce gelen which ile temsil edilir: a burden which they would love to do away with. İlgi cümleciğinin nesnesi önce gelse de temel yapı do away with + şey olarak kalır.
Alıştırma
Cümleyi do away with kullanarak tamamlayın: The council voted to ____ the outdated fee.
Cevabı göster
do away with
I mean, imagine how much more you could do in a day with two extra hours.
0:03Yani, fazladan iki saatiniz olsa bir günde daha ne kadar çok şey yapabileceğinizi düşünün.
But what would actually happen if you cut out two hours of your sleep every night? Öbek fiiller
0:08Peki her gece uykunuzdan iki saat kısarsanız gerçekte ne olur?
cut out + miktar: toplamın bir kısmını çıkarmak
Burada cut out, çıkarmak anlamına gelir. two hours of your sleep nesnesi, her geceki toplam uyku süresinin ölçülebilir bir bölümüdür; dolayısıyla soru bu bölüm her gece çıkarıldığında ne olacağını sorar. Nesnenin kapsamı önemlidir: burada uyumayı tamamen bırakmak kastedilmez. Daha genel olarak cut out, belirli bir parçanın daha büyük bir bütünden çıkarılmasını veya adı verilen bir öğenin tamamen dışlanmasını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi cut out kullanarak tamamlayın: To shorten the report, we need to ____ the final section.
Cevabı göster
cut out
First, we need to understand how much sleep your body and brain actually need.
0:13Öncelikle, vücudunuzun ve beyninizin aslında ne kadar uykuya ihtiyaç duyduğunu anlamamız gerekiyor.
The vast majority of research on the topic Kalıp ifadeler
0:18Bu konuda yapılan araştırmaların büyük çoğunluğu
has concluded that around 8 hours of sleep is optimal for the average person.
0:20ortalama bir insan için yaklaşık 8 saatlik uykunun ideal olduğu sonucuna varmıştır.
vast majority of: bir grubun neredeyse tamamı
Bu cümlede vast majority of, “neredeyse tamamı” anlamına gelir. Araştırmaların çok yüksek bir oranının bu sonuca vardığını belirtir. Vast, majority sözcüğünün derecesini güçlendirir; araştırmanın fiziksel olarak büyük olduğunu anlatmaz. Kalıp, the vast majority of + söz edilen grubu veya bütünü adlandıran isim şeklindedir. Burada bu bütün research on the topic ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve “neredeyse tamamı” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The ____ studies supported the new policy.
Cevabı göster
vast majority of
But today, almost 50% of people get 6 hours or less each night.
0:24Ancak günümüzde insanların neredeyse %50'si her gece 6 saat ya da daha az uyuyor.
Now, the first night of less sleep may actually trigger the mesolimbic system,
0:29Daha az uyuduğunuz ilk gece, mezolimbik sistem gerçekten harekete geçebilir;
releasing dopamine and giving you a sense of adrenaline.
0:33bu da dopamin salgılanmasına ve adrenalin patlaması hissine yol açabilir.
But your brain slowly begins to shut off the areas associated with planning and making decisions. Öbek fiiller
0:36Ancak beyniniz, planlama ve karar vermeyle ilişkili bölgeleri yavaş yavaş kapatmaya başlar.
shut off: bir işlevin çalışmasını durdurmak
Burada shut off mecazidir: beyin, belirli bölgelerin normal biçimde çalışmasını yavaş yavaş durdurur. Cümle, planlama ve karar verme için kullanılan bölgelerdeki etkinliğin azalmasını anlatır; beynin tamamının kelimenin tam anlamıyla kapanmasını değil. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, “bir cihazın, kaynağın, sürecin veya işlevin çalışmasını durdurmak”tır. Durmanın gerçek mi yoksa mecazi mi olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
"During the test, panic seemed to shut off Maya's ability to think clearly," cümlesinde shut off ne anlama gelir?
- Bu beceriyi başka bir yere taşıdı.
- Bu becerinin çalışmasını geçici olarak engelledi.
- Maya'nın bütün beynini kalıcı olarak durdurdu.
Cevabı göster
Bu becerinin çalışmasını geçici olarak engelledi.
And even though you may still feel fine getting 6 hours, Dilbilgisi
0:42Üstelik 6 saat uyuyunca kendinizi hâlâ iyi hissedebilseniz de
the truth is actually much darker and worrisome than you might realize.
0:45gerçek aslında sandığınızdan çok daha karanlık ve endişe vericidir.
even though: karşıt bir iddiadan önce gerçeği kabul etmek
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle doğru veya zaten kabul edilmiş bir bilgi olarak sunulurken ana cümle bununla çelişen bir sonuç ya da iddia verir. Burada altı saatlik uykudan sonra kişinin kendini iyi hissedebileceği kabul edilir, ancak bu durum gerçeğin daha ciddi olduğu uyarısını zayıflatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp even though + yan cümle, ana cümle biçimindedir. Dinleyiciye ilk gerçeği kabul etmesini, ancak onunla karşıtlık oluşturan ana noktayı aklında tutmasını söyler.
Alıştırma
İlk yan cümleyi gerçek bir olgu olarak sunan vurgulu ödünleme bağlacıyla cümleyi tamamlayın: ____ Mia felt nervous, she gave a clear presentation.
Cevabı göster
Even though
to understand the impact of sleep deprivation on humans in studies.
0:54araştırmalarda uyku yoksunluğunun insanlar üzerindeki etkisini anlamak için kullanır.
Simply put, it's a reaction test. Anlatım akışı
0:58Basitçe söylemek gerekirse bu bir tepki testidir.
psychomotor vigilance tasks or PVTs: tam terim, kısaltma ve basit tanım
Psychomotor vigilance tasks, bir kişinin basit bir sinyale ne kadar hızlı ve tutarlı tepki verdiğini ölçen standartlaştırılmış tepki süresi görevleridir. Uyku araştırmalarında, az uykudan sonra uyanıklığın azalmasını gözlemlemeye yardımcı olurlar. Açıklama önce tam teknik terimi, ardından PVTs kısaltmasını ve son olarak gündelik dille reaction test tanımını verir. or sözcüğü farklı bir test değil, aynı görevlerin başka bir adını tanıtır. Tam terim, kısaltma ve basit tanım düzeni bilim iletişiminde yaygındır.
Alıştırma
Örnekte psychomotor vigilance tasks, PVTs ve reaction test neyi ifade ediyor?
- Tek bir deneyin birbirinden ayrı üç aşamasıdır.
- PVTs, reaction test tarafından üretilen sayısal sonuçlardır.
- Aynı tür test için farklı ayrıntı düzeylerine sahip üç adlandırmadır.
Cevabı göster
Aynı tür test için farklı ayrıntı düzeylerine sahip üç adlandırmadır.
Simply put, ile daha basit bir yeniden anlatım sunmak
Simply put, konuşmacının karmaşık bir fikri daha kolay sözlerle anlatmak üzere olduğunu gösterir. Burada teknik bir açıklamayı daha sade olan reaction test ifadesine dönüştürür. Bu ifadede put, “yerleştirmek” değil, “sözcüklerle ifade etmek” anlamındadır. Yeni anlatım ana fikri açıkça verir ancak özgün açıklamadaki her ayrıntıyla birebir uyuşmak zorunda değildir.
Alıştırma
Örnekte Simply put, hangi işlevi görüyor?
- Daha basit bir yeniden anlatım sunar.
- Fikre ilişkin bir örnek verir.
- Konuşmacının birinden alıntı yaptığını gösterir.
Cevabı göster
Daha basit bir yeniden anlatım sunar.
and people have to push it as fast as possible. Dilbilgisi
1:02ve insanların ona olabildiğince hızlı basması gerekir.
as fast as possible: as + zarf + as possible kalıbı
as fast as possible, koşulların izin verdiği en yüksek hızda anlamına gelir. Bu cümlede insanların düğmeye gereksiz bir gecikme olmadan basması gerekir. Tekrar kullanılabilen kalıp as + sıfat veya zarf + as possible şeklindedir. Burada fast, push eyleminin nasıl yapıldığını anlatan bir zarftır. Temel biçim fast olarak kalır; karşılaştırma biçimi faster kullanılmaz.
Alıştırma
as ... as possible kalıbını ve fast sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: When the whistle blows, run ____.
Cevabı göster
as fast as possible
Not so surprisingly, those who get 8 hours of sleep over a 2-week period
1:05Hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, 2 hafta boyunca her gece 8 saat uyuyanlar
show very few lapses in attention and no cognitive declines. Kelime
1:09çok az dikkat kaybı yaşar ve bilişsel gerileme göstermez.
lapses in attention ifadesini anlamak
Lapses in attention, kişinin kısa süreliğine odaklanmayı bırakması veya bir şeyi gözden kaçırması anlamına gelir. Lapse geçicidir; bu nedenle ifade, dikkatin veya zihinsel yetinin kalıcı olarak kaybedildiği anlamına gelmez. Bu cümlede very few, iyi uyuyan grubun testler sırasında bu kısa odaklanma sorunlarını yalnızca birkaç kez yaşadığını gösterir.
Alıştırma
Odağın kısa süreliğine kaybolduğu anları belirten üç sözcüklü hedef ifadeyi kullanın: During the long test, researchers recorded several ____.
Cevabı göster
lapses in attention
But those groups that received either 6 or 4 hours of sleep
1:13Ancak 6 ya da 4 saat uyuyan gruplarda
see declining PVT results on almost a daily basis for the entire 2-week period. Kalıp ifadeler
1:17PVT sonuçları 2 hafta boyunca neredeyse her gün kötüleşir.
on almost a daily basis ifadesini kullanmak
On almost a daily basis, “neredeyse her gün” anlamına gelir. on a/an + adjective + basis kalıbı bir şeyin ne kadar düzenli gerçekleştiğini belirtir; almost günlük sıklığı sınırlar, bu yüzden düşüşün olmadığı birkaç gün bulunmuş olabilir. Burada ifade, düşüşün iki hafta boyunca tekrarlandığını anlatır; tek bir düşüşün “neredeyse” tamamlandığını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse her gün” anlamına gelen hedef resmî ifadeyle tamamlayın: During the trial, the team checked the sensors ____.
Cevabı göster
on almost a daily basis
Of course, the 4-hour group performs the worst.
1:23Elbette en kötü performansı 4 saat uyuyan grup gösterir.
But these results don't just show a loss of concentration, Anlatım akışı
1:26Fakat bu sonuçlar yalnızca konsantrasyon kaybını değil,
they show full lapses in awareness called microsleeps. Kelime
1:29mikro uyku denen tam farkındalık kayıplarını da gösterir.
don't just show X, they show Y: yalnızca X'i değil, Y'yi de gösteriyor
Burada don't just, “yalnızca göstermiyor” anlamına gelir. İlk bulguyu geçersiz kılmaz; konsantrasyon kaybı hâlâ sonuçların bir parçasıdır. Ardından gelen they show full lapses in awareness cümleciği, iddiayı daha ciddi bir düzeye taşır. Bu yapı önce daha zayıf bir yorum sunar, sonra daha güçlü veya kapsamlı bir bilgi ekleyerek dinleyicinin değerlendirmesini yukarı çekmesini sağlar.
Alıştırma
Cümle iki bulgu arasında nasıl bir ilişki kuruyor?
- İki bulgu birbiriyle ilgisiz gözlemlerdir.
- Sonuçlar konsantrasyon kaybını gösteriyor ve ayrıca daha ciddi bir farkındalık kesintisini ortaya koyuyor.
- Sonuçlar hiçbir konsantrasyon kaybı göstermiyor; yalnızca bir farkındalık kesintisi gösteriyor.
Cevabı göster
Sonuçlar konsantrasyon kaybını gösteriyor ve ayrıca daha ciddi bir farkındalık kesintisini ortaya koyuyor.
microsleeps (mikro uykular)
Microsleep, genellikle yalnızca birkaç saniye süren, son derece kısa ve istemsiz bir uyku hâlidir. Bu sırada kişi uyanık görünebilir veya uyuduğunu fark etmeyebilir, ancak farkındalığı ve tepki verme yetisi azalabilir. Burada çoğul biçim olan microsleeps, sonuçlarda görülen tam farkındalık kesintilerine verilen addır. Sıradan bir dikkat dağınıklığından daha ciddidir ve planlı kısa bir şekerleme değildir.
Alıştırma
Yorgun bir sürücü farkına varmadan iki saniyeliğine uyuyakalıyor. En uygun terim hangisidir?
- a planned nap
- daydreaming
- a microsleep
Cevabı göster
a microsleep
In other words, their brains aren't just slower, Anlatım akışı
1:33Başka bir deyişle, beyinleri sadece yavaşlamakla kalmaz,
Yeniden ifade etme sinyali olarak In other words,
“In other words,” dinleyiciye, ardından gelen ifadenin önceki düşünceyi daha açık veya somut bir biçimde yeniden anlattığını gösterir. Burada beyinlerin “kapanması” açıklaması, daha önce geçen microsleeps teriminin ne anlama geldiğini açıklar. Yeni ifade, önceki ifadeyle kelimesi kelimesine örtüşmek zorunda değildir. Bu işaretten sonraki bilgiyi yeni bir konu olarak değil, konuşmacının vermek istediği açıklama veya özet olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bu cümlede“In other words,” dinleyiciye ne anlatır?
- Konuşmacı önceki düşünceye bir örnek veriyor.
- Konuşmacı önceki düşünceyi daha açık biçimde yeniden ifade ediyor.
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı önceki düşünceyi daha açık biçimde yeniden ifade ediyor.
scientists concluded that getting 6 hours of sleep for 10 days in a row Kalıp ifadeler
1:40bilim insanları, 10 gün üst üste 6 saat uyumanın
was the same as not sleeping for 24 hours straight.
1:4424 saat boyunca hiç uyumamakla aynı olduğu sonucuna vardı.
10 days in a row: kesintisiz bir dizi
“10 days in a row” ifadesinde“in a row”, hiçbir gün atlanmadan art arda gelen günlerde demektir. Bu ifade“10 days” sözünü basit bir toplamdan kesintisiz bir dizilime dönüştürür. Bu yapı, bir sayı ile tekrarlanan bir birim veya olaydan sonra gelebilir:“four nights in a row”,“won twice in a row” veya“called me three days in a row” gibi.
Alıştırma
“Art arda üç gece” anlamına gelen dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: She worked late three nights ____.
Cevabı göster
in a row
That's the same cognitive decline as being legally drunk. Kelime
1:48Bu, yasal sınırın üzerinde alkollü olmanın yol açtığı bilişsel gerilemeyle aynıdır.
legally drunk: yasal sarhoşluk sınırına ulaşmak
legally drunk ifadesinde legally, drunk için kullanılan ölçütü belirler: kişinin durumu, yasanın birini sarhoş olarak sınıflandırmak için kullandığı eşiğe ulaşmıştır. Bu kullanım özellikle araç kullanma kurallarında görülür. “Yasanın izin verdiği bir biçimde sarhoş olmak” anlamına gelmez. Bu cümlede ifade bir karşılaştırmanın parçasıdır. Bilişsel gerilemenin düzeyini bu yasal durumla karşılaştırır; katılımcıların gerçekten alkol içtiğini söylemez. Kesin eşik ilgili yasaya bağlıdır ve burada verilmemiştir.
Alıştırma
Örnekte legally drunk ne anlama geliyor?
- Birini sarhoş olarak sınıflandırmak için kullanılan yasal standarda ulaşmak
- Herhangi bir yasayı çiğnemeden alkol içmek
- Yasanın izin verdiği bir şekilde sarhoş olmak
Cevabı göster
Birini sarhoş olarak sınıflandırmak için kullanılan yasal standarda ulaşmak
it's like you haven't slept for 48 hours straight.
1:55bu, 48 saat boyunca hiç uyumamış olmanızla aynıdır.
These studies also show that participants were not at all aware of their cognitive declines. Kalıp ifadeler
1:58Bu çalışmalar ayrıca katılımcıların kendi bilişsel gerilemelerinin hiç farkında olmadığını gösteriyor.
not at all aware of: hiçbir şekilde farkında olmamak
Be aware of X, X'i bilmek veya fark etmek anlamına gelir. not at all eklendiğinde olumsuzluk tam ve vurgulu hâle gelir: were not at all aware of their cognitive declines, bu gerilemelerin hiç farkında olmadıkları anlamına gelir. Yapı be + not at all + aware of + isim veya -ing biçimidir. At all, not sözcüğünü güçlendirir; bir yer belirtmez. Of, bilinen veya fark edilen şeyi cümleye bağlar.
Alıştırma
Sıfır farkındalık göstermek için cümleyi not at all aware of ile tamamlayın: Maya was ____ the schedule change.
Cevabı göster
not at all aware of
who insists that they can drive home fine.
2:08araba kullanıp eve sorunsuzca gidebileceğini ısrarla söyleyen o kişi gibisinizdir.
it's like being ...: bir benzetme başlatmak
“it's like being ...” ifadesi bir benzetme başlatır: dinleyicinin bir durumu daha tanıdık başka bir durumla karşılaştırarak anlamasını sağlar. Burada çok yorgun bir kişi, güvenli biçimde araba kullanabileceğine yanlışlıkla inanan sarhoş bir kişiye benzetilir. Karşılaştırmanın konusu alkol değil, kişinin kendi durumunu güvenilir biçimde değerlendirememesidir. Yorgun biri, performansı zaten düşmüş olsa bile kendini yeterli hissedebilir.
Alıştırma
Bu cümlede “it's like being that drunk person ...” ne işe yarıyor?
- Yorgun kişilerin gerçekten alkol içtiğini söyler.
- Yorgun bir kişinin güvenilmez öz değerlendirmesini sarhoş bir kişinin yanlış güven duygusuna benzetir.
- Kendine güvenen kişilerin her zaman güvenli biçimde araba kullanarak eve gidebileceğini öne sürer.
Cevabı göster
Yorgun bir kişinin güvenilmez öz değerlendirmesini sarhoş bir kişinin yanlış güven duygusuna benzetir.
or even do simple math or problem solving decline at similar rates. Kalıp ifadeler
2:14ve hatta basit matematik işlemleri yapma ya da problem çözme becerinizin benzer hızlarda gerilediğini gösteriyor.
memorize and retain information: öğrenmek ve bellekte tutmak
“memorize and retain information” ifadesindeki iki fiil, belleğin farklı aşamalarını anlatır. Memorize, bilgiyi etkin biçimde belleğe yerleştirmek; retain ise bilgiyi daha sonra da kullanılabilir biçimde bellekte tutmak demektir. İki sözcük and ile bağlanır çünkü iki beceri de önemlidir. Bir kişi sınav için bazı bilgileri ezberleyebilir ama onları daha sonra kullanmak üzere aklında tutamayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle “memorize and retain information” ifadesindeki iki aşamayı doğru biçimde gösteriyor?
- She read the code today but forgot it immediately.
- She saved the code in her phone without learning it.
- She memorized the code today and still retained it a week later.
Cevabı göster
She memorized the code today and still retained it a week later.
Decline at similar rates: benzer hızlarda gerilemek
Bu cümlede decline at similar rates, birkaç becerinin aynı dönem içinde yaklaşık olarak benzer hızlarda veya oranlarda kötüleşmesi anlamına gelir. Buradaki rates; fiyat, faiz oranı veya değerlendirme puanı değil, değişim hızı demektir. Bu ifade eğilimler arasındaki karşılaştırmayı özetler. Becerilerin aynı düzeyde başlayıp bittiğini tek başına belirtmez.
Alıştırma
decline at similar rates ifadesini doğru biçime getirerek raporu tamamlayın: The study found that reading speed and accuracy ____ over six months.
Cevabı göster
declined at similar rates
But perhaps the scariest fact is that even after one night of 4 or 5 hours of sleep,
2:19Ama belki de en korkutucu gerçek şu: Tek bir gece 4 ya da 5 saat uyusanız bile
Natural killer cells: doğal öldürücü hücreler
Natural killer cells, bir tür bağışıklık hücresinin sabit bilimsel adıdır. Natural, bilimsel terimin bir parçasıdır; sıradan anlamına gelmez. Killer da bir kişiyi veya kanser hücresini tanımlamaz. Terimden sonraki ilgi cümleciği burada gereken temel tanımı verir: Bu hücreler, kanser hücrelerinin vücutta çoğalmasını engellemeye yardımcı olur. Sağlık açıklamalarında bütün isim grubunu tek bir terim olarak tanımak, yanıltıcı bir kelime kelime yorumu önler.
Alıştırma
Bu cümlede natural killer cells nedir?
- Bağışıklık işlevi olmayan sıradan vücut hücreleri
- Anormal hücreleri yok etmeye yardımcı olan bir bağışıklık hücresi türü
- Doğal olarak çoğalan kanser hücreleri
Cevabı göster
Anormal hücreleri yok etmeye yardımcı olan bir bağışıklık hücresi türü
drop by 70%: düşüş miktarı
Burada drop by 70%, başlangıç düzeyinin %70'ine eşit bir miktarda düşmek demektir. Başlangıç düzeyi 100 ise yeni düzey 70 değil, 30 olur. Ölçüm ifadelerinde by, değişimin miktarını gösterir. Bu kullanım, başlangıç veya bitiş değeri verilmese bile göreli düşüşün ne kadar olduğunu bildirir.
Alıştırma
Bir depo doluydu, ancak şimdi başlangıçtaki miktarın %30'unu içeriyor. Hangi cümle azalma miktarını doğru ifade eder?
- The amount dropped by 30%.
- The amount dropped to 70%.
- The amount dropped by 70%.
Cevabı göster
The amount dropped by 70%.
You're also more likely to catch a cold because your immune system is weakened, Kalıp ifadeler
2:31Ayrıca bağışıklık sisteminiz zayıfladığı için soğuk algınlığına yakalanma olasılığınız da artar;
catch a cold: soğuk algınlığına yakalanmak
Catch a cold, soğuk algınlığına yakalanmak anlamına gelen günlük ve kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki catch sözcüğü gerçek anlamda bir şeyi yakalamak değildir; a cold ise düşük sıcaklığı değil, hastalığı belirtir. Bu ifadede cold sözcüğü a tanımlığıyla kullanılır: catch a cold. İfade, soğuk algınlığının başlamasını anlatır.
Alıştırma
Leo dün sağlıklıydı, ancak bugün soğuk algınlığı başladı. Hangi cümle sağlıklı durumdan hasta duruma geçişe odaklanır?
- Leo caught a cold.
- Leo has a cold.
- Leo is cold.
Cevabı göster
Leo caught a cold.
which is why when we're sick, we feel compelled to sleep so much. Notlar
2:35hasta olduğumuzda bu kadar çok uyuma ihtiyacı hissetmemizin nedeni de budur.
which is why: bir nedeni sonucuna bağlamak
Which is why, önceki yan cümlenin anlattığı düşüncenin tamamına gönderme yapar ve ardından gelen kısmı bunun sonucu olarak sunar. Burada bağışıklık sistemi tepkisiyle ilgili önceki açıklama, hasta insanların güçlü bir uyuma ihtiyacı hissetmesi sonucuna bağlanır. Kalıp neden + which is why + sonuç şeklindedir. Buradaki which tek bir ismi nitelemez; tamamlanmış bir düşünceyi onun sonucuna bağlar.
Alıştırma
Sonucu doğru biçimde sunan bağlayıcıyı seçin: The power went out, ___ the room became dark.
- which is why
- which is because
- although
Cevabı göster
which is why
feel compelled to: harekete geçmek için güçlü bir ihtiyaç hissetmek
Feel compelled to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için güçlü bir baskı, dürtü veya görev duygusu hissetmek anlamına gelir. Yalnızca o şeyi istemekten daha güçlüdür. Bu cümlede baskı başka bir kişinin emrinden değil, kişinin hastayken içinde bulunduğu bedensel durumdan kaynaklanır. Feel, neden dışarıdan gelse bile kişinin içsel deneyimine odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümlede feel compelled to basit bir istek veya doğrudan dış baskı yerine güçlü biçimde hissedilen bir yükümlülüğü anlatır?
- I feel compelled to report the mistake because it could harm someone.
- The guard forced me to leave the building.
- I want to watch a comedy tonight.
Cevabı göster
I feel compelled to report the mistake because it could harm someone.
Chronic lack of sleep is also linked to bowel, prostate, and breast cancer, Kalıp ifadeler
2:39Kronik uyku eksikliği bağırsak, prostat ve meme kanserleriyle de bağlantılıdır;
is also linked to: ilişki var, kanıtlanmış neden değil
Bu cümlede is also linked to, “ayrıca ... ile ilişkilidir” anlamına gelir. Edilgen be linked to kalıbı kronik uyku eksikliğiyle sıralanan kanserler arasında bağlantı kurarken also bu bilgiyi konuşanın önceki iddialarına ekler. Araştırma ve sağlık haberlerinde linked to, kanıtı temkinli biçimde ifade eder. İki şey arasında anlamlı bir ilişki olduğunu belirtir, ancak tek başına birinin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Temkinli araştırma cümlesini dersteki ifadeyle tamamlayın: The condition may involve several factors, and poor sleep ____ higher stress levels.
Cevabı göster
is linked to
and people over 45 who sleep under 6 hours a night
2:43geceleri 6 saatten az uyuyan 45 yaş üstü kişilerin
are also 200% more likely to have a heart attack or a stroke. Kelime
2:46kalp krizi veya felç geçirme olasılığı %200 daha fazladır.
200% more likely to: göreli riski yorumlama
200% more likely to ifadesinde yüzde, karşılaştırma grubunun olasılığına göre göreli artışı ölçer. %200 artış, başlangıç değerine bu değerin iki katını ekler; dolayısıyla sonuç başlangıç değerinin üç katıdır. Bu, mutlak olasılığın %200 olduğu anlamına gelmez. Cümlede karşılaştırma grubu ve başlangıç riski verilmediği için kalp krizi veya inmenin gerçek olasılığını öğrenemeyiz.
Alıştırma
Bir raporda şu ifade yer alıyor: Group B is 200% more likely to experience the event than Group A. Doğru yorum hangisidir?
- Group B’nin olasılığı Group A’nın olasılığının üç katıdır.
- Group B’nin olasılığı Group A’nın olasılığının iki katıdır.
- Group B’nin mutlak olasılığı %200’dür.
Cevabı göster
Group B’nin olasılığı Group A’nın olasılığının üç katıdır.
has classified any form of nighttime shift work as a probable carcinogen. Notlar
2:52her türlü gece vardiyalı çalışmayı muhtemel bir kanserojen olarak sınıflandırmıştır.
classify A as B: A’yı B olarak sınıflandırmak
Classify A as B, A’yı resmî veya sistemli biçimde B kategorisine yerleştirmek demektir. Bu cümlede sınıflandırmayı kuruluş yapar, any form of nighttime shift work A’dır ve a probable carcinogen B’dir. Bir yetkilinin, araştırmacının veya sistemin nasıl kategori atadığını anlatmak için özne + classify + A + as + B kalıbını kullanın. Bu kalıp sınıflandırmanın sonucunu bildirir; tek başına A’nın her bir örneğinin B ile bağlantılı sonucu doğuracağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Resmî sınıflandırma kalıbını tek sözcükle tamamlayın: The safety board classified the device ____ a fire hazard.
Cevabı göster
as
probable carcinogen: muhtemel kanserojen
Probable carcinogen, kanıtlara dayanarak kansere yol açma ihtimali yüksek görülen bir etkeni, maruziyeti veya faaliyeti ifade eder. Probable, kesinliği değil, yüksek olasılığa dayalı bir değerlendirmeyi anlatır. Carcinogen, kanser hastalığının kendisini değil, kansere yol açabilen bir tehlike etkenini adlandırır. Bu cümlede bu etiket gece vardiyasının risk kategorisini açıklar; gece çalışan herkesin kansere yakalanacağını öngörmez.
Alıştırma
Cümledeki probable carcinogen ifadesinin anlamını en doğru biçimde koruyan yorum hangisidir?
- Kansere yol açma ihtimali yüksek görülen bir etkendir, ancak ifade maruz kalan herkesin kansere yakalanacağını öngörmez.
- Gece çalışan herkesin kansere yakalanacağını kanıtlar.
- Kanser hastalığının başka bir adıdır.
Cevabı göster
Kansere yol açma ihtimali yüksek görülen bir etkendir, ancak ifade maruz kalan herkesin kansere yakalanacağını öngörmez.
and that you don't feel any worse, Dilbilgisi
3:01ve kendinizi hiç daha kötü hissetmediğinizi söyleseniz bile,
swear that: bir iddianın doğru olduğunu ısrarla söylemek
Burada swear that, “ardından gelen ifadenin doğru olduğuna inandığını çok güçlü bir biçimde söylemek” demektir. that yan cümlesi iddianın içeriğini verir: uykudan iki saat kısmak seni daha üretken yapar ve daha kötü hissettirmez. Bu kullanım güçlü bir inanç veya ısrar gösterir ve genellikle konuşan kişi kendisinden şüphe edileceğini düşündüğünde kullanılır. Tek başına küfretmek veya resmî bir yemin etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“I swear that I put the permission slip in my backpack,” cümlesinde swear that ne anlama gelir?
- Resmî bir hukuki yemin ediyorum.
- Bunun doğru olduğunu güçlü biçimde savunuyorum.
- Bu konuda küfürlü sözler kullanıyorum.
Cevabı göster
Bunun doğru olduğunu güçlü biçimde savunuyorum.
makes you so much more productive: make + nesne + sıfat
makes you so much more productive ifadesinde makes ettirgen bir anlam taşır: özne olan cutting two hours of sleep, you üzerinde değişime neden olan şey olarak sunulur. Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir: makes + you + productive. So much, more productive karşılaştırma biçimini güçlendirir. Yalnızca “çok üretken” değil, “çok daha yüksek derecede üretken” demektir.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + sıfat kalıbıyla tamamlayın ve karşılaştırmayı güçlendirmek için so much kullanın: Every day, the new schedule ____ organized than the old one did.
Cevabı göster
makes me so much more
don't feel any worse: karşılaştırma yapısıyla any
Burada any, don't ... any worse olumsuz yapısındaki worse karşılaştırmasını güçlendirir. İfade, “kendimi öncekinden daha kötü hissetmiyorum” veya “daha fazla kötüleşme hissetmiyorum” demektir; “kendimi iyi hissediyorum” demek değildir. Karşılaştırma, kişinin daha az uyumadan önceki ve sonraki hisleri arasındadır. Bu, öznel bir izlenimi aktarır; sağlığın veya düşünme becerisinin aynı kaldığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Durumunun daha kötüye gitmediğini belirten dört kelimelik tam İngilizce yapıyla cümleyi tamamlayın: After the long trip, I ____.
Cevabı göster
don't feel any worse
just remember that every single day your cognitive abilities continue to decrease,
3:03bilişsel becerilerinizin her geçen gün azalmaya devam ettiğini unutmayın.
costing you much more than you may have bargained for. Notlar
3:08Bunun size maliyeti, tahmin ettiğinizden çok daha ağır olabilir.
costing you much more than you may have bargained for: sonuç bildiren -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki costing ifadesi, önceki tam cümlenin sonucunu anlatır. Buna şimdiki zaman ortacıyla kurulan sonuç yan cümlesi denir: bilişsel becerilerin sürekli azalması ek bir bedel doğurur. Costing, bağımsız bir devamlılık yapısındaki ana fiil değildir. Burada cost yalnızca para gerektirmek değil, bir kayba veya dezavantaja yol açmak anlamına gelir. More than you may have bargained for, beklediğinden veya kabul etmeye hazır olduğundan daha fazlası demektir.
Alıştırma
İlk cümlenin sonucunu sunan -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The repair took three days, ____ me much more than I had expected.
Cevabı göster
costing
more than you may have bargained for: beklediğinizden fazlası
Bu cümlede more than you may have bargained for, zararın veya bedelin başlangıçta beklediğinizden ya da yüzleşmeye hazır olduğunuzu düşündüğünüzden daha büyük olabileceği anlamına gelir. Burada kastedilen, biriken sonuçlardır; fiyat pazarlığı değildir. Buradaki bargain for, “beklemek” veya “hazırlıklı olmak” anlamına gelen bir deyimdir. more ... than someone bargained for yapısı beklenmedik ölçüde fazla iş, sorun, masraf veya başka ağır sonuçları anlatabilir. May have, uyarıyı daha az kesin yaparken gerçek bir risk bulunduğunu göstermeye devam eder.
Alıştırma
"The project was more than we bargained for," cümlesinde more than we bargained for ne anlama gelir?
- Fiyatını başarıyla pazarlık ettik.
- Tam olarak beklediğimiz kadar kolaydı.
- Beklediğimizden daha fazla çaba veya sorun gerektirdi.
Cevabı göster
Beklediğimizden daha fazla çaba veya sorun gerektirdi.
where we challenged ourselves to wear every single piece of plastic we used for 7 days
3:12Bu videoda kendimize, 7 gün boyunca kullandığımız her bir plastik parçasını üzerimizde taşıma görevi verdik
while living our normal life in public, which was insanely embarrassing.
3:17ve bunlarla toplum içinde normal hayatımızı sürdürmek inanılmaz derecede utanç vericiydi.
We really want to make more content that can affect people's lives and the planet,
3:21İnsanların hayatlarını ve gezegeni etkileyebilecek daha fazla içerik üretmeyi gerçekten istiyoruz;
and this one has a ton of cool science in it, Kelime
3:24ve bu videoda bir sürü ilginç bilimsel bilgi var,
a ton of: çok demenin gündelik bir yolu
Bu cümlede a ton of, “çok büyük miktarda” ya da kısaca “çok” anlamına gelir. Burada science sayılamayan bir isimdir; dolayısıyla ifade, diğer videoda çok miktarda ilginç bilimsel bilgi bulunduğunu anlatır. Gerçek bir ağırlıktan söz edilmez. Yapı a ton of + isim şeklindedir. Günlük İngilizcede a ton of information örneğindeki gibi sayılamayan bir isimden ya da a ton of ideas örneğindeki gibi sayılabilen çoğul bir isimden önce gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen, “çok sayıda” anlamındaki üç sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: The museum has ____ interactive exhibits.
Cevabı göster
a ton of
so we really appreciate you checking it out. Ton ve niyet
3:28bu yüzden videoya göz atarsanız gerçekten çok seviniriz.
appreciate you checking it out: bir eylem için teşekkür etmek
Bu cümlede appreciate + kişi + -ing yapısı, birine yaptığı eylem için teşekkür eder: appreciate you checking, “bakmak için zaman ayırdığınız için minnettar olmak” anlamındadır. Appreciate sonrasında eylem checking ile ifade edilir; to check kullanılmaz. Buradaki check it out, “bir göz atmak” veya “biraz ilgi göstermek” demektir. İfade, izleyicinin kendi isteğiyle yaptığı şeyi takdir ettiği için doğrudan izlemesini söylemekten daha sıcak ve daha az buyurgan duyulur.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız az önce taslağınızı inceledi. Hangi cümle bu eylem için doğal biçimde teşekkür eder?
- I appreciate you take the time to review it.
- I appreciate you taking the time to review it.
- I appreciate you to take the time to review it.
Cevabı göster
I appreciate you taking the time to review it.
And if you want to learn more about sleep and pushing yourself,
3:30Uyku ve kendinizi zorlama hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz,
our latest podcast is about hustle culture and touches on a variety of studies related to stress, sleep, Notlar
3:32son podcast'imiz sürekli çalışma kültürünü ele alıyor; stres ve uykuyla ilgili çeşitli araştırmalara
hustle culture: durmadan çalışma baskısı
Hustle culture, insanların sürekli meşgul olması, çok uzun saatler çalışması ve kendi değerlerini ne kadar ürettiklerine göre ölçmesi gerektiği düşüncesidir. Bu terim özellikle tükenmişlik, stres, uyku ve iş-yaşam dengesi tartışmalarında genellikle eleştirel bir anlam taşır. Yalnızca bir kişinin çok çalışmayı seçmesini değil, işle ilgili toplumsal baskıyı anlatır.
Alıştırma
Hangi durum hustle culture kavramını en iyi gösterir?
- Bir şirket her gece geç saatlere kadar çalışan personeli över ve dinlenmeyi tembellik sayar.
- Biri belirlenmiş çalışma saatlerinde dikkatle çalışır, ardından dinlenir.
- Bir ekip son teslim tarihinden önce yalnızca bir hafta boyunca alışılmadık ölçüde yoğundur.
Cevabı göster
Bir şirket her gece geç saatlere kadar çalışan personeli över ve dinlenmeyi tembellik sayar.
touches on: bir konudan kısaca söz etmek
Touches on, touch on öbek fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada “kısaca bahseder veya değinir” anlamına gelir. Podcast, stres ve uykuyla ilgili çeşitli araştırmaları konusunun bir parçası olarak içerir; ancak ifade, bunların ayrıntılı biçimde ele alınacağını göstermez. Bir içerik bir konuya yer verdiği hâlde onu tek veya tam geliştirilmiş odak noktası yapmıyorsa touch on + konu yapısını kullanın. Bu ifade içeriğin kapsamını belirtir; kaynağın araştırmaları kanıtladığını, desteklediğini veya reddettiğini belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi “kısaca bahseder” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın. The short introduction only ____ the problem; it does not examine it in detail.
Cevabı göster
touches on
and how much you should be working to optimize your results.
3:38ve sonuçlarınızı en iyi hâle getirmek için ne kadar çalışmanız gerektiğine değiniyor.
Otherwise, be sure to subscribe for more,
3:42Son olarak, daha fazlası için abone olmayı unutmayın,