Neden ekranlardan değil de kitaplardan okumalıyız? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
847 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Program, basılı kitaptan okumayla ekrandan okumayı karşılaştırıyor. Zevk için okumanın yaratıcılığı, empatiyi ve ileriki yaşamla ilgili bazı sonuçları destekleyebileceğini; kitapların ise derinlemesine çözümlemeyi ekranlardan daha iyi geliştirdiğini açıklıyor. Dijital içeriklerin yoğunluğu ve bildirimler hızlıca göz gezdirmeyi teşvik edebildiğinden, nasıl okuduğumuz kaç kelime okuduğumuzdan daha önemli olabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. for the joy of it — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu ifadenin bir işi ödül ya da pratik bir sonuç için değil, yalnızca etkinliğin verdiği haz için yapmayı anlattığını kavrayın ve kişisel doyumla yapılan okuma, yemek pişirme veya öğrenme gibi etkinliklerden söz ederken kullanın. 2. deep reading. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Çıkarım, benzetme, eleştirel düşünme ve empati içeren sürekli ve çözümleyici okumayı anlatan bu temel terimi tanıyın; bunu yüzeydeki bilgileri hızla toplamaktan ayırın. 3. not what or how much we read, but how we read that's really important. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not ... but ... karşıtlığını kullanarak daha önemsiz seçenekleri geri plana atmayı ve belirleyici unsuru öne çıkarmayı öğrenin; özellikle bir sav oluştururken veya yaygın bir varsayımı düzeltirken bu kalıptan yararlanın.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Phil.

0:11

Ben Phil.

And I'm Georgie.

0:12

Ve ben Georgie.

For me,

0:13

Bana göre,

there's nothing like reading a book. Kalıp ifadeler

0:13

kitap okumak gibisi yoktur.

Kalıp ifadeler

there's nothing like: bir deneyimin zor aşıldığını söylemek

There's nothing like + bir isim veya -ing biçimi, sözü edilen şeyin ya da etkinliğin özellikle keyifli ve zor aşılır olduğunu anlatır. Burada konuşmacı kitap okuma deneyiminden ne kadar hoşlandığını söylüyor; kelimesi kelimesine benzer hiçbir şey bulunmadığını iddia etmiyor. Bu kalıpta like, karşılaştırılabilir anlamındaki bir edattır; hoşlanmak anlamındaki fiil değildir. For me, değerlendirmenin kişisel bir görüş olduğunu özellikle açık eder.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade there's nothing like ile tamamlayın: After a long hike, ____ a hot shower.

Cevabı göster

there's nothing like

I love turning the pages and the smell of the paper. Kalıp ifadeler

0:16

Sayfaları çevirmeyi ve kağıdın kokusunu seviyorum.

Kalıp ifadeler

turning the pages: bir kitapta sayfaları ilerletmenin doğal ifadesi

Turn the pages, bir kitabı okurken veya incelerken sayfaları birbiri ardına çevirmek demektir. Burada turn, bir sayfayı öbür yüzüne çevirmeyi anlatır; yön değiştirmek anlamına gelmez. Örnekte turning, love fiilinden sonra gelen -ing biçimidir ve konuşmacının sevdiği bir etkinliği adlandırır. İngilizcede bir sayfa için turn the page, birkaç sayfa veya tekrarlanan eylem için turn the pages doğal olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi turn the pages ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya sat by the window, slowly ____ of her photo album.

Cevabı göster

turning the pages

But nowadays,

0:20

Ancak günümüzde,

the fact is that much of the time Notlar

0:21

gerçek şu ki, zamanımızın büyük bir kısmında

we read from electronic screens,

0:22

kağıttan değil,

Kalıp ifadeler

much of the time: sık, ancak sürekli değil

Much of the time, ‘zamanın büyük bir bölümünde’ veya bu bağlamda ‘sık sık’ anlamına gelir. Bir durumun yaygın olduğunu söyler ancak her seferinde gerçekleştiğini iddia etmez. Burada farklı okuma durumlarındaki sıklığı ifade eder. İnsanların kullanabilecekleri çok fazla zamanı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya kütüphanede sık sık okuyor, ancak bunun ziyaretlerinin yarısından fazlasında olup olmadığını bilmiyoruz. Hangi cümle genel ve kesin olmayan bir sıklık bildirir?

  1. Most of the time, Maya reads in the library.
  2. Much of the time, Maya reads in the library.
  3. Maya reads in the library all the time.
Cevabı göster

Much of the time, Maya reads in the library.

not paper.

0:25

elektronik ekranlardan okuyoruz.

Anlatım akışı

the fact is that: odağı gerçeğe çevirmek

the fact is that + yan cümle kalıbı, ardından gelen ifadeyi konuşanın dinleyicinin kabul etmesi gerektiğini düşündüğü bir gerçek olarak sunar. Bu cümlede ekranlardan okuma iddiasına daha fazla ağırlık verir. Ayrıca düşünce akışını düzenler: But nowadays bir değişime işaret ederken the fact is that odağı kâğıtla ilgili kişisel bir tercihten modern okuma üzerine daha genel bir iddiaya taşır. Bu nedenle kalıp, anlamsız bir dolgu değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: I want to meet at school, but ____ everyone can join only online.

Cevabı göster

the fact is that

Yes,

0:26

Evet,

like Georgie,

0:26

Georgie gibi,

I love books.

0:27

ben de kitapları çok seviyorum.

I also find that too much screen time hurts my eyes. Kelime

0:29

Ayrıca çok fazla ekran süresinin gözlerimi yorduğunu da fark ediyorum.

Kelime

too much screen time: aşırı ekran süresi

Screen time; telefon, tablet, bilgisayar veya televizyon gibi ekranlı cihazları kullanarak geçirilen zaman miktarıdır. Bu cümlede konuşmacı, bu sürenin gözlerinde rahatsızlığa neden olduğunu düşünüyor. Too much, uygun veya sağlıklı olandan daha fazla anlamına gelir. Burada screen time sayılamayan bir kavramdır; bu yüzden many değil, much kullanılır.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ before bed can make it harder to sleep.

Cevabı göster

Too much screen time

But the availability of digital information

0:32

Ancak dijital bilgiye kolay erişim

means that I end up reading from screens most days. Öbek fiiller

0:35

çoğu gün ekranlardan okumakla yetinmeme neden oluyor.

Öbek fiiller

end up reading: sonuçta kendini okurken bulmak

End up + -ing, olaylar veya koşullar geliştikten sonra ulaşılan sonucu anlatır. Bu sonuç çoğu zaman başlangıçtaki plan değildir ve kişinin tercih ettiğinden farklı olabilir. Burada end up reading, dijital bilgiye kolayca erişilebildiği için konuşmacının çoğu gün sonunda ekrandan okuduğunu anlatır. End up tek bir ifade olarak çalışır; up yukarı yön bildirmez ve ardından gelen fiil -ing biçimini alır.

Alıştırma

End up reading ifadesinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: I opened the news app to check one alert but ____ articles for an hour.

Cevabı göster

ended up reading

So,

0:39

Peki,

apart from sore eyes, Kalıp ifadeler

0:39

göz ağrısı bir yana,

is this a problem?

0:41

bu bir sorun mu?

Kalıp ifadeler

apart from: bilinen bir noktayı bir kenara bırakmak

Bu soruda apart from sore eyes, “göz ağrısını bir kenara bırakarak” veya “göz ağrısını hesaba katmadan” anlamına gelir. Konuşan kişi göz ağrısını zaten bilinen bir sorun olarak ele alır ve ekrandan okumanın başka bir soruna yol açıp açmadığını sorar. Burada apart from, sore eyes isim öbeğini cümleye bağlar. Genel olarak apart from hem bir şeyi dışarıda bırakmayı hem de başka bir noktayı eklemeyi gösterebilir; hangi anlamın kastedildiğini cümlenin bağlamı gösterir. Buradaki anlam dışarıda bırakmak veya bir kenara koymaktır.

Alıştırma

Altyazıdaki cümlede apart from ne işe yarıyor?

  1. Göz ağrısının hiçbir şekilde sorun olmadığını söyler.
  2. Gözlerle sorunun fiziksel olarak birbirinden uzakta olduğunu söyler.
  3. Göz ağrısını bir kenara bırakır ve başka bir sorun olup olmadığını sorar.
Cevabı göster

Göz ağrısını bir kenara bırakır ve başka bir sorun olup olmadığını sorar.

Is reading from screens harmless or could it be damaging us in some way,

0:43

Ekranlardan okumak zararsız mı yoksa bize bir şekilde zarar veriyor olabilir mi,

such as reducing our attention span, Kelime

0:47

örneğin, dikkat süremizi azaltmak gibi,

the length of time that someone can keep concentrated on what they are doing?

0:50

yani birinin yaptığı işe odaklanabileceği sürenin uzunluğunu?

Kelime

attention span: odağın sürdüğü süre

Attention span, bir kişinin tek bir etkinliğe dikkat vermeyi sürdürebildiği süredir. Bu cümlede reducing our attention span, eskisi kadar uzun süre odaklanmayı zorlaştırmak anlamına gelir. Virgülden sonraki the length of time ... sözleri, terimi daha basit bir dille yeniden açıklar. Yaygın kalıplar arasında a short attention span ve reduce someone's attention span bulunur.

Alıştırma

attention span ne anlama gelir?

  1. bir kişinin okuma hızı
  2. bir kişinin odaklanmayı sürdürebildiği süre
  3. bir kişinin ekran kullanarak geçirdiği süre
Cevabı göster

bir kişinin odaklanmayı sürdürebildiği süre

That's what we'll be discussing in this program. Anlatım akışı

0:54

Bu programda işte bunu tartışacağız.

Anlatım akışı

That's what we'll be discussing: sıradaki konuyu duyurmak

That's what we'll be discussing, daha önce sözü edilen bir soru veya fikre gönderme yapar ve onu sıradaki konu olarak belirler. what we'll be discussing yan tümcesinde what, '... olan şey' anlamına gelir ve discussing fiilinin nesnesi görevindedir. Cümlenin tamamı bir söylem işareti gibi çalışır: dinleyicilere programın, dersin, toplantının veya konuşmanın daha sonra neyi ele alacağını bildirir. Bu bir bildirme cümlesidir, soru değildir.

Alıştırma

Vurgulanan konu duyurma yapısıyla sunucunun yanıtını tamamlayın: Bir dinleyici şöyle soruyor: “Will today's lesson explain why leaves change color?” Yanıt: Yes. ____ in today's lesson.

Cevabı göster

That's what we'll be discussing

And of course,

0:57

Ve tabii ki,

we'll be learning some useful new vocabulary too.

0:57

bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Great.

1:00

Harika.

But first,

1:01

Ama önce,

it's time for my question.

1:02

sorumun zamanı geldi.

Whether you prefer paper or screens, Dilbilgisi

1:04

İster kağıdı ister ekranları tercih edin,

as humans,

1:07

insanlar olarak,

we're now reading more words than ever before. Dilbilgisi

1:08

artık her zamankinden daha fazla kelime okuyoruz.

Dilbilgisi

Whether you prefer paper or screens: iki seçimde de geçerli olan sonuç

Whether A or B iki olasılık sunar ve ana cümlenin her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Burada konuşmacı, herkes için geçerli bir açıklama yapmadan önce kâğıt ile ekran arasındaki seçimi bir kenara bırakır. Bu bir soru değildir. Whether yan tümcesi normal bildirme cümlesi dizilişini kullanır; A ve B, buradaki paper ve screens gibi paralel biçimlerde olmalıdır.

Alıştırma

Tavsiyenin iki seçenek için de aynı olduğunu göstermek üzere Whether ... or ... kullanın: ____ you come by train ____ by bus, leave home early.

Cevabı göster

Whether · or

Dilbilgisi

more words than ever before: bugünü geçmişteki tüm zamanlarla karşılaştırmak

more + çoğul isim veya sayılamayan isim + than ever before yapısı, şimdiki sayı ya da miktarın geçmişteki herhangi bir zamandan daha fazla olduğunu anlatır. Burada more words daha büyük miktarı gösterir; than ever before ise bunu geçmişin tamamıyla karşılaştırır. Bu ifade, geçmişteki tek bir anla yapılan karşılaştırmadan daha güçlüdür. Bir eğilimin yeni bir zirveye ulaştığını anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi more ... than ever before kalıbını kullanarak tamamlayın: Our library now welcomes ____ visitors ____.

Cevabı göster

more · than ever before

So,

1:12

Peki,

how many words does the average person read a day?

1:13

ortalama bir insan günde kaç kelime okur?

Is it A, 50,000 words?

1:17

A, 50.000 kelime mi?

B, 100,000 words?

1:21

B, 100.000 kelime mi?

Or C, 200,000 words?

1:24

Yoksa C, 200.000 kelime mi?

I'll guess it's 50,000 words a day.

1:28

Günde 50.000 kelime olduğunu tahmin ediyorum.

Okay, Georgie.

1:31

Tamam, Georgie.

We'll find out the correct answer later in the program. Öbek fiiller

1:32

Doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak demektir. Burada doğru cevap henüz bilinmiyor; programın ilerleyen bölümünde öğrenilecek. Find out ifadesini tek bir öbek fiil olarak düşünün. Ardından find out the answer örneğindeki gibi bir isim öbeği veya find out why it happened örneğindeki gibi soru sözcüklü bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede find out bilgi edinmek anlamında doğal şekilde kullanılmıştır?

  1. We waited by the door to find out the parcel.
  2. We looked under the bed to find out the missing shoe.
  3. We checked the website to find out when the museum opens.
Cevabı göster

We checked the website to find out when the museum opens.

Of course,

1:36

Elbette,

there's little doubt that any kind of reading is good for you. Dilbilgisi

1:36

her türlü okumanın sizin için iyi olduğuna hiç şüphe yok.

Dilbilgisi

there's little doubt that: neredeyse hiç şüphe yok

There's little doubt that + yan cümle, konuşanın ardından gelen iddiadan şüphe etmek için neredeyse hiçbir neden görmediğini belirtir. Burada, her türlü okumanın sizin için yararlı olduğuna dair güçlü bir güven ifade eder. Bu yapıda little, “biraz” değil, “neredeyse hiç” anlamındadır. that sonrasındaki yan cümle, konuşanın neredeyse kesin gördüğü iddiayı verir.

Alıştırma

“Neredeyse hiç şüphe yok” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ regular sleep helps children concentrate.

Cevabı göster

There's little doubt that

Here's Cressida Cowell,

1:40

Karşınızda Cressida Cowell,

author of the How to Train Your Dragon children's books,

1:42

Ejderhanı Nasıl Eğitirsin adlı çocuk kitaplarının yazarı,

speaking with BBC Ideas.

1:45

BBC Ideas ile konuşuyor.

Reading brings three magical powers: Deyimler

1:48

Okumak üç sihirli güç getirir:

Deyimler

Reading brings three magical powers: canlı bir benzetme

Magical powers ifadesi, okumanın yararlarını heyecan verici ve sıra dışı gösteren eğlenceli bir benzetmedir. Okumanın insanlara gerçek doğaüstü yetenekler verdiğini iddia etmez. İki nokta, bu üç “gücün” birazdan listeleneceğini gösterir. Benzetme ve iki nokta, ardından gelecek açıklamaya ilgi uyandırır.

Alıştırma

Bu cümlede magical powers ne anlama geliyor?

  1. Okumak üç etkileyici yetenek geliştirir.
  2. Okumak yalnızca fantastik öykülerde yararlıdır.
  3. Okumak insanlara üç gerçek doğaüstü güç verir.
Cevabı göster

Okumak üç etkileyici yetenek geliştirir.

creativity,

1:51

yaratıcılık,

intelligence,

1:52

zeka,

and empathy.

1:54

ve empati.

Reading for the joy of it is one of the two key factors in a kid's later economic success. Notlar

1:55

Sırf zevk için okumak, bir çocuğun ilerideki ekonomik başarısındaki iki temel faktörden biridir.

Kalıp ifadeler

for the joy of it: bir şeyi sırf verdiği keyif için yapmak

Bir etkinliği for the joy of it yapmak, o etkinliği esas olarak ödül kazanmak veya bir zorunluluğu yerine getirmek için değil, etkinliğin kendisi keyifli olduğu için yapmak demektir. Buradaki it, bir etkinlik olarak reading sözcüğüne gönderme yapar. İfade, zevk için okumayı sınav, para veya başka bir dış sonuç için okumakla karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: No one was keeping score; Theo played chess ____.

Cevabı göster

for the joy of it

Dilbilgisi

one of the two key factors in: iki etkenden birini belirtmek

one of the two key factors in + isim veya -ing biçimi kalıbı, toplam iki önemli etkenden birini belirtir. Öznenin bir sonucun ortaya çıkmasına katkıda bulunduğunu söyler, ancak tek neden olduğunu söylemez. one of the two ifadesinden sonra çoğul factors kullanılır çünkü bir gruptan bir unsur seçilir. In, factors in a kid's later economic success örneğinde olduğu gibi etkilenen sonucu veya etkinliği tanıtır.

Alıştırma

Konuşan kişi tam olarak iki temel etken belirledi. Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Cost is ____ choosing a new phone.

Cevabı göster

one of the two key factors in

You're more likely to not be in prison, Dilbilgisi

2:00

Hapse girmeme ihtimaliniz daha yüksektir,

to vote,

2:02

oy verme ihtimaliniz,

to own your own home.

2:03

kendi evinize sahip olma ihtimaliniz daha yüksektir.

Dilbilgisi

more likely to ... to ... to ...: paralel sonuçları sıralama

Be more likely to + fiilin yalın hâli, bir eylem ya da sonucun gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Neyle karşılaştırıldığı yakındaki bir ifadede söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Burada üç to-infinitive yapısı paralel olarak sıralanır: to not be in prison, to vote ve to own your own home. Hepsi more likely yapısına bağlıdır ve not yalnızca be in prison ifadesini olumsuz yapar. to sözcüğünü tekrarlamak üç sonucu ayırt etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle more likely to yapısını üç paralel sonuçla doğru biçimde kullanıyor?

  1. Children who sleep well are more likely focusing, to learn, and to remember what they study.
  2. Children who sleep well are more likely to focus, learning, and remembered what they study.
  3. Children who sleep well are more likely to focus, to learn, and to remember what they study.
Cevabı göster

Children who sleep well are more likely to focus, to learn, and to remember what they study.

All of these advantages and benefits happen as a result of literacy. Notlar

2:05

Tüm bu avantajlar ve faydalar okuryazarlığın bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Kalıp ifadeler

as a result of: isim işlevli bir ifadeyle nedeni belirtme

As a result of, bir sonucun nedenini belirtir. Bu cümlede literacy, bütün avantaj ve yararların nedeni olarak sunulur. as a result of ifadesini bir isim, zamir veya -ing yapısından önce kullanın. of sözcüğünden sonra isim işlevli bir ifade gelmelidir; çekimli fiil içeren tam bir yan cümle doğrudan gelemez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade as a result of ile tamamlayın: The match was cancelled ____ heavy rain.

Cevabı göster

as a result of

Kelime

literacy: okuma ve yazma becerisi

Literacy, okuyup yazma ve yazılı bilgilerle çalışabilme becerisi demektir. Bu cümlede, daha önce belirtilen avantaj ve yararları mümkün kılan temel beceriyi adlandırır. Bu isim, digital literacy örneğinde olduğu gibi belirli bir alandaki temel yeterlilik anlamına da gelebilir. Burada herhangi bir alan belirtilmediği için okuma ve yazma becerisini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan sözcüğü seçin: The evening classes teach reading and writing to improve adult ____.

  1. literature
  2. literacy
  3. literate
Cevabı göster

literacy

Cressida talks about the importance of reading for the joy of it.

2:09

Cressida, sırf zevk için okumanın öneminden bahsediyor.

When you do an activity for the joy of it,

2:13

Bir aktiviteyi sırf zevk için yaptığınızda,

you do it simply for the pleasure of doing it

2:16

başka bir şey elde etmenin bir yolu olarak değil,

rather than as a way to gain something else.

2:19

sadece onu yapmaktan aldığınız haz için yaparsınız.

Cressida lists the many benefits of reading for children,

2:22

Cressida, okumanın çocuklar için pek çok faydasını sıralıyor,

including economic success in later life.

2:25

buna ileriki yaşlardaki ekonomik başarı da dahil.

But

2:28

Fakat

Many of these benefits depend on a state known as deep reading. Kelime

2:29

Bu faydaların birçoğu derin okuma olarak bilinen bir duruma bağlıdır.

Kelime

deep reading: daha derin anlam için okuma

Deep reading, bir metne sürekli dikkat verip yüzeydeki anlamın ötesini düşündüğünüz bir okuma durumu veya biçimidir. Fikirleri inceler, bağlantılar kurar, çıkarım yapar ve yazarın ne demek istediğini düşünürsünüz. Deep, fiziksel bir derinliği değil, zihinsel işlemenin düzeyini anlatır. Yalnızca yavaş okumak yeterli değildir; amaç düşünerek daha kapsamlı bir anlayışa ulaşmaktır.

Alıştırma

Hangi etkinlik deep reading için en açık örnektir?

  1. Ana konusunu öğrenmek için bir öyküye hızlıca göz atmak
  2. Bir öyküyü dikkatle okuyup ipuçlarını birleştirmek ve bir karakterin neden o seçimi yaptığını düşünmek
  3. Bir sayfada yalnızca bir karakterin adını aramak
Cevabı göster

Bir öyküyü dikkatle okuyup ipuçlarını birleştirmek ve bir karakterin neden o seçimi yaptığını düşünmek

Analyzing a text to understand its deeper meaning.

2:34

Daha derin anlamını kavramak için bir metni analiz etmek.

And in test after test, Kalıp ifadeler

2:37

Ve yapılan pek çok testte,

Kalıp ifadeler

test after test: N after N ile tekrarı ifade etme

In test after test, “birbiri ardına yapılan testlerde” anlamına gelir ve kanıtın birçok testte tekrar tekrar ortaya çıktığını vurgular. Buradaki after yalnızca zaman sırası bildirmez; tekrar kalıbının bir parçasıdır. N after N kalıbında aynı sayılabilen tekil isim tekrarlanır: test after test, day after day, question after question. Bu kalıp, aynı türden birçok olayın ya da birimin tekrar tekrar veya kesintisiz gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

game sözcüğünü N after N kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The team got stronger ____.

Cevabı göster

game after game

researchers have shown that deep reading skills develop better Anlatım akışı

2:40

araştırmacılar, çocukların kitaplardan okuduklarında

when kids read from books.

2:44

derin okuma becerilerinin daha iyi geliştiğini göstermişlerdir.

Anlatım akışı

have shown that: kanıta dayalı bir sonucu sunma

Have shown that, kanıtla desteklenen bir sonucu sunar. Bu cümlede researchers öznesi kanıtın kaynağını belirtir, that ile başlayan yan cümle ise bulguyu verir. Burada shown, “birinin görmesi için sergilemek” değil, “kanıtla göstermek” anlamındadır. Present perfect yapıdaki have shown, daha önce yapılmış araştırmayı şu anki tartışmayla ilgili olarak sunar. Bu kalıp, that sonrasındaki sözlerin bir araştırma bulgusu olarak aktarıldığını anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle araştırmayla desteklenen bir sonucu doğal biçimde aktarır?

  1. Studies have shown that regular breaks improve attention.
  2. Studies have asked whether regular breaks improve attention.
  3. Studies have described regular breaks that improve attention.
Cevabı göster

Studies have shown that regular breaks improve attention.

Professor Maryanne Wolf is a teacher and advocate for children's literacy around the world. Kelime

2:46

Profesör Maryanne Wolf bir öğretmen ve dünya çapında çocukların okuryazarlığının savunucusudur.

Kelime

advocate for children's literacy: bir amacı destekleyen kişiyi anlatan isim

Burada advocate bir isimdir ve cümlede teacher ile aynı konumdadır. Bir amaç için sesini yükselten ve onu desteklemek üzere çalışan kişiyi anlatır. For children's literacy desteklenen amacı belirtir: çocukların okuma ve yazma becerilerini geliştirmelerine yardım etmek. an advocate for + cause or group yapısı, bir amacı veya grubu sürekli destekleyen kişiyi anlatır. Bu, kişinin yalnızca bir kez tavsiye verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleye en uygun yorum hangisidir: Nina is an advocate for accessible playgrounds.?

  1. Bir oyun alanı hakkında tek bir tavsiye verir.
  2. Erişilebilir oyun alanlarını açıkça destekler ve bunun için çalışır.
  3. Bütün oyun alanlarını kendisi tasarlar.
Cevabı göster

Erişilebilir oyun alanlarını açıkça destekler ve bunun için çalışır.

Here,

2:52

Burada,

she explains more about deep reading to BBC Ideas.

2:52

BBC Ideas'a derin okuma hakkında daha fazla açıklama yapıyor.

When we read at a surface level, Kalıp ifadeler

2:56

Yüzeysel bir seviyede okuduğumuzda,

we're just getting the information.

2:58

sadece bilgiyi alıyoruz.

Kalıp ifadeler

at a surface level: yüzeysel anlayış

At a surface level gerçek bir fiziksel düzeyi değil, sığ bir anlayışı anlatan bir benzetmedir. Burada sözcükleri ve temel bilgileri alıp bunların ne anlama geldiğini veya fikirlerin nasıl bağlantılı olduğunu düşünmemek anlamına gelir. at a ... level kalıbı, birinin bir şeyi ne kadar derinlemesine okuduğunu, incelediğini, açıkladığını veya anladığını gösterir. Örneğin at a deeper level daha fazla düşünme ve analiz belirtir.

Alıştırma

Hangi durum bir metni at a surface level anlamayı en iyi açıklar?

  1. Okur belirtilen bilgileri hatırlar ama bunların ne anlama geldiğini düşünmez.
  2. Okur metni başka fikirlerle ilişkilendirir ve yazarın her noktayı neden belirttiğini sorar.
  3. Okur kitabın düz bir masanın üzerinde durduğunu fark eder.
Cevabı göster

Okur belirtilen bilgileri hatırlar ama bunların ne anlama geldiğini düşünmez.

When we read deeply,

3:00

Derin okuma yaptığımızda ise,

we use much more of our cerebral cortex. Kelime

3:02

beyin korteksimizin çok daha büyük bir bölümünü kullanırız.

Kelime

our cerebral cortex: beynin belirli bir bölgesi

“Our cerebral cortex”, beynimizdeki serebral korteksi, yani büyük beynin dış katmanını ifade eder. Bu bölge algı, dil ve akıl yürütme gibi karmaşık işlemlere katılır. Bu cümlede bilimsel terim, derin okumanın bu beyin bölgesinin daha büyük bir kısmını etkinleştirdiğini anlatır. “Cerebral”, “büyük beyinle veya beyinle ilgili” demektir. Bir kişinin duygularını ya da kişiliğini tanımlamaz; buradaki “cortex” de tek bir anatomik terimin parçasıdır.

Alıştırma

Hangi ifade cerebral cortex terimini doğru açıklar?

  1. Serebral korteks büyük beynin dış katmanıdır ve karmaşık işlemleri destekler.
  2. Serebral korteks hızlı okuma yöntemidir.
  3. Serebral korteks kişinin duygusal ruh hâlidir.
Cevabı göster

Serebral korteks büyük beynin dış katmanıdır ve karmaşık işlemleri destekler.

Deep reading means that we make analogies, Kalıp ifadeler

3:06

Derin okuma, analojiler kurduğumuz,

we make inferences,

3:09

çıkarımlar yaptığımız anlamına gelir;

Kalıp ifadeler

make analogies ... make inferences: benzetmeler kurmak ve çıkarımlar yapmak

make, soyut isimlerle kullanıldığında fiziksel bir nesneyi “üretmek” yerine düşünerek bir şey “oluşturmak” veya “ortaya çıkarmak” anlamına gelebilir. make analogies ve make inferences, iki doğal fiil–isim eşdizimidir. Make analogies, farklı şeyler arasındaki yararlı benzerlikleri belirlemektir. Make inferences ise kanıt veya ipuçlarından sonuçlara ulaşmaktır. make + çoğul isim kalıbının tekrarı, her ikisini de derin okumada kullanılan zihinsel eylemler olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi açıklanan sırayla iki hedef make + isim eşdizimiyle tamamlayın: When readers compare different cases and reach conclusions from clues, they ____ and ____.

Cevabı göster

make analogies · make inferences

which allows us to be truly critical, Dilbilgisi

3:11

bu da bizim gerçekten eleştirel,

analytic,

3:14

analitik,

empathic human beings.

3:16

empatik insanlar olmamızı sağlar.

Dilbilgisi

which allows us to be: bütün bir durumu sonucuna bağlamak

Burada which, yakınındaki tek bir isme değil, daha önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Tanımlayıcı olmayan which yan cümlesi bu durumun sonucunu ekler: durum, bir şeyi mümkün kılar. which allows us to be ifadesinde allow, allow + kişi + to + fiil kalıbını izler. Buradaki fiil be olduğu için ifade, “ve bu, bizim ... olmamızı mümkün kılar” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede which önceki durumun tamamına gönderme yapıp onun sonucunu belirtir?

  1. The school chose a schedule which allows us to sleep longer.
  2. The school moved all tests to the afternoon, which allows us to sleep longer.
  3. Which schedule allows us to sleep longer?
Cevabı göster

The school moved all tests to the afternoon, which allows us to sleep longer.

The reality is, Anlatım akışı

3:19

Gerçek şu ki,

Anlatım akışı

The reality is, ...: temel noktayı belirtmek

The reality is, dikkati konuşanın temel gerçek veya yargı olarak gördüğü noktaya yönelten bir söylem çerçevesidir. Genellikle bir beklentiden, görünüşten ya da umutlu bir düşünceden yüzleşilmesi gereken bir noktaya geçişi belirtir. Burada virgül, düşüncenin devam ettiğini gösterir; asıl yargı ardından gelir. Daha açık ve düzenlenmiş yazılı anlatımda aynı çerçeve çoğunlukla The reality is that + yan cümle biçiminde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, önemli bir gerçeği sunan dersteki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ that we need another week to finish the work safely.

Cevabı göster

The reality is

it's not what or how much we read, Dilbilgisi

3:20

neyi veya ne kadar okuduğumuz değil,

but how we read that's really important.

3:22

nasıl okuduğumuz gerçekten önemlidir.

Dilbilgisi

not what or how much ... but how ...: odağı değiştirmek

not A, but B kalıbı odağı düzeltir: A ana nokta değilmiş gibi, B ise asıl nokta olarak sunulur. Burada A, what or how much we read; B ise how we read bölümüdür. How much miktarı, how ise yöntemi veya biçimi belirtir. Sondaki that's really important, konuşanın how we read bölümünü en önemli nokta olarak görmemizi istediğini gösterir.

Alıştırma

Karşıtlığı not ... but ile tamamlayın: The lesson is ____ about memorizing every rule, ____ about knowing when to use it.

Cevabı göster

not · but

The very volume is having negative effects Kelime

3:25

Salt miktar, olumsuz etkilere yol açıyor

Kelime

The very volume: “şeyin kendisi” anlamındaki very

the very + isim yapısında very, ismi doğrudan vurgular ve “tam olarak o şey” veya “şeyin kendisi” anlamına gelir. The very volume, yalnızca miktarın bir özelliğinin değil, miktarın kendisinin temel etken olduğunu belirtir. Burada volume, ses yüksekliğini değil; malzeme, mesaj veya bilgi toplamını ifade eder. Dolayısıyla cümle, miktarın kendisinin olumsuz etkilere neden olduğunu söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede very, “o şeyin kendisi sonucu doğurmak için yeterli” anlamında kullanılmıştır?

  1. He spoke at a very low volume.
  2. The very thought of the test made him nervous.
  3. The test was very difficult.
Cevabı göster

The very thought of the test made him nervous.

because to absorb that much,

3:29

çünkü bu kadar çok şeyi özümsemek için,

there's a propensity towards skimming. Kelime

3:31

göz atarak okumaya (skimming) yönelik bir eğilim var.

Kelime

a propensity towards skimming: bir eğilimi resmî biçimde belirtme

Bu cümlede a propensity towards skimming, metni göz gezdirerek okuma eğilimi anlamına gelir: insanlar büyük miktarda bilgiyle karşılaştığında derinlemesine okumak yerine ana noktaları hızla bulmaya yönelebilir. Towards, eğilimin yöneldiği davranışı belirtir; fiziksel bir yönü anlatmaz. Kalıp a propensity towards + isim veya -ing biçimidir. Propensity, tek seferlik bir istek ya da karardan ziyade tekrarlanan veya gözlemlenebilen bir eğilimi ifade eder.

Alıştırma

Propensity ve towards kullanarak cümleyi dersteki resmî kalıpla tamamlayın: Under time pressure, some readers develop ____ skipping difficult paragraphs.

Cevabı göster

a propensity towards

Professor Wolf's research shows that reading from screens encourages reading at the surface level, Dilbilgisi

3:34

Profesör Wolf'un araştırması, ekranlardan okumanın yüzeysel düzeyde okumayı teşvik ettiğini,

Dilbilgisi

encourages reading at the surface level: bir etkinliği teşvik etmek

Burada encourages reading at the surface level, ekrandan okumanın yüzeysel okumayı daha olası hâle getirmesi veya teşvik etmesi anlamındadır. Özne olan reading from screens bir koşuldur; sözlü destek veren bir kişi değildir. At the surface level, fikirleri derinlemesine incelemek yerine açıkça görülen bilgilere odaklanmak demektir. Cümle teşvik edilen etkinliğe odaklandığında encourage + -ing kullanın: X encourages reading. Etkilenen kişileri belirtmek için encourage + kişi + to + fiil kullanın: X encourages readers to read.

Alıştırma

Cümleyi parantez içindeki fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: Clear headings encourage ____ for key information. (scan)

Cevabı göster

scanning

quickly and superficially

3:40

hızlı ve üstünkörü bir şekilde

looking at what can be easily understood.

3:42

kolayca anlaşılabilecek şeylere bakıldığını gösteriyor.

Reading books,

3:45

Kitap okumak ise,

on the other hand, Anlatım akışı

3:46

öte yandan,

activates different areas of the brain,

3:47

beynin farklı bölgelerini harekete geçirir,

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt bir yönü tanıtmak

On the other hand, daha önce belirtilen bir noktadan onunla karşıtlık oluşturan başka bir yöne geçiş yapan bir bağlayıcı ifadedir. Burada önceki nokta, ekrandan okumanın yüzeysel okumayı teşvik etmesidir; ifade, kitap okumanın beyin üzerinde farklı bir etkisi olduğunu gösterir. Cümlenin başında ya da buradaki gibi özneden sonra, virgüllerle ayrılan bir ara bağlayıcı olarak kullanılabilir. İfade tek bir bütün olarak çalışır; bu nedenle hand sözcüğü gerçek anlamıyla yorumlanmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede on the other hand gerçek bir karşıt yönü tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. Digital notes are easy to search. On the other hand, paper notes can help some people concentrate.
  2. Some people say digital notes cannot be searched. On the other hand, they can be searched in seconds.
  3. Digital notes are easy to search. On the other hand, keywords help you find information quickly.
Cevabı göster

Digital notes are easy to search. On the other hand, paper notes can help some people concentrate.

allowing a reader to develop positive traits like empathy Dilbilgisi

3:49

okuyucunun empati gibi olumlu özellikler geliştirmesini

and to understand the deeper level of a book,

3:53

ve analojiler ve çıkarımlar da dahil olmak üzere,

Dilbilgisi

allowing a reader to develop: bir sonucu ifade etmek

Allowing a reader to develop ..., daha önce açıklanan durumun sonucunu ekleyen bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir. Bu bağlamda beyin etkinliği, okuyucunun olumlu özellikler geliştirmesini ve kitabı daha derinden anlamasını mümkün kılar; allowing burada resmî izin vermek anlamına gelmez. Kalıp allowing + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Daha sonra paralel olarak kullanılan to understand mastarının örtük öznesi de aynıdır: a reader. Hem geliştiren hem de anlayan kişi okuyucudur.

Alıştırma

Cümleyi allowing + person + to + verb sonuç kalıbıyla tamamlayın: The wider doorway improves access, ____ wheelchair users ____ enter more easily.

Cevabı göster

allowing · to

including analogies and inferences.

3:55

kitabın daha derin katmanını anlamasını sağlar.

An analogy is a comparison between things that have similar features. Kelime

3:58

Analoji (analogy), benzer özelliklere sahip şeyler arasındaki bir karşılaştırmadır.

Kelime

analogy: benzer özelliklere dayalı bir karşılaştırma

Bu cümlede analogy, farklı iki şeyin yararlı bir özelliği veya örüntüyü paylaşmaları nedeniyle karşılaştırılması anlamına gelir. Bu karşılaştırma, bir şeyi diğeri üzerinden açıklamaya yardımcı olur. Karşılaştırmanın işe yaraması için ortak özelliğin açıklanan noktayla ilgili olması gerekir.

Alıştırma

Hangi durumda analogy kullanılmıştır?

  1. Öğretmen kalbi vücuttaki bir organ olarak belirtir.
  2. Öğretmen insan kalbini bir pompaya benzetir, çünkü ikisi de sıvıları hareket ettirir.
  3. Öğretmen kalbin tanımını iki kez okur.
Cevabı göster

Öğretmen insan kalbini bir pompaya benzetir, çünkü ikisi de sıvıları hareket ettirir.

For example,

4:03

Örneğin,

you might talk about the human heart using the analogy of a pump.

4:04

insan kalbinden bir pompa analojisi kullanarak bahsedebilirsiniz.

An inference is a guess, Kelime

4:08

Çıkarım (inference), zaten sahip olduğunuz bilgilere dayanarak yaptığınız bir tahmin,

opinion,

4:10

görüş

or conclusion that you make based on the information you already have. Kalıp ifadeler

4:10

veya sonuçtur.

Kelime

inference: mevcut bilgilere dayalı bir sonuç

Bu cümlede inference, zaten sahip olduğunuz bilgilerden ulaşılan bir tahmin, görüş veya sonuç anlamına gelir. Doğrudan söylenmeyen bir şeyi anlamak için ipuçlarını kullanırsınız. Bir çıkarım kesin olmadan da mantıklı olabilir, çünkü bilgilerin doğrudan söylediğinden daha ileriye gider.

Alıştırma

Hangi durum bir inference örneğini en iyi gösterir?

  1. Duyuruda kütüphanenin saat altıda kapandığı açıkça yazmaktadır.
  2. Maya koridorda çamurlu ayak izleri görür ve birinin dışarıdan içeri girdiği sonucuna varır.
  3. Leo hiçbir neden olmadan bir sayı seçer.
Cevabı göster

Maya koridorda çamurlu ayak izleri görür ve birinin dışarıdan içeri girdiği sonucuna varır.

Kalıp ifadeler

based on the information you already have: dayanağı belirtmek

Based on the information you already have, sonucu neyin desteklediğini gösterir: elinizdeki bilgiler kanıt veya başlangıç noktasıdır; dolayısıyla sonuç dayanaksız bir tahmin değildir. Kullanılabilir kalıp base A on B veya A is based on B şeklindedir. A; sonuç, karar, plan ya da başka bir çıktıdır. B ise bunun dayandığı gerçekler, kanıtlar veya kaynaktır. Buradaki on fiziksel bir konumu değil, soyut bir dayanağı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “anket verilerini temel alarak” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The report's conclusion was ____ the survey data.

Cevabı göster

based on

For example,

4:14

Örneğin,

seeing smoke in the distance, Dilbilgisi

4:15

uzaktan duman gördüğünüzde,

you would make an inference that there's fire.

4:17

orada yangın olduğuna dair bir çıkarım yaparsınız.

Dilbilgisi

seeing smoke in the distance: cümle başında bir -ing yapısı

Seeing smoke in the distance, cümlenin başında kullanılan bir -ing yan cümleciğidir. Önce gözlemi sunar ve bunu ana cümledeki çıkarımın gerçekleştiği durum veya çıkarımın kanıtı hâline getirir. Burada “uzakta duman gördüğünüzde” veya “uzakta duman gördüğünüz için” şeklinde anlaşılabilir. Buradaki seeing, present progressive değildir çünkü önünde be fiilinin herhangi bir biçimi yoktur. Anlaşılan öznesi, ana cümlenin öznesi olan you sözcüğüdür: dumanı gören de çıkarımı yapan da sizsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir eylemin nedenini sunmak için cümle başındaki -ing yapısını doğru kullanır?

  1. Noticing ice on the road, there was a sudden change in Lena's speed.
  2. Noticing ice on the road, the car was slowed down by Lena.
  3. Noticing ice on the road, Lena slowed the car down.
Cevabı göster

Noticing ice on the road, Lena slowed the car down.

It's these types of deeper, Dilbilgisi

4:20

İşte kitap okuyarak elde ettiğimiz şey,

more subtle understanding that we get from reading books.

4:21

bu tür daha derin, daha ince anlayışlardır.

Dilbilgisi

It's ... that we get: vurgu yapan it-cleft yapısı

Buradaki It's ... that ... ifadesi, It is X that Y biçimindeki bir vurgu yapısıdır; buna it-cleft denir. X, these types of deeper, more subtle understanding bölümüdür, bu yüzden bu düşüncenin tamamı odağa yerleştirilir. It belirli bir nesneyi göstermez. Vurgu kalıbı çıkarıldığında temel cümle We get these types of deeper, more subtle understanding from reading books. olur. Cleft yapısı temel anlamı korur, ancak bu anlayış türlerinin önemli yeni bilgi olduğunu belirtir.

Alıştırma

Geçmiş zamanlı It was ... that vurgu yapısını ve careful planning sözlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ made the event successful.

Cevabı göster

It was careful planning that

So,

4:25

Peki,

why is it that reading from screens doesn't develop these skills in the same way? Dilbilgisi

4:25

neden ekranlardan okumak bu becerileri aynı şekilde geliştirmiyor?

Dilbilgisi

why is it that: nedeni daha güçlü bir odakla sormak

Why is it that ...? bir nedeni vurgulayarak sorma biçimidir. Why ...? sorusuna yakındır, ancak “tam olarak neden...?” anlamında açıklamayı bulmaya daha güçlü biçimde odaklanır. Buradaki it soru kalıbının bir parçasıdır ve belirli bir şeyi göstermez. that sonrasındaki yan cümle düz cümle dizilişini korur: reading from screens doesn't develop these skills. Devrik yapı yalnızca baştaki is it bölümündedir; bu nedenle that sonrasında ikinci bir soru dizilişi kullanılmaz.

Alıştırma

why is it that yapısının doğru kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. Why it is that some plants grow better in shade?
  2. Why is it that do some plants grow better in shade?
  3. Why is it that some plants grow better in shade?
Cevabı göster

Why is it that some plants grow better in shade?

Well,

4:30

Şey,

the answer has to do with the volume, Kalıp ifadeler

4:31

cevap, miktarla ilgili,

Kalıp ifadeler

has to do with: bir şeyin neyle ilgili olduğunu söylemek

Has to do with, “... ile ilgili olmak” veya “... ile bağlantılı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede cevabı volume ile, yani bilgi miktarıyla ilişkilendirir. Has to do with ifadesini bir bütün olarak anlayın. Buradaki has to, “zorunda olmak” anlamına gelmez; with, bağlantılı konuyu veya nedeni tanıtır.

Alıştırma

“... ile ilgili olmak” anlamındaki, burada öğretilen dört sözcüklük ifadeyi tam olarak yazın: The delay ____ the weather, not the driver.

Cevabı göster

has to do with

the sheer number of words, Kelime

4:34

ekranların bizi her gün bombardımana tuttuğu devasa sayıdaki kelimeler,

Kelime

the sheer number of words: miktarı güçlendiren sheer

The sheer number of words ifadesinde sheer, number sözcüğünü güçlü biçimde vurgular. Yalnızca kelimelerin sayısının bile dikkat çekici derecede büyük ve bir etki yaratmaya yeterli olduğunu anlatır. The sheer number of + çoğul isim kalıbı kesin sayıya değil, büyüklüğe odaklanır. Burada sheer, kumaşı anlatırken kullanılan “ince ve neredeyse şeffaf” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede sheer çok büyük bir miktarı vurgulamak için kullanılmıştır?

  1. The team counted every application.
  2. The sheer number of applications surprised the team.
  3. The curtains were made of sheer fabric.
Cevabı göster

The sheer number of applications surprised the team.

pings,

4:36

uyarı sesleri

and notifications that screens bombard us with every day. Deyimler

4:37

ve bildirimlerle ilgili.

Deyimler

bombard us with: birçok şeyin durmadan gelmesi

Buradaki bombard us with bir mecazdır. Ekranlar bize gerçekten saldırmıyor; tekrar tekrar çok fazla bildirim gönderiyor. Kalıp bombard + kişi + with + şey biçimindedir. send ile karşılaştırıldığında bombard, miktarın ya da hızın bunaltıcı ve çoğu zaman istenmeyen olduğunu hissettirir.

Alıştırma

Çok fazla reklam çıktığını göstermek için cümleyi bombard, me nesnesi ve with ile tamamlayın: The free app began to ____ pop-up ads.

Cevabı göster

bombard me with

Instead of deep reading, Anlatım akışı

4:41

Derin okuma yerine,

this encourages skimming, Kelime

4:43

bu, bir şeyin genel bir özetini almak için

Anlatım akışı

Instead of deep reading: yerine geçen etkinliği belirtmek

Instead of deep reading başa yerleştirilerek yerine geçen ya da gerçekleşmeyen etkinliği önce adlandırır. Ardından ana cümle gerçek sonucu verir: this encourages skimming. Bu giriş, karşıtlığı yalnızca zıt bir fikir eklemek yerine bir okuma türünün diğerinin yerini alması şeklinde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi instead of + walk fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____, Omar took the bus.

Cevabı göster

Instead of walking

reading rapidly

4:45

hızlıca okumayı, yani

in order to get a general overview of something. Dilbilgisi

4:46

göz atmayı (skimming) teşvik ediyor.

Kelime

skimming: ana fikri anlamak için hızlı okuma

Burada skimming, her sözcüğü ve ayrıntıyı incelemek yerine ana fikri ya da genel görünümü anlamak için hızlı okumak demektir. Virgülden sonraki sözler, terimi genel bir fikir edinmek için hızlı okuma şeklinde yeniden açıklayarak tanımlar. Bu okuma bağlamında skim, bir sıvının yüzeyindeki bir şeyi almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Öğretmeniniz dersten önce uzun bir makaleyi skim etmenizi istiyor. Ne yapmalısınız?

  1. Ana fikri anlamak için hızlıca okumak.
  2. Her cümleyi ve ayrıntıyı dikkatle incelemek.
  3. Yalnızca belirli bir tarihi aramak.
Cevabı göster

Ana fikri anlamak için hızlıca okumak.

Dilbilgisi

in order to + fiil: amaç belirtmek

In order to, bir eylemin amacını belirtir. Burada hızlı okumak eylemdir; genel bir fikir edinmek ise bu eylemin amacıdır. in order to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın; örneğin in order to get. Bu üç sözcük tek bir amaç ifadesi oluşturur, bu nedenle order burada emir veya satın alma siparişi anlamına gelmez. Bu ifade, amacı çoğu zaman yalnızca to kullanmaktan daha açık biçimde gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: Nina took an umbrella ____ stay dry.

Cevabı göster

in order to

I think it's time to reveal the answer to my question, Anlatım akışı

4:49

Sanırım sorumun cevabını açıklama vakti geldi,

Georgie.

4:52

Georgie.

Anlatım akışı

it's time to reveal the answer: cevabı açıklama aşamasına geçmek

it's time to reveal the answer ifadesi, tartışma veya tahmin aşamasından cevabı açıklama aşamasına geçildiğini gösterir. Burada dinleyiciye bir sonraki bölümün başladığını bildirerek programın akışını düzenler. It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eyleme şimdi başlanması gerektiğini anlatır. Reveal, cevabın daha önce saklı tutulduğunu ve şimdi açıklandığını düşündürür; bu nedenle yalnızca say the answer demekten daha fazla beklenti yaratır.

Alıştırma

Yarışma sunucusu herkesin tahminini aldı. Dersteki ifadeyi kullanarak geçiş cümlesini tamamlayın: Everyone has guessed. Now ____.

Cevabı göster

it's time to reveal the answer

I asked you how many words does the average modern person read a day?

4:53

Sana ortalama bir modern insanın günde kaç kelime okuduğunu sormuştum?

And I guessed it was 50,000 words.

4:59

Ve ben 50.000 kelime olduğunu tahmin etmiştim.

Well,

5:02

Şey,

you were half right. Ton ve niyet

5:03

yarısını doğru bildin.

Ton ve niyet

you were half right: kısmen doğru ve kelimenin tam anlamıyla yarısı

You were half right normalde bir cevabın kısmen doğru, ancak tamamen doğru olmadığını anlatır. Bu sahnede ifade aynı zamanda şakalıdır: 50.000 tahmini, doğru sayı olan 100.000'in tam olarak yarısıdır. Günlük geri bildirimde half genellikle tam yüzde 50 değil, “kısmen” anlamına gelir. İfade önce doğru olan bir şeyi kabul ettiği için You were wrong cümlesinden daha yumuşak duyulur, ancak cevabın tamamının düzeltilmesi gerektiğini de belirtir.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşınız doğru yöntemi kullandı ancak son adımda hata yaptı. ‘You were half right’ uygun bir geri bildirim midir?

  1. Hayır. Bu ifade yalnızca cevabın tam yüzde 50'si doğru olduğunda kullanılabilir.
  2. Evet. Cevabın bir kısmının doğru olduğunu kabul eder, ancak tam yüzde 50'sinin doğru olduğunu iddia etmez.
Cevabı göster

Evet. Cevabın bir kısmının doğru olduğunu kabul eder, ancak tam yüzde 50'sinin doğru olduğunu iddia etmez.

In fact,

5:04

Aslında,

the correct answer was double that. Kelime

5:05

doğru cevap bunun iki katıydı.

Kelime

double that: önceki miktarın iki katı

Burada double that, “az önce söylenen miktarın iki katı” demektir. That önceki sayının yerine geçer, böylece sayı tekrar edilmez. be + double that yapısında double, cevabın miktarını belirtir. “Bir şeyi iki katına çıkarmak” anlamındaki fiil kullanımı değildir. Toplam miktar, önceki miktarın iki katıdır.

Alıştırma

Şunu okuyun: A ticket cost £20 last year. This year it costs double that. Bilet bu yıl ne kadar?

  1. It costs £60.
  2. It costs £40.
  3. It costs £20.
Cevabı göster

It costs £40.

100,000 words.

5:08

100.000 kelime.

Right,

5:11

Pekâlâ,

let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı

5:12

bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrar gözden geçirelim,

Anlatım akışı

let's recap: kısa bir özete geçmek

Let's recap, dinleyiciyi daha önce ele alınan ana noktaları yeniden gözden geçirmeye davet eder. Let's, “let us” ifadesinin kısaltmasıdır; bu yüzden konuşmacı gözden geçirmeyi herkesin birlikte yapacağı bir iş olarak sunar. Recap, her şeyi yeniden öğretmek veya tekrarlamak değil, kısa bir özet vermek demektir. Bu ifade konuşmayı da düzenler: ana içerikten gözden geçirme veya kapanış bölümüne geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Bir dersin sonunda kısa bir özete doğal biçimde geçen cümle hangisidir?

  1. Let's recap the three main points before we finish.
  2. Let's repeat every sentence from the whole lesson.
  3. Let's introduce the topic for the first time.
Cevabı göster

Let's recap the three main points before we finish.

starting with attention span,

5:15

dikkat süresi (attention span) ile başlayalım,

the length of time that someone can stay concentrated on one thing.

5:18

birisinin tek bir şeye odaklanmış olarak kalabildiği sürenin uzunluğu.

If you do something for the joy of it,

5:22

Eğer bir şeyi sırf zevk için (for the joy of it) yapıyorsanız,

you do it simply for the pleasure you get,

5:24

onu sadece aldığınız keyif için yapıyorsunuz demektir,

rather than as a way to get something else.

5:27

başka bir şey elde etmenin bir yolu olarak değil.

The phrase on the surface level describes looking at something quickly and superficially

5:29

Yüzeysel seviyede (on the surface level) ifadesi, bir şeyin tam ve daha derin anlamını anlamaya çalışmak yerine

rather than trying to understand its full deeper meaning.

5:35

ona hızlı ve yüzeysel bir şekilde bakmayı tanımlar.

An analogy is a comparison between things that have similar features.

5:39

Analoji (analogy), benzer özelliklere sahip şeyler arasındaki bir karşılaştırmadır.

For example,

5:43

Örneğin,

a human heart and a pump.

5:44

insan kalbi ve bir pompa.

And an inference is a guess or conclusion that you make based on the information you already have,

5:46

Ve çıkarım (inference), zaten sahip olduğunuz bilgilere dayanarak yaptığınız bir tahmin veya sonuçtur,

like inferring fire from seeing smoke.

5:52

duman görüp ateşin olduğunu çıkarmak gibi.

And finally,

5:55

Ve son olarak,

skimming is reading rapidly

5:56

göz atmak (skimming) hızlıca okumaktır

in order to get a general overview of the text being read.

5:58

okunan metnin genel bir taslağını elde etmek amacıyla.

Once again,

6:02

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Deyimler

6:03

6 dakikamız doldu.

Deyimler

our 6 minutes are up: izin verilen süre sona erdi

our 6 minutes are up cümlesinde are up, konuşan kişilere ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Buradaki up, yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp your/our + süre + be + up şeklindedir; kısaca Time's up. da denebilir. Bu ifade yalnızca saati bildirmez, genellikle insanların durması veya toparlanmaya başlaması gerektiğini de gösterir.

Alıştırma

Süreli bir kısa sınav az önce sona erdi. Öğretmen hangi cümleyi söylemelidir?

  1. Time is up. Please put down your pencils.
  2. Six minutes have passed. The quiz will start now.
  3. Time is running out. You have one minute left.
Cevabı göster

Time is up. Please put down your pencils.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kal.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.