Bingo Amuda Kalkabilir mi? 🧡 | Bluey 2. Sezon Önemli Anlar | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bingo amuda kalkmayı başarmak için tekrar tekrar farklı yöntemler dener, ardından meşgul aile üyeleriyle arkadaşlarından onu izlemelerini ister. Sonunda başarır, ancak o anı kimse görmez ve Bingo kendisini önemsenmemiş hisseder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. that doesn't work. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Bir yöntem, plan, cihaz ya da açıklama beklenen sonucu vermediğinde kullanılan bu kısa ve doğal tepkiyi öğrenin; work sözcüğünü yalnızca bir işte çalışmak anlamıyla sınırlamayın. İfade, başarısız olan bir çözümü değerlendirip başka bir seçeneğe geçerken özellikle kullanışlıdır. 2. can you watch me — Konuşma edimbilimi ve tutum. Buradaki can you ifadesinin karşıdakinin yeteneğini gerçekten sorgulamadığını, nazik bir gündelik rica başlattığını fark edin. Bir şey yaparken veya gösterirken karşınızdakinden dikkatini size vermesini doğrudan emirden daha yumuşak bir tonla istemek için bu başlangıcı kullanın. 3. I haven't done it yet. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Present perfect ile yet birleşiminin, eylemin şu ana kadar tamamlanmadığını ama daha sonra tamamlanma ihtimalinin sürdüğünü nasıl gösterdiğini anlayın. Bir görev, hareket veya gösterinin bittiğini erken varsayan birini doğal biçimde düzeltmek için kullanın.
Bu derste
a bit: kısa bir süreyi ifade etme
Burada a bit, rest fiilinden sonra gelir ve “kısa bir süreliğine” anlamına gelir. Dinlenmenin uzun bir ara değil, kısa ve küçük bir mola olduğunu hissettirir. Günlük İngilizcede a bit, zamanın veya derecenin az olduğunu anlatabilir. Kesin anlamı neyi nitelediğine bağlıdır; burada dinlenme eylemini nitelediği için fiziksel bir parçayı değil, zamanı belirtir.
Alıştırma
"I'll just rest them a bit" cümlesinde a bit neyi anlatır?
- Küçük, fiziksel bir parça taşınacak.
- Dinlenme hiç bitmeyecek.
- Dinlenme süresi kısa olacak.
Cevabı göster
Dinlenme süresi kısa olacak.
Let's try again: yeniden denemeye davet etme
Let's try again. bir kez daha denemeyi önerir. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; bu yüzden normalde hem konuşanı hem de hitap edilen kişiyi veya grubu kapsar. Bu cümle, bir deneme başarısız olduğunda veya bir alıştırmanın tekrarlanması gerektiğinde sık kullanılır. Genellikle teşvik edici ve iş birliğine açık bir etki yaratır. Konuşan kişi bunu yeniden başlamak için kendisine de söyleyebilir.
Alıştırma
Bir grubun ilk denemesi işe yaramadı. Hangi cümle, konuşan kişi dâhil herkesi doğal biçimde yeniden denemeye davet eder?
- Let's try again.
- We tried it yesterday.
- Try it without me.
Cevabı göster
Let's try again.
Maybe if... ile konuşurken temkinli bir öneri sunmak
Maybe if olası bir koşulu başlatır; maybe de fikrin kesin değil, yoklama amaçlı olduğunu hissettirir. Burada konuşan kişi sesli düşünüyor ve işe yarayabilecek bir yolu deneme amaçlı öne sürüyor. Gündelik konuşmada beklenen sonuç durumdan belliyse konuşan kişi if yan cümlesinden sonra durabilir. Tam düşünce “Maybe if I put my hands down first, it will work” olabilir, ancak sonuç söylenmek zorunda değildir.
Alıştırma
Bir grup bir sorunu çözmeye çalışıyor. Konuşan kişi hâlâ düşünürken temkinli bir fikir sunmasını en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?
- The front desk is near the entrance.
- Maybe if we ask at the front desk...
- We asked at the front desk yesterday.
Cevabı göster
Maybe if we ask at the front desk...
that doesn't work ile bir yöntemin işe yaramadığını söylemek
That doesn't work, az önce denenen yöntem ya da fikrin istenen sonucu vermediğini anlatır. Buradaki work, “bir işi olmak” değil, “etkili olmak” veya “çalışmak” demektir. That daha önce sözü edilen bir yöntemi, planı, ayarı, cihazı veya düzenlemeyi gösterebilir. Bu ifade, bir şeyin sorunu çözmediğini veya gerektiği gibi çalışmadığını belirtmenin genel bir yoludur.
Alıştırma
Önerilen kestirme yol yine daha uzun sürüyor. Hangi yanıt bu fikrin etkili olmadığını söyler?
- That person is at work.
- That doesn't work.
- That works perfectly.
Cevabı göster
That doesn't work.
what if I...?: temkinli bir öneri sunmak
Bu cümlede What if I...? bir eylemi olasılık olarak ortaya koyar: konuşan kişi, bunu yaparsa ne olabileceğini başkalarının düşünmesini ister. Daha önce gerçekleşmiş bir olayı sormaz. What if I + fiilin yalın hâli...? tek başına tamamlanmış bir soru olabilir ve sorun çözerken temkinli bir öneri sunmak için sıkça kullanılır. Dinleyici öneriyi kabul edebilir, reddedebilir veya sonucunu tahmin edebilir.
Alıştırma
Trene binmeyi önermek için hedef kalıbı kullanın: ____ take the train instead?
Cevabı göster
What if I
take a run up?: yaklaşma koşusu için run-up ismini kullanmak
Bu cümlede take a run-up, sonraki hareketten önce hız kazanmak için birkaç adım koşmak anlamına gelir. Run-up sayılabilen birleşik bir isimdir; bu nedenle bu ifadede a artikeliyle kullanılır. Düzenlenmiş İngilizce metinlerde bu isim genellikle kısa çizgiyle run-up şeklinde yazılır. Örnekteki run up burada yine isim anlamındadır; yukarı doğru koşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişinin sıçramadan önce hız kazanmak için birkaç adım koşacağını doğal biçimde ifade eder?
- I'll take a run-up before I jump.
- I'll go for a run before I jump.
- I'll run up the stairs before I jump.
Cevabı göster
I'll take a run-up before I jump.
Cesaretlendirme ve teşvik için Come on
Burada Come on, ellerden konuşana doğru gelmelerini istemez. Konuşan kişi kendi ellerine, sanki onu duyabiliyorlarmış gibi seslenir ve uyum sağlamaları için Come on der. Böylece aslında kendini cesaretlendirir: “Devam et, bunu yapabilirsin.” Anlam, ses tonuna ve bağlama bağlıdır. Come on birini cesaretlendirebilir, acele ettirebilir ya da kızgınlık veya inanmama ifade edebilir. Burada çaba gösterilmesi ve doğrudan ellere seslenilmesi, cesaretlendirme ve teşvik anlamını açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede Come on, çaba gösteren birini cesaretlendirmek için kullanılmıştır?
- Come on, the train leaves in one minute!
- Oh, come on—that story cannot be true.
- Come on, Lina—you're almost at the top!
Cevabı göster
Come on, Lina—you're almost at the top!
I'm doing it. — devam eden başarı
Burada I'm doing it, it ile belirtilen hedefin gerçekten şu anda gerçekleşmekte olduğu anlamına gelir. It fiziksel bir nesneyi değil, bağlamdan zaten bilinen eylemi temsil eder. Şimdiki zaman yapısı am doing, devam eden başarıyı vurgular: konuşan kişi zor eylemi başarmaya başlamıştır, ancak eylem henüz bitmemiş olabilir. Heyecanlı ton, “İşe yarıyor—başarıyorum!” anlamına yakındır.
Alıştırma
Noah ilk kez tek başına bisiklete biniyor ve şu anda hâlâ sürüyor. Başarısı devam ederken bunu kutlamak için en uygun cümle hangisidir?
- I did it.
- I can do it.
- I'm doing it.
Cevabı göster
I'm doing it.
doing a handstand: do a handstand eşleşmesi
Do a handstand, bu beden hareketini yapmayı anlatan doğal fiil ve isim eşleşmesidir. Buradaki do, bir eylemi gerçekleştirmek anlamına gelir; yalnızca ödev gibi görevlerle kullanılmaz. I’m doing a handstand cümlesindeki şimdiki zaman, amut hareketinin o anda yapıldığını gösterir. Zamana veya görünüşe göre yalnızca do değişir: do a handstand, did a handstand, be doing a handstand. Tekil handstand ile a korunur.
Alıştırma
Cümleyi “amuda kalkmak” anlamındaki doğal İngilizce ifadeyle tamamlayın: At gymnastics practice, Mia can ____ without help.
Cevabı göster
do a handstand
see my handstand: bir harekete tanık olmak
Bu soruda see my handstand, amut hareketi yapıldıktan sonra onu fark etmek veya ona tanık olmak anlamına gelir. Konuşan kişi, hareketin birinin görüş alanına girip girmediğini kontrol eder; birinin her anı bilinçli biçimde izleyip izlemediğini sormaz. Önemli olan bir olayın görülüp görülmediğiyse see kullanın. see the goal veya see the accident örneklerinde olduğu gibi, nesne bir olay ya da sonuç olabilir.
Alıştırma
Az önce gol atıldı ve arkadaşınızın bunu görüp görmediğini öğrenmek istiyorsunuz. En iyi soru hangisidir?
- Did you see that goal?
- Did you look at that goal?
- Did you watch that goal?
Cevabı göster
Did you see that goal?
can you watch me: Can you...? ile ricada bulunmak
Buradaki can you watch me, babanın görme yeteneğini sınamaz. Ondan dikkatini konuşana vermesini ve konuşanın yapacağı hareketi izlemesini ister. Can you + fiilin yalın hâli, günlük bir ricada bulunmanın yaygın bir yoludur. Soru biçimi genellikle Watch me. emrinden daha yumuşak gelir.
Alıştırma
Burada öğrendiğin iki kelimeyle günlük ricayı tamamla: ____ hold the door for me?
Cevabı göster
Can you
watch me do a handstand: watch + nesne + fiilin yalın hâli
watch me do a handstand ifadesinde watch fiilini nesne olan me, ardından do fiilinin yalın hâli izler. Me hareketi yapan kişidir; do a handstand ise izlenen harekettir. Bu yapıda watch'tan sonra to olmadan fiilin yalın hâli gelir: watch me do denir, watch me to do denmez. Yalın fiil, hareketi bütün bir olay ya da gösteri olarak sunar.
Alıştırma
Birinin bir numaranın tamamını izlemesini istiyorsun. Hedef yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- Watch I do this card trick.
- Watch me do this card trick.
- Watch me to do this card trick.
Cevabı göster
Watch me do this card trick.
Samimi ve gündelik bir hitap olarak mate
“Yeah, mate.” cümlesinde mate, dinleyiciye doğrudan hitap etmek için kullanılır. Birine “arkadaşım” veya “dostum” demeye benzer şekilde samimi ve rahat bir hava katar. Bu kullanım Avustralya ve Britanya İngilizcesindeki konuşmalarda yaygındır ve aile içinde sevgi dolu bir hitap olarak da kullanılabilir. Burada mate, “eş” veya aynı etkinliği paylaşan kişi anlamına gelmez.
Alıştırma
“Yeah, mate.” cümlesindeki mate ne anlama gelir?
- Dinleyiciye samimi ve gündelik biçimde hitap etme yolu
- Dinleyicinin eşi
- Dinleyicinin resmî unvanı
Cevabı göster
Dinleyiciye samimi ve gündelik biçimde hitap etme yolu
Coşkulu teşvik için Go for it.
Go for it., birini denemeye, harekete geçmeye veya bir hedefin peşinden gitmeye teşvik etmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bir şeye doğru gerçekten hareket etmek değil, “Yap!” veya “Bir dene!” anlamına gelir. it zamiri, daha önce konuşulan eyleme, fikre veya fırsata gönderme yapar. Bu ifade hem eyleme izin verebilir hem de etkin bir destek gösterebilir.
Alıştırma
Dersteki kalıplaşmış ifadeyle teşvik cümlesini tamamlayın: Lina bir yarışa katılmak istiyor ama kendinden emin değil. Ona şöyle diyorsunuz: “____—you've trained hard.”
Cevabı göster
Go for it
Keep watching: devamlılık bildiren keep + -ing
Keep watching. “İzlemeye devam et; durma” anlamına gelir. keep + fiil-ing yapısında keep, daha önce başlamış bir eylemin sürmesini belirtir. Bu bir emir cümlesidir; bu nedenle özne olan you söylenmez, anlaşılır. Bu yapıda keep'ten sonra watching kullanılır; watch veya to watch kullanılmaz.
Alıştırma
watch fiilinin doğru biçimini kullan: The next scene explains everything, so keep ____.
Cevabı göster
watching
I can do it: yetenek ve kendini cesaretlendirme
I can do it. konuşanın, bağlamdan bilinen hedefi veya zorlu görevi tamamlayabileceğine inandığını belirtir. Yalnızca tarafsız bir yetenek ifadesi değil, aynı zamanda kişinin kendisini cesaretlendirmek için kullandığı kısa bir sözdür. Buradaki it, daha önce konuşulan göreve veya hedefe gönderme yapar; fiziksel bir nesneyi belirtmek zorunda değildir. Cümle, denemeden önceki veya deneme sırasındaki güveni ifade eder; işin tamamlandığını belirtmez.
Alıştırma
Zor bir yapbozu denemek üzeresin ve kendini cesaretlendirmek istiyorsun. En uygun cümle hangisidir?
- I can do it.
- I did it.
- I'm doing it.
Cevabı göster
I can do it.
pikelets: küçük pankekler için bölgesel bir ad
Bu Avustralya aile yemeği bağlamında pikelets, tavada pişirilen küçük ve oldukça kalın pankeklerdir. Çoğul biçim olan pikelets, yanmaya başlayan yiyeceği adlandırır; tekil biçimi pikelet'tir. Bu sözcük özel ad değil, bölgesel bir yiyecek adıdır. Onu bir tür küçük pankek olarak anlamak, cümleyi kavramak için gereken temel arka planı sağlar.
Alıştırma
Bu Avustralya yemek bağlamında pikelets nedir?
- Küçük ve kalın pankeklerdir.
- Oyuncak arabalardır.
- Turşu yapılmış sebzelerdir.
Cevabı göster
Küçük ve kalın pankeklerdir.
Just got to do these pikelets for your mum. Kalıp ifadeler
1:23Sadece annen için şu krepleri halletmeliyim.
Just got to do...: bir işin önce yapılması gerektiğini söylemek
Just got to do..., I've just got to do... ifadesinin eksiltili ve oldukça konuşma diline özgü biçimidir. Burada have got to, have to anlamına gelir; yani konuşan kişi o anda yapılması gereken bir işi önce halletmesi gerektiğini söyler. Nesne bir yiyecek olduğunda do these pikelets, onları hazırlamayı veya pişirmeyi bitirmek anlamına gelir. Daha genel olarak, yapılacak etkinlik bağlamdan belliyse do sözcüğü bir iş ya da nesneyle kullanılarak onu halletmek, tamamlamak veya hazırlamak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki Just ile başlayan, got to kullanan öznesiz yapıyla tamamlayın: "____ this last check, then I'm ready."
Cevabı göster
Just got to do
have to: durumdan kaynaklanan gerekliliği ifade etmek
Have to + fiilin yalın hâli, gereklilik bildirir: bir durum, kural veya görev eylemin yapılmasını gerekli kılar. Buradaki have to get, konuşanın o anda gidip arabasını alması gerektiğini düşündüğünü gösterir. Bu yapıda have, “sahip olmak” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp özne + have/has to + fiilin yalın hâlidir; he, she veya it ile has to kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, gereklilik bildiren ders ifadesiyle tamamlayın: The bus is leaving in one minute, so we ____ go now.
Cevabı göster
have to
watch this: dikkati yaklaşan bir eyleme yöneltmek
Watch this, konuşanın bir şey yapmasından veya göstermesinden hemen önce dikkati çekmek için kullanılan kısa bir ifadedir. Buradaki this, yalnızca konuşanın elindeki bir nesneyi değil, birazdan gerçekleşecek eylemi işaret eder. Watch, dinleyiciden bir eylem veya değişim boyunca bakmaya devam etmesini ister. Bu nedenle ifade, “Şimdi yapacağım şeye bak” veya “İyi izle” gibi işlev görür.
Alıştırma
Bir numara yapmadan önce söyleyeceğiniz ifadeyi tamamlayın: ____—I'm going to make the coin disappear.
Cevabı göster
Watch this
hang on: birinden beklemesini istemek
Burada hang on, “kısa bir süre bekle” anlamına gelir. Konuşan kişi başka bir şeyle ilgilenirken dinleyiciden durmasını isteyen, gündelik bir ricadır. Hang burada bir şeyi asmak veya tutturmak şeklindeki gerçek anlamıyla kullanılmaz. Hang on tek başına kullanılabilir ya da ardından a second veya a moment gibi bir zaman ifadesi gelebilir. Bu ifadeler genellikle kesin bir süreyi değil, “kısaca” beklemeyi anlatır.
Alıştırma
Bir adresi kontrol ederken arkadaşınızdan beklemesini istiyorsunuz. Hangi cümlede hang on doğal biçimde kullanılmıştır?
- Hang up a moment while I check the address.
- Hang on a moment while I check the address.
- Hang the address on while I check.
Cevabı göster
Hang on a moment while I check the address.
good one: az önceki bir davranış veya söze yönelik gündelik övgü
Good one, birinin az önce yaptığı veya söylediği bir şeyi övmenin kısa ve gündelik bir yoludur. Burada one, daha önceki belirgin bir davranışı, cevabı, fikri, şakayı veya başka bir katkıyı temsil eder; bir sayısı anlamına gelmez. Bu cümlede one, konuşan kişinin tamamlandığını düşündüğü davranışı gösterir ve good one bu performansa yönelik samimi bir övgü ifade eder.
Alıştırma
Bir arkadaşınız az önce zor bir bulmacayı çözdü. Hangi kısa ve gündelik cevap bu performansı doğal biçimde över?
- Only one!
- Good one!
- Choose one!
Cevabı göster
Good one!
I haven't done it yet: şu ana kadar hâlâ tamamlanmadı
I haven't done it yet, present perfect yapısının olumsuz biçimini kullanır: haven't + geçmiş zaman ortacı done. Bu, konuşma anında eylemin hâlâ tamamlanmadığı anlamına gelir. Olumsuz bir cümlede yet, “şu ana kadar henüz” anlamındadır. Genellikle eylemin daha sonra gerçekleşme ihtimalini açık bırakır; “asla” demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi hasn't kısaltması, finish fiilinin geçmiş zaman ortacı ve yet ile tamamlayın: Mia ____ her homework ____.
Cevabı göster
hasn't finished · yet
put these pikelets out: yiyecekleri servis için ortaya koymak
Burada put + yiyecek + out, yiyeceği insanların görebileceği, alabileceği veya yiyebileceği bir yere taşımak ya da koymak anlamına gelir. put these pikelets out ifadesinde these pikelets, put ile out arasına yerleştirilen nesnedir. Put out birden fazla anlama sahiptir. Nesnenin yiyecek olması, burada anlamın “pikeletleri ortaya koymak veya servis etmek” olduğunu gösterir; “söndürmek” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi put ... out ve them zamiriyle tamamlayın: The snacks are ready, and the guests are arriving, so let's ____.
Cevabı göster
put them out
Uh, no one wants to watch my handstand. Ton ve niyet
1:59Of, kimse amuda kalkmamı izlemek istemiyor.
No one wants to...: hayal kırıklığından doğan genelleme
Bu cümlede no one wants to watch... sözleri kelimesi kelimesine, izlemek isteyen tek bir kişinin bile olmadığını söyler. Ancak daha önemlisi, konuşan kişi görmezden gelindiğini düşünüp hayal kırıklığını dile getirir; herkesle tek tek konuşularak doğrulanmış bir gerçeği sakin biçimde bildirmez. No one biçim olarak kesin ve kapsamlı bir olumsuzluktur. Bu yüzden birkaç kez yanıt alamamak, “kimse izlemek istemiyor” şeklinde geniş bir duygusal özete dönüşebilir. Benzer konuşmalarda iki katmanı da fark edin: başkalarının isteğiyle ilgili gerçek anlam ve konuşanın incinmiş ya da hayal kırıklığına uğramış tavrı.
Alıştırma
Bir çocuk birkaç kişiden yaptığı hareketi izlemelerini ister, ancak kimse yanıt vermez. Şu açıklamayı değerlendirin: 'No one wants to watch me' hayal kırıklığından doğan duygusal bir genelleme olabilir; herkesin isteğinin kanıtı değildir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru