Paris'in Yeraltı Saatleri: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Hassas elektronik saatlerden önce Paris, ana saat, basınçlı hava ve yer altı borularıyla kamusal ve evlerdeki saatleri eşitliyordu. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “as if time itself had stopped” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: as if ile past perfect yapısının geçmişe ilişkin gerçek dışı bir benzetme kurduğunu görün. 2. “escapement mechanism” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: enerjiyi kontrollü adımlarla serbest bırakan düzenek için kullanılan saatçilik terimini öğrenin. 3. “could have these clocks installed” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kurulumu kişinin kendisinin değil, görevlendirdiği başka birinin yaptığını have + nesne + past participle ile anlatın.
Bu derste
when a flash flood brought chaos to the city. Kalıp ifadeler
0:04ani bir selin şehre kaos getirdiği zaman.
bring chaos to the city: şehri kaosa sürüklemek
bring chaos to a place yapısında bring, bir şeyi fiziksel olarak taşımak değil, neden olmak ya da yol açmak anlamındadır. Chaos, ciddi düzensizlik anlamına gelen sayılamayan soyut bir isimdir. Burada sel, şehrin tamamında düzensizliğe yol açmıştır. Yeniden kullanılabilen kalıp bring chaos to + etkilenen yer veya sistem şeklindedir. Bu eşdizimde make chaos doğal bir İngilizce kullanım değildir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan eşdizimle tamamlayın: The sudden network failure ____ the entire office.
Cevabı göster
brought chaos to
Metros were flooded and buildings were destroyed.
0:07Metrolar sular altında kaldı ve binalar yıkıldı.
as if time itself had stopped amidst the chaos. Dilbilgisi
0:15sanki kaosun ortasında zamanın kendisi durmuş gibi.
as if ... had stopped: geçmişe ilişkin gerçek dışı benzetme
As if, gerçek bir iddia değil, görünüşe dayalı bir benzetme sunar. Saatler durunca zamanın kendisi de durmuş gibi görünmüştür; itself, time sözcüğünü vurgular. Had stopped, past perfect biçimidir. As if sonrasında, gerçek olmayan geçmiş bir durumu sanki çoktan tamamlanmış gibi sunarak gerçekle arasına mesafe koyar. Zamanın gerçekten durduğunu bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle as if kullanarak geçmiş bir durum hakkında gerçek dışı bir benzetme yapıyor?
- Maya speaks as if she knew the answer.
- The office was empty because everyone had gone home.
- The office was empty, as if everyone had gone home.
Cevabı göster
The office was empty, as if everyone had gone home.
These clocks were part of a special network of underground pipes
0:19Bu saatler, özel bir yeraltı boru ağının parçasıydı
that used bursts of air to synchronize time around the city.
0:22ve şehrin etrafındaki zamanı senkronize etmek için hava dalgalarını kullanıyordu.
thousands of these clocks were placed all over the city
0:33bu saatlerden binlercesi şehrin her yerine yerleştirildi,
to show you how a series of underground pipes and mechanical clocks
0:44bir dizi yeraltı borusunun ve mekanik saatin
kept an entire city in sync. Kalıp ifadeler
0:48tüm bir şehri nasıl senkronize tuttuğunu size göstermek için.
at the heart of it: işlevsel çekirdek
At the heart of it, bir şeyin en önemli veya merkezi kısmında olmak anlamına gelir. Burada it, pnömatik saat sisteminin tamamını ifade eder; özel makine, yani ana saat, sistemin çalışmasını sağlayan temel parçadır. Heart burada işlevsel önemi anlatan bir benzetmedir. Makinenin fiziksel olarak tam merkezde olması gerekmez. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp at the heart of + sistem, sorun, kuruluş veya fikir şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle güvenlik sisteminin projenin merkezi ve en önemli parçası olduğunu söylüyor?
- The safety system is at the heart of the project.
- The safety system will be tested at the end of the project.
- The safety system is installed in the middle of the building.
Cevabı göster
The safety system is at the heart of the project.
keep ... in sync: eş zamanlı tutmak
Keep + nesne + in sync, insanların, cihazların, saatlerin veya bilgilerin zaman ya da durum bakımından birbiriyle uyumlu kalmasını sağlamak anlamına gelir. Cümlede borular ve saatler, şehir genelindeki zamanın eş güdümlü kalmasını sağlamıştır. An entire city, şehrin saatlerini, zamanı kullanan insanları ve etkinlikleri topluca anlatan kısa bir ifadedir. Yapı keep + nesne + in sync şeklindedir; örneğin keep the files in sync.
Alıştırma
Cümleyi “eş zamanlı” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The cloud service keeps my files ____ across my phone and tablet.
Cevabı göster
in sync
Before the invention of accurate electrical clocks,
0:51Hassas elektrikli saatlerin icadından önce,
Mechanical clocks would slowly drift out of sync, Kalıp ifadeler
0:55Mekanik saatler yavaş yavaş senkronizasyondan çıkar
leaving everyone on slightly different times.
0:58ve herkesin saatini biraz farklı zamanlarda bırakırdı.
drift out of sync: eşzamanlılığı giderek kaybetmek
Bu cümlede drift out of sync, “zamanlama açısından birbirine uymamaya yavaş yavaş başlamak” demektir. Her mekanik saatteki küçük hatalar birikir ve saatler giderek daha farklı zamanlar göstermeye başlar. Drift, tek ve ani bir arıza yerine yavaş, plansız bir değişimi vurgular. Aynı kalıp ses ve görüntü, veri kopyaları, programlar veya giderek hizasını kaybeden başka sistemler için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Eşzamanlılığı giderek kaybetmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Over several hours, the two audio recorders began to ____.
Cevabı göster
drift out of sync
Business meetings and train schedules were impossible,
1:01İş toplantıları ve tren saatleri imkansızdı,
the idea of there being an exact time wasn't really a thing yet. Notlar
1:07kesin bir zamanın olması fikri henüz pek de var olan bir şey değildi.
the idea of there being: varlık ifadesini isim öbeğine dönüştürmek
İngilizcede of edatından sonra isim gibi çalışan bir tamamlayıcı gerekir. There being an exact time, there is an exact time varlık ifadesini ulaç biçiminde bir yan cümleye dönüştürür; böylece yan cümlenin tamamı of edatının nesnesi olabilir. idea of there being + isim öbeği kalıbı, “bir şeyin var olduğu veya mevcut olduğu düşüncesi” anlamına gelir. Burada being, varlık bildiren there ile birlikte çalışarak bir şeyin var oluşunu edattan sonra gelebilen bir fikir hâline getirir.
Alıştırma
Cümleyi there is varlık kalıbının ulaç biçimiyle tamamlayın: He liked the idea of ____ a quiet room for reading.
Cevabı göster
there being
wasn't really a thing yet: henüz yerleşmemiş bir şey
Bu cümlede wasn't really a thing, herkesin paylaştığı kesin bir saat fikrinin o dönemde henüz yaygınlaşmadığı, yerleşmediği veya genel kabul görmediği anlamına gelir. Zamanın kendisinin var olmadığını söylemez. Buradaki thing, fiziksel bir nesneyi değil; kabul gören bir fikir, uygulama, eğilim veya olguyu anlatan gayriresmî bir ifadedir. Yet bu durumu geçmişteki bir dönemle sınırlar ve daha sonra değiştiğini düşündürür.
Alıştırma
Bu cümlede wasn't really a thing yet ne anlama geliyor?
- İnsanlar kesin saati biliyor ama söylememeyi seçiyordu.
- Zamanın kendisi yoktu.
- Herkesin paylaştığı kesin bir saat henüz yaygın ve yerleşmiş bir fikir değildi.
Cevabı göster
Herkesin paylaştığı kesin bir saat henüz yaygın ve yerleşmiş bir fikir değildi.
would ring out to let people know which hour it was. Öbek fiiller
1:12insanlara saatin kaç olduğunu bildirmek için çalardı.
ring out: uzağa net biçimde yayılan bir ses
Burada ring out, kule çanlarının sesinin şehrin her yanına ulaşacak kadar yüksek ve net çıktığı anlamına gelir. Out, sesin çevredeki alana yayılması anlamını ekler. Bu kullanımda ring out geçişsizdir: bells öznedir ve ardından doğrudan nesne gelmez. Bir telefon görüşmesini değil, duyulan bir ses olayını anlatır.
Alıştırma
Yazar çan sesinin yüksek, net ve tüm vadiye yayılmış olduğunu vurgulamak istiyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The church bells began to ____ across the valley.
- ring
- ring out
- ring someone
Cevabı göster
ring out
There needed to be a way to make sure everyone was on the same time, Dilbilgisi
1:20Herkesin aynı zamanda olduğundan emin olmak için bir yola ihtiyaç vardı,
to the nearest hour ... down to the nearest minute: saat düzeyinden dakika düzeyinde hassasiyete
To the nearest + birim, bir değerin o birimin en yakınına yuvarlandığını belirtir. Bu cümlede to the nearest hour, yalnızca saat düzeyinde yaklaşık bir zaman verir. Down to, hassasiyetin veya ayrıntının daha küçük bir birime kadar ulaştığını vurgular. Burada down to the nearest minute, dakika düzeyinde hassasiyet demektir; down fiziksel olarak aşağı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Karşıtlığı iki hedef ifadeyle tamamlayın: The old estimate gave the time ____, but the new timetable was planned ____.
Cevabı göster
to the nearest hour · down to the nearest minute
There needed to be a way to make sure ...: emin olmayı sağlayacak bir yöntem gerekliydi
Burada There needed to be a way to ... bir varlık bildirme kalıbıdır: durumun bir yöntem veya çözüm gerektirdiğini anlatır. There bir yeri göstermez; way ise yol değil, yöntem anlamındadır. Mastar yapısı make sure + yan cümle ile devam eder ve yöntemin garanti etmesi gereken sonucu belirtir. Needed, gerekliliği geçmiş zamanda anlatılan bir duruma yerleştirir. Şimdiki bir ihtiyaç için There needs to be a way to ... kullanılır.
Alıştırma
Geçmişteki bir durumun, her yedeklemenin kaydedilmesini garanti edecek bir yöntem gerektirdiğini hangi cümle anlatır?
- There was a way to save every backup.
- There needed to be a way to make sure every backup was saved.
- The technician needed a backup.
Cevabı göster
There needed to be a way to make sure every backup was saved.
The idea was to have a master clock in the center of Paris
1:27Fikir, Paris'in merkezinde bir ana saat olması
Sending the signals electronically was far too expensive, Dilbilgisi
1:34Sinyalleri elektronik olarak göndermek çok pahalıydı,
far too expensive: kabul edilebilir düzeyin çok ötesinde pahalı
Far too expensive ifadesinde too, “kabul edilebilir ya da uygulanabilir düzeyden daha pahalı” anlamına gelir. Far, too sözcüğünü güçlendirerek maliyetin kabul edilebilir sınırın çok ötesinde olduğunu gösterir. Buradaki far fiziksel uzaklık bildirmez; derece zarfıdır. İfade yalnızca maliyetin yüksek olduğunu söylemez, elektronik planın neden reddedildiğini de açıklar.
Alıştırma
Bir okul, tüm bütçesinin birkaç katına mal olan bir makineyi satın alamıyor. Bu değerlendirmeyi en iyi hangi cümle ifade eder?
- The machine is far too expensive.
- The machine is too expensive.
- The machine is very expensive.
Cevabı göster
The machine is far too expensive.
The clocks wouldn't have to be powered. Dilbilgisi
1:43Saatlerin elektrikle çalışmasına gerek kalmayacaktı.
wouldn't have to be powered: güç sağlamak gerekmeyecekti
Wouldn't have to be powered ifadesindeki wouldn't have to, önerilen planda saatlere güç sağlamanın gerekli olmayacağı anlamına gelir. Güç sağlamanın yasak olacağını söylemez. Be powered edilgen yapıdadır: gücü alan taraf saatlerdir. Başka durumlarda da kullanılabilen wouldn't have to be + past participle kalıbı, varsayılan bir sonuçta bir şeyin bir eyleme maruz kalmasının gerekmeyeceğini anlatır.
Alıştırma
Yeni bir sensör güneş ışığında kendi kendini şarj ediyor; bu nedenle onu bataryaya bağlamak gereksiz olurdu. Bunu hangi cümle ifade eder?
- The sensor wouldn't be powered by a battery.
- The sensor mustn't be powered by a battery.
- The sensor wouldn't have to be powered by a battery.
Cevabı göster
The sensor wouldn't have to be powered by a battery.
had been tested out: başka bir geçmiş olaydan önce yapılan uygulamalı deneme
Test out, bir fikir, yöntem veya ürünü ne kadar iyi çalıştığını görmek için gerçek koşullarda denemek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Buradaki out, uygulamalı deneme anlamı katar; hareket yönü bildirmez. Had been tested out, past perfect passive yapısıdır: had been + past participle. Fikri test edilen unsur olarak gösterir ve Viyana'daki denemenin başka bir geçmiş olaydan, yani fikrin daha sonra kullanılmasından önce gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi test out ifadesinin past perfect passive biçimiyle tamamlayın: Before the district adopted the app, it ____ in two schools.
Cevabı göster
had been tested out
and it clearly demonstrated that having everyone on the same time
1:52ve herkesin aynı zamanda olmasını sağlamanın
was the way of the future: sıradaki yaygın eğilimi tahmin etmek
The way of the future, yaygın, önemli veya standart hâle gelmesi beklenen bir gelişmeyi ya da uygulamayı anlatan değerlendirme niteliğinde bir deyimdir. Bir şeyi fiziksel bir yol olarak değil, toplumun veya teknolojinin ilerlediği yön olarak sunar. Was the way of the future ifadesinde was, bu değerlendirmeyi geçmişteki bir bakış açısından aktarır. Konuşmacı, önceki denemenin sonraki değişim hakkında ne gösteriyor gibi göründüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “yaygın olarak kullanılması bekleniyordu” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: In 1998, many experts believed that online banking ____.
Cevabı göster
was the way of the future
a 50-year contract to provide time to Paris.
2:00Paris'e zaman sağlamak için 50 yıllık bir sözleşme verdi.
Set up shop: bir üs kurup faaliyete başlamak
Set up shop, bir yerde bir üs kurup orada çalışmaya veya iş yapmaya başlamak demektir. Bu cümlede şirket Paris'in merkezinde bir faaliyet üssü açmıştır; shop sözcüğü mutlaka perakende mağazası anlamına gelmez. Kalıp, set up shop + yer ifadesi biçimindedir ve yer ifadesi sıklıkla in, near veya outside ile başlar. Yalnızca fiziksel bir mağazayı düzenlemeyi değil, o yerden faaliyet göstermeye başlamayı vurgular.
Alıştırma
Çalışma üssü kurup faaliyete başlamak anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: After winning several local clients, the design team ____ in Bristol.
Cevabı göster
set up shop
that could run 24/7 without going out of sync. Kalıp ifadeler
2:11ve senkronizasyonu bozulmadan 7/24 çalışabiliyordu.
Run 24/7: kesintisiz çalışmak
Run 24/7 kalıbında run, yürüyerek veya koşarak hareket etmek değil, çalışmak ya da hizmet vermeye devam etmek anlamına gelir. İfade, saatin durmadan her gün, gün boyu çalışabileceğini belirtir. 24/7, 24 hours a day, 7 days a week ifadesinin kısaltmasıdır. Bu kalıp sürekli çalışan veya erişilebilir olan makineleri, internet sitelerini, hizmetleri ve işletmeleri anlatmak için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümlenin aynısını seçin. Sondaki zaman ifadesine odaklanın.
- The monitoring system runs twenty-four hours.
- The monitoring system runs twenty-four seven.
Cevabı göster
The monitoring system runs twenty-four seven.
Before we look at how this incredible machine worked, Anlatım akışı
2:14Bu inanılmaz makinenin nasıl çalıştığına bakmadan önce,
we need to understand the general principles of mechanical clocks.
2:17mekanik saatlerin genel prensiplerini anlamamız gerekiyor.
Before we look at ... we need to understand: bir açıklamayı düzenlemek
“Before we look at X, we need to understand Y” kalıbı, dinleyiciye açıklamanın izlediği yolu gösterir. before yan cümlesi daha sonra ele alınacak ana konu X’i belirtirken ana cümle önce öğrenilmesi gereken temel bilgi Y’yi sunar. Burada before yalnızca zaman sırasını göstermez. Konuşmacının Y’yi açıkladıktan sonra X’e döneceğini bildirir; böylece dinleyici hem açıklamanın yolunu hem de ana konuya neden ara verildiğini anlar.
Alıştırma
Ana konudan önce temel bir fikrin açıklanması gerektiğini en iyi hangi cümle belirtir?
- First, let's look at the engine, and then we'll discuss pressure.
- Before we look at how the engine works, we need to understand pressure.
- We looked at the engine before lunch.
Cevabı göster
Before we look at how the engine works, we need to understand pressure.
a spring or weight was typically used to provide energy.
2:23genellikle enerji sağlamak amacıyla bir yay veya ağırlık kullanılıyordu.
energy is stored in the form of potential energy. Kalıp ifadeler
2:28enerji potansiyel enerji formunda depolanır.
By raising a weight: yöntemi göstermek için by + -ing kullanımı
by + -ing yapısı, bir sonucu meydana getiren yöntemi belirtir. “By raising a weight”, “Enerji nasıl depolanır?” sorusunu yanıtlar: ağırlığı kaldırmak yöntemdir, enerjiyi depolamak ise sonuçtur. Burada by bir edattır, bu nedenle raise fiili raising biçimini alır. Bu by öbeği, “by the engineer” örneğindeki edilgen by + işi yapan yapı değildir; yöntem olarak kullanılan bir eylemi belirtir.
Alıştırma
by ve press sözcüklerinden yöntem bildiren ifadeyi oluşturarak İngilizce cümleyi tamamlayın: You can restart the device ____ the red button.
Cevabı göster
by pressing
in the form of: bir şeyin aldığı biçimi belirtme
Burada in the form of, enerjinin depolandığı belirli türü, yani konumla ilişkili enerji olan potansiyel enerjiyi belirtir. Form sözcüğü burada doldurulan bir belgeyi değil, bir biçimi veya türü ifade eder. something exists/is stored/is given/appears + in the form of + noun phrase kalıbını, bir şeyi aldığı biçimle ilişkilendirmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi “bu belirli türde” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The prize was given ____ a travel voucher.
Cevabı göster
in the form of
ran out: bir kaynak tükendiği için sona erme
Ran out, geçişsiz run out öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada özne clock sözcüğüdür ve ran out, saatin çalışması için kullanılabilen enerjinin tükendiğini, dolayısıyla yalnızca birkaç saniye sonra durduğunu ifade eder. Bu kullanım geçişsiz olduğu için out sözcüğünden sonra doğrudan nesne gelmez. Hangi kaynağın tükendiği bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Arkasından nesne getirmeden run out ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- Time ran out before we finished.
- We ran out time before we finished.
- Time ran out of before we finished.
Cevabı göster
Time ran out before we finished.
Saat mekanizmasındaki escapement mechanism
Escapement mechanism, bir saat içinde dişli takımını kontrollü adımlarla tekrar tekrar durdurup serbest bırakan parçadır. Böylece depolanan enerjinin bir anda boşalmasını önler ve zaman ölçümü için gereken düzenli darbeyi oluşturur. Buradaki escapement, saat yapımına ait teknik bir isimdir. Kaçma eylemi anlamına gelmez; ifadenin tamamı hareketi ve enerjiyi düzenleyen bir mekanizmayı adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi saat yapımı terimiyle tamamlayın: A mechanical clock uses an ____ to release its gear train in controlled steps.
Cevabı göster
escapement mechanism
the escapement rocks back and forth like a pendulum, Kalıp ifadeler
2:47eşapman bir sarkaç gibi ileri geri sallanır,
Rocks back and forth: tekrarlanan sallanma
Rocks back and forth ifadesinde rock, taş anlamındaki isim değil, “tekrar tekrar sallanmak veya eğilmek” anlamındaki fiildir. Back and forth, hareketin birbirine zıt iki yön arasında sırayla gerçekleştiğini gösterir. Bu ifade move fiilinden daha özeldir: sarkaç, sandalye, tekne veya insan gibi bir denge noktası ya da eksen etrafında tekrarlanan sallanma hareketini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle birbirine zıt iki yönde tekrarlanan sallanma hareketini açıkça anlatır?
- The cradle rocks back and forth.
- The cradle stays still.
- The cradle moves forward and stops.
Cevabı göster
The cradle rocks back and forth.
the clock can be tuned to run faster or slower.
2:57saat daha hızlı veya daha yavaş çalışacak şekilde ayarlanabilir.
Adding a train of high-ratio gears slows down the system even more, Kelime
3:00Yüksek oranlı bir dişli dizisi eklemek sistemi daha da yavaşlatır,
a train of high-ratio gears ifadesinin anlamı
Mekanik İngilizcesinde a train of gears, dönme hareketini ve torku bir parçadan diğerine aktaran, birbirine bağlı ve genellikle birbirine geçen dişliler grubudur. Burada train, demir yolu aracı değil, sıralı ve bağlantılı bir dizi anlamına gelir. High-ratio, bu dişli düzeninin oluşturduğu aktarım oranını niteler. Giriş ve çıkış hızı veya torku arasında büyük bir fark olduğunu belirtir; high, dişlilerin fiziksel olarak yüksekte olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede a train of high-ratio gears neyi ifade ediyor?
- Dişlileri taşıyan bir demir yolu aracı
- Yerden yükseğe yerleştirilmiş bir sıra dişli
- Yüksek bir aktarım oranı üretmek üzere düzenlenmiş bağlantılı dişliler dizisi
Cevabı göster
Yüksek bir aktarım oranı üretmek üzere düzenlenmiş bağlantılı dişliler dizisi
meaning the weight can power the clock
3:04bu da ağırlığın saate güç sağlayabileceği anlamına gelir
for an entire week without having to be reset.
3:05yeniden kurulmasına gerek kalmadan tam bir hafta boyunca.
that drove the hour, minute, and second hands.
3:15ve bu saat; akrep, yelkovan ve saniye ibrelerini hareket ettiriyordu.
On the left was ...: yer ifadesiyle başlayan devrik yapı
On the left, cümlenin başına alınmış bir yer ifadesidir. was fiili gerçek özne olan a standard pendulum clock ifadesinden önce gelir; dolayısıyla bu, yer ifadesiyle başlayan bir devrik yapıdır. Normal sıra A standard pendulum clock was on the left. şeklindedir. Bu sıra, konumu bilginin başlangıç noktası yapar ve ardından o konumda ne bulunduğunu tanıtır. Bir resmi, odayı veya makine şemasını anlatırken özellikle doğaldır.
Alıştırma
Bir şemayı anlatıyorsunuz ve konumu başlangıç noktası yapmak istiyorsunuz. Hangi cümle aynı yer-öncelikli devrik yapıyı kullanıyor?
- At the center the control panel was.
- The control panel was at the center.
- At the center was the control panel.
Cevabı göster
At the center was the control panel.
that would control when to release the bursts of compressed air
3:19ve basınçlı hava dalgalarının saat ağına
But what kept the master clock in time? Kalıp ifadeler
3:24Peki ana saati zamanında tutan şey neydi?
keep the master clock in time: ana saatin doğruluğunu korumak
Burada kept the master clock in time, bir şeyin ana saatin doğru zamanı göstermeye devam etmesini sağladığı anlamına gelir. keep + nesne + in time yapısı, bir saatin zaman ölçme doğruluğunu korumayı anlatır. Bu saat ayarlama bağlamında in time, zaman ölçümünün doğru olduğu bir durumu belirtir. “Vaktinde” veya “çok geç olmadan” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede keep ... in time, bir saatin doğruluğunu korumak anlamında kullanılmıştır?
- The technician kept two display screens in sync.
- The technician reached the station in time for the train.
- The technician opened the station on time.
- The technician adjusted the station clock each day to keep it in time.
Cevabı göster
The technician adjusted the station clock each day to keep it in time.
there was another super accurate clock that was updated daily
3:28yıldızların ve gezegenlerin gözlemleri kullanılarak günlük olarak güncellenen
A timekeeper would update the master clock if necessary,
3:35Bir zaman tutucu gerekirse ana saati güncellerdi,
Paris Gözlemevi ile yıldız ve gezegen gözlemleri
Paris Gözlemevi, doğru zaman için dışarıdaki bir referans kaynağıydı. Modern elektronik zaman standartlarından önce gök bilimciler, zamanı hassas biçimde belirlemek için yıldız ve gezegenlerin düzenli ve öngörülebilir konumlarıyla hareketlerinden yararlanabiliyordu. Bir zaman görevlisi gözlemevi saatiyle ana saati karşılaştırır ve gerektiğinde ana saati düzeltirdi. Burada updated daily, bir yazılım güncellemesi yapılmasını değil, saatin her gün kontrol edilip ayarlanmasını ifade eder.
Alıştırma
Bu tarihî sistemde yıldız ve gezegen gözlemleri ana saatin doğru tutulmasına neden yardımcı olabiliyordu?
- Düzenli ve öngörülebilir hareketleri, zamanı belirlemek için bir referans sağlıyordu.
- Zaman görevlisine duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyorlardı.
- Saatin her gün daha hızlı çalışmasını sağlıyorlardı.
- Doğrudan saate elektronik güncellemeler gönderiyorlardı.
Cevabı göster
Düzenli ve öngörülebilir hareketleri, zamanı belirlemek için bir referans sağlıyordu.
which gave him remote access to the clock's time.
3:46bu da ona saatin zamanına uzaktan erişim sağladı.
Just kidding: Önceki sözü şaka olarak geri alma
Just kidding, hemen önceki sözün şaka olduğunu ve doğru kabul edilmemesi gerektiğini hızlıca bildirir. Burada modern bir yazılımın 1880'de var olduğu yönündeki kasıtlı olarak imkânsız iddiayı geri alır. Genellikle şakadan sonra kısa bir düzeltme olarak gelir. Dinleyicinin önceki cümleyi nasıl yorumlaması gerektiğini değiştirir; yeni bir bilgi eklemez.
Alıştırma
Şakayı geri alan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The test is tomorrow. ____! It's next Friday.
Cevabı göster
Just kidding
wouldn't ... if ... was around: Gerçek dışı bir koşul
Bu cümle gerçek dışı bir koşul kurar. AnyDesk 1880'de yoktu; bu yüzden if AnyDesk was around geçmişte olmuş bir gerçeği değil, AnyDesk'in var veya kullanılabilir olduğu hayalî koşulu anlatır. This entire system wouldn't be necessary ise hayal edilen sonucu verir. Yapıda sonuç cümleciğinde would + fiilin yalın hâli, koşul cümleciğinde ise if + geçmiş zaman biçimi kullanılır. Buradaki geçmiş biçim, yalnızca geçmiş zamanı değil, gerçeklikten uzaklığı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle anında yolculuğu gerçek bir olasılık ya da olgu olarak değil, hayalî bir durum olarak ele alıyor?
- This system wouldn't be needed if instant travel was available.
- This system won't be needed if instant travel is available.
- This system wasn't needed because instant travel was available.
Cevabı göster
This system wouldn't be needed if instant travel was available.
is a remote access service that allows you to control your device
3:57cihazınızı dünyanın her yerinden kontrol etmenizi sağlayan
were made on a MacBook and rendered on a PC.
4:04bir MacBook'ta yapıldı ve bir PC'de render edildi.
I can send the animation files directly to my PC
4:11animasyon dosyalarını doğrudan PC'me gönderebiliyorum
and hit render as if I were sitting right in front of it. Dilbilgisi
4:14ve sanki tam önünde oturuyormuşum gibi render'a basabiliyorum.
as if I were sitting right in front of it: gerçek dışı bir şimdiki zaman karşılaştırması
Burada as if, gerçeğe aykırı bir karşılaştırma kurar. Konuşan kişi aslında bilgisayarın önünde oturmuyordur; uzaktan erişim, işlemi neredeyse oradaymış gibi hissettirir. Şimdiki gerçekliğe aykırı bir durum için as if sonrasında geçmiş biçim kullanılabilir. Were, geleneksel subjunctive yapıda her özneyle kullanılabilen biçimdir; bu yüzden I were gerçek bir geçmiş olayı değil, varsayımsal bir şimdiki zamanı gösterir.
Alıştırma
Konuşan kişi başka bir şehirde, ancak uzaktan kontrol ona ofis bilgisayarının yanındaymış hissi veriyor. Hangi cümle bu şimdiki zaman karşılaştırmasının gerçek dışı olduğunu açıkça gösterir?
- I control the office computer as if I sit beside it every day.
- I control the office computer as if I had been sitting beside it.
- I control the office computer as if I were sitting beside it.
Cevabı göster
I control the office computer as if I were sitting beside it.
you can directly access and copy files to your device
4:18cihazınıza doğrudan erişebilir ve dosyaları buluta yüklemek zorunda kalmadan
without having to upload them to the cloud: gereksiz bir adımı kaldırmak
Without having to + fiilin yalın biçimi, bir sonucun mümkün olduğunu ve belirtilen adımın gerekli olmadığını anlatır. Burada dosyalara doğrudan erişilip dosyalar kopyalanabilir; önce onları yüklemek isteğe bağlıdır, yasak değildir. Yapı without + -ing biçimindeki having + to-infinitive şeklindedir: without having to upload. Bir sürecin ortadan kaldırdığı adımı, maliyeti veya çabayı vurgulamak için kullanılır.
Alıştırma
Bilet yazdırmanın gereksiz olduğunu göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: With the digital pass, you can enter the museum ____ print a ticket.
Cevabı göster
without having to
They have their own special codec that transfers the video of your computer
4:23Bilgisayarınızın videosunu aktaran kendi özel kod çözücülerine sahipler
without a noticeable drop in quality. Kalıp ifadeler
4:29ve kalitede fark edilir bir düşüş olmadan.
a noticeable drop in quality: kalitede fark edilir bir düşüş
Bu cümlede a drop in quality, videonun ne kadar iyi göründüğünde bir azalma, yani görüntü kalitesinde düşüş demektir. Drop burada sayılabilen bir isimdir; in ise neyin azaldığını gösterir: a drop in quality, speed, sales, or performance. Noticeable, bir kişinin kolayca fark edebileceği kadar belirgin demektir. Bu nedenle without a noticeable drop in quality, küçük bir kayıp olabileceğini ancak izleyicilerin bunu muhtemelen fark etmeyeceğini anlatır; kesinlikle sıfır kayıp vadetmez.
Alıştırma
Cümleyi, insanların fark edebileceği bir kalite düşüşünü anlatan bu dersteki beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: Compression can save space without causing ____.
Cevabı göster
a noticeable drop in quality
lightning fast: yıldırım hızında
Lightning fast, son derece hızlı demenin mecazi bir yoludur. Lightning ani ve etkileyici bir hız görüntüsü yaratır; ifade kesin bir fiziksel karşılaştırma yapmaz. Burada ayrıca heyecan ve reklam vurgusu katar. Sade fast veya very fast ifadelerine göre daha güçlü ve canlı duyulur.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “son derece hızlı” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The new search tool returns results almost instantly; it is ____.
Cevabı göster
lightning fast
and it even works well with poor internet connections.
4:33ve zayıf internet bağlantılarında bile iyi çalışır.
En güçlü avantajı gösteren best of all
Best of all, konuşmacının en çekici bulduğu avantajı tanıtan bir söylem işaretleyicisidir. Burada tüm platformları desteklemek bir avantajdır; kişisel kullanımın ücretsiz olması ise en güçlü satış noktası olarak sunulur. Bu ifade, sıradaki noktayı öncekilerin üstüne yerleştirerek bilgiyi düzenler. Bu sıralama, konuşmacının dinleyiciyi ikna etme yoludur; herkesin bu noktaya en çok değer vereceğini kanıtlayan nesnel bir gerçek değildir.
Alıştırma
En güçlü avantajı tanıtan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library is open late, and ____, membership is free.
Cevabı göster
best of all
And they also have tailor-made plans for businesses. Kalıp ifadeler
4:41Ayrıca işletmeler için özel olarak hazırlanmış planları da vardır.
tailor-made plans for businesses: işletmelere özel planlar
Tailor-made, belirli bir müşterinin ihtiyaçlarına uyacak şekilde tasarlanmış anlamına gelen mecazlı bir sıfattır. Bu nedenle tailor-made plans, bir terzinin yaptığı eşyalar değil, özelleştirilmiş hizmet paketleridir. For businesses, hedeflenen müşterileri belirtir. Bu cümlede şirketlerin kendi gereksinimlerine uyarlanmış planlar alabileceği anlatılır.
Alıştırma
Özel olarak tasarlanmış planlar anlamına gelen kısa çizgili ifadeyle cümleyi tamamlayın: The consultant studies each company's needs and then creates ____ for businesses.
Cevabı göster
tailor-made plans
To get AnyDesk for free and support the channel,
4:44AnyDesk'i ücretsiz almak ve kanalı desteklemek için,
Both sides of the clock worked together to send out bursts of air
4:56Saatin her iki tarafı, sisteme bağlı binlerce saate
to thousands of clocks connected to the system.
4:59hava dalgaları göndermek için birlikte çalışıyordu.
the left-hand clock would start counting down, Öbek fiiller
5:03sol taraftaki saat geri sayıma başlarken,
while the right-hand clock would be locked in place by a lever. Notlar
5:06sağ taraftaki saat bir kol tarafından yerine kilitlenirdi.
counting down: bir bitiş noktasına doğru azalmak
Burada counting down, sayı veya kalan süre sıfıra ya da belirlenmiş bir bitiş noktasına doğru azalırken zamanı ölçmek demektir. Saat bir dakikayı ölçmektedir; down, sayıların yönünü belirtir, saatin fiziksel olarak aşağı hareket ettiğini değil. Count down iki sözcüklü bir öbek fiildir. Bir zamanlayıcı kendi kendine geri sayabilir; başlangıç sayısı from ile, ulaşılacak an ise to ile belirtilebilir.
Alıştırma
Sayıların sıfıra doğru azaldığını göstermek için iki sözcüklü count down fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The timer will count ten chairs in the room.
- The countdown will begin at ten.
- The timer will count down from ten to zero.
Cevabı göster
The timer will count down from ten to zero.
while ... would be locked in place: eş zamanlılık ve karşıtlık
While ile başlayan yan cümle, soldaki saatin geri saydığı aynı aşamada sağdaki saate ne olduğunu anlatır. İki paralel bilgiyi yan yana koyar: soldaki saat çalışırken sağdaki saat hareketsiz tutuluyordu. Burada while hem zaman bağlantısı kurar hem de iki durum arasındaki karşıtlığı gösterir. Bu cümlede although anlamına gelmez. Tekrarlanan would, iki yan cümleyi paralel tutar ve ikisini de anlatılan mekanizmanın sonuçları olarak sunar.
Alıştırma
'The front display was changing, while the rear display remained frozen,' cümlesinde while neyi gösterir?
- Bir süreç diğerine rağmen gerçekleşir.
- Arka ekran önce değişir.
- İki süreç aynı zaman diliminde gerçekleşir ve karşılaştırılır.
Cevabı göster
İki süreç aynı zaman diliminde gerçekleşir ve karşılaştırılır.
locked in place: hareket edemeyecek şekilde yerinde sabitlenmiş
Locked in place, hareket edemeyecek şekilde tek bir konumda sıkıca tutulmak demektir. Burada kol, sağdaki saati mekanik olarak durdurur; anahtar ya da güvenlik kilidi söz konusu değildir. Bu ifade be locked in place edilgen yapısını kullanır. Hareket edemeyen şey dil bilgisel özne olur; by ise onu sabit tutan aygıtı veya kuvveti belirtebilir.
Alıştırma
Örnekte locked in place, sağdaki saat hakkında ne anlatıyor?
- Anahtarla kilitlenmişti.
- Tek bir konumda tutuluyordu ve hareket edemiyordu.
- Daha hızlı geri sayıyordu.
Cevabı göster
Tek bir konumda tutuluyordu ve hareket edemiyordu.
which released the right clock and allowed its gears to start spinning. Dilbilgisi
5:15bu da sağ saati serbest bırakır ve dişlilerinin dönmeye başlamasını sağlardı.
allowed its gears to start spinning içindeki allow + nesne + to-infinitive yapısı
Allowed its gears to start spinning ifadesinde allowed, allow + nesne + to-infinitive yapısını izler. Its gears isim grubu allowed fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda start spinning eylemini yapan şeyi belirtir. Burada allow izin vermek değil, mümkün kılmak anlamındadır. Mekanizmanın serbest kalması, dişlilerin hareket edebilmesi için gereken koşulu oluşturdu.
Alıştırma
Allowed the paint ifadesinden sonra dry fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The warm sunlight allowed the paint ____ faster.
Cevabı göster
to dry
which used its own drag to slow the gears down. Kelime
5:23ve dişlileri yavaşlatmak için kendi direncini kullanırdı.
hareketi yavaşlatan direnç anlamında drag
Burada drag, harekete karşı koyan bir kuvvet anlamına gelir. Pervaneli hız düzenleyici havada dönerken bu direnç onun hareketine karşı çalışır ve dişlilerin yavaşlamasına yardımcı olur. Mühendislik ve fizikte drag çoğunlukla havanın veya başka bir akışkanın oluşturduğu direnci ifade eder. Bu cümlede bir şeyi sürükleme eylemi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum cümledeki drag sözcüğünün teknik anlamına örnektir?
- Ağır bir çantayı zeminde sürüklemek
- Düşerken hava direnci oluşturan bir paraşüt
- Bilgisayar ekranında bir simgeyi hareket ettirmek
Cevabı göster
Düşerken hava direnci oluşturan bir paraşüt
This would allow the clock to run for about 20 seconds
5:27Bu, saatin yaklaşık 20 saniye boyunca çalışmasına izin verirdi
a rod attached to one of the main gears was activated. Dilbilgisi
5:33ana dişlilerden birine bağlı bir çubuk etkinleşirdi.
kısaltılmış ilgi cümleciği olarak a rod attached to...
a rod attached to one of the main gears ifadesinde attached to ..., rod sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Hangi çubuktan söz edildiğini belirtir ve edilgen bir anlam taşır: a rod that was attached to one of the main gears. Tüm cümlenin ana fiili was activated ifadesidir. Attached sözcüğünü niteleyici olarak okumak uzun özneyi bulmayı kolaylaştırır ve onu ayrı bir ana eylem sanmanızı önler.
Alıştırma
that was attached ilgi cümleciğini tek sözcüklü kısaltılmış biçimiyle değiştirin: A sensor ____ to the door sent an alert.
Cevabı göster
attached
This opened a valve that would allow compressed air
5:37Bu, basınçlı havanın dağıtım borusuna akmasını sağlayacak
The valve would remain open for the first 20 seconds of each minute Dilbilgisi
5:41Valf her dakikanın ilk 20 saniyesi boyunca açık kalır
remain open ... and closed ...: ortak kullanılan tek bir fiil öbeği
İlk bölümdeki would remain open, vananın belirtilen süre boyunca açık durumda kalması anlamına gelir. and sözcüğünden sonra would remain düşürülmüştür; closed, remain fiilinin ikinci tamamlayıcısıdır ve tam biçim would remain closed olur. Bu, yeni bir kapatma eylemini anlatmaz. the first 20 seconds ve the remaining 40 seconds ifadeleri, her bir dakikalık döngüyü birbirini tamamlayan iki döneme ayırır. Bu kısa paralel yapı, zaman çizelgelerinde ve teknik açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, her dakikanın birbirini tamamlayan bölümlerindeki iki durumu anlatmak için tek bir ortak fiil öbeği kullanır?
- The indicator would light for the first 15 seconds of each minute and remained dark for the remaining 45 seconds.
- The indicator would remain lit for the first 15 seconds of each minute and would dark for the remaining 45 seconds.
- The indicator would remain lit for the first 15 seconds of each minute and dark for the remaining 45 seconds.
Cevabı göster
The indicator would remain lit for the first 15 seconds of each minute and dark for the remaining 45 seconds.
where air could flow to all the clocks in the network.
5:51havanın ağdaki tüm saatlere akmasını sağlardı.
fed the compressed air back into two pistons Öbek fiiller
6:02basınçlı havayı saatin yan tarafındaki
fed the compressed air back into two pistons: geri dönüş yolu
Burada fed, feed fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve yiyecek vermek değil, iletmek veya sağlamak anlamına gelir. İnce boru öznedir, hareket ettirilen şey sıkıştırılmış havadır ve iki piston hedef konumdur. feed something back into something yapısında into, bir hedefin içine doğru hareketi; back ise sistemde önceki bir yere veya aşamaya dönüşü gösterir. Bu yapı sıvıları, enerjiyi, bilgiyi veya verileri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi feed + object + back into yapısıyla tamamlayın. feed ve cooled water sözcüklerini kullanın: The return line will ____ the tank.
Cevabı göster
feed the cooled water back into
This would raise two levers attached to both clock systems,
6:06Bu, her iki saat sistemine bağlı iki kolu kaldırır,
lifting up the weights and resetting both clocks
6:10ağırlıkları yukarı çeker ve döngüyü kesintiye uğratmadan
These would carry the air into iron pipes
6:23Bunlar havayı, Paris'in kanalizasyonları ve metro tünelleri boyunca
ran for hundreds of kilometers: uzanmak anlamındaki run
Burada ran, bir insanın koşmasını veya bir makinenin çalışmasını anlatmaz. Özne iron pipes olduğu için ran, boruların uzandığı veya boşluk içinde devam ettiği anlamına gelir. for hundreds of kilometers ifadesi bu uzanımın uzunluğunu belirtir. run fiilinin bu mekânsal kullanımı borular, kablolar, yollar, nehirler, sınırlar ve diğer uzun ya da kesintisiz şeylerle yaygındır.
Alıştırma
"The fiber-optic cable runs for 80 kilometers along the coast," cümlesindeki runs ne anlama gelir?
- bu mesafe boyunca uzanır
- bu süre boyunca çalışır
- yaya olarak hızla hareket eder
Cevabı göster
bu mesafe boyunca uzanır
taking up to a minute to reach some of the furthest clocks. Dilbilgisi
6:36ve en uzaktaki bazı saatlere ulaşması bir dakikayı bulurdu.
taking up to a minute to reach: azami süre belirten -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki taking yan cümlesi, daha önce anlatılan sürece zaman ve sonuç ayrıntısını kısa bir biçimde ekler. taking yapısının örtük öznesi saatler değil, basınç dalgasının sistem içindeki hareketidir. Up to a minute kesin bir süreyi değil, bir üst sınırı belirtir; bazı hedeflere daha erken ulaşılabilir. to reach mastarı, bu sürenin ölçüldüğü varış noktasını belirtir.
Alıştırma
En uzaktaki ofislere ulaşmanın 30 saniyeden fazla sürmeyebileceğini -ing yan cümlesiyle anlatan cümle hangisidir?
- The signal crossed the network, taking up to 30 seconds to reach the most distant offices.
- The signal crossed the network and took exactly 30 seconds to reach the most distant offices.
- The signal crossed the network and took at least 30 seconds to reach the most distant offices.
Cevabı göster
The signal crossed the network, taking up to 30 seconds to reach the most distant offices.
But what actually happened when the air reached the clock?
6:39Peki hava saate ulaştığında aslında ne oluyordu?
a bellows: sonundaki -s'ye rağmen tek bir cihaz
Bellows, havayı içine çeken veya dışarı iten, genişleyebilen bir hava haznesidir. Bu cümlede hava bellows içine girer; bellows şişer ve çubuğu yukarı iter. Sondaki -s, ismin kendi parçasıdır; burada sözcüğü otomatik olarak çoğul yapmaz. a artikeli, tek bir bellows biriminden söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
Bir mühendislik açıklamasında a bellows ne anlama gelir?
- Güçlü ve kalın bir bağırış
- Birbiriyle ilgisiz birkaç dişli
- Havayı hareket ettiren tek bir genişleyebilir hazne
Cevabı göster
Havayı hareket ettiren tek bir genişleyebilir hazne
which pushed the gear along with an articulated tooth.
6:57kol da mafsallı bir diş ile birlikte dişliyi iterdi.
another tooth would stop the gear from moving backwards. Dilbilgisi
7:01başka bir diş, dişlinin geriye doğru hareket etmesini engellerdi.
stop the gear from moving backwards: engelleme kalıbı
stop + object + from + verb-ing kalıbı, nesnenin bir eylemi yapmasını engellemek anlamına gelir. object, kontrol edilen kişi veya şeyi belirtir; from ise engellenen eylemi başlatır. Bu cümlede the gear nesnedir ve moving backwards engellenen eylemdir. from sonrasında mastar değil, fiilin -ing biçimini kullanın.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için stand fiilini ve stop + object + from + -ing kalıbını kullanın: The safety rail stops visitors ____ too close to the edge.
Cevabı göster
from standing
the tooth would pivot and a small weight would keep it engaged with the gear. Kalıp ifadeler
7:06diş döner ve küçük bir ağırlık onun dişli ile kenetlenmiş kalmasını sağlardı.
keep it engaged with the gear: keep + nesne + durum
Burada keep + nesne + engaged, “nesnenin mekanik olarak bağlı durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Küçük ağırlık, dişin dişliden uzaklaşmasını önler. Engaged bir nesne tamamlayıcısıdır: it ile belirtilen nesnenin devam eden durumunu anlatır. With the gear ise bağlantıdaki diğer parçayı gösterir.
Alıştırma
Bir yayın bir parçayı dişliye mekanik olarak bağlı durumda tuttuğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The spring keeps the part engaged with the gear.
- The spring keeps the part engaged to the gear.
- The spring keeps the part engaged in the gear.
Cevabı göster
The spring keeps the part engaged with the gear.
This clever mechanism meant that a full inflation of the bellows
7:10Bu zekice mekanizma, körüğün tam olarak şişmesinin
would always push the gear forward by exactly 1 minute.
7:14dişliyi her zaman tam 1 dakika ileri iteceği anlamına geliyordu.
a ratio of 1 to 12: a ratio of A to B oran kalıbı
a ratio of A to B kalıbı, birbiriyle ilişkili iki miktarı belirtilen sırayla karşılaştırır. A ilk söylenen şeye, B ise ikinciye aittir; bu nedenle sayıların yerini değiştirmek anlamı da değiştirir. Burada 1 to 12, ilk dişlinin bir biriminin veya bir turunun ikinci dişlinin on iki birimine veya turuna karşılık geldiğini belirtir. To, karşılaştırmanın iki bölümünü bağlar; 1'den 12'ye uzanan bir aralık göstermez.
Alıştırma
Cümleyi tam a ratio of A to B kalıbını kullanarak tamamlayın: Mix one part juice with two parts water in ____.
Cevabı göster
a ratio of 1 to 2
in the time it took the hour hand to complete 1. Dilbilgisi
7:25akrebin 1 dönüşünü tamamladığı sürede tamamlayacağı anlamına geliyordu.
in the time it took the hour hand to complete 1: akrebin bir turu tamamladığı sürede
in the time it took X to do Y kalıbı, iki süreci tamamen aynı zaman aralığında karşılaştırır. Burada yelkovan, akrebin bir turu tamamlaması için gereken sürede 12 tur tamamlar. it took the hour hand to complete 1 yapısında it, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir. Zaman alan eylemi to complete 1 belirtir. Sondaki 1, one rotation anlamındadır; tekrarı önlemek için rotation sözcüğü düşürülmüştür.
Alıştırma
Cümleyi in ile başlayan ve biçimsel it öznesini içeren beş kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The smaller printer produced ten labels ____ the larger printer to produce fifty.
Cevabı göster
in the time it took
was that it wasn't just for public street clocks or train stations.
7:29sadece halka açık sokak saatleri veya tren istasyonları için olmamasıydı.
Anyone could have these clocks installed in their house Dilbilgisi
7:33İsteyen herkes bugünün parasıyla günde sadece 30 sentlik bir abonelik ücreti karşılığında
could have these clocks installed: bu saatleri taktırabilmek
Have + nesne + geçmiş zaman ortacı, bir işi başka bir kişiye ya da hizmet sağlayıcıya yaptırmak anlamına gelebilir. Bu nedenle could have these clocks installed, insanların bir şirketten veya çalışandan saatleri evlerine takmasını isteyebildiği anlamına gelir. Bu bir ettirgen yapıdır; have burada perfect zaman yardımcısı değildir. these clocks nesnesi have ile installed arasında bulunur ve saatlerin eylemden etkilendiğini gösterir.
Alıştırma
İşi bir tesisatçıya yaptıracaksınız. Hangi cümle bu anlamı verir?
- I've repaired the pipe already.
- I'll have the pipe repaired tomorrow.
- I'll repair the pipe tomorrow.
Cevabı göster
I'll have the pipe repaired tomorrow.
for a subscription fee of just 30 cents per day in today's money. Kelime
7:35bu saatleri evlerine kurdurabiliyordu.
in today's money: bugünün parasıyla
In today's money, geçmişteki bir tutarın yaklaşık bugünkü karşılığına dönüştürüldüğünü belirtir. Genellikle o tutarın bugün ne kadar edeceğini veya şu anda ne kadar satın alma gücüne denk geleceğini gösterir. Burada günlük 30 sent, modern değerle yapılan karşılaştırmadır; asıl dönemdeki ücret olmak zorunda değildir. İfade, ödemenin bugün yapıldığını söylemez ve kullanılan kesin dönüştürme yöntemini belirtmez.
Alıştırma
Örnekte in today's money ne anlama geliyor?
- Ücretin bugün ödenmesi gerektiği anlamına gelir.
- Tutarın bugünkü değerine ilişkin bir tahmindir.
- İki para birimi arasındaki kesin döviz kurunu verir.
Cevabı göster
Tutarın bugünkü değerine ilişkin bir tahmindir.
Despite being damaged in the great flood of 1910, Dilbilgisi
7:391910'daki büyük selde hasar görmesine rağmen,
this incredible system continued to work for almost 50 years
7:42bu inanılmaz sistem yaklaşık 50 yıl daha çalışmaya devam etti
Despite being damaged: despite + bentuk pasif -ing
Despite bir karşıtlık ve ödün ilişkisi kurar: Sonraki sonucu şaşırtıcı hâle getiren bir gerçeği önce sunar. Burada sel hasarı normalde sistemin çalışmaya devam etmesini zorlaştırırdı, fakat sistem yine de çalıştı. Being damaged, despite sonrasında kullanılan edilgen bir -ing biçimidir. Anlamca öznesi this incredible system olduğundan eylemden etkilenen sistemdir. Despite sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanın; özne ve çekimli fiil içeren tam bir cümleciği doğrudan getirmeyin.
Alıştırma
Cümleyi despite ve be fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: ____ damaged in the storm, the bridge remained open.
Cevabı göster
Despite being
when accurate electronic clocks were good enough to keep time. Dilbilgisi
7:48hassas elektronik saatlerin zamanı tutmak için yeterince iyi olduğu bir zamanda.
good enough to keep time: sıfat + enough + to + fiil
Good enough to keep time, sıfat + enough + to + fiil yapısını kullanır. Enough sıfattan sonra gelir: good enough denir, enough good denmez. Bu yapı, bir şeyin eylemi yapmak için gereken asgari düzeye ulaştığını belirtir. Burada keep time, zamanı doğru ölçmek ve göstermek anlamındadır. Saatlerin kusursuz olması gerekmiyordu; bu pratik işi yapacak kadar hassas hâle gelmeleri yeterliydi.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için strong, enough ve to sözcüklerini doğru sırayla kullanın: This shelf is ____ hold all the books.
Cevabı göster
strong enough to
but signs of where these clocks once stood
7:54ancak bu saatlerin bir zamanlar durduğu yerlerin işaretleri
long gone: uzun zamandır bulunmayan veya var olmayan
Long gone, bir kişinin ya da şeyin uzun zaman önce kaybolduğu, ayrıldığı veya varlığının sona erdiği anlamına gelir. Long, gone ile anlatılan durumu niteler; bu yüzden fiziksel uzunluğu değil, zamanı belirtir. Burada saatlerin kendisi artık yoktur, ancak eskiden bulundukları yerlerin izleri kalmıştır. İfade çoğu zaman, artık bulunmayan bir şey ile hâlâ var olan kanıtlar veya anılar arasındaki karşıtlığı vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede long gone ne anlama geliyor? The old playground is long gone, but my parents still remember it.
- Daha yeni inşa edilmiştir.
- Fiziksel olarak çok uzundur.
- Uzun zaman önce kayboldu veya varlığı sona erdi.
Cevabı göster
Uzun zaman önce kayboldu veya varlığı sona erdi.
we'll be giving away another one of our Primal Space Voyager posters.
8:06Primal Space Voyager posterlerimizden bir diğerini hediye edeceğiz.
All you need to do is sign up at the link below, Notlar
8:09Tek yapmanız gereken aşağıdaki linkten kaydolmak,
All you need to do is + fiilin yalın hâli
Bu cümlede “All you need to do is”, ardından gelen eylemin tek gereklilik olduğunu belirtir. Burada “sign up at the link below” eylemini yapmak yeterlidir. Yaygın yapı All you need to do is + fiilin yalın hâli şeklindedir: “All you need to do is sign up.” Fiilin yalın hâli, to olmadan doğrudan is sözcüğünden sonra gelebilir. Bu yapı, bir yönergenin kısa ve kolay görünmesini de sağlar.
Alıştırma
Yalnızca bir eylemin gerekli olduğunu göstermek için cümleyi bu dersteki yapının tam biçimiyle tamamlayın: “____ press the green button.”
Cevabı göster
All you need to do is
Kayıt olma anlamındaki sign up
“Sign up”; bir etkinliğe katılmak, bir hizmeti veya internet sitesini kullanmak ya da bir listeye eklenmek için kaydolmak anlamına gelir. Bu cümlede izleyicinin bağlantı üzerinden kaydolması gerekir. Kaydolunan şeyi belirtirken sign up for + isim kullanın: “sign up for the workshop.” Amaç veya eylemi belirtirken sign up to + fiilin yalın hâlini kullanın: “sign up to receive updates.”
Alıştırma
Bir internet sitesi henüz hesabınız olmadığını söylüyor. Hangi yönerge doğru şekilde hesap oluşturmanızı ister?
- Sign up to create your account.
- Sign in to create your account.
- Sign out to create your account.
Cevabı göster
Sign up to create your account.