Orangutanlar ne kadar zeki? - Lu Gao: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
635 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Video, bir hayvanat bahçesinden kaçış öyküsünden ve yağmur ormanındaki öğrenme sürecinden başlayarak öngörü ve problem çözme deneylerine uzanan örneklerle orangutanların zekâsını ele alıyor. Ardından ormansızlaşma ile kaçak avcılığın türü nasıl tehdit ettiğini ve hayatta kalmaları için insan yaratıcılığına ve empatisine neden ihtiyaç duyulduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Only after installing cameras did they realize — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Only after ifadesi başa alındığında özne ile yardımcı fiilin yer değiştirdiğini ve keşfin ancak belirli bir adımdan sonra gerçekleştiğinin vurgulandığını anlamak; bu kalıbı anlatılarda, araştırmalarda ve savlarda geç fark edilen gerçekleri öne çıkarmak için kullanmak. 2. with flying colors, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Sözcükleri gerçek anlamlarıyla yorumlamak yerine ifadenin “büyük başarıyla” anlamına geldiğini kavramak; birinin sınavı ya da değerlendirmeyi çok iyi sonuçla geçmesini veya zor bir görevin üstesinden gelmesini anlatırken doğal biçimde kullanmak. 3. orangutan translates literally to the person of the forest, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Hayvanın adının Malaycadan gelen gerçek anlamını öğrenmek ve bu dilsel bilginin videonun sonunda insanlar ile orangutanlar arasındaki ortak köken düşüncesini nasıl güçlendirdiğini anlamak.

Bu derste

Hello.

0:05

Merhaba.

Fu Manchu was one of the most notorious escape artists at the Omaha Zoo in the 1960s, Dilbilgisi

0:06

Fu Manchu, 1960'larda Omaha Hayvanat Bahçesi'ndeki en kötü şöhretli kaçış sanatçılarından biriydi,

Dilbilgisi

one of the most notorious escape artists: one of the most ... + çoğul isim

One of the most + sıfat + çoğul isim yapısı, bir kişinin veya şeyin bir ölçekte en üst düzeyde bulunan grubun üyelerinden biri olduğunu belirtir. Burada one of the most notorious escape artists, grubun özellikle kötü şöhretli bir üyesini gösterir. one of ifadesinden sonra gelen sayılabilen isim grubun tamamını adlandırdığı için çoğul olmalıdır: escape artists. Yine de ifade yalnızca bir üyeye gönderme yapar, çünkü one o gruptan tek bir üye seçer.

Alıştırma

talented ve players sözcüklerini kullanarak cümleyi one of the most ... yapısıyla tamamlayın: Mia is ____ on the team.

Cevabı göster

one of the most talented players

but he wasn't a performer. Anlatım akışı

0:13

ancak o bir şovmen değildi.

He was an orangutan.

0:15

O bir orangutandı.

Anlatım akışı

but he wasn't a performer: but ile beklentiyi tersine çevirme

Escape artist etiketi önce insan bir sahne sanatçısının tanıdık görüntüsünü akla getirir. But he wasn't a performer ifadesi, sadece başka bir bilgi eklemek yerine but kullanarak bu beklentiyi reddeder. Sonraki cümle gerçek kimliği açıklar: bir orangutan. Bu bilgi düzeni önce olası bir varsayım oluşturur, onu but ile tersine çevirir ve ardından doğru bilgiyi açıklar. Böylece ilgi çekici bir giriş oluşturur ve okuyucunun önceki etiketi yeniden yorumlamasını sağlar.

Alıştırma

Hangi metin but kullanarak olası bir varsayımı tersine çeviriyor ve ardından gerçek kimliği açıklıyor?

  1. The museum's night guard never needed sleep because his shifts were short.
  2. The museum's night guard never needed sleep, and he was a reliable employee.
  3. The museum's night guard never needed sleep, but he wasn't an employee. He was a security robot.
Cevabı göster

The museum's night guard never needed sleep, but he wasn't an employee. He was a security robot.

The keepers who locked his enclosure every night

0:16

Her gece kafesini kilitleyen bakıcılar,

were baffled to find him outside the next day, Kalıp ifadeler

0:19

ertesi gün onu dışarıda,

Kalıp ifadeler

were baffled to find him outside: onu dışarıda bulunca şaşırıp anlam verememek

were baffled to find ... ifadesindeki baffled, bakıcıların gördükleri durumu açıklayamadıkları için çok şaşırıp kafalarının karıştığını belirtir. Yalnızca şaşırmaktan daha fazlasını anlatır: sonuç anlaşılmaz görünür ve açık bir nedeni yoktur. be baffled to find + yan cümle veya nesne tamamlayıcısı yapısı, kafa karışıklığına yol açan bulguyu tanıtır. Buradaki find him outside, find + nesne + yer tamamlayıcısı yapısındadır: him bulunan kişiyi veya hayvanı, outside ise onun bulunduğu yeri gösterir.

Alıştırma

Mühendislerin garip sonucu açıklayamadığını en açık biçimde hangi cümle belirtir?

  1. The engineers were angry to find that the machine had started by itself.
  2. The engineers were baffled to find that the machine had started by itself.
  3. The engineers were surprised to find that the machine had started by itself.
Cevabı göster

The engineers were baffled to find that the machine had started by itself.

hanging out with friends in a tree Öbek fiiller

0:21

arkadaşlarıyla bir ağaçta takılırken

or sunning on the roof.

0:23

veya çatıda güneşlenirken bulduklarında şaşkına dönüyorlardı.

Öbek fiiller

hanging out with friends: arkadaşlarla rahatça vakit geçirmek

Hang out with someone, belirli bir etkinliği öne çıkarmadan biriyle rahat ve gayriresmî biçimde vakit geçirmek demektir. Out, öbek fiilin bir parçasıdır ve burada yön göstermez. Bu cümlede hayvanları hanging out with friends diye anlatmak, onları birlikte dinlenen insan arkadaşlar gibi gösterir. Bu da eğlenceli bir kişileştirme yaratır.

Alıştırma

Cümleyi hang out with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After school, I ____ my friends at the library.

Cevabı göster

hang out with

Only after installing cameras Dilbilgisi

0:24

Ancak kameralar takıldıktan sonra

did they realize Fu Manchu had been picking the lock Kalıp ifadeler

0:26

Fu Manchu'nun kilidi açtığını fark ettiler,

Dilbilgisi

Only after ... did they realize: başa alınan Only after sonrasında devriklik

Only after + bir olay cümlenin başına geldiğinde, ana olayın ancak bundan sonra gerçekleştiğini vurgular. Burada fark etme, kameralar kurulduktan sonra gerçekleşmiştir. Bu sınırlayıcı zaman ifadesi başa alındığı için ana cümlede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: they realized değil, did they realize. Ana cümle simple past ise yapı Only after + isim, -ing öbeği veya yan cümle + did + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir.

Alıştırma

Simple past anlamını Only after ifadesini başa alarak yeniden yazın. Lena noticed the extra charge only after she checked the receipt. Only after Lena checked the receipt ____ she notice the extra charge.

Cevabı göster

did

with a metal wire that he kept hidden Dilbilgisi

0:29

sakladığı metal bir telle,

under his cheek pouch.

0:31

yanak kesesinin altında.

Kalıp ifadeler

had been picking the lock: doğru anahtar olmadan kilidi açmaya çalışmak

Pick a/the lock, doğru anahtarı kullanmadan kilidin mekanizmasını oynatıp açmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu ifadede pick, “seçmek” anlamına gelmez. Had been picking, past perfect continuous yapısındadır. Kilidi açma uğraşını daha sonraki fark etme anından önceye yerleştirir ve o geçmiş noktaya kadar sürmüş ya da tekrarlanmış bir etkinlik olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “doğru anahtar olmadan kilit açmak” anlamındaki hedef sözcüklerle tamamlayın: Before the guard arrived, someone had been ____ for several minutes.

Cevabı göster

picking the lock

Dilbilgisi

he kept hidden: keep + nesne + hidden

Temel kalıp keep + nesne + sıfat veya geçmiş zaman ortacıdır. Keep the wire hidden, “teli görünmeyecek durumda tutmak” demektir. Hidden telin süren durumunu anlatır; cümlenin ana fiili değildir. That he kept hidden ilgi cümleciğinde that, önceki a metal wire ifadesinin yerini alır ve kept fiilinin nesnesidir. Tam sıra he kept the metal wire hidden şeklindedir; yani cümle onun kendisini sakladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi keep + it + hidden yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Lena had a spare key. During the trip, she ____ inside a book.

Cevabı göster

kept it hidden

The keepers shouldn't have been surprised Dilbilgisi

0:33

Bakıcılar şaşırmamalıydı

at Fu Manchu's cunningness.

0:35

Fu Manchu'nun kurnazlığına.

Dilbilgisi

The keepers shouldn't have been surprised: geçmişteki bir tepkiyi değerlendirme

Shouldn't have been surprised, geçmişteki bir tepkiyi daha sonraki bir bakış açısından değerlendirmek için should not + have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Bakıcılar gerçekten şaşırmıştır; ancak konuşan kişi şimdi bu tepkinin makul ya da gerekli olmadığını söyler. Have been şaşırma durumunu şimdiki zamandan önceye yerleştirir. Bu, geriye dönük bir yargıdır; bakıcıların şimdi nasıl hissetmesi gerektiğine dair bir tavsiye değildir.

Alıştırma

Cümleyi geçmişteki bir tepkiye yönelik geriye dönük değerlendirme yapan biçimle tamamlayın: The clues were obvious, so Mia ____ when the answer was revealed.

Cevabı göster

shouldn't have been surprised

Along with our other great ape cousins, Kalıp ifadeler

0:37

Diğer büyük insansı maymun kuzenlerimiz olan

the gorillas, chimps, and bonobos,

0:39

goriller, şempanzeler ve bonobolarla birlikte,

they belong to our hominidae family tree, Kültür

0:42

bizim 14 milyon yıl öncesine dayanan

which stretches back 14 million years. Kalıp ifadeler

0:44

hominidae (insansı) soy ağacımıza aittirler.

Kalıp ifadeler

Along with ...: ilişkili bir grubu açıklamaya katmak

Along with, “... ile birlikte” veya “...e ek olarak” anlamına gelir. Burada diğer büyük insansı maymunları da aynı açıklamaya katar ve hepsini aynı akraba grubun üyeleri olarak sunar. Along with öznenin yanına ek bilgi getirdiğinde fiilin tekil ya da çoğul biçimini yine ana özne belirler. And gibi eşit ögelerden oluşan birleşik bir özne kurmaz.

Alıştırma

Ek bilgi vermek için along with ifadesini doğru kullanan ve fiili ana özneyle uyumlu olan cümleyi seçin.

  1. Along with her parents, Maya is attending the ceremony.
  2. Maya and her parents is attending the ceremony.
  3. Along with her parents, Maya are attending the ceremony.
Cevabı göster

Along with her parents, Maya is attending the ceremony.

Kültür

belong to our hominidae family tree: ortak bir evrimsel soy

Hominidae, insanları ve diğer büyük insansı maymunları kapsayan biyolojik familyadır: orangutanlar, goriller, şempanzeler ve bonobolar. Buradaki family tree mecazdır. Tek bir ailenin soyağacını değil, ortak atalara dayanan evrimsel bir soyu ifade eder. Bu nedenle belong to this family tree, bu ortak biyolojik soyun bir parçası olmak demektir.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede belong to our hominidae family tree ne anlama gelir?

  1. Bir insan ailesiyle aynı ağaçlarda yaşarlar.
  2. İnsanların ve diğer büyük insansı maymunların paylaştığı evrimsel soyun bir parçasıdırlar.
  3. Belirli bir hanenin yazılı soyağacında yer alırlar.
Cevabı göster

İnsanların ve diğer büyük insansı maymunların paylaştığı evrimsel soyun bir parçasıdırlar.

Kalıp ifadeler

stretches back 14 million years: bir geçmişin eskiye uzanması

Burada stretch back + bir süre, bir şeyin o kadar uzun zaman önce başladığını ve geçmişinin geriye doğru uzandığını anlatır. Yan cümle, which sözcüğünün gönderme yaptığı şeyin 14 milyon yıl öncesine kadar izlenebildiğini söyler; back burada hareket yönünü değil, zamanı belirtir. Bir süre yerine başlangıç noktası verildiğinde stretch back to kullanılır: The tradition stretches back to the 1800s. Bu yapı özellikle tarihler, gelenekler, ilişkiler ve evrimsel soylar için yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi stretch back ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum's history ____ more than 300 years.

Cevabı göster

stretches back

But it's not just their striking red hair Dilbilgisi

0:48

Ancak orangutanları kuzenlerimiz arasında eşsiz kılan

that makes orangutans unique among our cousins.

0:50

sadece çarpıcı kızıl saçları değildir.

Dilbilgisi

it's not just ... that makes ...: bir neden, ama tek neden değil

It is not just X that makes Y Z kalıbında X gerçek bir nedendir, ancak tek neden değildir. Burada çarpıcı kızıl tüyler orangutanları gerçekten benzersiz kılan özelliklerden biridir; cümle başka özelliklerin de buna katkıda bulunduğunu belirtir. Baştaki But bu fikri önceki bilgiye bağlarken not just, konuşanın başka bir neden ekleyeceği veya açıklayacağı beklentisini yaratır. Yapı X'i vurgular ve bilinen bir özellikten yeni bilgilere geçişi düzenler.

Alıştırma

Hızın çitayı dikkat çekici yapan nedenlerden biri olduğunu, ancak tek neden olmadığını söyleyen cümle hangisidir?

  1. It's not speed that makes the cheetah remarkable; its balance is the real reason.
  2. It's only speed that makes the cheetah remarkable; no other trait matters.
  3. It's not just speed that makes the cheetah remarkable; its balance matters too.
Cevabı göster

It's not just speed that makes the cheetah remarkable; its balance matters too.

As the only great apes from Asia, Dilbilgisi

0:53

Asya'dan gelen tek büyük insansı maymunlar olarak,

orangutans have adapted to a life Kalıp ifadeler

0:55

orangutanlar hayata adapte olmuşlardır,

high in the rainforest canopies.

0:57

yağmur ormanlarının yüksek ağaç tepelerinde.

Dilbilgisi

As the only great apes from Asia: kimliği arka plan olarak sunan as

Cümlenin başında as + isim öbeği burada “… olarak” veya “… sıfatıyla” anlamına gelir. Bu öbek, orangutanların Asya kökenli tek büyük insansı maymunlar olduğunu belirtir ve ana ifadeden önce bu gerçeği arka plan bilgisi olarak verir. Burada as sözcüğünden sonra bir yan cümle değil, isim öbeği gelir; bu nedenle “... olduğunda” anlamına gelmez. Bu kısa giriş, ana cümlenin orangutanların nasıl uyum sağladığına ilişkin yeni bilgiyi taşımasını sağlar.

Alıştırma

Maya gerçekten takım kaptanıdır. Hangi cümle bu kimliği arka plan olarak sunmak için as kullanır?

  1. As Maya spoke for the whole group, the team listened.
  2. As the team captain, Maya spoke for the whole group.
  3. Like the team captain, Maya spoke for the whole group.
Cevabı göster

As the team captain, Maya spoke for the whole group.

Kalıp ifadeler

have adapted to a life high in ...: adapt to + isim öbeği

Adapt to + isim öbeği, belirli bir çevrede veya yaşam biçiminde yaşayabilmek ya da işlevini sürdürebilmek için zamanla değişmek anlamına gelir. Burada have adapted, zaman içinde gerçekleşen ve sonucu şimdi de geçerli olan bir süreci anlatır: orangutanlar artık yağmur ormanlarının üst ağaç örtüsündeki yaşama uyum sağlamıştır. Adapt to yapısındaki to bir edattır, mastar işareti değildir. Ardından a life high in the rainforest canopies örneğindeki gibi bir isim öbeği veya adapt to working at night örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir. High in the rainforest canopies, bu yaşamın nerede sürdüğünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi adapt to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After several months in the mountains, the hikers have ____ the cold.

Cevabı göster

adapted to

Many of the skills they learn

1:00

Öğrendikleri becerilerin çoğu

are transmitted through the special bond Kalıp ifadeler

1:01

özel bir bağ aracılığıyla aktarılır,

they have with their mothers,

1:03

anneleriyle sahip oldukları,

the most extended in the animal kingdom Kelime

1:05

insanlardan sonra hayvanlar alemindeki

next to humans.

1:07

en uzun bağdır bu.

Kalıp ifadeler

are transmitted through the special bond: özel bağ aracılığıyla aktarılmak

Are transmitted edilgen bir yapıdır: skills eylemden etkilenen öğedir. Bu nedenle cümle, becerileri kimin aktardığından çok hangi becerilerin aktarıldığına odaklanır. Through the special bond, öğrenmeyi mümkün kılan kanalı veya ilişkiyi belirtir. Burada transmit, bilgi ya da beceri aktarmak demektir; yalnızca elektronik sinyal göndermek veya hastalık yaymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi transmit fiilinin edilgen biçimi ve kanalı belirten edatla tamamlayın: Cultural knowledge is ____ stories and songs.

Cevabı göster

transmitted through

Kelime

the most extended ... next to humans: yalnızca insanlardan sonra

The most extended, daha önce sözü edilen anne-yavru bağını belirtir ve bu bağın ne kadar uzun sürdüğünü karşılaştırır. Bu sıralama bağlamında next to humans, insanların hemen ardından veya yalnızca insanlardan sonra anlamına gelir. Fiziksel olarak insanların yanında demek değildir. İnsanlar birinci sıradadır; söz konusu hayvan, diğer hayvanlar arasında en uzun süren anne-yavru bağına sahiptir.

Alıştırma

Bu cümlede next to humans ne anlama geliyor?

  1. Bu bağ, insanlardaki bağla tam olarak aynı süre boyunca devam eder.
  2. İnsanlar birinci sıradadır ve bu bağ onların hemen ardından gelir.
  3. Bu bağ fiziksel olarak insanların yanında bulunur.
Cevabı göster

İnsanlar birinci sıradadır ve bu bağ onların hemen ardından gelir.

Orangutan mothers usually give birth to one baby at a time, Kalıp ifadeler

1:08

Orangutan anneleri genellikle her seferinde bir bebek doğurur

Kalıp ifadeler

give birth to ... at a time: her seferinde ... yavru doğurmak

Give birth to + bir bebek veya hayvan yavrusu, bir insanın ya da hayvanın o yavruyu doğurmasını anlatır. Doğuran kişi veya hayvan öznedir; to ise doğan yavruyu cümleye bağlar: give birth to one baby. to atılmamalıdır. At a time, her doğum veya durum için sayıyı belirtir. One baby at a time, her doğumda bir yavru demektir; annenin hayatı boyunca yalnızca bir yavru doğuracağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi give birth to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A female polar bear usually ____ one or two cubs at a time.

Cevabı göster

gives birth to

waiting up to 8 years before having another. Kelime

1:12

ve bir sonrakini doğurmak için 8 yıla kadar beklerler.

Kelime

waiting up to 8 years: bir üst sınır

up to + sayı yapısında sayı, mümkün olan en yüksek miktarı veya üst sınırı gösterir. Waiting up to 8 years, bekleme süresinin daha kısa olabileceği ancak sekiz yıla kadar çıkabileceği anlamına gelir. Bu ifade her bekleyişin tam olarak sekiz yıl sürdüğünü söylemez. Burada up to, yukarı doğru hareketi değil bir sınırı anlatır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? The repair may take up to five days.

  1. Tam olarak beş gün sürecektir.
  2. Beş günden kısa sürebilir, ancak beş gün üst sınırdır.
  3. Beş günden kısa süremez.
Cevabı göster

Beş günden kısa sürebilir, ancak beş gün üst sınırdır.

This gives the young, Dilbilgisi

1:15

Bu, tamamen bağımlı bebekler olarak başlayan yavrulara,

who began as fully dependent infants, Dilbilgisi

1:16

tırmanmayı öğrenmek

plenty of time to learn how to climb

1:18

ve diyetlerini oluşturan

Dilbilgisi

gives the young ... plenty of time to learn: give someone time to do kalıbı

Cümle, give + someone + an amount of time + to do something kalıbını kullanır. Burada gives, bir nesneyi fiziksel olarak vermek değil, gerekli koşulları veya fırsatı sağlamak anlamındadır. The young bu zamanı alan taraftır; to learn ise bu zamanın hangi eyleme olanak verdiğini gösterir. Virgüller arasındaki sözler the young hakkında ek bilgi verir. Bu bölümü çıkarırsanız ana yapı This gives the young plenty of time to learn olur. Buradaki This, daha önce sözü edilen bir sonraki doğuma kadar geçen uzun aralığı belirtir.

Alıştırma

give someone plenty of time to do yapısının geniş zaman biçimini kullanın: The extra hour ____ review our notes before the test.

Cevabı göster

gives us plenty of time to

and distinguish the hundreds of plants

1:21

yüzlerce bitki ve meyveyi ayırt etmek için

and fruits that make up their diet. Öbek fiiller

1:22

bolca zaman verir.

Dilbilgisi

who began as fully dependent infants: virgüller arasındaki ek bilgi

Who began as fully dependent infants, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Who, the young ifadesine gönderme yapar ve cümlecik şu arka plan bilgisini ekler: yaşamlarının başında başkalarının eksiksiz bakımına ihtiyaç duyuyorlardı. Virgüller bunun grubu belirleyen değil, ek bir bilgi olduğunu gösterir. Cümleciği çıkardığınızda ana cümlede This gives the young doğrudan plenty of time to learn bölümüne bağlanır. Okurken bu ana yapıyı aklınızda tutun ve ikinci virgülden sonra yapıya geri dönün.

Alıştırma

Hangi cümle, önceden belirlenmiş bir kütüphane hakkında çıkarılabilir arka plan bilgisi eklemek için virgüller arasında bir ilgi cümleciği kullanır?

  1. The library, which was built in 1902, closes at six.
  2. The library it was built in 1902 closes at six.
  3. The library which was built in 1902 closes at six.
Cevabı göster

The library, which was built in 1902, closes at six.

Öbek fiiller

make up their diet: parçaların bir bütünü oluşturması

Burada make up, “oluşturmak” veya “meydana getirmek” anlamındadır. Yüzlerce bitki ve meyve parçaları, beslenme düzenleri ise bu parçaların oluşturduğu bütünü belirtir. Yaygın yapı parçalar + make up + bütün şeklindedir: özne bütüne katkıda bulunan parçaları, nesne ise bütünün kendisini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede make up “oluşturmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Mia made up an excuse for being late.
  2. Three short chapters make up the first section.
  3. The friends made up after their argument.
Cevabı göster

Three short chapters make up the first section.

Female orangutans even stay with their mothers

1:25

Dişi orangutanlar, çocuk yetiştirmeyi öğrenmek için

into their teen years to learn child-rearing. Kelime

1:27

ergenlik yıllarına kadar bile anneleriyle kalırlar.

Kelime

into their teen years: bir dönem başladıktan sonra da devam etmek

Burada into fiziksel hareketi değil, zaman içindeki devamlılığı belirtir. Orangutanlar ergenlik yılları başladıktan sonra da anneleriyle kalmaya devam eder. Devam eden eylem veya durum + into + zaman dönemi yapısı, bir şeyin o dönemin başlangıcını aşıp dönemin içinde de sürdüğünü gösterir. Tek başına, bütün dönem boyunca sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Çalışmanın gece başladıktan sonra da sürdüğünü, ancak bütün gece sürmediğini gösterecek tek sözcükle cümleyi tamamlayın: The team kept working ____ the night.

Cevabı göster

into

As they grow up, Öbek fiiller

1:30

Büyüdükçe,

orangutans also develop a complex set

1:31

orangutanlar akranları ve kardeşleriyle etkileşime girerek

of cooperative social skills by interacting Dilbilgisi

1:34

aynı zamanda karmaşık bir set olan

with their peers and siblings.

1:36

işbirlikçi sosyal beceriler geliştirirler.

Öbek fiiller

As they grow up: büyüme sürecindeki değişimi gösterme

İngilizcede grow up, “yaşı ilerlemek ve daha olgun hâle gelmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada orangutanların yaşamlarının ilk dönemlerinden geçerek gelişmesini anlatır; up daha yüksek bir yere doğru hareket anlamına gelmez. As they grow up bir zaman yan cümlesidir. Bu cümlede as, “... sırasında” ya da “zaman geçtikçe” anlamındadır; böylece sosyal becerilerin gelişimini büyüme sürecinde gerçekleşen bir değişim olarak sunar.

Alıştırma

“Yaşı ilerlemek ve daha olgun hâle gelmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: As children ____, they often become more independent.

Cevabı göster

grow up

Dilbilgisi

by interacting with ...: yöntemi by + -ing ile gösterme

Burada by, sonucu ortaya çıkaran yöntemi belirtir. By interacting with their peers and siblings, “Orangutanlar bu sosyal becerileri nasıl geliştiriyor?” sorusunu yanıtlar. by “bu yöntemle” anlamındaysa ardından bir isim ya da fiilin -ing biçimi gelir. Bu nedenle cümlede by interact değil, by interacting kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi by ve follow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya found the library ____ the map.

Cevabı göster

by following

Much like ourselves, Anlatım akışı

1:38

Tıpkı bizim gibi,

young orangutans involuntarily mimic

1:39

genç orangutanlar oyun arkadaşlarının

the facial expressions and emotions

1:42

yüz ifadelerini ve duygularını

of their playmates,

1:44

istemsizce taklit ederler,

with behaviors that closely parallel Kelime

1:45

insanın gülümsemesine ve kahkahasına

human smiling and laughter.

1:47

yakından benzeyen davranışlarla.

Anlatım akışı

Much like ourselves: insan deneyimiyle karşılaştırma kurmak

Much like ourselves cümle başında kullanılan bir karşılaştırma çerçevesidir ve “biz insanlara çok benzer biçimde” anlamına gelir. Burada ourselves, konuşan kişi ve dinleyiciler dâhil insanları ifade eder; much, like ile kurulan benzerliği güçlendirir, çok miktar bildirmez. Bu çerçevenin başa konması, orangutanların benzer davranışı tanıtılmadan önce okuyucuya tanıdık bir insan deneyimi sunar. Much like X, Y... kalıbı, yeni bilgileri benzetme yoluyla düzenlemenin kullanışlı bir yoludur.

Alıştırma

Much like ourselves cümledeki bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Önce orangutanları insanlarla karşılaştırır, ardından benzer bir davranışı sunar.
  2. Gözlemlenen genç orangutanların tam sayısını belirtir.
  3. Bu davranışı yalnızca insanların gösterdiğini söyler.
Cevabı göster

Önce orangutanları insanlarla karşılaştırır, ardından benzer bir davranışı sunar.

Kelime

closely parallel ...: geçişli fiil olarak parallel

Burada parallel, “çok benzemek” veya “yakından örtüşmek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. İlgi cümleciğinde that, behaviors sözcüğüne gönderme yapar ve parallel fiilinin öznesidir; human smiling and laughter ise doğrudan nesnedir. closely zarfı, önemli özelliklerde güçlü bir benzerlik olduğunu vurgular. Fiil kalıbı X parallels Y şeklindedir; Y’den önce to kullanılmaz. Bu resmî ve analitik kullanım örüntüleri ya da özellikleri karşılaştırır; paralel çizgiler için kullanılan geometrik isim veya sıfat anlamı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede parallel, “yakından örtüşmek” anlamında geçişli fiil olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The new findings are closely parallel the earlier results.
  2. The new findings closely parallel to the earlier results.
  3. The new findings closely parallel the earlier results.
Cevabı göster

The new findings closely parallel the earlier results.

Once they finally venture out on their own, Kalıp ifadeler

1:49

Sonunda kendi başlarına dışarı çıkmaya başladıklarında,

Kalıp ifadeler

Once ... venture out on their own: bağımsız hareket etmeye başlamak

Once bir zaman yan cümlesi başlatır: bu aşama sonunda gerçekleştiğinde ana eylem onun ardından gelebilir. Bu bölüm zamanı belirler ve düşüncenin tamamlanması için arkasından bir ana cümle gelmesi gerekir. Venture out, tanıdık veya güvenli bir yerden ayrılıp keşfetmeye başlamak anlamına gelir. On their own bağımsızlığı vurgular; burada yalnızca fiziksel olarak yalnız olmayı değil, annelerine bağlı olmadan yaşamayı ve hareket etmeyi anlatır.

Alıştırma

Yavru kuşların bağımsız olarak keşfe çıkmaya başladıktan sonra yiyecek bulmaları gerektiğini anlatan cümle hangisidir?

  1. Once the young birds venture out on their own, they must find food.
  2. Although the young birds stay close to their parents, they must find food.
  3. The young birds find food before they are ready to leave the nest.
Cevabı göster

Once the young birds venture out on their own, they must find food.

orangutans continue to develop their resourcefulness,

1:51

orangutanlar becerikliliklerini geliştirmeye devam ederler,

putting the skills they've learned Kalıp ifadeler

1:54

öğrendikleri becerileri

into practice.

1:55

pratiğe dökerek.

Kalıp ifadeler

putting the skills they've learned into practice: öğrenileni uygulamak

Put something into practice, bilgiyi, bir planı veya beceriyi yalnızca öğrenmek ya da konuşmak yerine gerçek bir durumda kullanmak anlamına gelir. Burada something, the skills they've learned bölümüdür. Putting ... bir -ing yan cümlesidir ve orangutanların becerikliliklerini nasıl geliştirmeye devam ettiklerini açıklar: öğrendiklerini kullanarak bu yeteneklerini geliştirirler.

Alıştırma

Cümleyi kalıp ifadeyle tamamlayın: After the workshop, we put the new safety procedures ____.

Cevabı göster

into practice

Adults build a new nest each night

1:57

Yetişkinler her gece yeni bir yuva inşa eder

by carefully weaving twigs together,

1:59

dalları dikkatlice birbirine örerek,

topping them with soft leaves,

2:01

üzerlerine yumuşak yapraklardan

pillows, and blankets.

2:03

yastıklar ve battaniyeler yerleştirirler.

This process requires dexterity,

2:05

Bu süreç el becerisi,

coordination, and an eye for design. Deyimler

2:07

koordinasyon ve tasarım için bir göz gerektirir.

Deyimler

an eye for design: tasarım konusunda iyi bir göz

an eye for design ifadesindeki eye, görsel olarak neyin etkili olduğunu fark etme ve değerlendirme konusunda doğuştan gelen ya da sonradan geliştirilen bir yeteneği anlatır. İfade, tasarım konusunda iyi bir göze sahip olmak demektir; fiziksel bir gözden söz etmez. Burada bu ifade, el becerisi ve koordinasyonla birlikte süreç için gereken üçüncü özelliktir. Görevin fiziksel becerinin yanı sıra estetik değerlendirme de gerektirdiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, tasarım konusunda iyi değerlendirme yeteneği anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Lena quickly sees which colors and shapes work well together. She has ____.

Cevabı göster

an eye for design

Orangutans also use a variety of tools Dilbilgisi

2:11

Orangutanlar ayrıca ormandaki yaşamlarını kolaylaştırmak için

to make their lives in the jungle easier.

2:13

çeşitli araçlar kullanırlar.

Dilbilgisi

use ... to make ... easier: bir şeyi kullanarak işi kolaylaştırmak

Cümle, bir aracı amacıyla ilişkilendirmek için use + şey + to'lu mastar yapısını kullanır: orangutanlar araç kullanır ve to make ... easier bu araçları neden kullandıklarını açıklar. Mastar, amaçlanan sonucu belirtir; tek başına bu sonucun her zaman gerçekleştiğini söylemez. Bu amaç ifadesindeki make + nesne + sıfat yapısı, nesnenin o özelliğe sahip olmasını sağlamak demektir. Bu nedenle make their lives easier, yaşamlarının zorluğunu azaltmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi use ... to make ... easier yapısıyla tamamlayın: I use a checklist ____ long projects ____ to manage.

Cevabı göster

to make · easier

They turn branches into fly swatters Kalıp ifadeler

2:16

Dalları sinekliklere

Kalıp ifadeler

turn branches into fly swatters: turn X into Y yapısı

Bu cümlede turn X into Y, X’i Y olacak şekilde dönüştürmek veya uyarlamak demektir. branches değiştirilen X’tir; fly swatters ise yeni biçim ya da kullanım olan Y’dir. Özne değişime etkin olarak neden olur. Neyin değiştirildiğini ve neye dönüştüğünü göstermek için turn + nesne + into + sonuç yapısını kullan.

Alıştırma

turn X into Y yapısını tamamla: The artist turned an empty room ____ a studio.

Cevabı göster

into

and back scratchers,

2:18

ve sırt kaşıyıcılara dönüştürürler,

construct umbrellas when it rains,

2:19

yağmur yağdığında şemsiyeler inşa ederler,

make gloves from leafy pads,

2:21

yapraklı pedlerden eldivenler yaparlar

and even use leaves Kelime

2:23

ve hatta yaprakları

as bandages to dress their wounds.

2:25

yaralarını sarmak için bandaj olarak kullanırlar.

Kelime

dress their wounds: dress fiilinin tıbbi anlamı

Burada dress tıbbi anlamda kullanılan bir fiildir. To dress their wounds, yaraları tedavi edip bandaj ya da başka bir yara örtüsüyle kapatmak demektir; yaralara kıyafet giydirmek anlamına gelmez. To dress their wounds mastar yapısı, yaprakların bandaj olarak kullanılma amacını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede dress, bir yaralanmayı tedavi edip kapatmak anlamına gelir?

  1. Maya dressed quickly for school.
  2. The costume designer dressed the actor in blue.
  3. The nurse cleaned and dressed the wound.
Cevabı göster

The nurse cleaned and dressed the wound.

But orangutan intelligence goes far beyond jungle survival. Kalıp ifadeler

2:27

Ancak orangutan zekası ormanda hayatta kalmanın çok ötesine geçer.

Kalıp ifadeler

goes far beyond jungle survival: temel bir sınırın çok ötesine geçmek

go far beyond X yapısında X bir sınırı veya temel düzeyi belirtir; far ise gerçek kapsamın bundan çok daha geniş olduğunu gösterir. Burada jungle survival bu temel düzeydir: orangutan zekâsı yalnızca hayatta kalmayı sağlayan becerilerden çok daha fazlasını içerir. Bu ifade, anlatımı temel bir konudan daha geniş bir konuya da taşır. Bu cümlede beyond bir varış yerini anlatmaz.

Alıştırma

Cümledeki goes far beyond jungle survival ne anlama gelir?

  1. Orangutan zekâsı, hayatta kalma becerilerinden çok daha fazlasını içerir.
  2. Orangutan zekâsı, ormanın ötesindeki bir yere seyahat etmektedir.
  3. Orangutanlar artık ormanda hayatta kalamaz.
Cevabı göster

Orangutan zekâsı, hayatta kalma becerilerinden çok daha fazlasını içerir.

Research in controlled environments has shown Anlatım akışı

2:31

Kontrollü ortamlarda yapılan araştırmalar göstermiştir ki

that orangutans are self-aware,

2:33

orangutanlar öz farkındalığa sahiptir,

Anlatım akışı

Research ... has shown that ...: araştırma kanıtı sunmak

Research in controlled environments önce kanıtın kaynağını belirtir. Controlled environments, araştırmacıların önemli koşulları yönettiği ortamlardır. Ardından has shown that, bu araştırmanın desteklediği bulguyu sunar. Böylece that sonrasındaki yan cümle, yazarın sıradan bir görüşü olarak değil, kanıta dayalı bir sonuç olarak aktarılır. Present perfect yapısındaki has shown, daha önce yapılan araştırmaları şimdi açıklanan noktayla ilişkilendirir. Bu çerçeve, önce kanıt kaynağını, sonra sonucu vererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Research ... has shown that ... hangi bilgi düzenleme işlevini yerine getirir?

  1. Bir deneyin nasıl yapılacağına ilişkin adımları açıklar.
  2. Sonraki iddianın kişisel bir tahmin olduğunu gösterir.
  3. Sonraki iddiayı araştırmayla desteklenen bir bulgu olarak sunar.
Cevabı göster

Sonraki iddiayı araştırmayla desteklenen bir bulgu olarak sunar.

being one of the few species Dilbilgisi

2:35

kendi yansımalarını tanıyabilen

to recognize their own reflections.

2:37

az sayıdaki türden biridirler.

Dilbilgisi

being one of the few species to ...: ek bilgi veren bir -ing yan cümleciği

Virgülden sonra gelen being yapısı, ek bilgi veren bir -ing yan cümleciğidir. Orangutanların öz farkındalığa sahip olduğu yönündeki önceki ifadeye kanıt ekler: kendi yansımalarını tanımaları bu kanıttır. Ayrı ve bağımsız bir ana cümle değildir. being yapısının örtük öznesi orangutans sözcüğüdür. one of the few + çoğul isim + to mastarı kalıbı, “bir şeyi yapabilen küçük bir grubun üyelerinden biri” anlamına gelir; burada to recognize bu nadir yeteneği belirtir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: The Z5 is unusual, ____ the few models to work without an internet connection.

Cevabı göster

being one of

They also display remarkable foresight, Kalıp ifadeler

2:39

Ayrıca dikkate değer bir öngörü,

planning, and cognition.

2:41

planlama ve bilişsel yetenek sergilerler.

Kalıp ifadeler

display remarkable foresight, planning, and cognition: soyut yetenekleri ortaya koymak

Burada display, “insanların görebileceği bir yere bir şey koymak” değil, “davranış yoluyla göstermek veya ortaya koymak” anlamındadır. Nesnesi, foresight, planning ve cognition gibi soyut yeteneklerden oluşan bir listedir. Display + soyut isim, bir kişinin davranışlarında gözlemlenebilen bir niteliği kısa ve resmî biçimde anlatan bir kalıptır. Remarkable, “alışılmadık ölçüde güçlü veya dikkat çekmeye değer” anlamına gelir; foresight ise ileriyi düşünme yeteneğidir.

Alıştırma

Hangi cümlede display “soyut bir niteliği ortaya koymak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The team displayed remarkable patience under pressure.
  2. The museum displays ancient coins near the entrance.
  3. The monitor displays the temperature in blue.
Cevabı göster

The team displayed remarkable patience under pressure.

In one experiment,

2:43

Bir deneyde,

researchers taught an orangutan to use

2:45

araştırmacılar bir orangutana

a straw to extract his

2:47

en sevdiği meyve çorbasını bir kutudan çıkarması için

favorite fruit soup from a box.

2:48

bir pipet kullanmayı öğrettiler.

That orangutan was later given the choice Kalıp ifadeler

2:51

Bu orangutana daha sonra

between the straw or a grape

2:53

pipet ile hemen yenebilecek bir üzüm

Kalıp ifadeler

was later given the choice between ...: daha sonra seçme fırsatı verilmesi

Was later given the choice, daha sonraki bir aşamada birinin orangutanın seçim yapmasına izin verdiği anlamına gelir. Someone later gave the orangutan the choice cümlesinin edilgen biçimidir. Buradaki given, pipetin veya üzümün zaten alınmasını değil, karar verme fırsatının elde edilmesini anlatır. Between iki seçeneği tanıtır. Altyazıda between ... or ... kullanılıyor; bu yapı anlaşılır olsa da özenli standart İngilizcede normalde between A and B kullanılır.

Alıştırma

Standart be given the choice between A and B yapısını tamamlayın: For the workshop, participants were given the choice ____ attending in person and joining online.

Cevabı göster

between

that could be eaten right away, Kalıp ifadeler

2:55

arasında seçim yapma şansı verildi,

and he chose the straw

2:57

ve o pipeti seçti,

just in case he was given Kalıp ifadeler

2:59

sırf kendisine verilirse diye

another box of soup.

3:00

başka bir kutu çorba.

Kalıp ifadeler

right away: gecikmeden, hemen

Right away, «hemen» veya «gecikmeden» anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Burada could be eaten ifadesini niteler: üzüm anında yararlanılabilecek bir ödüldü. Bu ifade, hemen gerçekleşebilen bir eylemi veya elde edilebilen bir faydayı daha sonra işe yarayabilecek bir şeyle karşılaştırmaya yardımcı olur. Bu ifadede right, «doğru» ya da «solun karşıtı» anlamına gelmez.

Alıştırma

“Leave the building right away” talimatında right away ne anlama gelir?

  1. doğru çıkıştan
  2. bir süre bekledikten sonra
  3. gecikmeden
Cevabı göster

gecikmeden

Kalıp ifadeler

just in case: olası bir duruma hazırlanmak

Just in case, gelecekte gerçekleşebilecek bir olayı şimdi önlem alma nedeni olarak sunar. Burada pipeti seçmek, yeniden çorba alma ihtimaline karşı önceden hazırlık yapmaktır. Just, ‘yalnızca tedbirli olmak için’ anlamını katar. Buradaki case olası bir durumu anlatır; kutu ya da hukuki dava anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘tedbir amacıyla’ anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Maya packed an extra sweater ____ the weather turned cold.

Cevabı göster

just in case

In another experiment,

3:02

Başka bir deneyde,

orangutans figured out how to reach peanuts Öbek fiiller

3:03

orangutanlar fıstıklara nasıl ulaşacaklarını buldular,

Öbek fiiller

figured out how to reach: bir yöntem keşfetmek

Vurgulanan bölümde orangutans öznedir ve figured out, figure out fiilinin geçmiş zaman biçimidir. ‘Figure out how to + fiilin yalın hâli’, düşünme, gözlemleme veya deneme yoluyla bir şeyi yapmanın yolunu bulmak demektir. Reach, to sonrasındaki yalın fiildir; dolayısıyla bu bölüm orangutanların bir şeye ulaşma yöntemini bulduğunu anlatır. Bu yapı, çözüme ulaşma sürecini vurgular. Birinin gerekli bilgi veya beceriye zaten sahip olduğunu söylemekle yetinmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ‘ulaşmanın bir yolunu buldu’ anlamındaki beş kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: After several tries, Ben ____ the top shelf safely.

Cevabı göster

figured out how to reach

at the bottom of long tubes

3:05

uzun tüplerin dibindeki

by spitting water into them.

3:07

içlerine su tükürerek.

While orangutans are able to pass cognitive tests Dilbilgisi

3:09

Orangutanlar bilişsel testleri

with flying colors, Deyimler

3:12

parlak bir başarıyla geçebilseler de,

Deyimler

with flying colors: mükemmel bir sonuçla başarmak

With flying colors, “çok başarılı bir şekilde” veya “mükemmel bir sonuçla” anlamına gelen bir deyimdir. Burada pass fiilini niteler; yani orangutanlar bilişsel testleri yalnızca geçmemiş, son derece iyi bir performans göstermiştir. Bu ifadede colors gerçek renkleri anlatmaz. Bu nedenle sözcükleri tek tek yorumlamak yanlış bir anlam verir.

Alıştırma

Cümleyi “çok başarılı bir şekilde” anlamına gelen deyimle tamamlayın: Lena answered every question correctly, so she passed the exam ____.

Cevabı göster

with flying colors

there are certain problems

3:13

çözmek için yardımımıza

that they need our help to solve.

3:14

ihtiyaç duydukları belirli sorunlar var.

Dilbilgisi

While ..., there are ...: bir gerçeği kabul edip ardından karşıtlık sunmak

Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamındadır. Baştaki while yan cümlesi orangutanların bilişsel testlerde çok başarılı olduğunu kabul eder; ana cümle ise bununla karşıtlık oluşturan bir sınırlama getirir: bazı sorunlar hâlâ insan yardımını gerektirir. While A, B kalıbı dengeli bir sav oluşturmaya yardımcı olur. A doğru kabul edilir, ancak B beklenmedik bir sınırlama veya karmaşıklık ekler. Konuşmacının ilerletmek istediği asıl nokta genellikle B’de yer alır.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade, cümlede while ile kurulan ilişkiyi korur?

  1. Whenever orangutans finish cognitive tests, people give them new problems to solve.
  2. Because orangutans do well on cognitive tests, they can solve every problem without human help.
  3. Although orangutans can do extremely well on cognitive tests, some problems still require human help.
Cevabı göster

Although orangutans can do extremely well on cognitive tests, some problems still require human help.

Indonesia has the world's highest rate of deforestation, Kelime

3:16

Endonezya, dünyanın en yüksek ormansızlaşma oranına sahip

Kelime

the world's highest rate of deforestation: dünyanın en yüksek ormansızlaşma oranı

Bu, ana isim olan rate üzerine kurulmuş resmî bir veri ifadesidir. of deforestation neyin ölçüldüğünü belirtir; the world's highest ise bu ölçümü diğer bütün ülkelerin oranlarıyla karşılaştırır. Burada rate, ormanlık alanın belirli bir dönemde ne kadar hızlı yok olduğunu veya ne kadarının kaybedildiğini gösteren oranı ifade eder. Fiyat, puan ya da yalnızca kesilen ağaçların sayısı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Endonezya’da diğer bütün ülkelerden daha fazla ağaç var.
  2. Endonezya’nın ormanları, diğer bütün ülkelerin ormanlarından daha hızlı veya daha yüksek bir oranda yok oluyor.
  3. Endonezya’daki orman ürünlerinin fiyatları dünyadaki en yüksek fiyatlardır.
Cevabı göster

Endonezya’nın ormanları, diğer bütün ülkelerin ormanlarından daha hızlı veya daha yüksek bir oranda yok oluyor.

and millions of acres of rainforest

3:20

ve her yıl tomruk ve palmiye yağı endüstrilerini

are burned annually to support

3:22

desteklemek için

the logging and palm oil industries. Kültür

3:23

milyonlarca dönüm yağmur ormanı yakılıyor.

Kültür

the logging and palm oil industries: tomrukçuluk ve palmiye yağı endüstrileri

The logging industry, ağaçların kesilip kereste sağlandığı ticari sektördür. The palm oil industry ise yağ palmiyesi yetiştirir ve palmiye yağı üretir veya satar. Ortak kullanılan çoğul industries ismi bu iki sektörü birlikte ifade eder. Bu çevre bağlamında, yağmur ormanlarının temizlenmesinin nedenleri arasında gösterilirler: ağaçlar kereste için kesilebilir, temizlenen arazi de yağ palmiyesi tarlalarına dönüştürülebilir. Buradaki odak, palmiye yağının yalnızca bir yemek malzemesi olması değil, bu endüstrilerin ağaç ve arazi talebidir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade neyi anlatıyor?

  1. Ticari kereste üretimi ve palmiye yağı üretme işi.
  2. Evde yakacak odun ve palmiye yağıyla yemek pişirme.
  3. Yağmur ormanlarında yaban hayatı turizmi ve açık hava eğitimi.
Cevabı göster

Ticari kereste üretimi ve palmiye yağı üretme işi.

Deforestation exposes the 30,000 orangutans Kalıp ifadeler

3:26

Ormansızlaşma, vahşi doğada kalan

remaining in the wild to poachers. Dilbilgisi

3:29

30.000 orangutanı kaçak avcılara maruz bırakıyor.

Kalıp ifadeler

expose X to Y: X'i Y kaynaklı riske açık hâle getirmek

expose X to Y kalıbı, bir şeyin korumayı ortadan kaldırarak X'i Y'nin etkileyebileceği ya da zarar verebileceği bir duruma soktuğunu anlatır. Bu cümlede neden ormansızlaşma, X orangutanlar, Y ise tehlike kaynağı olan kaçak avcılardır. Bu risk bağlamında to poachers, kaçak avcıların orangutanlara daha kolay ulaşabileceği veya zarar verebileceği anlamına gelir. Hayvanların yalnızca kaçak avcılara gösterildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi expose X to Y kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The data leak ____ millions of users ____ identity theft.

Cevabı göster

exposed · to

Dilbilgisi

İsimden sonra niteleyici olarak remaining in the wild

Asıl cümlede remaining in the wild, orangutans sözcüğünden sonra gelir ve hangi orangutanların sayıldığını belirtir: esaret altında olmayan ve hâlâ doğada yaşayanlar. Bu, that remain in the wild şeklinde genişletilebilen bir present participle yapısıdır. Remaining ikinci bir ana fiil değildir. the 30,000 orangutans remaining in the wild isim grubunun parçasıdır; tam cümlenin ana fiili exposes sözcüğüdür. Bu kısaltılmış yapı istatistik ve haber metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede remaining in the wild ifadesi animals ismini nitelemek için kullanılmıştır?

  1. The animals remaining in the wild need immediate protection.
  2. The animals remain in the wild and need immediate protection.
  3. The animals need immediate protection while they remain in the wild.
Cevabı göster

The animals remaining in the wild need immediate protection.

They kill mothers so that baby orangutans Dilbilgisi

3:32

Bebek orangutanların egzotik evcil hayvan olarak

can be sold as exotic pets.

3:34

satılabilmesi için anneleri öldürüyorlar.

Dilbilgisi

so that ... can be sold as ...: amaç ve modal edilgen yapı

so that burada ilk eylemin amaçlanan sonucunu belirtir: anneler, yavruların egzotik evcil hayvanlar olarak satılmasını mümkün kılmak için öldürülür. can be sold, can + be + past participle yapısındaki modal edilgendir. Satma eylemine maruz kalan yavru orangutanlardır; eylemi yapan onlar değildir. Buradaki can, planın ortaya çıkardığı bir olasılığı ifade eder; yavruların yeteneğini veya izin aldığını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle amacı ifade etmek için so that kullanıyor ve ardından modal edilgen bir yapı getiriyor?

  1. The boxes are strong, so they can carry heavy books.
  2. The boxes are so heavy that two people carry each one.
  3. The boxes are labeled so that they can be delivered to the correct rooms.
Cevabı göster

The boxes are labeled so that they can be delivered to the correct rooms.

But fortunately,

3:36

Ancak neyse ki,

the story often doesn't end here. Anlatım akışı

3:37

hikaye genellikle burada bitmiyor.

Anlatım akışı

the story often doesn't end: umut verici bir devam olabileceğini belirtmek

Buradaki story, bir kitabı veya kurmaca öyküyü değil, gerçek olayların gelişen zincirini ifade eder. the story often doesn't end denmesi, şu ana kadar anlatılan kötü durumun nihai sonuç olmayabileceğini izleyiciye bildirir. Bu ifade, bilgiyi bir geçiş olarak düzenler. But fortunately daha umut verici bir sonraki aşamaya işaret ederken often iddiayı temkinli hâle getirir: pek çok durumda olumlu bir devam vardır, ancak bu her durum için geçerli değildir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu bölümde hangi işlevi görüyor?

  1. Olayların daha umut verici bir sonuca doğru devam edebileceğini bildirir.
  2. Bir kitabın son sayfalarının eksik olduğunu söyler.
  3. Her olayın mutlu biteceğini garanti eder.
Cevabı göster

Olayların daha umut verici bir sonuca doğru devam edebileceğini bildirir.

Orphans can be confiscated and given Deyimler

3:39

Yetimlere el konulabilir ve onlara

a second chance.

3:41

ikinci bir şans verilebilir.

Deyimler

given a second chance: yeniden başlama fırsatı verilmek

Be given a second chance, bir başarısızlık, zarar veya başka ciddi bir aksilikten sonra toparlanma, gelişme ya da yeniden başlama fırsatı elde etmek demektir. Bu cümlede can be hem confiscated hem de given için geçerlidir; dolayısıyla yeni fırsatı alan taraf hayvanlardır. Burada chance sayısal bir olasılık değil, “fırsat” anlamındadır. A second chance yeni bir olasılık sunar, ancak başarıyı garanti etmez.

Alıştırma

“Yeniden başlamak için bir fırsat elde etmek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: After the shelter found him a safe home, the abandoned dog was ____.

Cevabı göster

given a second chance

At special forest schools, Kültür

3:43

Özel orman okullarında,

they recover from emotional trauma Kalıp ifadeler

3:45

duygusal travmalardan kurtulurlar

and continue to develop essential life skills.

3:46

ve temel yaşam becerilerini geliştirmeye devam ederler.

Kültür

At special forest schools: orangutan rehabilitasyonu ve eğitimi

Bu yaban hayatı kurtarma bağlamında special forest schools, kurtarılan genç orangutanlar için gözetimli rehabilitasyon ve eğitim alanlarıdır. Hayvanlar burada iyileşir ve daha bağımsız yaşamak için gereken becerileri çalışır. Buradaki schools sözcüğü açıklayıcı bir addır. Orangutanlar orman ortamında yönlendirmeli etkinliklerle öğrenir; sıradan insan sınıflarına devam etmezler.

Alıştırma

Bu yaban hayatı kurtarma bağlamında special forest schools nedir?

  1. Hayvanların ders kitabı okuduğu sıradan bir sınıf
  2. Kurtarılan genç orangutanlar için rehabilitasyon ve eğitim alanı
  3. Okullara orman ürünleri satan bir işletme
Cevabı göster

Kurtarılan genç orangutanlar için rehabilitasyon ve eğitim alanı

Kalıp ifadeler

recover from emotional trauma: duygusal travmanın etkisinden kurtulmak

recover from X, X zarar veya sıkıntı verdikten sonra zamanla daha sağlıklı ya da dengeli bir duruma dönmek demektir. Burada emotional trauma zararın kaynağını belirtir; bu nedenle bu yapıda from gereklidir. emotional, trauma sözcüğünü niteler. Yani ifade yalnızca fiziksel bir yaralanmayı değil, derin bir psikolojik veya duygusal zararı anlatır. İyileşme bir süreçtir ve yaşananları mutlaka unutmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi recover fiilinin doğru biçimi ve gereken edatla tamamlayın: After the accident, Maya needed time to ____ emotional trauma.

Cevabı göster

recover from

Against all odds, Deyimler

3:50

Tüm zorluklara rağmen,

these orphans demonstrate incredible resilience

3:51

bu yetimler inanılmaz bir dayanıklılık

and readiness to learn.

3:54

ve öğrenmeye hazır olma durumu sergilerler.

Deyimler

Against all odds: tüm olumsuzluklara rağmen

Against all odds, koşullar son derece elverişsizken veya başarı ihtimali çok düşükken bile anlamına gelen bir deyimdir. Engeller aşılamayacak kadar büyük göründüğü için dinleyiciyi şaşırtıcı bir sonuca hazırlar. Bu cümlenin başında kullanıldığında, yetimlerin yaşadıkları düşünüldüğünde dayanıklılıklarının ve öğrenmeye hazır olmalarının ne kadar dikkat çekici olduğunu vurgular. Buradaki odds, özellikle bahis oranlarını değil, başarı ihtimalini veya bu ihtimali etkileyen koşulları anlatır.

Alıştırma

Hangi İngilizce cümlede Against all odds doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Against all odds, the rescue team found the missing hikers alive after weeks of dangerous weather.
  2. Against all odds, the reporter listed the betting figures for each horse.
  3. Against all odds, Noah easily completed his usual five-minute warm-up.
Cevabı göster

Against all odds, the rescue team found the missing hikers alive after weeks of dangerous weather.

In Malay,

3:56

Malaycada

the word orangutan translates literally to Kültür

3:57

orangutan kelimesi kelimenin tam anlamıyla

the person of the forest,

4:00

ormanın insanı anlamına gelir,

a reminder of our common lineage. Anlatım akışı

4:02

ortak soyumuzun bir hatırlatıcısıdır.

Kültür

orangutan translates literally to the person of the forest: gerçek etimolojik anlam

Bu cümlede translates literally to, sözcüğün parçalarına dayanan doğrudan anlamını verir: Malayca orangutan adı “the person of the forest” (“ormanın insanı”) olarak açıklanır. Bu, sözcüğün kökenine ilişkin bir açıklamadır; orangutanın insan olduğu iddiası değildir. Bu ifade, ada tematik bir anlam da kazandırır. İnsan ile orman arasında bağ kurarak insanların ve orangutanların ortak bir evrimsel ataya sahip olduğu düşüncesine geçiş yapar.

Alıştırma

Kelimesi kelimesine çeviri bu cümleye ne katıyor?

  1. Her ormanın yasal olarak tek bir kişiye ait olduğunu söyler.
  2. Malayca öğrenmekle ilgili, konuyla ilgisiz bir şaka ekler.
  3. Adı “the person of the forest” olarak açıklar ve ortak evrimsel soy temasını destekler.
Cevabı göster

Adı “the person of the forest” olarak açıklar ve ortak evrimsel soy temasını destekler.

Anlatım akışı

a reminder of our common lineage: temayı sonuçlandıran yorum

a reminder of our common lineage ad öbeği virgülden sonra gelir ve önceki sözcük kökeni açıklamasının tamamı hakkında yorum yapar. Dinleyiciye bu gerçeği nasıl yorumlayacağını gösterir: bu ad, insanların ve orangutanların ortak evrimsel atasına işaret eder. “Önceki gerçek, a reminder of ...” kalıbı yeni bir olay yerine düşündürücü bir yorum ekler. Bir ayrıntıyı sonuç temasına dönüştürmenin kısa bir yoludur.

Alıştırma

Virgülden sonra gelen “a reminder of our common lineage” ne işe yarar?

  1. Önceki sözcük kökeni bilgisi hakkında yorum yapar ve onun daha geniş tematik anlamını açıklar.
  2. Dinleyicilere bir görevi tamamlamaları için talimat verir.
  3. Ormanda ilgisiz yeni bir olay başlatır.
Cevabı göster

Önceki sözcük kökeni bilgisi hakkında yorum yapar ve onun daha geniş tematik anlamını açıklar.

And despite orangutans being Dilbilgisi

4:04

Ve orangutanların

some of the smartest animals on Earth,

4:06

Dünya'daki en zeki hayvanlardan bazıları olmasına rağmen,

Dilbilgisi

despite orangutans being ...: despite + isim + -ing

Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: bir gerçeği kabul ederken ana cümle yine de geçerli ya da gerekli olan sonucu verir. Burada orangutans being some of the smartest animals on Earth ifadesinin tamamı despite'ın tümlecidir. Orangutans, being'in anlamca öznesidir. Despite bir edat olduğu için ardından isim veya -ing öbeği gelir; çekimli fiil içeren tam bir yan cümle doğrudan gelemez. despite orangutans being ... kullanılabilir, ancak tam bir yan cümle için although orangutans are ... denir.

Alıştırma

Cümleyi despite + the door + be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ locked, we could hear music inside.

Cevabı göster

Despite the door being

outsmarting their extinction requires Notlar

4:08

nesillerinin tükenmesini önlemek

the creativity, empathy, and foresight

4:10

türümüzün paylaştığı yaratıcılık, empati ve öngörüyü

Deyimler

outsmarting their extinction: neslin tükenmesini bir rakip gibi göstermek

Outsmart genellikle bir rakibi ondan daha akıllıca düşünerek yenmek anlamına gelir. Neslin tükenmesi düşünemez; bu nedenle outsmarting their extinction, yok olma tehlikesini hayalî bir rakibe dönüştüren bir mecazdır. Orangutanların yok olmasını önlemek için zekâ, planlama ve eylem kullanmak anlamına gelir. -ing öbeği olan outsmarting their extinction, requires fiilinin öznesidir. Their orangutanları gösterir; requires ise bu hedef için gereken nitelikleri tanıtır.

Alıştırma

Bu cümlede outsmarting their extinction ne anlama geliyor?

  1. Orangutanların yok olmasını önlemek için zekâ ve planlama kullanmak.
  2. Neslin tükenmesinin bir insan gibi düşünebildiğini kanıtlamak.
  3. Orangutanları diğer tüm hayvanlardan daha zeki hâle getirmek.
Cevabı göster

Orangutanların yok olmasını önlemek için zekâ ve planlama kullanmak.

that our species share.

4:14

gerektirir.

Anlatım akışı

requires the creativity, empathy, and foresight that our species share: üç parçalı bir eylem çağrısı

requires fiili creativity, empathy ve foresight özelliklerini neslin tükenmesini önlemek için gereken üç nitelik olarak sunar. Birbirine paralel üç soyut isim, üç parçalı bir liste oluşturur: creativity çözüm bulmayı, empathy diğer canlıları önemsemeyi, foresight ise uzun vadeli sonuçları göz önünde tutmayı anlatır. that our species share ilgi cümleciği üç niteliğin hepsini niteler ve bunları insanların ortak yetenekleri olarak sunar. Bu yapı, anlatımın sonunda yalnızca yetenekleri sıralamakla kalmaz; sonucu, insanların bu yetenekleri sorumlulukla kullanmasına yönelik bir çağrıya dönüştürür.

Alıştırma

Üç parçalı liste bu sonuç bölümünde ne sağlar?

  1. İnsanların ortak niteliklerini gerekli olarak sunar ve sonucu bir eylem çağrısına dönüştürür.
  2. Öngörünün önemli olduğunu, ancak yaratıcılık ile empatinin önemli olmadığını savunur.
  3. Neslin tükenmesiyle ilgisi olmayan üç teknik terimi tanımlar.
Cevabı göster

İnsanların ortak niteliklerini gerekli olarak sunar ve sonucu bir eylem çağrısına dönüştürür.