Vücut kokusuna ne sebep olur? - Mel Rosenberg: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, kokusuz koltuk altı salgılarının bakteriler tarafından nasıl vücut kokusuna dönüştürüldüğünü, kokunun şiddetini nelerin değiştirdiğini ve yıkama, deodorant ile ter önleyicilerin nasıl işlediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. That's where bacteria come in. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu cümleyi, açıklamanın belirli bir aşamasında önem kazanan etkeni devreye sokan bir geçiş olarak tanımayı öğrenin. Burada başlangıçta kokusuz olan salgılar ile bunlardaki protein ve yağları kokulu bileşiklere dönüştüren bakteriler arasında bağ kurar; böylece neden-sonuç zincirini açık biçimde sunmanıza yardımcı olur. 2. what determines how strong your body odor might — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what sözcüğünün belirleyici nedeni sorduğu, how strong bölümünün ise belirlenen dereceyi gösterdiği iç içe geçmiş soru yapısını anlayın. might bilimsel anlatıma uygun bir ihtiyat katar; bu nedenle kalıp, kişiden kişiye değişebilen sonuçların nedeni ve derecesi hakkında karmaşık sorular kurmak için kullanışlıdır. 3. inhibit bacterial activity and mask odors — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Deodorantın etkisini anlatan iki kesin ve paralel fiili ayırt edin: inhibit bakteri etkinliğini azaltmak, mask ise kokunun kaynağını ortadan kaldırmadan kokuyu örtmek demektir. Bu sözcükler bilimsel, tıbbi ve ürünle ilgili açıklamalarda mekanizmaları doğru biçimde ifade etmenizi sağlar.
Bu derste
A pungent blend of onions, cheese, and cat urine with hints of Kalıp ifadeler
0:07Soğan, peynir ve kedi idrarının keskin bir karışımına biraz da...
pungent blend of: güçlü ve keskin bir karışım
pungent blend of X, Y, and Z yapısında pungent, çok güçlü ve keskin, çoğu zaman da rahatsız edici bir koku ya da tadı anlatır. Burada acı biberin acılığını değil, kokuyu belirtir. Temel isim blend sözcüğüdür; of ise karışan şeyleri tanıtır. a pungent blend of + malzemeler veya koku kaynakları kalıbı, birkaç koku ya da tadı tek bir karışım olarak sunar.
Alıştırma
Yiyecek dışı iki kokunun güçlü ve keskin karışımını en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The basement had a pungent blend of bleach and damp carpet.
- The basement had a mild blend of bleach and damp carpet.
- The basement had a spicy blend of bleach and damp carpet.
Cevabı göster
The basement had a pungent blend of bleach and damp carpet.
don't need more than one whiff: bir kez koklamak yeterli
Whiff, burna kısa süreliğine ulaşan az miktardaki kokuyu belirten sayılabilir bir isimdir. One whiff, kokuyu kısa bir süre bir kez algılamak demektir; ağızla alınan bir lokma veya uzun süre koklamak anlamına gelmez. don't need more than one whiff ifadesindeki olumsuz sınır, bir kez koklamanın yeterli olduğunu belirtir. don't need more than + miktar yapısı, daha büyük bir miktarın gerekli olmadığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “kısa bir kez koklamak yeterliydi” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: I didn't need ____ to know the toast was burning.
Cevabı göster
more than one whiff
İsimden sonra gelen influenced by ... ortaç öbeği
a surprisingly complex phenomenon influenced by ... isim öbeğinde influenced by ... ifadesi phenomenon sözcüğünden sonra gelir ve onu açıklar. Edilgen bir anlam taşır: olgu, genetik yapıdan ve sıralanan diğer etkenlerden etkilenir. Bu, kısaltılmış bir ilgi yan cümleciğidir: a phenomenon that is influenced by .... İkinci bir ana yüklem oluşturmaz; ana cümle But it is ... olarak kalır. Bu tür kısaltılmış yapılar bilimsel ve açıklayıcı metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede influenced by ... ifadesi bir isimden sonra gelen ortaç öbeği olarak doğru kullanılmıştır?
- The plants influenced by the cold weather grew more slowly.
- The plants influencing by the cold weather grew more slowly.
- The plants were influenced by the cold weather grew more slowly.
Cevabı göster
The plants influenced by the cold weather grew more slowly.
What is ...? Where does it come from? And can ...? sorularıyla açıklamanın yol haritasını çizmek
Üç soru birlikte bir yol haritası görevi görür. Üç görevi sırayla duyururlar: kokuyu tanımlamak, kaynağını açıklamak ve bu konuda bir şey yapılıp yapılamayacağını değerlendirmek. Açıklayıcı konuşmada What is X? Where does it come from? What can we do about it? gibi bir soru dizisi, dinleyicilerin sonraki düzeni tahmin etmesine yardımcı olur. So yol haritasına geçişi gösterir, exactly kesin bir açıklama ister ve And son soruyu önceki sorulara bağlar.
Alıştırma
Bu bölümde art arda gelen üç sorunun temel düzenleme işlevi nedir?
- Tek bir soruyu üç farklı dil bilgisi biçiminde yeniden ifade ederler.
- Bir tanımı, bir kaynağı ve olası bir çözümü önceden gösterirler.
- Üç konu da ele alındıktan sonra açıklamayı bitirirler.
Cevabı göster
Bir tanımı, bir kaynağı ve olası bir çözümü önceden gösterirler.
you just need two things to produce that familiar scent. Dilbilgisi
0:39bu tanıdık kokuyu üretmek için sadece iki şeye ihtiyacınız var.
İlk adımı tanıtmak için To start,
Cümle başındaki To start, bir açıklamanın veya sürecin ilk temel noktasını ya da adımını tanıtan bir sıralama işaretidir. Ardından gelen bilgiyi düzenler. Bir olayın ne zaman başladığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede To start bir sürecin ilk adımını gösteren sıralama işareti olarak kullanılmıştır?
- At first, the fruit looked unripe.
- The cooking class starts at ten.
- To start, wash the fruit and dry it.
Cevabı göster
To start, wash the fruit and dry it.
need two things to produce: need + gerekli nesne + to-mastar
need + isim öbeği + to-mastar yapısının bu kullanımında isim öbeği gerekli olan şeyi, to + fiil ise onun ulaşmaya yardımcı olduğu amacı belirtir. Burada two things gerekli girdileri, to produce that familiar scent ise amacı belirtir. Yapıyı need [two things] [to produce ...] şeklinde ayırın; need to produce [two things] şeklinde değil. Sözcük sırası, gerekli olarak sunulanın bir şey mi yoksa bir eylem mi olduğunu belirler.
Alıştırma
Cümleyi need + gerekli nesne + to-mastar hedef sırasıyla tamamlayın. Gerekli nesne olarak one key, eylem olarak open kullanın: You ____ the locked gate.
Cevabı göster
need one key to open
feed on: bir şeyle beslenmek
Feed on, bir şeyi yiyerek veya besin olarak kullanarak ondan beslenmek demektir. Bu cümlede beslenen canlılar bakterilerdir ve them koltuk altı salgılarını ifade eder. On sözcüğü, feed on + besin kaynağı kalıbının bir parçasıdır. Neyin tüketildiğini gösterir; bakterilerin nerede bulunduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bazı böceklerin ölü odunu besin olarak kullandığını ifade eder?
- Some insects feed on dead wood.
- Some insects hide under dead wood.
- Some insects carry pieces of dead wood.
Cevabı göster
Some insects feed on dead wood.
Most people associate body odor with sweat Kalıp ifadeler
0:47Çoğu insan vücut kokusunu terle ilişkilendirir
associate body odor with sweat: A ile B'yi ilişkilendirmek
Associate A with B, genellikle biri diğerini akla getirdiği için A ile B'yi zihinde ilişkilendirmek demektir. Burada çoğu insan vücut kokusunu terle ilişkilendirir; cümle bunların aynı olduğunu veya birinin mutlaka diğerine neden olduğunu söylemez. Bu etken yapıda A, associate sözcüğünden sonra; B ise with sözcüğünden sonra gelir: associate A with B. Kullanılması gereken edat to değil, with'tir.
Alıştırma
Cümleyi associate A with B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: Many people associate dark clouds ____ rain.
Cevabı göster
with
an important piece of the puzzle: önemli bir parça, cevabın tamamı değil
Bu cümlede an important piece of the puzzle, vücut kokusunu anlamada önemli bir etkeni anlatan bir mecazdır. Ter önemlidir, ancak açıklamanın yalnızca bir parçasıdır. Bu ifade karmaşık bir soruyu yapboza benzetir: her ipucu veya etken bütün resme bir parça ekler. Bir şeye a piece denmesi, genellikle daha fazla bilgiye ihtiyaç olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Bir bilim insanı “The temperature data is an important piece of the puzzle.” diyor. Bu ifade ne anlama gelir?
- Veriler fiziksel bir yapboz parçasıdır.
- Veriler, sorunu anlamanın önemli bir parçasıdır.
- Veriler tek başına eksiksiz açıklamayı sağlar.
Cevabı göster
Veriler, sorunu anlamanın önemli bir parçasıdır.
come in two major types: bir sınıflandırma başlatmak
Burada come in, “belirli biçimlerde veya kategorilerde bulunmak ya da sunulmak” demektir. Come in two major types bir sınıflandırma başlatır: ter bezleri iki ana gruba ayrılabilir. Kullanışlı yapı come/comes in + sayı veya açıklama + kategori şeklindedir; comes in three sizes buna bir örnektir. Tekil özneyle comes, çoğul özneyle come kullanın. Bu yapı bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Mevcut boyutları anlatmak için cümleyi come in ile tamamlayın: These notebooks ____ three sizes.
Cevabı göster
come in
Eccrine glands are found all over your skin Dilbilgisi
0:57Ekrin bezleri cildinizin her yerinde bulunur
are found all over your skin: dağılımı anlatma
Bilimsel metinlerde be found + yer, bir şeyin o yerde bulunduğunu veya dağılım gösterdiğini anlatır. Burada are found all over your skin, ekrin bezlerinin vücudun derisi boyunca dağıldığını ifade eder. Yapı edilgen olsa da birinin bezleri bulmasına odaklanmaz. Bunu konum veya dağılımın nesnel bir açıklaması olarak okuyun.
Alıştırma
“This bird is found near the coast.” cümlesinde “is found” ne anlama gelir?
- Kuş kıyıya doğru hareket ediyor.
- Birisi kıyı yakınında kuşu arıyor.
- Kuş kıyı yakınında yaşar veya görülür.
Cevabı göster
Kuş kıyı yakınında yaşar veya görülür.
in your armpits and a few other places on your body.
1:06koltuk altlarınızda ve vücudunuzun birkaç başka yerinde bulunur.
on the other hand: karşıtlık sunma
On the other hand, daha önce sözü edilen bir unsurla karşıtlık oluşturan ikinci bir unsur, fikir veya yönü tanıtır. Burada ekrin bezlerinden apokrin bezlerine geçerek dinleyicinin iki türü karşılaştırmasını sağlar. İki ifade de aynı konu içinde kalır; bu yapı ilgisiz bir konuya geçildiğini veya ilk ifadenin reddedildiğini göstermez.
Alıştırma
Dersteki dört sözcüklü bağlaçla karşılaştırmayı tamamlayın: The blue backpack is lighter. The red one, ____, has more pockets.
Cevabı göster
on the other hand
develop at puberty: biyolojik büyüme veya oluşum
Biyoloji bağlamında develop, bir şeyin zamanla büyümesi, oluşması veya işlev kazanmaya başlaması anlamına gelebilir. Burada develop at puberty, bezlerin ergenlik döneminde bu doğal değişimi geçirdiğini belirtir. Develop burada nesne almaz; bezlerin kendisi gelişir. Birinin onları bilerek yarattığı veya tasarladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Some body features develop at puberty,” cümlesinde develop ne anlama gelir?
- Vücudun başka bir bölümüne taşınırlar.
- Biri onları kasıtlı olarak ürün şeklinde tasarlar.
- Doğal olarak büyür, oluşur veya işlev kazanmaya başlarlar.
Cevabı göster
Doğal olarak büyür, oluşur veya işlev kazanmaya başlarlar.
The sweat they secrete is full of proteins and fats. Kalıp ifadeler
1:09Salgıladıkları ter proteinler ve yağlarla doludur.
full of proteins and fats: bolluğu vurgulama
be full of + isim yapısı, bir şeyden çok miktarda içermek veya birçok şeye sahip olmak anlamına gelir. Bu cümlede full of proteins and fats, terin bu maddelerden önemli miktarda içerdiğini belirtir. İçerikler veya özellikler anlatılırken full, bir şeyin kapasitesinin sonuna kadar tamamen dolu olması gerektiği anlamına gelmez. Bu ifade kesin bir yüzdeyi değil, bolluğu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi be full of yapısıyla tamamla: This science book ____ clear diagrams and useful facts.
Cevabı göster
is full of
By themselves: bir şeyi tek başına ele almak
By themselves, “başka bir etken üzerlerinde etkili olmadan, tek başlarına ele alındıklarında” anlamına gelir. Burada salgılar sürecin bir parçası olarak ayrı ele alınır ve bu parçanın genellikle kokusuz olduğu belirtilir. Çoğul dönüşlü zamir themselves, these secretions ifadesine gönderme yapar. Nesneler veya maddelerle by + dönüşlü zamir çoğu zaman “tek başına, kendi başına” anlamına gelir; nesnenin bilinçli olarak bir eylem yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, iki rengin ayrı ayrı ele alındığında donuk göründüğünü ifade eder?
- By themselves, these two colors look dull, but together they look bright.
- To themselves, these two colors look dull, but together they look bright.
- For themselves, these two colors look dull, but together they look bright.
Cevabı göster
By themselves, these two colors look dull, but together they look bright.
That's where bacteria come in: bir etkenin rolünü tanıtmak
That's where X comes in, o anda önem kazanan kişiyi, şeyi veya etkeni tanıtan bir bağlantı kalıbıdır. That's az önce anlatılan duruma gönderme yapar; where ise mutlaka fiziksel bir yeri değil, “açıklamanın o noktasında” anlamını taşır. Burada önceki bilgi, neden-sonuç zincirinde açıklanması gereken bir boşluk oluşturur: salgılar tek başlarına kokusuzdur. Cümle bakterileri bu zincire dahil eder ve sırada onların rolünün açıklanacağını belirtir. Come in, “katılmak” veya “rol oynamak” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi That's where X comes in kalıbıyla tamamlayın: The design is ready, but it still needs testing. That's where the quality team ____.
Cevabı göster
comes in
is covered with: bir yüzeye yayılmış olan şeyi anlatma
Be covered with + isim, bir yüzeyin üzerine çok miktarda bir şeyin yayılmış olduğunu anlatır. Bu cümlede with, vücudun yüzeyine yayılmış bakterileri tanıtır. Bu yapı bir durumu anlatır; dolayısıyla bakterileri birinin bilerek oraya koyduğu anlamına gelmez. Bir yüzeyin üzerinde ne olduğuna odaklanmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi be covered with yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a windy afternoon, the porch ____ dry leaves.
Cevabı göster
was covered with
Many microorganisms thrive in moist environments Kalıp ifadeler
1:25Birçok mikroorganizma nemli ortamlarda çoğalır,
thrive in moist environments: uygun koşullarda iyi gelişmek
Thrive in + ortam, o koşullarda büyümek, gelişmek veya çok başarılı olmak anlamına gelir. Burada moist environments, birçok mikroorganizmanın iyi gelişebildiği koşulları sağlar. Thrive, survive fiilinden daha güçlüdür: survive yalnızca hayatta kalmak veya varlığını sürdürmek demektir; thrive ise sağlıklı büyüme veya başarı anlamını da taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede thrive in, 'destekleyici koşullarda çok başarılı olmak' anlamında kullanılmıştır?
- The student newspaper arrives in the office every Friday.
- The student newspaper survives despite having almost no support.
- The student newspaper thrives in a school that values young writers.
Cevabı göster
The student newspaper thrives in a school that values young writers.
There, you can find about a million bacteria per square centimeter, Kelime
1:30Orada santimetrekare başına yaklaşık bir milyon bakteri bulabilirsiniz,
per square centimeter: alan birimi başına oran belirtme
per + birim yapısında per, “her bir birim için” anlamına gelir. Burada per square centimeter, her bir santimetrekarelik alanda kaç bakteri bulunduğunu gösterir; dolayısıyla sayı toplam miktarı değil, yoğunluğu belirtir. Aynı kalıpla items per minute, dollars per ticket ve kilometers per hour gibi pek çok oran oluşturulur.
Alıştırma
Cümleyi “her bir santimetrekare için” anlamına gelen birim ifadesiyle tamamlayın: The sensor detected 80 particles ____.
Cevabı göster
per square centimeter
one of the highest concentrations: en uç gruptaki üyelerden biri olmak
One of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısı, bir şeyin en uçtaki gruba ait olduğunu belirtir. Bu nedenle one of the highest concentrations, “en yüksek yoğunluklar grubundaki bir yoğunluk” demektir; mutlaka tek başına en yüksek yoğunluk olduğu anlamına gelmez. Burada one of ifadesinden sonraki isim çoğuldur: concentrations. Anywhere on the skin karşılaştırma alanını belirler; dolayısıyla iddia ciltteki yerlerle sınırlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bu istasyonun, şehirdeki en yoğun istasyonlar grubunda olduğunu ancak tek başına en yoğun istasyon olmadığını doğru biçimde ifade eder?
- This is the busiest station in the city.
- This is one of the busiest station in the city.
- This is one of the busiest stations in the city.
Cevabı göster
This is one of the busiest stations in the city.
Lurking in this throng of microorganisms Dilbilgisi
1:38Bu mikroorganizma kalabalığının içinde pusuda bekleyenler,
Lurking in ... are species: sahneyi önce veren devrik yapı
Bu cümlede Lurking in this throng of microorganisms, sahneyi önce kurmak için başa alınır. Çoğul özne species of corynebacteria, staphylococci, micrococci, and others, are fiilinden sonra gelir. Normal sıra şöyledir: Species of ... are lurking in this throng of microorganisms. Lurking, are lurking yapısındaki -ing'li bölümdür; tek başına çekimli fiil değildir. Çekimli fiil are, species ile sayı bakımından uyumludur. Sahneyi öne alan bu devrik yapı, okuyucunun önce bir yeri veya durumu hayal etmesini, ardından orada ne olduğunu öğrenmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle örnekteki gibi sahneyi önce veren devrik yapıyı kullanır?
- Near the entrance, several reporters were talking.
- Lurking near the entrance are several reporters.
- Several reporters are lurking near the entrance.
Cevabı göster
Lurking near the entrance are several reporters.
When these bacteria feed on the proteins and fats in apocrine sweat,
1:47Bu bakteriler apokrin terindeki proteinler ve yağlarla beslendiğinde,
into new ones that can smell very unpleasant.
1:54çok kötü kokabilen yeni bileşiklere dönüştürürler.
turn the odorless compounds into ...: turn A into B ile A'yı B'ye dönüştürmek
Turn A into B, A'yı değiştirip dönüştürerek B hâline getirmek demektir. Burada A, the odorless compounds; B ise new ones that can smell very unpleasant ifadesidir. Ones, compounds sözcüğünün yerini tutar. Buradaki turn, dönmek veya yön değiştirmek anlamına gelmez. Bu kalıp malzeme, biçim, kullanım veya rol değişikliklerini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B kalıbıyla tamamlayın: This process can ____ waste into fuel.
Cevabı göster
turn
Some of the worst offenders: mecazi olarak suç yükleme
Bu cümlede offenders, yasayı çiğnemiş kişiler anlamına gelmez. Ciddi bir soruna yol açan şeyleri mecazi biçimde adlandırır; the worst offenders, soruna en fazla katkıda bulunan kaynaklardır. Burada ifade, hoş olmayan kokudan özellikle sorumlu olan maddeleri gösterir. Some of, kükürt içeren kimyasalların soruna en çok yol açan grubun bir parçası olduğunu, ancak mutlaka grubun tamamı olmadığını belirtir. Bu kişileştirme anlatımı canlılaştırır ve hafifçe suçlayıcı bir ton katar.
Alıştırma
Hangi cümlede offenders, bir sorunun başlıca kaynakları anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The police arrested the offenders after the robbery.
- Old diesel engines are among the worst offenders when it comes to air pollution.
- The judge spoke to the repeat offenders.
Cevabı göster
Old diesel engines are among the worst offenders when it comes to air pollution.
sulfur-containing chemicals ve X-containing yapısı
sulfur-containing chemicals ifadesinde sulfur-containing, chemicals sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. containing sulfur veya that contain sulfur anlamına gelir; containing burada tam bir yan cümlenin ana fiili değildir. Başka durumlara aktarılabilen yapı X-containing + isim biçimindedir ve X bir malzemeyi ya da bileşeni adlandırır. Kısa çizgi X ile containing ögelerini tek bir niteleyici olarak birleştirir. protein-containing foods ve carbon-containing compounds buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi X-containing yapısıyla tamamlayın: This is a caffeine-____ drink.
Cevabı göster
containing
Those give body odor its oniony aroma. Kalıp ifadeler
2:02Bunlar vücut kokusuna o soğanımsı aromayı verir.
give body odor its oniony aroma: give + nesne + özellik
Bu cümlede give + nesne + özellik, “nesnenin o özelliğe sahip olmasını sağlamak” anlamına gelir. Nesne body odor, its oniony aroma ise bu maddelerin oluşturduğu özelliktir. Nesneden sonraki bölüm, fiziksel bir şey yerine renk, koku, tarz veya etki gibi bir niteliği adlandırabilir. its oniony aroma içindeki its, body odor ifadesine geri gönderme yapar ve özelliği ona bağlar.
Alıştırma
Cümleyi give + nesne + özellik yapısında give fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A little paprika ____ the rice its bright red color.
Cevabı göster
gives
adding notes of cheese: duyusal betimlemelerde notes
Koku veya tat betimlemelerinde notes, genel koku ya da lezzet içinde fark edilebilen küçük özellikleri veya katmanları anlatır. Burada notes of cheese, kokudaki peynirimsi özellikler anlamına gelir; yazılı notları veya müzik seslerini anlatmaz. Adding notes of cheese, karboksilik asitlerin etkisini belirtir: genel kokuya peynirimsi bir katman eklerler. Bu ifade tek başına gerçek peynir bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“The perfume has notes of vanilla and cedar.” cümlesini okuyun. notes ne anlama gelir?
- vanilya ve sediri andıran, fark edilebilir koku özellikleri
- parfümün ürettiği müzik sesleri
- vanilya ve sedir hakkında yazılı yorumlar
Cevabı göster
vanilya ve sediri andıran, fark edilebilir koku özellikleri
waft up: havada hafifçe yukarı süzülmek
Bu cümlede waft up, havada hafifçe yukarı doğru hareket etmek demektir. Kokuyu taşıyan moleküller yükselirken süzülür; ifade hızlı ya da güçlü bir çıkıştan çok hafif ve zahmetsiz görünen bir hareketi anlatır. Bu kalıp genellikle kokuların, dumanın, buharın veya seslerin havada yumuşakça yayılmasını anlatır. up yukarı yönü, waft ise süzülme niteliğini verir.
Alıştırma
Cümleyi waft up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A warm, spicy smell ____ from the kitchen downstairs.
Cevabı göster
wafted up
can be sucked directly into: modal yardımcı fiille edilgen yapı
can be sucked directly into, can + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki modal yardımcı fiilli edilgen yapıyı kullanır. Burada sucked geçmiş zaman ortacıdır, directly doğrudan girişi vurgular ve into varış yerini belirtir. İfade, moleküllerin doğrudan burnun içine çekilebileceği anlamına gelir. Özne eylemden etkilenir; emme eylemini yapan özne değildir. Bu edilgen yapı, eyleme yol açan kişi, hava akımı veya başka bir kuvvet yerine süreçte ne olabileceğine odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümlede pollen dilbilgisel öznedir ve havalandırma deliğinin içine çekilebileceği anlatılır?
- Pollen can drift directly into the air vent.
- The fan can suck pollen directly into the air vent.
- Pollen can be sucked directly into the air vent.
Cevabı göster
Pollen can be sucked directly into the air vent.
by an array of specialized receptors. Kalıp ifadeler
2:17bir dizi özelleşmiş reseptör tarafından algılanırlar.
an array of specialized receptors: bir dizi özelleşmiş reseptör
An array of + çoğul sayılabilen bir isim, birkaç öğeden oluşan bir topluluğu ifade eder ve çoğu zaman tür ya da işlev bakımından bir miktar çeşitlilik olduğunu da düşündürür. Burada an array of specialized receptors, özel algılama görevleri yapan birden fazla reseptörü anlatır. Buradaki array sıradan bir isimdir; veri yapısını belirten bilgisayar terimi değildir. Bu ifade, açıklamadaki reseptörleri tek bir grup olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi an array of ile tamamlayın: The rescue team used ____ specialized cameras to inspect the tunnel.
Cevabı göster
an array of
less than one in a million: milyonda birden az
Bu ölçüm bağlamında one in a million gerçek anlamda bir orandır: 1.000.000 birim içinde bir birim. Less than one in a million, yoğunluğun bu orandan, yani %0,0001'den daha düşük olduğunu belirtir. Yakındaki concentrations sözcüğü sayısal anlamı gösterir. You're one in a million gibi bir cümlede aynı sözler genellikle “son derece nadir veya özel” anlamına gelen bir deyimdir; ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Hangi cümlede one in a million gerçek anlamda sayısal bir oranı belirtir?
- The chance of this error is less than one in a million.
- My grandmother is one in a million.
- The stadium welcomed one million visitors.
Cevabı göster
The chance of this error is less than one in a million.
So what determines how strong your body odor might be? Dilbilgisi
2:27Peki vücut kokunuzun ne kadar güçlü olabileceğini belirleyen nedir?
what determines how strong ... might be: iç içe geçmiş soru yapısı
Dış soru What determines ...? yapısıdır. Burada what, sonucu kontrol eden etkeni sorar. how strong your body odor might be yan cümlesi determines fiilinin nesnesidir ve vücut kokusunun olası şiddetini ifade eder. how strong yan cümlesi daha büyük bir sorunun içine yerleştiği için bildirme cümlesi dizilişini kullanır: your body odor might be; might your body odor be değil. Soru biçimi dış cümlenin tamamına aittir; içteki yan cümle bildirme dizilişini korur.
Alıştırma
Hangi cümle içteki soru yapısında bildirme cümlesi dizilişini doğru kullanıyor?
- What affects how long the battery last will?
- What affects how long will the battery last?
- What affects how long the battery will last?
Cevabı göster
What affects how long the battery will last?
and the nutrients that your glands provide them with. Kalıp ifadeler
2:34ve bezlerinizin onlara sağladığı besinlere bağlıdır.
depends on: sonucu belirleyen etkeni belirtmek
Depend on + bir etken, bir sonucun o etken tarafından belirlendiğini veya ondan etkilendiğini anlatır. On, sonucu kontrol eden koşulu, kişiyi ya da şeyi belirtir; burada fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu cümlede It, vücut kokusunun ne kadar güçlü olabileceğine gönderme yapar. on'dan sonraki etkenler koltuk altında yaşayan mikroplar ve bezlerin sağladığı besinlerdir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Whether the picnic happens ____ the weather.
Cevabı göster
depends on
resident microbial populations: bir yere yerleşmiş mikroplar
Burada resident, microbial populations ifadesini niteleyen bir sıfattır. Bilimsel dilde “belirli bir yerde normal olarak bulunan ve oraya yerleşmiş” anlamına gelir. Bu nedenle resident microbial populations, genellikle koltuk altında yaşayan mikrop topluluklarıdır. Population, yalnızca bir ülke veya şehirdeki insan sayısını değil, belirli bir alandaki bir canlı grubunu da ifade edebilir. Resident, grubun o bölgede yerleşik olduğunu anlatır; her bir mikrobun sonsuza kadar orada kaldığını ileri sürmez.
Alıştırma
Hangi cümlede resident, normal olarak tek bir yerde yaşayan bir grubu anlatan bilimsel anlamıyla kullanılmıştır?
- The reef supports a resident population of fish.
- The visiting team arrived on Friday.
- Every resident received a safety notice.
Cevabı göster
The reef supports a resident population of fish.
provide them with: provide A with B kalıbı
Provide A with B, “B’yi A’ya vermek veya B’yi A’nın kullanımına sunmak” anlamına gelir. Burada A, daha önce geçen microbial populations ifadesine gönderme yapan them sözcüğüdür; B ise nutrients sözcüğüdür. Temel tam sıralama your glands provide them with nutrients şeklindedir. the nutrients that your glands provide them with isim grubunda nutrients ilgi cümleciğinden önce geldiği için with sonda kalır. Yine de sağlanan şeyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi provide A with B yapısıyla tamamlayın: The clinic provides patients ____ clear instructions.
Cevabı göster
with
Your genes help determine what compounds you produce Dilbilgisi
2:38Genleriniz hangi bileşikleri ne miktarda
help determine what ... and in what quantity: tür ve miktar
Help determine, “karar verilmesine katkıda bulunmak veya sonucu şekillendirmek” anlamına gelir. Bu nedenle genler, sonucun tek nedeni olmak zorunda olmayan etkenlerden biri olarak sunulur. Tamamlayıcı bölüm iki soruyu birbirine bağlar: what compounds you produce türleri, in what quantity ise miktarları belirtir. İkinci bölümde you produce them gibi bağlamdan anlaşılabilen tekrarlar atılır. Bunlar cümle içine yerleştirilmiş sorular olduğu için what compounds do you produce değil, what compounds you produce sırası kullanılır.
Alıştırma
Bilgiyi tür ve miktara göre düzenlemek için help determine what ... and in what quantity yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The test helps determining what substance the sample contains and in what quantity.
- The test helps determine what substance does the sample contain and in what quantity.
- The test helps determine what substance the sample contains and in what quantity.
Cevabı göster
The test helps determine what substance the sample contains and in what quantity.
virtually eliminates body ...: virtually, “neredeyse” demektir
Burada virtually, “neredeyse” veya bir sonucun pratikte gerçekleşmiş sayılacak kadar tamamlanmaya yakın olduğunu belirten bir derece zarfıdır. Eliminates fiilinin mutlaklığını azaltır: vücut kokusu neredeyse ortadan kalkar, ancak cümle küçük istisnalara hâlâ izin verir. Tam isim öbeği body odor olduğundan body sözcüğü odor sözcüğünü niteler; cümle bir vücudun ortadan kaldırıldığını söylemez. Bu bağlamda virtually, bilgisayar aracılığıyla veya sanal gerçeklikte anlamına da gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The new filter virtually eliminates background noise. Burada virtually ne anlama gelir?
- Gürültüyü bir sanal gerçeklik sistemi aracılığıyla giderir.
- Gürültünün neredeyse tamamını giderir, ancak mutlaka en küçük bir parça bile kalmadığı anlamına gelmez.
- Her seferinde gürültünün tamamının kesinlikle giderildiğini kanıtlar.
Cevabı göster
Gürültünün neredeyse tamamını giderir, ancak mutlaka en küçük bir parça bile kalmadığı anlamına gelmez.
people of East Asian descent: konum değil, Doğu Asya kökeni
People of East Asian descent, ailesinin ataları Doğu Asya’dan gelen kişiler anlamına gelir. Buradaki descent aşağı doğru hareket değil, soy veya aile kökeni demektir. Bu ifade atalara dayanan geçmişi anlatır. Tek başına bir kişinin doğum yerini, vatandaşlığını, şu an yaşadığı yeri, dilini veya kişisel kimliğini belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların nerede doğduğunu veya yaşadığını belirtmeden Batı Afrika kökenli olduklarını söyler?
- The study included people who currently live in West Africa.
- The study included people of West African descent.
- The study included people who traveled down through West Africa.
Cevabı göster
The study included people of West African descent.
Adrenaline increases the ratio of apocrine to eccrine sweat. Kalıp ifadeler
2:54Adrenalin, apokrin terinin ekrin terine oranını artırır.
the ratio of X to Y: X ile Y’yi sırayla karşılaştırma
The ratio of X to Y, X’in miktarını Y’nin miktarıyla karşılaştırır. Sıra önemlidir: 2 to 1 oranında 2, X’e; 1 ise Y’ye aittir. Burada X apocrine sweat, Y ise eccrine sweat’tir. Increases the ratio of X to Y, X’in Y’ye göre oranının öncekinden daha büyük olduğu anlamına gelir; iki türün toplam miktarının arttığı anlamına gelmek zorunda değildir. Bu yapıda to yön değil, karşılaştırma bildirir.
Alıştırma
Cümleyi ratio of X to Y yapısındaki iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: The ratio ____ red marbles ____ blue marbles is three to two.
Cevabı göster
of · to
So body odor can be more intense when you're nervous. Dilbilgisi
2:58Bu yüzden gergin olduğunuzda vücut kokunuz daha yoğun olabilir.
can be more intense when you're nervous: bir koşul altındaki olası değişim
Bu cümlede can be, belirtilen durumda yoğunluk derecesinin artmasının mümkün olduğunu belirtir; birinin kokuyu daha güçlü hâle getirme yeteneği olduğu anlamına gelmez. More intense karşılaştırma yapar ve alışılmış ya da önceki düzeye göre daha yüksek bir yoğunluk gösterir. When you're nervous, değişimin meydana gelebileceği koşulu belirtir. Cümle genel bir eğilimi temkinli biçimde sunar: gerginlik daha güçlü vücut kokusuyla ilişkili olabilir, ancak bu sonuç herkes için kesin değildir.
Alıştırma
Can'in yetenek yerine belirli bir koşul altında mümkün olan bir değişimi anlattığı cümleyi seçin.
- She can solve this puzzle when she has enough time.
- The road can be slippery when it rains.
- Rain always makes the road slippery.
Cevabı göster
The road can be slippery when it rains.
also varies between individuals and plays a part. Deyimler
3:05bireyler arasında farklılık gösterir ve bir rol oynar.
plays a part: katkıda bulunan bir faktör
Plays a part bir sonuca katkıda bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede bakterilerin bileşimi ve yoğunluğu, sonucu etkileyen faktörler olarak sunuluyor; başka faktörler de olabilir. Bu ifade burada bir tiyatro oyununda rol yapmak anlamına gelmez. Tümleyici çoğu zaman play a part in + isim veya -ing biçimiyle açıkça belirtilir. Burada sonuç çevredeki açıklamadan anlaşıldığı için cümle plays a part ile bitebilir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular sleep ____ in how well you remember new information.
Cevabı göster
plays a part
can have a small effect on: sınırlı bir etkiyi anlatmak
Have an effect on, “bir şeyi etkilemek” anlamına gelir. Can have a small effect on yapısında can etkinin mümkün olduğunu, small ise etkinin güçlü ya da kesin değil, sınırlı olduğunu gösterir. Effect, have fiilinden sonra kullanılan bir addır. On, etkilenen şeyi gösterir; burada how you smell değişebilecek yönü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede have a small effect on ad yapısı doğru kullanılmıştır?
- A light snack can have a small affect on your energy level.
- A light snack can have a small effect on your energy level.
- A light snack can affect on your energy level a little.
Cevabı göster
A light snack can have a small effect on your energy level.
deal with body...: vücut kokusu sorunuyla başa çıkmak
Deal with, “bir şeyi ele almak” veya “bir konuda harekete geçmek” anlamına gelir. Daha eksiksiz olan deal with body odor ifadesinde with ele alınan sorunu gösterir; body ise body odor ad öbeğinin başlangıcıdır. So how can we...? sorusu uygulanabilir bir çözüm ister. Buradaki deal with, açıklamanın odağını sorunun nedeninden bu konuda ne yapılabileceğine taşır.
Alıştırma
Hangi cümle doğal biçimde “Bu sorun kötüleşmeden önce onu ele almalıyız” anlamına gelir?
- We need to deal with this problem before it gets worse.
- We need to deal this problem before it gets worse.
- We need to trade with this problem before it gets worse.
Cevabı göster
We need to deal with this problem before it gets worse.
Washing the armpits with soap and water helps, Dilbilgisi
3:16Koltuk altlarını sabun ve suyla yıkamak yardımcı olur,
helps, but won't remove: yararlı ama sınırlı bir etkiyi belirtmek
Burada helps, yıkamanın gerçekten yararlı olduğunu belirtir. Ardından but won't remove bu yararı sınırlar: yıkama tüm bakterileri ortadan kaldıramaz. Bu karşıtlık, helps ifadesinin "sorunu tamamen çözer" şeklinde anlaşılmasını önler. Başka durumlarda da kullanılabilen X helps, but won't Y yapısı önce olumlu bir etkiyi belirtir, sonra aynı öznenin yine de neyi yapamayacağını söyler. İki fiilin öznesi aynı olduğu için but sonrasında özneyi tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle filtrenin yararlı olduğunu ama her şeyi yapamayacağını söylüyor?
- The filter doesn't help, because it removes no particles.
- The filter helps, so it will remove every particle.
- The filter helps, but it won't remove every particle.
Cevabı göster
The filter helps, but it won't remove every particle.
since many are buried in deeper layers of the skin. Dilbilgisi
3:21çünkü çoğu derinin daha derin katmanlarına gömülüdür.
since many are buried...: since ile neden belirtmek
Burada since, because anlamına gelir ve önceki eylemin neden tüm bakterileri ortadan kaldıramadığını açıklar. Bu yan cümle "Neden olmaz?" sorusunu yanıtlar; zaman içindeki bir başlangıç noktasını belirtmez. many sözcüğü, önceki yan cümledeki many bacteria ifadesinde yer alan bacteria sözcüğünün yerine geçer. Edilgen are buried yapısı bu bakterilerin nerede saklı olduğunu anlatır; böylece since ile başlayan yan cümlenin tamamı bu sınırlamanın nedenini verir.
Alıştırma
"We canceled the picnic, since the storm was getting worse," cümlesinde since ne anlama gelir?
- çünkü
- … olduğu zamandan beri
- her ne kadar … olsa da
Cevabı göster
çünkü
inhibit bacterial activity and mask odors at the same time. Kelime
3:26bakteri aktivitesini engeller ve aynı zamanda kokuları maskeler.
inhibit bacterial activity and mask odors: bakteri faaliyetini baskılamak ve kokuları maskelemek
Inhibit bacterial activity, bakterilerin ne kadar etkin olduğunu azaltmak veya kısıtlamak demektir. Tek başına bakterileri öldürmek anlamına gelmez. Mask odors, çoğu zaman başka bir kokuyla üzerini örterek kokuları daha az fark edilir hâle getirmek demektir. and bağlacı ürünün iki farklı etkisini birleştirir: biri bakteri faaliyetini sınırlar, diğeri ise kokunun ne kadar güçlü algılandığını değiştirir.
Alıştırma
Bir ürünün bakteri faaliyetini sınırladığını ve kokuları daha az fark edilir hâle getirdiğini doğru anlatan cümle hangisidir?
- The product kills all bacteria and eliminates unpleasant odors permanently.
- The product masks bacterial activity and inhibits unpleasant odors.
- The product inhibits bacterial activity and masks unpleasant odors.
Cevabı göster
The product inhibits bacterial activity and masks unpleasant odors.
Antiperspirants work by forming tiny gel plugs that block sweat glands, Dilbilgisi
3:31Antiperspirantlar (ter önleyiciler), ter bezlerini tıkayan küçük jel tıkaçlar oluşturarak,
work by forming: bir şeyin nasıl çalıştığını açıklamak
work by + -ing yapısı, bir şeyin nasıl çalıştığını veya nasıl sonuç ürettiğini açıklar. By yöntemi tanıtır; forming ise bu yöntemi adlandıran -ing biçimidir. Bu cümlede work by forming, ter önleyicilerin küçük jel tıkaçları oluşturarak işlev gördüğünü anlatır. Aynı yapı ürünlerin, makinelerin, sistemlerin ve yöntemlerin çalışma şeklini açıklayabilir.
Alıştırma
Cümleyi work by + -ing yapısını ve remove fiilini kullanarak tamamlayın: This water filter ____ tiny particles from the water.
Cevabı göster
works by removing
drying out the armpits: kuruma sonucunu anlatan dry out
Dry out, kurumak veya bir şeyin nemini kaybetmesini sağlamak demektir. Burada drying out the armpits geçişli kullanılmıştır: daha kuru hâle gelen nesne the armpits ifadesidir. Sondaki -ing öbeği, ter bezlerini tıkamanın sonucunu gösterir: bu süreç koltuk altlarını kuru bırakır. Out, kuru bir duruma ulaşmayı vurgular; dışarı doğru hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için dry out ifadesinin doğru biçimini kullanın: Several hot days are ____ the soil.
Cevabı göster
drying out
to battle body...: sürekli çaba metaforu olarak battle
Burada to battle, daha uzun olan battle body odor ifadesinin başlangıcıdır. Battle, “kontrol etmek veya üstesinden gelmek için yoğun çaba göstermek” anlamında mecaz bir fiildir. Gerçek bir kavgayı anlatmaz; vücut kokusunu süregelen bir sorun olarak sunar. Bu hafif çatışma metaforu, eyleme deal with ifadesinden daha fazla güç katar. Aktarılabilir kalıp battle + problem biçimindedir ve özellikle ciddi ya da süregelen zorluklar için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede battle, bir soruna karşı güçlü ve sürekli çaba göstermek anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The town is battling a serious water shortage.
- The town is borrowing a serious water shortage.
- The town is measuring a serious water shortage.
Cevabı göster
The town is battling a serious water shortage.
While we continue..., scientists are trying...: paralel arka plan ve odak değişimi
While A, B yapısı, devam eden bir durumu başta arka plan olarak verir ve ardından ana odağı devam eden başka bir eyleme taşır. Burada insanlar vücut kokusuyla uğraşmaya, bilim insanları da onu incelemeye devam ediyor. While, iki amaç arasında hafif bir karşıtlık da oluşturur: sorunla mücadele etmek ve onu anlamak. Cümle bu gelişmeleri paralel biçimde sunar; birinin diğerine neden olduğunu veya ikincisinin ancak birinciden sonra başladığını söylemez.
Alıştırma
While residents rebuild their homes, engineers are studying the flood cümlesinde while yan cümlesinin görevi nedir?
- Her iki eylemin bittiği kesin zamanı verir.
- Yeniden inşanın mühendislerin araştırmasına neden olduğunu söyler.
- Devam eden bir arka plan oluşturduktan sonra odağı paralel bir eyleme taşır.
Cevabı göster
Devam eden bir arka plan oluşturduktan sonra odağı paralel bir eyleme taşır.
We don't know why the brain often interprets these particular odors Kalıp ifadeler
3:43Beynin neden bu belirli kokuları sık sık
interprets these particular odors as off-putting ifadesinde interpret A as B
Interpret A as B, “A'yı B olarak anlamak, algılamak veya değerlendirmek” demektir. Burada A, these particular odors; B ise off-putting ifadesidir. Yani beyin bu kokulara hoş olmayan bir değerlendirme yükler. Off-putting, rahatsızlık veya hoşnutsuzluk yaratmak ya da ilgiyi azaltmak anlamına gelir. Bu yapıda as, ortaya çıkan yorumu veya değerlendirmeyi sunar; yorumlamanın nasıl yapıldığını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi interpret A as B yapısıyla tamamlayın: Some people ____ silence ____ disapproval.
Cevabı göster
interpret · as
But some researchers have proposed that secretions from the armpit Anlatım akışı
3:49Ancak bazı araştırmacılar koltuk altından gelen salgıların
some researchers have proposed that: bir araştırma hipotezini sunmak
some researchers have proposed that aktarım kalıbı, ardından gelen fikri sınırlı bir araştırmacı grubuna atfeder. Some kaynağın kapsamını sınırlar; bütün araştırma dünyasını ifade etmez. Propose that sonrasında iddiayı içeren tam bir yan cümle gelir. Bu ifade, fikri kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bir hipotez olarak sunar. Have proposed biçimindeki present perfect, daha önce ortaya atılan öneriyi güncel tartışmaya bağlarken cümlenin ilerleyen kısmındaki could da belirsizliği ayrıca gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede some researchers have proposed that neyi gösterir?
- Ardından gelen fikir, kaynağı belirtilmeyen kişisel bir gözlemdir.
- Ardından gelen fikir, bütün araştırmacıların kabul ettiği kesinleşmiş bir gerçektir.
- Ardından gelen fikir, sınırlı bir araştırmacı grubuna atfedilen bir hipotezdir.
Cevabı göster
Ardından gelen fikir, sınırlı bir araştırmacı grubuna atfedilen bir hipotezdir.
cementing social bonds: ilişkileri sağlamlaştırmak
Burada cementing mecaz anlamda kullanılır. Çimento bir yapıyı sağlamlaştırır; aynı şekilde cementing social bonds, insanlar veya gruplar arasındaki bağları daha güçlü ve istikrarlı hâle getirmek demektir. Bu ifade genellikle zaten var olan ya da oluşmaya başlayan bağları güçlendirmeyi anlatır. Gerçek anlamda çimentodan söz etmez ve kısa bir dostça temastan çok kalıcı sağlamlığı vurgular.
Alıştırma
Deneyimin ilişkiyi güçlendirdiğini göstermek için cümleyi cement fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Working through the crisis together ____ their alliance.
Cevabı göster
cemented
and providing a means of chemical communication. Kalıp ifadeler
3:57ve kimyasal bir iletişim aracı sağlamak gibi,
providing a means of...: bir şeyi yapmanın yolunu sağlamak
Bu cümlede providing a means of chemical communication, bir yöntem veya kanal sunarak kimyasal iletişimi mümkün kılmak demektir. A means, bir şeyi başarmanın yolu veya aracıdır; bir şeyin “anlamı” değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp provide a means of + isim veya -ing biçimidir; a means of communication ve a means of sharing information buna örnektir. Tek bir yöntemden söz ederken bile means sonundaki s harfini korur: a means.
Alıştırma
Resmî isim means ile doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Email provides a ____ contacting the support team.
Cevabı göster
means of
Dolaylı bir soruda if that's the case
Bu cümlede if bir koşul oluşturmaz. know sözcüğünden sonra geldiği için dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır ve whether anlamına gelir: konuşan kişi önceki düşüncenin doğru olup olmadığını henüz bilmiyordur. That's the case, “gerçek durum budur” veya “o iddia doğrudur” anlamına gelir. Buradaki that az önce sözü edilen olasılığa gönderme yapar; case ise hukuki bir dava değil, durum anlamındadır.
Alıştırma
“We don't know yet if that's the case,” cümlesinde if ne işlev görür?
- Konuşan kişinin önceki iddiayı zaten doğru kabul ettiği anlamına gelir.
- Önceki iddianın doğru olup olmadığıyla ilgili bir soru başlatır.
- Bir koşulun sonucunu verir.
Cevabı göster
Önceki iddianın doğru olup olmadığıyla ilgili bir soru başlatır.
just another ... part of the human condition: insan olma hâlinin bir parçası daha
The human condition, insanların sırf insan oldukları için paylaştıkları temel sınırlılıkları ve deneyimleri anlatır. Burada part of the human condition, vücut kokusunu condition denen bir hastalık olarak değil, insan yaşamının normal ve yaygın bir özelliği olarak sunar. Just another, sıradan bir örnek daha anlamına gelir ve konuyu küçümseyen bir etki yaratır. Soyut human condition ifadesinin smelly ile bir araya gelmesi, sonuca hafif mizahi bir ton katar.
Alıştırma
Bu cümlede part of the human condition ne anlama geliyor?
- Vücut kokusu, insan olmanın yaygın ve doğal bir özelliğidir.
- Vücut kokusu, her insana teşhis konan tıbbi bir hastalıktır.
- Vücut kokusu, kişinin bedeninin şu anda kötü durumda olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Vücut kokusu, insan olmanın yaygın ve doğal bir özelliğidir.
For more TED-Ed videos that people love to watch
4:13vücut kokusu sadece insanlık durumunun kokulu bir başka parçası gibi görünüyor.
but are too embarrassed to share, Dilbilgisi
4:16İnsanların izlemeyi sevdiği ancak paylaşmaya utandığı
but are too embarrassed to share: too + sıfat + to kalıbı
too + adjective + to + verb kalıbı, bir niteliğin eylemi engelleyecek, ciddi biçimde zorlaştıracak veya kişinin eylemi yapmak istememesine yol açacak kadar güçlü olduğunu anlatır. Are too embarrassed to share, utançları videoları paylaşmak istemeyecek kadar güçlü demektir; buradaki too, “de” anlamına gelmez. love ve are sözcüklerinin ortak öznesi people, share fiilinin anlaşılan nesnesi ise videos sözcüğüdür. But mizahi bir karşıtlık kurar: insanlar videoları izlemekten hoşlanır, ancak utanç onları başkalarıyla paylaşmaktan alıkoyar.
Alıştırma
Cümleyi too + adjective + to kalıbındaki dört sözcüklük bir ifadeyle tamamlayın. Sıfat olarak embarrassed, fiil olarak ask kullanın: Liam needed directions, but he was ____.
Cevabı göster
too embarrassed to ask