Neden bazı kuşlar uçamaz? - Gillian Gibb: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
627 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Video, farklı kuş soylarının uçma yetisini neden birbirinden bağımsız biçimde kaybettiğini, bedenlerinin buna nasıl uyum sağladığını, sonradan getirilen yırtıcıların ada türlerini niçin tehdit ettiğini ve bazı dev anakara kuşlarının hayatta kalıp kanatlarına yeni işlevler kazandırdığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. When a bird species doesn't face specific pressures to fly, it can stop flying in as quickly as a few generations. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: When yan cümlesiyle çevresel baskının bulunmaması ile olası bir evrimsel sonucu ilişkilendirmeyi öğrenin; bu kalıbı bilimsel anlatımlarda koşulları ve sonuçları açıkça ifade etmek için kullanın. 2. going the way of the dodo. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Nesli tükenmiş dodoya yapılan göndermenin, yok olmak veya kullanımdan kalkacak kadar eskimek anlamına geldiğini fark edin; kaybolan bir tür, gelenek ya da teknolojiden söz ederken kullanın. 3. can be spotted tucking their heads beneath them — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Edilgen can be spotted yapısından sonra gelen -ing biçiminin gözlemlenebilir bir eylemi aktardığını anlayın; gözlemciyi belirtmeden hayvanların veya insanların ne yaparken görüldüğünü anlatmak için bu yapıyı kullanın.

Bu derste

In the lush rain forests of Australia, Kalıp ifadeler

0:06

Avustralya'nın gür yağmur ormanlarında,

Kalıp ifadeler

lush rain forests: canlı bir ortam kurma

Lush, bitkilerin sağlıklı, gür ve yoğun biçimde büyüdüğünü anlatır. lush rain forests ifadesinde lush, rain sözcüğünü tek başına değil, rain forests ad öbeğinin tamamını niteler. Bu ifade, In ... yapısından sonra eylem başlamadan önce canlı bir doğal ortam kurar. Bu sıfat + çevre adı kalıbı very green forests ifadesinden daha kesindir; çünkü lush yalnızca rengi değil, yoğun ve bol bitki örtüsünü anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede lush, bol bitki büyümesini anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The hikers entered a lush forest filled with ferns.
  2. The hikers stood on a lush bare rock.
  3. The hikers crossed a lush parking lot with no plants.
Cevabı göster

The hikers entered a lush forest filled with ferns.

birds roost in the low branches Kalıp ifadeler

0:09

kuşlar alçak dallara tüner

Kalıp ifadeler

roost in the low branches: kuşların dinlendiği yer

Roost, genellikle bir kuşun, bazen de bir yarasanın dinlenmek için bir yere yerleşmesi anlamına gelir ve çoğu zaman geceyi orada geçirmeyi anlatır. Burada birds roost in the low branches hem eylemi hem de dinlenilen yeri belirtir; sit sözcüğünden daha özeldir. Yeniden kullanılabilir kalıp kuş(lar) + roost + yer ifadesidir. In the branches, birkaç dalı kuşların çevresindeki bir alan olarak ele alır; on a branch ise destek yüzeyi olarak belirli bir dala işaret eder.

Alıştırma

Cümleyi roost içeren iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: At sunset, the herons ____ the tall trees for the night.

Cevabı göster

roost in

and amble across the forest floor, Kelime

0:11

ve orman zemininde gezinerek,

Kelime

amble across: bir yerin bir ucundan diğerine ağır ağır yürümek

Amble, rahat ve acele etmeden yürümek demektir. amble across the forest floor ifadesinde yalnızca bir şeyin yürüdüğünü bildirmekle kalmaz, harekete sakin ve rahat bir hava da katar. Across, bir alanın bir tarafından diğer tarafına hareketi gösterir; forest floor ise ağaçların altındaki orman zeminidir. Yeniden kullanılabilen amble across + yer kalıbı, bir insanın ya da hayvanın bir alanı acele etmeden geçmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi amble across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: With no need to hurry, the hikers ____ the sunny meadow.

Cevabı göster

ambled across

enjoying the shade and tropical fruits.

0:13

gölgenin ve tropikal meyvelerin tadını çıkarırlar.

But the jungle isn't theirs alone. Dilbilgisi

0:16

Ancak orman sadece onlara ait değil.

Dilbilgisi

isn't theirs alone: yalnızca onlara ait değil

Theirs bir iyelik zamiridir, bu nedenle ardından bir isim gelmeden tek başına kullanılır. Burada ormanı daha önce sözü edilen gruba bağlar. Not ... alone eklenince anlam özel mülkiyetten paylaşıma döner: orman onlarla bağlantılıdır ama yalnızca onların değildir. Bu tür betimlemelerde theirs, yasal mülkiyet yerine yaşadıkları veya kullandıkları bir yeri gösterebilir. something isn't mine/yours/ours/theirs alone kalıbı, başka kişilerin de bir alanı, rolü, sorumluluğu veya başarıdaki payı paylaştığını gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle stüdyoyu bizim kullandığımızı, ancak başka insanların da kullandığını anlatır?

  1. The studio isn't ours alone; another group practices there too.
  2. The studio isn't our alone; another group practices there too.
  3. The studio isn't ours; another group practices there instead.
Cevabı göster

The studio isn't ours alone; another group practices there too.

A dingo is prowling in the shadows, Kalıp ifadeler

0:18

Gölgelerde sinsice dolaşan bir dingo var,

Kalıp ifadeler

prowling in the shadows: tehditkâr ve gizli hareket

Bu cümlede prowling, genellikle avlanırken veya bir fırsat ararken sessizce ve dikkatle dolaşmak anlamına gelir. Sadece walking demekten daha güçlüdür ve şüpheli bir izlenim verir. In the shadows, gizlenme anlamı ekler. Prowling in the shadows ifadesinin bütünü, dingoyu yakında bulunan ve kısmen gizlenmiş bir avcı olarak göstererek tehlike duygusu yaratır.

Alıştırma

Hangi cümlede prowl en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The children were prowling cheerfully in a birthday parade.
  2. A baby was prowling peacefully in her crib.
  3. A hungry fox was prowling around the chicken coop at night.
Cevabı göster

A hungry fox was prowling around the chicken coop at night.

and fruit won't satisfy his appetite. Kalıp ifadeler

0:21

ve meyve onun iştahını tatmin etmeyecek.

Kalıp ifadeler

won't satisfy his appetite: iştahı doyurmaya yetmemek

Satisfy an appetite, yemek yeme isteğini karşılayacak kadar yiyecek sağlamak anlamına gelen doğal bir fiil ve isim birlikteliğidir. Won't satisfy his appetite, meyvenin dingo için yeterli olmayacağını belirtir. Burada appetite, yiyecekle ilgili gerçek anlamıyla kullanılmıştır ve his dingoyu belirtir. Satisfy, ihtiyacın karşılanmasını anlatır; iştahın kendisini mutlu etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Satisfy, Leo için doğru iyelik sözcüğü ve appetite ile tamamlayın: Leo is still very hungry after soccer practice. This piece of fruit won't ____.

Cevabı göster

satisfy his appetite

The birds flee to safety, Kalıp ifadeler

0:24

Kuşlar güvenlik için uçup kaçıyor,

Kalıp ifadeler

flee to safety: tehlikeden kaçıp güvenli bir yere ulaşmak

Flee, tehlike nedeniyle bir yerden hızla ayrılmak demektir. Flee to safety ifadesinde to safety, hareketin hedefini ve sonucunu belirtir: kuşlar tehlikeden uzaklaşıp güvenli bir yere veya duruma ulaşır. Burada safety belirli bir yerin adı değildir. Bu kalıp, insanların veya hayvanların tehlikeden kaçıp güvenli bir yere ulaştığı durumlarda yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi flee to safety ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: When smoke entered the room, the family ____.

Cevabı göster

fled to safety

all but the cassowary, Dilbilgisi

0:26

cılız kanatlarıyla yerden havalanamayan

Dilbilgisi

all but the cassowary: tek istisnayı belirtmek

All but the cassowary ifadesinde all, daha önce sözü edilen kuşlara gönderme yapar ve but, except anlamına gelir. Tepeli deve kuşu dışarıda bırakılan tek üyedir; diğer bütün kuşlar güvenli bir yere kaçar. Kısa all but + isim öbeği kalıbı, bir grupta adı verilen kişi veya şey dışındaki herkes ya da her şey anlamına gelir. Eylem, ifadenin içinde tekrarlanmak yerine yakındaki sözlerde belirtilebilir.

Alıştırma

All but Nina submitted the form cümlesi ne anlama gelir?

  1. Formu teslim eden tek kişi Nina'ydı.
  2. Neredeyse hiç kimse formu teslim etmedi.
  3. Nina dışında herkes formu teslim etti.
Cevabı göster

Nina dışında herkes formu teslim etti.

who can't clear the ground on her puny wings. Kelime

0:27

tepeli devekuşu hariç.

Kelime

can't clear the ground: yerden havalanamamak

Bu uçuş bağlamında can't clear the ground, “yerden tamamen yükselememek” veya “havalanamamak” demektir. Kanatlar hayvanı kaldırmak için fazla küçüktür; dolayısıyla ground temizlenecek bir şey değil, hayvanın üstüne çıkamadığı yüzeydir. Burada clear bir hareket fiilidir: bir kenarın, yüzeyin ya da engelin ötesine ona değmeden tamamen geçmek anlamına gelir. clear a fence örneğinde olduğu gibi anlamı bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama gelir? The damaged drone couldn't clear the ground in the strong wind.

  1. Yerden tamamen yükselemedi.
  2. Yeri net biçimde göremedi.
  3. Yerdeki kiri temizleyemedi.
Cevabı göster

Yerden tamamen yükselemedi.

Instead, she attacks,

0:30

Bunun yerine o saldırıya geçer

sending the dingo running for cover Dilbilgisi

0:32

ve jilet gibi keskin ayak pençesinin tek bir darbesiyle

Dilbilgisi

sending the dingo running for cover: sonucun kısa biçimde anlatılması

Send + nesne + V-ing, genellikle anlık bir tepki olarak “birinin veya bir şeyin bir eyleme başlamasına neden olmak” anlamına gelebilir. Burada sending the dingo running, önceki saldırının dingonun koşmaya başlamasına neden olduğunu anlatır. Running for cover, daha güvenli veya korunaklı bir yere doğru koşmak demektir. İfadenin tamamı sending ile başladığı için ayrı bir cümle başlatmak yerine önceki eylemin sonucunu ekleyen bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesi olarak çalışır.

Alıştırma

Cümleyi send + nesne + V-ing yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. everyone, rush ve outside sözcüklerini kullanın: The fire alarm ____.

Cevabı göster

sent everyone rushing outside

with one swipe of her razor sharp toe claws. Deyimler

0:34

dingoyu saklanacak bir yer bulmak üzere kaçmaya zorlar.

Deyimler

razor sharp / razor-sharp: jilet gibi keskin

Razor sharp ifadesinde razor, bir karşılaştırma yoluyla sharp sözcüğünü güçlendirir: ayak parmağı pençeleri jilet gibi son derece keskindir. Bu, pençelerin içinde jilet olduğu veya jiletten yapıldığı anlamına gelmez. İngilizcede kısa ve canlı bir karşılaştırma oluşturmak için somut bir isim sıfatın önüne getirilebilir. Aynı birleşik sıfat gerçek keskinliği veya razor-sharp eyesight örneğindeki gibi mecazi bir keskinliği anlatabilir.

Alıştırma

"The hawk has razor-sharp talons," cümlesinde razor-sharp ne anlama gelir?

  1. Birkaç jiletten yapılmış
  2. Yalnızca tıraş için kullanılan
  3. Jilet gibi son derece keskin
Cevabı göster

Jilet gibi son derece keskin

The cassowary is one of approximately 60 living species of flightless birds. Dilbilgisi

0:38

Tepeli devekuşu, uçamayan yaklaşık 60 kuş türünden biridir.

Dilbilgisi

one of approximately 60 living species: bir grubun üyelerinden biri

One of + çoğul isim öbeği, daha büyük bir grubun tek bir üyesini belirtir. Burada approximately 60 living species çoğul gruptur; one ise tepeli deve kuşu türünü belirtir. Species tekil ve çoğulda aynı yazılsa da burada grup adı çoğuldur. Approximately, 60 sayısının kesin değil tahmini olduğunu gösterir. Living species hâlâ var olan türler demektir. Tam özne The cassowary tekil olduğu için fiil is olur.

Alıştırma

Cümleyi one of ve volunteer sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: Leo is ____ approximately 40 ____ in the program.

Cevabı göster

one of · volunteers

These earthbound avians live all over the world, Kelime

0:43

Bu toprağa bağlı kuşlar dünyanın her yerinde yaşarlar;

Kelime

earthbound avians: resmî bir ifadeyle yere bağlı kuşlar

Burada earthbound, yalnızca “Dünya gezegeninde bulunan” değil, “yere bağlı ve yerden ayrılamayan” anlamındadır. Avians, kuşlar için kullanılan resmî bir sözcüktür. Earthbound avians birlikte, söz konusu olan uçamayan kuşları ifade eder. Bu ifade, flightless birds sözünü tekrarlamamak için bilimsel anlatıma özgü bir dil kullanır. Earthbound, uçamama fikrini eklerken avians hayvan grubunu belirtir.

Alıştırma

Cümlede earthbound avians ne anlama geliyor?

  1. Toprağın altında yaşayan kuşlar
  2. Dünya gezegeninde yaşayan bütün kuşlar
  3. Resmî ve bilimsel bir dille ifade edilen uçamayan kuşlar
Cevabı göster

Resmî ve bilimsel bir dille ifade edilen uçamayan kuşlar

from the Australian outback to the African savanna, Dilbilgisi

0:46

Avustralya'nın taşrasından Afrika'nın savanalarına

to Antarctic shores.

0:49

ve Antarktika kıyılarına kadar.

Dilbilgisi

from ... to ..., to ...: bir aralığı genişletmek

From A to B bir aralık sunar. Eklenen to C, bu aralığı başka bir uç noktaya kadar genişletir. Buradaki üç yer ifadesi, birbirinden çok uzaktaki yaşam alanlarını düzenleyerek bu kuşların çok geniş bir alanda bulunduğunu vurgular. To kullanımları tek bir yolculuğun yönünü anlatmaz. Bir aralıktaki noktaları işaretler. Aynı yapı yalnızca yerleri değil, zamanları, aşamaları veya kategorileri de düzenleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak from ... to ..., to ... yapısıyla tamamlayın: The exhibit takes visitors ____ early photography ____ color photography, ____ digital photography.

Cevabı göster

from · to · to

They include some species of duck and all species of penguin, Dilbilgisi

0:51

Bazı ördek türlerini, penguen türlerinin tamamını,

Dilbilgisi

some species of duck ... all species of penguin: tekil hayvan adlarını kategori olarak kullanma

species of + hayvan adı kalıbında duck ve penguin, tekil biçimde kategori adı olarak kullanılır. Tek bir kuşu değil, bir hayvan türünü adlandırdıkları için önlerinde tanımlık bulunmaz. Species sözcüğünün tekil ve çoğul yazılışı aynıdır. Burada some species ördek türlerinin yalnızca bir bölümünü, all species ise tüm penguen türlerini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede species of sonrasında tekil bir hayvan adı kategori olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The wetland supports several specieses of frog.
  2. The wetland supports several species of a frog.
  3. The wetland supports several species of frog.
Cevabı göster

The wetland supports several species of frog.

secretive swamp dwellers and speedy ostriches, Kelime

0:54

gizemli bataklık sakinlerini, hızlı devekuşlarını,

Kelime

secretive swamp dwellers: gözlerden uzak yaşayan bataklık sakinleri

Swamp dweller kısa bir bileşik addır: swamp yaşam alanını belirtir, dweller ise orada yaşayan insan ya da hayvan anlamına gelir. Çoğul swamp dwellers, bataklıklarda yaşayan hayvanları ifade eder; ilk ad normalde tekil kalır. Yaban hayvanları için secretive, saklanma eğiliminde olan ve gözlemlenmesi zor anlamına gelir. Sır saklama becerisini değil, davranışı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dweller sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: These frogs are secretive swamp ____.

Cevabı göster

dwellers

giant emus, and tiny kiwis.

0:57

dev emuları ve minik kivileri içerirler.

Though the common ancestor of all modern birds could fly, Notlar

1:00

Tüm modern kuşların ortak atası uçabiliyor olsa da,

Kelime

common ancestor of all modern birds: paylaşılan bir evrimsel köken

Evrimsel biyolojide common ancestor, daha sonraki iki veya daha fazla soyun türediği atasal bir canlı ya da topluluktur. common ancestor of all modern birds, günümüzdeki kuş soylarının sonunda aynı atasal kökene kadar izlenebildiğini belirtir. Buradaki ancestor, tek bir kuşun ebeveyni veya yalnızca insan ailesindeki anlamıyla bir ata değildir. modern birds, moda olan ya da yeni tasarlanmış kuşları değil, günümüzde yaşayan kuş soylarını ifade eder.

Alıştırma

Evrimsel biyolojide common ancestor of all modern birds ne anlama gelir?

  1. her modern kuşun ebeveyni olan, yaşayan bir kuş
  2. tüm modern kuşların en sonunda türediği atasal bir tür veya topluluk
  3. bugün hayatta olan en yaşlı tek kuş
Cevabı göster

tüm modern kuşların en sonunda türediği atasal bir tür veya topluluk

many different bird species have independently lost their flight. Kalıp ifadeler

1:04

birçok farklı kuş türü bağımsız olarak uçma yeteneğini kaybetmiştir.

Dilbilgisi

Though ..., many ...: ana sonuçtan önce bir gerçeği kabul etmek

Though, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır ve ortak atanın uçabildiği gerçeğini kabul eder. Virgülden sonraki ana cümle, cümlenin temel iddiasını taşır: birçok kuş türü daha sonra uçma yeteneğini birbirinden bağımsız olarak kaybetmiştir. İlk gerçek, ana sonucu beklenmedik gösterebilecekse Though + yan cümle, ana cümle yapısını kullanın. İki cümlecik de doğrudur, ancak düşünceyi ilerleten ikinci cümleciktir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir gerçeği kabul ettikten sonra karşıt ana sonucu vermek için Though kullanır?

  1. Though the battery was old, it powered the radio all night.
  2. Though the battery was old, but it powered the radio all night.
  3. Because the battery was old, it powered the radio all night.
Cevabı göster

Though the battery was old, it powered the radio all night.

Kalıp ifadeler

have independently lost their ...: Birbirinden Ayrı Evrimsel Kayıplar

Bu cümlede have lost, present perfect yapısındadır: kayıp evrim sürecinde gerçekleşmiştir ve sonucu günümüzde de geçerlidir. Independently, lost fiilini niteler. Farklı kuş türlerinin uçma yetisini tek bir ortak kayıp sonucunda değil, birbirinden ayrı evrimsel olaylarla kaybettiğini anlatır. Their, kaybedilen yetinin her bir türe ait olduğunu gösterir. Independently evrimsel değişimlerin nasıl gerçekleştiğini açıklar; kuşların bilinçli olarak kendi başlarına hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Aynı değişimin iki grupta birbirinden ayrı olarak ortaya çıktığını anlatan cümle hangisidir?

  1. The two plant groups independently developed resistance to the disease.
  2. The two plant groups were studied together in the same greenhouse.
  3. One plant group received the resistance directly from the other.
Cevabı göster

The two plant groups independently developed resistance to the disease.

Flight can have incredible benefits,

1:08

Uçmanın inanılmaz faydaları olabilir;

especially for escaping predators,

1:11

özellikle yırtıcılardan kaçmak,

hunting, and traveling long distances.

1:13

avlanmak ve uzun mesafeler katetmek için.

But it also has high costs. Kalıp ifadeler

1:15

Ancak bunun bedelleri de yüksektir.

Kalıp ifadeler

has high costs: Paranın Ötesindeki Büyük Bedeller

Has high costs, bir şeyin ciddi olumsuzluklar getirdiğini veya önemli miktarda kaynak gerektirdiğini anlatır. Burada costs soyut anlamdadır; yalnızca parayı değil, enerji kullanımını, riski, fiziksel yükü ya da başka olumsuz etkileri ifade edebilir. But daha önce belirtilen bir faydayla karşıtlık kurar; also ise bu bedellerin genel tablonun ek bir parçası olduğunu gösterir. Bu ifade, avantajlarla dezavantajları karşılaştırırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “ciddi olumsuzluklar getirir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The plan may save time, but it ____ for the environment.

Cevabı göster

has high costs

It consumes huge amounts of energy and limits body size and weight. Kalıp ifadeler

1:18

Büyük miktarda enerji tüketir, vücut boyutunu ve ağırlığını sınırlar.

Kalıp ifadeler

consumes huge amounts of energy: çok büyük miktarda enerji tüketmek

Bu cümlede consumes, “yer” değil, “tüketir veya kullanıp bitirir” anlamına gelir. Energy bir kaynaktır; bu nedenle consume, bir etkinliğin veya sürecin gerektirdiği enerjiyi anlatmak için doğal biçimde kullanılır. İngilizcedeki kalıp consume + miktar ifadesi + kaynak şeklindedir. Huge amounts of, “çok büyük miktarda” anlamına gelir ve energy sayılamayan bir isimdir: consumes huge amounts of energy.

Alıştırma

Cümleyi “çok büyük miktarda enerji kullanmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This old air conditioner can ____, so we only run it when needed.

Cevabı göster

consume huge amounts of energy

Kalıp ifadeler

limits body size and weight: fiil olarak limit

Burada limits, “kısıtlar” veya “bir üst sınır koyar” anlamındaki bir fiildir. Anlatılan düşünce, uçma gereksiniminin olası vücut boyutunu ve ağırlığını belirli bir aralıkta tutmasıdır. Dil bilgisi açısından limits, consumes ile bağlıdır ve aynı It öznesini paylaşır. Yeniden kullanılabilen kalıp X limits Y şeklindedir: bir etken başka bir şeyin boyutunu, miktarını, hareketini veya yeteneğini kısıtlar.

Alıştırma

Cümleyi limit fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The narrow doorway ____ the size of the furniture we can move through it.

Cevabı göster

limits

A bird that doesn't fly conserves energy,

1:23

Uçamayan bir kuş enerjisini korur,

so it may be able to survive on a scarcer or less nutrient rich food source Notlar

1:26

böylece daha kıt veya besin değeri daha düşük bir yiyecek kaynağıyla,

Kalıp ifadeler

survive on a ... food source: bir besin kaynağıyla hayatta kalmak

Survive on + bir kaynak, o kaynağa bağlı olarak hayatta kalmak anlamına gelir. On edatı, hayatta kalmayı mümkün kılan yiyecek, su, para veya malzemeleri belirtir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu cümledeki kaynak, daha kıt veya besin değeri daha düşük bir besin kaynağıdır. İfade, kuşun yiyebileceği şeyler sınırlı veya besin açısından yetersiz olsa bile hayatta kalabileceğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, sınırlı bir kaynağa bağlı olarak hayatta kalmak anlamına gelen vurgulanmış iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After the shipwreck, the sailors had to ____ rainwater and a small bag of rice.

Cevabı göster

survive on

Kelime

scarcer or less nutrient-rich food: daha kıt ya da besin değeri daha düşük yiyecek

Scarcer, scarce sözcüğünün karşılaştırma biçimidir: yiyeceğin daha az bulunduğunu veya bulunmasının daha zor olduğunu anlatır. Less nutrient-rich ise yiyeceğin besin değerinin daha düşük olduğunu belirtir. Or bu iki olası sınırlamayı birbirine bağlar ve sıfat grubunun tamamı food source ifadesini niteler. Dolayısıyla bir kaynak, yiyecek daha zor bulunduğu ya da kalitesi daha düşük olduğu için daha elverişsiz olabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: scarce sözcüğünün karşılaştırma biçimini, ardından or less nutrient-rich food ifadesini kullanın. On the remote island, the animals had to survive on ____ than before.

Cevabı göster

scarcer or less nutrient-rich food

than one that flies.

1:31

uçan bir kuşa kıyasla hayatta kalabilir.

Dilbilgisi

so it may be able to ... than one that flies: neden, olasılık ve karşılaştırma

Burada so, önceki olgunun olası bir sonucunu tanıtır: Uçmayan bir kuş enerji tasarrufu yaptığı için daha kıt veya daha az besleyici bir besin kaynağıyla hayatta kalma yeteneğine sahip olabilir. May be able to, bunu kesin bir sonuç değil, gerekçeli bir olasılık olarak sunar. Than one that flies ifadesi, uçmayan kuşu uçan başka bir kuşla karşılaştırır. One, tekil ve sayılabilen bird isminin yerine geçer; 1 sayısı değildir. Bu yapı, bilimsel anlatımda neden, temkinli sonuç ve karşılaştırmayı tek cümlede birleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle vurgulanan bölümdeki neden, belirsizlik ve karşılaştırmayı en iyi şekilde korur?

  1. The food source flies, so the bird needs more energy.
  2. Because it saves energy, the bird may be able to survive on poorer food than a flying bird can.
  3. The bird will certainly survive because every flying bird has poorer food.
Cevabı göster

Because it saves energy, the bird may be able to survive on poorer food than a flying bird can.

The takahē of New Zealand, Kültür

1:32

Örneğin,

Kültür

The takahē of New Zealand: Yeni Zelanda'nın takahē kuşu

Takahē, Yeni Zelanda'ya özgü, büyük ve uçamayan bir kuşun adıdır; insan ya da yer adı değildir. Bu kısa arka plan bilgisi bilimsel örneğin konusunu tanıtır. Of New Zealand, türün coğrafi bağlantısını belirtir. Bilimsel anlatımda the [animal] of [place] yapısı, bir hayvanı geldiği veya özellikle bağlantılı olduğu bölgeyle birlikte tanıtabilir.

Alıştırma

The takahē of New Zealand ifadesinde takahē neyi belirtir?

  1. bir kişinin adı
  2. Yeni Zelanda ile bağlantılı uçamayan bir kuş
  3. Yeni Zelanda'daki bir yer
Cevabı göster

Yeni Zelanda ile bağlantılı uçamayan bir kuş

for example,

1:34

Yeni Zelanda'nın takahe kuşu,

lives almost entirely on the soft base of alpine grasses. Kalıp ifadeler

1:35

neredeyse tamamen dağ otlarının yumuşak kökleriyle beslenir.

Kalıp ifadeler

lives almost entirely on: başlıca bir kaynağa neredeyse tamamen bağımlı olmak

live on + bir yiyecek, gelir veya kaynak, yaşamak için gerekenleri o kaynaktan sağlamak anlamına gelir. Burada lives ... on hayvanın başlıca besin kaynağını tanıtır; on fiziksel konumu değil, bağımlılığı gösterir. almost entirely “neredeyse tamamen” demektir; mutlak anlamda “tamamen” değildir. Bu yapı, baskın bir kaynağı anlatırken küçük bir kısmın başka kaynaklardan gelebileceğine de yer bırakır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The family ____ one small pension.

Cevabı göster

lives almost entirely on

For birds that nest or feed on the ground, Kalıp ifadeler

1:40

Yerde yuva yapan veya beslenen kuşlar için

Kalıp ifadeler

that nest or feed on the ...: ortak bir yer ifadesi kullanan paralel fiiller

that ile başlayan ilgi cümleciği, hangi kuşlardan söz edildiğini belirtir. nest ve feed, or ile bağlanan paralel fiillerdir. Sondaki yer ifadesi on the ground iki fiil için de geçerlidir: nest on the ground or feed on the ground. feed on + yiyecek “yemek” anlamına gelebilse de burada ground bir yiyecek değil, yerdir.

Alıştırma

birds that nest or feed on the ground içindeki ortak yer ifadesini hangi seçenek doğru biçimde açar?

  1. birds that nest on or feed the ground
  2. birds that build nests or eat the ground
  3. birds that nest on the ground or feed on the ground
Cevabı göster

birds that nest on the ground or feed on the ground

this predisposition to flightlessness can be even stronger. Kelime

1:43

uçamamaya olan bu yatkınlık daha da güçlü olabilir.

Kelime

this predisposition to flightlessness: sonuç değil, eğilim

Bu cümlede this predisposition to flightlessness, “uçamaz duruma gelmeye yönelik bu eğilim” anlamındadır. This, hemen önce anlatılan yerde yaşamaya dayalı koşullara gönderme yapar. Predisposition to + isim yapısı, artmış bir eğilimi veya olasılığı anlatır; tamamlanmış ya da kesin bir sonucu anlatmaz. Flightlessness, “uçamama durumu”nu belirten isimdir.

Alıştırma

Bir raporda “This breed has a predisposition to joint problems.” deniyor. Bu düşünce ne anlama gelir?

  1. Bu ırkın eklem sorunları geliştirme olasılığı normalden daha yüksektir.
  2. Bu ırktaki her hayvanın zaten eklem sorunları vardır.
  3. Bu ırkın hiçbir zaman eklem sorunu yaşamayacağı kesindir.
Cevabı göster

Bu ırkın eklem sorunları geliştirme olasılığı normalden daha yüksektir.

When a bird species doesn't face specific pressures to fly, Notlar

1:48

Bir kuş türü uçmak için belirli baskılarla karşılaşmadığında,

Kalıp ifadeler

face specific pressures to fly: uçmaya yönelik belirli baskılarla karşılaşmak

Bu cümlede face, “yüzünü dönmek” değil, “yaşamak veya karşı karşıya kalmak” anlamındadır. Face specific pressures, belirli güçlerin ya da taleplerin etkisi altında kalmayı anlatır. to fly mastarı, bu baskıların desteklediği veya gerekli hâle getirdiği eylemi belirtir. Buradaki pressures fiziksel basınç değil, uçmayı avantajlı kılan çevre koşulları, yani evrimsel seçilim baskılarıdır.

Alıştırma

Cümleyi face pressure to yapısıyla tamamlayın: Because of new safety rules, factories ____ upgrade their equipment.

Cevabı göster

face pressure to

it can stop flying in as quickly as a few generations. Dilbilgisi

1:52

sadece birkaç nesil gibi kısa bir sürede uçmayı bırakabilir.

Dilbilgisi

When ... doesn't face ..., it can ...: genel bir koşul ve olası bir sonuç

Burada When belirli bir anı değil, genel bir koşulu anlatır: Bir kuş türü uçmayı hayatta kalma veya üreme açısından yararlı kılan baskılarla karşılaşmazsa, anlatılan sonucun gerçekleşmesi mümkün hâle gelir. When + geniş zaman, ... can + fiilin yalın hâli kalıbı genel bir koşulu olası bir sonuca bağlar. Can olasılık bildirir; bu nedenle her türün mutlaka uçmayı bırakacağını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle When ile genel bir koşul, can ile de olası bir sonuç anlatır?

  1. When a battery doesn't get enough charge, it can shut down unexpectedly.
  2. I remember when we bought this battery.
  3. When the alarm rang yesterday, everyone left the building.
Cevabı göster

When a battery doesn't get enough charge, it can shut down unexpectedly.

Dilbilgisi

in as quickly as a few generations: yalnızca birkaç nesil gibi kısa bir sürede

In + bir süre, bir değişimin tamamlanmasının ne kadar sürebileceğini belirtir. Burada in as quickly as a few generations, uçmanın yalnızca birkaç nesil sonra sona erebileceği anlamına gelir. As quickly as, şaşırtıcı derecede kısa bir olası süreyi vurgular. Adı belirtilen iki şeyi karşılaştırmaz; a few generations ifadesini sürecin ihtiyaç duyabileceği en kısa süre olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi in as quickly as + ten minutes ile tamamlayın: With the rapid test, the result can be ready ____.

Cevabı göster

in as quickly as ten minutes

Then, over thousands or millions of years, Kalıp ifadeler

1:55

Daha sonra, binlerce veya milyonlarca yıl boyunca,

Kalıp ifadeler

over thousands or millions of years: çok uzun bir zaman ölçeğine yayılan değişim

Over + bir zaman dilimi, 'o süre boyunca ve o sürenin tamamına yayılarak' anlamına gelir. Burada aşamalı bir sürecin zaman ölçeğini belirler: değişimler binlerce ya da milyonlarca yıl boyunca azar azar gerçekleşir. Thousands or millions kesin bir ölçüm değil, geniş bir aralık belirtir. Buradaki over zamanla ilgilidir; mekânsal olarak 'üstünde' anlamına gelmez.

Alıştırma

Aşamalı bir sürecin uzun bir dönemin tamamına yayıldığını en iyi hangi ifade gösterir? The canyon slowly deepened _____.

  1. for millions of years
  2. over millions of years
  3. in millions of years
Cevabı göster

over millions of years

the birds' bodies change to match this new behavior. Kalıp ifadeler

1:58

kuşların vücutları bu yeni davranışa uyum sağlayacak şekilde değişir.

Kalıp ifadeler

change to match this new behavior: yeni bir gereksinime uymak için değişmek

Change to match + bir ad öbeği veya yan cümle, 'bir şeye uymak için farklı hâle gelmek' anlamına gelir. Bu cümlede to match this new behavior, fiziksel değişimin amacını veya yönünü belirtir. Match burada 'yarışmak' anlamına gelmez ve vücutlar bir davranışla aynı hâle gelmez. Vücut özellikleri, yeni davranışın gerektirdiklerine daha uygun hâle gelir.

Alıştırma

'Uymak için farklı hâle gelmek' anlamındaki, derste öğrenilen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The app's layout may ____ how people use it.

Cevabı göster

change to match

Their bones, once hollow to minimize weight, Dilbilgisi

2:02

Bir zamanlar ağırlığı azaltmak için içi boş olan kemikleri

become dense.

2:04

yoğunlaşır.

Dilbilgisi

once hollow to minimize weight: önceki durum ve amacı

Virgüller arasındaki once hollow to minimize weight, Their bones ifadesini açıklayan kısaltılmış bir ilgi tümceciğidir ve which were once hollow to minimize weight biçiminde açılabilir. Hollow sıfatından önceki once, “eskiden” anlamına gelir ve geçmişteki bu durumu become dense ile anlatılan yeni durumla karşılaştırır. to minimize weight amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Kemiklerin neden içi boş olduğunu açıklar: ağırlığı mümkün olduğunca azaltmak için.

Alıştırma

Hangi cümlede once “eskiden” anlamında, mastar ise amaç bildirmek için kullanılmıştır?

  1. Once the doors close, the show will begin.
  2. The gallery, once dark to protect the paintings, is now brightly lit.
  3. The guard knocked once to check whether anyone was inside.
Cevabı göster

The gallery, once dark to protect the paintings, is now brightly lit.

Their sturdy feathers turn to fluff. Kalıp ifadeler

2:06

Sağlam tüyleri kabarık tüylere dönüşür.

Kalıp ifadeler

turn to fluff: bir sonuca dönüşmek

turn to fluff ifadesinde fluff değişimin sonucunu belirtir: sağlam tüyler sert biçimini kaybedip yumuşak ve gevşek hav hâline gelir. Bu kullanımda turn to + isim, bir şeyin ismin belirttiği maddeye veya duruma dönüşmesini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede turn to “dönüşmek” anlamındadır?

  1. After lunch, the conversation turned to travel.
  2. When I need advice, I turn to my coach.
  3. The ice turned to water in the sun.
Cevabı göster

The ice turned to water in the sun.

Their wings shrink,

2:08

Kanatları küçülür,

and in some cases disappear entirely.

2:09

ve bazı durumlarda tamamen kaybolur.

And the keel-like protrusion on their sternums, Kelime

2:13

Uçuş kaslarının bağlandığı

Kelime

Göğüs kemiklerindeki gemi omurgası biçimli çıkıntı

Bu öbeğin temel adı protrusion sözcüğüdür ve dışarı doğru çıkan bir bölümü ifade eder. Keel-like, biçimi geminin alt kısmı boyunca uzanan keel'e, yani gemi omurgasına benzetir. On their sternums, çıkıntının hayvanların göğüs kemiklerinde bulunduğunu belirtir; sternums, sternum yani göğüs kemiği sözcüğünün çoğuludur. Öbeğin tamamı, her göğüs kemiğindeki gemi omurgası biçimli yükselmiş bölümü ifade eder. Bu yapının adlandırılması, uçuş kaslarının nereye tutunduğunu anlamaya hazırlar.

Alıştırma

keel-like protrusion on their sternums neyi anlatır?

  1. gemi omurgası biçimindeki yükselmiş bir göğüs kemiği bölümü
  2. kuşların midelerinin içindeki boş bir alan
  3. kuşların sırtında taşıdığı bir gemi parçası
Cevabı göster

gemi omurgası biçimindeki yükselmiş bir göğüs kemiği bölümü

where the flight muscles attach, Dilbilgisi

2:16

göğüs kemiklerindeki gemi omurgası benzeri çıkıntı

Dilbilgisi

where the flight muscles attach ile tutunma yerini belirtme

Where bir ilgi cümleciği başlatır ve daha önce sözü edilen gemi omurgası biçimli çıkıntıya gönderme yapar. Cümlecik, uçuş kaslarının bu bölüme tutunduğunu söyleyerek konumu açıklar. the part to which the flight muscles attach yapısıyla aynı ilişkiyi kurar. Where cümleciği yalnızca coğrafi bir yeri değil, belirli bir noktayı veya vücut bölümünü de anlatabilir. Burada attach doğrudan nesne almaz: kaslar yapıya bağlıdır; bu ifade kasların bir kişi tarafından oraya yapıştırıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bağlanma yerini belirtmek için where sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This is the point which the cable attaches.
  2. This is the point where the cable attaches to it.
  3. This is the point where the cable attaches.
Cevabı göster

This is the point where the cable attaches.

shrinks or disappears,

2:17

küçülür veya kaybolur,

except in penguins,

2:19

uçuş kaslarını ve göğüs kemiğindeki bu çıkıntıları yüzmek için

who repurpose their flight muscles and keels for swimming. Kalıp ifadeler

2:21

yeniden şekillendiren penguenler hariç.

Kalıp ifadeler

repurpose A for B: A'ya yeni bir kullanım kazandırmak

Repurpose A for B, A'ya B biçiminde yeni bir kullanım kazandırmak demektir. Burada kuşların normalde uçmak için kullandığı yapılar —uçuş kasları ve göğüs kemiğindeki karinalar— yüzmek için kullanılır. Repurpose, eski amaca dönüşü değil, kullanım amacının değişmesini vurgular. Yeni amacı belirtmek için for sözcüğünden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi repurpose fiilinin doğru geçmiş zaman biçimi ve for sözcüğüyle tamamlayın: The library ____ an old bus ____ bringing books to rural areas.

Cevabı göster

repurposed · for

Most often,

2:25

Çoğunlukla uçamama durumu,

flightlessness evolves after a bird species flies to an island Dilbilgisi

2:26

bir kuş türünün yırtıcıların olmadığı bir adaya uçmasından

where there are no predators.

2:30

sonra evrilir.

Dilbilgisi

evolves after ... an island where ...: zaman sırasını ve çevreyi bağlamak

flightlessness evolves after... yapısında after yan cümlesi daha önceki olayı verir: bir kuş türü önce bir adaya uçar. Ana cümle daha sonraki değişimi verir: uçamama özelliği gelişir. where there are no predators, island sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. after ve where birlikte bilimsel açıklamayı “önceki olay, çevre, sonraki değişim” şeklinde düzenler. after doğrudan zaman sırasını belirtir; yırtıcıların olmadığı çevre ise değişimin neden gerçekleşebileceğini düşündüren bağlamı sağlar.

Alıştırma

Bilimsel açıklamayı after ve where kullanarak tamamlayın: The plants spread quickly ____ their seeds reached a wetland ____ the soil stayed moist.

Cevabı göster

after · where

As long as these predator-free circumstances last, Notlar

2:32

Bu yırtıcılardan yoksun koşullar sürdüğü müddetçe

Kelime

predator-free: “içermeyen” anlamındaki isim + -free

Predator-free, predator ismi ile -free ekinden oluşan birleşik bir sıfattır. Burada circumstances sözcüğünü niteler ve “yırtıcıların bulunmadığı” anlamına gelir. Bu yapıda free, “ücretsiz” değil, “içermeyen” anlamındadır. İsim + -free birleşimi başka bir isimden önce geldiğinde normalde kısa çizgi kullanılır: predator-free circumstances, sugar-free drinks ve smoke-free areas. Yapı be fiilinden sonra da gelebilir: This drink is sugar-free.

Alıştırma

Cümleyi “şeker içermeyen” anlamındaki bir sıfatla tamamlamak için isim + -free yapısını kullanın: This drink is ____.

Cevabı göster

sugar-free

the birds thrive,

2:35

kuşlar çoğalırlar,

Dilbilgisi

As long as ... last: devam eden bir koşul

As long as, ana cümledeki sonucun devam etmesinin beklendiği koşulu belirtir. Burada yırtıcıların olmadığı koşullar sürdükçe kuşlar gelişir. these circumstances last ifadesinde last, “son” anlamındaki bir sıfat değil, “sürmek” veya “geçerliliğini korumak” anlamındaki bir fiildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp as long as + koşul cümleciği, sonuç cümleciği şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi as long as ... lasts kalıbıyla tamamlayın: The alarm will keep working ____ the backup battery ____.

Cevabı göster

as long as · lasts

but they are vulnerable to changes in their environment. Kalıp ifadeler

2:36

ancak çevrelerindeki değişikliklere karşı savunmasızdırlar.

Kalıp ifadeler

be vulnerable to: bir şeyden kolayca zarar görmek veya etkilenmek

Be vulnerable to, “bir şeyden kolayca zarar görmek veya olumsuz etkilenmek” demektir. Bu cümlede kuşlar, çevreleri değiştiğinde zarar görebilir; vulnerable onların duygularını anlatmaz. Yapı be + vulnerable to + isim veya -ing biçimidir. Bu ifade riskin daha yüksek olduğunu belirtir, zararın kesinlikle gerçekleşeceğini değil.

Alıştırma

Cümleyi vulnerable to kullanarak tamamlayın: Young plants are ____ frost.

Cevabı göster

vulnerable to

For instance,

2:39

Örneğin,

human settlers bring dogs, cats, and stowaway rodents to islands. Kelime

2:40

insan yerleşimciler adalara köpekler, kediler ve gemilere gizlenmiş kemirgenleri getirirler.

Kelime

stowaway rodents: gizlenerek ve fark edilmeden yolculuk eden kemirgenler

Stowaway genellikle izinsiz olarak bir taşıta gizlenip yolculuk eden kişiyi ifade eder. Rodents sözcüğünün önünde niteleyici olarak kullanıldığında, kemirgenlerin gemilerde veya yüklerin içinde gizlenerek fark edilmeden ulaştığını anlatır. Bu nedenle stowaway rodents bir tür adı değildir. Yerleşimcilerin bu hayvanları özellikle götürdüğünü değil, hayvanların çoğu zaman kazara yeni bir yere nasıl ulaştığını açıklar.

Alıştırma

“Port workers discovered stowaway rodents inside a shipping container,” cümlesinde stowaway rodents ne anlama gelir?

  1. Konteynerde gizlenerek ve fark edilmeden yolculuk eden kemirgenler
  2. Limanın doğal kemirgenleri
  3. İşçilerin taşımak için bilerek yetiştirdiği kemirgenler
Cevabı göster

Konteynerde gizlenerek ve fark edilmeden yolculuk eden kemirgenler

These animals often prey on flightless birds Öbek fiiller

2:45

Bu hayvanlar genellikle uçamayan kuşları avlarlar

Öbek fiiller

often prey on flightless birds: fiil öbeği olarak prey on

Bu cümlede prey on, “avlayıp yemek” anlamına gelen iki kelimelik bir fiil öbeğidir. These animals avcıları, flightless birds ise saldırıya uğrayan hayvanları gösterir; nesne on’dan sonra gelir. Prey ayrıca “av” anlamında bir isim olabilir; ancak burada özne ve often’dan sonraki konumu, onun fiil olduğunu gösterir. Başka bağlamlarda prey on, “savunmasız bir kişiyi kasıtlı olarak sömürmek” anlamına da gelebilir. Her iki kullanımda da daha zayıf biri ya da bir şey hedef alınır.

Alıştırma

Avcının özne olduğu ve prey on ifadesinin doğru kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. Owls often prey small rodents at night.
  2. Owls often prey on small rodents at night.
  3. Owls often are prey on small rodents at night.
Cevabı göster

Owls often prey on small rodents at night.

and can drive them to extinction. Kalıp ifadeler

2:47

ve onların neslinin tükenmesine neden olabilirler.

Kalıp ifadeler

drive them to extinction: drive + nesne + to + sonuç

Burada drive + nesne + to + sonuç yapısı, “birini ya da bir şeyi belirli bir duruma ulaştırmak veya zorlamak” anlamına gelir. Them, uçamayan kuşları ifade eder; extinction ise ciddi nihai sonuçtur. Buradaki drive, “araç kullanmak” anlamında değildir. Bu yapı genellikle güçlü bir nedenin veya sürekli baskının bir şeyi belirli bir sonuca ittiğini gösterir; drive a company to bankruptcy ve drive someone to despair örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Cümleyi drive ... to extinction ile tamamlayın: Overfishing could ____ this rare fish species ____.

Cevabı göster

drive · to extinction

In New Zealand,

2:50

Yeni Zelanda'da

stoats introduced by European settlers Dilbilgisi

2:50

Avrupalı yerleşimciler tarafından getirilen kakımlar

have threatened many native species of flightless bird.

2:53

uçamayan birçok yerli kuş türünü tehdit etti.

Dilbilgisi

stoats introduced by European settlers: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

introduced by European settlers ifadesi stoats sözcüğünden sonra gelir ve hangi kakımlardan söz edildiğini belirtir. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: stoats that were introduced by European settlers. Stoats eylemden etkilendiği için geçmiş zaman ortacı introduced kullanılır ve that were atılır. Burada introduce, bir kişiyi başka biriyle tanıştırmak değil, bir türü daha önce bulunmadığı bir yere getirmek demektir. “İsim + geçmiş zaman ortacı öbeği” yapısı, köken veya eylemi yapan kişi hakkında kısa ve öz bilgi ekler.

Alıştırma

“stoats introduced by European settlers” ile aynı anlama gelen tam ilgi cümlecikli biçim hangisidir?

  1. European settlers that were introduced by stoats
  2. stoats that introduced European settlers
  3. stoats that were introduced by European settlers
Cevabı göster

stoats that were introduced by European settlers

Some have gone extinct, Kalıp ifadeler

2:56

Bazılarının nesli tükendi,

Kalıp ifadeler

have gone extinct: tamamlanmış bir durum değişikliği

Go extinct, varlığını sürdürme durumundan yaşayan hiçbir üyesi kalmama durumuna geçmek demektir. Have gone extinct ifadesinde have + gone, present perfect yapısını kurar ve değişimin tamamlandığını, sonucunun da şimdi hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Burada gone, “bir yere gitmiş” anlamına gelmez. Go, özneyi extinct sıfatına bağlar ve go silent örneğindeki gibi bir durum değişikliğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi go extinct ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Since the last known individual died, the species has ____.

Cevabı göster

gone extinct

while others are endangered.

2:57

diğerleri ise tehlike altında.

So in spite of the energy-saving advantages of flightlessness, Dilbilgisi

3:00

Yani uçamamanın enerji tasarrufu sağlayan avantajlarına rağmen,

Dilbilgisi

in spite of + isim öbeği: zıt sonuçtan önce bir gerçeği kabul etme

In spite of bir ödünleme ilişkisi kurar: önce bir gerçeği kabul eder, ardından bu gerçeğin oluşturduğu beklentinin tersine giden bir sonuç sunar. Burada ifade, uçamamanın enerji tasarrufu sağladığını kabul eder; ardından gelen düşünce yine de bir dezavantajı veya olumsuz sonucu anlatabilir. in spite of sonrasında bir isim öbeği, zamir veya ulaç kullanılır. of sözcüğünden hemen sonra çekimli fiil içeren normal bir cümlecik getirilmez; bunun yerine although + cümlecik ya da in spite of the fact that + cümlecik kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi in spite of kullanarak tamamlayın: ____ the cold weather, the children played outside.

Cevabı göster

In spite of

many flightless bird species have only a short run Kelime

3:03

uçamayan birçok kuş türü

Kelime

have only a short run: kısa bir varoluş dönemi

Burada run, bir şeyin var olduğu, işlediği, sahnelendiği veya başarısını sürdürdüğü dönemdir. Dolayısıyla have only a short run, bu türlerin çoğunun nispeten kısa bir süre varlığını sürdürdüğünü anlatır; ayakla koşmaktan söz etmez. Only, sürenin sınırlı olduğunu vurgular. run sözcüğünün bu zaman anlamı gösteriler, ürünler, projeler ve başarılı dönemler için de yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede a short run kısa bir sahnelenme veya işleyiş dönemi anlamında kullanılmıştır?

  1. We went for a short run before breakfast.
  2. The new musical had a short run and closed after two weeks.
  3. In the short run, fixing the roof will cost less than replacing it.
Cevabı göster

The new musical had a short run and closed after two weeks.

before going the way of the dodo. Deyimler

3:06

dodo kuşu ile aynı kaderi paylaşmadan önce çok kısa bir yaşam sürer.

Deyimler

go the way of the dodo: yok olmak, nesli tükenmek veya kullanımdan kalkmak

Go the way of the dodo, tamamen ortadan kaybolmak, nesli tükenmek ya da yerini başka bir şeye bırakıp kullanımdan kalkmak anlamına gelen bir deyimdir. Dodo, nesli tükenmiş uçamayan bir kuştu; bu yüzden onun akıbeti yok oluşun simgesi hâline geldi. Bu cümlede özne bir kuş türü olduğu için going the way of the dodo, neslinin tükenmesi anlamındadır. Aynı deyim bir ürün, teknoloji veya gelenek için kullanıldığında genellikle eskiyip kullanımdan kalkmak ve ortadan kaybolmak anlamına gelir; gerçekten bir dodoyu takip etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“Standalone GPS devices are going the way of the dodo,” cümlesindeki deyim ne anlama geliyor?

  1. Giderek daha yaygın ve moda hâle geliyorlar.
  2. Kuşların kullandığı bir güzergâh boyunca taşınıyorlar.
  3. Giderek eskiyip kullanımdan kalkıyor ve ortadan kayboluyorlar.
Cevabı göster

Giderek eskiyip kullanımdan kalkıyor ve ortadan kayboluyorlar.

But a few flightless birds have survived on mainlands

3:09

Fakat uçamayan birkaç kuş türü ana karada,

alongside predators aplenty. Kelime

3:13

birçok yırtıcı hayvanla birlikte hayatta kalmayı başarmıştır.

Kelime

predators aplenty: isimden sonra gelen aplenty

Predators aplenty ifadesinde aplenty, “bol miktarda” veya “çok sayıda” anlamına gelir. Nitelediği ad öbeğinden sonra gelir; bu nedenle predators aplenty, many predators veya plenty of predators ile aynı anlamdadır. Alongside, kuşların neyle birlikte yaşadığını gösterir: çok sayıda yırtıcıyla aynı ortamda hayatta kalmışlardır. Alışılmadık ad + aplenty sıralaması ifadeye canlı ve biraz edebî bir hava verir.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “bol miktarda” anlamına gelen sonradan kullanılan sözcükle cümleyi tamamlayın: The summer camp offered activities ____.

Cevabı göster

aplenty

Unlike most small flightless species that come and go quickly, Notlar

3:15

Hızla ortaya çıkıp yok olan çoğu küçük uçamayan türün aksine,

Dilbilgisi

Unlike A, B: ana cümleden önce karşılaştırma kurmak

Burada Unlike sözcüğünden sonra karşılaştırma grubu olan most small flightless species isim öbeği gelir. that ile başlayan ilgi cümleciği species sözcüğünü niteler ve bu nedenle karşılaştırma öbeğinin içinde kalır. Baştaki bu öbek ana cümle değildir. Önce olağan durumu sunar; daha sonra gelen özne ve fiil ise bununla karşıtlık oluşturan bir istisnayı tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp Unlike A, B + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Unlike A, B + fiil başlangıç kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Unlike the other routes stay closed in winter, this trail stays open.
  2. Unlike to the other routes, this trail stays open in winter.
  3. Unlike the other routes, this trail stays open in winter.
Cevabı göster

Unlike the other routes, this trail stays open in winter.

Deyimler

come and go quickly: kısa sürede ortaya çıkıp kaybolmak

Bu cümlede come and go mecaz anlamda kullanılır: Türler ortaya çıkar ve daha sonra sahneden kaybolur. Fiziksel olarak gidip gelmelerini anlatmaz. Quickly, var oldukları dönemin kısa olduğu anlamını ekler. Aynı ifade uzun sürmeyen eğilimler, fırsatlar, modalar veya ilgi alanları için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen ve “ortaya çıkıp kısa süre sonra kaybolmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Online challenges often ____, while useful skills last.

Cevabı göster

come and go quickly

these giants have been flightless for tens of millions of years. Kalıp ifadeler

3:19

bu devler on milyonlarca yıldır uçamıyorlar.

Kalıp ifadeler

for tens of millions of years: for ile süre belirtmek

for + bir zaman uzunluğu, bir eylemin veya durumun ne kadar sürdüğünü belirtir. Burada for tens of millions of years, uçamama durumunun süresini anlatır; for amaç değil, zaman bildirir. Present perfect yapısındaki have been, geçmişte başlayan bu durumu şimdiye bağlar. Tens of millions of years çok büyük ve yaklaşık bir zaman ölçeği verir; kesin bir sayı değildir.

Alıştırma

Cümleyi for ve twelve years sözcükleriyle tamamlayın: The museum has displayed the fossil ____.

Cevabı göster

for twelve years

Their ancestors appeared around the same time as the first small mammals, Kalıp ifadeler

3:23

Ataları ilk küçük memelilerle aynı zamanlarda ortaya çıkmıştı

Kalıp ifadeler

appeared around the same time as ...: yaklaşık aynı dönemde ortaya çıkmak

appeared around the same time as ... bir şeyin başka bir şeyle yaklaşık aynı dönemde ortaya çıktığını belirtir. the same ... as karşılaştırma yapısı bunların zaman çizgilerini birbirine bağlar; as ise karşılaştırılan şeyi tanıtır. Around zamanlamayı yaklaşık hâle getirir, bu nedenle cümle olayların tamamen aynı gün veya yılda gerçekleştiğini iddia etmez. Tarihî ya da bilimsel anlatımlarda ortak time geniş bir dönemi gösterebilir. Buradaki around fiziksel konumu değil, zamanı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle robot karakter ile çöl haritasının tam olarak aynı anda olduğunu iddia etmeden yaklaşık aynı dönemde ilk kez ortaya çıktığını anlatır?

  1. The robot character appeared around the same time as the desert map.
  2. The robot character appeared at exactly the same time as the desert map.
  3. The robot character appeared for the same length of time as the desert map.
Cevabı göster

The robot character appeared around the same time as the desert map.

and they were probably able to survive

3:27

ve muhtemelen de

because they were evolving and growing at the same time as their mammalian predators. Dilbilgisi

3:29

memeli yırtıcılarıyla aynı zamanda evrimleşip büyüdükleri için hayatta kalabildiler.

Dilbilgisi

were evolving and growing at the same time as...: geçmişte örtüşen süreçler

“Were evolving and growing”, were + iki -ing fiilinden oluşan geçmiş zamanın sürekli biçimini kullanır. İki fiil were yardımcı fiilini paylaşır ve evrim ile büyümeyi geçmişte belirli bir süre devam eden süreçler olarak gösterir. “At the same time as”, bu süreçleri avcıların gelişimiyle aynı genel döneme yerleştirir; as sonrasında avcıların paralel gelişimi bağlamdan anlaşılır. Süreçlerin zaman açısından örtüştüğünü belirtir; tam olarak aynı hızda değiştikleri ya da yalnızca tek bir anda eş zamanlı oldukları anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişte devam eden iki gelişim sürecinin zaman açısından örtüştüğünü gösterir?

  1. Coastal towns grew only after the rail lines had been completed.
  2. Coastal towns were growing in the same place as the rail lines.
  3. Coastal towns were growing at the same time as new rail lines were spreading.
Cevabı göster

Coastal towns were growing at the same time as new rail lines were spreading.

Most of these birds,

3:36

Bu kuşların çoğu,

like emus and ostriches,

3:37

emu ve devekuşları gibi,

ballooned in size, Deyimler

3:39

boyut olarak şiştiler

Deyimler

ballooned in size: çarpıcı biçimde büyüdü

Burada ballooned, balloon fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Ballooned in size, bir şeyin genellikle hızlı veya çarpıcı biçimde çok daha büyük hâle geldiğini belirtir; değişim, bir balonun şişmesine benzetilir. Bu ifade yalnızca son boyutun büyük olduğunu değil, büyüme değişimini anlatır. Aynı mecaz fiil, maliyet veya borç gibi miktarlardaki dikkat çekici artışları da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede ballooned mecaz anlamda “çarpıcı biçimde arttı” demektir?

  1. The research team's budget ballooned from $2 million to $8 million.
  2. The research team tied a balloon to the budget report.
  3. The budget report was shaped like a balloon.
Cevabı göster

The research team's budget ballooned from $2 million to $8 million.

weighing hundreds of pounds more than wings can lift. Dilbilgisi

3:40

ve kanatların kaldırabileceğinden yüzlerce kilo daha ağır hale geldiler.

Dilbilgisi

weighing ... more than wings can lift: durum ekleme ve kaldırma kapasitesini karşılaştırma

-ing yan cümleciği weighing ..., kuşların büyümesi sonucunda ortaya çıkan bir durumu ekler. Örtük öznesi ana cümledeki kuşlardır; bu nedenle ağırlık bilgisini ayrı bir ana olay hâline getirmeden and they weighed ... biçiminde açılabilir. hundreds of pounds more than wings can lift ifadesinde kuşların gerçek ağırlığı ile kanatlarının kaldırma kapasitesi karşılaştırılır. hundreds of pounds more aşım miktarını belirtir: ağırlıkları bu sınırın birkaç yüz pound üzerindedir.

Alıştırma

Hangi yorum hem weighing hem de more than wings can lift ifadesinin anlamını doğru verir?

  1. Kuşların ağırlığı, kanatlarının kaldırma kapasitesinin yüzlerce pound üzerindedir.
  2. Kuşlar kanatları her kalktığında yüzlerce pound alır.
  3. Kuşların kanatları, kuşların ağırlığından yüzlerce pound fazlasını kaldırabilir.
Cevabı göster

Kuşların ağırlığı, kanatlarının kaldırma kapasitesinin yüzlerce pound üzerindedir.

Their legs grew thick,

3:44

Bacakları kalınlaştı,

their feet sturdy,

3:45

ayakları sağlamlaştı,

and newly developed thigh muscles turned them into formidable runners. Kalıp ifadeler

3:46

ve yeni gelişen uyluk kasları onları zorlu koşuculara dönüştürdü.

Kalıp ifadeler

turned them into formidable runners: turn X into Y sonuç kalıbı

turn + nesne + into + sonuç kalıbı, nesnenin sonuca dönüşmesine veya sonuçta belirtilen işlevi üstlenmesine neden olmak anlamına gelir. Burada newly developed thigh muscles değişimin nedenidir, them kuşları belirtir ve formidable runners onların yeni rolünü veya yeteneğini gösterir. Formidable yalnızca büyük değil, etkileyici ölçüde güçlü veya karşı koyması zor demektir. Kuşlara formidable runners denmesi, koşma yeteneklerinin onları son derece becerikli ve kaçılması ya da karşı konması zor hâle getirdiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi turn X into Y kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Daily practice ____ Mina ____ a confident speaker.

Cevabı göster

turned · into

Though they no longer use them to fly, Dilbilgisi

3:52

Artık uçmak için kullanmasalar da,

Dilbilgisi

Though ... no longer ...: ödünleme ve geçmişten bugüne değişim

Though, önce doğru bir durumu verip ardından ana cümlede bununla karşıtlık oluşturan bilgiyi sunan bir yan cümle başlatır. Buna ödünleme yan cümlesi denir. Bu örnek virgülle bittiği için tek başına tamamlanmış bir ifade değildir; ardından gelecek ana bilgiye zemin hazırlar. No longer, bir şeyin geçmişte doğru olduğunu veya gerçekleştiğini, ancak şimdi artık böyle olmadığını gösterir. Burada ana fiil use'dan önce gelir; them ise kuşların kanatlarına gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi Though ve no longer ile tamamlayın. Nina'nın eskiden okula yürüdüğünü ancak şimdi yürümediğini, yine de arkadaşlarıyla kapıda buluştuğunu anlatın: ____ Nina ____ walks to school, she still meets her friends at the gate.

Cevabı göster

Though · no longer

many of these birds repurpose their wings for other means. Kalıp ifadeler

3:54

bu kuşların birçoğu kanatlarını başka amaçlar için yeniden tasarladılar.

Kalıp ifadeler

repurpose their wings for other means: bir şeye yeni işlev vermek

Repurpose something, zaten var olan bir şeye yeni bir kullanım amacı veya işlev vermek demektir. Burada kanatların uçuş dışında görevler üstlenmesini anlatır; kuşların kanatlarını bilinçli olarak yeniden tasarladığı anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp repurpose A for B şeklindedir; B yeni amacı belirtir. for other means ifadesindeki means çoğul bir isimdir ve yöntemler veya bu bağlamda kullanım amaçları anlamına gelir. mean fiili değildir.

Alıştırma

Cümleyi repurpose fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last year, the school ____ an unused classroom for music practice.

Cevabı göster

repurposed

They can be spotted tucking their heads beneath them for warmth, Dilbilgisi

3:57

Isınmak için kafalarını kanatlarının altına sokarken,

Dilbilgisi

can be spotted tucking…: be spotted + -ing

can be spotted tucking their heads beneath them ifadesinde spot, “fark etmek veya görmek” anlamında bir fiildir. Edilgen can be spotted yapısı gözlemleyenin kim olduğunu belirtmez; kuşların bu hareketi yaparken görülebileceğini anlatır. -ing biçimindeki tucking, o anda görülen hareketi belirtir. Bu bağlamda them kuşların kanatlarını ifade eder; yani kuşlar ısınmak için başlarını kanatlarının altına sokmaktadır.

Alıştırma

Cümleyi can be spotted ve rest fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: In spring, seals ____ on the rocks.

Cevabı göster

can be spotted resting

flashing them at prospective mates, Kelime

4:01

potansiyel eşlerine kanatlarını sergilerken,

Kelime

at prospective mates: prospective + isim

prospective mates ifadesinde prospective, isimden önce gelen bir sıfattır. “Gelecekte eş olabilecek insanlar veya hayvanlar” anlamına gelir; yani bunlar henüz eş olmuş değil, olası eşlerdir. Burada at, flashing eyleminin yöneldiği hedefi gösterir: bir şey bu olası eşlere doğru sergilenmektedir. Yeniden kullanılabilen prospective + isim kalıbı prospective students, prospective buyers ve prospective employers ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Şirket, gelecekte orada çalışabilecek kişiler için bir tanıtım günü düzenledi. Cümleyi hangi ifade tamamlar? The event welcomed ____.

  1. prospective employees
  2. perspective employees
  3. previous employees
Cevabı göster

prospective employees

sheltering eggs with them,

4:03

yumurtalarını kanatlarıyla korurken,

or even using them to steer as they charge across the plains. Dilbilgisi

4:04

veya ovalarda koşarken yönlerini bulmak için onları kullanırken görülebilirler.

Dilbilgisi

using ... to steer as ...: amaç ve eş zamanlı eylem

use + object + to + verb kalıbı bir şeyin hangi amaçla kullanıldığını açıklar. Burada them kuşların kanatlarını ifade eder; to steer ise amacı belirtir: kanatlar kuşların yön değiştirmesine yardım eder. as yan cümlesi aynı anda gerçekleşen bir eylem ekler. As they charge across the plains, ovaları hızlı ve güçlü biçimde geçerken demektir; charge across burada ücret almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle amacı belirtmek için use + object + to + verb, aynı anda gerçekleşen bir eylem için de as kullanıyor?

  1. They use a rope to stay together as they cross the river.
  2. They use a rope because they crossed the river.
  3. They used to cross the river with a rope.
Cevabı göster

They use a rope to stay together as they cross the river.

They may be flightless, Dilbilgisi

4:09

Belki uçamıyor olabilirler,

but they're still winging it. Deyimler

4:10

ama hala kanat çırpmaya devam ediyorlar.

Dilbilgisi

may be ..., but ... still ...: karşıtlıktan önce kabul etme

may be X, but Y kalıbında konuşan kişi X'in doğru olduğunu kabul edip ardından dikkati Y'deki karşıt ve daha önemli noktaya yöneltebilir. Burada may be flightless, bilinen bir kısıtlamayı kabul eder; may esas olarak kuşku bildirmez. Still bu dönüşü güçlendirir: kuşlar uçamamalarına rağmen kanatlarını yararlı bir biçimde kullanmaya devam eder. Winging it ayrıca bir kelime oyunu yaratır: wing it deyimi genellikle tam bir plan olmadan doğaçlama yapmak anlamına gelirken winging onların gerçek kanatlarını çağrıştırır.

Alıştırma

Hangi cümle gerçek bir kısıtlamayı kabul edip ardından karşıt bir sonuç vermek için may be ..., but ... kalıbını kullanıyor?

  1. The path may be steep, but we can still reach the top.
  2. The path may be steep, so walk carefully.
  3. Maybe the path becomes easier near the top.
Cevabı göster

The path may be steep, but we can still reach the top.

Deyimler

still winging it: wing it deyimi ve kuş kanatlarıyla yapılan kelime oyunu

Gündelik bir deyim olan wing it, yeterli hazırlık veya belirli bir plan olmadan, o anda akla gelen fikirlere güvenerek bir işi yapmak anlamına gelir. they're still winging it ifadesindeki still, bu şekilde idare etmenin sürdüğünü gösterir. Özne kuşlar olduğu ve konu onların kanatlarıyla yaptıkları işler olduğu için winging sözcüğü wings sözcüğünü de çağrıştırır. Cümlenin sonu bir kelime oyunudur: deyim doğaçlama yapmayı anlatırken biçimi kuşların gerçek kanatlarına gönderme yapar. Kanatlarla ilgili olmayan bir bağlamda wing it normalde yalnızca deyimsel anlam taşır.

Alıştırma

Hangi durum wing it ifadesinin deyimsel anlamını en iyi gösterir?

  1. Not olmadan konuşma yapıp sözleri o anda oluşturmak
  2. Bir kuşun kalkıştan önce kanatlarını açmasını izlemek
  3. Tamamen hazırlanmış bir metni yazıldığı gibi okumak
Cevabı göster

Not olmadan konuşma yapıp sözleri o anda oluşturmak

Did you know that a brown thrasher knows a thousand songs, Anlatım akışı

4:12

Kahverengi alaycı kuşun bin tane şarkı bildiğini

or that a wood thrush can sing two pitches at once? Kalıp ifadeler

4:16

veya bir orman ardıcının aynı anda iki farklı perdede şarkı söyleyebildiğini biliyor muydunuz?

Anlatım akışı

Did you know that ..., or that ...?: iki gerçekle merak uyandıran soru

Did you know that ...? şaşırtıcı bir gerçeği sunup dikkat çeken, soru biçiminde bir merak kancasıdır; çoğu zaman gerçek bir cevap gerektirmez. Burada tek bir açılış kalıbı iki paralel içerik yan cümlesini yönetir: kahverengi taklitçi kuşun bin şarkı bilmesi ve orman ardıcının aynı anda iki perdeden ötebilmesi. that sözcüğünün tekrarlanması iki gerçeğin izlenmesini kolaylaştırırken Did you know tekrarlanmaz. Videonun sonunda bu yeni gerçekler, uçamayan kuşlarla ilgili önceki açıklamayı sürdürmez. Merak uyandırır ve izleyiciyi kuş ötüşleriyle ilgili başka içeriğe yönlendirir. Buradaki or, değerlendirilmek üzere başka bir gerçek ekler; iki gerçekten yalnızca birinin doğru olabileceğini anlatmaz.

Alıştırma

Videonun sonundaki bu sorunun bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?

  1. İki şaşırtıcı gerçekle merak uyandırmak ve izleyicileri ilgili içeriğe yönlendirmek
  2. Video devam etmeden önce izleyicilerin iki kuşu da tanımasını istemek
  3. Bazı kuşların neden uçamamasıyla ilgili tüm savı özetlemek
Cevabı göster

İki şaşırtıcı gerçekle merak uyandırmak ve izleyicileri ilgili içeriğe yönlendirmek

Kalıp ifadeler

two pitches at once: aynı anda iki ses perdesi

Ses ve müzik bağlamında pitch, bir sesin ne kadar tiz veya pes olduğunu belirtir; dolayısıyla two pitches iki farklı ses perdesi demektir. Burada at once “aynı anda” anlamındadır: kuş iki ses perdesini eş zamanlı çıkarabilir; ifade burada “hemen” demek değildir.

Alıştırma

The violinist played two notes at once. İngilizce cümlesinde at once ne anlama gelir?

  1. Hemen
  2. Aynı anda
  3. Birbiri ardına
Cevabı göster

Aynı anda

Find out how birds learn to sing their songs with this episode. Anlatım akışı

4:19

Bu bölümde kuşların şarkı söylemeyi nasıl öğrendiğini keşfedin.

Anlatım akışı

Find out how ... with this episode: medyada harekete geçirici çağrı

Find out, bir bilgiyi öğrenmek veya keşfetmek anlamına gelir. how birds learn to sing their songs yan cümlesi, izleyicilerin ne öğrenebileceğini gösterir. Bu, cümle içine yerleştirilmiş bir soru olduğu için soru sırası yerine düz cümle sırasını kullanır: how birds learn; how do birds learn değil. Find out ... emir biçimi medyada harekete geçirici bir çağrı olarak kullanılır. with this episode, bölümü cevaba ulaşmayı sağlayan bir kaynak olarak sunar ve izleyicileri ilgili içeriğe yönlendirir.

Alıştırma

İzleyicileri yunusların nasıl iletişim kurduğunu öğrenmeye davet eden doğal medya çağrısı hangisidir?

  1. Find the dolphins in the next episode.
  2. Find out how do dolphins communicate in the next episode.
  3. Find out how dolphins communicate in the next episode.
Cevabı göster

Find out how dolphins communicate in the next episode.