Yanlış iletişim nasıl gerçekleşir (ve bundan nasıl kaçınılır) - Katherine Hampsten: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
618 kelime 155 kel/dk

Video özeti: Bu video, insanlar aynı dili kullanarak yüz yüze konuşurken bile iletişim sorunlarının neden ortaya çıktığını açıklar. Tek yönlü aktarım modeliyle, anlamın geri bildirimler ve kişisel algı filtreleri aracılığıyla birlikte biçimlendiği etkileşimsel modeli karşılaştırır; ardından ortak anlayışa ulaşmak için etkin ve açık fikirli dinleme önerileri sunar. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. Have you ever talked with a friend about a problem, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir sunuma veya yazıya Have you ever... kalıbındaki soruyla başlayarak soyut bir konuyu dinleyicinin bildiği bir deneyime dönüştürmeyi ve izleyiciyle hızla bağ kurmayı öğrenin. 2. perceptual filters — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Deneyim, kültür, ilişkiler ve duyguların mesajları yorumlama biçimimizi nasıl etkilediğini anlatan bu temel terimi kavrayın; aynı sözlerin neden farklı anlamlara gelebileceğini açıklarken kullanın. 3. Don't assume that your perception is the objective truth. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Kişisel bakış açısını olgudan ayıran bu ölçülü uyarıyı tanıyıp kullanın; düşünsel alçakgönüllülük gösterirken karşı tarafın yorumuna alan açın ve çatışmayı azaltın.

Bu derste

Have you ever talked with a friend about a problem, Anlatım akışı

0:06

Hiç bir arkadaşınızla bir sorun hakkında konuşup,

only to realize that he just doesn't seem to grasp why the issue is so important to you? Notlar

0:09

onun bu konunun sizin için neden bu kadar önemli olduğunu anlamadığını fark ettiğiniz oldu mu?

Anlatım akışı

Have you ever talked with a friend...? ile retorik bir giriş yapmak

Have you ever + fiilin üçüncü hâli...? yapısı, birinin şimdiye kadar belirli bir deneyim yaşayıp yaşamadığını sorar. Ancak bu girişte soru esas olarak retorik bir kanca görevi görür: dinleyicileri yalnızca evet ya da hayır demeye değil, benzer bir sorunu hatırlamaya çağırır. Konuşmacı tanıdık bir kişisel deneyimle başlayarak daha geniş konuya geçmeden önce ortak bir zemin oluşturur. Bu kalıp girişi şöyle düzenler: önce ortak olabilecek bir deneyim, ardından açıklama veya ana fikir.

Alıştırma

Bu girişte Have you ever...? sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Her dinleyiciden ayrıntılı ve olgusal bir cevap toplamak
  2. Konuşmacının bu sorunla hiç karşılaşmadığını göstermek
  3. Dinleyicileri ortak olabilecek bir deneyimi hatırlamaya çağırmak ve konuyu tanıtmak
  4. Arkadaşın adını sormak
Cevabı göster

Dinleyicileri ortak olabilecek bir deneyimi hatırlamaya çağırmak ve konuyu tanıtmak

Dilbilgisi

only to realize: beklenmedik bir sonuç

Yan cümle, only to + fiilin yalın hâli kalıbında mastar, daha sonra olan şeyi beklenmedik veya hayal kırıklığı yaratan bir sonuç olarak anlatır. Buradaki only to realize, arkadaşla konuştuktan sonra onun konunun önemini anlamadığının fark edildiğini belirtir. Burada only tek başına yalnızca “sadece” anlamına gelmez ve to realize konuşmanın amacını belirtmez. Yapının tamamını anlatıdaki bir dönüş olarak oku: bir eylem gerçekleşmiştir, ancak sonucu umulduğu gibi olmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamla. Beklenmedik bir fark edişi anlatmak için realize kullan: Nina walked back to the café, ____ it had closed early.

Cevabı göster

only to realize

Kelime

doesn't seem to grasp: anlamıyor gibi görünmek

Burada grasp, bir fikri, nedeni veya bir şeyin önemini açıkça anlamak demektir; bir şeyi elle tutmak anlamına gelmez. Grasp fiilinin nesnesi why ile başlayan why the issue is so important to you yan cümlesidir. Doesn't seem to grasp, anlamama durumunu konuşanın gözlemlerine dayanan bir yargı olarak sunar. Seem, ifadeyi doesn't grasp kadar kesin olmaktan çıkarır; ancak söz yine de eleştirel gelebilir.

Alıştırma

He doesn't seem to grasp why the rule matters. cümlesinin en uygun anlamını seçin.

  1. Kuralın neden önemli olduğunu anlamıyor gibi görünüyor.
  2. Kuraldan söz etmeyi reddediyor.
  3. Kuralı fiziksel olarak eliyle tutamıyor.
  4. Kuralın önemli olmadığını kanıtladı.
Cevabı göster

Kuralın neden önemli olduğunu anlamıyor gibi görünüyor.

Have you ever presented an idea to a group and it's met with utter confusion? Kalıp ifadeler

0:14

Hiç bir gruba bir fikir sunup da tamamen kafa karışıklığıyla karşılaştığınız oldu mu?

Kalıp ifadeler

it's met with utter confusion: tam bir şaşkınlık tepkisiyle karşılanmak

Be met with + isim, bir fikrin, teklifin, duyurunun veya eylemin aldığı tepkiyi anlatır. it's met with utter confusion ifadesinde it, önceki idea sözcüğüne gönderme yapar ve grubun tepkisi kafa karışıklığıdır; met with, fikrin biriyle gerçekten karşılaştığı anlamına gelmez. Utter, tam veya aşırı anlamına gelir ve confusion sözcüğünü güçlendirir. Bu edilgen yapı, sunulan şeye ve onun oluşturduğu tepkiye odaklanır.

Alıştırma

Be met with ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The new policy ____ utter confusion when it was announced yesterday.

Cevabı göster

was met with

Or maybe you've been in an argument

0:18

Veya belki de bir tartışmanın ortasındayken,

when the other person suddenly accuses you of not listening to what they're saying at all. Dilbilgisi

0:20

karşınızdaki kişi aniden sizi onun ne söylediğini hiç dinlememekle suçladı mı?

Dilbilgisi

accuse someone of doing something: birini bir şey yapmakla suçlamak

accuse someone of doing something kalıbı, bir kişinin yanlış bir şey yaptığını iddia etmek anlamına gelir. accuse fiilinden sonraki nesne suçlanan kişiyi; of + isim ya da -ing biçimi ise o kişiye yüklenen eylemi gösterir. accuses you of not listening ifadesinde not, eylemi olumsuz yapmak için listening sözcüğünden önce gelir. Yani suçlama, sizin dinlemediğinizdir. Bu anlamda accuse someone to do something kullanılmaz.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak sabit kalıbı tamamlayın: The editor accused the reporter ____ inventing the quote.

Cevabı göster

of

What's going on here? Anlatım akışı

0:26

Burada neler oluyor?

The answer is miscommunication.

0:27

Cevap: İletişimsizlik.

Anlatım akışı

What's going on here?: örneklerden açıklamaya geçiş

What's going on here? az önce belirtilen durumları, açıklama gerektiren tek bir soru hâline getirir. Sonraki cümle olan The answer is miscommunication bu açıklamayı verir; böylece soru, örneklerden ana fikre geçişi işaretler. Buradaki here, mutlaka fiziksel bir yeri değil, bu durumlarda veya tartıştığımız konuda anlamını taşır. Bu kullanım, konuşmacının dinleyicileri açıklamaya yönlendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu bölümde What's going on here? sorusunun temel düzenleme işlevi nedir?

  1. Dinleyicilerden her örneği tekrarlamalarını istemek
  2. Konuşanların hangi fiziksel yerde olduğunu sormak
  3. Herhangi bir cevap vermeden konuyu bitirmek
  4. Önceki durumları bir soruda toplamak ve açıklamayı başlatmak
Cevabı göster

Önceki durumları bir soruda toplamak ve açıklamayı başlatmak

And in some form or another, Kalıp ifadeler

0:29

Ve bir şekilde,

we've all experienced it.

0:31

hepimiz bunu yaşamışızdır.

Kalıp ifadeler

in some form or another: aynı deneyimin farklı biçimleri

In some form or another, “olası çeşitli biçimlerden veya yollardan biriyle” anlamına gelir. Bu cümlede her kişinin deneyiminin ayrıntıları farklı olabilir, ancak ifade bütün bu deneyimleri aynı genel fikir altında toplar. Buradaki form, bir şeyin ortaya çıkma veya gerçekleşme biçimidir; doldurulan bir belge değildir. Another belirli bir ikinci biçimi göstermez; ifadenin tamamı kesin biçimi kasıtlı olarak açık bırakır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? Every community faces this issue in some form or another.

  1. Sorunun tam olarak iki sabit biçimi vardır.
  2. Sorunla yalnızca birkaç topluluk karşılaşmıştır.
  3. Sorun farklı görünebilir, ancak her topluluk onun bir biçimiyle karşılaşır.
  4. Her topluluğun belirtilmemiş bir belgeyi doldurması gerekir.
Cevabı göster

Sorun farklı görünebilir, ancak her topluluk onun bir biçimiyle karşılaşır.

It can lead to confusion, animosity, misunderstanding, Kalıp ifadeler

0:33

Kafa karışıklığına, düşmanlığa, yanlış anlaşılmaya,

Kalıp ifadeler

can lead to: olası bir sonuç

Lead to, “bir sonuca neden olmak veya o sonucu doğurmak” anlamına gelir. Neden bu ifadenin önünde, sonuç ise arkasında yer alır. Can lead to içindeki can, sonucun kesin değil mümkün olduğunu belirtir. To sözcüğü sonucu tanıtır; mastar işareti değil, lead to ifadesinin bir parçasıdır. Burada confusion, animosity ve misunderstanding olası sonuçlardır.

Alıştırma

Lead to ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Small misunderstandings can lead to bigger conflicts.
  2. Small misunderstandings can lead bigger conflicts.
  3. Small misunderstandings can lead for bigger conflicts.
  4. Small misunderstandings can lead to become bigger conflicts.
Cevabı göster

Small misunderstandings can lead to bigger conflicts.

or even crashing a multi-million dollar probe into the surface of Mars. Kültür

0:36

hatta milyonlarca dolarlık bir uzay sondasının Mars yüzeyine çakılmasına bile yol açabilir.

Kültür

milyonlarca dolarlık bir uzay sondasını Mars'a düşürmek

Bu ifade ciddi ve gerçek dünyaya ait bir sonuç sunar: iletişim veya bilgi aktarımındaki bir hata, son derece pahalı bir Mars görevinin kaybedilmesine katkıda bulunabilir. Multi-million dollar burada yalnızca komik bir abartı değildir; olası kaybın büyüklüğünü vurgular. Bu bağlamda probe, keşif yapmak veya veri toplamak için gönderilen insansız bir uzay aracıdır; elde kullanılan küçük bir ölçüm aracı değildir. Örnek, standartlar, birimler veya prosedürler gibi teknik bilgiler tutarlı biçimde aktarılmazsa bir iletişim sorununun büyük bir mühendislik başarısızlığına dönüşebileceğini gösterir.

Alıştırma

Mars sondası örneğinin ana fikri nedir?

  1. İletişim hatalarının son derece pahalı mühendislik sonuçları olabilir.
  2. Her Mars sondasının hava koşulları yüzünden düşmesi beklenir.
  3. Bu cümlede probe, elde kullanılan küçük bir alet anlamına gelir.
  4. Multi-million dollar, gerçek dünyada hiçbir anlamı olmayan bir şakadan ibarettir.
Cevabı göster

İletişim hatalarının son derece pahalı mühendislik sonuçları olabilir.

The fact is,

0:41

Gerçek şu ki,

even when face-to-face with another person, Notlar

0:42

bir başkasıyla yüz yüze,

in the very same room,

0:44

aynı odada

and speaking the same language,

0:46

ve aynı dili konuşurken bile,

human communication is incredibly complex.

0:48

insan iletişimi inanılmaz derecede karmaşıktır.

Dilbilgisi

even when: gerçek bir koşula rağmen geçerliliğini koruyan sonuç

Even when ödünleme bildiren bir koşul getirir: koşul gerçektir, mümkündür veya düzenli olarak gerçekleşir, ancak beklenebilecek sonucu değiştirmez. Even şaşırtıcı karşıtlığı vurgularken when bu koşulu ana ifadeye bağlar. Cümle önce yüz yüze olma, aynı odada bulunma ve aynı dili konuşma gibi elverişli koşulları art arda sıralar; ardından ana fikri verir: iletişim yine de karmaşıktır. Bu yapı, ana sonucun hâlâ geçerli olduğunu söylemeden önce yardımcı koşulları kabul etmenizi sağlar.

Alıştırma

Gerçek ve tekrarlanan bir koşulun sonucu engellemediğini anlatmak için even when ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. Because Sam studies carefully, he always makes a mistake.
  2. When Sam studies carefully, he sometimes makes a small mistake.
  3. Even if Sam studied carefully next week, he might still make a mistake.
  4. Even when Sam studies carefully, he sometimes makes a small mistake.
Cevabı göster

Even when Sam studies carefully, he sometimes makes a small mistake.

Kalıp ifadeler

face-to-face with another person: başka biriyle yüz yüze

Burada face-to-face with another person, telefon, ekran veya mesaj aracılığıyla değil, biriyle aynı yerde bulunup doğrudan iletişim kurabilmek anlamına gelir. with another person bölümü diğer kişinin kim olduğunu belirtir. face-to-face, insanların etkileşim kurma biçimini veya içinde bulundukları durumu anlatır. meet ya da talk gibi fiillerden sonra gelebilir ve a face-to-face meeting örneğindeki gibi bir ismi de niteleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi “yüz yüze” anlamındaki kısa çizgili hedef ifadeyle tamamlayın: After months of video calls, Maya and I finally talked ____.

Cevabı göster

face-to-face

But the good news is that a basic understanding of what happens when we communicate Anlatım akışı

0:52

Ancak iyi haber şu ki, iletişim kurduğumuzda neler olduğuna dair temel bir anlayış

can help us prevent miscommunication.

0:56

iletişimsizliği önlememize yardımcı olabilir.

Anlatım akışı

But the good news is that...: olumlu bir noktaya geçiş

Baştaki But, iletişimin ne kadar zor olabileceğine ilişkin önceki açıklamayla bir karşıtlık kurar. the good news is that sözleri, sonraki cümleyi umut verici bir gerçek olarak sunar: iletişimi anlamak yardımcı olabilir. Bu çerçeve, bir sorundan umuda, bir avantaja veya olası bir çözüme geçerek bilgiyi düzenler. Buradaki good news, mutlaka bir haber anlamına değil, durumun olumlu yönüne gelir.

Alıştırma

Bir sorundan söz edildikten sonra But the good news is that... genellikle neyi bildirir?

  1. Tamamen ilgisiz bir konuya geçiş
  2. Bir haberden alıntı yapma
  3. Umut verici bir gerçeğe veya olası bir çözüme geçiş
  4. Önceki sorunun hiç var olmadığını iddia etme
Cevabı göster

Umut verici bir gerçeğe veya olası bir çözüme geçiş

For decades, Anlatım akışı

0:59

On yıllardır,

researchers have asked what happens when we communicate.

1:00

araştırmacılar iletişim kurduğumuzda neler olduğunu soruyorlar.

Anlatım akışı

For decades, researchers have asked: uzun süredir araştırılan bir soruyu sunmak

For decades, soruyu yıllar önce başlayan ve bugün de önemini koruyan bir araştırma geçmişine yerleştirir. researchers öznesi, bunun tek bir kişinin anlık düşüncesi değil, uzmanların uzun süredir ilgilendiği bir soru olduğunu gösterir. Present perfect yapısındaki have asked, geçmişteki bu dönemi bugüne bağlar. Buradaki ask, mutlaka başka birine doğrudan soru sormak değil, bir soruyu tekrar tekrar ele almak veya araştırmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, yıllar önce başlayan ve bugün de devam eden bir araştırmayı doğal biçimde anlatır?

  1. Decades ago, doctors studied the effects of stress.
  2. For the next decade, doctors will study the effects of stress.
  3. For decades, doctors have studied the effects of stress.
Cevabı göster

For decades, doctors have studied the effects of stress.

One interpretation,

1:04

Bir yoruma göre,

called the transmission model, Kültür

1:05

aktarım modeli olarak adlandırılan,

views communication as a message that moves directly from one person to another, Dilbilgisi

1:07

iletişimi doğrudan bir kişiden diğerine geçen bir mesaj olarak görür,

Kültür

called the transmission model: tek yönlü iletişim görüşünü adlandırmak

The transmission model, iletişimi göndericiden alıcıya giden bir mesaj olarak ele alan iletişim modelinin adıdır. Temel odağı tek yönlü iletimdir; bu nedenle etkileşimli konuşmalardaki geri bildirimi ve karşılıklı uyarlamayı öne çıkarmaz. Called the transmission model, which is called the transmission model yapısının kısaltılmış biçimidir. One interpretation ifadesine ad verir; virgüller bunun ek bir tanımlayıcı bilgi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Burada açıklanan transmission model ile en iyi eşleşen durum hangisidir?

  1. Bir grup tartışma ve geri bildirim yoluyla birlikte bir plan oluşturur.
  2. İki arkadaş birbirlerine tepki verirken açıklamalarını değiştirir.
  3. Kaydedilmiş bir güvenlik anonsu, yanıt beklemeden dinleyicilere talimat verir.
Cevabı göster

Kaydedilmiş bir güvenlik anonsu, yanıt beklemeden dinleyicilere talimat verir.

Dilbilgisi

“views communication as a message” ifadesindeki view A as B

view A as B kalıbı, “A’yı B olarak anlamak veya tanımlamak” demektir. views communication as a message ifadesinde communication A, a message ise B’dir; yani model, iletişimi açıklamak için “mesaj” çerçevesini kullanır. Burada views bir fiildir; as ise A’ya verilen kimliği, rolü, kategoriyi veya bakış çerçevesini getirir. Zaman bildiren as değildir.

Alıştırma

Cümleyi view A as B kalıbının gerektirdiği sözcükle tamamlayın: Many doctors view sleep ____ an important part of health.

Cevabı göster

as

similar to someone tossing a ball and walking away. Kalıp ifadeler

1:11

tıpkı birinin bir topu fırlatıp gitmesine benzer.

Kalıp ifadeler

Karşılaştırma başlatan “similar to”

Similar to, “önemli özellikleri ortak olmak” anlamına gelir ve karşılaştırmada kullanılan şeyi tanıtır. Burada soyut bir açıklamanın ardından somut bir benzetme başlatır. to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim grubu, zamir veya -ing biçimi gelebilir. Burada someone tossing a ball and walking away ifadesinin tamamı to edatının nesnesidir.

Alıştırma

Cümleyi similar sözcüğünden sonra gereken edatla tamamlayın: This new map is similar ____ the old one.

Cevabı göster

to

But in reality,

1:15

Ama gerçekte,

this simplistic model doesn't account for communication's complexity. Kalıp ifadeler

1:16

bu basit model iletişimin karmaşıklığını hesaba katmıyor.

Kalıp ifadeler

doesn't account for: bir modelin açıklayamadığı şeyleri anlatmak

Burada account for, bir teorinin, modelin veya açıklamanın bir olguyu açıklaması ve ilgili etkenleri açıklamasına katması anlamına gelir. doesn't account for communication's complexity, bu modelin iletişimin neden karmaşık olduğunu tam olarak açıklayamadığını belirtir. Bu ifade bir açıklamanın yeterince kapsamlı olup olmadığını değerlendirmek için kullanılır; banka hesabı veya ödeme ile ilgili değildir.

Alıştırma

The model doesn't account for these exceptions. cümlesinde doesn't account for ne anlama gelir?

  1. Bu istisnaların imkânsız olduğunu kanıtlıyor.
  2. Bu istisnalar için bir hesap açıyor.
  3. Bu istisnaları tam olarak açıklayamıyor veya kapsamına alamıyor.
  4. Bu istisnaların parasını ödemeyi reddediyor.
Cevabı göster

Bu istisnaları tam olarak açıklayamıyor veya kapsamına alamıyor.

Enter the transactional model, Anlatım akışı

1:20

İletişimsel modele geçelim,

which acknowledges the many added challenges of communicating.

1:22

bu model, iletişimin eklediği birçok zorluğu kabul eder.

Anlatım akışı

Enter the transactional model: anlatı geçişiyle sıradaki kavramı tanıtmak

Enter + isim, bir kişiyi, fikri, aracı veya çözümü sahneye çıkıyormuş gibi sunan anlatı niteliğinde bir geçiştir. Yaklaşık olarak şimdi ... geliyor anlamına gelir; birine bir yere girmesini söyleyen bir emir değildir. Burada Enter the transactional model, önceki modelin sınırları gösterildikten sonra sıradaki kavramı tanıtır. Ardından gelen which cümleciği yeni modelin önemli bir özelliğini ekler. Böylece ifade hem açıklamanın akışını düzenler hem de kavramın girişini daha canlı kılar.

Alıştırma

Enter the transactional model bu cümlede ne yapıyor? Enter the transactional model, which acknowledges the many added challenges of communicating.

  1. Modelin tartışmadan ayrıldığını belirtir.
  2. Sıradaki kavramı canlı ve anlatı niteliğinde bir biçimde tanıtır.
  3. Dinleyicilerden modelin içine girmelerini ister.
  4. Modele bir odaya girmesini söyler.
Cevabı göster

Sıradaki kavramı canlı ve anlatı niteliğinde bir biçimde tanıtır.

With this model,

1:26

Bu modele göre,

it's more accurate to think of communication between people Dilbilgisi

1:27

insanlar arasındaki iletişimi düşünmek daha doğru olur,

as a game of catch. Deyimler

1:30

bir yakalama oyunu olarak.

Dilbilgisi

think of communication between people as a game of catch

think of A as B, A'yı B'nin sunduğu imge, kategori veya karşılaştırma çerçevesi üzerinden anlamayı ifade eder. Bu cümlede communication between people A, a game of catch ise B'dir; bu benzetme karşılıklı etkileşimi açıklamaya yardımcı olur. Bu, A ile B'nin gerçekte tamamen aynı olduğu anlamına gelmez; bir benzetmedir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı kuran kelimeyi ekleyin: Think of a budget ____ a map for your spending.

Cevabı göster

as

Deyimler

a game of catch: ileri geri etkileşimin benzetmesi

a game of catch, insanların topu birbirlerine atıp tuttuğu bir oyundur. Bu cümlede etkileşimli iletişim için bir benzetme olarak kullanılır: her kişi bir şey gönderir, karşı tarafın tepkisini alır ve sonraki adımını buna göre ayarlar. Vurgu, tekrar eden alışveriştedir; birini yakalamakta ya da mesajı tek seferde göndermekte değildir.

Alıştırma

Bu benzetmede a game of catch esas olarak neyi vurguluyor?

  1. Karşılık içermeyen tek seferlik bir eylem
  2. İleri geri gerçekleşen bir alışveriş
  3. Mutlaka dışarıda yapılması gereken fiziksel bir oyun
  4. Tek bir kazananı olan bir yarışma
Cevabı göster

İleri geri gerçekleşen bir alışveriş

As we communicate our message, Dilbilgisi

1:32

Mesajımızı iletirken,

we receive feedback from the other party. Kelime

1:33

karşı taraftan geri bildirim alırız.

Dilbilgisi

As we communicate..., we receive...: aynı süreçte gerçekleşen eylemler

Bu cümlede As, ana cümledeki eylemin hangi süreç sırasında gerçekleştiğini gösteren yan cümleyi başlatır. Mesajı iletme ve geri bildirim alma aynı süreçte gerçekleştiği için As burada “-iken” veya “süreç ilerledikçe” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. As + yan cümle, ana cümle yapısı, aynı anda ilerleyen eylemleri veya değişimleri bağlar. as başka cümlelerde neden de bildirebildiği için bağlam önemlidir.

Alıştırma

Örnek cümlede As hangi ilişkiyi gösterir?

  1. İki eylem tamamen ayrı zamanlarda gerçekleşir.
  2. İletişim kurmak, geri bildirimin var olmasının nedenidir.
  3. İki eylem aynı süreç sırasında gerçekleşir.
Cevabı göster

İki eylem aynı süreç sırasında gerçekleşir.

Kelime

the other party: resmî bağlamda bilinen karşı taraf

Burada the other party, iletişimin diğer tarafındaki kişiyi, şirketi veya grubu ifade eder. Party bir sosyal etkinlik değil, bir etkileşimdeki katılımcı ya da taraf anlamındadır. The sözcüğü, iki taraflı bu durumda kim olduğu zaten bilinen belirli karşı tarafı gösterir. Bu resmî kullanımda party hem bir kişiyi hem de bir kuruluşu ifade edebilir.

Alıştırma

Bir sözleşmede yalnızca Company A ve Company B yer alıyor. Company A açısından Company B'yi en iyi hangi ifade belirtir?

  1. the other party
  2. the other person
  3. another party
Cevabı göster

the other party

Through the transaction,

1:36

Bu işlem sayesinde,

we create meaning together. Kalıp ifadeler

1:37

anlamı birlikte yaratırız.

Kalıp ifadeler

we create meaning together: anlamı birlikte oluşturmak

“We create meaning together”, bir etkileşimdeki herkesin anlayışı birlikte oluşturduğu anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyenin hiç değişmeden alacağı tamamlanmış ve sabit bir anlamı yalnızca göndermez. “Create meaning”, “bir anlayış oluşturmak veya kurmak” demektir; “together” ise ortak katılımı vurgular. Her kişinin sözleri, tepkileri ve yorumu, ortaya çıkan anlamı etkiler.

Alıştırma

“we create meaning together” neyi vurgular?

  1. Mesajın bütün anlamına yalnızca konuşan kişi karar verir.
  2. Etkileşimdeki herkes anlamın oluşmasına katkıda bulunur.
  3. İnsanlar aynı kelimeleri kullandığında anlam hiçbir zaman değişmez.
Cevabı göster

Etkileşimdeki herkes anlamın oluşmasına katkıda bulunur.

But from this exchange,

1:39

Ancak bu değişimden

further complications arise. Kalıp ifadeler

1:40

daha fazla karmaşıklık ortaya çıkar.

Kalıp ifadeler

further complications arise: başka karmaşık durumlar ortaya çıkar

“Further complications arise”, ek zorlukların ortaya çıktığı veya geliştiği anlamına gelir. Bu cümlede “arise”, “ortaya çıkmak” demektir; “yataktan kalkmak” anlamına gelmez. “Arise” geçişsiz bir fiildir: Ortaya çıkan şeyi belirten “complications” öznedir ve fiil doğrudan nesne almaz. Bu kullanım oldukça resmîdir ve açıklamalara, raporlara ve analizlere uygundur; günlük konuşmada “more problems come up” çoğu zaman daha doğal gelir.

Alıştırma

Proje sırasında ek zorlukların ortaya çıkabileceğini doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. Further complications may arise during the project.
  2. Further complications may raise during the project.
  3. The project may arise further complications.
Cevabı göster

Further complications may arise during the project.

It's not like the Star Trek universe where some characters can Vulcan mind meld, Kültür

1:43

Star Trek evrenindeki gibi bazı karakterlerin Vulcan zihin birleşmesi yapabildiği,

fully sharing thoughts and feelings.

1:47

duygu ve düşünceleri tamamen paylaştığı bir durum değildir.

Kültür

Star Trek universe ... Vulcan mind meld: bilim kurguda zihin paylaşımı

Star Trek universe, Star Trek'in kurgusal ortamıdır. Vulkanlar bu dünyadaki kurgusal bir halktır ve Vulcan mind meld, karakterlerin düşünce ve duygularını doğrudan paylaşmasını sağlayan bir zihin birleşmesidir. Buradaki It's not like... bu bilim kurgu modelinin gerçek dünyada geçerli olmadığını gösterir. Asıl nokta, gerçek insanların birbirlerinin zihnine bütünüyle erişememesi ve bu nedenle iletişimin her kişinin kendi yorumundan geçmesidir.

Alıştırma

Bu cümledeki Star Trek göndermesi neyi açıklamaya yardımcı oluyor?

  1. Gerçek insanlar düşünce ve duygularını doğrudan ve eksiksiz biçimde paylaşamaz.
  2. İnsanlar dikkatli iletişim kurduğunda öznel bakış açıları ortadan kalkar.
  3. İnsanlar sözcük kullanmadan iletişim kurmak için gerçek bir Vulkan tekniği öğrenebilir.
Cevabı göster

Gerçek insanlar düşünce ve duygularını doğrudan ve eksiksiz biçimde paylaşamaz.

As humans,

1:49

İnsanlar olarak,

we can't help but send and receive messages through our own subjective lenses. Notlar

1:50

mesajları kendi öznel filtrelerimizden gönderip almaktan kendimizi alamayız.

Dilbilgisi

can't help but + fiilin yalın hâli

can't help but + fiilin yalın hâli yapısında help, “bir şeyi yapmaktan kaçınmak veya kendini alıkoymak” anlamındadır. Yapının tamamı, bir eylem ya da tepkiden kaçınmanın çok zor veya imkânsız olduğunu anlatır. Burada can't help but send and receive, insanların mesajları kaçınılmaz biçimde kendi öznel bakış açıları üzerinden işlediğini söyler. Bu, yardım istemeyi ya da özgür bir seçimi değil, insanın doğasında bulunan bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “kaçınamamak” anlamındaki kalıpla tamamla: Whenever that song comes on, I ____ sing along.

Cevabı göster

can't help but

Deyimler

through our own subjective lenses: kişisel bakış açılarını mercek olarak düşünmek

through our own subjective lenses ifadesi, lenses sözcüğünü kişisel bakış açıları için bir benzetme olarak kullanır. Burada gerçek bir gözlük ya da kamera merceğinden söz edilmez. Deneyimlerimiz, duygularımız, inançlarımız ve beklentilerimiz bir mesajı nasıl anladığımızı etkileyebilir. Through, mesajların bu bakış açıları aracılığıyla gönderilip alındığını, sanki bir filtreden geçtiğini anlatır. Ana fikir, farklı kişilerin aynı mesajı farklı yorumlayabilmesidir.

Alıştırma

Bu cümlede through our own subjective lenses ne anlama gelir?

  1. İnsanlar mesajları kendi kişisel bakış açıları üzerinden anlar.
  2. İnsanların açıkça iletişim kurmak için özel gözlüklere ihtiyacı vardır.
  3. İnsanlar mesajları yorumlamadan alır.
Cevabı göster

İnsanlar mesajları kendi kişisel bakış açıları üzerinden anlar.

When communicating,

1:55

İletişim kurarken,

one person expresses her interpretation of a message, Anlatım akışı

1:56

bir kişi bir mesaja ilişkin kendi yorumunu ifade eder,

and the person she's communicating with hears his own interpretation of that message.

1:59

iletişim kurduğu kişi de bu mesaja ilişkin kendi yorumunu duyar.

Anlatım akışı

one person expresses... and the person... hears...: iki yorumu paralel biçimde sunmak

Cümle, one person expresses..., and the person... hears... biçiminde paralel bir yapı kullanır. İletişimin iki tarafını yan yana getirir: İlk yan cümle, mesajı gönderen kişinin neyi ifade ettiğini; ikinci yan cümle ise dinleyenin ne duyduğunu anlatır. Interpretation fikrinin tekrarlanması ve her interpretation ile his own interpretation ifadelerinin eşleştirilmesi, iki yorumun farklı kişilere ait olduğunu vurgular. Mesaj bir zihinden diğerine değişmeden kopyalanmaz. Her ve his yalnızca katılımcıları birbirinden ayırır; cinsiyetle ilgili bir karşıtlık kurmaz.

Alıştırma

one person... and the person... paralel yapısı temel olarak neyi vurgular?

  1. İki kişinin mesajı tamamen aynı şekilde anladığını gösterir.
  2. İki kişinin aynı mesaja ilişkin ayrı yorumlarını karşılaştırır.
  3. Temel olarak kadınlarla erkeklerin iletişim biçimlerini karşılaştırır.
Cevabı göster

İki kişinin aynı mesaja ilişkin ayrı yorumlarını karşılaştırır.

Our perceptual filters continually shift meanings and interpretations. Kelime

2:05

Algısal filtrelerimiz sürekli olarak anlamları ve yorumları değiştirir.

Kelime

perceptual filters: algının anlamı nasıl şekillendirdiği

Perceptual filters ifadesi, insanların neyi fark ettiğini ve bir mesajı nasıl yorumladığını şekillendiren zihinsel ve kişisel etkileri anlatır. Geçmiş deneyimler, duygular, beklentiler ve iletişim kuran kişiler arasındaki ilişki bunlara dâhil olabilir. Burada filters sözcüğü fiziksel değil, mecazidir. Bu filtreler anlamı ve yorumu sürekli etkiler: bir kişinin aldığı mesaj, başka bir kişinin anlatmak istediğiyle tam olarak aynı olmayabilir. Bu ifade, aynı mesajın farklı insanlar için neden farklı anlamlara gelebileceğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede perceptual filters ne anlama geliyor?

  1. Birinin neyi fark ettiğini ve bir mesajı nasıl yorumladığını şekillendiren zihinsel ve kişisel etkiler
  2. İnsanların iletişim kurmasını engelleyen resmî kurallar
  3. Bir mesajı engelleyen fiziksel perdeler
Cevabı göster

Birinin neyi fark ettiğini ve bir mesajı nasıl yorumladığını şekillendiren zihinsel ve kişisel etkiler

Remember that game of catch? Anlatım akışı

2:09

O yakalama oyununu hatırlıyor musunuz?

Imagine it with a lump of clay. Deyimler

2:11

Onu bir kil topağıyla hayal edin.

Anlatım akışı

Remember...? Imagine it with...: bir benzetmeyi hatırlatıp sonra değiştirmek

Remember that game of catch? dinleyicileri daha önce anlatılan bir benzetmeye geri götürür. Böylece mevcut açıklamayı onların zaten bildiği bir bilgiye yeniden bağlar. Imagine it with a lump of clay. daha sonra bu tanıdık görüntünün bir bölümünü değiştirir. Buradaki it, bir nesneye değil, top atıp tutma oyununa gönderme yapar. Önce Remember...? ile eski bir modeli hatırlatıp ardından Imagine it with... ile onu daha karmaşık hâle getirmek, açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Bu iki cümle açıklamayı nasıl düzenliyor?

  1. Dinleyicilerden kille ilgili gerçek bir olayı hatırlamalarını isterler.
  2. Önceki bir benzetmeyi hatırlatıp sonra onu değiştirirler.
  3. Birbiriyle ilgisi olmayan iki oyun tanıtırlar.
Cevabı göster

Önceki bir benzetmeyi hatırlatıp sonra onu değiştirirler.

Deyimler

a lump of clay: yeniden şekillendirilebilen bir mesaj

Kelime anlamıyla a lump of clay, yumuşak bir kil parçasıdır. Burada, bir kişiden diğerine aktarılan mesajı veya anlamı temsil eden bir benzetmedir. Kil, insanlar ona dokunduğunda şekil değiştirir. Benzer biçimde, her kişinin anlayışı mesajı yeniden şekillendirebilir; bu yüzden mesaj aktarılırken tamamen aynı kalmayabilir.

Alıştırma

Bu benzetmede a lump of clay neyi temsil ediyor?

  1. Her kişinin anlayışına göre değişebilen bir mesaj.
  2. Her zaman tamamen aynı kalan bir mesaj.
  3. İnsanların iletişim kurmak için kullanması gereken gerçek bir nesne.
Cevabı göster

Her kişinin anlayışına göre değişebilen bir mesaj.

As each person touches it, Dilbilgisi

2:14

Her insan ona dokunduğunda,

they shape it to fit their own unique perceptions based on any number of variables, Kalıp ifadeler

2:15

herhangi bir sayıdaki değişkene dayanarak onu kendi benzersiz algılarına uyacak şekilde şekillendirirler,

Dilbilgisi

As each person touches it, they shape it to fit: her temasta tekrarlanan değişim

As each person touches it ifadesinde as, “-dığında” veya “her ... olduğunda” anlamında bir zaman cümleciği başlatır. each person ifadesi bu düzenin tekrarlanmasını sağlar: aynı süreç bir kişinin ardından başka bir kişi için yeniden gerçekleşir. Ana cümle olan they shape it to fit..., her temas sırasında ne olduğunu anlatır: o kişi mesajı kendi algılarına uyacak şekilde yeniden biçimlendirir. Burada as, iki eylemi zaman bakımından birbirine bağlar; “aynı şekilde” anlamında bir karşılaştırma yapmaz.

Alıştırma

Bu cümlede as neyi gösteriyor?

  1. Dokunma ve şekillendirme, tekrarlanan bir süreç olarak birbirine bağlıdır.
  2. Şekillendirme, herhangi biri dokunmadan önce tamamlanır.
  3. Her kişi kille karşılaştırılmaktadır.
Cevabı göster

Dokunma ve şekillendirme, tekrarlanan bir süreç olarak birbirine bağlıdır.

like knowledge or past experience,

2:20

bilgi veya geçmiş deneyim gibi,

age, race, gender, ethnicity, religion, or family background.

2:23

yaş, ırk, cinsiyet, etnisite, din veya aile geçmişi gibi.

Kalıp ifadeler

based on any number of variables: sayısı belirsiz birçok etkene dayanarak

Burada based on, bir şeyi kişinin algılarına uyacak biçimde şekillendirmenin hangi temellere dayandığını gösterir. Variables, sonucu etkileyebilen etkenler demektir; yalnızca matematikteki değişkenlerle sınırlı değildir. Any number of, sayısı belirtilmemiş ve oldukça fazla olabilecek bir miktarı anlatır. Ardından gelen liste eksiksiz bir liste değil, örneklerden oluşur.

Alıştırma

The outcome can change based on any number of variables cümlesinde based on any number of variables ne anlama gelir?

  1. Tam sayısı belirtilmemiş birçok olası etken nedeniyle değişebilir.
  2. Yalnızca etkenlerin toplam sayısı değiştiğinde değişebilir.
  3. Tam olarak ölçülmüş tek bir etken nedeniyle değişebilir.
Cevabı göster

Tam sayısı belirtilmemiş birçok olası etken nedeniyle değişebilir.

Simultaneously,

2:28

Eş zamanlı olarak,

every person interprets the message they receive

2:29

her insan aldığı mesajı yorumlar

based on their relationship with the other person

2:32

diğer kişiyle olan ilişkisine

and their unique understanding of the semantics and connotations Kelime

2:35

ve anlambilim ile yan anlamlarına dair benzersiz anlayışlarına dayanarak

of the exact words being used.

2:39

tam olarak kullanılan kelimelerin.

Kelime

semantics and connotations: anlambilim ve çağrışımlar

Semantics, sözcüklerin, ifadelerin ve cümlelerin bir dilde aktardığı anlamla ilgilidir. Connotations, bir sözcüğün temel anlamına ek olarak taşıdığı duyguları, tutumları veya kültürel çağrışımları ifade eder. Bu ikili, aynı ifadenin neden farklı yorumlanabileceğini gösterir: İnsanlar ifadenin dilsel anlamını ya da duygusal ve toplumsal tonunu farklı anlayabilir.

Alıştırma

Hangi ifade semantics ile connotations arasındaki farkı doğru açıklar?

  1. Semantics ve connotations yalnızca bir sözcüğün sözlük tanımını ifade eder.
  2. Semantics telaffuzla ilgilenirken connotations yazımla ilgilenir.
  3. Semantics dilsel anlamla ilgilenirken connotations ilişkili duygu ve düşüncelerdir.
Cevabı göster

Semantics dilsel anlamla ilgilenirken connotations ilişkili duygu ve düşüncelerdir.

They could also be distracted by other stimuli,

2:42

Ayrıca diğer uyarıcılar tarafından da dikkatleri dağılabilir,

such as traffic or a growling stomach.

2:44

örneğin trafik veya guruldayan bir mide gibi.

Even emotion might cloud their understanding. Deyimler

2:47

Hatta duygu bile anlayışlarını gölgeleyebilir.

Deyimler

cloud their understanding: anlamayı daha az net hâle getirmek

Burada cloud mecaz anlamda kullanılan bir fiildir. Cloud their understanding, onların anladığı şeyi daha belirsiz veya daha hatalı hâle getirmek demektir; gerçek bir bulutun ortaya çıkması anlamına gelmez. Bu benzetme, bir bulutun görmeyi zorlaştırması düşüncesine dayanır. Aynı yapı cloud someone's judgment örneğinde olduğu gibi zihinsel becerilerle de sık kullanılır. Duygu, önyargı veya korku, anlamayı tamamen durdurmadan net düşünmeyi zorlaştırabilir.

Alıştırma

Cümledeki cloud their understanding ne anlama gelir?

  1. Duygular onların üzerine gerçek bir bulut koyabilir.
  2. Duygular onların her şeyi kusursuz anlamasını sağlayabilir.
  3. Duygular onların anlayışını daha az net hâle getirebilir.
Cevabı göster

Duygular onların anlayışını daha az net hâle getirebilir.

And by adding more people into a conversation, Dilbilgisi

2:49

Ve bir sohbete daha fazla kişiyi ekleyerek,

each with their own subjectivities,

2:52

her biri kendi öznelliklerine sahip olan,

the complexity of communication grows exponentially. Kalıp ifadeler

2:54

iletişimin karmaşıklığı katlanarak artar.

Dilbilgisi

by adding more people...: yöntem veya mekanizma belirten by + -ing

By + -ing yapısı, bir sonucu ortaya çıkaran yöntemi veya süreci belirtir. Burada by adding more people into a conversation, iletişimi daha karmaşık hâle getiren eylemi sunar. By ile başlayan ifadeyi başa koymak, sonucu vermeden önce mekanizmayı açıklamayı sağlar. Bu kullanımda by, yanında değil, bir eylem yoluyla anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için book fiilini by + -ing yapısında kullanın: We saved time ____ our tickets online.

Cevabı göster

by booking

Kalıp ifadeler

the complexity of communication grows exponentially: iletişimin karmaşıklığı katlanarak artar

Bu cümlede the complexity of communication grows exponentially, daha fazla kişi katıldıkça iletişim kurmanın çok hızlı biçimde daha zor ve karmaşık hâle gelmesi demektir. Özne the complexity of communication ifadesidir; grows artışı, exponentially ise artışın ne kadar keskin olduğunu belirtir. Matematikte exponentially, her seferinde aynı miktarı eklemek yerine çarpma yoluyla büyümeyi anlatır. Genel bir açıklamada ise kesin bir matematiksel örüntünün hesaplandığı iddiasında bulunmadan, son derece hızlı ve giderek hızlanan bir artışı vurgulayabilir. Buradaki kullanım böyledir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: Resmî olmayan bir sunumda konuşmacı, ölçülmüş bir matematiksel model bildirmek yerine son derece hızlı artışı vurgulamak için Interest in the game grew exponentially after the review. diyor.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun

So as the lump of clay goes back and forth from one person to another, Kalıp ifadeler

2:59

Bu yüzden, kil topağı bir kişiden diğerine gidip gelirken,

Kalıp ifadeler

goes back and forth: ileri geri gidip gelmek

Burada goes back and forth, karşıt yönlerde tekrar tekrar hareket etmek veya insanlar arasında gidip gelmek demektir. Kil bir kişiden diğerine geçer ve insanlar arasında hareket etmeye devam edebilir; bu ifade iletişimi tek yönlü bir aktarım olarak değil, tekrarlanan bir alışveriş olarak gösterir. Aynı ifade fiziksel olmayan alışverişleri de anlatabilir. Mesajlar, fikirler, sorular veya kararlar insanlar ya da gruplar arasında go back and forth olabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “karşıt yönlerde tekrar tekrar” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The pendulum moved ____ until it stopped.

Cevabı göster

back and forth

reworked, reshaped, and always changing,

3:03

yeniden işlenip, yeniden şekillenip ve hep değişirken,

it's no wonder our messages sometimes turn into a mush of miscommunication. Notlar

3:06

mesajlarımızın bazen bir iletişimsizlik çorbasına dönüşmesi hiç de şaşırtıcı değil.

Kalıp ifadeler

'it's no wonder': şaşırtıcı olmayan bir sonucu sunmak

'It's no wonder', 'şaşırtıcı değil' ya da 'buna şaşmamak gerek' anlamına gelir. Burada, daha önce verilen nedenler sonucu beklenir hâle getirdiği için mesajların karışabileceği sonucunu sunar. Buradaki gibi doğrudan bir yan cümleyle ya da that + yan cümle yapısıyla kullanılabilir: It's no wonder (that) our messages become confused. Bu kullanımda wonder, 'şaşkınlık' fikriyle ilgilidir; 'mucize' demek değildir.

Alıştırma

Bu cümlede 'it's no wonder' neyi gösteriyor?

  1. Konuşan kişi bir mucize olup olmadığını soruyor.
  2. Sonucun hiçbir nedeni yoktur ve sonuç gizemlidir.
  3. Önceki nedenler sonucu şaşırtıcı olmaktan çıkarır.
Cevabı göster

Önceki nedenler sonucu şaşırtıcı olmaktan çıkarır.

Deyimler

'turn into a mush of miscommunication': karmaşanın canlı bir görüntüsü

Turn into bir durum değişikliğini belirtir: mesajlar sonunda farklı bir duruma gelir. A mush of miscommunication, mesajları yanlış anlamalar yüzünden belirsiz ve karmakarışık bir kütle gibi gösteren yaratıcı bir benzetmedir. Mush kelimesi gerçek anlamıyla yumuşak ve biçimsiz bir karışımı ifade eder. Burada yiyecekten veya iletişim alanındaki teknik bir terimden söz edilmez; asıl anlamların birbirine karıştığını ve ayırt edilmesinin zorlaştığını canlı biçimde anlatır.

Alıştırma

Burada 'turn into a mush of miscommunication' ne anlama geliyor?

  1. Mesajlar her aktarıldığında daha açık hâle gelir.
  2. Mesajlar yumuşak bir yiyeceğe dönüşene kadar pişirilir.
  3. Mesajlar iletişim hataları yüzünden karışık ve belirsiz bir yığına dönüşür.
Cevabı göster

Mesajlar iletişim hataları yüzünden karışık ve belirsiz bir yığına dönüşür.

But luckily,

3:11

Ama neyse ki,

there are some simple practices that can help us all navigate our daily interactions Deyimler

3:12

hepimizin günlük etkileşimlerimizi yönlendirmemize yardımcı olabilecek bazı basit uygulamalar var

for better communication.

3:16

daha iyi bir iletişim için.

Deyimler

navigate our daily interactions: günlük sosyal durumları yönetmek

Bu cümlede navigate, fiziksel bir rota bulmak anlamına gelmez. Seçimler, zorluklar veya başka insanların tepkilerini içerebilen durumlarla ustaca başa çıkmak anlamına gelir. Bu nedenle navigate our daily interactions, diğer insanlarla günlük iletişimimizi yönetmek demektir. Bu benzetme, iletişimi karmaşık bir alanda ilerlemek gibi gösterir: Neler olduğunu fark eder, nasıl karşılık vereceğinizi seçer ve gerektiğinde uyum sağlarsınız. navigate + karmaşık bir durum yapısı başka bağlamlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekte navigate our daily interactions ne anlama geliyor?

  1. Diğer insanlarla günlük iletişimi yönetmek
  2. Diğer insanlarla konuşmaktan kaçınmak
  3. Her gün farklı bir rota bulmak için harita kullanmak
Cevabı göster

Diğer insanlarla günlük iletişimi yönetmek

One: Recognize that passive hearing and active listening are not the same. Kelime

3:18

Birincisi: Pasif duymanın ve aktif dinlemenin aynı şey olmadığını kabul edin.

Kelime

passive hearing and active listening: sesi duymak ve etkin dinlemek

Passive hearing, sesin kulağınıza ulaşması ancak mesaja odaklanmamanız veya mesajı anlamamanız anlamına gelir. Active listening ise bilinçli olarak dikkat etmek, anlamaya çalışmak ve bu dikkati bir yanıt, soru veya başka bir geri bildirimle göstermek demektir. Cümle, pratik bir noktayı vurgulamak için bunların aynı olmadığını söyler: Etkili iletişim, sesi fark etmekten daha fazlasını gerektirir. passive ve active sıfatları, basitçe algılamak ile amaçlı biçimde katılım göstermek arasındaki farkı belirtir.

Alıştırma

Maya arkadaşının konuştuğunu duyuyor, ancak bir oyunu düşündüğü için ne söylendiğini açıklayamıyor. Bu durumu en iyi hangi ifade açıklar?

  1. clear feedback
  2. passive hearing
  3. active listening
Cevabı göster

passive hearing

Engage actively with the verbal and nonverbal feedback of others Kelime

3:24

Başkalarının sözlü ve sözsüz geri bildirimleriyle aktif olarak ilgilenin

and adjust your message to facilitate greater understanding. Kalıp ifadeler

3:28

ve mesajınızı daha iyi anlaşılmasını kolaylaştıracak şekilde ayarlayın.

Kelime

verbal and nonverbal feedback: sözlü ve sözsüz geri bildirim

Verbal feedback; cevap, soru veya yorum gibi sözcüklerle iletilen geri bildirimdir. Nonverbal feedback ise yüz ifadeleri, göz teması, jestler, duruş veya anlamlı bir sessizlik gibi sözcük kullanılmayan işaretlerle iletilir. Nonverbal, geri bildirim olmadığı anlamına gelmez. İki geri bildirim türü de birinin anlayıp anlamadığını, katılıp katılmadığını, kafasının karışıp karışmadığını veya konuşmacının mesajını değiştirmesini isteyip istemediğini gösterebilir.

Alıştırma

Bir dinleyici hiçbir şey söylemeden başını sallıyor ve ardından kaşlarını çatıyor. Bu ne tür bir geri bildirimdir?

  1. Verbal feedback
  2. Nonverbal feedback
  3. No feedback at all
Cevabı göster

Nonverbal feedback

Kalıp ifadeler

adjust X to facilitate Y: Y'yi kolaylaştırmak için X'i ayarlamak

Adjust your message, dinleyicinin tepkisine göre kullandığınız sözcükleri, ayrıntı düzeyini, örnekleri veya ses tonunu değiştirmek demektir. to facilitate greater understanding mastar öbeği, bu değişikliğin amacının anlamayı kolaylaştırmak olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı adjust X to facilitate Y şeklindedir. Facilitate, help sözcüğünden daha resmîdir ve genellikle engelleri azaltarak ya da uygun koşullar oluşturarak bir süreç veya sonucu kolaylaştırmak anlamına gelir; sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Vurgulanan yapıya göre adjust ve facilitate fiilleriyle cümleyi tamamlayın: We can ____ our explanation to ____ better understanding.

Cevabı göster

adjust · facilitate

Two: Listen with your eyes and ears, Deyimler

3:32

İki: Gözleriniz ve kulaklarınızla,

as well as with your gut.

3:35

aynı zamanda hislerinizle de dinleyin.

Deyimler

Listen with your eyes and ears, as well as with your gut: gözlem ve sezgiyi birleştirerek dinlemek

Burada listen, yalnızca sesleri duymak değil, bilgiyi etkin biçimde almak ve anlamak demektir. Kulaklar sözcükleri ve ses tonunu algılar, gözler yüz ifadelerini ve beden dilini fark eder, gut ise sezgi veya içgüdü anlamına gelir. with ... as well as with ... yapısı, anlamak için bir bilgi kaynağı daha ekler. Öğüt, yalnızca tek bir kanala güvenmek yerine duyduklarını, gözlemlediklerini ve sezgilerini bir arada kullanmaktır.

Alıştırma

Cümledeki öğüde en uygun yorum hangisidir?

  1. Söylenen sözlere, görülebilen işaretlere ve sezgiye dikkat etmek.
  2. Sezgiye güvenip kişinin söylediklerini görmezden gelmek.
  3. Kişinin sözlerini dinlemeden yalnızca yüzünü izlemek.
Cevabı göster

Söylenen sözlere, görülebilen işaretlere ve sezgiye dikkat etmek.

Remember that communication is more than just words. Kalıp ifadeler

3:37

İletişimin sadece kelimelerden ibaret olmadığını unutmayın.

Kalıp ifadeler

communication is more than just words: A is more than just B ile kapsamı genişletmek

more than just B yapısında B, fikrin bir parçasıdır ama tamamı değildir. Cümle, sözcüklerin önemsiz olduğunu söylemez; iletişimin ses tonu, yüz ifadeleri, beden dili ve tepkiler gibi unsurları da içerdiğini belirtir. A hakkındaki aşırı dar bir görüşü düzeltmek için A is more than just B yapısını kullanabilirsiniz. Just dikkati B ile sınırlar, more than ise tanımı başka unsurları da içerecek şekilde genişletir.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki hedef yapıyla tamamlayın: Good teamwork is ____ dividing tasks.

Cevabı göster

more than just

Three: Take time to understand Ton ve niyet

3:40

Üç: Anlamak için zaman ayırın

as you try to be understood.

3:42

tıpkı anlaşılmaya çalışırken yaptığınız gibi.

Ton ve niyet

Take time to understand as you try to be understood: anlaşılmaya çalışırken anlamaya da zaman ayırmak

Take time to understand, biraz yavaşlayıp karşınızdaki kişiyi anlamak için gerçekten çaba göstermenizi ister. as you try to be understood ise iletişimin diğer yönünü ekler: karşınızdaki kişinin de sizi anlamasını istersiniz. Burada as, “aynı anda” veya “-irken” anlamındadır; dolayısıyla iki hedef birlikte ilerler. be understood edilgen bir yapıdır ve başka birinin sizi anlamasını ifade eder. Bu öğüt, başkalarını anlamakla kendi düşüncenizi anlatmak arasında denge kurmayı önerir.

Alıştırma

Bu cümlede as nasıl bir ilişki gösteriyor?

  1. Başkalarını ancak onlar sizi anladıktan sonra anlarsınız.
  2. Anlaşılmaya çalışmak, başkalarını anlamanın nedenidir.
  3. İki çaba aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster

İki çaba aynı anda gerçekleşir.

In the rush to express ourselves, Kalıp ifadeler

3:45

Kendimizi ifade etme telaşı içinde,

it's easy to forget that communication is a two-way street. Deyimler

3:47

iletişimin iki yönlü bir yol olduğunu unutmak kolaydır.

Kalıp ifadeler

In the rush to express ourselves: kendimizi ifade etme telaşı içinde

In the rush to + fiil, “bir şeyi yapmak için acele ederken veya o şeyi yapma baskısı hissederken” anlamına gelir. Buradaki rush, mutlaka fiziksel olarak koşmayı değil, acele içindeki bir durumu anlatır. Cümlenin başına getirilen bu ifade, bir dikkatsizliğe yol açan koşulu açıklar. Başka bir acil hedefe odaklanıldığı için unutulan, gözden kaçırılan veya özensiz yapılan bir şeyi anlatmak için sık kullanılır.

Alıştırma

“E-postayı göndermek için acele ederken” anlamındaki In the rush to + fiil ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, Noah forgot the attachment.

Cevabı göster

In the rush to send the email

Deyimler

communication is a two-way street: iki taraf da katılır

Burada a two-way street, iki tarafın da harekete geçmesine bağlı olan bir şeyi anlatan benzetmedir. communication is a two-way street demek, iki kişinin de katılması; her birinin düşüncelerini ifade etmesi, dinlemesi ve karşılık vermesi demektir. Gerçek bir yoldan söz edilmez. Bu ifade, iletişimin yalnızca bir kişinin mesaj göndermesinden ibaret olduğu düşüncesini düzeltir.

Alıştırma

Bu cümlede communication is a two-way street ne anlama geliyor?

  1. İki tarafın da kendini ifade ederek, dinleyerek ve karşılık vererek katılması gerekir.
  2. Yalnızca konuşan kişinin çaba göstermesi gerekir.
  3. Yolculuk sırasında iletişim kurmak daha kolaydır.
Cevabı göster

İki tarafın da kendini ifade ederek, dinleyerek ve karşılık vererek katılması gerekir.

Be open to what the other person might say. Ton ve niyet

3:50

Karşınızdaki kişinin ne söyleyebileceğine açık olun.

Ton ve niyet

Be open to what the other person might say: dinle ve değerlendir

Be open to... ifadesindeki open, fiziksel bir durumu değil, kabul etmeye istekli bir tutumu anlatır. Bu öğüt, diğer kişinin söyleyebileceklerini dinlemek ve reddetmeden önce değerlendirmek anlamına gelir. be open to yapısında to bir edattır. Ardından open to feedback, open to changing the plan ve open to what others suggest örneklerinde olduğu gibi bir isim, -ing biçimi veya what yan cümlesi gelebilir. Might, diğer kişinin tam olarak ne söyleyeceğinin henüz bilinmediğini gösterir.

Alıştırma

Farklı bir görüşü değerlendirmeye istekli olduğunuzu göstermek için cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Before you decide, ____ hearing the other side.

Cevabı göster

be open to

And finally, four: Be aware of your personal perceptual filters. Ton ve niyet

3:53

Ve son olarak, dört: Kişisel algısal filtrelerinizin farkında olun.

Ton ve niyet

Kişisel algı filtrelerinin farkında ol

Be aware of, özellikle bir şey yargını veya davranışlarını etkileyebilecekse onu “fark etmek ve akılda tutmak” anlamına gelir. Burada yalnızca bir gerçeği bilmekten değil, kendi düşünme biçimini incelemekten söz ediliyor. personal perceptual filters ifadesi; neyi fark ettiğini ve onu nasıl yorumladığını şekillendiren deneyimler, beklentiler, kültürel alışkanlıklar ve önyargılar için kullanılan bir benzetmedir. Tavsiye, bir duruma ilişkin ilk yorumunun tamamen tarafsız olmayabileceğini hatırlamaktır.

Alıştırma

Yargıyı etkileyebilecek bir etkeni fark etmesini söylemek için be aware of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Be aware to how fatigue can affect your decisions.
  2. Be aware of how fatigue can affect your decisions.
  3. Be aware about how fatigue can affect your decisions.
Cevabı göster

Be aware of how fatigue can affect your decisions.

Elements of your experience,

3:58

Deneyiminizin unsurları,

including your culture, community, and family,

3:59

kültürünüz, topluluğunuz ve aileniz dahil,

influence how you see the world. Dilbilgisi

4:02

dünyayı nasıl gördüğünüzü etkiler.

Dilbilgisi

Dünyayı görme biçimini etkileyen influence how you see the world

Influence how you see the world, “dünyayı anlama ve değerlendirme biçimini etkilemek” anlamına gelir. Buradaki see the world mecazidir; yalnızca gözlerle görmekten değil, bakış açısından söz eder. Influence fiilinden sonra how, etkilenen biçimi belirten bir iç cümle başlatır: how + özne + fiil. Bu cümle influence how people respond örneğindeki gibi bildirme cümlesi sırasını kullanır; how do people respond gibi soru sırasını kullanmaz.

Alıştırma

Cümleyi “hangi biçimde” anlamına gelen tek sözcüklük bağlayıcıyla tamamla: A team's culture can influence ____ its members solve problems.

Cevabı göster

how

Say, this is how I see the problem, Ton ve niyet

4:04

Deyin ki, sorunu ben böyle görüyorum,

but how do you see it?

4:06

peki siz nasıl görüyorsunuz?

Ton ve niyet

This is how I see ... but how do you see it? — Kendi bakış açını paylaşmak ve karşı tarafınkini sormak

this is how I see the problem, söyleneni tek doğru açıklama olarak değil, konuşanın kendi bakış açısı olarak sunar. Ardından how do you see it? karşı tarafı kendi bakış açısını açıklamaya davet eder. Buradaki but, konuşanın görüşünden karşı tarafın görüşüne yumuşak bir geçiş yapar. Bu kalıp, açık bir görüşü cevap vermeye yönelik samimi bir davetle birleştirdiği için anlaşmazlıklarda yararlıdır.

Alıştırma

İş birliğine açık soruyu see kullanan tam ifadeyle tamamlayın: This is how I see the plan, but ____?

Cevabı göster

how do you see it

Don't assume that your perception is the objective truth. Ton ve niyet

4:08

Algınızın nesnel gerçeklik olduğunu varsaymayın.

Ton ve niyet

Don't assume ... is the objective truth — Algıyı gerçekten ayırmak

assume that, bir şeyi önce kontrol etmeden doğru kabul etmek anlamına gelir. your perception, bir durumu kişisel olarak görme veya yorumlama biçiminizdir; the objective truth ise tek bir kişinin bakış açısına bağlı olmayan bir gerçektir. Bu olumsuz emir, kişisel bir yorumu tamamen kanıtlanmış bir gerçek gibi görmemeyi söyler. Alçakgönüllü olmayı ve başka kanıtları kontrol etmeyi teşvik eder; nesnel gerçeklerin var olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Hararetli bir anlaşmazlık sırasında birine doğrudan ‘Don't assume that your perception is the objective truth’ demek kesinlikle nazik duyulur.

  1. Her zaman naziktir ve suçlayıcı duyulamaz.
  2. Ton veya ifade yumuşatılmazsa suçlayıcı duyulabilir.
Cevabı göster

Ton veya ifade yumuşatılmazsa suçlayıcı duyulabilir.

That'll help you work towards sharing a dialogue with others Kalıp ifadeler

4:11

Bu, başkalarıyla bir diyaloğu paylaşmaya yönelik çalışmanıza yardımcı olacaktır,

to reach a common understanding together. Kalıp ifadeler

4:14

böylece hep birlikte ortak bir anlayışa ulaşabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

work towards + -ing: bir hedefe doğru kademeli ilerlemek

Work towards + isim veya -ing biçimi, bir hedefe doğru düzenli biçimde ilerlemek anlamına gelir. Genellikle hemen sonuç almayı değil, zaman içinde atılan adımları anlatır. Towards bir edattır; bu yüzden ardından sharing şeklindeki -ing biçimi gelir. Burada work towards sharing a dialogue with others, başkalarının da katıldığı bir konuşma yapma hedefine doğru yavaş yavaş ilerlemek anlamındadır.

Alıştırma

Work towards sonrasında improve fiilini doğru biçimde kullanın: Our class is working towards ____ its recycling program.

Cevabı göster

improving

Kalıp ifadeler

reach a common understanding together: birlikte ortak bir görüşe ulaşmak

Reach a common understanding, insanlar iletişim kurduktan veya bir konuyu iyice düşündükten sonra ortak bir görüşe ulaşmak anlamına gelir. Reach, bu anlayışı bir kişinin diğerine doğrudan verdiği bir şey olarak değil, bir sürecin sonunda ulaşılan sonuç olarak gösterir. Burada common, sıradan değil, ilgili kişilerin paylaştığı anlamındadır. Together, ortak anlayışın oluşmasına herkesin katkıda bulunduğunu vurgular; ancak ifade together olmadan da geçerlidir. Cümlenin tamamında to reach a common understanding, diyaloğun amacını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, vurgulanan ifadede 'resmî bir anlaşma olmak zorunda olmayan ortak bir görüş' anlamını veren tam söz öbeğiyle tamamlayın: After discussing the schedule, the families reached ____.

Cevabı göster

a common understanding