😹 HAYVANI TAHMİN ET! Bakalım bilebilecek misin? Pocoyo ile eğlenceli oyunlar! | Pocoyo | Çocuklar İçin Çizgi Film: İngilizce çalışma notları
Pocoyo English - Official Channel
Video özeti: Pocoyo birkaç hayvan için uygun yiyecekleri seçer ve hepsini tek başına beslemeyi başarır. Ardından hayvanlar onu takip etmeye başlar; böylece yeni arkadaşların ilgi bekleyebileceği, fakat aynı zamanda insana eşlik edebileceği görülür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Don't you know — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu sorunun yalnızca bilgi istemediğini fark edin. Konuşanın, karşısındaki kişinin zaten bilmesi gerektiğini düşündüğü bir şeyi nazikçe hatırlatır veya düzeltir; böylece yanlış bir seçime, sert ya da fazlasıyla doğrudan karşı çıkmadan dikkat çekmenizi sağlar. 2. managed to feed — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: manage to + fiil yapısının, çaba gerektiren veya küçük bir zorluk içeren bir eylemi sonunda başarıyla tamamlamayı vurguladığını anlayın. Bu yapıyı, yalnızca geçmişteki bir eylemi bildirmek yerine sonucu ve elde edilen başarıyı öne çıkararak bir deneyimi anlatmak için kullanın. 3. keep you company. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Bu yaygın eşdizimin, keep ve company sözcüklerini ayrı ayrı kelimesi kelimesine çevirmekten farklı olarak, yalnız kalmaması için birinin yanında bulunmak anlamına geldiğini öğrenin. Birine eşlik etmeyi teklif ederken veya bir insanın ya da hayvanın başka birinin yalnızlığını azalttığını anlatırken kullanın.
Bu derste
Don't you know...?: hatırlatma anlamı
Don't you know...? olumsuz bir sorudur, ancak burada tarafsız biçimde bilgi istemez. Konuşan kişi, dinleyenin bu gerçeği zaten bildiğini veya bilmesi gerektiğini varsayar ve soruyu ona hatırlatmak ya da onu düzeltmek için kullanır. Söyleyiş biçimine göre şaşkınlık veya hafif eleştiri gösterebilir. Bu cümledeki işlevi, “Kedilerin patlamış mısır yemediğini bilmen gerekir” anlamına yakındır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, gruptaki herkesin zaten bilmesi gerektiğini düşündüğünüz toplantı saatinden habersiz görünüyor. Hangi cümle hafif eleştiri içeren bir hatırlatma yapar?
- What time does the meeting start?
- Don't you know the meeting starts at nine?
- Do you know what time the meeting starts?
Cevabı göster
Don't you know the meeting starts at nine?
What else: ek seçenekleri sormak
What else, “başka ne” veya “başka hangi seçenekler” anlamına gelir. Else, what gibi bir soru sözcüğünden sonra gelir ve daha önce sözü edilen ya da bilinen şeylerin dışındakileri gösterir. What else...? ifadesini bir listeyi sürdürmek veya ek seçenekler sormak için kullanın. What else do you have? cümlesinde konuşan kişi bazı şeylerin zaten mevcut olduğunu varsayar ve başka neler olduğunu sorar.
Alıştırma
“Başka hangi seçenekler?” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle soruyu tamamlayın: We have tried the bus and the train. ____ can we try?
Cevabı göster
What else
That's much better: belirgin bir iyileşme
That's much better, yeni seçimin, sonucun veya durumun öncekinden belirgin biçimde daha iyi olduğu anlamına gelir. Birisi değişiklik yaptıktan sonra genellikle teşvik edici bir geri bildirim olarak kullanılır. Burada much, karşılaştırma biçimi olan better sözcüğünü güçlendirir. Much better, büyük ölçüde daha iyi demektir. Bu ifadede much, çok sayıda şey anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız anlaşılması zor bir slaytı değiştiriyor ve yeni sürüm belirgin biçimde daha kolay okunuyor. En uygun geri bildirim hangisidir?
- That's much better.
- That's a little better.
- That's very good.
Cevabı göster
That's much better.
Good thinking: akıllıca bir fikri veya kararı övmek
Good thinking, birisini akıllıca bir fikir, çözüm veya karar için övmenin kısa bir yoludur. Kişinin zekice bir şey düşündüğü veya seçtiği anlamına gelir. Burada thinking, kişinin düşünme biçiminin veya yargısının niteliğini ifade eder. Şu anda düşünme eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Ekip arkadaşınız uzun bir yürüyüşten önce hava durumunu kontrol etmeyi öneriyor. Hangi yanıt bu fikri en doğrudan biçimde över?
- Good thinking.
- Well done.
- Keep thinking.
Cevabı göster
Good thinking.
Seems like: ipuçlarından temkinli bir tahminde bulunmak
Seems like + yan cümle, durumdaki ipuçlarına dayanan bir sonucu ifade eder ve konuşanın tamamen emin olmadığını gösterir. Burada hayvanların davranışları, muhtemelen yiyecek istediklerini düşündürüyor. Günlük konuşmada cümle başındaki biçimsel özne It çoğu zaman atılır: Seems like ... ile It seems like ... aynı anlama gelir. It öznesinin atılması, tahmini kesin bir gerçeğe dönüştürmez.
Alıştırma
Oda karanlık ve kimse cevap vermiyor, ancak ne olduğundan tamamen emin değilsiniz. Hangi cümle temkinli bir tahmin ifade eder?
- Seems like everyone has gone home.
- Everyone likes going home.
- Everyone has definitely gone home.
Cevabı göster
Seems like everyone has gone home.
What do you have for them?: birine verilecek şeyi sormak
What do you have for them? sorusu, dinleyenin sahip olduğu her şeyi genel olarak sormaz; onlara vermek için neyin mevcut veya hazırlanmış olduğunu sorar. have something for someone yapısında for someone, bir şeyin amaçlanan alıcısını ya da yararlanacak kişiyi belirtir. Bu şey yiyecek, içecek, hediye veya o kişiye yararlı herhangi bir şey olabilir.
Alıştırma
Çocukların amaçlanan alıcı olduğunu gösteren sözcükle soruyu tamamlayın: The children are hungry. What do you have ____ them?
Cevabı göster
for
Övgü ifadesi olarak Well done.
Well done. bir şeyi başarıyla tamamlayan veya iyi yapan kişiyi övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada kişinin performansını değerlendirir. Bu örnekteki gibi tek başına kullanıldığında done, yemeğin pişmiş olduğu anlamına gelmez. Yiyecekle ilgili bu anlam, a well-done steak gibi ifadelerde “iyi pişmiş” demektir.
Alıştırma
Bir takım arkadaşınız zor bir görevi başarıyla tamamladı. Onu övmek için ne söyleyebilirsiniz?
- Take care.
- Not yet.
- Well done.
Cevabı göster
Well done.
You've managed to feed all the animals on your own. Notlar
0:56Tüm hayvanları tek başına beslemeyi başardın.
managed to feed: çaba gösterdikten sonra başarmak
managed to feed, manage to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Kişinin genellikle biraz çaba veya zorluktan sonra hayvanları beslemeyi başardığı anlamına gelir. managed geçmiş zamandadır ve başarının daha önce gerçekleştiğini gösterir. Burada manage, insanları veya işleri “yönetmek” değil, “bir şeyi yapmayı başarmak” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi manage to yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After three tries, Mia ____ open the jar.
Cevabı göster
managed to
on your own: yardım almadan yapmak
On your own, bir işi başka birinin yardımı olmadan yapmak demektir. Bu cümlede, hitap edilen kişinin bütün hayvanları besleme işini bağımsız olarak tamamladığını gösterir. Buradaki own, bütün kalıbın parçasıdır; 'sahip olmak' anlamındaki own fiili değildir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: on my own, on her own, on our own. Bu ifade bazı bağlamlarda 'yalnız' anlamına da gelebilir; ancak burada tamamlanan bir görevden söz edildiği için 'yardım almadan' anlamı açıktır.
Alıştırma
Amir'in yardım almadığını göstermek için cümleyi on + iyelik sözcüğü + own yapısıyla tamamlayın: Amir repaired the bike ____.
Cevabı göster
on his own
might still be: devam ediyor olabilecek bir durum
Might, düşüncenin kesin değil, olası olduğunu gösterir. Still, durumun önceki bir zamandan bugüne kadar devam etmiş olabileceğini belirtir. Bu nedenle might still be hungry, 'şu anda hâlâ aç olabilirler' demektir. Yaygın sıralama might + still + be + durum veya yer bildiren ifade şeklindedir: She might still be tired; He might still be at home. Buradaki might olasılık bildirir; cümleyi geçmiş zamana taşımaz.
Alıştırma
Ofisin ışıkları açık, ancak Lena'nın ayrılıp ayrılmadığından emin değilsiniz. Bu olasılığı en iyi hangi cümle ifade eder?
- Lena might still be in the office.
- Lena was in the office yesterday.
- Lena is definitely in the office.
Cevabı göster
Lena might still be in the office.
Off you go: birine gitmesini veya başlamasını söylemek
Off you go, birine bulunduğu yerden ayrılmasını, yola çıkmasını ya da bir etkinliğe başlamasını söyleyen veya buna izin veren kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu sahnede, etkileşim bittikten sonra “Hadi, artık gidin” anlamına gelir. Off burada bütün ifadenin parçasıdır; “kapalı” anlamına gelmez. Cümle, kişinin nerede olduğunu betimlemek yerine onu yola gönderme işlevi görür.
Alıştırma
Bir çocuk oyuna katılmaya hazır. Hangi cümle çocuğa sıcak bir şekilde gidip başlamasını söyler?
- Off you go.
- There you are.
- Here you are.
Cevabı göster
Off you go.
don't have any more food: hiç kalmadığını söylemek
don't have any more food ifadesinde any more, food isminin önünde gelir ve ek ya da kalan bir miktarı ifade eder. Cümlecik olumsuz olduğu için bütün ifade, kullanılabilir hiç yiyecek kalmadığını söyler. Yeniden kullanılabilen kalıp don't/doesn't have any more + noun şeklindedir. Bu kalıp bir stoğun tükendiğini açıklar; yalnızca konuşanın daha fazlasını istemediğini söylemez.
Alıştırma
Öğrendiğiniz don't have any more + noun kalıbını tamamlayın: We don't have ____ water.
Cevabı göster
any more
Looks like you've made yourself some new friends. Kalıp ifadeler
1:22Görünüşe göre kendine yeni arkadaşlar edinmişsin.
make yourself some new friends: kendine yeni arkadaşlar edinmek
Make friends, kelimesi kelimesine insan üretmek değil, “arkadaşlık kurmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. made yourself some new friends içinde yourself, “kendin için” gibi işlev görür; yeni arkadaşlıklar kişinin kendisi için elde ettiği bir sonuç olarak sunulur. Eklenen yourself, anlatıcının yorumunu tarafsız made some new friends ifadesine göre daha sıcak ve hafifçe şakacı yapar. “Kendin için bir şey yapmak veya edinmek” anlamındaki bu kullanım make yourself a snack ifadesinde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi yourself içeren make friends ifadesiyle tamamlayın: At summer camp, you can ____.
Cevabı göster
make yourself some new friends
Although now I think they expect you to feed them. Notlar
1:27Gerçi şimdi onları beslemeni beklediklerini düşünüyorum.
Although now: mevcut bir çekince eklemek
Although now, önceki olumlu yoruma geri dönüp ona bir çekince ekler: yeni arkadaşlar edinmek iyi görünür, ancak şimdi bir sorun olabilir. Although bu karşıtlığı belirtir; bir neden sunmaz. Now dikkati mevcut sonuca yöneltir. Konuşmada Although now..., “az önce söylediğim doğru, ama şimdi dikkate alınması gereken başka bir şey var” anlamında sonradan eklenen bir düşünceyi başlatabilir.
Alıştırma
İlk cümle iyi bir haber veriyor. Hangi devam cümlesi mevcut bir olumsuzluk ekler? “The new job is great.”
- Although now I have to leave home at six.
- Because now I have to leave home at six.
- For example, I have to leave home at six.
Cevabı göster
Although now I have to leave home at six.
expect you to feed them: expect + kişi + to do yapısı
expect you to feed them ifadesinde expect, bir nesne (you) ve ardından to alan bir mastarla (to feed) kullanılır. Mastardaki eylemi bu nesne yapar; yani besleme işini yapan you'dur. Burada expect, yalnızca “güzel bir şeyi heyecanla beklemek” değil, “birinin bir şey yapacağını düşünmek veya buna güvenmek” anlamındadır. expect + someone + to do yapısı bir tahmin ifade edebilir; ilişkiye ve bağlama göre beklenti ya da gereklilik de bildirebilir.
Alıştırma
expect + kişi + to do yapısını ve arrive fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The coach expects us ____ by eight.
Cevabı göster
to arrive
Not you too: senin de işin içinde olmasına şaşırmak
Not you too, “Aynı istenmeyen durumun seni de kapsadığına inanamıyorum” anlamına gelen, duygu yüklü ve eksiltili bir tepkidir. Şaşkınlığa hayal kırıklığı, bıkkınlık ya da çaresizlik eşlik edebilir. too, dinleyiciyi daha önce aynı duruma karışmış biriyle ilişkilendirir. not, tepkiye olumsuzluk katar; ifade kelimesi kelimesine “sen değil” komutu değildir ve buradaki too nötr bir “de/da” değildir.
Alıştırma
Birkaç kişi anahtarlarını unuttu. Mia'nın da anahtarlarını unuttuğunu fark ediyorsunuz. Hangi tepki şaşkınlığı ve bıkkınlığı en iyi gösterir?
- Not you too, Mia!
- You too, Mia.
- Not you, Mia.
Cevabı göster
Not you too, Mia!
insatiable: tatmin edilmesi imkânsız
Insatiable, tatmin edilmesi imkânsız demektir. Burada hayvanlar beslendikten sonra bile yiyecek istemeye devam eder; bu yüzden sözcük sıradan bir açlığı değil, hiç doymayacakmış gibi görünen bir iştahı anlatır. Bu sıfat bir kişiyi ya da daha sık olarak iştah, merak, arzu veya talep gibi bir şeyi tanımlayabilir. Temel fikir, daha fazlası verilse bile ihtiyacın sona ermemesidir.
Alıştırma
Hangi cümle iştahın hiçbir zaman tatmin edilemeyeceğini söylüyor?
- Their appetite is insatiable.
- Their appetite is small.
- Their appetite is satisfied.
Cevabı göster
Their appetite is insatiable.
hold on a second: birinden kısa süre durmasını istemek
Hold on a second, kısa bir süre beklemek ya da yapılan işi bir an durdurmak anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Burada konuşan kişi, durumu kontrol edebilmek için bir sonraki hareketi durdurur. Bu kullanımda hold on, bir şeyi fiziksel olarak tutmak anlamına gelmez. A second da tam olarak bir saniye değil, kısa ve belirsiz bir süreyi ifade eder.
Alıştırma
Bir arkadaşınız düğmeye basmak üzere, ancak kısa süre durmasına ihtiyacınız var. Ne söylemelisiniz?
- Please keep holding the button down.
- Go ahead and press it now.
- Hold on a second—let me check it first.
Cevabı göster
Hold on a second—let me check it first.
Are you sure you want to do that Ellie? Ton ve niyet
2:48Bunu yapmak istediğinden emin misin Ellie?
Are you sure you want to do that?: yeniden düşünmeye yönelten nazik bir uyarı
Are you sure you want to do that? gerçekten onay isteyen bir soru olabilir; ancak burada Ellie'den kararını nazikçe yeniden düşünmesini istiyor. Konuşan kişi bu seçimin sorun çıkarabileceğini düşündüğü için soru, yapmadan önce bir kez daha düşün anlamını taşır. Soru biçiminde söylendiği için karar yine karşıdaki kişiye bırakılır. Don't do that ifadesinden daha yumuşaktır, fakat yine de kaygı veya kuşku belirtir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız sonradan pişman olabileceği bir mesaj göndermek üzere. Hangi cümle ondan kararını nazikçe yeniden düşünmesini ister?
- Why did you send that message yesterday?
- Send that message right now.
- Are you sure you want to send that message?
Cevabı göster
Are you sure you want to send that message?
I wish you good luck with your new friends. Kalıp ifadeler
2:52yeni arkadaşlarınla sana iyi şanslar dilerim.
wish you good luck: wish + kişi + good luck yapısı
Wish + kişi + good luck, birine işlerinin yolunda gitmesini umduğunuzu söylemek için kullanılan kalıplaşmış bir yapıdır. Kişi doğrudan wish sözcüğünden sonra gelir: I wish you good luck denir, I wish to you good luck denmez. Örnekteki with your new friends, şansın gerekli olduğu durumu belirtir. Ses tonuna ve bağlama göre dilek samimi veya hafifçe şakacı olabilir; burada yeni arkadaşlarla uğraşmanın zorlayıcı olabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak wish + you + good luck yapısıyla tamamlayın: Before your exam, I ____.
Cevabı göster
wish you good luck
a bit needy: olumsuz bir tanımı yumuşatmak
Bu cümlede a bit “biraz” anlamına gelir ve olumsuz needy sıfatını yumuşatır. Konuşan kişi, hayvanların istenenden daha fazla ilgi veya bakım gerektirebileceğini daha az doğrudan bir biçimde söylüyor. Burada needy, çok fazla ilgi, güvence veya bakım isteyen bir insanı ya da hayvanı anlatır. Bu bağlamda “yoksul” veya “temel ihtiyaçlardan yoksun” anlamına gelmez. a bit + sıfat kalıbı, hafif bir eleştirinin daha az sert duyulmasını sağlayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle olumsuz bir tanımı daha yumuşak söylemek için a bit kullanıyor?
- The puppy is extremely needy when I leave the room.
- The puppy is a bit needy when I leave the room.
- The puppy is never needy when I leave the room.
Cevabı göster
The puppy is a bit needy when I leave the room.
keep you company: yalnız kalmaması için birinin yanında olmak
Keep someone company, birinin yalnız kalmaması için yanında bulunmak veya onunla zaman geçirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Cümlede you, kendisine eşlik edilen kişidir. Kalıp keep + kişi + company şeklindedir: keep me company, keep her company. Burada company “şirket” değil, “eşlik etme” anlamındadır ve bu ifadede company önüne a gelmez.
Alıştırma
Cümleyi keep + kişi + company kalıbıyla tamamlayın: Could you ____ while I wait for the doctor?
Cevabı göster
keep me company