Büyük Göller'i bu kadar harika yapan nedir? - Cheri Dobbs ve Jennifer Gabrys: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Büyük Göller’in Buzul Çağı’ndaki oluşumundan birbirine bağlı göller boyunca ilerleyen suyun yolculuğuna uzanıyor; ardından sistemin ekolojik ve insani değerini, karşı karşıya olduğu tehditleri ve korunması için gereken iş birliğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What's so great? About the Great Lakes. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: great sözcüğü ile Great Lakes adı arasındaki kelime oyununa dayanan kısa bir sorunun, açıklama başlamadan ilgiyi nasıl çektiğini ve bilimsel konuyu nasıl tanıttığını öğrenin. 2. this well-traveled water — Deyimler ve mecazi ifadeler: Birkaç gölden geçen suyun bir yolcu gibi sunulduğu kişileştirmeyi fark edin. Bu tekniği doğal bir güzergâhı veya süreci tutarlı, anlaşılır ve canlı bir yolculuk şeklinde anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. will require the collaboration of — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Karmaşık bir sorunun çözümünün belirli grupların ortak çalışmasına bağlı olduğunu resmî bir dille ifade etmek için bu birleşimi kullanın; özellikle çevre politikaları, kurumlar veya büyük ölçekli projeler hakkında konuşurken uygundur.
Bu derste
What's so great? ... Great Lakes: soruyla başlayıp konuyu açıklayan bir giriş
Konuşmacı, tam soru olan “What's so great about the Great Lakes?” cümlesini bilinçli olarak iki bölüme ayırır. “What's so great?” bilgi boşluğu oluşturarak merak uyandırır; ardından “About the Great Lakes.” konuyu açıklar. About ile başlayan bölüm, başlığın açıklanması gibi kullanılan bir cümle parçasıdır; tam bir yan cümle değildir. Sıradan sıfat great “harika veya dikkate değer” anlamına gelirken Great aynı zamanda Great Lakes özel adının bir parçasıdır. Aynı kelimenin tekrarı akılda kalıcı bir yankı oluşturur ve soruyu konunun girişine dönüştürür.
Alıştırma
Hangi açılış önce merak uyandırır, ardından konuyu About ile başlayan bir parçada açıklar ve bir anahtar kelimeyi tekrarlar?
- Smart homes use connected devices.
- About smart homes. What's so smart?
- What's so smart? About smart homes.
Cevabı göster
What's so smart? About smart homes.
be known as + tanınmış bir ad veya unvan
Be known as + ad, unvan veya kimlik, “o adla anılmak ya da o etiketle tanınmak” anlamına gelir. Bu cümlede America's inland seas, Büyük Göller için kullanılan açıklayıcı bir addır. Yapı “özne + be fiilinin uygun biçimi + known as + adlandırma” şeklindedir: They are known as .... be fiili zorunludur; burada They're, They are ifadesinin kısaltmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kalıpla tamamlayın: The neighborhood is ____ the arts district.
Cevabı göster
known as
America's inland seas: devasa göller için bir benzetme
'America's inland seas', Büyük Göller için kullanılan mecazi bir addır. Inland, göllerin kıtanın içinde bulunduğunu belirtirken seas, onların devasa büyüklüğünü ve görünümünü okyanusa benzetir. Bu ifade, göllerin tuzlu su denizleri olduğu anlamına gelmez. Bilim ve coğrafya metinlerinde bu tür bir benzetme, göllerin gerçek sınıflandırmasını değiştirmeden ölçeklerini gözümüzde canlandırmamıza yardım eder.
Alıştırma
Bu cümlede America's inland seas ne anlama geliyor?
- Göller kıtanın altında saklı denizlerdir.
- Göller yalnızca Amerika Birleşik Devletleri'ne ait tuzlu su okyanuslarıdır.
- Göller o kadar büyüktür ki kıtanın içindeki denizlere benzetilir.
Cevabı göster
Göller o kadar büyüktür ki kıtanın içindeki denizlere benzetilir.
are so massive that they border eight states Notlar
0:19o kadar devasadır ki sekiz eyalete sınırları bulunur
they border eight states: geçişli fiil olarak border
Burada border, “... ile ortak sınıra sahip olmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Özne olan they coğrafi alanları belirtir; eight states ise doğrudan nesnedir. they border eight states, bu alanların kenarlarının sekiz eyaletin sınırlarına değdiğini anlatır. Kalıp place A + borders + place B şeklindedir. Coğrafi sınır komşuluğunu anlatır; bu cümlede border, “sınır” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede border, “... ile ortak sınıra sahip olmak” anlamında doğru kullanılmıştır?
- The province shares a border three countries.
- The province borders with three countries.
- The province borders three countries.
Cevabı göster
The province borders three countries.
so massive that: sonuç doğuran yüksek derece
so + sıfat + that + yan cümle kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so massive dereceyi belirtir; that ise bu ölçeği gösteren sonuçları tanıtır: göller sekiz eyalete temas eder ve çok büyük miktarda su barındırır. Sonuç, sıfatın belirttiği özelliğin ne kadar ileri düzeyde olduğunu gösterdiğinde bu kalıbı kullanın. Sıfat değişebilir, ancak so sıfattan önce, that ise sonuç cümlesinden önce gelir.
Alıştırma
Bir sonuç ifade etmek için cümleyi so ... that ile tamamlayın: The wind was ____ strong ____ it knocked down a tree.
Cevabı göster
so · that
That's enough to cover: bir miktarla ne yapılabileceğini göstermek
That, hemen önce sözü edilen bir miktara gönderme yapar. enough to + fiilin yalın hâli kalıbı, bu miktarın bir sonuç veya görev için yeterli olduğunu belirtir. Bu nedenle That's enough to cover..., miktarın belirtilen alanı kaplamaya yeteceği anlamına gelir. Bu kalıp, büyük veya soyut bir miktarla ne yapılabileceğini göstererek onu daha kolay anlaşılır hâle getirir. cover yerine başka bir fiilin yalın hâlini kullanabilirsiniz: enough to fill, enough to feed veya enough to power gibi.
Alıştırma
Cümleyi enough to ve cover fiiliyle tamamlayın: We have ten liters of paint. That's ____ the entire wall.
Cevabı göster
enough to cover
the contiguous United States: birbirine bitişik 48 eyalet
The contiguous United States, tek ve kesintisiz bir bölge oluşturan 48 eyalet için kullanılan coğrafi bir terimdir. Alaska ve Hawaii bu kapsama girmez. Bu cümlede, sınırları belirli olan bu alan büyüklük karşılaştırmasının temelidir. İfadeyi 50 eyaletin tamamı veya ABD'ye ait tüm topraklar olarak anlamayın.
Alıştırma
the contiguous United States hangi bölgeyi ifade eder?
- Alaska ve Hawaii dâhil 50 eyaletin tamamı.
- Yalnızca Atlas Okyanusu kıyısındaki eyaletler.
- Alaska ve Hawaii hariç, birbirine bitişik 48 eyalet.
Cevabı göster
Alaska ve Hawaii hariç, birbirine bitişik 48 eyalet.
three meters deep: sayı + birim + boyut sıfatı
Three meters deep, sayı + birim + boyut sıfatı yapısını izler. Bir derinlik ölçüsü verir ve bu cümlede cover eyleminin sonucunu açıklar: madde üç metre derinliğinde bir tabaka oluşturur. Aynı yapı, two meters tall, five kilometers wide ve ten centimeters long gibi başka boyutlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
three, meter ve deep kelimelerini doğru dil bilgisel biçim ve sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: The pool is ____.
Cevabı göster
three meters deep
vast bodies of water: coğrafyadaki geniş su kütleleri
Body of water ifadesi göl, nehir, deniz, okyanus veya gölet gibi ayırt edilebilen bir su alanını ya da su kütlesini belirtir. Çoğulu bodies of water şeklindedir; vast ise bu su alanlarının çok büyük olduğunu anlatır. Buradaki body, insan ya da hayvan vücudu değil, bir bütün veya birim anlamına gelir. Bu ifade, farklı su alanı türlerini birlikte adlandıran genel bir coğrafya terimidir.
Alıştırma
Cümleyi bodies of water ifadesinin tekil biçimiyle tamamlayın: Lake Superior is a vast ____.
Cevabı göster
body of water
span forest, grassland, and wetland habitats, Kalıp ifadeler
0:32orman, otlak ve sulak alan habitatlarına yayılarak,
span forest, grassland, and wetland habitats: span + kapsam
Span burada geniş bir alana yayılmak veya geniş bir kapsamı içine almak anlamındaki geçişli bir fiildir. Doğrudan nesnesi forest, grassland, and wetland habitats listesidir; dolayısıyla ifade, öznenin bu üç habitat türünün tümüne yayıldığını anlatır. span + yer, zaman veya kategori aralığı kalıbı geniş bir kapsamı tek cümlede kısa biçimde özetler. Bilgilendirici ve bilimsel metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi span fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The national park ____ desert, mountain, and river habitats.
Cevabı göster
spans
supporting a region that's home to over 3,500 species. Notlar
0:363.500'den fazla türe ev sahipliği yapan bir bölgeye hayat verir.
supporting a region...: -ing yan cümlesiyle sonuç ekleme
Burada supporting a region..., önceki ana cümleye bağlanan -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Bir sonuç ya da eşlik eden etki ekler: daha önce anlatılan durum, bölgenin desteklenmesi sonucunu doğurur. supporting fiilinin örtük öznesi ana cümlenin öznesidir; a region ise nesnesidir. Bu kısa yapı, and as a result, the same subject supports... gibi daha tam bir devam ifadesinin yerini alabilir. -ing biçimi kendi başına ayrı bir zaman oluşturmaz.
Alıştırma
Hangi cümle ana cümlenin sonucunu eklemek için -ing yan cümlesini doğal biçimde kullanır?
- The new trees shade the playground, making it cooler on hot days.
- The new trees shade the playground, made it cooler on hot days.
- The new trees shade the playground, to making it cooler on hot days.
Cevabı göster
The new trees shade the playground, making it cooler on hot days.
that's home to...: bir yerde nelerin bulunduğunu anlatma
That's, that is ifadesinin kısaltmasıdır ve that, a region ifadesine gönderme yapar. be home to + isim kalıbı, bir yerin söz konusu insanların, hayvanların, bitkilerin, kuruluşların veya nesnelerin bulunduğu yer olduğunu anlatır. Burada bölgede 3.500'den fazla tür bulunduğunu belirtir. Bu kalıpta home yalnızca ev anlamına gelmez. Bir yaşam alanının, şehrin, ülkenin, binanın veya kurumun neleri barındırdığını anlatmanın doğal bir yoludur ve çoğu zaman ardından gelen şeyin orada yerleşik ya da dikkat çekici bir varlığa sahip olduğunu vurgular.
Alıştırma
“Bu hayvanların yaşadığı yerdir” anlamındaki kalıbı tamamlayın: The wetland is home ____ many kinds of frogs.
Cevabı göster
to
But how did such a vast and unique geological feature come to be? Notlar
0:40Peki böylesine devasa ve eşsiz bir jeolojik yapı nasıl ortaya çıktı?
But how did ... come to be?: kökene geçiş yapan bir soru
Bu soru açıklamanın akışını düzenler. Konuşmacı bir şeyin nasıl olduğunu anlattıktan sonra But ile bir yön değişikliği bildirir ve how did ... come to be? ile sıradaki konuyu, yani onu ortaya çıkaran süreci veya nedenleri tanıtır. Bu kalıp, açıklamanın gözlemlenebilir özelliklerden kökene açıkça geçmesini sağlar. Konuşmacı soruyu hemen kendisi yanıtlayabilir; dolayısıyla soru, bilgi istemenin yanı sıra dinleyiciyi yönlendirme işlevi de görür.
Alıştırma
Bir paragrafta eski bir kanyonun büyüklüğü ve sıra dışı şekli anlatıldı. Açıklamayı kanyonun kökenine en iyi taşıyan sonraki cümle hangisidir?
- But how did this vast and unusual canyon come to be?
- But the canyon is also popular with hikers.
- But how wide is the canyon at its deepest point?
Cevabı göster
But how did this vast and unusual canyon come to be?
come to be: ortaya çıkmak veya şimdiki biçimine gelişmek
Bu soruda come to be, “ortaya çıkmak, şekillenmek veya şimdiki biçimine doğru gelişmek” anlamına gelir. Yalnızca jeolojik oluşumun var olduğu gerçeğine değil, onun arkasındaki sürece ve nedenlere dikkat çeker. Doğrudan soru kalıbı How did + özne + come to be? şeklindedir. Geçmiş zamanı did taşıdığı için come yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Geleneğin nasıl ortaya çıktığını soran ifadeyle soruyu tamamlayın: How did this tradition ____?
Cevabı göster
come to be
The story begins near the end of the last ice age Notlar
0:44Hikaye, son buzul çağının sonlarına doğru,
last ice age: en yakın dönemdeki buzul dönemi
Genel okuyucuya yönelik bilim anlatımında the last ice age genellikle en yakın dönemde yaşanan buzul dönemini, yani büyük buz tabakalarının geniş kara alanlarını kapladığı uzun soğuk evreyi ifade eder. Near the end, olayı bu soğuk evrenin sona erdiği ve buzların geri çekilmeye başladığı zamana yerleştirir. Burada last, “en son yaşanan” demektir; mutlaka “sonsuza kadar sonuncu” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the last ice age ne anlama gelir?
- Büyük buz tabakalarının geniş kara alanlarını kapladığı en yakın dönemdeki buzul dönemi.
- Yalnızca bir yıl süren olağanüstü soğuk bir kış.
- Bilim insanlarının bir daha asla yaşanmayacağını bildiği soğuk bir dönem.
Cevabı göster
Büyük buz tabakalarının geniş kara alanlarını kapladığı en yakın dönemdeki buzul dönemi.
Zaman çizelgesini açan The story begins
The story begins bir zaman çizelgesinin başlangıç noktasını belirtir. Buradaki story, kurmaca bir öykü anlamına gelmez; gerçek bir bilimsel süreci dinleyicinin takip edebileceği bir olaylar dizisi olarak sunar. Bu ifadeden sonra The story begins in 1985 örneğindeki gibi başlangıç zamanı veya yeri sıkça gelir. Sonraki ayrıntıların, daha sonra ne olduğunu açıklayacağını gösterir.
Alıştırma
Gerçek bir şirketin zaman çizelgesini tanıtmak için The story begins ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?
- The company has three offices and a large warehouse.
- The workshop is smaller than the warehouse.
- The story begins in 2005, when two friends opened a tiny workshop.
Cevabı göster
The story begins in 2005, when two friends opened a tiny workshop.
Bir dönemi anlatıya ekleyen A time when ... parçası
A time when ... bir isim öbeğidir. Time öbeğin ana ismidir; when ise o dönemde ne olduğunu anlatan yan cümleyi başlatır. Burada tüm öbek, hemen önce belirtilen tarihsel dönemi yeniden adlandırıp genişleten açıklayıcı bir ek görevi görür. Tüm cümleyi kuran bir ana yüklem olmadığı için kasıtlı olarak eksiltili bir cümle biçiminde yazılmıştır. Belgesel anlatımı, duraklama yaratmak ve arka planı kısa biçimde eklemek için bu yapıyı sıkça kullanır. Bağımsız ve tam bir cümlede It was a time when ... yazılır.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi A time when ... yapısını, söz edilen on yıllık dönem hakkında bilgi ekleyen bir anlatım parçası olarak doğal biçimde kullanır?
- The decade after the storm brought major changes. A time when neighbors worked together to rebuild.
- The decade after the storm brought major changes. A time when did neighbors work together to rebuild.
- The decade after the storm brought major changes. A time because neighbors worked together to rebuild.
Cevabı göster
The decade after the storm brought major changes. A time when neighbors worked together to rebuild.
glaciers that cloaked the Earth's ...: canlı bir fiil olarak cloak
glaciers that cloaked the Earth's surface ifadesinde that cloaked the Earth's surface, glaciers sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Cloak burada bir giysi olan pelerini anlatan isim değil, örtmek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Cloaked, covered sözcüğünden daha canlı bir görüntü oluşturur: buzu, karanın üzerine yayılmış dev bir pelerin gibi gösterir ve çoğu zaman alttakileri saklayan geniş bir örtüyü düşündürür. Bu mecazlı kullanım, betimleyici bilim anlatımına uygundur.
Alıştırma
Cümleyi cloak sözcüğünün doğru biçimiyle tamamla: By dawn, thick fog had ____ the entire harbor.
Cevabı göster
cloaked
began their slow retreat: yavaş geri çekilmeye başladılar
Bu cümlede retreat bir isimdir. Began their slow retreat, buzulların giderek küçülüp geri çekilmeye başladığını anlatır; their, glaciers sözcüğüne gönderme yapar, slow ise değişimin uzun sürdüğünü gösterir. Retreat çoğu zaman bir ordunun geri çekilmesini anlatır, ancak burada doğal bir sürece insana özgü bir hareket görüntüsü verir. Buzul bağlamında retreat, ön kenarın zamanla daha geriye gitmesi demektir; buzun bilinçli olarak kaçmayı seçtiği anlamına gelmez.
Alıştırma
begin fiilinin geçmiş hâli + doğru iyelik sözcüğü + slow retreat ile cümleyi tamamlayın: After several warm decades, the glacier ____.
Cevabı göster
began its slow retreat
These immense ice sheets carved out a series of basins. Notlar
0:55Bu muazzam buz tabakaları bir dizi havza oydu.
carved out: aşınmayla yeryüzü şekli oluşturmak
Burada carved out, malzemeyi aşındırarak bir çukur veya şekil oluşturmak anlamına gelir. Buz tabakaları hareket ederken zemini kazıyıp aşındırdı ve sonunda bir dizi havza oluştu. Kalıp, carve out + ortaya çıkan boşluk veya yeryüzü şeklidir; carve out a valley buna bir örnektir. Out sonucu vurgular: belirgin bir çukur, kanal veya alan oluşturulmuştur.
Alıştırma
Aşınma yoluyla oluşturmak anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Over thousands of years, the river ____ a deep canyon.
Cevabı göster
carved out
a series of basins: birbiriyle ilişkili çoğul ögeleri gruplama
“A series of + çoğul isim” birbiriyle ilişkili birkaç şeyi gruplar ve bunları bir bütün ya da sıralı bir grup olarak sunar. Burada birden fazla havza, aynı jeolojik sürecin sonuçları olarak birlikte gösterilir. a sözcüğünden sonra gelen series tekildir; ancak of sonrasındaki isim çoğuldur. İfadenin tamamı özne olduğunda genellikle tekil fiil alır: A series of storms is approaching.
Alıştırma
Cümleyi “birbiriyle bağlantılı birkaç adım” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The guide led us through ____ safety checks.
Cevabı göster
a series of
Those basins filled with water as the ice began to melt, Notlar
0:59Buzlar erimeye başladıkça bu havzalar suyla doldu
Those basins filled with water: fill with yapısının geçişsiz kullanımı
“Those basins filled with water” cümlesinde fill geçişsizdir: basins öznedir ve içlerinde su biriktikçe havzaların durumu değişir. With water, havzalara giren maddenin su olduğunu belirtir. “Alan veya kap + fill with + madde” yapısı, dışarıdan bir yapanı belirtmeden değişime odaklanır. Yalnızca suyun mevcut olduğunu bildiren had water ifadesinden daha fazlasını anlatır; dolma sürecini de gösterir.
Alıştırma
Dışarıdan bir yapanı belirtmeden, boş bir göletin yağmur suyu içermeye başlamasını en doğrudan anlatan cümle hangisidir?
- The empty pond already contained rainwater.
- The empty pond slowly filled with rainwater.
- Rainwater stayed beside the empty pond.
Cevabı göster
The empty pond slowly filled with rainwater.
creating the world's largest area of freshwater lakes. Dilbilgisi
1:03ve dünyanın en büyük tatlı su gölleri alanını oluşturdu.
as the ice began to melt: birlikte ilerleyen iki süreç
Burada as, while ya da ‘-dığı sırada’ anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. Havzaların suyla dolma sürecini buzun erimeye başladığı dönemle ilişkilendirir. Cümle, gelişmekte olan iki süreci zaman bakımından örtüşür şekilde sunar. Bu bağlamda as zaman ilişkisini düzenler; ‘olarak’ anlamına gelmez ve nedeni because kadar açık biçimde belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki değişimin birlikte ilerlediğini gösterir?
- The room grew darker as the sun went down.
- The room grew darker when I closed the curtains.
- The room grew darker because the lamp was broken.
Cevabı göster
The room grew darker as the sun went down.
creating the world's largest area of freshwater lakes: sonuç bildiren bir -ing grubu
creating the world's largest area of freshwater lakes, az önce anlatılan olayın sonucunu bildiren bir -ing ortaç grubudur: havzalar suyla dolmuş ve bunun sonucunda göller bölgesi oluşmuştur. Bu yapıda tam bir cümlecikten sonra virgül ve bir -ing grubu gelir. Sonuç, yalnızca en yakındaki isimden değil, önceki olayın bütününden doğmuş olarak anlaşılır.
Alıştırma
Sonuç grubunu tamamlamak için create fiilinin -ing biçimini kullanın: Heavy rain filled the low fields, ____ a temporary lake.
Cevabı göster
creating
Over time: aşamalı değişime zaman çerçevesi kazandırmak
Over time, zaman çerçevesi kuran bir ifadedir. Dinleyiciye, ardından gelen değişim veya gelişimin tek bir anda değil, bir zaman dilimi boyunca yavaş yavaş gerçekleştiğini anlatır. Cümlenin başında kullanıldığında bütün fikrin zaman ölçeğini belirler ve ardından genellikle virgül gelir. Alışkanlıkların, becerilerin, doğal sistemlerin veya tarihsel koşulların nasıl geliştiğini açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle Over time ifadesini uzun bir dönemdeki aşamalı değişimi göstermek için kullanır?
- Over time, the race starts at exactly noon today.
- Over time, the small path became a busy road.
- Over time, the glass shattered the instant it hit the floor.
Cevabı göster
Over time, the small path became a busy road.
and water began to flow in an ongoing exchange that persists to this day. Notlar
1:09ve sular, günümüze kadar devam eden sürekli bir döngü içinde akmaya başladı.
in an ongoing exchange: bağlantılı taraflar arasında devam eden bir süreç
In an ongoing exchange, bir şeyin bağlantılı taraflar veya yerler arasında hareket ettiği ya da paylaşıldığı, devam eden bir sürecin parçası olarak demektir. Burada in, su akışının katıldığı süreci tanıtır; ongoing sürecin sona ermediğini söyler; exchange ise hareketi tek seferlik ve tek yönlü bir olay değil, bağlantılı su kütleleri arasındaki bir hareket olarak sunar. Bu ifade suyun, enerjinin, bilginin, kaynakların veya fikirlerin tekrar tekrar hareket etmesini ya da paylaşılmasını anlatabilir. Bağlantılı taraflar arasında neyin geçtiğini bağlam gösterir; ifade yalnızca nesne takasıyla sınırlı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle iki grup arasında devam eden bir alışverişi doğal biçimde anlatır?
- The courier completed an ongoing exchange by delivering one package once.
- The museum is ongoing an exchange of paintings.
- The two research centers are involved in an ongoing exchange of data.
Cevabı göster
The two research centers are involved in an ongoing exchange of data.
that persists to this day: geçmişteki bir süreci bugüne bağlamak
That persists to this day, an ongoing exchange ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. That, persists fiilinin öznesidir ve suyu değil, bu değiş tokuşu belirtir. Persists “varlığını sürdürür” anlamına gelir; to this day ise zamanın bitiş noktasını bugüne getirir. Bu yan cümle, geçmişte başlayan bir süreç ile onun şimdi de sürdüğü gerçeğini birbirine bağlar.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “şimdiye kadar devam etti” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The ceremony began 300 years ago and ____.
Cevabı göster
persists to this day
the interconnected Great Lakes contain almost 20% of the world's supply of fresh surface water. Kelime
1:16birbirine bağlı Büyük Göller, dünyadaki yüzeysel tatlı su kaynağının neredeyse %20'sini barındırıyor.
In fact, today: daha güçlü ve güncel bir gerçek eklemek
In fact, sonraki ifadenin önceki düşünceyi güçlendirdiğini veya daha somut hâle getirdiğini dinleyiciye bildirir. Burada birini düzeltmek yerine etkileyici bir istatistik sunar. Ardından today, zaman çerçevesini şimdiki zaman olarak belirler. İkisini cümlenin başına yerleştirmek —In fact, today,— dinleyicinin bilgiyi iki adımda işlemesine yardım eder: “daha güçlü destekleyici kanıt” ve “şu anki durum budur”.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi daha güçlü ve güncel bir gerçek eklemek için In fact, today, kullanıyor?
- The wetland has become healthier over the last decade. Today, however, it remains badly damaged.
- The wetland has become healthier over the last decade. In fact, in 1920, it was completely dry.
- The wetland has become healthier over the last decade. In fact, today, it provides a home for more than 200 bird species.
Cevabı göster
The wetland has become healthier over the last decade. In fact, today, it provides a home for more than 200 bird species.
the interconnected Great Lakes: birbirine bağlı tek bir sistem
Interconnected, göllerin daha büyük bir sistemin parçaları olarak birbirine bağlı olduğunu anlatır. Burada sıfat Great Lakes ifadesini niteler ve beş gölü birbirinden yalıtılmış beş ayrı su kütlesi değil, bağlantılı bir grup olarak sunar. inter- ön eki “arasında” veya “birbiriyle” fikrini katar. Interconnected, parçaları bağlantılı olan ve birbirini etkileyebilen ya da aralarında bir şey aktarabilen sistemleri anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Birbirine bağlı” anlamındaki bu dersin hedef sıfatıyla cümleyi tamamlayın: The towns share an ____ rail system.
Cevabı göster
interconnected
almost 20% of...: %20'nin hemen altındaki bir pay
Almost 20%, değerin %20'ye yakın ama yine de onun altında olduğunu belirtir. percentage + of + whole yapısında 20% payı, of sonrasındaki ifade ise ölçülen toplamı gösterir. Buradaki toplam, the world's supply of fresh surface water ifadesidir. Fresh surface water; göl ve nehirlerdeki su gibi, Dünya yüzeyinde bulunan tuzsuz suyu anlatır. Böylece ifade hem payın büyüklüğünü hem de karşılaştırmada kullanılan belirli kaynak toplamını gösterir.
Alıştırma
Ölçülen pay %19,8 ve bunun hâlâ %20'nin altında olduğunu göstermek istiyorsunuz. En kesin cümle hangisidir?
- The reservoir holds more than 20% of the region's water.
- The reservoir holds about 20% of the region's water.
- The reservoir holds almost 20% of the region's water.
Cevabı göster
The reservoir holds almost 20% of the region's water.
The water's journey begins in the far north of Lake Superior, Anlatım akışı
1:22Suyun yolculuğu, Superior Gölü'nün en kuzeyinde başlar;
which is the deepest, coldest, and clearest of the lakes, Dilbilgisi
1:26ki bu, göllerin en derini, en soğuğu ve en berrağı olup,
the deepest, coldest, and clearest of the lakes: birbirine bağlanan üstünlük biçimleri
deepest, coldest ve clearest sıfatları, aynı gölü anlatan ve birbirine bağlanan üç üstünlük biçimidir. Bu kısa listede deepest'ten önceki tek the üç öğenin tamamı için geçerlidir; bu nedenle the'yi tekrarlamak gerekmez. of the lakes ifadesi karşılaştırma grubunu belirtir. Göl, aynı grup içinde üç farklı özellik bakımından karşılaştırıldığı için her sıfat üstünlük biçimini alır.
Alıştırma
tall, old ve strong sıfatlarının -est alan üstünlük biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Of the four trees, this one is the ____, ____, and ____.
Cevabı göster
tallest · oldest · strongest
The water's journey begins: bir süreci yolculuk olarak çerçevelemek
The water's journey begins ifadesi suyun hareketini bir yolculuk olarak sunar. Su, bir insan gibi gerçekten yolculuk etmiyordur; journey uzun ve karmaşık bir sürece belirgin bir başlangıç noktası kazandırır. Anlatıcı, yolculuğun nerede başladığını söyleyerek açıklamanın suyu bir konumdan veya aşamadan diğerine kadar izleyeceğini gösterir. Aynı çerçeve, bir ürünün ya da mesajın nasıl ilerlediği gibi başka süreçleri de düzenlemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sürecin başlangıç noktasını tanıtmak için journey begins ifadesini doğal biçimde kullanır?
- Our train journey begins at the city station.
- The recycled bottle's journey begins at a collection center.
- The collection center opens at eight every morning.
Cevabı göster
The recycled bottle's journey begins at a collection center.
containing half the system's water: kapasite bilgisi eklemek
containing half the system's water, daha önce sözü edilen Lake Superior hakkında bir bilgi ekleyen -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Anlaşılan ama açıkça yazılmayan özne Lake Superior'dır: bu miktarda suyu barındıran göldür. Bu kısa yapı, bir isim öbeğinin veya daha geniş bir açıklamanın ardından gelerek bir şeyin neyi içerdiğini ya da barındırdığını ekleyebilir. Burada daha açık olan which contains half the system's water ilgi cümleciğinin görevini görür.
Alıştırma
Cümleyi contain fiilinin etkin -ing biçimiyle tamamlayın: The reservoir is the region's largest, ____ half the town's water.
Cevabı göster
containing
Lake Superior sinks to depths of 406 meters, Kalıp ifadeler
1:32Superior Gölü 406 metre derinliğe kadar inerek,
sinks to depths of: aşağı doğru derinliği anlatmak
Lake Superior sinks to depths of 406 meters cümlesinde sinks to depths of, göl tabanının aşağı doğru uzandığını ve suyun 406 metre derinliğe ulaştığını anlatır. Göl gerçekten hareket etmiyor veya batmıyordur. sink to a depth of + ölçü kalıbı genellikle tek ve belirli bir derinlik verir; sink to depths of + ölçü ise bir su kütlesinin ya da başka bir coğrafi oluşumun derin bölgelerini çağrıştırır. Yalnızca be ... deep demeye göre daha canlı ve resmî bir seçenektir.
Alıştırma
Hangi cümle, aşağı doğru uzanan bir coğrafi oluşumu bu ifadeyle doğal biçimde anlatır?
- The ocean trench rises to depths of nearly eight thousand meters.
- The ocean trench sinks at depths nearly eight thousand meters.
- The ocean trench sinks to depths of nearly eight thousand meters.
Cevabı göster
The ocean trench sinks to depths of nearly eight thousand meters.
creating a unique and diverse ecosystem Kalıp ifadeler
1:36eşsiz ve çok çeşitli bir ekosistem yaratır
unique and diverse ecosystem: iki farklı özellik
Unique ve diverse, ecosystem sözcüğünü birlikte niteleyen eş görevli sıfatlardır. Unique, ekosistemin onu diğerlerinden ayıran özellikleri olduğunu; diverse ise birçok farklı organizma, yaşam alanı veya ekolojik ilişki içerdiğini anlatır. Bu iki sözcük farklı bilgiler verir. Bir ekosistem, iç çeşitliliği fazla olmadan da dikkat çekici olabilir; çeşitli olduğu hâlde belirgin biçimde ayırt edici özelliklere sahip olmayabilir. Bu ifade iki özelliği birlikte sunar.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki hem ayırt edici hem de çeşitli anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The island supports a ____ ecosystem with rare plants and many animal species.
Cevabı göster
unique and diverse
that includes more than 80 fish species. Dilbilgisi
1:39ve 80'den fazla balık türüne ev sahipliği yapar.
more than 80 fish species: 80'in üzerindeki miktar
More than + sayı, o sayıdan daha büyük bir miktar anlamına gelir. Burada more than 80, balık türlerinin sayısının 80'i geçtiğini belirtir. Türler tam sayılarla sayıldığı için bu, en az 81 tür demektir; more burada balıkların bir özelliğini karşılaştırmaz. Fish, ne tür canlılardan söz edildiğini belirtmek için species sözcüğünü niteler. Species tekil ve çoğul hâlde aynı yazılır; buradaki 80 sayısı sözcüğün çoğul olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, 80'den büyük bir sayı anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The reef is home to ____ 80 fish species.
Cevabı göster
more than
A given drop of water: temsili bir örnek
Bu cümlede a given + tekil sayılabilen isim yapısı, incelenmek üzere tek bir örnek seçer. A given drop of water, temsili bir örnek olarak ele alınan belirli bir su damlası demektir; bu damla rastgele seçilmiş olabilir. Given burada drop sözcüğünü niteler. Birinin bu damlayı başka birine verdiği anlamına gelmez. Bu yapı, bilimsel veya matematiksel açıklamalarda daha büyük bir grubun tek bir üyesine ne olduğunu anlatırken yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede a given + tekil isim, temsili bir örnek anlamında kullanılmıştır?
- Given enough time, the particle will decay.
- A given particle may remain in the chamber for several hours.
- The particle was given to the laboratory yesterday.
Cevabı göster
A given particle may remain in the chamber for several hours.
spends on average: süre ve ortalama
Spend + süre + in + yer yapısı, bir yerde belirtilen süre boyunca kalmak veya zaman geçirmek anlamına gelir. Özne bir su damlası olduğunda spends ... 200 years in this lake, damlanın gölde bu kadar uzun süre kaldığını doğal ve betimleyici biçimde anlatır. On average, 200 years ifadesinin birçok örnekten hesaplanan ortalama olduğunu gösterir. Buradaki gibi fiil ile sayı arasına gelebilir ve virgüllerle ayrılabilir: spends, on average, 200 years. Her damlanın gölde tam olarak 200 yıl kaldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Toplamın örnek sayısına bölünmesiyle bulunan değeri anlatan iki sözcüklü İngilizce ifadeyi yazın: A commuter spends ____ 45 minutes on the train each day.
Cevabı göster
on average
before flowing into Lake Michigan or Lake Huron. Dilbilgisi
1:46Michigan Gölü'ne veya Huron Gölü'ne akmadan önce.
before flowing into: before + -ing ile zaman yan cümlesini kısaltma
before flowing into, “içine akmadan önce” anlamını vermek için before + -ing yapısını kullanır. Bu yapı bir zaman yan cümlesini kısaltır ve özellikle bir sırayı veya süreci anlatırken kullanışlıdır. flowing eyleminin örtük öznesi, ifadenin nitelediği cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. flow into, bir sıvının bir su kütlesine, kaba veya başka bir hedefe akmasını anlatır.
Alıştırma
before + -ing yapısını açık ve doğru bir örtük özneyle kullanan cümle hangisidir?
- Before flowing into the tank, the engineers tested the water pipe.
- The water passes through a filter before flowing into the tank.
- The water passes through a filter before flow into the tank.
Cevabı göster
The water passes through a filter before flowing into the tank.
Linked by ...: cümle başında kullanılan geçmiş zaman ortacı öbeği
Linked by the Straits of Mackinac, edilgen anlam taşıyan ve cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir: iki göl boğazla birbirine bağlanmıştır. Burada Because these two lakes are linked by the Straits of Mackinac gibi bir yan cümleye genişletilebilir. Cümlenin başına yerleştirilen öbek, ana yargıdan önce bağlantıyı arka plan bilgisi olarak sunar. Örtük öznesi, hemen ardından gelen these two lakes isim öbeği olmalıdır.
Alıştırma
Cümle başındaki geçmiş zaman ortacı öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Linking by a covered walkway, the two buildings function as one complex.
- Linked by a covered walkway, visitors photographed the two buildings.
- Linked by a covered walkway, the two buildings function as one complex.
Cevabı göster
Linked by a covered walkway, the two buildings function as one complex.
technically one: kesin tanıma göre tek
Bu cümlede technically, “kesin bir bilimsel veya resmî tanıma göre” anlamına gelir. Göllerin adları farklı olabilir ve iki ayrı göl olarak görülebilirler; ancak ilgili sınıflandırmaya göre tek bir su kütlesi sayılırlar. Technically, one yargısının hangi ölçüte göre doğru olduğunu sınırlar; “çok” anlamında bir pekiştirici değildir. Kesin bir tanımın, bir şeyin günlük hayatta görünme veya anlatılma biçiminden farklı olduğunu belirtmek için kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede technically one ne anlama gelir?
- Her açıdan tam olarak tek bir göl gibi görünür.
- Sonunda tek bir göl hâline gelecektir.
- Kesin veya bilimsel bir tanıma göre tek sayılır.
Cevabı göster
Kesin veya bilimsel bir tanıma göre tek sayılır.
To the west lies ...: yer ifadesini başa alan devrik yapı
To the west lies Lake Michigan cümlesinde yer ifadesini başa alan devrik yapı kullanılır. Önce yer ifadesi To the west, ardından lies fiili, en sonda da isim özne Lake Michigan gelir. Normal sıra Lake Michigan lies to the west. biçimindedir. Bu sıra haritaya benzer bir bakış açısı oluşturur: önce bir yer belirlenir, ardından orada bulunan şey tanıtılır. Yeniden kullanılabilecek kalıp “yer ifadesi + konum veya belirme bildiren fiil + isim özne”dir.
Alıştırma
“An old lighthouse stands to the east.” cümlesini yer ifadesini başa alan devrik yapıyla yeniden yazın: ____ ____ an old lighthouse.
Cevabı göster
To the east · stands
the third largest of the lakes by surface area. Kelime
1:56bu, yüzölçümü bakımından göllerin en büyük üçüncüsüdür.
by surface area: karşılaştırma ölçütünü belirtmek
by surface area, “largest” ifadesinin gölün yüzey alanına göre belirlendiğini gösterir. Yani bu göl, göllerin yüzey alanları karşılaştırıldığında üçüncü sıradadır; derinlik, hacim veya başka bir ölçü karşılaştırıldığında aynı sırada olmak zorunda değildir. by + ölçü yapısı, bir sıralamada hangi ölçütün kullanıldığını açıkça belirtir. Böylece veriye dayalı bir karşılaştırmada “largest” ifadesinin ne anlama geldiği netleşir.
Alıştırma
Bu cümlede by surface area neyi belirtir?
- Sıralamanın göllerin derinliğine dayandığını belirtir.
- Sıralamanın göllerin yüzey alanına dayandığını belirtir.
- Sıralamanın göllerdeki su miktarına dayandığını belirtir.
Cevabı göster
Sıralamanın göllerin yüzey alanına dayandığını belirtir.
Water slowly moves through its cul-de-sac shape Kelime
1:59Sular, gölün çıkmaz sokak şeklindeki yapısında yavaşça hareket eder
its cul-de-sac shape: çıkmaz biçimini anlatan bir benzetme
cul-de-sac normalde bir ucunda girişi, diğer ucunda ise kapanan bir yol anlamına gelir. its cul-de-sac shape ifadesinde its gölü belirtir ve gölün çevresini böyle bir yolun biçimine benzetir. Bu, şekle dayalı bir benzetmedir; gölün içinde gerçek bir sokak olduğu anlamına gelmez. Tek ana girişin ve kapalı ucun bulunması, suyun neden yavaş hareket ettiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede cul-de-sac shape ne anlama gelir?
- Gölün bir ana girişi olan ve kapalı bir uçla biten bir şekli vardır.
- Göl tamamen yuvarlak bir şekle sahiptir.
- Gölün içinde gerçek bir yerleşim sokağı vardır.
Cevabı göster
Gölün bir ana girişi olan ve kapalı bir uçla biten bir şekli vardır.
and encounters the world's largest freshwater dunes, Kelime
2:02ve dünyanın en büyük tatlı su kumullarıyla,
dünyanın en büyük tatlı su kumulları
Freshwater dunes ifadesinde freshwater, çevreyi belirtir: bunlar özellikle büyük bir göl gibi bir tatlı su kütlesinin yanında oluşan kumullardır. Kumullar yine kumdan oluşur; sudan yapılmış değildir. The world's largest, isim öbeğinin tamamını dünya çapında bir karşılaştırmaya sokar. Burada her tür kumulun en büyüğü değil, bu tatlı su kıyısı türündeki kumulların en büyüğü anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede freshwater dunes ne anlama gelir?
- Büyük bir göl gibi tatlı suyun yanında bulunan kumullar.
- Yalnızca okyanus kıyısında bulunan kumullar.
- Donmuş tatlı sudan oluşan kumullar.
Cevabı göster
Büyük bir göl gibi tatlı suyun yanında bulunan kumullar.
eşsiz fosilleşmiş mercan
Fossilized coral, kalıntıları çok uzun bir jeolojik süreç boyunca fosil madde olarak korunmuş mercandır. Fossilized, coral sözcüğünden önce gelen geçmiş zaman ortacı kökenli bir sıfattır ve mercanın durumunu anlatır; hâlâ canlı olan mercan anlamına gelmez. Unique, mercanın bu ortamda sıra dışı veya ayırt edici olduğunu belirtir. Bu sözcük, bütün dünyada yalnızca tek bir parça bulunduğunu mutlaka kelimesi kelimesine iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi fossilized ile tamamlayın: The museum displays ____ leaves from an ancient forest.
Cevabı göster
fossilized
It's sparsely populated but heavily forested, Kalıp ifadeler
2:13Nüfusu seyrek olsa da yoğun ormanlık alanlara sahiptir,
sparsely populated but heavily forested: iki özelliğin karşıtlığı
sparsely populated ifadesinde sparsely zarfı, bölgede az sayıda insanın yaşadığını belirtir. heavily forested ifadesinde heavily, bölgenin büyük bir kısmının ormanlarla kaplı olduğunu belirtir. Her iki zarf da geçmiş zaman ortacı biçimindeki sıfatları niteler. but iki betimlemeyi birbirine bağlar ve bir karşıtlığı öne çıkarır: az sayıda sakin, fakat çok fazla orman. Yeniden kullanılabilen yapı derece zarfı + geçmiş zaman ortacı biçimindeki sıfat + but + derece zarfı + geçmiş zaman ortacı biçimindeki sıfattır.
Alıştırma
Az sayıda sakini güçlü güvenlikle karşılaştırmak için cümleyi sparsely ve heavily ile tamamlayın: The desert border area is ____ populated but ____ guarded.
Cevabı göster
sparsely · heavily
including 7,000 year old petrified trees. Kelime
2:15buna 7.000 yıllık taşlaşmış ağaçlar da dahildir.
7,000 year old petrified trees: standart yaş biçimi ve jeolojik anlam
Örnekte 7,000 year old, trees sözcüğünün önünde bulunan tek bir yaş ifadesi olarak işlev görür. Düzenlenmiş yazıda, kısa çizgilerle ve year tekil kalacak şekilde 7,000-year-old yazılır. Bileşiğin tamamı, taşlaşmış ağaçların yaklaşık 7.000 yıllık olduğunu belirtir. Petrified, mineraller ağacın özgün maddesinin yerini aldıkça ahşabın taş benzeri hâle geldiği anlamına gelir. Bu jeolojik bağlamda, günlük mecazi anlamı olan “korkudan hareket edemeyecek durumda” demek değildir.
Alıştırma
7.000 yıllık taşlaşmış ağaçlar için standart yazım biçimini hangi cümle kullanıyor?
- The museum displays 7,000 year-old petrified trees.
- The museum displays 7,000-years-old petrified trees.
- The museum displays 7,000-year-old petrified trees.
Cevabı göster
The museum displays 7,000-year-old petrified trees.
water continues to flow southeastwards from Lake Huron into Lake Erie. Kalıp ifadeler
2:20sular Huron Gölü'nden Erie Gölü'ne doğru güneydoğu yönünde akmaya devam eder.
continues to flow ... from X into Y: süren bir hareket güzergâhı
Continues to flow hareketin sürdüğünü, southeastwards ise hareketin yönünü belirtir. Yeniden kullanılabilen güzergâh kalıbı flow + yön + from X + into Y biçimindedir. From başlangıç noktasını, into ise yalnızca hedefe doğru hareketi değil, hedefin içine girişi gösterir.
Alıştırma
Güzergâh cümlesini bu dersteki iki edatla tamamlayın: Rainwater flows ____ the roof ____ the storage tank.
Cevabı göster
from · into
This lake's status as the warmest and shallowest of the five Notlar
2:25Bu gölün, beş göl arasında en sıcağı ve sığı olma durumu,
status as + rol, kategori veya konum
Status as, bir kişinin veya şeyin sahip olduğu kabul edilen rolü, kategoriyi ya da konumu belirtir. Burada the warmest and shallowest of the five, gölün grup içindeki konumunu ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıp someone's or something's status as + rol, kategori veya tanınan konum biçimindedir. Resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede status as tanınan bir rolü belirtmek için kullanılmıştır?
- Her status as team captain gives her extra responsibility.
- We checked the status of the order this morning.
- The team posted its status after the game.
Cevabı göster
Her status as team captain gives her extra responsibility.
the warmest and shallowest of the five: eş görevli üstünlük yapıları
Warmest ve shallowest, aynı gölü betimleyen ve eş görevli kullanılan iki üstünlük sıfatıdır. Tek bir the her ikisini de kapsar; bu yüzden shallowest önünde the sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Of the five karşılaştırma grubunu sınırlar. Yani aynı beş göl içinde bu gölün su sıcaklığı en yüksek, derinliği ise en azdır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir binanın dört bina içinde hem en eski hem de en yüksek olduğunu eş görevli üstünlük sıfatlarıyla anlatır?
- This is the oldest and tallest of the four buildings.
- This is the oldest of the four tall buildings.
- This is older and taller than one of the other three buildings.
Cevabı göster
This is the oldest and tallest of the four buildings.
has ensured an abundance of animal life, Kalıp ifadeler
2:28hayvan yaşamının bol olmasını sağlamıştır,
has ensured an abundance of: bir şeyin bol miktarda olmasını güvenceye almak
Has ensured, daha önce oluşmuş ya da sürmekte olan bir koşulun bugün de önem taşıyan bir sonucu kesin veya güvenilir hâle getirdiğini anlatır. Burada gölün özellikleri hayvan yaşamını öylesine düzenli biçimde desteklemiştir ki hayvan yaşamı bol hâle gelmiştir. Ensured, caused sözcüğünden daha resmîdir ve helped sözcüğünden farklı olarak sonucun güvenceye alındığını belirtir. An abundance of, 'çok miktarda veya çok sayıda' anlamına gelir. An abundance of water örneğindeki gibi sayılamayan bir isimden ya da an abundance of birds örneğindeki gibi çoğul sayılabilen bir isimden önce kullanılabilir. Yeniden kullanılabilen kalıp [koşul] has ensured an abundance of [şey] biçimindedir.
Alıştırma
'Güvenilir biçimde bol miktarda üretmiştir' anlamındaki hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: Careful water management ____ clean water for the town.
Cevabı göster
has ensured an abundance of
reaches its last stop: bir rotayı yolculuk gibi anlatmak
Bu cümlede reaches its last stop, suyun rotasını bir yolcunun yolculuktaki son durağa varışı gibi anlatır. Bu ifade, coğrafi bir rotayı aşamalardan oluşan bir hikâye gibi hissettirir. Buradaki last stop, anlatılan rotanın son varış noktasını veya son aşamasını ifade eder. Suyun gerçek bir istasyona vardığı ya da sonsuza kadar hareket etmeyi bıraktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu anlatımda reaches its last stop ne anlama geliyor?
- Su sonsuza kadar hareket etmeyi bırakır.
- Su gerçek bir otobüs veya tren istasyonuna ulaşır.
- Su, anlatılan rotanın son aşamasına ulaşır.
Cevabı göster
Su, anlatılan rotanın son aşamasına ulaşır.
by dramatically plunging more than 50 meters down the thundering Niagara Falls Notlar
2:36gürleyen Niagara Şelalesi'nden 50 metreden fazla aşağıya dramatik bir şekilde dökülüp
by dramatically plunging ... down: by + -ing ile yöntemi anlatmak
By + fiilin -ing biçimi, ana eylemin hangi yöntemle gerçekleştiğini açıklar. Burada by dramatically plunging ... down, suyun son durağına nasıl ulaştığını gösterir: Su, dik bir şekilde aşağı düşerek oraya varır. Plunging eylemini yapan, ana cümlede belirtilen aynı sudur. Plunging ... down, çok hızlı ve dik bir şekilde aşağı düşmek demektir. More than 50 meters düşüş mesafesini verirken dramatically hareketi etkileyici ve güçlü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için by ve fly fiilinin -ing biçimini kullanın: The bird escaped the cage ____ through the open door.
Cevabı göster
by flying
thundering Niagara Falls: gürültüyü canlı biçimde anlatan ifade
Niagara Falls, ünlü bir şelale grubunun özel adıdır. Bu ifadede thundering, addan önce gelen bir sıfattır ve şelalelerin gök gürültüsünü andıran, derin ve güçlü bir uğultu çıkardığını anlatır. Bu canlı ve mecazlı bir betimlemedir. Su gerçekten gök gürültüsü üretmiyordur; bu sözcük düşüşü gürültülü ve görkemli hissettirir.
Alıştırma
thundering Niagara Falls ifadesinde thundering ne anlama gelir? En doğru açıklamayı seçin.
- Şelaleler tamamen sessiz.
- Gök gürültüsü suyla birlikte düşüyor.
- Şelaleler derin ve güçlü bir ses çıkarıyor.
Cevabı göster
Şelaleler derin ve güçlü bir ses çıkarıyor.
From there, ...: bilinen bir yerden rotaya devam etmek
From there, konuma dayalı bir bağlama ifadesidir. There daha önce söylenmiş bir yere işaret eder; from ise o yeri sonraki hareketin veya adımın başlangıç noktası yapar. Cümlenin başında kullanılıp virgülle ayrıldığında bir geçiş bildirir: konuşan kişi yer adını tekrarlamadan bilinen konumdan rotayı sürdürür. Aynı yapı, sonraki adımın daha önce belirlenmiş bir noktadan başladığı süreçleri veya hikâyeleri düzenlemek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Kütüphaneyi sonraki başlangıç noktası olarak gösteren ifadeyi ekleyerek yol tarifini tamamlayın: Walk to the library. ____, follow the signs to the museum.
Cevabı göster
From there
some of this well-traveled water enters the St. Lawrence River, Notlar
2:45bu çok yol katetmiş suyun bir kısmı St. Lawrence Nehri'ne girer
this well-traveled water: suyu bir gezgin gibi kişileştirmek
Well-traveled genellikle birçok yere gitmiş bir kişiyi niteler. Burada water sözcüğünü nitelediği için su, bir gezgin gibi kişileştirilir. İfade, bu suyun daha önce birçok yerden akıp geçtiği anlamına gelir. Suyun izlediği güzergâhı bir yolculuk gibi anlatır; özel bir su türünün adı değildir.
Alıştırma
Burada this well-traveled water ne anlama geliyor?
- Özellikle yolcuların içmesi için hazırlanmış su.
- İçilmesi güvenli suyu belirten bilimsel bir kategori.
- Birçok yerden geçmiş gibi yaratıcı biçimde anlatılan su.
Cevabı göster
Birçok yerden geçmiş gibi yaratıcı biçimde anlatılan su.
the St. Lawrence River: Büyük Göller'den Atlas Okyanusu'na uzanan güzergâh
St. Lawrence Nehri, Büyük Göller sistemindeki suyu Atlas Okyanusu'na doğru taşır. Burada nehrin adının verilmesi, güzergâhın sonraki aşamasını gösterir: göl suyunun bir kısmı bu nehre girer ve doğuya, okyanusa doğru akmaya devam eder.
Alıştırma
St. Lawrence Nehri'nin bu cümlede neden önemli olduğunu hangi ifade doğru açıklar?
- Büyük Göller'in suyunu Atlas Okyanusu'na doğru taşıyan güzergâhtır.
- Atlas Okyanusu'nun suyunu batıya, Pasifik Okyanusu'na taşır.
- Niagara Şelalesi'nin başka bir adıdır.
Cevabı göster
Büyük Göller'in suyunu Atlas Okyanusu'na doğru taşıyan güzergâhtır.
eventually reaching: ortaç öbeğiyle son sonucu eklemek
Eventually, “bir süreçten veya belli bir süreden sonra, en sonunda” anlamına gelir. Reaching, ek bilgi veren bir ortaç öbeğini başlatan -ing biçimidir; bu nedenle eventually reaching the Atlantic Ocean önceki cümleciğe güzergâhın son sonucunu ekler. Bu öbeğin kendi çekimli fiili yoktur ve örtük öznesi normalde ana cümleciğin öznesiyle aynıdır. and eventually reaches the Atlantic Ocean gibi bağlı bir cümleciğin daha kısa biçimidir; zamanı ana cümlecik gösterir.
Alıştırma
Aynı öznenin ulaştığı son sonucu eklemek için eventually reaching ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Eventually reaching the coast, the temperature dropped.
- The hikers followed the river for two days, eventually reaching the coast.
- The hikers followed the river for two days, eventually reached the coast.
Cevabı göster
The hikers followed the river for two days, eventually reaching the coast.
a natural wonder: bir doğa harikası
A natural wonder; kanyon, şelale veya büyük bir göl gibi doğanın oluşturduğu etkileyici bir yer ya da oluşumdur. Buradaki wonder, yalnızca şaşırma duygusunu değil, “hayranlık veya şaşkınlık uyandıran bir şeyi” ifade eder. Bu sözcükler, a natural wonder şeklinde yaygın bir sayılabilir isim öbeği oluşturur. Bu cümlede being a natural wonder, konuşmacı başka bir noktayı eklemeden önce Büyük Göller’in bir özelliğini belirtir.
Alıştırma
Doğanın oluşturduğu etkileyici bir yeri doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The canyon is a man-made landmark.
- The canyon is a pleasant surprise.
- The canyon is a natural wonder.
Cevabı göster
The canyon is a natural wonder.
the perpetually flowing Great Lakes bring us multiple benefits. Kalıp ifadeler
2:54sürekli akan Büyük Göller bize birçok fayda sağlar.
In addition to being: başka bir özellik veya rol eklemek
In addition to, “-e ek olarak” veya “-nın yanı sıra” anlamına gelir. Bu cümlede In addition to being a natural wonder önce Büyük Göller'in bir özelliğini sunar; ana cümle ise ayrı bir noktayı, yani birçok fayda sağladıklarını ekler. Burada to, mastar işareti değil bir edattır. Ardından bir isim veya -ing biçimi gelir; dolayısıyla yapı in addition to + isim/ulaç şeklindedir. a natural wonder isim tamamlayıcısından önce be fiilinin ulaç biçimi olan being gerekir.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: In addition to ____ quiet, the hotel is close to the station.
Cevabı göster
being
bring us multiple benefits: bize birden fazla fayda sağlamak
Bring us multiple benefits, “bize birkaç farklı yarar veya faydalı sonuç sağlamak” demektir. Burada bring, bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez; bir sonucun ortaya çıkmasını anlatır. Kalıp bring + yararlanan kişi veya grup + benefit(s) şeklindedir. Yararlanan kişi veya grup, bring us multiple benefits örneğinde olduğu gibi doğrudan bring sözcüğünden sonra ya da bring multiple benefits to us örneğindeki gibi to sözcüğünden sonra gelebilir. Multiple sözcüğünden sonra çoğul benefits gelir ve birden fazla yarar olduğunu vurgular.
Alıştırma
“Kullanıcılara birkaç farklı avantaj sağlamak” anlamına gelen ders kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The new app may ____.
Cevabı göster
bring users multiple benefits
bir ekosistem hizmeti olarak natural water filtration
Natural water filtration, suyun toprak, bitkiler ve sulak alanlar gibi doğal sistemler tarafından temizlenmesi anlamına gelir. Su bu sistemlerden geçerken tortular tutulabilir ve bazı kirleticiler giderilebilir veya parçalanabilir. Bu cümlede ifade, bir ekosistemin sağladığı yararlı bir hizmetin adıdır. Filtration, filter ile ilişkili süreç adıdır; isim öbeğinin tamamı bir makineyi değil, bir süreci anlatır.
Alıştırma
Natural, water ve filtration sözcüklerinin her birini bir kez kullanarak cümleyi çevre terimiyle tamamlayın: Wetlands provide ____.
Cevabı göster
natural water filtration
sel riskinin yönetimi olarak flood control
Flood control, selin meydana gelme olasılığını, boyutunu veya zararlı etkilerini azaltmak için sel sularını yönetmek anlamına gelir. Setler ve drenaj sistemleri gibi insan yapımı önlemleri ya da sulak alanların fazla suyu tutması gibi doğal işlevleri anlatabilir. Bu ifade bir isim birleşimidir: flood, hangi tür control kastedildiğini belirtir. Burada control, riski azaltıp yönetmek anlamına gelir; sellerin bir daha asla olmayacağını garanti etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Flood ve control sözcüklerinin her birini bir kez kullanarak cümleyi sel riskini yönetme terimiyle tamamlayın: Restored wetlands can support ____.
Cevabı göster
flood control
nutrient cycling: bir ekosistemde besin maddelerinin döngüsü
Nutrient cycling, besin maddelerinin toprak, su, hava ve canlılar arasında hareket edip yeniden kullanılabilir hâle geldiği ekolojik süreçtir. Buradaki cycling, tekrarlanan bir döngü veya dolaşım anlamındadır. Bisiklete binme etkinliğini değil, bir süreci adlandırır.
Alıştırma
Nutrient cycling ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Besin maddeleri bir ekosistemde hareket eder ve yeniden kullanılabilir.
- İnsanlar bisikletle gübre taşır.
- Bitkiler besin maddelerini kullandıktan sonra bu maddeler sonsuza kadar yok olur.
Cevabı göster
Besin maddeleri bir ekosistemde hareket eder ve yeniden kullanılabilir.
By moving water across more than 3,200 kilometers, Dilbilgisi
3:02Suyu 3.200 kilometreden fazla bir mesafeye taşıyarak,
By moving water across...: yöntemi belirten by + -ing
By moving water across... ifadesi, bir sonucu ortaya çıkaran yöntemi veya mekanizmayı açıklamak için by + -ing biçimindeki bir fiili kullanır. Sonucun, suyu belli bir mesafe boyunca taşıma eylemi sayesinde oluştuğunu anlatır. Burada by bir edat olduğu için ardından move veya moved değil, moving gelir. Bu ifade cümlenin başında olduğunda virgülden sonra sonucu belirten bir ana cümle gelir. Baştaki ifade tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Cümleyi by + reuse fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ paper, the school saves money.
Cevabı göster
By reusing
the Great Lakes also provide drinking water for upward of 40 million people Kalıp ifadeler
3:06Büyük Göller ayrıca 40 milyondan fazla insana içme suyu,
upward of 40 million people: sayısal bir eşiğin üzerinde
Burada upward of 40 million people, “40 milyondan fazla insan” anlamına gelir. Kırk milyon, gerçek sayının aştığı eşiktir; üst sınır değildir. Upward of + sayı yapısı, büyük bir miktarın belirtilen sayının üzerinde olduğunu anlatır ve çoğu zaman kesin toplamı vermez. Bu ifadede upward fiziksel olarak yukarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle stadyumun her yıl üç milyondan fazla ziyaretçi aldığını söylüyor?
- The stadium draws around 3 million visitors a year.
- The stadium draws up to 3 million visitors a year.
- The stadium draws upward of 3 million visitors a year.
Cevabı göster
The stadium draws upward of 3 million visitors a year.
212 billion liters a day: günlük oran belirtme
212 billion liters a day ifadesinde a day oranı belirtir: bu miktar her gün sağlanır veya kullanılır. Buradaki a, per anlamındadır; belirli tek bir günü anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp miktar + a + zaman dilimi şeklindedir. Örneğin 300 units a week veya 60 miles an hour denir.
Alıştırma
Günlük oranı ifade etmek için a + zaman dilimi kalıbını kullanın: The recycling plant processes 800 tons ____.
Cevabı göster
a day
for the industries and farms that line their banks. Kelime
3:13kıyılarındaki sanayi tesisleri ve çiftlikler için sağlarlar.
that line their banks: line + yer
that line their banks ilgi cümleciğinde that, industries and farms ifadesinin yerini tutar ve onları tanımlayan bir ilgi cümleciği başlatır. Burada line, bir yerin kenarı boyunca sıralanmak veya yayılmak anlamında geçişli bir fiildir. Sıralanan şeyler line fiilinden önce, yer ise hemen sonra gelir: industries and farms line their banks. Suyla ilgili bu bağlamda banks, finans kurumu olan bankalar değil; nehir, göl veya başka bir su kütlesinin kıyıları demektir. Their, daha önce sözü edilen su kütlelerine gönderme yapar.
Alıştırma
Küçük köylerin nehir kıyıları boyunca yayıldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Small villages depend on the riverbanks.
- Small villages are several miles from the riverbanks.
- Small villages line the riverbanks.
Cevabı göster
Small villages line the riverbanks.
our dependence on the...: dependence on + isim
Dependence, birine veya bir şeye ihtiyaç duyma ya da ona bel bağlama durumunu anlatan bir isimdir. our dependence on the system içinde on the system, neye bel bağlandığını belirtir. dependence on + isim veya zamir kalıbını kullanın; on yerine at ya da from kullanmayın. our dependence on the system ifadesinin tamamı bir isim öbeğidir. Cümlede isim görevi üstlenebilir; örneğin Our dependence on the system is growing. cümlesinde öznedir.
Alıştırma
Dependence sözcüğünden sonra gelen sabit edatı yazın: The town's dependence ____ tourism has increased.
Cevabı göster
on
a range of negative impacts: çeşitli olumsuz etkiler
Burada a range of negative impacts, farklı türlerde birkaç zararlı etki anlamına gelir. Range çeşitliliği vurgular: etkiler yalnızca aynı şekilde birçok kez ortaya çıkmakla kalmayıp farklı alanları da etkileyebilir. Sayılabilen şeylerden söz ederken yapı a range of + çoğul isim şeklindedir. Raporlarda, haberlerde ve açıklamalarda farklı sonuçları özetlemenin doğal ve oldukça resmî bir yoludur.
Alıştırma
Rapor cümlesini, derste geçen ve “farklı türlerde birkaç zararlı etki” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The new highway had ____ on nearby communities.
Cevabı göster
a range of negative impacts
The Great Lakes coastal habitats are being degraded and increasingly populated, Dilbilgisi
3:21Büyük Göller'in kıyı habitatları bozuluyor ve nüfus giderek artıyor,
are being degraded: şimdiki zamanın edilgen yapısı
Are being degraded, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: are + being + fiilin üçüncü hâli. Çoğul özne coastal habitats'ın şu anda veya içinde bulunulan dönemde zarar görme sürecinde olduğunu anlatır. Edilgen yapı odağı zararı gören habitatlarda tutar; zarara kimin ya da neyin yol açtığını söylemek gerekmez. Being çıkarılırsa edilgen sürecin devam ettiği anlamı aynı açıklıkta verilmez.
Alıştırma
Cümleyi degrade fiilinin şimdiki zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: The wetlands ____ by construction crews right now.
Cevabı göster
are being degraded
exposing the once pristine waters to industrial, urban, Notlar
3:25bu da bir zamanların tertemiz sularını endüstriyel, kentsel
once pristine waters: eskiden bozulmamış sular
once pristine waters ifadesinde once, “eskiden” anlamına gelir ve pristine sözcüğünü niteler; “bir kez” anlamında değildir. Pristine, özgün ve bozulmamış bir durumu anlatır. Bu nedenle pristine waters son derece temiz ve büyük ölçüde el değmemiş sular demektir. Once sözcüğünü pristine’den önce kullanmak geçmiş ile bugün arasında karşıtlık oluşturur. İfade, suların önceden bu bozulmamış niteliğe sahip olduğunu söyler ve artık böyle olmadığını güçlü biçimde ima eder.
Alıştırma
Bu bağlamda once pristine waters neyi ima eder?
- Eskiden çok temiz ve bozulmamışlardı, ancak durumları değişti.
- İlk kez temiz hâle gelecekler.
- Tam olarak bir kez temizlenirler.
Cevabı göster
Eskiden çok temiz ve bozulmamışlardı, ancak durumları değişti.
exposing ... waters to ...: expose A to B yapısı
expose A to B yapısı, “A’yı B ile temas ettirmek veya B’nin etkisine maruz bırakmak” anlamına gelir. Burada A, the once pristine waters; to ile başlayan B ise industrial, urban, and agricultural pollutants ifadesidir. Exposing, fiilin -ing biçimidir. Tam bir cümlede böyle bir -ing öbeği çoğu zaman bir sonuç veya etki ekler: bir şey olur ve bunun sonucunda exposing A to B durumu ortaya çıkar. Bu yapı özellikle B bir tehlike, kirletici, baskı veya başka bir zararlı etki olduğunda kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi expose A to B yapısıyla tamamlayın: Poor storage can ____ food ____ harmful bacteria.
Cevabı göster
expose · to
Because less than 1% of the water leaves the lake system annually, Dilbilgisi
3:30Her yıl suyun %1'inden azı göl sisteminden çıktığı için,
Because less than 1% ...: veriye dayalı bir neden sunma
Because bir neden sunar: less than 1% ... annually biçimindeki sayısal gerçek, ana cümledeki sonucun neden ortaya çıktığını açıklar. Because yan cümlesinde sayı kullanmak nedeni somut ve veriye dayalı hâle getirir. Baştaki because yan cümlesi mesajı tek başına tamamlayamaz. Virgül, ardından sonucu belirten bir ana cümle gelmesi gerektiğini gösterir. Annually “her yıl” demektir.
Alıştırma
Hangi cümle, ana cümledeki sonucun nedenini belirtmek için Because + sayısal bir gerçek kullanıyor?
- Because only 8% of the land is protected, conservation groups are asking for action.
- Although only 8% of the land is protected, several habitats are still healthy.
- Only 8% of the land is protected, and the protected area includes three parks.
Cevabı göster
Because only 8% of the land is protected, conservation groups are asking for action.
less than 1%: kesin bir üst sınır
Less than 1% kesin bir üst sınır koyar: gerçek oran %1'in altındadır. Tam olarak %1 olan değeri içermez. Ayrıca “yaklaşık %1” anlamına gelmez. Raporlarda ve bilimsel metinlerde bu ifade, değerin %1'e ne kadar yakın olduğunu değil, karşılaştırmanın yönünü gösterir.
Alıştırma
Ölçülen oran tam olarak %0,8'dir. Cümleyi iki sözcüklü karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The rate is ____ 1%.
Cevabı göster
less than
decades-old pollutants still lurk in its waters. Notlar
3:35onlarca yıllık kirleticiler hâlâ bu sularda gizleniyor.
decades-old pollutants: kısa çizgili yaş bildiren birleşik sıfat
decades-old pollutants ifadesinde decades-old, pollutants sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kirleticilerin onlarca yıldır var olduğunu belirtir; kısa çizgiler de sözcüklerin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. decades sözcüğü çoğuldur çünkü kaç on yıldan söz edildiği belirtilmemiştir. Kesin bir sayı kullanılarak ismin önünde benzer bir birleşik yapı kurulduğunda, ten-year-old data örneğindeki gibi zaman birimi tekil olur.
Alıştırma
'Onlarca yıllık' anlamındaki kısa çizgili birleşik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The archive contains ____ photographs.
Cevabı göster
decades-old
still lurk in its waters: varlığını sürdüren gizli bir tehlike
Burada lurk mecaz anlamda kullanılmıştır. Kirleticiler bir insan veya hayvan gibi gerçekten pusuda beklemiyor; suda gizli veya fark edilmesi zor biçimde kalıyor ve hâlâ tehlikeli olabiliyor. Still, bu durumun uzun zaman geçtikten sonra bile sürdüğünü gösterir. still lurk birlikte kullanıldığında kirliliği ortadan kalkmamış, görünmeyen bir tehdit gibi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle gizli bir tehdidi anlatmak için lurk sözcüğünü doğal biçimde kullanır?
- A hidden danger may still lurk beneath the surface.
- The bright sign may still lurk clearly above the door.
- Fresh flowers may still lurk cheerfully on the table.
Cevabı göster
A hidden danger may still lurk beneath the surface.
more than 100 non-native and invasive species into the lakes, Kelime
3:40göllere 100'den fazla yerli olmayan ve istilacı tür soktular;
have also inadvertently introduced: günümüzde süren sonuç ve istemeden yapılan eylem
Have introduced, have + geçmiş zaman ortacıyla kurulan present perfect yapısıdır. Burada türlerin göllere sokulmasını geçmişte gerçekleşmiş, ancak sonucu bugün hâlâ önemli olan bir eylem olarak sunar; bitmiş belirli bir geçmiş zamana odaklanmaz. Also, bu eylemi daha önce söz edilen diğer insan etkilerine ekler. Inadvertently “istemeden” demektir ve türlerin bilinçli olarak sokulmadığını açıklar. Bu cümlede iki zarf da have ile introduced arasında yer alır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan dört kelimelik yapıyla tamamlayın: Tourists ____ foreign seeds into the park, and some are still growing there.
Cevabı göster
have also inadvertently introduced
non-native and invasive species: köken ile ekolojik zarar arasındaki fark
Non-native kökeni anlatır: Bir tür, genellikle insanlar tarafından taşındığı için doğal olarak bulunduğu alanın dışında yaşamaktadır. Invasive ise davranışı ve etkiyi anlatır: Ekolojide tür yayılır ve zarar verir ya da zarar verme olasılığı yüksektir. Non-native and invasive species ifadesinde iki sıfat da species sözcüğünü niteler. İfade, bu türlerin hem yerel ekosistemin dışından geldiğini hem de istilacı olduğunu söyler. Kavramlar bağlantılıdır ancak eş anlamlı değildir: Non-native bir tür otomatik olarak invasive sayılmaz.
Alıştırma
Hangi ifade non-native ve invasive sözcüklerini doğru kullanır?
- Invasive bir tür yalnızca nereden geldiğine göre tanımlanır.
- Non-native bir türün invasive olması şart değildir.
- Her non-native tür gelir gelmez otomatik olarak invasive olur.
Cevabı göster
Non-native bir türün invasive olması şart değildir.
such as: örnek vermek
Such as, daha önce sözü edilen daha geniş bir kategorinin bir veya birden fazla belirli üyesini örnek olarak verir. Burada zebra and quagga mussels ifadesinin, konuşulan türlerin örnekleri olduğunu ve tam bir liste olmadığını gösterir. Ardından genellikle bir şeyi adlandıran isim veya isim öbeği gelir; tam bir cümle gelmez. Kullanılabilir kalıp şöyledir: genel kategori + such as + örnek veya örnekler.
Alıştırma
Örnek vermek için cümleyi such as ile tamamlayın: The park protects native trees ____ oaks and maples.
Cevabı göster
such as
zebra and quagga mussels: istilacı tatlı su midyeleri
Zebra mussels ve quagga mussels, birbiriyle yakın akraba iki küçük tatlı su midyesi türüdür. Büyük Göller bağlamında ikisi de yerli olmayan, hızla yayılıp ekosistemleri bozabilen istilacı türlerdir. Zebra ve quagga, bu canlıların İngilizce yaygın adlarının parçalarıdır; ifade gerçek zebraları ya da quaggaları anlatmaz. Çoğul mussels sözcüğü iki türü de kapsar.
Alıştırma
Bu Büyük Göller bağlamında zebra and quagga mussels neyi ifade eder?
- İki tür istilacı tatlı su midyesi
- Büyük Göller'e özgü iki balık türü
- İki büyük kara memelisi
Cevabı göster
İki tür istilacı tatlı su midyesi
sea lampreys: diğer balıklara zarar veren istilacı balıklar
Sea lampreys, deniz dokuzgözlülerini ifade eder. Bunlar çenesiz, yılan balığına benzeyen ve beslenmek için diğer balıklara tutunan balıklardır. Büyük Göller'de istilacı bir türdürler ve yerli balıkları ağır biçimde yaralayabilir ya da öldürebilirler. Bu kısa bilgi, sonraki satırda deniz dokuzgözlülerinin balık popülasyonlarındaki büyük düşüşlerle neden ilişkilendirildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu bağlamda sea lampreys ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- sea lampreys, göl kenarında büyüyen ve balıklara besin sağlayan bitkilerdir.
- sea lampreys, diğer balıkları koruyan yerli göl balıklarıdır.
- sea lampreys, diğer balıklara tutunup zarar verebilen istilacı çenesiz balıklardır.
Cevabı göster
sea lampreys, diğer balıklara tutunup zarar verebilen istilacı çenesiz balıklardır.
that have decimated some indigenous fish populations. Kelime
3:48bazı yerli balık popülasyonlarını kırıp geçiren türleri.
have decimated: etkisi bugün de süren ağır zarar
Bu cümlede have decimated, “çok ağır zarar vermiş” ya da “keskin biçimde azaltmış” demektir. have reduced ifadesinden çok daha güçlüdür, ancak bütün balıkların yok olduğu anlamına gelmez. Günümüz İngilizcesinde decimate tam olarak yüzde onluk bir kayıp gerektirmez. have + past participle yapısı present perfect'tir. Geçmişteki zararı balık popülasyonlarının bugünkü durumuyla bağlantılı olarak sunar.
Alıştırma
Örnekteki have decimated ifadesini en iyi hangi cümle yeniden anlatır?
- Bazı yerli balık popülasyonlarına çok ağır zarar vermişlerdir.
- Bazı yerli balık popülasyonlarını tam olarak yüzde on azaltmışlardır.
- Bazı yerli balık popülasyonlarını biraz azaltmışlardır.
Cevabı göster
Bazı yerli balık popülasyonlarına çok ağır zarar vermişlerdir.
ekolojide indigenous fish populations
Burada indigenous fish populations, başka bir yerden getirilmiş balıklar yerine yerel ekosistemde doğal olarak bulunan balık popülasyonları anlamına gelir. Indigenous, fish populations ifadesini niteler ve bu popülasyonların yerel kökenli olduğunu belirtir. Ekolojide population, belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireyler grubudur. Burada insan nüfusu anlamına gelmez.
Alıştırma
Ekolojik bir bağlamda indigenous sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The fish became indigenous as soon as they entered the aquarium.
- The river supports several indigenous fish populations.
- The biologists called the imported fish indigenous to the river.
Cevabı göster
The river supports several indigenous fish populations.
geçiş ifadesi olarak On a larger scale
On a larger scale, sınırlı bir örnekten veya yerel bir etkiden daha geniş bir analiz düzeyine geçildiğini belirtir. Dinleyiciye sıradaki düşüncenin daha geniş bir alanı, sistemi, grubu veya etkiyi kapsayacağını bildirir. Cümlenin başına getirilip ardından virgül konduğunda bakış açısını genişleterek düşünceleri düzenler. Burada scale, bir nesnenin fiziksel büyüklüğünü değil kapsamı veya düzeyi ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta kapsamı genişleten dört sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: The new traffic plan works well on this block. ____, it could improve travel across the whole city.
Cevabı göster
On a larger scale
climate change is causing the waters to warm, Dilbilgisi
3:52iklim değişikliği suların ısınmasına neden oluyor,
is causing the waters to warm: cause + nesne + to-infinitive
is causing the waters to warm ifadesinde cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbını izler. the waters etkilenen nesnedir; to warm ise ortaya çıkan değişimi belirtir. is causing, etkinin şu anda gerçekleştiğini veya gelişmekte olduğunu gösteren şimdiki zamanın süreklilik biçimidir. Çevreyle ilgili metinlerde waters, belirli bir bölgedeki suyu ya da birden fazla su kütlesini ifade edebilir.
Alıştırma
cause + nesne + to-infinitive cümlesini tamamlayın. cause fiilinin şimdiki zamanın süreklilik biçimini kullanın: Right now, the bright light ____ my eyes ____ hurt.
Cevabı göster
is causing · to
thus reducing: thus + -ing ile sonuç belirtme
Thus reducing, hemen önce anlatılan durumu bu durumun sonucuna bağlar. Thus, sonuç olarak anlamına gelir; reducing ise sonucu, yani su seviyelerinin düşmesini sunan -ing biçimidir. Bu kısa yapı, ayrı bir tam yan cümle eklemek yerine neden ve sonucu tek cümlede tutar.
Alıştırma
Hangi cümle sonuç eklemek için thus + -ing yapısını doğru kullanıyor?
- The heavy rain flooded the field, thus damaging the crops.
- The heavy rain flooded the field, thus damaged the crops.
- The heavy rain flooded the field, thus damage the crops.
Cevabı göster
The heavy rain flooded the field, thus damaging the crops.
distribution of aquatic life: sucul canlıların bulunduğu yerler
Bu cümlede distribution of aquatic life, suda yaşayan canlıların nerelerde bulunduğunu ve farklı su alanları ya da bölgelerde ne kadar geniş bir alana yayıldığını ifade eder. Dağılımın değişmesi, bu yerlerin veya yaşam alanlarının değişmesi demektir. Burada distribution, mekânsal bir örüntüyü anlatır; bir şeyi insanlara dağıtmak ya da teslim etmek anlamına gelmez. Aquatic life, hayvanlar, bitkiler ve diğer canlılar dâhil olmak üzere suda yaşayan organizmalar için kullanılan genel bir ifadedir.
Alıştırma
changing the distribution of aquatic life ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Water conditions are changing where aquatic organisms can live.
- Scientists are counting every organism in the water.
- People are delivering aquatic animals to different homes.
Cevabı göster
Water conditions are changing where aquatic organisms can live.
in recent years: yakın geçmişten bugüne uzanan bir dönem
in recent years, yakın geçmişten bugüne ya da bugüne çok yakın bir noktaya kadar uzanan, sınırları kesin olmayan bir dönem anlamına gelir. Belirli bir yılı söylemek yerine geniş bir zaman çerçevesi kurar. Konuşanlar ve yazarlar bu ifadeyi, bugün de önemli olan yakın tarihli bir eğilimi veya değişimi tanıtmak için sıkça kullanır. Bu dönem bugünle bağlantılı olduğu için ifade genellikle present perfect ile kullanılır; ancak zaman seçimi cümlenin tamamına bağlıdır.
Alıştırma
Cümleyi yakın geçmişten bugüne kadar uzanan, sınırları kesin olmayan dönemi belirten hedef ifadeyle tamamlayın: ____, the town has built three new parks.
Cevabı göster
In recent years
governments have started to recognize the immense value of this natural resource. Notlar
4:01hükümetler bu doğal kaynağın muazzam değerini fark etmeye başladılar.
have started to recognize: bugüne bağlı geçmişteki bir başlangıç
Have started to recognize, İngilizcedeki present perfect yapısını kullanır: have + started fiilinin geçmiş zaman ortacı. Anlayıştaki bir değişimin şimdiye göre daha önce başladığını ve bu değişimin bugünle bağlantılı olduğunu gösterir. To recognize mastarı neyin başladığını belirtir. Bu yapı, fark etme sürecinin tamamlandığı anlamına gelmez; sürecin başladığını ve artık öznenin şu anki görüşünü ya da eylemlerini etkilediğini vurgular.
Alıştırma
Geçmişte, bugüne kadar süren bir dönem içinde başlayan ve hâlâ önem taşıyan bir değişimi en iyi hangi cümle anlatır?
- Next year, many cities will start to recognize the value of urban trees.
- Over the past decade, many cities have started to recognize the value of urban trees.
- In 1995, many cities started to recognize the value of urban trees.
Cevabı göster
Over the past decade, many cities have started to recognize the value of urban trees.
recognize the immense value of: büyük önemi anlayıp kabul etmek
Recognize the immense value of something, bir şeyin son derece değerli veya önemli olduğunu anlamak ve kabul etmek demektir. Buradaki recognize, “fark etmek veya kabul etmek” anlamındadır; “önceki deneyime dayanarak tanımak” anlamında değildir. Yapı recognize + the immense value + of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Immense, value sözcüğünü güçlendirir; bu yüzden ifade hafif bir onaydan çok güçlü ve olumlu bir yeniden değerlendirmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “bir şeyin son derece değerli olduğunu anlamak ve kabul etmek” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: After the pilot reduced energy costs, the company began to ____ solar power.
Cevabı göster
recognize the immense value of
Partnerships between the United States and Canada Kalıp ifadeler
4:06Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada arasındaki ortaklıklar,
Partnerships between A and B: iki taraflı iş birliğini ifade etmek
Partnerships between A and B, açıkça belirtilen iki tarafı birbirine bağlayan iş birliği ilişkilerini ifade eder. Bu kalıpta between iki tarafı tanıtır, and ise iki katılımcıyı, yani A ile B'yi, birbirine bağlar. Partnership yalnızca ticari ortaklık değil, ülkeler veya kuruluşlar arasındaki resmî iş birliği anlamına da gelebilir. Çoğul partnerships, birden fazla iş birliği düzenlemesi ya da programı olabileceğini düşündürür.
Alıştırma
partnership between A and B kalıbını tamamlayın: The program is built on a partnership ____ the school ____ the local library.
Cevabı göster
between · and
are underway to + fiil: sürmekte olan faaliyet ve amaç
be underway yapısında underway, düzenli bir faaliyetin başlamış ve şu anda ilerlemekte olduğunu belirtir. Çoğul özneyle are, tekil özneyle is kullanılır. Ardından gelen to + fiilin yalın hâli, faaliyetin amacını belirtir. Bu nedenle are underway to reduce pollution, iş birliğinin hâlihazırda sürdüğünü ve amacının kirliliği azaltmak olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle düzenli bir faaliyetin başlamış olduğunu ve aynı zamanda amacını belirtir?
- A rescue operation is planned to reach the stranded hikers.
- A rescue operation is underway to reach the stranded hikers.
- A rescue operation has ended after reaching the stranded hikers.
Cevabı göster
A rescue operation is underway to reach the stranded hikers.
and halt the spread of invasive species. Kalıp ifadeler
4:12ve istilacı türlerin yayılmasını durdurmak için devam ediyor.
to reduce..., protect... ve halt...: to sözcüğünü paylaşan paralel hedefler
To reduce pollution, protect coastal habitats, and halt the spread of invasive species üç amacı sıralar. İlk to, yalın hâldeki üç fiilin tümü için geçerlidir: reduce, protect ve halt. Birden fazla eylem aynı görevi üstleniyorsa paralel yapı korunmalıdır. Burada her öge “yalın fiil + nesne” biçimindedir; bu da uzun bir hedef listesini açık ve kısa tutar.
Alıştırma
Hangi cümlede üç hedef de paralel mastar yapısında tutulmuştur?
- The plan aims to cut waste, protect wildlife, and improve air quality.
- The plan aims to cut waste, protecting wildlife, and improve air quality.
- The plan aims to cut waste, protection of wildlife, and to improve air quality.
Cevabı göster
The plan aims to cut waste, protect wildlife, and improve air quality.
halt the spread of: bir tehdidin yayılmasını durdurmak
Halt the spread of, “bir şeyin yayılmasını durdurmak” anlamına gelir. Bu cümlede halt fiili, the spread of invasive species isim öbeğini nesne olarak alır. Bu ifade genellikle hastalık, yangın, yanlış bilgi veya istilacı türler gibi büyüyen bir tehdide karşı yürütülen eylemleri anlatır. Halt, ulaşılması zor olsa bile tamamen durdurmayı hedef olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, resmî bir üslupla hedefin yangının yayılmasını durdurmak olduğunu en açık biçimde söyler?
- Officials are working to study the spread of the fire.
- Officials are working to halt the spread of the fire.
- Officials are working to slow the spread of the fire.
Cevabı göster
Officials are working to halt the spread of the fire.
Protecting something as massive as the Great Lakes system Dilbilgisi
4:15Büyük Göller sistemi gibi devasa bir yapıyı korumak,
as massive as: boyut veya ölçek karşılaştırmak
as massive as, as + sıfat + as kalıbını izler. Bir şeyin boyutunu veya ölçeğini ikinci as sözcüğünden sonra gelen referansla karşılaştırır. Burada massive, fiziksel boyut veya genel ölçek bakımından son derece büyük anlamına gelir. something as massive as the Great Lakes system ifadesinde Büyük Göller sistemi, korunan şeyin devasa ölçeğini vurgulamak için tanıdık bir referans olarak kullanılır. Karşılaştırma, kesin ölçülerin tamamen aynı olduğunu iddia etmek zorunda değildir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı as massive as ile tamamlayın: The new bridge is ____ the old one.
Cevabı göster
as massive as
will require the collaboration of many organizations, Kalıp ifadeler
4:17birçok kuruluşun işbirliğini gerektirecektir,
Protecting something as massive as the Great Lakes system: özne görevindeki gerund öbeği
Protecting something as massive as the Great Lakes system bir gerund öbeğidir: -ing biçimindeki Protecting, onun nesnesi ve bu nesneyi açıklayan sözcüklerden oluşur. Öbeğin tamamı will require yapısının öznesidir; böylece cümle önce koruma eylemini konu yapar, sonra bu eylemin ne gerektireceğini söyler. Bir gerund öbeği tek bir etkinliği adlandırdığında genellikle tekil fiil alır: Protecting a large area requires help. will sonrasında fiil yalın biçimde kalır; bu yüzden will require tekil -s ekini göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle gerund öbeğini doğal biçimde özne olarak kullanır ve etkinliği tekil kabul eder?
- Protecting old trees require careful planning.
- Protecting old trees requires careful planning.
- Protect old trees requires careful planning.
Cevabı göster
Protecting old trees requires careful planning.
will require the collaboration of ...: …iş birliğini gerektirecek
Will require, bir şeyi gelecekteki bir görev için gerekli bir koşul olarak sunar. İfade, adı geçen kişiler veya gruplar birlikte çalışmadıkça görevin başarıyla tamamlanamayacağını anlatır. Yapı will + require + the collaboration of + katılımcı şeklindedir. of sonrasındaki sözler, kimlerin koordineli katılımına ihtiyaç duyulduğunu belirtir; bu yüzden yapı özellikle karmaşık projeleri anlatırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Gelecekteki başarının birkaç grubun birlikte çalışmasına bağlı olduğunu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Protecting the coastal wetlands ____ local agencies, scientists, and residents.
Cevabı göster
will require the collaboration of
the effort is critical: bu çaba hayati önem taşıyor
The effort, az önce açıklanan çalışmaların tamamına gönderme yapar. Konuşan kişi it is critical diyerek bütün bu çalışmaları vazgeçilmez olarak değerlendirir. Burada critical, eleştirilen değil, gerekli veya son derece önemli anlamındadır. Bir savın sonunda bu kısa cümlecik, önceki ayrıntıları bir sonuca dönüştürür: çalışma zor veya pahalı olsa bile yine de yapılmalıdır. Tam cümlede but bu karşıtlığı açıkça gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede "the effort is critical" ne anlama geliyor?
- Çalışma çok az zaman gerektiriyor.
- İnsanlar çalışmayı eleştiriyor.
- Çalışma vazgeçilmezdir ve ciddiye alınmalıdır.
Cevabı göster
Çalışma vazgeçilmezdir ve ciddiye alınmalıdır.
if we can preserve the wonder of this flowing inland sea. Notlar
4:22eğer bu akan iç denizin ihtişamını koruyacaksak.
if we can preserve: mümkün bir koşul belirtmek
if we can preserve... ifadesinde if bir koşul başlatır, can korumanın mümkün olduğunu gösterir ve preserve değerli bir şeyi koruyup varlığını sürdürmek anlamına gelir. İfade, “koruyup sürdürebilirsek...” demektir; çabanın zaten başarıya ulaştığını söylemez. Bu koşullu başlangıç, insanların yapabileceği bir eylemi umut edilen gelecekteki bir sonuca bağlar. Normal ve tamamlanmış bir cümlede if yan cümlesi, sonucu belirten bir ana cümleye bağlanır.
Alıştırma
Hangi cümle başarılı korumayı gelecekteki bir sonuç için koşul hâline getiriyor?
- If we can preserve the wetland, future generations will enjoy it.
- Although we can preserve the wetland, the work will be expensive.
- Even if we can preserve the wetland, the road project will continue.
- Because we can preserve the wetland, we have agreed to help.
Cevabı göster
If we can preserve the wetland, future generations will enjoy it.
flowing inland sea: birbirine bağlı tatlı sular için metafor
Burada flowing inland sea, bir kıtanın içinde yer alan geniş ve birbirine bağlı bir tatlı su gölleri sistemi için kullanılan bir metafordur. Inland sea göllere denize benzer bir büyüklük kazandırırken flowing, birbirine bağlı suları hareket eden tek bir bütün olarak sunar. İfade, buranın gerçekten tuzlu bir okyanus olduğu anlamına gelmez. Konuşmacı, sonda daha önceki inland seas imgesini tekrarlayarak metnin merkezindeki görüntüye geri döner. Bu tür bir çağrışım, bilgilendirici bir metnin sonuna bütünlük ve duygusal güç katar.
Alıştırma
Bu cümlede flowing inland sea ne anlama geliyor?
- Kıyıdan kıtanın içine doğru ilerleyen tuzlu su okyanusu.
- Akışı durmuş tek bir nehir.
- Resmen deniz olarak sınıflandırılan küçük bir gölet.
- Hareket eden tek bir deniz gibi betimlenen geniş ve birbirine bağlı bir tatlı su gölleri sistemi.
Cevabı göster
Hareket eden tek bir deniz gibi betimlenen geniş ve birbirine bağlı bir tatlı su gölleri sistemi.