Doğadan yiyecek toplama ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
875 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Bu BBC programı, COVID pandemisinden sonra yabani yiyecek toplamanın yeniden popülerleşmesini ele alıyor ve üç aylık yabani beslenmenin katılımcıların mikrobiyomu ile genel iyilik hâlini nasıl etkileyebileceğini araştıran Wild Biome Project’i tanıtıyor. Deney sürmesine rağmen ilk anlatımlar, toplayıcıların kendilerini daha sağlıklı ve mutlu hissettiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Since the COVID pandemic, ve has become popular again. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Since ifadesinin başlangıç noktasını, present perfect yapısının ise o zamandan bugüne uzanan değişimi nasıl gösterdiğini anlayacaksınız. Bu ikiliyi toplumsal eğilimleri ve günlük yaşamdaki değişimleri aktarmak için kullanabilirsiniz. 2. has bought into the idea of foraging. — Phrasal verb’ler: buy into ifadesinin gerçek anlamda satın almak değil, bir fikri kabul edip ona bütünüyle inanmak olduğunu ayırt edeceksiniz. Böylece önerilere, yaşam tarzlarına veya projelere verilen desteği doğal biçimde anlatabilirsiniz. 3. Feeling loads better — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: loads sözcüğünün Britanya İngilizcesinde samimi bir güçlendirici olduğunu ve loads better ifadesinin “çok daha iyi” demek olduğunu öğreneceksiniz. Röportajlarda belirgin iyileşmeyi anlayabilir ve ifadeyi gündelik konuşmada uygun biçimde kullanabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:02

bbclearningenglish.com'dan 6 Dakika İngilizce.

Hello.

0:09

Merhaba.

This is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:09

BBC Learning English'ten 6 Dakika İngilizce.

I'm Beth.

0:13

Ben Beth.

And I'm Neil.

0:13

Ve ben Neil.

Nowadays, we are so used to getting food whenever we want Dilbilgisi

0:14

Günümüzde istediğimiz zaman yiyecek bulmaya o kadar alıştık ki,

Dilbilgisi

used to getting food: be used to + -ing ile alışkın olma

are used to getting food ifadesinde be used to + isim/-ing, bir şeye alışkın olmak anlamına gelir. Burada to bir edattır; bu yüzden get, -ing biçimi olan getting hâline gelir. İfade, artık normal gelen mevcut bir durumu anlatır. Bu yapı, geçmişteki ve artık geçerli olmayan ya da bugünle karşılaştırılan bir alışkanlığı veya durumu anlatan used to + fiilin yalın hâli yapısından farklıdır.

Alıştırma

Cümleyi be used to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Nora has lived near the airport for years, so she ____ hearing planes at night.

Cevabı göster

is used to

Dilbilgisi

whenever we want: sabit bir sınırı olmayan zaman

Whenever we want, “seçtiğimiz herhangi bir zamanda” demektir. Tek bir belirli ana işaret etmez; zaman sınırsızdır ve durum tekrar tekrar gerçekleşebilir. Whenever, whenever we want zaman yan cümlesini başlatır. Eksik fikir bağlamdan anlaşılıyorsa want fiilinin nesnesi söylenmeyebilir. Burada whenever we want, whenever we want food anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, yardıma ihtiyaç duyduğun herhangi bir zamanda arayabileceğini söylüyor?

  1. Call me before you leave.
  2. Call me when you arrive at six.
  3. Call me whenever you need help.
Cevabı göster

Call me whenever you need help.

that we've almost forgotten how we managed in the past. Dilbilgisi

0:18

geçmişte nasıl idare ettiğimizi neredeyse unuttuk.

Dilbilgisi

so ... that: derece ile sonucu bağlama

so + sıfat/zarf + that + sonuç cümleciği kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so, used to getting food whenever we want bölümünün derecesini güçlendirir; that ise geçmişte nasıl idare ettiğimizi neredeyse unuttuğumuz sonucunu getirir. Uzun bir cümleyi okurken so ile daha sonra gelen that sözcüğünü eşleştirin. So sözcüğünü yalnızca very anlamında düşünmeyin; that cümleciği derece-sonuç ilişkisini tamamlar.

Alıştırma

Cümleyi derece-sonuç ikilisini kullanarak tamamlayın: The water was ____ cold ____ we couldn't swim.

Cevabı göster

so · that

Dilbilgisi

forgotten how we managed: forget how + düz cümle dizilişli yan cümle

Forgotten how we managed, konuşan kişilerin nasıl başa çıktıklarını veya hayatlarını nasıl sürdürdüklerini artık net olarak hatırlamadıkları anlamına gelir. Forget how + yan cümle, artık hatırlanmayan yöntem ya da süreci belirtir. How we managed daha büyük bir cümlenin içinde yer aldığı için düz cümle sözcük dizilişini korur: how we managed denir, how did we manage denmez. Burada manage nesne almaz ve “başa çıkmak” ya da “idare etmek” anlamındadır; “bir şeyi yönetmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle “Bu kilidin nasıl çalıştığını artık hatırlayamıyorum” anlamını doğru biçimde verir?

  1. I've forgotten how this lock works.
  2. I've forgotten how does this lock work.
  3. I've forgotten how works this lock.
Cevabı göster

I've forgotten how this lock works.

But for thousands of years before supermarkets, Anlatım akışı

0:22

Ancak süpermarketlerden binlerce yıl önce,

humans found food through foraging,

0:25

insanlar yiyeceklerini doğadan toplayarak (foraging) buluyordu,

moving from place to place looking for wild food to eat. Kalıp ifadeler

0:28

yiyecek yabani yiyecekler arayarak bir yerden bir yere taşınıyorlardı.

Anlatım akışı

for thousands of years before supermarkets: uzun bir tarihsel dönemi çerçevelemek

Cümlenin başındaki for thousands of years before supermarkets, ardından gelen bütün bilgilere bir zaman çerçevesi verir. Bize bugünkü hayatı değil, süpermarketlerin var olmasından önceki çok uzun bir dönemi düşünmemiz gerektiğini söyler. Bu geniş zaman aralığını önce vermek bilgiyi takip etmeyi kolaylaştırır: önce ne zaman olduğunu, sonra insanların yiyeceği nasıl bulduğunu öğreniriz. Buradaki çoğul supermarkets, belirli bir dükkânı değil, süpermarketlerin toplumda var olduğu dönemi ifade eder.

Alıştırma

Cümlenin başındaki for thousands of years before supermarkets ifadesinin temel görevi nedir?

  1. İnsanların yabani yiyecekleri yalnızca kısa bir süre aradığını söyler.
  2. Ana bilgiyi vermeden önce uzun bir tarihsel zaman çerçevesi oluşturur.
  3. İlk süpermarketin açıldığı kesin tarihi verir.
Cevabı göster

Ana bilgiyi vermeden önce uzun bir tarihsel zaman çerçevesi oluşturur.

Kalıp ifadeler

moving from place to place: yerler arasında tekrar tekrar hareket etmek

Moving from place to place, genellikle adları belirtilmeyen farklı yerlere tekrar tekrar gitmek demektir. Yalnızca açıkça belirtilmiş bir başlangıç noktasından belirli bir varış noktasına yapılan tek bir yolculuğu anlatmaz. From place to place kalıplaşmış bir yapıdır. Place tekil kalır ve normalde önüne a ya da the gelmez. Bu ifade seyahat, çalışma, arama veya çeşitli yerlerde yapılan başka etkinlikler için kullanılabilir.

Alıştırma

Place sözcüğünü tekrarlayan ve farklı yerler arasında sürekli hareket etmeyi anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The repair team moved ____, fixing storm damage across the region.

Cevabı göster

from place to place

Since the COVID pandemic, foraging for wild food has become popular again. Notlar

0:32

COVID pandemisinden bu yana, doğadan yabani yiyecek toplamak yeniden popüler hale geldi.

Dilbilgisi

Since the COVID pandemic, ... has become popular again: geçmişteki bir başlangıçtan bugüne uzanan değişim

Since the COVID pandemic bir değişimin başlangıç noktasını gösterir. Ana cümlede present perfect biçimi has become kullanılır; çünkü değişim o nokta ile şimdi arasında gerçekleşmiştir ve sonucu hâlâ geçerlidir ya da bugünle ilgilidir. Buradaki since, “o zamandan şimdiye kadar” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. Again, doğadan yiyecek toplamanın daha önce popüler olduğunu, sonra popülerliğini yitirdiğini ve yeniden popüler hâle geldiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi become fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Since 2021, the town ____ much busier.

Cevabı göster

has become

Kalıp ifadeler

foraging for wild food: forage for + aranan şey

Forage, bir alanda yiyecek veya yararlı doğal malzemeler aramak anlamına gelir. Aranan şeyi belirtmek için yaygın kalıp forage for + isim biçimindedir; bu nedenle for wild food, insanların neyi arayıp topladığını gösterir. Foraging, -ing biçimidir ve burada bir etkinliğin adı olarak kullanılır. Foraging for wild food ifadesinin tamamı has become yapısının öznesidir.

Alıştırma

Aranan şeyi tanıtan edatı yazın: The birds forage ____ hidden seeds in the grass.

Cevabı göster

for

Why go to the shops when you can walk into nearby countryside and parks Ton ve niyet

0:37

Yakınlardaki kırsal alanlara ve parklara yürüyüp

to collect edible plants, mushrooms, and fruit for free? Notlar

0:42

yenilebilir bitkileri, mantarları ve meyveleri ücretsiz olarak toplamak varken neden dükkanlara gidesiniz ki?

Ton ve niyet

Why ... when you can ...?: daha iyi bir seçeneği öneren retorik soru

Why go to the shops when you can ...? burada tarafsız biçimde neden soran bir soru değil, retorik bir sorudur. Konuşan kişi önce dükkânlara gitmeyi söyler, ardından when you can ... ile daha kolay veya çekici görünen bir seçenek sunar. Why + fiilin yalın hâli ... when + yan cümle? kalıbı genellikle “Bu alternatif varken neden ilk eylemi seçesin?” anlamına gelir. Dinleyiciyi when ile başlayan yan cümledeki seçeneğe yönlendirir.

Alıştırma

“Why drive when the weather is perfect for walking?” diyen kişi büyük olasılıkla ne anlatmak istiyor?

  1. Yürümenin daha mantıklı bir seçim olduğunu düşünüyor.
  2. Araba kullanmanın tarihini öğrenmek istiyor.
  3. Yürüyüşün ne zaman başlayacağını soruyor.
Cevabı göster

Yürümenin daha mantıklı bir seçim olduğunu düşünüyor.

Kelime

edible plants: güvenle yenebilen veya yemeye uygun bitkiler

Edible plants, güvenle yenebilen veya yemeye uygun bitkilerdir. Bu ifadede edible, plants sözcüğünü niteler ve hangi bitkilerin yiyecek olarak toplanabileceğini belirtir. Edible, bir şeyin yenmeye uygun olduğunu anlatır. Tek başına lezzetli, besleyici veya yabani anlamına gelmez ve her koşulda herkes için güvenli olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

“This plant is edible” en doğru biçimde ne anlama gelir?

  1. Bitki kesinlikle lezzetli ve besleyicidir.
  2. Bitki güvenle yenebilir veya yemeye uygundur, ancak tadı güzel olmayabilir.
  3. Bitki yabani ortamda yetiştiği için herkes onu yiyebilir.
Cevabı göster

Bitki güvenle yenebilir veya yemeye uygundur, ancak tadı güzel olmayabilir.

Kalıp ifadeler

for free: para ödemeden

For free, 'para ödemeden' anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada collect fiilini niteler; yani bitkiler, mantarlar ve meyveler herhangi bir ücret ödenmeden toplanabilir. İfadenin tamamını eylemden sonra kullanın: get something for free, join for free veya download something for free. Bu ifadede for, kalıbın bir parçasıdır; amaç bildirmez.

Alıştırma

'Para ödemeden' anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: You can visit the museum ____ on Sundays.

Cevabı göster

for free

Of course, you can't eat everything you find growing outside. Dilbilgisi

0:46

Elbette dışarıda yetişen her şeyi yiyemezsiniz.

Dilbilgisi

everything you find growing outside: düşürülen that ve find + object + -ing

everything you find growing outside ifadesinde açıklanan şey everything sözcüğüdür. you find growing outside bölümü, nesne görevindeki that ilgi zamirinin düşürüldüğü bir ilgi cümleciğidir: everything (that) you find growing outside. İlgi cümleciğinin içinde yapı find + object + -ing şeklindedir. Everything, find fiilinin nesnesidir; growing outside ise bulunduğu anda ne yaptığını ya da hangi durumda olduğunu anlatır. Büyüyen you değil, everything'dir.

Alıştırma

Sürmekte olan bir eylemi gözlemleme anlamını vermek için find + object + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I found two birds to build a nest by the window.
  2. I found two birds build a nest by the window.
  3. I found two birds building a nest by the window.
Cevabı göster

I found two birds building a nest by the window.

Some poisonous plants can make you very ill, Dilbilgisi

0:50

Bazı zehirli bitkiler sizi çok hasta edebilir,

Dilbilgisi

can make you very ill: make + nesne + sıfat

can make you very ill ifadesinde make fiilinden sonra etkilenen kişi olan you ve ardından ill sıfatı gelir. make + nesne + sıfat kalıbı, bir şeyin bir kişiyi ya da nesneyi belli bir duruma soktuğunu anlatır. Very bu durumun derecesini güçlendirir. Sıfatı doğrudan nesneden sonra kullan: make you ill; make you to be ill deme. Buradaki can, bazı zehirli bitkilerin bu sonuca yol açabildiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle make + nesne + sıfat kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The funny story made the children happy.
  2. The funny story made happy the children.
  3. The funny story made the children to be happy.
Cevabı göster

The funny story made the children happy.

but there's something exciting about setting off on a culinary treasure hunt to find new edible plants for dinner. Notlar

0:53

ancak akşam yemeği için yeni yenilebilir bitkiler bulmak üzere mutfak hazinesi avına çıkmanın heyecan verici bir yanı vardır.

Dilbilgisi

there's something exciting about setting off: tek bir nedeni belirtilmeyen heyecan verici bir özellik

There's something exciting about setting off, yolculuğa başlamanın konuşanın hissedebildiği heyecan verici bir yanı olduğunu, ancak bu duyguyu tam olarak neyin oluşturduğunu söylemediğini anlatır. there is something + sıfat + about ... kalıbında something, gerçek ama tam olarak tanımlanmamış bir özelliğe ya da duyguya işaret eder. About bir edattır; bu yüzden ardından bir etkinlik geldiğinde fiil genellikle -ing biçimini alır: about setting off. There's something special about this place. örneğinde olduğu gibi ardından bir isim de gelebilir. It is exciting ile karşılaştırıldığında bu kalıp daha kişisel duyulur ve duygunun tam kaynağını açık bırakır.

Alıştırma

Kalıbı tamamlamak için something ve about sözcüklerini kullan. Her boşluğa bir sözcük yaz: There's ____ peaceful ____ watching the snow fall.

Cevabı göster

something · about

Öbek fiiller

setting off on: bir yolculuğa veya göreve çıkmak

Set off on + isim öbeği, bir yolculuğa, maceraya, arayışa ya da göreve çıkıp başlamayı anlatır. Genel start fiiline göre yola koyulma görüntüsünü daha güçlü verir. Burada tüm eylem about edatından sonra geldiği için set, -ing biçimi olan setting olur. Bir fiil bu şekilde edattan sonra kullanıldığında -ing biçimine girer.

Alıştırma

set off on ifadesinin doğru -ing biçimini kullanın: The children were excited about ____ a nature walk.

Cevabı göster

setting off on

Deyimler

culinary treasure hunt: yiyecek aramayı bir macera gibi göstermek

Culinary treasure hunt, resmi bir etkinliğin adı değil, yaratıcı bir benzetmedir. Culinary, yemek pişirme ve yiyecekle ilgili demektir; treasure hunt ise arama, ipuçları ve değerli keşifler fikrini katar. Bu cümlede “hazine”, yeni yenilebilir bitkilerdir. Bu benzetme, arayışı sıradan değil, maceralı ve heyecan verici gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede culinary treasure hunt neyi anlatıyor?

  1. Bitkiler yer altında saklı gerçek altındır.
  2. İlginç yiyecekler aramak, maceralı bir hazine avı gibi hissettirir.
  3. Birisi pahalı yemek pişirme araçları satın alıyor.
Cevabı göster

İlginç yiyecekler aramak, maceralı bir hazine avı gibi hissettirir.

In this programme,

1:00

Bu programda,

we'll be hearing about a new foraging project taking place across the UK. Notlar

1:01

İngiltere genelinde gerçekleşen yeni bir doğadan yiyecek toplama projesi hakkında konuşacağız.

Anlatım akışı

we'll be hearing about: sıradaki konuyu haber vermek

Bu cümlede we'll be hearing about, programın birazdan tanıtacağı bir konuyu haber verir. Gelecekte devam eden zaman yapısındaki will be hearing, sonraki bölümü programın planlanmış bir parçası olarak sunar; asıl vurgu gelecekte belirli bir anda devam eden bir dinleme eylemi değildir. Kapsayıcı we, sunucuyu ve dinleyicileri aynı dinleme deneyimine dahil eder. Bu yapı bir sunucunun, öğretmenin veya konuşmacının girişten sonraki konuya geçmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir programın girişinde “We'll be hearing about a new project” ne işe yarar?

  1. Programın daha önce tamamladığı bir konuyu bildirir.
  2. Sırada tanıtılacak bir konuyu haber verir.
  3. Dinleyicilerden yeni bir proje önermelerini ister.
Cevabı göster

Sırada tanıtılacak bir konuyu haber verir.

Kalıp ifadeler

taking place across the UK: etkinlik ve coğrafi kapsam

Taking place, “gerçekleşen” veya “düzenlenen” anlamına gelir. Burada -ing yapısındaki taking place across the UK, a new foraging project ifadesini niteler. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a new foraging project that is taking place across the UK. Across the UK, projenin coğrafi kapsamını gösterir: proje Birleşik Krallık'ın birden fazla bölgesinde yürütülmektedir. Her yerde gerçekleşmesi şart değildir ve burada bir uçtan diğerine hareket etmeyi de anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi take place ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The workshops ____ across the region are free.

Cevabı göster

taking place

And, as usual,

1:06

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:07

bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first,

1:10

Ama önce,

I have a question for you, Neil.

1:11

sana bir sorum var, Neil.

2019 was a good year for the group Wild Food UK with the launch of their foraging pocket guide, Kalıp ifadeler

1:13

2019 yılı, doğadan yiyecek toplama cep kılavuzunun piyasaya sürülmesiyle Wild Food UK adlı grup için iyi bir yıldı,

Kalıp ifadeler

with the launch of: bir sonucu yeni bir lansmanla ilişkilendirmek

with the launch of + isim öbeği, ana ifadeye aynı dönemde gerçekleşen önemli bir olay ekler. Burada rehberin yayımlanması, 2019'un neden iyi bir yıl olduğunu açıklamaya yardımcı olur; ancak with bunun tek neden olduğunu söylemez. Burada launch bir isimdir. Bir ürünün, yayının, hizmetin veya projenin resmî olarak sunulması ya da yayımlanması anlamına gelir; of ise neyin piyasaya sürüldüğünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi yeni bir ürünün piyasaya sürülmesini tanıtan haber dili ifadesiyle tamamlayın: The company reached new customers ____ its low-cost subscription.

Cevabı göster

with the launch of

a handbook aimed at helping foragers find and identify safe wild food to eat. Dilbilgisi

1:20

bu kılavuz, toplayıcıların yemek için güvenli yabani yiyecekleri bulmasına ve tanımlamasına yardımcı olmayı amaçlayan bir el kitabıdır.

Dilbilgisi

aimed at helping ...: amaçlanan işlevi belirtmek

Burada aimed at helping ..., a handbook ifadesinden sonra gelir ve el kitabının amacını açıklar. a handbook that is aimed at helping ... ifadesinin kısaltılmış biçimidir. be aimed at yapısında at bir edattır; bu nedenle sonraki fiil -ing biçiminde olur: helping. help + kişi yapısından sonra fiilin yalın hâli kullanılır: helping foragers find and identify. Find ve identify eş görevli iki eylemdir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki aimed at + -ing yapısının tam biçimiyle tamamlayın: The safety guide is ____ new cyclists avoid busy roads.

Cevabı göster

aimed at helping

So, according to the group's website, Kalıp ifadeler

1:26

Peki, grubun web sitesine göre,

Kalıp ifadeler

according to the group's website: bilgi kaynağını belirtmek

according to + kaynak, bilginin nereden geldiğini belirtir. Buradaki according to the group's website, ardından gelen bilginin grubun internet sitesine dayandığını dinleyiciye bildirir. Bu ifade yalnızca bir açıklamayı belirli bir kaynağa bağlar. Konuşanın kaynağa katıldığını veya bilginin doğru olduğunu kontrol ettiğini tek başına göstermez.

Alıştırma

Özgün cümlede according to the group's website neyi gösteriyor?

  1. Bilginin kaynağı grubun internet sitesidir.
  2. Konuşan kişi grubun internet sitesinin sahibidir.
  3. Grup, konuşanın görüşüne katılmaktadır.
Cevabı göster

Bilginin kaynağı grubun internet sitesidir.

what is the most popular food foraged in the UK? Kelime

1:29

İngiltere'de en popüler toplanan yiyecek hangisidir?

Kelime

most popular food foraged: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı

foraged, doğadan yiyecek toplamak anlamındaki forage fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. food sözcüğünden sonra kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği olarak gelir: food foraged in the UK, food that is foraged in the UK anlamındadır. Food, toplama eyleminden etkilenen şeydir; eylemi yapan şey değildir. Most popular yiyeceği popülerliğine göre değerlendirirken foraged in the UK hangi yiyecekten söz edildiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi seçenek food foraged in the UK ifadesini en iyi şekilde açıklar?

  1. yalnızca Birleşik Krallık'taki çiftliklerde yetiştirilen yiyecek
  2. insanların Birleşik Krallık'ta doğadan topladığı yiyecek
  3. Birleşik Krallık'ta başka yiyecekleri toplayan yiyecek
Cevabı göster

insanların Birleşik Krallık'ta doğadan topladığı yiyecek

Is it A, seaweed,

1:33

A, deniz yosunu mu,

B, berries,

1:36

B, orman meyveleri mi,

or C, mushrooms?

1:38

yoksa C, mantar mı?

There's so much coastline in Britain,

1:40

Britanya'da o kadar çok sahil şeridi var ki,

I reckon it must be A, seaweed. Notlar

1:42

kesinlikle A, deniz yosunu olmalı diye tahmin ediyorum.

Ton ve niyet

I reckon: samimi bir kişisel değerlendirme

Burada I reckon, “bence” veya “sanırım” anlamına gelir. Konuşanın cevap hakkındaki kişisel değerlendirmesini belirtir; bu cümlede reckon “hesaplamak” anlamında değildir. Bu ifade, değerlendirmeyi resmî bir açıklamadan çok konuşanın kendi gündelik görüşü gibi gösterir.

Alıştırma

Konuşan, “I reckon Mia took the earlier bus” cümlesinde ne yapıyor?

  1. Bildiği şeylere dayanarak kişisel bir değerlendirme yapmak.
  2. Bir sayıyı hesaplamak.
  3. Resmî olarak kanıtlanmış bir gerçeği aktarmak.
Cevabı göster

Bildiği şeylere dayanarak kişisel bir değerlendirme yapmak.

Dilbilgisi

it must be: ipuçlarından güçlü bir çıkarım

Burada it must be güçlü bir çıkarımı belirtir: konuşan mevcut ipucunu kullanır ve cevabın A, yani deniz yosunu olduğundan büyük ölçüde emindir. Bu cümlede must bir görev veya kural ifade etmez. Kullanılabilir kalıp subject + must be + özneyi tanımlayan veya betimleyen bilgi şeklindedir. İpuçları bir sonucu çok olası gösterdiğinde birinin ya da bir şeyin kim veya ne olduğunu, nasıl olduğunu ya da nerede olduğunu söylemek için kullanılır.

Alıştırma

Kapının yanında ıslak ayak izleri görüyorsunuz. Hangi cümle bu ipucundan güçlü bir çıkarım yapar?

  1. Someone must be inside.
  2. Someone might be inside.
  3. Someone should be inside.
Cevabı göster

Someone must be inside.

Okay, I will reveal the answer later in the programme.

1:45

Tamam, cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.

Monica Wilde, known as Mo, Kalıp ifadeler

1:49

Mo olarak bilinen Monica Wilde,

Kalıp ifadeler

known as Mo: kullanılan adı tanıtma

known as Mo ifadesindeki known as, insanların Monica Wilde için kullandığı adı ekleyen kısaltılmış bir edilgen yapıdır. Mo, onun genellikle hangi adla tanındığını belirtir; kendisinin Mo adlı birini tanıdığı anlamına gelmez. Bu ifade, örnekteki gibi addan sonra virgüller arasında yer alabilir ya da be known as yapısında kullanılabilir. Takma ad, sahne adı, kamuya açık ad veya yaygın bir unvan tanıtırken kullanılır.

Alıştırma

İnsanların bir kişi için kullandığı adı tanıtmak üzere known as hangi cümlede kullanılmıştır?

  1. Her full name is Elizabeth, but she is known as Liz.
  2. Her full name is Elizabeth, but she is known for helping children.
  3. She knows Liz at home.
Cevabı göster

Her full name is Elizabeth, but she is known as Liz.

is the author of the Wilderness Cure,

1:51

Wilderness Cure kitabının yazarıdır,

a book charting her year of eating only wild food. Kelime

1:54

bu kitap onun sadece yabani yiyecekler yiyerek geçirdiği bir yılı anlatıyor.

Kelime

a book charting her year of eating only wild food: bir deneyimi izleyen kitap

Burada charting, bir deneyimin zaman içinde nasıl geliştiğini kaydetmek, izlemek ve sunmak anlamına gelir; grafik çizmek anlamına gelmez. Kitap, onun bir yıl boyunca yalnızca yabani yiyecekler yeme deneyimini izler ve anlatır. Charting, kitabın içeriğini açıklamak için book isminden sonra gelen bir present participle'dır. a book that charts her year biçiminin kısaltılmışıdır; burada charts, olayların seyrini belgelemek anlamına gelir.

Alıştırma

Kitap açıklamasındaki charting ile aynı anlamda chart kullanılan cümle hangisidir?

  1. The analyst makes a chart of the team's budget.
  2. The artist draws a bar chart of the team's budget.
  3. The documentary charts the team's progress over five years.
Cevabı göster

The documentary charts the team's progress over five years.

Mo is one of a group of 26 experienced foragers taking part in the Wild Biome Project, Kalıp ifadeler

1:58

Mo, Wild Biome Project'e katılan 26 deneyimli toplayıcıdan oluşan bir grubun parçasıdır,

Kalıp ifadeler

taking part in the Wild Biome Project: bir projeye katılmak

Take part in + bir etkinlik, olay veya proje, ona katılmak anlamına gelir. Bu cümlede deneyimli toplayıcılar Wild Biome Project'e katılmaktadır. Burada taking part in the Wild Biome Project, foragers sözcüğünü açıklayan bir -ing öbeğidir. Hangi toplayıcılardan söz edildiğini gösterir; cümlenin ana fiili değildir.

Alıştırma

Cümleyi take part in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Several families are ____ a community clean-up this weekend.

Cevabı göster

taking part in

a 3-month experiment into the health benefits of introducing wild food into your diet. Kalıp ifadeler

2:05

bu, yabani yiyecekleri diyetinize dahil etmenin sağlığa faydaları üzerine 3 aylık bir deneydir.

Kalıp ifadeler

a 3-month experiment into the health benefits: into araştırma konusunu belirtir

a 3-month experiment into the health benefits ifadesinde into, deneyin neyi araştırdığını belirtir: yabani yiyecekleri beslenme düzenine eklemenin olası sağlık yararlarını. Bir yerin içine doğru hareketi değil, araştırmanın konusunu gösterir. Buradaki kalıp, isim olan experiment + into + konu biçimindedir. Experiment testi adlandırır, into ise bu testi incelenen soruyla ilişkilendirir.

Alıştırma

“The team ran an experiment into the effects of blue light on sleep,” cümlesinde into neyi tanıtır?

  1. Deneyin zaten kanıtladığı sonuç
  2. Ekibin fiziksel olarak girdiği yer
  3. Araştırılan soru veya konu
Cevabı göster

Araştırılan soru veya konu

Kalıp ifadeler

introducing ... into your diet: bir yiyeceği düzenli beslenmeye katmak

Introduce food into your diet, bir yiyeceği düzenli olarak yediklerinin arasına katmaya başlamak demektir. health benefits of introducing ... ifadesinde of ile -ing biçimi, bu yararları sağlayabilecek eylemi belirtir. Introduce sözcüğünden sonra yiyecek ve ardından into your diet geldiğinde anlam “yeni bir parça olarak eklemek”tir; “bir kişiyi veya şeyi başka birine tanıtmak” değildir. Kalıp introduce + food + into + someone's diet şeklindedir.

Alıştırma

introduce ... into your diet kalıbını tamamlayın: Try to introduce more whole grains ____.

Cevabı göster

into your diet

Microbiome are tiny organisms, Kelime

2:11

Mikrobiyom, minik organizmalardır,

Kelime

microbiome: mikroorganizmaların oluşturduğu bütün bir topluluk

Microbiome, bağırsak, deri veya toprak gibi belirli bir yerde yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu topluluğun tamamını belirtir. Bu topluluğu bir sistem olarak anlatır; tek bir küçük organizma ya da yalnızca bakteriler anlamına gelmez. Cümle, bir microbiome'ın küçük organizmalardan oluştuğunu anlatmaya çalışıyor. Standart tekil kullanımda A microbiome is a community of microorganisms veya The microbiome is made up of tiny organisms denir; microbiome are alışılmış tekil özne-yüklem uyumuna uymaz.

Alıştırma

Microbiome sözcüğünün en doğru anlamı hangisidir?

  1. yalnızca vücuttaki zararlı bakteriler
  2. belirli bir ortamda yaşayan mikroorganizmalar topluluğu
  3. tek bir küçük organizma
Cevabı göster

belirli bir ortamda yaşayan mikroorganizmalar topluluğu

including bacteria and fungi,

2:14

bakteriler ve mantarlar da dahil olmak üzere,

which live in the human digestive system, Dilbilgisi

2:16

insan sindirim sisteminde yaşarlar,

help break down food and strengthen immune defence. Notlar

2:19

yiyecekleri parçalamaya yardımcı olur ve bağışıklık savunmasını güçlendirirler.

Dilbilgisi

which live ..., help ... ve strengthen ...: bir ortak özne ve üç fiil

İlgi zamiri which, önceki bacteria and fungi ifadesine gönderme yapar. Amaçlanan yapıda which, üç eş görevli fiil öbeğinin ortak öznesidir: live in the human digestive system, help break down food ve strengthen immune defence. Uzun bir cümleyi dinlerken which ifadesini ortak özne olarak tutup live—help—strengthen fiil zincirini yakalayın. İlk fiil bakteri ve mantarların nerede yaşadığını, sonraki iki fiil ise ne yaptıklarını anlatır.

Alıştırma

Cümlede which ile bağlantılı üç eş görevli fiili hangi grup içeriyor?

  1. including, human, and immune
  2. live, help, and strengthen
  3. bacteria, fungi, and food
Cevabı göster

live, help, and strengthen

Öbek fiiller

break down food: sindirim sırasında yiyeceği parçalamak

Break down food ifadesinde break down, sindirim sırasında yiyecekleri daha küçük ve basit maddelere ayırmak anlamına gelir. Food, bu öbek fiilin nesnesidir. Sindirim sistemiyle ilgili çevre bağlam bu anlamı seçmemizi sağlar. Break down, farklı özne veya nesnelerle başka anlamlara gelebilir; bu yüzden anlamı yalnızca kelimelere değil, cümle yapısına ve bağlama göre belirleyin.

Alıştırma

Hangi cümlede break down, break down food ile aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. Maya broke down after hearing the news.
  2. Our bus broke down outside the station.
  3. Digestive acids break down food in the stomach.
Cevabı göster

Digestive acids break down food in the stomach.

Kalıp ifadeler

strengthen immune defence: vücudun bağışıklık savunmasını güçlendirmek

Strengthen immune defence, vücudun enfeksiyon veya hastalığa karşı korumasını güçlendirmek demektir. Strengthen geçişli bir fiildir; bu yüzden immune defence doğrudan nesne olarak ardından gelir. Burada immune, defence sözcüğünün türünü belirtir. Tekil defence, savunmayı genel bir koruyucu işlev olarak sunar; the body's immune defences kullanımı da yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede strengthen bir sağlık açıklamasında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Regular sleep may help make immunity strongly.
  2. Regular sleep may help strengthen the body's immune defences.
  3. Regular sleep may help strength the body's immune defences.
Cevabı göster

Regular sleep may help strengthen the body's immune defences.

The idea is that natural unprocessed foods found in the wild support our microbiome, Notlar

2:22

Buradaki fikir, doğada bulunan doğal işlenmemiş gıdaların mikrobiyomumuzu desteklemesidir,

Anlatım akışı

The idea is that ...: ana iddiayı tanıtmak

The idea is that ... bilgiyi düzenleyen bir işarettir: dinleyiciye that sonrasındaki tam yan cümlenin ana öneriyi, açıklamayı veya varsayımı verdiğini bildirir. Bu cümlede that yan cümlesi doğal ve işlenmemiş gıdalarla ilgili iddiayı belirtir. Bu kalıp, ana iddiayı arka plan ayrıntılarından veya destekleyici kanıtlardan ayırarak bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

The idea is that ... bir açıklamada temel olarak ne yapar?

  1. Ardından gelen ana fikri veya öneriyi tanıtır.
  2. Ardından gelen ifadenin doğru olduğunu kanıtlar.
  3. Konuyu geçmişteki bir olaya çevirir.
Cevabı göster

Ardından gelen ana fikri veya öneriyi tanıtır.

Dilbilgisi

natural unprocessed foods found in the wild: kısaltılmış bir ilgi cümleciği

natural unprocessed foods found in the wild ifadesinde found in the wild, foods sözcüğünden sonra gelir ve hangi gıdaların kastedildiğini belirtir. Bu, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir: foods that are found in the wild. Foods bulunan şeyleri belirttiği için found geçmiş zaman ortacıdır; çekimli fiil değildir. Bu that cümleciğindeki çekimli fiil support sözcüğüdür. İsim + geçmiş zaman ortacı öbeği kalıbı nesneleri, yerleri veya bilgileri kısa biçimde tanımlar.

Alıştırma

Kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği oluşturmak için find fiilinin doğru biçimini kullanın: The shells ____ on the beach were beautiful.

Cevabı göster

found

leading to a range of health benefits from weight loss to increased energy levels. Dilbilgisi

2:29

bu da kilo vermeden enerji seviyelerinin artmasına kadar bir dizi sağlık faydasına yol açar.

Dilbilgisi

leading to a range of health benefits: sonuç bildirmek

Leading to a range of health benefits, daha önce anlatılan durumun sonucunu bildiren bir şimdiki zaman ortacı cümleciğidir. Burada lead to, neden olmak veya ortaya çıkarmak anlamına gelir; a range of health benefits ise sonuçtur. Virgülden sonra gelen leading to ..., yeni bir çekimli cümlecik başlatmadan sonucu kısa biçimde ekler. Örtük öznesi health benefits değil, önceki durumdur.

Alıştırma

Sonucu göstermek için lead to ifadesinin -ing biçimini kullanın: Heavy rain flooded the road, ____ long delays.

Cevabı göster

leading to

Dilbilgisi

Bir aralığın iki ucunu gösteren from ... to ...

From A to B bir aralığın iki ucunu belirtir. Burada weight loss ve increased energy, sağlık yararları yelpazesinin iki ucundaki örneklerdir; bu yüzden cümle başka yararların da kapsanabileceğini düşündürür. A ve B paralel isim öbekleridir. Bu kullanımda from ... to ..., kilo kaybının enerjiye dönüşmesi anlamına gelmez; aralığın genişliğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bir aralığın iki ucunu gösteren edat çiftiyle tamamlayın: The library has books ____ picture stories ____ science guides.

Cevabı göster

from · to

The foragers' microbiome is measured and monitored before, Dilbilgisi

2:34

Toplayıcıların mikrobiyomu deneyden önce ölçülüp izleniyor,

during and after the experiment.

2:37

sırasında ve sonrasında.

Dilbilgisi

is measured and monitored before, during and after ...: üç aşamada edilgen izleme

Is measured and monitored edilgen yapıdadır. Mikrobiyom eylemleri alan öğedir; bu eylemleri yapan araştırmacıların adlandırılması gerekmez. Be fiilinin tek bir biçimi olan is, measured ve monitored geçmiş zaman ortaçlarının ikisiyle de kullanılır. Before, during and after the experiment üç bölümlü bir zaman çizgisi verir. Tekrarlanan the experiment ifadesi yalnızca sonda bir kez görünür ve üç edat tarafından paylaşılır; böylece izlemenin tüm süreci kapsadığı anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümle edilgen bir fiil kullanır ve önce, sırasında ve sonra olmak üzere üç aşamanın tamamını kapsar?

  1. The water is tested before, during and after the treatment.
  2. The water is tested before the treatment.
  3. The technicians test the water before, during and after the treatment.
Cevabı göster

The water is tested before, during and after the treatment.

Here's Mo Wilde chatting with one of the foragers,

2:40

İşte Mo Wilde'ın toplayıcılardan biriyle sohbeti,

Rob Gould,

2:43

Rob Gould ile,

for BBC Radio 4's The Food Program.

2:43

BBC Radio 4'ün The Food Program adlı programı için.

Even if you don't buy into the whole idea of fully encompassing a wild diet, Notlar

2:47

Tamamen yabani bir diyeti bütünüyle benimseme fikrine tam olarak inanmasanız (buy into) bile,

because for most people it's fairly much unattainable. Kelime

2:51

çünkü çoğu insan için bu oldukça ulaşılamaz bir durumdur.

Dilbilgisi

Even if: sonucu değiştirmeyen ödünleme koşulu

Even if bir ödünleme koşulu başlatır. Burada konuşmacı, fikrin tamamını kabul etmeme ihtimalinizi tanır; ancak ana iddianın buna rağmen geçerli kalmasının amaçlandığını belirtir. Yaygın yapı even if + koşul, ana cümle biçimindedir. Tek başına if kullanımından farklı olarak even if, koşulun sonucu değiştirmeyeceğini önceden bildirir. Bu kesitte because yan cümlesi bir neden verir, ancak ödünlemeden sonraki ana sonuç yer almaz.

Alıştırma

Hangi cümle, yağmur ihtimalinin planı değiştirmeyeceğini ifade eder?

  1. Unless it rains tomorrow, we will have the picnic outdoors.
  2. Even though it rained yesterday, we had the picnic indoors.
  3. Even if it rains tomorrow, we will have the picnic indoors.
Cevabı göster

Even if it rains tomorrow, we will have the picnic indoors.

Kelime

fully encompassing a wild diet: eksiksiz biçimde dâhil etme

Encompass, bir şeyi daha büyük bir bütünün içine geniş kapsamlı veya eksiksiz biçimde dâhil etmek anlamına gelir. Bu ifadede fully encompassing a wild diet, yabani gıdalara dayalı yaklaşımın yalnızca küçük bir bölümünü değil, tamamını kişinin beslenme biçimine katması demektir. Daha uzun olan the idea of fully encompassing a wild diet yapısında encompassing, of edatından sonra kullanılan -ing biçimidir. Fully, eksiksizlik anlamını güçlendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede encompass, “bir bütünün içinde birkaç parçayı içermek” anlamında doğal kullanılmıştır?

  1. I encompassed a sandwich for lunch.
  2. She encompassed to follow a new diet.
  3. The museum tour encompasses art, history, and architecture.
Cevabı göster

The museum tour encompasses art, history, and architecture.

Kelime

fairly much unattainable: amaçlanan anlam ve doğal alternatifler

Unattainable, ‘başarılamayan veya ulaşılamayan’ anlamına gelir. Bu cümlede fairly much, sıfatın anlamını güçlendirmek için kullanılmış gibi görünür; bu nedenle tüm ifade, söz konusu şeyin çoğu insan için gerçekçi olarak başarılamayacağını anlatır. Amaçlanan güç, ‘başarılması neredeyse imkânsız’ anlamına yakındır. Ancak fairly much unattainable standart bir sözcük birleşimi değildir; pretty much unattainable veya virtually unattainable bu düşünceyi doğal biçimde ifade eder.

Alıştırma

Hedefe mevcut kaynaklarla gerçekçi olarak ulaşılamayacağını en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The goal is fairly much unattainable with our current resources.
  2. The goal is difficult with our current resources.
  3. The goal is unattainable with our current resources.
Cevabı göster

The goal is unattainable with our current resources.

But for people just incorporating a small amount of wild food into their diet, Kalıp ifadeler

2:54

Fakat diyetlerine sadece az miktarda yabani yiyecek katan insanlar için,

Kalıp ifadeler

incorporating A into B: yiyeceği beslenme düzeninin parçası yapmak

Incorporate A into B, A'yı B'nin bir parçası olacak şekilde eklemek anlamına gelir. Burada A, a small amount of wild food; B ise their diet ifadesidir. Bir yiyeceği beslenme düzenine katmak, genellikle onu yalnızca bir kez yemek değil, düzenli yeme alışkanlığının bir parçası yapmak demektir. just ve a small amount ifadeleri değişimin sınırlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Öneriyi incorporate fiilinin -ing biçimiyle ve doğru edatla tamamlayın: Try ____ more whole grains ____ your diet.

Cevabı göster

incorporating · into

you're increasing massively the amount of nutrients that the micronutrients and the vitamins that you're getting, Dilbilgisi

3:00

aldığınız besin maddelerinin, yani mikro besinlerin ve vitaminlerin miktarını büyük ölçüde artırmış olursunuz,

Dilbilgisi

you're increasing massively: massively sözcüğünü fiilden sonra kullanmak

Burada massively, increasing fiilini niteleyen bir zarftır. Miktarın çok büyük ölçüde arttığını anlatır; besinlerin kendilerinin “devasa” olduğu anlamına gelmez. massively sözcüğünü increasing sözcüğünün hemen arkasına koymak, konuşmacı uzun nesneye geçmeden önce değişimin büyüklüğünü öne çıkarır. Bu sıra doğaçlama konuşmada görülebilir. Daha planlı İngilizcede you're massively increasing the amount of ... genellikle daha akıcıdır; nesne yoksa the amount is increasing massively doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümlede massively, miktarın çok büyük ölçüde arttığını belirten bir zarf olarak kullanılmıştır?

  1. The massively amount of recycled material is increasing.
  2. The amount of recycled material is increasing massive.
  3. The amount of recycled material is increasing massively.
Cevabı göster

The amount of recycled material is increasing massively.

a lot of which aren't even available regularly in your commonly bought foods. Notlar

3:05

ki bunların çoğu genellikle satın aldığınız yiyeceklerde düzenli olarak bulunmaz bile.

Dilbilgisi

a lot of which: daha önce anılan şeyler için “bunların çoğu”

A lot of which, “bunların çoğu” anlamına gelir. Which daha önce sözü edilen çoğul besinleri ve vitaminleri gösterir; a lot of ise sonraki bilginin bu grubun birçok üyesi için geçerli olduğunu belirtir. Kalıp çoğul isim, a lot of which + fiil şeklindedir. Tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğiyle ek bilgi verir; bu nedenle virgülden sonra gelir ve aynı cümlenin parçası olarak kalır.

Alıştırma

Hangi cümle bisikletlerin çoğunun tamire ihtiyacı olduğunu doğru biçimde ekliyor?

  1. The club owns twelve bicycles, a lot of them need repairs.
  2. The club owns twelve bicycles, a lot of which need repairs.
  3. The club owns twelve bicycles, a lot of that need repairs.
Cevabı göster

The club owns twelve bicycles, a lot of which need repairs.

Kalıp ifadeler

in your commonly bought foods: past participle niteleyicisi

“commonly bought foods” ifadesinde foods, insanların satın aldığı yiyecekleri anlatır. Bought, buy fiilinin past participle biçimidir ve foods sözcüğünden önce edilgen bir niteleyici olarak kullanılır: yiyecekler satın alınır. Commonly, bought sözcüğünü niteler ve “genellikle” ya da “sık sık” anlamına gelir. “in your commonly bought foods” ifadesinin tamamı “genellikle satın aldığınız yiyeceklerde” demektir. Buradaki your, dinleyicinin normal alışveriş tercihlerini gösterir.

Alıştırma

“in your commonly bought foods” burada ne anlama geliyor?

  1. Şu anda indirimde olan yiyeceklerde
  2. Birkaç kişinin birlikte satın aldığı yiyeceklerde
  3. Genellikle satın aldığınız yiyeceklerde
Cevabı göster

Genellikle satın aldığınız yiyeceklerde

Sometimes people say, "Oh, well, you know, Ton ve niyet

3:10

Bazen insanlar şöyle der: "Ah, şey, biliyorsun,

Ton ve niyet

Oh, well, you know: konuşmada kullanılan bir yumuşatma ifadesi

“Oh, well, you know” konuşmacıya biraz zaman kazandırır ve cevabı daha az doğrudan hâle getirir. Bu, konuşma dilinde kullanılan bir söylem belirteçleri dizisidir: oh bir tepkiyi gösterir, well cevabı geciktirir veya yumuşatır, you know ise dinleyiciyle bağlantıyı korur. Bu sözcükler burada yeni bir bilgi eklemez. Birlikte kullanıldıklarında konuşmacının açıklama yapmasından, bir kaygıyı dile getirmesinden veya daha dolaylı biçimde karşı çıkmasından önce kısa bir tampon oluştururlar. Sözcükleri tek tek kelimesi kelimesine çevirmek yerine, grubun konuşmadaki işlevini anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede “Oh, well, you know” ifadesinin temel konuşma işlevi nedir?

  1. Dinleyicinin bir bilgiyi bilip bilmediğini sınamak
  2. Cevabı yumuşatmak ve konuşmacıya devam etmesi için biraz zaman vermek
  3. Kesin bir nihai sonuç duyurmak
Cevabı göster

Cevabı yumuşatmak ve konuşmacıya devam etmesi için biraz zaman vermek

if everybody foraged,

3:11

herkes doğadan toplasaydı,

they wouldn't be enough."

3:13

yeterli yiyecek kalmazdı."

But I've never noticed a shortage of nettles. Notlar

3:14

Ama ben hiç ısırgan otu kıtlığı görmedim.

Ton ve niyet

I've never noticed a shortage of nettles: hafif ve dolaylı bir karşı çıkış

I've never noticed a shortage of nettles cümlesi gerçek anlamıyla konuşanın bugüne kadarki deneyimini anlatır: Isırgan otlarının azaldığını hiç görmemiştir. Burada cümle, yeterince ısırgan otu bulunmayabileceği endişesine hafif ve dolaylı bir karşı çıkıştır. Konuşan kişi endişenin yanlış olduğunu açıkça söylemek yerine ısırgan otunun bol olduğunu ima eder. Endişe ile sakin gözlem arasındaki karşıtlık da kuru bir mizah yaratır.

Alıştırma

Konuşan kişi bu cümleyle gerçekte neyi ima ediyor?

  1. Konuşan kişi ısırgan otunun nerede satıldığını öğrenmek istiyor.
  2. Konuşan kişi ısırgan otunun tamamen yok olduğunu söylüyor.
  3. Konuşan kişi ısırgan otunun bol olduğunu nazikçe ima ediyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi ısırgan otunun bol olduğunu nazikçe ima ediyor.

Kalıp ifadeler

a shortage of nettles: a shortage of + noun kalıbı

a shortage of + noun kalıbı, bir şeyin gereken veya istenen miktardan daha az olması demektir. a shortage of nettles ifadesinde nettles, neyin yetersiz olduğunu gösterir. Burada shortage sayılabilen bir isimdir. Sıradan bir cümlede tekil biçimle bir belirleyici kullanılır: We have a shortage of water denir, We have shortage of water denmez. A shortage, bir şeyin çok az olduğu anlamına gelir; hiç olmadığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi “yetersiz miktar” anlamına gelen üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The clinic is facing ____ trained nurses.

Cevabı göster

a shortage of

And if nettles didn't grow in this country, Dilbilgisi

3:17

Ve eğer bu ülkede ısırgan otu yetişmeseydi,

we'd probably be flying them in as a superfood because they're so nutritious. Notlar

3:19

çok besleyici oldukları için muhtemelen onları uçakla süper gıda olarak getirtirdik.

Dilbilgisi

if ... didn't ..., we'd probably be ...: ikinci tip koşul cümlesi

Bu, ikinci tip koşul cümlesidir: if + simple past yapısını would + fiilin yalın hâli veya would be + -ing izler. Buradaki didn't grow geçmiş zamanı değil, şu ana ilişkin hayalî bir durumu anlatır; konuşan kişi ısırgan otlarının bu ülkede gerçekten yetiştiğini bilir. We'd, we would ifadesinin kısaltmasıdır. Would probably be flying them in, bu hayalî dünyada muhtemelen süren veya düzenli olarak gerçekleşen sonucu canlandırır. Gerçek durumu tersine çevirmek mizah katar ve yaygın bir yerel bitkinin ithal edilmesi gerekseydi özel görünebileceğini vurgular.

Alıştırma

İkinci tip koşul cümlesini tamamlayın. Önce grow fiilinin kısaltılmış olumsuz geçmiş biçimini, ardından would + import yapısını kullanın: If oranges ____ locally, shops ____ them from abroad.

Cevabı göster

didn't grow · would import

Öbek fiiller

be flying them in: birini veya bir şeyi uçakla taşımak

Fly someone or something in, bir kişiyi veya şeyi uçakla bir yere getirmek demektir. In, konuşmada önem taşıyan varış noktasına doğru yönü gösterir; bu nedenle flying them in, ısırgan otlarının kendi başlarına uçtuğu anlamına gelmez. Bu phrasal verb ayrılabilir. Nesne them gibi bir zamirse fly ile in arasına gelir: fly them in denir, fly in them denmez. Be flying, cümlenin tamamında would be sonrasında kullanılan -ing biçimidir.

Alıştırma

Hastanenin bir kadın doktorun uçakla gelmesini ayarladığını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The hospital flew in her for the operation.
  2. The hospital flew her for the operation in.
  3. The hospital flew her in for the operation.
Cevabı göster

The hospital flew her in for the operation.

Kelime

as a superfood: bir kategoriyi belirtmek

as a superfood ifadesindeki as, bir şeye verilen kategori veya rolü belirtir: o şey bir süper gıda olarak ele alınır, tanıtılır ya da ithal edilir. Bu kullanım yalnızca süper gıdaya benzerlik kurmaz. Konuşulan amaç doğrultusunda o şeyi süper gıda kategorisine yerleştirir.

Alıştırma

Ürünün kategorisini belirten kelimeyle cümleyi tamamlayın: The powder is marketed ____ a superfood.

Cevabı göster

as

And above all, Anlatım akışı

3:24

Ve hepsinden önemlisi,

they're free.

3:25

bunlar ücretsiz.

Anlatım akışı

And above all: en önemli noktayı belirtmek

Above all, dinleyiciye sıradaki noktanın en önemli nokta olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Burada ücretsiz olma özelliğine daha önce sözü edilen avantajlardan daha fazla ağırlık verir. And bu son noktayı önceki listeye bağlar; above all ise onu diğer noktaların üstüne yerleştirir. Burada fiziksel konum değil, önem derecesi anlatılır.

Alıştırma

En yüksek önceliği belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The campsite should be quiet, clean, and, ____, safe.

Cevabı göster

above all

With the high levels of nutrients and vitamins found in wild plants like nettles, Dilbilgisi

3:27

Isırgan otu gibi yabani bitkilerde bulunan yüksek düzeydeki besin maddeleri ve vitaminlerle,

Dilbilgisi

With the high levels of nutrients and vitamins: başlangıçta arka plan verme

Cümlenin başında with + isim öbeği, ana mesajdan önce bir durumu verebilir. Buradaki tam isim öbeği the high levels of nutrients and vitamins found in wild plants like nettles ifadesidir ve ardından gelen ana cümleye arka plan sağlar. Bu bağlamda arka plan aynı zamanda neden işlevi görür; bu yüzden with, “göz önüne alındığında” veya “nedeniyle” diye anlaşılabilir. Ancak with her zaman neden bildirmez; ilişkiyi bağlam belirler. Bu altyazı parçası virgülle bittiği için bir giriş bölümüdür ve tek başına tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, arka planı vermek için başta With sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. With the roads covered in snow, the bus arrived late.
  2. With the roads were covered in snow, the bus arrived late.
  3. With covered the roads in snow, the bus arrived late.
Cevabı göster

With the roads covered in snow, the bus arrived late.

Rob has bought into the idea of foraging. Öbek fiiller

3:32

Rob doğadan yiyecek toplama fikrini benimsedi (has bought into).

If you buy into an idea,

3:36

Eğer bir fikre inanırsanız (buy into),

you completely believe in it.

3:37

ona tamamen inanırsınız.

Öbek fiiller

has bought into the idea of foraging: bir fikri kabul edip ona inanmak

Buy into an idea mecazlı bir ifadedir: Bir fikri, planı veya sistemi kabul edip ona inanmak, çoğu zaman onu destekleyecek ya da ona göre hareket edecek kadar benimsemek anlamına gelir. Gerçekten bir şey satın almak demek değildir. Buradaki has bought into, Rob'un doğadan yiyecek toplama fikrini benimsemeye başladığını ve şimdi de bu görüşü taşıdığını gösterir.

Alıştırma

Şu an da kabul edildiğini göstermek için buy into ifadesinin present perfect biçimini kullanın: Maya ____ the idea of a four-day workweek.

Cevabı göster

has bought into

Did you say stinging nettles, Kelime

3:39

Isırgan otu mu dedin,

the wild plants growing everywhere which have leaves covered in hairs that sting when you touch them? Dilbilgisi

3:41

her yerde yetişen, yaprakları dokunduğunuzda yakan tüylerle kaplı olan o yabani bitkiler mi?

Kelime

stinging nettles: cildi acıtabilen yabani bitkiler

Stinging nettles, küçük tüyleri cilde değdiğinde keskin bir acı veya yanma hissi oluşturabilen ısırgan otlarının çoğul adıdır. Stinging, sting fiilinden gelir ve bitkiyi bu yaygın etkisiyle tanımlar. Buradaki stinging, kalıcı bir özelliği anlatır; bitkilerin o anda ayrı bir eylem yaptığı anlamına gelmez. Britanya İngilizcesinde anlam açık olduğunda bu ad sık sık nettles biçiminde kısaltılır.

Alıştırma

Hangi açıklama stinging nettles ifadesine en iyi uyar?

  1. Dokunulduğunda zarar vermeyen yumuşak çimen
  2. Küçük tüyleri cildi acıtabilen yabani bitkiler
  3. Genellikle tatlı kokusu için yetiştirilen çiçekler
Cevabı göster

Küçük tüyleri cildi acıtabilen yabani bitkiler

Dilbilgisi

have leaves covered in hairs that sting when: isimlerden sonra ayrıntı eklemek

Burada have, sahip olmayı anlatır: bitkilerin yaprakları vardır. Geçmiş zaman ortacı öbeği covered in hairs, leaves sözcüğünden sonra gelir ve yaprakların durumunu açıklar: yapraklar tüylerle kaplıdır. that sting when you touch them ilgi cümleciği hairs sözcüğüne bağlanır; yani acıtan şey tüylerdir. when ile başlayan bölüm koşulu ekler. İngilizcede bu parçalar, ana varlıktan daha özel ayrıntılara geçmek için bir ismin arkasına art arda yerleştirilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle vurgulanan bölümün yapısını doğru biçimde açar?

  1. The plant covers the hairs with leaves whenever someone touches it.
  2. The plant has leaves; the leaves are covered in hairs; the hairs sting when touched.
  3. The plant has hairs; the hairs are covered in leaves; the leaves sting when touched.
Cevabı göster

The plant has leaves; the leaves are covered in hairs; the hairs sting when touched.

Yes.

3:47

Evet.

It turns out that nettles are packed full of nutrients and vitamins, Notlar

3:48

Görünüşe göre ısırgan otları besin ve vitaminlerle doludur,

Anlatım akışı

It turns out that: sonradan keşfedilen bir sonucu sunmak

It turns out that, bir şeyi kontrol ettikten, daha fazla bilgi edindikten veya bir durumun nasıl geliştiğini gördükten sonra öğrenilen bilgiyi sunar. Burada ısırgan otlarıyla ilgili gerçeği konuşanın başlangıçtaki bilgisi değil, sonradan ortaya çıkan bir bulgu olarak gösterir. It biçimsel öznedir; asıl bilgi that yan cümlesinde bulunur. Bu kalıp dinleyiciyi önceki bir varsayım veya sorudan yeni ortaya çıkan sonuca götürür.

Alıştırma

Dersteki dört kelimelik kalıpla keşfi tamamlayın: We checked the map, and ____ the lake is only a ten-minute walk away.

Cevabı göster

it turns out that

Kalıp ifadeler

are packed full of nutrients: bolluğa güçlü vurgu

Be packed full of + isim, “bir şeyden çok büyük miktarda veya sayıda içermek” anlamına gelir. are packed full of nutrients ifadesinde ısırgan otlarının çok sayıda besin maddesi içerdiği güçlü biçimde vurgulanır. Packed, full sözcüğüne canlı bir vurgu ekler. Burada ifade mecazidir: besin maddeleri bitkinin içine gerçekten biri tarafından doldurulmamıştır. Aynı kalıp yiyeceklerin yanı sıra bilgi, fikir veya insanları da betimleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The activity book is ____ puzzles and games.

Cevabı göster

packed full of

which are great for human health. Kalıp ifadeler

3:53

ki bunlar insan sağlığı için harikadır.

Kalıp ifadeler

are great for human health: be great for + isim yapısı

Be great for + isim yapısı, bir şeyin o kişi veya şey için çok yararlı olduğu anlamına gelir. Be fiilinin biçimi özneye göre değişir; bu nedenle bu cümlede are kullanılır. For, yarar gören şeyi, yani human health ifadesini tanıtır. Great for health denir; great to health denmez. Burada great, good sözcüğünden daha güçlüdür ancak bu yapıda ikisi de for ile kullanılır.

Alıştırma

Uykunun sağlığa yararlı olduğunu gösteren edatı yazın: Regular sleep is great ____ your health.

Cevabı göster

for

In fact, they're even considered a superfood, Notlar

3:55

Aslında, onlar bir süper gıda olarak bile kabul edilir,

food that contains many vitamins and other nutrients known to be very good for human health. Dilbilgisi

3:59

insan sağlığı için çok iyi olduğu bilinen birçok vitamin ve diğer besin maddelerini içeren yiyecek.

Anlatım akışı

In fact: daha güçlü veya daha kesin bir gerçeği tanıtmak

In fact, dinleyiciye sonraki bilginin daha güçlü, daha kesin veya düzeltici olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Burada, onların bir süper gıda olarak bile kabul edildiği yönündeki daha güçlü iddiayı tanıtır. Yeni ifadeyi ayrı bir konu başlatmak yerine önceki noktaya bağlar. Even sözcüğü de bu bilginin güç bakımından bir adım ileri gittiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi ilk ifadeyi güçlendirmek için In fact ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. The trail is easy. In fact, lunch starts at noon.
  2. The trail is easy. For example, this backpack is heavy.
  3. The trail is easy. In fact, young children can complete it.
Cevabı göster

The trail is easy. In fact, young children can complete it.

Dilbilgisi

they're even considered a superfood: be considered + isim

Be considered + isim öbeği, “o tür bir şey olarak değerlendirilmek veya sınıflandırılmak” anlamına gelir. Burada they değerlendirilen şeyleri, a superfood ise onlara verilen sınıfı gösterir. Cümlede değerlendirmeyi kimin yaptığı söylenmez. Edilgen yapı, kabul gören değerlendirmeye odaklanır. Even, bu sınıflandırmanın dinleyicinin bekleyebileceğinden daha güçlü veya daha şaşırtıcı olduğunu ekler.

Alıştırma

Hangi cümle cihazı doğru biçimde büyük bir atılım olarak sınıflandırır?

  1. The device considers a major breakthrough.
  2. The device is considered a major breakthrough.
  3. The device is considered as a major breakthrough.
Cevabı göster

The device is considered a major breakthrough.

Dilbilgisi

known to be + nitelik: kabul edilmiş bir görüş

Known to be + bir nitelik, o niteliğin zaten doğru olarak bilindiğini veya kabul edildiğini gösterir. Cümlede known to be very good for human health, nutrients sözcüğünü açıklar. Bu ifade kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: nutrients [that are] known to be very good for human health. Besin maddelerinin yalnızca iyi olduğunu söylemek yerine, bunun yerleşmiş bir bilgi olduğu anlamını ekler.

Alıştırma

Hangi cümle patikanın güvenli oluşunu insanların doğru bildiği bir gerçek olarak doğrudan sunar?

  1. The trail is known for being safe.
  2. The trail is known as Safe Path.
  3. The trail is known to be safe.
Cevabı göster

The trail is known to be safe.

The Wild Biome Project hasn't finished yet, Anlatım akışı

4:05

Wild Biome Project henüz bitmedi,

but it already seems that the foragers are feeling happier as well as healthier. Kalıp ifadeler

4:07

ancak toplayıcıların şimdiden hem daha sağlıklı hem de daha mutlu hissettikleri görülüyor.

Anlatım akışı

hasn't finished yet, but it already seems: ilk sonucu bildirmek

hasn't finished yet zaman aşamasını belirler: proje hâlâ sürmektedir, bu yüzden bu henüz nihai bir sonuç değildir. but daha sonra odağı şimdiden gözlemlenebilen şeye çevirir; it seems that ise sonucu kesin değil, temkinli biçimde aktarır. yet ile already aşamalar arasında yararlı bir karşıtlık kurar: bir şey henüz tamamlanmamıştır, ancak tamamlanmadan önce belirtiler görünür. Bu kalıp ilerleme bilgisini tamamlanmamış süreç → ilk sonuç sırasıyla düzenler.

Alıştırma

İlerleme bilgisini hedef aşama kalıbıyla tamamlayın: The test period ____, but it ____ that the shorter sessions are helping.

Cevabı göster

hasn't finished yet · already seems

Kalıp ifadeler

happier as well as healthier: ek bir yararı vurgulamak

feeling happier as well as healthier ifadesinde as well as, feeling sonrasındaki iki paralel karşılaştırma sıfatını birbirine bağlar. Her iki iyileşme de geçerlidir: toplayıcılar kendilerini daha mutlu ve daha sağlıklı hisseder. and ile yapılan basit bir sıralamayla karşılaştırıldığında A as well as B, çoğu zaman A'yı B'nin yanında eklenen veya özellikle dikkat çeken bir nokta olarak sunar. Burada happier öne çıkarılan ek yarardır; healthier da aynı ölçüde geçerlidir.

Alıştırma

Cümleyi hedef bağlama ifadesiyle tamamlayın: The new routine made the children calmer ____ more focused.

Cevabı göster

as well as

They all report greater appreciation for the smell and taste of their food and say foraging has given them increased self-worth, Kalıp ifadeler

4:12

Hepsi yiyeceklerinin kokusunu ve tadını daha fazla takdir ettiklerini bildiriyor ve doğadan toplamanın onlara artan bir özsaygı verdiğini söylüyorlar,

a natural treatment for depression and anxiety. Kelime

4:21

depresyon ve anksiyete için doğal bir tedavi.

Kalıp ifadeler

report greater appreciation for ...: bir şeye daha fazla değer verildiğini bildirmek

report greater appreciation for ... ifadesinde report, genellikle bir deneyimden, anketten veya görüşmeden elde edilen sonucu belirtmek ya da açıklamak anlamına gelir. Burada ardından doğrudan bir alıntı değil, greater appreciation for ... isim grubu gelir. Greater, önceki durumla bir karşılaştırma yapar. Appreciation for something, bir şeyi daha fazla fark etmek, ondan daha çok keyif almak veya ona daha çok değer vermek demektir. Burada yiyeceklerin kokusu ve tadı daha çok takdir ediliyor; onlara karşı minnettarlık ifade edilmiyor.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kursun Mia'nın yerel sanata daha çok değer vermesini sağladığını doğal biçimde anlatır?

  1. After the course, Mia reported greater appreciation to local art.
  2. After the course, Mia reported greater appreciation for local art.
  3. After the course, Mia reported greater appreciating for local art.
Cevabı göster

After the course, Mia reported greater appreciation for local art.

Kalıp ifadeler

say foraging has given them increased ...: yiyecek toplamanın onlarda bir şeyi artırdığını söylemek

say foraging has given them increased self-worth ifadesinde say, ardından gelen bütün iddiayı tanıtır. Bu yan cümlede give, give + kişi + sonuç kalıbını kullanır: them etkilenen kişileri, increased self-worth ise olumlu psikolojik sonucu belirtir. Has given, present perfect yapısındadır. Daha önceki etkinliği şu anda da önemli olan bir sonuca bağlar. Aynı kalıp, bir etkinliğin bir kişiye daha fazla güven, motivasyon veya bağımsızlık kazandırdığını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle has given + kişi + increased + soyut isim yapısını doğru kullanır?

  1. Mentoring has given them increased confidence.
  2. Mentoring has given increased confidence them.
  3. Mentoring has given them confidence increased.
Cevabı göster

Mentoring has given them increased confidence.

Kelime

depresyon ve anksiyete için doğal bir tedavi

treatment for + hastalık veya sorun kalıbı, o durumu tedavi etmeye yönelik bir yöntem anlamına gelir. Burada a natural treatment for depression and anxiety, doğadan yiyecek toplama etkinliğini ruhsal iyilik hâline yardımcı olabilecek bir faaliyet olarak sunar. Treatment, bir durumu yönetme veya iyileştirme yaklaşımını belirtir; mutlaka tamamen iyileştirme anlamına gelmez.

Alıştırma

treatment for + durum hedef kalıbını tamamlayın: The clinic offers a treatment ____ anxiety.

Cevabı göster

for

Here's one forager describing her feelings to BBC Radio 4's The Food Programme. Kalıp ifadeler

4:24

İşte BBC Radio 4'ün The Food Programme adlı programına duygularını anlatan bir toplayıcı.

Kalıp ifadeler

duygularını ... kişisine anlatmak

Fiil kalıbı describe + içerik + to + dinleyici şeklindedir. describing her feelings to BBC Radio 4's The Food Programme ifadesinde her feelings anlatılan içeriktir; radyo programı ise açıklamayı dinleyen veya alan taraftır. -ing ile kurulan ifade one forager sözünden sonra gelir ve kişi tanıtılırken ne yaptığını belirtir.

Alıştırma

describe + içerik + to + dinleyici kalıbını tamamlayın: Maya described the problem ____ her teacher.

Cevabı göster

to

I found the first week, Kelime

4:30

İlk hafta fark ettim ki,

I felt really quite flat, Kelime

4:31

kendimi gerçekten oldukça enerjisiz (flat) hissettim,

Kelime

I found the first week: deneyime dayalı bir görüş bildiren found

Buradaki found, bir şeyi bulup yerini belirlemek anlamına gelmez. Bir deneyimi yaşadıktan sonra oluşan görüşü anlatmaya başlar: Konuşan kişi ilk haftayı düşünüp o dönemin nasıl hissettirdiğini söylemeye girişir. Bu, tamamlanmamış doğal ve doğaçlama bir konuşmadır. Kişi I found the first week ... diye başlayıp I felt ... ile cümlesine yeniden başlar. Tam bir cümle için I found the first week difficult veya I found that I felt low during the first week denebilir.

Alıştırma

Deneyime dayalı bir görüş bildirmek için find fiilinin geçmiş zamanını kullanın: After seven days on the course, I ____ the first week difficult.

Cevabı göster

found

Kelime

felt really quite flat: keyifsiz ve enerjisiz hissetmek

Buradaki flat, şekli değil duyguları anlatır. Feel flat, keyifsiz, enerjisiz veya isteksiz hissetmek demektir. Burada really quite derece ekler. Quite, “oldukça” veya “epeyce” anlamına gelir; really ise bunu güçlendirir. Bu nedenle düşük ruh hâlinin belirgin olduğu anlatılır.

Alıştırma

Hangi cümlede flat, “keyifsiz ve enerjisiz” anlamındadır?

  1. The lemonade tasted flat.
  2. The tyre was flat by morning.
  3. The path was flat and easy.
  4. After the team lost the final, Maya felt flat all evening.
Cevabı göster

After the team lost the final, Maya felt flat all evening.

quite limited carbs coming in from chestnut flour primarily. Kalıp ifadeler

4:33

öncelikle kestane unundan gelen oldukça sınırlı karbonhidrat vardı.

Kalıp ifadeler

“quite limited carbs coming in”: günlük konuşmada sınırlı karbonhidrat alımı

Bu resmî olmayan beslenme yorumunda carbs, carbohydrates kelimesinin kısaltmasıdır; coming in ise karbonhidratın yiyecek yoluyla alınmasını anlatır. İfadenin bütünü, alınan miktarın oldukça sınırlı olduğu anlamına gelir. Bu ifade tam bir cümle değil, konuşma diline özgü bir parçadır. Tam bir cümlede “My carbohydrate intake was quite limited.” denebilir.

Alıştırma

quite limited carbs coming in ifadesinin en açık ve resmî karşılığı hangi cümledir?

  1. Her carbohydrate intake was quite limited.
  2. She had an unlimited supply of carbohydrates.
  3. Her carbohydrates arrived quite late.
Cevabı göster

Her carbohydrate intake was quite limited.

Feeling loads better now, Kelime

4:38

Şimdi çok daha iyi hissediyorum,

Kelime

“Feeling loads better”: günlük İngiliz İngilizcesinde “çok daha iyi”

Burada loads, İngiliz İngilizcesinde kullanılan resmî olmayan bir pekiştiricidir. Loads better, much better veya a lot better anlamına gelir; loads burada birbirinden ayrı birçok şeyi ifade etmez. Feeling loads better, I’m ögesinin atıldığı bir konuşma parçasıdır. Tam cümle “I’m feeling loads better now.” şeklindedir.

Alıştırma

“After some rest, I'm feeling loads better,” cümlesinde loads better ne anlama gelir?

  1. Biraz daha iyi.
  2. Hiç daha iyi değil.
  3. Çok daha iyi.
Cevabı göster

Çok daha iyi.

feeling loads better in the last few days. Kalıp ifadeler

4:39

son birkaç günde çok daha iyi hissediyorum.

Kalıp ifadeler

in the last few days: şu ana uzanan yakın dönem

In the last few days, birkaç gün öncesinden şu ana uzanan kısa dönem içinde demektir. Burada iyileşmeyi bu yakın dönemin içine yerleştirir; yani konuşanın durumu değişmiştir ve şimdi daha iyidir. Last, şimdiki zamandan geriye bakar; in ise değişimi bu dönemin içindeki bir noktaya yerleştirir. İfade tek başına değişimin her gün kesintisiz gerçekleştiği anlamına gelmez. Dönem şimdiki zamanı kapsadığında, I've felt much better in the last few days. örneğindeki gibi present perfect bir cümlede sıkça kullanılır.

Alıştırma

Kesintisiz bir etkinliği vurgulamadan, şu ana uzanan yakın dönemde fark edilir hâle gelen bir değişimi en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The school garden has changed a lot for the last few days.
  2. The school garden changed a lot three days ago.
  3. The school garden will change a lot in the next few days.
  4. The school garden has changed a lot in the last few days.
Cevabı göster

The school garden has changed a lot in the last few days.

And I'm really enjoying the project,

4:41

Ve projeden gerçekten keyif alıyorum,

having a great time,

4:42

harika vakit geçiriyorum,

in fact.

4:43

aslında.

I don't really want it to stop. Ton ve niyet

4:44

Gerçekten bitmesini istemiyorum.

Ton ve niyet

don't really want it to stop: devam etmesini nazikçe istemek

I don't really want it to stop cümlesinde olumsuzluk really want ifadesinden önce gelir. Konuşan kişi etkinliğin veya deneyimin sona ermesini pek istemez; bu bağlamdaki doğal mesaj, devam etmesini tercih ettiğidir. İfade güçlü değil, yumuşak ve biraz çekingen duyulur. Kalıp want + kişi veya şey + to + fiil şeklindedir: want it to stop. Don't eklemek, onun durmasını isteme arzusunu olumsuz yapar; durmasının imkânsız olduğu anlamına gelmez. Günlük konuşmada don't really want, açık bir kişisel tercihi nazikçe yumuşatarak anlatabilir.

Alıştırma

Hafif yağmurun keyfini çıkarıyorsunuz ve bitmesi sizi biraz üzüyor, ancak sert konuşmak istemiyorsunuz. En uygun cümle hangisidir?

  1. I really don't want it to stop.
  2. I don't really want to stop it.
  3. I want it to stop now.
  4. I don't really want it to stop.
Cevabı göster

I don't really want it to stop.

At the start of the experiment, Kalıp ifadeler

4:46

Deneyin başlangıcında,

Kalıp ifadeler

At the start of the experiment: başlangıç aşamasını belirtme

At the start of + isim, “belirli bir olay, etkinlik veya dönem başladığında” anlamına gelir. Burada the experiment isim öbeği, hangi etkinliğin başlangıç aşamasının zaman içinde konumlandırıldığını belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında bu zaman ifadesi, ardından gelen bilgiyi deneyin ilk aşamasına yerleştirir. Sonraki bir aşama veya sonuç başlangıçla karşılaştırılacaksa özellikle yararlıdır.

Alıştırma

at the start of ifadesini ve competition ismini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, everyone felt nervous.

Cevabı göster

At the start of the competition

this forager felt flat,

4:48

bu toplayıcı kendini enerjisiz (flat) hissetti,

low in energy, emotion, or excitement.

4:50

enerji, duygu veya heyecan açısından düşük.

But after some weeks of wild food, Anlatım akışı

4:53

Ancak birkaç hafta yabani yiyecek,

fresh air, and appreciation of nature,

4:56

temiz hava ve doğayı takdir etmenin ardından,

she doesn't want the project to stop.

4:58

projenin durmasını istemiyor.

Anlatım akışı

But after some weeks of ...: daha sonraki bir karşıtlığı belirtme

But, dinleyiciye sıradaki sonucun daha önce geçerli olan durumla karşıtlık oluşturduğunu bildirir. After some weeks of ... zaman çizgisini ileri taşır ve o haftalar boyunca yaşanan deneyimleri özetler. Bu başlangıç çerçevesi bir bütün olarak cümleyi “önceki durum → zaman ve deneyim → değişen sonuç” biçiminde düzenler. Virgül uzun zaman çerçevesini kapatır; ardından ana sonuç she doesn't want the project to stop bölümünde gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir durumu değişen bir sonuca bağlamak için but + bir deneyim döneminden sonra yapısını kullanır?

  1. Maya's dog hid from her at first, but after several days of patient training, it began to approach her.
  2. During several days of patient training, the dog stayed near Maya.
  3. Before its first training session, Maya's dog approached her.
  4. After several days of patient training, Maya bought a new leash.
Cevabı göster

Maya's dog hid from her at first, but after several days of patient training, it began to approach her.

Well, I'm convinced. Ton ve niyet

5:01

Peki, ikna oldum.

Ton ve niyet

Well, I'm convinced: ikna olunduğunu belirten bir yanıt

Well, konuşanın önceki söze yanıt verdiğini ve artık bir sonuca varacağını gösterir. Burada yalnızca duraksamayı doldurmaz, görüşün değiştiğini de belirtir. I'm convinced, sunulan nedenlerin veya kanıtların konuşanı bir fikri kabul etmeye yönelttiği anlamına gelir. Cümlenin bütünü, konuşanın dinledikten sonra artık bu fikre katıldığını gösterir.

Alıştırma

Açık bir açıklama dinledikten sonra Mia, “Well, I'm convinced.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Fikri hâlâ anlamıyor.
  2. Karar vermeden konuşmayı bitirmek istiyor.
  3. Artık fikri kabul ediyor.
Cevabı göster

Artık fikri kabul ediyor.

So,

5:03

O halde,

what's first on my wild food shopping list? Deyimler

5:03

yabani yiyecek alışveriş listemin ilk sırasında ne var?

Deyimler

on my wild food shopping list: eğlenceli bir liste benzetmesi

Bir şey on a list ise listenin maddelerinden biri olarak yer alır. Bu nedenle first on my ... list, ilk düşünülecek madde anlamına gelir. Wild food doğada bulunan veya toplanan yiyecekleri çağrıştırırken shopping list genellikle bir mağazadan alınacak şeyleri düşündürür. Bu ikisinin birleştirilmesi, doğada aranacak veya denenecek yiyecekleri sıradan alışveriş ürünleriymiş gibi eğlenceli biçimde sunar; mutlaka gerçekten alışverişe gidileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede “wild food shopping list” ifadesinin eğlenceli yanı nedir?

  1. Doğada bulunacak veya denenecek yiyecekleri sıradan alışveriş ürünleri gibi sunar.
  2. Konuşanın dışarıda yazılı bir listeyi kaybettiği anlamına gelir.
  3. Her yabani yiyeceğin süpermarketten alınması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Doğada bulunacak veya denenecek yiyecekleri sıradan alışveriş ürünleri gibi sunar.

I think it's time you revealed the answer to your question, Dilbilgisi

5:07

Bence sorunun cevabını açıklamanın zamanı geldi,

Beth.

5:09

Beth.

Dilbilgisi

think it's time you revealed ...: şimdi yapılması gereken eylem için geçmiş biçim

İngilizcedeki It's time + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi kalıbında, geçmiş zaman biçimi eylemi geçmişe yerleştirmez. It's time you revealed ... sözü, konuşanın belki bir süre bekledikten sonra karşısındaki kişinin bunu şimdi açıklaması gerektiğini düşündüğünü anlatır. I think hatırlatmayı daha dolaylı hâle getirir. Yine de ifadenin tamamı Beth'i harekete geçmeye nazikçe yönlendirir.

Alıştırma

Hatırlatmayı you ve go fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: It's time ____ home.

Cevabı göster

you went

Right.

5:10

Doğru.

I asked what was the most popular foraged food in the UK, Kalıp ifadeler

5:11

İngiltere'de en popüler toplanan yiyeceğin ne olduğunu sormuştum,

Kalıp ifadeler

the most popular foraged food: uzun bir isim öbeği kurmak

Ana isim food sözcüğüdür. Foraged, isimden önce kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır: foraged food, doğadan toplanan yiyecek anlamına gelir. The most popular bu birimin önüne üstünlük derecesi ekler. Anlamı ana isimden dışarı doğru kurun: food → foraged food → the most popular foraged food; yani doğadan toplanan yiyecekler arasında diğerlerinden daha çok sevilen veya seçilen yiyecek.

Alıştırma

the most popular foraged food ifadesi hangi anlama gelir?

  1. insanların yabani yiyecek toplamaya gittiği en popüler yer
  2. doğadan toplanan ve diğer tüm doğadan toplanmış yiyeceklerden daha popüler olan yiyecek
  3. insanların açık havada yediği popüler bir restorandan gelen yiyecek
Cevabı göster

doğadan toplanan ve diğer tüm doğadan toplanmış yiyeceklerden daha popüler olan yiyecek

and you guessed it was seaweed,

5:15

ve sen deniz yosunu olduğunu tahmin etmiştin,

which was the wrong answer. Dilbilgisi

5:17

ki bu yanlış cevaptı.

Dilbilgisi

which was the wrong answer: önceki ifadeyi değerlendirmek

Virgülden sonraki which was the wrong answer bölümünde which, onun deniz yosunu olduğuna dair tahminin tamamına gönderme yapar. Bu yan cümle, tahminin yanlış olduğunu söyler; deniz yosununun kendisinin yanlış olduğunu söylemez. “Tam bir ifade, which ...” yapısı, hemen önceki ifadenin tamamı hakkında ek bir yorum yapabilir. Burada was the wrong answer, konuşanın önceki ifadeyle ilgili değerlendirmesini verir.

Alıştırma

Örnekte which neye gönderme yapıyor?

  1. Yalnızca seaweed kelimesine.
  2. Tahmini yapan kişiye.
  3. Onun deniz yosunu olduğuna dair tahminin tamamına.
Cevabı göster

Onun deniz yosunu olduğuna dair tahminin tamamına.

Mushrooms are the most popular foraged food.

5:20

Mantarlar en popüler toplanan yiyecektir.

Okay,

5:23

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned from this programme about foraging. Anlatım akışı

5:24

bu programda doğadan yiyecek toplama (foraging) hakkında öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

let's recap: gözden geçirme bölümüne geçmek

Let's recap, “ana noktaları kısaca gözden geçirelim” anlamına gelir. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; recap ise kısa bir özet vermek anlamındaki fiildir. Geçiş ifadesi olarak dinleyicilere ana bölümün sona erdiğini ve kısa bir tekrarın başlayacağını bildirir. Recap fiilinden sonra recap the vocabulary örneğindeki gibi bir isim öbeği veya recap what we learned örneğindeki gibi bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Geçişi let us ve recap ile oluşturulan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before we finish, ____ the key points.

Cevabı göster

let's recap

looking for wild edible plants to eat.

5:28

yemek için yenilebilir yabani bitkiler aramak.

Microbiome are tiny bacteria and organisms in the human gut which help digest food and strengthen immunity. Notlar

5:31

Mikrobiyom (Microbiome), insan bağırsağında bulunan, yiyecekleri sindirmeye ve bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olan küçük bakteri ve organizmalardır.

Kelime

in the human gut: sağlık bağlamlarında gut

Sağlık ve biyoloji bağlamlarında the human gut, insanın sindirim sistemini, özellikle bağırsakları ve bağırsakların iç ortamını ifade eder. Bu nedenle in the human gut, bakteri ve organizmaların bu ortamın içinde bulunduğunu belirtir. Bu ifade geneldir: human belirli bir kişiyi değil, insan türünü belirtir. Sindirim, bağırsak sağlığı veya mikrobiyom konuşulurken gut sözcüğünün bu geniş anlamı yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede gut, sindirim veya bağırsak ortamının genelini ifade eder?

  1. He was hit in the gut during the game.
  2. She trusted her gut and chose the blue door.
  3. Scientists are studying bacteria in the human gut.
Cevabı göster

Scientists are studying bacteria in the human gut.

Kalıp ifadeler

help digest ... and strengthen ...: help sözcüğünü paylaşan iki fiil

İngilizcede help fiilinden sonra to olmadan fiilin yalın hâli gelebilir: help digest. Help to digest de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak kısa yapı yaygındır. Burada and, digest ve strengthen fiillerini bağlar. Yalın hâldeki iki fiil de aynı help sözcüğüne bağlıdır; açık biçimi help digest food and help strengthen immunity şeklindedir. İkinci help sözcüğünü kullanmamak iki işlevi kısa ve paralel biçimde sıralar.

Alıştırma

Paralel yapıyı tamamlamak için protect ve keep fiillerini yalın hâlde kullanın: A helmet can help ____ your head and ____ you safe.

Cevabı göster

protect · keep

If you buy into an idea,

5:39

Eğer bir fikre inanırsanız (buy into),

you completely believe in it.

5:41

ona tamamen inanırsınız.

Nettles are common, nutritious, edible plants

5:43

Isırgan otu (Nettles), yaygın, besleyici, yenilebilir bitkilerdir,

with leaves covered in hairs that sting when touched.

5:46

dokunulduğunda yakan tüylerle kaplı yaprakları vardır.

A superfood describes a food containing many vitamins and other healthy nutrients.

5:49

Süper gıda (superfood), birçok vitamin ve diğer sağlıklı besin maddelerini içeren bir yiyeceği tanımlar.

And finally, the adjective flat means lacking energy, emotion, or excitement

5:54

Ve son olarak, enerjisiz (flat) sıfatı enerji, duygu veya heyecandan yoksun olmak anlamına gelir

and probably means you should go outside and get foraging. Ton ve niyet

6:00

ve muhtemelen dışarı çıkıp doğadan bir şeyler toplamaya başlamanız gerektiği anlamına gelir.

Ton ve niyet

should ... get foraging: yumuşak öneri ve harekete başlama

Bu ifade yumuşak bir öneri verir: should katı bir emir değil, ne yapmanın iyi bir fikir olacağını belirtir. go outside ve get foraging eylemleri and ile bağlanır. get + -ing yapısında get, “elde etmek” değil, “başlamak” veya “işe koyulmak” anlamına gelir. Bu nedenle get foraging, yiyecek toplamaya başlamak için canlı bir teşvik verir.

Alıştırma

Cümleyi “şimdi bavul hazırlamaya başlamak” anlamına gelen günlük get + -ing ifadesiyle tamamlayın: We leave in ten minutes, so ____.

Cevabı göster

get packing

Once again, Anlatım akışı

6:03

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Deyimler

6:04

6 dakikamız doldu.

Anlatım akışı

Once again: tekrarlanan tanıdık bir kapanışı belirtmek

Once again, aynı tür durumun bir kez daha gerçekleştiğini belirtir. Burada dinleyicilere programın alışılmış kapanışına geldiğini, yani altı dakikanın bittiğini bildirir. Once again, cümle başında bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak da kullanılır. Virgül bu ifadeyi ana mesajdan ayırır ve dinleyicileri mesajı tekrarlanan, tanıdık bir düzenin parçası olarak anlamaya hazırlar.

Alıştırma

Once again, bu cümlenin başında ne işe yarar?

  1. Durumun ilk kez gerçekleştiğini söyler.
  2. Altı dakikanın başlamak üzere olduğu anlamına gelir.
  3. Tanıdık bir durumun bir kez daha gerçekleştiğini belirtir.
Cevabı göster

Tanıdık bir durumun bir kez daha gerçekleştiğini belirtir.

Deyimler

our 6 minutes are up: ayrılan sürenin sona erdiğini söylemek

Bu kapanış cümlesinde our 6 minutes are up, program için ayrılan altı dakikanın sona erdiği anlamına gelir. Burada up, belirli bir süreyle kullanıldığında “bitmiş” demektir; “daha yukarıda” anlamına gelmez. Başka durumlara da uygulanabilen kalıp süre + be + up şeklindedir. be biçimi özneyle uyum gösterir: six minutes are up, ancak time is up.

Alıştırma

Verilen on dakikanın bittiğini göstermek için cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Your ten minutes ____, so please put down your pencil.

Cevabı göster

are up

Goodbye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:06

Güle güle.

6 Minute English from the BBC.

6:08

BBC'den 6 Dakika İngilizce.