Einstein'ın ikizler paradoksu - Amber Stuver: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Tek yumurta ikizi iki astronot, ışık hızına yakın bir gidiş-dönüş yolculuğunun Dünya’dan ve uzay gemisinden nasıl göründüğünü karşılaştırıyor. Işık sinyalleri ve uzay-zaman grafiği görünürdeki paradoksu çözüyor: Yolculuk yapan ikiz, yön değiştirdiğinde farklı bir referans çerçevesine geçtiği için daha az yaşlanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the faster an object moves through space, the slower it moves through time — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir değişken değiştikçe diğerinin de bağlantılı biçimde değiştiğini gösteren the + comparative..., the + comparative... eşlemeli karşılaştırma yapısını öğrenin. Böylece uzaydaki hareket ile zamanın geçişi arasındaki temel ilişkiyi takip edebilir, bilimsel eğilimleri ve gündelik neden-sonuç bağlantılarını aynı yapıyla açıkça anlatabilirsiniz. 2. Meanwhile for Stella, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu geçişin Terra’nın gözlemlerinden Stella’nın bakış açısına açıkça yöneldiğini fark edin. Birden çok gözlemci içeren açıklamalarda benzer bir işaret kullanarak sıradaki ölçüm, deneyim veya sonucun kime ait olduğunu okuyucuya gösterebilirsiniz. 3. This asymmetry accounts for why — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: account for why ifadesini bir sonucun nedenini belirtmenin resmî bir yolu olarak anlayın. Bu kalıp, sinyallerin eşit olmayan alınışını ikizler paradoksunun çözümüne bağlamanızı ve görünürdeki çelişkinin neden ortadan kalktığını mantıklı biçimde açıklamanızı sağlar.
Bu derste
identical twin astronauts volunteer for an experiment. Kalıp ifadeler
0:07tek yumurta ikizi astronotlar bir deney için gönüllü olurlar.
On their 20th birthday: belirli bir gün için on
Belirli bir günün veya tarihin önünde on kullanılır. Doğum günü belirli bir günü ifade ettiği için on their 20th birthday, olayın onların yirminci yaş gününde gerçekleştiğini belirtir. Bu zaman ifadesi cümlenin başına geldiğinde bütün cümlenin zamanını belirler; virgül de onu ana cümleden ayırır.
Alıştırma
Cümleyi doğru zaman edatıyla tamamlayın: We had a family dinner ____ my grandmother's 70th birthday.
Cevabı göster
on
volunteer for an experiment: katılmayı gönüllü olarak seçmek
Volunteer for + isim, bir etkinliğe, projeye veya göreve katılmayı gönüllü olarak teklif etmek ya da seçmek anlamına gelir. Volunteer for an experiment ifadesinde for, astronotların kendi istekleriyle katılmayı kabul ettikleri şeyi tanıtır. Bu ifade, katılımın bir görevlendirme ya da zorunluluk değil, kendi seçimleri olduğunu vurgular.
Alıştırma
Volunteer ve doğru edatla cümleyi tamamlayın: The study needed healthy adults, so Priya decided to ____ the trial.
Cevabı göster
volunteer for
Terra ile Stella'nın planlarını karşılaştıran while
Burada while, iki farklı kişinin farklı planlarını anlatan iki cümleciği birbirine bağlar: Terra Dünya'da kalır, Stella ise bir uzay gemisine biner. İki plan aynı genel durumun parçalarıdır ve while aralarındaki farkı öne çıkarır. Bu kullanımda while yaklaşık olarak whereas veya but anlamına gelir; temel anlamı during the time that değildir. Aynı yapı iki kişiyi, seçeneği veya olguyu karşılaştırmak için yan yana getirebilir.
Alıştırma
Bu cümlede while sözcüğünün temel görevi nedir: Terra will remain on Earth while Stella will board a spaceship?
- Terra'nın neden Dünya'da kaldığını açıklar.
- Stella'nın ancak Terra Dünya'dan ayrıldıktan sonra gemiye bineceğini söyler.
- Terra'nın planı ile Stella'nın planını karşılaştırır.
Cevabı göster
Terra'nın planı ile Stella'nın planını karşılaştırır.
Stella's ship will travel at 86.6% the speed of light Kalıp ifadeler
0:15Stella'nın gemisi, ışık hızının %86,6'sı ile seyahat edip
to visit a star that is 10 light years away, Kelime
0:1810 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızı ziyaret edecek,
10 light years: bir uzaklık ölçüsü
Işık yılı bir uzaklık birimidir: ışığın bir yılda aldığı mesafeyi ifade eder. Bu cümlede 10 light years, yıldızın ne kadar uzakta olduğunu belirtir. Yolculuğun on yıl süreceği veya yıldızın on yaşında olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede 10 light years neyi ölçüyor?
- Yıldıza olan uzaklığı.
- Yolculuk için gereken süreyi.
- Yıldızın yaşını.
Cevabı göster
Yıldıza olan uzaklığı.
travel at 86.6% the speed of light: hızdan önce at kullanımı
travel at + speed kalıbı, bir şeyin ne kadar hızlı hareket ettiğini belirtir. Bu cümlede at, 86.6% the speed of light ifadesini getirir; yani gemi ışık hızının 0.866 katıyla hareket eder. Yüzdelik karşılaştırma 86.6% the speed of light veya 86.6% of the speed of light biçiminde yazılabilir. Basit bir birim oranından önce of eklemeyin; travel at 300 kilometers per hour denir.
Alıştırma
Cümleyi hızdan önce kullanılan edatla tamamlayın: The probe can travel ____ 20 kilometers per second.
Cevabı göster
at
part ways: ayrılıp farklı yönlere gitmek
Part ways, insanların ayrılıp farklı yönlere gitmesi anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada prepare to part ways, birbirlerinden ayrılıp yollarına ayrı ayrı devam etmeye hazırlandıkları anlamına gelir. Bu ifade ortak bir etkinliğin, iş ortaklığının veya ilişkinin sona ermesini de anlatabilir. Ayrılığın türü bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi part ways ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the tour, the two families ____.
Cevabı göster
parted ways
the twins wonder what will happen when they're reunited. Dilbilgisi
0:25ikizler yeniden bir araya geldiklerinde ne olacağını merak ederler.
wonder what will happen: dolaylı soru
Wonder fiilinden sonra, kişinin aklındaki soruyu belirtmek için bir soru sözcüğüyle başlayan yan cümle gelebilir. Burada what will happen when they're reunited ikizlerin emin olmadığı içeriği, when they're reunited ise olası olayın ne zaman gerçekleşeceğini belirtir. Bu, doğrudan bir soru değil, cümle içine yerleştirilmiş dolaylı bir sorudur. Dolaylı sorularda normalde düz cümle sırası kullanılır: I wonder what she will choose doğrudur; I wonder what will she choose doğru değildir. Asıl cümlede what, happen fiilinin öznesidir; bu yüzden what will happen zaten doğru sıradadır.
Alıştırma
Dolaylı soruda sözcük sırası doğru olan cümleyi seçin.
- I wonder what does she choose.
- I wonder what will she choose.
- I wonder what she will choose.
Cevabı göster
I wonder what she will choose.
Since: neden belirtmek
Cümlenin başındaki Since burada because veya given that, yani çünkü ya da mademki anlamındadır. Bir ışık yılının tanımı, Stella'nın yolculuğunun 23 yıl sürmesi gerektiği sonucunun gerekçesini veya öncülünü verir. Since bir zaman başlangıcını da belirtebilir, ancak bu yorum burada uygun değildir. Since ile başlayan kısmın ana cümlenin neden doğru olduğunu mu açıkladığına, yoksa devam eden bir durumun ne zaman başladığını mı belirttiğine bakın.
Alıştırma
Since the roads are icy, school is closed. cümlesinde Since ne işe yarar?
- Okulun kapanma nedenini belirtir.
- Yollarla okulu karşılaştırır.
- Yolların ilk kez ne zaman buzlandığını belirtir.
Cevabı göster
Okulun kapanma nedenini belirtir.
the twins know it's not that simple. Kalıp ifadeler
0:37ikizler bunun o kadar basit olmadığını bilirler.
from having studied: önceki çalışmayı bilginin dayanağı olarak gösterme
from having studied special relativity ifadesinde from, ikizlerin bildiği şeyin kaynağını veya dayanağını gösterir. Vardıkları sonuç önceki çalışmalarından gelir; bu nedenle ifade burada neden bildiren bir anlam taşır: Bunu, konuyu daha önce çalıştıkları için bilirler. having studied, having + geçmiş zaman ortacıyla kurulan tamamlanmış bir -ing biçimidir. Çalışma eylemini bilme eyleminden önceye yerleştirir. Yeniden kullanılabilecek kalıp, ardından gerekli nesne veya tümlecin geldiği from having + geçmiş zaman ortacı yapısıdır.
Alıştırma
Önceki eğitimin Lena'nın bilgisinin kaynağı olduğunu gösteren üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ first aid, Lena knew how to help.
Cevabı göster
From having studied
it's not that simple: aşırı basitleştirilmiş bir sonuca karşı çıkmak
it's not that simple ifadesinde that, simple sözcüğünü niteler ve “o dereceye kadar” ya da “önceki düşüncenin öne sürdüğü kadar basit” anlamına gelir. Cümle, daha fazla açıklama gerektiğini söyler; konunun anlaşılmasının imkânsız olduğunu söylemez. İfadenin tamamı, aşırı basitleştirilmiş bir sonuca karşı çıkar ve başka bir koşulun, istisnanın veya etkenin açıklanmak üzere olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız "Just restart the app and everything will be fixed." diyor. Siz de "It's not that simple." diye yanıt veriyorsunuz. Ne anlatmak istiyorsunuz?
- Yeniden başlatmanın sorunu kesinlikle çözeceğine katılıyorsunuz.
- Bu sorunu hiç kimsenin anlaması mümkün değildir.
- Sorun çözülmeden önce daha fazla etken dikkate alınmalıdır.
Cevabı göster
Sorun çözülmeden önce daha fazla etken dikkate alınmalıdır.
First of all, the faster an object moves through space, Dilbilgisi
0:40Öncelikle, bir nesne uzayda ne kadar hızlı hareket ederse,
the faster an object moves through space, the slower it moves through time: eşleşmiş comparative yapısı
the + comparative ..., the + comparative ... yapısı iki dereceli değişimi birbirine bağlar. Bir şey değiştikçe başka bir şeyin de bununla bağlantılı olarak değiştiğini anlatır ve Türkçede genellikle “ne kadar ..., o kadar ...” ya da “...dıkça ...” anlamı verir. Bu cümlede uzayda hareket etme hızı arttıkça zaman içindeki hareketin yavaşladığı ilişkisi kuruluyor. İki the, normal belirleyiciler değil, bu eşleşmiş yapının parçalarıdır. Her iki cümlecikte de comparative kullanıldığı için yapı bir üstünlük derecesini ya da basit bir sıralamayı değil, iki değişim arasındaki ilişkiyi anlatır.
Alıştırma
Eşleşmiş comparative yapısını tamamlayın: ____ more you practice, ____ easier the skill becomes.
Cevabı göster
the · the
compared to an unmoving observer: karşılaştırma ölçütünü belirtme
compared to + isim öbeği bir karşılaştırmanın referans noktasını belirtir. Bu parçada an unmoving observer ölçüt olarak kullanılır: zamanın daha yavaş ilerlediği iddiası bu gözlemciyle karşılaştırılarak değerlendirilir, mutlak bir gerçek olarak sunulmaz. Bu ifade, nitelediği cümlenin ardından gelebilir. Böylece yeni ve tam bir cümlecik kurmadan karşılaştırma ölçütü kısa biçimde eklenir.
Alıştırma
Karşılaştırma ölçütünü doğru biçimde tanıtan ifadeyi seçin: The new camera is lighter ____ the old model.
- compared to
- instead of
- because of
Cevabı göster
compared to
This relationship can be quantified with something called the Lorentz factor, Notlar
0:48Bu ilişki, Lorentz faktörü adı verilen şeyle ölçülebilir,
can be quantified with: bir şeyi sayısal olarak göstermek
Quantify, bir şeyi sayılar, ölçümler veya bir formülle ifade etmek demektir. can be quantified yapısında edilgen biçim, ilişkinin sayısal olarak gösterilebileceğini anlatır; with ise bunun için kullanılan yöntemi veya ölçüyü tanıtır. Bu, ilişkiyi yalnızca betimlemekten veya açıklamaktan daha belirgindir: sonuç, bir miktarı veya sayısal örüntüyü ölçülebilir ya da karşılaştırılabilir hâle getirmelidir.
Alıştırma
Bir bilim raporunda quantify the effect ne anlama gelir?
- etkiyi yalnızca sözcüklerle betimlemek
- etkiyi sayısal bir değerle ifade etmek
- etkinin neden var olduğunu açıklamak
Cevabı göster
etkiyi sayısal bir değerle ifade etmek
something called the Lorentz factor: yeni bir terimi tanıtmak
something called + ad yapısı, dinleyici için yeni olabilecek bir şeyi veya terimi tanıtır. Something önce böyle bir kavramın var olduğunu bildirir, called the Lorentz factor ise kavramın adını verir. Burada ifade, adı onu tanımlayan sonraki which yan cümleciğinden önce verir. Böylece yeni bilgiyi iki adımda düzenler: önce kavramın adını söylemek, sonra onu açıklamak.
Alıştırma
Cümledeki something called the Lorentz factor ifadesinin bilgiyi düzenleme işlevi nedir?
- Kavramın adını vermeyi reddeder.
- Tanımı vermeden önce terimi tanıtır.
- Bilinen bir terimin yazımını düzeltir.
Cevabı göster
Tanımı vermeden önce terimi tanıtır.
which is defined by this equation: which ile tanım ekleme
which is defined by this equation bölümü, tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir. which, daha önce adı geçen Lorentz faktörüne gönderme yapar ve onun tanımını ek bilgi olarak verir; yeni bir ana cümle başlatmaz. is defined by edilgen bir yapıdır: tanımı denklem verir. Tam cümlede bu ek bilgi yan cümlesi, açıkladığı isimden genellikle virgülle ayrılır.
Alıştırma
Daha önce belirlenmiş bir formula hakkında ek bilgi vermek için tanımlayıcı olmayan ilgi yan cümlesini hangi cümle doğru kullanıyor?
- The formula, that is shown below, gives the result.
- The formula, which is shown below, gives the result.
- The formula, which it is shown below, gives the result.
Cevabı göster
The formula, which is shown below, gives the result.
And secondly: ikinci noktayı belirtme
Burada And secondly, açıklamayı düzenleyen bir işarettir. Secondly, bunun sıralı bir açıklamadaki ikinci nokta olduğunu dinleyiciye bildirir; And ise ifadeyi hemen önceki noktaya doğal biçimde bağlar. Bu ifade neden değil, sıra bildirir: yeni açıklama ikinci maddedir, ancak ilk maddenin sonucu olmak zorunda değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi derste öğrendiğiniz iki kelimelik geçiş ifadesiyle tamamlayın: First, check the map. ____, choose the safest route.
Cevabı göster
And secondly
as measured by an observer at rest: durmakta olan bir gözlemci tarafından ölçüldüğü şekliyle
Bu cümlede as measured by an observer at rest, the length of a moving object ifadesini niteler. “Bu uzunluk, durmakta olan bir gözlemci tarafından ölçüldüğünde” anlamına gelir. İfade, önermede hangi gözlemcinin ölçümünün ve hangi ölçüm koşulunun kullanıldığını belirtir. Bu, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Tam biçimi as it is measured by an observer at rest şeklindedir; tekrarlanan it öznesi ve be fiilinin bir biçimi atılır. Bu kısa yapı bilimsel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi as measured by ... kalıbı ve this gauge sözcükleriyle tamamlayın: The pressure, ____, remains stable.
Cevabı göster
as measured by this gauge
contract by the same factor: aynı katsayıyla kısalmak
Burada contract, fizikte “kısalmak veya küçülmek” anlamına gelen bir fiildir. Özne cismin uzunluğu olduğu için will contract, ölçülen uzunluğun azalacağını belirtir. Hukuki bir anlaşma yapmak veya bir hastalığa yakalanmak anlamına gelmez. By the same factor orantılı bir değişimi anlatır: uzunluk aynı çarpımsal orana göre değişir; aynı sabit birim miktarı kadar azalmaz. Contract, will sonrasında yalın fiil biçimindedir ve fizik bağlamı, boyutun küçülmesi anlamını seçer.
Alıştırma
Fizik bağlamında The rod's length will contract by the same factor ne anlama gelir?
- Ölçülen uzunluğu aynı sabit birim miktarı kadar azalacaktır.
- Sahibi aynı hukuki sözleşmeyi imzalayacaktır.
- Ölçülen uzunluğu aynı oranda kısalacaktır.
Cevabı göster
Ölçülen uzunluğu aynı oranda kısalacaktır.
At 86.6% of the speed of light, the Lorentz factor is two,
1:00Işık hızının %86,6'sında Lorentz faktörü ikidir,
meaning time will pass twice as slowly aboard the spaceship. Notlar
1:05yani uzay gemisinde zaman iki kat daha yavaş geçecektir.
twice as slowly: karşılaştırma noktası örtük olan hız karşılaştırması
Twice as slowly, twice çarpanını bir as...as karşılaştırmasıyla birleştirir. Tam biçimi şöyle olabilir: time will pass twice as slowly aboard the spaceship as it does in the reference frame. Önceki açıklama karşılaştırma noktasını sağladığı için ikinci as bölümü burada kullanılmamıştır. Bu bağlamda Lorentz faktörünün iki olması, amaçlanan nicel sonucu açık hâle getirir: uzay gemisindeki zamanın geçiş hızı referans hızın yarısıdır. Başka bir deyişle, o referans çerçevesinden ölçüldüğünde uzay gemisinde belirli bir sürenin geçmesi iki kat uzun sürer.
Alıştırma
Lorentz faktörü iki olduğuna göre bu cümlede twice as slowly ne anlama gelir?
- Uzay gemisinde zaman tamamen durur.
- Uzay gemisindeki zamanın geçiş hızı referans hızın iki katıdır.
- Uzay gemisindeki zamanın geçiş hızı referans hızın yarısıdır.
Cevabı göster
Uzay gemisindeki zamanın geçiş hızı referans hızın yarısıdır.
meaning...: önceki bilginin sonucunu sunmak
Buradaki meaning, hemen önceki ifadenin pratik sonucunu sunar. which means that yapısına yakındır: önce bir sayı verilir, ardından bu sayının uzay gemisindeki zaman hakkında ne gösterdiği açıklanır. Virgülden sonra gelen meaning + yan cümle, önceki ifadenin tamamını açıklayabilir. Bir olguyu, hesaplamayı veya olayı onun sonucu ya da yorumuyla bağlayarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: The battery is empty, meaning the camera will turn off. meaning burada ne yapıyor?
- Önceki olgunun doğru olup olmadığını sorar.
- Önceki olgunun sonucunu sunar.
- İlgisiz yeni bir konu başlatır.
Cevabı göster
Önceki olgunun sonucunu sunar.
Stella won't notice time slowing down. Dilbilgisi
1:09Stella zamanın yavaşladığını fark etmeyecektir.
notice + nesne + -ing: sürmekte olan bir eylemi fark etmek
Notice + nesne + -ing, bir eylem veya değişim sürerken onun farkına varmayı anlatır. Bu cümlede time, notice fiilinin nesnesidir; slowing down ise time sözcüğünün geçirdiği değişimi anlatır. Bu kısa yapı, gözlemlenen şey ile devam eden süreci birlikte verir. Genellikle notice that + yan cümle yapısına göre eylemin gerçekleşme sürecini daha çok öne çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümle devam eden bir eylemin fark edildiğini göstermek için notice + nesne + -ing yapısını kullanıyor?
- I expected the dog to cross the street.
- I noticed that the dog had already crossed the street.
- I noticed the dog crossing the street.
Cevabı göster
I noticed the dog crossing the street.
That's because: bir sonucu nedenine bağlamak
That's because, az önce belirtilen sonuca, iddiaya veya duruma gönderme yapar ve ardından bunun nedenini açıklar. Burada that's, Stella'nın yavaşlamayı fark etmeyecek olmasına gönderme yapar; because yan cümlesi de nedeni verir. Bilgiyi önce sonuç, sonra neden sırasıyla düzenler: önce neyin doğru olduğu veya neyin gerçekleştiği söylenir, ardından nedeni açıklanır.
Alıştırma
İkinci cümleyi, önceki sonuca gönderme yapan ve onun nedenini açıklayan iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: Several schools are closed. ____ the roads are icy.
Cevabı göster
That's because
all time-based processes: kısa çizgili bir niteleyiciyi anlama
all time-based processes ifadesinde time-based, processes sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Zamanla ilişkili olarak işleyen, gelişen veya ölçülen süreçleri belirtir. Kısa çizgi, time ve based sözcüklerinin tek bir niteleyici oluşturduğunu gösterir. All, çoğul isim grubunun tamamını kapsar; dolayısıyla bu tür süreçlerin hepsi dahildir. X-based yapısı, evidence-based decisions örneğinde olduğu gibi 'based on X' fikrini bir isimden önce daha kısa biçimde ifade edebilir.
Alıştırma
time ve based sözcüklerini tek bir birleşik sıfat olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: The quiz uses a ____ scoring system.
Cevabı göster
time-based
slow down: hızın veya ilerleme temposunun düşmesi
Burada slow down geçişsiz bir öbek fiildir: süreçlerin kendisi daha düşük bir hızda gerçekleşecektir. Onları yavaşlatan dışarıdan bir etken belirtilmez. Bu ifade fiziksel hareketi veya bir etkinliğin, tepkimenin ya da sistemin hızını anlatabilir. Anlamı, hareket hızından bir şeyin ne kadar hızlı ilerlediğine veya çalıştığına kadar uzanır.
Alıştırma
‘Daha az hızlı hâle gelmek’ anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: As the battery runs low, the device may ____.
Cevabı göster
slow down
including her rate of aging: bir sürecin ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtmek
Bu sıralamada including, daha geniş olan biological activities kategorisinden belirli örnekler sunar. Bu örneklerden biri her rate of aging ifadesidir. rate of + isim veya -ing biçimi, bir sürecin ne kadar hızlı gerçekleştiğini ya da değiştiğini belirtir. Burada rate of aging, onun şu anki yaşını değil, yaşlanma hızını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp rate of + isim ile tamamlayın: The scientist measured the ____ growth.
Cevabı göster
rate of
her perception of time itself: öznel zaman deneyimi
Perception of time, kişinin zamanın hızlı ya da yavaş geçtiğini hissetmesi gibi, zamanı öznel olarak deneyimleme biçimidir. Bir saatin gösterdiği nesnel zaman değildir. Itself, algılanan şeyin bizzat zaman olduğunu vurgular. Bu ifade, sıralamada dikkati saatlerin ve cihazların ötesine, onun içsel zaman deneyimine yöneltir.
Alıştırma
Hangi seçenek perception of time ifadesini en iyi açıklar?
- bir saatin gösterdiği kesin zaman
- gelecekteki olayları sıralayan bir plan
- kişinin zamanın nasıl geçtiğine ilişkin öznel deneyimi
Cevabı göster
kişinin zamanın nasıl geçtiğine ilişkin öznel deneyimi
time on the moving spaceship passing slower for Stella
1:26hareket eden uzay gemisinde zamanın Stella için daha yavaş geçtiğini,
would be observers in an inertial or non-accelerating reference frame, Kelime
1:29eylemsiz veya ivmelenmeyen bir referans çerçevesindeki gözlemciler olurdu,
an inertial or non-accelerating reference frame: eylemsiz referans sistemi
reference frame, nesnelerin nerede olduğunu ve nasıl hareket ettiğini tanımlayıp ölçmek için kullanılan bir sistem ya da bakış açısıdır. inertial reference frame ivmelenmez ve dönmez; bu sistemden betimlendiğinde net kuvvet etkisinde olmayan bir nesne sabit hızla düz bir çizgide hareket eder. Burada or non-accelerating, ilgisiz ikinci bir sistem türünü adlandırmak yerine inertial sözcüğünü daha açık biçimde yeniden ifade eder. Eylemsiz bir sistem duruyor olabilir veya sabit hızla hareket edebilir; bu yüzden inertial yalnızca “hareketsiz” demek değildir.
Alıştırma
Hangi tanım bir inertial reference frame ile eşleşebilir?
- Sürati veya yönü değişmekte olan bir sistem.
- İvmelenmeden veya dönmeden sabit hızla düz bir çizgide hareket eden bir sistem.
- Her gözlemciye göre hareketsiz olmak zorunda olan bir sistem.
Cevabı göster
İvmelenmeden veya dönmeden sabit hızla düz bir çizgide hareket eden bir sistem.
The only people who could notice ... would be observers: cümlenin ana yapısı
Ana yapı The only people ... would be observers şeklindedir. Özne, uzun ad öbeği The only people who could notice ..., ana yüklem ise would be observers ifadesidir. who ile başlayan ilgi tümceciği, people sözcüğünü koşulu sağlayan tek grupla sınırlar. Bu who tümceciğinde fark edilebilecek içerik time on the moving spaceship passing slower for Stella bölümüdür. Okurken önce The only people ile would be observers bölümlerini doğrudan bağlayın, ardından who tümceciğindeki ayrıntıları ekleyin. Böylece cümlenin ana mesajı açık kalır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı The only people who ... would be ... bilgi yapısını kullanıyor?
- The only people who could access the server would be the security engineers.
- The security engineers could access only the server.
- The server would show the engineers who had access.
Cevabı göster
The only people who could access the server would be the security engineers.
Thus, Terra concludes that when they meet back on Earth, Anlatım akışı
1:35Böylece Terra, Dünya'da tekrar buluştuklarında,
Thus, Terra concludes: çıkarımla ulaşılan sonucu belirtme
Thus önceki akıl yürütmeye gönderme yapar ve ardından gelen kısmın bunun sonucu olduğunu gösterir. Burada Terra'nın ifadesinin ilgisiz yeni bir bilgi değil, onun ulaştığı bir sonuç olduğunu belirtir. Thus, someone concludes that... kalıbı bir açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: önce kanıt ya da akıl yürütme, ardından bunlardan çıkan iddia gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede thus, önceki kanıtlardan çıkarılan bir sonucu belirtmek için kullanılmıştır?
- The readings matched; thus, the team concluded that the sensor was accurate.
- The readings matched; for example, one value was 20.
- The readings matched; meanwhile, the team checked the battery.
Cevabı göster
The readings matched; thus, the team concluded that the sensor was accurate.
But that's just one way of looking at things. Deyimler
1:41Ancak bu, olaylara sadece bir bakış açısıdır.
just one way of looking at things: olası bir bakış açısı
One way of looking at things, fiziksel nesnelere bakma biçimini değil, olası bir bakış açısını ya da yorumu ifade eder. Things burada genel olarak konuşulan duruma veya meseleye gönderme yapar. Just iddianın kapsamını sınırlar: bu yalnızca bir bakış açısıdır, dolayısıyla başka bakış açıları da makul olabilir. But ile birlikte kullanıldığında ifade, önceki görüşü olası kabul ederken farklı bir görüş sunmaya hazırlanır.
Alıştırma
just one way of looking at things ifadesi ne anlama gelir?
- Birkaç nesneye farklı konumlardan bakma isteğidir.
- Bu olası bir bakış açısıdır ve başka yorumlar da bulunabilir.
- Fiziksel nesnelere bakmanın tek doğru yoludur.
Cevabı göster
Bu olası bir bakış açısıdır ve başka yorumlar da bulunabilir.
Stella argues it would be just as valid Kalıp ifadeler
1:45Stella şunu söylemenin de bir o kadar geçerli olacağını savunur:
including Terra, moves around her.
1:52Terra da dahil olmak üzere, kendi etrafında hareket ettiğini.
it would be just as valid to say: eşit derecede geçerli bir görüş sunmak
it would be just as valid to say ... yapısında it, sonraki içeriğin yerini tutan bir öznedir. Asıl değerlendirilen içerik to say ... bölümünden sonra gelir. Yapı, it sözcüğünü değil, ortaya atılan görüşü değerlendirir. Just as valid, aynı varsayımlar altında önceki bir açıklama kadar makul veya savunulabilir demektir. Would, bu değerlendirmeyi koşula bağlı olarak sunar. İkinci görüşün yalnızca başka bir fikir olduğu veya otomatik olarak doğru olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşan kişi “It would be just as valid to say the plan stayed the same” derken neyi kastediyor?
- Bu açıklama konuyla ilgisizdir ama anılmaya değerdir.
- Bu açıklama doğru olabilecek tek gerçektir.
- Bu açıklama aynı varsayımlar altında eşit derecede makuldür.
Cevabı göster
Bu açıklama aynı varsayımlar altında eşit derecede makuldür.
making Stella the older twin in the end. Dilbilgisi
1:59ve sonunda Stella daha yaşlı olan ikiz olacaktır.
And in that case: bir koşulu sonucuna bağlamak
That case, hemen önce sözü edilen belirli varsayıma veya duruma gönderme yapar. In that case, sonraki ifadenin o durum kabul edildiğinde geçerli olan bir sonuç olduğunu belirtir. Cümlenin başındaki And, önceki akıl yürütmeyi sürdürür; koşulu kendisi oluşturmaz. And in that case birlikte, bilgiyi önce koşul ve ardından sonuç gelecek şekilde düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle belirli bir koşulu sonucuna bağlamak için in that case kullanıyor?
- If the library is closed, we will study at home. In any case, we will meet online.
- The library has a glass case, and we will meet beside it.
- If the library is closed, we will study at home. In that case, we will meet online.
Cevabı göster
If the library is closed, we will study at home. In that case, we will meet online.
making Stella the older twin: sonuç gösteren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonra making ile başlayan yan cümle, daha önce anlatılan durumun tamamının sonucunu gösterir. Burada zamanın Terra için daha yavaş geçmesi, Stella'nın sonunda yaşça daha büyük ikiz olmasına yol açar. Bu yan cümlede make, make + nesne + nesne tümleci yapısını kullanır: Stella nesnedir; the older twin ise sonuçta kazandığı kimliği belirtir. Bu yapı, kendi zamanı olan yeni ve tam bir yan cümle başlatmadan bir nedeni ortaya çıkan kimliğe veya duruma bağlar.
Alıştırma
Parantezdeki sözcüklerle cümleyi tamamla. Sonucu göstermek için making ile bir yan cümle kur: The final goal broke the tie, ____. (make / our team / the winner)
Cevabı göster
making our team the winner
They can't each be older than the other, Dilbilgisi
2:01Her ikisi de diğerinden daha yaşlı olamayacağına göre,
each ... the other: karşılaştırmayı iki yöne de uygulamak
İki kişiden söz ederken each, karşılaştırmayı iki kişiye ayrı ayrı uygular; the other ise her birinin bakış açısından kalan diğer kişiyi gösterir. Bu yüzden each be older than the other ifadesi, A'nın B'den ve B'nin de A'dan yaşça büyük olmasını gerektirir. Can't bu imkânsız çift yönlü iddiayı reddeder. İkisinin aynı yaşta olduğunu söylemez; zıt yönlü iki karşılaştırmanın aynı anda doğru olamayacağını söyler.
Alıştırma
They can't each be older than the other ne anlama gelir?
- İki kişi de yaşlarını karşılaştıracak kadar büyük değildir.
- İki kişi aynı anda birbirinden yaşça büyük olamaz.
- İki kişi kesinlikle tam olarak aynı yaşta olmalıdır.
Cevabı göster
İki kişi aynı anda birbirinden yaşça büyük olamaz.
This apparent contradiction is known as the twin paradox, Notlar
2:05Bu bariz çelişki ikizler paradoksu olarak bilinir,
apparent contradiction: yalnızca gerçekmiş gibi görünebilen bir çelişki
Burada apparent contradiction, ilk bakışta gerçek görünen bir çelişki anlamına gelir. Apparent, eldeki bilgilerin bir çelişki izlenimi yarattığını belirtir; gerçek bir mantıksal çelişkinin varlığını doğrulamaz. Bu ifade, sonraki bir açıklamanın çatışmayı ortadan kaldırabilmesine yer bırakır. Okurken apparent sözcüğünü, ilk izlenimin nihai sonuç olmayabileceğini gösteren bir işaret olarak değerlendirin.
Alıştırma
Hangi durum apparent contradiction ifadesini en iyi açıklar?
- İki iddianın uzlaştırılmasının imkânsız olduğu kanıtlanmıştır.
- İki sonuç çatışıyor gibi görünüyor, ancak daha fazla bilgi bu çatışmayı çözebilir.
- İki rapor tamamen aynı görüştedir.
Cevabı göster
İki sonuç çatışıyor gibi görünüyor, ancak daha fazla bilgi bu çatışmayı çözebilir.
is known as the twin paradox: bir terimin adını tanıtmak
Be known as + ad veya unvan, “... olarak adlandırılmak” ya da “bu ada sahip olmak” anlamına gelir. Bu cümlede is known as, açıklanan olguyu yerleşik terimi olan the twin paradox ile bağlar. Bilimsel terimleri, takma adları, unvanları veya tanınan kimlikleri tanıtmak için özne + be known as + ad veya kimlik biçimindeki edilgen yapıyı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi be known as yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This process ____ photosynthesis.
Cevabı göster
is known as
relativity can be easily misunderstood.
2:13ne kadar kolay yanlış anlaşılabileceğinin bir örneğidir.
not really a paradox, just an example: bir sınıflandırmayı düzeltme
not really X, just Y kalıbı ilk sınıflandırmayı düzeltir ve onun yerine daha doğru bir sınıflandırma getirir. Burada konuşmacı, paradox ifadesini en uygun sınıflandırma olarak kabul etmez ve durumu an example olarak yeniden sınıflandırır. not really, bir şeyin doğrudan X olmadığını söylemeye göre reddedişi yumuşatır. just ise Y'yi daha basit veya daha dar kapsamlı açıklama olarak sunar. Bu yapı, dinleyiciyi beklenebilecek yorumdan konuşmacının amaçladığı yoruma yönlendirir.
Alıştırma
Bu cümlede not really X, just Y ne işe yarar?
- Birbiriyle ilgisiz iki olguyu eşit derecede önemli gösterir.
- Bir sınıflandırmayı reddeder ve yerine daha doğru bir sınıflandırma getirir.
- Dinleyiciden iki olası sınıflandırma arasında seçim yapmasını ister.
Cevabı göster
Bir sınıflandırmayı reddeder ve yerine daha doğru bir sınıflandırma getirir.
how special relativity can be easily misunderstood: gömülü bir how yan cümlesi
how special relativity can be easily misunderstood yan cümlesi an example of ifadesini tamamlar ve örneğin neyi gösterdiğini, yani özel göreliliğin nasıl yanlış anlaşılabileceğini anlatır. Burada how, cümle içine yerleşmiş bir içeriği başlatır; dinleyiciye doğrudan soru sormaz. Gömülü bir how yan cümlesi düz cümle sırasını kullanır: how + özne + fiil. Bu nedenle can, special relativity ifadesinden sonra gelir. Yan cümlenin kendi öznesi ve can be easily misunderstood şeklinde tam bir fiil öbeği vardır.
Alıştırma
Örneğin neyi gösterdiğini anlatan iki sözcüklü bağlantıyla cümleyi tamamlayın: This is an example ____ small errors can spread through a system.
Cevabı göster
of how
To test their theories: cümle başında amaç bildiren to + fiil yapısı
To test their theories, amaç bildiren bir to + fiil grubudur. Ardından gelen ana cümledeki eylemin neden yapıldığını, yani amacın teorilerini sınamak olduğunu gösterir. Bu amaç grubu cümlenin başına geldiğinde hedefi ana eylemden önce verir ve ardından genellikle virgül gelir. test eylemini yapan kişi ya da grup normalde devamındaki ana cümlenin öznesidir.
Alıştırma
Bilim insanının deneyi neden tekrarladığını cümle başındaki bir mastar grubuyla açıklayan cümle hangisidir?
- The scientist repeated the experiment and verified the result.
- To verify the result, the scientist repeated the experiment.
- After verifying the result, the scientist repeated the experiment.
Cevabı göster
To verify the result, the scientist repeated the experiment.
in real time: olaylar gerçekleşirken
In real time, olaylar gerçekleşirken bir şeyin fark edilir çok az gecikmeyle ya da hiç gecikme olmadan gözlemlendiğini, işlendiğini veya gösterildiğini belirten bir zarf grubudur. Burada test fiilini niteler: teoriler yalnızca sonradan değil, sürecin kendisi sırasında sınanır. Bu ifade canlı veriler, izleme, iletişim ve bir olay sürerken güncellenen sistemler hakkında konuşurken yaygındır.
Alıştırma
İzlemenin fırtına değişirken fark edilir çok az gecikmeyle ya da hiç gecikme olmadan yapıldığını belirten cümle hangisidir?
- The control room reaches shelter in time.
- The control room tracks the storm in real time.
- The control room receives the storm report on time.
Cevabı göster
The control room tracks the storm in real time.
a burst of light: kısa bir ışık atımı
A burst of light, kısa ve ani bir ışık salımıdır. Burada bir ışık atımı gibi kısa bir sinyal olarak gönderilebilir. Burst, ışığın kısa süreliğine salındığını anlatır; gerçekten bir patlama olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yönlü bir ışık demeti veya yansıyan görüntü yerine, atım olarak kullanılan kısa bir ışık salımını en iyi hangi ifade anlatır?
- a beam of light
- a burst of light
- a reflection of light
Cevabı göster
a burst of light
every time a year has passed for them. Dilbilgisi
2:22kendileri için bir yılın geçtiği her seferde.
agree to send: agree to + fiilin yalın hâli
Agree to do something, bir eylemi yapmayı kabul etmek anlamına gelir. agrees to send ifadesinde to send, kabul edilen eylemi belirtir. Bu yapıda agree fiilinden sonra to + fiilin yalın hâli gelir. Birinin eylemi yapmayı kabul ettiğini anlatmak için agree sending değil, agree to send kullanılır.
Alıştırma
agree to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın; agree geçmiş zamanda, help ise yalın hâlde olsun: After they discussed the plan, Maya ____ with the setup.
Cevabı göster
agreed to help
every time a year has passed for them: onlar için bir yıl her geçtiğinde
Every time, “bu her gerçekleştiğinde” anlamında bir zaman yan cümlesi başlatır. Bir yılın geçmesini tekrar eden bir tetikleyici olarak sunar: tamamlanan her yıl, ilgili olayın yeniden gerçekleştiği başka bir zamanı işaretler. A year has passed, ilgili her noktadan geriye bakıp tam bir yılın artık tamamlandığını göstermek için present perfect kullanır. For them, yılın onların kendi zaman deneyimine göre ölçüldüğünü belirtir.
Alıştırma
Her tam ayın rapor oluşturulmadan önce tamamlandığını göstermek için every time ile present perfect yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Every time a full month has passed, the system creates a report.
- Every a full month has passed, the system creates a report.
- Every time has a full month passed, the system creates a report.
Cevabı göster
Every time a full month has passed, the system creates a report.
regardless of an observer's reference frame. Kalıp ifadeler
2:28gözlemcinin referans çerçevesinden bağımsız olarak.
Unlike other objects: cümle başında karşıtlık kurma
Unlike other objects, cümlenin başında kullanılan bir karşıtlık ifadesidir. Ana bilgiden önce okuyucuya bir karşılaştırma noktası verir ve ışık hızının sıradan cisimlerden farklı bir özelliğe sahip olduğunu bildirir. Unlike burada bir edattır; bu nedenle doğrudan other objects isim grubunun önünde yer alır. Virgül, cümle başındaki bu çerçeveyi ana cümleden ayırır.
Alıştırma
“Farklı olarak” anlamına gelen tek kelimelik hedef edatı yazın: ____ most fish, whales breathe air.
Cevabı göster
Unlike
regardless of an observer's reference frame: etken sonucu değiştirmez
Regardless of, ana cümlenin yargısını değiştirmeyen bir etkeni belirtir. Burada gözlemcinin referans çerçevesi farklı olabilir, ancak ışığın hızının sabit olduğu yargısı geçerliliğini korur. Kalıp regardless of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Bir etken değişse bile sonucun, kuralın ya da kararın aynı kaldığını göstermek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi regardless + edat ile kurulan sabit ifadeyle tamamlayın: The club welcomes everyone ____ age.
Cevabı göster
regardless of
as a light burst sent from the spaceship
2:34tıpkı uzay gemisinden gönderilen bir ışık hüzmesi gibi,
at the same speed as a: eşit hızları karşılaştırma yapısı
At the same speed as, iki şeyin aynı hızda hareket ettiğini, ilerlediğini veya ölçüldüğünü belirtir. at the same + isim + as + karşılaştırılan öge yapısını kullanır. Vurgulanan bölümdeki son a, a light burst isim öbeğini başlatır; karşılaştırma yapısının parçası değildir. Yeniden kullanılabilecek ifade at the same speed as şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi hız için kullanılan at the same + isim + as yapısıyla tamamlayın: The second train is traveling ____ the first train.
Cevabı göster
at the same speed as
regardless of whether it's on its outbound or return trip. Dilbilgisi
2:36gidiş veya dönüş yolculuğunda olmasına bakılmaksızın.
regardless of whether A or B: sonuç değişmez
Regardless of whether seçenekleri sunar ve seçenek değişse bile sonucun değişmediğini belirtir. Buradaki iki olasılık gidiş yolculuğunda olmak ve dönüş yolculuğunda olmaktır; bağlamdaki sonuç her iki durumda da geçerlidir. “Sonuç + regardless of whether + A or B” kalıbını kullanabilirsiniz. Whether olasılıkları belirtirken regardless of bunlar arasındaki seçimin sonuç açısından önemli olmadığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle kask kuralının iki yerde de aynı kaldığını açıkça belirtir?
- The helmet rule applies regardless of whether you ride in the park or on the street.
- The helmet rule asks whether you ride in the park or on the street.
- The helmet rule applies because you ride in the park or on the street.
Cevabı göster
The helmet rule applies regardless of whether you ride in the park or on the street.
So when one twin observes a burst of light,
2:39Dolayısıyla bir ikiz bir ışık hüzmesi gözlemlediğinde,
the other twin to experience a year passing,
2:43diğer ikizin bir yılı deneyimlemesi için ne kadar zaman geçtiği,
plus how long it took for the light to travel between them. Anlatım akışı
2:46artı ışığın aralarında seyahat etmesi için geçen süre.
how long it took someone to do something: süre bildiren gömülü soru
how long it took the other twin to experience ... yan tümcesi gömülü bir sorudur: kendi başına soru sormak yerine ölçülen zaman miktarını belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp how long + it took + someone + to + fiil şeklindedir. Daha büyük bir bildirme cümlesinin içinde bildirme cümlesi sırası olan it took kullanılır; did it take yalnızca doğrudan soruda kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle recorded fiilinden sonra gömülü soruyu doğru kullanır?
- The researchers recorded how long it took each user to complete the task.
- The researchers recorded how long took it each user to complete the task.
- The researchers recorded how long did it take each user to complete the task.
Cevabı göster
The researchers recorded how long it took each user to complete the task.
plus how long it took...: başka bir süreyi eklemek
Bu cümlede plus, açıklanmakta olan toplama bir zaman miktarı daha ekler. Konuşmacı yeni bir konuya başlamaz; ışığın yol alması için gereken süre, daha önce belirtilen süreyle birlikte hesaplanmalıdır. how long it took for the light to travel ifadesi, eklenen bu zaman miktarını belirtir. how long it took for X to do Y kalıbı, X'in Y'yi yapması için gereken süre anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede plus bilgiyi düzenleme açısından ne yapıyor?
- Daha önceki zaman miktarının göz ardı edilmesi gerektiğini gösterir.
- Daha önceki zaman miktarının yerine yeni bir konu koyar.
- Işığın yolculuk süresini daha önceki bir zaman miktarına ekler.
Cevabı göster
Işığın yolculuk süresini daha önceki bir zaman miktarına ekler.
We can track what's happening on a graph. Kalıp ifadeler
2:49Neler olduğunu bir grafik üzerinde takip edebiliriz.
track what's happening on a graph: değişen bir süreci takip etmek
Burada track, bir sürecin nasıl değiştiğini sürekli gözlemlemek veya kaydetmek anlamına gelir. Grafik bu değişiklikleri görünür hâle getirir; track burada fiziksel olarak bir izi takip etmek veya bir şeyin peşinden koşmak anlamına gelmez. What's happening, track fiilinin nesnesidir ve gerçekleşmekte olan süreci veya değişiklikleri belirtir. What's, what is ifadesinin kısaltılmış biçimidir; on a graph ise bilginin nerede gösterildiğini belirtir.
Alıştırma
Devam eden bir süreci gösteren grafik için doğal tamamlamayı seçin: This chart helps us ___.
- track how the temperature changes over time
- track the temperature to change over time
- chase how the temperature changes over time
Cevabı göster
track how the temperature changes over time
and the y-axis tracks the passage of time. Kalıp ifadeler
2:54ve y ekseni zamanın akışını takip eder.
The x-axis ... the y-axis: grafiğin yatay ve dikey eksenleri
Standart bir koordinat grafiğinde the x-axis yatay eksen, the y-axis ise dikey eksendir. Her eksen bir değişkeni veya ölçümü temsil eder. Bu cümlede x ekseni Dünya'dan olan uzaklığı, y ekseni de zamanı gösterir. Bu değişken yerleşimi bu grafiğe aittir; başka grafiklerde aynı eksenler farklı ölçümleri gösterebilir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz seçeneği belirleyin. Eksen adının x harfiyle mi yoksa y harfiyle mi başladığına odaklanın.
- The y-axis shows distance.
- The x-axis shows distance.
Cevabı göster
The x-axis shows distance.
tracks the passage of time: zamanın ilerleyişini göstermek
the passage of time ifadesindeki passage, zamanın ileri doğru akma sürecini belirtir. İfadenin tamamı time passing demenin daha resmî bir yoludur. Buradaki tracks, gösterir veya kaydeder anlamındadır. Y ekseni zamanın ilerleyişini temsil eder; fiziksel olarak bir şeyin peşinden gitmez.
Alıştırma
Cümleyi zamanın ilerlemesi anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The stone steps became smooth with ____.
Cevabı göster
the passage of time
equivalent to a year as she perceives it. Kalıp ifadeler
3:04kendi algıladığı şekliyle bir yıla eşdeğer olduğu.
From Terra's perspective: gözlemcinin bakış açısını belirtmek
From Terra's perspective, tüm ifadeyi Terra'nın bakış açısından çerçeveleyen ve cümlenin başında yer alan bir edat öbeğidir. Bu bilimsel bağlamda yolun ve geçen yılların onun kendi gözlemlerine veya referans çerçevesine göre anlatıldığını gösterir. Perspective yalnızca fiziksel görüş açısı anlamına gelmez. Başka durumlara da uygulanabilen From + iyelik biçimi + perspective kalıbı, ardından gelen iddianın kimin deneyimine, değerlendirmesine veya ölçümüne dayandığını belirtir.
Alıştırma
the engineer ile hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the schedule leaves too little time for testing.
Cevabı göster
From the engineer's perspective
equivalent to a year as she perceives it: bir diyagramdaki değerleri eşleştirmek
Equivalent to, bir şeyin başka bir şeyle aynı değere, miktara, işleve veya temsil edilen anlama sahip olması demektir. Burada bir işaret gerçek anlamda bir yıl değildir; diyagramda bir yıllık geçen süreyle aynı miktarı temsil eder. as she perceives it ifadesi a year ifadesini sınırlar: yıl, Terra'nın kendi zaman deneyimine göre hesaplanır. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı be equivalent to + isim veya miktar şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi equivalent ve doğru edatla tamamlayın: One training credit is ____ ten hours of study.
Cevabı göster
equivalent to
and 10 light years in distance from Terra
3:12ve Terra'dan mesafe olarak 10 ışık yılı olan bir noktaya gidecek,
Stella'nın yörüngesi aynı başlangıç noktasından bir noktaya kadar uzanacak
Bir koordinat grafiğinde path, bir cismin grafiğe çizilmiş yörüngesidir; origin, koordinat sisteminin sıfır veya referans noktasıdır; point ise koordinatlarla belirlenen bir konumdur. same origin ifadesi, Stella'nın yörüngesinin ilgili başka bir yörüngeyle aynı koordinattan başladığını belirtir. a path stretches from A to B yapısı, çizilmiş bir doğrunun uzandığı aralığı anlatır. A başlangıç koordinatını verirken to a point bitiş noktasını tanıtır; ardından gelen zaman ve uzaklık değerleri bu noktanın koordinatlarını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle koordinat grafiğine çizilmiş bir yörüngeyi doğal biçimde anlatır?
- The path stretches from the origin to a point at five seconds and two meters.
- Her point comes from the origin of an old argument.
- The road stretches from the village to a viewpoint five kilometers away.
Cevabı göster
The path stretches from the origin to a point at five seconds and two meters.
sıfır uzaklıkta yeniden birleşmeden önce
Bir grafik veya matematik açıklamasında converge, önceden ayrı olan çizgilerin ya da yolların birbirine yaklaşarak bir noktada birleşmesi anlamına gelir. Converging again, ayrılmanın ardından ortak bir noktaya geri dönüldüğünü; at zero distance ise o noktada aralarındaki uzaklığın sıfır olduğunu belirtir. before converging ifadesinde before + -ing, birleşmeyi önceki eyleme bağlar: önce uzanma, sonra birleşme gerçekleşir. converging sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlede anlatılan aynı çizilmiş yörüngedir.
Alıştırma
Hangi cümle, grafiğe çizilmiş iki yolun giderek birbirine yaklaşıp aynı bitiş noktasında birleştiğini en kesin biçimde anlatır?
- The two plotted paths intersect and continue in different directions.
- The two plotted paths converge at the same endpoint.
- The two plotted paths remain parallel all the way to their endpoints.
Cevabı göster
The two plotted paths converge at the same endpoint.
Since light takes a year to travel one light year, Dilbilgisi
3:26Işığın bir ışık yılı yol alması bir yıl sürdüğünden,
its path will be a 45-degree diagonal line. Kelime
3:29bunun yolu 45 derecelik çapraz bir çizgi olacaktır.
takes a year to travel: take + süre + to do ile gereken zamanı anlatmak
light takes a year to travel ... ifadesindeki takes, “gerektirir” veya “sürer” anlamına gelir. Light öznedir, a year gereken süreyi belirtir ve to travel bu sürede yapılan eylemi gösterir. Kullanılabilir kalıp özne + take/takes + süre + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Tekil özneyle takes, çoğul özneyle take kullanılır.
Alıştırma
take + time + to do kalıbını kullanın. Cümleyi take fiilinin doğru biçimi ve verilen thirty minutes ile cross sözcükleriyle tamamlayın: The ferry ____ the bay.
Cevabı göster
takes thirty minutes to cross
a 45-degree diagonal line: sayı ve birimden oluşan birleşik niteleyici
a 45-degree diagonal line, yatay veya dikey olmak yerine referans eksenine göre 45 derecelik açıyla uzanan düz bir çizgidir. Burada diagonal, line sözcüğünün yönünü açıklar. Bir isimden önce sayı + birim ifadesi birleşik niteleyici olarak kullanılır: 45-degree, diagonal line ifadesini niteler. Birim tekil kalır ve parçalar kısa çizgiyle birleştirilir; bu yüzden a 45-degree line yazılır, a 45-degrees line yazılmaz. be fiilinden sonra çoğul kullanılır: The angle is 45 degrees.
Alıştırma
Hangi cümle dil bilgisi bakımından doğrudur ve line önünde birleşik bir niteleyici kullanır?
- Draw a 30-degree diagonally line.
- Draw a 30-degree diagonal line.
- Draw a 30-degrees diagonal line.
Cevabı göster
Draw a 30-degree diagonal line.
light catches up to: hareketli bir hedefe yetişmek
Bu cümlede catch up to, “önden giden hareketli bir hedefe arkadan yetişmek” anlamına gelir. Light yetişen şey, her ise ışığın sonunda ulaştığı hedeftir. Kalıp catch up to + kişi veya şey biçimindedir. Buradaki gibi gerçek hareketi anlatabilir; ayrıca biriyle veya bir şeyle aynı düzeye gelmeyi de ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The bus was pulling ahead, so the cyclist pedaled faster to ___ it before the next stop.
- get away from
- catch up to
- look up to
Cevabı göster
catch up to
over seven total years will have passed Dilbilgisi
3:36toplamda yedi yıldan fazla bir süre geçmiş olacaktır
travel away from something: bir şeyden uzaklaşacak yönde ilerlemek
Travel away from something, hareket eden kişi veya nesne ile bir referans noktası arasındaki mesafeyi artıran yönde ilerlemek demektir. Away yönü belirtir, from ise geride bırakılan şeyi veya yeri tanıtır. Bu cümlede is traveling, hareketin devam etmekte olduğunu gösterir. It zamiri, önceki bağlamda belirlenmiş referans noktasını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi away ve doğru edatla tamamlayın: The rescue boat is traveling ____ the dangerous rocks, so the distance is increasing.
Cevabı göster
away from
by the time: sonraki bir noktaya kadar tamamlanmış sonuç
By the time, daha sonra gerçekleşecek bir olayı zaman sınırı veya referans noktası olarak tanıtır. Bu noktadan önce ya da en geç bu noktaya kadar gerçekleşmiş veya birikmiş sonuca odaklanır. Burada ışığın Stella’ya yetişmesi gelecekteki referans noktasıdır. Zaman yan cümlesinde simple present olan catches up, ana cümlede ise future perfect olan will have passed kullanılarak o zamana kadar kaç yılın birikmiş olacağı gösterilir.
Alıştırma
Hangi cümle, akşam yemeğinin misafirler gelmeden önce ya da en geç geldikleri anda bitmiş olacağını belirtir?
- By the time the guests arrive, we will have finished dinner.
- When the guests arrive, we will start dinner.
- We will keep eating dinner until the guests arrive.
Cevabı göster
By the time the guests arrive, we will have finished dinner.
will have passed: gelecekteki bir son noktaya kadar geçen süre
Will have passed, will have + geçmiş zaman ortacı yapısındaki gelecek zamanın bitmiş hâlidir. Burada passed, zamanın “geçmiş olması” anlamındadır. Yapı, gelecekteki bir noktadan geriye bakar ve o zamana kadar Terra için yedi yıldan, Stella içinse dört yıldan fazla sürenin tamamlanmış olacağını belirtir. by the time gibi bir ifade gelecekteki son noktayı belirler. Vurgu, zamanın yalnızca daha sonra geçeceği üzerinde değil, o noktaya kadar birikmiş toplam süre üzerindedir.
Alıştırma
Cümleyi pass fiilinin gelecek zaman bitmiş biçimiyle tamamlayın: By next July, three years ____ since the library opened.
Cevabı göster
will have passed
By the time Stella observes Terra's second burst,
3:41Stella, Terra'nın ikinci hüzmesini gözlemlediğinde,
she will already be on her return journey. Kalıp ifadeler
3:44zaten çoktan dönüş yolculuğunda olacaktır.
already be on her return journey: çoktan dönüş yolculuğunda olmak
Be on her return journey, dönüş yolculuğunun başladığını ve kişinin bu yolculuğun bir noktasında olduğunu anlatır. İngilizcede devam eden bir seyahati ifade etmek için journey ve trip ile on kullanılır. Will already be, bu durumun by the time ile belirtilen gelecekteki referans noktasından önce başladığını gösterir. Stella ikinci patlamayı gözlemlediği anda geri dönmeye başlamaz; o sırada zaten dönüş yolundadır.
Alıştırma
Cümleyi already, be ve journey ile doğal olarak kullanılan edatla tamamlayın: By noon tomorrow, the hikers will ____.
Cevabı göster
already be on their return journey
But now, since she's moving towards the source of the light, Dilbilgisi
3:47Ama şimdi, ışığın kaynağına doğru hareket ettiğinden,
since she's moving towards ...: neden bildiren since
Burada since, because yani “çünkü” anlamındadır. Since ile başlayan yan cümle, ana cümledeki sonucun nedenini verir: ışık kaynağına doğru hareket etmek, ışığın ona ulaşması için gereken süreyi kısaltır. Neden bildiren bir since cümlesi, nedeni çoğu zaman arka plan bilgisi olarak sunar; ana sonuç ise ana cümlede yer alır. Burada since bir zaman diliminin başlangıcını göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede since ne işe yarıyor? Since Lena is walking toward us, we can see her more clearly.
- Lena'nın yürümeyi ilk kez bıraktığı zamanı belirtir.
- Daha net görmenin nedenini belirtir.
- Daha net görme durumuyla bir karşıtlık kurar.
Cevabı göster
Daha net görmenin nedenini belirtir.
take less time to reach...: ... ulaşmanın daha az zaman alması
take less time to + fiil kalıbı, bir şeyin gerçekleşmesinin öncesine veya başka bir seçeneğe göre daha kısa sürdüğünü anlatır. Bu cümlede ona ulaşmak daha az zaman alır; bu da atımların neden daha sık gözlemlendiğini açıklamaya yardımcı olur. Yapı özne + take less time + to + fiil şeklindedir. Özne duruma göre değişebilir: The message will take less time to arrive veya The task will take less time to finish. Reach kullanıldığında hedef doğrudan fiilden sonra gelir: reach her denir, reach to her denmez.
Alıştırma
Yeni rotanın istasyona ulaşmasının daha kısa süreceğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The new route will take less time to reach the station.
- The new route will take fewer time to reach the station.
- The new route will take less time to reach to the station.
Cevabı göster
The new route will take less time to reach the station.
This means that Stella observes Terra
3:55Bu, Stella'nın Terra'yı şöyle gözlemlediği anlamına gelir:
aging slowly for the first half of her journey Anlatım akışı
3:57yolculuğunun ilk yarısında yavaş yaşlanırken,
aging slowly... but aging rapidly...: yolculuğun iki aşamasını karşılaştırmak
Bu ifade, Terra'nın yaşlanması olan tek bir süreci Stella'nın yolculuğunun iki aşamasına göre düzenler. aging slowly ilk yarıyla, aging rapidly ise dönüş yarısıyla bağlantılıdır. aging sözcüğünün tekrarı konuyu aynı tutar; böylece okuyucu yalnızca hızı ve aşamayı karşılaştırır. But, karşıt sonuca geçildiğini gösterir. Yararlı okuma kalıbı şöyledir: birinci aşamada aynı süreç + bir sonuç, but ikinci aşamada aynı süreç + karşıt sonuç. Zaman ifadeleri her sonucun hangi aşamada geçerli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Aynı bilgi düzenini kullanan cümle hangisidir: birinci aşamada bir sonuç veren tek süreç, ancak ikinci aşamada karşıt bir sonuç?
- The battery drained rapidly because the video call used the camera.
- The battery drained slowly during the morning but drained rapidly during the video call.
- The battery drained during the morning, and the video call lasted an hour.
Cevabı göster
The battery drained slowly during the morning but drained rapidly during the video call.
it seems as though Terra, the destination star, Dilbilgisi
4:03sanki Terra, varış noktası olan yıldız
and the whole universe are moving around her.
4:06ve tüm evren kendi etrafında hareket ediyormuş gibi görünür.
Meanwhile for Stella: Stella'nın bakış açısına geçiş
Meanwhile açıklamayı aynı anda gerçekleşen başka bir duruma geçirir. Ardından gelen for Stella ifadesi, sonraki kısmın kimin bakış açısından anlatıldığını gösterir: Devamındaki hareket, Stella'ya nasıl göründüğünü anlatır. Buradaki for Stella, “Stella'nın yararı için” değil, “Stella'nın bakış açısından” demektir. Birden fazla gözlemcinin yer aldığı bir açıklamada bu giriş bir bakış açısı etiketi gibi çalışır; bu yüzden sonraki ifade herkesin gördüğü şey olarak kabul edilmemelidir.
Alıştırma
Aynı anda gerçekleşen bir durumdan söz ederken Maya'nın bakış açısına en doğal biçimde geçen cümle hangisidir?
- For example, the station belongs to Maya.
- Meanwhile, for Maya, the station appears to be moving away.
- Therefore, Maya moved the station away.
Cevabı göster
Meanwhile, for Maya, the station appears to be moving away.
it seems as though...: görünüşteki bir durumu anlatma
It seems as though + yan cümle, “... gibi görünüyor” anlamına gelir. Yan cümledeki durumu doğrudan ve kesin bir gerçek olarak ileri sürmek yerine, belirli bir bakış açısından edinilen izlenim veya gözlem olarak sunar. As though ifadesinden sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir. Burada birleşik özne Terra, the destination star, and the whole universe, fiil öbeği ise are moving around her ifadesidir.
Alıştırma
Odanın küçülüyormuş gibi göründüğünü doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- It seems as though the room is getting smaller.
- It seems the room as though getting smaller.
- It seems as the room to get smaller.
Cevabı göster
It seems as though the room is getting smaller.
because of + isim öbeği
Because of, “nedeniyle” veya “yüzünden” anlamına gelir ve ardından bir isim ya da isim öbeği gelir. Burada length contraction, mesafenin küçülme nedenini belirten isim öbeğidir. Bu ifade cümlenin başına yakın kullanıldığında, ana cümledeki sonuçtan önce nedeni verir. Neden, kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümleyse because the length contracts örneğindeki gibi because kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The outdoor game was canceled ___ heavy rain.
- because
- although
- because of
Cevabı göster
because of
shrinking by a factor of two: yarıya küçülmek
Bu cümlede shrinking by a factor of two, mesafenin başlangıçtaki değerinin yarısına inmesi anlamına gelir. Örneğin 12 metre, 6 metre olur. By a factor of + sayı, özellikle bilimsel ve matematiksel metinlerde oransal bir değişimi anlatır. Shrink veya decrease ile kullanıldığında a factor of two, başlangıçtaki değeri 2’ye bölmek demektir; değerden 2 çıkarmak demek değildir.
Alıştırma
Bir mesafe başlangıçta 12 metredir ve ardından shrinks by a factor of two olur. Yeni uzunluğu nedir?
- It becomes 24 meters.
- It becomes 10 meters.
- It becomes 6 meters.
Cevabı göster
It becomes 6 meters.
each leg of the trip: yolculuğun her bir etabı
Burada leg, bir insanın vücut bölümü değil, daha uzun bir yolculuğun bir bölümünü ifade eder. each leg of the trip, yolculuğun tamamını iki durak arasındaki rota veya yolculuğun bir aşaması gibi ayrı bölümlere ayırır. Bu ifade, sürenin her bölüm için ayrı ayrı hesaplandığını vurgular. Bütün bir yolculuğun birden fazla leg'i olabilir ve her leg'in kendi başlangıç ve bitiş noktası bulunabilir.
Alıştırma
"Each leg of the trip has a different guide," cümlesinde leg ne anlama gelir?
- yolculuğun bir bölümü
- bir insanın vücut bölümü
- yolculuğun bittiği yer
Cevabı göster
yolculuğun bir bölümü
during her outbound journey, ...: referans noktasından uzaklaşan yolculuk
outbound, bir başlangıç noktasından, üsse veya başka bir referans noktasından uzaklaşarak ilerlemek anlamına gelir. during her outbound journey ifadesinde during + isim öbeği eylemin ne zaman gerçekleştiğini, outbound ise yolculuğun yönünü belirtir. Anlamı belirleyen referans noktasıdır: Stella bu noktadan uzaklaştığı için bu bölüm outbound olarak adlandırılır. Outbound yalnızca bir yolculuğun ilk bölümü demek değildir; o noktaya göre hareket yönünü anlatır.
Alıştırma
Bir feribot ana adasından ayrılmış ve uzak bir adaya doğru gidiyor. Yolculuğun bu bölümünü hangi ifade anlatır?
- its inbound journey
- its outbound journey
- its final destination
Cevabı göster
its outbound journey
each one from farther away: tekrarlanan yüklemin eksiltisi
Each one, hemen önce söz edilen her bir öğe ya da olayı gösterir. İfadede yazılı bir fiil yoktur; çünkü tekrarlanan yüklem önceki cümlecikten anlaşılır. Önceki cümleciğe göre ifade each one coming from farther away veya each one being sent from farther away şeklinde açılabilir. From farther away, her biri için kaynak ya da konumu belirtir. Farther karşılaştırma biçimidir; dolayısıyla uzaklık daha önceki bir konuma ya da öğeye göre artar. Bu eksilti, bir diziyi anlatırken anlamı değiştirmeden ifadeyi kısaltır.
Alıştırma
Each one from farther away eksiltili ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bağlamdan anlaşılan yüklem her bir öğeye uygulanır ve her biri daha uzak bir konumla ilişkilidir.
- Yalnızca bir öğe uzak bir konumla ilişkilidir.
- Tüm öğeler tam olarak aynı uzaklıktadır.
Cevabı göster
Bağlamdan anlaşılan yüklem her bir öğeye uygulanır ve her biri daha uzak bir konumla ilişkilidir.
from Stella's inbound journey: inbound sözcüğünün gösterdiği yön
Inbound, üs, istasyon veya varış noktası gibi seçilen bir referans noktasına doğru hareket etmek demektir. Bu cümlede Stella's inbound journey, Stella'nın Terra'nın bulunduğu yere doğru geri döndüğü yolculuk bölümüdür. From Stella's inbound journey edat öbeği the first pulse ifadesini niteler ve atımın Stella'nın yolculuğunun hangi aşamasından geldiğini belirtir. Atımın kendisinin bir yolculuk yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir tren merkez istasyona doğru ilerliyor. Yolculuğun bu bölümünü hangi ifade doğru biçimde anlatır?
- its inbound journey
- its outbound journey
- its journey away from the station
Cevabı göster
its inbound journey
For the rest of Stella's return home, Kalıp ifadeler
4:38Stella'nın eve dönüşünün geri kalanı boyunca,
For the rest of ...: kalan zamanın veya kısmın tamamı boyunca
For the rest of + isim öbeği, “bir zamanın veya şeyin kalan kısmı boyunca” anlamına gelir. Bu cümlede Stella's return home bir zaman dilimi olarak ele alınır ve ifade, daha önce anlatılan noktadan sonraki dönüş yolculuğunun tamamını kapsar. Yaygın yapı, for the rest of + sınırları belli bir zaman veya etkinliktir: for the rest of the day, for the rest of the trip. For süreyi, the rest of ise geriye neyin kaldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tam hedef ifade olan for the rest of ile tamamlayın: The museum will remain closed ____ the day.
Cevabı göster
for the rest of
aging slowly for about 90% ... aging rapidly during the last 10%: oransal bir karşıtlık kurmak
observes fiilinden sonraki nesne tamamlayıcısı iki paralel bölümden oluşur: Stella aging slowly ... ve aging rapidly .... aging sözcüğünün tekrarı aynı süreci odakta tutar; slowly ile rapidly karşıtlığı ise hızdaki değişimi gösterir. Zaman ifadeleri, Terra'nın gözlemlediği 23 yılı eşit olmayan aşamalara ayırır: yavaş görünme aşaması yaklaşık %90, hızlı görünme aşaması ise son %10'dur. Bu oranlar olayların Terra'nın bakış açısından nasıl dağıldığını anlatır; her gözlemcinin paylaştığı tarafsız bir ayrım değildir.
Alıştırma
Cümlenin bilgiyi düzenleme biçimini en iyi hangi ifade açıklar?
- Cümle, her bakış açısından Stella'nın ayrılık süresinin çoğunda hızlı yaşlandığını söyler.
- Cümle, Stella'nın bakış açısından yavaş ve hızlı yaşlanmaya eşit süre ayırır.
- Terra'nın bakış açısından Stella, ayrılık süresinin çoğunda yavaş, sona doğru ise hızlı yaşlanıyor gibi görünür.
Cevabı göster
Terra'nın bakış açısından Stella, ayrılık süresinin çoğunda yavaş, sona doğru ise hızlı yaşlanıyor gibi görünür.
accounts for why: Bir sonucun nedenini açıklamak
Burada accounts for, «açıklar» veya «nedenini ortaya koyar» anlamındadır. This asymmetry, ardından gelen why yan cümlesini anlaşılır kılan etken olarak sunulur. Kalıp account for why + yan cümle biçimindedir. Bir açıklamada önce nedenin belirtilip ardından bu nedenin yanıtladığı neden sorusunun verilmesinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi account for ifadesinin doğru biçimi ve ardından why ile tamamlayın: The difference in sunlight ____ the two plants grew at different rates.
Cevabı göster
accounts for why
both speeding up and slowing down for the other,
4:59diğeri için hem hızlandığına hem de yavaşladığına tanık olsa da,
Although ... both speeding up and slowing down: Ödünleme ve paralel bağlama
Although, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. Önce ortak bir gerçeği kabul eder: İkizlerin her biri iki etkiyi de görür. Ardından ana cümle önemli karşıtlığı sunar. Although yan cümlesindeki bilgi doğrudur, ancak daha sonra verilen farkı ortadan kaldırmaz. both speeding up and slowing down ifadesinde both ... and ..., iki paralel -ing biçimini bağlar. Her iki değişim türünün de gerçekleştiğini söyler; tek başına bunların aynı anda gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi Although ve both ... and ile tamamlayın: ____ Maya saw the temperature ____ rising ____ falling, she kept recording it.
Cevabı göster
Although · both · and
an even split: iki eşit pay
An even split, bir bütünün eşit paylara bölünmesi demektir. İki parça olduğunda, genellikle her parçanın yarıyı veya yarıya yakın bir miktarı aldığı anlamına gelir. Bu cümlede Stella, söz konusu zamanın iki parçaya eşit biçimde bölündüğünü görür. Burada even, “eşit” veya “dengeli” anlamına gelen bir sıfattır; even she knew örneğindeki “hatta” anlamındaki zarf değildir. Split ise bir bölüşümün sonucunu veya düzenini adlandıran sayılabilir bir isimdir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi an even split olarak tanımlanır?
- Bir ortak %80, diğeri %20 alır.
- Her ortak kârın %50’sini alır.
- Ödeme iki gün geç gelir.
Cevabı göster
Her ortak kârın %50’sini alır.
This is consistent with each twin's measurement of the space voyage, Kalıp ifadeler
5:08Bu durum, her bir ikizin uzay yolculuğu ölçümüyle tutarlıdır,
This is consistent with...: bir sonucu destekleyici kanıtla ilişkilendirmek
This is consistent with... ifadesinde This, az önce verilen sonuca veya açıklamaya gönderme yapar. Is consistent with, bu sonuçla uyuşan ve ona ters düşmeyen başka bir ölçümü sunar. Be consistent with, bir iddiayı kanıt, veri, teori veya kuralla ilişkilendirirken sık kullanılır. İki bilginin aynı anda doğru olabileceğini belirtir; bunların tamamen aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeni ölçümler önceki sonuçlarla uyuştuğunda cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: The new measurements are ___ the earlier results.
- consistent in
- different from
- consistent with
Cevabı göster
consistent with
but only 11.5 as experienced aboard the ship ifadesindeki eksiltme
but only 11.5 ifadesi, 23 Earth years ile karşıtlık kurar. Tekrarı önlemek için 11.5 sayısından sonra years sözcüğü düşürülmüştür; dolayısıyla ifade but only 11.5 years olarak anlaşılır. as experienced aboard the ship, bu sürenin gemideki deneyim açısından verildiğini gösterir. Bağlamdan, açıkça belirtilmeyen deneyimleyen kişinin Stella olduğu anlaşılır. Buradaki 11.5, Dünya yılı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi tamamlama, özgün eksiltmenin amaçlanan anlamını en iyi korur?
- but only 11.5 years spent traveling around Earth
- but only 11.5 years as experienced aboard the ship
- but only 11.5 Earth years as measured on Earth
Cevabı göster
but only 11.5 years as experienced aboard the ship
had equal claim to being inertial observers. Kalıp ifadeler
5:26eylemsiz gözlemci olma konusunda eşit hakka sahip oldukları varsayımıydı.
Where Stella went wrong was... odaklama kalıbı
Where Stella went wrong was... bir odaklama yapısıdır. Where Stella went wrong yan tümcesi özne görevindedir ve Stella'nın akıl yürütmesinin başarısız olduğu noktayı anlatır. was sonrasındaki tümleç bu noktayı açıklar: kendisiyle Terra'nın eylemsiz gözlemci sayılması için eşit ölçüde geçerli gerekçelere sahip olduğu varsayımı. Burada where fiziksel bir yeri belirtmez. Yeniden kullanılabilen Where X went wrong was Y kalıbı, bir savın, planın, sürecin veya kararın temel kusuruna dikkat çeker.
Alıştırma
Where X went wrong was Y odaklama kalıbını tamamlayın: Where the planners went ____ was their assumption that costs would fall.
Cevabı göster
wrong
had equal claim to being...: bir statü için eşit derecede güçlü gerekçeler
Bu cümlede had equal claim to being inertial observers, karşılaştırılan kişilerin eylemsiz gözlemci kabul edilmek için eşit derecede güçlü gerekçelere sahip olduğu anlamına gelir. Buradaki claim yalnızca söyledikleri bir iddia değil; hak, yeterlilik veya haklı bir dayanak anlamındadır. İsim kalıbı have/had equal claim to + isim veya -ing biçimidir. Burada to bir edattır; bu nedenle arkasından be değil, being gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, iki bilim insanının da keşif için takdir edilmeye eşit derecede güçlü gerekçeleri olduğunu söyler?
- Both scientists claim to have made the discovery.
- Both scientists made the same claim about when the discovery happened.
- Both scientists have equal claim to being credited with the discovery.
Cevabı göster
Both scientists have equal claim to being credited with the discovery.
and direction relative to the rest of the universe. Kelime
5:33ve evrenin geri kalanına göre sabit bir yönü.
To be an inertial observer: gerekli bir koşulu belirtmek
Baştaki mastar öbeği To be an inertial observer, “eylemsiz gözlemci sayılmak için gerekli nitelikleri taşımak” veya “birinin eylemsiz gözlemci kabul edilmesi için” anlamına gelir. Birazdan gerekleri açıklanacak olan statüyü belirler. Ana cümle daha sonra has to ile gerekli bir koşul verir. To be + statü, özne + must/has to... kalıbı tanımlarda ve uygunluk kurallarında yaygındır; burada yalnızca bir kişinin amacını belirtmez.
Alıştırma
Baştaki “To be an inertial observer” ifadesi bu cümlede ne yapar?
- Eylemsiz bir gözlemciye nereye gitmesi gerektiğini bildirir.
- Eylemsiz gözlemci sayılmak için gerekli bir koşulu tanıtır.
- Birinin geçmişte eylemsiz gözlemci olduğunu söyler.
Cevabı göster
Eylemsiz gözlemci sayılmak için gerekli bir koşulu tanıtır.
has to maintain a constant speed and direction: sabit hız ve yönü korumak zorunda olmak
Has to, bunun yalnızca bir seçim değil, gerekli bir koşul olduğunu gösterir. Maintain “bir şeyi aynı durumda tutmak” demektir; bu nedenle maintain a constant speed and direction, hem hızın hem de yönün değişmeden korunması anlamına gelir. maintain a constant + isim kalıbı; sıcaklık, basınç veya mesafe gibi sabit kalması gereken koşullar için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı sıcaklığı korumanın gerekli olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- The machine has to record a constant temperature.
- The machine has to reach a constant temperature.
- The machine has to maintain a constant temperature.
Cevabı göster
The machine has to maintain a constant temperature.
relative to the rest of the universe: referans çerçevesini belirtmek
Relative to + isim öbeği; konum, hareket, yön veya başka bir karşılaştırmayı açıklarken kullanılan referans noktasını belirtir. Bu cümlede the rest of the universe, hızın ve yönün sabit kalıp kalmadığını belirlemek için kullanılan referans çerçevesidir. The rest of the universe, anlatılan gözlemci veya nesne dışındaki evrendeki her şey demektir. Relative to burada “bağlantılı” değil, “bir şeye göre ölçülen veya değerlendirilen” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle kıyıyı hız ölçümü için açıkça referans noktası olarak kullanır?
- The boat's speed is measured relative to the shore.
- The boat's speed is measured at the shore.
- The boat is relatively slow near the shore.
Cevabı göster
The boat's speed is measured relative to the shore.
was at rest: fizikte sıfır hız
Fizikte be at rest, bir cismin konumunun seçilen bir referans çerçevesine göre değişmediğini ve bu nedenle o çerçevedeki hızının sıfır olduğunu belirtir. Bu cümlede was at rest the entire time ifadesinin anlamı, her velocity was a constant zero ile doğrulanır. Bu, Terra'nın dinlendiği anlamına gelmez. Hareket görecelidir: Bir şey yere göre hareketsizken başka bir cisme göre hareket ediyor olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede at rest fizik anlamıyla kullanılmıştır?
- The machine needs a short rest.
- Maya is resting after soccer practice.
- The ball is at rest relative to the floor.
Cevabı göster
The ball is at rest relative to the floor.
changed her direction for the return journey: dönüş için yön değiştirmek
Change one's direction, bir kişinin veya cismin hareket ettiği yönü değiştirmesi anlamına gelir. Burada changed her direction, Stella'nın fikrini ya da planını değiştirmesini değil, fiziksel olarak yönünü değiştirmesini anlatır. For the return journey neden döndüğünü açıklar: Geriye doğru yolculuğa başlayabilmek için yönünü değiştirmiştir. Bu edat öbeği, yön değişikliğini ardından gelen dönüş yolculuğuna bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle Lina'nın dönüş yolculuğuna başlamak için yönünü değiştirdiğini doğal biçimde anlatır?
- Lina changed her direction for the return journey.
- Lina changed her mind about taking the return journey.
- Lina changed the return journey into a new direction.
Cevabı göster
Lina changed her direction for the return journey.
entered a different reference frame: hareketi tanımlamak için kullanılan çerçevenin değişmesi
Bu cümlede entered a different reference frame, hareketinin artık ilk referans çerçevesinden farklı bir referans çerçevesinde tanımlandığı anlamına gelir. Referans çerçevesi, bir gözlemciye göre konumu, zamanı ve hareketi ölçmeye yarayan bir sistemdir. Entered burada mecazi anlamdadır: referans çerçevesi bir oda ya da yer değildir. İfade, fiziksel betimlemede kullanılan çerçevenin değiştiğini gösterir; bu da değişimden önceki ve sonraki hareketi karşılaştırırken önemlidir.
Alıştırma
Hangi cümlede entered a different reference frame fizik anlamında kullanılmıştır?
- After the debate, Mia adopted a different frame of reference.
- The painting was placed in a different picture frame.
- After the spacecraft accelerated, it entered a different reference frame.
Cevabı göster
After the spacecraft accelerated, it entered a different reference frame.
the one she'd started in: one ile adın yerine geçme ve sondaki edat
The one, tekil ve sayılabilen reference frame adının yerine geçer; dolayısıyla bu bölüm “başlangıçta bulunduğu referans çerçevesinden” anlamına gelir. One kullanmak reference frame ifadesinin tekrarını önler. She'd started in, that ilgi sözcüğünün atıldığı bir ilgi tümcesidir. Temel yapı she had started in that reference frame olduğu için in sonda kalır. Burada she'd, she had anlamındadır; çünkü started geçmiş zaman ortacıdır. She would kullanılsaydı sonraki fiil started değil, yalın biçim start olurdu.
Alıştırma
Hangi cümle one ile city sözcüğünün yerini doğal biçimde tutar ve gerekli edatı sonda bırakır?
- Her journey ended in a different city from the one she'd started in.
- Her journey ended in a different city from that she'd started in.
- Her journey ended in a different city from the one she'd started.
Cevabı göster
Her journey ended in a different city from the one she'd started in.
a better understanding of how spacetime works. Kalıp ifadeler
5:49uzay-zamanın nasıl işlediğini daha iyi anlıyorlar.
a better understanding of how ... works: anlayışın gelişmesi ve gömülü soru söz dizimi
have a better understanding of something, bir şeyi eskisinden daha açık veya kapsamlı anlamak demektir. Buradaki better, Terra ile Stella’nın bilgisinin geliştiğini gösterir. how spacetime works, bu anlayışın içeriğini belirtir. Bu, cümle içine gömülü bir soru yan cümlesidir; bu nedenle how + özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi sırasını kullanır, doğrudan soru sırası olan how does spacetime work biçimini kullanmaz.
Alıştırma
a better understanding of how ... works yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- I now have a better understanding of how works this machine.
- I now have a better understanding of how does this machine work.
- I now have a better understanding of how this machine works.
Cevabı göster
I now have a better understanding of how this machine works.
And as twins who are 11 years apart in age, Dilbilgisi
5:52Ve aralarında 11 yaş fark olan ikizler olarak,
they're a perfect example of special relativity. Kalıp ifadeler
5:55özel göreliliğin mükemmel bir örneğidirler.
as twins who ...: gerçek kimlik ve cümleyi çerçeveleme
Cümlenin başındaki as twins ... ifadesi, “gerçekten ikiz olmaları bakımından” anlamına gelir. Bu ifade, sonraki açıklamayı anlamlı kılan bakış açısını veya rolü önce verir: bu sıra dışı yaş farkına sahip ikizler oldukları için bir örnek oluştururlar. Who are 11 years apart in age, twins sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Baştaki ifadenin tamamı ana cümleden önce bilgiye bir çerçeve sağlar; buradaki as, “benzer” anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya gerçekten takım kaptanıdır. Onun bu rolle konuştuğunu belirten cümleyi seçin.
- As the team captain, Maya spoke for the whole group.
- Like the team captain, Maya spoke for the whole group.
- Maya spoke as if she were the team captain.
Cevabı göster
As the team captain, Maya spoke for the whole group.
a perfect example of special relativity: özel göreliliğin mükemmel bir örneği
A perfect example of + isim, bir fikri özellikle açık biçimde gösteren kişi, olay veya şeyi belirtir. Burada ikizler arasındaki sıra dışı yaş farkı, özel göreliliğin açık bir örneği olarak sunuluyor. Perfect, örneğin kavramla ne kadar iyi örtüştüğünü vurgular; ikizlerin veya durumun kusursuz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi a perfect example of ifadesiyle tamamlayın: This small urban garden is ____ sustainable design.
Cevabı göster
a perfect example of
Keep flexing your relativistic muscles: görelilik anlayışını geliştirmeye devam et
Keep + fiil-ing, bir etkinliği yapmaya devam etmek anlamına gelir. Flex your muscles sözcük anlamıyla kasları sıkmak veya göstermek demektir; ancak bir yeteneği kullanmak, sergilemek ya da geliştirmek anlamında da kullanılabilir. Relativistic muscles, bu bağlam için oluşturulmuş eğlenceli bir ifadedir. Göreliliği anlamayı egzersizle gelişen bir kasa benzetir; böylece konuşmacı, dinleyicileri öğrendiklerini kullanmaya ve pratik yapmaya neşeli bir şekilde teşvik eder.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişiyi yeteneğini geliştirmeye devam etmesi için eğlenceli bir şekilde teşvik eder?
- Keep flexing your problem-solving muscles with these puzzles.
- Flex the muscles in your arm before you lift the box.
- Keep your problem-solving muscles inside the box.
Cevabı göster
Keep flexing your problem-solving muscles with these puzzles.
replete with: «dolu» demenin resmî bir yolu
Burada replete with, series sözcüğünden sonra gelen bir sıfat öbeğidir. «Bir şeyi çok miktarda ya da çok sayıda içeren» anlamına gelir ve serinin içerdiği birçok unsuru tanıtır. Yaygın kalıp be replete with + isim şeklindedir. Replete sıfattır; with ise içeriği tanıtır.
Alıştırma
Resmî cümleyi replete with ile tamamlayın: The guidebook is ____ practical advice.
Cevabı göster
replete with
a load of: «çok» demenin gündelik bir yolu
Burada a load of, «çok, bir sürü» anlamına gelen gündelik bir miktar ifadesidir. Sayılamayan stuff isminden önce gelir. Resmî replete with ifadesinden gündelik a load of ifadesine geçiş, listenin eğlenceli ve biraz abartılı bir biçimde bitmesini sağlar. Bu miktar kullanımında load gerçek bir yük anlamına gelmez. İfade, a load of messages örneğindeki gibi çoğul sayılabilen isimlerden veya a load of work örneğindeki gibi sayılamayan isimlerden önce de gelebilir.
Alıştırma
Gündelik cümleyi a load of ile tamamlayın: We received ____ messages after the show.
Cevabı göster
a load of
wibbly-wobbly timey-wimey stuff: zaman yolculuğunu şakacı biçimde anlatan bir ifade
Wibbly-wobbly dengesiz, dolambaçlı veya takip etmesi zor bir şeyi çağrıştırırken timey-wimey, time sözcüğünden oluşturulmuş eğlenceli ve kafiyeli bir ifadedir. Wibbly-wobbly timey-wimey stuff bir bütün olarak zamanla ilgili karmaşık veya doğrusal olmayan fikirleri belirsiz stuff, yani “şeyler” sözcüğüyle topluca anlatır. Bu ifade Doctor Who ve daha geniş zaman yolculuğu popüler kültürüyle güçlü biçimde ilişkilidir. Konuşan kişi burada bilimsel bir açıklama yapmaz; komik ritim sayesinde karmaşıklığı ayrıntıya girmeden geçer ve konuyu eğlenceli gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede wibbly-wobbly timey-wimey stuff ifadesinin temel işlevi nedir?
- Zamanla ilgili karmaşık fikirleri şakacı biçimde ayrıntıya girmeden geçmek
- Zamanın kesin bir bilimsel tanımını vermek
- Fiziksel olarak sallanan bir nesneyi anlatmak
Cevabı göster
Zamanla ilgili karmaşık fikirleri şakacı biçimde ayrıntıya girmeden geçmek