SpaceX drone gemisinin kamerası neden kesiliyor?: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: SpaceX Falcon 9 insansız gemiye inmeden önce canlı görüntünün neden kaybolduğu: motor titreşimleri uydu bağlantısını bozar, görüntü kaydedilir ve ek bir aktarma gemisi fazla pahalı olabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "cuts out" - Deyimsel fiiller: yayın, ses veya bağlantının fiziksel olarak kesilmeden aniden durduğunu anlayın ve geçici arızayı anlatın. 2. "in order for it to" - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: amaç yan cümlesinde koşulu karşılaması gereken öğeyi bulun ve teknik gereklilikleri açıklayın. 3. "worth the cost" - Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: yararı para veya çabayla karşılaştırın ve çözümün haklı olup olmadığını değerlendirin.
Bu derste
rocket launches have been a fascinating spectacle.
0:04roket fırlatmaları hep büyüleyici bir manzara olmuştur.
Ever since: geçmişteki bir başlangıç noktasını bugüne bağlamak
Ever since geçmişte bir başlangıç noktası sunar ve durumun o noktadan bugüne kadar sürdüğünü belirtir. Buradaki başlangıç noktası uzay uçuşlarının ilk günleridir; have been ise roket fırlatmalarının bugün de büyüleyici bir gösteri olduğunu anlatır. Ever since ifadesinden sonra bu cümledeki gibi zaman bildiren bir ad öbeği veya geçmiş zamanlı bir yan cümle gelebilir: ever since 2018; ever since we met. Bu kullanımda since neden değil, zaman bildirir.
Alıştırma
“Leo has loved astronomy ever since he saw Saturn through a telescope” cümlesi ne anlama gelir?
- Astronomiyi yalnızca teleskoptan baktığı sırada sevdi.
- Astronomi sevgisi Satürn'ü gördüğünde başladı ve bugün de devam ediyor.
- Satürn'ü görmesi, gelecekte astronomi okumayı planlamasının nedenidir.
Cevabı göster
Astronomi sevgisi Satürn'ü gördüğünde başladı ve bugün de devam ediyor.
liftoff has usually been the most tense and exciting part of any launch.
0:10kalkış anı genellikle herhangi bir fırlatmanın en gergin ve en heyecan verici kısmıydı.
Up until recently: yakın geçmişte bir bitiş noktası ve ima edilen değişiklik
Up until recently kısa bir süre önce sona eren bir döneme dönüp bakar. Önceki durumun o dönem boyunca geçerli olduğunu belirtir ve çoğu zaman dinleyiciyi yeni ve farklı bir duruma hazırlar. Bu cümlede önceki dönem boyunca havalanma genellikle en gergin ve heyecan verici kısım olmuştur. İfade yalnızca “yakın zamanda bir noktada” anlamına gelmez; bilgiyi eski bir düzen ve bugüne yakın bir dönüm noktası çevresinde düzenler.
Alıştırma
“Up until recently, the library closed at six, but it now stays open until eight” cümlesinin başındaki ifade bize ne anlatır?
- Saat altıda kapanma uygulaması kısa bir süre öncesine kadar sürdü ve şimdi değişti.
- Kütüphane yalnızca kısa bir süre önce saat altıda kapanmaya başladı.
- Kütüphane hâlâ saat altıda kapanıyor ve herhangi bir değişiklik ima edilmiyor.
Cevabı göster
Saat altıda kapanma uygulaması kısa bir süre öncesine kadar sürdü ve şimdi değişti.
But ever since SpaceX came along and started to reuse their rockets, Öbek fiiller
0:16Ancak SpaceX'in ortaya çıkıp roketlerini yeniden kullanmaya başlamasından bu yana,
has become one of the most iconic shots in space flight. Dilbilgisi
0:23uzay uçuşlarındaki en ikonik görüntülerden biri haline geldi.
came along: ortaya çıkıp durumu değiştirmek
Bu cümlede came along, “ortaya çıktı” veya “alana girdi” anlamındadır. SpaceX'in bir yol boyunca hareket ettiğini anlatmaz. Bu ifade, SpaceX'i sonradan gelen ve sonraki gelişmeleri değiştiren yeni bir aktör olarak sunar. X came along and... yaygın bir anlatım kalıbıdır. Bir kişinin, fikrin, ürünün veya fırsatın ortaya çıkıp mevcut durumu değiştirdiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede came along, “ortaya çıktı veya duruma dâhil oldu” anlamındadır?
- Priya came along with us to the museum.
- Then a cheaper solution came along and changed the market.
- Leo came along the narrow path toward the cabin.
Cevabı göster
Then a cheaper solution came along and changed the market.
one of the most iconic shots: en ikonik görüntülerden biri
one of the most + çoğul sayılabilen isim kalıbı, “en üst düzeydeki bir grubun üyelerinden biri” anlamına gelir. Falcon 9'un inişini son derece tanınır bir görüntü olarak niteler, ancak bunun tek ve en ikonik görüntü olduğunu iddia etmez. one of ifadesinden sonra çoğul isim kullanılır: one of the most iconic shots doğrudur; one of the most iconic shot değildir. Burada shot, unutulmaz bir çekim veya görüntü anlamındadır, ateş etme anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, kütüphanenin özellikle güzel binalardan oluşan bir gruba dâhil olduğunu doğru biçimde söyler?
- The library is the most beautiful buildings in the city.
- The library is one of the most beautiful building in the city.
- The library is one of the most beautiful buildings in the city.
Cevabı göster
The library is one of the most beautiful buildings in the city.
cuts out: bir sinyal aniden kesilir
Bu cümlede cuts out, “birden alınamaz hâle gelmek veya çalışmayı durdurmak” demektir. Özne the live video feed olduğu için ifade, çoğu zaman geçici olan teknik bir kesintiyi anlatır. Buradaki cut out geçişsizdir: herhangi bir şey kesilmiyor ya da çıkarılmıyor. Ses, görüntü, sinyal, motor veya elektrik beklenmedik şekilde durduğunda da aynı yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef öbek fiili geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: During the call, the audio suddenly ____, but it came back a few seconds later.
Cevabı göster
cut out
coming into view: görünür hâle gelmek
Come into view, daha önce gizli, çok uzakta ya da bir kişinin veya kameranın görüş alanı dışında olan bir şeyin görünür hâle gelmesi demektir. coming içindeki -ing, roketin görünmeye başlama sürecinde olduğunu gösterir. Burada view “görüş alanı” anlamındadır, “fikir” anlamında değildir. Kalıp özne + come into view şeklindedir. Zamanı veya devam eden bir eylemi göstermek için come biçimi değiştirilir: came into view, is coming into view.
Alıştırma
Cümleyi come into view ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the train rounded the bend, the mountains ____.
Cevabı göster
came into view
in suspense: bilinmeyen sonucu merakla beklemek
In suspense, bundan sonra ne olacağını henüz bilmediğiniz için gergin bir heyecanla beklemek demektir. Burada video önemli anda kaybolur; sonuç gösterilmediği için izleyiciler beklemeye devam eder. Leave someone in suspense yapısındaki leave, birinin o durumda kalmasına neden olmak demektir. Suspense, belirsizlik ile beklentiyi birleştirir; yalnızca korku anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte leaving us in suspense ne anlama geliyor?
- Kesinti herkesin sonucu zaten bildiğini gösterdi.
- Kesinti yalnızca fiziksel tehlike hissetmemize neden oldu.
- Kesinti, sonucu öğrenmek için bizi endişeyle bekletti.
Cevabı göster
Kesinti, sonucu öğrenmek için bizi endişeyle bekletti.
just as: tam o anda
Burada just as bir zaman yan cümlesi başlatır ve “tam ... olduğu anda” anlamına gelir. Yayının roketin görüş alanına girdiği kritik anda kesildiğini gösterir; bu da zamanlamayı özellikle heyecanlı kılar. Aynı anda gerçekleşen olayları bağlamak için just as + özne + fiil yapısını kullanın. Bu yapı, genel bir when cümlesine göre kesin zamanlamayı daha güçlü biçimde vurgular. Bu cümlede as, “çünkü” veya “... biçiminde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede just as, örnektekiyle aynı zaman anlamında kullanılmıştır?
- Just as I opened the door, the phone rang.
- Just as you predicted, the train was late.
- She left early, as she was feeling ill.
Cevabı göster
Just as I opened the door, the phone rang.
we're going to look at how SpaceX broadcasts live video Anlatım akışı
0:46SpaceX'in canlı videoları nasıl yayınladığına bakacağız,
Konuyu önceden bildiren we're going to look at how ...
Bu girişte we're going to look at how, videonun açıklayacağı soruyu veya işleyişi önceden bildirir. Buradaki look at yalnızca gözle bakmak değil, “incelemek, ele almak veya açıklamak” anlamına gelir. we're going to look at how + yan cümle kalıbı dinleyiciye bir yol haritası sunar: önce yaklaşan açıklamayı duyurur, ardından how ile başlayan bölüm incelenecek süreci belirtir. Eğitim videolarının, sunumların ve raporların girişinde kullanılabilir.
Alıştırma
Ders girişini “incelemek ve açıklamak” anlamındaki tam kalıpla tamamlayın: Today, ____ plants move water from their roots to their leaves.
Cevabı göster
we're going to look at how
at how the live feed is interrupted by the rocket
0:53canlı akışın roket tarafından nasıl kesintiye uğradığına
and the possible solutions that could be put in place Kalıp ifadeler
0:56ve bu sorunu aşmak için uygulanabilecek
Bir çözümü uygulamayı anlatan put in place
possible solutions that could be put in place ifadesinde put in place, “düzenleyip kullanmaya başlamak” veya “uygulamaya koymak” anlamına gelir. Çözümler fiziksel bir yere taşınmıyor. Edilgen be put in place biçimi, önlemleri kimin uygulayacağından çok uygulanabilecek önlemlere odaklanır. Bu kalıp önlem, prosedür, koruma, sistem ve plan gibi soyut nesnelerle sık kullanılır.
Alıştırma
Hastane yeni bir güvenlik prosedürünü onayladı ve şimdi bunu işler hâle getirmesi gerekiyor. Bir sonraki adımı en iyi hangi cümle ifade eder?
- The hospital needs to put in place the new safety procedure.
- The hospital says the new safety procedure is already in place.
- The hospital needs to wait until the new safety procedure takes place.
Cevabı göster
The hospital needs to put in place the new safety procedure.
get around this problem: bir engeli aşmanın yolunu bulmak
Bu cümlede get around this problem, planın devam edebilmesi için engelden kaçınmanın veya onu aşmanın pratik bir yolunu bulmak demektir. Fiziksel bir yerin çevresinde hareket etmek anlamına gelmez. Kalıp get around + problem, limit, rule veya obstacle şeklindedir. Genellikle bir geçici çözümü anlatır: temel neden tamamen ortadan kalkmasa bile ilerleme devam eder.
Alıştırma
'We changed the route to get around the road closure,' cümlesinde get around the road closure ne anlama gelir?
- yolu tamamen onarmak
- engeli aşmanın bir yolunu bulmak
- yolun yakınında daireler çizerek yürümek
Cevabı göster
engeli aşmanın bir yolunu bulmak
or on a drone ship placed hundreds of miles out in the ocean. Kültür
1:08ya da okyanusun yüzlerce mil açığındaki otonom insansız gemiye inecektir.
either ... or ...: iki iniş alternatifini bağlamak
Either ... or ... iki alternatifi birbirine bağlar. Burada ilk tam alternatif land near the launch site, ikincisi ise land on a drone ship şeklindedir. İki alternatif de land fiilini paylaştığı için ikinci land anlaşılır ve kullanılmaz. En açık ve yeniden kullanılabilir kalıp için either sözcüğünü ilk değişen ögenin hemen önüne yerleştirin ve iki tarafı dil bilgisi bakımından paralel tutun: land either near X or on Y. Fiili tekrar etmek de mümkündür: either land near X or land on Y.
Alıştırma
İki alternatifi göstermek için eşli yapıyı tamamlayın: The team will ____ repair the old computer ____ replace it.
Cevabı göster
either · or
drone ship: SpaceX'in açık deniz iniş platformu
Burada drone ship, SpaceX'in mürettebatsız ve uzaktan işletilen bir okyanus iniş platformu için kullandığı terimdir. Geri dönen bir Falcon 9 güçlendiricisi, kıyıdan uzaktaki bu platforma inebilir. Bu birleşik isimde drone, geminin güvertede mürettebat olmadan ve uzaktan ya da otonom kontrol altında çalıştığını belirtir. Uçan dronları taşıyan sıradan bir gemi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede drone ship nedir?
- Küçük uçan dronları taşıyan bir gemi
- Bir roket güçlendiricisinin inebildiği mürettebatsız veya uzaktan işletilen okyanus platformu
- Okyanustan canlı video gönderen bir uydu
Cevabı göster
Bir roket güçlendiricisinin inebildiği mürettebatsız veya uzaktan işletilen okyanus platformu
With the drone ship being in such a remote location, Dilbilgisi
1:13İnsansız gemi çok uzak bir konumda olduğu için,
the live video feed has to be transmitted via satellite.
1:17canlı video akışı uydu üzerinden iletilmek zorundadır.
With the drone ship being ...: arka planı kurmak
“With the drone ship being in such a remote location”, ana cümlenin arka planını oluşturan bir with öbeğidir. Yapısı with + isim öbeği + being + tamamlayıcı şeklindedir: with + the drone ship + being + in such a remote location. Burada bu arka plan, canlı videonun neden uydu üzerinden iletilmesi gerektiğini de açıklar. With “birlikte” anlamına gelmez ve being arka plan öbeğinin parçasıdır; ana fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi with + the weather + being + so cold yapısıyla tamamlayın: ____, we stayed indoors.
Cevabı göster
With the weather being so cold
which will then transmit that footage back down to the broadcast team.
1:27uydu da daha sonra bu görüntüyü yayın ekibine geri iletir.
directional signal: hedefe yöneltilmiş enerji
Yönlü bir sinyal, enerjisinin büyük bölümünü kaynağın çevresine genişçe yaymak yerine seçilmiş bir hedefe doğru gönderir. Burada anten sinyali uyduya yöneltir; bu da yeterli gücün uyduya ulaşmasına yardımcı olur. Directional, sinyalin nasıl yoğunlaştırılıp yöneltildiğini anlatır. Yalnızca sinyalin bir yere doğru hareket ettiği anlamına gelmez; iletilen tüm sinyaller hareket eder.
Alıştırma
Bir kurtarma ekibi anteni doğrudan uzaktaki bir üsse yöneltiyor. Burada directional signal ne anlama gelir?
- Her yöne eşit biçimde yayılan bir sinyal
- Zamanla kendiliğinden güçlenen bir sinyal
- Esas olarak üsse doğru yoğunlaştırılmış bir sinyal
Cevabı göster
Esas olarak üsse doğru yoğunlaştırılmış bir sinyal
The signal from the drone ship needs to be directional
1:32İnsansız gemiden gelen sinyalin yönlü olması gerekir,
in order for it to be strong enough to reach the satellite. Dilbilgisi
1:35uyduya ulaşabilecek kadar güçlü olabilmesi için.
in order for it to: amaç eyleminin öznesini belirtmek
in order for + isim/zamir + to + fiil kalıbı, bir amacı veya gerekli sonucu belirtirken mastar eylemini kimin ya da neyin gerçekleştirdiğini de açıkça söyler. Bu cümlede it, signal sözcüğüne gönderme yapar: Sinyalin uyduya ulaşacak kadar güçlü olabilmesi için yönlü olması gerekir. Mastarın açıkça belirtilmiş bir özneye ihtiyacı olduğunda bu kalıbı kullanın. Bu özne ana cümlenin öznesinden farklı olabilir veya ilişkiyi netleştirmek için bir zamirle yeniden belirtilebilir.
Alıştırma
in order for + özne + to kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The doors must remain unlocked ____ enter quickly.
Cevabı göster
in order for emergency crews to
Sıfat + enough + to: strong enough to reach
Strong enough to reach, sinyalin gücünün uyduya ulaşmak için gereken en düşük düzeye eriştiğini belirtir. Yapı sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Enough sıfattan sonra gelir; sıra ters çevrilmez. To ile başlayan bölüm, bu dereceye ulaşınca mümkün olan sonucu belirtir.
Alıştırma
Warm kelimesini ve sıfat + enough + to yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: By noon, the water will be ____.
Cevabı göster
warm enough to swim in
The problem occurs when the rocket gets close to the drone ship.
1:39Sorun, roket insansız gemiye yaklaştığında ortaya çıkar.
come in for a landing: iniş için yaklaşmak
Comes in for a landing, bir hava ya da uzay aracının iniş alanına doğru hareket edip inmeye hazırlanması demektir. Bu cümlede yere temas anını değil, yaklaşma aşamasını anlatır. Come in bir yere veya gözlemciye doğru hareketi, for a landing ise bu hareketin amacını gösterir. Bu ifade uçaklar ve uzay araçları için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Yaklaşma aşamasını anlatan, come ve landing temelli kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rescue helicopter is ____.
Cevabı göster
coming in for a landing
using either one or three of its Merlin engines,
1:46Merlin motorlarından birini veya üçünü kullanarak,
“slowed down”: edilgen yapıda hız azaltma
“is slowed down”, ayrılabilen slow down öbek fiilinin edilgen biçimidir. Burada roketin hızının azaltıldığı anlamına gelir; motorlar bu azalmayı sağlayan kuvveti üretir. down parçacığı hız değişikliği anlamını tamamlar. Roketin hareket yönünü göstermez; bu nedenle roket aşağı doğru hareket ederken bile slowed down “yavaşlatılmış” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi slow down ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The train was ____ by a speed restriction before it entered the station.
Cevabı göster
slowed down
“100,000 lb of thrust”: kuvvet ve birim gösterimi
Burada thrust, bir roket motorunun ürettiği itme kuvvetini belirten bir isimdir. 100,000 lb of thrust bu kuvvetin büyüklüğünü ifade eder; ifadenin önündeki over, her motorun bu miktardan fazlasını ürettiğini gösterir. lb, pound biriminin simgesidir. Bu havacılık ve uzay ifadesinde motorun kütlesini değil, kuvvet için kullanılan pound değerini temsil eder. Sayı çoğul olsa da simge lb olarak kalır ve s almaz.
Alıştırma
“The test engine produced 20,000 lb of thrust,” cümlesinde 20,000 lb of thrust neyi belirtir?
- Motorun hareket ettiği mesafe.
- Motorun ürettiği itme kuvvetinin miktarı.
- Motorun kendi kütlesi.
Cevabı göster
Motorun ürettiği itme kuvvetinin miktarı.
the thrust from the engines start to shake the drone ship
1:59motorlardan gelen itiş gücü insansız gemiyi sallamaya başlar
that the video feed antenna loses lock with the satellite, Kalıp ifadeler
2:04video akışı anteni uyduyla olan bağlantısını kaybeder
lose lock with: bir cihaz izlemeyi bıraktığında
Bu teknik kullanımda lock, kararlı bir izleme, hizalama veya sinyal eşleme durumudur. Bir anten loses lock with a satellite durumuna gelirse bu kararlı durumu artık koruyamaz; dolayısıyla iletişim veya video aktarımı kesilebilir. Burada fiziksel bir kilitten söz edilmez. Yeniden kullanılabilir yapı lose lock with + cihaz veya sinyal kaynağı şeklindedir. Geçmiş zaman biçimi lost lock with olur.
Alıştırma
Bir teknik raporda "The antenna lost lock with the satellite" ne anlama gelir?
- Anten bilerek kapatıldı.
- Anten, uyduyla kararlı izleme veya eşlemeyi artık sürdüremiyordu.
- Antenin fiziksel kilidi kırıldı.
Cevabı göster
Anten, uyduyla kararlı izleme veya eşlemeyi artık sürdüremiyordu.
such a high frequency that: dereceyi sonuca bağlamak
such + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim + that yan cümlesi yapısı, bir sonuca yol açan aşırı bir dereceyi gösterir. Burada such a high frequency titreşimi tanımlar; that ise antenin kilidi kaybetmesi sonucunu getirir. Frequency burada tekil ve sayılabilen bir isim olduğu için a gerekir: such a high frequency. İsim öbeğinin tamamı with sözcüğünden sonra gelir. Bununla ilişkili sıfat yapısı so + sıfat + that şeklindedir: The frequency was so high that the antenna lost lock.
Alıştırma
Cümleye uyan ifadeyi seçin: The motor vibrated at ___ that the camera image became blurry.
- such a high frequency
- so a high frequency
- so high
Cevabı göster
such a high frequency
causing the video feed to cut out: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki causing yan cümlesi, daha önce anlatılan durumun doğrudan sonucunu ekler. Bu yapının örtük öznesi en yakın isim değil, önceki durumun tamamıdır: video akışının bozulmasına önceki durum neden olur. Yan cümlenin içinde cause + nesne + to-infinitive kalıbı kullanılır: cause + the video feed + to cut out. Burada cut out, “birden çalışmayı durdurmak veya kesilmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini cause + nesne + to-infinitive kalıbıyla tamamlayın: A loose cable disrupted the connection, ____ the screen ____ go dark.
Cevabı göster
causing · to
Once the rocket has landed and the vibrations have dissipated, Dilbilgisi
2:12Roket inip titreşimler dağıldığında,
Once the rocket has landed: gelecek anlamlı zaman yan cümlesinde present perfect
Once, sonraki olayı başlatan zamanı, yani “iniş tamamlanır tamamlanmaz” anlamını belirtir. Once sonrasında gelecekten söz eden bir zaman yan cümlesinde İngilizce normalde will değil, şimdiki zaman biçimlerinden birini kullanır. Present perfect olan has landed, beklenen sonuçtan önce inişin tamamlanacağını gösterir. Ana cümledeki should reappear kesin bir garanti değil, makul bir beklenti bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle, kapılar açılmadan önce güvenlik kontrolünün tamamlanması gerektiğini en iyi vurgular?
- Once the safety check has been completed, the doors can open.
- Once the safety check was completed, the doors can open.
- Once the safety check will have been completed, the doors can open.
Cevabı göster
Once the safety check has been completed, the doors can open.
as soon as the drone ship regains connection with the satellite. Dilbilgisi
2:23insansız gemi uyduyla olan bağlantısını yeniden kurar kurmaz.
as soon as: tetikleyiciden hemen sonra yapılan eylem
as soon as, tetikleyici bir olayla onun hemen ardından gerçekleşen olayı birbirine bağlar. Burada bağlantı geri geldiğinde görüntüler hemen gönderilecektir; ifade, arada kayda değer bir gecikme olmayacağını vurgular. Gelecekten söz ederken as soon as sonrasındaki zaman yan cümlesinde genellikle regains gibi geniş zaman kullanılır; ana cümlede ise will be sent kullanılabilir. Buradaki regains şimdiki zamanı anlatmaz; sürecin tamamı gelecektedir.
Alıştırma
Cümleyi “tetikleyici olayın hemen ardından” anlamındaki bağlayıcıyla tamamlayın: We will call you ____ we have the results.
Cevabı göster
as soon as
Not only does this ensure that the engineers can analyze each landing, Dilbilgisi
2:27Bu, mühendislerin her inişi analiz etmesini sağlamakla kalmaz,
it also means that SpaceX can upload the footage after the broadcast
2:31aynı zamanda SpaceX'in yayından sonra herkesin izleyebilmesi için
Not only ... it also ...: öne alma ve devriklik
Not only ilk faydayı tanıtır ve dinleyiciye ikinci, önemli bir ek bilginin geleceğini bildirir. Buna karşılık gelen it also ikinci faydayı işaretler; böylece cümle bilgiyi düz bir liste olarak vermek yerine iki aşamada oluşturur. Not only ilk yan cümlenin başına getirildiği için İngilizcede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: does, this sözcüğünden önce gelir ve ensure yalın biçimde kalır. İkinci yan cümle olan it also means ... normal özne-fiil sırasına döner.
Alıştırma
Hangi cümle baştaki Not only yapısını doğru kullanır ve ikinci yan cümleyi normal sırada tutar?
- Not only does the new filter reduce noise, but it also saves energy.
- Not only does the new filter reduce noise, but also does it save energy.
- Not only the new filter reduces noise, but it also saves energy.
Cevabı göster
Not only does the new filter reduce noise, but it also saves energy.
There have been many solutions put forward to fix this issue. Öbek fiiller
2:40Bu sorunu çözmek için birçok çözüm öne sürülmüştür.
put forward: değerlendirilmek üzere önermek
Bu cümlede put forward, “değerlendirilmek veya tartışılmak üzere önerilmiş” anlamına gelir. Bir şeyi fiziksel olarak öne taşımayı anlatmaz. Tam yapı solutions that have been put forward şeklindedir. Kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği put forward, solutions sözcüğünü niteler. Yani çözümler eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: biri bu çözümleri önermiştir.
Alıştırma
Cümleyi “değerlendirilmek üzere önerdiler” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The engineers ____ a safer design at the meeting.
Cevabı göster
put forward
One solution would be to have a similar ship placed Dilbilgisi
2:44Bir çözüm, benzer bir gemi yerleştirmek olabilir,
One solution would be to + fiilin yalın hâli
One solution would be to, bir sorunu çözmenin olası bir yolunu sunar. Yapı One solution would be to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Would, öneriyi kesin değil varsayımsal yapar. Konuşan kişi değerlendirilmek üzere bir seçenek sunar; bu seçeneğin seçildiğini veya uygulandığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ölçülü öneri yapısıyla tamamlayın: The classroom gets too hot in the afternoon. ____ install window shades.
Cevabı göster
One solution would be to
This antenna ship would be unaffected by the vibrations,
2:53Bu anten gemisi titreşimlerden etkilenmezdi,
but it would need to be connected to the drone ship
2:56ancak insansız gemiye bağlanması gerekirdi,
using a very long video cable to receive the footage.
2:59görüntüleri almak için çok uzun bir video kablosu kullanarak.
A way around this is to transmit the video feed from the drone ship
3:04Bunu aşmanın bir yolu da, video akışını insansız gemiden
using a non-directional signal to the antenna ship,
3:08yönlü olmayan bir sinyal kullanarak anten gemisine iletmek,
which would then transmit the video feed up to the satellite
3:12anten gemisinin de daha sonra video akışını uyduya iletmesi olabilirdi,
without being interrupted by the rocket's vibrations. Dilbilgisi
3:15roketin titreşimleriyle kesintiye uğramadan.
without being interrupted: without sonrasında edilgen -ing yapısı
Bu cümlede without being interrupted, video aktarımının dışarıdan bir eylem tarafından durdurulmadan veya bozulmadan gerçekleşebileceğini anlatır. Etkilenen şey aktarım olduğu için anlam edilgendir. without sonrasında -ing biçimi kullanılır. Bu biçimi edilgen yapmak için being + geçmiş zaman ortacı kullanılır: without being + interrupted. Bu yapı, olası bir sorun önlenirken bir eylemin devam ettiğini anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi without ve interrupt fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The presenter finished her explanation ____ by questions.
Cevabı göster
without being interrupted
Although this may seem like a problem that SpaceX could easily fix, Dilbilgisi
3:20Bu SpaceX'in kolayca çözebileceği bir sorun gibi görünse de,
going through the effort of adding more vessels to the recovery fleet Kültür
3:25kurtarma filosuna daha fazla gemi ekleme çabasına girmek
Uzay operasyonlarında “recovery fleet”
Recovery fleet, iniş veya suya inişten sonra donanımı geri almakla görevlendirilen, koordineli bir gemi, tekne ve destek aracı grubudur. Bu uzay uçuşu bağlamında insansız gemileri ve roket ekipmanının geri alınmasına yardımcı olan diğer deniz araçlarını içerebilir. Burada recovery, filonun görevini belirtir. Filonun kendisinin bir hasardan kurtulmakta olduğu anlamına gelmez; fleet de mutlaka askerî savaş gemileri demek değildir.
Alıştırma
“A recovery fleet waited offshore to collect the capsule,” cümlesinde “recovery fleet” ne anlama gelir?
- Onarımdan sonra geri dönen bir savaş gemisi grubu
- Hasardan kurtulmakta olan tek bir gemi
- Bir şeyi geri almak için kullanılan koordineli bir deniz aracı grubu
Cevabı göster
Bir şeyi geri almak için kullanılan koordineli bir deniz aracı grubu
Although this may seem like...: karşıt sonuçtan önce görünüşü kabul etmek
Bu cümlede Although bir ödünleme sunar: konuşan kişi önce ilk bakışta oluşan izlenimi kabul eder. This may seem like, bu izlenimi bir gerçek olarak değil, kesin olmayan bir görünüş olarak sunar. Ardından ana cümle, konuşanın bu izlenimle çelişen gerçek sonucunu verir. Tekrar kullanılabilen Although X may seem like Y, Z kalıbı, X'in ilk başta Y gibi görünebileceğini fakat daha önemli değerlendirmenin Z olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle ilk izlenimi kabul edip ardından bununla çelişen bir sonuç sunan kalıbı kullanıyor?
- Although this may seem like a minor delay, it could affect the entire schedule.
- This may seem like a minor delay, so there is no need to check the schedule.
- Because this may seem like a minor delay, it will not affect the schedule.
Cevabı göster
Although this may seem like a minor delay, it could affect the entire schedule.
Be worth the cost: maliyete değmek
Be worth the cost, bir şeyin değerinin veya sağladığı yararın ödenmesi ya da göze alınması gereken bedeli karşılayacak kadar yüksek olması demektir. Olumsuz cümlede konuşmacı, birkaç saniyelik canlı videonun yeterli yarar sağlayıp sağlamadığından kuşku duyuyor. Kalıp be + worth + isim öbeğidir: it is worth the cost. Worth sözcüğünden sonra isim doğrudan gelir; of kullanılmaz. Cost çoğunlukla para anlamındadır ancak zaman, emek, rahatsızlık veya risk de içerebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “masrafı haklı çıkaracak kadar değerli” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The camera upgrade is expensive, but the improved image quality makes it ____.
Cevabı göster
worth the cost
Even if we don't get to see live footage of the landing, Dilbilgisi
3:34İnişin canlı görüntülerini göremesek bile,
the footage is always recorded and uploaded a few days later
3:37görüntüler her zaman kaydedilir ve birkaç gün sonra yüklenir,
Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, gerçekleşebilecek veya gerçekleşmeyebilecek bir koşul sunar. Ana cümle, her iki durumda da sonucun geçerli kalacağını belirtir. Burada canlı görüntüleri izleyememek, kaydın daha sonra yükleneceğine dair güvenceyi değiştirmez. Olası bir engelin sonucunuzu, planınızı veya sözünüzü değiştirmediğini anlatırken even if kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede even if, koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de sonucun aynı kalacağını göstermek için kullanılmıştır?
- If the bus is late, I may miss the meeting.
- Even though the bus was late, I arrived before the meeting started.
- Even if the bus is late, I will arrive before the meeting starts.
Cevabı göster
Even if the bus is late, I will arrive before the meeting starts.
goes wrong: bir şey planlandığı gibi gitmediğinde
Go wrong, bir şeyin kötü gelişmesi, başarısız olması veya planlandığı gibi gerçekleşmemesi anlamına gelir. Bu cümlede goes, tekil özne the landing ile uyumludur. Buradaki wrong, ahlaki bir yargıyı değil, inişin sonucunda sorun çıktığını anlatır. Bu yapı planlar, olaylar, süreçler ve makinelerle sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tekil özneye uygun go + wrong ifadesiyle tamamlayın: If our main plan ____, we will use the backup.
Cevabı göster
goes wrong
So, while it might be frustrating to lose the video feed Dilbilgisi
3:48Yani, her görevin en heyecan verici anında
to eventually bring us clear footage of each landing.
3:58sonuçta bize her inişin net görüntülerini sunmak için.
while it might be frustrating to ... yapısındaki ödünleme bildiren while
Burada while, “sırasında” değil, “-e rağmen” ya da “-se de” anlamındadır. Bir ödünleme yan cümlesi başlatır: konuşmacı önce görüntünün kesilmesinin can sıkıcı olabileceği olumsuzluğunu kabul eder, ardından daha olumlu olan asıl değerlendirmesini verir. Might be frustrating to bu kabulü yumuşatır. Herkesin kesinlikle böyle hissettiğini söylemek yerine, bunun anlaşılır ve olası bir duygu olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı şudur: While + olası olumsuzluk, ana fikir.
Alıştırma
Bu yeni cümlenin başındaki yan cümle ne anlama geliyor? “While it might be frustrating to wait, the careful check keeps everyone safe.”
- Güvenlik kontrolünün yalnızca bekleme sırasında yapıldığını söyler.
- Beklemenin can sıkıcı olabileceğini kabul edip ardından asıl olumlu noktayı sunar.
- Beklemenin herkes için kesinlikle can sıkıcı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Beklemenin can sıkıcı olabileceğini kabul edip ardından asıl olumlu noktayı sunar.
does seem like içindeki vurgulu does
Bu olumlu cümlede does, seem fiilini vurgular. Konuşmacı soru sormuyor veya olumsuzluk kurmuyor; kanıtları değerlendirdikten sonra, SpaceX’in elinden gelen her şeyi yaptığı izleniminin gerçekten doğru olduğunu söylüyor. Vurgulu do’dan sonra fiilin yalın hâli kullanılır: does seem doğrudur, does seems değildir. Yeniden kullanılabilecek yapı özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir; yardımcı fiil özneye ve zamana uyar. Daha sonraki SpaceX do everything bölümünde do ana fiildir ve şirketi çoğul bir grup olarak ele alan yaygın bir Britanya İngilizcesi kullanımını izler. Bu, it does seem içindeki vurgulu does’tan farklıdır.
Alıştırma
Şüpheyi düzelten vurgulu yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: “Maya is very quiet, but she ____ understand the instructions.”
Cevabı göster
does
do everything they can to: elinden gelen her şeyi yapmak
Do everything they can to, bir hedefe ulaşmak için mümkün olan her çabayı göstermek demektir. Bu cümlede SpaceX'in her inişin net görüntülerini sağlamak için gösterdiği çabayı anlatır; görüntülerin kesinlikle elde edileceğini vadetmez. Kalıp do everything + özne + can/could + to + fiil şeklindedir. can veya could'dan sonra ikinci bir do söylenmeden anlaşılır: everything they can (do) to bring us....
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve mümkün olan her çabayı göstermek anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: We will ____ solve the problem before Friday.
Cevabı göster
do everything we can to
If you have any more questions on how SpaceX broadcast their launches,
4:03SpaceX'in fırlatmalarını nasıl yayınladığı hakkında daha fazla sorunuz varsa,
and would like to become one of the first contributors to Primal Space,
4:12ve Primal Space'in ilk destekçilerinden biri olmak isterseniz,
as we continue to learn more about all things space.
4:27uzayla ilgili her şey hakkında daha fazlasını öğrenmeye devam ederken.
and you and and uh the storm mount and the old flag.
5:00ve ve ııı fırtına dağı ve eski bayrakla mükemmel.