Çirkin Tarih: Japon asıllı Amerikalıların tecrit kampları - Densho: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
720 kelime 140 kel/dk

Video özeti: Video, Aki Kurose’nin yaşamı üzerinden Pearl Harbor sonrasındaki korku ve ırkçılığın Japon kökenli Amerikalıların savaş döneminde hapsedilmesine, eve dönüşte yaşadıkları güçlüklere ve sonradan gelişen tanınma ve telafi mücadelesine nasıl yol açtığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What she did not know was how — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: What ile başlayan yan cümlenin kişinin o sırada bilmediği şeyi nasıl sunduğunu, how sözcüğünün ise yaklaşan sonuçlara nasıl yön verdiğini öğrenin. Biyografik anlatıda merak oluşturmak ve geçmişteki bir deneyimi daha sonraki sonucuna bağlamak için bu kalıbı kullanabilirsiniz. 2. continued detention of American citizens without charges was unconstitutional. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Vatandaşları bir suçla itham etmeden gözaltında tutmaya devam etmenin Anayasa’ya aykırı olduğunu belirten resmî hukuk dilini anlayın. Böylece tutukluluk, adil yargılanma süreci ve medeni haklar hakkındaki haber ve tartışmaları daha doğru yorumlayabilirsiniz. 3. calling for the United States to atone — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Şimdiki zaman ortacı grubunun bir hareketin talebini nasıl açıkladığını ve call for someone to do something yapısının kamusal çağrı bildirdiğini fark edin. Bu yapıyı, bir adaletsizlik için tanınma, sorumluluk veya telafi isteyen kampanyaları anlatırken kullanabilirsiniz.

Bu derste

On December 7th, 1941,

0:07

7 Aralık 1941'de,

16-year-old Aki Kurose shared in the horror of millions of Americans Notlar

0:10

16 yaşındaki Aki Kurose, milyonlarca Amerikalının dehşetini paylaştı

Kelime

İsimden önce 16-year-old kullanımı

16-year-old Aki Kurose ifadesinde 16-year-old, adı niteleyen tek bir birleşik sıfat gibi çalışır. Başka cümlelere de uygulanabilen kalıp number-year-old + noun/person şeklindedir. Year birleşik niteleyicinin parçası olduğu için tekil kalır; kısa çizgiler de sözcüklerin birlikte işlev gördüğünü gösterir.

Alıştırma

İsimden önce gelen doğru yaş biçimini tamamlamak için 16 rakamlarını kullanın: Lena is a ____ chess player.

Cevabı göster

16-year-old

Kalıp ifadeler

shared in the horror: ortak bir deneyime katılmak

Burada shared in the horror, Aki Kurose'nin milyonlarca Amerikalının hissettiği aynı dehşeti yaşadığı anlamına gelir. Share in + duygu, deneyim, sonuç veya sorumluluk, başkalarıyla birlikte buna katılmak ya da bundan etkilenmek demektir. Bu ifade dehşeti bir kişiden diğerine verilen bir nesne olarak değil, ülke çapında ortak yaşanan bir deneyim olarak sunar.

Alıştırma

Share in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: After the rescue, the whole town ____ the family's relief.

Cevabı göster

shared in

when Japanese planes attacked Pearl Harbor. Kültür

0:15

Japon uçakları Pearl Harbor'a saldırdığında.

Kültür

İkinci Dünya Savaşı'nın dönüm noktası olarak Pearl Harbor

Pearl Harbor, Hawaii'deki Oahu Adası'nda bulunan bir ABD deniz üssü ve limanının özel adıdır. Bu cümlede Japon uçakları 7 Aralık 1941'de bu yere saldırmıştır; Harbor özel adın bir parçasıdır ve burada yalnızca genel anlamda “liman” demek değildir. Bu saldırı, Amerika Birleşik Devletleri'nin İkinci Dünya Savaşı'na girmesine yol açtı. Bu nedenle Pearl Harbor, ABD tarih anlatılarında savaş döneminin önemli bir dönüm noktasını belirtir ve sonrasında ortaya çıkan korku ile kuşkuyu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu tarihsel bağlamda Pearl Harbor neyi ifade ediyor?

  1. Japonya'nın 1941'de saldırdığı Hawaii'deki ABD deniz üssü ve limanı.
  2. ABD'nin Batı Kıyısı'ndaki herhangi bir askerî liman için kullanılan genel bir terim.
  3. İkinci Dünya Savaşı'nın Avrupa'da sona erdiği yer.
Cevabı göster

Japonya'nın 1941'de saldırdığı Hawaii'deki ABD deniz üssü ve limanı.

What she did not know was how that shared experience Dilbilgisi

0:19

Bilmediği şey, paylaşılan bu deneyimin

would soon leave her family Dilbilgisi

0:22

kısa süre sonra ailesini

Dilbilgisi

What she did not know was how...: merak uyandıran anlatı kalıbı

Burada What she did not know bir soru değildir. “Onun bilmediği şey” anlamına gelen, öncülünü kendi içinde barındıran bir ilgi yan cümlesidir ve yan cümlenin tamamı was fiilinin öznesidir. was sonrasındaki how yan cümlesi, bilinmeyen biçimi veya dereceyi belirtmeye başlar. Bu kalıp daha sonraki bir bakış açısından geçmişe döner: anlatıcı sonucu bilir, ancak o sırada kadın bunu bilmez. how yan cümlesini geciktirmek merak uyandırır ve sırada açıklanacak sonucu tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle What ... did not know was how ... anlatı kalıbını doğru kullanıyor?

  1. What did Lena not know was how quickly the plan would change?
  2. What Lena did not know how quickly was the plan would change.
  3. What Lena did not know was how quickly the plan would change.
Cevabı göster

What Lena did not know was how quickly the plan would change.

and over 120,000 Japanese Americans

0:24

ve 120.000'den fazla Japon asıllı Amerikalıyı

alienated from their country. Kelime

0:27

ülkelerinden nasıl yabancılaştıracağıydı.

Dilbilgisi

would soon leave: geçmişten bakarak sonraki sonucu haber vermek

would soon leave ifadesindeki would, geçmişten bakılan geleceği gösterir: anlatıcı daha önceki bir anda durur ve o anda henüz gelecekte olan bir sonucu önceden bildirir. Soon, bu sonucun kısa süre sonra gerçekleşeceğini belirtir. Bu, tarihsel anlatımda kullanılan bir yapıdır; kibar bir rica ya da gerçek dışı bir varsayım değildir. Yapı would + fiilin yalın hâlidir, bu yüzden leave yalın hâlde kalır.

Alıştırma

“In 1998, she made a decision that would soon transform her company,” cümlesinde would soon transform neyi gösterir?

  1. Şimdiki anda kibar bir ricada bulunur.
  2. 1998 bakış açısından daha sonra gerçekleşecek bir sonucu öngörür.
  3. Gerçekleşmesi imkânsız bir sonucu anlatır.
Cevabı göster

1998 bakış açısından daha sonra gerçekleşecek bir sonucu öngörür.

Kelime

alienated from their country: kendi ülkesi tarafından dışlanmak ve bağını kaybetmek

Alienated from their country, toplumsal ve duygusal bir kopuşu anlatır: insanlar kendi ülkeleri tarafından reddedilmiş, ülkeleriyle bağları kesilmiş ya da artık tam olarak kabul edilmiyormuş gibi hissettirilir. Bu ifade yalnızca seyahat ettikleri veya başka bir yere taşındıkları anlamına gelmez. Bu cümlede leave + insanlar + alienated, bir olayın yol açtığı durumu anlatır; from ise kopuşun hangi taraftan kaynaklandığını gösterir. Their country, Amerika Birleşik Devletleri'ni ifade eder ve bu Japon Amerikalıların ait oldukları ülkenin kendisi tarafından reddedildiklerini vurgular.

Alıştırma

“The policy left residents alienated from their own community” cümlesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Politika, bölge sakinlerinin toplulukları tarafından daha fazla kabul edildiklerini hissetmelerine yardımcı oldu.
  2. Politika, bölge sakinlerinin topluluğun sınırları dışına taşınmasını zorunlu kıldı.
  3. Politika, bölge sakinlerinin kendi toplulukları tarafından reddedilmiş ve topluluklarından kopmuş hissetmesine yol açtı.
Cevabı göster

Politika, bölge sakinlerinin kendi toplulukları tarafından reddedilmiş ve topluluklarından kopmuş hissetmesine yol açtı.

Both socially and physically. Anlatım akışı

0:29

Hem sosyal hem de fiziksel olarak.

Anlatım akışı

Both socially and physically: vurgu yapan bir devam parçası

Both socially and physically. parçası, daha önce belirtilen dışlanmış olma durumuna geri döner. Yeni bir eylem sunmaz. Socially toplum içindeki dışlanma ve ayrımcılığı, physically ise gerçek anlamda yerinden edilmeyi, ayrılmayı veya hapsedilmeyi belirtir. İfadenin tek başına kısa bir cümle olarak verilmesi bir duraklama yaratır ve geniş bir durumu vurgulanan iki boyuta ayırır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp şudur: Önce temel durumu belirtin; eksik bırakılan fikir zaten açıksa ardından Both A and B. yapısını vurgulu bir ek olarak kullanın.

Alıştırma

Parçayı okuyun: The move changed her life. Both professionally and personally. İkinci cümle ne yapıyor?

  1. Daha önce belirtilen değişimi vurgulanan iki boyuta ayırır.
  2. Taşınmanın iki farklı yerde gerçekleştiğini söyler.
  3. Farklı kişiler tarafından yapılan iki yeni eylem sunar.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen değişimi vurgulanan iki boyuta ayırır.

As of 1941, Japanese American communities had been growing in the US Notlar

0:31

1941 itibarıyla, Japon asıllı Amerikalı toplulukları ABD'de

for over 50 years.

0:36

50 yılı aşkın süredir büyümekteydi.

Kalıp ifadeler

As of + tarih: zaman referansı belirlemek

Bu cümlede As of 1941, sonraki ifadenin zaman referansını 1941 olarak belirler. “O zamanki duruma göre” anlamına gelir: 1941 referans noktasında bu topluluklar Amerika Birleşik Devletleri'nde 50 yılı aşkın süredir gelişmekteydi. as of + tarih kalıbı, belirli bir zamandaki durumu veya toplamı bildirmek için sık kullanılır. Duyurularda bir kuralın veya düzenlemenin başladığı tarihi de belirtebilir; devamındaki cümlecik, odağın o tarihteki durum mu yoksa o tarihten itibaren geçerli olan bir değişiklik mi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Mali rapor cümlesini “bu raporlama tarihi itibarıyla” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ March 31, the account balance was $5,000.

Cevabı göster

As of

Dilbilgisi

had been growing ... for over 50 years: geçmişteki bir noktaya kadar süren süreç

Had been growing, had been + fiil-ing biçimindeki past perfect progressive yapısıdır. Büyümeyi geçmişteki bir referans noktasından önce başlayıp o noktaya kadar devam eden bir süreç olarak gösterir. Buradaki referans noktası 1941'dir. For over 50 years, bu noktaya kadar geçen süreyi belirtir. Dolayısıyla cümle, yalnızca 1941 yılında gerçekleşen bir büyümeyi değil, 1941'den önce başlamış ve o zamana kadar sürmüş uzun bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

grow fiilinin past perfect progressive biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: By 2010, the town ____ steadily for two decades.

Cevabı göster

had been growing

About 1/3 of them were immigrants,

0:38

Yaklaşık üçte biri göçmendi,

many of whom settled on the West Coast Notlar

0:40

çoğu Batı Yakası'na yerleşmişti

and had lived there for decades.

0:42

ve on yıllardır orada yaşıyorlardı.

Dilbilgisi

many of whom: bir gruptaki kişiler hakkında ek bilgi verme

Many of whom, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Whom daha önce geçen immigrants sözcüğüne gönderme yapar; bu nedenle many of whom, bu göçmenlerin birçoğu anlamına gelir. Önceki isim insanları belirttiğinde “miktar ifadesi + of whom + fiil” kalıbı kullanılabilir: some of whom, most of whom veya two of whom. Virgül, cümleciğin ek bilgi verdiğini gösterir; whom burada soru sözcüğü değil, ilgi zamiridir.

Alıştırma

İlgi cümleciği kalıbını doğru zamirle tamamlayın: The conference welcomed 200 guests, many of ____ came from abroad.

Cevabı göster

whom

Kalıp ifadeler

settled on the West Coast: Batı Yakası'na yerleşmek

Bu cümlede settled, “bir yere taşınıp orayı uzun süreli bir yuva yapmak” anlamındadır. Ardından gelen had lived there for decades bölümü, geçici bir ziyareti değil uzun süre orada yaşamayı anlattığını doğrular. On the West Coast bir yer ifadesidir: İngilizcede kıyıdaki bir konum için on the coast denir; the West Coast ise ABD’nin batı kıyı bölgesinin yerleşik adıdır. Burada on yer ifadesine aittir; settled on “seçti” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede settle “bir yerde uzun süreli bir yuva kurmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. After college, Maya settled on the West Coast.
  2. After a long debate, the committee settled on a new plan.
  3. The two companies settled their dispute in court.
Cevabı göster

After college, Maya settled on the West Coast.

The rest were born as American citizens, Anlatım akışı

0:44

Geri kalanı ise Amerikan vatandaşı olarak doğmuştu,

like Aki.

0:47

tıpkı Aki gibi.

Anlatım akışı

The rest: grubun geri kalanını tanıtma

The rest, önceki anlatımda zaten bölünmüş olan bir gruba gönderme yapar. Bir bölüm açıklandıktan sonra geriye kalan üyelerin tümünü tanıtır ve açıklamayı ilk kategoriden diğer bölüme taşır. Burada birden fazla kişiyi gösterdiği için ardından çoğul fiil were gelir. Bu kullanımda rest, “geri kalan kişiler” anlamında bir zamirdir; “dinlenme” anlamına gelmez.

Alıştırma

İkinci cümleyi, bu notta öğretilen ve “geriye kalan gönüllülerin tümü” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Three of the ten volunteers checked tickets. ____ helped guests find their seats.

Cevabı göster

The rest

Born Akiko Kato in Seattle, Dilbilgisi

0:48

Seattle'da Akiko Kato olarak doğan Aki,

Dilbilgisi

Born Akiko Kato in Seattle: sıkıştırılmış bir biyografik giriş

Born Akiko Kato in Seattle, ana cümleden önce gelen geçmiş ortaç yapısındaki bir öbektir. Burada born, hem doğum adı olan Akiko Kato'yu hem de doğum yeri Seattle'ı belirtir. Yapı, She was born Akiko Kato in Seattle. biçiminde açılabilir. Bu öbek arka plan bilgisini sıkıştırır, ancak tek başına tam bir ana cümle yüklemi olamaz. Anlamca öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Bu kısa giriş biçimi biyografilerde ve haberlerdeki kişi tanıtımlarında yaygındır.

Alıştırma

Elena'nın doğum adını ve doğum yerini vermek için ortaçlı girişi doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Born Elena Ruiz in Madrid, later became a well-known architect.
  2. Born Elena Ruiz in Madrid, the city inspired her designs.
  3. Born Elena Ruiz in Madrid, she later became a well-known architect.
Cevabı göster

Born Elena Ruiz in Madrid, she later became a well-known architect.

Aki grew up in a diverse neighborhood Öbek fiiller

0:50

çeşitliliğin olduğu bir mahallede büyüdü

Öbek fiiller

grew up: birinin çocukluğunu nerede geçirdiğini anlatmak

grew up, grow up öbek fiilinin simple past biçimidir. Bir kişi için kullanıldığında yalnızca fiziksel olarak büyümeyi değil, çocukluk dönemini geçirip zamanla yetişkin olmayı ifade eder. grow up in + yer kalıbı, birinin çocukluğunu geçirdiği yeri veya ortamı belirtir. Bu cümlede in a diverse neighborhood, Aki'nin çocukluk ortamını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi grow up ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın: Nora ____ in a small town before moving away at eighteen.

Cevabı göster

grew up

where she never thought of herself as anything but American Notlar

0:53

kendisini Amerikalıdan başka bir şey olarak hiç düşünmediği bir yerde

Kalıp ifadeler

thought of herself as: kendini bir kimlik veya rol olarak görmek

“Thought of herself as”, think of oneself as yapısının geçmiş zamanıdır. Bir kişinin kendisini belirli bir kimlik, rol veya özellik olarak gördüğünü ya da tanımladığını anlatır. Burada ifade, başkasının onun hakkındaki görüşünü değil, onun kendi kimlik algısını anlatır. Yapı think of + dönüşlü zamir + as + kimlik veya tanımlamadır. Özne she olduğu için herself kullanılır; of ve as yapının parçalarıdır.

Alıştırma

“Maya thinks of herself as a reliable teammate” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Maya kendisini güvenilir bir takım arkadaşı olarak görüyor.
  2. Maya başka bir kişiyi güvenilir bir takım arkadaşı olarak görüyor.
  3. Maya kendisini güvenilir bir takım arkadaşı olarak görmüyor.
Cevabı göster

Maya kendisini güvenilir bir takım arkadaşı olarak görüyor.

Kelime

anything but American ve never: kendini yalnızca Amerikalı olarak görmek

Tek başına ele alındığında “anything but American”, Amerikalı olmayan herhangi bir kimlik anlamına gelebilir. Ancak bu cümlede never thought of herself as ifadesinin olumsuzluk kapsamındadır. Bu yüzden never, Amerikalı dışındaki bütün kimlikleri dışlar: kendisini Amerikalıdan başka hiçbir şey olarak görmemiştir. Genel anlam, kendisini yalnızca Amerikalı olarak tanımlamasıdır. Burada anything but ifadesini never’dan ayırıp doğrudan “kesinlikle değil” diye yorumlamayın. Önce olumsuz kelimenin ve kimlik bildiren yapının anlamı birlikte nasıl oluşturduğuna bakın.

Alıştırma

“She never thought of herself as anything but American” burada ne anlama gelir?

  1. Kendisini yalnızca Amerikalı olarak gördü.
  2. Kesinlikle Amerikalı değildi.
  3. Kendisini Amerikalıdan başka biri olarak gördü.
Cevabı göster

Kendisini yalnızca Amerikalı olarak gördü.

until the day after the attack Anlatım akışı

0:56

ta ki saldırının ertesi gününe kadar,

when a teacher told her,

0:58

bir öğretmen ona,

Anlatım akışı

until the day after the attack: önceki durumu bitirip bir dönüm noktasını göstermek

Bu anlatıda until the day after the attack, daha önce anlatılan bir durumun sona erdiği noktayı belirler. Bu durum Pearl Harbor saldırısının ertesi gününe kadar sürmüştür; ifade saldırının gerçekleştiği günü anlatmaz. Until ayrıca hikâyeyi öncesi ve sonrası olarak düzenler. Önceki durumu o noktaya kadar sürdürür, ardından öğretmenin o anda söylediği sözlerin bu durumu bozduğunu gösterir. Anlatılarda durum + until + durumu bitiren veya değiştiren zaman ya da olay kalıbı, bir dönüm noktasını belirtmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

“The town felt safe until the night the bridge collapsed” cümlesinde until nasıl bir işlev görür?

  1. Kasabanın yalnızca köprü çökerken güvenli olduğunu söyler.
  2. Köprü çöktüğü için kasabanın güvenli hâle geldiğini söyler.
  3. Devam eden bir durumun sonunu gösterir ve onu değiştiren olayı sunar.
Cevabı göster

Devam eden bir durumun sonunu gösterir ve onu değiştiren olayı sunar.

"You people bombed Pearl Harbor." Ton ve niyet

1:00

"Sizler Pearl Harbor'ı bombaladınız." diyene dek.

Ton ve niyet

You people: dışarıdaki bir grup oluşturup toplu suç yüklemek

Burada You people, birden fazla kişiye hitap etmekten fazlasını yapar. Öğretmen, Aki Amerikalı bir öğrenci olduğu hâlde, ona yakıştırdığı Japon kimliği nedeniyle Aki'yi dışarıdaki bir gruba yerleştirir. Ardından gelen suçlama, Japonya'nın Pearl Harbor'a yönelik askerî saldırısının sorumluluğunu topluca Aki'ye de yükler. İfade biz ve onlar ayrımı yarattığı için burada tarafsız çoğul you değil, dışlayıcı ve ayrımcı bir anlam taşır.

Alıştırma

Yargılayın: İş yerindeki bir anlaşmazlıkta “You people always cause problems” demek, birkaç iş arkadaşına tarafsız biçimde hitap etmenin bir yoludur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Amid racism, paranoia, and fears of sabotage, Anlatım akışı

1:03

Irkçılık, paranoya ve sabotaj korkularının ortasında,

people labeled Japanese Americans as potential traitors. Kalıp ifadeler

1:06

insanlar Japon asıllı Amerikalıları potansiyel hainler olarak etiketledi.

Anlatım akışı

Amid racism, paranoia, and fears of sabotage: önce arka planı sunmak

Amid + bir ad öbeği, ana olayı çevreleyen koşulları tanıtır. Burada ırkçılık, paranoya ve sabotaj korkusu fiziksel bir konum değil, toplumsal baskılar ve tutumlardır. Cümlenin başına getirilen amid öbeği önce arka planı verir; ana cümle ise daha sonra insanların ne yaptığını anlatır. Arka plandan olaya ilerleyen bu düzen, haberlerde ve tarih anlatılarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede amid, ana olaydan önce soyut bir arka planı tanıtmak için doğru kullanılmıştır?

  1. Amid growing public concern, the city announced new safety measures.
  2. Between growing public concern, the city announced new safety measures.
  3. Among growing public concern, the city announced new safety measures.
Cevabı göster

Amid growing public concern, the city announced new safety measures.

Kalıp ifadeler

labeled Japanese Americans as potential traitors: label + nesne + as + kategori

Label + nesne + as + kategori, bir kişiye veya gruba bir ad, kimlik ya da yargı atamak anlamına gelir. Bu cümlede insanlar Japon Amerikalılara potential traitors kategorisini dayatmıştır; label burada fiziksel bir etiket yapıştırmak değil, mecazi bir kullanım taşır. Bu ifade, başkalarının grubu nasıl tanımladığını aktarır. Etiketin doğru olduğunu veya kanıtlarla desteklendiğini göstermez; potential ise kanıtlanmış değil, mümkün kabul edilmiş anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi label ... as yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The headline unfairly ____ the protesters ____ criminals.

Cevabı göster

labeled · as

FBI agents began to search homes,

1:11

FBI ajanları evleri aramaya,

confiscate belongings,

1:13

eşyalara el koymaya

and detain community leaders without trial. Kelime

1:14

ve topluluk liderlerini yargılamadan alıkoymaya başladı.

Kelime

Toplum liderlerini yargılamadan gözaltında tutmak

Bu cümlede detain community leaders, FBI ajanlarının bu liderleri gözetim altında tuttuğu ve özgürlüklerini kısıtladığı anlamına gelir. Detain, resmî makamlarca alıkoymayı anlatan resmî bir fiildir; tek başına bu kişilerin hüküm giymiş olduğunu söylemez. without trial, mahkemede yargılama yapılmadan demektir. Burada trial bir “deneme” değil, hukuki bir yargılama sürecidir; dolayısıyla ifadenin tamamı normal yargı süreci olmadan gerçekleştirilen bir gözaltını vurgular.

Alıştırma

Yetkililerin gazeteciyi mahkemede yargılamadan gözetim altında tuttuğu anlamına gelen cümleyi seçin.

  1. The authorities asked the journalist to wait outside the courtroom.
  2. The authorities questioned the journalist before the trial.
  3. The authorities detained the journalist without trial.
Cevabı göster

The authorities detained the journalist without trial.

Aki's family was not immediately subjected to these extreme measures, Kalıp ifadeler

1:18

Aki'nin ailesi derhal bu aşırı önlemlere maruz kalmadı,

Kalıp ifadeler

be subjected to: bir şeye maruz bırakılmak

Bu cümlede be subjected to, subject someone to something yapısının edilgen biçimidir. Özne, kendisine dayatılan bir deneyimi yaşayan kişi veya gruptur; bu ifade genellikle bir önleme, muameleye, koşula veya etkiye katlanmaya zorlanmak anlamına gelir. Bu cümlede Aki'nin ailesi, daha önce sözü edilen aşırı önlemlere hemen maruz bırakılmadı. Bu kullanım, söz konusu önlemlerin ailenin seçtiği değil, aileye dayatılan şeyler olduğunu gösterir.

Alıştırma

Sabit ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The residents were ____ strict inspections at the border.

Cevabı göster

subjected to

but on February 19th, 1942,

1:21

ancak 19 Şubat 1942'de,

President Roosevelt issued Executive Order 9066. Kültür

1:24

Başkan Roosevelt 9066 sayılı Başkanlık Kararnamesi'ni yayınladı.

Kültür

issued Executive Order 9066: 9066 sayılı Başkanlık Kararnamesi'ni yayımladı

Burada issued, resmî bir direktifin resmen çıkarılıp yayımlandığını belirtir. Executive Order, ABD başkanının federal yürütme organına yönelik yazılı bir direktifidir; 9066 ise emri tanımlayan numaradır. Buradaki order bir satın alma siparişi değildir. 9066 sayılı Başkanlık Kararnamesi, askerî yetkililere askerî bölgeler belirleme ve insanları bu bölgelerden çıkarma yetkisi verdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon kökenli Amerikalıların zorla yerlerinden edilmesi ve hapsedilmesi için temel bir politika dayanağı oldu.

Alıştırma

Hangi cümle, bir başkanın yürütme organına yönelik bir direktifi resmen yayımladığını doğal biçimde ifade eder?

  1. Congress passed a bill on federal administration.
  2. The president placed an order for new office chairs.
  3. The president issued an executive order.
Cevabı göster

The president issued an executive order.

The order authorized the removal of any suspected enemies, Kelime

1:29

Kararname, şüpheli düşmanların,

Kelime

authorized the removal: çıkarma işlemine yetki verdi

Authorized the removal, bir çıkarma veya uzaklaştırma işleminin yapılabilmesi için yasal ya da kurumsal yetkinin resmen verildiğini belirtir. Yapı authorize + isim biçimindedir; removal ismi izin verilen eylemi adlandırır. Burada removal, insanların belirlenmiş bir bölgenin dışına taşınması anlamındadır. İfade yetki verildiğini gösterir; tek başına, taşıma işleminin daha önce gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Bir yönetmelik belediye görevlilerine tehlikeli yapıları kaldırma konusunda yasal yetki veriyor ancak çalışmanın gerçekleştiğini söylemiyor. Hangi cümle bu anlamı en iyi karşılar?

  1. City officials removed the unsafe structures under the regulation.
  2. The regulation authorized the removal of the unsafe structures.
  3. The regulation ordered the removal of the unsafe structures.
Cevabı göster

The regulation authorized the removal of the unsafe structures.

including anyone of even partial Japanese heritage, Kelime

1:33

kısmi Japon kökenli olanlar dahil olmak üzere herkesin,

Kelime

anyone of even partial Japanese heritage: kısmen de olsa Japon kökenli herkes

Bu ifadede of Japanese heritage, Japon aile soyuna veya Japonya ile bağlantılı etnik bir geçmişe sahip olmak anlamına gelir. Partial, kişinin atalarının yalnızca bir bölümünün Japon olduğunu belirtir; heritage burada tarihî bir alan veya kültürel miras anlamına gelmez. Partial sözcüğünden önceki even, kısmi kökenin de hesaba katıldığını vurgular: yalnızca bir miktar Japon kökenine sahip olmak bile belirtilen kategoriye girmek için yeterliydi. Bu nedenle anyone of even partial X heritage kalıbı çok geniş bir kapsama ölçütü ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The policy included ____.

Cevabı göster

anyone of even partial Japanese heritage

from designated military areas. Kelime

1:37

belirlenmiş askeri bölgelerden uzaklaştırılmasına yetki veriyordu.

Kelime

designated military areas: resmen belirlenmiş askerî bölgeler

Designated military areas, resmen askerî bölge olarak tanımlanmış veya sınırları belirlenmiş yerlerdir. Designated, designate fiilinin bir isimden önce kullanılan geçmiş zaman ortacı biçimidir ve bir makamın bu bölgelere belirli bir statü verdiğini gösterir. Bu sözcük, ifadeyi söz konusu resmî kararın kapsadığı askerî bölgelerle sınırlar. “Resmen belirlenmiş” anlamına gelir; “tasarlanmış” veya fiziksel olarak planlanmış anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, ziyaretçilerin organizatörlerin resmen belirlediği alanda kalması gerektiği anlamına gelir?

  1. Visitors must remain in the designated area.
  2. Visitors must remain in the designed area.
  3. Visitors must remain in every military area.
Cevabı göster

Visitors must remain in the designated area.

At first, Japanese Americans were pushed to leave restricted areas and migrate inland, Notlar

1:40

Başlangıçta, Japon asıllı Amerikalılar kısıtlı bölgeleri terk etmeye ve iç kesimlere göç etmeye zorlandı,

Anlatım akışı

At first: ilk aşamayı belirtmek

At first, gelişmeye devam eden bir olayın veya sürecin ilk aşamasını belirtir. Burada kısıtlı bölgelerden ayrılıp iç kesimlere göç etme durumu, politikanın ilk aşamasında yaşanan olay olarak sunulur. Bu ifade genellikle okuyucuyu daha sonraki bir değişikliğe veya karşıtlığa hazırlar. Tarihsel bir anlatıda cümleyi tek başına bir zaman ifadesi olarak görmek yerine olayların ya da önlemlerin nasıl geliştiğini takip etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Daha sonraki bir değişiklikten önceki ilk durumu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the new schedule felt inconvenient, but everyone adjusted after a week.

Cevabı göster

At first

Kalıp ifadeler

pushed to leave: dış baskı altında hareket etmek

were pushed to leave ifadesi, edilgen be pushed to do something yapısını kullanır: dışarıdan gelen baskı birinin harekete geçmesine yol açar. Burada hükümet politikası insanların kalma seçeneğini kısıtladığı için ayrılma tamamen gönüllü bir karar olarak sunulmaz. Buradaki push fiziksel değil, mecaz anlamdadır. Aynı yapı ekonomik, sosyal, siyasi, iş yeri kaynaklı veya kişiler arası baskıyı anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede push, dış baskının birini harekete geçirdiği anlamında kullanılmıştır?

  1. The crowd pushed the gate open.
  2. The manager encouraged the team to take a break.
  3. Rising rents pushed many families to move away.
Cevabı göster

Rising rents pushed many families to move away.

Kalıp ifadeler

migrate inland: kıyıdan uzaklaşıp iç kesimlere göç etmek

Bu cümlede migrate inland, kıyıdaki veya başka bir dış bölgedeki bir yerden ülkenin iç kesimlerine taşınmak ya da göç etmek anlamına gelir. Migrate, çoğunlukla bir nüfusun veya topluluğun bölgeler arasında yer değiştirmesini ifade eder; inland yön bildiren bir zarf olduğu için önünde to gerekmez. Inland, kıyıdan uzaklaşan genel bir yönü belirtir; belirli bir şehir veya resmî yer adı değildir.

Alıştırma

Cümleyi migrate ve ‘kıyıdan uzağa’ anlamını veren yön sözcüğüyle tamamlayın: As sea levels rose, several coastal communities began to ____.

Cevabı göster

migrate inland

but as the government froze their bank accounts Kelime

1:46

ancak hükümet banka hesaplarını dondurdukça

Kelime

froze their bank accounts: freeze fiilinin finansal anlamı

Froze their bank accounts, hesapların para çekme, transfer veya ödeme gibi normal kullanımlarının resmî olarak engellendiği anlamına gelir. Froze, freeze fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada freeze, finansal ve hukuki bir anlama sahiptir. Paraya erişimi kısıtlar; sıcaklığı anlatmaz ve hesapların mutlaka kalıcı olarak kapatıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir mahkeme kararı, şirketin para çekmesini veya transfer yapmasını geçici olarak durduruyor ancak hesap açık kalıyor. En doğru cümle hangisidir?

  1. The bank moved the company's account under the court order.
  2. The bank froze the company's account under the court order.
  3. The bank closed the company's account under the court order.
Cevabı göster

The bank froze the company's account under the court order.

and imposed local restrictions such as curfews, Kelime

1:48

ve sokağa çıkma yasakları gibi yerel kısıtlamalar getirdikçe,

Kelime

imposed local restrictions such as curfews: sokağa çıkma yasağı gibi yerel kısıtlamalar getirmek

imposed local restrictions ifadesinde impose, yetkili bir makamın kuralları resmen yürürlüğe koyduğunu belirtir. Local, kuralların her yerde değil, belirli yerlerde geçerli olduğunu gösterir. Such as, curfews ifadesini bu kısıtlamalara bir örnek olarak sunar. Curfew, insanların belirli saatlerde dışarıda bulunmasını sınırlayan veya o saatlerde evde kalmalarını gerektiren bir kuraldır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir makamın belirli saatlerde hareketi sınırlayan bir kuralı yürürlüğe koyduğunu belirtir?

  1. The authorities described a nighttime curfew from the past.
  2. The authorities imposed a nighttime curfew.
  3. The authorities proposed a nighttime curfew for discussion.
Cevabı göster

The authorities imposed a nighttime curfew.

many were unable to leave, Dilbilgisi

1:51

birçoğu ayrılamadı,

Aki's family among them. Dilbilgisi

1:53

Aki'nin ailesi de onların arasındaydı.

Dilbilgisi

were unable to leave: isteksizlik değil, imkânsızlık

Be unable to + fiilin yalın hâli, yetenek, fırsat veya koşullar izin vermediği için bir kişinin bir eylemi yapamadığını belirtir. Burada were, çoğul özne many ile uyumludur ve leave, to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir. Bu ifade, ayrılmanın kişinin kalmayı seçmesi nedeniyle değil, dış koşullar yüzünden imkânsız olduğunu anlatır. Be unable to, could not ifadesinden biraz daha resmî ve açıktır; bu nedenle yazılı açıklamalarda ve anlatılarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, dış koşulların ayrılmayı imkânsız hâle getirdiği anlamına gelir?

  1. The passengers were unlikely to leave before noon.
  2. The passengers were unwilling to leave because they wanted to stay.
  3. The passengers were unable to leave because every exit was locked.
Cevabı göster

The passengers were unable to leave because every exit was locked.

Dilbilgisi

Aki's family among them: be fiilinin düşürüldüğü eksiltili ek bilgi

Virgülden sonraki Aki's family among them, eksiltili bir ek bilgidir; tam biçimi Aki's family was among them şeklindedir. Them, ayrılamayan çok sayıdaki kişiye gönderme yapar ve Aki'nin ailesinin de bu grubun bir üyesi olduğunu belirtir. “İsim öbeği + among them” kalıbı, daha önce sözü edilen bir grubun belirli bir üyesini eklerken bağlamdan anlaşılan be fiilini düşürür. Bu ek bölümde çekimli fiil bulunmadığı için önceki cümleciğe bağlıdır ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz.

Alıştırma

Cümleyi ours zamiri ve aynı eksiltili kalıpla tamamlayın: Several neighborhoods lost power, ____.

Cevabı göster

ours among them

In March, a proclamation forbid Japanese Americans Dilbilgisi

1:55

Mart ayında, bir bildiri Japon asıllı Amerikalıların

from changing their residency,

1:59

ikametgahlarını değiştirmelerini yasaklayarak,

Dilbilgisi

forbid someone from doing something: birinin bir şeyi yapmasını yasaklamak

Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp forbid + kişi veya grup + from + V-ing biçimindedir. Bir kuralın ya da yetkilinin, söz konusu kişinin veya grubun eylemi yapmasına izin vermediğini belirtir. Bu cümlede Japanese Americans kısıtlanan gruptur; changing their residency ise yasaklanan eylemdir. from sonrasında from changing örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır. Bu politika bağlamında residency, insanların yaşadığı yeri veya yasal ikametgâhını ifade eder; tıpta uzmanlık eğitimini ifade etmez. In March olayı geçmişteki bir anlatıya yerleştirdiği için, düzeltilmiş standart İngilizcede normalde forbade kullanılır: a proclamation forbade Japanese Americans from changing their residency.

Alıştırma

Cümleyi forbid fiilinin geçmiş biçimiyle ve forbid ... from ... kalıbıyla tamamlayın: Yesterday, the rule ____ visitors ____ entering the closed area.

Cevabı göster

forbade · from

trapping them in military zones. Anlatım akışı

2:01

onları askeri bölgelere hapsetti.

Anlatım akışı

trapping them...: sonuç gösteren bir -ing ifadesi

“trapping them in military zones”, present participle (-ing) biçimindeki bir sonuç ifadesidir. Önceki yan cümleye bağlanarak daha önceki kısıtlamanın neye yol açtığını açıklar: İnsanlar ayrılamamış veya başka bir yere taşınamamış ve bu nedenle askerî bölgelerde mahsur kalmıştır. Bu ifade, bağımsız bir ikinci eylem sunmaz. Önceki olayı ve onun sonucunu tek bir neden-sonuç bütünü olarak düzenler.

Alıştırma

“The storm knocked down a tree, blocking the road” cümlesinde “blocking the road” ne işe yarar?

  1. Önceki olayın amacını belirtir.
  2. Önceki olayın sonucunu belirtir.
  3. İlgisiz bir olay sunar.
Cevabı göster

Önceki olayın sonucunu belirtir.

In May, the army moved Aki and her family,

2:04

Mayıs ayında ordu, Aki ve ailesini,

along with over 7,000 Japanese Americans living in Seattle, Kalıp ifadeler

2:06

Seattle'da yaşayan 7.000'den fazla Japon asıllı Amerikalı ile birlikte,

to Camp Harmony in Puyallup, Washington.

2:11

Washington, Puyallup'taki Camp Harmony'ye taşıdı.

Kalıp ifadeler

along with: eşlik eden katılımcıları eklemek

Burada “along with”, “birlikte” veya “-e ek olarak” anlamına gelir. 7.000'den fazla Japon kökenli Amerikalıyı, ana grup olan Aki ve ailesine eşlik eden katılımcılar olarak ekler. Bir yol boyunca hareket etmeyi anlatmaz. “Along with”, iki isim grubunu “and” ile eşit ögeler olarak birleştirmek yerine ek bilgi belirtir. Tam bir cümlede bu fark, özne-yüklem uyumunu etkileyebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede “along with” ve özne-yüklem uyumu doğru kullanılmıştır?

  1. The coach, along with two players, is attending the meeting.
  2. The coach, along with two players, are attending the meeting.
  3. The coach, along two players, is attending the meeting.
Cevabı göster

The coach, along with two players, is attending the meeting.

This was one of several makeshift detention centers Kelime

2:14

Bu, eski panayır alanlarındaki ve yarış pistlerindeki

Kelime

makeshift detention centers: derme çatma gözaltı merkezleri

Bu cümlede makeshift detention centers, insanları gözetim altında tutmak için geçici olarak uyarlanmış veya kurulmuş yerlerdir. Makeshift, özel olarak inşa edilmek yerine acil bir ihtiyacı karşılamak için eldeki imkânlarla hazırlanan bir şeyi anlatır ve çoğu zaman koşulların yetersiz olduğunu düşündürür. Detention centers, yetkililerin insanların hareket özgürlüğünü kısıtladığı tesislerdir. Burada centers sıradan toplum veya etkinlik merkezleri anlamına gelmez; ifadenin bütünü geçici bir düzenlemeyle özgürlükten yoksun bırakmayı birleştirir.

Alıştırma

Bu bağlamda makeshift detention center ne anlama gelir?

  1. Yetkililerin insanları tuttuğu, doğaçlama hazırlanmış bir tesis
  2. Bir yarış pistindeki geçici bilet gişesi
  3. Toplum etkinlikleri için kalıcı bir merkez
Cevabı göster

Yetkililerin insanları tuttuğu, doğaçlama hazırlanmış bir tesis

at former fairgrounds and racetracks Kelime

2:17

birkaç derme çatma gözaltı merkezinden biriydi

where entire families were packed Kalıp ifadeler

2:19

tüm ailelerin sıkış tepeş yerleştirildiği

into poorly converted stables and barracks.

2:21

kötü bir şekilde dönüştürülmüş ahırlar ve barakalardan oluşuyordu.

Kelime

former fairgrounds and racetracks: former + isim

Burada former hem fairgrounds hem de racetracks sözcüğünü niteler. Bu yerler geçmişte o amaçlara hizmet ediyordu, ancak anlatılan zamanda artık etmiyordu. Former + isim yapısı geçmişteki bir rolü, kimliği veya kullanım biçimini belirtir. Fairgrounds fuar veya sergilerin düzenlendiği alanlardır; racetracks ise yarışların yapıldığı pistli yerlerdir. Dolayısıyla ifade, ilk kullanım amacı değişmiş yerleri anlatır.

Alıştırma

Cümleyi 'eskiden öyleydi, ama artık değil' anlamındaki sıfatla tamamlayın: The library occupies a ____ train station.

Cevabı göster

former

Kalıp ifadeler

were packed into poorly converted stables and barracks: kötü dönüştürülmüş ahırlara ve kışlalara tıkıştırılmak

Edilgen yapı were packed into, bütün ailelerin çok az yer bulunan bir alana, neredeyse hiç seçim şansları olmadan sıkıştırıldığını anlatır. Buradaki packed bavul hazırlamak anlamına gelmez; insanların zorla birbirine fazlasıyla yakın tutulduğunu ifade eder. Poorly converted, yeni bir amaç için, örneğin insanları barındırmak üzere uyarlanmış ama kötü biçimde dönüştürülmüş stables and barracks ifadesini niteler. Stables atların kaldığı ahırlar, barracks ise askerlerin kaldığı kışlalardır; bu nedenle ifade elverişsiz ve ağır koşulları vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, çok fazla insanın küçük bir alana zorla sıkıştırıldığını be packed into ile doğal biçimde anlatır?

  1. Forty evacuees were comfortably housed in spacious rooms.
  2. Forty evacuees were packed into one tiny room.
  3. Forty evacuees packed their clothes into one suitcase.
Cevabı göster

Forty evacuees were packed into one tiny room.

Over the ensuing months, Anlatım akışı

2:25

İlerleyen aylar boyunca,

Anlatım akışı

Over the ensuing months: bunu izleyen aylar boyunca

Over the ensuing months, “az önce sözü edilen olayın veya zaman noktasının ardından gelen aylar boyunca” anlamına gelir. Ensuing, “ardından gelen” anlamında bir sıfattır; over ise olayların tek bir anda değil, bu dönem boyunca geliştiğini gösterir. Bu ifade bir zaman belirteci olarak anlatıyı ileri taşır ve okuyucuyu ya da dinleyiciyi birkaç ay boyunca gerçekleşen değişikliklerin özetine hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle, ardından gelen ayları belirten resmî zaman ifadesini doğru kullanır?

  1. Over the ensuing months, the investigation expanded into three cities.
  2. Over the ensuring months, the investigation expanded into three cities.
  3. Over the ensued months, the investigation expanded into three cities.
Cevabı göster

Over the ensuing months, the investigation expanded into three cities.

the army moved Japanese Americans into long-term camps Kelime

2:26

ordu Japon asıllı Amerikalıları Batı ve Güney'in ıssız bölgelerindeki

in desolate areas of the West and South,

2:30

uzun vadeli kamplara taşıdı,

Kelime

long-term camps in desolate areas: yalıtılmış yerlerde uzun süreli gözaltı kampları

Long-term, camps sözcüğünü niteler: bunlar insanların kısa süreliğine kaldığı yerler değil, uzun süre alıkonulduğu yerlerdi. Bu tarihsel bağlamda camps, dinlenme amaçlı kampları değil, gözaltı veya zorunlu tutma kamplarını ifade eder. in desolate areas edat öbeği, kampların çorak ve yalıtılmış yerlerde bulunduğunu gösterir. İfade bir bütün olarak hem alıkonulma süresinin uzunluğunu hem de yerleşim merkezlerinden uzaklığı vurgular; West ve South, Amerika Birleşik Devletleri’nin Batı ve Güney bölgeleridir.

Alıştırma

Cümledeki long-term camps in desolate areas ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Kalabalık şehirlerin yakınındaki geçici dinlenme kampları.
  2. Çorak ve yalıtılmış yerlerde uzun süreli alıkoyma amacıyla kullanılan yerler.
  3. Yalnızca kısa tatbikatlarda kullanılan askerî eğitim üsleri.
Cevabı göster

Çorak ve yalıtılmış yerlerde uzun süreli alıkoyma amacıyla kullanılan yerler.

moving Aki and her family

2:33

Aki ve ailesini

to Minidoka in southern Idaho.

2:35

Güney Idaho'daki Minidoka'ya taşıyarak.

Guarded by armed soldiers, Dilbilgisi

2:37

Silahlı askerler tarafından korunan

Dilbilgisi

Guarded by armed soldiers: edilgen anlamlı cümle başı geçmiş zaman ortacı öbeği

Guarded by armed soldiers, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir: eyleme maruz kalan camps sözcüğünün belirttiği kamplardır ve silah taşıyan askerlerin gözetimi altındadırlar. Guarded burada tam bir cümlenin ana fiili değildir. Bu tür bir öbek cümlenin başında kullanıldığında arka plan bilgisini kısaltır. Mantıksal olarak ardından gelen özneyi nitelemelidir; tam bağlamda bu özne camps sözcüğüdür.

Alıştırma

Hangi cümle, the building ifadesini gözetlenen şey olarak göstermek için cümle başındaki geçmiş zaman ortacı öbeğini doğru kullanır?

  1. Guarded by security officers, there was no access to the building.
  2. Guarding by security officers, the building remained closed to visitors.
  3. Guarded by security officers, the building remained closed to visitors.
Cevabı göster

Guarded by security officers, the building remained closed to visitors.

many of these camps were still being constructed Dilbilgisi

2:39

bu kampların çoğu, mahkumlar taşındığında

when incarcerees moved in. Kelime

2:42

hâlâ inşa edilmekteydi.

Dilbilgisi

were still being constructed when ... moved in: geçmişte hâlâ tamamlanmamış

were still being constructed geçmişte sürmekte olan edilgen bir yapıdır: were + still + being + geçmiş zaman ortacı. Kamplar eylemi yapan değil, inşa edilen taraftır ve geçmişteki referans noktasında inşaat hâlâ devam etmektedir. when incarcerees moved in bu referans noktasını verir. Dolayısıyla cümle, insanlar yaşamaya başladığında kampların henüz bitmediğini söyler ve aceleye getirilmiş, eksik koşulları vurgular.

Alıştırma

construct fiilini geçmişte sürmekte olan edilgen yapıda kullanın ve still ekleyin: The shelters ____ when the families arrived.

Cevabı göster

were still being constructed

Kelime

incarcerees: kapatılarak tutulan kişiler

incarcerees, incarceree sözcüğünün çoğuludur ve kapatılarak tutulan kişileri ifade eder. Burada, zorla toplama kamplarına taşınan Japon kökenli Amerikalıları anlatır. Bu adlandırma, kişinin kapatılarak tutulma durumuna odaklanır. Tek başına bu kişilerin bir suçtan hüküm giydiği anlamına gelmez; bu nedenle criminals ile eş anlamlı okunmamalıdır.

Alıştırma

Tarihsel bir anlatıda incarcerees sözcüğüne en uygun açıklama hangisidir?

  1. mutlaka bir suçtan hüküm giymiş kişiler
  2. bir kampı yöneten çalışanlar
  3. kapatılarak tutulan kişiler
  4. kalmaları için davet edilen konuklar
Cevabı göster

kapatılarak tutulan kişiler

These hastily built prisons Kalıp ifadeler

2:44

Bu aceleyle inşa edilen hapishaneler

were overcrowded and unsanitary.

2:46

aşırı kalabalık ve sağlıksızdı.

Kalıp ifadeler

hastily built prisons: hastily + geçmiş zaman ortacı

hastily built prisons ifadesinde hastily, geçmiş zaman ortacı built'i niteler; hastily built bütünü de prisons sözcüğünden önce niteleyici olarak kullanılır. İfade, sıradan konutları değil, aceleyle inşa edilmiş tutuklama tesislerini anlatır. Hastily genellikle yalnızca hızı anlatmaz; düzgün planlama ve inşaat için yeterli zaman ya da özen olmadığını da ima eder. Bu olumsuz çağrışım, cümlede anlatılan kötü koşullarla uyumludur.

Alıştırma

Cümleyi hastily + doğru geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The ____ emergency shelter developed leaks within a week.

Cevabı göster

hastily built

People frequently fell ill Kalıp ifadeler

2:48

İnsanlar sıklıkla hastalandı

and were unable to receive proper medical care. Kalıp ifadeler

2:50

ve uygun tıbbi bakım alamadılar.

Kalıp ifadeler

fell ill: hastalık durumuna geçmek

Fell ill, fall ill ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin hastalandığı ya da hasta olmaya başladığı anlamına gelir. Buradaki fall bir durum değişikliğini gösterir; birinin fiziksel olarak düştüğü anlamına gelmez. Ill sıfatı doğrudan fall sözcüğünden sonra gelir: şimdiki zamanda fall ill, geçmiş zamanda fell ill kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, birkaç kampçının suyu içtikten sonra yalnızca kendini kötü hissetmediğini, hastalandığını anlatır?

  1. Several campers felt ill after drinking the water.
  2. Several campers fell ill after drinking the water.
Cevabı göster

Several campers fell ill after drinking the water.

Kalıp ifadeler

proper medical care: gerekli standardı karşılayan tıbbi bakım

Burada proper medical care, kişinin ihtiyaçlarına uygun ve beklenen standardı karşılayan tıbbi yardım ve tedavi anlamına gelir. Cümle, insanların hastalandıklarında ihtiyaç duydukları bakımı alamadıklarını söylüyor. Bu ifadede proper, bakımın niteliğini veya uygunluğunu anlatır. “Resmî” ya da “kibar” anlamına gelmez. Receive medical care, bir kişinin tedavi veya profesyonel tıbbi yardım aldığını söylemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Hastanın ihtiyaçlarına uygun ve beklenen standardı karşılayan bakım anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the accident, Maya was taken to a hospital and received ____.

Cevabı göster

proper medical care

The War Relocation Authority relied on incarcerees Notlar

2:53

Savaş Relokasyon Kurumu, kampların işleyişini sürdürmek için

to keep the camps running.

2:56

mahkumlara bel bağladı.

Kültür

The War Relocation Authority: kampları yöneten kurum

Genellikle WRA olarak kısaltılan The War Relocation Authority, İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon Amerikalıların ve Japon kökenli diğer kişilerin hapsedildiği kampları yöneten bir ABD federal kurumuydu. Cümlede adın tamamı öznedir ve kampları işletmek için hapsedilen kişilere dayanan kuruluşu belirtir. Relocation, zorla yerinden edilme için ABD hükümetinin kullandığı resmî ifadeydi. Authority burada yalnızca soyut güç veya uzmanlık düşüncesini değil, idari bir kurum ya da kuruluşu ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede The War Relocation Authority neyi ifade ediyor?

  1. insanların hapsedildiği kampları yöneten bir ABD federal kurumu
  2. ordunun sahip olduğu gücü anlatan soyut bir ad
  3. gönüllü taşınmaları düzenleyen özel bir şirket
Cevabı göster

insanların hapsedildiği kampları yöneten bir ABD federal kurumu

Kalıp ifadeler

rely on someone to keep something running: bir şeyin işlemesini sürdürmek için birine güvenmek

Rely on someone to do something, bir eylemi gerçekleştirmesi için bir kişiye ya da gruba bel bağlamak demektir. Bu cümlede idare, kamplar için gereken işleri yapmaları konusunda orada alıkonulan kişilere bel bağlıyordu. Keep something running, bir kurumun, hizmetin ya da sistemin çalışmaya devam etmesini sağlamak demektir. Buradaki running, insanların fiziksel olarak koşması anlamına gelmez. Bu ifade aynı zamanda acımasız bir çelişkiyi gösterir: kamplarda tutulan kişilerden aynı kampların sürdürülmesine yardım etmeleri bekleniyordu.

Alıştırma

Cümleyi rely on ve keep ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The local food bank ____ volunteers ____ its delivery service running.

Cevabı göster

relies on · to keep

Many worked in camp facilities

2:58

Birçoğu kamp tesislerinde çalıştı

or taught in poorly equipped classrooms,

3:00

veya yetersiz donanımlı sınıflarda ders verdi,

while others raised crops and animals. Anlatım akışı

3:02

diğerleri ise ekin yetiştirdi ve hayvan besledi.

Anlatım akışı

while others ...: gruplar arasındaki karşıtlığı düzenlemek

Burada while bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. Bir grubun yaptığı işi başka bir grubun yaptığı işle karşılaştırır: daha önce söz edilen kişiler başka işler yaparken diğerleri ekin yetiştirip hayvan besliyordu. Some or many people did X, while others did Y kalıbı, daha büyük bir grubu karşıt bölümlere ayırarak bilgiyi izlemeyi kolaylaştırır. Bu kullanımda while, whereas ya da and others anlamına yakındır.

Alıştırma

Hangi cümlede while, örnekteki gibi iki grubu karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. Some employees work from home, while others come to the office.
  2. I listened to music while I cooked dinner.
  3. Please wait here while I speak to the manager.
Cevabı göster

Some employees work from home, while others come to the office.

Some Japanese Americans rebelled,

3:06

Bazı Japon asıllı Amerikalılar isyan etti,

organizing labor strikes, Kelime

3:08

işçi grevleri düzenledi

and even rioting.

3:09

ve hatta ayaklandı.

Kelime

organizing labor strikes: toplu iş bırakmayı koordine etmek

To organize labor strikes, genellikle talepleri kabul ettirmek amacıyla işçilerin toplu olarak işi bırakmasını planlamak ve koordine etmek demektir. Burada strike, fiziksel darbe veya saldırı değil, iş bırakma eylemi anlamına gelen bir isimdir. organizing labor strikes şeklindeki -ing yapısı, bazı insanların nasıl rebelled, yani isyan ettiğine dair somut bir örnek verir. Yeni bir ana olay başlatmak yerine rebelled fiiline ayrıntı ekler.

Alıştırma

organizing a labor strike neyi kapsar?

  1. Toplu iş bırakma eylemini planlamak ve koordine etmek
  2. İşçilerin gerçekleştireceği fiziksel bir saldırıyı planlamak
  3. İşçilere ek vardiyalar vermek
Cevabı göster

Toplu iş bırakma eylemini planlamak ve koordine etmek

But many more, like Aki's parents, Anlatım akışı

3:11

Ancak daha birçoğu, Aki'nin ebeveynleri gibi,

endured.

3:13

katlandı.

Anlatım akışı

But many more ... endured: grupların tepkilerini karşılaştırmak

Burada But, bazı insanların isyan ettiğini söyleyen önceki ifadeye bağlanır ve anlatıyı karşıt bir tepkiye çevirir. many more, many more people ifadesinin kısalmış hâlidir; bu nedenle iki grubun büyüklüğünü karşılaştırır. like Aki's parents daha büyük gruptan bir örneği araya ekler. endured, katlanılan zorluk bağlamdan anlaşıldığı için nesnesiz kullanılmıştır. İnsanların acıya dayanıp yollarına devam ettiğini anlatır; durumu memnuniyetle karşıladıkları ya da bundan keyif aldıkları anlamına gelmez. Cümle şu karşıtlığı tek yapıda toplar: daha küçük bir grup açıkça isyan ederken daha büyük grup duruma dayandı.

Alıştırma

Hangi cümle ayrılan daha küçük bir grupla zorluğa dayanan daha büyük bir grubu en iyi şekilde karşılaştırır?

  1. A few residents left during the long crisis, but much more endured.
  2. A few residents left during the long crisis, because many more celebrated.
  3. A few residents left during the long crisis, but many more endured.
Cevabı göster

A few residents left during the long crisis, but many more endured.

They constantly sought to recreate Deyimler

3:14

Kampların dışındaki yaşamın bir benzerini

some semblance of life outside the camps,

3:16

yeniden yaratmaya sürekli çalıştılar,

Deyimler

sought to recreate some semblance of life outside: dışarıdaki hayata benzeyen sınırlı bir düzeni yeniden kurmaya çalışmak

Sought, seek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Sought to recreate, “bilinçli olarak yeniden yaratmaya çalıştılar” anlamına gelir; çabayı anlatır, başarının kesin olduğunu söylemez. Some semblance of life outside, kampların ötesindeki hayata görünüş veya his bakımından biraz benzeyen sınırlı bir biçim demektir. Semblance eksik bir benzerlik ifade eder; bu yüzden normal hayatın tamamen geri geldiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, bu dersteki “bir şeyin sınırlı ve kusurlu bir biçimi” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The folding screens created ____ privacy in the crowded shelter.

Cevabı göster

some semblance of

but the reality of their situation Anlatım akışı

3:19

fakat durumlarının gerçekliği

was unavoidable.

3:20

kaçınılmazdı.

Anlatım akışı

the reality of their situation was unavoidable: durumu kaçınılmaz bir gerçeklik olarak özetlemek

The reality of their situation ifadesi, birçok somut sıkıntıyı tek bir genel değerlendirmede toplar: yaşadıkları koşulların gerçek durumu. Burada reality, “gerçek dünya” değil, “işlerin gerçek hâli” anlamındadır. But ile cümle, sıradan hayatı taklit etme çabalarından daha sert bir sonuca yönelir: tutsaklıklarından ve özgürlüklerini kaybetmiş olmalarından kaçamaz, bunları görmezden gelemezlerdi. The reality of + situation/problem yapısı, genel bir değerlendirme yapmadan önce ayrıntıları özetleyebilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade metinde hangi işlevi görüyor?

  1. Çabalarının sıkıntıları tamamen ortadan kaldırdığını söyler.
  2. İnsanların özgürce yaşayabileceği yeni bir yer tanıtır.
  3. Önceki sıkıntıları kaçınılmaz tek bir genel gerçeklikte toplar ve daha umutlu düşünceden uzaklaşır.
Cevabı göster

Önceki sıkıntıları kaçınılmaz tek bir genel gerçeklikte toplar ve daha umutlu düşünceden uzaklaşır.

Like many younger incarcerees,

3:23

Pek çok genç mahkum gibi,

Aki was determined to leave her camp. Kalıp ifadeler

3:24

Aki de kampından ayrılmaya kararlıydı.

Kalıp ifadeler

be determined to leave: ayrılmaya kararlı olmak

was determined to leave ifadesinde determined, be fiilinden sonra gelen bir sıfat tümlecidir. be determined to + fiilin yalın hâli yapısı, birinin çoğu zaman zorluklara rağmen harekete geçme konusunda kesin bir karar verdiğini belirtir. Leave, Aki'nin yapmaya kesin olarak niyetlendiği eylemdir.

Alıştırma

Lena'nın kesin niyetini göstermek için determined ve apply sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Even after her first application was rejected, Lena was ____ again.

Cevabı göster

determined to apply

She finished her final year of high school at Minidoka,

3:27

Lisedeki son yılını Minidoka'da tamamladı

and with the aid of an anti-racist Quaker organization, Kalıp ifadeler

3:30

ve ırkçılık karşıtı bir Quaker örgütünün yardımıyla,

she was able to enroll at Friends University in Kansas. Kalıp ifadeler

3:34

Kansas'taki Friends Üniversitesi'ne kaydolmayı başardı.

Kalıp ifadeler

with the aid of: sonuca ulaşmada resmî yardım ifadesi

With the aid of, “... yardımıyla” anlamına gelir ve bir sonucun mümkün olmasına yardımcı olan kişi, kuruluş, araç veya kaynağı tanıtır. Bu cümlenin başında, Aki'nin kaydolmasını mümkün kılan unsurun örgütün desteği olduğunu belirtir. Burada aid genel anlamda yardım veya destek demektir; yalnızca ilk yardım anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: ____ local volunteers, the museum reopened its reading room.

Cevabı göster

With the aid of

Kalıp ifadeler

was able to enroll at ...: bir engele rağmen kayıt olmayı başarmak

Was able to enroll, yalnızca bunu yapabilecek durumda olduğunu değil, gerçekten kayıt olmayı başardığını anlatır. Bu geçmiş bağlamda was able to + fiilin yalın hâli, yardım alındıktan veya bir zorluk aşıldıktan sonra gerçekleşen sonucu vurgular. Enroll at, okulu kayıt olunan kurum olarak sunar. Friends University kurumun adıdır; in Kansas ise konumunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be able to yapısının geçmiş biçimi ve enroll fiilinin doğru kalıbıyla tamamlayın: After her visa was approved, Noor ____ the university.

Cevabı göster

was able to enroll at

For Aki's family, however, Anlatım akışı

3:38

Ancak Aki'nin ailesi için,

things wouldn't begin to change Dilbilgisi

3:40

işler 1944'ün sonlarına kadar

until late 1944.

3:41

değişmeye başlamayacaktı.

Anlatım akışı

For Aki's family, however: odağı değiştirmek ve karşıtlık belirtmek

For Aki's family, ifadenin çerçevesini belirler: ardından gelen bilgi Aki'nin ailesinin durumuna aittir. Buradaki for, “Aki'nin ailesinin durumunda” veya “Aki'nin ailesi söz konusu olduğunda” anlamına gelir; “onların yararına” demek değildir. However, önceki odakla bir karşıtlık kurar. For + kişi veya grup, however, yapısı birlikte kullanıldığında anlatının odağını başka bir kişinin durumuna taşır ve önceki gelişmenin o kişi için aynı biçimde geçerli olmadığını gösterir.

Alıştırma

The new schedule helped Ana. Ardından hangi cümle odağı doğal biçimde Leo'ya taşır ve onun durumunu Ana'nınkiyle karşılaştırır?

  1. For Leo, however, the new schedule caused problems.
  2. Because of Leo, the new schedule caused problems.
  3. For Leo's benefit, the new schedule was changed.
Cevabı göster

For Leo, however, the new schedule caused problems.

Dilbilgisi

wouldn't begin to change until...: gecikmiş bir başlangıç

wouldn't begin to change until late 1944 yapısı, 1944'ün sonlarından önce hiçbir değişimin başlamadığını ve değişimin ancak o noktada başladığını anlatır. Olumsuz would not ... until yapısı, daha önce aşamalı bir iyileşme olduğunu değil, başlangıcın geciktiğini vurgular. Buradaki would, geçmişte anlatılan daha erken bir noktadan ileriye bakar. Sonraki değişimi o geçmiş noktaya göre gelecekte olacak bir olay olarak sunar; durumun değişmeyi “reddettiği” anlamına gelmez.

Alıştırma

wouldn't begin to ... until yapısını ve ana fiil olarak recover sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The town ____ spring.

Cevabı göster

wouldn't begin to recover until

A landmark Supreme Court case ruled Kültür

3:43

Dönüm noktası niteliğindeki bir Yüksek Mahkeme davası,

that continued detention of American citizens Kelime

3:45

Amerikan vatandaşlarının suçlama olmaksızın sürekli olarak alıkonulmasının

without charges was unconstitutional.

3:48

anayasaya aykırı olduğuna karar verdi.

Kültür

A landmark Supreme Court case ruled: etkili bir dava ve kararı

Bu hukuk bağlamında a landmark Supreme Court case, kararı büyük ve kalıcı önem taşıyan bir ABD Yüksek Mahkemesi davasıdır. Case, mahkemenin karara bağladığı bir dava veya hukuki mesele anlamına gelir; landmark ise bunun tarihsel ya da hukuki önemini belirtir. Ruled, “resmî bir yargı kararı verdi” demektir. case ruled that ... ifadesi, o davada karar veren mahkemeyi kısaca dava üzerinden anlatır; ardından gelen that yan cümlesi mahkemenin neye karar verdiğini belirtir.

Alıştırma

A landmark Supreme Court case ruled ifadesinin hukuki anlamını en iyi koruyan açıklama hangisidir?

  1. Etkili bir Yüksek Mahkeme davası önemli bir yargı kararı ortaya çıkardı.
  2. Yüksek Mahkeme sıradan bir davada rutin bir karar verdi.
  3. Ünlü bir Yüksek Mahkeme binası resmen tarihî yer ilan edildi.
Cevabı göster

Etkili bir Yüksek Mahkeme davası önemli bir yargı kararı ortaya çıkardı.

Kelime

continued detention ... without charges ... was unconstitutional: anayasaya aykırılık hükmü

Continued detention of American citizens without charges öbeği, was unconstitutional bölümünün öznesidir. continued detention bu kişilerin zaman içinde tutulmaya devam edilmesini, without charges ise haklarında resmî bir ceza suçlaması yapılmamış olmasını ifade eder. Unconstitutional kesin bir hukuki değerlendirmedir: Tutulma Anayasa ile çelişiyordu. Yalnızca uygulamanın adaletsiz, sert veya mantıksız göründüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan bölümün hukuki anlamını hangi seçenek doğru açıklar?

  1. Amerikan vatandaşlarını resmen bir suçla itham etmeden tutmaya devam etmenin Anayasa’yı ihlal ettiğini söyler.
  2. Tutulmanın rahatsız edici olduğunu ancak anayasal bir sorun doğurmadığını söyler.
  3. Amerikan vatandaşlarının tutulma ücretlerini ödemeye devam etmek zorunda olduğunu söyler.
Cevabı göster

Amerikan vatandaşlarını resmen bir suçla itham etmeden tutmaya devam etmenin Anayasa’yı ihlal ettiğini söyler.

In the fall of 1945,

3:51

1945 sonbaharında,

the war ended and the camps closed down. Öbek fiiller

3:53

savaş sona erdi ve kamplar kapatıldı.

Öbek fiiller

closed down: faaliyet göstermeyi bıraktı

Closed down, close down öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada geçişsizdir: the camps öznedir ve ifade, kampların faaliyet göstermeyi bıraktığı anlamına gelir. İfade, birinin yalnızca bir kapıyı veya giriş kapısını kapattığını değil, kampın bütün faaliyetlerinin sona erdiğini anlatır. Kapanmanın geçici mi kalıcı mı olduğu bağlama göre değişir; ancak closed down çoğu zaman faaliyetlerin tamamen veya uzun süreli olarak sona erdiğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi, vurgulanan metindeki ‘faaliyet göstermeyi bıraktı’ anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: After its funding ended, the youth center ____.

Cevabı göster

closed down

Remaining incarcerees were given a mere $25 Kelime

3:55

Kalan mahkumlara sadece 25 dolar

Kelime

a mere $25: değerlendirme içeren “yalnızca 25 dolar”

a mere $25 ifadesindeki mere, “yalnızca” anlamına gelir; ayrıca konuşanın miktarı şaşırtıcı derecede az veya yetersiz bulduğunu gösterir. Bu, miktarı tarafsız biçimde bildiren bir kullanım değildir. a mere + miktar yapısı bu değerlendirmeyi miktarın önüne getirir. Aynı yapı para, zaman veya başka bir ölçünün beklenenden az olduğunu vurgulayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın on doları bu iş için şaşırtıcı derecede az bulduğunu gösterir?

  1. The workers received nearly ten dollars for the extra work.
  2. The workers received exactly ten dollars for the extra work.
  3. The workers received a mere ten dollars for the extra work.
Cevabı göster

The workers received a mere ten dollars for the extra work.

and a train ticket to their pre-war address, Kelime

3:59

ve savaş öncesi adreslerine giden bir tren bileti verildi,

Kelime

pre-war address: pre- “önce” demektir

pre-war address ifadesinde pre-, “önce” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, onların savaştan önce yaşadıkları adresi belirtir. Bu bağlamda war, İkinci Dünya Savaşı'dır; pre-war bir yer adı değildir. Pre-war, address sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. İki parçası birlikte tek bir betimleme oluşturur ve pre- ön eki bir şeyi başka bir olaydan veya dönemden önceye de yerleştirebilir.

Alıştırma

“Savaştan önceki” anlamına gelen kısa çizgili sıfatla cümleyi tamamlayın: The museum displays photographs of the city's ____ streets.

Cevabı göster

pre-war

but many no longer had a home or job to return to. Dilbilgisi

4:03

ancak birçoğunun artık dönecek bir evi veya işi yoktu.

Dilbilgisi

no longer had ... to return to: sona eren durum ve sonda kalan edat

no longer had, geçmişte var olan bir durumun sona erdiğini belirtir: daha önce evleri ya da işleri vardı, ancak o anda artık yoktu. no longer genellikle no longer had örneğinde olduğu gibi ana fiilden önce gelir. a home or job to return to ifadesinde to return to mastar öbeği, home or job ifadesini açıklar. Fiil kalıbı return to something şeklindedir. Anlamca nesne olan isim daha önce geldiği için to edatı sonda kalır.

Alıştırma

Cümleyi no longer ve return fiilinin gerektirdiği edatla tamamlayın: After the community center closed, residents ____ had a familiar place to return ____.

Cevabı göster

no longer · to

Aki's family had been able to keep their apartment,

4:07

Aki'nin ailesi dairelerini ellerinde tutmayı başarmıştı

and Aki eventually returned to Seattle after college.

4:10

ve Aki de üniversiteden sonra nihayet Seattle'a döndü.

However, post-war prejudice Dilbilgisi

4:13

Ne var ki, savaş sonrası önyargılar

made finding work difficult.

4:15

iş bulmayı zorlaştırdı.

Dilbilgisi

made finding work difficult: make + isim-fiil öbeği + sıfat

made finding work difficult, bir şeyin nesneyi belirli bir niteliğe sahip hâle getirdiğini anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını kullanır. Post-war prejudice neden, finding work nesne, difficult ise bu etkinliği tanımlayan sıfattır. Burada finding bir isim-fiildir; bu nedenle finding work, iş bulma etkinliği anlamına gelir. İşin kendisinin zor olduğunu keşfetmek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı make + doing something + adjective şeklindedir; make studying easier buna bir örnektir.

Alıştırma

Bir engeli anlatmak için make + isim-fiil öbeği + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Constant noise made concentrating difficulty.
  2. Constant noise made concentrate difficult.
  3. Constant noise made concentrating difficult.
Cevabı göster

Constant noise made concentrating difficult.

Incarcerees faced discrimination and resentment Kalıp ifadeler

4:17

Mahkumlar, yerlerini alan işçilerden ve kiracılardan gelen

from workers and tenants who replaced them.

4:20

ayrımcılık ve kırgınlıkla yüzleşti.

Kalıp ifadeler

faced discrimination and resentment: ayrımcılık ve hınçla karşılaşmak

Burada faced, geçişli face fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “karşılaşmak” ya da “başa çıkmak zorunda kalmak” anlamına gelir; başın ön kısmını belirten “yüz” ismi değildir. discrimination ve resentment adlı iki sıralı nesneyi doğrudan alır. Bu ifade, hapsedilen kişilerin hem adaletsiz muameleye hem de başkalarının düşmanca duygularına maruz kaldığını anlatır. Aktarılabilir face + soyut sorun kalıbı face criticism, face pressure ve face serious obstacles ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için face fiilinin geçmiş zamanını ve ardından discrimination sözcüğünü kullanın: At her previous job, she ____ because of her age.

Cevabı göster

faced discrimination

Fortunately, Japanese Americans weren't alone Deyimler

4:24

Neyse ki, Japon asıllı Amerikalılar ırk ayrımcılığına karşı

in the fight against racial discrimination.

4:27

verdikleri mücadelede yalnız değillerdi.

Deyimler

weren't alone in the fight against racial discrimination: ırk ayrımcılığına karşı mücadelede yalnız değillerdi

Weren't alone, başka kişilerin ya da kuruluşların Japon Amerikalıları desteklediği ve aynı amaç için çalıştığı anlamına gelir. In the fight against racial discrimination, ortak çabayı ve karşı çıkılan sorunu belirtir. Burada fight mecazidir: fiziksel bir kavga değil, adaletsizliği durdurmaya yönelik uzun süreli bir kampanya ya da çaba anlamına gelir. Aktarılabilir yapı X is/are not alone in the fight against + ciddi sorun şeklindedir.

Alıştırma

Cümleye en uygun yorum hangisidir?

  1. Irk ayrımcılığı nedeniyle birbirleriyle fiziksel olarak kavga ettiler.
  2. Irk ayrımcılığına karşı çabaya katılan müttefikleri vardı.
  3. Hiç ırk ayrımcılığı yaşamadılar.
Cevabı göster

Irk ayrımcılığına karşı çabaya katılan müttefikleri vardı.

Aki found work with one of Seattle's first interracial labor unions Kelime

4:29

Aki, Seattle'ın ilk ırklararası işçi sendikalarından birinde iş buldu

Kelime

interracial labor unions: ırklar arası işçi sendikaları

Interracial labor unions, farklı ırklardan çalışanların birlikte örgütlendiği sendikalardır. Interracial, farklı ırklardan insanların birlikte yer aldığını belirtir. Labor union, çalışanları temsil eden ve ücret ile çalışma koşulları gibi ortak çıkarları koruyan bir örgüttür.

Alıştırma

Cümlede interracial labor unions neyi ifade ediyor?

  1. farklı ırklardan insanların birlikte örgütlendiği bir çalışan örgütü
  2. yalnızca beden işçilerini işe alan uluslararası bir şirket
  3. ücretleri ve çalışma saatlerini denetleyen bir devlet kurumu
Cevabı göster

farklı ırklardan insanların birlikte örgütlendiği bir çalışan örgütü

and joined the Congress of Racial Equality. Kültür

4:34

ve Irk Eşitliği Kongresi'ne katıldı.

Kültür

the Congress of Racial Equality: CORE adlı sivil haklar örgütü

Congress of Racial Equality, yaygın olarak CORE kısaltmasıyla bilinen bir ABD sivil haklar örgütüdür. Şiddet içermeyen doğrudan eylemler de dâhil olmak üzere ırk ayrımcılığına ve ırksal ayrıma karşı çıkmasıyla tanınır. Bu cümlede Congress, örgütün resmî adının bir parçasıdır; ABD'nin yasama organı anlamına gelmez. Bu nedenle joined, bu sivil haklar örgütüne üye olmak veya faaliyetlerine katılmak anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede the Congress of Racial Equality neyi ifade ediyor?

  1. yaygın olarak CORE adıyla bilinen bir ABD sivil haklar örgütü
  2. ırksal istatistiklerle ilgili bir konferans
  3. ABD hükümetinin yasama organı
Cevabı göster

yaygın olarak CORE adıyla bilinen bir ABD sivil haklar örgütü

She became a teacher,

4:37

Öğretmen oldu

and over the next several decades, Kalıp ifadeler

4:38

ve sonraki on yıllar boyunca,

her advocacy for multicultural, socially conscious education Kelime

4:40

çok kültürlü, sosyal bilinçli eğitime yönelik savunuculuğu

would impact thousands of students. Dilbilgisi

4:43

binlerce öğrenciyi etkileyecekti.

Kalıp ifadeler

over the next several decades: bir zaman dilimine yayılan değişim

Over the next several decades, ‘onu izleyen onlarca yıl boyunca’ anlamına gelir. Burada over, etkinin geliştiği zaman aralığını belirtir; ‘daha fazla’ anlamına gelmez. Bu tarihsel bir anlatım olduğu için next sözcüğünün başlangıç noktası bugün değil, hikâyedeki o andır. İfade, etkinin tek bir anda değil, uzun yıllar içinde geliştiğini gösterir.

Alıştırma

Hibe onaylandıktan sonraki on yıllık dönemde kademeli bir değişimi en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. For the next ten years, the library remained open on Sundays.
  2. After the grant was approved, the library gradually expanded its services over the next ten years.
  3. After the grant was approved, the library opened a branch at some point in the next ten years.
Cevabı göster

After the grant was approved, the library gradually expanded its services over the next ten years.

Kelime

advocacy for multicultural, socially conscious education: çok kültürlü ve toplumsal duyarlılığa sahip eğitimin aktif biçimde savunulması

Advocacy for, bir fikir veya davaya yönelik aktif ve çoğu zaman kamuya açık desteği ifade eder; bu desteğe fikri yayma veya değişim oluşturma çabaları da dahildir. Yapı advocacy for + isim öbeğidir; burada isim öbeği onun desteklediği eğitim türünü belirtir. Multicultural ve socially conscious sözcüklerinin ikisi de education sözcüğünü niteler. Multicultural, farklı kültürlere ve bakış açılarına değer vermek demektir. Socially conscious ise toplumsal sorunlara, adalete ve daha geniş sorumluluklara dikkat etmek anlamına gelir; buradaki conscious, fiziksel olarak uyanık olmak değil, farkında olmak ve önemsemektir.

Alıştırma

advocacy for multicultural, socially conscious education ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Öğrencileri farklı kültürleri incelerken fiziksel olarak uyanık tutmak için tasarlanmış bir tıbbi program.
  2. Kültürel çeşitliliğe değer veren ve toplumsal sorunlarla sorumluluğa dikkat eden eğitimin aktif biçimde desteklenmesi.
  3. Bir öğretim yöntemini desteklemek veya yaymak için hiç çaba göstermeden yalnızca özel olarak tercih etmek.
Cevabı göster

Kültürel çeşitliliğe değer veren ve toplumsal sorunlarla sorumluluğa dikkat eden eğitimin aktif biçimde desteklenmesi.

Dilbilgisi

would impact: geçmişten görülen daha sonraki bir sonuç

Bu cümlede would + yalın fiil impact, geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyenin erken bir noktasından bakıldığında daha sonra ortaya çıkan sonucu gösterir. Önce eğitim savunuculuğu vardı; binlerce öğrenci üzerindeki etkisi ise sonradan oluştu. Bu kullanım genellikle geçmişten görülen gelecek olarak adlandırılır. Burada would, “istekli olmak” anlamına gelmez, nazik bir rica oluşturmaz ve hayalî bir koşul sunmaz; biyografide erken bir eylemi onun daha sonraki, uzun vadeli sonucuna bağlar.

Alıştırma

“She opened a small clinic in 1998, and it would later serve the whole region,” cümlesinde would neyi gösterir?

  1. Hiç gerçekleşmemiş gerçek dışı bir sonuç.
  2. 1998’deki geçmiş noktadan görülen daha sonraki bir sonuç.
  3. Onun bölgeye hizmet etmeye istekli olması.
Cevabı göster

1998’deki geçmiş noktadan görülen daha sonraki bir sonuç.

However, many ex-incarcerees, Anlatım akışı

4:46

Bununla birlikte, birçok eski mahkum,

particularly members of older generations,

4:48

özellikle de daha eski kuşakların üyeleri,

were unable to rebuild their lives after the war. Kalıp ifadeler

4:51

savaştan sonra hayatlarını yeniden kuramadı.

Anlatım akışı

However ... particularly ...: önce karşıtlık, sonra odak

However, önceki sonuçtan onunla karşıtlık oluşturan başka bir sonuca geçildiğini gösterir: daha önce hapsedilmiş birçok kişi hayatını yeniden kuramamıştır. Okura, daha önce anlatılan olumlu sonucun herkes için geçerli olduğunu varsaymaması gerektiğini bildirir. Particularly members of older generations, many ex-incarcerees grubu içindeki odağı daraltır. Bu ifade özellikle etkilenen bir alt grubu belirtir; ayrı bir konu başlatmaz ve bütün yaşlı insanların hapsedildiğini söylemez.

Alıştırma

Bu parçada However ve particularly bilgiyi nasıl düzenliyor? “The workshop was useful for many people. However, some participants, particularly first-time users, needed extra help.”

  1. However bir neden verir, particularly ise ilgisiz bir konu başlatır.
  2. However karşıtlık oluşturan bir sınırlama sunar, particularly ise katılımcılar içindeki bir alt grubu öne çıkarır.
  3. However ilk cümleyi geçersiz kılar, particularly ise ilk kez kullananların hepsinin katıldığını söyler.
Cevabı göster

However karşıtlık oluşturan bir sınırlama sunar, particularly ise katılımcılar içindeki bir alt grubu öne çıkarır.

Kalıp ifadeler

rebuild their lives: büyük bir yıkımdan sonra hayatı yeniden kurmak

Rebuild their lives mecazlı bir fiil öbeğidir. Burada savaş veya başka ciddi bir yıkımdan sonra ev, iş, ilişkiler ve günlük düzen dâhil olmak üzere genel olarak istikrarlı bir hayatı yeniden kurmak anlamına gelir. Rebuild, iyileşmeyi hayatı yeniden bir araya getiren etkin bir süreç olarak gösterir. Nesne their lives olduğu için ifade bir binayı yeniden yapmaktan daha geniştir; sürdürülebilir bir geleceği yeniden kazanmayı vurgular.

Alıştırma

rebuild their lives ifadesinin ciddi bir yıkımdan sonra genel hayatı yeniden kurmak anlamında kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. After the earthquake, the family moved inland to rebuild their lives.
  2. After the earthquake, the family rebuilt only their house.
  3. After the earthquake, the workers rebuilt the damaged bridge.
Cevabı göster

After the earthquake, the family moved inland to rebuild their lives.

Children of incarcerees began a movement

4:54

Mahkumların çocukları,

calling for the United States to atone Notlar

4:57

Amerika Birleşik Devletleri'ni bu tarihi adaletsizliği

for this historic injustice.

4:59

telafi etmeye çağıran bir hareket başlattı.

Dilbilgisi

calling for the United States to atone: bir hareketin talebini anlatan ortaç öbeği

-ing öbeği olan calling for the United States to atone, movement sözcüğünü niteler. Hareketin ne talep ettiğini açıklar ve a movement that called for the United States to atone şeklinde açılabilir. Call for + kişi veya grup + to + fiil yapısı, adı geçen aktörden kamuya açık biçimde bir eylem talep etmek ya da bunu savunmak anlamına gelir. Atone bir yanlışı telafi etmek demektir; bu nedenle cümle, Amerika Birleşik Devletleri'nin tarihî bir yanlışı kabul edip telafi etmesini talep eder, telefon açmasını değil.

Alıştırma

Call for + kişi + to-infinitive kalıbını tamamlayın: The petition is calling ____ the city council ____ publish the safety report.

Cevabı göster

for · to

Kelime

atone for this historic injustice: bu tarihsel adaletsizliğin kefaretini ödemek

Burada atone for, ağır bir yanlışın ahlaki sorumluluğunu kabul edip zararı gidermeye çalışmak anlamına gelir; yalnızca yanlışın yaşandığını kabul etmek değildir. Bu ifade çoğu zaman özür, tazminat veya reform gibi eylemleri ima eder. Historic injustice, tarihte büyük öneme ve kalıcı sonuçlara sahip bir adaletsizliktir. Bu cümlede savaş sırasında Japon kökenli Amerikalıların hapsedilmesini anlatır; historic yalnızca ünlü demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the inquiry exposed decades of abuse, the institution promised to ____ its wrongdoing through compensation and reform.

Cevabı göster

atone for

In 1988,

5:01

1988'de,

the US government officially apologized for the wartime incarceration, Kalıp ifadeler

5:02

ABD hükümeti savaş zamanındaki hapsetme uygulamaları için resmen özür diledi

Kalıp ifadeler

officially apologized for the wartime incarceration: savaş dönemindeki hapis uygulaması için resmen özür diledi

Officially apologized for, ABD hükümetinin özel bir yorumla değil, resmî ve kamusal sıfatıyla üzüntüsünü ifade ettiğini belirtir. Apologize for yapısında for, özre neden olan eylemi veya zararı tanıtır. Wartime incarceration, savaş sırasında zorla alıkoyma veya hapsetme anlamına gelir. Burada Japon kökenli Amerikalıların hapsedilmesini anlatır; bunu relocation diye yumuşatmak zorlamayı ve özgürlük kaybını gizler.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The agency ____ the wrongful arrests.

Cevabı göster

officially apologized for

admitting it was the catastrophic result Anlatım akışı

5:06

ve bunun ırkçılık, histeri

of racism, hysteria,

5:09

ve başarısız siyasi liderliğin

and failed political leadership. Kelime

5:11

feci bir sonucu olduğunu kabul etti.

Anlatım akışı

admitting it was the catastrophic result: kabul edilen içeriği eklemek

Burada admitting, resmî özürle birlikte yapılan kabulün içeriğini açıklar. Admitting eyleminin örtük öznesi, özür dileyen makamla aynıdır ve it, savaş dönemindeki hapsedilmeyi ifade eder. Admit, bir içerik cümleciği alabilir: admit (that) something is or was true. Burada that düşürülmüştür; bu nedenle admitting it was ..., onun ... olduğunu kabul etmek anlamına gelir, içeri girmesine izin vermek anlamına gelmez. Bu ortaç cümleciği, özürde açıkça kabul edilen şeyi ekleyerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede admitting cümleciğinin işlevi nedir: The mayor apologized, admitting the warning came too late.

  1. Belediye başkanının özür dilerken kabul ettiği olguyu ekler.
  2. Uyarının gerçekleştirdiği ilgisiz bir eylemi tanıtır.
  3. Belediye başkanının uyarının içeri girmesine izin verdiğini söyler.
Cevabı göster

Belediye başkanının özür dilerken kabul ettiği olguyu ekler.

Kelime

failed political leadership: yönetime yönelik sert bir eleştiri

failed political leadership ifadesinde failed, siyasi liderliğin sorumluluklarını yerine getirmediğini, yeterli kararlar almadığını veya ciddi zararları önleyemediğini belirten değerlendirici bir sıfattır. Liderlerin bir sınavda başarısız olduğu anlamına gelmez. Political leadership, siyasi karar alma sürecinin uygulanışını ve niteliğini veya daha geniş anlamda bu süreçten sorumlu kişileri ifade edebilir. Bu sıralamada ifade, ırkçılık ve kitlesel histeriyle birlikte yönetim başarısızlığını nedenlerden biri olarak gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede failed political leadership ne anlama gelir: The inquiry blamed the disaster on failed political leadership.

  1. Siyasi karar alma süreci ve yönetim sorumluluklarını yerine getirmedi.
  2. İlgili bütün siyasetçiler seçimi kaybetti.
  3. Siyasi liderler resmî bir sınavı geçemedi.
Cevabı göster

Siyasi karar alma süreci ve yönetim sorumluluklarını yerine getirmedi.

3 years after this apology,

5:13

Bu özürden 3 yıl sonra,

Aki Kurose was awarded the Human Rights Award Kalıp ifadeler

5:15

Aki Kurose'ye İnsan Hakları Ödülü verildi

Kalıp ifadeler

was awarded the Human Rights Award: edilgen ödül yapısında alıcının özne olması

Was awarded the Human Rights Award, be awarded + ödül şeklindeki geçmiş zaman edilgen yapısını kullanır. Aki Kurose ödülü veren değil, alan kişidir. Edilgen yapı ödülü alan kişiyi merkeze koyar. Etken biçimde ödülü veren taraf özne olur: The organization awarded Aki Kurose the Human Rights Award.

Alıştırma

Cümleyi be awarded yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: For her rescue work, Elena ____ the city's highest honor.

Cevabı göster

was awarded

from the Seattle Chapter of the United Nations, Kelime

5:18

Birleşmiş Milletler'in Seattle Şubesi tarafından;

Kelime

Seattle Chapter of the United Nations: yerel kuruluş birimi anlamındaki chapter

Seattle Chapter of the United Nations ifadesinde chapter, daha büyük bir kuruluşun yerel birimi anlamına gelir. Seattle yerel bölgeyi, of the United Nations ise birimin bağlı veya ilişkili olarak sunulduğu daha büyük kuruluşu belirtir. Burada chapter bir kitabın bölümü anlamına gelmez. Yaygın adlandırma kalıbı the + yer adı + Chapter of + kuruluş şeklindedir. Chapter, birimin resmî adının parçası olduğunda genellikle büyük harfle başlar.

Alıştırma

the Seattle Chapter of the United Nations ifadesinde chapter ne anlama gelir?

  1. daha büyük bir kuruluşun yerel birimi
  2. Seattle'da düzenlenen bir toplantı
  3. Seattle hakkında bir kitabın bölümü
Cevabı göster

daha büyük bir kuruluşun yerel birimi

celebrating her vision of peace and respect Anlatım akışı

5:21

böylece her kökenden insana yönelik barış ve saygı

for people of all backgrounds. Kalıp ifadeler

5:24

vizyonu onurlandırıldı.

Anlatım akışı

celebrating her vision of peace and respect: bir onurlandırmanın neyi takdir ettiğini belirtmek

celebrating her vision of peace and respect şeklindeki şimdiki zaman ortacı yapısı, hemen önce anlatılan onurlandırmanın odağını ekler. Okurun dikkatini ana olaydan —birinin takdir edilmesinden— bu takdirin övdüğü şeye yöneltir. Burada celebrating, “parti vermek” değil, “halka açık biçimde onurlandırmak veya övmek” anlamına gelir. Nesnesi olan her vision of peace and respect, övülen düşünceyi belirtir.

Alıştırma

“The museum presented Ana with a medal, celebrating her work to protect local history,” cümlesinde -ing yan yapısı ne işe yarar?

  1. Sunumun tarihini verir.
  2. Ana’nın sunumdan sonra parti verdiğini söyler.
  3. Madalya sunumunun neyi onurlandırdığını belirtir.
Cevabı göster

Madalya sunumunun neyi onurlandırdığını belirtir.

Kalıp ifadeler

people of all backgrounds: farklı kökenleri ve deneyimleri kapsayan bir ifade

People of all backgrounds, sosyal, kültürel, etnik, dinî, eğitimsel veya ekonomik koşulları farklı olan insanlar anlamına gelir. Burada background, bir kişinin kökenini ve yaşam deneyimini ifade eder; bir resmin arka planını değil. Dil bilgisi açısından of all backgrounds, people sözcüğünü açıklar. all sözcüğü ifadeye kapsayıcı bir anlam verir: belirli hiçbir köken türünün dışlanmaması amaçlanır.

Alıştırma

Farklı sosyal ve kültürel kökenlerden insanları anlatan, dersteki dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library welcomes ____.

Cevabı göster

people of all backgrounds

For a heart-wrenching Anlatım akışı

5:27

Gözaltı kamplarının özellikle bir aileyi

look at how internment affected one family in particular, Kelime

5:28

nasıl etkilediğine dair yürek burkan bir bakış için,

Anlatım akışı

For a heart-wrenching look at... ile öneriye giriş yapma

For a ... look at X kalıbı, başka bir video, makale veya bağlantının izleyiciye neyi anlamada yardımcı olacağını tanıtır. Bu cümlede bir öneriye giriş yapar; watch veya read gibi temel yönerge daha sonra gelir. Heart-wrenching, konuşanın içerikle ilgili değerlendirmesini ekler. Duygusal açıdan yıkıcı veya son derece acı verici anlamına gelir; böylece izleyiciyi tarafsız bir özetten ziyade bir ailenin üzücü hikâyesine hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle, izleyiciyi daha fazla içeriğe yönlendirmek için For a ... look at ... kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. For looking closely the research, read the full report.
  2. For a closer look at the research, read the full report.
  3. At a closer look for the research, read the full report.
Cevabı göster

For a closer look at the research, read the full report.

Kelime

internment: hükümet politikası kapsamında savaş dönemi kapatılması

Burada internment, Japon kökenli kişileri zorla kapatan ve ailelerini etkileyen ABD savaş dönemi politikasını ifade eder. Bu isim, çoğunlukla savaş sırasında veya ulusal güvenlik politikası kapsamında yetkililerce uygulanan kapatılmayı anlatır. Yalnızca bir kişinin kısa süre tutulduğu anlamına gelmez; kurumsal ve tarihsel bir anlam taşır. Tarih metinlerinde bir gruba uygulanan politikayı ve bu kapatılmanın uzun süreli etkilerini gösterir.

Alıştırma

Bir müze etiketi, savaş sırasında bir grup sivili kapatan hükümet politikasını anlatıyor. En özel sözcük hangisidir?

  1. internship
  2. detention
  3. internment
Cevabı göster

internment

check out this video on the Akune brothers, Öbek fiiller

5:31

Akune kardeşler hakkındaki bu videoya göz atın:

Öbek fiiller

check out: bir şeye bakmak için samimi bir davet

Burada check out, “bir göz atmak” veya “izlemek” anlamına gelir. check out this video emir yapısında konuşan kişi resmî bir inceleme istemez; videoyu samimi bir şekilde önerir. video, article, website veya song gibi içerik adlarıyla kullanıldığında check out, içeriğin türüne göre onu izlemeyi, okumayı, ziyaret etmeyi ya da dinlemeyi önerir.

Alıştırma

Hangi cümle, hazır bulunan bir makaleyi okumayı samimi bir dille önerir?

  1. Check this article for spelling mistakes.
  2. Check out this article if you want to learn more.
  3. Look up when this article was published.
Cevabı göster

Check out this article if you want to learn more.

United by blood, divided by war. Anlatım akışı

5:34

"Kanla birleşenler, savaşla ayrılanlar."

Anlatım akışı

United by blood, divided by war: sıkıştırılmış paralel karşıtlık

United by blood, divided by war, biçimleri birbiriyle eşleşen iki geçmiş zaman ortaç öbeği kullanır: united by ... ve divided by .... Tekrarlanan yapı united ile divided sözcüklerini doğrudan karşı karşıya getirirken blood ve war insanları birleştiren ve ayıran güçleri adlandırır. Bir başlık olarak daha uzun olan They were united by blood but divided by war düşüncesini sıkıştırır. Özne, were ve but sözcüklerinin çıkarılması karşıtlığı kısa ve çarpıcı hâle getirir. Burada blood gerçek anlamda sıvı kanı değil, aile bağını anlatır.

Alıştırma

Hangi başlık United by blood, divided by war. ile aynı sıkıştırılmış paralel karşıtlığı kullanır?

  1. Music united them, but rivalry divided them.
  2. United by music, divided by rivalry.
  3. Although they loved music, they joined different bands.
Cevabı göster

United by music, divided by rivalry.