Kanseri tedavi etmek neden bu kadar zor? - Kyuson Yun: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
728 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Video, kanseri tedavi etmenin neden hâlâ bu kadar zor olduğunu açıklıyor: Kanser sürekli evrilen çok sayıda hastalığı kapsıyor, tümörler farklı hücreler barındırıp çevreleriyle etkileşiyor ve tedavilerin kanser değiştikçe uyarlanması gerekiyor. Ayrıca araştırmalar ilerledikçe ölüm oranlarının düştüğünü belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a magic bullet — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Tıp ve politika tartışmalarında karmaşık bir sorunu bütünüyle çözmesi beklenen tek ve basit bir çözümü anlatan bu mecazı anlamak ve tek bir tedavinin neden birbirinden farklı birçok duruma yanıt veremeyeceğini açıklarken kullanmak. 2. mounting evidence suggests — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Araştırma ve haber dilinde, sayısı giderek artan bulguların desteklediği bir sonucu sunan resmî ifadeyi tanımak ve yeni beliren bilimsel bir eğilimi kesin gerçekmiş gibi göstermeden aktarmak için kullanmak. 3. one more tool to add to our arsenal. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Savaş mecazını, bir hastalıkla mücadelede kullanılabilecek ek bir bilgi veya yöntem olarak yorumlamak ve her yeni keşfin olası karşılıklar kümesini nasıl genişlettiğini anlatmak için bu kalıptan yararlanmak.

Bu derste

Why is it so difficult to cure cancer? Dilbilgisi

0:06

Kanseri tedavi etmek neden bu kadar zor?

Dilbilgisi

so difficult to cure: değerlendirilen eylem

so difficult to cure ifadesinde so, difficult sıfatının derecesini güçlendirir; soru, zorluğun neden bu kadar büyük olduğunu sorar. to cure cancer mastar grubu, zor olarak değerlendirilen eylemi belirtir. Burada to cure cancer, difficult ifadesinin anlamını tamamlar; amaç bildirmez. Daha genel olarak be so + adjective + to + verb, bir eylemi yapmanın nasıl olduğunu değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Özgün cümlede to cure cancer ne işe yarar?

  1. Kanserin bir şeyi iyileştirmeye çalıştığını söyler.
  2. Zor olarak tanımlanan eylemi belirtir.
  3. Soruyu sormanın amacını açıklar.
Cevabı göster

Zor olarak tanımlanan eylemi belirtir.

We've harnessed electricity, sequenced the human genome, Kelime

0:10

Elektriği kontrol altına aldık, insan genomunun dizilimini çıkardık

Kelime

harnessed electricity: elektriği kontrol edip kullanmak

harnessed electricity ifadesinde harness mecaz anlamdadır: güçlü bir doğal kuvveti kontrol altına almak ve pratik bir amaç için kullanmak demektir. Dolayısıyla ifade, insanların elektriği yalnızca keşfetmediğini, onu kontrol edip kullanmayı öğrendiğini anlatır. Potansiyeli yararlı sonuçlara dönüştürme vurgulandığında bu anlam energy, technology ve resources gibi isimlere de sıkça genişletilir.

Alıştırma

Kontrol edip pratik biçimde kullanmak anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: Engineers ____ wind energy to power the island.

Cevabı göster

harness

Kelime

sequenced the human genome: DNA sırasını belirlemek

Biyolojide sequence a genome, genomdaki DNA bazlarının sırasını belirlemek anlamına gelir. Burada sequenced geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla sequenced the human genome, araştırmacıların insanın tüm genetik bilgisini oluşturan DNA dizisini belirlediğini anlatır. Bu, yalnızca nesneleri planlanan bir sıraya koymak anlamına gelmez. Bilim ve sağlık haberlerinde sequence + DNA/genome genellikle genetik diziyi okuyup belirlemek demektir.

Alıştırma

Bir biyoteknoloji raporunda The lab sequenced the genome ne anlama gelir?

  1. Genomdaki DNA bazlarının sırasını belirlediler.
  2. Genomu eşit büyüklükte parçalara ayırdılar.
  3. Laboratuvar görevlerini planlanmış bir sıraya koydular.
Cevabı göster

Genomdaki DNA bazlarının sırasını belirlediler.

and eradicated smallpox. Kelime

0:14

ve çiçek hastalığını kökünden kazıdık.

Kelime

eradicated smallpox: çiçek hastalığını tamamen ortadan kaldırdı

Bu cümlede eradicated smallpox, çiçek hastalığının dünya çapında ortadan kaldırıldığı ve artık insanlar arasında doğal yollarla yayılmadığı anlamına gelir. Eradicate; vaka sayısının azalmasını, bulaşmanın kontrol edilmesini veya tek tek hastaların tedavi edilmesini değil, tamamen ortadan kaldırmayı ifade eder. Daha genel olarak eradicate, bir hastalık ya da başka ciddi ve zararlı bir sorun bir nüfustan veya sistemden tamamen kaldırıldığında kullanılır.

Alıştırma

Hastalığın artık o nüfusta bulunmadığını açıkça belirten cümle hangisidir?

  1. The program brought the disease under control.
  2. The program eradicated the disease.
  3. The clinic treated people with the disease.
Cevabı göster

The program eradicated the disease.

But after billions of dollars in research, Anlatım akışı

0:16

Fakat araştırmalara milyarlarca dolar harcamamıza rağmen,

we haven't found a solution for a disease that affects more than 14 million people and their families at any given time. Kalıp ifadeler

0:18

herhangi bir anda 14 milyondan fazla insanı ve ailelerini etkileyen bu hastalık için henüz bir çözüm bulamadık.

Anlatım akışı

But after billions of dollars in research: çaba ile sonuç arasındaki karşıtlık

But, daha önce sözü edilen başarılardan beklentinin tersine çıkan bir sonuca geçildiğini gösterir. Dinleyiciye, sıradaki bilginin az önce oluşturulan olumlu tabloyu sorgulatacağını bildirir. After billions of dollars in research, sonucu büyük bir para ve emek yatırımından sonraya yerleştirir. But ve haven't found ile birleştiğinde daha güçlü bir mesaj verir: bütün bu yatırıma rağmen sorun hâlâ çözülmemiştir. After zaman anlamını korur; ödünleme etkisi yalnızca after sözcüğünden değil, bütün birleşimden doğar.

Alıştırma

Hangi cümle aynı bilgi düzenini kullanır: büyük bir çabadan sonra hayal kırıklığı yaratan bir sonuç?

  1. But after three redesigns, the bridge still failed the safety test.
  2. Before the bridge was redesigned, the team discussed the budget.
  3. After three redesigns, the bridge passed every safety test.
Cevabı göster

But after three redesigns, the bridge still failed the safety test.

Kalıp ifadeler

found a solution for: çözümü hedefiyle ilişkilendirmek

haven't found a solution for içinde find a solution, bir şeyle başa çıkmak için uygulanabilir bir yol bulmak anlamına gelir. Found, haven't sonrasında geldiği için find fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. For, çözümün ele almayı amaçladığı problemi, durumu veya grubu tanıtır. Find a solution ifadesini bir bütün olarak öğrenin: solve doğrudan problemle kullanılır; bu yüzden solve a solution doğal bir İngilizce ifade değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedef eşdizimle tamamlayın. Found sözcüğünü to sonrasında gereken biçime dönüştürün: The team hopes to ____ this rare disease.

Cevabı göster

find a solution for

Kalıp ifadeler

at any given time: seçilen herhangi bir andaki durum

At any given time, “hangi tek an seçilirse seçilsin o anda” anlamına gelir. Verilen sayı anlık bir kesittir: belirli bir ana bakıldığında 14 milyondan fazla insan ve aileleri etkilenmektedir. Bu, uzun yıllar boyunca biriken toplam sayı değildir. Buradaki given, verme eylemi değil, “belirli” anlamında bir sıfattır. Bu ifade, seçilen herhangi bir zaman noktasında gözlemlenebilen değişken sayı veya durumları anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Örnekte at any given time neyi vurguluyor?

  1. Etkilenen ailelerin seçtiği bir zaman.
  2. Seçilen herhangi bir tek zaman noktasında etkilenen kişi sayısı.
  3. Tarih boyunca etkilenmiş toplam kişi sayısı.
  4. Yalnızca sabit bir son tarihten sonra etkilenen kişi sayısı.
Cevabı göster

Seçilen herhangi bir tek zaman noktasında etkilenen kişi sayısı.

Cancer arises as normal cells accumulate mutations. Notlar

0:26

Kanser, normal hücrelerde mutasyonlar biriktikçe ortaya çıkar.

Dilbilgisi

arises as: bir süreçle birlikte gelişme

Arises as yapısında arise, “ortaya çıkmak veya gelişmek” anlamına gelir; as ise bunun gerçekleştiği sırada ilerleyen süreci tanıtır. Normal hücreler giderek mutasyon biriktirir ve kanser bu süreçle birlikte gelişir. As sözcüğünün bu kullanımı, iki değişimin birlikte ilerlediğini vurgular. Bilimsel bağlam mekanizmaya dayalı bir bağlantıyı destekler, ancak as tek başına nedeni because kadar doğrudan belirtmez. Burada “rolünde veya olarak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede as, örnekteki gibi birlikte gelişen süreçleri anlatır?

  1. When the meeting ends, send me the notes.
  2. Because the alarm rang, everyone left the building.
  3. She works as a designer.
  4. The road becomes more dangerous as the temperature falls.
Cevabı göster

The road becomes more dangerous as the temperature falls.

Kalıp ifadeler

accumulate mutations: bilinçli toplama değil, kademeli birikim

Burada accumulate mutations, mutasyonların birbiri ardına oluşup hücrelerde veya onların soyundan gelen hücrelerde kalması ve böylece sayılarının zamanla artması demektir. Hücreler bunları bilinçli olarak toplamaz; accumulate kademeli bir birikimi anlatır. accumulate + isim yapısı, evidence, debt, risk, damage ve mutations gibi azar azar artan, özellikle soyut veya istenmeyen şeylerle yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Genetik değişikliklerin kademeli olarak biriktiğini anlatan, dersteki iki sözcüklü bilimsel eşdizimle cümleyi tamamlayın: As a virus reproduces, it can ____ over time.

Cevabı göster

accumulate mutations

Most of the time, cells can detect mutations or DNA damage and either fix them Notlar

0:31

Çoğu zaman hücreler, mutasyonları veya DNA hasarını tespit edip bunları ya onarabilir

Kelime

DNA damage: sayılamayan biyomedikal isim öbeği

DNA damage, DNA’nın kimyasal yapısına veya bütünlüğüne verilen zararı ifade eden biyomedikal bir isim öbeğidir. DNA, neyin zarar gördüğünü belirtir; damage ise burada fiil değil, sayılamayan bir isimdir. Hücreler DNA damage durumunu tespit edip onarabilir. Bu ifade tek başına DNA dizisinin kalıcı bir mutasyona uğradığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede DNA damage ne anlama gelir?

  1. DNA’nın normal kopyalanma süreci
  2. DNA’nın başka bir hücreye kasıtlı olarak zarar vermesi
  3. DNA’nın yapısına veya bütünlüğüne verilen zarar
Cevabı göster

DNA’nın yapısına veya bütünlüğüne verilen zarar

or self-destruct.

0:36

ya da kendilerini imha edebilirler.

Dilbilgisi

either fix them or self-destruct: iki alternatifi bağlamak

Either...or... iki alternatif sonucu birbirine bağlar. Burada hücreler, them sözcüğünün gönderme yaptığı mutasyonları veya DNA hasarını onarabilir ya da kendilerini yok edebilir. Either ilk seçeneği belirtir, or ise ikinci seçeneği getirir; either burada “ayrıca” anlamına gelmez. İki bölüm dil bilgisi açısından paralel olmalıdır. Bu cümlede fix ve self-destruct, can kapsamındaki yalın fiil biçimleridir.

Alıştırma

Either...or... eşli yapısını tamamlayın: The backup system will ____ repair the file ____ delete the damaged copy.

Cevabı göster

either · or

However, some mutations allow cancerous cells to grow unchecked and invade nearby tissues or even metastasize to distant organs. Notlar

0:38

Ancak bazı mutasyonlar, kanserli hücrelerin kontrolsüzce büyümesine ve yakındaki dokuları istila etmesine, hatta uzak organlara metastaz yapmasına neden olur.

Dilbilgisi

allow cancerous cells to grow unchecked: allow + nesne + to-infinitive

allow + object + to-infinitive kalıbı, bir şeyin nesnenin bir eylemi gerçekleştirmesini mümkün kıldığı anlamına gelir. Bu cümlede some mutations neden, cancerous cells nesne ve to grow unchecked mümkün hâle gelen eylemdir; unchecked, “kontrol edilmeden” demektir. Allow her zaman bir kişinin izin vermesini anlatmaz. Bilimsel ve teknik açıklamalarda çoğu zaman bir süreci veya sonucu mümkün kılan koşulu ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi allow + object + to-infinitive yapısıyla tamamlayın. Her boşluğa bir sözcük yazın: Poor ventilation can ____ moisture ____ build up indoors.

Cevabı göster

allow · to

Kalıp ifadeler

grow unchecked: kontrolsüzce büyümeye devam etmek

grow unchecked ifadesinde unchecked, büyümenin gerçekleştiği durumu anlatır: etkili bir denetim ya da kısıtlama olmadan sürer. Burada yalnızca 'incelenmemiş' anlamına gelmez. İfade, normal sınırların işlemediğini vurgular; aynı yapı kontrolsüzce büyümeye devam eden sorunları, maliyetleri veya nüfuzu da anlatabilir.

Alıştırma

'Online scams can grow unchecked when reports are ignored' cümlesinde grow unchecked ne anlama gelir?

  1. Büyümeden önce incelenmek.
  2. Etkili bir denetim olmadan büyümeye devam etmek.
  3. Yalnızca izin aldıktan sonra büyümek.
  4. Kendiliğinden büyümeyi durdurmak.
Cevabı göster

Etkili bir denetim olmadan büyümeye devam etmek.

Kelime

metastasize to distant organs: kanserin ilk oluştuğu yerin ötesine yayılması

Metastasize, kanserin ilk oluştuğu yerden vücudun başka bir bölümüne yayılıp orada ikincil tümörler oluşturabileceği durumlarda kullanılan tıbbi bir fiildir. Metastasize to distant organs, bu sürecin birincil tümörden uzaktaki organlara ulaştığı anlamına gelir. Cümlede even, bunun yakındaki dokuları istila etmekten daha ciddi bir olasılık olduğunu gösterir. Bu fiil basitçe move demekten daha kesin, genel spread fiilinden ise daha uzmanlık gerektiren bir ifadedir.

Alıştırma

'The cancer metastasized to the liver' ne anlama gelir?

  1. Kanser ilk oluştuğu yerden karaciğere yayıldı.
  2. Doktorlar karaciğeri ilk kez inceledi.
  3. Kanser ilk oluştuğu bölgeyle sınırlı kaldı.
  4. Karaciğer ameliyat sırasında hareket ettirildi.
Cevabı göster

Kanser ilk oluştuğu yerden karaciğere yayıldı.

Cancers become almost incurable once they metastasize. Notlar

0:48

Kanserler metastaz yaptıktan sonra neredeyse tedavi edilemez hale gelir.

Kelime

almost incurable: iyileştirilmesi neredeyse imkânsız

Bu cümlede incurable, “iyileştirilemeyen” anlamına gelir. Sözcük, in- (“değil”) ile curable (“iyileştirilebilir”) öğelerinden oluşur. Almost sıfatın kesinliğini azaltır: almost incurable, iyileştirmenin neredeyse imkânsız olduğunu belirtir ancak tamamen imkânsız olduğunu kesin olarak söylemez. İyileştirmek ile tedavi etmek aynı şey değildir. Bir hastalık incurable olsa bile treatable olabilir: tedavi, hastalığı tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol edebilir veya ilerlemeyi yavaşlatabilir.

Alıştırma

Bir doktor, “The disease is almost incurable, but treatment can control its symptoms.” diyor. En doğru yorum hangisidir?

  1. İyileştirilmesi çok zordur ancak iyileşme olasılığı tamamen dışlanmamıştır.
  2. Standart tedaviyle kolayca iyileştirilebilir.
  3. Hiçbir şekilde tedavi edilemez.
Cevabı göster

İyileştirilmesi çok zordur ancak iyileşme olasılığı tamamen dışlanmamıştır.

Dilbilgisi

once they metastasize: eşik bildiren once + yan cümle

Once they metastasize bir zaman yan cümlesidir. Burada once, “... olur olmaz” veya “o olay gerçekleştiğinde” anlamına gelir ve metastazı ana cümledeki sonucun geçerli olmaya başladığı eşik olarak sunar. They zamiri cancers sözcüğüne döner; metastasize ise vücudun başka bölgelerine yayılmak demektir. Genel gerçekler ve gelecek durumları anlatılırken once yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: once they metastasize denir, once they will metastasize denmez. Bu kullanım, “bir kez” anlamındaki once zarfından farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede once, ardından bir sonucun geldiği eşiği belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The filter should be replaced once a month.
  2. I visited the museum once.
  3. Once the alarm sounds, leave the building immediately.
Cevabı göster

Once the alarm sounds, leave the building immediately.

And cancer is incredibly complex.

0:53

Ve kanser inanılmaz derecede karmaşıktır.

It's not just one disease. Anlatım akışı

0:56

O sadece tek bir hastalık değildir.

Anlatım akışı

not just one disease: aşırı basitleştirilmiş bir çerçeveyi düzeltmek

“It's not just one disease” ifadesindeki not just, kanserin tek ve kendi içinde aynı özellikleri taşıyan bir hastalık olduğu yönündeki aşırı basitleştirilmiş düşünceyi reddeder. Burada vurgu yalnızca sayı üzerinde değildir; cümle, konunun anlaşılma çerçevesini değiştirir. Bu yapı genellikle daha kapsamlı bir açıklamanın geleceğine işaret eder. Konuşan kişi “It's not just X” dedikten sonra, basit bir etiketin gizlediği farklı türleri, nedenleri veya etkileri açıklayabilir.

Alıştırma

“It's not just one disease.” bir açıklamada nasıl bir işlev görür?

  1. Bu hastalığa yalnızca bir kişinin yakalanabileceğini söyler.
  2. Hastalığın basit olduğunu söyleyerek açıklamayı bitirir.
  3. Tek ve aynı özellikleri taşıyan bir hastalık olduğu düşüncesini düzeltir ve daha ayrıntılı bir açıklamaya zemin hazırlar.
  4. Her vakanın aynı tedaviyi gerektirdiğini iddia eder.
Cevabı göster

Tek ve aynı özellikleri taşıyan bir hastalık olduğu düşüncesini düzeltir ve daha ayrıntılı bir açıklamaya zemin hazırlar.

There are more than 100 different types and we don't have a magic bullet that can cure all of them. Deyimler

0:59

100'den fazla farklı türü vardır ve hepsini iyileştirebilecek sihirli bir değneğimiz yok.

Deyimler

a magic bullet: karmaşık bir soruna tek bir çözüm

“A magic bullet”, zor bir sorunu tamamen çözmesi beklenen basit ve kesin tek bir çözümü anlatan mecazdır. Bu cümlede, sözü edilen tüm kanser türlerini iyileştirecek evrensel bir tedavi anlamına gelir; gerçek bir mermi ya da mutlaka belirli bir ilaç değildir. “we don't have a magic bullet” olumsuz yapısı, tek bir çarenin karmaşık bir sorunun her yönünü çözebileceği beklentisini reddeder.

Alıştırma

Bu cümlede a magic bullet ne anlama gelir?

  1. Silah üretme planı
  2. Tıbbi araştırmalarda kullanılan gerçek bir mermi
  3. Karmaşık bir sorunu tamamen çözmesi beklenen tek bir çözüm
  4. Bir belirtiyi kısa süreliğine hafifleten bir tedavi
Cevabı göster

Karmaşık bir sorunu tamamen çözmesi beklenen tek bir çözüm

For most cancers, treatments usually include a combination of surgery to remove tumors Kalıp ifadeler

1:05

Çoğu kanser için tedavi, genellikle tümörleri çıkarmak için ameliyat ile

Kalıp ifadeler

a combination of: iki veya daha fazla öğenin birleşimi

A combination of, iki veya daha fazla parçanın, yöntemin ya da etkenin birlikte kullanıldığını belirtir. Of, birleşimi oluşturan öğeleri tanıtır ve ifade sıkça a combination of A and B kalıbında kullanılır. Bu cümlede ameliyat, mümkün olan tek tedavi olarak değil, tedavi planındaki yöntemlerden biri olarak sunulur.

Alıştırma

İki yöntemin birlikte kullanıldığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The workshop uses ____ short lectures and group activities.

Cevabı göster

a combination of

Kalıp ifadeler

surgery to remove tumors: amaç bildiren mastar

Surgery to remove tumors ifadesinde to remove tumors, surgery sözcüğünü niteleyen ve ameliyatın amacını belirten bir to-infinitive yapısıdır: ameliyat, tümörleri çıkarmak amacıyla yapılır. Gelecek zamanı ifade etmez. Aynı isim + to-infinitive yapısı, a scan to locate an injury örneğinde olduğu gibi bir yöntemin, aracın, testin veya planın amacını açıklayabilir.

Alıştırma

Amaç belirten bir to-infinitive oluşturmak için remove sözcüğünü kullanın: Doctors recommended surgery ____ the damaged tissue.

Cevabı göster

to remove

and radiation and chemotherapy to kill any cancerous cells left behind. Öbek fiiller

1:10

geride kalan kanserli hücreleri öldürmek için radyasyon ve kemoterapinin bir kombinasyonunu içerir.

Öbek fiiller

left behind: önceki bir süreçten sonra kalan

cancerous cells left behind ifadesinde left behind, cells sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı grubudur. cells that are left behind biçiminde açılabilir; bu yüzden edilgen ve sonuca odaklı bir anlam taşır: önceki ameliyat veya tedaviden sonra kalan hücreler. Bir isimden sonra kullanılan left behind, diğerleri çıkarıldığında ya da bir süreç bittiğinde hâlâ orada bulunan kişi veya şeyi tanımlayabilir. Burada hücrelerin diğer hücrelerden geri kaldığı ya da daha yavaş hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Özgün cümlede cancerous cells left behind ne anlama gelir?

  1. önceki tedaviden sonra kalan hücreler
  2. hastanın arkasında bulunan hücreler
  3. diğer hücrelerden daha yavaş büyüyen hücreler
Cevabı göster

önceki tedaviden sonra kalan hücreler

Hormone therapies, immunotherapy, and targeted treatments tailored for a specific type of cancer are sometimes used too. Notlar

1:16

Belirli bir kanser türüne göre uyarlanmış hormon terapileri, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler de bazen kullanılır.

Kelime

targeted treatments: belirli bir biyolojik hedefe yönelik tedaviler

targeted treatments ifadesinde targeted, belirli bir kanserle ilişkili molekül veya özellik gibi belirli bir biyolojik hedef üzerinde etkili olmak üzere bilinçli biçimde tasarlanmış ya da seçilmiş anlamına gelir. Tedavinin yalnızca fiziksel bir yöne doğrultulduğu anlamına gelmez. targeted + isim kalıbı tıp dışında da kullanışlıdır. targeted support veya targeted advertising örneklerinde olduğu gibi açıkça tanımlanmış bir gruba, ihtiyaca ya da soruna yönelik bir şeyi anlatır.

Alıştırma

Tıbbi bir bağlamda targeted treatments ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. yalnızca fiziksel bir konuma yöneltilmeleriyle tanımlanan tedaviler
  2. belirli bir biyolojik hedef üzerinde etkili olmak üzere tasarlanmış tedaviler
  3. kanserin özellikleri dikkate alınmadan seçilmiş tedaviler
Cevabı göster

belirli bir biyolojik hedef üzerinde etkili olmak üzere tasarlanmış tedaviler

Kalıp ifadeler

tailored for a specific type of cancer: belirli bir ihtiyaca göre uyarlanmış

Burada tailored for a specific type of cancer, “belirli bir kanser türüne uygun olacak şekilde tasarlanmış veya uyarlanmış” anlamına gelir. Tailored mecazi olarak kullanılır: Bir giysiyi kişiye uygun dikme fikrinden gelir, ancak burada giysilerden söz edilmez. tailored for + kişi, grup, amaç veya ihtiyaç yapısı, bir şeyin herkese uygun genel bir seçenek değil, belirli bir hedefe uyacak şekilde yapıldığını gösterir. Bu cümlede ifade treatments sözcüğünü niteler ve tedavilerin hangi kanser türü için tasarlandığını sınırlar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “belirli bir gruba uyacak şekilde tasarlanmış” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: This workshop is ____ first-time managers.

Cevabı göster

tailored for

Dilbilgisi

are sometimes used too: sıklık ve ekleme anlamı taşıyan edilgen yapı

Are used, geniş zamanın edilgen yapısıdır: Tedavi yöntemleri dil bilgisel öznedir ve onları kullanan kişiler belirtilmez. Odak, yöntemleri kimin kullandığında değil, yöntemlerin kullanılıp kullanılmadığındadır. Sometimes, are ile used arasına gelir ve bunun her zaman değil, bazı durumlarda gerçekleştiğini gösterir. Cümle sonundaki too “de/da” anlamına gelir ve bu yöntemleri daha önce belirtilen seçeneklere ekler. Are sometimes used too bütünüyle, bu yöntemlerin de bazı durumlarda kullanıldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle “Printed maps are sometimes used too” ifadesinin anlamına en uygundur?

  1. İnsanlar basılı haritaları yalnızca geçmişte kullandı.
  2. Basılı haritalar her zaman tek seçenektir.
  3. Basılı haritalar da bazı durumlarda kullanılır.
Cevabı göster

Basılı haritalar da bazı durumlarda kullanılır.

In many cases, these treatments are effective and the patient becomes cancer-free. Notlar

1:25

Çoğu durumda bu tedaviler etkilidir ve hasta kanserden kurtulur.

Kalıp ifadeler

In many cases, ...: genel bir sonucun kapsamını sınırlamak

In many cases, cümlenin başında yer alan ve ardından gelen ifadenin kapsamını sınırlayan bir kalıptır. Sonucun oldukça çok durumda geçerli olduğunu belirtir, ancak otomatik olarak her durumda geçerli olduğu anlamına gelmez. Burada tedavinin etkili olmasını ve hastanın bu sonuca ulaşmasını sık görülen bir olasılık olarak sunarken istisnalara da yer bırakır. Bu tür bir sınırlayıcı, olgusal veya açıklayıcı dili kesin hüküm vermek yerine temkinli tutar.

Alıştırma

In many cases bu cümlede ne anlatıyor?

  1. Sonuç bahsetmek için fazla nadirdir.
  2. Sonuç her durumda, istisnasız gerçekleşir.
  3. Sonuç birçok durumda yaygındır, ancak istisneler hâlâ mümkündür.
Cevabı göster

Sonuç birçok durumda yaygındır, ancak istisneler hâlâ mümkündür.

Kelime

becomes cancer-free: tedaviden sonra durum değişikliği

Becomes cancer-free bir durum değişikliğini anlatır: tedaviden sonra, o sırada hastada tespit edilebilir kanser belirtisi kalmamıştır. Becomes hastanın bu duruma geçişini gösteren bağlayıcı fiildir; cancer-free ise kanserden arınmış anlamındaki birleşik bir sıfattır. Bu ifade hastanın daha önce hiç kanser olmadığı anlamına gelmez ve tek başına kanserin bir daha asla dönmeyeceğini garanti etmez. Cümle, kalıcı bir prognoz vermeden tedavinin sonucunu belirtir.

Alıştırma

After treatment, Maya became cancer-free. cümlesinde became cancer-free ne anlama gelir?

  1. Maya daha önce hiç kanser olmadı.
  2. Maya'ya bir daha asla kanser olmayacağı garanti edildi.
  3. Tedaviden sonra Maya'da kanser tespit edilemedi.
Cevabı göster

Tedaviden sonra Maya'da kanser tespit edilemedi.

But they're very far from 100% effective 100% of the time. Kalıp ifadeler

1:30

Ancak bu yöntemler %100 oranında ve her zaman etkili olmaktan çok uzaktır.

Kalıp ifadeler

very far from 100% effective: tamamen etkili olmaktan çok uzak

Bu cümlede very far from 100% effective, “tamamen etkili olmaya hiç yakın değil” anlamına gelir. Far from fiziksel uzaklığı değil, bir durum ya da ölçütle aradaki büyük farkı anlatır; very bu farkı daha da güçlendirir. far from + sıfat veya isim yapısı, aşırı iyimser ya da kesin bir tanımı reddetmek için sık kullanılır: far from perfect, far from certain veya far from a solution.

Alıştırma

The treatment is far from completely effective cümlesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Tamamen etkili olmaya hiç yakın değildir.
  2. Neredeyse tamamen etkilidir.
  3. Tedavi uzak bir yerde uygulanmaktadır.
Cevabı göster

Tamamen etkili olmaya hiç yakın değildir.

Kalıp ifadeler

100% of the time: istisnasız her seferinde

100% of the time, “her seferinde, hiçbir istisna olmadan” anlamına gelen bir sıklık zarfı öbeğidir. Bu cümlede tedavilerin her kullanımda tamamen etkili olmadığını belirtir. İki 100% farklı görevler üstlenir. 100% effective içindeki ilk yüzde dereceyi, yani ne kadar etkili olduğunu anlatır. 100% of the time içindeki ikinci yüzde ise sıklığı, yani ne kadar sık olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede 100%, dereceyi değil sıklığı anlatır?

  1. The backup system works 100% of the time.
  2. The battery is 100% charged.
  3. The report is 100% accurate.
Cevabı göster

The backup system works 100% of the time.

So what would we have to do to find cures for all the different forms of cancer? Notlar

1:35

Peki kanserin tüm farklı türleri için tedavi bulmak amacıyla ne yapmamız gerekir?

Dilbilgisi

What would we have to do to...: gerekli eylemleri sormak

Hayal edilen, belirsiz veya karmaşık bir hedefe ulaşmak için hangi eylemlerin gerekli olacağını sormak üzere What would + özne + have to do to + fiilin yalın hâli? yapısını kullanın. Bu cümlede hedef, farklı kanser türlerine çare bulmaktır. Would burada geçmiş zamanı göstermez. Gerekliliği varsayımsal veya araştırmaya dayalı bir planın parçası olarak sunar; have to gereklilik bildirir ve sondaki to hedefi belirtir.

Alıştırma

Soruyu dersteki araştırıcı planlama yapısıyla tamamlayın: What ____ reduce the building's energy use?

Cevabı göster

would we have to do to

Kelime

all the different forms of cancer: forms ‘türler’ anlamına gelir

Burada forms, daha geniş bir kategori içindeki türler veya çeşitler anlamına gelir. Forms of cancer, görsel şekilleri ya da doldurulacak belgeleri değil, tıbbi açıdan birbirinden ayrılan kanser türlerini belirtir. All the different forms, kanserin tek ve aynı özelliklere sahip bir hastalık olmadığını vurgular. İfade, gelişim ve tedavi biçimleri farklı olabilen türlerin tamamına işaret eder.

Alıştırma

Bu cümlede all the different forms of cancer ne anlama gelir?

  1. Birbirinden farklı her kanser türü
  2. Kanserin sahip olabileceği her görünür şekil
  3. Hastaların kanser hakkında doldurduğu her belge
Cevabı göster

Birbirinden farklı her kanser türü

We're beginning to understand a few of the problems scientists would have to solve.

1:40

Bilim insanlarının çözmek zorunda kalacağı sorunların birkaçını anlamaya başlıyoruz.

First of all, we need new better ways of studying cancer. Anlatım akışı

1:45

Her şeyden önce, kanseri incelemek için yeni ve daha iyi yollara ihtiyacımız var.

Anlatım akışı

First of all: ilk noktayı gösteren işaret

First of all, bir listenin, açıklamanın veya planın ilk öğesini belirtmek için cümlenin başına getirilen bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciye, kanseri incelemek için yeni ve daha iyi yöntemlere ihtiyaç duyulmasının konuşmacının ele alacağı ilk konu olduğunu bildirir. Bu ifade yalnızca zaman bakımından neyin önce olduğunu göstermekle kalmaz, bilgiyi de düzenler. Virgülle ana cümleden ayrılır ve maddeler second sözcüğüyle açıkça sunulmasa bile dinleyicide başka noktaların geleceği beklentisini oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle, bir dizinin ilk adımını düzenlemek için First of all ifadesini kullanıyor?

  1. For example, check the map before you leave.
  2. First of all, check the map; then choose the safest route.
  3. In conclusion, the safest route is the shortest one.
Cevabı göster

First of all, check the map; then choose the safest route.

Most cancer treatments are developed using cell lines grown in labs from cultures of human tumors. Kelime

1:50

Kanser tedavilerinin çoğu, insan tümörlerinin kültürlerinden laboratuvarlarda yetiştirilen hücre hatları kullanılarak geliştirilmektedir.

Kelime

cell lines grown in labs: kısaltılmış edilgen niteleyicili bir terim

Cell lines terimi, belirli bir kaynaktan türeyen ve araştırma amacıyla kültür ortamında sürdürülen ve çoğaltılan hücre topluluklarını ifade eder. Buradaki hücre hatları insan tümörü kültürlerinden gelir ve tedavilerin geliştirilmesinde kullanılır; lines sözcüğü sıralar veya iletişim hatları anlamına gelmez. Grown in labs, cell lines ifadesinden sonra yer alan bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir: cell lines that are grown in laboratories. Hangi hücre hatlarından söz edildiğini belirtir ve araştırmacıların bunları laboratuvarlarda yetiştirdiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi seçenek cell lines grown in labs ifadesini doğru biçimde yeniden açıklar?

  1. research cell populations that are maintained and grown in laboratories
  2. straight rows of cells placed inside laboratories
  3. laboratory phone connections used by researchers
Cevabı göster

research cell populations that are maintained and grown in laboratories

Kelime

cultures of human tumors: toplumsal kültür değil, biyolojik kültür

Bu cümlede cultures biyolojik bir terimdir: kontrollü laboratuvar koşullarında sürdürülen ve çoğaltılan hücreleri, dokuları ya da başka biyolojik maddeleri ifade eder. of human tumors ifadesi bu kültürlerin kaynağının insan tümörü örnekleri olduğunu gösterir. Bağlamdaki cell lines, labs ve tumors sözcükleri bilimsel anlamı seçmemizi sağlar. Burada culture, gelenekler, sanat veya yaşam biçimi anlamında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Bu cümlede cultures of human tumors ne anlama geliyor?

  1. aynı kültürü paylaşan bir hasta grubu
  2. insan tümörü örneklerinden yetiştirilen biyolojik madde
  3. tümörü olan insanların gelenekleri
Cevabı göster

insan tümörü örneklerinden yetiştirilen biyolojik madde

These cultured cells have given us critical insights about cancer genetics and biology, Kalıp ifadeler

1:56

Bu kültürlenmiş hücreler bize kanser genetiği ve biyolojisi hakkında kritik içgörüler sağladı,

Kalıp ifadeler

critical insights about: eleştiri değil, önemli ve derin anlayış

Bu cümlede critical insights about cancer genetics and biology, kanserin nasıl işlediği ve genetik özelliklerinin biyolojisiyle nasıl ilişkili olduğu konusunda önemli ve derin bir anlayış anlamına gelir. Insights yalnızca tek tek gerçekler değil, kanıtlardan elde edilen yararlı kavrayışlardır. Give someone insights about a topic kalıbı, araştırma veya deneyimin bu anlayışı sağladığını anlatır. Buradaki critical “çok önemli” veya “temel” demektir; olumsuz değerlendirme anlamında değildir.

Alıştırma

critical insights about customer needs ifadesinde critical ne anlama gelir?

  1. önemli ve çok yararlı
  2. olumsuz ve onaylamayan
  3. bir kriz veya acil durumla ilgili
Cevabı göster

önemli ve çok yararlı

but they lack much of the complexity of a tumor in an actual living organism. Notlar

2:01

ancak gerçek, canlı bir organizmadaki bir tümörün sahip olduğu karmaşıklığın çoğundan yoksundurlar.

Kalıp ifadeler

lack much of the complexity: bir şeyin büyük kısmından yoksun olmak

Bu cümlede lack much of the complexity, laboratuvarda yetiştirilen hücrelerin gerçek bir tümörde bulunan karmaşıklığın büyük kısmına sahip olmadığı anlamına gelir. Much of, belirli ve sayılamayan bir bütünün büyük bir bölümünü gösterir; dolayısıyla bütün karmaşıklığın tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Burada lack geçişli bir fiildir ve much of the complexity ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Of sözcüğü much of miktar ifadesinin parçasıdır; lack fiilinin gerektirdiği bir edat değildir.

Alıştırma

Cümleyi lack much of the complexity of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The traffic simulation ____ a real city.

Cevabı göster

lacks much of the complexity of

Kelime

an actual living organism: gerçek bir biyolojik sistem

Bu cümlede an actual living organism, bir kaptaki hücreler veya basitleştirilmiş bir model yerine gerçek ve canlı bir biyolojik sistem anlamına gelir. Organism tek bir canlı varlığı ifade eder; living ise onun canlı ve işlevsel olduğunu vurgular. Burada actual, güncel anlamında değil, gerçek veya gerçekte var olan anlamındadır. Bu ifade tümörü, canlı bir bedenin eksiksiz ve etkileşimli ortamına yerleştirir.

Alıştırma

Bu cümlede an actual living organism ne anlama gelir?

  1. laboratuvar modeli yerine gerçek ve canlı bir biyolojik sistem
  2. şu anda incelenmekte olan organizma
  3. biyolojik süreçleri taklit etmek için tasarlanmış bir makine
Cevabı göster

laboratuvar modeli yerine gerçek ve canlı bir biyolojik sistem

It's frequently the case that new drugs which work on these lab-grown cells will fail in clinical trials with real patients. Notlar

2:06

Laboratuvarda yetiştirilen bu hücreler üzerinde işe yarayan yeni ilaçların, gerçek hastalarla yapılan klinik deneylerde başarısız olması sık rastlanan bir durumdur.

Dilbilgisi

It's frequently the case that: tekrar eden bir durumu belirtmek

It's frequently the case that... ifadesi, ardından gelen that yan cümlesindeki durumun sık sık gerçekleştiğini anlatır. Burada case “durum” anlamındadır; frequently ise sonucun tek seferlik bir istisna değil, tekrarlanan bir örüntü olduğunu gösterir. It biçimsel öznedir; asıl bilgi that yan cümlesinde bulunur. Bu kalıp, önce sıklığı belirtip ardından uzun bir açıklama vermeyi sağlar.

Alıştırma

“Bu sık sık olur” anlamındaki derste geçen kalıbın aynısını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ early success does not lead to a final breakthrough.

Cevabı göster

It's frequently the case that

Kelime

lab-grown cells: laboratuvarda yetiştirmeyi belirten birleşik sıfat

lab-grown cells ifadesinde lab-grown, “laboratuvar koşullarında yetiştirilmiş veya kültüre alınmış” anlamına gelir. Burada grown, vücuttaki olağan büyümeyi anlatmaz; lab, hücrelerin üretildiği kontrollü ortamı belirtir. Lab-grown, cells sözcüğünün önünde kullanılan birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi lab ve grown sözcüklerini tek bir niteleyici hâline getirir; böylece iki sözcük birlikte hücrelerin türünü açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle dokunun laboratuvar koşullarında yetiştirildiğini belirtir?

  1. Researchers stored the tissue in a laboratory freezer.
  2. Researchers carried the tissue into the laboratory.
  3. Researchers compared lab-grown tissue with donated tissue.
Cevabı göster

Researchers compared lab-grown tissue with donated tissue.

Kelime

clinical trials: insan katılımcılarla yapılan tıbbi araştırmalar

Clinical trials, ilaçların, tedavilerin veya diğer tıbbi müdahalelerin güvenlik, doz ya da etkililik açısından insan katılımcılarla planlı biçimde değerlendirildiği klinik araştırmaları ifade eder. Buradaki clinical, araştırmayı yalnızca bir klinik binasına değil, insanlar üzerinde yürütülen tıbbi araştırmaya bağlar. Cümle, gerçek hastalarla yapılan klinik araştırmaları laboratuvarda yetiştirilen hücreler üzerindeki testlerle karşılaştırır.

Alıştırma

Clinical trials ifadesi hangi cümlede doğru kullanılmıştır?

  1. The microscope entered clinical trials after it was cleaned.
  2. The compound entered clinical trials in a dish containing only cultured cells.
  3. The vaccine entered clinical trials involving adult volunteers.
Cevabı göster

The vaccine entered clinical trials involving adult volunteers.

One of the complexities of aggressive tumors is that they can have multiple populations of slightly different cancerous cells. Notlar

2:14

Agresif tümörlerin karmaşıklıklarından biri, biraz farklı yapıdaki kanserli hücrelerin çoklu popülasyonlarına sahip olabilmeleridir.

Dilbilgisi

One of the complexities ... is that ...: karmaşık yönlerden biri şudur...

One of the + çoğul isim + is that ... kalıbı, daha büyük bir kümeden bir konuyu seçer ve ardından bu konunun ne olduğunu that yan cümlesiyle açıklar. Bu cümlede seçilen konu, agresif tümörlerin karmaşık yönlerinden biridir. Öznenin dil bilgisel merkezi tekil olan One sözcüğüdür; bu nedenle fiil are değil is olur. Of sonrasındaki complexities çoğuldur, çünkü içinden bir öğe seçilen bir kümeyi ifade eder.

Alıştırma

One of the + çoğul isim + is that ... kalıbını tamamlayın: One of the challenges of remote work ____ team members may feel isolated.

Cevabı göster

is that

Kelime

aggressive tumors: cepat tumbuh atau invasif

Tıpta aggressive tumors, biyolojik davranışı hızlı veya istilacı olma eğilimindeki tümörleri ifade eder: hızla büyüyebilir, yakın dokulara girebilir veya kolayca yayılabilirler. aggressive sıfatı bir insanın kişiliğini değil, hastalığın nasıl davrandığını anlatır. Bu cümlede ifade, farklı kanser hücresi popülasyonları nedeniyle karmaşıklık gösteren tümör türünü belirtir. Tek başına tümörün boyutunu veya evresini bildirmez.

Alıştırma

Bir tıp makalesinde an aggressive tumor ifadesi en yakın olarak ne anlama gelir?

  1. Öfkeli bir hastada bulunan bir tümör.
  2. Mutlaka şimdiden en son evrede olan bir tümör.
  3. Yoğun bir tedaviyle tedavi edilen bir tümör.
  4. Hızla büyüme, istila etme veya yayılma eğilimindeki bir tümör.
Cevabı göster

Hızla büyüme, istila etme veya yayılma eğilimindeki bir tümör.

Over time, distinct genetic mutations accumulate in cells in different parts of the tumor,

2:23

Zamanla, tümörün farklı bölgelerindeki hücrelerde farklı genetik mutasyonlar birikir,

giving rise to unique sub-clones. Kalıp ifadeler

2:29

ve bu, benzersiz alt klonların ortaya çıkmasına yol açar.

Kalıp ifadeler

giving rise to: bir sonucu ortaya koymak

Give rise to, “neden olmak” veya “ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Bu cümlede giving rise to, benzersiz alt klonları tümörün farklı bölümlerinde biriken genetik mutasyonların sonucu olarak sunan bir şimdiki zaman ortacı grubudur. Kalıp give rise to + isim veya isim grubudur. -ing grubu önceki yan cümlede anlatılan sürece gönderme yapar ve onun sonucunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi give içeren resmî neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: Weak safeguards can ____ serious privacy concerns.

Cevabı göster

give rise to

For example, aggressive brain tumors called glioblastomas can have as many as six different sub-clones in a single patient. Kalıp ifadeler

2:32

Örneğin, glioblastom adı verilen agresif beyin tümörleri, tek bir hastada altı farklı alt klona kadar sahip olabilir.

Kalıp ifadeler

as many as six: yüksek bir sayıyı vurgulamak

Bu cümlede as many as six, “altıya kadar çıkabilir ve altı dikkat çekici derecede büyük bir sayıdır” anlamına gelir. Tek bir hastada kaç farklı alt klon bulunabileceğini vurgular; sıradan bir eşit miktar karşılaştırması değildir. as many as + sayı kalıbı, sayılabilen kişi veya nesnelerle kullanılır. Fiil can have olduğu için altı, ulaşılması mümkün yüksek bir değerdir; her hastada tam olarak altı tane bulunduğu iddia edilmez.

Alıştırma

500 sayısını dikkat çekici derecede büyük göstermek için cümleyi as many as ve 500 rakamıyla tamamlayın: The program received ____ applications in one week.

Cevabı göster

as many as 500

This is called clonal heterogeneity Kelime

2:41

Buna klonal heterojenite denir

Kelime

clonal heterogeneity: aynı tümördeki farklı hücre klonları

Burada clonal heterogeneity, aynı tümör içinde birden fazla hücre klonu veya alt klon bulunmasını ve bu grupların genetik yapı ya da biyolojik davranış bakımından farklı olmasını ifade eder. Clonal, “hücre klonlarıyla ilgili”; heterogeneity ise “bir grubun kendi içinde farklılık göstermesi” anlamına gelir. Dolayısıyla terim, tümörün birbirinin aynısı kanser hücrelerinden oluşan tek ve tekdüze bir topluluk olmadığını anlatır.

Alıştırma

Bu onkoloji bağlamında clonal heterogeneity ne anlama gelir?

  1. Tümör yalnızca normal hücreler içerir.
  2. Tümör, farklı özelliklere sahip hücre klonları içerir.
  3. Tümördeki her kanser hücresi birbirinin aynıdır.
  4. Hastada birbiriyle ilgisiz birkaç kanser vardır.
Cevabı göster

Tümör, farklı özelliklere sahip hücre klonları içerir.

and it makes treatment difficult because a drug that works on one sub-clone may have no effect on another. Kalıp ifadeler

2:44

ve bu, tedaviyi zorlaştırır çünkü bir alt klonda işe yarayan bir ilacın diğeri üzerinde hiçbir etkisi olmayabilir.

Kalıp ifadeler

may have no effect on: bir şeyin etkili olmayabileceğini belirtmek

May have no effect on, bir şeyin on ifadesinden sonra gelen kişiyi veya nesneyi değiştirmeyebileceğini, etkilemeyebileceğini ya da onun üzerinde işe yaramayabileceğini belirtir. Yapı may + have + no effect + on + nesne biçimindedir; effect burada isimdir. Bu cümlede another, başka bir alt klonu temsil eder. İlaç bir alt klonda işe yararken başka bir alt klonda hiçbir şey yapmayabilir; bu da tedaviyi zorlaştırır.

Alıştırma

Cümleyi have + no effect + on yapısıyla tamamlayın: The new rule may ____ attendance.

Cevabı göster

have no effect on

Here's another challenge. Anlatım akışı

2:50

İşte başka bir zorluk.

Anlatım akışı

Here's another challenge: sıradaki sorunu tanıtmak

Here's another challenge. açıklamayı sıradaki zorluğa taşıyan bir düzenleme işaretidir. Here's, dikkati birazdan sunulacak bilgiye yöneltirken another bu zorluğu daha önce ele alınmış bir zorlukla ilişkilendirir. Bu kullanımda here esas olarak fiziksel bir yeri göstermez. Cümle, dinleyicileri sıradaki sorunu düşünmeye yöneltir; konuşmacı da hemen ardından bu sorunu açıklayabilir.

Alıştırma

Bir sunumda “Here's another challenge.” ne işe yarar?

  1. Sırada ele alınacak zorluğu tanıtır.
  2. Konuşmacının yakınındaki fiziksel bir nesneyi gösterir.
  3. Önceki bütün sorunların çözüldüğünü söyler.
Cevabı göster

Sırada ele alınacak zorluğu tanıtır.

A tumor is a dynamic interconnected ecosystem where cancer cells constantly communicate with each other and with healthy cells nearby. Deyimler

2:52

Tümör, kanser hücrelerinin birbirleriyle ve yakındaki sağlıklı hücrelerle sürekli iletişim kurduğu dinamik ve birbirine bağlı bir ekosistemdir.

Deyimler

a dynamic interconnected ecosystem: tümörü anlatan bir metafor

Bu cümlede tümör, a dynamic interconnected ecosystem, yani “dinamik ve birbirine bağlı bir ekosistem” olarak betimlenir. Bu benzetme, tümörün bileşenlerinin birbirinden bağımsız hareket etmediğini; kanser hücreleriyle yakındaki sağlıklı hücrelerin iletişim kurup birbirlerini etkilediğini anlatır. “Dynamic” sürekli değişimi, “interconnected” parçalar arasındaki bağlantıyı, “ecosystem” ise bütünü karmaşık bir etkileşim ağı olarak görmeyi vurgular. Bu, tümörün gerçek anlamda doğal bir ekosistem olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede tümöre a dynamic interconnected ecosystem denmesi öncelikle neyi vurgular?

  1. Tümördeki her hücre diğerlerinden bağımsız davranır.
  2. Tümör, sürekli etkileşen, değişen ve birbirini etkileyen parçalardan oluşur.
  3. Tümörü yalnızca dış koşullar şekillendirir.
  4. Tümör, eksiksiz bir bitki ve hayvan topluluğu içeren doğal bir yaşam alanıdır.
Cevabı göster

Tümör, sürekli etkileşen, değişen ve birbirini etkileyen parçalardan oluşur.

They can induce normal cells to form blood vessels that feed the tumor and remove waste products. Kelime

3:01

Tümörü besleyen kan damarları oluşturmaları ve atık ürünleri uzaklaştırmaları için normal hücreleri uyarabilirler.

Kelime

induce normal cells to form blood vessels: induce + nesne + to-infinitive

Burada induce normal cells to form blood vessels, “normal hücrelerin biyolojik sinyaller veya mekanizmalar yoluyla kan damarları oluşturmaya başlamasına neden olmak” demektir. Bilimsel yazıda “induce”, bir tepkiyi ya da süreci ortaya çıkarmayı anlatır; hücrelerin bilinçli bir seçim yaptığını ima etmez. Kalıp induce + nesne + to-infinitive şeklindedir: “normal cells” nesnedir, “to form blood vessels” ise tetiklenen eylemi belirtir. Aynı kalıp, bir kimyasalın, sinyalin veya koşulun bir hücreye ya da organizmaya ne yaptırdığını açıklayabilir.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi induce + nesne + to-infinitive kalıbıyla tamamlayın: The signal can ____ cells ____ release the protein.

Cevabı göster

induce · to

Kelime

feed the tumor: büyümek için gerekenleri sağlamak

Burada feed the tumor, tümörün büyümek için ihtiyaç duyduğu şeyleri sağlamak anlamına gelir. that feed the tumor ilgi cümleciği blood vessels ifadesini niteler: bu damarlar tümöre oksijen ve besin taşır. Feed, bir ağza yiyecek koymak anlamına gelmez. İngilizcede feed, özellikle bir şey sürekli madde, enerji veya bilgi sağladığında, bir tedarik ilişkisini anlatacak şekilde sıkça genişletilir.

Alıştırma

Bu cümlede feed the tumor ne anlama gelir?

  1. Tümör damarlara yiyecek sağlar.
  2. Damarlar tümörü vücuttan çıkarır.
  3. Damarlar tümörün büyümesini destekleyen maddeleri taşır.
  4. Tümör damarlara nasıl yemek yenileceğini öğretir.
Cevabı göster

Damarlar tümörün büyümesini destekleyen maddeleri taşır.

They can also interact with the immune system to actually suppress its function, Kalıp ifadeler

3:07

Bağışıklık sistemiyle etkileşime girerek onun işlevini fiilen baskılayabilir,

Kalıp ifadeler

suppress its function: bir sistemin çalışma yeteneğini azaltmak

suppress its function ifadesinde its, bağışıklık sistemine gönderme yapar; function ise sistemin görevini yerine getirme yeteneğini anlatan bir isimdir. Suppress, bu yeteneği zayıflatmak veya daha az etkin hâle getirmek demektir. İfade bir baskılanmayı anlatır; mutlaka tamamen veya kalıcı olarak durma anlamına gelmez. suppress + iyelik + function kalıbı, dış bir etkenin bir sistemin ya da organın ne kadar iyi çalıştığını sınırlamasını anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte suppress its function ne anlama gelir?

  1. Bağışıklık sisteminin daha güçlü çalışmasını sağlamak.
  2. Bağışıklık sisteminin görevini yerine getirme yeteneğini azaltmak.
  3. Bağışıklık sistemini tamamen ortadan kaldırmak.
  4. Bağışıklık sistemine yeni bir amaç vermek.
Cevabı göster

Bağışıklık sisteminin görevini yerine getirme yeteneğini azaltmak.

keeping it from recognizing or destroying the cancer. Dilbilgisi

3:11

kanseri tanımasını veya yok etmesini engelleyebilirler.

Dilbilgisi

keeping it from recognizing or destroying: keep ... from -ing kalıbı

keep + nesne + from + -ing kalıbı, nesnenin bir eylemi yapmasını engellemek anlamına gelir. Buradaki it bağışıklık sistemini gösterir; dolayısıyla ifade, bir şeyin bağışıklık sisteminin kanseri tanımasını veya yok etmesini engellediğini anlatır. from'dan sonra or ile bağlanan recognizing ve destroying gibi -ing biçimleri gelir. Tek bir from iki eşgüdümlü fiili de yönetebilir: from recognizing or destroying denir; from recognize or destroy denmez.

Alıştırma

Cümleyi keep ... from -ing kalıbıyla ve rain ile damage sözcüklerini kullanarak tamamlayın: A waterproof cover ____ the equipment.

Cevabı göster

keeps rain from damaging

If we could learn how to shut down these lines of communication, Notlar

3:16

Eğer bu iletişim hatlarını nasıl kapatacağımızı öğrenebilirsek,

Deyimler

shut down these lines of communication: bu iletişim yollarını devre dışı bırakmak

Burada shut down, bir şeyin çalışmasını durdurmak anlamına gelir; lines of communication ise hücreler arasında sinyal taşıyan yolları anlatan bir benzetmedir. İfadenin bütünü, bu sinyal yollarını engellemek anlamındadır. Bu ifade telefon hatlarını veya insanlar arasındaki sıradan konuşmayı anlatmaz. Bilimsel anlatımda bu benzetme, soyut bir biyolojik süreci bir iletişim ağı gibi gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede shut down these lines of communication ne anlama geliyor?

  1. Hücreler arasındaki sinyal yollarının çalışmasını durdurmak
  2. Hücrelerin daha sık iletişim kurmasını sağlamak
  3. Araştırmacılardan birbirleriyle konuşmayı bırakmalarını istemek
  4. Bir sağlık binasındaki telefon kablolarını kaldırmak
Cevabı göster

Hücreler arasındaki sinyal yollarının çalışmasını durdurmak

we'd have a better shot at vanquishing a tumor permanently. Deyimler

3:19

bir tümörü kalıcı olarak yenme şansımız daha yüksek olur.

Dilbilgisi

If we could learn how to ... we'd have ...: varsayımsal koşul ve sonuç

If we could ..., we'd have ... varsayımsal bir koşul cümlesidir. Could, iletişimi kapatmayı öğrenme durumunu henüz gerçekleşmemiş veya belirsiz bir koşul olarak sunar; we'd have ise we would have kısaltmasıdır ve hayal edilen sonucu, yani tümörü kalıcı olarak yenme şansının artmasını belirtir. Burada could ve would geçmiş zamana gönderme yapmaz. Durumu mevcut gerçeklikten uzaklaştırırlar; bu nedenle zaten olası görülen bir sonuçtan ziyade umut edilen bir araştırma atılımını tartışırken kullanışlıdırlar.

Alıştırma

Daha varsayımsal olan koşul ve sonucu tamamlayın. İlk boşlukta could, ikinci boşlukta we would have ifadesinin kısaltmasını kullanın: If we ____ solve the storage problem, ____ a better chance of finishing on time.

Cevabı göster

could · we'd have

Deyimler

have a better shot at: başarı şansı daha yüksek olmak

Have a shot at, bir şeyi başarma şansına sahip olmak demektir. Better eklendiğinde başarı şansının öncekinden veya başka bir koşuldakinden daha yüksek olduğu anlatılır; başarı garanti edilmez. At bir edattır, bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: have a better shot at vanquishing denir, have a better shot at vanquish denmez. Buradaki shot mecazidir; silah atışı veya iğne anlamında değildir.

Alıştırma

Daha yüksek şansa sahip olmak anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: With one more day to prepare, we would ____ winning the debate.

Cevabı göster

have a better shot at

Additionally, mounting evidence suggests we'll need to figure out how to eradicate cancer stem cells. Notlar

3:23

Ek olarak, giderek artan kanıtlar, kanser kök hücrelerini nasıl ortadan kaldıracağımızı bulmamız gerekeceğini gösteriyor.

Kalıp ifadeler

mounting evidence suggests: artan destek, temkinli sonuç

Burada mounting, “artan” veya “biriken” anlamına gelir. Mounting evidence suggests, giderek büyüyen bir kanıt bütününün belirli bir sonuca işaret ettiğini anlatır. Suggests, iddiayı temkinli tutar: kanıtlar düşünceyi destekler, ancak ifade onun kesin olarak kanıtlandığını söylemez. Bu kalıp araştırmalarda, habercilikte ve bilim iletişiminde yeni ortaya çıkan bir eğilimi tanıtmak için sık kullanılır.

Alıştırma

Bir araştırma raporunda mounting evidence suggests ne anlatır?

  1. Kanıtlar bir ekipmana monte ediliyor.
  2. Giderek büyüyen bir kanıt bütünü sonucu destekliyor, ancak iddia temkinli kalıyor.
  3. Sonuç hiçbir şüpheye yer bırakmadan kanıtlandı.
  4. Kanıt miktarı azalıyor.
Cevabı göster

Giderek büyüyen bir kanıt bütünü sonucu destekliyor, ancak iddia temkinli kalıyor.

Öbek fiiller

figure out how to + fiilin yalın hâli: bir yöntem bulmak

Figure out, bir şeyi düşünerek, araştırarak veya deneyerek çözmek ya da anlamak demektir. Figure out how to + fiilin yalın hâli yapısında odak, uygulanabilir bir yöntem bulmaktır. Burada figure out how to eradicate, yöntemin henüz bilinmediğini ve geliştirilmesi gerektiğini anlatır. Figure out bir problemi çözmekle ilgilidir; şekil çizmekle değil.

Alıştırma

Cümleyi figure out how to ve repair fiiliyle tamamlayın: We need to ____ the device without damaging it.

Cevabı göster

figure out how to repair

Kelime

cancer stem cells: özel bir kanser hücresi grubu

“Cancer stem cells”, kanser hücrelerinin özel bir alt grubudur. Kendini yenileme ve başka kanser hücreleri üretme gibi kök hücrelere benzer yeteneklere sahiptirler. Bu cümlede konuşmacı, özellikle bu grubun ortadan kaldırılması gerekebileceğini söylüyor. Bu terim tüm kanser hücrelerini ifade etmez ve normal kök hücrelere de gönderme yapmaz. Bu hücreler tedaviden sonra hayatta kalıp tümörün yeniden büyümesine yardımcı olabileceği için ayrı bir tedavi hedefi olarak ele alınır.

Alıştırma

Bu cümlede “cancer stem cells” ne anlama geliyor?

  1. Bir tümördeki tüm kanser hücreleri
  2. Hasarlı dokuyu onaran normal kök hücreler
  3. Kök hücre benzeri yetenekleri olan özel bir kanser hücresi grubu
  4. Kanseri yok eden bağışıklık hücreleri
Cevabı göster

Kök hücre benzeri yetenekleri olan özel bir kanser hücresi grubu

These are rare but seem to have special properties that make them resistant to chemotherapy and radiation. Kalıp ifadeler

3:30

Bunlar nadirdir ancak kemoterapi ve radyasyona karşı dirençli olmalarını sağlayan özel özelliklere sahip görünmektedirler.

Kalıp ifadeler

resistant to chemotherapy and radiation: tedaviye karşı düşük duyarlılık

“Resistant to chemotherapy and radiation”, hücrelerin bu tedavilerle hasar görmesinin, öldürülmesinin veya kontrol altına alınmasının daha zor olduğu anlamına gelir. Tedavilerin hiçbir etkisi olmadığı anlamına gelmek zorunda değildir. Kalıp resistant to + isim veya -ing biçimidir. make them resistant to... yapısında them nesnedir, resistant ortaya çıkan özelliği anlatan sıfattır ve to hücrelerin neye dayanabildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi resistant sözcüğünden sonra gelen sabit edatla tamamlayın: This coating is resistant ____ salt water.

Cevabı göster

to

In theory, even if the rest of the tumor shrinks beyond detection during treatment, Notlar

3:36

Teorik olarak, tümörün geri kalanı tedavi sırasında tespit edilemeyecek kadar küçülse bile,

Kalıp ifadeler

shrinks beyond detection: tespit edilemeyecek kadar küçülür

Shrinks beyond detection, mevcut yöntemin artık tespit edemeyeceği kadar küçülmek anlamına gelir. Burada beyond fiziksel mesafeyi değil, ölçüm sınırını gösterir. Bu ifade kesin olarak neyin var olduğunu değil, neyin gözlemlenebildiğini bildirir. Bir tümör tespit sınırının altında olsa bile az sayıda kanser hücresi kalmış olabilir.

Alıştırma

“After treatment, the mass shrank beyond detection.” cümlesinde shrank beyond detection ne anlama gelir?

  1. Mevcut testin tespit edemeyeceği kadar küçüldü.
  2. Dedektörün arkasındaki bir yere taşındı.
  3. Dedektörün çalışmasını durdurdu.
  4. Tamamen ortadan kalktığı kanıtlandı.
Cevabı göster

Mevcut testin tespit edemeyeceği kadar küçüldü.

a single residual cancer stem cell could seed the growth of a new tumor. Notlar

3:41

kalan tek bir kanser kök hücresi yeni bir tümörün büyümesinin tohumlarını atabilir.

Dilbilgisi

even if: sonucu geçersiz kılmayan bir koşul

Even if, taviz bildiren bir koşul getirir: koşul gerçekleşebilir, ancak ana cümledeki sonuç yine de geçerli olabilir. Yani koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de belirtilen sonuç mümkün kalır veya değişmez. Bu cümlede tümörün tespit edilemeyecek kadar küçülmesi normalde rahatlatıcı görünebilir. Even if, bu sonucun geride kalan tek bir kanser kök hücresinin yeni bir tümör başlatma olasılığını ortadan kaldırmadığını gösterir.

Alıştırma

Yarının hava durumu belirsiz. Etkinliğin yağmur yağsa da yağmasa da devam edeceğini doğru biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. Even though it rains tomorrow, the event will continue indoors.
  2. Because it rains tomorrow, the event will continue indoors.
  3. Even if it rains tomorrow, the event will continue indoors.
Cevabı göster

Even if it rains tomorrow, the event will continue indoors.

Kelime

a single residual cancer stem cell: tedaviden sonra kalan tek bir hücre bile önemli olabilir

Residual, bir şeyin büyük kısmı çıkarıldıktan, tedavi edildikten veya temizlendikten sonra hâlâ mevcut olduğunu belirtir. Burada cancer stem cell ifadesini niteleyerek tedaviden sonra kalan bir kanser kök hücresini anlatır. A single, sayının yalnızca bir olduğunu vurgular: böyle tek bir hücre bile önemli olabilir. Buradaki single medeni durumu anlatmaz; isim öbeğinin tamamı, geriye kalan çok küçük bir miktarın bile risk yaratabileceğini vurgular.

Alıştırma

Bu bağlamda a single residual cancer stem cell ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Tedaviden önce bir kanser kök hücresi eklenmelidir.
  2. Evli olmayan bir kanser kök hücresi önemli olabilir.
  3. Tedaviden sonra kalan tek bir kanser kök hücresi bile önemli olabilir.
Cevabı göster

Tedaviden sonra kalan tek bir kanser kök hücresi bile önemli olabilir.

Deyimler

seed the growth of a new tumor: bir büyüme sürecini başlatmak

Seed burada fiildir. Daha büyük bir şeye dönüşebilecek bir süreci başlatmayı anlatmak için tohum ekme imgesini kullanır. Seed the growth of a new tumor, yeni bir tümörün büyümeye başlamasına kaynaklık eden ilk hücreyi veya hücreleri sağlamak anlamına gelir. Could kesinlik değil, olasılık bildirir: hücre bu sürece yol açabilir, ancak cümle yeni bir tümörün kesinlikle oluşacağını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede seed, asıl cümledekiyle aynı mecaz fiil anlamında kullanılmıştır?

  1. The report measured how quickly the tumor grew.
  2. The gardener saved each seed for spring.
  3. Early investment can seed the growth of small local businesses.
Cevabı göster

Early investment can seed the growth of small local businesses.

Figuring out how to target these stubborn cells might help prevent cancers from coming back. Dilbilgisi

3:47

Bu inatçı hücreleri nasıl hedef alacağımızı bulmak, kanserlerin geri gelmesini önlemeye yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

prevent cancers from coming back: prevent + nesne + from + -ing

Prevent + nesne + from + -ing, nesnenin bir şey yapmasını ya da bir olayın gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. Burada cancers nesnedir; coming back ise önerilen yaklaşımın engellemeyi amaçladığı olaydır. Bu tıbbi bağlamda come back, “tedaviden sonra geri dönmek”, yani nüksetmek demektir. from bir edat olduğu için ardından fiilin -ing biçimi gelir: come değil, coming.

Alıştırma

prevent + nesne sonrasında touch fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety guard prevents workers ____ the moving blade.

Cevabı göster

from touching

Even if we solved those problems, we might face new ones. Notlar

3:53

Bu sorunları çözsek bile, yenileriyle yüzleşebiliriz.

Dilbilgisi

Even if we solved those problems: varsayımsal ödünleme

Even if varsayımsal bir ödünleme bildirir: hayal edilen koşul gerçekleşse bile ana cümledeki sonuç yine geçerli olabilir. Burada sorunları çözmek, yeni sorunlarla karşılaşma olasılığını ortadan kaldırmaz. Solved geçmiş zaman biçimindedir, ancak burada geçmişte gerçekleşmiş bir olayı anlatmaz. Koşulu daha varsayımsal veya gerçekleşme olasılığı daha uzak gösterir; ana cümledeki might da bu belirsizlikle uyumludur.

Alıştırma

Hangi cümlede even if varsayımsal bir ödünleme bildirir?

  1. Even though the backup system failed yesterday, we restored the files.
  2. Because the backup system failed, we lost the files.
  3. Even if the backup system failed, we could still restore the files.
Cevabı göster

Even if the backup system failed, we could still restore the files.

Kalıp ifadeler

face new ones: başka yeni sorunlarla yüzleşmek

Burada face, “bir durumla karşılaşmak ve onunla uğraşmak zorunda olmak” anlamında bir fiildir. Nesne olarak sıkça problem, challenge, risk veya difficult decision gibi soyut bir güçlük alır. Güçlüğün çözülmüş olduğu anlamına gelmez. Çoğul zamir ones, daha önce geçen problems isminin yerini alır; bu nedenle new ones, new problems demektir. Böylece isim tekrar edilmez.

Alıştırma

Cümleyi face ve problems yerine kullanılan çoğul bir zamirle tamamlayın: Even after we solve these problems, we may ____.

Cevabı göster

face new ones

Cancer cells are masters of adaptation, Deyimler

3:57

Kanser hücreleri adaptasyon ustalarıdır;

Deyimler

masters of adaptation: uyum sağlama ustaları

masters of adaptation ifadesi kişileştirme içeren bir mecazdır: kanser hücrelerini uyum sağlama konusunda uzmanmış gibi gösterir. master(s) of + isim veya -ing yapısında master, bir yetenekte olağanüstü becerikli kişi ya da şey anlamına gelir; sahip veya akademik derece anlamına gelmez. Buradaki güçlü ifade, kanser hücrelerinin hayatta kalmak için ne kadar etkili biçimde değişebildiğini vurgular. Yüzeyde övgü gibi duyulur, ancak bağlamda bu hücrelerle savaşmanın zor olduğuna dair bir uyarıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede masters of, “bir yetenekte olağanüstü becerikli” anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. Rina earned a master's degree in biology.
  2. The master of the house opened the door.
  3. Octopuses are masters of camouflage.
Cevabı göster

Octopuses are masters of camouflage.

adjusting their molecular and cellular characteristics to survive under stress.

4:00

stres altında hayatta kalmak için moleküler ve hücresel özelliklerini ayarlarlar.

When they're bombarded by radiation or chemotherapy, Deyimler

4:05

Radyasyon veya kemoterapi bombardımanına tutulduklarında,

Deyimler

bombarded by radiation or chemotherapy: yoğun tedavi etkisini anlatan bir mecaz

Buradaki they kanser hücrelerini ifade eder. Be bombarded by, radyasyon veya kemoterapinin hücreler üzerinde çok güçlü bir etki yarattığını göstermek için askeri saldırı imgesini kullanır. İfade mecazidir; gerçek bombalar söz konusu değildir. Edilgen be bombarded by + kaynak yapısında by, baskıyı uygulayan şeyi belirtir. Daha genel olarak be bombarded yoğun veya tekrarlanan bir etkiyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede be bombarded with/by yoğun veya tekrarlanan baskıyı anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The support team bombarded one question with patience.
  2. The support team received one scheduled question after the product launch.
  3. After the product launch, the support team was bombarded with questions.
Cevabı göster

After the product launch, the support team was bombarded with questions.

some cancer cells can effectively switch on protective shields against whatever's attacking them by changing their gene expression. Notlar

4:09

bazı kanser hücreleri gen ifadelerini değiştirerek onlara saldıran her neyse ona karşı koruyucu kalkanları etkili bir şekilde devreye sokabilirler.

Deyimler

switch on protective shields: hücrenin savunmalarını etkinleştirmek

Switch on etkinleştirmek anlamına gelir. Protective shields, kanser hücrelerinin kendilerine saldıran etkenlere direnmesine yardımcı olan biyolojik savunmalar için kullanılan bir mecazdır; fiziksel kalkanları anlatmaz. Switch on protective shields ifadesi, soyut bir süreci bir savunma sistemini açmak gibi sunar. by changing their gene expression bölümü, hücrelerin bu savunmaları nasıl etkinleştirdiğini açıklar.

Alıştırma

Hangi seçenek bu cümledeki switch on protective shields ifadesini en iyi biçimde yeniden anlatır?

  1. The cells shut down every protective response.
  2. The cells build small metal shields around themselves.
  3. The cells activate defenses that help them resist treatment.
Cevabı göster

The cells activate defenses that help them resist treatment.

Kelime

gene expression: hücrelerin genetik bilgiyi kullanması

Gene expression, yani “gen ifadesi”, bir hücrenin işlevsel bir sonuç üretmek için bir gendeki bilgiyi kullanma sürecidir; bu sonuç çoğunlukla bir RNA molekülü veya proteindir. Bu cümlede changing gene expression, hangi genlerin etkin olduğunu ya da ne kadar etkin olduklarını değiştirerek kanser hücrelerinin saldırıya yanıt vermesine yardımcı olmak anlamına gelir. Buradaki expression biyoloji terimidir; yüz ifadesi veya konuşma biçimi anlamına gelmez. Gen ifadesindeki bir değişiklik de DNA dizisinin mutlaka değiştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede gene expression biyolojik anlamıyla kullanılmıştır?

  1. He changed the expression to make the sentence more polite.
  2. The treatment may change gene expression in immune cells.
  3. Her expression showed that she was surprised.
Cevabı göster

The treatment may change gene expression in immune cells.

Malignant cancers are complex systems that constantly evolve and adapt. Anlatım akışı

4:17

Kötü huylu kanserler, sürekli gelişen ve adapte olan karmaşık sistemlerdir.

Anlatım akışı

complex systems that constantly evolve and adapt: sistem düzeyinde bir özet

complex systems that constantly evolve and adapt ifadesi, kötü huylu kanserleri sabit ve tek tip hedefler olarak değil, birbiriyle etkileşen parçalardan oluşan ağlar olarak sunar. that constantly evolve and adapt ilgi cümleciği bu sistemlerin belirleyici davranışını açıklar: zamanla değişir ve baskı altında uyum sağlarlar. Buradaki evolve yalnızca türlerin evrimi değil, sürekli değişim yoluyla gelişmek anlamındadır. Bu cümle, bir özet cümlesi olarak daha önce anlatılan mekanizma ayrıntılarını daha geniş tek bir sonuçta toplar. Böylece dinleyiciyi ayrı örneklerden sistem düzeyindeki bir bakışa taşır ve kanseri incelemenin veya tedavi etmenin neden zor olduğuna ilişkin açıklamalara zemin hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlenin bilimsel bir açıklamadaki temel düzenleme işlevi nedir?

  1. Bir deneyin nasıl yapılacağını adım adım açıklar.
  2. Daha önce anlatılan mekanizma ayrıntılarını, değişen bir sistem olarak kansere ilişkin genel bir bakışta birleştirir.
  3. Önceki açıklamayla ilgisiz kişisel bir hikâyeye geçer.
Cevabı göster

Daha önce anlatılan mekanizma ayrıntılarını, değişen bir sistem olarak kansere ilişkin genel bir bakışta birleştirir.

To defeat them, we need to find experimental systems that match their complexity Kalıp ifadeler

4:22

Onları yenmek için karmaşıklıklarına uyan deneysel sistemlere

Kalıp ifadeler

match their complexity: derece bakımından denk olmak

match their complexity ifadesindeki match, “derece veya düzey bakımından eşit ya da karşılaştırılabilir olmak” anlamında geçişli bir fiildir. Deneysel sistemlerin kötü huylu kanserleri gerçekçi biçimde temsil edecek kadar karmaşık olması gerekir. Kalıp match + isim öbeğidir; match their complexity ve match the complexity of the cancers bu yapıya örnektir. Bu yapıda match'ten sonra to getirilmez. Buradaki match bir yarışmayı anlatmaz; düzeyleri karşılaştırır.

Alıştırma

İki karmaşıklık düzeyinin karşılaştırılabilir olduğunu anlatmak için match fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The model must match to the complexity of the real system.
  2. The model must match the complexity of the real system.
  3. The model must be match the complexity of the real system.
Cevabı göster

The model must match the complexity of the real system.

and monitoring and treatment options that can adjust as the cancer changes. Dilbilgisi

4:27

ve kanser değiştikçe kendini ayarlayabilen izleme ve tedavi seçeneklerine ihtiyacımız var.

Dilbilgisi

adjust as the cancer changes: başka bir süreç değiştikçe uyum sağlamak

adjust as the cancer changes ifadesinde as, “olarak” değil, “değiştikçe ve onunla birlikte” anlamındadır. Zaman içindeki iki değişimi birbirine bağlar: kanser değiştiğinde izleme ve tedavi seçenekleri de buna uyum sağlar. Yeniden kullanılabilen kalıp adjust as + özne + fiil şeklindedir ve bir tepkinin değişen koşulla birlikte geliştiğini gösterir. Burada adjust doğrudan nesne almadan kullanılır: seçeneklerin kendisi yeni duruma uymak için değişir.

Alıştırma

Hangi cümlede as, “devam eden bir değişimle birlikte” anlamında kullanılmıştır?

  1. The training plan adjusts as your fitness improves.
  2. The training plan changed because the coach found an error.
  3. The training plan serves as a guide for new runners.
Cevabı göster

The training plan adjusts as your fitness improves.

But the good news is, Anlatım akışı

4:32

Ancak iyi haber şu ki,

we're making progress.

4:33

ilerleme kaydediyoruz.

Anlatım akışı

the good news is: olumlu bir geçişi belirtmek

the good news is ifadesi, dinleyicilere sıradaki bilginin olumlu olduğunu bildirir. Burada, zorluklar ele alındıktan sonra konuşmanın yönünü ve havasını kaydedilen ilerlemeye çevirir. Yaygın yapı The good news is (that) + cümlecik şeklindedir. Konuşma dilinde, altyazıdaki gibi is sözcüğünden sonra kısa bir duraklama yapılır ve that çoğu zaman atılır.

Alıştırma

Hangi cümle bu ifadeyi bir sorundan olumlu bir sonuca geçmek için en açık biçimde kullanıyor?

  1. The good news is that the repairs are already complete.
  2. On the other hand, the building needs more repairs.
  3. For example, the repairs took three days.
Cevabı göster

The good news is that the repairs are already complete.

Even with all we don't know, Dilbilgisi

4:35

Bilmediğimiz onca şeye rağmen,

the average mortality rate for most kinds of cancer has dropped significantly since the 1970s Notlar

4:37

çoğu kanser türü için ortalama ölüm oranı 1970'lerden beri önemli ölçüde düştü

Dilbilgisi

Even with all we don't know: bir sınırlamayı belirtmek

Even with, ana sonucun doğru olmasını engellemeyen bir sınırlamayı belirtir. Burada all we don't know, hâlâ bilinmeyen her şey anlamına gelir; bu belirsizliğe rağmen ölüm oranları yine de düşmüştür. Buradaki with bir edattır; kullanılan aracı göstermez. Ardından gelen bölüm isim işlevli bir birim gibi çalışır ve sonraki ana cümle, bu sınırlamaya rağmen geçerli olan sonucu verir.

Alıştırma

Cümleyi, ardından doğrudan limited data isim öbeği gelebilen iki sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ limited data, the researchers found a clear pattern.

Cevabı göster

Even with

Kelime

mortality rate: ölüm istatistikleri için resmî bir terim

Mortality rate, belirli bir nüfusta ve belirli bir dönemde meydana gelen ölümlerin sıklığını ifade eder ve genellikle nüfus büyüklüğüne göre gösterilir. Halk sağlığı, tıbbi araştırma ve istatistikte kullanılan resmî bir terimdir. Genel iletişimde death rate benzer bir anlam verebilir ancak daha az teknik duyulur. Bu cümlede average ve for most kinds of cancer ifadeleri istatistiksel kapsamı sınırlar. Bu ifade, belirli bir hastanın kesin ölüm olasılığını değil, gruplarla ilgili verileri anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede mortality rate doğru kullanılmıştır?

  1. The survey measures mortality rate by asking whether an action is right or wrong.
  2. The study compares mortality rates from heart disease across age groups.
  3. The clinic uses mortality rate to count every patient who has a cold.
Cevabı göster

The study compares mortality rates from heart disease across age groups.

and is still falling.

4:42

ve hala düşmeye devam ediyor.

Dilbilgisi

has dropped ... since the 1970s: geçmişten bugüne uzanan değişim

Has dropped, has + geçmiş zaman ortacıyla kurulan present perfect biçimidir. Since the 1970s ile birlikte kullanıldığında, geçmişteki bu başlangıç noktasından günümüze kadar olan dönemde gerçekleşen düşüşü anlatır; dolayısıyla sonuç bugün de önemlidir. Since, tamamlanmış bir zaman dönemini değil, bir başlangıç noktasını belirtir. Ardından gelen and is still falling, düşüşün şu anda da sürdüğünü açıkça gösterir. Uzun vadeli veri değişimleri aktarılırken “present perfect + since” yapısı yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

2015'ten bugüne kadar olan bir değişimi anlatmak için decrease fiilinin present perfect simple biçimiyle cümleyi tamamlayın: The city's water use ____ steadily since 2015.

Cevabı göster

has decreased

We're learning more every day

4:44

Her gün daha fazlasını öğreniyoruz

and each new piece of information gives us one more tool to add to our arsenal. Deyimler

4:46

ve edindiğimiz her yeni bilgi parçası cephaneliğimize katacağımız yeni bir araç daha veriyor.

Deyimler

one more tool to add to our arsenal: kullanılabilecek bir yöntem daha

Arsenal sözcüğü gerçek anlamda bir silah koleksiyonunu veya silahların saklandığı yeri ifade eder. Burada ise kansere karşı kullanılabilecek bilgi, yöntem ve kaynakların benzetmesidir; tool da fiziksel bir nesneyi değil, yararlı bir yöntemi anlatır. one more tool to add to our arsenal kalıbı, yeni bilginin gruba harekete geçmek için ek bir yol sunduğunu belirtir. İlerlemeyi, yararlı seçeneklerin giderek birikmesi olarak gösterir.

Alıştırma

"The new test gives doctors one more tool to add to their arsenal." cümlesindeki benzetme ne anlama geliyor?

  1. Doktorlar bir askeri silah koleksiyonu edindi.
  2. Doktorlar kullanabilecekleri seçeneklerden birini kaybetti.
  3. Doktorlar yararlı bir yöntem daha kazandı.
Cevabı göster

Doktorlar yararlı bir yöntem daha kazandı.

History repeats but science reverberates. Deyimler

4:52

Tarih tekerrür eder ama bilim yankılanır.

Deyimler

History repeats but science reverberates: tarih tekerrür eder, bilimin etkisi yankılanır

İlk bölüm, history repeats itself şeklindeki bilinen sözü çağrıştırır: geçmişteki örüntüler yeniden ortaya çıkar. Ardından cümle, repeats yerine bir sesin yankılanmaya devam etmesini anlatan reverberates fiilini kullanır. Mecazi olarak science reverberates, bilimsel keşiflerin yayılmayı ve sonraki çalışmaları etkilemeyi sürdürmesi demektir. But kısa ve etkili bir karşıtlık kurar: tarih tekrarlanan örüntülerle geri gelirken bilim etkilerini geleceğe taşır.

Alıştırma

"History repeats but science reverberates" cümlesindeki karşıtlığı en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Tarihin hiçbir etkisi olmadığı için bilim insanları her deneyi tekrarlamalıdır.
  2. Tarih her zaman doğrudur, bilim ise yalnızca fiziksel yankılar üretir.
  3. Tarihsel örüntüler yeniden ortaya çıkarken bilimsel keşifler sonraki çalışmaları etkilemeye devam eder.
Cevabı göster

Tarihsel örüntüler yeniden ortaya çıkarken bilimsel keşifler sonraki çalışmaları etkilemeye devam eder.

That's a quote from the Pulitzer Prize-winning book The Emperor of All Maladies: Kültür

4:56

Bu, Pulitzer Ödüllü 'Hastalıkların Şahı:

A Biography of Cancer.

5:00

Kanserin Biyografisi' adlı kitaptan bir alıntıdır.

Kültür

Pulitzer Prize-winning book: ödül durumu ve kaynağın otoritesi

Pulitzer Prize-winning book, kitabın Pulitzer Ödülü kazandığı anlamına gelir. Pulitzer; gazetecilik, edebiyat ve müzik alanlarında verilen önemli bir ABD ödülüdür. Bu cümleyi anlamak için onun saygın bir ödül olduğunu bilmek yeterlidir. Prize-winning, book sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Ödülden söz edilmesi, kaynağı önemli ve güvenilir göstererek alıntının otoritesini güçlendirir.

Alıştırma

Bu cümlede Pulitzer Prize-winning book ne anlatır?

  1. Kitap Pulitzer Ödüllerinin nasıl değerlendirildiğini açıklar.
  2. Kitap bir Pulitzer Ödülü kazanmıştır.
  3. Kitap okuyucularına ödül verir.
Cevabı göster

Kitap bir Pulitzer Ödülü kazanmıştır.

We highly recommend you read or listen to this extraordinary book. Kalıp ifadeler

5:02

Bu olağanüstü kitabı okumanızı veya dinlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.

Kalıp ifadeler

read or listen to: bir kitaba erişmenin iki yolu

Read or listen to, kitabın içeriğine ulaşmanın iki yolunu sunar: yazılı metni okumak veya sesli kitabı dinlemek. İki seçenek de cümlenin sonundaki aynı isim öbeğiyle, yani this extraordinary book ile tamamlanır. Read doğrudan nesne alabilir: read the book. Listen ise dinlenen şeyden önce normalde to gerektirir: listen to the book. Bu edat listen ile kullanılan yapının bir parçasıdır ve atılamaz.

Alıştırma

Cümleyi listen fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: On my commute, I often ____ audiobooks.

Cevabı göster

listen to

If you visit audible.com/ted-ed,

5:06

audible.com/teded adresini ziyaret ederseniz,

you can download an audio version of this book for free. Kalıp ifadeler

5:09

bu kitabın sesli versiyonunu ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

for free: ücret ödemeden

Bu cümlede for free, download eylemini niteler ve indirme işleminin hiçbir ücreti olmadığını belirtir. Buradaki free kişisel özgürlüğü değil, fiyatı anlatır. Yaygın kalıp fiil + nesne + for free şeklindedir. Örneğin get a sample for free veya use an app for free denebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve ‘ödeme yapmadan’ anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: You can attend the online workshop ____.

Cevabı göster

for free

Ted-Ed is a non-profit Kelime

5:12

TED-Ed, kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur

Kelime

a non-profit: kâr amacı gütmeyen bir kuruluş

Ted-Ed is a non-profit cümlesindeki a tanımlığı, non-profit ifadesinin kâr amacı gütmeyen tek bir kuruluşu belirten sayılabilir bir isim olduğunu gösterir. non- öneki 'değil' anlamı verir; profit ise maliyetlerin üzerinde elde edilen parayı anlatır. Non-profit, kuruluşun amacını ve fazla paranın nasıl kullanıldığını açıklar. Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş gelir elde edebilir, ücret alabilir ve çalışanlarına maaş ödeyebilir; genellikle fazlayı özel sahiplere dağıtmak yerine kendi misyonunu desteklemek için kullanır.

Alıştırma

Bir toplum sanat merkezi kendi misyonuna hizmet etmek amacıyla kurulmuştur. Bilet satar ve fazla gelirini özel sahiplere dağıtmak yerine programları için kullanır. Hangi tanım en uygundur?

  1. It is free of charge.
  2. It is a non-profit.
  3. It is unprofitable.
Cevabı göster

It is a non-profit.

and using either of these methods to select your next great book Dilbilgisi

5:14

ve bir sonraki harika kitabınızı seçmek için bu yöntemlerden birini kullanmanız,

helps us continue to create free educational videos for everyone.

5:18

herkes için ücretsiz eğitici videolar oluşturmaya devam etmemize yardımcı olur.

Dilbilgisi

Using ... helps ...: özne olarak kullanılan bir gerund öbeği

“using either of these methods to select your next great book” öbeğinin tamamı öznedir. İsim görevindeki using ile başlar ve bu etkinliği tek bir şey olarak sunar. “to select your next great book” şeklindeki to’lu mastar da bu öznenin içinde kalır ve yöntemin kullanılma amacını açıklar. Ana fiil select değil, helps’tir. Tek bir etkinliği adlandıran gerund öbeği normalde tekil fiil alır; bu nedenle help, helps biçimine dönüşür. Cümlenin temel yapısı “Using ... helps us continue to create ...” şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için help fiilinin doğru biçimini kullanın: Walking to school each morning ____ Maya feel more awake.

Cevabı göster

helps