Tarihin En Büyük Sanat Soygunu: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Bu belgesel Mona Lisa'nın 1911'de çalınmasını, ünlü şüphelilere götüren yanlış izleri, eski Louvre çalışanı Vincenzo Peruggia'nın tabloyu iki yıl yakında saklamasını ve tartışmalı bir sahtecilik planı anlatısını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “pulls off” ifadesinin fiziksel olarak çekmek değil, zor ya da cesur bir işi başarıyla tamamlamak anlamına geldiğini öğrenin. 2. “Little did they know” içindeki devrik yapıyı ve araştırmacıların inancı ile yakındaki tablo arasındaki ironiyi anlayın. 3. “not one, but six” kalıbıyla küçük bir beklentiyi reddedip şaşırtıcı bir sayı sunarak anlatıdaki karşıtlığı güçlendirin.
Bu derste
For weeks, a record-breaking heatwave has been cooking the city, Notlar
0:02Haftalardır, rekor kıran bir sıcak hava dalgası şehri kavuruyor,
“For weeks, ... has been cooking” ile süreklilik
For weeks, sürenin ne kadar uzun olduğunu belirten bir ifadedir ve şimdiye kadar geriye bakar: durum geçmişte başlamış ve şimdiye kadar sürmüştür. Tüm cümlenin zaman aralığını belirler. Has been cooking, present perfect progressive yapısıdır (has + been + fiil-ing). Burada sıcak hava dalgasının etkisi hâlâ devam eden ve şu anda da hissedilen bir süreç olarak sunulur; bitmiş bir eylem olarak sunulmaz.
Alıştırma
Sorunun daha önce başladığını ve insanları hâlâ etkilediğini en iyi anlatan cümle hangisidir?
- The broken elevator trapped a worker yesterday.
- For days, the broken elevator has been trapping workers between floors.
- The broken elevator may trap workers tomorrow.
Cevabı göster
For days, the broken elevator has been trapping workers between floors.
“cooking the city” mecazı
Buradaki cook mecazdır. Sıcak hava dalgası şehri pişiriyormuş gibi anlatılır; anlamı, bütün şehri aşırı sıcak ve rahatsız edici hâle getirmesidir. Bu ifade canlıdır ve sıcak hava dalgasını kişileştirir. Birinin yemek hazırladığı anlamına gelmez; ayrıca şehrin fiziksel olarak yok edildiğini de kendiliğinden söylemez.
Alıştırma
“The afternoon sun cooked the pavement” cümlesinde cooked ne anlama gelir?
- It prepared food on the pavement.
- It repaired the pavement with heat.
- It made the pavement extremely hot.
Cevabı göster
It made the pavement extremely hot.
leaving the streets empty and the Louvre quieter than ever. Dilbilgisi
0:06sokakları boşaltıyor ve Louvre Müzesi'ni her zamankinden daha sessiz bırakıyordu.
leaving the streets empty: leave + nesne + durum ile sonuç anlatma
-ing yan cümlesi leaving the streets empty, daha önce sözü edilen sıcak hava dalgasının sonucunu verir. Örtük neden önceki cümledeki durumdan gelir; böylece leaving bu nedeni daha sonra ortaya çıkan sonuca bağlar. leave + nesne + sıfat yapısında sıfat, ortaya çıkan veya sürmesine izin verilen durumu anlatır. Burada the streets nesne, empty ise onun durumudur; leave, 'sokaklardan ayrılmak' anlamına gelmez.
Alıştırma
'The sudden rain sent everyone indoors, leaving the square empty,' cümlesinde 'leaving the square empty' ne anlatır?
- Yağmur, meydanın boş kalmasına neden oldu.
- Meydan yağmurun durmasına neden oldu.
- Biri zaten boş olan bir meydandan ayrıldı.
Cevabı göster
Yağmur, meydanın boş kalmasına neden oldu.
but for one man, it's time to strike. Kelime
0:11ancak bir adam için harekete geçme vakti gelmişti.
it's time to strike içindeki strike: seçilen anda harekete geçmek
it's time to strike ifadesinde strike, doğru an geldiğinde aniden ve kararlı biçimde harekete geçmek demektir. Bu sahnede söz konusu eylem planlanmış hırsızlıktır; bu nedenle anlatıcı, adamı hamlesine başlarken gösterir. time to strike kalıbı genellikle biri bir fırsat bekledikten sonra kullanılır. Burada strike, 'go on strike' yani grev yapmak veya yalnızca 'vurmak' anlamına gelmez.
Alıştırma
'The guards are distracted, so now is the time to strike,' cümlesinde 'strike' büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bir kişiye elle vurmak.
- Seçilen anda aniden harekete geçmek.
- Protesto amacıyla çalışmayı durdurmak.
Cevabı göster
Seçilen anda aniden harekete geçmek.
Throughout the night, he pulls off the heist of the century, Notlar
0:15Gece boyunca, yüzyılın soygununu gerçekleştirip,
pulls off: Zor bir şeyi başarıyla tamamlamak
pulls off, zor, riskli ya da şaşırtıcı bir şeyi başarıyla tamamlamak anlamına gelir. Bu cümlede soygunun etkileyici bir başarı olduğunu vurgular; bir şeyi çekip çıkarmak anlamında değildir. Yaygın yapı pull off + bir görev, plan, performans ya da başka bir başarıdır. Bu ifade genellikle sonucun garanti olmadığını veya engeller bulunduğunu da ima eder.
Alıştırma
“Despite the short deadline, the team pulled off a smooth product launch,” cümlesinde pulled off ne anlama gelir?
- başlatmayı denedi
- çekerek çıkardı
- başarıyla tamamladı
- iptal etti
Cevabı göster
başarıyla tamamladı
of the century, ...: Dramatik bir üstünlük ifadesi
of the century, dramatik bir üstünlük ifadesidir. Soygunu, yüz yıllık bir dönemle ilişkilendirilen en dikkat çekici veya şaşırtıcı olaylardan biri olarak sunar; bunun kanıtlanmış biçimde tam birinci sırada olduğu anlamına gelmez. Bu ifade burada the heist sözcüğünü niteler ve olayın ölçeğini ve efsanevi havasını büyütür. Başlıklarda ve hikâye anlatımında çoğu zaman ölçülmüş bir tarihsel iddiadan çok bilinçli bir abartıdır.
Alıştırma
“The final match produced the upset of the century,” cümlesinde of the century ne yapar?
- sürprizin tam yüz yıl boyunca gerçekleştiğini belirtir
- kesin kanıtlara dayanan doğrulanmış bir sıralama verir
- sürprizi bir yüzyıl içindeki olağanüstü bir olay olarak sunar
- sürprizin tarihteki ilk olay olduğu anlamına gelir
Cevabı göster
sürprizi bir yüzyıl içindeki olağanüstü bir olay olarak sunar
plucking the Mona Lisa from the Louvre and disappearing into the city.
0:18Mona Lisa'yı Louvre'dan söküp alarak şehrin içinde kayboluyor.
This set off a worldwide investigation, Öbek fiiller
0:22Bu, dünya çapında bir soruşturma başlattı,
set off an investigation: soruşturmanın başlamasına neden olmak
Bu cümlede set off, “başlamasına neden oldu” ya da “tetikledi” anlamındadır. This önceki hırsızlık olayını, a worldwide investigation ise bunun sonucunda başlayan olayı gösterir. Kalıp set off + olay, süreç veya tepki şeklindedir. Öbek fiilden sonra gelen isim, burada set off ifadesinin “yola çıkmak” ya da “patlatmak” değil, “tetiklemek” anlamında olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “başlamasına neden oldu” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The faulty sensor ____ a fire alarm throughout the building.
Cevabı göster
set off
leading French police down a 2-year rabbit hole of false leads and famous arrests Deyimler
0:25Fransız polisini sahte ipuçları ve ünlülerin tutuklanmasıyla dolu 2 yıllık bir çıkmaza sürükledi,
lead someone down a rabbit hole: birini uzun ve karmaşık bir araştırmaya sürüklemek
Leading French police down a 2-year rabbit hole, polisin karmaşık bir ipucu zincirini ve yan yolları takip ederek iki yıl geçirmesine neden olmak demektir. Yeniden kullanılabilir lead someone down a rabbit hole kalıbında rabbit hole gerçek bir yer değil, derinleşen ve dallanan bir araştırmanın mecazıdır. Yakındaki false leads ifadesi bu soruşturmanın yanlış yönlendirilmiş ve zaman alıcı olduğunu düşündürür. Başka bağlamlarda rabbit hole sinir bozucu, büyüleyici veya her ikisi birden olabilir; tutumu çevredeki ayrıntılar belirler.
Alıştırma
“The clue led the researcher down a rabbit hole of old court records,” cümlesinde led the researcher down a rabbit hole ne anlama gelir?
- Araştırmacının aramayı hızlı ve doğrudan bitirmesine yardımcı oldu.
- Araştırmacının karmaşık bir bilgi izini uzun süre takip etmesine neden oldu.
- Araştırmacıyı gerçek bir yeraltı tünelinden geçirdi.
Cevabı göster
Araştırmacının karmaşık bir bilgi izini uzun süre takip etmesine neden oldu.
before a mysterious letter eventually gave the thief away. Öbek fiiller
0:30ta ki gizemli bir mektup sonunda hırsızı ele verene kadar.
give someone away: birinin kimliğini açığa çıkarmak
Burada gave the thief away, “hırsızın kimliğini ortaya çıkardı” veya “hırsızın kim olduğunu belli etti” anlamındadır. Mektup, hırsızın bulunmasına yol açan ipucudur; onu bilerek ihbar eden bir kişi değildir. give someone away kalıbı bir sesin, ifadenin, hatanın veya kanıtın istemeden bir kişinin kimliğini açığa çıkarmasını anlatabilir. Burada give, öbek fiilin tamamının parçasıdır. Bir şeyi bağışlamak anlamına gelmez ve geleneksel düğün ifadesi give the bride away ile aynı kullanım değildir.
Alıştırma
Cümleyi give someone away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: "One tiny spelling mistake ____ the anonymous writer ____."
Cevabı göster
gave · away
and the elaborate plan behind the heist
0:41ve soygunun arkasındaki o karmaşık planı göstermek için,
the last few tourists were trickling out of the Louvre, Öbek fiiller
0:50son birkaç turist Louvre'dan yavaş yavaş çıkıyordu,
trickling out of: az sayıda ve yavaşça dışarı çıkmak
trickling out of ifadesinde trickling, insanların bir yerden yavaşça, az sayıda ve dağınık biçimde ayrılmasını anlatır. Görüntü, ince bir sıvı akışından gelir; ancak burada son turistlerin yavaş yavaş ayrılmasını anlatan bir benzetmedir. Yapı trickle out of + yer şeklindedir. leave fiilinden daha belirgindir çünkü hem yönü hem de hareketin seyrek ve aşamalı biçimini anlatır.
Alıştırma
Bir müze neredeyse boştur ve birkaç dakikada yalnızca bir veya iki ziyaretçi çıkmaktadır. Hareketlerini en iyi hangi ifade anlatır?
- streaming out of
- pouring out of
- trickling out of
Cevabı göster
trickling out of
a man entered the museum dressed in the Louvre's official white uniform. Dilbilgisi
0:55Louvre'un resmi beyaz üniformasını giymiş bir adam müzeye girdi.
entered ... dressed in: kişinin o andaki durumunu anlatmak
Ana fiil entered, içeri girme eylemini belirtir. Geçmiş zaman ortacı grubu dressed in the Louvre's official white uniform, adamın içeri girdiği andaki giyim durumunu anlatır; grubun anlamca öznesi museum değil, a man ifadesidir. Burada dressed in, “üzerinde olmak” anlamındadır; “o anda giyinmek” anlamına gelmez. “Hareket veya görünme fiili + geçmiş zaman ortacı grubu” yapısı, yeni bir cümle kurmadan birinin nasıl göründüğünü veya hangi durumda olduğunu eklemenizi sağlar.
Alıştırma
“A woman entered the room dressed in a red coat,” cümlesinde “dressed in a red coat” neyi anlatır?
- İçeri girdikten sonra ne yaptığını.
- Odanın nasıl göründüğünü.
- İçeri girdiğinde üzerinde ne olduğunu.
Cevabı göster
İçeri girdiğinde üzerinde ne olduğunu.
blend in: göze çarpmamak
Blend in, dikkat çekmemek için görünüş veya davranış bakımından çevredeki insanlara ya da ortama yeterince benzemek demektir. Bu cümlede üniforma, adam aslında çalışan olmadığı hâlde onun çalışan gibi görünmesini sağlar. Blending in, sonraki eylemin yöntemini veya arka planını veren bir -ing yan cümlesidir: adam, personelin bir parçasıymış gibi davranır. in parçacığı zorunludur; burada blend, nesneleri fiziksel olarak karıştırmak anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi durum blend in ile en iyi şekilde anlatılır?
- Bir aşçı smoothie yapmak için meyveleri karıştırır.
- Yeni bir oyuncu takım tarafından kabul edildiğini hisseder.
- Kahverengi bir güveyi ağaç kabuğunun üzerinde görmek zordur.
Cevabı göster
Kahverengi bir güveyi ağaç kabuğunun üzerinde görmek zordur.
he quickly found his way to a small storage closet, Dilbilgisi
1:01hızlıca küçük bir depo dolabına giden yolu buldu,
found his way to ... squeezed his way in: fiil + one's way + yön ifadesi
Fiil + iyelik sözcüğü + way + yön ifadesi yapısı, hareketi bir süreç olarak anlatır. Fiil, kişinin nasıl hareket ettiğini veya ne kadar çaba harcadığını gösterir; way burada kişinin sahip olduğu gerçek bir yol anlamına gelmez. Bu cümlede found his way to, onun yolunu bulup depoya ulaştığını belirtir. Squeezed his way in ise dar bir alandan kendini sıkıştırarak içeri girdiğini anlatır. To hedef yeri gösterirken in daha önce sözü edilen deponun içine doğru hareketi gösterir.
Alıştırma
Leo’nun çok dar bir açıklıktan içeri girdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Leo squeezed his way in through the narrow opening.
- Leo waited next to the narrow opening.
- Leo found his way to the narrow opening.
Cevabı göster
Leo squeezed his way in through the narrow opening.
waited out: bir dönem bitene kadar dayanmak
Wait out + nesne, hoş olmayan, tehlikeli veya elverişsiz bir olay ya da dönem sona erene kadar beklemeye devam etmek veya güvenli bir yerde kalmak demektir. Out parçacığı sonuna kadar dayanma anlamı katar; dışarıda beklemek anlamına gelmez. Burada waited out the entire night, başka bir şey yapmadan önce orada kalıp bütün gecenin geçmesini beklediği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “bitene kadar beklemeye devam ettiler” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The campers ____ the storm inside a cabin.
Cevabı göster
waited out
so very few employees were going to be patrolling the museum.
1:10bu yüzden müzeyi devriye gezecek çok az çalışan olacaktı.
no one in sight: görünürde kimse yok
Bu cümlede no one in sight, gözlemcinin çevrede hiçbir insan göremediği anlamına gelir. In sight, gözlemcinin bulunduğu yerden görülebilen şeyi anlatır. With no one in sight, görünürde kimse olmamasını bir sonraki olayın gerçekleştiği çevresel durum olarak sunar. Bu ifade, yakında ya da saklanmış hiç kimsenin bulunmadığını kesin olarak kanıtlamaz.
Alıştırma
Etrafınıza baktığınız hâlde hiç kimseyi göremediğiniz anlamına gelen İngilizce cümle hangisidir?
- There was no one in sight.
- There was no one on sight.
- There was no one with sight.
Cevabı göster
There was no one in sight.
At the time, the Mona Lisa didn't have its own room,
1:25O zamanlar Mona Lisa'nın kendine ait bir odası yoktu,
wasn't nearly as famous as it is today: bugünkü kadar ünlü olmaktan çok uzaktı
not nearly as + sıfat + as kalıbı, karşılaştırma ölçütünden çok daha az olma anlamına gelir ve büyük bir fark bildirir. Burada wasn't nearly as famous as, geçmişteki ününün bugünkünden çok daha düşük olduğunu anlatır. Karşılaştırmanın ilk tarafı geçmiş durumdur; as it is today ise günümüzdeki durumu ölçüt olarak verir. Bu olumsuz kalıpta nearly, ölçüte ne kadar uzak kalındığını güçlendirir; iki düzeyin neredeyse eşit olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Büyük bir fark göstermek için not nearly as ... as kalıbını kullanın: Ten years ago, the town ____ crowded ____ it is now.
Cevabı göster
wasn't nearly as · as
was about to change: gerçekleşmek üzere olan sıradaki olay
was about to change ifadesinde was, be fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve about to’dan sonra change fiilinin yalın biçimi gelir. be about to + fiil yapısı, bir olayın gerçekleşmek üzere olduğunu, yani belirsiz bir gelecek zamanda değil çok yakında olacağını anlatır. Burada beklenti yaratır: durum henüz aynıdır, ancak hırsızın eylemi onu değiştirecek olan yakın olay olarak sunulur. Bu yapıda about, “hakkında” anlamına gelmez.
Alıştırma
be about to yapısının geçmiş biçimini kullanın: The train ____ leave when we reached the platform.
Cevabı göster
was about to
he managed to remove the painting from its protective frame Dilbilgisi
1:40tabloyu koruyucu çerçevesinden çıkarmayı başardı,
managed to remove: zorluğa rağmen başarı
Managed to remove, tabloyu çıkarmayı başardığı ve bunu yapmanın çaba gerektirdiği ya da kolay olmadığı anlamına gelir. Yapı manage + to + fiilin yalın biçimidir; managed geçmiş zamandadır ve remove fiilin yalın biçimidir. tried to remove ifadesinden farklı olarak sonucu bildirir: tablo gerçekten çerçeveden çıkarılmıştır. Burada manage, “yönetmek veya denetlemek” değil, “yapmayı başarmak” anlamındadır.
Alıştırma
“he managed to remove the painting” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Onu çıkarmaya çalıştı, ancak sonuç bilinmiyor.
- Onu çıkaran başka bir kişiyi denetledi.
- Onu çıkarmayı başardı; ifade bunun kolay olmadığını da düşündürüyor.
Cevabı göster
Onu çıkarmayı başardı; ifade bunun kolay olmadığını da düşündürüyor.
before covering it in a white sheet and heading straight for the nearest exit. Kalıp ifadeler
1:43ardından beyaz bir çarşafla örtüp doğrudan en yakın çıkışa yöneldi.
heading straight for + hedef
Burada heading, “bir yere doğru hareket etmek” anlamındaki head fiilinin -ing biçimidir. heading straight for the nearest exit, durmadan veya dolambaçlı bir yol izlemədən doğrudan en yakın çıkışa ilerlemeyi anlatır. Yapı head + straight + for + hedef şeklindedir. straight burada zarf olarak doğrudan bir rota izleme anlamını güçlendirir. Bu yapı, heading straight for trouble örneğinde olduğu gibi olası bir sonuca doğru gidişi de anlatabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “doğrudan ... yönelmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın. When the fire alarm sounds, ____ the nearest exit.
Cevabı göster
head straight for
a plumber working for the Louvre appeared out of nowhere. Deyimler
1:51Louvre için çalışan bir tesisatçı aniden ortaya çıktı.
out of nowhere: ani ve beklenmedik bir ortaya çıkış
out of nowhere, “birdenbire ve beklenmedik biçimde” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede tesisatçı gerçekten nowhere adlı bir yerden gelmez; ifade, onun hiçbir uyarı veya belirgin hazırlık olmadan ortaya çıktığını anlatır. Hikâyelerde genellikle bundan sonra olacakları değiştiren bir sürprizi belirtir. Uyarı olmadan ortaya çıkmış gibi görünen insanları, olayları, fikirleri, sesleri veya sorunları anlatabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “hiçbir uyarı olmadan” anlamındaki hedef deyimle tamamlayın. Everyone was waiting quietly when Leo appeared ____ with the missing keys.
Cevabı göster
out of nowhere
Just like that: ani ve zahmetsiz görünen bir sonuç
Burada just like that, “birdenbire, neredeyse hiç çaba veya gecikme olmadan” anlamına gelir. Bir eylemden doğrudan sonucuna geçerek sonucun hızlı ya da şaşırtıcı görünmesini sağlar. Bu, anlatının bölümlerini birbirine bağlayan deyimsel bir ifadedir; “onunla aynı şekilde” anlamında bir karşılaştırma değildir. Sonuçtan önce veya sonra kullanılabilir: Just like that, the door was open.
Alıştırma
"I tapped Restore, and just like that, every photo reappeared," cümlesinde just like that ne anlatır?
- Sonuç, önceki bir olayın gerçekleşme biçimini kopyaladı.
- Sonuç çok hızlı ve neredeyse hiç çaba harcanmadan gerçekleşti.
- Sonucun ortaya çıkması uzun zaman aldı.
Cevabı göster
Sonuç çok hızlı ve neredeyse hiç çaba harcanmadan gerçekleşti.
the thief disappeared into the city with the Mona Lisa under his arms.
2:01hırsız Mona Lisa koltuğunun altında şehirde kayıplara karıştı.
The whole heist was over in just a matter of minutes, Kalıp ifadeler
2:05Tüm soygun sadece birkaç dakika içinde bitmişti,
In just a matter of minutes: tamamlanması yalnızca birkaç dakika sürmek
In just a matter of minutes, “yalnızca birkaç dakika sonra” anlamına gelir; just ise bu sürenin ne kadar kısa olduğunu vurgular. in edatı süreyi tamamlanmış bir sonuca bağlar: bu kısa sürenin sonunda soygun bitmişti. in a matter of + çoğul zaman birimi kalıbı hours veya days ile de kullanılabilir. Kesin bir sayıdan çok yaklaşık bir zaman ölçeği verir.
Alıştırma
Cümleyi matter içeren hedef ifadenin tamamıyla doldurun: The software update installed ____.
Cevabı göster
in just a matter of minutes
but it would take another 28 hours Dilbilgisi
2:09ancak birisinin tablonun gerçekten gittiğini fark etmesi
it would take another 28 hours before: geçmişten bakılan gelecek
it would take + süre + before + geçmiş zamanlı yan cümle kalıbı, geçmişte anlatılan bir noktadan ileriye bakar. Sonraki olay gerçekleşmeden önce belirtilen sürenin daha geçmesi gerektiğini anlatır. Buradaki would, varsayımsal bir koşul değil, geçmişteki bir noktadan bakılan gelecektir. Another 28 hours, o andan itibaren 28 saat daha bekleneceği anlamına gelir; ardından insanlar tablonun kaybolduğunu fark etmiştir.
Alıştırma
İki saatlik gecikmeyi göstermek için it would take ... before kalıbını kullanın. Cümleyi tamamlayın: The alarm failed; ____ anyone noticed the leak.
Cevabı göster
it would take another two hours before
had been going through: geçmişteki bir olaydan önce devam eden etkinlik
Had been going through, past perfect continuous yapısıdır: had been + fiil-ing. Devam eden veya tekrarlanan bir etkinliği daha sonraki bir geçmiş referans noktasından önceye yerleştirir. Burada fotoğrafçıların etkinliği, sonraki keşif gerçekleştiğinde zaten bir süredir devam etmekteydi. Bu zaman, tamamlanmadan çok süreyi ve süreci vurgular. Bu bağlamda going through the museum, müzenin bölümlerini dolaşmak veya incelemek anlamına gelir; bir sıkıntı yaşamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Go through fiilinin past perfect continuous biçimini kullanın. Cümleyi tamamlayın: By the time the manager arrived, the team ____ the old files for hours.
Cevabı göster
had been going through
and taking the paintings to be officially photographed,
2:18ve resimleri resmi olarak fotoğraflamak üzere götürüyorlardı,
so blank spaces on the wall were completely normal.
2:21bu yüzden duvardaki boşluklar tamamen normaldi.
it became clear that something was extremely wrong. Dilbilgisi
2:29bir şeylerin son derece yanlış olduğu anlaşıldı.
it became clear that: zamanla ortaya çıkan bir sonuç
Burada it became clear that, zaman içinde ortaya çıkan bir sonucu sunar. it, biçimsel ya da hazırlayıcı öznedir; belirli bir nesneyi göstermez. Asıl sonuç that yan cümlesinde verilir: something was extremely wrong. became fiili, anlayışta bir değişiklik olduğunu gösterir. Durum başlangıçta mutlaka açık değildi; ancak daha sonraki kanıtlar onu belirgin hâle getirdi. Bu yapı, kimin fark ettiğinden çok sonuca odaklanmak istediğiniz anlatılarda, raporlarda ve analizlerde kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucun ancak ikinci testten sonra belli olduğunu ifade eder?
- After the second test, the warning light became brighter.
- From the start, it was clear that the battery was faulty.
- After the second test, it became clear that the battery was faulty.
Cevabı göster
After the second test, it became clear that the battery was faulty.
and a team of detectives descended on the museum. Öbek fiiller
2:36ve bir dedektif ekibi müzeye akın etti.
descended on: aniden ve kalabalık hâlde gelmek
Burada descended on deyimsel bir ifadedir. Bir grubun aşağı doğru hareket ettiğini değil, aniden ve kalabalık hâlde geldiğini anlatır. İfade, çok sayıda insanın tek bir yerde hızla toplanması görüntüsünü çağrıştırır. Bu ifade çoğu zaman aciliyet, baskı, kalabalık veya kargaşa hissi de verir. Bu cümlede dedektiflerin gelişi, sıradan bir ziyaretten çok hızlı ve geniş çaplı bir müdahale gibi görünür.
Alıştırma
Hangi cümlede descended on, bir grubun aniden gelip baskı veya kargaşa yaratmasını ifade eder?
- The hikers descended from the ridge before dark.
- Reporters descended on the small town after the announcement.
- One guest arrived quietly at the hotel.
Cevabı göster
Reporters descended on the small town after the announcement.
France closed its borders and stationed tanks around the Louvre.
2:39Fransa sınırlarını kapattı ve Louvre'un etrafına tanklar yerleştirdi.
Just kidding: önceki bir iddiayı geri çekmek
Just kidding, dinleyiciye konuşmacının önceki sözünü ciddi veya gerçek olarak kabul etmemesi gerektiğini bildirir. Burada önceki iddiayı hemen geri çeker ve bunun bir şaka olduğunu gösterir. Kısa bir söylem işaretleyicisi olarak çalışır: Konuşmacı mizah amacıyla şaşırtıcı veya gerçek olmayan bir şey söyler, ardından dinleyicinin yorumunu düzeltmek için Just kidding ifadesini kullanır. Önceki iddiaya kanıt eklemez.
Alıştırma
Önceki iddianızın yalnızca bir şaka olduğunu bir arkadaşınıza en iyi hangi ifade anlatır?
- To be honest.
- Just kidding.
- For example.
Cevabı göster
Just kidding.
War Thunder is a free-to-play epic military action game
2:49War Thunder, oynaması ücretsiz destansı bir askeri aksiyon oyunudur,
War Thunder recreates the scale and intensity of battles
2:59War Thunder, savaşların ölçeğini ve yoğunluğunu yeniden yaratıyor,
with a wide range of iconic tanks, aircraft, helicopters, and ships,
3:03ikonik tanklar, uçaklar, helikopterler ve gemilerin yanı sıra
as well as rare prototypes from the mid-20th century.
3:0820. yüzyılın ortalarından kalma nadir prototiplerden oluşan geniş bir yelpaze ile.
The new Storm Warning update now supports ray tracing
3:11Yeni Storm Warning güncellemesi artık ışın izlemeyi destekliyor
The graphics, physics, and sound all create an impressive visual experience
3:29Grafikler, fizik ve ses, etkileyici bir görsel deneyim yaratıyor
and fully immerse players in the battle. Kalıp ifadeler
3:34ve oyuncuları tamamen savaşın içine çekiyor.
immerse players in: oyuncuları bir deneyimin içine çekmek
Immerse someone in something, bir kişiye bir deneyimin, ortamın, hikâyenin veya etkinliğin içinde derinden yer aldığı hissini vermek anlamına gelir. Bu cümlede oyunun özellikleri, oyunculara savaşın içindeymiş gibi hissettirir; oyuncuların fiziksel olarak bir sıvıya batırılması söz konusu değildir. Yapı immerse + kişi + in + deneyim veya ortam şeklindedir. Kişiyi çevreleyen ve dikkatini içine çeken şeyden önce in korunur: immerse players in the battle.
Alıştırma
Cümleyi immerse fiili ve bu fiilin gerektirdiği edatla tamamlayın: The lighting helps ____ visitors ____ the story.
Cevabı göster
immerse · in
by using the link in the description.
3:41War Thunder'ı PC, PlayStation ve Xbox'ta ücretsiz indirin.
All new players and those who haven't played for half a year
3:44Tüm yeni oyuncular ve yarım yıldır oynamayanlar
You can also play War Thunder mobile on your phone.
3:49Telefonunuzdan War Thunder Mobile da oynayabilirsiniz.
Download it for free on iOS or Android using the link in the description.
3:52Açıklamadaki bağlantıyı kullanarak iOS veya Android'de ücretsiz indirin.
When the Louvre announced that one of its prized possessions had disappeared, Kalıp ifadeler
3:58Louvre, en değerli varlıklarından birinin kaybolduğunu duyurduğunda,
prized possessions: sahibinin çok değer verdiği eşyalar
Prized possessions, sahibinin çok değer verdiği ve gurur ya da duygusal bağlılık hissettiği eşyaları anlatır. Bu cümlede ifade, kaybolan eseri Louvre'un en değer verdiği koleksiyon parçalarından biri olarak gösterir. Burada prized, “çok değer verilen” anlamındadır. a prized possession veya prized possessions kalıbı, pahalı olsun ya da olmasın, bir kişi veya kurum için önemli olan bir şeyi anlatabilir.
Alıştırma
“Sahibinin çok değer verdiği eşyalar” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The collector keeps her ____ in a locked cabinet.
Cevabı göster
prized possessions
sent shockwaves all around the world: tüm dünyada güçlü tepkilere yol açtı
To send shockwaves, birçok kişi arasında yayılan ani ve güçlü bir şaşkınlık, endişe veya kaygıya yol açmak demektir. Buradaki görüntü mecazidir: tepkiler, bir darbeden sonra dışarı yayılan dalgalar gibi yayılır. All around the world, anlatılan etki alanını küresel ölçekte genişletir. Kaybolma olayının uluslararası çapta yaygın tepki yarattığını belirtir; herkesin tepki verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Tüm dünyada güçlü tepkilere yol açtı” anlamındaki mecazi ifadeyle cümleyi tamamlayın: The unexpected resignation ____.
Cevabı göster
sent shockwaves all around the world
All the police had found was the wooden picture frame Dilbilgisi
4:07Polisin bulabildiği tek şey ahşap resim çerçevesi
All the police had found was ...: sınırlı bir sonucu odaklama
All the police had found was ... yapısında all, 'bulunmuş olan tek şey veya şeyler' anlamındadır; 'bütün polisler' anlamına gelmez. the police had found sözleri, aramanın tam fakat sınırlı sonucunu anlatan bir yan cümle oluşturur. All + yan cümle + be + odak yapısı, önemli ve çoğu zaman hayal kırıklığı yaratan sonucu was'tan sonra verir. Burada was'tan sonraki bölüm, aramanın ortaya çıkardığı sınırlı bulgu olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi cümle, aramada yalnızca bir kullanılabilir ipucu bulunduğu anlamına gelir?
- The detectives had found all the usable clues.
- All the detectives had found one usable clue.
- All the detectives had found was one usable clue.
Cevabı göster
All the detectives had found was one usable clue.
and a fingerprint left behind by the thief. Öbek fiiller
4:10ve hırsızın geride bıraktığı bir parmak iziydi.
left behind: ayrıldıktan sonra bir şeyin geride kalması
a fingerprint left behind by the thief ifadesinde left behind, hırsız gittikten sonra parmak izinin olay yerinde kaldığı anlamına gelir. Parmak izi gibi kanıtlarla kullanıldığında genellikle bilerek sunulan bir şeyi değil, istemeden bırakılan bir izi anlatır. Edilgen left behind by the thief ifadesi fingerprint sözcüğünü niteler. Bu, that was left behind by the thief yapısının kısaltılmış biçimidir. Genel olarak leave something behind, kişi ayrılırken o şeyin bulunduğu yerde kalması anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi leave behind ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the picnic, Leo realized he had ____ his jacket ____ on the bench.
Cevabı göster
left · behind
get the investigation going: soruşturmayı başlatıp ivme kazandırmak
get + nesne + going yapısında get, «olmasını sağlamak»; going ise «başlamış ve etkin durumda» anlamına gelir. Burada get the investigation going, soruşturmayı bir yere göndermek değil, başlamasını ve ilerlemesini sağlamak demektir. Bu yapı ivme yaratmaya odaklanır. Bu nedenle bir etkinliğin, projenin, toplantının veya sürecin başlaması için desteğe ihtiyaç duyulduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi tamamlama «konuşmanın başlamasını ve ivme kazanmasını sağlamak» anlamına gelir?
- keep the conversation going
- get the conversation going
- join the conversation
Cevabı göster
get the conversation going
local newspapers started offering a reward of $250,000
4:14yerel gazeteler 250.000 dolarlık bir ödül sunmaya başladı,
for any information that would lead them to the painting.
4:20onları tabloya götürecek herhangi bir bilgi için.
Thousands of people sent letters and showed up to police stations
4:26Binlerce insan mektuplar gönderdi ve polis karakollarına geldi,
placing the Mona Lisa all over the world.
4:32Mona Lisa'nın dünyanın her yerinde olduğunu iddia ederek.
Two separate witnesses recalled seeing a man leaving the Louvre with a bulky object, Dilbilgisi
4:35İki farklı tanık, iri yarı bir eşyayla Louvre'dan ayrılan bir adam gördüğünü hatırladı,
recalled seeing: daha önceki bir deneyimi hatırlamak
Recall + -ing, daha önce yaşanmış bir olayı hatırlamayı anlatır. Recalled seeing, tanıkların adamı görmüş olma anısını daha sonra yeniden hatırladıkları anlamına gelir. -ing yan cümlesi hatıranın içeriğini belirtir ve geçmişteki bir olaya bakar. Hatırlanıp daha sonra yapılması gereken bir görevi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi recall sonrasında see fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: During the interview, Leo recalled ____ the blue car near the station.
Cevabı göster
seeing
but the descriptions of the man were completely different.
4:40ancak adamın eşgalleri tamamen farklıydı.
One person claimed that the Mona Lisa was on a freight train heading through Belgium,
4:43Bir kişi Mona Lisa'nın Belçika'dan geçen bir yük treninde olduğunu iddia etti,
which had already set sail for America. Kalıp ifadeler
4:50Amerika'ya yelken açmış bir gemide olduğunu iddia etti.
set sail for + varış yeri
Set sail for + varış yeri, “gemiyle o yere doğru yola çıkmak” anlamına gelir. Bu cümlede gemi, daha sonra söz edilen zamandan önce Amerika’ya doğru yola çıkmıştı. Bu ifade deniz yolculuğunun başlangıcına ve yönüne odaklanır; varış yerine ulaşılmış olduğunu belirtmez.
Alıştırma
“Gemiyle bir yere doğru yola çıktı” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle haberi tamamlayın: At dawn, the research vessel ____ Iceland.
Cevabı göster
set sail for
But perhaps the most promising suspect was the famous artist Pablo Picasso.
4:53Ama belki de en umut vadeden şüpheli ünlü sanatçı Pablo Picasso'ydu.
and admitted that he had stolen several Iberian statues from the Louvre.
5:01ve Louvre'dan birkaç İber heykeli çaldığını itiraf etti.
He claimed to have sold these statues to Picasso, Dilbilgisi
5:05Bu heykelleri Picasso'ya sattığını iddia etti,
claimed to have sold: daha önce gerçekleşmiş, doğrulanmamış bir eylem
Claimed to have sold, claimed ile tamamlanmış mastar yapısı to have sold ifadesini birleştirir. Bu yapı satışı iddiadan önceye yerleştirir: Heykelleri daha önce sattığını söyledi. Claim, sözünün doğru olduğunu onaylamadan onun beyanını aktarır. Haberlerde, hukuk yazılarında ve olay anlatımlarında bu yapı hem önceki zamanı hem de konuşanın iddiaya mesafesini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle daha önceki bir satışı Maya’nın doğrulanmamış iddiası olarak aktarır?
- Maya claimed to have sold the painting.
- Maya claimed that she would sell the painting.
- Maya proved that she had sold the painting.
Cevabı göster
Maya claimed to have sold the painting.
who went on to use them in one of his paintings. Öbek fiiller
5:08ve o da bunları tablolarından birinde kullanmıştı.
went on to use: sonraki farklı bir eyleme geçmek
Bu cümlede went on to use, “önceki bir olaydan sonra onları kullandı” anlamına gelir. Önceki olay tamamlanmıştır ve onları kullanmak bir sonraki, farklı eylemdir. Kalıp go on to + fiilin yalın hâlidir. Go zamana göre değişir; went on to use geçmişteki bir olay sırasını anlatır. Bir yaşamın, sürecin veya hikâyenin aşamalarını göstermek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi go on to kalıbının geçmiş biçimi ve become fiiliyle tamamlayın: After leading the research team, Dr Shah ____ the head of the institute.
Cevabı göster
went on to become
but after checking the serial number on the statues,
5:12ancak heykellerdeki seri numarasını kontrol ettikten sonra,
the Louvre confirmed that they really were from the museum.
5:15Louvre gerçekten de müzeden olduklarını doğruladı.
Picasso was arrested and taken in for questioning. Öbek fiiller
5:19Picasso tutuklandı ve sorgulanmak üzere götürüldü.
taken in for questioning: polis tarafından sorguya götürülmek
Taken in for questioning, bir kişinin polis tarafından sorgulanması için karakola veya başka bir resmî yere götürülmesi demektir. take someone in for questioning ifadesinin edilgen biçimidir; cümlede Picasso eyleme maruz kalır. For questioning, götürülme amacını belirtir. Bu ifade tek başına kişinin suçlandığı, hüküm giydiği veya suçlu olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede take in, bir kişinin sorgulanmak üzere polise götürülmesi anlamındadır?
- Jordan was taken in for questioning after the break-in.
- Jordan was taken in by the fake charity's story.
- Jordan's aunt took him in when he needed a place to stay.
Cevabı göster
Jordan was taken in for questioning after the break-in.
the police turned their attention to another famous suspect, Kalıp ifadeler
5:23polis dikkatini bir başka ünlü şüpheliye çevirdi,
turned their attention to: odağı yeni bir hedefe yöneltmek
To turn one's attention to something, düşünceleri, dikkati veya çabayı bir şeye yöneltmek demektir. Bu cümlede polis, önceki şüpheliyi ana odağı olmaktan çıkarıp soruşturmasını başka bir şüpheliye yöneltiyor. Yapı turn + iyelik sözcüğü + attention + to + hedef şeklindedir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I turn my attention to..., the team turns its attention to... ve they turn their attention to.... Bu ifade fiziksel olarak dönmeyi değil, zihinsel veya uygulamaya dönük odağın değişmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi turn one's attention to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After fixing the safety issue, the engineers ____ the battery problem.
Cevabı göster
turned their attention to
American banker and art collector J.P. Morgan.
5:26Amerikalı bankacı ve sanat koleksiyoncusu J.P. Morgan'a.
and paintings were often being forged and sold Dilbilgisi
5:33ve tablolar sıklıkla sahte olarak yapılıp satılıyordu
were often being forged and sold: geçmiş zamanda devam eden edilgen yapı
Were being forged and sold, geçmiş zamanda devam eden edilgen yapıdır: were + being + geçmiş zaman ortacı. Paintings iki eylemden de etkilendiği için forged ve sold, were being yardımcı yapısını paylaşır. Often, tekrar anlamı ekler. Geçmişe ait bir zaman çerçevesiyle birlikte bu yapı, sahte üretme ve satma eylemlerini tamamlanmış tek bir olay olarak değil, o dönemde tekrar tekrar devam eden faaliyetler olarak sunar. Edilgen yapıyı devam eden hâle getirmek için being gereklidir.
Alıştırma
Cümleyi often ve copy ile share fiillerinin geçmiş zamanda devam eden edilgen biçimleriyle tamamlayın: During the leak, private documents ____ online.
Cevabı göster
were often being copied and shared
on its way to: hedefe doğru yolda olmak
on its way to him yapısında özne the painting olduğundan its tabloya gönderme yapar; him ise varış noktasını ya da alıcıyı belirtir. Bu ifade, tablonun ona doğru yolculuğuna başlamış olduğunu söyler; vardığını söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp be on + iyelik belirleyicisi + way + to şeklindedir. İyelik belirleyicisini özneye göre değiştirin: I am on my way, she is on her way ve the parcel is on its way.
Alıştırma
Cümleyi on its way to ile tamamlayın: The replacement laptop is ____ our office and should arrive tomorrow.
Cevabı göster
on its way to
Police in America stopped and searched a boat pulling into New York, Öbek fiiller
5:44Amerika'daki polis New York'a yanaşan bir tekneyi durdurup aradı,
pulling into: bir aracın varış yerine girmesi
Pulling into New York, a boat ifadesini niteleyen bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. Polis tekneyi durdurup aradığında teknenin New York'a girmekte olduğunu anlatır. Burada pull into, bir aracın bir yere girip duracağı noktaya yaklaşması anlamına gelir. Yalnızca arrive demeye kıyasla hareketi daha canlı gösterir. Pull, birinin tekneyi çektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için pull into ifadesini -ing biçiminde kullanın: The ferry is ____ the harbour now, so please stay seated.
Cevabı göster
pulling into
on board: bir taşıtta veya taşıtın içinde
Burada on board, “söz konusu teknenin üzerinde veya içinde” anlamına gelir. Mona Lisa’nın nerede bulunmadığını belirtir; board burada “tahta” anlamında değildir. Daha genel olarak on board; gemi, uçak, tren, otobüs veya başka bir ortak ulaşım aracında bulunmayı anlatır. Hangi araçtan söz edildiği belliyse bu ifade, buradaki gibi tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
“Bir gemide, uçakta, trende veya otobüste” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The captain confirmed that everyone was ____.
Cevabı göster
on board
Theories kept coming in from all over the world, Öbek fiiller
5:50Dünyanın her yerinden teoriler gelmeye devam ediyordu,
kept coming in: sürekli gelmeye devam etti
Kept coming in, teorilerin dış kaynaklardan gelmeye ve alınmaya devam ettiğini belirtir. İfade, teorileri fiziksel olarak bir yere yürüyerek giren şeyler gibi değil, sürekli ulaşan bir bildirim akışı gibi sunar. keep + -ing yapısı “bir şeyi yapmaya devam etmek” veya “bir şeyi tekrar tekrar yapmak” anlamına gelir. Geçmiş zamandaki kept coming in, bu sürekliliği in ile birleştirir; in, dikkati bilgiyi alan yere veya kişilere yöneltir.
Alıştırma
Tekrarlanan varışı göstermek için keep fiilinin geçmiş zamanını ve come in ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: During the storm, emergency calls ____ from nearby towns.
Cevabı göster
kept coming in
the location of the Mona Lisa was still a complete mystery.
5:55Mona Lisa'nın konumu hala tam bir sırdı.
As it turned out: sonradan öğrenilen sonucu açıklamak
As it turned out, ancak sonradan netleşen bir bilgiyi tanıtır. Burada dinleyiciye sıradaki bilginin başka bir tahmin değil, gerçek sonuç olduğunu bildirir. Bu ifade, dinleyicinin önceki duruma dönüp onu yeniden yorumlamasını sağlar. Geçmiş zamanlı anlatıda bir yönlendirme işaretidir: turn out burada fiziksel olarak dönmek değil, “sonuçta ortaya çıkmak” veya “sonradan anlaşılmak” demektir.
Alıştırma
As it turned out geçmiş zamanlı bir anlatıda neyi belirtir?
- Bir şeyi döndürme veya hareket ettirme talimatı verir.
- Sonradan keşfedilen ve önceki durumun anlaşılma biçimini değiştiren bir gerçeği tanıtır.
- Sonucun hâlâ bilinmediğini gösterir.
Cevabı göster
Sonradan keşfedilen ve önceki durumun anlaşılma biçimini değiştiren bir gerçeği tanıtır.
and it was sitting in an apartment just 2 miles from the Louvre.
6:03ve Louvre'dan sadece 2 mil uzaktaki bir dairede duruyordu.
a 29-year-old Italian who used to work at the Louvre as a handyman. Dilbilgisi
6:10Louvre'da tamirci olarak çalışan 29 yaşındaki bir İtalyan.
Used to work: sona ermiş geçmişteki bir iş
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki ancak artık devam etmeyen bir alışkanlığı, tekrarlanan durumu veya hâli anlatır. Burada used to work, kişinin geçmişte Louvre’da çalıştığını ancak anlatılan zamanda artık oranın çalışanı olmadığını belirtir. Bu yapıda used to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: used to work doğrudur; used to working bu yapı değildir.
Alıştırma
Cümleyi used to ve work fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Before changing careers, Elena ____ at a hotel, but now she designs websites.
Cevabı göster
used to work
And it was him who had made the Mona Lisa's protective case, Dilbilgisi
6:20Ve Mona Lisa'nın koruyucu kılıfını yapan da oydu,
it was him who had made: kişiyi vurgulayan it-cleft yapısı
Bu, It + be + odaklanan kişi + who + yan cümle biçiminde bir it-cleft vurgu yapısıdır. Temel bilgi He had made the Mona Lisa's protective case cümlesidir; ancak bu yapı him ögesini odağa alarak sorumlu kişinin o olduğunu vurgular. Bu kalıp bir kişinin kimliğini düzeltmek, birini başka biriyle karşılaştırmak veya hikâyedeki kilit kişiyi ortaya çıkarmak için kullanılabilir. Burada who, o kişinin ne yaptığını anlatan yan cümleyi başlatır; had made ise yapma eylemini daha sonraki geçmiş olaylardan önceye yerleştirir.
Alıştırma
Maya'yı vurgulamak için cümleyi It was ... who ile tamamlayın: ____ solved the final puzzle, not Leo.
Cevabı göster
It was Maya who
had made himself: vurgulayıcı himself kullanımı
which he had made himself ifadesinde himself, he zamirine geri gönderme yapan vurgulayıcı bir zamirdir. had made fiilinin nesnesi which, yani daha önce sözü edilen sahte döşemedir. Himself, işi onun bizzat yaptığını veya başkasına yaptırmadığını anlatır. himself çıkarıldığında which he had made yan cümlesi dil bilgisi bakımından hâlâ tamamdır. Bu çıkarma testi, vurgulayıcı -self biçimleriyle He cut himself örneğindeki gibi dönüşlü nesneleri ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümle hakkındaki ifadeyi değerlendirin: 'Omar built the shelf himself.' Burada himself, Omar'ın yaptığı nesnedir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
But how did he get away with it for so long? Öbek fiiller
6:32Ama bu kadar uzun süre nasıl yakayı sıyırdı?
get away with it: yanlış yapıp cezasız kalmak
Bu soruda get away with it, “yanlış bir şey yapıp yakalanmamak veya cezalandırılmamak” anlamına gelir. it zamiri daha önce sözü edilen yanlış davranışı belirtir; kaçarken yanında götürdüğü bir nesneyi belirtmez. Yapı get away with + isim, zamir veya -ing biçimidir: get away with the theft, get away with it ya da get away with cheating. Temel anlam, bir eylemin sonuçlarından kurtulmaktır.
Alıştırma
Cümleyi “yanlış bir davranışın cezasından kurtulmak” anlamındaki dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Leo copied the answers and thought he could ____.
Cevabı göster
get away with it
Peruggia already had a criminal record, Kalıp ifadeler
6:36Peruggia'nın zaten bir sabıka kaydı vardı,
had a criminal record: sabıka kaydı vardı
Had a criminal record, resmî kayıtların Peruggia'nın daha önce suç veya mahkûmiyet geçmişi olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Burada record, ses kaydı değil, belgelenmiş geçmiş anlamındaki bir isimdir. Yaygın yapı have a criminal record biçimindedir; had bu cümlede gereken geçmiş zaman biçimidir. İfade geçmişteki kaydı anlatır. Tek başına kişinin şu anda suç işlediğini veya önceki suçun ne kadar ciddi olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi “resmî olarak belgelenmiş suç geçmişi” anlamındaki kalıplaşmış hukuk ifadesiyle tamamlayın: The background check showed that the applicant had a ____.
Cevabı göster
criminal record
But only his right hand fingerprints were in the system,
6:41Ancak sistemde sadece sağ elinin parmak izleri vardı,
and the one on the picture frame was a left hand print.
6:45ve resim çerçevesindeki iz sol el iziydi.
police had visited Peruggia's apartment twice,
6:51polis Peruggia'nın dairesini iki kez ziyaret etmiş,
Little did they know that the Mona Lisa was hiding right under their noses. Notlar
6:55Mona Lisa'nın tam burunlarının dibinde saklandığından haberleri yoktu.
Little did they know: dramatik açıklama için olumsuz devrik yapı
Buradaki Little, “küçük” değil, “neredeyse hiç” anlamına gelir. Cümlenin başına getirilmesi, onların ne kadar habersiz olduğunu vurgular ve dinleyici için şaşırtıcı bir gerçeği hazırlar. Sınırlama bildiren Little başa geldiğinde İngilizcede özne ile yardımcı fiilin yeri değişir: Little + did + özne + fiilin yalın hâli. Bu nedenle did they know denir; did they knew denmez. Anlatıcılar bu yapıyı, hikâyedeki kişilerin o sırada fark etmediği bir şeyi sonradan açıklamak için sıkça kullanır.
Alıştırma
Little, did, they ve know sözcüklerini doğru sıraya koyarak açıklamayı tamamlayın: ____ that the final clue was in the first photograph.
Cevabı göster
Little did they know
right under their noses: çok yakın ama fark edilmemiş
Right under their noses, bir şeyin son derece yakın ya da apaçık olmasına rağmen insanların onu fark etmediğini anlatan bir deyimdir. Buradaki right, under their noses ifadesini güçlendirir ve “doğru biçimde” değil, “tam” veya “hemen orada” anlamına gelir. İfade çoğu zaman ironi yaratır: İnsanlar her yeri ararken cevap zaten görebilecekleri veya kolayca ulaşabilecekleri bir yerde olabilir. Kişiye göre iyelik sözcüğünü değiştirin: under my nose, under your nose veya under her nose.
Alıştırma
“Çok yakın ama fark edilmemiş” anlamındaki deyimi tamamlayın: I searched the whole desk, but the note was ____.
Cevabı göster
right under my nose
Peruggia had pulled off a stupidly simple heist,
7:00Peruggia aptalca derecede basit bir soygun yapmıştı,
and it seemed like he would get away with it.
7:04ve sanki bundan paçayı sıyıracak gibi görünüyordu.
But after 2 years holding the painting hostage, Deyimler
7:06Ama tabloyu 2 yıl rehin tuttuktan sonra,
holding the painting hostage: kontrolü anlatan rehin benzetmesi
Bu cümlede holding the painting hostage bir benzetmedir. Peruggia tabloyu kendi kontrolünde tuttu ve tıpkı bir tutsağı alıkoyar gibi geri verilmesini engelledi. hold someone or something hostage ifadesi, başkalarının özgürce hareket edememesi için bir kişiyi veya şeyi kontrol altında tutmak demektir. Nesne bir tablo, plan veya karar gibi bir şey olduğunda genellikle iade, serbest bırakma ya da ilerlemenin engellendiğini vurgular; söz konusu şeyi gerçek anlamda bir insana dönüştürmez ve mutlaka fidye talebi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Kalıplaşmış mecazlı ifadeyi tamamlayın: The attackers held the company's data ____ until the payment arrived.
Cevabı göster
hostage
He wrote an anonymous letter to an art dealer in Florence,
7:11Floransa'daki bir sanat tüccarına isimsiz bir mektup yazdı,
he claimed to have the Mona Lisa in his possession Kelime
7:18Mona Lisa'nın elinde olduğunu iddia etti
in his possession: mülkiyet değil kontrol
Burada in his possession, Mona Lisa'nın fiziksel olarak onun elinde veya kontrolünde olduğu anlamına gelir. Resmin o sırada kimde olduğunu söyler, yasal sahibinin kim olduğunu değil. Kalıp in + iyelik belirleyicisi + possession şeklindedir: in my possession, in her possession veya in their possession. Daha resmî bir alternatif ise in the possession of + kişi ya da kurum yapısıdır.
Alıştırma
Polis, Maya'nın çantasından çalıntı bir saat çıkardı. Hangi cümle, Maya'nın saati kontrol ettiğini ancak yasal sahibi olduğunu iddia etmeden belirtir?
- The watch was Maya's property.
- Maya legally owned the watch.
- The watch was in Maya's possession.
Cevabı göster
The watch was in Maya's possession.
and said he wanted to return it back to its home. Dilbilgisi
7:21ve onu evine geri döndürmek istediğini söyledi.
return it back: return ile anlam tekrarından kaçınma
Return fiili zaten bir şeyi önceki yerine veya sahibine geri götürmek, göndermek ya da vermek anlamına gelir. Bu cümlede return it back, back fikrini tekrarlar; kısa ve standart kullanım return it to its home şeklindedir. Bu, back sözcüğünün her zaman silinebileceği anlamına gelmez. Ana fiil return olduğunda return it kullanın; ancak bring it back veya take it back gibi ifadelerde back sözcüğünü koruyun.
Alıştırma
Gereksiz tekrar yapmadan return kullanın: Please ____ the key to reception before you leave.
Cevabı göster
return
The art dealer and his associate agreed to meet Peruggia in his hotel room
7:29Sanat tüccarı ve ortağı, tabloyu doğrulamak için
With the doors locked: with + nesne + geçmiş zaman ortacı
With the doors locked, with + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Nesne the doors ifadesidir; locked ise kapıların tamamlanmış ve edilgen durumunu, yani the doors are locked anlamını belirtir. İfadenin tamamı bir ana cümle için arka plan koşulu oluşturur. Kapıları kimin kilitlediğine değil, kapıların içinde bulunduğu duruma odaklanır.
Alıştırma
Arka plan durumunu anlatan ifadeyi tamamlamak için close fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: With all the windows ____, the room stayed warm.
Cevabı göster
closed
To their surprise anlatı kalıbı
To their surprise, cümlenin başına getirilen bir anlatı yorumudur. Ana bilgiden önce gelir ve bu bilginin their ile gösterilen kişiler için beklenmedik olduğunu bildirir. Virgül, ana cümleden önceki ayrımı gösterir. İyelik biçimi, tepkiyi kimin yaşadığını belirtir. Bu nedenle their surprise, anlatıcının da şaşırdığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp to + iyelik biçimi + tepki bildiren addır.
Alıştırma
the judges için kullanılan zamirle To + iyelik biçimi + surprise kalıbını tamamlayın: The judges expected a close game. ____, one team won by twenty points.
Cevabı göster
To their surprise
In order to further authenticate the painting,
7:41Tablonun orijinalliğini daha da doğrulamak için,
the art dealers took it back to their studio,
7:44sanat tüccarları onu stüdyolarına geri götürdüler,
assuring Peruggia that he would be rewarded for bringing it back to Italy.
7:46ve onu İtalya'ya geri getirdiği için Peruggia'ya ödüllendirileceğinin güvencesini verdiler.
Peruggia ended up spending just 7 months in prison Öbek fiiller
7:55Peruggia hapishanede sadece 7 ay geçirdi
Ended up spending sonuç kalıbı
Ended up spending, hapiste yedi ay geçirmeyi önceki olayların ulaştığı nihai sonuç olarak sunar. End up çoğu zaman sonucun planlanmamış, beklenmedik veya kişinin ilk niyetinden farklı olduğunu düşündürür. Bir etkinliği anlatırken kalıp end up + fiil-ing biçimindedir. Buradaki spending, hapiste belirli bir süre geçirmek veya ceza çekmek anlamındadır; just ise yedi aylık cezanın özellikle kısa görünmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi end up + spend yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: She planned to stay for ten minutes, but she ____ three hours at the museum.
Cevabı göster
ended up spending
the truth behind what really happened seemed to have gone to the grave. Deyimler
8:02gerçekte ne olduğunun arkasındaki gerçek mezara gitmiş gibiydi.
Kaybolan gerçeğin mecazı olarak “gone to the grave”
Buradaki “gone to the grave” bir mecazdır: Bütün gerçeği bilen kişiler öldükten sonra gerçek de kaybolmuş ve bir daha asla öğrenilemeyecek gibi görünür. Hiçbir şey gerçekten gömülmemiştir. Cümle, “the truth” ifadesini ölüp mezara girebilen bir varlıkmış gibi kişileştirir. Bu, bir kişinin sırrı açıklamadan ölmesini anlatan yaygın “take a secret to the grave” kalıbının edebî bir çeşididir.
Alıştırma
“The only witness died, and the truth went to the grave,” cümlesinde “went to the grave” ne anlama gelir?
- Tanık, gerçeği içeren bir belgeyle birlikte gömüldü.
- Tanık öldükten sonra gerçeği öğrenmek imkânsız hâle geldi.
- Gerçek, tanığın mezar taşına yazıldı.
Cevabı göster
Tanık öldükten sonra gerçeği öğrenmek imkânsız hâle geldi.
that revealed a much more elaborate plan behind the heist.
8:10ortaya çıkaran bir hikaye yayınlandı.
he claimed to know the man who was really behind the heist, Kelime
8:15soygunun arkasındaki gerçek adamı tanıdığını iddia ediyordu,
“Written by Karl Decker, he claimed ...” yapısındaki boşta kalan niteleyici
“Written by Karl Decker”, cümle başında kullanılan edilgen bir geçmiş ortaç öbeğidir. Böyle bir öbek normalde hemen ardından gelen dil bilgisel özneyi niteler. Burada bu özne “he” olduğundan yapı yanlışlıkla bir adamın Karl Decker tarafından yazıldığını söyler. Nitelenmek istenen isim story'dir, ancak bu yan cümlede bulunmaz. Bu nedenle başlangıçtaki öbek boşta kalan bir niteleyici olur. Açık bir düzeltme “In the story, Karl Decker claimed ...” biçimidir; başka bir seçenek de “the story” ifadesini niteleyicinin hemen arkasına yerleştirmektir.
Alıştırma
Hangi cümlede başlangıçtaki ortaç öbeği, nitelediği özneye doğru biçimde bağlanmıştır?
- Designed for small kitchens, there is a table that folds against the wall.
- Designed for small kitchens, we placed the table by the wall.
- Designed for small kitchens, the table folds against the wall.
Cevabı göster
Designed for small kitchens, the table folds against the wall.
behind the heist: soygunun gizli planlayıcısı
Burada behind the heist, soygunu gizlice planlayan, yöneten ya da gerçekleşmesine neden olan kişi olarak sorumlu olmak demektir. Adam, fiziksel olarak bir şeyin arkasında duran biri değil, olayın ardındaki gizli güç olarak sunulur. be behind + olay, plan veya sorun kalıbı, hemen görünmeyen bir kişi, grup ya da nedeni işaret eder. Bu yüzden Who is behind it? birinin nerede olduğunu değil, gerçekte kimin sorumlu olduğunu sorar.
Alıştırma
“Maya was behind the data leak,” cümlesinde “behind the data leak” en olası olarak ne anlama gelir?
- Sızıntı sırasında Maya bir bilgisayarın arkasında duruyordu.
- Maya veri sızıntısına gizlice neden oldu veya onu düzenledi.
- Maya sızıntıyı olaydan sonra duydu.
Cevabı göster
Maya veri sızıntısına gizlice neden oldu veya onu düzenledi.
come up with: bir plan veya fikir üretmek
Come up with; bir fikir, plan, cevap veya çözüm gibi bir şeyi düşünmek ya da oluşturmak demektir. Bu cümlede adam büyük planı tasarlamıştır. Kalıp come up with + isim öbeği şeklindedir. With ifadenin bir parçasıdır, bu nedenle plan with sözcüğünden sonra gelir. had come up with içinde come, had sonrasında kullanılan geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Cümleyi come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After an hour of brainstorming, Nina ____ a practical solution.
Cevabı göster
came up with
not one, but six: miktardaki artışı vurgulama
not one, but six ifadesinde konuşmacı önce daha küçük sayıyı reddeder, ardından çok daha büyük sayıyı açıklar. Bu kalıp six sayısını şaşırtıcı ve etkileyici gösterir; one ile six sayısını eşit iki seçenek olarak sunmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı not X, but Y şeklindedir ve X ile Y dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Burada her iki konumda da perfect copies of the Mona Lisa ifadesini niteleyen miktarlar vardır.
Alıştırma
Küçük miktarı reddedip büyük miktarı açıklayan iki parçalı kalıpla cümleyi tamamlayın: The library received ____ 100, ____ 600 donated books.
Cevabı göster
not · but
to six unsuspecting millionaires lined up in America.
8:29Amerika'da sıraya girmiş hiçbir şeyden şüphelenmeyen altı milyonere satmak gibi büyük bir plan yapmıştı.
He commissioned a talented French painter to make the copies Dilbilgisi
8:33Kopyaları yapması için yetenekli bir Fransız ressamla anlaştı,
commission someone to do something: bir işi resmen sipariş etmek
Commission someone to do something, bir kişinin belirli bir işi yapmasını resmî olarak ayarlamak ve genellikle bunun için ödeme yapmak anlamına gelir. Burada nesne a talented French painter, verilen görev ise to make the copies ifadesidir. Yapı commission + kişi veya kuruluş + to-infinitive şeklindedir. Odak noktası, kişiye yalnızca satış komisyonu vermek değil, belirli bir projeyi resmî olarak yetkilendirmek veya düzenlemektir.
Alıştırma
Hangi cümle, müzenin belirli bir özel eseri resmî olarak yaptırdığını ve genellikle bunun için ödeme yaptığını en açık biçimde anlatır?
- The museum commissioned a sculptor to create the memorial.
- The museum asked a sculptor to attend the opening.
- The museum hired a sculptor to work at the information desk.
Cevabı göster
The museum commissioned a sculptor to create the memorial.
ship something off: bir şeyi başka yere göndermek
Ship something off, bir şeyi bulunduğu yerden başka bir yere göndermek veya taşımak demektir. Off parçacığı mevcut yerden ayrılma anlamı katar; bu cümlede to America varış yerini belirtir. Buradaki ship, taşımanın mutlaka gemiyle yapıldığı anlamına gelmez. Kara yolu, hava yolu, demir yolu veya deniz yolu kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi ship ... off yapısının simple past biçimiyle tamamlayın: The replacement badges were ready, so we ____ to the event office.
Cevabı göster
shipped them off
In order for them to believe they were really getting their hands on the Mona Lisa, Notlar
8:40Gerçekten Mona Lisa'yı ellerine geçirdiklerine inanmaları için,
in order for them to believe: amaç yan cümlesinin öznesini belirtmek
In order for + isim/zamir + to + fiil, mastar eylemini gerçekleştiren kişi veya nesnenin açıkça belirtilmesi gerektiğinde amaç bildirir. Burada them, believe fiilinin mantıksal öznesidir: plan, onların bu iddiaya inanması için düzenlenmiştir. For sözcüğünden sonra zamirin nesne biçimi kullanılır: for me to, for him to, for her to, for us to veya for them to. For ya da to atlanamaz.
Alıştırma
Maya'nın trene yetişebilmesi için erken ayrılmamız gerektiğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- In order to Maya catch the train, we must leave early.
- In order for Maya to catch the train, we must leave early.
- In order Maya to catch the train, we must leave early.
Cevabı göster
In order for Maya to catch the train, we must leave early.
Getting their hands on something ifadesinin anlamı
Burada getting their hands on, çok istedikleri bir şeyi elde etmeyi veya ona erişim sağlamayı başarmak anlamına gelir. Canlı bir ifadedir; gerçek anlamda nesneye dokunmayı değil, çabayı, beklentiyi veya elde etme güçlüğünü düşündürür. Yapı get + iyelik belirleyicisi + hands on + isim şeklindedir. İyelik belirleyicisi kişiye göre değişir: get my hands on, get your hands on, get their hands on. Bu cümlede alıcılar gerçek Mona Lisa'yı elde ettiklerine inanır, ancak bu ifade tek başına yasal mülkiyeti kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi get one's hands on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of searching, Maya finally ____ the rare comic book.
Cevabı göster
got her hands on
he contracted Peruggia to pull off the heist. Kelime
8:46soygunu yapması için Peruggia ile anlaştı.
Contracted Peruggia to: contract someone to do something yapısı
Burada contracted Peruggia to, Peruggia'yı soygunu gerçekleştirmesi için resmî olarak işe almak veya görevlendirmek anlamına gelir. Contract burada geçişli fiildir; ardından işe alınan kişi ya da kuruluş ve to mastarı gelir: contract someone to do something. Bu ifade işi resmî bir düzenleme olarak sunar, ancak tek başına yazılı bir sözleşmenin varlığını kanıtlamaz. Nesne ve tamamlayıcı anlamı gösterir: Peruggia görevlendirilen kişidir; to pull off the heist ise kendisine verilen işi belirtir.
Alıştırma
contract someone to do something yapısını kullanarak cümleyi contract fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The publisher ____ an editor to check the translation.
Cevabı göster
contracted
When news spread that the Mona Lisa had gone missing,
8:49Mona Lisa'nın kaybolduğu haberi yayıldığında,
and the three involved ran off with the equivalent of $90 million. Öbek fiiller
8:54ve olaya karışan üçlü 90 milyon dolara eşdeğer bir parayla kaçtı.
ran off with: bir şeyi götürerek aniden ayrılmak
ran off with ifadesindeki ran, run fiilinin geçmiş zaman biçimidir. İfadenin bütünü, birinin bir şeyi yanında götürerek aniden ayrıldığını anlatır ve çoğu zaman bunun izinsiz ya da dürüst olmayan bir davranış olduğunu ima eder. Bu cümlede with sonrasındaki sözler götürülen parayı belirtir. run off with ifadesini, bir şeyi taşıyarak sıradan biçimde koşmak olarak değil, tek bir anlam birimi olarak düşünün. With, yanında götürülen kişiyi veya şeyi tanıtır.
Alıştırma
'The broker ran off with the clients' deposits,' cümlesinde ran off with ne anlama gelir?
- Komisyoncu mevduatları talimat verildiği gibi başka bir hesaba aktardı.
- Komisyoncu aniden ayrıldı ve mevduatları usulsüz biçimde götürdü.
- Komisyoncu mevduatları kötü yönetmenin cezasından kurtuldu.
Cevabı göster
Komisyoncu aniden ayrıldı ve mevduatları usulsüz biçimde götürdü.
we'll be giving away this $100 Amazon gift card.
9:06bu 100 dolarlık Amazon hediye kartını vereceğiz.
All you need to do is sign up at the link below, Dilbilgisi
9:10Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,
All you need to do is + fiilin yalın hâli: gerekli tek adım
All you need to do is, dikkati tek bir eyleme yöneltir ve onu gerekli olan tek adım olarak sunar. Burada sign up eylemi, koşulu yerine getirmek için yeterli gösterilir. Şimdiki zaman kalıbı All + özne + need(s) to do + is + fiilin yalın hâli şeklindedir. İlk bölümde zaten do bulunduğu için günlük İngilizcede is sonrasında fiilin yalın hâli yaygın olarak doğrudan kullanılır: All you need to do is sign up. All you need to do is to sign up da dil bilgisi bakımından doğrudur, ancak basit sözlü talimatlarda daha az yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki odak yapısıyla tamamlayın. Yalnızca bir adım gerekiyor: ____ enter your email address.
Cevabı göster
All you need to do is
and leave a comment saying what you thought of the heist.
9:13ve soygun hakkında ne düşündüğünüzü söyleyen bir yorum bırakmak.