Neden bazı kuşlar uçamaz? - Gillian Gibb: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, farklı kuş soylarının uçma yetisini neden birbirinden bağımsız biçimde kaybettiğini, bedenlerinin buna nasıl uyum sağladığını, sonradan getirilen yırtıcıların ada türlerini niçin tehdit ettiğini ve bazı dev anakara kuşlarının hayatta kalıp kanatlarına yeni işlevler kazandırdığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. When a bird species doesn't face specific pressures to fly, it can stop flying in as quickly as a few generations. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: When yan cümlesiyle çevresel baskının bulunmaması ile olası bir evrimsel sonucu ilişkilendirmeyi öğrenin; bu kalıbı bilimsel anlatımlarda koşulları ve sonuçları açıkça ifade etmek için kullanın. 2. going the way of the dodo. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Nesli tükenmiş dodoya yapılan göndermenin, yok olmak veya kullanımdan kalkacak kadar eskimek anlamına geldiğini fark edin; kaybolan bir tür, gelenek ya da teknolojiden söz ederken kullanın. 3. can be spotted tucking their heads beneath them — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Edilgen can be spotted yapısından sonra gelen -ing biçiminin gözlemlenebilir bir eylemi aktardığını anlayın; gözlemciyi belirtmeden hayvanların veya insanların ne yaparken görüldüğünü anlatmak için bu yapıyı kullanın.
Bu derste
lush rain forests: canlı bir ortam kurma
Lush, bitkilerin sağlıklı, gür ve yoğun biçimde büyüdüğünü anlatır. lush rain forests ifadesinde lush, rain sözcüğünü tek başına değil, rain forests ad öbeğinin tamamını niteler. Bu ifade, In ... yapısından sonra eylem başlamadan önce canlı bir doğal ortam kurar. Bu sıfat + çevre adı kalıbı very green forests ifadesinden daha kesindir; çünkü lush yalnızca rengi değil, yoğun ve bol bitki örtüsünü anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede lush, bol bitki büyümesini anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The hikers entered a lush forest filled with ferns.
- The hikers stood on a lush bare rock.
- The hikers crossed a lush parking lot with no plants.
Cevabı göster
The hikers entered a lush forest filled with ferns.
roost in the low branches: kuşların dinlendiği yer
Roost, genellikle bir kuşun, bazen de bir yarasanın dinlenmek için bir yere yerleşmesi anlamına gelir ve çoğu zaman geceyi orada geçirmeyi anlatır. Burada birds roost in the low branches hem eylemi hem de dinlenilen yeri belirtir; sit sözcüğünden daha özeldir. Yeniden kullanılabilir kalıp kuş(lar) + roost + yer ifadesidir. In the branches, birkaç dalı kuşların çevresindeki bir alan olarak ele alır; on a branch ise destek yüzeyi olarak belirli bir dala işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi roost içeren iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: At sunset, the herons ____ the tall trees for the night.
Cevabı göster
roost in
amble across: bir yerin bir ucundan diğerine ağır ağır yürümek
Amble, rahat ve acele etmeden yürümek demektir. amble across the forest floor ifadesinde yalnızca bir şeyin yürüdüğünü bildirmekle kalmaz, harekete sakin ve rahat bir hava da katar. Across, bir alanın bir tarafından diğer tarafına hareketi gösterir; forest floor ise ağaçların altındaki orman zeminidir. Yeniden kullanılabilen amble across + yer kalıbı, bir insanın ya da hayvanın bir alanı acele etmeden geçmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi amble across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: With no need to hurry, the hikers ____ the sunny meadow.
Cevabı göster
ambled across
isn't theirs alone: yalnızca onlara ait değil
Theirs bir iyelik zamiridir, bu nedenle ardından bir isim gelmeden tek başına kullanılır. Burada ormanı daha önce sözü edilen gruba bağlar. Not ... alone eklenince anlam özel mülkiyetten paylaşıma döner: orman onlarla bağlantılıdır ama yalnızca onların değildir. Bu tür betimlemelerde theirs, yasal mülkiyet yerine yaşadıkları veya kullandıkları bir yeri gösterebilir. something isn't mine/yours/ours/theirs alone kalıbı, başka kişilerin de bir alanı, rolü, sorumluluğu veya başarıdaki payı paylaştığını gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle stüdyoyu bizim kullandığımızı, ancak başka insanların da kullandığını anlatır?
- The studio isn't ours alone; another group practices there too.
- The studio isn't our alone; another group practices there too.
- The studio isn't ours; another group practices there instead.
Cevabı göster
The studio isn't ours alone; another group practices there too.
prowling in the shadows: tehditkâr ve gizli hareket
Bu cümlede prowling, genellikle avlanırken veya bir fırsat ararken sessizce ve dikkatle dolaşmak anlamına gelir. Sadece walking demekten daha güçlüdür ve şüpheli bir izlenim verir. In the shadows, gizlenme anlamı ekler. Prowling in the shadows ifadesinin bütünü, dingoyu yakında bulunan ve kısmen gizlenmiş bir avcı olarak göstererek tehlike duygusu yaratır.
Alıştırma
Hangi cümlede prowl en doğal biçimde kullanılmıştır?
- The children were prowling cheerfully in a birthday parade.
- A baby was prowling peacefully in her crib.
- A hungry fox was prowling around the chicken coop at night.
Cevabı göster
A hungry fox was prowling around the chicken coop at night.
won't satisfy his appetite: iştahı doyurmaya yetmemek
Satisfy an appetite, yemek yeme isteğini karşılayacak kadar yiyecek sağlamak anlamına gelen doğal bir fiil ve isim birlikteliğidir. Won't satisfy his appetite, meyvenin dingo için yeterli olmayacağını belirtir. Burada appetite, yiyecekle ilgili gerçek anlamıyla kullanılmıştır ve his dingoyu belirtir. Satisfy, ihtiyacın karşılanmasını anlatır; iştahın kendisini mutlu etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Satisfy, Leo için doğru iyelik sözcüğü ve appetite ile tamamlayın: Leo is still very hungry after soccer practice. This piece of fruit won't ____.
Cevabı göster
satisfy his appetite
flee to safety: tehlikeden kaçıp güvenli bir yere ulaşmak
Flee, tehlike nedeniyle bir yerden hızla ayrılmak demektir. Flee to safety ifadesinde to safety, hareketin hedefini ve sonucunu belirtir: kuşlar tehlikeden uzaklaşıp güvenli bir yere veya duruma ulaşır. Burada safety belirli bir yerin adı değildir. Bu kalıp, insanların veya hayvanların tehlikeden kaçıp güvenli bir yere ulaştığı durumlarda yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi flee to safety ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: When smoke entered the room, the family ____.
Cevabı göster
fled to safety
all but the cassowary: tek istisnayı belirtmek
All but the cassowary ifadesinde all, daha önce sözü edilen kuşlara gönderme yapar ve but, except anlamına gelir. Tepeli deve kuşu dışarıda bırakılan tek üyedir; diğer bütün kuşlar güvenli bir yere kaçar. Kısa all but + isim öbeği kalıbı, bir grupta adı verilen kişi veya şey dışındaki herkes ya da her şey anlamına gelir. Eylem, ifadenin içinde tekrarlanmak yerine yakındaki sözlerde belirtilebilir.
Alıştırma
All but Nina submitted the form cümlesi ne anlama gelir?
- Formu teslim eden tek kişi Nina'ydı.
- Neredeyse hiç kimse formu teslim etmedi.
- Nina dışında herkes formu teslim etti.
Cevabı göster
Nina dışında herkes formu teslim etti.
can't clear the ground: yerden havalanamamak
Bu uçuş bağlamında can't clear the ground, “yerden tamamen yükselememek” veya “havalanamamak” demektir. Kanatlar hayvanı kaldırmak için fazla küçüktür; dolayısıyla ground temizlenecek bir şey değil, hayvanın üstüne çıkamadığı yüzeydir. Burada clear bir hareket fiilidir: bir kenarın, yüzeyin ya da engelin ötesine ona değmeden tamamen geçmek anlamına gelir. clear a fence örneğinde olduğu gibi anlamı bağlam belirler.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama gelir? The damaged drone couldn't clear the ground in the strong wind.
- Yerden tamamen yükselemedi.
- Yeri net biçimde göremedi.
- Yerdeki kiri temizleyemedi.
Cevabı göster
Yerden tamamen yükselemedi.
sending the dingo running for cover Dilbilgisi
0:32ve jilet gibi keskin ayak pençesinin tek bir darbesiyle
sending the dingo running for cover: sonucun kısa biçimde anlatılması
Send + nesne + V-ing, genellikle anlık bir tepki olarak “birinin veya bir şeyin bir eyleme başlamasına neden olmak” anlamına gelebilir. Burada sending the dingo running, önceki saldırının dingonun koşmaya başlamasına neden olduğunu anlatır. Running for cover, daha güvenli veya korunaklı bir yere doğru koşmak demektir. İfadenin tamamı sending ile başladığı için ayrı bir cümle başlatmak yerine önceki eylemin sonucunu ekleyen bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesi olarak çalışır.
Alıştırma
Cümleyi send + nesne + V-ing yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. everyone, rush ve outside sözcüklerini kullanın: The fire alarm ____.
Cevabı göster
sent everyone rushing outside
with one swipe of her razor sharp toe claws. Deyimler
0:34dingoyu saklanacak bir yer bulmak üzere kaçmaya zorlar.
razor sharp / razor-sharp: jilet gibi keskin
Razor sharp ifadesinde razor, bir karşılaştırma yoluyla sharp sözcüğünü güçlendirir: ayak parmağı pençeleri jilet gibi son derece keskindir. Bu, pençelerin içinde jilet olduğu veya jiletten yapıldığı anlamına gelmez. İngilizcede kısa ve canlı bir karşılaştırma oluşturmak için somut bir isim sıfatın önüne getirilebilir. Aynı birleşik sıfat gerçek keskinliği veya razor-sharp eyesight örneğindeki gibi mecazi bir keskinliği anlatabilir.
Alıştırma
"The hawk has razor-sharp talons," cümlesinde razor-sharp ne anlama gelir?
- Birkaç jiletten yapılmış
- Yalnızca tıraş için kullanılan
- Jilet gibi son derece keskin
Cevabı göster
Jilet gibi son derece keskin
The cassowary is one of approximately 60 living species of flightless birds. Dilbilgisi
0:38Tepeli devekuşu, uçamayan yaklaşık 60 kuş türünden biridir.
one of approximately 60 living species: bir grubun üyelerinden biri
One of + çoğul isim öbeği, daha büyük bir grubun tek bir üyesini belirtir. Burada approximately 60 living species çoğul gruptur; one ise tepeli deve kuşu türünü belirtir. Species tekil ve çoğulda aynı yazılsa da burada grup adı çoğuldur. Approximately, 60 sayısının kesin değil tahmini olduğunu gösterir. Living species hâlâ var olan türler demektir. Tam özne The cassowary tekil olduğu için fiil is olur.
Alıştırma
Cümleyi one of ve volunteer sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: Leo is ____ approximately 40 ____ in the program.
Cevabı göster
one of · volunteers
These earthbound avians live all over the world, Kelime
0:43Bu toprağa bağlı kuşlar dünyanın her yerinde yaşarlar;
earthbound avians: resmî bir ifadeyle yere bağlı kuşlar
Burada earthbound, yalnızca “Dünya gezegeninde bulunan” değil, “yere bağlı ve yerden ayrılamayan” anlamındadır. Avians, kuşlar için kullanılan resmî bir sözcüktür. Earthbound avians birlikte, söz konusu olan uçamayan kuşları ifade eder. Bu ifade, flightless birds sözünü tekrarlamamak için bilimsel anlatıma özgü bir dil kullanır. Earthbound, uçamama fikrini eklerken avians hayvan grubunu belirtir.
Alıştırma
Cümlede earthbound avians ne anlama geliyor?
- Toprağın altında yaşayan kuşlar
- Dünya gezegeninde yaşayan bütün kuşlar
- Resmî ve bilimsel bir dille ifade edilen uçamayan kuşlar
Cevabı göster
Resmî ve bilimsel bir dille ifade edilen uçamayan kuşlar
from the Australian outback to the African savanna, Dilbilgisi
0:46Avustralya'nın taşrasından Afrika'nın savanalarına
from ... to ..., to ...: bir aralığı genişletmek
From A to B bir aralık sunar. Eklenen to C, bu aralığı başka bir uç noktaya kadar genişletir. Buradaki üç yer ifadesi, birbirinden çok uzaktaki yaşam alanlarını düzenleyerek bu kuşların çok geniş bir alanda bulunduğunu vurgular. To kullanımları tek bir yolculuğun yönünü anlatmaz. Bir aralıktaki noktaları işaretler. Aynı yapı yalnızca yerleri değil, zamanları, aşamaları veya kategorileri de düzenleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak from ... to ..., to ... yapısıyla tamamlayın: The exhibit takes visitors ____ early photography ____ color photography, ____ digital photography.
Cevabı göster
from · to · to
They include some species of duck and all species of penguin, Dilbilgisi
0:51Bazı ördek türlerini, penguen türlerinin tamamını,
some species of duck ... all species of penguin: tekil hayvan adlarını kategori olarak kullanma
species of + hayvan adı kalıbında duck ve penguin, tekil biçimde kategori adı olarak kullanılır. Tek bir kuşu değil, bir hayvan türünü adlandırdıkları için önlerinde tanımlık bulunmaz. Species sözcüğünün tekil ve çoğul yazılışı aynıdır. Burada some species ördek türlerinin yalnızca bir bölümünü, all species ise tüm penguen türlerini ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede species of sonrasında tekil bir hayvan adı kategori olarak doğru kullanılmıştır?
- The wetland supports several specieses of frog.
- The wetland supports several species of a frog.
- The wetland supports several species of frog.
Cevabı göster
The wetland supports several species of frog.
secretive swamp dwellers and speedy ostriches, Kelime
0:54gizemli bataklık sakinlerini, hızlı devekuşlarını,
secretive swamp dwellers: gözlerden uzak yaşayan bataklık sakinleri
Swamp dweller kısa bir bileşik addır: swamp yaşam alanını belirtir, dweller ise orada yaşayan insan ya da hayvan anlamına gelir. Çoğul swamp dwellers, bataklıklarda yaşayan hayvanları ifade eder; ilk ad normalde tekil kalır. Yaban hayvanları için secretive, saklanma eğiliminde olan ve gözlemlenmesi zor anlamına gelir. Sır saklama becerisini değil, davranışı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dweller sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: These frogs are secretive swamp ____.
Cevabı göster
dwellers
Though the common ancestor of all modern birds could fly, Notlar
1:00Tüm modern kuşların ortak atası uçabiliyor olsa da,
common ancestor of all modern birds: paylaşılan bir evrimsel köken
Evrimsel biyolojide common ancestor, daha sonraki iki veya daha fazla soyun türediği atasal bir canlı ya da topluluktur. common ancestor of all modern birds, günümüzdeki kuş soylarının sonunda aynı atasal kökene kadar izlenebildiğini belirtir. Buradaki ancestor, tek bir kuşun ebeveyni veya yalnızca insan ailesindeki anlamıyla bir ata değildir. modern birds, moda olan ya da yeni tasarlanmış kuşları değil, günümüzde yaşayan kuş soylarını ifade eder.
Alıştırma
Evrimsel biyolojide common ancestor of all modern birds ne anlama gelir?
- her modern kuşun ebeveyni olan, yaşayan bir kuş
- tüm modern kuşların en sonunda türediği atasal bir tür veya topluluk
- bugün hayatta olan en yaşlı tek kuş
Cevabı göster
tüm modern kuşların en sonunda türediği atasal bir tür veya topluluk
many different bird species have independently lost their flight. Kalıp ifadeler
1:04birçok farklı kuş türü bağımsız olarak uçma yeteneğini kaybetmiştir.
Though ..., many ...: ana sonuçtan önce bir gerçeği kabul etmek
Though, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır ve ortak atanın uçabildiği gerçeğini kabul eder. Virgülden sonraki ana cümle, cümlenin temel iddiasını taşır: birçok kuş türü daha sonra uçma yeteneğini birbirinden bağımsız olarak kaybetmiştir. İlk gerçek, ana sonucu beklenmedik gösterebilecekse Though + yan cümle, ana cümle yapısını kullanın. İki cümlecik de doğrudur, ancak düşünceyi ilerleten ikinci cümleciktir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir gerçeği kabul ettikten sonra karşıt ana sonucu vermek için Though kullanır?
- Though the battery was old, it powered the radio all night.
- Though the battery was old, but it powered the radio all night.
- Because the battery was old, it powered the radio all night.
Cevabı göster
Though the battery was old, it powered the radio all night.
have independently lost their ...: Birbirinden Ayrı Evrimsel Kayıplar
Bu cümlede have lost, present perfect yapısındadır: kayıp evrim sürecinde gerçekleşmiştir ve sonucu günümüzde de geçerlidir. Independently, lost fiilini niteler. Farklı kuş türlerinin uçma yetisini tek bir ortak kayıp sonucunda değil, birbirinden ayrı evrimsel olaylarla kaybettiğini anlatır. Their, kaybedilen yetinin her bir türe ait olduğunu gösterir. Independently evrimsel değişimlerin nasıl gerçekleştiğini açıklar; kuşların bilinçli olarak kendi başlarına hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Aynı değişimin iki grupta birbirinden ayrı olarak ortaya çıktığını anlatan cümle hangisidir?
- The two plant groups independently developed resistance to the disease.
- The two plant groups were studied together in the same greenhouse.
- One plant group received the resistance directly from the other.
Cevabı göster
The two plant groups independently developed resistance to the disease.
has high costs: Paranın Ötesindeki Büyük Bedeller
Has high costs, bir şeyin ciddi olumsuzluklar getirdiğini veya önemli miktarda kaynak gerektirdiğini anlatır. Burada costs soyut anlamdadır; yalnızca parayı değil, enerji kullanımını, riski, fiziksel yükü ya da başka olumsuz etkileri ifade edebilir. But daha önce belirtilen bir faydayla karşıtlık kurar; also ise bu bedellerin genel tablonun ek bir parçası olduğunu gösterir. Bu ifade, avantajlarla dezavantajları karşılaştırırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “ciddi olumsuzluklar getirir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The plan may save time, but it ____ for the environment.
Cevabı göster
has high costs
It consumes huge amounts of energy and limits body size and weight. Kalıp ifadeler
1:18Büyük miktarda enerji tüketir, vücut boyutunu ve ağırlığını sınırlar.
consumes huge amounts of energy: çok büyük miktarda enerji tüketmek
Bu cümlede consumes, “yer” değil, “tüketir veya kullanıp bitirir” anlamına gelir. Energy bir kaynaktır; bu nedenle consume, bir etkinliğin veya sürecin gerektirdiği enerjiyi anlatmak için doğal biçimde kullanılır. İngilizcedeki kalıp consume + miktar ifadesi + kaynak şeklindedir. Huge amounts of, “çok büyük miktarda” anlamına gelir ve energy sayılamayan bir isimdir: consumes huge amounts of energy.
Alıştırma
Cümleyi “çok büyük miktarda enerji kullanmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This old air conditioner can ____, so we only run it when needed.
Cevabı göster
consume huge amounts of energy
limits body size and weight: fiil olarak limit
Burada limits, “kısıtlar” veya “bir üst sınır koyar” anlamındaki bir fiildir. Anlatılan düşünce, uçma gereksiniminin olası vücut boyutunu ve ağırlığını belirli bir aralıkta tutmasıdır. Dil bilgisi açısından limits, consumes ile bağlıdır ve aynı It öznesini paylaşır. Yeniden kullanılabilen kalıp X limits Y şeklindedir: bir etken başka bir şeyin boyutunu, miktarını, hareketini veya yeteneğini kısıtlar.
Alıştırma
Cümleyi limit fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The narrow doorway ____ the size of the furniture we can move through it.
Cevabı göster
limits
so it may be able to survive on a scarcer or less nutrient rich food source Notlar
1:26böylece daha kıt veya besin değeri daha düşük bir yiyecek kaynağıyla,
survive on a ... food source: bir besin kaynağıyla hayatta kalmak
Survive on + bir kaynak, o kaynağa bağlı olarak hayatta kalmak anlamına gelir. On edatı, hayatta kalmayı mümkün kılan yiyecek, su, para veya malzemeleri belirtir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu cümledeki kaynak, daha kıt veya besin değeri daha düşük bir besin kaynağıdır. İfade, kuşun yiyebileceği şeyler sınırlı veya besin açısından yetersiz olsa bile hayatta kalabileceğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, sınırlı bir kaynağa bağlı olarak hayatta kalmak anlamına gelen vurgulanmış iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After the shipwreck, the sailors had to ____ rainwater and a small bag of rice.
Cevabı göster
survive on
scarcer or less nutrient-rich food: daha kıt ya da besin değeri daha düşük yiyecek
Scarcer, scarce sözcüğünün karşılaştırma biçimidir: yiyeceğin daha az bulunduğunu veya bulunmasının daha zor olduğunu anlatır. Less nutrient-rich ise yiyeceğin besin değerinin daha düşük olduğunu belirtir. Or bu iki olası sınırlamayı birbirine bağlar ve sıfat grubunun tamamı food source ifadesini niteler. Dolayısıyla bir kaynak, yiyecek daha zor bulunduğu ya da kalitesi daha düşük olduğu için daha elverişsiz olabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: scarce sözcüğünün karşılaştırma biçimini, ardından or less nutrient-rich food ifadesini kullanın. On the remote island, the animals had to survive on ____ than before.
Cevabı göster
scarcer or less nutrient-rich food
so it may be able to ... than one that flies: neden, olasılık ve karşılaştırma
Burada so, önceki olgunun olası bir sonucunu tanıtır: Uçmayan bir kuş enerji tasarrufu yaptığı için daha kıt veya daha az besleyici bir besin kaynağıyla hayatta kalma yeteneğine sahip olabilir. May be able to, bunu kesin bir sonuç değil, gerekçeli bir olasılık olarak sunar. Than one that flies ifadesi, uçmayan kuşu uçan başka bir kuşla karşılaştırır. One, tekil ve sayılabilen bird isminin yerine geçer; 1 sayısı değildir. Bu yapı, bilimsel anlatımda neden, temkinli sonuç ve karşılaştırmayı tek cümlede birleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle vurgulanan bölümdeki neden, belirsizlik ve karşılaştırmayı en iyi şekilde korur?
- The food source flies, so the bird needs more energy.
- Because it saves energy, the bird may be able to survive on poorer food than a flying bird can.
- The bird will certainly survive because every flying bird has poorer food.
Cevabı göster
Because it saves energy, the bird may be able to survive on poorer food than a flying bird can.
The takahē of New Zealand: Yeni Zelanda'nın takahē kuşu
Takahē, Yeni Zelanda'ya özgü, büyük ve uçamayan bir kuşun adıdır; insan ya da yer adı değildir. Bu kısa arka plan bilgisi bilimsel örneğin konusunu tanıtır. Of New Zealand, türün coğrafi bağlantısını belirtir. Bilimsel anlatımda the [animal] of [place] yapısı, bir hayvanı geldiği veya özellikle bağlantılı olduğu bölgeyle birlikte tanıtabilir.
Alıştırma
The takahē of New Zealand ifadesinde takahē neyi belirtir?
- bir kişinin adı
- Yeni Zelanda ile bağlantılı uçamayan bir kuş
- Yeni Zelanda'daki bir yer
Cevabı göster
Yeni Zelanda ile bağlantılı uçamayan bir kuş
lives almost entirely on the soft base of alpine grasses. Kalıp ifadeler
1:35neredeyse tamamen dağ otlarının yumuşak kökleriyle beslenir.
lives almost entirely on: başlıca bir kaynağa neredeyse tamamen bağımlı olmak
live on + bir yiyecek, gelir veya kaynak, yaşamak için gerekenleri o kaynaktan sağlamak anlamına gelir. Burada lives ... on hayvanın başlıca besin kaynağını tanıtır; on fiziksel konumu değil, bağımlılığı gösterir. almost entirely “neredeyse tamamen” demektir; mutlak anlamda “tamamen” değildir. Bu yapı, baskın bir kaynağı anlatırken küçük bir kısmın başka kaynaklardan gelebileceğine de yer bırakır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The family ____ one small pension.
Cevabı göster
lives almost entirely on
For birds that nest or feed on the ground, Kalıp ifadeler
1:40Yerde yuva yapan veya beslenen kuşlar için
that nest or feed on the ...: ortak bir yer ifadesi kullanan paralel fiiller
that ile başlayan ilgi cümleciği, hangi kuşlardan söz edildiğini belirtir. nest ve feed, or ile bağlanan paralel fiillerdir. Sondaki yer ifadesi on the ground iki fiil için de geçerlidir: nest on the ground or feed on the ground. feed on + yiyecek “yemek” anlamına gelebilse de burada ground bir yiyecek değil, yerdir.
Alıştırma
birds that nest or feed on the ground içindeki ortak yer ifadesini hangi seçenek doğru biçimde açar?
- birds that nest on or feed the ground
- birds that build nests or eat the ground
- birds that nest on the ground or feed on the ground
Cevabı göster
birds that nest on the ground or feed on the ground
this predisposition to flightlessness can be even stronger. Kelime
1:43uçamamaya olan bu yatkınlık daha da güçlü olabilir.
this predisposition to flightlessness: sonuç değil, eğilim
Bu cümlede this predisposition to flightlessness, “uçamaz duruma gelmeye yönelik bu eğilim” anlamındadır. This, hemen önce anlatılan yerde yaşamaya dayalı koşullara gönderme yapar. Predisposition to + isim yapısı, artmış bir eğilimi veya olasılığı anlatır; tamamlanmış ya da kesin bir sonucu anlatmaz. Flightlessness, “uçamama durumu”nu belirten isimdir.
Alıştırma
Bir raporda “This breed has a predisposition to joint problems.” deniyor. Bu düşünce ne anlama gelir?
- Bu ırkın eklem sorunları geliştirme olasılığı normalden daha yüksektir.
- Bu ırktaki her hayvanın zaten eklem sorunları vardır.
- Bu ırkın hiçbir zaman eklem sorunu yaşamayacağı kesindir.
Cevabı göster
Bu ırkın eklem sorunları geliştirme olasılığı normalden daha yüksektir.
When a bird species doesn't face specific pressures to fly, Notlar
1:48Bir kuş türü uçmak için belirli baskılarla karşılaşmadığında,
face specific pressures to fly: uçmaya yönelik belirli baskılarla karşılaşmak
Bu cümlede face, “yüzünü dönmek” değil, “yaşamak veya karşı karşıya kalmak” anlamındadır. Face specific pressures, belirli güçlerin ya da taleplerin etkisi altında kalmayı anlatır. to fly mastarı, bu baskıların desteklediği veya gerekli hâle getirdiği eylemi belirtir. Buradaki pressures fiziksel basınç değil, uçmayı avantajlı kılan çevre koşulları, yani evrimsel seçilim baskılarıdır.
Alıştırma
Cümleyi face pressure to yapısıyla tamamlayın: Because of new safety rules, factories ____ upgrade their equipment.
Cevabı göster
face pressure to
it can stop flying in as quickly as a few generations. Dilbilgisi
1:52sadece birkaç nesil gibi kısa bir sürede uçmayı bırakabilir.
When ... doesn't face ..., it can ...: genel bir koşul ve olası bir sonuç
Burada When belirli bir anı değil, genel bir koşulu anlatır: Bir kuş türü uçmayı hayatta kalma veya üreme açısından yararlı kılan baskılarla karşılaşmazsa, anlatılan sonucun gerçekleşmesi mümkün hâle gelir. When + geniş zaman, ... can + fiilin yalın hâli kalıbı genel bir koşulu olası bir sonuca bağlar. Can olasılık bildirir; bu nedenle her türün mutlaka uçmayı bırakacağını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle When ile genel bir koşul, can ile de olası bir sonuç anlatır?
- When a battery doesn't get enough charge, it can shut down unexpectedly.
- I remember when we bought this battery.
- When the alarm rang yesterday, everyone left the building.
Cevabı göster
When a battery doesn't get enough charge, it can shut down unexpectedly.
in as quickly as a few generations: yalnızca birkaç nesil gibi kısa bir sürede
In + bir süre, bir değişimin tamamlanmasının ne kadar sürebileceğini belirtir. Burada in as quickly as a few generations, uçmanın yalnızca birkaç nesil sonra sona erebileceği anlamına gelir. As quickly as, şaşırtıcı derecede kısa bir olası süreyi vurgular. Adı belirtilen iki şeyi karşılaştırmaz; a few generations ifadesini sürecin ihtiyaç duyabileceği en kısa süre olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi in as quickly as + ten minutes ile tamamlayın: With the rapid test, the result can be ready ____.
Cevabı göster
in as quickly as ten minutes
Then, over thousands or millions of years, Kalıp ifadeler
1:55Daha sonra, binlerce veya milyonlarca yıl boyunca,
over thousands or millions of years: çok uzun bir zaman ölçeğine yayılan değişim
Over + bir zaman dilimi, 'o süre boyunca ve o sürenin tamamına yayılarak' anlamına gelir. Burada aşamalı bir sürecin zaman ölçeğini belirler: değişimler binlerce ya da milyonlarca yıl boyunca azar azar gerçekleşir. Thousands or millions kesin bir ölçüm değil, geniş bir aralık belirtir. Buradaki over zamanla ilgilidir; mekânsal olarak 'üstünde' anlamına gelmez.
Alıştırma
Aşamalı bir sürecin uzun bir dönemin tamamına yayıldığını en iyi hangi ifade gösterir? The canyon slowly deepened _____.
- for millions of years
- over millions of years
- in millions of years
Cevabı göster
over millions of years
the birds' bodies change to match this new behavior. Kalıp ifadeler
1:58kuşların vücutları bu yeni davranışa uyum sağlayacak şekilde değişir.
change to match this new behavior: yeni bir gereksinime uymak için değişmek
Change to match + bir ad öbeği veya yan cümle, 'bir şeye uymak için farklı hâle gelmek' anlamına gelir. Bu cümlede to match this new behavior, fiziksel değişimin amacını veya yönünü belirtir. Match burada 'yarışmak' anlamına gelmez ve vücutlar bir davranışla aynı hâle gelmez. Vücut özellikleri, yeni davranışın gerektirdiklerine daha uygun hâle gelir.
Alıştırma
'Uymak için farklı hâle gelmek' anlamındaki, derste öğrenilen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The app's layout may ____ how people use it.
Cevabı göster
change to match
Their bones, once hollow to minimize weight, Dilbilgisi
2:02Bir zamanlar ağırlığı azaltmak için içi boş olan kemikleri
once hollow to minimize weight: önceki durum ve amacı
Virgüller arasındaki once hollow to minimize weight, Their bones ifadesini açıklayan kısaltılmış bir ilgi tümceciğidir ve which were once hollow to minimize weight biçiminde açılabilir. Hollow sıfatından önceki once, “eskiden” anlamına gelir ve geçmişteki bu durumu become dense ile anlatılan yeni durumla karşılaştırır. to minimize weight amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Kemiklerin neden içi boş olduğunu açıklar: ağırlığı mümkün olduğunca azaltmak için.
Alıştırma
Hangi cümlede once “eskiden” anlamında, mastar ise amaç bildirmek için kullanılmıştır?
- Once the doors close, the show will begin.
- The gallery, once dark to protect the paintings, is now brightly lit.
- The guard knocked once to check whether anyone was inside.
Cevabı göster
The gallery, once dark to protect the paintings, is now brightly lit.
turn to fluff: bir sonuca dönüşmek
turn to fluff ifadesinde fluff değişimin sonucunu belirtir: sağlam tüyler sert biçimini kaybedip yumuşak ve gevşek hav hâline gelir. Bu kullanımda turn to + isim, bir şeyin ismin belirttiği maddeye veya duruma dönüşmesini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede turn to “dönüşmek” anlamındadır?
- After lunch, the conversation turned to travel.
- When I need advice, I turn to my coach.
- The ice turned to water in the sun.
Cevabı göster
The ice turned to water in the sun.
Göğüs kemiklerindeki gemi omurgası biçimli çıkıntı
Bu öbeğin temel adı protrusion sözcüğüdür ve dışarı doğru çıkan bir bölümü ifade eder. Keel-like, biçimi geminin alt kısmı boyunca uzanan keel'e, yani gemi omurgasına benzetir. On their sternums, çıkıntının hayvanların göğüs kemiklerinde bulunduğunu belirtir; sternums, sternum yani göğüs kemiği sözcüğünün çoğuludur. Öbeğin tamamı, her göğüs kemiğindeki gemi omurgası biçimli yükselmiş bölümü ifade eder. Bu yapının adlandırılması, uçuş kaslarının nereye tutunduğunu anlamaya hazırlar.
Alıştırma
keel-like protrusion on their sternums neyi anlatır?
- gemi omurgası biçimindeki yükselmiş bir göğüs kemiği bölümü
- kuşların midelerinin içindeki boş bir alan
- kuşların sırtında taşıdığı bir gemi parçası
Cevabı göster
gemi omurgası biçimindeki yükselmiş bir göğüs kemiği bölümü
where the flight muscles attach ile tutunma yerini belirtme
Where bir ilgi cümleciği başlatır ve daha önce sözü edilen gemi omurgası biçimli çıkıntıya gönderme yapar. Cümlecik, uçuş kaslarının bu bölüme tutunduğunu söyleyerek konumu açıklar. the part to which the flight muscles attach yapısıyla aynı ilişkiyi kurar. Where cümleciği yalnızca coğrafi bir yeri değil, belirli bir noktayı veya vücut bölümünü de anlatabilir. Burada attach doğrudan nesne almaz: kaslar yapıya bağlıdır; bu ifade kasların bir kişi tarafından oraya yapıştırıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bağlanma yerini belirtmek için where sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- This is the point which the cable attaches.
- This is the point where the cable attaches to it.
- This is the point where the cable attaches.
Cevabı göster
This is the point where the cable attaches.
who repurpose their flight muscles and keels for swimming. Kalıp ifadeler
2:21yeniden şekillendiren penguenler hariç.
repurpose A for B: A'ya yeni bir kullanım kazandırmak
Repurpose A for B, A'ya B biçiminde yeni bir kullanım kazandırmak demektir. Burada kuşların normalde uçmak için kullandığı yapılar —uçuş kasları ve göğüs kemiğindeki karinalar— yüzmek için kullanılır. Repurpose, eski amaca dönüşü değil, kullanım amacının değişmesini vurgular. Yeni amacı belirtmek için for sözcüğünden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Cümleyi repurpose fiilinin doğru geçmiş zaman biçimi ve for sözcüğüyle tamamlayın: The library ____ an old bus ____ bringing books to rural areas.
Cevabı göster
repurposed · for
flightlessness evolves after a bird species flies to an island Dilbilgisi
2:26bir kuş türünün yırtıcıların olmadığı bir adaya uçmasından
evolves after ... an island where ...: zaman sırasını ve çevreyi bağlamak
flightlessness evolves after... yapısında after yan cümlesi daha önceki olayı verir: bir kuş türü önce bir adaya uçar. Ana cümle daha sonraki değişimi verir: uçamama özelliği gelişir. where there are no predators, island sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. after ve where birlikte bilimsel açıklamayı “önceki olay, çevre, sonraki değişim” şeklinde düzenler. after doğrudan zaman sırasını belirtir; yırtıcıların olmadığı çevre ise değişimin neden gerçekleşebileceğini düşündüren bağlamı sağlar.
Alıştırma
Bilimsel açıklamayı after ve where kullanarak tamamlayın: The plants spread quickly ____ their seeds reached a wetland ____ the soil stayed moist.
Cevabı göster
after · where
As long as these predator-free circumstances last, Notlar
2:32Bu yırtıcılardan yoksun koşullar sürdüğü müddetçe
predator-free: “içermeyen” anlamındaki isim + -free
Predator-free, predator ismi ile -free ekinden oluşan birleşik bir sıfattır. Burada circumstances sözcüğünü niteler ve “yırtıcıların bulunmadığı” anlamına gelir. Bu yapıda free, “ücretsiz” değil, “içermeyen” anlamındadır. İsim + -free birleşimi başka bir isimden önce geldiğinde normalde kısa çizgi kullanılır: predator-free circumstances, sugar-free drinks ve smoke-free areas. Yapı be fiilinden sonra da gelebilir: This drink is sugar-free.
Alıştırma
Cümleyi “şeker içermeyen” anlamındaki bir sıfatla tamamlamak için isim + -free yapısını kullanın: This drink is ____.
Cevabı göster
sugar-free
As long as ... last: devam eden bir koşul
As long as, ana cümledeki sonucun devam etmesinin beklendiği koşulu belirtir. Burada yırtıcıların olmadığı koşullar sürdükçe kuşlar gelişir. these circumstances last ifadesinde last, “son” anlamındaki bir sıfat değil, “sürmek” veya “geçerliliğini korumak” anlamındaki bir fiildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp as long as + koşul cümleciği, sonuç cümleciği şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi as long as ... lasts kalıbıyla tamamlayın: The alarm will keep working ____ the backup battery ____.
Cevabı göster
as long as · lasts
but they are vulnerable to changes in their environment. Kalıp ifadeler
2:36ancak çevrelerindeki değişikliklere karşı savunmasızdırlar.
be vulnerable to: bir şeyden kolayca zarar görmek veya etkilenmek
Be vulnerable to, “bir şeyden kolayca zarar görmek veya olumsuz etkilenmek” demektir. Bu cümlede kuşlar, çevreleri değiştiğinde zarar görebilir; vulnerable onların duygularını anlatmaz. Yapı be + vulnerable to + isim veya -ing biçimidir. Bu ifade riskin daha yüksek olduğunu belirtir, zararın kesinlikle gerçekleşeceğini değil.
Alıştırma
Cümleyi vulnerable to kullanarak tamamlayın: Young plants are ____ frost.
Cevabı göster
vulnerable to
human settlers bring dogs, cats, and stowaway rodents to islands. Kelime
2:40insan yerleşimciler adalara köpekler, kediler ve gemilere gizlenmiş kemirgenleri getirirler.
stowaway rodents: gizlenerek ve fark edilmeden yolculuk eden kemirgenler
Stowaway genellikle izinsiz olarak bir taşıta gizlenip yolculuk eden kişiyi ifade eder. Rodents sözcüğünün önünde niteleyici olarak kullanıldığında, kemirgenlerin gemilerde veya yüklerin içinde gizlenerek fark edilmeden ulaştığını anlatır. Bu nedenle stowaway rodents bir tür adı değildir. Yerleşimcilerin bu hayvanları özellikle götürdüğünü değil, hayvanların çoğu zaman kazara yeni bir yere nasıl ulaştığını açıklar.
Alıştırma
“Port workers discovered stowaway rodents inside a shipping container,” cümlesinde stowaway rodents ne anlama gelir?
- Konteynerde gizlenerek ve fark edilmeden yolculuk eden kemirgenler
- Limanın doğal kemirgenleri
- İşçilerin taşımak için bilerek yetiştirdiği kemirgenler
Cevabı göster
Konteynerde gizlenerek ve fark edilmeden yolculuk eden kemirgenler
These animals often prey on flightless birds Öbek fiiller
2:45Bu hayvanlar genellikle uçamayan kuşları avlarlar
often prey on flightless birds: fiil öbeği olarak prey on
Bu cümlede prey on, “avlayıp yemek” anlamına gelen iki kelimelik bir fiil öbeğidir. These animals avcıları, flightless birds ise saldırıya uğrayan hayvanları gösterir; nesne on’dan sonra gelir. Prey ayrıca “av” anlamında bir isim olabilir; ancak burada özne ve often’dan sonraki konumu, onun fiil olduğunu gösterir. Başka bağlamlarda prey on, “savunmasız bir kişiyi kasıtlı olarak sömürmek” anlamına da gelebilir. Her iki kullanımda da daha zayıf biri ya da bir şey hedef alınır.
Alıştırma
Avcının özne olduğu ve prey on ifadesinin doğru kullanıldığı cümleyi seçin.
- Owls often prey small rodents at night.
- Owls often prey on small rodents at night.
- Owls often are prey on small rodents at night.
Cevabı göster
Owls often prey on small rodents at night.
and can drive them to extinction. Kalıp ifadeler
2:47ve onların neslinin tükenmesine neden olabilirler.
drive them to extinction: drive + nesne + to + sonuç
Burada drive + nesne + to + sonuç yapısı, “birini ya da bir şeyi belirli bir duruma ulaştırmak veya zorlamak” anlamına gelir. Them, uçamayan kuşları ifade eder; extinction ise ciddi nihai sonuçtur. Buradaki drive, “araç kullanmak” anlamında değildir. Bu yapı genellikle güçlü bir nedenin veya sürekli baskının bir şeyi belirli bir sonuca ittiğini gösterir; drive a company to bankruptcy ve drive someone to despair örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
Cümleyi drive ... to extinction ile tamamlayın: Overfishing could ____ this rare fish species ____.
Cevabı göster
drive · to extinction
stoats introduced by European settlers Dilbilgisi
2:50Avrupalı yerleşimciler tarafından getirilen kakımlar
have threatened many native species of flightless bird.
2:53uçamayan birçok yerli kuş türünü tehdit etti.
stoats introduced by European settlers: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
introduced by European settlers ifadesi stoats sözcüğünden sonra gelir ve hangi kakımlardan söz edildiğini belirtir. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: stoats that were introduced by European settlers. Stoats eylemden etkilendiği için geçmiş zaman ortacı introduced kullanılır ve that were atılır. Burada introduce, bir kişiyi başka biriyle tanıştırmak değil, bir türü daha önce bulunmadığı bir yere getirmek demektir. “İsim + geçmiş zaman ortacı öbeği” yapısı, köken veya eylemi yapan kişi hakkında kısa ve öz bilgi ekler.
Alıştırma
“stoats introduced by European settlers” ile aynı anlama gelen tam ilgi cümlecikli biçim hangisidir?
- European settlers that were introduced by stoats
- stoats that introduced European settlers
- stoats that were introduced by European settlers
Cevabı göster
stoats that were introduced by European settlers
have gone extinct: tamamlanmış bir durum değişikliği
Go extinct, varlığını sürdürme durumundan yaşayan hiçbir üyesi kalmama durumuna geçmek demektir. Have gone extinct ifadesinde have + gone, present perfect yapısını kurar ve değişimin tamamlandığını, sonucunun da şimdi hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Burada gone, “bir yere gitmiş” anlamına gelmez. Go, özneyi extinct sıfatına bağlar ve go silent örneğindeki gibi bir durum değişikliğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi go extinct ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Since the last known individual died, the species has ____.
Cevabı göster
gone extinct
So in spite of the energy-saving advantages of flightlessness, Dilbilgisi
3:00Yani uçamamanın enerji tasarrufu sağlayan avantajlarına rağmen,
in spite of + isim öbeği: zıt sonuçtan önce bir gerçeği kabul etme
In spite of bir ödünleme ilişkisi kurar: önce bir gerçeği kabul eder, ardından bu gerçeğin oluşturduğu beklentinin tersine giden bir sonuç sunar. Burada ifade, uçamamanın enerji tasarrufu sağladığını kabul eder; ardından gelen düşünce yine de bir dezavantajı veya olumsuz sonucu anlatabilir. in spite of sonrasında bir isim öbeği, zamir veya ulaç kullanılır. of sözcüğünden hemen sonra çekimli fiil içeren normal bir cümlecik getirilmez; bunun yerine although + cümlecik ya da in spite of the fact that + cümlecik kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi in spite of kullanarak tamamlayın: ____ the cold weather, the children played outside.
Cevabı göster
In spite of
have only a short run: kısa bir varoluş dönemi
Burada run, bir şeyin var olduğu, işlediği, sahnelendiği veya başarısını sürdürdüğü dönemdir. Dolayısıyla have only a short run, bu türlerin çoğunun nispeten kısa bir süre varlığını sürdürdüğünü anlatır; ayakla koşmaktan söz etmez. Only, sürenin sınırlı olduğunu vurgular. run sözcüğünün bu zaman anlamı gösteriler, ürünler, projeler ve başarılı dönemler için de yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede a short run kısa bir sahnelenme veya işleyiş dönemi anlamında kullanılmıştır?
- We went for a short run before breakfast.
- The new musical had a short run and closed after two weeks.
- In the short run, fixing the roof will cost less than replacing it.
Cevabı göster
The new musical had a short run and closed after two weeks.
before going the way of the dodo. Deyimler
3:06dodo kuşu ile aynı kaderi paylaşmadan önce çok kısa bir yaşam sürer.
go the way of the dodo: yok olmak, nesli tükenmek veya kullanımdan kalkmak
Go the way of the dodo, tamamen ortadan kaybolmak, nesli tükenmek ya da yerini başka bir şeye bırakıp kullanımdan kalkmak anlamına gelen bir deyimdir. Dodo, nesli tükenmiş uçamayan bir kuştu; bu yüzden onun akıbeti yok oluşun simgesi hâline geldi. Bu cümlede özne bir kuş türü olduğu için going the way of the dodo, neslinin tükenmesi anlamındadır. Aynı deyim bir ürün, teknoloji veya gelenek için kullanıldığında genellikle eskiyip kullanımdan kalkmak ve ortadan kaybolmak anlamına gelir; gerçekten bir dodoyu takip etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Standalone GPS devices are going the way of the dodo,” cümlesindeki deyim ne anlama geliyor?
- Giderek daha yaygın ve moda hâle geliyorlar.
- Kuşların kullandığı bir güzergâh boyunca taşınıyorlar.
- Giderek eskiyip kullanımdan kalkıyor ve ortadan kayboluyorlar.
Cevabı göster
Giderek eskiyip kullanımdan kalkıyor ve ortadan kayboluyorlar.
But a few flightless birds have survived on mainlands
3:09Fakat uçamayan birkaç kuş türü ana karada,
alongside predators aplenty. Kelime
3:13birçok yırtıcı hayvanla birlikte hayatta kalmayı başarmıştır.
predators aplenty: isimden sonra gelen aplenty
Predators aplenty ifadesinde aplenty, “bol miktarda” veya “çok sayıda” anlamına gelir. Nitelediği ad öbeğinden sonra gelir; bu nedenle predators aplenty, many predators veya plenty of predators ile aynı anlamdadır. Alongside, kuşların neyle birlikte yaşadığını gösterir: çok sayıda yırtıcıyla aynı ortamda hayatta kalmışlardır. Alışılmadık ad + aplenty sıralaması ifadeye canlı ve biraz edebî bir hava verir.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “bol miktarda” anlamına gelen sonradan kullanılan sözcükle cümleyi tamamlayın: The summer camp offered activities ____.
Cevabı göster
aplenty
Unlike most small flightless species that come and go quickly, Notlar
3:15Hızla ortaya çıkıp yok olan çoğu küçük uçamayan türün aksine,
Unlike A, B: ana cümleden önce karşılaştırma kurmak
Burada Unlike sözcüğünden sonra karşılaştırma grubu olan most small flightless species isim öbeği gelir. that ile başlayan ilgi cümleciği species sözcüğünü niteler ve bu nedenle karşılaştırma öbeğinin içinde kalır. Baştaki bu öbek ana cümle değildir. Önce olağan durumu sunar; daha sonra gelen özne ve fiil ise bununla karşıtlık oluşturan bir istisnayı tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp Unlike A, B + fiil şeklindedir.
Alıştırma
Unlike A, B + fiil başlangıç kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Unlike the other routes stay closed in winter, this trail stays open.
- Unlike to the other routes, this trail stays open in winter.
- Unlike the other routes, this trail stays open in winter.
Cevabı göster
Unlike the other routes, this trail stays open in winter.
come and go quickly: kısa sürede ortaya çıkıp kaybolmak
Bu cümlede come and go mecaz anlamda kullanılır: Türler ortaya çıkar ve daha sonra sahneden kaybolur. Fiziksel olarak gidip gelmelerini anlatmaz. Quickly, var oldukları dönemin kısa olduğu anlamını ekler. Aynı ifade uzun sürmeyen eğilimler, fırsatlar, modalar veya ilgi alanları için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ve “ortaya çıkıp kısa süre sonra kaybolmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Online challenges often ____, while useful skills last.
Cevabı göster
come and go quickly
these giants have been flightless for tens of millions of years. Kalıp ifadeler
3:19bu devler on milyonlarca yıldır uçamıyorlar.
for tens of millions of years: for ile süre belirtmek
for + bir zaman uzunluğu, bir eylemin veya durumun ne kadar sürdüğünü belirtir. Burada for tens of millions of years, uçamama durumunun süresini anlatır; for amaç değil, zaman bildirir. Present perfect yapısındaki have been, geçmişte başlayan bu durumu şimdiye bağlar. Tens of millions of years çok büyük ve yaklaşık bir zaman ölçeği verir; kesin bir sayı değildir.
Alıştırma
Cümleyi for ve twelve years sözcükleriyle tamamlayın: The museum has displayed the fossil ____.
Cevabı göster
for twelve years
Their ancestors appeared around the same time as the first small mammals, Kalıp ifadeler
3:23Ataları ilk küçük memelilerle aynı zamanlarda ortaya çıkmıştı
appeared around the same time as ...: yaklaşık aynı dönemde ortaya çıkmak
appeared around the same time as ... bir şeyin başka bir şeyle yaklaşık aynı dönemde ortaya çıktığını belirtir. the same ... as karşılaştırma yapısı bunların zaman çizgilerini birbirine bağlar; as ise karşılaştırılan şeyi tanıtır. Around zamanlamayı yaklaşık hâle getirir, bu nedenle cümle olayların tamamen aynı gün veya yılda gerçekleştiğini iddia etmez. Tarihî ya da bilimsel anlatımlarda ortak time geniş bir dönemi gösterebilir. Buradaki around fiziksel konumu değil, zamanı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle robot karakter ile çöl haritasının tam olarak aynı anda olduğunu iddia etmeden yaklaşık aynı dönemde ilk kez ortaya çıktığını anlatır?
- The robot character appeared around the same time as the desert map.
- The robot character appeared at exactly the same time as the desert map.
- The robot character appeared for the same length of time as the desert map.
Cevabı göster
The robot character appeared around the same time as the desert map.
because they were evolving and growing at the same time as their mammalian predators. Dilbilgisi
3:29memeli yırtıcılarıyla aynı zamanda evrimleşip büyüdükleri için hayatta kalabildiler.
were evolving and growing at the same time as...: geçmişte örtüşen süreçler
“Were evolving and growing”, were + iki -ing fiilinden oluşan geçmiş zamanın sürekli biçimini kullanır. İki fiil were yardımcı fiilini paylaşır ve evrim ile büyümeyi geçmişte belirli bir süre devam eden süreçler olarak gösterir. “At the same time as”, bu süreçleri avcıların gelişimiyle aynı genel döneme yerleştirir; as sonrasında avcıların paralel gelişimi bağlamdan anlaşılır. Süreçlerin zaman açısından örtüştüğünü belirtir; tam olarak aynı hızda değiştikleri ya da yalnızca tek bir anda eş zamanlı oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişte devam eden iki gelişim sürecinin zaman açısından örtüştüğünü gösterir?
- Coastal towns grew only after the rail lines had been completed.
- Coastal towns were growing in the same place as the rail lines.
- Coastal towns were growing at the same time as new rail lines were spreading.
Cevabı göster
Coastal towns were growing at the same time as new rail lines were spreading.
ballooned in size: çarpıcı biçimde büyüdü
Burada ballooned, balloon fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Ballooned in size, bir şeyin genellikle hızlı veya çarpıcı biçimde çok daha büyük hâle geldiğini belirtir; değişim, bir balonun şişmesine benzetilir. Bu ifade yalnızca son boyutun büyük olduğunu değil, büyüme değişimini anlatır. Aynı mecaz fiil, maliyet veya borç gibi miktarlardaki dikkat çekici artışları da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede ballooned mecaz anlamda “çarpıcı biçimde arttı” demektir?
- The research team's budget ballooned from $2 million to $8 million.
- The research team tied a balloon to the budget report.
- The budget report was shaped like a balloon.
Cevabı göster
The research team's budget ballooned from $2 million to $8 million.
weighing hundreds of pounds more than wings can lift. Dilbilgisi
3:40ve kanatların kaldırabileceğinden yüzlerce kilo daha ağır hale geldiler.
weighing ... more than wings can lift: durum ekleme ve kaldırma kapasitesini karşılaştırma
-ing yan cümleciği weighing ..., kuşların büyümesi sonucunda ortaya çıkan bir durumu ekler. Örtük öznesi ana cümledeki kuşlardır; bu nedenle ağırlık bilgisini ayrı bir ana olay hâline getirmeden and they weighed ... biçiminde açılabilir. hundreds of pounds more than wings can lift ifadesinde kuşların gerçek ağırlığı ile kanatlarının kaldırma kapasitesi karşılaştırılır. hundreds of pounds more aşım miktarını belirtir: ağırlıkları bu sınırın birkaç yüz pound üzerindedir.
Alıştırma
Hangi yorum hem weighing hem de more than wings can lift ifadesinin anlamını doğru verir?
- Kuşların ağırlığı, kanatlarının kaldırma kapasitesinin yüzlerce pound üzerindedir.
- Kuşlar kanatları her kalktığında yüzlerce pound alır.
- Kuşların kanatları, kuşların ağırlığından yüzlerce pound fazlasını kaldırabilir.
Cevabı göster
Kuşların ağırlığı, kanatlarının kaldırma kapasitesinin yüzlerce pound üzerindedir.
and newly developed thigh muscles turned them into formidable runners. Kalıp ifadeler
3:46ve yeni gelişen uyluk kasları onları zorlu koşuculara dönüştürdü.
turned them into formidable runners: turn X into Y sonuç kalıbı
turn + nesne + into + sonuç kalıbı, nesnenin sonuca dönüşmesine veya sonuçta belirtilen işlevi üstlenmesine neden olmak anlamına gelir. Burada newly developed thigh muscles değişimin nedenidir, them kuşları belirtir ve formidable runners onların yeni rolünü veya yeteneğini gösterir. Formidable yalnızca büyük değil, etkileyici ölçüde güçlü veya karşı koyması zor demektir. Kuşlara formidable runners denmesi, koşma yeteneklerinin onları son derece becerikli ve kaçılması ya da karşı konması zor hâle getirdiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi turn X into Y kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Daily practice ____ Mina ____ a confident speaker.
Cevabı göster
turned · into
Though ... no longer ...: ödünleme ve geçmişten bugüne değişim
Though, önce doğru bir durumu verip ardından ana cümlede bununla karşıtlık oluşturan bilgiyi sunan bir yan cümle başlatır. Buna ödünleme yan cümlesi denir. Bu örnek virgülle bittiği için tek başına tamamlanmış bir ifade değildir; ardından gelecek ana bilgiye zemin hazırlar. No longer, bir şeyin geçmişte doğru olduğunu veya gerçekleştiğini, ancak şimdi artık böyle olmadığını gösterir. Burada ana fiil use'dan önce gelir; them ise kuşların kanatlarına gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi Though ve no longer ile tamamlayın. Nina'nın eskiden okula yürüdüğünü ancak şimdi yürümediğini, yine de arkadaşlarıyla kapıda buluştuğunu anlatın: ____ Nina ____ walks to school, she still meets her friends at the gate.
Cevabı göster
Though · no longer
many of these birds repurpose their wings for other means. Kalıp ifadeler
3:54bu kuşların birçoğu kanatlarını başka amaçlar için yeniden tasarladılar.
repurpose their wings for other means: bir şeye yeni işlev vermek
Repurpose something, zaten var olan bir şeye yeni bir kullanım amacı veya işlev vermek demektir. Burada kanatların uçuş dışında görevler üstlenmesini anlatır; kuşların kanatlarını bilinçli olarak yeniden tasarladığı anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp repurpose A for B şeklindedir; B yeni amacı belirtir. for other means ifadesindeki means çoğul bir isimdir ve yöntemler veya bu bağlamda kullanım amaçları anlamına gelir. mean fiili değildir.
Alıştırma
Cümleyi repurpose fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last year, the school ____ an unused classroom for music practice.
Cevabı göster
repurposed
They can be spotted tucking their heads beneath them for warmth, Dilbilgisi
3:57Isınmak için kafalarını kanatlarının altına sokarken,
can be spotted tucking…: be spotted + -ing
can be spotted tucking their heads beneath them ifadesinde spot, “fark etmek veya görmek” anlamında bir fiildir. Edilgen can be spotted yapısı gözlemleyenin kim olduğunu belirtmez; kuşların bu hareketi yaparken görülebileceğini anlatır. -ing biçimindeki tucking, o anda görülen hareketi belirtir. Bu bağlamda them kuşların kanatlarını ifade eder; yani kuşlar ısınmak için başlarını kanatlarının altına sokmaktadır.
Alıştırma
Cümleyi can be spotted ve rest fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: In spring, seals ____ on the rocks.
Cevabı göster
can be spotted resting
at prospective mates: prospective + isim
prospective mates ifadesinde prospective, isimden önce gelen bir sıfattır. “Gelecekte eş olabilecek insanlar veya hayvanlar” anlamına gelir; yani bunlar henüz eş olmuş değil, olası eşlerdir. Burada at, flashing eyleminin yöneldiği hedefi gösterir: bir şey bu olası eşlere doğru sergilenmektedir. Yeniden kullanılabilen prospective + isim kalıbı prospective students, prospective buyers ve prospective employers ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Şirket, gelecekte orada çalışabilecek kişiler için bir tanıtım günü düzenledi. Cümleyi hangi ifade tamamlar? The event welcomed ____.
- prospective employees
- perspective employees
- previous employees
Cevabı göster
prospective employees
or even using them to steer as they charge across the plains. Dilbilgisi
4:04veya ovalarda koşarken yönlerini bulmak için onları kullanırken görülebilirler.
using ... to steer as ...: amaç ve eş zamanlı eylem
use + object + to + verb kalıbı bir şeyin hangi amaçla kullanıldığını açıklar. Burada them kuşların kanatlarını ifade eder; to steer ise amacı belirtir: kanatlar kuşların yön değiştirmesine yardım eder. as yan cümlesi aynı anda gerçekleşen bir eylem ekler. As they charge across the plains, ovaları hızlı ve güçlü biçimde geçerken demektir; charge across burada ücret almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle amacı belirtmek için use + object + to + verb, aynı anda gerçekleşen bir eylem için de as kullanıyor?
- They use a rope to stay together as they cross the river.
- They use a rope because they crossed the river.
- They used to cross the river with a rope.
Cevabı göster
They use a rope to stay together as they cross the river.
may be ..., but ... still ...: karşıtlıktan önce kabul etme
may be X, but Y kalıbında konuşan kişi X'in doğru olduğunu kabul edip ardından dikkati Y'deki karşıt ve daha önemli noktaya yöneltebilir. Burada may be flightless, bilinen bir kısıtlamayı kabul eder; may esas olarak kuşku bildirmez. Still bu dönüşü güçlendirir: kuşlar uçamamalarına rağmen kanatlarını yararlı bir biçimde kullanmaya devam eder. Winging it ayrıca bir kelime oyunu yaratır: wing it deyimi genellikle tam bir plan olmadan doğaçlama yapmak anlamına gelirken winging onların gerçek kanatlarını çağrıştırır.
Alıştırma
Hangi cümle gerçek bir kısıtlamayı kabul edip ardından karşıt bir sonuç vermek için may be ..., but ... kalıbını kullanıyor?
- The path may be steep, but we can still reach the top.
- The path may be steep, so walk carefully.
- Maybe the path becomes easier near the top.
Cevabı göster
The path may be steep, but we can still reach the top.
still winging it: wing it deyimi ve kuş kanatlarıyla yapılan kelime oyunu
Gündelik bir deyim olan wing it, yeterli hazırlık veya belirli bir plan olmadan, o anda akla gelen fikirlere güvenerek bir işi yapmak anlamına gelir. they're still winging it ifadesindeki still, bu şekilde idare etmenin sürdüğünü gösterir. Özne kuşlar olduğu ve konu onların kanatlarıyla yaptıkları işler olduğu için winging sözcüğü wings sözcüğünü de çağrıştırır. Cümlenin sonu bir kelime oyunudur: deyim doğaçlama yapmayı anlatırken biçimi kuşların gerçek kanatlarına gönderme yapar. Kanatlarla ilgili olmayan bir bağlamda wing it normalde yalnızca deyimsel anlam taşır.
Alıştırma
Hangi durum wing it ifadesinin deyimsel anlamını en iyi gösterir?
- Not olmadan konuşma yapıp sözleri o anda oluşturmak
- Bir kuşun kalkıştan önce kanatlarını açmasını izlemek
- Tamamen hazırlanmış bir metni yazıldığı gibi okumak
Cevabı göster
Not olmadan konuşma yapıp sözleri o anda oluşturmak
Did you know that a brown thrasher knows a thousand songs, Anlatım akışı
4:12Kahverengi alaycı kuşun bin tane şarkı bildiğini
or that a wood thrush can sing two pitches at once? Kalıp ifadeler
4:16veya bir orman ardıcının aynı anda iki farklı perdede şarkı söyleyebildiğini biliyor muydunuz?
Did you know that ..., or that ...?: iki gerçekle merak uyandıran soru
Did you know that ...? şaşırtıcı bir gerçeği sunup dikkat çeken, soru biçiminde bir merak kancasıdır; çoğu zaman gerçek bir cevap gerektirmez. Burada tek bir açılış kalıbı iki paralel içerik yan cümlesini yönetir: kahverengi taklitçi kuşun bin şarkı bilmesi ve orman ardıcının aynı anda iki perdeden ötebilmesi. that sözcüğünün tekrarlanması iki gerçeğin izlenmesini kolaylaştırırken Did you know tekrarlanmaz. Videonun sonunda bu yeni gerçekler, uçamayan kuşlarla ilgili önceki açıklamayı sürdürmez. Merak uyandırır ve izleyiciyi kuş ötüşleriyle ilgili başka içeriğe yönlendirir. Buradaki or, değerlendirilmek üzere başka bir gerçek ekler; iki gerçekten yalnızca birinin doğru olabileceğini anlatmaz.
Alıştırma
Videonun sonundaki bu sorunun bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?
- İki şaşırtıcı gerçekle merak uyandırmak ve izleyicileri ilgili içeriğe yönlendirmek
- Video devam etmeden önce izleyicilerin iki kuşu da tanımasını istemek
- Bazı kuşların neden uçamamasıyla ilgili tüm savı özetlemek
Cevabı göster
İki şaşırtıcı gerçekle merak uyandırmak ve izleyicileri ilgili içeriğe yönlendirmek
two pitches at once: aynı anda iki ses perdesi
Ses ve müzik bağlamında pitch, bir sesin ne kadar tiz veya pes olduğunu belirtir; dolayısıyla two pitches iki farklı ses perdesi demektir. Burada at once “aynı anda” anlamındadır: kuş iki ses perdesini eş zamanlı çıkarabilir; ifade burada “hemen” demek değildir.
Alıştırma
The violinist played two notes at once. İngilizce cümlesinde at once ne anlama gelir?
- Hemen
- Aynı anda
- Birbiri ardına
Cevabı göster
Aynı anda
Find out how birds learn to sing their songs with this episode. Anlatım akışı
4:19Bu bölümde kuşların şarkı söylemeyi nasıl öğrendiğini keşfedin.
Find out how ... with this episode: medyada harekete geçirici çağrı
Find out, bir bilgiyi öğrenmek veya keşfetmek anlamına gelir. how birds learn to sing their songs yan cümlesi, izleyicilerin ne öğrenebileceğini gösterir. Bu, cümle içine yerleştirilmiş bir soru olduğu için soru sırası yerine düz cümle sırasını kullanır: how birds learn; how do birds learn değil. Find out ... emir biçimi medyada harekete geçirici bir çağrı olarak kullanılır. with this episode, bölümü cevaba ulaşmayı sağlayan bir kaynak olarak sunar ve izleyicileri ilgili içeriğe yönlendirir.
Alıştırma
İzleyicileri yunusların nasıl iletişim kurduğunu öğrenmeye davet eden doğal medya çağrısı hangisidir?
- Find the dolphins in the next episode.
- Find out how do dolphins communicate in the next episode.
- Find out how dolphins communicate in the next episode.
Cevabı göster
Find out how dolphins communicate in the next episode.