Bingo Amuda Kalkabilir mi? 🧡 | Bluey 2. Sezon Önemli Anlar | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
236 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Bingo amuda kalkmayı başarmak için tekrar tekrar farklı yöntemler dener, ardından meşgul aile üyeleriyle arkadaşlarından onu izlemelerini ister. Sonunda başarır, ancak o anı kimse görmez ve Bingo kendisini önemsenmemiş hisseder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. that doesn't work. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Bir yöntem, plan, cihaz ya da açıklama beklenen sonucu vermediğinde kullanılan bu kısa ve doğal tepkiyi öğrenin; work sözcüğünü yalnızca bir işte çalışmak anlamıyla sınırlamayın. İfade, başarısız olan bir çözümü değerlendirip başka bir seçeneğe geçerken özellikle kullanışlıdır. 2. can you watch me — Konuşma edimbilimi ve tutum. Buradaki can you ifadesinin karşıdakinin yeteneğini gerçekten sorgulamadığını, nazik bir gündelik rica başlattığını fark edin. Bir şey yaparken veya gösterirken karşınızdakinden dikkatini size vermesini doğrudan emirden daha yumuşak bir tonla istemek için bu başlangıcı kullanın. 3. I haven't done it yet. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Present perfect ile yet birleşiminin, eylemin şu ana kadar tamamlanmadığını ama daha sonra tamamlanma ihtimalinin sürdüğünü nasıl gösterdiğini anlayın. Bir görev, hareket veya gösterinin bittiğini erken varsayan birini doğal biçimde düzeltmek için kullanın.

Bu derste

Oh, my arms are tired.

0:01

Oh, kollarım yoruldu.

I'll just rest them a bit. Kalıp ifadeler

0:04

Biraz dinlendireyim.

Kalıp ifadeler

a bit: kısa bir süreyi ifade etme

Burada a bit, rest fiilinden sonra gelir ve “kısa bir süreliğine” anlamına gelir. Dinlenmenin uzun bir ara değil, kısa ve küçük bir mola olduğunu hissettirir. Günlük İngilizcede a bit, zamanın veya derecenin az olduğunu anlatabilir. Kesin anlamı neyi nitelediğine bağlıdır; burada dinlenme eylemini nitelediği için fiziksel bir parçayı değil, zamanı belirtir.

Alıştırma

"I'll just rest them a bit" cümlesinde a bit neyi anlatır?

  1. Küçük, fiziksel bir parça taşınacak.
  2. Dinlenme hiç bitmeyecek.
  3. Dinlenme süresi kısa olacak.
Cevabı göster

Dinlenme süresi kısa olacak.

Are you ready, arms?

0:09

Hazır mısınız kollar?

Yeah, you're ready.

0:12

Evet, hazırsınız.

Let's try again. Kalıp ifadeler

0:13

Tekrar deneyelim.

Kalıp ifadeler

Let's try again: yeniden denemeye davet etme

Let's try again. bir kez daha denemeyi önerir. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; bu yüzden normalde hem konuşanı hem de hitap edilen kişiyi veya grubu kapsar. Bu cümle, bir deneme başarısız olduğunda veya bir alıştırmanın tekrarlanması gerektiğinde sık kullanılır. Genellikle teşvik edici ve iş birliğine açık bir etki yaratır. Konuşan kişi bunu yeniden başlamak için kendisine de söyleyebilir.

Alıştırma

Bir grubun ilk denemesi işe yaramadı. Hangi cümle, konuşan kişi dâhil herkesi doğal biçimde yeniden denemeye davet eder?

  1. Let's try again.
  2. We tried it yesterday.
  3. Try it without me.
Cevabı göster

Let's try again.

Hands down and push.

0:15

Eller aşağı ve it.

Oh, almost.

0:18

Oh, neredeyse.

Maybe if I um put my hands down first. Dilbilgisi

0:20

Belki de, hımm, önce ellerimi yere koysam.

Dilbilgisi

Maybe if... ile konuşurken temkinli bir öneri sunmak

Maybe if olası bir koşulu başlatır; maybe de fikrin kesin değil, yoklama amaçlı olduğunu hissettirir. Burada konuşan kişi sesli düşünüyor ve işe yarayabilecek bir yolu deneme amaçlı öne sürüyor. Gündelik konuşmada beklenen sonuç durumdan belliyse konuşan kişi if yan cümlesinden sonra durabilir. Tam düşünce “Maybe if I put my hands down first, it will work” olabilir, ancak sonuç söylenmek zorunda değildir.

Alıştırma

Bir grup bir sorunu çözmeye çalışıyor. Konuşan kişi hâlâ düşünürken temkinli bir fikir sunmasını en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. The front desk is near the entrance.
  2. Maybe if we ask at the front desk...
  3. We asked at the front desk yesterday.
Cevabı göster

Maybe if we ask at the front desk...

And then push.

0:24

Ve sonra itsem.

No, that doesn't work. Kalıp ifadeler

0:27

Hayır, bu işe yaramıyor.

Kalıp ifadeler

that doesn't work ile bir yöntemin işe yaramadığını söylemek

That doesn't work, az önce denenen yöntem ya da fikrin istenen sonucu vermediğini anlatır. Buradaki work, “bir işi olmak” değil, “etkili olmak” veya “çalışmak” demektir. That daha önce sözü edilen bir yöntemi, planı, ayarı, cihazı veya düzenlemeyi gösterebilir. Bu ifade, bir şeyin sorunu çözmediğini veya gerektiği gibi çalışmadığını belirtmenin genel bir yoludur.

Alıştırma

Önerilen kestirme yol yine daha uzun sürüyor. Hangi yanıt bu fikrin etkili olmadığını söyler?

  1. That person is at work.
  2. That doesn't work.
  3. That works perfectly.
Cevabı göster

That doesn't work.

Oh, what if I take a run up? Notlar

0:28

Oh, peki ya biraz geriden koşarsam?

Dilbilgisi

what if I...?: temkinli bir öneri sunmak

Bu cümlede What if I...? bir eylemi olasılık olarak ortaya koyar: konuşan kişi, bunu yaparsa ne olabileceğini başkalarının düşünmesini ister. Daha önce gerçekleşmiş bir olayı sormaz. What if I + fiilin yalın hâli...? tek başına tamamlanmış bir soru olabilir ve sorun çözerken temkinli bir öneri sunmak için sıkça kullanılır. Dinleyici öneriyi kabul edebilir, reddedebilir veya sonucunu tahmin edebilir.

Alıştırma

Trene binmeyi önermek için hedef kalıbı kullanın: ____ take the train instead?

Cevabı göster

What if I

Kalıp ifadeler

take a run up?: yaklaşma koşusu için run-up ismini kullanmak

Bu cümlede take a run-up, sonraki hareketten önce hız kazanmak için birkaç adım koşmak anlamına gelir. Run-up sayılabilen birleşik bir isimdir; bu nedenle bu ifadede a artikeliyle kullanılır. Düzenlenmiş İngilizce metinlerde bu isim genellikle kısa çizgiyle run-up şeklinde yazılır. Örnekteki run up burada yine isim anlamındadır; yukarı doğru koşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişinin sıçramadan önce hız kazanmak için birkaç adım koşacağını doğal biçimde ifade eder?

  1. I'll take a run-up before I jump.
  2. I'll go for a run before I jump.
  3. I'll run up the stairs before I jump.
Cevabı göster

I'll take a run-up before I jump.

Oh, no, that doesn't work.

0:32

Oh, hayır, bu da işe yaramıyor.

Try again, Bingo.

0:35

Tekrar dene, Bingo.

Come on, hands. Ton ve niyet

0:38

Hadi, eller.

Ton ve niyet

Cesaretlendirme ve teşvik için Come on

Burada Come on, ellerden konuşana doğru gelmelerini istemez. Konuşan kişi kendi ellerine, sanki onu duyabiliyorlarmış gibi seslenir ve uyum sağlamaları için Come on der. Böylece aslında kendini cesaretlendirir: “Devam et, bunu yapabilirsin.” Anlam, ses tonuna ve bağlama bağlıdır. Come on birini cesaretlendirebilir, acele ettirebilir ya da kızgınlık veya inanmama ifade edebilir. Burada çaba gösterilmesi ve doğrudan ellere seslenilmesi, cesaretlendirme ve teşvik anlamını açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede Come on, çaba gösteren birini cesaretlendirmek için kullanılmıştır?

  1. Come on, the train leaves in one minute!
  2. Oh, come on—that story cannot be true.
  3. Come on, Lina—you're almost at the top!
Cevabı göster

Come on, Lina—you're almost at the top!

Come on, arms.

0:39

Hadi, kollar.

I'm doing it. Kalıp ifadeler

0:42

Yapıyorum.

Kalıp ifadeler

I'm doing it. — devam eden başarı

Burada I'm doing it, it ile belirtilen hedefin gerçekten şu anda gerçekleşmekte olduğu anlamına gelir. It fiziksel bir nesneyi değil, bağlamdan zaten bilinen eylemi temsil eder. Şimdiki zaman yapısı am doing, devam eden başarıyı vurgular: konuşan kişi zor eylemi başarmaya başlamıştır, ancak eylem henüz bitmemiş olabilir. Heyecanlı ton, “İşe yarıyor—başarıyorum!” anlamına yakındır.

Alıştırma

Noah ilk kez tek başına bisiklete biniyor ve şu anda hâlâ sürüyor. Başarısı devam ederken bunu kutlamak için en uygun cümle hangisidir?

  1. I did it.
  2. I can do it.
  3. I'm doing it.
Cevabı göster

I'm doing it.

I'm doing a Kalıp ifadeler

0:43

Ben bir şey yapıyorum

handstand!

0:44

Amut.

Kalıp ifadeler

doing a handstand: do a handstand eşleşmesi

Do a handstand, bu beden hareketini yapmayı anlatan doğal fiil ve isim eşleşmesidir. Buradaki do, bir eylemi gerçekleştirmek anlamına gelir; yalnızca ödev gibi görevlerle kullanılmaz. I’m doing a handstand cümlesindeki şimdiki zaman, amut hareketinin o anda yapıldığını gösterir. Zamana veya görünüşe göre yalnızca do değişir: do a handstand, did a handstand, be doing a handstand. Tekil handstand ile a korunur.

Alıştırma

Cümleyi “amuda kalkmak” anlamındaki doğal İngilizce ifadeyle tamamlayın: At gymnastics practice, Mia can ____ without help.

Cevabı göster

do a handstand

Is anyone seeing me?

0:46

Beni gören var mı?

Okay, I'm ready.

0:47

Tamam, hazırım.

Did anyone see my handstand? Kelime

0:50

Amuda kalktığımı gören oldu mu?

Kelime

see my handstand: bir harekete tanık olmak

Bu soruda see my handstand, amut hareketi yapıldıktan sonra onu fark etmek veya ona tanık olmak anlamına gelir. Konuşan kişi, hareketin birinin görüş alanına girip girmediğini kontrol eder; birinin her anı bilinçli biçimde izleyip izlemediğini sormaz. Önemli olan bir olayın görülüp görülmediğiyse see kullanın. see the goal veya see the accident örneklerinde olduğu gibi, nesne bir olay ya da sonuç olabilir.

Alıştırma

Az önce gol atıldı ve arkadaşınızın bunu görüp görmediğini öğrenmek istiyorsunuz. En iyi soru hangisidir?

  1. Did you see that goal?
  2. Did you look at that goal?
  3. Did you watch that goal?
Cevabı göster

Did you see that goal?

Winton, did you see it?

0:54

Winton, gördün mü?

No, sorry, Bingo.

0:56

Hayır, üzgünüm Bingo.

Coco, did you see it?

0:57

Coco, gördün mü?

No, Bingo.

0:58

Hayır, Bingo.

Aunt Trixie, did you see it?

1:00

Trixie Teyze, gördün mü?

Oh, no, sorry, sweetheart.

1:02

Oh, hayır, üzgünüm tatlım.

Buddy, did you see it?

1:03

Buddy, gördün mü?

No.

1:05

Hayır.

Uh, hey Dad, can you watch me do a handstand? Notlar

1:06

Uh, hey Baba, amuda kalkmamı izler misin?

Ton ve niyet

can you watch me: Can you...? ile ricada bulunmak

Buradaki can you watch me, babanın görme yeteneğini sınamaz. Ondan dikkatini konuşana vermesini ve konuşanın yapacağı hareketi izlemesini ister. Can you + fiilin yalın hâli, günlük bir ricada bulunmanın yaygın bir yoludur. Soru biçimi genellikle Watch me. emrinden daha yumuşak gelir.

Alıştırma

Burada öğrendiğin iki kelimeyle günlük ricayı tamamla: ____ hold the door for me?

Cevabı göster

Can you

Dilbilgisi

watch me do a handstand: watch + nesne + fiilin yalın hâli

watch me do a handstand ifadesinde watch fiilini nesne olan me, ardından do fiilinin yalın hâli izler. Me hareketi yapan kişidir; do a handstand ise izlenen harekettir. Bu yapıda watch'tan sonra to olmadan fiilin yalın hâli gelir: watch me do denir, watch me to do denmez. Yalın fiil, hareketi bütün bir olay ya da gösteri olarak sunar.

Alıştırma

Birinin bir numaranın tamamını izlemesini istiyorsun. Hedef yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Watch I do this card trick.
  2. Watch me do this card trick.
  3. Watch me to do this card trick.
Cevabı göster

Watch me do this card trick.

Yeah, mate. Kelime

1:10

Tabii, dostum.

Kelime

Samimi ve gündelik bir hitap olarak mate

“Yeah, mate.” cümlesinde mate, dinleyiciye doğrudan hitap etmek için kullanılır. Birine “arkadaşım” veya “dostum” demeye benzer şekilde samimi ve rahat bir hava katar. Bu kullanım Avustralya ve Britanya İngilizcesindeki konuşmalarda yaygındır ve aile içinde sevgi dolu bir hitap olarak da kullanılabilir. Burada mate, “eş” veya aynı etkinliği paylaşan kişi anlamına gelmez.

Alıştırma

“Yeah, mate.” cümlesindeki mate ne anlama gelir?

  1. Dinleyiciye samimi ve gündelik biçimde hitap etme yolu
  2. Dinleyicinin eşi
  3. Dinleyicinin resmî unvanı
Cevabı göster

Dinleyiciye samimi ve gündelik biçimde hitap etme yolu

Go for it. Deyimler

1:11

Göster kendini.

Deyimler

Coşkulu teşvik için Go for it.

Go for it., birini denemeye, harekete geçmeye veya bir hedefin peşinden gitmeye teşvik etmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bir şeye doğru gerçekten hareket etmek değil, “Yap!” veya “Bir dene!” anlamına gelir. it zamiri, daha önce konuşulan eyleme, fikre veya fırsata gönderme yapar. Bu ifade hem eyleme izin verebilir hem de etkin bir destek gösterebilir.

Alıştırma

Dersteki kalıplaşmış ifadeyle teşvik cümlesini tamamlayın: Lina bir yarışa katılmak istiyor ama kendinden emin değil. Ona şöyle diyorsunuz: “____—you've trained hard.”

Cevabı göster

Go for it

Almost.

1:12

Neredeyse.

Keep watching. Dilbilgisi

1:13

İzlemeye devam et.

Dilbilgisi

Keep watching: devamlılık bildiren keep + -ing

Keep watching. “İzlemeye devam et; durma” anlamına gelir. keep + fiil-ing yapısında keep, daha önce başlamış bir eylemin sürmesini belirtir. Bu bir emir cümlesidir; bu nedenle özne olan you söylenmez, anlaşılır. Bu yapıda keep'ten sonra watching kullanılır; watch veya to watch kullanılmaz.

Alıştırma

watch fiilinin doğru biçimini kullan: The next scene explains everything, so keep ____.

Cevabı göster

watching

I can do it. Kalıp ifadeler

1:14

Yapabilirim.

Kalıp ifadeler

I can do it: yetenek ve kendini cesaretlendirme

I can do it. konuşanın, bağlamdan bilinen hedefi veya zorlu görevi tamamlayabileceğine inandığını belirtir. Yalnızca tarafsız bir yetenek ifadesi değil, aynı zamanda kişinin kendisini cesaretlendirmek için kullandığı kısa bir sözdür. Buradaki it, daha önce konuşulan göreve veya hedefe gönderme yapar; fiziksel bir nesneyi belirtmek zorunda değildir. Cümle, denemeden önceki veya deneme sırasındaki güveni ifade eder; işin tamamlandığını belirtmez.

Alıştırma

Zor bir yapbozu denemek üzeresin ve kendini cesaretlendirmek istiyorsun. En uygun cümle hangisidir?

  1. I can do it.
  2. I did it.
  3. I'm doing it.
Cevabı göster

I can do it.

I'm watching.

1:15

İzliyorum.

Oops, burning my pikelets. Kültür

1:18

Oops, kreplerimi yakıyorum.

Kültür

pikelets: küçük pankekler için bölgesel bir ad

Bu Avustralya aile yemeği bağlamında pikelets, tavada pişirilen küçük ve oldukça kalın pankeklerdir. Çoğul biçim olan pikelets, yanmaya başlayan yiyeceği adlandırır; tekil biçimi pikelet'tir. Bu sözcük özel ad değil, bölgesel bir yiyecek adıdır. Onu bir tür küçük pankek olarak anlamak, cümleyi kavramak için gereken temel arka planı sağlar.

Alıştırma

Bu Avustralya yemek bağlamında pikelets nedir?

  1. Küçük ve kalın pankeklerdir.
  2. Oyuncak arabalardır.
  3. Turşu yapılmış sebzelerdir.
Cevabı göster

Küçük ve kalın pankeklerdir.

Yeah.

1:20

Evet.

Did you see me?

1:21

Beni gördün mü?

Oh, sorry, Bingo.

1:22

Oh, üzgünüm, Bingo.

Just got to do these pikelets for your mum. Kalıp ifadeler

1:23

Sadece annen için şu krepleri halletmeliyim.

Kalıp ifadeler

Just got to do...: bir işin önce yapılması gerektiğini söylemek

Just got to do..., I've just got to do... ifadesinin eksiltili ve oldukça konuşma diline özgü biçimidir. Burada have got to, have to anlamına gelir; yani konuşan kişi o anda yapılması gereken bir işi önce halletmesi gerektiğini söyler. Nesne bir yiyecek olduğunda do these pikelets, onları hazırlamayı veya pişirmeyi bitirmek anlamına gelir. Daha genel olarak, yapılacak etkinlik bağlamdan belliyse do sözcüğü bir iş ya da nesneyle kullanılarak onu halletmek, tamamlamak veya hazırlamak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki Just ile başlayan, got to kullanan öznesiz yapıyla tamamlayın: "____ this last check, then I'm ready."

Cevabı göster

Just got to do

Hey.

1:25

Hey.

Okay.

1:25

Tamam.

Hey, Missy.

1:29

Hey, Missy.

Watch me do a handstand.

1:30

Amuda kalkmamı izle.

Okay, Bingo.

1:31

Tamam, Bingo.

Whoa, I have to get my car, Bingo. Dilbilgisi

1:33

Vay canına, arabamı almalıyım, Bingo.

Dilbilgisi

have to: durumdan kaynaklanan gerekliliği ifade etmek

Have to + fiilin yalın hâli, gereklilik bildirir: bir durum, kural veya görev eylemin yapılmasını gerekli kılar. Buradaki have to get, konuşanın o anda gidip arabasını alması gerektiğini düşündüğünü gösterir. Bu yapıda have, “sahip olmak” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp özne + have/has to + fiilin yalın hâlidir; he, she veya it ile has to kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, gereklilik bildiren ders ifadesiyle tamamlayın: The bus is leaving in one minute, so we ____ go now.

Cevabı göster

have to

Did you see Oh.

1:34

Gördün mü Oh.

Bluey, watch this. Ton ve niyet

1:37

Bluey, şuna bak.

Ton ve niyet

watch this: dikkati yaklaşan bir eyleme yöneltmek

Watch this, konuşanın bir şey yapmasından veya göstermesinden hemen önce dikkati çekmek için kullanılan kısa bir ifadedir. Buradaki this, yalnızca konuşanın elindeki bir nesneyi değil, birazdan gerçekleşecek eylemi işaret eder. Watch, dinleyiciden bir eylem veya değişim boyunca bakmaya devam etmesini ister. Bu nedenle ifade, “Şimdi yapacağım şeye bak” veya “İyi izle” gibi işlev görür.

Alıştırma

Bir numara yapmadan önce söyleyeceğiniz ifadeyi tamamlayın: ____—I'm going to make the coin disappear.

Cevabı göster

Watch this

Sorry, Bingo.

1:38

Üzgünüm, Bingo.

I'm racing.

1:39

Yarışıyorum.

Mum, can you watch me do a handstand?

1:41

Anne, amuda kalkmamı izler misin?

Okay, sweetie.

1:43

Tamam, tatlım.

Just just hang on. Öbek fiiller

1:45

Sadece biraz bekle.

Öbek fiiller

hang on: birinden beklemesini istemek

Burada hang on, “kısa bir süre bekle” anlamına gelir. Konuşan kişi başka bir şeyle ilgilenirken dinleyiciden durmasını isteyen, gündelik bir ricadır. Hang burada bir şeyi asmak veya tutturmak şeklindeki gerçek anlamıyla kullanılmaz. Hang on tek başına kullanılabilir ya da ardından a second veya a moment gibi bir zaman ifadesi gelebilir. Bu ifadeler genellikle kesin bir süreyi değil, “kısaca” beklemeyi anlatır.

Alıştırma

Bir adresi kontrol ederken arkadaşınızdan beklemesini istiyorsunuz. Hangi cümlede hang on doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Hang up a moment while I check the address.
  2. Hang on a moment while I check the address.
  3. Hang the address on while I check.
Cevabı göster

Hang on a moment while I check the address.

I'm watching.

1:46

İzliyorum.

Keep watching.

1:47

İzlemeye devam et.

I can do it.

1:48

Yapabilirim.

Oh, good one, honey. Kalıp ifadeler

1:49

Oh, çok iyiydi canım.

Kalıp ifadeler

good one: az önceki bir davranış veya söze yönelik gündelik övgü

Good one, birinin az önce yaptığı veya söylediği bir şeyi övmenin kısa ve gündelik bir yoludur. Burada one, daha önceki belirgin bir davranışı, cevabı, fikri, şakayı veya başka bir katkıyı temsil eder; bir sayısı anlamına gelmez. Bu cümlede one, konuşan kişinin tamamlandığını düşündüğü davranışı gösterir ve good one bu performansa yönelik samimi bir övgü ifade eder.

Alıştırma

Bir arkadaşınız az önce zor bir bulmacayı çözdü. Hangi kısa ve gündelik cevap bu performansı doğal biçimde över?

  1. Only one!
  2. Good one!
  3. Choose one!
Cevabı göster

Good one!

No, no, I haven't done it yet. Dilbilgisi

1:50

Hayır, hayır, henüz yapmadım ki.

Dilbilgisi

I haven't done it yet: şu ana kadar hâlâ tamamlanmadı

I haven't done it yet, present perfect yapısının olumsuz biçimini kullanır: haven't + geçmiş zaman ortacı done. Bu, konuşma anında eylemin hâlâ tamamlanmadığı anlamına gelir. Olumsuz bir cümlede yet, “şu ana kadar henüz” anlamındadır. Genellikle eylemin daha sonra gerçekleşme ihtimalini açık bırakır; “asla” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi hasn't kısaltması, finish fiilinin geçmiş zaman ortacı ve yet ile tamamlayın: Mia ____ her homework ____.

Cevabı göster

hasn't finished · yet

Oh, okay.

1:52

Oh, tamam.

I'm watching.

1:52

İzliyorum.

Oh, almost.

1:53

Oh, neredeyse.

I'll just put these pikelets out honey. Öbek fiiller

1:55

Sadece şu krepleri servis edeyim tatlım.

Öbek fiiller

put these pikelets out: yiyecekleri servis için ortaya koymak

Burada put + yiyecek + out, yiyeceği insanların görebileceği, alabileceği veya yiyebileceği bir yere taşımak ya da koymak anlamına gelir. put these pikelets out ifadesinde these pikelets, put ile out arasına yerleştirilen nesnedir. Put out birden fazla anlama sahiptir. Nesnenin yiyecek olması, burada anlamın “pikeletleri ortaya koymak veya servis etmek” olduğunu gösterir; “söndürmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi put ... out ve them zamiriyle tamamlayın: The snacks are ready, and the guests are arriving, so let's ____.

Cevabı göster

put them out

Did you see me?

1:57

Beni gördün mü?

Uh, no one wants to watch my handstand. Ton ve niyet

1:59

Of, kimse amuda kalkmamı izlemek istemiyor.

Ton ve niyet

No one wants to...: hayal kırıklığından doğan genelleme

Bu cümlede no one wants to watch... sözleri kelimesi kelimesine, izlemek isteyen tek bir kişinin bile olmadığını söyler. Ancak daha önemlisi, konuşan kişi görmezden gelindiğini düşünüp hayal kırıklığını dile getirir; herkesle tek tek konuşularak doğrulanmış bir gerçeği sakin biçimde bildirmez. No one biçim olarak kesin ve kapsamlı bir olumsuzluktur. Bu yüzden birkaç kez yanıt alamamak, “kimse izlemek istemiyor” şeklinde geniş bir duygusal özete dönüşebilir. Benzer konuşmalarda iki katmanı da fark edin: başkalarının isteğiyle ilgili gerçek anlam ve konuşanın incinmiş ya da hayal kırıklığına uğramış tavrı.

Alıştırma

Bir çocuk birkaç kişiden yaptığı hareketi izlemelerini ister, ancak kimse yanıt vermez. Şu açıklamayı değerlendirin: 'No one wants to watch me' hayal kırıklığından doğan duygusal bir genelleme olabilir; herkesin isteğinin kanıtı değildir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru