Tren Yarışı! 🚆 💙 🚗 | Bluey 2. Sezon En İyiler - Araba Yolculuğu | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video açıklaması: Ailece yapılan bir araba yolculuğunda yol çalışmaları, tuvalet molaları ve yavaş ilerleyen karavan konvoyu herkesin sabrını sınar. Sıkıldığından yakınan bir çocuğa çevresine bakması söylenir; çocuk da belki en başından beri orada olan bir şeyi fark eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Don't worry — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifadeyi yalnızca konuşanın kendisinin kaygılı olmadığını bildiren bir cümle olarak değil, başkalarını rahatlatmanın ve endişelerini azaltmanın yaygın bir yolu olarak anlayın. Böylece yolculuk sırasında gerginlik yaratabilecek bir durumun başında birinin grubu sakinleştirmeye çalıştığını fark edip uygun biçimde karşılık verebilirsiniz. 2. Grey nomads. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Karavan veya motokaravanla uzun mesafeler gezen yaşlı ya da emekli kişileri anlatan bu Avustralya ifadesini tanıyın. Kültürel anlamını bilmek yanıltıcı bir kelimesi kelimesine yorumdan kaçınmanızı sağlar ve ailenin gezgin konvoyuna ve araçlarındaki çıkartmalara neden dikkat ettiğini açıklar. 3. all along? — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bu söz öbeğinin “en başından beri” veya “bunca zamandır” anlamına geldiğini ve çoğunlukla geç yapılan bir keşfin şaşkınlığını aktardığını öğrenin. Bir şeyin siz fark etmeden önce de var ya da doğru olduğu ortaya çıktığında kullanabilir, onu bir güzergâh boyunca ilerleme anlamıyla karıştırmazsınız.
Bu derste
Don't worry gang, we're still making good time. Notlar
0:01Merak etmeyin millet, hâlâ vaktimiz var.
Rahatlatıcı bir giriş olarak Don't worry
Bu cümlede Don't worry, kaygılanmayı bırakmaya yönelik sert bir emir değil, nazik bir rahatlatma ifadesidir. Gruba durumun hâlâ kontrol altında olduğunu bildirir. Bu ifadenin ardından sık sık bir neden, plan veya çözüm gelir. Önce rahatlatıp sonra destekleyici bilgi verme düzeni, dinleyenin sakinleşmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız geç kalmaktan endişeleniyor. Vurgulanan iki kelimelik rahatlatıcı girişle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, we still have ten minutes.
Cevabı göster
Don't worry
Yolculuk ilerleyişi için making good time
Making good time, bir varış noktasına doğru iyi bir tempoda yol almak ve başarılı biçimde ilerlemek demektir; çoğu zaman beklenen hızda veya beklenenden daha hızlı gidildiğini anlatır. Zaman yaratmak anlamına gelmez. Buradaki are making şimdiki zaman yapısındadır ve yolculuğun o andaki ilerleyişini anlatır. Bu ifadede good time, keyifli bir deneyimi değil, verimli yolculuk süresini belirtir.
Alıştırma
İyi yolculuk ilerlemesini anlatan vurgulanmış ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Even with the rain, we're ____ and should arrive before noon.
Cevabı göster
making good time
have you got: bir şeye sahip olup olmadığını sormak
Have you got + isim? yapısında have got, “sahip olmak” veya “bir şeyi bulunmak” anlamına gelir. Burada konuşan kişi, annesinin şu anda oynanabilecek başka bir araba oyunu olup olmadığını soruyor; got geçmişte onu “edinme” eylemini anlatmıyor. Soru, have sözcüğü özneden önce getirilerek kurulur: you have got ... yapısı Have you got ...? olur. Kısa cevaplar Yes, I have. ve No, I haven't. şeklindedir.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza şarj aleti olup olmadığını Britanya İngilizcesindeki have got sorusuyla sorun: ____ a charger?
Cevabı göster
Have you got
You got it: teşvik ve onay
Bu sahnede You got it., bir şey yapmaya çalışan kişiye verilen destekleyici bir tepkidir. “İşte böyle, doğru yapıyorsun” anlamına gelir ve kişiyi devam etmeye teşvik eder. Buradaki it bir nesnenin adı değildir. İfadenin tamamı etkileşim içindeki bir tepki olarak çalıştığı için anlamı, sürmekte olan eylemden ve konuşanın teşvik edici tonundan gelir.
Alıştırma
Bir çocuk bisiklette dengesini korumaya çalışıyor. Ebeveyni “Yes, you got it—keep going!” diyor. Ebeveyn ne yapıyor?
- Çocuktan durup bir şeyi teslim etmesini istiyor
- Çocuğun fiziksel bir nesne aldığını söylüyor
- Çocuğu cesaretlendiriyor ve hareketi doğru yaptığını onaylıyor
Cevabı göster
Çocuğu cesaretlendiriyor ve hareketi doğru yaptığını onaylıyor
Duraklatıp dikkat çekmek için Hang on
Bu cümlede Hang on, “bir dakika bekle” ya da “durup dikkat et” anlamına gelir. Konuşan kişi az önce bir şey fark etmiş ve soru sormadan önce akışı kesmek için bu ifadeyi kullanmıştır. Buradaki Hang on bir söylem belirleyicisidir; kelimesi kelimesine asılma veya bir şeye tutunma talimatı değildir. Aynı kullanım, konuşmayı kısa süreliğine durdurup yeni fark edilen bir durumu dile getirebilir.
Alıştırma
Bir faturada aniden hata fark ediyorsunuz. Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, this total doesn't look right.
Cevabı göster
Hang on
Britanya İngilizcesinde yol çalışması anlamındaki roadworks
Roadworks, bir yolda yürütülen inşaat, onarım veya bakım çalışmaları anlamına gelir. Bu ünlemde konuşan kişi durmaya ya da gecikmeye neyin sebep olduğunu belirler. Britanya İngilizcesinde roadworks normalde tek sözcük olarak yazılır ve yalnızca bir çalışma alanından söz edilirken bile sonunda -s bulunur. Bu -s olağan biçimin bir parçasıdır; mutlaka birkaç ayrı proje olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz biçimi seçin. roadworks sözcüğünün son sesine odaklanın.
- The roadworks caused delays today.
- The road work caused delays today.
Cevabı göster
The roadworks caused delays today.
need the toilet: tuvalete gitme ihtiyacını belirtmek
Britanya İngilizcesinde need the toilet, konuşanın şimdi ya da yakında tuvaleti kullanması gerektiğini söylemenin doğal bir yoludur. Buradaki the toilet, kullanılacak tuvaleti ifade eder; bir nesne olarak tuvalet edinmek anlamına gelmez. Bu, özellikle aile, arkadaşlar veya diğer yakın kişilerle konuşurken bedensel bir ihtiyacı kısa ve günlük biçimde bildiren bir ifadedir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde, bir aile üyesine şimdi tuvaleti kullanmanız gerektiğini doğal olarak hangi cümle söyler?
- I need the toilet cleaned.
- I need a toilet for the new building.
- I need the toilet.
Cevabı göster
I need the toilet.
come on, I'll take you for a bush wee. Notlar
0:32hadi, çalıların arasına çiş yapman için seni götüreyim.
take you for a bush wee: birini dışarıda tuvaletini yapmaya götürmek
take + someone + for + isimle belirtilen bir etkinlik yapısı, birine eşlik etmeyi veya o kişiyi bu etkinliği yapması için götürmeyi anlatır. take you for a bush wee cümlesinde you götürülen kişidir ve a bush wee etkinliktir. bush wee, genellikle gözlerden uzak doğal bir yerde veya yol kenarında dışarıda küçük abdestini yapmayı anlatan, samimi ve çoğu zaman çocuklarla kullanılabilen bir ifadedir. Buradaki vurgu bir varış noktasında değil, for ile tanıtılan etkinliktedir.
Alıştırma
take you for a bush wee örneğindeki gibi take + kişi veya hayvan + for + etkinlik yapısını kullanan cümle hangisidir?
- I'll walk the dog after dinner.
- I'll take the dog to the park after dinner.
- I'll take the dog for a walk after dinner.
Cevabı göster
I'll take the dog for a walk after dinner.
bush wee: açık havada çiş yapmak için kullanılan Avustralyalı çocuk ifadesi
Bush wee, tuvalet bulunmadığında gözlerden uzak bir açık hava yerinde çiş yapmayı anlatan, Avustralya İngilizcesine ait samimi ve çocuklara yönelik bir ifadedir. Buradaki bush belirli bir çalıyı değil, genel olarak kırsalı, çalılık alanı veya doğal araziyi ifade eder. Wee, idrar yapma eylemi için kullanılan yumuşak ve çocukça bir sözdür. Bu cümlede I'll take you for a bush wee, konuşanın çocuğu uygun bir açık hava yerine götüreceği anlamına gelir.
Alıştırma
Bu Avustralyalı aile bağlamında a bush wee ne anlama gelir?
- Birkaç çalının yanında hızlıca yıkanmak
- Sık çalılık bir alanda yürüyüş yapmak
- Tuvalet yokken gözlerden uzak bir açık hava yerinde çiş yapmak
Cevabı göster
Tuvalet yokken gözlerden uzak bir açık hava yerinde çiş yapmak
Don't be long: birinden fazla vakit harcamamasını istemek
Don't be long, «Çok vakit harcama» anlamına gelen kısa bir sözlü hatırlatmadır. Bir kişi kısa süreliğine ayrılırken «Çabuk dön» anlamına da gelebilir. Burada long fiziksel uzunluğu değil, süreyi anlatır. Bu ifade genellikle birinin beklediğini veya zamanın sınırlı olduğunu karşı tarafa bildirir. Konuşanın ses tonuna göre samimi ve ilgili ya da sabırsız duyulabilir.
Alıştırma
Kardeşiniz bir dükkâna girerken herkes arabada bekliyor. Bu dersteki ifadeyi aynen kullanarak hatırlatmayı tamamlayın: '____; we need to leave in ten minutes.'
Cevabı göster
Don't be long
as long as we need: gereken süre boyunca
Bu cümlede as long as we need, “ne kadar süre?” sorusunu yanıtlar. as + sıfat + as kalıbı dereceyi belirler, long ise süreyi ölçer. need sözcüğünden sonra ihtiyaç duyduğumuz zaman miktarı anlaşılır. Bu nedenle We'll be as long as we need, acele etmek yerine gereken süre kadar zaman harcayacakları anlamına gelir. Buradaki as long as, “şu şartla ki” anlamında bir koşul başlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as long as, “gereken süre boyunca” anlamında kullanılmıştır?
- The table is as long as the wall.
- You may use the room as long as you lock the door.
- The technicians will stay as long as they need.
Cevabı göster
The technicians will stay as long as they need.
Cümle sonundaki thank you: tartışmayı nazikçe bitirmek
Burada thank you, bir yardım için minnettarlık ifade etmez. Kesin bir ifadenin ardından gelir ve konuşmayı bitirirken yanıta nazik bir görünüm verir. Örtük mesaj, kararın verilmiş olduğu ve konuşanın daha fazla tartışmaya açık olmadığıdır. Bu işlev, ifadenin konumundan, önceki cümleden ve söyleniş biçiminden doğar; thank you sözcükleri tek başına mutlaka alaycı değildir. Dolayısıyla aynı nazik kalıp hem gerçek bir teşekkür ifade edebilir hem de konuşmada bir sınır çizebilir.
Alıştırma
Birisi sürekli acele etmenizi söylüyor. Hangi yanıt cümle sonundaki thank you ile bu baskıyı nazik ama kararlı biçimde bitirir?
- I'll finish when I'm ready, thank you.
- Thank you for helping me finish.
- Could you tell me when to finish?
Cevabı göster
I'll finish when I'm ready, thank you.
be all out of + isim: hiçbir şey kalmaması
Be all out of + isim, bir şeyden hiç kalmadığını veya o türden başka seçenek bulunmadığını anlatır. All, out of ifadesini güçlendirerek kaynağın tamamen tükendiği anlamını verir. Bu cümlede games, konuşanın sunabileceği veya düşünebileceği başka oyunları ifade eder; fiziksel oyunların ortadan kaybolduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Bu yapı malzemeler, zaman ve fikirler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hiçbir şey kalmadığını belirten, vurgulanan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We're ____ clean towels, so I'll wash some.
Cevabı göster
all out of
just gonna be + sıfat: beklenen bir durumu kabullenmek
Gonna be, going to be ifadesinin gündelik konuşmadaki biçimidir. Burada ardından bored sıfatı gelir ve gelecekte oluşacak bir durumu belirtir. You're ile kullanıldığında yapı you're gonna be + sıfat şeklindedir. Buradaki just, «kısa süre önce» anlamına gelmez. Durumu sadece olan bir şey ya da kabul edilmesi gereken bir durum olarak sunar. Sometimes you're just gonna be bored. cümlesi, sıkılmanın kaçınılmaz olduğu zamanların bulunacağını anlatır.
Alıştırma
Beklenen bir durumu kabul etmeyi anlatan, vurgulanan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The first week is ____ confusing, and that's okay.
Cevabı göster
just gonna be
What do I do about it? ile nasıl başa çıkılacağını sormak
What do I do about it? cümlesinde do about it, “o duruma karşı bir şey yapmak” anlamına gelir. it daha önce sözü edilen bir soruna gönderme yapar; burada canının sıkılmasını ifade eder. Konuşan kişi yalnızca bir konuyu açmıyor, sorunla nasıl başa çıkacağını soruyor. Kullanılabilir kalıp what + do + özne + do about + sorun biçimindedir. Özne veya kip belirten yardımcı fiil değiştiğinde, kimin sorumlu olduğu ya da sorunun gücü değişir: What can we do about the noise?
Alıştırma
Bir internet sitesi şifreni sürekli reddediyor. Bu sorun karşısında hangi eylemi yapacağını doğal biçimde soran cümleyi seç.
- The website keeps rejecting my password. What do I know about it?
- The website keeps rejecting my password. What do I do about it?
- I found an old password note. What do I do with it?
Cevabı göster
The website keeps rejecting my password. What do I do about it?
You just be bored. ile doğrudan öneri
You just be bored. cümlesi, you öznesinin açıkça söylendiği bir emir cümlesidir. Emir cümleleri be fiilinin yalın hâlini kullanır; bu yüzden cümle bir öneri veya yönlendirme verir, You are bored. gibi bir bildirim değildir. just, “sadece” veya “şimdilik” anlamını ekler. Bu sakin ebeveyn-çocuk konuşmasında kişi, sıkıntı duygusunu hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine çocuğa onu kabul etmesini nazikçe önerir. Farklı bir ses tonuyla aynı doğrudan ifade daha sert duyulabilir.
Alıştırma
Bir ebeveyn çocuğa kısa bir süre can sıkıntısını kabul etmesini sakin biçimde öneriyor. Çocuğu yalnızca anlatmak yerine bu yönlendirmeyi veren cümleyi seç.
- You just be bored for a little while.
- You were just bored a little while ago.
- You're just bored right now.
Cevabı göster
You just be bored for a little while.
look around: çevrene bakmak
Bu cümlede look around, bakışını çevrendeki farklı yerlere yöneltip orada ne olduğunu fark etmek demektir. Around, tek bir sabit nesneye değil, dört bir yana bakma anlamı katar. Bu ifade, birinden ipucu, seçenek veya fikir bulmak için çevresini incelemesini isterken ya da bunu önerirken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Dersin öbeksi fiiliyle cümleyi tamamlayın: Before choosing a seat, take a moment to ____.
Cevabı göster
look around
pops up: aniden ortaya çıkar
Burada pops up, pop up öbeksi fiilinin geniş zamanda üçüncü tekil kişi biçimidir ve bir şeyin aniden ya da beklenmedik şekilde ortaya çıkması anlamına gelir. Odak, planlanmamış veya öngörülmemiş bir şeyin fark edilir hâle gelmesindedir. Bu ifade insanlar veya fiziksel nesnelerin yanı sıra sorunların, fırsatların, fikirlerin, mesajların ya da ekrandaki pencerelerin belirmesini de anlatabilir. Bu cümlede bir şeyin patladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersin öbeksi fiilini doğru geniş zaman biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: A warning sometimes ____ on my screen.
Cevabı göster
pops up
crumbed steak: galeta unuyla kaplanmış biftek
crumbed steak ifadesindeki crumbed, bifteğin pişirilmeden önce galeta unuyla kaplandığını belirtir. Biftek daha sonra genellikle kızartılır veya fırınlanır; sözcük hazırlama yöntemini anlatır, bifteğin kırıntılara ayrıldığını değil. Aynı yapı crumbed chicken ve crumbed fish ifadelerinde de görülür: crumbed + yiyecek adı, galeta unu kaplı bir yiyeceği anlatır.
Alıştırma
Bir Avustralya menüsünde crumbed steak ne anlama gelir?
- Pişirilmeden önce galeta unuyla kaplanmış biftek.
- Yanında ayrı galeta unu ile servis edilen biftek.
- Küçük parçalara ayrılmış biftek.
Cevabı göster
Pişirilmeden önce galeta unuyla kaplanmış biftek.
Grey nomads: Avustralya'da karayoluyla gezen yaşlı gezginler
Grey nomads, genellikle emekli olan yaşlı kişilerin karavan, kamp minibüsü veya motokaravanla uzun süre karayolunda seyahat etmesini anlatan Avustralya'ya özgü bir ifadedir. Grey, kırlaşmış saçları ve ileri yaşı çağrıştırır. Nomads ise mecazidir: Geleneksel bir göçebe halka mensup olmayı değil, bir yerden başka bir yere dolaşmayı anlatır.
Alıştırma
Avustralya İngilizcesinde kimler en doğal biçimde grey nomads olarak tanımlanır?
- Gri takım elbise giyen ofis çalışanları.
- Seyahat ederken internet üzerinden çalışan genç serbest çalışanlar.
- Aylarca karavanla ülkeyi gezen emekli gezginler.
Cevabı göster
Aylarca karavanla ülkeyi gezen emekli gezginler.
Back in the car: fiili atılmış acil bir emir
'Back in the car' burada bir konum açıklaması değil, emir işlevi görür. Örtük eylem 'Get back in the car.' şeklinde tamamlanabilir: arabaya geri dönüp içine girmek gerekir. 'Back', daha önce bulunulan bir yere geri hareket etmeyi belirtir. Acil konuşmalarda yapılması gereken eylem durumdan anlaşılıyorsa yön veya yer bildiren bir ifade tek başına emir olabilir. Fiilin atılması emri daha kısa, doğrudan ve güçlü yapar; 'come on' da acele ettirme etkisini artırır.
Alıştırma
Bir grup arabanın dışında ve hemen yola çıkmaları gerekiyor. Hangi cümle aynı fiilsiz, acil emir kalıbını kullanır?
- The car is behind us.
- We are back in the car now.
- Back in the car, now!
Cevabı göster
Back in the car, now!
Chill the beans: ‘sakin ol’ demenin şakacı bir yolu
Bu replikte 'Chill the beans.' ifadesi ‘sakin ol’ veya ‘panik yapma’ anlamına gelir. Sözcük anlamıyla kullanılmaz; bilerek şakacı bir şekilde oluşturulmuştur. 'Chill', rahatlama anlamındaki gündelik kullanımıyla yer alırken 'the beans' saçma ve beklenmedik bir görüntü oluşturur. Bu, yaygın biçimde yerleşmiş standart bir deyim değildir. Anlamı, aile veya çocuk ortamındaki şakacı tondan ve sözün karşıdakini sakinleştirme işlevinden gelir. Bu nedenle her durumda taklit etmekten çok, duyulduğunda anlamak önemlidir.
Alıştırma
Yargılayın: Öfkeli bir müşteriye gönderilen resmî bir e-postada 'Chill the beans.' müşteriden sakin olmasını istemenin doğal ve profesyonel bir yoludur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
hasn't turned ... yet: beklenen eylem hâlâ gerçekleşmedi
Hasn't turned ... yet, present perfect'in olumsuz yapısını kullanır: has not + geçmiş zaman ortacı + yet. Beklenen eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini ve konuşma anında hâlâ beklemede olduğunu anlatır. Olumsuz bir cümlede yet genellikle sona yakın gelir ve “şu ana kadar” ya da “henüz” anlamını taşır. Çoğu zaman eylemin daha sonra gerçekleşmesinin beklendiğini de düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi hasn't ve finish fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Leo ____ his homework yet.
Cevabı göster
hasn't finished
sweet: gündelik dilde “harika!” tepkisi
Burada sweet, “harika” veya “mükemmel” anlamına gelen gündelik bir ünlemdir. Tadı anlatmaz; iyi bir habere verilen olumlu bir tepkidir. Sweet! şeklinde tek başına veya oh sözcüğünden sonra kullanıldığında, sevindirici bir sonuca duyulan anlık memnuniyeti ya da heyecanı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede sweet, iyi bir habere verilen gündelik ve olumlu bir tepki olarak kullanılmıştır?
- Sweet! We got the tickets.
- This tea is sweet.
- She bought a sweet at the shop.
Cevabı göster
Sweet! We got the tickets.
Let's go!: ortak bir eylemi hemen başlatmak
Let's go! o anda harekete geçilmesini sağlar. Yol açılmıştır; bu yüzden konuşan kişi geleceğe yönelik sakin bir öneri sunmak yerine tüm grubu heyecanla hareket etmeye teşvik eder. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır ve konuşan kişiyi de eyleme dâhil eder. Başka durumlarda Let's go! ayrılmak, başlamak veya harekete geçmek anlamına gelebilir; ortak fikir “şimdi birlikte harekete geçelim”dir.
Alıştırma
Sinyal değişiyor ve kendiniz de dâhil olmak üzere tüm grubun hemen hareket etmesini istiyorsunuz. Ne söylersiniz?
- Let's go!
- We went.
- Did we go?
Cevabı göster
Let's go!
a wee: Britanya İngilizcesinde samimi bir isim
I need a wee cümlesinde a wee, idrar yapma eylemini ifade eden bir isim öbeğidir; yani konuşan kişi idrar yapması gerektiğini söylüyor. a tanımlığı, wee sözcüğünün burada isim olduğunu gösterir. a wee house örneğinde olduğu gibi “küçük” anlamındaki wee sıfatı değildir.
Alıştırma
Britanyalı bir ailede küçük bir çocuğun idrar yapması gerekiyor. Bu samimi durumda hangi cümle doğal ve dil bilgisi bakımından eksiksizdir?
- I am a wee.
- I need a wee.
- I need wee.
Cevabı göster
I need a wee.
never seen that before: I've ifadesinin atıldığı konuşma biçimi
“Never seen that before.”, “I've never seen that before.” cümlesinin konuşma dilindeki eksiltili biçimidir. O anda özne ve yardımcı fiil açıkça anlaşıldığı için konuşan kişi I've bölümünü söylemez. Seen, see fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve söylenmeyen have ile birlikte present perfect yapısını oluşturur. Never ... before, konuşanın şu ana kadar böyle bir deneyim yaşamadığını belirtir; seen burada tek başına simple past değildir.
Alıştırma
“Never seen that before.” cümlesinde özne ve yardımcı fiil söylenmemiştir. Standart tam biçimi hangisidir?
- I've never saw that before.
- I've never seen that before.
- I never seen that before.
Cevabı göster
I've never seen that before.
Bingo: “Buldum!” anlamındaki ünlem
Bingo!, bir oyunun adı olmasının yanı sıra ünlem olarak da kullanılabilir. Konuşanın aradığı şeyi az önce bulduğunu, doğru cevaba ulaştığını veya bir şeyin tam olarak gereken şey olduğunu doğruladığını bildirir. “Bingo, a table!” cümlesinde Bingo önce başarıyı belirtir, ardından a table bulunan şeyin adını verir. Ton canlı ve memnundur.
Alıştırma
Bir süredir anahtarınızı arıyorsunuz ve aniden buluyorsunuz. En doğal tepki hangisidir?
- Maybe! Here it is.
- Bingo! Here it is.
- Bingo is a number game.
Cevabı göster
Bingo! Here it is.
Has it been here: şimdiye kadar süren bir konumu sormak
Has it been here, has + özne + been + yer yapısında bir present perfect sorusudur. Tam cümlede all along, nesnenin burada bulunma durumunun daha önce başlayıp şu ana kadar sürüp sürmediğinin sorulduğunu gösterir. Burada been here, “bu yerde bulunmuş veya kalmış olmak” anlamındadır. Tek seferlik bir ziyareti anlatmaz; özne bir eşya olduğu için odak, onun konumu veya varlığıdır.
Alıştırma
Bir kutunun pazartesiden şu ana kadar koridorda kalıp kalmadığını sormak istiyorsunuz. Hangi soru uygundur?
- Was the box in the hallway on Monday?
- Has the box been in the hallway since Monday?
- Is the box in the hallway right now?
Cevabı göster
Has the box been in the hallway since Monday?
all along: ilgili sürenin tamamında geçerli olmak
All along, “başından itibaren ve ilgili sürenin tamamı boyunca” anlamına gelir. Bu soruda nesnenin tüm süre boyunca orada bulunmuş olabileceğini, ancak konuşanın bunu daha yeni fark ettiğini düşündürür. İfade burada bir yol boyunca hareketi değil, zamanı anlatır. Sıklıkla sonradan fark etme duygusu ekler: “Demek ki bu en başından beri doğruymuş.”
Alıştırma
Başından beri doğru olan ancak sonradan fark edilen bir şeyi anlatan, all ile başlayan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We searched every drawer, but the key was in my pocket ____.
Cevabı göster
all along