Üstünden At | Müzikli Heykel - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
238 kelime 169 kel/dk

Video özeti: Bir aile, müzik durunca donma oyununu hareketli bir dans kapışmasına dönüştürür; ardından radyo sunuculuğu canlandırıp Bluey’nin en sevdiği şarkıyı çalarak onu oyuna katar ve müzik durduğunda kimin hareket ettiğini kontrol eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. musical statues. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Müziğin çaldığı sırada dans edilen, durduğu anda ise tamamen hareketsiz kalınan bu çocuk oyununun adını ve temel kuralını öğrenirsiniz. Bu kültürel bilgi, tekrarlanan durma komutlarını, oyuncuların hareket edip etmediğinin denetlenmesini ve kıpırdayan kişinin neden elendiğini anlamanızı sağlar. 2. if this was a dance-off, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if sonrasında geçmiş zaman biçiminin gerçek bir dans yarışmasını değil, hayali bir durumu ortaya koyduğunu fark edersiniz. Bu yapıyı would içeren bir soruyla birleştirerek varsayımsal bir sonuç hakkında, örneğin kimin kazanacağı konusunda karşı tarafın değerlendirmesini isteyebilirsiniz. 3. going out to — Phrasal Verbs: Bu ifadeyi fiziksel olarak dışarı çıkmak şeklinde değil, istek parçasının belirli bir kişi için çalındığını veya ona adandığını bildiren bir radyo sunucusu kalıbı olarak anlarsınız. Radyo yayınında, partide ya da eğlenceli bir sunucu taklidinde şarkının kime armağan edildiğini duyururken ifadeyi tanıyıp kullanabilirsiniz.

Bu derste

I don't want to play musical statues. Notlar

0:00

Müzikli heykel oynamak istemiyorum.

Dilbilgisi

don't want to + yalın fiil: bir şeyi yapmak istemediğini söylemek

don't want to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmak istemediğinizi belirtir. Bu cümlede play, konuşmacının yapmak istemediği eylemi gösterir; oyunun daha önce oynandığı anlamına gelmez. Bu kalıp, yalnızca no demekten daha açık biçimde tercih belirtmek veya bir etkinliği reddetmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: I ____ watch the scary movie.

Cevabı göster

don't want to

Kültür

musical statues: müzik durduğunda hareketsiz kalmak

Musical statues bir çocuk parti oyunudur: müzik çalarken oyuncular hareket eder veya dans eder, müzik durur durmaz da hareketsiz kalırlar. Hareket eden oyuncu genellikle elenir. Oyunun adı, hareketsiz duran oyuncuları heykele benzetir; müzik yapan heykeller anlamına gelmez. Kuzey Amerika'da çok benzer bir oyun genellikle freeze dance olarak adlandırılır.

Alıştırma

Tipik bir musical statues oyununda ne olur?

  1. Oyuncular şarkı söyleyerek müziği durdurur.
  2. Müzik çalarken oyuncular heykel taşır.
  3. Müzik durduğunda oyuncular hareketsiz kalır.
Cevabı göster

Müzik durduğunda oyuncular hareketsiz kalır.

Neither do I. Dilbilgisi

0:02

Ben de.

Dilbilgisi

Neither do I: olumsuz bir ifadeye katılmak

Neither do I, önceki olumsuz ifadeye katılmak için kullanılır. Aynı olumsuz durumun konuşan kişi için de geçerli olduğunu belirtir: I don't either. Yapı Neither + yardımcı fiil veya kiplik fiili + özne şeklindedir ve yardımcı fiil özneden önce gelir. Fiil önceki ifadeye uymalıdır: don't ile do, can't ile can ve wasn't ile was kullanılır. Burada önceki ifade don't kullandığı için cevap Neither do I olur.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I don't enjoy crowded parties.” diyor. Sizin de sevmediğinizi belirtmek için Neither ve devrik katılma yapısıyla cevabı tamamlayın: ____.

Cevabı göster

Neither do I

Too bad, I need someone to do the music stopping. Notlar

0:03

Tüh, müziği durduracak birine ihtiyacım vardı.

Ton ve niyet

Too bad: bir itirazı kararlı biçimde geçiştirmek

Too bad, üzüntü veya anlayış belirtebilir; ancak burada diğer kişinin itirazını geçiştirir. Konuşan kişi hemen neye ihtiyaç olduğunu söylemeye devam ettiği için ifade yaklaşık olarak “Bu hiçbir şeyi değiştirmez” veya “Plan hâlâ geçerli” anlamına gelir. Bu kullanım kararlı duyulur ve sabırsızlık hissi verebilir. Dinleyeni teselli etme amacı taşımaz.

Alıştırma

“Too bad, you're doing it anyway,” cümlesinde Too bad esas olarak sıcak bir anlayış ifadesi midir?

  1. Evet, öyle.
  2. Hayır, itirazı geçiştiriyor.
Cevabı göster

Hayır, itirazı geçiştiriyor.

Dilbilgisi

need someone to + fiil: başka birinin bir işi yapmasına ihtiyaç duymak

need + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısında, need'den sonra gelen kişi eylemi yapacak kişidir. Burada someone, müziği durdurma görevini yapacak kişidir; düşünce need someone ile tamamlanmaz. Bir durum başka birinin bir görevi yerine getirmesini gerektirdiğinde bu kalıbı kullan: need Jack to help, need someone to call gibi.

Alıştırma

need ve someone kullanarak cümleyi tamamla: We ____ check the tickets at the door.

Cevabı göster

need someone to

I can see where Bluey gets it. Deyimler

0:09

Bluey'nin kime çektiği belli oluyor.

Deyimler

where Bluey gets it: bir özelliğin kaynağını fark etmek

I can see where Bluey gets it cümlesinde where, fiziksel bir yeri değil, fark edilen bir özelliğin ya da davranışın kaynağını gösterir. Konuşan kişi, Bluey'nin bu özelliği veya alışkanlığı kimden aldığını fark ettiğini anlatır. it, bir nesneyi değil, konuşmada zaten görülen davranışı veya özelliği ifade eder. İlgili özellik ve onun kimden geldiği bağlamdan anlaşıldığında bu kalıpla iki kişi arasındaki benzerlik yorumlanabilir.

Alıştırma

Bir çocuk, annesiyle aynı abartılı hareketlerle hikâye anlatıyor. Bu bağlamda I can see where she gets it ne anlama gelir?

  1. Bu davranış biçimini kimin etkilediğini anlıyorum.
  2. Belirli bir nesneyi nereden satın aldığını biliyorum.
  3. Onun nerede durduğunu görebiliyorum.
Cevabı göster

Bu davranış biçimini kimin etkilediğini anlıyorum.

Okay, ready, go.

0:10

Tamam, hazır, başla.

And stop.

0:12

Ve dur.

You blinked, you blinked, you blinked.

0:13

Gözünü kırptın, gözünü kırptın, gözünü kırptın.

You're all out. Kelime

0:14

Hepiniz yandınız.

Kelime

Oyunda “all out”: herkes elendi

Oyunlarda ve yarışmalarda out, elendiği için artık devam etmesine izin verilmeyen bir oyuncunun durumunu anlatabilir. “You're all out.” cümlesinde all, hitap edilen grubun tamamını ifade eder; yani gruptaki herkes elenmiştir. Bu anlam oyun bağlamından gelir. Cümle, herkesin fiziksel olarak dışarıda olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir oyunda hakem bir gruba “You're all out.” diyor. Bu cümle ne anlama gelir?

  1. Gruptaki her oyuncu dışarıda bulunuyor.
  2. Grup oyunu bırakmayı seçti.
  3. Gruptaki her oyuncu elendi.
Cevabı göster

Gruptaki her oyuncu elendi.

See ya.

0:15

Görüşürüz.

Come on, do it properly. Ton ve niyet

0:16

Hadi ama, düzgün oynayın.

Ton ve niyet

“Come on”: birini sabırsızca harekete geçirmeye çalışma

Burada Come on, birinden yaklaşmasını istemek değildir. Karşıdaki kişiyi harekete geçmeye zorlayan ve rahatsızlık ya da sabırsızlık gösteren sözlü bir işarettir. do it properly emri, amaçlanan anlamı ortaya koyar: konuşan kişi işin doğru yapılmadığını düşünür. Başka bir bağlamda Come on teşvik edici olabilir; bu yüzden ardından gelen sözler ve konuşanın ses tonu işlevini belirler.

Alıştırma

“Come on, do it properly.” cümlesinde Come on nasıl bir tutum ifade eder?

  1. Konuşan kişi sabırsızdır ve karşısındakini işi doğru yapmaya zorlar.
  2. Konuşan kişi karşısındakinden yaklaşmasını ister.
  3. Konuşan kişi karşısındakinin çalışmasını sakince över.
Cevabı göster

Konuşan kişi sabırsızdır ve karşısındakini işi doğru yapmaya zorlar.

Or don't do it at all. Ton ve niyet

0:18

Ya da hiç oynamayın.

Ton ve niyet

or don't do it at all: kesin bir sınır koymak

Bir emirden sonra gelen or, ilk talimata uyulmazsa ne yapılması gerektiğini gösterebilir. Buradaki mesajın tamamı şudur: düzgün yap; aksi hâlde hiç yapma. Olumsuz bir cümlede at all, olumsuzluğu güçlendirerek “hiç” veya “hiçbir şekilde” anlamı verir. Bu nedenle don't do it at all, ikinci seçeneği rahat bir tercih değil, kesin bir şart gibi gösterir.

Alıştırma

“Pack the glassware carefully, or don't do it at all” diyen kişi ne demek istiyor?

  1. Cam eşyaları dikkatlice paketle; aksi hâlde onları paketleme.
  2. Dikkatlice yapabilecek olsan bile cam eşyaları paketleme.
  3. Cam eşyaları dikkatsizce paketlemekte sakınca yoktur.
Cevabı göster

Cam eşyaları dikkatlice paketle; aksi hâlde onları paketleme.

Okay, okay.

0:20

Tamam, tamam.

No, give me that.

0:22

Hayır, ver onu bana.

Let's put some real music on. Öbek fiiller

0:23

Şöyle gerçek bir müzik açalım.

Öbek fiiller

put some real music on: müzik açmak

Burada put ... on, “çalmaya başlatmak” anlamına gelir. Some real music, put ile on arasına yerleştirilmiş nesnedir; on bir yüzeyi anlatmaz, fiil öbeğinin parçasıdır. Real music, konuşanın öznel değerlendirmesidir: konuşanın düzgün, dinlemeye değer veya o ana uygun bulduğu müziği ifade eder. Önceki sesin gerçekten “sahte” olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir şarkı zaten seçildi. put, it ve on sözcüklerini doğal sıraya koyarak ricayı tamamlayın: Please ____.

Cevabı göster

put it on

All right, that's what I'm talking about. Deyimler

0:26

Pekâlâ, işte bundan bahsediyorum.

Deyimler

That's what I'm talking about: coşkulu onay

Burada “that's what I'm talking about”, bir sonucun tam olarak doğru veya konuşanın istediği gibi olduğunu coşkuyla belirtir. “İşte böyle” ya da “Aradığım şey tam olarak bu” anlamına gelebilir. Genellikle az önce gerçekleşen bir şeye verilen tepkidir; konuşma konusunu kelimesi kelimesine açıklamaz. Memnuniyet ve onay bildiren kalıp bir ifade olarak öğrenilebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşın düzenlenmiş bir afiş gösteriyor ve sen “That's what I'm talking about!” diyorsun. Ne demek istiyorsun?

  1. Önceki konuya dönmek istiyorsun.
  2. Yeni sonuç tam olarak istediğin gibi.
  3. Arkadaşının ne hakkında konuştuğunu bilmiyorsun.
Cevabı göster

Yeni sonuç tam olarak istediğin gibi.

Get that body moving. Dilbilgisi

0:28

Haydi o vücutları hareket ettirin.

Dilbilgisi

Get that body moving: get + nesne + -ing

get + nesne + -ing yapısı, bir kişinin veya şeyin bir etkinliğe başlamasını ya da etkin duruma geçmesini sağlamak anlamına gelir. “Get that body moving” cümlesinde “that body” nesnedir; “moving” ise başlaması gereken etkinliği anlatan -ing tamamlayıcısıdır. Bu emir cümlesi, hareket etmeye veya dans etmeye başlamak için enerjik bir teşviktir. Bir şeyin başka bir kişiyi veya nesneyi devam eden bir etkinliğe soktuğu durumlarda bu yapı yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için got, everyone ve laugh sözcüklerini get + nesne + -ing yapısında kullanın: The joke ____.

Cevabı göster

got everyone laughing

Come on, Bluey.

0:30

Hadi, Bluey.

Shake it out. Öbek fiiller

0:31

Kurtlarını dök.

Öbek fiiller

Shake it out: hareket ederek gevşemek

Bu hareket komutunda shake it out, kasların gevşemesi ve sertliğin geçmesi için vücudu ya da bir bölgesini rahatça sallamak anlamına gelir. Yalnızca shake fiiline değil, ifadenin tamamına kısa bir fiziksel komut olarak bakılmalıdır. it bilinçli olarak genel bırakılmıştır; bu nedenle konuşan kişi tam olarak hangi vücut bölümünü ya da hangi gerginliği kastettiğini söylemek zorunda değildir. Buradaki out, bir nesneyi sallayarak bir kabın dışına çıkarmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir dans eğitmeni omuzlarının gergin olduğunu görüyor ve gerçekten sallanarak gevşemeni istiyor. En uygun komut hangisidir?

  1. Shake it off and forget the rude comment.
  2. Shake it up and try a different routine.
  3. Shake it out and loosen your shoulders.
Cevabı göster

Shake it out and loosen your shoulders.

Stop.

0:33

Dur.

Whoop.

0:33

Huu.

Hmm.

0:34

Hmm.

No one.

0:36

Kimse oynamadı.

Okay, here we go again. Kalıp ifadeler

0:37

Tamam, tekrar başlıyoruz.

Kalıp ifadeler

Here we go again: yeni bir tura başlamak

Here we go again, bir etkinliğin ya da tanıdık bir durumun bir kez daha başladığını bildiren konuşma diline ait bir kalıptır. Bu cümlede grubu yeni bir tura geçirir. Here bir varış noktasını göstermez; ifade geçiş görevi görür ve again tekrar anlamını verir. Aynı sözler, ses tonuna ve bağlama göre aynı can sıkıcı şeyin yine yaşandığını da anlatabilir.

Alıştırma

Bir oyun sırasında biri "Okay, here we go again." diyor. Bu ifade bu bağlamda ne anlama gelir?

  1. Etkinlik tamamen sona erdi.
  2. Tanıdık bir etkinliğin yeni bir turu başlıyor.
  3. Herkes yine aynı yere gidiyor.
Cevabı göster

Tanıdık bir etkinliğin yeni bir turu başlıyor.

Oh yeah, shake it, Chilli.

0:40

Oh evet, salla, Chilli.

Come on, Bluey.

0:42

Hadi, Bluey.

Copy my moves. Kelime

0:43

Hareketlerimi kopyala.

Kelime

moves: beden hareketleri veya dans figürleri

Burada moves, birinin yaptığı beden hareketlerini, dans figürlerini veya teknikleri anlatan çoğul ve sayılabilen bir isimdir. Copy my moves cümlesinde konuşan kişi, dinleyenden bu hareketleri izlemesini ve taklit etmesini ister. Bu kullanım, gözle görülebilen bir hareket dizisini anlatır. Ev taşımak anlamına gelmez ve genel olarak konum değiştirme fikrinden daha özeldir.

Alıştırma

Dans dersinde "Copy my moves." sözü birinden ne yapmasını ister?

  1. Beden hareketlerimi izleyip taklit etmesini.
  2. Yeni evimin adresini yazmasını.
  3. Kutuları başka bir eve taşımama yardım etmesini.
Cevabı göster

Beden hareketlerimi izleyip taklit etmesini.

Yeah, that's it. Ton ve niyet

0:46

Evet, aynen öyle.

Ton ve niyet

that's it: olumlu onay

Burada that's it, “Evet, doğru yaptın” veya “Evet, böyle yap” anlamında olumlu bir geri bildirimdir. Konuşan kişi, dinleyenin hareketi doğru biçimde taklit ettiğini onaylar; bir nesneyi göstermiyordur. Önceki Yeah sözü ve devam eden etkinlik, bu teşvik edici anlamı açık hâle getirir.

Alıştırma

Bir eğitmen, birinin sonunda hareketi doğru yaptığını görüp "Yeah, that's it." diyor. Eğitmen ne yapıyor?

  1. Bütün alıştırmanın hemen bitmesi gerektiğini duyuruyor.
  2. Hangi nesnenin o kişiye ait olduğunu gösteriyor.
  3. Kişinin hareketi doğru yaptığını onaylıyor.
Cevabı göster

Kişinin hareketi doğru yaptığını onaylıyor.

Whoop.

0:47

Huu.

Raise the roof. Deyimler

0:48

Elleri kaldır.

Deyimler

Raise the roof: enerjik bir tezahürat ve dans komutu

Raise the roof, yüksek sesle tezahürat yapmak, kutlamak ya da bir ortamı çok hareketli ve gürültülü hâle getirmek anlamına gelen abartılı bir deyimdir. Enerjik bir dans komutu olarak, çatıyı kaldırıyormuş gibi elleri yukarı itme hareketini de anlatabilir. Bu cümlede iki anlam birlikte kullanılır: yukarı doğru hareketi yap ve coşkuyu artır; gerçek bir çatı hareket ettirilmez.

Alıştırma

Hareketli bir konserde şarkıcı “Let's raise the roof!” diye bağırıyor. Kalabalıktan ne yapmasını istiyor?

  1. Binanın çatısını daha yüksek bir konuma kaldırmak.
  2. Sessizce tavanı incelemek.
  3. Yüksek sesle tezahürat yapıp konseri daha heyecanlı hâle getirmek.
Cevabı göster

Yüksek sesle tezahürat yapıp konseri daha heyecanlı hâle getirmek.

Whoop, whoop, raise the roof.

0:49

Huu, huu, elleri kaldır.

Whoop, stop.

0:52

Huu, dur.

Whoop, whoop, whoop.

0:52

Huu, huu, huu.

Bingo.

0:54

Bingo.

You kept raising the roof. Dilbilgisi

0:56

Ellerini kaldırmaya devam ettin.

Dilbilgisi

kept raising the roof: devam eden eylemler için kept + fiil-ing

Kept + fiil-ing, keep + fiil-ing yapısının geçmiş zaman biçimidir. Bir eylemin durmak yerine bir süre devam ettiğini ya da tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır. Kept raising the roof ifadesinde raising, kept sonrasında gelen -ing biçimidir. Cümle, kişinin bu hareketi sürdürdüğünü anlatır; kept burada “sakladı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Keep fiilinin geçmiş biçimini ve ardından read fiilinin -ing biçimini kullanın: Even after bedtime, Mia ____ her comic.

Cevabı göster

kept reading

Come on, kid.

0:58

Gel bakalım, ufaklık.

Help me with the music.

0:59

Müzik için bana yardım et.

Okay.

1:00

Tamam.

Go.

1:01

Başla.

Bingo, if this was a dance-off, who would you say is winning? Notlar

1:04

Bingo, eğer bu bir dans yarışması olsaydı sence kim kazanırdı?

Dilbilgisi

if this was ...: şimdiyle ilgili bir varsayım kurmak

if this was a dance-off ifadesindeki geçmiş zaman biçimi was, durumu geçmiş zamana yerleştirmez. Şimdiki duruma hayalî bir açıdan bakar: bunu bir dans yarışması olarak düşündüğümüzü varsayalım. Ardından gelen would içeren soru, bu hayalî durum içinde bir değerlendirme ister. if + geçmiş zaman biçimi ... would ... kalıbı, şimdiyle ilgili varsayımlar için yaygındır.

Alıştırma

Şimdiki durumu özenli ve resmî İngilizcede en açık biçimde hayalî olarak sunan cümle hangisidir?

  1. If this was a movie last night, who played the hero?
  2. If this were a movie, who would play the hero?
  3. If this is a movie, who plays the hero?
Cevabı göster

If this were a movie, who would play the hero?

Kelime

dance-off: sonucu dansla belirlenen yarışma

Dance-off, insanların kimin daha iyi dans ettiğine karar vermek için dans ederek birbirleriyle yarıştığı bir karşılaşmadır. Bu birleşik kelimede -off, yarışma veya sonucu belirleyen karşılaşma anlamı katar; kapalı ya da uzak anlamına gelmez. Aynı yapı, yemek yarışması anlamındaki cook-off ve şarkı söyleme karşılaşması anlamındaki sing-off kelimelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi, sonucu dansla belirlenen bir yarışma anlamındaki kısa çizgili kelimeyle tamamlayın: The two teams had a ____ to choose the winner.

Cevabı göster

dance-off

Ton ve niyet

would you say: bir değerlendirmeyi yumuşak biçimde sormak

Bu soruda would you say, “sence” veya “sen nasıl değerlendirirsin?” anlamına gelir. Bingo'dan bir şeyi okuması ya da tekrar etmesi istenmiyor. Kimin kazanıyor gibi göründüğüne karar vermesi isteniyor. “Soru sözcüğü + would you say + yan cümle” kalıbı, doğrudan bir soruyu dinleyenin değerlendirmesini isteyen bir soruya dönüştürür: Who would you say is winning? Cevap basit bir olgudan çok görüş, tahmin veya yorum içerdiğinde özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi soru, dinleyenin değerlendirmesini daha yumuşak biçimde istemek için would you say kullanıyor?

  1. Which design would you say works better?
  2. Could you say the word design again?
  3. This design works better.
Cevabı göster

Which design would you say works better?

Mum, definitely.

1:07

Annem, kesinlikle.

I agree.

1:09

Aynı fikirdeyim.

Come on, Bluey.

1:10

Hadi, Bluey.

Uh,

1:11

Ih,

Oh, Dad, I know. Play

1:12

Ah Dad, biliyorum. Çal

I Love Cereal.

1:14

Mısırı Çok Severim.

Hold it right there, music fans. Ton ve niyet

1:15

Bekleyin bakalım, müzikseverler.

Ton ve niyet

Hold it right there: hemen durmaya yönelik güçlü ve teatral bir emir

Bu cümlede Hold it right there, “yaptığın şeyi hemen bırak” veya “devam etme” anlamına gelen kalıplaşmış bir emirdir. Buradaki it, birinin elinde tutması gereken bir nesneyi değil, genel olarak mevcut eylemi veya durumu ifade eder. Right there, emre ani ve güçlü bir vurgu katar. Tüm emir çoğu zaman teatral veya yetkili bir kişinin repliği gibi gelir; bu nedenle ciddi bir uyarı olabileceği gibi eğlenceli bir dramatik etki de yaratabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın yola adım atmak üzere olduğunu görüyorsunuz. Hangi cümle hemen durması için güçlü ve teatral bir emir verir?

  1. Could you wait a moment?
  2. Hold it right there!
  3. Hold this bag right there.
Cevabı göster

Hold it right there!

We've just had a song request come in from Ringo Heeler. Notlar

1:17

Ringo Heeler'dan az önce bir şarkı isteği geldi.

Dilbilgisi

We've just had: yeni haberler için just ile present perfect

We've, We have ifadesinin kısaltmasıdır. We've just had içinde have, present perfect yapısının yardımcı fiilidir; had ise have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada have “almak” anlamına gelir, dolayısıyla ifade bir şeyin çok kısa süre önce geldiğini anlatır. Just ile kullanılan present perfect, yeni gerçekleşen olayı şu ana bağlar. Yeni istek şu anda önemli olduğu için bu yapı güncel bir duyuruda doğal kullanılır; olay yalnızca bitmiş bir geçmiş olayı olarak sunulmaz.

Alıştırma

Duyuruyu have fiilinin present perfect biçimi ve just ile tamamlayın: We ____ some good news.

Cevabı göster

have just had

Kültür

song request: bir şarkının çalınmasını istemek

Song request, bir dinleyicinin veya konuğun belirli bir şarkının çalınmasını istemesidir. Radyo, canlı yayın veya parti ortamında sunucu ya da DJ isteği alır ve şarkıyı çalabilir. Burada request, istek mesajını veya isteme eylemini belirten sayılabilir bir isimdir. Birine şarkı söylemesini emretmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum bir song request örneğidir?

  1. Bir dinleyici DJ'den belirli bir şarkıyı çalmasını ister.
  2. Bir şarkıcıya yeni bir şarkı yazması emredilir.
  3. Bir müzisyen seyircilerden sessiz olmalarını ister.
Cevabı göster

Bir dinleyici DJ'den belirli bir şarkıyı çalmasını ister.

Öbek fiiller

come in from: bilginin ulaşması ve kaynağının belirtilmesi

have + bilgi öğesi + come in yapısında come in, bir istek, telefon, rapor veya mesajın ulaşıp alındığını belirtir. Buradaki öğe a song request olduğundan cümle, radyo programının isteği aldığını ifade eder; bir kişinin bir yere girdiğini değil. From Ringo Heeler göndereni veya kaynağı belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp bilgi öğesi + come in + from + kaynak biçimindedir.

Alıştırma

Saha ekibinin gönderdiği bir raporun az önce alındığını hangi cümle ifade eder?

  1. A new report has just come in from the field team.
  2. A new report has just come into the field team.
  3. The field team has just come in with a new report.
Cevabı göster

A new report has just come in from the field team.

Bingo Heeler.

1:20

Bingo Heeler.

Who do you dedicate this song to, Ringo? Kalıp ifadeler

1:22

Bu şarkıyı kime armağan ediyorsun, Ringo?

Kalıp ifadeler

dedicate this song to: ithafın kime yapıldığını belirtmek

Dedicate this song to someone, bir şarkıyı sevgi, teşekkür, saygı veya anma duygusunu göstermek için birine ithaf etmek demektir. Temel kalıp dedicate + eser veya etkinlik + to + ithaf edilen kişi biçimindedir. Soruda who ithaf edilen kişiyi sorar ve başa geçer; to ise sonda kalır: Who do you dedicate this song to? Edatın sonda kalması konuşma dilinde normaldir ve yine ithaf edilen kişiyi belirtir.

Alıştırma

Konserde Mia şarkıyı büyükanne ve büyükbabasına ithaf etmek istiyor. Öğrenilen yapıyla cümleyi tamamlayın: I'd like to ____ my grandparents.

Cevabı göster

dedicate this song to

It's for my sister, Bluey.

1:24

Ablam Bluey'ye.

It's her favorite.

1:25

Onun en sevdiği şarkı.

Well, all right.

1:27

Pekâlâ, tamamdır.

This one's going out to Ringo's sister, Louey. Öbek fiiller

1:27

Bu şarkı Ringo'nun ablası Louey'ye gidiyor.

Öbek fiiller

going out to: sunucu üslubuyla ithaf etme

Bir radyo ya da sahne gösterisi sunumunda This one is going out to someone, şarkının o kişiye ithaf edildiği anlamına gelir. This one o anda sunulan şarkıyı gösterir; to ise ithafın yöneldiği kişiyi belirtir. Buradaki going out, ayrılmak veya dışarı çıkmak anlamına gelmez. Tüm ifade, sunucuların sık kullandığı tanıdık bir anons kalıbıdır.

Alıştırma

Radyo sunucusunun ithaf cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: This next song is ____ everyone celebrating tonight.

Cevabı göster

going out to

Bluey.

1:30

Bluey.

Oh, look out. Öbek fiiller

1:34

Oh, dikkat et.

Öbek fiiller

look out: birini hemen uyarmak

Look out!, yakında bir tehlike veya ani bir hareket olduğu için birine hemen dikkat etmesini söyleyen kısa bir uyarıdır. Bu cümlede, bir şeyin olmak üzere olduğunu bildirir. Uyarı olarak kullanıldığında deyimsel bir ifadedir; dışarıya doğru bakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir dal arkadaşınızın üzerine doğru düşüyor. Hangi uyarı en doğaldır?

  1. Look outside!
  2. Look out!
  3. Look at the branch!
Cevabı göster

Look out!

Yeah, that did it. Deyimler

1:36

Evet, işe yaradı.

Deyimler

that did it: tamamlanan bir eylem sonucu ortaya çıkardı

Bu cümlede “that did it”, “o eylem işe yaradı” veya “istediğimiz sonucu o sağladı” anlamına gelir. That, az önce olan şeye gönderme yapar; bir kişinin ya da nesnenin adı değildir. Buradaki it, somut bir şeyi değil, beklenen sonucu temsil eder. Bu ifade bir eylemin sonucunu değerlendirir; bu nedenle kesin anlamı, sonrasında ne olduğuna bağlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede “that did it”, bir yöntemin istenen sonucu sağladığı anlamında kullanılmıştır?

  1. That did it. I'm leaving, and I won't discuss this again.
  2. She did it all by herself.
  3. I pressed the reset button, and that did it—the screen came back on.
Cevabı göster

I pressed the reset button, and that did it—the screen came back on.

Oh yeah, go Bluey. Ton ve niyet

1:39

Oh evet, yürü be Bluey.

Ton ve niyet

go Bluey: tezahürat olarak Go + bir ad

Bir tezahüratta Go + bir kişinin ya da takımın adı, “Haydi!” veya “Devam et!” anlamına gelir. Yarışan, gösteri yapan ya da çaba harcayan birini destekler. Bu nedenle go Bluey, Bluey’ye oradan ayrılmasını söylemez. Düzenlenmiş yazıda doğrudan hitap normalde virgülle ayrılarak Go, Bluey! şeklinde yazılır; altyazılarda ise bu virgül sık sık kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede Go + bir ad yapısı birini desteklemek için kullanılmıştır?

  1. Go, Leo! You can do it!
  2. I go with Leo every morning.
  3. Leo, go to the front desk now.
Cevabı göster

Go, Leo! You can do it!

Yeah.

1:41

Evet.

Stop.

1:49

Dur.

Ooh, this is tough.

1:51

Ooh, bu iş zor.

Sorry for the hold up, folks. Kelime

1:52

Beklettiğimiz için kusura bakmayın millet.

Kelime

hold up: “gecikme” anlamındaki isim

Sorry for the hold up ifadesinde the tanımlığı, hold up sözünün burada isim olarak kullanıldığını gösterir. Burada insanları bekleten bir gecikme anlamına gelir; konuşan kişi bu bekleyiş için özür dilemektedir. Düzenlenmiş Britanya İngilizcesi metinlerinde bu isim genellikle hold-up şeklinde yazılır. Altyazılarda ayrı yazılan hold up biçimi görülebilir, ancak dil bilgisi ve bağlam bunun isim olduğunu yine de gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede hold-up gecikme anlamında kullanılmıştır?

  1. Sorry for the hold-up; the show will start shortly.
  2. Please hold up the sign so everyone can see it.
  3. The cashier described the hold-up to the police.
Cevabı göster

Sorry for the hold-up; the show will start shortly.

We just have to check on some musical statues. Öbek fiiller

1:54

Sadece bazı müzikli heykelleri kontrol etmemiz gerekiyor.

Öbek fiiller

check on: mevcut durumu öğrenmek

Check on + bir kişi veya şey, kişinin nasıl olduğunu ya da bir işin nasıl gittiğini öğrenmek demektir. Her şeyin yolunda olduğunu doğrulamak amacıyla bakmayı, ziyaret etmeyi, iletişime geçmeyi veya kısa bir inceleme yapmayı içerebilir. Burada some musical statues sözleri, Müzikli Heykeller oyununu oynayan kişileri belirtir. Konuşan kişi onların kurala uygun biçimde hâlâ hareketsiz durup durmadığını görmelidir. Bu anlamda on, check ile birlikte kullanılan ifadenin parçasıdır; yer belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle birinden bebeğin iyi olup olmadığını öğrenmesini istiyor?

  1. Could you check the baby's name on the form?
  2. Could you check in at the hotel before dinner?
  3. Could you check on the baby while I make dinner?
Cevabı göster

Could you check on the baby while I make dinner?

Sit tight. Deyimler

1:56

Bizden ayrılmayın.

Deyimler

Sit tight: sabırla beklemek ve henüz harekete geçmemek

“Sit tight”, “sabırla bekle, henüz ayrılma veya harekete geçme” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede konuşan kişi, sonuçları kontrol ederken diğerlerinden beklemelerini istiyor. İfade gerçek anlamıyla kullanılmaz: dinleyenin oturması veya vücudunu kasması gerekmez. Yeni bilgi ya da bir sonraki adım gelene kadar bulunduğu yerde beklemesini isteyen kısa bir talimat olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Durumu okuyun ve “Sit tight” ifadesinin anlamını seçin: “I'm checking the results now. Sit tight, and I'll tell you in a minute.”

  1. Oturup kasları sıkmak.
  2. Sabırla beklemek ve henüz harekete geçmemek.
  3. Birinin fotoğraf çekebilmesi için oturup hiç hareket etmemek.
Cevabı göster

Sabırla beklemek ve henüz harekete geçmemek.

Mm.

1:57

Mm.