Ya İnsanlar Yok Olsaydı?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
792 kelime 201 kel/dk

Video özeti: Bu düşünce deneyi insansız dünyayı gösterir: elektrik kesilir, hayvanlar yardımsız kalır, kentler yanar, ekosistemler değişir ve plastik geride kalır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what would happen if we suddenly disappeared? - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would ile if yan cümlesini kullanıp gerçekleşeceğini söylemeden varsayımsal bir sonuç sorun. 2. leading to the prospect of - Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: bir gelişmeyi resmî açıklamada yeni bir olası sonuca bağlayın. 3. within a geological eyeblink - Deyimler ve mecazlı ifadeler: jeolojik ölçekte çok kısa bir süreyi anlatan benzetmeyi gerçek bir göz kırpmasından ayırın.

Bu derste

From damming rivers to changing the chemistry of the atmosphere, Anlatım akışı

0:00

Nehirlere baraj yapmaktan atmosferin kimyasal yapısını değiştirmeye kadar,

humans have had a powerful impact on our planet. Kalıp ifadeler

0:03

insanlar gezegenimiz üzerinde çok güçlü bir etki yarattı.

Anlatım akışı

Kapsamı belirleyen bir çerçeve olarak From A to B

Cümle başındaki bu çerçevede From A to B bir aralığın genişliğini gösterir. İki eylem birbirinden çok farklı ölçeklerde örneklerdir; bu yüzden ifade, “A ve B kadar çeşitli etkinlikler dâhil” anlamına gelir, bir yerden başka bir yere hareket etmeyi anlatmaz. Bu çerçeve ana cümleden önce geldiğinde önce kapsamı belirler; böylece okuyucu iddianın birçok insan etkinliğini kapsadığını anlar. İki uç genellikle dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır; burada damming ve changing aynı -ing biçimindedir.

Alıştırma

Kapsamı belirleyen çerçeveyi From ... to ... ile tamamlayın: ____ planning the route ____ greeting the guests, Maya handled every part of the event.

Cevabı göster

From · to

Kalıp ifadeler

have had a powerful impact on: isim kalıbı ve present perfect

Have had a powerful impact on, “üzerinde güçlü bir etki yaratmış olmak” anlamına gelir. have an impact on + isim kalıbında impact bir isimdir; on ise etkilenen kişiyi veya şeyi belirtir. Have had, have + geçmiş zaman ortacı had ile kurulan present perfect biçimidir. İnsan faaliyetlerinin etkilerini zaman içinde birikmiş ve bugün hâlâ geçerli olarak sunar. Powerful, impact sözcüğünü güçlendirerek etkinin büyük olduğunu gösterir; ancak etkinin iyi mi kötü mü olduğunu tek başına belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin present perfect biçimiyle ve have an impact kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: Over the past year, these new safety rules ____ a positive impact ____ employee safety.

Cevabı göster

have had · on

But what would happen if we suddenly disappeared? Dilbilgisi

0:06

Peki ya bir anda ortadan kaybolsaydık ne olurdu?

Dilbilgisi

Bir durumu hayal etmek için What would happen if ...?

What would happen if + geçmiş zaman biçimli bir yan cümle, dinleyiciyi bir durumu hayal etmeye ve sonucunu düşünmeye çağırır. Bu cümlede yapı, tahminde bulunmak yerine bir düşünce deneyi başlatır. Would varsayımsal sonucu gösterirken disappeared gerçeklikten uzaklık yaratmak için geçmiş zaman biçimindedir. Bu, kaybolma olayının zaten gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu varsayımsal soruyu would ve happen kullanarak tamamlayın: What ____ if every phone suddenly stopped working?

Cevabı göster

would happen

The first few weeks would be chaotic.

0:09

İlk birkaç hafta kaos içinde geçerdi.

Within hours,

0:11

Birkaç saat içinde,

power plants would run out of fuel and shut down. Öbek fiiller

0:12

elektrik santrallerinin yakıtı tükenir ve santraller kapanırdı.

Öbek fiiller

run out of + sınırlı bir kaynak

Run out of + isim, sınırlı bir kaynağın sonuna gelinmesi ve kullanılabilir hiçbir şey kalmaması anlamına gelir. Burada elektrik santrallerinin çalışmayı sürdürmek için artık yakıtı kalmaz. Özne, kaynağa erişimini kaybeden kişi, makine veya kuruluştur: power plants run out of fuel. Bu ifade, fiziksel olarak bir yerden koşarak çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi run out of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We cannot make any more copies because we have ____ paper.

Cevabı göster

run out of

Öbek fiiller

shut down: ekipmanın çalışmayı durdurması

Bu cümlede shut down, “çalışmayı durdurmak” anlamına gelir. Duran şey elektrik santrallerinin kendisidir; onları bir kişinin veya dışarıdaki bir etkenin durdurduğu belirtilmez. Burada nesne almayan “özne + shut down” geçişsiz yapısı kullanılır. Bu yapı makinelerin, sistemlerin, fabrikaların, internet sitelerinin veya kurumların çalışmayı bırakmasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “çalışmayı durdurdu” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: When the backup battery died, the security system ____.

Cevabı göster

shut down

As lights go out and electric fences lose their sting, Deyimler

0:14

Işıklar sönüp elektrikli çitlerin akımı kesilince,

Deyimler

lose their sting: zararsızlaşmak veya etkisini yitirmek

Sting sözcüğü gerçek anlamıyla, çoğunlukla bir böcekten veya elektrik çarpmasından kaynaklanan ani ve keskin acıyı ifade eder. Burada their, electric fences ifadesine gönderme yapar: elektrik olmadan çitler artık acı veren bir şok oluşturmaz. İfade aynı zamanda mecazlı bir anlam taşır. Çitler artık hayvanlara zarar veremediği veya onları caydıramadığı için lose their sting, yani zarar verici ya da tehdit edici güçlerini kaybeder. Daha genel olarak bir şeyin zarar verme, korkutma veya etki yaratma yeteneği zayıfladığında loses its sting denebilir.

Alıştırma

Cümleyi “daha az incitici hâle gelmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After hearing the same insult every day, Maya felt it begin to ____.

Cevabı göster

lose its sting

over 1.5 billion cows,

0:17

1,5 milyardan fazla inek,

nearly a billion pigs,

0:19

yaklaşık bir milyar domuz

and more than 20 billion chickens will break out of their enclosures Öbek fiiller

0:20

ve 20 milyardan fazla tavuk, kapatıldıkları yerlerden kaçıp

desperate for food.

0:24

çaresizce yiyecek arardı.

Öbek fiiller

break out of: kapalı bir yerden kaçmak

Bu cümlede break out of, birini veya bir şeyi kapalı tutan bir yerden kaçmak anlamına gelir. Tavuklar yiyeceğe çok ihtiyaç duydukları için bölmelerinden çıkar. Kalıp break out of + kapalı tutulan yer şeklindedir: break out of prison, break out of a cage veya break out of a locked room. Of edatı, kaçılan yeri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi break out of ile tamamlayın: The hostages forced a window open to ____ the locked room.

Cevabı göster

break out of

Without any humans to feed them, Dilbilgisi

0:25

Onları besleyecek insanlar olmayınca,

most of these livestock will starve or become food for over half a billion dogs and a roughly equal number of cats

0:26

bu çiftlik hayvanlarının çoğu açlıktan ölür ya da yarım milyardan fazla köpeğe ve hemen hemen aynı sayıdaki kediye yem olurdu;

Dilbilgisi

Without any humans to feed them: isim + mastarla eksik eylem yapanı belirtmek

Without any humans to feed them, cümlenin başına getirilen bir without grubudur ve sonuca yol açan eksik koşulu belirtir: ortada hiçbir insan yoktur, bu nedenle çiftlik hayvanları yiyecek alamaz. humans to feed them bölümünde to feed them mastarı insanların ne yapacağını açıklar; feed eyleminin anlamca yapanı humans sözcüğüdür. Bu kısa yapı without + isim + to-mastar biçimindedir ve bir eylem için gereken ama bulunmayan insanı, aracı veya kaynağı belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi repair fiilinin mastar biçimiyle tamamlayın: Without a technician ____ the machine, production stopped.

Cevabı göster

to repair

who now have to fend for themselves. Kalıp ifadeler

0:32

bu köpekler ve kediler de artık kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalırdı.

Kalıp ifadeler

Fend for themselves: yardım almadan kendi başının çaresine bakmak

Fend for themselves, başka birinin yardımına güvenmeden temel ihtiyaçlarını karşılamak ve hayatta kalmak anlamına gelir. Burada hayvanların insan bakımını kaybettikten sonra kendi başlarının çaresine bakmaları gerektiğini anlatır. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: I fend for myself, she fends for herself ve they fend for themselves. Başka durumlara aktarılabilen kalıp fend for + dönüşlülük zamiridir.

Alıştırma

“Kimsenin yardımı olmadan kendi başının çaresine bakmak” anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: After their parents moved abroad, the two young adults had to ____.

Cevabı göster

fend for themselves

Of course,

0:34

Elbette,

many of our fancy breeds are ill-suited for life in the wild Kelime

0:34

özenle yetiştirdiğimiz ırkların çoğu vahşi doğada yaşamaya pek uygun değildir

Kelime

Ill-suited for life in the wild: vahşi yaşama uygun olmamak

Ill-suited for something, bir şeyin belirli bir durumla iyi eşleşmemesi veya o durumda iyi performans göstermesinin beklenmemesi anlamına gelir. Bu cümlede, ırkların vahşi bir ortamda hayatta kalma becerisi değerlendiriliyor; ill- hastalık değil, kötü ya da yetersiz uyum anlamı katar. Yaygın kalıp be ill-suited for + isim veya ulaçtır. İnsanların, planların, araçların ya da tasarımların bir görev, amaç veya ortama uygunluğunu değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekteki ill-suited ifadesini ve edatını kullanarak cümleyi tamamlayın: This lightweight tent is ____ winter storms.

Cevabı göster

ill-suited for

and will probably be outcompeted by hardier mutts, Kelime

0:37

ve muhtemelen daha dayanıklı kırma köpeklerle rekabet edemezdi;

Kelime

be outcompeted by: rekabette başka bir tarafa yenilmek

X is outcompeted by Y edilgen yapısında Y; yiyecek, alan, müşteri veya pazar payı gibi sınırlı bir şey için X'ten daha başarılı biçimde rekabet eder. Burada özenle yetiştirilen köpeklerin hayatta kalma rekabetinde daha dayanıklı melez köpeklere yenileceği öngörülüyor. Kalıp be + outcompeted + by + rakip şeklindedir. By, avantajlı olan rakibi belirtir. İfade fiziksel saldırıyı veya tek bir etkinlikte birini yenmeyi değil, rekabet yoluyla üstün gelmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi outcompete fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın. Rakibi by sonrasına yerleştirin: In a price war, smaller stores may ____ large chains with deeper discounts.

Cevabı göster

be outcompeted by

not to mention wolves, coyotes and wildcats. Anlatım akışı

0:40

kurtlar, çakallar ve yaban kedileri bir yana.

Anlatım akışı

not to mention: daha güçlü bir destekleyici nokta eklemek

Not to mention, bir düşünce verildikten sonra başka bir değerlendirme daha ekler. Eklenen unsur genellikle daha açık, ciddi veya ikna edicidir. Burada daha dayanıklı melez köpekler zaten bir sorun oluşturur; kurtlar, çakallar ve yaban kedileri tehlikeyi daha da artırır. İfade, savı “ilk nokta tek başına yeterli, ayrıca daha güçlü olan şu nokta da var” biçiminde düzenler. Sözcük anlamının tersine, konuşan kişi sonraki unsuru gerçekten söyler ve vurgular.

Alıştırma

Hangi ifade özellikle ikna edici ikinci bir fayda ekler? The new schedule will cut costs, ____ that employees will no longer need to work weekends.

  1. let alone
  2. not to mention
  3. instead of
Cevabı göster

not to mention

Other animals that depend on humans,

0:43

İnsanlara bağımlı diğer hayvanlar da,

from rats to cockroaches,

0:45

sıçanlardan hamamböceklerine kadar,

will suffer drastic population declines. Kalıp ifadeler

0:47

ciddi nüfus kayıpları yaşardı.

Kalıp ifadeler

Popülasyonda ciddi düşüşler yaşamak

Bu cümlede suffer, “fiziksel acı hissetmek” değil, “zararlı bir durum yaşamak” anlamına gelir. Nesne olarak drastic population declines isim öbeğini alır. A population decline, bir türün veya grubun üye sayısındaki azalmadır. Drastic bu anlamı güçlendirerek azalmaların çok büyük veya ciddi olacağını gösterir. Declines sözcüğünün çoğul olması, her biri kendi sayısal düşüşünü yaşayacak birden fazla hayvan türünden söz edilmesine uygundur.

Alıştırma

Cümleyi “sayılarda çok büyük düşüşler yaşamak” anlamındaki hedef resmî eşdizimle tamamlayın: Without enough nesting sites, several seabird colonies may ____.

Cevabı göster

suffer drastic population declines

Some,

0:49

Bazıları,

like body lice and head lice,

0:49

örneğin vücut bitleri ve baş bitleri,

will go extinct. Kalıp ifadeler

0:51

tamamen yok olurdu.

Kalıp ifadeler

Go extinct: soyu tükenmek

Go extinct, “soyu tükenmek” veya “nesli tükenmiş duruma gelmek” anlamına gelir. Burada go hareket bildirmez; go silent veya go wrong örneklerinde olduğu gibi yeni bir duruma geçişi belirten bağlayıcı fiildir. Extinct, bütün bir türün veya tanımlanmış bir biyolojik grubun artık yaşayan hiçbir üyesinin kalmaması demektir. Yalnızca tek bir hayvanın ölümünü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi hedef go + sıfat ifadesiyle tamamlayın: If the frogs lose their only breeding pond, the species could ____.

Cevabı göster

go extinct

In the cities,

0:52

Şehirlerde,

many of our famous boulevards are now rivers.

0:53

ünlü bulvarlarımızın çoğu artık birer nehre dönüşmüş olurdu.

Without electric pumps to keep them dry, Dilbilgisi

0:55

Suyu dışarı pompalayacak elektrikli pompalar olmayınca,

underground subway tunnels will quickly fill with water.

0:57

yer altındaki metro tünelleri hızla suyla dolardı.

Dilbilgisi

keep them dry: keep + nesne + sıfat

Burada keep, “birinin veya bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Yapı keep + nesne + sıfat şeklindedir: them nesnedir, dry ise pompaların sürdürdüğü durumu belirtir. Bir kişi veya şey bir durumun devam etmesini sağladığında bu yapıyı yeniden kullanabilirsin. Örnekler: keep the door closed, keep everyone safe ve keep your desk clean.

Alıştırma

Verilen sözcükleri keep + nesne + sıfat yapısında kullanarak cümleyi tamamla. keep / the food / cold sözcüklerini kullan: This cooler will ____ during the trip.

Cevabı göster

keep the food cold

Other streets will be overtaken with weeds and vines,

1:00

Diğer sokakları yabani otlar ve sarmaşıklar kaplar,

followed by larger plants and trees. Anlatım akışı

1:02

ardından daha büyük bitkiler ve ağaçlar gelirdi.

Anlatım akışı

followed by: sonraki aşamayı belirtmek

followed by, bir sırada daha sonra gelen şeyi tanıtır. Ana cümle ilk aşamayı—sokakların yabani otlar ve sarmaşıklarla kaplanmasını—verir; kısaltılmış edilgen ifade followed by larger plants and trees ise sonraki aşamayı ekler. Tam düşünce yaklaşık olarak “and this will be followed by larger plants and trees” şeklindedir. Bu yapı, zaman sırasını kısa biçimde sunmayı sağlar; bitkilerin fiziksel olarak birbirinin arkasından hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Sunumun önce geldiğini göstermek için zaman sırasını followed by ile tamamla: The event begins with a short presentation, ____ a question-and-answer session.

Cevabı göster

followed by

But before that happens,

1:04

Ancak bunlar gerçekleşmeden önce,

most cities will be wiped out by fire. Öbek fiiller

1:05

çoğu şehir yangınlarla yok olurdu.

Öbek fiiller

Wiped out: tamamen yok etme veya ortadan kaldırma

Bu cümlede wiped out, “neredeyse tamamen yok edilmiş” anlamına gelir. Edilgen be wiped out by fire yapısı, yangının şehirlerin çoğuna yalnızca zarar vermeyeceğini, onları ortadan kaldıracağını anlatır. Wipe out ayrıca bir grubu, stoğu, borcu veya avantajı tamamen ortadan kaldırmak anlamında kullanılabilir. Temel fikir çok güçlü bir sonuçtur: geriye çok az şey kalır ya da hiçbir şey kalmaz.

Alıştırma

Cümleyi wipe out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The wildfire nearly ____ the whole forest.

Cevabı göster

wiped out

Modern houses,

1:08

Modern evler,

especially in the suburbs,

1:08

özellikle banliyölerdeki evler,

are still largely made of timber. Kalıp ifadeler

1:10

hâlâ büyük ölçüde ahşaptan yapılmaktadır.

Kalıp ifadeler

Made of timber: tanınabilir bir malzemeyi belirtmek

Made of + material, malzeme bitmiş nesnede hâlâ tanınabiliyorsa bir şeyin neden yapıldığını anlatır. Burada houses are made of timber, ahşabın yapı malzemesi olduğu anlamına gelir. Buradaki timber, orman değil, yapı için hazırlanmış kereste demektir. Edilgen kalıp be + made of + material biçimindedir: are made of timber.

Alıştırma

Cam malzemesi hâlâ açıkça tanınabilen bir şişeyi en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The bottle is made of glass.
  2. The bottle is made from glass.
  3. The bottle is made with glass.
Cevabı göster

The bottle is made of glass.

With no firefighters around, Dilbilgisi

1:12

Etrafta hiç itfaiyeci olmayınca,

a single lightning strike is all it takes to start a fire that could burn a whole subdivision to the ground. Notlar

1:13

tek bir yıldırım bile koca bir konut bölgesini kül edecek bir yangın başlatmaya yeterdi.

Dilbilgisi

With no firefighters around: with no + isim + around

With no firefighters around, ana cümlenin arka planını veren bir with öbeğidir. with + no + isim + around kalıbı, söz konusu kişi veya şeylerden hiçbirinin o durumda bulunmadığını ya da ulaşılabilir olmadığını anlatır. Buradaki around, “orada, yakında veya hazır durumda” demektir; “bir şeyin çevresini sarmak” anlamına gelmez. İtfaiyecilerin bulunmaması, tek bir yıldırım düşmesinin neden bu kadar ciddi bir sonuca yol açabileceğini açıklar. Bu kısa yapı çoğu zaman because there are no ... available ile aynı işlevi görür, ancak nedeni tam bir yan cümle yerine arka plan koşulu olarak sunar.

Alıştırma

Hiçbir yetişkinin orada veya yardıma hazır olmadığını göstermek için cümleyi with no + noun + around kalıbıyla tamamlayın: ____, the children had to solve the problem themselves.

Cevabı göster

With no adults around

Dilbilgisi

X is all it takes to Y: Y için yalnızca X’in yeterli olması

X is all it takes to Y, Y’nin gerçekleşmesi için yalnızca X’in yeterli olduğu anlamına gelir. Örnekte tek bir yıldırım düşmesi, yangını başlatmak için gereken asgari tetikleyici olarak sunulur; başka bir tetikleyiciye gerek yoktur. Yapı X + be fiilinin uygun biçimi + all it takes + to-infinitive şeklindedir. It yapısal bir yer tutucudur ve takes “zaman harcamak” değil, “gerektirmek” anlamındadır. Bu kalıp genellikle yeterli koşulun ne kadar küçük, basit veya şaşırtıcı derecede sınırlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Tek bir tıklamanın yeterli olduğunu anlatmak için cümleyi X is all it takes to Y kalıbıyla tamamlayın: One careless click ____ to send the message to everyone.

Cevabı göster

is all it takes

Kalıp ifadeler

burn ... to the ground: yangınla neredeyse tamamen yok olma

Burn ... to the ground, burn ile to the ground arasındaki nesnenin ateş tarafından neredeyse tamamen yok edilmesi demektir. Burada nesne a whole subdivision olduğundan, ayrı vurgulanan iki bölüm tek bir sonuç yapısı oluşturur: burn a whole subdivision to the ground. İfade, yere doğru bir hareketi değil, nihai sonucu öne çıkarır. Tek başına burn ile karşılaştırıldığında yıkımın ölçeğini ve neredeyse tam oluşunu açıkça belirtir.

Alıştırma

Cümleyi burn ... to the ground ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: By morning, the wildfire had ____ the abandoned hotel ____.

Cevabı göster

burned · to the ground

In the countryside,

1:18

Kırsal kesimde,

many wood structures will be destroyed within a few decades,

1:19

pek çok ahşap yapı birkaç on yıl içinde yok olurdu;

if not by fire, Dilbilgisi

1:22

yangın yüzünden değilse,

then by termites and other decomposers.

1:23

termitler ve diğer ayrıştırıcı canlılar yüzünden.

Dilbilgisi

if not X, then Y: yedek bir alternatif sunma

If not by fire, then by termites ifadesindeki if not X, then Y, sıradan bir koşul ve sonuç ilişkisi kurmaz. Önce X olasılığını açık bırakır, ardından X geçerli değilse uygulanacak alternatif olarak Y’yi öne sürer. Tekrarlanan by öbekleri aynı yıkımın alternatif nedenlerini belirtir. Bu yapı, konuşanın sonuca hangi nedenin yol açtığı konusunda ihtiyatlı kalırken genel iddiayı güçlü biçimde sürdürmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi if not X, then Y kalıbıyla tamamlayın: The equipment will fail, ____ from overuse, ____ from poor maintenance.

Cevabı göster

if not · then

After 100 years,

1:25

100 yıl sonra,

most wood structures will be gone

1:26

ahşap yapıların çoğu ortadan kalkmış olur,

and anything made of steel, Dilbilgisi

1:28

çelikten yapılmış her şey de,

from apartment buildings to cars and even bridges,

1:29

apartmanlardan arabalara, hatta köprülere kadar,

aren't far behind. Deyimler

1:31

kısa süre sonra aynı sonu paylaşırdı.

Dilbilgisi

Kısaltılmış ilgi yan tümcesi olarak anything made of steel

anything made of steel ifadesinde made of steel, anything sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Edilgen anlam taşır ve anything that is made of steel yapısının kısaltılmış biçimidir; made bu yan tümcenin ana fiili değildir. Bu kısa yapı, tam bir ilgi yan tümcesi kullanmadan bir isim veya zamiri tanımlamayı ya da sınıflandırmayı sağlar. Burada binalar, arabalar ve köprüler gibi belirtilen gruptaki bütün çelik nesneleri kapsar.

Alıştırma

Cümleyi documents that are signed by both parties yapısından oluşturulan kısaltılmış ilgi yan tümcesiyle tamamlayın: Only documents ____ will be accepted.

Cevabı göster

signed by both parties

Deyimler

aren't far behind ifadesinin mecazi anlamı

Bu cümlede aren't far behind fiziksel konumu değil, zamanı ve ilerlemeyi anlatır. Ahşap yapılar yok olduktan sonra çelik nesnelerin de kısa süre içinde aynı sonuca ulaşması beklenir. X is/are not far behind kalıbı, X’in daha önceki bir olayı, eğilimi, aşamayı veya sonucu yakında izleyeceği anlamına gelir. İkinci gelişmeyi bir dizinin muhtemel sonraki adımı olarak sunar.

Alıştırma

Restoran fiyatlarının da muhtemelen yakında artacağını belirten deyimle cümleyi tamamlayın: Grocery prices are climbing, and restaurant prices won't ____.

Cevabı göster

be far behind

Steel is mostly iron,

1:33

Çelik büyük ölçüde demirden oluşur

and without constant application of paints and coatings,

1:34

ve düzenli olarak boya ve kaplamalar uygulanmazsa,

it will quickly react with oxygen in the atmosphere Kalıp ifadeler

1:37

atmosferdeki oksijenle hızla tepkimeye girerek

Kalıp ifadeler

react with oxygen: oksijenle tepkimeye girmek

Bu cümlede react with oxygen, demirin oksijenle temas ettiğinde kimyasal bir değişime uğraması anlamına gelir. with edatı, tepkimeye katılan diğer maddeyi gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X reacts with Y şeklindedir; burada X ve Y tepkimeye giren maddelerdir. Bu örnekte süreç demir oksit, yani pas oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi kimyasal tepkimeyi anlatan standart iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Hydrogen can ____ oxygen to form water.

Cevabı göster

react with

and return to its native form of iron oxide or rust. Kelime

1:39

doğadaki hâli olan demir okside, yani pasa dönüşür.

Kelime

return to its native form: doğal biçimine dönmek

Burada return to its native form, demirin doğada yaygın olarak bulunduğu biçime geri dönüşmesi anlamına gelir. Cümlede bu biçim demir oksittir ve burada pas olarak açıklanır. Bilimsel İngilizcede native, bir maddenin doğada bulunan veya o maddeye özgü biçimini anlatabilir. Return to, o duruma yeniden dönüşmeyi belirtir; fiziksel olarak bir yere geri gitmeyi ya da bir kişinin ulusal veya etnik kimliğini anlatmaz.

Alıştırma

"After years of weathering, the metal returned to its native form," bilimsel cümlesinde returned to its native form ne anlama gelir?

  1. Üretilmiş biçimine yeniden şekillendirilmek.
  2. Doğada yaygın olarak bulunan bir biçime geri dönüşmek.
  3. Doğduğu ülkeye geri gitmek.
Cevabı göster

Doğada yaygın olarak bulunan bir biçime geri dönüşmek.

By this time,

1:42

O zamana gelindiğinde,

humans have been gone for a few hundred years, Dilbilgisi

1:43

insanların yok oluşunun üzerinden birkaç yüz yıl geçmiş olur

Dilbilgisi

have been gone for + süre

Have been gone for + süre, yokluğu devam eden bir durum olarak anlatır. Gone, been’den sonra sıfat benzeri bir özne tamamlayıcısıdır: insanlar daha önce ortadan kaybolmuş ve “şimdi” olarak ele alınan gözlem anında hâlâ yoktur. For bu durumun ne kadar sürdüğünü belirtir. Anlatıcı, hayal edilen gelecekteki bir noktayı mevcut gözlem noktası olarak ele alır; present perfect de oradan geriye bakar. Yapı, bir defalık ayrılma eylemine veya gidilen yere değil, yokluk durumunun süresine odaklanır.

Alıştırma

Geçmişte başlayıp şimdi de süren bir yokluğu göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: The Parkers ____ three weeks.

Cevabı göster

have been gone for

and most species of animals around the world,

1:45

ve dünyadaki hayvan türlerinin çoğu,

at least the ones we haven't driven to extinction, Kalıp ifadeler

1:47

en azından bizim soyunu tüketmediğimiz türler,

Kalıp ifadeler

drive a species to extinction: bir türü yok oluşa sürüklemek

Drive + nesne + to + sonuç, bir kişi veya şeyi o sonuca ulaşıncaya kadar etkilemek ya da zorlamak anlamına gelir. Extinction son durumdur; dolayısıyla drive a species to extinction bir türün tamamen yok olmasına neden olmak demektir. Buradaki drive araç kullanmak anlamına gelmez. İfadenin eksiksiz temel biçimi the ones that we haven't driven to extinction şeklindedir. Bu sınırlayıcı ilgi cümleciğinde nesne görevindeki that zamiri atılmıştır ve the ones ifadesine gönderme yapar; bu türler driven fiilinin nesnesi olarak anlaşılır. Olumsuz present perfect, insan faaliyetlerinin referans zamanına kadar yok etmediği türleri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi drive + nesne + to extinction kalıbıyla tamamlayın: If the wetlands disappear, habitat loss could ____.

Cevabı göster

drive this species to extinction

will have bounced back to the levels they were at before we evolved. Notlar

1:49

biz evrimleşmeden önceki nüfus düzeylerine geri dönerdi.

Dilbilgisi

will have bounced back: gelecekteki bir noktaya kadar tamamlanma

Gelecekte tamamlanmışlık yapısı will have + geçmiş zaman ortacı, bir eylem ya da değişikliği gelecekteki bir referans noktasına kadar zaten tamamlanmış olarak sunar. Burada will have bounced back, o ileriki ana gelindiğinde toparlanmanın çoktan tamamlanmış olacağı anlamına gelir. Toparlanmayı gelecekteki bakış noktasından önceye yerleştirir; yalnızca toparlanmanın gelecekte başlayacağını ya da bir ara gerçekleşeceğini öngörmez.

Alıştırma

Cümleyi bounce back ifadesinin gelecekte tamamlanmışlık biçimiyle tamamlayın: By the end of next month, passenger numbers ____ to their usual level.

Cevabı göster

will have bounced back

Öbek fiiller

bounced back to: önceki bir seviyeye toparlanma

bounced back to ifadesinde bounce back mecazidir: bir düşüş ya da aksilikten sonra toparlanmak anlamına gelir. To edatı, toparlanmanın ulaştığı son noktayı belirtir. Buradaki son nokta, önceki nüfus seviyesidir. Bu kalıp sayılar, performans, sağlık, fiyatlar veya düşüp sonra bir referans durumuna dönen başka koşullar için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bounce back to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the repairs, water pressure ____ its normal level.

Cevabı göster

bounced back to

But their distribution will remain forever altered.

1:52

Ancak yeryüzündeki dağılımları sonsuza dek değişmiş kalırdı.

Camels now roam Australia,

1:55

Artık develer Avustralya'da dolaşırken,

while in North America,

1:56

Kuzey Amerika'da

dozens of species of songbirds imported from Europe will continue to thrive.

1:57

Avrupa'dan getirilen düzinelerce ötücü kuş türü gelişmeye devam ederdi.

It's even possible that in some parts of the world, Dilbilgisi

2:01

Hatta dünyanın bazı bölgelerinde,

escaped zoo animals could form new wild populations,

2:04

hayvanat bahçelerinden kaçan hayvanlar yeni vahşi popülasyonlar oluşturup

Dilbilgisi

It's even possible that: Şaşırtıcı bir olasılığı dile getirmek

It's even possible that yapısındaki it biçimsel öznedir. Belirli bir hayvana veya duruma gönderme yapmaz; mümkün olduğu değerlendirilen asıl önerme, that ile başlayan yan cümlede verilir. It's possible that... kalıbı bir şeyi gerçek olarak ileri sürmek yerine ihtiyatlı bir tahmin sunar. Even konuşanın tutumunu ekler: bu olasılık dinleyicilerin bekleyebileceğinden daha şaşırtıcıdır veya daha önce düşünülenlerin ötesine geçer.

Alıştırma

Cümleyi şaşırtıcı bir olasılığı ihtiyatla tanıtan ifadeyle tamamlayın: ____ the missing parrot found its way home.

Cevabı göster

It's even possible that

leading to the prospect of lions on the Great Plains Anlatım akışı

2:07

Büyük Ovalar'da aslanların

or hippos in South American rivers.

2:09

ya da Güney Amerika nehirlerinde su aygırlarının yaşamasına yol açabilir.

Anlatım akışı

leading to the prospect of: Olası bir sonucu belirtmek

leading to... biçimindeki -ing yan cümlesi, sonucu ekleyen tamamlayıcı bir ifadedir. Önceki olayın tamamına — kaçan hayvanların popülasyon oluşturmasına — dönerek bundan neyin doğabileceğini sunar. Böylece yazar yeni bir tam cümle başlatmadan neden-sonuç zincirini uzatabilir. the prospect of + isim yapısında prospect, artık hayal edilebilen veya öngörülebilen gelecekteki bir olasılık anlamına gelir. Fiziksel bir manzara anlamına gelmez. Burada lions on the Great Plains ve hippos in South American rivers kesinleşmiş bir sonucu değil, olası durumu adlandırır.

Alıştırma

leading to the prospect of cümlede nasıl bir işlev görür?

  1. Aslanlar ve su aygırlarını, kaçan hayvanların yabani popülasyonlar oluşturmasının olası bir sonucu olarak sunar.
  2. Kaçan hayvanların yabani popülasyonlar oluşturmasını, aslanların ve su aygırlarının zaten orada bulunmasının bir sonucu olarak sunar.
  3. Aslanların ve su aygırlarının kesinlikle hemen ortaya çıkacağını söyler.
Cevabı göster

Aslanlar ve su aygırlarını, kaçan hayvanların yabani popülasyonlar oluşturmasının olası bir sonucu olarak sunar.

Forever proliferating through space Dilbilgisi

2:11

Uzayda sonsuza dek yayılmayı sürdürecek olan şey,

will be the electromagnetic radiation we created from our radios,

2:13

radyolarımızdan yayılan elektromanyetik radyasyon ile

satellites and phones.

2:16

uydu ve telefonlarımızdan yayılan radyasyondur.

Dilbilgisi

Forever proliferating through space will be ...: başa alınmış -ing öbeği ve devriklik

Bu yan cümle, sunumsal bir devrik diziliş kullanır. Forever proliferating through space, öznenin ne yapıyor olacağını anlatan ve başa alınmış bir -ing öbeğidir; çekimli fiil öbeği will be, sona bırakılan the electromagnetic radiation we created from our radios, satellites and phones öznesinden önce gelir. Öznenin başta olduğu nötr dizilişte yapı şöyledir: The electromagnetic radiation ... will be forever proliferating through space. Bu yeniden sıralama, öznenin the electromagnetic radiation olduğunu ve space sözcüğünün yalnızca through edatının tamamlayıcısı olduğunu gösterir. Özgün sıra, bitmeyen hareket görüntüsünü öne çıkarır ve sonra açıklanan özneye daha fazla etki kazandırır.

Alıştırma

“Dominating the skyline will be a new observation tower,” cümlesinde dil bilgisel özneyi hangi sözcükler oluşturur?

  1. Dominating the skyline
  2. a new observation tower
  3. the skyline
Cevabı göster

a new observation tower

But if anything will outlast us on Earth, Anlatım akışı

2:18

Ama Dünya'da bizden daha uzun süre kalacak bir şey varsa,

it may be our trash.

2:19

o da çöplerimiz olabilir.

Anlatım akışı

if anything will ..., it may be ...: açık bir koşuldan ihtiyatlı bir yargıya

if yan cümlesi önce alanı tamamen açık bırakır: Dünya'da insanlardan daha uzun süre kalan herhangi bir şey varsa. Ardından gelen ana cümle bir aday, our trash, belirtir; may be ise bunu kesinlik yerine ihtiyatlı bir olasılık olarak gösterir. Bu kalıp, bir savı geniş bir belirsizlikten odaklanmış fakat temkinli bir sonuca götürür: If anything can or will do X, it may be Y. Burada it, anything tarafından ortaya atılan fakat henüz belirtilmemiş olası şeye gönderme yapar.

Alıştırma

“If anything can solve the storage problem, it may be the new compression method” yapısı ne yapar?

  1. Yeni sıkıştırma yönteminin sorunu kesinlikle çözeceğini kanıtlar.
  2. Herhangi bir çözümün var olup olmadığını açık bırakır, ardından yeni sıkıştırma yöntemini ihtiyatla önerir.
  3. if anything ifadesini zıt anlam veren bir ara söz belirteci olarak kullanır.
Cevabı göster

Herhangi bir çözümün var olup olmadığını açık bırakır, ardından yeni sıkıştırma yöntemini ihtiyatla önerir.

The chemical bonds that hold together plastics or vulcanized rubber Notlar

2:21

Plastik veya vulkanize kauçuğu bir arada tutan kimyasal bağlar,

Öbek fiiller

hold together: parçaları tek bir bütün olarak bir arada tutmak

Bu cümlede hold together, “bir şeyin parçalarını birbirine bağlı tutarak tek bir bütün olarak kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Kimyasal bağlar, bu malzemelerin yapılarının dağılmasını önler. Özne fiziksel bir kuvvet veya bağlantı olabilir. İfade ayrıca bir grubu, planı ya da savı bütünlüklü tutan bir şeyi anlatmak için soyut anlamda da kullanılabilir.

Alıştırma

Notta geçen ve “bütün parçaları tek bir bütün hâlinde bağlı tutmak” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: Strong stitches ____ the layers of fabric.

Cevabı göster

hold together

Kelime

vulcanized rubber: işlemle güçlendirilmiş kauçuk

Vulcanized rubber, moleküler zincirleri arasında çapraz bağlar oluşturmak için geleneksel olarak kükürt ve ısıyla kimyasal işlemden geçirilmiş kauçuktur. Bu bağlar kauçuğu daha güçlü, daha esnek ve aşınma ile ısıya karşı daha dayanıklı yapar. Burada terim, lastik gibi ürünlerde kullanılan dayanıklı malzemeyi adlandırır. Vulcanized, ayrı bir doğal kauçuk türünü değil, kauçuğun nasıl işlendiğini belirtir.

Alıştırma

Burada vulcanized rubber ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca soğutularak yumuşatılmış kauçuk
  2. Yanardağ yakınındaki malzemeden üretilmiş kauçuk
  3. Kimyasal işlemle güçlendirilmiş kauçuk
Cevabı göster

Kimyasal işlemle güçlendirilmiş kauçuk

are immune to most of the digestive enzymes used by bacteria to break down natural polymers, Notlar

2:24

bakterilerin doğal polimerleri parçalamak için kullandığı sindirim enzimlerinin çoğundan etkilenmez

Kelime

Immune to: bir şeyden etkilenmemek

Bu cümlede are immune to, “bir şeyden etkilenmemek” anlamına gelir. Sindirim enzimleri malzemenin kimyasal bağlarına etki edemez veya bu bağları parçalayamaz. Burada malzemenin gerçekten bir bağışıklık sistemi olduğu söylenmiyor. be immune to + isim yapısı tıp dışındaki bağlamlarda da kullanılabilir. Ardından gelen gücün, sürecin, eleştirinin veya kuralın hiçbir etkisi olmadığını anlatır ve genellikle resistant to ifadesinden daha güçlüdür.

Alıştırma

En uygun ifadeyi seçin: The chemical does not react to this enzyme at all; it is ___ the enzyme.

  1. immune to
  2. resistant to
  3. immune from
Cevabı göster

immune to

Öbek fiiller

Break down: bir şeyi ayrıştırmak

Burada break down geçişlidir: bakteriler veya enzimleri break down natural polymers. Özne eylemi gerçekleştirir ve natural polymers ifadesi doğrudan nesnedir. Bir maddeyle kullanıldığında break down, karmaşık bir malzemeyi daha basit parçalara ayırmak anlamına gelir. Bu ayrılabilen bir öbek fiildir; bu nedenle break natural polymers down da denebilir. Nesne bir zamir olduğunda zamir ortaya gelir: break them down.

Alıştırma

Hangi cümlede break down, bir maddeyi ayrıştırma anlamındaki aynı geçişli kullanıma sahiptir?

  1. My old laptop may break down soon.
  2. Enzymes break down starch into sugars.
  3. Let's break the problem down into three steps.
Cevabı göster

Enzymes break down starch into sugars.

and unlike metals,

2:29

ve metallerin aksine,

plastics don't rust or corrode. Kelime

2:30

plastikler paslanmaz veya korozyona uğramaz.

Kelime

don't rust or corrode: rust ile corrode arasındaki fark

Rust daha dar kapsamlı bir fiildir: demir ya da çelik oksijen ve nemle tepkimeye girip pas oluşturduğunda kullanılır. Corrode daha geniş kapsamlıdır: bir malzeme kimyasal bir tepkime nedeniyle yavaş yavaş zarar görür. Paslanma bir korozyon türüdür, ancak her korozyon paslanma değildir. Bu cümlede don't rust or corrode, birbiriyle ilişkili iki malzeme hasarını birlikte verir. don't ifadesinden sonra iki fiil or ile bağlandığı için olumsuzluk her iki fiil için de geçerlidir.

Alıştırma

Hangi cümlede rust ve corrode doğru kullanılmıştır?

  1. Only iron can corrode, and every corroded material rusts.
  2. Glass can rust, but iron cannot corrode.
  3. Iron can rust, and many materials can corrode after chemical attack.
Cevabı göster

Iron can rust, and many materials can corrode after chemical attack.

These microplastics escape into waterways or drift along in the ocean

2:32

Bu mikroplastikler su yollarına karışır ya da okyanusta sürüklenir

and are eventually deposited in sediments. Kelime

2:36

ve sonunda tortulların içinde birikir.

Kelime

are eventually deposited in sediments: bilimsel metinlerde edilgen yapı

Are eventually deposited, mikroplastiklerin sonunda durup bir yerde biriktirildiğini anlatan edilgen bir fiil öbeğidir. Buradaki in sediments, parçacıkların sonunda bulunduğu dipteki malzemeyi veya katmanları belirtir. Are + deposited yapısı, eylemi yapan kişi veya kuvvet yerine parçacıklara ve onların son konumuna odaklanır. Eventually, bu sonucun bir süre hareket ettikten sonra ortaya çıktığını gösterir.

Alıştırma

Genel bir bilimsel açıklamayı tamamlayın. Deposit fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimini kullanın ve eventually sözcüğünü iki parçanın arasına yerleştirin: After floating downstream for months, the fine particles ____ in the lake sediment.

Cevabı göster

are eventually deposited

Hundreds of millions of years from now,

2:38

Bundan yüz milyonlarca yıl sonra,

alien geologists from outer space

2:40

uzaydan gelen uzaylı jeologlar,

may be surprised to find sedimentary rocks full of tiny carbon-based particles

2:42

minik karbon bazlı parçacıklarla dolu tortul kayalar bulunca şaşırabilir;

that were once part of rubber tires or plastic bags.

2:46

bu parçacıklar bir zamanlar kauçuk lastiklerin veya plastik poşetlerin bir parçasıydı.

Of course,

2:48

Elbette,

whether something survives depends greatly on the conditions. Dilbilgisi

2:49

bir şeyin varlığını sürdürüp sürdürememesi büyük ölçüde koşullara bağlıdır.

Dilbilgisi

Whether + yan cümlenin depends fiiline özne olması

whether something survives yan cümlesinin tamamı depends fiilinin öznesidir. Dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine, bir şeyin varlığını sürdürüp sürdürmeyeceği gibi henüz çözülmemiş bir evet-hayır meselesini belirtir. Özne olarak kullanılan bir yan cümle tek bir fikir sayılır; bu yüzden fiil tekil biçimde kullanılır: depends. Whether + yan cümle + depends on ... kalıbı, önce belirsiz bir sonucu belirtip sonra onu neyin belirlediğini söylemenizi sağlar.

Alıştırma

Belirsizliği özne yapan sözcükle cümleyi tamamlayın: ____ the outdoor game continues depends on the weather.

Cevabı göster

Whether

Everything will last much longer in deserts

2:52

Çöllerde her şey çok daha uzun süre dayanır;

where there's no moisture to speed up rusting Öbek fiiller

2:54

çünkü paslanmayı hızlandıracak nem yoktur

or support decomposing organisms.

2:56

ve bu ortam ayrıştırıcı organizmaları da desteklemez.

Öbek fiiller

Geçişli speed up: bir süreci hızlandırmak

Speed up, bir sürecin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak demektir. Burada geçişli kullanılmıştır: nem nedendir ve rusting hızlandırılan süreçtir. Nesne up sözcüğünden sonra gelir: speed up rusting. Bu öbek fiil geçişsiz de kullanılabilir: Production sped up. Geçişli kullanımda speed up + isim; iş, iyileşme, üretim ve diğer süreç veya değişimlerle doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Notta yer alan ve bir sürecin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiili kullanın: The new scanner can ____ the check-in process.

Cevabı göster

speed up

And while the carbon cycle will return CO2 levels to equilibrium after a few thousand years, Notlar

2:58

Karbon döngüsü birkaç bin yıl sonra CO2 seviyelerini yeniden dengeye getirecek olsa da,

Kalıp ifadeler

return CO2 levels to equilibrium: CO2 seviyelerini dengeye döndürmek

return CO2 levels to equilibrium ifadesinde return geçişli bir fiildir: karbon döngüsü CO2 seviyeleri üzerinde etkili olur ve onları yeniden dengeli bir duruma getirir. Yapı return + nesne + to + durum şeklindedir. Bir süreç, politika veya mekanizma ölçülebilir bir sistemi ya da değeri önceki denge durumuna geri getirdiğinde bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi return + nesne + to equilibrium yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After the disturbance, the automatic controls ____.

Cevabı göster

returned the system to equilibrium

local deposits of long-lived organic chemicals Kelime

3:03

uzun ömürlü organik kimyasalların yerel birikintileri

or radioactive material could persist for a very,

3:05

ya da radyoaktif maddeler çok,

very long time.

3:08

çok uzun bir süre varlığını sürdürebilir.

Anlatım akışı

Karşıtlık bildiren while

Burada while, aynı anda gerçekleşen iki olayı değil, bir karşıtlığı gösterir. İlk yan cümle karbon döngüsünün sonunda CO2 dengesini yeniden sağlayacağını; ana cümle ise bazı yerel kirleticilerin çok daha uzun süre kalabileceğini söyler. Açıklayıcı metinlerde while, farklı veya karşıt bir gerçek verilmeden önce bir gerçeği arka plan olarak sunabilir. Burada karşıtlığın gücüne göre “-se de” veya “oysa” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Örnekte while hangi ilişkiyi gösteriyor?

  1. Küresel düzeyde sonunda gerçekleşen toparlanma ile çok daha uzun yerel kalıcılık arasındaki karşıtlık
  2. Mutlaka tam olarak aynı anda gerçekleşen iki süreç
  3. Karbon döngüsünün nedeni
Cevabı göster

Küresel düzeyde sonunda gerçekleşen toparlanma ile çok daha uzun yerel kalıcılık arasındaki karşıtlık

Kelime

long-lived: uzun süre varlığını sürdürmek

Burada long-lived, “uzun süre varlığını sürdürebilen veya etkin kalabilen” anlamına gelen bileşik bir sıfattır. Hızla kaybolmayan ya da parçalanmayan organik kimyasalları anlatır; kimyasalların canlı olduğu anlamına gelmez. Aynı sıfat canlı varlıkları tanımlayabilir, ancak cansız maddeler, parçacıklar, kurumlar ve gelenekler için de kullanılabilir. Kısa çizgi, long ve lived sözcüklerinin birlikte tek bir sıfat olarak işlev görmesini sağlar.

Alıştırma

Örnek cümlede long-lived ne anlama geliyor?

  1. Canlı ve düşünebilen
  2. Yakın zamanda oluşturulmuş
  3. Çok uzun süre varlığını sürdürebilen
Cevabı göster

Çok uzun süre varlığını sürdürebilen

It's hard to know what alien paleontologists of the future will make of us, Notlar

3:09

Geleceğin uzaylı paleontologlarının bizi nasıl yorumlayacaklarını,

Dilbilgisi

It's hard to know ...: belirsizlik ifade etmek

It's hard to know, biçimsel özne it + be + sıfat + to-mastar yapısını kullanır. It herhangi bir nesneye gönderme yapmaz. Belirlenmesi zor olan bilgi know sözcüğünden sonra gelir; burada bu bilgi what alien paleontologists of the future will make of us dolaylı sorusudur. Bu kalıp güçlü bir iddiada bulunmak yerine sonucu belirsiz olarak sunar. Genellikle whether, what, how veya why ile başlayan dolaylı soruları tanıtır.

Alıştırma

Temkinli cümleyi dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ whether the treatment will work until we have more data.

Cevabı göster

It's hard to know

Deyimler

what ... will make of us: bizim hakkımızda ne düşünecekleri

Bu cümlede make, ‘yaratmak’ anlamına gelmez. what someone makes of a person or thing yapısında make of, ‘bir kişiyi ya da şeyi yorumlamak veya onun hakkında bir yargıya varmak’ demektir. Buradaki what, bu yorumun sonucunu sorar: Geleceğin uzaylı paleontologlarının geride bıraktığımız kanıtlara bakarak insanları nasıl anlayacağı ya da değerlendireceği anlatılır. Bu, know sözcüğünden sonra gelen dolaylı bir soru olduğu için yan cümlede bildirme cümlesi sırası korunur: what + özne + will + make of + nesne. what alien paleontologists will make of us denir; what will alien paleontologists make of us denmez.

Alıştırma

Gelecekteki tarihçilerin bazı ipuçlarını nasıl yorumlayacağını dolaylı olarak sormak için make of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I don't know what future historians will make of these clues.
  2. I don't know what future historians will make these clues of.
  3. I don't know what will future historians make of these clues.
Cevabı göster

I don't know what future historians will make of these clues.

how they'll explain our love of plastic

3:13

plastiğe duyduğumuz sevgiyi

or the fact that within a geological eyeblink Deyimler

3:15

ya da jeolojik ölçekte göz açıp kapayıncaya kadar

we exploded out of Africa Deyimler

3:17

Afrika'dan büyük bir hızla yayılıp

Deyimler

within a geological eyeblink: jeolojik ölçekte göz açıp kapayıncaya kadar

Bir göz kırpması son derece kısadır. Geological sözcüğü eklendiğinde ölçek değişir: Dünya'nın uçsuz bucaksız tarihiyle karşılaştırıldığında, sözü edilen süre bir göz kırpması kadar kısadır. Bu ifade bir benzetmedir, ölçü birimi değildir. Within, ‘bu çok kısa süre içinde ya da süre sona ermeden’ anlamına gelir. İfade, farklı ölçekleri karşılaştırmaya yardımcı olur: Bir olay birçok insan ömrü sürebilir ama jeolojik zamanda yine de neredeyse anlık olabilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: On Earth's timeline, the species spread across the continent within a geological eyeblink. within a geological eyeblink ne anlama gelir?

  1. Kesin biçimde ölçülmüş bir jeolojik dönemden sonra
  2. Jeolojik tarihle karşılaştırıldığında son derece kısa bir sürede
  3. Bir insanın bir kez göz kırpması için gereken sürede
Cevabı göster

Jeolojik tarihle karşılaştırıldığında son derece kısa bir sürede

Deyimler

Exploded out of Africa: hızlı yayılmayı anlatan bir mecaz

Bu cümlede exploded mecaz anlamda kullanılmıştır. Modern insanların Afrika’dan çok hızlı bir şekilde dışarı çıktığını, sayı ve coğrafi yayılım bakımından büyük ölçüde genişlediğini anlatır; gerçek bir patlama olmamıştır. 「explode out of + yer」kalıbı, bir kaynaktan ani ve güçlü bir biçimde dışarı doğru hareketi canlı şekilde gösterir. Bu, kesin bir hız ölçüsü değil, etkileyici bir anlatımdır.

Alıştırma

Bu cümlede exploded out of Africa ne anlama gelir?

  1. Afrika birdenbire tamamen yaşanamaz hâle geldi.
  2. Modern insanlar Afrika’da kaldı ve yalnızca yavaşça hareket etti.
  3. Afrika’daki fiziksel bir patlama insanları Dünya’nın dört bir yanına savurdu.
  4. Modern insanlar Afrika’dan çok hızlı bir şekilde dışarı çıkıp geniş alanlara yayıldı.
Cevabı göster

Modern insanlar Afrika’dan çok hızlı bir şekilde dışarı çıkıp geniş alanlara yayıldı.

to colonize virtually every inhabitable space on Earth. Kelime

3:19

Dünya'daki yaşanabilir neredeyse her yere yerleşmemizi nasıl açıklayacaklarını bilmek zor.

Kelime

Virtually Every: neredeyse hepsi, ama kesinlikle hepsi değil

Burada virtually every, “neredeyse her” anlamına gelir. İfade, yaşanabilir yerlerin hemen hemen tamamını kapsar ancak az sayıda istisnaya yer bırakır; bu nedenle kapsamlıdır ama mutlak değildir. Kalıp virtually every + tekil sayılabilen isim şeklindedir. Bu kullanımda virtually, “neredeyse” veya “pratikte” demektir; dijital ya da çevrim içi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, olası istisnalarla birlikte “neredeyse her” anlamına gelen iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: ____ student submitted the form on time.

Cevabı göster

Virtually every

Kelime

inhabitable: olumsuz değil, olumlu anlamlı bir sözcük

Bu cümlede inhabitable, insanların yaşayabileceği veya yerleşebileceği alanları anlatır. Olumlu bir anlam taşır: virtually every inhabitable space, insanların yaşayabildiği alanların neredeyse tamamı demektir. Sözcük inhabit + -able yapısından oluşur. Buradaki in-, inhabit sözcüğünün bir parçasıdır; olumsuzluk ön eki değildir. Olumsuz anlam için İngilizcede başına un- getirilir: uninhabitable.

Alıştırma

Hangi sözcük inhabit + -able yapısından oluşur ve olumlu olarak “içinde yaşanabilir” anlamına gelir?

  1. uninhabitable
  2. inhabitable
  3. inhabited
Cevabı göster

inhabitable

But they'll definitely wonder why,

3:22

Ama şunu kesinlikle merak edecekler:

if we were so successful for so long, Anlatım akışı

3:24

Bu kadar uzun süre böylesine başarılı olduysak,

we disappeared so quickly.

3:26

nasıl bu kadar çabuk ortadan kaybolduk?

Anlatım akışı

why, if ..., ...: dolaylı soruya bir öncül eklemek

Cümlenin ana çerçevesi they'll wonder why... yapısıdır. why yan cümlesinin içinde if we were so successful for so long araya eklenmiş bir öncül görevi görür: uzun süren başarı kabul edilince hızlı yok oluş şaşırtıcı hâle gelir. Başarının yok oluşa neden olduğu anlamına gelmez. Tekrarlanan so ifadeleri iki tarafı dengeler: so successful ve so long, so quickly ile karşılaştırılır ve zıtlık güçlenir. Bu, why ile kurulan dolaylı bir soru olduğu için sözcük dizilişi özne + fiil olarak kalır: why we disappeared kullanılır, why did we disappear değil.

Alıştırma

Bu cümlede if yan cümlesinin görevi nedir? The coach wants to know why, if the team trained so well, it played so badly.

  1. Takımın iyi antrenman yaptığı için kötü oynadığını söyler.
  2. İyi antrenmanı, kötü performansı şaşırtıcı kılan bir öncül olarak sunar.
  3. Takımın yalnızca iyi antrenman yaparsa kötü oynayacağını söyler.
Cevabı göster

İyi antrenmanı, kötü performansı şaşırtıcı kılan bir öncül olarak sunar.

This episode is brought to you by squarespace.com. Kalıp ifadeler

3:28

Bu bölüm squarespace.com'un desteğiyle hazırlandı.

Kalıp ifadeler

is brought to you by: sponsorluk duyurusu kalıbı

Bu cümlede “is brought to you by”, Squarespace'in bölüme sponsor olduğu veya mali destek sağladığı anlamına gelir. Edilgen be brought to + izleyici/dinleyici + by + sponsor kalıbında by, desteği sağlayan kuruluşu tanıtır; programın fiziksel olarak bir yere getirildiğini anlatmaz. Bu kalıp aynı zamanda bir söylem işaretidir: Videolarda, podcast'lerde, radyoda ve etkinliklerde çoğunlukla ana içerikten sponsor mesajına geçildiğini belirtir.

Alıştırma

Standart sponsor duyurusunu burada öğrenilen sabit ifadeyle tamamlayın: “Today's weather report ____ Northside Bank.”

Cevabı göster

is brought to you by

If you've ever wanted to make your own website, Dilbilgisi

3:30

Kendi internet sitenizi kurmayı hiç istediyseniz,

Dilbilgisi

If you've ever wanted to ...: geçmiş bir isteği güncel teklife bağlamak

“If you've ever wanted to ...”, bu isteğin şimdiye kadar herhangi bir zamanda ortaya çıkıp çıkmadığını sormak için ever ile birlikte present perfect biçimi have wanted yapısını kullanır. İsteğin gerçekleştiğini ya da kesintisiz biçimde devam ettiğini söylemez. If yan cümlesi bu deneyimi yaşamış dinleyicileri belirler ve onları güncel bir öneriye, fırsata veya çözüme hazırlar. Burada daha önce web sitesi kurmak istemiş olan herkes, ardından gelen teklife dikkat etmeye davet edilir.

Alıştırma

Şimdiye kadar herhangi bir zamanda hissedilen isteği anlatan kısaltılmış hedef kalıpla kitleye yönelik açılışı tamamlayın: “____ learn sign language, this free class is a good place to start.”

Cevabı göster

If you've ever wanted to

Squarespace recently launched the latest version of their platform,

3:32

Squarespace kısa süre önce platformunun en yeni sürümünü piyasaya sürdü:

Squarespace 7,

3:34

Squarespace 7.

which has a completely redesigned interface,

3:35

Bu sürümde baştan sona yenilenmiş bir arayüz,

integrations with Getty Images and Google Apps,

3:37

Getty Images ve Google Apps entegrasyonları,

new templates,

3:40

yeni şablonlar

and an incredible feature called Cover Pages.

3:40

ve Cover Pages adlı harika bir özellik bulunuyor.

You can start a free trial at squarespace.com/asap, Kalıp ifadeler

3:43

squarespace.com/asap adresinden ücretsiz denemeyi başlatabilirsiniz;

Kalıp ifadeler

start a free trial: ücretsiz deneme başlatmak

Start a free trial, normal ücreti ödemeden bir ürün veya hizmeti kullanabileceğiniz sınırlı bir deneme dönemini başlatmak demektir. Burada free, trial yani deneme dönemini niteler; hizmetin sonsuza kadar ücretsiz olduğunu göstermez. Kalıp start + a free trial şeklindedir. İnternet sitelerinde genellikle ücretli abonelik alıp almamaya karar vermeden önceki adımı belirtir. Bu nedenle deneme sona erdiğinde ne olacağını kontrol edin.

Alıştırma

Bir hizmeti normal ücretini ödemeden sınırlı bir süre kullanmaya başlamak hangi ifadeyle anlatılır?

  1. sign in to an account
  2. start a free trial
  3. buy a lifetime plan
Cevabı göster

start a free trial

and if you decide to sign up, Öbek fiiller

3:46

kaydolmaya karar verirseniz,

Öbek fiiller

sign up: kaydolmak

Burada sign up, devam etmeye karar verdikten sonra hizmete kaydolmak anlamına gelir. İlk kez üye olmayı veya hesap oluşturmayı anlatır; mevcut bir hesaba girmeyi anlatmaz. Decide sözcüğünden sonra İngilizcede to + fiilin yalın hâli kullanılır: decide to sign up. Başka bağlamlarda sign up for + isim, bir kursa, etkinliğe veya plana kaydolmak anlamına gelir.

Alıştırma

Arkadaşınız bu uygulama için daha önce hiç hesap oluşturmadı. Önce ne yapmalı?

  1. sign up
  2. sign in
  3. log out
Cevabı göster

sign up

use the offer code ASAP Kültür

3:47

ASAP promosyon kodunu

at checkout to get 10% off. Kalıp ifadeler

3:49

ödeme sırasında kullanarak %10 indirim kazanın.

Kültür

Çevrim içi alışverişte “offer code” ve “at checkout”

Offer code, bir promosyonu etkinleştiren kısa bir harf, sayı veya bunların birleşiminden oluşan koddur. Bu cümlede ASAP, girilmesi gereken kodun kendisidir; “mümkün olan en kısa sürede” anlamına gelmez. At checkout, siparişin gözden geçirilip ödemenin yapıldığı çevrim içi alışverişin son aşaması demektir. İki ifade birlikte, alışveriş yapan kişiye neyi ne zaman girmesi gerektiğini söyler.

Alıştırma

Bir çevrim içi mağazada “Enter the offer code at checkout” sizden ne yapmanızı ister?

  1. Promosyon kodunu siparişin ve ödemenin son aşamasında girmek.
  2. Ürünü sepete eklemeden önce incelemek.
  3. Otelden ayrılırken resepsiyondan bir kod istemek.
Cevabı göster

Promosyon kodunu siparişin ve ödemenin son aşamasında girmek.

Kalıp ifadeler

“get 10% off”: fiyattan yüzde on çıkarmak

Alışveriş bağlamında get 10% off, ürünün asıl fiyatının %10’una eşit bir indirim almak demektir. Ürünün kendisi için alıcı bu fiyatın %90’ını öder. Yeniden kullanılabilen kalıp get + amount or percentage + off şeklindedir: get $20 off ve get 25% off aynı yapıyı izler. Off, alıcının ödediği tutarı değil, fiyattan çıkarılan tutarı belirtir.

Alıştırma

Alışveriş cümlesini eksik sözcükle tamamlayın: Students get 10% ____ monthly passes.

Cevabı göster

off

Thanks again to Squarespace for supporting our show.

3:51

Programımıza destek verdiği için Squarespace'e tekrar teşekkür ederiz.

And if you haven't seen our latest AsapTHOUGHT video

3:53

Ayrıca en son AsapTHOUGHT videomuzu henüz izlemediyseniz,

on why we mishear lyrics,

3:55

videoda şarkı sözlerini neden yanlış duyduğumuzu anlatıyoruz;

you can check that out with the link in the description as well. Öbek fiiller

3:57

açıklamadaki bağlantıdan ona da göz atabilirsiniz.

Öbek fiiller

check that out: daha önce sözü edilen şeye göz atmak

Bu cümlede check that out, “bağlantıyı açıp daha önce sözü edilen videoyu izlemek veya onun hakkında daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir. Check out, bir şeye etkin biçimde bakmayı, onu incelemeyi veya denemeyi anlatan konuşma diline ait bir öbek fiildir; yalnızca fark etmekten daha güçlüdür. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Buradaki that, daha önce sözü edilen videoya gönderme yapan bir zamirdir; bu yüzden check ile out arasına gelir: check that out. check it out ve check them out da aynı kalıbı kullanır.

Alıştırma

Bir arkadaşın yeni bir bilim uygulamasını incelemeye değip değmeyeceğini soruyor. Ayrılabilen öbek fiili doğal biçimde kullanan yanıt hangisidir?

  1. You should check it out.
  2. You should check it in.
  3. You should check out it.
Cevabı göster

You should check it out.

It should give you a good laugh

3:59

Sizi epey güldürecek

and hopefully solve some of the mysteries of your brain on music.

4:00

ve umarız müzik dinlerken beyninizin nasıl çalıştığına dair bazı gizemleri çözecektir.

And subscribe for more weekly science videos.

4:03

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.