SESLER.: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Video, ilk kayıtlardan kazıma frekanslarına, Voyager 1 sinyallerine, uzayda vücut titreşimlerine ve bir atış deneyine uzanıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: "it wasn't until 1859" ile "that we first recorded sound." olayın ancak belirtilen tarihten sonra gerçekleştiğini vurgular. 2. Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: "Some of them argue that" ile "But more recent research suggests that" eski bir teoriyle yeni araştırmayı karşılaştırıp kesinliklerini ayırır. 3. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: "would outer space really be silent if I were to walk" gerçek bir planı ya da geçmiş olayı değil, düşük olasılıklı bir düşünce deneyini kurar.
Bu derste
What he's about to do is capture on a Phantom camera
0:07Yapmak üzere olduğu şey, bir Phantom kamerayla
Giriş düzenleyicisi olarak First things first
First things first, “başka her şeyden önce en temel ya da en önemli noktayı ele alalım” anlamına gelen kalıplaşmış bir giriş ifadesidir. Burada, ana konuya geçmeden önce gerekli arka planın verileceğini gösterir. Ardından gelecek bilgileri düzenler; numaralı bir listedeki ilk maddenin adını vermez.
Alıştırma
Gerekli bir ilk adımın her şeyden önce gelmesi gerektiğini doğal biçimde gösteren giriş hangisidir? “____, let's make sure everyone has a helmet.”
- At first
- First things first
- For the first time
Cevabı göster
First things first
the Raptor Center takes care of raptors that have been injured Öbek fiiller
0:21Raptor Center, yaralanmış yırtıcı kuşlarla ilgileniyor
or would otherwise not be able to survive in the wild on their own. Notlar
0:24ya da aksi hâlde doğada kendi başına hayatta kalamayacak olanlarla.
“bakımını üstlenir” anlamındaki takes care of
Burada takes care of, “bakımını üstlenir” anlamındadır: merkez, yaralı yırtıcı kuşlara ihtiyaç duydukları yardım ve korumayı sağlar. Yeniden kullanılabilen yapı take/takes care of + kişi veya hayvan biçimindedir. Fiil özneyle uyumlu olur: I take care of..., fakat the center takes care of....
Alıştırma
Cümleyi “bakımını üstlenir” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Ben ____ his little sister after school.
Cevabı göster
takes care of
would otherwise not be able to
Bu cümlede would otherwise not be able to varsayımsal olumsuz bir sonucu anlatır: daha önce sözü edilen bakım olmasa kuşlar bağımsız olarak hayatta kalamazdı. Otherwise “durum böyle olmasaydı” anlamına gelir; would ise hayal edilen sonucu işaretler. Gerçek bir eylemi veya koşulu, onun önlediği sonuçla bağlamak için would otherwise + fiil ya da would otherwise not be able to + fiil kalıbını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi “burs olmasaydı bunu yapamazlardı” anlamını veren hedef ifadeyle tamamlayın: The scholarship supports students who ____ afford the course.
Cevabı göster
would otherwise not be able to
in the wild
In the wild, bir hayvanın esaret altında ya da insanların kontrol ettiği başka bir yerde değil, doğal ortamında bulunması anlamına gelir. Burada kuşların hayatta kalması gereken yeri belirtir. İfade, in + the wild sabit biçimine sahiptir. Bu kullanımda the wild, doğal dünyayı belirten bir isim öbeği olarak işlev görür.
Alıştırma
Cümleyi bir hayvanın doğal ortamını belirten ifadeyle tamamlayın: Researchers observed the wolves ____ rather than in captivity.
Cevabı göster
in the wild
But what I'm interested in today is the recording of sound. Dilbilgisi
0:41Ama bugün benim ilgilendiğim şey sesin kaydedilmesi.
Bir konuyu öne çıkaran What I'm interested in today is ... yapısı
What I'm interested in today ifadesinde what, “the thing that” (“… olan şey”) anlamına gelen bir isim cümleciği başlatır. What cümleciğinin tamamı ana fiil is'in öznesidir; bu, doğrudan bir soru değildir. Bu kalıp önce konuşanın ilgi alanını açıklar, ardından asıl odağı is'ten sonra verir: the recording of sound. Bir konuşmayı o anda önemli olan belirli konuya daraltmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
İsim cümleciği kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: '____ I'm interested in today is how children learn new words.'
Cevabı göster
What
that we've been able to record sounds.
0:47kaydedebiliyor olmamız aslında çok da eskiye dayanmıyor.
In fact, it wasn't until 1859 with the invention of the phonautograph in Paris Dilbilgisi
0:49Aslında ancak 1859'da, Paris'te fonotografın icat edilmesiyle
Bir olayın geç gerçekleştiğini vurgulayan It wasn't until 1859 ... that ... yapısı
It wasn't until 1859 that we first recorded sound, vurgulu bir zaman yapısı kullanır: It wasn't until + zaman + that + olay. Olayın bu zamandan önce gerçekleşmediğini ve o zaman gerçekleştiğini belirtir; 1859'da hiç kayıt yapılmadığı anlamına gelmez. with'li ifade ek tarihsel koşulları verir, ancak ana kalıp It wasn't until 1859 ... that we first recorded sound olarak kalır. Geç zamanı bu kalıba yerleştirmek, gecikmeyi We first recorded sound in 1859 gibi düz bir cümleden daha belirgin hâle getirir.
Alıştırma
Derste öğrenilen kısaltılmış zaman vurgusu kalıbının iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: 'It ____ 10 p.m. ____ the power came back.'
Cevabı göster
wasn't until · that
It really blows your mind to listen to this. Deyimler
0:57Bunu dinlemek insanın gerçekten aklını başından alıyor.
“blows your mind”: yoğun hayranlık ve şaşkınlık
“Blows your mind”, “seni son derece şaşırtır, etkiler veya hayran bırakır” anlamına gelen bir deyimdir. Zihne fiziksel olarak bir şey olmasını anlatmaz. Bu cümlede konuşmacı, kaydı dinlemenin hayret verici olduğunu söylüyor. “Really” bu tepkiyi güçlendiriyor. Yeniden kullanılabilen kalıp something blows someone's mind şeklindedir: özne güçlü tepkiye yol açar, iyelik sözcüğü ise bu tepkiyi hisseden kişiyi belirtir.
Alıştırma
Örnekteki “blows your mind” ne anlama geliyor?
- son derece hayran kalmanı sağlar
- hiçbir şeyi hatırlayamaz hâle getirir
- başının yakınında güçlü bir rüzgâr oluşturur
Cevabı göster
son derece hayran kalmanı sağlar
What you're about to hear is the very first recording ever of any kind of sound. Dilbilgisi
0:59Birazdan duyacağınız şey, herhangi bir ses türünün tarihteki ilk kaydı.
“What you're about to hear is ...”: hemen başlayacak sesi tanıtmak
“What you're about to hear”, “birazdan duyacağınız şey” anlamına gelen bir what yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı “is” fiilinin öznesidir; bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. “Be about to”, olayın hemen ya da çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Bu kalıp önce dikkati gelecek sese yöneltir, sonra “is” ifadesinden sonra onun ne olduğunu açıklar; bu nedenle sunumlarda, derslerde, podcast'lerde ve gösterimlerde kullanışlıdır.
Alıştırma
Ses başlamadan hemen önce kullanılan tanıtım kalıbıyla cümleyi tamamlayın: “____ a message recorded in 1969.”
Cevabı göster
What you're about to hear is
One thing I found fascinating was that these large birds have such high metabolisms Dilbilgisi
1:11Beni büyüleyen şeylerden biri, bu büyük kuşların metabolizmalarının o kadar hızlı olmasıydı ki
One thing I found fascinating was that...: bir keşfi öne çıkarma
One thing I found fascinating was that... bir keşfi öne çıkarmaya yarayan kalıptır. Önce konuşanın bir şeyi çok ilginç bulduğunu belirtir. Ardından was that sonrasındaki bölüm keşfin kendisini verir. one thing I found fascinating içinde I found fascinating, thing sözcüğünü niteler ve 'that I found fascinating' anlamındadır. İngilizcede buradaki ilk that sık sık atılır. Ana cümle sonra was that... ile devam eder; bu nedenle I found fascinating ayrı bir ana cümle değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kalıbın aynısıyla ve fascinating kullanarak tamamlayın: ____ octopuses can solve simple puzzles.
Cevabı göster
One thing I found fascinating was that
that in order to figure out if they're hungry or not, Notlar
1:16aç olup olmadıklarını anlamak için
such high metabolisms that: such + sıfat + isim + that
such high metabolisms that, such + sıfat + isim + that kalıbını izler. Such, high metabolisms isim grubunun tamamını başlatır; that ise bu yüksek derecenin yol açtığı sonucu başlatır. Sayılabilen çoğul bir isimle such + sıfat + çoğul isim + that kullanılır. Sayılabilen tekil bir isimle a veya an eklenir: such a high metabolism that. Bu kalıp, bir niteliğin ardından gelen sonuca yol açacak kadar güçlü olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği belirleyin: These desert animals have ___ they need to eat frequently.
- so high metabolisms that
- such high metabolisms that
- such metabolisms high that
Cevabı göster
such high metabolisms that
in order to: amacı açıkça belirtme
In order to bir amaç bildirir: dinleyiciye bir eylemin neden yapıldığını söyler. Burada kuşları tartmak, aç olup olmadıklarını anlama amacına hizmet eder. Kalıp in order to + fiilin yalın hâlidir. Amaç ilişkisini açıkça gösterir; bu yüzden yalnızca to ile kurulan mastarın daha belirsiz kalabileceği uzun cümlelerde özellikle yararlıdır.
Alıştırma
Cümleyi amacı açıkça gösteren üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We left early ____ avoid traffic.
Cevabı göster
in order to
figure out: bir cevaba ulaşma
Figure out; düşünerek, gözlemleyerek veya kontrol ederek bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak anlamına gelir. Burada görevliler kuşların aç olup olmadığını belirlemek için ağırlıklarını kullanır; ifade yalnızca cevabı zaten biliyor olmak anlamına gelmez. Ardından bir isim veya dolaylı soru gelebilir: figure out the problem; figure out if/whether.... Bu ifadede out, deyimsel fiilin bir parçasıdır ve gerçek anlamda bir yön belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede figure out, “düşünerek veya kontrol ederek bir cevaba ulaşmak” anlamında kullanılmıştır?
- We need to figure out why the door keeps locking.
- I already know her phone number.
- Please draw a figure on the page.
Cevabı göster
We need to figure out why the door keeps locking.
Tek yapman gereken onları tartmak
“all you have to do is + fiilin yalın hâli” kalıbı, bir sonuca ulaşmak için yalnızca tek bir eylemin gerekli olduğunu anlatır. Burada onları tartmak yeterlidir; bu yüzden konuşmacı çözümü basit ve yapılabilir gösterir. Önceki yan cümlede zaten do bulunduğu için is'ten sonraki fiil genellikle doğrudan yalın hâliyle gelir: “is weigh” doğaldır ve to gerekmez. Weigh yerine başka bir yalın fiil kullanabilirsiniz; örneğin “All you have to do is wait.”
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz tam kalıpla talimatı tamamlayın: To open the box, ____ lift the blue tab.
Cevabı göster
all you have to do is
it means it's not hungry and so they won't bring it out to fly
1:22bu, aç olmadığı anlamına geliyor; bu yüzden onu uçması için dışarı çıkarmıyorlar,
It's not going to obey commands to get little bits of food.
1:27Küçük yiyecek parçaları almak için komutlara uymayacaktır.
But let's now time travel to 1860 and listen to the very earliest recording of the human voice. Anlatım akışı
1:30Ama şimdi zamanda 1860'a gidelim ve insan sesinin en eski kaydını dinleyelim.
Şimdi 1860'a zamanda yolculuk yapalım
“Let’s now time travel to 1860” canlı bir geçiş ifadesidir. Let’s, dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte hareket etmeye davet eder; now ise sunumun yeni bir aşamaya geçtiğini belirtir. Buradaki time travel mecazdır: konuşmacı, dinleyicilerin o dönemi hayal edip o dönemden bir kaydı dinleyebilmesi için anlatıyı 1860'a götürür. Bu geçiş, tarih değişikliğini düz bir kronoloji ifadesi olmaktan çıkarıp paylaşılan zihinsel bir yolculuğa dönüştürür.
Alıştırma
“Let’s now time travel to 1860” burada hangi söylem işlevini yerine getiriyor?
- 1860 yılına kadar bekleme talimatı
- Grubun fiziksel olarak zamanda yolculuk edeceği iddiası
- Daha eski bir tarihsel ana gidildiğini hayal etmeye davet
Cevabı göster
Daha eski bir tarihsel ana gidildiğini hayal etmeye davet
What you're about to hear is the voice of the inventor of the phonautograph
1:38Birazdan fonotografın mucidinin sesini duyacaksınız.
Abraham Lincoln delivered the Gettysburg Address. Kalıp ifadeler
1:57Abraham Lincoln, Gettysburg Konuşması'nı yaptı.
delivered the Gettysburg Address: deliver an address ile resmî bir konuşma yapmak
delivered the Gettysburg Address ifadesinde delivered 'halka açık biçimde sundu veya yaptı', Address ise resmî konuşma anlamındadır. deliver an address, halka açık resmî bir konuşma yapmak için kullanılan resmî bir eşdizimdir; bir şeyi taşımak anlamına gelmez. Yapı deliver + a/the + speech veya address şeklindedir. Belirli bir adı olan konuşmada deliver the Gettysburg Address örneğindeki gibi the kullanılır.
Alıştırma
Dersi anlatan resmî eşdizimle cümleyi tamamlayın: At yesterday's ceremony, the mayor ____ on the town's future.
Cevabı göster
delivered an address
the only known photo of Lincoln at the historic event.
2:04Bu, Lincoln'ün o tarihî etkinlikte çekildiği bilinen tek fotoğraf.
It dedicated a cemetery in Pennsylvania to the Battle of Gettysburg, Kalıp ifadeler
2:07Bu konuşmayla Pennsylvania'daki bir mezarlık Gettysburg Muharebesi'nde ölenlere adandı;
dedicated a cemetery ... to the Battle of Gettysburg: dedicate X to Y kalıbı
Dedicated a cemetery ... to the Battle of Gettysburg, dedicate X to Y kalıbını kullanır. Burada dedicate, mezarlığı bir törenle resmen belirlemek veya hizmete açmak ve amacını savaşın anılmasıyla ilişkilendirmek demektir; to, onurlandırılan ya da hizmet edilen şeyi tanıtır. Doğrudan nesne adanan şeyi, to sonrasındaki ifade ise bu adamayla bağlantılı kişi, grup, dava, olay veya amacı belirtir.
Alıştırma
dedicate X to Y kalıbının iki bölümünü tamamlayın: At yesterday's ceremony, the city ____ the new memorial ____ local firefighters.
Cevabı göster
dedicated · to
the deadliest battle of America's Civil War where more than 23,000 men died.
2:11bu, Amerikan İç Savaşı'nın 23.000'den fazla erkeğin hayatını kaybettiği en ölümcül muharebesiydi.
Now, in attendance was a 9-year-old boy named William V. Rathvon. Dilbilgisi
2:16Katılanlar arasında William V. Rathvon adlı dokuz yaşında bir çocuk da vardı.
in attendance was ile resmî devrik yapı
Burada in attendance ifadesi başa alınır ve was fiili gerçek özne olan a 9-year-old boy named William V. Rathvon ifadesinden önce gelir. Normal sıra A 9-year-old boy named William V. Rathvon was in attendance. şeklindedir. Bu, bir durum ifadesi başa taşındıktan sonra özne ile fiilin yer değiştirmesidir. Resmî anlatım böylece önce kimin orada bulunduğuna ilişkin çerçeveyi kurar, ardından yeni kişiyi önemli bilgi olarak tanıtır. Now yalnızca anlatıyı ilerletir; devrik yapının parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî devrik yapıyla tamamlayın: Also ____ the mayor.
Cevabı göster
in attendance was
And in 1938, as he neared the end of his life, Kalıp ifadeler
2:211938'de, ömrünün sonuna yaklaşırken
neared the end of his life: nazik ve resmî bir ifade
neared the end of his life ifadesinde neared, near fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “yaklaştı” anlamına gelir. Nesnesi the end of his life olduğundan, ifade onun hayatının son dönemine girmekte olduğunu anlatır. Bu, özellikle biyografi veya tarih anlatımında ölüme yaklaşmayı nazik ve resmî biçimde ifade etmenin bir yoludur. Ölümün tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söylemez. İyelik biçimi kişiye göre değişir: her life, our lives ve benzerleri.
Alıştırma
Cümleyi “hayatının son dönemine yaklaştı” anlamındaki nazik ve resmî ifadeyle tamamlayın: As the historian ____, she recorded stories she had never shared before.
Cevabı göster
neared the end of her life
Rathvon took a copy of the speech and recorded himself delivering it Dilbilgisi
2:25Rathvon konuşmanın bir kopyasını aldı ve kendisini konuşmayı okurken kaydetti;
recorded himself delivering it: record oneself doing something yapısı
recorded himself delivering it ifadesinde Rathvon hem kaydı yapan hem de kayıtta yer alan kişidir. Dönüşlülük zamiri himself, Rathvon'u gösterir. record + oneself + fiilin -ing biçimi, kişinin bir eylemi yaparken kendisini kaydetmesi anlamına gelir. Burada delivering, bir nesneyi bir yere götürmek değil, konuşmayı yüksek sesle sunmak anlamındadır. Kayda alınan eylemi belirtir; it ise konuşmayı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi record fiilinin basit geçmiş biçimi, doğru dönüşlülük zamiri ve perform fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Yesterday, Maya ____ the monologue for her audition.
Cevabı göster
recorded herself performing
as he remembered Lincoln speaking it.
2:29konuşmayı Lincoln'ün söylediğini hatırladığı şekilde okudu.
We don't have any audio of Lincoln delivering the speech,
2:32Lincoln'ün konuşmayı yaptığı hiçbir ses kaydı elimizde yok,
which makes this recording the only one done by an eyewitness of the event. Notlar
2:35bu yüzden bu kayıt, olayın bir görgü tanığı tarafından yapılmış tek kayıt.
which makes this recording the only one: tüm cümleye gönderme yapan which + make + nesne + tamamlayıcı
Virgülden sonraki which yan cümlesi önceki gerçeğin tamamı hakkında yorum yapar: Lincoln'ın konuşmayı yaptığına dair ses kaydı yoktur. Yalnızca speech ismini nitelemez. Bu yapı bir gerçeği doğrudan sonucuna bağlar. makes this recording the only one içinde this recording nesne, the only one ise nesne tamamlayıcısıdır. Önceki gerçeğin kayda kazandırdığı durumu belirtir. Burada, bir görgü tanığı tarafından yapılmış bu türdeki tek kayıt anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: gerçek, which makes + nesne + isim veya sıfat tamamlayıcısı.
Alıştırma
'The road is flooded, which makes the train our only safe choice,' cümlesinde which neyi gösterir ve makes the train our only safe choice ne anlatır?
- Yalnızca road ismini gösterir ve sele trenin neden olduğunu söyler.
- Yolun su altında olduğu gerçeğinin tamamını gösterir ve bu gerçek trene tek güvenli seçenek olma durumunu kazandırır.
- Yalnızca train ismini gösterir ve trenin bir seçim yaptığını söyler.
Cevabı göster
Yolun su altında olduğu gerçeğinin tamamını gösterir ve bu gerçek trene tek güvenli seçenek olma durumunu kazandırır.
An eyewitness of the event: olayı kendi gözleriyle gören kişi
Eyewitness, olay gerçekleşirken orada bulunan ve olayı kendi gözleriyle gören kişidir. Buradaki ifade, kaydı yapan kişinin yalnızca sonradan anlatılanlara güvenmediğini, olayı doğrudan görmüş olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişinin kazayı kendi gözleriyle gördüğünü en iyi ifade eder?
- An eyewitness to the crash spoke to the police.
- A reporter read a summary of the crash.
- A bystander heard about the crash the next day.
Cevabı göster
An eyewitness to the crash spoke to the police.
Four score and seven years ago: 87 yıl önce
Bu ünlü tarihî açılışta score, yirmi anlamına gelen eski bir sayma sözcüğüdür. Four score, 4 × 20 = 80 eder; seven eklendiğinde 87 yıl önce anlamı çıkar. İfade, Bağımsızlık Bildirgesi dönemine dönüp bakar ve cümleye ciddi, tarihî bir ton verir.
Alıştırma
“Four score and seven years ago,” ifadesi kaç yıl öncesini anlatır?
- 27 yıl önce
- 47 yıl önce
- 87 yıl önce
Cevabı göster
87 yıl önce
our fathers brought forth on this continent a new nation, Öbek fiiller
2:44atalarımız bu kıtada yeni bir ulus kurdu;
Brought forth: yaratmak anlamında kullanılan ciddi bir ifade
Burada brought forth, ortaya çıkardı veya yarattı anlamına gelir. Kurucular bir şeyi fiziksel olarak dışarı taşımadı; yeni bir ulus kurdu. Bu ifade cümleye ciddi ve tarihî bir hava verir. Resmî konuşmalarda ve eski metinlerde bring forth, yalnızca bir nesneyi dışarı çıkarmayı değil, bir fikri, sonucu veya yeni bir toplumsal düzeni ortaya çıkarmayı da anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede brought forth, kurucuların ne yaptığını söylüyor?
- Bir ulusu kıtaya taşıdılar.
- Yeni bir ulus yarattılar.
- Bir toplantıyı daha erken bir saate aldılar.
Cevabı göster
Yeni bir ulus yarattılar.
conceived in liberty and dedicated to the proposition that all men are created equal. Anlatım akışı
2:49özgürlük içinde doğmuş ve bütün insanların eşit yaratıldığı ilkesine adanmış bir ulus.
Conceived in liberty and dedicated to the proposition: paralel betimlemeler
Conceived in liberty ve dedicated to the proposition, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş iki paralel söz öbeğidir. İkisi de a new nation ifadesine bağlanır: ulus, özgürlük yol gösterici bir fikir olacak şekilde kurulmuş ve ardından gelen iddiaya bağlı kalmayı benimsemiştir. Biçimleri eşleşen bu iki söz öbeğini yan yana koymak, iki bilgiyi dengeli tek bir betimlemede toplar: önce ulusun kökeni, ardından süren amacı gelir. Geçmiş zaman ortacı + tamamlayıcı biçiminin tekrarı konuşmaya düzenli ve ikna edici bir ritim verir.
Alıştırma
Bu cümlede paralel yapı ne işe yarar?
- Aynı yeni ulus hakkında iki dengeli betimleme verir.
- Özgürlüğün önermeyi tasarladığını söyler.
- İki farklı ulusu tanıtır.
Cevabı göster
Aynı yeni ulus hakkında iki dengeli betimleme verir.
But what about sounds we don't want to hear? Anlatım akışı
2:56Peki ya duymak istemediğimiz sesler?
But what about...? ile eksik kalmış bir karşıtlığı gündeme getirmek
But, bu soruyu önceki düşünceye bağlar ve konuşmanın yön değiştirdiğini gösterir. What about + isim öbeği, eksik bırakılmış ya da karşıt bir konuyu tartışmaya getirir. Burada what about sounds we don't want to hear? bir öneri istemez. Dinleyiciyi karşıt ses türünü düşünmeye çağırır ve istenen seslerden istenmeyen seslere geçiş yapar.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki bir noktadan sonra gözden kaçmış bir kaygıyı gündeme getirmek için But what about...? kullanıyor?
- The plan sounds cheap, but what about the repair costs?
- How about meeting after lunch?
- What is the repair cost?
Cevabı göster
The plan sounds cheap, but what about the repair costs?
For instance, fingernails scratching against a blackboard.
2:58Örneğin tırnakların karatahtayı tırmalaması.
Well, there are a lot of theories about why that sound affects us so viscerally and so immediately.
3:02Bu sesin bizi neden böylesine içgüdüsel ve anında etkilediğine dair pek çok teori var.
Some of them argue that the sound of the scratching may mimic an early warning cry of early humans. Anlatım akışı
3:07Bazıları, bu tırmalama sesinin ilk insanların tehlike çığlığını andırdığını savunuyor.
But more recent research suggests that it's actually certain frequencies inside that scratching sound,
3:13Ancak daha yeni araştırmalar, asıl nedenin bu tırmalama sesindeki belirli frekanslar olduğunu gösteriyor;
Some of them argue that... ve But more recent research suggests that... ile iddiaları ve kanıtları karşılaştırmak
Bu iki aktarma kalıbı, iddiayı kimin ortaya attığıyla daha yeni kanıtların neyi gösterdiğini birbirinden ayırır. Some of them argue that, insanların savunduğu bir görüşü sunar; bu görüşü yerleşmiş bir gerçek olarak göstermez. But more recent research suggests that daha yeni kanıtlara geçer ve açıklamanın yönünü değiştirir. Suggests, kanıtların bir sonuca işaret ettiğini anlatır, ancak proves kadar kesin değildir.
Alıştırma
Hangi cümle önceki bir iddiayı aktarıp ardından mutlak kanıt ileri sürmeden, daha yeni kanıtların farklı bir yöne işaret ettiğini dikkatli biçimde gösteriyor?
- Some experts wonder whether the diet works, and newer research lists the ingredients.
- Some experts argue that the diet works, but newer research suggests that the benefits are small.
- Some experts prove that the diet works, and newer research guarantees that the benefits are small.
Cevabı göster
Some experts argue that the diet works, but newer research suggests that the benefits are small.
Our ear canals actually amplify those frequencies so that we can hear them better. Dilbilgisi
3:26Kulak kanallarımız bu frekansları daha iyi duyabilmemiz için güçlendiriyor.
so that we can hear them better: bir şeyi mümkün kılan sonuç
So that, we can hear them better tam yan cümlesini başlatır. Daha iyi duymayı, kulak kanallarının bu frekansları yükseltmesinin işlevi veya mümkün kıldığı sonuç olarak sunar. Can kip belirteci önemlidir: yükseltme, duyma becerisini mümkün kılar. Başka bağlamlarda so that, bir eylemi amaçlanan hedefiyle veya mümkün kılmak istediği sonuçla bağlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeyi mümkün kılan sonucu belirten iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: The lamp shines on the steps ____ we can see them at night.
Cevabı göster
so that
But when it comes to the scratching of things on a chalkboard or Styrofoam against Styrofoam, Kalıp ifadeler
3:31Ancak bir şeyler karatahtayı tırmaladığında ya da strafor strafora sürtündüğünde
when it comes to: konuyu daraltmak
When it comes to, konusunda veya hakkında konuşurken anlamına gelen, konuyu belirlemeye yarayan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada anlatımı kulak kanallarının genel etkisinden sert sürtünme sesleriyle ilgili özel duruma yöneltir. To burada bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: when it comes to music; when it comes to choosing. Bu giriş ifadesinden sonra konuşmacı, sınırları daraltılan konu hakkında yorum yapar.
Alıştırma
Cümleyi konuyu belirleyen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____ choosing a team leader, patience matters.
Cevabı göster
When it comes to
those frequencies become too loud, making it painful. Dilbilgisi
3:36bu frekansların sesi fazla yükselip can acıtıyor.
Sonuç yan cümlesi olarak making it painful
Bu cümlede making it painful, önceki durumun sonucunu bildiren bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir: frekanslar fazla yükselir ve bunun sonucunda onları duyma deneyimi acı verici olur. Making, become ile bağlanmış ikinci bir ana fiil değildir ve amaç da bildirmez. Bu kalıp, bir sonucu kısa biçimde eklemek için tamamlanmış bir cümlenin ardından “virgül + -ing yan cümlesi” getirir. Buradaki making it painful, make + nesne + sıfat yapısını kullanır: önceki durum, it ile belirtilen deneyimi acı verici hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi, sonuç yan cümlesinde kullanılan uygun make biçimiyle tamamlayın: “The bright screen lit up the room, ____ it difficult to sleep.”
Cevabı göster
making
Okay, now let's leave Earth and listen to sounds from outer space.
3:40Peki, şimdi Dünya'dan ayrılıp uzaydan gelen sesleri dinleyelim.
Now, I know what you're thinking, sounds in outer space, impossible. Ton ve niyet
3:44Ne düşündüğünüzü biliyorum: Uzayda ses mi? İmkânsız.
İtirazı önceden dile getirmek için I know what you're thinking
I know what you're thinking, dinleyicinin muhtemel tepkisini önceden dile getiren retorik bir ifadedir. Konuşmacı zihin okuyabildiğini iddia etmez; bu ifade yaklaşık olarak “Aklınıza gelmiş olabilecek itirazı veya soruyu tahmin edebiliyorum” anlamına gelir. Konuşmacı bu tepkiyi dinleyici dile getirmeden önce söyleyerek samimi bir konuşma havası oluşturur ve ardından gelecek yanıt, düzeltme veya şaşırtıcı açıklama için zemin hazırlar. Yaygın kalıp, I know what you're thinking dedikten sonra muhtemel itirazı söylemektir.
Alıştırma
Bir sunumcu şöyle diyor: “I know what you're thinking: the schedule is impossible. But we have already added two more weeks.” Bu ifade ne yapıyor?
- Sunum yapan kişinin gerçekten zihin okuyabildiğini iddia eder.
- Takvim sorununu ele almadan konuyu değiştirir.
- Dinleyicinin itirazını yanıtlamadan önce tahmin edip dile getirir.
Cevabı göster
Dinleyicinin itirazını yanıtlamadan önce tahmin edip dile getirir.
Sound waves need a medium to travel through, Kelime
3:47Ses dalgalarının ilerlemek için bir ortama ihtiyacı var
Dalgaları taşıyan madde anlamındaki medium
Burada medium, bir dalgayı taşıyan maddi bir ortam anlamındaki sayılabilen bir bilim terimidir. Hava, su ve katılar, parçacıkları titreşimi aktarabildiği için sesin ilerlediği ortamlar olabilir. İpuçları waves, travel ve through sözcükleridir: Bir dalga bir medium içinden ilerler. a tanımlığının kullanılması da medium sözcüğünün burada isim olduğunu, “orta büyüklükte” anlamındaki sıfat olmadığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede medium altyazıdakiyle aynı bilimsel anlamda kullanılmıştır?
- Water is a medium through which sound can travel.
- The story spread through social media.
- She ordered a medium pizza.
Cevabı göster
Water is a medium through which sound can travel.
The radio antenna on Voyager 1 was broadcasting a signal back to Earth
3:55Voyager 1'in radyo anteni Dünya'ya bir sinyal gönderiyordu.
as Voyager passed through the rings of Saturn.
4:00Bu sırada Voyager, Satürn'ün halkalarından geçiyordu.
and all the static and pings you hear are actual pieces of Saturn's rings hitting the radio antenna.
4:07Duyduğunuz tüm cızırtı ve 'ping' sesleri, Satürn'ün halkalarından kopan gerçek parçaların radyo antenine çarpmasından kaynaklanıyor.
But would outer space really be silent if I were to walk right out of a spacecraft into it? Dilbilgisi
4:25Peki bir uzay aracından çıkıp doğrudan uzaya adım atsam, uzay gerçekten sessiz mi olurdu?
Düşük olasılıklı varsayımda would ... if I were to
Bu soruda sonuç cümleciğinde would, koşul cümleciğinde ise if I were to + fiilin yalın hâli kullanılır. Bu yapılar birlikte, gerçekleşmesi beklenmeyen bir eylemin hayal edilen sonucunu sorar. Were, uzay aracından çıkma eylemini geçmiş zamana yerleştirmez. Durumun gerçeklikten uzak veya gerçek dışı bir varsayım olduğunu gösterir; bu varsayım yapısında I was değil, I were standart biçimdir. Yapı; düşünce deneyleri, düşük olasılıklar ve bilinçli olarak hayal edilen senaryolar için kullanışlıdır.
Alıştırma
Düşük olasılıklı varsayımı would ... if I were to ile tamamlayın: ____ the team continue ____ resign tomorrow?
Cevabı göster
Would · if I were to
I mean, I wouldn't survive very long because of a lack of air, Kalıp ifadeler
4:31Yani havasızlık yüzünden çok uzun süre hayatta kalamazdım;
because of a lack of air: hava eksikliği nedeniyle
Bu cümlede because of a lack of air, konuşanın neden uzun süre hayatta kalamayacağını açıklar. Because of bir ilgeçtir; bu nedenle ardından tam bir cümlecik değil, a lack of air ad öbeği gelir. Aktarılabilir kalıp because of a lack of + isim şeklindedir: bir şeyin yetersiz miktarda olmasının bir sonuca yol açtığını açıklar. Burada lack bir isimdir ve air neyin eksik olduğunu belirtir.
Alıştırma
Dil bilgisi bakımından doğru tamamlamayı seçin: “The test was canceled ___.”
- because of a lack of reliable data
- because of there was no reliable data
- because a lack of reliable data
Cevabı göster
because of a lack of reliable data
a lack of air pressure, freezing temperatures, radiation.
4:33hava basıncının yokluğu, dondurucu sıcaklıklar ve radyasyon da cabası.
But even though sound waves could not travel through space itself, Dilbilgisi
4:38Ama ses dalgaları uzayın içinden geçemese bile
even though ... there is ...: bir gerçeğe rağmen
Even though, konuşanın doğru kabul ettiği bir durumu belirten ödünleme cümleciğini başlatır: ses dalgaları uzayın kendisi boyunca ilerleyemez. Ardından ana cümle, bu sınırlamadan sonra şaşırtıcı görünebilecek bir gerçeği ekler: sesin içinden geçebileceği farklı bir ortam vardır. İkinci bölüm birincisini geçersiz kılmaz veya onunla çelişmez. Aktarılabilir mantık “X doğrudur, ama Y farklı bir yol üzerinden yine de mümkündür” şeklindedir. Burada sesi taşıyan uzayın kendisi değildir; titreşimleri diğer ortam taşır.
Alıştırma
İlk ifadenin gerçek olarak kabul edildiğini, ancak buna rağmen ikinci ifadenin geçerli kaldığını en iyi hangi bağlaç gösterir? “___ the road was closed, the clinic remained open.”
- Even though
- Even if
- Because
Cevabı göster
Even though
Neden-sonuç zincirindeki bir sonraki sonucu gösteren in turn
Burada in turn, neden-sonuç zincirinin bir aşamasını sonraki aşamaya bağlar: önceki titreşim kulak zarının titreşmesine neden olur. İfade, “sırayla bir kişi ya da nesne” değil, “bir sonraki sonuç olarak” anlamına gelir. Bir sonuç daha sonraki bir sonucun nedeni hâline geldiğinde in turn kullanılabilir. Mekanizmaları, süreçleri ve sonuç zincirlerini A, B'ye neden olur; B de in turn C'ye neden olur biçiminde düzenler.
Alıştırma
Cümleyi bir sonraki sonucu belirten iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: The battery powers the motor, which ____ drives the fan.
Cevabı göster
in turn
which is something that we experience every day if you own a Justin Bieber singing toothbrush.
4:58Justin Bieber şarkısı çalan bir diş fırçanız varsa bunu her gün yaşarsınız.
Special toothbrushes like these vibrate in a way that you can barely hear, Dilbilgisi
5:05Bunun gibi özel diş fırçaları, zar zor duyabileceğiniz biçimde titreşir,
in a way that you can barely hear: biçim ve algılanabilirlik
in a way that you can barely hear ifadesi, dinleyenin neyi algılayabildiğini anlatan bir ilgi cümleciği ekleyerek diş fırçalarının nasıl titreştiğini açıklar. in a way that + cümlecik kalıbı, fikri tek bir zarfa sıkıştırmak yerine hareketin biçimini bir etki veya deneyim üzerinden anlatır. Burada barely, hear fiilini niteler ve “ancak güçlükle” ya da “neredeyse hiç” anlamına gelir. Titreşim son derece zayıf bir ses çıkarır; bu ses kolayca duyulmaz.
Alıştırma
Algılanabilirliği açıklayan bir cümleciği başlatan dört kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: The fan vibrates ____ you can barely hear.
Cevabı göster
in a way that
as soon as: olayları neredeyse hiç gecikmeden bağlamak
Bu cümlede as soon as, sonraki sonucu tetikleyen olayı tanıtır: dişlerinle sıktığın anda sonuç neredeyse hiç gecikmeden ortaya çıkar. İki olayı zaman bakımından bağlar; sonucun neden oluştuğunu kendi başına açıklamaz. Bir olayı diğerinin hemen başladığı zaman noktası olarak sunmak için as soon as kullanılır. as soon as yan cümlesi ana cümleden önce veya sonra gelebilir.
Alıştırma
“Olur olmaz” anlamına gelen, as ile başlayıp as ile biten üç kelimelik bağlacı yazın: I'll call you ____ I arrive.
Cevabı göster
as soon as
bite down on: dişleri bir şeyin üzerine sıkıca kapatmak
Bite down on, dişleri bir şeyin çevresinde veya ona karşı sıkıca kapatıp basınç uygulamak demektir. Burada on, dişlerin arasında tutulan nesneyi belirtir; down hareketi güçlendirir ve aşağı yönlü bir hareketi anlatmaz. Bu ifade çoğu zaman yalnızca hızlı bir ısırığı değil, bir an boyunca bastırmayı veya tutmayı anlatır.
Alıştırma
“Dişlerle sıkıca bastırmak” anlamına gelen, bite ile başlayıp on ile biten üç kelimelik ifadeyi yazın: Please ____ this pad.
Cevabı göster
bite down on
the vibrations go through your jaw and jiggle your eardrum and you hear a quite high fidelity version of Justin Bieber's Baby Kelime
5:08titreşimler çenenizden geçip kulak zarınızı oynatır ve Justin Bieber'ın Baby şarkısını oldukça yüksek kalitede duyarsınız
high fidelity version of: sesi aslına uygun üreten bir versiyon
Ses alanında fidelity, yeniden üretilen sesin özgün sese ne ölçüde uyduğunu belirtir. High fidelity, nispeten az bozulmayla doğru üretim demektir; burada bir insana sadakat anlamına gelmez. High fidelity version of ifadesinde bu söz grubu, şarkının duyulan versiyonunu niteler. Quite, high sözcüğünü niteler; yani konuşmacı aslına uygunluk düzeyini oldukça yüksek bulur. Özenli yazıda bir isimden önce kullanıldığında bileşik sıfat genellikle kısa çizgi alır: a high-fidelity version.
Alıştırma
Cümlede a quite high fidelity version of the song ne anlama geliyor?
- Sadık bir hayran tarafından seslendirilen bir versiyon
- Özgün sesi az bozulmayla doğru biçimde yeniden üreten bir versiyon
- Diğer bütün kayıtlardan daha yüksek sesli bir versiyon
Cevabı göster
Özgün sesi az bozulmayla doğru biçimde yeniden üreten bir versiyon
what this really means is that: temel sonucu çıkarma
What this really means is that, sonuç bildiren bir kalıptır. What this really means biçimindeki what yan cümlesinin tamamı özne görevindedir; is ise bunu sonucu içeren that yan cümlesine bağlar. Bu kalıp, dinleyicinin önceki ayrıntılardan bunların temel sonucuna geçmesini sağlar. Really, gerçek çıkarımı vurgular ve çoğu zaman yalnızca çok anlamına gelmek yerine yüzeydeki bilgilerle bunların altında yatan sonucu ayırır.
Alıştırma
Dersin kalıbını eksiksiz kullanarak sonucu tamamlayın: The phone stores a copy of every photo online. ____ replacing the phone will not erase the photos.
Cevabı göster
What this really means is that
Kimse çığlığını duyamaz... ama kendi şişme sesini duyabilirsin
İlk bölüm, Alien filminin ünlü sloganı olan “In space no one can hear you scream.” ifadesine gönderme yapar. Bu slogan, sesin çevredeki hava aracılığıyla yayılamadığı boşluktaki yalnızlık ve tehlike duygusunu uyandırır. Cümle daha sonra “but you can hear yourself inflate” kısmına geçerek beklenen korku filmi sonunu abartılı bir bedensel görüntüyle değiştirir. Sinematik dehşet ile deneyin tuhaf sonucu arasındaki çatışma kara mizah yaratır. Bu bir şakadır; gerçek anlamda bir güvenlik iddiası veya talimat değildir.
Alıştırma
Bu cümledeki temel şakayı oluşturan şey nedir?
- Bir insanın bedeni genişledikçe çığlığının daha yüksek çıktığını iddia eder.
- Boşlukta güvenli bir deney yapmak için adım adım talimat verir.
- Uzayda kimsenin sizi duyamamasıyla ilgili ünlü bir söze gönderme yapar ve ardından beklenen sonu abartılı bir bedensel görüntüyle değiştirir.
Cevabı göster
Uzayda kimsenin sizi duyamamasıyla ilgili ünlü bir söze gönderme yapar ve ardından beklenen sonu abartılı bir bedensel görüntüyle değiştirir.
Okay, as you guys know, I'm in Alabama with Destin from Smarter Every Day.
5:30Bildiğiniz gibi Alabama'da, Smarter Every Day'den Destin'le birlikteyim.
Even though ... I've never in my entire life ... karşıtlığı
Even though, ana ifadeyi şaşırtıcı kılan bir gerçeği tanıtır: Kansas'ta büyümek, konuşanın daha önce silah kullandığı beklentisini yaratabilir; ancak ana cümle bu beklentiyi boşa çıkarır. “I've never ... fired” yapısı present perfect zamandadır: have ve fired geçmiş zaman ortacından oluşur. never ve in my entire life ile kullanıldığında yalnızca geçmişte tamamlanmış tek bir olayı değil, konuşanın geçmişten şimdiye kadarki yaşam deneyimini anlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: Even though + arka plan gerçeği, özne + have veya has never + geçmiş zaman ortacı.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen iki sözcüklü ödünleme bağlacı ve I have ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____ I grew up near the ocean, ____ never learned to swim.
Cevabı göster
Even though · I've
one of the smartest guys I've ever met: kişisel deneyime dayalı en üst değerlendirme
One of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilir isim, bir kişinin veya şeyin karşılaştırmadaki en üst küçük gruba ait olduğunu belirtir. one tekil olsa da of sonrasındaki sayılabilir isim çoğul olmalıdır: one of the smartest guys. I've ever met, guys sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; nesne görevindeki who veya that atılmıştır. ever ile kullanılan present perfect, karşılaştırmayı konuşanın bugüne kadar tanıştığı herkesle sınırlar; bu nedenle övgü güçlüdür ama kişisel deneyime dayanır.
Alıştırma
Cümleyi one of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbıyla tamamlayın: Maya is ____ I've ever worked with.
Cevabı göster
one of the most creative designers
And tonight, he's going to let me fire a gun for the first time in my life. Notlar
5:44Bu gece de hayatımda ilk kez silah ateşlememe izin verecek.
let me fire: let + kişi + fiilin yalın hâli
Let + kişi + fiilin yalın hâli, o kişinin eylemi yapmasına izin vermek anlamına gelir. let me fire ifadesinde me, let fiilinin nesnesidir ve fire, to almayan yalın fiildir; bu nedenle to kullanılmaz. Burada fire a gun, silahı ateşlemek demektir. Başka durumlara aktarılabilen yapı let + nesne + fiilin yalın hâlidir; let her speak veya let them leave gibi.
Alıştırma
Cümleyi let ve konuşanı belirten nesne zamiriyle tamamlayın: The coach ____ try the new position.
Cevabı göster
let me
for the first time in my life: hayatımda ilk kez
“For the first time in my life”, olayın o ana kadar konuşmacının başına hiç gelmediğini belirten bir zaman ifadesidir. “In my life”, konuşmacının tüm yaşamını zaman aralığı olarak belirler; böylece ilk kez olma vurgusu daha kişisel ve güçlü hâle gelir. “for the first time in + iyelik bildiren sözcük + life/lives” kalıbı kullanılır: “in my life”, “in her life” veya “in their lives”. Bir olayın ilk kez gerçekleştiğini anlatan standart edat “at” değil, “for”dur.
Alıştırma
Maya’nın daha önce hayatında hiç gerçek kara dokunmadığını anlatan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: “After years of seeing snow only in movies, Maya touched real snow ____.”
Cevabı göster
for the first time in her life
This is not going to be the first thing I shoot in my life.
5:52Hayatımda ateşleyeceğim ilk mermi bu olmayacak.
This is. ile bağlama dayalı düzeltme
Burada “This is.” tek başına bütün bilgiyi içermez. Önceki cümledeki açıklamayı yeniden kullanır: “This is [going to be the first thing I shoot in my life].” Yeni “this”, gösterilen .50 kalibrelik mermiyi; önceki “this” ise 9 mm’lik mermiyi gösterir. Konuşmacı yalnızca değişen özneyi ve fiili söyleyerek yeni nesneyi bilgi odağına yerleştirir ve uzun bir cümle sonunu tekrarlamaz. Nokta ve duraklama keskin bir düzeltme ve açıklama etkisi yaratır: önceki nesne değil, bu.
Alıştırma
Bir sunucu kırmızı bir modeli göstererek “The blue model is not our fastest one. This is,” diyor. “This is” ne anlama gelir?
- Kırmızı model en hızlı olandır.
- İki model aynı hıza sahiptir.
- Kırmızı model kullanılamıyor.
Cevabı göster
Kırmızı model en hızlı olandır.
.50 caliber bullet: inç temelli bir ateşli silah ölçüsü
Ateşli silah dilinde caliber, bir merminin ya da namlunun iç kısmının yaklaşık çapını belirtir. Burada .50 caliber, yaklaşık 0,50 inç yani yarım inç anlamına gelir; beceri veya kalite düzeyini anlatmaz. Bu sayı, inç temelli kalibre adlandırma geleneğine göre anlaşılır. Bu cümlede ifade, çok büyük bir mühimmat türünü tanımlar ve daha yaygın olan 9 mm mermiyle boyut ve güç karşıtlığı oluşturur.
Alıştırma
A .50 caliber bullet ifadesinde .50 caliber neyi belirtir?
- Merminin çapı yaklaşık yarım inçtir.
- Merminin çapı 0,50 milimetredir.
- Atıcının beceri düzeyi yüksektir.
Cevabı göster
Merminin çapı yaklaşık yarım inçtir.
Destin says it's a good idea and that I'll be okay because I have a beard. Ton ve niyet
5:57Destin bunun iyi bir fikir olduğunu ve sakalım olduğu için bana bir şey olmayacağını söylüyor.
because I have a beard: ifadesiz mizah için kullanılan absürt bir neden
Dil bilgisi açısından because I have a beard, I'll be okay ifadesinin gerekçesini verir. Böylece because yan cümlesi normal bir neden-sonuç yapısı oluşturur. Gerçek niyet açısından ise bu nedenin ateşli silah güvenliğiyle hiçbir ilgisi olmadığı açıktır. Konuşmacı bunu ciddi bir tavırla sunarak ifadesiz ve absürt bir mizah yaratır; izleyiciler sakalın koruma sağladığı sonucuna varmamalıdır. Başka durumlara aktarılabilecek ipucu, mantıklı görünen bir nedensellik çerçevesiyle imkânsız veya ilgisiz bir neden arasındaki uyumsuzluktur.
Alıştırma
Bu cümlede because I have a beard ifadesinin amaçlanan etkisi nedir?
- İfadesiz bir şaka yapmak için absürt ve açıkça ilgisiz bir neden verir.
- Konuşmacının gerçek ateşli silah güvenliği yeterliliğini belirtir.
- Yüz kıllarının kişiyi mermilerden koruduğunu açıklar.
Cevabı göster
İfadesiz bir şaka yapmak için absürt ve açıkça ilgisiz bir neden verir.