Kuzey İrlanda'nın Bayrak Problemi: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video açıklaması: Ulster Banner'ın Kuzey İrlanda'yı temsil etmesine rağmen neden resmî olmadığı. Başlıca İngilizce noktaları: 1. a bit of an asterisk — Deyimler ve mecazlar: yıldız işareti basit ya da teknik olarak doğru bir iddiaya önemli bir çekince ekler. 2. The Troubles — Kültür, medya ve gerçek bağlam: bunu sıradan “sorunlar” değil, Kuzey İrlanda'daki uzun çatışmanın adı olarak tanıyıp siyasi göndermeleri okuyun. 3. isn't exactly neutral — Edimbilim ve tutum: not exactly ile yumuşatılmış eleştiriyi fark edin ve bir konumu sert duyulmadan sorgulayın.
Bu derste
While England, Scotland, and Wales all have flags
0:02İngiltere, İskoçya ve Galler'in hepsi bayraklara sahipken
that's often used to represent Northern Ireland in the real world.
0:13ki bu da gerçek dünyada Kuzey İrlanda'yı temsil etmek için sıklıkla kullanılıyor.
Spor için yeterince iyiyse şort etekler için de yeterince iyidir
Cümle, “If X is good enough for A, X is good enough for B.” paralel kalıbını kullanır. “it's good enough for” ifadesinin tekrarlanması, ikinci düşüncenin ilkinden çıkarılan bir sonuç gibi duyulmasını sağlar. Sports sportif etkinlikler anlamına gelirken skorts, etek gibi görünmesi için yapılmış şortları belirtir. Sözcüklerin sesleri birbirine benzediği için yakın uyak bir kelime oyunu oluşturur. Bu bağlamda eğlenceli benzetme, bayrağı seçme kararını destekler; ciddi bir mantıksal kanıt değildir.
Alıştırma
Bu cümle neden katı bir sav yerine eğlenceli bir ifade gibi duyuluyor?
- Paralel bir kalıbı tekrarlar ve yakın uyaklı sports ile skorts sözcüklerini eşleştirir.
- Sports ve skorts sözcüklerini aynı nesnenin iki adı olarak kullanır.
- Sports ve skorts sözcüklerinin aynı amaca sahip olduğunu ayrıntılı kanıtlarla ispatlar.
- Koşul cümlesinden emre geçer.
Cevabı göster
Paralel bir kalıbı tekrarlar ve yakın uyaklı sports ile skorts sözcüklerini eşleştirir.
And why do some people prefer not to use it?
0:21Ve neden bazı insanlar onu kullanmamayı tercih ediyor?
for there are always distractions and dangers to pull us aside.
0:31çünkü bizi kenara çekecek dikkat dağıtıcı şeyler ve tehlikeler her zaman vardır.
tüm bilgilerin ormanında dar bir yolu izlemek
Konuşmacı bir tartışmayı yolculuk olarak anlatır: konu dar bir yoldur, mümkün olan bütün bilgiler ise bu yolun çevresindeki dev bir ormandır. Yolu izlemek, bağlantılı her düşünceyi keşfetmek yerine belirli soruya bağlı kalmak anlamına gelir. Mecaz stray, get lost, woods, distractions ve dangers sözcükleriyle sürdüğü için daha sonraki hareket ifadeleri açıklamayı düzenler. Konuşmacının konuya bağlı kaldığını veya bir yan konuya saptığını gösterir; ortada gerçek bir orman yoktur.
Alıştırma
Bu parçada “follow a narrow path through the forest of all knowledge” dinleyiciye ne yapmasını söyler?
- Ormanlık bir alanda gerçek bir patika aramak.
- En tehlikeli bilgi kaynağını seçmek.
- Çekici yan konuları göz ardı ederek belirli soruya odaklanmak.
- Tartışmaya başlamadan önce her gerçeği öğrenmek.
Cevabı göster
Çekici yan konuları göz ardı ederek belirli soruya odaklanmak.
The flag first flew above the Northern Irish Parliament in 1953
0:41Bayrak, 1953 yılında Kuzey İrlanda Parlamentosu'nun üzerinde ilk kez dalgalandı
as part of a visit by the then newly coronated queen.
0:45o zamanlar yeni taç giymiş olan kraliçenin ziyaretinin bir parçası olarak.
Straight away: hemen, gecikmeden
Bu cümlede straight away, “hemen” veya “en başından itibaren” anlamına gelir. Söz konusu sınırlamanın durum başlar başlamaz ortaya çıktığını gösterir. Straight away, zaman bildiren bir zarf öbeğidir. Burada straight yön belirtmez; away de bir yerden uzaklaşma hareketi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “hemen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When you receive the code, reply ____.
Cevabı göster
straight away
A bit of an asterisk: önemli bir çekince
Burada asterisk mecazi anlamdadır: aksi hâlde basit veya eksiksiz görünen bir ifadeye bağlı önemli bir koşulu belirtir. İddia genel olarak doğru olabilir, ancak “evet, ama...” türünde bir açıklama gerektirir. A bit of yorumu yumuşatır. Gerçek bir sembolün bir bölümünü ölçmez; konuşanın uyarısını daha az keskin hâle getirir.
Alıştırma
“The plan is approved, but there is a bit of an asterisk: funding is not guaranteed,” cümlesinde a bit of an asterisk neyi belirtir?
- Birinin görebileceği basılı bir yıldız işareti
- Onayla ilgili önemli bir çekince
- Plandaki küçük bir yazım hatası
Cevabı göster
Onayla ilgili önemli bir çekince
as quote "The Minister of Home Affairs announced that while the Union Flag was the only officially recognized standard,
0:50şöyle ki: "İçişleri Bakanı, Birlik Bayrağı'nın resmi olarak tanınan tek sancak olmasına rağmen,
those who wish to have a distinctive Ulster symbol might use the banner," Dilbilgisi
0:54kendine özgü bir Ulster sembolüne sahip olmak isteyenlerin bu sancağı kullanabileceğini açıkladı,"
those who wish to ... might use: resmî ve sınırlı bir seçenek
Those who wish to have a distinctive Ulster symbol, “kendine özgü bir Ulster simgesine sahip olmak isteyen kişiler” demektir. Those isim öbeğinin merkezidir; who wish to have ... ilgi cümleciği ise açıklamanın hangi kişileri kapsadığını belirler. Bu açıklamada might use, bayrağın kullanımını izin verilen veya mevcut bir seçenek olarak sunar. İnsanların gerçekte ne yapacağını tahmin etmez ve bayrağı kullanmalarını zorunlu kılmaz. Önceki cümlecik Birleşik Krallık Bayrağı’nı resmen tanınan tek sancak olarak tuttuğu için, bu bayrağı kullanma izni ona eşit bir resmî statü kazandırmaz.
Alıştırma
Bu açıklamada those who wish to have a distinctive Ulster symbol might use the banner ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Ulster’daki herkes bu bayrağı tek resmî bayrak olarak kullanmak zorundadır.
- Konuşmacı, bu kişilerin gelecekte muhtemelen bayrağı kullanacağını tahmin eder.
- Kendine özgü bir Ulster simgesi isteyenlerin bu bayrağı kullanmasına izin verilir, ancak bunu yapmak zorunda değillerdir ve bayrak resmen tanınan tek sancak hâline gelmez.
Cevabı göster
Kendine özgü bir Ulster simgesi isteyenlerin bu bayrağı kullanmasına izin verilir, ancak bunu yapmak zorunda değillerdir ve bayrak resmen tanınan tek sancak hâline gelmez.
but not really: bir iddiayı geri çekmek veya zayıflatmak
Tırnak içindeki cümle, tarihî bir kişinin birebir sözleri değil, anlatıcının oluşturduğu bir yeniden anlatımdır. Here’s your new flag basit ve olumlu bir tanımlama yapar; but not really ise bayrak kullanılabilse de resmen tanınan tek bayrak olmadığı için bu tanımlamanın bir bölümünü hemen geri çeker. Daha genel olarak but not really, dinleyiciye az önce söylenen iddiayı düzeltmesi gerektiğini bildirir. Genellikle ironi veya gündelik bir düzeltme ekler: ilk tanım kullanışlıdır, ancak tamamen ya da kelimesi kelimesine doğru değildir.
Alıştırma
Önceki tanımı şakayla karışık geri çekmek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: You can call it a vacation, ____—I'll be answering emails all week.
Cevabı göster
but not really
designed in 1923 along with the Ulster Coat of Arms.
1:021923'te Ulster Arması ile birlikte tasarlanmıştı.
Coat of Arms: heraldik terim
Coat of arms, bir kişiyi, aileyi, kurumu veya siyasi oluşumu tanıtmak için kullanılan eksiksiz bir heraldik amblemdir. Kalkan, hayvanlar, renkler ve diğer öğelerin her biri simgesel anlam taşıyabilir. Burada arms, zırh ve armalarla bağlantılı eski bir heraldik anlam taşır; insanın kolu anlamına gelmez. İfade, kelime kelime çevrilmemeli, tek bir yerleşik kültürel terim olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi yerleşik heraldik terimle tamamlayın: The city displays its historic ____ above the main entrance.
Cevabı göster
coat of arms
and the red lion represents the Ulster Scots.
1:11ve kırmızı aslan da Ulster İskoçlarını temsil eder.
why are there so many Scottish people in Northern Ireland
1:13Kuzey İrlanda'da neden bu kadar çok İskoç var ki
“haklı çıkarmak” anlamındaki warrant
Burada warrant, “yeterli gerekçe sağlamak” veya “haklı kılmak” anlamındaki bir fiildir. Soru, Kuzey İrlanda’daki İskoç varlığının ya da etkisinin, armanın yarısının İskoç simgelerine ayrılmasını haklı çıkaracak kadar büyük olup olmadığını sorar. Yaygın bir yapı enough to warrant + isim öbeğidir: serious enough to warrant an investigation. İsim öbeği, gerçeklerin desteklediği eylemi, sonucu veya uygulamayı belirtir.
Alıştırma
“The damage was serious enough to warrant a full inspection.” cümlesinde warrant ne anlama gelir?
- inceleme için resmî bir belge düzenlemek
- kapsamlı bir incelemenin haklı veya gerekli olduğunu göstermek
- incelemenin başarılı olacağını garanti etmek
Cevabı göster
kapsamlı bir incelemenin haklı veya gerekli olduğunu göstermek
which is totally not at all the Saint George Cross Ton ve niyet
1:20ki bu kesinlikle İngiltere'nin kullandığı
which is totally not at all the Saint George Cross: ironik olumsuzlama
totally ve not at all sözleri olumsuzlamayı daha da güçlendirir: cümlenin düz anlamında konuşmacı, tasarımın kesinlikle Aziz George Haçı olmadığını söyler. Buradaki abartılı kesinlik, daha sonra bunun gerçekten Aziz George Haçı olduğunu kabul etmesiyle çelişir. Bu yüzden olumsuzlama sözlü ironiye dönüşür: sözcükler düz anlamda “hayır” derken dinleyicinin komik biçimde tam tersini fark etmesi beklenir.
Alıştırma
Konuşmacı daha sonra tasarımın gerçekten Aziz George Haçı olduğunu kabul eder. Önceki cümledeki “totally not at all the Saint George Cross” ne anlatır?
- İki haçın bağlantısız olduğunu söyleyen dikkatli bir tarihsel iddiadır.
- Bağlamın düz anlamını tersine çevirdiği, abartılı ve ironik bir olumsuzlamadır.
- Konuşmacının iki tasarımı da tanıyamadığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Bağlamın düz anlamını tersine çevirdiği, abartılı ve ironik bir olumsuzlamadır.
The hand comes with a Lady Godiva -style story Kültür
1:32El, Leydi Godiva tarzı bir hikayeyle birlikte gelir
Lady Godiva-style story: özel ad + -style
Lady Godiva, ünlü bir İngiliz efsanesinin kişisidir; bu yüzden adı, doğrulanabilir olmaktan çok efsanevi olabilecek dramatik bir öyküyü çağrıştırır. Burada yalnızca bu genel bağlantıyı bilmek yeterlidir. Lady Godiva-style story ifadesinde -style özel ada eklenir ve “Lady Godiva ile ilişkilendirilen türde veya biçimde” anlamına gelir. Elin hikâyesi onun efsanesiyle karşılaştırılır; Lady Godiva’nın yer aldığı bir hikâye olduğu söylenmez.
Alıştırma
“Özel ad + -style” yapısını tamamlayın: The film has a Cinderella-____ ending in which the overlooked heroine finds happiness.
Cevabı göster
style
about how the first to touch the land of Ulster would own it. Dilbilgisi
1:34Ulster topraklarına ilk dokunanın ona nasıl sahip olacağı hakkında.
the first to ... would own it: ilk kişi ve sonuç
“The first to touch the land of Ulster”, “o toprağa ilk dokunan kişi” anlamına gelir. the + sıra sayısı + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir sıralamadaki konumu isim öbeğine dönüştürür; böylece ifadenin tamamı eylemi herkesten önce tamamlayan kişiyi belirtir. “Would own it”, efsanedeki kurala göre ortaya çıkacak sonucu verir. Burada would, geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı değil, “ilk dokunan olma” koşulunu yerine getirmenin sonucunu gösterir; it, Ulster toprağını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi the first to ... would ... yapısıyla tamamlayın: According to the old contest rule, ____ ring the bell ____ win the prize.
Cevabı göster
the first to · would
someone cut off his own hand to win on technicality,
1:37birisi teknik olarak kazanmak için kendi elini kesti,
can't possibly be true: neredeyse kesin bir reddediş
Can't possibly be true çok güçlü bir olumsuz çıkarım ifade eder: Konuşan kişi mantığa veya kanıtlara dayanarak iddianın doğru olmasının gerçekçi hiçbir yolu olmadığına karar verir. Possibly, imkânsızlık anlamını güçlendirir. Burada can't, doğruluk ve mantıksal olasılıkla ilgilidir. Birinin bir şeyi yapma yeteneğinin veya izninin olmaması anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız bilinen gerçeklerle açıkça çelişen bir iddiada bulunuyor. Hangi yanıt, iddianın yanlış olduğundan neredeyse tamamen emin olduğunuzu ifade eder?
- You can't tell the story.
- That might not be true.
- That can't possibly be true.
Cevabı göster
That can't possibly be true.
Not because people haven't been yelling first,
1:42İnsanlar zamanın başlangıcından beri teknik olarak
since the dawn of time: zamanın başlangıcından beri
Since the dawn of time, “en başından beri” veya “çok uzun zamandır” anlamına gelen bir deyimdir. Dawn burada zamanın başlangıcını simgeleyen bir benzetmedir; belirli bir günün sabahını anlatmaz. Bu cümlede ifade, insanların bu şekilde davranmasının ne kadar eskiye dayandığını bilerek abartır. Bir tarih vermez veya kesin bir tarihsel iddiada bulunmaz.
Alıştırma
Bu cümlede “since the dawn of time” ne anlama geliyor?
- En başından beri, çok uzun zamandır
- Bu sabah güneş doğduğundan beri
- Bilinen tarihsel bir tarihten beri
Cevabı göster
En başından beri, çok uzun zamandır
a lot harder than it sounds: kulağa geldiğinden çok daha zor
A lot harder ifadesinde a lot, karşılaştırma biçimi olan harder sözcüğünü güçlendirir; ifade yalnızca “zor” değil, “çok daha zor” anlamına gelir. Karşılaştırma biçiminden önce a lot veya much kullanılır; very harder denmez. Than it sounds, gerçek zorlukla iş anlatıldığında oluşan izlenimi karşılaştırır. Burada sounds, seems gibi çalışır; fiziksel bir sesin zor olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, işin anlatımından anlaşılandan çok daha zor olduğunu doğru biçimde ifade ediyor?
- Setting up the server is very harder than it sounds.
- Setting up the server is a lot hard than it sounds.
- Setting up the server is a lot harder than it sounds.
Cevabı göster
Setting up the server is a lot harder than it sounds.
while several important Northern Irish families claim creation of the hand,
1:50birkaç önemli Kuzey İrlanda ailesi elin yaratılışında hak iddia etse de,
the stories go back to the 13th century where the paper trail runs cold. Deyimler
1:53hikayeler, kağıt üzerindeki izlerin kaybolduğu 13. yüzyıla kadar uzanıyor.
“the paper trail runs cold” ifadesinin anlamı
Paper trail, kanıt olarak izlenebilen, birbirine bağlı belge veya kayıtlar zinciridir. Bu cümlede yol boyunca duran gerçek kâğıtları değil, günümüze ulaşmış tarihî kayıtları ifade eder. The paper trail runs cold dendiğinde bu kayıtlar artık güvenilir ipuçları sunmaz. İfade, kanıtların daha eskiye doğru izlenemediğini anlatır; hikâyelerin yanlış olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede “the paper trail runs cold” ne anlama geliyor?
- Belgeler çok eskidiği için fiziksel olarak soğur ve tutulamaz hâle gelir.
- Yazılı kanıtlar hikâyelerin yanlış olduğunu kesin biçimde kanıtlar.
- Günümüze ulaşan kayıtlar o noktadan sonrasına ilişkin güvenilir kanıt sunmayı bırakır.
Cevabı göster
Günümüze ulaşan kayıtlar o noktadan sonrasına ilişkin güvenilir kanıt sunmayı bırakır.
So let's spin the wheel of historical claims and just say it was the O'Neills
1:57Öyleyse tarihi iddialar çarkını çevirelim ve bunların O'Neill'ler olduğunu söyleyelim
“ortaya çıkmak veya adı geçmek” anlamında show up
Show up, “ortaya çıkmak” veya “gelmek” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Burada they, O'Neills ailesini ifade eder ve ailenin adı biraz sonra kısaca yeniden anılacak veya görülecektir. show up fiilinin öznesi, ortaya çıkan kişi, ad, konu veya şeydir. Özne bir şeyi gösterecek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede show up, “ortaya çıkmak veya adı geçmek” anlamında kullanılmıştır?
- Please show the family photo to the guests.
- Her perfect score showed the rest of us up.
- The family name will show up again in the final chapter.
Cevabı göster
The family name will show up again in the final chapter.
that's what you're supposed to call the lefty version, Dilbilgisi
2:09solak versiyona böyle demeniz gerekiyor,
Kurallar ve teamüller için you're supposed to
be supposed to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kuralın, teamülün veya ortak beklentinin neyin doğru olduğunu belirttiğini gösterebilir. Burada you're supposed to call, “kabul edilen terminolojiye göre böyle adlandırmalısınız” anlamındadır; ne söyleyeceğinize ilişkin bir tahmin değildir.
Alıştırma
Cümleyi be supposed to yapısının you ile kullanılan kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: According to the club rules, ____ wear your badge at all times.
Cevabı göster
you're supposed to
Heraldikte sol tarafı belirten sinister
Bu cümlede sinister, “sol tarafta veya sol tarafa doğru” anlamına gelen teknik bir heraldik terimdir. sinister version ifadesi, elin sola baktığı veya solda bulunduğu versiyonu belirtir; bu versiyonun kötü ya da tehditkâr olduğunu anlatmaz. Bu uzmanlık anlamı, sinister kelimesinin eski bir anlamından gelir. Tanıdık bir kelime teknik bir alanda farklı bir anlam taşıyabilir; bu nedenle yorumu konuşulan alan belirler.
Alıştırma
Heraldikte “the sinister side of the shield” ne anlama gelir?
- Kötü veya tehditkâr bir taraf
- Kalkanı taşıyan kişinin sol tarafı
- Hasarlı bir taraf
Cevabı göster
Kalkanı taşıyan kişinin sol tarafı
But any flip-flop might just have been the whimsy of individual flag makers.
2:11Ancak herhangi bir değişim, sadece bireysel bayrak yapımcılarının hevesi olabilir.
Tutarsızlık anlatan all over the place
Burada all over the place, “son derece tutarsız” veya “belirgin bir düzen olmadan değişken” anlamına gelir. Başparmağın fiziksel olarak her yere dağılmış olduğu söylenmiyor; başparmağın konumu tasarımın bir sürümünden diğerine değişiyor. Bu ifade bir değerlendirme de içerir: yalnızca birden fazla kabul edilebilir sürüm bulunduğunu değil, değişkenliğin dağınık, denetimsiz veya yeterince standartlaştırılmamış göründüğünü anlatır.
Alıştırma
Özgün cümlede “the thumb position is all over the place” ne anlama geliyor?
- Başparmak aynı anda birçok fiziksel yerde görünüyor.
- Başparmağın konumu tek ve belirgin bir standarda uyuyor.
- Başparmağın konumu bir sürümden diğerine çok değişiyor.
Cevabı göster
Başparmağın konumu bir sürümden diğerine çok değişiyor.
Mizahi bir hafifletme olarak There wasn't exactly ...
There wasn't exactly a vexillological standards board ifadesinde exactly, yüzeyde olumsuzluğu yumuşatır. Ancak bu bağlamda asıl iddia güçlüdür: böyle bir kurul hiç yoktu. Bu ölçülü ifade kuru bir mizah yaratır. Böyle bir kurumun açıkça bulunmadığı bir dönemde modern bir resmî kurum hayal eder ve daha güçlü noktayı doğrudan söylemek yerine dinleyicinin çıkarmasını sağlar.
Alıştırma
Konuşmacı “There wasn't exactly a vexillological standards board a thousand years ago” derken ne ima ediyor?
- Böyle bir standartlar kurulu yoktu; ölçülü ifade kuru bir mizah katıyor.
- Konuşmacı standartlar kurulunun var olup olmadığından emin değil.
- Bir standartlar kurulu vardı, ancak resmî adı biraz farklıydı.
Cevabı göster
Böyle bir standartlar kurulu yoktu; ölçülü ifade kuru bir mizah katıyor.
vexillological: bayrak bilimiyle ilgili
Vexillological, bayrakların tarihi, tasarımları ve kullanımları dâhil olmak üzere onları inceleyen vexillology alanıyla ilgili demektir. Bu bir sıfattır: vexillology alanın adıdır; vexillological ise bu alanla bağlantılı bir şeyi niteler. Burada standards board birleşik adını niteler. Konuşmacı, bin yıl önce bayrak tasarımlarını tutarlı hâle getirecek gerçek bir otoritenin bulunmadığıyla ilgili şaka yapmak için bir bayrak bilimi standart kurulu hayal eder; bu sıfat böyle bir kurulun gerçekten var olduğunu göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede vexillological ne anlama geliyor?
- Her bayrağın aynı görünmesini sağlamak için tasarlanmış
- Bayrakların incelenmesiyle ilgili
- Eski bir kurul tarafından resmen onaylanmış
Cevabı göster
Bayrakların incelenmesiyle ilgili
the hand of the O'Neills was added to the symbol of another important Northern Irish family,
2:23O'Neill'lerin eli, başka bir önemli Kuzey İrlandalı ailenin sembolüne,
a red cross on a yellow background to form the Ulster Coat of Arms.
2:28Ulster Arması'nı oluşturmak için sarı zemin üzerine kırmızı bir haça eklendi.
Earlier sarcastic remark withdrawn: kısaltılmış bir geri çekme ifadesi
Earlier sarcastic remark withdrawn., “I withdraw my earlier sarcastic remark” veya “My earlier sarcastic remark is withdrawn.” demenin ilan üslubundaki kısaltılmış biçimidir. İyelik bildiren my ve yardımcı fiil is açıkça söylenmez, ancak dinleyenler bunları bağlamdan tamamlar. Withdrawn, withdraw fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve burada “geri çekilmiş” anlamına gelir: konuşmacı önceki yorumunun artık arkasında durmaz. Rahat bir anlatımın içinde alışılmadık derecede resmî bir ifade kullanılması, kuru ve kişinin kendisiyle alay ettiği bir mizah yaratır.
Alıştırma
Kendinden emin şakasının bir hataya dayandığını fark eden bir yorumcu, “Earlier sarcastic remark withdrawn.” diyor. Ne yapıyor?
- Önceki yorumunu daha alaycı hâle getiriyor.
- Birinden yazılı bir notu kaldırmasını istiyor.
- Önceki yorumunu resmî ve mizahi bir biçimde geri çekiyor.
Cevabı göster
Önceki yorumunu resmî ve mizahi bir biçimde geri çekiyor.
The designer of the new arms and flag 400 years later changed the color for reasons no one knows.
2:35400 yıl sonra yeni arma ve bayrağın tasarımcısı kimsenin bilmediği nedenlerle rengi değiştirdi.
The flag was then modified with a crown and a star
2:41Daha sonra bayrak bir taç ve bir yıldızla değiştirildi
and made sort of official from 1953 Ton ve niyet
2:43ve 1953'ten itibaren bir nevi resmi hale getirildi
"sort of" ifadesinin "official" sözünü yumuşatması
Bu cümlede sort of, official ifadesinin kesinliğini azaltır. Konuşan kişi bayrağın bir ölçüde resmî statüye veya kullanıma sahip olduğunu, ancak statüsünün tamamen açık, sınırsız ya da herkesçe kabul edilmiş olmadığını anlatır. Burada sort of, official sıfatını niteler; "bir tür görevli" anlamına gelmez. Bir sıfat yalnızca kısmen doğruysa veya kesin bir iddiada bulunmak istemiyorsanız bu yapıyı sıfattan önce kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bu cümlede sort of official ne anlama gelir?
- Bir ölçüde resmî statüsü vardı, ancak bu statü sınırlı veya belirsizdi.
- Belirli bir tür devlet görevlisine aitti.
- Tamamen ve tartışmasız biçimde resmîydi.
Cevabı göster
Bir ölçüde resmî statüsü vardı, ancak bu statü sınırlı veya belirsizdi.
when the Northern Irish Parliament ceased to exist during the Troubles. Kalıp ifadeler
2:48Kuzey İrlanda Parlamentosu, Sorunlar (The Troubles) döneminde varlığını yitirene dek.
Resmî ifade "ceased to exist"
Ceased to exist, "varlığı tamamen sona erdi" anlamına gelir. Kuzey İrlanda Parlamentosunun yalnızca toplantılara ara verdiğini veya tek bir faaliyeti durdurduğunu değil, kurumun kendisinin sona erdiğini anlatır. Yapı cease + to mastarıdır: ceased to exist. Geçici bir kesintiyi değil, varlığın kendisinin sona ermesini ifade eder.
Alıştırma
Kuruluşun kalıcı olarak sona erdiğini belirtmek için cümleyi cease fiilinin geçmiş biçimi + to mastarıyla tamamlayın: After the court dissolved the organization, it ____.
Cevabı göster
ceased to exist
are, an irregular conflict around Northern Ireland. Is she part of Ireland
3:01geçmişte de günümüzde de Kuzey İrlanda civarındaki düzensiz bir çatışmadır. O İrlanda'nın mı bir parçası,
were, are: duyulabilen bir zaman öz düzeltmesi
“were, are,” ifadesinde konuşmacı önce geçmiş zaman fiili were ile başlar, ardından onu hemen şimdiki zaman fiili are ile değiştirir. Bu bir öz düzeltmedir: Son olarak amaçlanan fiil are olduğundan iki sözcük eş görevli yüklemler değildir. Bu düzeltme, dinleyicinin bilgiyi nasıl yorumlayacağını yönlendirir. Konuşmacının yalnızca geçmişe ait bir çerçeveden geri adım attığını ve çatışmayı ya da en azından süren gerçekliğini ve etkilerini bugün de geçerli bir konu olarak sunduğunu gösterir. Düzenlenmiş yazıda düzeltilmiş biçim normalde “The Troubles are an irregular conflict...” olurdu.
Alıştırma
Bir konuşmacı “The policy was—sorry, is—still in effect.” diyor. Bu düzeltme neyi gösterir?
- Konuşmacı birbiriyle ilgisiz iki politikayı sıralar.
- Konuşmacı yalnızca geçmişe ait bir çerçeveden güncel bir çerçeveye geçer.
- Konuşmacı was ve is sözcüklerinin tek bir sabit zaman oluşturduğunu söyler.
Cevabı göster
Konuşmacı yalnızca geçmişe ait bir çerçeveden güncel bir çerçeveye geçer.
The Troubles: Kuzey İrlanda çatışmasının adı
The Troubles, Kuzey İrlanda merkezli onlarca yıllık siyasi ve mezhepsel çatışmanın yerleşik özel adıdır ve genellikle 1960’ların sonundan 1998 Hayırlı Cuma Anlaşması’na kadar olan dönemi ifade eder. Temel meselelerden biri, Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’ta kalması mı yoksa birleşik bir İrlanda’nın parçası olması mı gerektiğiydi. Burada Troubles sözcüğünün büyük harfle başlaması ve belirli tanımlıkla kullanılması, bunun zorluklar anlamındaki sıradan troubles değil, tarihî bir ad olduğunu gösterir. Bu adı tanımak, ardından gelen İrlanda ve Birleşik Krallık sorusunun arka planını sağlar; ancak ad tek başına geçmişteki şiddet düzeyinin bugün değişmeden sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir tarih yazısında “The Troubles” büyük olasılıkla neyi adlandırır?
- Kuzey İrlanda merkezli siyasi ve mezhepsel çatışma dönemi
- Hava durumuyla ilgili kısa bir anlaşmazlık
- Bir kişinin sıradan günlük zorlukları
Cevabı göster
Kuzey İrlanda merkezli siyasi ve mezhepsel çatışma dönemi
The dispute started when Great Britain colonized Northern Ireland,
3:08Anlaşmazlık, Büyük Britanya'nın Kuzey İrlanda'yı kolonileştirmesiyle başladı,
confiscating the land from local families such as the O'Neills,
3:12O'Neill'ler gibi yerel ailelerin topraklarına el koyarak,
with the goal to quote "pacify, civilize, and develop the land," Anlatım akışı
3:16alıntı yapmak gerekirse "toprağı sakinleştirmek, medenileştirmek ve geliştirmek" amacıyla,
redistributing it to English and lots of Scottish settlers.
3:19bu toprakları İngilizlere ve çok sayıda İskoç yerleşimciye yeniden dağıtmasıyla.
Alıntılanan ifade olarak quote "pacify, civilize, and develop the land"
Burada quote, konuşmada açılış tırnağı gibi işlev görür. Dinleyiciye "pacify, civilize, and develop the land" ifadesinin anlatıcının yeni seçtiği bir söz değil, sömürgeci bir hedeften aktarılan ifade olduğunu bildirir. Birbirine paralel üç fiil, toprağa el konmasını ve yerleşimi düzenli bir iyileştirme gibi sunar. Anlatıcı bunları açıkça alıntı olarak işaretleyerek kaynağın çerçevesini görünür tutarken o çerçeveyle arasına mesafe koyar; quote kaynağı ve tutumsal mesafeyi gösterir, otomatik olarak onay anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede quote dinleyiciye esas olarak neyi bildirir?
- Anlatıcı üç hedefi de tamamen onaylamaktadır.
- Üç fiil, daha sonra gerçekleşen ve birbiriyle ilgisiz olayları anlatır.
- pacify, civilize ve develop sözcükleri alıntılanan sömürgeci bir ifadeden gelir; bunların anlatıcının kendi tarafsız sözleri olması gerekmez.
Cevabı göster
pacify, civilize ve develop sözcükleri alıntılanan sömürgeci bir ifadeden gelir; bunların anlatıcının kendi tarafsız sözleri olması gerekmez.
So, just like other places Great Britain colonized
3:25Yani, Büyük Britanya'nın sömürgeleştirdiği diğer yerler gibi
there's a modern muddle of ownership and identity.
3:29sahiplik ve kimliğin modern bir karmaşası var.
the conflicts build across them for so long that it's represented in Ireland's flag, Dilbilgisi
3:33çatışmalar o kadar uzun süre devam etti ki bu İrlanda bayrağında bile temsil ediliyor,
Süre ve sonuç bildiren for so long that
for so long that yapısında for süreyi başlatır, so long bu sürenin ne kadar uzun olduğunu vurgular, that ise sonucu getirir. Yapı, bir durumun bir sonuç doğuracak kadar uzun süre devam ettiğini anlatır. Buradaki that bir sonuç bağlacıdır, ilgi zamiri değildir; for da amaç anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: özne + continue veya happen + for so long that + sonuç.
Alıştırma
Cümleyi dersteki süre-sonuç bildiren tam ifadeyle tamamlayın: The road had been closed ____ residents started using another route.
Cevabı göster
for so long that
with the white stripe being the hope for peace. Dilbilgisi
3:37beyaz şerit barış umudunu simgeliyor.
Ek açıklama olarak with the white stripe being ...
with the white stripe being the hope for peace ifadesinde with, ek açıklama yapan bir öbek başlatır. the white stripe açıklanan şeyi belirtir; being ise onu the hope for peace açıklamasına bağlar. Burada bu öbek, beyaz şeridin neyi simgelediğini anlatır. Bu öbek ana cümle değildir. Bir arka plan durumunu, rolü veya yorumu kısa biçimde eklemek istediğinizde with + isim + being + tümleç yapısını tamamlanmış bir cümleye bağlayabilirsiniz.
Alıştırma
Kısa bir ek açıklama yapmak için with + isim + being yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The poster uses two colors, with blue is the sign of trust.
- The poster uses two colors, blue is the sign of trust.
- The poster uses two colors, with blue being the sign of trust.
Cevabı göster
The poster uses two colors, with blue being the sign of trust.
Huh, Ireland's flag still uses the 2:1 ratio of former UK places
3:40Huh, İrlanda bayrağı çoğu bayrağın daha yaygın olan 3:2 oranı yerine
rather than the more common 3:2 ratio of most flags.
3:44hala eski Birleşik Krallık yerlerinin 2:1 oranını kullanıyor.
Interesting, the US is a former UK place,
3:47İlginçtir ki ABD de eski bir Birleşik Krallık yeridir,
“Seçer veya kullanır” anlamındaki goes with
Burada goes with, seçer, benimser veya kullanır anlamındadır. ABD bayrağının 10:19 en-boy oranını kullandığı anlatılmaktadır; hareket etme veya eşlik etme anlamı yoktur. Bu seçim anlamı, go with ifadesinden sonra bir seçenek, plan, boyut, tasarım veya teknik özellik geldiğinde yaygındır. go with ifadesinin hangi anlamda kullanıldığını nesne ve durum belirler.
Alıştırma
For the new banner, we'll go with a 2:3 ratio. cümlesinde go with ne anlama gelir?
- oranla birlikte bir yere yürümek
- 2:3 oranını seçmek veya kullanmak
- oranın başka bir renkle görsel olarak eşleşmesini sağlamak
Cevabı göster
2:3 oranını seçmek veya kullanmak
Ana konuya dönüş sinyali olarak got pulled off the path
Burada got pulled off the path, 'ana konudan uzaklaştırıldık' anlamına gelir. path, konuşmacının daha önce açıklamanın ana çizgisini anlatmak için kullandığı bir metafordur; gerçek bir yol değildir. Konuşmacı bu imgeye dönerek yan tartışmayı kapatır ve ana noktaya geri dönüleceğini belirtir. Uzun bir açıklamada tekrarlanan bir imge, hem konu dışına çıkışı hem de bunun sona erdiğini gösteren bir işaret görevi görebilir.
Alıştırma
Bu açıklamada 'we got pulled off the path' neyi işaret ediyor?
- Konuşmacı açıklamanın tamamından vazgeçiyor.
- Konuşmacı konu dışı bölümü bitirip ana konuya dönüyor.
- Konuşmacı gerçek bir yoldan nasıl çıkılacağını tarif ediyor.
Cevabı göster
Konuşmacı konu dışı bölümü bitirip ana konuya dönüyor.
So, though the flag is composed of traditional Northern Irish symbols,
3:56Yani, bayrak geleneksel Kuzey İrlanda sembollerinden oluşsa da,
mostly, it's not official because it never really was 100% Kelime
3:58çoğunlukla, resmi değildir çünkü hiçbir zaman %100 öyle olmamıştır
never really was 100%: 'tamamen' anlamındaki 100%
Burada 100%, ölçülmüş bir yüzde değil, 'tamamen' veya 'bütünüyle' anlamına gelen gündelik bir derece ifadesidir. Eksik bırakılan düşünce bağlamdan tamamlanır: it never really was 100% official. Never really, 'hiçbir zaman gerçekten öyle olmadı' anlamına gelirken 100% tam olma durumunun son noktasını gösterir. Birlikte, tamamen resmî olma durumunu reddederken kısmi veya gayriresmî bir tanınma olasılığına yer bırakırlar.
Alıştırma
Konu resmî statüyse 'it never really was 100%' ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Başlangıçta tamamen resmîydi, ancak daha sonra bu statüyü kaybetti.
- Resmî statüsü ölçüldü ve tam olarak %100 olduğu belirlendi.
- Hiçbir zaman tamamen resmî olmadı, ancak gayriresmî veya kısmi bir tanınma görmüş olabilir.
Cevabı göster
Hiçbir zaman tamamen resmî olmadı, ancak gayriresmî veya kısmi bir tanınma görmüş olabilir.
and the government that used it doesn't exist.
4:02ve onu kullanan hükümet de artık mevcut değildir.
having a crown on your flag isn't exactly neutral Ton ve niyet
4:08bayrağınızda bir taç olması pek de tarafsız değildir
isn't exactly neutral: ölçülü ifadeyle açık eleştiri
Bu cümlede isn't exactly neutral, “neredeyse tarafsız” anlamına gelmez. Konuşmacı not exactly + sıfat yapısını ölçülü bir ifade olarak kullanır: taç açıkça bir tarafı temsil eder, ancak eleştiri daha yumuşak biçimde dile getirilir. Bu kalıp, aşırı sert görünmeden bir tanımlamayı reddetmeyi sağlar. Bağlam içinde X isn't exactly Y çoğu zaman X'in açıkça Y olmadığını ima eder; bu nedenle asıl eleştiri sözcüklerin düz anlamından daha güçlü olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle hedef yapıyı kullanarak ölçülü ama etkili bir eleştiri yapıyor?
- The plan is far from practical.
- The plan isn't completely practical.
- The plan isn't exactly practical.
Cevabı göster
The plan isn't exactly practical.
and is also why there are periodic calls for a new Northern Irish flag. Kalıp ifadeler
4:11ve bu aynı zamanda periyodik olarak yeni bir Kuzey İrlanda bayrağı çağrılarının yapılmasının nedenidir.
calls for: kamusal talepleri belirten çoğul isim
Burada calls çoğul bir isimdir ve for, insanların ne istediğini belirtir: yeni bir Kuzey İrlanda bayrağı. Dolayısıyla calls for, telefon görüşmeleri değil, kamusal istekler, talepler veya çağrılar anlamına gelir. there are + sıfat + calls for + isim öbeği kalıbı haberlerde ve kamusal tartışmalarda yaygındır. Periodic, bu taleplerin zaman zaman yeniden ortaya çıktığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede calls for, kamusal talepler anlamına gelen çoğul bir isim olarak kullanılmıştır?
- Maya calls for a taxi before school.
- There are growing calls for lower bus fares.
- The situation calls for a careful response.
Cevabı göster
There are growing calls for lower bus fares.
But the power of flags is less about if they're official or not Dilbilgisi
4:16Ancak bayrakların gücü, resmi olup olmadıklarından ziyade
and do other people recognize them.
4:20ve diğer insanların onları tanıyıp tanımadığıyla çok daha fazla ilgilidir.
less about ... and much more about ile odağı değiştirmek
less about X and much more about Y şeklindeki ikili kalıp, bir savın merkezini değiştirir. Bayrakların resmî olup olmamasının önemini azaltır; ardından halkın kullanımı ve tanımasını daha güçlü ölçüt olarak sunar. Less about, “tamamen ilgisiz” demek değildir. Bu yüzden cümle, resmî statünün hiç önemli olmadığını söylemez. Much more belirgin bir ağırlık farkı yaratır ve Y'yi asıl odak olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki parçalı vurgu kalıbıyla tamamlayın: Good leadership is ____ giving orders and ____ helping people do their best.
Cevabı göster
less about · much more about
fair Isles ... fair to say that içinde fair sözcüğünün iki anlamı
İlk fair, Isles sözcüğünü edebî ve olumlu bir şekilde betimler: güzel veya hoş. fair to say that içinde ise fair, kanıtlara göre makul ya da gerekçelendirilebilir anlamındadır. İki anlamın yan yana getirilmesi bir sözcük oyunu yaratır. İlk ifade konuşulan yeri betimler; ikincisi ise konuşmacının temkinli ve savunulabilir bir sonuca geçtiğini gösterir.
Alıştırma
"fair Isles ... fair to say that" ifadesindeki sözcük oyununu ne oluşturuyor?
- Fair iki yerde de “tarafsız” anlamındadır.
- Fair önce “resmî”, sonra “popüler” anlamındadır.
- Fair önce “güzel veya hoş”, sonra “makul veya gerekçelendirilebilir” anlamındadır.
Cevabı göster
Fair önce “güzel veya hoş”, sonra “makul veya gerekçelendirilebilir” anlamındadır.