Vücut kokusuna ne sebep olur? - Mel Rosenberg: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
577 kelime 147 kel/dk

Video özeti: Video, kokusuz koltuk altı salgılarının bakteriler tarafından nasıl vücut kokusuna dönüştürüldüğünü, kokunun şiddetini nelerin değiştirdiğini ve yıkama, deodorant ile ter önleyicilerin nasıl işlediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. That's where bacteria come in. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu cümleyi, açıklamanın belirli bir aşamasında önem kazanan etkeni devreye sokan bir geçiş olarak tanımayı öğrenin. Burada başlangıçta kokusuz olan salgılar ile bunlardaki protein ve yağları kokulu bileşiklere dönüştüren bakteriler arasında bağ kurar; böylece neden-sonuç zincirini açık biçimde sunmanıza yardımcı olur. 2. what determines how strong your body odor might — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what sözcüğünün belirleyici nedeni sorduğu, how strong bölümünün ise belirlenen dereceyi gösterdiği iç içe geçmiş soru yapısını anlayın. might bilimsel anlatıma uygun bir ihtiyat katar; bu nedenle kalıp, kişiden kişiye değişebilen sonuçların nedeni ve derecesi hakkında karmaşık sorular kurmak için kullanışlıdır. 3. inhibit bacterial activity and mask odors — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Deodorantın etkisini anlatan iki kesin ve paralel fiili ayırt edin: inhibit bakteri etkinliğini azaltmak, mask ise kokunun kaynağını ortadan kaldırmadan kokuyu örtmek demektir. Bu sözcükler bilimsel, tıbbi ve ürünle ilgili açıklamalarda mekanizmaları doğru biçimde ifade etmenizi sağlar.

Bu derste

A pungent blend of onions, cheese, and cat urine with hints of Kalıp ifadeler

0:07

Soğan, peynir ve kedi idrarının keskin bir karışımına biraz da...

Kalıp ifadeler

pungent blend of: güçlü ve keskin bir karışım

pungent blend of X, Y, and Z yapısında pungent, çok güçlü ve keskin, çoğu zaman da rahatsız edici bir koku ya da tadı anlatır. Burada acı biberin acılığını değil, kokuyu belirtir. Temel isim blend sözcüğüdür; of ise karışan şeyleri tanıtır. a pungent blend of + malzemeler veya koku kaynakları kalıbı, birkaç koku ya da tadı tek bir karışım olarak sunar.

Alıştırma

Yiyecek dışı iki kokunun güçlü ve keskin karışımını en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The basement had a pungent blend of bleach and damp carpet.
  2. The basement had a mild blend of bleach and damp carpet.
  3. The basement had a spicy blend of bleach and damp carpet.
Cevabı göster

The basement had a pungent blend of bleach and damp carpet.

Is that wet goat?

0:13

Islak keçi kokusu mu karışmış?

Most of us don't need more than one whiff to identify that generally unpleasant characteristic smell Kelime

0:15

Çoğumuzun o genel olarak hoş olmayan karakteristik kokuyu tanımak için bir kez koklaması yeterlidir,

we call body odor.

0:22

biz ona vücut kokusu deriz.

Kelime

don't need more than one whiff: bir kez koklamak yeterli

Whiff, burna kısa süreliğine ulaşan az miktardaki kokuyu belirten sayılabilir bir isimdir. One whiff, kokuyu kısa bir süre bir kez algılamak demektir; ağızla alınan bir lokma veya uzun süre koklamak anlamına gelmez. don't need more than one whiff ifadesindeki olumsuz sınır, bir kez koklamanın yeterli olduğunu belirtir. don't need more than + miktar yapısı, daha büyük bir miktarın gerekli olmadığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “kısa bir kez koklamak yeterliydi” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: I didn't need ____ to know the toast was burning.

Cevabı göster

more than one whiff

But it's a surprisingly complex phenomenon

0:24

Ancak bu, şaşırtıcı derecede karmaşık bir olgudur,

influenced by our genetic makeup, Dilbilgisi

0:27

genetik yapımızdan,

age, diet, and hygiene.

0:29

yaş, beslenme ve hijyenden etkilenir.

Dilbilgisi

İsimden sonra gelen influenced by ... ortaç öbeği

a surprisingly complex phenomenon influenced by ... isim öbeğinde influenced by ... ifadesi phenomenon sözcüğünden sonra gelir ve onu açıklar. Edilgen bir anlam taşır: olgu, genetik yapıdan ve sıralanan diğer etkenlerden etkilenir. Bu, kısaltılmış bir ilgi yan cümleciğidir: a phenomenon that is influenced by .... İkinci bir ana yüklem oluşturmaz; ana cümle But it is ... olarak kalır. Bu tür kısaltılmış yapılar bilimsel ve açıklayıcı metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede influenced by ... ifadesi bir isimden sonra gelen ortaç öbeği olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The plants influenced by the cold weather grew more slowly.
  2. The plants influencing by the cold weather grew more slowly.
  3. The plants were influenced by the cold weather grew more slowly.
Cevabı göster

The plants influenced by the cold weather grew more slowly.

So what is this odor exactly? Anlatım akışı

0:32

Peki bu koku tam olarak nedir?

Where does it come from?

0:34

Nereden geliyor?

And can we do anything about it?

0:35

Ve bu konuda yapabileceğimiz bir şey var mı?

Anlatım akışı

What is ...? Where does it come from? And can ...? sorularıyla açıklamanın yol haritasını çizmek

Üç soru birlikte bir yol haritası görevi görür. Üç görevi sırayla duyururlar: kokuyu tanımlamak, kaynağını açıklamak ve bu konuda bir şey yapılıp yapılamayacağını değerlendirmek. Açıklayıcı konuşmada What is X? Where does it come from? What can we do about it? gibi bir soru dizisi, dinleyicilerin sonraki düzeni tahmin etmesine yardımcı olur. So yol haritasına geçişi gösterir, exactly kesin bir açıklama ister ve And son soruyu önceki sorulara bağlar.

Alıştırma

Bu bölümde art arda gelen üç sorunun temel düzenleme işlevi nedir?

  1. Tek bir soruyu üç farklı dil bilgisi biçiminde yeniden ifade ederler.
  2. Bir tanımı, bir kaynağı ve olası bir çözümü önceden gösterirler.
  3. Üç konu da ele alındıktan sonra açıklamayı bitirirler.
Cevabı göster

Bir tanımı, bir kaynağı ve olası bir çözümü önceden gösterirler.

To start, Anlatım akışı

0:38

Başlamak gerekirse,

you just need two things to produce that familiar scent. Dilbilgisi

0:39

bu tanıdık kokuyu üretmek için sadece iki şeye ihtiyacınız var.

Anlatım akışı

İlk adımı tanıtmak için To start,

Cümle başındaki To start, bir açıklamanın veya sürecin ilk temel noktasını ya da adımını tanıtan bir sıralama işaretidir. Ardından gelen bilgiyi düzenler. Bir olayın ne zaman başladığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede To start bir sürecin ilk adımını gösteren sıralama işareti olarak kullanılmıştır?

  1. At first, the fruit looked unripe.
  2. The cooking class starts at ten.
  3. To start, wash the fruit and dry it.
Cevabı göster

To start, wash the fruit and dry it.

Dilbilgisi

need two things to produce: need + gerekli nesne + to-mastar

need + isim öbeği + to-mastar yapısının bu kullanımında isim öbeği gerekli olan şeyi, to + fiil ise onun ulaşmaya yardımcı olduğu amacı belirtir. Burada two things gerekli girdileri, to produce that familiar scent ise amacı belirtir. Yapıyı need [two things] [to produce ...] şeklinde ayırın; need to produce [two things] şeklinde değil. Sözcük sırası, gerekli olarak sunulanın bir şey mi yoksa bir eylem mi olduğunu belirler.

Alıştırma

Cümleyi need + gerekli nesne + to-mastar hedef sırasıyla tamamlayın. Gerekli nesne olarak one key, eylem olarak open kullanın: You ____ the locked gate.

Cevabı göster

need one key to open

Your armpits' own secretions

0:42

Koltuk altınızın kendi salgıları

and the bacteria that feed on them. Öbek fiiller

0:44

ve onlarla beslenen bakteriler.

Öbek fiiller

feed on: bir şeyle beslenmek

Feed on, bir şeyi yiyerek veya besin olarak kullanarak ondan beslenmek demektir. Bu cümlede beslenen canlılar bakterilerdir ve them koltuk altı salgılarını ifade eder. On sözcüğü, feed on + besin kaynağı kalıbının bir parçasıdır. Neyin tüketildiğini gösterir; bakterilerin nerede bulunduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bazı böceklerin ölü odunu besin olarak kullandığını ifade eder?

  1. Some insects feed on dead wood.
  2. Some insects hide under dead wood.
  3. Some insects carry pieces of dead wood.
Cevabı göster

Some insects feed on dead wood.

Most people associate body odor with sweat Kalıp ifadeler

0:47

Çoğu insan vücut kokusunu terle ilişkilendirir

Kalıp ifadeler

associate body odor with sweat: A ile B'yi ilişkilendirmek

Associate A with B, genellikle biri diğerini akla getirdiği için A ile B'yi zihinde ilişkilendirmek demektir. Burada çoğu insan vücut kokusunu terle ilişkilendirir; cümle bunların aynı olduğunu veya birinin mutlaka diğerine neden olduğunu söylemez. Bu etken yapıda A, associate sözcüğünden sonra; B ise with sözcüğünden sonra gelir: associate A with B. Kullanılması gereken edat to değil, with'tir.

Alıştırma

Cümleyi associate A with B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: Many people associate dark clouds ____ rain.

Cevabı göster

with

and it's an important piece of the puzzle. Deyimler

0:50

ve bu, bulmacanın önemli bir parçasıdır.

Deyimler

an important piece of the puzzle: önemli bir parça, cevabın tamamı değil

Bu cümlede an important piece of the puzzle, vücut kokusunu anlamada önemli bir etkeni anlatan bir mecazdır. Ter önemlidir, ancak açıklamanın yalnızca bir parçasıdır. Bu ifade karmaşık bir soruyu yapboza benzetir: her ipucu veya etken bütün resme bir parça ekler. Bir şeye a piece denmesi, genellikle daha fazla bilgiye ihtiyaç olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Bir bilim insanı “The temperature data is an important piece of the puzzle.” diyor. Bu ifade ne anlama gelir?

  1. Veriler fiziksel bir yapboz parçasıdır.
  2. Veriler, sorunu anlamanın önemli bir parçasıdır.
  3. Veriler tek başına eksiksiz açıklamayı sağlar.
Cevabı göster

Veriler, sorunu anlamanın önemli bir parçasıdır.

Your body has millions of sweat glands

0:52

Vücudunuzda milyonlarca ter bezi vardır

and they come in two major types. Kalıp ifadeler

0:54

ve bunlar iki ana türe ayrılır.

Kalıp ifadeler

come in two major types: bir sınıflandırma başlatmak

Burada come in, “belirli biçimlerde veya kategorilerde bulunmak ya da sunulmak” demektir. Come in two major types bir sınıflandırma başlatır: ter bezleri iki ana gruba ayrılabilir. Kullanışlı yapı come/comes in + sayı veya açıklama + kategori şeklindedir; comes in three sizes buna bir örnektir. Tekil özneyle comes, çoğul özneyle come kullanın. Bu yapı bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Mevcut boyutları anlatmak için cümleyi come in ile tamamlayın: These notebooks ____ three sizes.

Cevabı göster

come in

Eccrine glands are found all over your skin Dilbilgisi

0:57

Ekrin bezleri cildinizin her yerinde bulunur

and secrete mainly water and salt.

1:00

ve esas olarak su ve tuz salgılar.

Dilbilgisi

are found all over your skin: dağılımı anlatma

Bilimsel metinlerde be found + yer, bir şeyin o yerde bulunduğunu veya dağılım gösterdiğini anlatır. Burada are found all over your skin, ekrin bezlerinin vücudun derisi boyunca dağıldığını ifade eder. Yapı edilgen olsa da birinin bezleri bulmasına odaklanmaz. Bunu konum veya dağılımın nesnel bir açıklaması olarak okuyun.

Alıştırma

“This bird is found near the coast.” cümlesinde “is found” ne anlama gelir?

  1. Kuş kıyıya doğru hareket ediyor.
  2. Birisi kıyı yakınında kuşu arıyor.
  3. Kuş kıyı yakınında yaşar veya görülür.
Cevabı göster

Kuş kıyı yakınında yaşar veya görülür.

Apocrine glands on the other hand Anlatım akışı

1:03

Öte yandan apokrin bezleri

develop at puberty Kelime

1:05

ergenlik döneminde gelişir

in your armpits and a few other places on your body.

1:06

koltuk altlarınızda ve vücudunuzun birkaç başka yerinde bulunur.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıtlık sunma

On the other hand, daha önce sözü edilen bir unsurla karşıtlık oluşturan ikinci bir unsur, fikir veya yönü tanıtır. Burada ekrin bezlerinden apokrin bezlerine geçerek dinleyicinin iki türü karşılaştırmasını sağlar. İki ifade de aynı konu içinde kalır; bu yapı ilgisiz bir konuya geçildiğini veya ilk ifadenin reddedildiğini göstermez.

Alıştırma

Dersteki dört sözcüklü bağlaçla karşılaştırmayı tamamlayın: The blue backpack is lighter. The red one, ____, has more pockets.

Cevabı göster

on the other hand

Kelime

develop at puberty: biyolojik büyüme veya oluşum

Biyoloji bağlamında develop, bir şeyin zamanla büyümesi, oluşması veya işlev kazanmaya başlaması anlamına gelebilir. Burada develop at puberty, bezlerin ergenlik döneminde bu doğal değişimi geçirdiğini belirtir. Develop burada nesne almaz; bezlerin kendisi gelişir. Birinin onları bilerek yarattığı veya tasarladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Some body features develop at puberty,” cümlesinde develop ne anlama gelir?

  1. Vücudun başka bir bölümüne taşınırlar.
  2. Biri onları kasıtlı olarak ürün şeklinde tasarlar.
  3. Doğal olarak büyür, oluşur veya işlev kazanmaya başlarlar.
Cevabı göster

Doğal olarak büyür, oluşur veya işlev kazanmaya başlarlar.

The sweat they secrete is full of proteins and fats. Kalıp ifadeler

1:09

Salgıladıkları ter proteinler ve yağlarla doludur.

Kalıp ifadeler

full of proteins and fats: bolluğu vurgulama

be full of + isim yapısı, bir şeyden çok miktarda içermek veya birçok şeye sahip olmak anlamına gelir. Bu cümlede full of proteins and fats, terin bu maddelerden önemli miktarda içerdiğini belirtir. İçerikler veya özellikler anlatılırken full, bir şeyin kapasitesinin sonuna kadar tamamen dolu olması gerektiği anlamına gelmez. Bu ifade kesin bir yüzdeyi değil, bolluğu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi be full of yapısıyla tamamla: This science book ____ clear diagrams and useful facts.

Cevabı göster

is full of

By themselves, Kalıp ifadeler

1:14

Tek başlarına,

these secretions are usually odorless.

1:15

bu salgılar genellikle kokusuzdur.

Kalıp ifadeler

By themselves: bir şeyi tek başına ele almak

By themselves, “başka bir etken üzerlerinde etkili olmadan, tek başlarına ele alındıklarında” anlamına gelir. Burada salgılar sürecin bir parçası olarak ayrı ele alınır ve bu parçanın genellikle kokusuz olduğu belirtilir. Çoğul dönüşlü zamir themselves, these secretions ifadesine gönderme yapar. Nesneler veya maddelerle by + dönüşlü zamir çoğu zaman “tek başına, kendi başına” anlamına gelir; nesnenin bilinçli olarak bir eylem yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, iki rengin ayrı ayrı ele alındığında donuk göründüğünü ifade eder?

  1. By themselves, these two colors look dull, but together they look bright.
  2. To themselves, these two colors look dull, but together they look bright.
  3. For themselves, these two colors look dull, but together they look bright.
Cevabı göster

By themselves, these two colors look dull, but together they look bright.

That's where bacteria come in. Anlatım akışı

1:17

İşte burada devreye bakteriler girer.

Anlatım akışı

That's where bacteria come in: bir etkenin rolünü tanıtmak

That's where X comes in, o anda önem kazanan kişiyi, şeyi veya etkeni tanıtan bir bağlantı kalıbıdır. That's az önce anlatılan duruma gönderme yapar; where ise mutlaka fiziksel bir yeri değil, “açıklamanın o noktasında” anlamını taşır. Burada önceki bilgi, neden-sonuç zincirinde açıklanması gereken bir boşluk oluşturur: salgılar tek başlarına kokusuzdur. Cümle bakterileri bu zincire dahil eder ve sırada onların rolünün açıklanacağını belirtir. Come in, “katılmak” veya “rol oynamak” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi That's where X comes in kalıbıyla tamamlayın: The design is ready, but it still needs testing. That's where the quality team ____.

Cevabı göster

comes in

Every square centimeter of our bodies

1:20

Vücudumuzun her santimetrekaresi

is covered with thousands of bacteria. Kalıp ifadeler

1:22

binlerce bakteriyle kaplıdır.

Kalıp ifadeler

is covered with: bir yüzeye yayılmış olan şeyi anlatma

Be covered with + isim, bir yüzeyin üzerine çok miktarda bir şeyin yayılmış olduğunu anlatır. Bu cümlede with, vücudun yüzeyine yayılmış bakterileri tanıtır. Bu yapı bir durumu anlatır; dolayısıyla bakterileri birinin bilerek oraya koyduğu anlamına gelmez. Bir yüzeyin üzerinde ne olduğuna odaklanmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi be covered with yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a windy afternoon, the porch ____ dry leaves.

Cevabı göster

was covered with

Many microorganisms thrive in moist environments Kalıp ifadeler

1:25

Birçok mikroorganizma nemli ortamlarda çoğalır,

like our armpits.

1:28

tıpkı koltuk altlarımız gibi.

Kalıp ifadeler

thrive in moist environments: uygun koşullarda iyi gelişmek

Thrive in + ortam, o koşullarda büyümek, gelişmek veya çok başarılı olmak anlamına gelir. Burada moist environments, birçok mikroorganizmanın iyi gelişebildiği koşulları sağlar. Thrive, survive fiilinden daha güçlüdür: survive yalnızca hayatta kalmak veya varlığını sürdürmek demektir; thrive ise sağlıklı büyüme veya başarı anlamını da taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede thrive in, 'destekleyici koşullarda çok başarılı olmak' anlamında kullanılmıştır?

  1. The student newspaper arrives in the office every Friday.
  2. The student newspaper survives despite having almost no support.
  3. The student newspaper thrives in a school that values young writers.
Cevabı göster

The student newspaper thrives in a school that values young writers.

There, you can find about a million bacteria per square centimeter, Kelime

1:30

Orada santimetrekare başına yaklaşık bir milyon bakteri bulabilirsiniz,

Kelime

per square centimeter: alan birimi başına oran belirtme

per + birim yapısında per, “her bir birim için” anlamına gelir. Burada per square centimeter, her bir santimetrekarelik alanda kaç bakteri bulunduğunu gösterir; dolayısıyla sayı toplam miktarı değil, yoğunluğu belirtir. Aynı kalıpla items per minute, dollars per ticket ve kilometers per hour gibi pek çok oran oluşturulur.

Alıştırma

Cümleyi “her bir santimetrekare için” anlamına gelen birim ifadesiyle tamamlayın: The sensor detected 80 particles ____.

Cevabı göster

per square centimeter

one of the highest concentrations Dilbilgisi

1:34

bu da cildin herhangi bir yerindeki

anywhere on the skin.

1:36

en yüksek yoğunluklardan biridir.

Dilbilgisi

one of the highest concentrations: en uç gruptaki üyelerden biri olmak

One of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısı, bir şeyin en uçtaki gruba ait olduğunu belirtir. Bu nedenle one of the highest concentrations, “en yüksek yoğunluklar grubundaki bir yoğunluk” demektir; mutlaka tek başına en yüksek yoğunluk olduğu anlamına gelmez. Burada one of ifadesinden sonraki isim çoğuldur: concentrations. Anywhere on the skin karşılaştırma alanını belirler; dolayısıyla iddia ciltteki yerlerle sınırlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bu istasyonun, şehirdeki en yoğun istasyonlar grubunda olduğunu ancak tek başına en yoğun istasyon olmadığını doğru biçimde ifade eder?

  1. This is the busiest station in the city.
  2. This is one of the busiest station in the city.
  3. This is one of the busiest stations in the city.
Cevabı göster

This is one of the busiest stations in the city.

Lurking in this throng of microorganisms Dilbilgisi

1:38

Bu mikroorganizma kalabalığının içinde pusuda bekleyenler,

are species of corynebacteria,

1:40

korinebakteri türleri,

staphylococci,

1:43

stafilokoklar,

micrococci,

1:44

mikrokoklar,

and others.

1:46

ve diğerleridir.

Dilbilgisi

Lurking in ... are species: sahneyi önce veren devrik yapı

Bu cümlede Lurking in this throng of microorganisms, sahneyi önce kurmak için başa alınır. Çoğul özne species of corynebacteria, staphylococci, micrococci, and others, are fiilinden sonra gelir. Normal sıra şöyledir: Species of ... are lurking in this throng of microorganisms. Lurking, are lurking yapısındaki -ing'li bölümdür; tek başına çekimli fiil değildir. Çekimli fiil are, species ile sayı bakımından uyumludur. Sahneyi öne alan bu devrik yapı, okuyucunun önce bir yeri veya durumu hayal etmesini, ardından orada ne olduğunu öğrenmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle örnekteki gibi sahneyi önce veren devrik yapıyı kullanır?

  1. Near the entrance, several reporters were talking.
  2. Lurking near the entrance are several reporters.
  3. Several reporters are lurking near the entrance.
Cevabı göster

Lurking near the entrance are several reporters.

When these bacteria feed on the proteins and fats in apocrine sweat,

1:47

Bu bakteriler apokrin terindeki proteinler ve yağlarla beslendiğinde,

they turn the odorless compounds Kalıp ifadeler

1:52

kokusuz bileşikleri

into new ones that can smell very unpleasant.

1:54

çok kötü kokabilen yeni bileşiklere dönüştürürler.

Kalıp ifadeler

turn the odorless compounds into ...: turn A into B ile A'yı B'ye dönüştürmek

Turn A into B, A'yı değiştirip dönüştürerek B hâline getirmek demektir. Burada A, the odorless compounds; B ise new ones that can smell very unpleasant ifadesidir. Ones, compounds sözcüğünün yerini tutar. Buradaki turn, dönmek veya yön değiştirmek anlamına gelmez. Bu kalıp malzeme, biçim, kullanım veya rol değişikliklerini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi turn A into B kalıbıyla tamamlayın: This process can ____ waste into fuel.

Cevabı göster

turn

Some of the worst offenders Deyimler

1:58

En kötü suçlulardan bazıları

may be sulfur-containing chemicals. Kelime

1:59

kükürt içeren kimyasallar olabilir.

Deyimler

Some of the worst offenders: mecazi olarak suç yükleme

Bu cümlede offenders, yasayı çiğnemiş kişiler anlamına gelmez. Ciddi bir soruna yol açan şeyleri mecazi biçimde adlandırır; the worst offenders, soruna en fazla katkıda bulunan kaynaklardır. Burada ifade, hoş olmayan kokudan özellikle sorumlu olan maddeleri gösterir. Some of, kükürt içeren kimyasalların soruna en çok yol açan grubun bir parçası olduğunu, ancak mutlaka grubun tamamı olmadığını belirtir. Bu kişileştirme anlatımı canlılaştırır ve hafifçe suçlayıcı bir ton katar.

Alıştırma

Hangi cümlede offenders, bir sorunun başlıca kaynakları anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. The police arrested the offenders after the robbery.
  2. Old diesel engines are among the worst offenders when it comes to air pollution.
  3. The judge spoke to the repeat offenders.
Cevabı göster

Old diesel engines are among the worst offenders when it comes to air pollution.

Kelime

sulfur-containing chemicals ve X-containing yapısı

sulfur-containing chemicals ifadesinde sulfur-containing, chemicals sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. containing sulfur veya that contain sulfur anlamına gelir; containing burada tam bir yan cümlenin ana fiili değildir. Başka durumlara aktarılabilen yapı X-containing + isim biçimindedir ve X bir malzemeyi ya da bileşeni adlandırır. Kısa çizgi X ile containing ögelerini tek bir niteleyici olarak birleştirir. protein-containing foods ve carbon-containing compounds buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi X-containing yapısıyla tamamlayın: This is a caffeine-____ drink.

Cevabı göster

containing

Those give body odor its oniony aroma. Kalıp ifadeler

2:02

Bunlar vücut kokusuna o soğanımsı aromayı verir.

Kalıp ifadeler

give body odor its oniony aroma: give + nesne + özellik

Bu cümlede give + nesne + özellik, “nesnenin o özelliğe sahip olmasını sağlamak” anlamına gelir. Nesne body odor, its oniony aroma ise bu maddelerin oluşturduğu özelliktir. Nesneden sonraki bölüm, fiziksel bir şey yerine renk, koku, tarz veya etki gibi bir niteliği adlandırabilir. its oniony aroma içindeki its, body odor ifadesine geri gönderme yapar ve özelliği ona bağlar.

Alıştırma

Cümleyi give + nesne + özellik yapısında give fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A little paprika ____ the rice its bright red color.

Cevabı göster

gives

Carboxylic acids are in the mix too,

2:05

Karboksilik asitler de bu karışımdadır,

adding notes of cheese. Kelime

2:08

peynir notaları ekler.

Kelime

adding notes of cheese: duyusal betimlemelerde notes

Koku veya tat betimlemelerinde notes, genel koku ya da lezzet içinde fark edilebilen küçük özellikleri veya katmanları anlatır. Burada notes of cheese, kokudaki peynirimsi özellikler anlamına gelir; yazılı notları veya müzik seslerini anlatmaz. Adding notes of cheese, karboksilik asitlerin etkisini belirtir: genel kokuya peynirimsi bir katman eklerler. Bu ifade tek başına gerçek peynir bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“The perfume has notes of vanilla and cedar.” cümlesini okuyun. notes ne anlama gelir?

  1. vanilya ve sediri andıran, fark edilebilir koku özellikleri
  2. parfümün ürettiği müzik sesleri
  3. vanilya ve sedir hakkında yazılı yorumlar
Cevabı göster

vanilya ve sediri andıran, fark edilebilir koku özellikleri

These molecules waft up from the armpit Öbek fiiller

2:10

Bu moleküller koltuk altından yükselir

Öbek fiiller

waft up: havada hafifçe yukarı süzülmek

Bu cümlede waft up, havada hafifçe yukarı doğru hareket etmek demektir. Kokuyu taşıyan moleküller yükselirken süzülür; ifade hızlı ya da güçlü bir çıkıştan çok hafif ve zahmetsiz görünen bir hareketi anlatır. Bu kalıp genellikle kokuların, dumanın, buharın veya seslerin havada yumuşakça yayılmasını anlatır. up yukarı yönü, waft ise süzülme niteliğini verir.

Alıştırma

Cümleyi waft up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A warm, spicy smell ____ from the kitchen downstairs.

Cevabı göster

wafted up

and can be sucked directly into our noses, Dilbilgisi

2:13

ve doğrudan burnumuza çekilebilir,

where they're trapped and detected

2:15

orada hapsolurlar ve

Dilbilgisi

can be sucked directly into: modal yardımcı fiille edilgen yapı

can be sucked directly into, can + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki modal yardımcı fiilli edilgen yapıyı kullanır. Burada sucked geçmiş zaman ortacıdır, directly doğrudan girişi vurgular ve into varış yerini belirtir. İfade, moleküllerin doğrudan burnun içine çekilebileceği anlamına gelir. Özne eylemden etkilenir; emme eylemini yapan özne değildir. Bu edilgen yapı, eyleme yol açan kişi, hava akımı veya başka bir kuvvet yerine süreçte ne olabileceğine odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede pollen dilbilgisel öznedir ve havalandırma deliğinin içine çekilebileceği anlatılır?

  1. Pollen can drift directly into the air vent.
  2. The fan can suck pollen directly into the air vent.
  3. Pollen can be sucked directly into the air vent.
Cevabı göster

Pollen can be sucked directly into the air vent.

by an array of specialized receptors. Kalıp ifadeler

2:17

bir dizi özelleşmiş reseptör tarafından algılanırlar.

Kalıp ifadeler

an array of specialized receptors: bir dizi özelleşmiş reseptör

An array of + çoğul sayılabilen bir isim, birkaç öğeden oluşan bir topluluğu ifade eder ve çoğu zaman tür ya da işlev bakımından bir miktar çeşitlilik olduğunu da düşündürür. Burada an array of specialized receptors, özel algılama görevleri yapan birden fazla reseptörü anlatır. Buradaki array sıradan bir isimdir; veri yapısını belirten bilgisayar terimi değildir. Bu ifade, açıklamadaki reseptörleri tek bir grup olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi an array of ile tamamlayın: The rescue team used ____ specialized cameras to inspect the tunnel.

Cevabı göster

an array of

Those can recognize odor molecules at concentrations

2:20

Bunlar, koku moleküllerini bir milyonda

of less than one in a million. Kelime

2:24

birden daha düşük konsantrasyonlarda tanıyabilirler.

Kelime

less than one in a million: milyonda birden az

Bu ölçüm bağlamında one in a million gerçek anlamda bir orandır: 1.000.000 birim içinde bir birim. Less than one in a million, yoğunluğun bu orandan, yani %0,0001'den daha düşük olduğunu belirtir. Yakındaki concentrations sözcüğü sayısal anlamı gösterir. You're one in a million gibi bir cümlede aynı sözler genellikle “son derece nadir veya özel” anlamına gelen bir deyimdir; ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede one in a million gerçek anlamda sayısal bir oranı belirtir?

  1. The chance of this error is less than one in a million.
  2. My grandmother is one in a million.
  3. The stadium welcomed one million visitors.
Cevabı göster

The chance of this error is less than one in a million.

So what determines how strong your body odor might be? Dilbilgisi

2:27

Peki vücut kokunuzun ne kadar güçlü olabileceğini belirleyen nedir?

Dilbilgisi

what determines how strong ... might be: iç içe geçmiş soru yapısı

Dış soru What determines ...? yapısıdır. Burada what, sonucu kontrol eden etkeni sorar. how strong your body odor might be yan cümlesi determines fiilinin nesnesidir ve vücut kokusunun olası şiddetini ifade eder. how strong yan cümlesi daha büyük bir sorunun içine yerleştiği için bildirme cümlesi dizilişini kullanır: your body odor might be; might your body odor be değil. Soru biçimi dış cümlenin tamamına aittir; içteki yan cümle bildirme dizilişini korur.

Alıştırma

Hangi cümle içteki soru yapısında bildirme cümlesi dizilişini doğru kullanıyor?

  1. What affects how long the battery last will?
  2. What affects how long will the battery last?
  3. What affects how long the battery will last?
Cevabı göster

What affects how long the battery will last?

It depends on the resident microbial populations Notlar

2:30

Bu, koltuk altınızda

in your armpit

2:33

yaşayan mikrobiyal popülasyonlara

and the nutrients that your glands provide them with. Kalıp ifadeler

2:34

ve bezlerinizin onlara sağladığı besinlere bağlıdır.

Kalıp ifadeler

depends on: sonucu belirleyen etkeni belirtmek

Depend on + bir etken, bir sonucun o etken tarafından belirlendiğini veya ondan etkilendiğini anlatır. On, sonucu kontrol eden koşulu, kişiyi ya da şeyi belirtir; burada fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu cümlede It, vücut kokusunun ne kadar güçlü olabileceğine gönderme yapar. on'dan sonraki etkenler koltuk altında yaşayan mikroplar ve bezlerin sağladığı besinlerdir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Whether the picnic happens ____ the weather.

Cevabı göster

depends on

Kelime

resident microbial populations: bir yere yerleşmiş mikroplar

Burada resident, microbial populations ifadesini niteleyen bir sıfattır. Bilimsel dilde “belirli bir yerde normal olarak bulunan ve oraya yerleşmiş” anlamına gelir. Bu nedenle resident microbial populations, genellikle koltuk altında yaşayan mikrop topluluklarıdır. Population, yalnızca bir ülke veya şehirdeki insan sayısını değil, belirli bir alandaki bir canlı grubunu da ifade edebilir. Resident, grubun o bölgede yerleşik olduğunu anlatır; her bir mikrobun sonsuza kadar orada kaldığını ileri sürmez.

Alıştırma

Hangi cümlede resident, normal olarak tek bir yerde yaşayan bir grubu anlatan bilimsel anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The reef supports a resident population of fish.
  2. The visiting team arrived on Friday.
  3. Every resident received a safety notice.
Cevabı göster

The reef supports a resident population of fish.

Kalıp ifadeler

provide them with: provide A with B kalıbı

Provide A with B, “B’yi A’ya vermek veya B’yi A’nın kullanımına sunmak” anlamına gelir. Burada A, daha önce geçen microbial populations ifadesine gönderme yapan them sözcüğüdür; B ise nutrients sözcüğüdür. Temel tam sıralama your glands provide them with nutrients şeklindedir. the nutrients that your glands provide them with isim grubunda nutrients ilgi cümleciğinden önce geldiği için with sonda kalır. Yine de sağlanan şeyi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi provide A with B yapısıyla tamamlayın: The clinic provides patients ____ clear instructions.

Cevabı göster

with

Your genes help determine what compounds you produce Dilbilgisi

2:38

Genleriniz hangi bileşikleri ne miktarda

and in what quantity.

2:41

üreteceğinizi belirlemeye yardımcı olur.

Dilbilgisi

help determine what ... and in what quantity: tür ve miktar

Help determine, “karar verilmesine katkıda bulunmak veya sonucu şekillendirmek” anlamına gelir. Bu nedenle genler, sonucun tek nedeni olmak zorunda olmayan etkenlerden biri olarak sunulur. Tamamlayıcı bölüm iki soruyu birbirine bağlar: what compounds you produce türleri, in what quantity ise miktarları belirtir. İkinci bölümde you produce them gibi bağlamdan anlaşılabilen tekrarlar atılır. Bunlar cümle içine yerleştirilmiş sorular olduğu için what compounds do you produce değil, what compounds you produce sırası kullanılır.

Alıştırma

Bilgiyi tür ve miktara göre düzenlemek için help determine what ... and in what quantity yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The test helps determining what substance the sample contains and in what quantity.
  2. The test helps determine what substance does the sample contain and in what quantity.
  3. The test helps determine what substance the sample contains and in what quantity.
Cevabı göster

The test helps determine what substance the sample contains and in what quantity.

So everyone has a slightly different set.

2:43

Bu yüzden herkeste biraz farklı bir set vardır.

In fact,

2:46

Aslında,

a gene variant that virtually eliminates body odor Kelime

2:46

vücut kokusunu neredeyse tamamen ortadan kaldıran bir gen varyantı

is common in people of East Asian descent. Kelime

2:49

Doğu Asya kökenli insanlarda yaygındır.

Kelime

virtually eliminates body ...: virtually, “neredeyse” demektir

Burada virtually, “neredeyse” veya bir sonucun pratikte gerçekleşmiş sayılacak kadar tamamlanmaya yakın olduğunu belirten bir derece zarfıdır. Eliminates fiilinin mutlaklığını azaltır: vücut kokusu neredeyse ortadan kalkar, ancak cümle küçük istisnalara hâlâ izin verir. Tam isim öbeği body odor olduğundan body sözcüğü odor sözcüğünü niteler; cümle bir vücudun ortadan kaldırıldığını söylemez. Bu bağlamda virtually, bilgisayar aracılığıyla veya sanal gerçeklikte anlamına da gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The new filter virtually eliminates background noise. Burada virtually ne anlama gelir?

  1. Gürültüyü bir sanal gerçeklik sistemi aracılığıyla giderir.
  2. Gürültünün neredeyse tamamını giderir, ancak mutlaka en küçük bir parça bile kalmadığı anlamına gelmez.
  3. Her seferinde gürültünün tamamının kesinlikle giderildiğini kanıtlar.
Cevabı göster

Gürültünün neredeyse tamamını giderir, ancak mutlaka en küçük bir parça bile kalmadığı anlamına gelmez.

Kelime

people of East Asian descent: konum değil, Doğu Asya kökeni

People of East Asian descent, ailesinin ataları Doğu Asya’dan gelen kişiler anlamına gelir. Buradaki descent aşağı doğru hareket değil, soy veya aile kökeni demektir. Bu ifade atalara dayanan geçmişi anlatır. Tek başına bir kişinin doğum yerini, vatandaşlığını, şu an yaşadığı yeri, dilini veya kişisel kimliğini belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, insanların nerede doğduğunu veya yaşadığını belirtmeden Batı Afrika kökenli olduklarını söyler?

  1. The study included people who currently live in West Africa.
  2. The study included people of West African descent.
  3. The study included people who traveled down through West Africa.
Cevabı göster

The study included people of West African descent.

Adrenaline increases the ratio of apocrine to eccrine sweat. Kalıp ifadeler

2:54

Adrenalin, apokrin terinin ekrin terine oranını artırır.

Kalıp ifadeler

the ratio of X to Y: X ile Y’yi sırayla karşılaştırma

The ratio of X to Y, X’in miktarını Y’nin miktarıyla karşılaştırır. Sıra önemlidir: 2 to 1 oranında 2, X’e; 1 ise Y’ye aittir. Burada X apocrine sweat, Y ise eccrine sweat’tir. Increases the ratio of X to Y, X’in Y’ye göre oranının öncekinden daha büyük olduğu anlamına gelir; iki türün toplam miktarının arttığı anlamına gelmek zorunda değildir. Bu yapıda to yön değil, karşılaştırma bildirir.

Alıştırma

Cümleyi ratio of X to Y yapısındaki iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: The ratio ____ red marbles ____ blue marbles is three to two.

Cevabı göster

of · to

So body odor can be more intense when you're nervous. Dilbilgisi

2:58

Bu yüzden gergin olduğunuzda vücut kokunuz daha yoğun olabilir.

Dilbilgisi

can be more intense when you're nervous: bir koşul altındaki olası değişim

Bu cümlede can be, belirtilen durumda yoğunluk derecesinin artmasının mümkün olduğunu belirtir; birinin kokuyu daha güçlü hâle getirme yeteneği olduğu anlamına gelmez. More intense karşılaştırma yapar ve alışılmış ya da önceki düzeye göre daha yüksek bir yoğunluk gösterir. When you're nervous, değişimin meydana gelebileceği koşulu belirtir. Cümle genel bir eğilimi temkinli biçimde sunar: gerginlik daha güçlü vücut kokusuyla ilişkili olabilir, ancak bu sonuç herkes için kesin değildir.

Alıştırma

Can'in yetenek yerine belirli bir koşul altında mümkün olan bir değişimi anlattığı cümleyi seçin.

  1. She can solve this puzzle when she has enough time.
  2. The road can be slippery when it rains.
  3. Rain always makes the road slippery.
Cevabı göster

The road can be slippery when it rains.

Bacterial composition and concentration

3:02

Bakteriyel bileşim ve konsantrasyon da

also varies between individuals and plays a part. Deyimler

3:05

bireyler arasında farklılık gösterir ve bir rol oynar.

Deyimler

plays a part: katkıda bulunan bir faktör

Plays a part bir sonuca katkıda bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede bakterilerin bileşimi ve yoğunluğu, sonucu etkileyen faktörler olarak sunuluyor; başka faktörler de olabilir. Bu ifade burada bir tiyatro oyununda rol yapmak anlamına gelmez. Tümleyici çoğu zaman play a part in + isim veya -ing biçimiyle açıkça belirtilir. Burada sonuç çevredeki açıklamadan anlaşıldığı için cümle plays a part ile bitebilir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular sleep ____ in how well you remember new information.

Cevabı göster

plays a part

Even what you eat can have a small effect Kalıp ifadeler

3:08

Yediğiniz şeylerin bile

on how you smell.

3:11

nasıl koktuğunuz üzerinde küçük bir etkisi olabilir.

Kalıp ifadeler

can have a small effect on: sınırlı bir etkiyi anlatmak

Have an effect on, “bir şeyi etkilemek” anlamına gelir. Can have a small effect on yapısında can etkinin mümkün olduğunu, small ise etkinin güçlü ya da kesin değil, sınırlı olduğunu gösterir. Effect, have fiilinden sonra kullanılan bir addır. On, etkilenen şeyi gösterir; burada how you smell değişebilecek yönü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede have a small effect on ad yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. A light snack can have a small affect on your energy level.
  2. A light snack can have a small effect on your energy level.
  3. A light snack can affect on your energy level a little.
Cevabı göster

A light snack can have a small effect on your energy level.

So how can we deal with body odor? Kalıp ifadeler

3:13

Peki vücut kokusuyla nasıl başa çıkabiliriz?

Kalıp ifadeler

deal with body...: vücut kokusu sorunuyla başa çıkmak

Deal with, “bir şeyi ele almak” veya “bir konuda harekete geçmek” anlamına gelir. Daha eksiksiz olan deal with body odor ifadesinde with ele alınan sorunu gösterir; body ise body odor ad öbeğinin başlangıcıdır. So how can we...? sorusu uygulanabilir bir çözüm ister. Buradaki deal with, açıklamanın odağını sorunun nedeninden bu konuda ne yapılabileceğine taşır.

Alıştırma

Hangi cümle doğal biçimde “Bu sorun kötüleşmeden önce onu ele almalıyız” anlamına gelir?

  1. We need to deal with this problem before it gets worse.
  2. We need to deal this problem before it gets worse.
  3. We need to trade with this problem before it gets worse.
Cevabı göster

We need to deal with this problem before it gets worse.

Washing the armpits with soap and water helps, Dilbilgisi

3:16

Koltuk altlarını sabun ve suyla yıkamak yardımcı olur,

but won't remove all the bacteria,

3:19

ancak tüm bakterileri temizlemez,

Dilbilgisi

helps, but won't remove: yararlı ama sınırlı bir etkiyi belirtmek

Burada helps, yıkamanın gerçekten yararlı olduğunu belirtir. Ardından but won't remove bu yararı sınırlar: yıkama tüm bakterileri ortadan kaldıramaz. Bu karşıtlık, helps ifadesinin "sorunu tamamen çözer" şeklinde anlaşılmasını önler. Başka durumlarda da kullanılabilen X helps, but won't Y yapısı önce olumlu bir etkiyi belirtir, sonra aynı öznenin yine de neyi yapamayacağını söyler. İki fiilin öznesi aynı olduğu için but sonrasında özneyi tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle filtrenin yararlı olduğunu ama her şeyi yapamayacağını söylüyor?

  1. The filter doesn't help, because it removes no particles.
  2. The filter helps, so it will remove every particle.
  3. The filter helps, but it won't remove every particle.
Cevabı göster

The filter helps, but it won't remove every particle.

since many are buried in deeper layers of the skin. Dilbilgisi

3:21

çünkü çoğu derinin daha derin katmanlarına gömülüdür.

Dilbilgisi

since many are buried...: since ile neden belirtmek

Burada since, because anlamına gelir ve önceki eylemin neden tüm bakterileri ortadan kaldıramadığını açıklar. Bu yan cümle "Neden olmaz?" sorusunu yanıtlar; zaman içindeki bir başlangıç noktasını belirtmez. many sözcüğü, önceki yan cümledeki many bacteria ifadesinde yer alan bacteria sözcüğünün yerine geçer. Edilgen are buried yapısı bu bakterilerin nerede saklı olduğunu anlatır; böylece since ile başlayan yan cümlenin tamamı bu sınırlamanın nedenini verir.

Alıştırma

"We canceled the picnic, since the storm was getting worse," cümlesinde since ne anlama gelir?

  1. çünkü
  2. … olduğu zamandan beri
  3. her ne kadar … olsa da
Cevabı göster

çünkü

Deodorants, however,

3:25

Ancak deodorantlar,

inhibit bacterial activity and mask odors at the same time. Kelime

3:26

bakteri aktivitesini engeller ve aynı zamanda kokuları maskeler.

Kelime

inhibit bacterial activity and mask odors: bakteri faaliyetini baskılamak ve kokuları maskelemek

Inhibit bacterial activity, bakterilerin ne kadar etkin olduğunu azaltmak veya kısıtlamak demektir. Tek başına bakterileri öldürmek anlamına gelmez. Mask odors, çoğu zaman başka bir kokuyla üzerini örterek kokuları daha az fark edilir hâle getirmek demektir. and bağlacı ürünün iki farklı etkisini birleştirir: biri bakteri faaliyetini sınırlar, diğeri ise kokunun ne kadar güçlü algılandığını değiştirir.

Alıştırma

Bir ürünün bakteri faaliyetini sınırladığını ve kokuları daha az fark edilir hâle getirdiğini doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The product kills all bacteria and eliminates unpleasant odors permanently.
  2. The product masks bacterial activity and inhibits unpleasant odors.
  3. The product inhibits bacterial activity and masks unpleasant odors.
Cevabı göster

The product inhibits bacterial activity and masks unpleasant odors.

Antiperspirants work by forming tiny gel plugs that block sweat glands, Dilbilgisi

3:31

Antiperspirantlar (ter önleyiciler), ter bezlerini tıkayan küçük jel tıkaçlar oluşturarak,

Dilbilgisi

work by forming: bir şeyin nasıl çalıştığını açıklamak

work by + -ing yapısı, bir şeyin nasıl çalıştığını veya nasıl sonuç ürettiğini açıklar. By yöntemi tanıtır; forming ise bu yöntemi adlandıran -ing biçimidir. Bu cümlede work by forming, ter önleyicilerin küçük jel tıkaçları oluşturarak işlev gördüğünü anlatır. Aynı yapı ürünlerin, makinelerin, sistemlerin ve yöntemlerin çalışma şeklini açıklayabilir.

Alıştırma

Cümleyi work by + -ing yapısını ve remove fiilini kullanarak tamamlayın: This water filter ____ tiny particles from the water.

Cevabı göster

works by removing

drying out the armpits. Öbek fiiller

3:36

koltuk altlarını kurutarak çalışır.

Öbek fiiller

drying out the armpits: kuruma sonucunu anlatan dry out

Dry out, kurumak veya bir şeyin nemini kaybetmesini sağlamak demektir. Burada drying out the armpits geçişli kullanılmıştır: daha kuru hâle gelen nesne the armpits ifadesidir. Sondaki -ing öbeği, ter bezlerini tıkamanın sonucunu gösterir: bu süreç koltuk altlarını kuru bırakır. Out, kuru bir duruma ulaşmayı vurgular; dışarı doğru hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için dry out ifadesinin doğru biçimini kullanın: Several hot days are ____ the soil.

Cevabı göster

drying out

While we continue to battle body odor, Notlar

3:38

Biz vücut kokusuyla savaşmaya devam ederken,

Deyimler

to battle body...: sürekli çaba metaforu olarak battle

Burada to battle, daha uzun olan battle body odor ifadesinin başlangıcıdır. Battle, “kontrol etmek veya üstesinden gelmek için yoğun çaba göstermek” anlamında mecaz bir fiildir. Gerçek bir kavgayı anlatmaz; vücut kokusunu süregelen bir sorun olarak sunar. Bu hafif çatışma metaforu, eyleme deal with ifadesinden daha fazla güç katar. Aktarılabilir kalıp battle + problem biçimindedir ve özellikle ciddi ya da süregelen zorluklar için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede battle, bir soruna karşı güçlü ve sürekli çaba göstermek anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. The town is battling a serious water shortage.
  2. The town is borrowing a serious water shortage.
  3. The town is measuring a serious water shortage.
Cevabı göster

The town is battling a serious water shortage.

scientists are trying to understand it.

3:41

bilim insanları onu anlamaya çalışıyor.

Anlatım akışı

While we continue..., scientists are trying...: paralel arka plan ve odak değişimi

While A, B yapısı, devam eden bir durumu başta arka plan olarak verir ve ardından ana odağı devam eden başka bir eyleme taşır. Burada insanlar vücut kokusuyla uğraşmaya, bilim insanları da onu incelemeye devam ediyor. While, iki amaç arasında hafif bir karşıtlık da oluşturur: sorunla mücadele etmek ve onu anlamak. Cümle bu gelişmeleri paralel biçimde sunar; birinin diğerine neden olduğunu veya ikincisinin ancak birinciden sonra başladığını söylemez.

Alıştırma

While residents rebuild their homes, engineers are studying the flood cümlesinde while yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Her iki eylemin bittiği kesin zamanı verir.
  2. Yeniden inşanın mühendislerin araştırmasına neden olduğunu söyler.
  3. Devam eden bir arka plan oluşturduktan sonra odağı paralel bir eyleme taşır.
Cevabı göster

Devam eden bir arka plan oluşturduktan sonra odağı paralel bir eyleme taşır.

We don't know why the brain often interprets these particular odors Kalıp ifadeler

3:43

Beynin neden bu belirli kokuları sık sık

as off-putting.

3:47

itici olarak yorumladığını bilmiyoruz.

Kalıp ifadeler

interprets these particular odors as off-putting ifadesinde interpret A as B

Interpret A as B, “A'yı B olarak anlamak, algılamak veya değerlendirmek” demektir. Burada A, these particular odors; B ise off-putting ifadesidir. Yani beyin bu kokulara hoş olmayan bir değerlendirme yükler. Off-putting, rahatsızlık veya hoşnutsuzluk yaratmak ya da ilgiyi azaltmak anlamına gelir. Bu yapıda as, ortaya çıkan yorumu veya değerlendirmeyi sunar; yorumlamanın nasıl yapıldığını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi interpret A as B yapısıyla tamamlayın: Some people ____ silence ____ disapproval.

Cevabı göster

interpret · as

But some researchers have proposed that secretions from the armpit Anlatım akışı

3:49

Ancak bazı araştırmacılar koltuk altından gelen salgıların

could have a positive function too,

3:52

olumlu bir işlevi de olabileceğini,

Anlatım akışı

some researchers have proposed that: bir araştırma hipotezini sunmak

some researchers have proposed that aktarım kalıbı, ardından gelen fikri sınırlı bir araştırmacı grubuna atfeder. Some kaynağın kapsamını sınırlar; bütün araştırma dünyasını ifade etmez. Propose that sonrasında iddiayı içeren tam bir yan cümle gelir. Bu ifade, fikri kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bir hipotez olarak sunar. Have proposed biçimindeki present perfect, daha önce ortaya atılan öneriyi güncel tartışmaya bağlarken cümlenin ilerleyen kısmındaki could da belirsizliği ayrıca gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede some researchers have proposed that neyi gösterir?

  1. Ardından gelen fikir, kaynağı belirtilmeyen kişisel bir gözlemdir.
  2. Ardından gelen fikir, bütün araştırmacıların kabul ettiği kesinleşmiş bir gerçektir.
  3. Ardından gelen fikir, sınırlı bir araştırmacı grubuna atfedilen bir hipotezdir.
Cevabı göster

Ardından gelen fikir, sınırlı bir araştırmacı grubuna atfedilen bir hipotezdir.

like cementing social bonds Deyimler

3:55

sosyal bağları güçlendirmek

Deyimler

cementing social bonds: ilişkileri sağlamlaştırmak

Burada cementing mecaz anlamda kullanılır. Çimento bir yapıyı sağlamlaştırır; aynı şekilde cementing social bonds, insanlar veya gruplar arasındaki bağları daha güçlü ve istikrarlı hâle getirmek demektir. Bu ifade genellikle zaten var olan ya da oluşmaya başlayan bağları güçlendirmeyi anlatır. Gerçek anlamda çimentodan söz etmez ve kısa bir dostça temastan çok kalıcı sağlamlığı vurgular.

Alıştırma

Deneyimin ilişkiyi güçlendirdiğini göstermek için cümleyi cement fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Working through the crisis together ____ their alliance.

Cevabı göster

cemented

and providing a means of chemical communication. Kalıp ifadeler

3:57

ve kimyasal bir iletişim aracı sağlamak gibi,

Kalıp ifadeler

providing a means of...: bir şeyi yapmanın yolunu sağlamak

Bu cümlede providing a means of chemical communication, bir yöntem veya kanal sunarak kimyasal iletişimi mümkün kılmak demektir. A means, bir şeyi başarmanın yolu veya aracıdır; bir şeyin “anlamı” değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp provide a means of + isim veya -ing biçimidir; a means of communication ve a means of sharing information buna örnektir. Tek bir yöntemden söz ederken bile means sonundaki s harfini korur: a means.

Alıştırma

Resmî isim means ile doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Email provides a ____ contacting the support team.

Cevabı göster

means of

We don't know yet if that's the case. Kalıp ifadeler

4:00

öne sürmüşlerdir.

Kalıp ifadeler

Dolaylı bir soruda if that's the case

Bu cümlede if bir koşul oluşturmaz. know sözcüğünden sonra geldiği için dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır ve whether anlamına gelir: konuşan kişi önceki düşüncenin doğru olup olmadığını henüz bilmiyordur. That's the case, “gerçek durum budur” veya “o iddia doğrudur” anlamına gelir. Buradaki that az önce sözü edilen olasılığa gönderme yapar; case ise hukuki bir dava değil, durum anlamındadır.

Alıştırma

“We don't know yet if that's the case,” cümlesinde if ne işlev görür?

  1. Konuşan kişinin önceki iddiayı zaten doğru kabul ettiği anlamına gelir.
  2. Önceki iddianın doğru olup olmadığıyla ilgili bir soru başlatır.
  3. Bir koşulun sonucunu verir.
Cevabı göster

Önceki iddianın doğru olup olmadığıyla ilgili bir soru başlatır.

For now,

4:03

Bunun doğru olup olmadığını henüz bilmiyoruz.

body odor seems to be just another smelly part of the human condition. Deyimler

4:04

Şimdilik,

Deyimler

just another ... part of the human condition: insan olma hâlinin bir parçası daha

The human condition, insanların sırf insan oldukları için paylaştıkları temel sınırlılıkları ve deneyimleri anlatır. Burada part of the human condition, vücut kokusunu condition denen bir hastalık olarak değil, insan yaşamının normal ve yaygın bir özelliği olarak sunar. Just another, sıradan bir örnek daha anlamına gelir ve konuyu küçümseyen bir etki yaratır. Soyut human condition ifadesinin smelly ile bir araya gelmesi, sonuca hafif mizahi bir ton katar.

Alıştırma

Bu cümlede part of the human condition ne anlama geliyor?

  1. Vücut kokusu, insan olmanın yaygın ve doğal bir özelliğidir.
  2. Vücut kokusu, her insana teşhis konan tıbbi bir hastalıktır.
  3. Vücut kokusu, kişinin bedeninin şu anda kötü durumda olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Vücut kokusu, insan olmanın yaygın ve doğal bir özelliğidir.

For more TED-Ed videos that people love to watch

4:13

vücut kokusu sadece insanlık durumunun kokulu bir başka parçası gibi görünüyor.

but are too embarrassed to share, Dilbilgisi

4:16

İnsanların izlemeyi sevdiği ancak paylaşmaya utandığı

Dilbilgisi

but are too embarrassed to share: too + sıfat + to kalıbı

too + adjective + to + verb kalıbı, bir niteliğin eylemi engelleyecek, ciddi biçimde zorlaştıracak veya kişinin eylemi yapmak istememesine yol açacak kadar güçlü olduğunu anlatır. Are too embarrassed to share, utançları videoları paylaşmak istemeyecek kadar güçlü demektir; buradaki too, “de” anlamına gelmez. love ve are sözcüklerinin ortak öznesi people, share fiilinin anlaşılan nesnesi ise videos sözcüğüdür. But mizahi bir karşıtlık kurar: insanlar videoları izlemekten hoşlanır, ancak utanç onları başkalarıyla paylaşmaktan alıkoyar.

Alıştırma

Cümleyi too + adjective + to kalıbındaki dört sözcüklük bir ifadeyle tamamlayın. Sıfat olarak embarrassed, fiil olarak ask kullanın: Liam needed directions, but he was ____.

Cevabı göster

too embarrassed to ask

check out this playlist.

4:18

daha fazla TED-Ed videosu için bu oynatma listesine göz atın.