Tren Yarışı! 🚆 💙 🚗 | Bluey 2. Sezon En İyiler - Araba Yolculuğu | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
194 kelime 176 kel/dk

Video açıklaması: Ailece yapılan bir araba yolculuğunda yol çalışmaları, tuvalet molaları ve yavaş ilerleyen karavan konvoyu herkesin sabrını sınar. Sıkıldığından yakınan bir çocuğa çevresine bakması söylenir; çocuk da belki en başından beri orada olan bir şeyi fark eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Don't worry — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifadeyi yalnızca konuşanın kendisinin kaygılı olmadığını bildiren bir cümle olarak değil, başkalarını rahatlatmanın ve endişelerini azaltmanın yaygın bir yolu olarak anlayın. Böylece yolculuk sırasında gerginlik yaratabilecek bir durumun başında birinin grubu sakinleştirmeye çalıştığını fark edip uygun biçimde karşılık verebilirsiniz. 2. Grey nomads. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Karavan veya motokaravanla uzun mesafeler gezen yaşlı ya da emekli kişileri anlatan bu Avustralya ifadesini tanıyın. Kültürel anlamını bilmek yanıltıcı bir kelimesi kelimesine yorumdan kaçınmanızı sağlar ve ailenin gezgin konvoyuna ve araçlarındaki çıkartmalara neden dikkat ettiğini açıklar. 3. all along? — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bu söz öbeğinin “en başından beri” veya “bunca zamandır” anlamına geldiğini ve çoğunlukla geç yapılan bir keşfin şaşkınlığını aktardığını öğrenin. Bir şeyin siz fark etmeden önce de var ya da doğru olduğu ortaya çıktığında kullanabilir, onu bir güzergâh boyunca ilerleme anlamıyla karıştırmazsınız.

Bu derste

Don't worry gang, we're still making good time. Notlar

0:01

Merak etmeyin millet, hâlâ vaktimiz var.

Ton ve niyet

Rahatlatıcı bir giriş olarak Don't worry

Bu cümlede Don't worry, kaygılanmayı bırakmaya yönelik sert bir emir değil, nazik bir rahatlatma ifadesidir. Gruba durumun hâlâ kontrol altında olduğunu bildirir. Bu ifadenin ardından sık sık bir neden, plan veya çözüm gelir. Önce rahatlatıp sonra destekleyici bilgi verme düzeni, dinleyenin sakinleşmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir arkadaşınız geç kalmaktan endişeleniyor. Vurgulanan iki kelimelik rahatlatıcı girişle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, we still have ten minutes.

Cevabı göster

Don't worry

Kalıp ifadeler

Yolculuk ilerleyişi için making good time

Making good time, bir varış noktasına doğru iyi bir tempoda yol almak ve başarılı biçimde ilerlemek demektir; çoğu zaman beklenen hızda veya beklenenden daha hızlı gidildiğini anlatır. Zaman yaratmak anlamına gelmez. Buradaki are making şimdiki zaman yapısındadır ve yolculuğun o andaki ilerleyişini anlatır. Bu ifadede good time, keyifli bir deneyimi değil, verimli yolculuk süresini belirtir.

Alıştırma

İyi yolculuk ilerlemesini anlatan vurgulanmış ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Even with the rain, we're ____ and should arrive before noon.

Cevabı göster

making good time

Big peanut.

0:04

Büyük fıstık.

Mum, have you got another car game? Dilbilgisi

0:05

Anne, başka bir araba oyunun var mı?

Dilbilgisi

have you got: bir şeye sahip olup olmadığını sormak

Have you got + isim? yapısında have got, “sahip olmak” veya “bir şeyi bulunmak” anlamına gelir. Burada konuşan kişi, annesinin şu anda oynanabilecek başka bir araba oyunu olup olmadığını soruyor; got geçmişte onu “edinme” eylemini anlatmıyor. Soru, have sözcüğü özneden önce getirilerek kurulur: you have got ... yapısı Have you got ...? olur. Kısa cevaplar Yes, I have. ve No, I haven't. şeklindedir.

Alıştırma

Bir arkadaşınıza şarj aleti olup olmadığını Britanya İngilizcesindeki have got sorusuyla sorun: ____ a charger?

Cevabı göster

Have you got

Look, I'm a bit out of

0:08

Bakın, sanırım bende oyun...

Wait, train race.

0:09

Bekleyin, tren yarışı.

Go Dad!

0:12

Yürü be baba!

You got it. Ton ve niyet

0:13

Bende o iş.

Ton ve niyet

You got it: teşvik ve onay

Bu sahnede You got it., bir şey yapmaya çalışan kişiye verilen destekleyici bir tepkidir. “İşte böyle, doğru yapıyorsun” anlamına gelir ve kişiyi devam etmeye teşvik eder. Buradaki it bir nesnenin adı değildir. İfadenin tamamı etkileşim içindeki bir tepki olarak çalıştığı için anlamı, sürmekte olan eylemden ve konuşanın teşvik edici tonundan gelir.

Alıştırma

Bir çocuk bisiklette dengesini korumaya çalışıyor. Ebeveyni “Yes, you got it—keep going!” diyor. Ebeveyn ne yapıyor?

  1. Çocuktan durup bir şeyi teslim etmesini istiyor
  2. Çocuğun fiziksel bir nesne aldığını söylüyor
  3. Çocuğu cesaretlendiriyor ve hareketi doğru yaptığını onaylıyor
Cevabı göster

Çocuğu cesaretlendiriyor ve hareketi doğru yaptığını onaylıyor

We're winning!

0:14

Kazanıyoruz!

Yeah!

0:16

Evet!

Oh now, the train's winning!

0:17

Oh hayır, şimdi tren kazanıyor!

Fast! go go!

0:19

Hızlı! hadi hadi!

I'm trying!

0:20

Deniyorum!

Oh, it's too fast!

0:22

Oh, çok hızlı!

Yeah, that was fun.

0:23

Evet, bu eğlenceliydi.

Hang on, what's this? Ton ve niyet

0:25

Bekleyin, bu da ne?

Ton ve niyet

Duraklatıp dikkat çekmek için Hang on

Bu cümlede Hang on, “bir dakika bekle” ya da “durup dikkat et” anlamına gelir. Konuşan kişi az önce bir şey fark etmiş ve soru sormadan önce akışı kesmek için bu ifadeyi kullanmıştır. Buradaki Hang on bir söylem belirleyicisidir; kelimesi kelimesine asılma veya bir şeye tutunma talimatı değildir. Aynı kullanım, konuşmayı kısa süreliğine durdurup yeni fark edilen bir durumu dile getirebilir.

Alıştırma

Bir faturada aniden hata fark ediyorsunuz. Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, this total doesn't look right.

Cevabı göster

Hang on

Oh, roadworks! Kelime

0:27

Oh, yol çalışması!

Kelime

Britanya İngilizcesinde yol çalışması anlamındaki roadworks

Roadworks, bir yolda yürütülen inşaat, onarım veya bakım çalışmaları anlamına gelir. Bu ünlemde konuşan kişi durmaya ya da gecikmeye neyin sebep olduğunu belirler. Britanya İngilizcesinde roadworks normalde tek sözcük olarak yazılır ve yalnızca bir çalışma alanından söz edilirken bile sonunda -s bulunur. Bu -s olağan biçimin bir parçasıdır; mutlaka birkaç ayrı proje olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz biçimi seçin. roadworks sözcüğünün son sesine odaklanın.

  1. The roadworks caused delays today.
  2. The road work caused delays today.
Cevabı göster

The roadworks caused delays today.

I need the toilet. Kelime

0:30

Tuvalete gitmem lazım.

Kelime

need the toilet: tuvalete gitme ihtiyacını belirtmek

Britanya İngilizcesinde need the toilet, konuşanın şimdi ya da yakında tuvaleti kullanması gerektiğini söylemenin doğal bir yoludur. Buradaki the toilet, kullanılacak tuvaleti ifade eder; bir nesne olarak tuvalet edinmek anlamına gelmez. Bu, özellikle aile, arkadaşlar veya diğer yakın kişilerle konuşurken bedensel bir ihtiyacı kısa ve günlük biçimde bildiren bir ifadedir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde, bir aile üyesine şimdi tuvaleti kullanmanız gerektiğini doğal olarak hangi cümle söyler?

  1. I need the toilet cleaned.
  2. I need a toilet for the new building.
  3. I need the toilet.
Cevabı göster

I need the toilet.

Okay,

0:31

Tamam,

come on, I'll take you for a bush wee. Notlar

0:32

hadi, çalıların arasına çiş yapman için seni götüreyim.

Kalıp ifadeler

take you for a bush wee: birini dışarıda tuvaletini yapmaya götürmek

take + someone + for + isimle belirtilen bir etkinlik yapısı, birine eşlik etmeyi veya o kişiyi bu etkinliği yapması için götürmeyi anlatır. take you for a bush wee cümlesinde you götürülen kişidir ve a bush wee etkinliktir. bush wee, genellikle gözlerden uzak doğal bir yerde veya yol kenarında dışarıda küçük abdestini yapmayı anlatan, samimi ve çoğu zaman çocuklarla kullanılabilen bir ifadedir. Buradaki vurgu bir varış noktasında değil, for ile tanıtılan etkinliktedir.

Alıştırma

take you for a bush wee örneğindeki gibi take + kişi veya hayvan + for + etkinlik yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. I'll walk the dog after dinner.
  2. I'll take the dog to the park after dinner.
  3. I'll take the dog for a walk after dinner.
Cevabı göster

I'll take the dog for a walk after dinner.

Kültür

bush wee: açık havada çiş yapmak için kullanılan Avustralyalı çocuk ifadesi

Bush wee, tuvalet bulunmadığında gözlerden uzak bir açık hava yerinde çiş yapmayı anlatan, Avustralya İngilizcesine ait samimi ve çocuklara yönelik bir ifadedir. Buradaki bush belirli bir çalıyı değil, genel olarak kırsalı, çalılık alanı veya doğal araziyi ifade eder. Wee, idrar yapma eylemi için kullanılan yumuşak ve çocukça bir sözdür. Bu cümlede I'll take you for a bush wee, konuşanın çocuğu uygun bir açık hava yerine götüreceği anlamına gelir.

Alıştırma

Bu Avustralyalı aile bağlamında a bush wee ne anlama gelir?

  1. Birkaç çalının yanında hızlıca yıkanmak
  2. Sık çalılık bir alanda yürüyüş yapmak
  3. Tuvalet yokken gözlerden uzak bir açık hava yerinde çiş yapmak
Cevabı göster

Tuvalet yokken gözlerden uzak bir açık hava yerinde çiş yapmak

Don't be long. Ton ve niyet

0:34

Çok gecikmeyin.

Ton ve niyet

Don't be long: birinden fazla vakit harcamamasını istemek

Don't be long, «Çok vakit harcama» anlamına gelen kısa bir sözlü hatırlatmadır. Bir kişi kısa süreliğine ayrılırken «Çabuk dön» anlamına da gelebilir. Burada long fiziksel uzunluğu değil, süreyi anlatır. Bu ifade genellikle birinin beklediğini veya zamanın sınırlı olduğunu karşı tarafa bildirir. Konuşanın ses tonuna göre samimi ve ilgili ya da sabırsız duyulabilir.

Alıştırma

Kardeşiniz bir dükkâna girerken herkes arabada bekliyor. Bu dersteki ifadeyi aynen kullanarak hatırlatmayı tamamlayın: '____; we need to leave in ten minutes.'

Cevabı göster

Don't be long

We'll be as long as we need, Dilbilgisi

0:34

İhtiyacımız olduğu kadar kalacağız,

thank you. Ton ve niyet

0:36

teşekkürler.

Dilbilgisi

as long as we need: gereken süre boyunca

Bu cümlede as long as we need, “ne kadar süre?” sorusunu yanıtlar. as + sıfat + as kalıbı dereceyi belirler, long ise süreyi ölçer. need sözcüğünden sonra ihtiyaç duyduğumuz zaman miktarı anlaşılır. Bu nedenle We'll be as long as we need, acele etmek yerine gereken süre kadar zaman harcayacakları anlamına gelir. Buradaki as long as, “şu şartla ki” anlamında bir koşul başlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as long as, “gereken süre boyunca” anlamında kullanılmıştır?

  1. The table is as long as the wall.
  2. You may use the room as long as you lock the door.
  3. The technicians will stay as long as they need.
Cevabı göster

The technicians will stay as long as they need.

Ton ve niyet

Cümle sonundaki thank you: tartışmayı nazikçe bitirmek

Burada thank you, bir yardım için minnettarlık ifade etmez. Kesin bir ifadenin ardından gelir ve konuşmayı bitirirken yanıta nazik bir görünüm verir. Örtük mesaj, kararın verilmiş olduğu ve konuşanın daha fazla tartışmaya açık olmadığıdır. Bu işlev, ifadenin konumundan, önceki cümleden ve söyleniş biçiminden doğar; thank you sözcükleri tek başına mutlaka alaycı değildir. Dolayısıyla aynı nazik kalıp hem gerçek bir teşekkür ifade edebilir hem de konuşmada bir sınır çizebilir.

Alıştırma

Birisi sürekli acele etmenizi söylüyor. Hangi yanıt cümle sonundaki thank you ile bu baskıyı nazik ama kararlı biçimde bitirir?

  1. I'll finish when I'm ready, thank you.
  2. Thank you for helping me finish.
  3. Could you tell me when to finish?
Cevabı göster

I'll finish when I'm ready, thank you.

Mum, do you know any bush wee games?

0:39

Anne, çalı çişi oyunları biliyor musun?

Oh, I'm all out of games, sweetheart. Kalıp ifadeler

0:42

Oh, hiç oyunum kalmadı, tatlım.

Kalıp ifadeler

be all out of + isim: hiçbir şey kalmaması

Be all out of + isim, bir şeyden hiç kalmadığını veya o türden başka seçenek bulunmadığını anlatır. All, out of ifadesini güçlendirerek kaynağın tamamen tükendiği anlamını verir. Bu cümlede games, konuşanın sunabileceği veya düşünebileceği başka oyunları ifade eder; fiziksel oyunların ortadan kaybolduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Bu yapı malzemeler, zaman ve fikirler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hiçbir şey kalmadığını belirten, vurgulanan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We're ____ clean towels, so I'll wash some.

Cevabı göster

all out of

Oh, but I'm bored.

0:44

Oh, ama canım sıkıldı.

Look, Bluey,

0:46

Bak, Bluey,

sometimes you're just gonna be bored. Dilbilgisi

0:47

bazen sadece canın sıkılır.

Dilbilgisi

just gonna be + sıfat: beklenen bir durumu kabullenmek

Gonna be, going to be ifadesinin gündelik konuşmadaki biçimidir. Burada ardından bored sıfatı gelir ve gelecekte oluşacak bir durumu belirtir. You're ile kullanıldığında yapı you're gonna be + sıfat şeklindedir. Buradaki just, «kısa süre önce» anlamına gelmez. Durumu sadece olan bir şey ya da kabul edilmesi gereken bir durum olarak sunar. Sometimes you're just gonna be bored. cümlesi, sıkılmanın kaçınılmaz olduğu zamanların bulunacağını anlatır.

Alıştırma

Beklenen bir durumu kabul etmeyi anlatan, vurgulanan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The first week is ____ confusing, and that's okay.

Cevabı göster

just gonna be

But what do I do about it? Kalıp ifadeler

0:49

Peki bununla ilgili ne yapmalıyım?

Kalıp ifadeler

What do I do about it? ile nasıl başa çıkılacağını sormak

What do I do about it? cümlesinde do about it, “o duruma karşı bir şey yapmak” anlamına gelir. it daha önce sözü edilen bir soruna gönderme yapar; burada canının sıkılmasını ifade eder. Konuşan kişi yalnızca bir konuyu açmıyor, sorunla nasıl başa çıkacağını soruyor. Kullanılabilir kalıp what + do + özne + do about + sorun biçimindedir. Özne veya kip belirten yardımcı fiil değiştiğinde, kimin sorumlu olduğu ya da sorunun gücü değişir: What can we do about the noise?

Alıştırma

Bir internet sitesi şifreni sürekli reddediyor. Bu sorun karşısında hangi eylemi yapacağını doğal biçimde soran cümleyi seç.

  1. The website keeps rejecting my password. What do I know about it?
  2. The website keeps rejecting my password. What do I do about it?
  3. I found an old password note. What do I do with it?
Cevabı göster

The website keeps rejecting my password. What do I do about it?

You just be bored. Ton ve niyet

0:51

Sadece canın sıkılır.

Ton ve niyet

You just be bored. ile doğrudan öneri

You just be bored. cümlesi, you öznesinin açıkça söylendiği bir emir cümlesidir. Emir cümleleri be fiilinin yalın hâlini kullanır; bu yüzden cümle bir öneri veya yönlendirme verir, You are bored. gibi bir bildirim değildir. just, “sadece” veya “şimdilik” anlamını ekler. Bu sakin ebeveyn-çocuk konuşmasında kişi, sıkıntı duygusunu hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine çocuğa onu kabul etmesini nazikçe önerir. Farklı bir ses tonuyla aynı doğrudan ifade daha sert duyulabilir.

Alıştırma

Bir ebeveyn çocuğa kısa bir süre can sıkıntısını kabul etmesini sakin biçimde öneriyor. Çocuğu yalnızca anlatmak yerine bu yönlendirmeyi veren cümleyi seç.

  1. You just be bored for a little while.
  2. You were just bored a little while ago.
  3. You're just bored right now.
Cevabı göster

You just be bored for a little while.

You know, look around. Öbek fiiller

0:52

Biliyor musun, etrafına bir bak.

Öbek fiiller

look around: çevrene bakmak

Bu cümlede look around, bakışını çevrendeki farklı yerlere yöneltip orada ne olduğunu fark etmek demektir. Around, tek bir sabit nesneye değil, dört bir yana bakma anlamı katar. Bu ifade, birinden ipucu, seçenek veya fikir bulmak için çevresini incelemesini isterken ya da bunu önerirken sıkça kullanılır.

Alıştırma

Dersin öbeksi fiiliyle cümleyi tamamlayın: Before choosing a seat, take a moment to ____.

Cevabı göster

look around

Something always pops up. Öbek fiiller

0:54

Her zaman bir şeyler ortaya çıkar.

Öbek fiiller

pops up: aniden ortaya çıkar

Burada pops up, pop up öbeksi fiilinin geniş zamanda üçüncü tekil kişi biçimidir ve bir şeyin aniden ya da beklenmedik şekilde ortaya çıkması anlamına gelir. Odak, planlanmamış veya öngörülmemiş bir şeyin fark edilir hâle gelmesindedir. Bu ifade insanlar veya fiziksel nesnelerin yanı sıra sorunların, fırsatların, fikirlerin, mesajların ya da ekrandaki pencerelerin belirmesini de anlatabilir. Bu cümlede bir şeyin patladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Dersin öbeksi fiilini doğru geniş zaman biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: A warning sometimes ____ on my screen.

Cevabı göster

pops up

Oh, crumbed steak! Kelime

0:59

Oh, çıtır biftek!

Kelime

crumbed steak: galeta unuyla kaplanmış biftek

crumbed steak ifadesindeki crumbed, bifteğin pişirilmeden önce galeta unuyla kaplandığını belirtir. Biftek daha sonra genellikle kızartılır veya fırınlanır; sözcük hazırlama yöntemini anlatır, bifteğin kırıntılara ayrıldığını değil. Aynı yapı crumbed chicken ve crumbed fish ifadelerinde de görülür: crumbed + yiyecek adı, galeta unu kaplı bir yiyeceği anlatır.

Alıştırma

Bir Avustralya menüsünde crumbed steak ne anlama gelir?

  1. Pişirilmeden önce galeta unuyla kaplanmış biftek.
  2. Yanında ayrı galeta unu ile servis edilen biftek.
  3. Küçük parçalara ayrılmış biftek.
Cevabı göster

Pişirilmeden önce galeta unuyla kaplanmış biftek.

Grey nomads. Kültür

1:00

Gri göçebeler.

Kültür

Grey nomads: Avustralya'da karayoluyla gezen yaşlı gezginler

Grey nomads, genellikle emekli olan yaşlı kişilerin karavan, kamp minibüsü veya motokaravanla uzun süre karayolunda seyahat etmesini anlatan Avustralya'ya özgü bir ifadedir. Grey, kırlaşmış saçları ve ileri yaşı çağrıştırır. Nomads ise mecazidir: Geleneksel bir göçebe halka mensup olmayı değil, bir yerden başka bir yere dolaşmayı anlatır.

Alıştırma

Avustralya İngilizcesinde kimler en doğal biçimde grey nomads olarak tanımlanır?

  1. Gri takım elbise giyen ofis çalışanları.
  2. Seyahat ederken internet üzerinden çalışan genç serbest çalışanlar.
  3. Aylarca karavanla ülkeyi gezen emekli gezginler.
Cevabı göster

Aylarca karavanla ülkeyi gezen emekli gezginler.

Back in the car, come on! Ton ve niyet

1:02

Arabaya dönelim, hadi!

Ton ve niyet

Back in the car: fiili atılmış acil bir emir

'Back in the car' burada bir konum açıklaması değil, emir işlevi görür. Örtük eylem 'Get back in the car.' şeklinde tamamlanabilir: arabaya geri dönüp içine girmek gerekir. 'Back', daha önce bulunulan bir yere geri hareket etmeyi belirtir. Acil konuşmalarda yapılması gereken eylem durumdan anlaşılıyorsa yön veya yer bildiren bir ifade tek başına emir olabilir. Fiilin atılması emri daha kısa, doğrudan ve güçlü yapar; 'come on' da acele ettirme etkisini artırır.

Alıştırma

Bir grup arabanın dışında ve hemen yola çıkmaları gerekiyor. Hangi cümle aynı fiilsiz, acil emir kalıbını kullanır?

  1. The car is behind us.
  2. We are back in the car now.
  3. Back in the car, now!
Cevabı göster

Back in the car, now!

Chill the beans. Deyimler

1:04

Sakin olun.

Deyimler

Chill the beans: ‘sakin ol’ demenin şakacı bir yolu

Bu replikte 'Chill the beans.' ifadesi ‘sakin ol’ veya ‘panik yapma’ anlamına gelir. Sözcük anlamıyla kullanılmaz; bilerek şakacı bir şekilde oluşturulmuştur. 'Chill', rahatlama anlamındaki gündelik kullanımıyla yer alırken 'the beans' saçma ve beklenmedik bir görüntü oluşturur. Bu, yaygın biçimde yerleşmiş standart bir deyim değildir. Anlamı, aile veya çocuk ortamındaki şakacı tondan ve sözün karşıdakini sakinleştirme işlevinden gelir. Bu nedenle her durumda taklit etmekten çok, duyulduğunda anlamak önemlidir.

Alıştırma

Yargılayın: Öfkeli bir müşteriye gönderilen resmî bir e-postada 'Chill the beans.' müşteriden sakin olmasını istemenin doğal ve profesyonel bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

It's okay, they're still behind us.

1:06

Sorun yok, hâlâ arkamızdalar.

The guy hasn't turned the sign yet. Dilbilgisi

1:08

Adam henüz tabelayı çevirmedi.

Dilbilgisi

hasn't turned ... yet: beklenen eylem hâlâ gerçekleşmedi

Hasn't turned ... yet, present perfect'in olumsuz yapısını kullanır: has not + geçmiş zaman ortacı + yet. Beklenen eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini ve konuşma anında hâlâ beklemede olduğunu anlatır. Olumsuz bir cümlede yet genellikle sona yakın gelir ve “şu ana kadar” ya da “henüz” anlamını taşır. Çoğu zaman eylemin daha sonra gerçekleşmesinin beklendiğini de düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi hasn't ve finish fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Leo ____ his homework yet.

Cevabı göster

hasn't finished

He's turning it.

1:10

Çeviriyor.

Oh, sweet. Let's go! Notlar

1:11

Oh, harika. Gidelim!

Kelime

sweet: gündelik dilde “harika!” tepkisi

Burada sweet, “harika” veya “mükemmel” anlamına gelen gündelik bir ünlemdir. Tadı anlatmaz; iyi bir habere verilen olumlu bir tepkidir. Sweet! şeklinde tek başına veya oh sözcüğünden sonra kullanıldığında, sevindirici bir sonuca duyulan anlık memnuniyeti ya da heyecanı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede sweet, iyi bir habere verilen gündelik ve olumlu bir tepki olarak kullanılmıştır?

  1. Sweet! We got the tickets.
  2. This tea is sweet.
  3. She bought a sweet at the shop.
Cevabı göster

Sweet! We got the tickets.

Ton ve niyet

Let's go!: ortak bir eylemi hemen başlatmak

Let's go! o anda harekete geçilmesini sağlar. Yol açılmıştır; bu yüzden konuşan kişi geleceğe yönelik sakin bir öneri sunmak yerine tüm grubu heyecanla hareket etmeye teşvik eder. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır ve konuşan kişiyi de eyleme dâhil eder. Başka durumlarda Let's go! ayrılmak, başlamak veya harekete geçmek anlamına gelebilir; ortak fikir “şimdi birlikte harekete geçelim”dir.

Alıştırma

Sinyal değişiyor ve kendiniz de dâhil olmak üzere tüm grubun hemen hareket etmesini istiyorsunuz. Ne söylersiniz?

  1. Let's go!
  2. We went.
  3. Did we go?
Cevabı göster

Let's go!

I need a wee. Kelime

1:12

Çişim geldi.

Kelime

a wee: Britanya İngilizcesinde samimi bir isim

I need a wee cümlesinde a wee, idrar yapma eylemini ifade eden bir isim öbeğidir; yani konuşan kişi idrar yapması gerektiğini söylüyor. a tanımlığı, wee sözcüğünün burada isim olduğunu gösterir. a wee house örneğinde olduğu gibi “küçük” anlamındaki wee sıfatı değildir.

Alıştırma

Britanyalı bir ailede küçük bir çocuğun idrar yapması gerekiyor. Bu samimi durumda hangi cümle doğal ve dil bilgisi bakımından eksiksizdir?

  1. I am a wee.
  2. I need a wee.
  3. I need wee.
Cevabı göster

I need a wee.

Okay, come on, honey.

1:13

Tamam, hadi, tatlım.

Hang on, what?

1:14

Bekle, ne?

No!

1:15

Hayır!

Hello Grey nomads.

1:24

Merhaba gri göçebeler.

Finished.

1:34

Bitti.

I like the Grey nomads' stickers.

1:40

Gri göçebelerin çıkartmalarını sevdim.

Bored again.

1:43

Yine canım sıkıldı.

Hmm, never seen that before. Dilbilgisi

1:51

Hmm, bunu daha önce hiç görmemiştim.

Dilbilgisi

never seen that before: I've ifadesinin atıldığı konuşma biçimi

“Never seen that before.”, “I've never seen that before.” cümlesinin konuşma dilindeki eksiltili biçimidir. O anda özne ve yardımcı fiil açıkça anlaşıldığı için konuşan kişi I've bölümünü söylemez. Seen, see fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve söylenmeyen have ile birlikte present perfect yapısını oluşturur. Never ... before, konuşanın şu ana kadar böyle bir deneyim yaşamadığını belirtir; seen burada tek başına simple past değildir.

Alıştırma

“Never seen that before.” cümlesinde özne ve yardımcı fiil söylenmemiştir. Standart tam biçimi hangisidir?

  1. I've never saw that before.
  2. I've never seen that before.
  3. I never seen that before.
Cevabı göster

I've never seen that before.

Bingo, a table! Kelime

1:58

Bingo, bir masa!

Kelime

Bingo: “Buldum!” anlamındaki ünlem

Bingo!, bir oyunun adı olmasının yanı sıra ünlem olarak da kullanılabilir. Konuşanın aradığı şeyi az önce bulduğunu, doğru cevaba ulaştığını veya bir şeyin tam olarak gereken şey olduğunu doğruladığını bildirir. “Bingo, a table!” cümlesinde Bingo önce başarıyı belirtir, ardından a table bulunan şeyin adını verir. Ton canlı ve memnundur.

Alıştırma

Bir süredir anahtarınızı arıyorsunuz ve aniden buluyorsunuz. En doğal tepki hangisidir?

  1. Maybe! Here it is.
  2. Bingo! Here it is.
  3. Bingo is a number game.
Cevabı göster

Bingo! Here it is.

Has it been here all along? Notlar

2:00

Hep burada mıydı?

Dilbilgisi

Has it been here: şimdiye kadar süren bir konumu sormak

Has it been here, has + özne + been + yer yapısında bir present perfect sorusudur. Tam cümlede all along, nesnenin burada bulunma durumunun daha önce başlayıp şu ana kadar sürüp sürmediğinin sorulduğunu gösterir. Burada been here, “bu yerde bulunmuş veya kalmış olmak” anlamındadır. Tek seferlik bir ziyareti anlatmaz; özne bir eşya olduğu için odak, onun konumu veya varlığıdır.

Alıştırma

Bir kutunun pazartesiden şu ana kadar koridorda kalıp kalmadığını sormak istiyorsunuz. Hangi soru uygundur?

  1. Was the box in the hallway on Monday?
  2. Has the box been in the hallway since Monday?
  3. Is the box in the hallway right now?
Cevabı göster

Has the box been in the hallway since Monday?

Kalıp ifadeler

all along: ilgili sürenin tamamında geçerli olmak

All along, “başından itibaren ve ilgili sürenin tamamı boyunca” anlamına gelir. Bu soruda nesnenin tüm süre boyunca orada bulunmuş olabileceğini, ancak konuşanın bunu daha yeni fark ettiğini düşündürür. İfade burada bir yol boyunca hareketi değil, zamanı anlatır. Sıklıkla sonradan fark etme duygusu ekler: “Demek ki bu en başından beri doğruymuş.”

Alıştırma

Başından beri doğru olan ancak sonradan fark edilen bir şeyi anlatan, all ile başlayan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We searched every drawer, but the key was in my pocket ____.

Cevabı göster

all along