Bir kemiğiniz kırıldığında ne olur? - Gurpreet Baht ve Natalie Pang: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video, bir kırığın kan damarlarını yırtarak iltihaplanmayı, kıkırdak nasırını, kemiksi nasırı ve yeniden şekillenmeyi nasıl başlattığını açıklıyor. Ayrıca iyileşme süresinin neden değiştiğini ve yük bindiren egzersizlerin kemik yoğunluğunu nasıl artırabildiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. relay the searing pain signal — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: relay sözcüğünün bilimsel bağlamda bilgi ya da sinyal iletmek anlamına geldiğini, searing sözcüğünün ise ağrının şiddetini belirginleştirdiğini anlayın. Böylece sinirler ve bedensel duyumlarla ilgili ayrıntılı açıklamaları doğru yorumlayabilirsiniz. 2. use the clotted blood at the break site as a scaffold — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir malzeme veya kaynağın hangi işlevde kullanıldığını anlatan, farklı konulara aktarılabilir use A as B yapısını tanıyın; burada pıhtılaşmış kan, kıkırdak nasırının oluşturulduğu destek yapısı görevini üstlenir. 3. there's nothing humorous about — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bir konunun komik değil ciddi olduğunu bildiren sabit değerlendirme kalıbını ayırt edin. Son uyarıda bu kalıp, humorous ile humerus arasındaki kelime oyununu hazırlarken kırıklardan kaçınmaya yönelik temkinli tonu da korur.
Bu derste
Roughly 50% of people will break a bone at some point in their lives. Kalıp ifadeler
0:06İnsanların yaklaşık %50'si hayatlarının bir noktasında kemiklerini kırar.
Roughly 50% of people: yaklaşık bir oran belirtmek
Roughly, 50% ifadesinden önce gelerek yüzdenin kesin bir sayı değil, tahmin olduğunu gösterir. Roughly 50% of people, “gruptaki insanların yaklaşık yarısı” demektir. Kesin ölçümden çok genel miktar önemli olduğunda roughly + sayı veya yüzde kullanılır. Bu yapı, bir olguyu uygun bir temkinle aktarır; “herkes” ya da “çoğu insan” anlamına gelmez.
Alıştırma
Kısa bir anket yaklaşık %60 civarında bir tahmin veriyor; gerçek değer %60'ın biraz altında veya üstünde olabilir. Hangi cümle uygundur?
- Nearly 60% of visitors chose the blue door.
- Exactly 60% of visitors chose the blue door.
- Roughly 60% of visitors chose the blue door.
Cevabı göster
Roughly 60% of visitors chose the blue door.
at some point in their lives: yaşamın belirsiz bir zamanı
At some point, bilinmeyen veya belirtilmeyen bir zamanda demektir. In their lives, zaman aralığını bu kişilerin tüm yaşamı olarak belirler; böylece cümle olayı bu uzun dönem içinde bir yere yerleştirir ama ne zaman gerçekleştiğini söylemez. Bu kalıp, zamanın bilinmediği veya önemli olmadığı yaşam deneyimleri, uzun vadeli riskler ya da gelecekteki olaylar için kullanışlıdır. Buradaki point fiziksel bir yeri değil, zamandaki bir anı ifade eder.
Alıştırma
“Yaşamları içinde bilinmeyen bir zamanda” anlamına gelen vurgulanmış kalıpla cümleyi tamamlayın: Many people discover a new interest ____.
Cevabı göster
at some point in their lives
But whether the cause is as mundane as a slip on the ice Dilbilgisi
0:10Ancak nedeni ister buzda kaymak kadar sıradan,
or as dramatic as a tightrope walking accident,
0:14isterse de ipte yürürken yaşanan bir kaza kadar dramatik olsun,
as mundane as ... or as dramatic as ...: paralel karşılaştırmalar
Vurgulanan her ifade as + sıfat + as + karşılaştırma öğesi yapısını kullanır. As mundane as a slip on the ice, nedenin bu örnek kadar sıradan olabileceğini belirtir; as dramatic as a tightrope walking accident ise karşı uç noktayı anlatır. İkinci as karşılaştırma öğesini tanıtır, bu nedenle “rolünde” anlamına gelmez. İki tam yapıyı paralel biçimde kullanmak, çok sıradandan son derece dramatik olana uzanan bir aralık oluşturur. Bu, karşıt iki uç noktayı tek cümlede çerçevelemenin kullanışlı bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle, bir aralığın karşıt uçlarını göstermek için iki tam ve paralel as + sıfat + as karşılaştırmasını doğru kullanır?
- The hike can be as gentle than a walk through a park or as demanding than a climb up a steep trail.
- The hike can be gentle as a walk through a park or demanding as a climb up a steep trail.
- The hike can be as gentle as a walk through a park or as demanding as a climb up a steep trail.
Cevabı göster
The hike can be as gentle as a walk through a park or as demanding as a climb up a steep trail.
broken bones tend to heal the same way. Dilbilgisi
0:17kırık kemikler aynı şekilde iyileşme eğilimindedir.
whether ... or ...: her iki durumda da aynı sonuç
Bu cümlede whether A or B, “A veya B'den hangisi geçerli olursa olsun” anlamına gelir. Birbirinden çok farklı iki neden sunar ve ardından kırık kemiklerin iyileşme biçimiyle ilgili sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Bir soru sormaz. Bu kalıp, değişmeyen bir sonuçtan önce karşıt olasılıkları sıralamanızı sağlar: Whether A or B, C.
Alıştırma
Talimatın iki durumda da değişmediğini göstermek için cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: ____ the road is wet ____ dry, drive carefully.
Cevabı göster
Whether · or
tend to heal: genel bir eğilimi anlatmak
Burada tend to + fiilin yalın hâli, bir şeyin genellikle olduğunu veya genel bir eğilim gösterdiğini anlatır. Tend to heal, iyileşmenin normalde bu kalıbı izlediğini söyler; her kırık kemiğin kesinlikle böyle iyileşeceğini garanti etmez. Bu yapı, istisnalara yer bırakırken genel bir eğilimi ifade etmeyi sağlar. Bilimsel açıklamalarda ve günlük gözlemlerde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Genel bir eğilimi anlatan cümleyi tend to ve heal fiiliyle tamamlayın: Minor cuts ____ quickly.
Cevabı göster
tend to heal
and the catch-all category of irregular bones. Kelime
0:31ve kapsamlı bir kategori olan düzensiz kemikler.
catch-all category: başka hiçbir yere uymayan öğeler için grup
catch-all category, diğer daha belirli kategorilerin kapsamadığı öğeleri alan bir kategoridir. Bu kategorinin üyeleri birbirinden oldukça farklı olabilir; ortak noktaları başka hiçbir yere uymamalarıdır. Catch-all, category sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Kelime anlamıyla “her şeyi yakalamak” demek değildir; geriye kalan veya çeşitli öğeleri içeren geniş bir grubu belirtir.
Alıştırma
Bir formda birkaç belirli konu ve bunların hiçbirine uymayan talepler için son bir seçenek vardır. En uygun açıklama hangisidir?
- specialist category: kesin olarak tanımlanmış tek bir talep türü
- umbrella category: birbiriyle ilişkili birkaç talep türü
- catch-all category: başka hiçbir kategoriye uymayan talepler
Cevabı göster
catch-all category: başka hiçbir kategoriye uymayan talepler
Despite their differences: ortak noktadan önce farklılıkları kabul etmek
Despite their differences, az önce sözü edilen şeylerin aynı olmadığını kabul eder ve ardından okuyucuyu ortak bir özelliğe hazırlar. Bu, ödünleme bildiren bir geçiştir: farklılıklar gerçektir, ancak sonraki genel düşünceyi geçersiz kılmaz. Burada despite bir edattır ve their differences onu tamamlayan isim öbeğidir. despite + isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır; özne ve fiil içeren tam bir cümlecikten önce ise although ya da even though kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle dil bilgisi açısından doğrudur ve farklılıklardan ortak bir özelliğe geçer?
- Despite their differences, the two designs share the same basic structure.
- Despite they are different, the two designs share the same basic structure.
- Although their differences, the two designs share the same basic structure.
Cevabı göster
Despite their differences, the two designs share the same basic structure.
composed of a protein matrix that's dotted with bone cells Kelime
0:38kemik hücreleriyle bezenmiş bir protein matrisinden oluşur
dotted with: küçük şeylerin bir alana dağılması
Be dotted with, çok sayıda küçük ve birbirinden ayrı şeyin bir yüzeye, alana veya yapıya dağılmış olduğunu belirtir. Bu cümlede kemik hücreleri, protein matrisinin içinde ayrı noktalar gibi dağılmıştır. Bu ifade, farklı noktalara yayılmış bir dağılım görüntüsü oluşturur. Buradaki dotted, noktalama işareti eklemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede dotted with, çok sayıda küçük şeyin bir alana dağılmış olduğunu anlatır?
- The night sky was dotted with bright stars.
- One dark cloud completely covered the night sky.
- She added a period at the end of the sentence.
Cevabı göster
The night sky was dotted with bright stars.
and reinforced with minerals containing calcium. Kelime
0:42ve kalsiyum içeren minerallerle güçlendirilmiştir.
composed of: bir bütünü oluşturan parçaları açıklamak
Bu cümlede composed of, “-den oluşan” anlamına gelir. composed of a protein matrix ifadesi, sert yapıyı neyin oluşturduğunu belirterek rigid structure sözünü açıklar. Composed of bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. The structure is composed of several parts örneğindeki gibi be fiilinden sonra gelebilir veya burada olduğu gibi that is composed of yapısının kısaltılmış biçimi olarak doğrudan bir isimden sonra kullanılabilir. Bu yapısal anlam bilimsel, teknik ve kurumsal açıklamalarda yaygındır; müzik bestelemekle ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi composed of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The review panel ____ three teachers and two parents.
Cevabı göster
is composed of
reinforced with: dayanıklılık sağlayan malzemeyi belirtmek
Be reinforced with, destek sağlayan bir malzeme eklenerek veya yapıya katılarak bir şeyin daha güçlü hâle getirildiğini belirtir. With, ek dayanıklılığı sağlayan malzemeyi gösterir. Bu cümlede kalsiyum içeren mineraller protein matrisini güçlendirir. Reinforced burada fiziksel güçlendirmeyi anlatır; bir düşünceyi vurgulamak için tekrar etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
'Bir malzeme eklenerek daha güçlü hâle getirilmiş' anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The plastic is ____ glass fibers.
Cevabı göster
reinforced with
Inside these stiff exteriors is spongy marrow Dilbilgisi
0:45Bu sert dış yüzeyin içinde süngerimsi bir ilik bulunur
containing stem cells that can divide and differentiate into specialized cell types. Kelime
0:49bölünüp özelleşmiş hücre türlerine farklılaşabilen kök hücreler içerir.
Inside ... is ...: yer ifadesinin başa alındığı devrik yapı
Baştaki Inside these stiff exteriors, öne alınmış bir yer ifadesidir. is fiili gerçek özne olan spongy marrow’dan önce gelir; dolayısıyla kalıp yer + be + özne biçimindedir ve soru değildir. Bu sıralama dikkati önce dış yapıya yöneltir, ardından onun içinde bulunan şeyi tanıtır. Bilimsel ve mekânsal betimlemelerde bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle, dolabın içindekini tanıtmak için yer ifadesini başa alıp yer bildiren devrik yapı kullanır?
- Inside the cabinet two emergency flashlights are.
- Inside the cabinet are two emergency flashlights.
- Two emergency flashlights are inside the cabinet.
Cevabı göster
Inside the cabinet are two emergency flashlights.
differentiate into specialized cell types: biyolojik gelişim
Biyolojide differentiate into, gelişerek daha özelleşmiş bir hücre türüne dönüşmek anlamına gelir. into’dan sonraki ifade bu gelişimin sonucunu belirtir: specialized cell types. Bu türlere dönüşen, kök hücrelerin kendileridir. Burada differentiate, mevcut şeyler arasındaki farkı fark etmek veya açıklamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hücrelerin gelişip nöronlara dönüştüğünü gösteren edatla cümleyi tamamlayın: During development, these precursor cells can differentiate ____ neurons.
Cevabı göster
into
Bones are also penetrated by blood vessels and nerves, Dilbilgisi
0:54Kemiklere aynı zamanda kan damarları ve sinirler nüfuz eder,
which relay the searing pain signal associated with a break. Kalıp ifadeler
0:57bunlar da bir kırıkla ilişkili yakıcı acı sinyalini iletir.
are also penetrated by: anatomide edilgen yapı
are also penetrated by, be + geçmiş zaman ortacı + by edilgen yapısını kullanır: bones dilbilgisel öznedir; by ile başlayan bölüm ise blood vessels and nerves yapılarının kemiğin içine girip içinden geçtiğini belirtir. also bunun kemikler hakkında eklenen başka bir bilgi olduğunu gösterir. Bu edilgen anlatım, tek bir eylemi yapan kişiye ya da etkene değil, kemiğin anatomik yapısına odaklanır. Bilimsel açıklamalarda penetrate, şiddet anlamı taşımadan tarafsız biçimde “içine girmek veya içinden geçmek” demek olabilir.
Alıştırma
Bilimsel açıklamayı “içine girilir ve içinden geçilir” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: The thin bones ____ many tiny blood vessels.
Cevabı göster
are penetrated by
relay the searing pain signal: şiddetli ağrıyı iletmek
relay the searing pain signal ifadesinde relay, “iletmek veya aktarmak” anlamında bir fiildir. İlgi cümleciği sinirlerin ne yaptığını açıklar: Ağrı mesajını sinir sistemi boyunca taşırlar. searing, ağrının son derece şiddetli ve yanma hissine benzer olduğunu belirtir. Bu canlı ve mecazi bir anlatımdır; sinyalin gerçekten yandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle sinirlerin çok şiddetli bir ağrı sinyalini ilettiğini doğal biçimde anlatır?
- The nerves relay a faint, barely noticeable sensation to the brain.
- The nerves block a searing pain signal from reaching the brain.
- The nerves relay a searing pain signal to the brain.
Cevabı göster
The nerves relay a searing pain signal to the brain.
associated with: bağlantı, mutlaka neden değil
Bu cümlede associated with a break, the searing pain signal ad öbeğini niteler. Sinyali bir kırıkla ilişkilendirir; yani bunun kırık bir kemikle bağlantılı bir sinyal türü olduğunu belirtir. Associated with bir ilişkiyi ifade eder, ancak mutlaka doğrudan neden bildirmez. Bu yüzden özellikle bilimsel veya açıklayıcı metinlerde caused by ifadesinden daha kapsamlı ve temkinlidir.
Alıştırma
Gözlemsel bir araştırma, kahvaltı yapan çocukların genellikle daha iyi odaklandığını buluyor ancak nedenselliği kanıtlamıyor. Hangi cümle bulguyu en doğru biçimde aktarır?
- Eating breakfast is associated with better concentration.
- Better concentration is caused by eating breakfast in every child.
- Eating breakfast guarantees better concentration.
Cevabı göster
Eating breakfast is associated with better concentration.
Since these nerves are encased in hard tissue, Notlar
1:02Bu sinirler sert bir dokuyla kaplı olduğu için,
Since: neden bildirme
Burada Since bir neden yan cümlesi başlatır. Sinirlerin sert dokuyla çevrili olması, ardından verilen sonucu açıklar: bu sinirleri incelemek çok zordur. Bu kullanımda since, because anlamına gelir. Since, since 2020 örneğindeki gibi zamanda bir başlangıç noktası da belirtebilir. İfadenin “neden?” sorusuna mı yoksa “ne zamandan beri?” sorusuna mı yanıt verdiğine bakın; burada “neden?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Hangi cümlede Since bir başlangıç zamanı belirtmek yerine neden bildirir?
- She has lived here since 2020.
- Since the roads are icy, the bus will arrive late.
- I have known him since we were children.
Cevabı göster
Since the roads are icy, the bus will arrive late.
encased in: dış bir malzemeyle çevrili
Be encased in, bir şeyin dış bir malzeme ya da yapı tarafından çevrelenmiş veya kaplanmış olması demektir. Burada sert doku, sinirlerin çevresindeki malzemeyi oluşturur; ifade gerçek anlamda bir kutu ya da kılıf gerektirmez. Edilgen be + encased + in + material kalıbı, içeride olan şeye odaklanır ve in sözcüğünden sonra çevreleyen malzemeyi belirtir.
Alıştırma
Dış bir malzemeyle çevrili olma anlamını veren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The electrical wires are ____ rubber for safety.
Cevabı göster
encased in
So we still don't know exactly why broken bones hurt so much. Kalıp ifadeler
1:06Bu yüzden kırık kemiklerin neden bu kadar acı verdiğini hala tam olarak bilmiyoruz.
still don't know exactly why: nedenin hâlâ çözülemediğini belirtmek
Still don't know, bir sorunun bugüne kadar çözümsüz kaldığını gösterir. Exactly why belirsizliği tam ve kesin nedene indirger; dolayısıyla konuşan kişi hiçbir şey bilmiyor olmak yerine bazı ipuçlarına veya kısmi açıklamalara sahip olabilir. Bu kalıp, hiç kanıt bulunmadığı yönündeki daha güçlü iddiayı ortaya atmadan mevcut bilginin sınırlarını belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
Kesin nedenin hâlâ çözülemediğini gösteren ifadeyle araştırma güncellemesini tamamlayın: We ____ the disease spreads faster in winter.
Cevabı göster
still don't know exactly why
But we do know that long bones are the most likely to break Dilbilgisi
1:11Ancak bildiğimiz bir şey var ki uzun kemikler kırılmaya en yatkın olanlardır,
do know: Olumlu cümlede vurgulu do
Olumlu bir cümlede do + fiilin yalın hâli vurgu ekleyebilir. Burada do know, gerçekten bilmek veya kesin olarak bilmek anlamına gelir; do yardımcı fiildir ve know yalın hâlde kalır. But, bu kesinliği daha önce sözü edilen belirsizlikle karşılaştırır: bazı şeyler bilinmese de bu gerçek bilinmektedir. Bu yapı sıkça bir gerçeği doğrulamak, şüpheyi düzeltmek veya kesin olan bilgiyi öne çıkarmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu do + know ile tamamlayın: I don't know who sent the package, but I ____ it came from Madrid.
Cevabı göster
do know
since they often take the brunt of the impact from a fall. Deyimler
1:14çünkü genellikle düşme anında darbenin en büyük yükünü çekerler.
the most likely to break: Bir gruptaki en yüksek olasılık
be the most likely to + fiilin yalın hâli, öznenin bir karşılaştırma grubu içinde bir şeyi yapma veya yaşama olasılığının en yüksek olduğunu belirtir. Burada uzun kemikler, kırılma olasılığı bakımından kemik türleri arasında en üst sıradadır. Karşılaştırma grubu of all the options örneğindeki gibi doğrudan belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. likely sözcüğünden sonra to + fiilin yalın hâli kullanılır; bu nedenle likely to break doğrudur.
Alıştırma
Cümleyi likely ile kurulan en üstünlük yapısını kullanarak tamamlayın: Of all four designs, this one is ____ fail under pressure.
Cevabı göster
the most likely to
take the brunt of: en ağır kısmına maruz kalmak
Take the brunt of something, zararlı bir kuvvetin veya etkinin en güçlü, en kötü ya da en büyük kısmına maruz kalmak demektir. Brunt fiziksel bir nesne değil, darbenin en ağır kısmıdır. Burada kemikler, düşmenin oluşturduğu kuvvetin büyük kısmını karşılar. Aynı yapı; eleştiri, kesinti, hasar veya başka olumsuz etkilerden en ağır biçimde etkilenen kişiyi ya da şeyi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi take the brunt of ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: During the storm, the coastal villages ____ the damage.
Cevabı göster
took the brunt of
any kind of fracture makes the blood vessels inside the bone rupture, Notlar
1:21her türlü kırık, kemik içindeki kan damarlarının yırtılmasına neden olarak
clean break: düzgün ve parçalanmamış bir kırık
Clean break ifadesinde clean, düzgün ve nispeten karmaşık olmayan anlamındadır: kemik çok sayıda parçaya ayrılmak yerine daha belirgin bir çizgi boyunca kırılır. Sözcük, kemiğin temizliğini veya mikropsuz olmasını değil, kırığın biçimini anlatır. İfade, clean break ile splintering crack arasında karşıtlık kurar; ancak clean, zararsız demek değildir. Her türlü kırık dokuya ve kan damarlarına zarar verebilir.
Alıştırma
Bu kaza bağlamında clean break ne anlama gelir?
- Çok sayıda parçaya ayrılmamış, nispeten düzgün bir kırık
- Yıkanıp dezenfekte edilmiş bir kemik
- Kan damarlarına zarar veremeyen bir kırık
Cevabı göster
Çok sayıda parçaya ayrılmamış, nispeten düzgün bir kırık
any kind of fracture: hangi tür olursa olsun
Bu cümlede any kind of fracture, “hangi tür olursa olsun bir kırık” anlamına gelir. clean break ile splintering crack ifadelerini tek bir grupta toplar ve tür ne olursa olsun aynı sonucun geçerli olduğunu söyler. Burada fracture, kemikteki kırılma veya çatlağı belirten tıbbi bir isimdir. Tekrar kullanılabilir kalıp, any kind of + tekil sayılabilen isim veya sayılamayan isim şeklindedir. Bu kalıpta any, “belirli bir” anlamına gelmez; tür üzerindeki sınırlamayı kaldırır.
Alıştırma
Hata hangi türden olursa olsun kuralın geçerli olduğunu anlatan cümle hangisidir?
- All kinds of errors were reported yesterday.
- A kind of error should be reported.
- Any kind of error should be reported.
Cevabı göster
Any kind of error should be reported.
makes the blood vessels ... rupture: make + nesne + fiilin yalın hâli
Bu yan cümle, bir şeyin başka bir şeye doğrudan bir eylem veya değişim yaptırdığını göstermek için make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Özne any kind of fracture, nesne the blood vessels inside the bone, ortaya çıkan eylem ise rupture fiilidir. Make, tekil özneyle uyum sağlamak için makes biçimine dönüşse de rupture yalın hâlde kalır. Bu etken yapıda to eklemeyin: makes the blood vessels rupture denir, makes the blood vessels to rupture denmez.
Alıştırma
Make ettirgen yapısına uygun olarak cümleyi shake fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The strong wind made the windows ____.
Cevabı göster
shake
causing ...: bir -ing öbeğiyle sonuç eklemek
causing internal bleeding and inflammation şeklindeki -ing öbeği, önceki yan cümledeki eylemin sonucunu anlatır: kan damarları yırtılır ve bu durum söz konusu etkilere yol açar. Sonuç, yeni bir cümle başlatılmadan kısa ve sıkı bir biçimde eklenir. Burada causing, yeni bir temel cümlenin yüklemi değildir. Tam bir cümlede kalıp önceki olay, causing + sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk olayın sonucunu göstermek için virgül + causing öbeğini kullanır?
- The strong wind knocked down a tree, causing the road to close.
- The strong wind began after sunset.
- The strong wind blew because a storm was coming.
Cevabı göster
The strong wind knocked down a tree, causing the road to close.
This signals the body to start the first step of the healing process, Kalıp ifadeler
1:27Bu durum, vücuda iyileşme sürecinin ilk adımını başlatması için sinyal verir:
signals the body to start: signal + alıcı + to'lu mastar
signals the body to start ifadesinde signal, 'birinin veya bir şeyin harekete geçmesini sağlayan bir işaret vermek' anlamında kullanılan bir fiildir. The body sinyali alan taraftır; to start ise verilecek tepkiyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp signal + someone/something + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Biyolojik süreçler, cihazlar, gruplar ve insanlar için kullanılabilir; sinyal bir ses, ışık, olay veya başka bir işaret olabilir.
Alıştırma
signal + alıcı + to do kalıbını tek sözcükle tamamlayın: The green light signals drivers ____ go.
Cevabı göster
to
the inflammatory phase: iyileşmenin ilk evresi
the inflammatory phase, burada yaralanma sonrasındaki iyileşme sürecinin ilk evresidir. Bu evrede vücut, hasarlı maddelerin temizlenmesine yardımcı olan ve bölgeyi onarıma hazırlayan inflamatuvar yanıtı başlatır. Burada inflammatory, iyileşmenin normal bir bölümünü niteler. Tek başına yaralanmanın enfekte olduğu veya iyileşmenin başarısız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu iyileşme açıklamasında the inflammatory phase neyi ifade ediyor?
- İyileşmenin tamamen bittiği evre
- İyileşme sürecinin erken ve normal bir evresi
- Yaralanmanın enfekte olduğunun kanıtı
Cevabı göster
İyileşme sürecinin erken ve normal bir evresi
the body floods the injury site with immune cells, Kalıp ifadeler
1:34vücut, hasarlı bölgeyi bağışıklık hücreleriyle doldurur,
which remove damaged tissue and help prepare the site for healthy new tissue to grow. Dilbilgisi
1:37bu hücreler hasarlı dokuyu temizler ve bölgeyi sağlıklı yeni dokuların büyümesi için hazırlar.
floods ... with ...: bir yere çok büyük miktarda şey göndermek
flood + yer veya kişi + with + şey kalıbı, bir alıcıya çok büyük miktarda bir şey göndermek ya da ulaştırmak anlamına gelir. Bu cümlede vücut, yaralanma bölgesine çok sayıda bağışıklık hücresi gönderir. Buradaki flood mecazidir; ortada su yoktur. Yalnızca birkaç hücrenin gelmesinden farklı olarak gelişin çok ve yoğun olduğu izlenimini verir.
Alıştırma
Hangi cümlede flood ... with ... bir yere çok büyük miktarda bir şey gönderildiğini anlatır?
- Within minutes, the channel removed its comment section.
- Within minutes, one viewer left a single comment.
- Within minutes, viewers flooded the channel with comments.
Cevabı göster
Within minutes, viewers flooded the channel with comments.
help prepare the site for ... to grow: bir yeri sonraki büyüme için hazırlamaya yardımcı olmak
help prepare the site for healthy new tissue to grow ifadesinde prepare the site, o yeri bir sonraki sürece uygun hâle getirmek demektir. help prepare, hücrelerin gerekli koşulların oluşmasına katkıda bulunduğunu gösterir. Kalıp prepare A for B to do biçimindedir. A hazırlanan yer ya da koşuldur; B ise to ile kurulan mastardaki eylemin anlaşılan öznesidir. Burada büyüyecek olan healthy new tissue'dur. Bu nedenle for öbeği, hazırlığın hangi süreci desteklediğini ve sonraki eylemi kimin ya da neyin yaptığını gösterir.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri kullanarak prepare A for B to do kalıbını tamamlayın: The gardener prepared the soil ____. (the seedlings / grow)
Cevabı göster
for the seedlings to grow
recruit stem cells to the area: kök hücreleri bölgeye çekmek
Burada recruit, hücreleri belirli bir yere hareket edecek şekilde çekmek veya harekete geçirmek anlamına gelir. Sinyal molekülleri kök hücrelerin bölgeye gelmesini sağlar; burada işe alımdan söz edilmiyor. Bilimsel yapıda recruit sözcüğünden sonra hücreler veya başka bir biyolojik bileşen, ardından da to + yer gelir. Bu anlatım, hücreleri o bölgedeki biyolojik sürece katılmak üzere oraya getirilen unsurlar olarak gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede recruit stem cells to the area ne anlama geliyor?
- Kök hücreleri o yere çeker ve yönlendirir.
- Kök hücrelerle çalışmak üzere insanları işe alır.
- Kök hücreleri o yerden uzaklaştırır.
Cevabı göster
Kök hücreleri o yere çeker ve yönlendirir.
these stem cells differentiate into chondrocytes. Kelime
1:48bu kök hücreler kondrositlere farklılaşır.
differentiate into chondrocytes: kondrositlere farklılaşmak
Burada differentiate into, “yeni ve özelleşmiş bir hücre türüne dönüşecek şekilde gelişmek” anlamına gelir. Kök hücreler, kıkırdak oluşumuna yardımcı olan chondrocytes yani kondrositler hâline gelir. Yapı differentiate into + son hücre türü şeklindedir. Bu biyolojik kullanımda differentiate, hücrenin özelleşmesini anlatır; yalnızca bir yere taşınmayı veya bir farkı ayırt etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi differentiate ve doğru edatla tamamlayın: Under the right conditions, stem cells can ____ nerve cells.
Cevabı göster
differentiate into
These cells use the clotted blood at the break site Dilbilgisi
1:51Bu hücreler kırık bölgesindeki pıhtılaşmış kanı
as a scaffold to build callus made of cartilage. Kültür
1:54kıkırdaktan oluşan nasırı inşa etmek için bir iskele olarak kullanır.
use the clotted blood ... as a scaffold: pıhtılaşmış kanı iskele olarak kullanmak
use A as B kalıbı, “A’nın B işlevini görmesini sağlamak” anlamına gelir. Burada hücreler, kırık bölgesindeki pıhtılaşmış kanı as a scaffold, yani yeni dokunun üzerinde oluşabileceği geçici bir destek yapısı olarak kullanır. As, A’nın üstlendiği rolü gösterir. Pıhtılaşmış kanın üretilmiş bir iskeleyle kalıcı olarak aynı şey olduğu anlamına gelmez. Ardından gelen to build... ifadesi, bu rolde kullanılmasının amacını belirtir.
Alıştırma
Nesnenin yeni rolünü gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: We used an old sheet ____ a movie screen.
Cevabı göster
as
callus made of cartilage: kırığın erken dönemindeki kıkırdak kallus
Kırık iyileşmesi bağlamında callus, kırık kemiğin çevresinde oluşan onarım dokusu demektir. callus made of cartilage, kırık bölgesini geçici olarak birbirine bağlayıp sabitleyen, erken dönemde oluşan kıkırdak bakımından zengin kallusu anlatır. Bu geçici bir aşamadır ve daha sonra yerini daha güçlü bir kemik kallusuna bırakır.
Alıştırma
Bu cümlede callus made of cartilage ne anlama geliyor?
- Kemiğe yapıştırılmış yapay bir yama.
- Bir kırık bölgesinde bulunan, kıkırdak bakımından zengin geçici onarım dokusu.
- Sürtünmenin neden olduğu sertleşmiş bir deri bölgesi.
Cevabı göster
Bir kırık bölgesinde bulunan, kıkırdak bakımından zengin geçici onarım dokusu.
making it a useful temporary patch: -ing yan cümlesiyle sonuç belirtme
Virgülden sonraki making yan cümlesi, ana cümledeki durumun sonucunu gösterir: Kıkırdak hızlı büyür ve bu özellik onu geçici bir onarım malzemesi olarak yararlı kılar. Kıkırdağın bu amaçla hızlı büyüdüğünü söylemez. Kalıp make + nesne + tümleç biçimindedir: it, cartilage sözcüğünü gösterir; a useful temporary patch ise kıkırdağın üstlenebileceği rolü açıklar. patch burada mecazdır; gerçek bir yapışkan yama değil, geçici bir onarım anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk yan cümlenin sonucunu virgül + making ile gösteriyor?
- The new bridge opened, making the trip much shorter.
- The city built a bridge to make the trip shorter.
- The trip became shorter because the new bridge opened.
Cevabı göster
The new bridge opened, making the trip much shorter.
called osteoblasts that can create a stronger bony callus. Kültür
2:09daha güçlü bir kemik nasırı oluşturabilen osteoblast adı verilen özel kemik yapıcı hücrelere dönüşür.
over the following weeks: bir süreci zaman içinde ileri taşımak
Over the following weeks, zaman sırasını düzenleyen bir ifadedir. Açıklamayı önceki aşamadan sonraki aşamaya taşır ve hücrelerdeki değişimlerin birkaç haftaya yayıldığını belirtir. Burada over, üstünde değil, süre boyunca anlamına gelir. Following ise az önce anlatılan noktadan sonra demektir; dolayısıyla ifade, mutlaka bugüne değil, açıklamanın kendi zaman çizelgesine bağlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir referans noktasından sonraki aşamalı süreci göstermek için over the following weeks ifadesini en uygun şekilde kullanır?
- The team finished the design at exactly noon.
- The lamp hung over the table for several weeks.
- Over the following weeks, the team slowly tested and improved the design.
Cevabı göster
Over the following weeks, the team slowly tested and improved the design.
develop into special bone-building cells: yeni bir türe aşamalı dönüşüm
Develop into + isim öbeği, öznenin zamanla değişip gelişerek into sözcüğünden sonra belirtilen sonuca dönüşmesi anlamına gelir. Bu cümlede bazı kondrositler ve kök hücreler, yeni bir işlevsel hücre türüne, yani özel kemik yapıcı hücrelere dönüşür. Into, gelişimin sonucunu tanıtır. Become ile karşılaştırıldığında develop into, yeni biçime, türe veya role götüren süreci daha çok vurgular.
Alıştırma
Develop into kalıbını doğru edatla tamamlayın: Over time, the small volunteer group developed ____ a nationwide organization.
Cevabı göster
into
osteoblasts: yeni kemik oluşturan hücreler
Osteoblasts, yeni kemik oluşturan hücreler olan “osteoblastlar” demektir. Bu cümlede iyileşme sırasında yeni kemik dokusu üreterek daha güçlü bir kemik kallusunun oluşmasına yardım ederler. Bu terim, kemiği oluşturan hücreleri adlandırır; kallusun kendisini adlandırmaz.
Alıştırma
Osteoblasts hücrelerinin işlevini hangi cümle doğru açıklar?
- Osteoblasts are the cracks in a broken bone.
- Osteoblasts make and maintain cartilage.
- Osteoblasts help form new bone tissue.
Cevabı göster
Osteoblasts help form new bone tissue.
Once ...: bir koşul tamamlandığında
Burada Once, “olur olmaz” veya “belirtilen koşul tamamlandığında” anlamına gelen bir zaman yan cümlesi başlatır. Kemiksi kallusun tamamlanmasını, yeniden şekillenmenin başlayabileceği noktadan önceki eşik olarak gösterir. Bir süreci düzenlemek için Once + özne + fiil, ana cümle kalıbını kullanabilirsiniz: once yan cümlesi önce gerçekleşmesi gereken koşulu, ana cümle ise bundan sonra mümkün olan olayı verir.
Alıştırma
Modeli hareket ettirmeden önce yapıştırıcının kurumasını beklemelisiniz. Bu sırayı hangi cümle doğru ifade eder?
- Once you move the model, the glue can dry.
- Once the glue is dry, you can move the model.
- The glue is dry once a month.
Cevabı göster
Once the glue is dry, you can move the model.
another type of cell eats away at the bony callus Öbek fiiller
2:19başka bir hücre türü kemik nasırını yok eder.
eat away at: zamanla aşındırmak veya zayıflatmak
Bu cümlede eats away at, “yavaş yavaş parçalamak veya ortadan kaldırmak” anlamına gelir. Hücreler kemiksi kallus üzerinde azar azar etkili olur; burada gerçek anlamda yemek yemeleri söz konusu değildir. Kalıp eat away at + isim şeklindedir. Etkisi zamanla biriken, devam eden bir süreci vurgular ve fiziksel aşınmayı ya da soyut bir şey üzerindeki giderek artan zararlı etkiyi anlatabilir.
Alıştırma
eat ile başlayan ve “giderek zarar vermek” anlamına gelen üç sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamla: Moisture can ____ the stone over time.
Cevabı göster
eat away at
lay down new bone tissue: dokuyu oluşturmak ve biriktirmek
Bu biyomedikal bağlamda lay down new bone tissue, “yeni kemik dokusu oluşturmak ve biriktirmek” anlamına gelir. Osteoblastlar kemiğe dönüşen maddeyi üretir; hazır bir doku parçasını yere koymazlar. lay down + madde kalıbı, hücreler veya bir süreç doku, kolajen, mineral ya da başka bir maddeden oluşan bir katman meydana getirdiğinde sıkça kullanılır.
Alıştırma
Derste geçen, lay ile başlayan ve “bir katman oluşturup biriktirmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullan: Bone-forming cells ____ new tissue as a fracture heals.
Cevabı göster
lay down
This phase is where most of the bone healing happens, Dilbilgisi
2:25Bu evre, kemik iyileşmesinin büyük bölümünün gerçekleştiği
restoring the injury site to its previous shape. Dilbilgisi
2:28ve hasarlı bölgenin önceki şekline döndüğü evredir.
is where most of the bone healing happens: bir aşamanın işlevini açıklamak
“A is where B happens” kalıbı, A’yı B’nin gerçekleştiği aşama, adım veya bağlam olarak gösterir. Burada this phase, yeniden şekillenme aşamasını ifade eder; where fiziksel bir yeri değil, kemik iyileşmesinin büyük bölümünün gerçekleştiği süreç aşamasını belirtir. Bu yapı bir aşamanın temel işlevini açıklamak için kullanılır: where’den sonraki cümlecik, o aşamada ne olduğunu söyler.
Alıştırma
Bir aşamada esas olarak ne olduğunu açıklamak için where’i doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- This stage is where most quality checks happen.
- This stage is what most quality checks happen.
- This stage is which most quality checks happen.
Cevabı göster
This stage is where most quality checks happen.
restoring the injury site to its previous shape: bir şeyi önceki duruma döndürmek
“restore + nesne + to + hedef durum” kalıbı, bir şeyi önceki veya amaçlanan bir duruma döndürmek anlamına gelir. Burada the injury site nesnedir; its previous shape ise to ile belirtilen hedef durumdur. Virgülden sonraki restoring bir ortaç öbeğidir. İyileşme sürecinin sonucunu ekler: yaralanan bölge önceki şekline döner. Yani yalnızca onarıldığını değil, hangi duruma döndüğünü de belirtir.
Alıştırma
Güncellemenin ayarları varsayılan durumuna döndürdüğünü anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: The update ____.
Cevabı göster
restored the settings to their default state
and how messy the break is. Kelime
2:36ve kırığın ne kadar kötü olduğuna bağlı olarak büyük farklılıklar gösterir.
varies widely: durumdan duruma büyük farklılık göstermek
Bu cümlede varies widely, iyileşme süresinin bir hastadan veya kırık durumundan diğerine çok farklı olabileceği anlamına gelir. Widely, varies fiilini niteler ve olası sonuç aralığının geniş olduğunu gösterir; iyileşmenin birçok yerde yayılması ya da duyurulması anlamına gelmez. Bir ölçü, süre, sonuç, fiyat veya deneyim tek bir tipik değere sahip olmayıp kişilere, yerlere ya da durumlara göre büyük ölçüde farklı olduğunda vary widely kullanılır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Delivery times vary widely from one region to another. varies widely ne anlama gelir?
- Teslimat süreleri çok hızlı değişir.
- Teslimat süreleri bölgeler arasında büyük farklılık gösterir.
- Teslimat süreleri birçok bölgede duyurulur.
Cevabı göster
Teslimat süreleri bölgeler arasında büyük farklılık gösterir.
depending on: sonucu etkileyen faktörü belirtmek
Depending on, daha önce belirtilen sonucu etkileyen bir koşulu veya faktörü tanıtır. Burada beslenme, dinlenme miktarı ve kırığın durumu, iyileşme süresinin değişebilmesinin nedenleri olarak gösterilir. Bu kullanımda depending on, zaten tamamlanmış bir ana cümleye ek bilgi verir; cümlenin temel fiili değildir. depending on the weather örneğindeki gibi bir isim öbeğiyle veya depending on how much time we have örneğindeki gibi how, what ya da whether ile başlayan bir yan cümleyle devam edebilir.
Alıştırma
Cümleyi depending on ile tamamlayın: The trip could take two or three hours, ____ traffic.
Cevabı göster
depending on
how messy the break is: kırığın ne kadar karmaşık olduğu
Burada messy, kirli veya dağınık anlamına gelmez. Kırığın biçiminin karmaşık ya da düzensiz olduğunu anlatan günlük bir ifadedir; örneğin kemik parçalanmış veya yerinden kaymış olabilir. how messy the break is ifadesinin tamamı bu karmaşıklığın derecesini belirtir.
Alıştırma
Bir kırıktan söz ederken how messy the break is neyi ifade eder?
- açık bir yaradaki kir miktarını
- tedavi odasındaki dağınıklık düzeyini
- kırığın karmaşıklık ve düzensizlik derecesini
Cevabı göster
kırığın karmaşıklık ve düzensizlik derecesini
A clean break generally heals the fastest, Dilbilgisi
2:39Düzgün bir kırık genellikle en hızlı iyileşenidir,
heals the fastest: iyileşme hızını karşılaştırmak
Heals the fastest, karşılaştırılan diğer bütün türlerden daha kısa sürede iyileşmek anlamına gelir. Burada fastest, zarf olan fast sözcüğünün üstünlük biçimidir. Heals fiilini niteler ve iyileşmenin ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır. Karşılaştırma grubu farklı kırık türleridir. Fastest eylemin hızını anlatır; kırığın kendisinin hızlı hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi fast sözcüğünün iki kelimelik üstünlük biçimiyle tamamlayın: Of all the computers in the lab, this one processes the data ____.
Cevabı göster
the fastest
and doctors use casts and splints to keep bones aligned as they heal. Notlar
2:41doktorlar iyileşme sürecinde kemikleri hizalı tutmak için alçı ve ateller kullanırlar.
casts and splints: yaralı kemikler için tıbbi destekler
Burada casts and splints, yaralanmış bir kemiğin çevresindeki hareketi sınırlayan iki tür tıbbi desteği ifade eder. Bu, kemiğin iyileşirken doğru konumda kalmasına yardımcı olur. Bu bağlamda cast tıbbi bir isimdir. Oyuncu kadrosu ya da bir şeyi fırlatma eylemi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede casts and splints neyi ifade ediyor?
- Kemiklerin daha hızlı iyileşmesini sağlayan ilaçlar.
- Yaralanmış bir kemiğin çevresindeki hareketi sınırlayan tıbbi destekler.
- Bir kemiğin uzunluğunu ölçmeye yarayan araçlar.
Cevabı göster
Yaralanmış bir kemiğin çevresindeki hareketi sınırlayan tıbbi destekler.
keep bones aligned: keep + nesne + sıfat
keep + nesne + sıfat yapısı, nesnenin belirtilen durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. keep bones aligned ifadesinde bones nesnedir, aligned ise devam eden durumu belirtir. Aligned bir nesne tümlecidir; ikinci bir temel fiil değildir. Bu yapı farklı nesneler ve durumlarla yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi keep + nesne + sıfat yapısında, verilen sözcükleri aynen kullanarak tamamlayın: keep / the food / cold. The insulated bag will ____ during the picnic.
Cevabı göster
keep the food cold
But if the bone has been splintered into tiny fragments and significantly displaced, Notlar
2:45Ancak kemik minik parçalara ayrılmış ve ciddi ölçüde yerinden oynamışsa,
significantly displaced: normal hizasından belirgin biçimde çıkmış kemik parçaları
Bir kırık tarifinde displaced, kırık kemiğin veya kemik parçalarının normal hizasından çıktığı anlamına gelir. Burada bir kişinin evini terk etmeye zorlanması anlamında kullanılmaz. Significantly, displaced sözcüğünü niteleyen bir zarftır. Hizalama bozukluğunun önemsenmesi gerekecek kadar büyük olduğunu belirtir ve parçaların neden yeniden yerine konması gerekebileceğini açıklar.
Alıştırma
Röntgende, parçaları normal hizasından açıkça çıkmış bir kırık kemik görülüyor. En doğru tanım hangi cümledir?
- The shoulder joint is dislocated.
- The bone fragments are significantly displaced.
- The fracture is nondisplaced.
Cevabı göster
The bone fragments are significantly displaced.
surgery may be required to put those pieces back in place. Notlar
2:49bu parçaları yerine oturtmak için ameliyat gerekebilir.
has been splintered into tiny fragments: tamamlanmış edilgen eylemin sonucu
Has been splintered, has been + past participle biçimindeki present perfect edilgen yapıdır. Kemik eylemden etkilenen ögedir ve cümle, hasara kimin ya da neyin yol açtığından çok kemiğin şu anki hasarlı durumuna odaklanır. Into tiny fragments, parçalanmanın sonucunu belirtir: tek bir kemik çok sayıda küçük parçaya dönüşmüştür. Buradaki into, bir yere doğru hareketi değil, durum değişikliğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi splinter fiilinin present perfect edilgen biçimi ve ardından verilen into tiny fragments sonuç ifadesiyle tamamlayın: The bone ____.
Cevabı göster
has been splintered into tiny fragments
may be required to: bir şeyi yapmak gerekebilir
may be required to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olabileceğini belirtir. may belirsizliği korur; be required gerekliliği resmî bir biçimde ifade eder ve to gerekli olabilecek eylemi başlatır. Bu cümlede surgery, parçaları doğru konumlarına döndürmek için gerekebilecek bir önlem olarak sunuluyor. Cümle ameliyatın kesinlikle gerekli olduğunu söylemiyor.
Alıştırma
Cümleyi verilen ifadeyle tamamlayın: Additional testing ____ confirm the diagnosis.
Cevabı göster
may be required to
put those pieces back in place: parçaları doğru konumlarına geri koymak
put + nesne + back in place, hareket etmiş, düşmüş veya hizası bozulmuş bir şeyi doğru konumuna geri koymak anlamına gelir. back geri dönüşü, in place ise herhangi bir yeri değil, doğru veya olması gereken konumu vurgular. Bu cümlede those pieces, önceki açıklamada sözü edilen kemik parçalarını ifade eder. Bu nedenle ifade, parçaların hizasını yeniden düzeltmek anlamına gelir. Aynı yapı günlük yönergelerde sıradan nesneler için de kullanılabilir.
Alıştırma
put ... back in place ifadesini kullanarak yönergeyi tamamlayın: After cleaning the filter, please ____ before turning on the fan.
Cevabı göster
put it back in place
And if a bone does heal while misaligned, Dilbilgisi
2:53Ve eğer bir kemik yanlış hizalanmış şekilde iyileşirse,
while misaligned: indirgenmiş bir while yan cümlesi
While misaligned, while the bone is misaligned anlamına gelir. Burada while bir durumun devam ettiği zamanı anlatır; whereas anlamına gelmez ve karşıtlık kurmaz. Eksik özne açıkça anlaşılıyorsa İngilizcede while + özne + be yapısındaki yan cümle, while + sıfat veya geçmiş zaman ortacı biçimine indirgenebilir. Misaligned, heal fiilinin öznesi olan a bone ifadesini niteler.
Alıştırma
Parantezdeki tam yan cümleyi indirgenmiş biçime getirin: The device may overheat ____. (Tam yan cümle: while it is covered.)
Cevabı göster
while covered
does heal: olumlu bir if yan cümlesinde vurgulu does
does heal ifadesinde does, olumlu heal fiilini vurgular. Bu if yan cümlesinde “gerçekten iyileşir” veya “hakikaten kaynar” anlamı verir ve kemik yanlış konumda olsa bile bu olası sonuca dikkat çeker. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. a bone üçüncü tekil şahıs olduğu için does heal kullanılır; does heals kullanılmaz. Buradaki does soru oluşturmaz.
Alıştırma
Cümleyi, tekil özneye uygun olan heal fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The injury ____, even though recovery takes months.
Cevabı göster
does heal
and then use pins, plates, or screws to hold the bone together. Notlar
2:59ve ardından kemiği bir arada tutmak için pimler, plakalar veya vidalar kullanması gerekir.
refracture it, realign it: “yeniden” anlamındaki re-
re- ön eki hem refracture hem de realign fiilinde “yeniden” veya “tekrar” anlamına gelir. Refracture it, tedavinin bir adımı olarak kemiği bilerek yeniden kırmak; realign it ise kemiği yeniden doğru konuma getirmek demektir. Bu iki fiil bir sırayı gösterir: önce yanlış konumda kaynamış kemik yeniden kırılır, sonra doğru hizası geri kazandırılır. Bu cümlede refracture, kazayla ikinci kez yaralanmayı anlatmaz.
Alıştırma
Bu tıbbi bağlamda refracture it, realign it ne anlama gelir?
- Kemiği bilerek yeniden kırmak, ardından doğru hizasına döndürmek.
- Kemiği çıkarmak ve yapay bir kemikle değiştirmek.
- Kemiği kazayla yeniden kırmak ama konumunu değiştirmemek.
Cevabı göster
Kemiği bilerek yeniden kırmak, ardından doğru hizasına döndürmek.
pins, plates, or screws: kemik sabitleme araçları
Burada pins, plates ve screws, kemik parçalarını sabit tutmak için kullanılan ortopedik araçlardır. Pins kemiğe yerleştirilen ince çubuklar, plates kemiğin boyunca yerleştirilen yassı parçalar, screws ise kemik parçalarını veya bir plakayı kemiğe sabitleyebilen vidalardır. Bu liste, iyileşme sırasında kemiği bir arada tutmanın birkaç olası yolunu gösterir. Bu tıbbi bağlamda plates, yemek tabaklarını değil, cerrahi kemik plakalarını ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede pins, plates, or screws nedir?
- Yalnızca ciltteki bir kesiğin üzerine yerleştirilen malzemeler.
- İlaç saklamak için kullanılan kaplar.
- Kemik parçalarını sabitlemek için kullanılan ortopedik araçlar.
Cevabı göster
Kemik parçalarını sabitlemek için kullanılan ortopedik araçlar.
hold ... together: parçaları bir arada tutmak
hold + nesne + together yapısı, bir şeyin parçalarını birbirine bağlı, sabit veya doğru konumda tutmak anlamına gelir. Burada pimler, plakalar ya da vidalar kırık kemik parçalarının birbirinden ayrılmasını önler. Together, insanların bir eylemi grup hâlinde yapmasını değil, ortaya çıkan birleşik durumu anlatır. Bu yapı mecaz anlamda da kullanılabilir: bir şey, üyeler arasındaki birliği koruyarak bir takımı veya aileyi bir arada tutabilir.
Alıştırma
Cümleyi hold the panels together ile tamamlayın: These clips ____.
Cevabı göster
hold the panels together
there may be a slight bump at the fracture site, Dilbilgisi
3:05kırık bölgesinde hafif bir şişlik olabilir,
resolves over time: zamanla düzelmek veya kaybolmak
Bu cümlede resolves, küçük çıkıntının giderek daha az fark edilir hâle gelmesi veya kaybolması demektir; “karar vermek” anlamına gelmez. Özne olan this, daha önce sözü edilen çıkıntıya veya duruma gönderme yapar. Over time, “zaman geçtikçe” demektir. Yani değişim planlanmış belirli bir zamanda değil, yavaş yavaş gerçekleşir. Bu ifade, kendiliğinden veya zaman geçtikçe iyileşen belirtiler ve geçici sorunlar için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede resolve, bir durumun giderek kaybolması anlamında kullanılmıştır?
- The rash should resolve over time.
- The team solved the scheduling problem.
- The nurse resolved to call the patient.
Cevabı göster
The rash should resolve over time.
leaving the bone just as strong as it was before. Dilbilgisi
3:10ve kemik eskisi kadar sağlam kalır.
there may be: olası bir varlığı ifade etmek
there may be + isim öbeği yapısı, bir kişinin ya da şeyin var olabileceğini veya bir durumun ortaya çıkabileceğini belirtir. Bu cümlede var olabilecek şey, kırık bölgesindeki hafif bir çıkıntıdır. Burada there, varlık bildiren bir yapıyı başlatır; bir yeri göstermez. May ifadeyi temkinli hâle getirir: çıkıntının oluşması mümkündür, ancak kesin değildir.
Alıştırma
Cümleyi There may be ile tamamlayın: ____ a short delay because of heavy rain.
Cevabı göster
There may be
just as strong as it was before: eskisiyle tamamen aynı sağlamlıkta
just as + sıfat + as kalıbı, iki şeyin bir özellik bakımından tamamen aynı derecede olduğunu belirtir. Burada iyileşen kemiğin yalnızca epey güçlü olduğu değil, öncekiyle aynı sağlamlığa sahip olduğu anlatılır. İlk as, strong sıfatından önce gelir; ikinci as ise karşılaştırma ölçütü olan it was before kısmını başlatır. it kemiğe gönderme yapar. Just, eşitliği vurgular.
Alıştırma
Onarılmış sandalyenin eskisiyle aynı sağlamlıkta olduğunu göstermek için cümleyi just as ... as ile tamamlayın: After the repair, the chair is ____ it was before.
Cevabı göster
just as stable as
the strength of our bones varies from person to person, Kalıp ifadeler
3:14kemiklerimizin gücü kişiden kişiye değişir
varies from person to person: kişiden kişiye değişir
Vary from person to person, “farklı kişilerde farklı olmak” anlamına gelir. Burada tekil özne the strength of our bones, fiilin varies biçimini almasını gerektirir; yani cümle, kemik dayanıklılığının herkeste aynı olmadığını söyler. From person to person, bireyler arasında farklılık bulunduğunu belirtir. İnsanlar arasında gerçek bir hareketi anlatmaz; bu kalıp ihtiyaç, tepki, tercih veya yetenek farklılıklarını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi vary from person to person ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The amount of sleep someone needs ____.
Cevabı göster
varies from person to person
and older populations are more likely to break their bones in the first place, Notlar
3:17ve kemik yoğunluğu yaşla birlikte azalma eğilimi gösterdiği için,
more likely to break: kırılma olasılığı daha yüksek
Be more likely to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapma veya yaşama olasılığı daha yüksek olmak” anlamına gelir. Bu cümlede more, than içeren karşılaştırma bölümü söylenmemiş olsa da yaşlı nüfusu diğer yaş gruplarıyla karşılaştırır. Likely sözcüğünden sonra to korunmalıdır: are more likely to break. To sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli olan break gelir.
Alıştırma
Cümleyi more likely to ve parantezdeki fiille tamamlayın: Compared with plastic bottles, glass bottles are ____ if they fall. (break)
Cevabı göster
more likely to break
in the first place: başlangıç koşuluna dönmek
Burada in the first place, “en baştan” ya da “daha sonraki bir konu ele alınmadan önce” anlamına gelir. Tartışmayı başlangıç koşuluna döndürür: yaşlı kişilerin kemiklerini kırma olasılığı zaten daha yüksektir. Bu ifade fiziksel olarak “ilk yer” anlamına gelmez. Konuşan kişinin sonraki bir sonuçtan geri adım atıp asıl nedene, koşula veya soruya işaret etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
“Older adults were more likely to be injured in the first place” cümlesinde in the first place ne anlama gelir?
- Yaralanmalar sözü edilen ilk yerde meydana geldi.
- Risk yalnızca ilk dönemde yüksekti ve sonra azaldı.
- Daha sonraki sonuçlar ele alınmadan önce de yüksek risk en baştan vardı.
Cevabı göster
Daha sonraki sonuçlar ele alınmadan önce de yüksek risk en baştan vardı.
since bone density tends to decrease with age. Notlar
3:21yaşlı grupların kemiklerini kırma olasılığı daha yüksektir.
bone density: kemik dokusundaki mineral içeriği
Bone density, “kemik yoğunluğu” demektir ve kemik dokusuna ne kadar mineral yerleştiğini ölçer. Bu cümlede kemik yoğunluğunun azalması, kemiklerin yaşla birlikte daha az yoğun hâle gelme eğiliminde olduğu anlamına gelir; düşük yoğunluk kemikleri zayıflatabilir ve kırık olasılığını artırabilir. Burada density, kemik dokusunun sıkılığını ve mineral içeriğini anlatır. Kemiklerin sayısı veya bir bölgede yaşayan insanların sayısı anlamına gelmez.
Alıştırma
Sağlıkla ilgili “Bone density tends to decrease with age,” cümlesinde bone density neyi ölçer?
- Bir bölgede kaç kişinin yaşadığını.
- Bir kişinin kaç kemiği olduğunu.
- Kemik dokusuna ne kadar mineral yerleştiğini.
Cevabı göster
Kemik dokusuna ne kadar mineral yerleştiğini.
tends to decrease with age: yaşla birlikte azalma eğiliminde olmak
tend to + fiilin yalın hâli, her durumda kesin olarak gerçekleşen bir şeyi değil, olağan veya olası bir eğilimi anlatır. Burada bone density dil bilgisi bakımından tekildir; bu nedenle tend, tends olur ve to sonrasındaki decrease yalın hâlde kalır. With age, insanlar yaşlandıkça anlamına gelir. Decrease with age bütünü, yaşın ilerlemesiyle bağlantılı bir düşüşü anlatır; yaşla “birlikte hareket etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
“İnsanlar yaşlandıkça genellikle azalır” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Reaction speed ____.
Cevabı göster
tends to decrease with age
Researchers are still investigating why this happens, Kalıp ifadeler
3:24Araştırmacılar hala bunun nedenini araştırıyorlar,
but fortunately, we already know the best way to keep bones strong. Anlatım akışı
3:27ama neyse ki kemikleri güçlü tutmanın en iyi yolunu zaten biliyoruz.
are still investigating why: nedenini hâlâ araştırıyor olmak
Are still investigating, araştırmanın daha önce başladığını ve şimdi de sürdüğünü, dolayısıyla yanıtın henüz tamamlanmadığını gösterir. Still, çalışmanın devam ettiğini vurgular. Why this happens araştırılan konuyu belirtir. Bu bir dolaylı sorudur; bu nedenle why this happens biçimindeki düz cümle sırası kullanılır, why does this happen kullanılmaz.
Alıştırma
Araştırmanın sürdüğünü ve nedenin henüz bilinmediğini gösteren tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Scientists ____ some birds migrate at night.
Cevabı göster
are still investigating why
the best way to keep bones strong: pratik öneriye geçiş
the best way to keep bones strong ifadesi, anlatımın henüz çözülmemiş bir sorundan dinleyicinin yapabileceği bir şeye geçtiğini gösterir. Bizi kemikleri güçlü tutmaya yönelik uygulanabilir bir öneriye hazırlar. the best way to + fiil kalıbı, önerilen bir yöntemi belirtir. Buradaki best, konuşanın mevcut bilgilere dayanarak sunduğu en güçlü pratik öneriyi ifade eder; başka hiçbir yöntemin yararlı olamayacağını iddia etmez.
Alıştırma
Bu bölümde the best way to keep bones strong ifadesinin düzenleyici işlevi nedir?
- Bir kemiğin bütün parçalarını sıralar.
- Çözülmemiş bir konudan pratik bir öneriye geçer.
- Yalnızca tek bir egzersiz türünün işe yarayabileceğini iddia eder.
- Daha önce verilen bilimsel bilgileri reddeder.
Cevabı göster
Çözülmemiş bir konudan pratik bir öneriye geçer.
bones are constantly remodeling, Dilbilgisi
3:32kemikler yoğunluklarını ve güçlerini maruz kaldıkları güç miktarına göre
adjusting their density and strength to the amount of force they're typically under. Kalıp ifadeler
3:34ayarlayarak sürekli olarak yeniden şekillenirler.
Even when: beklenmedik bir durumda da geçerli kalan sonuç
Even when zamanla ilgili bir yan cümle başlatır, ancak aynı zamanda bir karşıtlık da ekler: Tersini bekleyebileceğiniz bir durumda ana ifade yine de doğru kalır. Buna ödünleyici anlam denir. Burada kemikler, iyileşmedikleri zamanlarda bile yeniden şekillenmeye devam eder. even olmadan when çoğunlukla yalnızca zamanı veya durumu belirtir. Even when, o duruma rağmen bir şeyin hâlâ doğru olduğunu anlatır; her seferinde anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste zamanla bağlantılı beklenmedik bir durumu gösteren iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: ____ Nora feels nervous, she still speaks clearly.
Cevabı göster
Even when
are constantly remodeling: devam eden ve tekrarlanan bir süreç
Are remodeling, be + fiil-ing yapısındaki present progressive biçimini kullanır. Burada kemiğin yeniden şekillenmesini yalnızca konuşma anıyla sınırlı bir olay olarak değil, zaman içinde devam eden bir süreç olarak gösterir. Constantly, bu sürecin tekrar tekrar gerçekleştiği anlamını ekler. Buradaki remodeling, biyolojik bir süreç içinde kemik yapısının yenilenip yeniden biçimlenmesi demektir; bir binayı yenilemek anlamına gelmez. Daha genel olarak present progressive, uzun süre boyunca gelişmeye devam eden bir süreci de gösterebilir.
Alıştırma
Bu cümlede are constantly remodeling neyi gösteriyor?
- Kemikler yalnızca tam konuşma anında değişmektedir.
- Kemikler bir binayı yenilemek için kullanılmaktadır.
- Kemiğin yeniden şekillenmesi zaman içinde tekrarlanan, devamlı bir süreçtir.
Cevabı göster
Kemiğin yeniden şekillenmesi zaman içinde tekrarlanan, devamlı bir süreçtir.
adjusting their density and strength to ...: adjust X to Y yapısı
Adjust X to Y, X'i Y'ye uyacak veya Y'ye karşılık verecek biçimde değiştirmek demektir. Burada X, kemiklerin yoğunluğu ve dayanıklılığı; Y ise genellikle maruz kaldıkları kuvvet miktarıdır. To ile başlayan ifade, ayarlamayı yönlendiren koşulu veya ölçütü belirtir. Eylemin amacını anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle adjust X to Y yapısını kullanıyor ve değişen ayarı açıkça belirtiyor?
- The camera adjusts its brightness the light level.
- The camera adjusts its brightness to the light level.
- The camera adjusts to the light level.
Cevabı göster
The camera adjusts its brightness to the light level.
So exercises like walking, running, and weightlifting all stimulate your bones to grow denser. Kalıp ifadeler
3:38Bu nedenle yürüme, koşma ve ağırlık kaldırma gibi egzersizler kemiklerinizi daha yoğun bir şekilde büyümeye teşvik eder.
exercises like: like ile örnek verme
Kategori adı + like + örnekler kalıbı, daha büyük bir grubun tipik üyelerini tanıtır. Burada exercises kategoridir; walking, running ve weightlifting ise örneklerdir. Liste açıktır ve bütün üyeleri kapsamaz. Bu kullanımda like, “gibi” veya “örneğin” anlamına gelir; “sevmek” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
“activities like swimming and cycling” ifadesinde like neyi gösterir?
- Gruptaki tek etkinlikler bunlardır.
- Etkinlikler yüzmeyi ve bisiklete binmeyi sever.
- Daha büyük bir etkinlik grubundan örneklerdir.
Cevabı göster
Daha büyük bir etkinlik grubundan örneklerdir.
stimulate your bones to grow denser: stimulate + nesne + to-infinitive
Stimulate + nesne + to-infinitive yapısı, nesnenin bir süreci başlatmasını veya bu sürecin artmasını sağlamak anlamına gelir. Burada egzersiz your bones üzerinde etki gösterir; to grow denser ise ortaya çıkan değişimi belirtir. Sağlık ve bilim bağlamlarında stimulate çoğu zaman biyolojik bir süreci harekete geçirmeyi anlatır. Grow + karşılaştırmalı sıfat, “daha ... hâle gelmek” demektir; dolayısıyla grow denser, daha yoğun hâle gelmek anlamındadır, kemiklerin heyecanlanması değil.
Alıştırma
Biyolojik bir süreci anlatırken stimulate + nesne + to-infinitive yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Sunlight stimulates the skin to produce vitamin D.
- Sunlight stimulates to the skin to produce vitamin D.
- Sunlight stimulates the skin produce vitamin D.
Cevabı göster
Sunlight stimulates the skin to produce vitamin D.
Just make sure whatever activity you're doing is relatively safe, Ton ve niyet
3:44Sadece yaptığınız aktivitenin nispeten güvenli olduğundan emin olun,
because there's nothing humorous about a broken humerus. Notlar
3:48çünkü kırık bir humerusta (kol kemiği) komik (humerous) olan hiçbir şey yoktur.
Just make sure: yumuşak ama net bir hatırlatma
Just make sure + yan cümle, birine önemli bir koşulu kontrol etmesini veya yerine getirmesini söyler. Bu cümlede, bir etkinlik teşvik edildikten sonra güvenlikle ilgili bir koşul ekleniyor. Burada just, ifadeyi yumuşatarak sert bir emirden çok dostça bir hatırlatma gibi duyulmasını sağlar. Bu, güvenliğin önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede Just make sure ne anlatıyor?
- Etkinliği güvenli tutmaya yönelik dostça ama net bir hatırlatma.
- Her türlü etkinliği hemen durdurma emri.
- Güvenliğin önemli olmadığı iddiası.
Cevabı göster
Etkinliği güvenli tutmaya yönelik dostça ama net bir hatırlatma.
there's nothing humorous about: bir şeyi ciddiye almak
there's nothing + adjective + about + noun kalıbı, isimle belirtilen şeyde o sıfatın anlattığı özelliğin hiç bulunmadığını gösterir. Burada there's nothing humorous about a broken humerus, yaralanmanın hiç komik olmadığını ve ciddiye alınması gerektiğini anlatır. İfade aynı zamanda sese dayalı bir kelime oyunu oluşturur: Yaygın Amerikan telaffuzunda humorous ile humerus aynı duyulabilir. Kelime oyunu ciddi uyarıyı ortadan kaldırmaz; uyarıyı akılda kalıcı yapar.
Alıştırma
Burada there's nothing humorous about a broken humerus nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Konuşan kişi hiçbir mizah türünü sevmez.
- Kırık bir kemik ciddi bir durumdur ve şaka gibi ele alınmamalıdır.
- Sözcükler komik olduğu sürece yaralanma güvenlidir.
Cevabı göster
Kırık bir kemik ciddi bir durumdur ve şaka gibi ele alınmamalıdır.
humorous ... humerus: eş sesli sözcüklere dayalı kelime oyunu
Humorous, “komik” veya “eğlenceli” anlamına gelen bir sıfattır. Humerus ise omuz ile dirsek arasındaki üst kol kemiğinin adıdır; humorous sözcüğünün yanlış yazımı değildir. Cümle, nothing humorous ile broken humerus ifadelerini bir araya getirir. İki sözcük aynı duyulduğu için, kırık bir kemiğin komik olmadığı yönündeki ciddi düşünce aynı zamanda kapanıştaki bir kelime oyununa dönüşür. Bu oyun, güvenlik uyarısını hafif bir tonda bitirir; yaralanmanın kendisinin komik olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Humorous ... humerus bu cümlede neden bir kelime oyunu oluşturuyor?
- Humorous “komik” anlamına gelir, humerus üst kol kemiğinin adıdır ve iki sözcük aynı duyulur.
- Humerus yalnızca humorous sözcüğünün başka bir yazımıdır.
- İki sözcük de bir yaralanmanın ciddi olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Humorous “komik” anlamına gelir, humerus üst kol kemiğinin adıdır ve iki sözcük aynı duyulur.
iki paralel seçenek için either ... or ...
Either ... or ..., iki alternatif sunan iki parçalı bir bağlaç yapısıdır. Bu cümlede either, challenge what you think you know ifadesini; or ise learn more about what you don't ifadesini başlatır. Bu yapı, videoları izlemenin iki olası yararını takip etmeyi kolaylaştırır: izleyiciler zaten inandıkları şeyleri sorgulayabilir veya yeni bir şey keşfedebilir. Burada iki yön sunulur; yalnızca bir sonucun mümkün olduğu iddia edilmez.
Alıştırma
Cümleyi either ... or ile tamamlayın: You can ____ read the report ____ watch the summary.
Cevabı göster
either · or
what you think you know ... what you don't: paralel what yan cümleleri
Burada what you think you know ve what you don't, isim gibi görev yapan yan cümlelerdir. What, the things that ifadesine, yani “... olan şeyler” anlamına gelir. İlk yan cümle challenge fiilinin nesnesidir; ikincisi ise about edatının tamamlayıcısıdır. Bunlar doğrudan soru değildir, bu yüzden düz cümle söz dizimini korurlar. Cümle, bu yan cümleleri either ... or ile bağlanan iki paralel bölüme yerleştirir: challenge what you think you know or learn more about what you don't. What you don't bölümünde know, ilk yan cümleden anlaşılır. Bildiğinizi sandığınız şeylerle bilmedikleriniz arasındaki bu paralel karşıtlık, izlemeye devam etme çağrısını kısa ve ritmik hâle getirir.
Alıştırma
Vurgulanan what yan cümlelerinin bilgiyi düzenlemedeki temel etkisi nedir?
- Birbiriyle ilgisiz iki olguyu tanıtırlar.
- İzleyicinin zaten her şeyi bildiğini gösterirler.
- İzleyicinin cevaplaması gereken iki doğrudan soru oluştururlar.
- Bildiğinizi sandığınız şeylerle bilmediklerinizi cümlenin paralel bölümlerine yerleştirirler.
Cevabı göster
Bildiğinizi sandığınız şeylerle bilmediklerinizi cümlenin paralel bölümlerine yerleştirirler.