Vücudunuz Muazzam Bir Şey - Bölüm 2: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
666 kelime 203 kel/dk

Video özeti: Solunum, kemikler, sindirim, organlar, kan ve doğum hakkındaki bilgiler bedenin nasıl çalışıp uyum sağladığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. laid end to end, parçaların uç uca tek çizgi halinde dizildiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Normal düzenlerini ima etmeden toplam uzunluğu belirtir. 2. jack of all trades, birçok işlevi olan kişi ya da şey için kullanılan bir deyimdir. Burada karaciğerin çok yönlülüğünü anlatır, gerçek bir mesleği değil. 3. though there is variation across populations, genel bir iddiayı sınırlayan söylemsel bir çekincedir. Kanıtı dikkatli sunmayı, aşırı genellemeden kaçınmayı ve özel bir eğilime geçmeyi sağlar.

Bu derste

Your body is amazing.

0:00

Vücudunuz inanılmaz.

Did you know that laid end to end Notlar

0:02

Akciğerlerinizdeki hava yollarının uç uca eklendiğinde

the airways in your lungs span 2400 km in length,

0:03

2.400 km uzunluğa ulaştığını,

which is a quarter of the length of the Great Wall of China?

0:07

bunun da Çin Seddi'nin uzunluğunun dörtte birine eşit olduğunu biliyor muydunuz?

Anlatım akışı

Dikkat çekici bir giriş kalıbı olarak Did you know that ...?

Did you know that, that yan cümlesini konuşmacının paylaşmak üzere olduğu şaşırtıcı bir gerçek olarak tanıtır. Geçmiş zaman biçimindeki bu soru burada çoğunlukla retorik işlev görür: dinleyicilerin bunu önceden bilip bilmediklerini kanıtlamalarını istemek yerine dikkatlerini çeker. Bilgiyi düzenleyen bir kalıp olarak, that sonrasında gelen her şeyin yeni gerçek olduğunu belirtir. Soru işareti tüm soruyu kapatır; bu nedenle that yan cümlesinin tamamı giriş kalıbına bağlıdır.

Alıştırma

Açılışı dersteki dikkat çekici kalıpla tamamlayın: ____ honey never spoils?

Cevabı göster

Did you know that

Kalıp ifadeler

Tek bir kesintisiz çizgi için laid end to end

laid end to end, hayal edilen bir düzeni anlatan geçmiş zaman ortacı öbeğidir: birbirinden ayrı birçok hava yolu tek sıra hâlinde yerleştirilir ve birinin ucu bir sonrakinin ucuyla buluşur. Böylece uzunlukları tek bir toplam mesafe olarak ele alınabilir. Buradaki laid, “bir konuma yerleştirmek” anlamındaki lay fiilinin edilgen geçmiş zaman ortacıdır. İfade, hava yollarının akciğerlerin içinde gerçekten düz veya bu şekilde dizilmiş olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: If all the garden hoses were ____, they would stretch across the field.

Cevabı göster

laid end to end

Or that the nails on your dominant hand grow slightly faster? Dilbilgisi

0:10

Peki, baskın elinizdeki tırnakların biraz daha hızlı uzadığını biliyor muydunuz?

Dilbilgisi

Eksiltili devam sorusu Or that ...?

Burada Or that ...?, daha önceki Did you know that ...? kalıbını devam ettirir. Tekrarlanan Did you know sözleri atılır; bu nedenle tam anlam “Or did you know that the nails ...?” şeklindedir. Bu eksiltme, konuşanın aynı soruyu tekrarlamadan başka bir bilgiyi hızla eklemesini sağlar. Or that ...? dil bilgisi ve anlam bakımından önceki cümleye bağlıdır; bağlamdan bağımsız, tam bir soru değildir.

Alıştırma

Did you know ifadesinin tekrarını önleyen iki sözcüklü eksiltili devamla ikinci soruyu tamamlayın: Did you know that our library opens on Sundays? ____ children can join for free?

Cevabı göster

Or that

Hear my voice?

0:13

Sesimi duyuyor musunuz?

Thank the three bones in your ear

0:14

Bunun için kulağınızdaki üç kemiğe teşekkür edin.

that are so small they could all fit on a single penny. Dilbilgisi

0:15

Üçü de bir sentlik madeni paranın üzerine sığacak kadar küçüktür.

Dilbilgisi

so small (that) they could all fit sonuç yapısı

Bu ifade so + sıfat + (that) sonuç yan cümlesi yapısını kullanır: so small (that) they could all fit. Küçüklük derecesi, üç kemiğin de tek bir kuruşun üzerine sığabilmesi sonucunu doğurur; sonucu bağlayan that isteğe bağlıdır ve burada atılmıştır. They, the three bones ifadesine gönderme yapar. Could, geçmişte öğrenilmiş bir beceriyi değil, boyutlarının mümkün kıldığı şeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, valizin hafifliğinin kaldırılmasını mümkün kıldığını göstermek için so + sıfat + that sözcüğü atılmış sonuç yan cümlesini kullanır?

  1. The suitcase was too heavy for Maya to lift by herself.
  2. The suitcase was so light Maya could lift it by herself.
  3. The suitcase was light enough for Maya to lift by herself.
Cevabı göster

The suitcase was so light Maya could lift it by herself.

Without them, you wouldn't hear anything or be able to balance. Dilbilgisi

0:19

Onlar olmasaydı hiçbir şey duyamaz, dengenizi de koruyamazdınız.

Dilbilgisi

Without + isim, you wouldn't ...

Without + isim/zamir, o kişi ya da şeyin bulunmadığı varsayımsal bir durum kurar. Buradaki them, kulağın içindeki üç küçük kemiği anlatır. wouldn't varsayımsal sonucu verir: Bu kemikler olmasaydı işitmek ve dengede durmak mümkün olmazdı. Bu kısa başlangıç, If you didn't have them, ... gibi bir if yan cümlesinin yerini alabilir.

Alıştırma

Cümleyi kısa varsayım yapısıyla tamamlayın: "____, we ____ find our way home."

Cevabı göster

Without the map · wouldn't

This includes the smallest bone in your body, the stapes,

0:22

Bunlardan biri, vücudunuzdaki en küçük kemik olan üzengi kemiğidir;

while the longest and strongest is your femur, Dilbilgisi

0:24

en uzun ve en güçlü kemik ise uyluk kemiğidir.

found in your thigh,

0:26

Uyluğunuzda bulunan bu kemik,

Dilbilgisi

Zaman değil karşıtlık bildiren while

Buradaki while, karşıtlık bildiren bir yan cümle bağlayıcısıdır: Bir gerçeği farklı bir gerçekle yan yana getirir. İlk bölüm üzengi kemiğinin en küçük kemik olduğunu, ikinci bölüm ise femurun en uzun ve en güçlü kemik olduğunu belirtir. "... olduğu sırada" anlamına gelmez. Özellikle iki yan cümle paralel yapılara sahipse whereas veya in contrast şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede while ne anlama gelir: "The stapes is the smallest bone, while the femur is the longest and strongest."?

  1. İki gerçeği karşılaştırır.
  2. İkinci gerçeğin nedenini verir.
  3. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

İki gerçeği karşılaştırır.

stronger than steel and four times stronger than concrete. Dilbilgisi

0:27

çelikten daha güçlü, betondan ise dört kat daha dayanıklıdır.

Dilbilgisi

four times stronger than: …den dört kat daha güçlü

four times stronger than ifadesinde four times kat sayısını, stronger karşılaştırılan özelliğin güç olduğunu, than ise karşılaştırma ölçütünü gösterir. Burada uyluk kemiğinin betonun dört katı güce sahip olduğu anlatılır. Başka durumlarda da kullanılabilecek sıra şöyledir: kat sayısı + karşılaştırma sıfatı + than + karşılaştırma ölçütü. Kat sayısı karşılaştırma sıfatından önce gelir.

Alıştırma

Cümleyi four times ve strong kullanan karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: This rope is ____ that rope.

Cevabı göster

four times stronger than

As an adult, you only have 206 bones,

0:30

Bir yetişkin olarak yalnızca 206 kemiğiniz vardır,

but as a baby you had 300,

0:33

oysa bebekken 300 kemiğiniz vardı.

but they weren't so much as lost as simply fused together. Dilbilgisi

0:35

Ancak bu kemikler kaybolmadı; yalnızca birbirleriyle kaynaştı.

Dilbilgisi

not so much X as Y ile not so much as + fiil

Altyazıdaki weren't so much as lost as simply fused together dizisi iki farklı yapıyı karıştırır; bu nedenle standart bir kalıp olarak kullanılmamalıdır. Amaçlanan cümle weren't so much lost as simply fused together şeklindedir: kemikler gerçekten kaybolmamış, daha doğru bir ifadeyle birleşerek daha büyük kemikler oluşturmuştur. Daha az doğru olan X açıklamasını daha doğru olan Y açıklamasıyla değiştirmek için not so much X as Y kullanılır. Ayrı bir yapı olan not so much as + fiil ise o eylemi bile yapmamak anlamına gelir. İki yapı da kendi başına tamamlanır.

Alıştırma

Olayın bir tartışmadan çok yanlış anlaşılma olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. It was both an argument and a misunderstanding.
  2. They didn't so much as argue about the misunderstanding.
  3. It wasn't so much an argument as a misunderstanding.
Cevabı göster

It wasn't so much an argument as a misunderstanding.

Your lungs are capable of inhaling 13 L of air every minute Kalıp ifadeler

0:38

Akciğerleriniz dakikada 13 litre havayı içine çekebilir;

Kalıp ifadeler

capable of inhaling: be capable of + -ing yapısı

Be capable of + isim veya -ing biçimi, “bir şeyi yapma yeteneğine ya da kapasitesine sahip olmak” anlamına gelir. Burada capable of inhaling, akciğerlerin bu miktarda havayı içeri çekebildiğini belirtir. Of bir edattır; bu nedenle inhaling, isim görevi gören bir -ing biçimidir. Bu kalıp bir insanın, organın, makinenin veya sistemin ne yapabilecek kapasitede olduğunu anlatabilir.

Alıştırma

Dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This air filter is ____ removing very small particles.

Cevabı göster

capable of

for a total of 8000 to 9000 L daily. Kalıp ifadeler

0:41

bu da günde toplam 8.000 ila 9.000 litre eder.

Kalıp ifadeler

for a total of: genel toplamı belirtme

For a total of, küçük miktarlar veya bir oran birleştirilip daha geniş bir süreye uygulandıktan sonra son miktarı belirtir. Cümle önce dakikada 13 L bilgisini verir, ardından tahminî günlük miktarı sunmak için for a total of kullanır. Burada for amaç belirtmez. İfadenin tamamı, dinleyiciyi destekleyici sayıdan genel sonuca yönlendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede for a total of birleşik sonucu belirtmek için kullanılmıştır?

  1. We packed boxes for two hours.
  2. We packed 6 boxes in the morning and 4 later, for a total of 10 boxes.
  3. We packed boxes for the school fair.
Cevabı göster

We packed 6 boxes in the morning and 4 later, for a total of 10 boxes.

Now breathe out hard. Öbek fiiller

0:44

Şimdi kuvvetlice nefes verin.

Öbek fiiller

Breathe out: havayı akciğerlerden dışarı vermek

“Breathe out”, havanın akciğerlerden vücudun dışına çıkmasına izin vermek demektir. “Out” parçacığı havanın yönünü gösterir. Bu yönergede “hard”, çok güç kullanman gerektiğini belirtir. Konuşan kişi senden bir nesneyi hareket ettirmeni veya itmeni değil, güçlü biçimde nefes vermeni istiyor.

Alıştırma

Yönergeyi, havanın akciğerlerden çıkması anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Take a deep breath, then ____ slowly.

Cevabı göster

breathe out

No matter how much you push, Dilbilgisi

0:45

Ne kadar zorlarsanız zorlayın,

there's always 1 L of air left in your lungs. Dilbilgisi

0:46

akciğerlerinizde her zaman 1 litre hava kalır.

Dilbilgisi

No matter how much you push: değişmeyen bir sonuç

“No matter how much + özne + fiil” bir ödünleme anlatır. Miktar veya derece çok artsa bile ana cümledeki sonucun değişmeyeceğini belirtir. Burada “how much you push”, havayı dışarı çıkarmak için ne kadar güç kullandığın anlamına gelir. Sayılabilen bir miktarla ilgili soru değildir ve yan cümle düz cümle sırasını korur: “you push”; “do you push” kullanılmaz.

Alıştırma

Daha fazla çabanın sonucu değiştirmediğini göstermek için bu yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. No matter how many you pull, the locked door will not open without the key.
  2. No matter how much do you pull, the locked door will not open without the key.
  3. No matter how much you pull, the locked door will not open without the key.
Cevabı göster

No matter how much you pull, the locked door will not open without the key.

Dilbilgisi

There’s always 1 L of air left: left, bir şeyin kaldığını belirtir

“there is/are + miktar + isim + left” yapısı, belirli bir miktarın hâlâ kaldığını anlatır. Bu cümlede “there’s”, “1 L of air” miktarını tanıtır; “left” ise nefes verildikten sonra bu havanın hâlâ kaldığını belirtir. Buradaki “left”, “leave” fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve isimden sonra tamamlayıcı olarak kullanılır. “Sol taraf” yönünü belirtmez ve “ayrıldı” anlamındaki yalın geçmiş zaman fiili de değildir. Bu yapı zaman, para, stok ve kapasite için de doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle tankta hâlâ iki litre kaldığını söylüyor?

  1. There are two liters to the left of the tank.
  2. Two liters left the tank.
  3. There are two liters left in the tank.
Cevabı göster

There are two liters left in the tank.

Similarly, your stomach is never fully empty,

0:49

Benzer şekilde, mideniz de hiçbir zaman tamamen boş değildir;

always containing a fifth of a cup of hydrochloric acid.

0:52

içinde her zaman bir fincanın beşte biri kadar hidroklorik asit bulunur.

When upside down, Dilbilgisi

0:55

Baş aşağı durduğunuzda,

your esophagus prevents partially digested food in your stomach Dilbilgisi

0:55

yemek borunuz, midenizdeki kısmen sindirilmiş yiyeceklerin

from falling back out of your mouth,

0:59

geri gelip ağzınızdan çıkmasını engeller.

Dilbilgisi

When upside down = when you are upside down

“When upside down”, “when you are upside down” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. İngilizcede zaman veya koşul bildiren bir yan cümlede, bağlamdan açıkça anlaşılan özne ve “be” fiilinin bir biçimi atılarak yalnızca “when + sıfat öbeği” bırakılabilir. Burada “you”, bedene gönderme yapan çevredeki “your” ifadesinden anlaşılır. “Upside down”, alışılmış üst ve alt kısımların ters dönmesi demektir; iç ve dış yüzeylerin ters çevrilmesini anlatan “inside out” ile aynı değildir.

Alıştırma

Anlamı değiştirmeden bu cümledeki “When you are upside down” ifadesini kısaltın: ____, keep both hands on the rail.

Cevabı göster

When upside down

Dilbilgisi

prevent ... from falling: prevent + nesne + from + fiilin -ing biçimi

Bu cümlede prevents ... from falling, prevent + nesne + from + fiilin -ing biçimi kalıbını kullanır. Uzun nesne partially digested food in your stomach ifadesidir; falling ise engellenen eylemdir. Bu kalıp, bir kişinin, nesnenin veya durumun bir olayın gerçekleşmesini engellediğini anlatır. from’dan sonra to + fiil değil, fiilin -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi prevent fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamla: The safety gate ____ the child ____ falling down the stairs.

Cevabı göster

prevents · from

as it's made of muscles

1:00

Çünkü yemek borusu,

that contract in a wave-like motion known as peristalsis,

1:01

peristaltizm adı verilen dalga benzeri bir hareketle kasılan kaslardan oluşur.

ensuring unidirectional flow

1:04

Bu hareket, akışın tek yönlü olmasını sağlar

and making anything going in the opposite direction near impossible, Dilbilgisi

1:06

ve ters yönde ilerlemeyi neredeyse imkânsız hâle getirir;

Dilbilgisi

making ... near impossible: make + nesne + sıfat

Making bir sonucu bildirir: mekanizma, anything going in the opposite direction ögesini near impossible hâle getirir. Tam nesne anything going in the opposite direction ifadesidir; near impossible sıfat grubu da bu nesneyi tanımlar. Burada near, “neredeyse” anlamına gelen bir zarftır; dolayısıyla near impossible, nearly impossible ile aynı anlama gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp make + nesne + sıfat yapısıdır: nesnenin belirli bir duruma gelmesine veya o durumda olmasına neden olmak.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu göstermek için make + nesne + sıfat yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. The heavy snow prevented the road from being used.
  2. The road was almost impossible to use because of the heavy snow.
  3. The heavy snow made the road near impossible to use.
Cevabı göster

The heavy snow made the road near impossible to use.

unless, of course, you're vomiting. Anlatım akışı

1:09

elbette kusma durumu hariç.

Anlatım akışı

Açık bir istisna eklemek için unless, of course, kullanımı

Unless, önceki genel ifadenin artık geçerli olmadığı koşulu belirtir. Geniş kapsamlı bir iddiadan sonra kullanılan unless, of course, dinleyiciye bu iddiayı kolayca anlaşılabilen bir istisnayı hesaba katarak yeniden değerlendirmesi gerektiğini bildirir. Of course, istisnanın açık veya beklenen bir şey olduğunu belirten ara sözdür; dönüşe hafif ya da esprili bir ton da katabilir. Buradaki course, ders veya rota anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle genel bir planı, tek bir açık istisnası olan kurala dönüştürür?

  1. We can eat in the garden because the weather is lovely.
  2. We can eat in the garden—unless, of course, it starts raining.
  3. We can eat in the garden if the restaurant is full.
Cevabı göster

We can eat in the garden—unless, of course, it starts raining.

The hypothalamus in your brain

1:11

Beyninizdeki hipotalamus,

maintains an optimal body temperature of 37°C

1:12

ideal vücut sıcaklığını 37 °C'de tutar

and works with the skin, sweat glands, and blood vessels to maintain this temperature.

1:15

ve bu sıcaklığı korumak için cilt, ter bezleri ve kan damarlarıyla birlikte çalışır.

When the external temperature is hot,

1:19

Dış ortam sıcaklığı yüksek olduğunda,

the blood vessels dilate in an effort to help release more heat Kalıp ifadeler

1:21

vücudun daha fazla ısıyı dışarı atabilmesi için kan damarları genişler

Kalıp ifadeler

in an effort to + fiil: ulaşılmaya çalışılan hedefi vurgulamak

In an effort to + fiilin yalın hâli, bir eylemi veya süreci bir hedefe ulaşmaya yönelik olarak sunar. Burada kan damarlarının genişlemesi, vücudun daha fazla ısı salmasına yardımcı olmayı amaçlayan bir tepki olarak anlatılır. Bu ifade, garanti edilmiş bir sonucu değil, ulaşılmaya çalışılan amacı vurgular. Yalnızca to + fiil kullanmaktan daha açık ve biraz daha resmîdir.

Alıştırma

Cümleyi, bir hedefe ulaşma çabasını vurgulayan resmî ifadeyle tamamlayın: The school added shaded areas ____ keep children cool during recess.

Cevabı göster

in an effort to

and sweat glands sweat,

1:24

ve ter bezleri ter salgılar;

so the evaporation cools off your skin. Öbek fiiller

1:25

böylece terin buharlaşması cildinizi serinletir.

Öbek fiiller

cools off: bir şeyi daha serin hâle getirmek

Bu cümlede cools off geçişli olarak kullanılmıştır: buharlaşma cildinizin daha serin hâle gelmesini sağlar. Your skin değişime uğrayan nesnedir; dolayısıyla ifade duyguyu değil, fiziksel sıcaklığı anlatır. Cool off, The soup cooled off örneğindeki gibi geçişsiz olarak “soğumak” ya da He needs to cool off örneğindeki gibi “sakinleşmek” anlamına da gelebilir. Hangi anlamın kastedildiğini özne-nesne yapısı ve bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “daha az sıcak hâle getirmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: A gentle fan can ____ your skin after exercise.

Cevabı göster

cool off

When the external temperature is cold,

1:27

Dış ortam sıcaklığı düşük olduğunda,

the blood vessels constrict,

1:29

kan damarları daralır,

so blood flow is prioritized for the vital organs.

1:30

böylece kan akışı öncelikle hayati organlara yönlendirilir.

Some might say that the liver is the hardest working organ in the entire body Ton ve niyet

1:32

Bazıları karaciğerin tüm vücuttaki en yoğun çalışan organ olduğunu söyleyebilir;

Ton ve niyet

Some might say that: tartışılabilir bir görüşü temkinli biçimde sunmak

Some might say that bir görüşü doğrudan konuşmacıya aitmiş gibi sunmak yerine belirsiz bir gruba atfederek tanıtır. Buradaki some, bilinen belirli bir insan grubunu göstermez. Might iddianın gücünü azaltır: karaciğerin en çok çalışan organ olduğu düşüncesini tartışmasız bir gerçek değil, tartışılabilir bir görüş olarak sunar. Başkalarının makul biçimde katılmayabileceği güçlü veya retorik bir değerlendirmeden önce kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki temkinli kalıpla tamamlayın: ____ this is the best plan, but others may disagree.

Cevabı göster

Some might say that

with over 300 functions to carry out on a near-daily basis. Notlar

1:35

çünkü neredeyse her gün yerine getirmesi gereken 300'den fazla işlevi vardır.

Öbek fiiller

carry out: Bir görevi gerçekleştirmek veya tamamlamak

Carry out, bir görevi, planı, testi, sorumluluğu veya işlevi “gerçekleştirmek” ya da “tamamlamak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada functions, mastardan önce görünse de carry out ifadesinin nesnesidir; karaciğerin yerine getirdiği işlevleri belirtir. Bu ifadede carry, bir şeyi fiziksel olarak tutmak veya taşımak anlamına gelmez. Aynı yapı normal etken sırada da kullanılır: The organ carries out many functions.

Alıştırma

Cümleyi carry ile başlayan ve “gerçekleştirmek” anlamına gelen iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: The engineers will ____ a final inspection.

Cevabı göster

carry out

Kalıp ifadeler

on a near-daily basis: Her günden biraz daha düşük sıklık

On a ... basis, bir şeyin ne sıklıkta gerçekleştiğini veya planlandığını anlatmanın kalıplaşmış bir yoludur. Kalıbın içindeki sıfat sıklığı belirtir; örneğin on a weekly basis, “haftalık olarak” demektir. Burada near-daily, istisnasız her gün değil, “neredeyse her gün” anlamına gelir. Near-, daily sözcüğünün kesinliğini azaltır; basis ise “temel” anlamına gelmek yerine bütün sıklık ifadesinin parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi “neredeyse her gün” anlamına gelen resmî sıklık ifadesiyle tamamlayın: The monitoring system sends reports ____.

Cevabı göster

on a near-daily basis

Considering its importance,

1:39

Bu kadar önemli olduğu düşünülürse,

it's no wonder that the largest internal organ in your body Kalıp ifadeler

1:41

vücudunuzdaki en büyük iç organın

is the only one capable of regenerating completely.

1:43

aynı zamanda kendini tamamen yenileyebilen tek organ olması şaşırtıcı değildir.

Kalıp ifadeler

Şaşırtıcı olmayan bir sonuç için it's no wonder that ...

It's no wonder that, daha önce verilen bir neden yüzünden şaşırtıcı görünmeyen bir sonucu açıklar. Burada Considering its importance nedeni verir; organın tamamen yenilenebilmesiyle ilgili yan cümle ise anlaşılır bir sonuç olarak sunulur. Bu kalıpta wonder “merak etmek” anlamına gelmez. İfadenin tamamı “şaşırtıcı değil” veya “şaşmamak gerek” anlamına gelir ve bir kanıtı makul bir sonuca bağlar.

Alıştırma

Sonucun şaşırtıcı olmadığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya practiced every day, so ____ she won the contest.

Cevabı göster

it's no wonder that

This jack of all trades Deyimler

1:46

Her işin ustası olan bu organ,

filters everything that we eat and drink,

1:47

yiyip içtiğimiz her şeyi süzer.

Deyimler

Çok yönlü kişi veya şeyler için jack of all trades

Jack of all trades, birçok farklı işi yapabilen kişi veya şey için kullanılan bir deyimdir. Burada organ, birçok işlevi yerine getirdiği için çok yönlü bir çalışana benzetilir. Buradaki Jack belirli bir kişinin adı değildir; trades ise alım satım değil, farklı beceriler gerektiren iş türleri anlamına gelir. Deyim, “birçok işi yapabilen” anlamını canlı ve kısa biçimde verir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşı şöyle diyor: Lena is a jack of all trades—she designs posters, repairs laptops, and organizes events. Burada jack of all trades ne anlama geliyor?

  1. Jack adlı, ürün alıp satan biri
  2. Yalnızca tek bir uzmanlık işi olan bir şey
  3. Birçok farklı türde işi yapabilen kişi veya şey
Cevabı göster

Birçok farklı türde işi yapabilen kişi veya şey

including alcohol and drugs,

1:49

Buna alkol ve ilaçlar da dâhildir.

converts glucose into glycogen for storage, Kalıp ifadeler

1:51

Glikozu depolamak için glikojene dönüştürür,

Kalıp ifadeler

convert A into B: glucose maddesini glycogen maddesine dönüştürmek

Convert A into B, A'yı değiştirerek sonuç olarak B'yi elde etmek demektir. converts glucose into glycogen ifadesinde glucose başlangıç maddesi, glycogen ise ortaya çıkan maddedir. Kalıp convert + başlangıçtaki şey + into + sonuç şeklindedir. Bu sırayı koru: sonuç into'dan sonra gelir.

Alıştırma

Milk başlangıç maddesi ve cheese sonuç olduğunda, convert A into B kalıbını hangi cümle doğru kullanır?

  1. The process converts cheese into milk.
  2. The process converts milk in cheese.
  3. The process converts milk into cheese.
Cevabı göster

The process converts milk into cheese.

produces bile, which helps digestion,

1:53

sindirime yardımcı olan safrayı üretir

and even stores iron in the form of ferritin. Kalıp ifadeler

1:55

ve hatta demiri ferritin biçiminde depolar.

Kalıp ifadeler

in the form of: ... biçiminde

X in the form of Y, X'in Y biçiminde var olduğu, göründüğü veya sunulduğu anlamına gelir. Burada depolanan şey iron, depolanma biçimini belirten ise ferritin sözcüğüdür. İfadenin ardından bir isim veya isim grubu gelir. Buradaki form bir durum, tür veya sunuluş biçimidir; doldurulan bir form değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu biçimde sunulan anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamla: The museum presents the information ____ an interactive map.

Cevabı göster

in the form of

Your lungs and kidneys work together

1:58

Akciğerleriniz ve böbrekleriniz birlikte çalışarak

to maintain and regulate an optimal blood pH of 7.4.

1:59

kanın pH değerini düzenler ve ideal seviye olan 7,4'te tutar.

If pH is higher than 7.8 Dilbilgisi

2:02

pH 7,8'in üzerine çıkarsa

or lower than 6.8,

2:04

veya 6,8'in altına düşerse,

the result is usually death.

2:06

bu durum genellikle ölümle sonuçlanır.

Dilbilgisi

If ... is higher than ... or lower than ...: iki sınırlı bir koşul

if yan cümlesi iki alternatif eşik koşulu belirler: pH'ın 7,8'den yüksek veya 6,8'den düşük olması. Higher than üst sınırın üzerini, lower than ise alt sınırın altını belirtir. İki ifade de belirtilen sınıra tam olarak eşit olan bir değeri kapsamaz. Koşullar or ile bağlandığı için ana cümledeki sonucun ortaya çıkması açısından ikisinden birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp şudur: If a value is higher than [upper limit] or lower than [lower limit], [result].

Alıştırma

Dersteki karşılaştırmalı eşik ifadelerini tam biçimleriyle kullanarak cümleyi tamamlayın; önce üst sınırı, sonra alt sınırı yazın: The alarm sounds if the temperature is ____ 30°C or ____ 5°C.

Cevabı göster

higher than · lower than

When pH rises,

2:07

pH yükseldiğinde,

the kidneys excrete excess bicarbonate ions,

2:08

böbrekler fazla bikarbonat iyonlarını dışarı atar,

and the lungs try to conserve carbon dioxide.

2:11

akciğerler de karbondioksiti vücutta tutmaya çalışır.

When pH drops,

2:13

pH düştüğünde,

the lungs work to remove more carbon dioxide

2:14

akciğerler daha fazla karbondioksiti vücuttan atmaya çalışır,

and the kidneys will excrete more hydrogen ions.

2:15

böbrekler de daha fazla hidrojen iyonu dışarı atar.

Even though you have two kidneys, Dilbilgisi

2:18

İki böbreğiniz olmasına rağmen,

each of which is no larger than a computer mouse, Dilbilgisi

2:19

her biri bir bilgisayar faresinden daha büyük değildir

you can survive with only one functioning at 75%.

2:21

ve %75 kapasiteyle çalışan tek bir böbrekle bile hayatta kalabilirsiniz.

Dilbilgisi

Even though + sonuçla karşıtlık oluşturan gerçek bir durum

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: Ardından gelen yan cümle doğru bir gerçek olarak sunulur, ancak ana cümleyle karşıtlık oluşturur. Burada iki böbreğe sahip olmak bir gerçektir; yalnızca biriyle hayatta kalabilmek ise şaşırtıcı sonuçtur. Even though ifadesinden sonra özne ve fiil içeren tam bir yan cümle gelir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp şudur: Even though [fact], [unexpected or contrasting result]. Bir koşul ya da gerçek dışı bir olasılık belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede Even though tam bir yan cümleden önce doğru kullanılmıştır?

  1. Even though the heavy rain, the game continued.
  2. Even though the rain was heavy, the game continued.
  3. Despite the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster

Even though the rain was heavy, the game continued.

Dilbilgisi

each of which: her öğe hakkında bilgi eklemek

“two kidneys, each of which is no larger ...” ifadesinde which, çoğul two kidneys öbeğine geri döner; each ise bilginin her böbrek için ayrı ayrı doğru olduğunu gösterir. each tekil kabul edildiği için yan cümlede are değil is kullanılır. Virgül, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu bölüm iki böbrek hakkında ek bilgi verir; hangi böbreklerin kastedildiğini sınırlamaz. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: nesneleri belirten çoğul ad + , each of which + tekil fiil.

Alıştırma

Cümleyi “onların her biri” anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The lab bought three laptops, ____ comes with a protective case.

Cevabı göster

each of which

Inside each lies a network of 1 to 2 million nephrons, Dilbilgisi

2:25

Her birinin içinde 1 ila 2 milyon nefrondan oluşan bir ağ bulunur.

Dilbilgisi

Inside each lies a network: yer öbeğini başa alan devrik yapı

Inside each, başa alınmış bir yer öbeğidir. Ardından lies fiili, gerçek özne olan a network ifadesinden önce gelir. Normal özne-fiil sırasıyla cümle“A network lies inside each.”olur. Buradaki each, her bir böbrek demektir. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Yeri başa almak, cümleyi daha önce sözü edilen böbreklere bağlar ve yeni bilgi olan a network ifadesini sona bırakır. Bu yer öbeğiyle yapılan devrik yapı, resmî betimleme ve anlatılarda yaygındır.

Alıştırma

“a tall clock stands” sözcüklerini yeniden sıralayıp yer öbeğini başa alan devrik yapıyla cümleyi tamamlayın: By the front door ____.

Cevabı göster

stands a tall clock

which are tiny filters capable of filtering

2:28

Bunlar, süzme kapasitesine sahip minicik filtrelerdir;

from 110 to 140 L of blood per hour,

2:30

saatte 110 ila 140 litre kanı süzebilirler.

meaning all the blood in your body

2:34

Bu da vücudunuzdaki tüm kanın

is filtered through the kidneys 400 times throughout the day.

2:35

gün boyunca böbreklerden 400 kez süzüldüğü anlamına gelir.

An adult has 5 L of blood at any given time,

2:39

Yetişkin bir insanın vücudunda her an 5 litre kan bulunur;

which makes up 7% of our entire body weight. Öbek fiiller

2:42

bu miktar, toplam vücut ağırlığımızın %7'sini oluşturur.

Öbek fiiller

make up: belirli bir yüzdeyi oluşturmak

Burada makes up, “oluşturur” veya “bir bütünün parçasını meydana getirir” anlamındadır. Kan parçadır, toplam vücut ağırlığı ise bütündür; yüzde, bu parçanın ne kadar büyük olduğunu gösterir. Oranları anlatmak için X makes up Y% of Z kalıbını kullanabilirsiniz: X parça, Y% bu parçanın payı, Z ise bütündür.

Alıştırma

Cümleyi, make fiilinin “oluşturmak” anlamına gelen iki kelimelik biçimiyle tamamlayın: In this class, left-handed students ____ 10% of the group.

Cevabı göster

make up

Of course, your blood is full of red blood cells.

2:44

Elbette kanınız alyuvarlarla doludur.

Right now, there are 25 trillion of them

2:47

Şu anda bunlardan 25 trilyon tanesi

coursing through a mind-boggling 100,000 km network of blood vessels. Kelime

2:49

akıl almaz uzunluktaki 100.000 km'lik bir kan damarı ağında dolaşıyor.

Kelime

mind-boggling: hayal etmesi zor

Mind-boggling, bir şeyin hayal edilmesi veya anlaşılması zor olacak kadar şaşırtıcı, büyük ya da karmaşık olduğunu belirten güçlü bir sıfattır. Burada 100.000 km uzunluğun ne kadar olağanüstü olduğunu vurgular. Kısa çizgi, mind ve boggling sözcüklerini birleştirerek nitelediği sayı ifadesinden önce gelen tek bir sıfat oluşturur. Bilimsel bir ölçümü değil, konuşanın tepkisini ifade eder.

Alıştırma

Resmî bir araştırma raporunda şu cümle yer alıyor: The study used a mind-boggling sample of 2,000 participants. mind-boggling en nötr seçim midir?

  1. Hayır. a large sample gibi nötr bir ifade daha uygundur.
  2. Evet. Mind-boggling standart bir resmî akademik ifadedir.
Cevabı göster

Hayır. a large sample gibi nötr bir ifade daha uygundur.

Every second, 2 million red blood cells die

2:54

Her saniye 2 milyon alyuvar

via filtering from your spleen,

2:56

dalağınızda süzülerek yaşamını yitirir.

but don't worry, your bone marrow is generating

2:58

Ama endişelenmeyin; kemik iliğiniz

2 million every second to replace them.

3:00

onların yerine her saniye 2 milyon yeni alyuvar üretir.

Your hair is the second fastest growing part of your body, Dilbilgisi

3:02

Saçınız, vücudunuzun en hızlı uzayan ikinci kısmıdır;

Dilbilgisi

Sıralama belirtmek için the second + en üstünlük derecesi + isim

the + sıra sayısı + en üstünlük derecesi + isim kalıbı, bir şeyi sıralamada belirli bir konuma yerleştirir. Burada the second fastest growing part, bu vücut bölümünün büyüme hızına göre ikinci sırada olduğu anlamına gelir: yalnızca bir vücut bölümü daha hızlı büyür. Fastest growing, part sözcüğünü birlikte niteler; özenle düzenlenmiş yazılarda bir isimden önce geldiğinde genellikle fastest-growing şeklinde yazılır. Second fastest, “iki kat hızlı” demek değildir.

Alıştırma

Yalnızca Leo'nun puanının daha yüksek olduğunu göstermek için second ve high sözcüğünün en üstünlük biçimini kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: “Maya's score was the ____ in the class; only Leo's was higher.”

Cevabı göster

second highest

capable of growing 6 in per year,

3:05

yılda 6 inç uzayabilir.

though there is variation across populations, Anlatım akışı

3:07

Ancak bu hız, farklı insan toplulukları arasında değişir;

with male hair tending to grow faster than female hair. Dilbilgisi

3:09

erkeklerin saçı genellikle kadınlarınkinden daha hızlı uzar.

Anlatım akışı

though there is variation across populations ile genel bir ifadeyi sınırlandırmak

Though bağlacı bir ödünleme, yani çevresindeki iddiayı sınırlayan veya onunla karşıtlık oluşturan bir olgu sunar. Burada, önceki yılda 6 inçlik genel miktarı, bu miktarın her grupta aynı olmadığı uyarısıyla sınırlar. Bu bağlamda populations, farklı yerlerin toplam nüfus sayılarını değil, insan gruplarını ifade eder. İddia + though + sınırlayıcı bilgi kalıbı, önce yararlı bir genelleme verip ardından kapsamını daraltarak bilgiyi düzenler. İstatistiksel bir eğilimin istisnasız bir kural gibi anlaşılmasını önler ve okuyucuyu sonraki daha özel karşılaştırmaya hazırlar.

Alıştırma

Örnekteki “though there is variation across populations” ifadesinin söylem işlevi nedir?

  1. Gruplar arasındaki farklılıklara dikkat çekerek genel büyüme miktarını sınırlar.
  2. Konuyu saçın uzamasından farklı yerlerin nüfus sayısına çevirir.
  3. Her grubun neden tamamen aynı büyüme hızına sahip olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Gruplar arasındaki farklılıklara dikkat çekerek genel büyüme miktarını sınırlar.

Dilbilgisi

with yapısı: erkek saçı kadın saçından daha hızlı uzama eğilimindedir

Burada with + isim + -ing, ana cümleye kısa bir ek ayrıntı getirir. Male hair isim öbeğidir; tending ise eğilimi anlatan -ing biçimidir. İfadenin tamamı, erkek saçının kadın saçından daha hızlı uzama eğiliminde olduğu anlamına gelir. Tend to yaygın bir örüntüyü belirtir; her kişi için geçerli kesin bir kural belirtmez. Cümle grup düzeyindeki bir eğilimi anlatır, her erkeğin saçının her kadının saçından daha hızlı uzadığını söylemez.

Alıştırma

The survey found a clear pattern, ____ younger plants tending to need more water in direct sunlight.

Cevabı göster

with

As a newborn, your lungs were filled with fluid.

3:12

Yeni doğmuş bir bebekken akciğerleriniz sıvıyla doluydu.

Approximately 10 seconds after birth,

3:14

Doğumdan yaklaşık 10 saniye sonra,

you sharply inhaled as a response to the new environment, Kalıp ifadeler

3:16

yeni ortama tepki olarak hızla nefes aldınız

and your breathing process that sustains your life began.

3:19

ve sizi hayatta tutan solunum süreciniz başladı.

Kalıp ifadeler

as a response to: ...'e tepki olarak

Bu ifadede as a response to, eylemin tepki verdiği şeyi tanıtır. Burada nefes alma, yalnızca gerçekleşen bağımsız bir olay olarak değil, yeni çevreye verilen bir tepki olarak sunulur. Response bir isimdir ve burada to bir edattır. Bu nedenle ardından the new environment gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir; yalın fiil gelmez. Bu yapı, davranışları veya fiziksel olayları özellikle bilimsel açıklamalarda açıkça anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Program değişikliğinin hasta taleplerine verilen bir tepki olduğunu en açık biçimde gösteren ifade hangisidir? The clinic changed its schedule ____ repeated requests from patients.

  1. despite
  2. because of
  3. as a response to
Cevabı göster

as a response to

Be sure to check out our newest videos

3:23

En yeni videolarımıza mutlaka göz atın;

by clicking the screen or using the links in the description,

3:24

bunun için ekrana tıklayabilir veya açıklamadaki bağlantıları kullanabilirsiniz.

and subscribe for more weekly science videos every Thursday.

3:27

Her perşembe yayınlanan yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.