Alkol sizi nasıl sarhoş eder? - Judy Grisel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
724 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Video, etanolün sindirim sisteminden emilip karaciğerde işlenmesinden beyni etkilemesine kadar izlediği yolu ele alıyor; biyoloji, genetik ve geçmiş içme deneyiminin sarhoşluğu, toleransı ve sorunlu kullanım riskini nasıl şekillendirdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. follow alcohol on its journey through the body. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bilimsel bir anlatımın, bir maddenin hareketini yolculuk olarak sunup organlar ve fizyolojik süreçler boyunca açık bir rota oluşturmasını anlamayı sağlar. Bu mecaz, karmaşık mekanizmaları dinleyicinin adım adım izleyebileceği biçimde anlatmak için kullanılabilir. 2. blood alcohol concentrations, or BACs. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: BAC kısaltmasının açık biçimini tanımayı ve sağlık, tıp, hukuk ve trafik güvenliği tartışmalarındaki kullanımını anlamayı sağlar. Aynı miktarda alkolün neden farklı ölçülen yoğunluklar oluşturabildiğine ilişkin açıklamaları yorumlamaya da yardımcı olur. 3. the brain adapts to chronic alcohol consumption — Kalıplaşmış Öbekler ve Eşdizimler: Sağlık bilimlerine özgü adapt to chronic alcohol consumption birleşimini ve adapt to yapısının tekrarlanan maruziyete verilen aşamalı biyolojik tepkileri anlatmak için kullanımını öğretir. Uzun süreli içmenin sinyal iletimi, rahatlık hissi ve davranış üzerindeki kalıcı değişimleri de açıklamayı sağlar.

Bu derste

Ethanol.

0:07

Etanol.

This molecule,

0:08

Bu molekül,

made of little more than a few carbon atoms, Dilbilgisi

0:09

birkaç karbon atomundan biraz daha fazlasından oluşur

is responsible for drunkenness. Kalıp ifadeler

0:12

ve sarhoşluğun sorumlusudur.

Dilbilgisi

made of little more than a few carbon atoms: bileşim ve miktarı küçültme

made of + malzeme veya parçalar, “-den oluşmak” demektir. Burada made of little more than ... virgüller arasında kullanılan geçmiş zaman ortaçlı bir öbektir. This molecule hakkında ek bilgi verir; cümlenin ana fiili is'tir. little more than a few, “yalnızca birkaç tane ve bunun dışında çok az şey” anlamına gelir. Miktarı küçük göstererek yapının basitliğini vurgular. Burada “birkaçtan biraz fazla” demek değildir; bu anlam için genellikle a little more than a few gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede made of little more than a few carbon atoms ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Molekülde konuşanın beklediğinden biraz daha fazla karbon atomu vardır.
  2. Molekülde hiç karbon atomu yoktur.
  3. Molekül yalnızca birkaç karbon atomundan ve bunun dışında çok az şeyden oluşur.
Cevabı göster

Molekül yalnızca birkaç karbon atomundan ve bunun dışında çok az şeyden oluşur.

Kalıp ifadeler

is responsible for drunkenness: neden bildirme

be responsible for + isim veya -ing biçimi, bir sonucun nedenini belirtebilir. Bu cümlede the molecule is responsible for drunkenness, molekülün sarhoşluk durumuna neden olduğu anlamına gelir. Bağlam, ifadenin diğer yaygın anlamını belirler: Bir kişi bir görevden responsible for ise o görevi yerine getirme sorumluluğuna sahiptir. Burada insan olmayan molecule öznesi ve sonuç bildiren drunkenness ismi, neden anlamını açık hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümlede responsible for bir görev üstlenmek yerine bir sonuca neden olmak anlamındadır?

  1. Nina is responsible for booking the meeting room.
  2. A faulty wire was responsible for the power outage.
  3. Marco is responsible for the customer support team.
Cevabı göster

A faulty wire was responsible for the power outage.

Often simply referred to as alcohol, Kalıp ifadeler

0:15

Çoğunlukla sadece alkol olarak adlandırılan

ethanol is the active ingredient in alcoholic beverages. Kelime

0:17

etanol, alkollü içeceklerdeki aktif bileşendir.

Kalıp ifadeler

Often simply referred to as: adlandırma bildiren kısaltılmış edilgen yapı

Be referred to as + bir ad veya etiket, “... olarak adlandırılmak” anlamına gelir. Burada insanların ethanol için daha basit bir ad olarak alcohol kelimesini yaygın biçimde kullandığı anlatılır. Referred to as adlandırma işlevi görür; refer to fiilinin yaygın “bahsetmek” anlamında değildir. Cümlenin başındaki Often simply referred to as alcohol, ethanol sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Tam biçimi ethanol is often simply referred to as alcohol şeklindedir. Often bu adlandırmanın yaygın olduğunu, simply ise gündelik adın daha az teknik veya kesin olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki kısaltılmış edilgen ifadeyi often, simply ve refer to ... as kullanarak tamamlayın: ____ a PIN, a personal identification number helps protect an account.

Cevabı göster

Often simply referred to as

Kelime

the active ingredient in alcoholic beverages: etkiyi oluşturan bileşen

Active ingredient, bir ürünün temel etkisinden veya işlevinden sorumlu bileşendir. Bu cümlede etanol, alkollü içeceklerin alkole özgü etkilerini oluşturan maddedir. the active ingredient in alcoholic beverages ifadesinde in, bileşeni içeren ürünleri belirtir. Burada active teknik bir niteleyicidir ve “enerjik” anlamına gelmez; ingredient sözcüğü de yalnızca yemek malzemeleriyle sınırlı değildir.

Alıştırma

Cümleyi ürünün amaçlanan etkisini oluşturan bileşeni anlatan iki sözcüklü teknik terimle tamamlayın: Zinc oxide is the ____ in this sunscreen because it blocks ultraviolet rays.

Cevabı göster

active ingredient

Its simplicity helps it sneak across membranes Deyimler

0:21

Basit yapısı sayesinde zarlardan kolayca sızar

and nestle into many different nooks, Deyimler

0:23

ve birçok farklı kuytu köşeye yerleşerek,

Deyimler

Bilimsel bir metafor olarak sneak across membranes

Bu cümlede sneak across membranes, bir moleküle insana özgü bir eylem yüklüyor. Etanolün küçük ve basit yapısının biyolojik zarlardan görece kolay geçmesini sağladığı anlamına gelir; sneak mikroskobik hareketi canlı biçimde anlatır. Molekül saklanmaz veya kasıtlı davranmaz. Popüler bilim anlatımında sneak, öznenin bir niyeti olmasa bile bir şeyin bir engel tarafından kolayca durdurulmadan geçmesini betimleyebilir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Burada sneak across membranes, etanolün biyolojik zarlardan geçerken kasıtlı olarak saklandığı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Deyimler

Uzamsal bir metafor olarak nestle into many different nooks

Nestle into genellikle birinin veya bir şeyin bir yere sıkıca ve rahatça yerleşmesini anlatır. Özne bir molekül olduğunda nestle into many different nooks uzamsal bir metafordur: Etanol, vücutta veya hücrelerde bulunan çok sayıda küçük bölgeye girip sığabilir. Nooks küçük ve kuytu boşluklar demektir. İfade, birçok küçük yere erişme veya oraya sıkıca uyma görüntüsü oluşturur; rahatlık, sevgi veya duygu anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede nestle into many different nooks ifadesinin en doğru yorumunu seçin.

  1. Molekül kendini rahat hisseder ve dinlenmek ister.
  2. Molekül hücrenin içinde yeni köşeler oluşturur.
  3. Molekül çok sayıda küçük boşluğa girip sığabilir.
Cevabı göster

Molekül çok sayıda küçük boşluğa girip sığabilir.

producing a wide range of effects Kalıp ifadeler

0:26

çok çeşitli etkiler üretir

compared to other clunkier molecules. Dilbilgisi

0:28

daha büyük ve hantal diğer moleküllerle karşılaştırıldığında.

Kalıp ifadeler

a wide range of effects: birçok farklı türde etki

Bu cümlede a wide range of effects, “birçok farklı türde etki” anlamına gelir. Wide fiziksel bir mesafeyi değil, etkilerin çeşitliliğini ve geniş dağılımını vurgular. Yeniden kullanılabilecek yapı a wide range of + isim şeklindedir. İsim, çeşitlilik gösteren şeyleri belirtir ve effects, products veya skills örneklerinde olduğu gibi çoğu zaman çoğul olur. Bu ifade, farklı sonuçları veya seçenekleri kısa biçimde gruplandırır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “birçok farklı türde” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The treatment may cause ____ side effects.

Cevabı göster

a wide range of

Dilbilgisi

compared to other clunkier molecules: karşılaştırma ölçütü belirlemek

Compared to, etki üretme iddiası için karşılaştırma ölçütü olarak other clunkier molecules ifadesini sunar. Bu öbek ana iddianın önünde veya arkasında bulunabilir. Other ayrıca ele alınan molekülün karşılaştırma kümesiyle aynı geniş gruba ait olduğunu gösterir. Clunkier, clunky sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Burada daha hacimli, biçimce hantal veya dar alanlarda daha zor hareket eden molekülleri anlatan canlı ama teknik olmayan bir ifadedir; kesin bir kimyasal kategori değildir.

Alıştırma

compared to other clunkier molecules ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Etkileri değerlendirmek için kullanılan karşılaştırma ölçütünü sunar.
  2. Clunkier moleküllere kesin bir bilimsel sınıflandırma verir.
  3. Moleküllerin aynı etkileri birlikte ürettiğini söyler.
Cevabı göster

Etkileri değerlendirmek için kullanılan karşılaştırma ölçütünü sunar.

So how exactly does it cause drunkenness? Anlatım akışı

0:31

Peki, sarhoşluğa tam olarak nasıl neden oluyor?

Anlatım akışı

So how exactly does it cause drunkenness?: mekanizma açıklamasını başlatma

Bu soruda it, etanole gönderme yapar. So soruyu önceki açıklamaya bağlarken how exactly, etanolün sarhoşluğa yol açtığı belirli süreci sorar. Konuşmacı bu soruyu hemen bir yanıt istemek için değil, açıklamayı düzenlemek için kullanır. Soru, maddeyi veya etkilerini betimlemekten bunların ardındaki mekanizmayı açıklamaya geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Bu sorunun sunumdaki temel söylem işlevi nedir?

  1. Önceki açıklamayı mekanizmanın anlatımına bağlamak
  2. Konuşmacının konuyu bitirdiğini göstermek
  3. Dinleyicilerden hemen tıbbi teşhis koymalarını istemek
Cevabı göster

Önceki açıklamayı mekanizmanın anlatımına bağlamak

And why does it have dramatically different effects on different people? Kalıp ifadeler

0:34

Ve neden farklı insanlar üzerinde çarpıcı biçimde farklı etkileri var?

Kalıp ifadeler

dramatically different effects on different people: kişiden kişiye büyük ölçüde değişen etkiler

Burada dramatically, different sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır. Dramatically different, çok büyük ve fark edilir ölçüde farklı demektir; tiyatro oyunculuğunu anlatmaz. have effects on + kişi veya şey yapısı, kimin ya da neyin etkilendiğini gösterir. Bu ifade, aynı şeyin insanları belirgin biçimde farklı yollarla etkileyebileceğini söyler.

Alıştırma

Aynı ilacın iki hastayı çok farklı şekillerde etkilediğini en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The medicine had dramatically different effects on the two patients.
  2. The medicine had dramatic effects on both patients.
  3. The patients noticed a dramatic difference after taking the medicine.
Cevabı göster

The medicine had dramatically different effects on the two patients.

To answer these questions, Anlatım akışı

0:38

Bu soruları cevaplamak için,

Anlatım akışı

To answer these questions: sorulardan açıklamaya geçiş

Burada To answer these questions yalnızca bir amaç belirtmez. Daha önce sorulan sorulara gönderme yapar ve sonraki ana cümlenin bu soruları yanıtlamak için kullanılacak yöntemi veya yolu açıklayacağını bildirir. Kalıp To answer + question(s), + ana cümle şeklindedir. Dinleyiciyi sorudan yanıtın ilk adımına taşıyarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

To answer these questions bir açıklamanın başında hangi işlevi görür?

  1. Önceki soruları ardından gelen yöntem veya açıklamayla bağlar.
  2. Önceki soruların ele alınmayacağını bildirir.
  3. Önceki sorularla ilgisiz kişisel bir hikâye başlatır.
Cevabı göster

Önceki soruları ardından gelen yöntem veya açıklamayla bağlar.

we'll need to follow alcohol on its journey through the body. Deyimler

0:40

alkolün vücuttaki yolculuğunu takip etmemiz gerekecek.

Deyimler

follow alcohol on its journey through the body: süreci bir yolculuk olarak anlatmak

follow alcohol on its journey through the body ifadesinde follow, bir şeyi sırayla izlemek veya incelemek anlamına gelir. Journey, alkolün vücuttan geçişini birkaç aşamadan oluşan bir rota gibi sunar. Alkol seyahat etmeyi seçmez. Bu benzetme, dinleyiciyi alkolün nereye gittiğini ve her aşamada ne olduğunu izlemeye yönlendirir; böylece karmaşık bir biyolojik süreç daha kolay anlaşılır.

Alıştırma

follow alcohol on its journey through the body ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Alkollü bir içeceğin görünüşünü anlatmak.
  2. Alkol taşıyan bir kişinin yanında seyahat etmek.
  3. Alkolün vücutta nasıl hareket ettiğini adım adım izlemek.
Cevabı göster

Alkolün vücutta nasıl hareket ettiğini adım adım izlemek.

Alcohol lands in the stomach Kelime

0:44

Alkol mideye iner

Kelime

Alcohol lands in the stomach: “ulaşmak ve içine girmek” anlamında land in

Burada lands in, “ulaşır ve içine girer” anlamına gelir. Anlatıcı, yutulan alkolün midenin içine ulaşmasını betimler; bir uçağın gerçek anlamda iniş yapmasından söz etmez. Land kullanımı hareketi daha canlı ve gündelik gösterir. Alkolün nereye ulaştığını söyler, ancak henüz emilmiş olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Alcohol lands in the stomach” cümlesinde lands in the stomach ne anlama gelir?

  1. Midenin dış yüzeyine dokunur.
  2. Zaten kana emilmiştir.
  3. Mideye ulaşır ve içine girer.
Cevabı göster

Mideye ulaşır ve içine girer.

and is absorbed into the blood through the digestive tract, Kalıp ifadeler

0:46

ve sindirim sistemi yoluyla kana karışır,

Kalıp ifadeler

is absorbed into the blood through the digestive tract: hedef ve izlenen yol

Edilgen be absorbed into + hedef yapısı, bir maddenin başka bir ortama veya vücudun bir bölümüne girmesini anlatır. Burada into the blood, emilimden sonra alkolün ulaştığı hedefin kan olduğunu belirtir. Through + yol, geçilen güzergâhı ya da ilgili dokuyu gösterir: through the digestive tract. Absorbed burada “anlaşılmış” şeklindeki zihinsel anlamda değil, vücuda alınmak şeklindeki fiziksel anlamdadır.

Alıştırma

Hedef için into, yol için through sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The medication is absorbed into the bloodstream through the intestinal wall.
  2. The medication is absorbed by the bloodstream into the intestinal wall.
  3. The medication is absorbed through the bloodstream into the intestinal wall.
Cevabı göster

The medication is absorbed into the bloodstream through the intestinal wall.

especially the small intestine.

0:49

özellikle de ince bağırsaktan.

The contents of the stomach impact alcohol's ability to get into the blood, Kalıp ifadeler

0:51

Midenin içeriği, alkolün kana geçme yeteneğini etkiler,

Kalıp ifadeler

impact alcohol's ability to get into the blood: impact ... ability to ... kalıbı

Burada impact, etkilemek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi alcohol's ability ifadesidir; to get into the blood ise bu ability'nin ne olduğunu, yani kan dolaşımına girmeyi açıklar. Başka durumlara aktarılabilen X impacts Y's ability to do Z kalıbı, X'in Y'nin Z'yi ne kadar kolay veya etkili yapabildiğini değiştirdiğini anlatır. Ability yalnızca bir kişinin becerisini değil, bir maddenin veya sürecin kapasitesini de ifade edebilir. Impact tek başına değişimin yararlı mı zararlı mı olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle impact ... ability to ... yapısını doğru kullanıyor?

  1. Poor lighting can impact a driver's ability to see the road.
  2. Poor lighting can impact a driver ability seeing the road.
  3. Poor lighting can impact to a driver's ability see the road.
Cevabı göster

Poor lighting can impact a driver's ability to see the road.

because after eating the pyloric sphincter, Notlar

0:55

çünkü yemek yedikten sonra pilorik sfinkter,

Dilbilgisi

after eating: yeme eylemini yapan kişinin örtük olduğu zaman koşulu

After eating, bir kişi yemek yedikten sonra anlamına gelir. Pilor sfinkterinin tepkisini yemekten sonraya yerleştirir ve yemek yemeyi ilgisiz bir zaman ayrıntısı değil, neden-sonuç zincirindeki bir koşul hâline getirir. Burada after sözcüğünü eating ulaç biçimi izler. Yeme eylemini yapan kişi açıkça belirtilmez; bağlam bunun pilor sfinkteri değil, bir insan olduğunu gösterir.

Alıştırma

Özenli İngilizcede bu cümle açık ve doğal mı? After eating lunch, Maya returned to work.

  1. Evet. Öğle yemeğini yiyen kişinin Maya olduğu anlaşılır.
  2. Hayır. Cümle, öğle yemeğini işin yediğini söylüyor.
Cevabı göster

Evet. Öğle yemeğini yiyen kişinin Maya olduğu anlaşılır.

Kültür

pyloric sphincter: mide çıkışındaki kaslı valf

Pyloric sphincter, midenin ince bağırsakla birleştiği çıkışta bulunan halka biçimli bir kas olan “pilor sfinkteri”dir. Pyloric bu mide çıkışı bölgesini, yani piloru belirtir; sphincter ise bir geçidi açıp kapatan dairesel kas demektir, herhangi bir kas değildir. Bu cümlede yemek yedikten sonra kapandığı anlatılır. Bu kapanma mide içeriğinin ince bağırsağa geçişini yavaşlatır; dolayısıyla terim bu geçişi kontrol eden valf benzeri yapıyı adlandırır.

Alıştırma

Bu bağlamda pyloric sphincter nedir?

  1. Mideden ince bağırsağa geçişi kontrol eden halka biçimli bir kas
  2. Yiyecekleri parçalayan bir sindirim sıvısı
  3. Mideyi koruyan bir kemik
Cevabı göster

Mideden ince bağırsağa geçişi kontrol eden halka biçimli bir kas

which separates the stomach from the small intestine, Dilbilgisi

0:57

yani mideyi ince bağırsaktan ayıran kas,

closes.

1:00

kapanır.

Dilbilgisi

which separates the stomach from the small intestine: kısıtlayıcı olmayan bir açıklama ekleme

Which, bu parçadan hemen önce sözü edilen pyloric sphincter ifadesine gönderme yapar. which separates the stomach from the small intestine bölümü, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir: Önceden hangi yapı olduğu belirlenmiş olan bu yapının ne yaptığını kısaca açıklar. Virgüller bu açıklamayı ana cümleden ayırır. Bu bölüm çıkarıldığında ana yapı yine the pyloric sphincter closes olur. Bilimsel metinlerde bir terimi adlandırıp hemen ardından kısa bir tanım eklemek için bu kalıp sık kullanılır.

Alıştırma

Araya eklenen which cümleciği çıkarıldığında ana cümle hangisidir?

  1. The pyloric sphincter closes.
  2. The stomach closes.
  3. The small intestine closes.
Cevabı göster

The pyloric sphincter closes.

So the level of alcohol that reaches the blood after a big meal

1:01

Bu yüzden büyük bir yemekten sonra kana ulaşan alkol seviyesi,

might only be a quarter that from the same drink on an empty stomach. Notlar

1:04

aynı içkiyi aç karnına içtiğinizdekinin sadece dörtte biri kadar olabilir.

Dilbilgisi

might only be a quarter of that: temkinli bir oran tahmini

Burada might only be, oranı kesin bir ölçüm olarak değil, bir tahmin olarak sunar: büyük bir öğünden sonraki düzey, karşılaştırılan düzeyin dörtte biri kadar düşük olabilir. only, oranın şaşırtıcı derecede küçük olduğunu vurgular. Standart karşılaştırma kalıbı might only be a quarter of that from... şeklindedir. A quarter “dörtte bir” demektir ve that daha önce sözü edilen, kana ulaşan alkol düzeyinin yerini tutar. a quarter that from... ifadesi of eksik olduğu için standart bir oran yapısı değildir.

Alıştırma

Cümleyi might ve a quarter kullanan kesin kalıplı, temkinli oran ifadesiyle tamamlayın: After the upgrade, energy use ____ recorded before the upgrade.

Cevabı göster

might only be a quarter of that

Kalıp ifadeler

on an empty stomach: aç karnına bir şey yapmak

On an empty stomach, “önceden yemek yememiş olarak” veya “midede çok az yiyecek varken ya da hiç yiyecek yokken” anlamına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Bu cümlede aynı içkinin tüketildiği sıradaki durumu anlatır; on fiziksel bir konum belirtmez. Bu öbek, koşul bildiren bir zarf görevi görür. Eylem gerçekleşirken kişinin durumunu açıklamak için drink, take medicine veya exercise gibi eylemlerden sonra sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “yemek yemeden önce” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Maya went for a morning run ____.

Cevabı göster

on an empty stomach

From the blood, Anlatım akışı

1:09

Kandan,

Anlatım akışı

From the blood, ile süreçte yeni aşamaya geçiş

From the blood sözleri, kanı bir sonraki adımın başlangıç noktası yapan, cümle başında kullanılan bir edat öbeğidir. Alkolün kan dolaşımına girdiği bilgisini önceki bölümden devralır ve açıklamanın artık alkolün nereye gittiğini izleyeceğini belirtir. Bu öbek tek başına tam bir yargı değildir. Bir süreç açıklanırken From X gibi kısa bir başlangıç, dinleyiciyi bir aşamadan veya konumdan diğerine taşıyarak bilgiyi düzenleyebilir; eylemi sonraki yan cümle verir.

Alıştırma

From the blood, bu süreç açıklamasında ne işe yarıyor?

  1. Kanın tüm alkolü temizlediğini söyler.
  2. Kanın kalitesini organların kalitesiyle karşılaştırır.
  3. Açıklamayı kandan başlayan bir sonraki adıma geçirir.
Cevabı göster

Açıklamayı kandan başlayan bir sonraki adıma geçirir.

alcohol goes to the organs,

1:10

alkol organlara gider,

especially those that get the most blood flow, Dilbilgisi

1:11

özellikle de en çok kan akışı olan organlara,

Dilbilgisi

especially those that get the most blood flow: bir grubun kapsamını daraltma

Those, daha önce sözü edilen çoğul organs isminin yerini tutar; burada insanları ifade etmez. That get the most blood flow ilgi cümleciği, hangi organların kastedildiğini belirtir. Especially, dikkati genel organ sınıfından en fazla kan akışını alan alt gruba yöneltir. Yeniden kullanılabilen especially those that + fiil kalıbı, önce geniş bir çoğul gruptan söz edip ardından bu grubun belirli bir bölümünü öne çıkarmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, geniş bir grubun kapsamını daraltmak için especially those that kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The lab checks every sample, especially that show signs of contamination.
  2. The lab checks every sample, especially those that show signs of contamination.
  3. The lab checks every sample, especially those show signs of contamination.
Cevabı göster

The lab checks every sample, especially those that show signs of contamination.

the liver and the brain.

1:14

yani karaciğer ve beyne.

It hits the liver first, Kelime

1:16

İlk olarak karaciğere ulaşır

Kelime

hits the liver first: ulaşmak ve etki etmeye başlamak anlamındaki hit

hits the liver first ifadesinde It, alkole gönderme yapar. Hit burada gerçek anlamıyla kullanılmaz: alkol vücuttaki yolculuğunun bu aşamasında karaciğere ulaşır ve orada işlenmeye ve etki göstermeye başlar. Hit sözcüğünün bu kullanımı, bir yere ulaşmayı ve etki göstermeye başlamayı doğrudan ve hızlı bir olay gibi sunar. Özne karaciğere fiziksel olarak vurmaz.

Alıştırma

Bu açıklamada It hits the liver first ne anlama gelir?

  1. Alkol vücudun dışından karaciğere fiziksel olarak vurur.
  2. Alkol bir sonraki aşamadan önce karaciğere ulaşır ve orada işlenmeye başlar.
  3. Karaciğer, alkol başka bir organa ulaşmadan önce alkol üretir.
Cevabı göster

Alkol bir sonraki aşamadan önce karaciğere ulaşır ve orada işlenmeye başlar.

and enzymes in the liver break down the alcohol molecule in two steps. Öbek fiiller

1:18

ve karaciğerdeki enzimler alkol molekülünü iki aşamada parçalar.

Öbek fiiller

break down: bir maddeyi daha basit bileşenlere ayırmak

Burada break down, bir şeyi daha basit parçalara veya maddelere ayırmak anlamına gelir. Enzymes özne, the alcohol molecule ise doğrudan nesnedir; dolayısıyla cümle enzimlerin alkole ne yaptığını anlatır. Bu phrasal verb ayrılabilir: break down the molecule ve break the molecule down kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda zamiri ortaya yerleştirin: break it down denir, break down it denmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “ayrıştırmak” anlamına gelen phrasal verb ile tamamlayın: Digestive enzymes ____ starch into simple sugars.

Cevabı göster

break down

First,

1:22

İlk olarak,

an enzyme called ADH turns alcohol into acetaldehyde, Notlar

1:23

ADH adı verilen bir enzim alkolü asetaldehite dönüştürür,

Dilbilgisi

called ADH: isimden sonra ad belirtme

called ADH, enzyme sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir. that is called ADH biçiminde açılabilir; dolayısıyla called burada telefon etmek değil, adlandırılmak anlamındadır. noun + called + name kalıbı özellikle bilimsel açıklamalarda bir adı, etiketi veya kısaltmayı kısa ve doğrudan tanıtmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi call fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A device ____ a spectrometer measures light.

Cevabı göster

called

Kalıp ifadeler

turns alcohol into acetaldehyde: turn X into Y kalıbı

turns alcohol into acetaldehyde, turn X into Y kalıbını kullanır: özne X'in değişip Y olmasına neden olur. Burada alcohol X, acetaldehyde ise sonuç olan Y'dir. Yapı turn + nesne + into + sonuç biçimindedir. Fiziksel, kimyasal veya daha soyut dönüşümleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi turn X into Y kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The machine ____ food waste ____ fuel.

Cevabı göster

turns · into

which is toxic.

1:27

ki bu toksiktir.

Then,

1:29

Daha sonra,

an enzyme called ALDH converts the toxic acetaldehyde to non-toxic acetate. Kalıp ifadeler

1:29

ALDH adlı bir enzim zehirli asetaldehiti zehirsiz asetata çevirir.

Kalıp ifadeler

convert X to Y: resmî bir dönüşüm kalıbı

Convert X to Y, bir sürecin X'i Y'ye dönüştürdüğü anlamına gelir. Bu cümlede enzim, toksik asetaldehidi toksik olmayan asetata dönüştürür: X başlangıç maddesi, Y ise sonuçtur. Bu kalıp, girdiden çıktıya doğru gerçekleşen dönüşümü açıkça gösterir. Convert, değişimi kesin biçimde ifade ettiği için bilimsel, teknik ve süreç açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Resmî süreç açıklamasını convert X to Y ile tamamlayın: The software ____ speech ____ text.

Cevabı göster

converts · to

As the blood circulates, Dilbilgisi

1:36

Kan dolaştıkça,

Dilbilgisi

As the blood circulates: eş zamanlı süreçler için as

Burada as, zaman veya süreç bildiren bir yan cümle başlatır. Kan dolaşımını arka plan olarak verirken sonraki ana cümledeki olayın da aynı anda gerçekleştiğini gösterir. Devam eden veya değişen bir süreçle kullanıldığında as, “-iken” ya da “süreç geliştikçe” anlamına gelebilir. Burada “rolünde” anlamına gelmez ve dolaşımı bir neden olarak sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki sürecin aynı anda gerçekleştiğini gösterir?

  1. As the kitchen was too hot, we opened a window.
  2. As a chef, Lena tastes every dish before serving it.
  3. As the soup simmers, its flavor becomes richer.
Cevabı göster

As the soup simmers, its flavor becomes richer.

the liver eliminates alcohol continuously,

1:37

karaciğer alkolü sürekli olarak vücuttan atar,

but this first pass of elimination determines how much alcohol reaches the brain and other organs. Notlar

1:40

ancak bu ilk atım işlemi, beyne ve diğer organlara ne kadar alkol ulaşacağını belirler.

Kültür

this first pass of elimination: alkolün karaciğerde ilk kez giderilmesi

Bu cümlede this first pass of elimination, alkol karaciğerden ilk kez geçerken karaciğerin alkolün bir kısmını gidermesi anlamına gelir. İfade, alkolün karaciğere ulaşıp parçalanmaya başladığı aşamaya gönderme yapar. Bu aşamada alkolün bir kısmı giderildiği için yalnızca geriye kalan miktar beyne ve diğer organlara ilerleyebilir. Bu ilk geçişte ne kadar çok alkol giderilirse bu organlara o kadar az alkol ulaşır.

Alıştırma

Bu cümlede this first pass of elimination neyi ifade eder?

  1. Alkol karaciğerden ilk kez geçerken bir kısmının giderilmesini.
  2. Alkolün ilk tıbbi sınavını geçmesini.
  3. Beynin vücuttaki bütün alkolü hemen gidermesini.
Cevabı göster

Alkol karaciğerden ilk kez geçerken bir kısmının giderilmesini.

Dilbilgisi

determines how much alcohol reaches...: gömülü miktar yan cümlesi

determines how much alcohol reaches the brain and other organs ifadesi, bu sürecin söz konusu yerlere ulaşan alkol miktarını kontrol ettiğini veya belirlediğini anlatır. how much yan cümlesi determines fiilinin tamamlayıcısıdır ve etkilenen miktarı belirtir. Bu, doğrudan bir soru değil, bir bildirme cümlesinin içindeki gömülü miktar yan cümlesidir. Bu örnekte how much alcohol aynı zamanda reaches fiilinin öznesidir; bu yüzden sözcük dizilişi özneyi soran doğrudan soru How much alcohol reaches the brain? ile aynıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, filtrenin tanka ulaşan su miktarını kontrol ettiğini doğru biçimde ifade eder?

  1. The filter determines how much water reach the tank.
  2. The filter determines how much water reaches the tank.
  3. The filter determines how many water reaches the tank.
Cevabı göster

The filter determines how much water reaches the tank.

Brain sensitivity is responsible for the emotional, Kalıp ifadeler

1:47

Beynin hassasiyeti, alkolün duygusal,

cognitive, and behavioral effects of alcohol,

1:50

bilişsel ve davranışsal etkilerinden,

otherwise known as drunkenness. Kalıp ifadeler

1:53

diğer adıyla sarhoşluktan sorumludur.

Kalıp ifadeler

Brain sensitivity is responsible for: neden belirtmek

Bu cümlede Brain sensitivity is responsible for, beynin duyarlılığının ardından belirtilen etkileri oluşturduğu veya açıkladığı anlamına gelir. Özne biyolojik bir etkendir; bu nedenle responsible for görev değil, neden-sonuç ilişkisi anlatır. Be responsible for + isim veya -ing biçimi, bir sonucu neyin ortaya çıkardığını gösterebilir. Anlamın “neden olmak” mı yoksa “sorumlu olmak” mı olduğuna karar vermek için özneye ve for sonrasında gelen ifadeye bakın.

Alıştırma

A loose connection was responsible for the shutdown cümlesinde was responsible for ne anlama gelir?

  1. Gevşek bağlantıya bir görev verir.
  2. Kapanmayı neden olarak gösterir.
  3. Gevşek bağlantıyı neden olarak gösterir.
Cevabı göster

Gevşek bağlantıyı neden olarak gösterir.

Kalıp ifadeler

otherwise known as drunkenness: başka bir ad sunmak

Otherwise known as drunkenness, önceki açıklamaya daha kısa başka bir ad verir: drunkenness. Otherwise known as ifadesinin tamamı “diğer adıyla” veya “olarak da bilinen” anlamına gelir. Burada otherwise, “aksi takdirde” anlamına gelmez. Ardından known as geldiğinde otherwise known as ifadesini, aynı şeyin iki adını birbirine bağlayan tek bir adlandırma kalıbı olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz “diğer adıyla” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The aurora borealis, ____ the northern lights, can be seen near the Arctic.

Cevabı göster

otherwise known as

Alcohol turns up the brain's primary brake, Deyimler

1:56

Alkol, beynin birincil frenini,

the neurotransmitter GABA, Kültür

1:59

yani nörotransmitter GABA'yı güçlendirir

Deyimler

turns up the brain's primary brake: baskılayıcı kontrolü güçlendirme

Burada turn up, bir şeyin gücünü veya etkisini artırmak anlamına gelir. The brain's primary brake, sinirsel etkinliği azaltan GABA ile ilişkili baskılayıcı sinyalleşme için kullanılan bir benzetmedir. Bu nedenle ifade, alkolün zaten var olan bir baskılama sistemini güçlendirdiğini anlatır. Beyinde fiziksel bir fren bulunduğu veya tüm beyin etkinliğinin durduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede turns up the brain's primary brake ne anlama gelir?

  1. Alkol bütün beyin sinyallerini tamamen durdurur.
  2. Alkol beyne fiziksel bir fren ekler.
  3. Alkol beynin baskılayıcı sinyalleşmesini güçlendirir.
Cevabı göster

Alkol beynin baskılayıcı sinyalleşmesini güçlendirir.

and turns down its primary gas, Deyimler

2:01

ve birincil gaz pedalını,

the neurotransmitter glutamate.

2:03

yani nörotransmitter glutamatı kısar.

Kültür

the neurotransmitter GABA ... the neurotransmitter glutamate: baskılayıcı ve uyarıcı roller

The neurotransmitter GABA ve the neurotransmitter glutamate ifadeleri, GABA ile glutamate'i sinir hücreleri arasındaki kimyasal haberciler olarak tanımlar. Burada GABA beynin başlıca baskılayıcı sinyalleşmesini, glutamate ise başlıca uyarıcı sinyalleşmesini temsil eder. Bu nedenle çevredeki benzetme GABA'yı frenle, glutamate'i ise gaz pedalıyla eşleştirir: biri sinirsel etkinliği ağırlıklı olarak sınırlar, diğeri ise artırır. Bunlar marka adları veya ilgisiz özel adlar değil, bilimsel terimlerdir.

Alıştırma

Hangi ifade cümlede GABA ve glutamate'e verilen rollere uygundur?

  1. GABA ve glutamate otomobil parçalarının adlarıdır.
  2. GABA sinirsel etkinliği ağırlıklı olarak uyarır, glutamate ise baskılar.
  3. GABA sinirsel etkinliği ağırlıklı olarak baskılar, glutamate ise uyarır.
Cevabı göster

GABA sinirsel etkinliği ağırlıklı olarak baskılar, glutamate ise uyarır.

Deyimler

turns down its primary gas: gaz pedalı benzetmesi

Turn down, bir şeyin düzeyini veya etkinliğini azaltmak demektir. Buradaki its primary gas, sürüşle ilgili bir benzetmedir: ABD otomobil İngilizcesinde the gas, gaz pedalını ifade edebilir. Bu ifade, beynin başlıca uyarıcı gücünü temsil eder ve hemen ardından bunun nörotransmiter glutamat olduğu belirtilir. Dolayısıyla turns down its primary gas, alkolün glutamatın uyarıcı etkisini azalttığı anlamına gelir. Benzetme, kısılan bu gaz pedalını hemen önce anlatılan daha güçlü frenle karşılaştırır; fiziksel bir gazdan söz etmez ve sistemin tamamen kapatıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede turns down its primary gas ne anlama geliyor?

  1. Alkol, bütün sinirsel etkinliği tamamen durdurur.
  2. Alkol, beyinden fiziksel bir gazı çıkarır.
  3. Alkol, beynin başlıca uyarıcı gücünü azaltır.
Cevabı göster

Alkol, beynin başlıca uyarıcı gücünü azaltır.

This makes neurons much less communicative, Dilbilgisi

2:06

Bu, nöronların iletişimini büyük ölçüde azaltır

Dilbilgisi

makes neurons much less communicative: make + nesne + sıfat

Bu cümle, ortaya çıkan durumu anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını kullanır. This nedeni, neurons nesneyi, much less communicative ise sonucu anlatan sıfat öbeğini gösterir: nöronlar çok daha az sinyal alışverişi yapar. Much, less communicative karşılaştırma ifadesini güçlendirir. Communicative genellikle bilgiyi kolayca paylaşan insanları tanımlar; ancak burada nöronlar kişileştirilir ve ifadenin anlamı bilgi iletiminde daha az etkin olmalarıdır, daha az konuşkan olmaları değil.

Alıştırma

Geniş zaman cümlesini tamamlayın. Parantez içindeki her ifadeyi bir kez kullanın ve yalnızca make fiilinin doğru biçimini ekleyin: Better insulation ____. (the room / much quieter)

Cevabı göster

makes the room much quieter

and users feel relaxed at moderate doses, Anlatım akışı

2:08

ve kullanıcılar orta dozlarda rahatlamış hisseder,

fall asleep at higher doses,

2:11

yüksek dozlarda uyuyakalır

and can impede the brain activity necessary for survival at toxic doses. Kelime

2:13

ve toksik dozlarda hayatta kalmak için gerekli olan beyin aktivitelerini engelleyebilir.

Anlatım akışı

Bir doz basamağı olarak at moderate doses ... at higher doses ... at toxic doses

Birbirine paralel üç at + doz düzeyi ifadesi cümleyi bir doz basamağı şeklinde düzenler: at moderate doses, at higher doses ve at toxic doses. Her ifade, hemen öncesindeki etkinin ortaya çıktığı doz koşulunu belirtir. Doz yükseldikçe etkiler rahatlamadan uykuya, ardından hayatta kalmak için gerekli beyin faaliyetinin engellenmesine doğru ilerler. Buradaki at, zaman veya yer değil, “o doz düzeyinde” anlamına gelir.

Alıştırma

Üç at ... doses ifadesi hangi ilişkiyi gösterir?

  1. İfadeler üç farklı yeri gösterir.
  2. İfadeler üç farklı zamanı gösterir.
  3. Etkiler, yükselen doz düzeylerine göre sıralanır.
Cevabı göster

Etkiler, yükselen doz düzeylerine göre sıralanır.

Kelime

impede the brain activity necessary for survival: hayatta kalmak için gerekli beyin faaliyetini engellemek

Impede, “güçleştirmek veya engellemek” anlamına gelir; bir faaliyet ya da sürecin normal biçimde devam etmesini zorlaştırır. Bu cümlede toksik bir doz, bir insanı hayatta tutmak için gerekli beyin faaliyetine müdahale edebilir. İsimden sonra gelen necessary for survival ifadesi brain activity ifadesini niteler ve hangi faaliyetin risk altında olduğunu belirtir; maddeyi veya doses ismini nitelemez. Sondaki at toxic doses, tehlikenin ortaya çıkabileceği doz koşulunu bildirir.

Alıştırma

Hangi cümlede impede ve necessary for ... doğru kullanılmıştır?

  1. Severe swelling can impede the blood flow from healing.
  2. Severe swelling can impede the blood flow necessary for healing.
  3. Severe swelling can impede necessary for healing the blood flow.
Cevabı göster

Severe swelling can impede the blood flow necessary for healing.

Alcohol also stimulates a small group of neurons

2:19

Alkol ayrıca, orta beyinden nükleus akkumbens'e uzanan

that extends from the midbrain to the nucleus accumbens, Kalıp ifadeler

2:22

küçük bir nöron grubunu da uyarır,

Kalıp ifadeler

extends from the midbrain to the nucleus accumbens: uzamsal başlangıç ve bitiş noktalarını gösterme

Extends from A to B, bir yapının, rotanın veya bağlantının A'da başlayıp B'ye kadar ulaştığını belirtir. Bu cümlede the midbrain başlangıç, the nucleus accumbens ise bitiş noktasıdır. Buradaki extends, bir zaman süresini uzatmayı değil, uzamsal olarak erişilen alanı anlatır. from ... to ... kalıbı rotaları, aralıkları ve başka sistemlerdeki bağlantıları anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi extends from ... to ile tamamlayın: The walking path ____ the station ____ the river.

Cevabı göster

extends from · to

a region important for motivation. Dilbilgisi

2:25

burası motivasyon için önemli bir bölgedir.

Dilbilgisi

a region important for motivation: isimden sonra gelen kısa bir niteleyici

Important for motivation, region isminden sonra gelen bir sıfat öbeğidir. Bu bölgenin işlevini açıklar; buradaki region, daha önce anılan nucleus accumbens ifadesine gönderme yapar. a region important for motivation ifadesinin tamamı kısa bir isim öbeğidir, tam bir yan cümle değildir. a region that is important for motivation biçiminde açılabilir. İsimden sonra gelen bu yapı, bilimsel açıklamaları daha özlü hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle a region important for motivation ifadesini anlamını değiştirmeden açar?

  1. It is a region that is important for motivation.
  2. It is a region where motivation is always strong.
  3. It is a region that people visit to feel motivated.
Cevabı göster

It is a region that is important for motivation.

Like all addictive drugs, Anlatım akışı

2:28

Tüm bağımlılık yapan uyuşturucular gibi,

Anlatım akışı

Like all addictive drugs: kategori karşılaştırma çerçevesi

Buradaki Like, “hoşlanmak” değil, “aynı şekilde” anlamına gelir. Baştaki ilgeç öbeği, alkolü bağımlılık yapan maddelerden oluşan daha geniş sınıfla karşılaştıran bir çerçeve kurar. Like + isim öbeği, + ana cümle yapısı önce ortak kategoriyi veya karşılaştırma temelini verir, ardından benzer davranışı açıklar. Böylece dinleyici, sonraki dopamin etkisini alkolün diğer bağımlılık yapan maddelerle paylaştığı bir özellik olarak anlar.

Alıştırma

Hangi cümlede Like + isim öbeği kategori karşılaştırması kurmak için doğru kullanılmıştır?

  1. Such as many stimulants, caffeine can make it harder to sleep.
  2. Like many stimulants, caffeine can make it harder to sleep.
  3. Caffeine likes many stimulants and can make it harder to sleep.
Cevabı göster

Like many stimulants, caffeine can make it harder to sleep.

it prompts a squirt of dopamine in the nucleus accumbens, Kelime

2:29

nükleus akkumbens'te bir miktar dopamin fışkırmasını tetikler,

Kelime

prompts a squirt of dopamine: küçük bir salınımı canlı biçimde anlatmak

Bu cümlede prompts, “neden olur veya tetikler” anlamındadır. Nesnesi a squirt of dopamine olduğundan, tüm ifade alkolün küçük ve hızlı bir dopamin salınımını tetiklediğini anlatır. Squirt, küçük bir sıvı fışkırmasından alınmış canlı ve yarı gündelik bir imgedir. Dopamin gerçek anlamda “fışkırma” birimiyle ölçülmez; bu ifade kısa bir salınımı gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

“It prompts a squirt of dopamine,” cümlesinde prompts a squirt of dopamine ne anlama gelir?

  1. Küçük ve ani bir dopamin salınımına neden olur.
  2. Dopaminden bir yanıt vermesini ister.
  3. Kesin bir dopamin dozunu ölçer.
Cevabı göster

Küçük ve ani bir dopamin salınımına neden olur.

which gives users a surge of pleasure. Kalıp ifadeler

2:33

bu da kullanıcılara bir zevk dalgası verir.

Kalıp ifadeler

give someone a surge of pleasure: birine ani ve yoğun bir haz yaşatmak

Give someone a surge of pleasure, birinin ani ve yoğun bir haz hissetmesini sağlamak demektir. a surge of + isim kalıbı, bir duygu veya miktarın hızlı ve güçlü biçimde yükseldiğini anlatır. Burada surge mecazidir: deniz dalgasını değil, bir duygunun hızla güçlenmesini anlatır. Cümledeki which, bu yan cümleden hemen önce sözü edilen dopamin salınımına gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi “ani ve güçlü bir artış” anlamındaki vurgulanan üç kelimelik kalıpla tamamlayın: Hearing her name announced gave her ____ confidence.

Cevabı göster

a surge of

Alcohol also causes some neurons to synthesize and release endorphins. Dilbilgisi

2:36

Alkol ayrıca bazı nöronların endorfin sentezlemesine ve salgılamasına neden olur.

Dilbilgisi

cause + nesne + to synthesize and release

Cause + nesne + to-infinitive, bir şeyin nesneyi bir eylem yapmaya yönelterek sonuç oluşturduğunu gösterir. Burada Alcohol nedeni belirtir. some neurons isim öbeği causes fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda sonraki eylemleri yapan ögedir. Synthesize ve release bağlanmış eş görevli fiillerdir. to synthesize and release yapısında tek bir to sözcüğünü paylaşırlar; bu nedenle ikinci fiilden önce başka bir to gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi cause ve synthesize sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The signal may ____ the cells ____ and release the protein.

Cevabı göster

cause · to synthesize

Endorphins help us to calm down in response to stress or danger. Notlar

2:40

Endorfinler stres veya tehlike anında sakinleşmemize yardımcı olur.

Öbek fiiller

help us to calm down: sakinleşmemize yardımcı olmak

Calm down, gerginliğin, üzüntünün, heyecanın veya korkunun azalması ve kişinin sakinleşmesi demektir. Down burada aşağı doğru hareketi değil, duygusal yoğunluğun azalmasını anlatır. Help us to calm down yapısında help, us nesnesini alır ve ardından to’lu mastar gelir. Help sonrasında to isteğe bağlıdır; bu nedenle help us calm down aynı temel anlama sahiptir. Buradaki calm down geçişsizdir: sakinleşen kişiler us ile belirtilen kişilerdir.

Alıştırma

Help, you, to ve calm down ifadelerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Slow breathing can ____ before an exam.

Cevabı göster

help you to calm down

Kalıp ifadeler

in response to stress or danger: strese veya tehlikeye tepki olarak

In response to, “...e tepki olarak” anlamına gelir. To edatından sonra tepkiyi tetikleyen unsur gelir; bu unsur genellikle bir isim öbeği veya -ing biçimidir. Burada stress or danger tetikleyicidir, sakinleşmek ise vücudun tepkisidir. Response, sözlü bir cevaptan daha geniş bir anlama sahiptir; fiziksel, duygusal, davranışsal veya kurumsal bir tepki olabilir.

Alıştırma

Cümleyi “...e tepki olarak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The city opened a cooling center ____ the heat wave.

Cevabı göster

in response to

Elevated levels of endorphins contribute to the euphoria and relaxation associated with alcohol consumption. Kalıp ifadeler

2:44

Artan endorfin seviyeleri, alkol tüketimiyle ilişkili öfori ve rahatlamaya katkıda bulunur.

Kalıp ifadeler

Elevated levels of endorphins: referansın üzerindeki endorfin düzeyleri

“Elevated levels of endorphins”, ölçülen endorfin miktarının veya yoğunluğunun normal, beklenen ya da önceki bir referans düzeyinin üzerinde olduğu anlamına gelir. Elevated, levels sözcüğünü niteler; endorfinlerin fiziksel olarak yukarı kaldırıldığını anlatmaz. İsim öbeğinin tamamı contribute fiilinin öznesidir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen elevated levels of + madde veya gösterge kalıbı, daha yüksek bir ölçümü resmî biçimde bildirmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “referans düzeyinin üzerindeki miktarlar” anlamına gelen hedef resmî ifadeyle tamamlayın: The test found ____ lead in the water.

Cevabı göster

elevated levels of

Kalıp ifadeler

contribute to ... associated with: kısmi nedensellik ve ilişki

Contribute to, “oluşmasına yardımcı olmak” veya “etkenlerden biri olmak” anlamına gelir. Yüksek endorfin düzeylerini öfori ve rahatlamanın nedenlerinden biri olarak sunar; bunların mutlaka tek nedeni olduğunu söylemez. Euphoria, alışılmadık derecede yoğun bir haz veya iyi olma hissidir. Associated with alcohol consumption, hem euphoria hem de relaxation sözcüklerini niteleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir. Bu duyguların alkol tüketimiyle bağlantılı olduğunu gösterir; associated with tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz. Contribute to ve associated with ifadelerinde to ile with, ardından isim öbekleri gelen edatlardır.

Alıştırma

Bir raporda gürültünün stres oluşturan birkaç etkenden biri olduğuna dair kanıt var ve şehir yaşamıyla bağlantılı stres anlatılmak isteniyor. Hangi cümle iki ilişkiyi de doğru ifade eder?

  1. Noise is associated with the stress caused by city living.
  2. Noise can cause all stress associated with city living.
  3. Noise can contribute to the stress associated with city living.
Cevabı göster

Noise can contribute to the stress associated with city living.

Finally,

2:51

Son olarak,

as the liver's breakdown of alcohol outpaces the brain's absorption, Dilbilgisi

2:52

karaciğerin alkolü parçalaması beynin emilimini aştığında,

drunkenness fades away. Öbek fiiller

2:55

sarhoşluk yavaş yavaş kaybolur.

Dilbilgisi

Değişen süreçleri karşılaştırmak için as ... outpaces ...

Burada as, ana cümlenin sonucuyla birlikte gelişen değişken bir koşulu tanıtır. Anlamı, bu olurken veya bu olmaya başladığında ifadelerine yakındır: iki süreç arasındaki denge değişir ve ardından ana sonuç gelir. Outpace, bir şeyin başka bir şeyden daha hızlı hareket etmesi, büyümesi veya ilerlemesi anlamına gelen geçişli bir fiildir. Özne olan the liver's breakdown of alcohol, nesne olan the brain's absorption ile doğrudan karşılaştırılır; cümle fiziksel konumları değil, iki sürecin hızını karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi As ve outpace fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: ____ population growth ____ new housing construction, rents may rise.

Cevabı göster

As · outpaces

Öbek fiiller

Drunkenness fades away: giderek zayıflama

Fade away, bir şeyin giderek zayıflaması, daha az fark edilir veya daha az yoğun hâle gelmesi ve çoğu zaman neredeyse ya da tamamen kaybolması anlamına gelir. Bu cümlede drunkenness, bir anda bitmek yerine zaman içinde azalan bir durumdur. Buradaki away başka bir yere hareket etmeyi anlatmaz. Sesleri, ışığı, acıyı, anıları, etkileri ve başka durumları betimleyebilen fade away öbek fiilinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sesin giderek azaldığını en açık biçimde gösterir?

  1. The whistle disappeared from the list of sound effects.
  2. The train's whistle faded away as it moved into the distance.
  3. The whistle stopped the instant the recording was cut.
Cevabı göster

The train's whistle faded away as it moved into the distance.

Individual differences at any point in this journey Anlatım akışı

2:58

Bu yolculuğun herhangi bir noktasındaki bireysel farklılıklar,

can cause people to act more or less drunk. Dilbilgisi

3:00

insanların daha fazla veya daha az sarhoş gibi davranmasına neden olabilir.

Anlatım akışı

Individual differences at any point in this journey: bir süreç zincirini özetlemek

Burada this journey, daha önce açıklanan diziyi anlatan bir benzetmedir: alkol mideden kana geçer, karaciğer tarafından işlenir ve beyne ulaşır ya da beyni etkiler. At any point, bu sürecin “herhangi bir aşamasında” demektir; “herhangi bir bakış açısından” anlamına gelmez. Vurgulanan isim öbeğinin tamamı can cause yapısının öznesidir. Önceki aşamaları tek bir süreçte toplar ve herhangi bir aşamada insanlar arasındaki farklılıkların son davranışı değiştirebileceğini belirtir. Aynı kalıp başka süreç zincirlerini özetlemek için de kullanılabilir: bir sürecin herhangi bir noktasındaki bireysel farklılıklar sonucu etkileyebilir.

Alıştırma

Vurgulanan isim öbeği cümlede ne işlev görür?

  1. Point sözcüğünü alkol hakkında kişisel bir görüş anlamında kullanır.
  2. Birden çok aşamalı bir süreci özetler ve bu süreç içindeki farklılıkları olası bir neden olarak sunar.
  3. Birkaç farklı kişinin yaptığı gerçek bir yolculuğu anlatır.
Cevabı göster

Birden çok aşamalı bir süreci özetler ve bu süreç içindeki farklılıkları olası bir neden olarak sunar.

Dilbilgisi

more or less drunk: ölçekte daha yüksek veya daha düşük derece

Bu cümlede more ve less, bir ölçek üzerinde zıt yönleri gösterir. Bireysel farklılıklar, insanların daha sarhoş veya daha az sarhoş gibi davranmasına neden olabilir. Drunk onların davranışını tanımlar; dolayısıyla ifade, insanları yalnızca sarhoş ve ayık diye iki duruma ayırmak yerine farklı sarhoşluk derecelerini belirtir. More or less, “yaklaşık olarak” ya da “neredeyse” anlamına gelen tek bir kalıp olarak da kullanılabilir; ancak burada kastedilen bu değildir. Bağlam bireysel farklılıkları ve etkilerini karşılaştırdığı için more or less drunk, “daha sarhoş veya daha az sarhoş” demektir.

Alıştırma

“Depending on the dose, the medicine can make people feel more or less sleepy,” cümlesinde more or less sleepy ne anlama gelir?

  1. her durumda neredeyse uyuyor olmak
  2. her dozda aynı derecede uykulu olmak
  3. doza bağlı olarak daha uykulu veya daha az uykulu
Cevabı göster

doza bağlı olarak daha uykulu veya daha az uykulu

For example, Anlatım akışı

3:04

Örneğin,

Anlatım akışı

For example, ile belirli bir örneğin geleceğini belirtmek

For example, genel bir fikirden onu açıklayan somut bir duruma geçildiğini gösteren bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciye, ardından gelen karşılaştırmayı bireysel farklılıklarla ilgili önceki görüşü destekleyen bir kanıt olarak anlaması gerektiğini bildirir. Argümanı düzenler; tek başına temel gerçeği ifade etmez, karşıtlık ya da sonuç da bildirmez. Bu ifadeyi duyduğunuzda, devamındaki bilgiyi daha genel iddiayla ilişkilendirin.

Alıştırma

Genel ifade Many small changes can save energy. şeklindedir. Hangi devam cümlesi bunu destekleyen somut bir örneği doğru biçimde tanıtır?

  1. Therefore, no small change can save energy.
  2. For example, turning off unused lights reduces electricity use.
  3. However, many small changes can save energy.
Cevabı göster

For example, turning off unused lights reduces electricity use.

a man and a woman who weigh the same Dilbilgisi

3:04

aynı kiloda olan bir erkek ve bir kadın

and drink the same amount during an identical meal

3:06

aynı yemek sırasında aynı miktarda içki içse bile,

will still have different blood alcohol concentrations, Kültür

3:09

yine de farklı kan alkol konsantrasyonlarına,

or BACs.

3:12

veya kısaca BAC'ye sahip olacaklardır.

Dilbilgisi

who weigh the same and drink the same amount ...: eşleştirilmiş karşılaştırma koşulları oluşturmak

who ile başlayan ilgi cümleciği hem a man hem de a woman ögelerini niteler. Karşılaştırılan iki kişiyi eşleştirilmiş koşulları sıralayarak belirler: kiloları aynıdır, eşit miktarda alkol tüketirler ve yemek koşulları aynıdır. Öncül and ile bağlanan iki kişiden oluştuğu için fiiller çoğul biçimdedir: weighs ve drinks değil, weigh ve drink kullanılır. Ana cümle daha sonra still kullanarak bu belirgin koşullar sabit tutulsa bile sonucun farklı olabileceğini gösterir. “Önce eşleştirilmiş koşullar, sonra farklı sonuç” düzeni bilimsel karşılaştırmalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, sonuçlarının farklı olabileceğini göstermeden önce iki kişi için aynı koşulları belirlemek üzere who cümleciğini doğru kullanır?

  1. Two volunteers who eat the same meals and sleep the same number of hours may still respond differently.
  2. Two volunteers who eats the same meals and sleeps the same number of hours may still respond differently.
  3. Two volunteers which eat the same meals and sleep the same number of hours may still respond differently.
Cevabı göster

Two volunteers who eat the same meals and sleep the same number of hours may still respond differently.

Kültür

blood alcohol concentrations, or BACs: terim ve kısaltma

Burada blood alcohol concentration, bir kişinin kanındaki alkol düzeyini ifade eder ve BAC bunun yaygın baş harf kısaltmasıdır. concentrations ve BACs biçimlerinin çoğul olması, birden fazla BAC değerinin karşılaştırıldığını gösterir. Virgülden sonra or, aynı şeyin başka bir adını tanıtabilir. Bu ifadede or BACs, “yani BACs” anlamına gelir; iki farklı şey arasında seçim sunmaz.

Alıştırma

blood alcohol concentrations, or BACs ifadesinde or BACs ne işe yarar?

  1. Aynı terimin kısaltmasını verir.
  2. BACs ifadesini ayrı bir seçenek olarak sunar.
  3. BAC değerlerinin kan alkol konsantrasyonlarına neden olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Aynı terimin kısaltmasını verir.

This is because women tend to have less blood. Kalıp ifadeler

3:14

Bunun nedeni kadınların kan hacminin genellikle daha az olmasıdır.

Kalıp ifadeler

tend to have less blood: genel bir eğilimi ifade etme

Tend to + fiilin yalın hâli, istisnasız bir kuralı değil, olağan bir düzeni veya genel eğilimi anlatır. Burada tend to have, daha az kana sahip olmanın grup düzeyinde yaygın olduğunu belirtir; her birey hakkında kesin bir iddiada bulunmaz. Blood, maddeyi veya hacmini ifade ettiğinde sayılamayan bir isimdir; bu nedenle İngilizcede less blood denir. fewer blood cells örneğinde olduğu gibi, sayılabilen çoğul birimlerle fewer kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tend to ifadesiyle tamamlayın: During stressful weeks, many people ____ sleep less.

Cevabı göster

tend to

Women generally have a higher percentage of fat, Dilbilgisi

3:17

Kadınların genellikle yağ oranı daha yüksektir,

which requires less blood than muscle.

3:20

ve yağ kasa göre daha az kan gerektirir.

Dilbilgisi

higher percentage of fat, which ...: karşılaştırma ve ek açıklama

higher percentage of fat bir karşılaştırma sunar: yağın bütün içindeki payı daha büyüktür; karşılaştırılan grup veya ölçüt çevredeki bağlamdan anlaşılır. Virgülden sonraki which, fat hakkında, burada yağ dokusu anlamında, ek bir açıklama getirir. women sözcüğüne gönderme yapmaz. less blood than muscle ifadesinde less sayılamayan bir miktarı karşılaştırır; tam anlamı yağ dokusunun kas dokusundan daha az kana ihtiyaç duymasıdır.

Alıştırma

Örnekte which en doğrudan neye gönderme yapar?

  1. women
  2. yüzdenin ifade ettiği sayının kendisi
  3. fat, yani yağ dokusu
Cevabı göster

fat, yani yağ dokusu

A smaller blood volume carrying the same amount of alcohol Anlatım akışı

3:22

Aynı miktarda alkolü taşıyan daha küçük bir kan hacmi,

means the concentration will be higher for women.

3:25

kadınlar için konsantrasyonun daha yüksek olacağı anlamına gelir.

Anlatım akışı

A smaller blood volume ... means ...: koşuldan sonuca geçiş

Özne, A smaller blood volume carrying the same amount of alcohol isim öbeğinin tamamıdır. -ing’li carrying the same amount of alcohol öbeği blood volume ifadesini niteler ve ele alınan koşulu belirtir. Burada X means Y, neden-sonuç açıklamasını düzenler: X’teki koşul Y’deki sonuca götürür. means bir sözcüğün tanımını vermez; aynı miktarda alkolün daha küçük bir kan hacmine girmesinin daha yüksek konsantrasyonla sonuçlandığını belirtir.

Alıştırma

Örnekte means nasıl bir ilişki ifade eder?

  1. means sözcüğünden sonraki ifade blood volume için sözlük tanımı verir.
  2. means sözcüğünden önceki koşul, ondan sonraki sonuca götürür.
  3. Kadınlar konsantrasyonu yükseltmeyi amaçlar.
Cevabı göster

means sözcüğünden önceki koşul, ondan sonraki sonuca götürür.

Genetic differences in the liver's alcohol processing enzymes Kelime

3:29

Karaciğerin alkolü işleyen enzimlerindeki genetik farklılıklar

also influence BAC.

3:32

da BAC'yi etkiler.

Kelime

Karaciğerin alkolü işleyen enzimlerindeki genetik farklılıklar

İfadenin ana ögesi Genetic differences'tır ve insanlar arasındaki genetik kökenli farklılıkları anlatır. in the liver's alcohol processing enzymes bölümü, bu farklılıkların nerede görüldüğünü belirtir: alkolün parçalanmasına yardımcı olan karaciğer enzimlerinde. alcohol processing enzymes yapısında alcohol işlenen maddeyi, enzymes ise işlemi yapan ögeyi gösterir. Burada processing, bilgisayarda veri işleme değil, biyokimyasal parçalama veya metabolizma anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Karaciğerin ürettiği alkol miktarındaki değişiklikler.
  2. Alkolün parçalanmasına yardımcı olan karaciğer enzimlerindeki genetik kökenli farklılıklar.
  3. Alkolü analiz etmekte kullanılan bilgisayar programları arasındaki farklılıklar.
Cevabı göster

Alkolün parçalanmasına yardımcı olan karaciğer enzimlerindeki genetik kökenli farklılıklar.

And regular drinking can increase production of these enzymes, Dilbilgisi

3:35

Düzenli alkol tüketimi bu enzimlerin üretimini artırabilir,

Dilbilgisi

Düzenli alkol tüketimi bu enzimlerin üretimini artırabilir

Regular drinking, alkolü tekrarlanan veya alışkanlık hâline gelmiş biçimde tüketmek demektir. Buradaki these enzymes, karaciğerin alkolü işleyen enzimlerine gönderme yapar; increase production ise vücudun bu enzimlerden daha fazla üretmesi anlamına gelir. Can, bunu her kişi veya her içme düzeni için garanti edilen bir sonuç olarak değil, olası bir biyolojik mekanizma olarak sunar. Bilimsel açıklamalarda can, bireysel farklılıklara ve diğer koşullara yer bırakmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı: Örnekte can, düzenli olarak alkol tüketen herkesin kesinlikle bu enzimlerden daha fazla üreteceği anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

contributing to tolerance. Kalıp ifadeler

3:37

bu da tolerans gelişimine katkıda bulunur.

Kalıp ifadeler

contributing to tolerance: sonuç eklemek

Burada contributing to tolerance, hemen önce anlatılan sürecin sonucunu ekleyen bir -ing öbeğidir. Contribute to, “bir sonuca yol açmaya katkıda bulunmak” veya “etkenlerden biri olmak” anlamına gelir; bu nedenle önceki süreci mutlaka tek neden olarak değil, nedenlerden biri olarak sunar. Bu bağlamda tolerance, alkole karşı fiziksel toleranstır: zamanla vücut aynı miktara daha az tepki verir. Başka insanları veya fikirleri kabul etme anlamındaki hoşgörüyü ifade etmez.

Alıştırma

Sonuç bildiren öbeği tamamlamak için contribute to ifadesinin -ing biçimini kullanın: The drug changes how the body responds, ____ greater tolerance over time.

Cevabı göster

contributing to

On the other hand, Anlatım akışı

3:40

Öte yandan,

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt bir yöne geçmek

On the other hand, konuşanın bir konunun bir yönünden farklı ve karşıt başka bir yönüne geçtiğini gösterir. Dinleyiciye anlatımın düzeninin değiştiğini bildirir: sıradaki nokta, önceki noktayla karşılaştırılarak değerlendirilmelidir. Bu ifade tek başına ilk noktanın yanlış olduğunu söylemez. Kısa vadeli bir etki ile farklı bir uzun vadeli sonuç gibi iki nokta da doğru olabilir.

Alıştırma

Plan şimdi para tasarrufu sağlıyor, ancak bakım daha sonra daha pahalı olabilir. İkinci yönü en iyi hangi cümle tanıtır?

  1. For example, maintenance may cost more later.
  2. On the contrary, maintenance may cost more later.
  3. On the other hand, maintenance may cost more later.
Cevabı göster

On the other hand, maintenance may cost more later.

those who drink excessively for a long time may develop liver damage, Kalıp ifadeler

3:41

uzun süre aşırı miktarda alkol tüketenlerde karaciğer hasarı gelişebilir,

Kalıp ifadeler

drink excessively for a long time: derece ve süre

drink excessively ifadesinde excessively dereceyi belirtir: içki miktarı ya da içme düzeyi makul veya güvenli sınırın ötesindedir. Yalnızca “sık sık” anlamına gelmez. for a long time süreyi belirtir. İkisi birlikte, içmenin hem aşırı olduğunu hem de bu düzenin uzun bir süre devam ettiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle içmenin hem aşırı olduğunu hem de uzun bir süre devam ettiğini anlatır?

  1. He drank excessively for a long time.
  2. He drank occasionally for many years.
  3. He drank excessively at one party.
Cevabı göster

He drank excessively for a long time.

Kalıp ifadeler

may develop liver damage: olası bir sağlık sonucu

Sağlık ve tıp bağlamlarında develop, bir hastalık, belirti veya hasarın kişide oluşmaya ya da ortaya çıkmaya başlaması anlamına gelebilir. Bu nedenle develop liver damage, karaciğer hasarı yaşamaya başlamak demektir; hasarı bilinçli olarak yaratmak demek değildir. May bunun kesin değil, olası bir sonuç olduğunu belirtir. Cümle, gruptaki herkesin bu hasarı yaşayacağını iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede develop, etkilenen kişilerde bir sağlık sorununun zamanla ortaya çıkabileceğini anlatır?

  1. After years of high blood pressure, some patients may develop kidney damage.
  2. After years of research, engineers may develop a better blood pressure monitor.
  3. Over time, high blood pressure may cause kidney damage.
Cevabı göster

After years of high blood pressure, some patients may develop kidney damage.

which has the opposite effect. Anlatım akışı

3:45

ki bu tam tersi bir etkiye sahiptir.

Anlatım akışı

which has the opposite effect: önceki durumun tamamına gönderme yapma

Burada which, yalnızca en yakındaki isme değil, hemen önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Virgülden sonra gelen sınırlayıcı olmayan açıklama, bu durumun sonucunu ekler. has the opposite effect, sonucun az önce söz edilen etkinin ters yönünde olduğunu belirtir. Bu bağlamda karaciğer hasarı metabolizma kapasitesini artırmak yerine azaltır. Bu kalıp, önceki fikri özetleyip sonucunu hemen karşılaştırmayı sağlar.

Alıştırma

which has the opposite effect ifadesindeki which neye gönderme yapar?

  1. Yalnızca en yakındaki isme.
  2. Yeni ve ilgisiz bir konuya.
  3. Hemen önce anlatılan durumun tamamına.
Cevabı göster

Hemen önce anlatılan durumun tamamına.

Meanwhile,

3:48

Bu arada,

genetic differences in dopamine, Kelime

3:49

dopamin,

GABA, and endorphin transmission

3:51

GABA ve endorfin iletimindeki genetik farklılıklar,

may contribute to risk for developing an alcohol use disorder. Kalıp ifadeler

3:53

alkol kullanım bozukluğu geliştirme riskine katkıda bulunabilir.

Kelime

genetic differences in ... transmission: nörokimyasal sinyal iletimindeki farklılıklar

Bu isim grubunun ana ögesi genetic differences ifadesidir. in dopamine, GABA, and endorphin transmission edat grubu, bu farklılıkların ilişkili olduğu biyolojik sinyal iletim süreçlerini belirtir. Sinir biliminde transmission, bu nörokimyasal maddelerin rol aldığı sinyallerin sinir sistemi içinde iletilmesi anlamına gelir. Bir hastalığın yayılması ya da bir programın yayınlanması anlamında değildir. Cümlenin tamamı, bu farklılıkların alkol kullanım bozukluğu riskine katkıda bulunan etkenlerden biri olabileceğini söyler; bu bozukluğu kesin olarak oluşturacaklarını söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede transmission ne anlama gelir?

  1. Bir televizyon programının yayınlanması
  2. Nörokimyasal sinyallerin sinir sisteminde iletilmesi
  3. Bulaşıcı bir hastalığın kişiden kişiye yayılması
Cevabı göster

Nörokimyasal sinyallerin sinir sisteminde iletilmesi

Kalıp ifadeler

may contribute to risk for developing an alcohol use disorder: alkol kullanım bozukluğu geliştirme riskine katkıda bulunabilir

Bu cümledeki may contribute to risk for developing an alcohol use disorder ifadesi, söz konusu etkenin ileride bu bozukluğu geliştirme olasılığını artıran etkenlerden biri olabileceğini anlatır. may olasılık bildirir; contribute to risk ise tek ya da kesin bir neden değil, riske kısmi katkı anlamı taşır. Buradaki alcohol use disorder, sorunlu alkol kullanımı örüntüsünü anlatan klinik bir terimdir. Cümle artan bir riskten söz eder; tanı koymaz ve bozukluğun mutlaka gelişeceğini söylemez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadenin temkinli anlamını en iyi koruyan yeniden ifadeyi seçin.

  1. Alkol kullanım bozukluğu geliştirme riskini artıran etkenlerden biri olabilir.
  2. Alkol kullanım bozukluğunun mutlaka gelişeceğini garanti eder.
  3. Alkol kullanım bozukluğu geliştirme riskiyle hiçbir bağlantısı olmayabilir.
Cevabı göster

Alkol kullanım bozukluğu geliştirme riskini artıran etkenlerden biri olabilir.

Those with naturally low endorphin or dopamine levels

3:57

Doğal olarak düşük endorfin veya dopamin seviyelerine sahip olanlar,

may self-medicate through drinking. Kelime

4:00

içki içerek kendi kendilerini tedavi etmeye çalışabilirler.

Kelime

may self-medicate through drinking: alkol içerek kendi kendini tedavi etmeye çalışabilir

Burada self-medicate, çoğu zaman profesyonel yönlendirme olmadan, sıkıntıyı, acıyı veya başka belirtileri hafifletmeye çalışmak için kişinin kendi başına bir madde kullanması anlamına gelir. through drinking yöntemi belirtir: kişi alkolü böyle bir çözüm denemesi olarak kullanır. Bu ifade, potansiyel olarak zararlı bir başa çıkma davranışını anlatır; bir uzman tarafından yönlendirilen tedaviyi ya da alkol kullanma önerisini anlatmaz. may, bu davranışın kesin olduğunu değil, mümkün olduğunu belirtir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede self-medicate through drinking, sıkıntıyı veya belirtileri hafifletmeye çalışmak için kişinin kendi başına alkol kullanması demektir; doktor tarafından reçete edilen bir tedaviyi almak demek değildir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Some people have a higher risk for excessive drinking

4:02

Bazı insanlar, aşırı içki içme açısından daha yüksek risk altındadır,

due to a sensitive endorphin response Kalıp ifadeler

4:05

çünkü hassas bir endorfin tepkisi,

that increases the pleasurable effects of alcohol. Kalıp ifadeler

4:07

alkolün zevk veren etkilerini artırır.

Kalıp ifadeler

due to a sensitive endorphin response: bir nedeni belirtmek

Due to, daha yüksek riskin nedenini belirtir ve burada ardından a sensitive endorphin response isim öbeği gelir. Bu yapı, sağlık ve bilim açıklamalarında nedeni kısa ve öz biçimde vermek için kullanışlıdır. Bu bağlamda sensitive, biyolojik tepkinin alkole güçlü biçimde karşılık verdiği anlamına gelir. Duygusal açıdan hassas bir kişiyi tanımlamaz.

Alıştırma

Cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seçin: The higher risk may be ___ a sensitive biological response.

  1. due to
  2. because
  3. therefore
Cevabı göster

due to

Kalıp ifadeler

increases the pleasurable effects of alcohol: bir etkiyi güçlendirmek

That, önceki a sensitive endorphin response ifadesine gönderme yapar. İlgi cümleciği, bu tepkinin alkolün oluşturduğu haz veren etkileri güçlendirdiğini söyler. Pleasurable, öznel olarak keyif veren bir duyguyu tanımlar. Alkolün güvenli, sağlıklı veya tıbben yararlı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade, increases the pleasurable effects of alcohol sözünün anlamını en iyi korur?

  1. The response proves that alcohol is medically beneficial.
  2. The response prevents alcohol from having any effects.
  3. The response makes alcohol's pleasurable effects stronger.
Cevabı göster

The response makes alcohol's pleasurable effects stronger.

Others have a variation in GABA transmission

4:10

Diğerleri ise GABA iletiminde bir varyasyona sahiptir

that makes them especially sensitive to the sedative effects of alcohol, Kelime

4:12

ki bu onları alkolün yatıştırıcı etkilerine karşı özellikle hassas yapar,

Kelime

especially sensitive to the sedative effects of alcohol: alkolün sedatif etkilerine özellikle duyarlı

Burada especially sensitive to, alkolün sedatif etkisinin bu kişilerde normalden daha güçlü bir tepki oluşturması demektir. Especially, duyarlılığın derecesini daha da güçlendirir. The sedative effects of alcohol; uyku hâli, uyanıklığın azalması ve tepkilerin yavaşlaması gibi, alkolün sinir sistemini baskılayan etkileridir. Sedative burada tıbbi veya farmakolojik bir terimdir; yalnızca hoş, rahat ya da sakin hissettiren bir şey anlamına gelmez.

Alıştırma

especially sensitive to the sedative effects of alcohol ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Alkolün bütün etkilerini hoş ve zararsız bulurlar.
  2. Alkolün sedatif etkileri bu kişilerde normalden daha güçlü bir tepki oluşturur.
  3. Ne kadar az olursa olsun her alkol aldıklarında alerjik tepki gösterirler.
Cevabı göster

Alkolün sedatif etkileri bu kişilerde normalden daha güçlü bir tepki oluşturur.

which decreases their risk of developing disordered drinking. Dilbilgisi

4:16

bu da onların alkol bozukluğu geliştirme riskini azaltır.

Dilbilgisi

which decreases their risk of developing disordered drinking: which ile önceki durumun sonucunu eklemek

Which, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır ve önceki durumun tamamına, yani bu kişilerin alkolün sedatif etkilerine özellikle duyarlı olmasına gönderme yapar. Cümlecik belirli bir ismi tanımlamak yerine bu durumun sonucunu ekler. Decrease their risk of developing disordered drinking, zararlı veya sorunlu bir alkol kullanma örüntüsü geliştirmelerini daha az olası hâle getirmek demektir. Riskin azalması, riskin sıfır olması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlenin tamamını okuyun: “They are especially sensitive to the sedative effects of alcohol, which decreases their risk of developing disordered drinking.” which neye gönderme yapıyor?

  1. Yalnızca alcohol ismine.
  2. Önceki durumun tamamına: alkolün sedatif etkilerine özellikle duyarlı olmalarına.
  3. Yalnızca sedative sıfatına.
Cevabı göster

Önceki durumun tamamına: alkolün sedatif etkilerine özellikle duyarlı olmalarına.

Meanwhile,

4:20

Bu arada,

the brain adapts to chronic alcohol consumption Kalıp ifadeler

4:21

beyin kronik alkol tüketimine uyum sağlar

Kalıp ifadeler

adapt to chronic alcohol consumption: kronik alkol tüketimine uyum sağlamak

adapt to + isim yapısında to bir edattır; beynin süregelen bir duruma yanıt olarak değiştiğini anlatır. Buradaki durum chronic alcohol consumption ifadesinin belirttiği uzun süreli alkol tüketimidir. Adapt bir uyum değişikliğini anlatır; bu değişikliğin mutlaka sağlıklı veya yararlı olduğu anlamına gelmez. Sağlık bağlamında chronic, uzun süre devam eden veya tekrarlanan bir durumu anlatır. Süreyi belirtir; tek başına “şiddetli” anlamına gelmez ve her seferinde ne kadar alkol tüketildiğini söylemez.

Alıştırma

"The brain adapts to chronic alcohol consumption" cümlesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Beyin tek bir aşırı içki tüketimi olayına yanıt verir ve daha sağlıklı hâle gelir.
  2. Beyin uzun süreli bir alkol tüketim düzenine yanıt olarak değişir; adapt bu değişimin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
  3. Chronic hemen şiddetli anlamına geldiği için beyin değişmeyi bırakır.
Cevabı göster

Beyin uzun süreli bir alkol tüketim düzenine yanıt olarak değişir; adapt bu değişimin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.

by reducing GABA, dopamine, and endorphin transmission, Dilbilgisi

4:24

bunu GABA, dopamin ve endorfin iletimini azaltarak

and enhancing glutamate activity.

4:27

ve glutamat aktivitesini artırarak yapar.

Dilbilgisi

by reducing ... and enhancing ...: bir mekanizmayı açıklamak

Burada by, “bu yöntemle” anlamına gelir ve önceki cümlede anlatılan uyumun mekanizmasını açıklar. By bu anlamda kullanıldığında, ardından gelen fiil by reducing örneğindeki gibi -ing biçimini alır. Reducing ve enhancing, aynı by ögesine bağlı paralel -ing biçimleridir. Zıt yönlerde gerçekleşen iki bağlantılı değişimi anlatırlar: GABA, dopamin ve endorfin iletimi azalırken glutamat etkinliği artar.

Alıştırma

Yalnızca bir by kullanarak ve reduce ile enhance fiillerinin -ing biçimlerinden yararlanarak cümleyi tamamlayın: The camera improves the image ____ noise and ____ contrast.

Cevabı göster

by reducing · enhancing

This means regular drinkers tend to be anxious, Kalıp ifadeler

4:30

Bu, düzenli olarak içki içenlerin daha endişeli olma eğiliminde olduğu,

Kalıp ifadeler

regular drinkers tend to be anxious: grup eğilimini temkinli biçimde ifade etmek

Regular drinkers, sık sık ya da alışkanlık olarak alkol tüketen kişiler demektir; regular burada dakikliği değil sıklığı anlatır. Bu cümlede anxious, sık sık kaygılı veya huzursuz hissetmek anlamındadır. Tend to be anxious, gruptaki genel bir eğilimi anlatır. Düzenli alkol tüketen herkesin kaygılı olduğunu iddia etmez; bu yüzden sağlık açıklamasını mutlak değil, temkinli kılar.

Alıştırma

Hangi cümle tend to be anxious ifadesindeki temkinli anlamı en iyi korur?

  1. Regular drinkers are never anxious.
  2. Regular drinkers often feel anxious, but this is not necessarily true of every individual.
  3. Every regular drinker is always anxious.
Cevabı göster

Regular drinkers often feel anxious, but this is not necessarily true of every individual.

have trouble sleeping, Kalıp ifadeler

4:33

uyumakta zorlandığı

Kalıp ifadeler

have trouble sleeping: have trouble + -ing yapısı

Have trouble doing something, bir işi yapmakta zorlanmak demektir. Burada have trouble sleeping, uyumanın zor olduğu anlamına gelir; bağlama göre kişi uykuya dalmakta ya da iyi uyumakta zorlanabilir. Bu yapıda trouble sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir: have trouble sleeping. Bu yapıda mastar kullanılmaz; have trouble to sleep standart İngilizce değildir.

Alıştırma

Uyumanın zor olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After I drink coffee late, I ____.

Cevabı göster

have trouble sleeping

and experience less pleasure. Kalıp ifadeler

4:34

ve daha az zevk aldığı anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

experience less pleasure: daha düşük düzeyde haz duymak

Bu cümlede experience, bir durumu “hissetmek” veya “yaşamak” anlamındaki fiildir. less pleasure isim öbeğini doğrudan nesne alır; dolayısıyla experience less pleasure, “daha düşük miktarda ya da derecede haz duymak” demektir. Burada pleasure sayılamayan bir isimdir; less miktar veya yoğunluktaki azalmayı gösterir. İfade, daha az sayıda ayrı olay yaşamayı değil, kişinin öznel hissini anlatır.

Alıştırma

Zevkin azaldığını anlatmak için experience, pleasure ve doğru miktar sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: After weeks of intense stress, some people ____ in activities they usually enjoy.

Cevabı göster

experience less pleasure

These structural and functional changes can lead to disordered use Kalıp ifadeler

4:37

Bu yapısal ve işlevsel değişiklikler, düzensiz kullanıma yol açabilir,

Kalıp ifadeler

can lead to disordered use: olası bir sonucu belirtmek

Cümlenin başındaki These structural and functional changes isim öbeği, daha önce açıklanan beyin değişikliklerine gönderme yapar. Can lead to olası bir sonucu belirtir: değişiklikler bu sonuca katkıda bulunabilir, ancak ifade sonucun kesin olduğunu söylemez. Lead to sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Burada disordered, ardından gelen use ismini niteler; dolayısıyla disordered use sorunlu veya iyi kontrol edilemeyen bir kullanım biçimi demektir.

Alıştırma

Lead ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Repeated exposure to loud noise can ____ hearing loss.

Cevabı göster

lead to

when drinking feels normal, Anlatım akışı

4:41

içki içmek normal hissettirirken,

but not drinking is uncomfortable,

4:43

içmemek rahatsız edici hale geldiğinde

Anlatım akışı

when drinking feels normal, but not drinking is uncomfortable: when ... but ... ile kurulan karşıtlık

When bu örüntünün sürdüğü koşulu sunar, but ise iki deneyimi karşı karşıya koyar: drinking feels normal, buna karşılık not drinking is uncomfortable. Drinking ve not drinking, sırasıyla feels ve is fiillerinin öznesi olan -ing yan cümleleridir. Buradaki normal, tanıdık gelmek veya beden tarafından bir referans durumu gibi algılanmak anlamındadır; sağlıklı ya da tıbben normal demek değildir. Bu karşıtlık, içki içilmediğinde duyulan rahatsızlığın kişiyi yeniden içmeye nasıl yöneltebileceğini açıklar.

Alıştırma

Cümledeki karşıtlığı en doğru biçimde koruyan yorum hangisidir?

  1. İçki içmek tıbben sağlıklıdır; içmemek ise zararlıdır.
  2. İçki içmek kişinin algıladığı referans durumu hâline gelmiştir; içmemek ise rahatsız edici gelir.
  3. Kişi içse de içmese de aynı ölçüde rahat hisseder.
Cevabı göster

İçki içmek kişinin algıladığı referans durumu hâline gelmiştir; içmemek ise rahatsız edici gelir.

establishing a vicious cycle. Deyimler

4:45

bir kısır döngü oluşturur.

Deyimler

establishing a vicious cycle: kendi kendini güçlendiren zararlı bir kısır döngü oluşturmak

Vicious cycle, zararlı bir geri besleme döngüsüdür: kötü bir sonuç kendi nedenini güçlendirir ve böylece sorun sürer ya da kötüleşir. Burada içki içilmediğinde duyulan rahatsızlık daha fazla içmeyi teşvik eder; daha fazla içmek de aynı bağımlılık durumunun sürmesine yardımcı olur. Bu ifadede vicious, fiziksel olarak vahşi değil, zararlı ve kendi kendini güçlendiren anlamındadır. Establishing, sonucu belirten bir -ing ifadesidir. Önceki durumu sonucuna bağlar: az önce açıklanan karşıtlık kısır döngüyü oluşturmaktadır.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki hedef sonuç ifadesiyle tamamlayın: Rising debt increases worry, and worry can lead to more impulsive spending, ____.

Cevabı göster

establishing a vicious cycle

So both genetics and previous experience Dilbilgisi

4:47

Yani hem genetik hem de geçmiş deneyimler,

impact how a person experiences alcohol,

4:50

bir kişinin alkolü nasıl deneyimlediğini etkiler,

Dilbilgisi

So both genetics and previous experience: iki ögeyi birleştiren both A and B

both A and B yapısında both ilk ögeyi işaretler, and ise ikinci ögeyi getirir. Burada genetics ve previous experience birlikte sıralı bir özne oluşturur; yani yalnızca biri değil, iki etken de etki yaratır. Bu birleşik özne çoğul olduğu için impacts değil impact kullanılır. Cümle başındaki So, ifadeyi önceki açıklamaya bağlar ve bir sonuç ya da özet olarak sunar.

Alıştırma

İki etkenin de önemli olduğunu göstermek için cümleyi both ... and ... ile tamamlayın: ____ sleep ____ diet affect concentration.

Cevabı göster

Both · and

which means that some people are more prone Dilbilgisi

4:53

bu da bazı insanların diğerlerinden

to certain patterns of drinking than others.

4:55

belirli içme alışkanlıklarına daha yatkın olduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

which means that ... more prone to ... than others: sonuç ve eğilim karşılaştırması

Which means that önceki ifadeye gönderme yapar ve o ifadeden çıkan sonucu sunar: bunun sonucunda böyle bir anlam çıkarabiliriz. Be prone to + isim veya -ing biçimi, çoğu zaman istenmeyen ya da riskli bir şeye karşı daha güçlü bir eğilim veya yatkınlık taşımak demektir. More prone to certain patterns ... than others grupları karşılaştırır: bazı insanların bu içki içme örüntülerine yönelik eğilimi daha yüksektir. Bu, o örüntüleri sevdikleri veya bilinçli olarak seçtikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan cümle hangi sonucu ifade ediyor?

  1. Bazı insanlar belirli içki içme örüntülerinden diğer insanlara göre daha fazla hoşlanır.
  2. Bazı insanların belirli içki içme örüntülerini geliştirme eğilimi diğer insanlardan daha fazladır.
  3. Alkolü deneyimleyen herkes aynı içki içme örüntülerini geliştirir.
Cevabı göster

Bazı insanların belirli içki içme örüntülerini geliştirme eğilimi diğer insanlardan daha fazladır.

And a history of consumption leads to neural and behavioral changes. Kalıp ifadeler

4:58

Tüketim geçmişi de nöral ve davranışsal değişikliklere yol açar.

Kalıp ifadeler

a history of consumption: kişinin geçmiş tüketim kaydı

Sağlık ve davranışla ilgili tartışmalarda a history of + isim, kişinin geçmişte belirli bir durumu yaşamış veya belirli bir davranışta bulunmuş olduğunu anlatır. Burada consumption alkol alımını ifade eder; bu nedenle a history of consumption, tüketimin tarihsel gelişimini değil, kişinin geçmişteki alkol kullanımını belirtir. Bu ifade geçmişte ilgili bir durumun bulunduğunu gösterir, ancak kişinin ne sıklıkta, ne kadar veya ne kadar süreyle alkol tükettiğini tek başına belirtmez.

Alıştırma

history sözcüğünün kişinin geçmiş kaydı anlamına geldiği üç kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: The medical form asks whether the patient has ____ alcohol consumption.

Cevabı göster

a history of

Similar to alcohol, Anlatım akışı

5:04

Alkole benzer şekilde,

how someone experiences marijuana depends on a number of factors,

5:06

birinin esrarı nasıl deneyimlediği de çeşitli faktörlere bağlıdır,

including, for example, genetics.

5:09

örneğin genetik de dahil olmak üzere.

Anlatım akışı

Similar to alcohol ... depends on a number of factors: konuları birbirine bağlamak

Similar to alcohol, yeni konu olan marijuana ile daha önceki alcohol tartışması arasında bağlantı kurar. Dinleyiciye, iki maddenin her bakımdan benzer olduğunu iddia etmeden, insanların deneyimlerinin değiştiği ortak çerçeveyi kullanmasını söyler. Cümlenin öznesi how someone experiences marijuana yan cümlesidir. depends on a number of factors önce birden çok nedene dayanan geniş bir çerçeve sunar; including, for example, genetics ise tam bir liste değil, tek bir örnek verir.

Alıştırma

Cümlede Similar to alcohol ifadesinin bilgiyi düzenlemedeki temel görevi nedir?

  1. Alcohol ile marijuana'nın her bakımdan aynı olduğunu iddia eder.
  2. Genetiğin deneyimi etkileyen tek etken olduğunu gösterir.
  3. Marijuana konusunu daha önceki alcohol tartışmasına bağlar ve ortak bir düzen sunar.
Cevabı göster

Marijuana konusunu daha önceki alcohol tartışmasına bağlar ve ortak bir düzen sunar.

Find out more about the effects and risks of marijuana use with this video.

5:12

Esrar kullanımının etkileri ve riskleri hakkında bu video ile daha fazla bilgi edinin.