Beyin parazitleri konaklarının davranışlarını nasıl değiştirir? - Jaap de Roode: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, parazitlerin konaklar arasında geçip üreyebilmek için cırcır böceklerinin, memelilerin, karıncaların, sivrisineklerin ve kemirgenlerin davranışlarını nasıl yönlendirdiğini açıklar. Yön bulma ve beslenmenin bozulmasından saldırganlık ile korkunun değişmesine uzanan yöntemler, hâlâ ne kadar çok şeyin bilinmediği sorusuna bağlanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Which of these entities has evolved the ability to manipulate an animal many times its size? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bilimsel bir açıklamaya merak uyandıran, izleyiciyi yanıtı tahmin etmeye çağıran ve temel sonucu vermeden önce farklı varlıkların ortak özelliğini ortaya koyan karşılaştırmalı bir soruyla başlamayı öğrenin. 2. make the host more likely to bite — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir nedenin belirli bir eylemin gerçekleşme olasılığını artırdığını anlatmak için make + nesne + more likely to + fiil yapısını anlayıp kullanın. Bu kalıp özellikle riskleri, davranış değişikliklerini ve bulaşma mekanizmalarını açıklarken yararlıdır. 3. putting the immune system into overdrive. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: overdrive sözcüğünü biyolojik ya da toplumsal bir sistemin aşırı çalışmasını anlatan makine benzetmesi olarak tanıyın. Olağan dışı derecede yoğun faaliyetin zararlı sonuçlar doğurabileceği durumlarda put something into overdrive ifadesini kullanın.
Bu derste
Which of these entities has evolved the ability to manipulate an animal many times its size? Notlar
0:06Bu varlıklardan hangisi kendi boyutunun kat kat büyüklüğündeki bir hayvanı manipüle etme yeteneğine evrilmiştir?
Which of these entities...?: merak uyandıran bir açılış sorusu
Bu soru birkaç varlığı yan yana getirir ve izleyiciyi hangisinin bu şaşırtıcı yeteneğe sahip olduğunu tahmin etmeye çağırır. Bu bağlamda hemen yanıtlanması gereken bir testten çok, sonraki açıklamadan önce merak uyandıran bir giriş işlevi görür. Bilim videoları ve sunumları bilgiyi sık sık bu şekilde düzenler: önce belirli bir soru sorulur, ardından cevap veya ortak bir özellik açıklanır. Soru, dinleyiciye açıklamayı takip etmeyi sürdürmesi için bir neden verir.
Alıştırma
Bu bilimsel anlatıda açılış sorusunun temel görevi nedir?
- Konuşmacının cevabı hiç bilmediğini göstermek
- Açıklama aralarındaki bağlantıyı göstermeden önce merak uyandırmak
- Bütün varlıkların eksiksiz tanımlarını vermek
Cevabı göster
Açıklama aralarındaki bağlantıyı göstermeden önce merak uyandırmak
has evolved the ability to manipulate: evrimle oluşmuş bir yetenek
has evolved the ability to manipulate, bir türün bu yönlendirme yeteneğini biyolojik evrim yoluyla zaman içinde geliştirdiği anlamına gelir. Şimdiki zamanla bağlantılı tamamlanmış yapı has evolved, bu uzun sürecin bugün de var olan bir sonuç ortaya çıkardığını gösterir. Kalıp evolve the ability to + fiilin yalın hâli şeklindedir. can ifadesinden daha belirgindir: yalnızca hayvanın bunu yapabildiğini değil, yeteneğin nesiller boyunca nasıl ortaya çıktığını da açıklar.
Alıştırma
Bir bilim insanı, bir özelliğin birçok nesil boyunca oluştuğunu vurgulamak istiyor. Bunu en iyi hangi cümle ifade eder?
- Some cave fish have evolved the ability to navigate in complete darkness.
- Some cave fish can navigate in complete darkness.
- Some cave fish have learned to navigate in complete darkness.
Cevabı göster
Some cave fish have evolved the ability to navigate in complete darkness.
many times its size: boyutları katlarla karşılaştırma
many times its size ifadesindeki times, sıklığı değil boyut oranını belirtir. İfade, hayvanın söz konusu varlığın birçok katı büyüklüğünde olduğunu söyler; its ise bu yeteneği evrimleştiren varlığa gönderme yapar. İfade animal sözcüğünden sonra gelir ve hayvanın boyutunu kısa biçimde açıklar. “Sayı veya many + times + iyelik biçimi + size” kalıbı, three times my size örneğinde olduğu gibi iki şeyin boyutunu karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi hedef boyut karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The robot pushed a boulder ____.
Cevabı göster
many times its size
organisms that live on or inside another host organism, Dilbilgisi
0:17başka bir konak organizmanın üzerinde veya içinde yaşayan,
which they harm and sometimes even kill. Dilbilgisi
0:21ona zarar veren ve hatta bazen öldüren organizmalar.
parasites: bir konağın zararına yaşayan organizmalar
Parasites, parasite sözcüğünün çoğuludur. Burada bir konağın üzerinde veya içinde yaşayan, bu ilişkiden ihtiyaç duyduğu şeyleri elde eden ve konağa zarar veren organizmaları belirten biyolojik bir terimdir. organisms that ile başlayan açıklayıcı eşleme, bu cümlede parasites sözcüğünü doğrudan tanımlar.
Alıştırma
Bu biyoloji cümlesinde parasites ne anlama geliyor?
- Kendileri yarar sağlamadan konaklarına her zaman yardım eden organizmalar.
- Avını yakalayıp hemen yiyen avcılar.
- Konakların üzerinde veya içinde yaşayan, yarar sağlarken onlara zarar veren organizmalar.
Cevabı göster
Konakların üzerinde veya içinde yaşayan, yarar sağlarken onlara zarar veren organizmalar.
organisms that live on or inside another host organism: açıklayıcı eşleme ile parasites terimini tanımlama
Parasites sözcüğünden sonra virgülle ayrılan organisms that... ad öbeği, aynı canlıları başka bir adla anlatır ve parasites sözcüğünün ne olduğunu açıklar. Bu, açıklayıcı bir eşleme yani apposition yapısıdır; ikinci bir grup değildir. Bu öbeğin içinde that live on or inside another host organism, organisms sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Bilimsel metinlerde hızlı tanım vermek için terim, ad öbeği + ilgi yan cümlesi kalıbı sık kullanılır.
Alıştırma
Organisms that live on or inside another host organism bölümünün cümledeki görevi nedir?
- Parasites ile birlikte yaşayan ayrı bir grup tanıtır.
- Parasites için konak görevi gören organizmaları belirler.
- Parasites sözcüğünü başka bir adla ifade eder ve bir ilgi yan cümlesiyle tanımlar.
Cevabı göster
Parasites sözcüğünü başka bir adla ifade eder ve bir ilgi yan cümlesiyle tanımlar.
which they harm and sometimes even kill: which ve they zamirlerinin gösterdiği varlıkları bulma
Virgül, ek bilgi veren ve tanımlayıcı olmayan ilgi yan cümlesini başlatır. Bu bölüm, another host organism ifadesindeki konağa ne olduğunu anlatır. Which o konağı gösterir ve harm ile kill fiillerinin nesnesidir; they ise organisms sözcüğünü, yani parazitleri gösterir ve eylemleri yapan öznedir. Anlamı normal özne–fiil–nesne sırasıyla okuyun: parazitler konağa zarar verir. Sometimes even kill, sonucu zarar vermekten konağı öldürme gibi daha ağır bir olasılığa taşır.
Alıştırma
Which they harm and sometimes even kill bölümünde which ve they neyi gösterir?
- which = parazitler; they = konak organizma
- which = konak organizma; they = parazitler
- iki zamir de = konak organizma
Cevabı göster
which = konak organizma; they = parazitler
Parasite survival depends on transmitting from one host to the next, Kalıp ifadeler
0:25Parazitlerin hayatta kalması, bir konaktan diğerine bulaşmasına bağlıdır,
depends on transmitting: depend on + fiilin -ing biçimi
Burada depends on transmitting, parazitin hayatta kalması için aktarımın gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelir. Depend on ifadesinden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi gelebilir. Ardından bir eylem geldiğinde transmitting, bu eylemi bir süreç olarak adlandırır. something depends on doing something kalıbı, bir sonucun bir eyleme veya sürece bağlı olduğunu gösterir. Burada on bir edattır; bu yüzden ardından transmit fiilinin yalın biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için receive fiilinin doğru biçimini kullanın: The garden's health depends on ____ enough sunlight.
Cevabı göster
receiving
from one host to the next: from one X to the next kalıbı
From one host to the next, bir bulaşma zinciri boyunca hareketi anlatır: Parazit bir konaktan ayrılır ve zincirde onu izleyen konağa ulaşır. The next, fiziksel olarak en yakındaki konağı değil, dizideki bir sonraki üyeyi belirtir. from one X to the next kalıbı, benzer kişiler, yerler, gruplar veya aşamalardan oluşan bir dizi boyunca hareketi ya da aktarımı gösterir. The next ifadesinden sonra tekrar edilecek host ismi anlaşılır olduğu için atılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için from one X to the next kalıbını department ile kullanın: The report moved ____ as each group reviewed it.
Cevabı göster
from one department to the next
through an intermediate species: bir ara tür üzerinden
Bu cümlede intermediate species, bulaşma zincirinde orta halka oluşturan bir türdür. Parazit, daha sonraki bir konağa ulaşmadan önce bu türden geçer. Buradaki intermediate, "aşamalar arasında bulunan" anlamındadır; "sıradan" veya "orta düzeyde" demek değildir. Parazitolojide türün tamamı yerine konak rolünden söz edilirken intermediate host daha kesin bir terimdir.
Alıştırma
Bir parazitin bulaşma zincirinde intermediate species ne işe yarar?
- Zincirdeki son konak olmak zorundadır.
- Yalnızca ortalama büyüklükte bir türdür.
- Daha sonraki bir konaktan önce orta basamağı oluşturur.
Cevabı göster
Daha sonraki bir konaktan önce orta basamağı oluşturur.
Our parasites elegantly achieve this by manipulating their host's behavior, Dilbilgisi
0:33Parazitlerimiz bunu, konağının davranışını manipüle ederek zarif bir şekilde başarır,
by manipulating their host's behavior: konaklarının davranışlarını yönlendirerek
By manipulating their host's behavior, bir sonuca ulaşma yöntemini açıklamak için by + fiilin -ing biçimini kullanır. Bu ifade, parazitlerin hedeflerine konaklarının davranışlarını yönlendirerek ulaştığını anlatır; bunun daha sonra gerçekleşen ayrı bir olay olduğunu değil. Burada by bir edat olduğu için ardından gelen fiil gerund biçimini alır: by manipulating doğrudur; by manipulate veya by to manipulate değildir. Bu yapı mekanizmaları, yöntemleri ve çözümleri açıklarken yaygındır.
Alıştırma
Reduce fiilinin doğru biçimini kullanın: The phone saves battery power by ____ background activity.
Cevabı göster
reducing
sometimes through direct brain hijacking. Deyimler
0:38bazen doğrudan beyin kontrolünü ele geçirerek.
direct brain hijacking: kontrolü ele geçirme mecazı
Bu cümlede direct brain hijacking güçlü bir mecazdır. Hijacking genellikle bir aracın ya da daha genel olarak başka bir şeyin kontrolünü zorla ele geçirmek demektir; burada ise bir parazitin konağın beyni ve davranışları üzerindeki etkisini, beynin kontrolünü ele geçirme gibi anlatır. Direct, etkinin beynin kendisine ya da beynin davranışları yönetmesine doğrudan yöneldiğini vurgular. İfade canlı ve çarpıcıdır; gerçekten bir suç işlendiğini söylemez.
Alıştırma
Bu popüler bilim cümlesinde direct brain hijacking büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Bir parazit, konağının beyni ve davranışları üzerindeki kontrolü doğrudan ele geçirir ya da bozar.
- Bir parazit, konağı içindeyken bir aracı kaçırır.
- Bir parazit, konağının beynini fiziksel olarak çalıp götürür.
Cevabı göster
Bir parazit, konağının beyni ve davranışları üzerindeki kontrolü doğrudan ele geçirir ya da bozar.
For example: genel bir düşünceden belirli bir örneğe geçiş
For example, genel bir ifadeden onu destekleyen veya açıklayan belirli bir örneğe geçildiğini gösterir. Burada parazitlerle ilgili genel düşüncenin ardından ilk örnek olarak Gordion solucanı gelir. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir: For example, + tam bir yan cümle.
Alıştırma
Tam bir örnek cümleyi doğru biçimde sunan bağlayıcıyı seçin: Many animals migrate long distances. ___, monarch butterflies travel thousands of kilometers.
- Because
- For example
- Such as
Cevabı göster
For example
The Gordian worm needs water to mate, Anlatım akışı
0:47Gordian solucanının çiftleşmek için suya ihtiyacı vardır,
needs water..., but... prefers dry land: bir çatışma kurmak
needs water to mate, but the cricket prefers dry land ifadesinde but, zıt yönlere giden iki gerçeği birbirine bağlar: solucan üremek için suya ihtiyaç duyarken ev sahibi olan cırcır böceği doğal olarak kuru bir yeri tercih eder. Bu karşıtlık, açıklamayı parazitin ihtiyacı ile ev sahibinin normal tercihi arasındaki bir çatışma olarak düzenler. Solucanın neden cırcır böceğinin davranışını değiştirmesi gerektiğini hazırlar; but sonrasındaki bölüm ilgisiz bir ayrıntı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle needs... but... prefers... yapısını kullanarak iki taraf arasında açık bir çatışma kurar?
- The garden needs full sun, but this fern prefers deep shade.
- The fern needed water after a hot afternoon.
- The garden gets sunlight, and the fern grows beside the wall.
Cevabı göster
The garden needs full sun, but this fern prefers deep shade.
So, once it's big enough to reproduce: sonraki adımı tetikleyen koşula ulaşmak
Burada once, hem zamanı hem de koşulu belirten bir yan cümle başlatır. once it's big enough to reproduce, üreyebileceği aşamaya gelir gelmez anlamına gelir. it, Gordian solucanını ifade eder ve virgül, ana sonucun ardından geleceğini gösterir. Baştaki So, bu aşamayı önceki açıklamaya bağlar ve sonraki sonucu tanıtır. Bu kullanımda once, bir kez anlamına gelmez; daha sonra olacakları tetikleyen noktayı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede once, bir koşula ulaşmanın sonraki olayı tetiklediğini belirtir?
- Once the gate opens, the runners will move forward.
- Check each ticket once before you enter.
- I visited the stadium once last summer.
Cevabı göster
Once the gate opens, the runners will move forward.
big enough to reproduce: sıfat + enough + to-infinitive
big enough to reproduce, “üremeyi mümkün kılacak bir büyüklüğe ulaşmış” demektir. big dereceyi, to reproduce ise bu dereceye ulaşınca mümkün olan eylemi belirtir. Tekrar kullanılabilen yapı sıfat + enough + to + fiilin yalın hâlidir. enough sıfattan sonra gelir: big enough to reproduce doğrudur; big to enough reproduce değildir.
Alıştırma
Sıfat + enough + to-infinitive yapısındaki eksik kelimeyi tamamlayın: The seedling is strong ____ to survive outside.
Cevabı göster
enough
the worm produces proteins that garble the cricket's navigational system. Kelime
0:54solucan, cırcır böceğinin yön bulma sistemini bozan proteinler üretir.
garble the cricket's navigational system: sinyallerini bozmak
Burada garble, bilgi veya sinyalleri karışık, bozuk ya da yorumlanması zor hâle getirmek demektir. Proteinler, cırcır böceğinin yön bulma sisteminin kullandığı bilgilere müdahale eder; bu yüzden böcek normal şekilde yönünü bulamaz. Garble yalnızca “bir şeyi yanlış söylemek” anlamına gelmez ve mutlaka “tamamen yok etmek” demek değildir. Temel fikir, bir mesajın veya sinyalin artık net biçimde iletilmemesidir.
Alıştırma
“Radio interference garbled the rescue team's message.” cümlesinde parazit ne yaptı?
- Mesajı karışık veya anlaşılması zor hâle getirdi.
- Mesajı açık ve doğru biçimde tekrarladı.
- Mesajı başka bir dile çevirdi.
Cevabı göster
Mesajı karışık veya anlaşılması zor hâle getirdi.
The confused cricket jumps around erratically,
0:59Kafası karışan cırcır böceği düzensiz bir şekilde etrafa sıçrar,
drowning in the process: eylem sırasında ortaya çıkan sonuç
Burada -ing biçimindeki drowning, leaps ile aynı örtük özneye sahiptir. Cırcır böceği suya atlarken sık sık ne olduğunu ekler: cırcır böceği boğulur. In the process, az önce sözü edilen eyleme gönderme yapar ve ‘bunu yaparken’ ya da ‘bu eylem devam ederken’ anlamına gelir. Genellikle bir yan etki, sonuç veya bedel ekler. İfade tek başına her zaman ‘bu nedenle’ demek değildir; burada neden-sonuç bağlantısını bağlam kurar.
Alıştırma
Cümleyi in the ile başlayan üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Maya tried to fix the lamp but broke a wire ____.
Cevabı göster
in the process
The worm then wriggles out to mate, Öbek fiiller
1:08Solucan daha sonra çiftleşmek için dışarı kıvrılarak çıkar,
wriggles out: kıvrılarak içeriden dışarıya çıkmak
Wriggles, vücudun küçük ve tekrarlanan kıvrılma hareketleriyle ilerlemesini anlatır. Out, içeriden dışarıya doğru olan yolu ekler; bu yüzden wriggles out, ‘kıvrılarak veya debelenerek dışarı çıkar’ demektir. Out süs olarak eklenmiş bir sözcük değildir: o olmadan wriggles yalnızca solucanın nasıl hareket ettiğini söyler, konaktan ayrıldığını belirtmez. To mate, neden dışarı çıktığını açıklar.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümlenin aynısını seçin. Hareket fiilinin ilk sesine ve yön bildiren sözcüğe odaklanın.
- The worm wriggles under the fruit.
- The worm wriggles out of the fruit.
- The worm wiggles out of the fruit.
Cevabı göster
The worm wriggles out of the fruit.
and its eggs get eaten by little water insects that mature, Dilbilgisi
1:10ve yumurtaları, büyüyen küçük su böcekleri tarafından yenir,
get eaten by: olayı öne çıkaran edilgen yapı
get eaten by ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı edilgen yapı kurar. Yumurtalar eyleme maruz kalır: küçük su böcekleri onları yer. Burada get, elde etmek anlamına gelmez; eaten, eat fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve by eylemi yapanı belirtir. Nötr be edilgeniyle karşılaştırıldığında get edilgeni, özellikle konuşma ve hikâye anlatımında, bir şeyi öznenin başına gelen olay olarak sunar. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp şöyledir: özne + get + geçmiş zaman ortacı (+ by + eylemi yapan).
Alıştırma
Ne olduğunu gösteren ve ants sözcüğünü eylemi yapan olarak belirten geçmiş zamanlı bir get edilgeniyle cümleyi tamamlayın: During the picnic, our sandwiches ____ ants.
Cevabı göster
got eaten by
and are in turn eaten by new crickets, Anlatım akışı
1:15ve sırasıyla yeni cırcır böcekleri tarafından yenir,
in turn: zincirdeki sonraki halkayı belirtmek
In turn, bir sıra içindeki bağlantılı bir sonraki adımı veya sonucu belirtir. Burada böcekler karaya geçer ve ardından yeni cırcır böceklerine yem olur; böylece ifade, yaşam döngüsünün bir aşamasını sonraki aşamaya bağlar. eaten sözcüğünden önce gelen in turn, bilginin nasıl ilerlediğini okuyucunun izlemesine yardımcı olur: bir olay, ardından gelen olaya zemin hazırlar. İnsanların birbiri ardına hareket etmesini de anlatabilir; ortak fikir, her adımın düzenli bir sıra içinde kendi yerine sahip olmasıdır.
Alıştırma
Bir karşılığı değil, bir sonucun diğerine yol açtığını gösteren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The storm flooded the field, which ____ forced the school to cancel the game.
Cevabı göster
in turn
and thus the Gordian worm lives on. Anlatım akışı
1:18ve böylece Gordian solucanı yaşamaya devam eder.
thus ... lives on: neden-sonuç bildiren bir sonuca bağlamak
Thus, az önce açıklanan sürece gönderme yapar ve sonraki ifadeyi bu sürecin sonucu olarak gösterir. Açıklamaya başka bir olay eklemek yerine onu neden-sonuç ilişkisi kuran bir sonuçla bitirir. Tam ifade olan lives on içinde on, var olmaya veya hayatta kalmaya devam etme anlamını ekler. Kurdun nerede yaşadığını belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede thus nasıl bir ilişki gösteriyor: The experiment failed twice; thus, the team changed its method?
- Yöntem değişikliği başarısızlıklardan önce gerçekleşti.
- Önceki başarısızlıklar yöntem değişikliğine neden oldu.
- İki bilgi yalnızca karşılaştırılıyor.
Cevabı göster
Önceki başarısızlıklar yöntem değişikliğine neden oldu.
mind-altering parasite: kısa çizgili birleşik sıfat
Mind-altering, zihinsel durumda, algıda veya davranışta değişikliğe neden olan anlamına gelir. Burada parasite sözcüğünü niteler ve kuduz virüsünü konağının davranışını etkileyebilen başka bir parazit olarak sunar. Yapı, isim + -ing biçimidir: mind + altering. Bir isimden önce kullanıldığında kısa çizgi, iki sözcüğün tek bir sıfat olarak birlikte çalıştığını gösterir. -ing biçimi, etkiyi oluşturan şeyi tanımlar.
Alıştırma
Bu nottaki kısa çizgili sıfatı kullan: The report describes the chemical's ____ effects.
Cevabı göster
mind-altering
and travels up the animal's nerves to its brain, Kalıp ifadeler
1:29ve hayvanın sinirleri boyunca beynine doğru ilerler,
travels up ... to ...: güzergâhı ve varış noktasını belirtme
travels up the animal's nerves to its brain ifadesinde up the animal's nerves güzergâhı, to its brain ise varış noktasını belirtir. Virüs sinirler boyunca ilerleyip beyne ulaşır. Buradaki up, sinir yolu boyunca beyne doğru hareketi gösterir; hareketin dikey olarak yukarı olması gerekmez. Bu kalıp, bilimsel anlatımlarda hem yönü hem de varış noktasını izlemenize yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle bir sinyalin sinir boyunca ilerleyip beyne ulaştığını anlatır?
- The signal travels up the nerve to the brain.
- The signal travels from the brain to the nerve.
- The signal travels around the nerve near the brain.
Cevabı göster
The signal travels up the nerve to the brain.
where it causes inflammation that eventually kills the host. Dilbilgisi
1:32burada sonunda konağı öldüren bir iltihaplanmaya neden olur.
where it causes inflammation: bir yeri orada gerçekleşen olayla bağlama
where it causes inflammation ifadesindeki where bir soru sözcüğü değil, ilgi zarfıdır. its brain ifadesine gönderme yapar ve “o yerde” anlamına gelir; böylece yan cümle beyinde ne olduğunu açıklar. Kalıp yer adı + where + özne + fiil şeklindedir. Where ile başlayan yan cümle önceki yer adına bağlıdır ve o yeri, orada gerçekleşen olayla birleştirir.
Alıştırma
Yeri, orada gerçekleşen olayla bağlayan tek sözcüklü ilgi zarfını kullanın: The medicine reaches the liver, ____ it is processed.
Cevabı göster
where
before it does: does önceki bir eylemin yerini tutar
before it does ifadesinde does, daha önce belirtilen kills the host eyleminin yerini tutar. it zamiri kuduz virüsünü gösterir; dolayısıyla ifade “virüs konağı öldürmeden önce” anlamına gelir. Does yeni bir eylem anlatmaz. İngilizcede do, does ve did, fiil grubunun tamamını tekrarlamamak için bu şekilde sıkça kullanılır. Biçim, özneye ve zamana uymalıdır: it does, they do, it did.
Alıştırma
stop ifadesini tekrarlamamak için do ile yapılan ikameyi kullanın: The music may stop suddenly, but before ____, you will hear a warning tone.
Cevabı göster
it does
and ramps up the production of rabies-transmitting saliva, Öbek fiiller
1:40ve kuduz bulaştıran tükürük üretimini artırırken,
ramp up the production of: üretimi artırmak
Ramps up, bir şeyi artırmak veya daha yoğun hâle getirmek demektir ve genellikle belirgin bir artış anlatır. Buradaki nesnesi the production of rabies-transmitting saliva ifadesidir; yani virüs, kuduzu bulaştırabilen tükürüğün daha fazla üretilmesine yol açar. ramp up ifadesinde yukarı doğru hareket etme imgesi vardır, ancak burada soyut anlamlı bir öbek fiil olarak kullanılır. Genellikle miktar, ölçek veya faaliyet düzeyindeki artışı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef öbek fiilin yalın biçimiyle tamamlayın: To meet rising demand, the factory will ____ production next month.
Cevabı göster
ramp up
making it hard to swallow: make + it + sıfat + to do
make + it + adjective + to do kalıbı, bir şeyin bir eylemi sıfatın belirttiği duruma getirdiğini anlatır. it, nesne konumunu dolduran ve ardından gelen to’lu mastardaki eyleme işaret eden öncü bir nesnedir. Burada making it hard to swallow, yutma eylemini zorlaştırmak anlamına gelir. Zor olan somut bir nesne değil, eylemin kendisidir. Bu fiziksel bağlamda swallow, yiyecek ya da sıvıyı boğazdan aşağı geçirmek anlamındadır.
Alıştırma
read fiilini ve make + it + hard + to do kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The glare makes ____ the screen.
Cevabı göster
it hard to read
These factors make the host more likely to bite another animal, Dilbilgisi
1:47Bu faktörler, konağın başka bir hayvanı ısırma olasılığını artırır,
make the host more likely to bite: make + nesne + more likely to do
make + object + more likely to do kalıbı, bir şeyin nesnenin belirli bir eylemi yapma olasılığını artırdığını anlatır. Burada the host nesnedir ve to bite, gerçekleşme olasılığı artan davranışı belirtir. More likely daha yüksek bir olasılığı anlatır, kesinlik bildirmez. Cümle her konağın mutlaka ısıracağını söylemez.
Alıştırma
likely kelimesinin karşılaştırma biçimini ve ardından to kullanarak cümleyi tamamlayın: Clear instructions make users ____ finish the setup correctly.
Cevabı göster
more likely to
and more likely to pass the virus on when it does. Öbek fiiller
1:51ve ısırdığında virüsü bulaştırma olasılığını yükseltir.
more likely to pass the virus on: virüsü aktarma olasılığının daha yüksek olması
Bu cümlede pass the virus on, “virüsü başka bir hayvana bulaştırmak” demektir. Pass ... on, virüsün bir konaktan sonraki konağa aktarıldığını gösterir; on, ayrılabilen pass on öbek fiilinin bir parçasıdır ve gereksiz bir sözcük değildir. More likely to kesinlik değil, daha yüksek olasılık bildirir. İfadenin tamamı, daha önce sözü edilen eylem gerçekleştiğinde virüsün başka bir konağa bulaşma olasılığının arttığını anlatır.
Alıştırma
passed, it ve on sözcüklerini doğal sıraya koyun: The nurse received the update and ____ to the next shift.
Cevabı göster
passed it on
And now, meet Ophiocordyceps: yeni bir konuyu tanıtmak
And now, açıklamanın bir sonraki bölümüne geçildiğini bildirir. Ardından meet Ophiocordyceps, bir sunucunun yeni bir karakteri takdim etmesi gibi yeni konuyu tanıtır. Buradaki meet gerçek anlamda kullanılmaz; yüz yüze bir buluşma ayarlanmamaktadır. “İşte tanıyacağımız yeni konu” işlevini görür ve geçişi canlı, takip edilmesi kolay hâle getirir.
Alıştırma
Bir sunumda And now, meet our next guest ifadesinin temel işlevi nedir?
- Sıradaki konuyu sunucu gibi canlı bir biçimde tanıtmak
- Konukla yüz yüze bir buluşma ayarlamak
- Sunumun sona erdiğini duyurmak
Cevabı göster
Sıradaki konuyu sunucu gibi canlı bir biçimde tanıtmak
also known as + ad: başka bir ad eklemek
also known as + ad, aynı kişi veya şey için başka bir ad, takma ad, lakap ya da yaygın bir ad sunar. Burada the zombie fungus, hemen önce sözü edilen canlının yaygın adıdır. Bu ifade genellikle X, also known as Y, yapısında ana addan sonra gelir ve ada ilişkin ek bilgi verir. which is also known as ifadesinin kısaltılmış biçimidir; bu nedenle ayrıca özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle gerektirmez.
Alıştırma
Bu dersteki “diğer adıyla” anlamına gelen ifadeyi aynen kullanın: The aurora borealis is ____ the northern lights.
Cevabı göster
also known as
Its host of choice is tropical ants that normally live in treetops. Kalıp ifadeler
2:00Tercih ettiği konak, normalde ağaç tepelerinde yaşayan tropikal karıncalardır.
host of choice: tercih edilen konak
İsim + of choice yapısında isim, belirli bir durumda tercih edilen veya en sık seçilen seçeneği belirtir. Host of choice, bu mantarın kullanma eğiliminde olduğu konak türü, yani burada tropikal karıncalar demektir. Seçimi yapan kişi veya şey başka bir yerde belirtilebilir ya da bağlamdan anlaşılabilir. Bu ifadede seçimi yapanlar karıncalar değildir.
Alıştırma
Bu dersteki “tercih edilen” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyi aynen kullanın: For sketching, a pencil is Mia's tool ____.
Cevabı göster
of choice
After Ophiocordyceps spores pierce the ant's exoskeleton, Kelime
2:05Ophiocordyceps sporları karıncanın dış iskeletini deldikten sonra,
exoskeleton: vücudun dışındaki sert koruyucu yapı
Exoskeleton, bir hayvanın vücudunun dışında bulunan, vücudu destekleyen ve koruyan sert bir yapıdır. Bu cümlede sporların deldiği karıncanın dış yapısını anlatır; vücudun içindeki bir iskeleti anlatmaz. Exo- ön eki “dış” anlamına gelir. Bu nedenle diğer bilimsel terimlerde de dış ve iç arasındaki farkı anlamaya yardımcı olabilir.
Alıştırma
Örnekte exoskeleton ne anlama geliyor?
- Yalnızca bir hayvanın vücudunun içinde bulunan kemiklerin tümü
- Bir hayvanın vücudunun dışında bulunan, onu destekleyen ve koruyan sert yapı
- Yiyecekleri sindirmek için kullanılan yumuşak bir organ
Cevabı göster
Bir hayvanın vücudunun dışında bulunan, onu destekleyen ve koruyan sert yapı
they set off convulsions that make the ant fall from the tree. Notlar
2:10karıncanın ağaçtan düşmesine neden olan kasılmaları tetikler.
set off convulsions: fiziksel bir tepkiyi tetiklemek
Burada set off, “bir şeyin başlamasına neden olmak” veya “tetiklemek” anlamına gelir. Convulsions, ani ve kontrol edilemeyen kasılmaları anlatır; dolayısıyla ifade, sporların bu fiziksel tepkiyi başlattığını söyler. Set off ayrıca “yola çıkmak” anlamına da gelebilir. Ancak convulsions nesnesi burada “tetiklemek” anlamının kullanıldığını gösterir. Doğru anlamı seçmek için set off ifadesinden sonra gelen söze bakın.
Alıştırma
“Tetiklemek” anlamını vermek için set ifadesini doğru parçacıkla tamamlayın: Opening this door can ____ the alarm.
Cevabı göster
set off
make the ant fall: make + nesne + fiilin yalın hâli
make the ant fall ifadesinde make ettirgen yapıdadır: kasılmalar karıncanın düşmesine yol açar. the ant, make fiilinin nesnesi ve aynı zamanda fall fiilinin örtük öznesidir. Etken yapının kalıbı make + nesne + fiilin yalın hâlidir. to fall değil, fall kullanılır: make the ant fall.
Alıştırma
Cümleyi cry fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The sudden noise made the baby ____.
Cevabı göster
cry
compelling it to wander mindlessly: compel + nesne + to'lu mastar
Burada compelling, compel fiilinin -ing biçimidir ve “zorlamak” anlamına gelir. Mantar karıncanın davranışını değiştirir ve bunun sonucunda onu dolaşmaya zorlar. it zamiri the ant ifadesine gönderme yapar. Kalıp compel + nesne + to'lu mastardır: compel it to wander. Virgülden sonraki -ing yan cümlesi davranış değişikliğinin sonucunu ekler. mindlessly ise açık bir amaç ya da bilinçli kontrol olmadan demektir.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The evacuation order compelled residents ____.
Cevabı göster
to leave
until it stumbles onto a plant leaf with the perfect fungal breeding conditions, Öbek fiiller
2:20ta ki mantar üremesi için mükemmel koşullara sahip bir bitki yaprağına rastlayana kadar,
stumbles onto: bir şeyi tesadüfen bulmak veya bir yere ulaşmak
Bu cümlede stumbles onto, “bir şeyle tesadüfen karşılaşmak veya bir yere tesadüfen ulaşmak” anlamına gelir. Karınca yaprağı önceden seçmez; uygun koşullara sahip bir yaprağa şans eseri ulaşır. Stumble tek başına dengesiz bir adımı anlatabilir, ancak stumble onto/upon something çoğu zaman beklenmedik bir keşfi veya karşılaşmayı ifade eder. Yerler, bilgiler veya yararlı şeyler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “stumble onto” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During our walk, we ____ a quiet beach that was not on the map.
Cevabı göster
stumbled onto
latches onto: sıkıca kavramak veya tutunmak
Burada latches onto, “bir şeyi sıkıca kavramak veya ona sıkıca tutunmak” anlamına gelir. Karınca, bu ilgi cümleciğinden hemen önce belirtilen bitki yaprağına sıkıca tutunur. which it latches onto yapısında which, yaprağın yerini tutar ve onto'nun nesnesidir. İngilizcede edat çoğu zaman ilgi cümleciğinin sonunda bırakılır; bu nedenle arkasından bir isim gelmese de onto'nun nesnesi which'tir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Latches sözcüğünde fazladan /ɪz/ hecesi olup olmadığına odaklanın.
- The clip latched onto the edge.
- The clip latches onto the edge.
- The clip catches on the edge.
Cevabı göster
The clip latches onto the edge.
and the fungus parasitizes its body to build a tall, thin stalk from its neck. Kelime
2:28ve mantar vücudunu parazitleyerek boynundan uzun, ince bir sap inşa eder.
parasitizes its body: konak bedenini kaynak olarak kullanmak
Burada parasitizes its body, mantarın karıncanın bedeninin üzerinde ya da içinde yaşayıp bu bedenin kaynaklarını kendi büyümesi için kullandığı anlamına gelir. Bu, yalnızca mantarın infects the ant olduğunu söylemekten daha özeldir. Parasitize geçişli bir fiildir; bu nedenle konak doğrudan fiilden sonra gelir: parasitize + host. Parasitizes its body ifadesinde its body, konak olarak kullanılan şeydir.
Alıştırma
Cümleyi parasitize fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A tiny worm ____ a fish and takes nutrients from it.
Cevabı göster
parasitizes
shoots off: sporları hızla dışarı atmak
Bu cümlede shoots off spores, sapın sporları hızla dışarı attığı veya yaydığı anlamına gelir. Shoot hızlı ve güçlü bir hareketi, off ise sporların saptan uzaklaşmasını anlatır. Spores doğrudan nesne olduğu için yapı shoot off + salınan şey biçimindedir. Başka bağlamlarda nesnesiz shoot off, 'hızla ayrılmak' anlamına gelebilir; bu nedenle anlamı nesne ve durum belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede shoots off, 'bir şeyi kaynağından hızla dışarı atmak' anlamında kullanılmıştır?
- The team shoots off a quick reply to the coach.
- Maya shoots off as soon as the bell rings.
- When the pod dries, it shoots off seeds in every direction.
Cevabı göster
When the pod dries, it shoots off seeds in every direction.
which turn more ants into six-legged leaf-seeking zombies. Dilbilgisi
2:37bu sporlar daha fazla karıncayı yaprak arayan altı bacaklı zombilere dönüştürür.
turn more ants into ...: turn X into Y yapısı
turn + nesne + into + sonuç yapısı, “X’in Y olmasına neden olmak” anlamına gelir. Bu cümlede more ants değiştirilen nesne, six-legged leaf-seeking zombies ise değişimin sonucudur. Buradaki turn, “dönmek” veya “yön değiştirmek” anlamına gelmez. Bu yapı biçim, kullanım, kimlik veya durum değişikliğini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn ... into ile tamamlayın: At art club, we can ____ old jars ____ useful lamps.
Cevabı göster
turn · into
One of humanity's most deadly assailants is a behavior-altering parasite. Dilbilgisi
2:43İnsanlığın en ölümcül saldırganlarından biri, davranış değiştiren bir parazittir.
One of humanity's most deadly assailants: one of + en üstünlük derecesi + çoğul isim
one of + kapsam veya grup + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilir isim yapısı, o uç noktadaki grubun bir üyesini belirtir. Burada humanity's kapsamı belirler, most deadly en üstünlük derecesidir ve birkaç öğe arasından biri seçildiği için assailants çoğuldur. Tüm ifade özne olduğunda merkezindeki kelime one olduğu için tekil fiil alır: One of ... assailants is ... denir, are kullanılmaz.
Alıştırma
Dil bilgisi açısından doğru cümleyi seçin.
- One of the city's oldest buildings was damaged in the storm.
- One of the city's oldest building was damaged in the storm.
- One of the city's oldest buildings were damaged in the storm.
Cevabı göster
One of the city's oldest buildings was damaged in the storm.
Though, if it's any consolation: sınırlı bir teselli sunmak
Though, az önce sözü edilen rahatsız edici bilgiden daha az kaygı verici bir noktaya geçildiğini gösterir. Burada however gibi işlev görür ve geçişi yumuşatır. If it's any consolation, 'bu seni biraz olsun daha iyi hissettirecekse' anlamına gelen bir ara sözdür. Sorunu çözmez; yalnızca duygusal teselli sunar. Sondaki virgül, konuşanın şimdi teselli edebilecek bilgiyi vereceğini gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşın sınavı çok zor bulduğu için üzgün. Hangi cümle en doğal şekilde küçük bir duygusal teselli sunar?
- To be exact, almost everyone found the exam difficult.
- If it's any consolation, almost everyone found the exam difficult.
- By the way, the exam started at nine.
Cevabı göster
If it's any consolation, almost everyone found the exam difficult.
It's not our brains that ...: olumsuz karşıtlığa odaklanmak
Bu, olumsuz bir it-cleft yapısıdır: It is/was + not + odaklanan öge + that yan cümlesi. not our brains odaktır; bu yüzden cümle, ele geçirilen şeyin beyinlerimiz olmadığını vurgular. Hiçbir zararlı müdahale olmadığı anlamına gelmez; başka bir hedefe veya etki türüne işaret eder. are being hijacked içinde be + being + geçmiş zaman ortacı, sürmekte olan edilgen yapıyı oluşturur: bir şey o anda bir eyleme maruz kalmaktadır. Burada hijack mecazidir ve bir aracı gerçekten kaçırmak değil, 'kontrolünü ele geçirmek' anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi olumsuz bir it-cleft yapısıyla tamamlayın: It ____ the traffic ____ caused the delay; it was a power cut.
Cevabı göster
wasn't · that
I'm talking about: tam konuyu açıklamak
Burada I'm talking about yalnızca süren bir konuşmayı bildirmez. Konuşmacı önce merak uyandırdıktan veya başka bir fikri eledikten sonra asıl konunun Plasmodium olduğunu açıklamak için bu ifadeyi kullanır. Bu yapıyı genel bir ipucundan ya da olası bir yanlış anlamadan kastettiğin belirli kişi, şey veya meseleye geçmek için kullan. Bu bağlamda bilgiyi düzenleyen bir işarettir ve Kastettiğim şey... anlamına yakındır.
Alıştırma
Bir arkadaşın rengi kastettiğini düşünüyor, ancak sen boyuttan söz ediyorsun. Hangi cümle konuyu açıkça doğru noktaya çeker?
- I'm talking about whether the color is bright.
- I'm talking to the size, not the color.
- I'm talking about the size, not the color.
Cevabı göster
I'm talking about the size, not the color.
Plasmodium, which causes malaria: parazit ve hastalık
Plasmodium, tek hücreli parazitlerden oluşan bir cinsin bilimsel adıdır. Bu cinsteki türler sıtmaya neden olur; bu yüzden eklenen which causes malaria yan cümlesi, bu bilinmeyen adın neden önemli olduğunu açıklar. Plasmodium bir virüs veya sivrisinek değildir. Bazı sivrisinekler paraziti taşıyıp konaklar arasında aktarabilir, ancak hastalığa neden olan organizma parazittir.
Alıştırma
Cümleye göre Plasmodium nedir?
- Türleri sıtmaya neden olan bir parazit cinsidir.
- Sıtmayı aktaran sivrisinektir.
- Soğuk algınlığına neden olan bir virüstür.
Cevabı göster
Türleri sıtmaya neden olan bir parazit cinsidir.
This parasite needs mosquitoes to shuttle it between hosts. Kelime
2:58Bu parazitin konaklar arasında gidip gelmesi için sivrisineklere ihtiyacı var.
shuttle it between hosts: fiil olarak shuttle
Bu cümlede shuttle, bir şeyi farklı yerler veya alıcılar arasında taşımak ya da aktarmak anlamında bir fiildir. Taşıma işini mosquitoes yapar, it paraziti gösterir ve between hosts bulaşmanın konaklar arasındaki yolunu belirtir. shuttle + nesne + between + uç noktalar kalıbı çoğu zaman tekrarlanan hareketi anlatır. Burada ulaşımla ilgili bir sözcük hastalığın bulaşmasını anlatmak için kullanılır: Sivrisinekler paraziti bir konaktan diğerine taşıyan aracılar gibi davranır.
Alıştırma
Hangi cümlede shuttle, bir şeyi yerler arasında tekrar tekrar taşımak anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- We waited for a shuttle outside the terminal.
- The van shuttles samples between the two labs.
- The airport shuttle was already full.
Cevabı göster
The van shuttles samples between the two labs.
So, it makes them bite more frequently and for longer. Dilbilgisi
3:01Bu yüzden onları daha sık ve daha uzun süre ısırmaya zorlar.
makes them bite ... for longer: make + nesne + fiilin yalın hâli
Make + nesne + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya şeyin bir eylemi yapmasına neden olmak demektir. makes them bite ifadesinde them sivrisinekleri gösterir ve bite yalın hâlde kalır; etken yapıdaki make’den sonra to kullanılmaz. Buradaki make, mutlaka bilinçli bir niyeti değil, nedensel bir sonucu anlatır. More frequently, ne sıklıkta ısırdıklarını değiştirir; for longer ise daha uzun süre demektir ve sürenin uzadığını belirtir. And iki paralel değişikliği bağlar: Isırmalar daha sık gerçekleşir ve daha uzun sürer.
Alıştırma
Hangi cümlede make + nesne + fiilin yalın hâli ve for longer doğru kullanılmıştır?
- The new schedule makes us work more often and for longer.
- The new schedule makes us to work more often and for longer.
- The new schedule makes us working more often and for longer.
Cevabı göster
The new schedule makes us work more often and for longer.
There's also evidence that humans infected with malaria are more attractive to mosquitoes, Notlar
3:05Sıtma bulaşmış insanların sivrisineklere daha çekici geldiğine dair kanıtlar da var,
There's also evidence that: temkinli bir bulgu eklemek
There's also evidence that, araştırma veya gözlemlerle desteklenen başka bir bulguyu sunar. There's, there is ifadesinin kısaltılmış biçimidir; evidence isimdir ve that yan cümlesi kanıtın neyi desteklediğini belirtir. Also bu bulguyu önceki bilgiye bağlar ve yeni bir nokta eklendiğini gösterir. Bu kalıp, tam kesinlik iddia etmeden bir dayanak sunar. Bu nedenle It proves that ifadesinden daha temkinlidir ve bilimsel açıklamalarda, haberlerde ve araştırma tartışmalarında yaygındır.
Alıştırma
Araştırmayla desteklenen bir bulguyu mutlak kanıt olarak sunmadan en doğal biçimde ekleyen cümle hangisidir?
- Research also proves that short walks improve everyone's concentration.
- There's also evidence that short walks can improve concentration.
- There's also an evidence to short walks can improve concentration.
Cevabı göster
There's also evidence that short walks can improve concentration.
more attractive to mosquitoes: attractive to yapısındaki yön
X is attractive to Y yapısında X, Y'yi çeken bir özelliğe sahiptir; Y ise bu çekime karşılık veren kişi, hayvan veya grubu belirtir. Burada enfekte olmuş insanlar sivrisinekleri çeker. Cümle, insanların sivrisinekleri çekici bulduğu anlamına gelmez. Attractive yalnızca fiziksel güzellikle ilgili değildir. Bir koku, fiyat, yer, renk veya fikir de biri ya da bir şey için attractive olabilir. More, çekimin karşılaştırılan gruba göre daha güçlü olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir şeyi çekici bulan grubu tanıtan edatla cümleyi tamamlayın: The low price is attractive ____ first-time buyers.
Cevabı göster
to
which will bite them and transfer the parasite further.
3:10sivrisinekler onları ısırır ve paraziti daha da yayar.
This multi-species system is so effective Dilbilgisi
3:14Bu çok türden oluşan sistem o kadar etkilidir ki
that there are hundreds of millions of malaria cases every year. Dilbilgisi
3:17her yıl yüz milyonlarca sıtma vakası görülmektedir.
so effective that...: dereceyi sonuca bağlama
so + sıfat + that + yan cümle kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so effective dereceyi belirtir; that there are... ise bunun sonucunda ne olduğunu anlatır. that burada nesne cümleciği başlatmaz. Effective yalnızca bulaşma sisteminin çok başarılı biçimde işlediği anlamına gelir. Sonucu övmez: sonuç, çok büyük sayıda sıtma vakasıdır.
Alıştırma
Derece ve sonuç kalıbını so...that ile tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I had to put it down.
Cevabı göster
so · that
hundreds of millions of + çoğul isim
Hundreds of millions of, yüz milyonlar düzeyindeki yaklaşık bir toplamı ifade eder; genellikle birkaç yüz milyon olarak anlaşılır. Ölçeği belirtir, kesin tek bir sayı vermez. Kalıp hundreds of millions of + çoğul isim şeklindedir; bu nedenle cümlede malaria cases kullanılır. Bu yaklaşık büyük sayı ifadesinde hundreds ve millions çoğuldur; of miktar öbeğini isme bağlar.
Alıştırma
Cümleyi yüz milyonlar düzeyinde yaklaşık bir sayıyı belirten dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app has ____ users worldwide.
Cevabı göster
hundreds of millions of
Bir dizinin son maddesini gösteren “And finally,”
And finally, bir dizi örnek, nokta veya adımın sonuncusunu belirten bir geçiş ifadesidir. Burada kedileri son örnek olarak tanıtır; bütün hikâyenin sonucunu duyurmaz. And bu maddeyi önceki içerikle bağlarken finally listenin sonuna gelindiğini gösterir. Bu kalıp, dinleyicilerin düzenli bir açıklamayı takip etmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir listedeki son maddeyi tanıtmak için And finally, ifadesini doğal biçimde kullanır?
- And finally because the safety rule is important.
- And finally, this is the first topic on our list.
- And finally, let's discuss the last safety rule.
Cevabı göster
And finally, let's discuss the last safety rule.
there probably aren't any cats living in your body and controlling your thoughts.
3:25muhtemelen vücudunuzda yaşayan ve düşüncelerinizi kontrol eden hiçbir kedi yoktur.
Doğrudan rahatlatma ifadesi olarak “Don't worry,”
Don't worry, dinleyicinin korkmasına veya kaygılanmasına gerek olmadığını belirten doğrudan bir rahatlatma ifadesidir. Dil bilgisi bakımından emir yapısında olsa da normal işlevi gerçek anlamda emir vermek değil, kişiyi rahatlatmaktır. Burada kedilerin birinin düşüncelerini kontrol ettiği tuhaf ve ürkütücü görüntüyü yumuşatır. Bu karşıtlık hafif bir şaka yaratır; ancak ifade yalnızca rahatlatır, hiçbir şeyin yanlış olmadığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I am having serious trouble breathing.” diyor. Yalnızca “Don't worry.” diye cevap vermek uygun ve yeterli midir?
- Uygun ve yeterli
- Uygun veya yeterli değil
Cevabı göster
Uygun veya yeterli değil
I mean, probably. ile esprili biçimde geri adım atmak
I mean, konuşanın az önce söylediği şeyi düzelttiğini gösterir. Burada sonradan eklenen probably, önceki rahatlatıcı ifadeden geri adım atar ve onu “büyük olasılıkla” gibi daha az kesin bir anlama çevirir. Bu kısa bir sonradan ekleme olduğu için düzeltme, önceki rahatlatıcı sözü bilerek daha az güvenilir gösterir. Belirsizlik mizah amaçlıdır; bilimsel olasılıkla ilgili resmî bir açıklama değildir.
Alıştırma
Burada I mean, probably. ne işe yarıyor?
- Tamamen yeni bir konu açıyor.
- Önceki rahatlatıcı ifadenin kesinliğini esprili biçimde azaltıyor.
- Rahatlatıcı ifadeyi kesin bir bilimsel sonuca dönüştürüyor.
Cevabı göster
Önceki rahatlatıcı ifadenin kesinliğini esprili biçimde azaltıyor.
But there is a microorganism called Toxoplasma Kalıp ifadeler
3:31Ancak Toxoplasma adı verilen bir mikroorganizma var
there is a microorganism called Toxoplasma: bir şeyi adıyla tanıtmak
there is + isim kalıbı, açıklamaya yeni bir şey katar. Burada yeni tanıtılan şey a microorganism ifadesidir. called Toxoplasma, microorganism sözcüğünden sonra gelir ve onun adını verir. called, kısaltılmış bir ilgi cümleciğinde kullanılan geçmiş zaman ortaç biçimidir: a microorganism that is called Toxoplasma. Burada “adı verilen” anlamındadır; “telefon etmek” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi there is ... called ... kalıbıyla tamamlayın: ____ a small island ____ Saba in the Caribbean.
Cevabı göster
There is · called
that needs both cats and rodents to complete its life cycle. Dilbilgisi
3:35ve yaşam döngüsünü tamamlamak için hem kedilere hem de kemirgenlere ihtiyacı var.
needs both cats and rodents to complete...: iki gereklilik de zorunlu
both X and Y kalıbı paralel iki ögeyi bağlar ve ifadenin ikisi için de geçerli olduğunu gösterir. Burada X cats, Y ise rodents olduğundan parazit iki hayvan grubuna da ihtiyaç duyar; bunlardan biri seçilmez. needs both cats and rodents to complete... yapısında to complete its life cycle, bu iki gerekliliğin ne amaçla gerektiğini açıklar: yaşam döngüsünü tamamlamak. Bu kalıp, iki kişi, şey veya koşulun birlikte gerekli olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
İki gerekliliğin de zorunlu olduğunu gösterecek şekilde both ... and yapısını tamamlayın: The trip needs ____ time ____ money to plan well.
Cevabı göster
both · and
When a rat gets infected by eating cat feces, Dilbilgisi
3:39Bir fare, kedi dışkısı yiyerek enfekte olduğunda,
When ... gets infected by + V-ing: enfeksiyon yolunu belirtmek
When, zaman veya durum bildiren bir yan cümle başlatır ve sıçan enfekte duruma geldiğinde ne olduğunu belirleyen çerçeveyi kurar. Get + geçmiş zaman ortacı bir duruma geçişi anlatır; bu nedenle gets infected, becomes infected anlamına gelir. By + V-ing, enfeksiyona neden olan eylemi veya yolu belirtir. By eating cat feces, Sıçan nasıl enfekte oldu? sorusunu yanıtlar. Sıçanın enfeksiyondan sonra yaptığı bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, kirli su içmenin enfeksiyon yolu olduğunu belirtir?
- He got infected by drinking contaminated water.
- He got infected after drinking contaminated water.
- He was infected with a waterborne virus.
Cevabı göster
He got infected by drinking contaminated water.
the parasite changes chemical levels in the rat's brain,
3:43parazit farenin beynindeki kimyasal seviyelerini değiştirir,
making it less cautious around the hungry felines, Dilbilgisi
3:46onu aç kedigillerin etrafında daha az temkinli hale getirir,
making it less cautious: making + nesne + sıfat ile sonuç eklemek
Virgülden sonraki making... sonucu anlatan bir -ing yan cümleciğidir. Parazitin kimyasal düzeyleri değiştirmesi nedeniyle ne olduğunu söyler: bu değişiklik sıçanı daha az temkinli yapar. Virgül + making... çoğu zaman “ve bunun sonucunda bu, ... hâle getirir” diye anlaşılabilir. Bu yapının içinde make + nesne + sıfat kalıbı vardır. it sıçanı gösterir; less cautious onun değişmiş durumunu anlatır. less cautious, aç kedigillerin yanında temkin düzeyinin azalması demektir; sıçanın hiç korkmadığı ya da onlara kesinlikle yaklaşacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Belirtilen sonucu making + nesne + sıfat yapısıyla ifade edin: The teacher explained the plan clearly, ____. (Sonuç: herkes daha sakin hâle geldi.)
Cevabı göster
making everyone calmer
maybe even attracted to them: daha güçlü ama belirsiz bir olasılık
Önceki düşünceyi sürdüren bu kısa parça, daha güçlü bir olasılık ekler. Maybe düşüncenin belirsiz olduğunu gösterirken even, bunun yalnızca daha az temkinli olmaktan daha şaşırtıcı bir adım olduğunu belirtir. Maybe even birlikte “belki bu noktaya kadar bile” anlamına gelir; “bu kesinlikle olur” anlamına gelmez. Attracted to them, aç kedigillere doğru çekilmek anlamındadır; them bu hayvanları gösterir. Attracted to her zaman romantik olmak zorunda değildir. Burada olası bir davranışsal çekimi anlatır; sıçanın onlara kesinlikle yaklaşacağını garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümlede maybe even ne işe yarıyor?
- Daha şaşırtıcı bir olasılık ekler ama onu belirsiz tutar.
- Sıçanın kedilere kesinlikle yaklaşacağını söyler.
- Çekimin, temkin azalmasından önce gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Daha şaşırtıcı bir olasılık ekler ama onu belirsiz tutar.
makes them easy prey: onları kolay av hâline getirmek
make + nesne + tümleç yapısında them nesnedir; easy prey ise sonuç olarak ne hâle geldiklerini açıklar. Burada daha az tetikte olmaları, farelerin kediler tarafından daha kolay yakalanmasına yol açar. Easy prey; yakalanması, yenilmesi, kandırılması veya sömürülmesi kolay bir kişi, hayvan ya da grup için kullanılan yaygın bir isim öbeğidir. Mecaz kullanımda easy prey for + tehdit, hedeften kimin veya neyin yararlanabileceğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede easy prey ifadesi kolay hedef anlamında doğru kullanılmıştır?
- People who reuse simple passwords can become easy pray for scammers.
- People who reuse simple passwords can become easy prey for scammers.
- People who reuse simple passwords can become easily prey for scammers.
Cevabı göster
People who reuse simple passwords can become easy prey for scammers.
So, these infected rodents get eaten and pass the parasite on.
3:54Böylece, bu enfekte kemirgenler yenir ve paraziti aktarır.
Mind control, successful.: durum raporu biçiminde eksiltili ifade
Mind control işlemi adlandırır, successful ise sonucu verir: parazitin zihin kontrolü stratejisi işe yaramıştır. Bağlayıcı fiil was bilerek çıkarılmıştır; ifade Mind control was successful. biçiminde tam bir cümleye dönüştürülebilir. Konuyu önce, sonucu bildiren hükmü sonra vermek ifadeyi kısa bir durum raporuna dönüştürür. Önceki olayı hızla sonuca bağlar ve görev kaydı benzeri dramatik bir ton katar.
Alıştırma
Hangi satır aynı isim öbeği + sonuç sözcüğü yapısını kullanarak kısa bir durum raporu gibi duyulur?
- The system reboot was successful.
- Was the system reboot successful?
- System reboot, successful.
Cevabı göster
System reboot, successful.
There's even evidence that the parasite affects human behavior. Anlatım akışı
4:01Hatta parazitin insan davranışını etkilediğine dair kanıtlar bile var.
There's even evidence that: daha şaşırtıcı bir noktaya ilerlemek
There's evidence that + yan cümle, bir iddiayı destekleyen kanıtları sunar. Bu cümlede even, insan davranışıyla ilgili kanıtı önceki bilgilerden daha şaşırtıcı bir sonraki nokta olarak gösterir. Even şaşkınlık ve ilerleme hissini artırır; kanıtı daha kesin hâle getirmez. Evidence hâlâ iddiayı destekleyen bulgular olduğunu belirtir, mutlak bir ispat anlamına gelmez.
Alıştırma
Bulguyu daha şaşırtıcı bir sonraki nokta olarak sunmak için cümleyi tek bir sözcükle tamamlayın: There's ____ evidence that regular walks can improve sleep quality.
Cevabı göster
even
manage their feats of behavior modification. Kalıp ifadeler
4:09davranış değiştirme başarılarını nasıl yönettiklerini tam olarak anlamıyoruz.
In most cases: bir iddiayı durumların çoğuyla sınırlamak
Bu cümlenin başındaki In most cases bir kapsam belirleyicisidir. Ardından gelen iddiayı her durum yerine durumların çoğuyla sınırlar. Burada araştırmacıların çoğu durumda mekanizmayı tamamen anlamadığını belirtirken bazı mekanizmaların daha iyi anlaşılmış olabileceği ihtimalini açık bırakır. Bu sınırlama, genellemeyi daha kesin hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi “durumların çoğunda” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: ____, the update installs automatically, but a few devices need manual setup.
Cevabı göster
In most cases
manage their feats of behavior modification: olağanüstü bir şeyi başarmak
Burada manage, “yönetmek veya denetlemek” değil, “gerçekleştirmeyi başarmak” anlamındadır. Nesnesi their feats of behavior modification ifadesidir: davranışı değiştirmeye yönelik zor ve olağanüstü eylemler. Their, parazitleri gösterir. Bu etkilerin feats olarak adlandırılması, davranış değişikliğini etkileyici ve başarılması zor bir sonuç olarak sunar. Bu nedenle ifade, parazitlerin davranışı değiştirdiğini söylemekle kalmaz; bunu başarmalarındaki şaşırtıcı başarıyı da vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede manage, “zor bir işi başarmak” anlamında kullanılmıştır?
- The app manages your passwords automatically.
- The rescue team managed the feat of reaching the hikers before dark.
- The supervisor manages a team of eight nurses.
Cevabı göster
The rescue team managed the feat of reaching the hikers before dark.
we can tell that they have a pretty diverse toolbox. Deyimler
4:14oldukça çeşitli bir araç kutusuna sahip olduklarını söyleyebiliriz.
But from what we do know: belirsizlikten bilinen kanıtlara geçmek
But, bu cümleyi az önce belirtilen belirsizliğe bağlar ve sözü yine de çıkarılabilecek bir sonuca yöneltir. From what we do know, can tell ifadesinin dayandığı kanıtları sınırlar: sonuç yalnızca şu anda mevcut olan bilgileri kullanır. do know yapısında do vurgu ekler; dil bilgisi açısından vurgulayıcı bir yardımcı fiildir. Tam açıklama bilinmese bile bazı bilgilerin gerçekten bilindiğini gösterir. Bu kalıp dikkatli bir akıl yürütme düzeni kurar: önce eksik olanı kabul eder, sonra güvenilir biçimde bilinen kısmın neyi desteklediğini söyler.
Alıştırma
Gerçekten bilinenleri vurgulayan, dersteki beş sözcüklük kalıpla cümleyi tamamlayın: We still lack some details. But ____, the evidence points to a wiring problem.
Cevabı göster
from what we do know
a pretty diverse toolbox: birçok yöntemi anlatan bir benzetme
Bu cümlede toolbox, kullanılabilecek yöntem veya mekanizmalar bütününü anlatan bir benzetmedir. Diverse, bu bütünün tek bir yaklaşımdan değil, birçok farklı türden oluştuğunu gösterir. Burada pretty, «oldukça» ya da «epey» anlamına gelen, günlük dilde kullanılan bir derece zarfıdır. Diverse sözcüğünü güçlendirir; «güzel» anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede toolbox, çeşitli yöntemler anlamında benzetme olarak kullanılmıştır?
- The red toolbox is under the bench.
- The mediator has a diverse toolbox of strategies for resolving disputes.
- The mechanic locked the toolbox after work.
Cevabı göster
The mediator has a diverse toolbox of strategies for resolving disputes.
Gordian worms seem to affect crickets' brains directly. Dilbilgisi
4:17Gordian solucanları, cırcır böceklerinin beyinlerini doğrudan etkiliyor gibi görünüyor.
seem to affect ... directly: temkinli bir iddiada bulunmak
Seem to + fiilin yalın biçimi, bir sonucu tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, kanıt veya gözlemlerin işaret ettiği durum olarak sunar. Burada seem to affect, solucanların etkisiyle ilgili iddiayı temkinli tutar. Directly, affect fiilini niteler. Öne sürülen etkinin yalnızca belirtilmemiş dolaylı bir yoldan değil, cırcır böceklerinin beyinleri üzerinde doğrudan gerçekleştiğini söyler.
Alıştırma
İlk sonuçlar bir faydaya işaret ediyor ancak araştırmacılar emin değil. Hangi cümle bu temkinli iddiayı doğal biçimde ifade eder?
- The new material seems reducing heat loss, but more testing is needed.
- The new material seems to reduce heat loss, but more testing is needed.
- The new material definitely eliminates all heat loss.
Cevabı göster
The new material seems to reduce heat loss, but more testing is needed.
blocks an enzyme that helps the mosquitoes feed,
4:23sivrisineklerin beslenmesine yardımcı olan bir enzimi bloke eder,
on the other hand: karşıt bir duruma geçiş
Bu cümlede on the other hand, dikkati hemen önce ele alınan parazitten sıtma parazitine çevirir ve onun mekanizmasının farklı olduğunu belirtir. Bu sözler bir karşıtlık işaretidir; hand burada gerçek anlamıyla kullanılmaz. Daha genel olarak bu ifade, iki durumu, seçeneği veya bir konunun iki yönünü düzenlemeye yardımcı olur. Dinleyiciye yeni bilgiyi basit bir ekleme olarak görmek yerine ilk yönle karşılaştırmasını söyler.
Alıştırma
Hangi cümlede on the other hand gerçek bir karşıtlığı göstermek için kullanılmıştır?
- This laptop is light. On the other hand, its battery lasts only four hours.
- This laptop is light. On the contrary, it weighs only one kilogram.
- This laptop is light. On the other hand, it is easy to carry.
Cevabı göster
This laptop is light. On the other hand, its battery lasts only four hours.
forcing them to bite over and over and over again. Notlar
4:26onları defalarca kez ısırmaya zorlar.
forcing them to bite ...: sonucu anlatan bir -ing yan cümlesi
forcing them to bite ... biçimindeki -ing yan cümlesi önceki yan cümleye bağlanır ve onun sonucunu verir: enzimin engellenmesi sivrisineklerin ısırmaya devam etmesine neden olur. Them, sivrisinekleri ifade eder. Kalıp force + nesne + to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle forcing + them + to bite kullanılır. Force, gerçek bir alternatif bırakmayan biyolojik veya durumsal bir nedeni de anlatabilir; fiziksel olarak itme anlamı taşımaz. over and over and over again ifadesinde over sözcüğünün tekrarlanması, eylemin özellikle ısrarlı ve aşırı biçimde tekrarlandığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi force fiilinin -ing biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: The storm closed the bridge, ____ us ____ take a longer route.
Cevabı göster
forcing · to
over and over and over again: tekrarla vurguyu güçlendirmek
Over and over again, tekrar tekrar demektir. Bu cümlede konuşmacı over sözcüğünü bilinçli olarak bir kez daha söyleyip ifadeyi over and over and over again biçiminde uzatır. Eklenen over ayrı bir eylem belirtmez. Ritmi ve yoğunluğu artırarak ısırma eyleminin çok sık ve neredeyse hiç durmadan gerçekleştiği hissini verir. İngilizcede bir ifadenin bir bölümü, canlı bir vurgu yaratmak için bu şekilde tekrarlanabilir.
Alıştırma
Canlı bir sözlü anlatımda bu kullanımı değerlendirin: The alarm rang over and over and over again.
- Doğal değil: İngilizcede vurgu için bir sözcük asla tekrarlanamaz.
- Doğal: fazladan tekrar, eylemin hiç durmadığı hissini bilinçli olarak verir.
Cevabı göster
Doğal: fazladan tekrar, eylemin hiç durmadığı hissini bilinçli olarak verir.
The rabies virus may cause that snarling, slobbering behavior Dilbilgisi
4:30Kuduz virüsü o hırlama, salya akıtma davranışına,
may cause: bir nedenin olası olduğunu göstermek
May cause, bir şeyin bir sonuca muhtemelen neden olduğunu belirtir. Burada may izin değil, olasılık ifade eder. Bu ifade, nedenin kesin olduğunu söylemeden virüsü davranışın olası açıklamalarından biri olarak sunar. Bilimsel açıklamalarda may + fiilin yalın hâli, iddiayı gerektiği kadar temkinli tutar. Causes ise bağlantıyı daha doğrudan bir gerçek olarak ifade eder.
Alıştırma
Kanıtlar hâlâ sınırlıyken olası bir nedeni en iyi hangi cümle bildirir?
- The chemical cannot cause headaches because the evidence is still limited.
- The chemical may cause headaches, but the evidence is still limited.
- The chemical causes headaches; the link has been firmly established.
Cevabı göster
The chemical may cause headaches, but the evidence is still limited.
by putting the immune system into overdrive. Deyimler
4:34bağışıklık sistemini aşırı çalıştırarak neden olabilir.
put X into overdrive: bir şeyi olağan dışı yoğunlukta çalıştırmak
put X into overdrive yapısında put, X'i yeni bir duruma sokmak anlamına gelir. Overdrive sözcüğü makinelerden veya araçlardan gelir; ancak bu ifade çoğunlukla olağan dışı derecede yoğunlaşan faaliyetler için mecazi olarak kullanılır. Bu nedenle putting the immune system into overdrive, bağışıklık tepkisini aşırı derecede etkin hâle getirmek demektir. Gerçek bir vitesi, yeri veya vücut bölümünü anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi put X into overdrive ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın. İki boşluğu da doldurun: The unexpected demand ____ the small factory ____.
Cevabı göster
put · into overdrive
But whatever the method: farklılıkları bir kenara bırakıp ortak sonuca geçmek
But, daha önce sözü edilen farklılıklardan başka bir noktaya geçildiğini gösterir. Whatever the method, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın anlamında bir ödünleme ifadesidir. Kesin yöntemi bir kenara bırakır ve her durumda geçerli olan bir sonuca hazırlık yapar. Tekrar kullanılabilecek kalıp Whatever + isim, ana cümle biçimindedir. Bilgiyi birkaç olasılıktan tek bir ortak sonuca taşır; buradaki whatever, konuşanın yöntemi önemsemediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir rapor birkaç olası neden sıralıyor, ancak güvenlik tepkisi her durumda aynı. Bu ortak sonucu en iyi hangi cümle başlatır?
- Choose whichever cause sounds most likely.
- Because the cause is already known, we can skip the check.
- Whatever the cause, we must check the equipment immediately.
Cevabı göster
Whatever the cause, we must check the equipment immediately.
when you think about how effectively these parasites control the behavior of their hosts, Anlatım akışı
4:39bu parazitlerin konaklarının davranışını ne kadar etkili bir şekilde kontrol ettiğini düşündüğünüzde,
When you think about ..., you may wonder ...: olgulardan soruya geçiş
When you think about X, you may wonder Y kalıbında when yan cümlesi, dinleyicilerin daha önce anlatılan bir olguyu yeniden düşünmesini sağlar. Ana cümle daha sonra bu olgudan doğan bir soruyu açar. Buradaki you may wonder, hemen cevap verilmesini isteyen bir ifade değil, yumuşak bir retorik giriştir. Konuyu parazitlerin konakları nasıl kontrol ettiğini açıklamaktan daha geniş bir kapanış sorusuna taşır.
Alıştırma
When you think about the evidence, you may wonder ... kalıbı bir sunumda ne yapar?
- Hemen sözlü cevap verilmesini ister.
- Dinleyicileri bilinen kanıtlardan, bu kanıtlardan doğan bir soruya yönlendirir.
- Kanıtların yanlış olduğunu duyurur.
Cevabı göster
Dinleyicileri bilinen kanıtlardan, bu kanıtlardan doğan bir soruya yönlendirir.
how much of human behavior is actually parasites doing the talking? Deyimler
4:45insan davranışının ne kadarı aslında parazitlerin eseridir?
actually parasites doing the talking: mecazi bir gizli güç
Bu soruda parasites doing the talking, parazitleri insan davranışlarının ardındaki gizli güç gibi kişileştirir. Doing the talking mecazidir: parazitler gerçekten konuşmaz; etkileri insanların yaptıkları aracılığıyla ortaya çıkıyor olabilir. Actually, davranışı kontrol ediyor gibi görünen kişiyle davranışı gerçekte kontrol ediyor olabilecek şey arasındaki karşıtlığı vurgular. Bu nedenle soru, insan davranışlarının ne kadarının parazitler tarafından yönlendiriliyor olabileceğini sorar.
Alıştırma
Hangi cümlede doing the talking, birinin sözlerini veya davranışını gizli bir gücün şekillendirdiği anlamına gelir?
- After a sleepless night, irritation was doing the talking, not her usual patience.
- The two presenters were doing the talking while their guest listened.
- The microphone was on the table during the talk.
Cevabı göster
After a sleepless night, irritation was doing the talking, not her usual patience.
Since more than half of the species on Earth are parasites, Dilbilgisi
4:51Dünyadaki türlerin yarısından fazlası parazit olduğuna göre,
Since more than half of the species ...: neden sunan since
Burada Since, “çünkü” veya “-dığı için” anlamına gelir. Since ile başlayan yan cümle, ana cümledeki sonucu destekleyen nedeni verir. Konuşmacı, asıl noktayı söylemeden önce bu gerçeği arka plan bilgisi olarak sunar. Buradaki since, “geçmişteki bir zamandan beri” anlamındaki zaman ifadesi değildir. Since yan cümlesinin ana cümlenin neden doğru olduğunu mu açıkladığına, yoksa devam eden bir durumun başlangıç noktasını mı belirttiğine bakın.
Alıştırma
Since sözcüğünün bir neden sunduğu cümleyi seçin.
- I have lived here since 2020.
- Since the roads are icy, the school will open two hours late.
- The store has been open since noon.
Cevabı göster
Since the roads are icy, the school will open two hours late.
it could be more than we think: temkinli bir karşılaştırma
Bu cümlede it, konuşulan miktarı veya dereceyi ifade eder. Could be geçmişteki bir yeteneği değil, şu anki bir olasılığı belirtir. More than we think, gerçek miktarın mevcut tahmini aşabileceğini söyler. could be + karşılaştırma biçimi + than we think kalıbı, kesinlik iddia etmeden önemli bir olasılık sunar. Karşılaştırma sözcüğü ölçüte göre değişir: miktar için more, boyut için bigger, zorluk için harder gibi.
Alıştırma
Cümleyi, temkinli bir olasılık ifade eden ve could içeren iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: The cave ____ deeper than we think.
Cevabı göster
could be