Beyin parazitleri konaklarının davranışlarını nasıl değiştirir? - Jaap de Roode: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
664 kelime 142 kel/dk

Video özeti: Bu video, parazitlerin konaklar arasında geçip üreyebilmek için cırcır böceklerinin, memelilerin, karıncaların, sivrisineklerin ve kemirgenlerin davranışlarını nasıl yönlendirdiğini açıklar. Yön bulma ve beslenmenin bozulmasından saldırganlık ile korkunun değişmesine uzanan yöntemler, hâlâ ne kadar çok şeyin bilinmediği sorusuna bağlanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Which of these entities has evolved the ability to manipulate an animal many times its size? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bilimsel bir açıklamaya merak uyandıran, izleyiciyi yanıtı tahmin etmeye çağıran ve temel sonucu vermeden önce farklı varlıkların ortak özelliğini ortaya koyan karşılaştırmalı bir soruyla başlamayı öğrenin. 2. make the host more likely to bite — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir nedenin belirli bir eylemin gerçekleşme olasılığını artırdığını anlatmak için make + nesne + more likely to + fiil yapısını anlayıp kullanın. Bu kalıp özellikle riskleri, davranış değişikliklerini ve bulaşma mekanizmalarını açıklarken yararlıdır. 3. putting the immune system into overdrive. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: overdrive sözcüğünü biyolojik ya da toplumsal bir sistemin aşırı çalışmasını anlatan makine benzetmesi olarak tanıyın. Olağan dışı derecede yoğun faaliyetin zararlı sonuçlar doğurabileceği durumlarda put something into overdrive ifadesini kullanın.

Bu derste

Which of these entities has evolved the ability to manipulate an animal many times its size? Notlar

0:06

Bu varlıklardan hangisi kendi boyutunun kat kat büyüklüğündeki bir hayvanı manipüle etme yeteneğine evrilmiştir?

Anlatım akışı

Which of these entities...?: merak uyandıran bir açılış sorusu

Bu soru birkaç varlığı yan yana getirir ve izleyiciyi hangisinin bu şaşırtıcı yeteneğe sahip olduğunu tahmin etmeye çağırır. Bu bağlamda hemen yanıtlanması gereken bir testten çok, sonraki açıklamadan önce merak uyandıran bir giriş işlevi görür. Bilim videoları ve sunumları bilgiyi sık sık bu şekilde düzenler: önce belirli bir soru sorulur, ardından cevap veya ortak bir özellik açıklanır. Soru, dinleyiciye açıklamayı takip etmeyi sürdürmesi için bir neden verir.

Alıştırma

Bu bilimsel anlatıda açılış sorusunun temel görevi nedir?

  1. Konuşmacının cevabı hiç bilmediğini göstermek
  2. Açıklama aralarındaki bağlantıyı göstermeden önce merak uyandırmak
  3. Bütün varlıkların eksiksiz tanımlarını vermek
Cevabı göster

Açıklama aralarındaki bağlantıyı göstermeden önce merak uyandırmak

Dilbilgisi

has evolved the ability to manipulate: evrimle oluşmuş bir yetenek

has evolved the ability to manipulate, bir türün bu yönlendirme yeteneğini biyolojik evrim yoluyla zaman içinde geliştirdiği anlamına gelir. Şimdiki zamanla bağlantılı tamamlanmış yapı has evolved, bu uzun sürecin bugün de var olan bir sonuç ortaya çıkardığını gösterir. Kalıp evolve the ability to + fiilin yalın hâli şeklindedir. can ifadesinden daha belirgindir: yalnızca hayvanın bunu yapabildiğini değil, yeteneğin nesiller boyunca nasıl ortaya çıktığını da açıklar.

Alıştırma

Bir bilim insanı, bir özelliğin birçok nesil boyunca oluştuğunu vurgulamak istiyor. Bunu en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Some cave fish have evolved the ability to navigate in complete darkness.
  2. Some cave fish can navigate in complete darkness.
  3. Some cave fish have learned to navigate in complete darkness.
Cevabı göster

Some cave fish have evolved the ability to navigate in complete darkness.

Dilbilgisi

many times its size: boyutları katlarla karşılaştırma

many times its size ifadesindeki times, sıklığı değil boyut oranını belirtir. İfade, hayvanın söz konusu varlığın birçok katı büyüklüğünde olduğunu söyler; its ise bu yeteneği evrimleştiren varlığa gönderme yapar. İfade animal sözcüğünden sonra gelir ve hayvanın boyutunu kısa biçimde açıklar. “Sayı veya many + times + iyelik biçimi + size” kalıbı, three times my size örneğinde olduğu gibi iki şeyin boyutunu karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi hedef boyut karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The robot pushed a boulder ____.

Cevabı göster

many times its size

The answer is all of them.

0:13

Cevap, hepsi.

These are all parasites, Kelime

0:15

Bunların hepsi parazittir,

organisms that live on or inside another host organism, Dilbilgisi

0:17

başka bir konak organizmanın üzerinde veya içinde yaşayan,

which they harm and sometimes even kill. Dilbilgisi

0:21

ona zarar veren ve hatta bazen öldüren organizmalar.

Kelime

parasites: bir konağın zararına yaşayan organizmalar

Parasites, parasite sözcüğünün çoğuludur. Burada bir konağın üzerinde veya içinde yaşayan, bu ilişkiden ihtiyaç duyduğu şeyleri elde eden ve konağa zarar veren organizmaları belirten biyolojik bir terimdir. organisms that ile başlayan açıklayıcı eşleme, bu cümlede parasites sözcüğünü doğrudan tanımlar.

Alıştırma

Bu biyoloji cümlesinde parasites ne anlama geliyor?

  1. Kendileri yarar sağlamadan konaklarına her zaman yardım eden organizmalar.
  2. Avını yakalayıp hemen yiyen avcılar.
  3. Konakların üzerinde veya içinde yaşayan, yarar sağlarken onlara zarar veren organizmalar.
Cevabı göster

Konakların üzerinde veya içinde yaşayan, yarar sağlarken onlara zarar veren organizmalar.

Dilbilgisi

organisms that live on or inside another host organism: açıklayıcı eşleme ile parasites terimini tanımlama

Parasites sözcüğünden sonra virgülle ayrılan organisms that... ad öbeği, aynı canlıları başka bir adla anlatır ve parasites sözcüğünün ne olduğunu açıklar. Bu, açıklayıcı bir eşleme yani apposition yapısıdır; ikinci bir grup değildir. Bu öbeğin içinde that live on or inside another host organism, organisms sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Bilimsel metinlerde hızlı tanım vermek için terim, ad öbeği + ilgi yan cümlesi kalıbı sık kullanılır.

Alıştırma

Organisms that live on or inside another host organism bölümünün cümledeki görevi nedir?

  1. Parasites ile birlikte yaşayan ayrı bir grup tanıtır.
  2. Parasites için konak görevi gören organizmaları belirler.
  3. Parasites sözcüğünü başka bir adla ifade eder ve bir ilgi yan cümlesiyle tanımlar.
Cevabı göster

Parasites sözcüğünü başka bir adla ifade eder ve bir ilgi yan cümlesiyle tanımlar.

Dilbilgisi

which they harm and sometimes even kill: which ve they zamirlerinin gösterdiği varlıkları bulma

Virgül, ek bilgi veren ve tanımlayıcı olmayan ilgi yan cümlesini başlatır. Bu bölüm, another host organism ifadesindeki konağa ne olduğunu anlatır. Which o konağı gösterir ve harm ile kill fiillerinin nesnesidir; they ise organisms sözcüğünü, yani parazitleri gösterir ve eylemleri yapan öznedir. Anlamı normal özne–fiil–nesne sırasıyla okuyun: parazitler konağa zarar verir. Sometimes even kill, sonucu zarar vermekten konağı öldürme gibi daha ağır bir olasılığa taşır.

Alıştırma

Which they harm and sometimes even kill bölümünde which ve they neyi gösterir?

  1. which = parazitler; they = konak organizma
  2. which = konak organizma; they = parazitler
  3. iki zamir de = konak organizma
Cevabı göster

which = konak organizma; they = parazitler

Parasite survival depends on transmitting from one host to the next, Kalıp ifadeler

0:25

Parazitlerin hayatta kalması, bir konaktan diğerine bulaşmasına bağlıdır,

Kalıp ifadeler

depends on transmitting: depend on + fiilin -ing biçimi

Burada depends on transmitting, parazitin hayatta kalması için aktarımın gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelir. Depend on ifadesinden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi gelebilir. Ardından bir eylem geldiğinde transmitting, bu eylemi bir süreç olarak adlandırır. something depends on doing something kalıbı, bir sonucun bir eyleme veya sürece bağlı olduğunu gösterir. Burada on bir edattır; bu yüzden ardından transmit fiilinin yalın biçimi kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için receive fiilinin doğru biçimini kullanın: The garden's health depends on ____ enough sunlight.

Cevabı göster

receiving

Kalıp ifadeler

from one host to the next: from one X to the next kalıbı

From one host to the next, bir bulaşma zinciri boyunca hareketi anlatır: Parazit bir konaktan ayrılır ve zincirde onu izleyen konağa ulaşır. The next, fiziksel olarak en yakındaki konağı değil, dizideki bir sonraki üyeyi belirtir. from one X to the next kalıbı, benzer kişiler, yerler, gruplar veya aşamalardan oluşan bir dizi boyunca hareketi ya da aktarımı gösterir. The next ifadesinden sonra tekrar edilecek host ismi anlaşılır olduğu için atılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için from one X to the next kalıbını department ile kullanın: The report moved ____ as each group reviewed it.

Cevabı göster

from one department to the next

sometimes through an intermediate species. Kelime

0:30

bazen bir ara tür aracılığıyla.

Kelime

through an intermediate species: bir ara tür üzerinden

Bu cümlede intermediate species, bulaşma zincirinde orta halka oluşturan bir türdür. Parazit, daha sonraki bir konağa ulaşmadan önce bu türden geçer. Buradaki intermediate, "aşamalar arasında bulunan" anlamındadır; "sıradan" veya "orta düzeyde" demek değildir. Parazitolojide türün tamamı yerine konak rolünden söz edilirken intermediate host daha kesin bir terimdir.

Alıştırma

Bir parazitin bulaşma zincirinde intermediate species ne işe yarar?

  1. Zincirdeki son konak olmak zorundadır.
  2. Yalnızca ortalama büyüklükte bir türdür.
  3. Daha sonraki bir konaktan önce orta basamağı oluşturur.
Cevabı göster

Daha sonraki bir konaktan önce orta basamağı oluşturur.

Our parasites elegantly achieve this by manipulating their host's behavior, Dilbilgisi

0:33

Parazitlerimiz bunu, konağının davranışını manipüle ederek zarif bir şekilde başarır,

Dilbilgisi

by manipulating their host's behavior: konaklarının davranışlarını yönlendirerek

By manipulating their host's behavior, bir sonuca ulaşma yöntemini açıklamak için by + fiilin -ing biçimini kullanır. Bu ifade, parazitlerin hedeflerine konaklarının davranışlarını yönlendirerek ulaştığını anlatır; bunun daha sonra gerçekleşen ayrı bir olay olduğunu değil. Burada by bir edat olduğu için ardından gelen fiil gerund biçimini alır: by manipulating doğrudur; by manipulate veya by to manipulate değildir. Bu yapı mekanizmaları, yöntemleri ve çözümleri açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Reduce fiilinin doğru biçimini kullanın: The phone saves battery power by ____ background activity.

Cevabı göster

reducing

sometimes through direct brain hijacking. Deyimler

0:38

bazen doğrudan beyin kontrolünü ele geçirerek.

Deyimler

direct brain hijacking: kontrolü ele geçirme mecazı

Bu cümlede direct brain hijacking güçlü bir mecazdır. Hijacking genellikle bir aracın ya da daha genel olarak başka bir şeyin kontrolünü zorla ele geçirmek demektir; burada ise bir parazitin konağın beyni ve davranışları üzerindeki etkisini, beynin kontrolünü ele geçirme gibi anlatır. Direct, etkinin beynin kendisine ya da beynin davranışları yönetmesine doğrudan yöneldiğini vurgular. İfade canlı ve çarpıcıdır; gerçekten bir suç işlendiğini söylemez.

Alıştırma

Bu popüler bilim cümlesinde direct brain hijacking büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Bir parazit, konağının beyni ve davranışları üzerindeki kontrolü doğrudan ele geçirir ya da bozar.
  2. Bir parazit, konağı içindeyken bir aracı kaçırır.
  3. Bir parazit, konağının beynini fiziksel olarak çalıp götürür.
Cevabı göster

Bir parazit, konağının beyni ve davranışları üzerindeki kontrolü doğrudan ele geçirir ya da bozar.

For example, Anlatım akışı

0:41

Örneğin,

this is the Gordian worm.

0:42

bu Gordian solucanıdır (kıl kurdu).

Anlatım akışı

For example: genel bir düşünceden belirli bir örneğe geçiş

For example, genel bir ifadeden onu destekleyen veya açıklayan belirli bir örneğe geçildiğini gösterir. Burada parazitlerle ilgili genel düşüncenin ardından ilk örnek olarak Gordion solucanı gelir. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir: For example, + tam bir yan cümle.

Alıştırma

Tam bir örnek cümleyi doğru biçimde sunan bağlayıcıyı seçin: Many animals migrate long distances. ___, monarch butterflies travel thousands of kilometers.

  1. Because
  2. For example
  3. Such as
Cevabı göster

For example

One of its hosts,

0:44

Konaklarından biri,

this cricket.

0:46

bu cırcır böceğidir.

The Gordian worm needs water to mate, Anlatım akışı

0:47

Gordian solucanının çiftleşmek için suya ihtiyacı vardır,

but the cricket prefers dry land.

0:50

ancak cırcır böceği kuru karayı tercih eder.

Anlatım akışı

needs water..., but... prefers dry land: bir çatışma kurmak

needs water to mate, but the cricket prefers dry land ifadesinde but, zıt yönlere giden iki gerçeği birbirine bağlar: solucan üremek için suya ihtiyaç duyarken ev sahibi olan cırcır böceği doğal olarak kuru bir yeri tercih eder. Bu karşıtlık, açıklamayı parazitin ihtiyacı ile ev sahibinin normal tercihi arasındaki bir çatışma olarak düzenler. Solucanın neden cırcır böceğinin davranışını değiştirmesi gerektiğini hazırlar; but sonrasındaki bölüm ilgisiz bir ayrıntı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle needs... but... prefers... yapısını kullanarak iki taraf arasında açık bir çatışma kurar?

  1. The garden needs full sun, but this fern prefers deep shade.
  2. The fern needed water after a hot afternoon.
  3. The garden gets sunlight, and the fern grows beside the wall.
Cevabı göster

The garden needs full sun, but this fern prefers deep shade.

So, once it's big enough to reproduce, Dilbilgisi

0:52

Yani üreyecek kadar büyüdüğünde,

Dilbilgisi

So, once it's big enough to reproduce: sonraki adımı tetikleyen koşula ulaşmak

Burada once, hem zamanı hem de koşulu belirten bir yan cümle başlatır. once it's big enough to reproduce, üreyebileceği aşamaya gelir gelmez anlamına gelir. it, Gordian solucanını ifade eder ve virgül, ana sonucun ardından geleceğini gösterir. Baştaki So, bu aşamayı önceki açıklamaya bağlar ve sonraki sonucu tanıtır. Bu kullanımda once, bir kez anlamına gelmez; daha sonra olacakları tetikleyen noktayı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede once, bir koşula ulaşmanın sonraki olayı tetiklediğini belirtir?

  1. Once the gate opens, the runners will move forward.
  2. Check each ticket once before you enter.
  3. I visited the stadium once last summer.
Cevabı göster

Once the gate opens, the runners will move forward.

Dilbilgisi

big enough to reproduce: sıfat + enough + to-infinitive

big enough to reproduce, “üremeyi mümkün kılacak bir büyüklüğe ulaşmış” demektir. big dereceyi, to reproduce ise bu dereceye ulaşınca mümkün olan eylemi belirtir. Tekrar kullanılabilen yapı sıfat + enough + to + fiilin yalın hâlidir. enough sıfattan sonra gelir: big enough to reproduce doğrudur; big to enough reproduce değildir.

Alıştırma

Sıfat + enough + to-infinitive yapısındaki eksik kelimeyi tamamlayın: The seedling is strong ____ to survive outside.

Cevabı göster

enough

the worm produces proteins that garble the cricket's navigational system. Kelime

0:54

solucan, cırcır böceğinin yön bulma sistemini bozan proteinler üretir.

Kelime

garble the cricket's navigational system: sinyallerini bozmak

Burada garble, bilgi veya sinyalleri karışık, bozuk ya da yorumlanması zor hâle getirmek demektir. Proteinler, cırcır böceğinin yön bulma sisteminin kullandığı bilgilere müdahale eder; bu yüzden böcek normal şekilde yönünü bulamaz. Garble yalnızca “bir şeyi yanlış söylemek” anlamına gelmez ve mutlaka “tamamen yok etmek” demek değildir. Temel fikir, bir mesajın veya sinyalin artık net biçimde iletilmemesidir.

Alıştırma

“Radio interference garbled the rescue team's message.” cümlesinde parazit ne yaptı?

  1. Mesajı karışık veya anlaşılması zor hâle getirdi.
  2. Mesajı açık ve doğru biçimde tekrarladı.
  3. Mesajı başka bir dile çevirdi.
Cevabı göster

Mesajı karışık veya anlaşılması zor hâle getirdi.

The confused cricket jumps around erratically,

0:59

Kafası karışan cırcır böceği düzensiz bir şekilde etrafa sıçrar,

moves closer to water,

1:02

suya doğru yaklaşır,

and eventually leaps in,

1:04

ve sonunda suya atlar,

often drowning in the process. Kalıp ifadeler

1:06

genellikle bu süreçte boğulur.

Kalıp ifadeler

drowning in the process: eylem sırasında ortaya çıkan sonuç

Burada -ing biçimindeki drowning, leaps ile aynı örtük özneye sahiptir. Cırcır böceği suya atlarken sık sık ne olduğunu ekler: cırcır böceği boğulur. In the process, az önce sözü edilen eyleme gönderme yapar ve ‘bunu yaparken’ ya da ‘bu eylem devam ederken’ anlamına gelir. Genellikle bir yan etki, sonuç veya bedel ekler. İfade tek başına her zaman ‘bu nedenle’ demek değildir; burada neden-sonuç bağlantısını bağlam kurar.

Alıştırma

Cümleyi in the ile başlayan üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Maya tried to fix the lamp but broke a wire ____.

Cevabı göster

in the process

The worm then wriggles out to mate, Öbek fiiller

1:08

Solucan daha sonra çiftleşmek için dışarı kıvrılarak çıkar,

Öbek fiiller

wriggles out: kıvrılarak içeriden dışarıya çıkmak

Wriggles, vücudun küçük ve tekrarlanan kıvrılma hareketleriyle ilerlemesini anlatır. Out, içeriden dışarıya doğru olan yolu ekler; bu yüzden wriggles out, ‘kıvrılarak veya debelenerek dışarı çıkar’ demektir. Out süs olarak eklenmiş bir sözcük değildir: o olmadan wriggles yalnızca solucanın nasıl hareket ettiğini söyler, konaktan ayrıldığını belirtmez. To mate, neden dışarı çıktığını açıklar.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümlenin aynısını seçin. Hareket fiilinin ilk sesine ve yön bildiren sözcüğe odaklanın.

  1. The worm wriggles under the fruit.
  2. The worm wriggles out of the fruit.
  3. The worm wiggles out of the fruit.
Cevabı göster

The worm wriggles out of the fruit.

and its eggs get eaten by little water insects that mature, Dilbilgisi

1:10

ve yumurtaları, büyüyen küçük su böcekleri tarafından yenir,

Dilbilgisi

get eaten by: olayı öne çıkaran edilgen yapı

get eaten by ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı edilgen yapı kurar. Yumurtalar eyleme maruz kalır: küçük su böcekleri onları yer. Burada get, elde etmek anlamına gelmez; eaten, eat fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve by eylemi yapanı belirtir. Nötr be edilgeniyle karşılaştırıldığında get edilgeni, özellikle konuşma ve hikâye anlatımında, bir şeyi öznenin başına gelen olay olarak sunar. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp şöyledir: özne + get + geçmiş zaman ortacı (+ by + eylemi yapan).

Alıştırma

Ne olduğunu gösteren ve ants sözcüğünü eylemi yapan olarak belirten geçmiş zamanlı bir get edilgeniyle cümleyi tamamlayın: During the picnic, our sandwiches ____ ants.

Cevabı göster

got eaten by

colonize land,

1:14

karada kolonileşir,

and are in turn eaten by new crickets, Anlatım akışı

1:15

ve sırasıyla yeni cırcır böcekleri tarafından yenir,

Anlatım akışı

in turn: zincirdeki sonraki halkayı belirtmek

In turn, bir sıra içindeki bağlantılı bir sonraki adımı veya sonucu belirtir. Burada böcekler karaya geçer ve ardından yeni cırcır böceklerine yem olur; böylece ifade, yaşam döngüsünün bir aşamasını sonraki aşamaya bağlar. eaten sözcüğünden önce gelen in turn, bilginin nasıl ilerlediğini okuyucunun izlemesine yardımcı olur: bir olay, ardından gelen olaya zemin hazırlar. İnsanların birbiri ardına hareket etmesini de anlatabilir; ortak fikir, her adımın düzenli bir sıra içinde kendi yerine sahip olmasıdır.

Alıştırma

Bir karşılığı değil, bir sonucun diğerine yol açtığını gösteren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The storm flooded the field, which ____ forced the school to cancel the game.

Cevabı göster

in turn

and thus the Gordian worm lives on. Anlatım akışı

1:18

ve böylece Gordian solucanı yaşamaya devam eder.

Anlatım akışı

thus ... lives on: neden-sonuç bildiren bir sonuca bağlamak

Thus, az önce açıklanan sürece gönderme yapar ve sonraki ifadeyi bu sürecin sonucu olarak gösterir. Açıklamaya başka bir olay eklemek yerine onu neden-sonuç ilişkisi kuran bir sonuçla bitirir. Tam ifade olan lives on içinde on, var olmaya veya hayatta kalmaya devam etme anlamını ekler. Kurdun nerede yaşadığını belirtmez.

Alıştırma

Bu cümlede thus nasıl bir ilişki gösteriyor: The experiment failed twice; thus, the team changed its method?

  1. Yöntem değişikliği başarısızlıklardan önce gerçekleşti.
  2. Önceki başarısızlıklar yöntem değişikliğine neden oldu.
  3. İki bilgi yalnızca karşılaştırılıyor.
Cevabı göster

Önceki başarısızlıklar yöntem değişikliğine neden oldu.

And here's the rabies virus,

1:22

Ve işte kuduz virüsü,

another mind-altering parasite. Kelime

1:23

zihin değiştiren başka bir parazit.

Kelime

mind-altering parasite: kısa çizgili birleşik sıfat

Mind-altering, zihinsel durumda, algıda veya davranışta değişikliğe neden olan anlamına gelir. Burada parasite sözcüğünü niteler ve kuduz virüsünü konağının davranışını etkileyebilen başka bir parazit olarak sunar. Yapı, isim + -ing biçimidir: mind + altering. Bir isimden önce kullanıldığında kısa çizgi, iki sözcüğün tek bir sıfat olarak birlikte çalıştığını gösterir. -ing biçimi, etkiyi oluşturan şeyi tanımlar.

Alıştırma

Bu nottaki kısa çizgili sıfatı kullan: The report describes the chemical's ____ effects.

Cevabı göster

mind-altering

This virus infects mammals,

1:26

Bu virüs memelileri enfekte eder,

often dogs,

1:28

genellikle köpekleri,

and travels up the animal's nerves to its brain, Kalıp ifadeler

1:29

ve hayvanın sinirleri boyunca beynine doğru ilerler,

Kalıp ifadeler

travels up ... to ...: güzergâhı ve varış noktasını belirtme

travels up the animal's nerves to its brain ifadesinde up the animal's nerves güzergâhı, to its brain ise varış noktasını belirtir. Virüs sinirler boyunca ilerleyip beyne ulaşır. Buradaki up, sinir yolu boyunca beyne doğru hareketi gösterir; hareketin dikey olarak yukarı olması gerekmez. Bu kalıp, bilimsel anlatımlarda hem yönü hem de varış noktasını izlemenize yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle bir sinyalin sinir boyunca ilerleyip beyne ulaştığını anlatır?

  1. The signal travels up the nerve to the brain.
  2. The signal travels from the brain to the nerve.
  3. The signal travels around the nerve near the brain.
Cevabı göster

The signal travels up the nerve to the brain.

where it causes inflammation that eventually kills the host. Dilbilgisi

1:32

burada sonunda konağı öldüren bir iltihaplanmaya neden olur.

Dilbilgisi

where it causes inflammation: bir yeri orada gerçekleşen olayla bağlama

where it causes inflammation ifadesindeki where bir soru sözcüğü değil, ilgi zarfıdır. its brain ifadesine gönderme yapar ve “o yerde” anlamına gelir; böylece yan cümle beyinde ne olduğunu açıklar. Kalıp yer adı + where + özne + fiil şeklindedir. Where ile başlayan yan cümle önceki yer adına bağlıdır ve o yeri, orada gerçekleşen olayla birleştirir.

Alıştırma

Yeri, orada gerçekleşen olayla bağlayan tek sözcüklü ilgi zarfını kullanın: The medicine reaches the liver, ____ it is processed.

Cevabı göster

where

But before it does, Dilbilgisi

1:36

Ancak bunu yapmadan önce,

Dilbilgisi

before it does: does önceki bir eylemin yerini tutar

before it does ifadesinde does, daha önce belirtilen kills the host eyleminin yerini tutar. it zamiri kuduz virüsünü gösterir; dolayısıyla ifade “virüs konağı öldürmeden önce” anlamına gelir. Does yeni bir eylem anlatmaz. İngilizcede do, does ve did, fiil grubunun tamamını tekrarlamamak için bu şekilde sıkça kullanılır. Biçim, özneye ve zamana uymalıdır: it does, they do, it did.

Alıştırma

stop ifadesini tekrarlamamak için do ile yapılan ikameyi kullanın: The music may stop suddenly, but before ____, you will hear a warning tone.

Cevabı göster

it does

it often increases its host's aggressiveness

1:37

genellikle konağının saldırganlığını artırır

and ramps up the production of rabies-transmitting saliva, Öbek fiiller

1:40

ve kuduz bulaştıran tükürük üretimini artırırken,

Öbek fiiller

ramp up the production of: üretimi artırmak

Ramps up, bir şeyi artırmak veya daha yoğun hâle getirmek demektir ve genellikle belirgin bir artış anlatır. Buradaki nesnesi the production of rabies-transmitting saliva ifadesidir; yani virüs, kuduzu bulaştırabilen tükürüğün daha fazla üretilmesine yol açar. ramp up ifadesinde yukarı doğru hareket etme imgesi vardır, ancak burada soyut anlamlı bir öbek fiil olarak kullanılır. Genellikle miktar, ölçek veya faaliyet düzeyindeki artışı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiilin yalın biçimiyle tamamlayın: To meet rising demand, the factory will ____ production next month.

Cevabı göster

ramp up

while making it hard to swallow. Dilbilgisi

1:45

yutkunmayı zorlaştırır.

Dilbilgisi

making it hard to swallow: make + it + sıfat + to do

make + it + adjective + to do kalıbı, bir şeyin bir eylemi sıfatın belirttiği duruma getirdiğini anlatır. it, nesne konumunu dolduran ve ardından gelen to’lu mastardaki eyleme işaret eden öncü bir nesnedir. Burada making it hard to swallow, yutma eylemini zorlaştırmak anlamına gelir. Zor olan somut bir nesne değil, eylemin kendisidir. Bu fiziksel bağlamda swallow, yiyecek ya da sıvıyı boğazdan aşağı geçirmek anlamındadır.

Alıştırma

read fiilini ve make + it + hard + to do kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The glare makes ____ the screen.

Cevabı göster

it hard to read

These factors make the host more likely to bite another animal, Dilbilgisi

1:47

Bu faktörler, konağın başka bir hayvanı ısırma olasılığını artırır,

Dilbilgisi

make the host more likely to bite: make + nesne + more likely to do

make + object + more likely to do kalıbı, bir şeyin nesnenin belirli bir eylemi yapma olasılığını artırdığını anlatır. Burada the host nesnedir ve to bite, gerçekleşme olasılığı artan davranışı belirtir. More likely daha yüksek bir olasılığı anlatır, kesinlik bildirmez. Cümle her konağın mutlaka ısıracağını söylemez.

Alıştırma

likely kelimesinin karşılaştırma biçimini ve ardından to kullanarak cümleyi tamamlayın: Clear instructions make users ____ finish the setup correctly.

Cevabı göster

more likely to

and more likely to pass the virus on when it does. Öbek fiiller

1:51

ve ısırdığında virüsü bulaştırma olasılığını yükseltir.

Öbek fiiller

more likely to pass the virus on: virüsü aktarma olasılığının daha yüksek olması

Bu cümlede pass the virus on, “virüsü başka bir hayvana bulaştırmak” demektir. Pass ... on, virüsün bir konaktan sonraki konağa aktarıldığını gösterir; on, ayrılabilen pass on öbek fiilinin bir parçasıdır ve gereksiz bir sözcük değildir. More likely to kesinlik değil, daha yüksek olasılık bildirir. İfadenin tamamı, daha önce sözü edilen eylem gerçekleştiğinde virüsün başka bir konağa bulaşma olasılığının arttığını anlatır.

Alıştırma

passed, it ve on sözcüklerini doğal sıraya koyun: The nurse received the update and ____ to the next shift.

Cevabı göster

passed it on

And now, Anlatım akışı

1:55

Ve şimdi,

meet Ophiocordyceps,

1:55

Ophiocordyceps ile tanışın,

Anlatım akışı

And now, meet Ophiocordyceps: yeni bir konuyu tanıtmak

And now, açıklamanın bir sonraki bölümüne geçildiğini bildirir. Ardından meet Ophiocordyceps, bir sunucunun yeni bir karakteri takdim etmesi gibi yeni konuyu tanıtır. Buradaki meet gerçek anlamda kullanılmaz; yüz yüze bir buluşma ayarlanmamaktadır. “İşte tanıyacağımız yeni konu” işlevini görür ve geçişi canlı, takip edilmesi kolay hâle getirir.

Alıştırma

Bir sunumda And now, meet our next guest ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Sıradaki konuyu sunucu gibi canlı bir biçimde tanıtmak
  2. Konukla yüz yüze bir buluşma ayarlamak
  3. Sunumun sona erdiğini duyurmak
Cevabı göster

Sıradaki konuyu sunucu gibi canlı bir biçimde tanıtmak

also known as the zombie fungus. Kalıp ifadeler

1:57

namıdiğer zombi mantarı.

Kalıp ifadeler

also known as + ad: başka bir ad eklemek

also known as + ad, aynı kişi veya şey için başka bir ad, takma ad, lakap ya da yaygın bir ad sunar. Burada the zombie fungus, hemen önce sözü edilen canlının yaygın adıdır. Bu ifade genellikle X, also known as Y, yapısında ana addan sonra gelir ve ada ilişkin ek bilgi verir. which is also known as ifadesinin kısaltılmış biçimidir; bu nedenle ayrıca özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle gerektirmez.

Alıştırma

Bu dersteki “diğer adıyla” anlamına gelen ifadeyi aynen kullanın: The aurora borealis is ____ the northern lights.

Cevabı göster

also known as

Its host of choice is tropical ants that normally live in treetops. Kalıp ifadeler

2:00

Tercih ettiği konak, normalde ağaç tepelerinde yaşayan tropikal karıncalardır.

Kalıp ifadeler

host of choice: tercih edilen konak

İsim + of choice yapısında isim, belirli bir durumda tercih edilen veya en sık seçilen seçeneği belirtir. Host of choice, bu mantarın kullanma eğiliminde olduğu konak türü, yani burada tropikal karıncalar demektir. Seçimi yapan kişi veya şey başka bir yerde belirtilebilir ya da bağlamdan anlaşılabilir. Bu ifadede seçimi yapanlar karıncalar değildir.

Alıştırma

Bu dersteki “tercih edilen” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyi aynen kullanın: For sketching, a pencil is Mia's tool ____.

Cevabı göster

of choice

After Ophiocordyceps spores pierce the ant's exoskeleton, Kelime

2:05

Ophiocordyceps sporları karıncanın dış iskeletini deldikten sonra,

Kelime

exoskeleton: vücudun dışındaki sert koruyucu yapı

Exoskeleton, bir hayvanın vücudunun dışında bulunan, vücudu destekleyen ve koruyan sert bir yapıdır. Bu cümlede sporların deldiği karıncanın dış yapısını anlatır; vücudun içindeki bir iskeleti anlatmaz. Exo- ön eki “dış” anlamına gelir. Bu nedenle diğer bilimsel terimlerde de dış ve iç arasındaki farkı anlamaya yardımcı olabilir.

Alıştırma

Örnekte exoskeleton ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca bir hayvanın vücudunun içinde bulunan kemiklerin tümü
  2. Bir hayvanın vücudunun dışında bulunan, onu destekleyen ve koruyan sert yapı
  3. Yiyecekleri sindirmek için kullanılan yumuşak bir organ
Cevabı göster

Bir hayvanın vücudunun dışında bulunan, onu destekleyen ve koruyan sert yapı

they set off convulsions that make the ant fall from the tree. Notlar

2:10

karıncanın ağaçtan düşmesine neden olan kasılmaları tetikler.

Öbek fiiller

set off convulsions: fiziksel bir tepkiyi tetiklemek

Burada set off, “bir şeyin başlamasına neden olmak” veya “tetiklemek” anlamına gelir. Convulsions, ani ve kontrol edilemeyen kasılmaları anlatır; dolayısıyla ifade, sporların bu fiziksel tepkiyi başlattığını söyler. Set off ayrıca “yola çıkmak” anlamına da gelebilir. Ancak convulsions nesnesi burada “tetiklemek” anlamının kullanıldığını gösterir. Doğru anlamı seçmek için set off ifadesinden sonra gelen söze bakın.

Alıştırma

“Tetiklemek” anlamını vermek için set ifadesini doğru parçacıkla tamamlayın: Opening this door can ____ the alarm.

Cevabı göster

set off

Dilbilgisi

make the ant fall: make + nesne + fiilin yalın hâli

make the ant fall ifadesinde make ettirgen yapıdadır: kasılmalar karıncanın düşmesine yol açar. the ant, make fiilinin nesnesi ve aynı zamanda fall fiilinin örtük öznesidir. Etken yapının kalıbı make + nesne + fiilin yalın hâlidir. to fall değil, fall kullanılır: make the ant fall.

Alıştırma

Cümleyi cry fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The sudden noise made the baby ____.

Cevabı göster

cry

The fungus changes the ant's behavior,

2:15

Mantar karıncanın davranışını değiştirir,

compelling it to wander mindlessly Dilbilgisi

2:17

onu düşüncesizce dolaşmaya zorlar

Dilbilgisi

compelling it to wander mindlessly: compel + nesne + to'lu mastar

Burada compelling, compel fiilinin -ing biçimidir ve “zorlamak” anlamına gelir. Mantar karıncanın davranışını değiştirir ve bunun sonucunda onu dolaşmaya zorlar. it zamiri the ant ifadesine gönderme yapar. Kalıp compel + nesne + to'lu mastardır: compel it to wander. Virgülden sonraki -ing yan cümlesi davranış değişikliğinin sonucunu ekler. mindlessly ise açık bir amaç ya da bilinçli kontrol olmadan demektir.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The evacuation order compelled residents ____.

Cevabı göster

to leave

until it stumbles onto a plant leaf with the perfect fungal breeding conditions, Öbek fiiller

2:20

ta ki mantar üremesi için mükemmel koşullara sahip bir bitki yaprağına rastlayana kadar,

Öbek fiiller

stumbles onto: bir şeyi tesadüfen bulmak veya bir yere ulaşmak

Bu cümlede stumbles onto, “bir şeyle tesadüfen karşılaşmak veya bir yere tesadüfen ulaşmak” anlamına gelir. Karınca yaprağı önceden seçmez; uygun koşullara sahip bir yaprağa şans eseri ulaşır. Stumble tek başına dengesiz bir adımı anlatabilir, ancak stumble onto/upon something çoğu zaman beklenmedik bir keşfi veya karşılaşmayı ifade eder. Yerler, bilgiler veya yararlı şeyler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “stumble onto” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During our walk, we ____ a quiet beach that was not on the map.

Cevabı göster

stumbled onto

which it latches onto. Öbek fiiller

2:24

ona sıkıca tutunur.

Öbek fiiller

latches onto: sıkıca kavramak veya tutunmak

Burada latches onto, “bir şeyi sıkıca kavramak veya ona sıkıca tutunmak” anlamına gelir. Karınca, bu ilgi cümleciğinden hemen önce belirtilen bitki yaprağına sıkıca tutunur. which it latches onto yapısında which, yaprağın yerini tutar ve onto'nun nesnesidir. İngilizcede edat çoğu zaman ilgi cümleciğinin sonunda bırakılır; bu nedenle arkasından bir isim gelmese de onto'nun nesnesi which'tir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Latches sözcüğünde fazladan /ɪz/ hecesi olup olmadığına odaklanın.

  1. The clip latched onto the edge.
  2. The clip latches onto the edge.
  3. The clip catches on the edge.
Cevabı göster

The clip latches onto the edge.

The ant then dies,

2:26

Karınca daha sonra ölür,

and the fungus parasitizes its body to build a tall, thin stalk from its neck. Kelime

2:28

ve mantar vücudunu parazitleyerek boynundan uzun, ince bir sap inşa eder.

Kelime

parasitizes its body: konak bedenini kaynak olarak kullanmak

Burada parasitizes its body, mantarın karıncanın bedeninin üzerinde ya da içinde yaşayıp bu bedenin kaynaklarını kendi büyümesi için kullandığı anlamına gelir. Bu, yalnızca mantarın infects the ant olduğunu söylemekten daha özeldir. Parasitize geçişli bir fiildir; bu nedenle konak doğrudan fiilden sonra gelir: parasitize + host. Parasitizes its body ifadesinde its body, konak olarak kullanılan şeydir.

Alıştırma

Cümleyi parasitize fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A tiny worm ____ a fish and takes nutrients from it.

Cevabı göster

parasitizes

Within several weeks,

2:34

Birkaç hafta içinde,

the stalk shoots off spores, Öbek fiiller

2:35

sap, sporlar fırlatır,

Öbek fiiller

shoots off: sporları hızla dışarı atmak

Bu cümlede shoots off spores, sapın sporları hızla dışarı attığı veya yaydığı anlamına gelir. Shoot hızlı ve güçlü bir hareketi, off ise sporların saptan uzaklaşmasını anlatır. Spores doğrudan nesne olduğu için yapı shoot off + salınan şey biçimindedir. Başka bağlamlarda nesnesiz shoot off, 'hızla ayrılmak' anlamına gelebilir; bu nedenle anlamı nesne ve durum belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede shoots off, 'bir şeyi kaynağından hızla dışarı atmak' anlamında kullanılmıştır?

  1. The team shoots off a quick reply to the coach.
  2. Maya shoots off as soon as the bell rings.
  3. When the pod dries, it shoots off seeds in every direction.
Cevabı göster

When the pod dries, it shoots off seeds in every direction.

which turn more ants into six-legged leaf-seeking zombies. Dilbilgisi

2:37

bu sporlar daha fazla karıncayı yaprak arayan altı bacaklı zombilere dönüştürür.

Dilbilgisi

turn more ants into ...: turn X into Y yapısı

turn + nesne + into + sonuç yapısı, “X’in Y olmasına neden olmak” anlamına gelir. Bu cümlede more ants değiştirilen nesne, six-legged leaf-seeking zombies ise değişimin sonucudur. Buradaki turn, “dönmek” veya “yön değiştirmek” anlamına gelmez. Bu yapı biçim, kullanım, kimlik veya durum değişikliğini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi turn ... into ile tamamlayın: At art club, we can ____ old jars ____ useful lamps.

Cevabı göster

turn · into

One of humanity's most deadly assailants is a behavior-altering parasite. Dilbilgisi

2:43

İnsanlığın en ölümcül saldırganlarından biri, davranış değiştiren bir parazittir.

Dilbilgisi

One of humanity's most deadly assailants: one of + en üstünlük derecesi + çoğul isim

one of + kapsam veya grup + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilir isim yapısı, o uç noktadaki grubun bir üyesini belirtir. Burada humanity's kapsamı belirler, most deadly en üstünlük derecesidir ve birkaç öğe arasından biri seçildiği için assailants çoğuldur. Tüm ifade özne olduğunda merkezindeki kelime one olduğu için tekil fiil alır: One of ... assailants is ... denir, are kullanılmaz.

Alıştırma

Dil bilgisi açısından doğru cümleyi seçin.

  1. One of the city's oldest buildings was damaged in the storm.
  2. One of the city's oldest building was damaged in the storm.
  3. One of the city's oldest buildings were damaged in the storm.
Cevabı göster

One of the city's oldest buildings was damaged in the storm.

Though, if it's any consolation, Ton ve niyet

2:48

Yine de, eğer bir teselli olacaksa,

Ton ve niyet

Though, if it's any consolation: sınırlı bir teselli sunmak

Though, az önce sözü edilen rahatsız edici bilgiden daha az kaygı verici bir noktaya geçildiğini gösterir. Burada however gibi işlev görür ve geçişi yumuşatır. If it's any consolation, 'bu seni biraz olsun daha iyi hissettirecekse' anlamına gelen bir ara sözdür. Sorunu çözmez; yalnızca duygusal teselli sunar. Sondaki virgül, konuşanın şimdi teselli edebilecek bilgiyi vereceğini gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşın sınavı çok zor bulduğu için üzgün. Hangi cümle en doğal şekilde küçük bir duygusal teselli sunar?

  1. To be exact, almost everyone found the exam difficult.
  2. If it's any consolation, almost everyone found the exam difficult.
  3. By the way, the exam started at nine.
Cevabı göster

If it's any consolation, almost everyone found the exam difficult.

it's not our brains that are being hijacked. Dilbilgisi

2:50

ele geçirilen beynimiz değil.

Dilbilgisi

It's not our brains that ...: olumsuz karşıtlığa odaklanmak

Bu, olumsuz bir it-cleft yapısıdır: It is/was + not + odaklanan öge + that yan cümlesi. not our brains odaktır; bu yüzden cümle, ele geçirilen şeyin beyinlerimiz olmadığını vurgular. Hiçbir zararlı müdahale olmadığı anlamına gelmez; başka bir hedefe veya etki türüne işaret eder. are being hijacked içinde be + being + geçmiş zaman ortacı, sürmekte olan edilgen yapıyı oluşturur: bir şey o anda bir eyleme maruz kalmaktadır. Burada hijack mecazidir ve bir aracı gerçekten kaçırmak değil, 'kontrolünü ele geçirmek' anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi olumsuz bir it-cleft yapısıyla tamamlayın: It ____ the traffic ____ caused the delay; it was a power cut.

Cevabı göster

wasn't · that

I'm talking about Plasmodium, Notlar

2:53

Plasmodium'dan bahsediyorum,

which causes malaria.

2:55

sıtmaya neden olan.

Anlatım akışı

I'm talking about: tam konuyu açıklamak

Burada I'm talking about yalnızca süren bir konuşmayı bildirmez. Konuşmacı önce merak uyandırdıktan veya başka bir fikri eledikten sonra asıl konunun Plasmodium olduğunu açıklamak için bu ifadeyi kullanır. Bu yapıyı genel bir ipucundan ya da olası bir yanlış anlamadan kastettiğin belirli kişi, şey veya meseleye geçmek için kullan. Bu bağlamda bilgiyi düzenleyen bir işarettir ve Kastettiğim şey... anlamına yakındır.

Alıştırma

Bir arkadaşın rengi kastettiğini düşünüyor, ancak sen boyuttan söz ediyorsun. Hangi cümle konuyu açıkça doğru noktaya çeker?

  1. I'm talking about whether the color is bright.
  2. I'm talking to the size, not the color.
  3. I'm talking about the size, not the color.
Cevabı göster

I'm talking about the size, not the color.

Kültür

Plasmodium, which causes malaria: parazit ve hastalık

Plasmodium, tek hücreli parazitlerden oluşan bir cinsin bilimsel adıdır. Bu cinsteki türler sıtmaya neden olur; bu yüzden eklenen which causes malaria yan cümlesi, bu bilinmeyen adın neden önemli olduğunu açıklar. Plasmodium bir virüs veya sivrisinek değildir. Bazı sivrisinekler paraziti taşıyıp konaklar arasında aktarabilir, ancak hastalığa neden olan organizma parazittir.

Alıştırma

Cümleye göre Plasmodium nedir?

  1. Türleri sıtmaya neden olan bir parazit cinsidir.
  2. Sıtmayı aktaran sivrisinektir.
  3. Soğuk algınlığına neden olan bir virüstür.
Cevabı göster

Türleri sıtmaya neden olan bir parazit cinsidir.

This parasite needs mosquitoes to shuttle it between hosts. Kelime

2:58

Bu parazitin konaklar arasında gidip gelmesi için sivrisineklere ihtiyacı var.

Kelime

shuttle it between hosts: fiil olarak shuttle

Bu cümlede shuttle, bir şeyi farklı yerler veya alıcılar arasında taşımak ya da aktarmak anlamında bir fiildir. Taşıma işini mosquitoes yapar, it paraziti gösterir ve between hosts bulaşmanın konaklar arasındaki yolunu belirtir. shuttle + nesne + between + uç noktalar kalıbı çoğu zaman tekrarlanan hareketi anlatır. Burada ulaşımla ilgili bir sözcük hastalığın bulaşmasını anlatmak için kullanılır: Sivrisinekler paraziti bir konaktan diğerine taşıyan aracılar gibi davranır.

Alıştırma

Hangi cümlede shuttle, bir şeyi yerler arasında tekrar tekrar taşımak anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. We waited for a shuttle outside the terminal.
  2. The van shuttles samples between the two labs.
  3. The airport shuttle was already full.
Cevabı göster

The van shuttles samples between the two labs.

So, it makes them bite more frequently and for longer. Dilbilgisi

3:01

Bu yüzden onları daha sık ve daha uzun süre ısırmaya zorlar.

Dilbilgisi

makes them bite ... for longer: make + nesne + fiilin yalın hâli

Make + nesne + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya şeyin bir eylemi yapmasına neden olmak demektir. makes them bite ifadesinde them sivrisinekleri gösterir ve bite yalın hâlde kalır; etken yapıdaki make’den sonra to kullanılmaz. Buradaki make, mutlaka bilinçli bir niyeti değil, nedensel bir sonucu anlatır. More frequently, ne sıklıkta ısırdıklarını değiştirir; for longer ise daha uzun süre demektir ve sürenin uzadığını belirtir. And iki paralel değişikliği bağlar: Isırmalar daha sık gerçekleşir ve daha uzun sürer.

Alıştırma

Hangi cümlede make + nesne + fiilin yalın hâli ve for longer doğru kullanılmıştır?

  1. The new schedule makes us work more often and for longer.
  2. The new schedule makes us to work more often and for longer.
  3. The new schedule makes us working more often and for longer.
Cevabı göster

The new schedule makes us work more often and for longer.

There's also evidence that humans infected with malaria are more attractive to mosquitoes, Notlar

3:05

Sıtma bulaşmış insanların sivrisineklere daha çekici geldiğine dair kanıtlar da var,

Anlatım akışı

There's also evidence that: temkinli bir bulgu eklemek

There's also evidence that, araştırma veya gözlemlerle desteklenen başka bir bulguyu sunar. There's, there is ifadesinin kısaltılmış biçimidir; evidence isimdir ve that yan cümlesi kanıtın neyi desteklediğini belirtir. Also bu bulguyu önceki bilgiye bağlar ve yeni bir nokta eklendiğini gösterir. Bu kalıp, tam kesinlik iddia etmeden bir dayanak sunar. Bu nedenle It proves that ifadesinden daha temkinlidir ve bilimsel açıklamalarda, haberlerde ve araştırma tartışmalarında yaygındır.

Alıştırma

Araştırmayla desteklenen bir bulguyu mutlak kanıt olarak sunmadan en doğal biçimde ekleyen cümle hangisidir?

  1. Research also proves that short walks improve everyone's concentration.
  2. There's also evidence that short walks can improve concentration.
  3. There's also an evidence to short walks can improve concentration.
Cevabı göster

There's also evidence that short walks can improve concentration.

Kalıp ifadeler

more attractive to mosquitoes: attractive to yapısındaki yön

X is attractive to Y yapısında X, Y'yi çeken bir özelliğe sahiptir; Y ise bu çekime karşılık veren kişi, hayvan veya grubu belirtir. Burada enfekte olmuş insanlar sivrisinekleri çeker. Cümle, insanların sivrisinekleri çekici bulduğu anlamına gelmez. Attractive yalnızca fiziksel güzellikle ilgili değildir. Bir koku, fiyat, yer, renk veya fikir de biri ya da bir şey için attractive olabilir. More, çekimin karşılaştırılan gruba göre daha güçlü olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir şeyi çekici bulan grubu tanıtan edatla cümleyi tamamlayın: The low price is attractive ____ first-time buyers.

Cevabı göster

to

which will bite them and transfer the parasite further.

3:10

sivrisinekler onları ısırır ve paraziti daha da yayar.

This multi-species system is so effective Dilbilgisi

3:14

Bu çok türden oluşan sistem o kadar etkilidir ki

that there are hundreds of millions of malaria cases every year. Dilbilgisi

3:17

her yıl yüz milyonlarca sıtma vakası görülmektedir.

Dilbilgisi

so effective that...: dereceyi sonuca bağlama

so + sıfat + that + yan cümle kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so effective dereceyi belirtir; that there are... ise bunun sonucunda ne olduğunu anlatır. that burada nesne cümleciği başlatmaz. Effective yalnızca bulaşma sisteminin çok başarılı biçimde işlediği anlamına gelir. Sonucu övmez: sonuç, çok büyük sayıda sıtma vakasıdır.

Alıştırma

Derece ve sonuç kalıbını so...that ile tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I had to put it down.

Cevabı göster

so · that

Dilbilgisi

hundreds of millions of + çoğul isim

Hundreds of millions of, yüz milyonlar düzeyindeki yaklaşık bir toplamı ifade eder; genellikle birkaç yüz milyon olarak anlaşılır. Ölçeği belirtir, kesin tek bir sayı vermez. Kalıp hundreds of millions of + çoğul isim şeklindedir; bu nedenle cümlede malaria cases kullanılır. Bu yaklaşık büyük sayı ifadesinde hundreds ve millions çoğuldur; of miktar öbeğini isme bağlar.

Alıştırma

Cümleyi yüz milyonlar düzeyinde yaklaşık bir sayıyı belirten dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app has ____ users worldwide.

Cevabı göster

hundreds of millions of

And finally, Anlatım akışı

3:22

Ve son olarak,

there are cats.

3:23

kediler var.

Anlatım akışı

Bir dizinin son maddesini gösteren “And finally,”

And finally, bir dizi örnek, nokta veya adımın sonuncusunu belirten bir geçiş ifadesidir. Burada kedileri son örnek olarak tanıtır; bütün hikâyenin sonucunu duyurmaz. And bu maddeyi önceki içerikle bağlarken finally listenin sonuna gelindiğini gösterir. Bu kalıp, dinleyicilerin düzenli bir açıklamayı takip etmesini kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir listedeki son maddeyi tanıtmak için And finally, ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. And finally because the safety rule is important.
  2. And finally, this is the first topic on our list.
  3. And finally, let's discuss the last safety rule.
Cevabı göster

And finally, let's discuss the last safety rule.

Don't worry, Ton ve niyet

3:24

Endişelenmeyin,

there probably aren't any cats living in your body and controlling your thoughts.

3:25

muhtemelen vücudunuzda yaşayan ve düşüncelerinizi kontrol eden hiçbir kedi yoktur.

Ton ve niyet

Doğrudan rahatlatma ifadesi olarak “Don't worry,”

Don't worry, dinleyicinin korkmasına veya kaygılanmasına gerek olmadığını belirten doğrudan bir rahatlatma ifadesidir. Dil bilgisi bakımından emir yapısında olsa da normal işlevi gerçek anlamda emir vermek değil, kişiyi rahatlatmaktır. Burada kedilerin birinin düşüncelerini kontrol ettiği tuhaf ve ürkütücü görüntüyü yumuşatır. Bu karşıtlık hafif bir şaka yaratır; ancak ifade yalnızca rahatlatır, hiçbir şeyin yanlış olmadığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I am having serious trouble breathing.” diyor. Yalnızca “Don't worry.” diye cevap vermek uygun ve yeterli midir?

  1. Uygun ve yeterli
  2. Uygun veya yeterli değil
Cevabı göster

Uygun veya yeterli değil

I mean, Ton ve niyet

3:29

Yani,

probably.

3:30

muhtemelen.

Ton ve niyet

I mean, probably. ile esprili biçimde geri adım atmak

I mean, konuşanın az önce söylediği şeyi düzelttiğini gösterir. Burada sonradan eklenen probably, önceki rahatlatıcı ifadeden geri adım atar ve onu “büyük olasılıkla” gibi daha az kesin bir anlama çevirir. Bu kısa bir sonradan ekleme olduğu için düzeltme, önceki rahatlatıcı sözü bilerek daha az güvenilir gösterir. Belirsizlik mizah amaçlıdır; bilimsel olasılıkla ilgili resmî bir açıklama değildir.

Alıştırma

Burada I mean, probably. ne işe yarıyor?

  1. Tamamen yeni bir konu açıyor.
  2. Önceki rahatlatıcı ifadenin kesinliğini esprili biçimde azaltıyor.
  3. Rahatlatıcı ifadeyi kesin bir bilimsel sonuca dönüştürüyor.
Cevabı göster

Önceki rahatlatıcı ifadenin kesinliğini esprili biçimde azaltıyor.

But there is a microorganism called Toxoplasma Kalıp ifadeler

3:31

Ancak Toxoplasma adı verilen bir mikroorganizma var

Kalıp ifadeler

there is a microorganism called Toxoplasma: bir şeyi adıyla tanıtmak

there is + isim kalıbı, açıklamaya yeni bir şey katar. Burada yeni tanıtılan şey a microorganism ifadesidir. called Toxoplasma, microorganism sözcüğünden sonra gelir ve onun adını verir. called, kısaltılmış bir ilgi cümleciğinde kullanılan geçmiş zaman ortaç biçimidir: a microorganism that is called Toxoplasma. Burada “adı verilen” anlamındadır; “telefon etmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi there is ... called ... kalıbıyla tamamlayın: ____ a small island ____ Saba in the Caribbean.

Cevabı göster

There is · called

that needs both cats and rodents to complete its life cycle. Dilbilgisi

3:35

ve yaşam döngüsünü tamamlamak için hem kedilere hem de kemirgenlere ihtiyacı var.

Dilbilgisi

needs both cats and rodents to complete...: iki gereklilik de zorunlu

both X and Y kalıbı paralel iki ögeyi bağlar ve ifadenin ikisi için de geçerli olduğunu gösterir. Burada X cats, Y ise rodents olduğundan parazit iki hayvan grubuna da ihtiyaç duyar; bunlardan biri seçilmez. needs both cats and rodents to complete... yapısında to complete its life cycle, bu iki gerekliliğin ne amaçla gerektiğini açıklar: yaşam döngüsünü tamamlamak. Bu kalıp, iki kişi, şey veya koşulun birlikte gerekli olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

İki gerekliliğin de zorunlu olduğunu gösterecek şekilde both ... and yapısını tamamlayın: The trip needs ____ time ____ money to plan well.

Cevabı göster

both · and

When a rat gets infected by eating cat feces, Dilbilgisi

3:39

Bir fare, kedi dışkısı yiyerek enfekte olduğunda,

Dilbilgisi

When ... gets infected by + V-ing: enfeksiyon yolunu belirtmek

When, zaman veya durum bildiren bir yan cümle başlatır ve sıçan enfekte duruma geldiğinde ne olduğunu belirleyen çerçeveyi kurar. Get + geçmiş zaman ortacı bir duruma geçişi anlatır; bu nedenle gets infected, becomes infected anlamına gelir. By + V-ing, enfeksiyona neden olan eylemi veya yolu belirtir. By eating cat feces, Sıçan nasıl enfekte oldu? sorusunu yanıtlar. Sıçanın enfeksiyondan sonra yaptığı bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, kirli su içmenin enfeksiyon yolu olduğunu belirtir?

  1. He got infected by drinking contaminated water.
  2. He got infected after drinking contaminated water.
  3. He was infected with a waterborne virus.
Cevabı göster

He got infected by drinking contaminated water.

the parasite changes chemical levels in the rat's brain,

3:43

parazit farenin beynindeki kimyasal seviyelerini değiştirir,

making it less cautious around the hungry felines, Dilbilgisi

3:46

onu aç kedigillerin etrafında daha az temkinli hale getirir,

Dilbilgisi

making it less cautious: making + nesne + sıfat ile sonuç eklemek

Virgülden sonraki making... sonucu anlatan bir -ing yan cümleciğidir. Parazitin kimyasal düzeyleri değiştirmesi nedeniyle ne olduğunu söyler: bu değişiklik sıçanı daha az temkinli yapar. Virgül + making... çoğu zaman “ve bunun sonucunda bu, ... hâle getirir” diye anlaşılabilir. Bu yapının içinde make + nesne + sıfat kalıbı vardır. it sıçanı gösterir; less cautious onun değişmiş durumunu anlatır. less cautious, aç kedigillerin yanında temkin düzeyinin azalması demektir; sıçanın hiç korkmadığı ya da onlara kesinlikle yaklaşacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Belirtilen sonucu making + nesne + sıfat yapısıyla ifade edin: The teacher explained the plan clearly, ____. (Sonuç: herkes daha sakin hâle geldi.)

Cevabı göster

making everyone calmer

maybe even attracted to them. Kalıp ifadeler

3:50

hatta onlara ilgi duymasını bile sağlayabilir.

Kalıp ifadeler

maybe even attracted to them: daha güçlü ama belirsiz bir olasılık

Önceki düşünceyi sürdüren bu kısa parça, daha güçlü bir olasılık ekler. Maybe düşüncenin belirsiz olduğunu gösterirken even, bunun yalnızca daha az temkinli olmaktan daha şaşırtıcı bir adım olduğunu belirtir. Maybe even birlikte “belki bu noktaya kadar bile” anlamına gelir; “bu kesinlikle olur” anlamına gelmez. Attracted to them, aç kedigillere doğru çekilmek anlamındadır; them bu hayvanları gösterir. Attracted to her zaman romantik olmak zorunda değildir. Burada olası bir davranışsal çekimi anlatır; sıçanın onlara kesinlikle yaklaşacağını garanti etmez.

Alıştırma

Bu cümlede maybe even ne işe yarıyor?

  1. Daha şaşırtıcı bir olasılık ekler ama onu belirsiz tutar.
  2. Sıçanın kedilere kesinlikle yaklaşacağını söyler.
  3. Çekimin, temkin azalmasından önce gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Daha şaşırtıcı bir olasılık ekler ama onu belirsiz tutar.

This makes them easy prey. Deyimler

3:52

Bu onları kolay bir av yapar.

Deyimler

makes them easy prey: onları kolay av hâline getirmek

make + nesne + tümleç yapısında them nesnedir; easy prey ise sonuç olarak ne hâle geldiklerini açıklar. Burada daha az tetikte olmaları, farelerin kediler tarafından daha kolay yakalanmasına yol açar. Easy prey; yakalanması, yenilmesi, kandırılması veya sömürülmesi kolay bir kişi, hayvan ya da grup için kullanılan yaygın bir isim öbeğidir. Mecaz kullanımda easy prey for + tehdit, hedeften kimin veya neyin yararlanabileceğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede easy prey ifadesi kolay hedef anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. People who reuse simple passwords can become easy pray for scammers.
  2. People who reuse simple passwords can become easy prey for scammers.
  3. People who reuse simple passwords can become easily prey for scammers.
Cevabı göster

People who reuse simple passwords can become easy prey for scammers.

So, these infected rodents get eaten and pass the parasite on.

3:54

Böylece, bu enfekte kemirgenler yenir ve paraziti aktarır.

Mind control, Anlatım akışı

3:59

Zihin kontrolü,

successful.

4:00

başarılı.

Anlatım akışı

Mind control, successful.: durum raporu biçiminde eksiltili ifade

Mind control işlemi adlandırır, successful ise sonucu verir: parazitin zihin kontrolü stratejisi işe yaramıştır. Bağlayıcı fiil was bilerek çıkarılmıştır; ifade Mind control was successful. biçiminde tam bir cümleye dönüştürülebilir. Konuyu önce, sonucu bildiren hükmü sonra vermek ifadeyi kısa bir durum raporuna dönüştürür. Önceki olayı hızla sonuca bağlar ve görev kaydı benzeri dramatik bir ton katar.

Alıştırma

Hangi satır aynı isim öbeği + sonuç sözcüğü yapısını kullanarak kısa bir durum raporu gibi duyulur?

  1. The system reboot was successful.
  2. Was the system reboot successful?
  3. System reboot, successful.
Cevabı göster

System reboot, successful.

There's even evidence that the parasite affects human behavior. Anlatım akışı

4:01

Hatta parazitin insan davranışını etkilediğine dair kanıtlar bile var.

Anlatım akışı

There's even evidence that: daha şaşırtıcı bir noktaya ilerlemek

There's evidence that + yan cümle, bir iddiayı destekleyen kanıtları sunar. Bu cümlede even, insan davranışıyla ilgili kanıtı önceki bilgilerden daha şaşırtıcı bir sonraki nokta olarak gösterir. Even şaşkınlık ve ilerleme hissini artırır; kanıtı daha kesin hâle getirmez. Evidence hâlâ iddiayı destekleyen bulgular olduğunu belirtir, mutlak bir ispat anlamına gelmez.

Alıştırma

Bulguyu daha şaşırtıcı bir sonraki nokta olarak sunmak için cümleyi tek bir sözcükle tamamlayın: There's ____ evidence that regular walks can improve sleep quality.

Cevabı göster

even

In most cases, Anlatım akışı

4:06

Çoğu durumda,

we don't completely understand how these parasites

4:06

bu parazitlerin

manage their feats of behavior modification. Kalıp ifadeler

4:09

davranış değiştirme başarılarını nasıl yönettiklerini tam olarak anlamıyoruz.

Anlatım akışı

In most cases: bir iddiayı durumların çoğuyla sınırlamak

Bu cümlenin başındaki In most cases bir kapsam belirleyicisidir. Ardından gelen iddiayı her durum yerine durumların çoğuyla sınırlar. Burada araştırmacıların çoğu durumda mekanizmayı tamamen anlamadığını belirtirken bazı mekanizmaların daha iyi anlaşılmış olabileceği ihtimalini açık bırakır. Bu sınırlama, genellemeyi daha kesin hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi “durumların çoğunda” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: ____, the update installs automatically, but a few devices need manual setup.

Cevabı göster

In most cases

Kalıp ifadeler

manage their feats of behavior modification: olağanüstü bir şeyi başarmak

Burada manage, “yönetmek veya denetlemek” değil, “gerçekleştirmeyi başarmak” anlamındadır. Nesnesi their feats of behavior modification ifadesidir: davranışı değiştirmeye yönelik zor ve olağanüstü eylemler. Their, parazitleri gösterir. Bu etkilerin feats olarak adlandırılması, davranış değişikliğini etkileyici ve başarılması zor bir sonuç olarak sunar. Bu nedenle ifade, parazitlerin davranışı değiştirdiğini söylemekle kalmaz; bunu başarmalarındaki şaşırtıcı başarıyı da vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede manage, “zor bir işi başarmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The app manages your passwords automatically.
  2. The rescue team managed the feat of reaching the hikers before dark.
  3. The supervisor manages a team of eight nurses.
Cevabı göster

The rescue team managed the feat of reaching the hikers before dark.

But from what we do know, Anlatım akışı

4:12

Ancak bildiklerimizden,

we can tell that they have a pretty diverse toolbox. Deyimler

4:14

oldukça çeşitli bir araç kutusuna sahip olduklarını söyleyebiliriz.

Anlatım akışı

But from what we do know: belirsizlikten bilinen kanıtlara geçmek

But, bu cümleyi az önce belirtilen belirsizliğe bağlar ve sözü yine de çıkarılabilecek bir sonuca yöneltir. From what we do know, can tell ifadesinin dayandığı kanıtları sınırlar: sonuç yalnızca şu anda mevcut olan bilgileri kullanır. do know yapısında do vurgu ekler; dil bilgisi açısından vurgulayıcı bir yardımcı fiildir. Tam açıklama bilinmese bile bazı bilgilerin gerçekten bilindiğini gösterir. Bu kalıp dikkatli bir akıl yürütme düzeni kurar: önce eksik olanı kabul eder, sonra güvenilir biçimde bilinen kısmın neyi desteklediğini söyler.

Alıştırma

Gerçekten bilinenleri vurgulayan, dersteki beş sözcüklük kalıpla cümleyi tamamlayın: We still lack some details. But ____, the evidence points to a wiring problem.

Cevabı göster

from what we do know

Deyimler

a pretty diverse toolbox: birçok yöntemi anlatan bir benzetme

Bu cümlede toolbox, kullanılabilecek yöntem veya mekanizmalar bütününü anlatan bir benzetmedir. Diverse, bu bütünün tek bir yaklaşımdan değil, birçok farklı türden oluştuğunu gösterir. Burada pretty, «oldukça» ya da «epey» anlamına gelen, günlük dilde kullanılan bir derece zarfıdır. Diverse sözcüğünü güçlendirir; «güzel» anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede toolbox, çeşitli yöntemler anlamında benzetme olarak kullanılmıştır?

  1. The red toolbox is under the bench.
  2. The mediator has a diverse toolbox of strategies for resolving disputes.
  3. The mechanic locked the toolbox after work.
Cevabı göster

The mediator has a diverse toolbox of strategies for resolving disputes.

Gordian worms seem to affect crickets' brains directly. Dilbilgisi

4:17

Gordian solucanları, cırcır böceklerinin beyinlerini doğrudan etkiliyor gibi görünüyor.

Dilbilgisi

seem to affect ... directly: temkinli bir iddiada bulunmak

Seem to + fiilin yalın biçimi, bir sonucu tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, kanıt veya gözlemlerin işaret ettiği durum olarak sunar. Burada seem to affect, solucanların etkisiyle ilgili iddiayı temkinli tutar. Directly, affect fiilini niteler. Öne sürülen etkinin yalnızca belirtilmemiş dolaylı bir yoldan değil, cırcır böceklerinin beyinleri üzerinde doğrudan gerçekleştiğini söyler.

Alıştırma

İlk sonuçlar bir faydaya işaret ediyor ancak araştırmacılar emin değil. Hangi cümle bu temkinli iddiayı doğal biçimde ifade eder?

  1. The new material seems reducing heat loss, but more testing is needed.
  2. The new material seems to reduce heat loss, but more testing is needed.
  3. The new material definitely eliminates all heat loss.
Cevabı göster

The new material seems to reduce heat loss, but more testing is needed.

The malaria parasite,

4:21

Sıtma paraziti ise,

on the other hand, Anlatım akışı

4:22

öte yandan,

blocks an enzyme that helps the mosquitoes feed,

4:23

sivrisineklerin beslenmesine yardımcı olan bir enzimi bloke eder,

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt bir duruma geçiş

Bu cümlede on the other hand, dikkati hemen önce ele alınan parazitten sıtma parazitine çevirir ve onun mekanizmasının farklı olduğunu belirtir. Bu sözler bir karşıtlık işaretidir; hand burada gerçek anlamıyla kullanılmaz. Daha genel olarak bu ifade, iki durumu, seçeneği veya bir konunun iki yönünü düzenlemeye yardımcı olur. Dinleyiciye yeni bilgiyi basit bir ekleme olarak görmek yerine ilk yönle karşılaştırmasını söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede on the other hand gerçek bir karşıtlığı göstermek için kullanılmıştır?

  1. This laptop is light. On the other hand, its battery lasts only four hours.
  2. This laptop is light. On the contrary, it weighs only one kilogram.
  3. This laptop is light. On the other hand, it is easy to carry.
Cevabı göster

This laptop is light. On the other hand, its battery lasts only four hours.

forcing them to bite over and over and over again. Notlar

4:26

onları defalarca kez ısırmaya zorlar.

Dilbilgisi

forcing them to bite ...: sonucu anlatan bir -ing yan cümlesi

forcing them to bite ... biçimindeki -ing yan cümlesi önceki yan cümleye bağlanır ve onun sonucunu verir: enzimin engellenmesi sivrisineklerin ısırmaya devam etmesine neden olur. Them, sivrisinekleri ifade eder. Kalıp force + nesne + to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle forcing + them + to bite kullanılır. Force, gerçek bir alternatif bırakmayan biyolojik veya durumsal bir nedeni de anlatabilir; fiziksel olarak itme anlamı taşımaz. over and over and over again ifadesinde over sözcüğünün tekrarlanması, eylemin özellikle ısrarlı ve aşırı biçimde tekrarlandığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi force fiilinin -ing biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: The storm closed the bridge, ____ us ____ take a longer route.

Cevabı göster

forcing · to

Anlatım akışı

over and over and over again: tekrarla vurguyu güçlendirmek

Over and over again, tekrar tekrar demektir. Bu cümlede konuşmacı over sözcüğünü bilinçli olarak bir kez daha söyleyip ifadeyi over and over and over again biçiminde uzatır. Eklenen over ayrı bir eylem belirtmez. Ritmi ve yoğunluğu artırarak ısırma eyleminin çok sık ve neredeyse hiç durmadan gerçekleştiği hissini verir. İngilizcede bir ifadenin bir bölümü, canlı bir vurgu yaratmak için bu şekilde tekrarlanabilir.

Alıştırma

Canlı bir sözlü anlatımda bu kullanımı değerlendirin: The alarm rang over and over and over again.

  1. Doğal değil: İngilizcede vurgu için bir sözcük asla tekrarlanamaz.
  2. Doğal: fazladan tekrar, eylemin hiç durmadığı hissini bilinçli olarak verir.
Cevabı göster

Doğal: fazladan tekrar, eylemin hiç durmadığı hissini bilinçli olarak verir.

The rabies virus may cause that snarling, slobbering behavior Dilbilgisi

4:30

Kuduz virüsü o hırlama, salya akıtma davranışına,

Dilbilgisi

may cause: bir nedenin olası olduğunu göstermek

May cause, bir şeyin bir sonuca muhtemelen neden olduğunu belirtir. Burada may izin değil, olasılık ifade eder. Bu ifade, nedenin kesin olduğunu söylemeden virüsü davranışın olası açıklamalarından biri olarak sunar. Bilimsel açıklamalarda may + fiilin yalın hâli, iddiayı gerektiği kadar temkinli tutar. Causes ise bağlantıyı daha doğrudan bir gerçek olarak ifade eder.

Alıştırma

Kanıtlar hâlâ sınırlıyken olası bir nedeni en iyi hangi cümle bildirir?

  1. The chemical cannot cause headaches because the evidence is still limited.
  2. The chemical may cause headaches, but the evidence is still limited.
  3. The chemical causes headaches; the link has been firmly established.
Cevabı göster

The chemical may cause headaches, but the evidence is still limited.

by putting the immune system into overdrive. Deyimler

4:34

bağışıklık sistemini aşırı çalıştırarak neden olabilir.

Deyimler

put X into overdrive: bir şeyi olağan dışı yoğunlukta çalıştırmak

put X into overdrive yapısında put, X'i yeni bir duruma sokmak anlamına gelir. Overdrive sözcüğü makinelerden veya araçlardan gelir; ancak bu ifade çoğunlukla olağan dışı derecede yoğunlaşan faaliyetler için mecazi olarak kullanılır. Bu nedenle putting the immune system into overdrive, bağışıklık tepkisini aşırı derecede etkin hâle getirmek demektir. Gerçek bir vitesi, yeri veya vücut bölümünü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi put X into overdrive ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın. İki boşluğu da doldurun: The unexpected demand ____ the small factory ____.

Cevabı göster

put · into overdrive

But whatever the method, Anlatım akışı

4:37

Ancak yöntem ne olursa olsun,

Anlatım akışı

But whatever the method: farklılıkları bir kenara bırakıp ortak sonuca geçmek

But, daha önce sözü edilen farklılıklardan başka bir noktaya geçildiğini gösterir. Whatever the method, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın anlamında bir ödünleme ifadesidir. Kesin yöntemi bir kenara bırakır ve her durumda geçerli olan bir sonuca hazırlık yapar. Tekrar kullanılabilecek kalıp Whatever + isim, ana cümle biçimindedir. Bilgiyi birkaç olasılıktan tek bir ortak sonuca taşır; buradaki whatever, konuşanın yöntemi önemsemediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir rapor birkaç olası neden sıralıyor, ancak güvenlik tepkisi her durumda aynı. Bu ortak sonucu en iyi hangi cümle başlatır?

  1. Choose whichever cause sounds most likely.
  2. Because the cause is already known, we can skip the check.
  3. Whatever the cause, we must check the equipment immediately.
Cevabı göster

Whatever the cause, we must check the equipment immediately.

when you think about how effectively these parasites control the behavior of their hosts, Anlatım akışı

4:39

bu parazitlerin konaklarının davranışını ne kadar etkili bir şekilde kontrol ettiğini düşündüğünüzde,

you may wonder,

4:44

merak edebilirsiniz,

Anlatım akışı

When you think about ..., you may wonder ...: olgulardan soruya geçiş

When you think about X, you may wonder Y kalıbında when yan cümlesi, dinleyicilerin daha önce anlatılan bir olguyu yeniden düşünmesini sağlar. Ana cümle daha sonra bu olgudan doğan bir soruyu açar. Buradaki you may wonder, hemen cevap verilmesini isteyen bir ifade değil, yumuşak bir retorik giriştir. Konuyu parazitlerin konakları nasıl kontrol ettiğini açıklamaktan daha geniş bir kapanış sorusuna taşır.

Alıştırma

When you think about the evidence, you may wonder ... kalıbı bir sunumda ne yapar?

  1. Hemen sözlü cevap verilmesini ister.
  2. Dinleyicileri bilinen kanıtlardan, bu kanıtlardan doğan bir soruya yönlendirir.
  3. Kanıtların yanlış olduğunu duyurur.
Cevabı göster

Dinleyicileri bilinen kanıtlardan, bu kanıtlardan doğan bir soruya yönlendirir.

how much of human behavior is actually parasites doing the talking? Deyimler

4:45

insan davranışının ne kadarı aslında parazitlerin eseridir?

Deyimler

actually parasites doing the talking: mecazi bir gizli güç

Bu soruda parasites doing the talking, parazitleri insan davranışlarının ardındaki gizli güç gibi kişileştirir. Doing the talking mecazidir: parazitler gerçekten konuşmaz; etkileri insanların yaptıkları aracılığıyla ortaya çıkıyor olabilir. Actually, davranışı kontrol ediyor gibi görünen kişiyle davranışı gerçekte kontrol ediyor olabilecek şey arasındaki karşıtlığı vurgular. Bu nedenle soru, insan davranışlarının ne kadarının parazitler tarafından yönlendiriliyor olabileceğini sorar.

Alıştırma

Hangi cümlede doing the talking, birinin sözlerini veya davranışını gizli bir gücün şekillendirdiği anlamına gelir?

  1. After a sleepless night, irritation was doing the talking, not her usual patience.
  2. The two presenters were doing the talking while their guest listened.
  3. The microphone was on the table during the talk.
Cevabı göster

After a sleepless night, irritation was doing the talking, not her usual patience.

Since more than half of the species on Earth are parasites, Dilbilgisi

4:51

Dünyadaki türlerin yarısından fazlası parazit olduğuna göre,

Dilbilgisi

Since more than half of the species ...: neden sunan since

Burada Since, “çünkü” veya “-dığı için” anlamına gelir. Since ile başlayan yan cümle, ana cümledeki sonucu destekleyen nedeni verir. Konuşmacı, asıl noktayı söylemeden önce bu gerçeği arka plan bilgisi olarak sunar. Buradaki since, “geçmişteki bir zamandan beri” anlamındaki zaman ifadesi değildir. Since yan cümlesinin ana cümlenin neden doğru olduğunu mu açıkladığına, yoksa devam eden bir durumun başlangıç noktasını mı belirttiğine bakın.

Alıştırma

Since sözcüğünün bir neden sunduğu cümleyi seçin.

  1. I have lived here since 2020.
  2. Since the roads are icy, the school will open two hours late.
  3. The store has been open since noon.
Cevabı göster

Since the roads are icy, the school will open two hours late.

it could be more than we think. Kalıp ifadeler

4:55

düşündüğümüzden daha fazlası olabilir.

Kalıp ifadeler

it could be more than we think: temkinli bir karşılaştırma

Bu cümlede it, konuşulan miktarı veya dereceyi ifade eder. Could be geçmişteki bir yeteneği değil, şu anki bir olasılığı belirtir. More than we think, gerçek miktarın mevcut tahmini aşabileceğini söyler. could be + karşılaştırma biçimi + than we think kalıbı, kesinlik iddia etmeden önemli bir olasılık sunar. Karşılaştırma sözcüğü ölçüte göre değişir: miktar için more, boyut için bigger, zorluk için harder gibi.

Alıştırma

Cümleyi, temkinli bir olasılık ifade eden ve could içeren iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: The cave ____ deeper than we think.

Cevabı göster

could be