Görevden alma nasıl işler? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, ABD’de impeachment sürecinin görevden alınmayla neden aynı şey olmadığını, Temsilciler Meclisi ile Senatonun suçlama ve yargılama aşamalarını nasıl paylaştığını, mahkûmiyet için neden Senatonun üçte ikisinin gerektiğini ve sürecin ciddi yetki kötüye kullanımına karşı nasıl son çare niteliğinde bir güvence oluşturduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. isn't the same as — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Resmen impeachment sürecine tabi tutulmak ile suçlu bulunup gerçekten görevden alınmak gibi bağlantılı kavramları kesin biçimde ayırmayı öğrenirsiniz; bu kalıp özellikle tanım ve açıklamalarda karışıklığı önler. 2. to prevent the process from being used as a political weapon, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Mastarın bir kuralın amacını nasıl belirttiğini, prevent ... from being used yapısının ise kuralın engellemeyi hedeflediği kötüye kullanımı edilgen biçimde nasıl anlattığını fark edersiniz. 3. an emergency brake — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu mecazın impeachment sürecini olağan bir siyasi araç değil, normal anayasal güvenceler işlemediğinde devreye giren istisnai bir mekanizma olarak sunduğunu anlarsınız.
Bu derste
For most jobs, it's understood that you can be fired, Kalıp ifadeler
0:07Çoğu iş için, kovulabileceğiniz anlaşılır bir durumdur,
It's understood that: ortak bir varsayımı sunma
“It's understood that + yan cümle” kalıbı, yan cümlenin içeriğini bunu kabul eden kişileri belirtmeden ortak bir varsayım, kural veya beklenti olarak sunar. Bu cümledeki ortak varsayım, bir çalışanın işten çıkarılabileceğidir. it biçimsel öznedir; asıl içerik that ile başlayan yan cümlede yer alır. Edilgen ifade, odağı belirli bir kişi veya grup yerine genel kabul gören anlayışta tutar.
Alıştırma
Paylaşılan ancak açıkça belirtilmeyen bir beklentiyi anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: At this office, ____ personal calls should be brief.
Cevabı göster
it's understood that
whether for crime, incompetence, or just poor performance. Dilbilgisi
0:10ister bir suçtan, ister beceriksizlikten, isterseniz de sadece düşük performanstan olsun.
whether for A, B, or C: alternatif nedenleri sıralama
“whether for A, B, or C” alternatif nedenleri sıralar ve gerçek neden listelenenlerden hangisi olursa olsun önceki ifadenin geçerli olduğunu anlatır. Burada for, listeden önce yalnızca bir kez görünse de her öğeyi bir neden olarak işaretler. Whether burada soru sormaz. Önceki ifadenin kapsamına giren bir dizi alternatifi başlatır.
Alıştırma
Birden fazla olası nedeni tanıtan hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The event may be canceled, ____ safety concerns, low ticket sales, or staffing problems.
Cevabı göster
whether for
But what if ...? ile bir istisna ortaya atmak
But what if ...?, But ile önceki düşünceye bağlanıp yön değiştirir ve ardından o düşünceyi değiştirebilecek varsayımsal bir istisna ortaya atar. Burada konu sıradan işlerden olağanüstü güce sahip bir makama geçer. Söylemi düzenleyen bir araç olarak bu soru, açıklama devam etmeden önce dinleyiciye üzerinde düşüneceği bir mesele sunar. Genellikle hemen cevap istemek yerine savın bir sonraki bölümünü başlatır.
Alıştırma
Bir ekip, yedek planının gecikmeleri önleyeceğini söylüyor. Hangi cümle bu sonucu değiştirebilecek varsayımsal bir sorunu en iyi şekilde ortaya atar?
- For example, the backup plan has three steps.
- But what if the backup plan fails too?
- The backup plan prevented delays last time.
Cevabı göster
But what if the backup plan fails too?
happens to be: tesadüfi bir gerçeği belirtmek
Happen to + fiilin yalın hâli, bir şeyi planlanmış olmaktan ziyade tesadüfi veya beklenmedik biçimde konuyla ilgili bir durum olarak sunar. Bu cümlede happens to be, “tesadüfen ... olmak” anlamındadır ve işin niteliğini özel bir gerçek olarak ortaya koyar. happens sözcüğündeki -s, tekil özne olan your job ile uyumludur. to sonrasında yalın hâl olan be kullanılır: happens to be doğrudur, happens to being değildir.
Alıştırma
Cümleyi happens to be kullanarak tamamlayın: The person sitting next to me ____ a software designer.
Cevabı göster
happens to be
That's where impeachment comes in. Öbek fiiller
0:22İşte burada devreye görevden alma (impeachment) girer.
comes in: “That's where X comes in” kalıbı
Bu cümlede comes in fiziksel bir hareketi veya içeri girmeyi anlatmaz. “O noktada önemli hâle gelmek veya yararlı bir rol oynamaya başlamak” anlamına gelir. Azil süreci, bu aşamada önem taşıyan mekanizma olarak sunulur. Başka durumlarda da kullanılabilen That's where X comes in kalıbı önce bir ihtiyaç veya sorun ortaya koyar, ardından X’i yardımcı olabilecek kişi, araç, fikir ya da süreç olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi come in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We understand the goal, but we need someone to plan the steps. That's where our coach ____.
Cevabı göster
comes in
Impeachment isn't the same as actually removing someone from office. Notlar
0:24Görevden alma (suçlama), birini aslında görevden uzaklaştırmakla aynı şey değildir.
isn't the same as ile iki kavramı ayırmak
A isn't the same as B, A ve B’nin aynı ya da eşdeğer tek bir şey olarak görülmemesi gerektiğini belirtir. Burada azil suçlaması ile birini gerçekten görevden alma ayrı aşamalardır; dolayısıyla biri otomatik olarak diğerinin gerçekleştiği anlamına gelmez. as sonrasında gelen B bir isim öbeği veya -ing yan cümlesi olabilir. Bu kalıp, aşırı basitleştirilmiş bir açıklamayı düzeltirken veya kavramlar arasında net bir sınır çizerken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “eşdeğer değildir” anlamındaki kısaltılmış ifadeyle tamamlayın: Reading a summary ____ reading the full report.
Cevabı göster
isn't the same as
remove someone from office: birini resmî görevinden almak
Remove someone from office, yetki veya resmî bir süreç kullanarak bir kişinin kamu görevini ya da başka bir resmî makamı bırakmasını sağlamak demektir. Burada office çalışma yeri değil, makamın kendisidir. Yapı remove + person + from office şeklindedir. Genellikle gönüllü istifanın aksine, görevden ayrılmanın makam sahibine dışarıdan uygulandığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, resmî bir görevden zorla ayrılmak anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: After the ethics vote, the mayor was ____.
Cevabı göster
removed from office
indictment in criminal court: mahkûmiyet değil, resmî bir suçlama
Indictment, bir kişinin bir veya daha fazla suç işlediğini belirten ve genellikle bir suçlama belgesinde yer alan resmî bir ceza isnadıdır. Davanın suçlama aşamasında olduğunu gösterir; kişinin suçlu bulunduğu anlamına gelmez. Baştaki Like sözcüğü bir karşılaştırma kurar: azil süreci, bir ceza davasının resmî suçlama aşamasıyla karşılaştırılır; mahkûmiyet veya cezayla değil.
Alıştırma
Bu karşılaştırmada indictment sözcüğünü en iyi hangi seçenek açıklar?
- Suçluluk kararından sonra verilen ceza.
- Tek başına suçluluğu kanıtlamayan resmî bir ceza isnadı.
- Mahkemenin sanığın suçlu olduğuna dair nihai kararı.
Cevabı göster
Tek başına suçluluğu kanıtlamayan resmî bir ceza isnadı.
it's only the formal accusation that launches a trial, Kelime
0:32yalnızca bir yargılamayı başlatan resmi bir suçlamadır,
formal accusation that launches a trial: yargılamayı başlatan resmî suçlama
formal accusation, bir kişinin bir suç veya ihlal işlediğine dair resmî iddiadır. that launches a trial ilgi cümleciği, bu suçlamanın ne yaptığını açıklar: yargılama sürecini resmen başlatır. Burada launch, bir şeyi havaya fırlatmak değil, başlatmak veya harekete geçirmek anlamındadır. Only, suçlamanın sürecin yalnızca başlangıcı olduğunu; suçluluk tespiti ya da nihai karar olmadığını vurgular.
Alıştırma
formal accusation that launches a trial ne yapar?
- Tüm hukuk sürecini hemen sona erdirir.
- Yargılama başlamadan önce suçluluğu kanıtlar.
- Yargılama sürecini resmen başlatır ama sonucu belirlemez.
Cevabı göster
Yargılama sürecini resmen başlatır ama sonucu belirlemez.
which could end in conviction or acquittal. Kalıp ifadeler
0:36ki bu da mahkûmiyet veya beraatla sonuçlanabilir.
end in conviction or acquittal: mahkûmiyet veya beraatla sonuçlanmak
end in + isim kalıbı, bir sürecin nihai sonucunu belirtir. Burada yargılama conviction veya acquittal ile sona erebilir. Bu hukuk bağlamında conviction, sanığın suçlu olduğuna dair kararı; acquittal ise sanığın suçsuz olduğuna dair kararı ifade eder. Could ve or, hangisinin gerçekleşeceğini öngörmeden iki olası sonuç sunar.
Alıştırma
Belirli bir sonuçla bitmek anlamındaki vurgulanan iki sözcüklü ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The trial could ____ conviction or acquittal.
Cevabı göster
end in
Originating in ... ile cümle başında köken belirtme
“Originating in ...”, bir şeyin nerede ortaya çıktığına ilişkin arka plan bilgisi ekleyen, cümle başındaki bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Ana fiil değildir; bu nedenle ardından tam bir ana cümle gelmelidir. Bu öbeğin örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesidir. Burada bu özne “impeachment” olduğundan anlam “impeachment originated in the United Kingdom” şeklindedir. Bu yapı, köken bilgisini ayrı bir yan cümle kurmadan sıkıştırır.
Alıştırma
Hangi cümle, yemeğin kökenini anlatmak için cümle başındaki ortaç öbeğini doğru kullanır?
- Originating in Italy, the chef learned the recipe online.
- Originating in Italy, people now cook the dish worldwide.
- Originating in Italy, the dish is now popular worldwide.
Cevabı göster
Originating in Italy, the dish is now popular worldwide.
impeachment allowed Parliament to vote for removing a government official from office Kalıp ifadeler
0:41görevden alma süreci, Parlamentonun bir hükümet yetkilisini görevden uzaklaştırmak için oy kullanmasına olanak tanıyordu,
allowed Parliament to vote for removing ... from office iç içe yapısı
Bu ifade üç yapıyı iç içe kullanır. “Allow + object + to + base verb”, bir kuralın veya kurumun birine izin, imkân ya da yasal yetki vermesi anlamına gelir: “allowed Parliament to vote”. “Vote for + noun or -ing form”, bir öneriyi veya eylemi desteklemek için oy kullanmak demektir: “vote for removing ...”. “Remove an official from office”, bir kişiyi resmî olarak kamu görevinden çıkarmak anlamına gelir. Vurgulanan bölümün bütünü, görevden alma sürecinin Parlamento’ya bir yetkilinin görevden alınmasını oylamayla destekleme yetkisi verdiğini söyler; “for” bir adayı değil, desteklenen eylemi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi allow + object + to do ve vote for + -ing iç içe yapılarıyla tamamlayın: The charter allowed residents ____ removing the restriction.
Cevabı göster
to vote for
Even without: bir koşul eksik olsa da sonuç geçerlidir
“Even without + isim veya -ing biçimi”, beklenen ya da önemli bir koşul olmadığında bile bir şeyin hâlâ geçerli veya mümkün olduğunu anlatır. Even, ödünleyici bir vurgu ekler: eksik koşul gerekli gibi görünebilir ama aslında değildir. Bu parçada gerekli olmayan koşul kralın onayıdır. İfade, dinleyicinin bekleyebileceği durumun dışında kalan bir istisnayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade even without ile tamamlayın: The camera can save photos ____ an internet connection.
Cevabı göster
even without
Although this was an important check on royal power, Kelime
0:50Bu, kraliyet gücü üzerinde önemli bir denetim mekanizması olsa da,
A check on royal power: sınırlama anlamındaki check
a check on royal power ifadesinde check, gücü sınırlayan ve kötüye kullanılmasını önlemeye yardımcı olan bir kuvvet, kural ya da kurumu belirten sayılabilen bir isimdir. Burada on, sınırlandırılan gücü gösterir; check bir inceleme anlamına gelmez. a check on + güç veya davranış kalıbı, bunların aşırıya kaçmasını engelleyen bir unsuru adlandırır. Bu parçada check, hükümdarın yetkisi üzerindeki önemli bir sınırlamadır.
Alıştırma
Hangi cümlede check, güç üzerindeki bir sınırlama anlamında kullanılmıştır?
- The clerk completed a check of the records.
- She wrote a check for the repair.
- Independent courts can serve as a check on government power.
Cevabı göster
Independent courts can serve as a check on government power.
because the monarch was considered the source of all government power. Kalıp ifadeler
0:55çünkü hükümdar tüm hükümet gücünün kaynağı olarak kabul edilirdi.
was considered the source of: “…… kaynağı olarak görülüyordu” yapısı
Edilgen A was considered B yapısı, insanların A'yı B olarak gördüğü anlamına gelir. Bu cümlede A, the monarch; B ise the source of all government power ifadesidir. Bu anlatım, bu görüşü kimin taşıdığını belirtmeden hükümdarı yönetim gücünün geldiğine inanılan kaynak olarak sunar. Burada considered, “dikkatlice düşünüldü” değil, “öyle değerlendirildi” veya “öyle görüldü” anlamındadır. considered sonrasındaki tümleç, özneye verilen kimliği veya rolü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef yapıyla tamamlayın: For decades, the river ____ the town's prosperity.
Cevabı göster
was considered the source of
there was no higher authority beyond the people themselves. Kalıp ifadeler
1:02halkın kendisinden daha yüksek bir otorite yoktu.
no higher authority beyond: en yüksek otoriteyi belirtmek
there was no higher authority beyond X yapısı, ilgili güç düzeninde hiçbir kişi, grup veya kurumun X'in üzerinde olmadığını belirtir. Beyond burada fiziksel bir konumu değil, makam veya meşruiyet bakımından soyut bir sınırı gösterir. Cümlede the people themselves, otoritenin son noktasıdır. Dönüşlülük zamiri themselves vurgu ekler: en yüksek otorite bir hükümdarın veya dış kurumun değil, halkın kendisindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef yapıyla tamamlayın: Under the charter, there is ____ the elected council.
Cevabı göster
no higher authority beyond
And so impeachment was adopted in the United States as a power of Congress Notlar
1:06Ve böylece görevden alma, Amerika Birleşik Devletleri'nde Kongre'nin bir yetkisi olarak kabul edildi;
And so ... was adopted: sonucu belirtme
And so, az önce belirtilen neden veya ilkeyi ardından gelen sonuca bağlar. Burada “bu nedenle” ya da “sonuç olarak” anlamındadır: önceki fikir, Amerika Birleşik Devletleri'nin azil sürecini benimsemesine yol açar. Anlamsız bir konuşma dolgusu değil, mantıksal bir geçiştir. Edilgen yapı was adopted, bunu kimin benimsediğini söylemek yerine yeni kurumsal düzenlemeyi öne çıkarır. Bu kalıp, bir nedenin, savın veya ilkenin bir politika ya da sisteme nasıl yol açtığını açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
İkinci cümleciği birincinin sonucu olarak sunan bağlacı seçin: The old bridge was unsafe, ___ the city closed it.
- so that
- and then
- and so
Cevabı göster
and so
As a power of Congress: yetkinin kime ait olduğunu belirtme
Burada as, “…… sıfatıyla” veya “…… olarak” anlamına gelir. Bu ifade, azil sürecini Kongreye verilmiş yetkilerden biri olarak sınıflandırır. Power, yasal veya anayasal yetki anlamındadır; of Congress ise bu yetkiyi elinde bulunduran kurumun Kongre olduğunu belirtir.
Alıştırma
as a power of Congress ifadesinde of Congress neyi belirtir?
- Kongre kontrol edilen kurumdur.
- Kongre fiziksel güç veya elektrik sağlar.
- Yasal yetki Kongrenin elindedir.
Cevabı göster
Yasal yetki Kongrenin elindedir.
Anayasa dilinde any civil officers
Bu anayasal tartışmada civil officers ifadesi, devlette sivil kamu görevlerini yürüten kişileri belirtir. Civil, görev türünü sınıflandırır; kişinin nazik veya görgülü olduğunu anlatmaz. Any, ilgili kategorinin tamamını kapsayan geniş bir gönderim kurar. Tam olarak hangi makamların kapsandığı ilgili hukuk metnine bağlı olabilir; bu cümle ise kapsamın Başkan'a kadar uzandığını söyler.
Alıştırma
Bu anayasal cümlede any civil officers ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- İlgili tüm sivil kamu görevi sahipleri
- Nazik davranan görevliler
- Ofis binalarında çalışan özel kişiler
Cevabı göster
İlgili tüm sivil kamu görevi sahipleri
up to and including: üst sınırı açıkça dâhil etmek
Up to and including X, X'i bir aralığın üst sınırı olarak belirler ve X'in de bu aralığa dâhil olduğunu açıkça ifade eder. Burada Başkan da kapsama alınır; sınırın hemen dışında bırakılmaz. And including eklemek, bir kuralda veya listede up to tek başına kullanıldığında oluşabilecek belirsizliği giderir.
Alıştırma
Cümleyi üst yaş sınırını açıkça dâhil eden dört sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The youth program is open to participants ____ age eighteen.
Cevabı göster
up to and including
Although demands for impeachment can come from any members of the public,
1:16Görevden alma talepleri halkın herhangi bir üyesinden gelebilse de,
only the House of Representatives has the power to actually initiate the process. Kalıp ifadeler
1:21sadece Temsilciler Meclisi süreci fiilen başlatma gücüne sahiptir.
has the power to actually initiate the process: süreci resmen başlatma yetkisine sahip olmak
Have/has the power to + fiil, yalnızca bir şeyi yapabilmek değil, onu yapma yetkisine veya yasal hakkına sahip olmak demektir. Burada azil sürecini başlatmak için kurumsal olarak yetkilendirilmiş tek organın Temsilciler Meclisi olduğu anlatılır. Initiate the process, belirlenmiş bir süreci resmen başlatmak demektir ve start the process ifadesinden daha resmîdir. Actually karşıtlığı güçlendirir: halk azil talep edebilir, ancak resmî ilk adımı yalnızca Temsilciler Meclisi atabilir.
Alıştırma
Resmî yetkiyi belirtmek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Under the bylaws, only the chair ____ the review.
Cevabı göster
has the power to initiate
referring the matter to a committee: konuyu bir komiteye havale etmek
Refer A to B, B’nin A’yı incelemesi, karara bağlaması veya ele alması için A’yı resmen B’ye göndermek ya da devretmek demektir. Bu cümlede the matter azil konusudur ve bir komite sonraki adım için konuyu teslim alır. Nesne, refer ile to arasına gelir: refer + the matter + to + a committee. Referring biçimi, begins by referring yapısında by sözcüğünden sonra geldiği için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, başkanın şikâyeti ele alınması için resmen etik komitesine gönderdiği anlamına gelir?
- The chair mentioned the ethics committee in the complaint.
- The chair referred the complaint to the ethics committee.
- The chair referred to the complaint during the meeting.
Cevabı göster
The chair referred the complaint to the ethics committee.
usually the House Committee on Rules and the House Committee on the Judiciary. Kültür
1:29genellikle Meclis Kurallar Komitesi ve Meclis Yargı Komitesine havale edilmesiyle başlar.
House Committee on Rules ... House Committee on the Judiciary: on ile kurulan komite adları
House Committee on Rules ve House Committee on the Judiciary, ABD Temsilciler Meclisindeki komitelerin adlarıdır. Rules Meclisin kural ve usullerini; the Judiciary ise hukuk ve yargıyla ilgili konuları gösterir. Bu metinde bu adlar, usule ve hukuka ilişkin incelemeye katılan Meclis organlarını belirtir. Bir komite adında Committee on + konu, “o konudan sorumlu komite” demektir. Buradaki on bir sorumluluk alanını tanıtır; yer bildirmez.
Alıştırma
House Committee on the Judiciary ifadesinde on neyi gösterir?
- Komitenin sorumluluk alanını
- Komitenin toplandığı katı
- Yargı organının üzerinde bir konumu
Cevabı göster
Komitenin sorumluluk alanını
These committees review the accusations, examine the evidence, and issue a recommendation. Kalıp ifadeler
1:34Bu komiteler suçlamaları inceler, delilleri gözden geçirir ve bir tavsiye kararı çıkarır.
review ..., examine ..., and issue ...: paralel süreç fiilleri
Bu yan cümlede üç eş görevli fiil öbeği vardır: review the accusations, examine the evidence ve issue a recommendation. Bunlar These committees öznesini paylaşır ve aynı fiil biçimini kullanır; böylece görevler açık ve özlü bir liste hâlinde sunulur. Burada issue, “resmî olarak vermek veya yayımlamak” anlamında bir fiildir. Issue a recommendation, resmî bir tavsiye sunmak demektir; issue bu kullanımda “sorun” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî eşdizimle tamamlayın: The panel will review the complaint, examine the records, and ____.
Cevabı göster
issue a recommendation
If they find sufficient grounds to proceed, Kalıp ifadeler
1:40Eğer ilerlemek için yeterli gerekçe bulurlarsa,
find sufficient grounds to proceed: devam etmek için yeterli gerekçe bulunduğuna karar vermek
Bu cümlede find sufficient grounds to proceed, “incelemeden sonra devam etmek için yeterli gerekçe bulunduğuna karar vermek” anlamına gelir. Find burada bir nesneyi bulmak değil, resmî bir sonuca varmak demektir. Grounds, harekete geçme nedenlerini veya dayanağını; sufficient ise gerekli ölçütün karşılandığını belirtir. To proceed, bu gerekçelerin desteklediği sonraki eylemin devam etmek olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “devam etmek için yeterli gerekçe” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: After examining the complaint, the board found ____.
Cevabı göster
sufficient grounds to proceed
the House holds a separate vote on each of the specific charges, Kalıp ifadeler
1:43Meclis, her bir belirli suçlama için ayrı ayrı oylama yapar,
hold a separate vote on each of ...: her maddeyi ayrı ayrı oylamak
Hold a vote on something, “bir konu hakkında oylama düzenlemek ve yapmak” anlamına gelir. Buradaki holds, bir şeyi fiziksel olarak tutmak değil, oylama yapmak demektir. A separate vote on each of the specific charges, her suçlamanın ayrı ayrı karara bağlandığını belirtir. Suçlamalar, hepsinin birlikte kabul veya reddedileceği tek bir oylamada birleştirilmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “her teklif hakkında ayrı bir oylama yapmak” anlamındaki yapıyla tamamlayın: The committee will ____ the three proposals.
Cevabı göster
hold a separate vote on each of
known as articles of impeachment: “azil maddeleri” olarak adlandırılan
Known as, “olarak bilinen” veya “olarak adlandırılan” anlamına gelir. Burada articles of impeachment, ABD'deki azil sürecinde karara sunulmak üzere resmen belirtilen belirli suçlamaların resmi adıdır. Bu hukuki kullanımda article, ayrı bir resmi suçlama veya madde anlamına gelir; gazete, dergi ya da akademik yazı anlamına gelmez. Çoğul articles biçimi, birden fazla suçlama olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede articles of impeachment neyi ifade eder?
- Azil oylaması için resmen belirtilen suçlamalar.
- Bir tartışma sırasında yapılan genel yorumlar.
- Azil sürecini haber yapan gazete yazıları.
Cevabı göster
Azil oylaması için resmen belirtilen suçlamalar.
If one or more passes by a simple majority, Kelime
1:50Bir veya daha fazlası basit çoğunlukla geçerse,
passes by a simple majority: yarıdan fazla oyla kabul edilmek
Bu oylama bağlamında passes, “kabul edilir” anlamına gelir ve öznesi oylanan maddelerden biridir. By a simple majority, kabul için kullanılan oy eşiğini belirtir. Simple majority genellikle geçerli kurala göre sayılan oyların yarısından fazlası demektir. Bu, yalnızca en çok oyu almak değildir; üçte iki gibi daha yüksek bir şart da değildir.
Alıştırma
Hangi sonuç basit çoğunluk şartını açıkça karşılar?
- Öneri, sayılan 100 oyun tam olarak 50'sini alır.
- Öneri 100 oyun 40'ını alır, ancak diğer iki seçeneğin her birinden daha çok oy alır.
- Öneri, sayılan 100 oyun 51'ini alır.
Cevabı göster
Öneri, sayılan 100 oyun 51'ini alır.
the stage is set for trial: koşullar hazır
The stage is set for trial bir mecazdır: yargılamanın başlaması için gerekli koşullar artık hazırdır. Önceki hazırlıkların ardından yargılamayı sıradaki önemli olay olarak sunar. Buradaki stage, gerçek bir tiyatro sahnesi değil, durum veya hazırlanmış koşullar anlamına gelir. Başka bağlamlara aktarılabilen the stage is set for + isim kalıbı, bir şeyin gerçekleşmesi için şartların hazır olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede the stage is set, sıradaki olay için koşulların hazır olduğunu belirtmek amacıyla mecazi olarak kullanılmıştır?
- The workers built a stage beside the construction site.
- Construction began on a stage for the festival.
- With the permits approved, the stage is set for construction to begin.
Cevabı göster
With the permits approved, the stage is set for construction to begin.
The actual trial that follows impeachment is held in the Senate.
1:58Suçlamayı (impeachment) takip eden asıl yargılama Senato'da yapılır.
known as managers: azil yargılamasındaki bir rol
known as managers ifadesinde known as, “adı verilen” veya “bu unvanla anılan” anlamına gelir. ABD'deki bir azil yargılamasında managers, Temsilciler Meclisinin davasını Senatoda sunmak üzere Meclis tarafından seçilen üyelerdir. Gündelik manager sözcüğü genellikle işleri düzenleyen veya denetleyen birini ifade eder; ancak azil bağlamı burada sözcüğe bu özel kurumsal anlamı kazandırır. Bağlamdan bağımsız ve açık bir ifadede daha eksiksiz terim impeachment managers olur.
Alıştırma
ABD'deki bir azil yargılamasıyla ilgili haberde managers sözcüğü büyük olasılıkla kimi ifade eder?
- Devlet dairelerini denetleyen şirket yöneticileri.
- Sıradan ceza davalarının takvimini hazırlayan mahkeme çalışanları.
- Temsilciler Meclisinin davasını Senatodaki yargılamada sunmak üzere Meclis tarafından seçilen üyeler.
Cevabı göster
Temsilciler Meclisinin davasını Senatodaki yargılamada sunmak üzere Meclis tarafından seçilen üyeler.
while the impeached official and their lawyers present their defense. Kalıp ifadeler
2:08suçlanan yetkili ve avukatları kendi savunmalarını sunarlar.
act as the prosecution: iddia makamı rolünü üstlenmek
Act as + bir rol veya işlev, kişinin olağan işi olsun ya da olmasın o rolü yerine getirmek anlamına gelir. Burada belirlenen kişiler, yargılamada iddia makamının işlevini üstlenir. Hukuk İngilizcesinde the prosecution, sanığa veya hakkında suçlama bulunan yetkiliye karşı davayı açıp savunan taraftır. Soyut bir zulüm fikrini değil, yargılama sürecindeki bir tarafı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir ekibe temsili duruşmada iddia makamı rolünün verildiğini söyler?
- In the mock trial, our team will act as the prosecution.
- In the mock trial, our team will act like the prosecution.
Cevabı göster
In the mock trial, our team will act as the prosecution.
present their defense: savunmayı resmen sunmak
Present one's defense, bir suçlama veya eleştiriye cevap veren savları, kanıtları ya da açıklamayı ortaya koymak anlamına gelen resmî bir kalıptır. Bu cümlede yetkili ve avukatları, kendi görüşlerini karar verecek kişilere açıklar. Present burada bir şeyi değerlendirilmek üzere sunmak anlamındaki fiildir; hediye anlamındaki isim değildir. Defense ise suçlamalara verdikleri cevabı belirtir, fiziksel korunmayı değil.
Alıştırma
Hangi cümle, sanığın suçlamaya karşı savlarını resmî olarak sunduğu anlamına doğal biçimde gelir?
- The defendant presented her defense to the court.
- The defendant received a present from the court.
- The defendant was present for her defense in court.
Cevabı göster
The defendant presented her defense to the court.
The Senate acts as both judge and jury, Deyimler
2:12Senato, hem yargıç hem de jüri olarak hareket eder,
acts as both judge and jury: tek bir kurulda iki rol
Act as, “bir rolü ya da işlevi yerine getirmek” demektir. act as both A and B kalıbı, aynı kişi ya da kurumun aynı anda iki rol üstlendiğini anlatır. Burada judge and jury, Senatonun bir azil yargılamasındaki ikili işlevini özetler: Senato yargılamayı yürütür ve mahkûmiyet kararı verilip verilmeyeceğine de oylamayla karar verir. Bu, senatörlerin sıradan bir mahkemedeki yargıç ve jüri üyelerine kelimenin tam anlamıyla dönüştüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi acts as both ... and ... kalıbıyla ve host ile scorekeeper rolleriyle tamamlayın: At the school contest, Maya ____.
Cevabı göster
acts as both host and scorekeeper
conducting the trial and deliberating after hearing all the arguments. Kalıp ifadeler
2:15yargılamayı yürütür ve tüm argümanları dinledikten sonra kararını tartışır.
deliberating after hearing all the arguments: önce dinlemek, sonra karar vermek
Deliberating, resmî bir karardan önce bilgileri dikkatle ele alıp tartmak demektir. after ile başlayan bölüm sırayı gösterir: önce tüm tarafların savları dinlenir, sonra karar verecek kişiler müzakere eder. Burada arguments, farklı tarafların sunduğu gerekçe ve iddialar anlamındadır; öfkeli kavgalar anlamına gelmez. Bu kullanım hukukta ve diğer resmî karar verme ortamlarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, komitenin iki tarafın gerekçelerini dinledikten sonra kararını dikkatle değerlendireceğini doğal biçimde anlatır?
- The committee will deliberate after hearing the arguments from both sides.
- The committee will deliberate both sides after hearing.
- The committee will argue after hearing the decision.
Cevabı göster
The committee will deliberate after hearing the arguments from both sides.
If it's the President or Vice President being impeached,
2:20Eğer yargılanan Başkan veya Başkan Yardımcısı ise,
the Chief Justice of the Supreme Court presides. Kültür
2:23oturumu Yüksek Mahkeme Başkanı yönetir.
Chief Justice of the Supreme Court presides: Yüksek Mahkeme Başkanı resmî süreci yönetir
Chief Justice, ABD Yüksek Mahkemesinin başındaki yargı makamının unvanıdır. Bu ifadede of the Supreme Court, makamın hangi kuruma ait olduğunu belirtir; Chief Justice soyut bir adalet türünü değil, bir yargı görevini adlandırır. Burada presides, resmî bir yargılamayı veya süreci yönetmek anlamına gelir. Yüksek Mahkeme Başkanı sürece başkanlık eder, ancak bu fiil o kişinin nihai kararı tek başına verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Chief Justice of the Supreme Court presides ifadesine hangi yorum uyar?
- Bu ifade baş adalet adlı soyut bir ilkeyi anlatır.
- ABD Yüksek Mahkemesinin başındaki kişi resmî süreci yönetir.
- Yüksek Mahkeme Başkanı nihai kararı tek başına verir.
Cevabı göster
ABD Yüksek Mahkemesinin başındaki kişi resmî süreci yönetir.
A conviction requires a supermajority of 2/3 Kelime
2:27Bir mahkûmiyet için 3'te 2'lik bir salt çoğunluk gerekir
requires a supermajority of 2/3: üçte ikilik nitelikli çoğunluk gerektirir
Oylama dilinde requires zorunlu bir koşulu belirtir: belirtilen eşik sağlanmadan mahkûmiyet kararı onaylanamaz. Oyların bu eşiğe ulaşması gerektiğini söyler; bu bir tavsiye değildir. Supermajority, olağan basit çoğunluktan daha yüksek, zorunlu bir oy oranıdır. Burada 2/3 belirli eşiği gösterir: oyların en az üçte ikisi gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle üçte ikilik oyu zorunlu bir koşul yapar?
- Approval requires a simple majority.
- Approval requires a two-thirds supermajority.
- Approval recommends a two-thirds supermajority.
Cevabı göster
Approval requires a two-thirds supermajority.
and results in automatic removal from power. Kalıp ifadeler
2:31ve bu da otomatik olarak güçten uzaklaştırmayla sonuçlanır.
results in automatic removal from power: otomatik olarak iktidar kaybına yol açar
Result in + isim öbeği, “belirli bir sonuca yol açmak” anlamına gelir. Burada özne daha önceki bir koşulu veya eylemi belirtir; automatic removal from power ise sonuçtur: kişi, kurala bağlı bir sonuç olarak resmî görevini veya yönetme yetkisini kaybeder. Buradaki power, yetenek veya elektrik değil, siyasi ya da resmî otorite anlamındadır. Automatic, sonucun olağan bir takdir kararına bağlı kalmadan kurala göre ortaya çıktığını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle ciddi bir ihlalin otomatik uzaklaştırmaya yol açabileceğini doğru biçimde ifade eder?
- A serious violation can result from automatic suspension.
- Automatic suspension can result in a serious violation.
- A serious violation can result in automatic suspension.
Cevabı göster
A serious violation can result in automatic suspension.
it can also disqualify them from holding office in the future Kalıp ifadeler
2:37bu durum onları gelecekte görev almaktan da men edebilir
Depending on the original ...: koşulu önce belirtme
Depending on, olacakları değiştirebilecek bir etkeni tanıtır. Depending on the original charges şeklindeki tam giriş öbeğinde original, charges sözcüğünü niteler; vurgulanan bölüm isimden önce bittiği için tek başına tamamlanmış değildir. Virgülden önce kullanılan bu öbek, koşulu önce verir. Ardından ana cümle olası sonucu belirtir. Sonucun koşullara göre değiştiği açıklamalarda bilgiyi bu şekilde düzenlemek yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucun değişebileceğini göstermek için baştaki Depending on ... öbeğini doğru kullanır?
- Depending on the weather, the game may move indoors.
- Depending the weather, the game may move indoors.
- Depending on the weather, may move the game indoors.
Cevabı göster
Depending on the weather, the game may move indoors.
disqualify someone from holding office: bir kişiyi kamu görevi üstlenmekten men etmek
Disqualify someone from doing something, bir kural ya da karar uyarınca bir kişinin bir şeyi yapma yeterliliğini resmen kaldırmak demektir. Burada bu işlem, onların gelecekte kamu görevi üstlenme konusundaki hukuki yeterliliğini kaldırabilir. Hold office, resmî bir kamu görevinde bulunmak demektir. Bir ofis odasına sahip olmak veya onu işgal etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu resmî yeterlilik yapısını tek sözcükle tamamlayın: A serious violation may disqualify the candidate ____ running for public office.
Cevabı göster
from
and open them to standard criminal prosecution. Kalıp ifadeler
2:41ve onları standart cezai kovuşturmaya açık hale getirebilir.
open someone to criminal prosecution: bir kişiyi ceza kovuşturmasına açık hâle getirmek
Open someone to something, bir kişiyi bir sonuca maruz veya o sonuç karşısında savunmasız hâle getirmek demektir. Bu cümledeki sonuç standard criminal prosecution, yani olağan ceza süreci yoluyla kovuşturulma ihtimalidir. Bu ifade, başlamış bir kovuşturmayı veya mahkûmiyeti değil, hukuki bir sonuca maruz kalma ihtimalini anlatır. Open burada fiziksel değil, mecazi anlamdadır.
Alıştırma
Hangi cümle, kovuşturmanın zaten başladığını söylemeden kararın şirketi hukuken ceza kovuşturmasına açık hâle getirebileceğini ifade eder?
- The ruling says the company has already been convicted.
- The ruling could open the company to criminal prosecution.
- The ruling could open a new office for criminal prosecutors.
Cevabı göster
The ruling could open the company to criminal prosecution.
So what exactly can get someone impeached? Dilbilgisi
2:44Peki birini tam olarak ne görevden aldırmaya itebilir?
get someone impeached: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısında nesne, etkilenen kişi veya şeyi; geçmiş zaman ortacı ise ortaya çıkan edilgen durumu belirtir. Burada someone etkilenen kişidir, impeached ise sonuçtur. Bu nedenle can get someone impeached, “birinin azil sürecine alınmasına neden olabilir” anlamına gelir. Buradaki get, “almak” demek değildir. Aynı yapı get someone fired veya get someone arrested gibi sonuçları da anlatabilir.
Alıştırma
“Careless conduct can get an employee fired,” cümlesinde get an employee fired ne anlama gelir?
- çalışandan birini işten çıkarmasını istemek
- çalışanın işten çıkarılmasına neden olmak
- çalışandan bir şey almak
Cevabı göster
çalışanın işten çıkarılmasına neden olmak
That's a bit more complicated: a bit ile yargıyı yumuşatma
That, az önce söz edilen konuya işaret eder. More complicated, bu konunun basit bir cevabı olmadığını ve ardından daha fazla açıklama, koşul veya istisna gelebileceğini belirtir. A bit, yargıyı yumuşatır. Cevabın daha az keskin duyulmasını sağlar, ancak konunun gerçekten sadece biraz karmaşık olduğu anlamına gelmez. Cümle, daha ayrıntılı bir açıklamadan önce dinleyicinin beklentilerini nazikçe yeniden ayarlar.
Alıştırma
Bir çalışma arkadaşınız evet ya da hayır cevabı istiyor, ancak birkaç koşul önem taşıyor. “That's a bit more complicated.” cevabı en doğal biçimde neyi belirtir?
- Konunun herhangi biri tarafından anlaşılması imkânsızdır.
- Konu basit olmadığı için cevabın açıklanması gerekir.
- Konuşan kişi yalnızca az miktarda bilgiye sahiptir.
Cevabı göster
Konu basit olmadığı için cevabın açıklanması gerekir.
impeachment in the US pits an elected legislature Kalıp ifadeler
2:52ABD'deki görevden alma süreci, seçilmiş bir yasamayı
against other democratically elected members of government.
2:56diğer demokratik yollarla seçilmiş hükümet üyeleriyle karşı karşıya getirir.
pit A against B: iki tarafı karşı karşıya getirmek
Pit A against B, “A ile B'yi birbirine karşı koymak, rekabet ettirmek ya da çatıştırmak” demektir. Burada buna yol açan şey impeachment, yani azil sürecidir: seçilmiş bir yasama organını bir tarafa, hükümetin demokratik yollarla seçilmiş diğer üyelerini öbür tarafa yerleştirir. Buradaki pits bir fiildir; “çukurlar” anlamındaki çoğul isim değildir. Bu ifade, her iki tarafın da demokratik meşruiyete sahip olduğunu vurgular. Daha genel olarak pit A against B yapısının öznesi, iki taraf arasında karşıtlık yaratan bir olay, kural veya sistem olabilir.
Alıştırma
Cümleyi pit A against B yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The new playoff format ____ the top team ____ last year's champion.
Cevabı göster
pits · against
to prevent the process from being used as a political weapon, Dilbilgisi
3:00sürecin siyasi bir silah olarak kullanılmasını önlemek için,
to prevent A from being used: amaç ve edilgen yapıdaki risk
Baştaki to prevent ... amaç bildiren bir mastar yapısıdır; sonraki koruma önleminin veya kuralın neden getirildiğini açıklar. Prevent A from being done kalıbı, “A'nın bir işleme maruz kalmasını önlemek” anlamına gelir. Burada the process, kullanılabilecek olan şeydir; bu nedenle from sonrasında edilgen -ing biçimi being used gerekir. A political weapon, siyasi rakiplere saldırmak veya onları zayıflatmak için kullanılan bir süreç ya da kurum anlamındaki mecazdır. Fiziksel bir silah anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi prevent ... from being done ile tamamlayın: The safeguard was introduced to ____ personal data ____ being misused.
Cevabı göster
prevent · from
the Constitution specifies that an official can only be impeached Kalıp ifadeler
3:03Anayasa bir yetkilinin sadece şu durumlarda görevden alınabileceğini belirtir:
Constitution specifies that: açık bir resmî kuralı belirtme
Bu cümlede Constitution specifies that, Anayasa'nın kuralı açık ve kesin biçimde belirttiği anlamına gelir. Specifies, says veya mentions fiillerinden daha güçlüdür: ardından gelen yan cümleyi hukuk metninin açıkça koyduğu bir koşul olarak sunar. Yapı, kaynak + specifies that + yan cümle biçimindedir. Bir yasa, sözleşme, politika veya talimat kesin bir koşul ya da sınır koyduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede specifies that açık bir resmî gerekliliği belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- She specifies hello whenever she arrives.
- The contract specifies that payment is due within thirty days.
- My friend specifies that the movie was funny.
Cevabı göster
The contract specifies that payment is due within thirty days.
for treason, bribery, or other high crimes and misdemeanors. Kültür
3:07vatana ihanet, rüşvet veya diğer büyük suçlar ve kabahatler.
for treason, bribery, or other high crimes and misdemeanors: ABD Anayasası'ndaki azil ölçütü
Bu, ABD Anayasası'nın azil nedenlerini sıralarken kullandığı kalıptır: treason, bribery veya other high crimes and misdemeanors. Treason ve bribery belirli yanlış davranış türlerini adlandırırken son ifade daha geniş bir anayasal ölçüt getirir. High crimes and misdemeanors, modern ceza hukukundaki ağır suçlar ve kabahatler sınıflarının basit bir listesi değildir. Azil bağlamında kamu gücünün ciddi biçimde kötüye kullanılmasını, kamu güveninin ağır ihlalini veya başka ciddi uygunsuz davranışları kapsayabilir. Kesin kapsamı hukuki ve siyasi yoruma açık kalmıştır.
Alıştırma
ABD'deki azil bağlamında high crimes and misdemeanors ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- Her kabahat mahkûmiyetinin otomatik olarak azil gerektirdiği anlamına gelir.
- Yalnızca bir kamu görevlisinin gündelik küçük hatalarını ifade eder.
- Sıradan suç derecelerinin bir listesi değil, azle yol açabilecek ciddi uygunsuz davranışlara ilişkin anayasal bir ölçüttür.
Cevabı göster
Sıradan suç derecelerinin bir listesi değil, azle yol açabilecek ciddi uygunsuz davranışlara ilişkin anayasal bir ölçüttür.
That still leaves a lot of room for interpretation, Deyimler
3:13Bu yine de yoruma çok fazla alan bırakıyor,
leave a lot of room for interpretation: yoruma geniş bir alan bırakmak
leave room for something yapısında room, gerçek bir oda değil, soyut bir alan veya pay anlamına gelir. Burada leaves a lot of room for interpretation, ifadenin tek ve kesin bir anlam belirlemediğini, farklı makul yorumlara izin verdiğini anlatır. Yapı leave + room miktarı + for + isim biçimindedir. Kurallar, sözleşmeler, kanıtlar veya talimatlar farklı kişilerin farklı sonuçlara varmasına izin verecek kadar açık olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Farklı makul yorumlara izin veren bir metni anlatan yerleşik ifadeyi tamamlayın: This vague clause leaves a lot of ____.
Cevabı göster
room for interpretation
not to mention politics: siyaseti hesaba katmıyorum bile
Not to mention X, az önce söylenen düşünceyi güçlendiren başka bir nokta olarak X'i ekler. Genellikle özellikle açık, önemli veya sorunlu bir unsuru belirtir. Burada politics, yorum payına ek olarak başka bir karmaşık etken şeklinde eklenir. Konuşmacı siyaseti tartışmaya dahil etmektedir; insanlardan bu konudan kaçınmalarını istememektedir.
Alıştırma
Hangi cümlede not to mention başka bir dezavantaj eklemek için kullanılmıştır?
- The apartment is tiny, not to mention expensive.
- Don't mention the price during the meeting.
- The landlord asked us not to mention the price.
Cevabı göster
The apartment is tiny, not to mention expensive.
and many impeachment trials have split along partisan lines. Kalıp ifadeler
3:17ve birçok görevden alma davası partizan çizgilere göre bölünmüştür.
have split along partisan lines: partilere göre bölünme
To split along partisan lines, bölünmenin büyük ölçüde siyasi parti üyeliğine göre gerçekleşmesi demektir: bir partinin üyeleri bir tarafta, başka bir partinin üyeleri ise diğer tarafta yer alma eğilimindedir. Lines gerçek bir çizgiyi değil, mecazi bir sınırı anlatır. Have split, present perfect yapısındadır. Bu durumu, söz konusu zamana kadar birçok azil yargılamasında görülmüş bir örüntü olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The committee split along partisan lines.
- Üyeler parti temelli hiçbir ayrılık olmadan bir karara vardı.
- Üyeler zemine çizilmiş farklı çizgilerin karşı taraflarında durdu.
- Üyeler esas olarak siyasi parti üyeliklerine göre ayrıldı.
Cevabı göster
Üyeler esas olarak siyasi parti üyeliklerine göre ayrıldı.
But the process is generally understood to be reserved for serious abuses of power. Kalıp ifadeler
3:22Ancak süreç genel olarak gücün ciddi şekilde kötüye kullanımına ayrılmış olarak anlaşılmaktadır.
be reserved for serious abuses of power: süreci ciddi durumlarla sınırlamak
Be reserved for X, bir şeyin uygun grup, amaç veya durum X olacak şekilde ayrılması ya da sınırlandırılması demektir. Burada sürecin sıradan hatalar veya olağan politika anlaşmazlıkları için değil, yalnızca ciddi yetki suistimalleri için uygun olduğu kabul edilmektedir. An abuse of power, resmî yetkinin uygunsuz biçimde kullanılmasıdır. Generally understood, bu sınırı kesin bir hukuk kuralının doğrudan alıntısı olarak değil, geniş ölçüde kabul edilen bir norm olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle park alanının acil durum araçlarıyla sınırlı olduğunu açıkça belirtir?
- This parking area is suitable for emergency vehicles.
- This parking area is reserved for emergency vehicles.
- Emergency vehicles can reach this parking area easily.
Cevabı göster
This parking area is reserved for emergency vehicles.
The first official to be impeached was Tennessee Senator William Blount in 1797
3:28Görevden alınan ilk yetkili 1797'de Tennessee Senatörü William Blount'tu;
for conspiring with Britain to seize the Spanish colony of Louisiana. Kalıp ifadeler
3:35İspanyol kolonisi Louisiana'yı ele geçirmek için İngiltere ile komplo kurduğu gerekçesiyle.
conspiring with Britain to seize: conspire with someone to do something yapısı
Conspire with someone to do something, biriyle birlikte yasa dışı, zararlı veya dürüst olmayan bir eylemi gizlice planlamak demektir. Burada Britain komplo kurulan tarafı, to seize ise planlanan eylemi belirtir. İfade for'dan sonra gelir; bu nedenle conspiring, suçlamanın veya azil sürecinin gerekçesini bildiren bir isim-fiildir. Bu bağlamda seize, bir şeyi yalnızca elle tutmak değil, bir bölgenin kontrolünü güç veya zor kullanarak ele geçirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Conspire with ... to do yapısını tamamlayın: Prosecutors accused him of conspiring ____ two officials ____ steal public funds.
Cevabı göster
with · to
the House has launched impeachment investigations about 60 times, Kalıp ifadeler
3:41Meclis yaklaşık 60 kez görevden alma soruşturması başlattı,
Since then: zaman çizelgesini ileri taşımak
Since then, daha önce sözü edilen geçmişteki bir olaya gönderme yapar ve anlatımı bu olaydan sonraki dönem boyunca ileri taşır. Burada ilk tarihsel vakayı daha sonraki soruşturmaların toplam sayısına bağlar. Bu ifadede since bir nedeni değil, zamandaki başlangıç noktasını belirtir. Sonuç veya sayı geçmişteki o noktadan şimdiki referans noktasına uzandığında has launched örneğindeki gibi present perfect ile sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “geçmişteki o noktadan şimdiye kadar” anlamına gelen iki kelimelik zaman bağlayıcısıyla tamamlayın: A new rule was adopted in 2020. ____, complaints have fallen.
Cevabı göster
Since then
has launched impeachment investigations: şu ana kadarki birikimli sayı
Launch an investigation, resmî bir soruşturma başlatmak anlamına gelen resmî bir kalıptır. Burada launch bir şeyi havaya fırlatmak değil, başlatmak demektir; impeachment investigations, azil sürecini başlatmak için gerekçe bulunup bulunmadığını inceler. Has launched, present perfect yapıdadır. About 60 times ile birlikte, geçmişten referans anına kadar gerçekleşen başlatmaların toplamını verir; tamamlanmış bir geçmiş zamandaki tek bir olayı belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi launch fiilinin tam present perfect biçimiyle tamamlayın: Since January, the agency ____ three investigations into data leaks.
Cevabı göster
has launched
but only 19 have led to actual impeachment proceedings. Kalıp ifadeler
3:45ancak sadece 19'u gerçek görevden alma süreçlerine yol açtı.
have led to actual impeachment proceedings: neden ve resmî sonuç
Lead to + isim öbeği, bir sonuca neden olmak veya o sonucu doğurmak demektir. Have led to, önceki soruşturmaları referans anına kadar ortaya çıkan sonuçlarına bağlar; yalnızca 19'u bir sonraki resmî aşamayı doğurmuştur. Proceedings, resmî hukuki veya kurumsal işlemleri belirten çoğul biçimli bir isimdir. Actual, konunun soruşturma aşamasında kalmadığını ve resmî azil sürecinin gerçekten başladığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: So far, the safety review ____ formal disciplinary proceedings.
Cevabı göster
has led to
The eight cases that ended in a conviction and removal from office Kalıp ifadeler
3:50Mahkûmiyet ve görevden uzaklaştırmayla sonuçlanan sekiz dava
end in a conviction and removal from office: mahkûmiyet ve görevden alınmayla sonuçlanmak
end in + sonuç kalıbı, bir olayın veya sürecin o sonuçla bittiğini belirtir. Burada ended in, iki paralel sonucu tanıtır: a conviction, yani mahkûmiyet, ve removal from office, yani kamu görevinden alınma. A conviction, hukuk önünde suçlu bulunma kararıdır. Removal from office ise iş yerinden çıkmak değil, resmî olarak bir kamu görevini kaybetmek demektir.
Alıştırma
Cümleyi end in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the investigation, the case ____ a conviction.
Cevabı göster
ended in
and impeachment of a sitting president is even more rare. Kelime
3:55ve görevdeki bir başkanın görevden alınması ise çok daha nadirdir.
a sitting president: görevdeki bir başkan
Siyasi ve hukuki İngilizcede a sitting president, ilgili zamanda başkanlık görevini sürdüren kişidir. Burada sitting, vücut pozisyonunu değil, kişinin resmî görev durumunu anlatır. Aynı kullanım, kişinin o görevi hâlâ sürdürdüğünün önemli olduğu durumlarda sitting judge veya sitting senator gibi başka kamu görevlerinin önünde de görülebilir.
Alıştırma
'The committee investigated a sitting president,' cümlesindeki a sitting president kimdir?
- O sırada başkanlık görevini sürdüren bir kişi
- Görevinden daha önce ayrılmış eski bir başkan
- Tesadüfen oturmakta olan bir başkan
Cevabı göster
O sırada başkanlık görevini sürdüren bir kişi
for attempting to replace Secretary of War Edwin Stanton Dilbilgisi
4:03Savaş Bakanı Edwin Stanton'ı
for attempting to ... without consulting ...: gerekçe ve atlanan danışma
for + -ing yapısı, bir suçlamaya, cezaya veya eleştiriye yol açan eylemi belirtir. Burada for attempting to replace ... gerekçeyi verir: Birisi Edwin Stanton'ı görevinden almaya çalışmıştır. Attempt to + fiilin yalın hâli bir girişimi anlatır ve girişimin başarılı olduğunu söylemez. without + -ing yapısı, gerçekleşmeyen bir eylemi veya gerekli adımı belirtir. Without consulting the Senate, görevden alma girişiminden önce Senatonun görüşüne resmen başvurulmadığı veya Senatonun sürece dahil edilmediği anlamına gelir. Kurumsal bağlamlarda consult, bir kişi ya da kurumun görüşünü resmen istemek demektir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için attempt ve consult fiillerinin doğru biçimlerini kullanın: The director was criticized for ____ to change the safety rules without ____ the committee.
Cevabı göster
attempting · consulting
Over a century later: zaman çizgisinde büyük bir sıçrama
Over a century later bir zaman geçişi ifadesidir. Anlatıyı daha önce sözü edilen olaydan yüz yıldan fazla sonraki yeni bir zaman noktasına taşır. Burada over “üstünde” değil, “-den fazla” anlamına gelir; later ise önceki olayı ölçüt alır. Cümlenin başında kullanıldığında, bir sonraki olay anlatılmadan önce zaman çizgisinin büyük bir sıçrama yapacağını dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Bir yasa 1900'de kabul edilmiş ve 2020'de değiştirilmiştir. Tarihsel bir anlatıda değişikliği en iyi hangi ifade tanıtır?
- For over a century
- Over a century later
- Over a century ago
Cevabı göster
Over a century later
Bill Clinton was impeached for making false statements under oath Kelime
4:10Bill Clinton yemin altındayken yalan beyanda bulunmaktan suçlandı,
for making false statements under oath: yemin altında yanlış beyanda bulunduğu için
for edatı, azil suçlamasının nedenini belirtir. Ardından -ing biçimindeki making gelir: for making... Making false statements, gerçeğe aykırı bilgi vermek demektir. Under oath hukuki bir koşul ekler: kişi gerçeği söyleyeceğine resmen yemin etmiştir; bu nedenle durum, sıradan bir sözü tutmamaktan daha ciddidir.
Alıştırma
Cümleyi “memur, gerçeği söyleyeceğine resmen yemin ettikten sonra gerçeğe aykırı bilgi verdiği için” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The officer was dismissed ____.
Cevabı göster
for making false statements under oath
during a sexual harassment trial: bir cinsel taciz davası sırasında
Sexual harassment, cinsel nitelikteki istenmeyen davranışları anlatan standart bir hukuk ve iş yeri terimidir. Genel rahatsızlık verme veya can sıkmadan daha ciddi ve daha belirgindir. Burada trial, mahkemedeki resmi yargılama sürecini anlatır. During + isim öbeği, bir olayı bu süreç devam ederken geçen zamanın içine yerleştirir; tek başına olayın tüm dava boyunca sürdüğünü belirtmez.
Alıştırma
Hangi durum during a sexual harassment trial ifadesiyle doğru biçimde anlatılır?
- Bir şirket iş yerindeki genel bir rahatsızlığı gayriresmî olarak tartışırken
- Herhangi biri şikâyette bulunmadan veya hukuki bir süreç başlamadan önce
- Bir mahkeme cinsel taciz iddialarıyla ilgili bir davayı resmi olarak görürken
Cevabı göster
Bir mahkeme cinsel taciz iddialarıyla ilgili bir davayı resmi olarak görürken
Both were ultimately acquitted: ikisi de sonuçta beraat etti
Both, daha önce adı geçen iki kişinin ikisini de kapsar. Cümle, süreç nihai sonuca ulaştığında iki kişinin de mahkûm edilmediği anlamına gelir. Ultimately bir sürecin sonundaki sonucu vurgular; were acquitted ise odak kişiler ve karar olduğu için edilgen yapıdadır. Bir dava veya benzer resmî yargılamada be acquitted, mahkûmiyet yerine beraat kararı almak demektir. Bu, mevcut bir mahkûmiyetin sonradan affedilmesi değil, yargılamanın sonucudur.
Alıştırma
Hangi cümle birinin beraat etmesini doğru biçimde anlatır?
- After hearing the case, the jury found Maya not guilty, so she was acquitted.
- Maya was convicted and sentenced to a fine.
- After Maya's conviction, the governor pardoned her.
Cevabı göster
After hearing the case, the jury found Maya not guilty, so she was acquitted.
fell short of the required 2/3 majority. Kalıp ifadeler
4:21gereken 3'te 2 çoğunluğun altında kaldı.
fell short of the required 2/3 majority: gerekli üçte iki çoğunluğa ulaşamadı
Fell short of, gerekli bir miktara, standarda veya hedefe ulaşılamadığını belirtir. Burada özne the Senate's votes to convict, of sonrasındaki eşik ise the required 2/3 majority ifadesidir. Oy sayısı bu eşiğin altında kaldı. Fell, fall fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu ifadede fall short of fiziksel olarak düşmekle ilgili değildir; bir sonucun gerekli veya beklenen düzeyden düşük olduğunu söylemenin farklı durumlarda kullanılabilen bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi fall short of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The team scored 48 points and ____ its 50-point target.
Cevabı göster
fell short of
Contrary to popular belief: yaygın bir yanılgıyı düzeltmek
Contrary to popular belief, “birçok insanın doğru olduğuna inandığı şeyin aksine” anlamına gelir. Bir ifadenin önüne getirildiğinde, sıradaki gerçeğin yaygın bir yanılgıyı düzelteceğini bildirir. Kalıp contrary to + isim öbeği şeklindedir. Burada popular belief, sorgulanan inanıştır; contrary to, birinin bilerek ters yönde davrandığı anlamına gelmez. Baştaki And, bu düzeltmeyi önceki noktaya bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, yaygın bir yanılgıyı düzeltmek için hedef ifadeyi kullanıyor?
- Contrary to what you predicted, our team won the final.
- In contrast to the old model, the new phone has a larger screen.
- Contrary to popular belief, lightning can strike the same place more than once.
Cevabı göster
Contrary to popular belief, lightning can strike the same place more than once.
Was never actually impeached: hatalı bir olgusal iddiayı düzeltmek
Was impeached, simple past passive yapıdadır ve özneyi resmî azil suçlamasına maruz kalan taraf olarak gösterir. Never olayın gerçekleştiğini reddeder; actually ise insanların varsayabileceği bir bilgiyi düzeltir. Birlikte was never actually impeached, resmî azil suçlamasının gerçekte hiç gerçekleşmediği anlamına gelir. Bu cümlede ifade önemlidir; çünkü Nixon, Temsilciler Meclisinin tamamı onu azil suçlamasıyla resmen itham etmek için oylama yapmadan önce istifa etti. Bu, suçlanıp sonra mahkûmiyetten kurtulduğu anlamına gelmez; azil suçlamasının kendisinin hiç gerçekleşmediğini söyler.
Alıştırma
Hangi durum“The official was never actually impeached” şeklinde doğru biçimde özetlenebilir?
- Temsilciler Meclisi yetkiliyi resmen azil suçlamasıyla itham etti, ancak Senato daha sonra beraat ettirdi.
- Yasa koyucular azli tartıştı, ancak Temsilciler Meclisi suçlamaları hiçbir zaman resmen onaylamadı.
- Temsilciler Meclisi yetkiliyi resmen azil suçlamasıyla itham etti ve Senato daha sonra suçlu buldu.
Cevabı göster
Yasa koyucular azli tartıştı, ancak Temsilciler Meclisi suçlamaları hiçbir zaman resmen onaylamadı.
Watergate scandal: Nixon'ın istifasının arka planı
Watergate skandalı, 1970'lerde Başkan Richard Nixon yönetimini ve yapılan yanlışları örtbas etme girişimlerini kapsayan büyük bir ABD siyasi skandalıydı. Bu cümleyi anlamak için bilinmesi gereken temel nokta, skandalın yoğun siyasi ve azil baskısı yaratarak Nixon'ın istifasına katkıda bulunmasıdır. Watergate olayın özel adıdır; sıradan bir kapıdan veya su engelinden söz edilmez. İngilizce haberlerde ve tarih anlatılarında Watergate tek başına da bu skandalı ifade edebilir.
Alıştırma
Bu tarihsel bağlamda Watergate skandalı neyi ifade ediyor?
- Başkan Nixon'ın istifasına katkıda bulunan büyük bir siyasi skandal
- Nixon'ı ilk kez başkan yapan bir seçim
- Başkanları iki dönemle sınırlayan bir yasa
Cevabı göster
Başkan Nixon'ın istifasına katkıda bulunan büyük bir siyasi skandal
before it could happen: bir olasılık gerçekleşmeden önce harekete geçmek
before it could happen, “o olay gerçekleşme fırsatı bulmadan önce” demektir. Burada it resmî azli, could ise bir kişinin yeteneğini değil olasılığı ifade eder. Eylem + before + olay + could happen kalıbı, ilk eylemin beklenen olayı engelleyecek veya gerçekleşmesini önleyecek kadar erken yapıldığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, olası bir sonucu engelleyecek kadar erken yapılan bir eylemi gösterir?
- The team fixed the leak before it could cause serious damage.
- The team fixed the leak after it caused serious damage.
- The team knew the leak had caused serious damage.
Cevabı göster
The team fixed the leak before it could cause serious damage.
knowing he would almost certainly be convicted. Dilbilgisi
4:33neredeyse kesinlikle mahkûm edileceğini bildiği için.
knowing he would almost certainly be convicted: nedeni kısa biçimde verme
knowing he would almost certainly be convicted şeklindeki -ing yan cümlesi, öznenin ana eylem sırasında bildiği şeyi ekler ve bu bilgiyi eylemin nedeni olarak sunar. Çoğu zaman because he knew... biçiminde açılabilir. Örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı kişi olmalıdır; burada he, Richard Nixon’ı ifade eder. Would almost certainly be convicted geçmişteki bir noktadan değerlendirilir: suçlu bulunmak, o sırada gerçekleşme olasılığı son derece yüksek görünen gelecekteki bir sonuçtu. Would geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı değil, geçmişten bakılan geleceği belirtir; be convicted ise edilgendir.
Alıştırma
Hangi cümle, ana öznenin kararını açıklamak için knowing yan cümlesini doğru kullanıyor?
- The storm would almost certainly get worse, knowing the pilot turned back.
- Knowing the storm would almost certainly get worse, the runway was closed.
- The pilot turned back, knowing the storm would almost certainly get worse.
Cevabı göster
The pilot turned back, knowing the storm would almost certainly get worse.
the US government is already designed to prevent abuses of power, Kalıp ifadeler
4:37ABD hükümeti, gücün kötüye kullanılmasını önlemek için zaten tasarlanmıştır;
Theoretically: bir iddiayı teori düzeyinde çerçevelemek
Theoretically, tüm iddiayı bir teoriye, kurala veya sistem tasarımına göre doğru olarak çerçeveleyen bir cümle zarfıdır. Bu cümlede hükümetin tasarımını teorik iddia olarak işaretler; sistemin gerçek koşullarda her zaman bu şekilde çalışacağını garanti etmez. Konuşmacı cümleye Theoretically ile başlayarak önce ilkeyi verir ve But... ya da in practice... gibi bir karşıtlığa hazırlık yapar. Dinleyiciye bilgiyi nasıl düzenleyeceğini gösterir: önce teori, ardından gerçek dünyadaki olası bir sınırlama.
Alıştırma
Hangi cümle, gerçek sonuçlardan farklı olabilecek bir tahmini çerçevelemek için Theoretically kullanıyor?
- Fortunately, the system can support 1,000 users, but actual performance may be lower.
- Theoretically, the system can support 1,000 users, but actual performance may be lower.
- Ideally, the system can support 1,000 users, but actual performance may be lower.
Cevabı göster
Theoretically, the system can support 1,000 users, but actual performance may be lower.
already designed to prevent abuses of power: sisteme önceden yerleştirilmiş bir koruma amacı
Be designed to + fiilin yalın hâli, bir sistemin, ürünün veya mekanizmanın amaçlanan işlevini belirtir. Burada is designed to prevent, ABD hükümetinin yapısının gücün kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla düzenlendiğini anlatır; designed görsel görünümü değil, kurumsal tasarımı ifade eder. Already, bu korumanın söz konusu eylemden önce sisteme yerleştirilmiş olduğunu gösterir. Burada prevent fiilini, yetkinin uygunsuz biçimde kullanıldığı durumlar anlamındaki abuses of power isim öbeği izler. İfade amaçlanan bir korumayı anlatır; kötüye kullanımın asla gerçekleşmeyeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi, prevent kullanan dört kelimelik bir be designed to biçimiyle tamamlayın: The guard ____ accidental contact with the blade.
Cevabı göster
is designed to prevent
limiting different branches through a system of checks and balances, Kültür
4:42farklı kuvvetleri bir denetim ve denge sistemi aracılığıyla sınırlayarak,
of checks and balances: devlet erkleri arasındaki karşılıklı sınırlamalar
Checks and balances, ayrı devlet erklerinin birbirini sınırlamasına veya denetlemesine imkân veren yetkilere sahip olduğu sistemi anlatan kalıplaşmış bir siyaset terimidir. Amaç, herhangi bir erkin denetlenmeyen bir güç kazanmasını önlemektir. Bu cümlede of checks and balances, erkleri sınırlamak için kullanılan sistemin türünü belirtir. Burada checks, inceleme işlemleri ya da yazılı çekler değil, sınırlamalar veya karşı önlemler demektir. Balances ise yetkinin tek bir yerde toplanmaması için güçlerin dağıtılmasını ve birbirini dengelemesini ifade eder.
Alıştırma
Hangi ifade, yönetimde checks and balances kavramını en iyi açıklar?
- Farklı devlet erkleri birbirlerinin gücünü sınırlayabilir.
- Devlet daireleri mali bakiyeleri inceler.
- Bir erk diğer tüm erkler üzerinde nihai yetkiye sahiptir.
Cevabı göster
Farklı devlet erkleri birbirlerinin gücünü sınırlayabilir.
an emergency brake: istisnai bir yedek önlem metaforu
an emergency brake ifadesi, gerçek anlamda tehlikeli bir durumda bir aracı veya makineyi durdurmak için kullanılan bir aygıttır. Burada ise bir metafordur: azil süreci, denge ve denetleme mekanizmaları, görev süresi sınırlamaları ve özgür seçimler gibi olağan güvenceler başarısız olduğunda kullanılabilecek güçlü bir yedek mekanizma olarak sunulur. Bu imge, azil sürecini rutin değil, istisnai bir araç olarak gösterir. Acil durum frenini çekmek gibi, bu mekanizmayı kullanmak da daha kötü bir sonucu önlemek için normal işleyişi kesintiye uğratır. can be seen as ifadesi, bunun gerçek bir tanım değil, açıklayıcı bir karşılaştırma olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede an emergency brake ne anlama geliyor: "The independent review panel acts as an emergency brake when normal oversight fails."?
- Olağan güvenceler başarısız olduğunda kullanılan güçlü bir yedek önlem.
- Bir devlet binasına yerleştirilmiş fiziksel bir fren düzeneği.
- Normal işleyiş sırasında kullanılan rutin bir prosedür.
Cevabı göster
Olağan güvenceler başarısız olduğunda kullanılan güçlü bir yedek önlem.
please consider supporting it on patreon.com/teded.
5:00lütfen patreon.com/ted-ed üzerinden destek olmayı düşünün.