Kötü İç Seslerin Üstesinden Gelmek: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
785 kelime 155 kel/dk

Video özeti: Tekrarlanan yargılar sert iç seslere dönüşebilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “a murmuring stream of thoughts” (Deyimler ve mecazlı ifadeler), sürekli iç konuşmayı anlatmak için mırıltı ve su akışı imgelerini birleştirir ve psikolojik mecazı yorumlatır. 2. “Part of achieving happiness and maturity involves altering our inner voices,” (Dil bilgisi ve cümle kalıpları), büyük bir hedefteki süreci tüm çözüm saymadan belirtmek için Part of + -ing + involves + -ing yapısını gösterir. 3. “take on board.” (Phrasal verbs), bir araca binmek değil bir fikri kabul edip içselleştirmek demektir; tavsiye veya geri bildirim için kullanılır.

Bu derste

Overcoming bad inner voices.

0:02

Kötü iç seslerin üstesinden gelmek.

We don't often think about it and may never discuss it with others at all,

0:07

Bunu sık sık düşünmeyiz ve başkalarıyla hiçbir zaman tartışmayabiliriz,

but pretty much everyone has voices in their heads, Notlar

0:11

ama hemen hemen herkesin kafasında sesler vardır,

Kalıp ifadeler

Pretty much: olası istisnalarla birlikte “neredeyse”

pretty much everyone ifadesinde pretty much, “neredeyse herkes” veya “hemen hemen herkes” anlamına gelir. Genellemeyi daha az kesin hâle getirir; konuşan kişi az sayıda istisna olabileceğini kabul eder. Bu iki kelimelik derece ifadesi genellikle geniş kapsamlı miktar sözcüklerini ve durum tanımlarını niteler. very much anlamına gelmez ve pretty burada “güzel” anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

“Pretty much everyone at the meeting agreed,” cümlesinde pretty much neyi gösterir?

  1. Neredeyse herkes kabul etti, ancak istisnalar olabilir.
  2. İstisna olasılığı olmadan herkes kabul etti.
  3. İnsanların tam olarak yarısı kabul etti.
Cevabı göster

Neredeyse herkes kabul etti, ancak istisnalar olabilir.

Deyimler

Voices in their heads: iç konuşmayı anlatan bir mecaz

Bu cümlede voices in their heads ifadesi, kişinin içinden kendi kendine konuşmasını anlatan bir mecazdır: insanların zihinsel olarak “duyduğu” tekrarlanan düşünceler, yargılar veya hatırlanan sözlerdir. Heads burada zihni ifade eder; seslerin fiziksel olarak kafanın içinde bulunduğunu söylemez. Bu ifade tek başına insanların dışarıdan geliyormuş gibi sesler duyduğunu veya tıbbi bir belirti yaşadığını göstermez. Voice sözcüğünün mecazi bir iç konuşmayı mı yoksa gerçekten algılanan bir sesi mi ifade ettiğini bağlam belirler.

Alıştırma

“Old comments from my teachers became voices in my head,” cümlesinde voices in my head büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Aynı odada yüksek sesle konuşan insanlar.
  2. İç konuşmayı şekillendiren, hatırlanmış yargılar ve düşünceler.
  3. Gizli kulaklıklardan çalan kayıtlar.
Cevabı göster

İç konuşmayı şekillendiren, hatırlanmış yargılar ve düşünceler.

a murmuring stream of thoughts that run along inside our minds most of the time. Deyimler

0:15

zihnimizin içinde çoğu zaman akıp giden uğultulu bir düşünceler seli.

Deyimler

a murmuring stream of thoughts: sessiz düşünce akışı mecazı

Burada a murmuring stream of thoughts, düşüncelerin zihinde hafif ve kesintisiz biçimde ilerlemesini anlatan bir mecazdır. Stream, kesilmeyen bir akışı; murmuring ise bütün dikkati istemeden arka planda kalan yumuşak bir ses imgesini çağrıştırır. Bu ifade, soyut bir zihinsel süreci hareket eden su gibi hissettirir. Betimleyici anlatımda yalnızca düşüncelerin varlığını değil, nasıl hareket ediyor gibi göründüklerini ve ne kadar fark edildiklerini de göstermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümlede a murmuring stream of thoughts neyi çağrıştırıyor?

  1. Zihnin çalışmasını tamamen durduran ani bir düşünce
  2. Arka planda sessiz ve kesintisiz bir düşünce akışı
  3. Özenle düzenlenmiş mantıksal bir akıl yürütme zinciri
  4. Konuşanın duyabildiği gerçek bir dere
Cevabı göster

Arka planda sessiz ve kesintisiz bir düşünce akışı

Sometimes the inner voice is encouraging,

0:20

Bazen iç ses teşvik edicidir,

calling for you to run those final few yards,

0:23

o son birkaç metreyi koşmanız için size seslenir,

you're nearly there, keep going, keep going,

0:26

neredeyse vardın, devam et, devam et,

or urging you to calm down because you know it will all be okay in the end. Notlar

0:30

ya da sonunda her şeyin yoluna gireceğini bildiğiniz için sakinleşmenizi tavsiye eder.

Öbek fiiller

calm down: daha az gergin hâle gelmek

Calm down, daha az kaygılı, öfkeli veya panik hâlde olmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada iç ses, durumun sonunda iyi olacağını bildiğin için kaygının azalmasına izin vermeni istiyor. Nesnesiz kullanılabilir (I need to calm down) veya kişi bildiren bir nesneyle ayrılabilir (The music calmed me down). Emir biçimindeki Calm down, birine yoğun bir duygu durumundan daha sakin bir duruma geçmesini söyler.

Alıştırma

calm fiilini doğru parçacıkla kullanarak cümleyi tamamlayın: Before you answer, take a slow breath and ____.

Cevabı göster

calm down

Kalıp ifadeler

it will all be okay in the end ile güven vermek

Bu cümlede it will all be okay güven vermek için kullanılır. All, farklı kaygıları tek bir genel durum altında toplar; okay ise durumun kusursuz olmasa da yönetilebilir veya kabul edilebilir hâle geleceğini anlatır. In the end, dikkati şu anki zorluktan olaylar geliştikten sonraki nihai sonuca yöneltir. Konuşan kişi teselli ve güven ifade eder.

Alıştırma

Mevcut sorunlara rağmen sonunda her şeyin düzeleceğini söyleyerek birine en iyi güven veren cümle hangisidir?

  1. It will all be okay in the end.
  2. It was okay at the end of the meeting.
  3. It might be okay for now.
Cevabı göster

It will all be okay in the end.

But sometimes the inner voice is simply not very nice at all. Dilbilgisi

0:35

Ancak bazen iç ses hiç de iyi değildir.

Dilbilgisi

Vurgulu olumsuzluk yapısı not ... at all

Not ... at all, vurgulu bir olumsuzluk yapısıdır. Burada at all, not very nice ifadesini güçlendirir; dolayısıyla iç ses yalnızca çok nazik olma seviyesinin biraz altında değildir, açıkça nazik değildir. Not ile at all arasındaki sözler not helpful at all veya not clear at all örneklerindeki gibi değişebilir. Bu yapı, anlatılan niteliği veya dereceyi güçlü biçimde reddeder.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu olumsuzluk yapısı not ... at all ile tamamlayın: The instructions were ____ clear ____.

Cevabı göster

not · at all

It is defeatist and punitive,

0:42

Yenilgiye uğratıcı ve cezalandırıcıdır,

panic-ridden and humiliating. Kelime

0:44

panik dolu ve aşağılayıcıdır.

Kelime

panic-ridden: paniğin hâkimiyetinde

panic-ridden ifadesindeki ek benzeri -ridden öğesi, zararlı bir şeyle “dolu” veya onun “hâkimiyeti altında” olmak anlamına gelir. Panik sanki her yanına yayılmışçasına güçlü biçimde etkilenmiş bir şeyi anlatır; yalnızca anxious demekten daha güçlüdür. Burada panic-ridden, iç sesi zararlı ve aşağılayıcı olarak niteleyen birkaç olumsuz sıfatla yan yana gelir. ridden'ın bu kullanımı ride fiilinin geçmiş zaman ortacından gelir, ancak bileşik sözcük gerçek anlamda binmeyi değil, kalıplaşmış bir mecaz anlamı ifade eder.

Alıştırma

“Panikle dolu ve paniğin kontrolünde” anlamına gelen -ridden bileşiğiyle cümleyi tamamlayın: Her ____ response made the problem worse.

Cevabı göster

panic-ridden

It doesn't represent anything like our best insights or most mature capacities. Kalıp ifadeler

0:47

En iyi içgörülerimizi veya en olgun yeteneklerimizi hiçbir şekilde temsil etmez.

Kalıp ifadeler

Olumsuz karşılaştırmalarda anything like

Olumsuz bir cümlede anything like, bir ölçüte “hiç değilse biraz yakın” veya “uzaktan da olsa benzer” anlamına gelir. Olumsuzluğu güçlendirir: doesn't represent anything like our best insights, en iyi içgörülerimizi temsil etmeye hiç yaklaşmadığı anlamındadır. Buradaki like, hoşlanmayı değil benzerlik veya yakınlığı gösterir. Bu ifade, konuşanın yalnızca tam bir eşleşmeyi değil, anlamlı sayılabilecek bir benzerliği bile reddetmesini sağlar.

Alıştırma

“This rehearsal isn't anything like the final performance” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Prova, son gösteriden çok uzaktır.
  2. Konuşan kişi iki gösteriyi de beğenmektedir.
  3. Prova, son gösteriyle neredeyse tamamen aynıdır.
Cevabı göster

Prova, son gösteriden çok uzaktır.

It's not the voice of our better nature. Deyimler

0:53

O bizim daha iyi doğamızın sesi değildir.

Deyimler

our better nature: ahlaken daha iyi yanımız

Bu cümlede our better nature, içimizdeki daha nazik, makul ve ilkeli yanı ifade eder. Better burada yetenek karşılaştırması değil, ahlaki bir değerlendirmedir; nature ise doğal dünyayı değil, kişinin karakterinin bir yönünü belirtir. Bu daha iyi yanın sesi mecazidir: insanı olabileceği en iyi şekilde davranmaya yönelten içsel rehberliği anlatır. Bunun o ses olmadığını söylemek, düşüncenin daha bilge yanımızdan geldiği fikrini reddeder.

Alıştırma

Bir kişinin daha nazik ve ilkeli yanını ifade eden, dersteki iki kelimelik ifadeyi tamamlayın: "After his anger faded, Leo listened to his ____ and apologized."

Cevabı göster

better nature

We find ourselves saying

0:57

Kendimizi şöyle derken buluruz

"You disgust me.

0:59

"Benden iğreniyorsun.

Things always go to shit with you." Deyimler

1:00

Senin yüzünden işler hep boka sarıyor."

Deyimler

go to shit: ciddi kötüleşmeyi anlatan kaba bir deyim

Go to shit, bir şeyin çok kötüleşmesi, kaotik hâle gelmesi, bozulması veya başarısız olması anlamına gelen kaba bir deyimdir. Sözcüğü sözcüğüne dışkıdan bahsetmez; burada senin dâhil olduğun durumların her zaman ciddi biçimde kötüye gittiğini söyler. Cümle doğrudan you kişisini suçlar, always suçlamayı mutlaklaştırır ve deyim küfürlüdür; bu nedenle sözün tamamı sert ve aşağılayıcı gelir. Tarafsız bir açıklama değil, düşmanca bir iç yargıdır.

Alıştırma

Şu ifadenin doğru olup olmadığına karar verin: "Go to shit is appropriate in a formal email to a client when a project has serious problems."

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

or "You useless little idiot."

1:01

veya "Seni işe yaramaz küçük aptal."

Where do inner voices come from?

1:05

İç sesler nereden gelir?

An inner voice always used to be an outer voice.

1:08

Bir iç ses eskiden hep bir dış sesti.

We absorb the tone of others,

1:12

Başkalarının ses tonunu benimseriz,

a harassed or angry parent,

1:14

bunaltılmış veya öfkeli bir ebeveyn,

the menacing threats of an elder sibling keen to put us down, Öbek fiiller

1:17

bizi aşağılamaya hevesli büyük bir kardeşin korkutucu tehditleri,

Öbek fiiller

Put us down: birini aşağılamak

Put someone down öbek fiili, birini kendisini daha yetersiz ya da önemsiz hissedecek şekilde eleştirmek, alaya almak veya aşağılamak demektir. Burada put us down, büyük bir kardeşin bizi aşağılamasını anlatır; bizi fiziksel olarak bir yere bırakmak anlamına gelmez. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: put us down, put him down veya put them down. Bağlam burada, bir şeyi yazmak ya da bir hayvana ötanazi uygulamak gibi put down ifadesinin diğer anlamlarını değil, kişiler arası bu anlamı seçer.

Alıştırma

Cümleyi ‘bizi aşağılamak’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Maya mocked every idea we shared because she wanted to ____.

Cevabı göster

put us down

the words of a schoolyard bully or a teacher who seemed impossible to please. Dilbilgisi

1:21

okul bahçesindeki bir zorbanın veya memnun edilmesi imkansız gibi görünen bir öğretmenin sözleri.

Dilbilgisi

Impossible to please: önceki ismin örtük nesne olması

a teacher who seemed impossible to please ifadesinde teacher, please fiilinin örtük nesnesidir. Anlamı, başka insanların öğretmeni memnun etmesinin imkânsız görünmesidir; öğretmenin başkalarını memnun edemiyor görünmesi değildir. Bu yapı genellikle tough construction olarak adlandırılır: isim + be/seem + sıfat + to + geçişli fiil. Önceki isim, fiilin eksik nesne konumunda anlaşılır. This app is easy to use, birinin bu uygulamayı kullanmasının kolay olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

“The coach seemed impossible to please” cümlesinin en doğal anlamı hangisidir?

  1. Antrenör kimseyi memnun etmeyi denemek istemiyor görünüyordu.
  2. Herhangi birinin antrenörü memnun etmesi imkânsız görünüyordu.
  3. Antrenör başka insanları mutlu edemiyor görünüyordu.
Cevabı göster

Herhangi birinin antrenörü memnun etmesi imkânsız görünüyordu.

We internalize the unhelpful voices

1:27

Faydasız sesleri içselleştiririz

because at certain key moments in the past they sounded compelling.

1:31

çünkü geçmişteki bazı önemli anlarda kulağa ikna edici geliyorlardı.

The authority figures repeated their messages over and over Kalıp ifadeler

1:36

Otorite figürleri mesajlarını defalarca tekrarladılar

Kalıp ifadeler

over and over: tekrar tekrar

Over and over, aynı eylemin veya mesajın çoğu zaman birikimli bir etki yaratacak kadar çok kez tekrarlandığını belirtir. İki over birlikte tek bir kalıplaşmış zarf ifadesi oluşturur; burada ikisi de bir şeyin üzerinden geçme anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, otorite konumundaki kişilerin mesajlarını ne sıklıkta tekrarladığını gösterir. Sürekli tekrarı vurgulamak istendiğinde many times yerine doğal bir seçenektir.

Alıştırma

Cümleyi over + and + over sözcüklerinden oluşan kalıpla tamamlayın: The puppy chased its tail ____.

Cevabı göster

over and over

until they got lodged in our own way of thinking. Deyimler

1:41

kendi düşünce tarzımıza yerleşene kadar.

Deyimler

got lodged in our own way of thinking: kendi düşünme biçimimize yerleşmek

Got lodged in, bir durum değişimini göstermek için get + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: mesajlar grubun düşünme biçimine sağlam bir şekilde yerleşti. Lodge sözcüğü gerçek anlamda bir şeyin bir yere sıkışmasını anlatır; burada ise zihinde kalan ve yargıları etkileyen fikirler için kullanılan bir benzetmedir. They, otorite konumundaki kişileri değil, tekrarlanan mesajları gösterir. Own, dışarıdan gelen mesajların giderek içselleştirilip grubun kendi düşüncesinin bir parçası gibi hissedilmesini vurgular.

Alıştırma

Burada got lodged in ne anlama geliyor? The false rule got lodged in Noah's mind after he heard it for years.

  1. Fiziksel olarak beynine girdi.
  2. Noah kuralı birçok kez yüksek sesle söyledi.
  3. Zihnine sağlam biçimde yerleşti.
Cevabı göster

Zihnine sağlam biçimde yerleşti.

Part of achieving happiness and maturity involves altering our inner voices, Dilbilgisi

1:44

Mutluluğa ve olgunluğa ulaşmanın bir kısmı iç seslerimizi değiştirmeyi içerir,

Dilbilgisi

Part of achieving ... involves altering ...: bir sürecin bir parçasını belirtmek

Part of + isim veya -ing öbeği + involves + isim veya -ing öbeği kalıbı, bir eylemi daha geniş bir hedefin ya da sürecin bileşeni olarak sunar. Burada mutluluğa ve olgunluğa ulaşmak daha geniş süreçtir; iç seslerimizi değiştirmek ise belirtilen bileşendir. Part of ifadesi iddianın kapsamını sınırlar. Cümle, bu değişimin mutluluğa ve olgunluğa katkıda bulunduğunu söyler; bunun tüm süreç ya da tek koşul olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi tam Part of ... involves ... kalıbıyla tamamlayın: ____ learning to play an instrument ____ practicing slowly and regularly.

Cevabı göster

Part of · involves

which means encountering equally convincing and confident,

1:51

bu da aynı derecede ikna edici ve kendinden emin,

but also helpful and constructive varieties of voices over long periods and taking care to internalize them. Kalıp ifadeler

1:55

aynı zamanda uzun süreler boyunca faydalı ve yapıcı ses türleriyle karşılaşmak ve bunları içselleştirmeye özen göstermek anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

taking care to: bir eylemin yapılmasını bilinçli olarak sağlamak

take care to + fiilin yalın hâli yapısında take care, birine bakmak değil, bilinçli ve özenli çaba göstermek anlamına gelir. Taking, cümlede daha önceki encountering ile eş görevli olduğu için -ing biçimindedir; to internalize ise ifadeyi tamamlayan mastardır. Burada taking care to internalize them, yararlı seslerin zamanla kişinin kendi düşünce biçiminin bir parçası olmasını bilinçli olarak sağlamaya özen göstermek demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede take care to, bir eylemin yapılmasını sağlamak için bilinçli ve özenli çaba göstermek anlamında kullanılmıştır?

  1. While I am away, please take care of the children.
  2. If the room is cold, try closing the window.
  3. Before you leave, take care to lock every window.
Cevabı göster

Before you leave, take care to lock every window.

They might be the voices of a friend,

2:04

Bunlar bir arkadaşın,

a therapist, or an author.

2:07

bir terapistin ya da bir yazarın sesi olabilir.

We need to hear them often enough Dilbilgisi

2:10

Onları yeterince sık duymalıyız

and around tricky enough issues that they come to feel normal and natural responses,

2:13

ve bunların normal ve doğal tepkiler olduğunu hissettirecek kadar çetrefilli konularda duymalıyız,

Dilbilgisi

often enough ... tricky enough issues that: sonuca götüren sıklık ve zorluk eşikleri

often enough ifadesinde enough, often zarfından sonra gelir ve bir sıklık eşiği belirtir: yardımcı seslerin yeterince sık duyulması gerekir. tricky enough issues that ... yapısında enough, tricky sıfatından sonra ancak issues isminden önce gelir. Bir zorluk eşiği belirtir; that ile başlayan yan cümle de bu düzeye ulaşıldığında ortaya çıkan sonucu açıklar. Burada tricky, zor veya karmaşık anlamındadır; hilekâr anlamında değildir.

Alıştırma

Doğru konuma yerleştirmek için iki boşluğa da enough yazın: We met often ____ and discussed challenging ____ problems that the new routine started to feel natural.

Cevabı göster

enough · enough

so that eventually they come to feel like things we are saying to ourselves. Dilbilgisi

2:19

böylece sonunda kendi kendimize söylediğimiz şeyler gibi gelmeye başlarlar.

Dilbilgisi

Zamanla ortaya çıkan bir sonuç için so that

So that, bir durumu ardından gelen amaç veya sonuçla bağlar. Burada, tekrar tekrar maruz kalmanın gerçek sonucunu belirtir: dışarıdan gelen sesler sonunda kişinin kendi iç konuşması gibi gelmeye başlar. Eventually sözcüğü ve önceki sürece yapılan gönderme, sonuç yorumunu daha güçlü kılar. Başka bir bağlamda so that, amaçlanan bir hedefi de belirtebilir; bu nedenle anlamı seçerken yalnızca bağlaca değil, bağlama bakın.

Alıştırma

Bu cümlede so that neyi başlatıyor? We repeated the steps for weeks, so that eventually they felt automatic.

  1. automatic sıfatının derecesi
  2. Tekrardan önce planlanmış bir amaç
  3. Zaman içinde gelişen gerçek bir sonuç
Cevabı göster

Zaman içinde gelişen gerçek bir sonuç

They become our own thoughts.

2:25

Onlar kendi düşüncelerimiz olurlar.

The best sort of inner voice speaks to us in a gentle, kind, and unhurried way. Kalıp ifadeler

2:28

En iyi iç ses türü bizimle nazik, şefkatli ve telaşsız bir şekilde konuşur.

Kalıp ifadeler

nazik, sevecen ve telaşsız bir şekilde

in a + sıfatlar + way kalıbı, nitelikleri bir eylemin nasıl gerçekleştiğini anlatan bir ifadeye dönüştürür. Burada gentle, kind ve unhurried, iç sesin nasıl konuştuğunu açıklar; way yol veya yön değil, biçim anlamındadır. Bu kalıp, birden fazla sıfatın birlikte kullanılması gerektiğinde özellikle yararlıdır. Sıfatları way sözcüğünden önce, edat öbeğinin tamamını da nitelediği fiil ya da fiil öbeğinden sonra yerleştirin.

Alıştırma

Cümleyi in a ... way kalıbıyla tamamlayın; calm ve patient sıfatlarını bu sırayla kullanın: The nurse explained each step ____.

Cevabı göster

in a calm and patient way

It should feel as if a sympathetic arm were being put around our shoulder Dilbilgisi

2:35

Sanki omzumuza şefkatli bir kol dolanmış gibi hissettirmelidir,

Dilbilgisi

… omzumuzun etrafına konuyormuş gibi

as if ... yan tümcesi hayali bir karşılaştırma kurar: Duygu, rahatlatıcı bir kolun omza konulmasına benzer, ancak gerçekte orada bir kol bulunması gerekmez. a sympathetic arm ifadesinde sympathetic, şefkatli bir kişiyi ve onun hareketini temsil eden bir imge olarak kola aktarılır; kelimenin gerçek anlamıyla kolun duyguları olduğu söylenmez. Bu karşılaştırmada were, durumun gerçek dışı veya varsayımsal olduğunu gösterir. Were being put aynı zamanda edilgen süreklilik yapısıdır: being put, devam eden bir eylemi gösterir ve kol bu eyleme maruz kalır. Bütün kalıp as if + gerçek dışılığı belirten were + being + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Hayali bir duyguyu anlatmak için as if + gerçek dışılığı belirten were + edilgen süreklilik yapısını kullanan cümleyi seçin.

  1. Their warm welcome made it feel as if we were wrapping ourselves in a soft blanket.
  2. Their warm welcome made it feel as if a soft blanket were being wrapped around us.
  3. Their warm welcome made it feel as if a soft blanket had been wrapped around us.
Cevabı göster

Their warm welcome made it feel as if a soft blanket were being wrapped around us.

by someone who had lived long and seen a great many sad things,

2:40

uzun yaşamış ve pek çok üzücü şey görmüş biri tarafından,

but wasn't embittered or panicked by them.

2:45

ama onlar tarafından küstürülmemiş ya da paniğe kapılmamış biri.

In certain states of humiliation around work,

2:49

İşle ilgili bazı aşağılanma durumlarında,

in many of us, there is a mocking and contemptuous voice inside one's head.

2:52

birçoğumuzun kafasında alaycı ve küçümseyici bir ses vardır.

It suggests that love, respect, and kindness

2:58

Sevgi, saygı ve nezaketin

only ever come via worldly success and competence. Kelime

3:02

sadece dünyevi başarı ve yetkinlik yoluyla geldiğini öne sürer.

Kelime

worldly success: toplumsal ölçütlere göre dışsal başarı

Worldly success ifadesindeki worldly; statü, para, itibar veya kabul gören yeterlilik gibi dışsal, toplumsal, maddi ya da dünyevi ölçütlerle değerlendirilen başarıyı anlatır. “Dünyanın her yerinde başarılı” anlamına gelmez. Cümle, gözle görülür bu başarıları sevgi, saygı ve nezaketle karşılaştırır. Sevecenliğin kişinin insani değerinden dolayı verilmesi yerine, toplumun onayladığı başarılarla kazanılması gerektiğine dair acımasız bir inancı sunar.

Alıştırma

“Noah had worldly success—a high-paying job and public respect—but little peace of mind,” cümlesinde worldly success ne anlama gelir?

  1. Dünyanın her ülkesinde başarı
  2. Statü, para veya toplumun takdiriyle ölçülen başarı
  3. İçsel ahlaki veya manevi gelişim
Cevabı göster

Statü, para veya toplumun takdiriyle ölçülen başarı

Our failure, not being able to make a public speech,

3:07

Başarısızlığımız, halka açık bir konuşma yapamamak,

taking time to learn to drive a car,

3:11

araba kullanmayı öğrenmek için zaman harcamak,

not being especially brilliant at sales,

3:14

satışta özellikle parlak olmamak,

rightly debars us from love and appreciation. Kelime

3:17

bizi haklı olarak sevgi ve takdirden mahrum bırakır.

Kelime

rightly debars us from...: resmî tınılı sert bir yargı

Debar someone from something veya debar someone from doing something kalıbı, birini bir şeyi elde etmekten, bir yere girmekten ya da bir şeyi yapmaktan resmî olarak men etmek veya dışlamak anlamına gelir. Debar resmî bir sözcüktür ve çoğu zaman hukuki, düzenleyici ya da kurumsal bir tını taşır. Burada sevgi ve takdir, kişinin yeterli bulunmadığı için mahrum bırakılabileceği haklar gibi ele alınır. Rightly, bu sert iç sesin “bunun haklı olduğu” yönündeki yanlış yargısını ifade eder; yazarın kendi onayını göstermez.

Alıştırma

Cümleyi debar sözcüğünün doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The agency ____ the contractor ____ bidding on public projects.

Cevabı göster

debarred · from

We need to incorporate a voice that separates out achievement from love, Öbek fiiller

3:22

Başarıyı sevgiden ayıran bir sesi dahil etmeliyiz,

Öbek fiiller

separate out achievement from love: başarıyı sevgiden ayırmak

Separate out X from Y, X ile Y birbirine karıştığında veya bağlantılı tek bir fikir gibi ele alındığında X'i belirleyip Y'den ayırmak anlamına gelir. Out, sınıflandırma veya içinden çekip çıkarma nüansı ekler; bu nedenle ifade, iki şeyi yalnızca farklı yerlere koymaktan daha özeldir. Burada başarı ve sevgi, biri diğerine bağlıymış gibi ele alınıyor. İfade bu zihinsel bağlantıyı çözmeyi anlatır: Bir kişinin başarısı, o kişinin sevgiyi hak edip etmediğinden ayrı değerlendirilebilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir bilgi türünü diğerinden sınıflandırarak ayırmak” anlamıyla en iyi tamamlayan çifti seçin: When checking the article, we should (1) verified facts (2) speculation.

  1. separate out; with
  2. distinguish; from
  3. separate out; from
Cevabı göster

separate out; from

that reminds us that we may be worthy of affection even if we fail, Notlar

3:28

başarısız olsak bile sevgiye layık olabileceğimizi hatırlatan,

Kalıp ifadeler

worthy of affection: sevgiye layık olmak

Worthy of + isim, o ismin belirttiği şeyi hak etmek veya ona layık olmak anlamına gelir. Worthy of affection ifadesinde kişinin hak ettiği şey affection, yani sevgidir; ifade bu sevginin zaten verilmiş veya alınmış olduğunu söylemez. Bu cümlede başarısızlık bile kişinin ilgi ve sevgiyi hak eden biri olarak değerini ortadan kaldırmaz. Bu kalıp worthy of respect, worthy of attention ve worthy of consideration ifadelerine de doğal biçimde aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hangi seçenek doğru tamamlar? The proposal is (blank) careful consideration.

  1. worthy of
  2. worth of
  3. worthy for
Cevabı göster

worthy of

Dilbilgisi

even if we fail: olası bir koşula rağmen değişmeyen sonuç

Even if, olası ve olumsuz bir koşul getirir: başarısız olabiliriz. Bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana fikir, yani sevgiye layık olmamız, geçerliliğini korur. Buradaki yan cümle başarısızlığın gerçekten yaşandığını söylemez. Bu yapı, olası bir engelin bir sonucu, kararı veya inancı değiştirmeyeceğini belirtmenizi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, olumsuz bir olasılık gerçekleşse de gerçekleşmese de planın devam edeceğini söylüyor?

  1. We will keep hiking even if it starts to rain.
  2. We will keep hiking even though it has started to rain.
  3. We will keep hiking if it starts to rain.
Cevabı göster

We will keep hiking even if it starts to rain.

and that being a winner is only one part, Anlatım akışı

3:33

ve kazanan olmanın sadece bir parça olduğunu,

and not necessarily the most important part of one's identity.

3:36

ve kişinin kimliğinin ille de en önemli parçası olmadığını hatırlatan.

Anlatım akışı

only one part ... not necessarily the most important part: iki aşamalı sınırlandırma

Only one part, kazanan olmanın kişinin kimliğini ne ölçüde açıkladığını önce sınırlar: başarı yalnızca bir bileşendir, kişinin tamamı değildir. Ardından gelen and not necessarily the most important part, önem sıralaması konusunda kesin bir yargıdan kaçınır. Kazanmanın kesinlikle önemsiz olduğunu söylemez; diğer bütün parçalardan daha üstte olduğunu varsayamayacağımızı söyler. Bu iki aşamalı yapı önce iddianın kapsamını sınırlar, sonra değerlendirmeyi daha temkinli hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, fiyatın önemli olduğunu ancak ilk sırada olmayabileceğini iki aşamalı yapıyla ifade ediyor?

  1. Price is the only consideration and therefore the most important one.
  2. Price is one consideration, but it is definitely not the most important one.
  3. Price is only one consideration, and not necessarily the most important one.
Cevabı göster

Price is only one consideration, and not necessarily the most important one.

This is traditionally the voice of the mother,

3:41

Bu geleneksel olarak annenin sesidir,

but it might also be the voice of a lover,

3:45

ama aynı zamanda bir sevgilinin,

a poet we like,

3:47

sevdiğimiz bir şairin,

or a 9-year-old child chatting to his or her mom or dad about stress at the office.

3:49

ya da ofisteki stres hakkında annesi veya babasıyla sohbet eden 9 yaşında bir çocuğun sesi de olabilir.

It is the voice of a person who loves you for being you outside of achievement. Kalıp ifadeler

3:56

Bu, sizi başarı dışında sadece siz olduğunuz için seven birinin sesidir.

Kalıp ifadeler

for being you: birini gerçek benliği için sevmek

for being you ifadesinde for, sevginin nedenini belirtir ve ardından -ing biçimi gelir. Being you, başka biri gibi davranmak ya da rol yapmak değil; kimliğin ve karakterinle gerçek kendin olmak demektir. Aktarılabilir kalıp fiil + kişi + for + -ing biçimidir. -ing bölümü, o kişiye yönelik eylem veya duygunun nedenini açıklar. Burada sevgi, bir başarının ödülü olarak değil, kişinin kendisinin kabul edilmesi olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümle kişinin bir başarısı için değil, gerçek benliği için sevildiğini söyler?

  1. I love you for being you.
  2. I love you for winning the award.
  3. I love the award you won.
Cevabı göster

I love you for being you.

Many of us grew up around nervous people,

4:02

Birçoğumuz sinirli insanların etrafında büyüdük,

people who lost their tempers the moment the parking ticket couldn't be found, Notlar

4:06

otopark fişini bulamadıkları anda öfkelenen,

Deyimler

lose one's temper: birden öfke kontrolünü kaybetmek

Lost their tempers, lose one's temper deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Birden ve açıkça öfkelenip duygusal denetimlerini kaybettikleri anlamına gelir; kelimenin gerçek anlamıyla kaybedilen bir şey yoktur. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: lose my, your, his, her, our veya their temper. People gibi çoğul bir grupta their tempers, her kişinin kendi öfkesinin denetimini kaybettiğini gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi lose one's temper ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Even after the customer shouted, Maya did not ____.

Cevabı göster

lose her temper

Dilbilgisi

the moment ile “olur olmaz” anlamı

Burada the moment, the parking ticket couldn't be found yan cümlesini başlatır. As soon as, yani “olur olmaz” anlamındadır ve bu olayı öfkeyi kaybetmenin anlık tetikleyicisi olarak gösterir. Neredeyse hemen ardından başka bir olay gelen bir durumu anlatmak için the moment + özne + fiil yapısını kullanın. Bağlaç görevindeyken the moment ifadesinden sonra when eklemeyin.

Alıştırma

Herkesin alarm çaldıktan hemen sonra binadan ayrıldığını en açık biçimde vurgulayan cümle hangisidir?

  1. Before the alarm rang, everyone left the building.
  2. The moment the alarm rang, everyone left the building.
  3. When the alarm rang, everyone left the building.
Cevabı göster

The moment the alarm rang, everyone left the building.

and who were knocked off course by relatively minor administrative hurdles like the electricity bill. Deyimler

4:10

ve elektrik faturası gibi nispeten küçük idari engellerle rotasından sapan insanlar.

Deyimler

be knocked off course ifadesinin mecaz anlamı

Burada were knocked off course edilgen ve mecazlı bir yapıdır. İnsanlar fiziksel olarak darbe almamıştır; küçük idari sorunlar onların sakinliğini, muhakemesini veya olaylarla başa çıkma biçimini bozmuştur. Course, düzenli düşünce, eylem veya ilerlemenin hayalî yoludur. Be knocked off course, dışarıdan gelen bir olayın kişiyi ya da bir şeyi bu yoldan saptırması anlamına gelir; mutlaka tamamen başarısız olmak demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi was + hedefteki üç sözcüklü mecazla tamamlayın: Our schedule ____ by a last-minute change.

Cevabı göster

was knocked off course

These people had no faith in themselves,

4:17

Bu insanların kendilerine inançları yoktu,

and therefore, without necessarily wanting to do us harm, Dilbilgisi

4:20

ve bu yüzden, illa ki bize zarar vermek istemeseler de,

couldn't have much faith in our own abilities either.

4:24

kendi yeteneklerimize de pek inanamıyorlardı.

Dilbilgisi

without necessarily wanting to do us harm ifadesinin temkinli anlamı

Bu cümlede without necessarily wanting to do us harm, zarar ya da güvensizlik ortaya çıksa bile zarar verme isteğinin bunun zorunlu açıklaması olmadığını anlatır. Necessarily, niyetle ilgili çıkarımı sınırlar; konuşmacı yetişkinlerin onlara kesinlikle zarar vermek istediğini söylemez. without necessarily + -ing kalıbı, sonucu varsayılan niyetten dikkatli biçimde ayırır. Böyle bir niyetin var olma olasılığını açık bırakır, ancak bunun kesin ya da mantıksal olarak zorunlu olmadığını söyler; niyetin kesinlikle bulunmadığını da iddia etmez.

Alıştırma

Cümlede without necessarily wanting to do us harm ne anlatıyor?

  1. Kesinlikle zarar verme niyetleri olmadığını kanıtlar.
  2. Yalnızca önceden planlamışlarsa zarar verebileceklerini söyler.
  3. Zarar vermek isteyip istemediklerini açık bırakır ve zarar verme niyetinin zorunlu bir sonuç olmadığını söyler.
Cevabı göster

Zarar vermek isteyip istemediklerini açık bırakır ve zarar verme niyetinin zorunlu bir sonuç olmadığını söyler.

Every time we faced an exam,

4:29

Ne zaman bir sınavla karşılaşsak,

they got more alarmed than we did. Dilbilgisi

4:31

onlar bizden daha fazla telaşlandılar.

Dilbilgisi

more alarmed than we did ifadesindeki did

more alarmed than we did ifadesinde did, daha önceki got alarmed eylem öbeğinin yerine geçer. Eksiltme yapılmasaydı karşılaştırma aynı öbeği tekrar ederdi: they got more alarmed than we got alarmed. Ancak İngilizcede bu tekrar genellikle önlenir. Bu, karşılaştırma yan cümlesinde eylem öbeği eksiltisidir. Yardımcı fiil did geçmiş zamanı korur, we öznesi ise karşılaştırılan diğer grubu gösterir; did ayrı bir eylem anlatmaz.

Alıştırma

got nervous yerine geçen yardımcı fiille karşılaştırmayı tamamlayın: Maya got more nervous before the interview than I ____.

Cevabı göster

did

They always asked multiple times if we had enough to wear when we went outside.

4:33

Dışarı çıktığımızda hep yeterince giyinip giyinmediğimizi defalarca sordular.

They worried about our friends and our teachers.

4:38

Arkadaşlarımız ve öğretmenlerimiz için endişelendiler.

They were sure the holiday was going to turn into a disaster. Öbek fiiller

4:41

Tatilin bir felakete dönüşeceğinden emindiler.

Öbek fiiller

Turn into a disaster: yeni bir duruma dönüşmek

Turn into, “değişip başka bir şeye veya duruma dönüşmek” anlamına gelir. Ardından yeni biçim, durum ya da sonuç gelir: turn into + isim öbeği. Burada keyifli olması beklenen bir tatilin felakete dönüşeceği düşünülüyor. Was going to turn into, bunu onların kesinlikle gerçekleşmesini bekledikleri sonuç olarak sunar. Daha önce gerçekleşmiş bir felaketi değil, onların tahminini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi turn ve ortaya çıkan durumu belirten sözcükle tamamlayın: The quiet discussion began to ____ a serious argument.

Cevabı göster

turn into

Now these voices have become our own

4:45

Şimdi bu sesler bizim kendi sesimiz oldu

and cloud our capacity to take an accurate measurement of what we are capable of. Notlar

4:49

ve neler yapabileceğimize dair doğru bir ölçüm yapma kapasitemizi gölgeliyor.

Deyimler

Cloud our capacity: bir yeteneği daha az güvenilir hâle getirmek

Cloud burada geçişli bir fiildir: cloud + bir yetenek veya zihinsel süreç, “onu daha belirsiz ya da daha az güvenilir hâle getirmek” anlamına gelir. Açık görüşü kapatan bulut imgesini kullanır, ancak burada gerçek bulutlardan söz edilmez. Cloud our capacity, bu yeteneğin ortadan kaybolduğu anlamına gelmez. İç sesler, neler yapabileceğimizi doğru değerlendirme yeteneğimizi etkiler; bu nedenle ortaya çıkan yargı çarpıtılmış olabilir.

Alıştırma

“Stress can cloud our capacity to make a fair decision,” cümlesinde cloud ne anlama gelir?

  1. Bu yeteneği çevrim içi olarak depolamak
  2. Bu yeteneği daha belirsiz veya daha az güvenilir hâle getirmek
  3. Bu yeteneği tamamen ortadan kaldırmak
  4. Bu yeteneği doğru biçimde ölçmek
Cevabı göster

Bu yeteneği daha belirsiz veya daha az güvenilir hâle getirmek

Dilbilgisi

Kaynaşık ilgi yan cümlesi olarak what we are capable of

Bu cümlede what we are capable of, kaynaşık bir ilgi yan cümlesidir. what, “the thing or things that” anlamına gelir; dolayısıyla yan cümlenin bütünü “yapma becerisine sahip olduğumuz şeyler” demektir. Yan cümle bir isim gibi işlev görür ve an accurate measurement of... yapısında neyin ölçüldüğünü tamamlar. Capable normalde of edatıyla kullanılır. Burada what anlam bakımından of edatının nesnesidir, ancak of sonda kalır: what we are capable of. Bu yan cümle doğrudan soru sırasını değil, bildirme cümlesi sırasını kullanır.

Alıştırma

Cümleyi capable kullanan tam yapıyla tamamlayın: Finishing the climb reminded us ____.

Cevabı göster

what we are capable of

We have internalized voices of irrational fear and fragility.

4:55

Mantıksız korku ve kırılganlık seslerini içselleştirdik.

At such moments,

5:01

Böyle anlarda,

we need an alternative voice that can pause our runaway fears Deyimler

5:02

kontrolden çıkan korkularımızı durdurabilecek alternatif bir sese ihtiyacımız var

and remind us of the strength we have latent within us, Kelime

5:07

ve içimizde gizli olan gücü bize hatırlatacak,

Deyimler

pause our runaway fears ifadesindeki çift metafor

Pause our runaway fears iki metaforu birleştirir. Runaway, kontrolden çıkmış ve giderek hız kazanan bir şeyi anlatır; fears ile kullanıldığında korkuların hızla büyüdüğünü belirtir. Pause ise bu zihinsel tırmanışı tamamen silinen değil, geçici olarak durdurulabilen bir süreç gibi ele alır. İfade bir bütün olarak destekleyici bir iç sesin giderek büyüyen korkuyu, daha sakin düşünecek zaman sağlayacak kadar kesebileceğini anlatır. Gerçekten kaçmaktan ya da gerçek bir düğmeye basmaktan söz etmez.

Alıştırma

Bu cümlede “pause his runaway fears” ne anlama gelir? Her calm voice helped pause his runaway fears.

  1. Bütün korkuları kalıcı olarak yok etmek
  2. Kontrolden çıkarak büyüyen korkuları geçici olarak kesmek
  3. Korkmuş bir kişinin daha hızlı kaçmasına yardım etmek
Cevabı göster

Kontrolden çıkarak büyüyen korkuları geçici olarak kesmek

Kelime

strength we have latent within us ifadesindeki latent

Burada latent, “zaten var olan fakat henüz görünür veya etkin olmayan” anlamına gelir. Güç şu anda insanların içindedir; panik onu gizlemiştir. Yani yalnızca gelecekte ortaya çıkabilecek bir olasılık değildir. strength we have latent within us ifadesinde latent within us, have fiilinin nesnesi olan strength'ten sonra gelir ve onun durumunu açıklar. Bu, “içimizde gizli biçimde var olan güç” anlamına yakın, sıkıştırılmış ve resmî bir yapıdır.

Alıştırma

"The mentoring program revealed skills that had been latent for years," cümlesinde latent ne anlama gelir?

  1. Baştan beri açıkça etkin ve görünür
  2. Tam o anda yeni yaratılmış
  3. Zaten var olan fakat henüz ortaya konmamış
Cevabı göster

Zaten var olan fakat henüz ortaya konmamış

which the currents of panic have hidden from us. Deyimler

5:11

panik akıntılarının bizden sakladığı.

Deyimler

Su metaforu olarak currents of panic

Currents of panic, suyla ilgili bir metafordur. Currents hareket eden akıntılardır; dolayısıyla ifade paniği insanların dikkatini sürükleyebilen ve içlerinde zaten bulunan gücü gizleyebilen bir kuvvet gibi sunar. Burada elektrik akımı veya güncel haberler kastedilmez. Akan su imgesinin tekrarlanması, bu cümleyi yakındaki diğer su imgelerine de bağlar. Bu tekrar, paniği kısa süreli tek bir korku düşüncesi değil, sürekli etkili olan bir güç gibi hissettirir.

Alıştırma

"Currents of panic swept through the crowd," cümlesinde currents of panic neyi düşündürür?

  1. Acil durumda elektriğin kesilmesi
  2. Paniğin yayılan ve insanları etkileyen hareketli bir güç gibi davranması
  3. Panik hakkındaki güncel haberler
Cevabı göster

Paniğin yayılan ve insanları etkileyen hareketli bir güç gibi davranması

Our heads are large, cavernous spaces. Deyimler

5:15

Kafalarımız büyük, mağara gibi boşluklardır.

Deyimler

Our heads are large, cavernous spaces: fiziksel bir mekân olarak zihin

Burada heads sözcüğü zihnimizi anlatır ve cümlenin tamamı bir metafordur. Her zihin geniş, derin ve yankıları barındırabilen devasa, mağaraya benzeyen bir iç mekân olarak betimlenir. Bu, anatomiyle ilgili bir açıklama değildir. Somut görüntü, soyut bir düşünceyi kavramayı kolaylaştırır: zihin, hatırlanan birçok sesi, görüşü ve etkiyi içinde barındırabilir.

Alıştırma

Our heads are large, cavernous spaces metaforu bu bağlamda ne anlatır?

  1. Zihnimiz, hatırlanan birçok sesi ve etkiyi içinde barındırabilir.
  2. İnsanlar yalnızca mağaraların içindeyken ses duyabilir.
  3. İnsan kafatasları göründüklerinden fiziksel olarak çok daha büyüktür.
Cevabı göster

Zihnimiz, hatırlanan birçok sesi ve etkiyi içinde barındırabilir.

They contain the voices of all the people we have ever known. Dilbilgisi

5:19

Şimdiye kadar tanıdığımız tüm insanların seslerini barındırırlar.

Dilbilgisi

we have ever known: bugüne kadarki deneyim için present perfect

We have ever known ifadesinde have known, have + geçmiş zaman ortacı known yapısından oluşan present perfect biçimidir. Bitmiş bir geçmiş zamanı belirtmeden geçmişten bugüne kadar olan deneyime bakar. Ever, kapsamı bu dönemin herhangi bir anını içerecek şekilde genişletir. All the people ifadesinden sonra, hayatımız boyunca şimdiye kadar tanıdığımız herkes anlamına gelir; burada known, bir gerçeği bilmek değil, insanları tanımak veya onlarla tanışıklığı olmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi, bugüne kadar olan yaşam deneyimini anlatan know ve ever biçimiyle tamamlayın: Of all the neighbors we ____, Marta is the friendliest.

Cevabı göster

have ever known

We should learn to mute the unhelpful ones Deyimler

5:25

Faydasız olanları susturmayı öğrenmeliyiz

Deyimler

mute the unhelpful ones ifadesinin mecazi anlamı

Burada mute, ses kontrolündeki sessize alma fikrinden yararlanır. The unhelpful ones, yardımcı olmayan iç sesleri ifade eder; onları mute etmek, tüm düşünceleri ortadan kaldırmak değil, etkilerini azaltıp onlara daha az dikkat vermek demektir. Bu benzetme dikkati ses düzeyi gibi gösterir: zararlı bir sesin düzeyini seçerek düşürürken daha yararlı yönlendirmeleri dinlemeye devam edebilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümlede mute, yardımcı olmayan bir iç sesin etkisini azaltmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Before the interview, I mute my inner critic and focus on what I know.
  2. Before the interview, I mute every thought until my mind is completely empty.
  3. Before the interview, I mute my phone so it will not ring.
Cevabı göster

Before the interview, I mute my inner critic and focus on what I know.

and focus on the voices we really need to guide us through the thickets of life. Deyimler

5:28

ve hayatın çalılıklarında bize rehberlik etmesi için gerçekten ihtiyacımız olan seslere odaklanmalıyız.

Deyimler

guide us through the thickets of life ifadesindeki yol benzetmesi

Guide us through ifadesinde guide, birinin zor bir durumun içinden geçebileceği yolu bulmasına yardım etmek demektir. Thicket, içinden geçmesi zor, yoğun ve birbirine dolanmış çalılık anlamına gelir; bu yüzden the thickets of life, hayatın kafa karıştırıcı sorunlarını ve seçimlerini mecazi olarak anlatır. Bu sözcükler birlikte hayatı zorlu bir araziye, yardımcı sesleri de rehberlere dönüştürür. Cümle gerçek çalıların arasından yürümeyi değil, yön ve destek almayı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede guide us through the thickets of life ne anlama gelir?

  1. Yardımcı sesler, yoğun çalıların arasındaki gerçek bir yolu gösterebilir.
  2. Hayat ancak bütün zor seçimlerden kaçındığımızda kolaylaşır.
  3. Yardımcı sesler, hayatın kafa karıştırıcı zorlukları içinden geçerken bize yol gösterebilir.
Cevabı göster

Yardımcı sesler, hayatın kafa karıştırıcı zorlukları içinden geçerken bize yol gösterebilir.

We humbly offer this voice as one of the more helpful ones we might take on board. Öbek fiiller

5:33

Bu sesi, benimseyebileceğimiz daha yararlı seslerden biri olarak alçakgönüllülükle sunuyoruz.

Öbek fiiller

take something on board: bir şeyi ciddi biçimde kabul edip değerlendirmek

Bu cümlede take ... on board, bir fikri dinlemek, onu yararlı kabul etmek ve düşünce biçiminizi etkilemesine izin vermek demektir. take fiilinin anlamca nesnesi, ones sözcüğüne gönderme yapan ve düşürülmüş olan that’tir: the more helpful ones [that] we might take on board. Burada bir tekneye binmekten veya tekneye bir şey taşımaktan söz edilmez. Kalıp take + idea/advice/feedback + on board şeklindedir. Genellikle bir şeyi yalnızca duymaktan fazlasını anlatır: onu ciddi biçimde değerlendirip özümsersiniz. Ancak bu, her zaman tamamen katılacağınız veya hemen harekete geçeceğiniz anlamına gelmez.

Alıştırma

take something on board ifadesini present perfect biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın ve feedback yerine it kullanın: “I have ____, and I’ll revise the plan.”

Cevabı göster

taken it on board

From a young age, we're taught it's a terrible thing.

5:51

Küçük yaşlardan itibaren bunun korkunç bir şey olduğu öğretilir.

So when we feel it, as we all do,

5:55

Bu yüzden hepimiz gibi hissettiğimizde,

we're inclined not to examine it.

5:58

bunu incelememeye meyilliyiz.

We just feel the regional Italian.

6:00

Sadece yöresel İtalyan hissini alıyoruz.

Whatever that means.

6:03

Bu ne anlama geliyorsa.

It got some amazing reviews online.

6:05

İnternette harika yorumlar aldı.