X-ışınları derinizin içini nasıl görür? - Ge Wang: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, X ışınlarının Röntgen tarafından tesadüfen keşfedilmesinden maddeyle etkileşimine uzanan süreci ele alıyor; ardından BT’nin farklı açılardan alınan taramaları birleştirerek kullanışlı iç görüntüler oluşturmasını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. In other words, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu geçiş ifadesini, şaşırtıcı bir gözlemin birazdan daha doğrudan biçimde yeniden anlatılacağını belirten bir işaret olarak tanıyabilirsiniz. Teknik bir açıklamayı önceki sözleri aynen tekrarlamadan netleştirmek için kullanabilirsiniz. 2. It's like trying to print 100 pages of a novel on a single sheet of paper. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu somut benzetmenin iki boyutlu bir röntgende bilgilerin üst üste binmesini ve görüntünün sınırlı açıklığını nasıl aktardığını anlayabilirsiniz. Soyut bir teknik sınırlamayı sezgisel ve gözde canlanabilir hâle getirmek için örnek alabilirsiniz. 3. produce data that can be processed into cross-sections — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İlgi cümleciğiyle edilgen can be processed into yapısının verilere uygulanabilecek işlemi nasıl anlattığını görebilirsiniz. Ham bilginin görüntülere, modellere veya başka sonuçlara dönüştürülmesini açıklarken bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Bu derste
a physicist named Wilhelm Roentgen was doing experiments with a cathode tube, Notlar
0:08Wilhelm Roentgen adlı bir fizikçi bir katot tüpüyle deneyler yapıyordu,
a physicist named Wilhelm Roentgen: isim + named + kişi adı
a physicist named Wilhelm Roentgen isim grubunda named Wilhelm Roentgen, physicist sözcüğünden sonra gelir ve fizikçiyi adıyla tanıtır. Buradaki named, fizikçinin başka birine etkin biçimde ad verdiğini anlatmaz. a/an + kişi veya meslek + named + ad kalıbı, a physicist who was named Wilhelm Roentgen gibi bir ilgi cümleciğinin kısa biçimidir. Ana cümlenin akışını bozmadan bir kişiyi adıyla tanıtmak için kullanılır.
Alıştırma
“Adı Leo olan bir doktor” anlamına gelen isim grubu hangisidir?
- a doctor named Leo
- a doctor named by Leo
- a doctor who named Leo
Cevabı göster
a doctor named Leo
doing experiments with a cathode tube: do experiments with + isim
doing experiments with a cathode tube ifadesinde doing experiments, deneyler yapmak anlamına gelir; with a cathode tube ise kullanılan ekipmanı belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp do experiments with + ekipman, malzeme veya test edilen şeydir. İngilizcede do experiments sabit ve doğal bir sözcük eşleşmesidir. Burada fiilin doing biçiminde olmasının nedeni, daha büyük fiil grubunun was doing olmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için en doğal sözcüğü seçin: The students were ___ experiments with magnets.
- doing
- taking
- making
Cevabı göster
doing
lights up a fluorescent window. Öbek fiiller
0:17floresan bir pencereyi aydınlattığı cam bir kaptır.
cathode tube: ardından açıklayıcı bir ad öbeği gelen bilim terimi
Burada cathode tube, erken dönem deneylerinde kullanılan bir aygıtı adlandırır: elektron demetinin floresan bir pencereyi parlattığı cam bir kap. Tube, yalnızca sıradan içi boş bir boruyu değil, cam aygıtın tamamını anlatır. Virgülden sonraki daha kolay ad öbeği a glass container..., cathode tube ifadesinin ne anlama geldiğini hemen açıklar. Bu, açıklayıcı bir eşlemedir: bilimsel metinler çoğu zaman önce teknik terimi, ardından kısa bir tanımı verir.
Alıştırma
Virgülden sonraki açıklamaya göre cathode tube hangi seçenektir?
- Elektron demetinin ışık oluşturduğu deneysel bir cam aygıt.
- Sıvı taşımak için kullanılan sıradan bir boru.
- Kabı olmayan parlak bir pencere.
- Elektron demetinin kendisi.
Cevabı göster
Elektron demetinin ışık oluşturduğu deneysel bir cam aygıt.
in which: ‘onun içinde’ anlamındaki resmî ilgi yapısı
In which, a glass container ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Which, electrons sözcüğüne değil kaba döner; in ise sonraki olayın kabın içinde gerçekleştiğini gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp ad + in which + özne + fiil biçimindedir. Edat, cümlecik içindeki ilişkiye göre seçilir: olay in the container biçiminde gerçekleştiği için in which kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi ‘odanın içinde’ anlamına gelen resmî, iki sözcüklü ilgi ifadesiyle tamamlayın: This is the room ____ the old maps are stored.
Cevabı göster
in which
lights up: floresan bir pencereyi parlatır
Burada lights up, bir şeyi parlak hâle getirmek anlamındaki bir öbek fiildir. A beam of electrons buna neden olan ögedir; a fluorescent window ise parlayan şeydir. Buradaki light, ışık anlamındaki isim değil, fiildir. Light up, light up a window örneğindeki gibi nesne alabilir veya The screen lights up örneğindeki gibi nesnesiz kullanılabilir. Geçmiş zaman biçimi genellikle lit up olur.
Alıştırma
Hangi cümlede light up, bir şeyi parlatmak veya aydınlatmak anlamında kullanılmıştır?
- The lantern fell beside the path.
- Sam turned off the lantern before bed.
- The lantern lit up the dark path.
Cevabı göster
The lantern lit up the dark path.
to keep the fluorescent light from escaping Dilbilgisi
0:22floresan ışığının dışarı sızmasını engellemek için,
had wrapped cardboard around the tube: kartonu tüpün etrafına sarmıştı
Wrap X around Y, X'i Y'nin dışına, Y'yi çevreleyecek veya örtecek biçimde yerleştirmek demektir. Burada X cardboard, Y ise the tube'dur. Around bir konumu anlatır; yaklaşık bir miktar anlamına gelmez. Had wrapped geçmişte tamamlanmış daha önceki bir eylemi gösterir. Kartonu sarma işi, tuhaf olay gerçekleşmeden önce bitmişti. Yeniden kullanılabilir had wrapped X around Y kalıbı, geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyedeki daha eski bir sarma eylemini betimler.
Alıştırma
Geçmişteki daha eski eylemi had wrapped X around Y ile tamamlayın: Before the guests arrived, Maya ____ a ribbon ____ the gift.
Cevabı göster
had wrapped · around
to keep the fluorescent light from escaping: keep ... from -ing yapısı
to keep the fluorescent light from escaping mastar öbeği, tüpün etrafına neden karton sarıldığını açıklar. keep + nesne + from + fiilin -ing biçimi yapısında keep, “engellemek” anlamına gelir. Nesne the fluorescent light ifadesidir; escaping ise ışığın kaplanmış tüpten dışarı sızmasını anlatır. from sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimi kullanılır. Bu yüzden from escaping doğrudur, from escape değildir. Bu yapı ısı, gaz, koku veya bilgi gibi şeylerin dışarı çıkmasını engellemek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi from ve leak fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We added a tight seal to keep the gas ____.
Cevabı göster
from leaking
when something peculiar happened: anlatıdaki dönüm noktasını belirtmek
when yan cümlesi, anlatıyı daha önceki arka plan eyleminden — tüpün etrafına karton sarmaktan — beklenmedik bir olaya taşır. Buradaki when, hikâyede “tam o sırada” anlamındadır; olayın saat kaçta gerçekleştiğini sormaz. Peculiar burada “alışılmadık” veya “tuhaf” anlamına gelir. when ve peculiar birlikte anlatıdaki dönüm noktasını belirtir ve dinleyiciyi şaşırtıcı sonucun açıklamasına hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle, arka plan eyleminden beklenmedik bir olaya geçmek için when yan cümlesi kullanıyor?
- Something peculiar happens in every test.
- I was checking the readings when something peculiar happened.
- When did you check the readings?
Cevabı göster
I was checking the readings when something peculiar happened.
invisible rays had passed through the cardboard. Kalıp ifadeler
0:33görünmez ışınlar kartonun içinden geçmişti.
In other words: Aynı fikri başka sözlerle anlatmak
In other words, az önce söylenen bir şeyi daha açık biçimde yeniden ifade eder. Burada cümlenin aynı bulguyu daha doğrudan anlattığını gösterir. Yeni bir olgu eklemek yerine bilgiyi düzenler: ardından gelen bölüm, önceki fikri farklı sözlerle ifade etmelidir.
Alıştırma
İlk cümle şudur: The event has been canceled. Hangi devam cümlesi aynı olguyu yeniden ifade eder?
- For example, the event will not take place.
- In other words, the event will not take place.
- In addition, the event will not take place.
Cevabı göster
In other words, the event will not take place.
passed through: Bir şeyin içinden geçmek
Pass through, bir nesnenin, malzemenin veya alanın içine girip içinden ilerlemek, genellikle de diğer tarafa geçmek demektir. Burada ışınlar yalnızca kartonun yüzeyine yakın ilerlememiş, kartonun içinden geçmiştir. Yapı pass through + isim şeklindedir: pass through a wall, a tunnel veya a town. Özne ışık, ses, sinyal ya da kişi olsa da yol, belirtilen şeyin veya alanın içinden geçer.
Alıştırma
Hangi cümle sinyalin duvarın içine girip içinden geçtiğini anlatır?
- The signal passed through the wall.
- The signal passed by the wall.
- The signal passed over the wall.
Cevabı göster
The signal passed through the wall.
Wilhelm had no idea what those rays were, Dilbilgisi
0:36Wilhelm bu ışınların ne olduğu hakkında hiçbir fikre sahip değildi,
had no idea what those rays were: gömülü soru sözcük sırası
Had no idea, “hiç bilmiyordu” anlamına gelir. Have no idea yapısının geçmiş zaman biçimidir ve yalnızca did not know demekten daha güçlü bir bilgisizlik ifade eder. What those rays were, Wilhelm’in tam olarak neyi bilmediğini gösterir. Bu soru daha büyük bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle sırasını kullanır: what + those rays + were. Doğrudan soru sırası olan what + were + those rays kullanılmaz.
Alıştırma
Gömülü soru için doğru sözcük sırasına sahip cümleyi seçin.
- I had no idea what did the noise mean.
- I had no idea what was the noise.
- I had no idea what the noise was.
Cevabı göster
I had no idea what the noise was.
called them X-rays: call + nesne + ad
Call + nesne + ad yapısı, “birine veya bir şeye bu adı vermek ya da bu adla seslenmek” anlamına gelir. Called them X-rays ifadesinde them ad verilen nesnedir, X-rays ise addır. Called, call fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada call, “telefon etmek” anlamına gelmez. Baştaki so, ad verme eyleminin biraz önce belirtilen nedenin sonucu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi call fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The children ____ the puppy Rocket.
Cevabı göster
called
and his discovery eventually won him a Nobel Prize. Kalıp ifadeler
0:41ve buluşu sonunda ona bir Nobel Ödülü kazandırdı.
won him a Nobel Prize: win someone something kalıbı
Burada win, win + person + thing kalıbıyla kullanılır: his discovery neden olan şeydir, him yararlanan kişidir ve a Nobel Prize onun aldığı ödüldür. Cümle, keşfin onun ödülü almasını sağladığı anlamına gelir; keşfin onu yendiği anlamına gelmez. Eventually, sonucun bir süre ya da sonraki gelişmelerden sonra ortaya çıktığını da belirtir. Bu kalıpta bir başarı, eylem veya nitelik özne olabilir ve birine ödül ya da fırsat kazandırabilir.
Alıştırma
Cümleyi win fiilinin geçmiş zamanı ve aynı kadını gösteren zamirle tamamlayın: Her research ____ an international award.
Cevabı göster
won her
Here's what we now know was happening: bir açıklamaya geçiş
Here's what ... dinleyicinin dikkatini sıradaki bilgiye yöneltir. Bu cümlede geçmişteki bir olay ya da gözlemden, günümüz bilgisiyle yapılan açıklamaya geçiş sağlar. What we now know was happening, “şimdi, o sırada gerçekleşmekte olduğunu bildiğimiz şey” anlamında bir isim yan cümlesidir. Here's ifadesinden sonra bildirme işlevi taşır; bu yüzden düz cümle söz dizimini korur ve doğrudan soru değildir.
Alıştırma
Eski bir gizemi anlattınız ve şimdi günümüzdeki açıklamaya geçeceksiniz. Bu geçişi en iyi hangi cümle yapar?
- Did anyone know what was happening?
- Here's what we now know was happening.
- That is everything we will ever know.
Cevabı göster
Here's what we now know was happening.
When high-energy electrons in the cathode tube hit a metal component, Dilbilgisi
0:48Katot tüpündeki yüksek enerjili elektronlar metal bir bileşene çarptığında,
When ... hit ... ile bir sonucun tetikleyicisini gösterme
Baştaki When yan cümlesi süreci başlatan olayı belirtir: yüksek enerjili elektronlar metal bir bileşene çarpar. Ardından gelen ana cümle sonucu verir. Bilimsel açıklamalarda when, tekrarlanabilen bir neden-sonuç dizisini düzenleyebilir: belirtilen olay ne zaman gerçekleşse açıklanan sonuç ortaya çıkar. Burada when, zamanı ve tetikleyiciyi gösteren bir bağlaçtır; “hangi zamanda” diye soran bir soru sözcüğü değildir.
Alıştırma
Bir tozun suya her değdiğinde ısı yaydığı bilinmektedir. Bunu tekrarlanabilir bir tetikleyici-sonuç süreci olarak en iyi hangi cümle anlatır?
- When the powder touches water, it releases heat.
- If the powder touched water, it might release heat.
- Although the powder touches water, it releases heat.
Cevabı göster
When the powder touches water, it releases heat.
they either got slowed down and released extra energy Notlar
0:53ya yavaşlayıp fazladan enerji açığa çıkarıyorlardı
get edilgeni got slowed down içindeki slowed down
Slow down, “yavaşlamak” veya “bir şeyi yavaşlatmak” anlamına gelir. Buradaki got slowed down, get ile kurulan edilgen bir yapıdır: they eylemden etkilenir; yani dışarıdan bir etkileşim hızlarını azaltmıştır. Down, öbek fiilin parçasıdır ve aşağı doğru hareketi anlatmaz. Get slowed down kalıbı, bir şeyin neden olduğu değişime odaklanır. Hızı veya ilerleyişi azaltılan nesneleri, insanları ya da süreçleri anlatabilir.
Alıştırma
Yoğun trafiğin otobüsü yavaşlattığını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The bus moved down slowly through heavy traffic.
- The bus slowed down the heavy traffic.
- The bus got slowed down by heavy traffic.
Cevabı göster
The bus got slowed down by heavy traffic.
or kicked off electrons from the atoms they hit, Öbek fiiller
0:57ya da çarptıkları atomlardan elektron koparıyorlardı,
kicked off electrons: kuvvetle elektronları koparmak
Bu çarpışma bağlamında kicked off electrons, elektronların atomlardan koparılıp uzaklaştırılması demektir. Electrons çıkarılan nesnedir; from the atoms ise nereden çıkarıldıklarını belirtir. Kick off, nesnesi bir etkinlik olduğunda sık sık “başlatmak” anlamına gelir; kick off a meeting buna örnektir. Bu anlam burada uygun değildir: kick, ayakla yapılan gerçek bir tekmeyi değil, çarpışmanın kuvvetini canlı biçimde anlatan bir benzetmedir.
Alıştırma
The collision kicked off electrons from the atom. cümlesinde kicked off electrons ne anlama gelir?
- Çarpma, elektronlarla ilgili bir etkinlik başlattı.
- Çarpma, elektronları atomdan koparıp uzaklaştırdı.
- Çarpma, atomu ve elektronları aşağı doğru itti.
Cevabı göster
Çarpma, elektronları atomdan koparıp uzaklaştırdı.
which triggered a reshuffling that again released energy. Dilbilgisi
1:01bu da tekrar enerji salınımına yol açan bir yeniden düzenlemeyi tetikliyordu.
either ... or ... ile iki paralel sonuç
either A or B iki seçenek sunar. Burada A, got slowed down and released extra energy; B ise kicked off electrons bölümüdür. İki taraf da elektronların çarpışmadan sonra yapabileceği veya yaşayabileceği şeyleri anlatan paralel fiil öbekleridir. either ... or çerçevesi kicked off electrons ifadesinden sonra biter. Sonraki from the atoms they hit bölümü kicked off ifadesini tamamlar, which triggered ... ise bir sonuç ekler; bunların hiçbiri üçüncü bir seçenek değildir.
Alıştırma
Alternatif sonuçlar sunan iki bağlayıcı sözcükle cümleyi tamamlayın: The backup will ____ restore the files ____ warn us about damaged data.
Cevabı göster
either · or
which triggered ... that again released energy: Bir sonuç zincirini bağlamak
İlgi sözcüğü which, önceki yan cümlede anlatılan olayın tamamına, yani elektronun yerinden çıkarılması olayına gönderme yapar; yalnızca electrons adına gönderme yapmaz. which triggered a reshuffling yan cümlesi, yeniden düzenlenmeyi önceki olayın sonucu olarak sunar. Bu sonucun içinde that, a reshuffling ifadesine gönderme yapar. that again released energy yan cümlesi bir sonraki sonucu ekler; böylece iki ilgi cümleciği açıklamayı şu zincir boyunca ilerletir: önceki olay → yeniden düzenlenme → enerjinin bir kez daha açığa çıkması.
Alıştırma
“which triggered a reshuffling” ifadesindeki which neye gönderme yapar?
- Yalnızca electrons adına.
- Önce anlatılan olayın tamamına.
- Daha sonra gelen energy adına.
Cevabı göster
Önce anlatılan olayın tamamına.
the energy was emitted in the form of X-rays, Kalıp ifadeler
1:07enerji, X-ışınları formunda yayıldı,
In both cases: İki açıklamayı tek bir sonuçta birleştirmek
In both cases, “az önce anlatılan iki durumun her birinde” demektir. Burada both cases önceki iki mekanizmaya gönderme yapar ve ortak sonuçlarını sunar: enerji X ışınları biçiminde yayıldı. Bilgiyi düzenleyen bu ifade, iki yollu karşılaştırmayı kapatır ve iki dalı tek bir sonuçta birleştirir. Aynı olayın iki kez gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir başvuruyu göndermenin iki yolu da fotoğraflı kimlik gerektiriyor. Ortak gerekliliği en iyi hangi cümle özetler?
- In other words, you need a photo ID.
- For example, you need a photo ID.
- In both cases, you need a photo ID.
Cevabı göster
In both cases, you need a photo ID.
was emitted in the form of X-rays: yayılma biçimini anlatma
Was emitted, emit fiilinin basit geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. Enerjinin dışarı verildiğini veya yayıldığını söyler ve onu üreten kaynaktan çok enerjiyi öne çıkarır. In the form of X-rays, yayılan enerjinin hangi biçimi aldığını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp be emitted in the form of + isim şeklindedir. Burada form, “biçim veya şekil” anlamındadır; doldurulan bir belge değildir.
Alıştırma
Cümleyi be emitted in the form of kalıbının basit geçmiş edilgen biçimiyle tamamlayın: During the test, the signal ____ radio waves.
Cevabı göster
was emitted in the form of
a type of electromagnetic radiation: bilimsel sınıflandırma
a type of + kategori adı yapısı, bir şeyi daha büyük bir grubun üyelerinden biri olarak sınıflandırır. Burada which, X-rays ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla yan cümle X ışınlarını elektromanyetik radyasyon olarak sınıflandırır. X ışınları, görünür ışık ve gama ışınlarının tümü elektromanyetik spektrumun parçalarıdır, ancak enerji aralıkları farklıdır. Buradaki radiation geniş bir fizik terimidir; kendiliğinden nükleer radyasyon veya radyoaktif madde anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle doğru bir bilimsel sınıflandırma verir?
- Electromagnetic radiation is a type of X-ray.
- X-rays are a type of electromagnetic radiation.
- X-rays are a type of radioactive material.
Cevabı göster
X-rays are a type of electromagnetic radiation.
higher than ... and lower than ...: iki referans arasına yerleştirme
With higher energy than visible light and lower energy than gamma rays, X ışınlarını enerji ölçeğindeki iki referans noktasının arasına yerleştirmek için iki karşılaştırma öbeği kullanır. İlk karşılaştırma alt referansı, ikincisi üst referansı verir. İkisini birlikte okuyun: X ışınlarının enerjisi görünür ışıktan yüksek, gama ışınlarından düşüktür.
Alıştırma
Çift yönlü karşılaştırmayı tamamlamak için higher than ve lower than kullanın: The kite is ____ the trees and ____ the clouds.
Cevabı göster
higher than · lower than
X-rays are powerful enough to fly through many kinds of matter Dilbilgisi
1:19X-ışınları, birçok türdeki maddenin içinden
as if they are semi-transparent, Deyimler
1:23sanki yarı saydammış gibi uçup gidecek kadar güçlüdür,
powerful enough to ...: bir eylem için gereken düzeye ulaşmak
Sıfat + enough + to + fiil yapısı, bir niteliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını gösterir. Burada powerful enough to fly through, X ışınlarının birçok madde türünün içinden geçmeye yetecek güce sahip olduğu anlamına gelir. Enough sıfattan sonra gelir: powerful enough denir, enough powerful denmez. Bu cümlede fly through, gerçek anlamda uçmak değil, kolayca içinden geçmek anlamında canlı bir anlatımdır.
Alıştırma
Sinyalin gereken koşulu karşıladığını göstermek için strong enough kullanın: The signal is ____ to reach the basement.
Cevabı göster
strong enough
as if they are semi-transparent: canlı bir benzetme
as if + yan cümle yapısı, bir şeyin nasıl göründüğüne veya davrandığına dayalı bir benzetme kurar. Buradaki they, sözü edilen birçok madde türüne gönderme yapar: X ışınları bu maddelerin içinden, sanki yarı saydammışlar gibi geçer. Bu, maddelerin normal ışık için gerçekten yarı saydam olduğu anlamına gelmez. Benzetme, X ışınlarının nüfuz etmesini gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle bir neden veya koşul belirtmek yerine as if ile hayalî bir benzetme yapıyor?
- The leaves sparkled as if they were made of glass.
- The leaves sparkled because sunlight hit them.
- If the leaves sparkle, take a picture.
Cevabı göster
The leaves sparkled as if they were made of glass.
and they're particularly useful for medical applications Kalıp ifadeler
1:25ve tıbbi uygulamalar için özellikle yararlıdırlar
particularly useful for medical applications: kullanım alanını vurgulama
particularly useful for medical applications ifadesinde particularly, «özellikle» anlamına gelir ve useful sözcüğünü güçlendirir. useful for + isim yapısı yarar sağlanan amacı veya alanı belirtir; dolayısıyla ifade, X ışınlarının tıp alanında özel bir değere sahip olduğunu vurgular. Burada applications, bir teknolojinin veya yöntemin pratik kullanım alanları anlamındadır. Medical applications, tıptaki kullanımlardır; telefon uygulamaları veya insanların sunduğu başvuru formları değildir.
Alıştırma
Cümleyi, «tıptaki pratik kullanımlar için özellikle değerli» anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: This imaging method is ____.
Cevabı göster
particularly useful for medical applications
without harming them: without + -ing yapısı
Without + -ing biçimi, bir eylem gerçekleşirken başka bir eylemin ya da sonucun önlendiğini anlatır. Burada without harming them, az önce sözü edilen organlara zarar vermeden görüntü oluşturulabildiğini belirtir; them, organs like bones ifadesine gönderme yapar. Without bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: without harming denir, without to harm denmez. Bu yapı, başka bir şey yapılırken önlenen bir sonucu anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi without ve harm fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The doctor examined the joint ____ it.
Cevabı göster
without harming
although they do have a small chance of causing mutations Dilbilgisi
1:33yine de mutasyona neden olma ihtimalleri düşük de olsa vardır
in reproductive organs and tissues like the thyroid, Kelime
1:36üreme organlarında ve tiroit gibi dokularda,
reproductive organs ... the thyroid: vücut bölümleri için tıbbi terimler
Reproductive organs, üremede rol alan vücut organları, yani üreme organlarıdır. Thyroid ise boynun ön kısmında bulunan ve hormon üreten belirli bir bez olan tiroit bezidir. Bu cümlede bu resmî tıp terimleri, etkilenebilecek vücut bölümlerini veya dokuları belirtir. Thyroid boğaz ya da boynun tamamı demek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede thyroid neyi ifade eder?
- boynun içindeki, boğaz adı verilen geçidi
- boyunda bulunan ve hormon üreten bir bezi
- boynun tamamını
Cevabı göster
boyunda bulunan ve hormon üreten bir bezi
which is why lead aprons are often used to block them. Notlar
1:39bu yüzden genellikle onları engellemek için kurşun önlükler kullanılır.
although ... do have: ödünleme ve vurgu
Although, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. Ana düşünceyi sınırlayan ya da onunla karşıtlık oluşturan bir gerçeği ekler; böylece önceki olumlu noktayı geçersiz kılmadan dengeli bir görüş sunulur. they do have ifadesinde do, soru işareti görevi görmez; olumlu cümlede vurgu yapan bir yardımcı fiildir. Have fiilini güçlendirerek küçük ihtimalin gerçekten var olduğunu belirtir. Do sonrasında have fiilinin yalın biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: Although the treatment is usually safe, it ____ some risks.
Cevabı göster
does have
which is why: bir nedeni sonucuna bağlamak
..., which is why + yan cümle yapısında which, hemen önce belirtilen durumun tamamına gönderme yapar. Ardından gelen yan cümle, bu durumun sonucunu, doğurduğu etkiyi veya bu nedenle yapılan eylemi verir. Burada küçük risk, kurşun önlük kullanılmasının nedenidir. Bu nedenle yapı, bilgiyi önce neden, sonra sonuç sırasıyla düzenler.
Alıştırma
Nedene gönderme yapıp sonucunu belirten, burada öğretilen üç kelimelik bağlantıyla cümleyi tamamlayın: Mia missed the bus, ____ she arrived late.
Cevabı göster
which is why
lead aprons: lead metal olan kurşunu belirtir
Bu cümlede lead aprons, kurşundan veya kurşun bazlı bir koruyucu malzemeden yapılmış önlükler demektir. lead ismi aprons'tan önce gelerek malzemeyi belirten bir niteleyici olarak kullanılır. X ışını bağlamında bu önlükler, doğrudan ışınlanması gerekmeyen vücut bölgelerine ulaşan radyasyonu azaltmaya yardımcı olur. İfade koruyucu giysinin adıdır; birini yönetme ya da önderlik etme eylemi değildir.
Alıştırma
lead aprons ifadesinde lead nasıl telaffuz edilir ve ne anlama gelir?
- lead /liːd/, “yönlendirmek” anlamındaki fiil
- lead /lɛd/, koruyucu engellemede kullanılan metal
- lead /leɪd/, koruyucu engellemede kullanılan bir malzeme
Cevabı göster
lead /lɛd/, koruyucu engellemede kullanılan metal
interact with matter: bilimsel etkileşim yapısı
Interact with + bir nesne, o nesneyle temas etmek ve onu bir şekilde etkilemek anlamına gelir. interact with matter ifadesinde matter, with edatından sonra gelen nesnedir ve bir sorun ya da konu değil, fiziksel madde anlamındadır. Cümle önce genel süreci verir, ardından somut bir sonuç belirtir: X ışınları elektronlarla çarpışır. Bu yapı ışığın, enerjinin, kimyasalların veya sistemlerin karşılaştıkları şeyleri nasıl etkilediğini açıklamak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Interact with + nesne yapısını doğru kullanan ve matter kelimesini fiziksel madde anlamında taşıyan cümle hangisidir?
- Light interacts matter in different ways.
- Light interacts with matter in different ways.
- Light interacts to matter in different ways.
Cevabı göster
Light interacts with matter in different ways.
Sometimes the X-ray transfers all of its energy Kalıp ifadeler
1:47Bazen X-ışını enerjisinin tamamını
transfers all of its energy to the matter: transfer + aktarılan şey + to + alıcı
transfer + aktarılan şey + to + alıcı yapısında, doğrudan nesne neyin taşındığını, to ile başlayan bölüm ise nereye gittiğini gösterir. Bu cümlede all of its energy X ışınının aktardığı şeydir; the matter ise enerjiyi alan taraftır. Bu nedenle transfer energy to something, “enerjinin o şeye geçmesini sağlamak” demektir. Buradaki to, enerjinin varış noktasını veya alıcısını belirtir; amaç bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, enerjinin sıcak metalden suya geçtiğini anlatmak için transfer ... to ... yapısını doğru kullanır?
- The hot metal transfers the water to energy.
- The hot metal transfers energy to the water.
- The hot metal transfers to energy the water.
Cevabı göster
The hot metal transfers energy to the water.
gets absorbed: get + geçmiş zaman ortacıyla kurulan edilgen yapı
Get + geçmiş zaman ortacı edilgen bir yapı oluşturabilir. gets absorbed ifadesinde X ışını eylemden etkilenir: bir şey onu soğurur ve böylece soğurulmuş duruma gelir. Burada gets, “elde eder” anlamına gelmez. Get edilgeni, çoğunlukla öznenin başına bir olay gelmesini veya öznenin durum değiştirmesini öne çıkarır. Bu süreç açıklamasında gets absorbed, sonuç olarak gerçekleşen soğurulma olayını sunar.
Alıştırma
Cümleyi absorb fiilinin geniş zamandaki get edilgeniyle tamamlayın: In this filter, some light ____ by the dark coating.
Cevabı göster
gets absorbed
Other times, ile tekrarlanan başka bir olasılığı tanıtmak
Other times, “başka zamanlarda” veya “diğer durumlarda” anlamına gelir. Bu cümlenin başında, olası bir sonuçtan farklı bir sonuca geçiş yapar. Çoğunlukla Sometimes içeren bir açıklamadan sonra gelir ve Sometimes ... Other times ... kalıbını oluşturur. Buradaki times, zamanları veya durumları anlatır; tarihsel çağları anlatmaz.
Alıştırma
“Başka zamanlarda” anlamına gelen iki kelimelik eş ifadeyle tamamlayın: Sometimes the lake is calm. ____, strong winds make the water rough.
Cevabı göster
Other times
only transfers some of its energy: miktarı bir kısımla sınırlamak
Bu cümlede only ve some of, aktarılan miktarı sınırlar: enerjinin tamamı değil, yalnızca bir kısmı aktarılır. Some of + iyelik bildiren bir ifade, burada its energy, açıkça belirlenmiş bir bütünün miktarı belirtilmeyen bir bölümünü seçer. Bağlam some ile all arasında karşıtlık kurduğunda only, bütün yerine yalnızca bir bölümle sınırlı olma anlamını güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle ısının tamamının değil, bir kısmının aktarıldığını açıkça belirtir?
- The wall transfers all of the heat into the room.
- The wall only transfers some of the heat into the room.
- The wall does not transfer any of the heat into the room.
Cevabı göster
The wall only transfers some of the heat into the room.
the rest is scattered: kalan enerjiyi edilgen yapıyla anlatma
The rest, bilinen bir bütünün geriye kalan kısmını ifade eder. Enerjinin bir kısmının aktarıldığı daha önce söylendiği için burada kalan enerjiyi gösterir; energy sayılamayan bir isim olduğundan fiil tekildir: is. Is scattered edilgen yapıdadır. Bu fizik bağlamında scattered, bir şeyin yön değiştirerek farklı yönlere dağılması anlamına gelir; bir odadaki eşyaların düzensiz bırakılması anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi ‘geriye kalan ışık’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Some of the light is absorbed, and ____ is reflected.
Cevabı göster
the rest
The frequency of these outcomes: sonuçların ne sıklıkla meydana geldiği
The frequency of these outcomes ifadesinde frequency, sonuçların ne sıklıkla meydana geldiğini, yani meydana gelme oranlarını belirtir. Of ile başlayan bölüm, oluşumları sayılan olayları adlandırır. Bu nedenle ifade, tekrarlanan etkileşimlerde sonuçların ne kadar yaygın olduğunu anlatır. Sonuçların kendilerinin ne olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede frequency bir olayın ne sıklıkla gerçekleştiğini ifade eder?
- The frequency of this radio wave is 100 megahertz.
- The frequency of this tone is 440 hertz.
- The frequency of equipment failures has decreased.
Cevabı göster
The frequency of equipment failures has decreased.
depends on how many ... ve dolaylı soruda düz cümle sırası
Depends on, sıklığı belirleyen etkeni tanıtır. Buradaki etken, X ışınlarının çarpması muhtemel elektronların sayısıdır; farklı sayılar farklı sıklıklara yol açabilir. How many electrons the X-rays are likely to hit doğrudan bir soru değil, cümle içine yerleştirilmiş dolaylı bir sorudur. How many electrons ifadesinden sonra düz cümle sırası kullanılır: özne olan the X-rays, are likely to hit ifadesinden önce gelir.
Alıştırma
Hangi cümle depends on ifadesinden sonra dolaylı how many yan cümlesini doğru kullanıyor?
- The result depends on how many samples can the lab test.
- The result depends on how many samples the lab can test.
- The result depends how many samples the lab can test.
Cevabı göster
The result depends on how many samples the lab can test.
Paralel koşullar için are more likely if ... or if ...
Are more likely, çarpışmaların ardından gelen koşullarda gerçekleşme ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtir. Cümle iki alternatif koşul verir: malzemenin yoğun olması veya atom numarası daha yüksek elementlerden yapılmış olması. İkinci koşuldan önce if sözcüğünü tekrarlamak, birbirine paralel iki if yan cümlesini açıkça gösterir. Or kullanımı, koşullardan herhangi birinin olasılığı artırabileceğini belirtir; iki koşulun da gerekli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi are more likely if ... or if ... ile tamamlayın: Mistakes ____ the instructions are unclear ____ the worker is tired.
Cevabı göster
are more likely if · or if
with higher atomic numbers: elementin bir özelliği
atomic number ifadesinde number, bir elementi tanımlayan değerdir: tek bir atomun çekirdeğindeki proton sayısıdır. Nötr bir atomda elektron sayısı bu değere eşittir; bu nedenle atom numarası daha yüksek elementlerin atom başına daha fazla elektronu vardır. Burada with higher atomic numbers, elements sözcüğünü niteler. Malzemenin toplamda daha fazla atom içerdiğini söylemez.
Alıştırma
elements with higher atomic numbers ifadesi bir malzeme hakkında ne söyler?
- Malzeme daha fazla türde element içerir.
- Bu elementlerin atomlarında daha fazla proton vardır.
- Malzeme toplamda daha fazla atom içerir.
- Her atom fiziksel olarak daha büyüktür.
Cevabı göster
Bu elementlerin atomlarında daha fazla proton vardır.
which means more electrons: bir sonucu açıklamak
Which means ... önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar ve onun sonucunu ya da daha açık bir açıklamasını verir. Burada which, tek bir isme değil, elementlerin atom numaralarının daha yüksek olması durumunun tamamına gönderme yapar. Bu kalıp açıklamayı düzenler: önce bir bilgi verilir, ardından which means ve bir yan cümle eklenerek bu bilginin neden önemli olduğu hemen açıklanır.
Alıştırma
Cümleyi, pratik sonucu tanıtan ve önceki bölüme virgülle bağlanan ifadeyle tamamlayın: The library is closed today, ____ we need to return the books tomorrow.
Cevabı göster
which means
dense and full of calcium: yoğun ve kalsiyum bakımından zengin
Dense, kemik malzemesinin belirli bir hacimde çok miktarda madde içerdiğini belirtir. And bu özelliği full of calcium ile bağlar; full of calcium burada kemiklerin çok miktarda kalsiyum içerdiği anlamına gelir. Full of, kemiklerin içi kalsiyum parçalarıyla doldurulmuş boş kaplar olduğu anlamına gelmez. Bir malzemeyi, yiyeceği veya vücut dokusunu anlatırken önemli bir maddenin büyük miktarda bulunduğunu belirtebilir.
Alıştırma
Burada "Bones are dense and full of calcium" ne anlama geliyor?
- Kalsiyum bütün boşlukları doldurduğu için kemikler büyüktür.
- Kemikler yalnızca kalsiyumdan yapılmıştır.
- Kemikler sıkı bir yapıya sahiptir ve çok miktarda kalsiyum içerir.
- Kemiklerin içi boştur ve katı kalsiyum parçalarıyla doludur.
Cevabı göster
Kemikler sıkı bir yapıya sahiptir ve çok miktarda kalsiyum içerir.
which has a relatively high atomic number, Kelime
2:14kalsiyum nispeten yüksek bir atom numarasına sahiptir,
which has a relatively high atomic number: görece yüksek atom numarası
Which, en yakın isim olan calcium hakkında ek bilgi veren ve cümlenin temel anlamı için zorunlu olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu cümlede, kalsiyumun atom numarasının ele alınan ilgili elementlere kıyasla yüksek olduğu anlamına gelir. Relatively aşırı bir dereceyi değil, bir karşılaştırmayı belirtir. Very high anlamına gelmez ve kalsiyumun en yüksek atom numarasına sahip olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, ücretin benzer hizmetlerle karşılaştırıldığında yüksek olduğunu ama aşırı yüksek veya en yüksek olmadığını belirtir?
- The fee is the highest of all the services.
- The fee is relatively low for this type of service.
- The fee is relatively high for this type of service.
- The fee is very high.
Cevabı göster
The fee is relatively high for this type of service.
absorb X-rays pretty well: X ışınlarını oldukça iyi soğurmak
Bu bilimsel bağlamda absorb X-rays, X ışını enerjisini soğurmak ve böylece bu ışınımın daha azının malzemenin içinden geçmeye devam etmesi demektir. Aynı absorb + bir enerji türü kalıbı light, heat ve sound ile de yaygın olarak kullanılır. Buradaki pretty well, “oldukça etkili biçimde” veya “iyi sayılacak ölçüde” anlamına gelen gündelik bir derece ifadesidir. Soğurmanın ne kadar iyi olduğunu değerlendirir; pretty görünüşü anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “X ışını enerjisini oldukça etkili biçimde soğurmak” anlamına gelen hedef fiil grubuyla tamamlayın: This material can ____.
Cevabı göster
absorb X-rays pretty well
Soft tissue: kâğıt değil, vücut dokusu
Soft tissue, kas, yağ, deri ve tendon gibi vücudun kemik dışındaki dokuları için kullanılan standart bir tıp terimidir. Temel bir röntgen açıklamasında kemikle karşılaştırılan vücut materyalini belirtir. Burada tissue, vücuttaki hücre grubu veya tabakası olan biyolojik doku anlamındadır. Silmek için kullanılan bir kâğıt ürünü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede soft tissue, vücut dokusunu belirten tıp terimi olarak kullanılmıştır?
- The gift was wrapped in tissue paper.
- She used a tissue to wipe her nose.
- The scan showed an injury to the soft tissue.
Cevabı göster
The scan showed an injury to the soft tissue.
on the other hand: karşıt yönü belirtmek
On the other hand, bir karşılaştırmanın bir yönünden farklı veya karşıt olan diğer yönüne geçildiğini gösteren bir söylem işaretleyicisidir. Burada önceki bilgi kemiklerle ilgilidir ve bu ifade, dinleyiciyi yumuşak doku hakkında karşıt bilgiler gelmesine hazırlar. Bu ifade düşünceleri düzenler; fiziksel bir eli anlatmaz. Aynı konunun karşıt yönünün sırada olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu bölümde on the other hand neyi gösteriyor?
- Sonraki nokta, önceki durumun nedenini açıklıyor.
- Konuşmacı vücudun diğer tarafını kastediyor.
- Sırada yumuşak doku hakkında karşıt bilgiler vardır.
- Konuşmacı yalnızca benzer bir örnek ekliyor.
Cevabı göster
Sırada yumuşak doku hakkında karşıt bilgiler vardır.
isn't as dense and contains mostly lower atomic number elements Dilbilgisi
2:21o kadar yoğun değildir ve çoğunlukla daha düşük atom numaralı elementler içerir
isn't as dense and contains mostly ...: dereceyi ve bileşimi karşılaştırmak
isn't as dense, not as + adjective + as ... kalıbını kullanır; ancak karşılaştırma noktası bağlamdan zaten belli olduğu için sondaki as öbeği söylenmez. Bu, öznenin o karşılaştırma noktasından daha az yoğun olduğu anlamına gelir; hiç yoğun olmadığı anlamına gelmez. and, aynı özneyle ilgili iki açıklamayı bağlar: isn't as dense ve contains .... mostly, bileşimle ilgili iddiayı sınırlar; atom numarası daha düşük elementler içeriğin çoğunu oluşturur, ancak tamamını oluşturmak zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bu kabın çelik kaptan daha hafif olduğunu ve parçalarının çoğunun, ancak hepsinin olmak zorunda olmadan, plastik olduğunu anlatır?
- Compared with the steel container, this one isn't as heavy and contains mostly plastic parts.
- Compared with the steel container, this one is as heavy and contains mostly plastic parts.
- Compared with the steel container, this one isn't heavy and contains only plastic parts.
Cevabı göster
Compared with the steel container, this one isn't as heavy and contains mostly plastic parts.
penetrate tissues ..., darkening the film: eylem ve sonuç
penetrate tissues, X ışınlarının vücut dokularının içinden geçmesi demektir. Burada like, “örneğin” anlamındadır; lungs and muscles da bu açıklamada verilen örneklerdir. Virgülden sonra gelen darkening the film, sonucu bildiren bir -ing öbeğidir. Daha fazla X ışınının dokulardan geçip filme ulaşması sonucunda ne olduğunu anlatır: film kararır. Kendi öznesi olan ayrı bir ana cümle başlatmaz.
Alıştırma
darkening the film cümlede hangi görevi görür?
- Kendi öznesi olan ayrı bir ana eylem başlatır.
- Film herhangi bir X ışını geçmeden önce karardı der.
- Daha fazla X ışınının dokulardan geçmesinin sonucunu bildirir.
- Vücut dokusuna başka bir örnek verir.
Cevabı göster
Daha fazla X ışınının dokulardan geçmesinin sonucunu bildirir.
These 2D pictures are only useful up to a point, though. Deyimler
2:36Yine de bu 2 boyutlu resimler sadece bir yere kadar faydalıdır.
only useful up to a point, though: sınırlı yararlılık
up to a point, “sınırlı bir ölçüde” demektir. only ile birlikte kullanıldığında görüntülerin belli bir değeri olduğunu, ancak gereken her şeyi yapamadığını belirtir. point burada fiziksel bir yer değil, soyut bir sınırdır. Cümle sonundaki though, “ancak” sözcüğüne benzer hafif bir karşıtlık ekler. Konuşan kişi önce görüntülerin yararlı olduğunu kabul eder, sonra bu yararın sınırları olduğunu belirtir.
Alıştırma
“Yararlı, ancak yalnızca sınırlı bir ölçüde” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The checklist is useful ____, though.
Cevabı göster
up to a point
they can interact with many atoms along the path.
2:42yol boyunca birçok atomla etkileşime girebilirler.
What is recorded on the film reflects the sum Dilbilgisi
2:46Filmde kaydedilen şey, o etkileşimlerin
Tam özne olarak What is recorded on the film
What is recorded on the film yan cümleciği, “film üzerine kaydedilen bilgi veya görüntü” anlamına gelir. Burada what, isim gibi işlev gören bir ilgi yan cümleciğini başlatır; soru sormaz. Yan cümleciğin tamamı reflects fiilinin öznesidir. Temel cümle yapısı [What is recorded on the film] + reflects + [the sum of all those interactions] şeklindedir. Baştaki uzun yan cümleciği tek bir birim olarak görmek yapıyı netleştirir.
Alıştırma
Hangi cümlede What yan cümleciğinin tamamı ana fiilin öznesidir?
- What does the screen show?
- Look at what appears on the screen.
- What appears on the screen depends on the settings.
- The settings change what appears on the screen.
Cevabı göster
What appears on the screen depends on the settings.
Benzetme kuran It's like trying to...
It's like trying to... kalıbı bir benzetme başlatır: Bir durumu daha tanıdık bir görüntüyle karşılaştırarak açıklar. 100 sayfayı tek bir kâğıda basmak, birbirinden ayrı birçok sayfayı aynı düz alana sıkıştırırdı; bu nedenle bilgiler üst üste biner ve ayırt edilmesi zorlaşırdı. Burada bu görüntü, birçok konumdan gelen bilginin tek bir iki boyutlu görüntüde nasıl birleştirilebildiğini açıklamaya yardımcı olur. Bu, gerçek anlamda bir baskı önerisi değildir; temel fikir, birçok katmanın tek bir yüzeye sıkıştırılmasıdır.
Alıştırma
Baskı benzetmesinin temel olarak aktardığı fikir nedir?
- Birçok konumdan gelen bilgi tek bir düz görüntüde birleştirilir ve ayrıntılar üst üste biner.
- Her katman kendi sayfasında ayrı ayrı gösterilir.
- Görüntü, bir romanın sayfaları basılarak oluşturulur.
- Tek bir kâğıt sınırsız miktarda bilgiyi açıkça gösterebilir.
Cevabı göster
Birçok konumdan gelen bilgi tek bir düz görüntüde birleştirilir ve ayrıntılar üst üste biner.
you would have to take X-ray views from many angles Dilbilgisi
2:58vücudun etrafındaki birçok açıdan X-ışını görüntüleri almanız
around the body and use them to construct an internal image. Kalıp ifadeler
3:01ve bunları bir iç görüntü oluşturmak için kullanmanız gerekir.
To see what's really going on: cümle başında amaç bildiren ifade
Cümle başındaki to'lu mastar grubu, ardından gelen bütün eylemlerin amacını belirtir: röntgen görüntüleri, vücudun içindeki gerçek durumu görmek amacıyla alınır. Amacın önce söylenmesi, dinleyicinin yöntemden önce hedefi anlamasını sağlar. what's really going on içindeki go on, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamındadır. Burada yürümek ya da ileri gitmek değil, gerçek durum kastedilir.
Alıştırma
Cümle başındaki “To see what's really going on” ifadesinin cümledeki görevi nedir?
- Dinleyiciden ne olduğunu açıklamasını ister.
- Röntgen işleminin çoktan bittiğini söyler.
- Birçok açıdan röntgen görüntüsü almanın amacını belirtir.
- Röntgen görüntülerinin ne zaman alındığını belirtir.
Cevabı göster
Birçok açıdan röntgen görüntüsü almanın amacını belirtir.
would have to take ... from many angles: koşula bağlı gereklilik
Would have to, önerilen bir durum geçerli olursa bir eylemin gerekli olacağını belirtir: amaç vücudun içini net biçimde görmekse birçok açıdan röntgen görüntüsü almak gerekir. Burada would koşula bağlı gereklilik gösterir; eylemi geçmiş zamana taşımaz. Take X-ray views, röntgen görüntüleri elde etmek veya çekmek demektir. From many angles ise tek bir görüntüye güvenmek yerine birkaç gözlem yönü kullanmak anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede “would have to” ne ifade ediyor?
- Birçok açıdan görüntü almak yalnızca isteğe bağlı bir öneridir.
- Birçok açıdan görüntü almak imkânsızdır.
- Geçmişte birçok açıdan tekrar tekrar görüntü alındı.
- Önerilen hedef doğrultusunda birçok açıdan görüntü almak gereklidir.
Cevabı göster
Önerilen hedef doğrultusunda birçok açıdan görüntü almak gereklidir.
use them to construct an internal image: onları kullanarak bir iç görüntü oluşturmak
use them to construct... ifadesindeki use + nesne + to + fiil yapısı, bir şeyin hangi amaçla kullanıldığını belirtir. Them, farklı açılardan çekilen röntgen görüntülerini ifade eder. Burada construct an internal image, bu görüntüleri birleştirip işleyerek vücudun iç kısmını gösteren bir görüntü oluşturmak anlamına gelir. Construct sistemli ve teknik bir sürece işaret eder; internal image ise zihinde canlandırılan bir resim değil, vücudun iç kısmını gösteren tıbbi bir görüntüdür.
Alıştırma
Burada use them to construct an internal image ne anlama geliyor?
- Röntgen görüntülerini kullanarak vücudun iç kısmını gösteren bir görüntü oluşturmak.
- Daha fazla röntgen görüntüsü çekmek için mevcut bir iç görüntüyü kullanmak.
- Röntgen görüntülerini fiziksel bir kâğıt modele dönüştürmek.
- Hastadan vücudunun iç kısmını zihninde canlandırmasını istemek.
Cevabı göster
Röntgen görüntülerini kullanarak vücudun iç kısmını gösteren bir görüntü oluşturmak.
And that's something doctors do all the time Kalıp ifadeler
3:05İşte doktorların da sürekli yaptığı şey tam olarak budur
that's something doctors do all the time: doktorların çok sık yaptığı bir şey
That's something doctors do ... az önce sözü edilen eylemi, doktorların yaygın olarak yaptığı bir iş türü olarak sunar. something doctors do içinde doctors do, something sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; nesne görevindeki ilgi sözcüğü that düşürülmüştür: something (that) doctors do. Burada all the time, çok sık veya rutin bir uygulama olarak anlamına gelir. Doktorların bunu her saniye yaptığına dair gerçek anlamlı bir iddia değil, günlük konuşmada kullanılan bir abartıdır.
Alıştırma
Burada that's something doctors do all the time ifadesinin en doğal anlamı nedir?
- Geçmişte bir doktor bunu yalnızca bir kez yaptı.
- Doktorların bunu yapmasına izin verilmez.
- Bu, doktorların çok sık yaptığı rutin bir iştir.
- Doktorlar bunu hiç durmadan her saniye yapar.
Cevabı göster
Bu, doktorların çok sık yaptığı rutin bir iştir.
CT ve computed tomography: kısaltma ve açılımı
Buradaki ifade sıkıştırılmıştır: CT, computed tomography ifadesinin kısaltmasıdır. A CT scan ve a computed tomography scan aynı tıbbi görüntüleme işlemini adlandırır; bu cümlede CT’den sonra gelen açık biçim kısaltamayı açıklar. Tomografi, vücudun iç kısmının kesitsel görüntülerini oluşturur. Sıradan fotoğrafçılık değil, bir tıbbi görüntüleme türüdür.
Alıştırma
CT’nin İngilizce açılımını tamamlayın: CT stands for ____.
Cevabı göster
computed tomography
Bileşik sıfat olarak Nobel Prize-winning
Nobel Prize-winning, invention sözcüğünden önce gelen bir bileşik sıfattır. “Nobel Ödülü kazanmış” anlamına gelir; dolayısıyla bütün ifade invention sözcüğünü niteler ve winning cümlenin ana fiili değildir. Prize-winning içindeki kısa çizgi, bu sözcükleri tek bir niteleyici olarak birleştirir. Another, isim öbeğine “Nobel Ödülü kazanmış bir başka buluş” anlamını katar.
Alıştırma
“Nobel Ödülü kazanmış” anlamındaki kısa çizgili bileşik sıfatla cümleyi tamamlayın: It was a ____ discovery.
Cevabı göster
Nobel Prize-winning
Think of CT like this: basit bir model sunmak
Think of CT like this bir geçiş ifadesidir: dinleyiciye, sıradaki açıklamayı BT’yi anlamanın basit bir yolu olarak kullanmasını söyler. “BT’yi hatırlayın” anlamına gelmez. Emir biçimindeki think of sert bir komut vermek yerine dinleyiciyi belirli bir bakış açısına yönlendirir. like this, hemen ardından gelecek modeli, benzetmeyi veya gösterimi işaret eder.
Alıştırma
Konuşmacı Think of CT like this ifadesiyle neyin işaretini veriyor?
- Dinleyici BT cihazını belirli bir şekilde kullanmalı.
- Dinleyici daha önce çekilmiş bir BT görüntüsünü hatırlamalı.
- Ardından daha basit bir model veya benzetme gelecek.
- BT açıklaması sona erdi.
Cevabı göster
Ardından daha basit bir model veya benzetme gelecek.
you might be able to see the density change Dilbilgisi
3:20bir hastadaki katı bir tümörden kaynaklanan
due to a solid tumor: bir nedeni belirtme
Bu cümlede due to a solid tumor, yoğunluk değişiminin nedeninin solid bir tümör olduğunu belirtir. Due to nedeni tanıtır ve burada ardından a solid tumor isim öbeği gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp sonuç + due to + neden şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi hedef neden ifadesiyle tamamlayın: The outdoor event was canceled ____ heavy rain.
Cevabı göster
due to
but you wouldn't know how deep it is beneath the surface.
3:25ancak yüzeyin ne kadar altında olduğunu bilemezsiniz.
might be able to ... but you wouldn't know ...: olasılık ve sınırlama
might be able to see kesin bir sonucu değil, olası bir sonucu anlatır: tek bir röntgen görüntüsü katı bir tümörün neden olduğu yoğunluk değişimini gösterebilir. but you wouldn't know bu olası ipucunu bir sınırlamayla karşılaştırır. Yalnızca tek bir röntgen görüntüsü bulunduğu varsayılan durumda, tümörün yüzeyin ne kadar altında olduğu belirlenemez; buradaki wouldn't yalnızca geçmiş zamanı değil, koşula bağlı bir sonucu ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir ipucunu ve geriye kalan sınırlamayı anlatmak için might be able to ... but you wouldn't know ... yapısını kullanıyor?
- One soil sample proves there is no pollution anywhere else.
- With one soil sample, you will learn every detail about the polluted area.
- If you have no sample, you know exactly where the pollution is.
- With one soil sample, you might be able to detect pollution, but you wouldn't know how wide the polluted area is.
Cevabı göster
With one soil sample, you might be able to detect pollution, but you wouldn't know how wide the polluted area is.
you should be able to find the tumor's position and shape. Dilbilgisi
3:31tümörün konumunu ve şeklini bulabilmeniz gerekir.
However, if ...: bir sınırlamadan yeni bir koşula geçme
However, az önce ele alınan yöntemle bir karşıtlık kurar: önceki yaklaşımın bir sınırlaması vardır, ancak farklı bir yaklaşım daha iyi çalışabilir. Yalnızca konuşanın ruh hâlini değil, açıklamanın yön değiştirdiğini belirtir. Ardından if yan cümlesi daha iyi sonucun koşulunu verir: birden fazla açıdan röntgen çekmek. Ana cümle, bu koşul altında neyin mümkün hâle gelmesi gerektiğini açıklar. Bu kalıp bilgiyi karşıtlık + koşul + beklenen sonuç şeklinde düzenler.
Alıştırma
Hangi seçenek bir tasarım sorunundan sonucu iyileştirebilecek bir koşula en uygun biçimde geçer?
- The current design overheats. Therefore, if we add a larger fan, the machine may stay cooler.
- The current design overheats. For example, if we add a larger fan, the machine may stay cooler.
- The current design overheats. However, if we add a larger fan, the machine may stay cooler.
Cevabı göster
The current design overheats. However, if we add a larger fan, the machine may stay cooler.
should be able to: koşullara dayanan beklenen sonuç
Should be able to, koşullar yeterli göründüğü için bir kişinin bir şeyi yapabileceğine dair makul bir beklenti ifade eder. Bu cümlede tarama bilgilerinin tümörün konumunu ve şeklini bulmayı mümkün kılması beklenir, ancak sonuç kesin olarak garanti edilmez. Bu kullanımda should, beklenen bir sonucu öngörür; birine ne yapması gerektiğini söylemez. Yapı should + be able to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Hangi cümlede should be able to, koşullara dayalı makul bir beklentiyi ifade eder?
- You should return the map before closing time.
- Maya can read maps very well.
- With the updated map, you should be able to find the cabin.
Cevabı göster
With the updated map, you should be able to find the cabin.
of X-rays through a patient to an array of detectors. Kelime
3:39X-ışınlarını bir hastanın içinden geçirerek bir dedektör dizisine göndererek çalışır.
works by sending: çalışma biçimini work by + -ing ile açıklama
works by sending ifadesindeki work by + -ing yapısı, bir makineyi, sistemi veya süreci çalıştıran yöntemi açıklar. By yöntemi tanıtır, sending ise tarayıcının yaptığı eylemi belirtir. Burada by bir edat olduğu için sonraki fiil -ing biçimini alır: by sending doğrudur, by send değildir. a CT scanner gibi tekil bir özneyle work yerine works kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi works by ve remove fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This filter ____ dust from the air.
Cevabı göster
works by removing
a fan or cone of X-rays: ışın demetinin şekli
Bu cümlede a fan or cone of X-rays, yelpaze ya da koni biçiminde yayılan bir X-ışını demeti anlamına gelir. Fan ve cone demetin geometrik şeklini belirtir; fan burada bir soğutma pervanesi ya da hayran anlamında değildir. Bu yayılma, demetin hastanın vücudundaki bir alanı veya hacmi kapsamasını ve bir dedektör dizisi tarafından alınmasını sağlar. İfade, tarayıcının ayrı parçalarını değil X-ışını demetinin şeklini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede a fan or cone of X-rays ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- X-ışını teknolojisine hayran olan kişileri ifade eder.
- Tarayıcının yanındaki bir soğutma pervanesini ve koniyi ifade eder.
- X-ışınlarının yelpaze ya da koni biçimindeki bir demet hâlinde yayılmasını ifade eder.
Cevabı göster
X-ışınlarının yelpaze ya da koni biçimindeki bir demet hâlinde yayılmasını ifade eder.
an array of detectors: düzenlenmiş bir grup
An array of detectors, düzenli bir yapı içinde konumlandırılmış bir dedektör grubu demektir. Teknik açıklamalarda array, benzer birkaç bileşeni koordineli tek bir grup olarak sunar; yalnızca birbiriyle ilgisiz çok sayıda nesneyi ifade etmez. Burada dedektörler, hastanın içinden geçen X-ışınlarını alacak şekilde düzenlenmiştir. Bir array farklı yerleşimlere sahip olabilir; bu nedenle ifade mutlaka tek ve düz bir sıra anlamına gelmez.
Alıştırma
Teknik bir cihazda an array of detectors ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Rastgele seçilmiş tek bir dedektör.
- Tek bir sistem olarak düzenlenmiş bir dedektör grubu.
- Birbiriyle ilgisiz çok miktarda ekipman.
Cevabı göster
Tek bir sistem olarak düzenlenmiş bir dedektör grubu.
The X-ray beam is rotated around the patient Dilbilgisi
3:43X-ışını demeti hastanın etrafında döndürülür
is rotated around the patient: edilgen yapı ve hastayı çevreleyen yol
is rotated ifadesinde X ışını demeti eylemden etkilenen taraftır. be + geçmiş zaman ortacıyla kurulan edilgen yapı, döndürme işlemini yapan makineyi belirtmez. Teknik açıklamalar, sürece ve işlem gören nesneye odaklanmak için bu yapıyı sıkça kullanır. around the patient, hastayı çevreleyen bir hareket yolunu anlatır. Yalnızca hastanın yakınındaki herhangi bir yerde bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi rotate fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: During the scan, the beam ____ around the patient by the machine.
Cevabı göster
is rotated
and often also moved down the patient's body Kalıp ifadeler
3:46ve genellikle hastanın vücudu boyunca aşağıya doğru hareket ettirilir
often also moved down the patient's body: bir yol boyunca ek edilgen hareket
Often also, bu ikinci hareketin dönmeye ek olarak çoğu zaman gerçekleştiğini belirtir. İfade önceki edilgen yapıyı sürdürür: The X-ray beam is rotated ... and (is) often also moved ...; ikinci is söylenmez. Down the patient's body, vücudun uzunluğu boyunca o yönde daha ilerideki bir bölgeye hareket etmeyi anlatır. Burada down bir yol üzerindeki yönü gösterir; yere doğru dikey biçimde düşmek anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Bu tarama açıklamasında moved down the patient's body ne anlama gelir?
- Işın, vücudun uzunluğu boyunca o yönde daha ilerideki bir bölgeye gider.
- Işın hastadan yere doğru dikey olarak düşer.
- Işın hareket etmeden hastanın altında kalır.
Cevabı göster
Işın, vücudun uzunluğu boyunca o yönde daha ilerideki bir bölgeye gider.
with the X-ray source tracing a spiral trajectory. Dilbilgisi
3:49X-ışını kaynağı spiral bir yörünge çizer.
with the X-ray source tracing ...: with + isim + -ing
with the X-ray source tracing ... ifadesindeki kalıp with + isim öbeği + -ing biçimli fiildir. The X-ray source, tracing eylemini yapan ögedir; tracing ise daha büyük cümledeki eylem gerçekleşirken kaynağın ne yaptığını anlatır. with öbeği arka plan bilgisi ekler; tek başına tamamlanmış bir ana cümle değildir. Bu yapı teknik süreçleri ve sahneleri daha kısa anlatmayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, eş zamanlı bir arka plan eylemi eklemek için with + isim öbeği + -ing yapısını kullanır?
- The drone flew overhead after its camera recorded the road.
- The drone flew overhead because the road was closed.
- The drone flew overhead, with its camera recording the road.
Cevabı göster
The drone flew overhead, with its camera recording the road.
Spiral CT scans produce data that can be processed Notlar
3:53Spiral CT taramaları, anatomik özellikleri tespit edecek kadar ayrıntılı
Spiral CT scans: tarama yoluyla tanımlanan yöntem
Spiral CT scans, spiral ya da helikal tarama yöntemiyle yapılan CT taramalarıdır. Spiral, verilerin nasıl toplandığını anlatır: X ışını kaynağı dönmeye devam ederken hasta masası tarayıcının içinden ilerler; böylece kaynak, vücuda göre sarmal bir yol izler. Bu sözcük, tamamlanmış görüntülerin şeklini veya cihaz üzerindeki bir süsü değil, tarama yolunu tanımlar. Bu yöntem, taranan vücut bölümü boyunca sürekli veri toplar.
Alıştırma
Spiral CT scans ifadesindeki spiral ne anlama gelir?
- Tamamlanmış her CT görüntüsünün sarmal biçimde olması gerektiğini söyler.
- Tarayıcının üzerine boyanmış sarmal bir deseni anlatır.
- X ışını kaynağının vücuda göre sarmal bir yol izlediği yöntemi belirtir.
Cevabı göster
X ışını kaynağının vücuda göre sarmal bir yol izlediği yöntemi belirtir.
into cross-sections detailed enough to spot anatomical features, Dilbilgisi
3:56enine kesitlere işlenebilecek veriler üretir,
produce data that can be processed into cross-sections: ilgi cümleciği ve edilgen yapı
produce data that can be processed into cross-sections ifadesinde produce ana fiildir; that can be processed into cross-sections ise data sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Edilgen can be processed yapısı, işi yapan kişi veya sistem yerine veriye ve verinin tabi tutulabileceği işleme odaklanır. process A into B kalıbı, A'yı bir işlem yoluyla B'ye dönüştürmek anlamına gelir. Burada tarama verileri vücudun kesit görüntülerine dönüşür; cross-sections yol kavşakları anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi process fiilini can + edilgen + into kalıbında kullanarak tamamlayın: The raw measurements ____ a 3D model.
Cevabı göster
can be processed into
detailed enough to spot anatomical features: sıfat + enough + to
sıfat + enough + to + fiil kalıbı, bir niteliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını gösterir. Enough sıfattan sonra gelir: detailed enough, ayrıntı düzeyinin sonraki eylem için yeterli olduğu anlamına gelir. to spot anatomical features ifadesinde spot, bakarak fark etmek veya ayırt etmek anlamında bir fiildir. Eylemi gerçekleştirdiği varsayılan kişi, kesitler değil görüntüye bakan kişidir: görüntüler, birinin yapıları görebilmesine yetecek ayrıntıyı sağlar. Spot burada leke veya nokta anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi sıfat + enough + to yapısıyla tamamlayın: The photo is clear ____ read the small print.
Cevabı göster
enough to
blood clots and infections: kan pıhtıları ve enfeksiyonlar
Blood clots, sıvı hâldeki kanın jel benzeri veya katı bir biçime dönüşerek oluşturduğu kütlelerdir. Infections ise zararlı mikropların vücuda girip çoğalmasıyla ortaya çıkan enfeksiyonlardır. Burada blood clots ve infections, tumors ile birlikte sıralanan çoğul ad öbekleridir. Görüntüleme yöntemlerinin ortaya çıkarmaya yardımcı olabileceği farklı tıbbi sorunları adlandırırlar. Clot, koyulaşıp oluşmuş bir kütle demektir; benzer yazılan cloth ise kumaş anlamına gelir.
Alıştırma
Vurgulanan iki tıbbi terimi, her tanıma uyan sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: The scan may reveal ____ that block blood vessels and ____ caused by harmful germs.
Cevabı göster
blood clots · infections
CT scans can even detect heart disease Kalıp ifadeler
4:04CT taramaları kalp hastalıklarını bile tespit edebilir
can even detect heart disease: beklenmedik bir yeteneği vurgulamak
Can + fiilin yalın hâli bir yeteneği ifade eder. Can even detect heart disease ifadesinde even, detect heart disease bölümüne odaklanır ve bunu BT taramalarının yapabildikleri arasında şaşırtıcı ya da özellikle etkileyici bir yetenek olarak sunar. Yeniden kullanılabilen kalıp subject + can even + base verb + object şeklindedir. Yetenek, dinleyicinin bekleyebileceğinin ötesine geçtiğinde bu kalıbı kullanın; even burada düz, eşit veya ortalama anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir cihazın şaşırtıcı bir tespit yeteneğine sahip olduğunu en iyi biçimde vurgular?
- The device can even detect tiny cracks.
- The device can also detect tiny cracks.
- The device can only detect tiny cracks.
Cevabı göster
The device can even detect tiny cracks.
and cavities in mummies buried thousands of years ago.
4:07ve binlerce yıl önce gömülmüş mumyalardaki çürükleri bile.
So what began as Roentgen's happy accident Notlar
4:12Yani Roentgen'in mutlu tesadüfü olarak başlayan şey
Roentgen's happy accident: planlanmamış iyi bir sonuç
A happy accident, planlanmamış olduğu hâlde iyi veya yararlı bir sonuç doğuran olay ya da keşiftir. Happy, kazanın duyguları olduğunu değil, sonucun talihli olduğunu anlatır. Bu nedenle Roentgen's happy accident, Röntgen'in keşfini kasıtsız ama değerli bir keşif olarak sunar.
Alıştırma
Hangi durum doğal olarak happy accident diye adlandırılabilir?
- Bir araştırmacı miktarları yanlış karıştırır ve beklenmedik şekilde yararlı yeni bir malzeme üretir.
- Bir mühendis planı eksiksiz uygular ve beklenen sonucu elde eder.
- Bir sürücü, birkaç kişinin ciddi şekilde yaralandığı bir kazaya neden olur.
Cevabı göster
Bir araştırmacı miktarları yanlış karıştırır ve beklenmedik şekilde yararlı yeni bir malzeme üretir.
So what began as ... has become ...: değişimi özetlemek
Bu cümlede So, önceki açıklamadan çıkarılan bir sonucu veya özeti işaret eder. what began as X has become Y kalıbı başlangıç noktasını şimdiki sonuçla yan yana getirerek değişimin büyüklüğünü vurgular. What began as Roentgen's happy accident, has become yapısının öznesi olan birleşik bir ilgi yan cümleciğidir. Buradaki what, “the thing that”, yani “…… olan şey” anlamındadır; doğrudan bir soru başlatmaz.
Alıştırma
Bu sonuç cümlesini “So what began as ... has become ...” kalıbıyla tamamlayın: ____ a weekend hobby ____ a full-time business.
Cevabı göster
So what began as · has become
a medical marvel: tıbbi bir başarıya güçlü övgü
Bir şeye a medical marvel demek, tıbbi bir gelişmenin veya teknolojinin olağanüstü derecede etkileyici olduğunu söylemektir. Bu isim öbeğinde marvel, hayranlık uyandıran bir şey veya seçkin bir başarı anlamına gelir; a ise bunun bu türden bir başarı olduğunu gösterir. Bu ifade yalnızca bir başarıyı belirtmez, konuşanın güçlü hayranlığını da aktarır. Mecazi bir övgüdür; sonucun doğaüstü olduğunu iddia etmez ve Marvel eğlence markasına gönderme yapmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede marvel, olağanüstü derecede etkileyici bir tıbbi başarı anlamında cins isim olarak kullanılmıştır?
- The new artificial heart is a medical marvel that could transform patient care.
- The hospital lobby has a Marvel superhero poster.
- The trial report calls the device a standard monitoring tool.
Cevabı göster
The new artificial heart is a medical marvel that could transform patient care.
Hospitals and clinics now conduct over 100 million scans Kalıp ifadeler
4:17Hastaneler ve klinikler artık yılda 100 milyondan fazla tarama yapıyor
conduct ... scans: tıbbi görüntülemeyi resmî biçimde gerçekleştirmek
conduct over 100 million scans ifadesinde conduct, resmî bir dille gerçekleştirmek veya yürütmek; over ise -den fazla anlamına gelir. Hospitals and clinics, görüntüleme işlemlerini düzenleyip gerçekleştirmekten sorumlu kuruluşlardır. Conduct, düzenli biçimde yürütülen işlemler ve araştırmalarla sıkça kullanılır: conduct a scan, a test, a study veya a survey. Burada genel anlamlı do fiilinden daha resmî ve kesindir.
Alıştırma
Cümleyi conduct fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The clinic will ____ three scans this morning.
Cevabı göster
conduct
each year worldwide to treat diseases and save lives. Kalıp ifadeler
4:21dünya çapında hastalıkları tedavi etmek ve hayat kurtarmak için.
to treat diseases and save lives: tek amaç, iki paralel eylem
Bu cümlede to treat diseases and save lives, daha önce sözü edilen eylemin amacını belirtir. to sözcüğü paralel durumdaki iki yalın fiil için de geçerlidir: to treat ... and (to) save ... . Bu ifade, hastalıklarla ilgilenmek ve ölümleri önlemek şeklindeki iki tıbbi faydayı birlikte özetler. İki eylem aynı amacı paylaştığında to + fiil + and + fiil kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle tıbbi bir amacı anlatmak için tek bir to ile iki paralel fiili doğru biçimde kullanır?
- Researchers develop new medicines to treating diseases and saving lives.
- Researchers develop new medicines to treat diseases and saving lives.
- Researchers develop new medicines to treat diseases and save lives.
Cevabı göster
Researchers develop new medicines to treat diseases and save lives.