Dünya Çapında Hâlâ Var Olan En Çılgın Kanunlar: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Britanya, ABD, Avrupa, Asya ve Avustralya'daki tuhaf yasalar, bazı kuralların neden hâlâ yürürlükte olduğu sorusunu doğuruyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. land you in trouble — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: land + kişi + in trouble kalıbıyla bir eylemin hukuki veya pratik sorun yarattığını söyleyin; yere inmekle karıştırmayın. 2. Should you be pregnant — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if you should be pregnant ifadesinin devrik biçimini tanıyın ve Should + özne + yalın fiille koşul kurun. 3. The reason being that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu sözlü parçayı iddiadan gerekçeye geçiş köprüsü olarak anlayın; resmî yazıda tam bir yan cümle gerekir.
Bu derste
Fancy getting drunk in a British pub? Dilbilgisi
0:02Bir İngiliz pub'ında sarhoş olmak mı istiyorsunuz?
Samimi bir davet olarak Fancy getting ...?
“Fancy getting drunk...?” cümlesinde fancy bir fiildir ve “ister misin?” ya da “canın istiyor mu?” anlamına gelir. Fancy + -ing...? kalıbı hafif ve samimi bir öneri ya da davet yapmak için kullanılır. Burada getting drunk önerilen eylemdir. Fancy kelimesini “şık, gösterişli veya pahalı” anlamındaki sıfat olarak yorumlama.
Alıştırma
Hangi cümle Britanya İngilizcesinde doğal ve samimi bir davettir?
- Fancy to watch a film tonight?
- Fancy watch a film tonight?
- Fancy watching a film tonight?
Cevabı göster
Fancy watching a film tonight?
Bir varsayımı tersine çeviren think again
Think again, konuşanın yanlış ya da güvensiz olduğunu düşündüğü bir görüşü, beklentiyi veya planı karşıdaki kişiye doğrudan yeniden değerlendirmesini söyleyen kalıplaşmış bir ifadedir. “Well, think again” içinde keskin bir dönüş yaratır: önceki varsayıma güvenilmemelidir. Yalnızca daha uzun süre düşünmeyi isteyen tarafsız bir ricadan daha güçlüdür.
Alıştırma
Birisi “This trail is short, so I do not need water.” diyor. Patikanın dik ve havanın sıcak olduğunu biliyorsun. Hangi yanıt bu varsayıma en açık biçimde karşı çıkar?
- I think about water again.
- Think it over whenever you have time.
- If you think you do not need water, think again.
Cevabı göster
If you think you do not need water, think again.
as these potentially harmless activities and many more
0:05çünkü potansiyel olarak zararsız olan bu ve benzeri birçok aktivite
could well land you in trouble with the long arm of the law. Notlar
0:08kanunun uzun koluyla başınızı derde sokabilir.
could well: gerçek bir olasılık
could well + fiilin yalın hâli yapısında well, kiplik değerlendirmesini güçlendirir: sonucun gerçekleşmesi oldukça mümkündür veya gerçek bir olasılıktır. Buradaki could well land, hukuki sorunları inandırıcı bir sonuç olarak sunar. Well, eylemin ne kadar iyi yapıldığını anlatmaz; olasılığın derecesini değiştirir. could well ifadesini, ardından fiilin yalın hâlinin geldiği bir bütün olarak yorumlayın.
Alıştırma
Cümleyi could ve olasılığı güçlendiren zarfla tamamlayın: With no backup plan, this ____ become a serious problem.
Cevabı göster
could well
land you in trouble: birini istenmeyen bir duruma sokmak
land + biri + in + bir durum yapısında land ettirgen anlam taşır: kişiyi, çoğu zaman istenmeyen bir sonuç olarak, o duruma sokmak demektir. Bu nedenle land you in trouble, sizi derde sokmak anlamına gelir; bu cümlede söz konusu sorun hukukidir. Burada bir uçağın iniş yapması anlamındaki gerçek kullanım söz konusu değildir. Özne, kötü sonucu doğuran eylem veya olayı; nesne ise etkilenen kişiyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi land ve ettirgen yapı için gerekli sözcüklerle tamamlayın: Ignoring those safety rules could ____.
Cevabı göster
land you in trouble
“The long arm of the law”: kanunun uzun kolu
Bu cümlede “the long arm of the law”, kolluk kuvvetlerinin ve adalet sisteminin geniş erişim gücünü anlatan bir deyimdir. İfade, “trouble with the law” durumunu çok uzaklara ulaşabilen bir otorite tarafından yakalanmak gibi gösterir. Bu imge, suç işleyenlerin saklanmaya veya kaçmaya çalışsalar bile bulunup sorumlu tutulabileceklerini anlatır. Belirli bir kanunu veya gerçek bir kolu ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi kolluk kuvvetlerinin geniş erişimini anlatan deyimle tamamlayın: He thought he could hide abroad, but ____ eventually caught up with him.
Cevabı göster
the long arm of the law
Laws of the land that may have made sense when first brought about Öbek fiiller
0:11İlk çıkarıldıklarında mantıklı gelmiş olabilecek yerel kanunlar
“When first brought about”: anlamı ve kısaltılmış edilgen yapı
“Bring about”, özellikle bir değişikliğin, sonucun veya durumun “meydana gelmesine neden olmak” demektir. Burada etkilenen şeyler laws olduğundan “brought about”, bir yere taşınmak değil, var edilmek veya oluşturulmak anlamındadır. “When first brought about”, kısaltılmış bir edilgen zaman yan cümlesidir: “when they were first brought about”. Atılan özne ile “were”, “laws” sözcüğünden anlaşılır. Özne açık olduğunda bu yaygın bir yapıdır.
Alıştırma
Cümleyi “neden oldu” anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: The safety campaign ____ a sharp decline in accidents.
Cevabı göster
brought about
have a habit of sticking around: varlığını sürdürme eğiliminde olmak
Have a habit of + fiilin -ing biçimi, bir şeyin tekrar tekrar olduğunu veya olma eğilimi gösterdiğini anlatır. Burada yasalar alışkanlıkları olan insanlar gibi ele alınarak kişileştirilir ve hafif bir eleştiri eklenir: eski yasalar, ilk ortaya çıkma nedenleri ortadan kalktıktan sonra bile çoğu zaman varlığını sürdürür. Stick around genellikle kalmak veya ayrılmamak demektir. Laws gibi soyut bir özneyle kullanıldığında fiziksel olarak yakında kalmak değil, var olmaya devam etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Eski sorunların çoğu zaman kalmaya devam ettiğini anlatmak için have a habit of + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Old problems have a habit of stick around.
- Old problems have a habit to sticking around.
- Old problems have a habit of sticking around.
Cevabı göster
Old problems have a habit of sticking around.
have no real place in today's society: günümüz toplumunda meşru bir yeri olmamak
Have no real place in today's society ifadesindeki place soyut anlamdadır: meşru bir rolü veya oraya ait olmak için geçerli bir nedeni anlatır. Konuşmacı bu eski yasaların modern toplumda artık uygun ya da haklı olmadığını söylüyor; fiziksel bir konumlarının olmadığını söylemiyor. Have no place in + bağlam yapısı, bir şeyin o ortamda kabul edilmemesi veya ona izin verilmemesi gerektiğine dair güçlü bir değerlendirme yapar. Real, anlamlı hiçbir rolü olmadığını belirterek bu değerlendirmeyi güçlendirir.
Alıştırma
'Bullying has no place in school' ne anlama gelir?
- Zorbalığın okulda kabul edilmemesi gerektiği anlamına gelir.
- Zorbalığın yalnızca okul dışında gerçekleştiği anlamına gelir.
- Okul binasında zorbalık için fiziksel alan olmadığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Zorbalığın okulda kabul edilmemesi gerektiği anlamına gelir.
and we have a truly bizarre set of world legislation.
0:24ve elimizde gerçekten tuhaf bir dünya yasaları seti olsun.
found their way into: bir şekilde içine girmek
Bu cümlede found their way into, sıra dışı kuralların bir süreç sonunda resmî hukuk kitaplarına girdiği anlamına gelir. Kullanım mecazidir; kurallar gerçekten yolculuk etmemiş veya yol aramamıştır. find one's way into + yer veya sistem kalıbı, içeri girme aşamalarını çoğu zaman belirtmez. Bir şeyin yavaş yavaş, dolaylı biçimde veya beklenmedik şekilde ulaştığını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi find one's way into kalıbını doğru zamanda ve doğru iyelik sözcüğüyle kullanarak tamamlayın: The typo somehow ____ the final report.
Cevabı göster
found its way into
that still remain on the books around the world? Kelime
0:28en garip kanunlardan bazıları nelerdir?
remain on the books: resmî kayıtlarda kalmak
Burada remain on the books, yasaların hukuk sisteminde hâlâ resmen kayıtlı olduğu ve resmen yürürlükten kaldırılmadığı anlamına gelir. Books sözcüğü sıradan kitapları değil, mecazi olarak resmî hukuk kayıtlarını belirtir. Yetkililer bir yasayı nadiren uygulasa veya hiç uygulamasa bile o yasa remain on the books durumunda olabilir. Bu nedenle ifade, günlük uygulamadan çok resmî statüyü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “resmen kayıtlı ve yürürlükten kaldırılmamış” anlamındaki sabit hukuk ifadesiyle tamamlayın: Although it is almost never enforced, the old ordinance remains ____.
Cevabı göster
on the books
That's what we'll find out in this episode of the Infographics Show,
0:30İşte Infographics Show'un bu bölümünde bunu öğreneceğiz,
Great Britain has some of the strangest laws in the world,
0:35Büyük Britanya dünyadaki en tuhaf yasalardan bazılarına sahip,
Kısıtlayıcı olmayan ilgi cümleciğinde some of which kullanımı
Some of which, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which, çoğul laws adına geri gönderimde bulunur; some of ise bu yasaların yalnızca bir bölümünün her gün çiğnendiğini gösterir. Bu kalıp, daha önce belirtilen bir grubun bir bölümü hakkında ek bilgi verir: çoğul isim + virgül + some of which + fiil. Ek bilgiyi aynı cümlenin içinde tutar.
Alıştırma
Cümleyi “önerilerin bir bölümü” anlamına gelen ilgi ifadesiyle tamamlayın: The committee reviewed ten proposals, ____ required major revisions.
Cevabı göster
some of which
It is also illegal to carry a plank of wood along the pavement,
0:46Kaldırım boyunca bir tahta kalası taşımak da yasa dışıdır,
One would imagine ifadesini yumuşatılmış bir ara yorum olarak kullanmak
One would imagine, konuşmacının araya eklediği ve “böyle varsaymak makul görünüyor” anlamına gelen bir yorumdur. Burada sarhoş olma ayrıntısını yasanın bir parçası olarak değil, mizahi bir çıkarım olarak sunar. One genel bir kişiyi belirtir; would ise iddiayı daha az doğrudan ve daha az kesin hâle getirerek yumuşatır. Bu kullanımda would, geçmişten bakıldığında geleceği ifade etmez.
Alıştırma
“The hike will be harder, one would imagine, after heavy rain,” cümlesinde one would imagine ara sözü ne işe yarar?
- Hayal edilen olayı geçmişten bakıldığında geleceğe yerleştirir.
- Zorluğu makul ama yumuşatılmış bir çıkarım olarak sunar.
- Doğa yürüyüşüyle ilgili resmî bir kural bildirir.
Cevabı göster
Zorluğu makul ama yumuşatılmış bir çıkarım olarak sunar.
that members of parliament in jolly old England
0:55neşeli eski İngiltere'deki parlamento üyelerinin
are not allowed to wear a suit of armor in parliament.
0:58parlamentoda zırh giymelerine izin verilmemesidir.
the stipulation that + içerik cümleciği
Stipulation, özellikle yasa, sözleşme veya anlaşmalarda uyulması gereken bir koşul ya da kuralı anlatan resmî bir sözcüktür. Burada yasağı bir öneri değil, resmî bir gereklilik olarak sunar. That ile başlayan yan cümle, şartın içeriğini açıklar: parlamento üyelerinin orada zırh giymesine izin verilmez. Kullanılabilir kalıp the stipulation that + tam cümlecik şeklindedir.
Alıştırma
Örnekte the stipulation that neyi gösteriyor?
- İçeriği that ile başlayan yan cümlede verilen resmî bir koşul
- Konuşanın İngiltere hakkındaki kişisel şaşkınlığı
- Göz ardı edilebilecek sıradan bir öneri
Cevabı göster
İçeriği that ile başlayan yan cümlede verilen resmî bir koşul
But surely this law should have been updated by the lawmakers themselves Ton ve niyet
1:01Ancak şüphesiz bu kanun parlamento üyeleri tarafından
Onay için baskı kuran But surely ... no?
But surely, bir iddiayı dinleyenin de açık ve belli bulması beklenen bir düşünce olarak sunar. Baştaki But, az önce anlatılan durumla bir çelişki olduğunu gösterir. Sondaki no?, onay isteyen samimi bir soru ekidir. But surely ... no? birlikte kullanıldığında cümle, açık bir bilgi sorusundan çok karşı tarafı retorik biçimde aynı fikirde olmaya yönlendirir. Burada ayrıca alaycı ve eleştirel bir ton katar.
Alıştırma
Konuşan kişi But surely ... no? ile esas olarak ne yapıyor?
- Tercih edilen cevabı olmayan tarafsız bir soru sormak
- parliament sözcüğünün gerçek anlamını düzeltmek
- Eleştiriyi açık bir gerçek gibi sunup karşı tarafı onaylamaya çağırmak
Cevabı göster
Eleştiriyi açık bir gerçek gibi sunup karşı tarafı onaylamaya çağırmak
in suspicious circumstances: kanıtlanmamış şüphe
In suspicious circumstances, “şüphelenmek için makul gerekçeler sunan bir durumda” anlamına gelen resmî bir ifadedir. Burada bir kişinin somonu hangi koşullar altında tuttuğunu açıklayan bir zarf öbeği olarak görev yapar. Suspicious, kanıtlanmış bir suçu veya suçlu bir kişiyi değil, circumstances sözcüğünü niteler. İfade, olayın çevresindeki olguların kuşku uyandırdığını ve soruşturmayı gerektirebileceğini belirtir, ancak sonucu açık bırakır.
Alıştırma
Bir polis raporunda “The package was collected in suspicious circumstances.” deniyor. Bu ifadeden güvenle hangi sonuca varabilirsiniz?
- Paketin alınmasında olağan dışı hiçbir şey görünmedi.
- Paketi alan kişi kesinlikle bir suçtan hüküm giydi.
- Durum şüphe uyandırdı, ancak yanlış bir davranış henüz kanıtlanmamış olabilir.
Cevabı göster
Durum şüphe uyandırdı, ancak yanlış bir davranış henüz kanıtlanmamış olabilir.
we'd love to see it: ironik bir meydan okuma
Burada we'd, we would ifadesinin kısaltmasıdır. We'd love to see it, kelime anlamıyla bir şeyi görmeye yönelik sıcak ve içten bir ilgi ifade edebilir. Bu koşullu şakada konuşan kişi, “şüphe uyandırmayan” bir yolun gerçekten var olmasını beklemez. İfade, böyle bir şey mümkünse kanıtlanması gerektiğini söyleyen eğlenceli bir meydan okuma olarak ironik biçimde kullanılır. Bu nedenle olumlu sözler gerçek bir heves yerine şüphe aktarır.
Alıştırma
Pek mümkün görünmeyen bir iddia bağlamında “we'd love to see it” büyük olasılıkla ne anlatır?
- Bunu izlemek için samimi biçimde bir zaman ayarlıyoruz.
- Bize göster, çünkü böyle bir şeyin var olduğundan şüpheliyiz.
- Bunu zaten gördük ve beğendik.
Cevabı göster
Bize göster, çünkü böyle bir şeyin var olduğundan şüpheliyiz.
forget about: Bir plandan veya olasılıktan vazgeçmek
Buradaki forget about, “o olasılığı düşünmeyi bırak” veya “bunun gerçekleşmesini bekleme” anlamına gelen bir emir ifadesidir. Hafızayla ilgili bir unutmayı anlatmaz. Konuşmacı, İngiltere'deki sıradan birinin egzotik su kuşları yeme seçeneğini eler. Aktarılabilir kalıp forget about + isim veya -ing biçimidir. Yönerge olarak kullanıldığında bir planı ya da beklentiyi, cannot ile kurulan düz bir ifadeden daha canlı biçimde devre dışı bırakabilir.
Alıştırma
Birine plandan vazgeçmesini söyleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: With only ten dollars left, ____ ordering the fifty-dollar dessert.
Cevabı göster
forget about
unless you happen to be the Queen of England, Dilbilgisi
1:28tesadüfen İngiltere Kraliçesi değilseniz,
happen to be: Tesadüfi bir durum veya kimlik
happen to be yapısında happen to + fiilin yalın hâli, birinin tesadüfen belirli bir durumda olması veya bir şey yapması anlamına gelir; burada happen tek başına “meydana gelmek” demek değildir. unless koşulu içinde bu ifade, Kraliçe olmayı sonucu değiştirecek özel istisna olarak sunar. Koşul açıkça pek olası değilse ifade kuru veya ironik bir ton da yaratabilir. Genel olarak happen to + fiil, bir gerçeği planlanmış değil tesadüfi olarak sunar.
Alıştırma
Leo happened to be at the station cümlesi ne anlama gelir?
- Leo istasyona gitmeyi planlamıştı.
- Leo tesadüfen istasyondaydı.
- Leo istasyonda bir olaya sebep oldu.
Cevabı göster
Leo tesadüfen istasyondaydı.
it is perfectly legal to spend a penny in a policeman's hat, Deyimler
1:33bir polisin şapkasına işemek tamamen yasaldır,
Should you be pregnant: resmî koşul devrikliği
Bir yan tümcenin başında Should + özne + fiilin yalın hâli, olası bir koşulu belirtebilir. Buradaki Should you be pregnant, If you should be pregnant veya daha basit biçimiyle If you are pregnant anlamına gelir. Bu, koşul cümlesinde devrik yapıdır: should öznenin önüne geçer ve if kullanılmaz. Virgül koşulun bittiğini gösterir; dolayısıyla bu ifade bir soru değildir ve should yükümlülük bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi should kullanılan resmî koşul devrikliğiyle tamamlayın: ____, call this number.
Cevabı göster
Should you need help
spend a penny: eski bir Britanya örtmecesi
Eski Britanya İngilizcesinde spend a penny, tuvalete gitmek anlamına gelen nazik bir örtmecedir. Bu cümlede bir penny ödemek anlamına gelmez. İfade, geçmişte bazı umumi tuvaletlerin bir penny ücret almasından gelir. Ancak okurken önemli olan, satın alma söz konusu değilse tüm ifadeyi bir deyim olarak tanımaktır.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede spend a penny ne anlama gelir? After the long drive, she stopped to spend a penny.
- Birine bozuk para vermek
- Çok ucuz bir şey satın almak
- Tuvalete gitmek
Cevabı göster
Tuvalete gitmek
İlgili bir konuya geçiş olarak on a similar note
Bu cümlede on a similar note, konuşmacının önceki noktayla bağlantılı yeni bir noktaya geçtiğini gösterir. Dinleyicilere sıradaki tuvaletle ilgili noktanın az önce duyduklarıyla aynı düşünce çizgisinde olduğunu bildirerek bilgiyi düzenler. Buradaki note, yazılı bir not ya da müzik sesi değil, konuşmadaki bir tema veya düşünce çizgisidir. İfade, bağlantıyı açıkça göstererek ilgili bir fikir, örnek veya hikâye sunabilir.
Alıştırma
Ekip az önce daha az kâğıt kullanmayı tartıştı. Maya şimdi zarfları yeniden kullanmayı önermek istiyor. Yeni fikrinin önceki konuyla bağlantılı olduğunu en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir?
- On a similar note
- On another note
- To change the subject
Cevabı göster
On a similar note
Tuvalet anlamındaki gayriresmî İngiliz ifadesi the bog
Bu cümlede the bog, İngiliz ve İrlanda İngilizcesinde «tuvalet» demenin gayriresmî bir yoludur. Use the bog diye soran kişi, daha sonra bathroom olarak adlandırılan aynı yeri kullanmak istemektedir. Bog ayrıca ıslak ve çamurlu bir araziyi, yani bataklığı ifade edebilir. Burada use the bog ifadesi ve evdeki bir yeri kullanma isteği bağlamı, arazi anlamını değil tuvalet anlamını seçer.
Alıştırma
Gayriresmî İngiliz İngilizcesinde “I'm just going to the bog; save my seat” cümlesindeki bog ne anlama gelir?
- tuvalet
- ıslak ve çamurlu bir alan
- depo
Cevabı göster
tuvalet
that bizarrely colorful land of haggis and bagpipes,
1:51haggis ve gaydaların o tuhaf ve renkli diyarında,
there may be more to that folktale about Scotsmen and their kilts. Kalıp ifadeler
1:54İskoç erkekleri ve kiltleri hakkındaki şu halk masalında daha fazlası olabilir.
O halk hikâyesinin ardında daha fazlası olabilir
Burada there may be more to that folktale, halk hikâyesinin ilk bakışta göründüğünden daha fazla gerçeklik, kanıt veya karmaşıklık taşıyabileceği anlamına gelir. More yalnızca hikâyenin miktarının daha fazla olduğunu anlatmaz. there is more to X kalıbı, X'in açıkça görülmeyen başka bir katmanı olduğunu belirtir. May iddiayı yumuşatır: konuşan kişi bunu gerçek olarak sunmak yerine bir olasılık öne sürer.
Alıştırma
Gizli ayrıntılar olabileceğini temkinli biçimde belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: There ____ this decision than the short email explains.
Cevabı göster
may be more to
Ever wondered what exactly is beneath the famous tartan kilt? Anlatım akışı
1:57Ünlü İskoç kiltinin altında tam olarak ne olduğunu hiç merak ettiniz mi?
Ever Wondered ...? ile samimi ve dikkat çekici giriş
Ever wondered ...?, Have you ever wondered ...? sorusunun kısaltılmış, konuşma diline özgü biçimidir. Bilinen bir soru kalıbı olduğu için çıkarılan Have you bölümü kolayca anlaşılır. Bir videonun, yazının veya konuşmanın başında dikkat çekici bir giriş işlevi görür: dinleyicinin aklına bir soru getirir ve ardından bir açıklama geleceğini bildirir.
Alıştırma
Have you ever wondered ...? yapısında kullanılan geçmiş zaman ortacıyla samimi giriş sorusunu tamamlayın: Ever ____ why some stars look brighter than others?
Cevabı göster
wondered
or perhaps to be fair, urban legend, Ton ve niyet
2:07ya da dürüst olmak gerekirse bir şehir efsanesine göre,
Dengeleme ve öz düzeltme belirteci olarak to be fair
Bu cümlede to be fair, konuşanın old law nitelemesini yeniden düzenlediğini gösterir. Konuşan, buna law demenin doğrulanabilen bilgiyi aşabileceğini kabul eder ve bunu daha temkinli urban legend ifadesiyle değiştirir. Bir söylem belirteci olarak to be fair, az önce söyleneni dengeleyen, sınırlayan veya düzelten bir bilgiyi sunar. Konuşanın iddiasını nasıl yönettiğini gösterir; bir kişiye adil davranılıp davranılmadığını kelimesi kelimesine sormaz.
Alıştırma
Cümleyi dengeleyici bir husus sunan üç sözcüklü söylem belirteciyle tamamlayın: The hotel room was small; ____, it was clean and quiet.
Cevabı göster
to be fair
if a Scotsman is found to be wearing underwear beneath his kilt,
2:09eğer bir İskoçyalı kiltinin altına iç çamaşırı giyerken yakalanırsa,
Although we can't confirm the exact legal standing of this law, Kelime
2:18Bu kanunun tam hukuki statüsünü doğrulayamasak da,
Bir yasanın statüsü veya gücü anlamında legal standing
Burada legal standing, söz konusu olduğu iddia edilen yasanın hukuken tanınıp tanınmadığını, geçerli olup olmadığını veya hukuki etki doğurup doğuramayacağını geniş anlamda ifade eder. Konuşan, kesin durumunun doğrulanamadığını söylüyor. Hukuk İngilizcesinde standing sözcüğünün daha dar bir teknik anlamı da vardır: bir kişi veya kuruluşun dava açma hakkı ya da ehliyeti. Burada bir davacıdan değil yasanın kendisinden söz edildiği için kastedilen anlam bu değildir.
Alıştırma
the exact legal standing of this law ifadesinde legal standing bağlam içinde ne anlama gelir?
- Yasanın kamuoyunda iyi bir itibarı olup olmadığı
- Birinin fiziksel olarak yasanın yakınında ayakta durup durmadığı
- Söz konusu olduğu iddia edilen yasanın tanınmış hukuki statüsü veya gücü olup olmadığı
- Bir kişinin dava açma hakkına sahip olup olmadığı
Cevabı göster
Söz konusu olduğu iddia edilen yasanın tanınmış hukuki statüsü veya gücü olup olmadığı
The USA also has its fair share of quirky laws. Kalıp ifadeler
2:23ABD'nin de kendine has ilginç kanunları vardır.
have its fair share of: bir şeyden epeyce payına sahip olmak
has its fair share of quirky laws ifadesinde its fair share of, bunlardan kayda değer veya epeyce sayıda bulunduğunu anlatır. Buradaki fair, yasaların adil ya da iyi olduğu anlamına gelmez; ifade, yasaların gerçekten eşit biçimde paylaştırılmasından da söz etmez. also ile birlikte kullanıldığında ABD, istisna olmayan başka bir yer olarak sunulur: konuşmacı başka yerlerdeki alışılmadık yasalardan sonra karşılaştırmayı ABD'ye taşır. Yeniden kullanılabilen kalıp have/has + iyelik belirleyicisi + fair share of + isim şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü deyimle tamamlayın: Even a small town can have its ____ unusual rules.
Cevabı göster
fair share of
allowing your pet donkey to sleep in the bathtub is against the law.
2:27evcil eşeğinizin küvette uyumasına izin vermek kanunlara aykırıdır.
is an offense punishable by the death penalty in Birmingham. Kelime
2:32Birmingham'da ölüm cezası ile cezalandırılan bir suçtur.
punishable by the death penalty: ölüm cezasıyla cezalandırılabilir
an offense punishable by the death penalty ifadesinde punishable by + ceza, yasanın söz konusu suç için o cezaya izin verdiğini belirten resmî bir hukuk kalıbıdır. Burada punishable by the death penalty, offense sözcüğünü niteler; death penalty ise ceza hukuku kapsamında idam anlamına gelir. Bu ifade, yasaların izin verdiği ceza aralığını anlatır; tek başına, mahkemenin her davada bu cezayı vereceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî hukuk ifadesiyle tamamlayın: Under the statute, damaging the protected site is ____ a large fine.
Cevabı göster
punishable by
At first glance: ön izlenimi çerçevelemek
At first glance, this seems a tad harsh yargısını ilk değerlendirmeyle sınırlar. “İlk hızlı bakışa veya hemen elde bulunan bilgilere göre” anlamına gelir; birinin gerçekten yalnızca bir kez göz attığını anlatmaz. Söze giriş ifadesi olarak dinleyiciye, daha fazla bilgi ele alındığında bu ilk izlenimin değişebileceğini bildirir. Karşıtlık kurmak için kullanışlıdır: önce ilk görünüş, ardından daha kapsamlı açıklama gelir.
Alıştırma
Bir yargıyı zaman sırasının başlangıcı olarak değil, hızlı bir ilk izlenime dayalı olarak sunan ifade hangisidir?
- At first
- At first glance
- Finally
Cevabı göster
At first glance
a tad harsh: gündelik bir hafifletme
A tad, “biraz” veya “hafifçe” anlamına gelir. a tad harsh ifadesinde değerlendirmeyi düşük dereceli göstererek harsh sözcüğünü yumuşatır. Bu yapıda tad tekil bir isimdir, bu nedenle a tanımlığı ifadenin bir parçasıdır. Az önce sözü edilen ceza ölüm olduğundan, buna yalnızca a tad harsh demek bilinçli bir hafifletmedir. Yumuşak sözlerle aşırı durum arasındaki fark, gerçek bir derece ölçümü değil, kuru bir mizah oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi gündelik a tad ifadesiyle tamamlayın: The soup is ____ too salty for me.
Cevabı göster
a tad
but the reason is that the train could either derail
2:37ancak bunun nedeni trenin raydan çıkabilmesi
which could also result in a major derailment or at least a delay.
2:42bu da büyük bir raydan çıkma ya da en azından bir gecikmeyle sonuçlanabilir.
don't go putting: gündelik dilde bir uyarı kalıbı
don't go putting ifadesindeki kalıp don't go + fiil-ing şeklindedir. ‘Bunu yapmaya başlama ya da bunu yapmayı seçme’ anlamına gelir. Buradaki go hareket bildirmez; putting de şimdiki zaman yapısı değildir, uyarı kalıbını tamamlar. Bu ifade uyarıcı veya hafifçe azarlayan bir ton katar. Cümlede konuşan kişi çocukları raylara tuz dökmemeleri için uyarıyor.
Alıştırma
Uyarıyı don't go + touch fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ that wet paint.
Cevabı göster
Don't go touching
It's also against the law to play a game of Frisbee
2:48Los Angeles'ta bir cankurtaranın iznini önceden almadan
without first acquiring the permission of a lifeguard in Los Angeles.
2:50Frizbi oynamak da yasaktır.
Although responsible Frisbee throwing is, we are told, permitted. Anlatım akışı
2:54Ancak bize söylendiğine göre, sorumlu Frizbi atmaya izin verilmektedir.
we are told: parantez içi kaynak belirteci
We are told, aktarılan bilginin kaynağını belirten parantez içi bir ifadedir. Virgüller, bu ifadenin ana bilgi olan responsible Frisbee throwing is permitted sözünün arasına girmesini ve bilginin dış bir kaynaktan geldiğini belirtmesini sağlar. Edilgen yapı kaynağı adlandırmaz; çünkü kaynak bilinmiyor, zaten anlaşılıyor veya burada önemli olmayabilir. Ayrıca mesafe de yaratabilir: anlatıcı izni aktarır ancak doğruluğunu tamamen garanti etmez. Bu ifade, birinin anlatıcıya emir verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bilginin dış bir kaynaktan geldiğini göstermek için parantez içi bir kaynak belirteci kullanır?
- We made the trail safe after sunrise.
- The trail is, we are told, safe after sunrise.
- The trail is definitely safe after sunrise.
Cevabı göster
The trail is, we are told, safe after sunrise.
Who can blame the city with all those lawsuits flying around? Ton ve niyet
2:57Etrafta uçuşan onca davayla şehri kim suçlayabilir?
Retorik soru olarak Who can blame the city?
“Who can blame the city?” biçim olarak bir sorudur, ancak retorik bir sorudur: beklenen cevap hiç kimse şeklindedir. Konuşan kişi, şehir bu kadar çok davayla karşı karşıya olduğu için temkinli davranmasının anlaşılır olduğunu söylüyor. Who can blame + person or group? kalıbını bir tepkiyi savunmak veya o tepkiye anlayış göstermek için kullanabilirsiniz. Ton samimi olabilir; ancak burada davaların “ortalıkta uçuşması” şeklindeki abartılı görüntü cümleyi komik hâle getiriyor.
Alıştırma
“Who can blame the city?” burada ne anlama geliyor?
- Birisi şehri suçlayan kişinin kim olduğunu belirlemelidir.
- Bütün davalardan şehir sorumludur.
- Şehrin temkinli davranması anlaşılır, bu yüzden onu suçlamak zordur.
Cevabı göster
Şehrin temkinli davranması anlaşılır, bu yüzden onu suçlamak zordur.
the chicken who crossed the road ve klasik fıkra göndermesi
the chicken who crossed the road ifadesi, İngilizcedeki en tanınmış fıkra başlangıçlarından birine gönderme yapar: “Why did the chicken cross the road?” Bilinen cevap “To get to the other side.” şeklindedir. Bu arka planı bilmek, cümleyi yalnızca gerçek bir olay gibi değil, bir gönderme olarak anlamanızı sağlar. Altyazı, tavuğa ne olduğunu sorarak başlangıcı değiştirir ve ardından “Its owner got arrested.” cevabını verir. Beklenen zararsız esprinin yerini beklenmedik bir yasal sonuç alınca mizah ortaya çıkar ve gönderme, serbest dolaşan tavuklarla ilgili bir kurala bağlanır.
Alıştırma
“Its owner got arrested” bu bağlamda neden komiktir?
- Yolun karşısına geçtiği için tavuğun kendisinin tutuklandığını söyler.
- Klasik yolun karşısına geçen tavuk fıkrasının bilinen sonunu beklenmedik bir yasal sonuçla değiştirir.
- Klasik fıkranın sonunu dinleyicinin beklediği biçimde aynen verir.
Cevabı göster
Klasik yolun karşısına geçen tavuk fıkrasının bilinen sonunu beklenmedik bir yasal sonuçla değiştirir.
We guess this law is in place to avoid workplace confusion Kalıp ifadeler
3:13Bunun iş yerinde kimin ne yaptığı ve kimin izin aldığı konusundaki karışıklığı
be in place to + fiil: mevcut bir önlem ve amacı
Burada is in place, “zaten mevcut ve kullanılıyor ya da uygulanıyor” anlamına gelir. Yasanın fiziksel konumunu değil, şu anki durumunu anlatır. be in place to + fiilin yalın hâli yapısı, mevcut bir kuralın, sistemin veya düzenlemenin amacını açıklar. Bu cümlede to avoid, yasanın neyi önlemeyi amaçladığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “bu amaçla zaten mevcut” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: A review system ____ catch mistakes before publication.
Cevabı göster
is in place to
as to who is doing what and who has taken the day off. Kelime
3:16önlemek için yürürlükte olduğunu tahmin ediyoruz.
as to + soru cümleciği: belirsizliğin konusunu belirtmek
Burada as to, “hakkında” veya “konusunda” anlamına gelir. İş yerindeki karışıklığın arkasındaki belirli soruları, yani her işi kimin yaptığı ve kimin izinli olduğu sorularını tanıtır. as to ifadesini tek bir birleşik edat olarak düşünün. Burada ardından who ile başlayan iki dolaylı soru cümleciği gelir; daha genel olarak bir isim öbeğini, wh ile başlayan bir cümleciği veya whether cümleciğini tanıtabilir.
Alıştırma
Cümleyi “hakkında” anlamına gelen daha resmî iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: There is still uncertainty ____ whether the road will reopen tonight.
Cevabı göster
as to
dog lovers, beware: doğrudan seslenme ve uyarı
Dog lovers doğrudan bir seslenme ifadesidir: bu isim öbeği hedeflenen dinleyicileri belirtir ve virgül onu asıl uyarıdan ayırır. Beware, “tetikte ol” veya “dikkat et” anlamına gelen emir biçiminde bir uyarıdır. dog lovers, beware ifadesinde tehlike ya da sorun henüz belirtilmediği için uyarı, dikkati ardından gelen bilgiye yöneltir. be careful ifadesinden daha resmî veya dramatik duyulur.
Alıştırma
Bu cümlede dog lovers, beware ne anlama geliyor?
- Herkesten köpekleri neden sevdiğini açıklamasını ister.
- Köpekleri seven kişilere doğrudan seslenir ve onları kısaca uyarır.
- Köpeklerin kendilerini seven insanlardan korkması gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Köpekleri seven kişilere doğrudan seslenir ve onları kısaca uyarır.
Unless you have four legs and a tail that wags,
3:21Dört bacağınız ve sallanan bir kuyruğunuz yoksa,
it's illegal to live in a dog kennel in Idaho,
3:23Idaho'da bir köpek kulübesinde yaşamak yasa dışıdır,
bringing a whole new meaning to sleeping in the doghouse. Deyimler
3:26bu da köpeğin kulübesinde uyumaya yepyeni bir anlam katıyor.
Sleeping in the doghouse: deyim ve gerçek anlamlı kelime oyunu
To be in the doghouse, birinin size kızması veya sizden hayal kırıklığına uğraması nedeniyle onun gözünden düşmek anlamına gelir ve çoğunlukla yakın ilişkilerde kullanılır. Sleeping in the doghouse, ceza olarak başka bir yere gönderilme düşüncesini çağrıştıran esprili bir çeşitlemedir. Bu cümlede gerçek bir dog kennel, doghouse sözcüğünün gerçek anlamdaki görüntüsünü canlandırırken bilinen deyim mecaz anlamı sağlar. Bringing a whole new meaning to, konuşmacının şaka yapmak için iki anlamdan da yararlandığını haber verir.
Alıştırma
Cümleyi “biri size kızdığı için onun gözünden düşmek” anlamındaki deyimle tamamlayın: Maya is angry because I forgot our anniversary, so I'm ____.
Cevabı göster
in the doghouse
Perhaps stranger than all these laws, though,
3:29Ancak belki de tüm bu kanunlardan daha garip olanı,
whereby women who want false teeth are required, by law,
3:32önce kocalarından izin almalarını gerektiren
is totally baffling to us here at the Infographics Show.
3:40biz Infographics Show ekibi için tam bir muamma.
Quite why ... is totally baffling ile güçlü şaşkınlık belirtmek
“Quite why this law still exists” wh yan cümlesinin tamamı cümlenin öznesidir. Yan cümle içinde this law still exists biçimindeki düz cümle söz dizimi korunur ve tekil is fiili “totally baffling” değerlendirmesini bağlar. Buradaki quite, why sözcüğünü güçlendirerek “tam olarak neden” veya “neden acaba” anlamını verir. Konuşmacı doğrudan soru sormaz; anlaşılır hiçbir neden görünmediğini yorumlar. Kalıp Quite why + özne + fiil + değerlendirme bildiren yüklem biçiminde başka bağlamlara aktarılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir nedenin anlaşılmasının zor olduğunu belirtmek için bu kalıbı doğal biçimde kullanır?
- Quite why the alarm went off is still a mystery.
- Quite why did the alarm go off is still a mystery.
- Why did the alarm go off is still a mystery.
Cevabı göster
Quite why the alarm went off is still a mystery.
And then there's the strange legal world of mainland Europe. Anlatım akışı
3:45Ve bir de kıta Avrupası'nın o garip yasal dünyası var.
Konu ekleme kalıbı olarak And then there's
“And then there's”, daha önce belirtilenlerden sonra yeni bir unsur ekleyerek bilgiyi düzenler. And önceki içeriğe bağlanır, then sıradaki aşamayı işaretler ve there's ardından gelen isim grubunu dinleyicinin şimdi dikkat etmesi gereken bir unsur olarak sunar. Burada “the strange legal world of mainland Europe” aynı geniş listenin içindeki bir sonraki konu olarak tanıtılır. İfade esas olarak bir sunma aracıdır; fiziksel konum bildiren bir cümle değildir.
Alıştırma
Dikkat çekici bir unsur daha tanıtan üç sözcüklü sunum kalıbıyla cümleyi tamamlayın: “We've covered the cost and the timeline. ____ the question of staff training.”
Cevabı göster
And then there's
it is illegal to go sightseeing around the ancient ruins
3:49eski kalıntıların etrafında yüksek topuklu ayakkabılarla
it is illegal to name your pet pig Napoleon.
3:53evcil domuzunuza Napolyon adını vermek yasa dışıdır.
is considered animal cruelty and is against the law,
3:59hayvan zulmü olarak kabul edilir ve yasa dışıdır,
a lone goldfish: isimden önce kullanılan lone
a lone goldfish ifadesinde lone, goldfish sözcüğünün hemen önüne gelen bir sıfattır. Başka japon balığı olmadan yalnızca bir tane bulunduğunu belirtir. Bu ifade balığın duygularını değil, nesnel durumunu veya sayısını anlatır. Aynı yapı, belirli bir ortamda tek olan ya da diğerlerinden ayrı duran bir kişiyi veya şeyi belirtmek için de kullanılabilir; a lone tree ve the lone survivor buna örnektir.
Alıştırma
Duygu ima etmeden ağacın oradaki tek ağaç olduğunu tarafsız biçimde anlatan sözcüğü seçin: At the edge of the field stood a ___ tree.
- lonely
- alone
- lone
Cevabı göster
lone
because we all know fish are sociable creatures. Ton ve niyet
4:05çünkü hepimiz balıkların sosyal yaratıklar olduğunu biliriz.
because we all know: ironik ortak bilgi çerçevesi
because we all know yan cümlesinin iki görevi vardır: because bir neden sunar, we all know ise ardından gelen iddiayı herkesin paylaştığı bir bilgi olarak gösterir. Burada fish are sociable creatures ifadesini sanki apaçık bir gerçekmiş gibi çerçeveler. Bu kesinlik mizah yaratmak amacıyla abartılmıştır. İfade, bilimsel bir uzlaşma bulunduğunu kanıtlamaz; balıkları eğlenceli biçimde insanlaştırır ve kuralı kendiliğinden açık gösterir. Aynı sözler başka bir bağlamda samimi olabilir; dolayısıyla amaç, çevredeki gerçekler ve tonla belirlenir.
Alıştırma
“Of course the printer broke five minutes before the deadline, because we all know printers respect schedules,” cümlesinde because we all know ne yapıyor?
- Herkesin aynı programı aldığı anlamına gelir.
- Yazıcılarla ilgili kanıtlanmış bir gerçeği samimi biçimde belirtir.
- Açıkça yanlış bir düşünceyi ironik biçimde ortak bilgi olarak sunar.
Cevabı göster
Açıkça yanlış bir düşünceyi ironik biçimde ortak bilgi olarak sunar.
are not allowed to travel outside the house
4:09tişörtler, sırt çantaları veya beslenme kutuları dahil olmak üzere
The cartoon character is considered a non-gender-specific inappropriate hermaphrodite
4:16Bu çizgi film karakteri, bir pantolon giyme nezaketi bile göstermeyen
without having the decency to wear a pair of pants,
4:21cinsiyeti belirsiz uygunsuz bir çift cinsiyetli olarak kabul edilir
find Winnie's lack of genitalia offensive.
4:25Winnie'nin cinsel organının olmamasını saldırgan buluyor.
but was simply too brilliant to leave out of our study of quirky laws. Dilbilgisi
4:29ancak tuhaf kanunlar incelememizin dışında bırakılamayacak kadar zekiceydi.
too brilliant to leave out kalıbı
too + adjective + to + verb kalıbında too, mastarın belirttiği eylemi engelleyecek ya da olanaksız kılacak kadar yüksek bir dereceyi gösterir. Burada leave out, bir şeyi incelemeye dahil etmemek anlamındadır. Bu nedenle too brilliant to leave out, örneğin atlanmasının makul olmayacağı kadar parlak olduğu anlamına gelir. Olumlu anlam taşıyan bir sıfat, bu kalıpla olumsuz bir sınırlama yerine güçlü bir övgü ifade edebilir. Sıfatın mastardaki eylemi nasıl etkilediğine bakılmalıdır: cümle, örneğin dışlanması değil, dahil edilmesi gerektiğini söyler.
Alıştırma
compelling ve leave out sözcüklerini too + adjective + to + verb kalıbında kullanın: The editor loved the story and said it was ____ of the magazine.
Cevabı göster
too compelling to leave out
The reason being that a popular way to enjoy the New Year in this part of the world Anlatım akışı
4:40Bunun nedeni, dünyanın bu bölümünde Yeni Yılı kutlamanın popüler bir yolunun
Açıklayıcı köprü olarak The reason being that
The reason being that açıklayıcı bir köprü görevi görür: konuşan kişi önce bir gerçeği ya da kuralı sunar, ardından nedenini ekler. Asıl neden that ile başlayan yan cümlede bulunur. Bu ifade tam ve bağımsız bir cümle değil, eksiltili bir ek açıklamadır. being, the reason ile that yan cümlesini birbirine bağlar ancak cümleyi tamamlayabilecek çekimli bir fiil değildir. Burada being, devam eden bir eylemi de anlatmaz.
Alıştırma
Resmî bir raporda The reason being that heavy rain was expected. tek başına tam ve standart bir cümle midir?
- Hayır. Bu bir cümle parçasıdır; The reason is that heavy rain was expected. kullanın ya da the reason being that ifadesini bir ana cümleye bağlayın.
- Evet. Tam bir resmî cümledir.
Cevabı göster
Hayır. Bu bir cümle parçasıdır; The reason is that heavy rain was expected. kullanın ya da the reason being that ifadesini bir ana cümleye bağlayın.
and it is also illegal to leave home without wearing underwear.
4:52ve evden iç çamaşırı giymeden çıkmak da yasa dışıdır.
It is also illegal to hold your hand out in tribute to The Hunger Games
4:55Açlık Oyunları'na saygı duruşunda bulunmak için elinizi kaldırmak
or to publicly criticize a fellow countryman.
4:59veya bir vatandaşı açıkça eleştirmek de yasa dışıdır.
as a down payment: finansal bir rolü as ile belirtmek
Down payment, büyük bir satın alma bedelinin geri kalanından önce ödenen ilk kısmıdır. As a down payment ifadesindeki as, “... rolünde” anlamına gelir. Bu nedenle cümle, kadının kendisinin para ödediğini değil, ilk ödeme işlevi görmesi için sunulduğunu söylüyor. Bu ifade bir insanı mal gibi gösterdiği için cümleye sarsıcı ve eleştirel bir etki verir. Bunu bazı yerlerde bulunduğu öne sürülen bir kurala ilişkin iddia olarak anlayın; kabul edilebilir bir gerçek yaşam tavsiyesi olarak görmeyin.
Alıştırma
Cümleyi “toplam bedelin ilk ödemesi rolünde” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: They used $5,000 ____ on the house and financed the rest.
Cevabı göster
as a down payment
the debt is settled: settle a debt ifadesinin edilgen biçimi
Settle a debt, borcu ödemek veya başka bir yolla çözüme kavuşturup artık ödenmemiş durumda olmamasını sağlamak demektir. Bu bağlamda settled, “sakin” ya da “bir yere kalıcı olarak yerleşmiş” anlamına gelmez. The debt is settled edilgen yapıdadır: tamamlanmış duruma getirilen şey borçtur, ancak borcu kimin çözdüğü belirtilmez. Until sonrasında bir bitiş noktası verir; önceki durum, borç çözülene kadar devam eder.
Alıştırma
Cümleyi settle a debt ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The lender will close the account once ____.
Cevabı göster
the debt is settled
with the government setting a maximum waistline of 33 and a half inches for men
5:10ve kadınlar için 35 buçuk inç olarak belirlemesiyle,
Buddhist monks are banned from reincarnating Dilbilgisi
5:17Budist rahiplerin özel hükümet izinleri olmadıkça
are banned from reincarnating: be banned from + -ing kalıbı
Are banned from reincarnating, be banned from + -ing edilgen kalıbını kullanır. Yetkili bir makamın rahiplerin yeniden dünyaya gelmesini resmen yasakladığı anlamına gelir; odak, yasağı koyan tarafta değil, kurala tabi olan rahiplerdedir. From sonrasında reincarnating gibi -ing biçimi kullanılır; reincarnate veya to reincarnate kullanılmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be banned from doing something şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi ban fiilinin üç sözcüklü geçmiş zaman edilgen kalıbıyla tamamlayın: Last year, after repeated cheating, he ____ taking the exam again.
Cevabı göster
was banned from
an act that is punishable by a fine of $10,000.
5:30ve bu, 10.000 dolarlık para cezası ile cezalandırılan bir eylemdir.
All in all: genel bir sonucu bildirmek
All in all, sırada bir özet veya genel değerlendirme olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Burada farklı yerlerden verilen örneklerin listesini kapatır ve ayrıntılardan dünya geneline ilişkin bir sonuca geçiş yapar. Genellikle sonuç cümlesinin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Bu üç sözcüğü overall veya considering everything anlamına gelen tek bir kalıplaşmış ifade olarak düşünün; iki all sözcüğünü ayrı ayrı yorumlamayın.
Alıştırma
Projenin güçlü ve zayıf yönlerini sıraladınız. Hangi cümle son genel değerlendirmenizi açıkça bildirir?
- In all, the project was successful.
- After all, the project was successful.
- All in all, the project was successful.
Cevabı göster
All in all, the project was successful.
and keep society functioning as a moral and ethical place, Dilbilgisi
5:36ve toplumun ahlaki ve etik bir yer olarak işlev görmesini sağlamak için varken,
keep society functioning: keep + nesne + -ing
keep society functioning ifadesinde keep fiilinden sonra society nesnesi ve functioning biçimindeki -ing tamamlayıcısı gelir. Bu tamamlayıcı, nesnenin devam eden etkinliğini veya durumunu anlatır; bağımsız bir ana fiil değildir. keep + nesne + -ing yapısı, birinin veya bir şeyin bir işi yapmaya ya da çalışmaya devam etmesini sağlamak anlamına gelir. Burada yasalar, toplumun düzenli biçimde işlemeyi sürdürmesine yardımcı olur.
Alıştırma
keep, the servers ve running ifadelerini hedef yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: Backup batteries can ____ during a power cut.
Cevabı göster
keep the servers running
keep on baffling us: süren veya tekrarlanan eylem
keep on baffling us ifadesinde keep on yapısından sonra baffling biçimindeki -ing fiili gelir. Özne, yani some of the decisions made by lawmakers, kafa karışıklığı yaratmaya devam eden şeydir; us ise baffling fiilinin nesnesidir. Keep on doing, bir eylemin veya etkinin sürmesini ya da tekrarlanmasını vurgular ve çoğu zaman durması beklenirken devam ettiği anlamını taşır. Bu cümlede hafif bir hayal kırıklığı veya kabulleniş belirtebilir: kararlar insanları şaşırtmayı sürdürüyor.
Alıştırma
keep on, puzzle fiilinin -ing biçimi ve us ile cümleyi tamamlayın: Even after the guide explains the map, the symbols ____.
Cevabı göster
keep on puzzling us
as long as: zaman içinde devam eden bir koşul
Bu cümlede as long as, zaman içinde geçerli kalmaya devam eden bir koşulu tanıtır: eski yasalar varlığını sürdürür ve yeni tuhaf kurallar ortaya çıkmaya devam ederken bu kararlar insanları şaşırtmayı sürdürecektir. Burada ifade hem “şu koşulla ki” hem de “... olduğu süre boyunca” anlamlarını taşır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “sonuç + as long as + koşul” şeklindedir. Sonuç geleceğe yönelik olsa bile as long as ile başlayan koşul yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: will keep ... as long as old laws remain.
Alıştırma
Sonucun yalnızca koşul geçerli kaldığı sürece devam etmesini sağlayan iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The garden will stay healthy ____ it gets enough water.
Cevabı göster
as long as
come into being: var olmaya başlamak
Come into being, “var olmaya başlamak” veya “oluşmak” anlamına gelir. Burada yeni tuhaf kuralların yaratıldığını ya da ortaya çıktığını anlatır; being, “varoluş” anlamındaki bir isimdir ve sürekli zaman yapısının parçası değildir. Bu ifade oluşumu bir süreç veya olay olarak sunar. Bu nedenle özellikle kurumların, sistemlerin, fikirlerin, hareketlerin ve kökeni açıklanan diğer şeylerin ortaya çıkışını anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “var olmaya başladı” anlamındaki ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The research center ____ after the two universities merged.
Cevabı göster
came into being
So, what's the strangest law you've ever heard of?
5:47Peki, bugüne kadar duyduğunuz en tuhaf kanun nedir?
How does it stack up with our list of ridiculous laws? Öbek fiiller
5:50Bizim saçma yasalar listemizle nasıl kıyaslanıyor?
stack up with: bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırmak
Bu soruda stack up with, “bir şeyle karşılaştırılmak” veya “yan yana değerlendirildiğinde ne durumda olmak” anlamına gelir. Konuşmacı, bir yasanın kendi saçma yasalar listesindeki yasalarla, özellikle de ne kadar tuhaf veya saçma olduğu bakımından nasıl karşılaştırıldığını soruyor. Bu, değerlendirme bildiren bir öbek fiildir: Bir şeyin başka bir şeyle birlikte değerlendirildiğinde ne durumda olduğunu sorar. Nesneleri gerçekten üst üste yığmayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “kalite bakımından karşılaştırmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: How does this budget laptop ____ the premium model?
Cevabı göster
stack up with