Dünya Çapında Hâlâ Var Olan En Çılgın Kanunlar: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.204 kelime 207 kel/dk

Video özeti: Britanya, ABD, Avrupa, Asya ve Avustralya'daki tuhaf yasalar, bazı kuralların neden hâlâ yürürlükte olduğu sorusunu doğuruyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. land you in trouble — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: land + kişi + in trouble kalıbıyla bir eylemin hukuki veya pratik sorun yarattığını söyleyin; yere inmekle karıştırmayın. 2. Should you be pregnant — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if you should be pregnant ifadesinin devrik biçimini tanıyın ve Should + özne + yalın fiille koşul kurun. 3. The reason being that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu sözlü parçayı iddiadan gerekçeye geçiş köprüsü olarak anlayın; resmî yazıda tam bir yan cümle gerekir.

Bu derste

Thinking about taking a bath with a donkey?

0:00

Bir eşekle banyo yapmayı mı düşünüyorsunuz?

Fancy getting drunk in a British pub? Dilbilgisi

0:02

Bir İngiliz pub'ında sarhoş olmak mı istiyorsunuz?

Dilbilgisi

Samimi bir davet olarak Fancy getting ...?

“Fancy getting drunk...?” cümlesinde fancy bir fiildir ve “ister misin?” ya da “canın istiyor mu?” anlamına gelir. Fancy + -ing...? kalıbı hafif ve samimi bir öneri ya da davet yapmak için kullanılır. Burada getting drunk önerilen eylemdir. Fancy kelimesini “şık, gösterişli veya pahalı” anlamındaki sıfat olarak yorumlama.

Alıştırma

Hangi cümle Britanya İngilizcesinde doğal ve samimi bir davettir?

  1. Fancy to watch a film tonight?
  2. Fancy watch a film tonight?
  3. Fancy watching a film tonight?
Cevabı göster

Fancy watching a film tonight?

Well, think again Kalıp ifadeler

0:04

Bence tekrar düşünün

Kalıp ifadeler

Bir varsayımı tersine çeviren think again

Think again, konuşanın yanlış ya da güvensiz olduğunu düşündüğü bir görüşü, beklentiyi veya planı karşıdaki kişiye doğrudan yeniden değerlendirmesini söyleyen kalıplaşmış bir ifadedir. “Well, think again” içinde keskin bir dönüş yaratır: önceki varsayıma güvenilmemelidir. Yalnızca daha uzun süre düşünmeyi isteyen tarafsız bir ricadan daha güçlüdür.

Alıştırma

Birisi “This trail is short, so I do not need water.” diyor. Patikanın dik ve havanın sıcak olduğunu biliyorsun. Hangi yanıt bu varsayıma en açık biçimde karşı çıkar?

  1. I think about water again.
  2. Think it over whenever you have time.
  3. If you think you do not need water, think again.
Cevabı göster

If you think you do not need water, think again.

as these potentially harmless activities and many more

0:05

çünkü potansiyel olarak zararsız olan bu ve benzeri birçok aktivite

could well land you in trouble with the long arm of the law. Notlar

0:08

kanunun uzun koluyla başınızı derde sokabilir.

Dilbilgisi

could well: gerçek bir olasılık

could well + fiilin yalın hâli yapısında well, kiplik değerlendirmesini güçlendirir: sonucun gerçekleşmesi oldukça mümkündür veya gerçek bir olasılıktır. Buradaki could well land, hukuki sorunları inandırıcı bir sonuç olarak sunar. Well, eylemin ne kadar iyi yapıldığını anlatmaz; olasılığın derecesini değiştirir. could well ifadesini, ardından fiilin yalın hâlinin geldiği bir bütün olarak yorumlayın.

Alıştırma

Cümleyi could ve olasılığı güçlendiren zarfla tamamlayın: With no backup plan, this ____ become a serious problem.

Cevabı göster

could well

Kalıp ifadeler

land you in trouble: birini istenmeyen bir duruma sokmak

land + biri + in + bir durum yapısında land ettirgen anlam taşır: kişiyi, çoğu zaman istenmeyen bir sonuç olarak, o duruma sokmak demektir. Bu nedenle land you in trouble, sizi derde sokmak anlamına gelir; bu cümlede söz konusu sorun hukukidir. Burada bir uçağın iniş yapması anlamındaki gerçek kullanım söz konusu değildir. Özne, kötü sonucu doğuran eylem veya olayı; nesne ise etkilenen kişiyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi land ve ettirgen yapı için gerekli sözcüklerle tamamlayın: Ignoring those safety rules could ____.

Cevabı göster

land you in trouble

Deyimler

“The long arm of the law”: kanunun uzun kolu

Bu cümlede “the long arm of the law”, kolluk kuvvetlerinin ve adalet sisteminin geniş erişim gücünü anlatan bir deyimdir. İfade, “trouble with the law” durumunu çok uzaklara ulaşabilen bir otorite tarafından yakalanmak gibi gösterir. Bu imge, suç işleyenlerin saklanmaya veya kaçmaya çalışsalar bile bulunup sorumlu tutulabileceklerini anlatır. Belirli bir kanunu veya gerçek bir kolu ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi kolluk kuvvetlerinin geniş erişimini anlatan deyimle tamamlayın: He thought he could hide abroad, but ____ eventually caught up with him.

Cevabı göster

the long arm of the law

Laws of the land that may have made sense when first brought about Öbek fiiller

0:11

İlk çıkarıldıklarında mantıklı gelmiş olabilecek yerel kanunlar

have a habit of sticking around, Kalıp ifadeler

0:14

bugünkü toplumda gerçek bir yeri olmasa bile,

even if they have no real place in today's society. Kalıp ifadeler

0:16

kalıcı olma eğilimindedir.

Öbek fiiller

“When first brought about”: anlamı ve kısaltılmış edilgen yapı

“Bring about”, özellikle bir değişikliğin, sonucun veya durumun “meydana gelmesine neden olmak” demektir. Burada etkilenen şeyler laws olduğundan “brought about”, bir yere taşınmak değil, var edilmek veya oluşturulmak anlamındadır. “When first brought about”, kısaltılmış bir edilgen zaman yan cümlesidir: “when they were first brought about”. Atılan özne ile “were”, “laws” sözcüğünden anlaşılır. Özne açık olduğunda bu yaygın bir yapıdır.

Alıştırma

Cümleyi “neden oldu” anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: The safety campaign ____ a sharp decline in accidents.

Cevabı göster

brought about

Kalıp ifadeler

have a habit of sticking around: varlığını sürdürme eğiliminde olmak

Have a habit of + fiilin -ing biçimi, bir şeyin tekrar tekrar olduğunu veya olma eğilimi gösterdiğini anlatır. Burada yasalar alışkanlıkları olan insanlar gibi ele alınarak kişileştirilir ve hafif bir eleştiri eklenir: eski yasalar, ilk ortaya çıkma nedenleri ortadan kalktıktan sonra bile çoğu zaman varlığını sürdürür. Stick around genellikle kalmak veya ayrılmamak demektir. Laws gibi soyut bir özneyle kullanıldığında fiziksel olarak yakında kalmak değil, var olmaya devam etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Eski sorunların çoğu zaman kalmaya devam ettiğini anlatmak için have a habit of + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Old problems have a habit of stick around.
  2. Old problems have a habit to sticking around.
  3. Old problems have a habit of sticking around.
Cevabı göster

Old problems have a habit of sticking around.

Kalıp ifadeler

have no real place in today's society: günümüz toplumunda meşru bir yeri olmamak

Have no real place in today's society ifadesindeki place soyut anlamdadır: meşru bir rolü veya oraya ait olmak için geçerli bir nedeni anlatır. Konuşmacı bu eski yasaların modern toplumda artık uygun ya da haklı olmadığını söylüyor; fiziksel bir konumlarının olmadığını söylemiyor. Have no place in + bağlam yapısı, bir şeyin o ortamda kabul edilmemesi veya ona izin verilmemesi gerektiğine dair güçlü bir değerlendirme yapar. Real, anlamlı hiçbir rolü olmadığını belirterek bu değerlendirmeyi güçlendirir.

Alıştırma

'Bullying has no place in school' ne anlama gelir?

  1. Zorbalığın okulda kabul edilmemesi gerektiği anlamına gelir.
  2. Zorbalığın yalnızca okul dışında gerçekleştiği anlamına gelir.
  3. Okul binasında zorbalık için fiziksel alan olmadığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Zorbalığın okulda kabul edilmemesi gerektiği anlamına gelir.

Add to those antiquated laws

0:18

Bu çağdışı kanunlara

a few newer bizarre rules of the land

0:20

kanun kitaplarında kendine yer bulmuş

that have found their way into the law books Kalıp ifadeler

0:22

birkaç yeni ve tuhaf kural ekleyin

and we have a truly bizarre set of world legislation.

0:24

ve elimizde gerçekten tuhaf bir dünya yasaları seti olsun.

Kalıp ifadeler

found their way into: bir şekilde içine girmek

Bu cümlede found their way into, sıra dışı kuralların bir süreç sonunda resmî hukuk kitaplarına girdiği anlamına gelir. Kullanım mecazidir; kurallar gerçekten yolculuk etmemiş veya yol aramamıştır. find one's way into + yer veya sistem kalıbı, içeri girme aşamalarını çoğu zaman belirtmez. Bir şeyin yavaş yavaş, dolaylı biçimde veya beklenmedik şekilde ulaştığını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi find one's way into kalıbını doğru zamanda ve doğru iyelik sözcüğüyle kullanarak tamamlayın: The typo somehow ____ the final report.

Cevabı göster

found its way into

So, what are some of the strangest laws

0:27

Peki, dünya çapında kanun kitaplarında hala yer alan

that still remain on the books around the world? Kelime

0:28

en garip kanunlardan bazıları nelerdir?

Kelime

remain on the books: resmî kayıtlarda kalmak

Burada remain on the books, yasaların hukuk sisteminde hâlâ resmen kayıtlı olduğu ve resmen yürürlükten kaldırılmadığı anlamına gelir. Books sözcüğü sıradan kitapları değil, mecazi olarak resmî hukuk kayıtlarını belirtir. Yetkililer bir yasayı nadiren uygulasa veya hiç uygulamasa bile o yasa remain on the books durumunda olabilir. Bu nedenle ifade, günlük uygulamadan çok resmî statüyü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “resmen kayıtlı ve yürürlükten kaldırılmamış” anlamındaki sabit hukuk ifadesiyle tamamlayın: Although it is almost never enforced, the old ordinance remains ____.

Cevabı göster

on the books

That's what we'll find out in this episode of the Infographics Show,

0:30

İşte Infographics Show'un bu bölümünde bunu öğreneceğiz,

Strange Laws that still exist.

0:33

Hala var olan Tuhaf Kanunlar.

Great Britain has some of the strangest laws in the world,

0:35

Büyük Britanya dünyadaki en tuhaf yasalardan bazılarına sahip,

some of which are broken every day. Dilbilgisi

0:38

ve bunların birçoğu her gün çiğneniyor.

Dilbilgisi

Kısıtlayıcı olmayan ilgi cümleciğinde some of which kullanımı

Some of which, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which, çoğul laws adına geri gönderimde bulunur; some of ise bu yasaların yalnızca bir bölümünün her gün çiğnendiğini gösterir. Bu kalıp, daha önce belirtilen bir grubun bir bölümü hakkında ek bilgi verir: çoğul isim + virgül + some of which + fiil. Ek bilgiyi aynı cümlenin içinde tutar.

Alıştırma

Cümleyi “önerilerin bir bölümü” anlamına gelen ilgi ifadesiyle tamamlayın: The committee reviewed ten proposals, ____ required major revisions.

Cevabı göster

some of which

It is illegal, for example,

0:40

Örneğin, Birleşik Krallık'taki bir pub'da sarhoş olmak

to be drunk in a pub in the UK.

0:41

yasa dışıdır.

How many thousands of Brits

0:43

Acaba binlerce Britanyalıdan kaçı

break that law every single day?

0:45

her gün bu yasayı çiğniyordur?

It is also illegal to carry a plank of wood along the pavement,

0:46

Kaldırım boyunca bir tahta kalası taşımak da yasa dışıdır,

especially, one would imagine, Ton ve niyet

0:50

özellikle de tahmin edebileceğiniz gibi,

after getting drunk in the pub.

0:52

pub'da sarhoş olduktan sonra.

Ton ve niyet

One would imagine ifadesini yumuşatılmış bir ara yorum olarak kullanmak

One would imagine, konuşmacının araya eklediği ve “böyle varsaymak makul görünüyor” anlamına gelen bir yorumdur. Burada sarhoş olma ayrıntısını yasanın bir parçası olarak değil, mizahi bir çıkarım olarak sunar. One genel bir kişiyi belirtir; would ise iddiayı daha az doğrudan ve daha az kesin hâle getirerek yumuşatır. Bu kullanımda would, geçmişten bakıldığında geleceği ifade etmez.

Alıştırma

“The hike will be harder, one would imagine, after heavy rain,” cümlesinde one would imagine ara sözü ne işe yarar?

  1. Hayal edilen olayı geçmişten bakıldığında geleceğe yerleştirir.
  2. Zorluğu makul ama yumuşatılmış bir çıkarım olarak sunar.
  3. Doğa yürüyüşüyle ilgili resmî bir kural bildirir.
Cevabı göster

Zorluğu makul ama yumuşatılmış bir çıkarım olarak sunar.

Not quite so bizarre is the stipulation Kelime

0:53

O kadar da tuhaf olmayan bir kural ise

that members of parliament in jolly old England

0:55

neşeli eski İngiltere'deki parlamento üyelerinin

are not allowed to wear a suit of armor in parliament.

0:58

parlamentoda zırh giymelerine izin verilmemesidir.

Kelime

the stipulation that + içerik cümleciği

Stipulation, özellikle yasa, sözleşme veya anlaşmalarda uyulması gereken bir koşul ya da kuralı anlatan resmî bir sözcüktür. Burada yasağı bir öneri değil, resmî bir gereklilik olarak sunar. That ile başlayan yan cümle, şartın içeriğini açıklar: parlamento üyelerinin orada zırh giymesine izin verilmez. Kullanılabilir kalıp the stipulation that + tam cümlecik şeklindedir.

Alıştırma

Örnekte the stipulation that neyi gösteriyor?

  1. İçeriği that ile başlayan yan cümlede verilen resmî bir koşul
  2. Konuşanın İngiltere hakkındaki kişisel şaşkınlığı
  3. Göz ardı edilebilecek sıradan bir öneri
Cevabı göster

İçeriği that ile başlayan yan cümlede verilen resmî bir koşul

But surely this law should have been updated by the lawmakers themselves Ton ve niyet

1:01

Ancak şüphesiz bu kanun parlamento üyeleri tarafından

while in parliament, no?

1:04

parlamentodayken güncellenmeliydi, değil mi?

Ton ve niyet

Onay için baskı kuran But surely ... no?

But surely, bir iddiayı dinleyenin de açık ve belli bulması beklenen bir düşünce olarak sunar. Baştaki But, az önce anlatılan durumla bir çelişki olduğunu gösterir. Sondaki no?, onay isteyen samimi bir soru ekidir. But surely ... no? birlikte kullanıldığında cümle, açık bir bilgi sorusundan çok karşı tarafı retorik biçimde aynı fikirde olmaya yönlendirir. Burada ayrıca alaycı ve eleştirel bir ton katar.

Alıştırma

Konuşan kişi But surely ... no? ile esas olarak ne yapıyor?

  1. Tercih edilen cevabı olmayan tarafsız bir soru sormak
  2. parliament sözcüğünün gerçek anlamını düzeltmek
  3. Eleştiriyi açık bir gerçek gibi sunup karşı tarafı onaylamaya çağırmak
Cevabı göster

Eleştiriyi açık bir gerçek gibi sunup karşı tarafı onaylamaya çağırmak

It is also highly illegal to handle a salmon

1:06

İngiltere ve Galler'de

in suspicious circumstances Kelime

1:09

şüpheli koşullar altında

in England and Wales.

1:10

bir somon balığını elinde bulundurmak da son derece yasa dışıdır.

Kelime

in suspicious circumstances: kanıtlanmamış şüphe

In suspicious circumstances, “şüphelenmek için makul gerekçeler sunan bir durumda” anlamına gelen resmî bir ifadedir. Burada bir kişinin somonu hangi koşullar altında tuttuğunu açıklayan bir zarf öbeği olarak görev yapar. Suspicious, kanıtlanmış bir suçu veya suçlu bir kişiyi değil, circumstances sözcüğünü niteler. İfade, olayın çevresindeki olguların kuşku uyandırdığını ve soruşturmayı gerektirebileceğini belirtir, ancak sonucu açık bırakır.

Alıştırma

Bir polis raporunda “The package was collected in suspicious circumstances.” deniyor. Bu ifadeden güvenle hangi sonuca varabilirsiniz?

  1. Paketin alınmasında olağan dışı hiçbir şey görünmedi.
  2. Paketi alan kişi kesinlikle bir suçtan hüküm giydi.
  3. Durum şüphe uyandırdı, ancak yanlış bir davranış henüz kanıtlanmamış olabilir.
Cevabı göster

Durum şüphe uyandırdı, ancak yanlış bir davranış henüz kanıtlanmamış olabilir.

And if there is an unsuspicious way

1:12

Ve eğer sudan çıkmış tatlı su balığını taşımanın

to handle freshwater fish out of water,

1:13

şüpheli olmayan bir yolu varsa,

we'd love to see it. Ton ve niyet

1:16

bunu görmeyi çok isteriz.

Ton ve niyet

we'd love to see it: ironik bir meydan okuma

Burada we'd, we would ifadesinin kısaltmasıdır. We'd love to see it, kelime anlamıyla bir şeyi görmeye yönelik sıcak ve içten bir ilgi ifade edebilir. Bu koşullu şakada konuşan kişi, “şüphe uyandırmayan” bir yolun gerçekten var olmasını beklemez. İfade, böyle bir şey mümkünse kanıtlanması gerektiğini söyleyen eğlenceli bir meydan okuma olarak ironik biçimde kullanılır. Bu nedenle olumlu sözler gerçek bir heves yerine şüphe aktarır.

Alıştırma

Pek mümkün görünmeyen bir iddia bağlamında “we'd love to see it” büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Bunu izlemek için samimi biçimde bir zaman ayarlıyoruz.
  2. Bize göster, çünkü böyle bir şeyin var olduğundan şüpheliyiz.
  3. Bunu zaten gördük ve beğendik.
Cevabı göster

Bize göster, çünkü böyle bir şeyin var olduğundan şüpheliyiz.

It's also an offense to beat or shake a carpet or rug,

1:17

Birleşik Krallık'ta sabah 8'den önce

except if it's a doormat,

1:20

paspas olmadığı sürece,

before 8:00 a.m. in the UK.

1:22

bir halıyı veya kilimi dövmek veya silkelemek de suçtur.

And if you're an Englander,

1:24

Ve eğer bir İngilizseniz,

forget about dining on exotic waterfowl, Öbek fiiller

1:25

egzotik su kuşlarını yemeyi unutun,

Öbek fiiller

forget about: Bir plandan veya olasılıktan vazgeçmek

Buradaki forget about, “o olasılığı düşünmeyi bırak” veya “bunun gerçekleşmesini bekleme” anlamına gelen bir emir ifadesidir. Hafızayla ilgili bir unutmayı anlatmaz. Konuşmacı, İngiltere'deki sıradan birinin egzotik su kuşları yeme seçeneğini eler. Aktarılabilir kalıp forget about + isim veya -ing biçimidir. Yönerge olarak kullanıldığında bir planı ya da beklentiyi, cannot ile kurulan düz bir ifadeden daha canlı biçimde devre dışı bırakabilir.

Alıştırma

Birine plandan vazgeçmesini söyleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: With only ten dollars left, ____ ordering the fifty-dollar dessert.

Cevabı göster

forget about

unless you happen to be the Queen of England, Dilbilgisi

1:28

tesadüfen İngiltere Kraliçesi değilseniz,

Dilbilgisi

happen to be: Tesadüfi bir durum veya kimlik

happen to be yapısında happen to + fiilin yalın hâli, birinin tesadüfen belirli bir durumda olması veya bir şey yapması anlamına gelir; burada happen tek başına “meydana gelmek” demek değildir. unless koşulu içinde bu ifade, Kraliçe olmayı sonucu değiştirecek özel istisna olarak sunar. Koşul açıkça pek olası değilse ifade kuru veya ironik bir ton da yaratabilir. Genel olarak happen to + fiil, bir gerçeği planlanmış değil tesadüfi olarak sunar.

Alıştırma

Leo happened to be at the station cümlesi ne anlama gelir?

  1. Leo istasyona gitmeyi planlamıştı.
  2. Leo tesadüfen istasyondaydı.
  3. Leo istasyonda bir olaya sebep oldu.
Cevabı göster

Leo tesadüfen istasyondaydı.

it is illegal to eat a swan.

1:30

kuğu yemek yasa dışıdır.

Should you be pregnant in Britain, Dilbilgisi

1:32

Britanya'da hamileyseniz,

it is perfectly legal to spend a penny in a policeman's hat, Deyimler

1:33

bir polisin şapkasına işemek tamamen yasaldır,

Dilbilgisi

Should you be pregnant: resmî koşul devrikliği

Bir yan tümcenin başında Should + özne + fiilin yalın hâli, olası bir koşulu belirtebilir. Buradaki Should you be pregnant, If you should be pregnant veya daha basit biçimiyle If you are pregnant anlamına gelir. Bu, koşul cümlesinde devrik yapıdır: should öznenin önüne geçer ve if kullanılmaz. Virgül koşulun bittiğini gösterir; dolayısıyla bu ifade bir soru değildir ve should yükümlülük bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi should kullanılan resmî koşul devrikliğiyle tamamlayın: ____, call this number.

Cevabı göster

Should you need help

Deyimler

spend a penny: eski bir Britanya örtmecesi

Eski Britanya İngilizcesinde spend a penny, tuvalete gitmek anlamına gelen nazik bir örtmecedir. Bu cümlede bir penny ödemek anlamına gelmez. İfade, geçmişte bazı umumi tuvaletlerin bir penny ücret almasından gelir. Ancak okurken önemli olan, satın alma söz konusu değilse tüm ifadeyi bir deyim olarak tanımaktır.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede spend a penny ne anlama gelir? After the long drive, she stopped to spend a penny.

  1. Birine bozuk para vermek
  2. Çok ucuz bir şey satın almak
  3. Tuvalete gitmek
Cevabı göster

Tuvalete gitmek

or in fact, anywhere else,

1:37

hatta acil bir durum söz konusuysa,

should it be an emergency.

1:38

başka herhangi bir yere de yapabilirsiniz.

And on a similar note, Anlatım akışı

1:40

Ve benzer bir notta,

and on the subject of toilets,

1:41

tuvaletler konusuna gelince,

Anlatım akışı

İlgili bir konuya geçiş olarak on a similar note

Bu cümlede on a similar note, konuşmacının önceki noktayla bağlantılı yeni bir noktaya geçtiğini gösterir. Dinleyicilere sıradaki tuvaletle ilgili noktanın az önce duyduklarıyla aynı düşünce çizgisinde olduğunu bildirerek bilgiyi düzenler. Buradaki note, yazılı bir not ya da müzik sesi değil, konuşmadaki bir tema veya düşünce çizgisidir. İfade, bağlantıyı açıkça göstererek ilgili bir fikir, örnek veya hikâye sunabilir.

Alıştırma

Ekip az önce daha az kâğıt kullanmayı tartıştı. Maya şimdi zarfları yeniden kullanmayı önermek istiyor. Yeni fikrinin önceki konuyla bağlantılı olduğunu en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir?

  1. On a similar note
  2. On another note
  3. To change the subject
Cevabı göster

On a similar note

up in Scotland,

1:42

kuzeyde İskoçya'da,

if somebody knocks on your door asking to use the bog, Kelime

1:43

biri kapınızı çalıp tuvaleti kullanmayı isterse,

you must, by law,

1:46

kanunen

let them inside and offer your bathroom.

1:47

onları içeri almalı ve banyonuzu sunmalısınız.

Kelime

Tuvalet anlamındaki gayriresmî İngiliz ifadesi the bog

Bu cümlede the bog, İngiliz ve İrlanda İngilizcesinde «tuvalet» demenin gayriresmî bir yoludur. Use the bog diye soran kişi, daha sonra bathroom olarak adlandırılan aynı yeri kullanmak istemektedir. Bog ayrıca ıslak ve çamurlu bir araziyi, yani bataklığı ifade edebilir. Burada use the bog ifadesi ve evdeki bir yeri kullanma isteği bağlamı, arazi anlamını değil tuvalet anlamını seçer.

Alıştırma

Gayriresmî İngiliz İngilizcesinde “I'm just going to the bog; save my seat” cümlesindeki bog ne anlama gelir?

  1. tuvalet
  2. ıslak ve çamurlu bir alan
  3. depo
Cevabı göster

tuvalet

Also in Scotland,

1:49

Yine İskoçya'da,

that bizarrely colorful land of haggis and bagpipes,

1:51

haggis ve gaydaların o tuhaf ve renkli diyarında,

there may be more to that folktale about Scotsmen and their kilts. Kalıp ifadeler

1:54

İskoç erkekleri ve kiltleri hakkındaki şu halk masalında daha fazlası olabilir.

Kalıp ifadeler

O halk hikâyesinin ardında daha fazlası olabilir

Burada there may be more to that folktale, halk hikâyesinin ilk bakışta göründüğünden daha fazla gerçeklik, kanıt veya karmaşıklık taşıyabileceği anlamına gelir. More yalnızca hikâyenin miktarının daha fazla olduğunu anlatmaz. there is more to X kalıbı, X'in açıkça görülmeyen başka bir katmanı olduğunu belirtir. May iddiayı yumuşatır: konuşan kişi bunu gerçek olarak sunmak yerine bir olasılık öne sürer.

Alıştırma

Gizli ayrıntılar olabileceğini temkinli biçimde belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: There ____ this decision than the short email explains.

Cevabı göster

may be more to

Ever wondered what exactly is beneath the famous tartan kilt? Anlatım akışı

1:57

Ünlü İskoç kiltinin altında tam olarak ne olduğunu hiç merak ettiniz mi?

Anlatım akışı

Ever Wondered ...? ile samimi ve dikkat çekici giriş

Ever wondered ...?, Have you ever wondered ...? sorusunun kısaltılmış, konuşma diline özgü biçimidir. Bilinen bir soru kalıbı olduğu için çıkarılan Have you bölümü kolayca anlaşılır. Bir videonun, yazının veya konuşmanın başında dikkat çekici bir giriş işlevi görür: dinleyicinin aklına bir soru getirir ve ardından bir açıklama geleceğini bildirir.

Alıştırma

Have you ever wondered ...? yapısında kullanılan geçmiş zaman ortacıyla samimi giriş sorusunu tamamlayın: Ever ____ why some stars look brighter than others?

Cevabı göster

wondered

Well, according to ancient legend, nothing.

2:00

Eski efsaneye göre, hiçbir şey.

No underwear can be worn under the kilt,

2:03

Kiltin altına iç çamaşırı giyilemez

and according to an old law,

2:05

ve eski bir kanuna,

or perhaps to be fair, urban legend, Ton ve niyet

2:07

ya da dürüst olmak gerekirse bir şehir efsanesine göre,

Ton ve niyet

Dengeleme ve öz düzeltme belirteci olarak to be fair

Bu cümlede to be fair, konuşanın old law nitelemesini yeniden düzenlediğini gösterir. Konuşan, buna law demenin doğrulanabilen bilgiyi aşabileceğini kabul eder ve bunu daha temkinli urban legend ifadesiyle değiştirir. Bir söylem belirteci olarak to be fair, az önce söyleneni dengeleyen, sınırlayan veya düzelten bir bilgiyi sunar. Konuşanın iddiasını nasıl yönettiğini gösterir; bir kişiye adil davranılıp davranılmadığını kelimesi kelimesine sormaz.

Alıştırma

Cümleyi dengeleyici bir husus sunan üç sözcüklü söylem belirteciyle tamamlayın: The hotel room was small; ____, it was clean and quiet.

Cevabı göster

to be fair

if a Scotsman is found to be wearing underwear beneath his kilt,

2:09

eğer bir İskoçyalı kiltinin altına iç çamaşırı giyerken yakalanırsa,

then he is routinely charged two beers

2:12

onun iç çamaşırı giydiğini keşfeden kişi

by whoever discovered his non-commando status.

2:15

kendisine adet olarak iki bira ısmarlatır.

Although we can't confirm the exact legal standing of this law, Kelime

2:18

Bu kanunun tam hukuki statüsünü doğrulayamasak da,

Kelime

Bir yasanın statüsü veya gücü anlamında legal standing

Burada legal standing, söz konusu olduğu iddia edilen yasanın hukuken tanınıp tanınmadığını, geçerli olup olmadığını veya hukuki etki doğurup doğuramayacağını geniş anlamda ifade eder. Konuşan, kesin durumunun doğrulanamadığını söylüyor. Hukuk İngilizcesinde standing sözcüğünün daha dar bir teknik anlamı da vardır: bir kişi veya kuruluşun dava açma hakkı ya da ehliyeti. Burada bir davacıdan değil yasanın kendisinden söz edildiği için kastedilen anlam bu değildir.

Alıştırma

the exact legal standing of this law ifadesinde legal standing bağlam içinde ne anlama gelir?

  1. Yasanın kamuoyunda iyi bir itibarı olup olmadığı
  2. Birinin fiziksel olarak yasanın yakınında ayakta durup durmadığı
  3. Söz konusu olduğu iddia edilen yasanın tanınmış hukuki statüsü veya gücü olup olmadığı
  4. Bir kişinin dava açma hakkına sahip olup olmadığı
Cevabı göster

Söz konusu olduğu iddia edilen yasanın tanınmış hukuki statüsü veya gücü olup olmadığı

it is too difficult to resist sharing.

2:21

paylaşmaya direnmek çok zor.

The USA also has its fair share of quirky laws. Kalıp ifadeler

2:23

ABD'nin de kendine has ilginç kanunları vardır.

Kalıp ifadeler

have its fair share of: bir şeyden epeyce payına sahip olmak

has its fair share of quirky laws ifadesinde its fair share of, bunlardan kayda değer veya epeyce sayıda bulunduğunu anlatır. Buradaki fair, yasaların adil ya da iyi olduğu anlamına gelmez; ifade, yasaların gerçekten eşit biçimde paylaştırılmasından da söz etmez. also ile birlikte kullanıldığında ABD, istisna olmayan başka bir yer olarak sunulur: konuşmacı başka yerlerdeki alışılmadık yasalardan sonra karşılaştırmayı ABD'ye taşır. Yeniden kullanılabilen kalıp have/has + iyelik belirleyicisi + fair share of + isim şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü deyimle tamamlayın: Even a small town can have its ____ unusual rules.

Cevabı göster

fair share of

In Arizona,

2:26

Arizona'da,

allowing your pet donkey to sleep in the bathtub is against the law.

2:27

evcil eşeğinizin küvette uyumasına izin vermek kanunlara aykırıdır.

Placing salt on a railway track

2:30

Demiryolu hattına tuz koymak

is an offense punishable by the death penalty in Birmingham. Kelime

2:32

Birmingham'da ölüm cezası ile cezalandırılan bir suçtur.

Kelime

punishable by the death penalty: ölüm cezasıyla cezalandırılabilir

an offense punishable by the death penalty ifadesinde punishable by + ceza, yasanın söz konusu suç için o cezaya izin verdiğini belirten resmî bir hukuk kalıbıdır. Burada punishable by the death penalty, offense sözcüğünü niteler; death penalty ise ceza hukuku kapsamında idam anlamına gelir. Bu ifade, yasaların izin verdiği ceza aralığını anlatır; tek başına, mahkemenin her davada bu cezayı vereceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî hukuk ifadesiyle tamamlayın: Under the statute, damaging the protected site is ____ a large fine.

Cevabı göster

punishable by

At first glance, this seems a tad harsh, Notlar

2:35

İlk bakışta, bu biraz sert görünüyor,

Anlatım akışı

At first glance: ön izlenimi çerçevelemek

At first glance, this seems a tad harsh yargısını ilk değerlendirmeyle sınırlar. “İlk hızlı bakışa veya hemen elde bulunan bilgilere göre” anlamına gelir; birinin gerçekten yalnızca bir kez göz attığını anlatmaz. Söze giriş ifadesi olarak dinleyiciye, daha fazla bilgi ele alındığında bu ilk izlenimin değişebileceğini bildirir. Karşıtlık kurmak için kullanışlıdır: önce ilk görünüş, ardından daha kapsamlı açıklama gelir.

Alıştırma

Bir yargıyı zaman sırasının başlangıcı olarak değil, hızlı bir ilk izlenime dayalı olarak sunan ifade hangisidir?

  1. At first
  2. At first glance
  3. Finally
Cevabı göster

At first glance

Kelime

a tad harsh: gündelik bir hafifletme

A tad, “biraz” veya “hafifçe” anlamına gelir. a tad harsh ifadesinde değerlendirmeyi düşük dereceli göstererek harsh sözcüğünü yumuşatır. Bu yapıda tad tekil bir isimdir, bu nedenle a tanımlığı ifadenin bir parçasıdır. Az önce sözü edilen ceza ölüm olduğundan, buna yalnızca a tad harsh demek bilinçli bir hafifletmedir. Yumuşak sözlerle aşırı durum arasındaki fark, gerçek bir derece ölçümü değil, kuru bir mizah oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi gündelik a tad ifadesiyle tamamlayın: The soup is ____ too salty for me.

Cevabı göster

a tad

but the reason is that the train could either derail

2:37

ancak bunun nedeni trenin raydan çıkabilmesi

or attract cattle onto the track,

2:40

veya büyükbaş hayvanları raylara çekebilmesidir,

which could also result in a major derailment or at least a delay.

2:42

bu da büyük bir raydan çıkma ya da en azından bir gecikmeyle sonuçlanabilir.

So, don't go putting salt on the rails, kids. Dilbilgisi

2:46

Yani, raylara tuz koymayın, çocuklar.

Dilbilgisi

don't go putting: gündelik dilde bir uyarı kalıbı

don't go putting ifadesindeki kalıp don't go + fiil-ing şeklindedir. ‘Bunu yapmaya başlama ya da bunu yapmayı seçme’ anlamına gelir. Buradaki go hareket bildirmez; putting de şimdiki zaman yapısı değildir, uyarı kalıbını tamamlar. Bu ifade uyarıcı veya hafifçe azarlayan bir ton katar. Cümlede konuşan kişi çocukları raylara tuz dökmemeleri için uyarıyor.

Alıştırma

Uyarıyı don't go + touch fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ that wet paint.

Cevabı göster

Don't go touching

It's also against the law to play a game of Frisbee

2:48

Los Angeles'ta bir cankurtaranın iznini önceden almadan

without first acquiring the permission of a lifeguard in Los Angeles.

2:50

Frizbi oynamak da yasaktır.

Although responsible Frisbee throwing is, we are told, permitted. Anlatım akışı

2:54

Ancak bize söylendiğine göre, sorumlu Frizbi atmaya izin verilmektedir.

Anlatım akışı

we are told: parantez içi kaynak belirteci

We are told, aktarılan bilginin kaynağını belirten parantez içi bir ifadedir. Virgüller, bu ifadenin ana bilgi olan responsible Frisbee throwing is permitted sözünün arasına girmesini ve bilginin dış bir kaynaktan geldiğini belirtmesini sağlar. Edilgen yapı kaynağı adlandırmaz; çünkü kaynak bilinmiyor, zaten anlaşılıyor veya burada önemli olmayabilir. Ayrıca mesafe de yaratabilir: anlatıcı izni aktarır ancak doğruluğunu tamamen garanti etmez. Bu ifade, birinin anlatıcıya emir verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bilginin dış bir kaynaktan geldiğini göstermek için parantez içi bir kaynak belirteci kullanır?

  1. We made the trail safe after sunrise.
  2. The trail is, we are told, safe after sunrise.
  3. The trail is definitely safe after sunrise.
Cevabı göster

The trail is, we are told, safe after sunrise.

Who can blame the city with all those lawsuits flying around? Ton ve niyet

2:57

Etrafta uçuşan onca davayla şehri kim suçlayabilir?

Ton ve niyet

Retorik soru olarak Who can blame the city?

“Who can blame the city?” biçim olarak bir sorudur, ancak retorik bir sorudur: beklenen cevap hiç kimse şeklindedir. Konuşan kişi, şehir bu kadar çok davayla karşı karşıya olduğu için temkinli davranmasının anlaşılır olduğunu söylüyor. Who can blame + person or group? kalıbını bir tepkiyi savunmak veya o tepkiye anlayış göstermek için kullanabilirsiniz. Ton samimi olabilir; ancak burada davaların “ortalıkta uçuşması” şeklindeki abartılı görüntü cümleyi komik hâle getiriyor.

Alıştırma

“Who can blame the city?” burada ne anlama geliyor?

  1. Birisi şehri suçlayan kişinin kim olduğunu belirlemelidir.
  2. Bütün davalardan şehir sorumludur.
  3. Şehrin temkinli davranması anlaşılır, bu yüzden onu suçlamak zordur.
Cevabı göster

Şehrin temkinli davranması anlaşılır, bu yüzden onu suçlamak zordur.

And what happened to the chicken who crossed the road in Georgia? Kültür

3:00

Peki Georgia'da karşıdan karşıya geçen tavuğa ne oldu?

Its owner got arrested.

3:03

Sahibi tutuklandı.

Kültür

the chicken who crossed the road ve klasik fıkra göndermesi

the chicken who crossed the road ifadesi, İngilizcedeki en tanınmış fıkra başlangıçlarından birine gönderme yapar: “Why did the chicken cross the road?” Bilinen cevap “To get to the other side.” şeklindedir. Bu arka planı bilmek, cümleyi yalnızca gerçek bir olay gibi değil, bir gönderme olarak anlamanızı sağlar. Altyazı, tavuğa ne olduğunu sorarak başlangıcı değiştirir ve ardından “Its owner got arrested.” cevabını verir. Beklenen zararsız esprinin yerini beklenmedik bir yasal sonuç alınca mizah ortaya çıkar ve gönderme, serbest dolaşan tavuklarla ilgili bir kurala bağlanır.

Alıştırma

“Its owner got arrested” bu bağlamda neden komiktir?

  1. Yolun karşısına geçtiği için tavuğun kendisinin tutuklandığını söyler.
  2. Klasik yolun karşısına geçen tavuk fıkrasının bilinen sonunu beklenmedik bir yasal sonuçla değiştirir.
  3. Klasik fıkranın sonunu dinleyicinin beklediği biçimde aynen verir.
Cevabı göster

Klasik yolun karşısına geçen tavuk fıkrasının bilinen sonunu beklenmedik bir yasal sonuçla değiştirir.

It is against the law to let your chickens roam around unattended

3:04

Bu eyalette

in this state.

3:08

tavuklarınızın gözetimsiz dolaşmasına izin vermek yasaktır.

In Hawaii,

3:09

Hawaii'de,

it is illegal to work at the same company

3:09

ikiz erkek veya kız kardeşinizle

as your twin brother or sister.

3:11

aynı şirkette çalışmak yasa dışıdır.

We guess this law is in place to avoid workplace confusion Kalıp ifadeler

3:13

Bunun iş yerinde kimin ne yaptığı ve kimin izin aldığı konusundaki karışıklığı

Kalıp ifadeler

be in place to + fiil: mevcut bir önlem ve amacı

Burada is in place, “zaten mevcut ve kullanılıyor ya da uygulanıyor” anlamına gelir. Yasanın fiziksel konumunu değil, şu anki durumunu anlatır. be in place to + fiilin yalın hâli yapısı, mevcut bir kuralın, sistemin veya düzenlemenin amacını açıklar. Bu cümlede to avoid, yasanın neyi önlemeyi amaçladığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “bu amaçla zaten mevcut” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: A review system ____ catch mistakes before publication.

Cevabı göster

is in place to

as to who is doing what and who has taken the day off. Kelime

3:16

önlemek için yürürlükte olduğunu tahmin ediyoruz.

Kelime

as to + soru cümleciği: belirsizliğin konusunu belirtmek

Burada as to, “hakkında” veya “konusunda” anlamına gelir. İş yerindeki karışıklığın arkasındaki belirli soruları, yani her işi kimin yaptığı ve kimin izinli olduğu sorularını tanıtır. as to ifadesini tek bir birleşik edat olarak düşünün. Burada ardından who ile başlayan iki dolaylı soru cümleciği gelir; daha genel olarak bir isim öbeğini, wh ile başlayan bir cümleciği veya whether cümleciğini tanıtabilir.

Alıştırma

Cümleyi “hakkında” anlamına gelen daha resmî iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: There is still uncertainty ____ whether the road will reopen tonight.

Cevabı göster

as to

And dog lovers, beware. Ton ve niyet

3:19

Ve köpek severler, dikkat.

Ton ve niyet

dog lovers, beware: doğrudan seslenme ve uyarı

Dog lovers doğrudan bir seslenme ifadesidir: bu isim öbeği hedeflenen dinleyicileri belirtir ve virgül onu asıl uyarıdan ayırır. Beware, “tetikte ol” veya “dikkat et” anlamına gelen emir biçiminde bir uyarıdır. dog lovers, beware ifadesinde tehlike ya da sorun henüz belirtilmediği için uyarı, dikkati ardından gelen bilgiye yöneltir. be careful ifadesinden daha resmî veya dramatik duyulur.

Alıştırma

Bu cümlede dog lovers, beware ne anlama geliyor?

  1. Herkesten köpekleri neden sevdiğini açıklamasını ister.
  2. Köpekleri seven kişilere doğrudan seslenir ve onları kısaca uyarır.
  3. Köpeklerin kendilerini seven insanlardan korkması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Köpekleri seven kişilere doğrudan seslenir ve onları kısaca uyarır.

Unless you have four legs and a tail that wags,

3:21

Dört bacağınız ve sallanan bir kuyruğunuz yoksa,

it's illegal to live in a dog kennel in Idaho,

3:23

Idaho'da bir köpek kulübesinde yaşamak yasa dışıdır,

bringing a whole new meaning to sleeping in the doghouse. Deyimler

3:26

bu da köpeğin kulübesinde uyumaya yepyeni bir anlam katıyor.

Deyimler

Sleeping in the doghouse: deyim ve gerçek anlamlı kelime oyunu

To be in the doghouse, birinin size kızması veya sizden hayal kırıklığına uğraması nedeniyle onun gözünden düşmek anlamına gelir ve çoğunlukla yakın ilişkilerde kullanılır. Sleeping in the doghouse, ceza olarak başka bir yere gönderilme düşüncesini çağrıştıran esprili bir çeşitlemedir. Bu cümlede gerçek bir dog kennel, doghouse sözcüğünün gerçek anlamdaki görüntüsünü canlandırırken bilinen deyim mecaz anlamı sağlar. Bringing a whole new meaning to, konuşmacının şaka yapmak için iki anlamdan da yararlandığını haber verir.

Alıştırma

Cümleyi “biri size kızdığı için onun gözünden düşmek” anlamındaki deyimle tamamlayın: Maya is angry because I forgot our anniversary, so I'm ____.

Cevabı göster

in the doghouse

Perhaps stranger than all these laws, though,

3:29

Ancak belki de tüm bu kanunlardan daha garip olanı,

is the law in Vermont

3:31

takma diş isteyen kadınların yasalar gereği

whereby women who want false teeth are required, by law,

3:32

önce kocalarından izin almalarını gerektiren

to first obtain permission from their husband.

3:36

Vermont'taki yasadır.

Quite why this law still exists Dilbilgisi

3:38

Bu kanunun neden hala var olduğu

is totally baffling to us here at the Infographics Show.

3:40

biz Infographics Show ekibi için tam bir muamma.

Dilbilgisi

Quite why ... is totally baffling ile güçlü şaşkınlık belirtmek

“Quite why this law still exists” wh yan cümlesinin tamamı cümlenin öznesidir. Yan cümle içinde this law still exists biçimindeki düz cümle söz dizimi korunur ve tekil is fiili “totally baffling” değerlendirmesini bağlar. Buradaki quite, why sözcüğünü güçlendirerek “tam olarak neden” veya “neden acaba” anlamını verir. Konuşmacı doğrudan soru sormaz; anlaşılır hiçbir neden görünmediğini yorumlar. Kalıp Quite why + özne + fiil + değerlendirme bildiren yüklem biçiminde başka bağlamlara aktarılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir nedenin anlaşılmasının zor olduğunu belirtmek için bu kalıbı doğal biçimde kullanır?

  1. Quite why the alarm went off is still a mystery.
  2. Quite why did the alarm go off is still a mystery.
  3. Why did the alarm go off is still a mystery.
Cevabı göster

Quite why the alarm went off is still a mystery.

Perhaps someone can explain this one to us.

3:43

Belki biri bize bunu açıklayabilir.

And then there's the strange legal world of mainland Europe. Anlatım akışı

3:45

Ve bir de kıta Avrupası'nın o garip yasal dünyası var.

Anlatım akışı

Konu ekleme kalıbı olarak And then there's

“And then there's”, daha önce belirtilenlerden sonra yeni bir unsur ekleyerek bilgiyi düzenler. And önceki içeriğe bağlanır, then sıradaki aşamayı işaretler ve there's ardından gelen isim grubunu dinleyicinin şimdi dikkat etmesi gereken bir unsur olarak sunar. Burada “the strange legal world of mainland Europe” aynı geniş listenin içindeki bir sonraki konu olarak tanıtılır. İfade esas olarak bir sunma aracıdır; fiziksel konum bildiren bir cümle değildir.

Alıştırma

Dikkat çekici bir unsur daha tanıtan üç sözcüklü sunum kalıbıyla cümleyi tamamlayın: “We've covered the cost and the timeline. ____ the question of staff training.”

Cevabı göster

And then there's

In Greece,

3:48

Yunanistan'da,

it is illegal to go sightseeing around the ancient ruins

3:49

eski kalıntıların etrafında yüksek topuklu ayakkabılarla

wearing high heels,

3:51

gezmek yasa dışıdır,

and in France,

3:53

ve Fransa'da,

it is illegal to name your pet pig Napoleon.

3:53

evcil domuzunuza Napolyon adını vermek yasa dışıdır.

In Rome, Italy,

3:56

Roma, İtalya'da,

keeping a lone goldfish in a fishbowl Kelime

3:57

bir fanusta tek bir Japon balığı beslemek

is considered animal cruelty and is against the law,

3:59

hayvan zulmü olarak kabul edilir ve yasa dışıdır,

Kelime

a lone goldfish: isimden önce kullanılan lone

a lone goldfish ifadesinde lone, goldfish sözcüğünün hemen önüne gelen bir sıfattır. Başka japon balığı olmadan yalnızca bir tane bulunduğunu belirtir. Bu ifade balığın duygularını değil, nesnel durumunu veya sayısını anlatır. Aynı yapı, belirli bir ortamda tek olan ya da diğerlerinden ayrı duran bir kişiyi veya şeyi belirtmek için de kullanılabilir; a lone tree ve the lone survivor buna örnektir.

Alıştırma

Duygu ima etmeden ağacın oradaki tek ağaç olduğunu tarafsız biçimde anlatan sözcüğü seçin: At the edge of the field stood a ___ tree.

  1. lonely
  2. alone
  3. lone
Cevabı göster

lone

but if you have more than one in the bowl,

4:02

ancak fanusta birden fazla balığınız varsa,

that is considered acceptable

4:04

bunun kabul edilebilir olduğu düşünülür

because we all know fish are sociable creatures. Ton ve niyet

4:05

çünkü hepimiz balıkların sosyal yaratıklar olduğunu biliriz.

Ton ve niyet

because we all know: ironik ortak bilgi çerçevesi

because we all know yan cümlesinin iki görevi vardır: because bir neden sunar, we all know ise ardından gelen iddiayı herkesin paylaştığı bir bilgi olarak gösterir. Burada fish are sociable creatures ifadesini sanki apaçık bir gerçekmiş gibi çerçeveler. Bu kesinlik mizah yaratmak amacıyla abartılmıştır. İfade, bilimsel bir uzlaşma bulunduğunu kanıtlamaz; balıkları eğlenceli biçimde insanlaştırır ve kuralı kendiliğinden açık gösterir. Aynı sözler başka bir bağlamda samimi olabilir; dolayısıyla amaç, çevredeki gerçekler ve tonla belirlenir.

Alıştırma

“Of course the printer broke five minutes before the deadline, because we all know printers respect schedules,” cümlesinde because we all know ne yapıyor?

  1. Herkesin aynı programı aldığı anlamına gelir.
  2. Yazıcılarla ilgili kanıtlanmış bir gerçeği samimi biçimde belirtir.
  3. Açıkça yanlış bir düşünceyi ironik biçimde ortak bilgi olarak sunar.
Cevabı göster

Açıkça yanlış bir düşünceyi ironik biçimde ortak bilgi olarak sunar.

Kids in parts of Poland

4:08

Polonya'nın bazı bölgelerinde çocukların

are not allowed to travel outside the house

4:09

tişörtler, sırt çantaları veya beslenme kutuları dahil olmak üzere

with any Winnie the Pooh memorabilia,

4:11

herhangi bir Winnie the Pooh hatırasıyla

including T-shirts, backpacks, or lunchboxes.

4:13

evin dışına seyahat etmelerine izin verilmez.

The cartoon character is considered a non-gender-specific inappropriate hermaphrodite

4:16

Bu çizgi film karakteri, bir pantolon giyme nezaketi bile göstermeyen

without having the decency to wear a pair of pants,

4:21

cinsiyeti belirsiz uygunsuz bir çift cinsiyetli olarak kabul edilir

and the Poles, for some reason,

4:23

ve Polonyalılar, nedense,

find Winnie's lack of genitalia offensive.

4:25

Winnie'nin cinsel organının olmamasını saldırgan buluyor.

This one isn't exactly an ancient law,

4:27

Bu tam olarak eski bir kanun değil,

but was simply too brilliant to leave out of our study of quirky laws. Dilbilgisi

4:29

ancak tuhaf kanunlar incelememizin dışında bırakılamayacak kadar zekiceydi.

Dilbilgisi

too brilliant to leave out kalıbı

too + adjective + to + verb kalıbında too, mastarın belirttiği eylemi engelleyecek ya da olanaksız kılacak kadar yüksek bir dereceyi gösterir. Burada leave out, bir şeyi incelemeye dahil etmemek anlamındadır. Bu nedenle too brilliant to leave out, örneğin atlanmasının makul olmayacağı kadar parlak olduğu anlamına gelir. Olumlu anlam taşıyan bir sıfat, bu kalıpla olumsuz bir sınırlama yerine güçlü bir övgü ifade edebilir. Sıfatın mastardaki eylemi nasıl etkilediğine bakılmalıdır: cümle, örneğin dışlanması değil, dahil edilmesi gerektiğini söyler.

Alıştırma

compelling ve leave out sözcüklerini too + adjective + to + verb kalıbında kullanın: The editor loved the story and said it was ____ of the magazine.

Cevabı göster

too compelling to leave out

In the Cambodian capital of Phnom Penh,

4:33

Kamboçya'nın başkenti Phnom Penh'de,

the sale and importation of water pistols

4:35

su tabancalarının satışı ve ithalatı

is prohibited during New Year festivities.

4:38

Yeni Yıl şenlikleri sırasında yasaktır.

The reason being that a popular way to enjoy the New Year in this part of the world Anlatım akışı

4:40

Bunun nedeni, dünyanın bu bölümünde Yeni Yılı kutlamanın popüler bir yolunun

is to take part in a huge water fight.

4:44

büyük bir su savaşına katılmak olmasıdır.

Anlatım akışı

Açıklayıcı köprü olarak The reason being that

The reason being that açıklayıcı bir köprü görevi görür: konuşan kişi önce bir gerçeği ya da kuralı sunar, ardından nedenini ekler. Asıl neden that ile başlayan yan cümlede bulunur. Bu ifade tam ve bağımsız bir cümle değil, eksiltili bir ek açıklamadır. being, the reason ile that yan cümlesini birbirine bağlar ancak cümleyi tamamlayabilecek çekimli bir fiil değildir. Burada being, devam eden bir eylemi de anlatmaz.

Alıştırma

Resmî bir raporda The reason being that heavy rain was expected. tek başına tam ve standart bir cümle midir?

  1. Hayır. Bu bir cümle parçasıdır; The reason is that heavy rain was expected. kullanın ya da the reason being that ifadesini bir ana cümleye bağlayın.
  2. Evet. Tam bir resmî cümledir.
Cevabı göster

Hayır. Bu bir cümle parçasıdır; The reason is that heavy rain was expected. kullanın ya da the reason being that ifadesini bir ana cümleye bağlayın.

And that, Governor Chasa far reckons,

4:46

Ve Vali Chasa far'a göre bu durum,

may lead to social unrest.

4:48

toplumsal huzursuzluğa yol açabilir.

In Thailand, it is illegal to step on money,

4:50

Tayland'da paranın üzerine basmak yasa dışıdır,

and it is also illegal to leave home without wearing underwear.

4:52

ve evden iç çamaşırı giymeden çıkmak da yasa dışıdır.

It is also illegal to hold your hand out in tribute to The Hunger Games

4:55

Açlık Oyunları'na saygı duruşunda bulunmak için elinizi kaldırmak

or to publicly criticize a fellow countryman.

4:59

veya bir vatandaşı açıkça eleştirmek de yasa dışıdır.

In parts of India, if a man is in debt,

5:01

Hindistan'ın bazı bölgelerinde, bir adam borçluysa,

he can legally offer his wife as a down payment Kelime

5:03

borcu ödenene kadar yasal olarak

until the debt is settled. Kalıp ifadeler

5:06

karısını peşinat olarak sunabilir.

Kelime

as a down payment: finansal bir rolü as ile belirtmek

Down payment, büyük bir satın alma bedelinin geri kalanından önce ödenen ilk kısmıdır. As a down payment ifadesindeki as, “... rolünde” anlamına gelir. Bu nedenle cümle, kadının kendisinin para ödediğini değil, ilk ödeme işlevi görmesi için sunulduğunu söylüyor. Bu ifade bir insanı mal gibi gösterdiği için cümleye sarsıcı ve eleştirel bir etki verir. Bunu bazı yerlerde bulunduğu öne sürülen bir kurala ilişkin iddia olarak anlayın; kabul edilebilir bir gerçek yaşam tavsiyesi olarak görmeyin.

Alıştırma

Cümleyi “toplam bedelin ilk ödemesi rolünde” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: They used $5,000 ____ on the house and financed the rest.

Cevabı göster

as a down payment

Kalıp ifadeler

the debt is settled: settle a debt ifadesinin edilgen biçimi

Settle a debt, borcu ödemek veya başka bir yolla çözüme kavuşturup artık ödenmemiş durumda olmamasını sağlamak demektir. Bu bağlamda settled, “sakin” ya da “bir yere kalıcı olarak yerleşmiş” anlamına gelmez. The debt is settled edilgen yapıdadır: tamamlanmış duruma getirilen şey borçtur, ancak borcu kimin çözdüğü belirtilmez. Until sonrasında bir bitiş noktası verir; önceki durum, borç çözülene kadar devam eder.

Alıştırma

Cümleyi settle a debt ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The lender will close the account once ____.

Cevabı göster

the debt is settled

In Japan,

5:07

Japonya'da,

it is illegal to be fat

5:08

hükümetin bel çevresini erkekler için 33 buçuk inç

with the government setting a maximum waistline of 33 and a half inches for men

5:10

ve kadınlar için 35 buçuk inç olarak belirlemesiyle,

and 35 and a half inches for women.

5:14

şişman olmak yasa dışıdır.

In China,

5:16

Çin'de,

Buddhist monks are banned from reincarnating Dilbilgisi

5:17

Budist rahiplerin özel hükümet izinleri olmadıkça

unless they have specific government permission.

5:19

reenkarne olmaları yasaklanmıştır.

Dilbilgisi

are banned from reincarnating: be banned from + -ing kalıbı

Are banned from reincarnating, be banned from + -ing edilgen kalıbını kullanır. Yetkili bir makamın rahiplerin yeniden dünyaya gelmesini resmen yasakladığı anlamına gelir; odak, yasağı koyan tarafta değil, kurala tabi olan rahiplerdedir. From sonrasında reincarnating gibi -ing biçimi kullanılır; reincarnate veya to reincarnate kullanılmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be banned from doing something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi ban fiilinin üç sözcüklü geçmiş zaman edilgen kalıbıyla tamamlayın: Last year, after repeated cheating, he ____ taking the exam again.

Cevabı göster

was banned from

Yes, Asia is a wacky place.

5:21

Evet, Asya tuhaf bir yer.

In Samoa,

5:24

Samoa'da,

it is illegal to forget your wife's birthday.

5:24

karınızın doğum gününü unutmak yasa dışıdır.

In Australia,

5:27

Avustralya'da,

it is against the law to disrupt a wedding,

5:28

bir düğünü bozmak yasaktır,

an act that is punishable by a fine of $10,000.

5:30

ve bu, 10.000 dolarlık para cezası ile cezalandırılan bir eylemdir.

All in all, across the world, Anlatım akışı

5:33

Sonuç olarak, dünya çapında,

Anlatım akışı

All in all: genel bir sonucu bildirmek

All in all, sırada bir özet veya genel değerlendirme olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Burada farklı yerlerden verilen örneklerin listesini kapatır ve ayrıntılardan dünya geneline ilişkin bir sonuca geçiş yapar. Genellikle sonuç cümlesinin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Bu üç sözcüğü overall veya considering everything anlamına gelen tek bir kalıplaşmış ifade olarak düşünün; iki all sözcüğünü ayrı ayrı yorumlamayın.

Alıştırma

Projenin güçlü ve zayıf yönlerini sıraladınız. Hangi cümle son genel değerlendirmenizi açıkça bildirir?

  1. In all, the project was successful.
  2. After all, the project was successful.
  3. All in all, the project was successful.
Cevabı göster

All in all, the project was successful.

while laws are there to help protect us

5:35

yasalar bizi korumaya yardımcı olmak

and keep society functioning as a moral and ethical place, Dilbilgisi

5:36

ve toplumun ahlaki ve etik bir yer olarak işlev görmesini sağlamak için varken,

Dilbilgisi

keep society functioning: keep + nesne + -ing

keep society functioning ifadesinde keep fiilinden sonra society nesnesi ve functioning biçimindeki -ing tamamlayıcısı gelir. Bu tamamlayıcı, nesnenin devam eden etkinliğini veya durumunu anlatır; bağımsız bir ana fiil değildir. keep + nesne + -ing yapısı, birinin veya bir şeyin bir işi yapmaya ya da çalışmaya devam etmesini sağlamak anlamına gelir. Burada yasalar, toplumun düzenli biçimde işlemeyi sürdürmesine yardımcı olur.

Alıştırma

keep, the servers ve running ifadelerini hedef yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: Backup batteries can ____ during a power cut.

Cevabı göster

keep the servers running

some of the decisions made by lawmakers

5:39

yasa koyucular tarafından alınan bazı kararlar,

will keep on baffling us Öbek fiiller

5:42

eski yasalar var olduğu

Öbek fiiller

keep on baffling us: süren veya tekrarlanan eylem

keep on baffling us ifadesinde keep on yapısından sonra baffling biçimindeki -ing fiili gelir. Özne, yani some of the decisions made by lawmakers, kafa karışıklığı yaratmaya devam eden şeydir; us ise baffling fiilinin nesnesidir. Keep on doing, bir eylemin veya etkinin sürmesini ya da tekrarlanmasını vurgular ve çoğu zaman durması beklenirken devam ettiği anlamını taşır. Bu cümlede hafif bir hayal kırıklığı veya kabulleniş belirtebilir: kararlar insanları şaşırtmayı sürdürüyor.

Alıştırma

keep on, puzzle fiilinin -ing biçimi ve us ile cümleyi tamamlayın: Even after the guide explains the map, the symbols ____.

Cevabı göster

keep on puzzling us

as long as old laws remain Dilbilgisi

5:43

ve yeni tuhaf kurallar ortaya çıktığı sürece

and new bizarre rules come into being. Kalıp ifadeler

5:45

bizi şaşırtmaya devam edecektir.

Dilbilgisi

as long as: zaman içinde devam eden bir koşul

Bu cümlede as long as, zaman içinde geçerli kalmaya devam eden bir koşulu tanıtır: eski yasalar varlığını sürdürür ve yeni tuhaf kurallar ortaya çıkmaya devam ederken bu kararlar insanları şaşırtmayı sürdürecektir. Burada ifade hem “şu koşulla ki” hem de “... olduğu süre boyunca” anlamlarını taşır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “sonuç + as long as + koşul” şeklindedir. Sonuç geleceğe yönelik olsa bile as long as ile başlayan koşul yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: will keep ... as long as old laws remain.

Alıştırma

Sonucun yalnızca koşul geçerli kaldığı sürece devam etmesini sağlayan iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The garden will stay healthy ____ it gets enough water.

Cevabı göster

as long as

Kalıp ifadeler

come into being: var olmaya başlamak

Come into being, “var olmaya başlamak” veya “oluşmak” anlamına gelir. Burada yeni tuhaf kuralların yaratıldığını ya da ortaya çıktığını anlatır; being, “varoluş” anlamındaki bir isimdir ve sürekli zaman yapısının parçası değildir. Bu ifade oluşumu bir süreç veya olay olarak sunar. Bu nedenle özellikle kurumların, sistemlerin, fikirlerin, hareketlerin ve kökeni açıklanan diğer şeylerin ortaya çıkışını anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “var olmaya başladı” anlamındaki ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The research center ____ after the two universities merged.

Cevabı göster

came into being

So, what's the strangest law you've ever heard of?

5:47

Peki, bugüne kadar duyduğunuz en tuhaf kanun nedir?

How does it stack up with our list of ridiculous laws? Öbek fiiller

5:50

Bizim saçma yasalar listemizle nasıl kıyaslanıyor?

Öbek fiiller

stack up with: bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırmak

Bu soruda stack up with, “bir şeyle karşılaştırılmak” veya “yan yana değerlendirildiğinde ne durumda olmak” anlamına gelir. Konuşmacı, bir yasanın kendi saçma yasalar listesindeki yasalarla, özellikle de ne kadar tuhaf veya saçma olduğu bakımından nasıl karşılaştırıldığını soruyor. Bu, değerlendirme bildiren bir öbek fiildir: Bir şeyin başka bir şeyle birlikte değerlendirildiğinde ne durumda olduğunu sorar. Nesneleri gerçekten üst üste yığmayı anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “kalite bakımından karşılaştırmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: How does this budget laptop ____ the premium model?

Cevabı göster

stack up with

Let us know in the comments.

5:52

Yorumlarda bize bildirin.

Also,

5:53

Ayrıca,

be sure to watch our other video called

5:54

Dünya Kupası'nın Maliyeti adlı

The Cost of the World Cup.

5:56

diğer videomuzu da mutlaka izleyin.

Thanks for watching, and as always,

5:57

İzlediğiniz için teşekkürler ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

5:59

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

6:01

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.