Vücudunuz Muazzam Bir Şey - Bölüm 2: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Solunum, kemikler, sindirim, organlar, kan ve doğum hakkındaki bilgiler bedenin nasıl çalışıp uyum sağladığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. laid end to end, parçaların uç uca tek çizgi halinde dizildiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Normal düzenlerini ima etmeden toplam uzunluğu belirtir. 2. jack of all trades, birçok işlevi olan kişi ya da şey için kullanılan bir deyimdir. Burada karaciğerin çok yönlülüğünü anlatır, gerçek bir mesleği değil. 3. though there is variation across populations, genel bir iddiayı sınırlayan söylemsel bir çekincedir. Kanıtı dikkatli sunmayı, aşırı genellemeden kaçınmayı ve özel bir eğilime geçmeyi sağlar.
Bu derste
which is a quarter of the length of the Great Wall of China?
0:07bunun da Çin Seddi'nin uzunluğunun dörtte birine eşit olduğunu biliyor muydunuz?
Dikkat çekici bir giriş kalıbı olarak Did you know that ...?
Did you know that, that yan cümlesini konuşmacının paylaşmak üzere olduğu şaşırtıcı bir gerçek olarak tanıtır. Geçmiş zaman biçimindeki bu soru burada çoğunlukla retorik işlev görür: dinleyicilerin bunu önceden bilip bilmediklerini kanıtlamalarını istemek yerine dikkatlerini çeker. Bilgiyi düzenleyen bir kalıp olarak, that sonrasında gelen her şeyin yeni gerçek olduğunu belirtir. Soru işareti tüm soruyu kapatır; bu nedenle that yan cümlesinin tamamı giriş kalıbına bağlıdır.
Alıştırma
Açılışı dersteki dikkat çekici kalıpla tamamlayın: ____ honey never spoils?
Cevabı göster
Did you know that
Tek bir kesintisiz çizgi için laid end to end
laid end to end, hayal edilen bir düzeni anlatan geçmiş zaman ortacı öbeğidir: birbirinden ayrı birçok hava yolu tek sıra hâlinde yerleştirilir ve birinin ucu bir sonrakinin ucuyla buluşur. Böylece uzunlukları tek bir toplam mesafe olarak ele alınabilir. Buradaki laid, “bir konuma yerleştirmek” anlamındaki lay fiilinin edilgen geçmiş zaman ortacıdır. İfade, hava yollarının akciğerlerin içinde gerçekten düz veya bu şekilde dizilmiş olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: If all the garden hoses were ____, they would stretch across the field.
Cevabı göster
laid end to end
Or that the nails on your dominant hand grow slightly faster? Dilbilgisi
0:10Peki, baskın elinizdeki tırnakların biraz daha hızlı uzadığını biliyor muydunuz?
Eksiltili devam sorusu Or that ...?
Burada Or that ...?, daha önceki Did you know that ...? kalıbını devam ettirir. Tekrarlanan Did you know sözleri atılır; bu nedenle tam anlam “Or did you know that the nails ...?” şeklindedir. Bu eksiltme, konuşanın aynı soruyu tekrarlamadan başka bir bilgiyi hızla eklemesini sağlar. Or that ...? dil bilgisi ve anlam bakımından önceki cümleye bağlıdır; bağlamdan bağımsız, tam bir soru değildir.
Alıştırma
Did you know ifadesinin tekrarını önleyen iki sözcüklü eksiltili devamla ikinci soruyu tamamlayın: Did you know that our library opens on Sundays? ____ children can join for free?
Cevabı göster
Or that
that are so small they could all fit on a single penny. Dilbilgisi
0:15Üçü de bir sentlik madeni paranın üzerine sığacak kadar küçüktür.
so small (that) they could all fit sonuç yapısı
Bu ifade so + sıfat + (that) sonuç yan cümlesi yapısını kullanır: so small (that) they could all fit. Küçüklük derecesi, üç kemiğin de tek bir kuruşun üzerine sığabilmesi sonucunu doğurur; sonucu bağlayan that isteğe bağlıdır ve burada atılmıştır. They, the three bones ifadesine gönderme yapar. Could, geçmişte öğrenilmiş bir beceriyi değil, boyutlarının mümkün kıldığı şeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, valizin hafifliğinin kaldırılmasını mümkün kıldığını göstermek için so + sıfat + that sözcüğü atılmış sonuç yan cümlesini kullanır?
- The suitcase was too heavy for Maya to lift by herself.
- The suitcase was so light Maya could lift it by herself.
- The suitcase was light enough for Maya to lift by herself.
Cevabı göster
The suitcase was so light Maya could lift it by herself.
Without them, you wouldn't hear anything or be able to balance. Dilbilgisi
0:19Onlar olmasaydı hiçbir şey duyamaz, dengenizi de koruyamazdınız.
Without + isim, you wouldn't ...
Without + isim/zamir, o kişi ya da şeyin bulunmadığı varsayımsal bir durum kurar. Buradaki them, kulağın içindeki üç küçük kemiği anlatır. wouldn't varsayımsal sonucu verir: Bu kemikler olmasaydı işitmek ve dengede durmak mümkün olmazdı. Bu kısa başlangıç, If you didn't have them, ... gibi bir if yan cümlesinin yerini alabilir.
Alıştırma
Cümleyi kısa varsayım yapısıyla tamamlayın: "____, we ____ find our way home."
Cevabı göster
Without the map · wouldn't
This includes the smallest bone in your body, the stapes,
0:22Bunlardan biri, vücudunuzdaki en küçük kemik olan üzengi kemiğidir;
while the longest and strongest is your femur, Dilbilgisi
0:24en uzun ve en güçlü kemik ise uyluk kemiğidir.
Zaman değil karşıtlık bildiren while
Buradaki while, karşıtlık bildiren bir yan cümle bağlayıcısıdır: Bir gerçeği farklı bir gerçekle yan yana getirir. İlk bölüm üzengi kemiğinin en küçük kemik olduğunu, ikinci bölüm ise femurun en uzun ve en güçlü kemik olduğunu belirtir. "... olduğu sırada" anlamına gelmez. Özellikle iki yan cümle paralel yapılara sahipse whereas veya in contrast şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede while ne anlama gelir: "The stapes is the smallest bone, while the femur is the longest and strongest."?
- İki gerçeği karşılaştırır.
- İkinci gerçeğin nedenini verir.
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
İki gerçeği karşılaştırır.
stronger than steel and four times stronger than concrete. Dilbilgisi
0:27çelikten daha güçlü, betondan ise dört kat daha dayanıklıdır.
four times stronger than: …den dört kat daha güçlü
four times stronger than ifadesinde four times kat sayısını, stronger karşılaştırılan özelliğin güç olduğunu, than ise karşılaştırma ölçütünü gösterir. Burada uyluk kemiğinin betonun dört katı güce sahip olduğu anlatılır. Başka durumlarda da kullanılabilecek sıra şöyledir: kat sayısı + karşılaştırma sıfatı + than + karşılaştırma ölçütü. Kat sayısı karşılaştırma sıfatından önce gelir.
Alıştırma
Cümleyi four times ve strong kullanan karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: This rope is ____ that rope.
Cevabı göster
four times stronger than
but they weren't so much as lost as simply fused together. Dilbilgisi
0:35Ancak bu kemikler kaybolmadı; yalnızca birbirleriyle kaynaştı.
not so much X as Y ile not so much as + fiil
Altyazıdaki weren't so much as lost as simply fused together dizisi iki farklı yapıyı karıştırır; bu nedenle standart bir kalıp olarak kullanılmamalıdır. Amaçlanan cümle weren't so much lost as simply fused together şeklindedir: kemikler gerçekten kaybolmamış, daha doğru bir ifadeyle birleşerek daha büyük kemikler oluşturmuştur. Daha az doğru olan X açıklamasını daha doğru olan Y açıklamasıyla değiştirmek için not so much X as Y kullanılır. Ayrı bir yapı olan not so much as + fiil ise o eylemi bile yapmamak anlamına gelir. İki yapı da kendi başına tamamlanır.
Alıştırma
Olayın bir tartışmadan çok yanlış anlaşılma olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- It was both an argument and a misunderstanding.
- They didn't so much as argue about the misunderstanding.
- It wasn't so much an argument as a misunderstanding.
Cevabı göster
It wasn't so much an argument as a misunderstanding.
Your lungs are capable of inhaling 13 L of air every minute Kalıp ifadeler
0:38Akciğerleriniz dakikada 13 litre havayı içine çekebilir;
capable of inhaling: be capable of + -ing yapısı
Be capable of + isim veya -ing biçimi, “bir şeyi yapma yeteneğine ya da kapasitesine sahip olmak” anlamına gelir. Burada capable of inhaling, akciğerlerin bu miktarda havayı içeri çekebildiğini belirtir. Of bir edattır; bu nedenle inhaling, isim görevi gören bir -ing biçimidir. Bu kalıp bir insanın, organın, makinenin veya sistemin ne yapabilecek kapasitede olduğunu anlatabilir.
Alıştırma
Dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This air filter is ____ removing very small particles.
Cevabı göster
capable of
for a total of 8000 to 9000 L daily. Kalıp ifadeler
0:41bu da günde toplam 8.000 ila 9.000 litre eder.
for a total of: genel toplamı belirtme
For a total of, küçük miktarlar veya bir oran birleştirilip daha geniş bir süreye uygulandıktan sonra son miktarı belirtir. Cümle önce dakikada 13 L bilgisini verir, ardından tahminî günlük miktarı sunmak için for a total of kullanır. Burada for amaç belirtmez. İfadenin tamamı, dinleyiciyi destekleyici sayıdan genel sonuca yönlendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede for a total of birleşik sonucu belirtmek için kullanılmıştır?
- We packed boxes for two hours.
- We packed 6 boxes in the morning and 4 later, for a total of 10 boxes.
- We packed boxes for the school fair.
Cevabı göster
We packed 6 boxes in the morning and 4 later, for a total of 10 boxes.
Breathe out: havayı akciğerlerden dışarı vermek
“Breathe out”, havanın akciğerlerden vücudun dışına çıkmasına izin vermek demektir. “Out” parçacığı havanın yönünü gösterir. Bu yönergede “hard”, çok güç kullanman gerektiğini belirtir. Konuşan kişi senden bir nesneyi hareket ettirmeni veya itmeni değil, güçlü biçimde nefes vermeni istiyor.
Alıştırma
Yönergeyi, havanın akciğerlerden çıkması anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Take a deep breath, then ____ slowly.
Cevabı göster
breathe out
there's always 1 L of air left in your lungs. Dilbilgisi
0:46akciğerlerinizde her zaman 1 litre hava kalır.
No matter how much you push: değişmeyen bir sonuç
“No matter how much + özne + fiil” bir ödünleme anlatır. Miktar veya derece çok artsa bile ana cümledeki sonucun değişmeyeceğini belirtir. Burada “how much you push”, havayı dışarı çıkarmak için ne kadar güç kullandığın anlamına gelir. Sayılabilen bir miktarla ilgili soru değildir ve yan cümle düz cümle sırasını korur: “you push”; “do you push” kullanılmaz.
Alıştırma
Daha fazla çabanın sonucu değiştirmediğini göstermek için bu yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- No matter how many you pull, the locked door will not open without the key.
- No matter how much do you pull, the locked door will not open without the key.
- No matter how much you pull, the locked door will not open without the key.
Cevabı göster
No matter how much you pull, the locked door will not open without the key.
There’s always 1 L of air left: left, bir şeyin kaldığını belirtir
“there is/are + miktar + isim + left” yapısı, belirli bir miktarın hâlâ kaldığını anlatır. Bu cümlede “there’s”, “1 L of air” miktarını tanıtır; “left” ise nefes verildikten sonra bu havanın hâlâ kaldığını belirtir. Buradaki “left”, “leave” fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve isimden sonra tamamlayıcı olarak kullanılır. “Sol taraf” yönünü belirtmez ve “ayrıldı” anlamındaki yalın geçmiş zaman fiili de değildir. Bu yapı zaman, para, stok ve kapasite için de doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle tankta hâlâ iki litre kaldığını söylüyor?
- There are two liters to the left of the tank.
- Two liters left the tank.
- There are two liters left in the tank.
Cevabı göster
There are two liters left in the tank.
Similarly, your stomach is never fully empty,
0:49Benzer şekilde, mideniz de hiçbir zaman tamamen boş değildir;
always containing a fifth of a cup of hydrochloric acid.
0:52içinde her zaman bir fincanın beşte biri kadar hidroklorik asit bulunur.
your esophagus prevents partially digested food in your stomach Dilbilgisi
0:55yemek borunuz, midenizdeki kısmen sindirilmiş yiyeceklerin
When upside down = when you are upside down
“When upside down”, “when you are upside down” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. İngilizcede zaman veya koşul bildiren bir yan cümlede, bağlamdan açıkça anlaşılan özne ve “be” fiilinin bir biçimi atılarak yalnızca “when + sıfat öbeği” bırakılabilir. Burada “you”, bedene gönderme yapan çevredeki “your” ifadesinden anlaşılır. “Upside down”, alışılmış üst ve alt kısımların ters dönmesi demektir; iç ve dış yüzeylerin ters çevrilmesini anlatan “inside out” ile aynı değildir.
Alıştırma
Anlamı değiştirmeden bu cümledeki “When you are upside down” ifadesini kısaltın: ____, keep both hands on the rail.
Cevabı göster
When upside down
prevent ... from falling: prevent + nesne + from + fiilin -ing biçimi
Bu cümlede prevents ... from falling, prevent + nesne + from + fiilin -ing biçimi kalıbını kullanır. Uzun nesne partially digested food in your stomach ifadesidir; falling ise engellenen eylemdir. Bu kalıp, bir kişinin, nesnenin veya durumun bir olayın gerçekleşmesini engellediğini anlatır. from’dan sonra to + fiil değil, fiilin -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi prevent fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamla: The safety gate ____ the child ____ falling down the stairs.
Cevabı göster
prevents · from
that contract in a wave-like motion known as peristalsis,
1:01peristaltizm adı verilen dalga benzeri bir hareketle kasılan kaslardan oluşur.
and making anything going in the opposite direction near impossible, Dilbilgisi
1:06ve ters yönde ilerlemeyi neredeyse imkânsız hâle getirir;
making ... near impossible: make + nesne + sıfat
Making bir sonucu bildirir: mekanizma, anything going in the opposite direction ögesini near impossible hâle getirir. Tam nesne anything going in the opposite direction ifadesidir; near impossible sıfat grubu da bu nesneyi tanımlar. Burada near, “neredeyse” anlamına gelen bir zarftır; dolayısıyla near impossible, nearly impossible ile aynı anlama gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp make + nesne + sıfat yapısıdır: nesnenin belirli bir duruma gelmesine veya o durumda olmasına neden olmak.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu göstermek için make + nesne + sıfat yapısını doğal biçimde kullanır?
- The heavy snow prevented the road from being used.
- The road was almost impossible to use because of the heavy snow.
- The heavy snow made the road near impossible to use.
Cevabı göster
The heavy snow made the road near impossible to use.
Açık bir istisna eklemek için unless, of course, kullanımı
Unless, önceki genel ifadenin artık geçerli olmadığı koşulu belirtir. Geniş kapsamlı bir iddiadan sonra kullanılan unless, of course, dinleyiciye bu iddiayı kolayca anlaşılabilen bir istisnayı hesaba katarak yeniden değerlendirmesi gerektiğini bildirir. Of course, istisnanın açık veya beklenen bir şey olduğunu belirten ara sözdür; dönüşe hafif ya da esprili bir ton da katabilir. Buradaki course, ders veya rota anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle genel bir planı, tek bir açık istisnası olan kurala dönüştürür?
- We can eat in the garden because the weather is lovely.
- We can eat in the garden—unless, of course, it starts raining.
- We can eat in the garden if the restaurant is full.
Cevabı göster
We can eat in the garden—unless, of course, it starts raining.
and works with the skin, sweat glands, and blood vessels to maintain this temperature.
1:15ve bu sıcaklığı korumak için cilt, ter bezleri ve kan damarlarıyla birlikte çalışır.
the blood vessels dilate in an effort to help release more heat Kalıp ifadeler
1:21vücudun daha fazla ısıyı dışarı atabilmesi için kan damarları genişler
in an effort to + fiil: ulaşılmaya çalışılan hedefi vurgulamak
In an effort to + fiilin yalın hâli, bir eylemi veya süreci bir hedefe ulaşmaya yönelik olarak sunar. Burada kan damarlarının genişlemesi, vücudun daha fazla ısı salmasına yardımcı olmayı amaçlayan bir tepki olarak anlatılır. Bu ifade, garanti edilmiş bir sonucu değil, ulaşılmaya çalışılan amacı vurgular. Yalnızca to + fiil kullanmaktan daha açık ve biraz daha resmîdir.
Alıştırma
Cümleyi, bir hedefe ulaşma çabasını vurgulayan resmî ifadeyle tamamlayın: The school added shaded areas ____ keep children cool during recess.
Cevabı göster
in an effort to
so the evaporation cools off your skin. Öbek fiiller
1:25böylece terin buharlaşması cildinizi serinletir.
cools off: bir şeyi daha serin hâle getirmek
Bu cümlede cools off geçişli olarak kullanılmıştır: buharlaşma cildinizin daha serin hâle gelmesini sağlar. Your skin değişime uğrayan nesnedir; dolayısıyla ifade duyguyu değil, fiziksel sıcaklığı anlatır. Cool off, The soup cooled off örneğindeki gibi geçişsiz olarak “soğumak” ya da He needs to cool off örneğindeki gibi “sakinleşmek” anlamına da gelebilir. Hangi anlamın kastedildiğini özne-nesne yapısı ve bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “daha az sıcak hâle getirmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: A gentle fan can ____ your skin after exercise.
Cevabı göster
cool off
so blood flow is prioritized for the vital organs.
1:30böylece kan akışı öncelikle hayati organlara yönlendirilir.
Some might say that the liver is the hardest working organ in the entire body Ton ve niyet
1:32Bazıları karaciğerin tüm vücuttaki en yoğun çalışan organ olduğunu söyleyebilir;
Some might say that: tartışılabilir bir görüşü temkinli biçimde sunmak
Some might say that bir görüşü doğrudan konuşmacıya aitmiş gibi sunmak yerine belirsiz bir gruba atfederek tanıtır. Buradaki some, bilinen belirli bir insan grubunu göstermez. Might iddianın gücünü azaltır: karaciğerin en çok çalışan organ olduğu düşüncesini tartışmasız bir gerçek değil, tartışılabilir bir görüş olarak sunar. Başkalarının makul biçimde katılmayabileceği güçlü veya retorik bir değerlendirmeden önce kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli kalıpla tamamlayın: ____ this is the best plan, but others may disagree.
Cevabı göster
Some might say that
with over 300 functions to carry out on a near-daily basis. Notlar
1:35çünkü neredeyse her gün yerine getirmesi gereken 300'den fazla işlevi vardır.
carry out: Bir görevi gerçekleştirmek veya tamamlamak
Carry out, bir görevi, planı, testi, sorumluluğu veya işlevi “gerçekleştirmek” ya da “tamamlamak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada functions, mastardan önce görünse de carry out ifadesinin nesnesidir; karaciğerin yerine getirdiği işlevleri belirtir. Bu ifadede carry, bir şeyi fiziksel olarak tutmak veya taşımak anlamına gelmez. Aynı yapı normal etken sırada da kullanılır: The organ carries out many functions.
Alıştırma
Cümleyi carry ile başlayan ve “gerçekleştirmek” anlamına gelen iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: The engineers will ____ a final inspection.
Cevabı göster
carry out
on a near-daily basis: Her günden biraz daha düşük sıklık
On a ... basis, bir şeyin ne sıklıkta gerçekleştiğini veya planlandığını anlatmanın kalıplaşmış bir yoludur. Kalıbın içindeki sıfat sıklığı belirtir; örneğin on a weekly basis, “haftalık olarak” demektir. Burada near-daily, istisnasız her gün değil, “neredeyse her gün” anlamına gelir. Near-, daily sözcüğünün kesinliğini azaltır; basis ise “temel” anlamına gelmek yerine bütün sıklık ifadesinin parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse her gün” anlamına gelen resmî sıklık ifadesiyle tamamlayın: The monitoring system sends reports ____.
Cevabı göster
on a near-daily basis
it's no wonder that the largest internal organ in your body Kalıp ifadeler
1:41vücudunuzdaki en büyük iç organın
is the only one capable of regenerating completely.
1:43aynı zamanda kendini tamamen yenileyebilen tek organ olması şaşırtıcı değildir.
Şaşırtıcı olmayan bir sonuç için it's no wonder that ...
It's no wonder that, daha önce verilen bir neden yüzünden şaşırtıcı görünmeyen bir sonucu açıklar. Burada Considering its importance nedeni verir; organın tamamen yenilenebilmesiyle ilgili yan cümle ise anlaşılır bir sonuç olarak sunulur. Bu kalıpta wonder “merak etmek” anlamına gelmez. İfadenin tamamı “şaşırtıcı değil” veya “şaşmamak gerek” anlamına gelir ve bir kanıtı makul bir sonuca bağlar.
Alıştırma
Sonucun şaşırtıcı olmadığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya practiced every day, so ____ she won the contest.
Cevabı göster
it's no wonder that
Çok yönlü kişi veya şeyler için jack of all trades
Jack of all trades, birçok farklı işi yapabilen kişi veya şey için kullanılan bir deyimdir. Burada organ, birçok işlevi yerine getirdiği için çok yönlü bir çalışana benzetilir. Buradaki Jack belirli bir kişinin adı değildir; trades ise alım satım değil, farklı beceriler gerektiren iş türleri anlamına gelir. Deyim, “birçok işi yapabilen” anlamını canlı ve kısa biçimde verir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı şöyle diyor: Lena is a jack of all trades—she designs posters, repairs laptops, and organizes events. Burada jack of all trades ne anlama geliyor?
- Jack adlı, ürün alıp satan biri
- Yalnızca tek bir uzmanlık işi olan bir şey
- Birçok farklı türde işi yapabilen kişi veya şey
Cevabı göster
Birçok farklı türde işi yapabilen kişi veya şey
converts glucose into glycogen for storage, Kalıp ifadeler
1:51Glikozu depolamak için glikojene dönüştürür,
convert A into B: glucose maddesini glycogen maddesine dönüştürmek
Convert A into B, A'yı değiştirerek sonuç olarak B'yi elde etmek demektir. converts glucose into glycogen ifadesinde glucose başlangıç maddesi, glycogen ise ortaya çıkan maddedir. Kalıp convert + başlangıçtaki şey + into + sonuç şeklindedir. Bu sırayı koru: sonuç into'dan sonra gelir.
Alıştırma
Milk başlangıç maddesi ve cheese sonuç olduğunda, convert A into B kalıbını hangi cümle doğru kullanır?
- The process converts cheese into milk.
- The process converts milk in cheese.
- The process converts milk into cheese.
Cevabı göster
The process converts milk into cheese.
and even stores iron in the form of ferritin. Kalıp ifadeler
1:55ve hatta demiri ferritin biçiminde depolar.
in the form of: ... biçiminde
X in the form of Y, X'in Y biçiminde var olduğu, göründüğü veya sunulduğu anlamına gelir. Burada depolanan şey iron, depolanma biçimini belirten ise ferritin sözcüğüdür. İfadenin ardından bir isim veya isim grubu gelir. Buradaki form bir durum, tür veya sunuluş biçimidir; doldurulan bir form değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu biçimde sunulan anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamla: The museum presents the information ____ an interactive map.
Cevabı göster
in the form of
to maintain and regulate an optimal blood pH of 7.4.
1:59kanın pH değerini düzenler ve ideal seviye olan 7,4'te tutar.
If ... is higher than ... or lower than ...: iki sınırlı bir koşul
if yan cümlesi iki alternatif eşik koşulu belirler: pH'ın 7,8'den yüksek veya 6,8'den düşük olması. Higher than üst sınırın üzerini, lower than ise alt sınırın altını belirtir. İki ifade de belirtilen sınıra tam olarak eşit olan bir değeri kapsamaz. Koşullar or ile bağlandığı için ana cümledeki sonucun ortaya çıkması açısından ikisinden birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp şudur: If a value is higher than [upper limit] or lower than [lower limit], [result].
Alıştırma
Dersteki karşılaştırmalı eşik ifadelerini tam biçimleriyle kullanarak cümleyi tamamlayın; önce üst sınırı, sonra alt sınırı yazın: The alarm sounds if the temperature is ____ 30°C or ____ 5°C.
Cevabı göster
higher than · lower than
the kidneys excrete excess bicarbonate ions,
2:08böbrekler fazla bikarbonat iyonlarını dışarı atar,
and the lungs try to conserve carbon dioxide.
2:11akciğerler de karbondioksiti vücutta tutmaya çalışır.
the lungs work to remove more carbon dioxide
2:14akciğerler daha fazla karbondioksiti vücuttan atmaya çalışır,
and the kidneys will excrete more hydrogen ions.
2:15böbrekler de daha fazla hidrojen iyonu dışarı atar.
each of which is no larger than a computer mouse, Dilbilgisi
2:19her biri bir bilgisayar faresinden daha büyük değildir
you can survive with only one functioning at 75%.
2:21ve %75 kapasiteyle çalışan tek bir böbrekle bile hayatta kalabilirsiniz.
Even though + sonuçla karşıtlık oluşturan gerçek bir durum
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: Ardından gelen yan cümle doğru bir gerçek olarak sunulur, ancak ana cümleyle karşıtlık oluşturur. Burada iki böbreğe sahip olmak bir gerçektir; yalnızca biriyle hayatta kalabilmek ise şaşırtıcı sonuçtur. Even though ifadesinden sonra özne ve fiil içeren tam bir yan cümle gelir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp şudur: Even though [fact], [unexpected or contrasting result]. Bir koşul ya da gerçek dışı bir olasılık belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede Even though tam bir yan cümleden önce doğru kullanılmıştır?
- Even though the heavy rain, the game continued.
- Even though the rain was heavy, the game continued.
- Despite the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster
Even though the rain was heavy, the game continued.
each of which: her öğe hakkında bilgi eklemek
“two kidneys, each of which is no larger ...” ifadesinde which, çoğul two kidneys öbeğine geri döner; each ise bilginin her böbrek için ayrı ayrı doğru olduğunu gösterir. each tekil kabul edildiği için yan cümlede are değil is kullanılır. Virgül, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu bölüm iki böbrek hakkında ek bilgi verir; hangi böbreklerin kastedildiğini sınırlamaz. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: nesneleri belirten çoğul ad + , each of which + tekil fiil.
Alıştırma
Cümleyi “onların her biri” anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The lab bought three laptops, ____ comes with a protective case.
Cevabı göster
each of which
Inside each lies a network of 1 to 2 million nephrons, Dilbilgisi
2:25Her birinin içinde 1 ila 2 milyon nefrondan oluşan bir ağ bulunur.
Inside each lies a network: yer öbeğini başa alan devrik yapı
Inside each, başa alınmış bir yer öbeğidir. Ardından lies fiili, gerçek özne olan a network ifadesinden önce gelir. Normal özne-fiil sırasıyla cümle“A network lies inside each.”olur. Buradaki each, her bir böbrek demektir. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Yeri başa almak, cümleyi daha önce sözü edilen böbreklere bağlar ve yeni bilgi olan a network ifadesini sona bırakır. Bu yer öbeğiyle yapılan devrik yapı, resmî betimleme ve anlatılarda yaygındır.
Alıştırma
“a tall clock stands” sözcüklerini yeniden sıralayıp yer öbeğini başa alan devrik yapıyla cümleyi tamamlayın: By the front door ____.
Cevabı göster
stands a tall clock
which are tiny filters capable of filtering
2:28Bunlar, süzme kapasitesine sahip minicik filtrelerdir;
is filtered through the kidneys 400 times throughout the day.
2:35gün boyunca böbreklerden 400 kez süzüldüğü anlamına gelir.
An adult has 5 L of blood at any given time,
2:39Yetişkin bir insanın vücudunda her an 5 litre kan bulunur;
which makes up 7% of our entire body weight. Öbek fiiller
2:42bu miktar, toplam vücut ağırlığımızın %7'sini oluşturur.
make up: belirli bir yüzdeyi oluşturmak
Burada makes up, “oluşturur” veya “bir bütünün parçasını meydana getirir” anlamındadır. Kan parçadır, toplam vücut ağırlığı ise bütündür; yüzde, bu parçanın ne kadar büyük olduğunu gösterir. Oranları anlatmak için X makes up Y% of Z kalıbını kullanabilirsiniz: X parça, Y% bu parçanın payı, Z ise bütündür.
Alıştırma
Cümleyi, make fiilinin “oluşturmak” anlamına gelen iki kelimelik biçimiyle tamamlayın: In this class, left-handed students ____ 10% of the group.
Cevabı göster
make up
coursing through a mind-boggling 100,000 km network of blood vessels. Kelime
2:49akıl almaz uzunluktaki 100.000 km'lik bir kan damarı ağında dolaşıyor.
mind-boggling: hayal etmesi zor
Mind-boggling, bir şeyin hayal edilmesi veya anlaşılması zor olacak kadar şaşırtıcı, büyük ya da karmaşık olduğunu belirten güçlü bir sıfattır. Burada 100.000 km uzunluğun ne kadar olağanüstü olduğunu vurgular. Kısa çizgi, mind ve boggling sözcüklerini birleştirerek nitelediği sayı ifadesinden önce gelen tek bir sıfat oluşturur. Bilimsel bir ölçümü değil, konuşanın tepkisini ifade eder.
Alıştırma
Resmî bir araştırma raporunda şu cümle yer alıyor: The study used a mind-boggling sample of 2,000 participants. mind-boggling en nötr seçim midir?
- Hayır. a large sample gibi nötr bir ifade daha uygundur.
- Evet. Mind-boggling standart bir resmî akademik ifadedir.
Cevabı göster
Hayır. a large sample gibi nötr bir ifade daha uygundur.
2 million every second to replace them.
3:00onların yerine her saniye 2 milyon yeni alyuvar üretir.
Your hair is the second fastest growing part of your body, Dilbilgisi
3:02Saçınız, vücudunuzun en hızlı uzayan ikinci kısmıdır;
Sıralama belirtmek için the second + en üstünlük derecesi + isim
the + sıra sayısı + en üstünlük derecesi + isim kalıbı, bir şeyi sıralamada belirli bir konuma yerleştirir. Burada the second fastest growing part, bu vücut bölümünün büyüme hızına göre ikinci sırada olduğu anlamına gelir: yalnızca bir vücut bölümü daha hızlı büyür. Fastest growing, part sözcüğünü birlikte niteler; özenle düzenlenmiş yazılarda bir isimden önce geldiğinde genellikle fastest-growing şeklinde yazılır. Second fastest, “iki kat hızlı” demek değildir.
Alıştırma
Yalnızca Leo'nun puanının daha yüksek olduğunu göstermek için second ve high sözcüğünün en üstünlük biçimini kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: “Maya's score was the ____ in the class; only Leo's was higher.”
Cevabı göster
second highest
though there is variation across populations, Anlatım akışı
3:07Ancak bu hız, farklı insan toplulukları arasında değişir;
with male hair tending to grow faster than female hair. Dilbilgisi
3:09erkeklerin saçı genellikle kadınlarınkinden daha hızlı uzar.
though there is variation across populations ile genel bir ifadeyi sınırlandırmak
Though bağlacı bir ödünleme, yani çevresindeki iddiayı sınırlayan veya onunla karşıtlık oluşturan bir olgu sunar. Burada, önceki yılda 6 inçlik genel miktarı, bu miktarın her grupta aynı olmadığı uyarısıyla sınırlar. Bu bağlamda populations, farklı yerlerin toplam nüfus sayılarını değil, insan gruplarını ifade eder. İddia + though + sınırlayıcı bilgi kalıbı, önce yararlı bir genelleme verip ardından kapsamını daraltarak bilgiyi düzenler. İstatistiksel bir eğilimin istisnasız bir kural gibi anlaşılmasını önler ve okuyucuyu sonraki daha özel karşılaştırmaya hazırlar.
Alıştırma
Örnekteki “though there is variation across populations” ifadesinin söylem işlevi nedir?
- Gruplar arasındaki farklılıklara dikkat çekerek genel büyüme miktarını sınırlar.
- Konuyu saçın uzamasından farklı yerlerin nüfus sayısına çevirir.
- Her grubun neden tamamen aynı büyüme hızına sahip olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Gruplar arasındaki farklılıklara dikkat çekerek genel büyüme miktarını sınırlar.
with yapısı: erkek saçı kadın saçından daha hızlı uzama eğilimindedir
Burada with + isim + -ing, ana cümleye kısa bir ek ayrıntı getirir. Male hair isim öbeğidir; tending ise eğilimi anlatan -ing biçimidir. İfadenin tamamı, erkek saçının kadın saçından daha hızlı uzama eğiliminde olduğu anlamına gelir. Tend to yaygın bir örüntüyü belirtir; her kişi için geçerli kesin bir kural belirtmez. Cümle grup düzeyindeki bir eğilimi anlatır, her erkeğin saçının her kadının saçından daha hızlı uzadığını söylemez.
Alıştırma
The survey found a clear pattern, ____ younger plants tending to need more water in direct sunlight.
Cevabı göster
with
As a newborn, your lungs were filled with fluid.
3:12Yeni doğmuş bir bebekken akciğerleriniz sıvıyla doluydu.
you sharply inhaled as a response to the new environment, Kalıp ifadeler
3:16yeni ortama tepki olarak hızla nefes aldınız
and your breathing process that sustains your life began.
3:19ve sizi hayatta tutan solunum süreciniz başladı.
as a response to: ...'e tepki olarak
Bu ifadede as a response to, eylemin tepki verdiği şeyi tanıtır. Burada nefes alma, yalnızca gerçekleşen bağımsız bir olay olarak değil, yeni çevreye verilen bir tepki olarak sunulur. Response bir isimdir ve burada to bir edattır. Bu nedenle ardından the new environment gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir; yalın fiil gelmez. Bu yapı, davranışları veya fiziksel olayları özellikle bilimsel açıklamalarda açıkça anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Program değişikliğinin hasta taleplerine verilen bir tepki olduğunu en açık biçimde gösteren ifade hangisidir? The clinic changed its schedule ____ repeated requests from patients.
- despite
- because of
- as a response to
Cevabı göster
as a response to
by clicking the screen or using the links in the description,
3:24bunun için ekrana tıklayabilir veya açıklamadaki bağlantıları kullanabilirsiniz.
and subscribe for more weekly science videos every Thursday.
3:27Her perşembe yayınlanan yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.