Tarihin en ölümcül renkleri - J. V. Maranto: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
668 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Bu tarihsel ve bilimsel anlatı, radyum ile kurşun, arsenik ve uranyum temelli pigmentlerin çekici renkleri nedeniyle sanata ve tüketim ürünlerine nasıl girdiğini, buna karşın zehirlenmeye veya radyasyona maruz kalmaya yol açtığını inceliyor. Sonuçta bilimsel bilginin, tehlikeli renklerin çoğunu gündelik yaşamdan çıkarmamıza yardım ettiği belirtiliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It wasn't until the mid 20th century we realized — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Önemli bir farkındalığın ancak şaşırtıcı derecede geç bir tarihte oluştuğunu vurgulamayı öğrenin. Bu zaman yapısı, sıradan bir geçmiş zaman cümlesinden daha güçlü bir tarihsel karşıtlık kurar; gecikmiş keşifleri veya toplumun anlayışındaki geç değişimleri anlatırken kullanılabilir. 2. stayed under wraps — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun, bir şeyin fiziksel olarak sarılı olması değil, bilginin gizli tutulması veya açıklanmaması anlamına geldiğini ayırt edin. Gizlenmiş kanıtları, gizli planları ya da ancak sonradan kamuya açıklanan gerçekleri anlatırken kullanabilirsiniz. 3. prune hazardous colors out of our lives. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İstenmeyen dalları budama eyleminin, tehlikeli maddeleri yaşamdan aşamalı biçimde çıkarma anlamında kullanıldığı bahçecilik mecazını kavrayın. Düzenleme, teknoloji veya halk sağlığı tartışmalarında kanıta dayalı ve seçici bir eleme sürecini ifade etmenizi sağlar.

Bu derste

In 1898,

0:07

1898'de,

Marie and Pierre Curie discovered radium,

0:08

Marie ve Pierre Curie radyumu keşfettiler,

claimed to have restorative properties. Kalıp ifadeler

0:11

ve iyileştirici özellikleri olduğu iddia edildi.

Kalıp ifadeler

claimed to have restorative properties: doğrulanmamış bir iddiayı aktarmak

claimed to have restorative properties ifadesinde claimed, radium sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. Kısaltılmış ifade radium, which was claimed to have restorative properties anlamına gelir: İnsanlar radyumun sağlığı veya gücü geri kazandırabildiğini söylüyordu. Bu kullanım, söz konusu inancı doğrulamadan aktarır. Bir özelliği ya da faydayı başkalarının iddiası olarak sunarken yazarın iddianın doğruluğuyla arasına mesafe koymasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, sözde bir faydayı doğrulanmış bir gerçek olarak sunmadan aktarır?

  1. The lotion has proven healing properties.
  2. The lotion definitely heals damaged skin.
  3. The lotion is claimed to have healing properties.
Cevabı göster

The lotion is claimed to have healing properties.

Radium was added to toothpaste, medicine, water, and food. Kalıp ifadeler

0:13

Radyum diş macununa, ilaçlara, suya ve gıdalara eklendi.

Kalıp ifadeler

was added to: X was added to Y edilgen kalıbı

X was added to Y yapısında X, birinin Y'nin içine koyduğu bileşen veya maddedir. Burada radium X'tir; listelenen ürünler ise Y'dir. Bu, add X to Y yapısının edilgen biçimidir: Someone added radium to toothpaste cümlesi Radium was added to toothpaste olur. to sözcüğü, eklenen maddeyi alan ürünü veya karışımı belirtir.

Alıştırma

Bu genel ifadeyi be added to yapısının geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: Vitamin D ____ some breakfast cereals.

Cevabı göster

is added to

A glowing luminous green,

0:18

Parlak, ışıldayan bir yeşil renkteydi,

it was also used in beauty products and jewelry.

0:20

ve güzellik ürünleri ile takılarda da kullanılıyordu.

It wasn't until the mid 20th century Dilbilgisi

0:23

20. yüzyılın ortalarına kadar,

we realized that radium's harmful effects

0:26

radyumun radyoaktif bir element olarak

as a radioactive element

0:28

zararlı etkilerinin

outweighed its visual benefits. Kalıp ifadeler

0:30

görsel faydalarından daha ağır bastığını fark etmemiştik.

Dilbilgisi

It wasn't until ... (that) we realized: geç gerçekleşen bir fark edişi vurgulamak

It wasn't until + bir zaman + (that) bir yan cümle kalıbı, ikinci yan cümledeki olayın ancak o geç zamanda gerçekleştiğini gösterir. Burada insanlar tehlikeyi sonunda gerçekten fark etmiştir; olumsuz biçim realized fiilini olumsuz yapmaz. Farkındalığın 20. yüzyılın ortalarından önce oluşmadığını vurgular. Tam ve standart kalıp It wasn't until X that Y happened biçimindedir. Bu cümlede century sözcüğünden sonraki bağlayıcı that düşürülmüştür. realized that radium's... içindeki sonraki that ise farklı bir işlev görür ve neyin fark edildiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi kısaltmalı vurgulu zaman başlangıcıyla tamamlayın: ____ midnight that the power returned.

Cevabı göster

It wasn't until

Kalıp ifadeler

outweighed its visual benefits: zarar faydadan daha ağır bastığında

A outweighs B, bir değerlendirmede A'nın öneminin, etkisinin veya değerinin B'den daha büyük olduğu anlamına gelir. Bu, fiziksel ağırlıkla ilgili bir ifade değil, mecazi bir karşılaştırmadır. Burada radyumun zararlı etkileri A, görsel faydaları ise B'dir; yani zarar, çekici parıltıdan daha önemliydi. Aktarılabilir kalıp A outweighs B şeklindedir ve risklerle faydaları, maliyetlerle kazançları ya da dezavantajlarla avantajları karşılaştırmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle risklerin faydalardan daha önemli veya ciddi olduğu anlamına gelir?

  1. The risks balance the benefits.
  2. The risks outweigh the benefits.
  3. The benefits outweigh the risks.
Cevabı göster

The risks outweigh the benefits.

Unfortunately,

0:32

Maalesef,

radium isn't the only pigment that historically seemed harmless or useful, Dilbilgisi

0:33

tarihte görünüşte zararsız veya faydalı sanılan,

but turned out to be deadly.

0:38

ancak ölümcül olduğu ortaya çıkan tek pigment radyum değildi.

Dilbilgisi

seemed ..., but turned out to be ...: ilk izlenimi tersine çevirme

Seemed harmless or useful, insanların o dönemdeki izlenimini sunar. But bir karşıtlık kurar; turned out to be deadly ise sonradan ortaya çıkan gerçeği verir. Turn out to be, “sonradan belli bir niteliğe sahip olduğu anlaşılmak veya kanıtlanmak” demektir. Bu nedenle cümle, pigmentin sonradan değişmesini değil, önceki anlayışın yanlış olmasını anlatır. Bu kalıp, sonraki kanıtların ilk izlenimi tersine çevirdiği durumlarda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi seemed ve turned out to ile tamamlayın: The treatment ____ promising at first, but it ____ be ineffective.

Cevabı göster

seemed · turned out to

That lamentable distinction Anlatım akışı

0:40

Bu talihsiz ayrıcalık,

includes a trio of colors and pigments

0:41

uzun zamandır kendimizi ve ürettiğimiz eşyaları süslemek için kullandığımız

that we've long used to decorate ourselves and the things we make.

0:44

üç renk ve pigmenti içeriyor.

Anlatım akışı

That lamentable distinction: önceki bilgiye gönderme yapıp örnekleri tanıtma

That, önceki açıklamada ortaya konan talihsiz özelliğe gönderme yapar; yeni ve ilgisiz bir fikir başlatmaz. Burada distinction, ayırt edici bir statü veya dikkat çekici özellik anlamındadır; lamentable ise bunun üzüntü verici olduğu değerlendirmesini katar. İsim öbeğinin tamamı önceki bilgileri kısa bir konu hâline getirir. Ardından includes, aynı statüyü paylaşan üç renk ve pigmenti belirterek açıklamayı ileri taşır.

Alıştırma

That lamentable distinction bu bölümde nasıl bir işlev görüyor?

  1. Color sözcüğünün yeni ve ilgisiz bir anlamını tanıtıyor.
  2. Üç pigment arasındaki görünür farkları karşılaştırıyor.
  3. Daha önce belirtilen talihsiz bir özelliği konu hâline getirip yeni örneklere geçiş yapıyor.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen talihsiz bir özelliği konu hâline getirip yeni örneklere geçiş yapıyor.

White, green, and orange.

0:47

Beyaz, yeşil ve turuncu.

Our story begins with white. Anlatım akışı

0:51

Hikayemiz beyazla başlıyor.

Anlatım akışı

Our story begins with ...: bir açıklamaya anlatı biçiminde başlamak

Our story begins with ... ilk konuyu bir anlatının başlangıç noktası olarak sunar. Buradaki story, mutlaka kurmaca bir hikâye değil, açıklamanın izlediği çizgi anlamındadır; with white ilk konunun beyaz olduğunu belirtir. Bu çerçeve bilgiyi numaralı bir liste yerine bir yolculuk gibi düzenler. Açıklamanın nerede başladığını gösterir ve dinleyiciyi sonraki aşamalara hazırlar.

Alıştırma

Dersteki begins with kalıbıyla bu sunum girişini tamamlayın: Our story ____ a forgotten letter from 1912.

Cevabı göster

begins with

As far back as the 4th century BCE, Kalıp ifadeler

0:53

MÖ 4. yüzyıl gibi çok eski zamanlarda,

Kalıp ifadeler

As far back as ...: uzak bir zamanı vurgulamak

As far back as + geçmişteki bir tarih veya dönem, bir şeyin o çok eski zamanda bile gerçekleştiğini ya da var olduğunu belirtir. Yalnızca zamanı bildirmez; o tarihin ne kadar uzak olduğunu vurgular. Far back fiziksel değil, zamansal uzaklığı anlatır. BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve Miladi 1 yılından önceki yılları gösterir. Bu zaman çerçevesi cümle başında kullanıldığında, ardından o zaman ne olduğunu ya da neyin geçerli olduğunu anlatan bir ana cümle gelir.

Alıştırma

Tarihin uzaklığını vurgulamak için dersteki as ... as kalıbını kullanın: Written reports go ____ the 1600s.

Cevabı göster

as far back as

the ancient Greeks treated lead

0:56

Antik Yunanlar, kurşunu işleyerek

to make the brilliant white pigment

0:57

bugün bildiğimiz

we know today.

0:59

parlak beyaz pigmenti yapıyorlardı.

The problem?

1:01

Sorun ne miydi?

In humans,

1:02

İnsanlarda

lead is directly absorbed into the body Kalıp ifadeler

1:03

kurşun doğrudan vücut tarafından emilir

and distributed to the blood, soft tissues, and mineralized tissues.

1:05

ve kana, yumuşak dokulara ve mineralize dokulara dağılır.

Kalıp ifadeler

Bilimsel süreçlerde absorbed into ... and distributed to ...

Bilimsel süreç açıklamalarında be absorbed into, bir maddenin emilim yoluyla daha büyük bir sistemin içine girdiği aşamayı belirtir. Be distributed to ise maddenin sistem içindeki birden fazla hedefe ulaştığı sonraki aşamayı belirtir. Burada absorbed ve distributed, is fiilini paylaşan eş görevli geçmiş zaman ortaçlarıdır; is, distributed önünde tekrarlanmasa da her ikisi için geçerlidir. Distributed, kurşunun vücutta nerelere yayıldığını anlatır; insanlara bir şey dağıtma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Bilimsel süreç açıklamasını absorb into ve distribute to ifadelerinin edilgen biçimleriyle tamamlayın: After digestion, the nutrients ____ the bloodstream and ____ cells throughout the body.

Cevabı göster

are absorbed into · distributed to

Once in the nervous system, Dilbilgisi

1:10

Sinir sistemine girdiğinde,

lead mimics and disrupts the normal functions of calcium, Kelime

1:11

kurşun kalsiyumun normal işlevlerini taklit edip bozar,

Dilbilgisi

Kısaltılmış zaman-koşul yapısı olarak Once in ...

Once in the nervous system, zaman ve koşul bildiren bir yan cümlenin kısaltılmış hâlidir. once lead is in the nervous system, yani kurşun sinir sistemine girdikten sonra anlamına gelir. Burada once, bir kez anlamında değil, söz konusu koşul gerçekleştiğinde anlamındadır. Başlangıç ifadesindeki örtük özne, ana cümlenin öznesi olan lead sözcüğüdür. Once + yer veya durum ifadesi kalıbı, bilimsel metinlerde ve haberlerde koşulun sonuçtan önce kısa biçimde sunulmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle kısaltılmış Once in ... kalıbını, örtük özne ana cümlenin öznesiyle aynı olacak şekilde doğru kullanır?

  1. Once in the bloodstream, doctors monitor the drug.
  2. Once in the bloodstream, the treatment started yesterday.
  3. Once in the bloodstream, the drug begins to act.
Cevabı göster

Once in the bloodstream, the drug begins to act.

Kelime

Bilimsel açıklamalarda mimics and disrupts

Bilimsel yazıda mimic, bir maddenin başka bir maddeye benzer biçimde etki etmesini anlatabilir. Bilinçli bir taklit anlamına gelmez. Burada kurşun, normalde kalsiyuma dayanan bir sistemi aksatacak kadar kalsiyum gibi davranır. Disrupt, normal bir süreci düzgün çalışamaz hâle gelecek şekilde kesintiye uğratmak veya bozmak demektir. And ile bağlanan mimics and disrupts, birbiriyle ilişkili iki etkiyi belirtir: biyolojik açıdan önemli bir benzerlik ve kalsiyumun normal rolüne müdahale. Bu iki fiil, yalnızca copies ya da harms demekten daha kesindir.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda mimics and disrupts ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. It consciously copies calcium's appearance without affecting any process.
  2. It acts like calcium in the system and interferes with calcium's normal role.
  3. It completely replaces calcium and permanently destroys every cell.
Cevabı göster

It acts like calcium in the system and interferes with calcium's normal role.

causing damages ranging from learning disabilities Dilbilgisi

1:15

öğrenme güçlüklerinden

to high blood pressure.

1:17

yüksek tansiyona kadar değişen hasarlara yol açar.

Dilbilgisi

Bir kümenin kapsamını gösteren ranging from ... to ...

ranging from A to B, daha geniş bir kümenin kapsamını göstermek için iki uç nokta ya da temsilî örnek sunar. Burada learning disabilities ve high blood pressure, sağlık etkilerinin birbirinden çok farklı sorun türlerini kapsadığını gösterir. -ing yapısı damages sözcüğünü niteler ve hangi hasar türlerinin dâhil olduğunu belirtir. From ve to, belirtilen aralığın iki ucunu işaretler; fiziksel bir hareket anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi ranging from ... to ... ile tamamlayın: The library offers workshops ____ basic computer skills ____ advanced coding.

Cevabı göster

ranging from · to

Yet the practice of using this toxic pigment Anlatım akışı

1:20

Ancak bu toksik pigmenti kullanma alışkanlığı

continued across time and cultures.

1:23

zaman ve kültürler boyunca devam etti.

Anlatım akışı

Yet ... continued: beklenmedik bir karşıtlığı belirtmek

Cümlenin başındaki Yet, bu olguyu önceki ifadeye bağlar ve bir karşıtlık kurar. Önceki fikir, pigmentin ciddi biçimde zararlı olduğudur; yeni ve beklenmedik olgu ise insanların onu kullanmaya devam etmesidir. Burada yet, “yine de” veya “buna rağmen” anlamına gelir. It hasn't stopped yet cümlesindeki gibi “henüz” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek, beklenmedik bir karşıtlığı göstermek için cümle başında Yet kullanıyor?

  1. The route was dangerous. Therefore, the team continued the journey.
  2. The route was dangerous. Yet the team turned back because it was unsafe.
  3. The route was dangerous. Yet the team continued the journey.
Cevabı göster

The route was dangerous. Yet the team continued the journey.

Lead white was the only practical choice Kalıp ifadeler

1:26

Kurşun beyazı, 19. yüzyıla kadar

for white oil or tempera paint

1:28

beyaz yağlıboya veya tempera boya için

until the 19th century.

1:30

tek pratik seçenekti.

Kalıp ifadeler

the only practical choice: uygulanabilir tek seçenek

The only practical choice, mevcut koşullarda gerçekten işe yarayabilecek tek seçenek anlamına gelir. Practical; bulunabilirlik, maliyet, teknoloji veya performans gibi uygulanabilirlik unsurlarını vurgular, yalnızca kişisel tercihi değil. Bu ifade, seçeneğin en güvenli, ideal veya popüler olduğunu söylemez. Gerçek koşulların başka uygulanabilir seçenek bırakmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede the only practical choice, gerçek kısıtlamaların uygulanabilir tek bir seçenek bıraktığını belirtir?

  1. With the roads flooded, the boat was the only practical choice for delivering medicine.
  2. I liked the blue cup best, so it was the only practical choice.
  3. Every route was open and equally fast, so the forest road was the only practical choice.
Cevabı göster

With the roads flooded, the boat was the only practical choice for delivering medicine.

To make their paint,

1:32

Ressamlar boyalarını yapmak için

artists would grind a block of lead into powder, Kalıp ifadeler

1:33

bir kurşun bloğunu ezerek toz haline getirir

Kalıp ifadeler

grind a block of lead into powder: A'yı öğüterek bir sonuç biçimine dönüştürmek

grind A into B yapısında A işlenen malzeme, B ise işlemden sonraki biçimdir. Burada bir kurşun bloğu öğütülerek toza dönüşür; dolayısıyla into bir yönü değil, sonucu belirtir. Bu sonuç yapısı talimatlarda ve işlem açıklamalarında kullanışlıdır: grind + nesne + into + sonuç biçimi.

Alıştırma

Öğütme sonucunu anlatmak için grind A into B yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Grind a fine powder toward the dried herbs.
  2. Grind the dried herbs inside a fine powder.
  3. Grind the dried herbs into a fine powder.
Cevabı göster

Grind the dried herbs into a fine powder.

exposing highly toxic dust particles. Dilbilgisi

1:36

ve son derece zehirli toz parçacıklarına maruz kalırlardı.

Dilbilgisi

exposing highly toxic dust particles: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Exposing highly toxic dust particles, önceki ifadeyi sürdüren bir -ing ortaç yan cümlesidir. Kurşunun öğütülmesinin sonucunu gösterir: bu işlem zehirli parçacıkları açığa çıkarır veya havaya yayar. Toz parçacıkları exposing fiilinin nesnesidir; eylemi yapan taraf değildir. Yan cümlenin açıkça belirtilmiş ayrı bir öznesi olmadığı için anlamı önceki cümleden ve onun anlattığı eylemden çıkarılır.

Alıştırma

Bu cümlede -ing yan cümlesinin görevi nedir: The machine cut through the wall, releasing a cloud of dust?

  1. Toz bulutunun duvarı kesmek için makineyi kullandığını söyler.
  2. Kesme eylemiyle bağlantısı olmayan ayrı bir olay anlatır.
  3. Toz bulutunu, duvarı keserek delmenin sonucu olarak sunar.
Cevabı göster

Toz bulutunu, duvarı keserek delmenin sonucu olarak sunar.

The pigment's liberal use resulted in what was known as painter's colic Notlar

1:39

Bu pigmentin bolca kullanımı, 'ressam kolik'i

Kelime

liberal use: bol veya yaygın kullanım

Bu cümlede liberal use, pigmentin büyük miktarlarda veya çok yaygın biçimde kullanıldığı anlamına gelir. Liberal burada siyasi bir görüşü değil, kullanım miktarını ya da kapsamını belirtir. Liberal, use veya amount gibi bir ismi nitelediğinde “bol” ya da “sıkı biçimde sınırlandırılmamış” anlamına gelebilir. Kastedilen anlamın siyasi değil miktarla ilgili olup olmadığını, nitelenen isim ve çevredeki bağlam gösterir.

Alıştırma

"The chef recommends a liberal use of fresh herbs." cümlesinde liberal ne anlama gelir?

  1. Siyasi bir görüşle bağlantılıdır.
  2. Bol miktarda kullanılması gerekir.
  3. Yalnızca az miktarda kullanılmasına izin verilir.
Cevabı göster

Bol miktarda kullanılması gerekir.

or what we'd now call lead poisoning.

1:44

veya bugün kurşun zehirlenmesi diyeceğimiz duruma yol açtı.

Anlatım akışı

what was known as ... or what we'd now call ...: eski ve güncel adları bağlamak

What was known as painter's colic geçmişte kullanılan adı, what we'd now call lead poisoning ise günümüzdeki adı verir. Her iki what yan cümlesi de resulted in ifadesinden sonra isim öbeği işlevi görür. Buradaki or aynı rahatsızlığı daha yeni bir adla yeniden açıklar; iki farklı sonuç arasında seçim sunmaz. Bu yapı, eski bir terimi bilinen modern bir kavramla ilişkilendirmeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede or bir seçim sunmak yerine aynı şeyin günümüzdeki adını vermek için kullanılmıştır?

  1. Would you like tea or coffee?
  2. We can travel by bus or by train.
  3. The illness was once known as consumption, or what we'd now call tuberculosis.
Cevabı göster

The illness was once known as consumption, or what we'd now call tuberculosis.

Artists who worked with lead

1:47

Kurşunla çalışan ressamlar,

complained of palsies, melancholy, coughing, enlarged retinas, Kalıp ifadeler

1:48

felç, melankoli, öksürük, retina büyümesi

and even blindness.

1:53

ve hatta körlükten şikayet ettiler.

Kalıp ifadeler

complained of: belirtileri resmî biçimde bildirmek

Bu cümlede complained of, bir sorunu yaşadıklarını bildirdiler anlamına gelir. Ardından gelen sözcükler hastalık veya belirtilerdir; dolayısıyla sanatçılar bunlardan hoşnutsuz olduklarını söylemiyor. complain of + belirti veya hastalık yapısı tıbbi kayıtlarda ve resmî tarih anlatılarında yaygındır. Kişinin yaşadığını söylediği sağlık sorununu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî belirti bildirme ifadesiyle tamamlayın: At the clinic, the patient ____ severe chest pain.

Cevabı göster

complained of

But lead white's density, opacity,

1:56

Ancak kurşun beyazının yoğunluğu, opaklığı

and warm tone were irresistible Kalıp ifadeler

1:58

ve sıcak tonu karşı konulmazdı;

to artists like Vermeer

2:01

özellikle Vermeer

and later the impressionists.

2:02

ve daha sonraları izlenimciler gibi ressamlar için.

Kalıp ifadeler

were irresistible to: güçlü bir çekiciliği ifade etmek

Burada were irresistible to, bir şeyin birine karşı koyması çok zor olacak kadar güçlü biçimde çekici gelmesi demektir. Özne olan density, opacity ve warm tone çekiciliğin kaynağını; to sonrasındaki isim ise bu çekiciliği hisseden kişileri belirtir. be irresistible to someone yapısı yiyecekleri, kokuları, fırsatları, tasarımları veya başka güçlü çekim unsurlarını anlatabilir. Yalnızca attractive veya appealing demekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Cümleyi irresistible ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The chance to join the expedition was ____ Elena.

Cevabı göster

irresistible to

Its glow couldn't be matched, Kalıp ifadeler

2:04

Parlaklığı benzersizdi,

Kalıp ifadeler

couldn't be matched: nitelik bakımından eşsiz

Bu cümlede match, “nitelik veya etki bakımından aynı seviyeye ulaşmak” anlamındadır. Edilgen couldn't be matched ifadesi, başka hiçbir pigmentin aynı derecede çarpıcı bir parlaklık üretemediğini söyler; parlaklığın başka bir şeyle eşleştirilemediği anlamına gelmez. something couldn't be matched kalıbı güçlü bir değerlendirme bildirir. Rakibi belirtmeden bırakır ve dikkati öznenin olağanüstü niteliğine yöneltir.

Alıştırma

Hangi cümlede couldn't be matched, başka hiçbir şeyin bir niteliğe veya etkiye erişemediği anlamında kullanılmıştır?

  1. The blue socks couldn't be matched with the black suit.
  2. The sunset's colors couldn't be matched by any photograph.
  3. The players couldn't be matched because one team was missing.
Cevabı göster

The sunset's colors couldn't be matched by any photograph.

and the pigment continued to be widely used

2:06

ve bu pigment, 1970'lerde yasaklanana kadar

until it was banned in the 1970s.

2:08

yaygın olarak kullanılmaya devam etti.

As bad as all that sounds, Anlatım akışı

2:11

Bütün bunlar kulağa ne kadar kötü gelse de,

Anlatım akışı

As bad as all that sounds: daha ciddi bilgiye geçmeden önce ödünleme

Bu giriş yan cümlesi, az önce anlatılan her şeyin zaten çok kötü geldiğini kabul eder. All that önceki sorunlara gönderme yapar; sounds ise bu sorunların dinleyicide nasıl bir izlenim oluşturduğunu gösterir. As + sıfat + as + özne + fiil biçimindeki ödünleme yapısı bir dönüşe zemin hazırlar: konuşan kişi ilk noktayı kabul ettikten sonra daha da kötü veya daha şaşırtıcı bir bilgi verebilir. Burada bilgi “aynı derecede kötü” anlamında basitçe karşılaştırılmaz; giderek daha ciddi olacak şekilde düzenlenir.

Alıştırma

Hangi cümle önce daha önceki bir sorunu kabul edip ardından daha ciddi bir sorunu ortaya koyar?

  1. As bad as the delay sounds, canceling the trip would be even worse.
  2. The delay sounds as bad as the cancellation.
  3. Because the delay sounds bad, the trip must be canceled.
Cevabı göster

As bad as the delay sounds, canceling the trip would be even worse.

white's dangerous effects pale in comparison Deyimler

2:13

beyazın tehlikeli etkileri,

to another, more widespread pigment,

2:15

daha yaygın kullanılan başka bir pigmentle karşılaştırıldığında sönük kalır:

green.

2:18

yeşil.

Deyimler

pale in comparison to: unsur pertama menjadi jauh lebih tidak penting

To pale in comparison to something, bir şeyin başka bir şeyle karşılaştırıldığında çok daha önemsiz, daha az ciddi, daha az etkileyici veya daha küçük görünmesi demektir. Buradaki pale mecazidir; bir rengin gerçekten açılmasını anlatmaz. Yapı A pales in comparison to B şeklindedir. A daha zayıf veya daha az dikkat çekici olan öğe, B ise daha güçlü karşılaştırma noktasıdır. Bu cümlede beyaz pigmentin zararlı etkileri, daha yaygın yeşil pigmentin etkilerinden daha az ciddi gösterilir.

Alıştırma

Cümleyi pale in comparison to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The inconvenience of a short delay ____ the danger of driving in a blizzard.

Cevabı göster

pales in comparison to

Two synthetic greens called Scheele's green Kültür

2:19

Scheele yeşili

and Paris green were first introduced

2:23

ve Paris yeşili adı verilen iki sentetik yeşil,

in the 18th century.

2:25

ilk olarak 18. yüzyılda tanıtıldı.

Kültür

Scheele's green dan Paris green: nama pigmen bersejarah

Scheele's green ve Paris green, yeşil tonlarının genel adları değil, tarihî iki sentetik yeşil pigmentin özel adlarıdır. Bu nedenle Paris green yalnızca Paris'le ilişkili herhangi bir yeşil anlamına gelmez. Her iki ad da arsenik içeren pigmentleri belirtir. Bu, bu renklerle ilgili bir anlatımın neden zararlı veya zehirli etkilere geçtiğini anlamak için gereken temel bilgidir. Cümlede called, iki sentetik yeşile verilen adları tanıtır.

Alıştırma

Örnek cümlede Scheele's green ve Paris green nedir?

  1. Paris'le ilişkili her türlü yeşil tonunun adlarıdır.
  2. 18. yüzyılda yaşamış iki ressamın adlarıdır.
  3. Tarihî iki sentetik yeşil pigmentin adlarıdır.
Cevabı göster

Tarihî iki sentetik yeşil pigmentin adlarıdır.

They were far more vibrant and flashy Dilbilgisi

2:27

Bunlar, doğal pigmentlerden yapılan

than the relatively dull greens

2:29

nispeten soluk yeşillerden

made from natural pigments.

2:31

çok daha canlı ve gösterişliydi.

Dilbilgisi

far more vibrant and flashy than: büyük bir farkı vurgulamak

far more vibrant and flashy than ifadesinde far, more ... than karşılaştırma yapısını güçlendirir. Renkler arasında büyük bir derece farkı olduğunu anlatır; buradaki far fiziksel mesafeyi değil, dereceyi belirtir. vibrant ve flashy sıfatları aynı more ve than sözcüklerini paylaşır: more vibrant and flashy than something. Bu yapı, birden fazla özelliği aynı anda karşılaştırabilir.

Alıştırma

Güncellenmiş haritanın eskisinden çok daha ayrıntılı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The updated map is far detailed than the old one.
  2. The updated map is very more detailed than the old one.
  3. The updated map is far more detailed than the old one.
Cevabı göster

The updated map is far more detailed than the old one.

So they quickly became popular choices Kalıp ifadeler

2:33

Bu nedenle hızla popüler seçenekler haline geldiler;

for paint as well as dye

2:34

hem boya hem de renklendirici olarak

Kalıp ifadeler

popular choices for ... as well as ...: birden fazla kullanım belirtmek

popular choices for paint ifadesinde for, bir şeyin popüler bir seçenek olduğu kullanım alanını belirtir. Burada pigmentlerin boya üretmek için yaygın biçimde seçildiği anlatılır. As well as, ikinci bir kullanım olarak dye sözcüğünü ekler. Hem paint hem dye kapsanır; ancak dye tamamen tarafsız bir listenin parçası olmaktan çok ek bilgi olarak sunulur.

Alıştırma

Kumaşın iki kullanım alanını belirtmek için choice for ve as well as yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This fabric is a popular choice for curtains as well as furniture covers.
  2. This fabric is a popular choice to curtains as well as furniture covers.
  3. This fabric is a popular choice for curtains as good as furniture covers.
Cevabı göster

This fabric is a popular choice for curtains as well as furniture covers.

for textiles, wallpaper, soaps,

2:36

tekstilde, duvar kağıtlarında, sabunlarda,

cake decorations, toys, candy, and clothing.

2:39

pasta süslemelerinde, oyuncaklarda, şekerlerde ve kıyafetlerde.

These green pigments were made

2:43

Bu yeşil pigmentler,

from a compound called Kelime

2:45

şu adı taşıyan bir bileşikten yapılıyordu:

cupric hydrogen arsenic.

2:46

bakır hidrojen arsenit.

Kelime

a compound called cupric hydrogen arsenic: bilimsel bir adı tanıtma

a compound called cupric hydrogen arsenic ifadesinde called, bileşiğin adını tanıtır. called cupric hydrogen arsenic sözleri compound sözcüğünden sonra gelir ve a compound that is called cupric hydrogen arsenic yapısının kısaltılmış bir ilgi cümleciğini oluşturur. Bu cümlede called sonrasındaki her şeyi birbirinden ayrı birkaç özellik olarak değil, tek bir teknik ad olarak değerlendirin. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp kategori ismi + called + belirli bir addır.

Alıştırma

The sample contains a mineral called olivine İngilizce cümlesinde called olivine ne işe yarar?

  1. Mineralin telefon görüşmesi yaptığını söyler.
  2. Mineralin birkaç özelliğini sıralar.
  3. Mineralin adını belirtir.
Cevabı göster

Mineralin adını belirtir.

In humans, exposure to arsenic Kelime

2:48

İnsanlarda arseniğe maruz kalmak,

can damage the way cells communicate and function, Dilbilgisi

2:50

hücrelerin iletişim kurma ve işlev görme biçimine zarar verebilir;

Kelime

exposure to arsenic: sağlık açısından tehlikeli bir maddeye maruz kalma

Exposure to arsenic, arseniğe veya arseniğin etkilerine maruz kalma durumunu ifade eder. Sağlık ve güvenlik bağlamlarında maruz kalma çevredeki ortam aracılığıyla gerçekleşebilir; kasıtlı temas veya doğrudan dokunma gerektirmez. Kalıp exposure to + bir madde veya tehlike şeklindedir. Burada to arsenic, zararlı etkeni belirtir. Exposure bu durumu genel olarak ifade ettiğinde çoğunlukla sayılamayan bir isimdir.

Alıştırma

Tehlikeli bir etkene maruz kalma anlamındaki standart ifadeyle sağlık ve güvenlik cümlesini tamamlayın: Long-term ____ loud noise can damage your hearing.

Cevabı göster

exposure to

Dilbilgisi

the way cells communicate and function: the way + yan cümle yapısı

Burada the way cells communicate and function, “hücrelerin iletişim kurma ve işlev görme biçimi” anlamına gelen bir isim öbeğidir. Öbeğin tamamı damage fiilinin nesnesidir. the way sonrasındaki yan cümlede cells öznedir; communicate ve function ise and ile bağlanan iki eş görevli fiildir. Yan cümle normal bildirme cümlesi sırasını kullanır.

Alıştırma

Bir süreçteki değişikliği anlatmak için the way + yan cümle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The update changed the way the app stores data.
  2. The update changed the way how the app stores data.
  3. The update changed the way does the app store data.
Cevabı göster

The update changed the way the app stores data.

and high levels of arsenic Kalıp ifadeler

2:53

ve yüksek düzeyde arsenik,

have been directly linked

2:54

kanser ve kalp hastalıklarıyla

to cancer and heart disease.

2:56

doğrudan ilişkilendirilmiştir.

Kalıp ifadeler

high levels of ... have been linked to ...: nedensellik değil ilişki bildirmek

Çoğul özne high levels of arsenic, arsenik miktarının veya yoğunluğunun yüksek olduğunu belirtir. Have been directly linked, present perfect zamanında edilgen bir yapıdır: bugüne kadarki kanıtların yüksek arsenik düzeylerini kanser ve kalp hastalığıyla ilişkilendirdiğini bildirir. Be linked to bir ilişkiyi ifade eder. Directly bildirilen bağlantıyı daha açık hâle getirir, ancak bu cümle tek başına arseniğin bu hastalıklardan birine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Bir raporda “High stress levels have been linked to poor sleep” deniyorsa anlamı değiştirmeden her zaman “High stress levels cause poor sleep” şeklinde yeniden yazılabilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

As a result,

2:58

Sonuç olarak,

18th century fabric factory workers

2:59

18. yüzyılda kumaş fabrikası işçileri

were often poisoned,

3:02

sıklıkla zehirlendi

and women in green dresses

3:03

ve yeşil elbise giyen kadınların,

reportedly collapsed from exposure Kelime

3:05

derilerindeki arseniğe maruz kalmaları nedeniyle bayıldıkları

to arsenic on their skin.

3:07

bildirildi.

Kelime

reportedly collapsed from exposure to arsenic: arseniğe maruz kalma nedeniyle yere yığılmanın bildirildiğini anlatmak

reportedly, bilginin başkalarının aktardığı haber veya iddialardan geldiğini belirtir. Konuşan kişi olayı kendi doğruladığı bir gerçek olarak sunmaz; bu, özellikle haber dilinde iddiayla arasına temkinli bir mesafe koyan bir ifadedir. collapsed from exposure to arsenic, kadınların arseniğe maruz kalmaları nedeniyle yere yığıldığı veya ayakta duramaz hâle geldiği anlamına gelir. Collapsed fiziksel sonucu anlatır ve ölüm anlamına gelmez; exposure to arsenic ise maddeyle teması belirtir, tek başına tam bir tıbbi tanıyı kanıtlamaz.

Alıştırma

Hem dolaylı haber anlamını hem de yere yığılma nedenini koruyan doğal İngilizce cümleyi seçin.

  1. Several workers reported the toxic fumes after they collapsed.
  2. Several workers reportedly collapsed from exposure to toxic fumes.
  3. Several workers certainly exposed the toxic fumes to a collapse.
Cevabı göster

Several workers reportedly collapsed from exposure to toxic fumes.

Bedbugs were rumored not to live in green rooms, Dilbilgisi

3:09

Tahtakurularının yeşil odalarda yaşayamadığı söyleniyordu,

Dilbilgisi

were rumored not to live in green rooms: edilgen yapıyla doğrulanmamış söylentiyi aktarmak

were rumored not to live, özne + be rumored + to mastarından oluşan edilgen aktarma yapısıdır. Burada Bedbugs cümlenin başına alınan öznedir; not to live ise söylentinin içeriğini, yani yeşil odalarda yaşamadıkları iddiasını verir. Rumored, anlatıcının bunu doğruladığını değil, doğrulanmamış ve yayılmış bir inancı aktarır. Bu cümlede green rooms, yeşile boyanmış veya yeşil renkle dekore edilmiş odalar anlamındadır; tiyatroda sanatçıların beklediği kulis odası anlamında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Doğrulanmamış bir iddiayı anlatmak için edilgen söylenti yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The old theater was rumored not to open before midnight.
  2. The old theater was rumored that it did not open before midnight.
  3. The old theater rumored not to open before midnight.
Cevabı göster

The old theater was rumored not to open before midnight.

and it's even been speculated Kalıp ifadeler

3:12

ve hatta Napolyon'un,

that Napoleon died from slow arsenic poisoning

3:13

yeşil duvar kağıdı kaplı yatak odasında uyuduğu için

from sleeping in his green wallpapered bedroom.

3:16

yavaş yavaş arsenik zehirlenmesinden öldüğü iddia edilmiştir.

Kalıp ifadeler

it's even been speculated that: şaşırtıcı ve doğrulanmamış bir iddiayı belirtmek

it's even been speculated that ... yapısında it's, it has'in kısaltmasıdır. Bu, present perfect edilgen yapıda bir aktarım kalıbıdır: it biçimsel öznedir, ardından gelen that yan cümlesi ise iddiayı içerir. Kalıp, tahminde bulunan kişileri belirtmez ve odağı iddiaya verir. even, bu olasılığın özellikle şaşırtıcı veya oldukça ileri giden bir düşünce olduğunu gösterir. speculated, iddiayı yerleşmiş bir gerçek değil, önerilmiş bir açıklama olarak işaretler.

Alıştırma

Şaşırtıcı ancak doğrulanmamış bir iddiayı sunmak için vurgulanan aktarım kalıbını aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Some ideas about the voyage sound unlikely, and ____ the missing ship reached Antarctica.

Cevabı göster

it's even been speculated that

The intense toxicity of these greens

3:20

Bu yeşillerin yoğun toksisitesi,

stayed under wraps until the arsenic recipe Deyimler

3:23

arsenik tarifi 1822'de yayınlanana kadar

was published in 1822,

3:25

gizli kaldı,

Deyimler

stayed under wraps: gizli veya duyurulmamış kalmak

Stayed under wraps bir deyimdir: Bir gerçek veya bilgi belirli bir süre boyunca gizli kalmış ya da kamuya açıklanmamıştır. Wraps burada gerçek bir ambalajı ifade etmez. Stay burada 'bir durumda kalmak' anlamına gelen bağlayıcı fiil olarak kullanılır. Bu nedenle ifade, gizliliğin sonraki olaya kadar sürdüğünü vurgular.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan deyimle tamamlayın: The guest list stayed ____ until the invitations were sent.

Cevabı göster

under wraps

and a century later,

3:27

ve bir yüzyıl sonra

it was repurposed as an insecticide. Kalıp ifadeler

3:29

böcek ilacı olarak yeniden kullanıldı.

Kalıp ifadeler

repurposed as an insecticide: mevcut bir amacı değiştirmek

Be repurposed as + isim, daha önce bir amaçla üretilmiş veya kullanılmış bir şeye farklı bir kullanım kazandırıldığını anlatır. Burada madde daha sonra böcek ilacı olarak kullanılmıştır; bu amaçla ilk kez icat edildiği anlamına gelmez. Etken yapı repurpose A as B şeklindedir. Cümlede edilgen A was repurposed as B yapısı kullanılarak kullanımı kimin değiştirdiğine değil, nesneye ve onun yeni işlevine odaklanılır.

Alıştırma

Cümleyi repurpose fiilinin past participle biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The old station was ____ a public library.

Cevabı göster

repurposed as

Synthetic green was probably the most dangerous color

3:31

Sentetik yeşil muhtemelen yaygın olarak kullanılan

in widespread use,

3:34

en tehlikeli renkti,

but at least it didn't share radium's

3:36

ancak en azından radyumun radyoaktivite

property of radioactivity.

3:37

özelliğini taşımıyordu.

Another color did, though, Anlatım akışı

3:39

Fakat bunu taşıyan başka bir renk vardı:

orange.

3:41

turuncu.

Anlatım akışı

Another color did, though: did önceki fiil öbeğinin yerini tutuyor

Buradaki did bir ikame fiilidir ve önceki share radium's property of radioactivity fiil öbeğinin yerini tutar. Geçmiş zaman biçimi, başka bir rengin bu özelliği taşıdığı anlamına gelir; rengin belirtilmemiş bir eylem yaptığı anlamına gelmez. Though ana cümleden sonra bir karşıtlık ekler: ilk renk bu özelliğe sahip değildir, fakat başka bir renk sahiptir. Sonundaki orange sözcüğü, karşıtlık kurulduktan sonra bu diğer rengin hangisi olduğunu açıklar.

Alıştırma

“The basic model didn't support wireless charging. The premium model did, though,” cümlelerinde did neyin yerini tutuyor?

  1. charged the basic model
  2. supported wireless charging
  3. was the premium model
Cevabı göster

supported wireless charging

Before World War II,

3:42

İkinci Dünya Savaşı'ndan önce,

it was common for manufacturers Dilbilgisi

3:44

seramik yemek takımı

of ceramic dinnerware

3:46

üreticilerinin

to use uranium oxide Kültür

3:47

renkli sırlarda uranyum oksit kullanması

Dilbilgisi

It was common for X to do Y: geçmişteki tipik bir uygulama

It was common for X to do Y yapısında it biçimsel bir öznedir; belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Yaygın olarak nitelenen asıl durum, for öbeği ile to mastarının birleşimidir; burada bu bölüm for manufacturers ... to use uranium oxide şeklindedir. It + be + common + for + kişi veya grup + to + fiil kalıbı, bir gruba özgü tipik bir uygulamayı özetler. Buradaki was, uygulamayı geçmişe yerleştirir; bu yüzden yapı tarihî gelenekleri ve eski sektör uygulamalarını anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi It was common for X to do Y kalıbıyla tamamlayın: In the early days of air travel, ____ passengers ____ formal clothes.

Cevabı göster

it was common for · to wear

in colored glazes.

3:48

yaygın bir durumdu.

Kültür

uranium oxide in colored glazes: seramik kaplamanın bir bileşeni

Uranyum oksit, uranyum içeren bir bileşiktir. Bu cümlede in colored glazes, onun renk üretmeye yardımcı olabilen bir madde olarak seramik yemek takımlarının üzerindeki renkli kaplamaya eklendiğini anlatır. Glaze, pişirme sırasında seramik yüzeye kaynaşan bir tabakadır; sıradan pencere camı ya da seramiğin gövdesi değildir. Bu ayrıntı, radyoaktif bir maddenin günlük yemek takımlarının nasıl bir parçası olabildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede colored glazes neyi ifade ediyor?

  1. Seramik yüzeylere kaynaşmış renkli kaplamalar
  2. Yemek takımının yanına konmuş renkli bardaklar
  3. Fabrikada kullanılan boyalı pencere camı
Cevabı göster

Seramik yüzeylere kaynaşmış renkli kaplamalar

The compound produced brilliant reds and oranges,

3:50

Bu bileşik, parlak kırmızı ve turuncular üretiyordu,

which were appealing attributes,

3:52

ve yaydıkları radyasyon olmasaydı,

if not for the radiation they emitted. Dilbilgisi

3:54

bunlar çekici özelliklerdi.

Dilbilgisi

if not for the radiation they emitted: yaydıkları radyasyon olmasaydı

Burada if not for the radiation they emitted, “were it not for the radiation they emitted” ile aynı anlama gelir ve “yaydıkları radyasyon olmasaydı” demektir. Parlak renklerin doğrudan çekici özellikler olarak değerlendirilmesini engelleyen gerçek olumsuzluğu belirtir. if not for + isim öbeği kalıbı, gerçek durumun tersine bir koşul sunar: radyasyon gerçekten vardır ve o olmasaydı olumlu değerlendirme geçerli olurdu.

Alıştırma

Cümleyi “were it not for” anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The camera would be ideal ____ its high price.

Cevabı göster

if not for

Of course,

3:56

Elbette,

radiation was something we were unaware of Kalıp ifadeler

3:57

1800'lerin sonlarına kadar

until the late 1800s,

3:59

radyasyondan haberdar değildik,

Kalıp ifadeler

were unaware of: bir şey hakkında bilgileri yoktu

Be unaware of, bir şeyi bilmemek veya farkında olmamak anlamına gelir. were unaware of yapısında were, bu bilgi eksikliğini geçmişe yerleştirir; of ise bilinmeyen şeyi belirtir. something we were unaware of ifadesinde something, of sözcüğünün anlamca nesnesidir ve ilgi cümleciğinde yeniden söylenmez. İfade doğrudan We were unaware of radiation şeklinde de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi be unaware of yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the inspection, the owner ____ the damaged wiring.

Cevabı göster

was unaware of

let alone the associated cancer risks, Anlatım akışı

4:01

bununla ilişkili kanser risklerinden bahsetmiyorum bile,

which we discovered much later.

4:03

bunları çok daha sonra keşfettik.

Anlatım akışı

let alone: gerçekleşmesi daha da zor olan ikinci unsuru getirmek

Let alone, ilkinden daha da olanaksız, daha az olası, daha az erişilebilir veya daha az bilinen ikinci bir noktayı getirir. Burada insanlar radyasyonu ancak 1800'lerin sonlarında tanıdı; radyasyonun kanser riskleri ise daha da sonra öğrenildi. İfade “şöyle dursun” veya “bir yana” anlamındadır; bir şeyi tek başına bırakmak anlamına gelmez. Bilgiyi bir ölçek hâlinde düzenler: A zaten bilinmiyor veya zorsa B daha da güçlü bir örnektir. Vurgu, gerçekleşmesi daha zor olan B'nin üzerindedir.

Alıştırma

"He can barely pay the rent, let alone buy a new car." cümlesi ne ima eder?

  1. Yeni bir araba aldığı için kirayı ödeyememektedir.
  2. Onun için kirayı ödemek, yeni bir araba almaktan daha zordur.
  3. Kirayı ödemekte bile zorlandığı için yeni bir araba alacak gücü olması pek olası değildir.
Cevabı göster

Kirayı ödemekte bile zorlandığı için yeni bir araba alacak gücü olması pek olası değildir.

During World War II,

4:06

İkinci Dünya Savaşı sırasında,

the US government confiscated all uranium

4:07

ABD hükümeti bomba geliştirmede kullanmak üzere

for use in bomb development. Kalıp ifadeler

4:10

tüm uranyuma el koydu.

Kalıp ifadeler

for use in bomb development: amaçlanan kullanımı belirtmek

For use in + isim veya -ing biçimi, bir nesne ya da kaynak için amaçlanan kullanım alanını, amacı veya etkinliği belirtir. Burada use bir isimdir ve in bomb development etkinliği tanımlar: uranyuma, bomba geliştirme çalışmalarında kullanılabilmesi için el konmuştur. Bu ifade, bir amacı önceki eyleme veya nesneye kısa ve öz biçimde bağlar. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: nesne veya eylem + for use in + alan/etkinlik.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The room is reserved ____ medical training.

Cevabı göster

for use in

However,

4:12

Ancak,

the Atomic Energy Commission Kültür

4:13

Atom Enerjisi Komisyonu,

relaxed these restrictions in 1959, Kalıp ifadeler

4:14

1959'da bu kısıtlamaları gevşetti,

Kültür

Atomic Energy Commission: ABD'nin nükleer enerji kurumu

Atomic Energy Commission, anlatılan dönemde nükleer enerji ve nükleer malzemeleri denetleyen bir ABD federal kurumuydu. Kurumun adının belirtilmesi, bu kısıtlamaların özel bir gruptan değil, hükümetin nükleer enerji politikasından kaynaklandığını gösterir. Bu kurum adında Commission, resmî bir yönetim organı veya kurul anlamına gelir; satış yapınca alınan para anlamındaki komisyon değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Atomic Energy Commission neyi ifade ediyor?

  1. Nükleer enerji konularından sorumlu bir ABD devlet kurumu
  2. Satış komisyonlarını hesaplayan bir enerji şirketi bölümü
  3. Atom yapısını inceleyen bir üniversite kulübü
Cevabı göster

Nükleer enerji konularından sorumlu bir ABD devlet kurumu

Kalıp ifadeler

relaxed these restrictions: kuralları daha az katı hâle getirdi

Burada relaxed geçişli bir fiildir ve these restrictions ad öbeği fiilin nesnesidir. İfade, yetkili kurumun kısıtlamaları daha az katı hâle getirdiğini anlatır. Kısıtlamalar daha sonra da yürürlükte kalmış olabilir. Politika ve düzenleme bağlamlarında relax genellikle bir kuralın gücünü veya kapsamını azaltmayı ya da koşullarını kolaylaştırmayı anlatır; dinlenmek veya bedensel olarak rahatlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bazı kurallar hâlâ yürürlükte, ancak kurum onları daha az katı hâle getirdi. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The agency relaxed the restrictions.
  2. The agency lifted the restrictions.
  3. The agency followed the restrictions.
Cevabı göster

The agency relaxed the restrictions.

and depleted uranium returned Kelime

4:17

ve seyreltilmiş uranyum

to ceramics and glass factory floors.

4:19

seramik ve cam fabrikalarına geri döndü.

Kelime

depleted uranium: belirli bir uranyum malzemesi

Depleted uranium, uranyum-235 oranı doğal uranyumdakinden daha düşük olan uranyumu belirten sabit bir teknik terimdir. Burada depleted özel bir anlama sahiptir; uranyumun tamamen tüketildiği anlamına gelmez. Bu terim izotop bileşimindeki bir değişikliği anlatır. Malzeme hâlâ uranyumdur ve hâlâ radyoaktiftir; bu nedenle depleted sözcüğü “zararsız” diye yorumlanmamalıdır. Bu cümlede ifade, seramik ve cam üretimine geri dönen malzemeyi adlandırır.

Alıştırma

Bu bağlamda depleted uranium ne anlama gelir?

  1. Tamamen tüketilmiş ve içinde hiç uranyum kalmamış uranyum
  2. Uranyum-235 oranı doğal uranyumdakinden daha düşük olan uranyum
  3. Radyoaktif olmadığı garanti edilen uranyum
Cevabı göster

Uranyum-235 oranı doğal uranyumdakinden daha düşük olan uranyum

Orange dishes made during the next decade

4:22

Sonraki on yıl içinde yapılan turuncu tabaklar,

may still have some hazardous qualities

4:24

bugün bile yüzeylerinde

on their surfaces to this day. Kalıp ifadeler

4:26

bazı tehlikeli özellikler taşıyor olabilir.

Kalıp ifadeler

to this day: bugün de hâlâ geçerli

To this day, bir durumun, etkinin, inancın veya cevapsız sorunun geçmişte başlayıp şimdi de geçerli olduğunu ifade eder. Day burada belirli bir tarihi anlatmaz. Bu cümlede ifade, olası tehlikenin yıllarca sürmüş ve şu anda da hâlâ mevcut olabileceğini vurgular. Genellikle bu devamlılığın dikkat çekici veya şaşırtıcı olduğu hissini de katar.

Alıştırma

Hangi cümle nedenin geçmişte bilinmediğini ve şimdi de hâlâ bilinmediğini açıkça anlatır?

  1. The cause was unknown on this day.
  2. The cause will remain unknown from this day.
  3. The cause remains unknown to this day.
Cevabı göster

The cause remains unknown to this day.

Most notably,

4:28

En dikkat çekici olanı,

vintage Fiesta Ware reads positive for radioactivity. Kelime

4:29

eski Fiesta Ware ürünlerinin radyoaktivite testlerinin pozitif çıkmasıdır.

Kelime

reads positive for radioactivity: tespit edilen bir sonucu bildirmek

Test dilinde X reads positive for Y, bir ölçüm değerinin Y'nin mevcut olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Burada ölçülen nesne eski Fiesta Ware sofra takımıdır ve sonuç, tespit edilebilir radyoaktivite olduğunu gösterir. Reads, yazılı sözcükleri okumak anlamına gelmez; positive da iyi anlamına gelmez. Bu sözcükler birlikte pozitif bir ölçüm sonucunu bildirir.

Alıştırma

Bir saha testi kurşun bulunduğunu gösteriyor. Bu sonucu read positive for ile doğru bildiren cümle hangisidir?

  1. The field test reads a positive report about lead.
  2. The field test proves that lead is safe.
  3. The field test reads positive for lead.
Cevabı göster

The field test reads positive for lead.

And while the levels are low enough Dilbilgisi

4:32

Ve seviyeler yeterince düşük olsa da,

that they don't officially pose a health risk

4:34

resmi olarak sağlık riski oluşturmayacak kadar,

Dilbilgisi

low enough that ...: dereceyi sonuca bağlamak

Sıfat + enough that + yan cümle yapısı, bir dereceyi onun sonucuna bağlar. low enough that ... yapısında düzey yeterince düşüktür ve that ile başlayan yan cümle sonucu verir: resmî değerlendirmeye göre düzeyler sağlık riski oluşturmaz. Pose a health risk, sağlık riski yaratmak veya oluşturmak anlamına gelir. Officially, iddiayı resmî bir standart ya da sonuçla sınırlar; bu, olası her durumda riskin kesinlikle sıfır olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Sesin yeterince düşük olduğunu ve bu nedenle bebeği uyandırmadığını göstermek için cümleyi low enough that ile tamamlayın: The volume was ____ it did not wake the baby.

Cevabı göster

low enough that

if they're on a shelf,

4:37

eğer rafta duruyorlarsa,

the US EPA warns against Kalıp ifadeler

4:38

ABD EPA bunlardan yemek

eating food off of them.

4:40

yenmemesi konusunda uyarıyor.

Kalıp ifadeler

warns against eating ...: bir şeyi yapmamaları konusunda uyarmak

Warn against doing something, genellikle riskli veya zararlı olabileceği için bir eylemin yapılmaması konusunda güçlü biçimde uyarmak demektir. Against bir edattır; bu nedenle burada ardından eating gibi fiilin -ing biçimi gelir. Bu cümlede kurum, daha önce sözü edilen eski tabaklarda servis edilen yiyeceklerin yenmemesini söylüyor. Them bu tabakları gösterir; eat food off of them ise bu tabakların üzerindeki yiyeceği yemek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi warn against ve eat fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Health officials ____ raw shellfish during the outbreak.

Cevabı göster

warn against eating

Though we still occasionally run into issues Öbek fiiller

4:43

Zaman zaman hala bazı sorunlarla karşılaşsak da,

Öbek fiiller

run into issues: beklenmedik sorunlarla karşılaşmak

Run into issues, bir etkinlik veya süreç devam ederken sorunlarla karşılaşmak demektir. Genellikle bu sorunların planlanmış veya öngörülmüş olmaktan çok beklenmedik biçimde ortaya çıktığını düşündürür. Burada run into bir öbek fiildir ve gerçekten koşmak anlamına gelmez. Issues, ilgilenilmesi gereken sorunları ifade eder; bu kalıp iş, teknoloji ve günlük durumlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: If you ____ during setup, contact technical support.

Cevabı göster

run into issues

with synthetic food dyes,

4:46

sentetik gıda boyalarıyla ilgili,

our scientific understanding

4:48

bilimsel anlayışımız,

has helped us prune hazardous colors Deyimler

4:49

tehlikeli renkleri hayatımızdan

out of our lives.

4:51

çıkarmamıza yardımcı oldu.

Deyimler

prune ... out of ...: seçici çıkarma için budama mecazı

Burada prune mecazdır. Sözcüğün gerçek anlamıyla bir bitkiyi budamak, istenmeyen ya da sağlıksız büyümeyi kesip atmaktır. Cümle, zararlı renklendiricileri istenmeyen parçalar gibi ele alırken out of our lives bunların çıkarıldığı daha geniş alanı belirtir. prune + something + out of + a larger whole kalıbı, seçilmiş istenmeyen parçaları dikkatli ve amaçlı biçimde çıkarmak anlamına gelir. Her tür rengi yok etmeyi değil, seçip çıkarma yoluyla iyileştirmeyi çağrıştırır.

Alıştırma

Cümleyi prune fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Last week, the team ____ unnecessary steps out of the registration process.

Cevabı göster

pruned