Doğruluk ve kesinlik arasındaki fark nedir? - Matt Anticole: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
600 kelime 145 kel/dk

Video özeti: Video, William Tell öyküsünün iki farklı çeşitlemesini ve NASA’nın Mars iniş elipslerinin zamanla küçülmesini kullanarak doğruluk ile hassasiyeti ayırıyor; belirsizliği azaltmanın zorlu hedeflere daha güvenilir biçimde ulaşmayı nasıl sağladığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. practice shots cluster in a tight spread — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: cluster ve tight spread ifadelerini, tekrarlanan sonuçların dar bir alanda toplandığı dağılımı anlatan bilimsel bir betimleme olarak yorumlayın. Böylece tüm sonuç grubu doğru hedeften sapmış olsa bile ölçüm veya denemelerin kendi içinde son derece tutarlı olduğunu ifade edebilirsiniz. 2. mixing and matching values — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bu söz öbeğinin, çok sayıda olası senaryoyu sınamak için farklı değişkenlere ait değerleri çeşitli biçimlerde birleştirmeyi anlattığını kavrayın. Bilgisayar simülasyonları, deney tasarımları, planlama seçenekleri ve sistemli karşılaştırmalar hakkında konuşurken kullanabilirsiniz. 3. precision reflects our certainty of reliably achieving it. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Hassasiyeti yalnızca doğru sonuç olarak değil, doğruluğa tekrar tekrar ulaşmayı sağlayan tutarlılık ve güven derecesi olarak açıklayın. Bu sayede iki teknik terimi ayırabilir ve mühendislik ile araştırmada güvenilir sonuçların önemini özetleyebilirsiniz.

Bu derste

As the story goes, the legendary marksman William Tell was forced into a cruel challenge Notlar

0:06

Hikayeye göre, efsanevi nişancı William Tell acımasız bir sınava zorlanmıştı

Anlatım akışı

As the story goes: geleneksel bir anlatıyı çerçevelemek

As the story goes, “hikâyenin bilinen ya da geleneksel anlatımına göre” anlamına gelen bir giriş kalıbıdır. Ayrıntılar başlamadan önce dinleyiciye, sıradaki bilgilerin nereden geldiğini gösterir. Bu kalıpta goes, fiziksel hareketi değil, hikâyenin “böyle anlatıldığını” belirtir. Konuşan kişi, her ayrıntının tarihsel olarak kanıtlandığını ileri sürmeden yaygın bir anlatıyı aktarır.

Alıştırma

As the story goes cümle başında neyi belirtir?

  1. Konuşan kişi her ayrıntıyı doğrudan kanıtlarla ispatladı.
  2. Hikâye fiziksel olarak başka bir yere hareket ediyor.
  3. Konuşan kişi geleneksel veya yaygın biçimde aktarılan bir anlatıyı tanıtıyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi geleneksel veya yaygın biçimde aktarılan bir anlatıyı tanıtıyor.

by a corrupt lord.

0:13

yozlaşmış bir derebeyi tarafından.

Kültür

William Tell: efsanevi İsviçreli nişancı

William Tell, olağanüstü yetenekli bir arbalet nişancısı olarak tanınan İsviçre efsanesi kahramanıdır. En iyi bilinen bölümde zalim bir yönetici, onu oğlunun başına konan elmayı vurmaya zorlar. Buradaki isim, gerçek bir deneyde yer alan modern bir kişiyi değil, bu efsanevi figürü belirtir. Bu kısa bilgi, daha sonra geçen arbalet, elma, hedefin merkezi ve isabetli atış göndermelerini anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede William Tell kimdir?

  1. Bir arbalet türünün adı.
  2. Oğlunun başındaki elmayı vurmasıyla tanınan efsanevi İsviçreli bir nişancı.
  3. Laboratuvarda isabet testi yapan modern bir araştırmacı.
Cevabı göster

Oğlunun başındaki elmayı vurmasıyla tanınan efsanevi İsviçreli bir nişancı.

Kalıp ifadeler

was forced into: istenmeyen bir duruma itilmek

Was forced into, birinin kendi isteği dışında, istemediği bir duruma itildiğini anlatır. Burada a cruel challenge, William Tell'in yüzleşmek zorunda kaldığı durumu adlandırır. Into, onun fiziksel olarak meydan okumanın “içinde” olduğu anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp be forced into + isim öbeği veya -ing biçimidir. Sonucu istenmeyen bir durum, hâl veya etkinlik olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede bir isim öbeğinden önce be forced into doğru kullanılmıştır?

  1. After the flood, the family was forced to temporary housing.
  2. After the flood, the family was forced into temporary housing.
  3. After the flood, the family was forced into move to temporary housing.
Cevabı göster

After the flood, the family was forced into temporary housing.

William's son was to be executed Dilbilgisi

0:15

William'ın oğlu idam edilecekti,

Dilbilgisi

was to be executed: resmen kararlaştırılmış edilgen bir olay

Was to be executed, geçmişteki o andan bakıldığında idamın emredildiğini veya gerçekleşmesi için kararlaştırıldığını anlatır. Yapısı was + to be + executed şeklindedir: geçmiş zamandaki be to kalıbını edilgen mastar izler. Bu resmî anlatım kalıbı planlanmış, gerekli kılınmış veya resmen amaçlanmış bir olayı sunar. Tek başına olayın gerçekten gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle teslimatın resmen planlandığını, ancak gerçekten gerçekleştiğinin belirtilmediğini en açık şekilde anlatır?

  1. The files were to be delivered by noon.
  2. The files would be delivered by noon.
  3. The files were delivered by noon.
Cevabı göster

The files were to be delivered by noon.

unless William could shoot an apple off his head. Notlar

0:17

eğer William oğlunun başındaki elmayı vuramazsa.

Dilbilgisi

unless William could shoot: sonucu engelleyen istisna koşulu

Unless, ana cümledeki sonucun gerçekleşmesini engelleyebilecek koşulu getirir. William atışı başaramazsa oğlu idam edilecekti; atışı başarması bu sonucu durduran istisnadır. Burada could, William'ın geçmişteki o durumda zor bir eylemi gerçekleştirebilme yetisini ifade eder. Olumsuzluk anlamını could değil, unless verir.

Alıştırma

'If not' anlamına gelen bağlaçla cümleyi tamamlayın: The camera will not turn on ____ you charge the battery.

Cevabı göster

unless

Kalıp ifadeler

shoot an apple off his head: fiil + nesne + off + yer

Shoot an apple off his head ifadesinde yapı fiil + nesne + off + yer şeklindedir. William'ın atışının, elmayı kişinin başındaki konumundan uzaklaştırdığı anlaşılır. Buradaki off his head gerçek bir mekânsal ilişki anlatır. Elmanın nereden uzaklaştırıldığını gösterir; mantıksız ya da deli olmak anlamındaki off one's head deyimi değildir.

Alıştırma

Hangi cümle kedinin hareketinin bardağın raftan düşmesine neden olduğunu söyler?

  1. The cat knocked at the glass on the shelf.
  2. The cat knocked the glass off the shelf.
  3. The cat knocked the glass across the shelf.
Cevabı göster

The cat knocked the glass off the shelf.

William succeeded,

0:21

William başarılı oldu,

but let's imagine two variations on the tale. Anlatım akışı

0:23

ama gelin hikayenin iki farklı versiyonunu hayal edelim.

Anlatım akışı

Let's imagine two variations on the tale: karşılaştırılacak iki versiyon oluşturmak

Let's imagine, dinleyiciyi varsayımsal bir durumu konuşmacıyla birlikte düşünmeye davet eder. Two variations on the tale, bilinen hikâyenin iki farklı biçimde değiştirileceğini haber verir. Söylemi düzenleyen bir geçiş ifadesi olarak tüm söz öbeği, özgün hikâyeden kasıtlı olarak karşılaştırılabilir biçimde tasarlanmış iki örneğe geçer. two variations sözünü duyduğunuzda rastgele bir hikâye anlatımı değil, iki bölümlü bir karşılaştırma geleceğini öngörebilirsiniz.

Alıştırma

Bu bölümde let's imagine two variations on the tale ifadesinin işlevi nedir?

  1. Tartışmayı bitirip ilgisiz bir konuya geçer.
  2. Karşılaştırılacak iki varsayımsal versiyonu tanıtır.
  3. Özgün hikâyedeki iki ayrıntının yanlış olduğunu söyler.
Cevabı göster

Karşılaştırılacak iki varsayımsal versiyonu tanıtır.

In the first variation, Anlatım akışı

0:26

İlk versiyonda,

the lord hires a bandit to steal William's trusty crossbow. Kelime

0:28

derebeyi, William'ın güvenilir tatar yayını çalması için bir haydut tutar.

Anlatım akışı

In the first variation: ilk örneği başlatmak

In the first variation, numaralandırılmış bir söylem işaretidir. Dinleyiciye sonraki olayın özgün hikâyeye değil, değiştirilmiş ilk versiyona ait olduğunu bildirir. first sözcüğü bir sıra oluşturur ve dinleyicileri ikinci bir versiyona hazırlar. Böylece karşılaştırılan her örneğin nerede başladığını takip etmek kolaylaşır.

Alıştırma

Konuşmacı bir planın değiştirilmiş iki versiyonunu duyurdu. Hangi cümle birinci versiyonu açıkça başlatır?

  1. In the first variation, the team receives no map.
  2. To sum up, the team receives no map.
  3. In the original version, the team receives no map.
Cevabı göster

In the first variation, the team receives no map.

Kelime

William's trusty crossbow: tanıdık ve güvenilir bir alet için trusty

William's trusty crossbow ifadesinde trusty, arbaletin uzun süredir kullanıldığı için hem güvenilir hem de tanıdık olduğunu anlatır. Bunun sıradan bir arbalet değil, William'ın normalde güvendiği arbalet olduğunu sezdirir. Trusty bir aleti, yoldaşı veya hayvanı nitelerken sıcak, hikâye anlatımına özgü ve biraz eski tarz bir hava verebilir. Güvenilir bir şeyi anlatır; arbaletin başkalarına güvendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Tanıdık eski bir fotoğraf makinesine sıcak, hikâyesi olan bir güvenilirlik duygusu katan en uygun sözcüğü seçin: Maya took her ___ old camera, the one she had relied on for years.

  1. trustful
  2. trusted
  3. trusty
Cevabı göster

trusty

So he is forced to borrow an inferior one from a peasant. Dilbilgisi

0:32

Bu yüzden bir köylüden daha kalitesiz bir yay ödünç almak zorunda kalır.

Dilbilgisi

an inferior one: tekil bir ismin yerini alan one

an inferior one ifadesinde one, daha önce sözü edilen tekil ve sayılabilen crossbow isminin yerini alır. Inferior, one sözcüğünü niteler; böylece ifade crossbow sözcüğünü tekrarlamadan daha düşük kaliteli bir arbalet anlamına gelir. Buradaki one, 1 sayısı değil, ismin yerine geçen bir sözcüktür. Aynı türden başka bir nesneyi gösterir. Daha önce sözü edilen arbaletin kendisi kastedilseydi normalde it kullanılırdı.

Alıştırma

Tekrarlanan tekil backpack ismini doğru ikame sözcüğüyle değiştirin: This backpack is too small, so I need a larger ____.

Cevabı göster

one

However,

0:37

Ancak,

the borrowed crossbow isn't adjusted perfectly, Kelime

0:38

ödünç alınan tatar yayı mükemmel bir şekilde ayarlanmamıştır,

Kelime

isn't adjusted perfectly: bir aracın ayarı biraz hatalı

Burada adjusted, “bir aracın beklendiği gibi çalışması için ayarlanmış ya da kalibre edilmiş” demektir. Edilgen isn't adjusted perfectly ifadesi, ödünç alınan arbaletin nişanının veya ayarının en iyi durumda olmadığını anlatır. Bu, arbaletin bozuk olduğu anlamına gelmez. Küçük bir ayar hatası her atışı benzer bir yöne kaydırabilir. Genel olarak equipment is adjusted dendiğinde biri ekipmanın konumunu, nişanını veya ayarlarını değiştirir.

Alıştırma

“Ayarları değiştirmek” anlamında adjust fiilinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: Before the interview, the technician ____ the camera.

Cevabı göster

adjusted

and William finds that his practice shots Kelime

0:41

ve William deneme atışlarının

cluster in a tight spread beneath the bull's-eye. Kelime

0:43

hedef merkezinin hemen altında sıkıca kümelendiğini fark eder.

Kelime

practice shots cluster in a tight spread: sıkı bir kümelenme

Burada cluster bir fiildir: deneme atışları birbirine yakın noktalara isabet eder. A spread, tüm isabet noktalarının kapladığı alandır; tight ise bu alanın küçük olduğunu belirtir. Bu ifade mutlaka doğruluğu değil, hassasiyeti veya tekrarlanabilirliği anlatır. Sıkı grup hedefin merkezinin altında olduğundan atışlar tutarlıdır ama sistemli biçimde aşağıya kaymıştır.

Alıştırma

Birkaç atış cluster in a tight spread beneath the bull's-eye olduğunda bu neyi gösterir?

  1. Her atış mutlaka hedefin tam merkezine isabet etmiştir.
  2. Atışlar birbirine yakın yerlere isabet eder, ancak grubun tamamı yine de merkezi kaçırabilir.
  3. Atışlar hedefin çevresinde geniş bir alanı kaplar.
Cevabı göster

Atışlar birbirine yakın yerlere isabet eder, ancak grubun tamamı yine de merkezi kaçırabilir.

Kelime

beneath the bull's-eye: hedefin merkezinin altında

Bu cümlede beneath the bull's-eye, “hedefin tam merkezinden daha aşağıda” anlamına gelir. Atışlar birbirine yakındır, ancak grubun tamamı William'ın vurmak istediği noktanın altında kalır. Bull's-eye, atış veya okçuluk hedefinin merkezidir; bir hayvanın gözü değildir. Başka bağlamlarda hit the bull's-eye, “tam isabet ettirmek” veya “tamamen doğru olmak” anlamına da gelebilir, ancak burada gerçek anlamıyla kullanılmıştır.

Alıştırma

Bu cümlede beneath the bull's-eye ne anlama gelir?

  1. Atışlar hedefin merkezinin altına isabet etti.
  2. Atışlar bir hayvanın gözüne isabet etti.
  3. Atışlar hedefin tamamının arkasına düştü.
Cevabı göster

Atışlar hedefin merkezinin altına isabet etti.

Fortunately,

0:47

Neyse ki,

he has time to correct for it before it's too late. Kalıp ifadeler

0:48

çok geç olmadan bunu düzeltmek için vakti vardır.

Kalıp ifadeler

has time to correct for it: bilinen bir sapmayı telafi edecek zamanı olmak

Has time to + fiil, bir eylemi gerçekleştirmek için hâlâ yeterli zaman veya fırsat bulunduğunu belirtir. Correct for + etken, o etkenin etkisini azaltmak ya da dengelemek için bir hesaplamayı, ölçümü veya eylemi ayarlamak anlamına gelir. Buradaki it, deneme atışlarında görülen sabit sapmayı ifade eder. Bu sapmayı telafi etmek için nişanını değiştirebilir; sapmanın kaynağını ortadan kaldırması veya onarması gerekmez.

Alıştırma

Bir tartı her zaman 0,5 kilogram fazla gösteriyor. Bu derste öğrendiğiniz ve “telafi etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We can ____ the scale's bias when calculating the true weight.

Cevabı göster

correct for

Kalıp ifadeler

before it's too late: son fırsat kaybolmadan harekete geçmek

Before it's too late, harekete geçmek için son yararlı an geçmeden önce anlamına gelir. Bu cümlede sorunu hâlâ düzeltebilir, ancak çok uzun süre beklemek düzeltmeyi imkânsız veya etkisiz hâle getirebilir. Bu ifade zaman baskısı ekler ve genellikle bir uyarı ya da acil bir hatırlatma görevi görür. Too late belirli bir saati değil, istenmeyen sonucun artık önlenemeyeceği zamanı belirtir.

Alıştırma

Beklemenin eylemi imkânsız veya işe yaramaz hâle getirebileceği konusunda uyaran cümle hangisidir?

  1. Back up the files before it's too late.
  2. Back up the files after the deadline has passed.
  3. Back up the files when you have already lost access.
Cevabı göster

Back up the files before it's too late.

Variation two.

0:52

İkinci versiyon.

William begins to doubt his skills

0:54

William, sınavdan önceki uzun saatlerde

in the long hours before the challenge,

0:56

yeteneklerinden şüphe etmeye başlar

and his hand develops a tremor. Kelime

0:58

ve elleri titremeye başlar.

Kelime

his hand develops a tremor: yeni bir belirti ortaya çıkar

His hand develops a tremor ifadesinde develops, zaman içinde bir durumun ortaya çıkmaya başladığını veya mevcut hâle geldiğini anlatır. El aktif olarak bir şey üretmiyor; cümle, elinde titreme oluştuğunu söylüyor. Tremor, istem dışı titreme anlamına gelen ve genellikle fiziksel bir belirtiyi anlatan isimdir. Bu kullanım, tek bir hareketten çok, yeni gelişen bir fiziksel durumu öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümlede developed, bir sağlık belirtisinin ortaya çıkmaya başlaması anlamında kullanılmıştır?

  1. After using the new soap, she developed a rash on her arms.
  2. After using the new soap, she developed a drawing of her arms.
  3. After using the new soap, she developed a new exercise routine for her arms.
Cevabı göster

After using the new soap, she developed a rash on her arms.

His practice shots still cluster around the apple, Kalıp ifadeler

1:01

Deneme atışları hâlâ elmanın etrafında kümelenmektedir,

Kalıp ifadeler

cluster around the apple: bir merkezin etrafında kümelenme

Burada His practice shots still cluster around the apple, birkaç deneme atışının isabet noktalarının merkez görevi gören elmanın çevresine dağıldığını anlatır. cluster around + bir merkez yapısı, bir grup insanın, nesnenin veya veri noktasının o merkezin farklı taraflarına dağıldığını belirtir. Still bunun hâlâ geçerli olduğunu gösterir: grubun merkez konumu elmaya yakındır. Bu, her atışın birbirine yakın düştüğü anlamına gelmez; bir grup doğru merkezin çevresinde kümelenirken yine de geniş veya düzensiz biçimde dağılmış olabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, ortak bir merkezin farklı taraflarında toplanmak anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: At dusk, the fireflies ____ the porch light.

Cevabı göster

cluster around

but in a random pattern. Kalıp ifadeler

1:04

ancak rastgele bir düzende.

Kalıp ifadeler

in a random pattern: öngörülemeyen bir düzen

in a random pattern edat öbeği, atışların nasıl dizildiğini açıklar. Burada pattern, mutlaka düzenli veya tekrarlanan bir şekil değil, ortaya çıkan genel dizilim veya dağılım anlamına gelir. Random, tek tek konumların istikrarlı ve öngörülebilir bir kurala uymadığını belirtir. Bu nedenle ifade, düzenli bir sırası veya şekli olmasa bile görülebilir bir dağılımı anlatabilir.

Alıştırma

The dots appear in a random pattern cümlesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Noktalar öngörülebilir bir dizilim olmadan dağılmıştır.
  2. Her nokta tam olarak aynı yere düşer.
  3. Noktalar sabit aralıklarla eşit sıralar oluşturur.
Cevabı göster

Noktalar öngörülebilir bir dizilim olmadan dağılmıştır.

Occasionally,

1:06

Ara sıra,

he hits the apple,

1:07

elmayı vurur,

but with the wobble, Dilbilgisi

1:08

ama titreme yüzünden,

Dilbilgisi

with the wobble: arka plan koşulu bildiren with + isim

with the wobble ifadesindeki with, ardından gelen kısmı etkileyen bir durumu tanıtır. Burada the wobble elin sabit olmayan hareketidir; bu yüzden ifade “bu titreme varken” anlamına gelir ve “bu titreme yüzünden” anlamını da düşündürür. with + isim öbeği yapısı, tam bir because yan cümlesi kullanmadan bir koşulu, durumu veya nedeni arka plan bilgisi olarak verebilir. Neden anlamının ne kadar güçlü olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, sonucu etkileyen bir arka plan koşulunu vermek için cümle başında with + isim öbeği kullanır?

  1. I rode the bus with my cousin.
  2. The bus stopped with its doors open.
  3. With the icy roads, the bus may be late.
Cevabı göster

With the icy roads, the bus may be late.

there is no guarantee of a bull's-eye. Kalıp ifadeler

1:09

hedefi tam ortadan vurma garantisi yoktur.

Kalıp ifadeler

there is no guarantee of + isim veya -ing biçimi

there is no guarantee of, bir sonucun vaat edilemeyeceği veya kesin kabul edilemeyeceği anlamına gelir. Bu cümlede tam isabet hâlâ mümkün olabilir, ancak titreme bu sonucu güvenilmez kılar. of sonrasında belirsiz sonucu adlandırmak için bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır. Burada a bull's-eye bu sonuçtur. Guarantee burada kesinlik ve güvence anlamındadır; yalnızca ürün garantisini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “garanti edilemez” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Even with a reservation, there is ____ getting a window table.

Cevabı göster

no guarantee of

He must settle his nervous hand Kalıp ifadeler

1:12

Gergin ellerini sakinleştirmeli

and restore the certainty in his aim Kalıp ifadeler

1:14

ve nişanındaki kesinliği yeniden kazanmalıdır

to save his son.

1:16

oğlunu kurtarmak için.

Kalıp ifadeler

must settle his nervous hand: titreyen eli sabitlemek

Bu cümlede settle, 'sakinleştirmek veya sabitlemek' anlamına gelir. His nervous hand, gerginlik yüzünden sabit durmayan eli anlatır; bu nedenle must settle his nervous hand, elinin titremesini kontrol altına alması gerektiğini belirtir. Burada settle, 'bir yerde yaşamaya başlamak' anlamında değildir. Aynı sakinleştirme anlamı, daha yaygın olan settle your nerves ifadesinde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede settle, altyazıdakiyle aynı sakinleştirme veya sabitleme anlamında kullanılmıştır?

  1. She took a slow breath to settle her nerves.
  2. We settled the bill after lunch.
  3. They settled in a small town.
Cevabı göster

She took a slow breath to settle her nerves.

Kalıp ifadeler

restore the certainty in his aim: nişandaki sabit kontrolü geri kazanmak

Restore, 'daha önce var olan bir durumu geri getirmek' anlamına gelir. Burada nişanındaki kesinliği ilk kez oluşturması değil, yeniden kazanması gerekir. Bu bağlamda certainty yalnızca içsel güvenini anlatmaz. Nişan alışının sabitliğini ve güvenilirliğini de içerir; dolayısıyla ifade, nişanını yeniden kontrollü ve güvenilir hâle getirmesi anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede restore the certainty in his aim ne anlama gelir?

  1. Nişanını yeniden sabit ve güvenilir hâle getirmek.
  2. Nişanının hiçbir zaman belirsiz olmadığını kanıtlamak.
  3. İlk kez farklı bir hedef seçmek.
Cevabı göster

Nişanını yeniden sabit ve güvenilir hâle getirmek.

At the heart of these variations Anlatım akışı

1:19

Bu versiyonların merkezinde

are two terms often used interchangeably, Kelime

1:20

genellikle birbirinin yerine kullanılan iki terim yer alır:

accuracy and precision. Kelime

1:23

doğruluk (accuracy) ve kesinlik (precision).

Anlatım akışı

At the heart of ... are ...: temel fikirleri öne çıkarma

At the heart of these variations, fiziksel bir konumu değil, “bu farklılıkları açıklamanın merkezinde” olan şeyi anlatır. Bilinen konu these variations ile onu açıklayan fikirler arasında bağ kurar. At the heart of these variations söz öbeği başa gelir ve are fiili, two terms öznesinden önce yer alır. Bu sunuş devrikliği bilinen konuyu önde tutup accuracy ve precision şeklindeki yeni bilgiyi sona bırakarak örneklerden kavramlara açık bir geçiş sağlar.

Alıştırma

İki temel sorunu tanıtmak için başa alınmış yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. At the heart of the delay are two problems: bad weather and a missing part.
  2. At the heart are of the delay two problems: bad weather and a missing part.
  3. At the heart of the delay two problems are: bad weather and a missing part.
Cevabı göster

At the heart of the delay are two problems: bad weather and a missing part.

Kelime

often used interchangeably: yaygın ikame, aynı anlam değil

two terms often used interchangeably yapısında used interchangeably, edilgen ilgi yan tümcesi olan two terms that are often used interchangeably ifadesinin kısalmış biçimidir. İnsanların iki terimden birini diğerinin yerine sık sık kullandığını anlatır. Often yaygın bir alışkanlığı bildirir, kesin bir kuralı değil. İfade, accuracy ve precision kavramlarının anlamlarının aynı olduğunu kanıtlamak yerine insanların bu terimleri nasıl kullandığını anlatır; bir açıklamada çoğu zaman sırada bir ayrım olduğunun işaretini verir.

Alıştırma

Cümleyi, “iki terimden biri diğerinin yerine kullanılabilecek biçimde” anlamındaki hedef zarfla tamamlayın: The terms speed and velocity are often used ____ in everyday speech, although physics distinguishes them.

Cevabı göster

interchangeably

Kelime

accuracy ve precision: gerçek değere yakınlık ve tekrarlanabilirlik

Ölçümde accuracy, bir sonucun gerçek veya kabul edilen değere ne kadar yakın olduğunu gösterir. Precision ise tekrarlanan sonuçların birbirleriyle ne kadar uyumlu olduğunu gösterir. Bu iki özellik birbirinden bağımsızdır. Sonuçlar birbirine çok yakın olduğu hâlde hepsi yanlış olabilir; bu durumda precision yüksek, accuracy düşük olur. Terimleri eş anlamlı saymayın: accuracy sonucu gerçek değerle, precision ise tekrarlanan sonuçları birbirleriyle karşılaştırır.

Alıştırma

Bir terazi 100 g olan bir nesneyi 110.0 g, 110.1 g ve 109.9 g olarak ölçüyor. Hangi açıklama doğrudur?

  1. high accuracy and high precision
  2. high accuracy but low precision
  3. high precision but low accuracy
Cevabı göster

high precision but low accuracy

The distinction between the two Anlatım akışı

1:26

İkisi arasındaki ayrım

is actually critical for many scientific endeavors. Kalıp ifadeler

1:27

aslında birçok bilimsel çaba için kritik öneme sahiptir.

Anlatım akışı

The distinction between the two: Daha önce geçen iki kavrama gönderme

The distinction between the two, “iki şey arasındaki fark” anlamına gelen bir isim öbeğidir. Burada the two, accuracy ve precision kavramlarına geri gönderme yapar; distinction ise üstünlük değil, fark anlamındadır. Bu ifade, daha önce adı geçen iki kavramın artık birbirinden ayrılması gerektiğini duyurarak açıklamayı düzenler. Başka bir bağlamda, iki tarafı the distinction between A and B kalıbıyla doğrudan adlandırabilirsiniz.

Alıştırma

Önceki cümlede speed ve safety ele alındı. Vurgulanan gönderme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The distinction ____ matters in this decision.

Cevabı göster

between the two

Kalıp ifadeler

is actually critical for many scientific endeavors: güçlü bir önem ifade etmek

Burada be critical for, bir şey için son derece önemli ya da gerekli olmak demektir. Bu ayrımın birçok bilimsel çalışmanın başarısı veya güvenilirliği açısından önemli olduğu belirtiliyor; bu kalıpta critical, kusur bulmak ya da eleştirmek anlamına gelmez. Actually, olası bir beklentiyi düzeltir: Ayrım küçük görünebilir, ancak gerçekte çok önemlidir. Scientific endeavors; bilimsel projeleri, araştırmaları ve deneyleri geniş biçimde kapsayan resmî bir ifadedir.

Alıştırma

Hangi cümlede critical, bir hedef için vazgeçilmez anlamında kullanılmıştır?

  1. The editor was critical of the article.
  2. The coach criticized the team after the game.
  3. Clear instructions are critical for a safe launch.
Cevabı göster

Clear instructions are critical for a safe launch.

Accuracy involves how close you come Dilbilgisi

1:31

Doğruluk, doğru sonuca

to the correct result. Kalıp ifadeler

1:33

ne kadar yaklaştığınızla ilgilidir.

Dilbilgisi

involves how close you come: bir kavramı dereceye göre tanımlamak

Involves, tanımın bir bölümünü belirten ve cümlenin içinde yer alan bir wh yan cümlesini başlatır. How close you come, sonucunuzun doğru sonuca yaklaşma derecesi demektir; dolayısıyla close, fiziksel mesafeyi değil hedef değere benzerliği anlatır. Bu yan cümle başka bir cümlenin içine yerleştiği için how close + özne + fiil biçimindeki düz cümle sırasını korur. How close you come bunun bir örneğidir; doğrudan soru sırası kullanılmaz. Yeniden kullanılabilen X involves how + sıfat veya zarf + özne + fiil kalıbı, soyut bir kavramın nasıl değerlendirildiğini açıklayabilir.

Alıştırma

Cümleyi involves ve smoothly kullanılan bir how yan cümlesiyle tamamlayın: Driving skill ____ you control the car.

Cevabı göster

involves how smoothly

Kalıp ifadeler

come close to the correct result: doğru sonuca yaklaşmak

how close you come to the correct result ifadesinde to the correct result, yaklaşılan hedefi belirtir. Tam kalıp come close to + isim veya isim öbeğidir ve bir şeye çok yaklaşmak ya da neredeyse onunla eşleşmek anlamına gelir. Buradaki the correct result kabul edilen bir cevap, bir ölçümün gerçek değeri veya hedef değer olabilir. close to the expected value örneğinde olduğu gibi, hedeften önce to edatını kullanın.

Alıştırma

come close to + hedef sabit kalıbını tamamlayın: Our estimate came close ____ the final total.

Cevabı göster

to

Your accuracy improves with tools

1:35

Doğruluğunuz, doğru bir şekilde kalibre edilmiş

that are calibrated correctly Kelime

1:37

ve üzerinde iyi eğitim aldığınız

and that you're well trained on. Kalıp ifadeler

1:39

araçlarla artar.

Kelime

that are calibrated correctly: doğru şekilde kalibre edilmiş olan

That are calibrated correctly, tools sözcüğünü niteleyen edilgen bir ilgi yan cümlesidir. Be calibrated, araçların eyleme maruz kaldığını gösterir: biri onları bilinen bir standartla karşılaştırır ve ölçümlerinin doğru olması için gerekirse ayarlar. Doğru kalibrasyon, ölçümlerin sürekli yüksek veya düşük çıkmasına yol açan hataları azaltabilir. Calibrated, calculated anlamına gelmez: hesaplama bir sonuç üretirken kalibrasyon ölçüm aracını hazırlar veya kontrol eder.

Alıştırma

Ölçüm araçlarının are calibrated correctly olması ne anlama gelir?

  1. Her kullanımdan sonra temizlenmişlerdir.
  2. Nihai cevabı hesaplamak için kullanılmışlardır.
  3. Bilinen bir standarda göre kontrol edilmiş veya ayarlanmışlardır.
Cevabı göster

Bilinen bir standarda göre kontrol edilmiş veya ayarlanmışlardır.

Kalıp ifadeler

that you're well trained on: bir araç veya sistem konusunda iyi eğitim almış olmak

tools that you're well trained on yapısında that, tools sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. on, be trained on kalıbının parçasıdır ve nesnesi that ile temsil edilen tools sözcüğüdür. İngilizcede on edatının bu ilgi cümleciğinin sonunda kalması doğaldır. Be well trained on + bir araç, sistem veya prosedür, onu ustaca kullanmak ya da uygulamak için yeterli eğitim ve pratik almış olmak demektir. Buradaki you belirli bir kişiyi değil, herhangi bir kullanıcıyı genel olarak ifade eder. Well, eğitimin kapsamlı olduğunu vurgular. on kaldırılarak trained the tool denmemelidir; train fiilinden hemen sonra gelen nesne normalde eğitilen kişi ya da hayvanı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan bölümdeki iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: The technicians are well ____ the new diagnostic system.

Cevabı göster

trained on

Precision, on the other hand, Anlatım akışı

1:41

Kesinlik ise,

is how consistently you can get that result Dilbilgisi

1:43

aynı yöntemi kullanarak o sonucu ne kadar

using the same method. Kalıp ifadeler

1:46

tutarlı bir şekilde elde edebildiğinizdir.

Anlatım akışı

Precision, on the other hand: karşıt bir kavrama geçiş

On the other hand bir karşıtlık işaretidir. Burada açıklamanın accuracy kavramından farklı bir ölçüm fikri olan precision kavramına geçtiğini gösterir. Dinleyicinin iki tanımı ilgisiz bilgiler olarak değil, karşıt bakış açıları olarak düzenlemesine yardımcı olur. Precision öznesinden sonra geldiği için ara söz işlevi görür ve virgüllerle ayrılır. İfade, karşıt bir bakış açısından anlamına gelir; fiziksel bir elden söz etmez.

Alıştırma

Karşıtlığı vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to the library.

Cevabı göster

On the other hand

Dilbilgisi

how consistently you can get that result: hassasiyeti tutarlılık derecesiyle tanımlamak

Burada how consistently you can get that result, is'ten sonra gelen ve precision kavramını tanımlayan bir wh yan cümleciğidir. how + zarf yapısı derece bildirir; bu nedenle how consistently, ne ölçüde tutarlı veya ne kadar güvenilir biçimde demektir. that result daha önce konuşulan doğru sonuca gönderme yapar, ancak bu tanımdaki anahtar sözcük consistently'dir. Bir kez şans eseri başarılı olmaya değil, tekrarlanan denemelerde aynı ya da çok benzer sonucu elde etmeye odaklanır. Genel olarak hassas sonuçlar birbirine çok yakın olabilir, ancak doğru olmayabilir.

Alıştırma

Hangi durum how consistently you can get a result ifadesini en iyi gösterir?

  1. Üç farklı yöntem tesadüfen birer kez aynı değeri veriyor.
  2. Terazi üç denemede 50,1 kg, 50,1 kg ve 50,2 kg gösteriyor.
  3. Terazi doğru değeri yalnızca bir kez gösteriyor, daha sonra çok farklı değerler veriyor.
Cevabı göster

Terazi üç denemede 50,1 kg, 50,1 kg ve 50,2 kg gösteriyor.

Kalıp ifadeler

using the same method: işlemi sabit tutmak

Using the same method, sonucun hangi koşulda elde edildiğini belirten bir -ing yapısıdır. Örtük öznesi you'dur: aynı yöntemi kullanırken sonucu elde edersiniz. Same sözcüğü çok önemlidir. Tekrarlanabilirliği değerlendirmek için denemeler boyunca işlemi değiştirmeyin; yöntem değiştirmek başka bir değişken ekler ve doğrudan karşılaştırmayı zorlaştırır. Bu ifade, yöntemin sabit kaldığını söyler; yöntemin doğru olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi işlem using the same method koşuluna uyar?

  1. Numuneyi aynı araç ve adımlarla üç kez ölçün.
  2. Bir sonuç olağandışı göründüğünde farklı bir yöntem seçin.
  3. Her seferinde farklı bir araç ve yeni adımlar kullanın.
Cevabı göster

Numuneyi aynı araç ve adımlarla üç kez ölçün.

Your precision

1:48

Kesinliğiniz,

improves with more finely incremented tools Kelime

1:48

daha az tahmine ihtiyaç duyan

Kelime

more finely incremented tools: daha küçük adımlı araçlar

more finely incremented tools ifadesi, ölçekleri veya ayarları daha küçük adımlara bölünmüş araçları anlatır. Incremented, değerlerin aralıklarını açıklayan geçmiş zaman ortaç biçiminde bir sıfattır; finely küçük bölümleri, more ise karşılaştırmayı belirtir. Bu cümlede daha küçük adımlar hassasiyeti artırır, çünkü okunan değer işaretli bir değere daha yakın yerleştirilebilir. Bu ifade, araçların kendilerinin arttığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi araç more finely incremented ifadesiyle en doğru biçimde tanımlanır?

  1. Görünür ölçeği olmayan bir cetvel.
  2. Her milimetrede işaret bulunan bir cetvel.
  3. Yalnızca her on santimetrede işaret bulunan bir cetvel.
Cevabı göster

Her milimetrede işaret bulunan bir cetvel.

that require less estimation. Kalıp ifadeler

1:51

daha ince ölçekli araçlarla artar.

Kalıp ifadeler

require less estimation: daha az yaklaşık değerlendirme gerektirmek

require less estimation ifadesinde require “gerekli kılmak” anlamına gelir ve less sayılamayan estimation adını niteler. Bu ölçüm bağlamında estimation, işaretli değerlerin arasındaki bir değeri yaklaşık olarak belirlemek demektir; resmî bir değerlendirme veya rapor hazırlamak değildir. Bu ifade, daha ince bölümlerin kullanıcının yaklaşık olarak belirlemesi gereken miktarı azalttığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “daha az yaklaşık değerlendirme gerektirir” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: A clear digital readout ____ than a rough scale.

Cevabı göster

requires less estimation

The story of the stolen crossbow

1:54

Çalınan tatar yayı hikayesi,

was one of precision without accuracy. Dilbilgisi

1:56

doğruluğun olmadığı bir kesinlik örneğiydi.

Dilbilgisi

was one of precision without accuracy: hassasiyetin olduğu ama doğruluğun olmadığı bir durum

was one of X without Y yapısında one, hikâyeyi X özelliğini taşıyan ama Y'den yoksun bir durum olarak sunar. Bu yapı kısa bir özet verir; precision sözcüğünü sayılabilen “bir” şey olarak göstermez. Burada precision, tekrarlanan atışların birbirine yakın yerlere düşmesi; accuracy ise amaçlanan hedefe yakın düşmesi demektir. Bu nedenle sonuçlar tutarlıdır ama hedefin dışındadır. without accuracy, her atışın rastgele olduğu veya hiçbir atışın hedefe ulaşamayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum precision without accuracy ifadesini en iyi gösterir?

  1. Beş ok, hedef merkezinde sıkı bir grup hâlinde saplanır.
  2. Beş ok, sıkı bir grup oluşturmadan hedef merkezinin çevresine dağılır.
  3. Beş ok, hedef merkezinin oldukça solunda sıkı bir grup hâlinde saplanır.
Cevabı göster

Beş ok, hedef merkezinin oldukça solunda sıkı bir grup hâlinde saplanır.

William got the same wrong result

1:59

William her ateş ettiğinde

each time he fired.

2:01

aynı yanlış sonucu elde etmişti.

The variation with the shaky hand

2:03

Titreyen elin olduğu versiyon ise,

was one of accuracy without precision. Dilbilgisi

2:05

kesinliğin olmadığı bir doğruluk örneğiydi.

Dilbilgisi

was one of accuracy without precision: doğruluğun olduğu ama hassasiyetin olmadığı bir durum

was one of X without Y yapısında one, varyasyonu X özelliğini taşıyan ama Y'den yoksun bir durum olarak sunar. X ve Y'nin yerini değiştirmek, durumun sahip olduğu ve olmadığı özellikleri de tersine çevirir. Burada accuracy, sonuçların genel merkezinin amaçlanan hedefe yakın olması; precision ise tekrarlanan sonuçların birbirine yakın biçimde kümelenmesi demektir. Elin titrediği varyasyon genel olarak doğrudur, ancak denemeden denemeye tutarlı değildir. without precision, her denemenin hedeften uzak olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum accuracy without precision ifadesini en iyi gösterir?

  1. Beş ok hedef merkezinden uzakta sıkı bir grup oluşturur.
  2. Beş ok hedef merkezinde sıkı bir grup oluşturur.
  3. Beş ok hedef merkezinin çevresine dağılır, ancak genel merkezleri hedef merkezine yakındır.
Cevabı göster

Beş ok hedef merkezinin çevresine dağılır, ancak genel merkezleri hedef merkezine yakındır.

William's bolts clustered around the correct result, Kalıp ifadeler

2:07

William'ın okları doğru sonucun etrafında kümeleniyordu,

Kalıp ifadeler

William's bolts clustered around the correct result: oklar doğru sonucun etrafında kümelendi

Burada bolts, arbaletten atılan kısa oklar anlamındadır. Clustered around the correct result, okların düştüğü noktaların bir küme oluşturduğunu ve bu kümenin merkezinin doğru hedefe veya değere yakın olduğunu anlatır. Bu ifade, okların aynı noktaya isabet ettiğini değil, genel dağılımı anlatır. Atışlar hâlâ geniş bir alana yayılmış olabilir; bu nedenle küme genel olarak doğru yerde olsa da sıkı, yani hassas bir küme olmayabilir.

Alıştırma

Cümleyi, örnekteki “bir merkezin çevresinde küme oluşturdu” anlamına gelen iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: The test scores ____ the class average.

Cevabı göster

clustered around

but without certainty of a bull's-eye Kalıp ifadeler

2:11

ama yapılan herhangi bir atış için

for any given shot. Kalıp ifadeler

2:13

tam isabet garantisi yoktu.

Kalıp ifadeler

without certainty of a bull's-eye: tam merkezi vurmanın kesin olmaması

Without certainty of a bull's-eye, bir atışın hedefin tam merkezini vuracağına güvenilemeyeceği anlamına gelir. A bull's-eye, hedefin merkezidir ve geniş anlamda kusursuz bir isabeti de ifade eder. Buradaki certainty, atıcının kişisel güveninden daha fazlasıdır. Birçok atış genel olarak doğru yere yakın olsa bile, tek bir atışın sonucunun güvenilir biçimde garanti edilip edilemeyeceğiyle ilgilidir.

Alıştırma

Vurgulanan düşünce ne anlama geliyor? The archer took another shot without certainty of a bull's-eye.

  1. Tam merkeze isabet garanti değildi.
  2. Her atışın hedefe isabet edeceği garanti edilmişti.
  3. Hedefte nişan alınacak bir merkez yoktu.
Cevabı göster

Tam merkeze isabet garanti değildi.

Kalıp ifadeler

any given + tekil isim: for any given shot

Any given + tekil sayılabilen isim, “ele alınan bir grubun herhangi bir belirli üyesi” anlamına gelir. Bu cümlede for any given shot, dikkati genel örüntüden tek bir denemeye çevirir: belirli bir atışın hedefin tam ortasına isabet edeceği kesin değildir. Burada given, “belirli” veya “ele alınan” anlamında bir sıfattır; “birine verilmiş” demek değildir. Bu kalıp, seçilen herhangi bir tekil durum için geçerli bir ifadeyi belirtmek üzere bilimsel, teknik ve gerekçeli açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümlede for any given shot ne anlama gelir?

  1. Ele alınan herhangi bir belirli atış için
  2. Birinin teslim ettiği bir atış için
  3. Yalnızca önceden seçilmiş bir atış için
Cevabı göster

Ele alınan herhangi bir belirli atış için

You can probably get away with low accuracy Öbek fiiller

2:15

Günlük işlerde düşük doğrulukla

or low precision in everyday tasks,

2:18

veya düşük kesinlikle muhtemelen idare edebilirsiniz,

Öbek fiiller

get away with: ciddi sonuçlardan kurtulmak

Get away with + isim veya -ing biçimi; sorgulanabilir bir şey yapıp ya da bir kusuru veya düşük standardı kabul edip ceza almamak veya ciddi bir olumsuz sonuçla karşılaşmamak demektir. Burada günlük işler, doğruluk ya da hassasiyet düşük olsa bile yeterince iyi yürüyebilir. Bu bir deyimdir; kimse bir şeyi alıp kelimenin gerçek anlamıyla kaçmıyor. Normalde beklenen ile mevcut durumun tolere ettiği şey arasındaki farkı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede get away with, bir kusurun ciddi bir soruna yol açmayabileceği anlamında kullanılmıştır?

  1. You might get away with one small typo in an informal message.
  2. You might correct one small typo in an informal message.
  3. You might notice one small typo in an informal message.
Cevabı göster

You might get away with one small typo in an informal message.

but engineers and researchers

2:20

ancak mühendisler ve araştırmacılar

often require accuracy on microscopic levels Kalıp ifadeler

2:22

genellikle mikroskobik düzeylerde doğruluk gerektirir

with a high certainty of being right every time. Kalıp ifadeler

2:26

ve her seferinde haklı olduklarına dair yüksek bir kesinlik ararlar.

Kalıp ifadeler

often require accuracy on microscopic levels: mikroskobik ölçeklerde sıklıkla doğruluk gerektirmek

Often, bunun istisnasız bir kural değil, yaygın bir gereklilik olduğunu belirtir. Require accuracy, doğruluğu yalnızca arzu edilen değil, gerekli olan bir özellik olarak sunar. On microscopic levels, doğruluğun gerekli olduğu son derece küçük ölçeği belirtir. Burada microscopic, ölçeğin çok küçük olduğu anlamına gelir; mutlaka mikroskopla bakılması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada often require accuracy on microscopic levels ne anlama geliyor?

  1. Son derece küçük ölçeklerde doğru sonuçlara sıklıkla ihtiyaç duyulur.
  2. Yalnızca insanların mikroskopları doğru şekilde kullanması gerekir.
  3. Her ölçekte yaklaşık sonuçlar genellikle kabul edilir.
Cevabı göster

Son derece küçük ölçeklerde doğru sonuçlara sıklıkla ihtiyaç duyulur.

Kalıp ifadeler

with a high certainty of being right every time: her seferinde doğru olmaya yönelik yüksek kesinlik

With, gerekli doğruluğa ek bir koşul getirir. A high certainty of being right, sonucun doğru olduğuna yönelik güçlü bir güveni ifade eder; every time ise bu güveni tekrarlanan girişimlerin tümüne yayar. Vurgulanan nokta, şans eseri tek bir başarı değil, tekrarlanabilir güvenilirliktir. High certainty yine de yüksek bir güven derecesini anlatır; tek başına başarısızlığın mantıksal olarak imkânsız olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Teknik İngilizcede high certainty her zaman başarısızlığın kesinlikle imkânsız olduğu anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Factories and labs increase precision Kalıp ifadeler

2:30

Fabrikalar ve laboratuvarlar, daha iyi ekipmanlar

through better equipment

2:32

ve daha detaylı prosedürler aracılığıyla

and more detailed procedures.

2:33

kesinliği artırırlar.

Kalıp ifadeler

increase ... through ...: iyileştirme aracını belirtmek

Bu cümlede increase precision, işin veya ölçümlerin daha tutarlı ve daha ince denetlenir hâle gelmesi demektir. Through kullanılan aracı belirtir: daha iyi ekipmanlar ve daha ayrıntılı prosedürler, iyileşmenin nasıl gerçekleştiğini açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp increase + ölçü veya nitelik + through + yöntem şeklindedir. Buradaki through, “aracılığıyla” anlamındadır; bir yerin bir tarafından diğer tarafına geçme anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir iyileştirmenin nasıl sağlandığını belirtmek için increase + nitelik + through + yöntem kalıbını kullanır?

  1. The team increased reliability through regular testing.
  2. The team increased reliability before regular testing began.
  3. The team increased reliability, although regular testing was expensive.
Cevabı göster

The team increased reliability through regular testing.

These improvements can be expensive,

2:36

Bu iyileştirmeler pahalı olabilir,

so managers must decide

2:38

bu yüzden yöneticiler her proje için

what the acceptable uncertainty for each project is. Kelime

2:39

kabul edilebilir belirsizliğin ne olduğuna karar vermelidir.

Kelime

acceptable uncertainty: bir projenin tolere edebileceği sınır

The acceptable uncertainty, bir projenin gereksinimlerini karşılamaya devam ederken tolere edebileceği belirsizlik miktarı veya aralığıdır. Acceptable ideal demek değildir; kullanılabilir veya yeterince güvenli görülen bir sınır içinde olmak demektir. Ölçüm ve mühendislik bağlamlarında uncertainty çoğu zaman bir sonucun çevresindeki tahmini aralığı veya şüphe derecesini belirtir; yalnızca bilgi eksikliği anlamına gelmez. Cümle, maliyet ile hassasiyet arasındaki dengeyi gösterir: her proje amacına, riskine ve bütçesine uygun bir düzey belirler.

Alıştırma

Bir proje değerlendirmesinde acceptable uncertainty büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Her ölçümün kesin olduğuna dair garanti
  2. Projenin tolere edebileceği tahmini belirsizlik derecesi
  3. Yöneticinin projenin amacı hakkındaki kişisel kafa karışıklığı
Cevabı göster

Projenin tolere edebileceği tahmini belirsizlik derecesi

However,

2:43

Ancak,

investments in precision can take Notlar

2:44

kesinliğe yapılan yatırımlar bizi

us beyond what was previously possible,

2:46

daha önce mümkün olanın ötesine taşıyabilir,

even as far as Mars. Anlatım akışı

2:49

hatta Mars'a kadar.

Kalıp ifadeler

investments in precision can: daha yüksek hassasiyet için ayrılan kaynaklar

Investments in precision, işi, ölçümleri veya teknolojiyi daha hassas hâle getirmek için ayrılan kaynakları ifade eder. Investment in + isim yapısı para, zaman, ekipman, araştırma ve uzman emeğini kapsayabilir; yalnızca finansal bir varlık satın almak anlamına gelmez. Çoğul investments, birden fazla çabayı veya destek türünü düşündürür. Can, bu çabaların kesin sonucunu değil, ortaya çıkarabileceği olası bir sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi investment in + alan yapısında kullanılan edatla tamamlayın: The school made a long-term investment ____ science education.

Cevabı göster

in

Deyimler

take us beyond what was previously possible: yeteneği eski bir sınırın ötesine taşımak

Can take us beyond what was previously possible ifadesi, hareketi ilerleme için bir benzetme olarak kullanır. Özne kimseyi fiziksel olarak bir yere taşımaz; insanlara önceki sınırların engellediği şeyleri yapma olanağı sağlar. Buradaki us, keşif çalışmalarını yürüten kişileri geniş anlamda ifade eder ve tüm insanlığı kapsayabilir. What was previously possible, insanların daha önce yapabildiği şeylerin kapsamını belirten bir isim cümleciğidir. Aktarılabilir take someone or something beyond + önceki bir sınır yapısı, bir aracı, yatırımı veya deneyimi yetenekleri genişleten bir etken olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede take ... beyond fiziksel hareket yerine yeteneğin genişlemesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The bus can take us beyond the bridge.
  2. The courier can take the package beyond the front gate.
  3. New tools can take us beyond what was previously possible.
Cevabı göster

New tools can take us beyond what was previously possible.

Anlatım akışı

even as far as Mars: bir iddiayı uç bir örnekle genişletmek

Bu ifade, önceki sınırların ötesine geçme iddiasına dikkat çekici bir uç nokta ekler. even, Mars'ı sıradan örneklerden daha şaşırtıcı olarak işaretler; as far as ise onu cümlede giderek genişleyen kapsamın son noktası olarak sunar. Bu, yalnızca fiziksel mesafeyi anlatmaz. Yeni olasılıklar hakkındaki soyut iddiayı canlı ve somut bir örneğe dönüştürür ve konuşmayı uzay keşfine taşır.

Alıştırma

Bu cümlede even as far as Mars ifadesinin bilgiyi düzenlemedeki temel görevi nedir?

  1. İlerlemeyle ilgili soyut bir iddiayı şaşırtıcı ve somut bir son noktaya taşımak
  2. Dünya ile Mars arasındaki tam ölçülmüş mesafeyi vermek
  3. İddiayı Dünya'daki sıradan yolculuklarla sınırlamak
Cevabı göster

İlerlemeyle ilgili soyut bir iddiayı şaşırtıcı ve somut bir son noktaya taşımak

It may surprise you Anlatım akışı

2:51

Sizi şaşırtabilir ama

that NASA does not know exactly Dilbilgisi

2:52

NASA, uzay araçlarının

where their probes are going to touch down Öbek fiiller

2:54

başka bir gezegende tam olarak nereye iniş yapacağını

on another planet.

2:56

bilmiyor.

Anlatım akışı

It may surprise you that: beklenmedik bilgiyi tanıtmak

It may surprise you that + yan cümle kalıbı, yan cümledeki bilgiyi dinleyicinin beklentilerine ters düşebilecek bir bilgi olarak sunar. It biçimsel öznedir; asıl şaşırtıcı bilgi that yan cümlesinde yer alır: NASA tam iniş konumunu önceden bilmez. Bilgiyi düzenleyen bir kalıp olarak dinleyicilere sırada gelen bölüme özellikle dikkat etmelerini söyler. May, dinleyicinin tepkisiyle ilgili yargıyı yumuşatır; that yan cümlesindeki olguyu belirsizleştirmez.

Alıştırma

Sezgilere aykırı bir olguyu tanıtmak için cümleyi hedef kalıbın tam biçimiyle tamamlayın: ____ octopuses have three hearts.

Cevabı göster

It may surprise you that

Dilbilgisi

does not know exactly where ...: dolaylı soruda düz cümle dizilişi

Does not know exactly where ifadesinden sonra, know fiilinin nesnesi olan bir dolaylı soru yan cümlesi gelir. Bilinmeyen bilgi, sondaların ineceği yerdir. Dolaylı soru içinde where + özne + fiil şeklindeki düz cümle dizilişi kullanılır: where their probes are going to touch down. Know sonrasında where are their probes going to touch down gibi doğrudan soru dizilişi kullanılmaz.

Alıştırma

Dolaylı soruyu tamamlamak için where, the package ve is ifadelerini doğru sıraya koyun: We don't know exactly ____.

Cevabı göster

where the package is

Öbek fiiller

touch down: bir hava veya uzay aracının iniş yapması

Touch down, bir hava veya uzay aracının yere ya da başka bir yüzeye ulaşıp iniş yapması anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada sondaların başka bir gezegene inmesi beklenmektedir. Touch ve down birlikte tek bir fiil olarak çalışır. İfade, bir şeye aşağı doğru dokunmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede touch down, iniş yapmak anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. The capsule will touch the desert down tomorrow.
  2. The capsule will touch down in the desert tomorrow.
  3. The capsule will touch down the desert tomorrow.
Cevabı göster

The capsule will touch down in the desert tomorrow.

Predicting where they will land Dilbilgisi

2:58

Nereye ineceklerini tahmin etmek,

requires extensive calculations

2:59

her zaman kesin bir cevabı olmayan ölçümlerle beslenen

fed by measurements Kalıp ifadeler

3:02

kapsamlı hesaplamalar

that don't always have a precise answer. Kelime

3:03

gerektirir.

Dilbilgisi

Predicting where they will land requires ...: özne görevindeki gerund öbeği

Predicting where they will land, etkinliğin tamamını adlandırır ve özne görevi görür. Bu bir gerund öbeğidir; dolayısıyla iniş yerini tahmin etme etkinliğinin tümü tek bir şey olarak ele alınır. Ana fiil requires, nesnesi extensive calculations biçimindedir ve özne tekil sayıldığı için requires kullanılır. Özne içinde where they will land, predicting sözcüğünün içeriğini verir ve düz cümle söz dizimini kullanır. Predicting öznenin başında yer aldığı ve önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için şimdiki zamanın süreklilik yapısındaki bir fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi require fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Estimating how much paint we need ____ careful measurement.

Cevabı göster

requires

Kalıp ifadeler

fed by measurements: ölçümlerin girdi sağlaması

Fed by measurements, calculations sözcüğünü niteler ve ölçümlerin hesaplamalara bilgi sağladığını anlatır. Dilbilgisi açısından fed, feed fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve bu öbek, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir: calculations that are fed by measurements. Veri ve sistem bağlamlarında feed, girdi olarak sağlamak anlamına gelir. Hesaplamalar ölçüm sonuçlarını girdi veya destekleyici veri olarak alır; burada yemek verme anlamı yoktur.

Alıştırma

Hangi cümle, modelin birkaç sensörden gelen verileri girdi olarak aldığını belirtir?

  1. The model feeds its results into a control system.
  2. The model is fed by data from several sensors.
  3. Data from the model is fed into a control system.
Cevabı göster

The model is fed by data from several sensors.

Kelime

that don't always have a precise answer: kısmi olumsuzluk

Bu cümlede that don't always have a precise answer, measurements sözcüğünü niteler. Bu ölçümlerin her seferinde kesin ve açıkça belirlenmiş tek bir sonuç üretmediğini, bazı durumlarda belirsizliğin kalabileceğini anlatır. Burada precise, “kesin ve açıkça tanımlanmış” demektir; “kibar” anlamına gelmez. Don't always kısmi olumsuzluktur: kesin bir yanıt alma olasılığının tamamını değil, always sözcüğünü olumsuzlar. Bazı ölçümlerin kesin bir yanıtı olabilirken bazılarının olmayabilir. Never have a precise answer ifadesinden daha zayıftır.

Alıştırma

"The measurements don't always have a precise answer" ne anlama gelir?

  1. Bazı durumlarda kesin bir yanıt elde edilemeyebilir.
  2. Her seferinde kesin bir yanıt elde edilir.
  3. Hiçbir durumda asla kesin bir yanıt elde edilemez.
Cevabı göster

Bazı durumlarda kesin bir yanıt elde edilemeyebilir.

How does the Martian atmosphere's density change Kelime

3:06

Mars atmosferinin yoğunluğu farklı yüksekliklerde

at different elevations?

3:09

nasıl değişiyor?

Kelime

the Martian atmosphere's density: kısa bir iyelik ad öbeği

The Martian atmosphere's density, the density of the atmosphere of Mars, yani “Mars atmosferinin yoğunluğu” demektir. Martian, atmosphere sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; burada Mars'la ilgili anlamına gelir, Marslı bir varlığı anlatmaz. İfade, the Martian atmosphere tam ad öbeğinin sonuna 's getirerek bu nesneyi özelliği olan density ile bağlar. Ana ad, yani soruda asıl sorulan şey density sözcüğüdür. Bilimsel İngilizcede bir nesneyi ve onun ölçülebilir özelliklerinden birini anlatmak için bu kısa yapı sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi ifade the Martian atmosphere's density ile aynı anlama gelir?

  1. the number of Martians in an atmosphere
  2. the density of the atmosphere of Mars
  3. the density of a Martian creature
Cevabı göster

the density of the atmosphere of Mars

What angle will the probe hit the atmosphere at? Dilbilgisi

3:11

Uzay aracı atmosfere hangi açıyla çarpacak?

Dilbilgisi

What angle ... at?: at sözcüğünü sonda bırakmak

Bu soru, sondanın atmosfere hangi açıyla ulaşacağını sorar. angle ile eylem arasındaki ilişki hit the atmosphere at an angle yapısındaki at edatından gelir. Temel cümle The probe will hit the atmosphere at an angle. şeklindedir. Soruda what angle başa geçerken at sonda kalır. Buna edatın sonda bırakılması denir ve sondaki at yine gereklidir.

Alıştırma

angle ile çarpma eylemini bağlayan edatı yazarak soruyu tamamlayın: What angle did the ball hit the wall ____?

Cevabı göster

at

What will be the speed of the probe upon entry? Kalıp ifadeler

3:14

Uzay aracının giriş anındaki hızı ne olacak?

Kalıp ifadeler

upon entry: resmî bir zaman ifadesi

Upon entry, sondanın girdiği anda anlamına gelir. Burada entry atmosfere girişi ifade eder ve bu ifade sondanın hızının ne zaman ölçüldüğünü belirtir. upon + olay adı yapısı, when the probe enters gibi bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış alternatifidir. İsim temelli bu yapı kısa ve özdür, ayrıca çoğunlukla resmî bir ton taşır.

Alıştırma

Kuralı, when they enter anlamına gelen iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: Guests must show their tickets ____.

Cevabı göster

upon entry

Computer simulators run thousands of different landing scenarios, Kalıp ifadeler

3:17

Bilgisayar simülatörleri, binlerce farklı iniş senaryosunu çalıştırır,

Kalıp ifadeler

run ... landing scenarios: modellenmiş durumları yürütmek

Burada run, hızlıca yürüyerek ilerlemek değil, bir bilgisayara bir şeyi işletmek veya test ettirmek anlamına gelir. Doğrudan nesnesi thousands of different landing scenarios olduğu için simülatörlerin modellenmiş birçok iniş durumunu çalıştırdığı anlatılır. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp run + a simulation/scenario şeklindedir. Bu kalıp, olası sonuçların incelenebilmesi için senaryoyu yürütülen bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede run, “modellenmiş bir koşullar dizisini yürütmek veya test etmek” anlamındadır?

  1. The athlete runs several miles before breakfast.
  2. The software runs several emergency scenarios before launch.
  3. The workshop runs for three hours every Saturday.
Cevabı göster

The software runs several emergency scenarios before launch.

mixing and matching values Kalıp ifadeler

3:20

ve tüm değişkenler için

for all of the variables.

3:22

değerleri karıştırıp eşleştirir.

Kalıp ifadeler

mixing and matching values: değişken değerlerini birleştirmek

Mix and match, farklı seçenekler arasından öğe veya değer seçip bunları farklı şekillerde birleştirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada mixing and matching values, çok sayıda test durumu oluşturmak için tüm değişkenlerin olası değerlerini birbirleriyle birleştirmek anlamındadır. Bu ifade dikkatsizce veya mutlaka rastgele karıştırmayı değil, esnek biçimde yeniden birleştirmeyi vurgular. -ing öbeği ayrıca simülatörlerin önceki cümlede sözü edilen senaryoları nasıl çalıştırdığını açıklar.

Alıştırma

“Farklı seçenekleri seçip özgürce birleştirmek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: You can ____ colors and patterns to create your own design.

Cevabı göster

mix and match

Weighing all the possibilities, Anlatım akışı

3:24

Tüm olasılıkları tartarak,

the computer spits out the potential area of impact Öbek fiiller

3:26

bilgisayar olası çarpma alanını

Anlatım akışı

Weighing all the possibilities: sonuçtan önce dayanağı belirtmek

Bu cümlede Weighing all the possibilities, olası her senaryoyu önce düşünüp karşılaştırmak anlamına gelir. Weigh mecazidir; gerçek bir fiziksel ağırlık ölçülmez. Bu -ing'li ortaç öbeği ana cümleden önce kullanıldığında önce değerlendirme temelini veya analizi sunar, ardından ana cümle sonucu verir. Örtük eylemci ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada olasılıkları değerlendiren ve ardından alanı üreten the computer'dır.

Alıştırma

Cümleyi, baştaki Weighing ... yapısını ve all the options ifadesini kullanarak tamamlayın: ____, Lena chose the safer plan.

Cevabı göster

Weighing all the options

Öbek fiiller

spits out: bilgisayar sonucunu gayriresmî biçimde üretmek

Bu bilgisayar bağlamında spits out, üretir veya çıktı olarak verir anlamına gelir. Bilgisayar gerçekten bir şey tükürmez; çıkan şey, olası çarpma alanına ilişkin bilgidir. Bu ifade canlı ve gayriresmîdir. İşlemden sonra çıktının hızlı veya otomatik biçimde oluştuğu izlenimini verebilir. outputs, generates veya returns gibi tarafsız teknik fiiller ise işlevi daha kesin anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede spits out ne anlama gelir: The program spits out a summary?

  1. Program bir özeti siler.
  2. Program bir özeti sesli okur.
  3. Program bir özet üretir.
Cevabı göster

Program bir özet üretir.

in the form of a landing ellipse. Kelime

3:29

bir iniş elipsi şeklinde verir.

Kelime

landing ellipse: olası iniş bölgesi

Landing ellipse, bir uzay aracının yere inmesinin öngörüldüğü elips biçimli bölgedir. Olası iniş noktalarının oluşturduğu bir aralığı gösterir; zemine gerçekten çizilmiş fiziksel bir elips değildir. Mühendisler bu bölgeyi birçok olası sonuca göre tahmin eder. Daha küçük bir iniş elipsi, uzay aracının nereye ineceği konusunda genellikle daha az belirsizlik olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir uzay görevinde landing ellipse neyi gösterir?

  1. Zemine fiziksel olarak işaretlenmiş bir elips
  2. Olası iniş noktalarını içeren bir bölge
  3. Uzay aracının daha önce indiği tek ve kesin bir nokta
Cevabı göster

Olası iniş noktalarını içeren bir bölge

In 1976,

3:32

1976'da,

the landing ellipse for the Mars Viking lander Kültür

3:34

Mars Viking iniş aracı için iniş elipsi

was 62 by 174 miles, Kelime

3:37

62'ye 174 mil boyutlarındaydı,

Kültür

the landing ellipse for the Mars Viking lander: görev adı olarak Viking

Viking, NASA'nın Mars programlarından birinin adıydı. Bu programın iki iniş aracı da 1976'da Mars'a ulaştı; dolayısıyla bu ifadede Viking, Kuzey Avrupa tarihinden bir kişiyi değil, bir görevi ve uzay aracını belirtir. İsim öbeğinin tamamı, bir Viking iniş aracı için öngörülen iniş bölgesi anlamına gelir. Boyutlar, olası temas noktalarının oluşturduğu bölgenin çok büyük olduğunu göstererek 1976'daki hassas iniş kapasitesinin sınırlarına ilişkin tarihsel bağlam sunar.

Alıştırma

Bu cümlede Viking neyin adıdır?

  1. Mars'ta yaşayan Kuzey Avrupalı bir kişi
  2. Bir NASA Mars programı ve onun iniş araçlarından biri
  3. Dünya üzerinde elips biçimli bir yer
Cevabı göster

Bir NASA Mars programı ve onun iniş araçlarından biri

Kelime

62 by 174 miles: by ile iki boyutu belirtmek

“62 by 174 miles” bir alanın iki boyutunu bildirir: bir yöndeki uzunluk 62 mil, diğer yöndeki uzunluk 174 mildir. Bu kalıpta by iki ölçüyü bağlar; edilgen yapıdaki “tarafından” anlamını vermez ve bir çarpım hesaplamanızı istemez. Aktarılabilir kalıp ilk ölçü + by + ikinci ölçü şeklindedir. Odalar, ekranlar, görseller ve dikdörtgen alanlar için yaygındır. İki ölçü aynı birimi kullanıyorsa birim her iki sayıdan sonra da gelebilir veya “8 by 10 inches” örneğindeki gibi yalnızca ikinci sayıdan sonra söylenebilir.

Alıştırma

İki boyutu bağlayan sözcükle cümleyi tamamlayın: The garden measures 20 feet ____ 30 feet.

Cevabı göster

by

nearly the area of New Jersey. Anlatım akışı

3:41

bu neredeyse New Jersey'nin yüzölçümüdür.

Anlatım akışı

nearly the area of New Jersey: karşılaştırmayla ölçeği somutlaştırmak

“Nearly the area of New Jersey”, sayısal boyutların ardından tanıdık bir coğrafi karşılaştırma sunar. Alanın New Jersey eyaletinin yüzölçümüne yakın olduğunu söyleyerek çok büyük bir ölçeği gözde canlandırmayı kolaylaştırır; nearly ayrıca iki alanın tam olarak eşit olmadığını belirtir. Bu ifade, soyut ölçüleri somut bir referans noktasına dönüştürerek bilgiyi düzenler. Yalnızca yüzölçümlerini karşılaştırır; iniş alanının New Jersey’de olduğunu veya şekillerin aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

“nearly the area of New Jersey” bu cümlede ne işe yarar?

  1. İniş alanının New Jersey’de bulunduğunu söyler.
  2. Büyüklüğü tanıdık bir coğrafi alanla karşılaştırır.
  3. İki alanın şeklinin ve büyüklüğünün tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Büyüklüğü tanıdık bir coğrafi alanla karşılaştırır.

With such a limitation, Anlatım akışı

3:44

Böyle bir sınırlamayla,

NASA had to ignore many interesting Notlar

3:45

NASA, pek çok ilginç

but risky landing areas.

3:48

ama riskli iniş alanını görmezden gelmek zorunda kaldı.

Anlatım akışı

With such a limitation: bilinen bir kısıtlamayı sonucuna bağlamak

Cümlenin başındaki “With such a limitation”, daha önce açıklanmış bir kısıtlamayı yeniden gündeme getirir ve ana cümledeki sonucun arka planı olarak kullanır. Burada with, “böyle bir durum söz konusuyken” veya “bu koşul altında” anlamındadır; “birlikte” anlamında değildir. with + isim öbeği kalıbı, açıklamayı bir koşuldan onun sonucuna doğru düzenleyebilir. Such, dinleyiciye az önce belirtilen türde veya derecede bir kısıtlamadan söz edildiğini gösterir.

Alıştırma

“With such a limitation” cümlede hangi görevi üstleniyor?

  1. NASA'nın bu kısıtlamayı istediğini söyler.
  2. NASA ile birlikte çalışan başka bir kuruluşu tanıtır.
  3. Daha önce belirtilen bir kısıtlamayı ardından gelen sonuca bağlar.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen bir kısıtlamayı ardından gelen sonuca bağlar.

Dilbilgisi

NASA had to ignore: tercih değil, zorunluluk

“NASA had to ignore” ifadesindeki had to, durumun yol açtığı geçmişteki bir zorunluluğu anlatır. NASA bu alanları yalnızca reddetmek istemedi; kısıtlama, onları uygulanabilir seçeneklerin dışında bıraktı. Bu karar verme bağlamında ignore, “değerlendirme dışında bırakmak” veya “seçmemek” anlamındadır. NASA'nın alanları fark etmediği anlamına gelmez; çünkü cümle bu alanları ilgi çekici ama riskli olarak tanımlar.

Alıştırma

Burada “NASA had to ignore the risky areas” ne anlama geliyor?

  1. Koşullar, riskli alanları değerlendirme dışında bırakmayı zorunlu kıldı.
  2. NASA ilgi çekici alanların tümünü reddetmek istedi.
  3. NASA riskli alanların var olduğunu fark etmedi.
Cevabı göster

Koşullar, riskli alanları değerlendirme dışında bırakmayı zorunlu kıldı.

Anlatım akışı

many interesting but risky landing areas: isim öbeği içindeki karşıtlık

many interesting but risky landing areas ifadesinde hem interesting hem de risky, landing areas ifadesini niteler. But, ikinci özelliğin ilkinin yarattığı olumlu beklentiyle çatıştığını gösterir: Alanlar keşif için çekicidir, ancak iniş açısından risklidir. Sıfat + but + sıfat + isim kalıbı, bir değerlendirmedeki artı ve eksiyi tek bir isim öbeğinde özetler. Risky sözcüğünü önemsiz bir ek ayrıntı olarak okuma; ilginç alanların neden elenebileceğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan kalıptaki tek sözcüklü bağlaçla tamamla: The route is beautiful ____ dangerous.

Cevabı göster

but

Since then, Anlatım akışı

3:50

O zamandan beri,

new information about the Martian atmosphere, Anlatım akışı

3:51

Mars atmosferi hakkında yeni bilgiler,

improved spacecraft technology,

3:54

geliştirilmiş uzay aracı teknolojisi

and more powerful computer simulations

3:56

ve daha güçlü bilgisayar simülasyonları

have drastically reduced uncertainty. Kalıp ifadeler

3:59

belirsizliği büyük ölçüde azalttı.

Anlatım akışı

Since then: geçmişteki bir noktayı sonraki değişimlere bağlamak

Since then, “geçmişteki o andan itibaren” anlamına gelir. Then daha önce sözü edilen bir zamana, bu bağlamda önceki Viking görevlerinin dönemine gönderme yapar; since ise o zamanı sonraki gelişmelerin başlangıç noktası hâline getirir. Bu ifade zaman çizgisini düzenler: Önce geçmişte bir başlangıç noktası verir, ardından o noktadan sonra nelerin değiştiğini kapsar. Bu dönem günümüze kadar uzandığında since then, have drastically reduced örneğinde olduğu gibi İngilizcedeki present perfect ile sık kullanılır.

Alıştırma

Dersteki iki sözcüklü zaman ifadesini kullan: Mina joined the robotics club last September. ____, she has built three robots.

Cevabı göster

Since then

Anlatım akışı

new information ... improved spacecraft technology ... computer simulations ile kurulan paralel birleşik özne

Vurgulanan bölüm; new information about the Martian atmosphere, improved spacecraft technology ve more powerful computer simulations şeklindeki üç paralel ad öbeğinden oluşan tek bir birleşik öznedir. Virgüller ögeleri ayırır, and bağlacı da son ögeyi getirir; böylece üç gelişme birlikte çalışan nedenler olarak sunulur. Ögeler and ile bağlandığı için öznenin tamamı çoğuldur ve have drastically reduced yapısında have kullanılır. Bu paralel düzen, ortak sonuca geçmeden önce birden fazla nedeni bir arada anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle paralel bir listeyi özne olarak doğru kullanır ve çoğul bir fiille eşleştirir?

  1. Better maps, safer vehicles, and faster computers have improved the mission.
  2. A better map has improved the mission, along with safer vehicles and faster computers.
  3. Better maps, safer vehicles, and faster computers has improved the mission.
Cevabı göster

Better maps, safer vehicles, and faster computers have improved the mission.

Kalıp ifadeler

have drastically reduced uncertainty: büyük bir azalma, tamamen ortadan kalkma değil

Bu cümlede have drastically reduced uncertainty, gelişmelerin sonucu çok daha az belirsiz hâle getirdiği anlamına gelir. Reduce uncertainty; bilim, mühendislik ve karar verme bağlamlarında bilinmeyen alanı daraltmak veya bir sonuçtan daha emin olmak için kullanılan yaygın bir birleşimdir. Drastically, değişimin çok büyük olduğunu belirtir; kendi başına olumsuz değildir. Reduced, eliminated anlamına gelmez ve have reduced biçimindeki present perfect, önceki gelişmeleri şimdiki sonuçla bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle belirsizliğin çok azaldığını, ancak tamamen ortadan kalktığını iddia etmeden anlatır?

  1. The new model has slightly reduced uncertainty.
  2. The new model has eliminated all uncertainty.
  3. The new model has drastically reduced uncertainty.
Cevabı göster

The new model has drastically reduced uncertainty.

In 2012,

4:02

2012'de,

the landing ellipse for the Curiosity lander Kültür

4:03

Curiosity iniş aracı için iniş elipsi

Kültür

the landing ellipse for the Curiosity lander: bir Mars görevini tanımlama

Burada Curiosity, NASA'nın 2012'de Mars'a inen keşif aracının büyük harfle yazılan özel adıdır; sıradan bir şeyi bilme isteği anlamına gelmez. the Curiosity lander ifadesinde bu ad, iniş açıklamasının hangi Mars görevine ait olduğunu belirtir. Bir landing ellipse, mühendislerin bir uzay aracının sınırları içine inmesini beklediği oval hedef alandır. Bu nedenle vurgulanan ifadenin tamamı, tek bir kesin noktayı değil, Curiosity göreviyle ilişkili tahmini iniş alanını anlatır. Görevin adlandırılması, iniş hassasiyetinin önceki görevlerinkiyle karşılaştırılmasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade neyi anlatıyor?

  1. Mühendisler merak ettiği için seçilen bir alanı
  2. NASA'nın 2012 Curiosity Mars görevi için tahmin edilen iniş alanını
  3. Mars'a giden her uzay aracının inmesi gereken kesin noktayı
Cevabı göster

NASA'nın 2012 Curiosity Mars görevi için tahmin edilen iniş alanını

was only 4 miles wide Kelime

4:06

sadece 4 mil genişliğinde

by 12 miles long,

4:08

ve 12 mil uzunluğundaydı,

Kelime

only 4 miles wide by 12 miles long: iki boyutu ifade etme

Ölçü + wide + by + ölçü + long kalıbı iki boyutu sırayla verir: 4 miles genişlik, 12 miles ise uzunluktur. Burada by iki boyutu birbirine bağlar; bir şeyin başka bir şey yüzünden oluştuğunu söylemez ve eylemi yapan kişiyi tanıtmaz. Only, iniş elipsini karşılaştırılan daha büyük alanlara göre küçük olarak gösterir. Bu sözcük, konuşanın boyutla ilgili bakış açısını belirtir; 4 ya da 12 milin her durumda küçük olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Verilen ölçülerle aynı boyut kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The garden is ____. Genişlik: 8 metre. Uzunluk: 20 metre.

Cevabı göster

8 meters wide by 20 meters long

an area more than 200 times smaller than Viking's. Dilbilgisi

4:09

bu Viking'inkinden 200 kat daha küçük bir alandır.

Dilbilgisi

more than 200 times smaller than Viking's: oranı anlamak

Bu cümlede more than 200 times smaller than Viking's, yeni alanın karşılaştırılan Viking iniş alanının 1/200'ünden daha küçük olduğu anlamında kullanılmıştır. Bu ifade, 200 kare birimlik bir farkı değil bir oranı anlatır. Viking's, Viking's landing ellipse veya Viking's area yerine kullanılan iyelik biçimidir. Aynı tür alanların karşılaştırıldığı zaten anlaşıldığı için isim söylenmemiştir.

Alıştırma

Amaçlanan alan oranını en açık ve belirsizliğe yer bırakmayacak şekilde hangi cümle ifade eder?

  1. The new area was exactly 200 square miles smaller than the old one.
  2. The new area was less than one two-hundredth the size of the old one.
  3. The old area was less than one two-hundredth the size of the new one.
Cevabı göster

The new area was less than one two-hundredth the size of the old one.

This allowed NASA to target a specific spot Notlar

4:14

Bu durum NASA'nın,

in Gale Crater,

4:16

Gale Krateri'nde,

Dilbilgisi

This allowed NASA to target: allow + nesne + to-infinitive

This allowed NASA to target, allow + object + to-infinitive yapısını kullanır. This, iniş elipsinin küçültülmesini belirtir; NASA eylemi yapan taraftır ve to target mümkün hâle gelen eylemi gösterir. Burada allowed, resmî izin verildiği değil bir şeyin eylemi mümkün kıldığı anlamındadır. Target burada fiildir ve belirli bir yeri hedef olarak seçmek anlamına gelir. Bu yapı, daha önceki bir koşulu veya gelişmeyi onun mümkün kıldığı yeni eyleme bağlar.

Alıştırma

Cümleyi allow fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve eylem fiilinden önce gelen to sözcüğüyle tamamlayın: The new bridge ____ the hikers ____ cross the river safely.

Cevabı göster

allowed · to

Kültür

a specific spot in Gale Crater: Gale Krateri'ndeki belirli bir nokta

Gale Crater, Mars'taki bir kraterdir. Bu nedenle a specific spot in Gale Crater, Mars'taki bu oluşumun içinde açıkça belirlenmiş bir konum demektir. Burada Crater bir yer adının parçasıdır; kişi ya da kurum adı değildir. Bu ifade hassasiyeti vurgular: NASA yalnızca geniş bir iniş bölgesini değil, daha küçük ve seçilmiş bir konumu hedefleyebilmiştir. Bu hassasiyet, bilimsel değeri olan bir alanı ulaşılabilir hâle getirebilmiştir.

Alıştırma

Bu cümlede a specific spot in Gale Crater neyi ifade ediyor?

  1. Gale Crater adlı bir kişiyi
  2. Mars'taki bir kraterin içinde bulunan belirli bir konumu
  3. Gale Crater adlı bir NASA departmanını
Cevabı göster

Mars'taki bir kraterin içinde bulunan belirli bir konumu

a previously unlandable area Kelime

4:18

daha önce inilmesi imkansız olan

of high scientific interest.

4:20

ancak bilimsel ilgisi yüksek belirli bir noktayı hedeflemesini sağladı.

Kelime

previously unlandable: un- + land + -able ile sözcük yapımı

Unlandable, un- + land + -able parçalarından oluşur. Land iniş yapma eylemidir, -able bir şeyin yapılabilir olduğunu belirtir ve un- anlamı olumsuz yapar. Dolayısıyla an unlandable area, ilgili koşullarda iniş yapmanın mümkün ya da güvenli olmadığı bir alandır. Previously bu sınırlamayı geçmişe yerleştirir. Bu cümlede önceki teknoloji ve güvenlik sınırları nedeniyle alanın iniş sahası olarak kullanılamadığı anlatılır; oraya inişin sonsuza kadar imkânsız olduğu söylenmez.

Alıştırma

Cümleyi land sözcüğünden türetilmiş ve “üzerine iniş yapmak mümkün ya da güvenli değil” anlamına gelen bir sıfatla tamamlayın: After the storm, the flooded runway was ____.

Cevabı göster

unlandable

While we ultimately strive for accuracy, Dilbilgisi

4:23

Sonuç olarak doğruluğa ulaşmaya çabalasak da,

precision reflects our certainty Kelime

4:26

kesinlik onu güvenilir bir şekilde

of reliably achieving it.

4:28

başaracağımıza olan güvenimizi yansıtır.

Dilbilgisi

While we ultimately strive for accuracy: olsa da anlamındaki while

Burada while bir kabul ve karşıtlık ilişkisi kurar; anlamı although sözcüğüne yakındır. Önce accuracy kavramının nihai hedef olduğu kabul edilir, ardından ana cümle precision hakkında farklı ama bağlantılı bir nokta ekler. Bu cümlede while, bir şey olurken anlamına gelmez. Strive for, bir şeye ulaşmak için çabalamak demektir; ultimately ise accuracy kavramını nihai hedef düzeyine yerleştirir. Bu yapı iki düşünceyi düzenler: While ... ile A kabul edilir, ardından ana cümlede B vurgulanır.

Alıştırma

Örneğin başındaki while yan cümlesi ne işe yarıyor?

  1. Farklı bir nokta eklemeden önce doğruluğun nihai hedef olduğunu kabul eder.
  2. İki olayın aynı zaman aralığında gerçekleştiğini söyler.
  3. Doğruluğun neden önemli bir hedef olmadığını açıklar.
Cevabı göster

Farklı bir nokta eklemeden önce doğruluğun nihai hedef olduğunu kabul eder.

Kelime

precision reflects our certainty ... achieving it: precision ve accuracy farkı

Bu yan cümlede precision, istenen accuracy düzeyine güvenilir biçimde ulaşabileceğimizden ne kadar emin olduğumuzu gösterir. achieving it ifadesindeki it zamiri precision kavramına değil, accuracy kavramına gönderme yapar. Ölçümde accuracy, bir sonucun doğru değere veya hedefe ne kadar yakın olduğunu gösterir. Precision ise tekrarlanan sonuçların birbirine ne kadar yakın olduğunu gösterir. Hassas sonuçlar tutarlıdır, ancak hepsi hedefi kaçırabilir; bu nedenle precision, accuracy kavramından daha nihai bir hedef değildir.

Alıştırma

Bir tartı üç kez 52.0 kg gösteriyor, ancak kişinin gerçek kütlesi 50.0 kg. En uygun ifade hangisidir?

  1. The readings are accurate but not precise.
  2. The readings are neither precise nor consistent.
  3. The readings are precise but not accurate.
Cevabı göster

The readings are precise but not accurate.

With these two principles in mind, Anlatım akışı

4:30

Bu iki prensibi aklımızda tutarak,

we can shoot for the stars Deyimler

4:32

yıldızları hedefleyebilir

and be confident of hitting them every time. Dilbilgisi

4:34

ve her seferinde onları vuracağımızdan emin olabiliriz.

Anlatım akışı

With these two principles in mind: önceki ilkeleri hatırlatıp sonuca geçmek

With these two principles in mind, bu iki ilkeyi göz önünde bulundurarak anlamına gelir. Buradaki these two principles sözleri daha önce belirtilen accuracy ve precision kavramlarına gönderme yapar; ifade, ilkeleri gerçek anlamda zihnin içine koymakla ilgili değildir. Cümlenin başında bu ifade bir köprü kurar: önceki bilgileri hatırlatır ve bunları ardından gelen sonucun temeli yapar. Tekrar kullanılabilen With + isim öbeği + in mind kalıbı bir kararın, planın, önerinin veya sonucun çerçevesini oluşturabilir.

Alıştırma

With ... in mind kalıbını ve the safety rules sözlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, we chose the shorter path.

Cevabı göster

With the safety rules in mind

Deyimler

we can shoot for the stars: iddialı hedeflere yönelmek

we can shoot for the stars ifadesindeki shoot for the stars deyimi, çok iddialı hedeflerin peşinden gitmek anlamına gelir. Yıldızlara gerçekten ateş etme talimatı değildir ve garanti edilmiş başarıdan çok büyük bir isteği anlatır. Cümlede ayrıca söz oyunu vardır. Shoot ve hitting bir hedefe nişan alma görüntüsünü çağrıştırırken stars uzay temasına uyar. Bu çift anlam, kapanış sözünü hem motive edici hâle getirir hem de önceki atış ve uzay temalarına bağlar.

Alıştırma

Bu cümlede shoot for the stars ne anlama gelir? Our robotics club is new, but we're shooting for the stars.

  1. Çok iddialı hedeflere yöneliyoruz.
  2. Yalnızca kolay hedefler seçiyoruz.
  3. Gökyüzüne bir şey fırlatıyoruz.
Cevabı göster

Çok iddialı hedeflere yöneliyoruz.

Dilbilgisi

be confident of hitting: be confident of + -ing yapısı

Be confident of + -ing, bir şeyi başarıyla yapabileceğinden emin olmak demektir. Burada be confident of hitting them, yıldızları vuracağından emin olmayı anlatır; yıldızlar hedefleri de temsil edebilir. Every time, bunu yalnızca bir kez değil, her seferinde güvenilir biçimde yapma anlamını ekler. Of bir edattır, bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde -ing biçimi kullanılır: of hitting. Confident to hitting veya confident of hit kullanmayın. Bu kalıbı confident of finishing gibi başka eylemlerle de kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi confident of ve solve fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After completing many practice puzzles, Ava was ____ the final puzzle.

Cevabı göster

confident of solving