Önde Gelen Çevrecilerle Kaliforniya Monterey'de Balina Gözlemine Çıkın | Business Insider: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
790 kelime 169 kel/dk

Video özeti: Monterey Körfezi'nde Happywhale balinaları fotoğraflıyor, izleri yapay zekâ destekli katalogla eşleştiriyor ve gözlemleri koruma bilgisine dönüştürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. meet up with - Öbek fiiller: Bu gündelik fiil, insanlarla kararlaştırılan yerde buluşmayı anlatır ve saha planlarında kullanılır; up yukarı yön belirtmez. 2. It takes months to match the photographs. - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: It takes + süre + to + fiil bir sürecin ne kadar sürdüğünü belirtir; it bir nesneyi göstermez. 3. go places together - Deyimler ve mecazlı ifadeler: Ortakların birlikte ilerleyeceğini veya başarılı olacağını öngörür; birçok yere gerçek yolculuk anlamına gelmez.

Bu derste

Happywhale is a research platform where anybody can upload photos of whales. Dilbilgisi

0:01

Happywhale, herkesin balina fotoğrafları yükleyebildiği bir araştırma platformudur.

Dilbilgisi

where anybody can upload photos of whales ifadesinin kısıtlayıcı ilgi cümleciği olarak kullanımı

Burada where anybody can upload photos of whales, Happywhale'in nasıl bir araştırma platformu olduğunu belirleyen kısıtlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Where, platform sözcüğüne gönderme yapar ve onu yükleme eyleminin gerçekleştiği dijital bir alan olarak gösterir; bir soru sormaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, yer veya alan bildiren isim + where + özne + fiil şeklindedir. Where sonrasındaki cümlecik normal bildirme cümlesi sırasını korur ve alanın işlevini ya da insanların orada neler yapabileceğini açıklar.

Alıştırma

Dersi işlerken öğrendiğiniz tek sözcüklük ilgi zarfıyla cümleyi tamamlayın: Our school has an online gallery ____ students can share their artwork.

Cevabı göster

where

We can identify them with AI image recognition.

0:09

Balinaları yapay zekâ destekli görüntü tanıma teknolojisiyle teşhis edebiliyoruz.

We are off to Moss Landing, California to meet up with Rob and Erin, Notlar

0:16

Kaliforniya'daki Moss Landing'e, Rob ve Erin'le buluşmaya gidiyoruz;

Kalıp ifadeler

off to + hedef: bir yere doğru yola çıkmak

We are off to Moss Landing cümlesinde be off to, bir hedefe doğru yola çıkmak veya o hedefe gidiyor olmak anlamına gelir. Off, harekete geçme hissi kattığı için cümle go kullanılan tarafsız bir ifadeden daha hareketli gelir. Kalıp be + off to + hedef şeklindedir: I'm off to work; They're off to London. Buradaki off; kapalı, çalışmıyor veya izinli anlamına gelmez.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: We have our tickets, and we're ____ the station.

Cevabı göster

off to

Öbek fiiller

meet up with + kişi veya grup

Burada meet up with Rob and Erin, kararlaştırılmış bir yere gidip Rob ve Erin'le buluşmak veya onlara katılmak anlamına gelir. Buluşma planlıdır; up yukarı doğru hareketi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp meet up with + kişi veya grup şeklindedir. Sosyal, seyahatle ilgili ya da işle ilgili amaçlarla bir araya gelmeyi anlatan konuşma diline özgü bir ifadedir.

Alıştırma

Cümleyi, meet ile oluşturulan ve “biriyle kararlaştırılmış bir zamanda buluşmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After school, I'll ____ Maya at the library.

Cevabı göster

meet up with

two whale scientists and research scientists I've known for many years, Dilbilgisi

0:20

ikisi de uzun yıllardır tanıdığım birer balina uzmanı ve araştırmacı,

but we've never worked together in the field. Kelime

0:24

ama sahada daha önce hiç birlikte çalışmadık.

Dilbilgisi

I've known ... for many years, but we've never worked together: uzun süredir tanışmak ama hiç birlikte çalışmamış olmak

I've known [the scientists] for many years, geçmişte başlayan ve şimdi de geçerli olan bir durumu present perfect ile anlatır. Tam cümlede the scientists, known fiilinin anlamca tamamlanan nesnesidir; yapı scientists whom I've known for many years anlamındadır. We've never worked together da present perfect kullanır; ancak never, şimdiye kadar hiçbir zaman ortak çalışma yapılmadığını belirtir. Zaman aralığı hâlâ açıktır, dolayısıyla şimdi veya gelecekte birlikte çalışabilirler. But iki gerçeği karşı karşıya getirir: uzun süredir devam eden bir tanışıklık, mutlaka ortak mesleki deneyim olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk boşlukta know fiilinin past participle biçimini, ikincide never + work fiilinin past participle biçimini kullanın: I've ____ Marta for ten years, but we've ____ together.

Cevabı göster

known · never worked

Kelime

in the field: gerçek bir ortamda sahada çalışmak

Bu cümlede in the field, normal ofis, laboratuvar veya başka bir kontrollü ortamın dışında, konunun ya da durumun doğrudan gözlemlenebileceği yerde çalışmak anlamına gelir. Hayvanları gözlemlemek için denize açılmak gibi, gerçek yerde yapılan uygulamalı çalışmayı anlatır. Buradaki field tarla veya bir çalışma alanı anlamına gelmez. Bağlamdaki eylem, ifadenin uygulamalı gözlem ya da araştırmanın yapıldığı yeri belirttiğini gösterir.

Alıştırma

Bir gazeteci şöyle diyor: "I spent three weeks in the field interviewing flood survivors." in the field ne anlama gelir?

  1. Olayların ve görüşmelerin gerçekleştiği yerlerde
  2. Ürün yetiştirmek için kullanılan bir tarlada
  3. Akademik bir ders olarak gazetecilik alanında
Cevabı göster

Olayların ve görüşmelerin gerçekleştiği yerlerde

So I'm really excited.

0:25

Bu yüzden çok heyecanlıyım.

Going out into Monterey Bay on a boat is a pretty special experience

0:36

Monterey Körfezi'ne tekneyle açılmak oldukça özel bir deneyim,

because you're out in a very wild and natural environment.

0:40

çünkü son derece vahşi ve doğal bir ortamın içindesiniz.

It's sort of in the animal zone,

0:43

Bir bakıma hayvanların yaşam alanındasınız;

nature at a scale that's hard to grasp. Kelime

0:45

karşınızda, boyutunu kavramanın zor olduğu bir doğa var.

Kelime

hard to grasp: zihinsel olarak anlaması zor

Grasp gerçek anlamda bir şeyi elle tutmak anlamına gelebilir, ancak burada mecazidir: to grasp something, bir şeyi açıkça anlamak veya zihinde canlandırmak demektir. Bu nedenle hard to grasp, ölçeğin zihnin anlamakta ya da hayal etmekte zorlanacağı kadar büyük olduğunu belirtir. Bu kullanım sayılar, kavramlar, sonuçlar ve karmaşık sorunlar gibi soyut şeylerde yaygındır.

Alıştırma

Bir bilim insanı şöyle diyor: "The distance between the galaxies is hard to grasp." hard to grasp ne anlama gelir?

  1. Tek elle sıkıca tutması zor
  2. Anlaması veya zihinde canlandırması zor
  3. Doğru biçimde yazması zor
Cevabı göster

Anlaması veya zihinde canlandırması zor

Oh, wow.

0:49

Vay canına.

Yeah, here come the whales. Dilbilgisi

0:50

Evet, balinalar geliyor.

Dilbilgisi

Here come the whales: anlık belirmeyi duyuran devrik yapı

Bu anlık seslenişte here, dikkati yeni beliren veya yaklaşan bir şeye yöneltir: balinalar görüş alanına girmektedir. Burada here yalnızca sıradan bir hareketin varış noktasını belirtmez. Cümle başındaki here ifadesinden sonra tam bir isim öznesi geldiğinde fiil özneden önce yer alır: here + come + the whales. Tekil bir isim öbeğiyle comes kullanılır; Here comes the whale. buna örnektir.

Alıştırma

Bir yunus grubu az önce belirdi. İsim öznesini açıkça söyleyen doğal anlık sesleniş hangisidir?

  1. The dolphins come here.
  2. Here come the dolphins.
  3. Here they come.
Cevabı göster

Here come the dolphins.

That's

0:51

İşte...

Whale up 9:00. Kültür

0:59

Saat 9 yönünde balina var.

Kültür

Whale up 9:00: kısaltılmış gözcü çağrısı

Whale up, bir balinanın su yüzüne çıktığını ve görülebildiğini bildiren kısaltılmış bir gözcü çağrısıdır. Gözlemcinin hızlı bildirim yapabilmesi için tanımlıklar ve tam cümle yapısı atlanır. 9:00, tekneye göre saat kadranı biçiminde yön bildirir: saat 12 ileriyi gösterdiği için saat 9 sol tarafı, yani iskelesancak karşıtı olan iskeleyi gösterir. Bu, görülme saatini değil yönü bildirir.

Alıştırma

Pruvası saat 12 yönü kabul edilen bir teknede Whale up 9:00 ne anlama gelir?

  1. Bir balina saat dokuzda ortaya çıkacak.
  2. Bir balina teknenin solunda su yüzüne çıktı.
  3. Teknenin önünde dokuz balina var.
Cevabı göster

Bir balina teknenin solunda su yüzüne çıktı.

Here comes the fluke sequence. Kültür

1:02

Kuyruğunu gösterme sekansı başlıyor.

Kültür

Balina gözleminde fluke sequence

Balina gözleminde fluke, balinanın iki loba ayrılan geniş kuyruk yüzgecidir. Fluke sequence ise balina dalışa hazırlanırken veya dalışını tamamlarken görülen kuyruk yüzgeci hareketleri dizisidir. Bu ifade, gözlemcilerin kuyruk yüzgecinin yararlı bir görüntüsünü önceden tahmin edip kaydetmesine yardımcı olur. Yüzgecin şekli ve işaretleri belirli bir balinanın tanınmasını sağlayabilir. Burada fluke bir vücut bölümünü belirtir; şans eseri olan bir olay anlamına gelmez ve sequence bir video kurgu terimi değildir.

Alıştırma

"Here comes the fluke sequence." cümlesindeki "fluke sequence" ne anlama gelir?

  1. Video kurgusu sırasında eklenen bir sekans
  2. Beklenmedik derecede şanslı bir olaylar zinciri
  3. Balinanın kuyruk yüzgecinde görülen bir dizi hareket
Cevabı göster

Balinanın kuyruk yüzgecinde görülen bir dizi hareket

Nice.

1:04

Güzel.

Nice.

1:04

Güzel.

Nice.

1:05

Güzel.

Beautiful.

1:06

Muhteşem.

It is just inspiring to go out on the water.

1:07

Denize açılmak gerçekten insana ilham veriyor.

I find myself making new connections Dilbilgisi

1:10

Kendimi yeni bağlantılar kurarken buluyorum

and being inspired to start new lines of research. Kalıp ifadeler

1:13

ve yeni araştırmalara başlamak için ilham alıyorum.

Dilbilgisi

find myself making new connections

Find oneself doing something kalıbı, kişinin bir şeyi yaptığını fark etmesi anlamına gelir. Bu eylem çoğu zaman bilinçli olarak planlanmamıştır veya davranış zamanla gelişmiştir. Bu cümlede I find myself making new connections, konuşmacının deneyime tepki verirken yeni bağlantılar kurduğunu sonradan fark ettiğini anlatır. Özneyle uyumlu bir dönüşlülük zamiri kullanın: I find myself, she finds herself ve they find themselves. Ardından gelen fiil -ing biçimini alır.

Alıştırma

Cümleyi, “planlamadığın hâlde bir şeyi yaptığını fark etmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After a month in the city, I ____ taking the long way home just to explore.

Cevabı göster

find myself

Kalıp ifadeler

yeni araştırma doğrultuları

Bu cümlede new lines of research, deneyimin yol açabileceği yeni araştırma doğrultuları veya birbiriyle bağlantılı inceleme yolları anlamına gelir. Buradaki line, çizilmiş bir çizgi, sıra ya da bir metin satırı değildir. A line of research isim öbeği her doğrultuyu sayılabilir kabul eder. Bu nedenle çoğul new lines of research, birkaç olası araştırma doğrultusunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, devam eden tek bir araştırma doğrultusunu anlatan standart akademik ifadeyle tamamlayın: The discovery opened up a new ____.

Cevabı göster

line of research

Looks like a young animal.

1:18

Genç bir hayvana benziyor.

Oh, yeah.

1:19

Ah, evet.

I think a lot of the science that we do can start to feel very hypothetical,

1:21

Bence yaptığımız bilimsel çalışmaların çoğu bazen fazlasıyla varsayımsal,

very academic,

1:25

fazlasıyla akademik gelebiliyor;

and there's just something magical about being in the field and being on the water

1:26

ama sahada, denizde olmanın bambaşka bir büyüsü var:

and feeling the salt spray and seeing and hearing the animals that you study.

1:32

tuzlu su serpintisini hissetmek, incelediğiniz hayvanları görmek ve seslerini duymak.

It reminds you why you got into the field in the first place. Notlar

1:37

Bu, size en başta bu alana neden girdiğinizi hatırlatıyor.

Dilbilgisi

reminds you why you got into the field: bu alana neden girdiğinizi hatırlatır

Remind someone why + yan cümle, bir deneyimin kişinin ilk nedenini veya motivasyonunu yeniden aklına getirmesi anlamına gelir. Burada got into the field, o alanda okumaya ya da çalışmaya başlamak demektir; dolayısıyla tüm bölüm ilk motivasyonla yeniden bağ kurmayı anlatır. why, reminds you sonrasında gömülü bir yan cümle başlattığı için doğrudan soru dizilişi why did you get değil, bildirme cümlesi dizilişi why you got kullanılır. Bu yapı remind me why I chose ve remind her why she started gibi düşünceli değerlendirmelere de aktarılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede reminded sonrasında why yan cümlesi doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. The workshop reminded why Nina chose engineering.
  2. The workshop reminded Nina why did she choose engineering.
  3. The workshop reminded Nina why she chose engineering.
Cevabı göster

The workshop reminded Nina why she chose engineering.

Öbek fiiller

Got into the field: mesleki bir alana girmek

Burada got into the field, “bu mesleki ya da akademik alanda çalışmaya, okumaya veya ciddi biçimde yer almaya başladı” demektir. The field fiziksel bir araziyi değil, bir çalışma veya eğitim alanını anlatır. Get into, birinin bir kariyere, konuya veya etkinliğe nasıl başladığını anlatmak için sık kullanılır. Why you got into the field ifadesi, kişinin başlangıçtaki yoluna ve motivasyonuna geri döner; yalnızca belirli bir işe kabul edildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

"After joining a robotics lab, Nina got into the field," cümlesinde "got into the field" ne anlama gelir?

  1. O mesleki alanda yer almaya başladı.
  2. Açık bir araziye yürüyerek girdi.
  3. Belirli bir iş teklifi aldı.
Cevabı göster

O mesleki alanda yer almaya başladı.

Kalıp ifadeler

In the first place: asıl nedene dönmek

In the first place, bir seçimin veya durumun başlangıcına geri dönmeyi anlatır. Why sözcüğünden sonra “başlangıçta” ya da “en başta” anlamına gelir: Konuşan kişi, o kişinin alana girmesinin ilk nedenini sorar. Bu, kalıplaşmış tek bir ifadedir. Buradaki place bir yeri anlatmaz ve ifade, listedeki ilk maddeyi tanıtmak için kullanılmaz.

Alıştırma

En uygun ifadeyi seçin: I do not enjoy this club anymore, but why did I join it ___?

  1. firstly
  2. in the first place
  3. at first
Cevabı göster

in the first place

Okay, so let's try to identify that whale.

1:41

Tamam, şimdi o balinanın kimliğini belirlemeye çalışalım.

There's a quick crop.

1:45

Fotoğrafı hızlıca kırpıyoruz.

Send it to the AI machine,

1:47

Onu yapay zekâ sistemine gönderiyoruz

and we have a match. Kalıp ifadeler

1:50

ve bir eşleşme buluyoruz.

Kalıp ifadeler

have a match: başarılı eşleşmeyi bildirmek

Bu cümlede have a match, karşılaştırma sisteminin fotoğrafla uyuşan bir öğe bulduğu anlamına gelir. A match burada eşleşen kayıt veya sonuçtur; spor karşılaşması ya da kibrit değildir. Have a match kalıbı, başarılı bir karşılaştırma sonucunu bildirmek için sık kullanılır: iki veri kümesi kontrol edildikten sonra We have a match denebilir.

Alıştırma

Bir yüz arama sistemi aynı kişinin kaydını buluyor. We have a match ne anlama gelir?

  1. Sistem uyuşan bir kayıt buldu.
  2. Bir spor karşılaşması başlamak üzere.
  3. Birinin kibriti var.
Cevabı göster

Sistem uyuşan bir kayıt buldu.

Absolutely.

1:51

Kesinlikle.

Yeah, there you go. Ton ve niyet

1:52

Evet, işte böyle.

Ton ve niyet

there you go: başarılı sonucu onaylamak

Bu sahnede there you go, beklenen sonucun az önce ortaya çıktığını onaylar. Konuşan kişi memnuniyetle tepki verir; bu, “İşte bu” veya “Başardın” demek gibidir. Bu, kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir; birinin gerçekten bir yere gittiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir çocuk sonunda bir oyuncağı çalıştırmayı başarıyor. Bir yetişkin There you go diyor. Yetişkin ne demek istiyor?

  1. Oyuncağı bana ver.
  2. O yere git.
  3. Başardın; artık çalışıyor.
Cevabı göster

Başardın; artık çalışıyor.

So you can see the barnacle scars that show that match. Kültür

1:53

Kaya midyelerinin bıraktığı izlerin bu eşleşmeyi doğruladığını görebilirsiniz.

Kültür

Balina tanıma işareti olarak barnacle scars

Barnacle scars, barnacle denen küçük deniz kabuklularının balinanın derisine tutunmasından sonra kalan izlerdir. Bu yara izleri balinaya aittir; kabukluların kendi yaraları değildir. İzlerin deseni tanınabilir durumda kalabildiği için araştırmacılar bunu farklı fotoğraflarda karşılaştırabilir ve fotoğrafların aynı balinayı gösterdiğine dair bir ipucu olarak kullanabilir.

Alıştırma

Cümlede barnacle scars neyi ifade ediyor?

  1. Balinanın arkasındaki suda kalan hareket izleri
  2. Kabukluların tutunduğu yerlerde balinanın derisinde kalan izler
  3. Kabukluların kendi yaraları
Cevabı göster

Kabukluların tutunduğu yerlerde balinanın derisinde kalan izler

And then that trailing edge is quite distinct and a little bit of white pigment on the right side. Kelime

1:57

Ayrıca kuyruğun arka kenarı oldukça belirgin; sağ tarafta da biraz beyaz pigment var.

Kelime

Balina kuyruk yüzgecindeki teknik terim trailing edge

Burada trailing edge, balinanın kuyruk yüzgecinin arka sınırını, yani firar kenarını adlandırır. Yüzgecin yönü sudaki hareketine göre tanımlandığında leading edge'in arkasında kalan kenardır. Distinct, bu kenarın dış çizgisinin özellikle kolay tanındığını belirtir. Bu şekil, beyaz pigment gibi işaretlerle birlikte balinanın fotoğraflarda tanınmasına yardımcı olabilir.

Alıştırma

Bir uçak kanadının teknik açıklamasını tamamlayın: Air reaches the leading edge first and flows off the ____.

Cevabı göster

trailing edge

Yep.

2:02

Evet.

So now we can take a look at where this whale's known from. Dilbilgisi

2:02

Şimdi bu balinanın daha önce görüldüğü yerlere bakabiliriz.

Dilbilgisi

where this whale's known from: gömülü sıra ve kayıtlı konum

where this whale's known from yan cümlesi, take a look at ifadesinden sonra incelenen içeriği belirtir. Gömülü yan cümle sırasını kullanır: where + this whale + is known from; doğrudan soru sırasını kullanmaz: where + is + this whale + known from. Buradaki whale's, whale is ifadesinin kısaltmasıdır. Yaban hayatı raporlarında be known from, bir hayvanı veya türü kayıt ya da kanıtlarla desteklenen yerlerle ilişkilendirir. From, where ile bağlantılıdır; ancak bu ifade tek başına balinanın doğum yerini veya kökenini belirtmez.

Alıştırma

Belgelenmiş yerlerden söz etmek için gömülü bir where yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Let's look at what this whale is known for.
  2. Let's look at where this whale is known from.
  3. Let's look at where is this whale known from.
Cevabı göster

Let's look at where this whale is known from.

It's been seen just four times since April, first seen in Baja, Dilbilgisi

2:06

Nisan ayından bu yana yalnızca dört kez görülmüş; ilk kez Baja'da görülmüş,

Dilbilgisi

It's been seen ... since April: bugüne kadarki kayıtların sayımı

It's been seen ifadesinin açık biçimi It has been seen şeklindedir: has been + seen, edilgen present perfect yapısıdır. Gözlemcilerin kim olduğunu belirtmeden balinanın gözlemlenme kayıtlarını bildirir. Since April, şu anki raporlama anına kadar süren bir zaman aralığının başlangıç noktasını verir. Just four times, hâlâ açık olan bu aralık içindeki toplam görülme sayısıdır; burada since bir başlangıç noktasından itibaren geçen zamanı belirtir, neden anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi see fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: According to the continuing survey, the rare bird ____ only three times since June.

Cevabı göster

has been seen

and then all the other sightings here in Monterey Bay.

2:10

diğer gözlemlerin tamamıysa burada, Monterey Körfezi'nde yapılmış.

There you go.

2:13

İşte böyle.

Cool.

2:14

Harika.

That's amazing.

2:15

Bu inanılmaz.

That is so cool.

2:16

Bu gerçekten müthiş.

This is a place where the ocean was very unhealthy.

2:17

Burada okyanus bir zamanlar çok kötü durumdaydı.

Go back 60 years, Anlatım akışı

2:21

60 yıl geriye gittiğinizde,

Anlatım akışı

Zaman bakışını değiştiren Go back 60 years ifadesi

Burada Go back 60 years, emir biçimindeki bir anlatı işaretidir. Dinleyicilerden fiziksel olarak bir yere dönmelerini değil, bakış açılarını konuşmacının bugününden altmış yıl öncesine taşımalarını ister. Önce bu eski zaman noktasını belirlemek, ardından gelen ayrıntılar için bir temel oluşturur ve geçmişle bugün arasındaki karşılaştırmayı izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Sunucunun zaman bakışını değiştiren ifadesini burada öğretilen iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: The town is crowded today. ____ fifty years, and only a few families lived here.

Cevabı göster

Go back

there weren't whales, Anlatım akışı

2:23

balinalar yoktu,

there weren't seals,

2:24

foklar yoktu,

there weren't kelp forests,

2:25

dev su yosunu ormanları yoktu,

there weren't sea otters,

2:27

deniz samurları yoktu

Anlatım akışı

Paralel bir listede tekrarlanan there weren't cümleleri

Her there weren't, anlatılan geçmiş zamanda bulunmayan çoğul bir isim öbeğini tanıtır. There, varlık bildiren yapıyı başlatan dil bilgisel öğedir; bir yeri göstermez. Her cümlenin başında there weren't ifadesini tekrarlamak, paralel ve art arda tekrara dayalı bir liste oluşturur. Konuşmacı dört ismi tek ve kısa bir listede gizlemek yerine her yokluğun ayrı ayrı hissedilmesini sağlar; böylece daha güçlü, birikimli bir tablo kurar ve dinleyicilerin kanıtları izlemesine yardımcı olur.

Alıştırma

Özgün cümlede there weren't ifadesinin tekrarlanmasının temel işlevi nedir?

  1. tek bir sıralı listenin dil bilgisi bakımından yanlış olacağını gösterir
  2. dört farklı fiziksel yeri gösterir
  3. eksik olan her öğeyi öne çıkarır ve yokluğun birikimli bir tablosunu oluşturur
  4. dört öğeyi gelecekteki farklı zamanlara yerleştirir
Cevabı göster

eksik olan her öğeyi öne çıkarır ve yokluğun birikimli bir tablosunu oluşturur

and the fisheries had collapsed because of overfishing. Dilbilgisi

2:29

ve aşırı avlanma nedeniyle balıkçılık çökmüştü.

Dilbilgisi

had collapsed: daha önce oluşmuş bir sonuç için past perfect

Had collapsed, had + geçmiş zaman ortacı collapsed ile kurulan past perfect yapısıdır. Balıkçılık sektörünün çöküşünü, hikâyedeki geçmiş bakış noktasında zaten oluşmuş bir sonuç olarak sunar; ana zaman çizgisinde sıradaki olay olarak sunmaz. Bu zaman, tarihî bir anlatıda bir zaman katmanı daha geriye gitmeyi sağlar. Buradaki collapsed, bir binanın fiziksel olarak yıkılmasını değil, balıkçılık endüstrisinin ve kaynak sisteminin işlemez hâle gelmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi collapse fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Before emergency funding arrived, the community clinic ____ under years of debt.

Cevabı göster

had collapsed

Well, now we have a strong fishing industry, Anlatım akışı

2:33

Şimdiyse güçlü bir balıkçılık sektörümüz,

a strong conservation industry,

2:36

güçlü bir doğa koruma sektörümüz,

a strong tourism industry,

2:38

güçlü bir turizm sektörümüz var

Anlatım akışı

a strong ... industry: daftar paralel tiga bagian

Konuşmacı a strong + alan + industry kalıbını üç kez tekrar ediyor. Bu paralel yapı; balıkçılık, koruma ve turizmi birbiriyle ilgisiz bilgiler olarak değil, tek bir sonucun eşit ağırlıklı ve birbiriyle uyumlu parçaları olarak sunuyor. Kalıbın tekrarı ritim de yaratıyor ve geçmişle günümüz arasındaki karşıtlığı öne çıkarıyor. Burada strong, fiziksel olarak güçlü değil; sağlıklı, etkin ve yerleşmiş anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle üç başarıya eşit ağırlık vermek için paralel tekrar kullanıyor?

  1. The town now has a strong health service, a strong school system, and a strong public transport network.
  2. The town now has health services, a strong school system, and public transport is improving.
  3. The town strongly has health services, schools, and public transport.
Cevabı göster

The town now has a strong health service, a strong school system, and a strong public transport network.

and all these things are working together because we're managing it well.

2:40

ve burayı iyi yönettiğimiz için bunların hepsi birlikte işliyor.

Well, hey, let's take a little drive,

2:47

Hadi, arabayla biraz gezelim;

go look at some of the images we got, Dilbilgisi

2:48

çektiğimiz görüntülerden bazılarına bakalım,

Dilbilgisi

go look at: konuşma İngilizcesinde go + fiilin yalın hâli

go look at ... ifadesinde go fiilinin hemen ardından yalın hâlde look fiili gelir. Bu iki fiil tek bir eylem dizisi oluşturur: önce gitmek, ardından bir şeye bakmak. İfade, birbiriyle ilgisiz iki emir değil, tek bir talimat veya önerilen sonraki adım olarak işlev görür. Konuşma İngilizcesinde, özellikle Amerikan İngilizcesinde, daha uzun go and look veya go to look biçimleri yerine go + fiilin yalın hâli sık kullanılır. Bu kısa biçim, sonraki eylemi doğrudan ve doğal gösterir.

Alıştırma

Cümleyi go + look at yapısının kısa konuşma biçimiyle tamamlayın: “Before we choose a design, let's ____ the samples in daylight.”

Cevabı göster

go look at

look at them on the laptop.

2:50

onları dizüstü bilgisayarda inceleyelim.

Yeah.

2:52

Evet.

Got a lot of good photos.

2:52

Bir sürü güzel fotoğraf çektik.

Awesome stuff.

2:54

Harika kareler.

Yeah, follow me to a spot I have in mind. Kalıp ifadeler

2:56

Evet, aklımda bir yer var; beni takip et.

Kalıp ifadeler

have ... in mind: önceden düşünülmüş belirli bir seçenek

a spot I have in mind ifadesindeki I have in mind, nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürüldüğü bir ilgi cümleciğidir. Daha açık yapı a spot that I have in mind şeklindedir; önceki spot ismi, have fiilinden sonra eksik olan nesneyi sağlar. Have someone or something in mind, henüz adı söylenmemiş olsa bile belirli bir kişiyi, yeri, planı veya fikri zaten düşünüyor olmak demektir. Burada konuşan kişi, aklında belirli bir yer olduğunu belirtiyor.

Alıştırma

Cümleyi have ... in mind ile tamamlayın: “I already ____ a quiet café ____ for our meeting.”

Cevabı göster

have · in mind

All right.

2:57

Pekâlâ.

Cool.

3:05

Harika.

Let's check out some of these whales we photographed. Öbek fiiller

3:05

Fotoğrafını çektiğimiz balinalardan bazılarına bakalım.

Öbek fiiller

Check out: birini bir şeye bakmaya davet etmek

Burada check out, “bakmak veya incelemek” anlamına gelir. Let's check out ... balinaların fotoğraflarına birlikte bakmak için kullanılan samimi bir davettir. Bu anlamda check out doğrudan bir isim alabilir: check out the photos. Nesne bir zamirse araya gelir: check them out.

Alıştırma

Hangi cümlede check out örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. We need to check out of the hotel by eleven.
  2. Check out the photos I took at the park.
  3. She checked out a book from the library.
Cevabı göster

Check out the photos I took at the park.

Yeah, I can't wait. Ton ve niyet

3:07

Evet, sabırsızlanıyorum.

Ton ve niyet

I can't wait: heyecanlı bir bekleyişi ifade etmek

I can't wait, “bunun gerçekleşmesini büyük bir heyecanla bekliyorum” anlamına gelen bir konuşma kalıbıdır. Burada fotoğraflara bakma planına coşkulu bir yanıttır; beklemenin gerçekten imkânsız olduğunu söylemez. Beklenen şeyi belirtmek için I can't wait for + isim, beklenen eylemi belirtmek için I can't wait to + fiil kullanın: I can't wait for the trip; I can't wait to see the photos.

Alıştırma

Heyecanlı bir bekleyişi anlatan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The concert starts in an hour, and ____ to hear the band.

Cevabı göster

I can't wait

I'm going to use your Toyota available Wi-Fi connect to upload these directly to Happywhale.

3:09

Bunları doğrudan Happywhale'e yüklemek için Toyota'nızda bulunan Wi-Fi Connect özelliğini kullanacağım.

Very cool.

3:14

Çok güzel.

Okay.

3:15

Tamam.

So, there you go.

3:16

İşte burada.

There's the whale with the killer whale scars.

3:16

Katil balinaların bıraktığı yara izleri olan balina işte bu.

Wow.

3:19

Vay canına.

Yeah.

3:20

Evet.

These markings match a known individual here. Kültür

3:20

Bu işaretler, burada kaydı bulunan bir bireyle eşleşiyor.

Kültür

Yaban hayatı araştırmalarında known individual

Yaban hayatı araştırmalarında a known individual, araştırmacıların daha önce tanımladığı ve mevcut bir kayıtla eşleştirebildiği belirli bir hayvandır. Kendine özgü işaretler bu eşleştirmeyi sağlayabilir. Burada known, hayvanın ünlü olduğu anlamına gelmez. Hayvanın kimliğinin araştırma kataloğunda veya izleme projesinde zaten kayıtlı olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Bir yaban hayatı araştırmasında a known individual ne anlama gelir?

  1. Halk arasında ünlü olan bir hayvan
  2. Az önce görülmüş herhangi bir hayvan
  3. Kimliği mevcut bir kayıtla eşleşen bir hayvan
Cevabı göster

Kimliği mevcut bir kayıtla eşleşen bir hayvan

Yeah, okay, here's another.

3:25

Evet, tamam, işte bir tane daha.

I know by the catalog number this is a whale known from Mexico.

3:27

Katalog numarasından bunun Meksika'da kayda geçmiş bir balina olduğunu biliyorum.

Oh, wow.

3:30

Vay canına.

Really clear match here,

3:31

Burada çok net bir eşleşme var:

the scar across the tail.

3:32

kuyruğun üzerinden geçen yara izi.

Mhm.

3:33

Hı hı.

I wonder if that was an entanglement. Ton ve niyet

3:34

Acaba bu, bir şeye dolanmasından mı kaynaklandı?

Ton ve niyet

Temkinli bir tahmin için I wonder if

I wonder if, evet ya da hayır diye yanıtlanabilecek dolaylı bir soruyu cümlenin içine yerleştirir. Burada if, koşul bildirmez; whether gibi “olup olmadığını” anlamına gelir. Konuşan kişi, gözlemlediği şeyin bir dolanma olayının belirtisi olabileceğini düşünüyor. Bu yapı kesinlik düzeyini düşürür: kesin bir iddiada bulunmak yerine değerlendirilmek üzere bir düşünce sunar.

Alıştırma

Dersteki üç kelimelik ifadeyle bu temkinli tahmini tamamlayın: ____ the noise came from the attic.

Cevabı göster

I wonder if

So, here's our voyage track for the day.

3:36

İşte bugünkü yolculuğumuzun rotası.

Oh, look at that.

3:38

Aa, şuna bak.

This is where the heart of the anchovies were in Monterey Bay.

3:39

Monterey Körfezi'nde hamsilerin en yoğun olduğu yer burasıydı.

You know, the human eye tends to focus on the most obvious feature. Dilbilgisi

3:43

Biliyorsunuz, insan gözü en belirgin özelliğe odaklanma eğilimindedir.

Dilbilgisi

Genel bir eğilimi anlatan tends to

Bu cümlede tends to + fiilin yalın hâli genel bir eğilimi anlatır: İnsan görme sistemi genellikle en belirgin özelliğe odaklanır. Bu ifade bilinçli olarak istisnalara yer bırakır; bunun her seferinde gerçekleştiği anlamına gelmez. Alışkanlıklar, düzenli örüntüler veya tipik davranışlar hakkında ölçülü bir genelleme yapmak için özne + tend/tends to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Fiil özneyle uyum sağlar: the human eye tends to, fakat human eyes tend to.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için tend fiilini doğru biçimde kullanın: This printer ____ jam when the paper tray is too full.

Cevabı göster

tends to

The computer is taking a broader view, Deyimler

3:47

Bilgisayar ise daha geniş bir açıdan bakıyor;

which is really important, I think,

3:50

bence bu gerçekten çok önemli,

for the work that you want to do.

3:51

özellikle de yapmak istediğiniz çalışma için.

Deyimler

Taking a broader view: daha geniş açıdan değerlendirmek

Burada taking a broader view mecaz anlamda kullanılmıştır. Bilgisayar yalnızca en belirgin özelliğe odaklanmak yerine daha geniş bir özellik yelpazesini dikkate alır; ifade daha geniş bir kamera karesini veya daha uzak bir fiziksel mesafeyi anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp take a broader view of something şeklindedir: Genel bir değerlendirmeye daha fazla etken, bakış açısı veya uzun vadeli sonuç katmak anlamına gelir. Cümlede is taking kullanıldığı için bu, bilgisayarın o anda yaptığı bir işlem olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: To evaluate the policy fairly, we should ____ of its effects on different groups.

Cevabı göster

take a broader view

So, tell me about this white-sided dolphin.

3:53

Peki, bana şu beyaz yanlı yunustan bahset.

What do you use to identify?

3:56

Kimliğini belirlemek için ne kullanıyorsunuz?

Here, we look at the distinctiveness of the fin.

3:58

Burada yüzgecin ayırt edici özelliklerine bakıyoruz.

So, if it has a nice notch like that, Dilbilgisi

4:00

Böyle belirgin bir çentiği varsa,

we're able to track that through time. Kalıp ifadeler

4:03

onu zaman içinde takip edebiliyoruz.

Dilbilgisi

if it has ..., we're able to ... ile gerçek koşullar

Burada if, hayvanın belirgin bir çentiğe sahip olması gibi gerçek ve gözlemlenebilir bir koşulu belirtir. Geniş zaman biçimi has, bunun araştırmacıların gerçekten kontrol edebileceği bir koşul olduğunu, gerçek dışı bir durum olmadığını gösterir. Ana cümledeki we're able to, koşul sağlandığında ortaya çıkan pratik yeteneği belirtir. if + geniş zaman, ... be able to ... kalıbı, tekrarlanabilir ölçütleri ve bu ölçütlerin insanlara ne yapma olanağı verdiğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin geniş zaman biçimi ve be able to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: If the tag ____ a clear number, we ____ identify the animal in later photos.

Cevabı göster

has · are able to

Kalıp ifadeler

track that through time ile uzun süreli takip

Track that through time, aynı hayvanı veya ayırt edilebilir özelliği farklı zaman noktalarında tanımaya ve kaydetmeye devam etmek demektir. Buradaki that, çentiğin tanınabilir hâle getirdiği canlıyı veya özelliği ifade eder. Track burada hayvanı okyanusta fiziksel olarak kovalamak veya arkasından gitmek anlamına gelmez. Through time, günlere veya yıllara yayılan bir gözlem dizisini belirtir; bu nedenle ifade uzun süreli çalışmalar, projeler ve değişen ölçümler için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi track, nesne zamiri it ve through time ile tamamlayın: Each bird has a numbered band, so we can ____.

Cevabı göster

track it through time

Erin has a thousand,

4:05

Erin'in kataloğunda bin,

2,000 individuals in her catalog.

4:07

iki bin kadar birey var.

It takes months to match the photographs. Dilbilgisi

4:09

Fotoğrafları eşleştirmek aylar sürüyor.

Dilbilgisi

It takes months to match the photographs: bir görevin ne kadar sürdüğünü belirtmek

It takes months to match the photographs cümlesinde it, belirli bir fotoğrafı, makineyi veya başka bir şeyi göstermeyen kişisiz bir öznedir. Takes “gerektirir” anlamındadır; months ise gereken süreyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp It takes + süre + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir eylemi tamamlamanın normalde ne kadar sürdüğünü belirtir; buradaki eylem to match the photographs ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi It takes + time + to + verb kalıbıyla tamamlayın: ____ several weeks to restore the mural safely.

Cevabı göster

It takes

This is exactly what we need to shrink that time Deyimler

4:12

İşte tam da şu süreyi kısaltmak için buna ihtiyacımız var:

from data collection to knowledge.

4:16

veri toplamadan bilgiye ulaşana kadar geçen süreyi.

Deyimler

shrink that time from data collection to knowledge: süreçteki gecikmeyi azaltmak

Burada shrink mecaz anlamdadır: bir şeyi fiziksel olarak küçültmek değil, süreyi “kısaltmak” veya “azaltmak” demektir. That time, daha önce konuşulan bekleme süresini gösterir. From data collection to knowledge ifadesi, bir süreç aralığının başlangıcını ve sonunu belirtir. İfadenin bütünü, verilerin toplanmasıyla yararlı bilgiye dönüştürülmesi arasındaki gecikmeyi azaltmak anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede shrink that time from data collection to knowledge ne anlama gelir?

  1. Toplanan verileri fiziksel olarak küçültmek.
  2. Veri toplamakla yararlı bilgi edinmek arasındaki gecikmeyi azaltmak.
  3. Veri toplamanın yerine hemen bilgiyi koymak.
Cevabı göster

Veri toplamakla yararlı bilgi edinmek arasındaki gecikmeyi azaltmak.

We'd be able to get estimates of how many there are Dilbilgisi

4:18

Toplam sayıları hakkında tahminlerde bulunabiliriz

Dilbilgisi

Dolaylı soru: how many there are

how many there are ifadesinde how many, estimates of ... ifadesinin içine yerleşmiş bir dolaylı soru yan cümlesini başlatır. Burada how many, tanımlanmış hayvanlardan kaç tane bulunduğunu belirtir. Bu yan cümle doğrudan soru değil, daha büyük bir bildirimin parçası olduğu için düz cümle sırası olan there are kullanılır. Buna karşılık gelen doğrudan soru How many are there? şeklindedir. Soru başka bir yapının içine yerleştirildiğinde are ile there sözcüklerini ters çevirmeyin ve do eklemeyin.

Alıştırma

How many are there? doğrudan sorusunun dolaylı biçimiyle cümleyi tamamlayın: The survey gives us an estimate of ____.

Cevabı göster

how many there are

and information about their social networks. Kelime

4:21

ve sosyal ağları hakkında bilgi edinebiliriz.

Kelime

Hayvan davranışlarında social networks

Burada social networks, hangi hayvanların sık sık birlikte görüldüğü veya etkileşime girdiği gibi, tek tek hayvanlar arasındaki ilişkilerden ve tekrarlanan birlikteliklerden oluşan ağı ifade eder. Araştırmacılar zaman içinde yapılan gözlemlerden bu bağları çıkarabilir. Bu ifade bir sosyal bağlantı örüntüsünü anlatır; hayvanların internet siteleri veya uygulamalar kullandığı anlamına gelmez. social networks ifadesinin çevrimdışı ilişkileri, çevrimiçi bağlantıları veya her ikisini birden anlatıp anlatmadığını bağlam belirler.

Alıştırma

Bir yaban hayatı araştırmasında "The researchers mapped the dolphins' social networks." cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yunuslar için sosyal medya hesapları oluşturdular.
  2. İlişkileri izlemeden yalnızca toplam yunus sayısını belirlediler.
  3. Tek tek yunuslar arasındaki birliktelik örüntülerini kaydettiler.
Cevabı göster

Tek tek yunuslar arasındaki birliktelik örüntülerini kaydettiler.

Yes.

4:24

Evet.

Our work could be really better together if we combine that effort.

4:25

Bu çabaları birleştirirsek birlikte çok daha iyi çalışabiliriz.

Oh, and I mean,

4:29

Bir de şunu söyleyeyim,

it's so important to understand what's going on with these animals. Öbek fiiller

4:29

bu hayvanlara neler olduğunu anlamak çok önemli.

Öbek fiiller

What's going on with these animals?: hayvanların mevcut durumunu sormak

What's going on with these animals, hayvanları etkileyen koşullar, olaylar veya değişiklikler dâhil olmak üzere onların mevcut durumunu sorar. Buradaki go on, gerçekleşmek veya devam etmek anlamına gelir; with ise hayvanları merak edilen konu olarak tanıtır. Hayvanların nereye doğru hareket ettiğini anlatmaz. Understand fiilinden sonra bu wh yan cümlesi dolaylı sorudur: understand what's going on with these animals. Aktarılabilir kalıp, fiil + what's going on with + kişi veya şey biçimindedir ve tek bir eylem yerine genel durumu öğrenmek için kullanılır.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: The lights keep flickering, so the electrician is trying to understand what's ____ the wiring.

Cevabı göster

going on with

Let's do it.

4:33

Hadi yapalım.

Let's do it.

4:34

Hadi yapalım.

The day with Rob and Erin was excellent.

4:43

Rob ve Erin'le geçirdiğimiz gün harikaydı.

It's beautiful to connect with scientists like Rob and Erin from Oceans Initiative.

4:45

Oceans Initiative'ten Rob ve Erin gibi bilim insanlarıyla bağ kurmak çok güzel.

You know, they have this real inspiration and love of using good whale science to create better outcomes for managing oceans.

4:49

Biliyorsunuz, sağlam balina araştırmalarından yararlanarak okyanus yönetiminde daha iyi sonuçlar elde etme konusunda gerçekten ilham ve tutkuyla dolular.

We had an incredible day out on the water with Ted,

5:01

Ted'le denizde inanılmaz bir gün geçirdik

and it was fantastic to see the technology firsthand. Kalıp ifadeler

5:04

ve teknolojiyi bizzat görmek harikaydı.

Kalıp ifadeler

See the technology firsthand: teknolojiyi bizzat görmek

See the technology firsthand, teknolojiyi başka birinin açıklamasından, fotoğraflardan veya raporlardan öğrenmek yerine gerçek ortamında doğrudan gözlemlemek anlamına gelir. Burada firsthand, görme eyleminin nasıl gerçekleştiğini belirten bir zarftır. See + şey veya süreç + firsthand kalıbı, doğrudan kanıtı ya da kişisel deneyimi vurgulamak için kullanışlıdır. Bir şeyi çalışırken izlemek anlamına gelebilir; ancak gözlemcinin onu kullandığını veya kontrol ettiğini tek başına belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi doğrudan ve kişisel gözlem anlamındaki tek bir sözcükle tamamlayın: During the lab visit, we watched the new scanner work and saw the technology ____.

Cevabı göster

firsthand

And I think this technology holds so much promise to protect whales and dolphins in the Pacific Northwest. Kalıp ifadeler

5:09

Bence bu teknoloji, Pasifik Kuzeybatısı'ndaki balinaları ve yunusları korumak için çok büyük umut vadediyor.

Kalıp ifadeler

holds so much promise: geleceğe yönelik büyük potansiyel

Burada holds so much promise, bir şeyin gelecekte iyi sonuçlar üretme potansiyelinin çok yüksek olduğunu belirtir. Cümlenin öznesi bu teknolojidir; promise ise teknolojinin verdiği bir söz değil, “potansiyel” anlamındaki sayılamayan bir isimdir. Bu ifade oldukça iyimserdir, ancak yine de geleceğe yönelik bir tahmindir. Balina ve yunusların korunmasının şimdiden iyileştiğini ya da başarının garanti olduğunu söylemeden umut verici beklentileri değerlendirir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “gelecekte başarılı olma potansiyeli çok yüksek” anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: The pilot program is still being tested, but it ____ for rural schools.

Cevabı göster

holds so much promise

And I'm just so excited to go back and start working together, Happywhale and Oceans Initiative,

5:18

Geri dönüp Happywhale ile Oceans Initiative olarak birlikte çalışmaya başlamak için de sabırsızlanıyorum:

to work on killer whales,

5:24

katil balinalar üzerinde,

Pacific white-sided dolphins,

5:25

Pasifik beyaz yanlı yunusları üzerinde,

humpback whales in the Pacific Northwest,

5:27

Pasifik Kuzeybatısı'ndaki kambur balinalar üzerinde

and frankly, around the world.

5:29

ve açıkçası dünyanın dört bir yanında.

I feel like Oceans Initiative and Happywhale can really go places together Deyimler

5:33

Oceans Initiative ile Happywhale'in birlikte gerçekten büyük işler başarabileceğini düşünüyorum;

with their science and inspiration and our technology and know-how. Kelime

5:37

onların bilimsel birikimi ve ilhamı, bizim teknolojimiz ve uzmanlığımızla birleşince.

Deyimler

go places together: iş birliğiyle başarıya ulaşmak

Go places, önemli ilerleme kaydetmek veya başarılı olmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede together, Oceans Initiative ile Happywhale'in her iki tarafın sunduğu kaynaklar sayesinde iş ortakları olarak güçlü bir başarı ihtimaline sahip olduğunu belirtir. İfade, hareket etmeyi gelecekteki başarının bir mecazı olarak kullanır; birden fazla yere seyahat etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “bir ekip olarak gelecekte başarıya ulaşmak” anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: With your design skills and her business experience, the two of you could really ____.

Cevabı göster

go places together

Kelime

İsim olarak know-how

Burada know-how, bir işi başarıyla yapmak için gereken pratik ve uzmanlaşmış bilgi ile beceriyi ifade eden sayılamayan bir birleşik isimdir. Kuruluşun yalnızca teknoloji değil, onu uygulama deneyimi de sunduğunu gösterir. Bu ifade çoğu zaman yalnızca kuramsal bilgiyle karşıtlık oluşturur: know-how sahibi biri, pratikte neyin işe yaradığını bilir.

Alıştırma

Cümleyi pratik uzmanlık anlamına gelen, kısa çizgiyle yazılan sayılamayan isimle tamamlayın: Our team has the technical ____ to install the system safely.

Cevabı göster

know-how

Really,

5:42

Gerçekten de,

we're better together. Anlatım akışı

5:43

birlikte daha güçlüyüz.

Anlatım akışı

Sonuç mesajı olarak We're better together

Burada we're better together, birbirini tamamlayan kaynaklarla ilgili önceki kanıtları akılda kalıcı tek bir sonuca yoğunlaştırır. Better örtük bir karşılaştırma yapar: iki kuruluş, ayrı ayrı çalışacakları duruma kıyasla ortak olduklarında daha fazlasını başarır. Destekleyici ayrıntılar önce geldiği için bu kısa cümle hem özet hem de slogan benzeri bir kapanış işlevi görür. Bu yapı, konuşmacının ana iddiayı kısa biçimde yeniden belirterek bir savı bitirmesini sağlar.

Alıştırma

İki ortak grup, birinin araştırma diğerinin ise ekipman sağladığını açıkladı. Güçlerini birleştirmenin değerini en iyi özetleyen kapanış cümlesi hangisidir?

  1. We're better together.
  2. We're already together.
  3. We're better than everyone.
Cevabı göster

We're better together.