Sosyal medya ve ergen sağlığı ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, sosyal medyanın ergenlerin ruh sağlığını nasıl etkileyebileceğini, reklam gelirine dayanan algoritmaların uzun süreli kullanımı nasıl teşvik ettiğini ve ebeveynlerle düzenleyici kurumların sorumluluk ve koruma konusunda neden güç sorularla karşılaştığını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. double the risk of developing depression and anxiety. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir grubun riskinin iki kat yüksek olduğunu bildiren, sağlık haberlerinde yaygın bir kalıbı anlayıp kullanmayı öğrenin. Özellikle araştırma bulgularını aktarırken verilerin kanıtladığından daha güçlü bir iddiada bulunmamanıza yardımcı olur. 2. the algorithm is saying, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Teknolojik bir sistemin konuşuyor veya seçim yapıyormuş gibi kişileştirilmesini fark edin. Bu anlatım yolu, otomatik önerilerin nasıl işlediğini daha somut ve kolay anlaşılır biçimde açıklamayı sağlar. 3. the onus has really been put on parents — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: onus sözcüğünün sorumluluk ya da görev bildiren resmî bir kelime olduğunu anlayın; edilgen yapıyı ise sorumluluğun gönüllü olarak üstlenilmediğini, ebeveynlerin üzerine aktarıldığını göstermek için kullanın.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Get off your phone: telefonu kullanmayı bırakmak
Burada Get off your phone, telefonu kullanmayı veya telefona bakmayı bırak demektir. İfade gerçek anlamlı değildir; kimse fiziksel olarak bir telefonun üzerinden inmiyor. Bu, öznesi you söylenmeyen bir emir cümlesidir. Bu nedenle konuşan kişi, karşısındakine dikkatini cihazdan çekmesini doğrudan söylüyor. Başka durumlara aktarılabilen anlam, önündeki cihazı kullanmayı bırakmaktır.
Alıştırma
Bu bağlamda Get off your phone. ne anlama gelir?
- Telefonu kullanmayı veya telefona bakmayı bırakmak.
- Telefonu dışarı çıkarmak.
- Telefonun üzerinden fiziksel olarak aşağı inmek.
- Telefonun sesini kısmak.
Cevabı göster
Telefonu kullanmayı veya telefona bakmayı bırakmak.
addicted to social media: addicted to + isim veya -ing biçimi
Be addicted to something, kontrol edilmesi veya bırakılması zor olan güçlü bir bağımlılığa sahip olmak demektir. Soruda addicted kişinin durumunu anlatır, to social media ise bağımlılığın neye yönelik olduğunu belirtir. addicted to + isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: addicted to social media, addicted to it ya da addicted to checking notifications. Buradaki to bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır.
Alıştırma
Kalıbı doğru edatla tamamlayın: Mia is addicted ____ checking social media before bed.
Cevabı göster
to
It wouldn't be a surprise with so many different apps out there, Ton ve niyet
0:24Piyasada bu kadar çok farklı uygulama varken bu sürpriz olmazdı,
It wouldn't be a surprise: temkinli bir tahmin
It wouldn't be a surprise, olası bir sonucun beklenmedik olmayacağını ifade eder; bu cümlede çok sayıda uygulama olması böyle bir ihtimali anlaşılır kılar. Bu ifade şaşırtıcı bir gerçeği duyurmaz, öngörülebilir bir olasılık hakkında yorum yapar. Wouldn't, yargıyı varsayımsal veya henüz doğrulanmamış bir çerçeveye yerleştirir. Tahmini yumuşatır: anlamı böyle bir şey olursa mantıklı olacağıdır; olmayacağı değildir.
Alıştırma
Bir arkadaş yolların çok yoğun olduğunu ve otobüsün zaten geciktiğini söylüyor. Hangi cümle otobüsün geç gelmesinin anlaşılır olacağına dair temkinli bir tahmin ifade eder?
- It would be a surprise if the bus arrived late.
- The bus could never arrive late.
- It wouldn't be a surprise if the bus arrived late.
Cevabı göster
It wouldn't be a surprise if the bus arrived late.
it's easy to spend a lot more time on your phone than ever before. Notlar
0:30telefonunuzda eskisinden çok daha fazla zaman geçirmek artık çok kolay.
It's easy to spend: It + be + sıfat + to do
it's easy to spend yapısında it biçimsel öznedir: özne konumunu doldurur, ancak telefonu veya başka belirli bir şeyi göstermez. Değerlendirilen eylem to spend a lot more time on your phone ifadesidir. It is + sıfat + to + fiil yapısı bir eylemi kolay, zor, önemli veya tehlikeli olarak değerlendirir. Buradaki easy, eylemin ne kadar kolay gerçekleşebileceğini anlatır; eylemin iyi veya akıllıca olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
It is + sıfat + to + fiil yapısını tamamlayın: It's ____ too much money on games when every purchase takes one tap.
Cevabı göster
easy to spend
than ever before: her zamankinden daha
than ever before, geçmişteki herhangi bir zamandan daha fazla anlamı katan bir karşılaştırma sonudur. More, higher veya easier gibi karşılaştırma bildiren yapılardan sonra gelir ve mevcut miktarın ya da derecenin önceki tüm dönemleri aştığını gösterir. Bu cümlede, telefonda geçirilen şimdiki zamanı geçmişteki tüm dönemlerle karşılaştırarak mevcut sürenin özellikle fazla olduğunu vurgular. ever before ifadesini kelime kelime değil, bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
Geçmişteki herhangi bir zamanda anlamını veren karşılaştırma sonunu ekleyerek cümleyi tamamlayın: Online shopping is more popular ____.
Cevabı göster
than ever before
but I definitely spend more time on social media than I'd like to. Dilbilgisi
0:37ama kesinlikle sosyal medyada istediğimden daha fazla zaman geçiriyorum.
more time on social media than I'd like to: istediğimden daha fazla sosyal medya zamanı
more time on social media than I'd like to, gerçekte harcanan sürenin kişinin kendisi için istediği düzeyi aştığını belirtir. Bu, too much demekten daha kişisel ve genellikle daha yumuşak bir değerlendirmedir; daha fazla ifadesinin konuşanın tercih ettiği düzeye göre olduğunu açıkça gösterir. Sondaki to'dan sonra, daha önce geçen spend more time on social media fiil öbeği atlanmıştır. Tam biçim than I'd like to spend olur. I'd, I would kısaltmasıdır; burada would like to istek veya tercihi ifade eder.
Alıştırma
Gerçek sosyal medya kullanım süresinin kişinin tercih ettiği miktardan fazla olduğunu anlatan cümle hangisidir?
- I spend exactly as much time on social media as I'd like to.
- I spend more time on social media than I'd like to.
- I spend less time on social media than I'd like to.
Cevabı göster
I spend more time on social media than I'd like to.
However, there are plenty of studies out there looking at how social media affects mental health, Kalıp ifadeler
0:41Bununla birlikte, sosyal medyanın ruh sağlığını nasıl etkilediğine bakan pek çok araştırma var,
Araştırma dilinde looking at how ... affects ...
Araştırma ve haber metinlerinde look at, bir şeye gerçekten bakmak değil, 'incelemek veya araştırmak' anlamına gelebilir. Burada looking at how social media affects mental health, çalışmaların konusunu belirtir. looking at... biçimindeki -ing öbeği studies sözcüğünü niteler ve that look at... yapısına benzer. İçindeki how social media affects mental health dolaylı soru olduğu için does social media affect... değil, social media affects... biçimindeki düz cümle sırasını korur. Yeniden kullanılabilecek kalıp a study/report looks at how A affects B şeklindedir.
Alıştırma
Bir çalışmanın gürültünün konsantrasyon üzerindeki etkisini araştırdığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The study looks at how noise effects concentration.
- The study looks at how noise affects concentration.
- The study looks how noise affects concentration.
Cevabı göster
The study looks at how noise affects concentration.
with some saying it can be as addictive as gambling. Dilbilgisi
0:47bazıları kumar kadar bağımlılık yapıcı olabileceğini söylüyor.
with some saying: ilgili bir görüşü ekleme
With some saying... ifadesi with + isim/zamir + -ing yapısını kullanır. Ana ifadeye ilgili bir bilgi ekler: çalışmaların bazıları sosyal medyanın kumar kadar bağımlılık yapıcı olabileceğini söyler. Burada some, some of the studies anlamındadır ve saying onların iddiasını aktarır. Bu yapı, and some of them say... gibi daha uzun bir düşünceyi kısaltır. Burada with birliktelik bildirmez. with'ten sonraki isim veya zamir, -ing eylemini gerçekleştiren mantıksal özne olarak anlaşılır.
Alıştırma
Değerlendirenlerin tepkisini eklemek için with + isim + -ing yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The launch went well, with several reviewers praising the design.
- The launch went well, with several reviewers praised the design.
- The launch went well, with praising several reviewers the design.
Cevabı göster
The launch went well, with several reviewers praising the design.
as addictive as gambling: as ... as karşılaştırması
as + sıfat + as + karşılaştırma hedefi yapısı, iki şeyin belirli bir nitelik bakımından aynı derecede olabileceğini anlatır. Burada as addictive as gambling, sosyal medyanın bağımlılık yapma bakımından kumarla karşılaştırılabilir olabileceği anlamına gelir; gambling karşılaştırma hedefidir, neden değildir. Karşılaştırma yalnızca bağımlılık yapma düzeyiyle ilgilidir; iki etkinliğin bütün özelliklerinin aynı olduğunu söylemez. Can be bunu kesin bir iddia olarak değil, bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
reliable kullanarak as ... as karşılaştırmasını tamamlayın: The new battery is ____ the old one.
Cevabı göster
as reliable as
Research in the US has found that adolescents who spend more than 3 hours a day on social media Kalıp ifadeler
0:50ABD'deki araştırmalar, sosyal medyada günde 3 saatten fazla zaman geçiren ergenlerin
have double the risk of developing depression and anxiety. Kalıp ifadeler
0:57depresyon ve anksiyete geliştirme riskinin iki katı olduğunu buldu.
more than 3 hours a day: günlük süre eşiği
More than + miktar bir eşik belirler: miktar o sayının üzerindedir, ona eşit değildir. Burada more than 3 hours, sosyal medya kullanımının üç saati aştığı anlamına gelir. A day, bu oranın zaman birimini belirtir. Alışkanlık ve araştırma verilerinde 3 hours a day, belirli bir günde üç saat değil, günde üç saat anlamına gelir.
Alıştırma
Günlük miktarı ifade etmek için cümleyi a day ile tamamlayın: Maya practises the piano for more than two hours ____.
Cevabı göster
a day
double the risk of developing ...: referans riskin iki katı
double the risk of developing X kalıbı, X'in ortaya çıkma olasılığının bir karşılaştırma grubundaki veya referans düzeyindeki olasılığın iki katı olduğunu belirtir. Sağlık dilinde develop a condition, bir hastalık ya da rahatsızlığın ortaya çıkması anlamına gelir; onu yaratmak veya iyileştirmek anlamına gelmez. Bu, göreli risk bildiren bir ifadedir. Riskin iki kat olması sonucun kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez ve referans risk bilinmeden gerçek yüzdeyi tek başına göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede double the risk of developing depression and anxiety ne anlama geliyor?
- Gruptaki herkes her iki rahatsızlığı da yaşayacaktır.
- Bu rahatsızlıkların ortaya çıkma olasılığı karşılaştırma ölçütünün iki katıdır.
- Rahatsızlıkların gelişmesi iki kat daha uzun sürecektir.
- Grubun riski 100 yüzde puan daha yüksektir.
Cevabı göster
Bu rahatsızlıkların ortaya çıkma olasılığı karşılaştırma ölçütünün iki katıdır.
adolescent: çocukluk ile yetişkinlik arasındaki kişi
Burada adolescent, çocukluk ile yetişkinlik arasındaki gelişim evresinde bulunan genç bir kişiyi anlatan sayılabilen bir isimdir. Bu cümle, sağlık alanında yaygın olan 10 ila 19 yaş aralığını kullanır; kesin yaş sınırları kaynağa göre değişebilir. Bu sözcük adolescent health örneğindeki gibi sıfat olarak da kullanılabilir. Yalnızca çocuk olmaya değil, bir gelişim evresine odaklanır.
Alıştırma
Bir sağlık raporu, 12 yaşındakiler de dâhil olmak üzere 10 ila 19 yaşındaki kişileri ele alıyor. Bu gruptaki tek bir kişiyi hangi isim ifade edebilir?
- teenager
- adolescent
- toddler
- adult
Cevabı göster
adolescent
With that in mind, it's no wonder parents are worried. Notlar
1:08Bunu aklımızda tutarsak, ebeveynlerin endişelenmesi şaşırtıcı değil.
With that in mind: önceki bilgiyi sonraki yargıya dayanak yapmak
With that in mind, “az önce verilen bilgiyi göz önünde bulundurarak” anlamına gelir. Buradaki that, belirli bir kelimeye değil, daha önce anlatılan gerçeklerin tümüne gönderme yapar. Bu ifade düşünce akışını düzenler: önceki bilgiyi daha sonra gelen yargı, karar veya önerinin arka planı hâline getirir.
Alıştırma
With that in mind bu cümlede ne işe yarar?
- Önceki bilgiyi daha sonra gelen yargının dayanağı yapar.
- Önceki bilgideki bir hatayı düzeltir.
- Tamamen ilgisiz yeni bir konuya geçer.
Cevabı göster
Önceki bilgiyi daha sonra gelen yargının dayanağı yapar.
It's no wonder: bir sonucun şaşırtıcı olmadığını göstermek
It's no wonder + yan cümle, nedeni zaten açık olduğu için yan cümledeki durumun şaşırtıcı olmadığını ifade eder. Bu cümlede daha önce verilen risk bilgileri, ebeveynlerin endişesini anlaşılır ve beklenen bir tepki hâline getirir. Bu kalıplaşmış ifadede wonder, “şaşırtıcı bir şey” anlamında bir isimdir; “merak etmek” anlamındaki fiil değildir. Daha kısa olan No wonder + yan cümle biçimi de özellikle konuşmada yaygındır.
Alıştırma
Birisi dün gece yalnızca iki saat uyudu. Yorgun olmasının şaşırtıcı olmadığını doğal biçimde hangi cümle ifade eder?
- I wonder if they're tired.
- They're tired for no wonder.
- It's no wonder they're tired.
Cevabı göster
It's no wonder they're tired.
the US is currently in the process of regulating social media apps for teenagers. Kalıp ifadeler
1:12ABD şu anda gençler için sosyal medya uygulamalarını düzenleme sürecinde.
To help with this: sorundan çözüme geçiş
To help with this, amaç belirtmek için cümlenin başında kullanılan bir mastar öbeğidir. Burada this, hemen önce söz edilen endişe veya soruna gönderme yapar ve ardından gelen eylemin bu sorunu ele almayı amaçladığını gösterir. Bir söylem işareti olarak açıklamayı sorunu anlatmaktan bir çözüm veya önlem sunmaya geçirir. help with this ifadesinde with sonrasındaki öge, yardım alan bir kişi olmak zorunda değildir; ele alınan sorun veya görevdir.
Alıştırma
Bir kasaba, birçok bisikletlinin geceleri kendini güvende hissetmediğini bildirdi. Hangi cümle bu soruna yönelik bir önlemi en doğal şekilde sunar?
- To help with this, the town is adding lights along the bike paths.
- On the other hand, some bicycles are painted blue.
- For example, the town was founded two hundred years ago.
Cevabı göster
To help with this, the town is adding lights along the bike paths.
in the process of regulating social media apps: devam eden bir eylem
Be in the process of + -ing, bir eylemin başlamış ve hâlâ devam ediyor olduğunu, yani tamamlanmış olarak sunulmadığını belirtir. Burada in the process of regulating social media apps, düzenlemeyi devletin devam eden bir faaliyeti olarak gösterir. of bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: regulate veya to regulate değil, regulating. Bu yapı projeler, politika değişiklikleri, soruşturmalar ve zaman alan diğer eylemler için kullanışlıdır.
Alıştırma
İşin başladığını ancak tamamlanmadığını göstermek için redesign fiilini ve hedef yapıyı kullanın: The museum is ____ its website.
Cevabı göster
in the process of redesigning
Some scientists think the UK should do the same. Kalıp ifadeler
1:17Bazı bilim insanları Birleşik Krallık'ın da aynısını yapması gerektiğini düşünüyor.
should do the same: daha önce belirtilen bir eylemi önermek
Do the same, daha önce belirtilen bir eylemin yerine geçer ve eylemin bütünüyle tekrarlanmasını önler. Burada Birleşik Krallık'ın gençlere yönelik sosyal medya uygulamalarını düzenleme konusunda daha önce sözü edilen ABD yaklaşımını izlemesi gerektiği anlamına gelir. Should, bu eylemi bir öneri veya neyin doğru olduğuna ilişkin bir değerlendirme olarak sunar. The same ifadesinin tam olarak neyi anlattığı önceki bağlamdan bulunmalıdır.
Alıştırma
Mina haberi paylaşmadan önce kaynağı kontrol etti. Leo'ya onun eylemini tekrarlamasını doğal biçimde öneren cümle hangisidir?
- He should do the same.
- He should do something different.
- He should say the same.
Cevabı göster
He should do the same.
about the negative chronic health effects of social media use on teenagers. Kelime
1:24gençlerin sosyal medya kullanımının olumsuz kronik sağlık etkileri konusunda artan bir fikir birliği var.
There has been growing agreement among ...: gelişmekte olan bir fikir birliğini anlatmak
There has been growing agreement among health experts, varlık bildiren there yapısını ve present perfect biçimi has been'i kullanarak bir fikir birliğinin bugüne uzanan bir dönem boyunca güçlendiğini gösterir. Tekil ve sayılamayan agreement adı have değil has alır. Growing, agreement sözcüğünü niteler; among health experts ise bu görüşü paylaşan grubu belirtir. There is agreement ifadesinden farklı olarak bu biçim, yalnızca mevcut fikir birliğini değil, bu birliğin gelişim sürecini vurgular.
Alıştırma
Günümüze kadar devam eden bir eğilimi göstermek için cümleyi there be yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: There ____ growing agreement among parents about later school start times.
Cevabı göster
has been
chronic health effects: uzun süren veya tekrarlayan sağlık etkileri
Chronic health effects, uzun süre devam eden, tekrar ortaya çıkan veya zaman içinde gelişen sağlık etkilerini ifade eder. Burada bu ifade, sosyal medya kullanımının gençlerde yalnızca kısa süreli bir rahatsızlığa değil, kalıcı sonuçlara da yol açabileceğini anlatır. Chronic esas olarak süreyi veya ortaya çıkış biçimini belirtir, şiddeti değil. Kronik bir etki hafif de ciddi de olabilir.
Alıştırma
Chronic health effects ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- Aniden başlayan ve kısa süren sağlık etkileri
- Uzun süre devam eden veya tekrarlayan sağlık etkileri
- Mutlaka çok ciddi olan sağlık etkileri
- Yalnızca birkaç dakika süren hafif bir rahatsızlık
Cevabı göster
Uzun süre devam eden veya tekrarlayan sağlık etkileri
that social media makes them feel worse about their body image, Kelime
1:31sosyal medya beden imajları hakkında daha kötü hissetmelerine neden oluyor,
their body image: kendi bedenlerini nasıl gördükleri ve hissettikleri
Body image, kişinin kendi bedeni ve görünüşü hakkındaki düşüncelerini, algılarını ve duygularını ifade eder. Buradaki image bir fotoğraf değil, kişinin zihninde kendisiyle ilgili oluşturduğu görüntü ve değerlendirmedir. Bu cümlede feel worse about their body image, gençlerin kendi bedenlerine daha olumsuz bakmaya veya bedenlerinden daha az memnun olmaya başlamaları anlamına gelir.
Alıştırma
Body image burada ne anlama geliyor?
- Bir kişinin bedenini gösteren fotoğraf
- Kişinin kendi bedeni ve görünüşü hakkındaki düşünceleri ve duyguları
- Tıbbi tarayıcının bedeni kaydetme biçimi
- Yalnızca başkalarının gözlemleyebildiği görünür özellikler
Cevabı göster
Kişinin kendi bedeni ve görünüşü hakkındaki düşünceleri ve duyguları
they're regularly exposed to hate-based content. Kelime
1:37düzenli olarak nefret içerikli paylaşımlara maruz kaldıklarını söylüyor.
be exposed to hate-based content: nefret temelli içeriğe maruz kalmak
Be exposed to + isim, kişiyi etkileyebilecek bir şeye temas etmek veya onunla karşılaşmak anlamına gelir. Bu cümlede edilgen yapı, gençleri nefret temelli içeriğin alıcısı olarak gösterir; içeriği üreten ya da bir şeyi ifşa eden kişiler olarak değil. Hate-based content, kişilere veya gruplara yönelik nefreti ifade eden ya da teşvik eden içeriktir. Bu ifade sağlık, güvenlik ve medya riskleri hakkında konuşurken yaygındır. Regularly, temasın tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir; tek başına zararın zaten meydana geldiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede be exposed to, potansiyel olarak zararlı medya içeriğiyle karşılaşmak anlamında kullanılmıştır?
- The photographer exposed the image for too long.
- The journalist exposed the false claim in her report.
- Children may be exposed to violent videos online.
Cevabı göster
Children may be exposed to violent videos online.
we'll be discussing how social media affects teenagers,
1:42sosyal medyanın gençleri nasıl etkilediğini tartışacağız,
In this program: konuyu tanıtan açılış yönlendirmesi
In this program bir açılış yönlendirmesidir: ardından gelecek içeriğin kapsamını belirler ve dinleyicilere sıradaki sözlerin mevcut programın konusunu tanıtacağını bildirir. Burada konu, how social media affects teenagers ile başlayan yan cümlede ifade edilir. Buradaki program, bilgisayar yazılımı değil, yayın veya medya programı anlamındadır. Britanya İngilizcesi yazımında bu medya anlamı genellikle programme şeklinde yazılır.
Alıştırma
Hangi cümlede In this program, programın konusunu duyuran bir açılış yönlendirmesi olarak kullanılmıştır?
- In this program, we'll examine how cities can reduce air pollution.
- After the program, we walked home.
- This program stores your passwords on the computer.
Cevabı göster
In this program, we'll examine how cities can reduce air pollution.
we'll be learning some useful new vocabulary as well.
1:46birtakım faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
But first: öncelikli bir adım eklemek
Burada But first, planlanan sırada kısa bir değişiklik olduğunu gösterir: konuşmacı ana konuya geçmeden önce hemen ilgilenilmesi gereken bir adım ekler. Bu cümlede eklenen adım bir sorudur. But burada anlaşmazlık değil, akışta hafif bir yön değişikliği belirtir. First, bu adımın birazdan gelecek şeyden önce olduğunu gösterir; konuşmacı daha sonra ana konuya dönebilir.
Alıştırma
Hangi İngilizce cümle, beklenen ana etkinlikten önce bir adımın gerçekleşeceğini doğal biçimde belirtir?
- We'll begin the experiment shortly. But I completely disagree with the safety rule.
- First is always better than second in every experiment.
- We'll begin the experiment shortly. But first, let me explain one important safety rule.
Cevabı göster
We'll begin the experiment shortly. But first, let me explain one important safety rule.
The app Snapchat is a very common way that teenagers communicate these days. Notlar
1:52Snapchat uygulaması, günümüzde gençlerin iletişim kurmasının çok yaygın bir yolu.
these days: içinde bulunduğumuz dönem
These days, içinde bulunduğumuz dönem veya günümüzde anlamına gelir. Bu cümlede gençlerin yaygın iletişim biçimini belirli birkaç takvim gününe değil, günümüz dönemine yerleştirir. Genellikle mevcut bir alışkanlığı veya eğilimi anlatır ve geçmişle bir karşıtlık sezdirilebilir. Kesin zaman aralığı bağlama göre değişir; ayları, yılları ya da daha geniş bir dönemi kapsayabilir.
Alıştırma
Özgün cümlede these days hangi zaman dönemine işaret ediyor?
- önceki tam üç gün
- yalnızca gelecek birkaç gün
- genel olarak içinde bulunduğumuz dönem
Cevabı göster
genel olarak içinde bulunduğumuz dönem
This is partly because messages and photos disappear after a certain time period, Notlar
1:58Bunun kısmen nedeni, mesajların ve fotoğrafların belirli bir süre sonra kaybolmasıdır,
Snapchat: bir sosyal medya uygulamasının adı
Snapchat bir sosyal medya uygulamasının özel adıdır; “hızlıca sohbet etmek” anlamına gelen sıradan bir eylem değildir. Hemen önündeki The app sözleri, onun ne tür bir şey olduğunu doğrudan belirtir. Bu parçada Snapchat, gençlerin iletişim kurma yollarından biri olarak sunulur. Mesajların ve fotoğrafların bir süre sonra kaybolduğunun belirtilmesi, tartışma açısından önemli olan özelliği açıklar.
Alıştırma
Örnekte Snapchat neyi ifade ediyor?
- Hızlıca sohbet etmek anlamına gelen genel bir fiil.
- Bir sosyal medya uygulamasının adı.
- Bir cep telefonu türü.
Cevabı göster
Bir sosyal medya uygulamasının adı.
This is partly because: nedenlerden birini sunmak
This, az önce sözü edilen durumun tamamına gönderme yapar; because ise bu duruma ilişkin açıklamayı başlatır. Böylece cümle, bir iddia veya gözlemden onu destekleyen bir nedene geçer. Partly, neden-sonuç iddiasını sınırlar: ardından gelen neden durumun yalnızca bir bölümünü açıklar, dolayısıyla başka nedenler de etkili olabilir. Partly olmadan This is because daha eksiksiz veya daha kesin bir açıklama gibi duyulur.
Alıştırma
Yeni ofisin nedenlerden yalnızca biri olduğunu göstermek için bağlantıyı This is partly because ile tamamlayın: The café is busier than before. ____ a new office opened nearby.
Cevabı göster
This is partly because
after a certain time period: belirli bir süre geçtikten sonra
After a certain time period, “belirli bir süre geçtikten sonra” demektir. After bir zaman sınırı koyar: kaybolma, bu süre sona erdiğinde gerçekleşir. Buradaki certain, “emin” değil, “belirli ama açıkça belirtilmemiş” anlamındadır. Kesin uzunluğu verilmeyen bir zaman sınırı içeren kural veya süreçleri anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bağlantının belirtilmeyen bir süre geçtikten sonra geçerliliğini yitireceğini söylüyor?
- The link expired at a certain time yesterday.
- The link will expire after a certain time period.
- The link will remain active for a certain time period.
Cevabı göster
The link will expire after a certain time period.
but what percentage of 13 to 24-year-olds use Snapchat?
2:03peki 13 ila 24 yaşındakilerin yüzde kaçı Snapchat kullanıyor?
I'll guess 80%: o anda tahminde bulunmak
I'll guess 80%, konuşan kişi emin olmadığında cevap vermenin doğal bir yoludur. Guess kesinlik düzeyini azaltır: %80’i kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, seçilen bir cevap olarak sunar. I'll, I will ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada will, uzun vadeli bir planı veya tahmini değil, hangi cevabın verileceğine o anda karar verilmesini belirtir.
Alıştırma
Şimdi bir yüzde seçmeniz gerekiyor, ancak emin değilsiniz. Hangi cevap bunu en iyi ifade eder?
- I decided last month that I would always answer 60%.
- I can prove that it is exactly 60%.
- I'll guess 60%.
Cevabı göster
I'll guess 60%.
I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı
2:17Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
I'll reveal the answer later in the program: bilgiyi erteleyen bir akış işareti
Bu cümle program akışını gösteren bir yönlendirmedir. Sunucu cevabı vereceğine söz verir ancak açıklamayı aynı programın daha sonraki bir bölümüne bırakır. Böylece dinleyiciler bilginin nasıl düzenleneceğini anlar ve dinlemeye devam etmek için bir neden bulur. I'll reveal X later in the program kalıbı, bilgiyi hemen vermeden daha sonra açıklanacağını bildirir. Buradaki later in the program, başka bir bölüm değil, bu programın ilerleyen kısmı demektir.
Alıştırma
Bu cümle programın yapısında nasıl bir işlev görür?
- Cevabı başka bir diziye taşır.
- Cevabı hemen verir.
- Cevabı aynı programın ilerleyen bir kısmında vereceğine söz verir.
Cevabı göster
Cevabı aynı programın ilerleyen bir kısmında vereceğine söz verir.
Now, a lot of social media platforms such as TikTok
2:20Şimdilerde TikTok gibi pek çok sosyal medya platformu,
work by showing and suggesting similar accounts and content Dilbilgisi
2:23birinin daha önce aradığı şeylere
to those someone has already searched for.
2:27benzer hesapları ve içerikleri göstererek ve önererek çalışıyor.
work by showing and suggesting: work by + -ing ile çalışma mekanizmasını açıklamak
Work by + -ing, bir aracın, sistemin veya sürecin çalışmasını sağlayan yöntemi ya da mekanizmayı açıklar. Burada by kullanılan yolu belirtir; showing ve suggesting ise platformun iki eylemini adlandıran, birbirine bağlı iki -ing biçimidir. Cümlenin geri kalanı platformların neyi gösterip önerdiğini belirtir; yapıyı değiştirmez. How does it work? sorusunu yanıtlarken özne + work(s) by + -ing yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi work by ve compare ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: This price-checking app ____ offers from several stores.
Cevabı göster
works by comparing
similar ... to those: çoğul bir adı tekrarlamadan karşılaştırma
similar A to B kalıbında similar, A’yı niteler; to ise karşılaştırma noktası olan B’yi tanıtır. Burada A, platformun gösterdiği veya önerdiği hesap ve içeriklerdir; B ise kişinin daha önce aradığı hesap ve içeriklerdir. İki grup ortak özellikler taşır ancak tamamen aynı olmak zorunda değildir. those, daha önce sözü edilen çoğul hesap ve içerik grubunun yerini alarak tekrarı önler. Bu cümlede insanları değil, şeyleri gösterir.
Alıştırma
similar ... to those kalıbını tamamlayın: The app recommends videos similar ____ I watched yesterday.
Cevabı göster
to those
the Chair of Global Public Health at the University of Edinburgh, Kelime
2:32Profesör Devi Sridhar,
the Chair of Global Public Health: üniversitede akademik bir kadro
Bir üniversite unvanında Chair, belirli bir alandaki kıdemli profesörlük kadrosunu veya akademik kürsüyü ifade edebilir. Burada the Chair of Global Public Health, Devi Sridhar’ın akademik görevini ve alanını belirtir; Chair mobilya anlamındaki sandalye değildir. Bu ifade, eş görevli bir unsur olarak adının ardından gelir; akademik yeterliliklerini ekler ve neden uzman olarak sunulduğunu açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu üniversite unvanında Chair büyük olasılıkla ne anlama gelir: She is the Chair of Global Public Health?
- Üniversitede kullanılan bir mobilya
- Belirli bir toplantıyı yöneten kişi
- O alanda kıdemli bir akademik kadro
Cevabı göster
O alanda kıdemli bir akademik kadro
as she told BBC World Service program Inside Science.
2:37BBC Dünya Servisi'nin Inside Science programında da belirttiği gibi.
can be concerning: temkinli bir değerlendirme yapmak
Can be concerning, “endişe vermesi mümkün” anlamına gelir. Bu cümlede can, etkinin bir olasılık olduğunu veya koşullara bağlı bulunduğunu gösterir; böylece konuşan kişi durumun her zaman zararlı olduğunu kesin biçimde söylemez. Concerning burada endişeye neden olan bir şeyi tanımlayan sıfattır. “Biri için endişelenmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle temkinli ve kesin olmayan bir değerlendirme yapar?
- The pattern can be concerning in some cases.
- The pattern is definitely harmful in every case.
- The pattern cannot cause any concern.
Cevabı göster
The pattern can be concerning in some cases.
eating disorders: tıp ve ruh sağlığı terimi
Eating disorders, yeme davranışındaki ciddi bozulmaları ve bunlarla ilişkili düşünce veya duyguları içeren hastalıklar için kullanılan çoğul bir tıp ve ruh sağlığı terimidir. Bu cümlede bir sağlık riskine işaret eder; yiyeceklerin yanlış sırada olması anlamına gelmez. Burada disorder, bir sağlık durumu veya işlev bozukluğu anlamındadır. Bu ifade sıradan yemek seçme davranışını, ara sıra yapılan diyeti veya düzensiz öğün saatlerini anlatmaz.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Eating disorders terimi sıradan yemek seçme davranışı veya ara sıra bir öğünü kaçırma durumu için kullanılabilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
If they're being fed that in an addictive way, Notlar
2:46Eğer bunu bağımlılık yapıcı bir şekilde tüketiyorlarsa,
they're being fed that: kullanıcılara itilen içerik
They're being fed that, feed someone something yapısının şimdiki zamanda edilgen hâlidir: they are being fed that. Burada feed mecazidir: bir platform ya da sistem, that ile kastedilen içeriği kullanıcılara sağlıyor; onlara yiyecek vermiyor. Edilgen yapı odağı alıcı konumundaki kullanıcılarda tutar ve onların etkin seçimini vurgulamak yerine içeriğin önlerine itildiğini düşündürür.
Alıştırma
Bu medya bağlamında they're being fed that ne anlama gelir?
- Platform onlara bu tür içerikler sağlıyor.
- Onlar platforma kendileri hakkında bilgi veriyor.
- Birisi onlara bu tür bir yemek servis ediyor.
Cevabı göster
Platform onlara bu tür içerikler sağlıyor.
in an addictive way: bir eylemin nasıl yapıldığını anlatmak
In an addictive way, bir eylemin nasıl gerçekleştiğini anlatmak için in a/an + adjective + way kalıbını kullanır. Burada içeriğin, insanları etkileşime devam ettirebilecek ve bırakmalarını zorlaştırabilecek bir biçimde sunulduğunu söyler. Addictive, they'i değil way'i niteler. Addictive, bağımlılığı veya kontrol edilmesi zor kullanımı teşvik edebilen bir şeyi anlatır; kullanıcıların zaten bağımlı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede in an addictive way oyuncuları değil, ödüllerin nasıl verildiğini anlatır?
- The game rewards players after they become addicted.
- The players are addicted to the game's rewards.
- The game rewards players in an addictive way.
Cevabı göster
The game rewards players in an addictive way.
the algorithm is saying: bir sistemin mantığını kişileştirmek
Konuşmacı algoritmayı kişileştiriyor: Gerçekte konuşamayan bir sistem, konuşuyormuş gibi sunuluyor. Ardından gelen sözler, sistemin davranışının veya çıktısının gösterdiği öneri mantığını insan diliyle yeniden ifade ediyor. Bu yapıyı anlamak için X is saying ifadesini “X'in sonucu veya davranışı ... anlamına geliyor” şeklinde düşünebilirsiniz. Böylece soyut bir süreç daha kolay canlandırılır; ancak sistemin gerçekten sesi veya zihni olduğu ileri sürülmez.
Alıştırma
Bu cümlede the algorithm is saying ne anlama geliyor?
- Algoritma gerçek bir konuşma sesi çıkarıyor.
- Bir programcı algoritmayı sesli olarak okuyor.
- Konuşmacı, algoritmanın ima ettiği öneri mantığını insan diline döküyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, algoritmanın ima ettiği öneri mantığını insan diline döküyor.
because it keeps them on their phones." Kalıp ifadeler
2:53çünkü bu onları telefonlarında tutuyor."
keep giving it to them: devam eden eylemler için keep + -ing
Keep + fiilin -ing biçimi, bir eylemi sürdürmek veya tekrar tekrar yapmak anlamına gelir. Bu nedenle keep sonrasında give, giving olur; burada keep giving devam eden bir davranış düzenini anlatır, “saklamak” veya “depolamak” anlamına gelmez. Bu bağlamda it, kullanıcıların sevdiği içerik türünü; them ise kullanıcıları ifade eder. İfade, bu içeriği söz konusu kullanıcılara sunmaya devam etmek anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi keep + show yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The website ____ me similar adverts.
Cevabı göster
keeps showing
keeps them on their phones: telefonu kullanmaya devam etmelerini sağlamak
keeps them on their phones ifadesinde keep + kişi + on + cihaz kalıbı, insanların cihazı kullanmaya devam etmesini sağlamak anlamına gelir. Them, etkinliği süren kişileri; their phones ise herkesin kendi telefonunu belirtir. Burada on their phones, telefonların üzerinde fiziksel olarak durmak değil, telefonları kullanmak veya dikkatini onlara vermek demektir. İfade, insanların cihazda geçirdiği süreyi ve cihaza verdiği dikkati uzatmaya odaklanır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “The autoplay feature keeps viewers on their phones late at night.” Bu cümle ne anlama geliyor?
- Özellik, izleyicilerin telefonlarını kullanmaya devam etmesini sağlar.
- Özellik, izleyicilerin telefonlarını kendi vücutlarının altına koymasını sağlar.
- Özellik, kimse kullanmadığı hâlde izleyicilerin telefonlarını yalnızca açık bırakır.
Cevabı göster
Özellik, izleyicilerin telefonlarını kullanmaya devam etmesini sağlar.
And I think that's the really vital message here Anlatım akışı
2:54Ve bence buradaki asıl hayati mesaj
the really vital message here: ana sonucu işaret etmek
The really vital message here, konuşmacının dinleyicilerin en çok hatırlamasını istediği noktayı belirtir. Message burada kısa mesaj değil, ana fikir veya sonuç anlamına gelir; here ise mevcut tartışmayı gösterir. Bir söylem işaretleyicisi olarak ifade, dikkati destekleyici ayrıntılardan ardından gelen ana sonuca yöneltir: uygulamalar gelirlerini reklamlardan elde eder. Really, vital sözcüğünü güçlendirir; bu yüzden vurgu kuvvetlidir.
Alıştırma
the really vital message here söylem içinde hangi görevi yerine getirir?
- Göz ardı edilebilecek küçük bir ayrıntıyı belirtir.
- Dinleyicilerin odaklanması gereken ana sonucu işaret eder.
- Telefona gelen özel bir mesajı tanıtır.
Cevabı göster
Dinleyicilerin odaklanması gereken ana sonucu işaret eder.
their revenue comes from advertising: işletme gelirinin kaynağını belirtmek
their revenue comes from advertising ifadesindeki their, daha önce sözü edilen uygulamalara gönderme yapar. X's revenue comes from Y kalıbı, bir işletmenin gelirini nereden elde ettiğini belirtir. Bu cümlede uygulamaların gelir kaynağı reklamlardır. Revenue, bir işletmenin maliyet ve giderler düşülmeden önce faaliyetlerinden elde ettiği gelirdir. Bu nedenle ifade, uygulamaların gelir modelini anlatır; kâr ettiklerini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için come from ifadesini doğru biçime getirin: For this free app, most of its revenue ____ advertising.
Cevabı göster
comes from
Teenagers are being fed content in a way that is addictive.
3:02Gençlere bağımlılık yapıcı bir şekilde içerik sunuluyor.
it refers to content, not food: bağlamdaki anlamı tanımlamak
it refers to content ifadesindeki it zamiri, konuşmada kullanılan "fed" sözcüğüne geri döner. X refers to Y kalıbı, X'in bu bağlamda ne anlama geldiğini veya neyi gösterdiğini açıklar. A, not B kalıbı olası bir yanlış anlamayı düzeltir: kastedilen yiyecek değil, içeriktir. Buradaki refer to anlamla ilgilidir; bir kişiyi bir kaynağa ya da hizmete yönlendirmek için kullanılan yapı değildir.
Alıştırma
Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Here, the word "feed" ____ a stream of posts, not food.
Cevabı göster
refers to
The content is addictive because social media uses algorithms.
3:13İçerik bağımlılık yapıyor çünkü sosyal medya algoritmalar kullanıyor.
that prioritize and personalize the content a user sees. Kelime
3:21önceliklendiren ve kişiselleştiren karmaşık kurallar ve hesaplamalar bütünüdür.
Platform öneri sistemlerinde Algorithms
Burada Algorithms, bir platformun içerikleri sıralamak, seçmek ve önermek için kullandığı programlanmış kurallar ve hesaplamalar anlamına gelir. Bunlar, her kullanıcının neyi hangi sırada göreceğini belirlemeye yardımcı olur. Bir algorithm yalnızca matematiksel bir formül değildir. Teknolojide genellikle girdiyi işleyip bir sonuç üreten adım adım bir yöntem veya kurallar bütünü anlamına gelir.
Alıştırma
Bir platform bağlamında algorithms nedir?
- Kullanıcıların oturum açmak için girdiği parolalar.
- İçerikleri sıralayıp öneren programlanmış kurallar ve hesaplamalar.
- Her kullanıcıya aynı sırayla gösterilen reklamlar.
Cevabı göster
İçerikleri sıralayıp öneren programlanmış kurallar ve hesaplamalar.
prioritize and personalize content: içeriğe öncelik vermek ve içeriği kişiselleştirmek
Bu cümlede prioritize ve personalize paralel fiillerdir. İkisi de algoritmaların kullanıcının gördüğü içeriğe ne yaptığını açıklar. Prioritize content, bazı içeriklere daha fazla önem vermek veya onları daha önce göstermek demektir. Personalize content ise içeriği belirli bir kullanıcının ilgi alanlarına, davranışlarına ya da diğer bilgilerine göre uyarlamak demektir; içeriği özel veya gizli hâle getirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Boşlukları doğru sırayla prioritize ve personalize ile tamamlayın: The service can ____ urgent alerts and ____ recommendations for each user.
Cevabı göster
prioritize · personalize
But we need to remember that social media platforms use algorithms Anlatım akışı
3:25Ancak unutmamalıyız ki sosyal medya platformları, kullanıcıları platformlarda
to keep users on the platforms for as long as possible Kalıp ifadeler
3:30mümkün olduğunca uzun süre tutmak için algoritmalar kullanır
we need to remember that: önemli bir hususu öne çıkarma
we need to remember that, dinleyiciye that sonrasındaki yan cümlenin akıl yürütmeye katılması gereken önemli bir gerçek olduğunu bildirir. Önemli bir hususu öne çıkararak savın düzenlenmesini sağlar. Buradaki remember yalnızca “hafızadan hatırlamak” değil, “akılda tutmak” veya “hesaba katmak” anlamına gelir. that ile başlayan yan cümle, dikkate alınacak gerçeği verir.
Alıştırma
Bu cümlede we need to remember that ne işlev görür?
- Dinleyicilerin yapmayı unuttuğu bir eylemi sunar.
- Sonraki gerçeğin sav açısından önemli olduğunu belirtir.
- Dinleyicilere cümleyi kelimesi kelimesine ezberlemelerini söyler.
Cevabı göster
Sonraki gerçeğin sav açısından önemli olduğunu belirtir.
keep users on the platforms for as long as possible: kullanım süresini en üst düzeye çıkarma
keep users on the platforms, kullanıcıların bu dijital hizmetleri kullanmaya devam etmesini sağlamak demektir. keep + nesne + tümleç kalıbı, birini veya bir şeyi bir durumda ya da yerde tutmayı anlatır; burada on the platforms fiziksel bir konumu değil, dijital kullanım durumunu ifade eder. for as long as possible bu durumu ulaşılabilecek en uzun süreye kadar uzatır. İfade bir bütün olarak kullanıcı bağlılığını veya dikkatini en üst düzeye çıkarmayı anlatır.
Alıştırma
keep users on the app ile for as long as possible ifadelerini birleştirerek cümleyi tamamlayın: The game’s reward system is designed to ____.
Cevabı göster
keep users on the app for as long as possible
They are paid by other companies to use the social media space
3:40Diğer şirketler tarafından, ürünlerini tanıtmak üzere
to promote their products. Kalıp ifadeler
3:43sosyal medya alanını kullanmaları için onlara para ödenir.
to promote their products: pazarlamada amaç belirtmek
Burada to promote their products, ürünlerin reklamını yapmak ve ilgiyi ya da satışları artırmak amacıyla anlamına gelir. promote fiilinin nesnesi products olduğu için, fiil iş yerindeki “birini terfi ettirmek” anlamında değil, pazarlamadaki “tanıtmak” anlamındadır. to ile kurulan mastar amaç bildirir: şirketlerin sosyal medya alanını kullanmak için neden ödeme yaptığını açıklar. Aynı yapı bir ürünü, hizmeti, etkinliği veya fikri tanıtmak için bir şey yapmayı anlatırken de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede promote burada öğretilen pazarlama anlamıyla kullanılmıştır?
- The shop uses email offers to promote its new products.
- The teacher promotes careful discussion in class.
- The company promoted Lena to team leader.
Cevabı göster
The shop uses email offers to promote its new products.
over the mental health of users,
3:50kullanıcıların ruh sağlığının önüne koyması olarak görülebilir ki
prioritizing A over B: bir hedefe öncelik vermek
prioritize A over B kalıbı, A'ya B'den daha fazla önem, dikkat veya kaynak vermek anlamına gelir. Bu cümlede A making money, B ise the mental health of users ifadesidir. Buradaki over fiziksel bir konumu değil, öncelik sırasını veya bir tercihi gösterir. Dolayısıyla ifade, platformların kârı kullanıcıların esenliğinden daha önemli gördüğünü anlatır.
Alıştırma
prioritize A over B kalıbını tamamlayın: The committee prioritized urgent repairs ____ cosmetic changes.
Cevabı göster
over
This could be seen as: ihtiyatlı bir yorum sunmak
This could be seen as, az önce söz edilen durumla ilgili olası bir yorumu sunar. Burada seen as, gözle fiziksel olarak görülmek değil, “olarak anlaşılmak veya değerlendirilmek” anlamındadır. as sonrasındaki bölüm yorumu açıklar: sosyal medya platformlarının para kazanmayı kullanıcıların ruh sağlığından daha öncelikli tutması. Could, iddiayı daha az kesin hâle getirir: konuşan kişi bu yorumu yerleşmiş bir gerçek gibi sunmak yerine başka yorumlara da yer bırakır. Edilgen be seen yapısı, değerlendirmeyi kimin yaptığını genel veya belirsiz bırakır; bu nedenle kalıp analiz ve yorumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle eleştiriyi kesin bir gerçek yerine olası bir yorum olarak sunar?
- The company puts profit before safety, and no other view is possible.
- This could be seen as putting profit before safety.
- This proves that the company always puts profit before safety.
Cevabı göster
This could be seen as putting profit before safety.
Professor Debbie Sridhar talked about the challenges Kalıp ifadeler
3:54Profesör Debbie Sridhar, BBC Dünya Servisi'nin Inside Science programında
the challenges of having...: bir durumun beraberinde getirdiği zorluklar
the challenges of + isim veya -ing öbeği kalıbı, bir durum ya da etkinlikle bağlantılı zorlukları adlandırır. Burada of, durum olarak having a teenager addicted to social media ifadesini getirir. Bu aile bağlamında having a teenager, bir kişiye sahip olmak değil, ailede ergenlik çağında bir çocuk bulunması anlamına gelir. Addicted to social media, teenager sözcüğünü niteler ve a teenager who is addicted to social media şeklinde açılabilir.
Alıştırma
the challenges of + -ing kalıbını tamamlayın: They talked about the challenges ____ caring for an elderly parent.
Cevabı göster
of
And so, I think the challenge here as a parent listening to this is, Anlatım akışı
4:03Bu yüzden, bence bunu dinleyen bir ebeveyn olarak buradaki zorluk şu:
the challenge here as a parent listening to this is: sorunu ebeveynin bakış açısından çerçevelemek
“the challenge here ... is” çerçevesi, sıradaki düşüncenin mevcut tartışmadaki temel zorluğu açıklayacağını bildirir. Here fiziksel bir yeri değil, “bu durumda veya tartışmada” anlamını taşır; ardından gelen soru zorluğun içeriğini açıklar. “As a parent listening to this” bakış açısını belirler. Konuyu genel bir meseleden bir ebeveynin vermesi gereken pratik karara taşır ve temel sorunun ebeveyn rolünden sunulmasını sağlar.
Alıştırma
Bu çerçeve konuşmacının mesajını nasıl düzenliyor?
- Konuyu ebeveynin bakış açısından pratik bir soru olarak yeniden çerçeveler.
- Tek zorluğun dinlemek olduğunu söyler.
- Ebeveynin fiziksel olarak bulunduğu yeri belirtir.
Cevabı göster
Konuyu ebeveynin bakış açısından pratik bir soru olarak yeniden çerçeveler.
what do you do about it?: hangi eylemin yapılacağını sormak
“What do you do about it?” bilinen bir soruna karşı hangi eylemin gerçekleştirileceğini sorar. Do something about a problem kalıbı, o sorunla ilgilenmek veya sorunu çözmek için harekete geçmek anlamına gelir; about it daha önce belirtilen sorunu eylemin hedefi yapar. Bu bağlamda geniş zamanlı soru, birinin mesleğini veya günlük alışkanlıklarını sormaz. “Bir ebeveyn ne yapmalı?” şeklindeki pratik soruyu ortaya koyar. Söyleyiş tonuna bağlı olarak gerçek öneriler isteyebilir veya kolay bir cevap olmadığını vurgulayabilir.
Alıştırma
Soruna karşı hangi eylemin yapılacağını soracak şekilde cümleyi tamamlayın: The smoke alarm keeps beeping. What do you do ____ it?
Cevabı göster
about
to find solutions on their own. Kalıp ifadeler
4:11gerçekten ebeveynlerin ve endişeli yetişkinlerin üzerine yıkılmış durumda.
the onus has really been put on parents: sorumluluğu ebeveynlere yüklemek
Bu cümlede the onus, harekete geçme sorumluluğu ve baskısı anlamına gelir. it has been put on parents ifadesi, çözüm bulma sorumluluğunun ebeveynlere verildiğini gösterir ve bu yükün ağır ya da adaletsiz olabileceğini ima edebilir. Etken kalıp put the onus on someone to do something şeklindedir. Burada present perfect edilgen yapı kullanılmıştır: the onus has been put on someone. Bu yapı sorumluluğa odaklanır ve sorumluluğun verilmiş olup hâlâ geçerli olduğunu gösterir; really ise vurguyu güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi put the onus on ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The onus has ____ local councils to improve road safety.
Cevabı göster
been put on
on their own: dışarıdan yardım almadan
Burada on their own, dışarıdan yardım almadan anlamına gelir. Ebeveynlerin ve endişeli yetişkinlerin çözümleri nasıl bulması gerektiğini anlatır: başka bir kişi veya kuruluştan destek almak yerine kendilerine güvenmek zorundadırlar. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: on my own, on your own, on her own ve on our own. Başka bağlamlarda bu ifade fiziksel olarak yalnız olmayı da anlatabilir; ancak buradaki eylem ve bağlam, dışarıdan yardım almadan anlamını gerektirir.
Alıştırma
Dışarıdan yardım almadan anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The volunteers received no guidance, so they had to solve the problem ____.
Cevabı göster
on their own
And that means debates with your child Kalıp ifadeler
4:13Ve bu da çocuğunuzla yapacağınız tartışmalar anlamına geliyor,
means debates with your child over ...: biriyle bir konu hakkında tartışmak
Bu cümlede means, ortaya çıkması muhtemel pratik bir sonucu belirtir: Bu durum, çocuğunuzla tartışmalar yaşamanıza yol açacaktır. Buradaki debates çoğul bir isimdir; he or she debates yapısındaki fiil değildir. a debate with someone over something yapısında with tartışmanın diğer tarafını, over ise anlaşmazlık konusunu belirtir. Aile içindeki debate, yalnızca resmî ve düzenli bir münazara değil, süren bir tartışma veya ciddi bir görüşme de olabilir.
Alıştırma
Cümleyi debate with someone over something yapısını kullanarak tamamlayın: Maya had several debates ____ her parents ____ her bedtime.
Cevabı göster
with · over
What are you on?: kullanılan dijital platformu sormak
Bu sosyal medya bağlamında What are you on?, “Hangi platformu veya uygulamayı kullanıyorsun?” anlamına gelir. On edatı, She is on Instagram. örneğinde olduğu gibi bir dijital hizmeti kullanmayı veya orada aktif olmayı anlatabilir. Bu kısa soruda platform veya app söylenmez; eksik kalan kategori çevredeki konuşmadan anlaşılır.
Alıştırma
Bir arkadaş birkaç uygulama simgesini gösterip “What are you on?” diye soruyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Hangi nesnenin üzerinde duruyorsun?
- Hangi platformu veya uygulamayı kullanıyorsun?
- Hangi ilacı veya uyuşturucuyu aldın?
Cevabı göster
Hangi platformu veya uygulamayı kullanıyorsun?
a losing battle: başarı şansı düşük bir çaba
A losing battle, kişi denemeye devam etse bile başarıya ulaşma olasılığı çok düşük olan bir çaba veya mücadele için kullanılan bir benzetmedir. Burada battle gerçek bir savaşı ifade etmez. Bu cümlede ifade, ebeveynlerin bir gencin bütün sosyal çevresinin etkisine direnme çabasını büyük ölçüde dezavantajlı oldukları bir mücadele olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede a losing battle doğal bir benzetme olarak kullanılmıştır?
- Winning the easy match was a losing battle.
- Trying to remove every weed without fixing the soil feels like a losing battle.
- A losing battle always means a military conflict.
Cevabı göster
Trying to remove every weed without fixing the soil feels like a losing battle.
when it comes to helping teenagers navigate social media, Notlar
4:23gençlerin sosyal medyada gezinmelerine yardımcı olmak söz konusu olduğunda,
helping teenagers navigate social media: gençlerin sosyal medyada yollarını bulmalarına yardımcı olmak
Burada navigate social media, sosyal medyayı karmaşık bir ortam olarak anlayıp onunla başa çıkmak demektir. Seçimler yapmayı, riskleri fark etmeyi ve nasıl karşılık verileceğini bilmeyi anlatır; haritayla yön bulmak anlamına gelmez. Yapı help + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: helping teenagers navigate. Bu soyut kullanımda navigate, social media ifadesini doğrudan nesne olarak alabilir.
Alıştırma
Örnekte helping teenagers navigate social media ne anlama geliyor?
- Gençlerin bilinçli seçimler yapmasına ve sosyal medyadaki zorluklarla başa çıkmasına yardımcı olmak
- Gençlerin bir sosyal medya şirketinin fiziksel konumunu haritayla bulmasına yardımcı olmak
- Gençlerin mümkün olduğunca çok gönderiyi kaydırmasına yardımcı olmak
Cevabı göster
Gençlerin bilinçli seçimler yapmasına ve sosyal medyadaki zorluklarla başa çıkmasına yardımcı olmak
when it comes to + isim veya -ing biçimi: konuyu çerçevelemek
When it comes to, ardından gelen ifadenin geçerli olduğu konuyu veya alanı belirler. Burada tartışmayı gençlerin sosyal medyada yollarını bulmalarına yardımcı olma konusuyla sınırlar; fiziksel olarak bir yere gelmek anlamına gelmez. To bir edattır; bu nedenle ardından gelen konu bir isim, zamir veya helping gibi -ing biçimi olabilir. Bu çerçeve, konuşmacının ana fikri belirtmeden önce geniş bir tartışmanın kapsamını daraltmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki konu çerçevesiyle tamamlayın: ____ managing deadlines, clear priorities help.
Cevabı göster
When it comes to
Parents need to be able to challenge their children when they need to, Kelime
4:34Ebeveynler, kaybedilmiş bir savaş (losing battle),
challenge their children: çocuklarının seçimlerini veya davranışlarını sorgulamak
Burada challenge their children, çocuğun iddiasını, seçimini veya davranışını sorgulamak ve gerekçe ya da yeniden değerlendirme istemek demektir. Bu, ebeveynlik ve iletişimle ilgili bir eylemdir; yarışmaya davet değildir. Bu anlamda challenge, konuşanın karşı tarafın sözünü veya davranışını olduğu gibi kabul etmediğini gösterir. Sorgulanan konu about ya da on ile eklenebilir veya örnekteki gibi bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede challenge, örnekteki challenge their children ile aynı anlamda kullanılmıştır?
- The teacher challenged the student about an unsupported claim.
- The teacher challenged the student to a chess match.
- The teacher gave the student a difficult puzzle.
Cevabı göster
The teacher challenged the student about an unsupported claim.
even if: sonucu değiştirmeyen olası bir koşul
Even if, sonucu değiştirmeyen bir koşul sunar: konuşan kişi olası bir durumu ele alır ve ardından ana sonucun ya da kararın yine de geçerli olduğunu belirtir. Yapı even if A, B şeklindedir: A, B'yi geçersiz kılmaz. Buradaki A, mücadelenin kazanılamayacak olması ihtimalidir. İfade bu zorluğu kabul eder, ancak onu kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmaz; buna rağmen bağlamdaki ana düşünce geçerliliğini korur.
Alıştırma
Örnekte even if neyi gösteriyor?
- Mücadele kesin olarak kaybedilmiştir, bu yüzden tartışma sona ermelidir.
- Mücadeleyi kaybetme ihtimali, ardından gelen sonucu değiştirmez.
- Sonuç yalnızca mücadele kazanılabilirse geçerlidir.
Cevabı göster
Mücadeleyi kaybetme ihtimali, ardından gelen sonucu değiştirmez.
as teenagers have their entire life on social networks. Dilbilgisi
4:42çünkü gençlerin tüm yaşamı sosyal ağlardadır.
as teenagers have...: neden bildiren as
Burada as, because anlamına gelir. as teenagers have their entire life on social networks yan cümlesi, mücadelenin neden kazanılması zor olduğuna ilişkin önceki iddianın gerekçesini verir. As zaman da bildirebilir, ancak bu bağlam “ne zaman” değil, “neden” sorusuna cevap verir. Cümleler arasındaki ilişkiyi okumak, neden bildiren kullanımı tanımayı sağlar.
Alıştırma
“As the roads were icy, the school closed early,” cümlesinde as ne anlama geliyor?
- because
- in the role of
- while
Cevabı göster
because
I think it's time I revealed the answer to my question. Dilbilgisi
4:46Sanırım sorumun cevabını açıklama vaktim geldi.
it's time I revealed: şimdi yapılması gereken bir eylem için geçmiş zaman biçimi
İngilizcedeki it's time + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi kalıbında, eylemin yapılması gereken zaman şimdidir. Burada it's time I revealed, konuşanın cevabı açıklama vaktinin geldiğini düşündüğünü belirtir. revealed geçmişte olmuş bir olayı anlatmaz. Bu kalıpta geçmiş zaman biçimi şimdiye bir mesafe katar ve çoğu zaman eylemin artık beklendiğini, hatta biraz gecikmiş olabileceğini sezdirir.
Alıştırma
Şimdi eve gitme zamanının geldiğini göstermek için cümleyi go fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: It's time we ____ home.
Cevabı göster
went
I asked you what percentage of 13 to 24-year-olds use Snapchat?
4:49Sana 13 ila 24 yaş arasındakilerin yüzde kaçının Snapchat kullandığını sormuştum?
I'm sorry to say: kötü haberi nazikçe sunmak
I'm sorry to say kötü bir haberi, olumsuz bir sonucu veya karşı tarafın duymak istemeyeceği bir yargıyı sunar. Yaklaşık olarak bu haberi vermek zorunda olmaktan üzüntü duyulduğunu belirtir. Burada cevabın yanlış olduğu açıklamasını yumuşatır. Konuşan mutlaka bir zarara yol açtığı için özür dilemiyordur; ifade, haberle ilgili üzüntüyü gösterir ve düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Kötü haberi nazikçe sunmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ that your booking could not be confirmed.
Cevabı göster
I'm sorry to say
Actually, 90% of people aged between 13 and 24
5:01Aslında, 13 ila 24 yaş arasındaki kişilerin %90'ı
quite a lot: oldukça yüksek sıklık belirtmek
Bu cümlede quite a lot, use Snapchat ifadesinden sonra gelir ve eylemin ne sıklıkla gerçekleştiğini anlatır. “Oldukça sık” veya “epeyce” anlamına gelir; yani kullanım ara sıra değil, sıktır. Bu Britanya İngilizcesi bağlamında quite a lot ifadesinin tamamı güçlendirici bir anlam taşır ve kayda değer bir miktar ya da sıklık belirtir. Quite kelimesini otomatik olarak daha zayıf olan “biraz” anlamında yorumlamayın.
Alıştırma
Maya'nın kütüphaneyi oldukça sık kullandığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- Maya uses quite a lot the library.
- Maya uses the library quite a lot.
- Maya quite a lot uses the library.
Cevabı göster
Maya uses the library quite a lot.
Okay, let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı
5:08Tamam, bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,
let's recap: kısa bir gözden geçirmeye geçmek
Let's recap, ana konuşmaya ara verildiğini ve önceki bilgilerin kısa bir özetinin başlayacağını dinleyicilere bildiren bir geçiş ifadesidir. Burada programı yeni kelimeler öğretme bölümünden onları gözden geçirme bölümüne taşıyarak bilgiyi düzenler. Let's, konuşmacıyı ve dinleyicileri etkinliğe birlikte dahil eder. Recap, ana noktaları kısaca yeniden ifade etmek anlamına gelir; bütün açıklamayı en baştan başlatmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir toplantı sona ermek üzere. Daha önce alınmış kararların kısaca gözden geçirileceğini en iyi hangi cümle belirtir?
- Let's recap the three decisions we made today.
- Let's move on to a completely new topic.
- Let's discuss every detail again from the beginning.
Cevabı göster
Let's recap the three decisions we made today.
starting with adolescent: ilk öğeyi belirtmek
Starting with, sıralı bir liste, tekrar veya süreçteki ilk öğeyi tanıtır. Burada adolescent açıklanan ilk kelimedir ve ifade, ardından başka öğelerin geleceğini de düşündürür. Yapı starting with + ilk öğe şeklindedir. Bir düzenleme işareti olarak dinleyiciye dizinin nerede başladığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle çevrim içi güvenliğin üç konuluk bir tekrardaki ilk konu olduğunu doğal biçimde belirtir?
- We'll review three topics, starting online safety with.
- We'll review three topics, staying with online safety.
- We'll review three topics, starting with online safety.
Cevabı göster
We'll review three topics, starting with online safety.
This is what the social media platform offers you automatically,
5:22Bu, kendi aradığınız şeyden ziyade,
rather than what you search for yourself. Dilbilgisi
5:26sosyal medya platformunun size otomatik olarak sunduğu şeydir.
rather than what you search for yourself: iki kaynağı karşılaştırmak
Rather than, ana açıklamayla karşılaştırılan ve burada ana açıklamanın dışında bırakılan alternatifi tanıtır. Cümle, içeriğin kullanıcının kendi aramasıyla bulunmadığını, platform tarafından otomatik olarak sağlandığını söyler. İki taraf paralel what yan tümceleridir: what the social media platform offers you automatically ve what you search for yourself. Her ikisinde de what, “... olan şey veya şeyler” anlamına gelir; yourself ise aramayı kullanıcının bizzat ve etkin biçimde yaptığını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın söylentiyi hemen paylaşmak yerine gerçekleri kontrol etmeyi seçtiği anlamına gelir?
- Maya chose to check the facts because she shared the rumor immediately.
- Maya chose to check the facts rather than share the rumor immediately.
- Maya chose to check the facts as well as share the rumor immediately.
Cevabı göster
Maya chose to check the facts rather than share the rumor immediately.
Algorithms are a complex set of rules and calculations
5:28Algoritmalar (algorithms), bir kullanıcının gördüğü içeriği önceliklendiren
that prioritize and personalize the content a user sees.
5:32ve kişiselleştiren karmaşık kurallar ve hesaplamalar dizisidir.
which could come from sales or advertising. Dilbilgisi
5:40bu satışlardan veya reklamlardan gelebilir.
which could come from...: açıklayıcı bir ilgi cümleciğiyle kaynak bilgisi eklemek
Virgülden sonraki which yan cümleciği, sınırlayıcı olmayan açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir. Paranın olası kaynakları hakkında ek bilgi verir; belirli bir para türünü tanımlamaz. Bu yan cümlecik çıkarılsa da revenue sözcüğünün ana tanımı tamamlanmış olur. Burada which, the money a company earns ifadesine, yani revenue sözcüğüne gönderme yapar; company sözcüğüne değil. Could, sales ve advertising ifadelerini olası kaynaklar olarak sunar; bunların tek veya kesin kaynaklar olduğunu söylemez.
Alıştırma
“The charity received extra funding, which could come from local businesses,” cümlesinde which neye gönderme yapar?
- local businesses
- extra funding
- the charity
Cevabı göster
extra funding
a losing battle is a fight you cannot win.
5:49kaybedilmiş bir savaş (a losing battle), kazanamayacağınız bir kavgadır.
our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek
Our 6 minutes are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği ve bu nedenle programın kapanması gerektiği anlamına gelir. Zaman sınırıyla ilgili bu ifadede be up, “süresi dolmak” demektir; fiziksel olarak “yukarıda olmak” demek değildir. Minutes çoğul olduğu için cümlede are kullanılır. Tekil time ismiyle yaygın biçim Time is up şeklindedir.
Alıştırma
Be up kullanarak süre sınırı duyurusunu tamamlayın: Hakem şöyle diyor: “Your five minutes ____.”
Cevabı göster
are up
Join us again soon for more useful vocabulary here at 6 Minute English.
5:556 Minute English'te daha fazla faydalı kelime öğrenmek için yakında bize tekrar katılın.