Sosyal medya ve ergen sağlığı ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
858 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, sosyal medyanın ergenlerin ruh sağlığını nasıl etkileyebileceğini, reklam gelirine dayanan algoritmaların uzun süreli kullanımı nasıl teşvik ettiğini ve ebeveynlerle düzenleyici kurumların sorumluluk ve koruma konusunda neden güç sorularla karşılaştığını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. double the risk of developing depression and anxiety. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir grubun riskinin iki kat yüksek olduğunu bildiren, sağlık haberlerinde yaygın bir kalıbı anlayıp kullanmayı öğrenin. Özellikle araştırma bulgularını aktarırken verilerin kanıtladığından daha güçlü bir iddiada bulunmamanıza yardımcı olur. 2. the algorithm is saying, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Teknolojik bir sistemin konuşuyor veya seçim yapıyormuş gibi kişileştirilmesini fark edin. Bu anlatım yolu, otomatik önerilerin nasıl işlediğini daha somut ve kolay anlaşılır biçimde açıklamayı sağlar. 3. the onus has really been put on parents — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: onus sözcüğünün sorumluluk ya da görev bildiren resmî bir kelime olduğunu anlayın; edilgen yapıyı ise sorumluluğun gönüllü olarak üstlenilmediğini, ebeveynlerin üzerine aktarıldığını göstermek için kullanın.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:12

Ben Neil.

Beth, what are you doing?

0:13

Beth, ne yapıyorsun?

Get off your phone. Öbek fiiller

0:15

Telefonunu bırak.

Öbek fiiller

Get off your phone: telefonu kullanmayı bırakmak

Burada Get off your phone, telefonu kullanmayı veya telefona bakmayı bırak demektir. İfade gerçek anlamlı değildir; kimse fiziksel olarak bir telefonun üzerinden inmiyor. Bu, öznesi you söylenmeyen bir emir cümlesidir. Bu nedenle konuşan kişi, karşısındakine dikkatini cihazdan çekmesini doğrudan söylüyor. Başka durumlara aktarılabilen anlam, önündeki cihazı kullanmayı bırakmaktır.

Alıştırma

Bu bağlamda Get off your phone. ne anlama gelir?

  1. Telefonu kullanmayı veya telefona bakmayı bırakmak.
  2. Telefonu dışarı çıkarmak.
  3. Telefonun üzerinden fiziksel olarak aşağı inmek.
  4. Telefonun sesini kısmak.
Cevabı göster

Telefonu kullanmayı veya telefona bakmayı bırakmak.

Oh, sorry.

0:17

Oh, özür dilerim.

And I'm Beth.

0:19

Ve ben Beth.

Are you addicted to social media? Kalıp ifadeler

0:20

Sosyal medyaya bağımlı mısın?

Kalıp ifadeler

addicted to social media: addicted to + isim veya -ing biçimi

Be addicted to something, kontrol edilmesi veya bırakılması zor olan güçlü bir bağımlılığa sahip olmak demektir. Soruda addicted kişinin durumunu anlatır, to social media ise bağımlılığın neye yönelik olduğunu belirtir. addicted to + isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: addicted to social media, addicted to it ya da addicted to checking notifications. Buradaki to bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır.

Alıştırma

Kalıbı doğru edatla tamamlayın: Mia is addicted ____ checking social media before bed.

Cevabı göster

to

It wouldn't be a surprise with so many different apps out there, Ton ve niyet

0:24

Piyasada bu kadar çok farklı uygulama varken bu sürpriz olmazdı,

Ton ve niyet

It wouldn't be a surprise: temkinli bir tahmin

It wouldn't be a surprise, olası bir sonucun beklenmedik olmayacağını ifade eder; bu cümlede çok sayıda uygulama olması böyle bir ihtimali anlaşılır kılar. Bu ifade şaşırtıcı bir gerçeği duyurmaz, öngörülebilir bir olasılık hakkında yorum yapar. Wouldn't, yargıyı varsayımsal veya henüz doğrulanmamış bir çerçeveye yerleştirir. Tahmini yumuşatır: anlamı böyle bir şey olursa mantıklı olacağıdır; olmayacağı değildir.

Alıştırma

Bir arkadaş yolların çok yoğun olduğunu ve otobüsün zaten geciktiğini söylüyor. Hangi cümle otobüsün geç gelmesinin anlaşılır olacağına dair temkinli bir tahmin ifade eder?

  1. It would be a surprise if the bus arrived late.
  2. The bus could never arrive late.
  3. It wouldn't be a surprise if the bus arrived late.
Cevabı göster

It wouldn't be a surprise if the bus arrived late.

Snapchat, TikTok, and the latest Threads,

0:27

Snapchat, TikTok ve en yenisi Threads,

it's easy to spend a lot more time on your phone than ever before. Notlar

0:30

telefonunuzda eskisinden çok daha fazla zaman geçirmek artık çok kolay.

Dilbilgisi

It's easy to spend: It + be + sıfat + to do

it's easy to spend yapısında it biçimsel öznedir: özne konumunu doldurur, ancak telefonu veya başka belirli bir şeyi göstermez. Değerlendirilen eylem to spend a lot more time on your phone ifadesidir. It is + sıfat + to + fiil yapısı bir eylemi kolay, zor, önemli veya tehlikeli olarak değerlendirir. Buradaki easy, eylemin ne kadar kolay gerçekleşebileceğini anlatır; eylemin iyi veya akıllıca olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

It is + sıfat + to + fiil yapısını tamamlayın: It's ____ too much money on games when every purchase takes one tap.

Cevabı göster

easy to spend

Kalıp ifadeler

than ever before: her zamankinden daha

than ever before, geçmişteki herhangi bir zamandan daha fazla anlamı katan bir karşılaştırma sonudur. More, higher veya easier gibi karşılaştırma bildiren yapılardan sonra gelir ve mevcut miktarın ya da derecenin önceki tüm dönemleri aştığını gösterir. Bu cümlede, telefonda geçirilen şimdiki zamanı geçmişteki tüm dönemlerle karşılaştırarak mevcut sürenin özellikle fazla olduğunu vurgular. ever before ifadesini kelime kelime değil, bir bütün olarak anlayın.

Alıştırma

Geçmişteki herhangi bir zamanda anlamını veren karşılaştırma sonunu ekleyerek cümleyi tamamlayın: Online shopping is more popular ____.

Cevabı göster

than ever before

Yes.

0:34

Evet.

I don't think I'm addicted,

0:35

Bağımlı olduğumu düşünmüyorum,

but I definitely spend more time on social media than I'd like to. Dilbilgisi

0:37

ama kesinlikle sosyal medyada istediğimden daha fazla zaman geçiriyorum.

Dilbilgisi

more time on social media than I'd like to: istediğimden daha fazla sosyal medya zamanı

more time on social media than I'd like to, gerçekte harcanan sürenin kişinin kendisi için istediği düzeyi aştığını belirtir. Bu, too much demekten daha kişisel ve genellikle daha yumuşak bir değerlendirmedir; daha fazla ifadesinin konuşanın tercih ettiği düzeye göre olduğunu açıkça gösterir. Sondaki to'dan sonra, daha önce geçen spend more time on social media fiil öbeği atlanmıştır. Tam biçim than I'd like to spend olur. I'd, I would kısaltmasıdır; burada would like to istek veya tercihi ifade eder.

Alıştırma

Gerçek sosyal medya kullanım süresinin kişinin tercih ettiği miktardan fazla olduğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. I spend exactly as much time on social media as I'd like to.
  2. I spend more time on social media than I'd like to.
  3. I spend less time on social media than I'd like to.
Cevabı göster

I spend more time on social media than I'd like to.

However, there are plenty of studies out there looking at how social media affects mental health, Kalıp ifadeler

0:41

Bununla birlikte, sosyal medyanın ruh sağlığını nasıl etkilediğine bakan pek çok araştırma var,

Kalıp ifadeler

Araştırma dilinde looking at how ... affects ...

Araştırma ve haber metinlerinde look at, bir şeye gerçekten bakmak değil, 'incelemek veya araştırmak' anlamına gelebilir. Burada looking at how social media affects mental health, çalışmaların konusunu belirtir. looking at... biçimindeki -ing öbeği studies sözcüğünü niteler ve that look at... yapısına benzer. İçindeki how social media affects mental health dolaylı soru olduğu için does social media affect... değil, social media affects... biçimindeki düz cümle sırasını korur. Yeniden kullanılabilecek kalıp a study/report looks at how A affects B şeklindedir.

Alıştırma

Bir çalışmanın gürültünün konsantrasyon üzerindeki etkisini araştırdığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The study looks at how noise effects concentration.
  2. The study looks at how noise affects concentration.
  3. The study looks how noise affects concentration.
Cevabı göster

The study looks at how noise affects concentration.

with some saying it can be as addictive as gambling. Dilbilgisi

0:47

bazıları kumar kadar bağımlılık yapıcı olabileceğini söylüyor.

Dilbilgisi

with some saying: ilgili bir görüşü ekleme

With some saying... ifadesi with + isim/zamir + -ing yapısını kullanır. Ana ifadeye ilgili bir bilgi ekler: çalışmaların bazıları sosyal medyanın kumar kadar bağımlılık yapıcı olabileceğini söyler. Burada some, some of the studies anlamındadır ve saying onların iddiasını aktarır. Bu yapı, and some of them say... gibi daha uzun bir düşünceyi kısaltır. Burada with birliktelik bildirmez. with'ten sonraki isim veya zamir, -ing eylemini gerçekleştiren mantıksal özne olarak anlaşılır.

Alıştırma

Değerlendirenlerin tepkisini eklemek için with + isim + -ing yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The launch went well, with several reviewers praising the design.
  2. The launch went well, with several reviewers praised the design.
  3. The launch went well, with praising several reviewers the design.
Cevabı göster

The launch went well, with several reviewers praising the design.

Dilbilgisi

as addictive as gambling: as ... as karşılaştırması

as + sıfat + as + karşılaştırma hedefi yapısı, iki şeyin belirli bir nitelik bakımından aynı derecede olabileceğini anlatır. Burada as addictive as gambling, sosyal medyanın bağımlılık yapma bakımından kumarla karşılaştırılabilir olabileceği anlamına gelir; gambling karşılaştırma hedefidir, neden değildir. Karşılaştırma yalnızca bağımlılık yapma düzeyiyle ilgilidir; iki etkinliğin bütün özelliklerinin aynı olduğunu söylemez. Can be bunu kesin bir iddia olarak değil, bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

reliable kullanarak as ... as karşılaştırmasını tamamlayın: The new battery is ____ the old one.

Cevabı göster

as reliable as

Research in the US has found that adolescents who spend more than 3 hours a day on social media Kalıp ifadeler

0:50

ABD'deki araştırmalar, sosyal medyada günde 3 saatten fazla zaman geçiren ergenlerin

have double the risk of developing depression and anxiety. Kalıp ifadeler

0:57

depresyon ve anksiyete geliştirme riskinin iki katı olduğunu buldu.

Kalıp ifadeler

more than 3 hours a day: günlük süre eşiği

More than + miktar bir eşik belirler: miktar o sayının üzerindedir, ona eşit değildir. Burada more than 3 hours, sosyal medya kullanımının üç saati aştığı anlamına gelir. A day, bu oranın zaman birimini belirtir. Alışkanlık ve araştırma verilerinde 3 hours a day, belirli bir günde üç saat değil, günde üç saat anlamına gelir.

Alıştırma

Günlük miktarı ifade etmek için cümleyi a day ile tamamlayın: Maya practises the piano for more than two hours ____.

Cevabı göster

a day

Kalıp ifadeler

double the risk of developing ...: referans riskin iki katı

double the risk of developing X kalıbı, X'in ortaya çıkma olasılığının bir karşılaştırma grubundaki veya referans düzeyindeki olasılığın iki katı olduğunu belirtir. Sağlık dilinde develop a condition, bir hastalık ya da rahatsızlığın ortaya çıkması anlamına gelir; onu yaratmak veya iyileştirmek anlamına gelmez. Bu, göreli risk bildiren bir ifadedir. Riskin iki kat olması sonucun kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez ve referans risk bilinmeden gerçek yüzdeyi tek başına göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede double the risk of developing depression and anxiety ne anlama geliyor?

  1. Gruptaki herkes her iki rahatsızlığı da yaşayacaktır.
  2. Bu rahatsızlıkların ortaya çıkma olasılığı karşılaştırma ölçütünün iki katıdır.
  3. Rahatsızlıkların gelişmesi iki kat daha uzun sürecektir.
  4. Grubun riski 100 yüzde puan daha yüksektir.
Cevabı göster

Bu rahatsızlıkların ortaya çıkma olasılığı karşılaştırma ölçütünün iki katıdır.

An adolescent is someone aged 10 to 19, Kelime

1:01

Bir ergen (adolescent) 10 ila 19 yaşları arasındaki,

between childhood and adulthood.

1:05

çocukluk ile yetişkinlik arasındaki kişidir.

Kelime

adolescent: çocukluk ile yetişkinlik arasındaki kişi

Burada adolescent, çocukluk ile yetişkinlik arasındaki gelişim evresinde bulunan genç bir kişiyi anlatan sayılabilen bir isimdir. Bu cümle, sağlık alanında yaygın olan 10 ila 19 yaş aralığını kullanır; kesin yaş sınırları kaynağa göre değişebilir. Bu sözcük adolescent health örneğindeki gibi sıfat olarak da kullanılabilir. Yalnızca çocuk olmaya değil, bir gelişim evresine odaklanır.

Alıştırma

Bir sağlık raporu, 12 yaşındakiler de dâhil olmak üzere 10 ila 19 yaşındaki kişileri ele alıyor. Bu gruptaki tek bir kişiyi hangi isim ifade edebilir?

  1. teenager
  2. adolescent
  3. toddler
  4. adult
Cevabı göster

adolescent

With that in mind, it's no wonder parents are worried. Notlar

1:08

Bunu aklımızda tutarsak, ebeveynlerin endişelenmesi şaşırtıcı değil.

Anlatım akışı

With that in mind: önceki bilgiyi sonraki yargıya dayanak yapmak

With that in mind, “az önce verilen bilgiyi göz önünde bulundurarak” anlamına gelir. Buradaki that, belirli bir kelimeye değil, daha önce anlatılan gerçeklerin tümüne gönderme yapar. Bu ifade düşünce akışını düzenler: önceki bilgiyi daha sonra gelen yargı, karar veya önerinin arka planı hâline getirir.

Alıştırma

With that in mind bu cümlede ne işe yarar?

  1. Önceki bilgiyi daha sonra gelen yargının dayanağı yapar.
  2. Önceki bilgideki bir hatayı düzeltir.
  3. Tamamen ilgisiz yeni bir konuya geçer.
Cevabı göster

Önceki bilgiyi daha sonra gelen yargının dayanağı yapar.

Kalıp ifadeler

It's no wonder: bir sonucun şaşırtıcı olmadığını göstermek

It's no wonder + yan cümle, nedeni zaten açık olduğu için yan cümledeki durumun şaşırtıcı olmadığını ifade eder. Bu cümlede daha önce verilen risk bilgileri, ebeveynlerin endişesini anlaşılır ve beklenen bir tepki hâline getirir. Bu kalıplaşmış ifadede wonder, “şaşırtıcı bir şey” anlamında bir isimdir; “merak etmek” anlamındaki fiil değildir. Daha kısa olan No wonder + yan cümle biçimi de özellikle konuşmada yaygındır.

Alıştırma

Birisi dün gece yalnızca iki saat uyudu. Yorgun olmasının şaşırtıcı olmadığını doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. I wonder if they're tired.
  2. They're tired for no wonder.
  3. It's no wonder they're tired.
Cevabı göster

It's no wonder they're tired.

To help with this, Anlatım akışı

1:11

Buna yardımcı olmak için,

the US is currently in the process of regulating social media apps for teenagers. Kalıp ifadeler

1:12

ABD şu anda gençler için sosyal medya uygulamalarını düzenleme sürecinde.

Anlatım akışı

To help with this: sorundan çözüme geçiş

To help with this, amaç belirtmek için cümlenin başında kullanılan bir mastar öbeğidir. Burada this, hemen önce söz edilen endişe veya soruna gönderme yapar ve ardından gelen eylemin bu sorunu ele almayı amaçladığını gösterir. Bir söylem işareti olarak açıklamayı sorunu anlatmaktan bir çözüm veya önlem sunmaya geçirir. help with this ifadesinde with sonrasındaki öge, yardım alan bir kişi olmak zorunda değildir; ele alınan sorun veya görevdir.

Alıştırma

Bir kasaba, birçok bisikletlinin geceleri kendini güvende hissetmediğini bildirdi. Hangi cümle bu soruna yönelik bir önlemi en doğal şekilde sunar?

  1. To help with this, the town is adding lights along the bike paths.
  2. On the other hand, some bicycles are painted blue.
  3. For example, the town was founded two hundred years ago.
Cevabı göster

To help with this, the town is adding lights along the bike paths.

Kalıp ifadeler

in the process of regulating social media apps: devam eden bir eylem

Be in the process of + -ing, bir eylemin başlamış ve hâlâ devam ediyor olduğunu, yani tamamlanmış olarak sunulmadığını belirtir. Burada in the process of regulating social media apps, düzenlemeyi devletin devam eden bir faaliyeti olarak gösterir. of bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: regulate veya to regulate değil, regulating. Bu yapı projeler, politika değişiklikleri, soruşturmalar ve zaman alan diğer eylemler için kullanışlıdır.

Alıştırma

İşin başladığını ancak tamamlanmadığını göstermek için redesign fiilini ve hedef yapıyı kullanın: The museum is ____ its website.

Cevabı göster

in the process of redesigning

Some scientists think the UK should do the same. Kalıp ifadeler

1:17

Bazı bilim insanları Birleşik Krallık'ın da aynısını yapması gerektiğini düşünüyor.

Kalıp ifadeler

should do the same: daha önce belirtilen bir eylemi önermek

Do the same, daha önce belirtilen bir eylemin yerine geçer ve eylemin bütünüyle tekrarlanmasını önler. Burada Birleşik Krallık'ın gençlere yönelik sosyal medya uygulamalarını düzenleme konusunda daha önce sözü edilen ABD yaklaşımını izlemesi gerektiği anlamına gelir. Should, bu eylemi bir öneri veya neyin doğru olduğuna ilişkin bir değerlendirme olarak sunar. The same ifadesinin tam olarak neyi anlattığı önceki bağlamdan bulunmalıdır.

Alıştırma

Mina haberi paylaşmadan önce kaynağı kontrol etti. Leo'ya onun eylemini tekrarlamasını doğal biçimde öneren cümle hangisidir?

  1. He should do the same.
  2. He should do something different.
  3. He should say the same.
Cevabı göster

He should do the same.

There has been growing agreement among health experts Dilbilgisi

1:21

Sağlık uzmanları arasında,

about the negative chronic health effects of social media use on teenagers. Kelime

1:24

gençlerin sosyal medya kullanımının olumsuz kronik sağlık etkileri konusunda artan bir fikir birliği var.

Dilbilgisi

There has been growing agreement among ...: gelişmekte olan bir fikir birliğini anlatmak

There has been growing agreement among health experts, varlık bildiren there yapısını ve present perfect biçimi has been'i kullanarak bir fikir birliğinin bugüne uzanan bir dönem boyunca güçlendiğini gösterir. Tekil ve sayılamayan agreement adı have değil has alır. Growing, agreement sözcüğünü niteler; among health experts ise bu görüşü paylaşan grubu belirtir. There is agreement ifadesinden farklı olarak bu biçim, yalnızca mevcut fikir birliğini değil, bu birliğin gelişim sürecini vurgular.

Alıştırma

Günümüze kadar devam eden bir eğilimi göstermek için cümleyi there be yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: There ____ growing agreement among parents about later school start times.

Cevabı göster

has been

Kelime

chronic health effects: uzun süren veya tekrarlayan sağlık etkileri

Chronic health effects, uzun süre devam eden, tekrar ortaya çıkan veya zaman içinde gelişen sağlık etkilerini ifade eder. Burada bu ifade, sosyal medya kullanımının gençlerde yalnızca kısa süreli bir rahatsızlığa değil, kalıcı sonuçlara da yol açabileceğini anlatır. Chronic esas olarak süreyi veya ortaya çıkış biçimini belirtir, şiddeti değil. Kronik bir etki hafif de ciddi de olabilir.

Alıştırma

Chronic health effects ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Aniden başlayan ve kısa süren sağlık etkileri
  2. Uzun süre devam eden veya tekrarlayan sağlık etkileri
  3. Mutlaka çok ciddi olan sağlık etkileri
  4. Yalnızca birkaç dakika süren hafif bir rahatsızlık
Cevabı göster

Uzun süre devam eden veya tekrarlayan sağlık etkileri

They have revealed in surveys

1:29

Anketlerde ortaya koyduklarına göre

that social media makes them feel worse about their body image, Kelime

1:31

sosyal medya beden imajları hakkında daha kötü hissetmelerine neden oluyor,

Kelime

their body image: kendi bedenlerini nasıl gördükleri ve hissettikleri

Body image, kişinin kendi bedeni ve görünüşü hakkındaki düşüncelerini, algılarını ve duygularını ifade eder. Buradaki image bir fotoğraf değil, kişinin zihninde kendisiyle ilgili oluşturduğu görüntü ve değerlendirmedir. Bu cümlede feel worse about their body image, gençlerin kendi bedenlerine daha olumsuz bakmaya veya bedenlerinden daha az memnun olmaya başlamaları anlamına gelir.

Alıştırma

Body image burada ne anlama geliyor?

  1. Bir kişinin bedenini gösteren fotoğraf
  2. Kişinin kendi bedeni ve görünüşü hakkındaki düşünceleri ve duyguları
  3. Tıbbi tarayıcının bedeni kaydetme biçimi
  4. Yalnızca başkalarının gözlemleyebildiği görünür özellikler
Cevabı göster

Kişinin kendi bedeni ve görünüşü hakkındaki düşünceleri ve duyguları

and 64% of teens have said

1:35

ve gençlerin %64'ü

they're regularly exposed to hate-based content. Kelime

1:37

düzenli olarak nefret içerikli paylaşımlara maruz kaldıklarını söylüyor.

Kelime

be exposed to hate-based content: nefret temelli içeriğe maruz kalmak

Be exposed to + isim, kişiyi etkileyebilecek bir şeye temas etmek veya onunla karşılaşmak anlamına gelir. Bu cümlede edilgen yapı, gençleri nefret temelli içeriğin alıcısı olarak gösterir; içeriği üreten ya da bir şeyi ifşa eden kişiler olarak değil. Hate-based content, kişilere veya gruplara yönelik nefreti ifade eden ya da teşvik eden içeriktir. Bu ifade sağlık, güvenlik ve medya riskleri hakkında konuşurken yaygındır. Regularly, temasın tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir; tek başına zararın zaten meydana geldiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede be exposed to, potansiyel olarak zararlı medya içeriğiyle karşılaşmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The photographer exposed the image for too long.
  2. The journalist exposed the false claim in her report.
  3. Children may be exposed to violent videos online.
Cevabı göster

Children may be exposed to violent videos online.

In this program, Anlatım akışı

1:41

Bu programda,

we'll be discussing how social media affects teenagers,

1:42

sosyal medyanın gençleri nasıl etkilediğini tartışacağız,

Anlatım akışı

In this program: konuyu tanıtan açılış yönlendirmesi

In this program bir açılış yönlendirmesidir: ardından gelecek içeriğin kapsamını belirler ve dinleyicilere sıradaki sözlerin mevcut programın konusunu tanıtacağını bildirir. Burada konu, how social media affects teenagers ile başlayan yan cümlede ifade edilir. Buradaki program, bilgisayar yazılımı değil, yayın veya medya programı anlamındadır. Britanya İngilizcesi yazımında bu medya anlamı genellikle programme şeklinde yazılır.

Alıştırma

Hangi cümlede In this program, programın konusunu duyuran bir açılış yönlendirmesi olarak kullanılmıştır?

  1. In this program, we'll examine how cities can reduce air pollution.
  2. After the program, we walked home.
  3. This program stores your passwords on the computer.
Cevabı göster

In this program, we'll examine how cities can reduce air pollution.

and as usual,

1:45

ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:46

birtakım faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first, I have a question for you, Beth. Anlatım akışı

1:49

Ama önce sana bir sorum var, Beth.

Anlatım akışı

But first: öncelikli bir adım eklemek

Burada But first, planlanan sırada kısa bir değişiklik olduğunu gösterir: konuşmacı ana konuya geçmeden önce hemen ilgilenilmesi gereken bir adım ekler. Bu cümlede eklenen adım bir sorudur. But burada anlaşmazlık değil, akışta hafif bir yön değişikliği belirtir. First, bu adımın birazdan gelecek şeyden önce olduğunu gösterir; konuşmacı daha sonra ana konuya dönebilir.

Alıştırma

Hangi İngilizce cümle, beklenen ana etkinlikten önce bir adımın gerçekleşeceğini doğal biçimde belirtir?

  1. We'll begin the experiment shortly. But I completely disagree with the safety rule.
  2. First is always better than second in every experiment.
  3. We'll begin the experiment shortly. But first, let me explain one important safety rule.
Cevabı göster

We'll begin the experiment shortly. But first, let me explain one important safety rule.

The app Snapchat is a very common way that teenagers communicate these days. Notlar

1:52

Snapchat uygulaması, günümüzde gençlerin iletişim kurmasının çok yaygın bir yolu.

Kalıp ifadeler

these days: içinde bulunduğumuz dönem

These days, içinde bulunduğumuz dönem veya günümüzde anlamına gelir. Bu cümlede gençlerin yaygın iletişim biçimini belirli birkaç takvim gününe değil, günümüz dönemine yerleştirir. Genellikle mevcut bir alışkanlığı veya eğilimi anlatır ve geçmişle bir karşıtlık sezdirilebilir. Kesin zaman aralığı bağlama göre değişir; ayları, yılları ya da daha geniş bir dönemi kapsayabilir.

Alıştırma

Özgün cümlede these days hangi zaman dönemine işaret ediyor?

  1. önceki tam üç gün
  2. yalnızca gelecek birkaç gün
  3. genel olarak içinde bulunduğumuz dönem
Cevabı göster

genel olarak içinde bulunduğumuz dönem

This is partly because messages and photos disappear after a certain time period, Notlar

1:58

Bunun kısmen nedeni, mesajların ve fotoğrafların belirli bir süre sonra kaybolmasıdır,

Kültür

Snapchat: bir sosyal medya uygulamasının adı

Snapchat bir sosyal medya uygulamasının özel adıdır; “hızlıca sohbet etmek” anlamına gelen sıradan bir eylem değildir. Hemen önündeki The app sözleri, onun ne tür bir şey olduğunu doğrudan belirtir. Bu parçada Snapchat, gençlerin iletişim kurma yollarından biri olarak sunulur. Mesajların ve fotoğrafların bir süre sonra kaybolduğunun belirtilmesi, tartışma açısından önemli olan özelliği açıklar.

Alıştırma

Örnekte Snapchat neyi ifade ediyor?

  1. Hızlıca sohbet etmek anlamına gelen genel bir fiil.
  2. Bir sosyal medya uygulamasının adı.
  3. Bir cep telefonu türü.
Cevabı göster

Bir sosyal medya uygulamasının adı.

Anlatım akışı

This is partly because: nedenlerden birini sunmak

This, az önce sözü edilen durumun tamamına gönderme yapar; because ise bu duruma ilişkin açıklamayı başlatır. Böylece cümle, bir iddia veya gözlemden onu destekleyen bir nedene geçer. Partly, neden-sonuç iddiasını sınırlar: ardından gelen neden durumun yalnızca bir bölümünü açıklar, dolayısıyla başka nedenler de etkili olabilir. Partly olmadan This is because daha eksiksiz veya daha kesin bir açıklama gibi duyulur.

Alıştırma

Yeni ofisin nedenlerden yalnızca biri olduğunu göstermek için bağlantıyı This is partly because ile tamamlayın: The café is busier than before. ____ a new office opened nearby.

Cevabı göster

This is partly because

Kalıp ifadeler

after a certain time period: belirli bir süre geçtikten sonra

After a certain time period, “belirli bir süre geçtikten sonra” demektir. After bir zaman sınırı koyar: kaybolma, bu süre sona erdiğinde gerçekleşir. Buradaki certain, “emin” değil, “belirli ama açıkça belirtilmemiş” anlamındadır. Kesin uzunluğu verilmeyen bir zaman sınırı içeren kural veya süreçleri anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bağlantının belirtilmeyen bir süre geçtikten sonra geçerliliğini yitireceğini söylüyor?

  1. The link expired at a certain time yesterday.
  2. The link will expire after a certain time period.
  3. The link will remain active for a certain time period.
Cevabı göster

The link will expire after a certain time period.

but what percentage of 13 to 24-year-olds use Snapchat?

2:03

peki 13 ila 24 yaşındakilerin yüzde kaçı Snapchat kullanıyor?

Is it A, 70%, B, 80%, or C, 90%?

2:08

A, %70 mi, B, %80 mi, yoksa C, %90 mı?

Hmm, I'll guess 80%. Ton ve niyet

2:14

Hmm, %80 diye tahmin ediyorum.

Ton ve niyet

I'll guess 80%: o anda tahminde bulunmak

I'll guess 80%, konuşan kişi emin olmadığında cevap vermenin doğal bir yoludur. Guess kesinlik düzeyini azaltır: %80’i kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, seçilen bir cevap olarak sunar. I'll, I will ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada will, uzun vadeli bir planı veya tahmini değil, hangi cevabın verileceğine o anda karar verilmesini belirtir.

Alıştırma

Şimdi bir yüzde seçmeniz gerekiyor, ancak emin değilsiniz. Hangi cevap bunu en iyi ifade eder?

  1. I decided last month that I would always answer 60%.
  2. I can prove that it is exactly 60%.
  3. I'll guess 60%.
Cevabı göster

I'll guess 60%.

Okay, Beth.

2:16

Tamam, Beth.

I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı

2:17

Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.

Anlatım akışı

I'll reveal the answer later in the program: bilgiyi erteleyen bir akış işareti

Bu cümle program akışını gösteren bir yönlendirmedir. Sunucu cevabı vereceğine söz verir ancak açıklamayı aynı programın daha sonraki bir bölümüne bırakır. Böylece dinleyiciler bilginin nasıl düzenleneceğini anlar ve dinlemeye devam etmek için bir neden bulur. I'll reveal X later in the program kalıbı, bilgiyi hemen vermeden daha sonra açıklanacağını bildirir. Buradaki later in the program, başka bir bölüm değil, bu programın ilerleyen kısmı demektir.

Alıştırma

Bu cümle programın yapısında nasıl bir işlev görür?

  1. Cevabı başka bir diziye taşır.
  2. Cevabı hemen verir.
  3. Cevabı aynı programın ilerleyen bir kısmında vereceğine söz verir.
Cevabı göster

Cevabı aynı programın ilerleyen bir kısmında vereceğine söz verir.

Now, a lot of social media platforms such as TikTok

2:20

Şimdilerde TikTok gibi pek çok sosyal medya platformu,

work by showing and suggesting similar accounts and content Dilbilgisi

2:23

birinin daha önce aradığı şeylere

to those someone has already searched for.

2:27

benzer hesapları ve içerikleri göstererek ve önererek çalışıyor.

Dilbilgisi

work by showing and suggesting: work by + -ing ile çalışma mekanizmasını açıklamak

Work by + -ing, bir aracın, sistemin veya sürecin çalışmasını sağlayan yöntemi ya da mekanizmayı açıklar. Burada by kullanılan yolu belirtir; showing ve suggesting ise platformun iki eylemini adlandıran, birbirine bağlı iki -ing biçimidir. Cümlenin geri kalanı platformların neyi gösterip önerdiğini belirtir; yapıyı değiştirmez. How does it work? sorusunu yanıtlarken özne + work(s) by + -ing yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi work by ve compare ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: This price-checking app ____ offers from several stores.

Cevabı göster

works by comparing

Dilbilgisi

similar ... to those: çoğul bir adı tekrarlamadan karşılaştırma

similar A to B kalıbında similar, A’yı niteler; to ise karşılaştırma noktası olan B’yi tanıtır. Burada A, platformun gösterdiği veya önerdiği hesap ve içeriklerdir; B ise kişinin daha önce aradığı hesap ve içeriklerdir. İki grup ortak özellikler taşır ancak tamamen aynı olmak zorunda değildir. those, daha önce sözü edilen çoğul hesap ve içerik grubunun yerini alarak tekrarı önler. Bu cümlede insanları değil, şeyleri gösterir.

Alıştırma

similar ... to those kalıbını tamamlayın: The app recommends videos similar ____ I watched yesterday.

Cevabı göster

to those

Professor Devi Sridhar,

2:30

Edinburgh Üniversitesi Küresel Halk Sağlığı Başkanı

the Chair of Global Public Health at the University of Edinburgh, Kelime

2:32

Profesör Devi Sridhar,

Kelime

the Chair of Global Public Health: üniversitede akademik bir kadro

Bir üniversite unvanında Chair, belirli bir alandaki kıdemli profesörlük kadrosunu veya akademik kürsüyü ifade edebilir. Burada the Chair of Global Public Health, Devi Sridhar’ın akademik görevini ve alanını belirtir; Chair mobilya anlamındaki sandalye değildir. Bu ifade, eş görevli bir unsur olarak adının ardından gelir; akademik yeterliliklerini ekler ve neden uzman olarak sunulduğunu açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu üniversite unvanında Chair büyük olasılıkla ne anlama gelir: She is the Chair of Global Public Health?

  1. Üniversitede kullanılan bir mobilya
  2. Belirli bir toplantıyı yöneten kişi
  3. O alanda kıdemli bir akademik kadro
Cevabı göster

O alanda kıdemli bir akademik kadro

thinks this can be concerning, Ton ve niyet

2:36

bunun endişe verici olabileceğini düşünüyor,

as she told BBC World Service program Inside Science.

2:37

BBC Dünya Servisi'nin Inside Science programında da belirttiği gibi.

Ton ve niyet

can be concerning: temkinli bir değerlendirme yapmak

Can be concerning, “endişe vermesi mümkün” anlamına gelir. Bu cümlede can, etkinin bir olasılık olduğunu veya koşullara bağlı bulunduğunu gösterir; böylece konuşan kişi durumun her zaman zararlı olduğunu kesin biçimde söylemez. Concerning burada endişeye neden olan bir şeyi tanımlayan sıfattır. “Biri için endişelenmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle temkinli ve kesin olmayan bir değerlendirme yapar?

  1. The pattern can be concerning in some cases.
  2. The pattern is definitely harmful in every case.
  3. The pattern cannot cause any concern.
Cevabı göster

The pattern can be concerning in some cases.

And this is worrying, for example,

2:42

Ve bu endişe verici, örneğin,

with young girls and eating disorders. Kelime

2:44

genç kızlar ve yeme bozukluklarında.

Kelime

eating disorders: tıp ve ruh sağlığı terimi

Eating disorders, yeme davranışındaki ciddi bozulmaları ve bunlarla ilişkili düşünce veya duyguları içeren hastalıklar için kullanılan çoğul bir tıp ve ruh sağlığı terimidir. Bu cümlede bir sağlık riskine işaret eder; yiyeceklerin yanlış sırada olması anlamına gelmez. Burada disorder, bir sağlık durumu veya işlev bozukluğu anlamındadır. Bu ifade sıradan yemek seçme davranışını, ara sıra yapılan diyeti veya düzensiz öğün saatlerini anlatmaz.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Eating disorders terimi sıradan yemek seçme davranışı veya ara sıra bir öğünü kaçırma durumu için kullanılabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

If they're being fed that in an addictive way, Notlar

2:46

Eğer bunu bağımlılık yapıcı bir şekilde tüketiyorlarsa,

Kelime

they're being fed that: kullanıcılara itilen içerik

They're being fed that, feed someone something yapısının şimdiki zamanda edilgen hâlidir: they are being fed that. Burada feed mecazidir: bir platform ya da sistem, that ile kastedilen içeriği kullanıcılara sağlıyor; onlara yiyecek vermiyor. Edilgen yapı odağı alıcı konumundaki kullanıcılarda tutar ve onların etkin seçimini vurgulamak yerine içeriğin önlerine itildiğini düşündürür.

Alıştırma

Bu medya bağlamında they're being fed that ne anlama gelir?

  1. Platform onlara bu tür içerikler sağlıyor.
  2. Onlar platforma kendileri hakkında bilgi veriyor.
  3. Birisi onlara bu tür bir yemek servis ediyor.
Cevabı göster

Platform onlara bu tür içerikler sağlıyor.

Kalıp ifadeler

in an addictive way: bir eylemin nasıl yapıldığını anlatmak

In an addictive way, bir eylemin nasıl gerçekleştiğini anlatmak için in a/an + adjective + way kalıbını kullanır. Burada içeriğin, insanları etkileşime devam ettirebilecek ve bırakmalarını zorlaştırabilecek bir biçimde sunulduğunu söyler. Addictive, they'i değil way'i niteler. Addictive, bağımlılığı veya kontrol edilmesi zor kullanımı teşvik edebilen bir şeyi anlatır; kullanıcıların zaten bağımlı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede in an addictive way oyuncuları değil, ödüllerin nasıl verildiğini anlatır?

  1. The game rewards players after they become addicted.
  2. The players are addicted to the game's rewards.
  3. The game rewards players in an addictive way.
Cevabı göster

The game rewards players in an addictive way.

and the algorithm is saying, Deyimler

2:49

ve algoritma diyorsa ki,

Deyimler

the algorithm is saying: bir sistemin mantığını kişileştirmek

Konuşmacı algoritmayı kişileştiriyor: Gerçekte konuşamayan bir sistem, konuşuyormuş gibi sunuluyor. Ardından gelen sözler, sistemin davranışının veya çıktısının gösterdiği öneri mantığını insan diliyle yeniden ifade ediyor. Bu yapıyı anlamak için X is saying ifadesini “X'in sonucu veya davranışı ... anlamına geliyor” şeklinde düşünebilirsiniz. Böylece soyut bir süreç daha kolay canlandırılır; ancak sistemin gerçekten sesi veya zihni olduğu ileri sürülmez.

Alıştırma

Bu cümlede the algorithm is saying ne anlama geliyor?

  1. Algoritma gerçek bir konuşma sesi çıkarıyor.
  2. Bir programcı algoritmayı sesli olarak okuyor.
  3. Konuşmacı, algoritmanın ima ettiği öneri mantığını insan diline döküyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, algoritmanın ima ettiği öneri mantığını insan diline döküyor.

"Oh, they like that content.

2:50

"Oh, bu içeriği seviyorlar.

We want to keep giving it to them Dilbilgisi

2:51

Onlara bunu vermeye devam etmek istiyoruz

because it keeps them on their phones." Kalıp ifadeler

2:53

çünkü bu onları telefonlarında tutuyor."

Dilbilgisi

keep giving it to them: devam eden eylemler için keep + -ing

Keep + fiilin -ing biçimi, bir eylemi sürdürmek veya tekrar tekrar yapmak anlamına gelir. Bu nedenle keep sonrasında give, giving olur; burada keep giving devam eden bir davranış düzenini anlatır, “saklamak” veya “depolamak” anlamına gelmez. Bu bağlamda it, kullanıcıların sevdiği içerik türünü; them ise kullanıcıları ifade eder. İfade, bu içeriği söz konusu kullanıcılara sunmaya devam etmek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi keep + show yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The website ____ me similar adverts.

Cevabı göster

keeps showing

Kalıp ifadeler

keeps them on their phones: telefonu kullanmaya devam etmelerini sağlamak

keeps them on their phones ifadesinde keep + kişi + on + cihaz kalıbı, insanların cihazı kullanmaya devam etmesini sağlamak anlamına gelir. Them, etkinliği süren kişileri; their phones ise herkesin kendi telefonunu belirtir. Burada on their phones, telefonların üzerinde fiziksel olarak durmak değil, telefonları kullanmak veya dikkatini onlara vermek demektir. İfade, insanların cihazda geçirdiği süreyi ve cihaza verdiği dikkati uzatmaya odaklanır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “The autoplay feature keeps viewers on their phones late at night.” Bu cümle ne anlama geliyor?

  1. Özellik, izleyicilerin telefonlarını kullanmaya devam etmesini sağlar.
  2. Özellik, izleyicilerin telefonlarını kendi vücutlarının altına koymasını sağlar.
  3. Özellik, kimse kullanmadığı hâlde izleyicilerin telefonlarını yalnızca açık bırakır.
Cevabı göster

Özellik, izleyicilerin telefonlarını kullanmaya devam etmesini sağlar.

And I think that's the really vital message here Anlatım akışı

2:54

Ve bence buradaki asıl hayati mesaj

of any of these apps

2:56

bu uygulamalardan herhangi birinin

is that their revenue comes from advertising. Kelime

2:58

gelirlerinin reklamlardan gelmesidir.

Anlatım akışı

the really vital message here: ana sonucu işaret etmek

The really vital message here, konuşmacının dinleyicilerin en çok hatırlamasını istediği noktayı belirtir. Message burada kısa mesaj değil, ana fikir veya sonuç anlamına gelir; here ise mevcut tartışmayı gösterir. Bir söylem işaretleyicisi olarak ifade, dikkati destekleyici ayrıntılardan ardından gelen ana sonuca yöneltir: uygulamalar gelirlerini reklamlardan elde eder. Really, vital sözcüğünü güçlendirir; bu yüzden vurgu kuvvetlidir.

Alıştırma

the really vital message here söylem içinde hangi görevi yerine getirir?

  1. Göz ardı edilebilecek küçük bir ayrıntıyı belirtir.
  2. Dinleyicilerin odaklanması gereken ana sonucu işaret eder.
  3. Telefona gelen özel bir mesajı tanıtır.
Cevabı göster

Dinleyicilerin odaklanması gereken ana sonucu işaret eder.

Kelime

their revenue comes from advertising: işletme gelirinin kaynağını belirtmek

their revenue comes from advertising ifadesindeki their, daha önce sözü edilen uygulamalara gönderme yapar. X's revenue comes from Y kalıbı, bir işletmenin gelirini nereden elde ettiğini belirtir. Bu cümlede uygulamaların gelir kaynağı reklamlardır. Revenue, bir işletmenin maliyet ve giderler düşülmeden önce faaliyetlerinden elde ettiği gelirdir. Bu nedenle ifade, uygulamaların gelir modelini anlatır; kâr ettiklerini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için come from ifadesini doğru biçime getirin: For this free app, most of its revenue ____ advertising.

Cevabı göster

comes from

Teenagers are being fed content in a way that is addictive.

3:02

Gençlere bağımlılık yapıcı bir şekilde içerik sunuluyor.

If you are fed something,

3:07

Eğer bir şey size sunuluyorsa (fed),

it means you're given something.

3:08

bu size bir şey verildiği anlamına gelir.

In this case,

3:10

Bu durumda,

it refers to content, not food. Kalıp ifadeler

3:11

yiyecek değil, içerik kastedilmektedir.

Kalıp ifadeler

it refers to content, not food: bağlamdaki anlamı tanımlamak

it refers to content ifadesindeki it zamiri, konuşmada kullanılan "fed" sözcüğüne geri döner. X refers to Y kalıbı, X'in bu bağlamda ne anlama geldiğini veya neyi gösterdiğini açıklar. A, not B kalıbı olası bir yanlış anlamayı düzeltir: kastedilen yiyecek değil, içeriktir. Buradaki refer to anlamla ilgilidir; bir kişiyi bir kaynağa ya da hizmete yönlendirmek için kullanılan yapı değildir.

Alıştırma

Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Here, the word "feed" ____ a stream of posts, not food.

Cevabı göster

refers to

The content is addictive because social media uses algorithms.

3:13

İçerik bağımlılık yapıyor çünkü sosyal medya algoritmalar kullanıyor.

Algorithms are a complex set of rules and calculations Kelime

3:18

Algoritmalar (algorithms), kullanıcının gördüğü içeriği

that prioritize and personalize the content a user sees. Kelime

3:21

önceliklendiren ve kişiselleştiren karmaşık kurallar ve hesaplamalar bütünüdür.

Kelime

Platform öneri sistemlerinde Algorithms

Burada Algorithms, bir platformun içerikleri sıralamak, seçmek ve önermek için kullandığı programlanmış kurallar ve hesaplamalar anlamına gelir. Bunlar, her kullanıcının neyi hangi sırada göreceğini belirlemeye yardımcı olur. Bir algorithm yalnızca matematiksel bir formül değildir. Teknolojide genellikle girdiyi işleyip bir sonuç üreten adım adım bir yöntem veya kurallar bütünü anlamına gelir.

Alıştırma

Bir platform bağlamında algorithms nedir?

  1. Kullanıcıların oturum açmak için girdiği parolalar.
  2. İçerikleri sıralayıp öneren programlanmış kurallar ve hesaplamalar.
  3. Her kullanıcıya aynı sırayla gösterilen reklamlar.
Cevabı göster

İçerikleri sıralayıp öneren programlanmış kurallar ve hesaplamalar.

Kelime

prioritize and personalize content: içeriğe öncelik vermek ve içeriği kişiselleştirmek

Bu cümlede prioritize ve personalize paralel fiillerdir. İkisi de algoritmaların kullanıcının gördüğü içeriğe ne yaptığını açıklar. Prioritize content, bazı içeriklere daha fazla önem vermek veya onları daha önce göstermek demektir. Personalize content ise içeriği belirli bir kullanıcının ilgi alanlarına, davranışlarına ya da diğer bilgilerine göre uyarlamak demektir; içeriği özel veya gizli hâle getirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Boşlukları doğru sırayla prioritize ve personalize ile tamamlayın: The service can ____ urgent alerts and ____ recommendations for each user.

Cevabı göster

prioritize · personalize

But we need to remember that social media platforms use algorithms Anlatım akışı

3:25

Ancak unutmamalıyız ki sosyal medya platformları, kullanıcıları platformlarda

to keep users on the platforms for as long as possible Kalıp ifadeler

3:30

mümkün olduğunca uzun süre tutmak için algoritmalar kullanır

because the revenue comes from advertising.

3:33

çünkü gelir reklamlardan gelir.

Anlatım akışı

we need to remember that: önemli bir hususu öne çıkarma

we need to remember that, dinleyiciye that sonrasındaki yan cümlenin akıl yürütmeye katılması gereken önemli bir gerçek olduğunu bildirir. Önemli bir hususu öne çıkararak savın düzenlenmesini sağlar. Buradaki remember yalnızca “hafızadan hatırlamak” değil, “akılda tutmak” veya “hesaba katmak” anlamına gelir. that ile başlayan yan cümle, dikkate alınacak gerçeği verir.

Alıştırma

Bu cümlede we need to remember that ne işlev görür?

  1. Dinleyicilerin yapmayı unuttuğu bir eylemi sunar.
  2. Sonraki gerçeğin sav açısından önemli olduğunu belirtir.
  3. Dinleyicilere cümleyi kelimesi kelimesine ezberlemelerini söyler.
Cevabı göster

Sonraki gerçeğin sav açısından önemli olduğunu belirtir.

Kalıp ifadeler

keep users on the platforms for as long as possible: kullanım süresini en üst düzeye çıkarma

keep users on the platforms, kullanıcıların bu dijital hizmetleri kullanmaya devam etmesini sağlamak demektir. keep + nesne + tümleç kalıbı, birini veya bir şeyi bir durumda ya da yerde tutmayı anlatır; burada on the platforms fiziksel bir konumu değil, dijital kullanım durumunu ifade eder. for as long as possible bu durumu ulaşılabilecek en uzun süreye kadar uzatır. İfade bir bütün olarak kullanıcı bağlılığını veya dikkatini en üst düzeye çıkarmayı anlatır.

Alıştırma

keep users on the app ile for as long as possible ifadelerini birleştirerek cümleyi tamamlayın: The game’s reward system is designed to ____.

Cevabı göster

keep users on the app for as long as possible

Revenue is the money a company earns.

3:36

Gelir (revenue), bir şirketin kazandığı paradır.

They are paid by other companies to use the social media space

3:40

Diğer şirketler tarafından, ürünlerini tanıtmak üzere

to promote their products. Kalıp ifadeler

3:43

sosyal medya alanını kullanmaları için onlara para ödenir.

Kalıp ifadeler

to promote their products: pazarlamada amaç belirtmek

Burada to promote their products, ürünlerin reklamını yapmak ve ilgiyi ya da satışları artırmak amacıyla anlamına gelir. promote fiilinin nesnesi products olduğu için, fiil iş yerindeki “birini terfi ettirmek” anlamında değil, pazarlamadaki “tanıtmak” anlamındadır. to ile kurulan mastar amaç bildirir: şirketlerin sosyal medya alanını kullanmak için neden ödeme yaptığını açıklar. Aynı yapı bir ürünü, hizmeti, etkinliği veya fikri tanıtmak için bir şey yapmayı anlatırken de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede promote burada öğretilen pazarlama anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The shop uses email offers to promote its new products.
  2. The teacher promotes careful discussion in class.
  3. The company promoted Lena to team leader.
Cevabı göster

The shop uses email offers to promote its new products.

This could be seen as social media platforms prioritizing making money Notlar

3:45

Bu, sosyal medya platformlarının para kazanmayı,

over the mental health of users,

3:50

kullanıcıların ruh sağlığının önüne koyması olarak görülebilir ki

Kalıp ifadeler

prioritizing A over B: bir hedefe öncelik vermek

prioritize A over B kalıbı, A'ya B'den daha fazla önem, dikkat veya kaynak vermek anlamına gelir. Bu cümlede A making money, B ise the mental health of users ifadesidir. Buradaki over fiziksel bir konumu değil, öncelik sırasını veya bir tercihi gösterir. Dolayısıyla ifade, platformların kârı kullanıcıların esenliğinden daha önemli gördüğünü anlatır.

Alıştırma

prioritize A over B kalıbını tamamlayın: The committee prioritized urgent repairs ____ cosmetic changes.

Cevabı göster

over

a worry for parents.

3:52

bu ebeveynler için bir endişe kaynağıdır.

Anlatım akışı

This could be seen as: ihtiyatlı bir yorum sunmak

This could be seen as, az önce söz edilen durumla ilgili olası bir yorumu sunar. Burada seen as, gözle fiziksel olarak görülmek değil, “olarak anlaşılmak veya değerlendirilmek” anlamındadır. as sonrasındaki bölüm yorumu açıklar: sosyal medya platformlarının para kazanmayı kullanıcıların ruh sağlığından daha öncelikli tutması. Could, iddiayı daha az kesin hâle getirir: konuşan kişi bu yorumu yerleşmiş bir gerçek gibi sunmak yerine başka yorumlara da yer bırakır. Edilgen be seen yapısı, değerlendirmeyi kimin yaptığını genel veya belirsiz bırakır; bu nedenle kalıp analiz ve yorumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle eleştiriyi kesin bir gerçek yerine olası bir yorum olarak sunar?

  1. The company puts profit before safety, and no other view is possible.
  2. This could be seen as putting profit before safety.
  3. This proves that the company always puts profit before safety.
Cevabı göster

This could be seen as putting profit before safety.

Professor Debbie Sridhar talked about the challenges Kalıp ifadeler

3:54

Profesör Debbie Sridhar, BBC Dünya Servisi'nin Inside Science programında

of having a teenager addicted to social media

3:57

sosyal medyaya bağımlı bir gence sahip olmanın

Kalıp ifadeler

the challenges of having...: bir durumun beraberinde getirdiği zorluklar

the challenges of + isim veya -ing öbeği kalıbı, bir durum ya da etkinlikle bağlantılı zorlukları adlandırır. Burada of, durum olarak having a teenager addicted to social media ifadesini getirir. Bu aile bağlamında having a teenager, bir kişiye sahip olmak değil, ailede ergenlik çağında bir çocuk bulunması anlamına gelir. Addicted to social media, teenager sözcüğünü niteler ve a teenager who is addicted to social media şeklinde açılabilir.

Alıştırma

the challenges of + -ing kalıbını tamamlayın: They talked about the challenges ____ caring for an elderly parent.

Cevabı göster

of

on BBC World Service program Inside Science.

4:00

zorluklarından bahsetti.

And so, I think the challenge here as a parent listening to this is, Anlatım akışı

4:03

Bu yüzden, bence bunu dinleyen bir ebeveyn olarak buradaki zorluk şu:

what do you do about it? Ton ve niyet

4:06

bunun hakkında ne yaparsınız?

Anlatım akışı

the challenge here as a parent listening to this is: sorunu ebeveynin bakış açısından çerçevelemek

“the challenge here ... is” çerçevesi, sıradaki düşüncenin mevcut tartışmadaki temel zorluğu açıklayacağını bildirir. Here fiziksel bir yeri değil, “bu durumda veya tartışmada” anlamını taşır; ardından gelen soru zorluğun içeriğini açıklar. “As a parent listening to this” bakış açısını belirler. Konuyu genel bir meseleden bir ebeveynin vermesi gereken pratik karara taşır ve temel sorunun ebeveyn rolünden sunulmasını sağlar.

Alıştırma

Bu çerçeve konuşmacının mesajını nasıl düzenliyor?

  1. Konuyu ebeveynin bakış açısından pratik bir soru olarak yeniden çerçeveler.
  2. Tek zorluğun dinlemek olduğunu söyler.
  3. Ebeveynin fiziksel olarak bulunduğu yeri belirtir.
Cevabı göster

Konuyu ebeveynin bakış açısından pratik bir soru olarak yeniden çerçeveler.

Ton ve niyet

what do you do about it?: hangi eylemin yapılacağını sormak

“What do you do about it?” bilinen bir soruna karşı hangi eylemin gerçekleştirileceğini sorar. Do something about a problem kalıbı, o sorunla ilgilenmek veya sorunu çözmek için harekete geçmek anlamına gelir; about it daha önce belirtilen sorunu eylemin hedefi yapar. Bu bağlamda geniş zamanlı soru, birinin mesleğini veya günlük alışkanlıklarını sormaz. “Bir ebeveyn ne yapmalı?” şeklindeki pratik soruyu ortaya koyar. Söyleyiş tonuna bağlı olarak gerçek öneriler isteyebilir veya kolay bir cevap olmadığını vurgulayabilir.

Alıştırma

Soruna karşı hangi eylemin yapılacağını soracak şekilde cümleyi tamamlayın: The smoke alarm keeps beeping. What do you do ____ it?

Cevabı göster

about

And I think the onus has really been put on parents and concerned adults Kelime

4:08

Ve bence kendi başlarına çözüm bulma sorumluluğu

to find solutions on their own. Kalıp ifadeler

4:11

gerçekten ebeveynlerin ve endişeli yetişkinlerin üzerine yıkılmış durumda.

Kelime

the onus has really been put on parents: sorumluluğu ebeveynlere yüklemek

Bu cümlede the onus, harekete geçme sorumluluğu ve baskısı anlamına gelir. it has been put on parents ifadesi, çözüm bulma sorumluluğunun ebeveynlere verildiğini gösterir ve bu yükün ağır ya da adaletsiz olabileceğini ima edebilir. Etken kalıp put the onus on someone to do something şeklindedir. Burada present perfect edilgen yapı kullanılmıştır: the onus has been put on someone. Bu yapı sorumluluğa odaklanır ve sorumluluğun verilmiş olup hâlâ geçerli olduğunu gösterir; really ise vurguyu güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi put the onus on ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The onus has ____ local councils to improve road safety.

Cevabı göster

been put on

Kalıp ifadeler

on their own: dışarıdan yardım almadan

Burada on their own, dışarıdan yardım almadan anlamına gelir. Ebeveynlerin ve endişeli yetişkinlerin çözümleri nasıl bulması gerektiğini anlatır: başka bir kişi veya kuruluştan destek almak yerine kendilerine güvenmek zorundadırlar. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: on my own, on your own, on her own ve on our own. Başka bağlamlarda bu ifade fiziksel olarak yalnız olmayı da anlatabilir; ancak buradaki eylem ve bağlam, dışarıdan yardım almadan anlamını gerektirir.

Alıştırma

Dışarıdan yardım almadan anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The volunteers received no guidance, so they had to solve the problem ____.

Cevabı göster

on their own

And that means debates with your child Kalıp ifadeler

4:13

Ve bu da çocuğunuzla yapacağınız tartışmalar anlamına geliyor,

over what are you on? Kelime

4:14

ne izliyorsun?

Kalıp ifadeler

means debates with your child over ...: biriyle bir konu hakkında tartışmak

Bu cümlede means, ortaya çıkması muhtemel pratik bir sonucu belirtir: Bu durum, çocuğunuzla tartışmalar yaşamanıza yol açacaktır. Buradaki debates çoğul bir isimdir; he or she debates yapısındaki fiil değildir. a debate with someone over something yapısında with tartışmanın diğer tarafını, over ise anlaşmazlık konusunu belirtir. Aile içindeki debate, yalnızca resmî ve düzenli bir münazara değil, süren bir tartışma veya ciddi bir görüşme de olabilir.

Alıştırma

Cümleyi debate with someone over something yapısını kullanarak tamamlayın: Maya had several debates ____ her parents ____ her bedtime.

Cevabı göster

with · over

Kelime

What are you on?: kullanılan dijital platformu sormak

Bu sosyal medya bağlamında What are you on?, “Hangi platformu veya uygulamayı kullanıyorsun?” anlamına gelir. On edatı, She is on Instagram. örneğinde olduğu gibi bir dijital hizmeti kullanmayı veya orada aktif olmayı anlatabilir. Bu kısa soruda platform veya app söylenmez; eksik kalan kategori çevredeki konuşmadan anlaşılır.

Alıştırma

Bir arkadaş birkaç uygulama simgesini gösterip “What are you on?” diye soruyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Hangi nesnenin üzerinde duruyorsun?
  2. Hangi platformu veya uygulamayı kullanıyorsun?
  3. Hangi ilacı veya uyuşturucuyu aldın?
Cevabı göster

Hangi platformu veya uygulamayı kullanıyorsun?

Are you using this?

4:15

Bunu kullanıyor musun? gibi.

But it's a losing battle Deyimler

4:17

Ancak bu kaybedilmiş bir savaş

because it's their entire social network.

4:18

çünkü bu onların tüm sosyal ağı.

Deyimler

a losing battle: başarı şansı düşük bir çaba

A losing battle, kişi denemeye devam etse bile başarıya ulaşma olasılığı çok düşük olan bir çaba veya mücadele için kullanılan bir benzetmedir. Burada battle gerçek bir savaşı ifade etmez. Bu cümlede ifade, ebeveynlerin bir gencin bütün sosyal çevresinin etkisine direnme çabasını büyük ölçüde dezavantajlı oldukları bir mücadele olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede a losing battle doğal bir benzetme olarak kullanılmıştır?

  1. Winning the easy match was a losing battle.
  2. Trying to remove every weed without fixing the soil feels like a losing battle.
  3. A losing battle always means a military conflict.
Cevabı göster

Trying to remove every weed without fixing the soil feels like a losing battle.

Professor Sridhar says that

4:21

Profesör Sridhar,

when it comes to helping teenagers navigate social media, Notlar

4:23

gençlerin sosyal medyada gezinmelerine yardımcı olmak söz konusu olduğunda,

Kelime

helping teenagers navigate social media: gençlerin sosyal medyada yollarını bulmalarına yardımcı olmak

Burada navigate social media, sosyal medyayı karmaşık bir ortam olarak anlayıp onunla başa çıkmak demektir. Seçimler yapmayı, riskleri fark etmeyi ve nasıl karşılık verileceğini bilmeyi anlatır; haritayla yön bulmak anlamına gelmez. Yapı help + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: helping teenagers navigate. Bu soyut kullanımda navigate, social media ifadesini doğrudan nesne olarak alabilir.

Alıştırma

Örnekte helping teenagers navigate social media ne anlama geliyor?

  1. Gençlerin bilinçli seçimler yapmasına ve sosyal medyadaki zorluklarla başa çıkmasına yardımcı olmak
  2. Gençlerin bir sosyal medya şirketinin fiziksel konumunu haritayla bulmasına yardımcı olmak
  3. Gençlerin mümkün olduğunca çok gönderiyi kaydırmasına yardımcı olmak
Cevabı göster

Gençlerin bilinçli seçimler yapmasına ve sosyal medyadaki zorluklarla başa çıkmasına yardımcı olmak

the onus has been put on parents

4:26

çözüm bulma sorumluluğunun (onus)

to find solutions.

4:29

ebeveynlerin üzerine yüklendiğini söylüyor.

Anlatım akışı

when it comes to + isim veya -ing biçimi: konuyu çerçevelemek

When it comes to, ardından gelen ifadenin geçerli olduğu konuyu veya alanı belirler. Burada tartışmayı gençlerin sosyal medyada yollarını bulmalarına yardımcı olma konusuyla sınırlar; fiziksel olarak bir yere gelmek anlamına gelmez. To bir edattır; bu nedenle ardından gelen konu bir isim, zamir veya helping gibi -ing biçimi olabilir. Bu çerçeve, konuşmacının ana fikri belirtmeden önce geniş bir tartışmanın kapsamını daraltmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki konu çerçevesiyle tamamlayın: ____ managing deadlines, clear priorities help.

Cevabı göster

When it comes to

The onus means the responsibility or duty.

4:30

The onus, sorumluluk veya görev anlamına gelir.

Parents need to be able to challenge their children when they need to, Kelime

4:34

Ebeveynler, kaybedilmiş bir savaş (losing battle),

Kelime

challenge their children: çocuklarının seçimlerini veya davranışlarını sorgulamak

Burada challenge their children, çocuğun iddiasını, seçimini veya davranışını sorgulamak ve gerekçe ya da yeniden değerlendirme istemek demektir. Bu, ebeveynlik ve iletişimle ilgili bir eylemdir; yarışmaya davet değildir. Bu anlamda challenge, konuşanın karşı tarafın sözünü veya davranışını olduğu gibi kabul etmediğini gösterir. Sorgulanan konu about ya da on ile eklenebilir veya örnekteki gibi bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede challenge, örnekteki challenge their children ile aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The teacher challenged the student about an unsupported claim.
  2. The teacher challenged the student to a chess match.
  3. The teacher gave the student a difficult puzzle.
Cevabı göster

The teacher challenged the student about an unsupported claim.

even if this is a losing battle, Dilbilgisi

4:38

kazanamayacakları bir kavga olsa bile,

a fight they cannot win,

4:40

gerektiğinde çocuklarına meydan okuyabilmelidirler,

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen olası bir koşul

Even if, sonucu değiştirmeyen bir koşul sunar: konuşan kişi olası bir durumu ele alır ve ardından ana sonucun ya da kararın yine de geçerli olduğunu belirtir. Yapı even if A, B şeklindedir: A, B'yi geçersiz kılmaz. Buradaki A, mücadelenin kazanılamayacak olması ihtimalidir. İfade bu zorluğu kabul eder, ancak onu kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmaz; buna rağmen bağlamdaki ana düşünce geçerliliğini korur.

Alıştırma

Örnekte even if neyi gösteriyor?

  1. Mücadele kesin olarak kaybedilmiştir, bu yüzden tartışma sona ermelidir.
  2. Mücadeleyi kaybetme ihtimali, ardından gelen sonucu değiştirmez.
  3. Sonuç yalnızca mücadele kazanılabilirse geçerlidir.
Cevabı göster

Mücadeleyi kaybetme ihtimali, ardından gelen sonucu değiştirmez.

as teenagers have their entire life on social networks. Dilbilgisi

4:42

çünkü gençlerin tüm yaşamı sosyal ağlardadır.

Dilbilgisi

as teenagers have...: neden bildiren as

Burada as, because anlamına gelir. as teenagers have their entire life on social networks yan cümlesi, mücadelenin neden kazanılması zor olduğuna ilişkin önceki iddianın gerekçesini verir. As zaman da bildirebilir, ancak bu bağlam “ne zaman” değil, “neden” sorusuna cevap verir. Cümleler arasındaki ilişkiyi okumak, neden bildiren kullanımı tanımayı sağlar.

Alıştırma

“As the roads were icy, the school closed early,” cümlesinde as ne anlama geliyor?

  1. because
  2. in the role of
  3. while
Cevabı göster

because

Okay, Beth.

4:45

Tamam, Beth.

I think it's time I revealed the answer to my question. Dilbilgisi

4:46

Sanırım sorumun cevabını açıklama vaktim geldi.

Dilbilgisi

it's time I revealed: şimdi yapılması gereken bir eylem için geçmiş zaman biçimi

İngilizcedeki it's time + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi kalıbında, eylemin yapılması gereken zaman şimdidir. Burada it's time I revealed, konuşanın cevabı açıklama vaktinin geldiğini düşündüğünü belirtir. revealed geçmişte olmuş bir olayı anlatmaz. Bu kalıpta geçmiş zaman biçimi şimdiye bir mesafe katar ve çoğu zaman eylemin artık beklendiğini, hatta biraz gecikmiş olabileceğini sezdirir.

Alıştırma

Şimdi eve gitme zamanının geldiğini göstermek için cümleyi go fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: It's time we ____ home.

Cevabı göster

went

I asked you what percentage of 13 to 24-year-olds use Snapchat?

4:49

Sana 13 ila 24 yaş arasındakilerin yüzde kaçının Snapchat kullandığını sormuştum?

And I said it was 80%.

4:54

Ve ben de %80 olduğunu söylemiştim.

And that was,

4:56

Ve bu,

I'm sorry to say, the wrong answer. Ton ve niyet

4:58

üzülerek söylüyorum ki yanlış cevaptı.

Ton ve niyet

I'm sorry to say: kötü haberi nazikçe sunmak

I'm sorry to say kötü bir haberi, olumsuz bir sonucu veya karşı tarafın duymak istemeyeceği bir yargıyı sunar. Yaklaşık olarak bu haberi vermek zorunda olmaktan üzüntü duyulduğunu belirtir. Burada cevabın yanlış olduğu açıklamasını yumuşatır. Konuşan mutlaka bir zarara yol açtığı için özür dilemiyordur; ifade, haberle ilgili üzüntüyü gösterir ve düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Kötü haberi nazikçe sunmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ that your booking could not be confirmed.

Cevabı göster

I'm sorry to say

Actually, 90% of people aged between 13 and 24

5:01

Aslında, 13 ila 24 yaş arasındaki kişilerin %90'ı

use Snapchat quite a lot. Kalıp ifadeler

5:05

Snapchat'i oldukça fazla kullanıyor.

Kalıp ifadeler

quite a lot: oldukça yüksek sıklık belirtmek

Bu cümlede quite a lot, use Snapchat ifadesinden sonra gelir ve eylemin ne sıklıkla gerçekleştiğini anlatır. “Oldukça sık” veya “epeyce” anlamına gelir; yani kullanım ara sıra değil, sıktır. Bu Britanya İngilizcesi bağlamında quite a lot ifadesinin tamamı güçlendirici bir anlam taşır ve kayda değer bir miktar ya da sıklık belirtir. Quite kelimesini otomatik olarak daha zayıf olan “biraz” anlamında yorumlamayın.

Alıştırma

Maya'nın kütüphaneyi oldukça sık kullandığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. Maya uses quite a lot the library.
  2. Maya uses the library quite a lot.
  3. Maya quite a lot uses the library.
Cevabı göster

Maya uses the library quite a lot.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı

5:08

Tamam, bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,

Anlatım akışı

let's recap: kısa bir gözden geçirmeye geçmek

Let's recap, ana konuşmaya ara verildiğini ve önceki bilgilerin kısa bir özetinin başlayacağını dinleyicilere bildiren bir geçiş ifadesidir. Burada programı yeni kelimeler öğretme bölümünden onları gözden geçirme bölümüne taşıyarak bilgiyi düzenler. Let's, konuşmacıyı ve dinleyicileri etkinliğe birlikte dahil eder. Recap, ana noktaları kısaca yeniden ifade etmek anlamına gelir; bütün açıklamayı en baştan başlatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir toplantı sona ermek üzere. Daha önce alınmış kararların kısaca gözden geçirileceğini en iyi hangi cümle belirtir?

  1. Let's recap the three decisions we made today.
  2. Let's move on to a completely new topic.
  3. Let's discuss every detail again from the beginning.
Cevabı göster

Let's recap the three decisions we made today.

starting with adolescent, Anlatım akışı

5:12

adolescent (ergen) ile başlıyoruz,

a person aged 10 to 19,

5:13

10 ila 19 yaşları arasındaki,

between childhood and adulthood.

5:16

çocuklukla yetişkinlik arasındaki kişi.

Anlatım akışı

starting with adolescent: ilk öğeyi belirtmek

Starting with, sıralı bir liste, tekrar veya süreçteki ilk öğeyi tanıtır. Burada adolescent açıklanan ilk kelimedir ve ifade, ardından başka öğelerin geleceğini de düşündürür. Yapı starting with + ilk öğe şeklindedir. Bir düzenleme işareti olarak dinleyiciye dizinin nerede başladığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle çevrim içi güvenliğin üç konuluk bir tekrardaki ilk konu olduğunu doğal biçimde belirtir?

  1. We'll review three topics, starting online safety with.
  2. We'll review three topics, staying with online safety.
  3. We'll review three topics, starting with online safety.
Cevabı göster

We'll review three topics, starting with online safety.

If you are fed content,

5:18

Eğer size içerik sunuluyorsa (fed),

you are given content.

5:20

size içerik veriliyordur.

This is what the social media platform offers you automatically,

5:22

Bu, kendi aradığınız şeyden ziyade,

rather than what you search for yourself. Dilbilgisi

5:26

sosyal medya platformunun size otomatik olarak sunduğu şeydir.

Dilbilgisi

rather than what you search for yourself: iki kaynağı karşılaştırmak

Rather than, ana açıklamayla karşılaştırılan ve burada ana açıklamanın dışında bırakılan alternatifi tanıtır. Cümle, içeriğin kullanıcının kendi aramasıyla bulunmadığını, platform tarafından otomatik olarak sağlandığını söyler. İki taraf paralel what yan tümceleridir: what the social media platform offers you automatically ve what you search for yourself. Her ikisinde de what, “... olan şey veya şeyler” anlamına gelir; yourself ise aramayı kullanıcının bizzat ve etkin biçimde yaptığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın söylentiyi hemen paylaşmak yerine gerçekleri kontrol etmeyi seçtiği anlamına gelir?

  1. Maya chose to check the facts because she shared the rumor immediately.
  2. Maya chose to check the facts rather than share the rumor immediately.
  3. Maya chose to check the facts as well as share the rumor immediately.
Cevabı göster

Maya chose to check the facts rather than share the rumor immediately.

Algorithms are a complex set of rules and calculations

5:28

Algoritmalar (algorithms), bir kullanıcının gördüğü içeriği önceliklendiren

that prioritize and personalize the content a user sees.

5:32

ve kişiselleştiren karmaşık kurallar ve hesaplamalar dizisidir.

Revenue is the money a company earns,

5:37

Gelir (revenue), bir şirketin kazandığı paradır,

which could come from sales or advertising. Dilbilgisi

5:40

bu satışlardan veya reklamlardan gelebilir.

Dilbilgisi

which could come from...: açıklayıcı bir ilgi cümleciğiyle kaynak bilgisi eklemek

Virgülden sonraki which yan cümleciği, sınırlayıcı olmayan açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir. Paranın olası kaynakları hakkında ek bilgi verir; belirli bir para türünü tanımlamaz. Bu yan cümlecik çıkarılsa da revenue sözcüğünün ana tanımı tamamlanmış olur. Burada which, the money a company earns ifadesine, yani revenue sözcüğüne gönderme yapar; company sözcüğüne değil. Could, sales ve advertising ifadelerini olası kaynaklar olarak sunar; bunların tek veya kesin kaynaklar olduğunu söylemez.

Alıştırma

“The charity received extra funding, which could come from local businesses,” cümlesinde which neye gönderme yapar?

  1. local businesses
  2. extra funding
  3. the charity
Cevabı göster

extra funding

If the onus is on someone,

5:43

Eğer sorumluluk (onus) birisinin üzerindeyse,

it's their responsibility or duty.

5:45

bu onların yükümlülüğü veya görevidir.

And finally,

5:48

Ve son olarak,

a losing battle is a fight you cannot win.

5:49

kaybedilmiş bir savaş (a losing battle), kazanamayacağınız bir kavgadır.

Once again,

5:52

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

5:53

6 dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek

Our 6 minutes are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği ve bu nedenle programın kapanması gerektiği anlamına gelir. Zaman sınırıyla ilgili bu ifadede be up, “süresi dolmak” demektir; fiziksel olarak “yukarıda olmak” demek değildir. Minutes çoğul olduğu için cümlede are kullanılır. Tekil time ismiyle yaygın biçim Time is up şeklindedir.

Alıştırma

Be up kullanarak süre sınırı duyurusunu tamamlayın: Hakem şöyle diyor: “Your five minutes ____.”

Cevabı göster

are up

Join us again soon for more useful vocabulary here at 6 Minute English.

5:55

6 Minute English'te daha fazla faydalı kelime öğrenmek için yakında bize tekrar katılın.

Goodbye for now.

5:59

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:00

Hoşça kal.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:02

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.