Süper yanardağların devasa sonuçları - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, 1816’daki “yazsız yıl”ı Tambora Dağı’nın 1815’teki patlamasına bağlar; atmosferdeki kül ve gazların kıtalar boyunca iklimi nasıl soğutabildiğini açıklar ve güncel kanıtların yakın bir patlamaya işaret etmediğini belirterek süper volkanların küresel tehlikesini inceler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But nature had other plans. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu kişileştirmenin, olayların insanların beklentilerini boşa çıkaracağını haber verdiğini fark edin; tarih veya afet anlatılarındaki dramatik bir dönüşü tanıtmak için nasıl kullanılacağını öğrenin. 2. genetic bottleneck in human evolution — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bu bilimsel terimin fiziksel bir engeli değil, nüfusun ciddi biçimde azalması sonucunda genetik çeşitliliğin daralmasını anlattığını kavrayın. 3. current data shows no evidence of such an eruption occurring — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: show no evidence of yapısının bilimsel raporlarda, bir olayın imkânsız olduğunu ileri sürmeden mevcut gözlemlerin belirli bir varsayımı desteklemediğini söylemek için nasıl kullanıldığını öğrenin.
Bu derste
Europe and North America had just been through a devastating series of wars Kalıp ifadeler
0:09Avrupa ve Kuzey Amerika yıkıcı bir savaş silsilesini yeni atlatmıştı
had just been through: zorlu bir süreci henüz yaşamış olmak
Been through + bir olay, çoğu zaman zor olan o olayı yaşamış veya atlatmış olmak demektir; through burada fiziksel hareket anlatmaz. Savaşlar, hastalıklar, krizler ve diğer zorlu dönemlerle birlikte özellikle doğal kullanılır. Had been through, deneyimi geçmişteki başka bir durumdan daha önceye yerleştirir. Just iki durum arasında çok az zaman olduğunu gösterir; bu nedenle had just been through, savaşların söz konusu toparlanmadan yalnızca kısa bir süre önce sona erdiğini anlatır.
Alıştırma
Geçmişteki başka bir olaydan kısa süre önce bir şeyi yaşamış olmayı anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before rebuilding began, the town ____ a severe flood.
Cevabı göster
had just been through
and a slow recovery seemed to be underway. Kalıp ifadeler
0:15ve yavaş bir toparlanma süreci başlamış gibi görünüyordu.
seemed to be underway: başlamış ve sürüyor gibi görünüyordu
Be underway, bir etkinliğin veya sürecin başlamış ve hâlâ devam ediyor olması demektir. Burada yavaş bir toparlanma başlamış ve sürüyordu; underway fiziksel bir yolculuğu anlatmaz. Seemed to, ifadenin kesinliğini azaltır: belirtiler toparlanmanın sürmekte olduğunu düşündürüyordu, ancak konuşan kişi bunu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz.
Alıştırma
Hangi cümle toparlanmanın başlamış ve hâlâ sürüyor gibi göründüğü anlamına gelir?
- The recovery seemed to be over.
- The recovery seemed to be on the way.
- The recovery seemed to be underway.
Cevabı göster
The recovery seemed to be underway.
But nature had other plans: beklenmedik dönüşü anlatan kişileştirme
Nature had other plans bir kişileştirmedir: doğa, seçim yapabiliyormuş gibi sunulur. Doğal olayların insanların olacağını düşündüğü şeyi beklenmedik biçimde değiştirdiği anlamına gelir; doğanın gerçekten bir planı yoktur. But hikâyedeki dönüşü gösterir. Cümlenin bütünü, dinleyiciyi bir aksiliğe ya da farklı bir sonuca hazırlar.
Alıştırma
Bu hikâyede 'But nature had other plans.' ne anlama geliyor?
- Her şey tam olarak beklendiği gibi devam etti.
- İnsanlar doğa için yeni bir program hazırladı.
- Doğal olaylar beklenen gidişatı değiştirdi.
Cevabı göster
Doğal olaylar beklenen gidişatı değiştirdi.
After two years of + isim öbeği
After two years of zamanı belirten bir edat öbeğidir. Kalıp after + süre + of + isim veya -ing biçimidir. Burada two years of poor harvests, bu süre boyunca devam eden kötü hasat durumunu belirtir. After, tam bir yan cümlenin yanı sıra bir isim öbeğini de başlatabilir. Bu kısa kalıp, yeni bir özne ve fiil eklemeden arka planı ana olaydan önce verir.
Alıştırma
After, two years ve of ögelerini doğru kalıpta kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ careful planning, the museum finally opened.
Cevabı göster
After two years of
the spring brought heavy rains and cold,
0:23ilkbahar, şiddetli yağmurları ve soğuğu beraberinde getirerek
flooding the rivers and causing crop failures from the British Isles to Switzerland. Notlar
0:26nehirleri taşırdı ve Britanya Adaları'ndan İsviçre'ye kadar ekinlerin yok olmasına neden oldu.
flooding ... and causing ...: paralel sonuçları -ing yapılarıyla bağlamak
flooding the rivers and causing crop failures, birbiriyle bağlantılı iki -ing yan yapısı içerir. Bu yapılar, ana cümlede sözü edilen heavy rains and cold ifadesinin iki sonucunu sunar. Bu yapılar ana cümleye bağlıdır; yeni ana cümleler başlatmaz. main clause, -ing ... and -ing ... kalıbı, birden fazla paralel sonucu kısa ve düzenli biçimde eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Paralel sonuç yapılarını tamamlamak için flood ve cause fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: The storm hit the town, ____ roads and ____ power outages.
Cevabı göster
flooding · causing
from the British Isles to Switzerland: coğrafi bir aralığı belirtmek
from the British Isles to Switzerland, coğrafi bir aralığın iki uç noktasını belirtir. Burada nehir taşkınlarının ve ürün kayıplarının Avrupa'nın bazı bölgelerinde ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösterir; bir yolculuğu anlatmaz. from A to B kalıbı yer, zaman, sayı, seviye veya başka ölçeklerdeki aralıkları belirtebilir. Aralık mı yoksa gerçek hareket mi anlattığını çevresindeki sözcükler gösterir.
Alıştırma
Örnekte from the British Isles to Switzerland ne ifade ediyor?
- Etkileri yalnızca Britanya Adaları ile İsviçre yaşadı.
- Hava olayı, bir uç noktadan diğerine tek ve kesin bir yolculuk güzergâhı izledi.
- Etkiler, iki uç nokta arasındaki geniş bir coğrafi alanı kapsadı.
Cevabı göster
Etkiler, iki uç nokta arasındaki geniş bir coğrafi alanı kapsadı.
While odd-colored snow fell in Italy and Hungary,
0:31İtalya ve Macaristan'da tuhaf renkli karlar yağarken,
famine, food riots, and disease epidemics ensued. Kelime
0:36onu kıtlık, yiyecek isyanları ve salgın hastalıklar izledi.
ensued: bir sonucun ardından meydana geldiğini anlatan resmî ifade
Ensued, ensue fiilinin geçmiş zaman biçimidir. “Ardından meydana geldi” anlamına gelir ve genellikle olayın daha önce yaşananların sonucu olduğu düşüncesini taşır. Bu cümlede famine, food riots ve disease epidemics sonradan gerçekleşen olaylardır. Ensue geçişsiz bir fiildir: sonradan gerçekleşen olay, “Confusion ensued.” örneğinde olduğu gibi öznedir. Bu olay doğrudan nesne olarak fiilden sonra gelemez.
Alıştırma
Hangi cümlede ensued, bir şeyin sonuç olarak ardından meydana geldiğini belirtmek için kullanılmıştır?
- The final whistle ensued an argument.
- The coach ensued that everyone left safely.
- After the final whistle, an argument ensued.
Cevabı göster
After the final whistle, an argument ensued.
Meanwhile, New England was blanketed by a strange fog that would not disperse Kalıp ifadeler
0:40Bu arada New England, dağılmak bilmeyen garip bir sis tabakasıyla örtüldü
was blanketed by a strange fog: geniş bir alanın tuhaf sisle kaplanması
was blanketed by a strange fog ifadesinde blanket bir fiildir. İfade, sisi bir yüzeye serilmiş battaniyeye benzetir; yani sis New England’ın büyük bölümünü bir tabaka gibi kaplamıştır. Bu edilgen bir yapıdır: place + be blanketed by + covering substance. Etken biçim de doğaldır: “Thick fog blanketed the valley.” Sis, kar, duman, kül veya bulutların geniş bir alanı kaplamasını anlatırken sıkça kullanılır.
Alıştırma
“New England was blanketed by a strange fog” burada ne anlama geliyor?
- Tuhaf bir sis New England’ın büyük bölümünü kapladı.
- Biri New England’ın üzerine gerçek bir battaniye koydu.
- New England’daki bir kasabada kısa süreliğine biraz sis belirdi.
Cevabı göster
Tuhaf bir sis New England’ın büyük bölümünü kapladı.
as the ground remained frozen well into June. Kalıp ifadeler
0:45ve toprak Haziran ayının ortalarına kadar donmuş halde kaldı.
well into June: haziranın ilerleyen günlerine kadar
well into June, haziran iyice ilerlemişken bile toprağın donmuş kaldığını anlatır. Buradaki well, durumun ne kadar uzun sürdüğünü vurgular; “iyi” anlamına gelmez. well into + bir zaman dilimi yapısı, bir durumun veya etkinliğin o dönemin başlangıcından sonra da uzun süre devam ettiğini gösterir. Bu cümlede donmanın beklenenden çok daha uzun sürdüğü vurgulanır.
Alıştırma
Bu cümlede well into the night ne anlama geliyor? The hikers were still on the trail well into the night?
- Yürüyüşçüler gece başlamadan önce durdu.
- Yürüyüşçüler gecenin ilerleyen saatlerinde hâlâ patikadaydı.
- Yürüyüşçüler patikaya iyi durumda ulaştı.
Cevabı göster
Yürüyüşçüler gecenin ilerleyen saatlerinde hâlâ patikadaydı.
In what came to be known as the year without a summer, Notlar
0:49Sonradan yazsız yıl olarak anılacak olan bu dönemde,
what came to be known as the year without a summer: sonradan yerleşen tarihî ad
what came to be known as the year without a summer, insanların daha sonra benimsediği bir adla bir dönemi tanımlar. In'den sonra gelen what cümleciğinin tamamı zaman bağlamı oluşturur ve “daha sonra yazsız yıl olarak bilinen dönemde” anlamına gelir. came to be known as, bir adın sonradan ortaya çıkmasını veya zamanla yerleşmesini vurgular. Buradaki came to fiziksel bir hareket anlatmaz; adın zaman içinde yerleştiğini gösterir.
Alıştırma
Bir adın zaman içinde geliştiğini göstermek için came to be known as kullanılan cümle hangisidir?
- Vadi Silver Valley'e geldi.
- Vadi daha sonra Silver Valley olarak bilinmeye başlandı.
- Vadi Silver Valley'i tanımaya başladı.
Cevabı göster
Vadi daha sonra Silver Valley olarak bilinmeye başlandı.
year without a summer: 1816’nın tarihsel adı
The year without a summer, normalde sıcak olması gereken aylarda birçok yerde olağan dışı soğukların yaşandığı 1816 yılı için yerleşmiş tarihsel bir addır. Burada hayal kırıklığı yaratan bir yaz hakkındaki gelişigüzel bir abartıyı değil, gerçek bir tarihsel dönemi belirtir. Gerekli temel arka plan, Tambora Dağı’nın 1815’teki devasa patlamasıdır. Patlamadan çıkan maddeler üst atmosfere ulaştı ve 1816’daki olağan dışı soğumaya, ürün kayıplarına ve açlığa katkıda bulundu. Bu durum, olayın çevresindeki korkuyu açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede year without a summer neyi ifade ediyor?
- Kuzey Yarım Küre’de kış mevsiminin sıradan adı
- 1816’daki ciddi iklim anomalileri için yerleşmiş tarihsel bir ad
- Birkaç soğuk günü olan herhangi bir yaz için kullanılan şakacı bir ad
Cevabı göster
1816’daki ciddi iklim anomalileri için yerleşmiş tarihsel bir ad
the apocalypse had begun: dünyanın sonu başlamıştı
Burada the apocalypse, son ve yıkıcı bir olayla dünyanın ya da uygarlığın sona ermesi anlamına gelir. Sözcük çoğu zaman dinsel veya kehanetle ilgili çağrışımlar taşır; bu nedenle accident sözcüğünden ve sıradan bir disaster ifadesinden çok daha güçlüdür. Had begun, begin fiilinin past perfect biçimidir. Bazı insanlar geçmişteki o anda bu yıkıcı sonun çoktan başlamış olduğuna inanıyordu. Cümle onların aşırı korkusunu aktarır; kıyametin gerçekten gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Some thought the apocalypse had begun ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Bazı insanlar dünyanın sonunun çoktan başlamakta olduğuna inanıyordu.
- Bazı insanlar olağan dışı havanın çoktan sona erdiğine inanıyordu.
- Bazı insanlar küçük bir kazanın az önce gerçekleştiğine inanıyordu.
Cevabı göster
Bazı insanlar dünyanın sonunun çoktan başlamakta olduğuna inanıyordu.
a mood captured in Lord Byron's poem Darkness. Notlar
0:55bu ruh hali Lord Byron'ın "Karanlık" adlı şiirinde can bulmuştu.
a mood captured in ...: bir eserde yansıtılan atmosfer
a mood captured in ... ifadesinde captured, fiziksel olarak yakalanmış değil, “etkili biçimde gösterilmiş veya ifade edilmiş” anlamına gelir. Bu ifade, bir eserin bir duyguyu ya da atmosferi koruyup aktardığını belirtir. in sözcüğünden sonraki bölüm, bu atmosferin yer aldığı eseri veya ortamı belirtir; örneğin bir şiir, resim, fotoğraf ya da film olabilir. Burada korku atmosferi Byron'ın şiirinde ifade edilir.
Alıştırma
Bu cümlede captured in ne anlama gelir? The tense mood is captured in the photograph.
- Fotoğraf gergin atmosferi açıkça gösteriyor.
- Fotoğraf atmosferi fiziksel olarak hapsediyor.
- Fotoğraf gergin atmosferi ortadan kaldırıyor.
Cevabı göster
Fotoğraf gergin atmosferi açıkça gösteriyor.
Lord Byron's poem Darkness: şiir başlığını tanıma
Lord Byron, İngiliz Romantik dönem şairiydi ve Darkness onun şiirlerinden birinin başlığıdır. Darkness, poem sözcüğünden sonra eser adı olarak geldiği ve büyük harfle başladığı için burada sıradan darkness sözcüğü değil, bir eser başlığıdır. Byron, Darkness şiirini 1816'da “Yazsız Yıl”ın oluşturduğu koşullar içinde yazdı. Şiir, güneş ışığının olmadığı kıyamet sonrası bir dünya hayal eder; bu nedenle şiire yapılan gönderme, o dönemle ilişkili korku ve felaket duygusunu aktarmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Lord Byron's poem Darkness ifadesindeki Darkness neyi belirtir?
- 1816 yılının bilimsel adı.
- Lord Byron'ın bir şiirinin başlığı.
- Lord Byron'ın yaşadığı bir şehir.
Cevabı göster
Lord Byron'ın bir şiirinin başlığı.
which was not all a dream: rüyanın anlamını yeniden yorumlamak
which was not all a dream ilgi cümleciği, hemen önce sözü edilen rüyaya veya düşsel görüntüye gönderme yapar ve onunla ilgili ek bir yorum sunar. Buradaki which, okuyucudan birkaç rüya arasından seçim yapmasını istemez. Not all a dream, “tamamen bir rüya değil” anlamına gelir: rüya gibi görünen şeyin bir bölümü gerçeklikle de bağlantılıdır. Bu cümlecik, okuyucunun ilk yorumunu düzeltir ve hayal edilen karanlıkla gerçek felaket arasındaki sınırı belirsizleştirir; yalnızca rüyanın doğru mu yanlış mı olduğunu söylemez.
Alıştırma
which was not all a dream burada temel olarak ne yapıyor?
- Önceki rüyayla ilgisi olmayan ayrı bir rüya tanıtır.
- Görüntünün yalnızca bir rüya olduğu düşüncesini düzeltir ve onu gerçeklikle ilişkilendirir.
- Görüntüdeki her ayrıntının yanlış olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Görüntünün yalnızca bir rüya olduğu düşüncesini düzeltir ve onu gerçeklikle ilişkilendirir.
and the stars did wander darkling in the eternal space, Kelime
1:04ve yıldızlar karanlığa bürünerek sonsuz uzayda dolaşıyordu,
did wander darkling: şiirsel geçmiş zaman ve “karanlıkta”
Did wander, olumlu bir geçmiş zaman cümlesinde did + yalın fiil wander yapısıdır. Soru değildir. Günümüz İngilizcesinde bu yapı “gerçekten dolaştılar” gibi bir vurgu ekleyebilir; bu şiirde ayrıca ritmi ve yüksek üslubu destekler. Darkling, “karanlıkta” veya “karanlık bir biçimde” anlamına gelen eski ve şiirsel bir zarftır. did wander darkling bir bütün olarak yıldızları karanlıkta hareket ederken betimler ve özellikle eski, ağırbaşlı bir anlatım oluşturur.
Alıştırma
Hangi günümüz İngilizcesi ifadesi did wander darkling anlamını en iyi korur?
- The stars wandered through space in darkness.
- The stars asked whether they should wander through space.
- The stars made the darkness disappear as they moved.
Cevabı göster
The stars wandered through space in darkness.
rayless ve pathless sözcüklerinde -less eki
-less son eki “-siz/-sız” ya da “yoksun” anlamı verir. Rayless, ray + -less yapısından oluşur ve “ışık huzmelerinden yoksun” demektir; pathless ise path + -less yapısından oluşur ve “izlenecek yolu olmayan” demektir. and ile bağlanan iki sıfat tek bir görüntü kurar: ne ışık ne de ileriye giden bir yol vardır. -less ekini tanımak helpless, hopeless ve endless gibi sözcüklerin anlamını çıkarmaya da yardımcı olur.
Alıştırma
Bu dizede pathless ne anlama gelir?
- İzlenecek yolu olmayan
- Bir yol arayan
- Yollarla kaplı
Cevabı göster
İzlenecek yolu olmayan
And the icy Earth swung blind and blackening in the moonless air.
1:10Ve buz gibi Dünya, aysız havada kör ve karararak sallanıyordu.
Morn came and went and came and brought no day. Deyimler
1:15Sabah geldi ve gitti ve yine geldi, ama günü getirmedi.
Morn came ... and brought no day: şiirsel bir paradoks
Morn, morning anlamına gelen şiirsel bir sözcüktür. Dize bu sözcüğü kişileştirir: sabah bir karakter gibi gelebilir, gidebilir ve gündüzü getirebilir. came and went and came tekrarında zamanın sürekli döngü halinde ilerlediği hissedilir. Ancak brought no day, sabahın gün ışığı getirmesi yönündeki normal beklentiyi bozar. Görünürdeki çelişki bilinçlidir: zaman geçer, fakat dünya gerçek gün ışığından yoksun kalır.
Alıştırma
Dizenin şiirsel etkisini en iyi hangi açıklama yansıtır?
- Günün sıradan üç zamanını kronolojik sırayla bildirir.
- Sabahın tekrar tekrar döndüğünü, ancak gerçek gün ışığının hiç gelmediğini gösterir.
- Güneşli bir sabahın birkaç gün sürdüğünü söyler.
Cevabı göster
Sabahın tekrar tekrar döndüğünü, ancak gerçek gün ışığının hiç gelmediğini gösterir.
They had no way of knowing that the real source of their misfortunes had occurred a year ago, Kalıp ifadeler
1:19Talihsizliklerinin asıl kaynağının bir yıl önce
They had no way of knowing: bilmelerinin hiçbir yolu yoktu
Have no way of knowing, bir şeyi öğrenmeyi mümkün kılacak bilgi, kanıt veya yöntem bulunmadığını anlatır. Buradaki way fiziksel bir yol değil, soyut olarak “imkân” ya da “yöntem” demektir. Kalıp have no way of + -ing biçimidir. Had, bu bilgi eksikliğini geçmişe yerleştirir: o sırada gerçek nedeni bilmeleri mümkün değildi. Bu, yalnızca they did not know demekten daha güçlüdür; çünkü o anda ellerinde bulunanlarla öğrenmenin imkânsız olduğunu açıklar.
Alıştırma
Yok edilen kayıtların cevabı bulmayı imkânsız kıldığını göstermek için cümleyi way ve knowing içeren ifadeyle tamamlayın: The records were destroyed, so we had ____ who approved the payment.
Cevabı göster
no way of knowing
real source of their misfortunes: talihsizliklerinin gerçek kaynağı
Burada source, bilgi sağlayan bir kitap, internet sitesi veya kişi değil, bir şeyin kökeni ya da altında yatan nedeni demektir. The source of their misfortunes, yaşadıkları sıkıntıların başladığı olayı ifade eder. Real sıfatı, gerçek nedeni insanların ilk anda gördüğü veya varsaydığı nedenle karşılaştırır. source of + isim kalıbı the source of a problem, conflict, income veya inspiration gibi soyut kavramlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede source bir sorunun altında yatan köken veya neden anlamındadır?
- The team discovered that a loose wire was the real source of the problem.
- The report lists every source in a bibliography.
- The journalist promised to protect her confidential source.
Cevabı göster
The team discovered that a loose wire was the real source of the problem.
The 1815 eruption of Mount Tambora on the Indonesian island of Sumbawa Kültür
1:26Endonezya'nın Sumbawa adasındaki Tambora Dağı'nın 1815'teki patlaması,
Endonezya’nın Sumbawa Adası’ndaki Tambora Dağı’nın 1815 patlaması
Mount Tambora yanardağın adıdır; Sumbawa ise bu yanardağın bulunduğu Endonezya adasıdır. on the Indonesian island of Sumbawa ifadesi Mount Tambora’nın yerini belirtir; Sumbawa yanardağın adı değildir. Patlama 1815’te Endonezya’da gerçekleşti. Bu konum, patlamanın Endonezya’dan çok uzaktaki bölgelerin iklimini nasıl etkileyebildiğini anlamak için önemli bir arka plandır.
Alıştırma
Hangi seçenek ifadedeki iki adı doğru açıklar?
- Mount Tambora yanardağdır, Sumbawa ise adadır.
- Mount Tambora ve Sumbawa iki yanardağdır.
- Sumbawa yanardağdır, Mount Tambora ise adadır.
Cevabı göster
Mount Tambora yanardağdır, Sumbawa ise adadır.
was what is known as a super volcano, Kalıp ifadeler
1:33süper yanardağ olarak bilinen bir türdü ve
what is known as + bir ad veya kategori
what is known as, bir şeyin yerleşmiş ya da yaygın kullanılan adını, terimini veya sınıfını tanıtır. Burada anlatılan şeyi a super volcano, yani bir süper volkan olarak sınıflandırır. be + what is known as + isim yapısında what, soru sormaz; “o şey ya da tür” anlamındadır. known as, “birinin şahsen tanıdığı” değil, “adı verilen” demektir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “yaygın olarak adlandırılan” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This cycle of cause and effect is ____ a feedback loop.
Cevabı göster
what is known as
be characterized by ... a volume of erupted material ile resmî tanımlama
Be characterized by, “tipik bir özellik yoluyla betimlenmek veya tanımlanmak” anlamına gelir. be + characterized + by + özellik biçiminde kurulan edilgen ve resmî bir yapıdır. Burada yanardağ türünü tanımlamak için kullanılan özellik, yanardağın püskürttüğü malzemenin hacmidir. Bu ifadede volume, püsküren malzemenin kapladığı üç boyutlu alanı belirtir; ses yüksekliği anlamına gelmez. Erupted material, yanardağdan dışarı atılmış malzemedir.
Alıştırma
Resmî açıklamayı characterized by ile tamamlayın: The island's climate is ____ warm temperatures and heavy rain.
Cevabı göster
characterized by
many times greater than that of ordinary volcanoes. Dilbilgisi
1:38sıradan yanardağlarınkinden katbekat fazla olmasıyla karakterize ediliyordu.
many times greater than that of ...: karşılaştırılan adları eşleştirmek
Many times greater than, bir miktarın diğerinden kat kat büyük olduğunu belirtir. that of ordinary volcanoes ifadesindeki that, karşılaştırılan tekil ad volume yerine geçer ve bu adın cümlede tekrarlanmasını önler. Böylece karşılaştırma mantıklı kalır: bir hacim başka bir hacimle karşılaştırılır. Buradaki that, bir adın yerine geçen zamirdir; yan cümle başlatan bir sözcük değildir.
Alıştırma
Eşleştirilmiş karşılaştırmayı doğru tekil ifade ile tamamlayın: The storage capacity of the new server is many times greater than ____ the old server.
Cevabı göster
that of
And while the popular image of volcanic destruction Anlatım akışı
1:42Ve yanardağ yıkımına dair popüler imge
is molten rock engulfing the surrounding land, Kelime
1:44erimiş kayaların çevredeki toprağı yutması olsa da,
engulfing the surrounding land: tamamen ve güçlü biçimde kaplamak
Engulf, bir şeyi genellikle güçlü veya tehlikeli bir kuvvetle tamamen çevrelemek ya da kaplamak demektir. Buradaki engulfing, erimiş kayanın ne yaptığını gösterir: Kaya yayılıp çevredeki araziyi yutmaktadır; yalnızca araziye dokunmamakta veya küçük bir bölümünü kaplamamaktadır. Engulf mecaz anlamda da kullanılabilir. Korku veya heyecan birini engulf ederse, bu duygu o kişiyi tamamen ele geçirir.
Alıştırma
En uygun fiili seçin: Within minutes, flames ___ the wooden house.
- outlined
- touched
- engulfed
Cevabı göster
engulfed
far greater devastation is caused by what remains in the air. Anlatım akışı
1:47asıl büyük yıkıma havada kalanlar neden olur.
while the popular image ... is ...: düzeltmeye zemin hazırlamak
Buradaki while, “... olduğu sırada” anlamına gelmez. Önce tanıdık bir imgeyi beklenen görüş olarak sunar, ardından ana cümle daha önemli ve karşıt bir gerçeği verir. Tanıdık imge, erimiş kayanın araziyi kaplamasıdır; fakat asıl nokta, havada kalan maddelerin çok daha büyük bir yıkıma neden olmasıdır. Bu kalıp bilgiyi “beklenen görüş ve önemli bir düzeltme” karşıtlığıyla düzenler. Açıklayıcı metinlerde baştaki while yan cümlesi beklenen görüşü arka plana yerleştirebilir; böylece düzeltmeyi veya vurguyu ana cümle taşır.
Alıştırma
Örneğin başındaki while yan cümlesi ne işe yarıyor?
- Ana cümle daha önemli ve karşıt bir gerçeği sunmadan önce yaygın bir imgeyi tanıtır.
- Erimiş kayanın araziye ulaştığı kesin anı verir.
- İki hasar türünün aynı süre boyunca gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Ana cümle daha önemli ve karşıt bir gerçeği sunmadan önce yaygın bir imgeyi tanıtır.
far greater devastation ... what remains in the air: çok daha büyük yıkım……havada kalan maddeler
Far, karşılaştırma biçimi greater’ı güçlendirir: zarar yalnızca daha büyük değil, çok daha büyüktür. Edilgen is caused by yapısı far greater devastation ifadesini başa getirerek zararın büyüklüğünü bilginin başlangıç odağı yapar. What remains in the air, “havada kalan madde” anlamına gelen ve öncülünü kendi içinde barındıran bir ilgi yan cümlesidir. Burada patlamadan sonra kalan volkanik kül, gaz ve benzeri maddeleri belirtir. Remains, “var olmaya devam eder” anlamındaki fiildir; cesetleri veya kalıntıları ifade eden çoğul isim değildir. Cümle bir bütün olarak dikkati en görünür tehlikeden, daha az görülen fakat daha ciddi zarara yol açan havadaki maddelere yöneltir.
Alıştırma
Bu cümle açıklamada temel olarak ne yapıyor?
- Remains sözcüğünü havadaki cesetler anlamında kullanır.
- Dikkati, çok daha büyük zararın kaynağı olan havadaki maddelere yöneltir.
- Yerdeki volkanik maddelerin hiçbir zarara yol açmadığını söyler.
Cevabı göster
Dikkati, çok daha büyük zararın kaynağı olan havadaki maddelere yöneltir.
Volcanic ash dispersed by wind can blanket the sky for days Notlar
1:52Rüzgarın dağıttığı volkanik kül, gökyüzünü günlerce kaplayabilir,
dispersed by wind: kısaltılmış edilgen ilgi yan cümlesi
Dispersed by wind, Volcanic ash ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. “Rüzgâr tarafından dağıtılan volkanik kül” anlamına gelir ve volcanic ash that is dispersed by wind biçiminde açılabilir. Kül eyleme maruz kaldığı için anlam edilgendir. Bu grup, arka plan bilgisini isim grubunun içinde kısaltır. Cümlenin ana fiil grubu dispersed değil, can blanket’tır. Bu yapı bilimsel yazıda önce külü tanımlamaya, ardından külün ne yapabileceğini belirtmeye yarar.
Alıştırma
Hangi cümle dispersed by wind ile aynı kısaltılmış edilgen niteleyiciyi kullanıyor?
- The seeds carried by birds reached a distant island.
- The birds carried the seeds to a distant island.
- The seeds were carried by birds and reached a distant island.
Cevabı göster
The seeds carried by birds reached a distant island.
can blanket the sky for days: blanket fiil olarak
Burada blanket, blanket anlamındaki isim değil, fiil olarak kullanılır. Bir şeyi battaniye gibi geniş bir alana yayarak kaplamak anlamına gelir. Bu nedenle can blanket the sky, külün yayılıp gökyüzünün büyük bölümünü kapatabileceğini anlatır. For days, etkinin olası süresini, yani günlerce devam edebileceğini gösterir. İfade, gökyüzünün küçük bir bölümünü değil, geniş ve uzun süreli bir örtüyü vurgular.
Alıştırma
Blanket sözcüğünü fiil olarak kullanan ve geniş bir alanın birkaç gün boyunca kaplanmasını anlatan cümleyi seçin.
- A heavy snow blanket covered the entire valley for days.
- Heavy snow can blanket the entire valley for days.
- Heavy snow can blanket the entire valley for day.
Cevabı göster
Heavy snow can blanket the entire valley for days.
while toxic gases such as sulfur dioxide react in the stratosphere,
1:57bu sırada kükürt dioksit gibi zehirli gazlar stratosferde tepkimeye girerek
blocking out solar radiation and drastically cooling the atmosphere below. Notlar
2:01güneş radyasyonunu engeller ve aşağıdaki atmosferi şiddetle soğutur.
blocking out solar radiation: block out öbek fiili
Block out, ışığın, sesin, radyasyonun veya görüşün bir şeyin içinden geçmesini ya da bir yere ulaşmasını engellemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Blocking out solar radiation ifadesinde blocking, block fiilinin -ing biçimidir; solar radiation ise dışarıda tutulan şeydir. Burada ifade devam eden bir etkiyi anlatır: volkanik madde, güneş enerjisinin bir bölümünün aşağıya ulaşmasını engeller. Out, bir şeyi dışarıda bırakma fikrini ekler; bu nedenle bu bağlamda block out, tek başına block fiilinden daha özeldir.
Alıştırma
Işığın bir odaya girmesini engellemek için block out ifadesini doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.
- Thick curtains block up the morning sunlight.
- Thick curtains break out the morning sunlight.
- Thick curtains block out the morning sunlight.
Cevabı göster
Thick curtains block out the morning sunlight.
drastically cooling the atmosphere below: aşağıdaki atmosferi büyük ölçüde soğutmak
Drastically, cooling sözcüğünü niteler. Sıcaklığın çok büyük ölçüde düşürüldüğünü belirtir; dolayısıyla ifade küçük bir düşüşü değil, güçlü bir soğumayı anlatır. -ing biçimindeki cooling, blocking out ile paraleldir ve aynı nedenin başka bir etkisini belirtir. The atmosphere below, söz edilen yüksek irtifadaki madde veya katmanın altında bulunan atmosfer bölümünü ifade eder. Burada below, atmosphere sözcüğünden sonra gelen bir konum sözcüğüdür; ayrı bir yerin adı değildir.
Alıştırma
Odak noktası değişikliğin hızı değil, büyük boyutu olduğunda cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? Over ten years, the city ___ reduced its water use by 60 percent.
- rapidly
- drastically
- slightly
Cevabı göster
drastically
The resulting volcanic winter, along with other effects such as acid rain, Notlar
2:06Ortaya çıkan volkanik kış, asit yağmuru gibi diğer etkilerle birlikte,
The resulting volcanic winter: bunun sonucunda oluşan volkanik kış
Volcanic winter, büyük bir volkanik patlamanın ardından geniş alanlarda görülen soğuma döneminin adıdır. Atmosferin yüksek kesimlerindeki küçük parçacıklar, Dünya yüzeyine ulaşan güneş ışığını azaltır. Buradaki winter sıradan bir mevsim değildir; soğuma yılın herhangi bir zamanında başlayabilir. Resulting, az önce sözü edilen sürecin neden olduğu anlamına gelir. The resulting, bu volkanik kışı güneş ışınımının engellenmesine ve atmosferin soğumasına bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede volcanic winter ne anlama geliyor?
- Yalnızca volkanik adalarda görülen normal bir kış mevsimi.
- Büyük bir volkanik patlamadan çıkan maddelerin neden olduğu geniş çaplı bir soğuma dönemi.
- Etkin bir volkanın yalnızca zirvesiyle sınırlı bir kar fırtınası.
Cevabı göster
Büyük bir volkanik patlamadan çıkan maddelerin neden olduğu geniş çaplı bir soğuma dönemi.
along with other effects such as acid rain: bir etki ekleme ve örnek verme
Bu parçada along with, “-e ek olarak” veya “ile birlikte” anlamına gelir. Daha önce belirtilen ana etkiye başka etkiler ekler; insanların fiziksel olarak bir yere birlikte gitmesini anlatmaz. other effects isim öbeğini such as acid rain izler. Such as, daha geniş bir kategoriden bir örnek verir; dolayısıyla acid rain eklenen etkilerden biridir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki bağlama ifadesiyle tamamlayın: The new rule caused confusion, ____ other problems ____ longer waiting times.
Cevabı göster
along with · such as
can affect multiple continents, disrupting natural cycles Kalıp ifadeler
2:11doğal döngüleri bozarak birden fazla kıtayı etkileyebilir
and annihilating the plant life on which other organisms, Dilbilgisi
2:14ve insanların da dahil olduğu
disrupting natural cycles: normal süreçleri bozmak
Disrupting natural cycles, düzenli doğal süreçlere müdahale ederek bu süreçlerin normal sıralarına veya dengelerine göre devam etmesini engellemek anlamına gelir. Burada -ing biçimindeki disrupting, geniş çaplı etkinin bir sonucunu ekler: birçok kıta etkilendiğinde doğal döngüler de bozulur.
Alıştırma
'A long power outage can disrupt a city's normal routines,' cümlesinde disrupt ne anlama gelir?
- günlük düzene müdahale ederek normal işlemesini engellemek
- günlük düzenin daha sık gerçekleşmesini sağlamak
- günlük düzeni ayrıntılı biçimde anlatmak
Cevabı göster
günlük düzene müdahale ederek normal işlemesini engellemek
on which ... depend: edatın öne alındığı ilgi cümleciği
depend, birinin ya da bir şeyin neye bağlı olduğunu belirtirken on edatıyla kullanılır. on which other organisms depend yapısında which, the plant life ifadesine gönderme yapar ve on, which sözcüğünün önüne taşınmıştır. Bu nedenle ilgi cümleciği, diğer organizmaların bağımlı olduğu bitki yaşamını belirtir. including humans, insanların da other organisms grubuna dâhil olduğunu açıklayan parantez içi bir ek bilgidir. Edatı öne almak cümleciği daha resmî gösterir, ancak anlam which other organisms depend on ile aynıdır.
Alıştırma
Cümleyi edatın öne alındığı resmî ilgi yapısıyla tamamlayın: Reliable electricity is a service ____ hospitals depend.
Cevabı göster
on which
Releasing nearly 160 cubic kilometers of rock, ash, and gas, Dilbilgisi
2:20Yaklaşık 160 kübik kilometre kaya, kül ve gaz açığa çıkaran
Releasing nearly 160 cubic kilometers ...: cümle başında ortaç öbeği
Releasing nearly 160 cubic kilometers of rock, ash, and gas, cümlenin başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Ana cümle temel yargıyı vermeden önce açığa çıkan maddenin miktarını arka plan bilgisi olarak sunar; tek başına tam bir cümle değildir. Releasing ifadesinin örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesi, yani maddeyi açığa çıkaran olay ya da şey olmalıdır. Buradaki -ing biçimi şimdiki zamanı göstermez ve emir değildir.
Alıştırma
Cümle başındaki -ing öbeğinin ana cümlenin öznesini mantıklı biçimde tanımladığı cümleyi seçin.
- Releasing a burst of steam, the geyser startled the visitors.
- Releasing a burst of steam, the photograph showed the geyser.
- Releasing a burst of steam, the visitors ran away from the geyser.
Cevabı göster
Releasing a burst of steam, the geyser startled the visitors.
the Mount Tambora eruption was the largest in recorded history, Kalıp ifadeler
2:25Tambora Dağı patlaması, kayıtlı tarihin en büyüğüydü
the largest in recorded history: kayıtlı tarihin en büyüğü
The largest in recorded history, yazılı kayıtların ve diğer güvenilir tarihî kanıtların kapsadığı dönem içinde en büyük anlamına gelir. Buradaki recorded, filme alınmış veya videoya kaydedilmiş demek değildir. İddia, Dünya'nın bütün tarihiyle değil, mevcut kayıtların gösterdiği dönemle sınırlıdır.
Alıştırma
Cümleyi «belgelenmiş tarih içinde» anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: This was the coldest winter ____.
Cevabı göster
in recorded history
as many as 90,000: 90.000 kadar
As many as 90,000, sayının şaşırtıcı derecede yüksek olan 90.000'e ulaşmış olabileceğini vurgular. Bu tarihî tahminde kesin olarak doğrulanmış bir toplam değil, olası yüksek bir değer verir. deaths sayılabilir olduğu için many kullanılır. as many as + sayı + çoğul sayılabilir isim kalıbı büyük bir sayıyı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle sayılabilir visitors sayısının şaşırtıcı derecede yüksek olduğunu doğru biçimde vurgular?
- The museum welcomed as many as 20,000 visitors in one day.
- The museum welcomed as many 20,000 visitors in one day.
- The museum welcomed as much as 20,000 visitors in one day.
Cevabı göster
The museum welcomed as many as 20,000 visitors in one day.
The 1600 eruption of Peru's Huaynaputina
2:35Peru'daki Huaynaputina'nın 1600 yılındaki patlamasının,
is likely to have triggered the Russian famine that killed nearly 2 million, Dilbilgisi
2:38yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olan Rus kıtlığını tetiklemiş olması muhtemelken,
is likely to have triggered: geçmişteki bir neden hakkında temkinli değerlendirme
Be likely to have + past participle, daha önce gerçekleşmiş bir eylem ya da neden hakkında şimdiki zamanda değerlendirme yapar. Burada is likely mevcut güven düzeyini gösterirken to have triggered tetikleme eylemini geçmişe yerleştirir. Bu ifade patlamayı kanıtlanmış değil, olası bir neden olarak sunar. Kanıtlar tarihsel ya da bilimsel bir açıklamayı desteklediğinde ancak kesin olarak doğrulamadığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Geçmiş bir olay hakkında şimdiki zamanda temkinli bir değerlendirme oluşturmak için be likely ve cause kullanarak cümleyi tamamlayın: The storm ____ the outage last night.
Cevabı göster
is likely to have caused
while more ancient eruptions have been blamed for major world events Kalıp ifadeler
2:43daha eski patlamalar ise önemli dünya olaylarının sorumlusu olarak gösterilmiştir;
have been blamed for: öne sürülen bir nedeni belirtmek
Have been blamed for, blame X for Y yapısının present perfect edilgen biçimidir. Özne olan more ancient eruptions, X yani öne sürülen nedendir; for sonrasındaki major world events ise Y yani bu nedene bağlanan olumsuz sonuçlardır. İfade, insanların bu bağlantıyı kurduğunu ve bunun güncel tartışmayla hâlâ ilgili olduğunu bildirir. Nedensellik iddiasını kendi başına kanıtlamaz. Ayrıca blame yalnızca insanları eleştirmek için değil, olay ya da koşullara sorumluluk yüklemek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Poor maintenance ifadesini öne sürülen neden olarak kullanıp blame fiilinin present perfect edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: Poor maintenance ____ the repeated breakdowns.
Cevabı göster
has been blamed for
Çin'deki Xia Hanedanı'nın çöküşü... Minos uygarlığının ortadan kaybolması
Bir hanedan için kullanılan fall, o hanedanın yönetiminin sona erdiğini veya çöktüğünü anlatır; fiziksel olarak düşmek anlamına gelmez. Xia Hanedanı geleneksel olarak Çin'in erken dönem hanedanlarından biri kabul edilirken Minos uygarlığı, Ege bölgesindeki Girit merkezli bir Tunç Çağı uygarlığıydı. Bu iki isim öbeği, farklı uygarlıklardaki büyük tarihsel değişimleri aynı listede bir araya getirir. Burada bunlar, antik volkanik faaliyetlerle açıklanabileceği öne sürülen olaylara örnektir; ancak bu ifade tek başına patlamaların bu olaylara neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Vurgulanan iki tarihsel gönderme cümlede hangi işlevi görüyor?
- İki uygarlığın da aynı dili konuştuğunu gösterirler.
- İki farklı uygarlıktaki büyük değişimlere örnek verirler.
- İki uygarlığın fiziksel olarak yere düştüğünü anlatırlar.
Cevabı göster
İki farklı uygarlıktaki büyük değişimlere örnek verirler.
and even a genetic bottleneck in human evolution Kelime
2:52ve hatta insan evrimindeki genetik bir darboğaz olan ve
insan evrimindeki genetic bottleneck
Genetic bottleneck, yani genetik darboğaz, bir popülasyonun belirli bir süre için çok daha küçük hâle gelmesiyle ortaya çıkar. Yalnızca az sayıda birey genlerini sonraki kuşaklara aktardığı için daha sonraki kuşakların genetik çeşitliliği genellikle azalır. İnsan evriminde bu ifade, atalarımıza ait bir insan popülasyonunun büyüklüğündeki keskin düşüşü anlatır. Bottleneck burada, genetik çeşitliliğin hayatta kalan çok daha küçük bir popülasyondan geçmesini anlatan bilimsel bir benzetmedir; yol tıkanıklığı veya tek bir kişinin vücudunda tıkanan bir şey değildir.
Alıştırma
Hangi durum genetic bottleneck kavramını en iyi açıklar?
- Bir popülasyon aniden çok daha küçülür ve sonraki kuşaklarda genetik çeşitlilik azalır.
- Daha fazla birey ürediği için bir popülasyon çok sayıda yeni genetik varyant kazanır.
- Dar bir yol trafiği yavaşlatır ancak bir popülasyonun genlerini değiştirmez.
Cevabı göster
Bir popülasyon aniden çok daha küçülür ve sonraki kuşaklarda genetik çeşitlilik azalır.
all but a few thousand: birkaç bin kişi dışındaki herkes
Burada all but a few thousand, all except a few thousand anlamına gelir: birkaç bin kişi dışındaki herkes. but sözcüğü except işlevi görür ve birkaç bin kişilik küçük grubu yok edilmenin dışında kalan istisna olarak ayırır. Daha büyük isim öbeğinde all but a few thousand human beings, being wiped out yapısının anlamsal öznesidir. Anlam, insan nüfusunun neredeyse tamamının yok edildiği, birkaç bin kişinin ise hayatta kaldığıdır.
Alıştırma
Hangi cümle "all but a few thousand people were evacuated" ifadesiyle aynı anlama gelir?
- Only a few thousand people were evacuated.
- Every single person was evacuated, with no exceptions.
- Everyone except a few thousand people was evacuated.
Cevabı göster
Everyone except a few thousand people was evacuated.
being wiped out: wipe out fiilinin edilgen -ing biçimi
Burada wipe out öbek fiili, bir şeyi silerek temizlemek değil, tamamen yok etmek veya öldürmek anlamındadır. Being wiped out, insanları bu yıkıma uğrayan taraf olarak gösterir. Being + geçmiş zaman ortacı, edilgen bir -ing biçimidir. Bu yapıda from sözcüğünden sonra -ing biçimi gerekir: resulted from ... being wiped out. Böylece yıkıcı olay, başka bir şeyin nedeni olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir türün tamamen yok edilebileceğini doğal biçimde ifade eder?
- The species is in danger of being wiped.
- The species is in danger of wiping out.
- The species is in danger of being wiped out.
Cevabı göster
The species is in danger of being wiped out.
One of the most dangerous types of supervolcano is an explosive caldera, Notlar
3:01En tehlikeli süper yanardağ türlerinden biri de patlayıcı kalderadır;
One of the most dangerous types of supervolcano: “en tehlikeli süper yanardağ türlerinden biri”
One of the most dangerous types of supervolcano, bir örneği daha büyük bir grubun içine yerleştirir: Birden fazla tehlikeli tür vardır ve cümle bunlardan birini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. En üstünlük derecesinden sonraki isim çoğul olur; bu yüzden type değil types kullanılır. Ancak tüm öznenin temel sözcüğü one olduğundan ana fiil tekildir: One of ... is ....
Alıştırma
Hangi cümlede one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısı doğru kullanılmış ve fiil one ile uyumlu olmuştur?
- One of the safest routes through the park is the north trail.
- One of the safest routes through the park are the north trail.
- One of the safest route through the park is the north trail.
Cevabı göster
One of the safest routes through the park is the north trail.
an explosive caldera: patlamalı bir kaldera
Bu cümlede an explosive caldera, son derece patlamalı püskürmelerle ve büyük bir kalderayla ilişkili bir süper yanardağ sistemini ifade eder. Caldera, altındaki magma odasından büyük miktarda magma çıktıktan sonra zeminin çökmesiyle oluşan geniş bir volkanik çöküntüdür. Explosive sıfatı püskürmenin davranışını anlatır; çöküntünün kendisinin patladığı anlamına gelmez. Kalderaya geniş havza biçimini veren yalnızca patlama değil, esas olarak çökmedir.
Alıştırma
Hangi açıklama bir kalderayı en doğru biçimde tanımlar?
- Dağdaki duman çıkaran herhangi bir küçük delik.
- Yalnızca rüzgârın gevşek kayaları yığmasıyla oluşan bir koni.
- Alttaki odadan çok miktarda magma çıktıktan sonra esas olarak zeminin çökmesiyle oluşan geniş bir volkanik çöküntü.
Cevabı göster
Alttaki odadan çok miktarda magma çıktıktan sonra esas olarak zeminin çökmesiyle oluşan geniş bir volkanik çöküntü.
formed when a volcanic mountain collapses after an eruption so large Dilbilgisi
3:06volkanik bir dağın o kadar büyük bir patlamanın ardından çökmesiyle oluşur ki
that the now empty magma chamber can no longer support its weight.
3:10artık boşalan magma odası kendi ağırlığını taşıyamaz hale gelir.
formed when ...: oluşma koşulunu belirten geçmiş zaman ortacı
Formed, daha önce geçen caldera adını niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. Tam biçimi an explosive caldera that is formed when a volcanic mountain collapses şeklindedir; bu nedenle formed çekimli ana fiil değildir. when yan cümlesi, kalderanın hangi olay veya koşul sırasında oluştuğunu belirtir. Ad + geçmiş zaman ortacı + when yan cümlesinden oluşan bu kısa yapı, önce bir şeyi adlandırıp sonra nasıl meydana geldiğini açıkladığı için bilimsel tanımlarda yaygındır.
Alıştırma
formed when a volcanic mountain collapses ifadesinde formed hangi dil bilgisi görevini üstlenir?
- Daha önce geçen caldera adını niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır.
- Çöküşün daha sonra gerçekleşeceğini gösteren bir yardımcı fiildir.
- caldera öznesine sahip çekimli ana fiildir.
Cevabı göster
Daha önce geçen caldera adını niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır.
so large that ... can no longer ...: sonuca yol açan derece
an eruption so large that ... yapısında so, large sıfatının derecesini güçlendirir; that ise bu aşırı derecenin sonucunu belirtir: boşalmış magma odası dağın ağırlığını artık taşıyamaz. Tekrar kullanılabilen kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç cümlesidir. Burada so, “bu derece” anlamına gelir; “bu yüzden” anlamında değildir. can no longer ise daha önce var olan bir yeterliliğin veya durumun sona erdiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi so ... that sonuç kalıbındaki iki sözcükle tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Maya had to put it down.
Cevabı göster
so · that
With no method of release: with + isim öbeğiyle arka plan koşulu verme
Bir cümlenin başında with + isim öbeği, ana cümlenin arka planını verebilir. With no method of release, magma ve gazların dışarı çıkabileceği bir yol olmadığı anlamına gelir ve ardından yaşananları hazırlayan sınırlayıcı koşulu belirtir. Buradaki with, “biriyle birlikte” anlamına gelmez. Bu öbek, bir koşulu veya nedeni cümle başında kısa bir niteleyici hâline getirir; düşüncenin tamamlanması için ardından bir ana cümle gelmelidir.
Alıştırma
Hangi cümle, arka plan koşulu vermek için with + isim öbeği yapısını doğru kullanır?
- With there was no bus service, Elena walked home.
- With no bus service, Elena walked home.
- With no bus service was, Elena walked home.
Cevabı göster
With no bus service, Elena walked home.
magma and volcanic gases continue to accumulate and expand underground,
3:22magma ve volkanik gazlar yeraltında birikmeye ve genişlemeye devam ederek
building up pressure until a massive and violent explosion becomes inevitable. Notlar
3:28devasa ve şiddetli bir patlama kaçınılmaz hale gelene kadar basınç oluşturur.
building up pressure: basıncın yavaş yavaş artması
Build up, “zaman içinde yavaş yavaş artmak veya birikmek” anlamına gelir. building up pressure ifadesinde build up bir öbek fiildir; build fiilinin “inşa etmek” şeklindeki gerçek anlamında kullanılmaz. -ing öbeği, devam eden birikme ve genleşmenin sonucunu ekler: magma ve gazlar yer altındaki basıncın giderek artmasına neden olur.
Alıştırma
İngilizce cümleyi build up fiilinin -ing biçimi ve pressure ile tamamlayın: The trapped steam is ____ inside the sealed pipe.
Cevabı göster
building up pressure
until ... becomes inevitable: sonuç kaçınılmaz hâle gelene kadar
Burada until, basınç birikmeye devam ettikten sonra ulaşılan sonucu getirir. Süreç, devasa ve şiddetli bir patlamanın artık önlenemeyeceği noktaya kadar sürer. process + until + result becomes inevitable kalıbı, giderek gelişen bir neden-sonuç zincirini göstermek için kullanışlıdır. Becomes bir durum değişikliğini belirtir: sonuç henüz gerçekleşmemiş olabilir, ancak onu önlemek artık gerçekçi olarak mümkün değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede until, bir sürecin kaçınılmaz bir sonuca doğru geliştiğini gösterir?
- The tension kept rising until a confrontation became inevitable.
- The confrontation was inevitable before any tension began.
- The tension stopped because the confrontation had been avoided.
Cevabı göster
The tension kept rising until a confrontation became inevitable.
And one of the largest active volcanic calderas lies right under Yellowstone National Park. Kültür
3:33Ve en büyük aktif volkanik kalderalardan biri tam da Yellowstone Ulusal Parkı'nın altındadır.
lies right under Yellowstone National Park: Yellowstone Millî Parkı’nın hemen altında bulunur
Bu cümlede lies, “bulunur” anlamındadır. Right, under ifadesini güçlendirir; böylece sözler volkanik oluşumu parkın hemen altında konumlandırır. “Yalan söyler” ya da “uzanır” anlamına gelmez. Yellowstone Millî Parkı, Yellowstone Kalderası ile örtüşür ve etkin bir volkanik sistemin üzerinde yer alır. Bu gerçek coğrafya, tehlikenin yakın ve gizli hissedilmesini sağlar; right under bunu vurgulu ve basitleştirilmiş biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede lies, “bir yerde bulunmak” anlamındadır?
- The guide lies to visitors about the tunnel.
- The tired guide lies down beside the station.
- An old tunnel lies right under the station.
Cevabı göster
An old tunnel lies right under the station.
Cümle başında zaman yan cümlesi olarak The last time it erupted ...
The last time it erupted 650,000 years ago, cümlenin başında kullanılan bir zaman yan cümlesidir. The last time, ‘en son … olduğunda’ anlamına gelir; it erupted ise öznesi ve fiili bulunan tam bir yan cümledir. 650,000 years ago bu olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Bu yapı ana cümleden önce kullanıldığında önce zaman bağlamını verir; ardından ana cümle o sırada ne olduğunu veya ortaya çıkan sonucu anlatır. Virgül düşüncenin devam ettiğini gösterir, bu yüzden vurgulanan bölüm tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Sonucun zaman bağlamını vermek için The last time + yan cümle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The last time we checked the alarm, it worked perfectly.
- We checked the alarm for the last time, and it worked perfectly.
- Our last check of the alarm showed that it worked perfectly.
Cevabı göster
The last time we checked the alarm, it worked perfectly.
it covered much of North America in nearly 2 meters of ash and rock. Kalıp ifadeler
3:43Kuzey Amerika'nın büyük bölümünü yaklaşık 2 metre kül ve kayayla kapladı.
cover ... in nearly 2 meters of ash and rock: yaklaşık 2 metre kül ve kayayla kaplamak
Burada cover + yer/nesne + in + kaplayan malzeme kalıbı kullanılır. Much of North America etkilenen bölgedir; ash and rock ise bölgenin yüzeyinde kalan malzemelerdir. Buradaki in, bölgeyi neyin kapladığını gösterir; ‘bir yerin içinde’ anlamına gelmez. Nearly 2 meters bu tabakanın yaklaşık derinliğini anlatır. Bu kalıp kar, toz, boya, çamur ve bir yüzeye yayılan başka malzemelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
The storm covered the road in mud. cümlesinde in mud neyi belirtir?
- yolu kaplayan malzeme
- yolun uzandığı yön
- fırtınanın başladığı yer
Cevabı göster
yolu kaplayan malzeme
Scientists are currently monitoring the world's active volcanoes Dilbilgisi
3:48Bilim insanları şu anda dünyanın aktif yanardağlarını izliyor,
are currently monitoring: içinde bulunduğumuz dönemde devam eden bir faaliyet
Are currently monitoring, şimdiki zamanın süreklilik biçimi olan are monitoring ile currently sözcüğünü birleştirir. İzleme faaliyetini içinde bulunduğumuz dönemde devam eden bir etkinlik olarak sunar; currently ise bu zaman aralığını açıkça belirtir. Bu, her bilim insanının konuşmanın tam o anında bir volkana bakıyor olması gerektiği anlamına gelmez. Yalnızca düzenli bir görevden veya genel bir gerçekten söz etmek yerine, planlı izleme çalışmalarının şu anda sürdüğünü anlatır.
Alıştırma
Bir araştırma projesi şu anda etkin. Ekibin izleme çalışmasının içinde bulunduğumuz dönemde devam ettiğini en iyi hangi cümle vurgular?
- The team monitored changes in the glacier last winter.
- The team monitors changes in the glacier every winter.
- The team is currently monitoring changes in the glacier.
Cevabı göster
The team is currently monitoring changes in the glacier.
and diverting lava flows have improved over the years. Kalıp ifadeler
3:55lav akıntılarını yönlendirme işlemleri yıllar içinde gelişti.
procedures for predicting ..., conducting ..., and diverting ...: for sonrasında paralel gerund yapılar
Procedures for ... yapısında for, prosedürlerin desteklemek üzere tasarlandığı amaçları veya faaliyetleri tanıtır. Burada for bir edat olduğu için predicting, conducting ve diverting sıfat değil, isim işlevi gören -ing biçimleri, yani gerund yapılardır. Üç gerund öbeği paralel bir liste oluşturur: predicting eruptions, conducting evacuations ve diverting lava flows. Aynı dil bilgisi biçimini korumak her amacı eşit ölçüde açık hâle getirir; conducting evacuations, tahliye sürecini düzenlemek veya yürütmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle procedures for sonrasındaki üç faaliyeti açık ve paralel -ing biçiminde tutar?
- The emergency plan includes procedures for detect fires, warning residents, and close roads.
- The emergency plan includes procedures for detecting fires, warning residents, and closing roads.
- The emergency plan includes procedures for detecting fires, to warn residents, and roads are closed.
Cevabı göster
The emergency plan includes procedures for detecting fires, warning residents, and closing roads.
have improved over the years: yıllar içinde gelişip bugüne ulaşan değişim
Have improved, improve fiilinin present perfect biçimidir. İyileşmenin geçmişte gelişen ve sonucu bugün önem taşıyan bir değişim olduğunu anlatır. Over the years, geçmişten bugüne uzanan birkaç yıllık dönem boyunca demektir. Have improved over the years bir bütün olarak her aşamayı veya kesin bir tarihi belirtmeden uzun süreli ve aşamalı ilerlemeyi kısa biçimde özetler. Buradaki over fiziksel bir konumu değil, zaman aralığını anlatır.
Alıştırma
Bugüne kadar süren bir değişimi göstermek için cümleyi improve fiilinin doğru present perfect biçimi ve over the years ile tamamlayın: Emergency response plans ____.
Cevabı göster
have improved over the years
But the massive scale and global reach of a supervolcano Kalıp ifadeler
3:59Fakat bir süper yanardağın devasa ölçeği ve küresel erişimi,
the massive scale and global reach: büyüklük ve etki alanı
Massive scale son derece büyük boyut veya büyüklük anlamına gelir. Global reach, etkilerin veya nüfuzun dünyanın her yerine uzanabilmesi demektir. Burada reach bir isimdir; el uzatma eylemini anlatmaz. İki isim grubu and ile bağlanır ve of a supervolcano hem scale hem de reach sözcüklerini açıklar. Bu eşleşme tehlikeyi iki boyutta düzenler: kendisinin ne kadar büyük olduğu ve etkilerinin ne kadar geniş bir alana yayılabileceği.
Alıştırma
the massive scale and global reach of a supervolcano ifadesi neyi vurgular?
- Her yıl meydana gelir ama yalnızca yakındaki bölgeyi etkiler.
- Dünyanın her yerindeki insanların dokunabileceği kadar uzundur.
- Boyutu devasadır ve etkileri dünyanın her yerine yayılabilir.
Cevabı göster
Boyutu devasadır ve etkileri dünyanın her yerine yayılabilir.
means that for many people, there would be nowhere to run. Dilbilgisi
4:02birçok insan için kaçacak hiçbir yerin olmayacağı anlamına geliyor.
means that ... there would be nowhere to run: sonuç ve varsayımsal etki
means that, önceki bilgiden çıkarılan bir sonucu belirtir: yanardağın devasa ölçeği ve küresel erişimi, birçok insanın kaçış yolu bulamayacağı sonucuna götürür. there would be, böyle bir patlama gerçekleşirse ortaya çıkacak varsayımsal sonucu anlatır. Buradaki would, geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı değil, varsayımsal bir sonucu gösterir. nowhere to run, nowhere + to-infinitive yapısını kullanır ve kaçılabilecek hiçbir yer olmaması anlamına gelir.
Alıştırma
Cümlede means that ve would ne işe yarıyor?
- means that geçmiş bir alışkanlığı belirtir ve would bilinen bir gerçeği ifade eder.
- means that bir alıntıyı başlatır ve would emir verir.
- means that bir sonuç belirtir ve would hayal edilen bir durumdaki sonucu gösterir.
Cevabı göster
means that bir sonuç belirtir ve would hayal edilen bir durumdaki sonucu gösterir.
Fortunately, the current data shows no evidence of such an eruption Kalıp ifadeler
4:06Neyse ki mevcut veriler, böyle bir patlamanın
occurring in the next few thousand years.
4:09önümüzdeki birkaç bin yıl içinde gerçekleşeceğine dair hiçbir kanıt göstermiyor.
current data shows no evidence of ... occurring: mevcut verilere dayalı temkinli ifade
current data, iddiayı şu anda mevcut olan bilgilerle sınırlar. shows no evidence of ..., verilerin anlatılan olayı desteklemediği anlamına gelir; olayın imkânsız olduğunu veya asla gerçekleşemeyeceğini iddia etmez. of sonrasındaki such an eruption occurring yapısında such an eruption gerçekleşebilecek olaydır ve occurring -ing biçimindedir. show(s) no evidence of + isim öbeği + -ing kalıbı bilimsel yazılarda ve haberlerde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: The current data shows no evidence of an eruption occurring, bilim insanlarının bir patlamanın asla gerçekleşemeyeceğini kanıtladığı anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
But the idea of a sudden and unavoidable civilization-destroying apocalypse Kelime
4:11Ancak dünyanın öbür ucundaki olayların neden olduğu,
civilization-destroying apocalypse: kısa çizgili birleşik niteleyici
Burada civilization-destroying, apocalypse isminden önce gelen birleşik bir sıfattır. Birlikte “uygarlığı yok edebilecek” anlamını verir. Destroying cümlenin ana fiili değildir; niteleyicinin bir parçasıdır. İngilizcede an apocalypse that destroys civilization gibi daha uzun bir fikir, isimden önce kullanılan “isim + -ing” birleşik yapısıyla sıkıştırılabilir. Kısa çizgi, civilization ve destroying sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
Hangi ifade civilization-destroying yapısını apocalypse isminden önce doğru bir birleşik niteleyici olarak kullanır?
- a civilization destroying-apocalypse
- a civilization-destroying apocalypse
- a civilization-destroying-apocalypse
Cevabı göster
a civilization-destroying apocalypse
caused by events half a globe away Dilbilgisi
4:16uygarlığı yok eden ani ve kaçınılmaz bir kıyamet fikri,
caused by events half a globe away: isimden sonra gelen neden niteleyicisi
Caused by events half a globe away, apocalypse sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Kıyameti neyin meydana getirdiğini belirtir ve an apocalypse that is caused by events half a globe away şeklinde genişletilebilir. Bu öbek ismi niteler; yeni bir ana cümle başlatmaz. Half a globe away yaklaşık olarak “dünyanın öbür ucunda” demektir. İfade, nedenin etkilenen yerden son derece uzakta olabileceğini vurgular.
Alıştırma
Elektrik kesintisinin kaynağını belirten ve cause fiilinden oluşturulan geçmiş zaman ortaç öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The museum closed after a power outage ____ a damaged cable.
Cevabı göster
caused by
will remain a powerful and terrifying vision, Kalıp ifadeler
4:19inanmak istediğimizden daha az kurgusal,
less fictional than we would like to believe. Dilbilgisi
4:22güçlü ve dehşet verici bir vizyon olmaya devam edecektir.
will remain a powerful and terrifying vision: güçlü ve korkutucu bir tasavvur olarak kalacak
will remain a powerful and terrifying vision ifadesinde remain, “olmaya devam etmek” anlamına gelen bağlayıcı bir fiildir. Ardından gelen isim öbeği, öznenin gelecekte de ne olarak kalacağını açıklar; öznenin geride bıraktığı bir şeyi anlatmaz. Burada vision, görme yetisi değil, zihinde canlanan canlı bir görüntü veya düşüncedir. İfade, bu hayalî olasılığın duygusal gücünü koruyacağını, güçlü ve korkutucu görünmeye devam edeceğini anlatır.
Alıştırma
Bir görüntünün güçlü simgesel rolünü sürdüreceğini anlatmak için remain fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The photograph will remain the community a powerful symbol.
- The photograph will remain to a powerful symbol for the community.
- The photograph will remain a powerful symbol for the community.
Cevabı göster
The photograph will remain a powerful symbol for the community.
less fictional than we would like to believe: inanmak istediğimiz kadar kurmaca değil
Less fictional than ... ifadesi, less + sıfat + than karşılaştırma yapısını kullanır. “... kadar kurgusal değil” ve dolayısıyla “karşılaştırmanın düşündürdüğünden gerçeğe daha yakın” anlamına gelir. We would like to believe, “bu düşünce rahatlatıcı olduğu için buna inanmayı tercih ederdik” demektir; inanmanın keyifli olduğu anlamına gelmez. İfadenin bütünü ölçülü bir uyarı yapar: bu olasılık, insanların kabul etmek istediğinden daha gerçek olabilir.
Alıştırma
less fictional than we would like to believe ifadesinin anlamına en uygun cümle hangisidir?
- Bu olasılık tamamen hayal ürünüdür ve zararsızdır.
- Bu olasılık, insanların kabul etmek istediğinden daha gerçektir.
- İnsanlar bu olasılığın kurmaca olduğuna inanmaktan hoşlanır.
Cevabı göster
Bu olasılık, insanların kabul etmek istediğinden daha gerçektir.
The winds were withered: cansız havayı kişileştirmek
wither fiili normalde bir bitkinin tazeliğini ve canlılığını kaybetmesini anlatır. Burada rüzgârlar solabilen canlı varlıklarmış gibi düşünülür; dolayısıyla dize gerçek bir fiziksel süreci anlatmaz. stagnant air ifadesiyle birlikte bu imge, hiçbir rüzgârın hareket edemediğini düşündürür ve sahneye donmuş, boğucu ve ölüm sessizliğinde bir hava verir.
Alıştırma
Yargılayın: The winds were withered, sakin havayı anlatmanın sıradan ve gerçek anlamlı bir yoludur.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Darkness had no need of aid from them: kişileştirme ve resmî anlatım
Karanlık, yardım alabilen bir özneymiş gibi ele alınır. Had no need of aid from them, onların yardımına ihtiyaç duymadığı anlamına gelir; them daha önce sözü edilen rüzgârları ve bulutları gösterir. Burada gerçekten yardım sunan biri yoktur. Şiir, karanlığın zaten tam olduğunu ve dünyayı daha karanlık yapmak için başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadığını anlatır; resmî ifade de dizeye ağırbaşlı bir ton verir.
Alıştırma
Hangi cümle dizeyi en doğru biçimde yeniden ifade eder?
- Darkness did not need help from the winds and clouds.
- Darkness needed the winds and clouds to bring light.
- The winds and clouds asked Darkness for help.
Cevabı göster
Darkness did not need help from the winds and clouds.
She was the universe: She, kişileştirilmiş Darkness’a geri gönderimde bulunur
Bu cümlede She, önceki cümlede kişileştirilmiş olan Darkness’a geri gönderimde bulunur. Bu zamir, yeni bir kadını ortaya çıkarmak yerine aynı imgeyi odakta tutar. was içeren bu kısa cümle, düşünceyi en güçlü noktasına taşır. Kişileştirilmiş Darkness ile bütün evreni bir ve aynı şey olarak sunup önceki imgeyi güçlü bir sonuca bağlar.
Alıştırma
Son cümleyi okuyun: She was the universe. She burada ne yapıyor?
- Kişileştirilmiş Darkness’a geri gönderimde bulunur ve imgeyi tamamlar.
- Evren olan yeni bir kadın karakteri tanıtır.
- Daha önce anılan birkaç şeyi bir grup olarak belirtir.
Cevabı göster
Kişileştirilmiş Darkness’a geri gönderimde bulunur ve imgeyi tamamlar.