Bir kemiğiniz kırıldığında ne olur? - Gurpreet Baht ve Natalie Pang: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
633 kelime 171 kel/dk

Video açıklaması: Video, bir kırığın kan damarlarını yırtarak iltihaplanmayı, kıkırdak nasırını, kemiksi nasırı ve yeniden şekillenmeyi nasıl başlattığını açıklıyor. Ayrıca iyileşme süresinin neden değiştiğini ve yük bindiren egzersizlerin kemik yoğunluğunu nasıl artırabildiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. relay the searing pain signal — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: relay sözcüğünün bilimsel bağlamda bilgi ya da sinyal iletmek anlamına geldiğini, searing sözcüğünün ise ağrının şiddetini belirginleştirdiğini anlayın. Böylece sinirler ve bedensel duyumlarla ilgili ayrıntılı açıklamaları doğru yorumlayabilirsiniz. 2. use the clotted blood at the break site as a scaffold — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir malzeme veya kaynağın hangi işlevde kullanıldığını anlatan, farklı konulara aktarılabilir use A as B yapısını tanıyın; burada pıhtılaşmış kan, kıkırdak nasırının oluşturulduğu destek yapısı görevini üstlenir. 3. there's nothing humorous about — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bir konunun komik değil ciddi olduğunu bildiren sabit değerlendirme kalıbını ayırt edin. Son uyarıda bu kalıp, humorous ile humerus arasındaki kelime oyununu hazırlarken kırıklardan kaçınmaya yönelik temkinli tonu da korur.

Bu derste

Roughly 50% of people will break a bone at some point in their lives. Kalıp ifadeler

0:06

İnsanların yaklaşık %50'si hayatlarının bir noktasında kemiklerini kırar.

Kalıp ifadeler

Roughly 50% of people: yaklaşık bir oran belirtmek

Roughly, 50% ifadesinden önce gelerek yüzdenin kesin bir sayı değil, tahmin olduğunu gösterir. Roughly 50% of people, “gruptaki insanların yaklaşık yarısı” demektir. Kesin ölçümden çok genel miktar önemli olduğunda roughly + sayı veya yüzde kullanılır. Bu yapı, bir olguyu uygun bir temkinle aktarır; “herkes” ya da “çoğu insan” anlamına gelmez.

Alıştırma

Kısa bir anket yaklaşık %60 civarında bir tahmin veriyor; gerçek değer %60'ın biraz altında veya üstünde olabilir. Hangi cümle uygundur?

  1. Nearly 60% of visitors chose the blue door.
  2. Exactly 60% of visitors chose the blue door.
  3. Roughly 60% of visitors chose the blue door.
Cevabı göster

Roughly 60% of visitors chose the blue door.

Kalıp ifadeler

at some point in their lives: yaşamın belirsiz bir zamanı

At some point, bilinmeyen veya belirtilmeyen bir zamanda demektir. In their lives, zaman aralığını bu kişilerin tüm yaşamı olarak belirler; böylece cümle olayı bu uzun dönem içinde bir yere yerleştirir ama ne zaman gerçekleştiğini söylemez. Bu kalıp, zamanın bilinmediği veya önemli olmadığı yaşam deneyimleri, uzun vadeli riskler ya da gelecekteki olaylar için kullanışlıdır. Buradaki point fiziksel bir yeri değil, zamandaki bir anı ifade eder.

Alıştırma

“Yaşamları içinde bilinmeyen bir zamanda” anlamına gelen vurgulanmış kalıpla cümleyi tamamlayın: Many people discover a new interest ____.

Cevabı göster

at some point in their lives

But whether the cause is as mundane as a slip on the ice Dilbilgisi

0:10

Ancak nedeni ister buzda kaymak kadar sıradan,

or as dramatic as a tightrope walking accident,

0:14

isterse de ipte yürürken yaşanan bir kaza kadar dramatik olsun,

Dilbilgisi

as mundane as ... or as dramatic as ...: paralel karşılaştırmalar

Vurgulanan her ifade as + sıfat + as + karşılaştırma öğesi yapısını kullanır. As mundane as a slip on the ice, nedenin bu örnek kadar sıradan olabileceğini belirtir; as dramatic as a tightrope walking accident ise karşı uç noktayı anlatır. İkinci as karşılaştırma öğesini tanıtır, bu nedenle “rolünde” anlamına gelmez. İki tam yapıyı paralel biçimde kullanmak, çok sıradandan son derece dramatik olana uzanan bir aralık oluşturur. Bu, karşıt iki uç noktayı tek cümlede çerçevelemenin kullanışlı bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümle, bir aralığın karşıt uçlarını göstermek için iki tam ve paralel as + sıfat + as karşılaştırmasını doğru kullanır?

  1. The hike can be as gentle than a walk through a park or as demanding than a climb up a steep trail.
  2. The hike can be gentle as a walk through a park or demanding as a climb up a steep trail.
  3. The hike can be as gentle as a walk through a park or as demanding as a climb up a steep trail.
Cevabı göster

The hike can be as gentle as a walk through a park or as demanding as a climb up a steep trail.

broken bones tend to heal the same way. Dilbilgisi

0:17

kırık kemikler aynı şekilde iyileşme eğilimindedir.

Dilbilgisi

whether ... or ...: her iki durumda da aynı sonuç

Bu cümlede whether A or B, “A veya B'den hangisi geçerli olursa olsun” anlamına gelir. Birbirinden çok farklı iki neden sunar ve ardından kırık kemiklerin iyileşme biçimiyle ilgili sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Bir soru sormaz. Bu kalıp, değişmeyen bir sonuçtan önce karşıt olasılıkları sıralamanızı sağlar: Whether A or B, C.

Alıştırma

Talimatın iki durumda da değişmediğini göstermek için cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: ____ the road is wet ____ dry, drive carefully.

Cevabı göster

Whether · or

Dilbilgisi

tend to heal: genel bir eğilimi anlatmak

Burada tend to + fiilin yalın hâli, bir şeyin genellikle olduğunu veya genel bir eğilim gösterdiğini anlatır. Tend to heal, iyileşmenin normalde bu kalıbı izlediğini söyler; her kırık kemiğin kesinlikle böyle iyileşeceğini garanti etmez. Bu yapı, istisnalara yer bırakırken genel bir eğilimi ifade etmeyi sağlar. Bilimsel açıklamalarda ve günlük gözlemlerde yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Genel bir eğilimi anlatan cümleyi tend to ve heal fiiliyle tamamlayın: Minor cuts ____ quickly.

Cevabı göster

tend to heal

The human body's 200 plus bones

0:20

İnsan vücudundaki 200'den fazla kemik,

come in many shapes and sizes,

0:23

birçok farklı şekil ve boyuttadır,

referred to by medical professionals as

0:25

tıp uzmanları tarafından şöyle adlandırılır:

short bones,

0:27

kısa kemikler,

long bones,

0:29

uzun kemikler,

flat bones,

0:30

yassı kemikler,

and the catch-all category of irregular bones. Kelime

0:31

ve kapsamlı bir kategori olan düzensiz kemikler.

Kelime

catch-all category: başka hiçbir yere uymayan öğeler için grup

catch-all category, diğer daha belirli kategorilerin kapsamadığı öğeleri alan bir kategoridir. Bu kategorinin üyeleri birbirinden oldukça farklı olabilir; ortak noktaları başka hiçbir yere uymamalarıdır. Catch-all, category sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Kelime anlamıyla “her şeyi yakalamak” demek değildir; geriye kalan veya çeşitli öğeleri içeren geniş bir grubu belirtir.

Alıştırma

Bir formda birkaç belirli konu ve bunların hiçbirine uymayan talepler için son bir seçenek vardır. En uygun açıklama hangisidir?

  1. specialist category: kesin olarak tanımlanmış tek bir talep türü
  2. umbrella category: birbiriyle ilişkili birkaç talep türü
  3. catch-all category: başka hiçbir kategoriye uymayan talepler
Cevabı göster

catch-all category: başka hiçbir kategoriye uymayan talepler

Despite their differences, Anlatım akışı

0:35

Farklılıklarına rağmen,

Anlatım akışı

Despite their differences: ortak noktadan önce farklılıkları kabul etmek

Despite their differences, az önce sözü edilen şeylerin aynı olmadığını kabul eder ve ardından okuyucuyu ortak bir özelliğe hazırlar. Bu, ödünleme bildiren bir geçiştir: farklılıklar gerçektir, ancak sonraki genel düşünceyi geçersiz kılmaz. Burada despite bir edattır ve their differences onu tamamlayan isim öbeğidir. despite + isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır; özne ve fiil içeren tam bir cümlecikten önce ise although ya da even though kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle dil bilgisi açısından doğrudur ve farklılıklardan ortak bir özelliğe geçer?

  1. Despite their differences, the two designs share the same basic structure.
  2. Despite they are different, the two designs share the same basic structure.
  3. Although their differences, the two designs share the same basic structure.
Cevabı göster

Despite their differences, the two designs share the same basic structure.

bones generally have a rigid structure

0:36

kemikler genel olarak sert bir yapıya sahiptir;

composed of a protein matrix that's dotted with bone cells Kelime

0:38

kemik hücreleriyle bezenmiş bir protein matrisinden oluşur

Kelime

dotted with: küçük şeylerin bir alana dağılması

Be dotted with, çok sayıda küçük ve birbirinden ayrı şeyin bir yüzeye, alana veya yapıya dağılmış olduğunu belirtir. Bu cümlede kemik hücreleri, protein matrisinin içinde ayrı noktalar gibi dağılmıştır. Bu ifade, farklı noktalara yayılmış bir dağılım görüntüsü oluşturur. Buradaki dotted, noktalama işareti eklemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede dotted with, çok sayıda küçük şeyin bir alana dağılmış olduğunu anlatır?

  1. The night sky was dotted with bright stars.
  2. One dark cloud completely covered the night sky.
  3. She added a period at the end of the sentence.
Cevabı göster

The night sky was dotted with bright stars.

and reinforced with minerals containing calcium. Kelime

0:42

ve kalsiyum içeren minerallerle güçlendirilmiştir.

Kelime

composed of: bir bütünü oluşturan parçaları açıklamak

Bu cümlede composed of, “-den oluşan” anlamına gelir. composed of a protein matrix ifadesi, sert yapıyı neyin oluşturduğunu belirterek rigid structure sözünü açıklar. Composed of bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. The structure is composed of several parts örneğindeki gibi be fiilinden sonra gelebilir veya burada olduğu gibi that is composed of yapısının kısaltılmış biçimi olarak doğrudan bir isimden sonra kullanılabilir. Bu yapısal anlam bilimsel, teknik ve kurumsal açıklamalarda yaygındır; müzik bestelemekle ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi composed of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The review panel ____ three teachers and two parents.

Cevabı göster

is composed of

Kelime

reinforced with: dayanıklılık sağlayan malzemeyi belirtmek

Be reinforced with, destek sağlayan bir malzeme eklenerek veya yapıya katılarak bir şeyin daha güçlü hâle getirildiğini belirtir. With, ek dayanıklılığı sağlayan malzemeyi gösterir. Bu cümlede kalsiyum içeren mineraller protein matrisini güçlendirir. Reinforced burada fiziksel güçlendirmeyi anlatır; bir düşünceyi vurgulamak için tekrar etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

'Bir malzeme eklenerek daha güçlü hâle getirilmiş' anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The plastic is ____ glass fibers.

Cevabı göster

reinforced with

Inside these stiff exteriors is spongy marrow Dilbilgisi

0:45

Bu sert dış yüzeyin içinde süngerimsi bir ilik bulunur

containing stem cells that can divide and differentiate into specialized cell types. Kelime

0:49

bölünüp özelleşmiş hücre türlerine farklılaşabilen kök hücreler içerir.

Dilbilgisi

Inside ... is ...: yer ifadesinin başa alındığı devrik yapı

Baştaki Inside these stiff exteriors, öne alınmış bir yer ifadesidir. is fiili gerçek özne olan spongy marrow’dan önce gelir; dolayısıyla kalıp yer + be + özne biçimindedir ve soru değildir. Bu sıralama dikkati önce dış yapıya yöneltir, ardından onun içinde bulunan şeyi tanıtır. Bilimsel ve mekânsal betimlemelerde bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümle, dolabın içindekini tanıtmak için yer ifadesini başa alıp yer bildiren devrik yapı kullanır?

  1. Inside the cabinet two emergency flashlights are.
  2. Inside the cabinet are two emergency flashlights.
  3. Two emergency flashlights are inside the cabinet.
Cevabı göster

Inside the cabinet are two emergency flashlights.

Kelime

differentiate into specialized cell types: biyolojik gelişim

Biyolojide differentiate into, gelişerek daha özelleşmiş bir hücre türüne dönüşmek anlamına gelir. into’dan sonraki ifade bu gelişimin sonucunu belirtir: specialized cell types. Bu türlere dönüşen, kök hücrelerin kendileridir. Burada differentiate, mevcut şeyler arasındaki farkı fark etmek veya açıklamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hücrelerin gelişip nöronlara dönüştüğünü gösteren edatla cümleyi tamamlayın: During development, these precursor cells can differentiate ____ neurons.

Cevabı göster

into

Bones are also penetrated by blood vessels and nerves, Dilbilgisi

0:54

Kemiklere aynı zamanda kan damarları ve sinirler nüfuz eder,

which relay the searing pain signal associated with a break. Kalıp ifadeler

0:57

bunlar da bir kırıkla ilişkili yakıcı acı sinyalini iletir.

Dilbilgisi

are also penetrated by: anatomide edilgen yapı

are also penetrated by, be + geçmiş zaman ortacı + by edilgen yapısını kullanır: bones dilbilgisel öznedir; by ile başlayan bölüm ise blood vessels and nerves yapılarının kemiğin içine girip içinden geçtiğini belirtir. also bunun kemikler hakkında eklenen başka bir bilgi olduğunu gösterir. Bu edilgen anlatım, tek bir eylemi yapan kişiye ya da etkene değil, kemiğin anatomik yapısına odaklanır. Bilimsel açıklamalarda penetrate, şiddet anlamı taşımadan tarafsız biçimde “içine girmek veya içinden geçmek” demek olabilir.

Alıştırma

Bilimsel açıklamayı “içine girilir ve içinden geçilir” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: The thin bones ____ many tiny blood vessels.

Cevabı göster

are penetrated by

Kalıp ifadeler

relay the searing pain signal: şiddetli ağrıyı iletmek

relay the searing pain signal ifadesinde relay, “iletmek veya aktarmak” anlamında bir fiildir. İlgi cümleciği sinirlerin ne yaptığını açıklar: Ağrı mesajını sinir sistemi boyunca taşırlar. searing, ağrının son derece şiddetli ve yanma hissine benzer olduğunu belirtir. Bu canlı ve mecazi bir anlatımdır; sinyalin gerçekten yandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle sinirlerin çok şiddetli bir ağrı sinyalini ilettiğini doğal biçimde anlatır?

  1. The nerves relay a faint, barely noticeable sensation to the brain.
  2. The nerves block a searing pain signal from reaching the brain.
  3. The nerves relay a searing pain signal to the brain.
Cevabı göster

The nerves relay a searing pain signal to the brain.

Kalıp ifadeler

associated with: bağlantı, mutlaka neden değil

Bu cümlede associated with a break, the searing pain signal ad öbeğini niteler. Sinyali bir kırıkla ilişkilendirir; yani bunun kırık bir kemikle bağlantılı bir sinyal türü olduğunu belirtir. Associated with bir ilişkiyi ifade eder, ancak mutlaka doğrudan neden bildirmez. Bu yüzden özellikle bilimsel veya açıklayıcı metinlerde caused by ifadesinden daha kapsamlı ve temkinlidir.

Alıştırma

Gözlemsel bir araştırma, kahvaltı yapan çocukların genellikle daha iyi odaklandığını buluyor ancak nedenselliği kanıtlamıyor. Hangi cümle bulguyu en doğru biçimde aktarır?

  1. Eating breakfast is associated with better concentration.
  2. Better concentration is caused by eating breakfast in every child.
  3. Eating breakfast guarantees better concentration.
Cevabı göster

Eating breakfast is associated with better concentration.

Since these nerves are encased in hard tissue, Notlar

1:02

Bu sinirler sert bir dokuyla kaplı olduğu için,

Dilbilgisi

Since: neden bildirme

Burada Since bir neden yan cümlesi başlatır. Sinirlerin sert dokuyla çevrili olması, ardından verilen sonucu açıklar: bu sinirleri incelemek çok zordur. Bu kullanımda since, because anlamına gelir. Since, since 2020 örneğindeki gibi zamanda bir başlangıç noktası da belirtebilir. İfadenin “neden?” sorusuna mı yoksa “ne zamandan beri?” sorusuna mı yanıt verdiğine bakın; burada “neden?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Hangi cümlede Since bir başlangıç zamanı belirtmek yerine neden bildirir?

  1. She has lived here since 2020.
  2. Since the roads are icy, the bus will arrive late.
  3. I have known him since we were children.
Cevabı göster

Since the roads are icy, the bus will arrive late.

Kelime

encased in: dış bir malzemeyle çevrili

Be encased in, bir şeyin dış bir malzeme ya da yapı tarafından çevrelenmiş veya kaplanmış olması demektir. Burada sert doku, sinirlerin çevresindeki malzemeyi oluşturur; ifade gerçek anlamda bir kutu ya da kılıf gerektirmez. Edilgen be + encased + in + material kalıbı, içeride olan şeye odaklanır ve in sözcüğünden sonra çevreleyen malzemeyi belirtir.

Alıştırma

Dış bir malzemeyle çevrili olma anlamını veren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The electrical wires are ____ rubber for safety.

Cevabı göster

encased in

they're very difficult to study.

1:04

incelenmeleri çok zordur.

So we still don't know exactly why broken bones hurt so much. Kalıp ifadeler

1:06

Bu yüzden kırık kemiklerin neden bu kadar acı verdiğini hala tam olarak bilmiyoruz.

Kalıp ifadeler

still don't know exactly why: nedenin hâlâ çözülemediğini belirtmek

Still don't know, bir sorunun bugüne kadar çözümsüz kaldığını gösterir. Exactly why belirsizliği tam ve kesin nedene indirger; dolayısıyla konuşan kişi hiçbir şey bilmiyor olmak yerine bazı ipuçlarına veya kısmi açıklamalara sahip olabilir. Bu kalıp, hiç kanıt bulunmadığı yönündeki daha güçlü iddiayı ortaya atmadan mevcut bilginin sınırlarını belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Kesin nedenin hâlâ çözülemediğini gösteren ifadeyle araştırma güncellemesini tamamlayın: We ____ the disease spreads faster in winter.

Cevabı göster

still don't know exactly why

But we do know that long bones are the most likely to break Dilbilgisi

1:11

Ancak bildiğimiz bir şey var ki uzun kemikler kırılmaya en yatkın olanlardır,

Dilbilgisi

do know: Olumlu cümlede vurgulu do

Olumlu bir cümlede do + fiilin yalın hâli vurgu ekleyebilir. Burada do know, gerçekten bilmek veya kesin olarak bilmek anlamına gelir; do yardımcı fiildir ve know yalın hâlde kalır. But, bu kesinliği daha önce sözü edilen belirsizlikle karşılaştırır: bazı şeyler bilinmese de bu gerçek bilinmektedir. Bu yapı sıkça bir gerçeği doğrulamak, şüpheyi düzeltmek veya kesin olan bilgiyi öne çıkarmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu do + know ile tamamlayın: I don't know who sent the package, but I ____ it came from Madrid.

Cevabı göster

do know

since they often take the brunt of the impact from a fall. Deyimler

1:14

çünkü genellikle düşme anında darbenin en büyük yükünü çekerler.

Dilbilgisi

the most likely to break: Bir gruptaki en yüksek olasılık

be the most likely to + fiilin yalın hâli, öznenin bir karşılaştırma grubu içinde bir şeyi yapma veya yaşama olasılığının en yüksek olduğunu belirtir. Burada uzun kemikler, kırılma olasılığı bakımından kemik türleri arasında en üst sıradadır. Karşılaştırma grubu of all the options örneğindeki gibi doğrudan belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. likely sözcüğünden sonra to + fiilin yalın hâli kullanılır; bu nedenle likely to break doğrudur.

Alıştırma

Cümleyi likely ile kurulan en üstünlük yapısını kullanarak tamamlayın: Of all four designs, this one is ____ fail under pressure.

Cevabı göster

the most likely to

Deyimler

take the brunt of: en ağır kısmına maruz kalmak

Take the brunt of something, zararlı bir kuvvetin veya etkinin en güçlü, en kötü ya da en büyük kısmına maruz kalmak demektir. Brunt fiziksel bir nesne değil, darbenin en ağır kısmıdır. Burada kemikler, düşmenin oluşturduğu kuvvetin büyük kısmını karşılar. Aynı yapı; eleştiri, kesinti, hasar veya başka olumsuz etkilerden en ağır biçimde etkilenen kişiyi ya da şeyi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi take the brunt of ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: During the storm, the coastal villages ____ the damage.

Cevabı göster

took the brunt of

Whether an accident causes a clean break or a splintering crack, Kelime

1:17

Bir kaza ister düzgün bir kırığa ister parçalı bir çatlağa yol açsın,

any kind of fracture makes the blood vessels inside the bone rupture, Notlar

1:21

her türlü kırık, kemik içindeki kan damarlarının yırtılmasına neden olarak

Kelime

clean break: düzgün ve parçalanmamış bir kırık

Clean break ifadesinde clean, düzgün ve nispeten karmaşık olmayan anlamındadır: kemik çok sayıda parçaya ayrılmak yerine daha belirgin bir çizgi boyunca kırılır. Sözcük, kemiğin temizliğini veya mikropsuz olmasını değil, kırığın biçimini anlatır. İfade, clean break ile splintering crack arasında karşıtlık kurar; ancak clean, zararsız demek değildir. Her türlü kırık dokuya ve kan damarlarına zarar verebilir.

Alıştırma

Bu kaza bağlamında clean break ne anlama gelir?

  1. Çok sayıda parçaya ayrılmamış, nispeten düzgün bir kırık
  2. Yıkanıp dezenfekte edilmiş bir kemik
  3. Kan damarlarına zarar veremeyen bir kırık
Cevabı göster

Çok sayıda parçaya ayrılmamış, nispeten düzgün bir kırık

Kalıp ifadeler

any kind of fracture: hangi tür olursa olsun

Bu cümlede any kind of fracture, “hangi tür olursa olsun bir kırık” anlamına gelir. clean break ile splintering crack ifadelerini tek bir grupta toplar ve tür ne olursa olsun aynı sonucun geçerli olduğunu söyler. Burada fracture, kemikteki kırılma veya çatlağı belirten tıbbi bir isimdir. Tekrar kullanılabilir kalıp, any kind of + tekil sayılabilen isim veya sayılamayan isim şeklindedir. Bu kalıpta any, “belirli bir” anlamına gelmez; tür üzerindeki sınırlamayı kaldırır.

Alıştırma

Hata hangi türden olursa olsun kuralın geçerli olduğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. All kinds of errors were reported yesterday.
  2. A kind of error should be reported.
  3. Any kind of error should be reported.
Cevabı göster

Any kind of error should be reported.

causing internal bleeding and inflammation. Dilbilgisi

1:24

iç kanamaya ve iltihaplanmaya yol açar.

Dilbilgisi

makes the blood vessels ... rupture: make + nesne + fiilin yalın hâli

Bu yan cümle, bir şeyin başka bir şeye doğrudan bir eylem veya değişim yaptırdığını göstermek için make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Özne any kind of fracture, nesne the blood vessels inside the bone, ortaya çıkan eylem ise rupture fiilidir. Make, tekil özneyle uyum sağlamak için makes biçimine dönüşse de rupture yalın hâlde kalır. Bu etken yapıda to eklemeyin: makes the blood vessels rupture denir, makes the blood vessels to rupture denmez.

Alıştırma

Make ettirgen yapısına uygun olarak cümleyi shake fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The strong wind made the windows ____.

Cevabı göster

shake

Dilbilgisi

causing ...: bir -ing öbeğiyle sonuç eklemek

causing internal bleeding and inflammation şeklindeki -ing öbeği, önceki yan cümledeki eylemin sonucunu anlatır: kan damarları yırtılır ve bu durum söz konusu etkilere yol açar. Sonuç, yeni bir cümle başlatılmadan kısa ve sıkı bir biçimde eklenir. Burada causing, yeni bir temel cümlenin yüklemi değildir. Tam bir cümlede kalıp önceki olay, causing + sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk olayın sonucunu göstermek için virgül + causing öbeğini kullanır?

  1. The strong wind knocked down a tree, causing the road to close.
  2. The strong wind began after sunset.
  3. The strong wind blew because a storm was coming.
Cevabı göster

The strong wind knocked down a tree, causing the road to close.

This signals the body to start the first step of the healing process, Kalıp ifadeler

1:27

Bu durum, vücuda iyileşme sürecinin ilk adımını başlatması için sinyal verir:

the inflammatory phase. Kültür

1:31

İltihaplanma evresi.

Kalıp ifadeler

signals the body to start: signal + alıcı + to'lu mastar

signals the body to start ifadesinde signal, 'birinin veya bir şeyin harekete geçmesini sağlayan bir işaret vermek' anlamında kullanılan bir fiildir. The body sinyali alan taraftır; to start ise verilecek tepkiyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp signal + someone/something + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Biyolojik süreçler, cihazlar, gruplar ve insanlar için kullanılabilir; sinyal bir ses, ışık, olay veya başka bir işaret olabilir.

Alıştırma

signal + alıcı + to do kalıbını tek sözcükle tamamlayın: The green light signals drivers ____ go.

Cevabı göster

to

Kültür

the inflammatory phase: iyileşmenin ilk evresi

the inflammatory phase, burada yaralanma sonrasındaki iyileşme sürecinin ilk evresidir. Bu evrede vücut, hasarlı maddelerin temizlenmesine yardımcı olan ve bölgeyi onarıma hazırlayan inflamatuvar yanıtı başlatır. Burada inflammatory, iyileşmenin normal bir bölümünü niteler. Tek başına yaralanmanın enfekte olduğu veya iyileşmenin başarısız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu iyileşme açıklamasında the inflammatory phase neyi ifade ediyor?

  1. İyileşmenin tamamen bittiği evre
  2. İyileşme sürecinin erken ve normal bir evresi
  3. Yaralanmanın enfekte olduğunun kanıtı
Cevabı göster

İyileşme sürecinin erken ve normal bir evresi

For the next week,

1:33

Sonraki bir hafta boyunca,

the body floods the injury site with immune cells, Kalıp ifadeler

1:34

vücut, hasarlı bölgeyi bağışıklık hücreleriyle doldurur,

which remove damaged tissue and help prepare the site for healthy new tissue to grow. Dilbilgisi

1:37

bu hücreler hasarlı dokuyu temizler ve bölgeyi sağlıklı yeni dokuların büyümesi için hazırlar.

Kalıp ifadeler

floods ... with ...: bir yere çok büyük miktarda şey göndermek

flood + yer veya kişi + with + şey kalıbı, bir alıcıya çok büyük miktarda bir şey göndermek ya da ulaştırmak anlamına gelir. Bu cümlede vücut, yaralanma bölgesine çok sayıda bağışıklık hücresi gönderir. Buradaki flood mecazidir; ortada su yoktur. Yalnızca birkaç hücrenin gelmesinden farklı olarak gelişin çok ve yoğun olduğu izlenimini verir.

Alıştırma

Hangi cümlede flood ... with ... bir yere çok büyük miktarda bir şey gönderildiğini anlatır?

  1. Within minutes, the channel removed its comment section.
  2. Within minutes, one viewer left a single comment.
  3. Within minutes, viewers flooded the channel with comments.
Cevabı göster

Within minutes, viewers flooded the channel with comments.

Dilbilgisi

help prepare the site for ... to grow: bir yeri sonraki büyüme için hazırlamaya yardımcı olmak

help prepare the site for healthy new tissue to grow ifadesinde prepare the site, o yeri bir sonraki sürece uygun hâle getirmek demektir. help prepare, hücrelerin gerekli koşulların oluşmasına katkıda bulunduğunu gösterir. Kalıp prepare A for B to do biçimindedir. A hazırlanan yer ya da koşuldur; B ise to ile kurulan mastardaki eylemin anlaşılan öznesidir. Burada büyüyecek olan healthy new tissue'dur. Bu nedenle for öbeği, hazırlığın hangi süreci desteklediğini ve sonraki eylemi kimin ya da neyin yaptığını gösterir.

Alıştırma

Parantezdeki sözcükleri kullanarak prepare A for B to do kalıbını tamamlayın: The gardener prepared the soil ____. (the seedlings / grow)

Cevabı göster

for the seedlings to grow

The cells also release signaling molecules

1:42

Ayrıca bu hücreler, bölgeye kök hücreleri çağıran

that recruit stem cells to the area. Kelime

1:45

sinyal moleküllerini salgılar.

Kelime

recruit stem cells to the area: kök hücreleri bölgeye çekmek

Burada recruit, hücreleri belirli bir yere hareket edecek şekilde çekmek veya harekete geçirmek anlamına gelir. Sinyal molekülleri kök hücrelerin bölgeye gelmesini sağlar; burada işe alımdan söz edilmiyor. Bilimsel yapıda recruit sözcüğünden sonra hücreler veya başka bir biyolojik bileşen, ardından da to + yer gelir. Bu anlatım, hücreleri o bölgedeki biyolojik sürece katılmak üzere oraya getirilen unsurlar olarak gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede recruit stem cells to the area ne anlama geliyor?

  1. Kök hücreleri o yere çeker ve yönlendirir.
  2. Kök hücrelerle çalışmak üzere insanları işe alır.
  3. Kök hücreleri o yerden uzaklaştırır.
Cevabı göster

Kök hücreleri o yere çeker ve yönlendirir.

As they arrive,

1:47

Bölgeye ulaşan

these stem cells differentiate into chondrocytes. Kelime

1:48

bu kök hücreler kondrositlere farklılaşır.

Kelime

differentiate into chondrocytes: kondrositlere farklılaşmak

Burada differentiate into, “yeni ve özelleşmiş bir hücre türüne dönüşecek şekilde gelişmek” anlamına gelir. Kök hücreler, kıkırdak oluşumuna yardımcı olan chondrocytes yani kondrositler hâline gelir. Yapı differentiate into + son hücre türü şeklindedir. Bu biyolojik kullanımda differentiate, hücrenin özelleşmesini anlatır; yalnızca bir yere taşınmayı veya bir farkı ayırt etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi differentiate ve doğru edatla tamamlayın: Under the right conditions, stem cells can ____ nerve cells.

Cevabı göster

differentiate into

These cells use the clotted blood at the break site Dilbilgisi

1:51

Bu hücreler kırık bölgesindeki pıhtılaşmış kanı

as a scaffold to build callus made of cartilage. Kültür

1:54

kıkırdaktan oluşan nasırı inşa etmek için bir iskele olarak kullanır.

Dilbilgisi

use the clotted blood ... as a scaffold: pıhtılaşmış kanı iskele olarak kullanmak

use A as B kalıbı, “A’nın B işlevini görmesini sağlamak” anlamına gelir. Burada hücreler, kırık bölgesindeki pıhtılaşmış kanı as a scaffold, yani yeni dokunun üzerinde oluşabileceği geçici bir destek yapısı olarak kullanır. As, A’nın üstlendiği rolü gösterir. Pıhtılaşmış kanın üretilmiş bir iskeleyle kalıcı olarak aynı şey olduğu anlamına gelmez. Ardından gelen to build... ifadesi, bu rolde kullanılmasının amacını belirtir.

Alıştırma

Nesnenin yeni rolünü gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: We used an old sheet ____ a movie screen.

Cevabı göster

as

Kültür

callus made of cartilage: kırığın erken dönemindeki kıkırdak kallus

Kırık iyileşmesi bağlamında callus, kırık kemiğin çevresinde oluşan onarım dokusu demektir. callus made of cartilage, kırık bölgesini geçici olarak birbirine bağlayıp sabitleyen, erken dönemde oluşan kıkırdak bakımından zengin kallusu anlatır. Bu geçici bir aşamadır ve daha sonra yerini daha güçlü bir kemik kallusuna bırakır.

Alıştırma

Bu cümlede callus made of cartilage ne anlama geliyor?

  1. Kemiğe yapıştırılmış yapay bir yama.
  2. Bir kırık bölgesinde bulunan, kıkırdak bakımından zengin geçici onarım dokusu.
  3. Sürtünmenin neden olduğu sertleşmiş bir deri bölgesi.
Cevabı göster

Bir kırık bölgesinde bulunan, kıkırdak bakımından zengin geçici onarım dokusu.

Cartilage can grow very quickly,

1:57

Kıkırdak çok hızlı büyüyebilir,

making it a useful temporary patch. Dilbilgisi

1:59

bu da onu geçici ve kullanışlı bir yama yapar.

Dilbilgisi

making it a useful temporary patch: -ing yan cümlesiyle sonuç belirtme

Virgülden sonraki making yan cümlesi, ana cümledeki durumun sonucunu gösterir: Kıkırdak hızlı büyür ve bu özellik onu geçici bir onarım malzemesi olarak yararlı kılar. Kıkırdağın bu amaçla hızlı büyüdüğünü söylemez. Kalıp make + nesne + tümleç biçimindedir: it, cartilage sözcüğünü gösterir; a useful temporary patch ise kıkırdağın üstlenebileceği rolü açıklar. patch burada mecazdır; gerçek bir yapışkan yama değil, geçici bir onarım anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk yan cümlenin sonucunu virgül + making ile gösteriyor?

  1. The new bridge opened, making the trip much shorter.
  2. The city built a bridge to make the trip shorter.
  3. The trip became shorter because the new bridge opened.
Cevabı göster

The new bridge opened, making the trip much shorter.

But it's much weaker than bone.

2:01

Ancak kemikten çok daha zayıftır.

So over the following weeks, Anlatım akışı

2:03

Bu yüzden takip eden haftalarda,

some of the chondrocytes and stem cells develop into special bone-building cells Kelime

2:04

bazı kondrositler ve kök hücreler

called osteoblasts that can create a stronger bony callus. Kültür

2:09

daha güçlü bir kemik nasırı oluşturabilen osteoblast adı verilen özel kemik yapıcı hücrelere dönüşür.

Anlatım akışı

over the following weeks: bir süreci zaman içinde ileri taşımak

Over the following weeks, zaman sırasını düzenleyen bir ifadedir. Açıklamayı önceki aşamadan sonraki aşamaya taşır ve hücrelerdeki değişimlerin birkaç haftaya yayıldığını belirtir. Burada over, üstünde değil, süre boyunca anlamına gelir. Following ise az önce anlatılan noktadan sonra demektir; dolayısıyla ifade, mutlaka bugüne değil, açıklamanın kendi zaman çizelgesine bağlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir referans noktasından sonraki aşamalı süreci göstermek için over the following weeks ifadesini en uygun şekilde kullanır?

  1. The team finished the design at exactly noon.
  2. The lamp hung over the table for several weeks.
  3. Over the following weeks, the team slowly tested and improved the design.
Cevabı göster

Over the following weeks, the team slowly tested and improved the design.

Kelime

develop into special bone-building cells: yeni bir türe aşamalı dönüşüm

Develop into + isim öbeği, öznenin zamanla değişip gelişerek into sözcüğünden sonra belirtilen sonuca dönüşmesi anlamına gelir. Bu cümlede bazı kondrositler ve kök hücreler, yeni bir işlevsel hücre türüne, yani özel kemik yapıcı hücrelere dönüşür. Into, gelişimin sonucunu tanıtır. Become ile karşılaştırıldığında develop into, yeni biçime, türe veya role götüren süreci daha çok vurgular.

Alıştırma

Develop into kalıbını doğru edatla tamamlayın: Over time, the small volunteer group developed ____ a nationwide organization.

Cevabı göster

into

Kültür

osteoblasts: yeni kemik oluşturan hücreler

Osteoblasts, yeni kemik oluşturan hücreler olan “osteoblastlar” demektir. Bu cümlede iyileşme sırasında yeni kemik dokusu üreterek daha güçlü bir kemik kallusunun oluşmasına yardım ederler. Bu terim, kemiği oluşturan hücreleri adlandırır; kallusun kendisini adlandırmaz.

Alıştırma

Osteoblasts hücrelerinin işlevini hangi cümle doğru açıklar?

  1. Osteoblasts are the cracks in a broken bone.
  2. Osteoblasts make and maintain cartilage.
  3. Osteoblasts help form new bone tissue.
Cevabı göster

Osteoblasts help form new bone tissue.

Once the bony callus is complete, Dilbilgisi

2:13

Kemik nasırı tamamlandığında

the remodeling phase can begin.

2:15

yeniden şekillenme evresi başlayabilir.

Dilbilgisi

Once ...: bir koşul tamamlandığında

Burada Once, “olur olmaz” veya “belirtilen koşul tamamlandığında” anlamına gelen bir zaman yan cümlesi başlatır. Kemiksi kallusun tamamlanmasını, yeniden şekillenmenin başlayabileceği noktadan önceki eşik olarak gösterir. Bir süreci düzenlemek için Once + özne + fiil, ana cümle kalıbını kullanabilirsiniz: once yan cümlesi önce gerçekleşmesi gereken koşulu, ana cümle ise bundan sonra mümkün olan olayı verir.

Alıştırma

Modeli hareket ettirmeden önce yapıştırıcının kurumasını beklemelisiniz. Bu sırayı hangi cümle doğru ifade eder?

  1. Once you move the model, the glue can dry.
  2. Once the glue is dry, you can move the model.
  3. The glue is dry once a month.
Cevabı göster

Once the glue is dry, you can move the model.

Over the next few months,

2:18

Sonraki birkaç ay boyunca,

another type of cell eats away at the bony callus Öbek fiiller

2:19

başka bir hücre türü kemik nasırını yok eder.

Öbek fiiller

eat away at: zamanla aşındırmak veya zayıflatmak

Bu cümlede eats away at, “yavaş yavaş parçalamak veya ortadan kaldırmak” anlamına gelir. Hücreler kemiksi kallus üzerinde azar azar etkili olur; burada gerçek anlamda yemek yemeleri söz konusu değildir. Kalıp eat away at + isim şeklindedir. Etkisi zamanla biriken, devam eden bir süreci vurgular ve fiziksel aşınmayı ya da soyut bir şey üzerindeki giderek artan zararlı etkiyi anlatabilir.

Alıştırma

eat ile başlayan ve “giderek zarar vermek” anlamına gelen üç sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamla: Moisture can ____ the stone over time.

Cevabı göster

eat away at

as osteoblasts lay down new bone tissue. Kelime

2:22

osteoblastlar yeni kemik dokusu oluştururken,

Kelime

lay down new bone tissue: dokuyu oluşturmak ve biriktirmek

Bu biyomedikal bağlamda lay down new bone tissue, “yeni kemik dokusu oluşturmak ve biriktirmek” anlamına gelir. Osteoblastlar kemiğe dönüşen maddeyi üretir; hazır bir doku parçasını yere koymazlar. lay down + madde kalıbı, hücreler veya bir süreç doku, kolajen, mineral ya da başka bir maddeden oluşan bir katman meydana getirdiğinde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Derste geçen, lay ile başlayan ve “bir katman oluşturup biriktirmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullan: Bone-forming cells ____ new tissue as a fracture heals.

Cevabı göster

lay down

This phase is where most of the bone healing happens, Dilbilgisi

2:25

Bu evre, kemik iyileşmesinin büyük bölümünün gerçekleştiği

restoring the injury site to its previous shape. Dilbilgisi

2:28

ve hasarlı bölgenin önceki şekline döndüğü evredir.

Dilbilgisi

is where most of the bone healing happens: bir aşamanın işlevini açıklamak

“A is where B happens” kalıbı, A’yı B’nin gerçekleştiği aşama, adım veya bağlam olarak gösterir. Burada this phase, yeniden şekillenme aşamasını ifade eder; where fiziksel bir yeri değil, kemik iyileşmesinin büyük bölümünün gerçekleştiği süreç aşamasını belirtir. Bu yapı bir aşamanın temel işlevini açıklamak için kullanılır: where’den sonraki cümlecik, o aşamada ne olduğunu söyler.

Alıştırma

Bir aşamada esas olarak ne olduğunu açıklamak için where’i doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. This stage is where most quality checks happen.
  2. This stage is what most quality checks happen.
  3. This stage is which most quality checks happen.
Cevabı göster

This stage is where most quality checks happen.

Dilbilgisi

restoring the injury site to its previous shape: bir şeyi önceki duruma döndürmek

“restore + nesne + to + hedef durum” kalıbı, bir şeyi önceki veya amaçlanan bir duruma döndürmek anlamına gelir. Burada the injury site nesnedir; its previous shape ise to ile belirtilen hedef durumdur. Virgülden sonraki restoring bir ortaç öbeğidir. İyileşme sürecinin sonucunu ekler: yaralanan bölge önceki şekline döner. Yani yalnızca onarıldığını değil, hangi duruma döndüğünü de belirtir.

Alıştırma

Güncellemenin ayarları varsayılan durumuna döndürdüğünü anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: The update ____.

Cevabı göster

restored the settings to their default state

But the healing timeline varies widely, Kalıp ifadeler

2:31

Ancak iyileşme süresi;

depending on a patient's diet, Kalıp ifadeler

2:33

hastanın diyetine,

how much rest they're getting,

2:35

ne kadar dinlendiğine

and how messy the break is. Kelime

2:36

ve kırığın ne kadar kötü olduğuna bağlı olarak büyük farklılıklar gösterir.

Kalıp ifadeler

varies widely: durumdan duruma büyük farklılık göstermek

Bu cümlede varies widely, iyileşme süresinin bir hastadan veya kırık durumundan diğerine çok farklı olabileceği anlamına gelir. Widely, varies fiilini niteler ve olası sonuç aralığının geniş olduğunu gösterir; iyileşmenin birçok yerde yayılması ya da duyurulması anlamına gelmez. Bir ölçü, süre, sonuç, fiyat veya deneyim tek bir tipik değere sahip olmayıp kişilere, yerlere ya da durumlara göre büyük ölçüde farklı olduğunda vary widely kullanılır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Delivery times vary widely from one region to another. varies widely ne anlama gelir?

  1. Teslimat süreleri çok hızlı değişir.
  2. Teslimat süreleri bölgeler arasında büyük farklılık gösterir.
  3. Teslimat süreleri birçok bölgede duyurulur.
Cevabı göster

Teslimat süreleri bölgeler arasında büyük farklılık gösterir.

Kalıp ifadeler

depending on: sonucu etkileyen faktörü belirtmek

Depending on, daha önce belirtilen sonucu etkileyen bir koşulu veya faktörü tanıtır. Burada beslenme, dinlenme miktarı ve kırığın durumu, iyileşme süresinin değişebilmesinin nedenleri olarak gösterilir. Bu kullanımda depending on, zaten tamamlanmış bir ana cümleye ek bilgi verir; cümlenin temel fiili değildir. depending on the weather örneğindeki gibi bir isim öbeğiyle veya depending on how much time we have örneğindeki gibi how, what ya da whether ile başlayan bir yan cümleyle devam edebilir.

Alıştırma

Cümleyi depending on ile tamamlayın: The trip could take two or three hours, ____ traffic.

Cevabı göster

depending on

Kelime

how messy the break is: kırığın ne kadar karmaşık olduğu

Burada messy, kirli veya dağınık anlamına gelmez. Kırığın biçiminin karmaşık ya da düzensiz olduğunu anlatan günlük bir ifadedir; örneğin kemik parçalanmış veya yerinden kaymış olabilir. how messy the break is ifadesinin tamamı bu karmaşıklığın derecesini belirtir.

Alıştırma

Bir kırıktan söz ederken how messy the break is neyi ifade eder?

  1. açık bir yaradaki kir miktarını
  2. tedavi odasındaki dağınıklık düzeyini
  3. kırığın karmaşıklık ve düzensizlik derecesini
Cevabı göster

kırığın karmaşıklık ve düzensizlik derecesini

A clean break generally heals the fastest, Dilbilgisi

2:39

Düzgün bir kırık genellikle en hızlı iyileşenidir,

Dilbilgisi

heals the fastest: iyileşme hızını karşılaştırmak

Heals the fastest, karşılaştırılan diğer bütün türlerden daha kısa sürede iyileşmek anlamına gelir. Burada fastest, zarf olan fast sözcüğünün üstünlük biçimidir. Heals fiilini niteler ve iyileşmenin ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır. Karşılaştırma grubu farklı kırık türleridir. Fastest eylemin hızını anlatır; kırığın kendisinin hızlı hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi fast sözcüğünün iki kelimelik üstünlük biçimiyle tamamlayın: Of all the computers in the lab, this one processes the data ____.

Cevabı göster

the fastest

and doctors use casts and splints to keep bones aligned as they heal. Notlar

2:41

doktorlar iyileşme sürecinde kemikleri hizalı tutmak için alçı ve ateller kullanırlar.

Kültür

casts and splints: yaralı kemikler için tıbbi destekler

Burada casts and splints, yaralanmış bir kemiğin çevresindeki hareketi sınırlayan iki tür tıbbi desteği ifade eder. Bu, kemiğin iyileşirken doğru konumda kalmasına yardımcı olur. Bu bağlamda cast tıbbi bir isimdir. Oyuncu kadrosu ya da bir şeyi fırlatma eylemi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede casts and splints neyi ifade ediyor?

  1. Kemiklerin daha hızlı iyileşmesini sağlayan ilaçlar.
  2. Yaralanmış bir kemiğin çevresindeki hareketi sınırlayan tıbbi destekler.
  3. Bir kemiğin uzunluğunu ölçmeye yarayan araçlar.
Cevabı göster

Yaralanmış bir kemiğin çevresindeki hareketi sınırlayan tıbbi destekler.

Dilbilgisi

keep bones aligned: keep + nesne + sıfat

keep + nesne + sıfat yapısı, nesnenin belirtilen durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. keep bones aligned ifadesinde bones nesnedir, aligned ise devam eden durumu belirtir. Aligned bir nesne tümlecidir; ikinci bir temel fiil değildir. Bu yapı farklı nesneler ve durumlarla yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi keep + nesne + sıfat yapısında, verilen sözcükleri aynen kullanarak tamamlayın: keep / the food / cold. The insulated bag will ____ during the picnic.

Cevabı göster

keep the food cold

But if the bone has been splintered into tiny fragments and significantly displaced, Notlar

2:45

Ancak kemik minik parçalara ayrılmış ve ciddi ölçüde yerinden oynamışsa,

Kelime

significantly displaced: normal hizasından belirgin biçimde çıkmış kemik parçaları

Bir kırık tarifinde displaced, kırık kemiğin veya kemik parçalarının normal hizasından çıktığı anlamına gelir. Burada bir kişinin evini terk etmeye zorlanması anlamında kullanılmaz. Significantly, displaced sözcüğünü niteleyen bir zarftır. Hizalama bozukluğunun önemsenmesi gerekecek kadar büyük olduğunu belirtir ve parçaların neden yeniden yerine konması gerekebileceğini açıklar.

Alıştırma

Röntgende, parçaları normal hizasından açıkça çıkmış bir kırık kemik görülüyor. En doğru tanım hangi cümledir?

  1. The shoulder joint is dislocated.
  2. The bone fragments are significantly displaced.
  3. The fracture is nondisplaced.
Cevabı göster

The bone fragments are significantly displaced.

surgery may be required to put those pieces back in place. Notlar

2:49

bu parçaları yerine oturtmak için ameliyat gerekebilir.

Dilbilgisi

has been splintered into tiny fragments: tamamlanmış edilgen eylemin sonucu

Has been splintered, has been + past participle biçimindeki present perfect edilgen yapıdır. Kemik eylemden etkilenen ögedir ve cümle, hasara kimin ya da neyin yol açtığından çok kemiğin şu anki hasarlı durumuna odaklanır. Into tiny fragments, parçalanmanın sonucunu belirtir: tek bir kemik çok sayıda küçük parçaya dönüşmüştür. Buradaki into, bir yere doğru hareketi değil, durum değişikliğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi splinter fiilinin present perfect edilgen biçimi ve ardından verilen into tiny fragments sonuç ifadesiyle tamamlayın: The bone ____.

Cevabı göster

has been splintered into tiny fragments

Dilbilgisi

may be required to: bir şeyi yapmak gerekebilir

may be required to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olabileceğini belirtir. may belirsizliği korur; be required gerekliliği resmî bir biçimde ifade eder ve to gerekli olabilecek eylemi başlatır. Bu cümlede surgery, parçaları doğru konumlarına döndürmek için gerekebilecek bir önlem olarak sunuluyor. Cümle ameliyatın kesinlikle gerekli olduğunu söylemiyor.

Alıştırma

Cümleyi verilen ifadeyle tamamlayın: Additional testing ____ confirm the diagnosis.

Cevabı göster

may be required to

Kalıp ifadeler

put those pieces back in place: parçaları doğru konumlarına geri koymak

put + nesne + back in place, hareket etmiş, düşmüş veya hizası bozulmuş bir şeyi doğru konumuna geri koymak anlamına gelir. back geri dönüşü, in place ise herhangi bir yeri değil, doğru veya olması gereken konumu vurgular. Bu cümlede those pieces, önceki açıklamada sözü edilen kemik parçalarını ifade eder. Bu nedenle ifade, parçaların hizasını yeniden düzeltmek anlamına gelir. Aynı yapı günlük yönergelerde sıradan nesneler için de kullanılabilir.

Alıştırma

put ... back in place ifadesini kullanarak yönergeyi tamamlayın: After cleaning the filter, please ____ before turning on the fan.

Cevabı göster

put it back in place

And if a bone does heal while misaligned, Dilbilgisi

2:53

Ve eğer bir kemik yanlış hizalanmış şekilde iyileşirse,

Dilbilgisi

while misaligned: indirgenmiş bir while yan cümlesi

While misaligned, while the bone is misaligned anlamına gelir. Burada while bir durumun devam ettiği zamanı anlatır; whereas anlamına gelmez ve karşıtlık kurmaz. Eksik özne açıkça anlaşılıyorsa İngilizcede while + özne + be yapısındaki yan cümle, while + sıfat veya geçmiş zaman ortacı biçimine indirgenebilir. Misaligned, heal fiilinin öznesi olan a bone ifadesini niteler.

Alıştırma

Parantezdeki tam yan cümleyi indirgenmiş biçime getirin: The device may overheat ____. (Tam yan cümle: while it is covered.)

Cevabı göster

while covered

a surgeon would need to refracture it, Kelime

2:56

bir cerrahın onu tekrar kırması,

Dilbilgisi

does heal: olumlu bir if yan cümlesinde vurgulu does

does heal ifadesinde does, olumlu heal fiilini vurgular. Bu if yan cümlesinde “gerçekten iyileşir” veya “hakikaten kaynar” anlamı verir ve kemik yanlış konumda olsa bile bu olası sonuca dikkat çeker. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. a bone üçüncü tekil şahıs olduğu için does heal kullanılır; does heals kullanılmaz. Buradaki does soru oluşturmaz.

Alıştırma

Cümleyi, tekil özneye uygun olan heal fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The injury ____, even though recovery takes months.

Cevabı göster

does heal

realign it,

2:58

hizalaması

and then use pins, plates, or screws to hold the bone together. Notlar

2:59

ve ardından kemiği bir arada tutmak için pimler, plakalar veya vidalar kullanması gerekir.

Kelime

refracture it, realign it: “yeniden” anlamındaki re-

re- ön eki hem refracture hem de realign fiilinde “yeniden” veya “tekrar” anlamına gelir. Refracture it, tedavinin bir adımı olarak kemiği bilerek yeniden kırmak; realign it ise kemiği yeniden doğru konuma getirmek demektir. Bu iki fiil bir sırayı gösterir: önce yanlış konumda kaynamış kemik yeniden kırılır, sonra doğru hizası geri kazandırılır. Bu cümlede refracture, kazayla ikinci kez yaralanmayı anlatmaz.

Alıştırma

Bu tıbbi bağlamda refracture it, realign it ne anlama gelir?

  1. Kemiği bilerek yeniden kırmak, ardından doğru hizasına döndürmek.
  2. Kemiği çıkarmak ve yapay bir kemikle değiştirmek.
  3. Kemiği kazayla yeniden kırmak ama konumunu değiştirmemek.
Cevabı göster

Kemiği bilerek yeniden kırmak, ardından doğru hizasına döndürmek.

Kültür

pins, plates, or screws: kemik sabitleme araçları

Burada pins, plates ve screws, kemik parçalarını sabit tutmak için kullanılan ortopedik araçlardır. Pins kemiğe yerleştirilen ince çubuklar, plates kemiğin boyunca yerleştirilen yassı parçalar, screws ise kemik parçalarını veya bir plakayı kemiğe sabitleyebilen vidalardır. Bu liste, iyileşme sırasında kemiği bir arada tutmanın birkaç olası yolunu gösterir. Bu tıbbi bağlamda plates, yemek tabaklarını değil, cerrahi kemik plakalarını ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede pins, plates, or screws nedir?

  1. Yalnızca ciltteki bir kesiğin üzerine yerleştirilen malzemeler.
  2. İlaç saklamak için kullanılan kaplar.
  3. Kemik parçalarını sabitlemek için kullanılan ortopedik araçlar.
Cevabı göster

Kemik parçalarını sabitlemek için kullanılan ortopedik araçlar.

Kalıp ifadeler

hold ... together: parçaları bir arada tutmak

hold + nesne + together yapısı, bir şeyin parçalarını birbirine bağlı, sabit veya doğru konumda tutmak anlamına gelir. Burada pimler, plakalar ya da vidalar kırık kemik parçalarının birbirinden ayrılmasını önler. Together, insanların bir eylemi grup hâlinde yapmasını değil, ortaya çıkan birleşik durumu anlatır. Bu yapı mecaz anlamda da kullanılabilir: bir şey, üyeler arasındaki birliği koruyarak bir takımı veya aileyi bir arada tutabilir.

Alıştırma

Cümleyi hold the panels together ile tamamlayın: These clips ____.

Cevabı göster

hold the panels together

When the remodeling phase is over,

3:03

Yeniden şekillenme evresi bittiğinde,

there may be a slight bump at the fracture site, Dilbilgisi

3:05

kırık bölgesinde hafif bir şişlik olabilir,

but this typically resolves over time, Kelime

3:07

ancak bu genellikle zamanla düzelir

Kelime

resolves over time: zamanla düzelmek veya kaybolmak

Bu cümlede resolves, küçük çıkıntının giderek daha az fark edilir hâle gelmesi veya kaybolması demektir; “karar vermek” anlamına gelmez. Özne olan this, daha önce sözü edilen çıkıntıya veya duruma gönderme yapar. Over time, “zaman geçtikçe” demektir. Yani değişim planlanmış belirli bir zamanda değil, yavaş yavaş gerçekleşir. Bu ifade, kendiliğinden veya zaman geçtikçe iyileşen belirtiler ve geçici sorunlar için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede resolve, bir durumun giderek kaybolması anlamında kullanılmıştır?

  1. The rash should resolve over time.
  2. The team solved the scheduling problem.
  3. The nurse resolved to call the patient.
Cevabı göster

The rash should resolve over time.

leaving the bone just as strong as it was before. Dilbilgisi

3:10

ve kemik eskisi kadar sağlam kalır.

Dilbilgisi

there may be: olası bir varlığı ifade etmek

there may be + isim öbeği yapısı, bir kişinin ya da şeyin var olabileceğini veya bir durumun ortaya çıkabileceğini belirtir. Bu cümlede var olabilecek şey, kırık bölgesindeki hafif bir çıkıntıdır. Burada there, varlık bildiren bir yapıyı başlatır; bir yeri göstermez. May ifadeyi temkinli hâle getirir: çıkıntının oluşması mümkündür, ancak kesin değildir.

Alıştırma

Cümleyi There may be ile tamamlayın: ____ a short delay because of heavy rain.

Cevabı göster

There may be

Dilbilgisi

just as strong as it was before: eskisiyle tamamen aynı sağlamlıkta

just as + sıfat + as kalıbı, iki şeyin bir özellik bakımından tamamen aynı derecede olduğunu belirtir. Burada iyileşen kemiğin yalnızca epey güçlü olduğu değil, öncekiyle aynı sağlamlığa sahip olduğu anlatılır. İlk as, strong sıfatından önce gelir; ikinci as ise karşılaştırma ölçütü olan it was before kısmını başlatır. it kemiğe gönderme yapar. Just, eşitliği vurgular.

Alıştırma

Onarılmış sandalyenin eskisiyle aynı sağlamlıkta olduğunu göstermek için cümleyi just as ... as ile tamamlayın: After the repair, the chair is ____ it was before.

Cevabı göster

just as stable as

Naturally,

3:14

Doğal olarak,

the strength of our bones varies from person to person, Kalıp ifadeler

3:14

kemiklerimizin gücü kişiden kişiye değişir

Kalıp ifadeler

varies from person to person: kişiden kişiye değişir

Vary from person to person, “farklı kişilerde farklı olmak” anlamına gelir. Burada tekil özne the strength of our bones, fiilin varies biçimini almasını gerektirir; yani cümle, kemik dayanıklılığının herkeste aynı olmadığını söyler. From person to person, bireyler arasında farklılık bulunduğunu belirtir. İnsanlar arasında gerçek bir hareketi anlatmaz; bu kalıp ihtiyaç, tepki, tercih veya yetenek farklılıklarını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi vary from person to person ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The amount of sleep someone needs ____.

Cevabı göster

varies from person to person

and older populations are more likely to break their bones in the first place, Notlar

3:17

ve kemik yoğunluğu yaşla birlikte azalma eğilimi gösterdiği için,

Dilbilgisi

more likely to break: kırılma olasılığı daha yüksek

Be more likely to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapma veya yaşama olasılığı daha yüksek olmak” anlamına gelir. Bu cümlede more, than içeren karşılaştırma bölümü söylenmemiş olsa da yaşlı nüfusu diğer yaş gruplarıyla karşılaştırır. Likely sözcüğünden sonra to korunmalıdır: are more likely to break. To sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli olan break gelir.

Alıştırma

Cümleyi more likely to ve parantezdeki fiille tamamlayın: Compared with plastic bottles, glass bottles are ____ if they fall. (break)

Cevabı göster

more likely to break

Deyimler

in the first place: başlangıç koşuluna dönmek

Burada in the first place, “en baştan” ya da “daha sonraki bir konu ele alınmadan önce” anlamına gelir. Tartışmayı başlangıç koşuluna döndürür: yaşlı kişilerin kemiklerini kırma olasılığı zaten daha yüksektir. Bu ifade fiziksel olarak “ilk yer” anlamına gelmez. Konuşan kişinin sonraki bir sonuçtan geri adım atıp asıl nedene, koşula veya soruya işaret etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

“Older adults were more likely to be injured in the first place” cümlesinde in the first place ne anlama gelir?

  1. Yaralanmalar sözü edilen ilk yerde meydana geldi.
  2. Risk yalnızca ilk dönemde yüksekti ve sonra azaldı.
  3. Daha sonraki sonuçlar ele alınmadan önce de yüksek risk en baştan vardı.
Cevabı göster

Daha sonraki sonuçlar ele alınmadan önce de yüksek risk en baştan vardı.

since bone density tends to decrease with age. Notlar

3:21

yaşlı grupların kemiklerini kırma olasılığı daha yüksektir.

Kültür

bone density: kemik dokusundaki mineral içeriği

Bone density, “kemik yoğunluğu” demektir ve kemik dokusuna ne kadar mineral yerleştiğini ölçer. Bu cümlede kemik yoğunluğunun azalması, kemiklerin yaşla birlikte daha az yoğun hâle gelme eğiliminde olduğu anlamına gelir; düşük yoğunluk kemikleri zayıflatabilir ve kırık olasılığını artırabilir. Burada density, kemik dokusunun sıkılığını ve mineral içeriğini anlatır. Kemiklerin sayısı veya bir bölgede yaşayan insanların sayısı anlamına gelmez.

Alıştırma

Sağlıkla ilgili “Bone density tends to decrease with age,” cümlesinde bone density neyi ölçer?

  1. Bir bölgede kaç kişinin yaşadığını.
  2. Bir kişinin kaç kemiği olduğunu.
  3. Kemik dokusuna ne kadar mineral yerleştiğini.
Cevabı göster

Kemik dokusuna ne kadar mineral yerleştiğini.

Kalıp ifadeler

tends to decrease with age: yaşla birlikte azalma eğiliminde olmak

tend to + fiilin yalın hâli, her durumda kesin olarak gerçekleşen bir şeyi değil, olağan veya olası bir eğilimi anlatır. Burada bone density dil bilgisi bakımından tekildir; bu nedenle tend, tends olur ve to sonrasındaki decrease yalın hâlde kalır. With age, insanlar yaşlandıkça anlamına gelir. Decrease with age bütünü, yaşın ilerlemesiyle bağlantılı bir düşüşü anlatır; yaşla “birlikte hareket etmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

“İnsanlar yaşlandıkça genellikle azalır” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Reaction speed ____.

Cevabı göster

tends to decrease with age

Researchers are still investigating why this happens, Kalıp ifadeler

3:24

Araştırmacılar hala bunun nedenini araştırıyorlar,

but fortunately, we already know the best way to keep bones strong. Anlatım akışı

3:27

ama neyse ki kemikleri güçlü tutmanın en iyi yolunu zaten biliyoruz.

Kalıp ifadeler

are still investigating why: nedenini hâlâ araştırıyor olmak

Are still investigating, araştırmanın daha önce başladığını ve şimdi de sürdüğünü, dolayısıyla yanıtın henüz tamamlanmadığını gösterir. Still, çalışmanın devam ettiğini vurgular. Why this happens araştırılan konuyu belirtir. Bu bir dolaylı sorudur; bu nedenle why this happens biçimindeki düz cümle sırası kullanılır, why does this happen kullanılmaz.

Alıştırma

Araştırmanın sürdüğünü ve nedenin henüz bilinmediğini gösteren tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Scientists ____ some birds migrate at night.

Cevabı göster

are still investigating why

Anlatım akışı

the best way to keep bones strong: pratik öneriye geçiş

the best way to keep bones strong ifadesi, anlatımın henüz çözülmemiş bir sorundan dinleyicinin yapabileceği bir şeye geçtiğini gösterir. Bizi kemikleri güçlü tutmaya yönelik uygulanabilir bir öneriye hazırlar. the best way to + fiil kalıbı, önerilen bir yöntemi belirtir. Buradaki best, konuşanın mevcut bilgilere dayanarak sunduğu en güçlü pratik öneriyi ifade eder; başka hiçbir yöntemin yararlı olamayacağını iddia etmez.

Alıştırma

Bu bölümde the best way to keep bones strong ifadesinin düzenleyici işlevi nedir?

  1. Bir kemiğin bütün parçalarını sıralar.
  2. Çözülmemiş bir konudan pratik bir öneriye geçer.
  3. Yalnızca tek bir egzersiz türünün işe yarayabileceğini iddia eder.
  4. Daha önce verilen bilimsel bilgileri reddeder.
Cevabı göster

Çözülmemiş bir konudan pratik bir öneriye geçer.

Even when they aren't healing, Dilbilgisi

3:31

İyileşme sürecinde olmadıklarında bile,

bones are constantly remodeling, Dilbilgisi

3:32

kemikler yoğunluklarını ve güçlerini maruz kaldıkları güç miktarına göre

adjusting their density and strength to the amount of force they're typically under. Kalıp ifadeler

3:34

ayarlayarak sürekli olarak yeniden şekillenirler.

Dilbilgisi

Even when: beklenmedik bir durumda da geçerli kalan sonuç

Even when zamanla ilgili bir yan cümle başlatır, ancak aynı zamanda bir karşıtlık da ekler: Tersini bekleyebileceğiniz bir durumda ana ifade yine de doğru kalır. Buna ödünleyici anlam denir. Burada kemikler, iyileşmedikleri zamanlarda bile yeniden şekillenmeye devam eder. even olmadan when çoğunlukla yalnızca zamanı veya durumu belirtir. Even when, o duruma rağmen bir şeyin hâlâ doğru olduğunu anlatır; her seferinde anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste zamanla bağlantılı beklenmedik bir durumu gösteren iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: ____ Nora feels nervous, she still speaks clearly.

Cevabı göster

Even when

Dilbilgisi

are constantly remodeling: devam eden ve tekrarlanan bir süreç

Are remodeling, be + fiil-ing yapısındaki present progressive biçimini kullanır. Burada kemiğin yeniden şekillenmesini yalnızca konuşma anıyla sınırlı bir olay olarak değil, zaman içinde devam eden bir süreç olarak gösterir. Constantly, bu sürecin tekrar tekrar gerçekleştiği anlamını ekler. Buradaki remodeling, biyolojik bir süreç içinde kemik yapısının yenilenip yeniden biçimlenmesi demektir; bir binayı yenilemek anlamına gelmez. Daha genel olarak present progressive, uzun süre boyunca gelişmeye devam eden bir süreci de gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede are constantly remodeling neyi gösteriyor?

  1. Kemikler yalnızca tam konuşma anında değişmektedir.
  2. Kemikler bir binayı yenilemek için kullanılmaktadır.
  3. Kemiğin yeniden şekillenmesi zaman içinde tekrarlanan, devamlı bir süreçtir.
Cevabı göster

Kemiğin yeniden şekillenmesi zaman içinde tekrarlanan, devamlı bir süreçtir.

Kalıp ifadeler

adjusting their density and strength to ...: adjust X to Y yapısı

Adjust X to Y, X'i Y'ye uyacak veya Y'ye karşılık verecek biçimde değiştirmek demektir. Burada X, kemiklerin yoğunluğu ve dayanıklılığı; Y ise genellikle maruz kaldıkları kuvvet miktarıdır. To ile başlayan ifade, ayarlamayı yönlendiren koşulu veya ölçütü belirtir. Eylemin amacını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle adjust X to Y yapısını kullanıyor ve değişen ayarı açıkça belirtiyor?

  1. The camera adjusts its brightness the light level.
  2. The camera adjusts its brightness to the light level.
  3. The camera adjusts to the light level.
Cevabı göster

The camera adjusts its brightness to the light level.

So exercises like walking, running, and weightlifting all stimulate your bones to grow denser. Kalıp ifadeler

3:38

Bu nedenle yürüme, koşma ve ağırlık kaldırma gibi egzersizler kemiklerinizi daha yoğun bir şekilde büyümeye teşvik eder.

Kalıp ifadeler

exercises like: like ile örnek verme

Kategori adı + like + örnekler kalıbı, daha büyük bir grubun tipik üyelerini tanıtır. Burada exercises kategoridir; walking, running ve weightlifting ise örneklerdir. Liste açıktır ve bütün üyeleri kapsamaz. Bu kullanımda like, “gibi” veya “örneğin” anlamına gelir; “sevmek” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

“activities like swimming and cycling” ifadesinde like neyi gösterir?

  1. Gruptaki tek etkinlikler bunlardır.
  2. Etkinlikler yüzmeyi ve bisiklete binmeyi sever.
  3. Daha büyük bir etkinlik grubundan örneklerdir.
Cevabı göster

Daha büyük bir etkinlik grubundan örneklerdir.

Kalıp ifadeler

stimulate your bones to grow denser: stimulate + nesne + to-infinitive

Stimulate + nesne + to-infinitive yapısı, nesnenin bir süreci başlatmasını veya bu sürecin artmasını sağlamak anlamına gelir. Burada egzersiz your bones üzerinde etki gösterir; to grow denser ise ortaya çıkan değişimi belirtir. Sağlık ve bilim bağlamlarında stimulate çoğu zaman biyolojik bir süreci harekete geçirmeyi anlatır. Grow + karşılaştırmalı sıfat, “daha ... hâle gelmek” demektir; dolayısıyla grow denser, daha yoğun hâle gelmek anlamındadır, kemiklerin heyecanlanması değil.

Alıştırma

Biyolojik bir süreci anlatırken stimulate + nesne + to-infinitive yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Sunlight stimulates the skin to produce vitamin D.
  2. Sunlight stimulates to the skin to produce vitamin D.
  3. Sunlight stimulates the skin produce vitamin D.
Cevabı göster

Sunlight stimulates the skin to produce vitamin D.

Just make sure whatever activity you're doing is relatively safe, Ton ve niyet

3:44

Sadece yaptığınız aktivitenin nispeten güvenli olduğundan emin olun,

because there's nothing humorous about a broken humerus. Notlar

3:48

çünkü kırık bir humerusta (kol kemiği) komik (humerous) olan hiçbir şey yoktur.

Ton ve niyet

Just make sure: yumuşak ama net bir hatırlatma

Just make sure + yan cümle, birine önemli bir koşulu kontrol etmesini veya yerine getirmesini söyler. Bu cümlede, bir etkinlik teşvik edildikten sonra güvenlikle ilgili bir koşul ekleniyor. Burada just, ifadeyi yumuşatarak sert bir emirden çok dostça bir hatırlatma gibi duyulmasını sağlar. Bu, güvenliğin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede Just make sure ne anlatıyor?

  1. Etkinliği güvenli tutmaya yönelik dostça ama net bir hatırlatma.
  2. Her türlü etkinliği hemen durdurma emri.
  3. Güvenliğin önemli olmadığı iddiası.
Cevabı göster

Etkinliği güvenli tutmaya yönelik dostça ama net bir hatırlatma.

Ton ve niyet

there's nothing humorous about: bir şeyi ciddiye almak

there's nothing + adjective + about + noun kalıbı, isimle belirtilen şeyde o sıfatın anlattığı özelliğin hiç bulunmadığını gösterir. Burada there's nothing humorous about a broken humerus, yaralanmanın hiç komik olmadığını ve ciddiye alınması gerektiğini anlatır. İfade aynı zamanda sese dayalı bir kelime oyunu oluşturur: Yaygın Amerikan telaffuzunda humorous ile humerus aynı duyulabilir. Kelime oyunu ciddi uyarıyı ortadan kaldırmaz; uyarıyı akılda kalıcı yapar.

Alıştırma

Burada there's nothing humorous about a broken humerus nasıl bir tutum ifade ediyor?

  1. Konuşan kişi hiçbir mizah türünü sevmez.
  2. Kırık bir kemik ciddi bir durumdur ve şaka gibi ele alınmamalıdır.
  3. Sözcükler komik olduğu sürece yaralanma güvenlidir.
Cevabı göster

Kırık bir kemik ciddi bir durumdur ve şaka gibi ele alınmamalıdır.

Deyimler

humorous ... humerus: eş sesli sözcüklere dayalı kelime oyunu

Humorous, “komik” veya “eğlenceli” anlamına gelen bir sıfattır. Humerus ise omuz ile dirsek arasındaki üst kol kemiğinin adıdır; humorous sözcüğünün yanlış yazımı değildir. Cümle, nothing humorous ile broken humerus ifadelerini bir araya getirir. İki sözcük aynı duyulduğu için, kırık bir kemiğin komik olmadığı yönündeki ciddi düşünce aynı zamanda kapanıştaki bir kelime oyununa dönüşür. Bu oyun, güvenlik uyarısını hafif bir tonda bitirir; yaralanmanın kendisinin komik olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Humorous ... humerus bu cümlede neden bir kelime oyunu oluşturuyor?

  1. Humorous “komik” anlamına gelir, humerus üst kol kemiğinin adıdır ve iki sözcük aynı duyulur.
  2. Humerus yalnızca humorous sözcüğünün başka bir yazımıdır.
  3. İki sözcük de bir yaralanmanın ciddi olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Humorous “komik” anlamına gelir, humerus üst kol kemiğinin adıdır ve iki sözcük aynı duyulur.

Ready to keep learning?

3:52

Öğrenmeye devam etmeye hazır mısınız?

Watch these videos to either challenge what you think you know Notlar

3:54

Bildiğinizi sandığınız şeylere meydan okumak için bu videoları izleyin

or learn more about what you don't.

3:57

ya da bilmedikleriniz hakkında daha fazla şey öğrenin.

Dilbilgisi

iki paralel seçenek için either ... or ...

Either ... or ..., iki alternatif sunan iki parçalı bir bağlaç yapısıdır. Bu cümlede either, challenge what you think you know ifadesini; or ise learn more about what you don't ifadesini başlatır. Bu yapı, videoları izlemenin iki olası yararını takip etmeyi kolaylaştırır: izleyiciler zaten inandıkları şeyleri sorgulayabilir veya yeni bir şey keşfedebilir. Burada iki yön sunulur; yalnızca bir sonucun mümkün olduğu iddia edilmez.

Alıştırma

Cümleyi either ... or ile tamamlayın: You can ____ read the report ____ watch the summary.

Cevabı göster

either · or

Anlatım akışı

what you think you know ... what you don't: paralel what yan cümleleri

Burada what you think you know ve what you don't, isim gibi görev yapan yan cümlelerdir. What, the things that ifadesine, yani “... olan şeyler” anlamına gelir. İlk yan cümle challenge fiilinin nesnesidir; ikincisi ise about edatının tamamlayıcısıdır. Bunlar doğrudan soru değildir, bu yüzden düz cümle söz dizimini korurlar. Cümle, bu yan cümleleri either ... or ile bağlanan iki paralel bölüme yerleştirir: challenge what you think you know or learn more about what you don't. What you don't bölümünde know, ilk yan cümleden anlaşılır. Bildiğinizi sandığınız şeylerle bilmedikleriniz arasındaki bu paralel karşıtlık, izlemeye devam etme çağrısını kısa ve ritmik hâle getirir.

Alıştırma

Vurgulanan what yan cümlelerinin bilgiyi düzenlemedeki temel etkisi nedir?

  1. Birbiriyle ilgisiz iki olguyu tanıtırlar.
  2. İzleyicinin zaten her şeyi bildiğini gösterirler.
  3. İzleyicinin cevaplaması gereken iki doğrudan soru oluştururlar.
  4. Bildiğinizi sandığınız şeylerle bilmediklerinizi cümlenin paralel bölümlerine yerleştirirler.
Cevabı göster

Bildiğinizi sandığınız şeylerle bilmediklerinizi cümlenin paralel bölümlerine yerleştirirler.

Subscribe and stay curious.

3:59

Abone olun ve meraklı kalın.