SESLER.: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
900 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Video, ilk kayıtlardan kazıma frekanslarına, Voyager 1 sinyallerine, uzayda vücut titreşimlerine ve bir atış deneyine uzanıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: "it wasn't until 1859" ile "that we first recorded sound." olayın ancak belirtilen tarihten sonra gerçekleştiğini vurgular. 2. Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: "Some of them argue that" ile "But more recent research suggests that" eski bir teoriyle yeni araştırmayı karşılaştırıp kesinliklerini ayırır. 3. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: "would outer space really be silent if I were to walk" gerçek bir planı ya da geçmiş olayı değil, düşük olasılıklı bir düşünce deneyini kurar.

Bu derste

All right, it's me Destin.

0:00

Pekâlâ, ben Destin.

Welcome to Smarter Every Day.

0:02

Smarter Every Day'e hoş geldiniz.

This is Hey Vsauce,

0:03

Bu... Selam, Vsauce,

Michael here and I'm with Destin in Alabama.

0:04

Ben Michael ve Alabama'da Destin'le birlikteyim.

What he's about to do is capture on a Phantom camera

0:07

Yapmak üzere olduğu şey, bir Phantom kamerayla

at 1,080 frames a second

0:10

saniyede 1.080 kare hızında

a hawk,

0:13

bir şahinin,

that one,

0:14

şu şahinin,

catching a target.

0:15

hedefi yakalayışını görüntülemek.

But today we're going to talk about sound.

0:17

Ama bugün ses hakkında konuşacağız.

First things first, Anlatım akışı

0:20

Önce en önemli noktadan başlayalım:

Anlatım akışı

Giriş düzenleyicisi olarak First things first

First things first, “başka her şeyden önce en temel ya da en önemli noktayı ele alalım” anlamına gelen kalıplaşmış bir giriş ifadesidir. Burada, ana konuya geçmeden önce gerekli arka planın verileceğini gösterir. Ardından gelecek bilgileri düzenler; numaralı bir listedeki ilk maddenin adını vermez.

Alıştırma

Gerekli bir ilk adımın her şeyden önce gelmesi gerektiğini doğal biçimde gösteren giriş hangisidir? “____, let's make sure everyone has a helmet.”

  1. At first
  2. First things first
  3. For the first time
Cevabı göster

First things first

the Raptor Center takes care of raptors that have been injured Öbek fiiller

0:21

Raptor Center, yaralanmış yırtıcı kuşlarla ilgileniyor

or would otherwise not be able to survive in the wild on their own. Notlar

0:24

ya da aksi hâlde doğada kendi başına hayatta kalamayacak olanlarla.

Öbek fiiller

“bakımını üstlenir” anlamındaki takes care of

Burada takes care of, “bakımını üstlenir” anlamındadır: merkez, yaralı yırtıcı kuşlara ihtiyaç duydukları yardım ve korumayı sağlar. Yeniden kullanılabilen yapı take/takes care of + kişi veya hayvan biçimindedir. Fiil özneyle uyumlu olur: I take care of..., fakat the center takes care of....

Alıştırma

Cümleyi “bakımını üstlenir” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Ben ____ his little sister after school.

Cevabı göster

takes care of

Dilbilgisi

would otherwise not be able to

Bu cümlede would otherwise not be able to varsayımsal olumsuz bir sonucu anlatır: daha önce sözü edilen bakım olmasa kuşlar bağımsız olarak hayatta kalamazdı. Otherwise “durum böyle olmasaydı” anlamına gelir; would ise hayal edilen sonucu işaretler. Gerçek bir eylemi veya koşulu, onun önlediği sonuçla bağlamak için would otherwise + fiil ya da would otherwise not be able to + fiil kalıbını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “burs olmasaydı bunu yapamazlardı” anlamını veren hedef ifadeyle tamamlayın: The scholarship supports students who ____ afford the course.

Cevabı göster

would otherwise not be able to

Kalıp ifadeler

in the wild

In the wild, bir hayvanın esaret altında ya da insanların kontrol ettiği başka bir yerde değil, doğal ortamında bulunması anlamına gelir. Burada kuşların hayatta kalması gereken yeri belirtir. İfade, in + the wild sabit biçimine sahiptir. Bu kullanımda the wild, doğal dünyayı belirten bir isim öbeği olarak işlev görür.

Alıştırma

Cümleyi bir hayvanın doğal ortamını belirten ifadeyle tamamlayın: Researchers observed the wolves ____ rather than in captivity.

Cevabı göster

in the wild

For instance, this bald eagle named Spirit

0:28

Örneğin Spirit adlı bu kel kartal,

who was hit by a car that damaged his beak.

0:30

bir araba çarpınca gagası zarar görmüş.

Okay, so that is the bald eagle.

0:36

Evet, bu kel kartal.

Very interesting sound that it makes.

0:39

Çıkardığı ses çok ilginç.

But what I'm interested in today is the recording of sound. Dilbilgisi

0:41

Ama bugün benim ilgilendiğim şey sesin kaydedilmesi.

Dilbilgisi

Bir konuyu öne çıkaran What I'm interested in today is ... yapısı

What I'm interested in today ifadesinde what, “the thing that” (“… olan şey”) anlamına gelen bir isim cümleciği başlatır. What cümleciğinin tamamı ana fiil is'in öznesidir; bu, doğrudan bir soru değildir. Bu kalıp önce konuşanın ilgi alanını açıklar, ardından asıl odağı is'ten sonra verir: the recording of sound. Bir konuşmayı o anda önemli olan belirli konuya daraltmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

İsim cümleciği kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: '____ I'm interested in today is how children learn new words.'

Cevabı göster

What

It hasn't really been that long in human's history

0:45

İnsanlık tarihinde sesleri

that we've been able to record sounds.

0:47

kaydedebiliyor olmamız aslında çok da eskiye dayanmıyor.

In fact, it wasn't until 1859 with the invention of the phonautograph in Paris Dilbilgisi

0:49

Aslında ancak 1859'da, Paris'te fonotografın icat edilmesiyle

that we first recorded sound.

0:55

ilk kez ses kaydedebildik.

Dilbilgisi

Bir olayın geç gerçekleştiğini vurgulayan It wasn't until 1859 ... that ... yapısı

It wasn't until 1859 that we first recorded sound, vurgulu bir zaman yapısı kullanır: It wasn't until + zaman + that + olay. Olayın bu zamandan önce gerçekleşmediğini ve o zaman gerçekleştiğini belirtir; 1859'da hiç kayıt yapılmadığı anlamına gelmez. with'li ifade ek tarihsel koşulları verir, ancak ana kalıp It wasn't until 1859 ... that we first recorded sound olarak kalır. Geç zamanı bu kalıba yerleştirmek, gecikmeyi We first recorded sound in 1859 gibi düz bir cümleden daha belirgin hâle getirir.

Alıştırma

Derste öğrenilen kısaltılmış zaman vurgusu kalıbının iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: 'It ____ 10 p.m. ____ the power came back.'

Cevabı göster

wasn't until · that

It really blows your mind to listen to this. Deyimler

0:57

Bunu dinlemek insanın gerçekten aklını başından alıyor.

Deyimler

“blows your mind”: yoğun hayranlık ve şaşkınlık

“Blows your mind”, “seni son derece şaşırtır, etkiler veya hayran bırakır” anlamına gelen bir deyimdir. Zihne fiziksel olarak bir şey olmasını anlatmaz. Bu cümlede konuşmacı, kaydı dinlemenin hayret verici olduğunu söylüyor. “Really” bu tepkiyi güçlendiriyor. Yeniden kullanılabilen kalıp something blows someone's mind şeklindedir: özne güçlü tepkiye yol açar, iyelik sözcüğü ise bu tepkiyi hisseden kişiyi belirtir.

Alıştırma

Örnekteki “blows your mind” ne anlama geliyor?

  1. son derece hayran kalmanı sağlar
  2. hiçbir şeyi hatırlayamaz hâle getirir
  3. başının yakınında güçlü bir rüzgâr oluşturur
Cevabı göster

son derece hayran kalmanı sağlar

What you're about to hear is the very first recording ever of any kind of sound. Dilbilgisi

0:59

Birazdan duyacağınız şey, herhangi bir ses türünün tarihteki ilk kaydı.

Dilbilgisi

“What you're about to hear is ...”: hemen başlayacak sesi tanıtmak

“What you're about to hear”, “birazdan duyacağınız şey” anlamına gelen bir what yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı “is” fiilinin öznesidir; bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. “Be about to”, olayın hemen ya da çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Bu kalıp önce dikkati gelecek sese yöneltir, sonra “is” ifadesinden sonra onun ne olduğunu açıklar; bu nedenle sunumlarda, derslerde, podcast'lerde ve gösterimlerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Ses başlamadan hemen önce kullanılan tanıtım kalıbıyla cümleyi tamamlayın: “____ a message recorded in 1969.”

Cevabı göster

What you're about to hear is

One thing I found fascinating was that these large birds have such high metabolisms Dilbilgisi

1:11

Beni büyüleyen şeylerden biri, bu büyük kuşların metabolizmalarının o kadar hızlı olmasıydı ki

Dilbilgisi

One thing I found fascinating was that...: bir keşfi öne çıkarma

One thing I found fascinating was that... bir keşfi öne çıkarmaya yarayan kalıptır. Önce konuşanın bir şeyi çok ilginç bulduğunu belirtir. Ardından was that sonrasındaki bölüm keşfin kendisini verir. one thing I found fascinating içinde I found fascinating, thing sözcüğünü niteler ve 'that I found fascinating' anlamındadır. İngilizcede buradaki ilk that sık sık atılır. Ana cümle sonra was that... ile devam eder; bu nedenle I found fascinating ayrı bir ana cümle değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki kalıbın aynısıyla ve fascinating kullanarak tamamlayın: ____ octopuses can solve simple puzzles.

Cevabı göster

One thing I found fascinating was that

that in order to figure out if they're hungry or not, Notlar

1:16

aç olup olmadıklarını anlamak için

Dilbilgisi

such high metabolisms that: such + sıfat + isim + that

such high metabolisms that, such + sıfat + isim + that kalıbını izler. Such, high metabolisms isim grubunun tamamını başlatır; that ise bu yüksek derecenin yol açtığı sonucu başlatır. Sayılabilen çoğul bir isimle such + sıfat + çoğul isim + that kullanılır. Sayılabilen tekil bir isimle a veya an eklenir: such a high metabolism that. Bu kalıp, bir niteliğin ardından gelen sonuca yol açacak kadar güçlü olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği belirleyin: These desert animals have ___ they need to eat frequently.

  1. so high metabolisms that
  2. such high metabolisms that
  3. such metabolisms high that
Cevabı göster

such high metabolisms that

Dilbilgisi

in order to: amacı açıkça belirtme

In order to bir amaç bildirir: dinleyiciye bir eylemin neden yapıldığını söyler. Burada kuşları tartmak, aç olup olmadıklarını anlama amacına hizmet eder. Kalıp in order to + fiilin yalın hâlidir. Amaç ilişkisini açıkça gösterir; bu yüzden yalnızca to ile kurulan mastarın daha belirsiz kalabileceği uzun cümlelerde özellikle yararlıdır.

Alıştırma

Cümleyi amacı açıkça gösteren üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We left early ____ avoid traffic.

Cevabı göster

in order to

Öbek fiiller

figure out: bir cevaba ulaşma

Figure out; düşünerek, gözlemleyerek veya kontrol ederek bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak anlamına gelir. Burada görevliler kuşların aç olup olmadığını belirlemek için ağırlıklarını kullanır; ifade yalnızca cevabı zaten biliyor olmak anlamına gelmez. Ardından bir isim veya dolaylı soru gelebilir: figure out the problem; figure out if/whether.... Bu ifadede out, deyimsel fiilin bir parçasıdır ve gerçek anlamda bir yön belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede figure out, “düşünerek veya kontrol ederek bir cevaba ulaşmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. We need to figure out why the door keeps locking.
  2. I already know her phone number.
  3. Please draw a figure on the page.
Cevabı göster

We need to figure out why the door keeps locking.

all you have to do is weigh them. Dilbilgisi

1:18

tek yapmanız gereken onları tartmak.

Dilbilgisi

Tek yapman gereken onları tartmak

“all you have to do is + fiilin yalın hâli” kalıbı, bir sonuca ulaşmak için yalnızca tek bir eylemin gerekli olduğunu anlatır. Burada onları tartmak yeterlidir; bu yüzden konuşmacı çözümü basit ve yapılabilir gösterir. Önceki yan cümlede zaten do bulunduğu için is'ten sonraki fiil genellikle doğrudan yalın hâliyle gelir: “is weigh” doğaldır ve to gerekmez. Weigh yerine başka bir yalın fiil kullanabilirsiniz; örneğin “All you have to do is wait.”

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz tam kalıpla talimatı tamamlayın: To open the box, ____ lift the blue tab.

Cevabı göster

all you have to do is

And if a bird weighs too much,

1:20

Bir kuşun ağırlığı fazlaysa

it means it's not hungry and so they won't bring it out to fly

1:22

bu, aç olmadığı anlamına geliyor; bu yüzden onu uçması için dışarı çıkarmıyorlar,

because it might not come back.

1:25

çünkü geri dönmeyebilir.

It's not hungry.

1:26

Aç değil.

It's not going to obey commands to get little bits of food.

1:27

Küçük yiyecek parçaları almak için komutlara uymayacaktır.

But let's now time travel to 1860 and listen to the very earliest recording of the human voice. Anlatım akışı

1:30

Ama şimdi zamanda 1860'a gidelim ve insan sesinin en eski kaydını dinleyelim.

Anlatım akışı

Şimdi 1860'a zamanda yolculuk yapalım

“Let’s now time travel to 1860” canlı bir geçiş ifadesidir. Let’s, dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte hareket etmeye davet eder; now ise sunumun yeni bir aşamaya geçtiğini belirtir. Buradaki time travel mecazdır: konuşmacı, dinleyicilerin o dönemi hayal edip o dönemden bir kaydı dinleyebilmesi için anlatıyı 1860'a götürür. Bu geçiş, tarih değişikliğini düz bir kronoloji ifadesi olmaktan çıkarıp paylaşılan zihinsel bir yolculuğa dönüştürür.

Alıştırma

“Let’s now time travel to 1860” burada hangi söylem işlevini yerine getiriyor?

  1. 1860 yılına kadar bekleme talimatı
  2. Grubun fiziksel olarak zamanda yolculuk edeceği iddiası
  3. Daha eski bir tarihsel ana gidildiğini hayal etmeye davet
Cevabı göster

Daha eski bir tarihsel ana gidildiğini hayal etmeye davet

What you're about to hear is the voice of the inventor of the phonautograph

1:38

Birazdan fonotografın mucidinin sesini duyacaksınız.

singing a French folk song.

1:41

Kendisi bir Fransız halk şarkısı söylüyor.

Three years after that recording,

1:55

Bu kayıttan üç yıl sonra

Abraham Lincoln delivered the Gettysburg Address. Kalıp ifadeler

1:57

Abraham Lincoln, Gettysburg Konuşması'nı yaptı.

Kalıp ifadeler

delivered the Gettysburg Address: deliver an address ile resmî bir konuşma yapmak

delivered the Gettysburg Address ifadesinde delivered 'halka açık biçimde sundu veya yaptı', Address ise resmî konuşma anlamındadır. deliver an address, halka açık resmî bir konuşma yapmak için kullanılan resmî bir eşdizimdir; bir şeyi taşımak anlamına gelmez. Yapı deliver + a/the + speech veya address şeklindedir. Belirli bir adı olan konuşmada deliver the Gettysburg Address örneğindeki gibi the kullanılır.

Alıştırma

Dersi anlatan resmî eşdizimle cümleyi tamamlayın: At yesterday's ceremony, the mayor ____ on the town's future.

Cevabı göster

delivered an address

And three hours before he gave the speech,

2:00

Konuşmayı yapmasından üç saat önce de

this photo was taken,

2:03

bu fotoğraf çekildi.

the only known photo of Lincoln at the historic event.

2:04

Bu, Lincoln'ün o tarihî etkinlikte çekildiği bilinen tek fotoğraf.

It dedicated a cemetery in Pennsylvania to the Battle of Gettysburg, Kalıp ifadeler

2:07

Bu konuşmayla Pennsylvania'daki bir mezarlık Gettysburg Muharebesi'nde ölenlere adandı;

Kalıp ifadeler

dedicated a cemetery ... to the Battle of Gettysburg: dedicate X to Y kalıbı

Dedicated a cemetery ... to the Battle of Gettysburg, dedicate X to Y kalıbını kullanır. Burada dedicate, mezarlığı bir törenle resmen belirlemek veya hizmete açmak ve amacını savaşın anılmasıyla ilişkilendirmek demektir; to, onurlandırılan ya da hizmet edilen şeyi tanıtır. Doğrudan nesne adanan şeyi, to sonrasındaki ifade ise bu adamayla bağlantılı kişi, grup, dava, olay veya amacı belirtir.

Alıştırma

dedicate X to Y kalıbının iki bölümünü tamamlayın: At yesterday's ceremony, the city ____ the new memorial ____ local firefighters.

Cevabı göster

dedicated · to

the deadliest battle of America's Civil War where more than 23,000 men died.

2:11

bu, Amerikan İç Savaşı'nın 23.000'den fazla erkeğin hayatını kaybettiği en ölümcül muharebesiydi.

Now, in attendance was a 9-year-old boy named William V. Rathvon. Dilbilgisi

2:16

Katılanlar arasında William V. Rathvon adlı dokuz yaşında bir çocuk da vardı.

Dilbilgisi

in attendance was ile resmî devrik yapı

Burada in attendance ifadesi başa alınır ve was fiili gerçek özne olan a 9-year-old boy named William V. Rathvon ifadesinden önce gelir. Normal sıra A 9-year-old boy named William V. Rathvon was in attendance. şeklindedir. Bu, bir durum ifadesi başa taşındıktan sonra özne ile fiilin yer değiştirmesidir. Resmî anlatım böylece önce kimin orada bulunduğuna ilişkin çerçeveyi kurar, ardından yeni kişiyi önemli bilgi olarak tanıtır. Now yalnızca anlatıyı ilerletir; devrik yapının parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî devrik yapıyla tamamlayın: Also ____ the mayor.

Cevabı göster

in attendance was

And in 1938, as he neared the end of his life, Kalıp ifadeler

2:21

1938'de, ömrünün sonuna yaklaşırken

Kalıp ifadeler

neared the end of his life: nazik ve resmî bir ifade

neared the end of his life ifadesinde neared, near fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “yaklaştı” anlamına gelir. Nesnesi the end of his life olduğundan, ifade onun hayatının son dönemine girmekte olduğunu anlatır. Bu, özellikle biyografi veya tarih anlatımında ölüme yaklaşmayı nazik ve resmî biçimde ifade etmenin bir yoludur. Ölümün tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söylemez. İyelik biçimi kişiye göre değişir: her life, our lives ve benzerleri.

Alıştırma

Cümleyi “hayatının son dönemine yaklaştı” anlamındaki nazik ve resmî ifadeyle tamamlayın: As the historian ____, she recorded stories she had never shared before.

Cevabı göster

neared the end of her life

Rathvon took a copy of the speech and recorded himself delivering it Dilbilgisi

2:25

Rathvon konuşmanın bir kopyasını aldı ve kendisini konuşmayı okurken kaydetti;

Dilbilgisi

recorded himself delivering it: record oneself doing something yapısı

recorded himself delivering it ifadesinde Rathvon hem kaydı yapan hem de kayıtta yer alan kişidir. Dönüşlülük zamiri himself, Rathvon'u gösterir. record + oneself + fiilin -ing biçimi, kişinin bir eylemi yaparken kendisini kaydetmesi anlamına gelir. Burada delivering, bir nesneyi bir yere götürmek değil, konuşmayı yüksek sesle sunmak anlamındadır. Kayda alınan eylemi belirtir; it ise konuşmayı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi record fiilinin basit geçmiş biçimi, doğru dönüşlülük zamiri ve perform fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Yesterday, Maya ____ the monologue for her audition.

Cevabı göster

recorded herself performing

as he remembered Lincoln speaking it.

2:29

konuşmayı Lincoln'ün söylediğini hatırladığı şekilde okudu.

We don't have any audio of Lincoln delivering the speech,

2:32

Lincoln'ün konuşmayı yaptığı hiçbir ses kaydı elimizde yok,

which makes this recording the only one done by an eyewitness of the event. Notlar

2:35

bu yüzden bu kayıt, olayın bir görgü tanığı tarafından yapılmış tek kayıt.

Dilbilgisi

which makes this recording the only one: tüm cümleye gönderme yapan which + make + nesne + tamamlayıcı

Virgülden sonraki which yan cümlesi önceki gerçeğin tamamı hakkında yorum yapar: Lincoln'ın konuşmayı yaptığına dair ses kaydı yoktur. Yalnızca speech ismini nitelemez. Bu yapı bir gerçeği doğrudan sonucuna bağlar. makes this recording the only one içinde this recording nesne, the only one ise nesne tamamlayıcısıdır. Önceki gerçeğin kayda kazandırdığı durumu belirtir. Burada, bir görgü tanığı tarafından yapılmış bu türdeki tek kayıt anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: gerçek, which makes + nesne + isim veya sıfat tamamlayıcısı.

Alıştırma

'The road is flooded, which makes the train our only safe choice,' cümlesinde which neyi gösterir ve makes the train our only safe choice ne anlatır?

  1. Yalnızca road ismini gösterir ve sele trenin neden olduğunu söyler.
  2. Yolun su altında olduğu gerçeğinin tamamını gösterir ve bu gerçek trene tek güvenli seçenek olma durumunu kazandırır.
  3. Yalnızca train ismini gösterir ve trenin bir seçim yaptığını söyler.
Cevabı göster

Yolun su altında olduğu gerçeğinin tamamını gösterir ve bu gerçek trene tek güvenli seçenek olma durumunu kazandırır.

Kelime

An eyewitness of the event: olayı kendi gözleriyle gören kişi

Eyewitness, olay gerçekleşirken orada bulunan ve olayı kendi gözleriyle gören kişidir. Buradaki ifade, kaydı yapan kişinin yalnızca sonradan anlatılanlara güvenmediğini, olayı doğrudan görmüş olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kişinin kazayı kendi gözleriyle gördüğünü en iyi ifade eder?

  1. An eyewitness to the crash spoke to the police.
  2. A reporter read a summary of the crash.
  3. A bystander heard about the crash the next day.
Cevabı göster

An eyewitness to the crash spoke to the police.

Pretty mind-blowing.

2:40

Gerçekten akıl almaz.

Four score and seven years ago, Kültür

2:42

Seksen yedi yıl önce,

Kültür

Four score and seven years ago: 87 yıl önce

Bu ünlü tarihî açılışta score, yirmi anlamına gelen eski bir sayma sözcüğüdür. Four score, 4 × 20 = 80 eder; seven eklendiğinde 87 yıl önce anlamı çıkar. İfade, Bağımsızlık Bildirgesi dönemine dönüp bakar ve cümleye ciddi, tarihî bir ton verir.

Alıştırma

“Four score and seven years ago,” ifadesi kaç yıl öncesini anlatır?

  1. 27 yıl önce
  2. 47 yıl önce
  3. 87 yıl önce
Cevabı göster

87 yıl önce

our fathers brought forth on this continent a new nation, Öbek fiiller

2:44

atalarımız bu kıtada yeni bir ulus kurdu;

Öbek fiiller

Brought forth: yaratmak anlamında kullanılan ciddi bir ifade

Burada brought forth, ortaya çıkardı veya yarattı anlamına gelir. Kurucular bir şeyi fiziksel olarak dışarı taşımadı; yeni bir ulus kurdu. Bu ifade cümleye ciddi ve tarihî bir hava verir. Resmî konuşmalarda ve eski metinlerde bring forth, yalnızca bir nesneyi dışarı çıkarmayı değil, bir fikri, sonucu veya yeni bir toplumsal düzeni ortaya çıkarmayı da anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede brought forth, kurucuların ne yaptığını söylüyor?

  1. Bir ulusu kıtaya taşıdılar.
  2. Yeni bir ulus yarattılar.
  3. Bir toplantıyı daha erken bir saate aldılar.
Cevabı göster

Yeni bir ulus yarattılar.

conceived in liberty and dedicated to the proposition that all men are created equal. Anlatım akışı

2:49

özgürlük içinde doğmuş ve bütün insanların eşit yaratıldığı ilkesine adanmış bir ulus.

Anlatım akışı

Conceived in liberty and dedicated to the proposition: paralel betimlemeler

Conceived in liberty ve dedicated to the proposition, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş iki paralel söz öbeğidir. İkisi de a new nation ifadesine bağlanır: ulus, özgürlük yol gösterici bir fikir olacak şekilde kurulmuş ve ardından gelen iddiaya bağlı kalmayı benimsemiştir. Biçimleri eşleşen bu iki söz öbeğini yan yana koymak, iki bilgiyi dengeli tek bir betimlemede toplar: önce ulusun kökeni, ardından süren amacı gelir. Geçmiş zaman ortacı + tamamlayıcı biçiminin tekrarı konuşmaya düzenli ve ikna edici bir ritim verir.

Alıştırma

Bu cümlede paralel yapı ne işe yarar?

  1. Aynı yeni ulus hakkında iki dengeli betimleme verir.
  2. Özgürlüğün önermeyi tasarladığını söyler.
  3. İki farklı ulusu tanıtır.
Cevabı göster

Aynı yeni ulus hakkında iki dengeli betimleme verir.

But what about sounds we don't want to hear? Anlatım akışı

2:56

Peki ya duymak istemediğimiz sesler?

Anlatım akışı

But what about...? ile eksik kalmış bir karşıtlığı gündeme getirmek

But, bu soruyu önceki düşünceye bağlar ve konuşmanın yön değiştirdiğini gösterir. What about + isim öbeği, eksik bırakılmış ya da karşıt bir konuyu tartışmaya getirir. Burada what about sounds we don't want to hear? bir öneri istemez. Dinleyiciyi karşıt ses türünü düşünmeye çağırır ve istenen seslerden istenmeyen seslere geçiş yapar.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir noktadan sonra gözden kaçmış bir kaygıyı gündeme getirmek için But what about...? kullanıyor?

  1. The plan sounds cheap, but what about the repair costs?
  2. How about meeting after lunch?
  3. What is the repair cost?
Cevabı göster

The plan sounds cheap, but what about the repair costs?

For instance, fingernails scratching against a blackboard.

2:58

Örneğin tırnakların karatahtayı tırmalaması.

Well, there are a lot of theories about why that sound affects us so viscerally and so immediately.

3:02

Bu sesin bizi neden böylesine içgüdüsel ve anında etkilediğine dair pek çok teori var.

Some of them argue that the sound of the scratching may mimic an early warning cry of early humans. Anlatım akışı

3:07

Bazıları, bu tırmalama sesinin ilk insanların tehlike çığlığını andırdığını savunuyor.

But more recent research suggests that it's actually certain frequencies inside that scratching sound,

3:13

Ancak daha yeni araştırmalar, asıl nedenin bu tırmalama sesindeki belirli frekanslar olduğunu gösteriyor;

Anlatım akışı

Some of them argue that... ve But more recent research suggests that... ile iddiaları ve kanıtları karşılaştırmak

Bu iki aktarma kalıbı, iddiayı kimin ortaya attığıyla daha yeni kanıtların neyi gösterdiğini birbirinden ayırır. Some of them argue that, insanların savunduğu bir görüşü sunar; bu görüşü yerleşmiş bir gerçek olarak göstermez. But more recent research suggests that daha yeni kanıtlara geçer ve açıklamanın yönünü değiştirir. Suggests, kanıtların bir sonuca işaret ettiğini anlatır, ancak proves kadar kesin değildir.

Alıştırma

Hangi cümle önceki bir iddiayı aktarıp ardından mutlak kanıt ileri sürmeden, daha yeni kanıtların farklı bir yöne işaret ettiğini dikkatli biçimde gösteriyor?

  1. Some experts wonder whether the diet works, and newer research lists the ingredients.
  2. Some experts argue that the diet works, but newer research suggests that the benefits are small.
  3. Some experts prove that the diet works, and newer research guarantees that the benefits are small.
Cevabı göster

Some experts argue that the diet works, but newer research suggests that the benefits are small.

specifically those between 2,000 and 4,000 Hz,

3:19

özellikle 2.000 ile 4.000 Hz arasındakiler,

a range similar to the human voice.

3:23

yani insan sesine benzer bir aralık.

Our ear canals actually amplify those frequencies so that we can hear them better. Dilbilgisi

3:26

Kulak kanallarımız bu frekansları daha iyi duyabilmemiz için güçlendiriyor.

Dilbilgisi

so that we can hear them better: bir şeyi mümkün kılan sonuç

So that, we can hear them better tam yan cümlesini başlatır. Daha iyi duymayı, kulak kanallarının bu frekansları yükseltmesinin işlevi veya mümkün kıldığı sonuç olarak sunar. Can kip belirteci önemlidir: yükseltme, duyma becerisini mümkün kılar. Başka bağlamlarda so that, bir eylemi amaçlanan hedefiyle veya mümkün kılmak istediği sonuçla bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bir şeyi mümkün kılan sonucu belirten iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: The lamp shines on the steps ____ we can see them at night.

Cevabı göster

so that

But when it comes to the scratching of things on a chalkboard or Styrofoam against Styrofoam, Kalıp ifadeler

3:31

Ancak bir şeyler karatahtayı tırmaladığında ya da strafor strafora sürtündüğünde

Kalıp ifadeler

when it comes to: konuyu daraltmak

When it comes to, konusunda veya hakkında konuşurken anlamına gelen, konuyu belirlemeye yarayan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada anlatımı kulak kanallarının genel etkisinden sert sürtünme sesleriyle ilgili özel duruma yöneltir. To burada bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: when it comes to music; when it comes to choosing. Bu giriş ifadesinden sonra konuşmacı, sınırları daraltılan konu hakkında yorum yapar.

Alıştırma

Cümleyi konuyu belirleyen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____ choosing a team leader, patience matters.

Cevabı göster

When it comes to

those frequencies become too loud, making it painful. Dilbilgisi

3:36

bu frekansların sesi fazla yükselip can acıtıyor.

Dilbilgisi

Sonuç yan cümlesi olarak making it painful

Bu cümlede making it painful, önceki durumun sonucunu bildiren bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir: frekanslar fazla yükselir ve bunun sonucunda onları duyma deneyimi acı verici olur. Making, become ile bağlanmış ikinci bir ana fiil değildir ve amaç da bildirmez. Bu kalıp, bir sonucu kısa biçimde eklemek için tamamlanmış bir cümlenin ardından “virgül + -ing yan cümlesi” getirir. Buradaki making it painful, make + nesne + sıfat yapısını kullanır: önceki durum, it ile belirtilen deneyimi acı verici hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi, sonuç yan cümlesinde kullanılan uygun make biçimiyle tamamlayın: “The bright screen lit up the room, ____ it difficult to sleep.”

Cevabı göster

making

Okay, now let's leave Earth and listen to sounds from outer space.

3:40

Peki, şimdi Dünya'dan ayrılıp uzaydan gelen sesleri dinleyelim.

Now, I know what you're thinking, sounds in outer space, impossible. Ton ve niyet

3:44

Ne düşündüğünüzü biliyorum: Uzayda ses mi? İmkânsız.

Ton ve niyet

İtirazı önceden dile getirmek için I know what you're thinking

I know what you're thinking, dinleyicinin muhtemel tepkisini önceden dile getiren retorik bir ifadedir. Konuşmacı zihin okuyabildiğini iddia etmez; bu ifade yaklaşık olarak “Aklınıza gelmiş olabilecek itirazı veya soruyu tahmin edebiliyorum” anlamına gelir. Konuşmacı bu tepkiyi dinleyici dile getirmeden önce söyleyerek samimi bir konuşma havası oluşturur ve ardından gelecek yanıt, düzeltme veya şaşırtıcı açıklama için zemin hazırlar. Yaygın kalıp, I know what you're thinking dedikten sonra muhtemel itirazı söylemektir.

Alıştırma

Bir sunumcu şöyle diyor: “I know what you're thinking: the schedule is impossible. But we have already added two more weeks.” Bu ifade ne yapıyor?

  1. Sunum yapan kişinin gerçekten zihin okuyabildiğini iddia eder.
  2. Takvim sorununu ele almadan konuyu değiştirir.
  3. Dinleyicinin itirazını yanıtlamadan önce tahmin edip dile getirir.
Cevabı göster

Dinleyicinin itirazını yanıtlamadan önce tahmin edip dile getirir.

Sound waves need a medium to travel through, Kelime

3:47

Ses dalgalarının ilerlemek için bir ortama ihtiyacı var

Kelime

Dalgaları taşıyan madde anlamındaki medium

Burada medium, bir dalgayı taşıyan maddi bir ortam anlamındaki sayılabilen bir bilim terimidir. Hava, su ve katılar, parçacıkları titreşimi aktarabildiği için sesin ilerlediği ortamlar olabilir. İpuçları waves, travel ve through sözcükleridir: Bir dalga bir medium içinden ilerler. a tanımlığının kullanılması da medium sözcüğünün burada isim olduğunu, “orta büyüklükte” anlamındaki sıfat olmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede medium altyazıdakiyle aynı bilimsel anlamda kullanılmıştır?

  1. Water is a medium through which sound can travel.
  2. The story spread through social media.
  3. She ordered a medium pizza.
Cevabı göster

Water is a medium through which sound can travel.

and in space you practically have a vacuum.

3:50

ve uzayda neredeyse tam bir vakum var.

I know, but here's something really neat.

3:53

Biliyorum ama burada gerçekten harika bir şey var.

The radio antenna on Voyager 1 was broadcasting a signal back to Earth

3:55

Voyager 1'in radyo anteni Dünya'ya bir sinyal gönderiyordu.

as Voyager passed through the rings of Saturn.

4:00

Bu sırada Voyager, Satürn'ün halkalarından geçiyordu.

What you're about to listen to is that broadcast

4:04

Birazdan işte bu yayını dinleyeceksiniz.

and all the static and pings you hear are actual pieces of Saturn's rings hitting the radio antenna.

4:07

Duyduğunuz tüm cızırtı ve 'ping' sesleri, Satürn'ün halkalarından kopan gerçek parçaların radyo antenine çarpmasından kaynaklanıyor.

But would outer space really be silent if I were to walk right out of a spacecraft into it? Dilbilgisi

4:25

Peki bir uzay aracından çıkıp doğrudan uzaya adım atsam, uzay gerçekten sessiz mi olurdu?

Dilbilgisi

Düşük olasılıklı varsayımda would ... if I were to

Bu soruda sonuç cümleciğinde would, koşul cümleciğinde ise if I were to + fiilin yalın hâli kullanılır. Bu yapılar birlikte, gerçekleşmesi beklenmeyen bir eylemin hayal edilen sonucunu sorar. Were, uzay aracından çıkma eylemini geçmiş zamana yerleştirmez. Durumun gerçeklikten uzak veya gerçek dışı bir varsayım olduğunu gösterir; bu varsayım yapısında I was değil, I were standart biçimdir. Yapı; düşünce deneyleri, düşük olasılıklar ve bilinçli olarak hayal edilen senaryolar için kullanışlıdır.

Alıştırma

Düşük olasılıklı varsayımı would ... if I were to ile tamamlayın: ____ the team continue ____ resign tomorrow?

Cevabı göster

Would · if I were to

I mean, I wouldn't survive very long because of a lack of air, Kalıp ifadeler

4:31

Yani havasızlık yüzünden çok uzun süre hayatta kalamazdım;

Kalıp ifadeler

because of a lack of air: hava eksikliği nedeniyle

Bu cümlede because of a lack of air, konuşanın neden uzun süre hayatta kalamayacağını açıklar. Because of bir ilgeçtir; bu nedenle ardından tam bir cümlecik değil, a lack of air ad öbeği gelir. Aktarılabilir kalıp because of a lack of + isim şeklindedir: bir şeyin yetersiz miktarda olmasının bir sonuca yol açtığını açıklar. Burada lack bir isimdir ve air neyin eksik olduğunu belirtir.

Alıştırma

Dil bilgisi bakımından doğru tamamlamayı seçin: “The test was canceled ___.”

  1. because of a lack of reliable data
  2. because of there was no reliable data
  3. because a lack of reliable data
Cevabı göster

because of a lack of reliable data

a lack of air pressure, freezing temperatures, radiation.

4:33

hava basıncının yokluğu, dondurucu sıcaklıklar ve radyasyon da cabası.

It would be really terrible.

4:36

Gerçekten korkunç olurdu.

But even though sound waves could not travel through space itself, Dilbilgisi

4:38

Ama ses dalgaları uzayın içinden geçemese bile

there is a medium that the sound can travel through.

4:42

sesin içinden geçebileceği bir ortam var.

Dilbilgisi

even though ... there is ...: bir gerçeğe rağmen

Even though, konuşanın doğru kabul ettiği bir durumu belirten ödünleme cümleciğini başlatır: ses dalgaları uzayın kendisi boyunca ilerleyemez. Ardından ana cümle, bu sınırlamadan sonra şaşırtıcı görünebilecek bir gerçeği ekler: sesin içinden geçebileceği farklı bir ortam vardır. İkinci bölüm birincisini geçersiz kılmaz veya onunla çelişmez. Aktarılabilir mantık “X doğrudur, ama Y farklı bir yol üzerinden yine de mümkündür” şeklindedir. Burada sesi taşıyan uzayın kendisi değildir; titreşimleri diğer ortam taşır.

Alıştırma

İlk ifadenin gerçek olarak kabul edildiğini, ancak buna rağmen ikinci ifadenin geçerli kaldığını en iyi hangi bağlaç gösterir? “___ the road was closed, the clinic remained open.”

  1. Even though
  2. Even if
  3. Because
Cevabı göster

Even though

My body.

4:46

Bedenim.

That's right.

4:47

Aynen öyle.

As my blood boiled and my body inflated,

4:48

Kanım kaynayıp bedenim şişerken

it would vibrate my bones, it would vibrate my body,

4:52

kemiklerim ve bedenim titreşirdi,

and in turn vibrate my eardrum, Anlatım akışı

4:55

bu da kulak zarımı titreştirirdi.

Anlatım akışı

Neden-sonuç zincirindeki bir sonraki sonucu gösteren in turn

Burada in turn, neden-sonuç zincirinin bir aşamasını sonraki aşamaya bağlar: önceki titreşim kulak zarının titreşmesine neden olur. İfade, “sırayla bir kişi ya da nesne” değil, “bir sonraki sonuç olarak” anlamına gelir. Bir sonuç daha sonraki bir sonucun nedeni hâline geldiğinde in turn kullanılabilir. Mekanizmaları, süreçleri ve sonuç zincirlerini A, B'ye neden olur; B de in turn C'ye neden olur biçiminde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi bir sonraki sonucu belirten iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: The battery powers the motor, which ____ drives the fan.

Cevabı göster

in turn

which is something that we experience every day if you own a Justin Bieber singing toothbrush.

4:58

Justin Bieber şarkısı çalan bir diş fırçanız varsa bunu her gün yaşarsınız.

Special toothbrushes like these vibrate in a way that you can barely hear, Dilbilgisi

5:05

Bunun gibi özel diş fırçaları, zar zor duyabileceğiniz biçimde titreşir,

Dilbilgisi

in a way that you can barely hear: biçim ve algılanabilirlik

in a way that you can barely hear ifadesi, dinleyenin neyi algılayabildiğini anlatan bir ilgi cümleciği ekleyerek diş fırçalarının nasıl titreştiğini açıklar. in a way that + cümlecik kalıbı, fikri tek bir zarfa sıkıştırmak yerine hareketin biçimini bir etki veya deneyim üzerinden anlatır. Burada barely, hear fiilini niteler ve “ancak güçlükle” ya da “neredeyse hiç” anlamına gelir. Titreşim son derece zayıf bir ses çıkarır; bu ses kolayca duyulmaz.

Alıştırma

Algılanabilirliği açıklayan bir cümleciği başlatan dört kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: The fan vibrates ____ you can barely hear.

Cevabı göster

in a way that

but as soon as you bite down on it, Notlar

5:07

ama onu ısırdığınız anda

Dilbilgisi

as soon as: olayları neredeyse hiç gecikmeden bağlamak

Bu cümlede as soon as, sonraki sonucu tetikleyen olayı tanıtır: dişlerinle sıktığın anda sonuç neredeyse hiç gecikmeden ortaya çıkar. İki olayı zaman bakımından bağlar; sonucun neden oluştuğunu kendi başına açıklamaz. Bir olayı diğerinin hemen başladığı zaman noktası olarak sunmak için as soon as kullanılır. as soon as yan cümlesi ana cümleden önce veya sonra gelebilir.

Alıştırma

“Olur olmaz” anlamına gelen, as ile başlayıp as ile biten üç kelimelik bağlacı yazın: I'll call you ____ I arrive.

Cevabı göster

as soon as

Öbek fiiller

bite down on: dişleri bir şeyin üzerine sıkıca kapatmak

Bite down on, dişleri bir şeyin çevresinde veya ona karşı sıkıca kapatıp basınç uygulamak demektir. Burada on, dişlerin arasında tutulan nesneyi belirtir; down hareketi güçlendirir ve aşağı yönlü bir hareketi anlatmaz. Bu ifade çoğu zaman yalnızca hızlı bir ısırığı değil, bir an boyunca bastırmayı veya tutmayı anlatır.

Alıştırma

“Dişlerle sıkıca bastırmak” anlamına gelen, bite ile başlayıp on ile biten üç kelimelik ifadeyi yazın: Please ____ this pad.

Cevabı göster

bite down on

the vibrations go through your jaw and jiggle your eardrum and you hear a quite high fidelity version of Justin Bieber's Baby Kelime

5:08

titreşimler çenenizden geçip kulak zarınızı oynatır ve Justin Bieber'ın Baby şarkısını oldukça yüksek kalitede duyarsınız

Kelime

high fidelity version of: sesi aslına uygun üreten bir versiyon

Ses alanında fidelity, yeniden üretilen sesin özgün sese ne ölçüde uyduğunu belirtir. High fidelity, nispeten az bozulmayla doğru üretim demektir; burada bir insana sadakat anlamına gelmez. High fidelity version of ifadesinde bu söz grubu, şarkının duyulan versiyonunu niteler. Quite, high sözcüğünü niteler; yani konuşmacı aslına uygunluk düzeyini oldukça yüksek bulur. Özenli yazıda bir isimden önce kullanıldığında bileşik sıfat genellikle kısa çizgi alır: a high-fidelity version.

Alıştırma

Cümlede a quite high fidelity version of the song ne anlama geliyor?

  1. Sadık bir hayran tarafından seslendirilen bir versiyon
  2. Özgün sesi az bozulmayla doğru biçimde yeniden üreten bir versiyon
  3. Diğer bütün kayıtlardan daha yüksek sesli bir versiyon
Cevabı göster

Özgün sesi az bozulmayla doğru biçimde yeniden üreten bir versiyon

or you smile, which is fun.

5:15

ya da gülümsersiniz; bu da eğlencelidir.

But what this really means is that in space, Anlatım akışı

5:18

Ama bunun asıl anlamı şu: Uzayda

Anlatım akışı

what this really means is that: temel sonucu çıkarma

What this really means is that, sonuç bildiren bir kalıptır. What this really means biçimindeki what yan cümlesinin tamamı özne görevindedir; is ise bunu sonucu içeren that yan cümlesine bağlar. Bu kalıp, dinleyicinin önceki ayrıntılardan bunların temel sonucuna geçmesini sağlar. Really, gerçek çıkarımı vurgular ve çoğu zaman yalnızca çok anlamına gelmek yerine yüzeydeki bilgilerle bunların altında yatan sonucu ayırır.

Alıştırma

Dersin kalıbını eksiksiz kullanarak sonucu tamamlayın: The phone stores a copy of every photo online. ____ replacing the phone will not erase the photos.

Cevabı göster

What this really means is that

no one can hear you scream, Kültür

5:21

çığlığınızı kimse duyamaz,

but you can hear yourself inflate.

5:23

ama şiştiğinizi kendiniz duyabilirsiniz.

Kültür

Kimse çığlığını duyamaz... ama kendi şişme sesini duyabilirsin

İlk bölüm, Alien filminin ünlü sloganı olan “In space no one can hear you scream.” ifadesine gönderme yapar. Bu slogan, sesin çevredeki hava aracılığıyla yayılamadığı boşluktaki yalnızlık ve tehlike duygusunu uyandırır. Cümle daha sonra “but you can hear yourself inflate” kısmına geçerek beklenen korku filmi sonunu abartılı bir bedensel görüntüyle değiştirir. Sinematik dehşet ile deneyin tuhaf sonucu arasındaki çatışma kara mizah yaratır. Bu bir şakadır; gerçek anlamda bir güvenlik iddiası veya talimat değildir.

Alıştırma

Bu cümledeki temel şakayı oluşturan şey nedir?

  1. Bir insanın bedeni genişledikçe çığlığının daha yüksek çıktığını iddia eder.
  2. Boşlukta güvenli bir deney yapmak için adım adım talimat verir.
  3. Uzayda kimsenin sizi duyamamasıyla ilgili ünlü bir söze gönderme yapar ve ardından beklenen sonu abartılı bir bedensel görüntüyle değiştirir.
Cevabı göster

Uzayda kimsenin sizi duyamamasıyla ilgili ünlü bir söze gönderme yapar ve ardından beklenen sonu abartılı bir bedensel görüntüyle değiştirir.

Okay, as you guys know, I'm in Alabama with Destin from Smarter Every Day.

5:30

Bildiğiniz gibi Alabama'da, Smarter Every Day'den Destin'le birlikteyim.

Now, even though I grew up in Kansas, Dilbilgisi

5:34

Kansas'ta büyümüş olsam da

I've never in my entire life fired a gun.

5:36

hayatım boyunca hiç silah ateşlemedim.

Dilbilgisi

Even though ... I've never in my entire life ... karşıtlığı

Even though, ana ifadeyi şaşırtıcı kılan bir gerçeği tanıtır: Kansas'ta büyümek, konuşanın daha önce silah kullandığı beklentisini yaratabilir; ancak ana cümle bu beklentiyi boşa çıkarır. “I've never ... fired” yapısı present perfect zamandadır: have ve fired geçmiş zaman ortacından oluşur. never ve in my entire life ile kullanıldığında yalnızca geçmişte tamamlanmış tek bir olayı değil, konuşanın geçmişten şimdiye kadarki yaşam deneyimini anlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: Even though + arka plan gerçeği, özne + have veya has never + geçmiş zaman ortacı.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen iki sözcüklü ödünleme bağlacı ve I have ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____ I grew up near the ocean, ____ never learned to swim.

Cevabı göster

Even though · I've

Well, Destin is a ballistics expert.

5:40

Destin ise bir balistik uzmanı.

He's one of the smartest guys I've ever met. Dilbilgisi

5:42

Tanıdığım en zeki insanlardan biri.

Dilbilgisi

one of the smartest guys I've ever met: kişisel deneyime dayalı en üst değerlendirme

One of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilir isim, bir kişinin veya şeyin karşılaştırmadaki en üst küçük gruba ait olduğunu belirtir. one tekil olsa da of sonrasındaki sayılabilir isim çoğul olmalıdır: one of the smartest guys. I've ever met, guys sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; nesne görevindeki who veya that atılmıştır. ever ile kullanılan present perfect, karşılaştırmayı konuşanın bugüne kadar tanıştığı herkesle sınırlar; bu nedenle övgü güçlüdür ama kişisel deneyime dayanır.

Alıştırma

Cümleyi one of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbıyla tamamlayın: Maya is ____ I've ever worked with.

Cevabı göster

one of the most creative designers

And tonight, he's going to let me fire a gun for the first time in my life. Notlar

5:44

Bu gece de hayatımda ilk kez silah ateşlememe izin verecek.

Dilbilgisi

let me fire: let + kişi + fiilin yalın hâli

Let + kişi + fiilin yalın hâli, o kişinin eylemi yapmasına izin vermek anlamına gelir. let me fire ifadesinde me, let fiilinin nesnesidir ve fire, to almayan yalın fiildir; bu nedenle to kullanılmaz. Burada fire a gun, silahı ateşlemek demektir. Başka durumlara aktarılabilen yapı let + nesne + fiilin yalın hâlidir; let her speak veya let them leave gibi.

Alıştırma

Cümleyi let ve konuşanı belirten nesne zamiriyle tamamlayın: The coach ____ try the new position.

Cevabı göster

let me

Kalıp ifadeler

for the first time in my life: hayatımda ilk kez

“For the first time in my life”, olayın o ana kadar konuşmacının başına hiç gelmediğini belirten bir zaman ifadesidir. “In my life”, konuşmacının tüm yaşamını zaman aralığı olarak belirler; böylece ilk kez olma vurgusu daha kişisel ve güçlü hâle gelir. “for the first time in + iyelik bildiren sözcük + life/lives” kalıbı kullanılır: “in my life”, “in her life” veya “in their lives”. Bir olayın ilk kez gerçekleştiğini anlatan standart edat “at” değil, “for”dur.

Alıştırma

Maya’nın daha önce hayatında hiç gerçek kara dokunmadığını anlatan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: “After years of seeing snow only in movies, Maya touched real snow ____.”

Cevabı göster

for the first time in her life

This is a 9-mm bullet, quite common.

5:48

Bu, oldukça yaygın bir 9 mm'lik mermi.

This is not going to be the first thing I shoot in my life.

5:52

Hayatımda ateşleyeceğim ilk mermi bu olmayacak.

This is. Anlatım akışı

5:55

İşte bu olacak.

A .50 caliber bullet. Kelime

5:56

.50 kalibrelik bir mermi.

Anlatım akışı

This is. ile bağlama dayalı düzeltme

Burada “This is.” tek başına bütün bilgiyi içermez. Önceki cümledeki açıklamayı yeniden kullanır: “This is [going to be the first thing I shoot in my life].” Yeni “this”, gösterilen .50 kalibrelik mermiyi; önceki “this” ise 9 mm’lik mermiyi gösterir. Konuşmacı yalnızca değişen özneyi ve fiili söyleyerek yeni nesneyi bilgi odağına yerleştirir ve uzun bir cümle sonunu tekrarlamaz. Nokta ve duraklama keskin bir düzeltme ve açıklama etkisi yaratır: önceki nesne değil, bu.

Alıştırma

Bir sunucu kırmızı bir modeli göstererek “The blue model is not our fastest one. This is,” diyor. “This is” ne anlama gelir?

  1. Kırmızı model en hızlı olandır.
  2. İki model aynı hıza sahiptir.
  3. Kırmızı model kullanılamıyor.
Cevabı göster

Kırmızı model en hızlı olandır.

Kelime

.50 caliber bullet: inç temelli bir ateşli silah ölçüsü

Ateşli silah dilinde caliber, bir merminin ya da namlunun iç kısmının yaklaşık çapını belirtir. Burada .50 caliber, yaklaşık 0,50 inç yani yarım inç anlamına gelir; beceri veya kalite düzeyini anlatmaz. Bu sayı, inç temelli kalibre adlandırma geleneğine göre anlaşılır. Bu cümlede ifade, çok büyük bir mühimmat türünü tanımlar ve daha yaygın olan 9 mm mermiyle boyut ve güç karşıtlığı oluşturur.

Alıştırma

A .50 caliber bullet ifadesinde .50 caliber neyi belirtir?

  1. Merminin çapı yaklaşık yarım inçtir.
  2. Merminin çapı 0,50 milimetredir.
  3. Atıcının beceri düzeyi yüksektir.
Cevabı göster

Merminin çapı yaklaşık yarım inçtir.

Destin says it's a good idea and that I'll be okay because I have a beard. Ton ve niyet

5:57

Destin bunun iyi bir fikir olduğunu ve sakalım olduğu için bana bir şey olmayacağını söylüyor.

Ton ve niyet

because I have a beard: ifadesiz mizah için kullanılan absürt bir neden

Dil bilgisi açısından because I have a beard, I'll be okay ifadesinin gerekçesini verir. Böylece because yan cümlesi normal bir neden-sonuç yapısı oluşturur. Gerçek niyet açısından ise bu nedenin ateşli silah güvenliğiyle hiçbir ilgisi olmadığı açıktır. Konuşmacı bunu ciddi bir tavırla sunarak ifadesiz ve absürt bir mizah yaratır; izleyiciler sakalın koruma sağladığı sonucuna varmamalıdır. Başka durumlara aktarılabilecek ipucu, mantıklı görünen bir nedensellik çerçevesiyle imkânsız veya ilgisiz bir neden arasındaki uyumsuzluktur.

Alıştırma

Bu cümlede because I have a beard ifadesinin amaçlanan etkisi nedir?

  1. İfadesiz bir şaka yapmak için absürt ve açıkça ilgisiz bir neden verir.
  2. Konuşmacının gerçek ateşli silah güvenliği yeterliliğini belirtir.
  3. Yüz kıllarının kişiyi mermilerden koruduğunu açıklar.
Cevabı göster

İfadesiz bir şaka yapmak için absürt ve açıkça ilgisiz bir neden verir.

And as always, thanks for watching.

6:01

Ve her zamanki gibi, izlediğiniz için teşekkürler.