Sigara vs Elektronik Sigara: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
730 kelime 178 kel/dk

Video özeti: Sigara ile elektronik sigarayı karşılaştırır; duman azalmasını kimyasal riskler ve uzun dönem kanıt eksikliğiyle tartar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “only recently has the process of vaporizing these substances become popular.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “only recently” sonrasındaki devrik yapıyı tanıyın ve vurgulu dizilişi doğru kullanın. 2. “the seal of approval,” — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bunu gerçek bir mühür veya genel güvenlik kanıtı değil, kurumsal onay olarak anlayın. 3. “less harmful does not mean safe.” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Göreli riski mutlak güvenlikten ayırın ve aşırı sonucu engellemek için “X does not mean Y” kalıbını kullanın.

Bu derste

Cigarettes and marijuana have been used for centuries,

0:00

Sigara ve marihuana yüzyıllardır kullanılıyor,

but only recently has the process of vaporizing these substances become popular. Dilbilgisi

0:03

ancak bu maddeleri buharlaştırma işlemi yalnızca yakın zamanda popüler hâle geldi.

Dilbilgisi

Only recently has ... become: cümle başındaki only sonrasında devriklik

Only recently, değişimin kısa süre önce gerçekleştiğini ve daha önce gerçekleşmediğini belirtir. Bu sınırlayıcı zaman ifadesini cümlenin başına almak, sürecin ne kadar geç popülerleştiğini güçlü biçimde vurgular. only + zaman veya koşul ifadesi cümlenin başına geldiğinde ana cümlede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: only recently has + özne + fiilin üçüncü biçimi. Normal sıra the process ... has become popular şeklindedir. Aynı kalıp Only then, Only later ve Only after the test did we understand örneklerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi they realized ifadesinin devrik biçimiyle tamamlayın: The team saw the full test results at last. Only then ____ how serious the flaw was.

Cevabı göster

did they realize

So, what does science have to say about this technology? Anlatım akışı

0:07

Peki bilim bu teknoloji hakkında ne diyor?

Anlatım akışı

What does X have to say about Y?: bir kaynağın katkısını gündeme getirmek

Bu soru kalıbında have to say, bilgi, kanıt veya görüş olarak bir şey sunmak anlamına gelir. Bilimin konuşmak zorunda olduğu anlamına gelmez. What does X have to say about Y? kalıbı, X kaynağını adlandırıp bu kaynağın Y konusu hakkında ne sunduğunu sorarak tartışmayı düzenler. Burada konu, buharlaştırma teknolojisini tanıtmaktan onunla ilgili bilimsel kanıtları değerlendirmeye geçer.

Alıştırma

Soruyu have to say kalıbıyla tamamlayın: What ____ the independent tests ____ about the device?

Cevabı göster

do · have to say

Is it actually better for you?

0:10

Gerçekten sağlığınız için daha mı iyi?

When smoking normally,

0:12

Geleneksel yöntemle içildiğinde,

the heat from fire causes substances to change from a solid state to a vapor. Dilbilgisi

0:14

ateşin ısısı maddelerin katı hâlden buhar hâline geçmesine neden olur.

Dilbilgisi

“causes substances to change” ifadesindeki cause + object + to-infinitive

“causes substances to change” ifadesinde causes, ısının ortaya çıkardığı sonucu anlatır. “Substances” etkilenen nesnedir; “to change” ise bunun sonucunda gerçekleşen eylemi veya durum değişikliğini belirtir. Aktarılabilir kalıp cause + object + to-infinitive şeklindedir. Bir olayın, koşulun veya mekanizmanın başka bir kişinin ya da şeyin bir eylem gerçekleştirmesine, değişmesine veya yeni bir duruma geçmesine nasıl yol açtığını açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli mastar belirteciyle tamamlayın: “The extreme heat ____ the metal ____ expand.”

Cevabı göster

caused · to

In cigarettes, this releases nicotine,

0:18

Sigarada bu işlem nikotini açığa çıkarır,

which is absorbed into your bloodstream through the lungs,

0:20

nikotin de akciğerler yoluyla kan dolaşımınıza karışarak

causing increased heart rate, Dilbilgisi

0:22

kalp atış hızının artmasına,

constricted blood vessels,

0:24

kan damarlarının daralmasına,

release of dopamine in the brain,

0:25

beyinde dopamin salgılanmasına

and feelings of alertness.

0:27

ve uyanıklık hissine yol açar.

Dilbilgisi

“causing increased heart rate,” ifadesindeki sonuç anlamı

“causing increased heart rate,” ifadesinde causing, önceki sürecin tamamının ek bir sonucunu sunar: nikotin kan dolaşımına emilir ve bu süreç listelenen etkilere yol açar. Yeni bir çekimli yan cümle başlatmaz ve nikotinin kasıtlı bir eylemini anlatmaz. comma + causing + complement kalıbı, neden ile sonuç arasındaki bağlantıyı daha kısa ifade eder. Sonucun örtük kaynağı, hemen önce açıklanan olay olmalıdır; böylece okuyucu sonucu doğru süreçle ilişkilendirebilir.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin sonuç bildiren -ing biçimiyle tamamlayın: “The software error shut down the server, ____ a delay for every user.”

Cevabı göster

causing

But because nicotine is a stimulant,

0:28

Ancak nikotin uyarıcı bir madde olduğundan,

once it's no longer present, you crash and crave more, Notlar

0:31

etkisi geçince enerjiniz düşer ve daha fazlasını istersiniz;

which ultimately leads to addiction in many people.

0:33

bu da sonuçta birçok kişide bağımlılığa yol açar.

Dilbilgisi

Once it's no longer present: once + yan cümle

Burada once, tetikleyici durumu belirten bir yan cümleyi başlatır: nikotin artık mevcut veya etkin değildir. Ana cümle, bu tetikleyiciden sonra ne olduğunu açıklar: ani bir düşüş yaşarsınız ve daha fazlasını istersiniz. Bu yapıda once, “bir kez” anlamında değil, “olur olmaz” veya “bir şey gerçekleştikten sonra” anlamındadır. Genellikle tetikleyiciyi beklenen bir durum olarak sunar ve ardından gelen değişimi vurgular.

Alıştırma

“Once the medication wears off, the pain may return,” cümlesinde once ne işlev görür?

  1. İlacın ilk dozunu sayar.
  2. İlacın etkisinin yalnızca bir kez geçtiğini söyler.
  3. İlacın etkisinin geçmesini, sonrasında ağrının geri dönebileceği tetikleyici olarak belirtir.
Cevabı göster

İlacın etkisinin geçmesini, sonrasında ağrının geri dönebileceği tetikleyici olarak belirtir.

Kelime

Crash: uyarıcı etkiden sonraki ani düşüş

Uyarıcılarla ilgili bu bağlamda crash, geçici bir canlanma etkisi sona erdikten sonra enerji, uyanıklık veya ruh hâlinde ani ve belirgin bir düşüş yaşamak anlamına gelen gündelik ve mecazi bir fiildir. Sözcük sıradan bir yorgunluğu değil, keskin bir değişimi vurgular. Burada nikotinin uyarıcı etkisinden sonra gelen düşüşü anlatır; çarpışma, bilgisayar arızası veya gerçekten yere düşme anlamına gelmez.

Alıştırma

“After the energy drink wore off, I crashed” cümlesindeki crash ne anlama gelir?

  1. Bilgisayarım çalışmayı durdurdu.
  2. Enerjim ve uyanıklığım aniden düştü.
  3. Bir araçla çarpıştım.
Cevabı göster

Enerjim ve uyanıklığım aniden düştü.

In the case of marijuana,

0:37

Marihuana söz konusu olduğunda,

the active component THC is aerosolized and follows the same pathway into your body,

0:38

etkin bileşen THC aerosol hâline gelir ve vücudunuza aynı yoldan girer,

but with different effects,

0:42

ancak farklı etkiler yaratır;

which we explain in our video Your Brain on Marijuana here.

0:44

bunları burada, Your Brain on Marijuana adlı videomuzda açıklıyoruz.

Smoking only takes 6 seconds for the active compounds to reach your nervous system, Dilbilgisi

0:47

Sigara ya da marihuana içildiğinde etkin bileşiklerin sinir sisteminize ulaşması yalnızca 6 saniye sürer;

unlike chewing tobacco or eating edible marijuana,

0:51

oysa tütün çiğnemek veya marihuana içeren yiyecekler tüketmek

which takes much more time.

0:54

çok daha uzun sürer.

Dilbilgisi

takes 6 seconds for ... to reach ...: … unsurunun … noktasına ulaşması 6 saniye sürer

take + süre + for + isim öbeği + to mastarı yapısını, o isim öbeğinin belirttiği kişinin ya da şeyin bir eylemi yapmasının veya tamamlamasının ne kadar sürdüğünü söylemek için kullanın. Burada 6 seconds, etkin bileşiklerin sinir sistemine ulaşması için gereken süreyi ölçer; bileşiklerin ne kadar süre kaldığını anlatmaz. Baştaki özne Smoking, süresi ölçülen etkinliği belirler. for the active compounds ifadesi reach eylemini yapanı gösterir. Yaygın ve tarafsız bir biçim It takes six seconds for the active compounds to reach the nervous system. cümlesidir.

Alıştırma

Süre yapısındaki iki bağlantı sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: It takes two minutes ____ the file ____ upload.

Cevabı göster

for · to

But you have to inhale smoke in the process.

0:55

Ancak bu süreçte dumanı içinize çekmeniz gerekir.

This smoke consists of partially burnt particles, Kalıp ifadeler

0:58

Bu duman, kısmen yanmış parçacıklardan oluşur;

which creates tar in your body,

1:01

bunlar vücudunuzda katran oluşturur,

has cancer-causing effects,

1:02

kansere yol açıcı etkiler gösterir,

blackens teeth,

1:04

dişleri karartır

and destroys taste buds.

1:05

ve tat tomurcuklarını yok eder.

Kalıp ifadeler

consists of: …den oluşmak

consist of, bir şeyin belirli parçalardan oluştuğu anlamına gelir. Özne bütünü, of sözcüğünden sonraki isim öbeği ise parçaları belirtir. Burada This smoke bütündür; partially burnt particles ifadesi de bileşenlerini belirtir. Fiil özneyle uyumlu olmalıdır: çoğul öznelerle consist, this smoke gibi üçüncü tekil şahıs öznelerle consists kullanın. Aktarılabilir kalıp bütün + consist(s) of + parçalar şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The playlist ____ ten songs.

Cevabı göster

consists of

This is where vaping comes in. Anlatım akışı

1:07

İşte bu noktada vaping, yani buharlaştırma yöntemi devreye giriyor.

Anlatım akışı

This is where vaping comes in: ilgili hâle gelen unsuru tanıtmak

Bu cümlede This, daha önce anlatılan soruna, yani duman solumanın zarar vermesine gönderme yapar. This is where X comes in kalıbındaki where gerçek bir yeri göstermez; açıklamanın ya da durumun bu noktasında X'in önem kazandığı anlamına gelir. Burada kalıp, tartışmayı sorundan bir sonraki önerilen yaklaşım olan elektronik sigara kullanımına taşır. Bir şeyin neden gerekli olduğunu açıkladıktan sonra çözüm, kişi, araç veya etken tanıtmak için This is where X comes in kullanılabilir.

Alıştırma

This is where X comes in geçişini tamamlayın: We need to automate these repetitive checks. ____ a simple script comes in.

Cevabı göster

This is where

If you can heat the active components enough to become aerosolized Dilbilgisi

1:09

Etkin bileşenleri aerosol hâline gelecek kadar ısıtırken

without starting a combustion reaction with the other compounds, Dilbilgisi

1:12

diğer bileşiklerle bir yanma tepkimesi başlamasını önleyebilirseniz,

then you theoretically get fast effects without the damage of smoke inhalation.

1:15

teorik olarak duman solumanın yol açtığı hasar olmadan hızlı etki elde edersiniz.

Dilbilgisi

If ... then ...: bir koşulu sonucuna bağlamak

Cümlede açık if ... then ... yapısı kullanılır. If koşulu tanıtır: Etkin bileşenler aerosol hâline gelene kadar ısıtılırken diğer bileşiklerle yanma oluşması önlenmelidir. Then bu koşul altında çıkarılan sonucu tanıtır: Duman solumanın yol açtığı zarar olmadan hızlı etkiler elde etmek. theoretically zarfı sonucu sınırlar; dolayısıyla bu, önerilen mekanizmaya dayanan bir tahmindir, garanti değildir. İngilizce koşul cümlelerinde then çoğu zaman isteğe bağlıdır, ancak burada dinleyicilerin uzun ve teknik koşuldan sonuca geçişi takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Açık koşul-sonuç yapısını tamamlayın: ____ the sensor detects smoke, ____ the alarm activates.

Cevabı göster

If · then

Dilbilgisi

without starting a combustion reaction: without + ulaç

Bu cümlede without starting a combustion reaction, ısıtma sürecine olumsuz bir koşul getirir: bileşenler aerosol hâline gelecek kadar ısıtılır, ancak ısıtma yanmayı başlatmamalıdır. Bu, hiç ısıtma yapılmadığı anlamına gelmez. Without edatından sonra gelen starting bir ulaçtır, yani -ing biçimindedir. Aktarılabilir kalıp ana eylem + without + ulaç öbeğidir; bir eylem gerçekleşirken başka bir eylemden veya istenmeyen bir sonuçtan kaçınıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi trigger fiilinin ulaç biçimiyle tamamlayın: The technician raised the temperature without ____ the safety alarm.

Cevabı göster

triggering

Vaping typically involves a glass or metal chamber,

1:19

Vaping cihazlarında genellikle cam veya metal bir hazne bulunur

which has an electrical current passing through it. Dilbilgisi

1:22

ve bu haznenin içinden elektrik akımı geçer.

Dilbilgisi

has an electrical current passing through it: have + isim + -ing

Burada has, haznenin bir şeyin gerçekleşmesini ayarladığı anlamına gelmez. Hazneyi elektrik akımı içeren veya elektrik akımıyla nitelenen bir şey olarak sunar; passing through it ise akımın haznenin içinden devam eden hareketini anlatır. it zamiri cam veya metal hazneyi ifade eder. Aktarılabilir betimleyici kalıp have + isim + -ing yan cümlesidir: bir varlığı ve onunla bağlantılı olarak sürmekte olan süreci, öznenin bir özelliği veya durumu olarak birlikte sunar.

Alıştırma

Cümleyi flash fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The control panel has a warning light ____ near the power switch.

Cevabı göster

flashing

This way, it can heat to a controlled temperature,

1:24

Bu sayede kontrollü bir sıcaklığa kadar ısıtılabilir,

creating a vapor with minimal combustion, Anlatım akışı

1:27

çok az yanmayla buhar oluşturulur

meaning you inhale much less smoke.

1:29

ve böylece çok daha az duman solursunuz.

Anlatım akışı

Creating ..., meaning ...: sonuçtan pratik öneme

Creating a vapor with minimal combustion, ek bilgi veren bir -ing yan cümlesidir. Malzemenin kontrollü bir sıcaklıkta ısıtılmasının doğrudan sonucunu sunar; ayrı bir ana olay başlatmaz. Meaning you inhale much less smoke, akıl yürütmedeki bir sonraki adımı ekler. Buradaki meaning, which means ile eş değerdir: teknik sonucu kullanıcı üzerindeki pratik etkisine dönüştürür. Bu iki yan cümle birlikte mekanizma → sonuç → pratik önem zinciri kurar.

Alıştırma

'The update compresses the files, creating smaller downloads, meaning users need less storage,' cümlesindeki iki -ing yan cümlesi bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. İkisi de güncellemeden önce gerçekleşen eylemleri anlatır.
  2. İlki doğrudan bir sonuç verir, ikincisi ise bunun pratik önemini açıklar.
  3. İlki downloads sözcüğünü tanımlar, ikincisi ise karşıt bir sonuç sunar.
Cevabı göster

İlki doğrudan bir sonuç verir, ikincisi ise bunun pratik önemini açıklar.

For marijuana users,

1:31

Marihuana kullanıcıları arasında

vaporizers have become popular

1:32

buharlaştırıcılar popüler hâle geldi,

as the plant material can be heated to a specific temperature, Dilbilgisi

1:34

çünkü bitki materyali belirli bir sıcaklığa kadar ısıtılabiliyor;

usually between 185 to 210 degrees Celsius, Dilbilgisi

1:37

bu sıcaklık genellikle 185 ila 210 santigrat derece arasında oluyor

Dilbilgisi

between 185 and 210; between 185 to 210 değil

Altyazıdaki between 185 to 210, aralık bildiren iki standart yapının karışımıdır. Standart İngilizcede between 185 and 210 degrees Celsius veya from 185 to 210 degrees Celsius denir. Düzeltilmiş iki ifade de 185 ve 210 sayılarını olağan sıcaklık aralığının uç noktaları olarak verir.

Alıştırma

Düzeltilmiş aralık ifadesini tamamlayın: The usual temperature is between 185 ____ 210 degrees Celsius.

Cevabı göster

and

allowing just the THC-containing vapor to be extracted.

1:41

ve yalnızca THC içeren buharın elde edilmesini sağlıyor.

Dilbilgisi

As the plant material can be heated ...: neden bildiren as

Burada as bir neden sunar: buharlaştırıcılar, bitkisel malzeme belirli bir sıcaklığa kadar ısıtılabildiği için popüler hâle gelmiştir. Sıcaklık ve çıkarma işlemiyle ilgili sonraki ayrıntılar da bu nedensel okumayı destekler. As, while veya when anlamına da gelebilir; ancak bu cümle aynı anda gerçekleşen iki olayı anlatmıyor. Mantık, iddia → neden şeklindedir: popülerlik iddiadır, kontrollü ısıtma ise nedendir.

Alıştırma

'The museum has become more popular as visitors can now stay until ten,' cümlesinde as neyi sunuyor?

  1. Tam olarak aynı anda gerçekleşen iki eylem.
  2. Müzenin popülerliğinin bir nedeni.
  3. Müze ile ziyaretçileri arasında bir karşılaştırma.
Cevabı göster

Müzenin popülerliğinin bir nedeni.

For e-cigarettes,

1:45

Elektronik sigaralarda ise

using a liquid solution instead of dried tobacco has become popular. Dilbilgisi

1:46

kurutulmuş tütün yerine sıvı bir çözelti kullanmak popüler hâle geldi.

Dilbilgisi

Using ... instead of ... yapısını tekil özne olarak kullanmak

Using a liquid solution instead of dried tobacco, özne görevinde kullanılan bir isim-fiil öbeğidir. Burada using bir etkinliğe ad verir; eksik bir be biçimi olan devam zamanı fiili değildir. Etkinliğin tamamı tek bir fikir olarak ele alındığından has become popular içinde tekil has kullanılır. For e-cigarettes yalnızca konuyu belirler ve öznenin bir parçası değildir. Öznenin içinde instead of, yerine başka bir şey kullanılan seçeneği tanıtır: kurutulmuş tütün yerine sıvı bir çözelti kullanılır. Bu yapı, bir eğilim, sonuç veya değerlendirme anlatılırken eylemi özne konumuna getirebilir.

Alıştırma

Hangi cümle -ing ile belirtilen bir etkinliği doğru biçimde özne olarak kullanır ve fiili bu özneyle uyumlu hâle getirir?

  1. Use reusable bottles instead of disposable cups has become common at our school.
  2. Using reusable bottles instead of disposable cups have become common at our school.
  3. Using reusable bottles instead of disposable cups has become common at our school.
Cevabı göster

Using reusable bottles instead of disposable cups has become common at our school.

This e-liquid contains water, nicotine, a base, and occasionally flavorings,

1:49

Bu e-likit su, nikotin, bir baz ve bazen aroma vericiler içerir

and vaporizes at a much lower temperature.

1:54

ve çok daha düşük bir sıcaklıkta buharlaşır.

But this is where things get tricky. Deyimler

1:56

Ancak işte bu noktada işler karışıyor.

Deyimler

Geçiş ifadesi olarak this is where things get tricky

Burada "this is where things get tricky" fiziksel bir yeri göstermez. Açıklamanın bu aşamasında durumun daha karmaşık, belirsiz veya hata yapmaya elverişli hâle gelmeye başladığını ifade eder. Konuşmacı bu ifadeyi bir geçiş olarak kullanır: önceki açıklama basit görünebilir, ancak birazdan bir sınırlama, risk veya istisna sunulacaktır. Daha genel olarak "This is where + değişim veya sorun" yapısı, bir süreçte ya da tartışmada söz konusu değişimin veya sorunun başladığı noktayı belirtir.

Alıştırma

Özgün cümlede "this is where things get tricky" neyi belirtir?

  1. Bazı nesneleri tutmak zorlaştı.
  2. Konuşmacı fiziksel olarak tehlikeli bir yere ulaştı.
  3. Tartışma artık karmaşık veya belirsiz bir bölüme geçiyor.
Cevabı göster

Tartışma artık karmaşık veya belirsiz bir bölüme geçiyor.

The e-liquid contains a base similar to that used in cosmetics and food, Dilbilgisi

1:59

E-likit, kozmetik ve gıdalarda kullanılana benzer bir baz içerir;

which helps maintain moisture without creating sogginess.

2:02

bu baz, ürünü ıslak hâle getirmeden nemi korumaya yardımcı olur.

Dilbilgisi

Similar to that used ... yapısındaki isim yerine kullanılan that

"Similar to that used in cosmetics and food" ifadesinde "that", tekil "base" isminin yerine geçerek bu ismin tekrar edilmesini önler: "similar to the base used in cosmetics and food". Buradaki "that", ilgi cümleciğini başlatan bir sözcük değil, ismin yerine kullanılan bir zamirdir. "Used in cosmetics and food", "that" sözcüğünü niteler ve "which is used in cosmetics and food" yapısına eşdeğer olan kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Aynı türden iki tekil şeyi karşılaştırırken "noun + similar to that + past participle ..." kalıbı başka bağlamlara aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz tekil isim yerine kullanılan zamirle tamamlayın: The material is similar to ____ used in older buildings.

Cevabı göster

that

One common base called propylene glycol,

2:05

Propilen glikol adı verilen yaygın bazlardan biri

which is used in theatrical smoke,

2:07

tiyatro dumanında da kullanılır

is known to cause irritation to the eyes and respiratory infections. Dilbilgisi

2:09

ayrıca gözleri tahriş ettiği ve solunum yolu enfeksiyonlarına yol açtığı bilinmektedir.

Dilbilgisi

is known to cause: edilgen bir aktarım yapısı

Burada is known to cause, ana cümlenin edilgen aktarım yapısıdır: One common base öznesinin cause ile belirtilen etkiye sahip olduğu aktarılır. Uzun called ... ve which ... bölümleri yalnızca özneyi niteler; ana yüklem is known ile başlar. subject + be known to + verb kalıbı, bir etkiyi veya davranışı mevcut bilgi ya da kanıtlarla yerleşmiş bir gerçek olarak sunar. İddianın dayanaklı olduğunu gösterir, ancak sonucun her durumda gerçekleşeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Güvenlik raporunu dersteki edilgen aktarım yapısıyla tamamlayın: This chemical ____ skin irritation in some users.

Cevabı göster

is known to cause

So, what's going to happen after prolonged inhalation in e-cigarettes?

2:13

Peki bu madde elektronik sigaralar yoluyla uzun süre solunursa ne olacak?

Scientists are still studying these effects,

2:17

Bilim insanları bu etkileri hâlâ araştırıyor

and even though in America the FDA has given the seal of approval, Notlar

2:20

ve Amerika'da FDA onay mührünü vermiş olsa da

Kültür

the FDA: ABD Gıda ve İlaç Dairesi

FDA, Food and Drug Administration yani ABD Gıda ve İlaç Dairesidir; ilaçları, gıda arzının büyük bölümünü ve sağlıkla ilgili bazı diğer ürünleri düzenleyen bir ABD devlet kurumudur. Bu cümlede the FDA, onayı kabul edilen Amerikan düzenleyici makamını belirtir. FDA onayı veya yetkilendirmesi, belirli koşullar altında belli bir ürün ve kullanımla ilgilidir; kurumdan söz edilmesi tek başına ilgili her ürünün tamamen güvenli olduğu veya tüm risklerin bilindiği anlamına gelmez.

Alıştırma

ABD'deki bir sağlık makalesinde the FDA en doğrudan neyi ifade eder?

  1. Gıdaları, ilaçları ve belirli ilgili ürünleri düzenleyen ABD kurumu
  2. Tüm tüketici ürünlerinin tamamen güvenli olduğunu belgeleyen özel bir şirket
  3. Düzenleyici yetkisi olmayan dünya çapında bir araştırma grubu
Cevabı göster

Gıdaları, ilaçları ve belirli ilgili ürünleri düzenleyen ABD kurumu

much is still unknown.

2:23

hâlâ bilmediğimiz çok şey var.

Dilbilgisi

even though ..., much is still unknown: gerçek olguya dayalı ödünleme

Even though, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır. FDA onayı normalde güvenliğe işaret edebilecek gerçek bir olgu olarak sunulurken, much is still unknown ana cümlesi konuşanın asıl sonucunu verir. even though + cümle, ana cümle yapısını bir gerçeği kabul edip ardından beklenmedik veya karşıt bir sonuç belirtmek için kullanın. Bu ödünleme, sınırlamayı daha az önemli yapmaz; aksine göz ardı edilmesini zorlaştırır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki tam iki sözcüklü ödünleme bağlacıyla tamamlayın: ____ the forecast was sunny, we packed raincoats because mountain weather changes quickly.

Cevabı göster

Even though

Deyimler

the seal of approval: resmî veya yetkili onay

Seal of approval, resmî veya yetkili bir makamdan gelen onayı ifade eden bir deyimdir. Bir şeyin kabul edildiğini doğrulayan mühür ya da damga imgesinden gelir, ancak fiziksel bir mühür bulunması gerekmez. Burada has given the seal of approval, konuşmacının hâlâ bilinmeyen çok şey olduğunu eklemesinden önce güvenilir bir makamın bir şeyi kabul ettiğini veya desteklediğini teslim eder. Bu nedenle söz konusu onay, tam güvenlik veya kesinlik iddiasıyla aynı değildir.

Alıştırma

Yetkili onay anlamındaki kalıplaşmış deyimi tamamlayın: After reviewing the plans, the safety board gave them the seal ____.

Cevabı göster

of approval

E-liquid can also differ greatly between manufacturers,

2:24

E-likit üreticiden üreticiye büyük farklılıklar da gösterebiliyor

with barely any regulation for additives. Dilbilgisi

2:28

ve katkı maddelerine yönelik neredeyse hiçbir düzenleme yok.

Dilbilgisi

barely any regulation: sıfıra yakın bir miktarı ifade etmek

barely any regulation ifadesinde barely, sayılamayan regulation isminden önce gelen any belirleyicisini niteler. İfade, bir düzenleme varsa bile bunun çok düşük düzeyde olduğunu, yani fiilen neredeyse hiç bulunmadığını anlatır. Bu cümlede with, ürünlerin üreticiler arasında neden büyük farklılıklar gösterebildiğini açıklamaya yardımcı olan düzenleme koşulunu ekler. İfade, sınırlı düzenlemenin yeterli olduğunu söylemez. Aktarılabilir kalıp barely any + sayılamayan isim veya çoğul sayılabilen isimdir.

Alıştırma

Cümleyi barely ve sayılamayan bir isimden önce doğal olarak gelen belirleyiciyi kullanarak tamamlayın: The new program began with ____ public funding.

Cevabı göster

barely any

Some have been found to contain diacetyl, Dilbilgisi

2:30

Bazı ürünlerin diasetil içerdiği tespit edildi;

a chemical that is known to give butter its buttery taste.

2:33

bu kimyasalın tereyağına kendine özgü tadını verdiği biliniyor.

Dilbilgisi

have been found to contain: bulguları edilgen yapıyla bildirmek

Have been found to contain, find + nesne + to-infinitive yapısının edilgen present perfect biçimidir: investigators have found some e-liquids to contain X, some e-liquids have been found to contain X biçimine dönüşür. Araştırmacıları belirtmeden test edilen ögeleri ve bulguyu odağa alır. Present perfect, bulguları daha önce ortaya konmuş ve mevcut tartışmayla ilgili sonuçlar olarak sunar. Özne Some olduğunda iddia yalnızca maddeyi içerdiği tespit edilen ürünler için geçerlidir; kategorideki her ürünü kapsamaz.

Alıştırma

Cümleyi contain ile biten edilgen present perfect raporlama ifadesiyle tamamlayın: Several imported toys ____ unsafe levels of lead.

Cevabı göster

have been found to contain

Inhalation of this chemical can lead to scarring in the lungs

2:36

Bu kimyasalın solunması akciğerlerde yara dokusu oluşmasına,

known as popcorn lung, Kültür

2:39

yani “patlamış mısır akciğeri” olarak bilinen hastalığa yol açabilir.

named after hundreds of workers who inhaled the chemical Kalıp ifadeler

2:40

Bu hastalık, söz konusu kimyasalı soluyan yüzlerce işçi nedeniyle böyle adlandırıldı;

in a microwavable popcorn factory

2:43

işçiler mikrodalgalık patlamış mısır üreten bir fabrikada çalışmış

and suffered irreversible lung damage.

2:45

ve geri döndürülemez akciğer hasarı yaşamıştı.

Kültür

known as popcorn lung: bu adın gerçek dünyadaki kökeni

“Patlamış mısır akciğeri” burada akciğerlerde ciddi ve geri döndürülemez yara dokusu oluşturan hasar için kullanılan gündelik addır. “known as popcorn lung” ifadesi, az önce açıklanan tıbbi hasarı bu yaygın adla ilişkilendirir. Bu ad, mikrodalgalık patlamış mısır üretirken bir kimyasalı soluyan işçilerin geniş çapta duyulan mesleki maruz kalma vakasından gelir. Buradaki bağlantı fabrikada soluma yoluyla maruz kalmadır; patlamış mısır yemenin bu duruma neden olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede “popcorn lung” adı neyi ifade ediyor?

  1. Bir patlamış mısır fabrikasında kimyasalların solunmasıyla ilişkili akciğer hasarını ifade eder.
  2. Mikrodalgalık patlamış mısıra karşı alerjiyi tanımlar.
  3. Patlamış mısır yemenin akciğerlerde doğrudan yara dokusu oluşturduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Bir patlamış mısır fabrikasında kimyasalların solunmasıyla ilişkili akciğer hasarını ifade eder.

Kalıp ifadeler

named after: bir adın kaynağını belirtmek

“Be named after + kişi, yer, olay veya şey” öznenin adının o kaynaktan geldiğini belirtir. Burada “named after hundreds of workers ...”, “which was named after ...” anlamına gelen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir; “popcorn lung” adının kökenini açıklar, adın kendisini tanıtmaz. Aktarılabilir kalıp “özne + be + named after + adın kaynağı” şeklindedir. Bağlam, kaynağın onurlandırıldığını veya anıldığını düşündürebilir; ancak yapının temel işlevi adlandırma kaynağını belirtmektir.

Alıştırma

Hangi cümle bir adın kaynağını doğru biçimde açıklıyor?

  1. The research center was named after the scientist who founded it.
  2. The research center was named by the scientist who founded it.
  3. The research center was known as the scientist who founded it.
Cevabı göster

The research center was named after the scientist who founded it.

This is an example of how the lack of quality control in e-cigarettes Anlatım akışı

2:47

Bu örnek, elektronik sigaralardaki kalite kontrol eksikliğinin

should be a significant concern.

2:51

neden ciddi bir endişe kaynağı olması gerektiğini gösteriyor.

Anlatım akışı

This is an example of how + yan cümle yapısı

“This”, daha önce sözü edilen belirli bir örneğe gönderme yapar. This is an example of how ... kalıbı, bu örneği yalnızca başka bir bilgi olarak değil, daha genel bir düşüncenin kanıtı olarak sunar. how ifadesinden sonra öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle kullanılır. Bu yan cümle, örneğin daha geniş sorunun nasıl işlediğini veya neden önemli olduğunu nasıl ortaya koyduğunu açıklar.

Alıştırma

Yeni cümleyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: The battery overheated during normal use. ____ poor insulation can create a safety risk.

Cevabı göster

This is an example of how

But current evidence does indicate that vaporizers administer nicotine Dilbilgisi

2:53

Ancak mevcut bulgular, buharlaştırıcıların nikotini

with far less adverse effects Dilbilgisi

2:56

çok daha az olumsuz etkiyle vücuda verdiğini gösteriyor;

due to decreased carcinogenic products and smoke inhalation.

2:58

çünkü kanserojen maddeler ve solunan duman miktarı azalıyor.

Dilbilgisi

current evidence does indicate ifadesindeki vurgulu does

Olumlu bir cümlede vurgu eklemek için does, fiilin yalın biçiminden önce kullanılabilir. Burada current evidence does indicate, mevcut kanıtların gerçekten bu sonuca işaret ettiği anlamına gelir ve çoğu zaman şüphe ya da belirsizlikle karşıtlık kurar. Zamanı ve özne uyumunu yardımcı fiil taşıdığı için ana fiil yalın biçimde kalır: does indicate doğrudur, does indicates değildir. Current, iddiayı şu anda mevcut olan kanıtlarla sınırlar; indicate ise kesin kanıttan çok sonucu desteklemeyi ifade eder.

Alıştırma

Özneyle uyumlu, vurgu yapan şimdiki zaman yardımcı fiilini yazın: The report is limited, but it ____ show a consistent pattern.

Cevabı göster

does

Dilbilgisi

far less adverse effects yerine far fewer adverse effects

Bu cümlede effects, sayılabilen çoğul bir isimdir. Özenle düzenlenmiş yazılı İngilizcede standart biçim far less adverse effects değil, far fewer adverse effects şeklindedir. Altyazıdaki kullanım anlaşılır, ancak less sayılabilen çoğul bir isimle kullanıldığında sıkça fewer olarak düzeltilir. Far karşılaştırmayı güçlendirir: fewer adverse effects daha az sayıda olumsuz etkiyi, far fewer ise aradaki farkın büyük olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi far ve sayılabilen çoğul bir isim için standart olan miktar sözcüğüyle tamamlayın: The redesigned filter caused ____ problems than the old one.

Cevabı göster

far fewer

But less harmful does not mean safe. Anlatım akışı

3:01

Fakat daha az zararlı olması, güvenli olduğu anlamına gelmez.

Anlatım akışı

less harmful does not mean safe: bir çıkarımı reddetmek

Less harmful göreli bir iddiadır: Bir seçeneğin diğerinden daha az zarar verdiğini söyler. Safe ise çok daha güçlü bir sonuçtur. Cümle, tek başına bu karşılaştırmanın kabul edilebilir bir güvenlik düzeyini kanıtlamadığını belirtir. X does not mean Y kalıbı, önce X’i kabul ederek veya belirterek, ardından Y’nin dayanaksız bir çıkarım olarak sunulmasını engelleyerek düşünceyi düzenler. But bu düzeltmeyi işaret eder.

Alıştırma

Daha yüksek bir fiyatın daha iyi kaliteyi garanti ettiği düşüncesini reddetmek için cümleyi tamamlayın: A higher price does ____ better quality.

Cevabı göster

not mean

E-cigarettes with added flavorings such as blueberry or grape

3:04

Yaban mersini veya üzüm gibi aromalar eklenmiş elektronik sigaraların

have been found to contain other harmful chemicals,

3:07

başka zararlı kimyasallar da içerdiği tespit edildi

and secondhand smoke is still an issue.

3:10

ve pasif içicilik hâlâ bir sorun.

Exhaled particles from vaporizers known as ultrafine particles

3:12

Buharlaştırıcı kullanırken nefesle dışarı verilen, ultra ince parçacıklar olarak bilinen taneciklerin

are known to affect pulmonary health.

3:16

akciğer sağlığını etkilediği biliniyor.

Others are worried that because these e-cigs are deemed healthier, Notlar

3:18

Bazılarıysa daha sağlıklı kabul edilen bu elektronik sigaraların

that they're becoming more appealing for young people. Kalıp ifadeler

3:21

gençler için giderek daha cazip hâle gelmesinden endişe ediyor.

Dilbilgisi

worried that because ..., that ... yapısında tekrarlanan that

Doğaçlama konuşmada konuşmacı worried'dan sonraki yan cümleyi that ile başlatır, araya because'lı bir yan cümle sokar ve ardından they're becoming'den önce that'i yeniden söyler. İkinci that, konuşmayı planlama sırasında oluşan bir yeniden başlangıçtır: konuşmacının ana cümleye dönmesine yardımcı olur, ancak dil bilgisi açısından gerekli değildir. Düzenlenmiş İngilizcede yalnızca ilk that bırakılır: Others are worried that because these e-cigs are deemed healthier, they're becoming more appealing for young people. Dinlerken iki that'in de gerekli olduğunu düşünmek yerine amaçlanan bu yapıyı takip edin.

Alıştırma

Hangi sürüm düzenlenmiş İngilizce için en uygundur ve özgün anlamı korur?

  1. Others are worried that because these e-cigs are deemed healthier, that they're becoming more appealing for young people.
  2. Others are worried because these e-cigs are deemed healthier that they're becoming more appealing for young people.
  3. Others are worried that because these e-cigs are deemed healthier, they're becoming more appealing for young people.
Cevabı göster

Others are worried that because these e-cigs are deemed healthier, they're becoming more appealing for young people.

Kelime

are deemed healthier içindeki be deemed + sıfat yapısı

be deemed + sıfat yapısında deem, yargılamak veya kabul etmek anlamına gelir; edilgen yapı ise değerlendirmeyi yapan kişiyi belirtmeden değerlendirme sonucunu sunar. Burada are deemed healthier, insanların veya yetkililerin e-sigaraları daha sağlıklı kabul ettiği anlamına gelir. Bu ifade bir algıyı veya yargıyı aktarır; e-sigaraların gerçekten daha sağlıklı olduğunu tek başına kanıtlamaz. Karşılaştırma biçimi healthier ayrıca başka bir seçenekle karşılaştırma yapıldığını gösterir; bu bağlamda bu seçenek genellikle geleneksel sigaralardır.

Alıştırma

Resmî cümleyi deem fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After the safety review, the device ____ suitable for classroom use.

Cevabı göster

was deemed

Kalıp ifadeler

appealing for young people değil, appealing to young people

Burada amaçlanan anlamda becoming more appealing, gençleri daha fazla çekmeye veya ilgilerini daha çok uyandırmaya başlamak demektir. Standart yapı appealing to + çekiciliği hisseden kişi veya grup şeklindedir; bu nedenle doğru ve özenli kullanım becoming more appealing to young people olur. Asıl cümlede for kullanılmıştır, ancak for normalde bir şeyi çekici bulan kişiyi göstermez. Başka yapılarda amaç, uygunluk veya yararlanan kişiyi gösterebilir; fakat burada to yerine kullanılamaz.

Alıştırma

Appealing sözcüğünden sonra gereken edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The museum's interactive exhibits are especially appealing ____ teenagers.

Cevabı göster

to

A study reported that continued use of e-cigarettes

3:23

Bir araştırma, elektronik sigaraların sürekli kullanımının

for teens in grades 6 to 12

3:26

6. sınıftan 12. sınıfa kadar olan gençler arasında

had increased from 6% to 20% over 3 years. Kalıp ifadeler

3:28

3 yılda %6'dan %20'ye yükseldiğini ortaya koydu.

Kalıp ifadeler

had increased from 6% to 20% over 3 years yapısı

increase from A to B over C yapısı üç bilgiyi birlikte verir: başlangıç düzeyi A, bitiş düzeyi B ve geçen süre C. Burada ölçülen değer %6'dan başlamış, üç yıllık süre boyunca değişerek %20'ye ulaşmıştır. Reported geçmişte bir referans noktası oluşturduğu için had increased artışı bu geçmiş rapor zamanından önceye yerleştirir. Sayısal olarak %6 ile %20 arasındaki fark 14 yüzde puandır. Ancak başlangıç değeri olan %6'ya göre bağıl artış yaklaşık %233'tür; %14 değildir.

Alıştırma

Cümleyi from ... to ... over ... yapısıyla tamamlayın: Customer satisfaction increased ____ 72% ____ 81% ____ six months.

Cevabı göster

from · to · over

On the other hand, much of the information we have Anlatım akışı

3:32

Öte yandan, elimizdeki bilgilerin büyük bir bölümü

on the adverse effects of smoking comes from long-term studies

3:34

sigara içmenin olumsuz etkilerini inceleyen uzun vadeli araştırmalardan geliyor;

with cancers appearing much later in life. Dilbilgisi

3:37

kanserler de yaşamın çok daha ileri dönemlerinde ortaya çıkıyor.

Anlatım akışı

Dengeleyici bir bağlayıcı olarak On the other hand,

On the other hand, dinleyiciye sıradaki bilgiyi daha önce ele alınmış farklı bir bakış açısıyla birlikte tartması gerektiğini bildiren bir söylem bağlayıcısıdır. Burada göreli zarar ve kullanım hakkındaki daha kısa vadeli kanıtlardan bir sınırlamaya geçer: sigaranın olumsuz etkileri hakkında bilinenlerin büyük kısmı uzun vadeli çalışmalardan gelir. Önceki noktayı geçersiz kılmaz. Dengeleyici bir bakış açısı ekleyerek argümanı düzenler ve daha önce on the one hand söylenmemiş olsa bile kullanılabilir.

Alıştırma

İlk noktayı inkâr etmeden onu dengeleyen ikinci bir hususu en iyi hangi bağlayıcı sunar? The internship offers excellent training. _____, it is unpaid.

  1. For example
  2. On the contrary
  3. On the other hand
Cevabı göster

On the other hand

Dilbilgisi

with cancers appearing: with + isim + V-ing kalıbı

with cancers appearing much later in life, with ile kurulan tamamlayıcı bir yan yapıdır. cancers, çekimsiz fiil appearing'in öznesidir; bu nedenle ifade, sigaranın zararlarına dair kanıtların neden uzun vadeli çalışmalar gerektirdiğini açıklamaya yardımcı olan bir durum ekler. Başka bağlamlara aktarılabilecek kalıp with + isim öbeği + V-ing şeklindedir. Arka planı, eş zamanlı bir durumu veya bağlamdan anlaşılan neden ya da sonucu bağımlı bir ek yapıda sıkıştırır. V-ing cümlenin ana fiili değildir ve tek başına zaman taşımaz.

Alıştırma

Kalıbı tamamlamak için yalnızca with ve rain ile fall fiilinin doğru V-ing biçimini kullanın; başka sözcük eklemeyin: The outdoor event continued, ____ steadily.

Cevabı göster

with rain falling

Since vaporizer use is relatively new,

3:40

Buharlaştırıcı kullanımı nispeten yeni olduğu için

we simply don't have the same access to longitudinal studies. Kelime

3:42

benzer boylamsal araştırmalara erişimimiz henüz yok.

Kelime

longitudinal studies: zaman içindeki değişimi izleyen boylamsal araştırmalar

Bu cümlede longitudinal studies, zaman içindeki değişimi izlemek amacıyla aynı kişileri, grupları veya sonuçları uzun bir dönem boyunca tekrar tekrar gözlemleyen çalışmaları ifade eder. Longitudinal, studies sözcüğünü niteleyerek araştırma tasarımını belirtir; raporun fiziksel uzunluğunu veya örneklemin büyüklüğünü anlatmaz. Buharlaştırıcı kullanımı nispeten yeni olduğundan, daha eski davranışlarla ilgili mevcut uzun vadeli kanıtların benzerini elde edecek kadar zaman henüz geçmemiştir. Dolayısıyla ifade, kanıtların kapsadığı zaman aralığındaki bir sınırlamayı gösterir; buharlaştırıcıların güvenli veya tehlikeli olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi açıklama longitudinal studies ifadesine en uygundur?

  1. Aynı kişileri veya grupları uzun bir süre boyunca izleyen araştırma
  2. Çok büyük örnekleme sahip herhangi bir çalışma
  3. Farklı grupları tek bir zamanda karşılaştıran araştırma
Cevabı göster

Aynı kişileri veya grupları uzun bir süre boyunca izleyen araştırma

So, we'll wait to see what the future brings. Deyimler

3:45

Bu yüzden geleceğin ne getireceğini bekleyip göreceğiz.

Deyimler

see what the future brings: sonraki gelişmeleri beklemek

see what the future brings ifadesinde brings mecaz anlamdadır: gelecek, olayları veya sonuçları getiren bir şey gibi tasvir edilir. Yan cümle, gelecekten gerçekten bir nesne almak değil, “ileride ne olacağını öğrenmek” anlamına gelir. Buradaki wait to see, belirsizliğin henüz çözülmediğini gösterir ve yargıyı erteler. Sonraki kanıtları veya gelişmeleri beklemek gerektiğinde tartışmayı doğal biçimde bitirmenin bir yoludur.

Alıştırma

“we'll wait to see what the future brings” hangi durumda en doğal sonuç cümlesidir?

  1. Kanıtlar eksikken ve sonraki gelişmeler cevabı değiştirebilecekken
  2. Birisi yarın gerçekten bir paket teslim edecekken
  3. Nihai sonuç zaten biliniyor ve resmî olarak doğrulanmışken
Cevabı göster

Kanıtlar eksikken ve sonraki gelişmeler cevabı değiştirebilecekken

Special thanks to Audible for supporting this episode

3:48

Bu bölümü desteklediği

and giving you a free audiobook at audible.com/asap.

3:50

ve audible.com/asap adresinde size ücretsiz bir sesli kitap sunduğu için Audible'a özellikle teşekkür ederiz.

This week, we wanted to recommend the book Elon Musk:

3:54

Bu hafta size Elon Musk:

Tesla, SpaceX, and the Quest for a Fantastic Future by Ashlee Vance,

3:57

Tesla, SpaceX, and the Quest for a Fantastic Future adlı kitabı önermek istedik; kitabın yazarı Ashlee Vance.

which explores the full spectacle and arc of the genius's life, work, and vision.

4:01

Kitap, bu dâhinin hayatını, çalışmalarını ve vizyonunu tüm çarpıcılığı ve gelişim çizgisiyle ele alıyor.

You can get a free copy at audible.com/asap

4:06

audible.com/asap adresinden ücretsiz bir kopyasını alabilir

or any others of your choice from a massive selection.

4:09

ya da geniş seçenekler arasından dilediğiniz başka bir kitabı seçebilirsiniz.

We love them as they're great when you're on the go. Deyimler

4:12

Sesli kitapları çok seviyoruz, çünkü yoldayken dinlemek için harikalar.

Deyimler

on the go: sabit bir yerden uzakta veya sürekli meşgul

Bu cümlede on the go, sabit bir yerden uzakta olup işe gidip gelme veya seyahat gibi günlük faaliyetler sırasında hareket etmeyi ifade eder. Sesli kitapların özellikle ne zaman kullanışlı olduğunu açıklar; kişinin tam o anda yürüyor olması gerekmez. Daha genel olarak be on the go, sürekli aktif veya meşgul olan birini de tanımlayabilir. Vurgunun hareketlilikte mi yoksa yoğun bir programda mı olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “seyahat ederken veya sabit bir yerden uzaktayken” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I download podcasts so I can listen ____.

Cevabı göster

on the go

Don't forget to ask your burning questions Deyimler

4:14

Aklınızı kurcalayan soruları bize sormayı

and subscribe for more weekly science videos.

4:16

ve her hafta daha fazla bilim videosu için abone olmayı unutmayın.

Deyimler

burning questions: insanların cevabını çok istediği sorular

Burning questions, soruyu soran kişiye acil, önemli veya son derece ilginç gelen sorulardır. Burning mecazi anlamdadır: Cevap alma isteğinin görmezden gelinemeyecek kadar güçlü olduğunu ima ederek questions sözcüğünü kuvvetlendirir. İzleyicilere yönelik bu davette ifade, insanların cevabını en çok öğrenmek istedikleri bilim sorularını göndermelerini teşvik eder. Soruların gerçek ateşle ilgili olduğu veya mutlaka cevaplanması zor olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “insanların cevabını çok güçlü biçimde istediği sorular” anlamına gelen iki sözcüklü mecazi ifadeyle tamamlayın: At the end of the panel, the host invited the audience to ask their ____.

Cevabı göster

burning questions